mustafaozbag.org

Seyr-i sülûk

Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinde 341 ayrı anda

323. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

1 Şubat 2013 · 1:11:28

reformculuk batı dünyasına ulaşmak için biz batılılar İsevilik'te nasıl reform ettilerse ve İsevilik'i nasıl gözden geçirdilerse biz de İslam'ı gözden geçirip batılılar gibi kendimizi bu noktada yükselteceğiz ve yücelteceğiz bunların konuşulduğu bir memleketteyiz bakın bu muhteşem bir soru tasavvufta ve seyri sülükte elif la mim nedir ne anlama gelir bahseder misiniz çok güzel okuyorsunuz maşallah bilemiyoruz böyle soruları biz de o yüzden susup kalıyoruz tasavvufta elif la mim ne demektir diye arkadaşlar tasavvuf öyle
böyle harflerinin arkasında değildir seyr-i sülûk harflerin arkasında aramayın seyri sülükü seyri sülükü arayacaksanız istikamette iyi hizmet etmekte iyi bağlılıkta iyi ahlakta arayın seyri sülükü arayacaksanız Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenmekte arayın kardeşlerinizin arasında ayırım yapmadan onlara hizmet etmekte arayın kardeşlerinizin arasında dedikodu etmeden yaşamakta arayın kardeşlerinize elinizle
dilinizle kalbinizle yardımlaşmakta arayın seyr-i sülûk arıyorsanız bir kimseye daha Allah dedirtmenin yolunda arayın seyr-i sülûk arıyorsanız siz bir kişiye daha Allah sevgisini götürmekte arayın seyri sülükü odaların kenarlarına çekilmekte aramayın seyri sülükü gidip baş köşelerde oturup koltuklarınızda yan gelip orada kendi kendinize rabıta etmekte aramayın siz seyri sülükü halkın içerisinde arayın insanların içerisinde güzel ahlakın misali olmakta arayın insanların içerisinde güneş gibi aydınlık kalmakta arayın
insanların size olan eziyet ve cefalarına kaptanmakta hatta o eziyet ve cefayı öpüp alnınıza koymakta arayın siz seyri sülükü herkese tebessüm etmekte arayın siz seyri sülükü sizin aleyhinize konuşana dahi dua etmekte arayın siz seyri sülükü düşmanınıza dahi islam kardeşiyseniz sizin ona hediye etmekte arayın siz seyr-i sülûk arıyorsanız size selam vermeyene selam verin siz seyr-i sülûk arıyorsanız size dua etmeyene dua edin siz seyr-i sülûk arıyorsanız size merhamet etmeyene merhamet edin seyr-i sülûk seyr-i sülûk

Ramazan Sohbeti - 15.03.2025

15 Mart 2025 · 51:58

Biz eşimizi, çocuklarımızı, arkadaşlarımızı, şeyhimizi sevemiyoruz biz. Bu konuda özürlü toplumuz. O zaman seyr-i sülûk dediğimizde farzları yerine getirme, haramlardan uzak durma, ahlakını güzelleştirme ve nafilelerle, sünnet-i seniyeli ahlakı güzelleştirmek. Çünkü Hz. Peygamber'in en önemli sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetlerinden birisi, sünnetlerinin büyük bir kısmı ve ondan sonra Allah'ı zikir ve sevmek geliyor.
Eğer bunları biz becerebilirsek, evet o zaman seyri sülükte daha hızlı bir şekilde yol gideceğiz. Yol giderken buradaki sevmeyi özellikle koyuyorum, zikrullahı özellikle koyuyorum. Çünkü o kimse hem zikrullah yapacak hem sevecek. Zikrullah hem nefsi terbiye edecek hem de kalbi tenvir edecek. Yani kalbi düzenleyecek, düzeltecek zikrullah.
Çünkü kalp önemli olan ve o kalp tenvir olunca, güzelleşince kalbin işidir sevmek. Aklın işi değildir. Akıl sevmekten kaçar. Akıl sevmeyi istemez. Kalp ise sevgiyle yoğrulur ve düzelir. Burada en önemli ayak sevmektir seyri sülükte.
Ayrılırlar bir kaçadım, döner Hazreti Ömer Efendimiz. Seni nefsimden de fazla severim ya Resulullah deyince, şimdi Kemal'e erdin der. Şimdi sevmek, Allah sevgisi, o kimsenin her şeyinin üzerinde olmalı. Resulullah sevgisi, sallallahu aleyhi ve sellem'e ait olan sevgi, her şeyin üzerinde olmalı. Allah ve Resul'unu öyle her şeyin üzerinde severse o kimse, kalibi olarak seyr-i sülûk eder.

TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 9 MAYIS 2020

12 Mayıs 2020 · 4:36:37

Hilafet verilmez. Hilafet ise iki nevidir. Mukayyet hilafet ve mutlak hilafet. Bunlar da mukayyet hilafet, nügabba olan zevat için geçerlidir ki, bu mübarek zatlar şeyh damzededir. Fakat seyri sülukunu tamamlamayacak olursa, kendisine şeyhlik icazeti verilmez. Ve şeyhinin vefatından sonra post nişin olamaz. Bu zatlar ders verme yetkisine sahiptirler.
Fakat dervişanın biatını alamazlar. Kendisine intisap edilmez. Mutlak hilafet ise, nügabbalardan seyri sülukunu ikmal edip, esmai sebai tamamlamış olanlara, şeyhi tarafından mürşitlik icazeti verilir. Ve müstakilen irşade başlar. Hacı Bekir Baba yolundan intikalen gelen usülde, şeyh olan zevata, kılıç burhanın yetkisi hilafetle birlikte verilir.
Bu iki zat da seyri sülüklerini önceden şeyhlerinde tamamlamış olarak Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine biat etmişler. Şeyh Efendi'nin damadı olan Galip Kuşcuoğlu'na verilen icazet ise tebörrük icazetidir. Galip Efendi merhum Hacı Mustafa Anaç Efendi'ye biat ile sülük görmemiştir. Maraşlı Mustafa yardım edici efendinin halifesidir.
Yani Abdullah Efendi'nin çünkü icazet verecek, şu anda yetiştirecek, yetişmiş bir kimsesi yok. Hiç kimse, bilhassa etrafındakiler Mustafa Özbağ'ın düşmanlığı yaparaktan bir şey elde edeceklerini zannettiler. Oysa söyledikleri söz şuydu. Seyr-i sülûk'ünü Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri durdurmuş. Söyledikleri söz şuydu.

565. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

13 Mayıs 2018 · 1:45:37

Bunu o noktada görmüyor. İşte bunlar, o koşanlar, önde koşanlar, bir kısmı seyr-i sülûk görürler. Seyr-i sülûk görenlerin büyük bir çoğunluğu, veliliğe doğru kapı aralanır. Herkesin kapısı aralanmaz. Neden? Herkes o cesaretle, o delille koşamaz çünkü. Kapısının aralanmaması, orada sınırlı olduğundan dolayı değil.
O kimsenin o noktada ona nefes yetirememesi, onlardan geçememesi de. Bu da ayıp bir şey, günah bir şey değildir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde seyr-i sülûk, Allah'ın veli kullanında tecelli eder. Normal, biz şimdi belli bir makamdan sonra seyr-i sülûk başlar deriz, ama kimisi dakika bir gol bir dergaha girdi gibi seyri sülükü başlar.
O kimse seyri sülükü devam eder, o kimsenin. O seyr-i sülûk, onun devam ediyorsa, dakika bir gol bir başladıysa, o veliliğe doğru kanat çıkacaktır. Çok ender görülür böyle insanlar, ama va mıdır? Her cevap va'dır. Burada o kimsenin yolu nefisle mücadeledir. O kimsenin yolu nefisle mücadelenin üstüne çıkıp, kalbi olarak, ilmel yakın, aynel yakın, hakkel yakın noktasına koşmaktır.
İlmel yakın, aynel yakın, hakkel yakın, kalbi seyri sülüküdür. Nefsin seyri sülükü vardır, nefis meratibleriyle alakalıdır. Normalde nefisle mücadele etmek vardır. Kalbi seyri sülükü vardır, bu sevgiyle alakalıdır. O kimsenin, şeyhinin her şeyden fazla sevmesi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, namütenayi sevmesi, ardından Allah'ın sevgisinde hemhal olması, Allah'ın sevgisinde tabiri caizse yok olmasıdır ki, bu onun kalbi seyri sülüküdür.

TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 23 MAYIS 2020

27 Mayıs 2020 · 4:32:45

Yani beşinci esmayı alan bir kimse yetişiyorsa zahirle çok fazla bağlantısı kalmaz onun. Artık beşinci esmadan sonra, beşinci esmadan sonra hep manevidir onun seyrisülük dairesi. O varlık alemiyle alakalı, işte batın alemiyle alakalı, kendi üzerindeki şeylerle alakalı filan filan. O farklıdır onun gidişi. Öyle olunca, o bir şeyhin gözetimi onda illaki gerekmez.
o zaman o kimseye bir şeyhe gitme zorunluluğu da kalmaz. Onun seyri sülükü devam edebilir. O yüzden de meselenin de bu tarafı var. Ama tekrar söylüyorum bunu, ne direkt bir kimsenin rüyası yeterlidir, ne de bir kimsenin direkt icazeti yeterlidir. Burada en güzel hem manevi olarak o kimsenin rüyasını görmesi, hem de o şeyhin icazetinin olması.
Diyorum ki elhamdülillah arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, tüylerim diken diken oluyor bunları anlatırken. Arkadaşlarımız, kardeşlerimiz meseleyi o kadar sahipler, o kadar işin içindeler ki böyle olağanüstü bir çaba ile olağanüstü seyri sülükler yaşanıyor. Ve geçmiş veya iddia ediyorum, bu dönemde itikafında, itikafında Hz. Peygamberi, Hz. Ebu Bekir'i, Ömer'i, Osman'ı, Ali'yi, Hasan'ı, Hüseyin'i, Radellahu Anh Hazretleri'ni, Pir Efendilerini, Zikrullah'ın hemen hemen büyük bölümlerinde gören, hatta onlarla sohbet edenler var, onlarla konuşanlar var.
Bir dergahta en fazla seyr-i sülûk yaşanan dergahlardan birisiyiz. Biz, bakın en fazla seyr-i sülûk yaşanan dergahlardan birisiyiz. Allah'a hamd ediyorum bu konuda. Böyle konuşmuyordum, çok böyle ben şah taatvari konuşmayı sevmem. Allah'a hamd ediyorum. Dünya üzerinde en fazla seyr-i sülûk yaşayan dergahlardan birisiyiz.

Mesnevi Okuması (1971. Beyitten) 06.07.2024

6 Temmuz 2024 · 1:07:27

Onlara da Kur'an-ı Kerim okutuyor mesela. Bu da normalde manevi tecelliyatlara geri dönüyor tekrar. Bunun gibi. O yüzden o sufilerin üzerinde seyr-i sülûk zamanında da olur bu. Bu bazen küstahça olmazsa, bazen çünkü derviş böyle ki büyüklük taslar, ay rüya görmek istemiyorum artık, yok hal görmek istemiyorum.
Bu küstahlıktır, bu edepsizliktir. Bu Cenab-ı Hakk'ın vermiş olduğu nimeti, nimete küfrandır. Kapatıverirler insana. Allah muhafaza eylesin. Bu normalde çünkü seyr-i sülûk esnasında Cenab-ı Hakk'ın zatî ve sıfatsal tecelliyatlarına mazhar olanların üzerinde de bu tip haller yaşanır. Yani tabiri caizse böyle bir bıkmak demeyelim de onun yorgunluğu olur.
O esnada o halden çıkmak ister. Ama onun tadı da onda kalır. O tekrar geriye dönmek ister. Aynı hali yakalayayım diye. Aynı hali yakalayamaz. Bunlar böyle seyr-i sülûk esnasında yaşanan şeylerdir. Zaman zaman ben o yüzden derim bir mürşidi kamilden ders aldıysan senin seyri sülükün başlamıştır.
Bunlar seyr-i sülük sohbeti. Mürşidi Kamil, evet, Mürşidi Kamil'in içerisinde zamanının, kutbunun ruhi derecesi ile kutup olmayanın ruhi derecesi aynı değil. Ruhi olarak. Bunlar ruhun seyr-i sülükü diyebiliriz bunu. Ruhun tecelliyatları, ruhun yürüdüğü katmanlar öyle olunca, biz şimdi insanı konuşan bir varlık dediğimizde olmaz ya, hakaret ediyorsunuz.

Mesnevi Şerîf Şerhi (1745.Beyit) 07.10.2023

7 Ekim 2023 · 1:16:36

Sonu yoktur. Böyle olunca, o derviş seyri süluka girdi, o sıfatsal tecelliyatlara mazhar olmaya başladığında, artık o daha da sını ister. Çünkü her sıfatsal tecelliyata mazhar olması, onun hayretini, onun şevkini, onun aşkını daha da arttıracaktır. Bu arttırdıkça yok mu daha diyecektir.
Çünkü o şevk, onda fazlasını isteyecektir. Bir kimse de şevk yoksa, aşk yolunda yürüyemez. Şevk yoksa o kimse de, seyri sülukta da yürüyemez. Çünkü bir bakmışsın, doygunluğuna ulaşmış, doymuş. Mesela bir kimse, dünyevi olarak doygunluğuna ulaşsa, normaldir. Yani der ki, evim var, arabam var, işte işim düzgün, katım var, yatım var.
O dalgaların arasında durmak bilmez boyuna dalgalar bir o tarafa, bir o tarafa vurur. Sufi'nin işi böyle değildir. Ama nasıl o durmak bilmiyorsa o kayık deryanın içerisinde, Sufi de seyr-i sülükün içerisinde durmak bilmez. Her gece sohbet var desen, her gece sohbete gider. Her gece zikir var desen, her gece zikre gider.
Seyri sülükten haberi olmayan ayağına bir iğne bassa bangır bangır bağıracak olan da kimse de kahrı doğuş lütfu doğuş diyor. Deme kardeşim bu senin sözün değil. Ne yapma başkasının sözünü taklit ediyorsun? ne yapma başkasının sözünü söylüyorsun? O halde hallendin mi ki sen? Ama bizde ne yazık ki böyle bir hal var.

276. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

1 Haziran 2012 · 56:25

Ama velayette ise, bir tek şeyhe, taklit olarak öne alınır ve ona tabi olunur. Onun dediği, doğrudur, onun dediği kendi dairesinin içerisinde tartışılmaz. O yüzden seyr-i sülûk noktasında da, ikisinde de fark vardır. Velayette seyri sülükte o kimse bir an önce şeyhinde fani olmaya çalışır, nübüvvette ise o kimse bir an önce Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde fani olmaya çalışır.
İkisinin arasındaki fark budur. Seyr-i sülûk noktasında velayette ve nübüvvette, nübüvvetin kuralları ve kanunları hep sünnet-i resulullah içerisindedir. Velayette bazen seyr-i sülûk noktasında bunlar çok ince elenip, sık dokunmadığı zamanlar olmuştur. O yüzden seyr-i sülûk noktasında dahi, bir kimse nübüvvette giderken, nübüvvetin o yolunda kedi gözleri mevcuttur, devamlı yanar, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin nuru vesayesi içerisinde, o yolla seyri sülükünü tamamlar gider.
Allah hepimizi onlardan eylese. Evet. Kahmetli Şeyh Efendi Hazretleri zamanında, yıllarca hepimiz onun arkasından koştu. Kahmetli demişti ki, kimse içinizden sizin haricinizde seyr-i sülûk başlamamıştı. Seyr-i sülûk nedir? Dervişte ne zaman başlar? Seyr-i sülûk tasavvufta nefis meratipler olarak emmariye, levvame, mülhümeyi bitirdikten sonra mutmainne makamında başlar.
Mutmainne makamına gelmeyen bir kimsenin seyri sülükü başlamamıştır. Mutmainne'den radiyeye, mardiyeye geçince, rahatlar seyri sülükü belli bir noktaya gelir. Seyri sülükün başlama yeri mutmainne makamındır. Mutmainne makamına gelmeden, o kimsenin seyri sülükü başlamaz. Bir kimse mutmainne makamına da gelse, seyri sülükü başlamayabilir.

437. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

5 Nisan 2015 · 1:37:40

Konuşur seninle! Muhammed Mustafa'yım da! Bunlar dervişlerin seyri sülüklerinde yaşanan şeylerdir! Dervişin başındaki üstad mürşid-i kamil değil ise o dervişini sapkınlığa da götürebilir! O yüzden bir seyr-i sülûk yaşamamış olan bir mürşid, mürşid değildir zaten! Ve dervişlerin de seyr-i sülûk yaşatamaz! O yüzden bunların içinden çıkamaz!
Ve Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem! O yüzden ama o güneş suretinde tecelli eder! Bu noktada bunların hepsi de o kimsenin seyri sülükunda hem nefis meratibine göre hem kalbi seyri sülükuna göre tecelliyatta değişecektir! O yüzden o tecelliyatta mesela bizim Adem olarak gördüğümüz farklı tecelli edecek, melek olarak gördüğümüz farklı tecelli edecektir!
O boyut diyebilirsiniz siz ona! Biz ona sufi alemde perde diyoruz! Perde dediğimizde hani ben perde diyorum daha doğrusu! Zulümatta yetmiş bin perde vardır! Her tevhid çekiş yani her zikrullah bir zulümat perdesini kaldırır! O zaman normalde bizim önümüzde perde var! Her zikrullahta biz bir perde geçeriz! Bu bir seyri sülüktür!
O zaman seyri sülükte yetmiş bin perde vardır! Şimdi bu hadis-i şeriften ben buna bağlıyorum! O zaman seyri sülükte yetmiş bin perde vardır! Siz yetmiş bin perdeyi geçtiğinizde ancak hakikate erebilirsiniz! Buna biz yetmiş bin alem diyebiliriz! Madem yetmiş bin perde var! Buna yetmiş bin alem diyebiliriz!

TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 16 MAYIS 2020

18 Mayıs 2020 · 4:23:21

Bir dergahta Mürşidi Kamil bir yandan derviş yetirirken bir yandan da seyri sülükü devam eder mi? Bir dergahta Nakib, Nugabba, Halife, Çavuş veya diğer görevliler nelerdir? Bu görevliler seyri sülükte daha üst mertebede olan kişiler mi? Bir kişinin üstadına mertebesini sorması edepsizlik midir? Hamlığı mıdır? Hayırlı geceler.
Zaten üstadlığını yapması seyri sülükünün içindedir. Veya bir dervişin, Nakib'in, Nugabba'nın, Çavuş'un, Zakir'in veyahut da dergahtaki bir kimse bir ders alan, intisap etmenin bir kimsenin de seyri sülükünün o esnadan itibaren başladığına inanırım ben. O kimse dervişliğini yaparken, dervişlik zaten onun seyri sülüküdür.
Kim neyi hak ediyorsa Cenab-ı Hak hepsine de tecelli etirsin inşallah. Bu görevliler seyri sülükte daha üst mertebede olan kişiler mi? Muhakkak. Normalde bir kimse bir dergaha giriyor, yıllarını o dergahta geçiriyor, mücadelenin içerisinde geçiriyor. Kolay şeyler değildir. Bazen ben Cafer'dir, Hüseyin'dir, Adnan'dır. Normalde bizim kardeşlerimiz veya eski derviş kardeşler bizim yanımızda yol alan, bütün eski kardeşler kolay şeyler yaşamadılar benimle beraber.
Kolay bir hayat yaşamadılar dergi hayatı olarak. Laflar, dedikodular, baskılar, basılmalar, her türlü sıkıntıyı gördüler bizle beraber. E şimdi onlar bu noktada hani emekleri var, belli bir çileleri var, belli bir halleri duruşları var. Bunlar yabana atılacak şeyler değil. Muhakkak ki seyri sülükte göz önünde bulundurulmamız gereken şeyler.

419. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

12 Aralık 2014 · 1:34:06

Anladınız? Merhaleler belli. Merhaleler belli. Az önce söyledim, arayan bulur, bulan tanır. Tanıyan sever, seven aşık olur. Kalbin seyri sülükü. Bunu koyun kenara.
Bunların hepsi de manevi. Kalbin seyri sülükü. Bu yol, kalp ayağıyla gidilen yol. Kalp ayağıyla. Sufiliğe adım atmış insanın yolu. Ama ondan önce var. Ne?
Farzları yerine getiren. Nafilelerle yaklaşan. Nafilelerle yaklaşan. Ve Allah'ı seven. Bu da nefsin yolu. Nefsi tezkiye etmenin yolu. Siz bu yoldan yürümezseniz, kalbin seyri sülükünü bulamazsınız. Nefsi tezkiye etmeden, kalbin seyri sülükü çalışmaz.
Nefsi tezkiye etmeden, kalbin seyri sülükü başlamaz, çalışmaz. Nefsi tezkiye etmenin yolu, farzlara tabi olmak. Farzları yerine getirmenin içerisinde, haramlardan uzak durmak da var. Haramlardan uzak durmak farz.

240. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

14 Mart 2012 · 1:02:30

Bu noktada muhakkak ki itikaf sünnet, bütün kardeşler, bütün arkadaşlar itikafı yaşaması lazımdır. Ama asıl bizim benim üzerimde durduğum şey, insanların arasında hayatı devam ettirip, insanların arasında yüksek ahlaklı, ince ahlaklı hale gelmektir. Asıl riyazatımız, asıl itikafımız, asıl seyri sülükümüz budur. Bunu, evet özel manada bir kimseyi, bu da bir yoldur.
O onun gayreti, ona kalkıp da neden öyle geliyorsun deme noktasında da değiliz. Ama itikaf noktasında veya riyazat noktasında, seyr-i sülûk noktasında izlediğimiz yol bu. O yüzden bir kardeş ders aldı, seyri sülükü başladı. Şu anda kardeşlerin arasında dördüncü esmai alan var. Kardeşlerin arasında beşinci esmada olan arkadaşlar var.
Allah'ı seviyorsa nafile ibadetlerini yerine getirir. Allah'ı seviyorsa ahlakını güzelleştirir. Allah'ını seviyorsa Allah'ı seviyorsa Allah'ı sevmeyi sever. Bu onun seyri sülükudur. Allah bizi o noktada eylesin. O yüzden biz bir nişanımız olmasını istemeyiz. Bizim nişanımız olmayı versin.
Seyr-i sülük kulluktur. Kulluk. Kulluğunuzu şemale yardırmaya gayret edin. İnşallah. Bir kimsenin zikri dahi cemaatle olan zikri seyr-i sülüktür. Gelen kardeşler seyr-i sülüktedir şu anda. Siz bunu sakın sizi onara etmek için söylenmiş bir söz olarak zannetmeyin. Kar, kış, kıyamet, kar, buz ortalık öyle değil mi?

Metinler konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.

Burada yalnız bir kısmı var. Arşivin tamamında aramak için söz fihristini kullanın.