mustafaozbag.org

Edeb

Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinde 1860 ayrı anda

3. Marifet(Devamı) 4 kapı 40 Makam

8 Mayıs 2022 · 49:02

Tarikat kapısının da on makamı var. Marifet makamının da on makamı var. Birincisi ne? Edepli olmak. Bu marifet makamının birinci kapısı ne? Edepli olmak. Marifet kapısının birinci makamı edepli olmak. Sonra bencillikten, kinden, garezden uzak durmak. İkincisi.
Edepli olmak. Şimdi güzel ahlak, sufiliğin olmazsa olmazlarından. Edepli olmak, güzel ahlaktan bir çıt daha içeri. Güzel ahlak ne? İnsanlara kötülük yapmamak. Ağzından, dilinden, gözünden, kulağından, elinden, ayağından, uzuvlarından haram bir şey çıkmaması. Bir kimse kendisini haramlardan uzak tutuyorsa, elini, dilini, kulağını, uzuvlarını haramdan uzak tutuyorsa, o güzel ahlak sahibidir.
Bir çıt ilerisi, hiç kimseye zararı yok, hiç kimseye bu noktada bir sıkıntısı yok. Harika. Edepli olmak ise, o normalde artık bütün hal ve hareketleri, bütün yapmış olduğu ibadetlerden tutun da, sokakta yürümeye varıncaya kadar bütün her şeyin edebine vakıf olup o edebi işlemek. Yemek yemenin edebi var, tuvalete girmenin edebi var, tuvalette nasıl davranılacağının edebi var.
Evine girerken hedef var, çıkarken hedef var. Dükkanına girerken hedef var, dükkanından çıkarken hedef var. Bir arkadaşına selamlaşırken hedef var, konuşurken hedef var, sohbet ederken hedef var. Eşine yaklaşırken hedef var, çocuğunla sohbet ederken hedef var. Kimle nasıl ne görüşüp konuşacaksan, karşısındaki kimsenin konumuna, durumuna, vaziyetine göre ona bir yaklaşma edebi adabı var.

49. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

22 Mayıs 2011 · 1:26:37

Buradaki kardeşler ve yukarıdaki kardeşler buraya girdikleri andan itibaren kapıdan çıkıncaya kadar siz buradayken daha dikkatli davransınlar ve umumla amel etsinler. Eğer edepsizlik yaptıysa şükürler. Estağfurullah. İnsanların birisine edep göstermesi, o kimseyi sevmesi ve büyük olarak kabul etmesiyle alakalıdır. Bir kimseye siz zorla birisine edep göstertiremezsiniz.
Muhakkak ki her mekanın kendi içerisinde bir edebi vardır. Mesela camilerin içerisinde mal, alışveriş, dünya işi çok konuşulması uygun görünmemiş. Peygamber sallallahu ve sellem adetleri ibadethanelerde böyle şeylerin yapılmasını yasaklamış. Bu caminin kendi içerisindeki bir edebi erkanıdır. Caminin içerisinde siz iman, alışverişi yapamazsınız.
Caminin içerisinde dövüşemezsiniz, kavga edemezsiniz. Mesela Kabetullah'ın içerisinde Mekke-i Münevvere'nin de hem Mekke şehrinin içerisinde edep vardır. Bir de Halev-i Şerif'in içerisinde edep vardır. Aynı şekilde muhakkak ki bu edeplerin hepsi de ama hadis, ama ashab-ı, imamların, istatların bunlar çok güzel.
Biraz bizim kardeşlerimizin ben burada böyle rahat konuşacağım bu nokta. Kardeşlerimizin bu noktada sıtmamamızın veyahut da bu noktayı çok böyle öne getirmeyişimin benim şahsi bir stratejim var. Şahsi olarak stratejim şu insanlar sevdiklerine ve aktap kabul ettiklerine edep gösterirler.

15. Mesnevi Şerhi (80-93 Beyit)

28 Temmuz 2020 · 56:07

Allah sofrası, alışırsız, pazarlıksız, parasız, pusuz gelip durmadaydı. Musa'nın kavmi içinden birkaç kişi edepsizcesine nerede sarılmasak, hani mercimek dediler. Gökten sofra gelmez oldu, ekmek kesildi, bize de ekin etmek, yer verlemek olarak sallamak zahmeti kaldı. Cenab-ı Hak Musa Aleyhisselam'a emretti, Musa Aleyhisselam kavmiyle beraber Firavun'un zulmünden kaçtılar.
Ve edepsizliklerini ellerine aldılar. Edepsizliklerini ellerine alınca dediler ki ya Musa, biz bıktık bu cennet meyvesinden. Biz bıktık bu cennet nimetlerinden. Biz eskisi gibi olmak istiyoruz. Biz yeniden soğan, sarımsak yemek istiyoruz. Biz yeniden arfı, buydar, mercimek yemek istiyoruz. Biz yeniden çiftçilik yapmak istiyoruz.
Biz yeniden patlıcan yemek istiyoruz. Biz yeniden domates yemek istiyoruz. Gibi o günün neyse sebzeleri, dediler ki biz onlardan yemek istiyoruz. Böyle olunca Cenab-ı Hak onların o küstahlıklarından dolayı, onların o edepsizliklerinden dolayı, onların o nankörlüklerinden dolayı cennet nimetini dünyadan kaldırır. Gökten sofrayı kesiverdi Cenab-ı Hak.
Hayır. Hiç de mesele toparlayacak olursak, Hazreti Peygamber'in peşinden giden veliullahın da, geçmiş peygamberlere sunulan gök sofraları gibi, onlar da sunuldu, görülmüş. Vakti ki, Musa aleyhisselam kavminin bu edepsizliğinden sonra, Cenab-ı Hak, İsa aleyhisselam'ı göndermiş. Ve, sonra İsa şefaat etti.

Mesnevi Okuması (2173. Beyitten) 10.05.2025 ✔

11 Mayıs 2025 · 44:28

O yüzden Allah muhafaza eylesin, nice itibar etmediğiniz kimseler vardır, onlar tevhidin sırrına ulaşmışlardır. Nice itibar edilmiş insanlar vardır ama onlar tevhid deryasının kenarından bile geçmemiştir. Gelip edebe fazlasıyla riayet ederek oraya oturdu. O sırada Ömer aksırdı, ihtiyar uyanıp sıçradı.
Ömer'i görünce şaşırdı kaldı. Gitmek istedi fakat titremeye başladı. Demek ki böyle nurun kalbi aydınlık, kalbin nura ulaşmış, ferasete ermiş bir kimse olursa ona edeple yaklaşılır. Edebi olmayanın dini de olmaz. Edebi olmayanın yolu da olmaz.
Edepsiz dünyaya ateşe verir de, ateş gelsin benim cigaramı yaksın diye bekler. Edepsiz öyle bir şeydir. O yüzden edebi olmayanın dini diyaneti de olmaz. Ha, bir kimse bir sufi topluluğuna edepli, edebi öğrenmek için, edepli olmak için girer. Ama kimisi vardır, yıllar geçer kazıkla çaksan dahi onda edep durmaz.
Bazen dervişler şöyle düşünür. Ya bunda edep olmadığı halde üstad bunu neden tutuyor derler. Üstad onu tutar, atsa iyice edepsiz olacak, etrafı ateşe verecek. Burada duruyor ki etrafı ateşten kurtarıyoruz. Atınca onu, o ailesi aileye ateşe verir. Sülaleye ateşe verir.

58. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

22 Mayıs 2011 · 59:59

Sana normalde nasıl düğün yapacağını sen o zaman, senin kendine bağırıyor. O sana bastırmıyor ki, böyle düğün yapacaksın diyor. Öyle değil. O yüzden normal. Cibir ilminde bir ilim var. Uzun mesele. Bikniğe gidildiğinde bayanlar açık alanında namaz kılabilir mi? Kılabilirler. Yalnız haneviler olduğu kısmı demişler ki, böyle açık alanda herkesin göreceği yerde namaz kılarken, işte kadınlar edebirliği kısmı oturarak kılabilir demişler.
Kadınların ırzına, musallat olurlar. Gidip bakın, eski Türk filmlerine, işte, tefkelerde, dervişler, hep böyle kaygör kupak işlerle iştigaret ederler. Kafalarında böyle bir şey, milletin kafasını böyle bir Müslüman imajlı yerleştirler. Yani, böyle bir derviş adam, takım elbise gelecek, kılır kıyafetle, düzgün olacak, konuşması düzgün olacak, edebi adabı, ahrabiyet düzgün olacak.
Sünnetlerini terk etmiş, anlaşıldı mı? Namazın kendisini deyip, Allah bizi muhafaza eylesin. Allah'ım. Edeb noktasında derviş nasıl olmaz? Oooo. Mesela edep uzun bir iştir. Ama edebi eğer ki sınır çizeceksek, Kur'an ve sünnettir.
Eğer sınır çizeceksek, Kur'an ve sünnettir. Bir kimsenin edebiyle, kendi içerisinde, mesela bir kimsenin hanımına edebi, çocuklarına edebi, annesine babasına edebi, bir kim dervişin sokaktaki edebi, bir dervişin derviş kardeşlerine edebi, işte başındaki büyüklerine edebi, şeyhine edebi. Edeb tarihçi çok geniş bir tarih.

361. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

22 Kasım 2013 · 1:40:24

Allah'ın ve sellem adası ayetin ikinci ayetinde, Ey inananlar, inananlara söylüyorum. Kur'an-ı Kerim'in değişik hitapları vardır. Ey insanlardan, bütün insanlardan, ey inananlar, ey müşrikler, ey kafirler der, hitap eder. Burada inananlara hitap, müslümanlara, seslerimizi peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin. Suhiler bunu adab olarak kendilerine edep etmişlerdir. Kendilerine edep ederekten birbirlerine karşı yüksek sesle bağınıp çalınmayı yasaklamışlar.
Üstadlarının yanında fazla ses çıkarmamak, yüksek sesli konuşmamak, bağırıp çalışmamak, gülüşmemek, ağır şakalar yapmamak, kahkahalar atmamak, bunları edep olarak tendi aralarında işlemişler. Hatta bu ayet-i kerime indikten sonra Hz. Ebu Beker Efendimiz, Hz. Ömer Efendimiz, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle konuşurken, Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri duyabileceği kadar konuşurlarmış.
Çünkü ayet-i kerimenin sonunda amelleriniz boşa gider diyor. Amelleriniz boşa gider, ağır bir tehdit. Demek ki edebe, erkana riayet etmeyen bir kimsenin amellerinin boşa gitme tehnikesi varmış. Sufiler bu tehdidi kendi üzerlerine alıp, derviş kardeşlerine ve üstadlarına karşı edep ve terbiyeden asla ve asla taviz vermemişler.
Dedi ki, Peygamberin huzurunda sesimizi yükseltmeyiniz. Bu ölçüdür, edeptir, adaptır. Derviş kardeşine karşı sesini yükseltme. Senden bir gün önce ders alana sesini yükseltme. Derdağın içerisindeki abilerine sesini yükseltme. Üstadına sesini yükseltme. Zikrullah esnasında zikir yaptıranından fazla sesini yükseltme.

65. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

22 Mayıs 2011 · 1:10:27

asabın yoluna devam ederse onlar kurtuluştadır basit o zaman kurtuluşu Kur'an sünnet ve asabın yolu onu da sünnetin içine katabiliriz o zaman Kur'an sünnet meydanda dinin bu dinin başka bir vaaz edici başka bir hüznü yok vaaz edici başka bir kaynağı da yok biz o kaynaklara gitmiyoruz Allah bizi affetsin yatak odasında Kur'an-ı Kerim ayet-i hadis olursa sakın bir sünnet yani bir edeptir bizim insanımız kutsal olan şeylere edeple davranmış yatak odasında Kur'an-ı Kerim ayet hadis bu tip şeyler bulundurmak istememişler
namazda öyle gülüyorsa onda kaflet vardır bunun içinde bir boşluk vardır Allah muhafaza eylesin o zaman o öyle yapamaz bunun üzerine tereddüt etmesi derviş için uzun bir şey değil derviş edepli olur her yerde namazda sohbette zikrullahta her yerde edepli olur hakkınızı elal edin yani oturuyor musunuz yan böyle biz yan dahi oturamazdık üstadımızın önünde edeb insanı yürütür edeb insanı taşır zorluk çeker edeb ederken insanı dizleri ağrır beli ağrır sırtı ağrır vücudu ağrır ağrır
ağrıca istifini bozmaz derviş istifini bozmaz namazda istifini bozmaz namazını hüzünlü vakarlıkla namazını hazin bir şekilde kırarmış ya kalbinden bir aşk köşkusunun verdiği hüzünle kılar ya kederle kılar ya da ustaz sevinciyle kılar kahkahayla gülerek namaz kılmaz derviş derviş sohbet esnasında yanındakiyle ilgilenmez onunla konuşmaz onunla bakışmaz başka bir şeyle ilgilenmez edeb eder önünü
kalbini vücudunu her şeyini sohbete ve zikrılığa adapte eder derviş sohbette uyumaz almaz satmaz kavga etmez derviş sohbette işini halletmez namazda da ölenir edeb insanı götürür yanlış anlaşılmasın böyle bir zorunluya katmak için söylemiyor kendisini böyle istikamette tutanlar yol alırlar millet yatıyor güneşinde sohbet esnasında ben diyorum ki hastaysanız gelin yatın burada yatın evet doğru hastaysa dahatsızsa dizini ağrıyorsa bir arkaya gir git başka yerde yayıl git başka yerde ayağını uzat

14. Mesnevi Şerhi (80. Beyit)

27 Temmuz 2020 · 24:25

Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez. Bütün çevreyi ateşe salar. Mesnevî, 79. beyn. 79'dan mı kalmıştır? Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez. Ya bütün âlemi ateşe salar. Ben diyorum ki, iki tane edepsiz olsa dünyaya ateşe verirler. Dünyadaki bütün olumsuzlukların sebebi edepsizlikler. Benim de başıma bir şey geldiyse benim edepsizliğindendir. Başınıza her ne geldiyse edepsizliğinizdendir.
İnsanlığın üzerinde ne var ise edepsizlikten gelir. Edep nedir? Edep nedir? Edep bu manada birinci dairede Kur'an ve sünnete sımsık yapışmaktır. Bu nedir? Farzları yerine getirmektir. Farzları yerine getirmek ne demektir? Farz olan ibadetleri yerine getirip günah keballerden uzak durmaktır. Günah keballerden uzak durmuyorsa o kimse, edep perdesini yırttı.
Yani edepsiz oluyor. O zaman şer'i manada edepsiz, açıkça, fütursuzca haram işleyen insanı. İşte bunlar kendilerine ateşe atmanı var sadece. Ya çevreyi de, bu âlemi de, bu dünyayı da ateşe atar. Edepsiz, yanındakini de edepsiz eder. Siz demirci dükkanına giderseniz, iz kokarsınız. Hadis-i şerif, ıtırcı dükkanına giderseniz, ıtır kokarsınız. Yani koku, kokucu dükkanına gider, koku üzerinde olur.
Denirci dükkanına gider, iz üzerinde olur. Sen günah keballer işleyen bir kimsenin yanına gider, onunla hoş sohbet eder, ona tebessüm eder, onunla dost olursan, o edepsizlik sana da bulaşır. Sen hiç günah keballer işlemeyen, haramlardan uzak duran bir kimseyi dost edinirsen, sana ondan edep bulaşır. Sen edepli olanları kendine arkadaş seç. Sen edepli olanları kendine dost seç. Sen edepli olanları kendine yoldaş seç.

358. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

4 Kasım 2013 · 41:23

Edepsizliği, fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar. Tutasınız diye size öğüt veririz. Bu son dönemlerde, cumalarda, hutbelerde, İmam Efendilerin okuduğu ayeti kerime. Cenab-ı Hak adaleti, iyilik yapmaktan öne aldı. Bir kimsenin adaleti bozulursa, evin düzeni bozulur. Adalet, önce insanın kendi nefsinde olmalı. Önce kendi evinde olmalı. Önce kendi işinde olmalı.
Onların bakımına, onlara bakmakla kendini mükellef tutmak. Kendini etrafa iyilikle, bakmakla mükellef görmek. Allah cümlemizi onlardan eylesin. Edepsizliği, fenalığı, haddi aşmayı yasaklar. Edepsizlikler günah kebairlerdir. Edepsiz, birisine edepsiz denirse o kimse günah kebair işliyordur.
Fahşiyat içindedir o. Fenalık ise küçük günahlardır. Haddi aşmak ise ince ahlaktır. O zaman Cenab-ı Hak, edep ve terbiyeyi üçe tasnif etti. Hani vardır ya ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin. İlmel yakin noktasında bir kimsenin günah kebairlerle iş olmaz.
Bir kimse günah kebair işliyorsa o edepsizdir. Fitursuzca yalan söyleyen edepsizdir. Fitursuzca gıybet eden edepsizdir. Fitursuzca iftira eden edepsizdir. Fitursuzca hırsızlık yapan edepsizdir. Fitursuzca fuhuş yapan edepsizdir. Kumar oynayan edepsizdir. Mümin kardeşinden faiz alan edepsizdir. Mümin kardeşini kandıran edepsizdir.

296. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

5 Temmuz 2012 · 36:41

Allah gecenizi ayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Dinin en önemli icatlarından, edeplerinden, farzlarından birisi de o kimsenin nefsini terbiye etmesi, nefsini ezmesidir.
Bu edeb, bu terbiye, bu ahlak, bu mücadele metotları peygamberler tarafından ilkeleri konmuş Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hz. tarafından ilkeleri bölülenmiş o ilkeler de Kur'an'ın açılımı olarak Kur'an ve sünnet tarihinde bu ilkeler bölülenmiş ve o ilkeler elden ele, dilden diler, gönülden gönüle dergaktan dergaha, veliler, mürşidi, kamiller, dervişler sufiler tarafından devam edip gelmiştir.
Ve bu edeb, bu terbiye, bu nefisle mücadele o kimsenin bir mürşide, bir veliye gidip bağlanmasıyla onun önünde diz çökmesiyle öğrenilecek bir şeydir. Nefsin ince oyunları, nefsin ince tezgahları, nefsin ince giritte çıkışları, girintileri ve çıkışları ancak ve ancak bir üstadın ferasetiyle, bir mürşidi kamilin ferasetiyle anlaşılır ve anlamır olur.
Eğer bir kimsenin bu manada bir üstadı yoksa, o yüzden Hazreti Geylani o kimsenin üstadının şeytan olduğunu söylemiş ve muhakkak o nefisle mücadele de bir üstadın, bir şeyhin ferasetinden faydalanması gerektiğini beyan etmiş. Eğer bu nefisle mücadele noktasında bir kimse, eğer ki bir üstaddan terbiye almıyorsa, onun edebiyle edeplenmiyorsa, asla ve asla o kimse o nefisle terbiyede ince noktalara ulaşamayacak, o nefisle olan terbiyede ince perdelere geçemeyecektir.

9. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

22 Mayıs 2011 · 1:15:00

Edeb, birinci derecede derviş kardeşleriyle başlar. Ve derviş kardeşleriyle iyi geçilir. Buranın adabına, erkanına uygun davranmak, şakalaşırken dahi, edebiyle, adabıyla şakalatmak, muhabbet ederken, edebiyle, adabıyla muhabbet etmek, birbirlerine, edeple davranmaktan geçer.
Birbirlerinizi eğer edeple davranmazsanız, buraya girdiğinizde, veya buradan çıktığınızda, günlük hayatınıza, edeple riayet etmezseniz, bu sizin manevi olarak ilerlemenizi engeller. dervişlikler, dervişlik veya sufilik, sadece, belirli mekanlarda değil, sabahtan kalkıp, gece tekrar başınızı yastığa koyuncaya kadar, günlük hayatınıza, adab ve edebe ziyaret etmekler.
Halaklar. Hayanızı, terbiyenizi, edebinizi devamlı üzerinde bulundurur. Tasavvuf demek, ince edep demek. İnce edep. İnşallah, cümlemiz onlardan olur. Çünkü, hadisi kudside, farzları yerine getirmeyi, nafilelerle Allah'a yaklaşmayı emrediyorlar. Edeb, güzel ahlak, bir kısmı farz, bir kısmı da nafile ibadet etmiyorlar.
Edebi üzerlerinden attılar. Terbiyeyi üzerlerinden attılar. Üzerlerinden attılar. Birisine tevazu gösterdiğinde o kimse seni alçak, tasit. Çok affedersiniz. Kaysiyetsiz, şerefsiz bir insan görüyor. Tevazuyu anlamıyorlar çünkü. Veya siz hayalı, edepli davranmaya çalışıyorsunuz.

301. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

30 Ağustos 2012 · 46:11

Yahut aracıyla başında sorumlusu bulunan bayan kardeşlerinin müdahale etmesi dergah hedefimize uygundur. Müdahale etmek dergah adabı erkanı noktasında uygun değildir. Bayan kardeşlere hiçbir kardeşin müdahale etme hakkı yoktur. Allah rahmet etmesin, şeyh efendinin zamandan itibaren bir öğrendiğimiz edep var. Benim öğrendiğim edep şu, şeyh efendi bayanlara hiç kimseyi karıştırtırmaz.
Müdahaleci bir yapı çok uygun bir şey değil. Bu noktada kardeşler edebli olacaklar. Bayan kardeşlere müdahale etmeyecekler. Sözülmesi gereken bir şey var, söylenilmesi gereken bir şey var, tebliğ edilmesi gereken bir şey var. O zaman bayan kardeşlerin sorumluları var.
O erkeklerden orada sorumlu olan kardeş, orada sorumlu olan bayan kardeşin usuletiyle edep dairesinde bir şeyi söyleyebilir. Geri kalın müdahale etme hakkı yok. Bir şey söylemeye de hakkı yok. Edebi açmış olur insanlar. O zaman orta yerde herkese herkese müdahale etme, herkese herkese laf söyleme, herkese herhangi bir şeyi beyan etmenin gibi bir şey çıkar ki, Allah muhafaza eylesin, bu uygun değil.
Velilerin, edeplerinden, velilerin adablarındandır kendini tanımak dediğinde. Veli adabının bir sıfatı da, veli adabının bir bölümü de, velinin kendisini tanımasıdır. Büyük Yunus, koca Yunus, o yüzden de ilim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.

Metinler konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.

Burada yalnız bir kısmı var. Arşivin tamamında aramak için söz fihristini kullanın.