mustafaozbag.org

Tevekkül

Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinde 235 ayrı anda

Mesnevi Şerîf Şerhi (910-917 Beyit) / SORULAR / CEVAPLAR

10 Ağustos 2020 · 2:18:09

Geçen cumartesiden kaldıydık. Hani av hayvanları tevekkülü çalışıp kazanmaya tercih etmelerine alakalı sohbet devam ediyordu. Hani dedilerdi ya, kaderden çekinmekte perişanlık ve kötülük vardır. Yürü tevekkül et ki tevekkül hepsinden iyidir. Yani aslana diyorlardı ki, sen çalışma, sen avlanma. Ve çalışmadan, avlanmadan biz senin önüne senin yiyeceğini getirelim.
O kimse ki Allah'ın verdiği nimete sabreder, kazasına ise razı olur. Rabbim cümlemizi böyle kullarından eylesin inşallah. Şimdi aslanın çalışıp kazanmayı, tevekküle, teslimiyete tercih etmesi konu başlığına geçiyoruz. Tabi av hayvanları, hani ona çalışma, sen tevekkül et, Allah'ın kazasına teslim ol demişlerdi.
Yani sokaktan geçene değil, yani zikir ehline, bir meselenin alimine, bir meselenin ilmine vakıf olana soracaksın. Sen Mesnevi'deki bir beyti matematikçiye sorarsan, işin içinden çıkamazsın. Veyahut da Mesnevi'deki bir beyti kalkar da sen, sosyoloji profesörü olan kimseye sorarsan, işin içinden çıkamazsın. Aslan çalışıp kazanmayı, tevekküle teslimiyeti tercih etmesiyle alakalı konuştu.
Aslan dedi ki, evet tevekkül kılavuzsa da bu sebebe teşebbüs de peygamberin sünnetidir. Peygamber yüksek sesle tevekkülle beraber yine devenin ayağını bağla dedi. Çalışan kimse Allah sevgilisidir işaretini dinle. Tevekkülden dolayı esbaba teşebbüs hususunda tembel olma dedi. Yani Aslan dedi ki, evet tevekkül yolu Hakk'a vasil eden bir yoldur.

335. Mesnevi Şerhi (2313. Beyitten)

10 Ekim 2026 · 1:09:05

Bedevi karısının kocasına lima te kulüne ma la tefalün denmiştir. Haddinden fazla söz söyleme. Bu sözler doğru olmakla beraber bu tevekkül makamı senin makamın değildir. Makamından ve işinden yukarı söz söylemek sana ziyan verir. Kebure makden indallah hükmü zuhur eder diye nasihat vermesi.
Kanatkar adam ihlasla yüreği yanarak sabaha kadar karısına bu yolda sözler söyledi. Haddinden fazla söz söyleme. Söylediğin şey doğru olsa bile bu tevekkül makamı senin makamın değildir. Kendi halinin ve amelinin üstünde söz söylemen sana zarar verir. Burada kadın adama senin söylediğin şey yanlış demiyor.
Yani o hal ile hallenmemiş, o hal ile hallendiğini söylemesi yanlış. O yüzden mesela birine desek ki biz Allah'a tevekkül et. Doğrudur bu. Allah'a güven, doğrudur bu. Allah'a yaslan, doğrudur bu. Bunun kimden gelirse gelsin bu sözler, hakikatsa doğrudur bunlar. Ama o hakikat o yapmayan kimseden de gelebilir.
Biz onu yanlış karşılamayız. Ama normalde bir kimse dese ki bize ben tevekkül makamına ulaştım. Tevekkül makamına ulaştığım için artık hiçbir sebebe sarılmama gerek yok. Hiçbir endişem de yok. O zaman bu söyleyen kişiye bakarız biz buna. Normalde bir şeyi bilmek ayrı bir şey. Bildiğin hal ile hallenmek, onu yaşamak farklı bir şey.

SORU-CEVAP SOHBET 26 HAZİRAN 2021

27 Haziran 2021 · 1:21:11

Lütfen bu konuda bana nasihat edin. Ben de kendimi düzelteyim, toparlayayım. Cenab-ı Hak bize cümlemizi muhafaza eylesin, korusun inşallah. Bu akşam 16. şeyimiz var, nasihatımız var. Allah'a tevekkülle alakalı, Allah'a güvenmekle alakalı. Bu normalde sufiler için önemli bir şeydir. Müminler için de önemli bir şeydir.
Yani bütün müminler için önemli bir şeydir. Tabii sufiler, mesele biraz daha farklı demeyeyim de, daha derinlemesine baktıklarından dolayı, daha farklı düşünürler tevekkülle alakalı. Ama biz sufiler olarak veya müminler olarak, şartlar ne olursa olsun her halükarda, biz Allah'a güvenmeyi, ona tevekkül etmeyi ve üzerimizde olan her şeyde Cenab-ı Hak'a hamd etmeyi düşünürüz.
Hani sufilerin meşhur sözcüğü vardır ya, her halimize hamdü sena olsun deriz ya, bu onunla alakalı. Tabii Kur'an-ı Kerim, tevekkülle alakalı, Allah'a güvenmeyle alakalı çok ayeti kerime var. O yüzden ben böyle biraz ufaktan bir inceledim, 30'un üzerinde Allah'a tevekkül etmeyi, Allah'a güvenmeyle alakalı ayeti kerime var.
Ben böyle hani çok teknik bir şekilde sohbet hazırlamadımdan dolayı o ayeti kerimelerden bir kısmını aldım. Hani çok da konuyu uzatmak istemiyorum. Ama Kur'an bize en az 35-40 yerde Cenab-ı Hak'a güvenilmesi gerektiğini ve Cenab-ı Hak'a tevekkül edilmesi gerektiğini söylüyor. Emrediyor. Bu konuda Kur'an-ı Kerim özellikle bu meselenin üzerinde çok titiz davranmış.

Mesnevi Şerîf Şerhi (907-910 Beyit) / SORULAR / CEVAPLAR

19 Temmuz 2020 · 2:46:24

Şimdi av hayvanları konuşuyor. Konu başlığı av hayvanlarının tevekkülü çalışıp kazanmaya tercih eylemeleri. Hepsi dediler ki av hayvanları. Ey haldan haberdar hakim. Çekinmeyi bırak çekinme. İnsanı kaderin hükümlerinden kurtaramaz. Çekinme insanı kaderin hükümlerinden kurtaramaz. Kaderden çekinmekte perişanlık ve kötülük vardır.
Yürü tevekkül et ki tevekkül hepsinden iyidir. Tabi av hayvanları kalktılar. Aslana dediler ki ya sen neden çekiniyorsun. Biz sana böyle bir öneriyle geldik. Senin her gün rızkını getireceğiz, önüne koyacağız. Sen hala da çekiniyorsun. Sen tevekkül etsene. Bu konuda kaderine teslim ol. Kaderine riayet et. Kaderinde ne varsa onu göreceksin.
Evet. Bu sefer dinde kader ve tevekkül meselesi girdi. Kader nedir? Hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki Doğumun rızkın ve ölümündür demiş. Başka bir hadis-i şerifte siz kadere iman ediniz demiş. Biz kaderin var olduğuna iman ederiz. Her ne kadar Mustafa İslamoğlu denilen profesör bu konularda böyle değişik söylemler söylese de biz kaderin varlığına ve kadere iman edilmesi gerektiğine inananlardanız.
Peki tevekkül nedir? Bir kimsenin kendini Allah'a teslim etmesi, rızkında ve işlerinde Allah'ı kefil bilip sadece ona güvenmesi olarak tanımlanır. Dini termoloji olarak. Ama tevekkülü böyle tanımlarken biz Tirmizi'de geçen hadis-i şerifi de görmemezlikten gelemeyiz. Hani bir bedevinin birisi geldi ya, Hz. Peygamber'e sordu.

240. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

14 Mart 2012 · 1:02:30

Onlar için Allah'tan bağışlama diler. İşlerin konusunda, iş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. Allah, tevekkül edenleri sever. Tevekkül etmek, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üstün ahlakı söz konusu.
Hani diyor ya, Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba davranmış, kaba katı yürekte olsaydın onlar senin etrafında dağılıp giderlerdi. Bu tevekkülden önce burayı böyle bir parantez açmak istiyorum. Bir suvinin, bir dervişin, ayiler babasının, bir annenin, dergâhtaki bir çavuşun, bir nakibin, bir rükabanın, bir idarecinin bu ahlak ile ahlaklanması gerekir.
Ama istişareten bir karar çıktığında da, biz büyük bir kararlılıkla uygulayacağız. Büyük bir kararlılıkla gayret edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla onu uygulayacağız. Ve o kararın gereği neyse, o istişarenin sonucu neyse ona devam edeceğiz. Ve sebepler dairesini onun yerine getireceğiz. Ondan sonra Allah'a tevekkül edeceğiz.
Tevekkül etmek, sebeplerini terk edip, o durmak değildir. Bizim adabülün üzerine kuruludur. Evet, tevekkül edendir. Tevekkül etmek demek, elindekine güvenmemek, Allah'a güvenmek. Tevekkül etmek demek, sebepler dairesinde vazifeni yerine getirip, sonucun Allah'tan olduğunu bilmektir. Başarı veya başarısızlığı Allah'ın takdiridir.

90. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

9 Eylül 2011 · 42:50

Cenâb-ı Hakk'ın yüzünüze hayır etsin, hayırınızı, yudunuzu, yumurunuzu, hayır etsin, amin. Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede buyurur ki, Allah'a tevekkül edenlere Allah kafirdir. Tevekkül, İslam tarihi boyunca hep İslam'ın kendi içerisinde kendince konuşulmuş.
Herkes bir tarafından tutmuş. Herkes bir şekilde tevekkülü anlamaya çalışmış. Ya da hamın arkasındaki ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak der ki, Allah kader noktasında neyse emrini yerine getirirler.
Kaderime teslim olun, tevekkül ettin. Bu değildir tevekkül. Tevekkül Allah'a dayanmadır. Tevekkül Allah'a güven. Tevekkül Allah'tan istemektir. Tevekkül hadişlerimde bu gibi deveni sağlam kazığa bağlayın.
Allah'a emanet. Hani geldi ya sen de ya Resulallah deveni bağlayın mı tevekkül edeyim? Yoksa bağlamadan mı tevekkül edeyim deyince dedi ki sen deveni sağlam kazığa bağla ondan sonra Allah'a tevekkül ettin. Demek ki tevekkül sağlam kazığa deveni bağlamak. Tevekkül Kur'an ve sünnet dairesinde yaşayıp, Kur'an ve sünnet dairesinde düşünüp, Kur'an ve sünnet dairesinde affedip, hayatını bu noktada tanzim etmeye gayret etmektir.

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 22.08.2024

23 Ağustos 2024 · 45:43

Şimdi, O yüzden, Eşyanın hakikatini göster dediğimizde, Bütün her şeyin hakikati, Bu da, O kimsenin görüşüne göre, Bakışına göre, Manevi konumuna göre, Değişir. Efendim, Bir hadis-i şerifte, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri, Siz Allah'a gerektiği gibi, Tevekkül etseydiniz, Sabahları, Kursakları aç bir şekilde, Giden kuşlar gibi, İşte, Geri döndüklerinde, Kursakları dolu bir şekilde, Allah sizi rızıklandırırdı.
Diyor, Bu hadis-i şerifteki, Gerektiği gibi, Tevekkül etmek, Bu tevekkül, Ne demek? Bunu, Allah'a teslim olmak. Bu, O kimsenin, Normalde, Sebepler dairesini, Terk etmesi değil. Ama, Bütün o sebepleri işlerken, Her halinde, Allah'a teslimiyet, Ona güven, Ona itaat içerisinde olması. Yani, O kimsenin, Allah'la olan bağını, Asla koparmaması.
Onu imtihan eden de o. O yüzden, Orada normalde, Hani o kimse kendince, Bunu kendi dairesinde, Aşacak. İnşallah. Bu örnek verdiğiniz, Mücadeleye devam edecek, Yani zikre devam edecek. Bu, Gerektiği gibi, Tevekkül bu mu oluyor? Evet. Durmamak mı? O normalde, Bir kimsenin, Bir şeyi, Normalde, Beninki tevekkül, Böyle davranmam.
Ben diyorum ki, Cenab-ı Hak onu isteseydi, O hali atlatırdı. Yani o kimse, Ama tevekkül, Bu manada, Her şeyini Allah'a teslim etmek. Her şeyini Allah'la yürümek. Her şeyinle. Yani sonuçta, Sen dünyaları yıkacaksın, Allah isterse olacak. Allah müsaade etmedikçe, Bir şey olmaz.

Mesnevi Okuması (2290. Beyitten) 15.11.2025 ✔

16 Kasım 2025 · 1:17:12

Ve zamanın devlet başkanı ondan imza alır. Aşktan bahsetmeyeceksin diye. Ve İmam Tirmizi imza verir. Aşktan bahsetmeyeceğine dair. Ve Tirmizi'ye gelir, yerleşir orada. Hadis üzerinde çalışmalar yapar. Onun naklettiği hadisi. Eğer siz Allah'a hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşlar gibi rızıklanırdınız.
Kuşlar gibi tevekkül etseydiniz hakkıyla sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşlar gibi rızıklanırdınız. Kuşlar ne yapıyormuş? Sabah aç olarak çıkıyormuş. Yuvasında durmuyormuş. Tekrar burayı söyleyeyim.
Çarşı 10'da açılıyor. Sen 8'de aç. Sen malını düzen et. Tezgahını düzen et. Temizliğini yap. Piyasa açılmıyor bizden. Bana söylenen laflar o. Ya ben de müşteri kuyrukta ya. Ben sabahleyin gidip açıyorum ya. Sen de aç. Sabahın bereketini kaçırma. O zaman tevekkül.
Uçacaksın. Ondan sonra tevekkül edeceksin. Uçacaksın. Evinden çıkacaksın. Evde oturmayacaksın. Evde oturacaksın bir iş mi yapacaksın sanki? Yok. Sabahleyin kalk erkenden. Eşini de kaldır. En hayırlı eş. Eşini sabah namazına kaldıran eş. Hadis-i şerif.

Mesnevi Şerîf Şerhi (948-956 Beyit) SORU - CEVAP

15 Eylül 2020 · 2:27:41

Onlar da tekrar tevekküle şey yapıyorlar, öne sürüyorlar. Diyorlar ki çalışma, tevekkül et. Tabi bu bir de bütün dinlerde tarih boyunca tevekkül doğru anlaşıldığı zamanlar olmuş, doğru anlaşılmadığı zamanlar olmuş. Ama Ümmet-i Muhammed'de de bu sıkıntılı zamanlar geçirmişler. Böyle aşırı çalışmadan böyle tevekkül ehli olmayı mesela genel olarak Ümmet-i Muhammed geri kaldığı, ne bileyim işte böyle ekonomik, siyasi, askeri, kültürel anlamda böyle bir geri kaldığı zamanlarda bunu Sufilere atfetmişler.
Hani bir lokma, bir hırka felsefesi varmış gibi aslında genel olarak Sufiler böyle bir boş tevekkülcü değillerdir. Örneğin biz çalışmayı önde tutarız ve kardeşlerin arasında deriz ki çalışmayan kimse bizden ders istemesin, ders almasın. Çünkü Sufilik disiplin işidir, çalışma işidir, Allah'a yakınlaşma disiplin işidir, gayret etme, çalışma, mücadele etme işidir.
Hatta olmazsa çok memnun oluruz, çok mutlu oluruz. Deriz ki ikramı illaki önde tutmayın. İşte Allah'ı zikri önde tutun, sohbeti önde tutun, dininizi öğrenmeyi önde tutun. İşte sohbet ve zikirlerde, zikirlerde işte insanlar illaki ikram çıkaracağım, yemek çıkaracağım diye uğraştırmayın diye özellikle söyleriz. O yüzden bizde tevekkül anlayışı çalışıp sonucunu Allah'a dayanmaktır.
Annemizin üzerinden besledi. Annemiz neyin üzerinden besledi? Babamızın üzerinden besledi. Sebepler zinciri dairesinde Allah besledi. Eyvallah ama bu sebepler dairesinde yaslanmak, sebeplere tutunmak da bütün peygamberlerin sünnetidir. Şimdi av hayvanları yine aslana tevekkülü tercih etmesi için ona anlatmaya başlıyorlar.

Mesnevi Şerîf Şerhi (930 - 948) Beyit) SORU - CEVAP

8 Eylül 2020 · 2:51:42

Konu başlığında kalmıştık. O konu başlığından devam edeceğiz inşallah. Hani av hayvanları tevekkül etmeyi, çalışmamayı öneriyorlardı. Ve diyorlardı ki aslana sen avlanmayı bırak, biz her gün senin önüne senin yiyeceğini, içeceğini getirelim. Sen avlanmayı bırak diyorlardı. Aslan da onlara diyordu ki, hayır ben çalışmayı önde tutuyorum diyordu.
Hazreti Pir aslanla diğer av hayvanlarını konuşturmaya devam ediyor. Aslanın yine çalışmayı tevekküle tercih etmesi. Konu başlığı bu. Aslan dedi ki, evet ama kulların tanrısı bizim ayağımızın önüne bir merdiven koydu. Dama doğru basamak basamak çıkmalı. Burada cebri olmak ham tamahtır dedi. Yani Cenab-ı Hak bizim önümüze bir merdiven koymuş.
O zaman senin azabını arttırıyor. Şükredenlere de nimetlerini arttırıyor. Allah'a şükretmek, hem dil ile şükretmek, hem normalde beden ile şükretmek, hem kalp ile şükretmek lazım. Şükrün de ayrı ayrı tecelliyetleri var. Allah muhafaza eylesin. Tevekkül ediyorsan çalışma hususunda tevekkül et. Kazan da sonra Allah'a dayan.
Demek ki, tevekkül edeceksen çalışmada tevekkül edeceksin. Gayret etmekte tevekkül edeceksin. Ve tevekkül ettikten sonra, normalde çalıştıktan sonra Allah'a dayanıp Allah'a yaslanacaksın. Çalışmadan, gayret etmeden Allah'a dayanıp Allah'a yaslanmak doğru değil. Değil. İnşallah önümüzdeki hafta 948. beytten devam edeceğiz.

357. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

25 Ekim 2013 · 47:01

Başınızdaki kimselere danışın. Onların fikir ve görüşlerini alın. Büyüklerinize hürmet ve saygıyla davranın. Küçüklerinize şefkat ve merhametle davranın. Bu, Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoludur. Fakat karar verdin mi Allah'a güven. Doğrusu Allah tevekkül edenleri sever. Cenab-ı Hak, hazret-i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini halkın içinden direk hakka bağladı.
İstikametini doğru koy, Allah'a güven. Sen istikametini düzgün koy, Allah'a güven. Alışmalarını eyle. Şimdi Allah'a tevekkül et.
Şimdi Allah'a yas. Şimdi onun elinden sımsıkıtır. Ve Allah'a tevekkül et. Ve sonucunu da Allah'a tevekkül et. Sen gayret et, gayret et, gayret et. Gayret et, Allah'a güven ve ona tevekkül ederekten yürürüz. İşte bu, sufiler için olmazsa olmaz başlangıç adamıdır. Harif olmanın yoludur.
Ve Cenab-ı Hak kendisine bağlar. Der ki Allah'a güven ve ona tevekkül et. Bizim sufilik yolumuz ona güvenmek, ona tevekkül etmektir. Allah bizi bu adaf ve ertan içerisinde yaşayan kardeşlerden ve kullarından eylesin. Amin. Bu haliyle hallenenlerden eylesin. Amin. Muhafza günahlarımız Cenab-ı Hak affetsin. Amin.

Mesnevi Şerîf Şerhi (956-971. Beyit) SORU - CEVAP

22 Eylül 2020 · 2:13:09

Bu çok acı bir şey. Rabbim cümlemizi korusun, cümlemizi muhafaza eylesin inşallah. Böyle bir kısa bir seyahatle alakalı ve genel durumla konuştuktan sonra inşallah bu akşamki mesnevi sohbetimize, okumamıza devam edelim inşallah. 956. Beyt'ten okuyacağız. Yine konu başlığı, Azrail'in birisine bakması, onun da Süleyman Aleyhisselam'ın sarayına kaçması, tevekkülün çalışmadan üstün olduğu ve çalışmadaki faydaların azlığı ile alakalı konu.
Yani eğer sana bir takdir yazıldıysa, bu takdir tecelli edecek manasında söylenir bu. Yani size yazılan takdiri bozmaya hükmünüz yok. Ve siz kendi elinizle, kendi ayağınızla siz o takdire gidersiniz. Çünkü konu neydi? Konu tevekküldü. Yani çalışmayı reddetmek, sadece tevekkül etmek.
Yani çalışmayı, gayret etmeyi kenara bırakmak. Onunla alakalı da, işte bu çalışmayı reddedenler, bu kıssayı öne sürüyorlar. Diyorlar ki, yani böyle bir şey var. Siz bu hakkı, hukuku nasıl ortadan kaldırırsınız? Yani tevekkül etmeyi nasıl yok görürsünüz? Nasıl eksik görürsünüz? İşte size tevekkülle alakalı kıssa, bir insan normalde ecelinden kaçması mümkün değil.
Önümüzdeki hafta, konu başlığı inşallah yine. yine aslanın çalışmayı tevekküle tercih etmesi ve çalışmanın faydalarını bildirmesiyle alakalı konudan devam edeceğiz. dokuz yüz, dokuz yüz yetmiş beş, yetmiş dört, yetmiş üç, yetmiş iki, yetmiş bir.

Metinler konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.

Burada yalnız bir kısmı var. Arşivin tamamında aramak için söz fihristini kullanın.