Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 27 Haziran 2021 · 1:21:11
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak Hakk-ı Hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, Rabbim cümlemizi affettiği kullarının zümresine ilhak eylesin, Cenab-ı Hak bütün ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışan, Kur'an ve sünneti seni yaşayan ve yaşatma mücadelesi veren kullarından eylesin, inşâAllah. Rabbim ümmet-i Muhammed'i her türlü sapık fırkalardan, sapıklıklardan uzak eylesin, kader inkarcılarından, kaza inkarcılarından, hadis inkarcılarından, ayet inkarcılarından, tarihselcilerden, reformistlerden, Kur'an ve sünneti değiştirmeye çalışanlardan bizleri muhafaza eylesin, bilmeden biliyormuş zanneden cahillerden eylemesin bizi ve bilmediğimiz konularda hükmeden, bilmediğimiz konularda ahkam kesen cahil cühele takımından bizleri de uzak eylesin, bizleri de onlardan eylemesin.
Böyle zaman zaman insanlar ne yazık ki bilmediklerini de bilmiyorlar, bilmediklerini de bilmeyince böyle kendi kendilerine ahkam kesiyorlar. Rabbim bizi öyle ahkam kesenlerden eylemesin inşâAllah. Bilemiyoruz, böyle daha doğrusu insanlar da bilmiyorlar. İnsanlar şöyle bilmiyorlar, bir bakıyorlar ki bir kimse böyle kendince şey, hani böyle dinden bahsedince, işte vay işte böyle bir hani dini meselelerden bahsediyor deyip, işte onu dinliyor ama farkında değil.
Ne yazık ki bir bakıyorsunuz ki o kimse sapkın sapık bir kimse oluyor. Bakıyorsunuz insanlar kendi kendilerini, mehdiliklerini ilan ediyorlar. Kimisi kendi kendilerinin resul olduğunu ilan ediyor. Ama bu konuşurken sanki böyle dini meseleleri konuşuyormuş, gerçekten bir din alimiymiş veyahut da dini bilen bir kimseymiş veya ehl-i sufiymiş gibi konuşuyor. Veyahut da bir bakıyorsunuz o kimse işte kendisini yine mehdi ilan edip, işte televizyonlarda kendi karşısında insanları böyle vur patlasın, çal oynasın oynatıyor. Yani Türkiye bunları görüyor böyle zaman zaman. Ve işte birisi televizyona çıkıyor, Allah kaybı bilmez diyor ondan sonra ve normalde işte böyle bir de profesör bu Allah kaybı bilmez diyen kimse ve arkasında da böyle tefsir okumaları yapıyor.
Arkasında insanlar var ne yazık ki veyahut da işte birisi kalkıyor ondan sonra Kur'an'da olmayan bir şey günah değildir diyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yasakladıklarını at veriyor kenara. O da ilahiyet profesörüydü malum. İşte bir bakıyorsunuz o kimsenin de arkasında insanlar birikiyor, insanlar toplanıyor. Ama normalde ne yaptığını, ne ettiğini o da bilmiyor. Veyahut da işte kendince diyor insanlar istedikleri gibi namazı kılarlar, illaki bir usule kaideye uyulması gerekmiyor diyor. Bu da bir profesör sonuçta. Veyahut da işte kabir azabı yoktur diyenleri duyduk biz. Televizyonda ne o şeyden, horozdan kurban olur diyenleri duyduk.
Televizyonda ayakkabıdan kurban olan olur diyenleri duyduk. Bunların hepsi de profesördü ondan sonra. Veyahut da işte kendince hani ben böyle işte kimseden nakil yapmadım ondan sonra. Bir şeyci vardı, yine bir profesör vardı. Bir şeyde Ramazan programındaydı. Ramazan programında dinliyorum. İşte ben tefsir yazıyorum ama bu tefsiri yazarken işte hiç kimseden bir nakil almıyorum. Hiç kimseden, hiçbir sahabeden, hiçbir kimseden bir şey nakletmiyorum diyenler de vardı. O yüzden normalde işte hatta son dönemde birisi daha çıktı ya şimdi Almanya'ya gitti. Ondan sonra yani bu Kur'an'ı uydurma dedi, bazı ayetli kerimeler uydurma dedi, Allah böyle şeyler söylemez dedi.
Ondan sonra da şeye gitti, ne o? Almanya'ya göçtü ya şimdi, Almanya'ya gitti ve Almanya'dan da şey yapmış, ne o? Yayınlamış bir de. Demiş ki işte size bıraktım her şeyi, bundan sonra dini konularda da bir şey yazmayacağım demiş. Hamd ediyoruz, yazmasın zaten. Veyahut da işte normalde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin kabri başında dua etmeyi, onu normalde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne tevessül etmeyi, şirk diyen kimseler çıkmış.
Hala daha var, ondan sonra. Bunun gibi işte Allah muhafaza eylesin, Allah'a mekan tayin edenler, Allah'a makam tayin edenler, ondan sonra. Veyahut da ne bileyim işte böyle kendince, hatta çıkmış Allah gökte midir, yerde midir bilmiyorum demiş. Bilinmez o demiş, ondan sonra. Nerede olduğu belli değil demiş, filan fişman. Mutlu bir şeyler söyleyenler olmuş. Veya böyle bir ara çıktılardı ya, bir kısım grup, yaklaşık 40-50 kişi, aban toplantıları vardı, toplanıyorlardı. Dinler arası, diyalog adı altında. Orada ilahiyatçılar da vardı. Onlar da o normalde kendince hadisleri inkar ediyorlardı, kendilerince. Ondan sonra başörtüsü emri yok Kur'an'da diyorlardı.
Hatta onlardan bazıları, diyanet işleri başkanı da oldu bu ülkede. Ne yazık ki. O yüzden, hatta onların içlerinden çıkan böyle ilahiyat profesörleri vardı. Müslüman bir kadının gayrimüslim bir erkekle de evlenebileceğine hükmediyorlardı gibi. Allah muhafaza eylesin. Veyahut da işte çıkmış Pakistan'da bir kimse, işte kendince dinle alakası yok, din alimi de değil. Ama tefsir yazıp ne yazık ki kendi kafasından bir sürü şeyler uyduran kimseler de çıktı. Yani bunları hep gördü insanlar. Allah muhafaza eylesin. Şimdi söyleyeceğim böyle abes olacak ama. Geçenlerde birkaç video gönderdiler bana. Bir de bizim memleket şey ya, söyle ver şunu, Münbit Toprak.
Önceden şeydi bizim ülkücü abilerimizden de o. Böyle bahsetmek istemem, ismini de vermeyeyim şimdi ama versem de olur zaten sıkıntı yok. Muharrem Karabay vardı ve çok güzel şey okurdu, Sakarya şiirini okurdu, Sakarya türküsünün şiirini. O da üveysi olmuş. O da tesettür farz değil deyip tesettürü inkar edenlerden olmuş. Böyle birkaç böyle dinledim. Allah muhafaza eylesin inşallah. Yani Allah bizi sapıklıktan, sapkınlıktan muhafaza eylesin. Böyle insanlar Kur'an ve sünneti seni yaşama azmiyle, düşüncesiyle susuz. Önüne gelen işte Allah affetsin bulanık suyu kendince berrak su zannederekten de içiyor. Rabbim korusun.
O yüzden hatta böyle çok ateşli konuşmalar yapan kimse var böyle ondan alıntılar yapıyorlar. Bana da gönderiyorlar. Fatih Tezcan, onda meşhur ya böyle o da sosyal medyada çok şey. O da mesela işte kaderi, imanı reddeder. Hayrın şerrinden Allah'tan geldiğini inkar eder. Ondan sonra Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin şefaatini inkar eder. Ali şeriatıcıdır o. Normalde mezhepleri de inkar eder. Zaten tasavvufu zaten inkar eder. Ama mesela onu böyle şey yaparlar, çok tutarlar. Örneğin bu da enteresan insanlardan birisi. Allah muhafaza eylesin inşallah. Veya Mustafa İslamoğlu'nu zaten biliyorsunuz. Ondan sonra bir de onu öven insanlar var. Bir de enteresan bir şey.
Onu övenlerden birisi de Emine Şenlikteoğlu. Böyle işte Kur'an ve sünnet mücadelesinde bayanların önde gelenlerinden birisiydi. Yıllar sonra baktık insanların nerede gördüğümüz kimseler, neredeyse gidiyor. Allah sonumuzu hayır etsin inşallah. Üzücü şeyler. O yüzden hani diyorum ki Rabbim cümlemize Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. İmamların iştahı daresinde yaşamayı nasip eylesin. Ben tipik bir imam-ı azamcıyım ya çok eleştirilirim bu konuda böyle. Ben böyle imam-ı azamı severim. Tipik bir imam-ı azamcı, tipik bir imam-ı muhammetçiyimdir ben. Böyle gerçekten imam-ı azamın iştahatları benim için çok önemlidir. İmam-ı maturidi benim için çok önemlidir.
İlk Sufiler benim için çok önemlidir. Kuşeyri Risalesi, Sülemi Risalesi benim için çok önemlidir. Ben böyle hani Sufilik açısından Kuşeyri Risalesi, Sülemi Risalesi Allah'ın için anıyoruz. Ondan sonra onların alemi, Mesnevi Sufilik'te benim böyle çok önemsediğim kitaplar. Hadisleri çok önemserim. Hadis okumayı çok önemserim. İşte İmam-ı Azam'ı önemserim. İmam-ı Muhammed'i önemserim. İmam-ı Azam'ın yolundan giden Kuduri'yi önemserim. İşte Ömer Nasuh Bilmen'i önemserim. Ahmet Fikri Yavuz'u önemserim. Yani ben fıkıh açısından da mesela işte İbn-i Abidin'i önemserim, Serahsi'yi önemserim, Dürer Gürer'i önemserim, El-Hiday'i önemserim.
Yani bunları önemserim ben böyle mezhepsizliği kabul edemem. Kendi nefsimde ve arkadaşlarının üzerinde. Bunları böyle sıraladım, böyle gayri ihtiyar oluştu. Hani yolumuzun ölçüleri olsun. Böyle bir bilinsin istedim. Biz neyiz, biz kimiz gibisinden. Biz fıkıh açısından ehli sünnetin içerisinde durmaya gayret ederiz. Mezhepleri inkar etmeyiz. Mezhep inkarcılarını da uygun görmeyiz. O yüzden biz Hanefi'ye bakarız, bulamazsak Maliki'ye bulamazsak Hanbeli'ye bakarız, bulamazsak Şafi'ye bakarız, bulamazsak sonradan gelen onlardan sonraki alimlere bakarız. Bakarız. Bizim bu konuda bir sıkıntımız olmaz. Kendi kafamızdan iştahat etmemeye gayret ederiz. Yani oturup da bana göre dememeye gayret gösteririz.
Çünkü bana göre şöyle olması lazım demeyiz. Böyle bir hadsizlik etmeyiz. Varsa o konuda ayet, hadis, imamların iştahatı, büyük sufilerin söylediği söz, onların dairesine kalmaya gayret ederiz. O yüzden Cenab-ı Hak cümlemizi sapkınlara uymaktan, bizi de sapıklığa, sapıklığa insanları götürmekten muhafaza eylesin. Ben hep derim arkadaşlar, iyi dostsanız bana, bana iyi bir arkadaşsanız, Kur'an ve Sünnet'in dışında bir şey söylersem, lütfen beni uyarın.
Lütfen bu konuda bana nasihat edin. Ben de kendimi düzelteyim, toparlayayım. Cenab-ı Hak bize cümlemizi muhafaza eylesin, korusun inşallah. Bu akşam 16. şeyimiz var, nasihatımız var. Allah'a tevekkülle alakalı, Allah'a güvenmekle alakalı. Bu normalde sufiler için önemli bir şeydir. Müminler için de önemli bir şeydir. Yani bütün müminler için önemli bir şeydir. Tabii sufiler, mesele biraz daha farklı demeyeyim de, daha derinlemesine baktıklarından dolayı, daha farklı düşünürler tevekkülle alakalı. Ama biz sufiler olarak veya müminler olarak, şartlar ne olursa olsun her halükarda, biz Allah'a güvenmeyi, ona tevekkül etmeyi ve üzerimizde olan her şeyde Cenab-ı Hak'a hamd etmeyi düşünürüz.
Hani sufilerin meşhur sözcüğü vardır ya, her halimize hamdü sena olsun deriz ya, bu onunla alakalı. Tabii Kur'an-ı Kerim, tevekkülle alakalı, Allah'a güvenmeyle alakalı çok ayeti kerime var. O yüzden ben böyle biraz ufaktan bir inceledim, 30'un üzerinde Allah'a tevekkül etmeyi, Allah'a güvenmeyle alakalı ayeti kerime var. Ben böyle hani çok teknik bir şekilde sohbet hazırlamadımdan dolayı o ayeti kerimelerden bir kısmını aldım. Hani çok da konuyu uzatmak istemiyorum. Ama Kur'an bize en az 35-40 yerde Cenab-ı Hak'a güvenilmesi gerektiğini ve Cenab-ı Hak'a tevekkül edilmesi gerektiğini söylüyor. Emrediyor. Bu konuda Kur'an-ı Kerim özellikle bu meselenin üzerinde çok titiz davranmış.
Allah'a tevekkülle, güvenmeyle alakalı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde çok hadisleri var ve duası da var. Yani Allah'a tevekkülle alakalı duası da var. Ehli sufi, ehli tasavvufta bu Allah'a güvenmeyle tevekkülle alakalı kendince de bir ölçü çıkarmış. Yani sufiler de Allah'a tevekkül etmeyi, Allah'a güvenmeyi önemli adletmişler. O kadar önemli adletmişler ki bu bir böyle imani bir mesele olarak konuyu ele almışlar. Yani tevekkül imani bir mesele. Yani imanın rükünlerinden birisi olarak önümüze almış. Tabii çok ayet-i kerimeler var ama ben böyle ince ince, böyle küçük küçük müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler. Ali İmran ayet 122.
Yani bu tabii tevekkül Allah'a güvenmek anlamında vekil kökünden türemiş bir sıfat. O yüzden bir işi üzerine alma, birinin işini üzerine alma, birine güvence verme, birinin işini havale etme olarak tanımlanmış tevekkül veya Allah'a güvenme. O yüzden Maide suresi ayet 11'de de Allah'tan korkun ve müminler yalnızca Allah'a güvensinler demiş.
Bakın enteresan bir şey, müminleri ilgilendiren bir konu. Müminler yalnızca Allah'a güvensinler. Yine Maide ayet 23'te eğer müminler iseniz Allah'a güvenin demiş. O zaman tevekkül dini ve tasavvufi bir terim olarak bizim önümüzde duruyor. Ve bu mesele üzerinde herkes bir şeyler söylemiş. Ve bu Allah'a teslim olmak ve bir şeyde bir konuyu Allah'a teslim etmek, Allah'ı vekil kılmak olarak algılanmış. Ve mesela rızık konusunda Allah'a teslim olma. Hani yine var ya meşhur hadis-i şerif Hazreti Ömer radallahu anh Hazretleri aktarıyor ya bunu. Hani diyor ya, tam metnini okuyayım almıştım onu.
Siz Allah'a hakkıyla tevekkül edebilseydiniz, sizleri de kuşları rızıklandırdığı gibi rızıklandırırdı. Sabahleyin aç çıkar, akşama tok dönerdiniz diyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. O yüzden yani tevekkül etmek rızkı da ilgilendirmiş. Rızıkla alakalı endişeleri ortadan kaldırmış. Ve mesela olan hadiselerle, olan olaylarla da alakalı hepsi de bir bağ kurmuşlar. Ve Cenab-ı Hak müminleri tarif ederken de Enfaz Suresi ayet 2'de, Müminler ancak Allah zikredildiği zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanlarını arttıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir diye tarif etmiş Kur'an. Öyle olunca o zaman müminlerin sıfatlarından birisi de Rablerine dayanıp güvenen kimseler olarak nitelendirildi.
Yani Allah zikredildiği zaman yürekleri titrecek ve kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanlarını arttıracak ve yalnız Allah'a güvenip, Rablerine güvenip, ona dayanıp, ona güvenecekler. O zaman müminlik sıfatlarından birisi oldu o kimsenin. Tevekkül etme, Allah'a güvenme imanın gereklerinden birisi oldu. Yine tegabün ayet 13'te de müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler. Ve bir önceki ayette de Allah ondan başka hiçbir ilah yoktur diye kendisini tanımlamış. Öyle olunca yani Allah'a güvenip, ona dayanmak, ona yaslanmak, ona tevekkül etmek imani bir mesele olarak önümüze çıkıyor. O zaman ona güvenmek, ona dayanmayı tarif edecek olursak, bir kimsenin iç dünyasında, yani kalbinde, iç dünyasında, kalbinde yalnız Allah'a güvenmesi olması gerekir.
Yani kalbinde anne, baba, eş, çoluk, çocuk, devlet başkanı, bürokrat, ıgvır zıvır değil ya Allah'a güvenecek o kimse. Kalbini bu konuda tedbir edecek, temizecek. Tabiri caizse şirki hafiden kurtaracak kendini. Şimdi tevekkül o yüzden çok önemli. Allah'a güvenme o yüzden çok önemli. Eğer o kimsenin kalbinde Allah'a güven, Allah'a tevekkül oturmaz ise, o kimse çünkü gizli şirke düşecek.
Şirka hafi dediğimiz gizli şirke düşecek. Bundan sıyrılabilmesi için o kimsenin Allah'a tam manasıyla, tam manasıyla güvenip, tam manasıyla tevekkül etmesi gerekiyor. Ama hemen burada bir parantez açayım. Bu böyle işte sebeplere başvurmamak veya böyle sebeplere başvurmamak veyahut da herhangi bir şeyde, bir sıkıntıda, bir problemde ona çare aramamak olarak bunu düşünmeyin. Bunu böyle düşünürseniz yine sözün başındaki gibi Allah muhafaza eylesin, biz yolun sapkınlarından oluruz. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin sünnetini terk etmiş oluruz. Hatta birisi sebeplere dayansa, sebeplere yaslansa, sebepler dairesinde derdine bir derman aramaya çalışsa, biz onun o halini horhakir görürsek, sünneti horhakir görmüş oluruz.
Biz imanımızı kaybederiz. Tevekkülü inkar edersek, şimdi bir de bu tarafı var. Biz şimdi tevekkülü inkar edersek, Kur'an'ı inkar etmiş oluruz ki yine bu sefer şirke düşmüş oluruz. Dikkat edin, burada ince bir böyle perde var. Tevekkülü inkar edersek, Allah'a şirk koşmuş oluruz. Sebepler dairesini inkar edersek, Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini reddetmiş oluruz. Yine şirke düşeriz. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar etmek şirktir. Bu kaçınılmaz sondur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sakın bu konuda ne tevekküle laf söyleyenlerden olalım, ne de sebepler dairesinde bir derdine derman arayan, veyahut da rızkını temin etme açısından çalışan bir kimseyi, veyahut da bir beladan, müsibetten, bir sıkıntıdan kaçan bir kimseyi horhakir görelim.
Neden? O zaman o sünneti seni reddetmiş oluruz. Allah muhafaza eylesin. Veyahut da bir kimse bir derdini anlatması, derdini söylemesi de sünneti seni yerine içerisinde var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dert dinlerdi. O yüzden dert dinliyorsan o zaman dert anlatan kimseyi de horhakir görme. Bu da yanlış. Allah muhafaza eylesin. Ve yine mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kamu işlerinde de, hani devletin işlerinde, milletin işlerinde de Cenab-ı Hak ona da istişare etmesini, şuura toplamasını ve çıkan sonuçta ona uymasını ve ondan sonra da tevekkül etmesini emrediyor. Enteresan, Ali İmran 159, hani Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın.
Şayet sen kaba katı yürekte olsaydın iş şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onlara affet, bağışlanmaları için dua et, iş hakkında onlara danış, kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever. Yani Allah kendisine güvenen, kendisine tevekkül edenleri sever. Bakın, tevekkül etme, Allah'a dayanma Allah'ın sevdiği bir hal oldu. Allah'ın sevdiği bir hal ile hallenirsek O bizi sevecek. Bakın Allah'ın, Allah tövbe edenleri sever, Allah temizlenenleri sever, Allah zikredenleri sever. Allah tevekkül edenleri de sever. Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever. İşte ayet-i kerime de diyor ki, o vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın.
Şayet sen kaba katı yürekli olsaydın hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. O zaman bir kimsenin etrafında hiç kimse kalmıyorsa, o zaman o kendine bakacak. Kaba, katı yürekli. Kaba ve katı yürekli. Ve yumuşak davranmayan bir kimse. Bu bütün insanları ilgilendiriyor. Anneleri, babaları, çocukları, amirleri, memurları, çavuşları, zakirleri, şeyhleri, alimleri. Bütün herkesi ilgilendiriyor bu kıymetli dostlar. Bütün herkesi. O zaman sen katı yürekli oldun, kaba ve katı yürekli oldun. O zaman etrafından insanlar dağılıp gidecek. Bu kaçınılmaz. Sen dedikoducu, gıybetçi, iftiracı, laf taşıyan olursan, etrafında kimse kalmayacak senin. Koğuculuk yaparsan, etrafında kimse kalmayacak senin.
Sen bir lafı alır, bir başka tarafa götürürsen, etrafında kimse kalmayacak senin. İnsanların namusuna, şerefine, haysiyetine dil uzatır. Böyle laf dolaştırırsan, etrafında kimse kalmayacak senin. Kendi kendine sen, kendi kendine batıracaksın. Kendi kendine batıracaksın. Ona bağır çağır, buna bağır çağır, ona kaba davran, ona eksik davran, senin etrafında hiç kimse kalmayacak. Sonra kendi kendine sen, ben çok doğrucu konuşuyorum da, ben çok doğru söylediğimden dolayı benim etrafında kimse kalmıyor diye, kendi kendini de aldatacaksın. Aldatma kimseyi. Laf dolaştırma. İnsanların namusuna leke atma. İnsanların namusunu kendi namusun bil. Gencecik kızların namusuna dil uzatma.
Gencecik evli kadınların, evli erkeklerin namuslarına dil uzatma. Etrafında kimse kalmaz. Bir de o haliyle dervişlik taslama. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kaba davranma etrafına. Hata yapanların hatalarını ört. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallen. Diyor ki, onları affet, bağışlanmaları için dua et. O zaman sen kardeşlerinin bağışlanması için dua et. Sen filancanın kızı şöyle olmuş, fişmancanın kızı böyle yapmış deyip de laf dolaştırma. O laflar döner dolaşır, seni bulur. Allah muhafaza eylesin. Ve kardeşlerinin, arkadaşlarının etrafının bir hatasını, kusurunu gördüğünde ona nasihat et.
Ve onun affedilmesi için dua et. Bir meselede de karar alındığında, o kararında da ne yap? Sabit ol. İstişare edildi, istişarede bir karar alındı. O kararda sabit ol. Ve Allah'a güven, Allah'a dayan, Allah'a yaslan, Allah'a tevekkül et. O zaman bu muhteşem bir sebep. Çünkü Allah kendisine dayanan, kendisine tevekkül edenleri seviyor. Rabbim bizi onlardan eylesin inşallah. Ve yine Furkan suresi ayet 58. Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. onu hamd ile tesbih et. kullarının günahlarını onun bilmesi yeter. Yani Allah bir kulunun günahını biliyor. senin kalkıp da o günahları etrafa dolaştırmana gerek yok. Varsa bir kimsenin günahı, Cenab-ı Hakk'a verecek hesabını.
Birisine bir zarar verdiyse gitsin, telafi etsin. Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden ne yapacağız? Allah'ı hamd ile tesbih edeceğiz. Yani zikredeceğiz. Elhamdülillah diyeceğiz. Subhanallah diyeceğiz. Allahu Ekber diyeceğiz. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu diyeceğiz. La ilahe illallah demeye devam edeceğiz. Allah'ı zikredeceğiz. Ve her halimizde Allah'a dayanıp ona tevekkül edeceğiz. Rabbim bizi onlardan eylesin inşallah. Daha birçok ayeti kerime almışım. Ben şimdi biraz da böyle hadislerden okuyayım inşallah. Tevekkül ile alakalı. Meseleyi çok uzatmayayım. Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki Ümmetimden yetmiş bin kişi mahşerde hesaba çekilmeden cennete girecektir buyurdular.
Bakın bu yetmiş bin kişi o zaman için en yüksek rakamlardan birisi. Yani bu böyle yetmiş bin kişi olarak da bunu bu hadis-i şerifi algılayabiliriz. Ama bu haller ile hallenenler olarak da algılayabiliriz. Bunlar kimler diye sordular Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Allah Resulü dedi ki onlar kendilerini dağlatmayanlar, Rukiye'ye başvurmayanlar, Uğursuzluğa inanmayanlar Ve Rablerine tevekkül edenlerdir buyurdu.
Şimdi Ukkaşe radıyallahu anh hazretleri kalktı. Dedi ki Ya Resulallah bana dua et ben onlardan olayım. Dedi ki sen onlardansın. Ardından bir başkası daha kalktı. Dedi ki benim için de dua et. Dedi ki Ukkaşe senden önce davrandı. Bu hadis-i şerif Müslüm'de geçiyor. Burada şimdi normalde çok önemli dört unsur var. Birisi ne? Kendilerini dağlatmayanlar. Yani bir kimse savaşta diyelim ki yaralandı, Kılıç yarası aldı, bıçak yarası aldı. O kılıç yarası, bıçak yarası alanlar kendilerini dağlatıyorlar. Yani orayı yakıyorlar. Hani şimdi böyle bir şey var ya televizyonlarda meşhur ya işte Büyük Selçuklu var. Ne var? Orhan var. Onun önceden önce ne vardı?
Diriliş var, kuruluş var, kurtuluş var. Var da var. Şimdi onlar da böyle hani ok yaralarını, ondan sonra kılıç yaralarını ne yapıyorlar böyle ateşte çeliği işte ısıtıp orayı dağılıyorlar ya. Dağlamakla alakalı yalnız Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu konuda hani dağlamakla tedaviye böyle şart düştüğü gibi sahabelerin yapmalarına da pek böyle hani hayır dememiş, karşı çıkmamış. Şimdi sahabeden bu yaralarını dağlayanlar var mı? Var. Hatta bir kısmı namazda dağlatmışlar kendilerini. Yani namazda işte kılıç yarasını veya ok yarasını dağlatacakları zaman sahabe demiş ki ben bir namaza durayım hani namazda dağlayın artık onların namazı nasıl bir namazsa düşünebiliyor musunuz? Yani namazda kızgın demirlerle yaraları dağlanıyor, selam verdikten sonra ben size namazdayken dağlayın demedim mi, neden dağlamadınız diyenler var.
İşte bunlar böyle cezbenin zirvesinde dolaşanlar. Namazda öyle bir cezbe hali, öyle bir hayret makamındalar ki vücutları dağlanıyor, haberleri olmuyor. Asıl cezbe işte bu. Veya Hazreti Ali Radiyallahu Anh Hazretlerinin ayağına ok batıyor ya oku çıkaracaklar. Diyor ki namazda çıkarın ayağımdaki oku. Namaza duruyor Allahu Ekber. Çıkarıyorlar oku, selam verdikten sonra diyor ki neden çıkarmadınız, namazda ben size oku çıkarın demedim mi diyor. Onlar da diyorlar ki çıkardık ya emir el müminin oku ayağınızdan. Şimdi ama dağlayanlar da var mı? Var. Bakın dağlayanlar da var, dağlamayanlar da var. Bunları şimdi birazdan anlatacağım. Neden böyle iki türlü diye.
Evet. Bir de Rukiye'ye başvurmayanlar. Rukiye ne? İşte bir Fatiha-i Şerife'yi yazıp böyle muska olarak üzerinde taşıma. Veya bir Ayet-el Kürsi'yi yazıp muska olarak üzerinde taşıma. Veya hatta Cenab-ı Hakk'ın 99 isimini yazıp üzerinde taşıma. Veya hatta Bakara suresini yazıp üzerinde taşıma. Veya böyle küçücük Kur'an-ı Kerimler var ya minik minik yazıyorlar. Komple Kur'an-ı Kerim üzerinde taşıma. Veya bir Salavat-ı Şerife'yi yazıp üzerinde taşıma. Veya hatta bir duayı yazıp üzerinde taşıma. Rukiye yapma. Bu caiz mi? El cevap caiz. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor. Rukiye'ye başvurmayanlar. Bakın bu hadis-i şerif bizim önümüzde başka şeyler getirecek.
Özellikle söylüyorum bunu. Bir de uğursuzluğe inanmayanlar. Hani uğursuzluğe inanıyorlar ya işte baykuş geldi camı oturdu buradan ölü çıkacak. Veya hatta işte bu kuş böylemesine uçtuğu bir uğursuzluk var. Veya hatta işte tabiatın böyle bir şey olduğu bunda bir uğursuzluk var. Veya hatta yok ayakkabı ters döndü bunda bir uğursuzluk var. Veya hatta işte bir şey yan geldi bunda uğursuzluk var. Uğursuzluğa inanmak, uğursuzluğa pay vermek. Ne yapıyor? Bunlara da pay vermiyorsa bir de Allah'a tevekkül ediyorsa. Bakın birisi sağlıkla alakalı. Ne? Vücudu dağlatmak. Birisi rukiye ile alakalı. Hastalıklardan kurtulmayla alakalı. Ondan sonra öbürkü de uğursuzluğa inanmamak.
Dünyevi işlerle alakalı. O zaman bunlara inanmadığı tevekkül ederse o sorgusu sualsiz ne yapacak? Allah'ın izniyle cennete girecek. Evet. Şimdi burada yine tevekkülde hayvanı bağlayıp da mı bağlamıyor mu bağlayarak tevekkül et. Bakın burada sebepler girdi şimdi işin içerisine. Şimdi tevekkülün imani bir meselesi var. Yani nasıl imani bir meselesi var? Çünkü tevekkülün aslı imanda. Öyle olunca her şeyin yaratıcısının Allah olduğunu inanma ve fiiliyatı direkt Allah'a teslim etme. Tevekkül. Hani bazen zaman zaman diyorum ya, imanın üç derecesi vardır. İlmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin diye. İşte bu tevekkülde de insanların bu yakinliği söz konusu.
Şimdi bu aynel yakin hani böyle ilmel yakin olan avamla alakalı. Veyahut da işte biz insanların avamın halkın imanı veya halkın tevhid anlayışı diyebiliriz bunu. Bunlar nedir? Ondan sonra bu avam olan kimse kendince işte böyle her şeyde bir akılcılık arar. Her şeyde böyle bir delil arar.
Ondan sonra böyle Allah'ın yarattıklarına bakar. Allah'ın yarattıklarına bakaraktan der ki her şeyde münezzeh o der. Ondan sonra böyle bir tevhid anlayışı olur. Bu avamın iman etmiş ama avamın tevhid anlayışıdır. Ama avamın iman anlayışıdır. İkinci aynel yakin iman ehlidir o. O avamın bir üstü dağdır. Hani bazen eserlerde havas deriz ya. Üzerine de ne? İşte o havasın da hası. Has olanlar. Ama bir onun altı ne? Havasın imanı veya havasın tevhid anlayışı. Bu da nedir? O bütün fiiliyatlarda her şeyde Allah'ı görür. Bakın önceki kimse bütün her şeyi münezzeh görüyordu. Her şeyden münezzehtir oluyordu.
Şimdi havas ehli bütün fiiliyatlarda onu görür. Hayırın ve şerinin direkt böyle Allah'tan olduğunu iman eder. Ve burada o kimse aynı zamanda da tevekkül eder her şeyde. Ve halktan şikayet etmez. Etrafından şikayet etmez. O böyle şikayet mertebesinden uzaklaşır. Hani pişmanca bana şunu yaptı, şu şunu yaptı, bu bunu yaptı. O öyle oldu, bu böyle oldu, şu şöyle oldu. Bundan kurtulur. Ama avam bunlara devam eder. Şu şunu şöyle yaptı, bu bunu öyle yaptı, bu böyle dedi, şu şöyle dedi, bu böyle oldu, bu böyle oldu, bunun böyle olmaması lazım. Bu avamın işidir. Has ise bunlarla uğraşmaz. Der ki fiiliyat Allah'tan, onu yaratan Allah, onu tecelli ettiren Allah, hayırı da şerri de yaratan Allah, hatta micittahileri, hayırı da şerri de yönlendiren Allah der.
Şimdi, bu normalde eğer bu noktada böyle durduğunda, o gizli şirkten kurtulur. Avamda gizli şirk var mıdır? El cevap vardır. O şifayı haptan görür. Bakın, o şifayı haptan görür. Has, şifayı Allah'tan görür. Hasülhas, hasülhas, hastalık yok der.
Her şey onun şifası der. Ona haktır yalnız bu. Bir başkasına hak değildir. Şimdi, ama onu öyle söyler, kendi hiç aleminde der onu. Bunu dışarı söylemez. Allah yiyesin. Şimdi, bu aynel yakin olan kimseler, tevekkülü tanırlar. O yüzden onların gizli şirkleri kalmaz. Ve, onların artık gözlerinde perde aralanmaya başlar. Ve perde aralanmaya başladıkça, her şeyin ondan değil, o olduğunun farkına varır. Bir her şeyi ondan görmek vardır, bir de her şeyi o görmek vardır.
O artık yavaş yavaş, hasülhas'a doğru geçer. Her şey o der. O zaman işte bu, hasa, hastan çıkıp artık o havas ehli olur. Eski dilde. Yani, hakkel yakin olur. Hakkel yakin olunca, artık onun için sıfatsal boyutta kalmaz. Bu, tevhid hali biraz böyle, Allah affetsin, özel bir haldir.
Bu böyle, bu özel hal, Cenab-ı Hakk'ın kendisine seçmiş olduğu, has kullarına verdiği bir tevhid halidir. E, gönül arzu eder ki, herkes o hal ile hallensin ama, bu kapı herkese açıktır diyelim yine. Ama Cenab-ı Hakk'ın kendisine seçmiş olduğu, peygamberlerine, başta Hz. Muhammed Mustafa'ya, sallallahu aleyhi ve selleme ve diğer peygamberlere.
Ve, biz ashabı da o halde görürüz ve pir efendilere, büyük velilere bu hal verilmiştir. Artık bu, Cenab-ı Hakk'ta fena ve onda beka bulmakla bu hale ulaşılır. Yani, seyr-i sülukunu bitirmesi gerekir o kimse. O zaman, hani, Mesnevi'de Hz. Pir'in, hani bazı kimseler vardır, dillerinden siz onların inşallah dediklerini duymazsınız ama, onlar inşallahın canı olmuşlardır diyor.
İşte bunlar da, tevekkülün canı olmuşlardır. Onlar tevekkülün canıdır. Bir başkasına anlattıkları din, o kimsenin nefsine göre, o kimsenin meratibine göredir. O yüzden, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde, şahısların durumlarına göre, onlara nasihat ederdi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri.
İşte tevekkül bahsinde de öyle. Deveyi bağlayayım da mı tevekkül edeyim, bağlamadan mı tevekkül edeyim, ona sen deveni bağla da tevekkül et diyor. Öbür küne diyor ki, siz kuşlar kadar tevekkül sahibi olsaydınız, aç gider, tok gelirdiniz diyor. Başka bir hadis-i şerifte, başka bir hadis-i şerifte beni Rabbim doyurdu diyor. Beni Rabbim doyurur diyor. Bakın burada, onun sebeplerinin dışında artık bir şey. Bir başka sahabe rükye takıyor ve rükye yapıyor bir başkasına da. Ona doğru yaptın diyor ama ve lakin kendisi rükye yapmıyor hiç. Yani üzerinde bir ayet-i kerime taşımıyor. Bir başka sahabe yarasını dağılıyor, ona niçin dağladın demiyor.
Ama kendisi de yaralandığı halde kendisini dağlatmıyor. Dağlatmayı da uygun görmüyor. O zaman bu tevekkülün bu noktasına gelenler, tevekkülün canı olanlar, hani ne tarafa dönerseniz dönün, hakkın vecih o taraftadır sırrına ulaşanlarla alakalı. Şimdi burası işte imanla alakalı olduğu için imanın üç derecesi, ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin derecesinde olanların tevekkülleri de farklı farklı derecede oldu.
Birisi rızkı kendince çalışmasına bağladı. Dedi ki muhakkak ki ben çalışmam lazım. Öbürkü de dedi ki, evet rızık Allah'a ettir, o dilediğinden dilediği gibi besler dedi. Ama yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniye dairesinde duraraktan iş yapıyormuş gibi göründü. Bunun orta yolunu söyleyeyim size, daha doğrusu orta yolunu İmam-ı Hanbel koymuş.
Çok hoşuma gitti İmam-ı Hanbel'in bu konudaki distoru. Diyor ki, herkes için en uygun şey Allah'a tevekkül etmek ve nefislerini kazanmaya alıştırmaktır. Kim kazancı terk etmenin eftal olduğunu söylerse, dünyayı muattal hale getirmek isteyen bir ahmaktır. O zaman yani bir kimse kazancı terk etmeyecek. Muhakkak bir işi olacak, kazanmaya gayret edecek ve aynı zamanda da tevekkül edecek. Allah'a dayanacak, Allah'a güvenecek, Allah'a yaslanacak. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab-ı Hak cümlemizi sevsin, sevindirsin, muhafaza eylesin inşallah. Bu konuda da bir hayli şey yazmışım ama ve lakin sohbeti bu kadarlık yeterli görüyorum.
Allah muhafaza eylesin inşallah cümlemizi. Önümüzdeki hafta artık buradan mı devam ederiz yoksa yasaklar biter ondan sonra önümüzdeki hafta ayın kaçı? Ayın birinde bir daha tekrar şey yapacaklar ya, biri Perşembe'ye geliyor. Aa evet yani normalde cumartesi 3'e geliyor. Yasaklar biterse herhalde artık buradaki canlı yayın sohbetleri biter.
Normal mutat zamanı geçersek eğer, Perşembe günleri yine namaz yahta, cumartesi günleri de yine yukarıda vakfın merkezinde sohbetlere devam ederiz. E salı günleri telegram devam eder mi etmez mi? Burası ayrı bir şey. İnşallah devam ederiz ya da gittiğimiz yerlerden devam ederiz inşallah. O yüzden eğer önümüzdeki hafta burada sohbete devam edecek olursak ölümü çokça hatırlamalısın. Ölümle alakalı sohbet edeceğiz inşallah. Ama yok yasakları kaldırılarsa önümüzdeki cumartesi günü inşallah şeyde ne o, yukarıda vakfın merkezinde devam edeceğiz. O zaman da orada Allah izin verirse meşnevi okumalarına kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse eğer yasaklar kalkarsa, toplantıları serbest bırakırlarsa o zaman da Perşembe gün yine namazgahta zikrullaha başlayacağız.
Şimdi inşallah sorular. Ne bulduk böyle ya? Allah'ın aleyküm yeni doğmuş bebeğimize dualarınızı bekleriz. Bebeğimizin aşılarını yaptırmayı uygun görüyor musunuz?
Cenab-ı Hak İslam'a hadim eylesin. Anneli babalı dedelerin neli büyüsün inşallah. Rabbim Kur'an ve sünneti seni ye sımsıkı yapışan evlatlardan eylesin. Bu konularda benim duruşum belli. Yani aşı yaptırın veya yaptırmayın deme noktasında değilim. Malum aşı yaptırın demek sebeplere uymak. Yaptırmayın demek işin ayrı bir noktası.
Ama ve lakin bir kimse bir halde değilse o hale özenip de o halin işini yapmaya kalkmıyor. Sonradan pişman olur. Allah muhafaza eylesin, sıkıntı yaşar. Yani sen o derecede değilsin. O derecede değilsen malının tamamını Hazreti Ebu Vekir gibi tasadduk etmeye kalkma. Bunun gibi bir şey. O yüzden bazı soruyorlar arkadaşlar işte bilhassa bu korona aşısıyla alakalı. İşte ne emredersiniz? Ben bir şey emretmem canım kardeşim. Benim evet aşıların komplezine, normalde bugün mevcut piyasadaki ilaçların hepsi hiçbirisine güvenmiyorum. Kullanıyor muyum şeker ilacı? Evet. Yani tedavi etmiyor. Biliyorum tedavi etmediğini.
Yani kullanıyor muyum? Evet. Ama ve lakin bu konuda ben tedaviye karşı bir kimse değilim. Açık konuşmakta fayda var. Bir tarafıma bir şey olursa güvendim, inandım, doktor kardeşlerimiz var ondan sonra. Giderim onlara sorarım. Onlardan bilgi alırım. Ondan sonra da onlar bu konuda ne diyorlarsa onların dediklerine de uyarım. Öyle ben tedaviyi reddeden bir kimse değilim. Yani işte Allah razı olsun bizim Profesör Murat Bey var ondan sonra. Daha ilacı bizim Fatih Bey var. İşte bizim şey Abdullah var ondan sonra. O da herhalde yakında beyin cerrahı olarak inşallah bitirecek. Ben o arkadaşlara bakarım.
İşte aslında doktorlarımız var da bir tane İstanbul'da bayan var doktorumuz. Onun kardeşi de doktor çıkıyor. Bir tane de Salih var Çanakkale'de gene o da doktor çıkacak. Bunun gibi ben onlara danışırım, onlarla görüşürüm, onlarla istişare ederim. Ben yani güvenirim de inanırım da onlara. O istişarenin neticesinde onlar bana bir şey derlerse işte ben yerine getiririm. Örneğin bu konuda ben tedaviyi reddedenlerden değilim. O yüzden ama işte aşıyla alakalı işte bir sürü şahiye var. Bir sürü söz var. Bu bilhassa neymiş şeyle alakalı koronayla alakalı. Ben de zaten dedim ben yerli aşıyı bekliyorum. Yerli aşı çıkarsa mecbur kalırsam gider yerli aşı olurum dedim. Çocuklarla da alakalı siz kendiniz karar vereceksiniz.
Ama devlet bu konuda aşılıyor zaten. Kimsenin eline bırakmıyor onu. Selamun Aleyküm. Bir arkadaşımın sorusu. Ecel tam olarak nedir? Kısalıp uzaması söz konusu olabilir mi? Bir yakınımız öldükten sonra tedavisi son anlarında yapılması gerekenlerle ilgili yetersiz kaldığına inanıp hayıflanmak ne kadar doğru hakkınızı helal edin. Ecel ne bir adım öne ne bir adım sonra. Bu kesin. O yüzden ecel neyse o olacak. Ha bir şeyde gecikmesi, bir şeyde yanlış tedavi, eksik tedavi, fazla tedavi, doğru tedavi eceli değiştirmeyecek. Ama biz üzerimize düşen şeyleri yerine getirmeye gayret edeceğiz. Maşallah ne kadar uzun yazmış bir kardeş. Selamun Aleyküm.
Benim sorum bazen namazda, gece namazda Kur'an okurken benimle konuşanlar, öğretilenler ve gösterilenler durumumun ne olduğunu bilmiyorum bu konuda. Bazen hayvan suretlerinde birileri geliyor ve sorular soruyorlar. Bir sorusu neden benim suretim hayvan olmadığını ve ne zikir çektiğimi. Gece namaz uyandırıldım ve sabaha kadar namaz kılarım. Bazen hiç kaldırmazlar. Genelde ayağımı dürter kimdir, nedir görmem. Uyanır namaz kılarım. Onun dediği zikir vardır. Dilimde tek o zikri çekerim. Başka bir şey söylemek istesem de söyleyemem. Ve mana alemi ve bu yolla ilgili bilgi anlatılır. Ve genelde hayvan suretinde bilgi almaya gelenler çekinir benden. Ben korkuyorum bunlar bu haller ne diye.
Geçen hafta gök gürültüsü duydum ama yağmur yok, hava açık, korkunç ses. Ve sonra bazı varlıklar evimin önünde beni arıyorlar. Gözetiyorlardı, çok korktum. Bu bir hafta sürdü ne olur yardımcı olur musunuz? Kendi aklımdan şüphe ediyorum. Namaz kılarken ya da uyku uyanıklık halinde bir yerlere giderim ya da öyle görünüyor. Bazen çok güzel şeyler görürüm. Secdede, kıyamda bir şeyler bilmezken onları anlatılır, öğrenirim. Bende başka bir ben var sanki, başka başka hallerim oluyor. Ne bu dünyadayım ne başka dünyada. Ayağım basmaz, gözüm görmez haldeyim. Bu olanlardan nasıl korunabilirim ya da kötülerin yanına gelmesini nasıl engellerim? Durmadan susmasın, hep zikir halinde oluyorum.
Bazen sınavlarım oluyor ve çok oluyor. Bu durum ne? Allah yardımcın olsun. İnşallah bir üstada intisap etsen, bir üstada intisap ederekten bu hallerin inşallah düzelme yoluna gider. Eğer üstadın yok ise, üstadın var ise, inşallah git üstadına bunları sor. Esselamun aleyküm kıymetli hocam ve aleyküm selam.
Hayırlı, bereketli akşamlar dilerim. Yüce Rabbim sizden hoşnutla razı olsun. Hizmetleriniz daim olsun. Hocam bir sorum olacak bir arkadaşım. Bir şeyhe intisap etmeden, kitabi yoldan hareket ederekten seyr-i sülûk yapmış. Epeydir devam etmiş. Kalben, ruhen ve rüya olsun birçok ilham, keşf, haller yaşadığını söylüyor. Hatta rüyasında Peygamber Efendimiz'e yaklaştığını, hatta sesini duymuş. Birçok evliyalar rüyasında gördüğünü söyledi. Gerek Rahman'ı gerekse şeytana ilhamlar aldığını ve ayırt ettiğini söyledi. Zahirinde Peygamber Efendimiz kulağına ismini söylemiş. Ve buna benzer birçok haller hala yaşamakta olduğunu söyledi. Bana bu konuda nasıl bir yol izlemem gerektiğini sordu. Ben de bu konuyu size anlatma gereği hissettim.
Bu konuda bizi aydınlatır mısınız? Geceniz hayır olsun. Rabbim sizi başımızdan ve gönlümüzden eksik etmesin. Bizim için dua etmenizi rica ederim. Allah yardımcınız olsun. Madem bütün herkes ve her şeyi görüyor, rüyasında da görüyor, kulağına da fısıldayanlar var. Onun bir şeye ihtiyacı yok. Devam etsin öyle o zaman. Şimdi bu tip şeyleri çok duyuyorum ya ben o yüzden tebessüm ediyorum. Madem senin kulağına her şeyi söylüyorlar, böyle ilimler de vermişler. Neden bir başkasına sormaya ihtiyacı diyorsun ki ben ne yapayım diye? Az önceki o bayan kardeş için de geçerli. Madem bütün her şeyi size söylüyorlar, yaptırıyorlar, ettiriyorlar. Bir başkasına ihtiyacınız yok. Yolunuza devam edin. Devam edebiliyorsanız.
Ya Allah iyi etsin inşallah. Arkadaşlar, rüya kardeşler buraya atmayacaklar inşallah. Selamun Aleyküm hocam.
Kurbanla ilgili bir şey sormak istiyorum. Benim altın bilezik borcum var. Kurban bize düşer mi? Normalde malınla veya elindeki para, nakit ile o borcunu düşeceksin. Nisap miktarı kadar elinde varsa kurban yine Hanefe'ye göre vacip. Eğer nisap miktarı yok ise o zaman kurban düşmez. Bir, geçenlerde tam uykuya dalacakken kalktığımı gördüm.
Bedenim çok ağırdı. Olduğum yere çöktüm. Yere düşmemek için kollarımla yataktan destek aldım. Açık penceredeki gökyüzüne baktım. Sanki daha önce yapmış gibi pencereden uçup göğe doğru yükselmeye çalıştım. Ama bedenim çok ağırdı. Hareket edemedim. Bu tür uykuya dalarken görülen şeylerin ismi nedir? Hiçbir ismi yok. Kendi kendinize bunlardan bir mana çıkarmaya çalışmayın.
Bazen uykudan uyandığımda kendimi namazda buluyorum ya da öyle sanıyorum. Bugün uyandığımda ellerimi öne bağlamışım Fatih'e okuyordum. Geçenlerde de uyanır uyanmaz namazdayım sanıp uyku sersemliğiyle kevser okuyacağımı Rabbana okudum. Tüh yanlış oldu baştan kılayım dedim. O an uyku sersemliği azalıp bilincim gelince de bir dakika ya da namazda değilim ki dedim. Bu tür şeylerin adı manası var mıdır? Yok namazını beş vakit namazını kıl. Zahiren bize insanlara ve Allah'a faydası olmayan namazı manevi ve ahiret hayatımız için bu kadar önemli yapan sır nedir? Nereden bildiğin zahiren bize faydasının olmadığını? Alim kardeşim benim.
İşsiz bir insan zor duruma düşünmemek için namaza izin verilmeyen bir işe girmeli midir? Yoksa sıkıntılar çekecek olsa bile namazın serbest olduğu bir iş bulana kadar beklemeli midir? Bu o kimsenin mali durumuyla alakalı. Ben namaza izin verilmeyecek bir iş mi? Yani ne olacak ki namaz eden çok o kadar insanın vaktini alacak bir şey yok. Merhabalar kadınlar için sema dersleri var mı? Evet var. Telegramda bayanların bir sayfası var tasavvuf vakfı bayanlar diye. Oraya girdin. Orada semazen kardeşlerimiz var. Sema talimlerini yapıyorlar bildiğim kadarıyla. Onların da semaları var. Selamun Aleyküm hocam.
Ben senelerce zaman zaman antidepresan kullandım. Fakat kullandığım ilaç uyku falan yapmıyordu çok şükür. Sadece daha sabırlı olmamı, her şeyi kafama takmamamı sağlıyordu. Yaklaşık 6 ay önce sizden ders aldım. Bu ara yine kendimi tutamıyorum ve kocamla, evladımla sıkıntılar yaşıyorum. Sizin ilaçla ilgili olumsuz düşüncelerinizi bildiğim için ilaca henüz başlamadım. Sizden ne yapmam gerektiğiyle ilgili bilgi ve dua rica ediyorum. Allah razı olsun. Yani normalde yapacak olduğunuz şey etrafınıza toleranslı davranmak, yumuşak davranmak, hoşgörülü davranmak. Bu konuda nefsinizi zorlamak. Selamun Aleyküm. Hanımım sormamı rica etti. Kendisi henüz ders almadı.
Dün gördüğü rüyayı müsaadenizle yazıyorum. Uzun büyük masalar vardı. İçeride iki yer vardı. Biz bekleme yerinde beklerken üstad sizi çağırır diyorlar ve ikimiz içeri giriyoruz. Siz üstadım kocaman beyaz bir masada oturuyorsunuz. Ben gelip sizin elinizi öpüyorum. Bir şeyler konuşuyoruz ama hanım ne konuştuğumuzu duymamış. Sonra onu çağırmışsınız. Yanınıza gelmiş. Yanınızdaki yüzleri seçilemeyen iki kişi daha varmış. Biri sağınızda, biriniz solunuzdaymış. Elinize otur işareti yapmışsınız. Oturmuş. Beni de yanına oturtturmuşsunuz. Masanın bir tarafında, biz bir tarafında siz varmışsınız. Bir kağıda bir şeyler yazmışsınız. Ve al bunu çantana koy ve buraya git demişsiniz.
Okumadan almış ve sırt çantasının gözüne koymuş ve gitmeye hazırlanırken ben hala oturup sizin yüzünüze bakıyormuşum. Bir çok, çok celalli bir sesle bana, sen daha kimi bekliyorsun diye bağırmışsınız. Ben de kalkmışım. Çıkmadan elinizi öpmeye yöneldiğimizde elinizi göğsünüze koyup gerek yok ki bir işaret buyurmuşsunuz. Geldiğimiz kapıdan değil de başka kapıdan çıkacakmışız. Sıra bekliyormuşuz. Çok kalabalıkmış. Hanımın kağıtta ne yazdığını bilmediği için sabah çok üzgündü. Allah iyi etsin inşallah. Cenab-ı Hak onu da muhafaza etsin, seni de muhafaza etsin. Sen biraz tövbe et, hanımın da biraz tövbe etsin inşallah. Rabbim muhafaza emesin.
Selamünaleyküm. İş yerinden bir arkadaşımın 18 yaşındaki oğlunda uzun süredir biraz eforla artan kalp çarpıntısı, hissiyatı ve ara ara uykusundan bağırarak uyanma şikayetleri varmış. Kardiyoloji ve dahiliye doktoru kontrollerinde hiçbir sıkıntı çıkmamış. Size danışmamı rica ettiler. Tavsiye edebileceğiniz bir şey var mı? Çocuk abdesti yatsın. İnşallah Cenab-ı Hak muhafaza etsin. Allah'ı zikretsin inşallah. Selamünaleyküm. Yarınki sınav için emek çok önemli ama sizin mübarek duanız benim için çok kıymetli. Evladımı ve tüm evlatlara ayır duanıza lütfederseniz çok mutlu oluruz. Rabbim Kur'an'a, sünnete, vatana, millete hizmeti dokunacak olan herkese nasip eylesin.
Bunu hep böyle dua ediyorum. Cenab-ı Hak Kur'an'a, sünnete, vatana, millete hayırlı hizmetler edecek olanlara nasip eylesin inşallah. Çünkü gerçekten sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Allah iyi etsin inşallah. İyi akşamlar hocam. Ben sizi sosyal medyadan izleyen birisiyim. Rüyamı tevhül eder misiniz? Rüyada Risale-i Nur dershanesi gibi bir yere gidiyorum. Sonrasında orada sanırım Risale'de okudum. Ancak çok hiç huzuru bulamadım. Sonrasında sizin cübbeli ve sarıklı haliniz bir şekilde aklıma geldi. Herhalde ve sizinle ilgili herhalde tükürüğünüzün şifalı olduğu ile ilgili bir malumat aldım. Bir de pazar günü bekleyen ayeti sınavına girebilecek insanlara dua edermişsiniz.
Rüyam güzelmiş. Allah mübarek etsin inşallah. Cenab-ı Hak yardımcın olsun. Not dersim yok. Müsaadeniz olursa Mevlevi Girden'i çekebilir miyim? Not peygamberimizin şünnet veriklerinden bir iki tanesini biliyorum. Başka bulamadım. O yüzden huzursuzum. Çekemiyorum da. Dediğim gibi müsaadeniz olursa Mevlevi Girden'i çekmek istiyorum. Hürmetler. Siz daha önce dersi bıraktığınız için size ders veremem. Hakkınızı helal edin. O yüzden tevhid çekebilirsiniz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti la ilahe illallah zikrini tavsiye etmiş. Subhanallah ve bi hamdihi zikrini tavsiye etmiş. Zikir tavsiye etti. Çok zikirler var. Onlardan herhangi birisini çekebilirsiniz.
Bu konuda illa ki ders alacaksınız diye bir kaide yok. Malumunuz aşı mecbur bırakıldı. Hangisine vurulmayı tavsiye edersiniz? Biyon tekmişsine bakma. Benim danıştığım kimseler mecbur kalırsanız Sinemak kurdurun diyorlar. İnsan neden hiç rüya göremez, hayal kuramaz? Rüya derken sadece manevi rüyada demiyorum, normal rüyada. Bazıları görmeyebilir. Bunun nedenini, niçini bilemiyoruz. O kadar alim değilim hakkınızı helal edin inşallah. Yarın üniversite sınavı var. Allah bütün kardeşlere yardım etsin inşallah. Selamünaleyküm gayrimüslim birisinin hidayete vesile olması için dersemizi fazladan çekip o kişinin ruhaniyetine göndermek olur mu? Hiç yaptım, ettim, denediğim bir şey değil.
Olabilir, yapın. Selamünaleyküm Resul Çavuş Almanya'da arkadaşlarımın bana cam ayna ticareti teklif verdi. %30 daha ucuza verecekmiş bana diye söyledi. Deniz abiye sordum, o da size sorayım dedi. Böyle bir iş teklif var. Allah yardımcınız olsun canım kardeşlerim. İşle alakalı çok böyle fazlaca bilgi ve beceriye sahip olamayabilirim. Dünyalık işler hele Almanya'ya hiç bilmiyorum. O yüzden Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm. Vefat etmiş biri için kurban kesme usulü nasıldır ve ne gün kesilir? Selamünaleyküm. Yani normalde vefat eden bir kimse için de kurbanın birinci günü kurban kesilir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kurban bayramında keserdi.
Öyle bir ölçü biliyorum. Selamünaleyküm. Geceniz hayır olsun. Kardeşimin rüyalarını iletiyorum. İlk rüyamda abimle arabadayız. Abim bağışlama yaptı çıkalım yola diyor. Ben de bağışlamanın ilk kısmını yaptırıyorum. Üç ihlas bir Fatiha'nın üçüncü ihlasta uyanıyorum. İkinci rüyamda ise dervişlikle alakalı bir sohbet meclisindeyim. Derviş adaya abilerimle oturuyorum. Bir anda siz geliyorsunuz ve sekizden sonra müsaitim diyorsunuz. Kırmızı cübbenizde ve sonradan uyanıyorum. Buradan ne anlamalıyım? Ders almak istiyorum. Lakin yapamamaktan ve layık olamamaktan çok çok korkuyorum. Siz ne takdir edersiniz? Allah yardımcınız olsun. Rüyalarınıza göre ders almanız lazım ama karar sizin.
Kayseri'den Mesut Güler nasip olursa en kısa zamana kavuştursun. İnşallah Mesut. Allah yardımcın olsun inşallah. Selamun aleyküm hocam. Ben utanarak soruyorum ama bu da hayatın bir parçası. Ben kırk yaşını aşmış dul bir bayanım. Aşka aşık olan birisiyim. O aşkın ilahi aşktan başka bir şey olmadığını tasavvuf hayatıyla anladım. Hayalimdeki aşkımın tam tersiyle evlendiğim kişi. İbn-i Arabi'nin ilk başlarda evliliği düşünmediğini ama tam kemalatın evlilik hayatıyla mümkün olduğunu öğrendim. İş arkadaşım olan bey iki yıldır bana aşık vazgeçiremediğim gibi ben de ona aşık oldum.
Sanki ben o oldum ama o evli birlikte olamıyoruz. Ayrı da duramıyoruz. Eşine haber vermeden imam nikahıyla evlenmemiz caiz olur mu? Bir yuvayı yıkmak ya da evlilik dışı birliktelik bana göre değil. O benim hayalimdeki aşkım. Hocam bu yaşta buldum aşkımı. Onu Rabbimin isimlerinin sıfatlarının bir zuhuru olarak görüyorum. İçim titriyor. Onu görünce, düşününce ama şansa bakın ki o evli. Mümkün mü hocam imam nikahı? Hayırlı akşamlar hocam. Yani buradan imam nikahı mümkün dediğimde ben Cumhuriyet Savcılığı'nın önünde ifade edeyim. Sen de ifade edesin. Vay siz imam nikahını caiz gördünüz. Çok evliliği caiz gördünüz deyip ondan sonra şeyin önünde.
No. Cumhuriyet Savcılığı'nın önündeyiz. O yüzden Türkiye'de fuhuş serbest ama imam nikahı bu manada böyle bir şey caiz değil. Yani uygun değil. Öyle söyleyeyim. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre yapamazsınız. Amin Aleyküm. 21 yaşındayım.
Rüyamda bir adam yanıma gelip bana üç defa bir şey söyledi. Ve mezar halimin açıldığını söyledi. Bunun üzerine kabristana gittim. Gerçekten mezardan gelen sesleri duyuyordum. Öyle ki ölmüş bir köpeğin bile aklıma yetmeye başladığından beri etrafımdaki bütün varlıkları görüyorum. Cinleri ve diğerlerinin gözümde perde olmadığı söylendi. Duyduğum sesleri ve gördüğüm her şeyi artık kafam kaldırmıyor. Sık sık bayılıyorum. Manevi rastlılık olduğunu düşünüyorum. Bana bir yol gösterir misiniz? Yanıma gel derseniz her gelirim ellerinizden öperim. Allah yardımcın olsun. Cenab-ı Hak muhinin olsun. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin inşallah. İsmini zikretmeyeceğim, selamun aleyküm, hayırlı akşamlar hocam.
İsmini zikretmeyeceğim bir ilahiyet profesörü namazın kazası olmaz diye bir açıklama yapmıştı. Namazın kazası ile ilgili Kur'an'da bir beğen var mıdır? Veya sahih hadisler ışığında ne diyebiliriz? Namazın kazası var kardeşim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sabah namazını vaktinde kılamadığında sonradan öğle biraz yürüdü, öyle kıldı. Orucun kazasında olduğundan iştahat ederekten namazın kazasında varıldığına iştahat etmiş imamlar. Selamun aleyküm. Evlenmeden önce neler konuşulması gerekir? Evlenmeden önce normalde insanlar oturacaklar.
nasıl bir hayat tanzim etmek istiyorlar? O hayatı konuşacaklar. O hayata uygun olup olmadığının taraflar birbirleriyle bunu konuşacaklar inşallah. Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar. Düzenli olmasa da cemaatinizin zikirlerine katılıyorum. Başka bir cemaate bağlanmak niyetiyle istihareye yattım. Rüyamda sizi ve zikirdeki kardeşlerimi gördüm. Tabirini merak ediyorum. Tabiri yok, gördüğünüz gibi işte. Selamun aleyküm arkadaşımın mesajını iletiyorum. Selamun aleyküm hocam, ben Kadir-i Dergahan'dan dersçiyim. Şeyh'in vefat edeli bayağı zaman oldu. Ama ben dersini çekmeye devam ettim. Arkadaşım sizin dervişiniz bana yeni bir üstad için istihare yapmamı söyledi.
Ben de hemen yaptım. Rüyamda mahşer yerindeyim. Ellerimle insanlara hayırlı hayırlı ilerliyorum. Bana nereye gidiyorsun diye soruyorlar. Ben Abdülkadir Geylan Hazretleri'ne gidiyorum diyorum. Oradaki herkes o noktaya ulaşmaya çalışıyordu. Ben de onlardan biriydim. Rüyam bu kadardı. Tevhül edebilir misiniz? Evet, Rüyam, yolunun Kadir'i olduğu aşikar, belli. Hocam bir sorum daha var. Ben yıllardır insanlar Kur'an okumayı öğretip öğrendiğim ilimleri de cümletince paylaşıyorum ama bana halka nedir gibi sorular sorulduklarında cevap veremiyorum. Bana bu konuda hangi kitabı tavsiye ederseniz Allah razı olsun, yar ve yardımcınız olsun. Halka nedir? Halk mı nedir? Halka mı nedir?
Normalde nasıl bir kitap istiyorsunuz? İnşallah bu kardeşin üzerinden bana ulaşın. Ben size bazı kitap isimleri söyleyeyim inşallah. Sorular bitti. Bugün sohbeti demek ki daha erken sonlandırdık. Saat on bir. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Cenab-ı Hak cümlemizi sevsin, sevindirsin, muhafaza eylesin inşallah. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin.
Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Sürç ile ihsan ettiysek affola, geceniz hayır olsun. Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.