Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 25 Ekim 2013 · 47:01
Bir seviye ise bilip de Kuran ve Sünnet'e uygun olmalı. Eğer bir adam uygun değilse, bir düşünce, bir fikriyat, bir fiiliyat Kuran ve Sünnet'e uygun değilse, atındır, batıl. Bir kimse bile bile, bir atını, batıl işliyorsa, konumuna göre ya küfür ehli olur, ya günah kebaat işlemiş olur, ya küçük günah işlemiş olur, ya edebe mugayyir bir iş işlemiş olur.
Allah bizi muhafaza edersin. O yüzden, sufilin de, adamı, erkanı vardır. Ehli sufi, bu edebi, bu adamı, Kuran ve Sünnet çarçeleri resimde almış. İlk sufiler, bir önceki sufilerin, şeyhlerinin haliyle hallenirlerken, onların sözleriyle, onların fikirleriyle, kendilerine ışık tutarlarken, bunların Kuran ve Sünnet'e uygun olmasına itina göstermişler.
Hz. Mevlana, ben Kuran'ın kölesiyim, Muhammed-i Mustafa'nın yolunun tozuyum derken, kendisinin ne olduğunu ve nerede olması gerektiğini beyan etti. Bunun yanında, büyük biriler, Abdülkadir, Geylan-ı, Ahmet-i Rıfay, Ahmet-i Bedevi, İbrahim 18. gibi, Dile Efendiler, kendilerine Kuran ve Sünnet'i, Ashab'ın davranış bakısını, Ashab'tan sonra, Selef alimlerinin görüşlerini kendilerine ölçe etmişler.
Bunun haricinde, bir ölçü kabullenmemişler. Bunun haricinde de, bir ölçü, kendilerine ölçü olarak görmemişler. Gün geçmiş, zaman geçmiş, devran geçmiş. Bu ölçülerinin içerisine, oradan buradan katma, oradan buradan toplama, oradan buradan değiştirme, görüş ve düşünceler girmiş. O tertemiz, Kur'an'a dayalı, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin, Fak Sünneti'ne dayalı, Ashab'ın ve Selef alimlerinin, uymuş olduğu, kaidelere dayalı yol ve yollar, bulanmış biraz. Allah muhafaza edilsin. Diyebilirsiniz ki, bunlardan bazılarını bize daha önce ders olarak yapmıştın.
Bazıları işte, çift dikiş olacak, üç dikiş olacak, diyebilirsiniz. Evet, bunların içlerinden bazılarını, dönem dönem, sıra takip etmek için, ama o haftaki, ama o günlerdeki koruma, duruma uygun, azap ve erkanları seçip, bunların sohbetlerini yapmıştık. Yapmıştık. Ama biraz daha böyle işte, yaz döneminden çıkılsın, saatler biraz daha uygun olsun diye beklenir. Birkaç haftadan beri, yine derslere kaldığımız yerden, burada perşembe derslerinde, yine Sülevi'nin Risalesi'nden okumaya, oradan devam etmeye, inşallah niyet etmiştir. Soru soranlar, baştan haklarını helal etsinler inşallah. O yüzden, tabii bu, Sufilerin adamına girmezden önce, Sufilik yolu, Kur'an ve Sünnet dairesinde durup, büyüklerin haliyle hallenip, Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri, Muhammed Mustafa'nın, son nokta, haliyle hallenip, hallenip, Allah'ın sıfatlarında, yok olmaktır.
O sıfatların, tekrar, o kimsenin üzerinde, tecelli etme, haliyle hallenmektedir. O yüzden, bu, hal sahiplerinin yoluna, Sufiye'dir. Sufi'dir. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. İmamlar, yolun başında kipler efendiler, genelde, ayet-i kerimeyi, tamın başına almışlar.
Bugün, Sufilik adabıyla, erkanıyla, bazı kitapları, eserleri incelediğimizde, bu ayet-i kerimeyi, hepsinin başında görürsünüz. Cenab-ı Hak, Hz. Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerine, ithaf ediyor. Ona söylüyor. onun üzerinden, bütün peygamberin, bütün peygamberin ümmetine söylüyor. Onun üzerinden, insanların, ümmet-i Muhammed'in, kendi arasındaki, adabının ve erkanının, kendi arasındaki ahlakının, nasıl olması gerektiğini beyan ediyor.
Sufiler, arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, eşleriyle, anne babalarıyla, çocuklarıyla, etrafıyla olan ilişkilerinin, nasıl olması gerektiğini, beyan ediyor. Cenab-ı Hak diyor ki, eğer sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, kaba ve katı yürekli olsaydın, demek ki, Hz. Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerine, üzerinden, ümmete işaret ediyor.
bir kaba yürekli olamazsınız. yürekli olamazsınız. Yüreği kaba olanın, dili de kabadır. Yüreği kaba olanın, eli de kabadır. Yüreği kaba olanın, gözü de kabadır. Yüreği kaba olanın, ayağı da kabadır. Yüreği kaba olanın, vücudu da kabadır. kaba olanın, yüreklilik. Ayet-i Kerime'nin başlangıcı, kaba yürekli. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, diyor ki, sizde bir et parçası var. Eğer orası sağlam, düzgün olursa, bütün vücut sağlam ve düzgün olur. O kalptir. Sizin kalbinizde kabalık var ise, sizin dilinizde kabalık olacaktır.
Sizin kalbinizde şehvet var ise, sizin dilinizde ve gözünüzde, şehvet olacaktır. Sizin kalbinizde nifak var ise, sizin dilinizde, gözünüzde, kulağınızda, elinizde, ayağınızda nifak olacaktır. Sufiler için kalp çok önemlidir. Sizin kalbinizde muhabbet olursa, dilinizde muhabbet olur. Sizin kalbinizde Muhammed var ise, sallallahu aleyhi ve sellem, dilinizde ve gözünüzde Muhammed olur, sallallahu aleyhi ve sellem.
Eğer sizin kalbinizde onun haliyle, hallerine var ise, vücudunuz, kalbiniz, gözünüz onun haliyle hallenir. Çünkü Cenab-ı Hak, siz bildiklerinizle amel ederseniz, Allah sizi bilmediklerinizi öğretir der. Cenab-ı Hak peygamberinin üzerinde diyor ki, eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın, kabalıktan sonra katı yürekliliği bizim önümüze koyuyor. Katı yüreklilik, af etmeyen, katı yüreklilik, hoşgörülü olmayan, katı yüreklilik, sevmekten uzak olan, katı yüreklilik, muhabbetten uzak olan, katı yüreklilik, sert yüreklilik, incelikten, naiflikten uzak olan demek, katı yüreklilik, mütebessim olmaktan uzak olan, katı yüreklilik, yumuşak huyuluktan uzak olan, katı yüreklilik, diliyle, eliyle, gözüyle, kulağıyla, etrafa hırçın davranan, haşin davranan, eliyle, kulağıyla, diliyle, her tarafa, her şeyi yetiştirmeye çalışan.
İnsanların gönlünü kıran, inciter, insanları bu noktada, küçülten, küçültmeye çalışan, diline hakim olamayan, gözüne hakim olamayan, eline hakim olamayan bir kimse. Allah muhafaza eylesin. Eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Sen kaba ve katı yürekli olursan, etrafından herkes senin dağılıp gidecektir. Kaba ve katı yürekli olursan, sen etrafına hiçbir şekilde doğruyu anlatamayacaksın. Kaba ve katı yürekli olursan, senin hiç kimseyle, sosyal anlamda ilişkin kalmayacak. Kaba ve katı yürekli olursan, sen arkadaşlarının yanında, bir değerin olmayacak, bir kıymetin olmayacak. Evinde değerin, kıymetin olmayacak.
Seni gören çocukların, senden kaçacaklar, başına üşüşmeyecekler. Seni gören eşin, senden kaçacak, birinci derecede. Bey gelmiş diye, yüzünde günden açmayacak. Katı yürekli, katı kalpli, kaba yürekli olursanız, erkek sizden eş olarak kaçmaya çalışacak. Bu kadınla tekrar yürürleşeceğim diyor. Bu kadınla tekrar beraber olacağım diye, kendi kendisine, sıkıntı yapacak. Kaba ve katı yürekli olmak, müminin işareti değil. Kaba ve katı yürekli olmak, sufinin işareti değil. Kaba ve katı yürekli olmak, Allah alem. Münafıklığa yakışan bir şey. Allah alem, müşriklere yakışan bir şey. Çünkü mümin, asla kaba ve katı yürekli olmaz. Etrafına merhamet saçan, etrafına lütuf ve ikram saçan, etrafına yumuşak dille davranan, müminlik sıfatını taşır.
Eğer sizin diliniz yumuşak değilse, bilin ki kalbiniz de yumuşak değil. Eğer sizin dilinizde cehalet varsa, bilin ki kalbinizde de cehalet var. O yüzden hasret Allah, eğer kalbin senin, kaba ve katı olsaydı diye söylüyor. Bakın, kalp, bu işin merkezi hükmündedir. Bütün ibadetlerin, bütün görüş ve düşüncelerin, merkezi hükmü kalptir. Sizin kalbinizdeki niyet neyse, sizin fiiliyatınız, ne olduğu önemli değildir. Sizin kalbinizde abdest alma niyeti yoksa, siz ellerinizi, kollarınızı, yüzünüzü, başınızı, meslek edip, ayağınızı yıkasanız, abdest almış olmazsınız. Kalbinizde oruç niyeti yok ise, bütün gün aç kalmış olsanız, siz oruç tutmuş olmazsınız.
Kalbinizde burada ilim öğrenmek, edep öğrenmek, adap öğrenmek yok ise, siz buradan ilim, adap, edep öğrenmeden, çeker gidersiniz. Eğer sizin kalbinizde, zikrullah aşkı yok ise, eğer sizin kalbinizde, Muhammed'in Mustafa aşkı yok ise, o zaman zikrullah sizin üzerinizde yalayıp geçecektir. Rüzgarın taşın üstündeki toprağın silkeleyip yürüdüğü gibi, suyun taşın üstündekini ıslattığı gibi, eğer sizin kalbinizde muhabbetullah var ise, o zaman yaptığınız bütün ibadetler, yapmış olduğunuz her şey, sizin en hücra noktalarınıza dair tecelli edecektir.
Din, kalbin üzerine kurulur. Din, kalbin niyetinin üzerine, kalbi hallet üzerine kurulur. Eğer ki kalp bu noktada, tas tamam iman etmediyse, kalp bu noktada tas tamam teslim olmadıysa, kalp bu noktada tas tamam, kendisini sırat-ı mustakime koymazsa, o kimsenin yolu ve gözü şaşkındır. Ve şaşıracaktır. Burada kalbin katı ve kaba olmasını, kaba olmasından uzak duracak müminler. Sufi'nin gönlü katı olmaz. Sufi'nin gönlü kaba olmaz. Sufi, gönlü kaba, gönlü katı olanlardan olmaz. Sufi'nin dergaha geliş maksadı amacı, kalbini yumuşatmaktır.
Ve kalbi yumuşamıyorsa, o kimsenin dili ve gözü de, kulağı da, eli de, ayağı da yumuşamayacaktır. O yüzden, sufi'nin gönül yumuşaklığıdır. Sufi'nin gönül tatlılığı, gönül inceliğidir. Dillerinize dikkat edin. Diliniz sizin kalbinizin aynasıdır. Elinize dikkat edin. Eliniz sizin kalbin aynasıdır, dilidir. Ayağınıza dikkat edin. Kalbinizin dilidir ayağınız. Vücut mümikleriniz, gözünüzü kaşınıza oynatmanız, elinize ayağınıza oynatmanız, kalbinizin dilidir. Kaşınızı çatmanız dahi, kalbinizin dilidir. Müminin kaşı dahi çatılmaz. Mümin ancak harama kaşını çatar. Mümin ancak kafire kaşını çatar. O da düşman olan kafir.
Kendisiyle savaşacak olan kafire. Yoksa ona bir derdi varsa, ona İslam anlatacaksa, ona tebliğ edecekse, ona dahi kaşını çatamaz. Hz. Musa'yı Cenab-ı Hak firavuna gönderirken, Musa'ya da yok ya Musa, sakın al, firavuna benim Rab olduğunu, yumuşak yumuşak söyle. Senin benim peygamberim olduğunu, yumuşak yumuşak söyle. Sen oluculardan olma. Sert konuşanlardan olma. Dilini sertleştirme. O zaman, sufilin birinci adabı, katı kalplilikten kurtulmak. Kabak kalplilikten kurtulmak. Katı ve kabak kalplilikten kurtulmak. Bir kimse, bunu neyle yumuşatacak? Tövbe ile.
Bunu neyle yumuşatacak? Zikrullah ile. Bunu neyle yumuşatacak? Tasadduk ile, cömertlik ile. Bunu neyle yumuşatacak? Kardeşlerine hizmet etmekle. Bunu neyle yumuşatacak? Kardeşlerinin koluna girmekle. Bunu neyle yumuşatacak? Etrafına tatlı, dilli olmakla. Birilerine sert davranmak. Kendi kardeşlerine sert konuşmak. Kendi kardeşlerine kaba davranmak, sufilik değildir. İlim de değildir. Bilgi de değildir. İlim odur ki, insanların içerisinde sen yumuşatlıyı yayasın. İlim odur ki, insanların arasında sen sevgiyi yayasın. İlim odur ki, sen insanları barıştırasın, birleştiresin.
İlim odur ki, sen insanlara yardım edesin. İlim odur ki, sen insanlara, Allah'ı ve Resul'ünü sevdiresin. İlim budur. İlim çok hadis bilmek değildir. İlim, Kur'an'ı hırs etmek, ezberlemek demek değildir. İlim, tesir yapmak demek değildir. İlim, oturup bütün fıkıh kaidelerini ezberlemek demek değildir. Gerçek ilim, bir kimsenin gönlüne, ama bütün hadislere, bir kimseyi doğru yola sevk edecek ilim, yumuşaklık, tatlılık, sevecenlik, muhabbetlik, dostluk, kardeşlik yok.
Siz ancak ve ancak, bu kim olursa olsun, kitap yüklü eşekten başka bir şey olamazsınız. Cenab-ı Hak, Hazreti Peygamberine söylüyor, eğer sen, kaba, yürekli olsaydın, demek ki, kaba ve katı yüreklili, asla ve asla anlatamazlar. Kaba ve katı yürekliler, bir kimseyen, kimsenin, İslam'la müşerref olmasını, suflik de müşerref olmasını sağlayamazlar.
Çünkü onlar, kaba yüreklidir. Çünkü onlardan, kabalık akar. Onlar çünkü, katı yüreklidir. Onlardan katılık akar. Onlar kendilerince, kaba ve katılıklarını, ilimle, ilimle, örtmeye çalışırlar. O çok ayet biliyordur. O çok hadis biliyordur. O çok fıkıh. Ama onun bilgisi, şeytanda da vardır. O şeytanda da var. Fiiliyata dökülmesi, bilginin eyleme geçmesidir. O da nedir? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, isterini ezberlemek, kimde kabileklilik, kimde katı yüreklilik, Mustafa'nın haliyle hallenme, Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem haliyle hallenme bir kimsenin, Muhammed-i Mustafa'nın bırakın kokusunu izine dahi rastlaması mümkün değildir.
İzine, izine. Görmesi kırk yıl öteden kokusunu dahi alması mümkün değildir. O yüzden, sufiler, sufiliğin başlangıç edebini, bu ayet-i kerimeyle koymuşlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadretlerinin kinayesine met edilen, kinayesine tersinden bakıldığında, ulvileştirilen, yükseklere çıkarılan, iki, bunlar üzerinde bulunan, bunların da batıran iki hala, kaba yüreklilik ve katı yüreklilik.
Kaba ve katı yüreklilik, bu yüzden zem edilmiş, kötülenmiş, tabiri caizse, hayvanattan sayılmıştır. O yüzden, sufinin, kaba ve katı yürekli olması, düşünülemez Allah muhafaza eylesin. Devam ediyor, eğer öyle, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdir. O zaman, kaba yürekli olanların, etrafından herkes dağılıp gidecektir. O zaman, etrafından birilerinin, bazılarının, etrafından insanlar dağılıp gidiyorsa, kafa hatta olup gidenler de değil, o kimsenin katı ve kafa yürekliğindendir. Zakir kardeşler, ders yaptıran kardeşler, etrafında insanları toplamaya gayret eden insanlar, kaba ve katı yürekli olamazlar.
olamazlar. Olurlarsa, etrafında hiç kimseyi bulamazlar. O yüzden, görevli ve vazifeli kardeşler, veya vazifesi olmayan, kendince sufinit yolunda gider insanlar, asla ve asla, kaba ve katı yürekli olmaları mümkün değildir. Bu konuda, hata kusur eden var ise, suhi adabı erkan, mucibince, hata kusur ettiklerinden helallık almalı, birbirlerini de sarmaşmalı, dolaşmalı, birbirlerine yakınlık kurmalı. Etrafındaki insanların ufak tefek kusurlarını, onların yüzlerine vurmayı, onların yüzlerine söylemeyi, erdemlilik saymamalı, bunları bir kaba ve katı yürekli saymalı, onlardan helallık almalı, muhabbet ile, muhabbet ile onlara davranmalı, muhabbet ile onların yüzlerini, sarıp sarmalamaları gereken. Çünkü yoksa, onlar, etrafınızdan, kardeşleriniz, arkadaşlarınız, dostlarınız, dağılıp giderler.
Onları affet! Demek ki, kaba ve katı yürekli olmaktan, men ettin Cenab-ı Hak, bir şeyi emrediyor. Onları affet! Senin etrafında hata ve kusur işleyenler olabilir. Sana da hatalı kusurlu davrananlar olabilir. Bir kardeşiniz, eşiniz, dostunuz, akrabalarınız, çocuklarınız, dedeleriniz, dineleriniz, babalarınız, çavuş abileriniz, büyükleriniz, küçükleriniz, birbirlerinizle hatalı kusurlu davranabilirsiniz.
Demek erdemlilik saygı ile sıfatlanmaktır. Müslümanlar birbirlerinizi affediniz. Sufi kardeşlerinizi affediniz. Birbirlerinizi zırh dileyiniz. Birbirlerine karşı yanlışlıklarınız, eksiklikleriniz olduysa, helallık isteyiniz. O kimse makul dair de onu affetsin. Dersin ki, Allah'ın sıfatıyla sıfatlansın. Allah'ın ve Mustafa'nın sanallahu üzerine emredersin.
Affetmeyenler o hal ile hallenemeyecekler. O zaman o özür dilemeyenler de, kaba ve katı yürekli olmaya devam edecekler. Kaba ve katı yürekli olmaya devam edecekler. Kaba ve katı yapan bir kimse af dilemeye geldiyse onu da affetmek, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadetlerinin sünnetiydi. O zaman siz af yolunu seçin. O zaman siz affedenlerden olun. O zaman siz birbirlerinizi affedin. Eşlerinizi, çocuklarınızı, anne babalarınızı, eksik doksan, her kim, sizler ne yaptıysa af yolunu seçip onları affediniz. Onlara bak. O zaman o aç için ne yap? Kardeşlerimizi affeyle. Kardeşlerimizi affeyle.
Çocuklarımızı affeyle. Affeyle. Niyetlerimizi affeyle. Hizmeti Muhammed'i affeyle. Hizmeti Muhammed'e yardım eyle. Mağfiret dileyin. Kardeşleriniz hakkında mağfiret dileyin. Gaflete düşmeyin. Çocuklarınız için mağfiret dileyin. Eşliğiniz için secdeye gidip mağfiret dileyin. Çocuklarınız için secdeye gidip mağfiret dileyin. Siz birbirlerinizle temiz ağızlarla dua ediniz. Ya Rabbi temiz ağızla nasıl dua ediniz? Birbirinize yaptığınız dua birbiriniz için temiz ağızdır. O zaman birbirlerinize dua edin.
Birbirlerinize yardım edin duayla. Birbirinize yardım edin. Affetmekle. Siz erdelli olun. Siz iyi olun. Siz sarmalayan olun. Kötülük yapanlara kötülük de cevap vermeyin. Size karşı kaba ve katı davranan kardeşlerinize kaba ve katı davranmayın. Onlar affedin. Selam vermeyip geçici. Size zarar verin. Yanlış davrananlar siz eksik ve yanlış davranmayın. Onlara sufi ile cevap verin. Sufi ahlakı, sufi ahlakı ona dua etmektir. Sövene herkendir bu makul.
İnsan ısırırsa makul değildir. O zaman siz af yolunu seçmeniz yetmedi. Bir özellik daha ne? Onun için mağfiret dilemek. Bakın iki tane harekete iki tane ayrı bir fiil ya. Kaba ve katı yürekli olmaya karşılığında affetmek ve mağfiret dilemek var. İki yanlışa iki doğru ile cevap vermek var. İkisinde kaba ve katılık var. İkisini onu af, onu tıkamak, onu nötr etmek için affetmek ve mağfiret dilemek var. Affedin ve mağfiret dileyin onun için. Affetmekle kalmayın. Bakın fazilet, erdenlilik yol açıyor Kur'an-ı Kerim. Ebed yol açıyor Kur'an-ı Kerim.
İnsanlık yol açıyor Kur'an-ı Kerim. Kur'an-ı Kerim nurlandırıyor yolunu. Dilini nurlandırıyor. Kalbini nurlandırıyor. Kalbini tak ediyor senin. Kalbindeki nefret var iken, kalbinde kapalık, kötülük var iken, kalbinde katılık var iken, sana onun ilacını sunuyor. Diyor ki, bunun ilacı affetmek, bunun ilacı onun için dua etmek, mağfiret dilemek, iş hakkında onlarla danış. Bu su bilin temel esasları, bir iş hakkında danışmak, istişare etmek, bir iş hakkında sormak, bir ay iş hakkında bunu nasıl yapalım demek. Bir bilene sormak, öncekine sormak, o konuda ehil olana sormak, o konuda daha önce o geçmiş olana sormak, o konuda daha önce o konuda taşmış, ehilleşmiş, o konuda bilgi sahibi, beceri sahibi, hikmet sahibi, güner sahibi, fazilet sahibi kimselerle konusuna göre istişare etmek, onunla danışmak.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine diyor. Bir iş yapacağın zaman, onlarla istişare et, onlara danış. Görüşlerini al dediği peygambere. diyor ki onlarla istişare, işlerini onlara danış. Danışmadan istişare etmeden insanlar, bataklığa sapanırlar. Kibirlilik vardır çünkü. Danışmayan kimseye istişare etmeyen kimsenin, üstadı şeyhi nefsi olur. Şeytan olur. Kendi kendini kibir dünyasında dolaştırır. Ben biliyorum der, şeytan da aynı şunu demişti. Hazretliydim demişti. Ben ondan iyidir demişti.
Ben ondan makbuldum demişti. Ben ondan makbulüm demişti. Sufilik ise şeytana dur demektir. Sufilik ise tevazudur. Sufilik alçak gönüllü, yumuşak gönüllülüktür. Sufilik istişare etmektir, danışmaktır. Sufilik sormaktır. Bunu nasıl yapalım? Danışmadan, istişare etmeden, iş yapanlar. Kendilerini şeytanın aynasında görürler. Şeytan onları aynaya tutar. Ve kendilerini dev gibi görürler. Kendilerini alim görürler. Kendilerini hikmet sahibi gösterir şeytan. Seni fazilet sahibi gösterir şeytan. Şeytan seni dev aynasına koyar. Senden daha iyi derviş yoktur. Senden daha iyi çavuş yoktur.
Senden daha iyi şeyh yoktur. Senden daha iyi mürşid yoktur. Şeytan seni oraya götürdür. Allah muhafaza eder. Asıl erdenlilik danışmaktır. İstişare etmektir. Asıl büyüklük istişare etmektir. Asıl yol, Muhammed Mustafa'nın izini takip etmektir. O istişare etti. İstişare edin. İstişaresiz iş yapmayın. Ağabeylerinize, büyüklerinize danışın. Başınızdaki kimselere danışın. Onların fikir ve görüşlerini alın. Büyüklerinize hürmet ve saygıyla davranın. Küçüklerinize şefkat ve merhametle davranın. Bu, Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoludur. Fakat karar verdin mi Allah'a güven. Doğrusu Allah tevekkül edenleri sever. Cenab-ı Hak, hazret-i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini halkın içinden direk hakka bağladı.
Dedi ki, ey pek katı ve kapa yürekli değildim ve olmadın. Olsaydın, davranda hiç kimse kalmazdı. Sen onları affet için muhafire et. İstişare ettikten sonra da kararlı. Güvenecek olduğun kimse halk değil. Kimse etrafında kimler değil. Güvenecek olduğun yer 3-5 tane derviş kardeşin değil. Güvendiğin insanlar birkaç tane koy koyucun bir tane seni dinleyen değil. Güvenecek olduğun yer senin cebine 3 kuruş koyan değil. Güvenecek olduğun yer senin dinleyip kafanı sallayan değil. Dedi koza ettin, fitne çıkardın. Birbirine baktın insanlar değil.
İstikametini doğru koy, Allah'a güven. Sen istikametini düzgün koy, Allah'a güven. Alışmalarını eyle. Şimdi Allah'a tevekkül et. Hazreti Peygamber'e diyor ki, Şimdi Allah'a dayan.
Şimdi Allah'a yas. Şimdi onun elinden sımsıkıtır. Ve Allah'a tevekkül et. Ve sonucunu da Allah'a tevekkül et. Sen gayret et, gayret et, gayret et. Gayret et, Allah'a güven ve ona tevekkül ederekten yürürüz. İşte bu, sufiler için olmazsa olmaz başlangıç adamıdır. Harif olmanın yoludur.
Kalbin hal ehli olmasının yoludur. O zaman kalbinde kabalık ve katılık kalmasın. Onu tövbeyle, onu zikirle, onu ibadetle, onu muhabbetle, onu sevgiyle pertemiz et. Ve affet. Kime kimin varsa affet. Kim sana zarar verdiyse affet. Sana zarar veren. Senin kinlendiğin her kim var ise affet. Ve seyde de onlara dua et. En çok kızdığına dua et. En çok kimlendiğin kardeşine dua et. Sana en fazla zarar verene dua et. Ya Rabbi sen ona mağdur et dile. Sen ona aff dile de. Ve onu atma. Onu sarsarmala, onunla istişare et. Kardeşlerini kovma.
Kardeşlerini itme. Sen iyi ol. Ve onlara dalış. Onlarla istişare et. Bir şey yapılacak. Yemek yapacak adam. Yemek yapacak. İsmail'le danışacak. Bize ki yemeği nasıl yapalım? Aşçı mısın değilsin. Pirincin iyisini biliyor musun? Hayır. Yılın iyisini biliyor musun? Hayır. Hangi pirinç ne kadar su alır biliyor musun? Hayır. Danış o zaman. Kendi kafandan pilav yapma. Ehliyle danış. Ehliyle danış. Ehlini bul. Ve ehliyle istişare et. Ehlini bulup istişare etmezsen, burnun pisliğe saplanırsın. Kısarsın sen. Burnun kısar. Biz sebepler dairesinde bunları yapmakla mükezefiz.
Sakın söyle düşünmeyin. Bu sebeplere yapışmadan Allah bizi iyi eder. O Allah'ın keyfiyetine kalmış bir şeydir. Biz onun keyfiyetini bilemeyiz. Bize düşen vazife, biz sebepler dairesinde üzerimize düşeni yapmaktır. Sebepler dairesinde o haliyle hallenmektir. Sebepler dairesinde o fiiliyatın içerisinde bulunmaktır. Bize düşen vazife olur. Ve Cenab-ı Hak kendisine bağlar. Der ki Allah'a güven ve ona tevekkül et. Bizim sufilik yolumuz ona güvenmek, ona tevekkül etmektir. Allah bizi bu adaf ve ertan içerisinde yaşayan kardeşlerden ve kullarından eylesin. Amin. Bu haliyle hallenenlerden eylesin. Amin. Muhafza günahlarımız Cenab-ı Hak affetsin. Amin.
Muhafza taklığını kırdığımız, gönüllerini incittiğimiz, bilerek bilmeyerek işlediklerimiz varsa Cenab-ı Hak cümlemizi affetsin. Amin. Allah cümlemizi iyi ve güzel eylesin, hayırlı eylesin. Amin. Üç ihlas bir fatih yaşasın. Amin. Peygamberimiz hadisinin hamlet uçakale islamı.
Allah cümlemizi mübaratun. Neyvel erişik deyilir. Vahsız ve istedane el ele yavrum. Amin. Peygamberimiz el sattı ve sattı dağılır, hale dey dey dey … Bütün peygamber azimuşa rekanın bu şerhe dey dey dey … de. Vahsız ve istedane el ele yavrum. Amin. Yari yari gün efendilerimize, horkest etsizlerimizle, şerde merayak parakası. Osman bin Nevi'ye haliye muhtazak keramullahi babası Hazretleri, Mevla'nın Öztüullahi, Zerriyat ve Resulullah, İmam-ı Aziz Han, İmam Hüseyin, yetişmiş ve ezakir kadar şehtim kardeşlerinin bir şefsini elde edelim. Lasrı ve sırrlar eyleye alın. Amin. Çıkkak ve patiha şeref. İmamımız İmamı Aziz Han, İmamı Şahbi, İmam Maliki, İmam Mahamber, İmam Mahzadeh.
İmam ve İmam Eylül Hazretlerin Ruşi, Zerner Filesi, Tadluk Şahbi, İbrahim Bay, Sayyidin Filiyeli, Sayyidin Führer Hüseyin, Şeyh Hâbıl Yâtı, Ali Şahzeli, Şeyh Anakçı, Ben Lim Muhammed Fahatîm, Hacı Bektaş veya Hacı Bayram ve Şahı Mevla'nın Öztüullahi,
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.