mustafaozbag.org

Mesnevi Şerîf Şerhi (930 - 948) Beyit) SORU - CEVAP

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 8 Eylül 2020 · 2:51:42

Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüze hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak Ümmet-i Muhammed'i bir ve beraber eylesin. Ümmet-i Muhammed'i sıkıntılardan kurtarsın, bela ve musibetlerden kurtarsın. Ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp, Kur'an ve sünneti anlayan, yaşayan ümmetlerden eylesin. Cenab-ı Hak Ümmet-i Muhammed'i bu deccalistlerin, zalimlerin, hainlerin, şerefsizlerin, haysiyetsizlerin dilinden, elinden kurtarsın, onlara karşı bir mücadele azmı versin. İslam'a savaş açanlara karşı, Kur'an ve sünnete savaş açanlara karşı, din ve dinden olan her şeye savaş açanlara karşı bir ve beraber eylesin. Rabbim inşallah Ümmet-i Muhammed'in yeniden dirileceği, yeniden şahlanacağı, yeniden İslam'ı yaşayacağı, dünya üzerinde İslam'ı anlatan, Kur'an'ı anlatan bir hale getirsin.
Ümmet-i Muhammed'in başında bulunan zalimleri def eylesin. Ümmet-i Muhammed'in başında bulunan hainleri def eylesin. Ümmet-i Muhammed'in Kur'an ve sünnetin dışında her ne varsa başında onlara zulmeden, onlara bu çile çekten hepsini de def eylesin inşallah. Ümmet-i Muhammed'e de cihat şuuru versin. Resulullah ahlakı versin. Ümmet-i Muhammed'e Kur'an ahlakı versin. Ümmet-i Muhammed'e sevdiklerine karşı bir ve beraber olma, peygamberine karşı bir, peygamberinin yanında bir ve beraber olma, Kur'an'ın yanında bir ve beraber olma şuuru nasip eylesin. Ben Sudan'daydım. Malum Hasan Kapbaşi Hazretleri'nin daveti üzerine kısa bir ziyaret oldu. Orada bir Şimli ilinde bir dergah açılışı vardı. O dergah açılışına davetliydim.
O dergah açılışına gittik, o münasebetle gittik. O yüzden arada oğulları üzerinden, işte WhatsApp üzerinden yazışılıyordu. İlla ki bir dergahın açılışıyla alakalı sizi bekliyoruz diye. O yüzden bir vesile oldu. Gittik geldik. Hem Hasan Kapbaşi Hazretleri'nin, hem diğer orada görüştüğümüz, konuştuğumuz şey efendilerin, dervişlerin, oradaki tanıdık tanımadık herkesin, buradaki bütün kardeşlere selamı var. Özellikle çok çok selam söylediler. Bir daha davet ettiler. Onların Kasım ayında Mevlüt kandili gibi Mevlütleri oluyor. O yüzden Mevlüt diyorlar onlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin doğumunu kutluyorlar. Toplanıyorlar yine Kapbaşi. Orada büyük bir tören düzenliyor. Hemen hemen büyük bir çoğunluk şeyhleri davet ediyor oraya.
Orada bir, o törende Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne Metü Sena'den, ona karşı salatu selamlar getiriyorlar. Onu Metü Sena'den ilahiler okuyorlar. Allah'ı zikrediyorlar. Böylece orada böyle bir program oluyor. O programı illaki davet etti. Biz de inşallah Cenab-ı Hak nasip ederse, müsaade ederse oraya katılacağımızı söyledik. Ziyaretimiz güzel geçti, hoş geçti, tatlı geçti. Değişik oradaki il ve değişik yerlere gittik. Oradaki arkadaşlarla, kardeşlerle tanıştık. Zikirler yapıldı, sohbetler edildi, tanışıldı. Güzel bir seyahat oldu. Arzu edenler gidebilirler Sudan'ı, ziyaret edebilirler. Gerçekten gidilip ders alınması gereken enteresan ülkelerden birisi.
Allah cümlemizi bu konuda uyanık eylesin ve bir ve beraber eylesin. Tabi biraz daha üzgünüz. Yani Ümmet-i Muhammed'in haline baktıkça, Osmanlı yıkıldıktan sonra ne yazık ki Ümmet-i Muhammed'in hemen hemen bütün her yeri sömürülmekte. Başında zalim idareciler, adaletsiz idareciler, hain idareciler, başlarındaki kimseler ne yazık ki ama bilerek, ama bilmeyerek, ama kastı, ama kasıtsız satılmış gibi davranıyorlar. Ne yazık ki Ümmet-i Muhammed bunları baktıkça bir çözüm üretemiyor. Kendi içlerinde de çözüm üretemiyor ve dünyanın en iyi verimli topraklarına sahip olan Sudan böyle sömürge ülkesi gibi gelişmemiş. Her yer perperişan bir şekilde. Allah iyi etsin inşallah. Tabi bu arada hani gezdiğim ülkelerde baktığımda gerçekten işler acısı.
Ve en önemlisi de şu, hepsi de Türkiye bir abi gibi, bir baba gibi görüyorlar. Ve hepsi de Türkiye'den ümitliler, umutlular. Yani Türkiye'den daha ileri adımlar bekliyorlar, daha ileri şeyler bekliyorlar. Türkiye'nin daha çok, Türkiye'deki Müslümanların daha fazla çalışması, daha fazla gayret etmesi lazım. Türkiye'nin daha fazla çalışıp daha fazla gayret etmesi lazım. Ve bu biz istesek de istemesek de, kabullensek de kabullenmesek de Türkiye'nin dışındaki Müslüman topluluklar Türkiye'yi İslami bir lider olarak görüyorlar. Ve o İslami liderliğin gölgesinin altında toplanmak istiyorlar. Halk olarak söylüyorum bunu.
Ve o İslam toplulukları, Türkiye'yi bu manada ileriye yönelik büyük bir İslam olgusunun başında görmek istiyorlar. Bu Türkiye'deki Müslümanların sorumluluğunu daha da arttırıyor. Hassasiyetini daha da arttırıyor. Çalışmalarını daha da arttırması lazım. İnşallah biz bu görevin bilincine varıp, bu manevi halin bilincine varıp, öyle davranan bir İslam topluluğu oluruz.
Öyle davranan bir toplum oluruz. Ama içeri baktığımızda, ne yazık ki bizim içimiz de kaynıyor. Bu kaynamayı da hikmete bağlamak lazım. Muhakkak ki içeride çürük yumurtalar olacak. Muhakkak ki içeride eksiklikler, yanlışlıklar olacak. Bu böyle ahir zamanın son dönemine giderken, bunlar böyle ümmetin önünde faş olacaklar. Yani böyle tabiri caizse, makamı haksız yere işgal edenler, kendi bulundukları mevkiyi, mevkinin hakkını ve hukukuna riayet edemeyenler, böyle bir manevi tokat yiyip tasfiye olacaklar. Bu kim olur, kim olmaz, bunu bilmek mümkün değil. Bunu normalde herkes kendi tabiri caizse şapkasının önüne koyup, kendi dersini kendisi çıkaracak.
Bu uyarıyı defalarca, yıllardır hep veriyordum. Sufiler, dervişler, şeyhler kendilerine dikkat etmeleri lazım. Sorumluluklarını bilmeleri lazım. Bulundukları makama göre davranmaları lazım. Uyanık olun diyordum. O yüzden muhakkak ki şeytan hile kurar, tuzak kurar. Şeytanlaşmış insanlar tuzak kurarlar, hile kurarlar. Ferasete ehli olmak lazım. Ferasete açık olmak lazım. O tuzağa düşmemek lazım. O tuzağa, o yemi yememek lazım. Ama bir kimsenin feraseti kapandıysa, o zaman da kimsenin elinden gelecek bir şey yok. Kader tecelli ettiyse, ağını ördüyse yapacak bir şey yok. Balık akıllılar alıkça gidip o yemeyecekler, o tuzağa düşecekler. Gönül arzu eder ki, Ümmet-i Muhammed'in önünde görünen insanlar bu yemleri yemesinler, bu tuzaklara düşmesinler.
Çünkü tuzak kurucular her daim vardır. O tuzak kurucuların tuzandan Allah'a sığınalım. Cenab-ı Hak cümle Ümmet-i Muhammed'in önderlerine ve Ümmet-i Muhammed'e tuzağa düşmemeyi, tuzağa fark etmeyi ve tuzağa karşı tuzak kurabilmeyi nasip eylesin. Bunlar çünkü Osmanlı'nın bıraktığı topraklarda gerçekten Kur'an ve sünneti yaşamak, Kur'an ve sünneti savunmak, Kur'an ve sünneti anlatmak ateşten kor gibidir.
Elinden tutsan elin yanar, atsan dinden imandan olursun. Biliyorsundur, bildiğin sorumluluğun vardır. O yüzden o sorumluluğun altında ne yazık ki inim inim inleyerekten o vazifeyi götürmeye gayret edersin. Kolay değildir dikenli yollarda yürümek, kolay değildir ateşin üstünde yürümek, kolay değildir kılıcın üzerinde yürümek, kolay değildir. O yüzden herkes kolaymış gibi zanneder onu, kolaymış gibi zannedip gafilane, gevşekhane bir şekilde yola koyulanlar, yolun içerisindeki o çedin mücadeleyi götüremezler. Bir yerde bozulurlar, bir yerde ne yazık ki aldanırlar, tuzaklara düşerler. Allah muhafaza eylesin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, şefaatçimiz, yol göstericimiz, elimizden tutanımız, gözümüzün ışığı, kalbimizin nuru, onun sayesinde insanlar tuzakları görürler. Allah'ın izniyle onun sayesinde tuzakları hissederler.
O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin izinden gitmek lazım. Onun nuraniyetini, onun ruhaniyetini tatmak lazım. Onun muhabbetini tatmak lazım. O yüzden onun sünnetli senesine sımsıkı sarılmak lazım. Onu salatu selam çokça getirip, onun ruhaniyetinden ve nuraniyetinden faydalanmak gerekir, açık konuşmak gerekirse. Yol çünkü çetindir, yol sıkıntılıdır. Dikenli bir yolda, pıtrak, dikenli olan bir yolda ve birçok tuzaklarla dolu olan bir yolda ilerlemekte. Ümmet-i Muhammed ve Ümmet-i Muhammed'in önündeki kimseler. Şeyhlere laf söylemek, velilere laf söylemek, yola laf söylemek, tarikatlara laf söylemek, insanların ağzında sakız gibi oldu.
Herkese kolay, yani özgürlük denilen şey, din düşmanlarına var. Dindarlara yok, ne yazık ki. Ne yazık ki dindarlar bu konuda, dinsizler kadar özgür değiller. Ne yazık ki öyle, dünya üzerinde de öyle. Her yerde aynı. O yüzden Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp, Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın yolundan gitmek lazım. Allah Resulü uyarmış, sallallahu aleyhi ve sellem. 1400 yıl önce uyarmış, ümmetim kadından, makamdan, paradan bozulur demiş. O yüzden Ümmet-i Muhammed'in önündeki hem siyasiler, hem bürokratlar, hem şeyefendiler, hem cemaat liderleri, vakıf liderleri, vakıf başkanları, hepsi de bu üç tehlikeye dikkat edecekler. O yüzden birincisi makamdır. Bu siyasiler içindir. Siyasiler bir makama geldiğinde, bürokratlar bir makama geldiğinde muhakkak ve muhakkak dikkat edecekler.
Haram paraya, haram kadına ellerini uzatmayacaklar. Onları gözlerine dikmeyecekler. Çünkü üstlendikleri yük halkın yüküdür. Bunu yaparken kendilerine para devşiriyorlarsa, kendilerine kadın devşiriyorlarsa, en büyük hatayı, en büyük yanlışlığı yapıyorlar. Davalarına ihanet ediyorlar. Aynı şey, cemaatlerin başındaki hoca efendilere, şeyh efendilere, üstadlara aittir. Onlar da bir cemaatin başında hasbelkader görev yapıyorlarsa, dervişlerinin paralarına, namuslarına, dervişlerinin mallarına, mülklerine gözlerini çevirmeyecekler. Asla ve asla kadınlara haram olarak, kadınlara gözlerini çevirmeyecekler. Asla ve asla kendilerine siyasi bir atmosferde, siyasi bir alana gözlerini dikmeyecekler.
Onlar insanlara din nasihat edecekler, din öğretecekler. Muhakkak ki haksızlıklara karşı, adaletsizliklere karşı, yanlışlıklara karşı da mücadele edecekler. Din onlara bu emri verir. Bir haksızlık varsa, bir adaletsizlik varsa, bir haysiyetsizlik varsa, bir şerefsizlik varsa onlarla mücadele edilmesi gerekir. Onlarla mücadele ederlerken de bu vakıfların, cemaatlerin, tarikatlarının başındaki kimseler kendilerine dikkat edecekler. Kendilerinin önüne sunulan menfaatlere de dikkat edecekler. Tabiri caizse menfaatleri ellerinin tersiyle geriye edecekler. Alınlarının terini yiyecekler. Çalışacaklar, az çok kendi çalışmalarının terini yiyecekler. Dervişlerden para toplamayacaklar. Cemaatten para toplamayacaklar. Kendi alın terlerini yiyecekler. Kendi helal kadınlarıyla yetinecekler.
Daha fazla kadına gözlerini dikmeyecekler. Helal dairesi buna bize yeter diyecekler. İnsanlar kendilerini onlara sunsalar dahi onlar elleriyle itmesini bilecekler. Çünkü hadisi şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, Bir kadın, bir erkeğe gel dedi de, o erkek ben Allah'tan korkarım, gelemem, sana el süremem, nikahsız dediğinde, Hiçbir gölgenin bulunmadığı, Arşalan'ın gölgesinde gölgelenecek, başka bir rivayette benim gölgemde gölgelenecek diyor. O üstadlar, o cemaat liderleri, o bürokratlar, o siyasetçiler, bu hadisi şerife bakaraktan kendilerini böyle muhafaza edecekler, kendilerini böyle koruyacaklar. Normalde makam, mevki insanlar bozuyor, kadın insanlar bozuyor, para insanlar bozuyor. Ümmet-i Muhammed'in başındaki kimseler bunlara dikkat edip, bunlara geçit vermeyecekler.
Aynı şekilde bir cemaatin içerisinde var olan görevliler, bunun adına zakir dersiniz, nakip dersiniz, nükaba dersiniz, çavuş dersiniz, ders yaptıran, etkili, yetkili, sohbet eden hoca dersiniz, adına ne derseniz deyin. Bunlar da sohbet ettikleri kimselerden su bile istemeyecekler. Bizim karnımız aç demeyecekler, kendilerine bir paye çıkarmayacaklar, hediye kabul etmeyecekler. Böylece bu zorlu yolda yürüyecekler, böylece imanın tadını alacaklar, manevi hallerinin tadını alacaklar. Maneviyatlar böyle gelişecek, böyle derinleşecek, böyle yükselecek. Rabbim bu hani koşuda son viraj koşulur ya, bu son viraj koşulurken tökezleyenlerden eylemesin hiçbirimizi. Ne acı ki cahil bir toplumun içindeyiz.
Dini bilmiyorlar, diyaneti bilmiyorlar. Bir kimse bir yerde bir hata yapıyor, onu bütün Müslümanlara, işte bütün tarikatlara, bütün cemaatlere atfediyorlar ve saldırıyorlar. Sabah burada bir limon kasası vardı benim, işte bir haftadan beri olmadığımdan dolayı o limon kasasında baktım, bir iki tane de çürükler var. Sabah limon kasasını açtım, yukarıda terasta döktüm limon kasasını komple. İçinden dört beş tane çürük çıktı ve şunu düşündüm, dedim ki insanoğlu bir kasa limonu dökmüyor içinde üç beş tane çürüğü var diye. Üç beş tane çürüğünü atıyorsun. Hatta ben çürüklerini de atarken çöpe atmadım onları. Başka bir orada limon ağacının dibine gömdüm. Dedim ki ola ki içinden bir tane filiz çıkar, ola ki içinden bir tane bir fidan çıkar.
Ondan sonra gömdüm onu, üzerine de toprakla örttüm. Yeniden filizlenir, yeniden oradan bir limon ağacı çıkarsa eyvallah. Şimdi insan akıllı varlıktır, idrak ehlidir. Cehaletten çıkması gerekir. O yüzden bir kasa limonu da dört beş tane çürük çıktı diye bir kasa limonu atmaz akıllı insan. Akılsız, cahil, kibirli, kendini beğenmiş, ne yaptığını bilmeyen, okuması yazması olmayan veya okuduğunu anlamayan.
Öyle ya. O tip insanlar böyle bir kasa limondan iki üç tane çürük çıkınca bir kasa limonu atarlar. Onlar kendini beğenmiş, kibirli, cahil, okuması yazması olsa dahi okuması yazması olmayan kimselerdir. Müslümanların içerisinden de her gruptan, her toplumdan, her kavimden, her inanan toplumdan muhakkak ki çürük yumurtalar çıkacaktır. Yani sahabenin içinde dahi vardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetinin tedrisatından geçmiş olan sahabenin içinde dahi çürük yumurtalar vardı. Cihat emri geldiğinde iki tanesi cihat emrine gitmekte gevşek davrandılar. Bir kısmı cihat emri geldiğinde hurmalarımızı kim toplayacak dedi. Hurma toplamaya kaldılar.
Kimisi eşinden ayrılamadı. Veyahut da İsa aleyhisselamı o zalim, o hain, o peygamber katleden, o Yahudi kavmine peşkeş çeken, bir avuç altına satan yanındaki havarisiydi. Bu her toplumda çıkacak olan bir şey. İsa aleyhisselamın havarilerinden birisi, o pis Yahudilere o günkü havariyi sattı diye, bütün havarileri şimdi yok mu edelim?
Veyahut da havarilerden birisi bozuldu diye İsa aleyhisselam da bir eksiklik mi atfedelim? Veyahut da ashabtan bazıları, normalde o bazı kaideleri kendi nefislerine yidiremediler. Ne yapalım? Hz. Muhammed Mustafa'da bir eksiklik mi atfedelim? Kitabullah'da bir eksiklik mi atfedelim? Böyle bir cehalet olabilir mi? Ama ne yazık ki insanlar acımasız, insanlar zalim, insanlar cahil, insanlar bu noktada gerçekten toptancı bir zihniyetle bir Müslümanın bir hatası var ise, bu adına şeyh de denilebilir, üstad da denilebilir, her şey de denilebilir, bir günahı, bir kusuru varsa,
bütün ümmeti Muhammed'e, bütün Müslümanlara saldırıyorlar. Evet, doğruysa yapılan, yapılan doğruysa, ben konuyu incelemedim çünkü, savcı değilim, hakim değilim, beni ilgilendiren, çok fazla ilgilendiren bir konu da değil. İncelemedim ama yapılan doğruysa, gerçekten çok büyük günahı kebalilerden beresi, Türkiye Cumhuriyeti Kanunu'na göre, yasalarına göre, büyük ceza gerektiren bir şey. Ama top yokun, bütün Müslümanlara çatmak, bütün Müslümanları ve Müslümanların önündeki kimseleri, haysiyet cellatı gibi onları asmak ne kadar adaletli bir davranış. Ve bir arkadaş attı bana, işte o tacizciyle beraber benim ismimi de koymuşlar oraya. Hiç mi Allah'tan korkmadınız, hiç mi utanmadınız, hiç mi eşiniz yok, çolunuz, çocuğunuz yok, akrabalarınız yok, tanıdıklarınız yok.
Yani nasıl böyle bir zalimliği, hainliği yapabildiler? Bunu şikayet için söylemiyorum. Bana ne diyorlarsa diyecekler zaten. Kendimi savunma noktasında değilim. Aynı olmaya çalışıyorum. Dediğiniz şey bende varsa, Allah beni affetsin. Dediğiniz şey bende yok ise, Allah'a nasıl hesap verecek? Bir de bunlar, hani Müslümanlar sonuçta. La ilahe illallah, Muhammeden Resulullah diyen insanlar. Böyle bir iftirayı, böyle bir haysiyet cellatlarını yapıyor insanlar. Cahil çünkü toplum. Dini bilmiyor, İslamı bilmiyor. Bilmiyorlar, bilmeyince taşlıyorlar. Bu ne yazık ki insanlık böyle. Peygamberlerini taşlamışlar, peygamberleri sürmüşler. İnsanlık böyle.
Kur'an ve sünneti söylüyorsan, taşlanmaya hazır olacaksın. İman ettiysen, taşlanmaya hazır olacaksın. Kınanmaya hazır olacaksın. Kur'an ve sünneti haykarıyorsan, taşlanmaya hazır olacaksın. Bunun kaidesi bu çünkü. Taşlanmıyorsan münafıkısın zaten. Yani, seni kimse taşlamıyorsa, seni kimse bir şey söylemiyorsa, o zaman sen münafıkısın zaten. Sen herkesin kendine göre bir din anlatıyorsun ki kimse sana bir şey söylemiyor. İnsanların nefsini oynuyorsun. Ama Kur'an'ın, sünneti, imamların iştahdını söylüyorsan, işine gelmeyenler seni taşlayacaklar. Sonuçta Seyyid Nesimi'nin derisini yüzmeye kalktılar. Yüzemediler, kılıcı vurdular, kesmedi.
Mübarek de aldı, kendi derisini kendisi kesti. Kendi kendisini yüzdü, yürüdü. Nesimi'yem, yüzerim derimi, yürürüm meydana meydana dedi, yürüdü. Enel Hak dedi, taşladılar. Taşlayarak şehit ettiler. Hz. Hüseyin Efendimiz'i Müslümanlar, Müslümanım diyenler şehit etti. Yanında yavrularına varıncaya kadar kılıçtan geçiren Müslümanım diyenlerdi. Sen adalet için yürüyorsan, Hak için yürüyorsan, Yezidiler seni taşlayacaktır. Sen Hak için yürüyorsan, Yezidiler sana kılıç çekecektir. Sen Hak diyorsan, Hakperest olmayanlar seni taşlayacaktır. Bunlar normal şeyler. Bunları beklemediğimiz şeyler değil. Ama toplumun cehaletine bakınca, din bilmezliğine bakınca, gerçekten üzülüyor insan.
Allah bizi iyi etsin. O yüzden her toplumda bir çürük yumurta çıkar. Her kasada çürük bir limon çıkabilir. Her kasada çürük bir domates çıkabilir. Bu olabilir. Bu komple bir kasa limonu atmamıza gerek yok. Her okulda bir öğretmen, öğretmenlik mesleğinin dışında, öğretmenlik mesleğine ihanet eden, bir hal ve harekette bulunabilir. Ama biz çocuklarımızı okula göndermeye devam ederiz. Veyahut da bir hekim, bir doktor mesleğini yanlış icra edebilir, istismar edebilir. Ama biz hasta olduğumuzda yine hekime gideriz. Biz hastaneleri taşlamayız. Komple hastaneler kapansın demeyiz. Böyle bir anlayış, cahil bir anlayış. Veyahut da işte kilise papazlarında böyle bir eşcinsel faaliyetler var.
Ama Hristiyanların komple hepsi de kiliseler kapansın demez. Veyahut da Vatikan kapansın demez. Veyahut da Hristiyanların da kendi içlerinde tarikatları vardır. O tarikatlarda da eksiklik, noksanlık vardır. Hristiyanlar kalkıp da bütün Hristiyan tarikatlar kapatılsın diye kampanya başlatmazlar. Veyahut Yahudilerin tarikatları vardır. Yahudilerin tarikatlarında da eksiklikler, noksanlıklar vardır. İçlerinde, hahamlarda da eksiklik, noksanlık vardır. Yahudiler yürümezler. Bütün tarikatlar kapansın. Veyahut da işte şunlar lave desin diye. Enteresan bir şey. Yani Müslümanlardan, Müslümanların önünde olan önderlerden bir kimse, bir vakıf bir şey hata yaptığında bir güruh, bir de İslam adına konuşan güruh komple.
İşte tarikatlar kapansın, şunlar kapansın, bunlar kapansın, şunlar yasaklansın. Hani demokrasiyle idare edilen bir ülkedeydik ya, madem demokrasiyle idare edilmeyeceksiniz, istediğinizde istediğiniz şeyler kapatılsın diyeceksiniz. Türkiye'deki bütün Müslümanlar yürüseler, genel evler kapatılsın, meyhaneler kapatılsın, barlar kapatılsın, bu haram işlenen yerler kapatılsın diye yürüyüşe çıksalar, yürüyüş yapsalar, bu konuda kendilerince kendi isteklerini orta yere koysalar, ne düşünürsünüz acaba?
Böyle bir, aslında işin bir de başka tarafı var. Yani Müslümanlar oturup haram işleyen ve haramı yayan bütün kurumlar ve kuruluşları kapatılsın diye kampanyaya yapmıyorlar. Acı tarafı bu. Türkiye'de saymadım ama, son 10 yılın içerisinde onun üzerinde içki üreten fabrika kuruldu. Kimse kapatılsın diye yürümedi.
Türkiye'de faal, yani bildiğim kadarıyla 65-70 tane resmi genel evi var. Orada kadınların tenleri satılıyor. Ve Türkiye'deki Müslümanlar, bunlar kapatılsın diye Twitter'da, Facebook'ta, sosyal medyada bir kampanya yapmıyorlar. Veyahut da Türkiye'de son 10 yılda içki tüketimi %900 gibi bir artış var. Kimse bu içki tüketiminin önüne geçilsin diye kampanya yapmıyor. Yüz kusur bin tane vesikalı, fuhuş yapan kadın var. Yüz kusur bin tane de fuhuş yapmak için, vesik almak için müracaat etmiş olan kadın var. Türkiye'de bunlara Müslümanlar çare üretmeye çalışmıyorlar. Ve bunların son bulması için bir kampanya düzenlenmiyor.
Gençler uyuşturucunun pençesinin altında, inim inim inliyorlar. Yani sabahleyin sokakta yürürken, onları gördüğünüzde ürpermemek elde değil. Ürpermemek elde değil. O çocukların da anneleri, babaları, akrabaları var. Ve bu uyuşturucuyla mücadele noktasında hiçbir kampanya yok. Hiçbir kampanya yok. Ve her gün o çocukları biz diri diri gömüyoruz. Fuhuşa diri diri kadınlarımızı gömüyoruz. İçkiye diri diri gençlerimizi, kadınlarımızı ve kızlarımızı gömüyoruz. Ve ne yazık ki içki, kumar, fuhuş, uyuşturucu, dinsizlik bunlarla alakalı Müslümanların bir kampanyası yok. Ve bunlarla çalışan, bunlara karşı buralardan işte insanları eğitmeye çalışan, buralardan kurtarmaya çalışan, işte sizlerin yani bir kısım insanların tarikat olarak nitelendirdiği, ben Türkiye'de tarikatın var olduğuna inananlardan değilim.
Çünkü tekke ve zaviyeler kanunuyla tarikatlar kapatıldı. Ve cumhuriyet döneminde gene evlerinin açılmasına müsaade edildi. Kimse bundan sıkıntı duymuyor. Ve olmayan bir şey kapatılsın diye konuşuluyor. Siz bir levha mı gördünüz bir yerde, bir tarikat mı var? Bir kimse, ben bir tarikatın şeyhim demesi suç Türkiye'de. Bir tarikat mı var ki şeyhi olsun? Bir kimsenin iddiası varsa, ben filanca tarikatın şeyhim diye savcılarının harekete geçmesi lazım devrim kanunlarına, muhalefetten.
O yüzden Türkiye'de şeyh yok. Ama ne yazık ki böyle tarikatlar kapatılsın diye kampanya düzenleniyor. Gülüyorum ben de. Diyorum ya bir tarikat mı var ki kapansın? Nerede var bir tarikat? Yok. Kapatılmış çünkü. Nerede var bir zaviye? Yok. Kapatılmış çünkü. Bir dergah mı var Türkiye'de? Varsa da biz bilmiyoruz. Bilenler varsa da cumhuriyet savcılıklarına mürait suç duyurusunda bulunsunlar. Filanca yerde böyle bir tarikat var, böyle bir zaviye var. Burası çalışıyor. Bu devrim kanunlarına da aykırıdır desinler, şikayet etsinler. Ama söz konusu olan, Kur'an ve sünneti anlatan, Kur'an ve sünneti tebliğ eden değişik topluluklar var ise, onlar da Türkiye'de demokrasi var.
Türkiye'de demokrasi varsa, demokrasi sivil örgütlenmeye müsaade etmiş. O yüzden her türlü sivil örgütlenme var. Siz LGBT'liler kapatılsın diye kampanya yapmayacaksınız. Olmayan tarikatlar kapatılsın diye kampanya yapacaksınız. Siz eşcinsel dernekler kapatılsın diye kampanya yapmayacaksınız. Cemaatler kapatılsın diye kampanya yapacaksınız. Bu çok acı bir şey. Allah bizi iyi eylesin inşallah. O yüzden bunları konuşuyorum. Diyeceksiniz ki bunlar bir kıymeti harbiyesi var mı? Yok. Bizi dinlemez kimse çünkü. Bizi dinlemek için de itibar etmez. Ama ne yazık ki durumumuz bu. Biz şimdi gelelim sohbetimize, mesnevi okumamıza. İnşallah 929. Beyt'te kaldıydık.
Konu başlığında kalmıştık. O konu başlığından devam edeceğiz inşallah. Hani av hayvanları tevekkül etmeyi, çalışmamayı öneriyorlardı. Ve diyorlardı ki aslana sen avlanmayı bırak, biz her gün senin önüne senin yiyeceğini, içeceğini getirelim. Sen avlanmayı bırak diyorlardı. Aslan da onlara diyordu ki, hayır ben çalışmayı önde tutuyorum diyordu. Hazreti Pir aslanla diğer av hayvanlarını konuşturmaya devam ediyor. Aslanın yine çalışmayı tevekküle tercih etmesi. Konu başlığı bu. Aslan dedi ki, evet ama kulların tanrısı bizim ayağımızın önüne bir merdiven koydu. Dama doğru basamak basamak çıkmalı. Burada cebri olmak ham tamahtır dedi. Yani Cenab-ı Hak bizim önümüze bir merdiven koymuş.
Dama uçaraktan da çıkılabilir mi? El cevap çıkılabilir. İkinci kata uçarak da çıkılabilir mi? El cevap çıkılabilir. Ama o zaman da kanat lazım. Kanadın olsa, kanadını çırpmasan yine uçabilir misin? Yine uçamazsın. Kuş dahi kanadını çırparaktan uçuyor. Kuşun kanadı var. Eğer uçmasını bilmeden kuş yavrusu, eğer yuvasından kendisini atarsa ben oldum diye aşağıda bekleyen kedi köpeğe yem oluyor. Yani demek ki kuş yavrusu da kanatlanacak, uçmayı öğrenecek, tüylenecek. Ondan sonra uçacak sebepler daresinde. Aynı şekilde sufiler için de geçerlidir. Sufi bir dergaha girer, bir üstada bağlanır. Üstada bağlandıktan sonra iki hal görüp, iki rüya görüp, ben tüylendim, ben kanatlandım, ben uçarım sevdasıyla. Bir hevese kapılır, uçmaya kalkar.
Aşağıda onu kedi köpeğe yem olur. Yani deccala yem olur, şeytana yem olur gider. Demek ki kanadın dahi olsa ona çırpmak gerek. Kanat çırpacaksın ki uçacaksın. Sebepler daresinde. O yüzden ehl-i sünnet cebriyeci değildir. Cebriyeye karşı çıkmıştır. Yani cebri olmak ham tamahlık diyor Hz. Mevlana. Cebriye ne? Kısaca tarif etmek gerekirse, insanlara ait ihtiyari fiillerin, ilahi irade ve kudretin zorlayıcı tesirlere meydana geldiğini savunmak. Biz ehl-i sünnet, ehl-i sünnetin içerisinde maturidiler. Bu konuda çok önemli bir kural koymuşlar. İmam maturidi der ki, fiiliyatın, fiilin üzerinde iki tecelliyet, iki kuvve vardır.
Birincisi Allah'a ettir ki, o yaratmadır. İkincisi kulağı ettir, kesp, istemedir der. Bunu eski, o bir haç zamanında bir facia olmuştu. O haç faciasında ölen Müslümanlar olmuştu. O şeytan taşlamada. Müslümanlar ölen olunca, Mehmet Said Yazıcıoğlu diye, Diyanet İşleri eski başkanı vardı. Ben çok tebrik ediyorum onu. Çok böyle ilim ehli bir kimseydi. Sağsa Cenab-ı Hak ona hayırlı nefes nasip eylesin inşallah. O meşhur vali Yazıcıoğlu'nun kardeşiydi o da. O çok böyle ilmiyle amil, iyi bir profesörlerden birisiydi. Onun bir doçentlik tezi var. İnsan hürriyeti üzerine.
O yüzden o kitabı okumalısınız muhakkak. Oradan incelemelisiniz. Ve o böyle Maturi'den, ondan sonra Nesefi'den, Sabuni'den, böyle insan fiiliyatındaki hürriyeti ne kadar, onları böyle toplamış çok düzgün bir eserdi. Çok uzun yıllar önce elime geçmişti öyle bir eser. Orada aklımda kalanı söyleyeceğim. Fiiliyatın üzerindeki iki kuvvet vardır. Birisi Allah'a ettir. O yaratmaktır. İkincisi de kulağa ettir. Kesb istemektir. Yani çalışmaktır. Bir şeye doğru yönelmek, bir şeye koşturmak, bir şeyi istemektir. Bir şey için mücadele etmektir. Onu yaratacak olan da Allah'tır. O yüzden burada ehli sünnet, bilhassa Hanefiler cebriyeyi kabul etmezler. Bir kısım araştırmacı, Sufilerin cebriyeci olduğunu düşünürler.
Sufiler cebriyeci değildir. O yüzden biz böyle insanlara has bir iradenin var olduğunu, o irade eden bir sorumlu olduğumuzu, mükellefiyetliğimizi onunla yerine getireceğimize inanırız. Bir sorguya muhatap olacaksak biz mükellefiz demektir. Mükellef isek biz kendi aklımızla, kendi idrakimizle, kendi irademizle bir şey yaparız. Ve onun sorumluluğunu da eğer din ise Allah'a veririz. Mesela örneğin Türkiye Cumhuriyeti Kanunu'nun yasaları var. O yasaların içerisinde yasak olan şeyler var. Suç kabul edilen şeyler var. Siz onu gider de cüz-i iradenizle işlerseniz, onun cezasını çekersiniz. Hoş bazen işlemediğiniz suçun da cezasını çekebilirsiniz.
Bu da ayrı bir şeydir. Ama çekersiniz o cezayı. Namaz kılmadıysanız örneğin, namazı kılmamanız sizin kendi cüz-i iradenizle alakalıdır. Çünkü Ayet-i Kerime'de de isteyen iman etsin, isteyen etmesin demiştir. Hür bırakmıştır. İsteyen dinini yaşar, istemeyen yaşamaz. Hür bırakmış. Dinde cebrecilik yok çünkü. Sen ister iyiliklerde bulun, ister bulunma. Hürsün. Sen ister namaz kıl, ister kılma. Hürsün. Dinin açıdan bakılacak olursa. Dinde zorlama yok. İster iman et, ister iman etme. Cehennem'i de dolduracak insanlar olacak. Cenneti de dolduracak insanlar olacak. Ne Allah'ın cenneti boş kalır, ne de Allah'ın cehennemi boş kalır. Cehennemi yarattıysa, oluşturduysa, muhakkak ki cehenneme gidecek kullar olacak.
Cennetini yarattıysa, yaratmış çünkü, cennetine de gidecek kullar olacak. O yüzden herkes bunları kendi iradesiyle yönelecek. Kendi iradesiyle ama cennetini kazanacak, ama cehennemini kazanacak. Cebriyeciler de öyle düşünmez. Cebriyeciler insanı bir makine gibi görür. Cebriyeciler insanı makinalaştırır. Sufilerde makinalaşmak yoktur. O yüzden Sufiler cebriyeci değildir. Gerçek manada. Ayığın var, nasıl olur da kendini topal edersin? Elin var, niye pençeni saklarsın? Yani Cenab-ı Hak sana el vermiş. Bu elinle sen işte bardağı tutacaksın. Sen bardak gel benim ağzıma gir diyemezsin. Elini vermiş. Elini verdiyse bu elin çalışacak bir amel işecek. Ayak vermiş.
Bu ayak çalışacak bir amel işecek. Sana göz vermiş, bir uzuv vermiş. O göz çalışacak bir amel işecek. O zaman gözün varken benim gözüm yok demen ham hayal, senin körlüğünden ibaret bu. Elin varken elini yok görmek ham hayal. Senin körlüğünden, cahilliğinden, ilim bilmezliğinden ibaret bu. Bunu kalkıp da Allah'a atfetme. Efendi kölenin eline beli verince söylemeden dileği malum olur. Yani bahçede çalışan bir işte tarım işçisinin eline siz bir kürek verirseniz veya bir kazma verirseniz onun ne yapacağı malumdur. İşte ne yapacak o? O kazmayla veyahut da o kürekle veyahut da işte o bahçeyi belleyecek. Eline bir makas verirsen, bağ makası onunla budacak, aralayacak.
O zaman söylemeden dileği malum oldu o kimsenin. Kalkıp da bir kimse, bir işveren ona burayı şöyle belleyeceksin, böyle belleyeceksin demeyecek. İşte Allah da sana bir el vermiş. Sen elinin erdiği işlere devam edeceksin. Bel gibi olan el de Tanrı işaretlerindendir. Sonu düşünmek hassası da onun ibarelerindendir. O zaman demek ki Allah bize el vermiş bir işaret bu. Cenab-ı Hakk o işareti vermiş. Demiş ki bu eli ben çalışıp kazanman için verdim. Bu ayağı ben sana yürümen için verdim. Bu ayağı ben seni hayra yönelesin, hayra koşasın diye verdim. Bu eli ben sana hayra yönelesin diye verdim. Bu aklı ben sana beni tanıyasın, beni bilesin diye verdim. Evet, bu aklı şeytanlığa çalıştırasın diye değil.
Bu aklı küfre çalıştırasın diye değil. Bu aklı deccallıya çalıştırasın diye değil. O yüzden Cenab-ı Hak bizim çalışmamızı, gayret etmemizi, akletmemizi ister. Kur'an-ı Kerim'de de o insanlar akletmez mi der. Din akıllı olanlarıdır. Akılsız olanlar zaten dini inkar ederler. Din akıllıların işidir, akılsızların işi değildir. Yani bir kimse ben dinsizim diyorsa, onun aklından şüphe edilir. Psikolojik olarak onun rahatsızlığı vardır. Bir kimse Allah'ın varlığını kabul etmiyorsa, gerçekten o kimsenin psikolojik problemleri vardır. Tedavi olması lazım. Aklıyla alakalı problemi vardır. Tedavi olması lazımdır. Dinsizler onu akıllı görürler. Bakın dinsizler, dinsizi akıllı görürler.
Mesela dinsizler, dindarı akılsız görürler. Bu enteresan bir bakış açısıdır. Oysa akılsız olanlar dini reddedenlerdir. Çünkü din akıl sahiplerinedir. Akılsız olanlara değil. Din, iman etmek aklın işidir çünkü. Akıllı olanlara iman ederler. Akılları kalbe bağlı olanların imanları kemale erer. Allah bizi onlardan eylesin. Tanrı'nın işaretlerini canına nakşederek ve o işarete vefakarlık ederek can verirsen, sana nice sır işaretleri bahşeyler, senden yükü kaldırır, seni iş güç sahip eder. Şimdi yük altındasın. Allah seni yükler, bindirir. E şimdi o zaman sen o Allah'ın yol haritasını kabul edersen, Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'ını kabul edersen ve onun kendi canına nakşedersen, Allah sevgisini, Allah'a imanı, Allah'ı zikri, Allah'a olan namazı, zekatı, orucu ve iyilikleri kendi canına nakşedersen, o zaman ve bu nakşetmede Allah'a bir can verirsen, o sana binlerce can verir.
Hani ayeti kerimede ödünç vermek olarak nitelendirir ya Cenab-ı Hakk. Allah yolunda can verenlerini ödünç vermiş olarak kabul eder Cenab-ı Hakk. Allah yolunda mücadele eden, Allah yolunda cihad eden, Allah yolunda koşturan insanlar Allah'a borç vermiş gibidirler. Ve Cenab-ı Hakk onlara sayısız nimetler bahşederekten geri iade eder. Hani bu çok hoşuma gider benim. Tirmizi'de, Darimi'de, ondan sonra ve Fethül Bahri'de geçer bu hadis-i şerif. Kur'an ve zikrin kendisini benden istekte bulunmaktan alıkoyduğu kimseye, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm der hadisi kutsi de. O yüzden hani bir kimse, sufiler bunu çok önemserler.
Allah'ı zikretmekten dolayı, o kimse kendisine bir şey isteyemese, devamlı zikir halinde o kimse, devamlı zikri yakalamış, devamlı zikrullahı yakalamaktan kendisini unutmuş, kendisinden geçmiş, kendisine bir şey istemekten geçmiş. Öyle ya, o kimse artık böyle kendisini aklına getirmiyor hiç. Kendi benliğinden sıyrılmış. Hani geçen derslerde demiştim, Ümmet-i Muhammed'e isteyin, arkadaşlarınızı isteyin, eşlerinize, çocuklarınıza isteyin demiştim. Yani kendinize değil, etrafınıza isteyin. Kendi nefsinizi düşünmeyin. Kendinizi hiçliğe atın, yokluğe atın. Ve devamlı etrafınızı düşünün. Ümmet-i Muhammed'i düşünün. Allah'ı zikredin. Ve eşinize, çolunuza, çocuğunuza, arkadaşlarınıza, kardeşlerinize isteyin.
Onların iyiliğine, selametliğine, Kur'an ve sünnete bağlı olmalarını isteyin. Onların maddi, manevi, zenginliklerini isteyin. Hep etrafınıza dua edin. Böyle etrafına dua eden, kendisini es geçen, hiçliğe varmış. Kendisine bir şey istemeyen, hiçliğe vardıktan dolayı, yalnız küstahlıktan değil. Böyle bir kimse diyor, hani zikullahtan, Allah yolunda koşuşturmaktan, işte o dünyaya da pek meyil edemez. Çünkü dünyaya da zaman ayıramaz. Öyle olunca, Cenab-ı Hak diyor ki, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını ona veririm. Çünkü sebep, o kendisini Allah'a vakfetmiş. Kendisini tabiri caizse Allah'a borç vermiş. Kendinden geçmiş ama bunda böyle nefsine uyaraktan, kibirlenerekten değil. O halini kimseye anlatmayacak. Benim param vardı, benim param yoktu.
Şuna ihtiyacım vardı, buna ihtiyacım vardı. Beni şuraya götürür müsün? Beni buraya getirir misin? Bir şeye ihtiyaç hissettirmeyecek hiç kimseye. Kıymetli dostlar, Allah varken, başkasından bir şey uman, imanın kemale ermemiştir. Allah'tan istemek varken, etrafından bir şey uman, imanın kemale ermemiştir. Allah muhafaza eylesin. Bunu bizim kardeşlerimize özellikle söylüyorum. Bunu zakir kardeşlere, ders yaptıran kardeşlere özellikle söylüyorum. Kardeşlerinizden bir şey ummayın. Bir şey uman kimse Allah'ı unutmuştur. Tövbe edip Allah'a yaslansın. Hiç kimseden bir şey ummasın. Bu sizi kemale götürecektir.
Bir şeyden, bir kimseden bir şey ummak Allah muhafaza eylesin. Allah'tan gafrettir. Siz Allah'ı zikredin. Derdinizi Allah'a açın. İhtiyacınızı Allah'a beyan edin. Allah'tan isteyin. Başka bir hadis-i şerifte, o istenilmekten hoşlanır der. Bir insanoğlundan isteyeceğine, Allah'tan iste. O seni Allah katında yüceltir. Onun hatta sıfatlarını da vesile etme. Direkt zatından iste. Suhi, zatıyla hemhal olan insandır. O zatından rızık talep et. Onun zatından ilim talep et. Onun zatından yardım talep et. Onun zatından muhafaza talep et. Onun zatından iste ne isteyeceksen. De ki, Ya Rabbi beni zatından rızıklandır.
Bizleri zatından rızıklandır. Bizleri zatından muhafazaya al. Bizleri zatın katında emanetine al. Bizleri zatınla hemhal olanlardan eyle. Bizleri zatınla müşerref olanlardan eyle. Bizleri zatınla müşerreflendir. Bizleri zatınla şereflendir. Bizleri zatından ayırma. Bizleri zatından uzaklaştırma. Bizleri kendi eliyle, kendi ayağıyla şeytanın kucağına gidenlerden eyleme. Bizleri kendi zatından lütfettiğin ilimle ilimlendir ki tuzakları görelim. Bizleri kendi zatından gelen bilgiyle, ilmi ledünle bilgilendir ki biz bilmediklerimizi öğrenelim. Yoksa bizim halimiz harap olur. Yoksa biz önümüzü görenlerden olamayız.
Yoksa biz iki yakamızı bir araya toplayanlardan olamayız. Sen istersen bizi iti köpeğe de yemeder misin ya Rabbi edersin. Ama bizleri ümmet-i Muhammed'in önünde rezil olacak haller içerisinde bulundurma. Bizleri mahşer yerinde rezil olacak haller içerisinde bulundurma. Bizleri zatından muhafaza eyle. Bizleri zatından hatalarımızı, kusurlarımızı, eksikliklerimizi, noksanlıklarımızı örtüver ya Rabbi. Bizleri dinsizlerin önünde, imansızların önünde, münafıkların önünde, dine hakaret edenlerin önünde rezil rüsvai olanlardan eyleme ya Rabbi. Amin. O yüzden sufi zatıyla hemhal olur. Ve Allah'ı zikreder. Allah'ı çokça zikreder. Namazını dosdoğru kılar. Zekatını dosdoğru verir. Varsa bir hatası, kusuru, yanlışlığı Allah'a tövbe eder.
Olmasa dahi tövbe eder. Allah çünkü tövbe edenleri sever. Allah zekat verenleri sever. Allah namaz kılanları sever. Allah kendisini zikredenleri sever. Allah kendisinden af muhafret isteyenleri sever. Allah kendisinden isteyenleri sever. O yüzden biz Cenab-ı Hakk'ın sevdiği haller üzerinde bulunmaya gayret ederiz. Bizde cebriyecilik yoktur. Ve böylece biz işimizi, aşımızı, eşimizi, etrafımızı, her şeyimizi Allah'a teslim eder. Allah yolunda koşuşturur. Allah yolunda çalışırsak Cenab-ı Hakk bizi istediğimizden fazlasını verir. Katından nimetlendirir, katından lütuflandırır, katından ikramlandırır, katından muhafaza eder, katından korur, katından korur. Cenab-ı Hakk öyle koruduğu kullarından eylesin inşallah.
Şimdi onun emrini kabul etmektesin. Sonra seni makbul eder. Sen şimdi bu dünyada onun emirlerini yerine getirir. Sen bu nefesin olduğu müddetçe onun emirlerini yerine tutarsan, o seni ne yapar? Makbul hale getirir. Senin yaptığın işleri daha yücelere taşır. Hani kim Allah'ı zikrederse, Allah da onu zikreder. Kim Allah'ı bir topluluk içerisinde zikrederse, Allah onun ummadığı, hayal etmediği, daha yüksek şerefli bir topluluğun içerisinde onu zikreder.
Sen toplanırsın, üç kişi, beş kişi, on kişi bir evin içinde Allah'ı zikredersin. Allah seni peygamberlerin meclisinde zikreder. Allah seni meleklerin katında zikreder. Allah seni kendi zatında zikreder. Allah seni kendi zatında zikreder. Sen küçük görürsün, beş kişi toplanıp Allah'ı zikretmeyi. Sen küçük görürsün, on kişi toplanıp Allah'ı zikretmeyi. Küçük gördüğün şey Allah'ı zikretmektir. Sen küçük adamsın. Sen küçük insansın. Sen Allah'ın zikrinin maneviyatını tatmamışsın. Sen Allah'ın zikrinin nuraniyetini tatmamışsın. Sen evinde oturmuşsun tembel tembel. Üç kişi de olsa Allah'ın zikir meclisine gitmemişsin. Gitseydin, o seni daha makbul bir hale getirecekti. Sen o zikir halakasına kibirlenip, böbürlenip, kendini yükseklerde görüp beğenmemezlik etmeseydin, Allah seni kendi zatında barındıracaktı.
Kör gözlü, kör kalpli, kör, sağır kulaklısın sen. Allah'ı zikredenleri küçük gördün. Allah'ın zikir halakasını küçük gördün. Zikri hatırlatanları küçük gördün. Kalbini mühürledi senin. Yoksa seni ne yapacaktı? Daha makbul hale getirecekti. Sen nefsine uydun. O zikrullah halakasına gitmedin. Sen nefsine uydun. Allah'ı zikredenleri küçük gördün. O yüzden makbuliyetin Allah katında olmadı. Şimdi onun emrini kabul etmişsin. Sonra o emirleri söylersin. Şimdi vuslat arıyorsun. Ondan sonra da vasıl olursun. Bakın siz Allah'ın emirlerini yerine getirirseniz, kabul ettiniz. Kabul ettikten sonra emirlerini yaşamaya başladınız. Ondan sonra vuslat yolu aradınız.
Kim farzları yerine getirirse Allah'a en sevgili işi yapmış olur. Kim nafilellerle Allah'a yaklaşırsa ve Allah'ı severse Allah da onu sever. Üç adım. Ne yaptın? Emrini kabul ettin. Ve emrini yerine getirdin. Ondan sonra vuslat aramaya başladın. Şimdi de diyor vasıl olursun. Bu yolları takip edeceksin. O zikrulu halakasına oturacaksın. O farzları yerine getireceksin. Haramlardan uzak duracaksın. Ondan sonra nafilellerle Allah'a yaklaşacaksın. Allah'a vasıl olmayı isteyeceksin. Allah'a ulaşmayı isteyeceksin. Ondan sonra sen vasıl olacaksın. O vuslatı aramazsan vasılı olamazsın. O vuslatı arayacaksın. O vuslat olmanın yolu belli.
Yol saklı değil. Yol gizli değil. Yol meydanda. Yol Kur'an'a kısım sıkı sarılıp haramlardan uzak durmak. Farz ibadetleri yerine getirmek. Nafilellerle Allah'a yaklaşmak. Ve Allah'ı sevmek. Allah'a aşık olmak. Yol bu. Vuslat yolu bu. Ancak bu yoldan yürürsen Allah'a sen vasıl olursun. Bu yoldan yürümezsen Allah'a vasıl olamazsın. Ham hayalcilik yapma. Sen şeytanın hile ve sesine kanma. Sen bu iki ayaklı şeytanların söylediklerine de bakma. Sen kendine bir yol bul Allah'a gidecek. Bir vesile bul Allah'a gidecek. Allah bizi onlardan eylesin. Allah'ın nimetlerine, nimetine şükretmeye çalışmak kudrettir. Senin cebriliğin ise o nimeti inkardır. Bakın Allah'ın nimetlerine şükret.
Nimete şükretmek ne demek? Allah'ı zikretmek. Allah'a tövbe etmek. Allah'a hamd etmek. Nimete şükretmek ne demek? Allah'a karşı olan vazifelerini yerine getirmek demek. E sen cebriyeye vurursan. Allah emretseydi namazı kılardık biz. Otur. Seni sapık seni. Veyahut da bizim namazımız kılındı. Otur. Seni sapık seni. Senin yolun yol değil. Allah muhafaza eylesin. Allah'a hamd et. Allah'a şükret. Allah'ı zikret. Ve Cenab-ı Hak ne dedi? Mümin Suresi ayet 60. Bana dua edin ki size icabet edeyim. Cenab-ı Hak'a dua et. Cenab-ı Hak'a zikret. O sana icabet edecek. Dua et canım kardeşim. Dua et. Allah ayeti kerimeyle emrediyor. Bana dua edin diyor.
Dua et canım kardeşim. Ümmet-i Muhammed için dua et. Eşin için, çocukların için dua et. Yavrularınız için, torunlarınız için dua et. Bu dedcaliyet zamanında, herkes birbirine dua etsin. Bu ahir zamanın son diliminde, herkes birbirine dua etsin. Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, insanların kendilerine yapılan dua, kendilerine geçmeyecek. Ya Resulallah, nicedir bu ümmetin hali? Ne yapacaklar bu ümmet? Birbirlerine yapmış oldukları dua karşılık bulacak. Çünkü birbirlerine günahsız ağızlarla dua edecek. Yani, ben kendi adıma günah işledim. Benim ağzım günahkar. Ama ben işte, İzmit'ten Cemil gelmiş, Özer gelmiş, Serdar gelmiş, Hüseyin gelmiş Bursa'dan, İzmir'den Mehmet Kuyucu gelmiş.
Burada canlı yayındaki kardeşlerimiz var. Ben onların adına günah işlemedim ki. Kendi adıma işledim. Günah ferdidir İslam'da. Günah umumi değildir. Bir kimse günah işledi değil, siz umuma cezalandıramazsınız. Yezidi misiniz siz? Bu Yezidi mantığıdır. Bir kimse günah işlediğinde bütün ümmeti Muhammed'i asmak. Bu Yezidi mantığıdır. Hz. Ali radiyallahu anh, Hz.lerinin fıkıhı ve ölçüsü değildir bu. Yezidiler geldiler. Hz. Ali Efendimiz'e dediler ki, şu Osman'ı kaddeden bu grup var ya, evet. Bunların hepsini de katletmen lazım. Hz. Ali Efendimiz dedi ki, hayır dedi. Biz onların hepsini katledemeyiz. Biz katili bulacağız, onu katleteceğiz dedi.
Katili buldu, onu katletti. Ama Yezidiler onu bastırdılar Hz. Ali Efendimiz'e. Dediler ki, bu gelen topluluk var ya, evet. Bunun hepsini de katlet. İçinden katil bir taneydi. Yezidi mantığı, Yezidi mantığı, Emevi, zalim, Emevi mantığı, bir şehirden bir kimse günah işlediyse bütün şehri katleder. Evet. Müslümanın birisi bir hata yaptığında, bütün Müslümanları aynı kefeye koyuyorsa, Yezidi mantığı vardır onda. Evet. Bir şeyhin diyen bir kimse, bir suç işlemiş. Sen bütün şeyhleri aynı mantıkta asıyorsan, Yezidinin ta kendisisin sen. Tam Yezidisin hem. Bir cemaat bir hata yaptı.
Bir günah işledi, bir kusur işledi, bir hainlik yaptı. Bu hangisi olursa olsun. Bütün cemaatler, bütün topluluklar aynı. Hepsini de asalım dediğinde, Yezidi mantığıdır bu. Sizi gidiyor Emevi Yezidileri sizi. Siz Hüseyinileri katlettiniz. Siz Aliileri katlettiniz. Siz Müslümanları müminim diyenler, Ehli Beyti katlettiniz. Sizi gidiyor Ehli Beyt düşmanları sizi. Siz Ehli Beyt düşmanısınız. Siz Hazreti Hüseyin Efendimizin yolundan giden, Hazreti Hüseyin Efendimizin evlatlarının düşmanısınız siz. Siz Ehli Beyt düşmanısınız. Siz öyle basit değilsiniz siz. Siz hepiniz de birer, tam bir Yezidisiniz. Tam bir Yezidi. Teycid-i iman edip, tövbe edip, dönün geri.
Tövbe kapısı açıkken. Bu halinizle ölürseniz, son nefesinizi Allah bilir. Bir şey diyemeyiz. O yüzden şükretmek, hamd etmek ve Allah'a dua etmek ayetle, hadise sabittir. O yüzden bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir buyurdu. Sen büyüklük edip namaz kılmazsan Allah'a karşı büyüklük edip oruç tutmazsan, büyüklük edip o küçük zikirli halkasına gitmezsen, büyüklük edip Allah'ı zikir meclislerine tepeden bakarsan, Allah'ı zikredenlere tepeden bakarsan, Allah'a kulluk etmezsen, evet senin gideceğin yer cehennem olacak. Allah muhafaza eylesin. O yüzden dua et, o yüzden iste, Allah yolunda koş.
Yine Cenab-ı Hak kendisine dua etmeyen, kendisine sikretmeyen, kendisinden istemeyenlere Cenab-ı Hak tabiri caizse sırtını döner. Allah muhafaza eylesin. O'nun verdiği kudrete şükretmek, kudretini arttırır. Hani Cenab-ı Hak sana hani bir fiiliyatın üzerinde iki kuvve vardır. Birisi kesbetmek, istemektir. Sen bu normalde verdiği kudrede, bu bize, bu ihtiyara vermiş olduğu bu kuvvete şükredersek, bizim kuvvetimiz artar. Cebir ise nimet elinden çıkarır. Yani sen cebir ehlisin, dua etmiyorsun. Allah'a nankörlük ediyorsun. Cebir ehlisin. Allah'a karşı isyan etmişsin. Allah muhafaza eylesin.
Nimet elinden gider. Senin cebriliğin yolda uyumaktır. Uyuma. O kapıyı, o dergahı görmedikçe uykuya dalma. Senin cebir halinin uyku hali, gaflettesin sen. Diyor, uyan. Cebrilikten çık. Çık. Ya, o dergaha ulaşınca, yani Allah'a vasıl ulaşınca, vasıl oluncaya kadar çalış, gayret et. Allah'a vasıl oluncaya kadar gaflete düşme. Allah'a vasıl oluncaya kadar yolun devam edecek. Yürü. Son nefesine kadar çalışmak, gayret etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Allah yolunda koşmakla mükellefsin. Ey dikkatsiz Cebri! Sakın o meyveli ağacın altından gayrı bir yerde uyuma. Sen ne zamanki cennet meyvesini buldun, ne zamanki cennet ağacını buldun, ancak onun altında uyuyacaksın.
Yani, sen cennete ulaşıncaya kadar uyumak yok. Yani, bu dünyayı uyumadan, gaflette olmadan geçireceksin. Hani, cennetle mi müjdelendiniz ki gülüyorsunuz? demiş ya büyükler. Şeyh'im öyle derdi. Böyle bilince, çok gülünce, Mustafa Efendi, oğlum bunlar cennette mi müjdelendi derdi. Çok büyük kahkahayla gülmek devamlı, kalbi katılaştırır çünkü. Az güleceksiniz, çok ağlayacaksınız, çok zikredeceksiniz, çok tövbe edeceksiniz, çok dua edeceksiniz. Allah yolunda cehd edeceksiniz, gayret edeceksiniz. Evet, gayret edeceğiz, cehd edeceğiz. Öyle, içimizden bir tane, bozuk yumurta çıktı deyip de, geri çekilecek değiliz. Her topluluktan çıkacak. Bir gurk tavunun altında, yirmi tane yumurta koyuyorsun da, birkaç tanesi cil çıkıyor.
Birkaç tanesi cil çıkıyor. Baktım da, ben bir kumru yuva yapıyorum burada, bazen iki tane üç tane yumurtluyor kumru, ikisinden üçünden de yumurta çıkmıyor, civ civ çıkmıyor, kumru yavrusu çıkmıyor. Takip ediyorum onları, bazen üç taneden bir tane çıkıyor, iki tanesi cil çıkıyor. Çıkmıyor ondan şey, civ civ çıkmıyor ondan, kumru yavrusu çıkmıyor. Her yumurtadan olacak diye bir kaide yok, her ders alanından derviş olmuyor. Evet, içinden çürük yumurta çıkacak mı çıkacak, özünü temizlemeyen çıkacak mı çıkacak, ne yapacağız yani, kapatacağız mı, dükkan mı kapatacağız? Böyle bir şey yok. Mücadeleye devam edeceğiz. Biz nerede hata yaptık, biz nerede yanlış yaptık diyeceğiz, kendi kendimize hesaba çekip, yola devam edeceğiz.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden, uyumak yok, yolda kalmak yok, cebriyeye vurmak yok. Onun nasibi bu kadarmış. Nereden biliyorsun? Sen üzerine daha fazla titizlikle, ihtimamla durdun mu? Konuşmalarına dikkat ettin mi? Sohbet ederken, insanların algılamayacağı bir şey söyledin, hay gitti nasibi yokmuş mu dedin? Dostdoru konuştun mu? İnsanlara bir şeye emir vakim yaptın. Efendim işte, bana öyle söylüyorlar, efendim işte, arkadaşlar çoğalmıyor, kendine bak. Sen demek ki düzgün zakirlik yapamıyorsun. Düzelt kendini. Böyle de deyince, beni değiştir olmazsa. Allah Allah. Düzgün yap. Düzgün yapmayı göze almıyor da, beni değiştir diyor. Kendini terbiye etmiyor, göze almıyor.
Nefsine vurmayı göze almıyor. Beş tane teslim ediyorsun, dört tane kalmış. Beş tane teslim ediyorsun, üç tane kalmış. Nerede? E gitti bunlar. Ne demek gitti ya? Gidenin yerisine koy o zaman. Çalış, gayret et. Yatma yatanda. Kalk Allah'ı zikret gece. Tövbe et. Allah hayal var. Allah hayal var kardeşim. Bir kişiye imana getirmen, insanların ve meleklerin yaptığı ibadetten daha evlâ ibadet. Bir kişinin Allah demesine vesile olman, meleklerin yaptığı zikurlahtan daha evlâ. Herkesten evlâ. Otur, hiç umrunda değil. Kendini dahi kurtaramazsın sen. Kendini dahi kurtaramazsın. Cebriyet yok. Nasibi bu kadarmış. Bu kadar olacakmış.
Böyleymiş. Cebriyet bunlar. Çalış kardeşim. Gayret et. Bana da öyle diyorlardı önceden. Mustafa Efendi. İşte burası Bursa değil. Bayındır'dayken Mustafa Efendi. Bizim orası bayındır gibi değil. Koş kardeşim. Sofranı aç. Gönlünü aç. Evini aç. Allah'a yollar. Allah'a yakar. Allah yolunda koş. Bir kişiye daha nasıl Allah'ı kul edebilirim? Allah'a nasıl onu yaklaştırabilirim? Bunun derdinle yan. Bir kişiyi daha Allah'a vasıl etmeye, Allah'a vuslat etmeye yoluna koymanın derdiyle yan. Sen paranın derdinle yanarsan, sen rahatının derdiyle yanarsan, sen nefsinin derdinle yanarsan. E olmaz. Bir tek sende mi hanım var? Bir tek sende mi çocuk var? Milletin hanımları kapının arkasında süpürge mi?
Milletin çocukları evinde biblo mu? Herkesin eşi var, çoluğu var, çocuğu var. Herkesin eşi ve çoluğu, çocuğu herkesi özlüyor. Bir tek özlenen baba sen misin? Bir tek özlenen anne sen misin? Allah'a koş. Allah yolunda mücadele et. Onlara da zaman ayır. Ama ders zamanı dersine git. Üç kişi de olsa otur o zikrullah alakasına. Konuşmalarına dikkat et, sözlerine dikkat et, tavırlarına dikkat et. Hal ve hareketlerine dikkat et. Dikkat et. Sen dikkatli ol. Sen uyanık ol, gafletli olma. İnsanların anlamayacağı sözleri söyleme. Söyleme kardeşim. Sana mı düştü ya? Sana mı düştü? Sen insanlara nasihat et. Güzel güzel nasihat et. Anlayacağı şekilde nasihat et.
Bende böyle. Sen de öyle değil. Din neyse onda öyle. Din ise Kur'an sünnet belli. İmanların iştahı belli. Yol ise eski tasavvuf ehlinin, sufilerin yolu belli. Söyledikleri söz belli. Yol ise üstadının sözü belli, lafı belli, tavrı belli, tarzı belli. Sen bunu nereden öğrendin? Şeytandan. Nereden öğrendin? Nefsinden. Nereden öğrendin? Heva hevesinden öğrendin. Başka bir yerden değil. Ya bizde böyle. Yok öyle bizde böyle. Sen heva hevesine uymuşsun. Ondan sonra onu cebriyeye vurma. Tekrar söylüyorum bakın. Sufi kanatta böyle bir cebriyecilik var. Gizli bir cebriyecilik. Gizli bir kaderiyecilik var. Gizli bir cebriye, gizli bir kaderiyecilik var. Çalışmayı, gayret etmeyi, mücadele etmeyi, didinmeyi, o konuda koşmayı kendisine ölçü edilmiyor.
Nasibi bu kadarmış. Bu kadar oldu. Söyledim gelmediler. Çağırdım gelmiyorlar. İşte şöyle oldu. İşte böyle oldu. Bahane çok. Bahane çok. Cebriye. Bahane çok. Kaderiye. Kaç saat uyuyorsun dedim birisine. Baktı gözümün içine. Gece kalkıp yarım saat ağlasaydın ya dedim. Rahat. Zakirler rahat. Şeyhimiz bir yere geleceği zaman ben kendi nefsim için söyleyeyim. Bursa'ya geleceği zaman ben bir hafta öncesinden uykusuz kalmaya başlardım. Arkadaşlarla istişare eder. Toplanırım. Nerede ne zaman ne toplanılacak? Nerede ne yapılacak? Nerede ne edilecek? İstişare ederiz. Her şeyi hazırlarız. Şeyhimiz geldiğinde bir tamam tıkır tıkır tıkır …
Her şey yürür. Allah cümlesinden razı olsun. Tek başına olmaz bu işler. Biz hep istişare ederdik. Anlatırdık. Arkadaşlarla söylerdik. Çalışırdık. Mahalle mahalle. Ben bazen haftanın yedi gecesi derse gittiğim zamanı bilirim. Hafta yedi, yedi gece derse gittiğim zamanı bilirim. Evin yolunu unuturduk. İşimizi unuturduk. İşimize zaman kalmazdı. Öyle oluyor. Öyle oluyor. Şimdi yok o dervişciki. Şimdi birine öte git deyince. O alınıyor, kırılıyor, üzülüyor.
Yani Whatsapp'tan arkadaş soru sormuş. Anında cevap vermezsen ne tripler ne tripler. Veyahut da işte bir sürü rüya anlatmış. İşte rüyanın anlamını otomatikman yazacaksın oraya. Oh oh oh … Yani. Efendim özledik seni. İyi. Özlediysen hadi topla yüz kişi de geleyim. Ya. Çok özledik efendim. Buyurun gelin şu gün bize dersi gelin. İyi geleyim dedim. Gittim. Beş kişi. Nerede diğerleri dedim. Ses yok. Kendine mi çağırdın beni dedim. Yok korona varmıştı yok şu varmış. Haa öyle. Yok öyle zakirlik. Yok öyle çavuştuk. Allah'ım hafaza eylesin. Uykuya dalma.
Yürü. O vuslata ulaşınca kadar yürü koş kardeşim sen. Sana düşen vazife kulluk etmek. Sana düşen vazife sufilik etmek. Geç. Zakirli. Çavuşlu. Halifeli. Nakibli. Nükabbalı. Şeyhli. Geç kardeşim onu. Geç. Bu dergahta usta da bir çırak da bir toprağın altında. O zaman bu dergahta toprağın altı gibi. Toprağın altı gibi. Toprağın altını burada yaşasan. Ne dedi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Kendini ölülerden say dedi. Kendini ölülerden say. Toprağın altında usta da bir çırak da bir. Kendini ölülerden saydıysan. Toprağın altında usta da bir çırak da bir. O zaman ölülerden say. Allah'a vasıl oluncaya kadar koş.
O cennet meyvelerinden yemek için koş. Hiç olmazsa zikrullah halakasına otur da. O cennet meyvelerinden orada bari ye. Orada bari ye. Hiç olmazsa o hadis-i şerifin tecelliyatı. O hadis-i şerifin ruhaniyeti ve nuraniyeti yüzü sürmetine. O zikrullah halakasına otur da orada cennet meyvesini ye. Hiç olmazsa zikrullah halakasında Allah'ı zikrettiğinde o cennet meyvesini orada gör.
Sen dışarıda koşmuyorsun. Bir başkasına anlatayım, bir başkasına söyleyeyim, bir başkasına tebliğ edeyim. Bir başkasını daha halakaya oturtmak için koşmuyorsun. Hiç olmazsa git. Orada zikrullah halakasına otur da o cennet meyvesini ye. Allah muhafaza eylesin. Hz. Pir diyor ki ki rüzgar her anda dalları silip başına çerez ve azık döksün. Sen o cennet ağacını bulduğunda rüzgar her estikçe senin önüne cennet meyvesini dökecek. O yüzden zikrullah halakasından uzaklaşma, namazdan uzaklaşma, oruçtan uzaklaşma, helal daireden uzaklaşma. Allah yolunda koşmaktan uzaklaşma. Yine hadisi kudsi, beni zikrettiği için benden istekte bulunmaya vakit bulamayan kimseye istekte bulunanlara verdiğimden daha fazlasını veririm demiş.
Kenzul umman da. O yüzden kıymetli kardeşler, çalışmak, gayret etmek, koşmak Allah'a vuslat yolunda devam etmek hepimizin üzerine boynumuzun borcu. Ve yol bu. İman edip iyi ameller işlemek. İman edip farzları yerine getirmek. İman edip nafilelerle Allah'a yaklaşıp Allah'ı sevmek. Cebre inanmakla yol kesen haydutlar arasında uyumak müsavidir. Vakitsiz öten kuş nasıl doldur kurtulur? Eğer onun işaretlerine burun büküyorsan kendini erkek mi sanıyorsun? Dikkat edersen anlarsın ki kadınsın. Sendeki bu kadarcık akıl da zayi olur. Aklı uçan başka başsa buyruk kesilir. Zira şükretmemek uğursuz ve ayıp bir şeydir. O hal şükretmeyeni ta ateşin dibine kadar çeker götürür.
O zaman ne yapacağız? Eğer size olan Cenab-ı Hak bu manada Cenab-ı Hak ne diyor ayeti kerimede? Ve düşünün ki Rabbiniz şöyle ilan buyurdu. Eğer şükrederseniz ben nimetlerimi daha da arttırırım. Ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım pek şiddetlidir. İbrahim suresi ayet dedi. O zaman cebre inanma. O haydutlarla beraber bulunma. Cebre inananların yanında da durma. O zaman normalde Allah'ın sana emrettiklerini yerine getir. Allah'ın o işaret, yoldaki işaret direklerine ve işaret lambalarına dikkat et. Kaza yapma. Yol kazası yaşama. Ve yoluna devam et. Ve Allah'a da ne yapacaksın? Şükredeceksin. Dua edeceksin. Şükretmemek ne olmuş oluyor?
O zaman senin azabını arttırıyor. Şükredenlere de nimetlerini arttırıyor. Allah'a şükretmek, hem dil ile şükretmek, hem normalde beden ile şükretmek, hem kalp ile şükretmek lazım. Şükrün de ayrı ayrı tecelliyetleri var. Allah muhafaza eylesin. Tevekkül ediyorsan çalışma hususunda tevekkül et. Kazan da sonra Allah'a dayan. Demek ki, tevekkül edeceksen çalışmada tevekkül edeceksin. Gayret etmekte tevekkül edeceksin. Ve tevekkül ettikten sonra, normalde çalıştıktan sonra Allah'a dayanıp Allah'a yaslanacaksın. Çalışmadan, gayret etmeden Allah'a dayanıp Allah'a yaslanmak doğru değil. Değil. İnşallah önümüzdeki hafta 948. beytten devam edeceğiz.
Allah'tan bir şey gelmezse inşallah. Haklarınızı helal edin. Sürçülisan ettiysek af ola. Şimdi birazdan inşallah sorularınıza başlayacağız. Allah izin verirse konu başlığı 948'den itibaren konu başlığından devam edeceğiz. Konu başlığı da av hayvanlarının tekrar tevekkülü çalışmaya tercih eylemeler. Konu başlığımız bu. Allah izin verirse inşallah 948'den itibaren devam edeceğiz. İnşallah. İnşallah. Şimdi sorularınız inşallah. Bir kardeşimiz bir şey sormuş da ona bir telefon numarası, bir kardeşin telefon numarasını atacağım.
Kardeş yazmış, hocam şimdi kabul ettim diye. O bir marikasından başka bir şey daha söylemiş. Kardeşe telefon numarası atıyorum. Bu telefon numarasından irtibat kursun kardeşimiz de inşallah. Selamünaleyküm. Siz azaba uğrayan bu kavmin yurdundan çabucak ağlayarak geçin.
Ağlamayacaksanız girmeyiniz de onların başına gelen azab size de gelmesin. Bir bölge var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri değişik zamanlarda değişik ümmetlerin helaka uğradığı yerlerden geçerken hızla geçerdi. Onunla alakalı. Bu hadis-i şerif. Bir kardeş yazmış. Selamünaleyküm. Sultanım derviş dersi almak istiyorum sizden. Rüyamda sizi gördüm. Artık mürşid arama dediniz. Maşallah. Allah mübarek eylesin inşallah. Kardeşimize dersini attık. İnşallah.
Buna devam etsin. Bir kardeş daha önce yazmış buna herhalde. Ama okuyayım artık hepsini de.
Hocam ne olursunuz bana akıl verin, yardım edin. Ben kötü bir insan olarak Allah'ın huzuruna çıkmak istemiyorum. Ama biliyorum da uzaklaştığımı Rabbimden. Belki diyeceksiniz ki namaza başla dua et, tövbe et. Yapamıyorum. Çok acizim ve düşüncelerimde kendimi duvardan duvarlara vuruyorum. İçimde istek var mı var. Ama bir türlü dosdoğru Rabbimin yolunda devam edemiyorum. Ve bu içimi yiyor. O zaman Allah yolunda giden bir arkadaş edin kendine. O arkadaşa da söyle muhakkak beni bu konuda yardımcı ol, bana nasihat et, benim koluma gir, benimle beraber namaza gidelim, beraber zikrullaha gidelim, beraber ibadet edelim diye kendine salihlerden bir yol arkadaşa seç. Çünkü gerçekten dini bu zamanda bu topraklarda tek başına yaşamak çok zor.
Selamünaleyküm bu soruyu sormamı istediler. Gelinin babası ve annesi haftada ortalama 2-3 gün gelmesi habersiz gelmesi ve 6 saat kalmaları babasının kadınlar arasında uzun saat oturması dinen uygun mu?
Yani normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gelini yoktu. Şimdi öyle olunca direkt ondan böyle bir ölçü yok. Ama mesela kız babasıydı, ondan sonra Hz. Fatıma annemize arada bir uğrardı.
Ama böyle haftada ortalama 2-3 gün uğradı olmazdı. Böyle 5-6 saat kaldığı da olmazdı. O yüzden hadis-i şeriflere baktığımızda böyle kız babalarının ondan sonra evlenmiş olan kızlarının evlerinde fazla kaldığına dair, orada fazla zaman geçirdiğine dair bir hadis yok, bir ibare yok. Bunu fıkıh olarak incelediğimizde fıkıh olarak da bu konuda fazla bir elimizde ölçü yok. Burada şeyler giriyor ortaya. Örf, adet, gelenek, görenek giriyor. Şimdi örf de ailelere göre değişiyor. Ailenin kendine ait bir örf oluyor. Kendine ait bir geleneği oluyor. Kendine ait bir kaidesi oluyor.
Toplumların hani böyle bir mesela örneğin Doğu ve Güneydoğu'nun örfü adeti ayrı. Batının örfü adeti ayrı. Trakya'nın örfü adeti ayrı. Hepsi de Müslüman. Mesela işte Sudan'ın örfü adeti ayrı. Bosna'nın örfü adeti ayrı. Yaşadığım şey, gidip gördüğüm ülkelerle alakalı söylüyorum. Veyahut da Türkiye için açısından konuştuğumuzda hepsinin örfü adetleri ayrı. Ben bir kız babası olarak damadın evine gidip kalmam örneğin. Bu da benim örfüm. Örnek. Ama bu benimle alakalı. Ben kalmam. Ben kendimce rahatsız olurum. 2-3 sefer habersiz gitmesi bence uygun değil. Ben damat olsam hani böyle işte kayınpederim, kayınvalidem böyle zamanlı zamanlısız, haberli habersiz, haftada 2-3 gün gelip 5-6 saat kalsalar içim daralır benim.
Açık konuşuyorum kendimce. Ama bir başkası nasıl yapar bilemem. Herkesin örfü adeti. Ama ben arkadaşlara nasihat ederken diyorum ki hani işte kızınızı evlendirmişsiniz. Gidip orada fazla kalmayın. Onların işlerine fazla karışmayın. Damadının işine karışma. Sana gelip bir şey danışırsa, bildiğin bir şey varsa akıl ver. Bildiğin bir şey değilse sen bilirsin de. Çık işin içinden. İşte. Kızının evine zırt pırt gitme kardeşim ya. Evlendirmişin başında kocası var. Veyahut da bu benim örfüm değil. Git orada günlerce kal, aylarca kal, haftalarca kal. Benim örfüm değil. Ben kalmam. Bakın benim örfüm değil. Benim şeyim değil, yapacağım bir şey değil.
Şimdi. Önceden toplumların hayat kaliteleri, hayat standartları farklı farklıydı. Şimdi daha farklı. Mesela örneğin işte adam evlenmiş. Küçücük iki oda bir ev, iki oda bir salonlu bir ev var. Yani bir de sen gideceksin orada. Günlerce kalacaksın orada. Ben yapamam. Ben yapılmasını da çok tasvip etmiyorum. Yok. Yani kızın babasının neyi? Oğlan babası için de geçerli. Sen oğlunu mu görmek istiyorsun? Çağır. Gel oğlum buraya. Ben senin göresim gel dedi. Çağır oğlunu gelsin. Ayağına gelsin senin. Ayağına gelsin. Veya sen kız babasısın. Aynı şehir içindeyse, haftada bir damadın kızını sana getirmesi, İslam hukukuna göre hak.
Sen gün belirle. Şu gün bu eve geleceksiniz. Ben kızımı da, torunlarımı da göreceğim kardeşimden. Bitti. Gün belirle. Şehir dışındaysa, yılda bir sefer. Anne babanın hakkı. Damat davet etmiş seni. Gel baba demiş. Git bir günlük, iki günlük kal. Misafirlik en fazla üç gündür hadis-i şerifte. Üç gün sonra dön geri. Misafirlik üç gün. Dört gün değil. Dördüncü gün dön geri. Bence. Evet. Bir ölçü koymalı. İnsan gittiği yeri rahatsız etmemeli. Bir baba oğlunun evine dahi giderken haber vermeli. Hayat standartları farklı şimdi.
Ben oğlumun evi değil mi istediğim zaman giderim. Yapma kardeşim ya. O gelinin de bir haysiyeti var. Bir şerefi var. Gelinin de bir tavrı var. Tarzı var. O ev, o geline ait. Haber ver ya. Seni ağırlasın. Sana hazırlık yapsın. Evini temizlesin. Yapmayın bunları. Gerek yok. Anlayışlı olun. Veya o evlendirmişsin kızını. Damadın da kendine ait bir özel hayatı var. Kendine ait vermiş olduğu bir söz var. Söz verdi bir arkadaşına gidecek. Sen habersiz küt tek gittin oraya. Ne yapacak o adam? Söz verdi arkadaşlarıyla bir yerde toplanacaklardı. Sen habersiz gittin otura koydun orada. Ne yapacak o adam? Adam ne yapar o damat? Doğru değil.
Habersiz gidilmesi doğru değil zaten. Bir insan kendi evine, kendi evine, kendisi habersiz giremiyor. Değil ki o eve habersiz bir insanın kayınpederi, kayınvalidesi gelsin. Bakın bir erkek evine habersiz gidemiyor. Evine haber verecek. Siz evlerinize hırsız gibi girmeyiniz. Hadi şerif. Sen evine arka bahçeden, arka kapıdan, yandan, oradan buradan giremezsin. Yok isteme adabın da. Sen evine girerken anahtarı benim cebimde istediğin gibi açar girerim. Girmeyeceksin ya. Kendi evine girerken daha girmeyeceksin. Telefon açacaksın. Hanım selamun aleyküm aleyküm selam. Ben işte iş yerinden çıkıyorum geliyorum.
Hanım ben geliyorum eve bir şey lazım mı? Çocuklara bir şey lazım mı? Arayacaksın kardeşim haber vereceksin. O kadının toplanacak eşyası vardır toplar, temizlenecek yeri vardır toplar. Kendisini derler toplar. Eşi gelecek ya. Kolay bir şey mi bu? Üzerinde iş kıyafetleri varsa çıkarır, yeni, güzel, titiz, güzel bir kıyafet giyer eşini karşılayacak. Süslenir, kokulanır, evini temizler. Eşi geliyor kadının. Önemli bir şey bu. Ve sen habersiz anahtarla gireceğim dersen böyle bir adamlık yok. Allah bizi muhafaza eylesin. Hiçbir kimsenin habersiz bir yere gitme hakkı yok. İster baba ol, ister kayınvalide ol, istersen kardeş ol, istersen çocuk ol. Hiç önemli değil.
Çocuklar da anne babalarına gideceği zaman haber verecekler. Ne diyor? Çocuklar anne babalarının yatak odalarına habersiz girmesin. Evlenmiş gitmişsin, dışarıdasın veya evli değilsin. Evine gidiyorsun değil mi? Annem babanın evine gidiyorsun. Erkek çocuksun veya kız çocuksun. Haber vereceksin, geliyorum diyeceksin. Herkes haber verecek. Bizden büyük bireyler tembel ise çalışması tavsiye edilir mi? Normalde büyüklere karşı da tavsiye edilir. Çalışması için. Bunda bir sıkıntı yok. İslam'da erkek kaç yaşına kadar çalışır? Bazı tanıdığım var 80 ve 73 yaşında. Hala da eşinin başında. Onlara bakıp imreniyorum. Yakınımda çalışmayanlara muhabbetim yok. Bu nefsi mi yoksa fıtri mi?
Çalışmak güzel bir şey. Ben de böyle hani nefesi olup, sağlığı yerinde olup çalışanları ben de takdir ediyorum. Tebrik ediyorum. Selamünaleyküm. Ben Mersin'den Dündar. Nasılsınız? İyi izamda olsun. Bir arkadaşım şans oyunu oynamış ama parayı almamış. Bileti bir kenara koymuş, unutmuş. Bir başka kimse ise bir kimseye kefil oluyor. Ve paraları alıp sırrak eden basıyor. Kefil olan kişinin evine, işine, maaşına, mülküne el konuluyor. Ve ailece zor durumda kalıyorlar. Bunu duyan şans oyunu oynayan kimse ise bileti yırtıp atmak yerine haciz gelen arkadaşına vermek istiyor. Şans oyunu oynayan kimse tövbe etmiş ama bileti arkadaşıma vereyim. Hiç olmazsa bir işe yarasın diyor.
Bu durumda dinimiz ne diyor? Dündar sana bunun cevabını verdim ya mesajdan attın. Bana mesaj attın. Ben de mesajdan bunun cevabını attım sana. Neden bir daha buraya yazdın? Hem de bugün yazmışsın. Ben mesajı sen bana daha önce attın. Ben sana mesajdan silmişim demek ki. Ben bunun mesajla sana cevabını yazdım Dündar. Cevabını yazdım Dündar. Cevabını yazdım. Cevabını yazdıktan sonra da sen beni 3-4 sefer aramışsın yurt dışındaydım. Telefonlar orada problemli. Cevabını yazdım sana. De ki cevabını anlayamadım de. Dündar kardeş. Arkadaşlar buraya ses kaydı neden attıyorsunuz?
Yazın buraya. Ben şimdi ses kaydını burada nasıl dinleyeyim? Bakın böyle sözümüzü dinlemeyen kardeşleri engelleyeceğiz. Ona göre. Yapmayın. Selamun Aleyküm.
Nasılsınız? Allah razı olsun, hamd olsun. Allah'a hamd ederiz her halükarda. Ben henüz bir tarikata bir yere bağlı değilim. Ben nefsimi terbiye etmek istiyorum. Allah'ın farzlarına sımsıkı yapış. Haramlardan uzak dur. Allah'ı çokça zikret. İnşallah bir nefis terbiyesi başlar. Allah yesin inşallah. Selamun Aleyküm. Virdimi sabah namazı vakitlerinde çekmeye çalışıyorum. Küçük çocuklarım var. Geç yattığımdan sanırım virdimi çekerken uyukluyorum. Hakkını tam veremediğimi düşünüyorum. Başka vakitlerde koyduğumda ise disiplinli olamıyorum. Çok bölünüyorum. Ne önerirsiniz? Saatinizi kendiniz tespit edin. Ne zaman en münasip, en müsait saatiniz varsa o zaman virdinizi çekin.
Bir kimse güzel bir şeyler yaşıyorsa ardından da kötü şeyler mi yaşar? Böyle bir kaydı yok. Zahmetsiz rahmet olma sözü her zaman için geçerli midir? Her zaman geçerli olacak diye bir kaydı yok. Çocuklarımızın derviş olman için neler yapabiliriz? Biz derviş olalım da inşallah. Rabbim onları da eder. Selamun Aleyküm. Bir, sessiz şiddet ile nasıl başa çıkılabilir? İki, içi boş evliliklerde bir kadın olarak neler yapılabilir? Yani sessiz şiddete karşı bir kimse kendince de, o da sessiz kalabilir. Sessiz şiddet dediğiniz şey, erkeğin hiçbir şey konuşmadan kendi kendisine belli şeyler yapması mı? Ne kastettiniz onu bilmiyorum. İçi boş evlilikte yani sen doldur.
İlla ki bir başkasının doldurmasını bekleme. Sen doldurmaya çalış. Sen doldur gayret et inşallah. Kıyamet kopacak şimdi. Selamun Aleyküm hocam. Tweetinizi okudum. Ben de suval etmek istedim. Rüyamda Hz. Allah'ı gördüm. Cennetteyim ve Allah'ı bekliyorum. Saray gibi bir yerdeyim. Yüksek döşekler üstünde oturuyorum. Hz. Allah geliyor yanıma, babama benziyor. Ama daha heybetli ve ihtişamlı, huzur içindeyim. Dünyaya geri dönmek istemiyorum. Başımı okşuyor ve bana diyor ki eşinden para alırsan o paraları çocuklara ver.
Sıkıntıların yok olacak. Böyle gördüm hocam. Sıkıntılı bir zamanımda görmüştüm. Allah sıkıntını def edecek. Allah sıkıntını inşallah en hayırlı yöne çevirecek. Ve eşin sana para verdiğinde onu kendi nefsine harcama, çocuklarına harca, evine harca. Allah mübarek eylesin inşallah. Bir kimsenin rüyasında Allah'ı görmesi haktır. Rüyetullah haktır çünkü. Rüyada Allah değişik suretlerde görülebilir. Gördüğünüz şey Allah zatı kendisi değildir. Sıfatsal tecelliyatıdır, haktır. Ehli sünnete göre rüyada Allah görülür. Bununla alakalı hadis-i şerifler var. Bununla alakalı hem İmam-ı Aturidin hem İmam-ı Azam'ın iştihatları var. Reddül Muhtar da iştihatları var.
Şafii fıkıhçılarının iştihatları var. Diyanetin bu konuda iştihadı var. Diyanet de bu konuda İslam ansiklopedisinde rüyetullah diye bir bah var. O İslam ansiklopedisinde bunun da hak olduğuna dair tabirler var. Şimdi din cahilleri bilmezler, bilmediklerinden dolayı. Bizim İstanbul, İzmir'de üniversitede bir konferans sırasında bizim bir kardeşimizin Allah'ın rüyasında benim suretimde gördüğünü görmüş.
O rüyayı anlatmıştı orada. Vay benim Allah'lık taslamadım mı kaldı, neler kalmadı. Hepsi de din cahili bunlar. Koca koca din cahili bunlar. Gerçekten bilmiyorlar. Söylüyorlar boyuna. Ya canım kardeşim, Allah bir insanın babası suretinde de görünür. Şeyhi suretinde de görülür. Sahabe suretinde de görülür. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri genç bir delikanlı suretinde görmüş. İmam-ı Azam hazretleri bir delikanlı suretinde görmüş. Bu suretlerde görünür. Normalde ama gördüğünüz Allah değildir. Bakın gördüğünüz Allah değildir. Sıfatsal tecelliyattır ama haktır. Haktır bakın. Yani o rüya sapık bir rüya değildir. Bir kimse işte o insanın üstadını çok seviyordur. Üstadının suretinde görebilir.
Babasının suretinde görebilir. İşte ne bileyim başka bir genç erkek suretinde görebilir. Görebilir. Bir dervişin suretinde görebilir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin suretinde görebilir. Görebilir. Rüya hak işin bir bu tarafı var. Dini olarak bu hak mı evet. Bir kısım mütezile imamı bunu kabullenmemiş. Bir kısım hariciler bunu kabullenmemiş. Ya mütezile misiniz siz bunu kabullenmiyorsunuz? Harici misiniz siz bunu kabullenmiyorsunuz? Siz hazreti âli efendimize kılıç çeken haricilerle beraber misiniz bunu kabullenmiyorsunuz? Siz yezidi misiniz bunları kabullenmiyorsunuz? Hadisin karşı mısınız siz? Din bilmiyorsunuz o zaman.
Bilmiyorsanız öğrenin. Hiçbir şey bilmiyorsanız okuyun kardeşim. Açın diyanetin islam ansiklopedisini. Oradan rüyetullah babını açın oradan okuyun. Bu kadar cahil misiniz ya? Bu kadar din bilmez misiniz siz? Bilmiyorsanız bilmiyoruz deyin. Bakın bilmiyoruz deyin. Öğrenin. Bunu müftüler de bilmiyor. Bursa il müftüsü bilmiyormuş. Olur olmaz konuştu bununla alakalı. Bilmiyor. Kendi diyanet teşkilatının bastırmış olduğu insan, islam ansiklopedisinin rüyetullah babından Bursa kocaman il müftüsünün haberi yok. Bu konuda ilmi yok. Bilmediğinden dolayı konuştu. O zaman diyanet alacak.
O kendi bastırmış olduğu ansiklopediden rüyetullah babını çıkaracak. İnkar edecek. O çıkarsa ne olacak? Buhari'de var. Tirmizi'de var. Rüyetullah'la alakalı hadis-i şerifler. Darimi'de var. Ebul Hikem'de var. Bir sürü İmam-ı Hanbel'de var. Kütüb-i Siddede var. Bu hadis-i şerifleri nasıl yok edeceksin? Sen gözünü kapatmanla bir şey yok olmuyor. Sen gözünü perdelemekle bir şey yok olmuyor. Sen de yok oluyor. O yüzden rüyetullah haktır. Allah rüyada değişik suretlerde görülebilir. Ama o Allah değildir. Gördüğün şey de Allah değildir. Adamlar illaki taşlayacaklar ya. Allah Mustafa Özbağ suretinde görülemez.
Onlar için görülemez. Mustafa Özbağ suretinde görüldü mü o rüya hak değil. Ya canım kardeşim Mustafa Özbağ değil burada söz konusu olan. Rüyetullah haktır. Söz konusu olan şey bu. Bir insan kendi babası, abisi, amcası, dayısı, genç bir erkek suretinde. Hep bunlar hadislerde var görebilir. O kardeş Mustafa Özbağ sizin suretinizde gördüm dedi ya. Kıyamet koptu ya. Adam bir de demiş ki Allah'lık tasladı bu. Dilinden bir laf çıksa bari. Oradaki profesörlere rüyetullahın hak olduğunu, insanların rüyalarında Allah'ı görebileceklerini canlı bir delil olarak sundum. Dedim bir kardeş rüyası var dinleyin. Görmüş rüyasında. Allah'ı gördüm diyor rüyamda. Birisi gördüm dese ne diyeceksin ona?
Rüyetullah hak. Söyleyecek bir laf yok. Rüya görmüş. Ben onun rüyasına inanmıyorum. İnanma kardeşim. Sen inanma. O da benim rüyama inanın dediği yok. Benim Allah'lık iddia ettiğim de yok. Nereden çıkardınız? İftira attınız. Eee? İftirallığı Allah katında yüzleşeceksiniz. Bir de şu. Savcılar ne güne duruyor? Ahmak. Sen Türkiye Cumhuriyeti ceza yasasından da haberin yok. TCK'da Allah'lık iddia etmek yasak değil. Ben Allah'lık iddia etmedim. Fahişiyim diyenlere sözünüz yok. İbneyim diyenlere sözünüz yok. Meyhanecilere sözünüz yok. Genel evcilere sözünüz yok. Dinsizlere ateistlere sözünüz yok. Haramzadelere sözünüz yok. Her türlü şerefsizliği, hayseysizliği, adaletsizliği sözünüz yok. Birisi ben Allah'ı rüyamda Mustafa Özbağ suretinde gördüm diyor.
Üşüşüyorsunuz başına. Müftüsüne varıncaya kadar. Cahilsiniz. Bildiğiniz cahilsiniz. Din bilmezsiniz. Kabul ediyorum ama bu ülkede dini tedrisat yok çünkü. Bu ülkede doğru bir dini eğitimi yok. Kabul ediyorum. Müftü de olsanız kabul ediyorum. Sizin de dini tedrisatınız bunu anlamaya yetmemiş. Evet. Hiç olmazsa açar okur insan ya. Hiç bilmiyorsanız bilgisayarda okursanız yazsanız rüyetullah yazsanız. Türkiye Diyanet Vakfı'nın yayınlamış olduğu o ansiklopedi önünüze gelecek. Tıklayacağınız okuyacağınız. Ya bunu da yapmaktan acizsiniz. Neden? Ya illaki taşlayacağınız. İllaki laf söyleyeceğiniz.
İllaki cahilliğinizi ortaya koyacağınız. İllaki Mustafa Özbağ düşmanlığını ortaya koyacağınız. E koyun. Çok. Umurumuzda sanki. Kendi kendinize yapıyorsunuz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu rüyayı gören kardeşe diyorum. Kardeşim rüyan hak. Rüyetullah haktır. Hadislerle sabittir. İmamların iştahatlarıyla sabittir. İmam-ı Azam'ın, İmam-ı Şafi'nin iştahatıyla sabittir. Bu Tirmizi'de, İbn-i Mace'de, İbn-i Hanbel'de, Darimi'de, aklıma gelen hadis kitabına, Ebu'l Hikam'de geçen hadislerle sabittir. Ve aynı zamanda bu hadis-i şerifleri senin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlamış olduğu İslam ansiklopedisinde rüyetullah babında bulman mümkündür. Bu hadis-i şerifleri senin kütüb-i siddeden bulman mümkündür.
Bununla alakalı reddül muhtardan fetva bulman mümkündür. Bununla alakalı fıkıh kitaplarından, akayet kitaplarından fetva bulman, iştahat bulman mümkündür. İmam-ı Maturi'den mümkündür. Bu konuda Sabuni'nin, Diyanet'in bastırmış olduğu Sabuni'nin nesefinin, akayet kitaplarında bu beis vardır ve haktır. Cahillere duyurulur. Allah yiyesin inşallah. Selamünaleyküm müştahım. Ben Almanya'dan Resul Çavuşu izniniz olursa size babacım diyebilir miyim? Almanya'dan selamlar, elinizden öpüyorum. Allah yardımcın olsun. Rüyanda gördüysen söyleyecek lafım yok. Bana soruyorlar, kaç evlat var diye saymadım diyorum ben. Diyorlar, neden ya? Baba diyen geliyor, ben ne yapayım? Ben ne yapayım? Saymıyorum diyorum ben.
Kabbaşi'yle de gülüştük dedi, kaç tane var dedi, saymadım dedim ben. Saymadım deyince böyle hayret etti böyle. Herkes hayret ediyor. Sayanlar için sayıyorlar. Dedim sende kaç tane saydı o şu kadardı. Bak dedim, sen saymasını biliyorsun. Saymasını bilen sayıyor. Allah yiyesin inşallah. Selamünaleyküm üstadım. Melekler nasıl var olmuştur? Allah var etti, kün dedi, ol dedi, oldu. Sadece iyilik meleklerimi vardır ve hayırlı sağlıklı gelecek diliyorum Allah'tan. İzmir gelmenizi bekliyor. Derya salkım, derya salkım. İşin gücün az gelsin. Bütün kardeşlere selam söyle inşallah. Meleklerin hepsi de iyilik meleğidir. Hepsi de Allah'ın emrindedir. Allah yiyesin inşallah. Selamünaleyküm. Yarın bizim oğlanın da inşallah girecek olduğu KPSS sınavında hayır dualarınızı lütfeder misiniz? Bayındır'dan Naime.
Allah tüm KPSS sınavlarına girecek olanlara yardım eylesin. Cenab-ı Hak gönüllerine feraset versin inşallah. Kalplerine doğruyu ilham eylesin. Selamünaleyküm hocam. Ben 71 yaşındayım. Hacamat yaptırmak istiyorum. İstanbul'da koca Mustafa Paşa'da bir yerde yapıyorlarmış. Astım hastasıyım. Olur mu? Güvenilir olduğunu nasıl anlarım? Sizden bahsettim. Tanıdıklarını söylediler. Allah razı olsun. Saygılar sunuyorum. Allah'a emanet olun. Yaşınız kaç olursa olsun hacamat olabilirsiniz. Astım hastaları da hacamat olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Rabbim şifa versin inşallah. Hacamat şifadır. Selamünaleyküm halimi yazıya dökmekte oldukça zorlandım. İçimde çoğunlukla bir koşturmaca hali var.
Sanki dört nala bir at nefes dahi almadan gidiyor. Kendimi işsel olarak sakin ve sükunetli hissettiğim anlar çok az. Bu hal bazen bana yorgunluk yapıyor. Kendimi sakinleştirip yavaş düşünmem, yavaş hissetmem mümkün mü acaba? Neden yavaş düşünüp yavaş hissetmen lazım? Koş koşabildiğin kadar Allah yolunda. Koş koşabildiğin kadar ailen için, eşin için, çocukların için, Allah için. Koş canım kardeşim. Boşlar. Kendini yavaşlatmaya çalışma. Selamünaleyküm. Ben Ebru Akile koç. Cuma günü sabah anneannem vefat etti. Sizden nenem için dua istiyorum. Allah razı olsun. Allah tüm ölenlerimizin ölenlerimize rahmet eylesin inşallah. Günahların affı muhafret eylesin. Selamünaleyküm. Dinimizde yönetim ve halk arasındaki ilişki nasıldır?
Halk yönetimin doğru ya da yanlışlarına nasıl tepki vermelidir? Değişik tepki vermeler söz konusu olabilir. Uyarmalar söz konusu olabilir. Nasihat etmeler söz konusu olabilir. O yüzden tabi İslami hukuk olmayan yerlerde halkın yönetimi nasihat etmesi, uyarmasının değişik yolları vardır. Mesela işte Cumhurbaşkanlığına dilekçe yazabilirsiniz. Bu konulardan şikayetçiyiz diye. Şikayetçi olduğunuz her şeyi Cumhurbaşkanlığına, bakanlıklara, dilekçelerle başvurabilirsiniz. Bunları yapabilirsiniz.
Derviş bayanın eşi, eşinin dergaha sürekli gitmesini istemiyorsa ve bu durum ailesi içerisindeki huzuru etkiliyorsa, derviş bayan nasıl davranmalıdır? Yani ölçüyü kaçırmamalı olabilir. Yani o kardeşler evlerinin işlerini, eşlerin işlerini ihmal etmeden bir ölçü içerisinde yol yürümeler lazım. İnşallah. Selamun Aleyküm ve Rahmetullahu Berekatuhu. Sigarayı bırakmam için ne olur dua eder misiniz? Allah gönlüne sigaradan bir nefret versin inşallah.
Cenab-ı Hak sana sigarayı bıraktırsın. Cenab-ı Hak sigarayla olan ilişkini kessin. Seninle beraber ne kadar sigaralar varsa Rabbim gönüllerine nefret versin inşallah. Selamun Aleyküm. Geceniz hayır olsun. Rüyamda çok sıkıntı duyduğum, üzüldüğüm bir durumda yine ağlayıp kahrolurken siz bembeyaz bir şekilde geldiniz ve çenemden yukarı kaldırıp sol gözüme nazar ettiniz. Ne buyurursunuz? Rabbim razı olsun inşallah. Cenab-ı Hak muinin olsun. İnşallah o sıkıntı duyduğun şey Rabbim inşallah hayra çevirsin. Hadis, Ebni'nin faresi anlatıyor. Ben hava çıkmıştım, yanımda içine su koyduğum bir kırmırağım vardı. Deniz suyu ile abdest aldım. Durum Aleyhisselatü Vesselam'a sordum.
Ben de denizin suyu temizdir. M'tesi ölüsü de helaldir cevabını verdi. Bu hadisi açıklar mısınız? Demiz, denizin suyu temizdir. Ölüsü de helaldir dedi. Yani ölü bir balık olursa o yenilebilir. Veyahut da işte denizden ne çıkarsa, İmam Şafii babam çıksa yerim demiş ya. Bu da onun gibi. Ama Hanefiler ölü balığı yemezler. Başka hadis-i şerifi kendilerini ölçü ederekten denizde kendilerinden ölmüş bir ölü balığı veyahut da denizin herhangi bir ölmüş bir denizin içerisindeki varlığı yemezler. Bir ikincisi böyle balık cinsinden olmayanlar da yemezler. Hatta bazıları demişler ki böyle yüzünü, balığın üstüne baktığında böyle biraz böcekimsi şeyler olmayacak.
Böyle hani vahşi görünen bir balığı da Hanefiler yemezler. Selamun Aleyküm. Ahirette hangi dilden sorguya çekileceğiz? Cennet kelamı Arapça olduğunu biliyorum. Hoş geldiniz. Sesinizi duymak ne güzel. Allah muayneniz olsun. Allah razı olsun. Hakkınızı helal edin inşallah. Ondan önce. Selamun Aleyküm. Evet ellerinizden öperim. Bu canlı sohbet ve sorular ile bütün size ulaşmak ve dinlemek istenir. Ulaşması büyük bir hizmet. Başka cemaatle olsak bile can kulağıyla dinliyoruz. Allah razı olsun. Allah yardımcınız olsun. Bizde cemaattir, tarikattır, kliktir ne bileyim bunların ayrımı yok canım kardeşim.
Biz ümmetçiyiz. Sohbetlerimiz bütün herkese açıktır. Zikir halakalarımız herkese açıktır. O yüzden her şeyimiz açık ve herkese'dir. Bizim o yüzden böyle bir Allah muhafaza eylesin. Cemaat taassibumuz, tarikat taassibumuz yok. Rabbim cümleyi yar ve yardım etsin inşallah. Selamun aleyküm. Dua müminin silahıdır. Hadis-i şerifine binan bu mekanizmi her an nasıl diri tutabiliriz? Her an dua et. Her an Allah'la irtibat içinde olun inşallah. Hayırlı geceler. Kadının kocasından habersiz, kocasının cebinden para alması caiz mi? Değil. Ben arka arkaya istediğimde bana çok para istiyorsun dediği için bu şekilde bazen alıyorum haber olmadan.
Evdeki böyle bazı ibareler var. Hani evin ihtiyacı için olabileceğine dair ama yine de doğru değil. Almayın. Selamun aleyküm. Mahalle dersi gün ve saatleri çavuşların istiyatifine, özel işlerine ya da isteğine göre değişip şekillenebilir ya da iptal edilebilir mi? Sizin belirlediğiniz gün ve saatlere göre plan yapıp hayatımızı ona göre şekillendiriyoruz. Ani gelen değişimlere ayak uyduramadığımız yine de sorumluluk bizim olmuş oluyor. Bu tarz durumlar için ne tavsiye edersiniz? Normalde illaki bizim belirlediğimiz günlerde olacak diye bir kaydı yok. Her yerin, her mahallenin kendine göre bir ne bileyim durumu hali olabilir. Arkadaşlar bu konuda herkesin ortak olarak derse gelebileceği zamanları kollamaları lazım.
Bunu arkadaşlara yönelik yaparlarsa daha iyi olur. Bazen zaman zaman değişik sebeplerden dolayı değişkenlikler olabilir. Arkadaşlar böyle bir tatlı bir anlayış, hoşluk içerisinde el birliğiyle bu işleri yürütmeler lazım. Selamun Aleyküm Abdülkadir Geylan Hazretleri içinizde o kadar ilah varken la ilahe illallah demeye utanmıyor musun diyor. Bir eğitinde de burada bahsi geçenliği öğrenmek istedim. Sen la ilahe illallah demeye devam et canım kardeşim. Sen sakın ha. Geylan Hazretleri'nin sözlerine bakaraktan benim içimde ilah var. La ilahe illallah demeyeyim deme. Selamun Aleyküm hocam. Elazığ'dan selamlar. Aleyküm selam. Selamun Aleyküm.
Babamın ayağı, ayak baş parmağı kangren oldu. Kesilecek diyorlar. Biliyorsunuz şizofreni hastalığı var. Kesilmesini kabul etmiyor şu an. Şeker için insülin vuruyor. Zamanı 250 civarı düşmüyor. Kendisi operasyon olmaz ilerliyor. Narkoz, morluk ayağı doğru ancak operasyon olsa da şekerden ve dahi babamın ruhsal halinden biz görmediğimizden bir şeyler sorup dokuyor. İyileşmeye de izin vermez. Ne tavsiye edersiniz? Gerçekten zor. 250'den aşağı vurması lazım. Bence bir doktorunuza danışın. Bu insülinü arttırabilir. İnsülinü arttırıp o zaman şekeri düşüp ameliyat edilmesi lazım. Çaresi yok. O her ayağı kesilmezse daha büyük sıkıntı var, yaşanabilir. O yüzden doktorunuza iyice danışıp bu konuda çözüm getirin inşallah.
Hz. Adem aleyhisselam. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Hz. Adem aleyhisselamdan itibaren kıyamete kadar gittikçe küçülüyoruz. Bildiğime göre kıyamet alametlerinde insanlar bir arpa tanesinin gölgesinde gölgelenecekmiş. Bunun nedeni nedir? Neden kıyamete kadar insanoğlu küçülüyor ve küçülecek? Bu mahşerde kafirlerle alakalıdır. Bir kısım inanmayan kafirleri böyle bir şey zaman diliminde Cenab-ı Hak onları böyle bir insan suretinde karınca kadar yapacak. Bu ayrı bir şey. Bu enteresan bir bilgidir sizin için. Normalde bu ayrı bir şey. Müminlerden olmayacak bildiğim kadarıyla ama kafirlerden bir güruh.
Bu böyle güruh derken Müslümanlar da çünkü Müslüman görünümünde olanların da böyle bir kafir olanları var. Onlar kimler biliyor musunuz? Böyle Allah'a ibadet etmekte kibirlenenler, böbürlenenler var ya Allah'ın emirlerini yerine getirmede kibirlenen, böbürlenip de yerine getirmeyenler var. Biz de Müslümanız. Namaz kılmıyor ama kibirinden dolayı kılmıyor. Ama Müslümanız diyor. Kibirinden dolayı oruç tutmuyor ama Müslümanız diyor. Kibirinden dolayı dine ve dindarlara karşı düşmanlık yapıyor. Ama laf sırası gelince biz de Müslümanız diyor. Bunlar, bunun altını çizin bakın. Bunlar mahşerde, mahşer halkının önünde ibretlik olsun.
Kibirlendiler ya çünkü. Kibirlendiler. Mahşer halkının önünde ibretlik olarak bunlar insan suretinde karınca kadar kalacaklar. Ve insanlar onları görecekler orada. Bunlar manen de öyle görünürler çünkü. Yani böyle Müslüman, kendince Müslüman olarak tabir ediyor. Ama kibirinden dolayı namazı terk etmiş. Kibirinden dolayı orucu terk etmiş. Kibirinden dolayı zekatı terk etmiş. Kibirinden dolayı zikre hakir bakıyor. Kibirinden dolayı zikredenlere zikredenlere hakir, hor hakir görüyor. Tepeden bakıyor. Bunlar mahşer yerinde karınca gibi ama insan suretinde olacak. Rüyamda çalıştığım iş yerine yemekhanesinde ıslanmış pirinçler çıkıyordu.
Yerler hep pirinç ve suydu. Ben günah diye çok korkuyordum. Yemekhanedeki tüm insanlara yardım edin, temizleyelim diyordum. Pirinçler fazlalaşıp tuvalete taşıyordu. Ve ben yardım istiyordum. Sizin dervişiniz olan bir kişi geldi ve yardım etti. Bir tek o yardım etti. Ve rüyada çok etkilendim. Şu anda evlendik hocam. Rüyamın anlamı nedir? Evlenmişsin. Allah iyisin için. O pirinçleri yardım eden kimse inşallah manevi olarak da senin yardımcın olacak inşallah. Cenab-ı Hak sıkıntılarını umma inşallah def edecek. Selamun Aleyküm hocam. Benim annem Kur'an okumak istiyor ama bir türlü okuyamıyor. Yani kendi başına okuyamıyor.
İlla biri okutacak ona. İşte bunun için ne yapmalıyım diye soruyor. Bu soruyu cevaplarsanız çok sevinirim. Bir müddet birisiyle beraber okusun. Gitsin cami imamının yanına. Orada okusun. Veyahut da işte şimdi hoş şey kalmadı. Bayan Kur'an kursları devam ediyor mu etmiyor mu bilmiyorum. Camilerde diyanetin böyle bir şeyi vardı. Çalışması vardı ama devam ediyor mu etmiyor mu? Devam ediyorsa mahalle camisinde böyle bir bayan camilerde Kur'an kursu devam ediyorsa oraya gidebilir. Veyahut da eş, dost, komşulardan böyle Kur'an bilen bir kimse varsa onunla beraber de okuyabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Çok yemek günah mıdır bir yakınım aşırı yiyor günah dediğimde inanmıyorum.
Az yemek, az konuşmak. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünneti az uyumak. Üçü de var. O yüzden bir kimse aşırı miktarda yemek yemesi israf. Allah muhafaza eylesin. İsraf etmek de günah. Ayağım KFS ile alakalı duamızı ettik. Allah razı olsun. Ayağım yara oldu sargı beziyle. Sardım abdest alırken parmağıma ve çevresine su değdirmeden abdest alsam geçerli olur mu? Olmazsa ne tavsiye edersin? Sargı bezinin üzerine mesleteceksin. 31, 6 nerenin bir baksana. Hollanda mı?
Hollanda'dan kardeş. Allah razı olsun. Şükran Hanım. İsteğinizi yerine getirdim. Allah yardımcınız olsun inşallah. O bana ne demiş? Rüya ilminiz var. Rüya kitabı yazsanız çok iyi olur. Buna insanların ihtiyacı var. Canım kardeşim rüya ilmi öyle değil. Yani bizce öyle değil. Allah iyi etsin inşallah. Öyle yazılacak bir şey değil ki. Ben öyle çok alim bir insan değilim. Allah beni affetsin. Selamun Aleyküm. 2015 yılında Charlie Hebdo dergisinde Peygamber Efendimizin karikatürü çizilmişti. O dönem herkes ayaklandı ve Müslümanlar çok güzel cevaplar verilmişti. İki gün önce tekrardan Charlie Hebdo dergisinde Peygamber Efendimizin dört adet fazlasıyla hakaret dolu karikatürü yayınlandı.
Türkiye'de bir tane Müslüman buna ben dahil hiçbir sivil toplum örgütü açıklama yapmadı. Biz Müslümanlar tembelleştik mi? Biz birbirimize düştük. Biz Türkiye'nin içerisinde Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin hadislerini inkar ediyoruz. Biz Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin yolunu inkar ediyoruz. Allah bizi affetsin inşallah. Selamun Aleyküm. Rumuzlar nelerde var nasıl fark edip anlayabiliriz? Her şeyde rumuz olabilir. Varlığın tamamı rumuzla dolu olabilir. O yüzden rumuza bakarken veya rumuzu anlayacaksak o ayrı bir ilimdir, ayrı bir ferasettir. Bu ferasete sahip olmak lazım.
Bir sohbetin içerisinde olabilir, bir gördüğümüz rüyanın içinde olabilir, bir zikrullah halakasında olabilir, bir halin içerisinde olabilir. Yolda giderken bir kağıttan, bir taştan, bir topraktan, bir eşyadan olabilir. Allah bizi affetsin inşallah. Selamun Aleyküm. Hoş geldiniz. Birkaç kez rüyamda sebepsiz korku içinde Allah Allah dediğimi, her şeyin sahte geldiğini hissedip aklımı yitirmiş gibi La İlahe İllallah diyerek uyandım. Birkaç kez de rüyamda korkuyorum. Neden korktuğum belli değil. Allah Allah deyip La İlahe İllallah deyip uyandım. La İlahe İllallah'a devam et canım kardeşim.
Sayısız bir şekilde inşallah. Selamun Aleyküm. Müsaadenizle bir sorum olacaktı. Bu atalardan yani yedi ceddimizden gelen aktarımların kaderimizi, hastalıklarımızı, yaşadığımız olayları şekillendirdiği söyleniyor. Ve bazı dualarda, tövbelerde arınma çalışmaları yapılıyor. Ve insanların hayatlarında çok fazla olumlu değişmeler, gelişmeler oluşuyor. Çocuklarında da ya da kendinde de genetik hastalıkları, onun altında bile iyileşmeler oluşuyor. Yani yaşayanların yorumları böyle. Böyle bir durum olabilir mi? Olabilir. Yani dedelerimizden kalan malı, mülkü, miras olarak kabul ediyorsunuz da kalan maneviyatı nasıl kabul etmezsiniz diyorlar. Dedelerimizin hayatlarında yaşadıkları bizim hayatımızı etkiler mi?
Ve atalardan gelen kaderden dua çalışmalarıyla arınabilir mi? Öyle ona bakılacak olursanız, yani sahabenin babaları, dedelerinin büyük bir çoğunluğu müşrikti. O zaman onların iman etmemesi gerekiyordu. Bu doğru bir varsayım değil. O yüzden her biri kendinden sorumlu. Ama hastalıklar evet olabilir. Yani fizik olarak geçebilir. Bazı manevi durumlar var. Hani manevi de demeyeceğim bunu. Mesela bir bu cinciler, minciler var ya, onlar böyle işte bir değişik şeyler yapıyorlar. Bu sefer o cinni tayfesi, onların çocuklarından intikam alabilir. Bu ayrı bir olgu, bu ayrı bir mesele. Ama öbür türlü her birey kendisi. Kendinden sorumlu.
Selamun Aleyküm. Rüyamda benim evime gelmiştiniz. Eşim de vardı. Siz eşime ben banyo edeceğim dediniz. Eşim de size banyoyu gösterdi. Siz arkanızı döndünüz ve gömleğinizi çıkardınız. Ve sırtınızda beyaz kalp şeklinde tüyler oluşmuştu. O kalbin içinde Arapça Allah ve Muhammed yazısı vardı. Hayırlı geceler. Hayırlı geceler. Allah muayeniniz olsun inşallah. E bu nefsi terbiye etmek için ne yapmam lazım demişsiniz. Buna cevap verdim. Talebiniz olabilir miyim? İnşallah olursunuz. Neden olmasın. Rumuz nedir? Rumuz bir işarettir. Mesela az önceki bir kardeşimiz rüya görmüş. Öyle değil mi?
Kalp şeklinde kalbinin içerisinde Allah muhammed yazıyor diyor. Bu bir rumuz. Sırtta görülen. Şimdi bunu böyle açıklasam kendini methetmiş gibi olacak insan. Allah muhafaza eylesin. Başka bir şey anlatalım rumuz olarak şimdi. Daha sıçra. Pirinç. Bir kardeşimiz pirinçleri toplamak istiyormuş ya. Pirinçler tuvalete gidiyormuş. Öyle rüya anlattı ya. Pirinçler onun kendi iyilikleri. O güne kadar yapmış olduğu iyilikler veya içinde bulunduğu iyilikler doğru noktaya doğru gitmiyormuş. Doğru noktaya göre hareket etmemiş. Ve yardım istiyor. Hani bu konuda böyle bir yolsuzluktan, yordamsızlıktan, ilimsizlikten, bilgisizlikten kendi iyiliklerini heder ediyor.
Şimdi hani diyor ya sizin dergahınızdan birisi geldi yardımcı oldu. O kimse o dergahtan olan kimse bakın pirinç iyilikler, Allah'ı zikir, ibadet iyi şeyler. Ama öbür taraftan heva hevesi, şeytan, nefis o iyilikleri alıp götürüyor ondan. Dergahtan bir kimsenin ona yardımcı olması dergahla irtibata girince artık o heva hevesine, şeytanla olan ilişkisine son veriyor ve iyiliklerini muhafaza etmeye çalışıyor.
Rumuz. Orada pirinç, rumuz. Orada pirincin tuvalete doğru gitmesi rumuz. Yani tuvalete doğru neden gidiyor? Nimet tuvalete doğru gider mi? Gitmez. İşte yapmış olduğunuz iyilikler, öbür taraftan yapmış olduğunuz heva hevesi, şeytani, nefsani hareketlerle yok olup gidiyor. Rumuz hepsi de. Rumuz bu. Rüya ilminde rumuz. O zaman o kimse rüyasını anlatırken, rüyasında görmüş olduğu şeylerin bir rumuz, onların ayrı bir manası var. Rumuz, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri miraca çıktığında ona süt ve şarap ikram edildi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sütü tercih etti. Süt içti. Şarabı tercih etmedi. Rumuz süt. Süt ne? İlmi ledündür, bilgidir. Bakın oradaki süt, ilmi ledündür, bilgidir, imandır, ihlastır, samimiyettir.
Rumuz ama orada görünürken, mane aleminde süt olarak göründü. Şarap, normalde orada şarap göründü. Bildiğiniz haram şaraptan değil o. Şarap, o da zevk-i sevvaya, şeytaniyete, nefsaniyete, deccaliyete yoldur. Sütü tercih etmekle, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ümmetine ilmi ledünü, ilahi ilimleri, ilahi bilgi, imanı, ihlası, samimiyete doğru yol açtı. Eğer sütü, bu böyle konuşulması çok hoş değil ama öyle tarif etmemiz lazım, öyle anlatmamız lazım. Eğer sütü değil de şarabı tercih etmiş olsaydı ümmet-i Muhammed sefaate dalacaktı. Sütü tercih etti, gerçek ümmet-i Muhammed ilmi ledüne tabi olacak, ilme tabi olacak, hakikate tabi olacak. Ümmetin hakikileri. Öbür türlü şeye gidecek, ne o?
Sefaata dalacak. Bunların hepsi de Rumuz. Veyahut da şimdi aklıma geleni söyleyeyim. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki gökten bir ip sarkıtıldı. O ipi ben tuttum. Ondan sonra Ebu Bekir, ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra Ali, sonra ip koptu diyor. Hadi şerifte. Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh hazretleri diyor ki bunu yorayım mı ya Resulallah? O da diyor ki yor. Diyor ki o gökten inen ip Kur'an'dır. Önce diyor sen tuttun, senden sonra ben tutacağım. Benden sonra diyor Ömer, sonra Osman, sonra Ali tutacak. Sonra diyor ip kopacak. Yani fitne başlayacak diyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne doğru diyor ne yanlış diyor. Bakın oradaki ip Rumuz olarak Kur'an oldu, din oldu yani.
İp ne? Rumuz oldu, Kur'an oldu, din oldu. Bunun gibi Rumuz bu. Selamun Aleyküm. 7 rakamını her yerde görüyorsunuz, bunun minanası var mıdır, duvarda, halıda, yolda gibi. Muhakkak 7 rakamının üzerine manalar yüklenirler, ebced hesapları vardır bunların üzerinde. Ben onlara çok takılmam. Selamun Aleyküm hocam birden fazla cemaatin, tarikatın usulünü birlikte takip etmek doğru mudur? Yapılabilir. Sıkıntı yok. Biz kabul etmesek de bu doğru mu? Her cevap doğru yapılabilir mi? Evet. Selamun Aleyküm ben rüyamda çok kabaran ekmek pişirdim o. Ama ben pişirdikçe o hamur kabarıyor.
Maşallah Allah daha da bereketlendirsin inşallah. İki gün sonra bir daha rüya gördüm. Bu sefer kek yapmışım o kek hamuru kabarıp dökülüyor anlamı nedir? Allah bereketlendirsin inşallah. Selamun Aleyküm. Fransa, Yunanistan gibi dış mihrakların gerek bilhassa Akdeniz'de yürüttükleri, gerekse Türkiye'de dayattıkları genel baskı ve tehdit politikalarıyla ilgili yorumlarınız nelerdir? Türkiye'ye yakın gelecekte bir savaşın beklediği hissine kapılıyoruz zaman zaman. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yani hisse kapılmanıza gerek yok.
Türkiye savaşıyor zaten. Türkiye normalde savaşıyor. Savaş halinde Türkiye. Yani yakın gelecekte böyle bir savaş hissine kapılıyoruz demeyin. Yani mühimmek böyle bir şeydir. Abilik böyle bir şeydir. Yani Türkiye etki alanlarında daha da etkisini kırmak isteyenler karşı mücadele veriyor. Savaşıyor. Suriye'de savaşıyor. Irak'ta PKK ile savaşıyor. Türkiye'nin belli kesimlerinde PKK denilen dış ülkelerin taşeronu olan terör örgütüyle savaşıyor. Bunların hepsi de Fransa'nın işte bütün Avrupa'nın, Amerika'nın desteklediği, besledikleri köpekleri. PKK denilen bu it örgütü. Evet başka bir şey değil. Bunun içi uzantıları da var.
Türkiye bunlarla savaşıyor ki zaten. Yıllardan beri savaşıyor. Yeni değil. PKK'yı destekleyen ne kadar İngiliz'i, Amerikan'ı, İsrail'i, ondan sonra İran'ı. Zaman zaman İran da destekledi çünkü. Suud destekliyor. Arap ülkelerinin birlik kesimleri destekliyor. İsrail zaten destekliyor. Amerika CIA zaten destekliyor. İsrail zaten, zaman zaman Rusya destekliyor. Yani bu Doğu ve Güneydoğu'da, bu daha ağır konuşacağım da edebim müsaade etmiyor. Bu it puşt örgütle Türkiye zaten savaşıyor. Onların üzerinden bütün bu ülkelerle savaşıyor Türkiye. Bu savaş yeni değil. O yüzden Akdeniz'de de Yunanistan'la, Fransa'la, Mısır'la, her yerle savaşıyor Türkiye.
Lübnan'da, Libya'da savaşıyor Türkiye. Türkiye'nin savaşmadığı şu anda Osmanlı topraklarının hepsinde Türkiye'ye savaş veriyor. Siz bunu reddedemezsiniz. Siz bir imparatorluktan gelmezsiniz. Siz bir imparatorluksunuz. Bunu reddetmek körlüktür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti imparatorluktur. Biz Osmanlı imparatorluktan kalan son kaleyiz.
O yüzden bir imparatorluk hedefimiz olmayabilir. Ama biz, bir ülkenin bir sınırları vardır, bir de etki sınırları vardır. Biz o etki sınırlarında, yani etki sınırlarında 5-6 yıldan beri, 10 yıldan beri savaş veriyoruz. Biz Bosna'da savaş halindeyiz. Biz Karadağ'da savaş halindeyiz. Biz Kosova'da savaş halindeyiz. Evet, biz Suriye'de savaş halindeyiz. Biz Azerbaycan'da savaş halindeyiz. Biz Pakistan'da savaş halindeyiz. Biz Afrika'da savaş halindeyiz biz. Bunu görmemek körlük olur. Ve biz savaşmak zorundayız. Yani biz Bosna'da savaşmazsak, Ankara yıkılır, İstanbul yıkılır. Bizim Bosna'da ayakta durmamız lazım.
Bizim Sudan'da ayakta durmamız lazım. Bizim Libya'da ayakta durmamız lazım. Bizim Suriye'de ayakta durmamız lazım. Bizim Katar'da ayakta durmamız lazım. Bizim Yemen'de ayakta durmamız lazım. Bizim Filistin'de ayakta durmamız lazım. Bizim Azerbaycan'da ayakta durmamız lazım. Bizim Pakistan'da ayakta durmamız lazım. Bizim Keşmir'de ayakta durmamız lazım. Bizim Doğu Türkistan'da ayakta durmamız lazım. Bizim Kazakistan'da, Özbekistan'da, Tacikistan'da, Türkmenistan'da ayakta durmamız lazım. Bizim Kırım'da ayakta durmamız lazım. Bizim Bulgaristan'da ayakta durmamız lazım. Bizim Sancak'ta ayakta durmamız lazım. Biz ayakta durmalıyız. Biz orada nöbette durmalıyız. Bizim her daim gözümüz orada düşmanın üzerinde olmalı.
Biz savaş halindeyiz. Yoksa biz bu İslam toprakları üzerindeki emperyalistlerin emperyal düşüncelerinden ve tacizlerinden ve tecavüzlerinden kurtulamayız. Bu sadece Türkiye'nin meselesi değil. Bütün İslam topluluğu meselesi bu. Bütün İslam halkları, bütün İslam toplumları başlarındaki devletler bunu anlasa da anlamasa da Müslümanlar bunun bilincine varıp bu savaşı sürdürmek zorundalar.
Biz ekonomik bir taciz ve tecavüz altındayız. Biz kültürel bir taciz ve tecavüz altındayız. Biz askeri olarak taciz ve tecavüz altındayız. Biz siyasi olarak taciz ve tecavüz altındayız. Bu savaş bitmedi. Yani Osmanlı'yı parçaladılar yine doymadılar. Osmanlı'dan kalan toprakların yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürüyorlar yine doymuyorlar. Diyorlar ki siz kimliğinizi de kaybedeceksiniz. Özünüzü de kaybedeceksiniz. Siz kişiliğinizi de kaybedeceksiniz. Siz kişiliksiz, kimliksiz, özsüz, köksüz bir topluluk olacaksınız. Siz hayvanlaşacaksınız diyorlar. Siz köleleşeceksiniz diyorlar. Biz ne istiyorsak onu yapacaksınız diyorlar. Bunu ya içimizdeki satılmış hain, şerefsiz, haysiyetsiz kimselerle yapıyorlar ya da dışarıdan kimselerle yapıyorlar.
Değişmiyor bu. Bu değişmiyor. Bu komple İslam toplumu savaş halinde. Komple İslam toplumu tacizin ve tecavüzün altında. Her türlü kültürle yapamadıklarını, dinle yapamadıklarını topla yapıyorlar, tankla yapıyorlar, tüfekle yapıyorlar, silahla yapıyorlar, terörle yapıyorlar. Yapıyorlar. Fransa gidiyor Libya'yı bombalıyor. Ne Birleşmiş Millet kararı var ne bir şey kararı var. Nereye bombaladı Fransa? Libya'yı bombaladı. Kime danıştı bombaladı? Kimseye danışmadı. Sebep çünkü orası kendi emperyal güçleri için. Şimdi Libya'ya Türkiye'ye girdi. Fransa Akdeniz'den bize vurmaya çalışıyor. Savaş devam ediyor. Suriye'yi, Irak'ı kim bombaladı? Saddam'ı kim getirdi Irak'ın başına?
Batı getirdi. Esed'i kim getirdi Suriye'nin başına? Batı getirdi. Esed Suriye'de kimle savaştı? Esed'in babası daha önce. Müslümanlarla savaştı. Ehli sünnetle savaştı. Hamayı, Humus'u bombaladı komple. Komple Hamayı, Humus'u bombaladı. Müslümanlarla savaştı. Müslümanları katletti orada. Müslümanlara zulmetti. Müslümanlara eziyet etti. Müslümanlar hareket edemediler. Hiçbir şey yapamadılar. Savaş devam ediyor canım kardeşlerim benim. Ondan sonra Suriye'de bir dayış çıkardılar, bombaladılar. Filistin'de savaş devam ediyor. O katil, o soysuz, o şerefsiz, o haysiyetsiz, o terörist, o çok affedersin aşağılığın aşağılığı, pis İsrail devleti orada Müslümanları taciz ediyor, tecavüz ediyor, yakıyor, yıkıyor.
Her şeyi yapıyor. Savaş devam ediyor. Bunu gözlerimizi mi kapatalım? Çin, Doğu Türkistan'da her türlü zulmü yapıyor oradaki Müslüman Türklere. Her türlü zulmü yapıyor. Gözümüzü mi kapatalım? Savaş devam ediyor. Avrupa'da Müslümanlara baskı devam ediyor. Bakın Karadağ'da seçim oldu. Karadağ'da seçim olduktan sonra ikinci gün Müslümanlara saldırdılar. Sizin gafletinize bakar, sizin uyumanıza bakar bu iş. Siz bir anlık gaflet gösterirseniz sizi yeniden işgal ederler. Hani diyorum ya zaman zaman, ne kadar dünya üzerinde uçak gemisi varsa Akdeniz'e doldu. Kimin için geldiler bunlar? Türkiye için geldiler. Kimin için geldiler? Türkiye ile savaşmak için geldiler. Uçağını kapan geldi.
Gemisini kapan geldi. Askerini kapan geldi. Ne için geldi? Türkiye için geldi. Hazır olun. Savaş devam ediyor zaten. Güneydoğu'da 30 yıldır PKK var ya. O piçler, o itler bitiyor mu? Bitmiyor. Neden? İçeriden de destekçileri var. İçeriden de beslemeleri var. Dışarıdan beslemeleri var. ABD'si besliyor, İngiltere'si besliyor, piç İsrail besliyor. Hepsi de besliyor. İçeriden de destekçileri var. Savaş bitmiyor. Kültürel savaş devam ediyor. Modayla giriyorlar, kahveyle giriyorlar, alışveriş merkezleriyle giriyorlar, her şeyle giriyorlar, israfla giriyorlar, her türlü tüketim maddeleriyle giriyorlar. Onlar, affedersiniz, bilmem nelerini açıyor, biz de açıyoruz.
Diyor ya hadis-i şerifte, onlar diyor, kertenkele deliğine girse sizler de gireceksiniz diyor. Bizler de giriyoruz şimdi. Kertenkele deliği diyor hadis-i şerifte. Bakın, kadınlarımızın, kadınlarımızın, Avrupalı kadınlardan farkı kaldı mı? Kalmadı. Bunu bir modernite olarak gösteriyorlar bize. Erkeklerimizin, Avrupa erkeklerinden farkı kaldı mı? Bir modernite olarak gösteriyorlar bize. Yememizin, içmemizin, helal-haram noktasında Avrupalılardan farkımız kaldı mı? Modernite olarak gösteriyorlar. Bir Müslüman gördüğümüz bir kimse, domuz ziyafeti çektik diyor. Kimse bunu önemsiz görüyor, önemli değil. Veyahut da bakın, yani bir çok özür dileyeceğim, ağzımı bozmak istemiyorum.
Edepsizin birisi, 12 yaşındaki kız çocuğunu taciz ettiği söyleniyor. Söylenti bu, biz şimdi ben gözümle görmedim, basına yansıyan bu. Bunu bahane ederek, bütün Müslümanlara saldırıyorlar. Kimin aklı acaba bu? Ben birine telefon açtığımda, karşımdaki kimse hazır olacak, telefonu dinlemeye alacak. Bu işlerde başka kokular duyuyorum.
Yaptığı yanlış. Diyorum ya, bir tuzak kurulmuş, tuzağa düşme kardeşim. Uyanık ol. Nefsine uyma. Ama o tuzak. Bu belli. Bakın, bu tuzak, bu belli. Biri, sebep, karşıdaki kimse telefonu onun açacağını biliyor, açtığında da direkt dinlemeye alıyor. Şimdi başka bir şey söyleyeyim. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre telefon dinlemek suç mu? Evet. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre telefonda dinlenen şeyler delil niteliğini taşıyor mu? Hayır. Neye göre yargılanacağız biz? TCK'ya göre. Bir kim, bir erkeğin kız çocuğunu taciz etmesi suç mu? Suç. Ama telefon dinleme delil değil.
Delil oldu mu? Oldu. Şimdi o telefonu dinlenen kimseye, gel bakalım savcı, sen bu telefonu nereden dinledin, nasıl dinledin, kim dinletti? Kim dinletti sana bunu? O kıza soracaklar mı şimdi? Size bunu kim akıl verdi? Kızın annesine soracaklar mı? Bunu kim nasihat etti size? Kim tavsiye etti? Kim söyledi? Böyle yapın diye. Arkasından ne çıkacağını bilmiyoruz. Ama şimdi teneke çalıyoruz hepimiz de. Yani diyor ya, bilmediğin bir şey konuşma. Bilmiyoruz çünkü. Herkes konuşuyor ama. Bakın savaş var. Savaş var. Küçücük bir gedik açıldı mı, o gedikten bütün hainler giriyor.
Bütün hainler giriyor. Bütün din düşmanları giriyor. E sen de akıllı ol. Feraset sahibi ol. Uyanık ol. Cephedesin. Gedik açmamaya gayret et. Sufilik ne? Kendi helalından dahi vazgeçmektir sufilik. Sen kendi iradenle helalından vazgeçersin. Helaldir o. Yapma kardeşim. Yapma. Senin işte ne diyelim böyle bir iyi yemek yemen helaldir. Yeme kardeşim ya. İnsan için de yeme. Vazgeç. Veyahat da şu var ya. Ya İslam hukuku müsaade ediyor. Nikahlayabilir. Nikahlama kardeşim. Gedik açma. Gedik açma. Said Nursu boşuna mı nikahlamadı kimseyi? Gedik açılacak çünkü.
Bazı büyük veliler evlenmediler. Sebep gedik açılacak çünkü. Yapma kardeşim. Yapma. Gedik açma. Sen gayet masumanesindir. Birisiyle konuşuyorsundur. Samimi konuşursun. Tak fotoğrafını çeker senin. Koyar basına. Der ki aha filanca şeyhi kadınla yakaladık. İçinden çıkamazsın sen. Herkes herkeste yakalanır. Ama sen yakalanırsan. Veyahat da senin hakkında böyle bir şey olursa. Gedik açmış olursun. İşte sanatçı dedikleri bir ayda bir sevgili değiştiriyorlardır. Ayda bir. On beşte bir. Onlar için onun hakkıdır o. Yapabilirler. Örtülü kardeşim. Sen yapamazsın. Gedik açmış olursun. Sakallı kardeşim.
Sen yapamazsın. Nefsine uyma. Gedik açmış olursun. Sufi kardeşim. Erkek kadın. Sen yapma. Gedik açmış olursun. Yapma. Herkes yapabilir. Sen yapma. Herkes gösterişli hayat yaşayabilir. Sen yaşama kardeşim. Sen uzak dur. Herkes heva ve hevesine uyabilir. Sen uyuma canım kardeşim. Yapma sen. Sen örnek olmaya çalış. O yüzden hangi tuzağa düşeceğimiz belli olmaz. Savaş halindeyiz biz. Savaş halindeyiz. Bunu iç güçler yapar, dış güçler yapar, orta güçler yapar. Herkes yapar. Herkes farkında olarak veya olmayaraktan buraya su değil. Ateş taşır. Ateş taşıyorlar. İslam dünyasına ateş taşıyorlar. Müslümanların içerisine ateş taşıyorlar.
Siz bir Müslümanı acımasız bir şekilde eleştirmek değil, iftira atıp hakaret ediyorsa bir kimse onun dini sorgulanır ya. Onun dini sorgulanır. Bunu yapıyorlarsa, bunun arkasında şeytan vardır, deccal vardır, bunun arkasında Mossad vardır, siyahe vardır. Bunun arkasında her türlü puştluk ve bozukluk vardır. Vardır. Vardır bakın. Sen bir de, çok affedersiniz, nefsimi temizlemek için söylemiyorum bunu. Ya herhangi bir kimsenin, sen yazına fotoğrafı kayıp da taciz eden kimseyle anıyorsan, sana ne denir kardeşim ya? Sana ne denir ki? Hani İbn-i Mübarek'in sözü o zaman önümüze çıkıyor. Diyor ya, onun bunun çocukları laf dolaştırırlar.
İslam'da helallar ve haramlar. Böyle söyleyince bir şeyh böyle der mi? Derim kardeşim, İbn-i Mübarek'in söylediği sözü neden söylemeyeyim? Tabi'nin en büyük imamlarından birisi olan bir kimsenin sözünü neden söylemeyeyim? Açın, İslam'da helallar ve helallar açın, orada şeyle alakalı, laf dolaştırmakla alakalı babı açın, okuyun. Damgalanmıştır ayet-i kerimesinin tefsirini açın, okuyun. Söz dolaştırıyor adam, iftira atıyor sana. Ya düşünsene, benim kendi şahsımı çocuk tacizcisiyle beraber anıyor. Bu nedir, bunu nereye koyacağız biz? Savaş devam ediyor. Yani, hani Hazreti Ömer Efendimiz diyor ya, Dicle'nin diyor, bir ucunda kurt kuzu yuyesi hesabını Ömer'den sorarlar diyor.
Hesabını Ömer'den sorarlar. Birisi, bir çocuğu taciz ediyor söylenilen o, hesabını Mustafa Özbağ'dan soruyorlar. Bir yerde, bir cemaat, bir topluluk kurban etlerini sucuk yapmak için sattı mı satmadı mı bilmiyoruz. Hesabını Mustafa Özbağ'dan soruyorlar. Sanki ben kurban eti topladım. Böyle bir ahlaksızlık var orta yerde. Savaş devam ediyor. Ve Müslümanlar şaşkın. Yani Suriye'yi bombalayan Amerika'yı mı desteklesinler? Saddam'ı mı, ne o? Özür dilerim, Irak'ı bombalayan Amerika'yı mı desteklesinler? Saddam'ı mı desteklesinler? Oradaki halk ne yapsın? Neyi destekleyeceklerini? Şaşkın. Ya bombalayan Saddam, ölen orada sivil halk, bombalanan Saddam değil, sivil halk, bombalayan dış güçler, ABD, İngiltere, Fransa, üşüşmüşler, hadis-i şerif tecelli ediyor.
Diyor ki, zalimler, kafirler, mürtedler, dinsizler, sizin başınıza kargalar gibi, akbabalar gibi üşüştüğünüzde ne yaparsınız? Ahir zamanla alakalı. Üşüşmüşler Ümmet-i Muhammed'in başına, içeriden dışarıdan. Savaş devam ediyor. Bunu aylardır, yıllardır söylüyorum. Savaş devam ediyor. Yıllardır söylüyorum. 28 Şubat bitmedi. İçeriden dışarıdan devam ediyor diye. Bitmedi. O yüzden savaş yurt dışında da, yurt içinde de devam ediyor canım kardeşlerim. Ama bilerek insanlar bu savaşta, karşı tarafta, yani deccaliyetin, şeytaniyetin içindeler ama bilmeyerek içindeler. Bilmeyerek içinde olan ne? Nefsine uyup, heva hevesine uyup, böyle bir göz göre göre yanlış yapanlar.
Bilerek uyanlar ne? Bildiği halde iftira atan, ondan sonra karşı tarafa hedef gösteren, haysiyet ve şeref cellatlığı yapan zalim insanlar. Allah cümlemizi hidayet eylesin inşallah. Ama savaş devam ediyor. Sadece Fransa'yla ve Yunanistan'la değil. Çünkü Yunanistan'la savaşırken de içeride savaş devam ediyordu, Kurtuluş Savaşı'nda. Osmanlı bölünürken, parçalanırken içeride de savaş devam ediyordu. İçerideki dönmeler, içerideki puşlar, içerideki ne yazık ki cibilyesiz, fikriyesiz, namussuz, şerefsizler. Osmanlı'nın bölünmesi ve parçalanması için, yok olması için dışarıdaki narla ortaklaşa hareket ediyorlardı. Aynı şey devam ediyor. Evet. Selamünaleyküm.
Sizi iki defada rüyamda abdest alırken görüyorum. Bir defasında namaz kılmak için yöneldiğinizi, diğerinde ise sadece abdest alıp bana birkaç nasihat verdiğinizi hatırlıyorum. Vermiş olduğunuz nasihatları hatırlamıyorum. Abdest aldıktan sonra yüzünüzdeki o su damlacıkları hiç kurumadığını görüyorum. İnşallah devamlı abdesti durmaya gayret et. Rabbim hidayetinden eksiklik göstermesin inşallah. Selamünaleyküm. Bir hadis-i şerifte kadının eşinden ayrı uyuduğu halde sabaha kadar meleklerin kendisine lanet edeceğinden bahsediliyor. Peki aynı şekilde erkek eşinden aylarca hatta yıllardır ayrı uyursa yine aynı şekilde meleklerin lanetine uğramıyor mu? Kadınların bu konuda hakkı yok mu?
Şimdiden teşekkür ederim. Bu doğru davranış değil. Evet kadınlarla alakalı böyle bir hadis-i şerif var ama kadınların da hakkıdır bu. O yüzden erkeklerin kadınlarından ayrı yatmaları hatta aylarca ayrı yatmaları caiz değildir. Kadının boşanma hakkı doğar. Kadının hakkına riayet etmemektir bu. Kadının hakkına riayet etmemek de gerçekten Allah'ın lanetini uğratır insanı. Selamun Aleyküm. Bir akrabamız var. Ben dahil olmak üzere akrabalarına birçok iyiliğine yardımı dokunun ama aşırı dün düşmanı. Ben de bu yüzden uzun senelerdir ziyaret etmiyorum. Bana sidam ettin duyuyorum. Ziyaret edilmesi gerekir mi? Ziyaret et, nasihat et inşallah ya.
Size rüyalarımı yazarken yazdıklarımın anlamını düşünmeye başlıyorum. Allah affetsin. Kendimce yoruyorum ama hemen karşı çıkıyorum içimden. Bunun önüne geçmek için ne yapabilirim? Önden geçme ama bunu dile de dökme. İnşallah. Selamun Aleyküm. Elon Musk insan beynine yerleştirilmesi planlanan bir çip geliştirdi ve tanıtımını yaptı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Mehdi ve Deccal'in savaşı teknolojik mi olacak? Bunlar onun hazırlığı mı? Yani Elon Musk insan beynine çip takmayı düşünüyor. Biz birbirimizi yiyoruz burada. Elon Musk yani orada insan beynine çip takmayı ve insan beynine çip takaraktan lazım olan bütün bilgileri o çipe nakletmeyi, o çipin üzerinden bütün bilgileri insana donanımlamayı düşünüyor.
Biz burada oturuyoruz. Rüyetullah hak mıdır değil midir? Ver yansın çek uzansın yapıyoruz. Evet. Farkımız bu. Değerli hocam devamlı Allah'ı düşünmek zikir midir? Yani zatını düşünmek caiz değildir ama Allah Allah Allah demek daha uygun. Rüya gördüm kadın ölüyordu. Benden onun başının üzerinde o an cennet sesi duydum. Soru işareti bir de. İyi. Hayırlı mübarek olsun. Sonra üzerinden zaman geçti. Bir rüya daha gördüm. Karşımda oturan insanların önünde küçüldükçe küçüldüm. Allah muhafaza eylesin. Ve sabah oldu öğleden sonra rüyamda ayı gördüm ve o anda öyle bir Allah korkusu geldi ki sırt üzere yere yıkıldım ve zikir ediyordum. Zikre devam et. Allah demeye devam et.
Merhaba. Cennetin sonsuzluğumuz olduğunu biliyoruz. Cehennem sona erecek mi? Herkes elinde sonunda cenneti görebilecek mi? Cehennem de sonsuz. Ama cehennemdeki azabın bir sonu var. Biz öyle inanırız. Çünkü bir hadis-i şerif var. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir avuç toprak alır. Böyle aşağı doğru savutturur. Der ki cehennem bir gün bu hale gelir. Bir hadis-i şerif daha var. Böyle hafif bir ıslaklık var. Çubukla böyle o çamur gibi şeyi böyle karıştırır. Cehennem bir gün bu hale gelir der. O iki hadis-i şeriften dolayı ben kendimce cehennemdeki azabın bu manada sonsuz olduğuna inanmıyorum. Cehennem sonsuz ama ebedi. Azap sonsuz değil.
Hocam sudur nazariyesini ehl-i sünnete göre nasıl yorumlanmalıdır? Sudur nazariyesi ne? Ondan kastınız da onu anlayamadım ya. Sudur nazariyesi. Böyle bir şey var demek ki. Sen biliyor musun Salim? İbn-i Sina'da geçiyorsa o sudur nazariyesi, o İbn-i Sina'daki sudur nazariyesi eflatundan geçmedir.
O yüzden İbn-i Sina biraz eflatuncudur çünkü. Sudur bu şeyle alakalı o zaman, varoluşla alakalı. Varoluşla alakalı olunca İbn-i Sina biraz eflatuncudur. Ben çok onlara katılmam, yani bakmam onlara çok. Ben Kur'an sünnete bakarım. Allah iyi etsin inşallah. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Rabbim hayra koşan, Allah'a vasıl olmayı arzu eden, her daim isteyen, mümin kullarından eylesin inşallah. Allah'tan bir zeval gelmezse önümüzdeki haftaya inşallah burada olacağız. Bir tane daha cevaplanmamış soru görünüyor burada sanki. O yüzden bakıyorum tekrar. Yok bulamadık.
Ama burada bir iki tane okunmamış şey görünüyor. Mesaj görünüyor. Eskilerden mi acaba? Eskilerdenmiş. Eski bir konu, eski bir şey varmış. Burada o eski bir soruyu cevaplamamışız. Kardeşten özür diliyoruz. Evet şimdi yine tevhidimizi okuyacağız. Gecemize son vereceğiz inşallah. Eftar-ı zikir fâlevenlâhu La ilahe El-Fâtiha mâ selavat Eşmeyin.
Selamla kalın, dua ile kalın. Birbirlerinizi dua edin. Ümmet-i Muhammed'e dua edin. Allah'ı çok zikredin. Allah'a çok tövbe edin. Rabbim cümlemizi zikriyle, tövbesiyle, hamdiyle ayakta tutsun inşallah. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Sürçili insan ettiysek affola. Selamun aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi