mustafaozbag.org

Nefis

Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinde 6259 ayrı anda

TASAVVUF VAKFI MERKEZ (MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER) 30 NİSAN 2020

3 Mayıs 2020 · 4:42:10

Yani birisi bizim kafamıza onu dayatıp da kötülük yaptırmadı bize. Veyahut da birisi zorla bizi nefsimize uydurmadı, şeytana uydurmadı. Biz kendimiz nefsimize uyduk. Biz kendimiz şeytana uyduk. Biz kendimiz o kötülüğü işledik. Bu noktada kendimizce, ya bizim kaderimiz de böyleymiş, böyle yazmış bizim kaderimizi deyip, kaderiyeciler noktasında da değiliz.
Bu hitap bazen bir meleğin, bazen şeytanın, bazen de nefsin boş şeyler olur. Bazen de kişinin Rabbi tarafından husule gelir. O zaman hitap var ise konuşma da vardır. Hitap kimden? Birisinden birisine hitap gelir. Bir varlıktan başka bir varlığa hitap gelir, konuşulur. O zaman bizim kalbimizde dört tane pencere var.
Veya dört tane kapı var. Veyahut da biz dört tane dil var, öyle diyebiliriz. Veya dört tane suret var. Bunu normalde yukarıdan aşağı gelecek olursak, işte bu Rabbani ilham kapısı diyebiliriz bunu vahiy olarak. Veyahut da meleki ilham kapısı da diyebiliriz. Veyahut da şeytani ilham kapısı diyebiliriz. Veya nefsani ilham kapısı da diyebiliriz.
Biz bunları sıralamaya kalkarsak, böyle sıralamamız mümkün. Ama ben müsaade ederseniz, nefis kapısından itibaren şeytan, ardından melek kapısı, ardından Rabbani kapı olarak bu kapıları tarif etmeye çalışacağım. Çünkü mümin kendi iç aleminden bu dört kapıdan hitap alır. Bu dört kapıdan ona seslenir. Bu dört kapıdan ona tecelliyat olur.

123. Mesnevi Şerhi (772. Beyit)

2 Ocak 2021 · 1:16:21

Bu ateşe atılan bir genç delikanlıydı. İman ehli bir delikanlıydı. O iman ehli delikanlı ateşe atılınca o bağırmaya başladı. Ateşin içerisinde hayat var diye. İşte Hz. Pir buradan devam ediyor. Asıl putu tarif ediyor bize. O bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan başka bir put doğdu. Yani siz önce nefis putunuzu cezalandırmaz, nefsinizi terbiye etmezseniz, o nefis putu dışarıda binlerce put üretir.
O nefis putu içinde insana binlerce put üretir. Aslında dışarıdaki puttan fazla insanın içindeki put tehlikelidir. O içindeki putu yani nefisle mücadeleyi halledemezse bir kimse, dışarıdaki putlar zaten insana bir zarar vermez ki. Asıl içindekidir insanın.
Asıl içi iledir hesabı. Putların anası, Hz. Pir devam ediyor. Putların anası nefsinizin putudur. Çünkü o put yılan, bu put ejderhadır. İnsanın nefis putunu, insanın nefsini Hz. Pir ejderhaya benzetiyor. Nefis gerçekten de manada ejderha gibi görünür.
Rüyasında nefsi görenler, ejderha gibi görürler, sufiler genelde. Bu ejderha gibi görülen bu nefsin yedi başı vardır. Her başta ayrı yedi tane dil vardır. Bir sufi yolun başında bunu görürse, nefsini tanımak budur asıl. Hani Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nefsini bilen Rabbini bilir dedi ya, biz bu nefsini bilen Rabbini bilir noktasında biz bedenle uğraştık.

Mesnevi Şerîf Şerhi (1370-1385. Beyit) 18.12.2021

19 Aralık 2021 · 1:16:04

O hakikat şarabını içersin. Ve normalde işte bir iki gün su içmeyi terk edersen dedi, buradaki sudan kasıt, dünyevi lezzetler, zevkler. Eğer normalde siz heva hevesinizden vazgeçer, dünyevi lezzetlerden, dünyevi tatlardan kendinizi beri tutarsanız, o zaman normalde sana ebediyet şarabı tattırlar. Yoksa bu heva hevesin içerisinde, bu nefsaniyetin, bu deccaliyetin, bu şeytaniyetin içerisinde, sen kendini korumaz, muhafaza etmezsen, o ebediyet şarabından içicilerden olmazsın.
Küçük cihattan büyük cihada dönme meselesi, mana olarak sahih. İnsanın nefsiyle olan cihadı kadar büyük bir cihat olamaz. Çünkü bunu destekleyen yine hadis-i şerifler var. O ne? İşte gerçek mücahit odur ki, nefsine karşı cihat edendir. Tirmizi de geçer. Yine senin en zararlı düşmanın nefsindir der. Yine başka bir hadis-i şerifte, ajduni de geçer.
O ona savaşıyor, o ona savaşıyor, o onunla uğraşıyor, o onunla uğraşıyor. Oraya girmek istemiyorum şimdi. Şimdi küçük cihattan büyük cihata dönüyor. Bu hadis-i şerif nefis tezkiyesiyle alakalı. Nefsi terbiye etmekle alakalı. Ve sufilerin en büyük derdidir bu. Ve insanlığın en büyük derdidir nefis terbiyesi. İnsanlığın hangi dinden olduğu önemli değildir.
Hangi milletten olduğu önemli değildir. İnsanlığı insanlıktan çıkaran azgın nefsidir. Ve İslam bunu çok önemser. Nefsiyle mücadele etmeyi. İslam'ın içerisindeki sufi meşref bunun üzerinde daha da fazla titizlikte durur. Çünkü eğer ki bir kimse nefsini tezki etmez, nefsini terbiye etmezse, onu savaş meydanına çıkarsanız dahi ondan gerekli olan randımanı alamazsınız.

124. Mesnevi Şerhi (773-774 Beyit)

2 Ocak 2021 · 45:23

Nefis, demir ve taştan yapılan çakmaktır. Put, kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. Fakat taş ve demir, yani çakmak, su ile söner mi? Ademoğlunda bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur? Hz. bir nefsi, taşa ve demire benzetiyor. Taş ve demiri birbirine çakınca ne yapar? Kıvılcım çıkar. Taş ve demiri birbirine çaktığında, kıvılcım çıkıyor. O kıvılcımı da put olarak gösteriyor.
Buradaki put ne? Bir kimsenin kendi içindeki putlar. İçerideki putlarla dışarıdaki putlar farklı. Bir kimse içindeki putu yıkamazsa, dışındaki putları yıktığını söylemesi abestir. İçimizdeki putlar nedir? İşte nefse uyma, harama uyma, heva hevese uyma, benliğe uyma. Bence böyle olmalı. Dini meselelerde. Ya canım kardeşim, Kur'an inmiş, sünnet-i seneye inmiş, imamların iştahatları mevcut. Bu meselede bence o can bunca diye bir şey yok.
Bence böyle olmamalı. Bu iş bence, bence, bence, onca. Bunların hepsi de put. Tabi burada Hazreti Pir'in nefisle alakalı meseleye bakarken, hani kötülüğü emreden nefisle alakalı. Veyahut da bizim içimizdeki kötülüğün de iyiliğin de içine işlendiği, içine böyle bir bilgi gibi veyahut da bir çip gibi konduğu nefis, biz öyle anlıyoruz.
Ama nefise bir bütüncülük açısından baktığımızda, insanın kendisi, insanın özü nefis, kelime olarak. Bu normalde kötü huyların da, ondan sonra ne bileyim işte iyi huyların da içine toplandığı zaman zaman ruh olarak isimlendirilen. Bazı ayet-i kerimelerde kullanılan yere göre ruh manası taşıyan, bazı ayet-i kerimelerde kullanıldığı yere göre can manasını taşıyan, bazı ayet-i kerimelerde kullanıldığı yere göre hayat olarak adlandırılan.

TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 7 MAYIS 2020

9 Mayıs 2020 · 4:26:42

İşte gözü seyirmeye başlar, onu maneviyattan zanneder. Bir tik oluşur onda, onu maneviyattan zanneder. İşte ertesi gün yine bir görüntü olur, yine bir ses olur, ona şunu çekeceksin der, bunu çekeceksin der. O rüyaları üstadına anlatmış olsa, üstadı ona der ki, işte tevhid çekmeye devam et. Ama şeytan onun nefsine yüklenir.
Yani kamil olmak yetmez. Kamil olanlar ancak kendilerini kurtarabilirler. Mükemmil olması gerekir ki, mükemmil olanlar etrafındaki kimseleri eğitirler ve öğretirler. O zaman bir mürşitte bulunması gereken birinci özellik, bu manada mükemmil özelliğinin üzerine bulundurulması lazım. Yani etrafındaki insanları bu yolda eğitmesi, bu yolda onları tabiri caizse nefis terbiyesine katıp, seyr-i süluk yolunda yürütmesi gerekir.
Bu mümkün değil. Önce sen nefis mücadelesini yap bakalım bir. Önce sen nefsinle mücadele et, önce bir haramları terk et bakalım sen mi? Sen önce bir farzları düp düzgün yerine getir. Sen yalanla, gıybetle, dedikoduyla, ihtirayla, haram yemekle sen nerede nefsini terbiye edeceksin? Mümkün değil. Haramları terk et, namazlarını dosdoğru kıl, orucunu dosdoğru tut, namazlarını dosdoğru kıl, şeriatını öğren.
Herkes bilmenin peşinde. İşte bilecek. Hani var ya hadis-i şerif nefsini bilen işte Rabbini bildi. İyi. Ya canım kardeşim sen nefsini bilmen için senin nefsini bildirecek bir üstada ihtiyacın var. Sen nereden kendi kendine nefsini bileceksin? Sen okudun o hadis-i şerifi nefsini bilen Rabbini bilir diye. Sen nefsini bilen Rabbini bilir.

TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 9 MAYIS 2020

12 Mayıs 2020 · 4:36:37

Yani sadece bu mürşidin meselesi değil çünkü. Bu kemale erecekse bir kimse, yani kendini arayacaksa, kendini bulacaksa, nefsini tanıyacaksa, yaratıcısını tanımak istiyorsa ve yaratıcısının ne olduğunu ile alakalı bilmek istiyorsa, o zaman bu sufi yolda gidecek, işte asıl bence anlaşılması gereken yol oluyor. Çünkü zaman zaman bu yolun içerisinde farklı davranış içerisine giren topluluklar oluyor.
Zaten, sufiliğin ana gayelerinden birisi de, dervişi, sufiyi o hale getirmektir. Öyle olunca, artık o kimsenin etrafındaki bütün her şey, hak ve hakikati öğrenmen dairesinde ona aynı olur. O zaman o ne tarafa bakarsa baksın, ne tarafa dönerse dönsün, kendi nefsini ve Rabbisini tanıyacak aynaya dönmüştür. Ve belki de çok zirve bir nokta olan, ne tarafa yönelirseniz yönelin, Rabbin o taraftadır, cemali o taraftadır.
Genelde bir kimse bir şeyi severse iç ve dış saldırılar çok olur. Sevmek kıymetli bir şeydir. Öyle olunca o kıymetliliği kıymetsizleştirmek isteyen nefis ve şeytandır. Bir kimse örneğin bir anneyi sevse, babayı sevse anne ve babaya karşı şeytan o kimseyi etkilemeye başlar. Hem anne ve babasından etkiler hem seven kimseden etkiler.
Baba nefsine uyarsa çocuklarını kayırmaya kalkar. Veyahut da işte aynı şey kız çocukları için geçerli. Onlar böyle aynı ölçüde sevmeye çalışsın. Baba birbirisini kayırmaya çalışır. Veya anne kayırmaya çalışır. Bu şeytanın vesvesesidir. Oysa Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çocukların arasında ayrım yapılmamasını ister.

Mesnevi Okuması (1867.Beyitten) 03.02.2024

4 Şubat 2024 · 1:23:08

O zalimleri yerle yeksan eylesin. Siyonist İsrail'i batırsın. Onu destekleyenleri de batırsın. İçeriden dışarıdan nerede onu destekleyen varsa, hepsini de kahve perişan eylesin. Ejimayim. Geçen hafta nefsi konuşuyorduk.
Nefis çok övülmesi yüzünden firavunlaştı. Alçak gönüllü, hor, hakir ol. Ululuk taslama. Burayı konuşuyorduk. Buradan kaldığımız yerden, bu beytler bitiremedik çünkü. Kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. Bütün kötülüklerin nefisten, nefsin hevasından geldiğini bil.
Nefis bu manada zahir düşmanlardan daha tehlikelidir. Zahiren görünen düşman senin karşındadır. Bilirsin onu. Onun ne yapacağını, ne edeceğini tahmin edersin. Ona göre önlem alırsın. Ama nefis bu manada içimizdeki en önemli düşmanlardan birisidir. Öyle olunca, nefisle mücadele, dışarıdaki düşmanla mücadele eden daha zordur.
Burada nefisle mücadele de, sufiler için geçerli bu. Sufiler, nefisle mücadele ederken, nefsin kendi içerisindeki haram olan, alışkanlıklarından geçerler önce. Hani haram, alışkanlıklar vardır insanlarda. Nefisle mücadele edecek olan kimse, önce haram olan alışkanlıklardan kendini kurtarır. Sonra, diğer alışkanlıklardan kendini kurtarır.

412. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

2 Kasım 2014 · 1:48:50

Selamun Aleyküm. Seyr-i sürüftüden benim bir noktaya gelen kimse, nefis İslâmî'i yönden olduklarını, onu o zaman şöyledir o da, daha fasiyetli bir şey varken, seni daha fesiletsiz olamaz przeatterin.
O önce güç yetirdiğini yapacak. O yüzden nefis bize bu noktada böyle çok bizle oyalanmaz. Bizden öyle oyalansa dahi o sıkıntı değil. Asıl bizi oyalanacağı şey, asıl bizimle uğraşacağı şey haramlar. O yüzden normal bir şey haram. Namazı geciktirmek de haram. Örneğin. Bu noktada günah keba'yleri tespit ettiğimiz gibi küçük günahları da tespit etmemiz gerekir.
Bir de işin ibadetlerin günah keba'yleri ve küçük günahları var. İbadetlerin günah keba'yleri. Mesela işte orucu tutabilirliği varken farz olan orucu terk etmek, namazı kılabilirliği var iken farz olan namazı terk etmek, farz olan namazı terk etmek, bütün günahların üstünde bir günah. Nefis insanları buradan aldatıyor örneğin.
Yani farz olan namazı terk ediyor bir kimse. İşte çok iyi bir insan. Öyle demezler mi toplum anasından? Ya ne kadar iyi, ne kadar iyi. Eyvallah. Çok iyiyse Cenab-ı Hakk'a bir gün namazı da bahşeder. Ama namazı kılmaman en büyük haram. Burada nefisle olan mücadelelerde bir bireyin durduğu nokta var.

Mesnevi Okuması (1976. Beyitten) 13.07.2024

14 Temmuz 2024 · 1:12:09

E geçen haftadan hatırlarsak biraz böyle hani ruhu tarif etmek değil de tecelliyatı olarak. Ruhun insan üzerindeki tecelliyatı olarak. Bir hani dediydik bitkisel ruh var, hayvani ruh var, nefsani ruh var. Bir de insani ruh dediğimiz insan bedeninde devamlı çalışan bir mekanizma var. Bu bahsettiğimiz bitkisel, hayvani ve nefsani aynı zamanda da insani ruh dediğimiz bu karışım öyle söyleyelim.
Vücudun üzerinde devamlı etkileşim halinde, vücutta devamlı çalışır halde. Ve normalde bunlar bedenin hani beden içerisinde devamlı birbiriyle böyle iletişim halinde çalışıyor. Ama bunlar görevlerini ifade ederlerken hani bitkisel ruh, hayvani ruh, nefsani ruh ve insani ruh bu noktada o görevlerinde herhangi bir aksama yok.
Mesela işte hayvani ruhta bu mekanizmada bir rahatsızlık varsa, hastalık varsa bu ayrı bir mesele. Veyahut da bitkisel ruhta, hayvani ruhta bir rahatsızlık var ise bu rahatsızlıklar farklı bir şey. Bu yediklerimiz, içtiklerimizle alakalı, manevi durumumuzla alakalı. Ama normalde bu hani bitkisel ve hayvani ruh veya nefsani ruh o kişinin normalde konumuna, durumuna göre değişiyor.
Yani bu normalde hayvanlarda olan bu istekler, dürtüler bu noktada insanlarda da var. Bunu normalde insanı diğer o hayvani noktadan kurtaran şey insani ruhtur. İnsanı değerli kılan. Bu normalde hayvani ruhun veya nefsani ruhun öne çıktığı kimselerde bakın nefsani ruh, hayvani ruhla birleşir de bu böyle insani ruhu baskın, baskı altında tutar.

296. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

5 Temmuz 2012 · 36:41

Allah gecenizi ayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Dinin en önemli icatlarından, edeplerinden, farzlarından birisi de o kimsenin nefsini terbiye etmesi, nefsini ezmesidir.
O yüzden nefisle mücadele etmek, bütün veliyullah, bütün evliyallah, bütün alim, ulema, peygamber, zişan, efendilerimiz tarafından cihada ekber olarak tanımlanmış. En büyük cihat olarak tanımlanmış. Bu en büyük cihat, farih boyunca insanların imtihan alanı olmuş. Hazret-i Adem'den itibaren nefisle olan cihat, nefisle olan mücadele hep Müslümanların, müminlerin önüne konmuş.
Bu nefisle olan mücadelede insanlar gün gelmiş bazı hal ve davranışlarda nefislerini önde görmüşler veya öne geçirmişler. Nefislerini öne geçirdiklerinde dinlerini küçültmüşler. Gün gelmiş dinlerini öne geçirmişler. Onu ahtap kabul etmişler. Dinlerini öne geçirdiklerinde, onu ahtap kabul ettiklerinde nefislerini küçültmüşler.
İşte tasavvuf, tarikat, din, bu manada şeriat bize hep nefisle terbiye, nefisle mücadele emreder. Nefisle mücadele emrederken dini yüceltmek. Hem insanın kendi iç aleminde, hem insanın dış aleminde dini yüceltmesi ve etrafında dini yüceltmesi ama asıl önemli olan kendi nefsinde dini yüceltmesidir.

125. Mesnevi Şerhi (774-779 Beyit)

2 Ocak 2021 · 27:21

Taş ve demir ateşi içlerinde tutarlar. Su onların ateşine işleyemez, tesir edemez. Geçen haftaya döneceğiz mecbur. Burada nefis demir ve taştan yapılan çakmaktır demişti Hazret-i Pir. Nefsi demirden ve taştan yapılan bir çakmak olarak gördüydü. Bakın nefis neydi? Demirden ve taştan yapılmış. Hazret-i Pir devam ediyor şimdi. Taş ve demir ateşi içlerinde tutarlar. Yani nefis ateşini kendi içinde tutar. Devam ediyor. Su onların ateşine işleyemez, tesir edemez.
Siz onu herhangi bir suyla söndürmeniz mümkün değildir. Bak taş ve demirden çıkan kıvılcımı su söndürür. Ama taş ve demirin içerisindeki ateşi hiçbir su ne yapar? Söndürmez. Bu ne demektir? Senin nefsin hep senin boş bir anını bekleyecek. Senin onu tamamiyetle öldürmen, senin onu tamamiyetle üzerine galip gelmen mümkün değil.
Yani bir yerde ateş ve duman dediği, normalde bir yerde küfür varsa, isyan varsa, tuyan varsa, bir yerde yanlışlıklar varsa, eksiklikler varsa, onun sebebi nefistir. Bakın, onun sebebi nefistir. Hristiyan ve Yahudi küfrü ikisinin feridir. Yani normalde bir Hristiyanın veya bir Yahudinin küfrü de bu nefsin dışarı vurduğu bir ışık gibidir.
Nefistendir yani. O zaman insanların küfrü nereden peydah oldu? Nefslerinden peydah oldu. İnsanların münafıkları, münafıklıkları, mürtetlikleri, günah kebahirleri, yanlışlıkları, haramlar nereden kaynaklandı? O nefislerinden kaynaklandı. Ve o nefisleri gelip geçici mi? Değil. O nefis bizde her daim duracak mı? Evet. O nefisi terbiye etmezsek bizden her daim ateş ve duman çıkacak mı? Evet.

Ramazan Sohbeti - 15.03.2025

15 Mart 2025 · 51:58

Birisine cihadı tavsiye etmiş. O an yoruluyor ki bu sahabe efendimizin nefsinin ihtiyaçlarına göre cihabı verdiği söyleniyor. Bir Sufi şeyhinin bu noktada sohbetinden kendisi nefsine ait dersi nasıl alabilir? Ölçüyü nasıl alabilir? Bu en sevimli, Allah'a en sevimli gelen iş nedirle alakalı? Bir normalde sahabelerin bireysel olarak söylediği cevaplar var.
Ayet-i Kerime'dir bu. O yüzden biz ölünceye kadar gücümüzün yettiğince farzları yerine getiririz. O yüzden namazda gevşeklik yok, Oruçta gevşeklik yok, Zekatta gevşeklik yok, Haçta gevşeklik yok. Bunlarda gevşeklik yok. Eğer bunlardan birisini bir kimse Göz göre göre, göz göre göre, Tembelliğinden veya işte benim nefsime ağır geliyor, Gelip deyip terk ederse, En büyük günahı kebairi işlemiştir.
Terk etmek yoktur. İmam-ı Şafi'ye göre bir kimse, Bir farzı terk ederse, Kasıtlı bir şekilde, Bileşli bir şekilde, İmam-ı Şafi onun küfrüne fetva verir. Küfrüne. Şimdi, Tabi Ümmet-i Muhammed'e bu zaman için farzlar bazen nefislerine ağır geliyor. Mesela işte namaz ağır geliyor, Kadına, erkeğe.
Oruç ağır geliyor. Ağır geliyor. Farzlar nefis ve şeytan onlara ayrı bir etkiliyor. Farzlardan uzaklaşıyorlar. Biz Hanefiler olarak, Muhammed-i Turidi çizgisinde, Onların küfrüne fetva veremeyiz. Ama velakin, Onlar uzak duruyorlar. Yani, Kadınlar tesettürden vuruluyor mesela. Kadınların vurulduğu yer tesettür.

Metinler konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.

Burada yalnız bir kısmı var. Arşivin tamamında aramak için söz fihristini kullanın.