Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 1:16:21
770. beyti okumuşuz, 771. okumuşuz, buradan Karabahşöyli Tekkesi devam demişiz. 770, kim bu puta tapatsa kurtulur, secde etmeyen ateşin tam ortasına oturur dedi. Yani normalde o bir Zinuyans denilen bir Yahudi padişah vardı. Bir tarafı putperest, bazı tarihçiler diyorlar ki o bir şeydi, putperestti. Bazıları diyorlar ki zalim bir Yahudiydi, zalim bir Yahudi padişahıtı.
Malum ne yapmıştı? O zalim padişah şehrin ortasına bir tane put dikti. Şehrin ortasına bir tane put dikerekten inananlara dedi ki, ya bu puta secde dersiniz, şehrin ortasına hendekler kazdırdı. Hendeklerin içerisine odunlar, alevli çıralar koydu, hendekleri yaktı. Ya dedi ki, bu puta secde dersiniz, ya da bu ateşe atarım sizi dedi.
Normalde tabi Hazreti Mevlana, Celayet-i Ruman Hazretleri bu Buruç Suresinde geçiyor bu hadise. Bu Buruç Suresinde geçen bu hadiseyi bize farklı bir açıdan tefsir ediyor. Kim bu puta taparsa kurtulur. Bu Zünivas'ın sözü. Böyle Zünivas gibi Adem'den itibaren nice zalimler gelmişlerdir. Bu zalimler bir put üretirler. Bu put illaki siyasi olması şart değildir. Zaten putçuluğun çıkış noktası Nuh'tan öncedir. Nuh'a yakındır. Ne yapıyorlardı? Bu insanlar kendilerince o zamanın büyük velilerini, şahsiyetlerini, alimlerini çok sevdiklerini iddia ediyorlardı. Ve onların putlarını şeytan onlara vesvese verdi.
Dedi ki siz bunları unutmayın, hatırlayın. Hatırlamak istemez misiniz? Evet. E dedik o zaman siz şehrin ortasına onun bir putunu yapın ki devamlı aklınızda kalsın. Önce şehirlerin ortasına yaptırttırdı. Sonra şehirlerin girişine çıkışını yaptırttırdı. Daha sonra o putları alıp evlerine koydurtturdu onlara. Sonra evlerinde bir put köşesi yaptırttırdı. Ve Nuh Aleyhisselam bu putperestlerin içerisine peygamber olarak gönderildi. Nuh Aleyhisselam o putperestleri normalde putperestlikten kurtarmak için çok uğraş verdi. Çok uğraştı. İşte o putçuluk çok eski bir insanların kendilerince bir inanışı. Sapkın bir inanış. Yine Buruç suresinde işte bu tarihçiler Zinuvas'ın olduğunu söylüyor bunu.
Yine böyle bir putperestin birisi ne yaptı? Putları diktirdi. Dedi ki herkes bu putlara secde edecek. Bu puta secde etmeyen ateşe atılacak. Ve normalde işte malum bir kız çocuğu ateşe atıldı. Ateşe atıldıktan sonra başladı bağırmaya annesine. Sakın ha anne bu puta secde etme ateşin içerisinde hayat var. Bir rivayette de yine tarihi rivayet bunlar. Bu ateşe atılan bir genç delikanlıydı. İman ehli bir delikanlıydı. O iman ehli delikanlı ateşe atılınca o bağırmaya başladı. Ateşin içerisinde hayat var diye. İşte Hz. Pir buradan devam ediyor. Asıl putu tarif ediyor bize. O bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan başka bir put doğdu. Yani siz önce nefis putunuzu cezalandırmaz, nefsinizi terbiye etmezseniz, o nefis putu dışarıda binlerce put üretir.
O nefis putu içinde insana binlerce put üretir. Aslında dışarıdaki puttan fazla insanın içindeki put tehlikelidir. O içindeki putu yani nefisle mücadeleyi halledemezse bir kimse, dışarıdaki putlar zaten insana bir zarar vermez ki. Asıl içindekidir insanın. Asıl içi iledir hesabı. Putların anası, Hz. Pir devam ediyor. Putların anası nefsinizin putudur. Çünkü o put yılan, bu put ejderhadır. İnsanın nefis putunu, insanın nefsini Hz. Pir ejderhaya benzetiyor. Nefis gerçekten de manada ejderha gibi görünür.
Rüyasında nefsi görenler, ejderha gibi görürler, sufiler genelde. Bu ejderha gibi görülen bu nefsin yedi başı vardır. Her başta ayrı yedi tane dil vardır. Bir sufi yolun başında bunu görürse, nefsini tanımak budur asıl. Hani Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nefsini bilen Rabbini bilir dedi ya, biz bu nefsini bilen Rabbini bilir noktasında biz bedenle uğraştık.
Evet bedenin inceliklerini öğrenen bir kimse, Allah'ın muhteşem yaratma sanatını, Allah'ın muhteşem sıfatlarının bedenin üzerinde tecelli etmesini görür. Bu muhteşem bir şeydir. Ama asıl insana lazım olan içindeki nefis putuyla alakalıdır. İnsanı oluşturan unsurlar sadece hava, su, toprak değildir.
İnsanı insan eden asıl unsurlar farklı bir şeydir. İnsanda normalde ruh vardır. En önemli insanı oluşturan unsurların başında ruh gelir. Bununla alakalı ayet-i kerimede Cenab-ı Allah demiş ki, onunla alakalı size çok az bir bilgi verildi. İnsanda bununla beraber can da vardır. İnsanda bununla beraber nefis de vardır. Bu insanı oluşturan en önemli unsurlardır. bir, ruh, iki, can, üç, nefis. Bu işin öyle bir noktasıdır ki, insanı insan eden en önemli, en önemli şeylerden birisidir.
Bizde başka ne vardır? Bizde başka melekler vardır. İnsanı insan eden unsurlardır. Bizde ayrıyetten ne vardır? Şeytan vardır. İnsanı insan eden unsurlardır bunlar. Bizde ayrıyetten ne vardır? Cinni taifesi vardır. Bunu ister kabul etsin, bu insanlık ister kabul etmesin.
Bizim bedenimizde de cinni taifesi dolaşır. Ama kafir olanları, ama münafık olanları, ama mümin olanları. Bir de en önemli şey nedir? Bizde en önemli olan şey nedir? Bir de akıl vardır. Kaç etti? Yedi etti. Ruh, nefis, can, melekler, akıl, şeytan ve cinni taifesi. Bunun içerisinde insanın mücadele edeceği nefsi ve dolayısıyla şeytandır.
Nefisle şeytan kardeş çocukları gibidir. Ruh ve melekler de bunun gibidir. Akıl vardır. Orta yerde bağımsız ve bağlantısızdır. Cinni taifesi vardır. Sen inanırsan mümin cinniler gelir bedenine misafir olur. Sen inanmazsan kafir cinniler gelir senin bedenine misafir olur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haricinde hiçbir kimsenin bedeninde devamlı cinniler mümin değildir. Şeytan o kafir cinniler üzerinden insanın üzerinde musallat olur.
İnsanın üzerinde tasallut olur. İnsanı etkilemeye çalışır. Bunun en önemli noktası, en merkezi noktası nefistir. Nefis insanın manevi olarak göğüs boşluğunda bulunur. Ruh, bütün vücuda tecelli eder. Merkezi hükmü kalbidir. Merkezi hükmü kalbidir. Akıl, tecelli yeri olarak beynidir insanın. Tecelli yeri, oturduğu yer, onun tahtı insanın beynindedir. Melekler bütün vücutta çalışırlar. Bütün vücut aleminde melekler harıl harıl çalışır.
Harıl harıl. Vücut aleminde şeytan da tecelli eder. Vücut alemine can zaten vardır. Aynı zamanda vücut aleminde cinni taifesi de vardır. Sen secdeye gittiğinde cinni taifesinin kafir olanları nefret eder. Uzaklaşır senden. Sen secde ettikçe, namaz kıldıkça, Allah'ı zikrettikçe, Allah'a yaklaştıkça, Allah'a dost oldukça, şeytan ve kafir cinniler senin bedeninden hızla uzaklaşırlar ve sana müthiş bir şekilde sinirlenirler.
O yüzden müminleri ancak müminler sever. O yüzden zikredenleri ancak zikredenler sever. O yüzden Allah'a yakın olanları ancak Allah'a yakın olanlar sever. Mümini bir kafir sevmez. Mümini bir gavur sevmez. Mümini münafık sevmez. Mümini müşrik sevmez. Mümin insanı gevşek Müslümanlar sevmez. Bir kimse sadık bir mümin ise, onun dostu ancak Allah, Resulü, veliler ve müminlerdir. Sebep? Öbür günlerin üzerindeki şeytan, cinni, nefis ordusu onu sevmesini engeller. Onu sevmesin, ona karşı muhabbet beslemesin diye müthiş bir mücadele vardır.
Batinidir bu. Asıl savaş budur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin küçük savaştan büyük savaşa döndük. Kim ya Resulallah? Nefis dediği şey savaş budur. Çünkü terbiye edilmemiş olan nefsin, yardımcı askerleri, nefsin bu noktada destek aldığı kimseler şeytan ve kafir cinnilerdir. Nefisle mücadele etmeyen bir kimsenin üzerinde galip gelen, aklının üzerinde galip gelen, vücudunun üzerinde galip gelen şeytan, nefis ve kafir cinnilerdir.
Bunu normalde bir kimsenin görebilmesi için seyr-i sülük ehli olması lazım. Sufi ehli, sufi olması lazım o kimsenin. O kimsenin Allah yolunda ilerlemesi lazım. O zaman o kimse melekleri de görebilir, şeytanı da görebilir, cinni tayfesini de görür. Böyle sohbet edenleri biz hep bu deli, bu manyak, bu kafadan kırık, bu nereden konuşuyor, böyle şeyler mi olurmuş diyerekten biz ya onları akıl hastanelerine gönderdik ya da onları deli noktasında gösterdi müşrikler, şeytanlar, kafirler.
Biz onları deli gördük. Dedik ki ya uçuk bu adam. Bu adam Nervem ne konuştuğunu bilmiyor, ne alakası var, saçmalıyor dedik biz. Neden? Onlar müşrikti çünkü. Onlar gavurdu. Onlar kalpleri mühürlenmiş, kalpleri kararmış, kalpleri katılaşmış. Allah'a imandan, Allah'ı zikirden, Allah'a yakınlıktan nasibi olmayan kör gözlülerdi. Ve bütün toplumu, bütün insanları, bütün insanlığı kör ettiler. Bütün peygamberler Cebrail aleyhisselamla görüştü. Bütün peygamberler meleklerle görüştü, melekleri gördü. Bütün peygamberler şeytanı tanıdı. Bütün peygamberler cinni taifesini tanıdı. Peygamberlerin etrafında olan İsa aleyhisselamın havariyün dediği, Musa'nın etrafında havariyün dediği, Hz. Muhammed Mustafa'nın nasıl İsa'nın etrafında on tane havariyün var ise, benim de etrafımda on tane cennetle müjdelenmiş ashabım var dediği, o ashab onları gördü.
Hz. Ömer Efendimiz melekleri gördü, şeytanı gördü, sahabeler şeytanı gördü, sahabeler kafir cinnileri gördü, mümin cinnileri gördü. Onlarla konuştular. Bütün veliler, bütün veliler Cebrail aleyhisselamı görmüştür, büyük melekleri görmüşlerdir. Melekleri görürler, cinni taifesini görürler, kafir cinnileri görürler, mümin cinnileri görürler de görürler. Bu işin metafizik kısmıdır, haktır, gerçektir, inanmayan kübürekli olur. İnsanı insan eden unsurlardır bunlar. İnsan sadece deri ve kemikten yapılmamıştır. İnsan sadece, deri, kemik, bir de akıl var, başka bir şey yok. Bundan ibaret değildir.
Bunlar insanın bağlantılı olduğu, insanın üzerinde her daim var olan şeylerdir. Hastalıkların büyük bir çoğunluğu kafir cinnilerdendir. Hastalıkların büyük bir çoğunluğu şeytandandır. İnsan üzerinde. Evet, büyük bir çoğunluğudur. Hastalıklar temizlik olmamasından dolayı gelir.
Temizlik olmayan yara kafir cinniler gelir. Onların yiyecekleri, iç yiyecekleri kirliliktir, pisliktir. Şeytan seni temiz olmamaya gayret eder. Ağzının içinde dahi senin kafir cinniler dolaşır, şeytan dolaşır. Ağız temizliğine dikkat etmeyen bir kimsenin ağzında, ağzında kafir cinniler dolaşır. Yemekten sonra ellerini yıkamayan bir kimsenin ellerinde kafir cinniler dolaşır. Yemekten önce ellerini yıkamayan, gidip ellerini yıkamadan sofraya oturan bir kimsenin ellerinde kafir cinniler vardır. Onun yediği yemeğe ortak olur. Bunu görmez insan. Bunu görmediğinden dolayı yok zanneder. Gece kararır, gece karardığında hiçbir yerde aydınlık yoksa sen hiçbir şey görmezsin. Hiçbir şey görmeyince sen hiçbir şey yok mu zannedersin?
Bir şehir düşün karanlıklara bürünmüş. Sen yukarıdan bakıyorsun, orada şehir görmüyorsun. Neden? Diyorsun ki yok. Be kardeşim, karanlıkta kaldın. Karanlıkta görme hususiyetini kaybettin. Karanlıkta görme hususiyetini kaybettiğin için koca şehri yok görüyorsun. Ve inat ediyorsun. Diyorsun ki burada bir şehir yok. Yemin ediyorsun. Yemin ederken neden görmediğinden kendince haklısın. Gel kardeşim Kur'an'a. Gelin, Kur'an'a gelin. Kur'an bize meleklerden bahsediyor. Kur'an bize şeytandan bahsediyor. Kur'an bize cinnilerden bahsediyor. Kur'an bize akıldan bahsediyor. Kur'an bize ruhtan bahsediyor. Kur'an bize meleklerden bahsediyor. Kur'an bize candan bahsediyor.
Ve Kur'an insana hitap ediyor. Başka bir yere değil. Eee var. İnsanın üzerinde hepsi de. Bugünkü beytin noktası ne? Nefis. Nefsin bir sürü anlamı var. Bir bütün nefis. Bir bütün. İçiyle, dışıyla, eliyle, koluyla ne? İnsan bir bütün ve nefis. Birey noktasında. Ama buradaki nefisten, Hz. Pihir'in kastettiği şey, mücadele edilmesi gereken, onunla savaşılması gereken, terbiye edilmesi gereken nefis. Bu ne? Bizim iç isteklerimiz. İç isteklerimiz. Biz nefsi nasıl terbiye edeceğiz? Bununla alakalı.
Ama biz bütüncülük noktasından baktığımızda, o nefis ne? İnsan. Komple. Bir birey. İçiyle, dışıyla, her şeyle. Şem suresi, ayet 7, 8, 9, 10. Nefse ve onu şekillendirine, sonra da ona kendisi için kötü ve iyi oğlana öğretene ki, nefsini arındıran kurtuluş ermiştir. Nefsinin gerçek yüzünü gizleyen ise, hüsrandadır. O zaman bu nefsi bizim komple şekillendiren kim? Allah. Sonra ona da iyiliği de kötülüğü de öğreten kim? Kim yine? Allah. Allah, aklınla ya iyilik yapacaksın, ya kötülük yapacaksın. Ondan sonra diyor ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Yani, nefsini kötülüklerden arındıran, nefsini yok eden değil, nefsinizi yok edemezsiniz.
Nefsini öldüren değil, nefsinizi öldüremezsiniz. Ne yaparsınız? Onu kötülüklerden arındırırsınız. İmtihanın sırrı burasıdır. Nefsi kötülüklerden arındırmak. Eğer nefsi kötülüklerden arındırmazsanız, Hz. Pir ne diyor? Asıl diyor, ana olan o nefis butunuzdur. Çünkü diyor, o nefis butundan, bir sürü nefis çıkacak. Ve toplacak bütün kötülükleri. Topladıkça, kafir cinniler gelecek, oturacak her tarafına. şeytan gelecek, yerleşecek. Hadis-i şerif, diyor, hadis-i şerifte, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ve sellem hazretleri. Kalpte diyor, zikrullah yok ise, oraya şeytan gelir, oturur. O kimse diyor, Allah'ı zikretmeye başladığında, şeytan diyor, hemen kalpten çıkar, hemen orada kapının dibinde bekler.
Burada kapının dibinde bekler. Şu dış kapının dibinde bekler. Burada kapının dibinde bekler. Buraya bir kalbe benzetmiş olursak eğer, burası kalp olsun, hemen orada kapının önünde bekler. Ne zaman o kimse zikrullahı kesti, hemen şeytan içeri girer. Şeytanı kalpten kovan yegane, en önemli iksir, Allah'ı zikirdir. Zikrin en faziletlisi, La ilahe illallah'tır. Kim La ilahe illallah der ise, Allah'ın metin kalasına sığınmıştır ki, o kala ne sağlam bir kaladır. Hadisi kudsi. O zaman, asıl insanın, asıl insanın mücadele etmesi gereken şey, nefsidir.
Nefisle mücadelenin başlangıcı, iman, başlangıcı imandır. Ancak iman edenler, nefisleriyle mücadele ederler. Şeytan, kalbe otağını kurarsa, kalbe otağını kurarsa, nefsin üzerinde devamlı baskı uygular. Çünkü kalpte otağını kuran, kalbin, padişahlık tahtına oturan şeytan oldu. Şeytan oraya yerleşti. Şeytan oraya yerleşince, oturunca, nefsin üzerinde baskı kurmaya başladı. Her şey ile. Nefsin üzerinde öylesine baskı kurar, öylesine baskı kurar ki, nefis artık, o şeytanın tasallutundan kurtulamaz hale gelir. Ve böylece aklı hakimiyet altına alır. Artık o kimsenin aklı, nefis ve şeytanın hakimiyetinin altına girer.
Öyle olunca, ayet-i kerime bakara 169, O size sadece kötülük ve hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Nefis, şeytanın baskısının altında, size artık kötülüğü ve hayasızlığı ve Allah üzerinde bilmediğiniz şeyleri söyletmeye başlar. Hani bir topluluğa gidersiniz ya, herkes Allah üzerinde bir şey söyler, din üzerinde bir şey söyler, saçma sapan bir bilgisi yoktur, bir ilmi yoktur, bu konuda herhangi bir şey yoktur. Hatta buraya sorular bile gelir ya öyle. Saçma sapan şeyler. Ben soruyu okurum, derim ki bu bilgisiz cahilin tekiymiş bu. İçimden öyle derim ben.
sebep sorudan onun bilgisinin olup olmadığı, ilminin olup olmadığı, sorudan o nefis ve şeytanın hakimiyetinde mi, yoksa o maneviyatın hakimiyetinde mi belli olur. Bir kimsenin konuşmasından belli olur. Sorduğu sorudan belli olur. Bir konuda yapmış olduğu yorumdan belli olur. O yüzden erdemli insanlar her toplulukta konuşmazlar.
Erdemsiz insanlar habire konuşur. Sufilikte susmak çok önemlidir. Yunan mitolojisinde, Yunan felsefesinde susmak çok önemlidir. Onlar susmakla terbiye ederler. Bir Yunan öğretisidir bu. Hiç konuşmaz talebe. Ancak öğretmen ona izin verdiği zaman konuşur. İzin dahi isteyemezler. Konuşabilir miyiz diye. Susmasını öğrenmeyen konuşmasını hiç öğrenemez. Boş insan çok konuşur. Sufilikte susmak kadar büyük bir erdemlilik yoktur. Ben hep böyle örneklerim ya bazen.
Derim ki işte Nazilli'ye gittik. Şeyh Efendi ile beraber. Nazilli'ye gittik, geldik, gittik, geldik. Orada bazı arkadaşlar oluştular. Ben Şeyh Efendi Hazretleri'ni götürdüm Nazilli'ye. Burada da arkadaşlar oldu diye. Bir hacı abimiz illa ki bize takıldı. Ben böyle yeni gittiğim yerlere hiç kimseye götürmek istemem. Hiç kimseyi. Tecrübedir bunlar benden. Sen şimdi birinin yanında götürürsün. Benim arkadaşım, kardeşim, dostum dersin. Bir konu anlatıyorsundur ciddi ciddi. O dalar lafın ortasına. Seninle samimi ya. Dangadak bir laf söyler. Oradaki sohbetin tadını bozar. İçini bozar.
Nefistir bu. Ben de aldım Şeyh Efendi'yi. O illa ki acabi de geleceğim Allah geleceğim. Ben onu götürmek istemiyorum. Allah affetsin. Ben giderim bir yere. Bir kişiyle başlarım. Giderim, gelirim, giderim, gelirim, giderim, gelirim. Söylemem kimseye ben. Orada üç kişi, ben kişi, on kişi olur. Ondan sonra Şeyh Efendi'yi götürür. Veya sonra arkadaşları tanıştırır. Örneğin böyle baba dervişler vardır ya. Eskidir onlar böyle her şeyi. Çok biliyordur onlar. Ne biliyorlardır, ne biliyorlardır. En çok kızdığım tiplerdir benim bunlar. Onlar hem Şeyh'e çok samimilerdir, çok dostlardır. Hem çok biliyorlardır, hem eskilerdir böyle.
Allah istedikleri gibi konuşurlar. İstedikleri gibi pot kırarlar. Öyledir ya onlar. Öyle birisi. Götürdük. Şeyh Efendi o da gelsin deyince ne diyeceksin? Şeyhe hayır mı diyeceksin? Hayır. Aldık götürdük. Şeyh Efendi Hazretleri başlıyor şimdi. Dervişlik olarak bir sohbet etmeye başlıyor. İşte bir yudum su içiyor ve çay içiyor. Bir şey oluyor. Bir böyle bir ara. Bir çıt. Bakın sevgili kardeşlerim, bir derviş adayı kardeş sabah namazından önce kalkar, güzel bir abdest alır, en az beş bin tevhidi şerif okur, en az bir cüz Kur'an-ı Kerim okur. Sabah namazını kılar, sabah namazını kıldıktan sonra kaylüleden önce bir üç bin beş bin tevhid çeker. Ondan sonra bir kaylüle yapar, kalkar, dua namazı kılar.
Bunu anlattığı kim biliyor musunuz? Meyhane masasından kalkmış adamlar. Sen örüyorsun ince ince, kaneviçe örer gibi. Birisi geliyor onlara öyle bir dervişlik anlatıyor. Onların yaşaması mümkün değil. Ama o çok biliyor ya. Bir de araya kendi kerametini anlatır, öyleleri. Biz filanca zamanda şöyle yaparken böyle oldu da, bir de onu da araya kaçacak yani. Bakın ey arkadaşlar, ben keramet ehliyim. Bakın ey dinleyenler, bende ne mucizevi şeyler oluyor, ne kerametvari şeyler oluyor. Ben ne büyük dervişim, ben ne büyük abiyim, öyle ya. Hemen başta al sazı eline, en güzel şarkıyı sen söyledin, en güzel dervişliği sen yaptın. Hatta sen şeyhsin de ona. Şeyh Efendi oradan bir sözü aldı tekrar gibi girdi, bırakmıyor adam.
Bu dervişin küstahıdır. Bu dervişin edepsizidir. Bu dervişin laf dinlemeyenidir. Bu dervişin nefsini ilallaştıranıdır. Hangi topluluğa giderseniz gidin, hangi sohbete giderseniz gidin. Orada şeyhin sohbetini kesen bir kimse varsa, o küstahın tekidir. Araya giriyorsa şeyhin sohbetine, o küstahın kare köküdür hem. O üstadla helallaşsın o kimse. Mübarek adam bir daha girdi araya, şeyh efendiden lafı aldı. Bir daha girdi, ben patlayacağım artık, ben çıktım gittim. Bütün arkadaşlara da ben böyle topladım, böyle şey yaptım. Şeyh Efendi ders versin onlara istedim. Böyle şeyh efendi, arkadaşlar şeyh efendiyi getireceğim Allah'ın izninden buraya.
Dersi ondan alın. Getireceğim Allah'ın izniyle. Dersi ondan alın. Ben böyle hep onları beklettim. Bütün herkes şeyh efendiyi bekliyor. Ders alacak herkes. Arkadaşlar bir kişi ders almadı iyi mi? Çöktüm mü ben? Biz o gün orada misafir olacaktık. Hep anlatırım bunu. Dedim gidiyoruz. Diktim kendimi ben şimdi. Dedim gidiyoruz. O diyor ki kalacaktık efendi babam. İşte efendim kalacaktık. Bir de o tipler böyle şeyh efendiye böyle artık sanki çok bağlıymış gibi. Çok böyle şey mi? Ondan az önce sözünü kesen sen değil miydin? Az önce şeyh efendinin önünde kerametini anlatan sen değil miydin? Kalacaktık da, kalsaydık da, yorulcanız da, yorgunsunuz da, dinlenseydiniz ya ona.
Mustafa Efendi gidelim diyor dedi. Gideceğiz dedi. Bir yağmur. Çıktık yola. Ben araba kullanacak halim yok. Ben böyle gitti mi, benim tel yandı mı, gidiyorum ben. Benim arabam araba kullanacak halim yok. Bir arkadaş var ona verdim. Anahtarı dedim al. Sen kullan. Benim kullanacak halim yok. Ben boğazını sıkacağım adamın çünkü. Benim olmazsa olmazım Allah yolu. Kur'an, sünnet. Sen ne aman nefsini uyuyorsun kardeşim? Sen ne aman şeyhin sözünü kesiyorsun? Sen ne aman sohbetin arasına giriyorsun? Nefis. Nefis. Bir yağmur, bir yağmur, bir yağmur. Arkadaş kullanamıyor arabayı. Çekti kenara. Ben gidemeyeceğim dedi. Şeyh Efendi dedi, geç Mustafa Efendi dedi.
Rabıtını kur, yürü oğlum dedi. Yol görünmüyor gerçekten çünkü. Normal çıplak gözle gidemezsin yolda. Çıplak gözle gidemezsin. Zaten arabada eski bir lada. Mümkün değil. Yanın gidemez bir kimse. Emredersiniz efendim. Geçtim. Yürüyoruz Nazirli'den İzmir'e doğru. Eski yol böyle dolan başlıdır biraz. Bir benzin istasyonda durdum. Ben direksiyonda oturuyorum tabii. O abimiz abdest almaya indi. Yanında başka bir arkadaşla beraber. Şeyh Efendi döndü. Mustafa Efendi oğlum sakin ol biraz dedi.
Efendim olamıyorum. Hakkınızı helal edin dedim. Sizden de özür dilerim. Ama dedim ya ben buraya bilmem kaç aydan beri geliyorum. Onlara anlatılacak bir şey mi? Bırakın onu dedim. Sizin sözünüzü neden kesiyor siz sohbet ederken? Haklısın oğlum dedi. Efendim dedim. Anlattığı şey dedim. Kendisini anlatıyor. Emekli adam dedim. İki tane maaş var evde dedim. Elektrik parası yok dedim. Su parası yok. Ev kirası yok. Ispanak geliyor dedim. Pırasa geliyor eve dedim. Masraf derdi yok dedim. Pirinci geliyor. Şekeri geliyor. O kimse dedim. Bu zikirleri yapmayacak da kim yapacak ki dedim. Attı benim.
Yok ben durmuyorum ben. Haklısın Mustafa Efendi dedi. Şeyh Efendi. Oğlum sen yerden göğe kadar haklısın dedi. Hakkınızı helal edin efendim. Ben bir daha bu abiyi dedim. Yakın dairemde istemiyorum dedim. Bunda da haklısın oğlum dedi. Ben bundan sonra gittiğim, geldiğim yerlere de hiç götürmeyeceğim onu dedim. Götürmüyordum zaten dedim. Bundan sonra hiç götürmeyeceğim dedim. Hiç götürme oğlum dedi. Bir daha ben onu hiç götürmedim hiçbir yere. Şimdi nefis böyle yiğin bir şeydir, ejderhadır. Bir velinin yanında patlar. Bütün çirkeflini koyar ortaya.
Bir böyle, öyle çirkefleşir de ki, Allah muhafaza eylesin. O hep böyle insanların kötülüğü, hep hayasızlığı, hep edepsizliği. Bakın en fazla da sufilerin içerisinde dolaşır. Neden? O kimsenin dervişliğini yok edecek. O kimseyi harcayacak. Mücadele odur asıl. Asıl, işte sufi olmayan bir kimseyi zaten almış kucağına. İstediği gibi onu istediği tarafa çeviriyor ki zaten.
Yani bir kimse, bir velinin elini tutmadıysa, o nefsin, şeytanın kulu kölesidir. Altını çiziyorum tekrar. Bir kimse, bir mürşidi kamilin elini tutmadıysa, o şeytanın ve nefsin kölesidir. O kim olursa olsun, ne kadar alim olursa olsun, eğer o bir mürşidi kamilin elinden tutmadıysa, şeytanın ve nefsin kölesidir o. Bu değişmeyen kaidedir.
O hani zayıf hadis dedikleri veyahut da işte Abdülkadir Geylan Hazretleri'nin sözü dedikleri, nefsi şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözü, hadis, hadis. Sahih hadis. Mana itibariyle sahih bir hadis o. Geldisine gittisine bakar, bu zahirciler, işte burada mı söyledi, şurada mı söyledi, yemin ediyorum, yeminle size, mana itibariyle sahih bir hadisdir o.
Bir kimsenin, bir mürşidi kamil, bir veli, bir şeyh, şeyh dedimden kasıt, şeyh dedimden kasıt, bir şeyin mürşidi kamili, velisi. Yoksa kabile şeyhi değil, yoksa babadan oğula kalmış bir şeyh değil, yoksa işte ya burada başımızda şeyh kalmadı, ee biz sana tabi olalım, sen bizim başımızda şeyh ol. Öyle şeyhler değil. Öyle cumaları cebine, herkes bir iki yüz lira cuma mübareği için katılan şeyh değil.
Öyle şeyh değil. Dervişlerine hadin yavrularım siz de zekat memurusunuz, ee etraftan zekat toplayın, getirin. Bunlar şeyh değil. Bunlar dolandırıcı. Eee ders kağıtlarını yüz liraya sat, ders kağıtlarını iki yüz liraya sat. Bunlar şeyh değil. Benim bahsettiğim şeyh bunlar değil. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ayet-i kerime. Bir veli, bir mürşidi kamil insanlardan medet beklemez. Bir veli, bir mürşidi kamil dervişlerin parasına, puluna, malına, mülküne, makamına gözünü dikmez. Bir mürşidi kamil asla, asla dervişlerden sadaka toplamaz, para toplamaz, cuma mübareği için cebine para katılmasını istemez.
Dervişlerinin kendisine hizmet etmesini istemez. Gelin kardeşlerim buraya Kur'an kursu yapacağız, getirin paraları. Yok buraya dergah yapacağız, getirin paraları. Yok buraya tekke yapacağız, getirin paraları. Yok bu işler böyle nelerle dönüyor siz bilmezsiniz, getirin paraları. Bir velinin, bir mürşidi kamilin ağzından çıkacak sözler değildir bunlar. Değildir. Benim bahsettiğim şeyh bunlar değil. E benden sonra benim oğlum şeyh olacak, ondan sonra da onun oğlu şeyh olacak. Vay ne büyük keramet gösterdi. Benim dediğim bu şeyhler değil. Olmadı ölünce dört kardeş birden şeyh oldu. Onlar da öldü, on altı kardeş birden şeyh oldu. Bunlar dediğim bahsettiğim şeyhler bunlar değil.
Kızıyorlar bana ben böyle söyleyince. E bu işler nasıl olacakmış? Allah Allah! Bu işler öyle mi olacak? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri toplamadı mı? Uhud'a çıkıyorsan topla! Hende'ye çıkıyorsan topla! Bedir'e gidiyorsan topla! Gidiyorsan Bedir'e, geldiyse müşrikler kapının önüne kadar topla! Bu vatanın savunmasında bize ihtiyaç duyuluysa hazırız biz, hepimiz! Yattığımız yatakta vatan mücadelesi veren korkak, embesil, vatan sevgisinden, millet sevgisinden, kardeş sevgisinden uzak, sütü bozuk insanlar değiliz!
Bekleyelim darbe ne tarafa dönerse o taraftan olanın diyecek kadar kaypak sütü bozuklardan değiliz! Neyse koyuz! Varsa böyle bir şey, topla kardeşim! Kurtuluş savaşı mı? Hep beraber varız! Devlet versin silahı, gideriz! Hangi cephede savaşılacaksa savaşırız! Gözümüzü kırpmayız! Bunu söyleyen benim, müsaade etsinler diyorum! Gönüllüler ordusu kurulsun! Devlet müsaade etsin! Gönüllüler ordusu kurulsun! Bu gönüllüler ordusu, komple yürüsün! Bağdat, Şam, Mekke, Medine, Yemen'e kadar!
Sıyıralım! Sıyıralım! Özgür olsun Müslümanlar! Hür olsunlar! Mescid-i Aksa'yı da alalım! Yürüyelim! Evet! O zaman satalım malımızı, mülkümüzü, arabamızı, katımızı, yatımızı, neyimiz varsa! Razıyız, hazırız! Hazırız! Anarşi yok bizde! Biz sufiyiz! Biz anarşi çıkaramayız! Biz elimize devlet silah verirse alırız! Devlet silah vermezse, elimize silah almayız biz! Devlet elimize vermezse, biz çakı biçak daya almayız üstümüze!
Anarşiye kurban gitmeyiz! Hazırız! Eee? Yok! Bu şeyefendiler, zekat toplayacaklar herkesten! Ne? Bir de zekat memurları tayin etmişler! Sen zekat memurusun, sen zekat memurusun, zekat toplayın! Allah Allah! Ben buradan laf söyleyince, e sen filanca efendiye laf söyledin! Kardeş! Toplamayın! Bu milletin parasını toplamayın! benim bahsettiğim şeyhi olmayanın, şeyhi şeytandır! Sözü, bununla alakalı! Bu şeyhler, bu şeyhler değil yani, söz konusu olan şeyhler! Benim dediğim şeyh, benim dediğim şeyh, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin manen görevlendirdiği, aynı zamanda icazeti olan, dervişlerin rüyalarında gördüğü, dervişlerin hallerinde gördüğü, öyle toplanalım, ya abi şeyhimiz kalmadı da, ee?
Kuru bitti sana pilav verelim abi, bizim başımıza bir şeyh oluversen sen, öyle değil! Veyahut da, ya baban öldü Allah rahmet eylesin, iyi bir şeyhti, ee? Ya başkasına bağlanmayalım, biz oğlu an olarak sana bağlanalım, öyle değil benim dediğim, veya daha doğdu, ah şeyh efendi adayı doğdu, neden erkek çocuk geldi, veya erkek torun geldi, şeyh efendi adayı geldi, tamam, daha beşiktirken senin şeyhin o, salla babam salla, ona habire hürmet göster, saygı göster, neden? E bu otuz yıl sonra senin şeyhin o, benim dediğim onlar değil, benim dediğim Kur'an ve sünneti kendisine temel teşkil etmiş, her şeyini Kur'an ve sünnet yolunda harcamış, sufilikte yürümüş, bu noktada madden ve manen icazetini almış kimse, benim dediğim bu, dervişlerin parasına, puluna, malına, mülküne ehemmiyet vermeyen, onları ütmeyen, hadi bakalım, ee zikir yapacağımız bir yer lazım, olur, haydi saray yavrusu yapın bakalım, ne?
dergah yapıyorlar, ulan ne dergahı saray yavrusu yapıyonuz, topla getirin paraları, getirin paraları, getirin paraları, adam geliyor bana, ya diyor, bitmiyor bizim diyor, para, hani bitmiyor, oğlum, naman veriyorsunuz diyorum ben, bakıyor gözümün içine, tabi onlar daha da parasız kalırlarsa, bir yurt dışı yapıyorlar, Almanya, Hollanda, halife geldi, zamanın kutbu geldi, yurt dışından da bir para topluyorlar, bıkmışlar zaten yurt dışındakiler artık, önceden bir milli görüş topluyordu, Süleymancılar topluyordu, Fethullah Gülen'in cemaati topluyordu,
Nurcular topluyordu, yurt dışındakiler sağ mal inek, sağ babam sağ, sağ boyuna, şimdi beni davet ediyorlar, Allah razı olsun, davet edenlerin hepsine de, şimdi dinliyorlar böyle, ben diyorum, kusura bakmayın, gelemem, işte sana özel davetiye getirelim, gelemem kardeşim, şunu yapalım, gelemem, birisi telefon açtı, ben illaki gel, dedim kardeşim, gelemem, yurt dışındaki herkes, dedim, bütün şeyhlere, hocalara, bu gözle bakıyor, doğru mu, e doğru, zannediyorlar ki, mesela ben Bosna'ya gidiyordum ya ben, ben Bosna'ya belediyenin parasıyla gitmiyorum,
ben hiçbir seyahatimde, hiçbir kimsenin parasıyla, pulundan gitmem, otelde kalıyorsam, ben kendi paramı veririm, uçak paramı kendim veririm, benim halim, vaktim yerinde insanım, ben çalışıyorum hala da, ben kendi kazancım var benim, kimsenin parasına, puluna ihtiyacım yok, o gidiyorlar, belediyeyi filan araştırıyorlar, özel dilekçe yazıyorlar, Mustafa Özbağ, siz bilet alıyorsunuz mu, almıyorsunuz mu diye, tabii, halbuki bütün belediyeler, sanatçısıdır, sohbetçisidir, bilmem nesidir, olanca parayı verirler mi?
Verirler, geçenlerde Yıldırım Belediyesi getirmiş ya, hocalara, beşer milyar lira, bizim, bir kardeş söyledi, şeyini aramış, ne o, menajerini, ne diyorlarına, menajer değil de, yok, işte onların böyle bir, işlerini yapan, ajans gibi, orayı aramış, organizatör mü? Organizatör, tamam, aramış, demiş ki, beş lira, döndür gel, beş lira alıyormuş, beş lira dövür kalıyormuş, yanında, şehir okuyan, on lira, öbür hafızlar, işte herhalde, beşer lira almıyormuş, onlar yardımcı eleman ya, yapıyor belediyeler, bu tip hizmetler, benden uzak dursunlar, bu konuda, ben istemiyorum, yok, ben kendi işimi, kendim görürüm, şimdi, bunları yapıyor, bunu benim kastettiğim, şeyhler bunlar değil, yok, benim dediğim, Kur'an ve sünneti, sımsıkı yapışmış, sufi terbiyesi almış, namerde değil, merte dahi,
elini uzatmayan kimse, benim dediğim o, işte, o kimsenin, böyle bir şeyhi yok ise, sağlam, o kimsenin, o kimsenin, şeytan ve nefsi, onun şeyhi olur, bu kim olursa olsun bakın, bu kim olursa olsun, bir kimsenin, sağlam, bir mürşidi kamil, bir şeyhi yok ise, onun şeyhi şeytandır, onun şeyhi nefsidir, çünkü neden, o, nefsine uyup, nefsine uyup, hayasızlığı, ve, kötülüğü, hayasızlığa ve kötülüğe gider, devam ediyoruz, Furkan ayet 43, ey Muhammed, gördün mü, arzu ve hevesini, ilah edineni, gördün mü,
arzu, ve hevesini, ilah edineni, Kur'an ve sünnetin, dışındaki, her şey, her şey, heva ve hevestir, Allah'ın, yasakladığı, her şey, şeytanidir, bir kimse, Kur'an ve sünnetin, çizgisinden ayrıldıysa, nefsine uyumuştur, heva ve hevesine uyumuştur, şeytanın yolunda, gidiyordur o kimse, yol keskindir, ya şeytan taraftarısındır, ya Allah taraftarısındır, yol keskindir, ya şeytanın yanındasın, ya da Allah'ın yanındasın, ikisinden biri, ortası yok, bu haram mı haram, bu haramı işliyor musun, evet, şeytanın taraftarısın, o esnada,
haramdan tövbe ettin, döndün, Allah taraftarı oldun, gördün mü, arzu ve hevesini, ilah edineni, demek ki, bir kimse, boşluğa düşer, edebi terk eder, edebi terk ederse, ne yaparmış, heva ve hevesini, ilah edinirmiş, sizleri, heva ve hevesiniz, yönetmesin, sizi yönetecek olan ne, Kur'an ve sünnet, Allah bunu haram etmiş, haram mı kardeşim, haram, uzak dur ondan, haram ya, haram, başka bir şey var mı, yok, namaz kılmamak haram, başka bir şey var mı, yok, e onların namazları kılınmış olur, Hz. Peygamber'in kılınmadığı,
hiçbir peygamberin kılınmadığı, onun kılınmış, haram kardeşim ya, haram, namaz kılmamak haram, oruç tutmamak haram, zekat vermemek haram, parası ve parası olduğu noktada, bir kim hacca gitmemesi haram, din belli kardeşler, hiç kimse yeni bir din üretmesin, hiç kimse yeni bir din oluşturmaya çalışmasın, Kur'an ve sünnetin dışındaki her şey yeni bir din oluşturmaktır, Kur'an ve sünnetin dışındaki her şey yeni bir dindir, heva ve hevestir, Kur'an sünnetinin üzerinde din mi var, bakın bunun dışında mı dışında, dindir o yeni bir din,
haramdır, küfürdür, şirktir, durumuna göre, o zaman, heva ve hevesini ne yapacak, o kimse ilahlaştırmayacak, nefisle mücadele noktaları bunlar, ayetle sabit, Ey Muhammed, sallallahu aleyhi ve sellem ediyor, heva ve hevesine, kendine ilah edinen, onların delaletine bakaraktan, Allah'ın da onların sapıklığına müsaade ettiği, kulağını ve kalbini mühürlediği, ve gözüne perde çektiği kimseyi gördün mü?
Şimdi onu Allah'tan başka kim hidayete erdirebilir? Düşünmez misin? Casiye 23, heva ve hevesini ilah edinenlerin sonu, heva ve heveslerini ilah edinenlerin sonu, kulağını ve kalbini ve gözünün mühürlenmesidir. Bir kimse nefsine uyup heva ve hevesini kendisine ilahlaştırdığında, çünkü o hevasından davranıyor, çünkü o arzularının kurbanı olmuş, o şeytanın yolundan gidiyor, o nefsinin yolundan gidiyor, o nefsinin yolundan gittiği müddetçe, o şeytana uyduğu müddetçe, sonuç olarak, sonuç Allah onun gözünü mühürleyecek,
Allah onun kalbini mühürleyecek, Allah onun kulağını mühürleyecek. Başka bir ayet-i kerimede diyor ya, onların gözleri kördür, görmezler, kulakları sağırdır, duymazlar, onların kalpleri mühürlenmiştir diyor. Neden? Küfürlerinden dolayı. Neden? Heva ve heveslerini ilah ettiklerinden dolayı. Neden? Kendi nefislerini putlaştırdıklarından dolayı. Asıl put, Hazreti Pir'in dediği gibi, ejderha olan, o kimsenin kendi nefsini putlaştırması. Ayet var, diyor ki, ama ben böyle düşünüyorum. Hadis var, ama böyle hadis olur mu? Ben böyle düşünüyorum. Kardeş, sufilik yolu bu, edebi adabı bu, ben böyle düşünüyorum ama. Aha iyi, sen her şeyi biliyorsun.
Sana Kur'an da lazım değil, sana hadis de lazım değil, sana şeyh de lazım değil. Senin nefsin ilah. Sen nefsinin önünde tapın. Al eline bir tane gitar, en güzel dini ben yaptım, en güzel Allah'ı ben yarattım, en güzel din benim dinimde. Senin bir tek gitarın eksik. Zımbır zımbır zımbır … E nasıl ya? Basbayağı. Sen kendi nefsine göre bir Allah, kendi nefsine göre bir kitap, kendi nefsine göre bir peygamber, kendi nefsine göre bir peygamber yolu, kendi nefsine göre bir veli, kendi nefsine göre bir sufi cemaatı oluşturmaya çalışıyorsan, sen hem Allah'sın, hem peygambersin, hem velisin. Nasıl? Basbayağı. Bunun direkt karşılığı bu.
Ya çok yakışıklı, çok iyi konuşuyor ama çok sert ya. Kim? Mustafa Özba. Ha iyi. Olur. Size göre konuşalım. Müslümanların en büyük problemi, kendi nefislerine göre bir Allah üretmeye çalışıyorlar. Müslümanların en büyük problemi, Allah'ın indirdiği kitabı, kendi heva ve hevesine göre yorumlamak istiyor. Müslümanların en büyük problemi, peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, kendi nefsine uygun bir peygamber yapmak istiyor.
Sufilerin en büyük problemi, ne? Başlarındaki şeyhlerini kendi nefisleri gibi yönetecekler. Evet. Onun problemi o. Nefsine göre bir şeyh istiyor. Yani onu, onun dediği gibi yapacaksın hep. Onun istediği gibi olacak. Sıvazlıcan, okşucan, sensin en iyi bilen diyeceksin. O bilgiçlik taslayacak sana. O kerametlerini anlatacak sana. Sen dinleyeceksin. Senin haberin mi var öyle şeylerden? Tabii. Onun nefsine uygun bir şeyh olacaksın. İstediği gibi o at koşturacak o. Tabii ya. Neden? E sen ona muhtaçsın ya. Tabii ya. Akşam ekmeğin ondan geliyor.
O olmasaydın ne yapardın sen? Şeyhlik mi yapabilirdin? İyi ki o var. O olmasaydı sen yürüyebilir miydin? Yok. O derviş önemli ya. O zakir önemli. O çavuş önemli. Müslümanların problemleri bunlar. Bir kimse nefsinin kafasına vurup, bununla alakalı ayet var. Bununla alakalı hadis var. Ey nefsim dur! Sen kimsin? Sen Kur'an'a tabi ol. Sen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tabi ol. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Emir, farz bu. Sen kendi kafandan ne yoruyorsun ya?
Kimsin sen? Sen kimsin kendi kafandan yoruyorsun? Din bu. Allah'a itaat edin. Allah'a itaat et kardeşim. Allah'a itaat Kur'an-ı Kerim. Allah'a itaat Kur'an-ı Kerim. Sen Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini eğip bükme. Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini kendi heva ve hevesine göre, kendi arzularına göre, kendi şeytanına, kendi nefsine, kendi putperestliğine bakaraktan eğip bükme.
Kur'an belli. Resulüne itaat edin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri meydanda. Senin gözün görmüyor. Kör gözle ahmak. O beş rakit namazı hala da kıldırıyor. Kör gözle ahmak. O her zikrullahı o yönetiyor. Görmüyorsun. Kör gözle ahmak. Sen nerede oynuyorsun sen? Sen Hazreti Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini zikrullahı yönettiğini göremiyorsan. Sen kör gözle ahmak tekisin. O gayb değil. O meydanda.
O ceseden vefat etti. Ceseden. Siz onlara ölü demeyiniz. Ahmak. Ayet var. Kim ölmüş? Siz onlara ölü demeyiniz. Adem'den itibaren bütün peygamberler sağdır. Adem'den itibaren bütün veliler sağdır. Adem'den itibaren bütün şehitler sağdır. Sen görmüyorsun. Resulüne itaat et. Onun sünneti seniyyesine sımsıkı sarıl. Yalvar. Ağla. Gözyaşı dök. Allah yolunda koş.
De ki ya Rabbi senin rızan için koşuyorum. Senin Habibinin rızası için koşuyorum. Senin dininin ayakta kalması için koşuyorum. Ya Rabbi. Benim eğer bu dini yaşamada ve yaşatmada bir zerre miktarı bir payım olursa en büyük şerefli insan benim de yürü. Sen kör gözlüğüne bir daha kara gözlükler takıp da köreltme. Heva hevesine uyma. Madem körsün eline bir değnek tut. Madem körsün birisinin elinden tut. Görenin elinden tut ki doğru yolu bulasın. Eline bir değnek al ki sen batmayasın be ahmak. Sen neden birbirinin elinden tutmazsın? Görmez misin gözü görmeyenler?
Birinin elinden tutarlar. Görmez misin gözü görmeyenler? Eline bir değnek alır. Bataklığa düşmeyeyim. Dereye düşmeyeyim. Köprüden düşmeyeyim diye. Senin elinde değnek de yok. Senin elinden tuttuğun bir kimse de yok. Hiç olmazsa körlüğünü anla. De ki ben körüm. Bana bir gören gerek. Ben sağırım. Bana bir duyan gerek. Benim kalbimi ürünlemiş. Benim kalbimi açacak. Kalbi açık bir kimse gerek de. Nereye kadar bu körlük? Nereye kadar bu nefse? Bu şeytana tapınmak? Bu insanlar nereye gidiyorlar? Bu Müslümanların nereye gidiyorlar? Heva ve heveslerini ilahe edinmişler. Şehvetlerini ilahe edinmişler. Haramları ilahe edinmişler.
Hiç kimse düşünmüyor. Hiç kimsenin ciğerini yazmıyor. Hiç kimsenin gece uykusu kaçmıyor mu? Nasıl rahat yataklarında yatıyorlar? Nasıl yemek yiyorlar gülerekten? Nasıl gülerekten yürüyorlar? Kendi kendime soruyorum. Nereye kadar bu nefse uymaklık? Nereye kadar bu şeytanı ilahlaştırmak? Nereye kadar bu aklı ilahlaştırmak? Kur'an'ı duymuyor mu insanlar? Allah'a itaat edin. Kur'an'ı duymuyorlar mı insanlar? Peygambere itaat edin. Bu insanlar Kur'an'ı duymuyorlar mı? Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Nefsi yenmenin yolu bu. Yok kırk yıl pekmez canı istemiş de pekmez yememiş. Pekmez şukuruna düşseydin.
Sen haramları isterken neredesin ya? Ne pekmesi ya? Kırk yıl canım bal istememiş de. Canım ona bal istemiş de yememiş. Ah canım benim ya. Sen gel de benim zamanımda yaşa. Ne balı ya? Millet haramı gülü gülü Fırat nehri gibi içiyor. Orada kitaptan okumuş. Pekmez yememiş de pekmez yememiş de nefisle mücadele etmiş. Geç kardeşim ya. Geç. Haram işleme. Sen namazını kılıyor musun namazını? Namazını kılıyor musun? Sen bir günden bir güne ağlayarak da sabah namazı kıldın mı? Bir günden bir güne ağlayarak namaz kıldın mı? Bir günden bir güne yarabbi dedin. Ciğerin yazdı bu senin. Sen ona bak ya. Neymiş de pekmez yememiş. Neymiş de hocam ben işte şuradan şuraya döndüm.
Bırak kardeşim ya. Haram var mı üzerinde? Var mı? Var. Sen nefsine uymuşsun. Nefsine uymuşsun kardeşim. Haramdan uzak dur. Sünnet-i Seniyede bu var mı? Yok. Nefsine uydun ya. Hevanı hevesine uydun ya. Şeytana uydun. Sen sadece etten ve kemikten yaratılmış bir varlık değilsin. Yoksa hayvandan farkın olmazdı. Sana Cenab-ı Hak ah seni takvim üzerinde seni yarattı.
Kendinden sana ruh üfledi. Kendinden üfledi. Sen bunu anlamaktan daha iyi uzaksın. Bir kendi kendine düşün. Ya bir cesedi gör. Bu ceset oynamıyor. Bu ceset kımıldamıyor. Bu ceset nefes almıyor. Bir dakika önce, beş saniye önce nefes alıyordu bu adam. Canlıydı. Düşün kendi kendine. Yok. Biz nefsimizi ilah edenlerdeniz. Hazreti Pir en büyük, en önemli meseleye parmak basıyor. O dışarıda gördüğünüz putlar diyor. Yılan gibidir. Ama asıl put içinizdedir. Ejderha gibidir. O yedi başlı, yedi dillidir o. O ne hindir o.
Ne hindir o, ne hindir o. Onunla mücadele göz açıp kapatıncaya kadar dahi boşluk kabul etmez. Hiç ummadığın yerde sana çelmeyi takar. Hiç ummadığın yerde sana hançeri vurur. Dışarıdaki düşmanı bilirsin. O düşmandır. Tankıyla, topuyla, tüfeğiyle gelmiştir. Dışarıdaki haini bilirsin. O tankıyla, tüfeğiyle gelmiştir. Dışarıdaki zalimi bilirsin. O adaletsizlikle, hukuksuzlukla, zalimlikle gelir senin. Karşına. Ah içimizdeki hainler. Yani o ana put, nefis. Ah içimizdeki o ana puttan doğan. Ana nefisten doğan. Binlerce put. Bunun en başına imansızlığı koy. Bunun en başına kibri koy. Bunun en başına koy kibri. Bunun en başına koy kendini beğenmişti.
Bunun en başına koy insanlara zulmetmeyi. Bunun en başına koy adaletsizliği. O senin nefis butunun oyunları. O senin nefis butunun oyunları. Sen Allah'a itaat et. Nefsini buna mecbur et. Sen Resul'üne itaat et. Nefsini buna mecbur et. Sen bir üstada bağlandıysan, Üstadın mürşidi kamil ise, Rüyanda gördüysen, Elinde manevi sahih delilin var ise, Sen üstadına itaat et. Nefsini buna mecbur et. Nefsini buna mecbur et. Nefsine uyma. Heva hevesine uyma. Uyma. Nefisle mücadele.
Bunu bitiremezsen, Bakın sahabeden örnekler var. Hani birisi tam, Diyorlar ki, Hazreti Allah Resulü soruyor. Filanca, Şehit oldu ya Resulallah. Hayır olmadı. Hayır olmadı. Koşuyorlar. Yaralıların içerisinde, Ölülerin içerisinde buluyorlar onu. Bakıyorlar nefes alıyor. Kaldırıyorlar elini. Diyorlar ne için savaştın. Bunlar gelirler bizim hurmalıklarımızı bozarlar, Hurmalıklarımızı el koyarlar diye savaştım. Köt ölüyor. Saddak ya Resulallah. Ahzab diyor ki, Saddak ya Resulallah. Hurma bahçeleri için savaşmış. Sen nefsinin kurbanı olursan, Sen Allah'a itaat etmez, Resulüne itaat etmez, Sizden olan emir sahiplerine itaat etmezsen, Sen cihad ettiğini zannedersin. O kimse gibi ölürsün.
Birisi ne yaptı? Birisi de şehit oldu dediler. Allah Resulü ayrı dedi, O olmadı. Koştular. Adamın son halini gördüler. Adam kılıcının kabzasını toprağa dayadı. Ben böyle ölecek bir kimse miyim dedi. Kılıcın üzerine doğru yüklendi, intihar etti. Dediler ki, Saddak ya Resulallah. O kahramanlık için savaşmıştı. Öbürki malı için savaşmıştı. Ey sufi kardeşler, Sakın, Desinler diye sufilik yapmayın. Allah için, Allah için yaşayın. Allah için birbirlerini sevenler, Toplandıklarında Allah'ı zikredenler, Onlar akraba değillerdir. Onlar aynı kavimden değillerdir.
Onların birbirlerine maddi menfaatleri yoktur. Hiçbir gölgenin bulunmadığı, O mahşer yerinde, Allah'ın gölgesinde gölgeleneceklerdir. Mahşerde peygamberler onlara gıptayla bakacaklardır. Ve soracaklardır, Bunlar hangi peygamberlerden? Bir münadi melek cevap verecek onlara. Diyecek ki bunlar peygamber değil. Diyecekler ki bunlar hangi şehitlerden? Bunlar şehit de değil. O peygamberler diyecekler ki bunlar kim? O münadi melek cevap verecek. Bunlar dünyada, Aynı akraba olmadıkları halde, Birbirlerin alışverişleri, Menfaatleri olmadıkları yerde, Allah için birbirini sevip, Toplandıklarında Allah'ı zikreden kimselerdir. Bunlardan olmaya bakın.
Bunlardan olmaya bakın. Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Nefsine itaat etme. Şeytana itaat etme. Aklını ilahlaştırıp, Aklının heva ve hevesine itaat etme. Yusuf Suresi Ayet 53 Ben nefsimi temize çıkarmak istemem.
Çünkü nefis şüphesiz ki, Çokça kötülüğü emredendir. Sakın nefsini temize çıkarma. Sakın ben iyilerdenim deme. Sakın kendini suçsuz görme. Sakın kendini günahsız görme. Sakın kendini çok iyilerden görme. Bu peygamber sözüdür. Peygamberin dilinden, Kur'an-ı Kerim bize söylüyor. Nefsinizi temize çıkaranlardan olmayın. Allah bizleri muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak nefsine uyanlardan eylemesin. Rabbim nefsiyle mücadele eden, O kahraman kullarından eylesin. Cenab-ı Hak nefsine paye verenlerden eylemesin. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz hayır olsun. Hakkınızı helal edin. Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.