TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 7 MAYIS 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Mayıs 2020 · 4:26:42
Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar. Allah oruçlarınızı kabul eylesin, Cenab-ı Hak Ramazan ibadetlerinizi kabul eylesin. Ömrünüzce yapacak olduğunuz her türlü ibadete, hayrı, hasenete, Allah için yaptığınız her şeyi Cenab-ı Hak kendi fazlıyla, keremiyle çoğaltarak kabul eylesin inşâAllah. Bu Ramazan sohbet programlarına inşâAllah, Allah izin verirse yine bir Perşembe sohbeti devam edeceğiz. Gönül arzu ederdi ki bu Ramazan'da Perşembeleri toplanalım, ceyir ceyir Allah'ın izninden zikrullahlar yapalım, alakaları kuralım, her seneki gibi. Ama bu senede nasip böyleymiş, yapacak bir şey yok. Bir illet bütün dünyayı sardı, bütün dünyayı bu noktada abucunun içine aldı. Şu anda koronavirüsü yönetiyor bütün her şeyi.
Koronavirüsün arkasında ne var ise o bütün dünyayı yönetiyor şu anda. Güç koronavirüsün arkasındaki güçte. Allah iyi eylesin inşâAllah. Cenab-ı Hak inşâAllah bugünleri de sağ salim, kazasız, hatasız atlatmayı nasip eylesin. İnşâAllah bayramı buluşup nice bayramlarda bir ve beraber olmayı nasip eylesin inşâAllah. Allah izin verirse inşâAllah, becerebilirsek, başarabilirsek, önümüzdeki cumartesi sohbet edeceğimiz gibi Arife Gecesi Cumartesi'de inşâAllah sohbet etmeye gayret edeceğiz.
Yani zannediyorum üç cumartesi kalacak bayramı Arife Cumartesi günü. Çünkü inşâAllah sohbete devam edeceğiz. Allah'tan bir şey gelmezse. Perşembeleri yine devam edeceğiz. Herhalde bu koronayla alakalı toplantılar, toplu programlar biraz daha belki de ötelenebilir. Ötelenebilir, ötelenebilinir. Öyle olursa yine Perşembe Cumartesi'lere Allah izin verse inşâAllah devam etmeye gayret edeceğiz. Bir önceki hafta cumartesi günü uzun bir sohbet oldu. Velilik, pirlik, mürşitlik, ebdallık, erlik neymiş bu noktada onlara baktık. Ve Kur'an sünnet dairesinde, imamların iştahatları dairesinde meseleye bir açıklık getirmeye çalıştık. Kendimizce Kur'an velilerle alakalı, velilikle alakalı, erlikle alakalı ne demiş, hadis-i şerifler ne demiş, imamlar bunlara katılanlar, tefsirler bunlarla alakalı sohbet ettik.
Çok faydalı olduğuna dair özel dönüşler aldık. Allah razı olsun biz de böyle bir faydalı bir işe vesile olduğumuz için ben de memnun oldum. Tabi bu tek başıma yaptığımız bir şey değil, burada canlı yayın ekibimiz de var. Huzurlarınızda canlı yayın ekibinin de tetizliğinden dolayı, çalışkanlığından dolayı onlara da teşekkür ediyorum. Tabi burada bu canlı yayın ekibi de Can Hıraş, burada komple ekip olarak bu iş için uğraşıyorlar. Allah hepsinden de razı olsun. O yüzden iyi dönüşler oldu. Tabi sorular biraz daha konuyla alakalı olunca daha açıcı oldu. Yine ben bu sohbetin başında derviş kardeşlerin, sufi kardeşlerin rüya yazmamalarını, rüya yorumu istememelerini rica ediyorum.
O yüzden bu sohbetin akışını da kesiyor. Yani konu üzerinde ardı ardına sorular yazılırsa, konu içerisinde kalırsak daha mükemmel olacağına, daha etraflı, daha iyi olacağına inanıyorum. Çünkü bu meseleyle alakalı Bediüzzaman Said Nursa Hazretleri'nin deyimiyle, bütün denizler mürekkep olsa, bütün ağaçlar kalem olsa, bu meseleden, bu deryadan bir damla dahi yazamazlar diyor.
O yüzden bizim de böyle kalkıp da bu mesele etraflıca konuştuk deme cesaretimiz yok. Dilimizin döndüğünce, bilgimiz nispetinde, öğrenebildiğimiz nispetinde, velilikle alakalı ayet-i kerimeler, hadisler, imamların bu meselede durduğu noktaları anlatmaya gayret ettik. Kısa kısa, şimdi bugün de büyük sufiler ne demişler, pirefendiler ne demişler, buradan devam edeceğiz. Çünkü Hz. Mevlana, Cerahat-i Ruma Hazretleri'nin birkaç beytini okuyaraktan geceyi kapatmıştık. İnşallah, oradan yine devam edeceğiz. Allah izin verirse inşallah. Yine Hz. Pir diyor ki, şu halde yürü, şeyhin emrinin gölgesi altına git, sus, emre uy. Böyle yapmadın mı, istidat ve kabiliyet sahibi bile olsan, kamillik davasına kalkıştığından değişir, çarpılır, istidat ve kabiliyetini kaybedersin.
Yani bir üstada bağlanmazsan, bir üstada intisap etmezsen, bir üstadın emrine girmezsen ve susmazsan, bu konuda diyor ki, kamillik davasına kalkışmışsındır. Hani, bize şeyh gerekmez diyenler, veyahut da bir şeyhi varmış, vefat etmiş, bize lazım değil diyenler, veyahut da şeyhi vefat etmiş, ölmüş, biz onda devam ediyoruz diyenlere ders. Diyor ki, sizler, kamillik davasına kalkışmış olursunuz, ve diyor, çarpılır, istidat ve kabiliyetinizi kaybedersiniz. Yani bir sufilik, dervişlik istidadınız var, gitmişsiniz, bir şeyhe bağlanmışsınız, intisap etmişsiniz. Eğer başka bir şeyhe öldükten sonra intisap etmezseniz, siz kendinizce kamillik davası gütmüş olursunuz ki, çarpılırsınız ve istidadınızı ve kabiliyetinizi kaybedersiniz diyor.
Allah muhafaza eylesin. Bundan önce yol gösteren bir şeyh vardı. Yeryüzünde adeta göğe mensup bir çırağıdı. Ümmetler içinde peygambere benzer, halka cennet bahçelerinin kapılarını açardı. Peygamber, ileri giden şeyh kavminin arasında peygambere benzer dedi. Evet, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin, ümmetimin alimleri Beni İsrail peygamberlerine denktir diye hadis-i şerifi var.
Ve aynı zamanda da bunu Gazali ihyasında nakleder, Beni İsrail peygamberlerinden üstündür der. O yüzden eğer gerçekten bir mürşidi kamil ise ve kemalata erdi öğreticiliği var ise, evet o normalde bu noktada kendi topluluğunun içerisinde bir peygambere benzer. Peygamber değildir. Burada hiç kimse lafı evirip çevirmesin sonra.
Hiçbir veli, bir nebi değildir. Bir peygamber değildir. Hiçbir zamanda olamazlar. Bu peygamberlik iddia edenler ya sarhoşluklarındandır, ya deliliklerindendir, ya da şeytana uyduklarındandır. Yoksa kendini bilen bir kimse asla bir peygamberlik iddiasında bulunmaz. Kendini bilen bir kimse hatta asla bir nebilik iddiasında bulunmaz. Ben daha ilerisini söyleyeyim. Kendini bilen bir kimse asla mürşitlik iddiasında, şeyhlik iddiasında da bulunmaz. Bu çünkü iddia edilecek bir mesele değildir. Mürşitlik iddia ile olacak bir şey de değildir. Yani bir kimsenin ben mürşidim demesi, ben şeyhim demesi, ben mürşid oldum, ben şeyh oldum, bana şöyle görev verildi, böyle görev verildi demesi dahi abesle iştigaldir.
O yüzden bunlar böyle ben mürşid oldum, ben şeyh oldum, ben veli oldum, ben işte şöyle bir manevi hale sahibim, ben şöyle bir şeye sahibim demesi ne yazık ki çok hoş karşılanmamış ilk sufilerce. O yüzden bizim dairemizde de çok hoş karşılanan bir şey değildir. Yine Hz. Pirden, ey ahmak eğer başında mürşidin gölgesi olmazsa, gül yabani sesleri seni şaşırtır, yolunu saptırır, gül yabani sesleri seni yoldan çıkarır ve tehlikeye düşürür.
Bakın, eğer başında bir mürşid yok ise, başında bir şeyh yok ise, bir mürşidi kamile bağlı değil iseniz, diyor ki, gül yabani sesleri seni şaşırtır, yolunu saptırır ve seni yoldan çıkarır diyor. O zaman şeyhi olmadan, bir mürşidi kamili olmadan, bir kimsenin tasavvuf yolunda yürümesi, şeyhsiz, mürşidsiz bir kimsenin tarikat yolunda yürümesi, bu açıdan bakılınca mümkün değil.
Bunu mümkün gibi göstermeye çalışanlar, ne yazık ki Hz. Pirden deyimiyle, gül yabani insanları yoldan çıkarttırıyorlar. Bu şuna benziyor, nasıl dini, İslam dinini peygambersiz diye çalıştırıyorlarsa, hani bir peygambersiz bir İslam dini düşünüyorlar ya, yani hadisleri inkar edince, peygambersiz bir İslam dini ortaya çıkıyor. Aynı şekilde, mürşidi kamillerin olmadığını, velilerin olmadığını, ebdalların olmadığını, onsuz da onlarsız da tarikatsız yürüyebileceğini söyleyen kimseler, peygambersiz bir din ortaya koyuyormuş gibi, üstadsız, şeyhsiz, mürşidsiz bir tasavvuf yolu ortaya koymaya çalışıyorlar ki, bu çok sapkınca bir gidişat.
Ve acı bir şey, acı bir tablo, bu hızla yayılıyor. Bir de bunun içine, üveysilik diye bir, ne yazık ki son dönemle alakalı söylüyorum bunu, bir sapkınlık koyuyorlar orta yere. Bu böylece, şeyhsiz, mürşidsiz, velisiz, ondan sonra bir tarikat, bir tasavvuf yolu kurgulanmaya çalışılıyor ki, bunun arkasında çok kirli, necaset kokan meseleler var. Rabbin cümle ümmet-i Muhammed'i muhafaza eylesin inşallah. Yine Hazreti Pir diyor ki, bu yola düşmüş senden daha akıllı kişiler vardır ki, hepsi de Pir'si sapıttılar. Bakın bu yola düşmüş, nice insanlar var, nice insanlar olmuş tarih boyunca, eğer bunların başlarında bir mürşid yok ise, başlarında bir Pir Efendi yoksa, başlarında bir olgunlaşmış, bir öğretici, kemale ermiş ve olgunlaşmış ve öğretici olan bir mürşid-i Kamil yok ise, bunların hepsi de sapıtmışlardır.
Bu fakirin gördüğü böyle sapkınlar çoktur. Hani kendilerince kendilerini oldum nazarıyla bakan, kendilerince kendilerini yetkin ve etkili gören, ama ne ellerinde manevi icazet, ne de ellerinde zahiri bir icazet olan bu kimseler, ne yazık ki ümmetin yolunu kesmekte, ne yazık ki ümmeti bu noktada sapkınlığa uğratmakta. Allah muhafaza eylesin. Yalnız, yanlış gidenlerin nasıl yoldan şaşırdıklarını Kur'an'dan dinle. Yalnız olarak, yalnız, tek başına, bir cemaatsiz, bir tarikatsiz, bir topluluksuz, yanlış gidenlerin nasıl yoldan şaşırdıklarını Kur'an'dan dinle. Kötü ruhlu şeytanın onları ne hale getirdiklerini anla. Şeytan onları doğruluk yolundan, insanlık yolundan yüzbinler yıl uzaklara düşürdü.
Felaketlere uğrattı. Çır çıplak bıraktı. Demek ki sufilik yolu tek başına gidilecek bir yol değil. Muhakkak bir üstada, muhakkak bir mürşidi kamile bağlanılması gerekiyor. Bir mürşidin eğitiminden, bir üstadın eğitiminden geçilmesi gerekiyor. Bir üstadın eğitiminden geçmeden, o kimsenin kendi kendine olgunlaşması, kendi kendine kemale ermesi mümkün değil. Şöyle düşünün. Ben İzmir Bayındırlıyım. Bizim orada normal şeyde, böyle zeytinliklerin içerisinde delice zeytinler çıkar. Veya bir zeytin ağacının dibinden delice zeytinler çıkar. Bursa'da zeytin bölgesi sayılır kısmen. Bu zeytin ağacı dikenler veya meyve ile uğraşanlar bilirler ki, kenarlarından bir delice çıkar.
Tabiri caizse işte o aşılanmamış bir, aynı zeytin ağacı çıkar. Ve o aşılanmamış zeytin ağacı, eğer aşılanmazsa adı delice derler. Bizim İzmir'de delice derler onu. Aşılanmazsa o da meyve verir. Ama meyvesi zehir zemberek gibi olur. Yenmez, mümkün değil. Onun normalde yağı dahi çıkmaz. Yağı dahi acı, çok zehir zemberek gibi olur. O böyle ağacı sert, dalı sert, yaprakları sert, meyvesi sert ve acı olur. Ancak onun dalından, onun ağacından böyle o meşe yakındır, böyle o kadar serttir. İşte iyi odun olur ondan, sobada yakarsınız. Başka bir işe yaramaz. Meyvesini, normal zeytin meyvesini öbür zeytinlerin arasına koysanız bozar, onları da acılaştırır.
İşte mürşitsiz bir sufi, delice zeytini gibidir. Hatta bizim orada onun adına çok özür dilerim, piç derler. Sebep o aşısızdır çünkü. Aşısız sufi, böyle delice zeytin gibidir. Aşısız sufi, neden? Onun üstün bir mürşidi yok, ona bir mürşidi kamil yok, ona bir yol gösterici yok, ona bir üstad yok. Öyle olunca o delice zeytini gibidir. Ve şeytan onu aldatır, şeytan onu kandırır, şeytan onu saptırır. O rüyasını kendi kendine yorumlamaya başlar. Halini kendi kendine yorumlamaya başlar. İşte bir ses duydum, bana yetmiş bin şundan çek dedi der. Onu maneviyat zanneder, onu çeker. Çünkü şeytan da aldatır insanı. Ve bir müddet sonra değişik tipik hareketler yapmaya başlar ki, onu maneviyattan zanneder.
İşte gözü seyirmeye başlar, onu maneviyattan zanneder. Bir tik oluşur onda, onu maneviyattan zanneder. İşte ertesi gün yine bir görüntü olur, yine bir ses olur, ona şunu çekeceksin der, bunu çekeceksin der. O rüyaları üstadına anlatmış olsa, üstadı ona der ki, işte tevhid çekmeye devam et. Ama şeytan onun nefsine yüklenir. Bak üstadın senin halini anlamadı, senin durumunu anlamadı. Bak maneviyat sana örnekliyorum bunu. İşte on bin tane, ya kahhar çek dedi. Ama bak görüyor musun, o kahhar esmasını da sana vermedi. Tevhid çektiriyor sana deyip, şeytan o kimseye vesvese verir. İşte bir üstad olmazsa, o kimse on bin tane ya kahhar çeker. Neye çektiğini, kime çektiğini bilmez.
Çünkü şeytan geldi, onun kulağına üfledi. Şeytan geldi, ona o vesveseyi verdi. Bu tip insanlar, yani şeyhi olmayan kimseler. Veyahut da bir şeyhe intisap edip de şeyhi dinlemeyen, şeyhe itaat etmeyen, şeyhin vermiş olduğu virdin dışına çıkanlar, şeytanın vesvesesine kanmış, şeytan onlara sapkınlığa uğratmış, saptırmış kimselerdir. İşte Hz. Pir, Mevlana, Celalettin, Rum Hazretleri diyor ki, şeytan onları doğruluk yolundan, insanlık yolundan yüzbinlerce yıl uzaklara düşürdü. O insan kendince doğru yapıyorum derken, kendince sufi bir hayat yaşıyorum derken, ne yazık ki o doğru daireyi cehaletinden şeytana uymuş olduğundan yanlış hale getirir. Allah bizi muhafaza eylesin.
Bakın bu konuda Şeyh Ebu Ali Eddeggak ne diyor? Kendi kendine yetişen bir ağaç, meyve vermez. Vermiş olsa bile o meyvenin bir lezzeti olmaz. Allah Celle Celaluhu'nun sünneti olan sebep, yani aşılama mutlaka gereklidir. Nasıl doğum ve üreme bir anne ve baba olmadan gerçekleşmiyorsa, aynı şekilde manevi doğumda da sebep olan bir mürebbi, yani mürşid de gereklidir.
Bakın Şeyh Ebu Ali Eddeggak diyor ki, kendi kendine yetişen bir ağaç, meyve vermez. Bütün meyve ağaçları aşılanması gerekir. Aşılanmamış bir meyve ağacı, meyvesi acı olur. Meyvesi güzel olmaz, meyvesi tatlı olmaz, meyvesi nefasetli olmaz. Ne yazık ki ya küçücük bir şey olur, yetişmez, gelişmez, ya da hiçbir zaman tatlı bir meyve olmaz. İşte mürşidi kamile bağlanmayan bir sufi de aynı bu meyvesiz ağaçlara, meyvesi kötü ağaçlara benzer ki Allah muhafaza eylesin. İnsanlar onları yediklerinde kendilerince tiksinirler, bir daha öyle meyve yemek istemezler. Şimdi bir kısım insanlar hani böyle tasavvufa, sufiliğe, üst tatlığa, mürşitliğe bu noktada karşılar ya, ben onların bir kısmına empati besliyorum.
Diyorum ki haklılar, eğer gerçekten hani bir kimse doktora gider, ehil bir doktor değildir, ehil bir doktor olmayınca da ona doğru ilaçlar vermez, işte hastalığı tespitte doğru teşhis etmez. Öyle olunca hani doktor doktor dolaşır ya bir kimse ve doktorlara karşı olan inancını kaybeder. Sağlık sistemine karşı olan inancını kaybeder. Sebep çünkü o ehil bir doktora gitmedi. Veyahut da işte doktorluk iyi para kazanan bir meslek olduğundan dolayı, bir kimse bir sahte bir doktor diploması eline geçirdi, muayeneye kurdu, gitti astı oraya. Hani işte o bir doktorun yanında yardımcı eleman olarak çalışmıştır bir müddet. İşte doktorun ne sorduğunu, ne dediğini, ne yaptığını görmüştür.
Onunla doktorluk yapmaya çalışır ya, işte mürşidi olmayan, şeyhi olmayan dervişler, zakirler, nakipler, nükabbalar da böyledir. Yani normalde bir zakir, bir şeyhin yanında durduğundan dolayı, o şeyhten görmüş olduğu hareketleri yaparaktan farkına varır veya varmaz, şeyhlik yapar o. Aslında bir şeyh edasıyla etrafındaki kimselerle konuşur. O çünkü şeyhin edasına, tavrına, tarzına bakar, böyle eda, böyle tavır, böyle tarz sergileyince, şeyhlik böyle oluyor zanneder. Oysa zakirlerin, nakiplerin, nükabbaların yıkıldıkları yer orasıdır. Eğer normalde başlarında bir şeyhi varsa, öyle şeyh edasıyla davranmaları, onların da heva ve heveslerine uyduklarındandır.
Veyahat da bir şeyhi vefat ettiyse, şeyhi yoksa, zakirler, nakipler, nükabbalar, halifeler bir şeyh edasıyla davranıyorlarsa, onlar da heva ve heveslerine uyduklarının işaretidir. Ve onlar da ne yazık ki ham meyve gibidir. Veyahat da delice zeytin gibidir. Allah muhafaza eylesin. Cümle ümmeti Muhammed'i inşallah. Yine Şeyh-i Ekber, Muhyiddin-i İbni Arabi Hazretleri, Fütüat-ı Mekke'sinde der ki, insanın kamil ve mükemmil bir şeyhe, mükemmil bir şeyhe bağlanmasını, zaruri ve mecburi görmüş.
Ve şeyhi olmayanın şeyhi, şeytandır demiş. Bakın kıymetli dostlar, burada Muhyiddin-i İbni Arabi Hazretleri, kamil olmasını yeterli görmüyor. Ya, bir de o mükemmil olacak. Mükemmil olmak ne demek biliyor musunuz? O eğitici, öğretici, bakın eğitici, öğretici, kemale erdirici bir kamil olması gerekir. Kamiller de kendi içlerinde sınıf sınıftır çünkü. Veliler üç sınıfa ayrılır. Üç sınıfa. Öyle veliler vardır. Kendilerinin dahi veli olduklarını bilmezler. Etraftaki insanlar onun veli olduğunu bilirler. Veli kendisini bilmiyor, etraftakınlar biliyor. Bir ikinci sınıf veliler vardır. Bunlar normalde kendilerinin veli olduğunu bilir kendisi.
Ama halk bunun veli olduğunu bilmez. Bunlar da ayrı bir sınıf velilerdir. Üçüncü sınıf velileri söylüyorum. Bunların veli olduklarını hem kendileri bilirler hem de halk bilirler. Bunlar da kendi içlerinde eğitici olan ve olmayan diye ayrılır. Eğitici olmayanlar, herkes onun veli olduğunu bilir. O da kendisinin veli olduğunu bilir ama hiç kimseye eğitemez o. Çünkü neden bu eğitimle alakalı stratejiyi, eğitimle alakalı ondaki kalbi feraset yoktur. O bir kimseyi eğitemez. Bu şuna benziyor. Geçmiş dönemde öyle peygamberler oldu ki, bu peygamberlerin peygamber olduklarını diğer insanlar da biliyorlardı. Ama hiçbir tane onların ümmeti olmadı. Kendileri de peygamber olduğunu biliyorlardı.
O yüzden nasıl peygamberler sınıf sınıfsa, nasıl bazı peygamberler bazı peygamberlerden üstün kılındı ve tutuldu ise, Cenab-ı Hak onlara bir üstünlük payesi verdiyse, İbrahim aleyhisselama Halilim dediyse, dostum dediyse, Musa aleyhisselama Kelimatullah dediyse, kelime konuşma manasında dediyse, İsa aleyhisselama Ruhullah dediyse, işte bakın peygamberler de kimisi kimisinden üstün kılındı. Hz. Muhammed Mustafa'ya da malum sevgilim dedi. O yüzden Habibim dedi. Hz. Muhammed Mustafa'ya da sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni de en üstün dereceye koydu. O yüzden Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ben peygamberlerin evveli ve ahiri sonuncusuyum dedi. O yüzden Hz. Adem henüz daha su ve çamur arasındayken ben peygamber idim dedi.
Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri peygamberliği en üst noktada idi. Bunun gibi velilerin de alt noktaları vardır, üst noktaları vardır. O yüzden hepsi de evliyadır. Çoğul olarak velilerin çoğulu evliyadır. Ama Şeyh Efendi Hazretleri'nin deyimiyle, şeyhinden erine kadar ne vardır? Evliya vardır. Bunların içerisinde, kamillerin içerisinde, velilerin içerisinde en ehemmiyetli olan, en önemli olan, en zirvide olan, pir seviyesinde olanlar, eğitici konumunda olanlardır. Onlar eğiticidir ve öğreticidir. Onların dergahlarından kamil insanlar çıkar. Allah cümlemizi onlardan eylesin. O yüzden mükemmil olması lazım aynı zamanda şeyhin.
Ve Beyazıt-ı Bestami, Abdülkadir Geylani gibi büyük zatlar, şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözünü kullanmışlar. İmam-ı Gazali gibi, İmam-ı Azam gibi, İmam-ı Şafi gibi, İmam-ı Hanbel gibi, onların hepsi de şeyhi olmayan kimsenin şeyhini şeytan olduğuna dair rivayetler var. O yüzden bu yol şeyhsiz gidilmez. Bu yol şeyhi vefat ettiği zaman yeni bir şeyhe, yeni bir üstada bağlanılması gerekir. Bağlanmayan kimseler sapkınlığa gitmişlerdir. Veya bağlanmanıza gerek yok diyen zakirler, nakipler, nükabbalar kendileri şeyhlik yapıyorlar. Ve ne yazık ki dervişlerini de, etrafındaki bakın dervişlerini diyorum, arkadaşlarını demiyorum. Çünkü arkadaşı olmuş olsa böyle davranmaz, dost olmuş olsa böyle davranmaz. Onları dervişi gibi görüyor.
Kendilerini de şeyh gibi görüyorlar. Allah muhafaza eylesin, hepsini de serbest bırakır, der ki istihara yapın, istişare yapın, gidin bir üstada intisap edin, bağlanın. Ben şeyhlik yapmak istemiyorum, ben şeyhlik yapabilecek yetkinlikte değilim der, bunu söyler. Yetkinlikte olmadığını bilip de gizliden şeyhlik yapmaz, Allah muhafaza eylesin. Yine Kuşeyri söylüyor bunu. Zira din yolu gizli, kapalı. Şeytan yolu ise çoktur, açıktır. Yol gösteren bir şeyhi olmayan kimseyi, şeytan kendi yollarına sevk edebilir. Kuşeyri'den. Demek ki bir kimsenin şeyhi yok ise, şeytan onu aldatır. Şeytan onu kandırır. Şeytan onu yalar yutar.
Şeytan onu istediği gibi evittirir, çevittirir. Şeytan onu istediği gibi döndürür. O pervane gibi olur, fırıldak gibi olur o. Dön Allah, dön olur. O bir istikamet sahibi olmaz. O bir istidat sahibi olmaz. Olmaz, mümkün değil. Yani yıllardır bu yolun içindeyim. Şeyhi olmayan bir kimsenin kendini muhafaza etmesi, kendini koruması mümkün değildir. Allah muhafaza eylesin inşallah. Şimdi konu başlığımız, mürşid-i kamillerde bulunması gereken özellikler. Dedik ya, tasavvuf yolu mürşidsiz olmaz. Tasavvuf yolu mürşidsiz gidilmez.
Bu yol mürşidsiz, bu dağlar, bu engeller aşılmaz. Bu ovalarda mürşidsiz yürülmez. Kapalı havada, açık havada, puslu havada mürşidsiz gidilmez. Gecenin karanlığında mürşidsiz, rehbersiz yol alınmaz. Güneşin aydınlığında dahi rehbersiz yol alınmaz. Evet, ama bu mürşidlik ne? Mürşid-i kamillerde bulunması gereken özellikler ne? Mürşid olabilmek, kolay bir iş değildir. Bunu böyle kolay bir iş zannedenler, bunu bilsinler ki kolay bir iş değil. Ve bir kimse de yola çıkarken, Allah'a yakınlık peyda etmek için yola çıkar. Yol onu artık o çalıştıkça bir menzile doğru götürür. Ama mürşid olabilmek, öyle herkesin yapabileceği, herkesin başarabileceği, herkesin olabileceği bir şey değildir.
Bunun için o kişide belli özelliklerin muhakkak bulunması gerekir. O özellikler o kimsede bulunmaz ise, o kimsenin mürşidlik yapması, o kimsenin insanlara eğiticilik yapması mümkün değildir. Kendisini saptırdığı gibi etrafındaki insanları da saptırması muhtemeldir. Ben hatta kesin görüyorum, Allah muhafaza eylesin. Eski sufiler bu mürşidleri ikiye ayrılmışlar. Kamil ve mükemmil olanlar. Kamil ve mükemmil olmak, bu normalde o kimsenin kamil olgunlaşmış insan, kemale ermiş. Ama mükemmil ise, mükemmil ise olgunlaştıran, kemale erdiren kimse demek. O yüzden tekrar bunun altını çiziyorum.
Yani kamil olmak yetmez. Kamil olanlar ancak kendilerini kurtarabilirler. Mükemmil olması gerekir ki, mükemmil olanlar etrafındaki kimseleri eğitirler ve öğretirler. O zaman bir mürşitte bulunması gereken birinci özellik, bu manada mükemmil özelliğinin üzerine bulundurulması lazım. Yani etrafındaki insanları bu yolda eğitmesi, bu yolda onları tabiri caizse nefis terbiyesine katıp, seyr-i süluk yolunda yürütmesi gerekir.
Böyle seyr-i süluk yolunda yürütmesi gerekir diyorum. Hemen bir kimse de, işte dakika bir, gol bir, ben seyr-i süluk yapacağım diyor. Canım kardeşim daha dur, önce şu emmareyi bir geç, önce şu bir levvameyi geç, önce şu bir mülhümeyi geç. Yani sen günah-ı kebairinle ve günah-ı kebair de devam ederken, sen nasıl seyr-i süluk yapacaksın? Bu mümkün değil. Önce sen nefis mücadelesini yap bakalım bir. Önce sen nefsinle mücadele et, önce bir haramları terk et bakalım sen mi? Sen önce bir farzları düp düzgün yerine getir. Sen yalanla, gıybetle, dedikoduyla, ihtirayla, haram yemekle sen nerede nefsini terbiye edeceksin? Mümkün değil. Haramları terk et, namazlarını dosdoğru kıl, orucunu dosdoğru tut, namazlarını dosdoğru kıl, şeriatını öğren.
Nerede haram var, nerede haram yok, nerede yanlışa düştüm, nerede yanlışa düşmedim? Bunları bilmen gerekir. Bunları bilmeden hemen seyr-i süluka girecek herkes. Çünkü internetten oradan buradan dolma haberlerle hemen bir anda yolları kat edecek gidecek. Bir de öyle sapkın yerler var ya, hani mürşidi dahi mürşid olmayan, başındaki şeyhi mürşid olmayan dergahlar var, tekkeler var, yollar var. Bir bakmışsın adam üç günde bilmem ne dersine geçmiş. Adam diyor ki ben şu derse geçtim. Ya sen nasıl geçtin o derse? Bir gün kısa olsun size. Bunları artık önceden böyle yer, zaman belirtmiyordum. Şimdi yer, zaman belirtiyorum. Bir gün bir melami sufisi Şeyh Efendi Hazretleri'ne dedi, bana dedi ki ya Şeyh Efendi ile özel görüşmek isteyen bir kimse var.
Görüştürebilir misin dedi. Ben söyleyeyim kendisine dedim. Şeyh Efendi Hazretleri'ne dedim ki efendim burada bir melami abimiz var. İyi bir kimse dedim. Kur'an sünnete bağlı. Her melami öyle değildir çünkü. Dedim sizinle özel görüşmek isteyen başka bir melami kardeş varmış dedim. Onunla görüşmek istiyor. Olur Mustafa Efendi görüşelim dedi. Neyse o tabii söyledi ya yalnız görüşmek istiyor. Bizim Mustafa Efendi'den saklımız gizlimiz yok. Biz onunla beraber görüşürüz dedi. Bunlar birer eğitimdir. Bir üstadın yanında duran kimse olan olaylardan, hadiselerden, yapılan işlerden kendisine ders çıkarmalıdır. Uyanık olmalı. Öyle üstadın yanında salak salak dolaşılmaz.
Üstadın yanında aptal aptal dolaşılmaz. Üstadın yanında ne yiyeceğiz, ne işeceğiz, nereye gideceğiz, nerede oturacağız, karnımız acıktı. Yok işte başımız ağrıdı. Olmaz. Her daim uyanık olacaksın. Her daim içini zikirle beraber olacak. Her daim sana bir şey sorabilir. Her daim senin uyanıklığını kontrol edebilir. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleri hemen tak vururdu yanın başında bize. Mustafa Efendi ne gördün şimdi derdi. Öyle şeyhin, üstadın yanında durmak kolay bir şey değildir. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi öyleydi. Neyse gittik biz o kardeşin evine. Baktım orada tanıdığım bir kimse var. Adam şeyhlik yapıyor aslında. Ona dedi ki, efendim üstadım bana şeyhlik vermek istiyor dedi.
Siz ne buyurursunuz dedi. Şeyh Efendi direkt ona sorduğu soru şu. Evladım Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sana vazife verdi mi dedi. Hayır efendim dedi. Rüyanda gördün mü hiç dedi. Hayır efendim dedi. Sen pir efendilerden bir kimseyi rüyanda gördün mü dedi. Hayır efendim dedi. Evladım sen şeyhini hiç rüyanda gördün mü dedi. Gördüm efendim bir sefer dedi. Sırt sırta gördüm dedi. Evladım daha senin şeyhin şeyh değil. Sen nasıl şeyhlik yapacaksın dedi. Bakın senin şeyhin şeyh değil. Sen nasıl şeyhlik yapacaksın dedi. Neyse tabi buz gibi oldu hava. Biraz daha oturduk, biraz çay içtik, kalktık. Müsaade istedim dedi. Buyurun efendim dedim. Biz kalktık.
Şimdi öyle dergahlar var. Öyle topluluklar var. Hiç kimsenin şeyhine laf söyleme derdim yok benim. Ama şeyhleri şeyh değil. Şeyhleri şeyh olmadığından dolayı eğitemiyorlar arkadaşları, kardeşleri. Neden? Şeyhi şeyh değil. İşte mükemmil olmak, eğitici olmak gerekir. O yüzden tasavvufta bilmek ve olmak kadar bildirmek ve olgunlaştırmak önemlidir. Herkes bilmenin peşinde. İşte bilecek. Hani var ya hadis-i şerif nefsini bilen işte Rabbini bildi. İyi. Ya canım kardeşim sen nefsini bilmen için senin nefsini bildirecek bir üstada ihtiyacın var. Sen nereden kendi kendine nefsini bileceksin? Sen okudun o hadis-i şerifi nefsini bilen Rabbini bilir diye. Sen nefsini bilen Rabbini bilir.
Kendi kendine nefsini bilip Rabbini bileceğini düşünüyorsun. Yanılıyorsun canım kardeşim benim yanılıyorsun. Seni yanıltıyorlar. Sen nefsini tek başına bilemezsin. Senin nefsini sana bildirecek bir mükemmil kamil lazım. Senin nefsini sana tanıtacak. Senin nefsini ayna, sana ayna olacak bir mürşidi kamil lazım sana. Sen kendi kendine kendi nefsini bilemezsin. O yüzden üst bir yaşayan diri faal. Çünkü Hazreti Mevlana Celalettin Rum Hazretleri'nin sözüdür. Sen yaşayan diri faal kendine bir pir seç der. Bu emir. Öyle ben Mevleviyim. Ben işte sema ediyorum. Bir neyi üflüyorum. Biz de Mevleviz. Şeyhin kimsenin. Hazreti Mevlana Celalettin Rum Hazretleri pirsiz bu yol gidilmez derken sen nasıl gidiyorsun?
Sen istersen Mevlana Celalettin Rum Hazretleri'nin bilmem kaçıncı kuşaktan neyi olursan ol. Sen bir mürşidi kamilin eğitimine tabi olmadıysan sen nefsini bilmiyorsun. Sen kime nefsini bildireceksin? Sen daha kendi nefsini bilmiyorsun. Sana nefsini bildirecek bir mürşidi kamil gerek. Sana Rabbini bildirecek bir mürşidi kamil gerek. Çünkü o mürşidi kamil sana aynalık yapacak. O sana aynalık yapacak. Sen ona bakınca kendi eksikliklerini göreceksin. Ona bakınca kendi nefsinin eksikliklerini göreceksin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden muhakkak tasavvufta bilmek önemli. Önemli. Olgun olmak önemli. Ama en önemlisi onu bildirecek ve olgunlaştıracak bir mükemmel mürşidi kamil lazım.
Sen o mürşidi kamili bulamazsan sen hiçbir şey bilemezsin canım kardeşim. Ne nefsini bilebilirsin ne de Rabbini bilebilirsin. O yüzden mürşidlerde önemli olan şey onlarda bu işin ehliyetli olup olmadığını, liyakatli olup olmadığını bilmektir. Yani ehliyetsiz bir kimse, liyakatsız bir kimse etrafını olgunlaştıramaz. Etrafını kemale erdiremez. Onlara nefislerinin oyunlarını, nefislerinin tezgahlarını, şeytanın vesvesesini tanımlatamaz. Onu nereden bilecek bilmez. Bu böyle beş tane ayet ezberlemek, on tane hadis ezberlemek, on tane fıkıh meselesini ezberlemek de olmaz. O böyle eski sufi kitaplarından üç beş tane evliya menkıbesi ezberlemek de olmaz. Bu öyle normalde beş on menkıbe böyle sesine derinlik katıp böyle kılık kıyafetini farklı koyup, farklı koyup orta yere çıkmakla olmaz.
Böyle kendi kendine derin havası vermek, kendi kendine sanki derin sesi vermek, o derin sesiyle, derin havasıyla bu işler olmaz. Allah muhafaza eylesin. Yarın mahşerde hesap veremez bu insanlar. Bakın, mürşid olmadıkları halde, mürşidim diye yola çıkanlar, veli olmadıkları halde, veliyim diye yola çıkanlar ve mürşid arayan, veli arayan insanların yollarını kesenler, mahşerde bunun hesabını veremezsiniz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, mürşidlerde aranması gereken en önemli özellik, hem manevi hem de maddi bir şekilde silsile olması gerekir. Birinci özellik. Ya o kimsenin hem manevi silsilesi olacak, hem de maddi silsilesi olacak. Manevi silsilesi ne demektir? O kimsenin manevi olarak silsilesi, Hz. Muhammed Mustafa'ya dayanacak.
Peki, zahir silsile ne? O kimsenin bir icazeti olması gerek ve o icazetinin de silsile olarak Hz. Muhammed Mustafa'ya kadar dayanması, yaslanması gerek. Öyle olmuş olsa dahi o kimselerin, ben mürşidim, ben şeyhim, ben veliyim, ben ortadayım, ben meydana çıktım, düşün peşime demesi, eski Sufilerin adabına, erkanına göre doğru değil. Onlar da yanlış yapıyorlar. O yüzden bu düşün peşime demek siyasi parti gibi algılanmaz. Olmaz böyle şey. İnsanlar sanki siyasi parti kuruyorlar. İnsanlar sanki siyasi bir teşekkül kuruyorlar. Bu nasıl bir cesaret, bu nasıl bir cahillik, bu nasıl bir Allah affetsin sonunu düşünmemek, bu nasıl mahşeri düşünmemek? Canım kardeşlerim benim, bu işler öyle kolay bir şey değil.
Bu işler öyle sizin bildiğiniz gibi değil. Sizin öyle gördüğünüz veya gösterdiğiniz gibi de değil. Bu işler mensuliyeti çok fazla olan şeyler. O mensuliyetin altında insan inim inim iner. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bakın, bir üstada bağlanacak mısınız? Bağlanacaksınız. Muhakkak ki rüyanınızda göreceksiniz. Bu bir, bu manevi silsilenin var olduğuna işarettir. İkincisi, o kimsenin de zahiri silsilesi olacak. Ha bir kimseye manevi silsile yeterli olur mu? Yeterli olur. Ama ona sorarlar, senin zahiri diploman var mı diye. Sorarlar. Sorduklarında o kimse cevap veremez. Veya zahiri diploması yok ise, o kimse diyecek ki, ben bu yolun yolcusu değilim. Ben veli değilim. Ben mürşidi kamil değilim.
Veyahut da ben bir şey değilim diyecek. Diyecek bunu. Çaresi yok. Sebep? Çünkü onun zahiri olarak elinde silsilesi yok. Tekrar söylüyorum. Şimdi önceden bu mesele, dergahlar, tarikatlar bu tip meseleler böyle yasaktı, işte zorlanıyordu, problemler çıkıyordu. Bakın, bundan sonra işler öyle olmayacak. Bundan sonra öyle merdiven altı, dergah, merdiven altı, tarikat olmayacak. Bunu aklınıza sokun. Allah muhafaza eylesin inşallah. Bir kimseyi, 3-5 kişi toplanıp, 5-10 kişi toplanıp, onu mürşid tayin edemez. Özelliklerini söylüyorum. Bunu neden söylüyorum? Bu son zamanlarda bu tip bir gayri ahlaki, sünnet-i seniyenin dışında, hatta ben daha böyle ağır bir şey söyleyeceğim. Yezidi bir yol izleniyor.
Yezidi bir yol. Muaviye, Yezidi nasıl devlet başkanı yaptı? 3-5 kişiyi topladı, 3-5 kişiyle beraber Muaviye'yi devlet başkanı yaptı. Öyle değil mi? Biz Yezidi bir yol olarak görüyoruz. Değil mi? Evet. Eee, bir dergahta, bir toplulukta üstad vefat etti. Üstad hemen böyle işte kim, üstadlığa bu noktada hevesli veyahut da üstadın oğlu. Öyle ya. Veyahut da damadı. Toplandılar. Haydi bunu üstad seçtik dediler. Böyle üstad seçilmez. Böyle seçilen üstadlar üstad değildir. Onlar mürşid-i kamil değildir. Çünkü bu sünnet-i seneye daykırıdır. Böyle 3-5 kişinin seçmesiyle bir yere üstad olunmaz. İnsanlar rüyalarında görecekler. İstihare yapacaklar.
İstihare yaptıktan sonra o kimseyi rüyalarında görecekler. Bir çıt ilerisi. Rüyalarında gördükten sonra onun zahiri bir de neyi olacak? İcazeti olacak. Ve mümkün ise o kimseyi icazetli bir üstad ona icazet yazacak. Şimdi diyebilirsiniz. Bunu söylemeniz mümkün. Sen gittiğin yolla tenaküza düştün. Hani geçen hafta sordular ya. Hani senin üstadının zahiri bir icazeti var mıydı? Benim üstadımın zahiri bir şeyhlik icazeti yoktu. Benim bildiğim yoktu. Üstadım da hiç kimseye zahiri olarak şeyhlik icazeti vermedi yalnız. Üstadım vermiş olsaydı sorgulanırdı. Üstadım dedi ki biz rüyasında görenin şeyhiyiz.
Onun tabiriyle. Biz görmeyenin hiçbir şeysi değildir. Çıkardı işin içinden. Kendisine nasıl görev verildiğini anlatırdı. İnanırsan inan. İnanma olsan bağlanma. Seni zorla bağlayan yok. Seni zorla intisap ettiren yok. Ama bir mürid bunu arayıp sorup bunu bilmesi gerekir. Ben rüyamda gördüm. Eyvallah. Ama sizin zahirende bir icazetiniz var mı? Bunu sormak müridin hakkı. Bu icazeti nereden aldınız? Kimler verdi? Bunu bir müridin sorması hakkı. O kimse sorar. Kalbi mutmen değilse almaz dersin. Kalbi mutmen olursa alır. Bunda zorla yapılacak bir şey yok. Allah bizi affetsin. Ve o mürşidin her şeyden önce kendisinin olgunlaşmış ve olgunlaşmasıyla beraber olgunlaştırma hususiyetinin de olması gerekir.
Olgunlaşmak demek yaşlanmak demek değildir. Olgunlaşmak demek işte yaşı kemale erdi, vay elliyi buldu işte bu şeyhtir ya. Değil, böyle değildir. Ve Hazreti Mevlana Celalettin Rum Hazretleri de buyurur ki, yaşça büyük ihtiyar olanı değil, akıl ve marifet bakımından, anlayış bakımından üstün olan seçilir. O mürşid deyince onu anlar. Mürşid'den bize tavsiye ettiği şey, akıl ve marifet bakımından, anlayış bakımından üstün, büyük olan kimsedir. Yoksa herkes yaşlanabilir. Şimdi evlerde 65 yaş üstü, hepsi de evlerde oturuyor. Hepsi de kendi dallarında, şehhte olabilir. Hiç sıkıntı değil. Ama olgunlaştıracak bir kamil değildir. Hazreti Pir öyle, yani yaşlılığa bağlanmaz mürşidi.
O yüzden bu işlerde böyle saçı sakalı ağarmak, ihtiyarlamak işte o kadar da önemli değildir. Önemli olan saçın sakalın rengini yitirmesi değil ya, o kişinin kendisini olgunlaştırması, olgunluğa ermesi ve bir şahıs tarafından onun kemale erdirilmesi önemlidir. O kimse kemale erdi ve aynı zamanda ne yaptı? Artık kemale erdiriyor. Odur. Ve Hazreti Pir yine der, şeyh kimdir? Şeyh, pir, ihtiyar yani saçı sakalı ağarmış kişi demektir. Fakat ey yanlış düşüncelere kapılan, bu beyaz kılın anlamını bil. Siyah saç onun benliğinin sembolüdür. Saçların ağarması, şeyhin benliğinden, varlığından kurtulmasını gösterir. Saçı sakalı bembeyaz olunca onun varlığından, benliğinden bir kıl bile kalmamıştır demektir.
O yüzden önemli olan yine Hazreti bir örnek veriyor. Hazreti İsa beşikteyken daha genç yaşına gelmeden biz şeyhiz, biz piriz diye bağırdı. Oğul, eğer bir kişi bazı beşeri vasıflardan, nefsani duygulardan kurtulur da bazıları kalırsa, yine o kamil bir şey olmaz diyor buyuruyor. Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden biz üstad ararken bizi olgunlaştıracak olan, bizi olgunlaştıracak olan bir üstad aramamız lazım. Yoksa işte ya saçı sakalı ağarmış tamam ya o şeyhtir demek doğru değil. İnceleyip sık dokunmalı ve bu özellikleri onun üzerinde bulunması gereken özellikleri bilmemiz gerek. O yüzden mükemmil yani olgunlaştırma becerisine sahip bir üstada intisap etmemiz gerekir.
Ve burada en önemli, bunu böyle sohbetim aslında bu konunun başında zikredecektim, şimdi aklıma geldi. En önemli unsurlardan birisi o şeyhin şeriatının sağlam olması gerekir. Yani o şeyh efendi Kur'an ve sünnete bağlı, imamların iştahına bağlı, ilk sufilerin sufilik yol iştahlarına bağlı bir kimse olması gerekir. Yani Kur'an ve sünnetin çizgisinden dışarı çıkan, imamların çizgisinden dışarı çıkan, Kur'an ve sünneti tanımlamayan, tanımayan, imamları tanımayan, onların iştahına kabul etmeyen kimse ancak ve ancak sapkın olur.
İlk sufilerin disturlarını Beyazlı Bestami gibi, Kuşeri Risalesi gibi, Sülemi gibi ilk yazılmış olan eserler bunlar ve onlardaki o ölçüleri, oradaki kaideleri tanımayan, kabul etmeyen asla ve asla bir mürşidi kamil olması mümkün değildir. Ve bunlar sapkın insanlardır. Eğer kendilerini Mevlevi görenler, herkes kendisini Mevlevi görebilir. Bu birilerinin hakkı değil sadece. Ama kendisini Mevlevi görenler, Mevlevilik yolunda yürüyorum diyenler, muhakkak ve muhakkak yetkin etkin olgunlaştıracak bir mürşidi kamile intisap etmeleri gerekir. O yüzden Mevlevilik sadece mesnevi okumakla, divanı kebir okumakla yaşanması mümkün değil. Mevlevilik bir yoldur, bir tarikattır ve mürşidsiz o yolun, o tarikatın gidilmesi mümkün değildir.
Çünkü bir olgunlaşmış mürşid, müride yani kendisine tabi olan o mürid adayına, o derviş adayına, o sufi adayına neyi, nerede, nasıl yapacağını öğretir. Ve ona öğretme bilgisi ve becerisi de vardır. Ona burada şöyle yapacaksın, burada böyle yapacaksın, burada bu esmayı çekeceksin, işte burada şu duayı okuyacaksın. Veyahut da nefsinden böyle ses gelince böyle davranacaksın.
Sana böyle yaptıklarını da böyle edeceksin. Şimdi Allah'ı zikredenler normalde bir virt alırlar, o virtlerini çekmeye başlarlar. O virtleri çekmeye başlar, kimisinin kulağından ıslık sesi gelir, kimisine nefes sesi gelir, kimisi kapı açıldı kapandı gibi gelir, kimisine başka şeyler olur, bunları normalde bir mürşidi olmazsa bir kimsenin bunların hakkından gelemez. Bu işin içinden çıkamaz. Ondan sonra değişik böyle işte kendince ilham geldiğini düşünür. Ona böyle nefis vesvese verir, şeytan vesvese verir, o kendince kalbine ilham geldi zanneder. O bir üstadı olacak, onun bir mürşidi olacak, onların ne olduğunu ona anlatacak. Ona söyleyecek veyahut da sohbetleri iyi dinleyecek. Sohbetler çünkü bir olgunlaştıran, kemale erdiren bir şeyhin en büyük silahıdır.
Ne anlatacaksa genel sohbetlerde anlatır. Dervişler, sufiler o genel sohbetlerden kendi nefislerine pay çıkarmaları gerekir. O yüzden Hz. Mevlana mesnevisini dinle diye başlar, oku diye başlamaz. Dinle, kimi dinleyeceksin? Bir mürşidi dinleyeceksin. Kimi dinleyeceksin? Hz. Muhammed Mustafa'yı dinleyeceksin. Kimi dinleyeceksin? Allah'ı dinleyeceksin. Bakın Hz. Muhammed Mustafa'ya oku emri verildi. O okuyacak. Okuduğunu da ne yapacak? Ümmetine aktaracak. Ümmet ne yapacak? Dinleyecek. Dinle kardeşim, dinle. Sen bütün Kur'an'ı okusan ama Kur'an'ı dinlemesen sana bir fayda etmez. Sen bütün hadisleri okusan ama hadisleri dinlemesen, yaşamasan sana bir fayda etmez. O yüzden ben nice mesnevi okuyanları gördüm.
Sapkın. Ben nice mesnevi okuyup da mevleviyim diyenleri gördüm. Sapkın. Hiçbir üzerlerinde ama mesnevi ezberlerinde. Hem böyle öyle bir mesnevi okuyorlar ki muhteşem. Ama yaşantıya bakınca mevlevilikten eser yok. Kalbi haller yok. Kalbi haller yok, yaşantı yok ama mesnevi çok iyi biliyorlar. Yani okuyorlar. Canım kardeşim, tasavvuf okumak değil. Tasavvuf yaşamaktır. Sufilik yaşamaktır. Din yaşamaktır. Sen sabahtan akşama kadar Kur'an-ı Kerim okusan sevap kazanırsın. Yaşamazsan hiçbir şey elde edemezsin. Senin kazandığın sevap yürür gider senin elinden. Sen sabahtan akşama kadar hadis okusan. Öyle hadis alimleri var. Namaz kılmıyorlar.
Öyle ilahiyattaki profesörler var. Namaz kılmıyor. Namaz kılmıyor. Öyle ilahiyat mezunları var. Namaz kılmıyorlar. Dini çok iyi biliyorlar ama. Otur sabahtan akşama kadar seninle din tartışsınlar. Ama namaz en büyük ibadet kılmıyor. Allah'ı zikir en büyük ibadet yapmıyor. Ha demek ki okumak yetmiyor. Ya yaşamak gerekiyor. O yüzden bu ayet-i kerime kafirler içindir ama hani diyor ya siz kitap yüklü eşekler olmayınız. O yüzden tasavvuf sadece okumak değil Allah muhafaza eylesin. Mürşidi kamiller muhakkak ki etrafındaki insanların dini yaşamalarına yetecek kadar fıkıh bilgilerine sahip olmaları gerekir. Etrafındaki insanların dini yaşayabilecekleri kadar hadis ve Kur'an ilmine vakıf olmaları gerekir.
O yüzden ha bir mürşidi kamil kalkıp da bütün herkesin işine koşacak diye bir kaide yok. Ama kim onun kapısına gelirse, kim onun yanına gelirse, kimin bir dini olarak bir mazuratı var ise onu mümkün olduğum ölçüde cevaplandırması, onun müşkilini halletmesi gerekir. Bu ilme sahip olması gerekir. O yüzden ve mürşidler insanlara komple etrafındaki insanlara Kur'an ve sünnete tabi olmaya çağırmalılardır. Canım kardeşim kendi nefsine çağırma insanları. Bir mürşidi kamil kendi nefsine çağırmaz insanları. Ben şöyle veliyim, ben şöyle şeyhim takılın peşime demez. İnsanlara Kur'an sünneti anlatır, insanların Kur'an sünnete tabi olmalarını ister ve Kur'an ve sünneti tabi edip Allah'ı huzur ile zikretmelerini ve Allah'ı huzur ile ibadet etmelerini ve Cenab-ı Hak'a abid, zahid, zakir kul olmalarını ister ve onların arifi billah olmalarını ister.
Bakın kendisini tanısın, kendisini bilsin diye uğraşmaz. Ben şöyle ibadet ediyorum, ben şöyle yapıyorum kolay kolay bir mürşidi kamil söylemez, söylememesi gerekir. Neden? O zaman kendi nefsini ortaya atıyor, kendi nefsini putlaştırıyor Allah muhafaza eylesin. Bu doğru değil. Mürşidi kamiller insanları Kur'an ve sünnete sevk etmeli. Kur'an ve sünnete çağırmalı, Kur'an ve sünnete davet etmeleri gerekir. Gerçek mürşidi kamiller insanları Kur'an ve sünnete davet eden, şeriatın inceliklerine davet eden, şeriatı yaşamaya davet eden kimselerdir. O yüzden hadi yavrum kızım hacca, sen de bir ilahi söyle adamların içerisinde, öyle şey olmaz. Hadi yavrum sen de, kadınla erkekle şurada bir zikir yapalım, böyle şey olmaz.
Veyahut da bayan semazenler işte erkeklerin önünde hadi sema ediverin böyle, bu olmaz, bunlar caiz değil, bunlar doğru değil. Ha bir de böyle iftira atanlar bize var. İşte bayan semazenleri erkeklerin önünde sema ettiriyor diye benim hakkımda bir de böyle iftira atıyorlar. Bu iftira atanlar mahşerde nasıl benimle yüzleşeceksiniz? O sema eden, çark dönen, Allah'ı zikreden o bayan kardeşlerle nasıl yüzleşeceksiniz? Geçenlerde birisi geldi, işte ben sizin hakkınızda böyle iftira attım. Dedim canım kardeşim, hadi ben sana hakkımı helal ettim. Bizde dedim yüz yirmi, yüz otuz tane elbiseli semazen bayan kardeşi var. Onların hangi birisiyle helallaşacaksın?
Kaldı. Onların eşleri var, anneleri var, babaları var, çocukları var. Hiç düşünmedin mi dedim. Böyle konuşuyorsun bilir bilmez. Var mı elinde bir delilin? Yok. Nereden çıkardın bunu? Namaz kılan erkekler, namaz kılan kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, zekat veren erkekler, zekat veren kadınlar. Ha kadınlar namazda, zekatta, oruçta, haçta, ibadetlerde hepsi de olacak, semazenlikte olmayacak. Öyle mi? Böyle bir saçma bir şey var. Yok onlar da sema edecekler, onlar da Allah'ı zikredecekler. Ama erkeklerin önünde yapmayacaklar. Doğru. Kadın erkek nerede görülmüş zikrullah? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerinde yok. Kadınların ve erkeklerin bir arada zikrullah yaptığına dair bir tane hadis yok.
Bir tane nakil yok. Yapamazsınız canım kardeşlerim. Siz kadınlarla erkekler karışık bir şekilde, iç içe, öyle zikrullah yapamazsınız. Evet kadınlar arka tarafta durabilirler. Bir paravan gibi, bir perde gibi bir şey olabilir. Erkekler de ön tarafta olur. Böyle yapabilirsiniz. Eyvallah. Ama bir türlü yapamazsınız. Doğru değil. O yüzden muhakkak mürşidi kamiller şeriata tabi olacaklar. Şeriatın emirlerini yerine getirecekler. Şeriatın dışında bir şey yapmayacaklar. Yapmayacaklar canım kardeşim ve tavsiye de etmeyecekler. Yol Kur'an'a, sünnete, imamların iştahına uygun olacak. E eleştirecek olan kimseler ve canım kardeşlerim düşman olmayın. Bilmediğinize düşmanlık yapmayın.
Kur'an ve sünnet tarihisinde, ben kendi nefsim için söylüyorum. Bir eksiğimiz varsa getirin Kur'an ve sünneti, imamların iştahını. İlk sufilerin söylediği sözü. Biz ondan vazgeçelim, geri dönelim. Bizim bu noktada sıkıntımız yok. O yüzden mürşidi kamiller mümkün mertebe bütün insanlara nasihat etmeliler. İnsanları takva ve istikamet yolunu göstermeliler. Bütün mahlukata, müminlere, mahlukat dediğimiz hayvan haşat, onlara şefkatli davranmalılar. Bütün mümin kardeşlerine şefkatli, merhametli davranmalılar. Ama aynı o veliler, o mürşidi kamiller kendilerine düşmanlık yapan kafirlere de şedid davranmalılar. O yüzden eğer kendilerine düşmanlık yapmıyorlarsa, onlara karşı düşmanlık beslemeleri de doğru değil.
O yüzden mürşidi kamiller, küçüklere çok bu konuda, bütün ahlakla alakalı hadisleri sıralasak, hepsini de teker teker üzerlerinde sıralamamız gerekir. Neden? Çünkü mürşidi kamiller o müridlerin nefislerine aynı olacak. Onlara sünnet-i seniyeyi çok iyi bir şekilde yaşayarak onlara aynı olacak. Dikkat edin, sünnet-i seniyeyi inkar eden, hadisleri inkar eden, hatta hadis şeritlerden 3-5 tanesini, böyle mütevatir derecede hadisleri inkar edenlerden mürşidi kamil olmaz.
Onlardan asla şeyh olmaz. Onlardan ancak sapkınlık çıkar. Onlardan ancak sapıklık çıkar. O yüzden mürşidi kamiller, dervişlerin ayıplarını, onların gizli hallerini ifşa etmemeli. Mürşidi kamillerin en önemli özelliklerinden de birisi olmalı. O dervişler gelirler, onlara özel hallerini anlatırlar, işte özel durumlarını anlatırlar, problemlerini anlatırlar. Bir mürşidi kamil bu noktada sır olmalı. Birisinin açmazını, çıkmazını bir başkasına anlatmamalı. Evde eşine bile anlatmamalı. Çocuklarına bile anlatmamalı. Hiç kimseye anlatmamalı. Neden? Bir derviş kardeşinin sırrını ifşa etmemeli. Asla konuşmamalı bu konuda. En önemli mürşidi kamillerin özelliklerinden de birisi bu olmalı.
Bir kimse üstadına geldi bir derdini anlattı. Daha eve varmazdan önce onun derdini bütün dergah duydu. Olmaz. O mürşidi kamil değildir. Yani öğretici, eğitici mürşidi kamil değildir. O kimse veli olabilir. Velilikle alakalı bir sıkıntı yok. Çünkü bir meczup veli de olur. Bildiğiniz meczuptur. Velidir. Eğitemez hiç kimseyi. Ona bir şey söylesen bütün aleme yayabilir. Sorunlu değil yaptığından. Sebep meczup çünkü. Deli. Aklı yerinde değil. Böyle veliler var mıdır? El cevap vardır. Onlara hiçbir sır söylenmez. Onlara hiçbir şey denmez. O yüzden bir mürşidi kamil yani olgunlaştıracak olan, kemale erdirecek olan, bakın velilerle mürşidi kamilleri ayırıyorum.
Dikkat edin. Ben mürşidi kamil dediysem o olgunlaştırıcı özelliğe sahiptir. Kamil bir insan olgunlaştırıcı özelliğe sahip değil. Veli, her veli olgunlaştırıcı özelliğe sahip değildir. Velilerin içerisinden mürşidi kamiller ancak olgunlaştırıcı özelliğe sahiptir. Bu ayrımı iyi yapın. İşte mürşidi kamiller bu noktada asla ve asla dervişlerin sırlarını bir başkasına aktarmazlar. Anlatmazlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden onlar dervişlerin sırlarını ifşa etmemeli. Onların gönülleri zengin olmalı. Bir mürşidi kamilin gönlü zengindir. O mürşidi kamil hakka yaslandığından, hakka dayandığından her şeyi haktan bildiği için gönlü zengin olmalı. Gönlü zengin olmalı ki, gönlü zengin olmalı ki dervişlerin malına, parasına, puluna gözünü dikmemeli.
Bir mürşidi kamil şeyhliğinden dolayı, mürşidi kamilliğinden dolayı, işte oradaki eğitici ve öğreticiliğinden dolayı para toplamaz. Böyle bir şey yapmaz. Onun gönlü zengin değil ki, mürşidi kamil dilenciliğe çıkmış. Gönlü zengin olmuş olsaydı o dilenciye çıkmayacaktı. O yüzden mürşidi kamiller, Kur'an ve sünnet dairesinde olan bir şeye kızmazlar. Ama Kur'an ve sünnetin dışındaki bir şeye kızarlar. Ya işte gönlü yüksek, gönlü geniş olacak. Nasıl kızdı buna? Canım kardeşim, Kur'an ve sünnetin dışında bir şey ise şeytanidir. Şeytani işlere kızılır. Şeytanın vesvesesine kızılır. Nefsin oyunlarına kızılır. Kafirlerin oyunlarına kızılır. Onlara Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin damarları çıkardı dışarı.
Kızardı. O yüzden mürşidi kamiller de Hazreti Muhammed Mustafa'nın ahlaki üzerinedir. Onlar da Kur'an ve sünnetin dışında şeytani işlere kızarlar. Şeytani işlere öfkelenirler. Öfkelenirler ama mümin kardeşlerine şefkatli ve merhametli olurlar. Ya işte kızıyor. Kızacak tabii. Kızmak cihat. Kur'an ve sünnetin dışındaki bir şeye kızmak cihattır. Siz Kur'an ve sünnetin dışındaki şeylere müsaha makar davranırsanız, siz ancak kötülüğü desteklemiş olursunuz. Kötülüğü yayarsınız. Allah muhafaza eylesin inşallah. O yüzden bu kaideyle bir mürşidi kamil, bütün insanların mürşidi kamilidir. Çocuklarında, kadınlarında, erkeklerinde, gençlerinde, yaşlılarında herkesin mürşidi kamilidir o.
O öğüt verirken, hepsinin anlayacağı şekilde öğüt vermelidir. Ya işte bu sohbeti siz anlamazsınız. Ne konuştun canım kardeşim o zaman? Bizim anlayamayacağımız sohbeti neden konuştun? Bizim anlayamayacağımız sohbeti konuştun, ilmini mi bize tasdik ettirmeye çalışıyorsun? Doğru değil. Senin mürşidi kamil olmadığını gösteriyor. Veyahut da böyle kibirli insanlar vardır ya, işte geçenlerde şiir yarışmasının ödül töreninde olmuş. Üzüldüm. Orada şiir yarışmasının seçici jürilerinden birisi, yani bu şiiri siz anlamazsınız demiş bizim kardeşlere. Orada dinlemeye gelenlere. Canım kardeşim, onu yazan bir insan, Allah'ın kelamı Kur'an değil.
Bu insanlar Allah'ın kelamını Kur'an'ı anlamaya çalışırken ve bir kısmı anlarken bir talebenin yazdığı şiiri mi anlamayacaklar? Bunlar kibirlilik halleri. O yüzden, yani siz bunu anlamazsınız. Ne konuştun ki canım kardeşim? Konuşma o zaman, Allah muhafaza eylesin. Mürşidi kamiller, herkesin anlayacağı dilden konuşan, mürşidi kamiller, herkesin kavrayabileceği bir lafızla meseleleri anlatır. Öyle olmaları gerekir. O yüzden, mürşidi kamiller, bunları böyle abiyane tabirlerle anlatıyorum, hakkınızı helal edin ama, böyle görüyorum, duyuyorum veyahut da işte bana bu noktada sorular soruyorlar. Çok üzülüyorum. Gerçekten çok üzülüyorum. Yani, tasavvuf yolu adına. Bu yol adına çok üzülüyorum. Sebep, ya bir mürşidi kamil küçük hesaplar yapar mı ya?
Böyle küçük hesapların peşine düşer mi? Ya, mürşidi kamiller birilerini memnun etme düşüncesiyle hareket eder mi? Veya, mürşidi kamiller eleştiriye uğramaktan korkarlar mı? Mürşidi kamiller kınanmaktan korkarlar mı? Kınanmaktan çekinirler mi? Mürşidi kamiller hak bildiğini söyler, konuşur. Hak bildiğini haykırır. Hak bildiğini kınanmaktan korkmadan söyleyen kimselerdir mürşidi kamiller. Doğruyu eğip bükmen insan mürşidi kamil değildir. Kur'an ve sünnetin doğru olarak kabul ettiği bir meseleyi, insanlar yanlış anlarlar şimdi, beni eleştirirler, beni kınarlar düşüncesiyle, eğip büken bir kimse mürşidi kamil değildir.
eğip bükmeyecek. Bunun doğrusu bu canım kardeşim. Bunu Kur'an böyle söylemiş, hadis-i şerif böyle söylemiş, imamlar böyle söylemiş. Dinin emri bu. Git kendine yeni bir din ara, kabul etmiyorsan. Git kendine yeni bir peygamber, yeni bir Allah ara, kabul etmiyorsan. Sen, sana şirin görünmek için, sana tatlı görünmek için, ayeti inkar edemeyiz. Birilerine tatlı görünmek için, şirin görünmek için, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyesini eğip bükemeyiz. Birilerine tatlı görüneceğiz, şirin görüneceğiz, şunlara yaranacağız, bunlara el avuç açacağız diye, imamların iştahını eğip bükemeyiz canım kardeşim. Bizden bunu bekliyorlarsa, bizden bunu bulamazlar.
Göremezlerdi. O yüzden doğru mu doğru, yanlış mı yanlış, ne parti gözetiriz, ne purti gözetiriz, ne siyaset gözetiriz, ne hizip gözetiriz, ne ocuymuş, ne bucuymuş, biz ilgilendirmez. Biz, Kur'an'a, sünnete, vatana, millete doğru gelen her şeyi, doğru olarak aykırırız. Kur'an'a, sünnete, vatana, millete aykırı olan her şeyin de, karşısında dururuz. LGBT'lere karşı durduğumuz gibi, eşcinsellere karşı durduğumuz gibi, içkiye, kumara, uyuşturucuya karşı durduğumuz gibi, her türlü fahşiyata, fuhşiyata karşı durduğumuz gibi, her türlü hırsızlığa, rüşvete karşı durduğumuz gibi, her türlü ayırmacılığa, kayırmacılığa karşı durduğumuz gibi, muhalifmişiz, muhalifiz canım kardeşim.
Kur'an ve sünnetin dışında her ne var ise muhalifiz. Vatanın, milletin, menfaatinin dışında her ne var ise, muhalifiz canım. Muhalif. Muhaliflikten de korkmuyoruz, çekinmiyoruz. O yüzden, bir sufi, muhalif olmaktan korkmaz. Sebep, o hak yolcusudur. Bizim nefesimiz hakka. Bir önceki nefesimiz hak olduğu gibi, bir sonraki nefesimiz de hak olacak. O yüzden, biz hakkın yanındayız. Hakkı ve sabrı tavsiye edenler kurtuluşa erdiler. Hakkı ve sabrı tavsiye etmeyenler kurtuluşa ermediler. Ne dedi? İman edip, salihlerle beraber olup salih amel işleyenler, ve aynı zamanda hakkı ve sabrı tavsiye edenler, ancak hüsrana uğramadı. Dört özellik o kimsenin üzerinde duracak.
Kur'an söylüyor. Bir, iman edecek. İki, salihlerle beraber olacak. Salih amel işleyecek. Salihlerle beraber olacak. Üç, hakkı tavsiye edecek. Dört, sabrı tavsiye edecek. Bu dört unsur, bir müminin üzerinde bulunacak, bir sufinin üzerinde bulunacak, bir şeyhin üzerinde bulunacak, bir mürşidi kamilin üzerinde bulunacak, bir toplum önderinin, Muhammed'i ise üzerinde bulunacak. Hakkı tavsiye edeceksin canım kardeşim. Hakkı haykıracaksın. Yok, o darılır. Yok, bu gücenir. Yok, o işte bunu yanlış anlar. Oradan param kesilir. Buradan pulum kesilir. Oradan makamım düşer. Orada mevkim düşer diye düşünürsen, sen onun bunun oyuncağı olur çıkarsın orta yerde. Senden ne mürşidi kamil olur, ne derviş olur, ne sufi olur, ne de istikamet ehli bir mümin olur.
Sen münafık olur çıkarsın. Onun yolu münafıklığa gider. Hakkı haykırmayan bir kimsenin yolu münafıklığa gider. Allah muhafaza eylesin. Vahzat bir Müslüman korkabilir. Vahzat bir Müslüman eşinden ayrı kalmaktan korkar, çocuklarından ayrı kalmaktan korkar, cezaevine düşmekten korkar, paramın, paranın hesabını yapar, korkar, makamının hesabını yapar, korkar, memurluğunun hesabını yapar, korkar, müdürlüğünün hesabını yapar, korkar, milletvekilliğinin hesabını yapar, korkar, belediye reisinin hesabını yapar, korkar, gazeteciliğine düşer, korkar,
korkar da korkar. Ama bir Mürşid-i Kamil korkmaz canım kardeşim. Korkmamalı. Onun ufak tefek hesapları olmaz. Yok o gazeteci beni diline dolarsa şöyle olurum, ondan korkmaz. Bin bir tane gazeteci onu diline dolasa da, o Kur'an ve Sünnet'e haykırır. Bin bir tane gazeteci onun diline dolasa da, o ne doğruysa onu anlatır canım kardeşim benim. Mürşid-i Kamil odur. Gazeteci'den korkan Mürşid-i Kamil olmaz. Oradan buradan para alan, oradan buradan para bekleyen, oradan buradan para dilenen, dervişlerinden para dilenenden Mürşid-i Kamil olmaz. Bir kitap hazırla, o kitabı sat, ondan geçin, o Mürşid-i Kamil değil. Bir dergi hazırla, dergiyi dervişlere sat, ondan geçin, o Mürşid-i Kamil değil.
Bir CD hazırla, o CD'yi dervişlere sat, o Mürşid-i Kamil değil. Mürşid-i Kamil'lik taslamasın. Dervişlerinin parasıyla geçinen, dervişlerinden aldığı zekkat, fitre, sadakayla geçinen, bir Mürşid-i Kamil olmaz canım kardeşim. Olmaz. Açık söylüyorum, olmaz. Olmaz ki olmaz, Allah muhafaza eylesin. O alnının terini yiyecek. Çalışacak, çabalacak, alnının terini yiyecek. O dervişlerden geçinmeyecek. Dervişlerden geçinen bir kimse, ister Mürid, ister Mürşid, ister Zakir, ister Nakip, ister Nügaba, ister Halife, ister Sugaba. Ne olursa olsun, hepsi de avamdır, hepsi de boştur. Hepsi de avam, hepsi de boştur. O yüzden, Mürşid-i Kamil'ler asla 3-5 kuruşun peşinde değildir.
Küçük hesapların peşinde değildir. Birilerini memnun edeyimin peşinde değildir. Yok işte ben bunu söylersem o kırılacak. Sen Hakk'a haykır kardeşim. Hakk'a haykır sen. Kırılan kırılsın, dökülen dökülsün. Kırılan kırılsın, dökülen dökülsün. Sen Kur'an ve sünneti anlat. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, Hazreti Pir'in tespiti. O yalnız Allah'ı düşünür. Ne kimseyi görür, ne de kimsenin hasedine bakar. Her şeyden gözünü yummuştur. Ateş gibi kuruyu da yakmıştır, yaşı da. Bir Mürşid-i Kamil sadece Allah'ı düşünür. Düşünce başka bir şey yoktur. Onun önü, arkası, sağı, solu, altı, üstü hep Allah'ı düşünür o. O bu dünyaya ait değildir çünkü. O bu dünyaya ait değildir.
O ötelerden gelmiş, ötelere giden bir yolcudur. Dünya onun için bir duraktır. Ötelerden gelmiş, ötelere giden bir yolcu. Dünya onun durağı. O neden başka şeyleri düşünsün? O Allah'tan başka bir şey düşünmez. O Allah'ın gönlü kırılmasın diye bakar. O Allah incinmesin diye bakar. O Allah küsmesin diye bakar. Bütün insanlar sana küsse, Allah sana küsmese, hiçbir zarar görmezsin. Ama bütün insanlar seninle küsmese, iyi olsa, Allah'la aran kötü olursa, yandı keten elva. Yandı. O yüzden kıymetli dostlar, Allah'la aranızı iyi yapın. Allah'la aranız iyi olursa merak etmeyin. Peygamberlerle aranız iyi olur. Muhammed-i Mustafa'yla aranız iyi olur. Velilerle aranız iyi olur. Müminlerle aranız iyi olur.
Allah'la arası iyi olanın, peygamberler, veliler, müminler, gökteki melekler onun dostu olur. Allah'la arası iyi olmazsa, münafıklar, kafirler, şeytan, kafir cinliler onun dostu olur. Başka kimse onun dostu olmaz. Bakın Allah'la arası iyi olmayanın, Allah'la münasebeti olmayanın, Allah'la ilişkisi olmayanın, Allah'ı unutan kimselerin. Ancak şeytanlarıdır dostları, ancak kafir cinlileridir dostları, ancak kafirler ve münafıklar ve mürtedlerdir dostları. Başka hiç kimse onların dostu değildir. O yüzden kıymetli kardeşler, mürşid-i kamiller, hakkı hak, batılı batılı bilenlerdir. Hakkı hak için destekleyen, batılı da batılı olduğu için karşı duran, onunla cihad eden kimselerdir.
Allah cümleyi onlardan eylesin inşallah. O yüzden mürşid-i kamiller, hak ve hakikat noktasında, Kur'an ve sünnet dairesinde asla bütün hiçbir tehlikeden geri dönmezler. Bütün tehlikeleri göze alırlar. Gerekirse mal, gerekirse can, gerekirse nefes ne feda edilecekse, Allah yolunda feda ederler. Allah yolunda ne feda edilmesi gerekiyorsa, o esnada o feda etmekten geri durmazlar. Onların en büyük özellikleri de, gözlerini kırpmadan Allah yoluna feda olmalıdır. O yüzden Hazreti Mevlana, Celalettin Rumi Hazretleri, ırkçılık gibi algılamayın bunu. Dikkat edin. Hazreti Pir'i ırkçılık gibi algılamayın. O yüzden Hazreti Mevlana, Celalettin Rumi Hazretleri, mürşid-i kamilleri Türklere benzetir. Tabi siz bu beytleri size okuyan olmaz hiç.
Neden? Yanlış anlaşılır canım. Bu beyti böyle okumayalım. Yanlış anlarlar şimdi canım. Bu beyti böyle söylemeyelim. Söyle canım kardeşim. Hazreti Mevlana, Celalettin Rumi Hazretlerinin sözlerini söyle. Hesabını, o sözlerin hesabını verecek olan da kendisi. Sen hem Hazreti Mevlana, Celalettin Rumi Hazretlerinin kendine pir seçen, hem de onun sözlerini eğip bükceksin. Neden eğip büküyorsun? Kur'an'ı eğip büktüğün gibi büküyorsun. Eğip bükmeye oradan alışıyorsun. Neden eğip büküyorsun? Muhammed Mustafa'nın sözlerini de eğip büküyorsun. O yüzden Hazreti Mevlana'nın da sözlerini eğip büküyorsun. Yalancı, düzenbaz, dervişlerin parasına göz koyan hainler, dervişlerden geçinen sahtekarlar, o dervişleri, o sufileri o yüzden bir mürşidi kamile göndermiyorsunuz.
Kime gönderirseniz gönderin, göndermiyorsunuz. Bırakın, o insanlar istiharı yapsınlar, istişare yapsınlar. Nereye intisap ediyorlarsa etsinler. Oradan geçiniyorsunuz ya, katlarınıza kat katacaksınız, yatlarınıza yat katacaksınız. Bedavadan geçineceksiniz. Bir de sonra diyeceğiniz, dünya işleriyle uğraşan mürşidi kamil mi olurmuş? Hee, senin gibi dilenenler mürşidi kamil olacak. Senin gibi ele uç açanlar mürşidi kamil olacak. Senin gibi şeyhinin mirasını yiyenler mürşidi kamil olacak. Öyle mi? Bir şey üretemeyen, Allah'a yaklaşamayan, bir mürşide bağlanamayan, ama nefsine bağlanan, şeytana bağlanan, etrafındaki dervişlere bağlanan bir kimse mürşidi kamil olacak.
Öyle mi? Sahtekarlar sizi. Hazreti Mevlana mürşidi kamilleri Türkiye benzetiyor. Neden? Türkler cesaretlidir. Neden? Türkler korkusuzdur. Neden? Türkler hak ve hakikatin yanındadır. Orta Asya'dan beri Türkler hak ve hakikatin yanındadır. Orta Asya'dan beri Türkler asla zalimi ve zulmü desteklememiştir. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin torunları gidip, gidip o zalim ev evi yöneticilerinin zulmünden Türklere sığınmışlardır.
Türkler çünkü misafirperverdir. Türkler kendilerine sığınan, kendilerine eman, kendilerinden eman dileyenleri canları pahasına korurlar. Gerçekten Türkler kaypak değildir. Gerçekten Türkler yanar döner değildir. Bir kimse yanar dönerse, kaypaklığı varsa, cesaretli değilse, dostunu korumuyorsa, arkadaşını korumuyorsa, sevdiği uğruna yol yürümüyorsa, o kimsenin kanında, südünde bozukluk vardır. Evet, evet böyle söylüyorum. Bir kimse dostuna sahip çıkamıyorsa, arkadaşına sahip çıkamıyorsa, sevdiğine, eşine, çoluğuna, çocuğuna, annesine, babasına, etrafına sahip çıkamıyorsa, onlar uğruna bir şey yapamıyorsa, Kur'an ve sünnete sahip çıkıp, Kur'an ve sünneti savunamıyorsa, vatanını ve milletini savunamıyorsa, vatan ve milletin doğru gördüğünü, vatan ve milletin hayrına olan şeyleri savunamıyorsa, yalpaklık yapıyorsa, kaypaklık yapıyorsa, sütü bozukluk yapıyorsa, onun damarlarında sıkıntı vardır.
Onun silsilesinde sıkıntı vardır. Açıkça söylüyorum. İşte Hazreti Mevlana Celalettin Rumi Hazretleri de buyuruyor. Ne mutlu o Türke, yani kamil insana ki çekinmeden, korkmadan konuşmasına devam eder. Ve atını ateşle dolu hendekten sıçratıverir. Yani ölümü göze alaraktan çok tehlikeli bir iş olan hakikatleri söylemeye, söylemeyi başarır. İşte o mürşidi kamiller gerçekten, o yüzden derim ben, her sufi efe yüreklidir. Sufiler efe yüreklidir. Sebep, efeler haksızlığa karşı çıkmışlar. Sebep, efeler yolsuzluğa karşı çıkmışlar. Sebep, efeler her türlü zulme ve zalime başkaldırmışlar. Sebep, efeler her türlü haksızlığa, uğursuzluğa, hırsızlığa karşı çıkmışlar.
O yüzden her sufi efe yüreklidir. Ve her sufi, Kur'an ve sünnet dairesinde cesaretlidir. Her sufi, hakikat noktasında cesaretlidir. Her sufi, adalet noktasında cesaretlidir. Bir yerde adaletsizlik varsa, burada adaletsizlik var der, adaletsizlikle mücadele eder. Sufiler pısırık, sümüklü, sümtüntü, böyle kapı arkasında süpürge gibi değildir. Öyle sufilik yok. Meymenetsiz, meymenetsiz sufilik yok öyle. Öyle meymenetsiz, meymenetsiz, el avuşturan, böyle işte ne bileyim, para dilenen, yemek dilenen, ekmek dilenen, bakam dilenen, mevki dilenen, aman şurada beni işe katsınlar, aman burada ben bu partiye gideyim, yamanayım da burada işe katsınlar. Aman ben bunlarla iyi geçineyim de, aman beni buradan işten atmasınlar.
Böyle sufi olmaz. O sufi değil. Yalamanın teki olmuş o. Evet. Yalamadan sufi olmaz. Yalakadan sufi olmaz. Olmaz. Sufilik er kişinin işidir. Yiğit insanların işidir. Bunda cinsiyetçilik yapmıyorum. O erler ki diyor ya ayeti kerimede, evet. O erler ki Kur'an ve sünnete sımsık yapışırlar. O erler ki iman ederler. Takva sahibidir. O erler ki hakkı ve hakikate aykırır. Kadın erkek hiç önemli değil. Nice kadınlar vardır, yüz bin tane erkeğe değişmezsin. Değişmezsin. Sebep, hak ve hakikat noktasında dimdik durur. Dimdik durur. Yüz bin tane adamı koltuğunun altından geçirir. Öyle er sufi kadınlar vardır. Öyle erdir onlar.
Sufi bu manada. Kadınıyla erkeğiyle erkeşidir. Erkeşi demek erkek demek değil. Erkeşidir o. Onlar hakkı ve hakikati anlatma. Hak ve hakikati yaşamakta. Hakkı ve hakikati tebliğ etmekte en önde dururlar. Yaşamakta da en önde dururlar. Sebep, o nefsine uymaz. O şeytanın vesvesesine uymaz. O nefsinden konuşmaz. O şeytanın vesvesesinden konuşmaz. Onun konuştuğu Kur'an'a uygun, sünnete uygun, imamların iştihadına uygun, sufilerin iştihadına uygundur. O günün, günün iştihadını yakalar. O günün ayetini yakalar. O günün hadisini yakalar. Onun kalbi çalışır. Onun kalbi haber verir. Neden? O çünkü zikrullahla hemhal olmuştur. O hem eli iştedir onun. Gönlü oynaşta değildir.
Nasıl oynaştadır? Allah'la oynaştadır. O nefsiyle değildir. O zikrullahını yapar. La ilahe illallah, la ilahe illallah, Allah Allah. Allah, onun gönlünde zikir vardır. Onun dilinde zikir vardır. Onun gözünde zikir vardır. Onun duyuşunda zikir vardır. Onun bakışı keskin, onun görüşü keskin, onun duyuşu keskindir. Sebep? O zikirle hemhal olur. Onun kalbinde şeytan oturmuyor. Şeytan oturmadığı için onun bakışı da keskin, onun duyuşu da keskindir. O keskin bakar, keskin duyar. Sebep? Gönlünde zikir var çünkü. O yüzden ne mutlu ki, o Türke, yani kamil insana ki çekinmeden, korkmadan konuşmasına devam eder. Ey Mevlevi'yim diyen pısırıklar, ey Mevlevi'yim diyen, hiçbir işe yaramayan sümüklüler, ayağa kalkın, ayağa kalkın, gerçekten sufi olun.
Ve ayağa kalkın, gerçekten direnin. Her türlü zulme direnin. Her türlü zalimliğe direnin. En başta sizden geçinen o şaklamanlara direnin. Sizin paranızı emen, sizin paranızı yiyen o kimselerden kurtulun önce. Özgürlüğünüze koyun. Ey oğul, ne zamana kadar gümüşe ve altına esir olacaksın? Hür ol demiş Hazreti Pir. Hür ol canım kardeşim. Hür ol. Kur'an ve sünnetin dışında bir şey, şeyhin emrediyorsa ona da diren. Hür ol. Kur'an ve sünnetin dışında şeyhin sana bir şey söylüyorsa ona da diren. Ona da hür ol. De ki bu Kur'an ve sünnetin dışında bunu benden neden istiyorsun de. De. Bakın de. Kur'an ve sünnetinin içinde bir şey mi oldu? Bir şey mi söyledi?
Gerçekten ölü gibi teslim ol ona. O ayrı. Ve onlar ne yapıyorlarmış? Ölümü göze alarak çok tehlikeli bir iş olan hakikatleri söylemeyi başarırlarmış. Allah cümleyi onlardan eylesin. Gerçek mürşidi kamiller sağlam bir iradeye, sağlam bir istikamete sahiptirler. Onların iradeleri sağlam, onların istikametleri sağlamdır. Onları zorluklar yıldırmaz. Onları zorluklar geri döndürmez. Zorluklar onları yalpalatmaz. Zorluklar onları çökertmez. Zorluklar onları dağıtmaz. Zorluklar onları asla ve asla, asla ve asla geri döndürmez. Onlar zorluklara karşı göğüslerini siper ederler. Onlar zorluklara karşı her şeylerini siper ederler. Sinmezler.
Kapı arkasına sığınmazlar. Bir odalara çekilip şimdi odalara çekilme zamanı demezler. Şimdi dersleri iptal etme zamanı demezler. Bir düdük eve girmezler. Öyle değildir bu işler. 28 Şubat'ta bir düdük herkes evinde. Ne? Bunlar zakir. Ne bunlar? Nakib-i Nugabba. Ne bunlar? Şeyh. Öyle mi? Bir düdükte hepsi de evde. Sufi, efe yürekli olacak. Efe. Efe yürekli. Öyle dağlara yaslandığında, dağlara yaslandığında dağ titrecek. Dağ titrecek. Sufi gördüğünde, Ya gideyim ya şunun yanına diyeceksin. Sufi öyle bir şeydir. Eminlik verir. Güven verir sufiye.
Sıra dağlar gibi durur o. Sufi öyledir. Kadına erkeğe hiç önemli değil. Kadın, onun yanına gittiğinde güven duyarsın. Onun yanına gittiğinde eminlik gelir sana. Onun yanına gittiğinde huzur bulursun. Onda dedikodu yoktur, gıybet yoktur, fitne fücürlük yoktur. Kadın sufi de. O dimdiktir. O anne gibidir. Şefkatlidir, merhametlidir. Sarar sarmalar her şeyi. Kız duydun mu? Filancanın fişmancası böyle olmuş. Ondan duymazsın. O sıra dağlar gibidir o kadın. Aaa! Demlenmiş. Mis gibi. Otur bir ömür boyu iç. Demlenmiş. Sufi erkek. Sıra dağlar gibidir. Sen onun yanında yokluk, varlık hiçbir şey çekmezsin. Sıra dağlar gibi. Onun yanına gittiğinde huzur bulursun.
Onun yanına gittiğinde güven bulursun. Onun yanına gittiğinde eminlik bulursun. Onun yanına gittiğinde Allah bulursun. Allah bulursun onun yanına gittiğinde. Ondan kaypaklık öğrenmezsin. Ondan başka bir şey öğrenmezsin. Ondan adamlık öğrenirsin. Böyle bir şeydir. Sufilik adamlıktır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden mürşidi kamiller istikamet sahibidir. Mürşidi kamiller sağlam irade sahibidir. Mürşidi kamiller istikamet ve iradeleri bozulmayan insanlardır. O yüzden onlar bir şey yaptıklarında pişmanlık duymazlar. Bir şey söylediklerinde pişmanlık duymazlar. Onlar bir şeyi sebat ettiklerinde geri dönmezler. Onların ayakları geri dönmeyi bilmez.
Onların ayakları geri çekilmeyi bilmez. Onlar çünkü kendi dairelerinde Allah'ta fani olmuş ve Allah'ta beka bulmuş ve hiçliğe ulaşmış kimselerdir. Onları siz dünya korkusuyla korkutamazsınız. Onları gelecek korkusuyla korkutamazsınız. Onları geçmiş korkusuyla korkutamazsınız. Onlar geçmişinin de geleceğinin de hesabını vermiş kimseler. O yüzden siz onları hesapla, kitapla, dünyevi, üç beş kuruş şeylerle korutacağınız kimseler değildir. Onları hapiste, cezayla, kanunla, maddeyle korkutamazsınız. Onlar hakkı her daim haykırırlar. Hak yolda yürürler. Onları geri fitessiz yaptıramazsınız. Allah muhafaza eylesin. O yüzden onlar, o mürşid-i kamiller sıra dağlar gibidir her birisi.
Hani Hazreti Abbas diyor, onlar yerin direkleridir. Arzın direkleridir. Onlar arzın direkleri. Neden? Onlar sarsılmazlar çünkü. Onlar istikamet sahibi, istidat sahibi. Onlar böyle dirayet sahibidir. Arzın direği gibidir onlar. Allah cümleyi onlardan eylesin. O yüzden mürşid-i kamiller, Allah yolunda kendilerini aşmış, başkalarının derdine derman olmaya çalışan, onlara yol göstermeye çalışan, onlara bu noktada eğiticilik yapan bir kimsedir.
Kimsedir. Mürşid-i kamiller, böyle nasıl, şimdi korona doktorlar var ya, sağlık ekibi canhıraş çalışıyor ya, koronada çalışanlar. Her türlü tehlikeye göze aldılar, öyle değil mi? Türkiye'deki sağlık çalışanları kadar, dünya üzerinde böyle bir sağlık çalışanı yok. Sebep, bütün cesaretleriyle, bütün bilgileriyle, bütün özverileriyle, canhıraş şu milletin hastalarını şifa bulması için çalışıyorlar. Ölümü göze alıyorlar, düşünebiliyor musunuz? Ölümü göze alıyorlar. İnsanlar sağlıklarına kavuşsun diye ölümü göze alıyorlar. Ve korona belasına tutulacaklarını bile bile çalışmaya devam ediyorlar. Bakın Avrupa'da sağlık sektörü çöktü, sebep, doktorlar kaçıp gitti, hemşireler kaçıp gitti, hasta bakıcılar kaçıp gitti, sağlık çöktü Avrupa'da ve Amerika'da.
Çöktü, sebep, sağlık sektörü. Çünkü insan ya, kimseye ilaç verecek olan insan. Bakın onlar çöktü. O yüzden Türkiye'deki bu sağlık sisteminin de kıymetini bilelim. Doktorlarımızın, sağlık çalışanlarımızın kıymetini bilelim. Onların normalde böyle işte eceli gelmiş, ölmüş. Yok benim kardeşim öldü. Doktora saldır, hemşireye saldır, hastaneye saldır. Cahillik bunlar. Bunlar erdemsizlik, bunlar fikirsizlik. Bunlar şeytanın vesvesesine kanan kimseler. Allah muhafaza eylesin. İşte nasıl bu tıp doktorlarımız, hastanelerimiz insanların zahiri hastalıklarını tedavi etmek için hekimlik yapıyorlarsa, mürşid-i kamiller de manevi hastalıkların hekimidirler. O yüzden insanların manevi olarak dertlerine deva olmak, sıkıntılarını gidermek, onların problemlerini çözmek için canhıraş çalışırlar.
Bu noktada da onlar nedir? Manevi hekim hükmündedir. Allah cümleyi böyle mürşid-i kamillere intisap etmeyi nasip eylesin. O yüzden bu mürşidlik davası güden sahte şeyhler vardır. Ben onlara sahte mürşid-i kamil demiyorum. Mürşid-i kamilin sahtesi olmaz. Şeyhin sahtesi olur. Allah muhafaza eylesin. Bunlardan uzak durmak gerekir. Bunlar normalde işte bir şeyhin tecrübelerini kendi tecrübeleri gibi etrafa aktarmaya çalışır. Satmaya çalışır. Gizliden kendince sahte şeyhlik yapmaya çalışır. Şeyhi ölmüştür. Aman arkadaşlar biz şeyhimizin yolundayız. Toplanmaya devam edelim. Zikretmeye devam edelim derler. Gizliden şeyhlik yaparlar.
Şeyhlik yaptıklarını da söyleyemezler. Vay işte birileri de kalkmıştır. Sen şeyh ol başımıza demiştir. Ya da öyle şeyh olmuşlardır. Veyahut da işte bakarlar şeyh efendi ondan sonra dervişlerden para topluyordur. Dervişlerden para pul alıyordur. Geçimi oradandır. Aman bu geçim devam etsin der. Benden sonra da benim oğlan sizin başınıza şeyh der. Hatta torununu şimdiden şeyh ilan eden şeyh efendiler var. Torununu yani benden sonra oğlu, oğlundan sonra torununu şeyh olarak ilan eden dergahlar, tekkeler tanıyorum. Yani bana da soruyorlar. Ben doğrudan biliyorum. Gidip görmüştüm değil. Diyor ki işte bizim şeyhimiz kendinden sonra oğlu, oğlundan sonra da diyor onun torununu şeyh olarak şimdiden ilan etti.
Biz ne yapalım? Canım kardeşim böyle bir sufi hayatta böyle bir yol yok, böyle bir yöntem yok. Veyahut da bizim şeyhimiz dedi ki benden sonra hiçbir şeyhe bağlanmayın. Allah Allah. Böyle bir yöntem yok canım kardeşim. Böyle bir yol yok. Bir şeyhin böyle söylemeye hakkı yok. Yani Hz. Ebu Bekir radiyallahu anh Hazretleri benden sonra halife seçmeyin mi dedi. Böyle bir şey var mı? Veyahut da işte biz kendi yolumuz için söyleyeyim. Hacı Ebu Bekir baba böyle bir şey mi söyledi? Hacı Ali Algari efendi böyle bir şey mi söyledi? Çorum Hacı Mustafa efendi böyle bir şey mi söyledi? Bunlar doğru değil. Bunları böyle kendi kendine uyduruyor. İnsanlar Allah muhafaza eylesin. O yüzden böyle insanları kandırıyorlar.
İnsanları bu noktada ne yazık ki sapkınlığa uğratıyorlar. Sanki o dervişler kendi malıymış gibi davranıyorlar. O dervişler kendilerinmiş gibi davranıyorlar. Doğru değil. Hiçbir derviş hiçbir şeyhin malı değildir. Hiçbir derviş hiçbir mürşidi kamilin malı hükmünde değildir. Hiçbir dergah bir mürşidi kamilin malı hükmünde değildir. O yüzden bütün dervişler Allah'ın kuludur. Bir mürşidi kamil onları Allah'a hakiki bir kul etmeye, Hz. Muhammed Mustafa'ya hakiki bir ümmet etmeye yolundadır. Onun için çalışır çabalar. Yoksa kendisine kul köle toplamaz. Mürşidi kamiller kendilerine köle toplamazlar. Mürşidi kamiller kendilerine derviş toplamazlar. Mürşidi kamiller kendi nefislerine bağlanılmasını istemezler.
Mürşidi kamiller. Sebep? Onlar çünkü normalde insanlara Kur'an ve sünneti hak ve hakikati anlatıp onlara birer yol gösterici gibidir. Bir kandil gibidir onlar. Onlar bir kandil gibi yol gösterirler. O yolu, o sufi kendisi yürüyecek, kendisi gidecek. O yüzden bir mürşidi kamil ancak bir yol göstericidir. Tekrar tekrar bunun altını çiziyorum. Mürşidi kamil sadece yol gösterir. Yol tarif eder. Yol anlatır. O kimsenin kendi nefsini tanımasına vesile olur. Ona aynalık yapar. Yoksa hiçbir derviş mürşidi kamilin malı değil. Hiçbir derviş mürşidi kamilin masası değil, sandalyesi değil. Böyle bir şey yok. Allah muhafaza eylesin. Kim dervişleri böyle kullanıyorsa, böyle yapıyorsa o mürşidi kamil değil canım kardeşlerim benim.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden gerçek mürşitler, müritlerini geçim kapısı yapmazlar. Onların maddi beklenti içerisinde olmazlar. Ecirlerini Allah'tan beklerler. Ve Hazreti Pir'in deyimiyle söylüyorum bunu. Hazreti Mevlana'dan yine. Biz kimseden tedavi ücreti almayız. Emek karşılığı bir şey istemeyiz. Bizim ücretimiz haktan gelir. Bu da bize yeter de diyenler, mürşidi kamillerdir. Yine Hazreti Pir'den söylüyorum. Onlar dilenci değillerdir ki, hizmetlerine karşılık senden bir şey beklesinler. Senin minnetinin altında kalsınlar. O yüzden mürşidi kamiller dilencilik yapmazlar. Allah muhafaza eylesin. Mürşidi kamiller, dervişlerin minneti altında kalmazlar.
Dervişlerine el açmazlar. Onların işleri haklıdır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu sahte şeyhlere karşı insanlar hassas olmalı. Bir şeyhi yok ise ve başındaki zâkir, nâkib, nükabba, halife, her neyse bize şeyh gerekmez diyorsa o yolu istismar ediyor. Muhakkak ki o kimse hür olarak gidecek bir mürşide bağlanacak, bir yol göstericiye bağlanacak ve bu yol göstericiye bağlanırken de bir mürşide bağlanırken de hassas davranacak.
Hassas davranacak, inceleyecek, ölçecek, bitecek hatta şüphe edecek ondan. Mesela bazen böyle şüpheci davrananlar vardır. Yani ben o şüpheci davrananları severim. Derim ki ne kadar güzel. Bir yolda gidecek şüpheci davranıyor, inceliyor, araştırıyor. İncelesin, araştırsın, baksın, etsin, tartsın, ölsün, bitsin. Hassas davransın. Hassas davransın ki yanılmasın. Hassas davransın ki 10 yıl sonra, 20 yıl sonra keşke demesin. Vay ya ben yanlış yoldayım demesin. Ben o yüzden derim canım kardeşlerim. Kalbiniz mutmain oldu, gidip şeyhe intisap edin. Kalbiniz mutmain olsun. Manevi olarak rüyanızda görün. Zahir olarak mutmain olun. Tartın, ölçün, biçin.
Şeriatına bakın, Kur'an'ına bakın, sünnetine bakın, fıkıhına bakın. Tavsiyelerine bakın, nasihatlerine bakın. Yoluna bakın, gidişine bakın, yürüyüşüne bakın. Söylemlerine bakın. O hassas bir şekilde inceleyin onu. Ondan sonra ona gidin, teslim olun. Bu yol kolay bir şey değil çünkü. Hayatı teslim ediyorsunuz onda. Size bunu yap diyor yapıyorsunuz, yapma diyor yapmıyorsunuz. Bana göç dedi, göçtüm ben. Bir daha göç dedi, bir daha göçtüm. Bakın, hayat teslim ediyorsunuz. Bu işi yap dedi, yaptım. Yapma diyorsunuz, yapmıyorsunuz. Hayat teslim ediyorsunuz. Geldi, ellerini cebine soktu, baktı dükkana. Sat burayı dedi, ben aynı gün sattım. Hayat teslim ediyorsunuz. O yüzden bir mürşidi kamile bağlanacağınız zaman, bir üstada bağlanacağınız zaman, bunu çok inceleyip sık dokuacaksınız.
Has has davranacaksınız. Söylemlerine bakacaksınız. Araştıracaksınız. Bakacaksınız, soracaksınız. Kardeşim, dervişlerden para topluyor mu? Dervişlerden kendine maddi menfaat sağlıyor mu? Dervişlerden yiyor mu, içiyor mu? Her gece bir evde mi misafir oluyor? Ya. Onları da gördük biz. Neymiş? Ramazan ayında o evini hiç açmazmış. Eee, dervişler her Ramazan ayında onu böyle misafir ederlermiş. Evden eve dolaşırmış o. Gidermiş bir eve, orada iftar edermiş. Orada da kalırmış. Orada sahur edermiş. Yatarmış orada. Sabah saat 10'da, 11'de kalktı. Mübarek eee, ondan sonra ömür eve gidermiş. Allah, sünnette yok dedim ben. Dondu kaldı herkes. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerim.
Ramazan sünnetinde yok. Yapsa o yapmaz mıydı? Her Ramazan o ev ev dolaşmaz mıydı? Her Ramazan o sofra sofra dolaşmaz mıydı? Dolaşırdı. O yapmadı. Ya böyle bir şeyh olur mu? Bu dilencilik. Böyle bir şey olmaz. Veyahut da bir işte esnafın dükkanına git. Ondan sonra bundan bizim eve de gönder. İyi, parasını ver. E parası yok. Bu dilencilik. Böyle mürşidi kamillik olmaz. Böyle şeyhlik, üstadlık olmaz. Bunlar doğru değil. Bunlar yalancı. Bir zakir, bir nakip, bir nügabba. Dervişlerinin parasına, malına, mülküne. Bir şeyh, dervişlerinin malına, mülküne, parasına, puluna göz dikmez. Yoktur, yoktur. Yayan yürüsün.
Demez bir dervişe, beni al filanca yere götür diye. Bu doğru değil. Kim olursa olsun, kendi işini kendisi yapacak. Bir mürşid aynı olacak. Çantasını kendisi taşıyacak canım kardeşim. Araba kullanacaksa kendisi kullanacak. Hadi beni arkadaşlar filanca yere götürün. Böyle bir şey yok. Hadi benim uçak biletimi alın. Böyle bir şey yok. Hiçbir mürşidi kamil dilencilik yapmaz. Bir şeyi istemez. Bir şey yaptırıyorsa ücretini verir. Bir şey aldırıyor, ücretini verir. Aldırıyor bir şey. Kaç para kardeşim bu? Beş lira. Al beş liranı. Bir şey yaptı. Bu kaç para? Üç lira. Al kardeşim üç liranı. Dilenmez. Dervişin el emeğine, dervişin cebine gözünü dikmez. Böyle bir mürşidi kamillik olmaz.
Böyle bir şeylik olmaz. Böyle zakirlik, nakiplik, nükabbalik, halifelik olmaz canım kardeşim. Olmaz. Bunlar sahtekar. Bunlar dilenci. Allah muhafaza eylesin. Olmaz. O yüzden bir mürşide bağlanacak mısınız? Sık eleyip, sık dokuacaksınız. Hassas davranacaksınız. Bir kuyumcu terazisi gibi davranacaksınız. Bakın bunu açık ve net söylüyorum. Nerede yaşıyor bu kimse? X bir yerde yaşıyor. Gidin oraya. Sorun, soruşturun, bakın, edin. Neden? Münafığı var, kafiri var, müşriği var, şeytanı tapanı var, ata tapanı var, puta tapanı var. Göreceksin sen, duymayacaksın. Göreceksin. Görmektir ilim. Duymak değil. Göreceksin. Gideceksin, kendin göreceksin. Oturacaksın. Dergahta oturacaksın.
Tekkede oturacaksın. Nerede toplanıyorlarsa. Göreceksin. Orada soracaksın. Soruşturacaksın. Ondan sonra rüyanda gördün. Tamam. O zaman teslim olacaksın. Diyeceksin ki ya ben yerimi buldum. Allah muhafaza eylesin. O yüzden tereddüt et. Tereddüt etmek yanlış değildir bu yolda. Şüphe et. Başlangıçta tereddüt ve şüpheyle yaklaş. Sonradan pişman olmamak için. Başlangıçta sımsıkı tut. Sonradan pişman olmamak için. Her şeyi sor başlangıçta. Sonradan edeb edip soramam dersin. Baştan sor. De ki senin icazetin var mı? De ki sen bu yolu kimden öğrendin? De ki senin şeyhin kimdi? Onun şeyhi kimdi? Bana silselini göster kardeşim.
De bunu. Söyle. Bunu baştan şüphe et. Baştan bunu sımsıkı tut. Sımsıkı tut. Ondan sonra teslim ol. Bir daha geri dönme. Bir daha depreşme iç. Bir daha yalpalama. Sözünde sadık ol. Söz verdin kal orada. Bak söz verdin kal orada. Söz verdin orada dur artık. Orada dur. Böyle yedi sefer gidip sekiz sefer gelenlerden olma. Bazıları öyledir. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi'nin zamanında vardı öleleri. Haydi bir şey olur. Gider bu arkadaş. Allah ne oldu gitti. Dönüyor ya tekrar. Döndüğünde ben ders vermiyorum tabii. Ben gidene diyorum bir sefer. Gittim adam.
Ders vermem canım kardeşim. O tabii geliyor. Herkes sıradan Şeyh Efendi'den ders alıyor. Allah rahmet eylesin. O gelirdi. Ben o gelinceye kadar herkesi bekletirdim. Ders vermezdim. Genelden. Şeyh Efendi Hazretleri gelince işte otuz kişi, kırk kişi, elli kişi. Herkes sıraya girer. Sıradan herkes biatlaşır, ders alırdı. Neyse onlar tabii o dersini bırakıp gidenler. Ben vermiyorum ya. Tekrar biatlaşacaklar. Sıraya girerler, biatlaşırlardı. Uyanıklık yapacaklar. Gene. Bazen öyle olurdu ki o dersi alır gelirdi. Bir şey söylerdi bana. İşte nasıl dersi aldım? Hani bana kenayisine söylüyor. Aldım senin dersini. Şimdi gene aldım derdim. Dersini.
O gelir, altı sefer gelir, yedi sefer gider. O gelip gitmeye kendine şey edinmiştir. Şihar edinir. Kaypak. Yol tutmaz o. Çivi tutmaz, mıh tutmaz. Gevşek tahta çivi tutar mı? Tutmaz. Sen istediğin kadar sağlam çivi çakacağım diye uğraş. Gevşek tahta gevşek. Çivi tutmaz. O yüzden nerede kullanırlar? Orada burada kullanırlar. Sağlam yerde kullanmazlar. Öyle insanın cibilliyeti gevşekse, cinsi gevşekse çivi tutmuyor. Geliyor gidiyor, geliyor gidiyor. Allah muhafaza eylesin. Kimin söz dinlemez. Söz verir, sözünü yerine getirmez. Eee kardeşim sen söz vermedin mi bunu böyle yapacaksın diye? Neden yapmadın? Eee yapmadı. Dinlemiyor yani seni. Ne işi var?
Allah yoluna çık etsin. Hadi git bak işine. O yüzden normalde sağlam, hassas, tetiz davranarak bir şeyhe, bir üstada intisap edin. Ondan sonra geri dönmeyin. Sapa sağlam durun. Eee nefsine zor gelecek söyledi. Tabi zor gelecek. Kimin nefsine kolay geliyor? Senin nefsine kolay mı gelir? Sen dipdüzgün çalışan dükkanı bir dakikada sat. Kimin nefsine kolay gelir o? Veyahut da bir yerden bir yere göç. Kimin nefsine kolay gelir? Hiç kimsenin nefsine kolay gelmez. Sen çok biliyorsun ya buradan gideceğim diyorsun. O diyor ki buradan gideceksin. Ya ben buradan gidilecek biliyordum. Canım kardeşim oradan git dedi sana. Nefsine tabi ters gelecek. O yüzden sağlam, hassas bir şekilde tart, ölç, biç, gerçekten tereddüt et, şüphe et.
Bakın bu tereddüt, bu şüphe seni hakikate götürür. Seni ilmin merkezine götürür. Bu şüphe doğru şüphedir. Bu tereddüt doğru tereddüttür. Şüphe et, incele, araştır, dosdoğru bir şekilde bir mürşidi kamilden dersini al ve orada kal. Allah muhafaza eylesin. O yüzden hani bir de gassal, gassalın önce meyyit yani ölü gibi ol diyeceksin ya. O zaman ölü gibi ol. O zaten öyle bir mürşidi kamil ise sana Kur'an ve sünnetin dışında bir şey söylemeyecek ki. Seni eğitecek çünkü, seni olgunlaştıracak, seni kemale erdirecek. Senin içkine karışmayacak, senin kumarına karışmayacak, senin gece hayatına karışmayacak. Eee onları da helal görecek öyle mi? O da mürşidi kamil olacak öyle mi?
Allah muhafaza eylesin. O yüzden Cenab-ı Hak cümlemizi doğru bir mürid eylesin. Çünkü mürid iradesi olan, isteyen manasındadır. Bakın mürid nedir? İradesiyle isteyen, ne istediğini bilen kimsedir. Allah cümlemizi gerçek müritlerden eylesin inşallah. O yüzden mürid kendi iradesiyle bir tasavvuf hayatını seçen, bir tasavvuf yolunu seçen, bu noktada kişiliğini, hal ve hareketlerini, ahlakını, o tasavvuf yolunun adaf ve erkanına, ahlakına uyacak olan kimse demektir.
O yüzden gerçek sufilik bu manada. Gerçek sufilik özgürlüktür, hürriyettir. Bakın gerçek sufilik. Sebep sen artık heva hevesten gelen, sen artık şeytanın desistelerinden gelen her şeyi attın. İşte o zaman özgürlüğe sen yol açtın. O yüzden Allah'a kul olan, Allah'a kul olan, bir tek kapı olan, Allah'a kulluğu seçen gerçek mürittir.
O yüzden başka kulluklardan ele tek çeken. Yani paradan, mevkiden, ondan sonra insanlara bağlanmaktan, şöhretten, ondan sonra işte gösterişten ele tek çeken. Bunların hepsi de aslında, bunlara da kulluk yaparlar. Bir kimse paraya, mevkiye, şana, şöhrete, gösterişe kulluk yapar. Allah muhafaza eylesin. Bakın, bu tip insanlar sufiliğe dönerlerse, o zaman hürriyeti bulurlar. O zaman Allah'a gerçek kulluğu bulurlar. O zaman hürriyeti tadarlar. Çok özür dilerim. Elhamdülillah. Hakkınızı helal edin. Hakkınızı helal edin inşallah. O yüzden kıymetli dostlar, mürşitler birer vesiledir, birer araçtır. Mürşitler yolcuya yol gösteren bir kimsedir. Karanlıkta kalmış kimselere yıldız gibi yol gösteren, onların yollarını aydınlatan kimselerdir.
Yoksa mürşidi kamiller bu noktada farklı bir dairede değillerdir. Öyle görmek lazım, öyle bilmek lazım. Ve o noktada, o dairede durmak lazım. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Daha ben birçok not almışım. Saat da 23.29. Yani iki saat mi oldu sohbet edeli? İki saat oldu sohbet edeli. Bugünlük bu kadar yetsin bu konuyla alakalı. Eğer devam etmek istersek devam ederiz. Çünkü çok not almışım. Allah beni affetsin. Buraya ben bir devam notu koyayım. Bu önümüzdeki cumartesi için de böyle şimdiden bunun ilanını yapmış olayım. Allah izin verirse bu önümüzdeki cumartesi gün bir konu hazırlamayacağım. Belki de bir giriş, bir sohbeti yaparım az bir şey.
Cumartesi günü rüya hariç, onu söyleyeyim. Gündem serbest. Herkes istediği soruyu sorsun, istediği noktaya kadar. Sorularınızı hazırlayın. Cumartesiye inşallah. Cumartesi günü belki de 15-20 dakika kısa bir sohbet edip, ondan sonra mümkün olduğunca komple soruya ayıracağız kendimizi. Ve soruya ayırarak ne kadar sorunuz varsa sorun. Bilebildiklerimizi cevaplarız, bilemediklerimize müsaade alırız deriz ki, bir dahaki haftaya cevaplayacağız bunu deriz. Öyle inşallah geceyi biteriz. O yüzden Allah bizi Kur'an ve sünnet yolunda daim olan, Kur'an ve sünnete sımsıkı olan, Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesi veren kimselerden eylesin. İnşallah.
Şimdi de Allah izin verirse sorularınıza geçeceğim. Derviş olup da rüya yazanların, tekrar söylüyorum, rüyalarını tevhül etmeyeceğim. Onların sorularına cevap vermeyeceğim. Herkesin haberi olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Eşim bir buçuk aydır virüs sebebinden dolayı evde olduğu için stresten sürekli yemek yiyor.
Çok kilo aldı ve hareketleri kısıtlanmaya başladı. Nefes alıp vermesi bile değişti. Sizden bir öğüt ve dua istiyorum. Şimdiden Allah razı olsun. Allah yardımcısı olsun. Bu koronadan dolayı işte iş yerleri tatil oldu. Evlerinde duruyorlar. Evlerinde durunca da erkekler herhalde fazla yemeğe içmeye sardılar. O yüzden yemeyecekler. Yememeye gayret edecekler. Az yiyecekler. Böylece bu korona günlerini atlatacaklar. Allah yardımcılar olsun. Geçen gece üç tevhid çekmiştiniz. Allah sizden razı olsun. Bu sohbet sonrasında da tekrar çekebilir misiniz? Genelde biz sohbetlerin sonunda en sonunda böyle bir üç tevhid, bir kısa ders yapıyoruz. Cenab-ı Hak kabul etsin inşallah.
Onu yapmaya gayret gösteriyoruz inşallah. Bir suredir içimde salat-ı şerif dönüyor. Ne zaman çıkacağı belli olmuyor. Ben de içimdeki ile birlikte söylüyorum. Affedersiniz ama banyo ve tuvalette bile susturmaya çalışsam da devam ediyor. Bazen susturabilirim. Ne yapmalıyım bilemedim. Sorum üstadı muhabbet besleme nasıl olmalı? Kalbi kalbe nasıl bağlanır? Sufinin bir günü nasıl geçmeli? Nasıl yol yürünür? Mesafe kat edilir. Bir kimse çokça salat-ı selam okursa, bu normalde salat-ı selam evet onu kimsenin kalbine tecelli eder. İster istemez dolaşır. O yüzden bunu durdurmak için uğraşılmaz.
Veya bir kimse bir zikrullahı, bir esmayı fazla okur. O kimsenin kalbinde dolaşmaya başlar. Dolaşmaya başlayınca onu durdurmak için uğraşılmaz. Hatta tuvalette dahi dolaşsa, bunu normalde bu yolu bilmeyenler bunu inkar ederler, laf söylerler. Tuvalette dahi durmaz o. O devam eder. Devam ederse onunla uğraşılmaz. Onunla mücadele edilmez. Tabiri caizse onun zevki, onun keyfi çıkarılır. Harika bir şeydir. Öyle devam edecek. Bir kimse kalbi kalbe dayamak, yani devamlı onun aşır neşir olmak, onun disturlarını, şeyhin disturlarını, şeyhin çizgisini, yörüngesini takip etmektir. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamun Aleyküm.
Eşimin halası kendi torunlarına bakıyor. Bir çocuk tek çalışıyor. Eşi yatalak. Halasının eşi sigara açıyor. Ailesine fitre vermek caiz mi? Hayırlı Ramazanlar. Biz sigaraya haram diyoruz. Otuz yıldan beri ben haram diyorum. Diyanet de haram diyor. Bir kimse haram istiyor. Verilir mi? El cevap verilebilenir. Bunda bir sıkıntı yok. İyi geceler hocam. Ben de semazen olmak istiyorum. İnşallah. Cenab-ı Hak nasip etsin. Bir kimse bir şey olmak isterse olur. Allah'ın izniyle. Selamun Aleyküm. Gizli şirke düşmekten kendimizi nasıl muhafaza edebiliriz? Her şeyi Allah için yaparsanız gizli şirkten düşmüş olursunuz. Gizli şirke düşmemiş olursunuz. Bir kimse bütün ibadetlerini, bütün her türlü fiiliyatını Allah için yapacak.
Allah için yaptığı hiçbir şey gizli şirke dahil değildir. Ama Allah'ın dışında bir şeye yamanmak, bir şeye yaslanmak, bir şeye şirin görülmek için bir şey yapıyorsa o gizli şirk olur. Allah muhafaza eylesin. Sabahın kerahat vaktinin uykuda olmak uygun olur mu? Bu kerahat vakti uyunabilir. Bildiğim kadarıyla bir sıkıntı olmaz. Hayatımızdaki fiiliyatları, ibadetleri, amelleri ve ilişkilerimizi Allah için dizayn etmek sadece buna niyet etmekle mi mümkün olur? Niyet edeceğiz ve onu öğreneceğiz ve öyle davranacağız inşallah. Selamun Aleyküm Ramazan'ın hayrı, bereketi tüm ümmetin üzerine olsun inşallah, amin.
Sorum, televizyon programlarında bir takım insanların geçmiş hataları veya günahları veya işlediği günahları deşifre ediliyor. Tabii ki insanlar bunları izliyorlar. Burada iki türlü sıkıntı var. Birincisi deşifre olan kişi burada bir mağdur oluyor. İkincisi izleyenler gıybet işlemiş oluyor. Oluyor mu? Bu konuda ikili düşüncelerinizi merak ediyorum. Saygılar, hayırlı Ramazanlar. Evet, normalde gıybete ortak oluyorlar. O yüzden o televizyon programlarını, magazin programlarını izlemek doğru değil. Oradaki bir iftirasa iftiraya ortak oluyorsunuz. Gıybetse gıybete ortak oluyorsunuz. Bu tip programlardan uzak durmakta fayda var. Selamun Aleyküm. Ben Ecrin Nisanur Aydınlı.
Ahmet Aydınlı'nın kızıyım. Sekiz yaşındayım. Ders almak isterim. Allah razı olsun. Ramazınız mübarek olsun inşallah. Babamın selamı var. Aleyküm selam. Babana söyle. Sana yedi yedi dersleri tarif etsin inşallah. Aynen. Selamun Aleyküm. Ben çok iştahsız biriyim. Yemek yemeyi sevmiyorum. Akşamdan akşama çeyrek ekmek ve bir çorba tabağı kadar yemek yiyorum. Daha ne yiyeceksin ya? İştahsızsan böylesin. İştahlı olsan ne olacak bilmem. Vay maşallah. Bunu iştahsızlık olarak görüyorsan sen yandı ortalık. Bana bütün gün yetiyor.
Ama vücudum yeteri kadar besin almadığı için sıkıntılı şeyler yaşıyorum. Bekarken de acıkmam için serum veriyorlardı. Yemediğim için midir? Bu kadar çok uyuyorum. Çok uyuşum. Daha 19 yaşındayım. Çok üzülüyorum bu duruma. Eşim de yemek yemezsen hakkını helal etmiyor. Annem babam dahi eşimin bana bakmadığını düşünüyorlar. Bu konuda ne yapmam gerekiyor? Ne olur dua edin. Çok uyuduğundan yemiyorsun. Çok uyuyacaksın, hareket edeceksin. Ya hareket edince acıkacaksın, acıkınca da yiyeceksin. Uyuyunca yemezsin. Allah'a yesin insan. O yüzden çok uyku iyi değil, caiz değil. Çok uyuma. Selamun aleyküm.
Sağurda ezana yakın bir rahatsızlığımdan dolayı krem sürüyorum. Ezan sonrası da krem vücudumda duruyor ve faydalanmış oluyorum. İçim rahat etmediği için sormak istedim. Orucum zarar görür mü? Krem nereye sürülüyor? Yaraya mı sürüyor? Ne kadar derinliğe sürülüyor? Yüzeye eksen mi? Onu bilmediğimizden bir şey diyemeyiz. Mesela bir kimsenin derin bir yarası varsa, o derin yarasına krem sürüyorsa o zaman vücut faydalandı. Bu doğru değil. Vücudun faydasına olmaması lazım. Genelde bunlardan uzak durmakta fayda var. Bazen rüyamda günlük basit işlerim ile alakalı şeyler görüyorum. Bunları gördüğüm şekilde yapmakta sakınca olur mu?
Evet. Basit günlük şeyler olduğu için pek anlatamıyorum. Nasıl davranılmalı? Normal günlük hayatınızda devam edeceksiniz. Yani buna uyup uyumamakta bir beysi yok. Ama bazen bunlara uymaya başladığınızda bunun arkası gelebilir. O zaman sıkıntı olur. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar hocam. Bir sorum olacaktı. Kadınlara danışın ama dediğinin tam tersini yapın. Sözü bir zata mı ait yoksa adet mi? Burada anlaşılması gereken şey ne? Bazı eşler maalesef bu sözden dolayı hanımlarının sözlerine itibar etmeyip istişare dahi etmiyorlar. Küçümsüyorlar. Böyle bir söz dolaşıyor ama bunu ben, bendeki hadis kaynaklarında görmedim bunu hiç. Bir sahabe böyle yapmış. Böyle bir rivayet var.
Hanımına soruyor. Buradan damdan atlayayım mı diyor. O da atlama diyor. O da atlıyor. İki ayağını birden kırıyor. Sonra Yezid'in askerleri asker topluyormuş. Bakıyorlar bunun iki ayağı kırık. Diyorlar ki bundan asker olmaz, bu savaşamaz. Bırakıyorlar. Sahabe de diyor ki ben bunun şeyini gördüm, faydasını gördüm. Hanıma muhalefet etmekle alakalı. Ayağını kıracaksa bir adam hanımına şey yapsın ne o? Danışıp ayağını kırsın. Tersini yapacak ya. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Şimdi Hazreti Peygamber'den örnek verelim. Malum ya ömreye diye gidiyorlar ama hacca diye gidiyorlar geri dönecekler. Geri dönecekleri zaman Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ihramda düşünceli böyle kendi kendine böyle bir murakebe ediyor.
O esnada Zeynep annemiz diyor. Ya Resulallah hani ne düşünüyorsun? Diyor ki geri döneceğiz. Hani kendince asaba ne diyeyim diye bu manada bir şey söylüyor. Hazreti Zeynep annemiz diyor ki sen çık kurbanını kes. Tıraşın ol onlar seni takip ederler. Onlar senin yoluna giderler diyor. O yüzden Zeynep annemiz bu tavsiyesiyle Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çıkıyor kurbanını kesiyor, tıraş oluyor, ihramdan çıkıyor.
Sonra yavaş yavaş sahabe de onu yapmaya başlıyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri makul ve malum olan şeyleri istişare ederdi. İstişare etmek sünnettir canım kardeşlerim. Selamun aleyküm bayan kardeşler. Farz namazlarının kazalarını kılarken kahmet getirmeli mi? Getirsinler. Getirmeli veya getirmemeli demektense getirsinler. Kahmet getirmek güzel bir şey. Allah'ı zikir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine salatı selam. Selamun aleyküm hayli akşamlar. Ben 15 yaşındayım. İki sorun var. Birincisi Allah'ın var mı yok mu olduğu hakkında kafamda tereddütler oluşuyor. İkilemde kalıyorum. Bu konuda ne yapabilirim? Bu tabi şu anda sosyal medya dediğimiz o medyada ikileme düşürecek çok şey var.
Ama hani Hazreti Ali Efendimizin söylediği tarzda söyleyelim. Ya varsa? Hani bir müşrik diyor ki yok ki diyor sen ibadet ediyorsun. O da diyor ki ya varsa? Varsa diyor benim bir kaybim yok ama senin kaybın var. Namaz kılmaktan hani oruç tutmaktan bir insanın kaybı yok. Ama diyor ya varsa o zaman kayıptı olan sensin diyor. O yüzden Allah'ın varlığı üzerinde şüphe etmek ilimsizliktendir. Bu yaşının gereğidir ama bu. 15 yaşındaki bir çocuk bunu böyle düşünebilir, tereddüt edebilir. İnşallah Cenab-ı Hak kalbine, gönlüne kendi nurunla nurlandırsın. Bu tereddütü kalbinden alsın inşallah. Bir de herkes kendi dinini hak dini olarak görüyor. Biz de kendi dinimizi hak dini olarak görüyoruz.
Ben gerçekten hangisi tereddütte kalıyorum? Bu konuda ne yapabilirim? Bütün dinler haktır ve İslam'dır. Adem aleyhisselam ile Hz. Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar gelen bütün dinler haktır. Bütün peygamberler de haktır. Hepsinin hak olduğunu ve hepsinin de peygamberlerine ve getirdiği emirlerin de hak olduğunu iman ederiz. Ama bunu Hristiyan ve Yahudi teologların yani din araştırmacılarının da ortak tespitidir. Şu anda Yahudilerin Tevrat'ı, Hristiyanların İncil'i ne yazık ki değiştirilmiş, tahrif edilmiş olan kitaplar. O yüzden bir sürü Tevrat, o yüzden bir sürü İncil var. Tahrif edilmemiş, dimdik ayakta duran bir tek Kur'an-ı Kerim var.
Bu ölçü olarak, delil olarak yeter herhalde tereddütleri kaldırmak için. Selamun Aleyküm. Kur'an meali okumak istiyorum. Elimde kısa açıklamalar Kur'an meali yazarı Mahmut Kısa. Böyle bir meal var, tavsiye eder misiniz? Ben normalde böyle mealler okumadığımdan dolayı bilmiyorum bu meallerin ne olduğunu. Ben böyle en yakın Elmalı'nın mealini okuyabilirim. Onu da böyle sonradan sadeleştirilmiş, değiştirilmiş olanı değil. Elmalı'nın ilk yazdığı meali okuyabilirim. Diyanet Vakfı'nın yayınladığı ilk meal var. Bu da okunabilir. Sonradan olanlara bir şey demiyorum. Bazen bakıyorum çünkü onlara, bazı şeyler değiştirilmiş. Değiştirilince eğip büküyorlar. Yani o eğip bükülmekten, eğip bükmekten Allah'a sığınırım.
Hoşuma gitmiyor. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Kalbe gelen nefsani ve şeytani vesveseden kurtulmak için nasıl mücadele edilir? Bunun yolu Allah'ı zikir. Bunun başka hiçbir yolu yok. Bu kalbe gelen vesvese, kalbe gelen bu nefsani ve şeytani her türlü vesvese, desise, hile, hurda, her şey. Bunun bir tek ilacı var. Allah'ı zikir. Allah'ı zikirde en eftal olan da la ilahe illallah. O yüzden la ilahe illallah'a devam edeceksiniz inşallah. Bu vesveseden oluşan icdani rahatsızlığı, olay henüz daha oluşmadan içimizi sıkması, yani içimizdeki sesin olumsuz yönde konuşmasını nasıl engelleriz? Yine dediğim gibi Allah'ı zikirle inşallah. Zümer suresi ayet 22.
İslam için Allah'ın göğüslerini genişlettiği ve hidayete sevk ettiği kimseler Rabbinden bir nur üzeredir. Allah'ın zikrine karşı kalpleri katılaşanlar büyük bir felaket içerisindedir. Zümer ayet 22. İslam için Allah'ın göğüslerini genişlettiği ve hidayete sevk ettiği kimseler kimlerdir? Göğüs genişlemesi nedir? Bir kimse iman eder, iman ettikten sonra imanın gerektirdiği gibi yaşamaya başlar. Yaşamaya başladıkça Allah onun göğsünü ha bire genişletir. Şimdi göğsünün genişletmesini bir zahir noktadan almak lazım. Zahir noktadan ne? O Allah'ın dinini yaşama ve yaşatması için zahir olarak ilme tabi olur. Manevi olarak ne? İlm-i ledündür o göğsünün genişlemesi. İlm-i ledünün yolu vardır. O kimse Allah'ı zikrettikçe göğsü genişler.
Yani kalbi genişlemeye başlar. Kalbi genişleyince o Kur'an'a, sünnete sımsık yapışır, haramlardan uzak durur, takvaya ermeye çalışır ve Allah'ı zikreder. Şimdi sev-i sülük tecrübedir. Nasıl tecrübedir? Bir kimse onu yaşayacak ki o tecrübe edilmiş olsun. Ve yaşadığını anlatır yol gösterici. Bir başkasının yaşadığını anlatması doğru değildir. Kendi yaşadığını anlatır. Şimdi o zikrullah ile ilk önce böyle zikrullah yapmaya başladı ya, zikir onu dinlemez hale gelir. O böyle işte uyur uyanıklık halinde dahi kalbinde zikrullah devam eder. Kalbinde zikrullah devam ederken onun kalbi büyümeye başlar. Göğsü genişlemeye başlar.
Görür onu. Bir bakar ki ev hem böyle onun mesela yattığı oda veya oturduğu oda göğsünün içinde, göğsü onu böyle çevrelemiş. Ardından evi çevreler. O hem kendisini görür yattığını, hem göğsünü görür genişlediğini, bir de hem de her ikisini beraber görür yukarıdan. Her ikisini beraber. Yani kendini uyurken gördü, göğsünü genişlerken gördü, evini de gördü. Bu üçünü de dışarıdan hepsini beraber gördü. Bu başlangıçtır. Kimisinde bu bir gecede biter. Kimisinde parçalı bulutlu gider. Parçalı bulutlu giden mücadele edecek, çalışacak. Kimisinde bir gecede gider bu. Bir gecede giden kimse, örneğin işte büyüdü, zikrullah devam etti, büyüdü, zikrullah devam etti, büyüdü. Mahalleyi için aldı, göğsü genişliyor.
Şehri için aldı, göğsü genişliyor. Bulunduğu bölgeyi için aldı, göğsü genişliyor. Göğsü genişliyor, ülkeyi, dünyayı içine aldı, göğsü genişliyor. Artık samanyolunu içine aldı, genişliyor artık. Bütün gözünün gördüğü, görmediği bütün her şeyi göğsünün içine alıyor artık. Artık bu böyle biraz bu yolu bilmeyenler için abes gibi gelir. Artık o lef-i muhafız, ondan sonra cennet, cehennem, mahşer, hesap, bütün her şeyi onun göğsünün içerisine girer. Ve hepsinde ayrı ayrı tepeden görür o. Ve yukarıdaki de, onu gören de büyümeye başlar. Onu gören büyür, bütün hepsinde ihate eder, hepsini korur. Bu göğsü genişleme bitmez. Bakın bu göğsü genişleme bitmez.
Zaten bu göğsü genişleme bitmiyorsa, onda velilik kokusu vardır. Bu göğsü genişleme devam ediyorsa, onda velilik kokusu vardır. Onda o koku oluşmuştur. Bakın velilik kokusu diyorum. Kimse nefsine uymasın. Bunu böyle anlatıyorum, birisi de gelip bununla bana rüya veya hal anlatmasın. Etkilendiği için anlatıyor. Başka bir şekilde gelsin, anlatsın bana. Aldatmasın ortalığı. Aldatmaya çalışmasın. Kandırmaya çalışmasın. Göğüs genişlemesi böyle bu zahiri, bu komple içine alır. Ve her içine aldığında ilim geliyorsa, onun ilmi. Çünkü tanımadığın mahlukatlar göreceksin. Çünkü bilmediğin yerler göreceksin. O güne kadar görmedin. O güne kadar bilmedin.
O güne kadar tanımlanmayan. O güne kadar, hatta daha ilerisini söyleyeyim. Kur'an'da senin zahiri ilimle bulamadığın, hadisi şerirlerde zahiri ilimle bulamadığın mahlukatlar, yerler, zaman birimleri ve bunların hepsinin de ilmi sana tık tık düşecek. Eğer bu da düşüyorsa, gerçekten sende velilik kokusu var. Allah yolunu açık etsin seni. Çok sevinirim senin adına. Çok sevinirim. Sen hangi üstada bağlıysan böyle bir şeyi yaşayan, aman sımsıkı dur. Bakın sımsıkı dur. Kendini sımsıkı muhafaza et. Kendini sımsıkı koru. Bir mürşide mi bağlanacaksınız? Bunu ona sor. Bunu da ona sor. Ama bu ilmi de kitaptan bulamazsın. Bu anlattığımı hiçbir kitaptan bulamazsınız.
Bu kadar da şata atvari söyleyeyim. O yüzden göğüs genişlemesi, o kimsenin ilimde ince bir ferasete, maneviyatta ince bir seyrüsülük ve seyrüsülük ferasetine sahip olmasıdır. Böyle bir kimse bulduysanız, manevi olarak sorun ona ne soracaksanız. Böyle bir kimse bulursanız. Allah herkesi buluştursun inşallah. Selamun Aleyküm. Soru 1. Teveccüh ve rabıta aynı şey midir? Aslında gerçekte, gerçek manada aynı değildir. Teveccüh nedir?
Büyükten küçüğedir teveccüh. Rabıta ise küçükten büyüyedir. O yüzden küçük büyüye rabıt eder. Yani onu düşünür, ona muhabbet besler, onun çizgisinde yürür, büyük de ona teveccüh gösterir. Yani tabiri caizse onun yaptıklarını görür, onun yaptıklarına dua eder, onun yaptıklarına karşılık verir bir şekilde. O da teveccüh olmuş olur. Manevi yol almak isteyen bir kimsenin rabıtayı nasıl yapması gerekir? Bu böyle bir normalde bir disiplindir. Salihlerle beraber olmaktır. Bu disipline uymak gerekir. Ama burada beraber olmaktan kasıt devamlı işte bir kısım kimseler öyle yapıyorlar ya namazdan sonra işte şeyhini düşünüyor mesela. Zoraki. Bu insanda kabız hali yapar.
Benim anladığım sufilik böyle coşmalı, dolu dolu olmalı. O kimse bir üstadı sevdiyse onu dolu dolu böyle onu düşünmeli, onu sevmeli, onun böyle çizgisinde yürümeli, onun nefesinde gitmeli. Dolu dolu. Zorlamayla sufilik olmaz. Bir kimse kendini disipline edebilir, yarın öbür gün bir şey olduğunda kendisinden nefret eder, intikam alır son ortalıktan. Sufilik sevme işidir. Muhabbet besleme işidir. Sen seviyorsan dolu dolu yaşarsın. O yüzden canım kardeşlerim bir üstadı seviyorsanız böyle dolu dolu onunla yaşayın sufiliği. Böyle akın Fırat Nehri gibi. Coşkun akın, öylesine sevin. Yani böyle mıymıntı bir dervişlik yaşamayın. Hizmet edin, koşun, koşturun, sımsıkı tutunun.
Sufilik o zaman güzeldir. Böyle cehval olun, akın. Sufilik o zaman güzeldir. Yani benim anladığım, benim bildiğim sufilik bu. O yüzden o kimse rabıta, sabahtan akşama kadar böyle mıymıntı mıymıntı dur. Ne canım kardeşim. Orada zikrullah var. Orada cayır cayır zikrullah yapıyorlar. Ne evde rabıta yapıyorsun ki sen? Koş zikrullah. Orada cayır cayır yangın var. Koş yangına sen. Orada cayır cayır bir yere gidiliyor. Yürü sen de oraya. Rabıtanın aslı o. Koş. Yapman gerekeni yap. Asıl rabıta o. Benim bildiğim. Rabıta yapabilen biri, yapamayan bir kimse nasıl yapması gerektiğiyle ilgili yardımcı olsa bir kimse şeyhlik mi yapmış olur? Bırakın canım kardeşim.
Zamanı gelen buğday, zamanı gelen buğday filizlenir. Bir başkasının onun tohumu patlatmasına gerek yoktur. Zamanı geldiğinde kendiliğince filiz atar o. Eğer istidadı düzgün ise. İstidadı düzgün değil. O filiz atmaz. Sen onu kırmaya çalışsan da filizlenmez o. Bir şeyi istidadına bırakın. Bir şeyi istidadına bırakın. Sen sev. Sen coşkun akan Fırat nehri gibi ol. Seni gören böyle hayret etsin, gıpta etsin. Sen de o da koşsun. Sevmeyen bir kimseye, öyle sevemeyen bir kimseye, öyle durmayan bir kimseye. Sen kakma kazık katsan da, çaksan da olmaz ki.
O zamanı gelince çatlar tohum. Bakın zamanı gelince. Zamanı gelince filizlenir. Zamanı gelince boy gösterir. Zamanı gelince başak verir. Zamanı gelince erginleşir, olgunlaşır, boynunu büker. Zamanı gelince de hasadı olur. Samana ayrılır, buğdayı kalır. Hepsinde zamanı var. Kalbi olarak bir kardeşimi affetmeyi başaramıyorum. Ne tavsiye edersiniz? Ben, sufi kardeşlerin birbirlerini affedememesini, birbirlerini bunu böyle sarıp sarmalayamamışını ben çok anlam veremem. Hakkınızı helal edin. Bir yerde Allah'ı zikrediyorsun. Bir üstada bağlanmışsın. Sar sarmalay canım kardeşim. Sana karşı bir hata yaptıysa söyle onun hatasını. Sen böyle bir hata yaptın de meseleyi bitir.
Sufilik ince zanaat. Selamun Aleyküm. Ellerinizden hasretle öperiz. Sizin çok özledik. Tekirdağ, tasavvuf, vahfı olarak hayırlı geceler diliyoruz. Allah razı olsun. Hepinize de selam ediyoruz. Şu an baktığımızda insanların haramları fitursuzca işleyebildiği, bunların da yasak olmadığı bir düzen ve zamandayken deccal ve deccali sistemin daha fazla insanların üstünde ne etkisi olacaktır?
Hayvanlaştırıyorlar. İnsanlıktan çıkarıyorlar. Deccal ve deccali sistemler insanları insanlıktan çıkarıyor. Hayvandan daha aşağı bir noktaya götürüyor. O yüzden daha aşağısı da var mı? Var. Allah muhafaza eylesin. Mücadele edeceğiz. Gayret edeceğiz. İnsanlara Kur'an'ı, sünneti, İslam'ı anlatacağız. İnşallah. Selamun Aleyküm. Hiçbir sağlık problemi olmadığı halde dayanamıyorum deyip oruç tutmayan biri de fidye verebilir mi? Herkes verebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Versen sıkıntı yok. Kusura bakmayın. Ben rüyayı yormayacağım dedim.
Hakkınızı helal edin. Selamun Aleyküm. Genç kız rahatsızlığı sebebiyle günde üç kez ilaç alması gerekiyor. Oruç tutamıyor. Annesi, babası yok. Abisinin yanında kalıyor. Rahatsızlığı devam et, arz ettiğinden nasıl bir yol izlemedi? Rahatsızlığı varsa tutmayacak oruç. Sonra rahatsızlığı geçince oruç tutabiliyorsa tutacak. Rahatsızlığı geçmiyorsa oruç tutmayacak. Parası olduğunda da onun fidyesini verecek. Bu kadar basit. Selamun Aleyküm. Bir geçen sohbet frekanslardan bahsettiğiniz konuyu biraz daha açıklar mısınız? İki ses frekanslarının insanlar üzerinde etkileri nelerdir? Şeytanın sesi var mıdır? Üç, Kur'an'da belirtilen Üzeyir Peygamber'in zaman yolculuğu hakkında bilgi verir misiniz?
İslam'da zaman kavramı nedir? Dört uzaya atılan Straling uydular hakkında düşünceleriniz. Uydu atıyorlar, daha da atacaklar. Böyle gelirse dünyanın etrafı bir uydu çöplüğüne dönecek. 2027'ye kadar 12 bin uydu atacakmış Elon Musk. Yani dünyayı uyduyla çepeçevre çevrelecek. Herkesin bilgilerini alacak, fotoğraflarına çekecekler. Bunlar deccalist sistem. Allah da bir fırtına verecek dünyanın dışında. Bütün uyduları da birbirine çarptıracak. O zaman görecekler. O zaman Allah'la yarışılmayacağını görecekler. İnşallah tez zamanda Cenab-ı Hak nasip eder. Bunların uydularını birbirine çarptırır. İnşallah. Sakın şöyle bir şey de görmeyin. Bir uydu atıyorlardı da.
Kendisine şeyh denilen bir kimse. Çilingır'ı bu düşürdü falan diyordu. İnternette vardı. Öyle bir şey de iyi misin ki Allah muhafaz eylesin. Allah korusun inşallah. Üzeyir Peygamber'in zaman yolculuğuyla alakalı. Bunlar müteşabih meseleler. Müteşabih meselelere herkes kendince bir yorum yapabilir. Herkes kendince bir şey diyebilir. Bununla alakalı bir şey söyleyebilir. Bu o kimsenin kendisiyle alakalı bir şeydir. Bunu bir şey söylemek bir kimsenin kendi anlayışıdır. Bunları böyle bir kimse kendince hayallenip, hayal kurgulayıp böyle bir şey de yapabilir. Asıl bunu Üzeyir Peygamber'e sormak lazım. İslam'da zaman kavramı nedir? Normalde zaman Allah'tır der.
Hadis-i Kudsi'de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. O yüzden zamana bakış açınızı değiştirin. Yani siz dünyanın zamanıyla alakalı konuşuyorsunuz. İslam dünyevi olarak bu zaman birimlerini kabul eder. Ama manevi olarak zaman Allah'tır. O yüzden hatta zamana sövmeyenizde Hadis-i Kudsi mevcuttur. Oradaki zaman anlayışı manevidir. Zaman Allah'tır dediğinde. Şimdi Üzeyir aleyhisselamla zaman Allah'tır kavramını birleştirip de anlamak lazım. Bunlar böyle nasıl söyleyeyim şatahatvari ulu orta konuşulacak şeyler değil. Biz bu meseleler insanların dine bakış açısını değiştirebilir. Farklı yörüngelere çekilebilir.
Çok böyle bu mevzulara girmek istemeyiz. Ama mesela Üzeyir aleyhisselamın yolculuğunu zaman yolculuğu olarak nitelendirmek de bir müteşabihtir. O yüzden o ayet-i kerimeyi zaman yolculuğu veyahut da işte dediğimizde sanki şeyden etkilenmiş gibi. Hani bir çılgın profesör vardı, bir film vardı zaman yolculuğu yapıyordu. Mesele oraya doğru gidiyor. Öyle bir şey değil. Allah isterse alemleri dürer. Alemleri dürdüğü zaman o kimse bir anda birçok alemi görür. O kimse birçok alemi gördüğünde sanki onların hepsine de gitmiş gibi kendinde yanılsaması olur. Ve o komple o alemleri seyran etmiş. Oraları gitmiş dolaşmış gibi kendince onu görür.
Ve der ki ben şu kadar yer dolaştım. Ben şu kadar yer dolaştım demesi onun için haktır. Ama o o kadar yer dolaşmamıştır. O kadar yer onun kalbine gelmiştir. Böyle de müteşabi olarak tevil edilebilir. Ses frekanslarının insan üzerinde etkileri nelerdir? Bütün frekanslarının insan üzerinde etkileri vardır. Biz onların bir kısmından kulağımız duymadığı için etkilenmediğimizi düşünebiliriz. Düşünebiliriz ama etkileniriz. Öyle söyleyeyim. Ve ses o kadar etkili bir şeydir ki Cenab-ı Hak bir kavmi sesle helak etmiştir. Bunu da unutmamakta fayda var. Geçen sohbet frekanslardan bahsettiniz. Konuyu biraz daha açar mısınız? Açtık geçen sohbet o konuyu. Ben hatırlıyorum. Herkesin karşısında bülbül gibi ötüp konuşan bir kişi neden sizin karşınızda iki kelimeyi bir araya getirip bir şey diyemiyor?
Bilmiyorum. Hiç öyle bir şey düşünmedim. Kendi üzerimde de düşünmedim. Çok kişiler karşısındakinin hakiki mürşid olduğu için böyle olduğunu söylüyor. Ne kadar doğru. Bilemem bu konuda kendimi de öyle görmekten Allah'a sığınırım. Allah muhafaza eylesin. Etrafınızdaki müritleri Cenab-ı Allah izin verdiği makama kadar mı iletebilirsiniz? Yoksa bu size mi bağlı? Bana bağlı hiçbir şey yok. Ben kimim ki ya? Her şey Allah'ın elinde, Allah'ın emrinde, Allah'ın takdirinde. Biz kimiz ki? Allah muhafaza eylesin. Bizim böyle bir durumumuz var demek için Allah'a sığınırız demeyiz. Böyle diyemeyiz. Mürşid, şeyh, erenler arasındaki bağlantı ve bunların vazifeleri, görevleri.
Bunlarla alakalı çok hem hadis-i şerifler var hem de böyle söylemler var. Kimisinin yerlerden sorunlu olduğu, kimisinin denizlerden, kimisinin havalardan. Ben çok buna ehemmiyet veren bir kimse değilim. Bunların asıl maksatları, gayeleri. Ümmet-i Muhammed'in içerisinden kamil insanlar yetiştirmek olduğuna inanıyorum. Erenler neye erdiler? Biz de erebilir miyiz? Onlar Allah'a erdiler. Siz de erebilirsiniz inşallah. Allah bir kulunu sevdi mi bir aşıkını onun ayağına gönderir. Bu sefer sevdiği aşıkına maaşık yapar. Bu sefer sevdiğini aşıkına maaşık yapar. Eyvallah yapardır. Birinci soru. Allah sevdiği kul, kul ne yapar ki bu sevgiyi hak eder? Kul Allah'ı sever, Allah da kulunu sever.
Kul Allah'ı zikreder, Allah da onu zikreder. Kul Allah'ı tövbe eder, Allah onun tövbesini kabul eder. O zaman birinci hareket kulağa aittir. Kul Allah'ı severse, Allah da onu sever. Kul Allah'ı unutursa, Allah da onu unutur. Kim bir adım yaklaşırsa, Allah ona on adım yaklaşır. On adım yaklaşınca, Allah ona yüz adım yaklaşır. Yüz adım yaklaşınca, Allah ona koşarak gelir der. Hadisi Kudsi'de. Bunun tersi, kim bir adım uzaklaşırsa, Allah'tan uzaklaşmış olur. Allah orada durur. Allah muhafaza eylesin. Allah'ın aşık, nasıl kulun ayağına gider? Bizim bildiğimiz kulun bir aşığı, mürşidi bulması, araması. Bir kimse neyi istiyorsa, onu arar, bulur.
O yüzden bir tasavvuf yolunda gidecekse, ona bir mürşid lazım. O da bir mürşidi arayıp bulması gerekir. Mürşidsiz bir yol gidilmez. O yüzden mürşid de, mürşidi kamil de Allah'a aşık bir kuldur. O yüzden Allah'a aşık olmak isteyenler, o aşığı bulurlar, yol bulur giderler. Allah'ın sevdiği aşıkına nasıl maaşık olur? Herkes birbirine Allah hem aşıktır, hem maaşıktır. Aşıklar da bir tarafları aşıktır, bir tarafları maaşıktır. Bunda bir tenakkuz yok. Kul sevip aşık olma yolunda değil midir? Evet, şeyhine nasıl maaşık olur? Biraz karıştı, çok karıştı, hiç önemli değil. Yani bir mürşidi kamilde hem aşıklık istidadı, hem maaşıklık istidadı vardır. Onun bir veçesi aşıktır, bir veçesi maaşıktır.
O yüzden bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm. Cumanız mübarek olsun, Allah razı olsun. Mürşid, müridiyle kendisine bağlandığı andan itibaren mi ilgileniyor? Yoksa daha öncesinden de ilgileniyor muydu? Ruhlar aleminde birbirlerini sevenler, bu dünyada da birbirleriyle tanışırlar ve severler.
Ben müritlik ve mürşidliği biraz oraya bağlıyorum. Öyle olunca ruhlar aleminde birbirleriyle tanışanlar, birbirlerini sevenler, birbirlerine muhabbet besleyenler, bu dünyada da birbirlerine seviyorlar, birbirlerine muhabbet besliyorlar. Öyle olunca o zaman müritlik ve mürşidlik Allah-u Alem ruhlar aleminde başlamıştır. Selamun aleyküm. Ben 11 yaşındayım. İsmim Gizem. Ders almak istiyorum. Aleyküm selam. Sana da inşallah annen veya baban 7-7 ders tarif etsin inşallah. Selamun aleyküm. Geçen sohbette demiştiniz ki bütün makamlar 40 yaşta verilir. Acaba bir derviş nefis meratiplerini 40 yaşından sonra mı yürür, esma alır? Hayır.
Bu makam dediğimiz işte şeyhlik gibi. Yani mürşidlik gibi. O yüzden makamlar 40 yaşında. Yok nefis meratiplerini 40'a kadar bitirecek, 40 yaşında makam sahibi olacak. Bir de 40'lar, 7'ler dediğiniz zatların içerisinde bayanlar da olur mu? Evet. Efendim ebdallar 30 sandır diye bir yazı paylaşmıştınız. Bu 30 ebdallar 40'lardan ayrı mıdır? Değil. 40'ların içerisindedir. İyi akşamlar. Nasılsınız? Teşekkür ederiz. Kusura bakmayın. Rahatsız ediyorum ama yazmak istedim. Rüyamda sizi gördüm. Sizinle birlikte çalışıyorum ve uzak bir yere davet ediliyoruz. Biz bir kurum davet etmiş ama hatırlamıyorum hangi kurum. Kurumsal ve kalabalık bir davet. Herkes takım elbiseyle idi.
Masaya oturduk. Size çok zarar vermek istiyor o insanlar. Ben de size bu insanlara güvenmeyin. Size zarar vermek istiyorlar. Yüzünüze gülüp arkanızdan işler çeviriyorlar diyorum. Çok huzursuz, endişeli ve stresli oluyorum o anlarda. Siz biliyorum yavrum bunlar daha önce de bana büyü yaptırdılar. Size zarar vermek istiyorlar ama zarar veremiyorlar. Kusura bakmayın. Rahatsız ettim ama rüyamı paylaşmak istedim. Size hep dua ediyorum saygılarımla. Bu rüyayı devletin üst makamında görev yapmış. Fakat haksızlıkla görevine ara verilmiş. Bir hanımefendi, bir talebenin rüyası. Allah rızası için size emanet ediyorum.
Allah razı olsun. Her daim müşrikler, münafıklar, kafirler, dünyaya, paraya, şana, şöhrete tapanlar. Allah yolunda gidenlere hep zarar vermek isterler. Allah yolunda gidenlere hep ziyana uğratmak isterler. O yüzden zaman zaman bunun başarılar da, yani dünyevi olarak zarar da verebilirler. Onları ziyana da uğratabilirler. Allah yolunda koşanların zararları da ziyanları da kardır. Karları zaten kardır. O yüzden galip gelecek olan Allah'tır, müminlerdir. İnşallah sabırla, selametle, Kur'an-ı Sünnet yolunda mücadelemize devam edeceğiz. İnşallah. Selamun Aleyküm.
Allah'ımın bütün güzellikleri sizinle olsun. Bir insan sanalda yalan olduğunu bildiği halde veya bilmediği şeyi paylaşırsa günah işlemiş olur mu? Evet. İzmir'den derya salkım. Derya, Allah'a emanet ol, işin güceni rast gelsin. Bir kimse bu sanal alem dediğimiz, bu sanal medyada bir şeyin yalan olduğunu bile bile paylaşıyorsa, bir yalan söylemiş gibi ve onun paylaşımından kimler faydalanıyorsa, hepsinin de yalanına sebep olduğu için yalan söylemiş olur.
Bir ikincisi, bir kimse bilmediği, gerçeğini bilmediği bir şeyi, yine paylaşırsa ondan da sorumlu olur. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. Annemin baş dönmesi için size soru sormuştuk. Hacamat tavsiye etmiştiniz. Hacamat yaptırdık. Birkaç hafta iyiydi. Sonra yine baş dönmesi arttı. Ne yapmamızı tavsiye edersiniz? Birkaç hafta olmuş, şifa görmüş. Demek ki hacamata devam edeceksiniz. Hacamatta şifa görmüş çünkü. Allah şifa versin. Rabbi muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Geceniz hayırlı olsun. İnsanları dünyevi, dünyevileştiren, mal edinme, makam, mevki, hırsı, para biriktirme hırsı, bir şeylere sahip olma hırsı, duyguların olcusu ve terbiye etmenin yolu nelerdir?
Bu tarih boyunca insanlık için hep böyle bir imtihandır. Bir kimsenin mal edinme, mal hırsı, makam hırsı, ondan sonra para hırsı, dünyevi bir şeylerin fazlasını isteme, bunu Allah için değil de nefsi için isteme, gösteriş için, şan şöhret için isteme. İmtihan hep bu. O yüzden bu imtihandan insanlar tarih boyunca hep geçenler olmuş, geçemeyenler olmuş.
Ama tabiri caizse tezgah aynı, ipliklerin renkleri farklı, devam ediyor o imtihan. Selamun Aleyküm. Biz Almanya'da yaşıyoruz. Fitremizi Türkiye'de verebilir miyiz? Euro üzerinden mi hesaplamalıyız? Allah razı olsun. Verebilirsiniz. Sıkıntı değil. Eğer orada Almanya'da yaşayanların içerisinde fukara Müslümanlar varsa onlara da verebilirsiniz. Yoksa Türkiye'ye de verebilirsiniz. Sıkıntı yok. Kim ki namaz içinde kusar veya burnundan kan gelirse namazdan ayrılıp abdest alsın. Eğer konuşmamışsa namazının geri kısmını tamamlasın. İbn-i Mahac. Bir, hadiste geçen eğer konuşmamışsa namazının geri kısmını devam etsin bölümünü örnekliyorum. İkinlerin sünnetiyle farzı arasında konuştuk.
Bu şekilde anlamımız mümkün müdür? Eğer doğruysa hükmünette ne yapılması evladır? Hadis-i şerifte bir kimse namaz içinde diyor. Namaz içinde olunca mesela sünneti kılarken veya farzı kılarken o kimse kustu. Koşa koşa gitti. İşte çok özür dilerim. Ağzındaki kusmağını temizledi. Ondan sonra üzerine geldiyse üzerindekileri de temizledi. Abdest aldı. Namazı kaldığı yerden devam edecek. Hanefi'ye göre söylüyorum. Mesela ikinci rekatın ayaktaydı, kıyamdaydı. Kustu. Hemen koşa koşa gidecek. Mesela Fatiha okudu, kustu. Fatiha okudu, kustu. Hemen Esselamün Aleyküm ve Rahmetullah. Esselamün Aleyküm ve Rahmetullah. Demeden hatta. Bir de öyle var. Demeden koşa koşa gitti.
Abdestini aldı. Geldi kaldığı yerden devam etti. Namazın geri kısmını tamamlasın bölümünde. Kaç rekat kıldıysa onu kılınacak. İşte o namazı yarım bıraktı. Ardından devam edecek. İnşallah. Geceniz hayır olsun. Ramazan'a şerifin mübarek olsun. Amin. Selamün Aleyküm. Aleyküm selam. Sorum şu. Kişi daha doğmadan mı mürşid-i kamilini buluyor? Yoksa mürşid-i kamil mi müritlerini seçiyor? Bunu böyle söyleyince de işte böyle tembellik çıkıyor ortaya. Ya işte ben ona bir intisap ettiysem intisap edeceğim. Nereden biliyorsun intisap edip etmediğini? Sen aramakla mükellefsin. Sen bulmakla mükellefsin. Bulunca sevmekle mükellefsin. Sevince aşık olmakla mükellefsin.
Yani işte ötelerden işte bulduk. Biz tamam bulmadık. Öyle bir şey yok. Bilmiyorsunuz ki ruhlar alemini. O yüzden biz arayacağız. Allah muhafaza eylesin inşallah. Bu perdenin gerisinde öyle olmuş olsa dahi sakın etrafa böyle bir şey anlatmayın. İnsanlar tembelleşiyor bu sefer. Ya bir üstadı intisap etmek lazım. E zamanı gelince bulur o bizi ya. O mürşidi kamilin başka işi gücü yok. Hani ortalığa düşecek derviş arayacak. Öyle mi? Allah muhafaza eylesin. Böyle kibirlenmenin bir anlamı yok. Böyle söyleyenler için söylüyorum. Bulgaristan'dan selam ve dua ele. Allah yardımcınız olsun. Bulgaristan'a selam. Cenab-ı Hak muhininiz olsun.
İnşallah. Rabbim derslerinizi arttırsın inşallah. Hazreti Ali radiyallahu anh şöyle demiştir. Evlerinizde bulunan örümcek ağlarını temizleyiniz. Çünkü örümcek ağlarını evlerde bırakmak fakirlik sebebidir diye bir şey okudum. Fakat kaynak bulamadım okuduğum yerde. Evimizde örümcek ağı var. Bu sözü göre hareket edebilir miyiz? Evet. Selamünaleyküm. İki yaşındaki kızım normal konuşurken iki haftadır kekelemeye başladı. Kekeleme ile alakalı ne tavsiye edersiniz? Korkmuş olabilir. Böyle bir rüya görmüş olabilir. Veya bir kimse onu korkutmuş olabilir. O yüzden zaman içerisinde geçer inşallah. Olmadı.
Tedavileri var. Ama iki yaşında daha küçük açılır inşallah. Numaranızı benimle paylaşır mısınız? Paylaşayım. Bakayım önce de numaramı. Paylaşayım inşallah. Bizi paylaşmaktan çekinmeyiz. Selamünaleyküm.
Hayırlı Ramazanlar. Size üç sorum olacak. Birincisi bir yaşında oğlum var. Evde yapmasını istemediğimiz bazı davranışlar oluyor. Biri bize dokunmak gibi. Babası olarak bağırmak istemiyorum ama yapmayacağız. Hayır dememe rağmen bazen devam ediyor. Onu yetiştirmedeki eğitimim nasıl olmalı? Ayrıca Allah yolunda salih bir kol olması için nasıl bir yol istemeliyim? Bununla alakalı eserler okuyabilirsiniz, kitaplar okuyabilirsiniz, hadisler okuyabilirsiniz. Çocuklar bir yaşında yapma dediğinizde yapabilir. O zaman pirizlere gidin bir bantla yapıştırın örneğin. Veya kapaklı pirizlerden alın. Böylece onu korumaya çalışın. Bağırmayın, çağırmayın çocuklara. Geçen sohbetinizin birinde Allah Celle Celaluhu, Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, üstad sevgisine ihanet etmeyin dediniz.
Bu ihanete açıklar mısınız? Örneğin Allah'ın yasakladığı günah ve aramları işlediğimizde bunlar da ihanetin içinde midir? Bu herkesin anlayışına bağlı. Benim ihanet anlayışımla kardeşlerin, arkadaşlarım ve ev başkasının ihanet anlayışı farklı olabilir. Üçüncüsü zühd nedir? Her şeyden uzaklaşıp sadece Allah'a yakın olmak denilirken, sevdiğimiz dünyevi zevklerimize hobi, sanat, spor, o ölçüyü yakalamak için nasıl davranmalıyız? Vallahi harika bir zühd böyle hobi, sanat, spor olabilir, yapabilirsiniz. Bu noktada sıkıntı yok. Selamünaleyküm. Mümin hazırca ordumu olmalı mı? Mümin olmak neyi gerektirir? Mümin, sufi nasıl yoller? Cevap verilmesi gerektiği yerde, cevap veren, susması gerektiği yerde susan kimsedir. Selamünaleyküm.
Ben kendi amellerime olmasa da Allah'ın lütfuna, merhametine güvenerekten ölümden çok korkan birisi değilim. Fakat bir süredir ölümden sonraki sonsuzluk düşüncesi beni çok etkiliyor. O kadar ki bazen uykumda dahi uyandırıyor. Tarif edemediğim bir hale koyuyor. Bu durum geldiğinde ne yapabilirim? Allah'ı zikret. Devamlı. Allah'ı zikredersen inşallah bu normalde o sonsuzluk duygusunun, o sonsuzluğun da sahibi Allah. İnşallah o sonsuzluk duygusu sende farklı bir perdeye geçecek. Onun bitmesini isteme. Farklı bir perdeye geçmesi lazım. Allah'ı zikret. Selamünaleyküm.
Günlük namaz, vakit abdestlerimizi niyet etmeden alsak sıkıntı olur mu? Ameller niyetlere bağlıdır. Niyet edeceksiniz. Her amelde. Canım hocam geceniz nur olsun. Amin cümlemiz. Bir abi kardeşine yardım etmekle mükellef midir? Mükelleflik yoktur. Ama kardeşlik, hukuku gereği yardım etmeli. Yani abinin durumu iyi ama kardeşi şu an için çalışmıyor. Ve bir çocuğa bakıyor. Abi de bu durumu biliyor. Ve kardeşi namaz kılmıyor diye yardım etmiyor. Sizce doğru mudur? Yani gönül ister ki o kardeş de namaz kılsın. O zaman Allah'a ibadet etsin. Ve abi kardeş güzel, hoşça bir geçim olsun. O yüzden gönül arzu eder ki Kur'an ve sünnete iki kardeş sımsık yapışsın. Kardeşlik hukuku da doğru olsun.
Selamünaleyküm sohbet konusunun dışında olacak ama çocuk anne babasının yanından odasından kaçıncı aydan veya yaştan itibaren ayrılmalı. Geceniz hayır olsun demiş. Normalde çocuklar emerlerken anneler için zor oluyor. Tabi ayrı bir odada olması. Çocuk sütten kesildikten sonra 3-4 yaşlarında herhalde odalara ayrılabilir. Çocuğun durumuna bağlı. Selamünaleyküm, hayırlı geceler. Günlük virdimi sabah bir, akşam bir çekiyorum. Virdimi çekerken bazen daldığımda, bazen çekmem gereken adedi geçtiğimde bir ses duyardım ve yalnız olmadığımı hissederdim.
Epeydir ses duymuyorum ve kendimi yalnız hissediyorum. Harika, yalnızlık da güzeldir. Demek ki sen kendi kendine sese takmışsın kendine. O yüzden ses kesilmiş. Devam. Selamünaleyküm, bu sabah rüyamda eşimin dükkanının yerini olacağının yanına gelmiş gördüm. Dükkan siyah demir çerçevelerde ve camlardandı. Gün içinde uyuklamışım kocaman bir tencere süt içine kabuk tersi ve bahara tatıp karıştırıyordum.
İyi bereket olacak inşallah, iyi olacak. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm, hayırlı geceler kulak çınlamasının manevi bir sebebi var mıdır? Yok. İkinci sorum, zikrullah sırasında üstümde çok ağır bir yük hissettim. Bedenim kendime çok ağır geldi. Yani sıkılmışım gibiydim. Neden böyle olmuş olabilir? Devam zikrullaha. Öyle ağırlık gelir, yükseklik gelir, alçaklık gelir. Zikrullaha devam edeceğiniz inşallah. Selamünaleyküm, babamın un fabrikası vardı, iflas etti. Ekin borcu kaldı. Köylüye bir trilyona yakın borç var. Emeklisiyle ödemeye çalışıyor. Zor da olsa fabrika çalışmıyor. Bütün mal varlığını sattı. Çocuklarıyla birlikte çalışıyordu.
Onlar da ilgilenmiyor. Ben kul hakkıyla nasıl giderim öbür tarafa diye üslüp ağlıyor. Ne yapması gerekir? O ödeyebildiği yere kadar ödeyecek. Çalışıp ödemeye gayret edecek. Normalde çalışıp ödemeye gayret edecek. Ödeyemedi. Cenab-ı Hak inşallah günahlarının affı mağfiret etsin. Alacaklı olanları da inşallah mahşerde sevindirsin. Selamünaleyküm. Bazı şeyh efendilerin eşlerine vekalet bıraktığını, kendisinin vefatından sonra eşinin ders verdiğini, rüya tevil ettiğini duydum. Bu durumu açıklayabilir misiniz? Bir de seneler önce vefat eden şeyhlerin dersini çekmeye devam edenler varmış. Bu durumu doğru kabul ediyorlarmış. Bu kişilerin hükmü nedir?
Yani şeyh efendilerin eşlerine şeyhlik müsaadesi vermesi, halifelik müsaadesi vermesi doğru değil. O yüzden eşlerine böyle bir şey bırakmaları, tasavvuf tarihi boyunca olmuş şeyler değil. Bunlar tasavvuf tarihi boyunca olmayan şeyler. Ölen şeyhlerin derslerini çeken de tasavvuf tarihi boyunca görülmemiş şeyler. Bunlar son zamanlarda çıkıyor. Ne yazık ki böyle şeyler olunca bir şeyi, bir kimsenin bu noktada eğer başka düşünceleri yok ise neden böyle bir şey yapmaya kalkışsın? Şeyhim bana dedi ki, oğlum bütün herkese söyle, istihara yapsınlar, rüyalarında gördükleri şeyhe intisap etsinler. Bana şeyhimin vasiyeti buydu, benden söz de aldı bu konuda.
bundan başka ben kendimce doğru bulmuyorum. Herkes şeyhi vefat eden bir kimse, evet yeni bir şeyhe intisap edince kadar, bulunca kadar eski şeyhinin dersini çekebilir, zikirsiz kalmamak için. Ama muhakkak bir şeyhe intisap edip onun dersini çekmesi lazım. Geri kalanı ben doğru görmüyorum. Bunu değişik tevillerle yol aramanın bir anlamı yok. Bir kimseye, Hz. Mevlana'nın sözü çok muhteşem. Sen kendine diri, faal yaşayan bir şeyh seç. Emir, selamun aleyküm, niyetliyken istifra etmek. Kusmak orucu bozar mı?
Normalde kendiliğinden eğer istifra etti, kustu, bu orucu bozmaz. Ama böyle kendisi kusmak istedi. Hani böyle kusmak için parmak attı, bir şeyler yaptı, o zaman bir ağız dolusu kusarsa orucu bozar. Ama kendiliğinden kustu, bu orucu bozmaz. Ama ben nasıl olsa kustum, orucum bozuldu deyip de, kusmuğunu yerse orucu bozulur. Başka bir şey yerse yine orucu bozulur. Selamun aleyküm. Suizan nedir? Bir kimsenin üzerinde olmayan bir şeyi varmış gibi düşünmektir. Yani bilmiyor, elinde delil yok, bir şey yok. İşte bu zina ediyordur demek suizan. Ya bu malı hırsızlıkla kazanmıştır. Bu suizan, elinde bir delil yok çünkü. Bir kimse kendisini suizandan nasıl muhafaza edebilir?
Bu etrafındaki veyahut da çevresindeki kimselerin üzerinde hüsnü zam besleyecek. Onların iyiliğini düşünecek, iyidir diye düşünecek. Suizanın yapıldığı yerler var mıdır? Çok. Suizana götüren yollar nelerdir? Normalde insanlar bu noktada Allah'ı az zikredenler, dinlerini bilmediklerinden dolayı yapıyorlar. Selamun aleyküm. Uzaktan akraba veya bir yabancı olsa, kendi ağzıyla fitresini isterse, bu kişiler fitre verilebilir mi? Verilebilir, bunda bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm. Bu sene Ramazan'da Kur'an'ı öğrenmek ve pekeştirmek için program yapacaktık. Programı yaz ayları veya ileri bir tarihte yapabilir miyiz? Yapabilirsiniz, sıkıntı yok.
Öldükten sonra gömüldüğümüz gibi hemen sorgumuz başlıyor mu? Gömülmeyi bekleme. Nefes gitti, bitti. Sorgulandıktan sonra odadaki ölülerle görüşebilir miyiz? Oradaki ölülerle görüşebiliyor muyuz? Yoksa mezarda tek mi oluyoruz? Bir de orada yılanlar, böcekler bizi yerken hissediyor muyuz? Senin vücudunu yerlerken hiçbir şey hissetmiyorsun. Eğer gerçekten manevi durumun yüksekse, ölüsünle de, dirisinle de görüşürüz. Merak etme. Selamun Aleyküm eşim bu koronalı günlerde toplu bir şekilde arkadaşlarıyla buluştu. Ne kadar buluşma, hastalık var dediysem de beni dinlemedi. Ben hamileyim. İki tane de küçük çocuklarım var. Eşim bu yaptığından ötürü vebal altında mıdır?
Yani görüşmemesi lazım. Toplu görüşmelerden uzak durması lazım. Devlet yasaklamış çünkü. O yüzden bundan uzak duracak. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm üstad, peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve Allah'ı iç içe geçirilmiş bir matruşka gibi birlemek nasıl olur? Olabilir. Ben bunlar müteşabi şeyler. Ben Kur'an ve sünnete açıktan muhalif değilse ben olmaz demem. Baba evli kızına fitre verebilir mi? Hayır. Baba evli kızına fitre veremez. Ama damadına verebilir. Baba oğluna veremez. Ama gelinine verebilir.
Ben bunu böyle söylüyorum. Buna fetva var. O yüzden böyle söylüyorum. Ama ben çok böyle sıcak bakmıyorum. Çok naçer bir durumdaysa belki de eyvallah. Selamun Aleyküm. Nefsini bilmek. Nefis nasıl bilinir? Önce Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışacağız. Ondan sonra bir üstada tabi olacağız. Sonra üstada tabi olduktan sonra biz Kur'an, sünnetin hükümlerini üstadda nasıl yaşandığını göreceğiz.
Ve nefsimizi öyle bilmeye başlayacağız. Tanımaya başlayacağız. Yoksa kendi hevamız ve hevesimizden değil. Yoksa heva hevesi insanı batırır. Allah muhafaza eylesin. Üstadım bir arkadaşım Mevlana Celat-ı Rumi'nin mesnevisinde geçtiğini söyledi. Müstehcen hikayelerin olduğunu söyledi. Mevlana'nın çok başka yüzünü gördüğünü ve yakıştıramadığını söyledi. Mesnevide geçen açık hikayelerin altında yatan anlamlar olabileceğini söyledim. Ancak bu konuda bilgim olmadığı için açıklayamadım. Siz bu konuda ne dememizi önerirsiniz. Normalde o müstehcen denilen şeyler insanların kendi nefislerinde var olan şeylerdir. O nefislere ayna vazifesini yapıyor. Ve kınanmaktan, horlanmaktan, eleştirilmekten korkmadan yapıyor.
Bunu böyle bağlayabiliriz. Üstadın rüyasında görüp de ders alanıyla görmeden ders alanlarında bir fark var mıdır? Bir fark, ben çok fazla bir fark görmem. Ama görürse bir kimse rüyasında onun için daha hoş olur. Selamun Aleyküm. Güvenilir bir yayın evinden aldığım Buhari Müslim Tirmizi'den Fıkıh, tefsir, hadis, esma açıklamaları olan bir kitap aldım. Bazı Suud müftülerin fetvalarını da almışlar. Kitap çok satanlarda olduğu için hükümlerinin doğruluğunu size sormak istiyorum. Abdest ve namaz için niyeti telaffuz etmek bidattır. Bu ne Peygamber Aleyhisselam ne de sahabelerin nakledilmemiştir.
Niyetin yeri kalptir. Niyet ettim abdest almaya ya da Niyet ettim namaz kılmaya diye söylemeye ihtiyaç yoktur. Şeyh İbni Baz. Şeyh İbni Baz'ı hiç tanımıyorum. Şeyh İbni Baz'ı tanımadığım için onun bu noktadaki fetvasına da katılmıyorum. Hanefiler demişler ki ameller niyetlere göredir. Çünkü hadis-i şerif ameller niyetlerine göredir. Niyetlere göredir. Hadis-i şerif Niyetsiz bir amelin kabul olunması da mümkün değil. O yüzden biz namaz kılmaya niyet ederiz. Abdest almaya niyet ederiz. Kadının fercinden yel çıkması abdestli bulmaz. Zira bu necaset mahalli değildir. İbni Hüseymin bunu vermiş. Bu feth-i muhayi. Biz Hanefilere göre kadının önünden ve arkasından herhangi bir şey çıkarsa yel dahil abdestin bozulacağına hükmederiz.
Arada bir engel olmaksızın avrete dokunmak abdesti bozar. İşte bu da böyle no hiç ilgisi alakası olmayan bir fetva. Bununla alakalı hiçbir hadis-i şerifi yok. Hanefiler, Şafiler, Malikiler, Hanbeliler böyle bir fetva vermemişler. Bir kimse avret yerine dokundu diye abdesti bozulmaz. Küçüğün veya büyüğün adresine dokunmak bu konuda eşittir. neymiş o el-lecnetü-t-daime İmam Abdülaziz Boğaz Başkanlığı'ndaki ilmi araştırmalar, Fetma Komisyonu'nun verdiği fetvalar. Katılmıyoruz. Hanefi'ye göre böyle bir şey yok. Bunlar Vahabi zihniyetli. O yüzden bunlar Vahabi fetvaları. Bunlar insanların dini inançlarını ifsad eden özel hazırlanmış özel hazırlanmış bir oyun, bir tezgah.
Bizim tertemiz, tertemiz Kur'an ve sünnetten çıkmış Hanefi iştahı, Şafii, Maliki, Hanbeli iştahı varken bunlar ne yazık ki böyle yapıyorlar. Eğer şiddetli, soğuk veya çözüp bağlamada zorlukluluğu gibi sıkıntılar varsa başörtüsünde mesih etmekte sakınca yoktur. Fakat buna mesih etmemesi daha evladır. İbni Huseymin. Bunlar yoldan şaşırmışlar. Yoldan şaşırmış bunlar. Başörtüsünün üzerine mesh edilmez. Mesh edilecek olan şey bir tek meslerin üzerine mesh etmektir. Bunun dışında bir mes söz konusu değildir. Ölü yıkayan ölünün avret yerine dokunursa abdesti bozulur. İbni Baz hiç alakası yok. Hiç alakası yok.
Sapkınlık. Selamun Aleyküm. Son zamanlarda gerek televizyonda gerek sosyal medyada darbe söylentiler var. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir? Hani meşrulaştı ya su uyur darbe uyumaz diye bir söz oldu. Yani ne yazık ki bizim ülkemizde hala da bunlar konuşuluyor. Ve böyle bir kimse böyle nasıl söyleyeyim kendini bilmez ahmakça bir paylaşımda bulunuyor. Bir yazı yazıyor. Ondan sonra da o yazıyı benimseyenler çıkıyor. O yazıyı böyle önemseyenler çıkıyor. O yazıyı kendine mal eden mallar çıkıyor. Ondan sonra da böyle o mallar yüzünden ülke gündemi başka şeyler konuşuyor. Bu böyle o mallar yüzünden oluyor. Ne yazık ki var böyleleri. Yok değil. o yüzden bu ülkede artık darbe olmaz diye düşünmem olabilir.
Olmaz değil olabilir. Bir şeyin adı varsa bir şeyin sesi soluğu varsa demek ki kendisi de vardır. Ama ne yazık ki insanlar bunun peşinde hala da koşuyorlarsa ahmaklarına doymasınlar. Selamun Aleyküm Allah razı olsun sizden ve yayın hekeminler. Teşekkür ederiz. Allah razı olsun. Finans kurumu hesabından altın alıyorum. İnternet üzerinden alıp fiyatı yükselince satıyorum. Fiyatı azalınca satın alıyorum. Mesela 10 bin TL'lik para 11 bin TL oluyor. Bu caiz mi? Bakın bunu normalde biz İslam hukukunun işlenildiği İslam hukukunun olduğu bir ülkede olmuş olsak biz buna caiz diyemeyiz.
Bu faizdir. Bu faiz İslam hukukunun olmadığı yerde bunu yapmak caiz mi? Evet. Bakın bu faiz ama şimdi faiz olan bir şey İslam hukukunun olmadığı yerde yapılabilir mi? Evet. Caiz olur. Bu caiz olur. Mümin müminden yine faiz alıp veremez. Ama mümin mümin olmayanlar faiz alıp verebilir mi? Hanefi'ye göre evet. İmam Muhammed'e göre evet. Böyle olunca bu faiz ama caiz. Neden? İslam hukuku olmadığından dolayı. İkinci sorum. İlk tarikat niçin ve nasıl kurulmuştur? Bu sahabeden sonra züht hareketi olarak başladı bu yol. Önce züht hareketiydi.
Yani dünyadan böyle dünya sevgisinden el el çekmek, dünyayı fazla sevmemek olarak başladı. Sonradan sufilik tarikat adını aldı. Ben biliyorsunuz tarikat kelimesini çok kullanmak istemem. Şu anda da Türkiye'de bir tarikatın var olduğunu kabul etmiyorum. Türkiye'de bir tarikat yok. Niçin tarikata girmeliyiz? Türkiye'de tarikat yok ki tarikata gireceksiniz. Ama sufi olabilir misiniz? Evet. Sufilik yoluna girebilir misiniz? Evet. Yani tasavvuf yoluna girebilir misiniz? Evet. Selamun Aleyküm. Bir rivayette İbn-i Abbas radiyallahu anh'dan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem her resim ve heykel yapan cehennemdedir. Yaptığı her resim ve heykel için orada bir kişi yaratılarak resim yapana cehennemde azap edecektir.
Buyururken dinledim demiştir. Bu rivayetle resimden kasıt nedir? Çocuklarımız resim yaparken kız çocuğu erkek çocuğu resmi çiziyorlar. Tam anlamıyla rivayeti açıklayabilir misiniz? Hayırlı akşamlar. Bu hanefilere göre farklıdır. Mesela bir kimse motomot bir resim yaparsa bütün olarak evet veya bütün olarak bir heykel yaparsa evet hanefiler derler ki bir tarafı eksikse mesela işte bir resim yaptı ama belden aşağısı yok. Bu resim yapılabilir demişler. Veya bir işte aslan resmi yaptı. Aslan resminin örneğin işte benim yaptığım gibi yaptıysa zaten resim yerine geçmez o da yani bir tarafı eksik o zaman ona hadi sen bunu ruh üfle denilecek değil. Bir tamam yaptıysa ona ruh üflenmesi için ona söylenecek diyecek. Hadi bu yaptığın resmi ruh üfle.
İkinci bir sorun da duygularımızın vücudumuzdaki organlarla bağlantısı nedir? Mesela üzgün olduğumuzda midemiz ağrır bunun sufilikle İslam'da yeri nedir? Geceniz hayır olsun. Bazı insanlar yoğun duygular yaşar. Yoğun duygular yaşadığında vücudunda da onun değişik yerlerde etkileşim olur. En zayıf yerlerde veya en kuvvetli yerlerde etkileşir. Bu fıtri bir şeydir. Merhaba hayırlı sohbetler. Bir geçen hafta kimseye halifelik vermediğinizi söylemiştiniz. Fakat YouTube'da Bosna'da bir icazet verdiğinizle alakalı bir video var. Bu konuda ne dersiniz? Halifelik icazeti şeyhlik icazeti farklı bir şeydir. İki Abdullah Efendi bir sohbetinde şöyle diyor.
Derviş mutmainne makamına gelmeyince şeyhini sahte mi gerçek mi olduğunu anlayamaz. Onu en iyi tanıyan içimizde sizsiniz. Dolayısıyla bu söz ile ne anlatmak istemiştir? Mutmainne'ye gelen bir kimse kabir haline vakıf olur. Mesela Üftad Hazretleri ile görüşebilir. İşte Emir Sultan Hazretleri ile görüşebilir. Mutmainne'ye gelen bir kimsenin rüyaları salih rüya daha fazla görür. Kalbine ufak tefek ilham gelmeye başlar. O yüzden şeyhini tanımlamada daha rahat olur. Öyle söyleyelim. eski ders kağıtlarında Abdullah Efendi dergah silsilesine bağışlama yaptırıyordu. Siz de aynen yaptırıyorsunuz.
Bu durumda yine zat haliniz buyurmuştunuz ki aslında şeyh efendi silsileyi yazmamalı. Çünkü çorumlu Mustafa Efendi kendisine hilafet vermemiş demiştiniz. Yani bunun tasavvufi bir gelenek açısından doğru bulmamıştınız. Bunu izah etmeniz mümkün mü? Şimdi bir mürşidi kamil bir şeyh efendi bir kimseye şeyhlik verir. Bir kimseye şeyhlik verince o kimse o silsileyi devam ettiğine işaretir. O silsileyi kendi ders kağıdına alabilir. Neden? Çünkü o şeyh kendisinden sonra gelecek olan şeyhi vazifelendirmiş. elinde bir icazet var. Bir delil var ise o zaman teknik olarak onu delillendirebilir.
Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri hiç kimseye şeyhlik icazeti vermemiş. Daha ileri söyleyeyim. Hiç kimseye halifelik icazeti de vermemiş. Teknik olarak şeyhlik yapan bir kimsenin kendi ders kağıtlarına bir önceki şeyhinin adını yazması teknik olarak doğru değil. Sebep çünkü ona şeyhlik vermemiş ki teknik olarak onu yazsın. Bu icazeti yok bu noktada. Yani bir şeyh efendi başka bir şeyh efendi icazet vermemiş. İcazet vermeyince şunu diyemeyiz biz. Ya bu o şeyhin devamı. Canım kardeşim sen eğer onun zamanında şeyhlik makamına ulaşmış olsaydın o da sana şeyhlik icazetini verirdi.
Bu kim olursa olsun. Demek ki seni o esnada kendi sağlığında şeyhlik makamında görmemiş seni. Şeyhlik makamında bakın bu kimin şeyhi olursa olsun. Bu herkes için geçerli. Teknik olarak söylüyorum. Bir kimse seni şeyhlik makamında görmemiş. Şeyhlik makamında görmediğin görmediğin için görmediğin için sana şeyhlik icazeti vermemiş. Senin ben bunu kendi tasavvufi bilgim dairesinde söylüyorum. O kimsenin kendi daha önceki şeyhini sanki o silseleden geliyormuş gibi ders kağıtlarının yazmasını uygun görmüyorum. Sebep çünkü şeyhliği o vermemiş ona. onun silsilesinin devamı değil. Şimdi bunu bütün herkes için söylüyorum.
Herkes oturur bir şeyhe intisap eder. O şeyh vefat ettikten sonra bakın bunun sapkınlıkları bu. O şeyh vefat ettikten sonra der ki ben o şeyhin devamıyım. Devam eder. Mesela Şeyh Efendi Hazretleri vefat ettikten sonra başka bir kimse şimdi isim zikretmeyeyim yani gıybet olacak dedikodu olacak iftira olacak bir şeye gidecek diye. Başka bir kimse Şeyh Efendi'den dersli olmadığı halde ben Abdullah Efendi'nin devamıyım dedi. Devam etti Şeyh Efendi'nin arkasından. Canım kardeşim Şeyh Efendi bu dergahın içerisindeki nakib nükabbaların hiçbirisine halifelik ve şeyhlik icazeti vermemiş. Yazılı olarak. Sen nereden dersli olmadığın halde onun devamı oluyorsun?
bunlar aldatmaca bunlar kandırmaca bakın ben bunu yapmak istediğim için söylemiyorum. Şeyh Efendi benimle alakalı şeyhliğini ilan et dedi. Bana söyledi bunu. Ben böyle yapamam ben buraya şeyhlik için gelmedim dedim. Bizim başka bir arkadaşımıza söyledi. Sen söyle diye. O da çıktı cemaata Şeyh Efendi'nin söylediğini ilan etti. Öyle olmasına rağmen benim yüzüme sana vermiş olduğum şeyhliği aldım demedi. Bakın böyle bir söz benim yüzüme söylemedi. Benim yüzüme senin dersini aldım. Benim yüzüme senin zakirliğini aldım. Benim yüzüme senin şeyhliğini aldım demedi. Benim arkamdan bir şeyler millet iddia ediyor.
Şöyle dedi böyle dedi. Bu işler dediği dolu ile olmaz. Bir şeyh bir kimseye şeyhlik verdiyse kaldırır telefonu ben sana şeyhlik verdim. Bundan sonra şeyhlik yapabilirsin dediyse o kimse şeyhlik yapabilir. Sonra tiyansın ben senin şeyhliğini aldım. Nereye aldın kardeşim? Pazardan domates biber mi aldın sattın? Mal mı bu? Bu doğru değil. Bak şeyh efendi bu yanlışı yapmadı zaten. Bana telefon açıp diyebilirdi. Evladım sana şeyhlik verdim. Şeyhliğini de aldım. Sana zakirlik verdim. Zakirliğini de aldım. Sana ders verdim. Dersini de aldım. Bunu diyebilir. Şeyhin müritten korkusu mu olurmuş?
Şeyh müritten korkuyorsa şeyh değildir zaten. Bakın bir mürşidi kamilin müritten korkusu olmaz. Müritten korkusu varsa o zaman o kimse mürşidi kamil değil. Korkuyla hareket etmez mürşidi kamil der. Bunu ben yazsam benim çünkü şahitlerim var. O toplantıda bulunan bütün herkes şahit. Şeyh efendi birisine diyor ki ben Mustafa efendiye söyledim. O bunu söylemek istemedi. Çıkacaksın cemaate söyleyeceksin. Herkes Mustafa efendiye intisap edecek. Şeyh olduğunu dahi. E sonra oradan tiyansın dedi döneceksin. Mesela dönebilir ama bana öyle bir şey söylemedi. Ben o yüzden şeyh efendinin üzerine böyle bir şey diyemem.
Döndü diyemem. Başkaları dediğini iddia ediyor. Ha iddia ediyorsunuz siz. Ben o iddiaların neticesinde gittim yanına. Dedim böyle böyle söylüyorlar. Benim dersimi zakirlimi her şeyimi almışsın. Yalan söylüyorlar dedi bana. Bana da söyledi bu. Yalan söylüyorlar. Sen bak işine dedi bana. Eyvallah ona rağmen ama bana yazılı bir icazet vermedi. Hiç kimseye vermedi. Birisinin kalkıp da Abdullah efendinin üzerinden ben onun devamıyım deyip şeyhlik yapması etik değil. Doğru değil. Bakın tasavvuf tekniği açısından doğru değil. O yüzden bir kimse kendince ben bu şeyhimde yetiştim. Ben burada büyüdüm. Ben onun ruhaniyetini okuyabilirim. Okuyabilirim. Bakın ben okuyabilirim.
sebep ben 18 yıl onun yanında durmuşum. Bana emeği var. Ben onu okuyabilirim. Bana söylediği var. Sen şeyhlik yaparsın. Şeyhlik de yapabilirsin. İlan da ettirmiş. Ben istesem onun yoluna da devam ettirebilirim. Ben örnekliyorum bunu. Ders kağıtlarına yazdırabilirim. Ama teknik olarak bana şeyhlik icazeti vermedi canım kardeşim. Çorum'un acı Mustafa efendi de ona vermedi. Senin elinde icazet yok ki bir başkasına verebilesin. Senin şeyhlik icazetin yok. Kime şeyhlik icazeti vereceğin yazılı olarak veremezsin. Verirsin verirsin ama ben yaptım oldu der. Şeyh Efendi de böyle bir şey yapmadı. Kimseye de vermedi zaten. Bir tek nakibinin kabba icazeti verdi beş kişiye.
Geri kalanların nakiplik icazeti verdi. Bu kadar. Şeyh Efendi'nin verdiği bu. Şimdi o yüzden normalde Abdullah Efendi Hazretlerinin den sonra ders kağıtlarına da şeyh efendinin devamıymış gibi ders kağıtları tanzime edenler için ben yine doğru bulmuyorum. Bu doğru değil. Allah affetsin. Bunu böyle şataatvari söylemek istemezdim. Ben koysam hakkımdır. Sebep şeyh efendi ilan ettirmiş bütün herkese. Bunu kabul eder etmez bir kimse. bu ayrı mesele. Birisi der ya hadi ya ne alakası var inanmıyor inanmıyor inanma. İnanmak zorunda değilsin. Ama bunu ben kalkıp söylesem derim ki bu adam kendi kendine uydurdu.
Bir başkası mı söyledi? Evet. Bir başkası mı dedi? Evet. Bu söz kimseye yeterli görür görmez. Bu ayrı mesele. O yüzden burada Şeyh Efendi de Çorum Nacı Mustafa Efendim ona şeyhlik icazeti vermediğinden dolayı yazmayabilirdi. Bence teknik olarak yazmamalıydı. Eleştiril açısından söylemiyorum bunu. Teknik açısından söylüyorum. Şeyh Efendi de teknik olarak bana bir icazet vermedi. Sözlü söyledi. Ben sözlü söylemesine rağmen yazabilir miyim? Evet. Sözlü söyledi. Bütün şahitler de var bu konuda. Bütün eski dervişler o günkü sohbette bulunanların hepsi de şahittir. Onu geri aldı mı bunun gelip böyle tekrar aynı kanaldan ben onun şeyliğini aldım demesi lazımdı.
Öyle bir şey de demedi. Öyle bir şey söylemedi. Ortada öyle kaldı. Ben de zaten ne reddettim dedim ne de işte tamam ben onun yolunun devamıyım dedim. Böyle bir şey de söylemedim. o yüzden normalde Şeyh Efendi'nin eski defterleri açmak gibi oluyor ama yani insanlar da bilsinler öğrenmek isteyenler gerçeği duymak isteyenler gerçeği bilmek isteyenler duysunlar. Abdullah Efendi Hazretleri'nin Çorum'un Hacı Mustafa Efendi'den şeyhlik icazeti yoktu. Şeyh Efendi Hazretleri de ölmezden önce hiç kimseye zahir olarak şeyhlik icazeti vermedi. Ha sözlü olarak Sivas'ta Ahmet Duran abiye verdi söylediğini söyledi bana da söyledi bunu Ahmet Duran'a da söyledim o da şeyhliğini ilan etsin sana da söylüyorum benim sağlığımda sen de şeyhliğini ilan et dedi ben ilan edemem ben söyleyemem efendim hakkınızı helal edin ben buraya şeyhlik için gelmedim kusura bakmayın özür dilerim böyle söylemek
istemezdim dedim ben ben ben söyleyecek imseyi bulurum dedi o da bir arkadaşa telefon açtı söyletti aralarında ne konuştular ne konuşmadılar bilmiyorum o arkadaş biliyor o da arkadaşa şeyh efendinin söylediği sözü bütün derste herkese söyledi ilan etti bu kadar derviş bir rüya görüyor ve bunu üstadına anlattığında üstadım benim rüyama ehemmiyet vermedi ya da rüyamda bana şu şu makamları verdiler fakat üstadım vermedi bu gibi sözlere ne buyururuz bunlar doğru şeyler değil yani bir kimse rüyasında bir makam görür görmez
bir rüyasında şöyle görür böyle görür üstadı ona göre tevil eder üstadı ona göre o makamın rumuzunu biliyordur rumuzu yoktur orada o zaman o makam doğru rüya olmaz salih rüya olmaz ama üstadı ona yorumsuz kalabilir ama bunun gerçeği dönüşebileceğini düşünebilir dua eder ona bu noktada onun üzerine nazar eder bunlar olabilir o yüzden dervişler rüya yorulsun yorulmasın nasıl yorulduysa nasıl yorumlanmadıysa tabi olup seslenmemeleri lazım ama insanlar çok haris bu noktada hele dervişler Allah muhafaza söylesin yani onlar asıl
dinleyip itaat edeceklerine efendim bunun manası ne efendim bunun durumu ne bunu açıklar mısınız ya canım kardeşim her şey açıklanacak her şey söylenecek diye bir kaide yok sakin ol sabırlı ol yoluna devam et hani bu sen sana bir şey olduğunda merak etme biz kıvanç duyarız bundan alkışlarız biz sen kamil bir insan olman bizi mutlu eder bu noktada sıkıntımız yok o yüzden bu gibi sözler doğru sözler değil hatta insanı yoldan edecek olan sözler Allah muhafaza eylesin bazı derviş kardeşlerimiz rüya hal endeksi bir hayat yaşıyor
ve bununla kendilerini doğru ya da yanlış ekseninde görüyorlar örneğin rüyamda ikaz aldım ya da yanlış olayda alırdım hatta usulü fıkıhta tefsirde siyerde hadislerde vesaire olan bazı hükümleri yokmuşçasına sanki ilk onlar farketmişlercesine hayatları rüya hal endeksi olmaya devam ediyor okusan da kitaplarda bu hükümler zaten var ama okumadığı bir meselede yorum yokmuşçasına rüyadan hayata aktarması gibi çetrefeli iç içe geçmiş karmaşık hallerine ne buyurursunuz rüyalarda hallerde hepsi de kur'an ve sünnet tarihisinde
şeriata tabidirler bir kimse rüyasında halinde ne görüyorsa görsün hepsi de şeriata tabidir şeriata tabi olan rüya ve haller sahihtir o yüzden bir kimse rüyasına ve haline göre hareket edeceğinde üstadına haber verme zorunluluğu vardır eğer kendi rüyasına ve haline göre kendi kendisine hareket ediyorsa kendi kendisinin şeyhi olmuştur yani o nefsi ona şeyh olmuştur o kendi nefsinin şeyhliğinde gidiyordur üstadıyla manevi bağı kalmamıştır eğer rüya ve haline göre hareket eden bir kimse var ise çünkü bütün rüyalar bütün haller
bütün kerametler bütün manevi tecelliyatların hepsi de şeriata tabidir şeriata tabi olmayan bir şey şeytanidir zındıklıktır Allah muhafaza eylesin ve hayatı dini böyle yorumlamak tehlikelidir doğru değildir biz hayatı sebepler dairesine zahire göre yaşarız ama rüyamızda bir şey bize ikaz edildiyse halimizde bize ikaz edildiyse biz gider üstadımızı anlatırız işte rüyamda ben evimi satarken gördüm ne yapayım o sat derse satarız ben rüyamda gördüm buraya satarken gördüm satılmaz hiç rüyasında ben malının filanca kimseye verdiği
bir rüya göreni görmedim yani 85 diyelim benim dervişliğim 85 86 diyelim işte 2020'deyiz 34 yıl olmuş 3 aşağı 5 yukarı 34 yıldır ben bir dervişin rüyasında malını git filanca hibe ettiği bir rüya göreni görmedim veyahut da arabanı git filanca hibe ettiği bir rüya göreni görmedim veyahut da git kasandaki 100 bin doları filanca hibe ettiği bir rüya göreni görmedim o zaman bir sıkıntı var daha da söyleyeyim 34 yıl boyunca rüyasında bir fakiri görüp de git bu fakire tasadduk et emri alan birkaç tane derviş gördüm evet
biz uçmaya kaçmaya gelince harikayız nefsimize göre hareket etmek için harikayız adam haram işliyor yanlış olsaydı bana rüyamda gösterilirdi ahmak sen kimsin sen haramı işlerken rüyamda gösterilecek hanımına zulmediyor ben hata yapsam rüyamda görülürüm sen o kadar aşağı düşmüşsün o kadar nefsine uymuşsun ki sen sen rüyanda bile ikaz edilmiyorsun meseleyi o gözle baksana sen biraz senin maneviyatın olmuş olsaydı rüyanda ikaz edilirdin demek ki rüyasında ikaz edilmeyecek kadar düşmüşsün sen kendi kendine ne dev aynasında
görüyorsun Allah muhafaza eylesin 6 biz çorumlu Mustafa efendinin başka icazet verdiği bir kimseyi duymamıştık bize böyle anlatılmıştı çorumlu Mustafa efendi hazretlerinden hilafet 1965'te alan İskilip'li Tığlıoğlu Mehmet ölümü 1994 efendi adında bir zatın yine kendisinden icaz etti bir halifesi halen çorumlu şeyhlik yapmak demiş tekkesinde aşağıdaki kısaca anlatılanlar anlatılan paragraflarda bu konuyu şöyle yazıyor şeyhi olan Kadiri Ali efendinin 1946 yılında vefatından sonra irşada başlayan Tığlılı Hacı Mehmet efendi
Kadiri Halisi şeyhiyken ahiz kılı Ali Haydar efendinin çorumlu Hacı Mustafa anaç efendiye hilafet vermesinden sonra dervişleriyle gidip Hacı Mustafa efendiye biat eylemişlerdir efendi hazretlerinin kendi deyimiyle ustayken tekrar çırak olmuştur kaynak istenirce ayrıca veririm bu durumu siz nasıl değerlendiriyorsunuz normalde çorumlu Hacı Mustafa efendi hazretleri başka bir şeyhe icazet verdiyse o icazetin ortada olması lazım yani bu Tığlılı Hacı Mehmet efendi bir başkasından zaten icazeti şeyh imiş o bir başkasından
icazeti şeyh olmasına rağmen çorumlu Hacı Mustafa efendiye intisap etmeye gitmiş harika bir şey ve çorumlu Hacı Mustafa efendi hazretleri ona eğer yazılı bir icazet verdiyse o zaman bu yazılı icazetin görülmesi lazım yoksa çorumlu Hacı Mustafa efendi o kimseye işte gitmiştir ona tekrar ondan ders almıştır çorumlu Hacı Mustafa efendiden çorumlu Hacı Mustafa efendiden ders alması çorumlu Hacı Mustafa efendinin ona icazet vermesi demek değildir ona ders verir oğlum senle burada şeyhline kardeşim senle burada şeyhline
devam et der bu ayrı bir tekniktir sufilikte ama şimdi şataat gibi olacak böyle bir şey söylemek istemem mesela bir şeyhefendi bu fakiri rüyasında gördü dedim ders alman lazım o da aldım kabul ettim dedi dedim tamam şimdi o kimse şeyh ama icazetli bu noktada o kimse orada şeyhline de devam ediyor ben onu yetişmiş bir şeyh olarak görürsem ona icazet yazmam lazım ona ders vermek farklı bir şeydir ona icazet vermek farklı bir şeydir bunları açık açık konuşuyorum böyle hani bir şey kalsın bir miras
kalsın bir ilim kalsın diye yoksa bir şeyh başka bir şeyhten ders alabilir mi el cevap alabilir ama o şeyhin ona icazet vermesi gerekir icazet vermiyorsa o ders almıştır birbirlerine muhabbet beslemişlerdir birbirleriyle kardeşlik tesis etmişlerdir bu farklı bir şeydir sorular için teşekkür ediyorum açıklayıcı bir sohbet oldu şimdi tabi bu soruların üzerinden herkes böyle bugüne kadar bu mevzuları bu kadar çok açık net anlatmıyordum zaman geçiyor hayat geçiyor böyle de net sorulmadı Allah razı olsun soran kardeşten
teşekkür ediyorum net sorular olunca da tabi net cevap vermek gerekiyor olan neyse onu cevap vermeye çalıştım yoksa hiç kimsenin şeyhiyle yoluyla dervişiyle bir işimiz yok biz insanlara doğru ilim kalsın istiyoruz insanlar kendi kendine sonradan gelenler kendi kendine bilmiyorlar bir sürü şey üretiyorlar bir sürü laf söylüyorlar bu işlerin böyle şaka kaldırır böyle çocuk oyuncağı değildir bunlar o yüzden bir şeyh bir kimseye sana şeyhlik verdim dediyse bu şakadan veyahut da kızgınlıktan veyahut da tiyansından söylenecek
laflar değildir öyle olursa onun şeyhliği tartışılır bu sefer Allah muhafaza eylesin o yüzden bir icazet yazıldıysa bunlar böyle şaka maka şeyler değildir o icazeti yazan onun altına mührü basan onun manevi mesuliyetini alır üzerine o kimse icazetini alıp mahşerde çıkar bu kimse bana şeyhlik icazeti verdi ben bu icazetle şeyhlik yaptım dediğinde o kimse bu sefer bunun sorumluluğunu kaldırması lazım o da demesi lazım ki ben ona icazet verdim bana örneğin işte hazreti pir veya hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
bana bunu emretti der o zaman onun manevi sorumluluğu üzerinden onun çıkar eğer böyle söylemeden bir kimseye sen örneğin kendi kendine sana şeyhlik verdim sen şeyhsin dediyse onun manevi sorumluluğunu almıştır veya ona icazet yazdıysa onun manevi sorumluluğunu almıştır öyle icazet yazmak öyle kolay bir şey değildir bakın kolay bir şey değildir bir kimse bunun manevi ehemmiyetini bilmiyordur bir kimse bunun manevi sorumluluğunu bilmiyordur bir kimse bunun manevi derinliğini veya manevi yüksekliğini bilmiyordur böyle alelade
bir şey söyler söyleyerekten hem kendi başını yakar hem de söylediği kimsenin başını yakar sebep o da kendi kendine boş olduğundan o hale erişemediğinden o hale yetkin olmadığından ben şeyhim diye ortalıkta böyle caka satar ortalıkta hava basar ortalıkta şataat yapar Allah muhafaza eylesin onun hesabını veremez o yüzden bir mürşidi kamil ağzından çıkan kelimelere dikkat etmesi gerekir bir kimse sen burada çavuşsun dedin de o kimse çavuştur o kimse çavuşluğunu yapar ona sen işte nakipsin dedin de o kimse nakiptir o kimse
nakipliğini yapar ve nakipliğini verdiği anda o kimsenin onda manevi delili olması gerekir bir kimse sen nakibini gabbasın diyorsa bir mürşidi kamil bir kimseye onun kendisinde manevi delili olması gerekir manevi delili olmazsa o kimseye böyle söylediyse heva heves olmuş olur bir kimseye halifesin dediğinde zahiren söylediğinde sen halifesin dediğinde bunun manevi bir derinliği ve yüksekliği vardır onun normalde o şeyh efendi o manevi olarak onun sorumluluğunu üzerine alır ve halifesin dediğinde ona icazet yazması
gerekir eğer kendisinde icazet var ise eğer kendisinde icazet yok ise ona halifesin dese dahi ona halifelik icazeti verememesi gerekir vermemesi gerekir çünkü kendisinde şeyhlik icazeti yok ya işte manen verildi manen verildiyse sana zahiren de gelir ayağına senin önüne gelinir konulur Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sana zahiren manen bir şey verdiyse onun zahiri tecelliyatı da sende olması gerekir benim inancım benim bilgim budur sen rüyanda bir şey gördüysen zahiren de sana gelinir onun icazeti
verilir ben bunu bilirim bir kimsenin manevi olarak bir hali var mı manevi olarak bir makamı var mı onun zahiri olarak da gerekçesi gelir öyle Hz. Allah neye kadir değil ki ona kadir olmasın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bu mesele ilham edilmeyecek mi veyahut da zamanında yaşayan mürşitlerin yaşayan şeyhlerin kalbine ilham etmekten uzak mı Allah ona ne lazımsa gelir Allah birisine manevi görev verdiyse ona lazım olan her şey gelir isterse onun hiçbir şey olmasın isterse o dünya üzerinde çıs
çıplak bir adam olsun isterse o dünya üzerinde hiç kimsenin itibar etmediği bir kimse olsun hiç önemli değildir bu Allah için zorluk bir şey yok ki Cenab-ı Hak birisine bir makam verdiğinde kim o makamı alabilecek onun elinden insanlar otursunlar o kimse üzerinden istediği kadar desinler işte onun icazet verilmedi de o şöyle oldu da geç yavrum sen onu Allah ona bir şey verdiyse ona lazım olan her şey verir ne lazım ona icazet icazet de verir ne lazım ona tekke tekke de verir ne lazım ona dergah dergah da verir ne lazım
ona mürid mürid de verir ne lazım ona rüya görecek insanlar insanların rüyasını da verir ne lazım ona olan ona ne lazım sever makam geliyorsa makama ait ne lazımsa ona verilir örneğin bir yere bir vali tayin ettin valinin hukuku bellidir kanunu bellidir elindeki alet edevat araç gereç bellidir sen bir yere vali tayin ediyorsun vali tayin ettin hiçbir şeysi yok nesi vali onun o vali değil devlet odur ki vali tayin ettiğinde valinin bütün alt argümanları doğsun o zaman maneviyat odur ki tasavvuf öyle bir şeydir ki manevi yol
öyle bir şeydir ki bir kimse makam verildiyse ona ona lazım olan her şey verilir hiç kimse boş yapmayacak o yüzden yok şeyh efendi verecekti de vermedi yok şeyh efendi vermeyi düşünüyordu da onun sona işte şu girdi devreye de bu girdi devreye de vermedi bir mürşidi kamil hiç kimsenin emrinde değildir bir mürşidi kamil eşinin çolunun çocuğunun karısının oğlunun uşağının dedesinin nenesinin emrinde değildir bir mürşidi kamil Allah'ın Resulullah'ın sahabelerin pirefendilerin emrindedir onu etkileyecek olan bir şey maneviyattır
rüyasında görür halinde görür kalbine ilham gelir onu etkileyecek olan odur zahiren onu kime etkilemeye çalışırsa çalışsın etkilediğini zanneder o yüzden bir mürşidi kamil hem istikamet sahibidir hem istidat sahibidir hem de bu noktada irade sahibidir iradesi elindedir ben rüyamda birisini görürsem gördüğüm şeyi veririm bedde böyle kendimi bir şey gördüğümden için değil delil olsun diye söylüyorum ben bosnadaki şeyh efendiye bir kaderi ağacının fidanını verdim daha başka şeyler vardı o yüzden ona dedim ki sen kaderi
yoluna burada yürüceksin devam edeceksin ama yani bundan başka bir mana çıkmaz zaten bu ayrı bir bakın ben bir kimse maneviyat onu neyi söylüyorsa onu yapacak ondan sorumlu olmaz der ki ben rüyamda filancayı gördüm bana böyle emretti ben de yerine getirdim bu kadar bakın bu kadar öbür türlü onun manevi sorumluluğu vardır onun manevi bir yetkinliği etkinliği vardır ona göre hareket edilmeli o yüzden benim meşhur tezimdir bu yürü kardeşim sen sufilik yap sen Allah de sen Allah'ı zikret Allah kendisi buyurmuş kim Allah'ı
zikrederse Allah da onu zikreder diye o zaman bu büyük bir delil sen Allah'ı zikret sen yürü senin maneviyet boş bırakmaz sen bir şey yaptın da o senin geri dönüşü dönüşü olmayan olmaz herkes haddini bilecek herkes hukukunu bilecek öyle kendi kendine kendi kendine kendini dev aynasında görmeyecek bu yol tevazu yolu bu yol nefisle mücadele yolu bu yol böyle olduğum yolu değil benim bildiğim bu sen Allah yolunda koştur sen Allah için yürü Allah için sen bir şeyler yap eğer sana bir şey verilecekse bunu kim durduracak ki
yani Ebu Cehil Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğini durdurabildi mi ki yok onu peygamber seçmiş kendine onu peygamber yaptı onu destekledi ona lazım olan her şeyi verdi o zaman bir mürşid-i kamiyesi o kimse ona lazım olan her şeyi verir icaz etmiş icazeti gelir gelir ne lazımsa gelir ona ne lazımsa gelir o Allah yolundasa Allah yolunda koşturuyorsa her şey ona gelecektir mevzu Şeyh Efendi'nin Allah rahmet eylesin durumunu tartışmak değil derdin bu değil Allah muhafaza eylesin
Allah ondan razı olsun kanı yenine Cenab-ı Hak ona rahmet etsin o gerçekten çok zor bir zamanda zor bir vazife icra etti kolay değildi onun işi o yüzden gerçekten kolay değildi o zor zamanda o zor vazifeyi hakkıyla yerine getirmeye çalıştı Allah ondan razı olsun ama ondan sonra gelenler ne yazık ki onu istismar ediyor şimdi ona üzülüyorum yani Şeyh Efendi'den sonra gelen bir kısım zevat bir kısım zevat ne yazık ki Şeyh Efendi Hazretleri'ni istismar ediyor ona üzülüyorum ve gerçekten mahşerde nasıl hesap verecekler
bunu bilemiyorum Allah muhafaza eylesin Allah yardımcılar olsun inşallah selamun aleyküm hayırlı geceler namazlarımı kıldıktan sonra daha çok namaz kılasım geliyor eğer 20 rekağı namaz kılmazsam başıma şu gelir diye kendimi şartlıyorum ve kılmak için gayret ediyorum nasıl bir tutum sergilemem lazım bu doğru değil Allah için ibadet edilir başıma şu gelir bu gelir diye kendinizi dizayn etmenize gerek yok Allah'ı sevin sevgiyle ibadet edin sevgiyle ona doğru koşun sevgiyle onu zikredin Allah mümininiz olsun inşallah hayırlı geceler
ramazanız mübarek olsun amin çocuklarımıza oruç tutturmıyorsak tutturamıyorsak ne yapmalıyız üzülüyorum bana bir yol gösterin Allah sevdirsin Cenab-ı Hak gönüllerine ilham etsin çocuklarınız da diyaloğunuz iyi olsun yavaş yavaş tatlı tatlı hepsi de her şeyi yapar inşallah hayırlı akşamlar benim bir sorum olacaktı ben iki gün üst üste rüyamda çocuğumun olduğunu görüyorum elimde avucumda duruyor çok sevinçliyim mutlu bir haldeyim ve bu arada ben bekarım ne anlama geliyor acaba yardımcı olur musunuz bu aralar çok farklı rüyalar görmeye başladım kurban keserken olsun bir sürü rüya hepsini anlatmıyorum iyi bir şey olmadığı için kucağınızda çocuğunuzu görmeniz inşallah bir muradınızın hasıl olacağına inşallah evlenip çoluk çocuk sahibi olacağınıza işaret inşallah selamun aleyküm ben hep veli mürşidi kamil hep aynı özelliğe sahip zannederdim bilgilendirdiğiniz için Allah razı olsun harika bir sohbet Allah razı olsun teşekkür ederiz selamun aleyküm 12 yaşındayım sizinle bir rüyam paylaşmak istedim rüyamda kocaman bir ay güneşin önüne geçti
her taraf karanlık oldu sonra biraz zaman sonra ay geldiği yerden geri döndü güneş geri geldi ama güneşin parlaklığı çok azdı ve yanıp sönüyordu etkilenmişim bir şeyden o yüzden öyle rüya görmüşsün selamun aleyküm külli irade ve cüzi irade konusunda cüzi iradeye inanıyorum fakat külli iradeyi düşünüp derine indikçe cüzi iradenin varlığını aklım almıyor yaratılmış bir varlığın kendinden bir iradesi olmasını algılayamıyorum bu konularda görüşleriniz nelerdir bizim kendi cüzi irademiz var çünkü mükellefiz sorumluyuz sorumlu olduğumuz için
cüzi irademiz var bunun başka bir açıklaması yok üstadım bana hakkınızı helal eder misiniz uzun süre sizi rüyamda görmedim acaba size bağlı olduğum maneviyatım mı azaldı ne olur ben sizden uzaklaşmak istemiyorum bana dua edin hakkınızı helal edin helal olsun bir türlü cesaretimi toplayıp size anlatamadım beni affedin yaşadığım yeri değil ama yine de anlatmak isterim bir cuma saati evde öğlen namazını kılarken rükuya sağ tarafıma bir ses içtim bana o geliyor dedi bunu duyunca ben çok etkilendim ve titremeye başladım
ve kendimi tutamayıp çok ağladım ve sonra o geldi ve başımı okşadı ve gitti ama ben görmedim sadece hissettim devam edin zikrullah dersinize Allah muhafaza eylesin gelip oğludan selamlar aleyküm selam birden gelir İsa gibi ölmüşleri diri kılar birden gelir birden girer kibir evine Firavun ve Haman olur bu ilahide ne anlamalıyız insan nefsi birden gelir İsa gibi olur ölüleri diriltir birden gelir nefsine uyar Firavundan daha aşağı bir hale gelir Allah muhafaza eylesin selamun aleyküm zekat gıda olarak verilebilinir mi
verilebilinir selamun aleyküm evde dergahta yaptığımız gibi zikir yapmamız uygun mu yapabilirsiniz Allah her yerde zikredilir efendim bir derviş başına gelen mucizevi halleri rüyalarını zikirdeki halleri anlatmıyorsun üstadına hali ne olur hiçbir şey olmaz selamun aleyküm eşim çocuklarım namaza başladılar oğullarım zorlanıyorlar biri kılıp biri kılmıyor vakit uyarıyorum doğru mu tatlı tatlı uyarın çocuklarınızı bir sıkıntı yok selamun aleyküm Rabbim ömrünüzü bereketli eylesin amin aleyküm selam bazı belediyelerce ihtiyaç sahiplerine
faturalarını ödeme sistemi ne yapılan yardım zekat sayılır mı teşekkür ederim Allah razı olsun gemlikten selamlar ve aleyküm selam eğer normalde bir kimse ihtiyaç sahibiyse belediyede onlara yardım ediyorsa bu yapılan zekat sayılır mı belediye zekat veremez ki belediyelerin ödeme sistemine yardım edersen zekat verilir mi belediyede onları kime veriyor onu da bilmiyoruz ki ya kendi tanıdıklarına dağıtıyorsa zengin fakir ayırt etmiyorsa selamun aleyküm ramazan fitrelerinin nasıl verilmesi uygun olur geceniz mübarek olsun
Allah razı olsun fitre normalde bir kimsenin en az bir günlük yiyeceği şey yemek en altı otuz lira bir kimse ne kadar yiyecekse işte günlük yiyorsa öyle versin elli lirası elli liralık versin yüz lirası yüz liralık versin inşallah öyle bir fitre versin zamanı var mı yok bayram namazından öncesine kadar verilmesi lazım inşallah selamun aleyküm efendi halimde babam bana imam caferi sadık hazretlerini anlatıyordu sonra bir ses duydum biz senin babanın
yerine geçtik imam caferi anlattık dedi bu konuşmalardan sonra imam caferi araştırdım güzel ahlakı seviyormuş halimde o ses o sese şöyle cevap verdim babamın yerine geçtiniz ama benim annem babam edep size meydan vermezdi demek ki imam caferi sadıkın yolundaymışlar dedim bu halleri yaşamadan önce halimdeki ses dedi ki biz seni çok yorduk dinlenmeye çektik Allah'a emanet olun efendi çok iyi ne güzel minneti dinlenmeye çekiyorlar bizi dinlemek yok yürü Allah yürü salim dinlenmek yok bana da şeyhim dedi ki kabirde dinlenin oğlum
dedi kabirde dinlenecekmişiz selamun aleyküm okuduğumuz birçok kitaplarda mübarek zatların hayatlarını okuduğumuzda çok derin bir kişilere sahip olduklarını okuyoruz özellikle sünnete çok ehemmiyet veriliyor ve birçok sırların kapılarının bu yoldan geçtiğini ifade ediyorlar sünneti hayatımızda nasıl yerleştirebiliriz okuyacağız öğreneceğiz idrak edeceğiz ve yaşamaya başlayacağız selamun aleyküm ben Fransa'dan yazıyorum ismim İbrahim benim halam Almanya'da korona virüsünden dolayı yoğun bakımda yatıyor sizden ve ağabey kardeşlerden
dua istiyorum Allah mu'ini olsun Cenab-ı Hak şifa versin inşallah selamun aleyküm peygamber Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cenazesini kim kıldırdı Yalova'dan şükrü gönül al iyi akşamlar Hz. Ebu Vakir radıyallahu anh hazretleri kıldırdı sonra sahabeler bölüm bölüm kıldılar selamun aleyküm Allah hidayet verdi emmareden levhameye çıktık bundan sonra tek başıma yol alabileceğimi düşünmüyorum bulunduğum ilçede kamil bir zatın olmadığını düşünmekteyim şimdilik sizden ders alsam olur mu şimdilik olmaz öyle
2. sorun şimdiye kadar hiç sevgilim olmadı elim kız eline bile değmemesine rağmen karşı cinsi olan ilgim devam ediyor 21 yaşındayım bir gün gaflede düşüp rina edeceğimden endişe etmekteyim ne önersiniz evlen hemen 3. sorun bir elbiseye izin verilen sınırı aşacak şekilde necaset bulaştığı biliyor fakat görünürde necasetten eser yok ise bu elbiseyle namaz kılınır mı eğer necaset bulaştığını biliyorsa kılınmaz son sorun bu dünyadan göçmüş evliyalara Allah rahmet eylesin dediğimde içimden ben kimim ki ona rahmet okuyorum
diye bir his geçiyor bizden daha takvalı olmuş insanlara rahmet okunur mu okunur selamun aleyküm kâmet getirmek ne demektir nasıl olur teşekkür ederim o normalde hani bir dış ezem vardır hayyal essela hayyal essela hayyal el fela hayyal el fela Allah'u ekber Allah'u ekber der kâmet de hayyal el fela hayyal el fela gadigam esselatı gadigam esselatı diye ilave edilir selamun aleyküm sizinle bir ramazan ümresinde kahveye karşı otururken size arap kahvesi yaptığım bir ümre hayal edilir bu hayalime amin der misiniz garip
kızacağınızın amin garip değilsin kız ne garip olacağız Allah'ı yesin inşallah selamun aleyküm biz karı koca olarak pazarda seyyar olarak pilav çay vesaire satıyoruz bu tür işleri ramazan ayında yapılması uygun mudur Allah razı olsun yapabilirsiniz şey değil yani sebep şöyle bir şey yani şeker hastasıdır ne bileyim kalp hastasıdır tutmuyordur yolcudur dışarıdan gelmiştir mal satıyordur orada oruç tutanlar olduğu gibi tutamayanlar da olabilir tutamayanlar da yiyecek içecek lazım az önce anlattığınız göğsünün içine alma
hali yaşayamayan biri hiç Allah'ı zikretmemiş müsayılır buradan onu çıkarmayın Allah'ı zikreder ama Allah onun göğsünü genişletmedi manası çıkmaz onu zikretmesi dahi göğsünün genişlediğine genişlemeye aday olduğuna işareti bu hale başlangıç dediniz bizde hiçbir şey yok siz böyle anlattıkça her şeyi bırakasım geliyor yok ya bunun için aratmıyoruz anlatmıyoruz ilim olsun diye anlatıyoruz yapmayın devam edin inşallah Allah muhafaza eylesin olur mu öyle şey hayırlı akşamlar gücümün yettiği nispette ihsan üzerinde yaşamaya çalışıyorum
ancak çetin bir işmiş bunu anladım sanki kıyamet sahnesi yaşıyor insan çevrene bakınca herkesin derdi bu dünya olduğunu görüyorsun sevdiklerine haber vermeye çalışıyorsun gülüp geçiyorlar sen de çok ince düşünüyorsun diyorlar susmak mı gerekiyor din nasihattır selamun aleyküm hangi günler büronuzda oluyorsunuz ben bir bilsem hangi günler büromda olduğumu ben şey vereceğim yani derim şu günler diye ama bunu söyleyeyim hiçbir arkadaşa hiçbir kardeşe randevu veremiyorum yani randevu isteyenler oluyor işte geleceğiz ne zaman oradasın
geleceğiz ne zaman oradasın canım kardeşim randevu veremiyorum ne zaman geldin orada buldun eyvallah bulmadın yine eyvallah böyle bazen işte namaz kılıyorum abdest alıyorum kapıları vuranlar oluyor işte kepenklere vuranlar oluyor yapmayın canım kardeşlerim ya ya kepenk kapalı işte veya kapalı çaldın açan yok Allah yoluna açık etsin vurmanıza gerek yok gerek yok bunlara sünnet üç sefer çaldın açan yok Allah yoluna açık etsin veyahut da günlerce aylarca yıllardır diyorum arkadaşlar benden randevu istemeyin ben randevu verince
bu sefer ben böyle o randevuya sadık kalacağım diye böyle her şeyimi farklı dizayn etmeye çalışıyorum sanki hürriyetim kısıtlanmış gibi oluyor o yüzden benden randevu istemeyin ne zaman geldiniz büro açık gelin görüşün ben kimseye görüşmeyeceğim demiyorum benim kapım herkes açık bu noktada bir sıkıntı yok ama şu gün buradayım değilim bir şey diyemiyorum hakkınızı helal edin selamun aleyküm hocam Allah razı olsun sizden çok şeyler öğrendim hiçbir yerde duymadığım şeyler bunlar hocam bir de sorum olacaktı zikir halinde
kalbimde bir kütle oluşuyor orada bir canlı varlıkmış gibi ve bundan önceleri batmalar sızlamalar oluyor hatta doktora gitmeyi bile düşünmüştüm ama öğrendim ki bu zikir halinden dolayıymış ve şimdi ise kalbimde bir canlı varmış gibi hareketler ve bunun kütlesel anlamda bir ağırlığı var bu kalp genişlemesinin işareti olabilir mi bakın kim Allah'ı zikrediyorsa onun kalbi genişlemeye adaydır devam edin selamun aleyküm oğlum 12 yaşında birkaç ay evvel ders almış kaç tane çekileceği söylenmemiş bazen çekemiyor ders kağıdına göre
zorlanıyor bir de oğlumun sorusu Allah razı olsun inşallah inşallah Allah'ın izniyle demek ben bunu anlayamadım açıklar mısınız Allah razı olsun tekkede sema etmeyi özledim Allah mümininiz olsun inşallah oğlun 7-7 çeksin dersleri inşallah demek Allah'a izin verirse Allah müsaade ederse olacak demek selamun aleyküm astrolojinin yıldız hareketlerinin insan hayatı üzerine ve dünyada yaşanan hastalık ya da doğal hafetler gibi durumlara etkisi var mı evet selamun aleyküm hayırlı akşamlar soru bir nefis canlı bir varlık mıdır
evet ruh ve nefsin çeşitleri var mıdır evet ruh ve nefsin şahsın konumuna göre çeşitlilik arz eder soru ki şeytan olmayınca Allah'a yaklaşmanın bir manası kalmaz fakat merak ettiğimi soruyorum psikolojik ilaçlar beyni etki ediyor bu batta şeytana ve nefse yenilmemek için ilaç geliştirilmesi mümkün olur mu bilemiyorum ki kısaca şeytan ve nefis ile bilimsel olarak mücadele etmemiz mümkün olur mu bildiğim bir dal değil nefis ve şeytanla bilimsel olarak mücadele edilir mi işte laboratuvarlarda ona karşı bir ilaç geliştirilir mi
bilebileceğim bir şey değil şeytan mümin cinlerle uğraşıyor mu cinlere de musallat oluyor mu cinler kendi aralarında mücadele ediyorlar savaşıyorlar selamun aleyküm Bursa Kozüören Köyü'nden sizi izliyoruz bizim sıkıntılarımız size yansır mı sizin sıkıntılarınız da bize yansır mı sever sevdiğiyle her haliyle cuma günü hacamat yaptırabilir miyiz eğer bir hastalık rahatsızlık varsa anında müdahale etmek için hacamat yaptırılabilir hasta olana 14-22 Mayıs arası üniversite ara sınavlarımız olacak bu durumda toplu yerler
açılmış olur vakıflarımız ne zaman açılabilecek bir bilgi var mı şu ana kadar bir bilgi yok böyle bir açıklama da yok ama zannetmiyorum Mayıs ayında veyahut Haziran ayında vakıflardaki derslerin açılacağını zannetmiyorum yani bu belki de en son bırakılacak olan şeylerden birisi olabilir ne zaman camilerde ibadet serbest oldu o zaman belki de vakıflarda da dersler serbest olur ikinci sorum evde durmaktan çok gergin olmaya başladım sinirli bir yapım var ve bu aralar çok daha fazla sinirleniyorum sinirim çabuk alev alıyor
nefsimi terbiye edilmem için ne yapmalıyım ve sizden dua istiyorum Allah muhinin olsun sinirlendiğinde tevhid Allah'ı zikret o bu kavmeti amma sordunuz hah yine kavmet soruyorlar cevaplandırdım selamünaleyküm ben Abdullah Tekdemir İstanbul'dan yazıyorum gün içerisinde oruçluyken çok kızgın oluyorum ve istemeden ağzımdan kötü kelimeler geçiyor orucum bozulur mu ya da orucum riske girer mi orucum bozulmaz ama bir feyzi bir bereketi kalmaz orucum bir fazileti kalmaz o zaman çok yemek yiyorsun biraz yemeği az yese sahurda ve iftarda
biraz böyle düşsün vücudun ve kızgın olmak sinirli olmak doğru değil hayırlı geceler adım Ali 11 yaşındayım ben de ders alabilir miyim 7-7 çek Ali selamünaleyküm eşim bu akşam iftar yemeği sonrası çarpıntısı arttı sohbetinizi izleyemedi bir ara kalkıp sizi rüyasında gördüğünü söyledi rüyayı anlatmadı size söylememi istedi Allah'a emanet olun Allah muhinininiz olsun Rabbim şifa versin inşallah Cenab-ı Hak korusun inşallah 8 ve 13 yaşında olanlar sizler de inşallah 13 yaşında olan sen 11-11 çek 8 yaşında olan sevmenler
sen de 7-7 çek Allah mübarek eylesin inşallah efendim meratiplerden mülhümede olup da veliler kategorisine giren olur mu yani 300'ler veya 1000'lere girebilir mi girmezse bu kategorilere girmenin en alt nefis mertebesindedir ne yapacaksınız mertebe mi ölçeceksiniz mezureyle mi ölçeceksiniz Allah'ın elinizi versin bir kimse 300'ler veya diğer kategorilerde olduğunu bilir mi çünkü bazı velilerin kendilerinin veli olduğunu bilmezler diye biliyorum evet bunlardan olmamız için bize ne tavsiyelerde bulunursunuz doğru olan bu işte
sormulması gereken soru bu Kur'an'a ve sünnete sımsıkı yapışacaksın günah keberlerden uzak duracaksın Allah'ı çok sevip Allah'ı çok zikir edeceksin Kur'an ve sünnet yolunda hizmet edeceksin hizmet hizmet insanlara yardımcı olacaksın ahlakın düzgün olacak inşallah dünyadaki cennet bahçelerini zikir meclisleri olarak görüyoruz rüyadaki söylenen cennet bahçeleri de aynı mı zikir bahçeleri cennetten normalde zikir halakaları cennet bahçesidir dünyadaki rüyalardaki cennet bahçesi gördüğün rüyaya bağlıdır geceniz hayır olsun
ben son iki haftadır ibadetlerimde lezzet alamıyorum gafletten kurtulamıyorum daha önceleri Risale-i Nur okuyordum şimdi mesnevi okuyorum onu Risale-i okurken ki bilinci alamıyorum üstadım ibadetlerimi eksiz yapmak Rabbime güzel bir kul olmak istiyorum söyledikleriniz benim için önemli ibadetlerden lezzet almak için yapılmaz hata burada Allah için ibadet et selamünaleyküm otomotiv sektöründe çalışıyorum band sistemi seri üretim yapan bir fabrika bazı vardiyalarda namaz sıkıntı oluyor hattın destek operatörleri namaz vakti
yardıma gelmek istemiyor ama sigara içenleri sigarayı gizliden gönderiyor bu gibi durumlarda bizim tepkimiz ne olmalı ne yapmamız lazım yalan söyleyip tuvalete gideceğiz deyip mi namaza gidelim ya da o vaktin namazını kazaya mı bırakalım cem edin selamünaleyküm evimizin mutfağında fayansların aralarından karıncalar çıkıyor onları öldürmek istemiyorum karınca berekettir diyorlar karıncalar mutfakta yiyeceklerin içinden bile çıkabiliyor ne tavsiye ederseniz karınca eve taşıyorsa berekettir evden dışarı çıkarıyorsa bereket değildir ama o karıncaları kovan böyle bir aktarda bir ot var bir böyle şey o ottan serpseniz onların yoluna onlar kaçarlar gelmezler inşallah selamünaleyküm ben Efe 9 yaşındayım 3 yıldır altyapı kulüpte yüzüyorum ama içimde şüphe var çünkü yüzme kıyafetleri dar ve kısa sürtünmeyi azaltmak ve rahat hareket kabiliyeti için ama farza sünnete uygun değil ne yapacağımı bilemiyorum devam etmeli miyim devam edersem günah işliyor muyum ne tavsiye edersiniz normalde eğer göbek deliğiyle diş kapağının arasını örter de yüzersen bunda bir sıkıntı olmaz
selamünaleyküm haftaya berberler açılacak bizler ne zaman tekkemizle derganımıza buluşacağız öngörünüz var mı biz derviş abilerimiz ve derganın halısının desenini bile özledik hayırlı geceler önceden tevhid çekerken zikrederken severek muhabbet de yapıyordum şimdi o duygu hissi yakalayamıyorum yeniden sevmek için tövbe zikir mi çekmeliyim dersinize devam edin bir kardeş sohbeti kaçırmış herhalde o yüzden onun rüyasını yormuştum bir daha yazmış
selamünaleyküm ramazan ayının ilk günden bu yana namazımı kılmaya başladım eşim sizden dersi onunla birlikte zikir yaptım gece zikir yaptım gecesi rüyamda tevhid çekiyordum uyandığımda zikirle uyandım bir de İsmail Hüsna kitabını okuyorum Allah'ın isimlerini zikretmek mürşede tabi olmadan çekebilirler mi İsmail Hüsna'yı çekebilirsiniz tevhid la ilahe illallah çekebilirsiniz bunda bir sıkıntı yok inşallah El Rahman ve El Rahim ismi şerifini bin tane çektikten sonra duada bulundum duam kabul oldu böyle devam etsem uygun mudur
sayısız çekin tevhid çekin inşallah selamünaleyküm gülünce esneyince ağlayınca gözden yaş gelmesinin abdesti bozduğunu duymuştum fakat bunu birine söylediğim zaman inanmayıp öyle şey mi olur diyorlar bu konuda cevap vermeli miyiz bu konuda şey var Hanefilerin arasında da farklı iştahatlar var ondan sonra işte gözyaşıyla alakalı bozmuyor diyenler de var o yüzden bu konulara girmemek daha iyi insanlar bu sefer yani bozmuyor diyenler de var olduğu için bu konulara bu böyledir deyip iddia edemezsiniz farklı iştahatlar var
çünkü selamünaleyküm arkadaşlık ve dostluk yaşadığım kişilerden hak etmediğim söz ve davranışlarım yaşayınca mesafe giriyor araya bu durumda beni üzüyor dostlarımı ve kardeşlerimi kaybetmek istemiyorum bu durumu ara ara yaşıyorum hatayı nerede yapıyorum nasıl davranmalıyım yapmadığım söylemediğim haksızlığı nasıl atlatabilirim kalbim meşgul oluyor bu benim nefsimdense duanızı istirham ederim demiş kardeş bir kimse kendince kendi dairesinde hani hak etmediğimi söz olarak görmeyecek benim nefsime bu lazımmış nefsini terbiye
olarak görecek Allah'ı zikredecek arkadaşlarına etrafına yine hayır hah olma iyilik yapmaya devam edecek hak etmediğimiz her şey olabilir bizim başımıza biz Allah için yapıyoruz çünkü Allah için yapınca o kardeş bize başka bir şey davranabilir başka şey söyleyebilir hiç bunlara sıkıntı yapmayın yolunuza devam edin selamünaleyküm az önce sapkın fetvaların olduğu bir soru sorulmuştu o fetvaları verenlerin gruplarını yayınlarını sapkın oldukları gerekçesiyle ifşa etmek uygun olur mu olur herhangi bir hadis veya divanlarda
divanlardan okuyanlar anlayamadıklarında bana soruyorlar sorduklarında anladığımı aktarmak doğru olur mu bunun edebi nasıl olur olabilir bunun da bir sıkıntı yok selamünaleyküm rüyamda mescitte namaz kıldıktan sonra öbür insanların kıblesini değiştirdiğini gördüm mescitteki herkes sol taraflarına doğru secde ediyorlardı böyle yapınca ben bugüne kadar yanlış yere mi secde ettim diye korktum sonra insanlara sordum neden böyle yapıyorsunuz dedim onlar da bazı günler kabe'nin öbür yüzüne secde etmek için kıbleye ters şekilde
namaz kılarız dediler ben de ama siz sol tarafa doğru secde ettiniz tersine doğru secde ettiniz etmeniz gerek dedim onlar da biz normalde kabe'nin üst tarafına doğru namaz kılarız dedi bu rüyanın tabirini rica ediyorum inşallah dervişlerin rüyasını tabir etmeyeceğim dediniz ben derviş değilim sadece sizi internetten tanıyorum eyvallah Allah yiyesin inşallah insanlara tabi olma Allah ve Resulüne tabi ol Allah ve Resulüne tabi olup öyle devam et insanların sözlerine ve davranışlarını Kur'an ve sünnete uygun olanlarına
tercih et uygun olmayanlarına tercih etme dışarıdan etkilenen bir kimsesin o yüzden dışarılardan etkilenmemeye gayret edin inşallah selamun aleyküm siz üstadınıza nasıl soru sorardınız dervişlik hayatınız boyunca çok soru sordunuz mu valla ben çok soru sordum desem yani doğru olmaz nasıl söyleyeyim o bana derse bir sorun var mı diye ben sorardım eğer bir sorun varsa genelde bizim o ben o bana sorardı öyle söyleyeyim yani sorardı derken bilmediğini değil bu konu hakkında ne düşünüyorsun bu nedir diye yalnız kaldığımızda
ama bizde zaman zaman içinden çıkamadığımız şeyleri sorardık tabi bunda bir sıkıntı yok bir de efendim hanım evde pasta yapıyor satıyor insanlar kendi figürlerini istiyorlar o da yapıyor bu uygun değil mi demiş böyle bunun gibi figürler pastanın üstüne koyuyor böyle tam bir şekilde bunlar tam figür değil aslında bu bana atılan resimler o yüzden bunlar böyle tam figür olmadığı için böyle hani mükemmel bir insan tiplemesi değil bunlar bunlarda bir sıkıntı olacağına inanmıyorum selamun aleyküm yolumuzun alamet-i farikası nedir
Kur'an'a ve sünnete sımsık yapışmak vatanını ve milletini sevmek kardeşlerimizin bu yolda olduğuna dair hepsinde bulunan ortak özellik nedir bu söylediğindir kimler ben bu yola aitim der kim aidet kesbediyorsa o kardeşlerimizi tanımasak dahi yoldaş olduğumuzu nasıl anlarız aynı heyecanı aynı duygu yaşıyorsak yoldaşızlar ayrıca küçük bir evde yaşıyoruz tuvalet banyo ve lavabo aynı yerde burada abdest almak istemiyorum ama mecburum burada abdest alınabilen bir sıkıntı yok besmele çekip niyet için dışarı çıkıp tekrar abdest
için geri dönüyorum niyette besmeleye ihtiyaç yok yani bu öyle bir yerde abdest alıyorsanız niyet edeyim abdest almaya abdestiniz alıp çıkacaksınız cuma namazında ön saftaydım hutbe bitince bitimine yakın elimden çok küçük bir miktarda kan çıktı ancak kalkıp abdest alacak vakit bulamadım önümdeki fayanslardan hemen temin edip cuma'nın farzını kıldım ancak aklıma şüphe kaldı yorumlarsanız sevinirim normalde su yakın gidip abdestinizi alabilirdiniz bir sıkıntı olmaz ama cuma'nın farzına normalde yetişebilemeyecek kadar
bir vaktiniz yoksa evet temin edebilirdiniz annem ağır engelli konuşamıyor genellikle yatıyor bu üç ayların başında miraç gezisinde bir gece önce akşam insanı vaktinde yakin el işaretiyle anlattığı kadarıyla uyanıkken yattığı odaya yoğun bir şekilde ışık geldi zor zahmet kalkıp perdeyi açtığını göğün ikiye yarıldığını yoğun bir şekilde ışık geldiğinde anlattı Allah yiyesin inşallah Allah'ım Rabbim annenize şifa versin hakkınızı helal edin bir sorun var internetten altın gümüş alım satımında şans faktörü de etkili oluyor
bu caiz midir normalde caizdir sıkıntı yok Ebu'l Vefa Hazretlerinin 80 halüvesi mevcut iken 40 tanesi veli mertebesindeyken bunların 17'si daha kamil mükemmel yani irşadda ehliyetli oldukları lakin irşad yetkilerinin olmadığı ve şeyhlerin bu vaziyette dahi onları tezkiye ve terbiye noktasında takipte olduğu nakledilir günümüz ehli tarikatın üstadlarıyla olan ilişkilerini nasıl görmekteyiz halifeler vekiller müritler açısından bu konuyla alakalı bir uzun bir sohbet ettik o yüzden sohbetin içerisinde bu konu var geçti
inşallah sohbeti dinlemekte fayda var selamun aleyküm öncelikle Allah sizden razı olsun Bursa'dan bir kardeşim vesilesiyle yayını Kütahya'dan izliyorum sizden ders talebim var ben Murat Demir inşallah Murat kardeş Cenab-ı Hak nasip ederse size de ders veririz inşallah selamun aleyküm İstanbul'dan Muhammed ben sadece sizden öğrendiklerimi yaşayıp yolu izlemek istiyorum Allah rızası için rüyalara hayır olsun deyip geçeyim mi yoksa hep bildireyim mi Allah iyi etsin hayır olsun de geç Allah yardımcın olsun dervişler rüyalarını
anlatmasa da üstad gelişimini maneviyatta veya zahiren fark edebilir mi üç aşağı beş yukarı Allah fark ettirir inşallah hayırlı geceler bir rüyamda ölmüşüm gömüyorlardı ama dervişler rüyalarını rüyalarını anlatmasın dedik ya rabıta nedir e rabıtayı sohbetin başında anlattıydık Allah rızası için muhabbet beslemek sevmek ve kalbini bu noktada sevgide diri tutmak hayırlı geceler seher vakti tam olarak ne zamandır namaz kılma vaktinden güneş doğuncaya kadardır bazı kaynağılıklarda imsaktan önce sahur vakti olarak belirtiyor
olabilir ama seher vakti namaz kıldıktan güneş doğuncaya kadardır bildiğim kadarıyla sohbetlerinizi dinlerken zikir yapabildiğimiz gibi Kur'an-ı Kerim okuyabilir miyiz zikir yapılabilir aşıklar aynı zamanda ebdallardan mıdır aşıklık için belli bir nefis meratinde olma hali var mıdır vardır inşallah inşallah aptallardandır ders almak istediğimiz kişinin yanında olmamız gerekir mi telefonla veya uzaktan kalben olur mu aslında böyle onun gitmesi lazım orada biatlaşması lazım karşılıklı olması lazım ama korona günleri
ya şimdi bu hafta başlayan uygulamanın adı askıda fatura siteye fatura bilgilerini giriyorsunuz bu site üzerinden herkes açık yapılıyor herkes faturasını girebiliyor ödemek isteyenlere hangi aralıkta ödeme yapabilirsiniz diye soruluyor o aralıktaki faturaların sadece rakamı görebiliyor ve istediğini seçip ödeyebiliyor belediye başkanının ifadesiyle iki günde iki milyon TL'lik fatura ödenmiş ben sadaka niyetiyle ödemek istedim sistemi görünce vazgeçtim herhangi bir kıstası olmadan zengin fakir herkes faturasını ödetebilir
sadaka sayılır mı sadaka fakirlerin selamun aleyküm geceniz hayır olsun gece rahatsızdım sizi dinlerken uyuyakaldım çok az ve o anda rüya gördüm ama derviş kardeşler rüya anlatmasın demiştim hakkınızı helal edin selamun aleyküm hocam ailem ve ben hanefi mezhebine bağlıyız evlenmeyi düşündüğüm kişi Allah ve peygamberimize inanmıyorum diyor ezan sesini duyduğu zaman yadırgıyor ben de düzelmesini ve inanmasını istiyorum ne yapmam gerekir o işin çok zor ya inanmayan bir kimseye kimseyi bu haliyle nikahını alamazsın bir kadın
çünkü inanmıyorum diyorsa onun nikahına bir erkeğin alması mümkün değil mümkün değil diyorum bakın ancak o iman ederse olur Allah iyi etsin inşallah kıymetli dostlar saat 1.56 sorular da bitti Allah gecenize hayır etsin inşallah biz bir kısa inşallah bir tevhid okuyup yine geceyi sonlandıracağız cumartesi gün soru serbest ne kadar inşallah istediğinizi sorabilirsiniz herkese hayırlı sahurlar
geceniz mübarek olsun selamun aleyküm
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.