mustafaozbag.org

İbnü'l Arabî

Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinde 220 ayrı anda

640. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

27 Aralık 2019 · 59:36

Şimdi bir kimsenin ben onu istidat olarak demiyorum. Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri onu istidata bağlıyor direkt. Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri diyor ki bir kimsenin dervişlikte sufilikte istidatı var ise ancak öyle derviş olur. Ondan sonra sufi olur. Eğer istidatında dervişlik sufilik yoksa bir zaman dervişlik sufilik yapsa da o normalde sonradan o dervişlikten o sufilikten vazgeçer veyahut da oradan düşer veya oradan ayağa kayar gider der.
Muhyiddin İbni Arabi. Hatta bunu bir de şey olarak hadis-i şerif olarak nitelendirir. Hani bir kimse mümin doğar mümin yaşar kafir ölür mümin doğar kafir yaşar mümin ölür buna bağlar hadis-i şerif olarak da veyahut da işte bir hadis-i şerif daha var ya hani bir kimse salih bir amel işler işler işler işler ömrünün son döneminde öyle bir yanlışlık yapar o küfür olarak üzerinde küfür olarak ölebilir.
Şimdi Çanakkale'liler bu mevzuyu daha iyi şey yapacaklar ne olur hatırlarlar istidat meselesini sohbet ettiydik orada Arabi'den konuşurken zannediyorum şey Adem'den sonra şitfasında mıydı neydi istidatla alakalı. 4-5 kere geçti hep böyle anlattık bunu orada ondan sonra normalde aslında o Çanakkale'deki Muhyiddin İbni Arabi'nin füsus sohbetlerini bütün dergahın iyi dinlemesi lazım.
Yani çok iddialı değiliz bu noktada o yüzden mesela şeyin Çanakkale'deki Muhyiddin İbni Arabi sohbetleriyle şu kitap bizim bu noktada hatta mesnevi şerhleri de bunu böyle cem edersek bizim tasavvuf noktasında duruşumuz akait noktasındaki akait noktasında duruşumuz da bizim bu noktada aynamız gibi göstergemiz gibi veya delilimiz gibi.

TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 27 HAZİRAN 2020

28 Haziran 2020 · 2:44:37

Öyle olunca hani burada Hazreti Pir de Allah-u Alem sanki Muhyiddin İbn-i Arabi'nin dili gibi olmuş. Ve diyor ki onların asılları önceden de ateşti. Sonunda da asıllarına gittiler. Yani su aslı sudur. İşte buharlaşır yağmur olur döner yine su olur aslına döner. Nereye giderseniz gidin bir şey buzdur buzu eritirseniz su olur buhar soğutursanız su olur aslına döner her şey.
Mevlana Hazretleri naz ehli naz etmez buyuruyor. Burada geçen naz nedir? Naz ehli kimdir? Bir naz ehli bulmak lazım ki ona nazı soralım. Naz ehli kimdir? Ona bir diyelim. Ama hani Muhyiddin İbni Arabi'den buna bir örnek verelim. Allah-u Alem herhalde naz ehli oydu. Hani bir gün Beytullah'a sırtını dönmüş. Beytullah'a sırtını dönüp dua ediyormuş.
Tövbe edecek, ibadetlerine devam edecek. Arabi hazretlerinin secaretül numaniye fi devletül osmaniye adlı kitabında Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin vefat etmeden söylediği bir söz geçiyor. Sin şına girdiği zaman Muhyiddin'in kabri meydana çıkar.
Bu söz alimlerce şöyle çözülmüştür. Sin ile kastedilen Sultan Selim yani Yavuz'dur. Şın ile kastedilen ise Şam şehridir. Sultan Selim Şam'a gelince Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin kabri bulunacaktır. Aynen denildiği gibi olmuş ve mübarek zatın kabrini Yavuz Sultan Selim bulup yaptırmış. Daha başka Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin MK adında biri tarafından da kurulacağından bahsetmiş.

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 01.09.2022

2 Eylül 2022 · 1:01:37

Allah'ın ne olmadığını söylerler, Bakın Allah'ın ne olmadığı, Yani Allah şu değildir, Doğmamıştır, Allah doğurmamıştır da, Yani bak şimdi burada olumsuzlukları söylüyor, Yani bir kimse Allah'ın üzerinde, Herhangi bir şey atfetmesin diye, O değildir, Bu değildir, O değildir, Bu değildir, O değildir, Bu tenzihtir, Ama bu imanın, İlk önce kemale ermesi için, Bu lazımdır, Eğer tenzihi bilmiyorsa bir kimse, Teşbihte küfre düşer, Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri, Teşbihi kabul eder, Arabi kabul eder, Eğer ki sen o seviyeye geldiysen,
Mesela, Muhyiddin, İbni Arabi Hazretlerinin, Füsusunu, Dervişlerin okuması, Yasaktır, O yüzden, Mesnevi'nin, Veya, Divan-ı Kebir'in, Dervişlerin okuması, Yasaktır, Eşimdi, Herkes kullanıyor onları, Bir güzel söz olarak, Herkes, Bir bakmışsın, Mesnevi şerh ediyor, Mesnevi şerh edecek olan bir kimsenin, Daha mesnevi okunurken, Onunla alakalı, Ayet-i Kerime'yi, Hıfzından getirmesi lazım, Onunla alakalı, Hadis-i Şerif'i bilmesi lazım, Bilmesi lazım, Yoksa, Düz şiir gibi okuyacak, Gidecek onu o, Veyahut da, Kendi heva ve hevesinden,
Onu yorulmamaya kalkacak ki, Büyük bir çoğunluğu onu yapıyor, Veya, Füsus okumaya kalkıyor bir kimse, Füsus okumaya kalkınca, Batıyor, Sebep, Canım kardeşim, Füsus'a sadece, Bilgi de yetmez, Bakın, Füsus'a bilgi de yetmez, Füsus'u okuyacak olan bir kimseye, Hal ilmi lazım, Nasıl hal ilmi lazım, Evet, O Muhyiddin, Arabi Hazretleri ile, İrtibata geçebilecek bir, Hal ilmi lazım ona, Eğer o hal ilmi yoksa, Kapatsın Füsus'u okumasın, Ciddi ciddi söylüyorum bunu, Okumasın, Okumak zorunda değil, O hal ilmi, O kimsede olacak,
Siz hal ilmini, Sadece, Zikullah da, Halakada, Abdülkadir Geylan Hazretleri'ni, Görmek olarak görüyorsunuz sadece, Değil, Bir çıt ileri, Konuşuyor musun, Onu söyle bana, Hal ilmini, Sadece Muhyiddin, İbni Arabi Hazretleri'ni, Görmek olarak görüyor, Şeyhler bile öyle görüyor, Değil, Onunla konuşabilmelisin, İrtibat kurmalısın, Sorabilmelisin, Cevabı da alabilmelisin, O zaman, Füsus oku, Senin hakkındır, Hatta o zaman, Mesnevi, Sen otur, Şerh et, O zaman diyelim ki, Sana sen, Mesnevi şarihisin, Eyvallah, Ama öbür türlü,

Mesnevi Okuması (2035. Beyitten) 19.10.2024

20 Ekim 2024 · 1:27:34

Biz bu insan derecesi, Adem derecesinde yaşayan varlıklarız. Bunun bir üst makamı var, o ne? Şehadet mertebesi diyoruz biz oraya. Hani bir şeyin şahitlendiği, görüntüye çıktığı, burası da biz aslında, benim gaybden anladığım şey farklı bir şey, ama ben normalde varlık dereceleri açısından baktığımızda, onun işte insan mertebesi, bir üst katman diyelim biz ona, şehadet mertebesi, onun bir üst katmanı, Muhyiddin İbni Arabi'den gidersek, misal mertebesi, onun bir üst mertebesi, ruhlar mertebesi, onun bir üst mertebesi, ikinci ta'ayyün dediğimiz şey.
Burası normalde işte genel manada, genel manada. yani bütün insanların hepsine olmasa da büyük bir kısmına kapalı olan yer. Bakın ruhlar alemi değil, onun bir üstü dediğimiz ikinci taayyün mertebesi. Arabi dilinden bakarsak ikinci taayyün mertebesi. Yok Arabi dilinden bakmazsak, hani ben böyle Muhyiddin İbni Arabi bunu böyle tahsif etmiş, anlatılması kolay böyle olunca.
Bak bilinmezdi, işte taayyünsüzlüktü. Allah bilinmekliği istedi, Allah'ın Allah olarak tecelli etmesi ve bir şey yarattı. Bu da nur-u Muhammedi. O zaman bu ne oluyor? İkinci taayyüne denk gelen yer. Karşılığı ikinci taayyün. Arabice bakarsak, Arabi bunu Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri, bunun farklı bir şekilde, da tafsilatlı olarak anlatmış, hususunda, fütuhatında.
Yani oralara girip de incelemiş değilim şimdi. Çünkü ayrı bir ekoldür o. Muhyiddin İbni Arabi bu meseleye bakarken, o aşkın aşkınlığından anlatır bunu. Bakın, aşkın aşkınlığından. Yani aşkın aşkınlığı dediğim şey şu, yani o Allah'ın aşkın bir şekilde tecelli etmesi. Nereye?

Mesnevi Şerîf Şerhi (1507.Beyit) 31.12.2022

4 Ocak 2023 · 56:27

Biz bu varlık alemini, geçici, mukayyet varlık olarak görürüz. Eski dilde mukayyettir. Yeni dilde geçici derler. Biz varlığı, tamamiyetle, mukayyet bir varlık olarak, geçici bir varlık olarak, hatta Muhyiddin İbni Arabi, gölge der buna.
Gölge bir varlık olarak görür. Asla bu varlığı, buradan yeni Arabicilere sesleniyorum. Muhyiddin İbni Arabi, varlığı hiçbir zaman, Allah olarak görmemiştir. Muhyiddin İbni Arabi Hazretlerine, iftira atıyorsunuz.
Bu, panteistiktir. gerçek sufileri, kalbi çalışan sufileri, kandıramazlar. Muhyiddin İbni Arabi Hazretlerinin, arkasına saklanıp, panteistlik yapmasınlar. Muhyiddin İbni Arabi Hazretlerinin, arkasına saklanıp, Muhyiddin İbni Arabi Hazretlerine, söz getirmesinler.
ona da iftira, ona da iftira, atmasınlar. Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri, ondan öncesi, Gazali, ondan öncesi, Kindi, ondan öncesi, Muhasibi gibi, zatların, hiçbirisi de, panteist değildir. Bu silsileyi, hiç kimsenin, kirletmeye, hakkı, yoktur.

Mesnevi Şerîf Şerhi (1435-1445. Beyit) 10.09.2022

11 Eylül 2022 · 1:21:49

Sahabelere yalancılıkla itham ediyor, koyacağınız kenara. İmam Gazali'ye küfrediyor, koyacağınız kenara. İmam-ı Azam'a hakaret ediyor, koyacağınız kenara. Kevseri'ye laf söylüyor, koyacağınız kenara. Muhyiddin İbni Arabi'ye laf söylüyor, koyacağınız kenara, not alacağınız. Hazreti Mevla'ne'ye laf söylüyor, not alacağınız, koyacağınız kenara.
O zaman içi ne? Hani Cebrail aleyhisselamla yürüdüğü yere kadar zaman içi. Cebrail aleyhisselamın, ya Resulallah, ben buraya kadar benim mesafem. Bundan sonrasını artık kendin yürüyeceksin dediği yer, zamandan dışarı olan, zaman üstü. Biz oraya, hani bunu Muhyiddin İbnü'l Arabî Hazretleri ahadiyet makamı der. Oraya da bir makam koyar.
Muhyiddin İbnü'l Arabî bunları anlatırken, Fisus'un da bunlara makam koyar. İsimlendirir. Orası da ahadiyet makamı. Yani birin bir olduğu yer, öyle diyelim. Bakın birin bir olarak durduğu yer. O birden de kastımız ne belli değil. Birden kastın ne olduğu belli değil. Hani ahadiyet dediğimizde, hani bir, birden ne kastedildiğini de bilmiyoruz.

Mesnevi Okuması (1775.Beyit) 11.11.2023

11 Kasım 2023 · 1:01:18

O inciteni sen, halktan görürsen ikiliktesin. O inciteni haktan gördüğün anda kemale erersin. O inciteni haktan görmezsen, hep ikiliktesin. Hani anlatırım ya bazen, Muhyiddin İbn-i Arabi, yakaza haldeyken, Allah'la konuşuyor.
Allah diyor ki, ey Muhyiddin neyle geldin? O da diyor ki, tevhidimle geldim ya Rabbi. Öyle söyleyince, Cenab-ı Hak diyor ki, ey Muhyiddin, geçen gece diyor, süt içtin, süt içtiğinde süt dilimi yaktı dedin.
Dilini yakan süt müydü, ben miydim? Muhyiddin İbn-i Arabi başlıyor tövbe etmeye. İkilik kaldırmaz çünkü, aşıklık. öyle olunca, senin etrafın seni incitir, gözünün önündeki seni incitir, evladın incitir, eşin incitir, yanında çalışanın incitir, arkadaşın incitir, dostun incitir, en çok seviyorum dediğin, seni en çok seviyorum diyen incitir.

509. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

29 Ağustos 2016 · 1:02:12

Bana ahmak diyebilirsiniz diyor. Çekiyor gidiyor. Türkiye'ye bidat nedir? Kur'an ve sünnetin imamların iştahdının dışındaki her şey bidattır. Muhyiddin İbnü'l Arabî'nin varlıkta birlik inancıyla Hoca Ahmet Yesevi okullar arasındaki fark nedir? Varlıkta birlik inancı tehlikeli bir inanç mıdır?
İnsanı sapkınlığa götürür mü? Götürür mü Halit Hoca insanı sapkınlığa? Bunları tasavvuf topluluğu nokta org adresinden üstadımız varlık dereceleri sohbet ediyor. Kimse anlamadı sen mikrofona konuşurdun. Varlıkla ilgili meseleleri Çanakkale'de varlığın dereceleri birinci, ikinci tahayyün ve diğer varlığın bütün yedi derecesini üstadımız net bir biçimde Muhyiddin İbnü'l Arabî düşüncesine göre sorularla birlikte açıklamıştır.
Bu konuda geniş sohbet, detaylı sohbetler tasavvuf topluluğu nokta org adresinden izlenilebilir. Varlıkla ilgili Muhyiddin İbnü'l Arabî ve Hoca Ahmet Yesevi ekolüyle ilgili bütün bilgilere teferruatlı olarak buradan ulaşabilirsiniz. Teşekkür ederim Halit Hoca. Eşime namaz kılması için nasihat ediyorum. O da bana çok üstüme geliyorsun diyor.

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 04.11.2021

6 Kasım 2021 · 1:17:56

Buna benzer, hatta bundan daha yukarıda, Hz. Mevlana Celalet-i Rumi Hazretlerinin sözleri vardır. Yine buna benzer Muhyiddin İbnü'l Arabî Hazretlerinin sözleri vardır. Hatta Muhyiddin İbnü'l Arabî Hazretleri Beyazıt-ı Bistami'nin bu sözlerine atıfta bulunaraktan bundan daha ileri söyler. Hz. Mevlana da onlardan daha ileri söyler.
Mesela Hallâc-ı Mansûr'dan da ileri söyler. İşte Muhyiddin İbnü'l Arabî'den de daha ileri söyler. Ama söylerken Hz. Mevlana Celalet-i Rumi Hazretleri kıssaların içerisinde söylediğinden böyle keskin anlaşılmaz. Yani meseleyi kıssanın içerisinde söyler. Hani rüzgarın içerisinde toz gibi öyle söyler.
Şimdi o yüzden bu meselelere farklı farklı veçelerden bakmak mümkün. Farklı farklı veçelerden baktığımızda baktığın perdeye göre farklı manalar çıkması da mümkün. Bunu böyle Beyazıt-ı Bistami gibi, Muhyiddin İbnü'l Arabî gibi, Hz. Mevlana gibi, Yunus gibi kimseler o aşk halinde bu sözleri sarf etmişler.

Mesnevi Okuması (1940.Beyitten) 18.05.2024

19 Mayıs 2024 · 1:40:33

Hadisi kutsi'de, Allah diyen, Olduğu müddetçe, Kıyamet kopmayacaktır der. Muhyiddin İbnü'l Arabî, Bu hadisi kutsiyi der ki, Gerçek manada, Allah diyen, Zamanın kutbudur. Ne zaman ki, Zamanın kutbu, Vefat ettiğinde, Yerine yeni bir kutup, Atanmazsa, O zamanın kutbu, Varlığın mührü gibidir.
Yarışılmaz, Her peygamber velidir, Her veli peygamber değildir, Ama her peygamber velidir, Burada Muhyiddin-i İbn-i Arabi de, Velilik ebedidir der, Peygamberlerin suresi bellidir, Ama velilik ebedidir, O yüzden, Sen, Kendini, Böyle bir mürşid bulup, Ona teslim et, Sufilik yolu, Cemaatleşmez, Sufilik yolu, Bir mürşidi kamil üzerinden yürür, O mürşidi kamil, Hz. Muhammed-i Mustafa'ya, Tabi olarak, Yetişir, Başka türlü de yetişmez, Nurunu ister Adem'den al,
Hayır dedi. İyi şimdi bir Muhyiddin İbni Arabi vardır bir de Muhammed Nur vardır. İkisi ayrı ayrıdır onlar. Şeyh Efendi Muhyiddin İbni Arabi'yi gördün mü dedi. Hayır dedi. Asıl Melamiler onu da pir olarak görürler. neydi Muhammed Nur muydu neydi bir şeydi onun.

88. Mesnevi Şerhi (602-609 Beyit)

26 Aralık 2020 · 52:15

O görünmeyen yok mu, hiç mi hiç eksik olmasın, yelimiz de senin vergindir, varlığımız da, varlığımız tümden senin icadındır. Sufiliğin üzerinde genel olarak ismi konulmasa da değişik fikri akımlar olmuştur. Bu fikri akımlar, malum, bilhassa Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinden sonra doktrinler haline gelmiştir.
Muhyiddin-i Arabi Hazretleri, aslında çok yerde geçmez vahdedi vücut kelimesi, ama vahdedi vücut anlayışı ve düşüncesi Arabi'den sonra doktriner hale gelmeye başlar. Bu doktriner hale gelmeye başlayınca, Arabi'nin vahdedi vücut düşüncesinin karşı düşüncesi olarak vahdedi şuud düşüncesi gelişmeye başlar. Vahdedi şuud düşüncesi de gelişmeye başlayınca, Anadolu'daki ve bir kısım yerlerdeki sufiler veyahut da bu konuda fikir yürütmeye çalışanlar, son dönem, örneğin Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri buna bir örnek teşkil edebilir,
Yoksa sizin taptığınız Allah, Rabb, daha doğrusu Allah değil, sizin taptığınız, Rabb da değil, Sizin taptığınız benim ayaklarımın altında sözünün daha fazla, daha ileri, Beyaz-ı Bestami, var mı benden daha şanı yüce, bugün kudret de benim, kuvvet de benim sözü var. Veyahut da gibi bu tip büyük sufi zatların sözlerinin neticesidir aslında Muhyiddin İbni Arabi.

TASAVVUF VAKFI MERKEZ (MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER) - 07 MART2020

8 Mart 2020 · 1:52:09

ve İsmail Fenni Ertuğrul gibi, işte Muhyiddin İbni Arabi Hazretlerinin eserlerine vakıf olan, bu noktada ileri derecede Arabiyi anlayan, çünkü bu İsmail Fenni Ertuğrul da bu İslamcıların içindedir, din algısının ve anlayışının, batı dünyasının karşısında İslam'ı savunmanın ancak felsefi olarak Arabi ekolüyle mümkün olabileceğini, Batı maddiyetçılığının karşılığında ancak Arabi metafiziyle karşı çıkılacağını savunan bir ulema topluluğu var.
Çünkü üretemiyorlar. O yüzden İsmail Fenni Ertuğrul, mesela Batı'nın o materyalist felsefesine karşı Arabi'den alıntılar yapıp eserler yazıyor. Mesela o geleneksel ulemanın, o Muhyiddin İbnü'l Arabî'nin, hani bunlar panteist veya bu küfür ehlidir. Veyahut da işte vahdedir vücut şöyledir diye çıkışlarına İsmail Fenni Ertuğrul oturup Muhyiddin İbnü'l Arabî'nin vahdedi vücut felsefesinin, vahdedi vücut düşüncesinin Kur'an ve sünnette var olduğunu ispatlama noktasında kitaplar yazıyor.

Metinler konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.

Burada yalnız bir kısmı var. Arşivin tamamında aramak için söz fihristini kullanın.