mustafaozbag.org

509. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Ağustos 2016 · 1:02:12

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Allah gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınız, yılınız, ömrünüz hayırlı eylesin inşallah. Amcamlarla ortak bir miras meselesi var, arsa satılacak. Biz almak istiyoruz ama onların bilmesini istemiyoruz. Tanıdığımız birine aldırıp sonra ondan biz alsak uygunsuz bir şey olur mu? Ticaretten caiz olur. Allah alımı satımı serbest, faizi haram kıldı. Kaza namazlarımızda zam-ı sure okunur mu? Kaza namazları da normal farzlar gibi ne yapılması gerekiyorsa yapılır. Çocuklara zikri nasıl anlatabiliriz, ne tavsiye edersiniz? Çocuklara zikri anlatmaktansa, yanında o zikir yaparsanız çocuklar zikrullahı fiili olarak görürler.
Bugünlerde ne de SA bazı yol medyada ABD'nin Türkiye'ye fiili bir girişimi ve iklim silahı hakkında bu konu hakkında düşüncelerini öğrenebilir miyiz? Bu yapılan saldırıların ve işgal söylemelerinin amacı Türk halkını korkutup sindirip hükümete baskı yapılmasını hedeflemektedir.
Geri tepti. Bu uzun bir mesele ama bunların hepsi de bu tip şeylerle bu hani sindirip devlete baskı, hükümete baskı olması için yaptılarsa hepsi de geri tepti. Yani normalde tutmadı hiçbir şey. Eğer böyle sindirmek için yapmışlarsa Türk milletini tanımıyorlarmış. Tanımadıkları da çıkmış meydana. Sindirmek için yaptıklarını zannetmiyorum. Açıktan müdahale etmeye çalışıyorlar. Bu yaklaşık yani 10 yıldan beri müdahale etmeye çalışıyorlar. Bunun son 5 yılı açıktan müdahale ediyorlar artık böyle. 5 yılın içerisinde son 3 yıl ve bu yaşadığımız son yıl artık ne o trendini açıkça yukarı doğru çektiler. Ama yani hiçbirisi de başarıya ulaşmadı.
Sonuçta hepsi de geri tepti. Hepsi de ellerinde patlıyor. Biraz bizi zorluyorlar, vaktimizi alıyorlar ama ellerinde patlıyor hepsine. Ve ellerinde de patlamaya devam edecek böyle gidersen. Bu normalde son darbe girişimi. Darbe girişiminden önceki meseleler. Ardından bu DAEŞ'le, PKK'la, PYD'le saldırmalar. Bugün CHP Genel Başkanı'na saldırı. Bunların hepsi de bir komple tasarlanmış, ayarlanmış, ölçülmüş, biçilmiş davranış biçimleri. Bu normalde bilhassa 15 Temmuz'da ritmik olarak hiç umulmadık bir cevap verildi. O yüzden o cevabın uzantıları var. Bunu daha önce de söylediydim. Burada bırakmak istemeyecekler bunu.
Burada bırakmak istemeyip bize saldıracaklar bir şekilde diye. Ama Türkiye daha enteresan bir şey yaptı. Yani bize saldırıp da saldırıları kendi göğsünde eritmektense karşı hamle yaptı. En güzel savunma saldırmaktır deyip hiç umulmadık bir noktadır. Umulmadık bir zamanda karşı hamle yaparken herkesi grubu durumuna düşürdü. Bu son Suriye hamlesi muhteşem bir hamle oldu. Daha bir hayli abdest alacaklar onlar. Bir hayli sıkıntı var. Yani normalde bir hayli bunun üzerine gelmek isteyecekler. Bunun intikamını almak isteyecekler. Yani bu kolay bir şey değil öyle başkan yardımcısı gelecek bir tane vali yardımcısı onu karşılayacak. Ondan sonra gözünün içine baka baka başbakanı, cumhurbaşkanı, meclis başkanı tek ağızdan siz terörist başını orada elinizde tutuyorsunuz.
Vermeniz lazım teröristlerle ortak iş tutuyorsunuz diye Türkiye'den beklenecek bir şey değil. Zaten Batı ve Batı'nın bütün kurum ve kuruluşları bu son 5-6 yıldan beri Türkiye'den hiç beklenmedik cevaplar alıyorlardı. Yani önceden işte onlar kendileri bir şey yapıyorlardı. Türkiye'den ses çıkaran yoktu. Yok müttefik kuvvetiz, yok müttefikiz, yok batıcıyız, yok biz de Batı birliğine dahil olacağız. Onlar ne yapıyorlarsa? Sineye çekiyordu Türkiye. Yok şimdi Türkiye öyle bir şey demiyor. Burada, burada, burada, … yanlış yapıyorsunuz. Bu yanlışı da devam ediyorsunuz. Sizin de bu yanlışınıza ortak olmayacağız. Biz de buna karşı çıkıyoruz deyip karşı çıkıyorlar. Suriye probleminin çözümlenememesinin sebebi o. Bakmayın siz içeride onların goygoycularından bağırdığını.
Yani orada işte bir kısmı bağırıyorlar ya orada bir Kürtler bir devlet kuracak diye. Onlar daha fazla istiyorlar. Orada bir tane Kürt Yahudi devletinin kurulmasını herkesten fazla istiyorlar onlar. Bütün plan pırıdan Suriye, Irak. Bu çok eski bir plan. Suriye, Irak, İran, Türkiye'den. Bakın Suriye, Irak, İran, Türkiye'den belli bir bölgeye alıp o bölgeye Kürt devleti değil. Yahudi Kürt devleti kurmak. Taliban'in, Barzani'nin bundan 10 yıl önce açıklamasını unuttunuz mu? Ne dediler? Biz Yahudi'ymişiz. Bunları unutmayın.
Taliban'in de Barzani'de ortak açıklama yaptılar mı? Evet açın. Yazın Google Hazretleri'ne. Barzani, Yahudi yazın. Çıkacak açıklaması. Veya Taliban'i, Yahudi yazın. Çıkar açıklaması. Google Hazretleri'nde duruyor. Var. Normalde mesela Apo için ne diyorlar? Ermeni. Öyle değil mi? Geçen gün Tunceli'den ne diyorlar İstanbul'da? Biz kendimizi Alevi biliyorduk. Ama biz ne diyorlar? Ermeni'ymişiz. Vahdiz oldular İstanbul'da. Çoluk çocuk, çombolak hepsi de ne yaptılar?
Vahdiz oldular. Benim dinle alakalı bir derdim yok. Yani adam Hristiyan, Hristiyan, Yahudi. Bizim içimizde de, Türkiye'nin içerisinde de Hristiyanlar, Yahudiler barış içerisinde yaşayabilirler mi? Evet. Bunda bir problem yok. Ama Türkiye'ye hainlik yapıyorlarsa bu farklı bir şey. Devlet onun cezasını verecek. Ama Güneydoğu'daki oyunun asıl baş aktörü, baş aktörü, orada bir Yahudi, bir Kürt devletinin kurulmasıdır. Bunun arkasında, bunun arkasında İsrail, İsrail'le beraber Amerika'nın içerisindeki Siyonist, Masonik teşkilatlar var. Bunlar zaman zaman da kendi içlerindeki Hristiyan neokonlarla birleşiyorlar.
Hristiyan neokonlarla o Masonik Yahudiler birleştiklerinde güç oluşturuyorlar zaten. O İsrail'le dur diyen, mesela zaman içerisinde Hristiyan neokonlar, o Hristiyan neokonlar zamanla bazen İsrail'le ortak hareket etmiyorlar. Çünkü Hristiyan neokonların arkasında da kraliyet vardır, İngiltere. O yüzden onlar bazen kendi aralarında çatışma çıkıyor.
Kendi aralarında çatışma çıkınca biraz sükunete eriyor ortalık. O zaman İsrail'le dur diyorlar falan, fazla hareket etme diyorlar. Belki de bir politika, bir siyaset de olabilir. Ama Orta Doğu'da, o DAİŞ'ti, yok PYD'di, yok PKK'di, yok YPG'di, yok YPİLDEK'ti, yok işte isim olarak siz bir sürü isim bulup bir sürü alfabedeki harfleri de sıralayabilirsiniz, sıralarsınız. Bu noktada oyunun asıl tezgahının amacı bu. Tezgahının asıl amacı bu. Nasıl Yahudi İsrail devletini kurmak için Osmanlı'yı zayıf düşürüp parçaladılar, Osmanlı'yı parçaladıktan sonra oraya bir Yahudi ırkçı bir Yahudi devlet kurdular. Bu ırkçı Yahudi devlet hangi toprakları işgal ediyor?
Filistin'i işgal ediyor. Başka nerenin işgal üstünde duruyor? Golontepeleri, Suriye. Suriye'nin bir kısmı şu anda işgal altında mı? Evet. Bu ne demek biliyor musunuz? Bakın Suriye uzun zamandan beri işgal altında. İsrail tarafından. Suriye, İsrail'le savaş açıyor mu işgal ettiği yerler için? Hayır. Hiçbir şey diyor mu? Hayır. Hiç toprak bütününü diyor mu? Hayır. Tam Suriye'yi parçalacaklar. Suriye'yi parçaladıklarında zaten İsrail orada duruyor. İsrail Şam'a kadar gelecek oradan. Golondan. Durmayacak oradan. Diyecek ki benim tehlikedeyim, benim güvenliğim söz konusu. Hemen belki de Şam'ı dahi alacak. Yürüyüverecek oradan.
Neyle sınır olacak? Yürüyüverince orada bir tane de Yahudi, Kürt devleti kuracaklar. O da İsrail'e bağlı olmuş olacak. Türkiye'den güney doğusunu koparacaklar. İran, İran zaten kopmuş vaziyette orada Kuzey Irak var. Hepsini cem edecekler. Orada normalde İsrail'e bağlı İpinozu Amerika'nın elinde bir Yahudi, Kürt devleti kuracaklar. Bu orada duracak mı? Hayır. Bu orada durmayacak. Onların amaçları bu. Böyle bir şey yapmaya kalkınlarsa da o meşhur Armagodon savaşı dedikleri savaşın da sebebi olacak. Cenab-ı Hak uzak tutsun. Amin. Biz kıyametin kopmasından yana değiliz. Onun takdir ettiği ne zamansa takdir ettiğinde kıyamet kopacak.
Kıyametin kopmasına sebepler herkes üst üste biriktirecek mi? Üst üste biriktirecek. Herkes biriktiriyor mu? Biriktiriyor. Herkes zaman defterini yazdırıyor mu? Yazdırıyor. O yüzden uzun meseleler bu noktada bunlarla alakalı konuşulur mu? Eyvallah konuşulur. Sıkıntı yok ama. Türkiye'de orada PYD ile alakalı işte bir Kürtlerle bir derdi olmuş olsa Kuzey Urağda saldırır Türkiye. Oradaki barzanıyla alakalı problem olur. Ivır zıvır bir sürü şey. Yani normalde bu bir Kürtlere karşı bir hareket değil bu. Bu Kürtlere karşı bir hareket değil. Allah iyi etsin. Daha bu meselelerde çok konuşuruz. Başkalarının çocuklarına karşı çok fazla yakın ve sınırı aşanlar var. Çocuklar istememesine rağmen hala öpmeye sevmeye çalışanlar oluyor.
Çocuk istemiyor deyip uyarmamıza rağmen hala aynı durumları yaşıyoruz. Böyle bir durumda tepkimizi ya da uyarımızı nasıl olmalı? Gerçekten de sıkıntılı bir durum bu. Geçenlerde böyle bir soru buna benzer bir soru sorulmuştu galiba. Ben de dedim çocuk sapıkları gibi dedim. İnsanlar çocukları öpeceğiz diye uğraşıyorlar dedim. Yani yalarcasını öpüyorlar çocukları. Veyahut da insanlar birbirlerini bazı görüyorum erkekleri de kadınları da birbirlerini yalarca öpüyorlar. Yok öpüşmek. Bir başkasının çocuğunu da öpmek yok. Kesme almak yok. Düşünebiliyor musunuz?
İmam-ı Azam kendisine talebe gelen İmam Muhammed'e İmam Yusuf'a uzun müddet bakmamış. Sonra bir sakal meselesi çıkınca senin sakalların çıktı mı ki demiş. Yok İslam'da parlak oğlana bakmak da caiz değil. Erkeğin erkek bir parlak oğlana bakması caiz değil. Değil ki öpecek elecek. Şimdi çocuklarda çocuğun vücudunun kendine ait olma algısının çocuğun vücudunun kendine ait olduğunun yerleşmesi lazım. O çocuk yarın öbür gün örneğin bir sapıkla karşılaştı. Çocuğu herkes öpüyor.
Çocuk onu da öpen bir adamın normal olduğunu karşılan. Ama o çocuğu hiçbir adam öpmüyorsa o çocuk demek ki adamlar beni öpmüyor. Öpmemesi lazım diye düşünür. Hiçbir kadın o çocuğu öpmezse o çocuğun vücudunun kendine ait olduğu bir başkasının dokunmasının uygun olmadığı algısı fikri çocukta yerleşir. Çocuklar orta yer çocuğu değil ki kimsenin çocuğu. O çocuğun o bilinçte büyümesi lazım. Yani o çocuk küçük yaştan itibaren başkaları yani ailenin dışında bir kimsenin öpmesinin uygun olmadığını, ailenin dışında bir kimsenin okşamasının uygun olmadığını, ailenin dışında bir kimsenin kucağına almasının uygun olmadığını o çocuğun eğitilmesi lazım. Ya seviyoruz ne var bunda? Ya sen seviyorsun.
Üç gün sonra, beş gün sonra sekiz aylık çocuğa cinsel tacizde bulunmaktan adam içeri girdi. Sekiz aylık. Gazete haberi. Üç yaşındaki çocuğa cinsel tacizde beş yaşında, iki yaşında, yedi yaşında. Cinsel tacizden çocuklar cinsel taciz, çocuklar cinsel taciz altında. Herkes şöyle, ya ben taciz mi diyorum?
Sen etmeyeceksin, tamam anladık. Ama on gün sonra apartmandan çocuk girer çıkarken, apartmandan bir komşunun taciz etmeyeceğini kim garanti verecek? Parkta oynarken bir zındığın, sapığın birisinin çocuğu taciz etmeyeceğini kim garanti verecek? Herkes çocuğu alıp öpüyorsa, yani sapık bir kimsenin öpmediğine kim öpmeyeceğini kim teminat verecek? O çocuk küçüklüğünden itibaren vücudunun dokunulmaz olduğunu, aile bireylerinin dışında vücudun dokunulmazlığını görmesi lazım. Dokunmayacak kimse. O çocuk, tekrar söylüyorum, vücudunun kendisine ait olduğunu, aile bireylerinin dışında birisinin dokunmasının uygun olmadığını öğrenecek. O çocuk, aile bireylerinin dışında, edep yerlerinin bir başkası tarafından görülmeyeceğini, ellenmeyeceğini bilecek.
Mesela anneler, çocuklarının altlarına kendisi bakacak. Çocuk sadece annesinin bu noktada bakımından, veyahut da işte anneannesinin, nenesinin bakımından geçecek. Çocuk orta ermalı gibi herkes çocuğun altına bakmayacak. Birinci derecede annesi bakacak. O çocuğa annesinden başka çocuğun altına bakan olmayacak. Annesinden başka banyo yaptıran olmayacak. Kız erkek önemli değil. Çocuk muhafaza edildiğini, korunduğunu anlayacak. Ona edep öğretilecek. E o çocuk normalde herkes tarafından bakılması normal görürse o çocuk, herkes bakacak ona. Çocuk da bundan rahatsızlık duymayacak. Herkes, çok affedersiniz, çocuğun kıçını pışpışlarsa, çocuk diyecek ki herkes, demek ki birisi benim kıçımı herkes pışpışlayabilir diyecek.
Yalarcasını öpüyorsa birileri, çocuk diyecek ki ya yalarcasını herkes öpebilir demek ki. Bu ona normal gelecek. Ya bu normal değil. Bu normal değil. Ya çocuk değil mi öpsün? Caiz değil kardeşim. Caiz değil. Sapık mıyız? Sapıklığı önlemek için caiz değil. Git kendi çocuğunu öp, sabahtan akşama kadar. Allah sana çok çocuk versin. Sen de hepsini de öp şapur şupur. Çok çocuk yap, Cenab-ı Hak da versin sana. Sabahtan akşama kadar öpmek için yanında dolaştır. Çocuk öpesin geldiğinde kendi çocuğunu öp.
Allah muhafaza eylesin. Amin. Bu mesele devam ediyor demek ki bir daha sorulduğuna göre. Mevlana Hazretleri üzerinden yürütülen ışık işçileri 600 bin taraftarı olduğu söyleniyor. Her hafta insanları toplantıya çağırıyorlarmış. Her katılan 20 lira veriyormuş. Ayda 4 kere toplanıyorlarmış. Bu topluluktan haberiniz var mı? Bunların amaçları nelerdir? Böyle bir şeyler söyleniyor. 20 lira veriyorlarsa biz hep beraber gidelim. Ne olacak ki? Çıkışta mı veriyorlarmış, girişte mi veriyorlarmış? Yani girişte veriyorlarsa biz alalım 20 liraya oturalım.
Orada anlatılan her şeye de cevap verelim. Yanlışlıklara. Zaten bir dakika haftaya davet etmezler. Bizim toplum şeytani meselelere karşı açık. Para toplayanlara, para verenlere açık. Bu tip çalışmalar var. Şimdi FETÖ tutmadı ya. Şimdi bunlara ehemmiyet veriyorlardır. Bunlardan da millet toplanır. Bir de bunlardan aldanırlar. Yani hükümet yetkililerine buna dikkat etmelerini söylemek lazım. Aldanmaları basit ya. Aldanıveriyorlar çünkü. O yüzden onlar dikkat etsinler bu tip meselelere. Sonra onlar bile aldanmış deyince bürokratların aldanması gayet normal oluyor. Ondan sonra nasıl olsa birisi de çıkıyor.
Bana ahmak diyebilirsiniz diyor. Çekiyor gidiyor. Türkiye'ye bidat nedir? Kur'an ve sünnetin imamların iştahdının dışındaki her şey bidattır. Muhyiddin İbnü'l Arabî'nin varlıkta birlik inancıyla Hoca Ahmet Yesevi okullar arasındaki fark nedir? Varlıkta birlik inancı tehlikeli bir inanç mıdır? İnsanı sapkınlığa götürür mü? Götürür mü Halit Hoca insanı sapkınlığa? Bunları tasavvuf topluluğu nokta org adresinden üstadımız varlık dereceleri sohbet ediyor. Kimse anlamadı sen mikrofona konuşurdun. Varlıkla ilgili meseleleri Çanakkale'de varlığın dereceleri birinci, ikinci tahayyün ve diğer varlığın bütün yedi derecesini üstadımız net bir biçimde Muhyiddin İbnü'l Arabî düşüncesine göre sorularla birlikte açıklamıştır.
Bu konuda geniş sohbet, detaylı sohbetler tasavvuf topluluğu nokta org adresinden izlenilebilir. Varlıkla ilgili Muhyiddin İbnü'l Arabî ve Hoca Ahmet Yesevi ekolüyle ilgili bütün bilgilere teferruatlı olarak buradan ulaşabilirsiniz. Teşekkür ederim Halit Hoca. Eşime namaz kılması için nasihat ediyorum. O da bana çok üstüme geliyorsun diyor. Tamam kılacağım diyor ama kılmıyor. Bir erkek olarak nasıl davranışta bulunmam gerekiyor? Eşime karşı kılmadığı namazlarda bana günahı var mıdır? Nasihata devam et. Ya içimdekini söylemezsem iki yüzde hocam. Yani eşime namaz kılması için nasihat ediyorum diyorsun da iyi güzel de. Ya bir erkek eşine dağa çık dese, daha çık derken kadını dağda görmesi lazım ya.
Hatta demesi lazım ki ya ne çabuk çıktın ya. Beni şaşırttın. Ama şata atlı konuştu mademe. Daha önceki sohbetlerinizde tekkemizde parasal bir durumun olmadığını söylemiştiniz. Geçen hafta ise tekkeye yardım amaçlı para verildiğini, banka hesabı olduğunu duydum.
Sadece aklıma takıldı. Bu da bir nevi para yardımı, para alımı olmuyor mu? Şey nerede? Er, muhasebeci geldi mi? Erkan burada mı? Programdılar. Programdılar. Sen gel o zaman bakalım. Bu arkadaş tekke de vazifeli. Soruya cevap versin. Tekke olarak hiç para aldınız mı? İstemiyoruz. Bağış yapılacaksa da makbuz karşılığı aldığımız oldu. Ne kadar örneğin? 200 lira, 300 lira. Benim bildiğim bu. Benim kendim aldığım maksimum 500 lira var. En fazla? En fazla. Onu da illaki bağış yapmak isteyenler. Almıyoruz diyorsunuz.
Almıyoruz. Zaten bağış yapacak olan kişiye de bir nasıl söyleyeyim? Adamı bakıyorsunuz. Önce reddediyoruz efendim. Önce reddediyoruz. Evet. Yani isteme taraftarı olmadığımızı belirtiyoruz bu noktada. Evet. Teşekkür ederim. Normal şartta kurban kesemiyorsak büyük marketlerde taksitte satılan küçük baş hayvanlar almamız caiz olur mu? Eğer normalde kurban kesmeye muhtedir değilseniz bu tip şeylere hiç girmeyin. Paranız varsa, zekat veriyorsanız kurban kesin. Paranız cebinizde varsa, vacip değilse dahi size o zaman kurban kesin. Yeri geliyor bir şeyi huşu içinde yapıyorum. Yahut işte veya yoldayken, zikreden iken bir şey düşünmeden birden o huşudan çıkıyor aklım ve Rahman'ı düşünemiyorum.
Geçmişte yaptığım haramlar geliyor aklıma ve uzunca süre gitmiyor aklımdan zikrime devam etmeye çalışırım ama sebebi nedir? Zikrullahını tam yap inşallah. Şimdi 15 Temmuz öncesi yapılan bütün patlamaları FETÖ mensupları sayesinde yapıldıysa şu anda yapılan eylemler ve patlamalar eli ayağı parmağı olma ihtimali nedir? Bu konuda kesin böyle denmesi mümkün değil. Yani normalde onlar da, onların da etkisi vardır, yoktur. Devlet araştıracak, bakacak. Şahit var ise Türkiye'den bunun kökü nasıl kazınacak? Devlet kazacak. Amerika teslim etse bunlar son bulur belki ama buna ne diyorsunuz? Yani Amerika'nın kolay kolay onu teslim edeceğini zannetmiyorum. Hatta teslim ederse ilaç deyip elimizde öldüğünü görebilirsiniz.
Kahraman da olabilir. Daha da büyük sıkıntı. İş teslim etmesi için çok fazla bastırmasına da gerek yok bence. Elinde böyle demokrasinin kılıcı gibi duracak. Her bir mesele diyecek ki terörist başı sizde yer. Amerika ile olan bu tip meseleler de elinde koz olacak. Bu hafta Cumaatisi günü evladım KPSS imtihanına girecek ve evde hastalarımız var, dualarımızı bekleriz. Ah size soruları vermediler demek. Hani son gün birisi rüyasında görüyormuş veya bir şey oluyormuş ya.
Arşı su üzerindeyken hanginizin daha güzel davranıcını ortaya koymak için gökleri ve yer altı günde yaratan odur. Astronomi ve kozmoleji bilimsel olarak henüz aydınlatamadılar bu ayeti. Sizin varoluş ile ilgili sohbetlerinizi dinledim. Bu konuda da bizi aydınlatabilir misiniz? İnşallah. Mübarek insanlar. Çok güzel. Geçen hafta bir tane okuduk değil mi?
İkinci hadis. Muhacir Allah'ın nehyettiği şeylerden uzaklaşan kimsedir. Demek ki muhacir Allah'ın nehyettiği yani haram kıldığı şeylerden uzak duran kimsedir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Medine'ye hicret ettikten sonra hicretin son bulduğunu, bundan sonra hicretin olmayacağını söylemiş.
Hicretin son bulduğunu, bundan sonra hicretin olmayacağını söylemesi artık normalde hani dini baskılardan dolayı, dini yaşayamamaktan dolayı hicretin son bulduğunu söylemiş. Bundan sonraki hicretin Allah'ın haramlarından kaçınmak, Cenab-ı Hak'ın bu noktada nehyettiklerinden uzak durmak olduğunu söylemiş. Tabi Sufiler bir şeyin genel manada, zahirine önem verdikleri gibi bir meselenin batınına da önem verirler.
Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri enteresan bir şekilde kendisinin son ama ashabın kendisinden önce yapmış olduğu hicretlerin kendisinin hicretiyle beraber son bulduğunu ve bu hicretlerin hepsinin de gerçekten o esnada normalde kıymetli ve önemli olduğunu ama bu son Mekke'den Medine'ye kendisinin hicretinden sonra zahiri hicretin son bulduğunu, asıl hicretin manevi olduğunu, manevi hicretin de Allah'ı nehyettiklerinden, haramlarından, helallarına doğru yürümek olduğunu söylemiştir.
Önemli olan bir kimsenin fiziki hicreti değildir. Önemli olan bir kimsenin bu manada kalbi hicretidir, manevi hicretidir. O kimsenin bir beldeden bir beldeye göçmesi manevi hicret değildir. Bir beldeden bir beldeye gitmesi manevi hicret değildir. Asıl hicret bir kimsenin haramdan helala doğru yürümesi, namazsızlıktan namaza, içki içmekten içki içmemeye, kumar oynamaktan kumar oynamamaya, uyuşturucu kullanmaktan uyuşturucudan çıkmaya, o güne kadar Kur'an ve sünnetin dışındaki yaşantıdan, hayattan, Kur'an ve sünnete bağlı bir hayata,
yaşantıya hicret etmesini söylemesidir. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri özellikle beyan ediyor. Sizin şehirler arasında dolaşmanız, siz Kur'an ve sünnete bağlı kalmadığınız müddetçe bir anlamı olmayacaktır. Allah yolunda koşmak, Allah yolunda mücadele etmek, bu noktada en büyük sevaptır. Ama hicret, yani normalde buradan örneğin Ankara'ya göçmek, veyahut da şimdi işte devletin tabiriyle FETÖ'cülere diyorlar ya, yurt dışına çıkın ve kaçtık demeyin, hicret ettik demeyin. Laf da orada bu, kaçtık demeyin, hicret ettik demeyin. Hayır, siz darbe yapmaya kalktınız burada. Siz burada darbe yapmaya kalktığınız için suçlusunuz.
suçlu oldunuz, cezalandırılacağınız için kaçıyorsunuz. Siz burada Kur'an ve sünneti yaşadığınız için baskıya maruz kalmadınız. Eğer Kur'an ve sünneti yaşadığınız için baskıya maruz kalmış olsaydınız, 28 Şubat'ta baskıya maruz kalacaktınız. Siz 28 Şubat darbecileriyle beraber hareket ettiniz. Siz Kur'an ve sünneti yaşadığınız için baskı maruz kalmadınız. Bugün burada toplanıyoruz. Burada toplandığımızda, burada zikrullah yaptığımızda, normalde, evet buraya da birkaç sefer polis geldi, etraf şikayet etti. Ama siz, içeri girip de sizi rahatsız eden oldu mu ki? Evet değişik yerlerde polise şikayet ediyorlar, arkadaşlara geliyorlar, polisler de geliyorlar. Ama orada alıp götürülme yaşandı mı ki?
Hayır. Bugün bir kim, bugün Türkiye Cumhuriyeti devletinin sınırlarının içerisinde bir kimsenin ibadetini engelleyici hiçbir unsur yok. İbadetlerini engelleyici hiçbir unsur yok. Evet Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde İslam hukuku da yok. Ama sizin gittiğiniz ülkelerde İslam hukuku mu var? Sizin gittiğiniz ülkelerde Kur'an ve sünnete baskı yok mu?
O yüzden o bir aldatmaca, onu oraya koyduk kenara. Asıl hicret bu manada bir kimsenin haramları terk etmesidir. Bir kimsenin asıl hicret Allah'ın nehyeti, istemediği halden uzaklaşmasıdır. Bir kimsenin kötü ahlakını iyi ahlaka devşirmesidir. Asıl hicret budur. Yemin ediyorum göçmek kolay. Bugün evini bir kimse iki saat içerisinde göçürür. Asıl zor olan haramı terk etmek. Asıl zor olan iyi ahlaklı olmak. Asıl zor olan zikrullahını yapmak, derse gitmek. Asıl zor olan Kur'an ve sünnet tarihinde koşmak, koşuşturmak, mücadele etmek. Asıl zor olan o. Asıl zor olan Allah için bir yere gitmek. Asıl zor olan bu evini, barkını, çoluğunu, çocuğunu terk edip bir yere Allah için gitmek.
Zor olan bu, zorluk bu asıl hatta bu bile kolay. Bakın bir şehirden bir şehirden bir şehirden bir şehirden gitmek ya. Pazar gün Gelibolu'ya gideceğiz. Bu işin kolay tarafı. Asıl zor tarafı, bizim kötü ahlaktan iyi ahlaka kendimizi döndürmemiz. Asıl zor olan bu. Asıl zor olan zikirsizlikten zikre dönmek. Zor olan bu. Asıl zor olan, yani nefsimizin almadığı, kaldırmadığı bir şeyle karşı karşıya kaldığımızda ona sabretip ve onu bertaraf etmek. Allah bizi öylelerinden eylesin inşallah. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i korusun. Memleketimizi korusun. Memleketimizin güvenlik kuvvetlerini korusun inşallah. Ben kendi kendime niyet ettim.
Türkiye, Osmanlı'dan sonra son 100 yıl içerisinde ikinci sınır ötesi operasyon yapıyor. Birincisi Kıbrıs'tı. Ben Kıbrıs olduğumda 13 yaşlarında filandım. Karartmaları bilirim. Ondan sonra işte Ege bölgesinde durduğumuzdan Kıbrıs savaşı esnasında bir müddet karartmalar oldu. Gece normalde lambalar yanmadı, şehirler kapkaranlık oldu.
Herkeste bir tedirginlik var. Herkeste bir beklenti var. Herkeste aynı zamanda da böyle bir kendince ne olacak diye bekliyorlardı. O yüzden o Kıbrıs savaşından sonra Türkiye'nin ikinci sınır ötesi operasyonu var. Ciddi bir şekilde bu sınır ötesi operasyonda Allah güvenlik kuvvetlerimize yardım etsin. Amin. Cenab-ı Hak hepsine de muzafferiyet nasip eylesin. Amin. Bu Türkiye'nin beka ile alakalı problemi. Gerçekten çok ciddi bir yoldan geçiyor. Çok ciddi bir sıkıntıdan geçiyor Türkiye. Hem içeriden hem dışarıdan bir kuşatılmışlığı yarmaya çalışıyor. İçeriden o kuşatılmışlık bir şekilde yarılmaya başladı. Tabii içeriden yarılınca dışarıdan kuşatmayı yarabilirsiniz.
İçeriden o kuşatmayı yaramayınca dışarıdan o kuşatılmışlığı yarmak biraz daha güç olur. O yüzden Türkiye bu imtihanını, bu sınavını elhamdülillah geçiyor. Şimdi ikinci kuşatmayı yarıyor. Bu ikinci kuşatma da emperyalist devletlerin terör örgütlerini kendi emirlerinin altına alıp kendi dolaylı olarak veya direkt veya indirek olarak onları destekleyip Orta Doğu'da yükselen bir Türkiye'nin önünü kesmek ve Orta Doğu'da Suriye, Irak, İran, Türkiye dörtgeninin ortasına bir tane Yahudi-Kürt devleti kurmak.
Ve bu Yahudi-Kürt devletini kurabilmesi için Türkiye'nin de zayıflatılması gerekiyordu. O yüzden Türkiye'de zayıflatma olarak kendi ellerindeki bir silahlı terör örgütü dediğimiz PKK, KCK ne adına bir sürü isim koyarsanız koyun. Bir de önce silahsız, sonradan resmi silahlı bir terör örgütü haline gelen FETÖ terör örgütüyle bunları gerçekleştirmeye çalışıyorlardı. Ve Cenab-ı Hak her ikisini de bu ülkede inşallah bertaraf ettirecek. PKK bu noktada Güneydoğu'da ağır bir yenilgi aldı. Ağır bir yenilgi aldı. Kurulduğu günden beri en ağır yenilgiyi aldı. Bundan sonra daha da şiddetli bir şekilde ağır yenilgi alacak. Ve içeride de son 40 yılın tabiri caizse devletin kılcal damarını da sarmış olan adı cemaat olan daha önce ama sonradan resmi silahlı terör örgütü haline gelen bu FETÖ terör örgütünden de inşallah sıyırılmaya, temizlenmeye çalışıyor.
Tabi bu sıyırılmaya, temizlenmeye çalışırken zorlanıyor. Zorlanmasının sebebi neredeyse bu hadiselerin hükümete, belediyelere, kendi elemanlarına dayandığından dolayı zorlanıyor. Bakın kendi elemanlarına, kendi yanı başındaki kimselere dayandığından dolayı zorlanıyor. Şu anda öyle bir noktaya gelindi ki, yani ipun ucunu takip ettiklerinde bir bakıyor ki yanı başındaki kimse çıkıyor.
Bir bakıyor ki bir belediye reisi çıkıyor, güvendi. Bir bakıyor ki bir belediye meclis üyesi çıkıyor. Bir bakıyorlar ki milletvekiline dayanıyor. Bir bakıyorlar ki eski bakan, eski milletvekili, eski MKYK üyesi. Oralara dayanıyor. O yüzden şu anda bu noktada da zorlanıyorlar şu anda. Bu noktada zorlanıyorlar. Aslında cesaretle üzerlerine gitmeliler. Ve bu zorlanmayı da göze almalılar. Temizlik olacaksa bir güzel temizlik olmalı. Kim, hani kendilerine milat aldılar ya 17-25 Aralık. 17-25 Aralık'tan sonrasını milat tuttular. Bu noktada kime geliyorsa oraya kadar yürümeleri lazım. Şu anda bürokrasinin önemli yerlerinde hala da bu terör örgütüne müntesip olan kimseler duruyor.
Partinin önemli merkezlerinde devletin terör örgütü olarak nitelendirdiği bu terör örgütüne müntesip olan kimseler hala da duruyor. Hala da hem de böyle önemli mevkilerde, bürokratik olarak önemli mevkilerde bu terör örgütünün elemanları hala da durmakta. Onları almakta tereddüt mü ediyorlar? Yoksa onları alamıyorlar mı? Onların elinde değişik resmi belgeler mi var? Onların elinde herhangi bir güçler mi var? Ne varsa var. Bu bizi ilgilendirmiyor. Bizim karnımız bu noktada midemiz sıkıntılı değil, karnımız ağrımıyor. Bu noktada o yüzden rahat ve açık konuşuyor. Bunu tekrar söylüyorum. Rahat ve açık konuşmamızın sebebi bu. Bizim devletten bir beklentimiz yok.
Bizim belediyelerden devşirilecek bir şeyimiz yok. Bizim devletten devşirilecek bir şeyimiz yok. Devletten bürokratik olarak bir makam beklediğimiz yok. mümkün beklediğimiz yok. Peşkeş çekilmesini istediğimiz ihale yok. O yüzden rahatsız. O yüzden bir kimseye bu noktada bizim için problem değil, biz doğru gördüğümüzü konuşmaya çalışıyoruz. Evet, içeride henüz daha bu temizlik tam olarak yapılmamıştır. İçeride bu gerekli olan, gerekli yerlerdeki müdahaleler yapılmamıştır. Hatta partinin içerisinde, hatta bürokratların içerisinde son yapılan 15-16 Temmuz darbesini zımmen de olsa destekleyenler görev başında. Zımmen de olsa destekleyenler görev başında. Bunu milletvekillerinden de var, partinin üst düzey yöneticilerinden de var, bunu il yöneticileri de var, ilçe yöneticileri de var.
Bu noktada ama sızmış oradan ama buradan bizi ilgilendirmiyor. Bu her yerde var. Bu işin bürokratik yerinin iç tarafı, işin bir de dış tarafı var. Dış tarafı da Türkiye'nin bu noktada Suriye tarafından terör örgütleriyle rahatsız edilmesi, bunlarla problem çıkarılması. Suriye diye bir devlet kalmadı, orada bir devlet kalmayınca terör örgütlerini orada toparlayıp Türkiye'ye karşı örtülü bir savaş veriyorlar. Ama örtülü savaşın sebebi Türkiye'nin burada yükselen bir değer olması ve aynı zamanda da laf dinlemez hale gelmesi. Artık Türkiye batının uşağı hükmünde değil. Batılıları dinlemiyor, ABD'yi dinlemiyor. Batılıları da dinlemeyince Batılılar ve ABD bir taraftan bize ders vermeye çalışıyorlar. Yani kendileri tanklarını, tüfeklerini toplayıp gelmektense böyle terör örgütlerini toparlıyorlar.
Ve kıyamet elameti, deccal, deccal atlarını Şam'da zeytin ağaçlarının dibine bağlamadıkça kıyamet kopmaz. Bunlar hepsi de zeytin ağaçlarının dibine atlarını getiriyorlar. İncirlik üstüne uçak getirmeyen kalmadı. Biz onlar sonuçta orada İŞİD'le, DAEŞ'le mücadele edeceklerine, İŞİD'i, DAEŞ'i bahane edip, Suriye'yi harmanlayıp altını üstünü getirip, sonuçta DAEŞ'le mücadele edecekler.
Aha Türkiye'ye girdi, normalde 12 saatte güldür güldür güldür güldür gideceği yere kadar gitti. Madem siz DAEŞ'le mücadele edeceksiniz, çekilin kenara, Türkiye Şam'a kadar gitsin 3 günde. Ne kadar DAEŞ, MH ne varsa, PYD'si, PKK'sı önüne katsın, sürsün götürsün. Hani Amerika'nın askeri gücü daha fazlaydı, fazla mı fazla, hani Rusya'nın fazlaydı, fazla mı fazla, hani Batı'nın fazlaydı, fazla mı fazla.
Yıllardan beri yapamadıklarını Türkiye bir günde yaptı. Yıllardan beri yapamıyorlar, gözümüzde ne büyüttülerdi ya, öyle değil mi? Ne büyüttüler? Aha, bizim Zekai Paşa'ya çok bile geldi onlara, çok geldi. Demek ki o böyle kafasını kaldırdı, ben dedi, özel kuvvetler komutanıyım, tamam, herkes buyurun komutanım dedi, açtılar.
Bu kadar. Demek ki bu kadar büyütülecek bir şey değilmiş ama bize öyle söylediler. Amaçları orada, Türkiye'nin başını ağrıtmak devamlı. Amaçları orada, Türkiye'yi zayıflatmak, küçültmek. Amaçları Türkiye'nin başına çorap örmek. Amaçları hep Türkiye, orayla, bunun boyuna biz terörle yatalım, terörle kalkalım. Aramıza katıyorlar. Hepsinin de arkasında CIA var. Hepsinin de arkasında Mossad var. Hepsinin arkasında İngiltere var. Ortak hareket ediyorlar. Ortak. Ortak, Amerika payandalarını kurmuş. Siz Rusya'yla çatıştığını zannetmeyin. Rusya'yla çatıştığını zannetmeyin.
Çin'le çatıştığını zannetmeyin. Yani üç kıta var, üç kıtanın başına birer tane deccal oturtmuşlar. Avrupa'yı İngiltere'yle hallediyor. Elindeki sopa İngiltere Avrupa'da. E normalde öbür tarafı da Rusya'yla hallediyor. Daha öbür tarafı da Çin'le hallediyor. E buraları da kendisi hallediyor. Paylaşmışlar. Paylaşmışlar. O yüzden yani mümkün değil dünya üzerinde normalde bir terör örgütünün arkasında. Bakın mümkün değil. Dünya üzerinde bir terör örgütünün arkasında Amerika olmasın. Mümkün değil bu.
Bu apaçık görüldü işte. Darbecilerin lideri Amerika'da. Apaçık görüldü, çok açık. E çok açık görüldü. Apo'yu kim teslim etti bize? Amerika. Amerika teslim etti. Yarın öbür gün FETÖ'yü de teslim eder. Eder. Eğer istediğini alırsa bizden. Eğer işi bittiyse teslim eder. Teslim edince Türkiye ne yapar? Onu ya gidecek Apo'nun yanına onu da koyacak. İşin gücün yoksa başına iki tane de doktor koy bak adama. E şimdi bir de bu tarafı var.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden ülke bu noktada çok sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Hem içeride hem dışarıda. İçerideki sıkıntı büyük bir bölümü bitti. Tehlikeli bölümü bitti. Temizlikte sıkıntı var. Temizlikte sıkıntı yaparken kurunun yanında yaş da yanıyor. Yaşın yanında kuru da yanıyor. Ne bileyim işte böyle dengesizlikler var, ölçüsüzlükler var. Yani hiç alakası olmayan insanları alıyorlar. Asıl alakalı olan insanları bırakıyorlar. İşin en enteresan noktası o. Hiç adam orada düz bir memur işi yok, gücü yok işte. Ona demişler ki gel burada bu ne bileyim işte sendikeye üye ol. Haydi bütün sendike üyelerini dışarı atıyorlar. Eyvallah. Ama öbür tarafta müdürü var, amiri var, vali yardımcısı var, kaymakamı var.
Yok il milli eğitim müdürü var, yok il milli işte ilçe milli eğitim müdürü var. Bunları es geçmişler. Es geçiyorlar. Ne bileyim daha askerinin içerisinde var. Es geçiyorlar. Ya da işte dokunamıyorlar. Veyahut da kendilerince gözlerinden kaçırıyorlar. Biz bu noktada bir kasıt aradığımız yok ama veya siyasetçilerin içerisinde var. İl, ilçe yöneticilerinde var. Var. Belediyelerde var. Belediye meclis yöneticilerinde üyeler var. Belediye başkan yardımcıları var. O zaman yapacaklar. Ona göre sıyıracaklar, ona göre temizleyecekler. Çünkü yarın öbür gün ilk fırsatta bunlar yine devletin başına dert olacak. Kesin.
Bakın yarın öbür gün tekrar devletin başına bunlar dert olacak. Neden? Onlar çünkü bir müddet daha palazlandığında aynı şeye devam edecekler. Aynı şey. Ha millet şimdi korku hummasından kurtuldu. Bir korku baskısından kurtuldu. Millet şimdi artık korkmuyor. Eskisi gibi değil. Önceden millet korkuyordu, çekiniyordu. Korktuğundan, çekindiğinden şikayet edemiyordu. Baskılara boyun eğiyordu. Ona diyorlardı ki yüz milyar getir, götürüyordu adam yüz milyarı. Ona diyordu ki sana beş yüz milyar imet tayin ettik. Adam beş yüz götürmese dahil dört yüz götürüyordu. İşte bir ile örneğin diyorlardı ki sen bu sene yirmi trilyon para getireceksin.
O il yirmi trilyon getiriyordu. Adam burada Bursa'da valinin üzerinden toplamış. Her giden demiş ki vali bey bizi çağırdı, yardım edeceğiniz dedi. Biz de yardım ettik. Vali çağırıyor adamı. Valinin kendi açıklaması var. Arkadaşlar beni sattılar diyor. Beni mi satacaklardı? Valinin üzerinden toplamış paralar adamlar. Kaymakamların üzerinden toplamışlar. Emniyet amirlerinin üzerinden toplamışlar. Hakimlerin üzerinden toplamışlar. Savcıların üzerinden toplamışlar. Adamlar işte kim aldı filanca savcı. Bizi çağırdı yardım edeceğiniz dedi. Biz de ettik. Eğer bunları normalde gerçekten tam anlamıyla titizlikle temizlemezlerse fazla değil.
On yıl sonra gene türer bunlar. On yıl sonra Türkiye gene aynı hastalıkla baş başa kalır. Eee bürokrasiden temizleme. Siyasetten temizleme. Belediyelerden temizleme. Eee on yıl sonra tekrar önünde senin. Beş yıl sonra önünde. Önünde. Belediyelerde dolu. Hem memur olarak hem böyle bürokrat olarak hem aynı zamanda da siyasetçi olarak var. Her yerde var. Allah muhafaza eylesin. En önemlisi dışarıdandı. Güneydoğu'dandı. Güneydoğu'da da ki meseleye inşallah askerler bu noktada el koydular. Devlet el koydu meseleye. Amerika'yı da dinlemiyor. Rusya'yı da dinlemiyor. Dinlemiyor. El koydu. Agresif bir hareket yaptı. Muhteşem bir şey oldu.
Ve öylesine muhteşem bir şey yaptılar ki mecbur kaldılar. Türkiye'nin bu agresif tutumuna karşı gelmeyip boyun eğmeyen. Çünkü eğer karşı gelirlerse apaçık meydanda yakalanacaklardı. Sustular şimdi. Ama golü de yediler. E bu golü çıkarmak için de uğraşacaklar. O yüzden suikastler, Güneydoğu'da daha büyük terör eylemleri, büyük şehirlerde terör eylemleri hepsini de yapmayı deneyecekler.
Her ne kadar içeride güçleri kırıldıysa da bunları yapmak için gayret sarf edecekler. Etrafınızda bu noktada tekrar söyleyeceğim. Gerçekten bu FETÖ terör örgütüne destek çıkan bürokrat, işte ne bileyim bir yerde vazifeli mazifeli kimseler varsa bunları gerçekten ihbar edin. Etrafınızda ulağanüstü bir hareketlilik, bir sıkıntı varsa gerçekten ihbar edin. Memleketini seven, Kur'an'ını, sünnetini seven, vatanını seven ihbar edecek. Türkiye varlık problemiyle karşı karşıya ya bu cendereden çıkacak varlığını devam ettirecek ya da bu cenderenin içerisinde boğulacak, o zaman teslim olacak. Güneydoğu'yu mu alırlar bizden? Ankara'ya doğru mu gelirler?
Bizi burada köle edip sürerler mi? Yoksa sonu gelmeyen biz bir iç savaşa mı sürükleniriz? Sonu gelmeyen içimizde meslep veya ırk savaşına mı sürükleniriz? Sonu gelmeyen asker bir tarafta, öbür diğer askerler bir tarafta bir savaşa mı sürükleniriz? Sonu gelmeyen polis asker çatışmasına mı sürükleniriz? Nereye sürükleneceğimiz belli olmaz. Eğer 15-16 Temmuz'da darbe başarılı olmuş olsaydı, bizim nereye sürükleneceğimiz belli değildi. Nereye sürükleneceğimiz belli değildi. O yüzden bunun hem fikri boyutu var, hem siyasi boyutu var, hem ekonomik ve askeri boyutu var. Fikri boyutu var, insanların Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmasını istemiyorlar. Kur'an ve sünnet noktasında sapkınlıkları ve sapıklıkları destekliyorlar.
İşin fikri boyutu bu. Siyasi boyutu var, bu noktada hem yurt dışı hem yurt içi olarak siyasetçileri satın alarak, siyasetçilerin içine girerekten siyasi boyutunu bunu işlemeye çalışıyorlar, önümüze koyuyorlar. Bunun normalde askeri boyutu var, hem askeriyenin içerisine giriyorlar, hem de işi terör faaliyetleriyle götürüyorlar. İşin ekonomik boyutu var, Türkiye'ye ekonomik olarak da cenderenin altına sokmaya çalışıyorlar. Ekonomik olarak da cenderenin altına sokmaya çalışıyorlar. Rabbim inşallah memleketimizi korusun. Şimdi hep beraber niyet edeceğiz inşallah. Türkiye'nin içeriden ve dışarıdan sıkıntılarının def olması, askerimizin her türlü operasyonda muzaffer olması, güvenlik kuvvetlerimizin bir ve beraber olup düşmanlarla mücadelede galip olmasına niyet ettik ya Rabbi.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi