Zamanda Ne Aklı Kül Aynı Zamanda Burasının Adı Neydi İyi Hatırlayın Hakikati Muhammediye Allah'ın Allah Olarak Tecelli Ettiği Ve Bütün Sıfatlarıyla Tecelli Ettiği Birinci Tecelliyat Yani Birinci Taayyun Bunun Bir İsmi Neydi Aklı Küldü Bir İsmi Neydi Burası Hakikati Muhammediye Bir İsmi Hakikati Muhammedi Veya İşte Arabi Birinci Taayyun Der Ya Arabi Ne Diyordu Buraya Birinci Taayyun Veya Vahdet Veya İşte Az Önceki Dediğimiz Gibi Hakikati Muhammediye Hali İşte Normalde Bu
Mansur'un Vahdet Duruşu Vahdet Duruşu Hallacı Mansur'un Birlik Duruşu Hallacı Mansur'un Enal Hak Demesini Anlayabilecek Çok az İnsandır Çünkü Hallacı Mansur Hakkın Varlığından Başka Herşeyi Reddeder Tenzih Eder Ve Hallacı Mansur Allah'ı Akılla Bilmenin Mümkün Olmadığını Söyler Bütün Teşbihleri Bütün Teşbihleri Hepsini De Tenzih Eder Hepsini De Ve Hiçbir Şekilde Hiçbir Şekilde Allah'ı Siz Mevcut Aklınızda Fikrinizde Bilginizde Tanıyamazsınız Tanımaya Kalkarsanız Küfre Düşersiniz Şirke Düşersiniz Çünkü
Akıl Akıl Sınırlandırır Bunlar Konuşulacak Mesele Değildir Ama Bunları Konuşamayacak Olanlar da Ne Yazık ki Konuşamayız Biz Burada Deyip de Kendileriniz İrfan Mektebinin Sahibi Gibi Görüyorlar Anlat Neden Konuşamıyorsun Birlikten Bahset Bana Vahdetten Bahset Bana Hallacı Mansur'un Enel Hak Demesinin Arkasındaki Vahdetten Bahset Birlikten Bahset Yok Yok Hayır Kimsenin Bunu Kaldıracak Gücü De Yok Anlayacak Gücü De Yok O Hiçbir Şeye Benzemez Çünkü Sen Onu Aklınla Bir Şeye Benzetmeye Çalışırsın O Zaman
Şirke Düşersin O Zaman Küfre Düşersin Hallacı Mansur'un Durmuş Olduğu Vahdet Perdesi Allah'ı Hiçbir Şekilde Hiçbir Şekilde Normal Aklınızda Bilemezsiniz Tanıyamazsınız Hz. Bir Mansur Şarabını İçmekteyiz Derken Derken O Vahdet Perdesini Söylüyor Gerçek Manada O Böyle Toplantılarda Hocam Hallacı Mansur Enel Hak Demekle Ne Kastetti Otur Oturdun Yere Bilgisiz Cahil Abdest Almasını Bilmiyorsun Hallacı Mansur'u Ne Kastettiğini Soruyorsun Nereden Bileceksin Nereden Anlayacaksın Anlayamazsın Anlayabilmen İçin Yedinci Makama
Allah'ın nurunun olmadığı hiçbir yer yok. Ama Hz. Bir sevgilimizin bulunduğu yerde biz ve ben nerede deyince, burada kendisini hiçliğe, yokluğe sevk ediyor. Biz derken çoğul, ben derken tekil, biz derken kesret, ben dediğinde vahdet var işin içerisinde. Biz yoktan var edildik ve yoktan var edildiysek yine bir gün yok edileceğiz.
Ben deyince, bireysel manada vahdet, o zaman Hz. Bir öyle bir yukarıdan konuşuyor ki, vahdet noktasında ne kendi benliğini koyuyor, ne de kesret noktasında bizliği koyuyor. Her ikisini de tabiri caizse taca atıyor. Biraz böyle, biraz da değil. tam manasıyla, vahdedi vücudun merkezine oturuyor.
Artık, kesret de, vahdet de, bitmiş. Yani, diyeceksiniz ki, bütün sufiler, vahdede ulaşmak için, birliğe ulaşmak için, uğraşırlar, doğrudur. bu bir makamdır, bir gelinen noktadır, vahdede, birliğe ulaşmak. Ama, Hz. bir bayrağı, bunun üstüne dikiyor.
Şimdi, bizi ben, ve biz kaydından kurtulan, canı dediği, kendi canı, veyahut da, bütün canlar olarak, düşünelim. O hale gelen bütün canlarla alakalı, biz ve benden, kurtaran, kurtulan dediğinde, evet, vahdetten de, kesretten de, kurtuldu.
Kesret, çokluk, demek. Vahdette kesret, birlikte çokluk manasına. Kesrette, vahdette de, vahdette de, çokluk da, birlik manasına. Mesela, insanoğlu çok, öyle değil mi? Ama insanoğlunun birleştiği tek nokta ne? Âdem aleyhisselâm.
Yani kurdu, köpeği, sırplanı, aslanı, kaplanı, yırtıcısı, yırtıcı olmayanlar, hepsi de hayvandı. Hayvan, ehil olanlar ve olmayanlar. Tek tırnaklı, çift tırnaklı, hepsi de hayvan. Ne olmuş oldu? Vahdet oldu. Tek isimle biz bütün o çokluğu toplamış olduk. Allah'ın sıfatlarında da, bu vahdette kesret, kesrette vahdet. Vahdet, Allah'ın sıfatı, Allah ismidir.
Geri kalan sıfatların hepsi de, Allah'ın Allah ismi şerifinden türetilmiş sıfatlardır. O yüzden Allah sıfatı, bütün sıfatlarının üstünde ve bütün sıfatların cemidir. Hem üstündedir, hem de toplanmış, cemedilmiş halidir. O zaman o nedir? Tek Allah'tır. Onun kesreti nedir? Sıfatlarıdır komple. O zaman biz o kesrette, yani bir sıfatının çalışmasında vahdeti görürüz.
Kulağımız duydu. Biz duymak istemedik veya duymadık. Ne kulak duydu? Hayır. Sen duydu. Ne yapmış oldu? Sıfatların hepsini de vahdete tekliğe birleştirmiş oldu. O yüzden kessette vahdet, bütün kainata bakarsın. Kainattaki görünen her şey Allah'ın bir sıfatının tecelliyatıdır. Biz o tecelliyatın hepsini toplar ceme deriz, Allah'a izaf ederiz.
O da git, git bana bu efsun'u okuma dedi. Ben senin ne düşündüğünü bilmez miyim? Ey iki gören! Yani vahdete ulaşmamış. Ey iki gören! Bu kim için? Henüz daha ser-i sülüka girmemiş. Ama ortalığa şeyhlik satan, dervişlik satan, sufilik satan, hani iki efsun dediğine hile, aldatma, iki beyt ezberlemiş, iki söz ezberlemiş, veyahut da halkın anlamayacağı, insanların anlayamayacağı, sanki yüksek perdeden konuşuyormuş gibi, iki kelime öğrenip, insanları efsunlayan, yani hileye, insanları yanlışa götüren kimse.
dedim, sakın Mossad yetiştirdiği için, kendi elemanı koruyor olmasın, dedim, kızdılar bana, bunun gibi, kemale ermemişler ya, insanların şirkine sebep oluyor, aysa Allah, şirke düşeni hiç affetmiyor, işte, bir kısım, bu tip, kemale ermemiş, sufilerin üzerinden, ve Allah'ın üzerinden, Hz. Mevlana diyor ki, yani, ey iki gören, ey iki gören, sen nasıl Allah'ı göreceksin, neden, sen henüz daha vahdete ulaşmayan, oysa Allah, göründü mü, evet, bunu da kabul etmiyor ya, Türkiye'deki şimdi, alim, ulema kesimi, Allah görülmez diyor,
ben de bastırıyorum, Allah görülür, rüyada da görülür, zahirde de görülür, batında da görülür, halde de görülür, her türlü şekilde, Allah görülür, çünkü Allah var, Allah var, ama, iki gören göremez, iki görüyorsa, şirk zaten o, iki görmek, tabi burada Hz. Pir, biraz da böyle, vahdete vücuda doğru, kanat çırpıyor, vahdete kanat çırpıyor, zaten mesnevi tarif ederken de, o diyor ki, mesnevi bir vahdet kitabıdır, gelsin, aleyküm selam, hoş geldiniz, Allah razı olsun, buyurun, iyisin, Allah'ım da olsun, hoş geldin, Allah razı olsun,
özür dilerim, devam edeyim ben, Hz. Pir, mesnevi tarif ederken, diyor ki, bu bir vahdet kitabıdır, yani birlik kitabıdır, o zaman, iki gören, çünkü, beytte diyor ki, ey iki gören, ey iki gören, sen sevgiliyi nasıl gördün, buna imkan var mı, yani sen, tevhide ulaşmadın, kemale ermedin, tevhide ulaşmadığından, kemale ermedinden, seyri sülukunu tamamlamadığından dolayı, sen iki gördün, ama seyri sülukunu tamamlamış olsaydın, kemale ermiş olsaydın, o zaman sen Allah'ı, hem zahirde, hem batında görecektin, hem çıplak gözle,
Kah kendini görürsün. O deryanın içerisinde, o zerrenin içerisinde, her şeyde. Vuran senden sanadır. Kah dersin ki bu ben değilim, bu odur. Vuran ondan ona olur. İşte ister kasette vehdette sen, ister vahdette kesrette, ister Hazret-i Pir gibi ben onun hayallerinin sofasayısı gibiyim de. İstersen onun hayallerinin içerisinde bir zerre gibi gör kendini.
Çünkü sebepler kalmamıştır senin için. İnanmak için dahi sebebin kalmamıştır senin. Herkes inancına sebep arar. Senin için inanmanın bir sebebi yoktur artık. Senin için inanmanın, iman etmenin bir sebebi kalmamıştır. İşte bu halde hallenmektir. Kesrette vahdet, vahdette kesret. Bir perdesidir. Bu noktada bir dalgasıdır.
Bunu bir tek perdeden anlatmak, bir tek dalgadan anlatmak, bir tek boyuttan anlatmak da mümkün değildir. Bu boyuttan boyuta geçmek, bu kesretten kesrete, bu vahdetten vahdete, bu perdeden perdeye, bu halden hale, hayretten hayrete geçmektir. Artık senin gözünün önünde, onun tecelliyatından başka bir şey yoktur. Geri kalan hepsi de rumuzdur.
Zafer Bayramı geliyor değil mi iyi nerede Sakarya meydan muharebesinin komutanı kim adını dahi bilmiyorsunuz İsmet İnönü biliyorsunuz İsmet İnönü o zaman daha albay onun başında general var 30 Ağustos normalde Sakarya meydan muharebesini kazanan general kim astı adını bilebilmezsiniz evet şimdi liseliler üniversiteliler tarih okuyanlar o Sakarya meydan muharebesinin baş komutanını bilmez evet Çanakkale meydan muharebesinin baş komutanı kim efendim baş komutan Sultan Sultan Vahdettin devlet başkanı baş komutandır
bak Sultan Vahdettin'in ismini andırmıyorlar değil mi Sakarya meydan muharebesinin baş komutanı kim biliyor musun Sultan Vahdettin efendim evet Sakarya meydan muharebesi olurken daha cumhuriyetin adı yok cumhuriyet kurulmamış cumhuriyet diye bir şey yok siz Sakarya meydan muharebesini kazanan ineni olarak görüyorsunuz değil mi Sultan Vahdettin baş komutan Sakarya devlet sakarya meydan muharebesinin baş komutanı Sultan Vahdettin Sultan Vahdettin sağdağ o zaman ve normalde padişah o atamaları yapıyor o kararnameleri
Bütün dalga olmuşum, bütün coşkun olmuşum. Çünkü bende senin vahdet denizinin mübarek incisi bulunmaktadır. Gönül sarayına girip seni görmek istiyorum. Gafletimin kapıcısı beni içeri bırakmıyor. Beni başından sağmak arzusunda ama O bilmiyor ki ben gizli gönül penceresinden seni seyretmediğim, temaşadayım.
Biz, vahdet denizin deniz, yine denize gideriz. Biz ne öteki alemdeniz, ne de bu alemden. Biz, mekansızlık alemindeniz. Yine mekansızlık alemine gideriz. Başımızı bir dalga gibi kendimizden çıkardık. Yine kendimizi seyretmek için böyle yükselerek yolumuza devam ederiz.
Ve Cebrail aleyhisselamın kelamıyla biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğini ve aynı zamanda Allah'tan başka ilah olmadığına şahadet getirdik. Namazda cem ettik. Cem ettik cem. Vahdete ulaştık. Birliğe ulaştık namazda. Eğer ki biz bunu idrak edebilirsek bakın eğer ki biz bunu idrak edebilirsek o zaman selamlaşmada benim nazarımda en önemli nokta en önemli nokta namazda tahiyyata oturduğumuz zaman bakın tahiyyata oturmak farzdır.
Ve Cenab-ı Hakk sana yine senin dilinden cevap veriyor. Ve Cebrail aleyhisselam senin bu alışverişine şehadet ediyor. Cebrail aleyhisselam bu alışverişine şehadet ediyor. Bu selamlaşmaya şehadet ediyor. Belki de selamlaşmanın en zirve hali ettehiyyatı deki selamlaşma en zirve hali ve cemali birlik hali ve düşünebiliyor musunuz o vahdet senin üzerinde oluştu.
Pir'in bahsettiği yer burası olması Allah-u Alem peygamberine emrolunduğun üzerine ol demiş ya o zaman buradaki mesele biraz daha kalbi istikametin üstüne çıktı kalbi aslında bu akşam konuşacağım şey kendimce kalbi istikamete kadardı ama laf lafı açtı derler ya sırda istikamet o zaman o kimse artık sufi kemale erdi kalbi istikametten ileri girdi kalbi istikametten ileri geçince o kimse artık böyle kemale erdiğince vahdeti müşahede etmeye başladı vahdet yani birliği müşahede ediyor birliği müşahede ettiğinde çokluğa
son aşamaları sufinin yolunda son aşamalar buraları kitaptan okuyacağınız bir kitap yok bazıları böyle bunları kitaptan bulabilir miyim diye arıyorlar aramasınlar bunları bu sırda istikamet olan kimse kalbi istikametten bir çıt yukarı çıktı bir çıt yukarı çıktı artık mesela birliği vahdeti müşahede ediyor her şeyi bir görüyor eyvallah ama çokluğu görmüyor çokluk perdesine geçtiğinde birlik perdesine kör birlik perdesini gördü bu zaman dedi ki birlik perdesi bu onun da kendi içerisinde rumuzları vardır onun da kendi
İmansızlıkla karşı karşıyayız. Buradan dışarı çıkınca, dışarı çıktığımızda hiç kimse bize vahdet vücudu sormuyor. İnsanlar oluk oluk dinsizliğe gidiyor. Oluk oluk. Yanlışları baktığımızda kendi çocuklarımızı, ben onları küçümsemiyorum, kötülemiyorum ha. Onlar da bizim evlatlarımız, kendi çocuklarımız. Kendi kızı kardeşlerimiz, kendi torunlarımız, kendi yeğenlerimiz, benim değilse senin, senin değilse bir başkasının.
Veya birlikte yaşasınlar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında nasıl eşleriyle beraber mescide gelip namazlarını kılar, insanlar öyle ayrılırlardı. O dinin yaşanması lazım. O havanın teneffüs edilmesi lazım. O havanın bu noktada algılanması lazım. İnşallah. O yüzden bu tip vahdeti vücuttur, vahdeti şuhuttur.
O zaman hareketin kaynağı bir bütün Adem o hareketin bir tek kaynağıyla beraber mi hareket etmektedir? Neyli Allah. Yoksa herkesin kendine göre bir hareket kavriyeti var mı? O kesrettir. İradeyle hareket edilir mi? O kesrettir. Ama hareketin kaynağı Davut Aleyhisselam'ın muhaddesi şerifinde bunu kavradıysa Vahdettir o.
Ben kendi nefsim için söylüyorum. Allah beni affetsin inşallah. Tevhid kulluk bilinci midir? Hamd ve tövbenin birleşimi midir? Kesrette vahdet, vahdette kesret midir? Faili, mevcudu da içine mi alır? Bize tevhidi anlatabilir misiniz? Bakın tevhidi anlatmak farklı bir şey. Bunların hepsi de sıralanan şeyler farklı farklı şeyler.
Takıldığınız yeri sorun. Soru sormak için soru sormayın. Şimdi Tevhid kulluk bilinci midir? Hamd ve tövbenin birleşimi midir? Hamd ile tövbenin birleşimi midir? Tevhid bilincidir. Kulluk, pardon kulluk bilincidir. Hem kesrette vahdettir, hem vahdette kesrettir. Hem faili, mevcudu da içine alır.
Metinler konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.