Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 30 Ocak 2022 · 1:23:14
Bismillahirrahmanirrahim. Allah gecenizi hayırlı eylesin.
Cenab-ı Hak gündüzlerinizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim bizleri ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak bilip, hakkı hakça yaşayanlardan eylesin. Batılı batıl bilip, batıldan uzaklaşan ve batılın hükmünü ortadan kaldırmak için mücadele eden, cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'in dertlerine deva, hastalıklarına şifa, sıkıntılarının defi için. Ya Rabbi bütün ümmet-i Muhammed'in maddi manevi afiyet olması için. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed'in bütün dertlerine, sıkıntılarına, belalarına, müsibetlerine, her türlü gamına, kasavetine şifa versin inşallah. Amin. Kaldığımız yerden inşallah devam ediyoruz. Konu başlığı vardı.
Bir Rum Kayseri, yani bugünkü karşılığı Büyükelçisi, Hz. Ömer R.A. Hazretlerini görmeye gelmişti. Malum elçiler bir ülkeden bir ülkeye atandıklarında gidip devlet başkanına güven mektubu sunarlar. O güven mektubundan sonra işlerine devam ederler. Bu öncesinden beri var. Hani bazen diyorlar ya, işte Müslümanların hiç devleti olmadı diye yalancılar var ya böyle iftiracılar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri İslam devleti kurmuştu. Ve ardından Hz. Ebu Bökür Ömer Osman Ali ve Hz. Hasan Efendimizin altı aylık bir dönemi oldu. Bu normalde bazılarının böyle altın yıllar diye nitelendirdiğini ama bazı insanların da kalkıp bu zamana böyle küfredercesine hakaret edip, onlar altın yıllar değildi gibisinden konuştukları zamanla alakalı.
Hz. Ebu Bekir Efendimiz R.A. devlet başkanlığı yaptı. Sonra ne yazık ki Müslümanların içinden birileri çıkıp onu şehit etti. Ardından Hz. Ömer, ardından Hz. Osman, ardından Hz. Ali. Ne yazık ki pardon Hz. Ebu Bekir Efendimiz değildi şehit olan Hz. Ömer, Osman, Ali. Ne yazık ki üçü de şehit edildiler. Müslümanlar tarafından adı Müslüman biz içini bilemeyiz. Ve işte o ikinci halife, Hz. Ömer Efendimiz'e kendince güven mektubu sunmak için arıyordu. Ve onu ararken sonuçta Hz. Ömer R.A. bir kadın ne dedi? Şu hurma ağacın dibinde yatan kimsedir, uyuyan kimsedir dedi. Koca emiren müminin Ömer hurma ağacın dibinde uyuyor.
Yanında asker yok, yanında koruması yok, yanında herhangi bir şeysi yok. Hiç kimse yok. O Ömer. Ben yeni İslam'la tanıştığım zaman böyle değişik gruplarda anlatılan Ömer. Öyle anlatırlardı. İşte şöyle adalet sahibi, böyle adalet sahibi ve adaletiyle önde muhakkak Hz. Ömer R.A. Hazretleri. Ama ne yazık ki Müslümanlar onun adaletini methederken aynı adaleti kendileri uygulayamadılar.
Veyahut da bir makama gelenler, bir mevkiye gelenler ama siyaseten ama bürokratik olarak adaletli davranamadılar. O adalet terazisini ellerinden kaçırdılar. Ne yazık ki. Tabi bu bir kimse bir makama gelince, bir mevkiye gelince imtihanı oluyor. Yoksa bir makama, bir mevkiye gelmeden o kimsenin neyle imtihanı olduğu bilinmiyor. Ve herkes diyor ki ben şu makama geldiğimde şöyle hizmet edeceğim, böyle adalette olacağım. Ama o makama geldiğinde ne yazık ki o sözler unutuluyor. İşte o Ömer, benim çok hoşuma gider bazı şeyleri. Hani Mısır'a bir vali tayin ediyor, sahabeden. O vali, valilik binasının kapısının önüne bir bugünkü tabiriyle bir sekreter koyuyor ya.
Kapı yaptırıyor, bir de sekreter koyuyor. Haber gönderiyor Mısır'a. Diyor ki, eğer o valilik binasının önündeki kapıyı yıktırmazsan, o sekreteri de atmazsan diyor, geliyorum oraya. O Ömer. Hani yine Mısır'a bir vali atıyor da, o valiyi gönderirken bir tane affedersiniz binek atla göndermiş. Malın parası pulu yok ama o vali geri döndüğünde, bir hayli malla parayla dönüyor. Bir hayli malla parayla dönünce, bu senin kazancın diyor doğru değil. Bunun içerisinde hile hurda var. Sen valiliğini konuşturaraktan bu kazancı yapmışsındır deyip, bütün malına el koyup devlete beytül balle veren Ömer. Öyle bir Ömer. Öyle bir Ömer ki, birisi kafasını kaldırıp ona bakamıyor bile. Öyle bir Ömer.
Yani şedid, çok hukuku üstün tutan, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışan, bir meselede Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sözü varsa, asla tevil etme ihtiyacı duymayan sahabeler bunlar. Böyleler. Rabbim hepsini de şefaatlerin üzerimizden eksik eylemesin. İşte o Rum Kayser gelince bakıyor, orada Hurmac'in dibinde uyuyor. Tabii ellerini bağlıyor, edeple onun uyanmasını bekliyor. Ve Ömer uykudan uyanıyor. Ve Kayser yani Rum elçisi Ömer'i tazim etti, ona selam verdi. Ömer'i tazim etti, ona selam verdi. Peygamber önce selam, sonra söz demiştir. Bunu da Hazreti Pir ilave ediyor.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ne demiş? Önce selam, sonra söz demiş. Hani zaman zaman derim ya, Mesnevi'de altı binin üzerinde hadis-i şerif meali var diye. İşte bu da bir hadis-i şerif meali. Önce neymiş? Önce selammış. Bir topluluğa girdiğinizde selamünaleyküm diyeceksiniz. Böyle yeni moda selamlardan yok. Selam, merhaba. Tünaydın, günaydın. Bunlar, İslam'la alakası yok bunların. Müslümanların bir tek selamlaşma kelimesi var. Selamünaleyküm. Bu. Bunu ilk nerede görüyoruz? Adem aleyhisselam'da.
Cenab-ı Hak Adem'i yarattı. Adem'i yarattıktan sonra melekler cennette bir yerde halaka olmuşlar, sohbet ediyorlar. Cenab-ı Hak Adem'e dedi ki, ey Adem git o meleklere selam ver. Adem aleyhisselam gitti, meleklere selamünaleyküm dedi. Melekler ona cevap verdi. Aleyküm selam ve rahmetullahu. Yani Allah'ın selamını verdi. Allah sana rahmet etsin dedi melekler ona karşılık olarak. Demek ki selam, ilk yaratıldığında Adem aleyhisselam'dan itibaren var olan bir selamlaşma. Evet, o Nisa suresi ayet 86. Size bir selam verildiği zaman ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.
Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. Nisa ayet 86. Bakın selamlaşma ayetle sabit. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir hadis-i şerifte selamı yayınız der. Başka bir hadis-i şerifte de tanıdığınız, tanımadığınız, herkese selam veriniz der. O zaman selam ne demek? Selamunaleyküm deyince bir kimse, ben Müslümanım. Ben Müslümanlardanım, ben Müminim. Ben bu topluluğuna geldim, selam verdim. Benden size zarar gelmeyecek. Benim elimden, dilimden eminsiniz. Ben Müslümanlardanım çünkü. Selamunaleyküm dedi, öbürkü de aleykümselam dedi. Öbürkü de dedi ki, evet ben de Müslümanlardanım.
Senin de benden, elinden ve dilimden sen de emin ol. Çünkü normalde selam Allah'ın isimlerinden birisi. O kimse selamunaleyküm, aleykümselam derken Allah'ı zikrediyor aynı zamanda. Ve Cenab-ı Hak diyor ki, birisi size selam verdiği zaman ondan daha güzeliyle ona selam verin, karşılık verin. Yani birisi selamunaleyküm dedi, sen de aleykümselam ver, berakatü de örneğin.
O sana daha fazlasından versin. Ve ilk selamı veren daha fazla sevap alıyor. Hangisi daha güler yüzde olursa o daha fazla sevap alıyor. Demek ki selamlaşma, Adem'den itibaren var. Ama zirve neresi? Miraç. Selamlaşmanın zirvesi miraçtır. Ve Muhammed ümmetine o miraçtan kesit vardır. Ne zaman? Namazda, tahiyatta. Tahiyatta okuduğumuz, bizim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve Allah'la ve Cebrail aleyhisselamın selamlaşmasını biz her namazın tahiyyatında okuruz. Nereden bize mirastır?
Miraçtan. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri miraca çıktığında, önce Allah peygamberine selam verdi. Hoş geldin deyip. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de, ettehiyyati lillahi ve selavatu ve tayyibatu dedi. Cevap verdi ona. Her türlü hürmet, dua, bütün iyilikler sendendir dedi Cenab-ı Hak'a. Yani misliyle Cenab-ı Hak'a cevap verdi. Bakın tahiyyatta bu okuduğumuzun biz farkında değiliz. Tahiyyatta cen vardır. Sufilik olarak görüşeyim. Vahdede erme, birliğe erme vardır tahiyyatta. Namaz kılan kimse, bakın namaz kılan kimse, tahiyyatta hem Allah'ın haşa ağzı olur, hem Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzı olur, hem Cebrail aleyhisselamın ağzı olur.
Kulağı, hem Allah'ın kulağı olur, hem Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kulağı olur. Aynı zamanda da Cebrail aleyhisselamın kulağı olur. Tahiyyatta o kimsenin kendisi yoktur. Çünkü tahiyyatta okunanların hepsi de Allah, Peygamber, Cebrail aleyhisselamın arasında geçen selamlaşma ve konuşma faslıdır. Sen kendi kendini fasulye gibi bir nimetten sayma. Tahiyyatı cem olarak gör. Kendi varlığından kurtul. Kendi kimliğinden kurtul. Kendinden kurtul. Neden namaz müminin miracı oldu? Namaz müminin miracı. Miraç'ta Allah, Peygamber, Cebrail aleyhisselamın arasındaki selamlaşma ve muhabbet bizim tahiyyatta oturduğumuz o zaman namaz bize ne zaman farz oldu?
Miraç'tan sonra. Miracın hediyesi bize. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Yani her türlü hürmet, salavat, dua, bütün iyilikler sendendir dedi. Allah'ı övdü. Ve Cenab-ı Hak cevap verdi ona. Yani selam, bütün ibadet eden salih kulların üzerine olsun dedi.
Cenab-ı Hak. Bakın her namazda biz kendi lisanımız değil, bizim lisanımız değil Allah'ın lisanıyla namazda biz Allah'ın üzerimize olan selamını alırız. Her namazda Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin selamını alırız. Ve Cebrail aleyhisselam da o esnada Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu dedi.
O esnada dedi. Yani şahadet getirdi. Dedi ki Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed de Muhammed de onun kulu ve resulüdür. Bakın biz tahiyyatta oturduğumuzda hem Allah adına selam verdik Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin adına selam aldık verdik. Ve Cebrail aleyhisselamın kelamıyla biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğini ve aynı zamanda Allah'tan başka ilah olmadığına şahadet getirdik. Namazda cem ettik. Cem ettik cem. Vahdete ulaştık. Birliğe ulaştık namazda. Eğer ki biz bunu idrak edebilirsek bakın eğer ki biz bunu idrak edebilirsek o zaman selamlaşmada benim nazarımda en önemli nokta en önemli nokta namazda tahiyyata oturduğumuz zaman bakın tahiyyata oturmak farzdır.
Namazın farzlarındandır. Ve oturduğunuzda siz orada miraçta yaşananı yaşarsınız. Miraçta yaşananı. Namaz müminin miracıdır işte burasıdır. Namaz müminin miracıdır işte burasıdır. selamlaşma selamlaşmayla alakalı çok hadis-i şerif var. Eyvallah. Ama en önemli nokta burası kıymetli kardeşler kıymetli dostlar namazı böyle namaz olarak böyle geçiştirmeyin. Namazın idrakine varın. Yani sen ettehiyyati okuduğunda Cenab-ı Hakk'ın Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin Cenab-ı Hakk'a salatu selam getirdiğini ona metü sena ettiğini idrak et.
Bunu idrak et. Senin dilinden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem konuşuyor. Senin dilinden. Bu muhteşem bir şey. sen Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin Miraç'ta Cenab-ı Hakk'a söylemiş olduğu duayı söylemiş olduğu metü senayı senin dilinden sen Allah'a söylüyorsun. Ve Cenab-ı Hakk sana yine senin dilinden cevap veriyor. Ve Cebrail aleyhisselam senin bu alışverişine şehadet ediyor. Cebrail aleyhisselam bu alışverişine şehadet ediyor. Bu selamlaşmaya şehadet ediyor. Belki de selamlaşmanın en zirve hali ettehiyyatı deki selamlaşma en zirve hali ve cemali birlik hali ve düşünebiliyor musunuz o vahdet senin üzerinde oluştu.
Sen halifesin çünkü. O cem namaz kılanın üzerinde oluştu. Böyle bize namaz gerek yok. Sen benim kalbime bak. Yok işte biz öyle sufilik yaşıyoruz. Yok şu makamdayız şu çakradayız. Otur oturdun yere namazın yoksa dinin bile yok senin. Otur. Boş muhabbet yapma. Beş vakit namaz kılan şuurlu kılıyorsa Allah'la selamlaştı. Resulullah'la selamlaştı. Salallahu aleyhi ve sellemle. Cebrail aleyhisselamla selamlaştı. Cem oldu bu üçü de. O zaman selam verirken de alırken de şuurunuzu yükseltin.
Ferasetinizi genişletin. Algınızı yükseltin. Ve namazdan çıkarken selam verdin yine. Esselamu aleyküm ve rahmetullah. Sağına selam verdin. Kimlere selam verdin? Hava boşluğuna mı verdin? Sağında bütün peygamberler Adem'den Hz. Muhammed'i Mustafa'ya kadar ismi açıklanmış açıklanmamış. Kitabı olan kitabı olmayan. Rivayetlerde var ya 124 bin veya daha fazla diye. Adem'den itibaren hangi Adem'se kaçıncı Adem'se hangi perdedeyse alemin hangi tecelliyatında perdesindeki peygamber var ise siz bu alemi sadece dünya cennet cehennem olarak sınırlamayın.
Ne kadar alem var ise ve onca alemlerde ne kadar peygamber var ise ve o alemlerde o peygamberlerin ümmetleri var ise veliler evliyalar salihler şehitler bunu sadece dünya hayatıyla sınırlama bunu dünya hayatıyla sınırlama hepsine birden selamlaştın selamın ehemmiyetine var ve bir topluluğa girdiğinizde sakın eğer o topluluk kafirse selamun aleyküm denmez kafire de selamun aleyküm denmez onlara merhaba da mümin bir topluluğa mümin bir kimseye selamun aleyküm denir mümin bir kimse
evine girerken selamun aleyküm der evinde isterse hiç kimse olmasın boş olsun ev kapıyı aç esselamun aleyküm ve rahmatullahu berekatuhu ve aleyküm selam de selamı kendin al yine ev boş deme bu alemde boş bir yer yok bir odadan bir odaya dahi geçsen selam ver hatta sesli ver sesli verirsen varsa cinni taifesi orada keferelerden cinnoşlardan yürür gider sesli ver esselamun aleyküm ve rahmatullahu berekatuhu de şedid ver öyle bir şey varsa şüphelendin evet mümin vakarlı olur mümin sert olur gerekirse gireceksin varsa
orada kafir cinnoş kendi kendini düşünüyorsan öyle bir selam vereceksin titreyecekler hoş bizim insanımız cinni tayfesini görse kaçacak yer arar da onlar titrer öyle korkmayın onlardan öyle kendi kendinizi çekinmeyin sufi insan cinni tayfesinden mi çekinirmiş kim oluyorlarmış bir esmalık işleri vardır yaklaşamazlar bile ben böyle derim yaklaş bir esmam hazır size derim yaklaşamazlar bile yaklaşamazlar bile derim gelin esmam hazır derim ben gelin hepsi de toplanırlar mızraklar bilmem neler böyle anlatıyorum bazen İzmit'te
toplandılar öyle askeri alay gibi kırmızısı pembesi mavisi orada bir hazine varmış da o yüzden gelmişler hani onu koruyacaklar ben dedim yürüyün hazineyle ne işin var gelmişim oraya Allah sohbetine dedim yaklaşın bir esmam size var dedim hazır yaklaşamadılar yaklaşamazlar sakın ha korkmayın onlardan bunlar daha da şimdi fazlalaşacak bunların tecelliyatları yeryüzünde tabi herkes bu konuda sıkıntıya vuracak sıkıntıya vuracak dervişliği gevşek olanlar müslümanlığı gevşek olanlar sıkıntıya vuracaklar böyle kendi geldisi
yani annesi babası dedesi ninesi ninesinin ninesi üfürükçülük yazmış muska yapmış ıvır zıvır yapmış onların çocukları onların torunları onların ekmeklerini yediyse onların yemeklerini yediyse onlardan bir mal falan kaldıysa onlara onlara sıkıntı olacak hep onlar evet onlar yeniden yeryüzüne gelmek için mücadele ediyorlar onlar yeryüzünde yeniden hakim olmak için mücadele ediyorlar onlar dünyadan sürgünü yediler bir kısmı denizlerde yaşıyor bir kısmı yeryüzünde adalarda yaşıyorlar o yüzden gidin deniz hangi deniz kenarına
giderseniz gidin oradaki insanlar gevşektir Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerifi var der ki siz deniz deniz kenarlarını yurt edinmeyin deniz kenarlarını yurt edinmeyin ovaları da yurt edinmeyin der Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Adem aleyhisselam dağda yaşamıştır oğlu katil olan kabil ovalara ilk ev kurmuştur yurt kurmuştur ve Adem aleyhisselamın oğlu sonraki oğlu peygamber olan şite vasiyeti vardır ovalara ev kurma ovalara şehir kurma diye ya dağda yamaçta ovalara
değil deniz kenarlarına da değil sebep deniz çünkü denizde şeytan cinlilerin şeytan kısmını ikametgah eder onlar sabah oldu mu ilk vurdukları yer deniz kenarları gidin deniz kenarları yer deniz kenarı olan yerler islamdan uzaktır bozulmuşlardır karmançormanlardır genel olarak dünyanın neresine giderseniz gidin bakın dünyanın neresine giderseniz gidin sebep çünkü şeytan otağını denize kurar ve her sabah çocuklarını yavrularını evlatlarını ne yapar salar der ki hadi yürüyün gidin karaya çıkın orada ilk müslümanları aldatın
kandırın der ve ilk kandırılan kimlerdir deniz kenarındakilerdir ve işte mevzuyu toparlayalım selamlaşma mümin içindir biz müminlere esselamun aleyküm ve rahmetullah deriz müminler de aleyküm selam der demezse bir kimse selamı almazsa biz kendimiz alırız aleyküm selam deriz kabristana gideriz esselamun aleyküm ya ehli kubur deriz kabirdekinlere selam veririz eğer senin selamını birisi aldı da sen duyduysan gördüysen senin ve aleyküm selam ehli dünya demene gerek yok çünkü birisi senin onların içlerinden biri birkaçı
senin selamını aldı ya da sen esselamun aleyküm ya ehli kubur dedin mümin olanların hepsi de tek ağızdan ve aleyküm selam dediler örneğin o zaman senin ve aleyküm selam ehli dünya demene gerek yok çünkü sen selamını ne yaptı birileri aldı senin selamına mukabele etti ve aleyküm selam dedi birisi hatta makamca en üstte olan bir kimse dedi ki ve aleyküm selam hoş geldin bir de dua etti sana bu şimdi ağzın bozulacak bu kabire ziyarete gidilmez bu veli kabirlerine ziyaret edilmez onlara selam verilmez diyen zırtobozlara
bakmayın siz bunların hepsi de sapık ve sapkın sapık ve sapkın insanları da saptırıyorlar bir emur sultan hazretlerini ziyaret ettiğinizde onun kabri başına gittiğinizde on bir ihlas bir fatiha okuduğunuzda ve ona selam verdiğinizde o selamınızı alır ve size dua eder bir üftada hazretlerinizde üftada hazretlerine gittiğinizde ona selam verip orada okusanız o da size dua eder selamınızı alır veya bir evliya kabrine gitsen orada okusan selam versen o selamını alır sana dua eder hazretlerine hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretlerinin kabri şerifinin başına gittiğinde esselamu aleyke ya resulullah dediğinde o senin selamını alır onlar işitir onlar görür siz onlara ölü demeyiniz ayetle sabit sakın ha bu şimdiki sapkınların sözüne bakmayın evliya kabirleri ziyaret edilir orada dua edilir onlar vesile edilir bir şeye sıkıntıya düştüğünüzde dara düştüğünüzde probleminiz olduğunda hadiste sabit onları vesile edin gidin ziyaret edin ve vesile edin hadiste sabittir bu o yüzden boş geçmeyin Allah muhafaza eylesin Ömer selamını
alıp onun yanına çağırdı onu teskin etti karşısına oturttu Hazreti Ömer Efendimiz feraset ehli hani Hazreti Ömer Efendimiz ağrıyordu o titredi korktu heyecanlandı ya o Kayser Hazreti Ömer Efendimiz onu gördü onu tanıdı onu anladı dedi ki bu heyecan kasırgasına bu veç'e gelmiş bu veç ehli olmuş sekre düşmüş sekir hali onda galip olmuş sekir hali neydi kendinden geçme Musa aleyhisselam ne dedi sohbet ederken konuşurken Cenab-ı Hak'la kendinden geçti dedi ki ben seni
göremez miyim seni görmek istiyorum Cenab-ı Hak Musa'ya dedi ki sen buna dayanamazsın buna güç yetiremezsin ben dedi şu dağa tecelli edeceğim oraya bak Musa aleyhisselam oraya baktığında küt tek bayıldı sekir halinin zirve noktasıdır bayılmak sekir halinin zirve noktasıdır bir kimse o zaman veç'e düştüğünde sekir haline düştüğünde bayılabilir mi el cevap bayılır Allah der atar kendini kendinde değil bu sekir halidir öyle ağzını burnunu kabartmak değiştirmek öyle kendince değişik değişik modurtular çıkarmak sekir hali
değildir bunun bir düşüğü ağlamaktır sekir halinin bir düşük halidir öyle kendi kendine hoplayıp zıplayıp sekir hali olmaz öyle titremekle sekir hali olmaz bir düşüğü o kimse ağlar sahabedir örneğimiz bir üstü Hz. Musa'dır örneğimiz bayılır sekir hali budur işte o Kayser'de böyle bir veç hali yaşadı böyle bir sekir hali yaşadı baktı baktıkça heybet gözünde büyüdü kalbinde muhteşem bir heybet oluştu kalbinde değişik bir hal oluştu ve o sekir haline
girdi o sekir haline girince Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri onu anladı aynı hali çünkü Ömer de yaşadı Ömer radıyallahu anh hazretleri ne zaman yaşadı kardeşinden Kur'an'ı dinlediği zaman yaşadı dedi ki bu kelam farklı tüyleri diken diken oldu titredi Allah'ın kelamını işittiği zaman ve kardeşini dövecekti dövemedi sövecekti sövemedi Kur'an Kur'an onun üzerinde öyle bir tecelli etti ki onu sekir haline soktu hiçbir şey düşünemez hale geldi ve geldi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine geldi o sekir
haliyle onu gördü kaldı aşık oldu aşk onda tecelli etti sekir hali devam etti ve hemen Müslüman oldu hemen kelime-i şehadet getirdi sekir hali galip dedi ki çıkalım Mekke'nin altını üstünü getirelim sekir halidir bu devam ediyor çünkü o veç hali bir kimseye dokunduysa o ondan makam olarak kaldıysa o hep sekir halindedir işte Hz. Ömer radiyallahu an hazretleri sekir halindeydi ashab sekir halindeydi hep o yüzden tabiin dedi ki siz onları görseydiniz bunlar deli olmuş derdiniz onlar sizi görseydi bunlar dinlerinden dönmüşler
sizleri kılıçtan geçirirdi dedi ashab çünkü hep veç halindeydi hep sekir halindeydi onlarda bu manada din kalbi akılla gidiyordu onlarda onların böyle matematiksel hesabı yoktu yok beş kişiyle biz karşımızda var biz iki kişiyle ona mağlup oluruz öyle bir şey yoktu onlarda onlar sekir halindeydi hep o yüzden uhutmuş bedirmiş hendekmiş onların gözünde ehemmiyeti yoktu onun yok bedirde biz üç yüz kişiyiz karşıdakılar bin kişi ehemmiyeti yok onun hazreti abbas diyor ya biz onları az görüyorduk diyor onları çok görmüyorduk
onları azıcık bir şey görüyorduk ne zaman ki diyor allah resulü sallallahu ve sellem hazretleri bir esiri konuşturdu diyor günde kaç deve kesiyorsunuz o dedi ki diyor on deve dedi ki diyor bir deve yüz kişiye yemektir on bin kişi var deyince diyor biz bin kişi olduğunu anladık o ana kadar diyor biz onları bin kişi görmüyorduk sekir hali senin bin gördüğünü o bir gördür senin bir gördüğünü o bin görür ama bu makam olursa hal değil ve Ömer radiyallahu an hazretleri ondaki bu hali gördü ondaki bu hali görünce onu yanına
çağırdı onu teskin etti onu karşısına oturtturdu onu rahatlattı onu rahatlattı hazreti pir diyor ki o çünkü sekir ehli üzerinde heybet olur celal olur onun üzerinde celaliyet tecelli eder sekir ehlinin üzerinde o sekir ehli iki celal bir ara gelirse kıyamet kıyamet kopar ama kamil olan celaliyetini cemaliyetle süsler kamil olan onun içi Fırat nehri gibidir dışı sakindir celaliyetini cemaliyetle ne yaptı sardı kapladı sakın onların öyle cemaliyetine kanma
onun arkasında kocaman bir celaliyet vardır kocaman hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Müşfik Gümşak ama atını sürdü kimse durduramadı öyle bir celaliyet var ki sahabeler onun ne atını ne kendisini durdurabildirler ashab ne diyor öyle atını sürdü ki biz diyor cepheyi yardık arkada diyor yemek pişiren kadınların yani hastalara bakan müşrik kadınların yanına yanlarına kadar öyle bir halde ki düşmanı falan görmüyor gözü sayısallığı bırakmış sayısallığı bırakmış sekir halidir bu o yüzden her sekir ehli
kamilin mürşidi kamilin cemaliyeti dışında süs gibi durur içi celaliyettir cemaliyet Cenab-ı Hakk'ın ona giydirmiş olduğu elbisedir bu sizi aldatmasın içinde muhakkak onun celaliyet saklar işte Hz. Pir diyor ki korkana emin ederler gönlünü yatıştırırlar o kamil mürşitler birisi korkmuş onun korkusunu ne yapar teskin eder emin eder onun gönlünü yatıştırır çünkü o kamil bir mürşid karşısındakini analiz etti ve onu sakinleştirdi onu cemaliyetine ne yaptı aldı tabiri caizse bir çocuk ağlasa anne kucağında anında susar neden annede cemaliyet vardır müşfiklik vardır çocuk anne şefkatini merhametini hisseder hisseder hissetmez hemen susar o yüzden küçük çocuklar annelerinden ayrılmazlar Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
hazretleri ayırmayın demiş bazen hukuk girer devreye ayrılmak zorunda kalınır ama o çocuk akıl bali olunca kadar annenin yanında durması gerekir korkmayın sözü korkanlara sunulan hazır yemektir ve bu yemek tam onlara layıktır yani birisine korkma dediğinde korkunun varlığını kabul etmiş olursun demek ki korku var veya birisi korkuyorum deyince korkmamanın varlığını da ispat etmiş olursun bu manada demek ki zıddıyla mukimdir her şey korkmak korkmamak birbirinden zıttır hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri
korkaklığı şer olarak görmüştür Allah'tan korkmayı değil yalnız hani korkaklığın şerinden kabrin fitnesinden diye uzun dua var ya demek ki korkaklık nedir bu konuda şerdir ümmet-i muhammedin düştüğü en büyük şerlerden birisi ümmet-i muhammed bu korkaklığı yaşıyor şimdi dinini yaşamaya korkuyor dinini tebliğ etmeye korkuyor gelecekle alakalı korkuyor aç kalırım diye korkuyor cezaevine girerim diyor korkuyor eşim beni terk eder diyor korkuyor çocuklar beni terk eder diyor korkuyor ben işimden olurum diyor korkuyor korkular yönetiyor
ümmeti şu anda korku bütün ümmet-i muhammedi şu anda yöneten korku korkutuyorlar ümmet-i muhammedi elektrikler kesilirse korku doğal gaz kesilirse korku sular kesilirse korku yiyecek içecek bulamazsak korku buğday olmazsak korku hava yanmazsak korku soğuk olursak korku yağmur yağdı korku rüzgar esti korku lodos esti korku güneş dikti korku pompalıyorlar bütün ümmete bütün dünyaya bir kimse zulmediyor korku kimse sen zalimsin diyemiyor adaletsizlik var korku hakim ya burada adaletsizlik var burada haksızlık var burada yanlışlık var
burada eksiklik var korku bu millet soyuluyor korku kimse ses çıkaramıyor herkes susuyor korkuyla yönetiyorlar bütün dünya insanlığını ve müslümanları ufacık bir şey oluyor herkes güldür güldür güldür marketlere gidiyor bir anda çekirge sürüsü gibi marketler bomboş korku Allah'a tevekkül yok Allah'a yaslanma yok ona dayanma yok ona inanma yok korku hakim bakın hayatınıza korku hakim ben bunu yaparsam eşim ne der bunu böyle yaparsam çocuklarım ne der insanlar ne der hep ne derin üzerindeyiz kardeşim burada haksızlık var
haksızlıklar karşısında susan değilsin şeytandır demiş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu sadece benim peygamberim değil benim peygamberim değil iman eden bütün herkesin peygamberi sadece Ahmet'e Mehmet'e söylenmiş bir söz değil bir yerde haksızlık varsa burada haksızlık var diyebilmeliyiz bir yerde zulüm varsa burada zulüm var diyebilmeliyiz bir yerde adaletsizlik varsa burada adaletsizlik var burada adalet tecelli etmiyor diyebilmeliyiz bir yerde yolsuzluk varsa arkadaş burada yolsuzluk var yolsuzluğun önüne geçilmesi lazım
diyebilmeliyiz bir yerde açlık varsa kardeşim burada açlık var açlık diyebilmeliyiz korku hakim bizde biz hakkımızı aramaktan uzağız biz kendimizi aramaktan uzağız zaten önce biz kendimizi arayamıyoruz zaten ben neyim ben ne için yaratıldım benim yaratılış maksadım neydi ben bu yaratılış maksadımın neresindeyim biz kendimize dahi bu soru soramıyoruz ki kendimize soramıyoruz korkuyoruz hani var ya meşhur söz bugün Allah için ne yaptın sor bakalım kendine ne yaptın bugün Allah için namaz kıldın kendine
oruç tuttun kendine zikrettin kendine Allah için ne yaptın Musa soruyor ya ne yapabilirim peygamberlerden öğreniyoruz bunları Musa'ya diyor ki sen benim dostumla dost oldun mu benim düşmanıma düşman oldun mu ya Musa cevap enteresan Allah için ne yaptın dostuyla dost ol düşmanına düşman ol biz düşmanına dostuz dostuna düşmanız bize birisi Kur'an ve sünnet anlatınca biz böyle bu zamanda da böyle olur mu ya dik konuşuyor zaten canım Mustafa Özba başına böyle bir iş geleceği belliydi Allah Allah ne yapsın Mustafa Özba
Kur'an sünneti anlatmasın mı yok anlatmasın ne yapsın herkes gibi geliver yazın gidiver tingozun mu yapsın hani meşhur ya değil mi Bursa'da ne almış adam şu altı parmağın oraya başlangıcına değil mi bir çeşme yaptırmış değil mi üzerine de yazmış Müslümanlar içemez diye değil mi padişaha haber vermişler demişler ki böyle böyle padişahım bir adamın birisi buraya cami mescit şey yaptırdı cami yaptırdı çeşme yaptırdı üzerine de yazdı demişler Müslümanlar içemez diye tam padişah atacak onu içeri demiş beni biz müsaade et
ben demiş bir bunu ispat edeyim size olur demiş işte günlerden cumartesi demiş şurada aşağıda kilise var ya şu aşağıda kemen demiş cumartesi gün ayin esnasında iki tane demiş asker gönder ayin esnasında demiş oradan o papazı tevfik et tutukla demiş ayin esnasında gitmişler papazı iki tane asker tutuklatmış bütün hristiyan ahali ayağa kalkmış sarayın önüne yığılmışlar papazımızı istiyoruz biz demişler onsuz yaşayamayız bizim nikahımızı kıyacak olan o bizi boşatacak olan o çocuklarımızı vaftiz edecek olan o çocuklarımıza
dua edecek olan o ayinlerimizi demiş sürdürecek olan o her şeyimiz o biz papazı almadan evlerimize gitmeyiz bir nümayiş çıkmış ortalıkta o zat demiş ki yerli yerine gördü gördünüz mü padişahım gördü bırakabilirsiniz şimdi demiş papazı bırakmışlar cumartesi günü pazar olmuş demiş pazar günü pardon cumartesi hahamı yapmış pazar günü de papaza yapmış aynı şekilde papazı dalmışlar pazar günü gene ortalık ayağa kalkmış cuma olmuş cuma gün ulu camide bir hoca vaaz ediyor vaaz kürsüsünden hocaya almışlar iki tane zap diye
gelmiş hocaya almış kimse nümayiş yapan yok bir söz söyleyen yok hatta cemaat başlamış zaten ileri geri konuşuyordu kim bilir ne yaptı zaten zaten onun sakalında şöyle vardı bıyığı böyleydi işte şu şöyleydi bu böyleydi cemaat satmış anında kimi arkasında namaz kıldı hocaya demiş o zat padişaha demiş padişahım bir cemaat düşün demiş imamına sahip değil imamına sahip değil demiş neden onlar bu sudan içsinler ki demiş biz korkarız biz imamımıza dahi sahip çıkamayız ya biz dinimize sahip çıkamıyoruz ki biz herkes dinimize
hakaret ediyor ediyor hangi birine sahip çıkıyoruz ki biz çıkamayız korkarız bir baya oluyor adamın sonu olduğu bir şey vardı starda bir program sunuyordu sen kızılbaş mısın dedi bir şey güner ümit evet adamın televizyon hayatı bitti bütün ülkedeki alevi vatandaşlar halbuki kızılbaş mısın dedi kızılbaşlarla aleviler ayrıdır kızılbaşlar ayrıdır aleviler ayrıdır aleviler kızılbaş değildir tabi onlar da bizde kızılbaşız diyenler var kızılbaşlık ayrıdır alevilik ayrıdır uzun tartışma adamın televizyon
hayatı bitti bakın televizyon hayatı bitti bizde öyle değildir herkes istediği gibi bizim dinimize hakaret eder tabi onlara mesela ne biçse öz Türk'tü öyle değil mi o Almanya'ya gitti hani bunlar Kur'an'ı Kerim'deki ayetler bunlar Allah ayeti değildir diyen adam bir şey oldu mu olmadı diyanet onunla alakalı suç durusunda bulundu mu bulunmadı o Hazreti Meryem'e validemize onun namusuna söz söyleyen bir öğretim görevlisi vardı 9 Eylül İlahiyette onunla alakalı bir dava açıldı mı açılmadı üniversite soruşturma açtı mı
açmadı diyanet ona bir soruşturma açtı mı açmadı açmadı diyanet kime soruşturma açtı Mustafa Özbağ Hacı Erkan İzmir'de rüya anlattı ben Allah'ı gördüm senin suretindeydi üzerinde de şöyle bir kıyafet vardı dedi diyanet dini istismardan bana dava açtı sen Allah'lık taslıyorsun diye haşa diyanet kime dava açıyormuş bak ya bir de önüne arkasına bir sürü iftiralar koyaraktan dava açtı biz korkağız biz dinimiz üzerinde vatanımız üzerine
milletimizin üzerine namusumuzun üzerine korkağız biz biz ailemizi korumaktan uzağız çocuklarımızı korumaktan uzağız vatanımızı milletimizi dinimizi korumaktan uzağız şehrimizi korumaktan uzağız biz diyemiyoruz ki bu kaldırımların nesi vardı kardeşim sen zırt pırt değiştiriyorsun bu kaldırımları ne yap bu parayı harcıyorsun sen buraya diyebiliyor muyuz diyemiyoruz sen zırt pırt ne böyle masraflar yapıyorsunuz diyebiliyor muyuz diyemiyoruz korkağız biz biz korkağız korkağa korkma denir bir korkaksa bir kimse ona korkma
denir korkak olmayana korkma denir mi denmez korkak için korkma demek hazır yemek gibidir o hemen başlar yemeğe o yüzden Allah muhafaza eylesin ama bir kimse Allah'tan korkması farklı bir şeydir o Allah'tan korkmak nedir Allah'ın hukukuna uymaktır Allah'ın sınırlarına tabi olmaktır bu o kimsenin bir ya Allah'tan korktuğuna işarettir ya da Allah'ı sevdiğine işarettir ya sever sınırlara uyar ya da korkar sınırlara uyar severek sınırlara uymayan Allah korkutur neyle cehennemle neyle açlık korkusuyla neyle yoklukla neyle
mal azlığıyla neyle çocuk azlığıyla neyle ona delaletle korkutur ne der Allah'ın zikrini terk ederseniz size rızık dallığı veririz ne der Allah'ın zikrini terk ederseniz size bir şeytan musallat ederiz der bakın korkutuyor öyle ama öbür tarafta diyor ki kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder bu da farklı bir şey bak burada korku yok o kendiliğinden Allah'ı zikrediyor Cenab-ı Hak diyor ki ben de seni zikrederim öbürküne diyor ki sen zikri terk edersen sana bir şeytan musallat ederim öbürküne diyor ki sen zikri
terk edersen sana dar bir maişet veririm bakın onu nasıl korkuttu sen Allah'ın zikrini terk edersen sana akıl noksanlığı veririm diyor evet sen Allah'ın zikrini terk edersen senin kalbini mühürlerim diyor korkutuyor bakın sen Allah'ın zikrini terk edersen seni körlerden yaparım diyor sen Allah'ın zikrini terk edersen seni sağırlardan yaparım diyor korkutuyor korkutuyor neden o sevgiden anlamadı o sevgiden anlamadığı için Cenab-ı Hak onu korkuttu o zaman korkana korkma demek evet hazır yiyecek Allah muhafaza eylesin
inşallah korkusu olmayana nasıl korkma dersin niye ona ders veriyorsun o derse muhtaç değil ki Ömer o yüreği oynayan kimseyi sevindirdi yıkılmış gönlünü yaptı ya normalde korkmayan bir kimse yani o kimse Allah'tan korkuyor başka bir şeyden korkmuyor ona neden korkma diyeceksin ki ona bir şey diyerek yok o zaten korkmuyor 10 BC 727 Wasogen Polo burada mı 16 AFK 0 38 burada mı al ikisi de yok ne burayla alakalı değildi ikisi de ne yaptı o kimseye
o sevindirdi onu yıkılmış olan gönlünü yaptı ona tatlı tatlı konuştu ona nasihat etti güzel güzel yumuşak yumuşak söyledi ona yumuşak söz güzel söz insanın kamilin sıfatıdır güzel söz söylemek yumuşak konuşmak hani Cenab-ı Hak Musa'yı Firavun'a gönderiyordu ya Musa'yı Firavun'a gönderirken dedi ki ya Musa ona yumuşak konuş ona tatlı tatlı konuş ola ki hidayete erer bakın Musa'yı Firavun'a gönderirken dahi ona yumuşak yumuşak tatlı tatlı söyletti konuşturdu ona bakın ona sert konuşturmadı o zaman tebliğcide tebliğcide
istenilen vasıfların en birincisi yumuşak konuşması tatlı tatlı konuşması güler yüzle ona söylemesi tebliğ sert yapılmaz çocuklarınıza eşlerinize akrabalarınıza arkadaşlarınıza dostlarınıza bir şey nasihat ederken en önemli şey yumuşak sözlü olmak tatlı sözlü olmak güler yüzle olmak bu önemli sert olacağı yerler olacak mı olacak ama bu önemli Allah muhafaza eylesin o yüzden o hani başka bir ayet-i kerimede de güzel sözler ancak ona yükseltilir der ya ayet-i kerimede o zaman güzel sözler söylemek etrafınıza hayır ha olmak
hayırlı sözler söylemek iyi sözler söylemek bunlar methedilmiş Allah Allah biz onlardan eylesin inşallah saat on geçiyor buradan devam edeceğiz inşallah kaldığımız yerden sıktıysak sürçülisan ettiysek affola inşallah şuraya bir bellilik koyalım sorulara da bakacağım inşallah yaşlılık bellilik koyuyoruz böyle kaldığımız yere bazen başka
cemaatlerin sohbetine katılıyorum cuma günleri Kur'an-ı Kerim okunduğu için bir sakıncası var mı arkadaşlar biz hiç kimseye hiçbir sohbete zikrullah gitmesini yasaklamayız hiç ben yaklaşık artık 35 yıl diyebilirim 35 yıllık ben böyle bir sufi hayatın içindeyim ben bugüne kadar herhangi bir şeyi yasakladığımı hatırlamıyorum şu sohbete gitmeyin diye benim sadece adab olarak söylediğim bir şey vardır arkadaşlar kendi sohbetiniz ve zikrullah halakınız varken oraya gidin birinci derecede yok boş bir günün var o günde seni bir yere
davet etmişler gidebilirsin bunda bir sıkıntı yok ama işte örnekliyorum Bursa'da ana ders olarak Perşembe günü dersi var mı? var Cumartesi gündüz bayanları var mı? var Cumartesi gece de burada var mı? var mahalle dersleri var Pazartesi herhalde yine şeyde namazgahta oluyor bildiğim kadarıyla diğer günler var öyle değil mi? mahallelerde orada burada dersler var mahalle derslerine de var mı orada senin dersin? var önce oraya gideceksin başka bir şey değil Cumartesi bayan sohbetini evde dinliyorum eşim ve çocuklarım da duyuyor bir sakıncası var mı? ne sakıncası olacak? bak şimdi bu arkadaşım diyeceğim diyeceğim şimdi bir şey buna Cuma günü başka bir yere derse gittin mi?
gittin Cumartesi günü kendi dersine neden gitmiyorsun? size bir sorum olacak benim bir oğlum var her istediği elinde yemek içmek giyinmek sıkıntı yok durumumuz iyi ama bu çocuk hep gözü yükseklerde altında en iyi arabası var daha da iyisi olsun her şeyin daha da daha da diyor bu neden? biz mi hatalı büyüttük yoksa sebebi ne olabilir? haram yedirmedik ama hep gözü lüks peşinde ne yapmamız lazım? e siz alıştırmışsınız bir dediğini iki etmemişsiniz gah demiş su vermiş gug demiş ekmek vermişsiniz araba istemiş araba almışsınız dememişsiniz ki çalış oğlum al kendin dememişsiniz ki kaça aldın bu pantolonu işte iki yüz elli lira ha ben daha giyme demiş onu dememişsiniz hiç hep şunu demişsin e ben yaşayamadım oğlum yaşasın alsın ben yaşayamadım kızım yaşasın giysin ben yaşayamadım onlar yaşasın ha yaşıyorlar o zaman işte
ne şikayet ediyorsunuz ki o zaman şimdi ben yaştaki benden 4-5 yaş aşağısı yani benim hayatım öyle bir şey olmadı yaşamadık babamız öldükten sonra kendimiz kazandık kendimiz harcadık kendimiz yedik hep sorumluluk var hep sorumluluk var harcayamadık biz şimdi yeni nesne baktığın zaman sonu yok ki sonu yok ama yani dünya sistemi bunun üzerine kurulu dünyayı idare eden bin tane iki bin tane üç bin tane şirket dört bin tane olsun hadi yok da hadi o kadar olsun dünyayı borç sarmalına almışlar
tüm dünyanın üç yüz elli trilyon dolar borcu var tüm dünyanın bakın tüm dünya ülkeleri bu bin tane şirkete üç yüz elli trilyon dolar borçlular hani bazen böyle bu mevzulara girmek istemiyorum ama dünya ülkelerini komple bu borç sarmalına almışlar Osmanlı böyle battı ve dünya üzerindeki iktidarların hepsi de bazıları hariç bu borç sarmalının altında hele bizim gibi ülkeler borçlanmak zorunda borçlanmazlarsa o hükümeti devirirler bakın bizim gibi
ülkeler borçlanmak zorunda borçlanmazlarsa o hükümeti devirirler borçlanacaksınız siz ülke insanlar olarak borçlanacaksınız ben kredi kartı kullanmayın borçlanmayın dedikçe kızıyorlar bana kardeşim ne kadar sen aylık gelirin var dört lira dört lirayı ya hatta üç buçuk lirayı borçlanma borçlanma benden ticari akıl alanlara da diyorum bak yapma bankaya girme bakıyorum durum vaziyetine ne kadar alacaksın ne kadar sermayen var on trilyon ne kadar kullanacaksın
sen iki trilyon tamam iki trilyon kullan daha fazla kullanma sebep ona çalışıyorsun sonra sen de o dünya sarmalına girdin o sarmalın içindesin sen cebinde kredi kartı var mı var kredi kartının borcu var mı var vallahi o sarmalın içindesin sen onlara çalışıyorsun istediğin kadar ben müslümanım sen o bin tane şirketin kölesisin o bin şirket var ya o kanamiciler onların kölesisin seni de borçlandırır ben onu sigorta ettim o onu sigorta etti o da onu sigorta etti kim sigortacı o bin tane şirket herkes oralara
çalışıyor madenler onlara çalışıyor sen kazıyorsun madeni çıkarıyorsun sen diyorsun ki sattım yok ona çalıştın üretiyorsun sattın kime ona çalıştın faiz ödüyorsun çünkü türkiye faiz ödüyor faiz bütün yollara köprülere barajlara faiz ödüyor bildiğiniz faiz ödüyor devlet ödüyor özel sektör ödüyor belediyeler ödüyor belediyeler ödüyor hiç kimse belediyeye soramaz kardeşim neden borç yaptın 50 yıllık borçlandırmışsın sen bu ili 50 yıl borçlandırmışsın 70 yıl borçlandırmışsın kimse soru soramaz onlara kimse
hesap sormaz onlara ya bizim futbol takımları dahi borçlu borçlu olmayan hiçbir yer yok bakın borcu olmayan hiçbir yer yok devlet borçlu futbol takımları borçlu belediyeler borçlu insanlar borçlu firmalar borçlu şirketler borçlu Türkiye'de iki ay iş olmaz iflas eder herkes neden borçlu herkes çünkü borçlu hep döndürecek hep döndürecek ve döndürürken yeniden borçlanacaksın borçlu tekrar söylüyorum borçlanmayan hükümeti devirirler e vatandaş da borçlu
biz lüks alıştık alıştık biz o lüksten artık geri dönemeyiz ki ya bizim kışlık dediğin zaman 5-6 tane pantolonumuz var 5-6 tane paltomuz var sayısız gömleğimiz var kazamız var ben şuna inanıyorum en fukaranın evinde dahi olanca kıyafet var satıyor adam boyuna işi o bir takım elbise almak için gidiyorsun üç tane birden koltuğunun altına veriyor gidiyor gönderiyor özgür işi o ona da diyor ki firma sen diyor bir tane alana üç tane
bir tane almaya gelene üç tane satacaksın diyor alacak olan kimseye diyor ki bak bu takım elbise diyor 600 lira ikinciyi alırsan diyor 500 lira üçüncüyü alırsan diyor 400 lira üç tane alırsan diyor bu ayakkabı 100 lira diyor öyle yapıyorsunuz değil mi evet tabii sen bir takım elbise almak için giriyorsun üç takım elbise gömlek bir de ayakkabı bir de diyorsun ki ya bak aldatmaca ne güzel ulan 300 liralık ayakkabıyı 100 liraya aldım diyorsun ulan zaten 100 lira o değişmedi bir şey bizim İsmail de müşteri bekliyor orada
değil mi İsmail nereden gelsin İsmail'e İsmail böyle satamıyor ki doğru mu İsmail gitti küçük esnaf ama oraya gittiğinde ha ne yapıyor bir de diyor ki kredi kartın varsa altı ayda diyor faizsiz taksit yaparım sana bir de altı ay kredi kartından borçlandırdı sanki o ödemeyecek onu arkadaş AVM'de mutlu mesut göğüs ileride baş dik etrafına bakıyor ne o elinde poşetler X firmanın böyle baba gibi de böyle flash yanıp sönüyormuş gibi o firmanın çantası da görünecek o çantayla AVM'den çıkacak oraya girmişsin artık bilmem hangi
burgerden yemek yemeden de çıkılır mı bilmem hangi kahve ne o bir sürü adı var ya oradan da bir kahve içmeden gidilir mi ve o çantalarla da masanın üzerine koyacaksın o çantaları da ha görecekler X firmadan alışveriş edilmiş eee bir de ona anahtar lazım bir de masanın üzerine atacaksın araba anahtarı Şahin'inkini de atamazsın ya eee ona bir de telefon lazım eee ona da iPhone lazım canım atacak telefonu arabanın anahtarı çanta ambiyans tamam mutlu doğru doğru ya bir bayandan dinliyorum bunu yıllar önce kız kardeşini
anlatıyor evli pazar gününden laf açıldı bir mevzu oldu bu şey o eee ne o lüks olan yer mudanya yolunda koru park nasıl biliyor bak işi oralarda hafta sonu ablası çocukları da alıyormuş kocası koru parka saat 10'da giriyorlarmış gece 10'da çıkıyorlarmış ben böyle salak salak bakmışım böyle hani hayretteyim yani dedim ne yapıyorlar 12 saat orada vakit geçiriyorlar dedi ben böyle gayet safhane ne yiyip içiyorlar karınları acıkmıyorum dedim ben böyle baktı hiç koru parka girdiniz mi dedi dedim yok önünden geçiştim birkaç sefer
dedim yani dedi yani hiç girmedin hayır girmedik dedim ben ihtiyaç görmüyorum dedim ben o yüzden girmedim hiç girmedim hayır girmedim dedim ya başladı dedi zafer plazayı kapısını bilmiyorum dedim nereden giriliyor Allah Allah böyle bakıyor hani sen Bursa'da mı yaşıyorsun dedi nereye gidiyorsun Üftada Hazretlerine gidiyorum dedim Emir Sultan Hazretlerine gidiyorum zamanım olursa dedim Ulu Cami'ye dedim pek gitmem oraya giderim dedim Emir Sultan Hazretlerine giderim dedim böyle baktı dedim bazen geceleri saat 2'de 3'te dedim
yukarıda kınlar çağırıyor dedim ben ondan sonra o sırada var ya dedim 3 kuzular 5 kuzular Molla Fenari'ye kadar araba bangır bangır bağırıyor orlardan çıkarken dedim bazen onlara gidiyorum dedim ya inanamıyorum dedi koru parka hiç girmedin mi dedi yok bilmiyorum kapısı nerede bilmiyorum dedim düşünebiliyor musunuz insanlar kültürleri ne kadar değişmiş oraya gidiyor e şimdi böyle buna alışınca o çocuk her şeyi isteyecek o çocuk isteyecek bunu ve verdikçe çocuk doymayacak kimse doymayacak ki bakın kimse doymayacak kimse doymayacak
ha bire tüketim maddeleri koyuyorlar önümüze ya bir yemek programı izleyin hiç duymadığım peynirleri duyuyorum benim bildiğim bir bayındırım tulum peyniri var bir de çökeleği var başka bildiğim yok bir tane eski kaşları var bildiğimiz onu biliyoruz başka bir şey yok bildiğimiz bizim peynir bu bir sürü peynir çıkmış ortalığa o teneke peyniri bile sonradan çıkma peynirlerden benim çocukluğumda gençliğimde öyle bir peynir yoktu peynirden sayılmıyordu o o teneke peyniri var ya kimse almıyordu onu biz dükkanda onu satamıyorduk
bizim bakkal dükkanında biz onu satamıyorduk kimse almıyordu teneke peynirini millet ya evinde peynir yapardı ya tulum peyniri alırdı ya da çökelek peyniri vardı ya da bizim oranın meşhur böyle bir çamur peyniri vardır adı çamur peyniridir tulum peyniri basıyorlar ya tulumu peyniri bastıktan sonra tuz atıyorlar onun üzerine süt süt basar var peynir bozulmasın diye o süt sonra böyle mayalanır içeride peynirimsi bir şey olur böyle yumuşak bir şey olur biz ona çamur peyniri diyoruz biz lor peyniri filan bilmeyiz bizim bayındırlılar
lor peyniri bilmezdi önceden çamur peyniri çökelek ondan sonra bir de şey tulum peyniri az tuzlusu çok tuzlusu bu kadar şimdi peynirden geçilmiyor ve insanlar bunları alıyorlar ve yiyorlar ben bakıyorum diyorum ya kim bilir neden yaptılar alma Mustafa Özba git diyorum sen bayındırlılar peynirin gelsin ölünceye kadar diyorum ben bizimkiler de orada sağ olduğu müddetçe ee biz de öyle göçüp gideceğiz ama insanlar tüketime alıştı artık iyice lükse alıştı ev beğenmiyor kimse ev beğenmiyor ya kendi evin var otursana ne amma
kiraya çıkıyorsun ağzını yüzünü düzelt otur kendi evinde ne işin var kirada yok evi beğenmiyor kiraya çıkacak illaki gidecek lüks bir yerde oturacak bir ev kirası kadar aidat ödüyor orada televizyonda izliyoruz aidatlar 5 milyon İstanbul'da 6 milyon 7 milyon 10 milyon aidat ödüyormuş bildiğiniz aidat ödüyor adam ya ev kendisinin buna alıştı insanlar şimdi adam 3-5 kuruş gördü mü mahalleye bırakıp gidiyor zaten 3-5 kuruş gördü mü dergahı da bırakıyor 3-5 kuruş gördü mü tamam şeyhi de bırakıyor gidiyor iki rüya görüyor
bırakıyor iki hal görüyor bırakıyor oluyor hemen adam zaman bu çünkü hemen bakıyorsun böyle ah diyorsun ya her şey şeytanileşmiş her şey ve ne yazık ki dinin alanı gün geçtikçe daralıyor hem insanlarda daralıyor hem toplumda daralıyor dinin alanı genişlemiyor hem insanlarda genişlemiyor hem ailelerde genişlemiyor hem toplumda genişlemiyor sakın genişliyor diye düşünmeyin aldanmayın genişlemiyor dinin alanı daralıyor hala da daralıyor insanlarda da daralıyor
yani artık o kimsede din çok geniş bir yer tutmuyor oysa din insanın bütün hayatını içine alır hayatımızı içine almıyor o alan iyice küçülüyor artık bir müddet sonra korkarım o hale gelecek herkes müslüman ama kalbine bak namaz oruç zikir falan böyle yani toplanıp sohbet ediyorsunuz evet ya benim dedelerimin dedesi öyleymiş benim dedemin dedesi dervişmiş ne yaparmış hu hu derviş yani o da ondan evet o hale gelecek ama onlara da Hazreti Peygamber şefaat edecek mi edecek işim bir de bu tarafa o hale doğru koşuyoruz imam hatiplerinin
açılması ilahiyatların çoğalması sizi ve bizi aldatmasın sizi ve bizi aldatmasın önemli olan dinin dinin alanıdır siz bütün okulları imam hatibe çevirebilirsiniz din o kimsede ne kadar alan açmış o ailede ne kadar alanı var o toplumda ne kadar alanı var budur önemli olan din tecelli etti mi etmedi mi önemli olan bu hakkınızı helal edin vaktinizi fazla aldım geceniz hayır olsun alfatiha amin ajma ön ne kadar Com
şey ist
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.