mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 21.10.2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 22 Ekim 2021 · 31:36

Bizim bir durmuşumuz vardı, bayındırda. Neşe diye bir kıza aşıktı. O yüzden böyle istedim vermediler oldu. Kahrederdi. Vururdu kadehin dibine dibine. Derdi ki her şeyini kaybet, Neşe'ni kaybetme. Kızın adı Neşe'ydi çünkü. Allah rahmet eylesin durmuşun. Onun rebliği. Bizim eski arkadaşlarımızdan, kardeşlerimizdendir. Bence yaşı büyük onun. Ahmet Özbağ'la beraber yaşı ama biz onunla da samimiydik.
O öyle derdi. Her şeyini kaybet, Neşe'ni kaybetme. O yüzden Neşe'nizi kaybetmeyin. Cenab-ı Hak cümlenize ve cümlemize afiyet versin inşallah. Cümlemize ve cümlesine de inşallah Neşe'yi kaybettirmemeyi nasip eylesin. Çünkü geleni böyle neşeyle karşılamak, şeytanı böyle çıldırtır. Şeytan böyle patinaj eder. Şimdi insanın başına hastalık gelir, dert gelir, gam gelir, kasavet gelir, sıkıntı gelir, arkadaşından gelir, eşinden gelir, işinden gelir, çocuğundan gelir, derviş kardeşlerinden gelir.
Gelir de gelir. Her geleni sayma. Bir say geç. Bak bir say. O yüzden geleni de Neşe'yle karşıla. De ki her şeyini kaybet, neşe'ni kaybetme. Hiç neşen bozulmasın. Gül bakayım Mehmet Aslan. Bak şu adamın tebessümüne bakın. Gördünüz mü? Sohbetin anahtarı oldu. Baktım tebessüm ediyor. Tabi Murtaza ondan daha tebessümlü. Bak tebessüme dedim ya neşesini kaybetmiyor adam dedim. Elhamdülillah. Hoş kaybettiği bir şey de yok onun. Yok ya. Yani azdan az gidermiş, çoktan çok gidermiş. Olmayandan ne gidecek? Hiçbir şey. O yüzden o hiç neşesini kaybetmiyor. Var oldu mu eli titren insanın gidecek diye.
O varı kendinden görür. Parayı kendinin görür, eş kendinin görür, çocuğu kendinin görür, ev, bark, mal, mülk. Kendisinin gördü mü eli titrer. Hani meşhur ya kıssa hep anlatırım. Dervişin birisi işte geçmiş zamanda İstanbul'a işi varmış. Gidiyormuş Şeyh Efendisi'ne demiş ki efendim İstanbul'a demiş Allah izin verirse gidiyorum. O da demiş oğlum filanca Efendi'ye git. Ondan sonra duasını al, elini öp. Bize de demiş dua etsin, himmet etsin. Olur efendim demiş, gitmiş adrese bir bakmış ki sarayda oturuyor. Küçük böyle saray yavrusu gibi bir yer. Köşk. Vurmuş kapıya tak tak tak açmış birisi. Dervişlerden biri demiş buyur. Ben demiş filanca Şeyh Efendi'yi ziyarete gel dedim.
Olur işte sofaya almışlar. Yok oturma yerine, yok çay yerine. Oradan yemek yedirmişler filan fişman ağırlamışlar. Şeyhin huzuruna çıkmış tabii. Böyle şan, şöhret, şatafat böyle her yer. Çok güzel hep terviş diyormuş maşallah diyormuş ya. Ne böyle şatafatlı neyse. İşte demiş hoş geldin, hoş bulduk demiş misafir edin. Kaç gün kalacak? Üç gün, iki gün orada kalmış. İşlerini bitirmiş. Dönecek artık geriye. Demiş efendim Şeyh Efendi'nin selam var. Buyurdu ki demiş bize dua etsin. Bize himmet etsin. O da böyle biraz sertleşmiş. Demiş söyle ona. Dünyaya çok sarılmasın demiş. Derviş düşünmüş.
Ona demiş bizimkinde yarım asır var. Yarım asıra sarılıp yatıyor. Ondan sonra gecesi gündüzü onun üzerine. Demiş bu köşte oturuyor. Bir de demiş Şeyh Efendi için dünyaya sarılmasın dedi. Aynen demiş ya mübarek beni kime gönderdi demiş. Neyse yürümüş. Gelmiş Şeyh Efendi'nin huzuruna. Selamün aleyküm aleyküm selam. Oğlum demiş gittin mi? Gittim efendim demiş. Böyle yüzünü ekşiterek de. Mübarek ne dedi benim için demiş. İşte derviş böyle ham olunca böyle ne dedi ne demiyor. Efendim dedim diyor. Sen burada yarım asıra sarılı yatıyorsun. O köşkün içinde bir de kalktı. Dedi ki söyle Şeyhine dünyaya sarılmasın. Başlamış Şeyh Efendi çırpınmaya ağlanmaya.
Demiş aman evladım sakın ha demiş. Aklından bir şey geçirme. O zamanın kutbu demiş. O köşte yaşar demiş. Ama sevgisi onun gönlünde değil. Biz demiş yarım asırı sahiplendik. Gaybetmemek için. Onun sevgisi demiş. Bizim gönlümüzde oturmuş. O yüzden var olan çok düşünür. Allah muhafaza eylesin. Rabbim korusun inşallah. Ruhun meratiplerini anlatabilir misiniz? Nereden anlatacağız canım kardeşim biz ya? Böyle ruhun meratiplerini nereden bilelim? Allah bizi affetsin inşallah. Ruhun meratibi mi varmış? Biz nefsin meratibleri var. Kalbin bu meratiplere bağlı halleri, makamları var diye biliyoruz. Ruhun meratiplerini bilmiyoruz.
Hakkınızı helal edin. Bunu böyle bir yerden okumuşlardır. Veyahut böyle yazanlar da var. Bazen görüyorum orada burada. Ey Habibim! Sana ruhtan sorarlar. De ki onu Rabbim bilir. Ayet-i Kerime. O yüzden bu ruhla alakalı konuşanlar muhakkak konuşuyorlardır. bizim öyle bir ilmimiz yok. Hakkınızı helal edin. Soruyu soran inşallah hakkını helal etsin. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin değinmediği, konuşmadığı bu tip meselelerde bizim bir ilmimizin olması düşünülemez.
Ben kendi nefsim için söylüyorum. Allah beni affetsin inşallah. Tevhid kulluk bilinci midir? Hamd ve tövbenin birleşimi midir? Kesrette vahdet, vahdette kesret midir? Faili, mevcudu da içine mi alır? Bize tevhidi anlatabilir misiniz? Bakın tevhidi anlatmak farklı bir şey. Bunların hepsi de sıralanan şeyler farklı farklı şeyler. Takıldığınız yeri sorun. Soru sormak için soru sormayın. Şimdi Tevhid kulluk bilinci midir? Hamd ve tövbenin birleşimi midir? Hamd ile tövbenin birleşimi midir? Tevhid bilincidir. Kulluk, pardon kulluk bilincidir. Hem kesrette vahdettir, hem vahdette kesrettir. Hem faili, mevcudu da içine alır.
Anlatabilir misiniz? Demiş, anlattık. Anlayan elini kaldırsın. Buyur. Ben cevabını sormadım. Anladınız. Evet. Anlayan var mı? Bu konuda. Evet. Edeb etmeyin. Anladığımızı söyleyebilirsiniz. Hür burası. Kimsenin bir bilgisi yok mu ya? Bu konuda bir harp dahi olsa. Helalın var hoca. Her şeydir. Eyvallah. Başka? Dedim hoca bir kapı açtı şimdi. Arkasından gelir bakarsın. Tevhidin ilmel yakîn hâli ve zevki vardır.
Aynel yakîn hâli ve zevki vardır. Hakkel yakîn hâli ve zevki vardır. İlmel yakîn hâli ve zevki Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmaktan başlar. Haramlardan uzak durup, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp, dinin emirlerini yerine getirme. Buradan başlar. Bu çok tafsilatlı bir hâldir burası. Bu dinin bütün emirlerini içine alır. Bu dinin bütün ibadetlerini içine alır. Genel olarak Müslümanlar bu hâldedirler. Bu halin içerisinde durmaya çalışırlar.
Çünkü bu halin içerisinde iman etmek vardır. Bu halin içerisinde normalde İslam'ın şartları vardır. İmanın şartları vardır. Farzlar, vacipler, sünnetler bunun içerisindedir hepsi de. Biz iman eden bir kimseyi tevhid ehli olarak görürüz. Bir kimse buyurun, Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü dedi mi? Tevhid ehli olur. Bizim için o tevhid ehlidir. Başlangıcı nedir? Kelime-i şehadetle başladı. Ardından ne geldi? İmanın şartları geldi. O kimse Allah'ın varlığına, birliğine, meleklerin varlığına, peygamberlerin varlığına, onlara indirilmiş olan kitaplara, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna, kaderin var olduğuna, hesabın, kitabın var olduğuna, cennetin, cehennemin var olduğuna, bunların hepsine de ne yapar?
İman eder. Namaz kılar, oruç tutar, zekat verir, hacca gider, ibadetleri yerine getirir. haramlardan uzak durur. Hele hele helak edici yedi büyük günah kebair vardır ya, şirk, anaya babaya asi olma, savaş meydanından geri dönme, namuslu insanların namusuna iftira atma gibi. bunun içerisine ribayı koyabilirsiniz, değişik hadislerden lûtili koyabilirsiniz, livatayı koyabilirsiniz, ondan sonra fuşu koyabilirsiniz. yani bu değişik hadisler de büyük günah kebairler. bunlardan da ne yapar? uzak durur. o da tevhidin içindedir. şimdi ehl-i sufideki veyahut da kendilerini ehl-i sufi görenlerin sıkıntıya düştükleri yerlerden birisi burası.
yani bu kimse şeriat-ı ahmediyenin emrettiği olmazsa olmazları yerine getirmeden kendisini hakkel yekîn tevhid ehli gibi görüyor. bu aldanış da nereden kaynaklanıyor? o kimse namazı terk etmiş, orucu terk etmiş, zikri terk etmiş, ara sıra vuruyor kadehin dibine. ne? arkadaş hakkel yekîn noktasında. yok. dön başa. sen üzerinde senin kalkıp da günah kebairlerin içersin. muhakkak hepimizde vardır. ama sen devam eden bir günah kebairle sen, hakkel yekîn noktasındaki bir tevhid anlayışına sahip olamaz. bu mümkün değil. bunun ilmel yakinden sonra nesi geldi? aynel yekîn geldi.
ayn görmek demek. o zaman o kimse artık birleme, cem etme noktasına gitmeye başladı. arabi tabiriyle cem makamına geliyor. cem birleştirmek demek. artık o birleştiriyor, tevhid oluyor, tevhid ediyor. yani önceden işte neydi? işte rüzgar dalımı kırdı diyordu. rüzgar dalını kırmadı. rüzgara emreden var. işte su baskın oldu, sel aldı götürdü. sel aldı götürmedi. kendini değiştir. o seli gönderen var. onu gör selin üzerinde. o hastalığın üzerinde onu gör. bu ne? ayn görmek.
her fiiliyatta, her tecelliyatta Cenab-ı Hakk'ın sıfatsal tecelliyatlarını görmek, sıfatsal tecelliyatlarına rağm olmak. bu ne oldu şimdi? bu aynel yakin haldeki tevhid ehli oldu. hakkel yakin noktadaki tevhid ehli. sıfatlar kalktı, suretler kalktı, her şey kalktı. yalnız o kaldı. eğik, edebiyatta güzel. yalnız o kaldı demek, edebiyatta güzel. neden? tecelliyatta öyle değil. bakın, insanlar büyük laf söylüyorlar. kaldıramayacağı laflar söylüyorlar. böyle zaman zaman bu sözlerle karşılaşırım. böyle işte o esnada adamın nesi var?
arabası var. bu ne? arabanın anahtarı. kimin? Hakk'ın. öyle diyor. Hakk'ın. aldım anahtarı. hak aldı dedim. arabayı da aldım gittim. hadise ödemiş de oluyor. daha yeni almış. bir tane kıpkırmızı doğan mı? Şahin Müneş'in geçmiş gün. yeni kokusu üzerinde. yıl 89. modeli de 89. aldım gittim. orada bir yere park ettim. bir saat, iki saat, üç saat, beş saat. oradan sonra Adil yana yakıla geldi. abi dedi ya adamı alacak. arabayı getir. neden dedim ya? hak aldı. araba kimin?
hakkın. dedim. verdiydi, aldı dedim. ben de hakkım. neyse gittim tabii. böyle bu böyle duruyor işte kendince. ne oldu dedim. ana her şey hakkındı. her şey haktı. her şey de hakkındı. ne oldu? neden benim diyorsun? bu kaldı. bak dedim bunu söyleyen Muhyiddin-i Arabi Malatya'ya geliyor dedim. Malatya işrafı ona bir tane ev hediye ediyor. diyorlar ki efendim burada istirahat edin. burada kalın. yeter ki siz Malatya'da kalın. bu giriyor. evden içeri daha cübbesini çıkarmamış. birisi geliyor. kapıya vuruyor.
açıyor kapı. diyor buyur. şeyenlillah diyor. Allah için bir şey var. bakıyor mübarek üstüne başına. hiç akça yok. verecek hiçbir şey yok. evin anahtarını veriyor. az önce dedi. hediye etmişlerdi. verecek başka bir şeyim yok diyor. Malatya'da. hediye ediyor. yürüyor. bir rivayette. durmuyor Malatya'da. bu dedim Arabi'ye ait. bu hal Arabi'ye ait. bu hale geldiysen sen hakkel yakin noktasında her şey hakkında. her şey hakta. ona hak. benim evim, benim arabam, benim çocuğum, benim eşim, benim yolum, benim zikrim, benim şu, benim bu, benim bu, her şey senin. hakkel yakin değilsin. o yüzden de kitaplarda okuduğunuz gibi değildir.
Allah bizi affetsin. hiçlik nedir anlatabilir misiniz? iyi yoksun sen. bu soruyu soran olsaydı karşılıklı güzel muhabbet ederdik. buradan mı bayanlardan mı bu? burdansa da elini kaldırmaz şimdi bak. sen misin? hay maşallah subhanallah. evet. hiçlik. ne zaman ki senin üzerinden bütün her şey hakkın dedin, o zaman hiçliği yakaladın. iyi. senin üzerinden çıkan günahları ne yapacağız? cevap he?
ne oldu? nefsim dedin ya hiçlik kalmadı mı? nefsimden dedin de hiçlik kalmadı o zaman. nefsin var orta yerde. hani hiçtin senin adına söylemiyorum. söyleyen için söylüyorum. evet. hiçliği yakaladım diyen bir kimse üzerinden çıkan günah keballeri veya yanlışlıkları nereden görecek? adem sen öyle söyleme hakkın var. adem değilsin.
adem sen diyebilirsin. o zaman direkt otomatikman ya cebriyeye gidersin ya kaderiye gidersin. sizi zorlamak için değil derdim. mevzu anlaşılsın diye derdim. bu mevzuyu anlaştırmak. mevzuyu anlaşılır hale getirmek.
şahıs olarak söylüyorum. hiçlik. ya efendim evet o da bir fikir. yazıyor hiç diyor. değil mi? ve insanlar da o hiçliği kendi üzerine atıfta bulunuyorlar. hani o hiçliği yakalamaya çalıştığını yakaladığını düşünüyorlar. veya merak ediyorlar. bu hiçlik ne? evet. var mı günahsız olan içinizde?
hı hı edebiyatta güzel. ya hiçlikten ne anlayacağız yani? günahı hiçlikten ne anlayacağız? günahı da Mustafa'nın diyor.
halit'in günahı Mustafa'nın boynuna olacak. olamaz. halit de zaten onlardan sıyırılacak yer arıyor zaten. birisi diyor en saf bu diyor. bunun üzerine bunu diyor torbayı heybesinden diyor. vereyim ona gitsin diyor. harikasın evet. şimdi hiçliği ben yok olarak kabul etmiyorum. hiçlik aşkın zirve halidir. o aşkın zirve halinde o aşkın zirve haline gelen bir kimsenin iradesi kalmaz. o esnada o maşu'nun elinde maşa gibidir. o komple kendi iradesini maşuya teslim etmiştir.
o esnada hiçliği yakalar. bakın o esnada. o bitti hiçlik bitti. ama o esnada o yaşadığını da hiçlik olarak görmez. sebep çünkü o esnada kendi idraki yok. bakın o esnada kendi idraki yok. o esnada tutan eli yürüyen ayağı söyleyen dili duyan kulağı. o esnada. o esnada evet hiçliği yakaladı. ama o esnaya o hal ile hallenen kimsenin aklı yerinde değil. o yüzden o esnada halite geleceğim şimdi. o esnada yaptıklarından sorunlu değil Hızır gibi. o esnada yaptığından sorunlu değil.
kim? Hızır gibi. o esnada yaptığından sorunlu değil. bir Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle eşdeğerdi görüyormuş gibi anlaşılmasın. sana atmadın o attı tecelli etti. sen öldürmedin o öldürdü tecelli etti. o esnada. diğeri aklın ışığı Allah muhafaza eylesin. mürid mürşidinin kamil olduğuna dair ilmel aynel veya hakkel yakin noktada şehadeti var ise bir başkasına kör sağır dilsiz olması onu daraltır mı? daraltmaz neden daraltsın ki? dervişin sevmeye zikrullah'a doymaması sevmeyi bilmemesinden zikrullah'a kalbini verememesinden midir?
doyduğu zaman zaten nefsine uyduğu zamandır. bir doyum noktası var mıdır? biz bulamadık daha. yok ise ölüm çok güzel değil midir? ölünce mi doyacaksın? dünyada doymayan ölünce mi doyacak? namazgah namazgah vakfındaki pazartesi dersi umuma açık demiştiniz herkes katılabilir mi pazartesi derslerine? evet burada pazartesi ve perşembe umuma açık ders var bütün herkes katılabilir bunda bir sıkıntı yok evet hemen bir kısaca teşekkür etmek istiyorum bu mevlüt kandiliyle alakalı bilmiyorum görüşünüz nedir ama bence böyle güzel harika bir program oldu katılımı gayet yoğun hizmet olsun diğer etkinlikler diğer orada yapılan işler olsun bence hiç aksaklık olmadan güzel bir program oldu o yüzden katılımda bulunan koşuşturan gelen ondan sonra bütün kardeşlere hepsine de teşekkür ediyorum herhangi bir sebepten dolayı
gelemeyenlere de gönlü orada olanlara da teşekkür ediyorum biz gerçekten benim hoşuma gittiği şey hem yer olarak hem oradaki hizmet açısından gayet iyi oldu gibi geliyor bana olumsuz bir düşüncesi olan varsa şimdi aktarabilir söyleyebilir ama benim hoşuma gitti ha işte hoşuna gitmiş şimdi aksayan noksan bir yer ben konuşmayayım diye demeyin o yüzden aksak noksan bir şey varsa ister bana bildirin ister Cafer'e bildirin ister Adnan'a ister Hüseyin'e eksiklerimizi noksanlıklarımızı tamamlayalım bir dahaki programlara
inşallah daha böyle hazırlanaraktan inşallah kendimizi derleyip toparlayalım inşallah bundan sonra kandilleri oradayız Allah'tan bir şey gelmezse böyle yağmurdan çamurdan ondan sonra tozdan topraktan biraz böyle kurtulduk gibi daha iyi oldu inşallah önümüzdeki kandillerde yine orada Allah'a izin verirse inşallah devam edeceğiz Allah'tan bir şey gelmezse vefat edenler var bizim bir Halil kardeş var onun babası vefat etti Salim'in kayınpederi vefat etti Manisa'da bir bacımız kardeşimiz var onun annesi vefat etti o yüzden
vefat edenler için hasta olanlar için şifa bekleyenler için de inşallah zikrullahın sonunda okunan tevhidler var Kur'an hatimleri var salatü selamlar var onun sonunda değişik okunan hem Kur'an'dan hem de yirtilerden olanlar var bunları değişik bir şekilde bana yazdılar inşallah onların hepsini de dersin sonunda bağışlayacağız inşallah unutmayalım onu da Allah'ın izninden inşallah iftar-i zikr-fâle mennehu la ilahe ilahe illallah el-fatiha
salavat el-fatiha el-fatiha salavat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi