mustafaozbag.org

Mesnevi Okuması (1781.Beyit) 18.11.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 19 Kasım 2023 · 1:35:17

Peygamber, Teiri serviceset zatwasInstagram'da, Selamun Aleyküm Allah gecenizi hayırlı eylesin Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzüiktemin Cenab-ı Hak cümlemize ve cümle ümmet-i Muhammed'e Kur'an ve sünnet-i seneyi sımsıkı yapışmayı nasip eylesin.
Cümlemize ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i ve bizleri kuvvetli eylesin. Ferasetli eylesin. Kafirlere karşı galip eylesin. Mürtedlere karşı galip eylesin. Münafıklara karşı galip eylesin. Rabbim nerede bir zalimin zulmü altında inleyen Müslümanlar var ise, nerede zalimlere karşı cihad eden Müslümanlar var ise, Rabbim o Müslümanlara yardım eylesin. Onlara katından ikram eylesin. Onlara zafer bahşeylesin. Rabbim İsrail'i batırsın.
Batılıları batırsın. Müslümanlara zulmedenleri batırsın. Müslümanların kanlarını, şereflerini, haysiyetlerini yerle bir edenleri, Cenab-ı Hak yerin dibine batırsın. Amin. Ecmai'in kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. En son, halkın onun için döktüğü gözyaşları inci dedir.
Halk onu gözyaşı sanır. Onu okumuşuz. Bugün de inşallah ben canlar canından şikayetçi değilim. Hikaye etmekteyim. Allah'a izin verirse buradan devam edeceğiz. Evet, Hazreti Bir, bir önceki beytte halkın onun için döktüğü gözyaşları inci dedir. Halk onu gözyaşı sanır demişti. Buradan devam ediyor şimdi. Allah'ın izniyle. Bunlar, bütün beytler öyle mi? Bu beytler biraz daha tel yakanlardan. Ben canlar canından şikayetçi değilim. Hikaye etmekteyim. Belli bir hale gelen sufilerin, bilhassa aşıklık yolunda olanların, maşukundan şikayet etmesi kerih görülmüş.
Başına ne geldiyse gelmiş, o aşıklar hiçbir şeyden şikayet etmemişler. Gelen, başına gelen bela, musibet, sıkıntı, dert, kavm, kasvet, her neyse bunlardan şikayet etmemişler. Aslında şikayet etseler de, onların o şikayetleri başlarına gelen hadiseden, bıkkınlığından dolayı değil, Allah'a yalvarma, yakarma, ona münacat etme, ona yakın olmaya sebep olduğu için.
Ve Cenab-ı Hak da dua edilmesini, kendisinden istenilmesini sevdiği için yapmışlar. onların şikayetleri avvamın şikayeti gibi, böyle bir isyan niteliğinde veyahut da serzeniş niteliğinde değil. onların şikayetleri, dostla daha fazla dost olmak, daha yakın olmakla alakalı. O yüzden onların şikayetlerini, avvamın şikayeti gibi görürsek, meselenin içinden çıkamayız.
Ben sevgiliyle konuşuyorum aslında. Onunla konuşmaya bahane arıyorum. Ben dertten şikayet etmem. aşk yolunda zahmet çekmeyen, rahata kavuşamaz. Bu zahmet, aslında bana da acı gelmez. Gönlüm lale gibi, gül gibi, nasıl kanlarla dolmasın. Sevgili bir kez olsun, gözünün ucundan bile bakıp, iltifat etmedi. Bu can yakan derdi, kime söyleyeyim? Kimlere gideyim de anlatayım, kime şikayet edeyim? Benim gönlümü yakan, yıkan, beni kahırdan kahıra sürükleyen, yine benim sevdiğim. Ben hem aşktan, aşıklıktan dem vuracağım, hem de sevgililer sevgilisinden de, şikayet edeceğim.
Vallahi olmayacak bir şey, billahi olmayacak bir şey. Ben yalancı aşıklardan değilim ki, bu ancak, şikayet etmek, yalancı aşıkların işidir. Hz. Pir öyle demiş ya, ben de böyle diyeyim. Devam ediyor Hz. Pir. Gönül, ben ondan incindim dedikçe, gönlün bu asılsız ve ehemmiyetsiz nifakına gülmekteyim.
Gönül yani kalbi, ben ondan incindim diyor. Hz. Pir diyor ki, ben buna gülmekteyim. Gönlün bu fevaranına, ben ondan incindim demesine, ben diyor gülüp geçiyorum. Öyle demiş Hz. Pir. Biz de onu şerh etmeye, kendimizce okumaya çalışıyoruz işte. Gönül çektiği ızdıraplardan dolayı, kendi kendine incindiğini söylemekte, bu gönlün nazı, niyazı, hakikatte ise, gönül sevdiğinden böyle söylemekte.
istiyor ki, her an sevdiğiyle sohbet etsin. Gönül, aşkın eziyetinden incinme, Rabbine dayan. Çünkü aşk, onun yolunda incinmek, ve incinmekten şikayet etmek, kafirliktir. ah sevgili, bir nazar et de şu gönlüme bir bak, bu perişan haliyle bile, yine yüz binlerce sağlam gönüle değer, meczuptur, sarhoştur, rezil rüsvaydır diye, kınama beni.
Senden hiç ümidimi kesmedim, senden ayrı olsam da, hep, seni sevmediğim. Hz. Pir devam ediyor. Ey istikametin medar-ı iftiharı, sen de istikamette bulun. Bu beyt'e baktığımızda, iki hal olabilir. Bir, hani gönülden şikayeti var ya, gönülden şikayeti olduğu için, bunu Hz. Pir kendi gönlüne de söylemiş olabilir.
Yani sen aslında istikametin medar-ı iftiharısın. Yani senin istikametin sağlamdır. Ve yine kendine söylüyor bunu, sen de istikamette bulun. Ya da bunu direkt sevgilisine söylüyor, sevdiğine söylüyor. Diyor ki, sen istikametin medar-ı iftiharısın, sen de istikamette bulun bize karşı. Hani bana karşı, aşiğına karşı, sen de istikamette bulun. Ben biraz bunu bu tarafa doğru yordum. Yani, ikisini de düşündüm kendimce. Dedim ki, kendi gönlüne mi söylemiş bunu, yoksa sevgilisine mi söylemiş? Ben, sevdiğine, söylediğine kane oldum. Tabii, işin, manevi tarafına, sonra geleceğim.
Ama istikamet ne? Biz işin bu tarafına bakalım önce. Sufiler, istikametle alakalı çok konuşurlar. Buna çok ehemmiyet gösterirler. Yani, kerametten fazla istikamet ehemmiyetlidir derler. Allah rahmet eylesin. Üstadım, Nevşeli, Abdullah Gürbüz Efendi Hazretleri, istikamete çok önem verirdi. yani, yani o, öyle çok istikamete önem verirdi ki, istikamet onun için, sufilik yolunun, en önemli unsurlarından birisiydi.
Tabii, bütün sufiler, bu istikameti önemsemişler. çünkü, bir kimsenin istikameti düzgün değilse, varacağı yolda düzgün değildir. Menzili de düzgün olmaz. ve doğru menzile ulaşmaz. Doğru adrese ulaşmak için, doğru yolu takip etmek gerekir. Doğru adrese, yanlış yoldan ulaşmak, mümkün değildir. İslam, merkezi bellidir. Ulaşılması gereken yer de bellidir. O, merkeze gidilecek olan yol da bellidir. Başka bir yoldan gidemezsiniz siz. Cennete gidilecek yol bellidir. Başka bir yol arama. Başka yollar seni sapkınlığa götürür. Veyahut da, Allah'a dostluk yolu bellidir. Başka bir Allah'a dostluk yolu arama.
Başka bir Allah'a dostluk yolunun bulunduğunu söyleyen kimse, sapkındır, yoldan çıkmıştır. Yani yol, Kur'an sünnettir sonuçta. Ve o, Kur'an sünnet tarihinde bir istikam, İstikametin olması gerekir senin. O yüzden, tarih boyunca, istikameti bozuk olanlar, dağılmışlar. İstikameti bozuk olanlar, yolun sonunu görememişler. İstikameti bozuk olanlar, kendileri dağıldıkları gibi, peşlerinden gidenleri de dağıtmışlar. kendileri, kendileri helak olduğu gibi, etrafından, peşinden gelenleri de helak etmişler. bakın, Adem'den itibaren, insanlık tarihi, bu tip sapkınlıklarla, kendilerini helak etmiş, etrafındakileri helak etmiş.
Hatta bu tip sapkınlıklardan dolayı, kendi etrafındaki askerlerini helak etmiş komutanlar, kendi devletini helak etmiş devlet başkanları, işte içinde bulunduğu yolu perişan etmiş, o yolun içerisindeki insanları perişan etmiş, insanlarla doludur. Ve bunlar yola çıktıklarında da, kendi kendilerine, bu işlerin kendilerince doğru olduğunu, böyle olması gerektiğini söylerler. Oysa, Adem'den itibaren, İslam dini bellidir. Tüm peygamberler, hangi kurallara uyacağını, ümmetlerine söylemişlerdir. Bizim peygamberimiz de, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Muhammed Mustafa, bize, dinin ne olduğunu, istikametinin ne olduğunu, din denilince neye tabi olunması gerektiğini, bize beyan etmiş.
Size iki şey bırakıyorum, kim bunlara sımsıkı yapışırsa, kurtuluşa erer. Bunun birisi Allah'ın ilahi kitabı, Kur'an, diğeri de benim sünnetlerimdir demişler. Başka bir hadisler de, size iki şey bırakıyorum, birisi Kur'an, birisi de ehli beytimin yoludur demiş. O zaman, oradaki ehli beytten de kasıt, sülale silsile olarak değil, oradaki ehli beytten kasıt, istikameti düzgün, Kur'an ve sünnete uygun yol demek. Bunun dışına çıkanlar, sapkınlığa uğramışlar, ve bunun dışına çıkanlar, etrafındaki insanları da, cehennemlik etmişler. Veyahut da, hem dünyaları harap olmuş, hem ahiretlere harap olmuş, hem paraları harap olmuş, pulları harap olmuş, aileler dağılmış, bir sürü bir sürü eziyetler çekilmiş. Devletler yıkılmış, askerler, ne yazık ki canlarından olmuş.
Neden? Komutanın istikametinin bozuk olmasından. Neden? Devlet başkanının istikametinin bozuk olmasından. Neden? O cemaatin başındaki, o tarikatın başındaki, ehliyetsiz kimsenin, istikametinin bozuk olmasından. Bu İslam dünyasında, istikametsiz insanlar çok fazla. Çünkü, ne yazık ki, salt Kur'an ve sünnete uyan, salt Kur'an ve sünnete uyan, bu konuda çok azalmış. Hatta, ümmet de, salt Kur'an ve sünnete uyan, insanları, kerih görmüş. Demiş ki, bu böyle, hani, batının diliyle söyleyeyim. İşte, ne radikal Müslüman, radikal İslamcı, ne, terörist, ne, işte bunlar gerici, ne, bunlar yobaz, ne, bunlar işte, irticacı. bunlar hep böyle, batının, Müslümanların üzerinde, Müslümanların üzerinde, oynamış olduğu oyunlar.
Ve ne yazık ki, bizim içimizdeki Yahudi bozmaları da, altını çizerek söylüyorum, korkmuyorum. Bizim içimizdeki Yahudi bozmaları da, Mossad bozması, CIA'yı yosmaları da, bu sözleri almışlar. buradaki yerel halkın dinini yaşamaya çalışan Müslümanların, üzerine bu elbiseyi giydirmeye çalışmışlar. Birisi sünnet sakal bırakmış, irticacı demiş, yobaz demiş, sünnet sakal bıraktı diye, ne o, dirgen sakallı, sünnet sakal bıraktı diye, olmadık hakaretleri söylemişler.
Hala da söylüyorlar mı? Evet. Birisi sünnet sarık sarmış, ona bütün hakaretleri söylemişler mi? Evet. Birisi ben demiş, bir sufi dergaha gidiyorum, işte bir cemaate gidiyorum. Olanca hakaretleri söylemişler mi? Söylüyorlar mı? Evet. Bunların hepsi de Yahudi ağızı. Hepsi de İngiliz bozması bu ağızların. Bakın, hepsi de. Bir Müslüman'ın sünnetine laf söylüyorsan, bir Müslüman'ın farzına laf söylüyorsan, İngiliz bozması, Mossad yosmasısın. Başka bir şey değilsin. Cahil diye nitelendirmiyorum bunları. Bunlar dinci aile aslında ama bunlar bilinçli münafık. Bilinçli münafık. O yüzden İslam, istikamet dinidir. İstikametin üzerinde olması gerekir.
Bir Müslüman'ın en fazla dikkat edeceği şey istikametidir. Eğer bir Müslüman kendi istikametine veya gittiği yolun istikametine veya bulunduğu cemaatin istikametine bakmıyorsa, Allah muhafaza eylesin, sadece kendini sıkıntıya koymaz, etrafındaki insanları da sıkıntıya koyar. O yüzden, istikamet demek, dini, ahlaki hükümlere uygun bir hayat sürmektir.
Hem dini, hem de ahlaki hükümlere, kurallara uyaraktan hayat sürmektir. her türlü aşırılıktan, buna din dahil, her türlü aşırılıktan ve her türlü çizgi dışında olmaktan sakınmaktır istikamet. Ve istikamet, Allah'a itaat etmek, Resulüne itaat etmek, Kur'an ve sünnet dairesinde hem fiiliyat olarak, hem akli olarak, hem de kalbi olarak, Kur'an sünnet dairesinde yürümektir, yaşamaktır.
Bakın, hem akli olarak, bu ne demek? Bu işin akaidi demek, hem de fiili olarak, bu ne demek? Bu da bu işin ameli demek, hem de kalbi olarak, bu da bu işin nesidir? Takvasıdır, sufilidir, istikamet üzerine olmaktır. Yani bunlara dikkat etmektir. Bu böyle istikamet noktasına girince, senin sabah yataktan kalkman, uyuman, işin, aşın, eşin, çocukların, günlük hayatın, bütün hayatının, hayatının bütün alanını, Kur'an ve sünnet dairesinde yaşamandır.
Yani bir yerde Kur'an ve sünnete uyup, öbür tarafta Kur'an ve sünnetten taviz veremezsin. İstikamet ehli, hayatının bütün alanını, gününün bütün saatlerini, Kur'an ve sünnete göre ayarlar. Ancak istikamet, öyle düzülür. O yüzden, diyebilirsin, ya ne içiyorsun? Çay içiyorsun. Kardeş, çay içerken de istikametine dikkat edeceksin. Ne içiyorsun? Su içiyorsun. Su içerken de istikametine dikkat edeceksin. Ne yapıyorsun? Tuvalete giriyorsun. Tuvalette de istikamet lazım. Banyoya giriyorsun. Banyoda da istikamet lazım. Abdest alacaksın. Abdestte de istikamet lazım. Oruçta da istikamet lazım. Namazda da, zekatta da istikamet lazım. Yolda yürüyorsun. İstikamet lazım.
Yolda da düzgün yürüyeceksin. Müslüman yolda yürürken de düzgün yürür. Orada da istikamet lazım. En önemli istikamet ne? Dilde istikamet lazım. En önemli istikamet ne? Fiiliyatta istikamet lazım. En önemli istikamet ne? Kalibi olarak da sen istikamet ehli olman gerekir. Rabbim o noktada bizleri inşallah muhafaza eylesin. O zaman istikamet dediğimizde ifrat ve tefritten uzak, ifrat ve tehrit. Uzak bir dini hayat yaşamak. Bu ne demektir? Yani sen sapkınlıktan uzak, Kur'an ve sünnetin koyduğu kaidelerden uzak, bir dini hayat kurgulama. Kendi heva ve hevesinden bir dini hayat kurgulama.
Hani meşhur ya bu hadis-i şerif, din psikolojisi için muhteşemdir. Hani üç kişi kendi kendine niyet etti. Birisi dedi ki, cıma etmeyeceğim. Birisi dedi ki, hiç uyumayacağım. Öbürki dedi ki, her gün oruç tutacağım. Devamlı oruç tutacağım. Cebrail aleyhisselam geldi, bu konuyu Hazreti Peygamber'e söyledi. Allah Resulü dedi ki, sizlere ne oluyor? Allah'tan en fazla korkanınız benim. Yer içerim, uyurum, cimat ederim dedi. Demek ki istikamet ne? İstikamet fıtratınla, hem dinin fıtratı ile, insanların fıtratları, dinin fıtratı ile, insanların fıtratları barışıktır. Din, insan fıtratının dışında bir şey emretmez. Din, insan fıtratının üzerinde de bir şey emretmez.
Ayet-i Kerim'de ne diyor? Biz sizi kaldıramayacağınız yük yüklemeyiz. Sana kaldıramayacağın bir yük yüklenmez. Sen fıtratının dışına çıkma. Sen fıtratınca hareket et. Fusulet, ayet 30. Muhakkak ki Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru bir istikamet tutturanların üzerine melekler iner. Onlara korkmayın, üzülmeyin. Size vaat olunan cennetle sevinin derler. Demek ki, bir kimse Rabbim Allah deyip, dosdoğru bir istikamet üzerine olursa, Cenab-ı Hak onun başına melek görevlendiriliyor. Bakın, dikkat edin. Daha ahirete gitmedi. Daha dünyada. Cenab-ı Hak onu melekler görevlendirip, ona tavrı caizse, melekler ona konuşuyor.
Diyor ki, korkmayın, üzülmeyin. Size vaat olunan cennet verilecektir. Evet. Bu ayet-i kerime aslında, tabiri caizse çok ümitvar olan, insanı ümitvar eden, insanı bu noktada daha da böyle coşturan bir ayet-i kerime. İnsanı daha da fazla Allah'a yakın, Allah'a dostluk peydah ettiren bir ayet-i kerime. Ve insanı tabiri caizse korkmaktan, yeisten, ümitsizlikten uzaklaştıran bir ayet-i kerime.
Burada ümitsizlik söz konusu değil çünkü. Korkma. Vaat ettiği verilecek. Ama öndeki şart ne? Öndeki şart şu. Rabbim Allah'tır diyecek. Evet. Bir hadis-i şerif. Ey Allah'ın elçisi! Bana İslam'da öyle bir şey emret ki, senden sor, onu kimseye sormayayım demişti. Allah Resulü cevap veriyor. Allah'a iman ettim de. Ve dost doğru ol buyurdu. Allah'a iman ettim de. Ve dost doğru ol. O adam dedi ki, en çok sakınacağım şey nedir diye sordu da, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, dilini işaret buyurdu. Dilini.
Yani, dilinden sakın. İmam-ı Ahmet Tirmizi, Nesai, başka kanallardan da, işte, diğer hadis imamları da bunu normalde nakletmişler. Hani bir yerde denk gelirseniz, diğer hadis imamları bunlarda, aa başkası da nakletmiş diye. evet, birkaç kanaldan bu hadis-i şerif nakledilmiş. Bu hadis-i şerifi almamın sebebi şu, istikametle alakalı, istikametle alakalı, bütün istikamet, fiiliyatlarını ve unsurlarını, kendi içerisinde toplamış.
Ne yapacak? Bir, Allah'a iman ettim diyecek. İki, dost doğru olacak. Üç, dilini muhafaza edecek. Dil. o zaman bize istikametle alakalı bir yol çizdi. Üç istikamet çıktı bizim önümüzde. Bir, yani sondan başlasak, dilde istikamet lazım. Dilde istikamet. O zaman ikincisi ne? Dost doğru ol diyor ya, dost doğru ol deyince, o zaman o kimsenin fiiliyatta, amelde istikameti çıktı. ve başında da ne dedi? Dedi ki, başında da, Rabbim Allah'tır de. Allah'a iman ettim. Evet, Allah'a iman etti. Dost doğru olacak ve dilini muhafaza edecek. Üç istikamet merhalesi çıktı bize.
Dilde istikamet, istikamet, fiiliyatta istikamet, ve aynı zamanda da, kalpte istikamet. Çünkü iman neyle alakalı? Kalple alakalı. Neydi iman? Kalp ile tasdik, dil ile ikrardı. Bakın, dil ile ikrar, kalp ile tasdikti. O zaman, bir Müslüman'da aranılması gereken, üç önemli istikamet çıktı. Bir Müslüman'da, bir müminde, bir sufide olması gereken istikamet, dilde istikamet, fiiliyatta, amelde istikamet, ve kalbinde, kalbi istikamet.
Bir mümin için, bunlar olmazsa olmaz istikametlerdir. O zaman önce, biz nereden başlayalım? Önce nereden başlayalım? Ümmet-i Muhammed'i helak eden, Ümmet-i Muhammed'in kazandıklarını, aynı anda sarf ettiren. Hani Hz. Pir diyor ya, senin, havuzun neden dolmaz? Havuzunda delik var diyor. Senin havuzun o yüzden dolmuyor. Başka bir beytte de diyor ki, senin diyor, ambarın neden dolmaz? Ambar'da diyor, delik var. Yani bir taraftan sen ambara atıyorsun, ama o delikten çıkıyor. Bu ne? Ümmet-i Muhammed sevap işliyor, namazını kılıyor, orucunu tutuyor, kendince ibadetler ediyor, ama haramlarla, yanlışlıklarla, eksikliklerle, topladığını harcıyor.
Hani, çok özür dilerim sözümden dolayı. Huvarda adamlar vardır ya, o sene mahsulü kaldırır, üç ay sonra elinde hiçbir şey kalmaz. Ne oldu? Barda yedi, pavyyondaydı, gece alevindeydi, orada burada yedi. Hani derler ya, o para tutmaz. Sebep, adam, Huvarda adam. Ona bayat para yakışır mı? O kazandı, anında verecek. Anında. Bu, normalde gayrimeşru Huvarda. Bir Huvarda daha vardır, meşrudur o. O da meşru Huvarda. O ne? O da bayat para, o da bayat para yemiyor. O da kazandığını tasadduk ediyor. O da, bu da, normalde meşru Huvarda. Bu gayrimeşru Huvarda değil yani. Meşru olan ne yapıyor? O da tasadduk ediyor. O da biriktirenlerden değil.
İkisi de biriktirmiyor. Birisi hayra harcıyor, birisi şerre harcıyor. Yani bir kimse, bunun altını çizeyim, cömertse her yerde cömerttir. Cimri ise her yerde cimridir. Sen git, meyhaneden bir adamı al gel. Meyhaneden başkalarının masasında otlanmıyorsa, gelin mülader, hesaplar bizden diyorsa, o adam Müslüman olsun, yani o adam iman etsin, biz yola girsin, hesaplar benden der. O başkasının eline bakmaz. O yüzden böyle, sarhoşların, kimi sarhoş da vardır, onlar cimridir ama, o sarhoş, sünepenin tekidir. Yancıdır o. Bakar, kimin masasına oturayım diye. Ölelerinden uzak duracaksın. Bak, kimin masasına oturayım, kim bana kendini gösterir o, içeri bir bakar.
Birisi desin ki, gel bila der, buyur filan. Tabi. Yancı o. Olmadı, gider böyle gene oturur, bir masaya sığışır o. Aa, ne yapıyorsunuz ya filan der. Ulan sana laf atan oldu mu? Yancı o. Onlardan uzak dur. Bir kimse elini cebine atmıyor. Uzak dur. Ondan dostluk kurma. Ondan arkadaşlık kurma. Ondan yolculuk yapma. Ondan yolculuk yapma. Elini cebine atmayanla yolculuk yapma. Elini cebine atmayanla bir sofraya bile oturma. Hastalık bulaşır sana. Manevi hastalık bu. Cimrilik manevi hastalıktır. Deseler ki, en çok neden korkarsın? Cimrilikten korkarım. Cimri insan Allah muhafaza, Allah'ın sevmediğidir. Cimri insanla beraber olan, Allah'ın lanetini yanında taşıyor.
Altını çizerek söylüyorum. Cimri kimseyle yolculuk yapıyorsun ya, arabaya aldın gidiyorsun. Cimri. Allah'ın lanetiyle yürüyorsun. Evet. Allah muhafaza, Allah'ın hiç sevmediği insandır. Cimri insan. Cömert ise Allah'ın sıfatıyla sıfatlanmıştır. Paraya pula bakmaz bunlar. Paralı adam, cömert adam diye bir kaydı yok. Cömertlik, Allah'ın sıfatı kimde tecelli edecek belli değil. Cenab-ı Hak ona lütfetmiş, ikram etmiş. Şimdi, meseleyi toparlayalım. Dilde istikamet. Dilde istikamet ne? O kimse Allah'ın varlığını, birliğini ikrar edecek. Hani iman etmek neydi? İkrar etmekti. Dil ile ikrar edecek. Dil ile söyleyecek. Ben Müslümanım diyecek. Ben eşhedeven la ilahe illallah ve eşhedeven Muhammeden Abdu'u ve Resulü dedim.
Dil ile ikrar ettim. Ben Müslüman olduğumu söyledim. Bakın, Müslüman olduğumu söyledim. Bu dil ile ikrar önemli. Bakın, dil ile ikrar önemli. Sebep, diyorsun ki ben Müslümanlardanım. Ben İslam hukukuna tabiyim. Ben Müslümanım. Benim önüm, ardım, sağım, solum, altım, üstüm. Kur'an ve sünnete tabi diyorsun. Dil ile ikrar ettin. Ama bitti mi? Bitmedi. Ondan sonra ne olacak? O kimse böyle bunu söyledi. Ondan sonra bunu söyledikten sonra, o kimsenin dilinden biz emin olacağız. Ne dedi Kadir-i Şerif'te Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ne dedi? Müslüman odur ki, dilinden diğer insanlar emindirler. O zaman senin dilinden emin olacak.
Evde eşin emin olacak. Çocukların emin olacak. Arkadaşların emin olacak senin dilinden. Senin dilinden etrafındaki insanlar emin olacak. O zaman ne demek? Sen dilin afatlarından uzak duracaksın. Dilin afatı ne? İlk önce küfür, şirk. Allah muhafaza eylesin. Bundan uzak duracaksın. Ve yalan söylemeyeceksin, yemin etmeyeceksin, gıybet etmeyeceksin, dedikod etmeyeceksin. İftira etmeyeceksin. İnsanların gizlediğini sen açıya vurmayacaksın. Onun bunun açığını araştırmayacaksın. Onun bunun açığını bulduysan, bunu dile koymayacaksın. Dilinle fitne çıkarmayacaksın. Dilini muhafaza edeceksin. Dilini koruyacaksın. Ve dilde istikameti koyacaksın. Dil Allah'ı zikretmek için yaratıldı. Dil insanlarla hoş muhabbet kurmak için yaratıldı.
Dil Kur'an ve sünneti seniye tebliğ etmek için yaratıldı. Dilin yaratılış sebebi bu. İnsanlarla anlaşasınız diye. Allah'ı zikredesiniz diye. Kur'an ve sünneti tebliğ edesiniz diye dil yaratıldı. Sen dili şeytani yollara götürürsen, o zaman dilde istikameti kaybettin. Dilde istikameti kaybedenler, amelde de, kalpte de istikameti kaybederler. O yüzden dili başa koydum, dildeki istikameti. Dilin istikameti yok ise, dilin istikameti yok ise, amelin de kalbin de istikameti olmaz. Kalbin istikameti olmaz ise, amelin de dilin de istikameti olmaz. Bunların üçü de böyle birbirine bağlı bir hadise. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberlik mucizesi bu sözleri.
Peygamber mucizesi hadis-i şerifler. Baktığınız zaman ciltler dolusu yazılacak olan kitabi bilgileri, üç cümlede toplamış. Üç cümlede ancak bir peygamber bunu yapabilir. Bakın biz bu üç cümleyi otursak, günlerce tefsir ederiz. Günlerce otursak, dilin afatlarıyla alakalı bir sürü madde çıkarız. Bir sürü madde çıkarız. Bir başlarız şirki konuşmaya, on gün, on beş gün şirk konuşuruz. Dilin afatı. Bakın on, on beş gün şirk konuşuruz. Neden? Bugünün insanın farkında değil. Her an dinden çıkıyor dille alakalı. Dille alakalı. O kadar ki, o kadar ki, dille alakalı.
Bir şarkı söylüyorsun herhangi bir kimsenin şarkısından gittin, dille alakalı. Bir şarkı dinliyorsun, aa dinledin onu, o ne kadar güzel dedin. Gitti, dille alakalı. Farkında değilsin. İsyan ederim ben bu kadere. Olur. Et hadi bakalım. Oh, ne güzel defkarlandık. Ne oldu ama? Olmadı. Onunla beraber cehenneme gidermiş. Sen cehennemden bir tane iğnenin ucu kadar deliğinden ateşini görsen gözün kör olur. Gözü kör olmaya sıcak. Cehennem ateşinden haberi yok. Dille olan hadise bu kadar sıkıntılı. Eee biz şimdi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle üç cümlede, böyle ciltler dolusu kitap yazılacak şey söylemiş bize.
O zaman ne yapacağız? Biz dilin afatlarından uzak durup dilimizi istikamete alacağız. Kur'an ve sünnet dairesinde tutacağız dilimizi. Ardından ne geliyor? Ardından fiilde istikamet. Müslümanların en büyük sıkıntıları bunlar. Dilde istikamet, fiilde istikamet. Fiilde istikamet ne? Sufilerin, müminlerin, dervişlerin bütün fiiliyatlarını, hal ve hareketlerini Kur'an ve sünnet dairesinde tutma.
Fiilde istikamet. Eee namaz kılmak fiilde istikamet. Oruç tutmak fiilde istikamet. Zekat vermek fiilde istikamet. Hacca gitmek fiilde istikamet. Fiilde istikamet. E baktın davranışlarını kontrol edeceksin, yürüyüşünü kontrol edeceksin, bakışını kontrol edeceksin, kaşlarını dahi kontrol edeceksin. Kaşını çatıp birisine böyle bakmayacaksın. Fiilde istikamet. Mümin güler yüzlü olacak. Mütesebbim, mütebbim, güler yüzlü olacak. Neydi Arapçası? Mütebessim. Evet. Dil karışıyor benim de bazen. Evet. Yani mümin bütün fiiliyatlarını zaptorapt altında tutacak. bütün fiilyatlarına işte aslında hani ribat dedikleri rabıta dedikleri bir kimsenin bütün her şeyiyle kendini kontrol altında tutması, dilini kontrol altında tutması, hareketlerini kontrol altında tutması hareketlerini bu büyük ribat bunlar büyük rabıta bunlar yani bilhassa sufilere şunu söylüyorlar şimdi. Muhakkak faydası
var. Oturacaksın 15 dakika şeyhinin kaşının iki kaşının arasını iki kaşının arasına getireceksin rabıt edeceksin. Gez göz arpacık yapacaksın. Kalkacaksın sonra 15 dakika sonra ağzına geleni söyleyeceksin. Olmadı bu sufilik değil sufi her daim ribattadır. Yani o nöbettedir. Yani her daim kendi üzerinde, kendi üzerinde, titizlikle durur. Sufi dilinde, fiiliyatında kalbinde her daim o uyanıktır.
Hani demiş ya peygamberine ey Davud uyanık ol uyanık ol o uyanık olmak zorunda bu da ne? Bu fiiliyatta istikamet. o zaman yapman gereken ibadetleri yapman gereken ibadetleri dosdoğru yapman ve o fiiliyat içerisinde durman. O fiiliyattan asla asla uzaklaşmaman ve onları yaparken de istikamet ya dengeli yapman dengeyi bozmaman dengeyi bozmaman ee o işte yeni dervişlerde vardır o bazılarında oturacak işte okumuş ya bir yerde işte gecede bilmem kaç bin tevhid okuyormuş o bir yerden okumuş oturacak bilmem kaç bin tevhid
okuyacak ya o gece o o gece okumaya çalışıyor bilmem kaç bin tevhid sabah namazı yok ne oldu? neden kalkmadın sabah namazına? sen gece o kadar tevhid çekeceksin sabah namazına kalkaydın sabah namazının farzını kılmaklığı dünya ve dünya ve içindekilerden daha hayırlı dedi adı şerifte sen gece oturdun beş bin tevhid çekeceksin üç bin tevhid çekeceksin ha güzel rüya göreceksin bir de bir de böyle kaşını gözünü çatacaksın ha güzel rüya görmek için mimiklerini böyle değiştireceksin zikrullahta da böyle sıkıyor adam hal görecek
ha öyle hal görülmez sen kendini sıkmakla dişini sıkmakla gözünü kaşını sıkmakla hal göremezsin öyle bir şey yok istikametle görürsün e ne yaptın sen? gece iki bin üç bin tevhid çekmek için sabah namazının vaktinde kılmadın ezanlar okundu saatler çaldı kurdun bütün elektronik cihazları ha cebinizde bir de herkesin cebinde akıllı telefon da var alarmı da var o akıllı telefonu olup da sabah namazına vaktinde kalkamayanlar hesabı vereceksiniz kaydırın siz gece akıllılar var ya tabi videolara kaydırın küfredin hakaret edin
vok ne yapmışlar deyin kadınlar bakın yemek tariflerine tabu yap kim ne yapmış ondan sonra adama liste ver ben bir tarif aldım ee şundan şu kadar gram bundan bu kadar gram ulan ne arar bizde onlar bilmem ne peyniri tarifte zaten şu peynirler bu bilhassa eriyen peynirler olmamış olsa hiçbir yemek olmayacak ulan bundan 20 yıl önce anamda eriyen peynir yoktu kadıncağız bir çökelek peynirini biliyordu bir tulum peynirini biliyordu bir de bizim orada çamur peyniri var çamur peynirini biliyordu biz bundan 30 yıl önce 40 yıl önce
bayındırda ne o kaşarı bilmezdik yok çeçil peyniri yok bilmem ne peyniri yok hellim peyniri yok bellim peyniri ulan peynirden bol bir şey yok bir sürü peynir var ulan altı üstü tulum peyniri veya da keçi peyniri ikisinden biri ulan al yi otantik orijinal natural yok bir sürü peynir çıkardılar her yemeğin üzerine rendele peyniri at fırına ulan ekmeğin üzerine dair rendele peyniri at fırına onu ben de yaparım ama yok bakacaklar oradan bilmem ne peyniri hollanda'dan gelsin nereden fransa'dan gelsin düşünebiliyor musunuz
bu ülke peynir ithal ediyor ya bu ülke peynir ithal ediyor peynir bildiğiniz peynir ithal ediyor bu ülke otur saçını başını yol ya otur saçını başını yol bu ülke peynir ithal ediyor bu ülke tereyağı ithal ediyor bu ülke yurt dışından süt ürünleri ithal ediyor süt ürünleri ithal ediyor atını bilmediğim ve söyleyemeyeceğim dilimin dönmeyeceği envai çeşit peynir ondan sonra rendele üzerine ne o işte bakacak oradan ya ne o yemek tarifleri tamam sabah namazı ne oldu sabah namazı yok dizi seyret sabah namazı yok muhakkak onun
bir dizisi var seyredecek onu sabah namazı ne oldu yok bakın yok gençler bilhassa genç kızlar ne o güney kore dizisi neymiş bir de dil öğreniyorlarmış oradan soruda soruyorlar bana diyorlar güney kore dizilerinden dil öğreniyoruz seyretmemiz caiz mi dil öğreniyoruz deyince ne diyeceksin seyredin diyeceksin sabah namazı nerede yok işte fiilde istikamet Allah bizi muhafaza eylesin ve bir o kimsenin yolunu yolunu İslam'la bağlaması İslam'la çevrelemesi dosdoğru yolda yürümesi ne dedi ayeti kerimede sıratı müstakimle alakalı
En'am suresi ayet 153 doğrusu bu benim müstakim yolumdur buna tabi olun başka yollara meyle etmeyin zira onlar sizi Allah'ın yolundan saptırır o zaman biz fiiliyatta istikamet için dosdoğru Allah'ın yolunda gideceğiz başka yollara gitmeyeceğiz bu dosdoğru yol ne İslam dini bugün size din olarak İslam'ı seçtim ve dininizi tamamladım kendine başka yol arama kendine başka bir şey arama yok işte uzak doğudan mistik bilmem neymiş yapacaksın ve kardeş oradan bir şey olmaz gel otur Allah'ı zikret sabahtan akşama kadar om desen
bir faydası yok sabahtan akşama kadar Allah desen Allah'a vüstat olacaksın başka yol arama başka din arama başka sıratı müstakim arama Allah muhafaza eylesin İslam'ın dışındaki bütün dinler batıldır bütün dinler İslam'ın dışındaki bütün dinler batıldır atıldır seni Allah'a yaklaştırmaz seni cennetlik etmez aldanma bugünün bu gevşek insanlarına aldanma bugünün deccalistlerine neymiş de Hristiyanlar da cennete gideceklermiş değil evet İsa Aleyhisselam'ın zamanındaki Hristiyanlar bozulmamış olan İseviler evet cennete gidecekler
ama İsa Allah'ın oğludur diyenler cennete gitmeyecekler Musa Aleyhisselam'ın zamanındaki Museviler evet cennete gidecekler ve Yakup Aleyhisselam zamanındaki Yakubiler cennete gidecekler Yusufiyeler cennete gidecekler Eyvallah bunda bir sıkıntımız yok bizim Davut Aleyhisselam zamanındaki Yahudiler cennete gidecekler bunda bir sıkıntımız yok ama doğru yol İslam Kur'an ve Sünnet o zaman biz bu noktada istikametimizi bu noktada dizayn edeceğiz fiiliyatlarımız yolumuz dost doğru olacak Allah Allah bizi onlardan eylesin
kalpte istikamet sizde bir organ vardır orası iyi ve doğruysa bütün vücut iyi ve doğrudur orası doğru değilse bütün vücut doğru değildir o da kalptir o zaman bizdeki en önemli bu manevi organlardan birisine kalp zahirle işimiz yok o zahir kalp emme basma tulumba gibi ne yapıyor kanı deveran ediyor ama bizde hani kalp dediğimiz ikinci gönül dediğimiz bir manevi olgu var o da ne bu göğüs boşluğunda duruyor o gönül dediğimiz şey göğüs boşluğunda onun merkezi ne göğüs boşluğu tam o göğsümüzün ortası onun merkezi o onun merkezi
kafada değil onun merkezi göğüste göğüs boşluğunda ve işte bu da ne iman kalbin işi iman kalbin işi teslimiyet kalbin işi ihlas kalbin işi bunlar en önemli şey kalbin işi niyet ameller niyetlere göre o zaman kalpte istikamet lazım ve kalbin üzerindedir amel hayat ve bütün doğru ve yanlış davranışların merkezi hükmünde nedir kalp vardır o zaman kalpte istikamet gerekli ve en sıkıntılı istikamet de kalbin istikametidir en sıkıntılı çünkü kalp her tarafa yönelebilir her tarafa kayabilir
o yüzden hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazreti diyor ya ya rabbi benim kalbimi senin dininde sabit eyle bakın peygamber aslında bunu bizim için söylüyor diyor ki bu kadar önemli bu kadar bu kadar ciddiyet isteyen bir şey neden o kalp istikameti bütün her şeyi bozan veya her şeyi düzelten bir nokta kalbi insanın insanın kalbi ve o kalpte bir bozulma var ise bütün vücut bütün akıl bütün fikriyat bütün davranış bozuluyor eğer o kalpte bozulma söz konusuysa eğer kalp istikametini buldu düzeldiyse bütün vücut
düzeliyor aklın fikrin için dışın her şey ne oluyor düzeliyor o yüzden normalde kalbin istikameti biraz da o yüzden sonra bıraktım bunu kalbin istikameti bütün istikametleri yönlendiren bir şey kalbinde ne var kalbinde ne var otur tefekkür et kalbinde ne var kayıtsız şartsız iman edip Allah'a teslim olmak mı var yoksa soru işaretleri mi var acabalar mı var yoksa ya bu da bu zamanda olmaz şimdi mi var kalbinde ne var bu aslında bütün islam dünyasının en fazla rabuta etmesi gereken yeri bu kalpte ne var kimin sevgisi var
neyin sevgisi var ne ağır basıyor kalpte bu önemli ve o yüzden hani Rabbimiz Allah'tır dedik dilimizle söyledik bunu ama kalben biz Rabbimiz Allah'tır dedik mi kalben kalben dediysek Rabbimiz Allah'tır dediysek biz neredeyiz fiiliyat ve fikriyat olarak fiiliyat ve fikriyat olarak kalbimiz Rabbimiz Allah'tır dedi o zaman fiiliyat ve fikriyat ve dil aynı merkezde olması lazım ama kalp Rabbimiz Allah'tır deyip iman ettiyse dildeki bozukluk ne kalp iman ettiyse ameldeki bozukluk ne sen Rabbimiz Allah'tır dedin namazı taca
attın fiiliyat bozuldu o zaman kalbindeki Rabbimiz Allah'tır sözü boşa çıktı haşa sende boşa çıktı sen kalbin Rabbimiz Allah'tır dedin eşine sinkaflı konuştun küfrettin hani nerede kaldı senin kalbin Rabbimiz Allah'tır dedi eşine namak küfrettin namak vurdun çocuğuna namak küfrettin kimden öğrendin küfrü haşa peygamber mi öğretti sana küfrü şeytan öğretti hani kalbin Rabbimiz Allah'tır dediydin kalbin Rabbim Allah'tır dedi eee sen haramın göbendesin nerede kaldı kalbin Rabbim Allah'tır dedi bakın nasıl bozdu fiilyatlar
o zaman kalbin Rabbim Allah'tır dediğinde fiilyatın dilinde Kur'an ve sünnet tarihisinde dursun kıypıttırma kıypıttırma Allah muhafaza eylesin o zaman o kimsenin bir de Rabbim Allah'tır demeyi son nefese kadar götürmek var son nefese kadar Rabbim Allah'tır kalpte istikametin en önemlisi peygamber sallallahu ve sellem hazretleri vefat etti vefat ettikten sonra sahabeymiş görünenlerin bir kısmı dinden geri döndü evet muhammed öldü dediler dinden geri döndüler bakın onlar o kalbin istikametini devam ettiremediler daha ilerisini
söyleyeyim bazı arap kavimleri müslümanmış gibi görünüyorlardı hazreti muhammed mustafa vefat edince o günü şenlik günü yaptılar o günü şenlik günü yaptılar düğün dümbek vurdular muhammed öldü diye sallallahu aleyhi ve sellem için hani şimdi pis israilli askerler diyorlar ya muhammed öldü diye bayram yapıyorlar ya eğlence düzenliyorlar değil mi ve ne diyorlar kızlarınız kaldı bize diyorlar kime diyorlar ümmet-i muhammedin kızlarına diyorlar sen diyorsun ki kızım benim yanımda ee gazzedeki kız kimin senin değil mi gazzedeki
kadın kimin müslüman değil mi mümin değil mi gazzede aç duran müslüman değil mi mümin değil mi sen nasıl düşünmezsin sen nasıl üzülmezsin sen nasıl kederlenmezsin sen nasıl kendince çözüm nereden ne buluruz diye düşünmezsin hiç olmazsa idrakini genişlettir de ki ümmetin muhammedin başındaki sistemlerin hepsi de yahudileşmiş de itiraf et neymiş islam işbirliği teşkilatıymış yalan müslümanları durdurmak için kurulmuş bir teşkilat islam işbirliği teşkilatıymış kalbin acımıyor mu kalbin istikameti ve sen
kalbinde bunun acısını hissetmiyorsan kalbinde bunun hüznü yoksa kalbinde bunun acısı yoksa sen müminliğini tartış kendince kendi imanını inancını tartış sen çindeki adını doğu türkistan dedikleri yerdeki zulmü görmüyorsan sen hindistan'daki müslümanların uğramış olduğu zulmü görmüyorsan islam dünyasının neresinde olursa olsun müslümanlar olan zulme sen gözünü kapatıyorsan kalbini kapatıyorsan sen kardeş kalbinde istikamet bozulmuş senin ne dedi Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem müslümanlar müminler bir vücut
gibidir bir yerine dedi bir yerde bir şey olursa nasıl o acıyı bütün vücut hissederse bir müslümanın başına bir şey gelirse sen o acıyı hissedeceksin kalpte istikamet sen gazleyi düşünmüyorsan sen doğu türkistanı düşünmüyorsan sen suryede ırakta suryede ırakta zulüm gören işkence gören müslümanları düşünmüyorsan dünyanın herhangi bir yerinde zulüm gören müslümanları hatta daha ileri zulüm gören insanları kim hangi dinden hangi ırktan olursa olsun bir sistem bir devlet eğer ki kendi tebaasına zulüm ediyorsa oradaki
insanlara zulüm ediyorsa müslümansın bundan sorumluyum diyeceksin bunun acısını yaşayacaksın bunun sıkıntısını bunun derdini bunun gamını hissedeceksin ve kendi kendine çok gülmeyeceksin kendi kendine bu bunlar bu sıkıntılar bu zulümler devam ederken böyle eğlence meğlence koşmayacaksın bu sıkıntılar bu zulümler devam ederken kalben kalben hüzün noktasında duracaksın fazla sevince yer vermeyeceksin Allah muhafaza eylesin bunu dikkat edeceksin müslümanlar zulüm altındayken müslümanlar inim inim inlerken ve çocuklar
kundaktaki çocuklar yeni doğmuş bebekler yeni doğmuş bebekler yeni daha yürüyemeyen çocuklar 3 yaşında 5 yaşında 10 yaşında çocuklar çok özür dilerim ama böyle katliam yaparcasına öldürülüyorsa canlı canlı ölüme terk ediliyorsa ve bunlar dinleri yüzünden bu acıyı çekiyorlarsa dinleri yüzünden senin sevinmeye hakkın yok kardeş senin kahkahayla gülmeye hakkın yok kalbinde istikamet var ise sen bir kötülüğü hiç olmazsa buz ederekten önlemeye çalışın bu da imanın en zayıf noktasıdır diyorsun ya bütün islam dünyasının kalbi
bütün islam dünyasının kalbi zulüm gören müslümanlarla alakalı kalbi oraya hareket etmeli ve kalben o zulmedenlere buğuz etmeli dil olarak o zulüm altındakilere dua etmeli dil olarak da o zulmedenlere beddua etmeli evet Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun Allah'ın laneti müslümanlara zulmedenlerin üzerine olsun bu müslümanın istikametidir korkmayın korkmayın çekinmeyin korkup çekinmeyin bu dünya geçip bitiyor geçip bitiyor merak etmeyin 16 yaşında ben babasız kaldım biz ayakta yaşamayı öğrendik
sensiz de bu dünya yaşanır sensiz de yaşanır dünyanın da çoluğun da çocuğun da eşin de sahibi Allah korkup çekinip tırsmayın hakikati hakikati söyleyin anlatın kalben buğz edin dilinle ona lanet oku oku müslümana lanet okuma Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kafirlere lanet okudu müslümanları okumadı müslümanlarla alakalı ben lanet edici değilim dedi Bedir'de lanet etti Uhurt'ta lanet etti Hendek'te lanet etti müşriklere evet Allah lanet ediyor Yahudilere
Yahudilere Allah lanet ediyor sen neden lanet etmeyeceksin kimden korkuyorsun Yahudi bozmalarından mı korkuyorsun korkma bu korkuyla biz korkuyla hakkımızı savunamıyoruz hak ve hakikata yıkıramıyoruz gidersiniz mahkemede ifade verirsiniz bu kadar suç Yahudilerle alakalı hakaretvari konuşmak suç var ya anlaşma onlarla evet ha işletilmiyor ayrı mesele işletilmiyor tabi biz onun da farkında farkında değiliz antisemitizim var ya evet antisemitizim evet ne yapıyorlar şimdi Avrupa'da
antisemitist maddeleri harekete geçiriyorlar konuşanları derdest ediyorlar neredeymiş özgürlük yokmuş demek ki yoktu ki zaten hiç neredeymiş demokrasi yokmuş demek ki yok zaten aldatmaca demokrasi insan hakları bilmem bunların hepsi de aldatmaca hepsi ha nerede demokrasi insan hakları hani nerede Birleşmiş Milletler kararları ha nerede İsrail'de çalışıyor mu bir şey çalışmıyor toplanıyor Birleşmiş Milletler ne karar aldı gene ateşkes kararı onu Birleşmiş Milletler kinaye eder gibi o orada karar alıyor o hastane bombalıyor
aynı anda adam ne Birleşmiş Milletler ya dinlemiyor Birleşmiş Milletler İsrail için değildir Birleşmiş Milletler Batı için değildir Birleşmiş Milletler Müslümanlar içindir Müslümanlara karşı kurulmuş bir örgüttür Siyonist bir örgüttür Siyonist bir örgüttür örgüttür Birleşmiş Milletler NATO Siyonist bir örgüttür NATO bildiğiniz Siyonist bir örgüttür ne o paracı Dünya Bankası Siyonist bir örgüttür IMF Siyonist bir örgüttür bakın örgüttür diyorum kurum demiyorum örgüt kurum dersen kurumun bir kuralı vardır
böyle kendince o kurallara uyan örgüt İstersen örgütün hiçbir kuralı yoktur örgütün kuralı kuralsızlıktır ne diyoruz biz PKK terörist örgütü değil mi örgüt Siyonist bir örgüttür o da PKK da Siyonist bir örgüttür evet açık açık söylüyorum bakın bunları bunları bilin PKK Siyonist bir örgüttür DAEŞ Siyonist bir örgüttür Siyonist bir örgüttür dev genç Siyonist bir örgüttür dev sol Siyonist bir örgüttür bizleri böyle kandırıyorlar düşünebiliyor musunuz yani Birleşmiş Milletler Siyonist bir örgüttür diyorum ister yani bunu böyle
arzu ederseniz böyle bir çalışma yaparım Birleşmiş Milletlerin Siyonist bir örgüt olduğunu sizin önünüze belgelerle koyarım NATO'nun Siyonist bir örgüt olduğunu belgelerle koyarım orta yere İslam dünyasının başındaki liderlerin Siyonist örgütün Siyonist örgütün birer elemanı olduğunu sizin önünüze koyarım Siyonist bir örgütün elemanlar olduğunu elemanı bakın elemanı önünüze koyarım evet ve Mason teşkilatlarının Siyonist örgütün bir kolu olduğunu önünüze koyarım ve dünya üzerindeki bakanların başbakanların cumhurbaşkanlarının
yüzde doksanının üstündekilerin hepsinin de Mason veya Siyonist örgüte üye olduğunu önünüze koyarım belgelerle belgesiz değil belgelerle koyarım Allah bizi affetsin o zaman ne olmuş oldu kalpte istikamet bakın siz bir Siyonist örgüte müntesip bir kimseyi sevemezsiniz kalpte istikamet siz Siyonist bir örgüte müntesip Siyonist bir örgütün elemanını sevemezsiniz kalpte istikamet o yüzden derim sevdiklerinizi sıralayın kalbinizde sen Siyonist bir örgütün elemanını sevdiğin müddetçe o kalpten iman beklemesen neden hani
Musa'ya dedi ya Musa dedi ki ne yapayım bana söyle ya Musa benim dostumla dost düşmanıma düşman oldun mu ki dedi ona dikkat edin hadisi kutsiye benim dostumla dost benim düşmanıma düşman oldun mu ki kalbin istikameti sen sen Allah'a dostun Allah dostuyla dost olacaksın Allah'ın düşmanına düşman olacaksın biri de yazmış bana ne olursan ol gel diyen insan ben ne olursan ol gel diyenlerden değilim o söz Mevlana Celalettin Rum'u'ya ait değil Mevlana'ya da iftira atıyorlar ne olursan ol gel demiş ne alakası var ben Kur'an'ın
kuluyum Muhammed-i Mustafa'nın yolunun tozuyum bunun dışında bana söylenen nereden ben uzağım söyleyenden de o sözden de uzağım Hazreti Mevlana'nın söylediği söz bu tutturmuşlar dünya üzerinde şimdi ne olur sen ol gel yok kardeşim öyle tövbe et gel İslam ol gel Allah'a düşman olup da sen benden sen dostluk bekleme sen Allah düşmanısın Allah'a düşmansın Allah'a düşman olanla mı dost olayım olmam Allah peygamberine dedi sen dedi gözünü onlara çevirirsen seni onlardan yapıveririm dedi peygamberine dedi peygamberine dedi sakın
gözünü müminlerden çevirme o gece gündüz Allah'ı zikredip Allah'a dua edenlerle beraber ol dedi onlarla otur dedi peygamberine Allah düşmanlarıyla oturup kalkmayacaksın kalpte istikamet Allah düşmanıyla işin yok Allah düşmanıyla muhabbet ettin kalpte istikametin kalmadı sevdiğine dikkat et seviyorum dediğine dikkat et kalpte istikametin en önemli şeyi en önemli kimi sevdin neyi sevdin bu önemli o zaman kalbin istikameti neyle o istikamet zikrullah ile o istikamet Allah dostlarıyla o istikamet iyi amelle kalbi koru
kalbi muhafaza et kalbi muhafaza et neyle zikrullah ile şimdi kalbi istikamete sokacağız ya iman ettik amel ettik o kalbin istikamette durması lazım kalbin yalpalamaması lazım kalbin oraya buraya kaymaması lazım neyle dikkat edin haberiniz olsun kalpler ancak Allah'ı zikir ile mutmain olur ayet-i kerime bu kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur kalbin istikametini istiyorsan o kalp Allah'ı zikredecek kalbi zikrullah ile hemhal edeceksin kalbi zikrullah ile hemhal edeceksin Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
ne buyurdu dedi ki kalpte zikrullah var ise şeytan kalbin kapısının dışında durur hadis-i şerifin başı bu şeytan kalbin kapısında durur içeride zikrullah var ise şeytan oraya giremez ama diyor kalp zikrullah'tan kesilince şeytan hemen ağrıya oturur tabiat fıtrat boşluk kabul etmez bir şey oradan çıkarsa başka bir şey gelir oturur iman kalpten çıkarsa küfür oturur küfür kalpten çıkarsa iman oturur Allah sevgisi kalpten çıkınca şeytani şeylerin sevgisi oturur zikrullah sevgisi kalpten çıkınca şeytan sevgisi oturur zikrullah
kalpten çıktı şeytan geldi oturdu kalp senin sarayın manevi saray manevi sarayda padişah kimse orada onun hükmü çıktı bir padişah bir ülke padişahı bir sarayın padişahı hükmü kim koyuyor o padişah koyuyor e zikrullah çıktı şeytan geldi oturdu oraya kalbin istikameti bozuldu kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur devam ediyor hayati kerime ey nefis ey insan rabbine mutmain olarak dön rabbine mutmain olarak dön senin dönüşün Allah'a o zaman Allah'a dönerken mutmain olmuş bir kalple dön mutmain emmare levvame
mülhüme mutmain dördüncü makam dördüncü makam sen bir sufi olarak en az dördüncü makamda vefat edeceksin kalbin mutmain olacak Allah bir Allah var iman ettim ve kalbin Allah diyecek sen yakasada kalacaksın ders çekiyorsun ya hani yarı uykulu çekiyorsun ya aman şu dersi bitireyim ya ne yapayım şimdi bu dersi de çekmem lazım yani hiç olmazsa bin tevhid çökeyim ya iyi hadi bir çek ya hani böyle bir çek ya la kaldı lan film olsa uyumuyorsun maç olsa uyumuyorsun oyun eğlence olsa uyumuyorsun düğün dembek olsa uyumuyorsun
lan zikullah da mı uyuyorsun ben şimdi başladım efendim uyuyamıyorum tevhid çek diyorum la la illallah çek şeytan uyutacak zaten seni hiçbirisi de geri dönmüyor ben la la illallah demeye başladım hiç uyku tutmadı beni demiyor valla efendim valla razı başladım uyudum uyuyacaksın tabi şeytan la la illallah dememin için hemen mışıl mışıl uyutmak için zaman ayırıyor zaten tabi bir bakmışsın horlamış la la illallah terken bir de onu zikullah yaparken uyudu ya ne kadar güzel tabi hele bir de küçücük böyle bir yeşillik gördü
valla değme keyfine zikullah yaparken yeşilliklerin içinde dolaştı hemen yazması lazım bir de onu saat 3 selamun aleyküm efendim şimdi az önce yakaza halindeyken yeşilliklerin içerisinde dolaştım anlamı nedir tabi bakıyor saat 3 ben okuyorum onu cevap yazmıyor mu bir soru işareti gönderiyor el bombası o fitili çekiyor atıyor hani ne oldu ben koskoca rüya anlattım buraya yazdım ee yeşillikler içerisinde de dolaştım ee saat 3 ee bir de okudun sen ayaktasın uyanıksın ee soru işareti nerede cevap cevap yok o zaman bir çaldırmak
lazım hatırlat kendini kapatıyor bir çaldırıyor dervişler muhteşem ya şikayet etmiyorum şikayet değil Hz. Pür diyor ya şikayet etmiyorum aşk yolunda şikayet yok muhteşem yeşillik görmüş tamam onun için o şey oldu değil kardeş şeytan seni uyuttu neden virtini bitirmedi senin sen virt çekiyordun böyle la la illallah derken kalbin Allah attı bu ses nereden geldi gecenin vaktinde dinliyor o şimdi derviş bu Allah sesi nereden geldi kalbine bakmıyor daha yeni çömez daha ya korkuyor ya ha ha kimse uyandırmadan şuradan yatağın içine bir gireyim
veyahut da yavaşça şuraya divana uydanayım ya böyle de bakıyor etrafına tamam bakma işte kalbinden geldi o ses Allah'tan geldi o ses yok öyle korku dağları deliyor yapacak bir şey yok hatta kimisi yavaşça tesbihi kenara bırakıyor göstermiyor göstermeyecek onu ses dahi çıkarmıyor yavaşça kenara koyuyor benim kalbime geleni söyleyeyim şimdi diyorum bunun kulağına huuu diyeceğim pat ölecek ya da korkudan ertesi sabah gelecek efendim şu tesbihi al şu dersi de al dua eşik sesler duydum ben ben dayanamayacağım bu seslere
diyecek o kalbin Allah diyecek ya sen başlayacaksın la la illallah sen dilinle yetiştiremezsin bunu çünkü ardından söyleyeceğim sen la la illallah la la illallah diyorsun oradan Muhammed Resulullah diyor aa sen la la illallah dedikçe o da Muhammed Resulullah diyor sen la la illallah diyorsun o Muhammed Resulullah diyor sen veya işte şeyhin dedi ya sana sayısız hu çek öyle ya veya hu hu hu Allah de sen şimdi oturdun hu hu hu Allah hu hu Allah hu hu hu Allah derken kalbinden hay esması geldi bu ne demek biliyor musun
meratib olarak hu'dan hay'a geçiyorsun yavaş yavaş nefis meratib olarak veyahut da sen hu hu hu Allah hu hu hu Allah bir an gitmişim hay hay kendiliğinden geliyor kalbinden geliyor bu senin bunda eee istikamet vermen yok senin ihtiyarın yok bunda kalpte istikameti anlatıyorum size suficesini anlatıyorum sen üstadın sana bir esma var diyor onu çekiyorsun sen ama kalp kalp biçit üstünü söylüyor harika bakın harika kalbinde istikamet var veyahut da sen hani vardır böyle derviş kardeşler
sen mesela tevhide başlamışsın bir kendine geliyorsun hay esmasını çekiyorsun kendi kendine ama bu böyle ya kolayıme geldi hay hay hay öyle değil bu bu aklın işi değil bu kalbin işi olacak bu ne o zaman kalbin istikameti o yüzden sufi kalbini nefsi mutmainliğe getirecek nefsi mutmainliğe getirecek kalbin istikamette olması için bu da ne bu da kalbin istikameti daha çok böyle şeyler yazmışım ondan sonra bu baya baya yazmışım evet şimdi hani dilde istikamet var amelde istikamet var kalpte istikamet var ee
istikamet daha ilerliyor orada kalmıyor bu işin böyle hani işte has hasül hasa bir de yaklaştı artık bu dördüncü makam has makamı ee hasül hası var bir daha ileri doğru o zaman ne o zaman bir de sırda istikamet var kalpte kalmadı iş sırdan sonra ruhda istikamet var orada da kalmadı iş o zaman sırda istikamet lazım kalpte istikamet oturunca sırda istikamet o iş büyüdü hani hazreti peygambere diyor ya Allah Cenab-ı Hak emrolundun istikamet üzerine
ol Kud suresi sonra da ad-i şerifte Allah Resul diyor ya bu ayet-i kerime okunduktan sonra bu geldikten sonra beni diyor bu Hud suresi bu ayet ihtiyarlattı kocattı beni diyor emrolundun gibi istikamet üzer ol şimdi bu artık kalbi istikametin üstünde emrolundun gibi yani burada işin içerisine sır perdesi oldu sır perdesindeki emrolunduğun üzerinde burada artık senin ihtiyarın kalmadı Hz.
Pir'in bahsettiği yer burası olması Allah-u Alem peygamberine emrolunduğun üzerine ol demiş ya o zaman buradaki mesele biraz daha kalbi istikametin üstüne çıktı kalbi aslında bu akşam konuşacağım şey kendimce kalbi istikamete kadardı ama laf lafı açtı derler ya sırda istikamet o zaman o kimse artık sufi kemale erdi kalbi istikametten ileri girdi kalbi istikametten ileri geçince o kimse artık böyle kemale erdiğince vahdeti müşahede etmeye başladı vahdet yani birliği müşahede ediyor birliği müşahede ettiğinde çokluğa
gözü kör oldu çokluğu müşahede ettiğinde birliğe gözü kör oldu manevi olarak bu o kimsenin sırda istikameti henüz daha ruhta istikameti var ve o çünkü bir perdeye geçtiğinde öbür perdeden öbür perdeden bir haber oldu öbür perdeden bir şey göremez oldu öbür perdeden göremediğinden dolayı sırda istikamet bir tarafta müşahede etti öbür tarafta müşahededen uzak oldu perdelendi sırda
istikamet o kimsenin öyle bir noktaya geldiğinde iki perdeden de birden haberi olması gerekir o zaman sırda istikameti yakalamıştır ruhta istikamete geçer eğer bu sırda istikamette kalanlar ne oldu ondan sonra bir tarafa geçtiğinde bir taraf kör oldu bir tarafa geçtiğinde bir taraf kör oldu asıl makam sahibi olursa o zaman bir tarafa geçtiğinde bir tarafı kör olmaması lazım makam sahibi olduğunda her iki tarafa da aynı müşahede altında oldu o zaman o kimse ne oldu o zaman ruhta istikamete geçti burası seyr-i sülukun
son aşamaları sufinin yolunda son aşamalar buraları kitaptan okuyacağınız bir kitap yok bazıları böyle bunları kitaptan bulabilir miyim diye arıyorlar aramasınlar bunları bu sırda istikamet olan kimse kalbi istikametten bir çıt yukarı çıktı bir çıt yukarı çıktı artık mesela birliği vahdeti müşahede ediyor her şeyi bir görüyor eyvallah ama çokluğu görmüyor çokluk perdesine geçtiğinde birlik perdesine kör birlik perdesini gördü bu zaman dedi ki birlik perdesi bu onun da kendi içerisinde rumuzları vardır onun da kendi
içerisinde delilleri vardır kendi içinde bunu senin şeyhin ya da pirin ya da sahabelerden bir kimse ya da geçmiş peygamberlerden bir kimse öğreticin olur eğer normalde sen kurmay olacaksan daha da açığını söyleyeyim eğer sen mürşidi kamillik yolunda yürüyorsan mürşidi kamillik yolunda yürüyorsan ve mürşidi kamilliğinin seviyesi ne olacak oradaki peygamberin öğretisinden bilirsin İsa aleyhisselam mı Musa aleyhisselam mı İbrahim aleyhisselam mı kim sana bu sırda istikameti öğretiyor o senin mürşidi kamillik tacını giyip
giymeyeceğini belirler o peygamberse sahabelerden bir kimse de olabilir örneğin sahabelerden kimse mesela cihar yer güzünse evet bir mürşidlik tacı giyeceksin sen açık açık konuşuyorum bunları öleceğim gideceğim hiç kimse öğrenmeden gideceğim mi acı bir şey benim için de acı bir şey ben buna da üzülüyorum ben buna da üzülüyorum en büyük üzüntülerimden birisi de bu en büyük üzüntülerimden birisi bu bu son o zamanlarda iyice vurmaya başladı bana o yüzden defteri kitabı attım artık kenara bu sırrın
istikameti şimdi bunun üzerinde bir tecelliyat daha ruhun istikameti ruhun istikametini o kimse ruh olarak oraya ulaştığında yani orada da ayrı bir tecelliyat yaşanır Allah'u alem Hz. Pir Efendimiz şimdi konuşacağım hali belki de işaret etti oradaki hal şudur o kimse kah cemal perdesine geçer kah celal perdesine geçer ne celal perdesi onun için durak noktasıdır ne de cemal perdesi onun için durak noktasıdır o yüzden bu hususi bir nokta hususi bir dairedir ve
emrolunduğun gibi ol orada o kimsenin artık kendi idraki ve kendi iradesi yoktur onun orada ayağın sabitesi devreye girer ayağın sabitesinde celaldense celalden cemaldense cemalden ne celale sözü geçer ne cemale sözü geçer o kah celal perdesinde durur kah cemal perdesinde durur celal perdesinde durduğunda cemaliyetin hüznünü yaşar cemal cemal perdesinde durduğunda celaliyetin kahrını yaşar o kimse bir türlü bu noktada tam bir istikamet sahibi bu manada değildir artık o celal ile cemal arasında bir o tarafa döner celal
bu tarafı döner cemal o celal ile cemal arasında habire gider gelir ama buradaki bunun durumu bunun hali ayağını sabiteyle alakalıdır artık o ayağını sabitesinde neyi istediyse ayağını sabitesinde o istediğini aslında kendi istediğini yaşar ve hakikatte insanlar kendi ayağını sabitelerine koşarlar bu belki de cüz-i irade yokmuş gibi gelir insanlara ama burada cüz-i iradesiyle ayağını sabitedeki iradesine koşar ve insanoğlu ayağını sabitedeki iradesine koştuğunu bilmez ama ayağını sabitesinde ne yaşadıysa neyi istediyse
kendi cüz-i iradesiyle bu dünyada da oraya doğru koşar bu ayağını sabitede senin aklın vardı yoktu kalbin vardı yoktu bu ayrı bir meseledir ama belli bir hale gelen insanların buradaki ayağını sabitedeki idrakleri kendi idrakleri değildir o idrak elbisesi ona giydirilmiştir o seçilmiştir çünkü peygamberler ayağını sabitede seçilmiştir büyük mürşidi kamiller ayağını sabitede seçilmiştir o elbiseler onların kendi isteyerekten giydiği elbiseler değildir o elbiseler onlara giydirilmiştir o yüzden Hz. Pir durur Hz. Pir
der ki ey istikametin medarı iftidarı sende istikamet sen bize istikametsiz der çünkü kendisinin idraki değildir kendisinin isteği değildir o istikamet ama celalde durmak ama cemalde durmak o zatın kendi isteği değildir o zatın kendi idraki de değildir onun kendi idraki ve isteği olmadığından ayağını sabitedeki istek ve ayağına sabitede giydirilen elbise onda tecelli ettiğinden dolayı Hz. Pir ama hüznün içinde ama kederin içinde ama sevincin içinde ama gamın içinde o sevgililer sevgilisine feryat eder der ki istikametin
medarı iftiharı sensin sen bizde istikamette bulun bizim istikametimizi sen seç bizim istikametimizi önümüze sen koy ister celal perdesine koy buna razıyız ister cemal perdesine koy buna razıyız ister bize rahmet perdesine koy buna razıyız ister bizi kahır perdesine kahhar perdesine koy biz buna razıyız o istikamet artık o zatın değildir bu da ruhta istikamettir dilime geldiği müddetçe kalbimdeki bu hale gelen bir kimsenin artık bazı şeylerden sorumluluğu kalkar celal ama cemal onunla sorumluluğu kalmaz bu onun idraki değil
bu onun ihtiyarı değildir o yüzden kahır da sevinç de keder de mutluluk da onun için iki ehli gibidir ister celalden cemale çevirir ister cemalden celale çevirir bu da ruhun istikameti olsun e burada bırakalım ya hakkınızı helal edin el fatiha ama selamat 60'ın orta yere
bir beyt arkandan gelenler ne eylesin ya 60 bir beyt orta yere hadi demiş çeke o

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi