Bunun gibi sufilerin bakış açıları farklı olmuş. O yüzden biz bu haftaki nasihatımıza ihlas sahibi olmak olarak nitelendirelim. Öyle söyleyelim. Çünkü hadisi kudside Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin dilinden Cenab-ı Hak buyuruyor ki, İhlas benim sırlarımdan bir sırdır.
Onu kullarımdan seçtiğim kimselerin kalbine emanet olarak bırakırım. Sufiler genel olarak ihlas üzerinde yaşamayı, ihlası yakalamayı düşünürler ki, İhlastan sonra çünkü gelecek olan şey ihsan mertebesine ulaşmaktır. Öyle olunca sufiler keramet sahibi olmak için ibadet etmezler.
Ya sufiler sadece Allah'ın rızasını elde etmek ve onun sevgisine, onun muhabbetine nail olmak için amel ederler. O yüzden ihlaslı olmak zorundadırlar. Sufiler çünkü öyle Allah'ın rızasını elde etme ve onun muhabbetine kavuşma. Onunla tabiri caizse karşılıklı birbirlerini sevme halini yakalamak için ibadet ederler, namaz kılarlar, oruç tutarlar, Cenab-ı Hakk'ın yasaklarından uzak dururlar.
Bu zaman zaman ehl-i zahir tarafından eleştirilmiştir. Hani siz nasıl cehennemden korkmazsınız veya siz nasıl Allah'tan korkmazsınız veya siz nasıl sevap elde etmek için ibadet etmiyoruz diyorsunuz diye tarih boyunca eleştirilmiştir. Ama ihlaslı olmak, bakın ihlaslı olmak o normalde çok önemli bir şeydir. Çünkü ihlas insanı riyadan ve ucuddan kendisini uzaklaştırır.
Evet geçen hafta riyadan bahsetmiştik. Riyanın karşılığı ihlas. Riyadan bir kimsenin Allah için bir şeyi yapmamasıydı. İhlas ise bir kimsenin bir ameli Allah için yapması. Dini için yapması.
Vardır, onlar da batırılır der. Ve der ki ahiret günü, kıyamet günü, onlar amellerine göre yeniden hesaba çekilirler. Yani oradaki niyetlerine göre hesaba çekilirler. Niyet önemli. Sizin niyetiniz önemli. İhlas, iyi niyettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki Allah sizin suretlerinize bakmaz. Ya kalplerinize ve amellerinize bakar.
İhlaslı müminler sizi sevmez. Ya suyun üstündeki köpük misali olanlar sever. Orta yerde böyle lafçılar, lafasanlar, gıybetçiler, dedikoducular sever. Allah katında ağırlığı olmayan, Allah katında kıymeti olmayan insanlar sever. Önemli olan Allah'ın sizi sevmesidir. Önemli olan sizin Allah'ı sevmenizdir.
Namazlarınızı Allah için yapın. İhlaslı insanlar, nasıl günahlarını saklıyorlarsa, sevaplarını da saklarlar. İhlaslı ol. Nafile imadetlerini sakla, gösteriş yapma. İhlaslı ol. Çektiğin dersi sakla. Ben her gece üç bin tane tevhid çekiyorum deme. Sakla. Ben beş tane aileye bakıyorum deme. Sakla.
Daha aşki, daha ihlas ve samimiyete bakan, daha fazla muhabbete dayalı bir nokta. Bunun da durduğu yer zannedilmesin ki neftani, Kur'an ve sünnetin tam ortası. O yüzden ben kendimce, kendi kendimi nitelendirecek olursam veya kendimce, benim kendimce Mevlevilik noktasında, ben neredeyim diye baktığımda kendimi oraya daha yakın görüyorum.
Veledalim dedi ya. Bizi delalette olanlardan eylemem. Amin dedi. O da başladı sıralanmak delalette olanlara. Hadi geç ihlasa. Hadi geç bir tarafa. Kıyandasın veledalim, amin dedi. Bölük bölük geçiyor delalette olanlar.
Bu manada, bu dairede bana düşen bütün vazifelerini yerine getirmeye söz veriyorum. Bu manada Kur'an ve sünnet dairesinde bana ne söylersen onun başını gözümün üstüne koyup yerine getireceğime söz veriyorum demektir. Ders almanın manası mıdır? Yoksa günlük yüz tane tövbe, yüz tane salatü selam, yüz tane la ilahe illallah huvattahu la şerikeler, yüz tane ihlas çekmek muhakkak bir bu işin anahtarı gibi, bu işin kapıdan girişi gibi.
Ya küfretmek günah kebair zaten ama normalde o hakim gözüne gözüküyor ya, o normalde o esnada Allah'ı nitelendirmiyor. O yüzden onu öyle kapıpta küfür noktası göremeyiz. İhlas ne demektir? İhlasla yapılan ibadetle yapılmayan arasında fark vardır, mutlaka nelerdir? Nasıl ihlaslı olabiliriz?
Bayanlar da, erkekler de Ramazan'ın son on günü itikafa girecekler. Hem böyle halis bir şekilde itikafa girip, halis bir şekilde içeride Allah'ı zikredip geçmiş ve gelecek günahlarını affettirecekler. Bununla alakalı hani birileri hadisleri inkar eder, böyle şeyler olur mu der, akla mantığa uygun değil der. Canım kardeşlerim zaten din akıl dini değildir, din mantık dini değildir, din iman dinidir, din ihlas dinidir, din samimiyet dinidir, din insanın kendi içerisinde inanmasıyla alakalıdır.
Bunda akıl mantık aranmaz, bu sadece imanla alakalıdır. O yüzden normalde gitseniz siz şimdi aklını ilahlaştıran bir kimseye bunu söylediğinizde o kabul etmeyecek zaten bunu. Neden? Onun aklı ilahlaşmış, aklı ilahlaştığı için aklı tanrılaştırmış kendisini. Öyle olunca onu kabul etmeyecek zaten. Bakın Ramazan'ın son 10 gününü, son 10 gününü bir kimse ibadet de geçirdi, ihlas da geçirdi ve son 10 günün içerisinde Kadir Gecesi'ni yakaladığı için geçmiş ve gelecek bütün günahları affolmuş oldu.
İnşallah ona da bir zaman kalsın istiyorum. İnşallah. Bu başlık da Kadir Gecesi'ni ihya etmekle alakalı. Yine Buhari ve Müslümin sahihlerinde, Ebu Hureyre'den rivayet, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, Kim Kadir Gecesi'ni iman ve ihlasla ibadet ederek geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır. Bakın normalde, şimdi o İmam-ı Hanbel'in tekrar, o hadisini tekrar nakleteceğim burada.
Kıymetli dostlar, Allah'ın zikir bu kadar çok önemli bir konu. Allah'ın zikir bu kadar önemli bir amel. Bu kadar önemli bir ibadet. Bir gün Allah'ı zikreden kimse. O yüzden hadis-i şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, kim kalbinden gelerek ihlasla la ilahe illallah derse cennete girer buyurdu.
Kıble bulamasa bile namazı caizdir. Yani o kimse, o talip Allah'a yönelmede niyeti salihtir, iyi niyetlidir. Ve o kimse ihlasla o topluluğa veya o şahsa intisap eder, bağlanır. Yani o mesela bir siyasi liderdir, onun ülkeyi kurtaracağına inanır. Onun hatta biraz muhafazakar kesimse, onun üzerinden İslami bir sistemin geleceğine inanır.
Ona intisap edenler, ona bağlananlar kendilerince derler ki, hani biz buradan muradımızı alacağız ve ihlasla, samimiyetle ona bağlanırlar. Buradaki ihlas ve samimiyet, yani bağlanan kimsede aranılan özellik, ihlas ve samimiyet. Zaten ihlaslı ve samimi olan insanları aldatırlar, istismar ederler. Bir kimsenin kafasında fitne fikir varsa, tilkiler dolaşıyorsa, sorguluyorsa, onun bağlanması çok zordur.
Örnek bu değişimi, bu yenilemeyi gerçekleştiremeyenler batıp gidecekler. İşte o bu liderler, bu şeyhler, bu üstadlar aslında ehliyetli değil. Aslında kendi oturdukları makamın temsilcileri değil. Ama onlara intisap edenler, onların peşinden gidenler. İhlaslı ve samimi ise, çünkü o zaman o kimse o ihlas ve samimiyetiyle kendini kurtaracak.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden ama o kimse ihlaslı, samimi gitti bir yere intisap etti. Biz şimdi onu Allah'ın izniyle yine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerifiyle kurtaralım. İbn-i Mace'de geçiyor bu. Ümmetimden hata, unutma ve zorlama ile yapılan şeyler kaldırılmıştır. Bir kimse hata yaptı.
Zikredildiğinde onun kalbi ne olacak? Ürpercek diyor. Bir ürperti. Heyecanlanacak. Bir kalbi titreyecek onun Allah'ı zikrederken. Çünkü o imanı kemale ermiştir. İhlas, samimiyet o kimsenin üzerinde oturmuştur. Teslimiyet o kimsenin üzerinde oturmuştur. Güven, Allah'a güven o kimsenin üzerinde oturmuştur, yerleşmiştir.
O böyle bir kalp, o zikrullahla hemhal olacak. O zikrullah, o kalbe tecelli etmiş olacak. Ama bunun olması için, o kimsenin imani ve islami durumu farklı olmuş olacak. O takvaya erişmiş, o böyle ihlaslı bir kimse olacak. Yoksa, eğer ki o böyle, ben kendi nefsim için söyleyeyim bunu.
Bakın kaybedenlerden oldun. E bunu burada da kalmıyor tabii. O kimse, o ihlasa erişince, Kur'an-ı Kerim ona okunduğunda, onun imanı daha da artıyor. Kemale eriyor. O kemal noktasına doğru koşuyor. O kemal noktasına doğru koştuğundan dolayı, artık o böyle, hadis-i şerifteki ihsan noktasına doğru gidiyor. Ve o kimsede, o iman, kemale erdiğinden, o Allah'tan başka bir şeye güvenmiyor.
Gerçek manada sufilik, İslam'ın batini olarak son kalesidir. Bu son kale yıkılmasın kardeşler. Biz ahlakımızla, ihlasımızla, samimiyetimizle, muhabbetimizle, Kur'an ve sünnet-i seniyeye bağlılığımızla, örnek birer pro tip insan olalım.
Yüz tane ihlas okur, yüz tane Fatiha-ı Şerif okur veya işte iki yüz tane, üç yüz tane, beş yüz tane çekebilirseniz, tevhid çekip onların ruhaniyetlerine bağışlayabilirsiniz. Bir de müsaadenizle şunu sormak istiyorum, sufilik yoluna giren kişi, giren bir kişi nasıl rabıta kurabilir? Rabıta sufilikte sevmek, muhabbet beslemek, üstadın dediklerini yerine getirmektir.
Elimden geldiğince günlük yemek yapmaya çalışıyorum. Yemek kalıp yenmediğinde de tavuklara götürürüm. Yemekler için bu israf olur mu? Yani sonuçta tavuklar yediği için israf oluyor diyemeyiz. Ama daha az yapmaya gayret edin. Çok yemek yapmayın evlerinizde. Selamun Aleyküm. İki Kur'an-ı Kerim hatmi ve bir ihlas-i şerif hatimleri var.
Sebep? Yani nefsini temize çıkarmıyorsun en azından. Rabbim azap edicidir. Bir veçesiyle. O yüzden biz ona karşı günah kebari işlemeyelim. Göz göre göre günah kebari içerisine girmeyelim. Kendimizi sakınalım. İnşallah. Hani bir hadis-i şerif vardı, geçen dersi okuduk. Bir makamda Allah'tan korkan ve gerçek manada ihlasla bir kez Allah'ı zikreden ne oluyordu?
O devamlı Allah'ı zikrediyor. Tamam. Şimdi o iman nurunun böyle tarifi böyle yapıyorum anlaşılsın diye. Bir sürü çocukları oldu, ihlas oldu, samimiyet oldu, sevgi oldu. Ondan böyle artıyor. Hepsini de bir iman nurunun içinde olarak görün. Belli renkler oluşmaya başladı onda. İşte veledi kalp, kalbin çocuğu budur. Ve bu çalışmaya başladı.
Allah'ım ayırıversin inşallah. Selamun aleyküm. Benim sorum eskisi gibi ibadet edemiyor. İhlasla, samimiyetle ibadet edemiyorum. Kalbimde bir soğukluk var ve ne yazık bir türlü geçmedi. Üzülüyorum, ağlıyorum ama bu sorunum geçmiyor. Hani bir türlü ihlasla, samimiyetle ibadet edemiyorum veya ibadetim nasıl daha sağlam şekilde oturtabilirim.
O yüzden insanları sev. İnsanlar yüzünden acı çekiyorsun. Ama toplumun içerisinde kalıp onların sıkıntılarına katlanmak bizim ve Ümmet-i Muhammed'in yoludur. Muhakkak o insanların eziyetlerine katlanacaksın ve insanlara hizmet edeceksin. Ve aynı zamanda da Allah'ı seviyorsan, Resulü'nü seviyorsan, ibadetlerinde de ihlaslı ve samim olacaksın inşallah.
Onlardan nemalanmadığı müddetçe, onlardan nemalanmadığı müddetçe o kimse doğru şey yapıyor. Bir kimse birisine namazı öğretiyor, namazı alıştırıyor. Ondan nemalanmadığı müddetçe doğru şey yapıyor. Çok büyük bir ibadet ve hizmet ediyor. Buradaki benim ölçüm şudur. Bir kimse dinini yaşama ve yaşatma mücadelesi verirken nemalanmak ihlası ve samimiyeti bozar.
Ben hizmet edeyim. Ben sizin çayınızı dağıtayım. Kolay bir şey değildir o. Allah yoluna davet etmek. Allah yolunda insanları zikrettirmek. Onlara Allah dedirttirmek. Onların namazlarına, oruçlarına vesile olmak kolay bir şey değildir. Nemalanmadan diyorum bak. Bunun da altını koyuyorum. Neden? Çünkü nemalanmak ihlası ve samimiyeti bozar.
Mükelleftir. Cenab-ı Hakk inşallah bu mükellefiyeti hakkıyla yerine getirenlerden eylesin. Amin. Bu noktada inşallah bununla, bu amel ile amellenenlerden eylesin. Amin. Kıymetli dostlar, burada en önemli meselemiz şu. Sufiler, Sufiler, tarih boyunca hep ihlası önde tutmuşlar.
bir kimsenin niyeti ve ihlasını önde tutmuşlar. Yaptığınız ibadetler küçük veya büyük, önemli veya önemsiz. Hangi noktada olursa olsun yapılan bir ibadeti, yapılan bir ibadeti ihlasla, samimiyetle yapmak önemlidir. O yüzden yaptığınız bütün yaşadığınız hayatta, yaptığınız fiilyatlarda Allah için yaşamayı, Allah için yapmayı önde tutun.
Zikrullah yapan, sufiliği yaşayan kadın ve erkeklerin hataya düştükleri nokta, iyi rüya görmek, hal görmek, görebilmek, mucizelere ulaşmak, kerametlere ulaşmak, sivrilmek, orada parmakla gösterilmek, met edilmek, övülmek, orada farklı olduğunu göstermek, farklı durduğunu göstermek gibi ihlası bozan, samimiyeti bozan, o kimsenin ibadetini havaya çıkaran, boşa çıkaran, Allah muhafaza eylesin, niyet bozukluğundan uzak durmakta fayda var.
O yüzden yaptığınız ibadetleri Allah için yapın. Zikrullah'ınızı Allah için yapın. Günlük virdiğinizi Allah için çekin. Benim şeyhim görürse ben ne haldeyim? Vay benim şeyhim bunu görürse ben onun yüzüne nasıl bakarım? Bu taze yeni sufilerde belki de fayda verebilir. Ama ve lakin bu kimsenin ihlasını bozar bu kimseyi şirke götürür.
Bunları söyledikten sonra son ayet-i kerime bununla alakalı şeytanla alakalı diyor ki hıcır 40 Ancak içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların müstesna onları azdırmaya gücüm yetmez. Yani şeytan ihlasa erdirilmiş olanlara gücü yetmiyor. İhlasa ermiş olan değil. İhlasa erdirilmiş. Yani kulun burada kendi çabası muhakkak var ama onu ihlasa erdiren Cenab-ı Hak. Ancak ihlasa erdirilmiş olan kulları bunlar müstesna ya onları azdırmaya gücüm yetmez.
Yani bir kimse ihlasa erdirilmiş, peygamberler, veliler, evliyalar, bunlar sufiler ihlasa erdirilmiş. O zaman şeytan ona ne diyor? Şeytan onları azdırmaya benim gücüm yetmez. Yani onları ben azdıramayayım. O zaman bu şeytanın adımlarını takip edenler, şeytanın izinden gidenler bir müddet sonra Allah'ı zikretmeyi unutuyorlar.
Şeytan o kimsenin içine oturduysa şeytanın avanesine alim gelir, hakim gelir, kuvvet gelir, kudret gelir, bilgili gelir, o büyük önderdir, büyük liderdir. Öyle gelir şeytanın avanesine. Ama iman edene bomboş tam takır teneke gelir, şeytanın yoldaşı bu der. O kimse mümin ise ve ihlasa erdirilmiş ise, o der ki bu şeytanın askeri.
Bunu yapanlar gerçekten ve gerçekten büyük cehalet işindedirler. Allah muhafaza eylesin. Rabbim cümlemizi zikrullah meclislerinde daim olanlardan eylesin. Dilimizi zikrullahıyla ıslak eylesin. Gönlümüzü zikrullahıyla süstesin. Sırrımızı zikrullahıyla mağmur eylesin. Ruhumuzu zikrullahıyla beslesin. Üç ihlas ve fatiha-i şerife.
Benim ismim yücedir. وَكُنْ قَادِر۪يَ الْوَقْتِ لِلَّهِ مُخْلِسًا Madem öyleyse, 20. asırda geldin, Hz. Gavsul Geylani'nin evladı oldun, o zaman bu yolu ihlasla götür. Benlikle götürme, riyayla götürme, gururla götürme, kibirle götürme. Tevazu ile götür.
Rabbil Alemin bizleri Kur'an'dan ayırmasın, sünnetten ayırmasın, kendi cemalinden ayırmasın, Habibinden ayırmasın, dostlarından ayırmasın, Rabbim bizleri ihlaslı kullarından eylesin inşallah. Yuridûne veçhehu sadece kendi rızasını isteyen kullarından eylesin.
Kalbimizden makam sevgisini, benlik sevgisini çıkarıp atmada Rabbim bizlere yardımcı olsun, yardım eylesin inşallah. Rabbim amelini ihlasla yapıp da kıyamet gününde o amellere en mühtaç olduğumuz gün berbat olmayan kullarından bizleri eylesin inşallah.
Rabbim şeyhimizin makamını âli eylesin. Kılıcını keskin eylesin. Himmetini yüce eylesin. Evlaklarını kendisine hayrul halef eylesin inşallah. Rabbil alemin buraya da ihlaslı ve sadık içi dışı bir sırf Allah rızası için hizmet eden dervişlere gelmesini nasip eylesin inşallah.
Ama bu söyletme, hiyerarşik yapıya uygun olursa, âlâ olur. Ama sufiler bu meselede muhakkak ki disiplin içerisinde olurlar, ama disiplinden önce ihlas ve samimiyet gelir. Yani bir kimse haberin sahihliğine bakmalı, haberi getireli değil. O yüzden eğer ki o haber o noktada üstadından geliyorsa, veyahut da kendi hizmet yaptığı birinin başındaki kimseden geliyorsa, haber o kimseden geldiği sahih ise, sufiler getirene çok bakmazlar.
Bu noktada, insanların arasında kullanılan şey, yapılan haramı şeytan, makul ve malum hale getirmeye çalışıyor. Yani o kimse aslında çok ihlaslı, çok samimi. Onun iyiliğini istiyor. Onun iyiliğini isterken ama, diyor ki, Demirtaş'taki Berber Ahmet, aslında diyor, ya ben onun iyiliğini istiyorum ama, yani, tıraşı diyor, biraz daha farklı yapsaydı.
Takvanın en azami ölçüsü budur. Kendilerine takva hayatını ölçü edinirler. O yüzden Sufiler, ilmi siyaset çok bilmezler ilk etapta. İlmi siyaset, tecrübeyle sabit olur. Ama Sufiler, yine ilmi siyaseti çok kullanmak istemezler. Çünkü onlar için önemli olan, ihlas ve samimiyetle hayatlarını yaşamaktır.
Sufiler hayatı basit, fazla alengeli olmayan, fazla gelintileri çıkıntıları olmayan, basit, samimi, ihlaslı, Kur'an ve sünnetin içerisinde, dayalı bir hayat sistemidir, onların hayatı. Onlar çok böyle, üst düzey, aklı kullanmak gibi, bir dertleri yoktur. Onlar, aklı kullanmaktansa, kalbi kullanmayı, kalbi geliştirmeyi önerirler.
Metinler konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.