Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Şubat 2021 · 3:01:27
Selâmünaleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cümle ümmet-i Muhammed'in ve kardeşlerin üç ayları mübarek olsun. Malum bugün Recep'in birisiydi. Büyük bir ihtimalle kardeşlerin büyük bir çoğunluğu oruç tuttu. Allah oruçlarınızı makbul ve kabul eylesin inşâAllah. Mübarek aylar başladı. Cenâb-ı Hak inşâAllah Recep'i idrak ettirip, Şaban'ı yaşatıp, Ramazan'a ulaştırıp, bayramı bayram olanlardan eylesin.
İnşâAllah-u Rahman, Rabbim affolmuş olarak, kendisine dost olmuş olarak Ramazan bayramında bayram yapanlardan eylesin. Malum Recep ayı, Cenâb-ı Hakk'ın ayı, Recep benim ayım, Recep Allah'ın, Şaban, benim Ramazan'da ümmetimin ayı demiş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. İnşâAllah biz Recep ayını derinlemesine idrak ederiz, derinlemesini yaşarız. Geçmiş yıllardan malum Recep ayında biz zikirlerimizi arttırırız, namazlarımızı arttırırız, oruçlarımızı bilhassa arttırırız. O yüzden muhakkak Recep ayında en az 15 gün oruç tutmaya gayret edelim. Şaban'da o şeye yakın, nasıl söyleyeyim, işte Ramazan'la birleştirmemek için Ramazan orucuna gelmezden bir iki güne kadar da Şaban'ı da inşâAllah oruçlu geçirmeye gayret ederiz.
Oruç tutabilecek olanlar için, sağlığı yerinde olanlar için geçerli bu. Sağlığı yerinde olmayanlar da tutabildiği yere kadar tutacaklar. Bir zaten Ramazan orucu gibi farz bir oruç değil. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Recep ve Şaban aylarında çokça oruç tutarmış. O yüzden biz Recep ve Şaban aylarında çokça oruç tutalım. Bu ay çokça tövbe edelim, çokça Allah'ı zikredelim. Bu ayda hayır hasametimizi arttıralım, günahlarımızı eksiltelim. Hatalarımızı, kusurlarımızı eksiltelim. İnşâAllah iyiliklerimizi, sevaplarımızı, hayır hasenatımızı arttıralım. Akrabalarla olan ilişkilerinize dikkat edin, kimseye küsmeyin. Eş, çoluk, çocuk, herkes mutlu, mesut bir şekilde hayatlarını devam ettirsin.
Bu günleri böyle tatlı, yumuşak, hoş, derinlemesine geçirmeye gayret edelim. Korona dolayısıyla zaten insanlar belli bir psikolojik bunalımın içindeler. O yüzden evlerde tartışma, kavga çıkarmayalım. Evlerde herkes birbirini anlayışlı, sabırlı olmaya gayret etsin. İnsanlar birbirlerine seslerini yükseltmemeye gayret etsin. Eşler birbirlerine bu noktada daha müsamahkar davransın. Çocuklar anne babalarıyla, anne babalar çocuklarıyla daha müsamahkar bir günler geçirsinler, hayat geçirsinler. Çünkü bu pandemi sürecinde doğruydu, yanlıştı, eksikti, fazlaydı. Devlet böyle bir karar aldı hükümet. Biz de hükümetin, devletin aldığı kararlara bu noktada uymakla mecburiyetindeyiz.
İslam anarşiden yana değildir. Biz kalkıp da anarşi çıkarmayız. Evet, devlet büyükleri demek ki böyle karar almışlar. Biz bu noktada düzeni bozmak için uğraşmayız. Biz düzen bozuculardan değiliz. Ama ne kadar doğru, ne kadar değil bunun tartışılması lazım. Belki de bu pandemi sürecinden sonra bazı şeylerin eksik ve yanlış yapıldığı, bazı şeylerin düzgün yapılmadığı ortaya çıkacak. Hani işte bir bilim kurulu denilen bir kurul var. Arada bir toplanıyorlar. Arada neye göre karar alıyorlar, neye göre karar almıyorlar. İşte kendilerince bizim bildiğimiz bir şey değil. Bir karar alıyorlar. Ama bu kararların büyük bir çoğunluğu vatandaşın lehine değil. Ne yazık ki aleyhine. İnsanlar gün geçtikçe sıkıntıları artıyor.
Dükkan kiraları fazla. Öyle bin liralık, iki bin liralık dükkan değil ki. İnsanların iş yerlerinin, iş yerleri, kiraları fazla. Eleman paraları var. Yani o kira, eleman parası, şusu, busu deyince insanlar bir hayli sıkıntı yaşıyorlar. Kiralardan indirim yapsalar mal sahipleri sıkıntı yaşıyor. Adam bir mülk almış, onu kiraya vermiş. Onunla geçiniyor o da. Onun için de sıkıntılı. Herkes için sıkıntılı. Herkeste bir problem var. E tabi devlet çalışanları, bürokratların bu sıkıntılardan bir haberleri yok. Normalde onlar tabi bir haber olmadıkları için oturdukları yerden karar alıyorlar. İşte ne? Bilim kurulunda örnekliyorum. Bilim kurulu, adı bilim kurulu.
Ama esnaflardan bir görüş alıyorlar mı? Hayır. İşte küçük esnaflardan bir görüş alıyorlar mı? Hayır. Büyük esnaflardan bir görüş alıyorlar mı? Hayır. Normalde bir karar alıyorlar böyle. O karar devam ediyor. İşte örnekliyorum. Yani bu koronavirüsü nasıl bir koronavirüsse, örnek işte marketlerden içeri girmiyor. İşte bu koronavirüsü büyük alışveriş merkezlerinden içeri girmiyor. Bu koronavirüsü işte her şey serbest olunca çarşılar, caddeler hınca hınca insan dolu. Oralarda dolaşmıyor. Ama işte ne yazık ki küçük esnaf, cumartesi, pazar kapalı. İşte çarşılar kapalı. Ne yazık ki böyle enteresan şeyler var. Hani koronavirüsü var, önce AVM'leri açtılar ya, örneğin bunun gibi. Yani AVM'de koronavirüs yok ama Bursa kapalı çarşısında koronavirüsü var gibi bir şey oldu.
Bunlar tabii bu eksiklikleri, bu yanlışlıkları muhakkak görüyorlardır. Veyahut da vardır bir bildikleri deyip geçiyoruz ama gerçekten vatandaşın durumu iyi değil. Vatandaşın durumu sıkıntılı, vatandaşın durumunu iyileştirici bir pozisyon da yok. O yüzden nereye kadar insanlar böyle gider, nereye kadar sabreder, nereye kadar cebindekileri harcar, bu da ayrı bir handikap. İnşallah Cenab-ı Hak milletimizi, ülkemizi korusun, muhafaza etsin. İnşallah bu aşılardan bir şifa bulur da insanlar, hiç olmazsa ekonomi biraz daha rahatlar. İnşallah o yerli aşı da bir an önce çıkar, o yerli aşıdan da bir fayda görür insanlar. Olanca paraları gitmez. Artık aşının bir faydası var mı, yok mu, onu da bilmiyoruz.
Çünkü bütün her şey muamma, bütün her şey sıkıntılı. Yani Çin aşısı diyoruz, Çin aşısını üretenin de arkasında bilgeyiz çıktı. Yani geçen gün internette dolaşırken baktım, ondan sonra Çin aşısında hissederleri bilgeyiz. Almanya'daki o Türklerin çıkardığı aşının şirketinin arkasında da bilgeyiz var. Enteresan bir şey. Yani işte Wuhan'daki hastalığın çıkış laboratuvarının arkasında da bilgeyiz var. Yani demek ki bilgeyiz ve ortakları bir taraftan herhalde bu korona belasını ürettiler. Öbür taraftan da aşısını çıkarıyorlar. Şimdi aşı satıyorlar. Yani normalde aşının aleyhine konuşmak da dünya üzerinde yasak. Yani bugün Twitter'da tekrar bir daha bir haber vardı. İşte bir dünya sağlık örgütünden bir doktor aşının aleyhine konuştu diye Twitter'da onun işte yayınlarını kapatmış, engellemiş.
Yani insanlar Twitter'da demek ki işte YouTube'da veyahut da işte WhatsApp'da veyahut da diğer bu sosyal medya denilen bu hadisede demek ki o büyük global şirketlerin şirketlerine çalışıyor. Bunların aleyhine bir şey yazanların da seslerini kısıyorlar. Sonuçta Trump'ın dahi hesaplarını askıya aldıklarına göre, sonuçta İçişleri Bakanlığı'nın dahi bizim Türkiye'de hesabına askıya aldıklarına göre düşünün artık siz gerisini.
O yüzden bu koronayla alakalı hala da çok konuşulacak, hala da çok söylenecek. Tabi bu korona eğer geçerse ondan sonra koronadan sonra dünya üzerinde de çok şeyler değişecek. Öyle ümit ediyorum yani çünkü bu Dünya Sağlık Örgütü denilen bu örgüt kime çalıştığı belli değil. Bu NATO denilen bu örgüt kime çalıştığı belli değil. Birleşmiş Milletler denilen bu örgüt kime çalıştığı belli değil. IMF denilen bu örgüt kime çalıştığı belli değil. Dünya Bankası denilen bu örgüt kime çalıştığı belli değil. Belli değil derken belli. Bunların hepsi de Deccalist'te çalışıyor. Herhalde o kıyamete yakın hani gargat ağacı dahi arkamda Yahudi var diyecek diyor ya hadis-i şerifte.
Herhalde bu örgütler bunların hepsi de çıkıp dünyaya açıklama yapacaklar. Biz hata yaptık şöyle şu oldu bu böyle oldu diye. Belki de bu tip şeyleri yaşayacağız. Allah hayırlısını versin inşallah. O yüzden bu üç aylara girerken biz yine böyle bir korona günlerinde yine pandemi günlerinde üç aylara girdik. İnsanlar camilerde, zikirhanelerde, mevlevi hanelerde işte rahatça ibadet edemeyeceği, rahatça Allah'a yakınlık yapamayacağı bir üç aylara girdik. Yani düşünebiliyor musunuz? Perşembe gün kandil. Perşembe gün kandil olunca saat dokuzdan sonra herkes yine evlerinde. Toplanmak yasak, bir araya gelmek yasak, evlerde de bir araya gelmek yasak ama ve lakin işte belli partiler ne o şeylerini yapıyorlar. Gençlik kollarının toplantılarını yapıyorlar. Ne bileyim partilerinin kendilerince kongrelerini yapıyorlar.
Bunlar da insanların gözünden kaçmıyor değil. Demek ki oralarda da korona olmuyor. Yani bizim mahalledeki esnafta korona var ama oralarda korona yok. Sıkıntılı şeyler. Allah bizi iyi eylesin, güzel eylesin. İnşallah basiretli insanların yönetiminde yönetilmeyi Cenab-ı Hak bütün Ümmet-i Muhammed'e nasip etsin inşallah. Sorularınıza geçeceğiz inşallah. Cenab-ı Hak bizleri de sormuş olduğunuz sorulara hakkı hak, batılı batılı bilip cevaplanmayı nasip eylesin. Sizleri de hakkı hak, batılı batılı bilip yaşamayı nasip eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Benim de hocamıza bir sorum olacaktı. Benim sorum şu şekilde.
Eşim ile alakalı. Eşim çok soğuk bana karşı. Hiçbir şeyini paylaşmaz. Hiçbir konuda benimle konuşmaz. Çok kuralcı ve disiplinli şekilde yaşamayı sağlamaya çalışıyor. Ve bu da beni olumsuz etkiliyor. Çok takıyorum, çok üzülüyorum. Bu yüzden de sürekli hastayım. Ne kadar konuşsam da hep kendisini haklı gördüğü için bir türlü anlaşamıyoruz. Ve ben boşanmayı ne kadar düşünsem de iki evladım var. Onlar için katlanmaya çalışıyorum. Eğer boşanırsam bir günah olur mu? Yani boşanmayı kendi sağlığım açısından düşünüyorum. Çünkü çok takıp çok üzülüyorum. Sevgisini hiç göstermez. Seviyor mu, sevmiyor mu bilmem. Yani ben Kur'an-Sünnet ailesinde bu meseleye bakacak olursam, yani eşinizin bu davranışları boşanmaya sebep teşkil edecek olan şeyler değil.
Çünkü mesela eşinizin soğukluğundan ve bir şeyi paylaşmadığından ve sizinle çok konuşmadığından, kuralcı ve disiplinli olmasından şikayetçisiniz. Bunlar Kur'an-Sünnet ailesinde boşanma sebebi değil. Bunu normalde oturup eşinizle konuşabilirsiniz. Veya bunu bu şekilde çözmeye çalışabilirsiniz. Ama bunlar böyle boşanmaya sebep teşkil edecek şeyler değil. Fakat örnek diyorum ama kadınlar için de, erkekler için de. İnsan istediği anda boşanabilir mi? Evet, ben bu evlilikte mutlu değilim, bu evlilikte mutsuzum deyip boşanma hakkı var mı herkesin? Var. Ama bu boşanma hakkı var deyip de evliliği yıkmak, sonlandırmak çok hoş bir şey değil. Hz. Allah, Hadis-i Kudsi'de Allah'ın hiç sevmediği helaldir diye buyurmuş.
O yüzden boşanma kararı alırken çiftler iyi düşünmeleri lazım. Yani o boşanmaya sebep olan şeylerin Kur'an-Sünnet dairesinde yeri olması lazım. Eğer yeri yoksa kim boşanmayı istiyorsa zulmetmiş olur. Evet, erkeklerin tabii sizin buradaki istişare istediğiniz şey de ne? Bu da o önemli. Yani evin içerisindeki koltuğa, sandalyeye, perdeye, eşyaya mı karışıyor? Yoksa işte kendince örneğin ticaret yapıyor, aldığına sattığına mı size sormasını istiyorsunuz? Bu da önemli. Yani normalde kadınlar şimdi erkeklerin işlerine çok müdahil olmak istiyorlar. Gün geçtikçe bu artıyor. Yani örneğin erkek ticaret yapıyor. Kadın ticareti bildiği yok. Erkek neyini paylaşacak evde? Onu merak ediyorum bazen.
Bazen dinliyorum ben böyle işte problem yaşayan insanları. Problemlerini dinliyorum. Yani işte kadınlar kendilerince erkeklerin işine müdahil olmak istiyorlar. Bize bir şey söylemiyor. Ne desin sana ben bugün işte şunu aldım, şunu sattım, bu parayı mı desin? Yani böyle bir şey gerek var mı? Veyahut siz her gün yaptığınız yemeğin hangi dakika içine soğanı koydunuz, salçasını koydunuz? Hangi dakika yemeği koydunuz? O yemeğin pişirme evrelerini mi anlatıyorsunuz eşlerinize? Örneğin, o yüzden normalde bazen eşlerin birbirlerinden istedikleri her iki taraf için çok makul şeyler olmuyor. Oturup konuşmak lazım. Konuşmanız lazım bence. Selamünaleyküm. Eşim yer altında, madende, devlet işinde çalışıyor. 6 senedir.
Ve maaşlarını aldıkları banka 3 senede bir promosyon veriyormuş. Ben daha yeni öğrendim. Bu verilen promosyon olan parayı harcamak doğru mu ya da nasıl değerlendirebilirler? Harcamak doğru, bunda bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm. Özellikle devlet televizyonu olan TRT ve diğer kanallarda, Abdülhamid Ertuğrul ve Osman dizi filmlerinde zikir sahneleri bizleri mest ediyor. Ve bu zikir sahnelerinin hayırları vesile olacağı kanaatindeyim. Zikirden bir haber insanlar belki de ilk defa gördükleri bu zikir sahneleri vesilesiyle bir arayışa, bir zikirhane arayışına girebilirler kanaatindeyim. Lakin zikirhane olan tekkenin de bu tip yerlerin kapatılması bir ikilem oluşturuyor. TV'lerden zikir hevesi uyandıranlar bir taraftan da zikir meclisini kapatıyorlar.
LGBT'liler grup grup dolaşırken, ilim irfan yuvası insanlara hizmet eden tekke göz göre göre kapatılabiliyor. Ve ne acıdır ki binlerce cimer, hakim vesai şikayetine rağmen tek bir Allah'ın kulundan ses çıkmadı. Bize bir açıklama yapılmadı. Haram olsun. Başınızı ağrıttım, hakkınızı helal edin. Helal, hoş olsun. Yani Bursa'daki Karabaş-ı Veli Tekkesi'nin kapatılmasının üzerinde bir sürü işte geçenlerde de bahsettim. Farklı farklı duyumlar var. Kimisi diyor ki Cumhurbaşkanlığı danışmanlığından emir alındı. Kimisi diyor ki İçişleri Bakanlığı emretti. Kimisi diyor ki Vali Konya'dan geldiği için valinin emriyle kapatıldı.
Kimisi diyor ki AK Parti eski il başkanı kapattı. Eski il başkanı da işte o nezirden dolayı, nezir ona söyledi. Nezir'in su yoluna gittiler. Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Nur'la beraber işte o AK Parti il başkanıyla beraber işte vali, üçü yok işte İçişleri Bakanı da var. Yok işte ondan sonra Cumhurbaşkanlığı danışmanı. Kimdi onun adı ya? Geçenlerde söyleniyordu. O bir geçen gün televizyondaydı gene bir şeydi ya. Ne o gözlüklü İbrahim Kalın'ı söylüyorlar. Herkes bir laf söylüyor. Hiç kimse de ne o bu işi ben yaptım deyip de bir şeyi üstüne alan yok. Olan tabii Karabaş-ı Veli Tekkesi'nin oldu.
Yani yıllardan beri işte hem yurt içi hem yurt dışı Bursa'nın tanıtılmasına veya tanıtıma büyük bir sebep olan, vesile olan gençlerin, çocukların, kadınların, herkesin uğrak yeri olan bir yer kapatıldı. Yapacak bir şey yok. Yani normalde devletle yarışacak değiliz, devletle savaşacak da değiliz, devletle dövüşecek de değiliz. Devletle bilek güreşi de yapacak değiliz. Biz çünkü anarşist değiliz her şeyden önce, terörist değiliz her şeyden önce. O yüzden yapacak bir şey yok. Yani kapatılma sebebi de yok orta yerde. Hani dense ki şundan dolayı kapatıldı. Aa evet bizim bu eksikliğimiz varmış o yüzden kapatılmış diyeceğiz. Ama böyle bir eksiklik de yok, böyle bir yazı da yok, böyle bir şey de yok.
Veyahut da bir suç işlenmiş olsa tekkede, denecek ki böyle bir suç işlendi burada o yüzden kapandı. Böyle bir şey de yok. O yüzden hiçbir şey yok. Herhalde biz böyle benim belki de böyle bazı kesimlere sivri gelen konuşmalarım var ya, onlardan olabilir mesele değil. Bu o zaman da sorumlusu benim diyeceğim. Ama ben de açık konuşuyorum. Diyorum ki söylediklerimde, konuştuklarımda, sohbetlerimde, Kur'an ve Sünnet'e aykırı bir şey varsa koyun önümüze, biz kendimizi düzeltelim. Bu herkes için geçerli. Ama yok, sizin kendi yaşadığınız hayatın dinini eleştiriyorsam ve sizin önünüze gerçek Kur'an ve Sünnet'i önünüze koyuyorsam, ha itaat etmeseniz dahi deyin ki ilim buymuş, kabul edin, kenara çekilin.
Öyle de yapmıyorlar. O yüzden ne olduğu belli değil. Ama televizyonlarda dediğiniz gibi, Abdülhamid'de, Ertuğrul'da, Osman Gazi'de, işte ne o uyanış Büyük Selçuklu'da, hepsinde zikir sahneleri var mı? Var. İşte ne bileyim değişik dini figürler kullanıyorlar mı? Evet. Ama ne yazık ki bu şey değil, sıkıntılı bir durum. Enteresan bir şeydi. Madem bu soruyla söyleyeyim, haberlerde dinledim çünkü. Yani Cumhurbaşkanı Rize'de aileyle alakalı, ahlakla alakalı ve gençlerle alakalı ve kültür ve aynı zamanda eğitimle alakalı başarısızlığını dile getirdi. Yani biz bu konularda başarısız olduk dedi. E şimdi düşünebiliyor musunuz? Cumhurbaşkanı bir taraftan diyor ki, biz kültür, ahlak, aile, ondan sonra gençlerle alakalı bu meselede başarıyı sağlayamadık diyor.
Ama Bursa AK Parti il başkanı, büyükşehir belediye başkanı, ondan sonra valilik, işte kimler varsa bu işin içerisinde gençlerin uğrak yeri olan ve gençlerin semadır, bendirdir, ilahidir kurslarıyla, Kur'an'ı, ondan sonra sünnet-i seni, İslam'ı sevdiği ve orada işte kendince farklı bir ambiyansta dinle barıştığı bir yeri kapattılar. Yani el birlik ettiler, kapattılar. Bunları konuşmak istemiyorum aslında, yani korkumdan veya çekintimden değil. Ama Bursa'da da hani böyle dirayetli bir milletvekili, dirayetli bir siyasetçinin de olmadığını gösteriyor. Yani dirayetli bir milletvekili veya dirayetli siyasetçiler olmuş olsa bu yaptığınız doğru değil, bu yaptığınız yanlış bir şey, hatalı davranıyorsunuz burada deyip tekkenin kapatılmaması için mücadele ederdi.
Ama ne yazık ki o dirayetli bir duruşta sergilemediler. E ne olacak yani sonuçta Cenab-ı Hak kim zerrece ayır yaparsa hayrı karşılıksız kalmaz, zerrece şer işleyeni şerri cezasız kalmaz diye buyurmuş. O yüzden insanlar tekke kapatmakla şer mi işlediler, hayır mı işlediler? Allah bunun hesabını soracak mahşer yakın herkese. O yüzden kabir de yakın. Kimlerin elleri kimlerin yakasında olur, kimlerin eli kimlerin yakasını parçalar, kimlerin ahı, kimlerin saltanatını yıkar, bunu zaman gösterecek. İşte normalde tekkenin kapatılmasına sebep olanlardan birisi il başkanıydı, gitti. Yarın öbür gün öbür kapatılmasına sebep olanlar da gidecekler. O makamlar onlarda kalıcı değil, her bir makam gelip geçecek makama oturanlar.
Ama sen bir hayır işlediysen hayırla anılacaksın, şer işlediysen şerle anılacaksın. Yani işte bugünkü AK Parti il başkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı, bugünkü Bursa Valisi tekke kapatmakla anılacaklar. Bu kadar basit. E sonuçta insanlar da oy atıyorlar, oy atacaklar. Her şeyin bir hesabı var, Allah'ın da bir hesabı var. Bilmez ki Cenab-ı Hak kimin gönlünü nereye çevirecek, kimin elini nereye çevirecek. Biz Allah'ın gönlünü yapmaya çalışalım, derdimiz bu olsun. Allah'ım yiyesin. İnşallah. LGBT'liler tabi ayrı bir gündem konusu. Yani AK Parti ilk zamanlar, ne yazık ki Kur'an'ın, sünnetin, hem Kur'an'ın, hem İncil'in, hem Tevrat'ın lanetlediği, bugüne kadar bütün peygamberlerin lanetlediği bir fiili yapan, Allah'ın lanetlediği bir fiili yapanlara karşı müsamakar davranmaya çalıştı.
Onlara da böyle özgürlükler verdi. İstanbul Sözleşmesi imzalandı. Ama o İstanbul Sözleşmesi imzalandı. O LGBT'liler döndürdüler. Silahlarını sonuçta AK Parti'ye çevirdiler. Ve AK Parti hiç beklemediği, hiç ummadığı, hiç tahmin etmediği yerden yara aldı. Ve LGBT'liler aynı zamanda yanına bütün ne kadar terör örgütü varsa hepsini yanlarına alıp Boğaziçi Üniversitesi'nin dekanına bahan edip yollara düştüler, sokaklara düştüler.
Polisleri taşladılar, arabaları taşladılar ve olanca olayı yaptılar. Olanca olayları yaptılar. Ama ne yazık ki bir taraftan AK Partililer, LGBT'lilere şirin görüneceğim derken öbür taraftan Karabağçı Veli Tekkesini kapatıyor. Yani neyi nereye tercih ediyor, kim ne yapıyor belli değil. Yani bu kadar bir kendilerinden geçme, bu kadar görmeme, bu kadar duymama herhalde başka bir zamanda olsa mümkün değildi. Yani düşünebiliyor musunuz? Açık açık konuşacağım. Yani şu anda CHP tekkeyi kapatmış olsaydı ortalık yıkılırdı. Ortalık yıkılırdı. Bütün ne kadar İslami, dini, kurum, kuruluş bunlar varsa yıkılırdı. Tekke kapatıyorlar diye. Nasıl kapatırsınız diye yıkılırdı ortalık.
Bakın gerçekten yıkılırdı. Ooo ama hiç kimse şu anda bir şey yapmıyor. Sebep çünkü kapatan bizden ya. Mantık bu. Nasıl İstanbul Sözleşmesi'ne kimse ilk önce karışmadı, seslenmedi. Yani biz bu LGBT'lilerle alakalı 15 yıldır büyük tehlike diye bangır bangır bağırıyoruz. Yazılar yazıyoruz. Sorulara sorulduğunda cevaplar veriyoruz. Bunu tekkede de konuşmaya yaptıydık. Herhalde tekkede LGBT'lilere karşı konuşma yaptık diye kapatmış olabilirler. Çünkü oraya gelen soruları da biz istedi, Kur'an sünnet ne diyorsa. Onun cevabını veriyorduk hür bir şekilde. Belki de ondan rahatsız oldular. LGBT'lilere karşı verdiğimiz mücadeleden dolayı da rahatsız olmuş olabilirler.
O yüzden de kapatmış olabilirler. Yani düşünebiliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti devletinde bu ülkede, bu topraklarda LGBT'liler hür ama Karabaşi veli tekkesi hür değil. Yani normalde oraya bir LGBT'lilere de verebilirler sıkıntı. Olmaz yani. Yapabilirler, ne yapmasınlar. Selamun Aleyküm. Kitap okuma alışkanlığı kazanamıyorum bir türlü. Okulda da öğretmenlerimiz hep mecbur kılarlardı. Hala daha yapıyorlar. Şu kitabı okuyun sınavı yapacağız. Şunu okuyun sözü yapacağız. Kitaplara karşı iyice uzaklaştırdılar beni. Nasıl bir yol izleyip kitap okuma alışkanlığı kazanabilirim.
Yani normalde kitap okumayan bir toplum geri kalmaya mahkumdur. Kitap okumayan bir birey geri kalmaya mahkumdur. Kitap okumayan bir kimse asla ve asla kendisini geliştiremez, kendisini yükseltemez, kendisini derinleştiremez ve kültürsüz bir hale gelir. O yüzden bizim Anadolu'da şu anda en büyük handikaplardan birisi İslam dünyasında okumayışımızdır. Ne yazık ki biz okumaktan uzağız. Ondan kaynaklanıyor. Rabbim inşallah okuyanlardan eylesin. Dünkü Twitter'daki şu mesajınızla ne anlatmak istediniz? Çok özür dilerim. Anladım, izah edebilir misiniz lütfen? Beni bir çocuk bulur ve isterse vurur derdim. Öyleymiş.
Evet, bizim korumamız yok. Kapımızda bekçimiz yok. Herhangi bir şeyimiz yok. Bir çocuk dahi bizi bulur, isterse vurur. Yani sonuçta bir kimse gelmişti. Öyle kapıyı tekmeledi, girdi içeri, çekti bıçağı. Vurmaya kalktı. Cenab-ı Hak korudu. Bu, başka bir şey yoktu. O yüzden, yani aynı şahıs daha önce gelip cama şey vurduydu, Neu, sandalye vurduydu. Gittik, şikayet ettik. Aynı şahıs, arada gelip bağırıp çağırıyor. Şikayet ediyoruz. Bir şey olmuyor. Bu sefer de Neu, bir odanın içeri girdi. İçeride de bir anne, iki kızı ve bir bayan daha yanlarında misafir vardı. Hiç valla adam uyuşturucu büyük bir ihtimalle çekmiş. Adam girdi içeri, çıkardı bıçağı, salladı. Erdoğan vardı Ankara'dan.
Erdoğan da arkadan geldi. O adamı tuttu, dışarı attı. Zannediyorum yine dışarıda dolaşıyordur o. Yani şey değil. Ne yazık ki, ülkenin kanunu, hukuku bu. O yüzden bu tip insanlar dışarıda dolaşıyorlar. Bu tip insanlar böyle bir cezai müyediye uygulanmıyor. Ne hikmetse böyle adam normalde kocaman böyle bir bıçakla gelmiş. Ama bunu normalde işte karakola gittik, şikayet ettik. Yani bu kadar. Başka bir şey yapacak durumumuz yok. O yüzden bir çocuk bulur. İsterse gelir, vurur bizi. Sıkıntı yok yani. Çünkü vuran neden vurduğunu bilmeyecek. Ölen neden öldüğünü bilmeyecek ya. Yani bu ahir zaman elameti. O yüzden vuran neden vurduğunu bilmeyecek.
Ölen de neden öldüğünü, neden öldürüldüğünü bilmeyecek. Ahir zaman elameti. Yapacak bir şey yok. Yani bizde çünkü kapımızda koruma yok. Zaten olması mümkün değil. Veyahut da bir şey olması mümkün değil. Böyle yani yapacak bir şey yok. O yüzden yazdıydım. O olay oldu da, olayı olduktan sonra yazdım. Kendi kendim öyle aklıma geldi. Diyordum bunu. Bir çocuk bulur, isterse vurur diye. Çocuk değildi ama büyüktü. Buldu, geldi. Vurmak istedi ama Cenab-ı Hak korudu, muhafaza etti. Öyle söyleyelim. Bir şey daha söyleyeceğim de. Şimdi böyle abartı yapıyormuş gibi olacak. Aslında koluma geldi, bıçak kesmedi. Yani sol koluma geldi, bıçak kesmedi.
Yani hikmeti hüda veyahut da koluma geldi. Tam böyle kalbimin üzerine doğru vurdu demek ki adam. Alacak nefes varmış. Selamun Aleyküm. 35 yaşındayım, evlenmek istiyorum. Ama korkuyorum ve kimseye güvenmiyorum. Tavsiyelerinizi bekliyorum. Tez vakit ayırlı nasibim gelmesi ve evlenmem. Bu dünyamı ve ahiretimi kurtarmam için dua istiyorum. Allah razı olsun. Ya normalde bir kimse korktuğu ve güvenmediği bir şeyde nasıl başarılı olacak? İşin bir de bu tarafı var. Yani bir kimse evlenmek istiyor ama korkuyor ve kimseye güvenmiyor.
Bu korku ve güvenle sizin evlenmeniz mümkün değil zaten. Veya bu korku ve bu güvensizlikle evlenirseniz de sıkıntı. O yüzden önce evlilikle alakalı sizin kendi kafanızdaki olumsuzlukları sizin tedavi etmeniz gerekiyor. Bunu defalarca söylüyorum. Gözünüzün önündeki veyahut da etrafınızdaki yaşanan olumsuz evlilikler sizi negatif olarak etkilemesin. Kur'an sünnet bilinci içerisinde evlilik güzel bir şeydir, tatlı bir şeydir, hoş bir şeydir. Muhakkak ki insanların bu evlilik çatısının altında toplanması gerekir. Aile önemlidir. Evet, ben kendimce aileyi bütün kocaman bir topluluk olarak alıyorum ama sizler öyle almayın. Siz normal bir aile kurun ama bu aileyi kurarken de Kur'an sünnet tarihinde düşünün.
Kur'an sünnet tarihinde yani isterim ki herkes birbirini sevsin, muhabbet beslesin, birbirine muhabbet besleyerek, birbirini severekten evlensin. Ve Kur'an ve sünneti evinin içerisinde yaşarken, Kur'an ve sünnet tarihinde evinin meyveleri olan çocuklarına bakarken veya çocuklarını yetiştirirken mutlu mesut bir şekilde hayatlarını geçirsinler. Şimdi bakın en büyük sıkıntı şu, insanlar hayatlarını mutlu mesut bir şekilde geçirmiyorlar. Bunun sebebi heva heveslerinden ve nefislerinden. Şeytaniyete dalıyorlar. Bir evlilikte şeytaniyet, heva heves, nefis girmezse işin içerisinde mükemmel bir cennet bahçesi, mükemmel bir cennet köşkü olur insanların evlilikleri ve evleri.
Ama işin içerisinde şeytaniyet girerse, işin içerisinde heva heves girerse, işin içerisinde nefsaniyet girerse o zaman o evlilik evlilik olmaktan çıkıyor ve ibadet olmaktan da çıkıyor. Bakın Müslümanın yaptığı her şey ibadettir aslında. Nasıl ibadettir? Siz bilinç olarak Kur'an sünneti koyarsanız orta yere ve Kur'an sünneti hedef olarak koyarsanız, sizin evde yemeniz, içmeniz, oturmanız, kalkmanız, tebessüm etmeniz, konuşmanız, işte bir kadın olarak eşinize iyi davranmanız, eşinize karşı güler yüzlü olmanız, eşinize karşı tatlı davranmanız, erkeğin eşine karşı güler yüzlü tatlı, sevecen, müsamakar, muhafazakar davranmanız,
hepsi de ibadet hükmüne girer. Hepsi de nafile ibadettir. En azı, bakın en azı. O yüzden evliliği böyle insanlar cennetin kapısı gibi görmeli. Evliliği cennetin kapısı gibi görmezse kadın da erkek de o zaman İslami dairede söylüyorum bunu sıkıntı büyür. Ama evliliği cennetin kapısı görmezse insan, işte sadece nefsini, hevasını, hevesini tatmin etme, sadece böyle şeytaniyet düşüncesini tatmin etme olarak girerse, evet bunun sonu yok.
Yani ne yazık ki bu aile kavramı Anadolu'da yıkılıyor. Aile kavramı ne yazık ki Anadolu'da artık köksüzleşiyor. Bu popüler kültür dediğimiz kültürsüzlük, bu popüler kültür dediğimiz deccaliyet, bu popüler kültür dediğimiz ne diyor belirsiz, köksüz, hissiz, duygusuz, arsız, şeytaniyetin sardığı bir o kültür diyemiyorum buna. O vahşet insanları ne yazık ki evlilikten uzaklaştırıyor, aile olmaktan uzaklaştırıyor. Yani aileler dağılıyor, evlilikler dağılıyor, çocukların büyük bir çoğunluğu mutsuz evliliğin çocukları oluyor, dağılmış bir ailenin çocukları oluyor ve insanlar sarhoş gibi ne yaptığının farkında değiller. Bakın ne yaptıklarının farkında değiller.
Evlerini dağıtıyorlar, o çocuk ya annede kalıyor ya babada kalıyor, annede kalan ayrı problem yaşıyor, babada kalan ayrı problem yaşıyor, o çocukların hayatları kötüleşiyor. İşte kız çocukları kendini koruyamıyor, erkek çocukları kendilerini koruyamıyor. Sonra çocuklar büyüyor, serkeş oluyor, koruyamadıklarından dolayı anne baba onlarla ilgilenemiyor. Ondan sonra anne baba bakıyor, o çocuklar ayrı bir dünyada, kendisi ayrı bir dünyada. Bunun sebebi, birinci sebebi taraflar, anne ve baba. İkinci sebebi devlet, eğitim. Evet, yani ikinci sebebi bu. Ve bu toplum ne yazık ki Kur'an sünnet eğitiminden uzak, Kur'an sünnet kültüründen uzak, Kur'an sünnet bilincinden uzak. Popüler kültür, popüler kültür olunca marka giyinecek, marka yiyecek, marka içecek, marka yerlere takılacak, marka kahveler içecek, marka işte şeylere ne o, alışveriş merkezlerine gidecek.
Bu kültür siz insanlara bunu verirseniz, bu insanlar mutsuz, doyumsuz, aldığı maaş belli. Asgari ücret ne kadar oldu savaş asgari ücreti, 2850 mi? 2825 lira asgari ücret. Yani karı koca çalışsalar dahi o hayatı kavuşmaları, o hayatı yaşamaları mümkün değil. Yani siz bir taraftan insanları, markaları pompalayacaksınız, sosyal medya üzerinden alışveriş manyağı yapacaksınız insanları. Bir taraftan o markalar olan şeyleri koyacaksınız ve bir taraftan da insanlar 2850 lira asgari ücrette çalışacak. Bu mümkün değil. Pompalanan popüler kültür ile insanların hayat standartları birbirinin uyuşmuyor. Ne yazık ki uyuşmuyor. Ama bizim insanımıza pompalanıyor ya bu. Pompalanınca gidecek en lüks telefonu alacak, en lüks ayakkabıyı alacak, en lüks mantoyu alacak, en lüks eşarbı alacak, en lüks koltuğu alacak.
Bir de değiştirecek onları habire. Çünkü pompalanan kültür bu. E sufileri neden sevmiyorlar? Biz diyoruz ki az yiyin, az yiyin, az konuşun, makul yaşayın, uçmayın. Olmayı versin marka diyoruz ya. Böyle olunca sevmiyorlar bizi. Ama mutsuz insanlar. Ve bunun sonucunda kadın diyor ki beni işte kahvaltıya götür. Beni filanca yere yemeğe götür. Ben filanca marka giyeceğim. Erkek de diyor ben dışarıdayım. Şu markaya gelmem lazım, şunu içmem lazım. Millet gidiyor 300 liraya, 500 liraya, 700 liraya, 1000 liraya, 2000 liraya, 3000 liraya, 5000 liraya, 10.000 liraya ayakkabı alıyor.
Ben bazen böyle söylüyorum. Diyorum ki ya ben diyorum işte 100 liraya geçmedi diyor mu? Yalan söyledi mi düşünüyorlar? Veyahut da ben diyorum ki ya almadım ben 100 liradan yukarı pantolon diyorum ben. Yalan söyledi mi düşünüyorlar? Diyorlar ki yok ya mümkün değil diyorlar. Geçen gün bir arkadaşa gösterdim bu pantolonu 59-90 aldım dedim. Marka ismi söylemeyeyim şimdi. Altın Yıldız onu da söyleyin. 59-90 aldım dedim. İnanmadı. O gidecek tabi o normalde 300 bin liraya bir pantolon alacak. Acı şeyler bunlar. Böyle olunca etrafımızdaki evlilikler çöküyor. Yani böyle marka manyağı, gösteriş budalası, ahlak yoksunu. Kültür yoksunu insanların evlilikleri çökmeye mahkum.
Veyahut da birilerinin paraları var. İşte o da örtülü diyor. Ben gösterdiği örneğe bakıyorum şimdi. Diyorum o mücahitti, müteahhit oldu diyorum ben. O ondan öyle yaşıyorlar onlar diyorum. Siz yaşayamazsınız öyle diyorum. Ama böyle bir çarpık bir nokta var. O yüzden evlenmekten korkanlar çoğaldı. Güvensizlik yaşayanlar çoğaldı. Ama biz Kur'an sünnet dairesinde hayatımızı devam ettirmeye, Kur'an sünneti yaşama mücadelesinde durmaya gayret edeceğiz inşallah. Selamun Aleyküm. Üniversite stajım için sizden dua istiyorum. Kontenjanlarımız sınırlı.
Hayırlı geceler. Allah yardımcın olsun. Cenab-ı Hak müeyeniniz olsun inşallah. Rabbim en hayırlı yana çevirsin inşallah. İsmim Yunus Baran. 10 yaşındayım. Ben de ders almak istiyorum. Ellerinizden öperim. Maşallah. Yunus Baran. Baranların hangisi acaba? Abdülkadir'in mi? Adem'in mi? Adem. İyi. Yunus baban versin inşallah. 10-10 çek inşallah. Cuma namazından sonra ikindi namazı cem edilebilir mi? Hakkınızı helal edin. Edilebilir. Selamun Aleyküm.
Kendi halime dönüp bakmaktan, yüzleşmekten çekiniyorum. Yaptığım şeyler ve himalkarlıklarım çok fazla. Ama zihnim, kalbim de çok dağınık. Ciddiyetimi kaybetmiş gibiyim. Benim için önemli herhangi bir şey yok gibi hissediyorum. Ne önerirsiniz. Hayatınızı önemli olan şeylere odaklayın. Bazen ben bunu örnek olarak söylüyorum ya. Benim mesela birinci derecede benim için odakladığım önemli olan şey, bizim dergamız, kardeşlerimiz. Ben onu büyük aile olarak görüyorum. Benim birinci derecede odaklandığım yer orasıdır. Ben o odağımı hiç kaybetmemeye gayret ederim. İkincisi benim işimdir. Ben işime ehemmiyet veririm. Sonra ailem, çocuklarım geri kalanı, diğerleri olur.
Şimdi bir kimse bir hedefi varsa, kendince koşacağı bir alanı var ise o kendisini disiplin etmeli. Ben kendimce hedef olarak, Kur'an, sünnet, vatan, millet demişim, o hedefte koşuyorum. Ve birinci derecede o hedef üzerinde kendimi odaklıyorum, kendimi tahkim ediyorum. İkincisi işim. Şimdi insanların böyle bir kendilerince bir hedefi olması lazım. Yani bu hedefte o kimseler hedefe doğru koşması lazım. Eğer bu hedef olmazsa insan kendini disiplin edemez. İşte ne ailesi, aileni hedefle, ailenin iyi, doğru, güzel, Kur'an, sünneti yaşayan bir aile haline gelmesi için yapman gerekeni yap. Veyahut da nedir işin? İşin var.
İşini düzgün bir şekilde yapman gerekir. İşine kendini odakla. Ne kendince bir topluluk var, bir tasavvuf topluluğu var. Kendince bir dergahı var, bir konumu, kurumu, resmi, tüzel kişiliği var. Orada ne yapması gerekiyorsa, ne olması gerekiyorsa orada da kendini disiplin et, yürü. Allah onlardan eylesin inşallah. Selamun aleyküm hocam. Size rüyamda Allah'ın insan suretinde gördüğümü ve bu kişinin Allah mı yoksa Firavun'un olduğunu bilip bilemeyeceğimizi sormuştum. Ve Üstadım Hazreti Mevlana'nın Mansur'un en edeyişi, şüphe yok ki rahmetten ibarettir. Fakat Firavun'un en edeyişine bir bak, lanetin ta kendisi dediğini hatırlatmıştım. Siz de cevap olarak rüyamızda Allah'ın insan suretinde görülebileceğini, fakat bu gördüğünüz kişinin Firavun mu yoksa Allah mı olduğunu bilemeyeceğimizi söylediniz.
Siz rüyamızda gördüğünüz şahsın gerçekten kim olduğunu bilemiyorsak, Allah'ı sizin suretinizde gören Erkan isimli arkadaşın rüyasında Allah'ı gördüğünü nasıl bilebiliyorsunuz? Ben yine söyledim, orada Allah'ın sıfatsal tecelliyatıdır diye. Çünkü Cenab-ı Hak insan suretinde görülebilir. İnsan suretinde görülürken, o normalde ehli sufinin kendi üstadıyla alakalı bir ibaresi vardır. Üstadının şekline, şemaline şeytan giremez. O yüzden sufiler kendilerince bunu bir ölçü olarak kabul etmişler. Kendilerince bir ölçü olarak nasıl kabul ettiler? Çünkü üstadlarını Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle beraber görmüşlerdir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri işaret etmiştir. Bunlar sahih rüyalardır.
Öyle olunca üstadın sahihliği delillenmiştir. Delildir o. Bir sufi, bir üstadını Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona işaret ettiyse, ve o üstadı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle beraber gördüyse, o üstad delil olmuş olur. O sufi için delildir ama. O sufi için delil olduğu için, o üstadını Allah onun suretinde görüldüğünde der ki, bu evet, bu rüya sahih der. Sahihliğine delildir. Neden bu yol üstadsız gidilmez demişler? Üstad delildir çünkü. Yani o yüzden bazıları zayıf hadis olarak söyler, ben zayıf hadis olarak kabul etmem hiçbir hadis-i şerfi. Onlar imamların işi, hadis imamların işi. Beni ilgilendirmez. Benim için zayıf hadis yok. Bütün hadisler sahihtir. Ben öyle düşünüyorum.
Çünkü zayıf mı, sahih mi? Bundan kalkıp da bir kimseye hükmedilmeyecek çünkü. Birisinin zararı olmayacak. Neydi zayıf hadis olarak? Şeyhi olmayanı, şeyhi şeytandır. Sufilik yolunda gidecekse bir kimse, muhakkak bir üstada ihtiyacı var. Bir üstada intisap edecek. Böyle bir rüya gördüğünde işte, üstada ona delil olmuş olacak. Veyahut da üstadına gidecek, rüyasını anlatacak. Diyecek ki, ben x kimseyi gördüm rüyamda. O üstadı da o sufinin durumuna, haline, ahvaline göre onun rüyasını tevil edecek. Ona hükmedecek. O yüzden muhakkak bir üstad gereklidir. Erkan kardeşin rüyasını o yüzden delilli olduğu için o manada ben seslenmedim. Onun üstadı belli.
O da üstadına intisap ederken delilli olarak intisap etti. Delilli olarak intisap ettiği için onun rüyası sahih hükmünde oldu. Burada internetten soru yazıyorlar. Biz soru yazan kimselerin büyük bir çoğunluğunun kim olduğuna bakmıyoruz. O yüzden birisi rüya yazıyor. Ben de diyorum ki, yani o firavun da olabilir, olmayabilir de. Sebep, canım kardeşim sizi tanımıyorum sonuçta. Sizi tanımadığım için. Eğer gerçekten siz ehli İslam iseniz, gerçekten takva sahibi bir kimse iseniz, o zaman ben sizi tanımış olursam rüyanızı öyle yorulacağım. Ama yok sizi tanımadığımdan dolayı, tanımadığınız bir kimsenin rüyasını yormak biraz sıkıntılı bir durumdur. E o yüzden siz de zaten rüya yordurmadınız bana.
Ben sizin sorunuzu hatırladım. Bana dediniz ki, gördüğünüz kimse firavun da olabilir mi? Olabilir. Gördüğünüz kimse Allah'ın sıfatsal tecelliyatı da olabilir. Firavun da olabilir. Yalnız dikkat edin, firavun da sıfatsal tecelliyattır. Yani sufilik deryasına daldınız mı? Farklı olur. Ha sizin, belki de siz beni buradan imtihan etmeye çalıştınız. Yani Allah rüyada görülür dediğimiz meselede. Ama eğer öyle düşündüyseniz, yine de düşündüğünüz sonucu alamadınız. Hayırlısı inşallah. O yüzden Hacı Erkan kardeşimizin gördüğü rüya sahihti. Daha başka kardeşler de görüyorlar rüyalarında. Çünkü bir kimsenin, mesela sufilerin temel disturlarıdır. Peygamberlerin hiçbirisinin de şekline şemaline şeytan girmez.
Sahabe efendilerimizin şekline şemaline şeytan girmez. İmam efendilerimizin, yani İmam-ı Azam, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hanbeli gibi, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf gibi zevatın şekline şemaline şeytan girmez. Devam ediyoruz. Pir efendilerin, yani büyük velilerin, Beyazlı Bestami gibi, İbrahim Ethem gibi, Süfyan-ı Serfi gibi, Maruf-ı Kerhi gibi, Tirmizi gibi, Abdülkadir Geylan, Ahmet-i Ruhayi, Ahmet-i Bedevi İbrahim Dutsuki, Ebul Hasan Ali, Şazeli, Şah-ı Nakşibendi, Şah-ı Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Hacı Bayram Veli, Veysel Karani, Mahmud Dıdai, Emur Sultan Hazretleri, Üftada Hazretleri gibi,
büyük zevatların da şekline şemaline şeytan giremez. Bunlar, Sufilerin kendi içlerindeki disiplinleridir. Ayrıca, bir kimsenin geçmiş, ben kendimce öyle düşünüyorum. Benim şeyhim, Abdullah Gürbüz Efendi, şekline şemaline şeytan girmez. Onun şeyhi, Hacı Mustafa Efendi Hazretleri, Çorumlu, şekline şemaline şeytan girmez. Onun şeyhi, Hacı Elaydar Efendi, onun şeyhi, Hacı Bekir Baba, onun şeyhleri, Abdurrahim Tantavuk, Abdurrahim Neşabi ve Silsile, onların da şekillerine ve şemallerine şeytan girmez. Bu bir Sufi disiplinidir. Bir başkası kimse bu disipline uymak zorunda mı? Değil. Ama şuna herkes uymak zorunda, hadiste sabit. Ne? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sözü, benim şeklime ve şemalime şeytan giremez.
Yine onun sözü, hadis-i şerif, ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine sarılırsanız beni bulursunuz. O zaman ashabın da şekline şemaline şeytan giremedi, söz de sabit. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin ağzından çıkan da kanun hükmündedir. Çünkü ayet-i kerimede o heva ve hevesinden hiç konuşmadı dedi. Böyle olunca bu bütün umum, ümmet-i Muhammed'in bağlanacağı yerdir burası. Ümmet-i Muhammed bu disipline tabi olmak zorunda. Bu ne disiplin ne? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ve kıyas ediyoruz. Adem'e kadar bütün peygamberlerin şekline, şemaline şeytan girmez. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri beyan buyurdu.
Ashabımın dedi, şekline, şemaline şeytan girmez. Bütün ümmet bu disipline uymak zorunda. Ve bu disiplini kabul etmek zorunda. Bakın uymak zorunda ve kabul etmek zorunda. İtaat edecek ve amel edecek. İtaat etmesi yetmez. Amel de edecek. Ümmet-i Muhammed buna itaat edecek. Ve aynı zamanda da itaat ettiği şeye amel edecek. Şimdi böyle olunca Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin görüldüğü rüyalar sahihtir. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de bir rüyada bir şeye işaret ettiyse o da sahihtir. Ve işaret ettiğine tabi olmak, yani amel etmekte o rüyayı gören kimseye şart olur. Ne yapacak o rüyayı o?
Bir bilene gidip anlatacak. Sakın böyle hani rüyayla amel edilmez diyen ahmaklardan olmayın. Sebep? Çünkü rüyayla amel edilmez dendiğinizde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri rüyayla amel etti. Din bilmezlerin yolundan gitmeyin. Biz ezan-ı şerifi rüyanın tecelliyatıdır. Ezan-ı şerif. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri rüyayla amel etti. O yüzden mesela Kur'an-ı Kerim'de rüyayla alakalı Yusuf kıssası var. Yusuf aleyhisselam rüyayla amel etti. Yakup aleyhisselam amel etti. Öyle kalkıp da rüyayla amel edilmez dendiği anda Kur'an'ı inkar ediyorsunuz. Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünnetini inkar ediyorsunuz.
Ama ne yazık ki insanlar din cahili, koca koca profesörler, müftüler de bu hatayı yapıyorlar. Rüyayla amel edilmez. Canım kardeşim İslam'da rüyayla olan o kadar var ki. Hani meşhur Bedir var ya, Bedir Savaşı. Ne diyor onlar rüyalarında iki tarafta birbirini az görüyordu. Ve Cenab-ı Hak diyor ki biz imtihan olarak onlara öyle gösterdik. Nerede rüyayla amel edilmiyordu? Rüyayla amel edilir. O yüzden rüyanın sahih kısmı nedir sahih olanı? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin şekline şemaline şeytan giremez. O zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de, nin de işaret ettiği de şekline ve şemaline şeytan giremez. Biz sufiler olarak bu disiplinde büyürürüz.
Bu disiplinde yürürüz. O yüzden bir kimse, bir mürid, üstadını, üstadın rüyasında Allah'ın sıfatsal tecelliyeti olarak görürse haktır. Firavun değildir. Haktır. O bir de üstadının sıfatsal tecelliyete mahzar olduğuna işarettir. Şimdi söz konusu olan, bu fakir olduğu için böyle açıklamadıydım bunu. Ama şimdi bu mevzu böyle açılınca, evet söyleyeyim. Üstadının üzerinde sıfatsal tecelliyatın var olduğuna işarettir o. O da bir delildir. Bakın o da bir delildir. Hem görene delildir, hem görülene delildir. Çünkü hadis-i şerifte de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ahir zamanda görülen, mübeşşiratı olan rüyalar hem görene hem de görülene delildir buyurdu.
O zaman hem görene delildir. Bir kimse üstadını Allah'ın sıfatsal tecelliyeti olarak rüyasında görürse hem görene delildir. O gören der ki, elhamdülillah bizim üstadımız bu noktada bir mürşid, bir mürşidi kamil, hamdolsun ben Cenab-ı Hakk'ın onun üzerinde sıfatsal tecelliyatını gördüm der. Hem de görülene nedir? Müjdedir. Görülene. O üstada da o nedir? Müjdedir. Çünkü o velilere hem dünyada da hem ahirette müjdeler vardır. Dediği ayet-i kerimenin tecelliyatıdır. Çünkü ayet-i kerimede dünyada da ahirette de müjdeler vardır denildiğinde sahabe soruyor. Ya Resulallah, biz ahiretteki müjdeyi tahmin edebiliyoruz. Dünyadaki müjde nedir deyince, onların görüldüğü rüyalardır dedi.
Onların görüldüğü, yani o veli zatların görüldüğü rüyalar o veli zatlara müjdedir. Veli zatlara müjdedir. Nasıl müjdedir? Mesela bir kimse üstadını böyle işte Allah suretinde gördü. O üstada müjdedir. Üstad için bir nefestir o. O der ki, Cenab-ı Hak'a hamdü sena, ya Rabbi beni Kur'an ve sünnetinde daim kıl. Bu kardeşleri beni hizmetçi kıl diye ona müjdedir. O da kendi yolunun sırat-ı müstakimde olduğunun delili olmuş olur. Bir başkası da görüyor çünkü o rüyayı. Bir başkası da onu delillendiriyor. O yüzden Sufilerin kendi içlerindeki bu ölçüler, Sufilerin kendi içlerinde bu deliller vardır. Ama bu sadece Sufilere yönelik değil. Bir zat, veli bir zat onun suretinde Allah görünür mü?
Görünür. O Allah değildir yalnız. Öyle ahmak gazeteci gibi olmayın. İşte kendi kendine bu Allah'lık tasladı deyip de iftira atmayın. Allah muhafaza eylesin. Öyle bir şey yok. Yani sonuçta hadislerle sabit. Rüyetullah haktır. Eyvallah. Ve hadiste de sabit. Bir insan suretinde Cenab-ı Hak görünebilir mi? El cevap görülebilir. Ama o kimsenin üstadı ise o zaman o delildir, ölçüdür. Allah bizi delilli yolda yürüyenlerden eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Geçen hafta sorulan soruda çocuğunun böbreklerine kaçak olan kardeş için yazıyorum. Benim de aynı hastalığım vardı. 27 yıl boyunca çektim. Yapısal genetik bozukluk olduğu için otlarla şifa bulamaz.
Açık ameliyat ile kaçak olan bölgenin yapısı düzeltilmeli. Ben ameliyat olduğumdan beridir hiç hastalanmadım. Allah yardımcısı olsun. Allah razı olsun inşallah. Selamünaleyküm. Benim hatun hemen kızdı mı, ekmek Kur'an çarpsın deyip yemin ediyor. Birkaç zaman sonra sakinleşiyor. Hatun dön bu kararından diyorum. Ben diyorum, hatun biz karı kocayız Allah affeder diyorum. Yine dönmüyor kararından. Bu konuda ne tavsiye edersiniz? Cahil ona Kur'an ve sünneti tebliğ et inşallah. Bir de ekmek Kur'an çarpsın demek de çarpmaz hiçbir şey. Boş bir söz.
Allah muhafaza eylese. Ben Ali, geçen yıl sizden ders almıştım. Yedişer yedişer çek demiştiniz. 12 yaşıma girdim. Aynı sayıyla mı devam edeyim? Allah razı olsun hakkınızı helal edin. 12-12 çek o zaman Ali. İsra suresi çevirisiyle ilgili İbrahim Haliler yazısında şöyle bir şey paylaşmış. Ben size sormak istedim bu ayeti nasıl anlamalıyız?
İsra 13 ayetini bazı kişiler, biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık şeklinde tercüme etmek dediler. Halbuki bu tercüme yanlıştır. Ayetleri fikirlerimize göre çeviremeyiz. Ayetin doğru meali şu şekildedir. Biz her insanın kuşunu, yani işlediklerini, yaptıklarını kendi boynuna doladık. Kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarız. Aynı şey. Mana itibariyle aynı. Yani bir insanın kaderi, yaptıkları senin önüne çıkacak. Yaptığın senin önüne ahirete çıkacak. Her ikisi de aynı. Yok, illaki farklı bir şey yapacak. Güzel, madem ki aşk insanın benliğinin ötesinde, ben benliğimin ötesine geçtim de nasıl tanıyacağım aşkı? Aşk olacaksın.
Aşkı hiçbir zaman tanıyamayacaksın. Yani sufilerin aşk tanımında aşkı tanımlamak yoktur. Aşkı yaşamak vardır. O yüzden aşkın tanımlanması mümkün değildir. Ancak aşığın halleri tanımlanabilir. Aşık da kendi hallerini tanımlayamaz. Dışarıdan bakan bir kimse aşığın hallerini tanımlayabilir. O yüzden aşkı tanımlamak mümkün değildir. Ben o yüzden bazen derim aşk eşittir, odur diye. Yani örneğin Allah'ı tanımlamak sıfatsal noktada mümkündür. Ama hu esmasını örneğin tanımlamak mümkün değildir. Halbuki biz hu esmasını Allah'ın bir sıfatı olarak görürüz. Ama gerçek manada hu esması sıfatsal noktada mümkün değildir.
O yüzden hu esması zatı işaret eder. Zata mütaliktir. Bu da onun gibidir. Aşk tanımlanması mümkün değildir. Ancak yaşanır. Ve yaşayana aşık deriz biz. O yüzden aşık kendi benliğini bırakır. Kendi benliğini bırakırsa zaten aşık olur. Kendi benliğini bıraktığınca zaten normalde o kimsenin benlik kokusu kalmayınca zaten aşıklığı yaşar. Aşkı benim kendimcedir. Ben aşkı tanımak için uğraşmam. Birileri uğraşabilir tabii ona bir şey diyemem. Selamün aleyküm. Hayya nedir?
İnsanlar nelere haya etmelidir? Haya utanma. Utanma olunca veyahut da işte bunun geniş dairede insanların Kur'an sünnet dairesinde yanlışlıkları, eksiklikleri yapmamak için utanmasıdır. Ama asıl haya o zata. Öyle söyleyeyim. Hayayı böyle ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin derecesinde bakacaksak, Evet haya ilmel yakin, hani utanmayacaksan istediğini işte demiş ya, bu ilmel yakin. Ama bir de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine karşı haya var. Bir de Allah, Zülcelal hazretlerine karşı haya var. Allah bizi hayalandırsa inşallah.
Zina suçunun cezası Kur'an'da sopa, eziyet ve ölene kadar kapalı tutulmalar olarak bildiriliyor. Nisa 15. Kadınlarınızdan çirkin fiil de bulunanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse o kadınları ölüm olup götürünceye kadar, Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. İçinizden bu çirkin fiili işleyen ikilinin canlarını yakın. Eğer tövbe eder durumlarını düzeltirlerse artık onlara eziyet etmekten vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden, çok esirgeyendir. Ancak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zina yapan evli kimseler rejim cezasını uygulamıştır. Bir, bu uygulama ayet ilmezden önce yapılmıştır. Ayetten sonra mı? İki, uygulanan bu sünnet ayeti nehyedebilir mi?
Ya da uygulanmış bir sünneti gelen ayet nehyedebilir mi? Üç, bir ayetin hükmü daha sonra gelen başka bir ayetle nehyedildiyse, Değiştirildiyse, önceki ayetin hükmü nedir? Onunla hüküm ya da iştahat yapılabilir mi? Mesela darül harpte. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zina eden evli kimselerde rejim cezası uygulamıştır. Bu cezanın darül harpte günümüzde uygulanması mümkün değildir. Zina eden evli bir kimsenin tövbe ettikten, geri döndükten sonra nasıl bir yol izlemesi gerekmektedir? Nikah durumu nedir, düşer mi? Bu durumda işine bilirip nikah yenilenmesi gerekir mi? Yani zina edenler 1400 yıl boyunca eğer zinaların dört tane erkek şahitle ispat edilmesi lazım ya da itiraf etmesi lazım.
İtiraf ettiyse, evliyse rejim edilerekten öldürülmüş. Bu 1400 yıllık ayet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden çıkarılan sonuç bu. Şimdi Avrupa Birliği'ne veya değişik böyle batıya şirin görünmek için bunu böyle değiştirmeye çalışıyorlar. Değil canım kardeşim. Bunun uygulaması yapılmış. Uygulaması yapıldığı için zina eden evli erkek ve kadınlar rejim edilirler. İslam'ın hukuku bu. Şimdi Darül Harp'te bu uygulanabilir mi? Kesin ibare vardır. Darül Harp'te yani İslam hukukunun olmadığı bir yerde İslam hukuku uygulanamaz diye. Zaten handikap burası. Yani İslam hukuku uygulanamaz. Uygulanamaz olduğundan dolayı Darül Harp'tir zaten. Uygulanmış olsa Darül İslam olacak. O yüzden böyle insanlar böyle şirin görünmeye çalışıyorlar, çarpıtmaya çalışıyorlar.
Kimse kimseye şirin görünmeye çalışmasın, çarpıtmasın da. O yüzden İslam hukukunun uygulanmadığı her yer Darül Harp'tir. Neresi olursa olsun. Orada o zaman yapılan suçlardan dolayı ceza ne? Oradaki devletin bir cezası var ise, suç olarak görüyorsa cezalandıracak. Örneğin Türkiye'de zina suç değil. Zina suç olmadığından dolayı herkes istediği gibi zina edebiliyor. Örneğin Türkiye'de içki içmek suç değil. İçki içmek suç olmadığından dolayı herkes istediği gibi içebiliyor. Örneğin Türkiye'de eşcinsellik suç değil. Eşcinsellik suç olmadığı için herkes istediği gibi eşcinselliğini yaşıyor. Örnekliyorum bunları. Şimdi bunlar Allah'ın lanetlediği fiiliyatlar ama herkes bunları özgür bir şekilde yapabiliyor mu?
El cevap yapabiliyor. Bakın el cevap yapabiliyor. Ama normalde bütün haramlar, İslam'ın ne kadar haramı var ise, hepsi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde serbest. Serbest. Zaten Osmanlı'nın yıkmalarının sebeplerinden birisi buydu. Başardı Avrupa bunu.
Yeni Cumhuriyet'te İslam hukukunu rafa kaldırarak ilk işi oldu. Böyle devam ettiler. Şimdi o zaman Darül Harp'te İslam'ın hükmettiği, cezalandırıldığı herhangi bir şeyi cezalandırmak, hükmetmek mümkün değil. Bazen zaman zaman faiz dedi alakalı meseleleri söylüyorlar ya. Yani diyorum ki Darül Harp'te müminle kafirin arasında faiz yoktur. Hz. Mekkul hadisi şerifi. Bitti. Başka bu konuda yaşanan olaylar da var da o yüzden diyorum yapacak bir şey kalmıyor. O yüzden İslam hukukunun olmadığı bir yerde İslam'ın ceza hukukunu orada uygulamak mümkün değil. Miras hukukunu da uygulamak mümkün değil. Şimdi bazen böyle uyanıklar çıkıyor. İşte erkeğe fazla kızlara az vermek istiyorlar.
Bunu uygulayamazsınız. Bu mümkün değil. Durum bu. Zina yapan evli kimselerin durumu ne? Zina yapan evli kimselerle alakalı ben bunu Diyanet'e sordurdum. Ben kendim sormadım. Diyanet şunu diyor. Evli kimseler resmi sizin nikahınız duruyor mu? Evet. Bir şey olmaz diyor. Evliliğinize devam edin diyor. Yani bir kadın istediği gibi istediği kimseyle istediği kadar zina ederse etsin. Bir erkek de istediği kadar istediği kadınla veya erkekle zina etsin. Diyanet'e göre onun diyor nikahında bir sıkıntı yok. Nikahı devam ediyor diyor. Yani bunu özellikle bir de bizim kardeşlerden birisi ses kaydına dalmış bunu. Sormuş. Ses kaydını da bana atmıştı. Ben tabii böyle bir şey yaşayan kimseleri de gönderdim.
Bir tane iki tane de değil. Yani normalde geliyorlar böyle böyle işte ama erkek ama bayan. Diyorum Diyanet'e bir fetva sorun. Ondan sonra diyorum ben hani gelin tekrar görüşelim. Diyanet'e gidiyorlar. Fetva soruyorlar. Diyanet fetva veriyor onlara. Diyor ki evliliğiniz devam ediyor. Sıkıntı yok. Sen bir günah işlemişsin diyor. Taraflardan hangisi yaptıysa. Tövbe et Allah affeder diyor. Geri dönüyor. Onlar da geri dönüyor. Bir kimse hayatını öyle devam eder etmez bilemem. Ama Darül Harp'te sonuçta zinaya bir suç veriliyor mu verilmiyor. Mesela verilmiş olsaydı örnek. Erkek zina etti. Erkek zina ettiği için ne yapacaktı? Erkek itiraf ederse ben zina yaptım derse rejim edilecek, öldürülecek.
Rejim edince öldürülecek kadın dinen boşa çıkacak mı? Evet veya kadın zina etti, kadın öldürülecek, erkek boşa çıktı mı? Evet. Bununla alakalı tabii çok tartışma var İslam dünyasında. Neden tartışma var? Çünkü artık bazı, genel olarak İslam dünyasında birkaç görüyorsunuzdur. Zinadan dolayı rejim cezası gören bu artık insanlara şey geliyor, böyle hani bu zamanda uygulanması mümkün olmayan bir hukuk olarak görülüyor ve herkes zinadan memnun çünkü.
Yani erkekler de, kadınlar da zinanın cezalandırılmasını istemiyorlar. Batı'dan geldi bu hastalık bize. Öyle olunca da işte nikah devam ediyor. Şimdi diyeceksiniz ki senin hükmün ne? Ben bu konuda genel olarak arkadaşlara belli bir hükmümü söylüyorum. O yüzden bu benim kendimce bu uygulama. Bu benim kendimce. Ben alim bir kimse değilim. Ondan sonra zinacı da değilim şükür hamdolsun. Ama bir kadın da erkek de bundan uzak duracak kendince. Uzak durmaya gayret edecek ve evliliğine ve nikahına heder getirmeyecek. Ama bu mantığı düşünebiliyor musunuz? Bir erkek yani her gün zina ise bu mantığı düşünebiliyor musunuz? Yani bir kadın her gün başka bir erkekle zina ise evli bir kadın.
Kim kabul edebilir bunu? Kabul edenler de nasıl bir mide vardır acaba? Sıkıntılı şeyler bunlar tabii İslam hukuku olmayınca hani orada dini yaşamak, orada dini idam ettirmek, orada insanın kendi dinini ayakta tutması biraz zorlaşıyor. Evet. Selamün aleyküm.
Kulluk edebilmenin bir yöntemi var mıdır? Evet. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış ve uygula. Aleyküm. Saç dökülmesiyle alakalı tavsiyeleriniz var mıdır? Haddinden fazla saçlarım dökülmekte. Bütün gün çalıştığımdan dolayı saçlarım kapalı ve toplu oluyor. Ve eve geldiğinde ise açmak istiyorum. Fakat yürürken bile döküldüğü için eşim çok rahatsızlık duyuyor ve belli ediyor. Ben de o rahatsız olmasın diye evde de tepeden toplamak zorunda kalıyorum. Ama dökülmenin önüne ne yukuladıysam geçemedim. Tavsiyenizi rica ederim, ellerinizden öperim. Çörek otunu bir güzelcem döv. İçine bal koy, içine zeytinyağı koy. Bir güzel saç diplerini onunla ol.
Ben bu kürü böyle yapabilirsen sık sık yap. Kazaya kalan oruçlarımı üç aylarda tutsam olur mu? Hazreti Aişe annemiz öyle yapardı. Hazreti Aişe annemiz, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Recep ve Şaban'da çok oruç tuttuğundan, o da kazaya kalan oruçlarını Recep ve Şaban'da, bilhassa Şaban'da tutmaya gayret ederdi. Assalamualaikum Hocam, hayırlı akşamlar. Eşim bir bayan olarak cinsel yanının görevinin yerine getirmiyor. Sekiz ayden beri eşimle ilişkiye giremiyorum. Her seferinde bahaneler uyduruyor.
Bunun günahı var mıdır? Şimdiye kadar eşim haricinde kimseyle ilişkiye girmedim. Kadının bu konuda bahane uydurması mümkün değil. Erkeğin de mümkün değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden böyle sekiz ay bir de çok uzun. Yani bunu yazan erkek mi bayan mı bilmiyorum ama eşim bir bayan olarak dediğine göre erkek yazmış. Bir kadının normalde böyle sekiz ay rahatsız o zaman, psikolojik bir rahatsızlık var. Allah muhafaza eylesin. Kadınlar, eşlerinizin cinsel isteklerine cevap verin. Hata yapıyorsunuz. Büyük hata yapıyorsunuz. Bu evli kadınlar için en büyük hatalardan birisi. Erkekler, eşlerinizin cinsel isteklerine cevap verin. Erkekler için de en büyük hatalardan birisi bu.
Evli erkekler ve kadınlar cinsel ilişki isteklerine, birbirlerine karşı cevap vermekle mükellefler. Cevap veremeyen bir kimse, cevap veremeyen bu konuda karşı tarafın boşanma hakkı doğuyor. Cevap vermiyorsunuz ya, kim cevap vermiyorsa karşı tarafa boşanma hakkı doğuyor. Bir erkek eşiyle cinsel ilişkiye girmeye çalışıyor ama kadın onu bir şekilde taca atıyorsa, bir rahatsızlığı varsa tedavi olacak.
Bir rahatsızlığı yoksa, tedavi olmuyorsa erkeğinin boşanma hakkı doğuyor. Aynı şey kadın için geçerli. Kadın erkekle cinsel ilişkiye girmek istiyor ama erkek bunu taca atıyorsa, kadının da boşanma hakkı doğuyor. Bu konu önemli. O yüzden dikkat edin, huşun serbest olduğu, huşun açıktan pazarlandığı bir ülkede dinini yaşamaya çalışan erkeklerin ve kadınların birbirlerine karşı kota koymaya hakları yok.
Kim bu konuda kota koyuyorsa yanlışlık yapıyor, Allah muhafaza eylesin. Bu doğru bir şey değil. Bir de kadın için de, erkek için de tehditvari hadisler var. Tehditvari. Hani kadının birisi geldi, Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretlerini şikayet etti. Kocam benimle fazla cinsel ilişkiye girmiyor dedi. Dedi, ayda kaç sefer yapıyor? Bir sefer. Bu sana yeter dedi. Yani orta yaşlı filandı, orta yaşının üstündeydi belki de o kadın. Yani o yüzden en uzun süre olmuş oluyor. Kadının temizlenme süresinde en az bir sefer erkeğin ona cinsel ilişkiye girmesi, erkek bu konuda kadını hani karşı, ben bunu vazife olarak görmek istemiyorum ama vazifesini yerine getirmiş oluyor erkek için.
Yani normalde ya bunun karşılığı kadın olunca, hadi kadın da en az ayda bir sefer adama bu konuda şey yapsın hani cevap versin. Allah muhafaza eylesin. Sonra evlilikler yıkılıyor. Evliliklerin, bilhassa genç evliliklerin yani normalde 40-45 yaşa kadar olan evliliklerde, 50 yaşa kadar olan evliliklerde cinsel ilişkinin kotaya girmesi yani yasaklanması, böyle bir şekilde taca atılması boşanma sebebi.
Sebep yani bir erkek gelmiş evden dışarıdan eve, kadın onu taca atıyor. Yani bu adam ne yapacak? Veyahut da kadın eşiyle cinsel ilişkiye girmek istiyor, adam onu taca atıyor. Bu kadın ne yapacak? Hem harama gidemeyecek mümkün değil, ee helalı var, helalından ihtiyacını göremiyor. Bu büyük ızdırap Allah muhafaza eylesin. Kimsenin buna hakkı yok, yani bunu yerine getiremeyecek olan kimse, kadınsa söylesin eşine. Desin ki ben bu konuda yerine getiremiyorum, başının çaresine bak. Veyahut da erkek bunu yerine getiremiyorsa eşine desin, ben bu konuda sana vazifemi yerine getiremiyorum, istersen boşanalım desin. Bunda bir sıkıntı yok. Ya tedavi olacak, ya da boşanacak, ya da bunu çekmek zorunda değil insan.
Allah muhafaza eylesin. Doğru değil. Selamünaleyküm. Bir üstada intisaplı olan, bir çeken, Allah'ı zikreden herkes hal yaşayıp rüya görür. Fakat perdeli o içinde bunu idrak edemez. Perdeli olduğunu nereden biliyor ki o kimse? Böyle bir şey diyemeyiz. Yani illaki perdeli diye bir şey yok. Yani normalde o kimse böyle bir şey. Herkes yaşayacak diye bir kaydı yok. Herkese bu açılacak diye bir kaydı yok. Ama herkes yolun normalde desturlarına, yolun adabına, erkanına, disipline uyacak. Ama bunun karşılığı değil ki bu zaten. Görülür de, görülmez de. Normalde yaşanır da, yaşanmaz da. O kimse disiplinli olarak yoluna devam edecek. Hal yaşayamıyorum, rüya göremiyorum demek üstadın maneviyatına saygısızlık olmuş olur mu?
Ne olacak? Yani herkesin kendi yolu var. Birisi göremeyebilir. Göremiyorsa üstadın maneviyatına saygısızlık olacak diye bir şey yok. Allah muhafaza eylesin. Perdeler yırtıldıkça yaşanan hallerin ve rüyaların idrakine varılır mı? Perdeler nasıl yırtılıyor bilmiyorum ki ben. Neyi yırtıyorsunuz siz canım kardeşim benim? Allah iyiyetsin inşallah. Perdeden perdeye geçilir. Neyi yırtıyorsunuz? Allah muhafaza eylesin. Bazen modum düşüyor. Kendimi yetersiz ve özgüvensiz hissediyorum. Bu konularda kendimi nasıl geliştirebilirim? Ya bu lafa takın kum ben. Hakkınızı helal edin ama bu modum düştü.
Modumu düşürdün. Ondan sonra iyi modla kendini bir daha reset et. Kendini bir daha ne salim ne atıyorsun sen böyle? Formatlıyor musun? Formatlıyor musun değil mi? Evet. Ya bu nasıl bir söz ya? Bak şimdi modumu düşürdün. Bak şimdi modum düştü. Allah Allah. Ne çabuk düşüyor ne çabuk bozuluyor modunuz bilmem. Bu sözü gerçekten şu mod sözüne takıkım ben. Böyle zaman zaman sorular soruyorlar. Zaman zaman ben böyle şahit oluyorum böyle bir söze. Bu doğru bir söz değil. Yani bir olumsuzluk yaşadığınızda, bir sıkıntı yaşadığınızda kendinizi böyle hemen hemen aşağıya indirmeyin. Bunların hepsi de bir imtihan. Bunların hepsi de bir imtihan. Önüne geleni bir imtihan olarak gör.
Önüne geleni bir perde olarak gör. Hatta önüne geleni bir lütuf olarak, bir ikram olarak gör. Yürü yoluna ve hayatına devam et. Dağılmayın. Parçalamayın kendinizi. Parçalatmayın da. Küçük şeyler sizi bozmasın. Olur mu öyle şey? Bir olumsuzluk yaşadıysan, tövbe et yürü. Kimden bir olumsuzluk geldiyse hata benimdir. Ben yanlışlık yapmışımdır de tövbe et yürü. Biz kötü etkileyen, bizi kötü etkileyen alışkanlıklardan nasıl kurtulabiliriz? Yapmayacağım diyorum fakat bir an geliyor aman deyip yapıyorum. Sölçülisan ettiysem affola. Aman deyip yaparsan, disipline edemezsin kendini. Devam edeceksin, disipline edeceksin.
Kötü etkileyen alışkanlıklardan kurtulacaksın inşallah. İsmim Burak Sayan. Sizi Almanya'da misafir etmenin hayalini kuruyoruz. Canım kardeşim, çok böyle Almanya düşünmedim hiç. Yani Almanya veya Belçika, Hollanda, Fransa, buralardan arkadaşlar habire özelde de davet ediyorlar. İşte bekliyoruz falan diye.
Ama yani onlar da böyle sohbet edeceğimiz, zikrullah edebileceğimiz alanlar var mı yok mu? Böyle bir alan oluşur mu? Bunları tam olarak bilmiyorum. Bir de bu Avrupa'daki kimseler böyle her gelen Şeyh Efendi'ye, Hoca Efendi'ye falan böyle para toplamaya geldi. Bir şeyler almaya geldi gözü ve mantığıyla bakıyorlar. Ne yazık ki böyle bu yerleşmiş onlarda. Ben o böyle mantığa, o bakış açısından biraz alışkınım. Hani böyle Türkiye'de de var aynı şey. Ama ve lakin işte oralarda da da oturmuş yerleşmiş böyle. Böyle düşünülmekten, sakındığımdan dolayı değil. Ben zaten kimseden hiçbir şey istemem, hiçbir şey beklemem. Ama ve lakin böyle bir algı var onlarda. O yüzden böyle ayağımız geri gidiyor.
Aslında ben hiç yurt dışına çıkmıyordum. Ama bir Bosna seferi oldu. Bosna seferinden sonra işte Bosna'ya gitmeye başladık. Ardından bir Sudan seferi oldu. Davet edildik. Oraya gitmeye başladık. Tabii böyle bir Balkanlar oluştu. İşte şimdi Sancağa gittik. Ne bileyim işte Bosna'ya gittik. Karadağ'a gittik. Böyle Cenab-ı Hak nasip ederse olur, neden olmasın diyelim. İnşallah. Rabbim nasip etsin. İnşallah. İsmi Mustafa Çavuş Almanya'da yazıyorum. Evlenmeyi istediğim hanımefendi gayrimüslim. İslam olması için duanızı talep ediyorum. Sizi Almanya'da misafir etmenin hayalini kuruyoruz.
Saygı ve hürmetlerle elinizden öpüyorum. Mustafa Çavuş inşallah o bayan İslam olur. Bir kişi eğer sizin üzerinizden İslam olursa yerdekinlerin ve göktekinlerin yaptığı ibadetten daha evlâ bir ibadet etmiş olursunuz diyor. O yüzden bazen insanlar böyle gayrimüslim evlilik hani bir Müslüman bir erkeğin gayrimüslim bir kadınla evlenmesini hoş görmeyebilir. Ama ben bu minvalden, bu açıdan bakıyorum. Düşünsenize o İslam olmuş olsa siz de kurtuluşa ereceksiniz. O da kurtuluşa erecek. İnşallah Cenab-ı Hak onun senin vesilenle Hazreti Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kevser şarabından içmeyi nasip eyler. İman nuruyla nurlanır inşallah. Cenab-ı Hak müinin olsun, adaşım benim.
Allah yardımcın olsun inşallah. Ooo Almanya bugün bastırıyor. Selamun aleyküm, ismim Resil Çavuş. Sizi Almanya'da misafir etmek istiyoruz, onun hayalini kuruyoruz demiş. Bunlar ardı ardına yazmışlar. İnşallah Resil kardeş, Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah. Orada içilecek su varsa, yenilecek rızık varsa geliriz. Ne yapalım? Allah'ım ayırıversin inşallah. Selamun aleyküm. Benim sorum eskisi gibi ibadet edemiyor. İhlasla, samimiyetle ibadet edemiyorum. Kalbimde bir soğukluk var ve ne yazık bir türlü geçmedi. Üzülüyorum, ağlıyorum ama bu sorunum geçmiyor. Hani bir türlü ihlasla, samimiyetle ibadet edemiyorum veya ibadetim nasıl daha sağlam şekilde oturtabilirim.
Allah sizden razı olsun. Selamun aleyküm. Bir diğer sorun daha olacak. Ben sürekli insanlardan uzaklaşmak istiyorum ve onlardan sürekli nefret ve nefret ediyorum. Bunun sebebi çok fazla insanlar yüzünden acı çekmem. Allah razı olsun. Canım kardeşim benim, bu insanlardan uzaklaşmak ve insanlardan nefret ettiğin için ibadetten soğumuş olabilirsin. O yüzden insanları sev. İnsanlar yüzünden acı çekiyorsun. Ama toplumun içerisinde kalıp onların sıkıntılarına katlanmak bizim ve Ümmet-i Muhammed'in yoludur. Muhakkak o insanların eziyetlerine katlanacaksın ve insanlara hizmet edeceksin. Ve aynı zamanda da Allah'ı seviyorsan, Resulü'nü seviyorsan, ibadetlerinde de ihlaslı ve samim olacaksın inşallah.
Selamun aleyküm. Hayırlı geceleriniz olsun inşallah hocam. Zikir dersi almak istiyorum. Bunun için kimle görüşmem lazım, ne yapmam lazım hocam? Yani bu konuda görüşeceğiniz, konuşacağınız kimselerden birisi ben olabilirim. Nerede duruyorsunuz bilmiyorum inşallah. Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah siz de ders alırsınız. Üstadım rüya göremiyorum ya da hatırlayamıyorum ne yapmalıyım? Yapacak bir şey yok. Allah'a yalvaracaksınız, dua edeceksiniz inşallah. Kusura bakmayın üst üste soruyorum ama bilmediğim konu ve bu konuyu sizden duymayı çok istiyorum. Tarikat nedir? Tarikata giren kimseler ne yapmalıdır? Müsait olursanız inşallah bu konu hakkında bilgilenmek istiyorum.
Hocam tekrardan kusura bakmayın. Tarikat yol demek. Yol. Bir disiplin. Kur'an sünnet tarihisinde bir disiplin. Bunun adına normalde ben sufilik derim genelde. Ama işte bir ara böyle kurumlaşmış bu yol, bu disipline uyanlar. O yüzden adına tarikat demişler. O yüzden bir yol, bir disiplin bu. Kur'an ve sünneti yaşama, Allah'a yakın olma, Allah'a dostluk olma yolu, tarikat.
Siz konuştukça zihnimden çok güzel şeyler geçiyor ve aklıma takılan bir konu daha var. Allah'ıma çok şükür ben üç gündür namaza başladım ve sizin talebeniz olan güzel bir abim ona vesile oldu. Çok şükür. Çok güzel haller yaşıyorum. Çok güzel şeylerin farkına varıyorum. Ve dini konuda bilgim zayıf olduğu için iş saatlerim dışında tüm vakitlerimi dinimizi araştırıp, öğrenip daha güzel duygular yaşamak istiyorum. Fakat bana değer veren insanlar benden ilgi bekliyor. Bu çok normal bir durum. Tabii ki. Ama benim bu durumda tam olarak ne yapmam gerektiğini bulamıyorum. Uzun zamandır da bu konuyu düşünüyorum. Ama çıkamıyorum bu durumun içinden. Hakkınızı helal edin. Çok teşekkür ediyorum. Böyle mümkünse gün içerisinde kendini belli zamanlarda ayırabilirsin.
Hem eğer etrafına sana değer veren kimselere zaman ayır. Hem kendine zaman ayır. Kendine zaman ayırdığında da dinini öğrenmeye çalışırsın. Hepsini bir şekilde götürmeye gayret edersin inşallah. Selamünaleyküm benim bir küçük tarlam var. Hobi bahçesi gibi yeni başladım böyle ekip içmeye.
İlaç da atmayalım. O yüzden sanırım çok karınca geliyor. Tam sebzelerin ortasına yuva yapıyor. Çoğu zaman ellemedim. Ama geçen gün çapa yaparken yanlışlıkla yuvalarına zarar verdim. Çok üzüldüm. Bir vebali var mı? Yok. Ne yapmam gerekir böyle zamanlarda? Bir şey yapmana gerek yok. Sen sebzeni, meyvanı dikip çapalamaya devam et. Selamünaleyküm tebliğ kime edilir? Önce nefsine edeceksin. Sonra eş ve çocuklarına. Sonra diğerlerine. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifine buyuruyor ki Bir kişi bana selam verdiği zaman Allah ruhunu bedenime döndürür. Böyle olunca dünyada her an salavat getirmekte. O zaman Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem her daim canlı mıdır?
Evet. Ölü mü zannettiniz onu? Siz onlara öyle demeyiniz. İsmim Veysel Calayır. 19 yaşındayım. Eskiden beri abimlerle beraber dergah tekkeye geliyordum. Ama ders almamıştım. Sizi rüyamda gördüm. Müsaadeniz olursa sizden ders almak istiyorum. Ellerden öperim. Evet Veysel. Seni tanıdım. Abimlerle beraber gelmiştin. En son. O yüzden senin de günlük verdiğini veriyorum. Günde bir sefer bunu yapacaksın inşallah. Selam söyle. Abinlere, babana, annene, aile halkına, efradatına kontra. Selamun Aleyküm. Bir model üretirken araştırma yapıp beğendiğimiz ürün görsellerinin üzerindeki detayları değiştirip görsellerden ilham olmakta bir sıkıntı var mı?
Yok. Bir de bankada altın hesabı açmakta bir sıkıntı var mı? Yine yok yani normalde altın hesabı açıyorsunuz ama normalde altın olarak götürseniz dahi o size para veriyor. Yani madene karşılık maden vermiyor size. Bildiğim kadarıyla öyle değil mi? Maden götürüyorsun, kağıt mı alıyorsun? Hesaplaşıyorlar sana kağıt ödüyorlar değil mi? Yani bunu faizden kaçmak için yapıyorsanız bunun bir anlamı yok. Gene faiz oluyor çünkü. Yani çünkü madenle borçlanan madenle ödemesi gerekir. Hangi kağıt parayla borçlandıysan o kağıt parayla ödemen gerekir. Ama ne yazık ki öyle uygulanmıyor çünkü İslam hukuku yok. Devlet ve kurumlar öyle uygulamıyor.
O yüzden devlet ve kurumlar arasında faiz yoktur ibaresi geçerli olmuş oluyor. Şahıslar arasında değil. Ama şahıslardan da karşıdaki kimse gayrimüslimse o zaman onun da aranda faiz yok. Zaten Osmanlı'da ilk dönem faizcilikle iştikal edenlerin büyük bir çoğunluğu gayrimüslimdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğunda mesela gayrimüslim olan faizciler aşırı derecede zengin olmuşlardır.
Selamun Aleyküm. Yalnızca Cuma veya Cumartesi veya Pazar gününe has olarak tek bu günlerde kasten değil de müsaitlik durumun nedeniyle kaza veya nafile oruç tutulur mu çalışan kişiler sadece Pazar günü oruç tutulursa hükümlü olur. Tek bir tek gün olarak Cuma günü oruç tutulmaz. Hanefilerce de bu sabittir. Hadis-i Şerifler de var bu konuda. Cuma müminlerin bayramıdır. Cuma müminlerin bayramı olduğu için Cuma günü tek günü oruç tutulmaz. Diğer günlerin hepsinde de tutulur. Hatta Cumartesi Pazar tutmak yani Cumartesi malum Yahudilerin bayram günüdür. Pazar günü de Hristiyanların bayram günüdür. Şimdi insanlar bunu bilmezler. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde de Cumartesi Pazar tatildir.
Bir de işin bu tarafı var. Yani Yahudi ahali Cumartesi günü bayramını yapar. Hristiyan ahali Pazar günü bayramını yapar. Müslüman ahali Cuma günü yapamaz. Çünkü Cuma günü bütün devlet daireleri ve kamu ve özel bütün teşkilat çalışıyor. Cuma günü aslında tatil olması gerekir. Ama İslam hukuku olmadığından dolayı Cuma günleri biz çalışıyoruz. Özellikle Cumartesi Pazar oruç tutulabilir. Çünkü Hristiyanlara ve Yahudilere uymamak için. Ne yazık ki biz de Cumartesi Pazar tatil olduğu için Yahudilere ve Hristiyanlara uymuş oluyoruz. Ben özellikle o yüzden Cumartesi Pazarı tatil olarak algılamam.
Biraz böyle canları sıkılıyor herkesin ama işte ne olacak? Ben Cumartesi gününde çalışırım, Pazar gününde çalışırım. Yani kendime bir iş bulurum Pazar günü. Sohbet yoksa işte bahçem var ya tarasta. Onunla ilgilenirim. Ama Pazar gününde muhakkak ben bir işle geçiririm kendimce. Bir işle oyalanırım. Sebep muhalefet etmek. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke'de müşriklere muhalefet ederdi. Medine'ye hicret ettikten sonra ehli kitaba muhalefet etmeye başladı. Yani o yüzden mesela bazen ehli kitaba yumuşak görünmek için böyle işte şirin görünmek isteyenler bunları böyle kabullenmek istemezler. Mekke ayetlerini ve Mekke'deki davranış biçimini söylerler.
Ama Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke'de Hristiyan ve Yahudi yoktu. O yüzden onlara muhalefet etme ihtiyacı da duymadı. Ama Medine-i Münevver'e hicret edince orada da müşrik yoktu. Orada Hristiyanlar ve Yahudiler vardı. Ehli kitap vardı. Onlara muhalefet etti. O yüzden Cumartesi pazar oruç tutmak Hristiyanlara ve Yahudilere muhalefet olduğundan dolayı caizdir tutulabilir. Tek günde tutulabilir. Yani tek Cumartesi günü tutulabilir. Tek pazar günü tutulabilir. Sıkıntı yok bunda. Müslüman tek Cuma günü tutamaz. Bu kadar. Ama normalde diyelim ki Perşembe Cuma tutabilir mi? Evet. Cuma Cumartesi de tutabilir mi? Evet. Bak Perşembe Cuma tutabilir mi? Evet. Cuma Cumartesi tutabilir mi? Evet.
Nafilelerle alakalı söylüyorum. Selamun Aleyküm. Bir, vücudu manevi zekatı birinin derdini dinlemek demişsiniz. Bir de arkadaşlar dert dinlemeyin dediğinizi söylediler. Bu konuda duruşumuz nasıl olmalı? Yani bir kimsenin derdini dinlemek vücut zekatıdır. Eyvallah. Ama bir kimse normalde bazı arkadaşlara sen dinleme diyorum. Onlara özel, münhasır bir şey. Bir de bizim kendi topluluğumuzla alakalı. Yani arkadaşlara anlatmayın diyorum. Sebep? Yani sen anlatma. Sen o derdini ona anlatınca o çare mi bulacak? Hayır. Anlatacaksan git üstadına anlat. Bunda bir sıkıntı yok.
Bir sohbetinizde Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hayali bile gerçektir demiştiniz. Ne konu olursa olsun hayalimizde onunla konuştuğumuzda dediklerini gerçek ve doğru mu kabul etmeliyiz? Ben doğru ve gerçek kabul ederim. Yani ben kendimi öyle kabul ederim. Kendimce, kendi hayatımı iddia ettirecek kadar Kur'an ve Sünnet bilgiminin olduğunu inanıyorum. O yüzden o hayal de olsa ben kendimce gerçek kabul ederim onu. Bir sohbetinizde üç, bir sohbetinizde ne zaman Ya Rabbi derin de Allah buyur kulum demedi demişsiniz. Bir konuda çok dua eden ama yine de sıkıntıya düşen bir kimse Allah'a tekrardan nasıl dayanabilir? Veya başımıza gelecek sıkıntıları bilen ve müsaade eden bir Allah'a nasıl dost diyebiliriz?
Ben her daim dost görürüm. Onun senin bela ve musibet gördüğün bize rahmet ve berekettir. Senin sıkıntı gördüğün şey bizim için gönlümüzü bahar bahçesi açan, açtıran şeydir. O yüzden sana gelen şeyi asla ve asla sıkıntı olarak görme. Sana gelen şeyi bela, musibet olarak görme. Bir hediye gör, bir lütuf olarak gör. Mesela bir kimsenin başında bir hastalık var ise hasta. Ben kendimce şöyle düşünüyorum. Bu Allah'ın lütfettiği bir kul olarak görürüm. Ben hastaya da bakarken öyle bakarım. Bir kimse hasta derim ki Allah buna lütfetmiş. O farkında değil ise isyana gider Allah muhafaza eylesin. Ben onun farkındalığına davet ederim. Derim ki namazını kıl, orucunu tut, Allah'ı zikret, Allah'a sabret.
Sebep? Yani bu bir lütuf gelmiş sana. Çünkü hastalığın bilincine varır da, hastalıkla bilinçli bir şekilde mücadele edeceksin yine. Ama hastalığın Allah'tan geldiğini lütuf olarak, bir ikram olarak görürsen, yani tabiri caizse şapkayı kaptın. Allah'a dostluk kapısındasın. Her hasta Allah'a dostluk kapısındadır. Her başında bela, musibet, sıkıntı olan Allah'a dostluk kapısındadır. Yeter ki sen ona teslim ol, ona dua et, ona isyan etme. Sen ona sırtını dönme. Ona küsme. Sen nereden ben böyle hasta oldum deme. İnsanlar iyileşiyor, ben iyileşemiyorum deme. Nereden bu hastalık bana geldi deme. Ya Allah'a sabret, Allah'ı zikret, Allah'ı tesbih et. Namazını asla bırakma. Şimdi insanlar biraz bir hasta oluyor, namazı bırakıyor.
Kıl kardeşim namazını. Biraz hasta oluyor, Allah'ın zikri bırakıyor. Çeksene zikrullahı, Allah'ı zikretsene. Kalk, ayağa kalk. Bak, abdestini al, namazını kıl. Secdeye git, Allah'a yalvar. Gelen hastalıkta, müsibette, sıkıntıda, dertte, gamda, kasavette. Her şey onun sana lütfu. Her şey lütfu. Dünyaya kazık çakacak değilsin ya. Hatta devasız hastalık geldiğinde şehit hükmündesin. Ha demir türlü baş ağrısı da şehit hükmünde. Karın ağrısı da şehit hükmünde. Ama hastalık ne kadar şedid. Şedid, sevap o kadar büyük. Hastalık ne kadar şedid. İkram o kadar büyük. İkram o kadar büyük.
Bu dünya geçmiş zaten. Kazık çakacak değilsin ya dünyaya. O yüzden gelen hastalıktı, belaydı, müsibetti, sıkıntıdı. Bunlara rahmet gözüyle bakın. Bunlara bereket gözüyle bakın. Bunlara lütuf gözüyle bakın. Geçenlerde koronadan ölen kardeşlerimiz oldu. Dedim ki ya Cenab-ı Hak temizledi, huzurunu aldı. Şehit hükmünde.
O kimse namazında, abdesinde, orucunda, zikrinde bir hastalığa duçar olarak vefat etti. Şehit hükmünde canım kardeşim. Ahir zaman ümmetiyiz. Kılıçla şehit olma durumumuz yok. Cihad edip böyle şehit olma durumumuz yok. Eee? Ama hastalık gelecek, bela gelecek, musibet gelecek, sıkıntı gelecek. Birisi bir bıçak haksız yere sallayacak, birisi kör kurşun atacak başka bir yere veya bize atacak. Şehit hükmündeyiz. Şehit hükmündeyiz. Adam bıçağı salladı, elimi bile kaldırmadım ben. Hadis-i şerif aklıma geldi. Sebep?
Bırak canım kardeşim. Allah'a teslim ol. Erdoğan bizim elmani sıfatı oldu. Ama hamdolsun kardeşlerimiz öyle olmuş ki, bir başkası olsa kaçar gider, bırakır gider. Onlar böyle bıçak attı kendini orta yere. Maşallah. Allah nazardan saklasın. Yani bu bela, musibet, sıkıntı, gam, kasvet gelecek. Sen teslim ol. Yani rüyamda da gördüm. Adamın geldiğini, bıçağı çektiğini. Evet. Herkese söylüyoruz ya, rüyanızda görseniz daha kaçmayacaksınız, teslim olacaksınız diye.
Bu işler böyle. O yüzden bir bela gelmiş. Gelsin canım kardeşim. Bir musibet gelmiş. Yani istenmez bu. Ama gelmiş. Biz mücadele edeceğiz. Biz gayret edeceğiz. Biz ama Allah'tan geldiğinde bilincine varacağız. Hastalık. Allah'tan canım kardeşim. Biz mücadele edeceğiz. Eyvallah. Ama isyan yok. Kendi kendimizi bu konuda paralamamıza gerek yok. Elhamdülillah ki Cenab-ı Hak veriyor bunlara. Hamdolsun. Selamun Aleyküm. Son zamanlarda yapmam gereken şeyleri unutabiliyorum. Bazen unutmamak için not alıyorum. Aldığım notu da unutuyorum. Ya da karıştırıyorum. Okurken de bazen yanlış okuyorum. Tekrar tekrar baktığım sorular olabiliyor.
Hafta sonları da daha çok uyuyorum. Kurduğum saatleri duymuyorum. Bazen beynim sıfırlanmış ya da kendisini tamamen kapatmış gibi hissediyorum. Bu halden kurtulmak için ne yapabilirim? Maşallah, subhanallah. Yani unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz. Uykuda olan hallerinizden sorumlu değilsiniz. Ama delilikten sorumlu değilsiniz. Ama ve lakin böyle olunca sıkıntılı bu. Allah'ı çokça zikredin. Haramlara bakmayın. Haram yemeyin. Paketlenmiş gıdalardan uzak durun. Paketlenmiş hiçbir şey yemeyin. Az yiyin. Az uyuyun. Az konuşun. Allah'ı çok zikredin. Tövbe edin. Selamun aleyküm. İsmim Betül. Sizi çok seviyorum.
Ben sizi daha öncelerden de rüyamda görüyordum. Fakat bu rüyamdan çok etkilendim. Sizinle paylaşmak istedim. Rüyamda siz ailecek çok etkilen sevdiğimiz Yılmaz abim, anneannem ve erkek kardeşim Emirhan bir masada oturuyorduk. O sırada yanımıza üç dört tane adam geldi. Onlar Yılmaz abimin düşmanlarıymış. Yılmaz abime sen bizimle birlik olmadan hesabını vereceksin dediler. Ve ardından hepimizin üzerine benzin dökmeye başladılar. O sırada Yılmaz abim size dönerek efendim size daha önce anlatmıştım. Tek başıma sırtlandım bütün yükü gibi bir şeyler söyledi. Daha sonra sizinle maske olarak kullandığınızı gördüğüm adını tam bilmediğim fular tarzında bir şey.
Yılmaz abimin boynundaydı. Onu ateşe verip gittiler. Abim onu eline aldı. Size doğru yaklaştırdı. Tedirgin olmayın efendim dedi. Ve yanan şey bir anda sönüp kül oldu. Ailem sizden dersti. Ben de müsaadeniz olursa sizden ders almak istiyorum. Hakkınızı helal edin. Verelim inşallah. Betül sana da ders. Ben Hatice sekiz buçuk yaşındayım.
Sizden ders almak istiyorum. Sözünüzden çıkmayacağım. İyi geceler. Maşallah. İyi hadi bakalım. Hatice sen de inşallah. Dokuz dokuz çek. Hatice. Annene söyle. Annen sana inşallah. Dersini tarif etsin. Hatice. Hatice. Maşallah.
Selamünaleyküm. değişmek, gelişmek, yeniden başlamak için gücü nereden bulabiliriz? Kur'an ve sünnetten, aşıklıktan, sufilikten. Cenab-ı Hak her an her şey yeniliyor. Her an her şey yenilirken, yenilenirken sen eski olarak kalma. İslam'ın yeni öğrenen bir kişi nereden nasıl başlamalıdır? Bir İlma'l kitabı okuyabilirsin. Üç cittik Riyaj-ı Salih'in okuyabilirsin. Buhari Edeb-ül Müfredi okuyabilirsin. Hepsi de bizim sayfalarda şey olarak internetten indirebilirsin. Bizde var değil mi Salih'in hepsi de? PDF formatında var. Bir de Telegram'da bayanlar bir topluluk, bayanların topluluğu var. Baya orada iyi bir kütüphane oluşturdular.
Bütün bayanlara söylüyorum. Bayan kardeşlere. Orada iyi bir kütüphane oluşturdular. Oradan internet ortamında zannediyorum PDF'tir. Hepsi de baya nasılsa çok bir bilgim yok. Orada bir hayli zengin bir kütüphane oluştu. Oradan arzu ettiğiniz, istediğiniz, ihtiyaç duyduğunuz kitapları veya kütüphaneyi kendinize indirebilirsiniz. Şimdi inşallah erkekler bölümüne bu önümüzdeki haftadan itibaren, yarından itibaren başlatacaktım çalışmayı. İnşallah yarın da erkekler bölümünde böyle bir kütüphane oluşsun istiyorum. O kütüphaneyi salim kurabilirsin herhalde sen. Ben seni oraya yetkili tayin ettim mi, etmedin mi? Oranın yetkilisi yok herhalde değil mi?
Bir tek ben varım değil mi yetkili? Ne güzel bir şey. Hiç olmazsa yetkili olduğum bir yer var bak ya. Onu inşallah bir tanzim edeyim de oraya inşallah bir şey olsun. Oraya da bir kütüphane kurulsun. Erkekler tarafına da bir kütüphane kuralım. Herkes okusun, incelesin, araştırsın inşallah. Tabii yarın yazacak olduğum şeyler var. Hem bayanlar topluluğuna hem de erkekler topluluğuna yarın inşallah yeni şeyler oluşacak. Orada belirli şeyler söyleyeceğim. Onları da inşallah arkadaşlar, kardeşler yazacaklar. Tabii bayanlar işin doğrusunu söylemek gerekirse bir hali iyi örgütlüler. Yani böyle takip edebildiğim kadarıyla baya baya dersler yapıyorlar internet ortamında.
Konular var, çalışıyorlar, koşuşturuyorlar. Bu konuda gerçekten bütün bayan, zakirler gerçekten çok aktifler. Erkekler o kadar aktif değil ne yazık ki. Böyle bir onlarda tabii hayatın verdiği bir yorgunluk var herhalde. İştir, güçtür, para kazanacaklar, sorumlulukları var. Ağır geliyor herhalde. Onlar bu kadar aktif değil ama bayanlar bir hali aktif. Onları da tebrik ediyorum buradan. Gerçekten iyi çalışıyorlar. Uzun üzerinden dersler yapıyorlar. Sohbetler hazırlıyorlar. Sohbetlere birbirlerini davet ediyorlar. Boş zamanları yok desem yeri var. Bazen ben bile takip etmekte güçlük çekiyorum. Çok giremiyorum ama bir hali iyiler. Allah yardımcıları olsun inşallah. Kişi imanını güçlendirmek için neler yapmalıdır?
Bu konuda bilgi önemli temellerden birisi. Kur'an ve sünnet dairesinde bilgisi olması lazım o kimsenin. Bu da okumaktan geçiyor, araştırmaktan geçiyor. İnşallah bilgisi olursa onun üzerine daha böyle oturur her şey. Her dervişin sevme kapasitesi aynı mıdır? Sufi sevme kapasitesi genişletilebilir mi? Benim için her şey genişletilip derinleştirilebilir, kapasitesini arttırabilir. Benim felsefem böyledir. Derviş üstadı ile bağını nasıl güçlendirir? Kur'an sünnet dairesinde durup üstadının dediklerini yerine getirdiği müddetçe bağı güçlenir inşallah. Namazı cem etmek nedir? Hangi durumlarda cem edilebilinir? Hanefiler bir tek ilk halinfiler öğlenle ikindiği, öğlen namazını kıldıktan hemen sonra kılmışlar.
Arafat'ta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Bir de Müzdelife'de akşamı yatsı vaktinde kılmış. Yani cem'i tehir etmişler. Şimdi ama sonradan gelen hanefilerde de veyahut da Şafi'de, Maliki'de, Hanbeli'de seyahat esnasında, zorluk esnasında, sıkıntı esnasında namaz cem edilebilir hükmü çıkmış. O yüzden cem edilirken de öğlenin hemen ardından ikindiği, işte akşamın hemen ardından yatsıyı ve akşamı tehir etmek de mümkün.
Mustafa dedeciğim, ben Yasin Bala'yın oğlu Yusuf. Ben 10, kardeşim Yunus 7 yaşında. Biz sizden ders almak istiyoruz. Maşallah. Maşallah Yusuf. Sen 10, Yunus da 7 çeksin inşallah. Söyle babana ve annene, sizin inşallah derslerini tarif etsinler. Maşallah. Allah, torunlar büyüdü be. Selamünaleyküm.
Sorun saça, akla, kulağa, ağza, dile, kasa, göze sövenlerin hakibeti nedir? Sövmek, sövmektir. Sövmek, küfretmek büyük günah keberlerden birisi. Bir de yani Allah'ın yarattığı bir yüze vuramazken, böyle ağza, burnuna, saça, göze, kulağa sövmek büyük günah keber. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Siz bir sohbetinizde bir kişiye bile Allah dedirtenden Allah razı olsun demiştiniz. Bugün gruba attığınız videoda Cübbeli Ahmet Hoca diyor ki, menzilde binlerce kişiye Allah dedirtiyorlar. Namaz kılmalarına vesile oluyorlar. Allah razı olsun diyor. Ben sizin sözünüze binen bu videoyu siz eleştirmek için değil de Allah dedirtenlere karşı dilimizi korumamız için attınız diye sandım.
Ama grupta aksini düşünenler de oldu. Ben yanlış mı anladım? Doğru anlamışsın. Yani kim Allah dedirtirse onun hizmetçisi oluruz. Yani ben onu sırf sadece ve sadece eleştirel olarak değil, bir doğru yol olarak gösterdim. Yani eleştirmek işin kolay tarafıdır. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Bir kimse toplamış, on kişiyi Allah dedirttiriyor. Onlardan nemalanmadığı müddetçe, onlardan nemalanmadığı müddetçe o kimse doğru şey yapıyor. Bir kimse birisine namazı öğretiyor, namazı alıştırıyor. Ondan nemalanmadığı müddetçe doğru şey yapıyor. Çok büyük bir ibadet ve hizmet ediyor. Buradaki benim ölçüm şudur. Bir kimse dinini yaşama ve yaşatma mücadelesi verirken nemalanmak ihlası ve samimiyeti bozar.
Nemalanmak. O kimse nemalanmadan, yani paradığı, pulduğu, şandığı, şöhretti, işte kendisine saygı duyulmasını istemekti gibi nemalanmaktan uzak durduğu müddetçe yemin ediyorum şeytanla mücadele eden o. Nefisle mücadele eden o. Ben her zaman için derim. Hadi topla beş kişiyi de evinde Allah'ı zikrettir. Hadi senin diyorum ben çok basit bir şey söylüyorum. Çok basit bakın. Hadi sen bir kişiyi Allah dedirttir. Hadi sen bir kişiyi aç evine birisini zikrula alıştır. Kurtuluşa erdin ya. Kurtuluşa erdin. Kolay bir şey mi o? Kolay bir şey değil. O yüzden oturursunuz siz istediğinizi eleştirebilirsiniz. Cübbeli Ahmet Hoca'yı da eleştiriyorlar.
İyidir kötüdür kendince hataları vardır, kusurları vardır. Beni ilgilendirmez. sevenleri var, peşinden gidenleri var. Onun sohbetlerinden feyiz alıp namaz kılanlar var. Onun feyizinden nasiplenip oruç tutan, dinini öğrenmeye çalışanlar var. Sen ister sev, ister sevme kardeşim. Sen sevmiyorsan küçük kızını verme Ahmet Hoca isterse. İşte bu ilk menzil şeyhi de olabilir, başka bir nakşibendi şeyhi de olabilir, başka bir kimse de olabilir. Kim olursa olsun ya. Sen topla hadi bakalım insanları, kolay mı o? Dağıtmak herkesin işi. Dağıtmak herkesin işi. Ben basit şeyler söylerim. Sen bir çiçek beste büyüt de bakalım. O çiçeğe birisi gelsin kırsın nasıl üzülüyorsun?
Bir çiçek. Sen bir ağaç dik, beste büyüt de onu. Birisi gelsin kırsın bak nasıl üzülüyorsun. Ben o yüzden öyle derim. Bir çiçek baktın mı? Bir çiçek büyüttün mü hayatında? Sen alışmışsın hazır çiçek almaya. Sen alışmışsın kesik çiçek göndermeye. Sen bir tohum ek, büyüt, yeşert onu bakalım. Nasıl koruyacaksın, kolluyacaksın? Koruyup kollamazsan bileceksin ki o kuracak, bileceksin ki o gidecek, mahvolacak o. Aynı şeydir. Aynı şeydir. Neden herkesin ciğeri yanıyor şimdi? İnsanlar hizmet ettiler Karabaş-ı Veli Tekkesinde. Mesailerini harcadılar. Karşılığı Allah'tan eyvallah. Ama üzülmezler mi?
Üzülürler. Hizmet ettiler çünkü. Onca insan namaza alıştı orada. Onca insan Allah'ı tanıdı. Onca insan Allah'ı zikretti orada. E bunu kesip atan muhakkak Allah hesabını soracak. O yüzden kolay şeyler değildir bunlar. Oturup eleştirirsin sen boyuna. Bütün herkesi eleştir. Serbest zaten nasıl olsa eleştirmek, aleyhina atmak, dedikodu yapmak, iftira etmek. Müslümanın sahibi yok ki Allah'tan başka. İstediğin iftiraya at Müslümanlara. İstediğin hakareti yap. Türkiye burası. Burası Türkiye. Müslümanların üzerinde istediğin operasyonu yapabilirsin. Müslümanların üzerinde istediğin hakareti yapabilirsin. Müslümanlara istediğin iftiraya atabilirsin. Müslümanların namusuna, şerefine, haysiyetine, her şeyine laf söyleyebilirsin.
Radyoda, televizyonda, sosyal medyada, her yerde. Twitter'da, Facebook'ta hiçbir sıkıntı yok. Koca İçişleri Bakanı LGBT'lilerle alakalı bir şey söyledi. Tak! Twitter kapattı. İçişleri Bakanı'nın Twitter'ını kapattı. Bitti. Zaman zaman benimkini de askıya alıyorlar. Bakıyorum ben LGBT'lilerle alakalı bir şey yazıyorum. Aa bakıyorum bir gün falan böyle hiçbir şey paylaşamıyorum. Bir iki gün paylaşamıyorum. Millet de zannediyor ki ben paylaşmıyorum. Yok hayır. Paylaşamıyorum bir şey. En sonunda Salim'e söylüyorum. Salim böyle böyle paylaşamıyorum. Askiye almışlardır diyor. Açılır bir gün sonra, iki gün sonra diyor.
Açılıyor sonra bir iki gün sonra. Evet ama Müslümanlara hakaret, serbest. Hadi gel birisine Allah dedirtir bakalım. Hadi aç evini, üç kişiyi topla hadi bakalım. Hadi beş kişiyi topla bakalım. Onlara Allah dedirtir. Kolay şeyler değil. O yüzden Cübbeli Ahmet Hoca'nın o kısa videosunu husise attım. Kolay şey değil. Allah dedirtilenleri eleştirmeyin. Benim meşhur tezimdir. Birisi Allah diyor mu? Bırak kardeşim senin onunla işin yok. Birisi Allah dedirtiyor mu? Bırak kardeşim senin onunla işin yok. Sen varsa onun eksiği, yanlışı, sen ona doğruyu tebliğ et, nasihat et. Sen nasihat et. Sen onu eleştirme.
Sen onun kötülüğüne uğraşma. Allah dedirtilenleri, Allah diyenleri eleştirenler şeytanın dili. Allah diyor. Onu eleştiriyorsun. Şeytanın dilisin. Adın ne olursa olsun. Allah dedirtiyor. Sen onu eleştiriyorsan şahsı önüne alıp sen şeytanın dilisin. Sen Allah diyenlere zulmediyorsan zalimsin canım kardeşim. Firavundan farkın yok. Nemrut'tan farkın yok. Sebep? Sen Allah diyenlere zulmettin. Sen Müslümanlara zulmettin. Sen müminlere zulmettin. Firavundan farkın yok senin. Zalimsin. Firavunu arama Mısır'da sen. Zulmeden için söylüyorum.
Firavun senin içinde. Nemrut senin içinde. Yunus boşuna demedi. Kah olurum Firavun, kah olurum Nemrut diye. Seni anlattı işte zulmeden zalim. Allah'ı zikreden bir topluluğu kim eleştiriyorsa şeytanın dili, nasihat Müslümanların Müslümanların üzerinde hakkı. Ben hep derim ya canım kardeşim varsa Kur'an ve sünnet dairesinde bir eksikliğimiz iki satır yazıver bize.
Biz kendimizi düzeltelim, sana teşekkür edelim. Allah'a hamd edelim. Diyelim ki hamd olsun bizi düzeltecek olan, bizim eksimizi gediğimize nasihat edecek olan kardeşlerimiz var diyelim. Küfrediyorlar ya. Hakaret ediyorlar. Mahkemeye verince de yok seni filanca ayet-i kerimeden sesleniyorum, yok fişmanca ad-i şeriften sesleniyorum. Eee özür dileriz. Ya mahkemeye verinceye kadar neredeydin? Yok. Yani böyle bir şey var memleketimizde ne yazık ki. Böyle bir şey oluştu. İşte başımızdaki sikkeyle alay ediyor, sarığımızla alay ediyor, haydarimizle alay ediyor. Küfrediyor.
Hakaret ediyor. Yapıyorlar. Gazetelere manşet yapıyorlar. Bilir bilmez, olur olmaz her şeyi söylüyorlar. Sen topla 20 kişi, 30 kişi hadi. Eleştirmek kolay. Allah rahmet eylesin. Bir gün şeyh efendi, bayındır da bir hoca efendi için söyledi. Benim zakirliğimi eleştiriyorlar orada. Beni zakir olarak istemiyorlar. İmamlar böyle kendilerince işte. Beni işte eski hayatımı bahane ederekten benim zakirliğimi istemiyorlar. Ben de şeyh efendiye Allah rahmet eylesin dedim. Efendim bu imamlardan bir tane zakir tayin edin dedim. Ben ona hizmet edeyim. Sıkıntı yok dedim. Dedikleri doğru efendim. Önceki hayatım benim böyle dedim.
Şeyh efendi hiç seslenmedi. Sonra onların içerisinde başı çeken bir tane hafız vardı. Ona döndü. Hafız efendi dedi. Sen dedi hiç bir sarhoşa dedi namaz kılmasına sebep oldun mu? Hayır efendim dedi. Sen hiç bir sarhoşa dedi camiye kattın mı? Hayır efendim dedi. Sen rüyanda dedi hiç peygamber efendimizi gördün mü? Hayır. Şunu gördün mü? Hayır. Bunu gördün mü? Hayır. Hiç namaz kıldırdın mı? Hayır. Hiç oruç tuttun mu? Hiç Kur'an okudun mu? Hayır. Hiç dedi ezan okudun mu? Hayır. Hafıza soruyor. Yılların hafızı. Allah nefsime uymaktan ve sizleri de nefsinize uymaktan korusun cümlemizi inşallah. Bana doğru döndü. Bu beğenmedin adam dedi. Her an dedi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görüyor dedi.
Onunla konuşuyor dedi. Tabi o güne kadar bayındırdakiler tabi böyle bir şey hiç konuşulmuyor. Herkes döndü baktı. Hani bu adam kim diye. Mustafa Özba. Benim sevenim çok olmaz böyle. Bazılarının canı sıkıldı. Gittiler sonra hiç sohbetlere de gelmediler. Gel sen topla beş kişiyi. Ben sana hizmet edeyim. Sen on kişiyi topla. Ben hizmet edeyim. Ben sizin çayınızı dağıtayım. Kolay bir şey değildir o. Allah yoluna davet etmek. Allah yolunda insanları zikrettirmek. Onlara Allah dedirttirmek. Onların namazlarına, oruçlarına vesile olmak kolay bir şey değildir. Nemalanmadan diyorum bak. Bunun da altını koyuyorum. Neden? Çünkü nemalanmak ihlası ve samimiyeti bozar.
Nemalanmak insanın içini bulandırır. Biz Allah yolunda yaşama ve yaşatma mücadelesi veriyoruz diye nefsimize nemalanmayacağız. Allah muhafaza eylesin inşallah. Mevla anamız da kadiriymiş. Doğru mu hocam? Çelebilerle tasavvuf vakfı aynı istikamet üzeri mi? Sizce hürmetle ellerinizden öperim. Yani normalde Hazreti Mevlana, Celalet-i Rumi Hazretleri'ne alakalı halidi. Yani kadiri nakşi olduğuna dair rivayetler var. O yüzden birbirlerinden farkı yok. Çelebilerle tasavvuf vakfı aynı istikamet üzeri mi? Çelebilerin bir istikameti var mı ki?
En son kadınla erkekle İstanbul Belediyesi'nin düzenlemiş olduğu Şebu Arus'u, Çelebilerden birisinin vermiş olduğu icazeti Şeyh yaptırdı. Bu minval üzerinde herhalde aynı değiliz. Muhterem Hocam, Allah aşkını yüreğimizde iyice oturtmak ve maliyane duygulardan uzaklaşmak için neler tavsiye edersiniz? Ey Habibim de ki, eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun.
O yüzden Allah'ı seven kimseler, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin sözlerini, ayak izlerini ve ruhaniyetlerini ve maneviyatını takip edecekler. Muhterem Hocam, rüyada mübarek bir zatın türbesine giderek çok güzel kokular almanın manasını açıklayabilir misiniz? İnşallah siz de o mübareklerin yolundan gideceksiniz. İnşallah. Muhterem Hocam, abilerimiz ile mübarek bir camide çok güzel bir sabah namazı kıldıktan sonra çalışma odamda Kur'an-ı Kerim'i duymaya başladım. Bu hal bir saat kadar devam etti ve bu sesi odama giren başka kişiler duymadı. Çok güzel bir haldi. Bu halin devam etmesi için neler yapmalıyım? Hiçbir halin devam etmesi için bir şey yapma.
Allah'ı sev, Resulü'nü sev, Kur'an ve Sünnet'e sımsık yapışıp onu yaşa. Muhterem Hocam, bir Sufi talebesi nefis mertebelerinden hangisinde olduğunu bilebilir mi? Bilse ne yapacak? Bilince bir şey mi yapacak? Muhterem Hocam, gece yatarken tevhid çekerek yatıyorum. Uyku ile uyanıklık hali arasında kendimi tevhid çekerken görüyorum. Bu hal kalp zikrim oluyor bilemedim. Bilmene gerek yok, tevhide devam et. Muhterem Hocam, bana kötü davranan insanlardan şekva ediyorum. Halbuki zahiren insanlar yapsa da her şey Allah'tan bilerek sabır ve niyaz içinde olmalıyım. Bu durumda bize kötü davranan insanlara karşı durumumuz ne olmalı, bu konuda neler tavsiye edersiniz?
Muhakkak ki gelen her şey Allah'tan, biz bu noktada isyan etmeyiz. Ama eğer bizim kendimizce hukukumuzu, kendimizce kendi dairemizi de korumakla mükellefiz. Geçen hafta dersini bırakın, geri hiç başlamasın, çekmesin dediniz. Dersini geri iade etmiş olan anlamında mı? Evet. Evet, normalde hani dersini geri iade etmiş. Ben sizin dersinizi bırakıyorum. Ben bundan sonra sizin yolunuzu ve sizi bırakıyorum diyenler için bu. Yoksa arkadaşlar içinde kah dersi çeken, kah çekmeyen, tembellik eden, kah sonu tekrar toplayanlar var. Onlarla alakalı değil.
Ama bir kimse ne olmadı, ben hakkınızı helal edin, ben sizin dersinizi bırakıyorum. Ben sizin yolunuzu bırakıyorum diyorsa Allah yolunu açık etsin. Bununla alakalı. Selamun Aleyküm. Kadın kendi helal dairesinde saça çık Kur'an-ı Kerim dinleyebilir mi? Dinleyebilir. Selamun Aleyküm. Kocam ben yanaşmasam kolay kolay yanaşmıyor. Cinsenlik anlamında herhangi bir sorun ya da sağlık sorunumuz yok. Bakımlı, güzel, cilveli, tertemiz bir kadınım. Ten uyumsuzu vesaire yok. Fakat çok yiyor. Çok da uyuyor. Yemekten, uyumaktan kafasını kaldırıp bana bakamıyor. Çok külahlı. Tutku yok, aşk, ateş, şehvetle yaklaşmıyor.
Günden güne üzülüyorum. Hep benim çabanla oluyor. İstiyorum ki tutkulu olsun, ateşli olsun. Ben onu bir gün olsun kapıda paspahayı giyeyim. Asık suratıyla karşılamadım. Aksine şıkır şıkır geziyorum. Hoşuna da gidiyor. Ama yemekten sonra uyuyor. Kafası kalkmıyor. Konuşuyorum tatlılıkla. Bir sorun yok. Kilo verip az yiyeceğim diyor. Ama yine aynı. Bu durumda erkeklerin görevlileri nedir? Onlara ne tavsiye edersiniz? Kilo başlı başına sorun. Çünkü çok uyutur insanı ve insanını aktiflikten uzak tutar. O yüzden yinsel olarak da aktiflikten uzak tutar. Evet, yani erkekler çalıştıkları için günün yorgunluğu olabilir. Yemekten sonra hadi yarım saat, kırk beş dakika, bir saat kaydıyla yaptı diyelim.
Eyvallah. Ama sonrasında aktif olmaları gerekir. O yüzden muhakkak eşinizin kilo vermesi lazım. Ve muhakkak bu konuda size ayak uydurması lazım. Oturun, konuşun. Olmadı bir hani psikolojik olarak da bir problem olabilir, bir sıkıntı olabilir. Onda baktırılabilir inşallah. Selamun Aleyküm dedecim. Ben Kudümcü Recep'in oğlu Mustafa Demir. Yedi yaşındayım. Bana ders verebilir misiniz? Evet, sen de yedi yedi çek inşallah. Babana söyle, dersi tarif etsin sana. Selamun Aleyküm hocam. Ben sizi üç kere rüyamda gördüm. Bugün üçüncüsiydi.
Dün gece rüyamda dergahtan iki arkadaşım ile birlikte sizin dergahınıza gelmişiz. Ama her zamanki yer değil, farklı bir yerdi. Ben kalkmak istemişim. Arkadaşım ise birazdan üstad gelecek, bekle dedi ve bekledim. Sonra yanımıza gelmişsiniz. Bize çikolata verdiniz. Ben çikolata sevmem dedim. Arkadaşım bak üstad verdi, güzeldir dedi. Sonra bir ısırık aldım. İçinden fındık krema saktı. Sonra bir ısırık daha aldım. Gofret çıktı ve uyandım. Anlamını sizden rica ederim. Allah muhareke eylesin inşallah. Cenab-ı Hak bereketlendirsin, nimetlendirsin. İnşallah maddi manevi nimetleneceksin, bereketleneceksin inşallah. Hayırlı akşamlar, ben dervişiniz değilim.
Hayattayken bana çok eziyet eden kayınvalidem ve kayınpederim öldükten sonra rüyalarıma giriyorlar. Hakkını helal et diyorlar. Karnım acıktı diyorlar. Rüyalarımda korkuyorum, ne yapmalıyım. Yani senin yüzünden eziyet çekiyorlar demek ki. Çok zulmetmişler sana. Sen hakkını helal et. Etmek istersen tabii karar senin. Allah yardımcın olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Bir şey kaybettiğimizde nasıl buluruz? On bir ihlas bir fatihe okuyup piramlara bağışladım. Üç tevhid çekip bağışladım ama hala bulamadım. Ne yapmamayım? Yani Geylan Hazretleri'nin ruhaniyetine bağışlayacaksın. Bunu Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de söyler benim bir kaybım olduğunda ben böyle yapıyordum.
Üç ihlas bir fatihe okuyup Geylan Hazretleri'nin ruhaniyetine bağışlayıp onu vesile ederdim. Bulurdum diyor. O yüzden böyle bulabilirsin inşallah. Selamun Aleyküm. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kahkahayıyla gülenler için herhangi bir hadis-i şerif var mıdır veya lanet etmiş midir? O hiç kahkahayıyla gülmedi. Bildiğimiz bu. O yüzden böyle büyük ho ho ho … diye gülmeyi çok hoş görmemiş İslam. Selamun Aleyküm. Ebu Hanife radiyallahu anh, Ebu Zübeyir Cabir radiyallahu anh'la rivayetle Cabir anlatıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir elbiseyle namaz kıldı. Ebu Zübeyir de şöyle dedi.
Farzın dışında namazlar mı? O da farz ve farzların dışındaki tüm namazlarda buyurdu. Bu hadise binaen bir elbiseyle namaz kılmak ne anlama çıkmaktadır. Yani bir tek elbise vardı üzerine. Başka bir şey yoktu. Üç aydır borcum olan oruçları tutuyorum. Şaban ayının son günlerine kadar borcum ancak bitiyor. Nafile oruca o zaman geçeceğim inşallah. Bu sürede bizler de Recep ayının oruç sevamından alabilir miyiz? Evet. Selamun Aleyküm. Ben ders almak istiyorum. Ben Hatice'nin kızı Senanur. Annen dersini versin inşallah. Dır ya sana.
Ben vereyim ya. Allah mübarek etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Mümkünse Karabaş Veli Tekkesi'ndeki çay markasını öğrenebilir miyim? Tadı asla aynı olmaz ama merak işte. Aramayın bulamazsınız. Markası önemli değil ki hangi marka olursa olsun. Bir şey markayla ayakta durmaz. Maneviyatla ayakta durur bu tip şeyler.
Allah iyi etsin inşallah. Dua edin inşallah. Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah. Yine Cenab-ı Hak öyle bir yer versin bize. İnşallah. Yine devam edelim Allah'ın izniyle. İnşallah. Selamun Aleyküm. Zikir çekerken ilahi dinlenmemiz ya da ilahiyle yapılan zikir halakalarını dinlenmemiz uygun olur mu? Evet. Hiç ses olmadığında nefsimin zorlanığını fark ederek açıyorum. O zaman daha kolay geliyor. Bu da nefisten midir? Değil. Selamun Aleyküm. Mustafa Özbak.com web sitenizde günlük virt ve mevlevi zikrini gördüm.
Mevlevi zikrini çekmiyorum. Sadece günlük virt'i çekiyorum. Hatam yapıyorum. Hakkınızı helal edin. Hayır. Devam et inşallah. Hayırlı akşamlar hocam. Allah sizi ve tüm Allah dostlarını başımızdan eksik etmesin. Saygılarımla Allah yar ve yardımcınız olsun. Allah razı olsun. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamun Aleyküm. İmam-ı Azam Hazretleri el-alimi vel-muteallim kitabında şüphesiz mümin zina ettiği zaman imanın gömleğin baştan çıktığı gibi çıkar. Sonra tövbe edince iman ona tekrar iade edilir. Hadis-i Şerifi ile ilgili haricilerin rivayet ettiği bu hadis Kur'an-ı Kerim'e aykırıdır diyerek kabul etmemiş. Kur'an'a aykırı hadis rivayet edenleri reddetmek, peygamberi redd ve tekzip etmek demek değildir demiştir.
Bir kimse Kur'an'a aykırıdır diyerek hadis-i Şerifi kabul etmeyebilir mi? İmam-ı Azam bu sözünü nasıl anlamayız? Bu İmam-ı Azam'a ait bir hal. Yani o kadar alimsen bir hadisi inkar et. Eyvallah. Bu bütün umuma söylüyorum. Yani bir Kur'an bilgisi yok, bir hadis bilgisi yok, bir fıkıh bilgisi yok, bir kelam bilgisi yok örneğin. Bir akayet bilgisi yok. Tövbe Rabbim seni ve kardeşlerimizi bu konuda veya genel olarak insanları tenzih ederim. Zırtobozun teki çıkmış, hadisi inkar ediyor. Hiçbir ilmi yok. Niye binaen sen inkar ettin? Hadis alimi misin? Tefsir alimi misin?
Değilsin. İktisatçı, sosyolog, tarihçi. Doktor, mühendis, ortaokul talebesi, lise talebesi, hiçbir vasıfı yok. Sen kimsin kardeşim ya? Hadisi inkar edecek. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Benim sorum 83 yaşında babam kendine etrafındaki insanların sürekli büyü yaptığını düşünüyor. Kendisi önceden sürekli sözde hoca bulup gidiyordu. Para karşılığı kendini okutup muska yaptırıyor. Şimdi gidemiyor diye bana yalveriyor.
Ben gitmek istemiyorum. Ne yapmalıyım bilmiyorum. İhlas felaknaz surilerini yazıp gittim deyip götürsem yalan olur mu? Tavsiyeniz ne olur? Uzun oldu sorumu hakkınıza helal edin. Allah Allah. Sen özelden bana sor bunu. Ben sana bir yol öğreteyim inşallah. Selamun aleyküm.
Bugün ablamın ölüm senesi. Çok genç gitmesinden dua isteyebilirim. Allah rahmet eylesin. Cenab-ı Hak taksilatını affetsin inşallah. Sizlere hayırlı güzel ömür versin. Selamun aleyküm hocam. Borsa hak mıdır, haram mıdır? Haram ise borsaya girip kar etmeden zarar ile çıktım. Bu para harama karışmış olur mu? Canım kardeşim borsa hak mıdır sözü zaten doğru değil. Çünkü borsa bu kapitalist sistemin bir çarkı. Ama bütün dolar, para, altın her şey kapitalist sistemin çarkının içerisinde. O yüzden komple kapitalist sistem zaten Kur'an ve sünnetin dışında bir sistem. Biz de o sistemin içinde yaşıyoruz. O yüzden borsa helal mı haram mı diye sormanın bir anlamı yok. Yani borsada top koşturacaksan top koşturabilirsin.
Bunda bir sıkıntı yok, bir problem yok. Ha ben kendi nefsimde ben tehlikeli görüyorum. Ama yapan kardeşlerimiz, arkadaşlarımız var. Para kazanıyorlar. Ondan sonra orada koşturuyorlar. Bir yüzdelik almıyoruz onlardan ama orada koşanlar var. Onlar kendilerini biliyorlar zaten. Burada da gülüyorlar tatlı tatlı. Benim bildiğim bir şey değil. Ben almayı satmayı biliyorum. O yüzden bir şey diyemem. Selamun Aleyküm hocam. Hayırlı geceler. Ablamın çocukları kendi aralarına kavga etmişler. Ben bir şey söylemedim. Ablam benim çocuğa kızmış. Bana da küstü. Annem de barış diyor. Benim bir lafım sözüm yok. Kendileri küstü. Ben de gidip barışmak içimden gelmiyor. Ne yapmam gerekir hocam?
Sen küsteysen söyleyecek bir laf yok. Yani insanlar sana küstülerse sen ne yapacaksın ki? Bana da küsenler oluyor. Sonradan duyuyorum ben küsmüş bana. Haberim yok. Ben yalnız beyan ederim. Ben herkese, hiç kimseye küsmem. Benim öyle bir küsme alışkanlığım yoktur. Bir de mümin mümine üç günden fazla küstüramaz diyor. O yüzden ben kimseye küsmem. Kimseye de özel böyle küskünlük tavrı da takmam. Ama bir başkası küsmüş benim haberim yok. Ben ne yapayım yapacak bir şeyim yok. O yüzden sen de annene küs olmadığını beyan et. Bu kadar. 5 yaşındaki oğlum bazı geceler korkarak uyanıyor, ağlıyor, sayıklıyor. Evin içinde bir şeylerden kaçar gibi koşuyor. Gözleri çok korkunç bakıyor.
5-10 dakika sürüyor bu durum. Daha küçük yaşlardan beri yaşıyor oğlum bu durumu. Ne tavsiye edersiniz? Biraz sıkıntılı bir durum. Yani onu bir psikoloğa gösterebilirsiniz. Veyahut da onun üzerine okuyabilirsiniz. Bu normal bir şey değil. Geceniz mübarek olsun. LGBT eski adıyla Lüt kavmi Avrupa Birliği adı altında bizinkileri, bizkiler de yediler. Ne yapalım öyle oldu. Bizinkiler de Avrupa Birliği adı altında LGBT'ci oldu çıktı. Hz. Ömer'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur. Hiç kimse akıl gibi büyük bir fazileti elde etmiş değildir.
Akıl sahibini hidayeterdir, felaketten kurtarır. Kişinin aklı tamam olmadıkça imanı tamam, dini müstakim olmaz. Bu hadisteki aklı tamam olmayan dini tamam olmaz. Kemale ermesi, hidayete ermesi ve aklının kemale ermesi. Elhamdülillah. Selamun Aleyküm. Tıbbi Nebevi'de gördüm. Mantar suyu göze şifadır, tırmızı. Tıp 22 hadis-i şerifini nasıl uygulayabilirim? Göz kuruluğum var ve neredeyse bir aydır da aralıklarla gözüm seyiriyor. Sizin öneriniz ne olur, ne yapabilirim? O mantarı alacaksın, kafanı geriye yaslayacaksın, suyunu gözüne birer damla damlatacaksın. Selamun Aleyküm hocam.
Eşimin bana ve çocuklara karşı ilgisi yok, büyü mü varacağım, bunu nasıl anlarım? Otur konuş canım kardeşim ya. Hemen her şeyi büyüye bağlamayın. Muhabbet edin, bir derdi vardır, bir sıkıntı vardır. Allah'ın izniyle öyle yapın. Efendim emredin indireyim şahsı. İzmir'den Allah'ın kulu. Allah razı olsun. Bizim için hiç kimse hiçbir şey yapmasın. Allah razı olsun inşallah. Dervişlerin zakirlerini küçümsemesi, bir şey sormaya gerek görmemesi. E bu hoş değil. Bu yani dergahla, toplulukla alakalı bir şeyse, ölü küçük görmeyecek, küçümsemeyecek de. Bir kimse zakiri küçümsemesi demek, şeyhi küçümsemesi demektir. Bu tehlikeli bir şeydir.
Ona bir şey sormaya gerek görmeden, işte dergahla alakalı kendi başına, kendi kafasından bir şey yapması da hoş değildir. Yani bu doğru bir şey değil. Yani o kimse böyle zakiri takmasa, kendi kafasından hareket etse, doğru değildir buna. Olmaz. Benim meşhur tezim vardır. Zakirleri eleştireceksem ben eleştiririm. Ezeceksem ben ezerim. Yüklenmek için söylemiyorum. Ama derviç kardeşler kalkıp da zakirlerini ezmeyecekler, eleştirmeyecekler. Kuran-ı Sünnet daresini, dergah daresini onlara itaat edecekler. Doğru değil. Yok. O yüzden bu topluluğun içerisinde bulunan insanlar hiyerarşiye tabi olacaklar. Hiç kimse kendi kafasından bir şey yapmayacak.
Ama benim böyle müsaade ettiğim şeyler var. Evlerinizi açın, herkes evinde zikrullah yaptırsın. Yaptırsın canım kardeşim. Sıkıntı yok bunda. Ama bir topluluğa bir şey yapacaksın. Onun zakirle irtibat kuracağını, onunla haberi olacak. Kimse nefsine uymayacak. Allah muhafaza eylesin. Doğru değil. Selamun Aleyküm. Geceniz hayır olsun. Amin. Kişi kendine büyü yapıldığına dar şüphedeyse veya büyü yapıldı mı diye öğrenmek istiyorsa ne yapmalı? Allah en kısa sürede buluşmayı nasip etsin inşallah. Bir de rüyayı buradan anlatmayın. Emrinize uyarak nereden anlatmalıyız? Normalde ne o?
Benim numaramı atabilirsiniz mesaj olarak. Bunda bir sıkıntı yok. Ama sen bana ulaş inşallah şeyden, telefondan bir mesaj at. Görüşürüz inşallah seninle sıkıntı yok. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Zikri veledi, kaza namazlarımıza eda etmezsek oluşmaz mı? Zikrullah yaparken sol göğsün yanması ne anlama gelir? Bir de sizin itikahta yaşadığınız bir durum vardı. Islık ile ilgili sizin gibi nasıl korkusuz olursa hakkınızı helal edin. Canım kardeşlerim bu tip şeylerle uğraşmayın. Kur'an sünnet tarihinde derslerinize devam edin, zikrullahınıza devam edin. Şu eksikliği de, bu fazlaydı da buna nasıl ulaşabiliriz? Değil. Kur'an sünnet tarihinde biz sufilimizi yaşamaya devam ederiz.
Devamlı haliniz öyle olsun inşallah. Hocam saygılar, ismimin gizli kalırsa sevinirim. Gizli zaten. Benim maalesef kötü alışkanlıklarım var. Madde kullanıma, lisans eğitimi almama rağmen kendimi ve dini konularda geliştiremedim. Hakiki bir mürşide teslim olmak. İnsanı kamil yolunda gitmek istiyorum ama şeytan yakın bırakmıyor. Bugün yarın derken ömür bitiyor. Ne olur yardım edin. Allah razı olsun ağzınıza sağlık. Hızla tövbe edip kendine bir yol bul canım kardeşim. Hızla. Asla ve asla hiç vakit geçirme. Hem de inşallah o maddeleri, madde bağımlılığından da bırak, ondan da kurtul.
Cenab-ı Hak hızla seni buluştursun inşallah. Bir mürşidi kamille ve hızla inşallah sen o musibetlerden kurtul inşallah. Bayanların gusül abdesti yokken kişisel temizliklerini yapabilirler mi? Tırnak ve saç kesimi yapabilirler mi? Evet. Selamun Aleyküm. Bazı dua kitaplarında veya bazı hocalar bunu şu kadar çekin gibi bazı dualar var.
Yapmak iyi olur mu? Biz normalde hadis, benim kardeşlere tavsiyem şu. Bir, herkes dersini çeksin. İki, hadis şeriflerde sabit olan zikirleri, virgleri, duaları serbest bir şekilde yapabilirsiniz. Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. Çocuk hiçbir iyilikle babanın hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulur da onu satın alarak hürriyetine kavuşturursa öder. Selamun Aleyküm. Babamızı şimdiki zamanda köle olarak bulmamız söz konusu olmayıcı için bu hadis günümüz şartlarında yerine getirmenin karşılığı ne olabilir? Yani normalde bu böyle köle olarak satın aldı, onu hürriyetine kavuşturdu. Ancak diyor hani o zaman öder.
O zaman böyle bir şey, yani bu o günkü insanlar için en sıkıntılı şey. Köle düşünebiliyor musunuz? Ölünceye kadar köle olarak kalacak. Onun azadına, hürriyetine kavuşturuyorsunuz. O zaman hani başka hadis-i şerifte de Allah'tan sonra itaat babayadır diyor ya. O zaman biz babaya Kur'an, sünnet tarihinde itaat ederiz. Hacet namazı, Recep ayı için 30 rekat. Peygamber Efendimiz kılmış mı bununla ilgili hadis var mı? Ben bir Recep ayında 30 rekat namazla alakalı bir hadis hatırlamıyorum. Okumadım hiç. Namazınızı arttırabilirsiniz. Yani gece namaz kıl, nafile namaz. Ne olacak ki bunda bir sıkıntı yok. İstediğin kadar kıl. İstersen sabaha kadar kıl. Bebeğim yavaş yavaş kendi ağzına lokmalar atmaya başladı.
Sağ elle yemesi için yönlendiriyorum. Çoğu zaman sağ elle yiyor. Bazen solu ile yiyor. Sağ elle beslenmesi için ne kadar ısrarcı olmalıyım? Bunun yaş sınırı nedir? Yavaş yavaş alıştır. Çocuğu yemekten de soğutma ama. Bursa'daki karabaş veli tekkesinin kapanmasında sorunlu olanlar maaşlarda hesap veremesin. Biraz da olsa hakkımıza girdiler.
İseki girdiler. Hiçbir hakkımız helal değil. Şu Recep ayı hürmetine Allah hesabını, hesabı tez olsun inşallah. Allah'ım yesin inşallah cümlemize. Ölmeden önce ölünüz hadisini nasıl anlamalıyız, nasıl uygulanır, açıklarsanız memnun olurum. Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışır.
Eğer heva ve hevesimize uymazsak o hadis-i şerif bizim üzerimize tecelli eder. Hocam bu siyasi konuşmalardan uzak durup eski çizginizi korursanız daha iyi olur bence. Allah razı olsun. Normalde bizim siyasi bir konuşma yaptığımızı düşünmüyorum. O yüzden Kur'an sünnet dairesinde hak ve hakikati konuştuğumu düşünüyorum. Bazen böyle siyasi konuştuğumu düşünüyorlar. Hayır, siyasi konuştuğum yeri bana söylerseniz şu partiye oy atın, bu parti iyidir, bu parti kötüdür diye o zaman eyvallah. Ama ben Kur'an sünneti söylüyorum, Kur'an sünnet dairesinde duruyorum. Yani LGBT'den bahsetmek siyasi mi? Örneğin. Yani Kur'an ve sünnetin hukukunun olmadığını söylemek siyasi mi? Örneğin.
Veya insanların zikrettiği karabaş veli tekkesinin kapatılmasını eleştirmek siyasi mi ki? Hocam tasavvuf konuşursunuz diye bekliyorum. Şu güzin abla konularını bir geçseniz. Canım kardeşim, yani burası herkese açık bir soru-cevap sohbeti. Burada siz böyle güzin abla konularını bir geçseniz dediğinizde soru soranları hafife almış, küçümsemiş oluyorsunuz.
Ve onların haklarına girmiş oluyorsunuz. Yani herkes kafasına takılan bir soruyu sorabilir. Sizin gibi alim olmayabilir herkes. Siz maşallah alimsiniz demek ki, maşallah böyle eleştiriyorsunuz. Lütfen, yani kendi kendinizi bu noktada belli bir noktaya koymayın. Toplum kafasına takılan soruyu soracak. Herkese açık. Bu senin tabiriyle güzin abla sorusu da olabilir. Hangisi güzin abla sorusu? İnsanlar din öğrenecekler, hayat öğrenecekler. Bu herkese açık bir platform, herkese açık bir canlı yayın. Herkes istediği soruyu sorabilir. Ama soru soranları küçültmek, soru soranları küçük görmek hiç kimsenin haddine değil. Yok.
Lütfen kibirlenmeyiniz. Kibirlenene kibirleniriz o zaman biz de. Doğru değil. Siz kendinizi ne zannediyorsunuz ki? Soru soranları böyle küçümsizeceğiniz. Doğru değil. Hocam ben Bursa'dayım. Eğer tasavvuf konularında böyle canlı yayınlarda girmiyorsanız, özel toplantınız varsa oraya geleyim. Yok siz alim, ulema insansınız, bilen insansınız. Bizim seviyemiz düşük canım kardeşim. Daha seviyeli toplantılar bulun kendinize inşallah. Selamünaleyküm, iyi akşamlarınız olsun. Sizlere bir sorun. Bu ara biraz dalgın, çok fazla şey düşünüyorum. Sizce ne yapmalıyım? İyi akşamlarınız olsun. Mutlaka Allah'ı zikret. La ilahe illallah devam et canım kardeşim. Benim babam çok sinirleniyor, çok öfkeleniyor.
Kendine beddua ediyor. Allah belamı versin. Öleyim diye, kurtulayım diye sözler kullanıyor. Bunun için ne yapmamız lazım? Nasihat et babana inşallah. Sevgili, kıymetli üstadımız, tüm bilgi ve açıklamalarınız için teşekkür ederiz. Üzerimize, halimize, hayatımıza yapıştırmamamız gereken. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin keskin sünnetlerinden bildirir misiniz? Ev halkı sizden duyunca daha etkin oluyor. Elhamdülillah Rabbimize emanetsiniz, saygılarımla. Allah razı olsun. Ben din olarak ilk önce insanlara hiç zarar vermemeyi çok önemsiyorum. O yüzden sizin en hayırlınız etrafına hiç zarar vermeyiniz. Biz bunu kendi üzerimizde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretin ahlak olarak üzerimize oturtturmamız lazım.
İkincisi, Müslüman diğer insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir der. O yüzden biz kendimize, elimizden ve dilimizden diğer insanlara zarar vermemeyi, kendimize distur edilmemiz lazım. Üçüncü adım, sizin en hayırlınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır demiş. Biz etrafımıza en fazla fayda vermeye, faydalandırmaya çalışacağız bu konuda. Her şeyimize, elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince insanlara faydalı olmaya çalışacağız. Ondan sonra dinin kendi içerisindeki ibadetlerini kendi özümümüzle devam edebiliriz. Selamun Aleyküm. Ben Talip Demirci. Zikrullah'a hiç katılmadım. Sohbetlerinizi dinliyorum. Zikrullah'ı izleme fırsatım oldu. İçimden kopan duyguların ışığıyla Allah yolunda derviş olmak, Allah'ı zikretmek, bunu düşünmek bile içime huzur vermiştir.
Bu mübarek üç ayların başlangıcında sizden ders alıp, almak, derviş olup hizmet etmek istiyorum. Allah'ın izninden. Eyvallah Talip kardeşlerim. Allah mübarek eylesin. Cenab-ı Hak daim eylesin. Rabbim mu'inin olsun. Cenab-ı Hak korusun inşallah. Dersin de mübarek olsun. Dedicim ben Esma Nur Karalı 8 yaşına girdim. Ben de ders almak istiyorum.
Rüyamda yeni dergahımızda Bosnan'ı dervişler ile sizi zikir yaparken gördüm. Maşallah Esma Nur. Söyle annene, babana inşallah. Sana da 8-8 dersi tarif etsinler. Hay maşallah Subhanallah. Selamun aleyküm. Gözlemlediğime göre nazik insanlar toplumda daha az ciddiye alınıp küçümseniyor. Sert, bağıran, çağıran, emreden insanlar ise daha saygılı davranıyor. Biz nasıl bir tavır ile üslupta olmalıyız? Biz yine nazik insanlar olacağız. Biz yine edepli, adaplı olacağız. Sünnet bu. Selamun aleyküm. Demirtaş'tan Hakan. Eğer uygun görürseniz, eşim sizden ders almak istiyor. Hayırlı akşamlar. İnşallah.
Uygun gördük. Demirtaş'tan olur da uygun görmez miyiz ya? Demirtaş bayındır. Kardeş kardeşim ya. Bizim yerimiz Demirtaş. Allah razı olsun inşallah. Selamun aleyküm. Hayâ ile alakalı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ve Allah'a neye hayâ etmekten bahsettiğiniz bu konuyu açar mısınız? Buna istinaden salavat çekerken, zikrederken ki kıyafetimiz, giyim kışamımız, oturuşumuz ve bu konularda bayanlar için hayâ nasıl olmalıdır?
Bebek emzirirken salavat, zikir çekmek uygun mu olur mu hakkınızı helal edin. Hayâ bütün bir aslında insanın iç derinliğidir. Yani iç derinliği dediğimde hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Ayşe annemize diyor ya meleklerden de mi çekinmiyorsun diyor. Bakın bu hayâ ile alakalı. Neden? Çünkü Hazreti Ayşe annemize diyor ki burada benim yanımda melekler devamlı dolaşıyor. O yüzden sen meleklerin dolaştığını, devamlı senin gördüğünü hisset, ona göre yaşa. Bunun böyle hani ihsan derecesi var ya, hayâyi oraya bağlayayım ben. İhsan derecesi, hani Cebrail aleyhisselam geliyor, iman nedir, İslam nedir, iman nedir, İslam nedir, ihsan nedir deyince ihsanın cevap veriyor. Her an Allah'ı görüyormuşçasına yaşaman.
İşte hayanın zirvesi bu. Her an Allah'ı görüyormuşçasına yaşamak. Ve devam ediyor. Sen onu görmesen dahi her daim o seni görüyor. Bu da bir çıt altı. Şimdi hayâta gelinecek olan zirve bu olması gerekir. O yüzden hani Resulullah'a karşı hayâ. Her an seni Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sağ ve senin önünde, senin ardında, senin yanında, senin sağında, senin solunda, senin yaptığını görüyor. Böyle yaşayacaksın. Bunu Sufiler terbiye ederler kendilerine. Hani Sufilerin arasında böyle bir şey dolaşır ya, Üstadımız bizim her halimize vakıf. Bu normalde, bu böyle her halimize vakıf, dışarıdan bakan bir kimse, sen küfre düştün der. Oysa onu, o disiplin onu hayâya, onu terbiyeye götürür. Onu, insanın kendisini belli bir disipline götürür.
O hal bir müddet sonra Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, beni görür bu noktada Allah'ın izniyle. Ben onun yüzüne nasıl bakarımı götürür. Bir çıt üstü, ondan sonra der ki Allah beni her an görüyor, her an işitiyor, her an duyuyor. Bakın, bunun bir çıt üstü ne? Allah'ı görüyormuşçasına. Evet, işte normalde hayata bu hali yakalama önemli. O yüzden o kimse, hani ilmel yakin derecesinde ne diyecek? Allah'ın izniyle, Üstadım benim halime, ahvalime malumdur. O yüzden ben edebi terbiyeyi kaçırmayayım, Kur'an ve sünnet tarihinde durmaya çalışayım. Ağzımdan çıkanı, gözümden çıkanı, kulağıma girene ben dikkat edeyim. Elimi uzattığım yere dikkat edeyim, dilime dikkat edeyim, ayağıma dikkat edeyim diye kendi kendine o ne yapacak?
Disipline edecek. Burada Allah'ın iznini unutmayacak. Allah'ın göstermesini unutmayacak. Bir kimse derse ki, Üstadım benim her şeyimi görüyor, biliyor, duyuyor. Bu şirk. Allah muhafaza eylesin bunu. Allah'ın izniyle, Cenab-ı Hakk'ın gösterdiği kadar görüyordur, duyuyordur. Ben gördüğüne, duyduğuna inanıyorum Allah'ın izniyle deyip kendini disipline edecek. Bu onda bir haya, bir terbiye, bir disiplin oluşturacak. Bunu dışarıdan sufi olmayan kimseler, buna baktıklarında siz şirk ehlisiniz der. Git kardeşim, bilmedin bir ilim senin bu. O kimse normalde kendince böyle kendini disiplin ederse eğer, o zaman hani Üstad'ta fani olma, ardından Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'de fani olma, Allah'tan, ardından Allah'ta fani olma hallerini yaşayacak.
Ve bunun içinde ne yapacak? O kimse kendince hayasını, terbiyesini, edebini muhafaza edecek. Ve kendini öyle disiplin edecek. Kendini öyle disiplin etmezse derinleşemez zaten. Derinleşmesi mümkün değil. Yani o kimse, işte bazen diyorum ya, hani Allah'ın gözünün içine baka baka nasıl küfrettin? Allah'ın gözünün içine baka baka nasıl bu işi yaptın? Allah'ın gözünün içine baka baka nasıl zina ettin? Nasıl kumar oynadın? Nasıl içki içtin? Nasıl namazı terk ettin? Nasıl tesettürü terk ettin? Nasıl böyle düşünebildin? Nasıl böyle söyleyebildin? Yani normalde insan, sen o kadar heva hevesine düşmüşsün, o kadar nefsine düşmüşsün, o kadar şeytaniyete dalmışsın ki, senin dilinden çıkandan haberin yok.
Baktığın yerden haberin yok. İşittiklerinden haberin yok. Ne yaptığından haberin yok senin. Allah muhafaza eylesin. O muvazaneyi kaybetmiş. Hani diyorlar ya, yok unutuyorum, yok dağıtıyorum, yok işte odak problemim var. Hepsi de zikrullah ve üstada bağlı olmamaktan kaynaklanıyor. Bir kimse kendini Kur'an ve sünnet dairesinde üstada, Resulullah'a, Allah'a bağlayan bir kimsenin böyle halleri olur mu? Olmaz. Psikolojik sıkıntısı da olmaz. Bakın bir kimsenin, bir kimse, tekrar söylüyorum, bir mürşidi kamile bağlıysa, bir kimse Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bağlıysa, bir kimse Allah'a bağlıysa Celle Celahuna ve Kur'an ve sünnet dairesinde yaşama ve yaşatma gayreti veriyorsa, o kimsenin psikolojik problemi olmaz.
O kimsenin böyle dağınıklığı olmaz. O kimsenin disiplinsizliği olmaz. O kimsenin böyle bir umarsızlığı olmaz. O kimsenin böyle odak problemi olmaz. Olmaz. İnsanlar neden dağılıyorlar? Kur'an'a, sünnete tabi olmadıklarından, tabi olmadıklarından, itaat etmediklerinden, neden dağılıyorlar? Kendilerinden olan bir imama itaat etmediklerinden, tabi olmadıklarından. Yani bir kimse Kur'an ve sünnete iman etti, yaşayacak onu. Bir kimse üstada biat etti, itaat edecek ona ve yaşayacak onu. Ama ben biat ettim ama dilime geleni söylerim, elime geleni yerim, dile geleni derim diyorsa, o dervişlik değil, o sufilik değil. O disiplinsizlik olmaz zaten. Allah muhafaza eylesin. Niçin bir insan yola giriyor?
Yola girme sebebi ne? Ben nefsimi terbiye edeceğim. Neyle terbiye edeceğim? Kur'an sünnet dairesinde üstadının tavsiyeleriyle. Tavsiyeye itaat edecek. Tabi olacak. E ondan sonra derviş dağılır mı? E sen nefsine uyarsan dağıtırsın. Dersini çekmezsen dağıtırsın. Namazını kılmazsan dağıtırsın. E yap denileni yapmazsan dağıtırsın. Dağılırsın da. Allah muhafaza eylesin. O yüzden insanlar bunlara dikkat edecekler. Ve bu böyle hani o haya noktasına ulaşacak o kimse. E sen ne olur mu? Kimsenin hiçbir şeyden haber olmaz der de. Ondan sonra her dediğini yaparsan bu böyle olmaz. Allah muhafaza eylesin. Yani Allah korusun. Sıkıntılı bir durum. Rabbim muhafaza eylesin inşallah.
Saati doldurduk. Allah'ın sonu inşallah. Rabbim tekrardan üç aylarınızı mübarek eylesin. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışan üç aylarda derlenen, toplanan kullarından eylesin inşallah. Önzübülillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftali zikr fâlemennehu La ilahe illallah. La ilahe illallah.
El fâtiha mâ selâvâdâ. Âmîn ecmâin. Arkadaşlar, yetmiş bir tane soru kaldı.
Zamanımız yetmedi. O yüzden hakkınızı helal edin. İnşallah önümüzdeki numartesiye soru cevabı devam edeceğiz. Cenab-ı Hak gecenizi mübarek eylesin. Hakkı hak, batılı batıl bilip, hakkı hak ile yaşayan ve batılı reddeden kullarından eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Geceniz hayır olsun.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.