TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 4 HAZİRAN 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 5 Haziran 2020 · 3:04:30
Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak gündüzlerinizi, aylarınızı, yıllarınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim her nefeste kendisine yaklaştıran, her nefeste kendi rızasına kavuşturan, her nefeste cemâliyle cemalleştiren kullarından eylesin cümlemize inşâAllah. Cenab-ı Hak inşâAllah-u Rahman her türlü beladan, müsibetten, sıkıntıdan, hastalıktan, gamdan, kasavetten cümle Ümmet-i Muhammed'i ve bizleri azâde eylesin.
Rahmetiyle, lütfuyla, ikramıyla, ihsanıyla muamelede bulunsun. Rabbim cümle Ümmet-i Muhammed'i ve kardeşlerimize maddi manevi afiyetler nasip eylesin inşâAllah. Bugün Perşembe sohbetlerinde işte şirki konuşalım diye daha öncesinden söylemiştik. Bununla alakalı sorular gelmişti bir hayli ve bir hayli böyle sorular gelince biz de bir sohbet şirk olsun istedik. Çünkü bizim kafamızdaki plan program değil, biraz daha soruların üzerinde gitmeye gayret ediyoruz. Çünkü bizim için bizi dinleyenlerin neye ihtiyacı var, bizi dinleyenler hangi soruda yoğunlaşıyorlar, bizi dinleyen kardeşlerimiz ne bizden istiyorlar, onlara bakmaya gayret ediyoruz. O yüzden biz böyle istedik, biz böyle yaptık pek bizim işimiz değil.
Bilenler bilir, bizim hemen hemen bütün sohbetler sorulu cevapladır veyahut da bir konu hazırladığımızda önce o konuyu aktarız, anlatabildiğimiz yere kadar anlatırız. Ondan sonra sorulara geçeriz. O yüzden inşallah Rabbim bizleri kendi emanını alıp kendi yolunda yürüttüklerinden eylesin inşallah. Rahatsız olanlar var sohbetlerimizden. Rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Kimisi bizim ifsatçı olduğumuzu, işte ortalığı bozduğumuzu filan söylüyorlar. Özelden mesaj atanlar var, özelden mail atanlar var. Eleştiriyorlar. Eleştirilerini Kur'an-ı Sünnet dairesinde tutsalar, söyleyecek bir sözümüz yok. Hakaret ediyorlar. Hakaret edince cahil oldukları çıkıyor meydana.
Hakaret edince ilimsiz oldukları çıkıyor meydana. Hakaret edince bu sefer hani Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer Müslümanlar emindir. sözü üzerine dillerinden emin değiliz, hakaret ediyorlar. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Müslümanlık ve müminlik tariflerine uymuyor bunlar. Bize eleştirecek olan kimseler, Kur'an'la, sünnetle tasavvufun olmazsa olmaz doğrularıyla bizlere nasihatte bulunurlarsa, biz bunlara açığız.
Varsa Kur'an-ı Sünnet dairesinde eksiğimiz ki muhakkak vardır. Düzeltiriz, tövbe ederiz. Kardeşlerimize de bu konuda burada hatalı konuşmuşuz, burada eksik konuşmuşuz deyip onlar da bu meselede uyarırız. O yüzden konuşmalarımız herhangi bir partiye, herhangi bir Türkiye'deki topluluğa, bir tarikata, Türkiye'de veya dünya üzerinde herhangi bir kurum ve kuruluşta işimiz yok İslami noktada. Biz kendimizce Kur'an ve sünnet dairesinde doğru gördüğümüzü, doğru bulduğumuzu, ilk sufilerin kendilerince doğru gördüğü ve biz bu zamana kendimizce doğru olarak uyarlamaya çalıştığımız ana meseleler üzerinde konuşuyoruz. Kimsenin partisi, tarikatı, siyasal görüşü bizi bu dairede ilgilendirmiyor. Biz belli bir parti görüşünde değiliz.
Biz bir partinin elemanı, bir partinin yalakası, yancısı da değiliz. Biz herhangi bir kurum kuruluşun yalakası, yancısı değiliz. Biz kendimizce Kur'an ve sünneti yaşamaya çalışan sufi bir topluluğuz ifade edilecekse, biz Kur'an ve sünnete bağlıyız. Vatanımıza, milletimize bağlıyız. Vatanımız, milletimiz için doğru olan bir şeyse alkışlarız. Hangi partiden, hangi görüşten, hangi düşünceden olursa olsun, vatanımıza, milletimize yanlış bir şeyse, hangi partiden, hangi görüşten, hangi tarikattan, hangi topluluktan olursa olsun, biz yanlışlığı ifade ederiz. O yüzden tekrar tekrar söylüyorum, bizim Kur'an, sünnet, vatan, millet duruş noktamız, bundan rahatsız olanlar varsa, izlemesinler, bu halimizden rahatsız olanlar varsa, takip etmesinler, bu halimizden rahatsız olup da, bizimle irtibat kurmak istemeyenler, kurmasınlar, özgürler.
Herkes özgür, herkes hür, herkes birbirini sevecek diye bir kaide yok. O yüzden kimseye de zorla bir şey dik de ettiğimiz de yok. Biz, Kur'an, sünnet tarihinde kendimize hizmet etmeye gayret eden bir topluluğuz. Evet. Şimdi canım kardeşlerim, it yürür, kervan yürürmüş. O yüzden köpekler bağırdı diye, kurtlar da kafalarını kuma sokacak değil. Her köpek bağırması doğru olmuş olsaydı, meydan köpeklere, itlere kalırdı. Meydanı köpeklere, itlere bırakmayacak kadar da cesaretimiz var. Meydanı böyle ne yüdüğü belirsiz, nereden beslendikleri belirsiz, hakaret etmeyi, iftira etmeyi, kendilerine şiar edinenlere meydan bırakacak değiliz. Kimin neye gücü yetiyorsa, gelsin, koysun ortaya, ilmi olarak varsa cevap vereceği bir şey, cevabını versin.
Buradan da yayınlamasını biliriz. O yüzden gizli kapaklı işimiz yok. Meydandayız her şeyimizde. İş yerimiz meydanda. Toplandığımız tasavvuf vakfının merkezleri meydanda. Biz kendimiz meydandayız. Bakın, numaramızı yayınlıyoruz. Sormak isteyenler buradan sorabilirler. Gücümüzün yettiğince hepsini de cevaplandırmaya çalışıyoruz. O yüzden durduğumuz noktadan bir sıkıntımız yok. Allah bizi affetsin. Bu akşam da şirki konuşacağız. Şirk, ortak olmak, ortaklık, ortak koşmak anlamında. Bugün tabii şirkten bahsederken, Allah'a şirk koşmak. onunla alakalı sohbet edeceğiz. Başka bir şeyden değil.
O yüzden meseleye bakarken, şirki konuşurken sadece ve sadece Allah'a şirk koşmakla alakalı. Bugünkü sohbet dairemiz bu. O yüzden bu şirkin bir ismi de küfür. Yani şirke düşen şirk ehline, Kur'an küfür ehli olarak görüyor. Din onun küfür ehli olarak görüyor. O yüzden küfre düştü veya şirke düştü, ikisi de aynı mana geliyor. Şirk koşana da müşrik deniyor. Şirk koşulana da şerik, ortak demek. Şerik deniliyor. Şimdi, o yüzden Mekke'deki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zuhur etmezden önceki halkın inanışı müşriklik üzerinedir. Neden?
Şirke ehliler. Onlar da kendilerince Allah'a inanıyorlar. Ve değişik putları var. Bunların içerisinde en önemlileri lat, uzza, menat. O putları kendilerince Allah'a şerik veya yaklaştırıcı olarak görüyorlar. O yüzden Mekkeli müşrikler olarak nitelendiriliyor. Veya Mekke müşrik halkı veya Mekke müşrik devleti veya Mekke müşrik kuvvetleri olarak değişik tarih kitaplarında, hadis kitaplarında tarif olarak böyle görmeniz mümkün.
Terim olarak da, Allah'ın zatında, sıfatlarında, fiillerinde veya ona ibadet edilmesinde ortağı, dengi yahut benzerinin bulunduğuna inanma demektir. Özellikle zatında, sıfatlarında ve fiillerinde. Yani bir Cenab-ı Hak'ın sıfatlarının tecelliyatı olan fiillerinde. Bir şeyi yaratma fiili örneğin. Yaratma fiili Allah'a ait. Bütün fiiliyatın hepsi de Allah'a ait. Bunda bir ortaklık söz konusu değil. Yani mesela, doğa kendi kendine yarattı. Bu şirk olmuş oluyor. Veyahut da ben bu resmi yarattım. Bu şirk olmuş oluyor. Bir şeyi yaratmak deyince, veyahut da o yaratma, o yoktan var etme Allah'a ait.
O yüzden fiillerde veya ibadet edilmesinde, ona ortak koşulduğunda o zaman ne olmuş oluyor? O kimse Allah'a şirk koşmuş, küfre düşmüş oluyor. O yüzden İslam'da şirk genelde Kur'an-ı Kerim'de aynı kökten türeyen isim ve fiillerle birçok hayette geçiyor. Ve bu Kur'an-ı Kerim'in uluhiyetinde ortaklık tanımı, Allah'ın şirkin muhtevasında küfü denk benzer veya misil olarak geçer, eş benzer demek veya veli olarak geçer, dost, efendi gibi veya nit olarak geçer, özünde benzerinde ortaklık varmış gibi veya şefi,
yani şefaatçi olarak geçer veya şehit, yardımcı, lehte, şahitlik yapan kelimeleriyle Kur'an'da ifade edilmeye çalışılmış. İfade edilmiş. Kur'an'da Allah'ın varlığı ve birliği inancının birçok ayette açık ifade edilmesinin yanı sıra, herhangi bir varlığın onun uluhiyetine ortak koşulmaması, sadece ona kulluk edilmesi, ancak ondan yardım istenmesi ve ona sığınılması.
Yani Ra'at suresi ayet 36'da bahsettiği gibi, Ey peygamber de ki ben yalnız Allah'a ibadet etmek, ona hiçbir şey ortak koşmamakla emrolundum, yalnız ona davet ederim, dönüşüm de ancak onadır. O zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, hem peygamberlik mesleğiyle, peygamberlik göreviyle, kendisini tarif ederken, Kur'an'ın diliyle, Ümmet-i Muhammed'e de bir ölçü koyuyor.
Yalnız Allah'a ibadet etmek, bakın bu en önemli, şirke düşülen, küfre düşülen noktalardan birisi, ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamak, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak deyince, burada bir tevhid çıkıyor orta yere. Ve yalnız ona davet edilmek, ve yalnız ona davet etmek, bakın üç önemli ana başlık çıktı. Bir, bir kimse iman edip, iman ederken, iman ederken, sadece ve sadece Allah'a iman edip, ona ibadet edecek, ve hiçbir şeyi ona ortak koşmayacak. Bu ortak koşma, akli bir mesele, kalbi bir mesele. Bakın, ibadet etmek, Allah'a ibadet etmek, hem bu işin mane tarafı var, hem maddi tarafı var, ve yalnız ona davet etmek, bir de sadece ona davet etmek.
Yani, o zaman Allah'tan başka davet edilecek bir yer var mı? Yok. İnsanları nereye davet etmekle mükellefiz? Allah'a. İnsanları başka bir yere davet edilmesi de, ne olmuş oldu? Şirk olmuş oldu. Başka bir yere ibadet edilmesi, yine şirk oldu. Ve aynı zamanda da, başka bir şeye, Allah'a ortak koşmak, yine şirk oldu. Bunları böyle ana hatlarıyla söyleyeceğim ki, hani insanlar kendi kendilerini, kendilerini hesaba çeksinler. Desinler ki, ben ibadet ederken, neye ibadet ettim? Kime ibadet ettim? Ne için ibadet ettim? Kim görsün diye ibadet ettim? İşte, bizi ilgilendiren, şeyhim görsün diye mi ibadet ettim? Müdürüm görsün diye mi ibadet ettim?
Parti yöneticim görsün diye mi ibadet ettim? İşte, patron görsün diye mi ibadet ettim? Evlenecek olduğum kız görsün diye mi ibadet ettim? Evlenecek olduğum erkek görsün diye mi ibadet ettim? Birileri görsün diye mi ibadet ettim? Birilerine yaranmak için mi ibadet ettim? Birilerine iyi görünmek için mi ibadet ettim? Niçin ibadet ettin? O zaman buradaki Müslümanları ilgilendiren, inananları ilgilendiren en önemli maddelerden birisi bu, yalnız Allah'a ibadet etmek.
Hani Fatiha suresinde de deriz ya, yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz. Bu kaideyi Müslümanların kendi üzerlerinde oturtturması. Sadece ve sadece ona ibadet etmek. İkinci ana maddemiz, unsurumuz, dayanağımız, kaidemiz, ona hiçbir şeyi ortak koşmamak. O zaman Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak. Allah'a devleti ortak koşmamak, zenginliği ortak koşmamak, zenginleri ortak koşmamak, ne bileyim başka bir güç, kuvvet, kudreti Allah'a ortak koşmamak, Birleşmiş Milletleri Allah'a ortak koşmamak, Avrupa Birliği'ne Allah'a ortak koşmamak, ABD'yi Allah'a ortak koşmamak, hastalığı Allah'a ortak koşmamak,
zenginliği, fakirliği, güzelliği, çirkinliği, yakışıklılığı, boylu poslu olmayı, hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmamak. Burası çok önemli. Hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmamak. Yani kapitalizmi, sosyalizmi, komünizmi, faşizmi Allah'a ortak koşmamak. Yok işte filanca çok akıllıymış da yok filanca çok bilgiliymiş de Allah'a ortak koşmamak. Hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmamak. Hiçbir gücü, hiçbir kuvveti, hiçbir kudreti, Allah'tan başka güç, kuvvet, kudret, kanun koyucu tanımayıp Allah'a ortak koşmamak. Burası öylesine müthiş bir şey ki sizi bütün dünya üzerinde hür edecek, bütün dünya üzerinde sizi imanınızın üzerinde diriltecek en önemli bir şey. Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak. Bu böyle hani İslam'a saldırmak isteyenler, tasavvufa saldırmak isteyenler veyahut da işte kolaylarına gelir ya Müslümanlara saldırmak isteyenler işte siz hocanıza ortak koşuyorsunuz da yok şeyhinize ortak koşuyorsunuz da.
Canım kardeşim şunu iyi bil. Hiçbir şeyh kendince Allah'a ortak kendisinin üzerine koşmak istemez. Ama bugün dünya kapitalizmi Allah'a ortak koşuyor. Dünya bugün devlet sistemlerini Allah'a ortak koşuyor. Bugün dünya birleşmiş milletlerine Allah'a ortak koşuyor. Bir yerde eşcinselliği, Allah'ın lanetlediği, bütün dinlerin lanetlediği bir fiiliyatı bugün olması lazım diyenler Allah'a ortak koşuyor. Veyahut da Allah'ın lanetlediği, Allah'ın yasakladığı, Allah'ın haram ettiği şeyleri. Bugün insanlar normalde bugün Allah'a bunların haram edilmemesi lazım diyorsa Allah'a ortak koşuyor. Şirk üzerinde yaşıyor. Yani ibadet edenler mesela Allah'tan başka bir şey için ibadet ediyorlarsa nasıl şirk koşuyorlarsa Allah'tan başka bir şeyde ortak koşanlar bilerek veya bilmeyerek bilmeyerek, bilmeyerek de koyarım.
Sebep öğren kardeşim dinini. Allah'ın hükmünden başka hüküm arıyorsan Allah'a şirk koşuyorsun. Allah'a ortak koşuyorsun. Allah'ın hakimiyetinin haricinde hakimiyet arıyorsan Allah'a şirk koşuyorsun. Allah'a ortak koşuyorsun. Kur'an ve sünnetin dışında bir doğru arıyorsan Allah'a şirk koşuyorsun. Allah'a ortak koşuyorsun. Ve yalnız O'na davet etme. Bakın davet edilecek en önemli yer Allah'tır. Davet ettiğin yer Allah olmalı. Davet ettiğin Kur'an ve sünnet olmalı. Davet ettiğin Kur'an ve sünnet yolu olmalı. Kendi heva ve hevesine değil, kendi benliğine değil, kendi kimlik ve kişiliğine değil, kendi inandığın hikayelere değil, kendi inandığın ritüellere değil, kendi inandığın herhangi bir şeye değil.
Davet edilecekse insanları Allah'a davet edeceksin. Bakın Allah'a ayeti kerimede diyor ki yalnız O'na davet ederim. O zaman davetimiz bizim neye olacak? Allah'a olacak. İnsanları davete, davetimiz İslam'a olacak. Başka bir şeye değil. Eğer davet İslam'a değil ise, eğer davet Allah'a değil ise, o zaman o kimse de şirk üzerinde oldu. İnsanlar kendi heva heveslerini davet ediyorlarsa, insanlar Kur'an ve sünnete davet etmiyorlarsa, bence böyle olmalı deyip Kur'an ve sünnetin dışına çıkıyorlarsa, o zaman o insanlar da ne oldu? Şirk ehli oldu. Benim şeyhimin şeyhimin şeyhi böyle yapardı deyip, Kur'an ve sünnetin dışında bir fiiliyatı yerine getiriyorsa ve ona davet ediyorsa insanları, insanları o kimse şirk oldu.
İşte benim liderim böyle yaptı, benim liderim böyle eder dediğinde, kendi liderine davet ediyorsa insanları ve onun lideri Kur'an ve sünnetin içerisinde değil ise ve onun lideri de Kur'an ve sünnet dairesinde olan şeyler söylemiyorsa, o kimse de şirk ehli oldu. O zaman davetimiz neye olacak? Allah'a olacak. Kıymetli kardeşler, ben o yüzden derim Mustafa Özbağ'ın yolu yok. Ben o yüzden derim Mustafa Özbağ'ın kendince bir kimliği, kişiliği yok. Davet neyedir? Allah'adır. Benim bir yolum yok. O yüzden bana derler ki yolun ne? Benim yolum Allah'a koşmak. Benim yolum fütursuz bir şekilde, hiçbir şeye takılmadan Allah'a koşmak. Allah'a koşarken de Kur'an ve sünnet dairesinde, Kur'an ve sünnet ölçüsünde Allah'a koşmak. Benim için başka bir ölçü yok. Yok orada iki adım neden atmadın? Yok burada bir adım neden atmadın? Benim için ölçü değil.
Benim için ölçü, Kur'an, sünnet, imamların iştahatları ve ilk sufilerin tercihleri. İlk sufilerin iştahatları. Beni başka bir şeye ilgilendirmez. Hiç kimse etrafımda kalmayacağını bilsem dahi, 30 kusur yıldan beri bunu savunmuşum. 30 kusur yıldan beri yolum bu. İnsanların canı sıkılabilir, kalbi daralabilir, gönülleri hoşnut olmayabilir, Kur'an ve sünnetin ölçülerinden nefisleri rahatsız olabilir.
Hiç umrumda değil. Yeter ki Mustafa Özban dilinden Kur'an ve sünnet çıksın. Yeter ki Mustafa Özban tavsiyesi, nasihatı Kur'an ve sünnet olsun. Başka benim hesap vereceğim hiçbir şey yok. O yüzden yalnız ona davet etmek önemli bir şeydir bu. Bu kimi ilgilendirir? Bu devlet başkanlarını ilgilendirir. Bu müftüleri ilgilendirir. Bu siyasi parti liderlerini ilgilendirir. Bu şeyhleri ilgilendirir. Bu toplumun önündeki kimseleri ilgilendirir. Bu davet edici, davetçi olan insanları ilgilendirir. Babaları ilgilendirir. Ey babalar! Çocuklarınızı ne tarafa sevk ediyorsunuz? Ey anneler! Çocuklarınızı ne tarafa sevk ediyorsunuz? Anne ve babalar çocuklarını Allah'a mı davet ediyorlar? Yoksa kendi dedelerini, nenelerini yollarına mı davet ediyorlar?
Anne ve babalar çocuklarını Allah'a mı davet ediyorlar? Yoksa kendi heva ve heveslerine veya çocukların heva ve heveslerine uyup onlara mı davet ediyorlar? O yüzden bu konu çok önemli. Kim nereye davet ediyor seni? İnsanları içkiye mi davet ediyorsun, kumara mı davet ediyorsun, insanları fuhşa mı davet ediyorsun, insanları lezbiyenliğe mi davet ediyorsun, insanları eşcinselliğe mi davet ediyorsun, insanları Kur'an ve sünnetin dışındaki bir hukuka, bir kanuna, bir nizamnameye mi davet ediyorsun, insanları ne ile yönetiyorsun, ne ile yönlendiriyorsun?
Bunlar bütün toplumu ilgilendiren şeyler. Evet nereye davet ettin, kime davet ettin? Nereye ve kime davet ettin? Eğer Allah'a davet ettiysen o zaman Allah'ın Kur'an'ından bahset. Eğer Allah'a davet ettiysen o zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinden bahset. Eğer sen Allah yolcusuysan, Kur'an ve sünnetten başka senin davet edeceğin bir şey olmaz. Eğer sen Allah insanıysan, Kur'an ve sünnetten başka ölçün olmaz. Ben Allah'a koşuyorum diyorsan, Kur'an ve sünnetten başka ölçün olmaz. Dığdımın, dığdının dığdıyla, filancanın, fişmancanın, feşman kesesin böyle demesiyle din olmaz. Din, Kur'an ve sünnettir. Kim Kur'an ve sünneti kendisine ölçü etmezse, o şeytani bir yoldadır, şirktedir, köbürdedir. Bu bu kadar basittir. O yüzden bunun dışında yol arayanlar, bunun dışındaki yollara gidenler, Müslümanım demiş olsalar dahi şirk ehlidirler.
Niceleri vardır ki kendisini Müslüman görüyordur ama Müslüman gördüğü halde saplantı olarak Allah'a ortak koşmuştur herhangi bir gücü kuvveti. Saplantı olarak herhangi bir şeye davet ediyordur o kimse ve saplantı olarak onda duruyordur. O başka bir şeye ibadet ediyordur. O yüzden ibadet ancak Allah'a ibadet eder, ancak ondan yardım dileriz ve ancak ondan başka bir şeye ibadet etmeyenler kurtuluşa ererler ve ancak ona hiçbir şeyi ortak koşmayanlar kurtuluşa ererler ve ancak Allah'a davet edenler kurtuluşa ererler.
Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Yine Kev suresi ayet 110 Ey Muhammed de ki ben de sizin gibi ancak bir beşerim. Bana ilahınız ancak bir ilah olduğu vahiy olunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa salih amel işlesin ve ibadette hiçbir şeyi Rabbine ortak koşmasın.
Bakın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Kur'an'ın diliyle diyor ki ben de bir beşerim. O zaman ve ancak hiçbir şeyi Rabbine ortak koşmadan salih amel ile Allah'a ibadet etsin diyor. Burada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ayet-i kerimenin başında beşerim derken bütün beşere müjde veriyor. Kendine ibadet edilmesini istemiyor. Bakın bir peygambere ibadet edilmiyorsa hiçbir şeye, hiçbir kimseye ibadet edilmez. Yaratılmışların en yücesi olan, yaratılmışların en üstünde olan ve yaratılmışların ilki olan hatta mana boyutuyla ayrı bir meseledir bu. Ben yaratılmışlar varlıkla alakalı meseleyi söylüyorum.
O varlıkta ilk varlığa tecelleden, ilk varlığa tecelleden ve hiçbir şey yok iken ilk onun ruhaniyeti ve nuraniyeti yaratılmış olan Hz. Muhammed Mustafa diyor ki ben beşerim ve bana ibadet etmeyin. Kıymetli dostlar, Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Kur'an'ı deyimiyle ben beşerim dediğinde o zaman ve beşerim denildiğinde ona ibadet edilmemesi gerektiğini söylüyorsa, hani bir kısım sahabeler baktılar ki bir kısım inanç sahipleri kendi din önderlerinin önünde secde ediyorlar.
Sahabeler bunu görünce dediler ki eğer birisine secde edilecekse bu Hz. Muhammed Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. Dediler ki biz onun kıymetini bilememişiz, biz onu tam anlayamamışız, biz tam ona sevgimizi gösterememişiz, biz onu ilk gördüğümüzde secde edelim. Ve sahabeler onu ilk gördüklerinde secde etmeye kalktılar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onları secdeden men etti. Onların secdelerini ortadan kaldırdı. Dedi ki kulun kulağı ibadeti yoktur. Kulun kulağı secde etmesi de yoktur. O zaman kıymetli dostlar, biz hiçbir kula kulluk yapmayız. Hiçbir kulağı önünde eğilmeyiz. Bakın kula teşekkür etmek Allah'a teşekkürdür.
Bu ayrıdır. Kula kulluk etmek farklı bir şeydir. Ve kulağı hatta başka bir hadis-i şerifte kim birisinin zenginliğinden dolayı ona temanada bulunursa onun dininin yarısı gider der. Demek ki biz Allah'tan başka zengin, Allah'tan başka aktap, Allah'tan başka ulu, Allah'tan başka yüce hiç kimseyi tanımayacağız. Ve insanlara Allah'tan başka hiçbir şeye ibadet etmemelerini önereceğiz.
Bu sohbet size biraz farklı gelebilir. Keskin gelebilir size. Ama şirk meselesi keskin bir meseledir. O yüzden hani böyle gece hadis-i şerifte öyle tarif eder. Gece şirk öyle bir şeydir ki gece karanlıkta kayanın üzerinde yürüyen karıncanın sesi gibidir. Karanlıkta o karıncanın sesini duymak mümkün mü? Değil.
Şirk böyle bir ince bir meseledir. O yüzden insanın kalbinde böyle bir şey girerse Allah muhafaza eylesin. O kimsenin bütün imanı gider, ibadeti gider şirke düşman noktasıyla alakalı. O yüzden kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa, ayeti kerime bu, kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa salih amel işlesin. Yani iyi ameller işlesin, iyilikler yapsın, iyi insan olsun. Ağzından iyilik çıksın, dilinden iyilik çıksın, gözünden iyilik çıksın, kulağından iyilik çıksın, elinden iyilik çıksın, ayaklarından iyilik çıksın. O kimse iyi insan olsun. Kalbinden iyilik aksın onun. İyi insan nedir? İyi insan. Tarif ediyorum. Mümkün olduğunca hiç kimseye kötülük yapmayan insandır. Sizin en hayırlınız etrafına zarar vermeyeninizdir.
İyi insan nedir? Etrafına zarar vermeyendir. İyi insandır o. Eğer bir kimse etrafına zarar vermemeyi düşünüp de insanlara ve etrafına, etrafına bakın, yeşile, hayvana, kediye, köpeğe, kuşa, balığa, işte ne bileyim yeşilliklere, meralara, denizlere, nehirlere kötülük yapmayan, zarar vermeyen, insanlara zarar vermeyen, çocuklara, kadınlara, anneye, babaya, eşlere zarar vermeyen kimse. Bakın zarar vermeyen, insanların en hayırlısı. O zaman kim salih amel işlemek istiyorsa, birinci derecede etrafına zarar vermemeye hedefleyecek. İkincisi ne bunun? Etrafına en fazla faydalı olan. Hadis-i şerifte öyle diyor. Sizin en hayırlınız, etrafına en fazla faydası dokunanınızdır. O zaman kim Rabbine kavuşmak istiyorsa, bakın ayet-i kerime açık.
Bir, insanlara zarar vermeyi düşünmeyecek. İki, elinden geldiğince insanlara hayır hah olacak. İyilik yapmaya çalışacak. İyiliği gösterecek. İyiliği anlatacak. Ve ardından da diyor ki, ibadette Allah'a, Rabbine ortak koşmayan kimsedir. Ve bunları yaparken, bu salih amelleri yaparken, bunların hepsi de ibadet hükmünde. Çünkü Allah'a ortak koşmayacak. Vay cömert desinler diye cömertliğini göstermeyecek. Vay ya şu beni beğensin deyip de kalkıp da hava atmayacak, şata atmayacak. Allah muhafaza eylesin inşallah. Yine, Allah'a secde etmekle alakalı. Ayet-i kerime, cin suresi, ayet 20. Ey Muhammed de ki, ben sadece Rabbime ibadet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmam.
Yine peygamberinin dilinden söylüyor. Diyor ki, sadece Rabbime ibadet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmam. O zaman biz sadece ve sadece Allah'a ibadet etmeyi ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamayı kendimize ne yapacağız? İstikamet belirleyeceğiz. Ve yine putların hiç kimseye faydası olmaması ve putları kendisine eş etmeme, putlara tapınmama.
Ne güneşe secde edin, ne aya. Fusule suresi, ayet 37. Bunları yaratan Allah'a secde edin. Eğer gerçekten ona ibadet ediyorsanız. O zaman özür dilerim. Burada ibadet, hani güneşe aya tapanlar var diye onlara söylüyor. Veyahut da doğa olaylarına tapanlara söylüyor. Diyor ki, onları yaratmadı. Ya, onları yaratan Allah. İşte sürüyse tapınanlar var ya, sürüyse Allah görenler var. O yüzden veya güneşe Allah görenler ve hatta işte ayı Allah görenler. Hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmayın. Ve putların hiç kimseye faydası vermemesiyle alakalı. Maide 76. Ey Muhammed de ki, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi ibadet ediyorsunuz? Allah her şeyi çok iyi işiten, çok iyi bilendir.
Demek ki insanların bir kısmı ne yapacak? Allah'ı bırakıp hiçbir şeye gücü yetmeyen putlara ibadet edecek. Ve onlara meyletecek. Mesela, geçmiş dönemde Mekkeli müşrikler, Laat, Uzza, Menat adında putları vardı. Daha birçok putları vardı da, Kur'an'da geçenleri ben size söylüyorum. Ve insanlar Allah'ı bırakıp onlara ibadet ediyorlardı. Bugün insanların Laatı, Menatı, Uzza'sı değişti. Bugün de insanlar Allah'ı bırakıp paraya tapınıyorlar. Allah'ı bırakıp makama, mevkiye tapınıyorlar. Allah'ı bırakıp gücü, kuvvete, kudrete tapınıyorlar. Allah'ı bırakıp Amerika'ya tapınıyorlar. Allah'ı bırakıp batıya veya doğuya tapınıyorlar. Allah'ı bırakıp siyasi liderine tapınıyor.
Allah'ı bırakıp şeyhine tapınıyor. Allah'ı bırakıp hocasına, hacısına tapınıyor. Allah'ı bırakıp eşine tapınıyor. Allah'ı bırakıp kocasına, çocuğuna tapınıyor. Allah'ı bırakıyor. Herkesin kendince bir putu var Kimisinin çocukları put olmuş Allah'ı bırakmış çocuklarına tapınıyor Kimisinin karısı put olmuş Allah'ı bırakıyor hanımına tapınıyor Kimisinin kocası put olmuş Allah'ı bırakıyor kocasına tapınıyor Kimisinin babası put olmuş Allah'ı bırakıyor babasına tapınıyor Kimisinin annesi put olmuş Allah'ı bırakıyor annesine tapınıyor
Kimisinin siyasi lideri put olmuş. Allah'ı bırakıp siyasi liderine tapınıyor. Kimisinin kendi hocam dediği kimsesi put olmuş. Allah'ı bırakıp hocasına, hacısına tapınıyor. Kimisi Allah'ı bırakıp şeyhine tapınıyor. Farkında veya farkında değil. Kimisi Allah'ı bırakmış, gitmiş olduğu yolu tapınıyor. Kimisi Allah'ı bırakmış, mezhebe tapınıyor. Kimisi Allah'ı bırakmış, meşrebe tapınıyor. Kimisi Allah'ı bırakmış, doğaya tapınıyor. Kimisi Allah'ı bırakmış, işte kendince aklına tapınıyor. Kimisi Allah'ı bırakmış, dolarlarına tapınıyor. Kimisi Allah'ı bırakmış, silahına tapınıyor. Kimisi Allah'ı bırakmış Birleşmiş Milletler'e tapınıyor, kimisi Allah'ı bırakmış Avrupa'ya tapınıyor, kimisi Allah'ı bırakmış layıklığa tapınıyor, kimisi Allah'ı bırakmış, Allah'ı bırakmış, işte kendince tapınacak bir ilah bulmuş.
Kendince tapınacak, kendince bir bugünün latı uzatı menatını bulmuş ve kendince taşlardan, otlardan, kendince ateşten medet bekleyen insanlar haline gelmişler. Ve Cenab-ı Hak, Peygamber'in dilinden diyor ki, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi ibadet ediyorsunuz? Ve bunlara sorulduğunda neden bu zarar vermeye şeylere taparsanız dediğinde de, bunlar diyorlar ki Allah katında bunlar bizim şefaatçilerimizdir.
Orada da ne Yunus Suresi ayet 18'de diyorlar. Ve ey Muhammed de ki onlara cevap oraya, göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi ona haber veriyorsunuz? Allah onların ortak koştuklarından yücedir, beridir. Ve bunlar tapınırlarken de kendilerince onu Allah adına tapındıklarını söylüyorlar. Ve kendilerince Allah'a yaklaştırıcı olarak görüyorlar. Ve kendilerince kendilerini muhafaza edecek, koruyacak, ayakta tutacak, zenginleştirecek, hastalıktan kurtaracak gibi gibi gibi gibi şeyleri vesile ederekten onlara tapındıklarını söylüyorlar. Rabbim cümle ümmeti Muhammed'i böyle tapınışlardan korusun inşallah. Ve yine o putların veya insanların Allah'tan başka tapındıkları, Allah'tan başka inandıkları, Allah'tan başka kanunlarına bel bağladıkları, Allah'tan başka güç ve kudret ve kuvvete bel bağlayanlar için Araf suresi ayet 191-192 Hiçbir şey yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan şeyleri mi Allah'a ortak koşuyorlar?
Bakın hiçbir şey yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan şeyleri mi dediğinde bütün her şey girer buna. Bakın bunda artık varlığa tamamiyetle baktığınızda varlıkta herhangi bir unsur. Çünkü hepsinde ne yaptı? Allah yarattı. Ve o Allah'ın haricindeki hiçbir şey, hiçbir şey yaratamayacak. Ve insanlar onlara tapınıyorlarsa Allah muhafaza eylesin. Allah'a ortak koşmuş oluyorlar. Ve o putların kendilerine tapanlara yardım etmeye güçleri yetmez. Hatta kendilerine bile yardım edemez. Buradaki putlar herhangi bir heykel veya heykelcikle sınırlandırılması mümkün değil. Bir korku da puttur, açlık korkusu da puttur, kaybetme korkusu da puttur, kulunun kesilme korkusu da puttur.
Hakkı ve hakikati söyleyemeyip korkmak da bu dairede bir puttur. O yüzden o putlar dediğinde, o şeyler dediğinde Allah'tan gayri neye tapınıyorsa o kimse hepsi de bunun içerisine girer. Ey Muhammed onlara de ki, gökleri ve yerin Rabbi kimdir? O Allah'tır de. Allah'ı bırakıp kendilerine hiçbir fayda ve zararı vermeyen şeyleri mi dostlar edindiniz de? Hiç körle gören biri olur mu de? Yoksa Allah'ı Allah gibi yaratmaya kadir ortaklar mı buldular da yaratmanın kim tarafından olduğuna şüphe ettiler? Onlara de ki, göklerin ve yerin Rabbi kimdir? Onlar cevap vermeden kendi cevap veriyor.
O Allah'tır. Başka bir ayet-i kerimede onlara sorsan diyor, göklerin ve yerin Rabbi kimdir? Onlar Allah'tır derler diyor. Ama diyor, ayet-i kerime devam ediyor. Aynı şey. Allah'ı bırakıp kendilerine hiçbir fayda ve zararı vermeyen şeyleri mi dostları edindiniz? O zaman biz kendimize veli, dost seçeceksek o Allah'tır. Biz, bizi koruyacak olan, bizi muhafaza edecek olan, bizi hıfzına alacak olan kimdir?
Allah'tır. Rabbim bizi öyle inananlardan eylesin inşallah. Yine öldüren ve yaşatan ve yeniden diriltecek olan Allah'tır. Furkan ayet 3, müminler Allah'ı bırakıp hiçbir şey yaratamayan, üstelik yaratılmış olan, kendilerine hiçbir zarar ve hiçbir fayda veremeyen, öldüremeyen, yaşatamayan ve tekrar dilitemeyen ilahlar edindiler.
O zaman ne öldürmeye muhtedir olan, ne de yaşatmaya muhtedir olan, ne de öldürmeye muhtedir olan bir kimseye ilah edinmek aptallıktan başka bir şey değil. O zaman Cenab-ı Hak bizi koruyor. Diyor ki, öldüremeyen, yaşatamayan ve tekrar dilitemeyen ilahlar edinmekte ne olmuş oldu? Şirk olmuş oldu. Desek ki şimdi bir putun önüne gitsek, bizi öldür, öldüremez. Desek ki o puta, ölüleri dirilt, diriltemez. Desek ki o puta bunları yaşat, yaşatamaz. O zaman öldürmeyen, yaşatmayan, diriltmeyen yeniden. Neden biz onları kendimize ilah edinelim? Allah'ım iyi etsin inşallah. Ey insanlar, size bir misal verildi, dinleyin onu.
Sizin Allah'tan başka taptıklarınız tek bir sinek dahi yaratamazlar. Muhteşem bir şey bu. Cenab-ı Hak tabiri caizse şataat ediyor. Diyor ki, ey insanlar, Allah'tan başka diyor, Taptıklarınız hiçbir şey, bir sinek dahi yaratamazlar. Ve düşündüğünde evet, bir sinek yaratın hadi, yaratamıyorlar. Olmuyor. Bilim, bilim, bilim, … Eyvallah. Hadi bir sinek. Yok. Sınıfta kaldı. Bilim, bilim, bilim, … Bak korona. Şu ana kadar hala da sınıfta kaldı. Demek ki, her şey bilim değil. Her şey bilimle alakalı değil. Bilimde böyle her şeye yetecek diye de bir kaide yok. Onun da bir sınırı var.
Bilim de sınırsız değil. Onun da normalde neyle sınırlı? İnsanların aklıyla sınırlı. İnsan aklının üstünde olan şeylerde ne oldu? Pes etti, mat oldu. O zaman bir sinek yaratabiliyor mu? Hayır. Bilimi ilahlaştırmanın bir anlamı yok. Aklı ilahlaştırmanın bir anlamı yok. Akıl, bizim varlığı anlamamıza, Allah'ı bilmemize yardımcı olacak olan bir nesne. Akıl ilah değil. Allah bizi muhafaza eylesin inşallah. Evet, atalarının yolunu doğru kabul edenler.
Allah'a ortak koşanlar, eğer Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız ondan başka bir şeye hiçbir şeye ibadet etmezdik. Yine onun helal kıldığını haram saymazdık derler. Bunlardan önceki kafirler de böyle yapmışlardı. Peygamberlere düşen ancak apaçı tebliğdir. O zaman biz bu Allah'a ortak koşanlar ne yapıyorlar? Atalarının yolunu takip ediyorlar. Atalarının yolu doğru ise eyvallah. Ama atalarının yolu doğru değil ise ve onlara doğru yol tebliğ edildiyse, onlara doğru Kur'an sünnet tebliğ edildiyse, Kur'an ve sünnet bir kenarda dururken, orada dururken, Kur'an ve sünnetin dışında, Kur'an ve sünnetin hilafına bir doğru, doğru değildir. Bu ister benim babam böyle derdi de, ister benim annem böyle derdi de, istersen benim şeyhimin şeyhi böyle derdi de, bu doğru değil.
Doğru olan ne? Allah'ın dini. O zaman atalarımızın dini dediğimizde ta Ötüken'e gidip Ötüken'deki atalarımızın dinlerine mi bakacağız? Veya herkes kendi atalarının dinine mi gidecek? Allah muhafaza eylesin. Bizim inancımız Kur'an ve sünnet. O zaman biz Kur'an ve sünnete iman ettik. O yolda yürürüz. Ve yine onlar derler ki, eğer Rahman olan Allah dileseydi, kendisine ortak koştuklarımıza ibadet etmezdik derler.
Bunlar da ne? Bunlar da kaderiyeciler. Onlar ne diyor? Allah dileseydi, biz ortak koşulanlara ibadet etmezdik. Yani Allah diledi sizin şirkliğinizi öyle mi? Sizin küfrünüzü Allah diledi. Allah muhafaza eylesin. Ve onların diyor, bu söyledikleri de hiçbir bilgiye dayanmıyor. Ve onlar yalan söylüyorlar. Yani Allah dileseydi, ortak koştuklarımıza ibadet etmezdik sözü doğru bir söz olmuyor. Yine müşriklerin durumunun tasvir edildiği, müşriklerin durumu tasvir ediyor. Ve şirkin küfür olduğu belirtilen Ali İmran, ayet 151, ayet-i kerime, Allah'ın hakkında hiçbir şey indirmediği şeylere, ona ortak koştuklarından dolayı yakında kafirlerin kalplerine korku salacağız. Onların varacağı yer ateştir. Zalimlerin karargahı ne kötü bir yerdir.
Ali İmran 151. Tabi bunlar bu ayet-i kerimeleri sıraladıktan sonra, böyle hadis-i şeriflerde şirk geçen, şirk görünen, küfür görünen bazı hadis-i şerifleri de alalım. Önce bununla alakalı münafık amelde nifak saçmak, amelde riya göstermek, Allah muhafaza eylesin. Münafıklığın belirtisi üçtür diyor Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Söylediği vakit yalan söyler, söz verdiğinde vakit sözünde durmaz, kendisine güvenildiği vakit emanete hıyanet eder. Bu adam namaz kılıp oruç tutsa da ve kendini Müslüman saysa da yine münafıktır diyor. O zaman amelde münafıklıklar var, Allah muhafaza eylesin. O zaman amelde münafıklığın belirtisi üç, söylediği vakit yalan söylüyor.
Yani bunu böyle Allah affetsin, şimdi Türkiye'de yalan haber bile suç değil ya, gazetelerde, televizyonlarda, yalan haber suç değil. Böyle olunca yalan söylemek insanın şiarı gibi oldu. Bunlar tabii söz verdiği zaman sözünde de durmuyorlar. Yalancı bir kimse, yalan arkasından sözü verdiğinde sözü durmamayı da getiriyor. Bunlar normalde arkasından da emaneti, hıyaneti getiriyor. Bunlar böyle zincirleme gidiyor. Ve bunlar namaz da kılsa, oruç da tutsa, o zaman bunlar diyor münafıktır. Allah muhafaza eylesin. O zaman bir kimseye bakacağız, söylediğinde yalan söylüyorsa, söz verdiğinde sözünü yerine getirmiyorsa, ve emanete de hıyanet ediyorsa, o kimse oruç da tutsa, namaz da kılsa münafıktır.
Allah münafıklıktan cümlemizi muhafaza eylesin. Yine bir sert bir hadis-i şerif. Kişi ile şirk arasında fark, namazın terkidir. Kıymetli dostlar, Hanefiler namazın terkini küfür olarak görmemişler. Ama Şafiler namazın terkini küfür olarak görmüşler. Fakat Hanefiler namazın terkini küfür olarak görmemişler. Fakat farklı cezai sistemler getirmişler. O zaman namaz önemli bir ibadet. Bir kimse namazı kasten terk ediyorsa, tövbe etsin, namazına tekrar başlasın. Bu onun için çok sakıncalı bir durum. Allah muhafaza eylesin. Yine Tirmizi'de küfür ile iman arasındaki fark, namazın terkidir demiş. Rabbim muhafaza eylesin. Yine bizimle kafirler, münafıklar arasındaki fark, kılmayı taahhüt ettiğimiz namazdır demiş.
Kim namazı terk ederse kafir olur diye Tirmizi'de ve Nesai'de hadis-i şerif var. Allah muhafaza eylesin. Yine bakın bunlar amelde küfür olan şeyler. Amelde şirk olan şeyler. Hırsız, hırsızlık ettiği zaman mümin olduğu halde hırsızlık etmez. Bakın hırsız, hırsızlık ettiği zaman mümin olduğu halde hırsızlık etmez. Hırsızlık, örneğin bir kimsenin kendi evine, kendi dükkanına girip ondan bir şey almak.
Hırsızlık etmek, habersiz ondan bir şey çalmak veyahut da bir kimse işte ödemediği bir borcu ödedim demesi. Hırsızlık örneğin. Borcunu inkar ediyor, hırsızlık yapmış oluyor. Veyahut da bir kimse kamu malını kendi uhdesine geçiriyor. Hırsızlık yapıyor. Veyahut da bir kimse ihalelerde fesat çıkarıyor. Hırsızlık yapıyor. Veyahut da bir şeyi ihale ediyor. İhale ettiği şeyden kendisine yüzdelik alıyor. Hırsızlık yapıyor. Veyahut da bir kimse kalkıyor, birisinin özel arsasına özel imar çıkarıyor. Hırsızlık yapıyor. Bakın hırsız bunlar. Ve o kimse diyor hırsızlık yaparken iman üzerine hırsızlık yapmaz. Allah muhafaza eylesin. Yine bu zina ile alakalı bir hadis-i şerif var böyle.
Kişi iman üzerine zina yapamaz diyor. Enteresan bir şey. Yine içki ile alakalı kişi iman üzerine içki içemez diyor. İman üzerine içki de içemez. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Bunlar da amelde şirke düşme meseleleri. O zaman burası çok önemli. Bir kimse ibadette farz olan şeylerde gevşeklik yapmayacak. Günah-ı kebair olan şeylerde gevşeklik yapmayacak. Büyük günahlarda ne yapacak? Gevşeklik yapmayacak. Allah muhafaza eylesin. Şimdi tabi o büyük günahlar çünkü Hucurat Suresi ayet dedi. Allah size küfrü, fasıklığı ve isyanı çirkin gösterdi. Bakın üç hal var burada. Allah size küfrü, fasıklığı ve isyanı çirkin gösterdi. O zaman küfür farklı. Fasıklık farklı.
İsyan farklı. Hanefiler bu ayet-i kerimeyi kendilerine ölçü aldıkları için mesela namaz kılmayı küfür olarak nitelendirmemişler. Fasıklık olarak nitelendirmişler. Küfür olarak nitelendirdikleri şeyler az önce ayet-i kerimelerle beyan ettiğim şeyler. Ama Hanefiler bir farzı inkar etmeyi veyahut da Kur'an-ı Kerim'den bir hükmü inkar etmeyi küfür olarak görmüşler. Bunda hemfikir zaten Şafisi, Malikisi, Hanbelisi bütün mezhepler. 32 mezhebin 32'si de bunda bugüne kadar var olmuş olan yaklaşık 30 kusur mezheb var. Geçen günde mezheplerle alakalı bir laf söyledik. Cahil cühele takımı takıldı ona. Hani işte 4 mezhepte takılıp kalıyorlar ya. Canım kardeşim şu anda dünya üzerinde 4 mezhep ayakta durmuş.
Daha önce mezhep olarak kabul edilmiş mesela Süfyan-ı Servi. Mezhep imamıdır. Bilmiyorlar, bilmediklerini de bilmiyorlar. Yani bir kimse bilmiyordur, öğrenmeye çalışır. O bilmeyenlerin iyisidir. Bilmiyordur, bilmediğini de bilmiyordur veyahut da bilmediğini de bilmediğini bilmediğinden bildiğini iddia ediyordur. O kimse bilmeyenlerin en kötüsüdür. O bilmediğini bilmiyor, bilmediğini bilmediği gibi kendisini de biliyor zannediyor. O bilmeyenlerin en kötüsü, en şerlisi. Onları gördüğünüzde onlara sırtınızı dönünüz diyor ayet-i kerime. Siz diyor cahilleri gördüğünüzde onlara sırtınızı dönün. Bu ne? O bilmediğini bilmiyor ve kendisini bilgili zannediyor. Bunlar aynı zamanda da kibirlidir de.
Bilmediğini bilmedikleri gibi kendilerini biliyormuş gibi zannederler. Bunlar kibirlidir. Kibirliler asla cennete giremez. Hadisi kudside gönlünde zerrece kibir bulunan asla cennetime giremezler. Bilmediğini bilmiyor ve kendini biliyor olarak görüyorsa o kibirlidir. Allah muhafaza eylesin. Bilmediğini biliyor, öğrenmeye çalışıyor. Bu bilmeyenlerin en iyisidir. Allah bizi onlardan eylesin. Şimdi insanlar bu haldeler. Bu halde olunca kendince diyor ki dört mezhep var. Canım kardeşim bilmiyorsun. Dört mezhepten fazla mezhep var. Ama dünya üzerinde şu anda ayakta kalan dört mezhep var. Bizim bildiğimiz.
Birisi ise Süfyan-ı Servi'nin kitaplarını toplasa dese ki mezhep imamıdır. Hatta İmam Buhari bile mezhep imamı hükmündedir. Evet İmam Buhari'nin bir sürü fetvası vardır. Fıkıhı vardır. Bir kimse dese ki İmam Buhari ben mezhep imamı olarak seçtim dese. Çünkü çok iştahı vardır. Çok fetvası vardır. Ona caizdir. Size ne? İlla ki herkes Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli olacak diye bir kaide mi var? Cahillik yapmayın. Bilmediğinizi bari göstermeyin. Adam dese ki canım kardeşim. Yani ben Hanefi değilim. Küfürle mi yaftalacaksınız? Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak ne yapıyor? Üçe bölmüş çirkinlikleri. Birisi küfür. O zaman bunun o günahlardan en şedidi, en zararlısı, en büyük günah kebar ne?
Allah'a ortak koşmak. Küfür. Diğerine fısk. Normalde o zaman birisinde ne diyor? Fasıklık. O da diyor, onda ne? Fısk ehli olmak. Diğer ki denir, isyan etmek. O da ne? O da çirkin görülmüş. O yüzden Nisa suresi ayet 31'de de o güzel hareket edenler, ufak ufak suçlar hariç olmak üzere günahların büyüklerinden ve fuhuşlardan kaçınanlardır. Bakın o zaman o salih insanlar var ya, o tövbe edenler, namaz kılanlar, oruç tutanlar, zekat verenler, hacca gidenler, insanlara kötülük yapmayanlar, insanların hayırlarına koşan, insanların iyiliklerine koşan kimseler. Onlar ne diyor? Onlar günahların büyüklerinden ve fuhuşlardan kaçınanlardır. Günahların büyüğü nedir?
Şirktir. Fuhuşlardan nedir? Günah kebahirlerdir. Hani var ya yine hadis-i şerifte hani yedi büyük günah var. Bu konuda çok hadis-i şerif var. Yedi büyük günahla alakalı. Bazıları on demiş. Bazı rivayetler de var. Ama yedi mütevatir. Bütün hemen hemen ashabın büyükleri bu yedi büyük günah kebari saymışlar. Helak edici yeni yedi günahtan sakının. Bunlar Allah'a eş koşmak. Yani Allah'a şirk koşmak. Allah'a ortak koşmak. Allah muhafaza eylesin. İkincisi ne? Sihir. Sihirbazlara gitmek. Sihirbazlık yapmak. Sihirle uğraşmak. Ne? Büyük günah kebahir. Bunlar tövbe etmezlerse bakın şirk koşanlar ondan sonra sihirle uğraşanlar tövbe etmezlerse kafir olarak küfür üzerinde ölürler.
Allah muhafaza eylesin. Haklı olarak öldürmek müstesna. Haklı olarak öldürmek. Devlet sana emreder. Cihada çıkmışsındır. Öldürürsün. Bu haklı öldürmektir. Bir kimse haksız yere seni öldürmeye kalkmıştır. Sen onu öldürürsün. Bu haklı öldürmektir. Bir kimse senin namusuna tasallut etti. Zorla senin ırzına geçmeye kalktı. Sen bunu öldürürsün. Bu haklı öldürmektir. Bir kimse senin kadınına, senin çocuğunun ırzına geçmeye kalktı. Onu öldürürsün. Bu haklı öldürmektir. Bakın bir kimsenin evine öldürmek kastıyla bir kimse geldi. Sen de canını korumak için onu öldürdün. Bu haklı öldürmektir. Bir kimse silahını sana doğrulttu. O seni vurmazdan önce sen onu vurdun.
Bu haklı öldürmektir. Hatta silahını ilk doğrultan iki katildir. Hadis-i şerifte öyle geçer. Yani burada işte insan öldürmek deyip kapatıyorlar. Değil canım kardeşim. Haksız yere adam öldürmek büyük günah kebahirdir. Haksız yere. Bunun altını çizelim. Haksız yere adam öldürmek büyük günah kebahidir. Senin canına kastetmeye gelmiş. Senin namusuna kastetmeye gelmiş. Senin evine saldırıyor bir kimse. Senin eşine çocuğuna saldırıyor. Senin eşinin çocuğunun namusunu heder edecek. Senin eşinin ve çocuğunun şerefini heder edecek. Bu haklı öldürme oluyor. Bakın bu haklı öldürme oluyor. İslam hukuku olmadığından dolayı insanları, namusları, şerefleri, haysiyetleri iki paralık oldu.
Evet. Bir kimse şimdi elini kolunu sallaya sallaya gidiyor. Yoldan giden bir kimseyi öldürüyor. Ondan sonra bir şey çıkıyor. Haydi dışarıda o kimse. Bir kimse çok rahat kız kardeşine tecavüz ediyor. Bu hale geldik. İdam gelmeli ülkeye. Ve idam cezası gelmeli. İdam cezası gelip, idam suçları belirlenip insanlar idam edilmeli.
İdam edilmeli ki insanlar haksız yere adam öldürmekten, tecavüz etmekten kurtulsunlar. İdam kararı gelirse hem tecavüze uğrayanlar kurtulacak, hem de tecavüz edenler kurtulacak. Sebep, adam kendince diyecek ki öldürülmek var işin sonunda. Adam diyecek ki kendi kendine haksız yere birini öldürürse sonunda öldürülmek var diyecek. Ama öyle bir şey yok. Biz ceza ürünlerinde insanları besliyoruz. Ceza ürünlerinde insan bakıyoruz biz. Ve ceza ürünleri insandan geçilmiyor. Ama suç yine önlenmiyor. Uyuşturucu üreticisi ve uyuşturucu satıcılarına idam cezası gelmeli. Haksız yere adam öldürenlere idam cezası gelmeli. Terörle askerimize, polisimize öldüren, askerimizi, polisimizi şehit eden kimselere ölüm cezası, idam cezası gelmeli.
Darbecilere idam cezası gelmeli. Birileri kalkıp silahı ele geçirdim diye seçilmiş olan hükümetleri devirme yoluna gitmemeli. O yüzden her türlü darbeci, her türlü terörist, her türlü tecavüzcü ve her türlü uyuşturucu satıcısı ve imalat edicisi idam cezası ile cezalandırılmalı. Eğer idam cezası ile bunları biz cezalandırmadığımız müddetçe bizim bu suçların önüne geçmemiz mümkün değil.
Eğitelim insanlarımızı, eğitelim ama biz insanları Darwin teorisi ile eğitmeye kalkarsak, biz insanları maymundan geldiğini inandırmaya çalışırsak, biz insanlarımızı, biz çocuklarımızı dinsizlik eğitimimizi verirsek, biz çocuklarımıza ahlaksızlık eğitimi verirsek, biz çocuklarımıza eşcinsellik eğitimi verirsek, biz çocuklarımıza fuhuş eğitimleri verirsek, kumar eğitimleri verirsek, biz o çocuklarımızın namuslarını, şereflerini, haysiyetlerini nasıl koruyacağız?
Koruyamayız, koruyamayız. O yüzden adam öldürmenin haklılığı yok ise büyük günah kebahirdir. Haklılığı var ise günah kebahir değildir. O yüzden herkesin namusu kutsaldır. Herkesin şerefi kutsaldır. Herkesin evi kutsaldır. Herkesin iş yeri kutsaldır. Herkesin kendi nefsi kutsaldır. Hiç kimse onlara dokunmamalı. Hiç kimse onlara dokunmamak için gayret göstermeli ve dokunursa devlet tarafından cezalandırılacağını bilmeli. Sen bir eve girdin zorla bir kadına, bir çocuğa, bir kıza tecavüz ettiğinde bunun cezasının ölüm olduğunu o kimse bilmeli. Yani tecavüz etmek de kalmıyor, bir de öldürüyor o hain adam.
Küçücük çocuğu inşaat alanına götürüyor, inşaatta tecavüz ediyor, bir de öldürüyor o kimse. Biz ona müebbet hapis veriyoruz. Değil canım kardeşim. O sonuçta müebbet hapiste gidiyor, cezaevinde yatıyor. Sonra bir bakıyorsun 10 yıl sonra, 20 yıl sonra, birisi ona bir af çıkarıyor. O tecavüzcü ve katil olan kimse gene aramızda dolaşıyor.
Kimse 30 yıl sonra çıktı geldi. Bu suçu işlediğinde 25 yaşındaydı, 55 yaşında geldi, karşısına dikildi adamın. Hangi baba dayanır buna? Evet. O yüzden haklı öldürülenlerden başka, Allah'ın haram kıldığı adamı öldürmek. Yani keyfi öldürmek. Otten, çöpten dolayı, bir şeyden dolayı öldürmek. Bunlar ne? Allah muhafaza eylesin. Büyük günahı kebair. Yetim malı yemek. Yedi büyük günahtan birisine yetim malı yemek. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Kıymetli dostlar, ola ki işte kardeşimiz vefat etmiştir, kız kardeşimiz vefat etmiştir, oğlan kardeşimiz vefat etmiştir. Onların mallarını böyle iç etmeye çalışmak. Allah muhafaza eylesin.
riba yemek, yani faiz yemek. Yedi büyük günah, helak edici. Helak edici yedi büyük günahtan birine faiz yemek. Faiz, müminin müminden faiz yemesi. Darül Harp'te müminle kafir arasında faiz yoktur. Müminle harip arasında faiz yoktur. Hadis-i Şerif, Hazreti Mekul Hadis-i Şerifi. Ama mümin, müminden fazlalık almayacak. Mümin, müminden faiz almayacak. Ya bu zamanda böyle ticaret olmuyor, faizsiz ticaret olmuyor dedin, küfre düştün. Bu zamanda faizsiz nasıl yapacaksın ki dedin, küfre düştün. Kıymetli dostlar, ticaret yapanlar, borç alışverişinde bulunanlar, faizden korkun ve faiz yapmaktan korkun, faiz işlemekten korkun.
Müminler, müminlerden faiz alışverişi yapmasınlar. Bunun böyle kendi kendine filanca işte cemaat şöyle düşünüyor, fişmanca cemaat böyle düşünüyor. Yok canım kardeşim böyle bir şey. Ya filancalar da böyle fetva vermişler. Mümin, müminden de alıp veremez. Alıp verirmiş faiz. Darül Harp'te. Darül Harp'te de olsa müminle mümin faiz alıp veremez canım kardeşim. Allah muhafaza eylesin. O yüzden faizden kaçınacağız. Faizden kendimizi koruyacağız. Mümin, mümin arasında. İki kişi alışveriş etmiş, borç almış vermiş. Biz ondan uzak duracağız. İşte ayeti kerimede kat kat faiz dendi. Devletin belirlediği faiz alınabilir. Alınmaz canım kardeşim. Bu fetvalar boş fetvalar. Mümin, müminden asla faiz alamaz.
Kaç para borcu? 7 lira. 7 lira tahsil edecek ondan. İsterse 10 ay sonra, isterse 20 ay sonra tahsil etsin. 7 lira tahsil edecek ondan. Devlet ondan faiz alıyormuş. Beni ilgilendirmez. Bakın bu beni ilgilendirmez. Ama ondan alacağı para 7 lira. Ya işte 2 ay gecikti. Bir daha mal verme adama. Bir daha mal verme. Canım kardeşim sen zamanda ödemiyorsun. Borcuna sadık değilsin. Verdiğin sözü yerine getirmiyorsun. Bir kimse borcunu ödememesi demek, verdiği sözü yerine getirmiyor demek. Allah muhafaza eylesin. Ha gücü yok, kuvveti yok, battı, iflas etti, yan yattı, çamura battı. O adamdan da söz bekleme, ona zulmediyorsun. Sebep? Batmış adam.
Ona söz verdirmeye çalışma. Ona ne zaman ödersin deme. Onu sıkıştırma. Yalancılığa itme adama. Onu da sen yalancı ediyorsun. Sen yalancılığı itiyorsun. Bana gün ver de. Gün var Allah gün ver. Yok kardeşim adam da ne günü versin sana. Ne yapmaz sen adamı sıkıştırdın? Zulüm ediyorsun adama. Evet. Ödeyemeyen adamın boğazına sarılmak, zulüm etmek. Adamın malı var, mülkü var, parası var, pulu var. Çok affedersiniz. Edepsizliğinden, şerefsizliğinden ödemiyor. Eyvallah. O ayrı. Ama öbür türlü yok ya. Her şeyini kaybetmiş adam. Eee onun nesini boğazına sıkacaksın? Ona zulüm oluyor. Onu yalancılığa teşvik ediyorsun sen. Sen teşvik ediyorsun ona. Ona zulmetin. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden faiz yemek. Harbin kızıştığı gün geri dönmek. Evet. Bu illaki harp meydanında olması şart değil. Müslümanların üzerinde bir baskı var. Müslümanların üzerinde baskıdan sen yıldın, sen cepheyi terk ettin. Yedi büyük, helak edici günah. İşte biz Şeyh Efendi Hazretleri ile Beytullah'tayız, ömredeyiz. Telefon açıyorlar 28 Şubat'ta. Efendim burada çok sıkışık dersleri iptal edebilir miyiz? Et. Efendim burada çok sıkışık dersleri iptal edebilir miyiz? Et. O da edin oğlum diyor. Telefon açıyorlar. Ben yanı başındayım. Böyle her yerden arıyorlar. Korku humması gibi. Şeyh Efendi döndü bana Allah rahmet eylesin. Mustafa Efendi. Oğlum Bursa'da bir sıkıntı yok mu dedi.
Yok efendim dedim ben. Halbuki basılıyor sabre. Yok efendim hiçbir sıkıntı dedim. Yani siz derslere devam ediyorsunuz değil mi? Devam ediyoruz efendim dedim. Bütün dergâhta, Nevşehir dahil herkes kepek indirdi. Herkes. Ben o zaman kendimce dedim. Müslümanlar mücadeleci ruha sahip değil. Müslümanlar cihat etmiyorlar. Biz cihadı böyle savaş meydanında kılıç sallamak olarak zannediyoruz sadece. Değil canım kardeşim. Her türlü baskı altında dahi senin Allah demek için Allah yolunda koşma mücadelendir. İşte o zaman için 28 Şubat'ta dergâhlarını kapatanlar, tekkelerini kapatanlar, zikirlere son verenler. 28 Şubat'ta biz basılırsak bizim dükkanımızı Mustafa Özbağ mı açacak?
Biz basılırsak bizim çeklerimizi Mustafa Özbağ mı ödeyecek? Biz basılırsak işte bizim memurluğumuz yanarsa bize Mustafa Özbağ mı bakacak deyip zikir halakasını terk edenler. Mustafa Özbağ'ın etrafını, dergâhını, tekkesini o zaman için bulunduğu yeri terk edenler. İşte Mustafa Özbağ mı bize bakacak deyip terk edenler. Yedi büyük helak edici günahı işlediniz. Siz baskıyı görünce savaş meydanından topuklarınızın üzerinden geri dönenlerden oldunuz. Evet ve siz o geri dönenler, burada Allah'ın zikrini devam ettirenlerden ve Allah'tan, Allah'tan af o devam ettirenlerden helalli kalacaksınız. Neden? Onları bıraktınız. Düşünebiliyor musunuz?
Hani savaşta Huneyn'de olması lazım. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin etrafındaki kabilelerden bazıları geri dönmüşlerdi. Siz o geri dönen kabileler gibisiniz. Savaş meydanında geri döndünüz. Cihat meydanından geri döndünüz. Allah muhafaza eylesin. Evli mümin ve hiçbir şeyden haberi olmayan kadınlara iffetsizlik isnat etmek. Yani bir kadına iffetsizlik isnat etmek. Yani onun namusuna laf söylemek. Bir Müslümanın, bir müminin namusuna laf söylemek. Erkek kadın bir müminin namusuna laf söylüyor. Ne yapıyor? İşte mümin kimse onun namusuna laf söylüyor. Bizde şeydir ya böyle işte. Bu kadının ne olduğu belli değil. Namusuna laf söyledi.
Canım kardeşim gördün mü onun iffetsizlik yaptığını? Şahit misin? Eteği kısa olabilir. Sen onun fuhuş yaptığını nereden biliyorsun? Şahit misin? Sen hangi lafla bunu, hangi akılla, hangi kalple bunu düzeltebilirsin? Düzeltemezsin. Veyahut da işte birisinin erkek, onun fuhuş yaptığını ima etmek. Erkeğin namusuna laf söylemek. Sen nereden biliyorsun? Başında mı duruyorsun sen? Beraber misiniz? Ve ahlaksız insanlar. İnsanların ahlaklarına ne laf söylüyorsunuz? Veyahut da işte herhangi bir kimse için. Onun kaç tane karısı olduğu belli değil. Saydın mı? Sana ne? Adamın namusuna laf söylemek. Onun kaç tane kocası olduğu belli değil. Saydın mı? Başında mıydın?
Kadına böyle laf söylüyorsun. Ahireti düşünmeyen, hesabı düşünmeyen, zavallı münafıklar. Evet, bir insanın namusuna laf söylemek münafıklık alametidir. Bir insanın haysiyetine, şerefine laf söylemek münafıklık alametidir. Bir kimsenin namusuna, şerefine, haysiyetine, çoluğuna, çocuğuna laf söylemek münafıklık alametidir. Müminlik elameti değildir o. Müslüman odur ki, elinden ve dilinden diğer insanlar emindirler. İnsanların namuslarına laf uzatanlar, insanların eşlerine, çocuklarına laf uzatanlar, siz iman edip, tövbe edip, laf uzattığınız kimselerle helallaşmanız lazım. Allah muhafaza eylesin. İşte bu yedi büyük günah-ı kebari, helak edici günah-ı kebari olarak belirtilmiş bunlar.
Ne yapacağız? Bu yedi büyük günah-ı kebari'den uzak tutacağız. Çünkü bunları günah görmemek. Hep özür dilerim. O zaman da o kimse ne yaptı? Şirke düşmüş oldu. Günah-ı kebari'ler bazı sahabelere göre İbn-i Abbas öyle diyor. Yediye değil, yedi yüze yakındır diyor. O yüzden kıymetli dostlar, benim böyle çok hoşuma giden, çok benim faydalandığım, İbn-i Hacer'in, İbn-i Hacer el-Haytemi'nin Helallar ve Haramlar diye iki ciltlik bir kitabı var.
Kendisi şafidir ama önemli değil. O iki ciltlik Haramlar ve Helallar kitabını ya internetten indirin, var çünkü internette böyle bazı indirme sayfaları var, onlarda var. Bunu indirin ya da bu en güzeli, gidin bir kitapçıdan Helallar ve Haramlar diye İbn-i Hacer el-Haytemi'nin iki ciltlik kitabını alın. Tekrar söylüyorum, Helallar ve Haramlar diye İbn-i Hacer el-Haytemi'nin kitap, bu iki ciltlik kitabı alın, evlerinizin baş köşesinde bulundurun.
Bakın, evlerinizin baş köşesinde bulundurun ve muhakkak bu kitabı okuyun, muhakkak bu kitabı inceleyin. Bütün Haramlar ayet ve hadislerle açıklanmış. Bu zaman için önemli olan harama düşmemek, haram yaşamamak, haram işlememektir. Hep soruyorsunuz ya bana, takva nedir? Takva haram işlememeye gayret etmektir, haram işlememektir canım kardeşim. Sen bütün gece namaz kılabilirsin, gündüz olduğunda eşcinsellere yumuşak bakıyorsan, gece ibadetinin bir anlamı kalmadı. Sen bütün gün oruç tutabilirsin. Bütün gün oruç tutarken, sen oruçlu halde müminlerden faiz yiyorsan, senin orucunun sana bir faydası kalmadı. Allah muhafaza eylesin, orucun bütün sevabından fazla faize gitti.
Orucun sevabından fazla eşcinselliğe gitti. Orucun fazlalığından, orucun tuttuğun, oruç tuttuğun sevabından fazla, ya bu zamanda da İslam hukuku olur mu dedin, komple ibadetlerin gitti. Komple. Ya İslam hukuku tarihseldi canım, o zaman için uygulandı, bugün için uygulanmaz dedin, imanın gitti. Zaman şeriat zamanı değil dedin, imanın gitti. Kahrolsun şeriat dedin, gitti iman, gitti. İman et, tövbe et. Kur'an'la hükmedilmez dedin, gitti iman, gitti. Allah'ın hükmünü beğenmeyen, imanı gitti, Allah muhafaza eylesin, gitti. O yüzden dikkat etmekte fayda var, Allah muhafaza eylesin. Muhakkak bütün kardeşler bu kitabı edinmeye gayret edecekler.
Ve kitabı edinip kenara koymayacaklar, okuyacaklar bunu. Okuyup amel edecekler. Okuyup amel etmezlerse de, kitap yüklü eşekler gibi olurlar. Okuyup amel edeceğiz. Biz Allah yolcusuyuz. Bizim davetimiz insanlara, Allah'a davettir. Biz Kur'an ve sünnet dairesinde durmaya gayret ediyoruz. Muhakkak hatamız, kusurumuz vardır. Muhakkak yanlışlıklarımız, eksikliklerimiz vardır. Rabbime tövbe ederiz. Biz hatasız, kusursuz, eksiksiz, noksansız bir kimse değiliz. Böyle bir iddiamız da yok. Bir iddiamız var, o da Kur'an ve sünnet, vatan ve millet diyoruz. İddiamız bu. O yüzden kıymetli dostlar, şirke düşmemek için günah kebaleri öğrenmemiz lazım.
Ve herhangi bir ayet-i kerimeyi böyle ret etmememiz lazım. Sakın ha Allah'ın lanetlediği fiilyatlara yumuşak davranmamak, yumuşak bakmamamız lazım. Rabbim bizi onlardan eylesin inşallah. Şimdi de gücümüzün yettiğince gelen sorularınıza cevap vermeye çalışacağız. Tekrar söylüyorum, kardeşler sorularını sorarlarken, bunu bizim kardeşlerimiz için söylüyorum. Böyle basit sorularla, hani var ya böyle biraz abi yani bana basit sorularla gelme diye, bize basit sorularla gelmeyin. Günün sorularıyla gelin, günün sohbetiyle gelin. Böyle Allah affetsin, yani Müslümanların böyle asıl büyük meseleleri bırakıp küçük meselelerle uğraşması beni üzüyor. Tekrar söyleyeceğim bunu. Bunu devamlı söyleyeceğim.
Haramlar sokaklarda gürül gürül akarken, küfür, isyan, şirk etrafımızı sarmışken, haram işlemek, serbest, helalları işlemek yasak ve ayıp görüldü bir zamanda talih meselelerle uğraşmayın canım kardeşim. Bizim ahiret hayatımızı kurtarmayacak meselelerle uğraşmayın canım kardeşlerim. Meselenin özüne gelin, meselenin aslına gelin.
Dava Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşatma davası olsun. Davanız buysa kardeşimizsiniz, başımızın tacısınız. Her nasihatinize kulak verir, her sözünüzü dinleriz. Ama davanız Kur'an sünnet değil ise, davanız vatan millet değil ise, sizin sözünüz muteber değil bizim için. Sizin davranışlarınız da muteber değil bizim için. O yüzden sizin söz ve davranışlarınızı kabul edicilerden değiliz. Kur'an sünnet, vatan millet dairesinin içindeyse, söylediğiniz her şey başımızın tacısınız. Başka bir şey değil. Biz sizin hizmetkarınız olalım. Biz sizin ayağınızın turabı olalım. Biz sizin yolunuzu açıcı grader olalım.
Hiç önemli değil. Yeter ki siz Kur'an sünnet deyin. Yeter ki siz vatan millet deyin. Yeter ki siz Kur'an'a, sünnete, vatana, millete hainlik yapmayın. Yeter ki siz Kur'an'ı ve sünneti kendinize basamak yapmayın. Süfli amelleriniz için, süfli emelleriniz için, süfli hedefleriniz için Kur'an ve sünneti istismar etmeyin. Yeter ki siz Kur'an ve sünneti, tarikatı, cemaatı kendi nefsinize yol açacak şeyler yapmayın. Yeter ki siz Kur'an'ı, sünneti, cemaatı, tarikatı kendiniz için para kazanma yeri veyahut da müdür olma, amir olma, milletvekili olma, başkan olma yolu olarak görmeyin. Sizin canımızsınız, başımızın tacısınız. Hangi tarikattan, hangi cemaatten olduğunuz zerrece bizi ilgilendirmez.
Hangi mezheptenmişsiniz zerrece bizi ilgilendirmez. Hangi meşrepten, hangi ırhttanmışsınız zerrece bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren şey, din ise Kur'an ve sünnettir. Bizi ilgilendiren şey, siyaset ise vatan ve millettir. Bizi ilgilendiren şey, velhasıl kelam insandır, canım kardeşlerim. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Evet. Hocam ders almanın şartları var mıdır, var ise nelerdir? Bizim böyle çok fazla bir şartlar manzumemiz yok. Rüyasında görürse âlâ olur. Rüyasında görmeyen, illa ki ben ders alacağım diyen bir kimseye de, biz tebarrüken ders veririz verecek olduklarımıza.
Bu noktada illa ki vermek zorunluluğumuz yok. Böyle bir vereceğiz diye de bir kaide yok. O yüzden genel olarak biz kardeşlere diyoruz ki bir hediye ile gelin. Bu da ne? Sizin görmüş olduğunuz bir rüya. Bu işin selameti için önemli bence. Bir kardeş selamünaleyküm demiş. Aleykümselam. Bazı arkadaşlar selam vermişler sadece.
Selamünaleyküm demişler. Aleykümselam. Canım kardeşim bir kitap kadar soru mu yazmışsın?
Bir şeyler anlatmışsın? Üstadım günahların kabulü için üç şart vardır. Bir günahı işlemeye son vermek. Günahlardan tövbeye olmuş olmasın? Canım kardeşlerim soruyu doğru yazmamışsın herhalde.
Günahların kabulü için demiş. Tövbelerin kabulü için olması lazım herhalde. Üç şart vardır. Bir günahı işlemeye son vermek. İki yaptığına son vermek. Üç suça dönmemeye kesin karar vermek. Şayet bu üç şarttan biri bulunmazsa tövbesi geçerli olmaz. Günahların kul hakkıyla alakası varsa o zaman dört şart vardır. Dördüncü şart da hak sahibinin hakkından kurtulmaktır. Soru. Kul hak sahibinin veya sahiplerinin bulunamıyor durumu söz konusu ise bu durumda kul hakkıyla ölmemek için ne yapılmalıdır? Affı muhafreti mümkün müdür? O kimse kul hakkı neyse ama kul hakkının ekonomik boyutu var, zarar mı verdi, parayla mı alakalı, kul hakkı gıybetle alakalı mı, iftirayla mı alakalı, dille mi alakalı?
O yüzden buradaki bulunamıyor durumu söz konusu deyince örneğin işte benim babam vefat etti. Benim dedem de vefat etti. Dedemin bakkal dükkanı vardı. Dedem bakkal dükkanı varken böyle kocaman siyah bir tane alacak defteri vardı. Dedemin alacak defteri, dedemin kendisinin bakkal dükkanından borç verdiği defter. Alacakları kaldı. Kimse de bize gelip bir kişi haritçi, birisi geldi bir teneke yağı getirdi. Dedi ki benim dedenize borcum vardı Allah rahmet eylesin ölmüş dedi. Ondan sonra helal edin dedi. Helal hoş olsun dedim benden. Hiç kimse gelmedi başka. Kimse de elallaşmak da istemedi. Dedemin alacakları, kendisiyle alakalı bilmiyorum, zahiren, şeriatan düşünüyorum.
Öyle alacaklı bir şekilde öldü. Şimdi bir kimse borcunu ödeyecekse mirasçılarına gelecek diyecek ki ya ey mirasçılar evet benim dedenize şu kadar borcum vardı alın bu parayı diyecek. E gelen olmadı. O zaman dedem kul hakkı olarak alacaklı olarak öldü. Nasıl helal alacaklar şimdi onunla? Çok tövbe edecek, çok tövbe edecek. Allah'a çok yakın olacak. Yani Cenab-ı Hak onun borçlarına mahşerde kefil olacak. Diyecek ki alacaklıya sana cenneti veriyorum. Sen bundan hakkından vazgeçiyor musun? Hadis-i şerif var. O da diyor oraya bakar cennetteki makamını görür alacaklısından vazgeçer diyor. Laf söyledi. Gıybet etti hakkında.
Nasıl helallaşacak? Gidip onunla helallaşması lazım. Birisi benimle alakalı işte gıybet etti, haram etti, iftira etti. İşte aracı gönderiyor. Ben geleyim özür dileyim. Yok dedim. Gelcek cemaatin önünde senin hakkında ben böyle böyle böyle dedim diyecek dedim. Ben ağrına gitti adamın. Helallaşacaksan gel helallaş. Öyle ya. Yok öyle bir dertleri yok insanların. O yüzden burada kul hakkına dikkat edin. O yüzden diyorum arkadaşlar dilinize sahip çıkın. O yüzden diyorum arkadaşlar kul hakkına dikkat edin. Dikkat et. Git borcunu öde. Ödeyemiyorsan git helallaş. Git helallaş. De ki ben Allah nefes verdiği müddetçe ben sana borcumu ödeyeceğim.
Sabret de çaresi yok. Allah muhafaza eylesin. Bir kimse günahlarının bir kısmını tövbe ederse ehl-i sünnete göre tövbe ettiği günahlar hakkında tövbesi geçerli olur. Kalanların günahı üzerinde kalır. Tövbenin farziyetine dair kitap, sünnet ve icma ümmetinin delillerini birbirini takviye eder mahiyettedir. Hadisinden ne anlamalıyız? Anlayacağımız açık basit. Bir kimse örneğin faize tövbe etti. Faizden tövbe ettiyse faizle alakalı yapmış olduğu günahları affoldu. Ama kumar oynamaya devam ediyor. Kumar hariç. Ebu Hureyra'da radıyallahu anh rivayet Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yemin olsun ki ben günde yetmiş defadan çok Allah'a bağışlanmamı istiyor ve ona tövbe ediyorum buyururken işittim.
Soru Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem böyle yaşarken bizlerin bu düsturda yaşama olasılığımız bugünkü şartları göre askeri yaklaşım ve yaşayış konusunda nasihat eder misin? Zira herkesin kendine göre bir bahanesi var. Var. Herkesin kendine göre bir bahanesi var. Ama sufiler günde en az yüz kez Allah'a tövbe derler. Derslerinde virklerinde bizim virklerimizde var o. Kim günde yüz sefer subhanallahi ve bihamdüyü subhanallahi lazım ve bihamdüyü estağfurullah lazım derse deniz köpüklere kadar günahı affolunur. Hadis-i şerif. Onun meratibini soruyorsun.
O meratib gelince inşallah olacak. Sağlam derviş sizin için nedir? Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışan, tasavvuf ölçütlerinde devam eden, kendince istikameti düzgün olan, yalpalamayan, bakın yalpalamak fikri plandadır. İnsanlar hata işler, günah işler, yanlışlık yapar. Ama fikri planda gevşememek, yalpalamamak. Sağlam derviş budur. O yüzden o kimse benim nazarımda Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışır. Üstadına, dergana sımsıkı yapışır. Kur'an ve sünnet dairesine ve sımsıkı yoluna devam eder. Bu benim için sağlam derviştir. Tevazu da sınır nedir? Herkesi eşdeğer görmektir. Benim bildiğim budur tevazu. Kimse kimseden. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri siz bir tarağın dişleri gibisiniz diyor.
Birinizin birinizden üstünlüğü yoktur. Takvaca üstün olan Allah katında üstündür. O yüzden tarağın dişleri gibi görmek. Herkes bu varlık aleminde bir vazifesi vardır. O vazifesini yerine getirecek. İnsanların arasında insanın kendisini yücelerde, yükseklerde görmemesi. Herkesle eşdeğer görmesi. Bir de şu vardır. Bir öğretidir bu. Hani herkesi kendinden üstün görmek. Şimdi böyle bir zamanda herkesi kendinden üstün gördüğünde o üstün görünen kimseler o tevazu yapan kimseyi müminlik, şeref ve haysiyetini ayaklar altına alıyorlar. Bu öğretinin bugün için geçerliliği yok. Herkes benden üstün, ben herkesten aşağıdayım.
Değil canım kardeşim. İnandıysan sen güçlüsün. Sen inandıysan üstünsün. Sen inandıysan Kur'an ve sünnete sımsıkı yapıştıysan herkesten aşağıda değilsin. Bu düşünceyi atın kendinizden. Ben seninle eşdeğerdeyim canım kardeşim. Sen de insansın, ben de insanım. Seninle eşdeğerdeyim. Küçük duaları sen yaratmadın. Küçük göller senin yüzü su yürmetine su toplamıyor. En doğru sen değilsin. En iyi sen değilsin. En büyük sen değilsin. En sağlam sen de değilsin. En az ben de senin kadarım. O yüzden hiç kimsenin, hiç kimseden bir üstünlüğü yok. Hiç kimsenin, hiç kimseden bir alçaklığı da yok. Allah indinde hepimiz Allah'ın kuluyuz.
O yüzden takvaca Allah katında üstündür. Allah katında takvaca üstün olanlar üstün. Beni ilgilendirmiyor bu. Bu Allah'la senin aranda. Bana kibirlilik yaparsan ben de sana kibirlilik yaparım. Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki kibirlenene kibirleneniz. Birisi kibirlendi mi? Sana da kibirleniriz biz. Sufilikte var mı? Var canım kardeşim. Hadis-i şerif. Biz sufiliği Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerinden anlıyoruz. Öyle biliyoruz. Öyle yaşamaya çalışıyoruz. Kibirlenirsen kibirleniriz. Bir yanağımızı vurdun, öbür yanağımızı çevirmeyiz. Böyle bir sufilik anlayışımız yok. Bir yanağımızı vurursan kolunu kökünden koparırız.
Sebep? Bir daha hiç kimse öyle küstahlık yapma. Bir daha herkes öyle kendince kendini bir şey zannedip bir şey yapma. Dilini uzatırsan dilini kökünden çekmesini biliriz. Evet, biz öyle sizin bildiğiniz vur ensesini al lokmasını olanlardan değiliz. Lokmamızı almak için ensemize vurursanız o kolunuzu koparırız.
Bir daha kolunuzu göremezsiniz. Ama gelirseniz edeple lokmamızı paylaşmayız. Komplesini veririz. Edeple gel, lokmanın komplesini al. Ama ensemize vurmaya kalkarsan dersini veririz senin. Yok öyle sufilik. Benim bildiğim öyle sufilik yok. Yiğitsen, delikanlısan, yiğitçe, delikanlıca davran. Mertçe davran. Yiğit olmayan, delikanlı olmayan, mert olmayana cımbıldaklık yapmayız. Yiğite, yiğitçe davranırız. Yiğitlik yapmayana da yiğitlik öğretiriz. Öyle yok. Ben o yüzden diyorum. Kimin ne derdi varsa gelsin. Benim adresim belli diyorum. Kim ne söyleyecekse gelsin. Bizim adresimiz, yerimiz, yurdumuz belli. Öyle yiğit olmayan cımbıldaklar gibi öyle sahte hesapların arkasına saklanmayın.
Delikanlı olun, yiğit olun, mert olun. Hangi dine intisap ettiyseniz ettiniz. Gelin ne hesabınız varsa görün. O kadar yiğitliğiniz yoksa da sahte hesapların arkasına, sahte mail adreslerinin arkasına saklanıp laf yapmayın. Korkaksınız. Ciğersizsiniz. Südünüz bozuk sizin. Evet. Sahte hesapların arkasına saklanıp laf söyleyenler, südünüz bozuk sizin. Korkan, ciğersizin tekisiniz. Yiğit insanlar değilsiniz. Mümin insanlar değilsiniz. Delikanlı insanlar değilsiniz. Civan, mert insanlar değilsiniz. Değilsiniz. Bakın buradan canlı yayında canlı bir şekilde söylüyorum. Ne derdiniz varsa gelin Mustafa Özbağ'la paylaşın. Ne derdiniz varsa gelin bu toplulukla paylaşın. Efelik yapacaksanız efeliğinizi görelim.
Yiğitlik yapacaksanız yiğitliğinizi görelim. Mertlik yapacaksanız mertliğinizi görelim. Gelin bizim önümüze ne teziniz varsa dökün önümüze. Öyle sahte hesapların üzerinden, sahtekar insanların üzerinden, düzenbaz insanların üzerinden, südü bozuk insanların üzerinden, medya bozuntusu insanların arkasından bize laf söylemeye çalışmayın. Gelin yiğitçe laf söyleyin. Sonra mahkemeye çıktığınızda ben öyle demek istemedim, ben böyle şöyle demek istemedim. Ama buradaki dünya üzerindeki mahkemenin önünde kıvırtanlar, mahkemenin önünde değişik renkleri bulunanlar. Ömer halinde ne yapacaksınız? Yiğit olun biraz, delikanlı olun. O yüzden bizim dervişliğimiz tevazu da sınırsız değil canım kardeşim.
Tevazunun da bir sınırı var. Çünkü tevazunun sınırsızı riyadır. Allah muhafaza eylesin. Öyle yok bizde. Biz hakkımız olanı vermeyiz böyle bir tokatla. Onun için mücadele ederiz, ölürsek şehit oluruz çünkü. Bizim malımızı zorla gasp edemezsiniz. Bizim namusumuzu, şerefimizi, haysiyetimizi zorla gasp edemezsiniz. Bununla alakalı mücadele ederiz. Ölürsek şehit oluruz. Buna inanıyoruz çünkü. O yüzden bizden öyle çok fazla tevazu beklemeyin canım kardeşlerim. Biz öyle değiliz. O yüzden ölçünüzü bilin. Herkes kendi ölçüsünü bilsin. Herkes kendince kendi konumunun yerini bilsin. Allah muhafaza eylesin. Öyle böyle sessiz sakin duruyoruz. Ben öyle derim. Sakalımın beyazı seni aldatmasın.
Evet. 80 kusur yaşında İstanbul surlarının önünde şehit olan Eyübül Ensari'nin torunlarıyız biz. Bizim sakalımız sizi aldatmasın. O yüzden bizim sakalımızı aldatmasın. Zannetmeyin cihat meydanlarında çıkıp cihat etmeyeceğimizi düşünmeyin. Öyle 3-5 tane südü bozuya böyle meydan bırakacak değiliz daha. Hamd olsun. Olmadık. O yüzden öyle tevazımız bizim sınırımız belli. Kur'an sünnet dairesinde. Öyle vur ensesine, hal lokmasına öyle bir sufilik anlayışım yok benim. Bunu açık açık söylüyorum. Bütün derslerde söylüyorum. Öyle bizim Allah affetsin. İşte bir yanağına tokat vurdun. Öbür yanağına çevireceksin. Yok bizde. Yok. Şeriat'a göre şerri ahkamın gerekli olduğu yerde şerri ahkamı uygulamayı, tarikat ahkamının gerektiği yerde tarikat ahkamını uygulamayı, hakikat ahkamının geçerli olacak olduğu yerde hakikat ahkamını, marifet ahkamının uygulanacak olduğu yerde marifet ahkamını hakullahın katında hakullah hakikatini de tecelli ettirmesini biliriz.
O yüzden kime ne lazımsa onun vermesini biliriz. Erdemliliği de bu olarak görürüz. Siz böyle kalkıp da şerii olarak şeriatın hukukunu bozucu bir şeyi bizden beklemeyin. Şeriat onun elinin kesilmesini gerektiriyorsa deriz. Bunun elini kessin canım kardeşim. Kim kesecek? Devlet kesecek. Neden? Onun eli kesilmeli ki diğerlerine örnek olsun. Onun parmağı kesilmeli ki diğerlerine örnek olsun. Herkes haddini, hududunu bilsin. Hani bunu yıllar önce bir derviş abimiz anlattı bana. Allah ondan razı olsun. Kendisinden.
Yanında oturuyorum. Bir böyle ticaretle alakalı. Biz onun parmağını keselim de ders olsun dedi. Ticaretle alakalı birisine ceza veriyor yani. Sonra döndü bana. Mustafa Efendi, sizde dedi ceza var mı? Var dedim ben. Nasıl dedi? Ceza kesilmesi gereken yeri cezayı keseriz dedim. Sonra bir kısa anlattı bana. Onun kıssasıdır bu. Ben zaman zaman derslerde anlatırım bunu. Zaman zaman derslerde anlatıyorum ki sevabı da ona gitsin diye. Bir dervişin birisi derviş adayı gitmiş bir köye. Oradaki şeyhe intisap etmiş. Namaz kılmışlar. İşte yemişler, içmişler. Dersini almış. Yürümüş köyden çıkarken bir subaşı. Orada dinlenmiş ağacın dibinde.
Orada işte biraz oyalanmış. Bir atlının birisi gelmiş. Yabancı hoş geldin, hoş bulduk. Nereden geldin, nereye gidiyorsun demiş. Filanca efendi vardı. Ben ondan demiş. Ders aldım, gidiyorum. Demiş filancadan mı? İşte örneğin atıyorum. Mehmet Efendi'den mi? Evet demiş ondan sonra. Tüh ya demiş. Keşke ondan almasaydın. Başka kimseyi mi bulamadın demiş. Yeni derviş ya böyle kendi kendine şüpheye düşmüş. Acaba ben doğru yerde miyim, yanlış yerde miyim? Tüh demiş ya. Biz yanlış yerden ders aldık herhalde demiş. Oradan çalınanın içerisinden bir boz yılan gelmiş. Bunun parmağından ısırmış. Zehrini akıtmış. Bu parmak elinde koşa koşa köye koymuş. Demiş köylülere. Ey kardeşler ben demiş filanca suyun dibinde otururken bir yılan ısırdım.
Boz yılan mı demişler. Boz yılan. Aa demişler ya. Onun efsunu Şeyh Efendi'de demişler. Git koşa koşa Şeyh Efendi'ye. Koşa koşa Şeyh Efendi'nin kapısına gitmiş. Kapıyı çalmış. Şeyh Efendi çıkmış. Buyur evladım demiş. Efendim beni hatırladınız mı? Az önce ders aldın. Hatırlamaz olur muyum demiş. Oğlum az önce ders aldın. Demiş efendim. Efsunu sizdeymiş. Şerbeti sizdeymiş. Demiş. Filanca yerde ağacın dibinde ben otururken bir boz yılan geldi ısırdı. Bir yılan ısırdı beni. Bizim boz yılan mı demiş. Evet efendim demiş. Bir boz yılan. Oğlum demiş. O bizim dervişleri ısırmaz. Sen ne oldu ki demiş. Seni geldi ısırdı. Demiş efendim.
Atmanın birisi geldi. Sizin hakkınızda ileri geri konuştu. Ben de demiş. Acaba ben yanlış yerden mi ders aldım dedim. O esnada geldi ısırdı. Zira oğlum demiş. O bizim dervişleri ısırmaz. Efendim ne olacak demiş. Evladım demiş. Şimdi ben sana demiş. Şerbeti içirsem göndersem. Senin kalbin gene bozulur demiş. Birisi kalkar bir laf söyler. Sen gene demiş. İçini bozarsın. Ben demiş. Senin parmağını keseyim de demiş. Her kalbin bozulduğunda. O parmağını gör demiş. Uzatmış demiş. Uzat parmağını uzatmış. Şeyh Efendi. Cahat parmağı kesmiş. Bağlamış iple onu dikmiş. Şimdi demiş. Bir daha kalbin bozulmaz evladım demiş. Bozulacağı anda demiş. Parmağını gör demiş.
Ceza olmazsa insanlar bozulur canım kardeşim. O yüzden şeriatın, tarikatın, marifetin, hakikatin, hakullahın cezası vardır. O ceza uygulanmalı ki herkes kendini disiplin etsin. Tevazunun da bir sınırı var. Canım kardeşlerim, rüya yazmayın. Lütfen. Artı 237. Neresi? Marhaba yazmış. Marhaba canım kardeşim.
Efendim? Cameron. Maşallah. Cameron'a selamlar. Demek Cameron'a da yol çıkacak bize. Allah razı olsun inşallah. Burada bir Facebook adresi var canım kardeşlerim. Başka bir şey yok.
Yine kamorundan selam var. Ve aleyküm selam. Allah Allah. Selamun aleyküm Mustafa hocam. Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Cümle Ümmet-i Muhammed'in inşallah. Ben Furkan. 21 yaşındayım. Sizin sohbetlerinizi çok yakından ilgilenmekteyim. Hocam bundan salı sabahına karşı bir rüya gördüm. Rüyamda tüm Kur'anların silindiğini, herkesin endişe dolu gözlerle etrafa kaçıştığını, herkesin bir Kur'an-ı Kerim sayfası açıp büyük kıyamet geldi mi diye birbirlerine söylediklerini işittim.
Rüyada geceniz hayırlara vesile olsun. Kıyamette çok yakın bir zamanda Kur'an, kıyamet alametlerinin büyük alametlerinden birisi de bu. Kur'an dünyadan kaldırılır. Çünkü ama bu şöyle sıralama yapalım. Bir seher vaktinde bütün bir böyle ılık bir rüzgar, o ılık bir rüzgarla seher vaktinde sabah namazı kılınır kılınmaz böyle bir Yemen ellerinden esen bir Rahman'ın yeli gibi bir yel.
Bütün müminler nefeslerini verecekler. Bütün müminler nefeslerini verince, bunun doğrusunu Allah bilir. Nefeslerini verince hemen gündüzüne, hemen gündüzüne Kur'an, musafların içerisindeki harfler yok olacak, kaybolacak. Yani Kur'an-ı Kerim'i hiç kimse artık okuyamayacak. Sebep müminler nefeslerini verince geride kalan kafirler, inanmayanlar hayvan hükmünde kalacak çünkü. Hatta Beytullah'ın böyle yıkılacağı söylenir. Ben yıkılacak olarak görmüyorum onu. Beytullah da ortadan kaldırılacak. O yüzden Kur'an'ın ve Beytullah'ın ve müminlerin, yani en başta müminler, ardından Kur'an, ardından Beytullah, hızla dünya üzerinden kaldırılacak. O yüzden hadis-i şerifte kıyamet müminlerin üzerine kopmaz.
Başka bir hadis-i şerifte Allah diyen olduğu müddetçe kıyamet kopmaz hadis-i şerifleri var. Selamun Aleyküm. Sorum şu, zikir ehli olan biri kabir azabı çeker mi? Kabir azabı namazı eksik olanlar için geçerli. Çünkü kabir azabıyla alakalı hadis-i şerifte diyor ki, bakın kulumun namazına, namazı tamam değilse kabir onu sıkacaktır diyor hadis-i şerifte. O yüzden namaz çok önemli. Namazdaki eksiklik de olmasın, namazı eksik değil ise yine hadis-i şerifte diyor ki, o cennet bahçelerinden bir bahçeyi izleyerekten bekletilir. Bir de mezarda hemen hemen herkesin vücudu toprağa karışır. Bu kabir azabı mıdır? Ben toprakla alakalı değil, benim kabir bu zahiridir. Biz kabristanlar zahiridir.
O yüzden dünya üzerinde kaç bin yıldan beri kimler öldü, kimler kaldı. Toprakla işimiz yok. Kabir alemindedir kabir azabı. Selamun Aleyküm, hayırlı günler olsun. Dün Tasavvuf Vakfı Instagram'dan bir sohbet yapıldı. Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin tecelliyatı ile alakalıydı. Rica etsem bu videoyu benimle paylaşır mısınız? Buradan paylaşmamız zor biraz. Yani bende o video var ama hangisi olduğunu bilmiyorum şu anda. Yok o videoyu paylaşır mısınız diyor. Videoyu istiyor benden. O yüzden buradan, canım kardeşim onu buradan atamıyorum.
Hakkınızı helal edin. Onu normalde, şu anda atamıyorum öyle söyleyeyim. Söyleyecek bir şeyim yok çünkü. Buradan atamıyorum onu. Hangisi olduğunu bilmiyorum. O video bende var ama hangisi olduğunu bilmiyorum. Şu anda aramam lazım. O yüzden de hakkınızı helal edin. Selamun Aleyküm. Sizinle özel görüşmek isteyen kişi nelere dikkat etmelidir? Görüşme günleri hangi günlerdir? Teşekkür ederim. Normalde bizim öyle çok teferruatlımız yok. Ama ve lakin işte perşembe günleri genelde Bursa'da oluyorum. Özel görüşmek isteyenler perşembe günleri Bursa'da görüşebilirler. Bu konuda randevu isteyenler randevu veremiyorum.
Perşembe günü Allah izin verirse işte saat 9.10 gibi büroya oturuyorum. Kapı açık herkese. Kim gelirse gelsin herkes görüşebiliyor. Bu noktada sınır yok. Ama ve lakin böyle hani bunun için de kardeşlerden özür diliyorum. Böyle işte çay içelim, kahve içelim, muhabbet edelim. Veyahut da işte oturalım sohbet edelim. Buna çok zaman kalmıyor. Böyle olunca öbür kardeşlerin hakkına riayet edilmiyor. Veyahut da işte böyle oturacak saatlerce sohbet edecek. Buna zamanım yok. Özür dilerim herkesten. O yüzden kardeşler, arkadaşlar muhakkak özel soracakları, görüşecekleri, kendi özel meseleleri vardır. Gelip kardeşler burada işte perşembe günleri özel meselelerini sorabilirler.
Konuşabilirler. Ama sohbet etme, işte ya bir sorun vardı, yok canım kardeşim veya bir rüyam vardı, yok canım kardeşim. O yüzden sadece özel meseleleri soralım perşembe günleri. Müsaade isteyelim, kalkalım. Bu konuda kardeşler bunlara riayet ederlerse memnun olurum. Sonra işte ya ben geldim bekliyorum. Gel bekle canım kardeşim. Ama kapıda bekleme, sokakta bekleme. Bugün mesela bazı arkadaşlar üzüldüm ama 4-5 kez böyle gelip baktılar müsait mi değil mi. Eyvallah, hiç sıkıntı değil bundan problem duymuyorum. Kapının önünde bekleme yapılırsa üzülüyorum. Etraf da yanlış anlayabilir, Allah muhafaza eylesin. O yüzden arkadaşlar geldiği zaman görüşmeye açığım herkese.
Herkes gelebilir bu konuda hiçbir sıkıntım yok. Derviş olsa da olmasa da perşembe gün herkes gelebilir, görüşebilir. Diğer günler kardeşler böyle işte randevu almaya çalışıyorlar. Yapmayın canım kardeşlerim. Bakın bunu açık ve net söylüyorum. Benim geçimim dervişlerden değil, arkadaşlardan değil, kardeşlerden değil. Benim birom aynı zamanda ticarethanem. Bir şeyler alacağım, satacağım, bir iş yapacağım. Ben de para kazanacağım, ben de hayatımı devam ettireceğim. Benim de masraflarım var kendime göre. O masraflarımı devam ettireceğim. O yüzden perşembe günlerinin haricinde derviş kardeşler benimle görüşmek için ısrar etmesin der. Lütfen rica ediyorum. Görüşeceklerse gelsinler, görüşsünler.
Oturuyorum ben bugün mesela geç vakte kadar oturdum. Saat 9'dan itibaren arkadaşlar geldiler. Hemen hemen, hemen hemen diyorum. Herkesle görüştüm. Bir sıkıntı olmadı, bir problem yok. Ama lütfen böyle işte oturacağız, uzun uzun sohbet edeceğiz. Bunu benden beklemeyin, hakkınızı helal edin. Bütün her türlü özel görüşmeyi bu noktada açığız. Perşembeleri ders oluyordu. Zikrullah'tan sonra orada da oturuyordum. Orada da derste özel görüşmesi gerek, görüşmek isteyenler varsa orada da görüşüyordum. Cumartesileri vakfın orada sohbet oluyordu. Orada da varsa bir şey, görüşüyordum. Hatta dışarıdan gelen bayanlar orada özel sorularını soruyorlardı. Bu noktada görüşmede bir sıkıntı yok.
O yüzden Perşembe'nin haricinde kardeşler görüşmek için lütfen ısrar etmesinler. Randevu almaya çalışmasınlar. Bunu defalarca söylüyorum. Bana yazmayın. Gelebilir miyim, geleyim mi, bana gün verir misiniz? Canım kardeşlerim, Perşembe günü bütün dervişlere açık, herkes gelebilir. Bu kadar basit. Bakın, zakirler ayrıdır. Çanakkale'de Halit, İstanbul'da Barbaros, İzmit'te Cemil, İzmir'de bizim Mehmet Kuyucu veyahut da Nuri Oktay Harun, Mehmet Ali veyahut da Mehmet Emin Afyon'da veyahut da Tekirdağ'da Erdoğan, Abdullah Keşan'da. Yani bu zakir kardeşlerinin bütün zakir kardeşleri de gün merhumu olmaz.
Onlar telefon açarlar, bizim bir problemimiz var, problemde hallolmayacak bir şeydir, gelmek istiyorum der, gelir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama diğer kardeşler o yüzden muhakkak Perşembe günü gelip görüşecekler inşallah. Selamünaleyküm, hayırlı geceler. Ben iki vardiyalı çalışıyorum. İlk vardiyam 8-4. Bu vardiyamda öğle namazını kılamıyorum. İkinci vardiyam ise 4-12. Bunda da ikindi ve akşam namazlarını kılamıyorum. Ben bu namazlarımı sabah namazlarımda veya yatsı namazlarımdan sonra kazasın kalsam olur mu? Olur eğer kılamayacak noktadaysa. Selamünaleyküm.
Sosyal medya fenomeni olan Murat Öğünç adlı kişi eşcinsel olduğunu açıkladı. Ermeni erkek sevgilisi olduğunu belirtti. Bunun yanında bu kişi her cuma günü cuma namazına gidiyor. Ve sosyal yardımlar yapıyor birçok aileye. Hatta Kızılay Bayram'da bu kişi ile çalıştı. Sosyal medyadan paylaştığı videolarla Allah kelimesinin dilinden düşürmüyor. İnsanlara, çocuklarımıza dini vecibelerinizi öğretin gibi tavsiyelerde de bulunuyor. Şimdi genel olarak herkesin merak ettiği konu şu. Bu kişi cennete mi gidecek, cehenneme mi? Bu kişi kafir mi, günahkar mı yoksa münafık mı? Nasıl tanımlarız? Bir de bu kişiye karşı insanların tavrı ve hareketleri nasıl olmalı? Kimileri hakaret ve küfür ediyor.
Bu uygun mudur? Bu tam diyanetlik soru. Murat Öğünç bizim de sohbetin konusu oldu desene. Evet. Sorunuza cevap vereceğim. Hiç merak etmeyin.
Öyle bir cevap vereceğim ki. Eşcinsellik, yani erkek erkeğe cinsel ilişkide bulunma.
Bunun dini terim, livata olarak geçiyor. Ben şimdi bunu Helallar ve Haramlar kitabından okuyorum. Helallar ve Haramlar, İbni Hacer el-Heytemi'nin kitabı, burada 359. kebiri livata olarak geçiyor. Livata. Cabir radiyallahu anh, Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'den nakletti. Buyurdu ki, ümmetim için en korktuğum lüt milletinin işi livatadır. Yine burayda nakletmiş, bir millet ahdi bozduğu, yani Allah'ın kitabı ve Resul'ünün sünnetiyle ameli terk ettiği vakit, aralarında adam öldürme olayları çoğalır. Demek ki, Kur'an ve sünnetin hukuku kaldırılınca, aralarında adam öldürme olayları çoğalır.
Bir millet arasında zina çoğalınca, Allah onlara öldürücü hastalıklar musallat kılar. Demek ki zina çoğalınca, öldürücü hastalıklar musallat kılıyor. Bir millet zekatı vermeyecek olursa, kuraklık baş gösteririz. Evet, bakın, İbn-i Abbas naklediyor bunun da. Allah'tan başkası adına kurban kesene Allah lanet etsin. Arazinin hududunu değiştirene Allah lanet etsin. Kör olan kimseye yanlış yol gösterene Allah lanet etsin. Anne ve babasına söven kimse Allah lanet etsin. Kendisini azat edenden başkasına nispet eden Allah lanet etsin. Allah'ın lüt milletinin işini yapana da Allah lanet etsin buyurdu ve bunu üç kere tekrar etti. Demek ki eşcinsellik Allah'ın lanetini gerektiren bir fiiliyat.
Ebu Hureyre naklediyor. Dört sınıf insan vardır ki bunlar Allah'ın gazabında sabahlar ve hışmında akşamlarlar. Ebu Hureyre diyor ki, onlar kimlerdir ya Resulallah dedim. Resul-i Ekrem buyurdu ki, livata, onlar erkeklerden kendilerini kadınlara benzetenler, kadınlardan kendilerini erkeklere benzetenler, hayvanla münasebette bulunan ve erkeklerle cinsi temasta bulunanlardır. Yine İbni Abbas naklediyor. Resul-i Ekrem buyurdu ki, livata edenleri bulduğunuz vakit faili de mefhulü de öldürünüz. Yani livata da birisi erkek birisi kadın rolünde ya, her ikisini de öldürünüz buyuruyor. Evet, yine Ebu Hureyre diyor, üç kimse vardır ki Allah-u Teala bunların Allah'tan başka ilah olmadığına dair şehadetlerini kabul etmez.
Yani onların imanlarını kabul etmez. Dikkat edin hadis-i şerife. Üç kimse var ki Allah onların imanlarını kabul etmez. Fail ve mefhul olan erkekler, yani eşcinsel erkekler, fail ve mefhul olan kadınlar, yani lezbiyenlik yapan kadınlar, bakın erkek erkeğe ve kadın kadına ilişkide bulunanlar ve üçüncü şahısta, üçüncülerde kimmiş? Zalim hükümdarlarmış. Ne yapıyormuş? Allah bunların imanlarını kabul etmiyormuş. Değil ki ibadetlerini kabul etsin. Evet, bu herhalde sizin sorularınızın hepsine de cevap olmuş oldu. Allah muhafaza eylesin. Bakın bunu böyle bir yerlerden bir kimselerden korktuğum için değil, direkt kitaptan okudum. Direkt ve onların hepsinde de hadis kaynakları var.
Ben sadece hadisleri okudum. Kitabı edinip oradan okuyabilirsiniz. O yüzden eşcinselliğini bir kimse kendi diliyle ikrar etse de etmese de, eşcinseller imanları kabul olmayan kimselerdir. O yüzden onlar isterlerse dünyadaki bütün fakirlere yardım, hayır, hasenet dağıtsınlar. Eğer eşcinselliklerine devam ediyorlarsa Allah onları lanet edecek. Ve Cenab-ı Hak hadis-i şerif öyle diyor. Onların imanlarını kabul etmez diyor. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm sohbet çeker, dinlerken tevhid çekmemizi söylemiştiniz. Tevhid çekebilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Ben tevhid çekerken sohbeti kaçırıyorum demiş. Yani çekebiliyorsan çek.
Bunda bir sıkıntı yok. Sohbeti dinler. Sohbet de zikrullah sonuçta. Selamünaleyküm huzurlu akşam dilerim. Devletin halka bedavadan para dağıtmasını onaylıyor musunuz? Bizden daha güçlü insanlar çalışmadan partiler aracılığıyla yeşil kart çıkarıp her şeyi bedava alıyorlar. Dinen ve ahlaken yerinedir sizce efendim. Ama ufak esnafa borç veriyor. Devlet ve Suriyeli kardeşlerim bazıları da aynı şekilde ama onlar çalışıyorlar. Bana daha cazip geliyor bu olayları birebir yaşayan bir insanım. İzmir sizi özlüyor ve seviyor. Biz de İzmir'i ve İzmir'deki kardeşlerimizi seviyoruz ve özlüyoruz. Hepinize selam olsun. Mehmet Kuyucu bugün buradaydı. Allah razı olsun. Görüştük, konuştuk.
İnşallah yasaklar kalkar kalkmaz geleceğiz inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse. Devlet gerçekten fakir fukaraya para dağıtması güzel bir şey. Hatta benim daha farklı tezim vardı. Yani bütün TC kimliğini götüren kimseler işte vergi mükellefi değiller ise emekli pardon vergi mükellefi değiller ise memur ve işçi değiller ise devlette. Devlette geri kalan bütün herkese devlet binerlere ikişer bin lira vermeli. Bunda bir sıkıntı olmaz versin devlet ne olacak ki? Namuslu olsun insanlar ihtiyacı olmayanlar desin ki bana bu parayı vermeyin. Devlet versin az bile veriyorlar. Çünkü fakir fukara parayı ne yapacak? Gidecek kendine şey alacak ne o?
İhtiyaçlarını alacak. Bin lira parayla kalkıp da iki bin lira parayla yatırım yapacak değil. İki bin lira parayı zaten bir ayda yiyecek bitirecek fakir fukara. Ekonomi canlanır böyle. Yani o devlete ve devletin ülke ekonomisine canlılık getirir. Mesela örneğin 18 yaşa kadar beşer yüz lira. Örnekliyorum. 18'de 25 arasına 750 lira. Evli olanlara 1500 lira örneğin. Bekar olanlara 1000 lira. Devlet versin para ne olacak ki? İyi akşamlar. Bir sorum olacaktı. Şimdi okullar erken kapandı. Çocuklar iki buçuk, üç aydır evdeler. Özel okullar bu dönemde fiyatlarla alakalı sadece servise yemek yücretine hesaptan düşüyorlar.
Biz telefonda belirttik. İşte okulu kullanmadık. Temizlik faturadır. Karşı tarafın dediği çocuğunuz sınıfta kalmadı. Eğitimin aldı. Eğitimini aldı. Görülüyor. Ödeyeceksiniz modundalar. Bize ne tavsiye edersiniz? Tüketici haklarına gidelim mi? Yoksa ne diyorlarsa ödeyip işin içinden çıkalım mı? Bu hukuku bildiğim bir hukuk değil. Ama tüketici haklarına müracaat edip bu konuda hakkınızı isteyebilirsiniz. Mahkemelerine karar verir. Bir şey diyemem. Selamun aleyküm hocam ben Mersin'den Dindar Önal Tarsus'ta kabri bulunan Hazreti Daniel aleyhisselam hakkında bilgi verir misiniz? Allah razı olsun. İnşallah. Cenab-ı Hak nasip eder. Onun hakkında da sohbet ederiz.
Selamun aleyküm efendim. Dar ve sor zamanlarda imdat şeyhim demek şirk olur mu? Evet. İmdat Allah'ım. İmdat diyeceğim. Selamun aleyküm. Nefsimizle nasıl mücadele etmeliyiz? Haram işlemeyin. Farz ibadetlerinizi yerine getirin. Nefisle mücadele devam eder. Selamun aleyküm. Devletin katılım bankalarının verdiği finansman desteğiyle ev almak, faizle ev almaya girer mi? Bu faizle ev almaya girer ama buradan katılım bankalarından veya diğer bankalardan ev kredi almamız caiz mi değil mi derseniz, Darül Harp hukukuna göre caizdir deriz. Hanefi'ye göre. Selamun aleyküm.
Son dönemde çok kişi Nuh tufanını rüyasında görmüş. Ben de görmüştüm. Bunun hikmeti nedir? Allah muhafaza eylesin. Onlar tövbe etsinler bol bol. Selamun aleyküm. Kızım Habibe Zehra yedi yaşında sizden ders istiyor. Yedi yedi çeksin inşallah. Selamun aleyküm.
Hayırlı akşamlar. Konya'dan sevgilerle. Sorum. Hazreti Mevlana bir beytinde şöyle der. Herkes haklık iddia etmeyi büyük dava zanneder. Halbuki kulluk iddia etmek büyük davadır. Çünkü kullukta ikilik vardır. Burada kendinden hakkı bulamayan herkes şirkte mi oluyor? İkilik şirk midir? Bu sufi tasavvufi anlayış. Yani Hazreti Mevlana tabiri caizse enel hak sözüne farklı bir cepheden bakıyor.
Yani ben hakkım deme. Haklık iddiası, büyüklük iddiasıdır. Sen kulluk iddiasında bulun. O manada söylüyor. Benim anladığım bu. İkinci soru. Akşama kadar ben, ben diyoruz. Bu hakkın huzurunda, kelime-i tevhide ters düşmüyor mu? Burayı nasıl aşarız? Kötülükler nefsinizden, iyilikler Rabbinizden. Kötülükleri biz işliyoruz. O yüzden ben dememizin sebebi o. Yoksa biz kendi fiiliyatımızı kendimiz yaratmıyoruz. Üçüncü soru. Esma-ül Hüsne'ye bakarsak kulun üzerindeki bütün sıfatlar hakka ait olduğunu görüyoruz. Kula hiçbir şey bırakmamış. İşte burada akıl aciz düşüyor. Anladığım kadarıyla burada tarikasız yol gitmek zor. Görüşünüz, aşkla kalın.
Herkesin bakışı Allah muhafaza eylesin. Gizli şirkten bahsederseniz seviniriz. Şirkten bahsettik. Gizlisi aşikarı hepsinden. Ben Abdülkadir Karabalı. 13 yaşına girdim. Semazen oldum. Ben de ders almak istiyorum. Babana söyle. 12-12 sanatı tarif etsin dersin inşallah. Selamun aleyküm.
Eğer Allah bir kişiyi şerrin zuhur mahalli olarak yaratmışsa onun nizam, intizamı tamam olmaz. Zira eğer Allah onun nizamı, intizamını tamamlamayı murat etmiş bulunsaydı kendisini elinden şer çıkacak kişi olarak yaratmazdı diyor Ahmet Er Rıfay Hazretleri. Soru Allah Celle Celaluhu elinden şer çıkacak bir insanı murat ederek yaratır mı? Bu nokta kaderiyecilik mi? Açıklarsanız sevinirim. Sonuçta Allah elinden şer çıkacak bir insanı murat ederek derken sevinerek yaratmaz. Öyle söyleyelim. Selamun aleyküm. Benim bir sorum olacak. Hocam ailem bana konut kredisi çektirmek istiyor. Ev al diye. Kiradayım. Evim olmasını istiyor. Ailem.
Ben pek sıcak bakmıyorum. Uygun bulmuyorum. Bu durumda aileme nasıl davranmam lazım? Ben itiraz ettim aileme karşı. Bana bu konuda baskı uyguluyorlar. Ben de diyorum halime razıyım. Kiracıyım. Olsun böyle gider hayat. Ama bir türlü kurtulamıyorum. Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. Yani normalde aileler çocuklarının iyiliğini isterler. Evet yani ben borçlanmaya çok sıcak bakmam. Ama bir kimse... Bu benim kendi şahsi alanım. Ben bankadan bir şey almayı çok istemem. Almadım da. Hiç almadım. Benim hiç bankalardan ticari hayatım boyunca çek kullanmadım. Kredi kullanmadım. Öyle bir bankalarla alışverişe girmedim. Ama bana caiz mi diye sorarlarsa ben caiz derim.
Hanefi'ye fikrına göre. Sen yapar mısın? Ben yapmam. Bana din sorarlar. Ben de dini olarak bildiğimi aktarırım. Ben arkadaşlara da kardeşlere de diyorum ki mümkünse siz borçlanmayın. Bankalarla işlere girmeyin. Ama ticaretin içerisinde veyahut da işte insanlar ev alıyorlar kendilerince. Ev çünkü bir şekilde insanların asli ihtiyaçlarından zekata girmiyor. Asli ihtiyaçlar zekata girmez. O yüzden ev edinmek isteyebilir bir kimse. İşte örnek diyorum onu. Bir erkek gücü yeterse buna mümkün olursa eşine ve çocuklarına bir ev bırakabilmeli. Çünkü böyle bir zamanda kadınların evsiz tek başlarına hayat mücadelesi vermeleri çok zor. Çocukların evsiz, barksız hayat mücadelesi vermeleri çok zor.
Bir insanın, eğer bir kadının veya çocuklarıyla beraber başını sokacak bir ev varsa bir şekilde geçinirler, giderler. Kendilerini toparlarlar. Namuslarını, şereflerini, haysiyetlerini dağıtmazlar. Ama öbür türlü ev olmazsa sıkıntılı bir durum. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir kimse hani krediyle ev alacağım dese ben ona Hanefi fıkhına göre alabilirsin diyorum. Caizdir diyorum. Bunu Türkiye'yi darül harp görmeyenler var. Bir kimse Türkiye darül İslam derse suç işlemiş olur. Devletin mevcut hukukuna göre. O yüzden Türkiye İslam devleti değildir. İnsanlar Müslümandır, Hristiyandır, Yahudidir, dinsizdir. Ama devlet olarak da bir dine bağlı bir devlet değildir.
Hukuku da bir dine bağlı bir hukuk değildir. O yüzden hani kimisi diyor ki işte Hristiyan hukuku. Evet İsviçre'de medeni kanunu almışlar. İşte İtalya'dan ceza kanunu almışlar. Oradan buradan kanunlar almışlar. Cumhuriyetin ilk yıllarında kanunu öyle kurmuşlar. Ama yani sonuçta sonradan o kanunlar değişmiş. Fakat o kanunların değişmesi İslam'ı göz önünde bulundurarak değildir. O yüzden işte kendilerince evrensel hukuka tabi olduklarını düşünüyorlar. Öyle olunca da işler farklı oluyor. Ben bu meselede bankalarla olan alışverişte kendim girmem. Mümkün olduğunca kaçarım. Borçtan mümkün olduğunca kaçarım. Çek yazmaktan mümkün olduğunca kaçarım. Ama bir kimse bana caiz mi dese Hanefi fıkhına göre bildiğimi de aktarır.
Selamun Aleyküm. Hayırlı sohbetler. Allah'ın izniyle ders almak istiyorum inşallah. İnşallah. Allah yardımcın olsun. Rabbim iyilik versin inşallah. Canım kardeşlerim şimdi tabi bu korona günlerinde buradan hani hiç kimse derssiz kalmasın, dersi olsun diye ben tabi ders alanların bir kısmını da tanıyorum. Onların derslerini veriyorum. Kardeşler sonra gelecekler tekrar bu günler bitince zahirende tanışacağız, görüşeceğiz, konuşacağız bilmiş olsunlar. Taha suresi ayet 120. Nihayet şeytanın vesveselendirdi Adem. Seni ebedilik ağacına bir de son bulmayacak saltanata delalet edeyim mi dedi. Soru her iki sıfat da Allah'ın Celle Celahine ait olduğundan şeytan ilk Adem Aleyhisselam'ı hem haram hem şirke mi düşürmüş oldu.
Bu Taha suresi 120. ayetin karşılığı bu değil. Yani siz buraya bir mealden almışsınız bunu. Bu bir meal. O çünkü müteşabihtir orada ayet-i kerime. O yüzden bu meali doğru bulanlardan değilim. O yüzden sorunuza cevap vermiyorum. Ben şimdi vakit alacak kardeşler diye şey yapmıyorum. Taha 120. Ben şimdi size... Orada Cenab-ı Hak ağaca yaklaşmayın diyor.
Tabi o ağacı böyle şey yapanlar hani ağacın üzerinde meal çıkaranlar ebedilik ağacı olarak onu gösteriyorlar. Bir ağaç bu ne ağacı olduğu bu noktada kesin net değil. Müteşavih çünkü. Bu ümmet kabirde fitneye maruz kılınacak. Eğer birbirinizi defne etmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah'a dua ederdim buyururlar. Müslüm kabirde fitne nasıl olur? Selamun Aleyküm. Bu kabir azabı dediğimiz şey, fitne o. Kabirdeki fitne kabir azabı. Yani azap sonuçta kabir azabı bu fitne. Şimdi bu hadis-i şerifi ben Twitter'da geçen gün paylaştım.
Özellikle paylaştım. Sebebi şu. Hani geçenlerde bir sohbet oldu da ya hani kabir ehliyle görüşmek, kabir ehlinin durumunu bilmeyle alakalı. Onun hadis-i şerifteki karşılığı olarak paylaştım onu. Kabir haliyle alakalı meseleden dolayı paylaştım. Gelibolu'dan selamlar. Efendim çocuklarımız okullarda yeterince din eğitimi almıyor. Çocuklar YouTube'larda abuk subuk muhabbet ve oyunlarla meşgul çocuklar bizi dinlemek istemiyorlar. Eline kitap yerine telefon bilgisayar alıyor. Kur'an öğrenmek istiyorum odasına kapanıyor. İstemiyor. Öğrenmek, namaz kılmayı düşünmek bile. Sıkıntı. Kabe'nin ne olduğunu bilmeyen çocuk var. Hem de annesi öğretmen, ikinci sınıfa giden çocuk bilmiyor Kabe'yi.
Bizim çocuklarımızın geleceği ne olacak? Yani gerçekten bu koronanın çocuklara en büyük zararından birisi bu oldu. Yani 20 yaşa kadar çocuklar evde ve çocuklar evde ne yazık ki işte ders çalışma disiplinini kaybettiler. Okul yok, ders çalışmadılar. Çocukların ellerinde tablet, bilgisayar, telefon. Çocukların hepsi de evde ne yapacaklarını şaşırdılar. Ve acı olan şu, annelerin, babaların bu noktada çocuklarına verebileceği çok fazla şey olmadı. Ne yazık ki bütün ailelerin çocukları yediler, içtiler, uyudular. Telefonda, bilgisayarda, televizyonda gün geçirdiler. Çocuklara da anne babalarının söyleyebileceği bir şey kalmadı. Ve herkes, yani anneler, babalar bu zaman zarfında kilo aldılar, yediler, içtiler.
Ben hariç, ben kilo verdim, millet kilo aldı. Ondan sonra ama çocukları neredeyse kaybetme noktasına geldik. Sebep? Çocuklar çünkü doğru şeyler izlemediler. Herkesin derdi, sıkıntısı bu. Bu üç aylık, bu boşluğu, bu hengameyi nasıl kapatacak aileler, bu konuda gerçekten işimiz hepimizin zor. O yüzden inşallah bu üç aylık, hatta daha fazla. Yani ne yazık ki gelecek olan nesil elimizden yavaş yavaş gidiyor. Yani bu acı bir şey, youtuber nesli geliyor önümüzde. Yani o saçma sapan youtuberları izleyenler, saçma sapan youtuberların dediklerine bakanlar, onların saçma sapan salaklıklarını dinleyenler, ne yazık ki böyle bir nesil geliyor şimdi. Bunu ileride daha büyük acısını ve sancısını çekeceğiz.
Yani çocukların elinden ben böyle zaman zaman acaba böyle bir yayınlayayım, on sekiz yaşına kadar çocukların elinden bu akıllı telefonları alın mı diyeyim, işte şöyle mi diyeyim, böyle mi diyeyim düşünüyorum, infiale sebep olacak. Yani gerçekten rahatsız. Herkes rahatsız. Yani çocuklar mesela örneğin on yaşından sonra namaz kılması lazım. Namaz kılan anne babaların çocukları namaz kılmıyor. Kur'an ve sünneti yaşamaya çalışan anne ve babaların çocukların büyük bir çoğunluğu, Kur'an ve sünneti yaşamıyor. Ya anne babaların hepimizin dillerinde bir sıkıntı var. Biz çocuklarımıza anlatamıyoruz bunu. Bir yerde bir sıkıntı var. Ve çok acı bir şey, yani bu 28 Şubat'tan beri gevşeme ve gevşeklik devam ediyor.
Ve bu toparlanmıyor bir türlü. Açık bir şey söyleyeyim, bu toparlanmıyor. Allah muhafaza eylesin. Rabbim toplatsın inşallah. Bir de böyle bir handikaf varken, Müslümanlar birbirlerini eleştireceğim diye böyle hunharca birbirlerini katletmek için uğraşıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm bir derviş adayı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünnetleri ile birlikte, Mürşid-i Kamil'in sahih yaşama halini sünnet olarak benimseyip o şekilde yaşamaya çalışabilir mi?
Bu önceden ölçü böyleymiş. Herkes şeyhine bakar, öyle yaşarmış. Ama bu doğru, şu an için benim nazarımda doğru bir ölçü değil. Sebep, yani insanlar şimdi şehir hayatı var, köy hayatı var, mali durumunda yerinde olanlar var, olmayanlar var. Türlü türlü hayat standartları var. O yüzden biz böyle çok türlü hayat standartlarının içerisinde, herkes Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünneti seniyyesine sımsıkı yapışsın canım kardeşim. Bildiğim doğru bu. Selamun aleyküm. İnsanın patronundan, amirinden çekinmesi, onların veya içinde bulunduğu sistemin kendisine bir zarar verebilecek düşüncesine sahip olması şirk midir? Yani bunlardan korkmaması lazım.
Kendince işini düzgün yapsın. Kendince iş yerini veya patronunun Kur'an sünnet dairesinde işin hukukuna tabi olsun. Korkmasına gerek yok. Selamun aleyküm. Bir, geçen konuşmanızda size tabi olanlara ikinci eş almayı yasaklamıştınız. Allah'ın verdiği hakkı neden alıyorsunuz? Bir üstadın kendi dervişlerinin üzerinde bunu yapmaya hakkı vardır.
İştahattır bu. Çünkü bu iştahatı kullanabilir. Hazreti Peygamber, bunun ölçüsü de şudur. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hazreti Ali Efendimiz'i böyle evlendirmeye kalktılar. Geldi, Hazreti Ali Efendimiz'e dedi ki, ne benim sağlığımda ne de Fatıma'nın sağlığında asla olmaz dedi. Onu yasakladı. O yüzden bir üstad, bir üstad dervişlerinin üzerinde bir şeyi haram etmez, yasaklayabilir. Perhizdir bu. Mesela bir kimse üç öğün yemek yiyebilir mi? Yiyebilir. Bir üstad der ki, sen iki öğün yiyeceksin. Bu perhizi verebilir. Veya bir üstad diyebilir ki, sen hiç ekmek yemeyeceksin. Hiç ekmek yemez o. Buna perhiz etmek denir sufilikte.
Orada duruma, konuma göre bir üstad bir şeyi yasaklayabilir, perhiz edebilir. Bu ben sonuçta Allah'ın farz olarak ibadetini ortadan kaldırmıyorum. Şu anda diyorum, böyle bir şey yapmayacak hiç kimse, benden habersiz diyorum. Bu, tamamiyetle yasaklamıyorum. Benden habersiz hiç kimse böyle bir şey yapmayacak diyorum. İki, referanduma evet dediğiniz için bazı hizipler Allah'ın hükmü dışında bir hükmü onayladığınız için size münafık diyor. Onların batıl hükümlerine ortak olup şirke düştüğünüzü söylüyor. Ne buyurursunuz? Türkiye'de başkanlık sisteminin gelmesi lazımdı. O yüzden referanduma evet dedim. Başkanlık sistemi İslami bir sistemin dışında değildir.
Ve İslami olarak da başkanın seçimle gelmesi gerekir. O yüzden referanduma evet dedim. Benim haklı gerekçem de buydu. Referanduma evet dedim. Çünkü bu Türkiye'nin büyük bir çoğunluğu, Müslüman büyük bir çoğunluğu. O yüzden seçecekleri de kimse inşallah hayırlı insanlar olur diye düşünerekten böyle söyledim. Bu konuda benim hakkımda münafık diyorlarsa da, yani bu münafıklık alametlerinden değil ama bir kimse bana küfür hükmünü de verenler var.
Buradan veya değişik meselelerden. Bunu Kur'an-ı Sünnet dairesinde getirsinler, bizim önümüze koysunlar. Biz de tövbe edelim, geri dönelim. Dabbetül Arz Müslümanların dostu mu olacak? Müslümanların dostu Allah'tır. Üç şahit açıkça iki kişinin zina ettiğini görse ve kadıya gitse, kadı şeriatı göre nasıl bir ceza uygular? Dört şahit yok deyip serbest mi bırakır? Dört şahit olunca ona hükmün, dört şahit olmazsa ona hükmetmez. Yani zina hükmündesin demez. Dördüncü şahit aran. Dinden çıkanın cezası nedir? Bu normalde bir kimse İslam dinini terk ederse, mürted olursa hükmü bellidir, ölümdür. Şeriatın olmadığı memleketlerde kendi kendimize yakaladığımız suçlara şeriata göre ceza versek Allah katında suçlu olur muyuz?
Evet. Darül Harpt'te hukuk uygulanmaz diye genel bir kaide vardır. Darül Harpt'te bir kimse kendi kafasından İslam hukukunu uygulayamaz. Uygularsa anarşi çıkmış olur, suç işlemiş olur. Buhari'de geçen devesiydi içme hadisi sahi midir? Ben hadis alimi değilim ama hadis kitaplarında geçen bütün hadisleri ben sahih olarak kabul ediyorum. Bunu kabul etmeye hakkım var benim. Ben iman etmiş Müslüman bir kimseyim. Kur'an'da bütün geçen ayet-i kerimelere iman ederim. Hadis kitaplarında geçen bütün hadis kitaplarında ben sahih olduğuna hükmederim, iman ederim. Birisi iman etmiyormuş. Bana ne? Ben iman ettim için de hiç kimse bu konuda bana eleştirdi bulunamaz.
Hakkı değil. Küstahlık kıtır o. Kimin hakkına? Kimin haddine? Sana ne? Senin aklın benim aklımdan fazla mı? Akılsız adam. Bunu soru soran için söylemiyorum. Bu konuda beni eleştirenler, bizi eleştirenlere söylüyorum. Onlar bütün hadislere böyle körü körüne inanıyorlar. İnanıyorum kardeşim. Sana ne ya? Sana ne? Siz müşrikleri bıraktınız, küfür ehlini bıraktınız, dinsizleri, imansızları bıraktınız, masonları bıraktınız, lanetlik işleri bıraktınız, haramlar harıl harıl her yerde gürül gürül akıyor. Onları bıraktınız, hadislerle uğraşıyorsunuz. Canım kardeşlerim, bu memlekette kayıtlı 120 bin kusur tane huş yapan kadın var.
100 binin üzerinde huş için müracaat etmiş kadın var. Huş için müracaat etmiş. Bu ülkenin her sokak başında barı, restoranı, gece kulübü, her sokak başında meyhanesi, her sokak başında her türlü eşcinseli, lezbiyeni, ne bileyim işte o su bu su her yer dolu. Başka uğraşacak bir şey bulamadınız mı? Ey Müslümanlar, aklınızı başınıza toplayın, aklınızı başınıza toplayın. Eşcinseller her gün bayram yapıyor, bunları düşünmüyorsunuz. Her gün küfür oluk oluk akıyor, bunları düşünmüyorsunuz. Her gün her türlü haram oluk oluk her yerde akıyor, bunları düşünmüyorsunuz. Kötülüklerle mücadele etmiyorsunuz. Adaletsizlikle, haksızlıkla, hukuksuzlukla mücadele etmiyorsunuz. Oturmuşlar insanlar, buharda geçen devesidiyle uğraşıyorlar.
O devesidikleri hepsi de başınızdan aşağı geçsin. Bu haramların yanında, bu küfürlerin, bu şirklerin yanında, devesidi necaset olmaktan çıkacak neredeyse. Devesidini öpüp başınıza koyacaksınız. Her taraf lanetlenmiş bir şey. Siz eşcinseni mi tercih edersiniz, devesidini mi tercih edersiniz? Hadis-i şerif, hangi devedir, hangi mevsimde sidi içilir? Bildiğin bilgim bir şey değil. Geçiyor mu? Geçiyor. Kabul ettim kardeşim, sana ne? Milletin rakısıyla, şarabıyla, birasıyla, milletin medeyle, uyuşturucusuyla, milletin her türlü kafa yapıcı aletini bıraktınız, eşyasını bıraktınız, uyuşturucuları bıraktınız da, devesidini mi uğraşıyorsunuz? Türkiye'de son 10 yılda, bunu iyi dinleyin.
Türkiye'de son 10 yılda, gidin, Türkiye istatistiklerini seçin. Sadece uyuşturucudan kurtulmak için tedavi isteyenler, %860. Uyuşturucudan tedavi etmek istiyorum, ben uyuşturucudan kurtulmak istiyorum deyip, son 10 yılda, %860 tedavi olmak isteyenler. Kendinize gelin ey Müslümanlar, uyuşturucuyla mücadele edin. Uyuşturucu satıcılarıyla, uyuşturucu kullanıcılarıyla, uyuşturucu üreticilerle uğraşın. Ne işiniz var sizin devesidiyle uğraşıyorsunuz? Başka işiniz mi kalmadı? Türkiye'de, Türkiye'de, fuhuş, %1760, %1700, son 10 yılda. Ey Türkiye'deki Müslümanlar, ey devleti idare edenler, ey imamlar, alimler, şeyhler, müftüler, neredesiniz?
Siz devesidiyle kavga edin boyuna. Siz deyin ki, semaneye girdiğinde 3 adım mı attın, 5 adım mı attın? Yoksa sen işte dergaha girerken hangi adımla girdin, hangi adımla çıktın? İçki tüketimi %860. Ne ile uğraşıyorsunuz siz? Faiz girmeyen kursak kalmamış ülkede, faiz girmeyen kursak kalmamış ülkede, faiz faiz.
Siz hangi hadis sahihti, hangisi sahih değildi? Onunla uğraşın. Siz onunla uğraşın. Her türlü fuhuş, her türlü çıplaklık, her türlü hadsizlik, hudutsuzluk, hukuksuzluk her yeri sarmış. Siz oturun. Böyle. İşte hangi hadis sahihdi, hangisi değildi? Onu tartıştırın millete. Allah muhafaza eylesin. Zina eden evliler rejim edilir mi? Bu rejim günahlarına kefaret olur mu? Hadis-i şerif, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rejim ettirdi. Evli olanlar eğer zina ederlerse öldürmeye hükmetti. Anında cevap yazmış.
Hocam öyle ama tek başıma ne yapabilirim ki? Gidip genel evleri ateşe versem suçlu benim. Devlet izin vermiş. Bana sormadılar izin verirken hakkınızı helal edin. Bana da sormadılar. Ama asıl mücadele etmemiz gereken alanlar bunlar. Şeytanın bizim gözümüzden sakladığı alanlar bunlar. Şeytan haramlarla, lanetlik işlerle, küfürle, şirkle mücadele etmemizi saklıyor. Birbirimizle mücadele ettiriyor. Yani küfür tek millet, küfürle mücadele edemiyoruz. Haramlarla, kötülüklerle mücadele edemiyoruz. Gücümüz yetmiyor. Nefsimize uymuşuz. Ondan sonra korkuyoruz. Biz Müslümanların eksiklikleriyle uğraşıyoruz. Olmadı, işte hadislerdeki meselelerle uğraşıyoruz. Ne yazık ki öyleyiz. Selamünaleyküm.
İş yerinde yaptığımız bir projeden dolayı müdür tarafından yiyecek ikram edildi. Bu ikramları yemek helal nedir? Helal. Aferin, tebrik ederim. Böyle olacak zaten. İnsanlar böyle tebrik edilecek, hediye edilecek işler yapmalılar. Selamünaleyküm efendim. Öğretmenin maaş hesabımızın olduğu bank ile ilçe, milli eğitim, sözleşme yapmış. Hesapların o bankada kalması için ve buna bağlı olarak her öğretmene belirli miktar promosyon ücreti yatırma üzerine anlaşmışlar. Bu paranın hesabı yatacağı mesajı geldi. Bu para faize girer mi? Şahsi kullanılımda bir sakınca var mı? Şahsi kullanılımda bir sakınca yok. Rüyada Kabe'ye gitmek gerçekte de gideceğin anlamına gelir diyorlar.
Öyle diyorlarsa öyledir. İnşallah. Selamünaleyküm. Nikahını al. Nikahın senin olsun. Nikahın başının altında kalsın gibi sözlerde şirke sebebiyet midir? Burada nikahın başının altında kalsın sözünden kast ne? Ona bakmamız lazım. Yakaza halinde kulun iradesi var mıdır? Varsa nereye kadardır? Bu dünyada aklın iradesi orada ne etkindir? Yakazada irade olmaması lazım. Yakazada irade varsa yakaza değildir. Selamünaleyküm. Dediniz ki mümin, müminden faize almış. Bunu biraz açar mısınız? Bankadan alınan faiz de bu hükümde mi? Bankadan alınan faiz bu hükümde değil. Mümin, müminden. Banka mümin mi?
Hangi banka mümin ki? Bir kişinin hacca gidip Kabe'yi tavaf etmeleri ile ilgili olarak bazı kişiler diyor ki oraya gidiyorlar. Kabe'yi yüzlerinin gözlerini sürüyorlar. Hem putlarla savaştıklarını söylüyorlar. Hem de kendileri puta tapıyorlar. Söylemini kullanıyorlar. Ya da şeytan taşlamayla ilgili. Sen kendin şeytanı gördün mü ki neyi taşlayacaksın? Taşa taş atıyorsunuz. Bu da putçuluk değil mi diyorlar. Şirk ehli olmaya kadar muhabbeti getirebiliyorlar. Sizin düşünceleriniz nelerdir? Bunlar boş muhabbet. Yani biz şeytana taş atarız. Bu İbrahim Aleyhisselam'ın ve aynı zamanda da İbrahim'den sonra Hazreti Muhammed'in Mustafa'ya kadar peygamberlerin sünnetidir.
Sünneti icra ederiz. Yani deriz ki biz şeytandan kurtuluyoruz. O yüzden normalde Kabe'ye yüzlerini gözlerini sürüyorlar. Kabe'ye hiç kimse yüzünü gözünü süremez. O mümkün değil zaten. Yani orayı bilmeyenler bunu söylüyorlar. Nereye yüzünü gözünü sürecek? İzdihamdan. Selamun aleyküm. Ben 11 yaşındayım. Kardeşim 6 yaşında sizden ders almak istiyoruz. Evet 6 yaşında olan sen 7-7 çekeceksin. 11 yaşında olan sen 12-12 çekeceksin inşallah. Eğer bir yerin seyirirse bak ve söylediğimiz kaideler hatırla ve şüpheye düşmeden inan. Bir damar yerinde oynuyorsa onu hareket ettiren Allah-u Teala'dır. Damarın sana vermek istediği işareti anla ve arkasından gelecek olanı bekle.
İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname Efendim o zaman bu söze göre kaderimizde ne varsa gelip bizi bulur manasından mı bakmalıyız her şeye? Yoksa bu söz doğrudur ama ben iradenin olduğuna inanıyorum demeliyiz. Ben iradenin var olduğuna inanıyorum. İrademin dışında olanlardan da sorumlu değil. Selamun Aleyküm hocam dua ederken Allah'ım bizi İslamsız bırakma diye dua ediyorum. Doğru mu söylüyorum? Bir de hocam biz sizden ders aldıktan sonra sizi sanki arada evde hissediyorum olabilir mi? Bir de hocam sizden ders almadan önce sizi rüyamda gördüm. Kırmızı bir kıyafet vardı üzerinizde ve ellerinizde kırmızı damar gibi renk çıkıyordu. Hayırlı geceler. Allah muinin olsun inşallah. Selamun Aleyküm tasavvuf dersi almak istiyorum.
İnşallah verelim kardeş sana da ders. Hocam hayırlı akşamlar. Çok yakın bir arkadaşım vasıtasıyla size ulaştım. Kalbimin üstünde bir ağırlık hissetmiştim. Uzun bir süre zorlandım. Tanıdığım insanlar bol bol okudular Allah razı olsun. Ramazanın 17. günü bu ağırlık kalktı. Fakat bazen yine gelmekte aynı zamanda ölüm korkusu çok fazla. Bunu aşmak için ne yapabilirim? Bu arada bu yaklaşık iki aydır olan bu durum hocam kendimi telkin edince geçiyor ama yine başlıyor. Şimdiden Allah razı olsun. Beş vakit namazını kıl Kur'an'ını öğren.
Tevhid. La ilahe illallah. La ilahe illallah diye tevhide devam et inşallah. Selamun aleyküm. Geceniz hayır olsun. Ben elimden geldiğince size öğrettiğiniz Kur'an sünnet yolunda koşmaya çalışıyorum. Ama nedense sizi layıkıyla sevemediğim bu yüzden de size kardeşlerime ve dergilerle layık olmadığımı düşünüyorum. Bu beni çok yoruyor. Bu bir vesvese midir? Evet. Şeytan vesvese veriyor. Şeytanın vesvesesinden uzaklaş. Tevhide devam et. Sosyal medyada sizi etiket etmemizden rahatsız oluyor musunuz? Bu etiket etmek ne oluyor salim? Hiç bildiğim bir şey değil.
Ben rahatsız değilim. Benim bir rahatsızlığım yok. Kim ne yapıyorsa yapsın. Kur'an ve sünnetin dışında bir şey yapıyorlarsa haram istiyorlar. Bu ayrı bir mesele ama öbür türlü bir rahatsızlığım yok. Bir evlat annesi ya da babası için vefatından önce ya da sonra onların kılmadığı namazları kılabilir mi? Bu durumda anne babasının kabir azabını azaltır mı? Yani bir kimse adına mesela işte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kurban kesebilir miyim dedi. Kesebilirsiniz anneniz babanız adına dedi. Eksik orucu olan vardı tutabilirsiniz dedi. Böyle birkaç vakit eksik namazı varsa da o da eyvallah yapılabilir buradan kıyas ederekten. Yetmiş yıl namaz kılmamış.
Ne yapacaksın onu? Selamun aleyküm. Bayındır merkez her yerden daha çok özledi. Eyvallah. Bayındır merkez akıllı olsun herkes inşallah. Evet. Kamerun. İyiyim sen nasılsın? İyi. Aleyküm selam. İyiyim sen nasılsın? İyi. Demiş. Ve aleyküm selam. Allah yardımcınız olsun inşallah. Evet. Selamun aleyküm. Rüyamda birilerinin bahçesinde iki yeşil elma kopardım.
Ağaçtan bir kadını gördüm. Sahibini helallık istedim. Gönümsede helal etti. Helal olsun. Selamun aleyküm. Doğum yapan iki ayrı kişi kırklarımız karışır diye birbirlerine gidilmiyor. Bunun hakkında dinimizi ne diyor? Hiçbir yerde okumadığım bir şey bununla alakalı. Selamun aleyküm. 11 yaşında kızım sizden ders istiyor. Verebilir misiniz? 12-12 çeksin inşallah. Selamun aleyküm. Bir insanı yaşatan tüm insanları yaşatmış gibi olur. Maide 32. Ve veda hutbesinde Peygamber Efendimiz ırkçılığı yasaklayan eşitlik kavramının toplumsal ahlakı öğütleyen birçok sözleri.
Allah'ın birçok ayetlerinde de olduğu gibi öğütleyen ayetler karşılığında toplumsal bir vazifeyi yerine getiren ama Müslüman olmayan kişi. Mesela Cristiano Ronaldo gibi milyonlarca insanlığa yardım eline uzatan kişi Müslüman olmadığı için Allah katından nasıl yargılanır? Ben Allah değilim canım kardeşim. İman eden hayırlı amel ve asrı de asra yemin olsun. İman eden, salih amel isteyen, sabrı ve hakkı tavsiye edenler müstesna eder. Hüsrana uğratılacak. İman edecek, salih amel isteyecek, hakkı ve sabrı tavsiye edecek. Dört tane ana kaidesi var. Geri kalan hüsrana uğratılacak. Ayet bu. Eyüp bükemem.
Selamun aleyküm. 15 Temmuz darbe pilotumuz emri komutanı uydu. Şu an içeride muhabbet verildi ama FETÖ ile hiçbir alakası yok. Mahkemede hiçbir delil beklemediler. Karar verdiler. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Beklemekteyiz, dua ediyoruz. Başka elimizden bir şey gelmiyor. Dua eder misiniz? Allah yardımcısı olsun. Ama normalde şimdi komutan emretti. Git meclisi bombola. Akıl mantık var mı bunda? FETÖ ile hiç bağlantısı yok. Allah Allah. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalıyor adam. Kalkıyor, Cumhurbaşkanlığı'nın sarayını bombalıyor. Orada toplanan insanları ateş ediyor.
Sivillere. Ne yapacağız biz buna? Biz buna ne yapacağız? Arkadaşlar, bunu böyle hani ya hiçbir alakası yok. Canım kardeşlerim. Var alakası. Mahkemeler hatalı davranmıyorlar mı? Davranıyorlar. Hatalı kararları var mı? Yok mu? Var mı? Var. Adaletsizlikleri yok mu? Var. Var. Bunları kabul ediyorum. Ama hiç bağlantısı alakası yok. Canım kardeşim. Sen helikoptere bindin. İnsanlar ateş açtın mı?
Açtın. Sen tankın tepesine çıktın. Millete ateş açtın mı? Açtın. Eline silah aldın. Sivilleri 270 kişiyi kim öldürdü ya? Kim şey edetti onları? Elinde silah olmayan, elinde silah olmayan, tabancası olmayan, kendi vatandaşını öldürme hakkını kim verdi sana? Elinde silah yok.
Tabanca yok, tank yok, tüfek yok. Senin elinde uçak var, bombalıyorsun. Senin elinde tank var, yürütüyorsun, bombalıyorsun. Bu hakkını nereden buldun sen? Bana emrettiler. Yapma. Askerlik kanunu. Git ya, bırak. Ben kendi vatandaşımı öldüremem. Ben kendi vatandaşımın üstüne tank süremem de. Senin kardeşin, senin anan, senin bacın ya. Senin millet meclisin ya. Senin meclisin. Bu ülkenin cumhurbaşkanlığı makamı. Bu ülkenin cumhurbaşkanlığı makamı. Başka bir ülkenin değil. Bu ülkenin millet meclisi. Başka bir millet meclisi değil. Başka bir milletin millet meclisi değil.
Bu ülkenin millet meclisi. Bu ülkenin yolu, bu ülkenin köprüsü, bu ülkenin valilik binası, bu ülkenin hastanesi, bu ülkenin TRT'si, Bu ülkenin özel kuvvetler komutanlığı, özel kuvvetler komutanlığını basanlar, oradaki as subayı, başşavuşu şehit edenler ne diyeceğiz şimdi? Hiçbir suçları yok mu diyeceğiz? O bombaları kim attı? Ruslar mı attı? Amerikalılar mı attı? Kim attı? Bunlar yok. Bunları normalde komutana uydu diye kabul etmiyorum bunları. Uyumasınlar. Ben de askerlik yaptım. Ben de askerlik komutanım.
Askerliğin genel kaidesidir. Komutanın yanlış emirlerine itaat edilmez. Evet. Komutan derse ki bu sivilleri öldür. Öldürülmez. Öldürülmez. Bizim de askerliğimiz var. Selamun Aleyküm. Kim ki ümmetimin fesada düştüğü zaman benim sünnetime sarılırsa onun için yüz şehit sevabı vardır. Begavi. Mesabihi sünneh. Sorum ümmetin fesada düştüğü zaman ne zamandır? Fesat olduğu ümmeti nasıl anlar? Fesat halinde onun sünneti nedir? Fesada düştüğü zaman şimdi bu haramlar oluk oluk yaşanıyor. Bu oluk oluk yaşandığı zaman da sünneti seneye uyacağız inşallah.
Samsun'dan yazıyorum. Selamun Aleyküm. Hocam gaflet, tembellik ve erteleme hastalığından nasıl kurtulurum? Dua, lütfedin. Hak aşkına Allah razı olsun. Allah yardımcınız olsun. Kendinizi disipline edeceksiniz inşallah. Kur'an ve sünnete sımsık yapacaksınız. Farz ibadetlerinizi yerine getirecek haramlardan uzak duracaksınız inşallah. Efendim geri dönüşüm işi yapıyorum. Plastik ve karton işi için bir dönümlük bir yer buldum. Ne dersiniz? Ne diyeyim canım kardeşim? İşin gücün rast gelsin. Allah yardımcın olsun. İnşallah Cenab-ı Hak en hayırlı yöne çevirsin. Hayırlı iş versin. Çalışın. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Deve CD'nin faydaları ispatlanmış, okumuştum.
Sizinle paylaşmak istedim. Belki insanlar bunun nasıl ilaç yapılacağını bulacaktır. Kanser, eski bastırlıklara çare olacağına inanıyorum. Eyvallah. Bir sürü arkadaşlar yazı göndermişler. Allah razı olsun. Efendim sosyal medyada herhangi bir paylaşım yapınca insanların görüp beğenmesi uyuşumuza gidip nefsimizi okşayınca bu gösterişe riyaya girer mi? Manen ilerlememize engel olur mu? Biz Kur'an ve sünneti tavsiye edelim inşallah. Başka bir şeye bakmalım. Recep Karataş'ın oğlu Furkan 18 yaşındayım. Ders almak istiyorum. Recep Karataş da ait çocuktu bizim gözümüzde. Şimdi Recep Karataş'ın 18 yaşında oğlu olmuş. Bir de 13 yaşında kızı dolmuş. Maşallah. 13 yaşındaki Recep Karataş'ın kızı.
Sen 33-33 çekeceksin. 18 yaşında olan Furkan. Sen de normal dersi çekeceksin. İkinizi de bir ders kağıdı paylaşıyorum. İnşallah Allah mübarek eylesin. Selam söyleyin. Recep Karataş'a ve aileye komple. Evet kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler. Sorularımız da bitti. O yüzden sorular da böyle rahat bitsin diye sohbeti kısa tutmaya gayret ediyorum. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah Cumartesi gün yine siyasal İslam sohbetine devam edeceğiz. Allah izin verse. İnşallah şimdi yine muhtadımız olan kısa bir üçlü tevhidi çekeceğiz. Allah'ın izinle geceyi sonlandıracağız. Geceniz şimdiden mübarek olsun. Allah razı olsun. Geceniz hayır olsun.
Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.