mustafaozbag.org

TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 18 HAZİRAN 2020

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 19 Haziran 2020 · 2:44:27

Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim inşallah kendisini seven, kendisine aşık olan, Habibinin sünnetlerini yerine getiren, Kur'an ve sünnete sımsık yapışan kullarından eylesin. Hakkı hak, batılı batıl bilen kullarından eylesin. Haramlara gözünü çevirmeyen, haramlara kalbini çevirmeyen, haramlara elini, ayağını, kulağını, dilini haramlardan uzak tutan kullarından eylesin. Farzlara sımsık yapışıp farz ibadetleri yerine getiren, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hem fiili hem de sözlü sünnetlerini yerine getiren kullarından eylesin.
İnşallah. Kur'an ve sünnete sımsık yapışmak, Kur'an ve sünneti yaşamak, Kur'an ve sünnet yolunda gitmek kolay değildir. Cenab-ı Hak cümle Kur'an ve sünneti yaşamak ve yaşatma mücadelesi verenlere yardım etsin. Cenab-ı Hak gönüllerine genişlik, selametlik, derinlik versin. Dillerindeki kilidi açsın. İnşallah gözlerindeki perdeleri kaldırsın. Kalplerindeki perdelerini nur perdesi haline getirsin. Hakikati görenlerden eylesin. İnşallah hakikati görerekten, hakikati yaşayan kullarından eylesin cümlemizi inşallah. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, Bu cinsel suçlarla alakalı sohbetin ikinci kısmı. Üçüncü kısmı çok bırakmak istemiyorum. Çünkü böyle ana meseleleri konuştuk gibi geliyor.
Çünkü birinci, geçen haftaki perşembe sohbetinde en önemli iki büyük haramı işlemiştik. Bugün de cinsel suçlar olarak nitelendirilmiş olan cinsel görevden kaçmayı konuşacağız. İnsanlar cinsel görevden kaçtıklarında ne olur, ne gider, aile hayatında durum hangi noktaya doğru gider, onu görüşmeye, onu konuşmaya çalışacağız. Bu tabii İslam bunu da kendince günah kebari olarak görmüş. Çünkü bununla alakalı ağır hadis-i şerifler var. O ağır hadis-i şeriflerden yola çıkarak kadın veya erkeğin eşine karşı cinsel aktivitesini yerine getirmemeyi kasıtlı olarak büyük günah keballerden görmüş. Günah kebari olup olmaması da bu kadar çok şey değil.
Bazıları hani günah kebari görmemiş olabilir. Burada önemli olan şey şu, yani evlilik temelini sarsan en büyük eksikliklerden birisi olarak görüyorum. Hele bu zamanda insanların pornografiye, çıplaklığa, her türlü böyle seksüel kültüre bir adım bile fazla, bir nefes sonra ulaşabileceği bir zamanda ve insanların bunun öğretisi olsun, bunun yazılı sosyal görsel medyada olsun, sineması, dergisi, videoları olsun, her yerde böyle kol gezerken, insanların bu meseleden uzak kalması, buna duyarsız kalması, böyle bir şeyi üstünü kapatması, örtmesi mümkün değil.
Çünkü öyle bir deccaliyet asrında, öyle bir deccaliyet zamanlarında yaşıyoruz ki haramlara gitmek çok kolay. Haramı işlemek çok kolay. Hepimizin çocukları var, torunları var, hepimizin gelinleri var, kızları var, damatları var, oğulları var. Hepimizin genç etrafında ama torun, ama evlat, ama işte aile efradatları var ve böyle bir zamanda bütün her şeyin çok kolay olduğu ve çok kolay ulaşılabildiği bir zamanda gençleri muhafaza etmek, işte evlileri muhafaza etmek, orta yaşları muhafaza etmek, hatta ve hatta yaşlı diyebileceğimiz kimseleri dahi muhafaza etmek gerçekten zor.
Ben böyle bugün az bir şey evlilik çatısından da girmek istiyorum. Çünkü bir kimse neden cinsel görevlerden kaçar? Bunun da temeline aslında inmek lazım. O yüzden Hanefiler hani nikah icaf ve kabuldür derler. Nikah icaf ve kabul olduğuna göre evlilik çatısının da temeli icaf ve kabul. Yani bir erkek veya bir kadın bir erkekle evlenmeyi isteyecek. İcap bu. Karşı tarafta bu evlenme isteğini kabul edecek. Ve eşler birbirlerine karşı kalpleri birbirlerine ısınırsa, birbirlerine muhabbet beslerler, birbirlerine karşı böyle bir istek duyarlarsa, hür iradeleriyle birbirlerini seçip evlenme yolunda yürüyecekler. Bunu ben özellikle tırnak içerisinde Hanefiler çok önemsemişler bunu.
Hanefiler normalde evlenecek olan kimselerin birbirlerini beğenmelerini, birbirlerinin kalplerinin ısınmasını, birbirlerine karşı muhabbet beslemelerini önemsemişler. Hatta İmam-ı Azam Hazretleri evlenme görüşmesi yapacak olan, evlenme konuşması yapacak olan, birbirleriyle görüşecek olan kimselerin birbirlerine şehvetle bakmalarında dahi beis görmemiş. Bunu günah-ı kebârdan saymamış. Çünkü başka bir ayet-i kerimede hani mümin kadınlara ve mümin erkeklere söyle gözlerini haramlardan sakındırsınlar. Ayet-i kerimesine karşı duruş değil bu. Evlenecek olan insanların birbirlerine karşı muhabbet beslemelerini, birbirlerine karşı istek duymalarını öngörmüşler. O yüzden eşlerden her birinin diğerini kabul ve ona rıza göstermesi olmadıkça eşler arasında kalbi, ruhi, fiziki, bedeni, biz bunu normalde bütün insanı oluşturan, sadece çünkü fizik değil, sadece beden değil, o insanı oluşturan bütün maddi manevi unsurların yatışması,
ona karşı bir muhabbet beslemesine bağlı. Yoksa eğer kalbi, ruhi, bedeni yatışma birbirlerine muhabbetleri yoksa, birbirlerine istekleri yoksa bu yatışma olmayacak. Ve her daim huzursuzluk olacak, her daim sıkıntı olacak, her daim isteksizlik olacak, her daim birbirlerini belki de görmek istemeyecekler, birbirlerine yakın olmak istemeyecekler. Bu sefer evlilik birliğinin sarsılmasına, temelinden yıkılmasına sebep olacak. Bir şey yaparken temelini sağlam atmak gerekir. Şimdi bazı aileler var, işte evlendiğinizde birbirinize ısınırsınız. Ya ısınmaz, neden evlendiğinde birbirini ısındırmak için uğraşsınlar? Yani bu zamanda ısındıklarıyla evlensinler, birbirlerini istedikleriyle evlensinler.
Buradan şuraya yürümeyin sakın ha. Yani işte harama cevaz verdi. Değil canım kardeşim, harama cevaz vermek değil. Evlenecek olan kimselerin birbirlerini görmelerini, birbirlerini makul dairede konuşmaları, birbirlerine hayat standartlarını, hayat felsefelerini anlatmalarında bir sıkıntı yok çünkü. Bu kalbi, ruhi, bedeni, o yakınlık, o birbirine karşı olan muhabbet besleme olacak ki, insanların bütün iç ve diş dünyasına bu yakınlık sirayet etsin.
O eşlerin birbirlerine karşı davranışlarına sirayet etsin. Eşler birbirlerine karşı daha anlayışlı, daha fedakar, birbirlerine karşı daha muhabbetli, birbirlerine karşı daha toleranslı davransınlar ve birbirlerine karşı cinsel olarak da bir istekleri olsun, bir arzuları olsun. Eğer böyle bir yakınlık, böyle bir muhabbet yok ise, eşlerin birbirlerine karşı, hani cinsel bir arzuyla, istekle yaklaşmaları çok zor. Bunu tabi başlangıç olarak birbirlerine muhabbetler olacak ki, birbirlerine karşı da o muhabbetlerini korusunlar, muhafaza etsinler ve evliliklerini yürütsünler. Eğer bu sevgi, bu muhabbeti, bu yakını yakalayabilirlerse eşler, huzur içerisinde, istikrar içerisinde, muhabbet ortamında hem kendileri rahat etsinler, hem de gelecek olan nesil, böyle güzel ahlaklı, tatlı, birbirlerine sevgiyle, muhabbetle bakan bir nesil olsun.
Eğer eşler birbirlerine karşı bu muhabbeti yakalayamazlarsa, her gün kavga olan bir evde, her gün tartışma olan bir evde, her gün kıyamet kopan bir evde, çocuğun büyümesi, sağlıklı büyümesi, o evde çocukların sağlıklı yetişmesi mümkün değil. O evin hanımının sağlıklı bir hanım olması mümkün değil. O evin erkeğinin sağlıklı bir erkek olması mümkün değil. Ve düşünebiliyor musunuz, ayakları zorla giden bir erkek eve zorla gidiyor. Veya düşünebiliyor musunuz, bir kadın düşünün, evde adamı beklerken nefretle bekliyor. Gelecek diyor, kör olmayasıcı adam şimdi, işte benim yemeğimi beğenmeyecek, benim şuyumu beğenmeyecek, benim buyumu beğenmeyecek. Ve aynı şekilde adam da kendi içinden kavga ede ede eve gidecek.
Veyahut da o evdeki çocuğu düşünün, işte yine babam gelecek, evde kavga çıkacak, yine annem şimdi kavga çıkaracak, yine babam şimdi kavga çıkaracak. Korkusuyla, endişesiyle çocuğun büyümesini düşünün. Yani bunların hepsinin temelinde, eşler arasındaki sevginin, muhabbetin, eşler arasında rızanın, eşler arasında birbirine tölanası davranmamanın neticesinde olan şeyler. O yüzden burada evlenecek kızı, evlenecek oğlu olan anne babalara sesleniyorum. Çocuklarınızı istedikleri kimselerle evlendirin. Çocuklar istedikleri bir evlilik yapsınlar. Ama biz bunları yaparken de çocuklarımıza biz iyi bir eğitim verelim. Bizim kızlarımız, bizim erkek çocuklarımız nasıl bir kadınla evlenir, nasıl bir erkekle evlenilirin, bunun kriterlerini iyi öğrenmeleri lazım.
Biz bu kriterleri eğer çocuklarımıza biz anlatırsak, çocuklarımıza biz bunu gösterirsek, çocuklarımız yanlış bir tercih yapmazlar. Ve evin içerisi sevgi, muhabbet, mutluluk dolu bir ev olması lazım. Evin içerisinde, aile arasında ensest ilişkilerin olduğu, aile içerisindeki tacizlerin, tecavüzlerin olduğu bir ailede asla ve asla düzgün evlilikler, düzgün bir aile kurulması mümkün değil. Kıymetli dostlar, gün geçmiyor ki, aile içerisinde bir taciz vakasını dinlememiş olayım. Hatta öğle günler, bir, iki, üç, dört, aile içerisindeki taciz vakalarını dinliyorum. Ve o tacize uğrayan kızlarımız, tacize uğrayan kadınlarımız, aile içerisinde tacize uğradıklarından dolayı, onlar ilk fırsatta kim onlara evlenme teklif ederlerse, arkalarından yürüyüp gidip onunla evleniyorlar.
Kendilerince tacizden, tecavüzden, kendilerince ensest ilişkilerden kurtaracak bir simit arıyorlar. Bu artık onların kurtulmasına sebep olacak diye, onun simidin patlak olup olmadığına, eski olup olmadığına, ilk fırtınada onu yolda bırakıp bırakmayacağına, bakmaksızın onun peşinden gidip evleniyorlar. Çok acı şeyler dinliyorum. Benim belki de sohbetlerdeki keskinliğimin, sohbetlerdeki sertliğimin sebeplerinden bu da olabilir. Yani bu kadar çok çürümüş bir topluluğun içindeyiz ki, toplumun içindeyiz ki, bu çürümüşlüğün içerisinde, yani insanları nasıl bu çürümüşlükten kurtarabiliriz, nasıl biz insanlara bir nefes olabiliriz, derdine düşmüş oluyoruz.
Kıymetli dostlar, bu İslam'da cinsel suçları anlatmamın sebeplerinden birileri de bunlar. Eşler birbirleriyle ufak tefek meselelerden dolayı evlerini cehennem çukuruna döndürüyorlar. Evler cehennem çukuruna dönerken zannediyorlar ki, karı koca birbirlerini cehennem ettiler. Değil, komple aileyi cehennem çukuruna çeviriyorlar. Ve o çocuklar evdeki o huzursuzluğu görünce, evdeki o geçimsizliği görünce, evdeki o ahlaksızlıkları görünce, ne tarafa gideceklerini bilmiyorlar. Sevgili anneler, çocuklarınızı koruyun. Sevgili babalar, çocuklarınızı koruyun. Eşlerinize evlerinizde ahlaklı, seviyeli davranmaya çalışın. Sevgili anne babalar, kız çocuklarınızı evde seviyeli davranmaya çalışın.
Sevgili anne babalar, erkek çocuklarınızı evde seviyeli davranmaya çalışın. Sevgili kardeşler, erkek kardeşler, sakın kız kardeşlerinize başka gözle bakmayın. Sakın kız kardeşlerinizi tacizde bulunmayın. Sakın kız kardeşlerinize onların böyle işte vücutlarının değişik yerlerine şehvetle bakmaya çalışmayın. Kendinize dikkat edin. Bu ara böyle öyle vakalar dinliyorum ki kendimden geçiyorum. Kıymetli dostlar, bir erkek çocuk kız kardeşine saldırır mı? Kız kardeşine tecavüz etmeye kalkar mı? Taciz eder mi? Ve bunu gören bir anne, ne yapalım ben şimdi buna ne diyeyim deyip de bunu sinesine çeker mi? Ve ondan sonra o kız çocuğu da bir evlilik yaptın da neden sen bu evliliği yaptın deyip de onun hesabı çekmeye kalkar mı?
Hatta evlenip gitmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş. Ondan sonra o abi denilen, o edepsiz, o ahlaksız, o şereften yoksun kimse, kafeyi çekip onun evine dayanıp onu hala da sen benim olacaksın diye gider mi? Şimdi bunları böyle açık açık konuşmak istemezdim. Ama ben bunları yaşıyorum gün içerisinde. Ve ben bunları dinliyorum. Ama telefondan dinliyorum. Ama mailden okuyorum. Ama bunları telefonda bana saatlerce anlatılıyor. Ve kendimce diyorum ki biz nasıl bir topluluğun içindeyiz? Biz hangi bir topluma çocuk büyütüyoruz? Biz hangi bir topluma gelin vereceğiz? Hangi topluma biz gelin alacağız? Hangi toplumdan neyle ne yapacağız? Ve bunları gördükçe, bunları duydukça daha da endişeleniyorum.
Ve bunları dinledikçe daha da endişeleniyorum. Ve insanlar oturmuşlar. Toplum bu haldeken, toplum bu haldeken oturmuş insanlar kendi maddi menfaatlerini düşünüyorlar. Makamlarının geldikleri noktaları maddi menfaatler devşirmek için uğraşmanın yoluna gitmişler. Siyasiler, bürokratlar, bir makama gelenlerin büyük bir çoğunluğu toplumun derdinden, toplumun sıkıntısından uzaklaşmışlar. Kıymetli dostlar, ne yazık ki toplumun geldiği nokta bu. Pornografi o kadar çok böyle haddi aştı ki, pornografi o kadar haddi aştı, enses ilişkiler o kadar haddi aştı, aile içerisinde ilişkiler o kadar haddi aştı ki, bunun artık nerede duracağı belli değil. Bunun nerede soluklanacağı belli değil. Siyasiler, bürokratlar, din adamları, profesörler, ilahiyatçılar yalvarıyorum sizlere.
Hepinize yalvarıyorum. Cami imamları, hepinize yalvarıyorum. Bütün toplum önderlerine yalvarıyorum. Ben sizin köleniz olayım elinizde. Ben sizin hizmetkarınız olayım. Her gece bir yerlere gidin, bu toplumu aydınlatmaya çalışın. Bu toplumun ahlakını güzelleştirmeye çalışın. Bu toplumun ahlakını daha güzel bir noktaya çekmeye çalışın. Gördüğünüz, bildiğiniz gibi değil, toplum her gün kendi içinden çürümekte. Her gün kendi içinden çürürken, ne yazık ki Müslüman aileler, kendilerini Müslüman gibi görenler, kendilerini Müslüman gibiden fazla Müslüman görenler, Kur'an ve sünnetin haram etmediği, Kur'an ve sünnetin teşvik ettiği, Kur'an ve sünnetin helal ettiği cinsel ilişkiden kaçınmanın yollarını arıyorlar.
Kadınlar nasıl erkeklerden intikam alayım, ben onunla cinsel ilişkiye girmeyeyim, meleteyim onu. Erkekler de ben nasıl eşimden intikam alayım, onunla cinsel ilişkiye girmeyeyim, onu meleteyim derdindeler. Bu kadar, yapmayın. Pornografi bu kadar, bütün evlere, bartlara, televizyonlara, bilgisayarlara, bütün YouTube'dan tutun da, bütün internet ortamında, herkesin çok rahat bir şekilde ulaşabileceği bir noktada yapmayın. Yani televizyonda koca koca profesörler, işte bilgisayarlarını pornografiyle yakalıyorlar. Yok işte tezgahtı değildi, oydu buydu, olabilir de hepimizin de başına gelebilir. Hepimiz o gaflete düşebiliriz. Ama kıymetli dostlar, gerçekten ve gerçekten bizim durduğumuz nokta normal bir nokta değil. Bu Müslüman Türk milleti bu noktaya gelmemeliydi.
Bu Müslüman Türk milleti, pornografiye bu kadar düşmemeliydi. Uyuşturucuya bu kadar müptela olmamalıydı. Fuhuşa bu kadar müptela olmamalıydı. Ve devlet sığınma evlerine sığınan kadınların büyük bir çoğunluğu fuhuş yapan kadınlar. Ve devlet sığınma evlerine gidiyorlar, ne yazık ki fuhuş yapıyorlar. Ve fuhuşun neticesinde orlara sığınıyorlar. Ve devlet onlara kol kanat germeye çalışıyor. Devlet onlara kol kanat gerirken, ne yazık ki siyasiler, bürokratlar bataklığı kurutmuyorlar. Bataklıkla mücadele etmiyorlar. Sivrisineklerle mücadele ediyorlar. Sivrisineklerle mücadele edildiği müddetçe ne yazık ki bunun sonu gelmeyecek. Ne yazık ki bizim toplumumuz içten içe çürümeye başlayacak.
Bir de işin maneviyatsızlığı var. Yani öylesine siyasi hesaplar ederekten veyahut da dünyevi hesaplar ederekten birisinin hırsızlığına hırsız deyince alıyor, o sizi dallandırıyor, budaklandırıyor, sizi kalkıyor medyada taşlatıyor size. Veyahut da birisi gitmiş bir sürü usulsüzlük yapmış, ursuzluk yapmış, hırsızlık yapmış, adaletsizlik yapmış. Bunları konuşunca alıyor sizi medyada, hedef tahtasına koyuyor, çarmıha geliyor tabiri caizse ve bütün herkese sizi taşlatıyor. Bunlardan korktuğumuz çekintimiz yok. Ama ne yazık ki bu manevi olarak insanlar, bu meseleler uğraşan kimseleri de ne yazık ki deccal ve şeytanın etkisinde olan kimseler bunlarla uğraşıyor, bunlarla cedelleşiyorlar.
Allah bizleri muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, evlilik müessesini veyahut da evlilik evini ailenin temeli olacak olan, yarın öbür gün çekirdek ailenin tam büyük bir ailenin merkezine oturacak olan, biz belki de onun şimdi 20 yaşında genç bir kız, 20 yaşında genç bir erkek görüyoruz ama o geleceğin dedesi, o geleceğin ninesi, o geleceğin amcası, o geleceğin dayısı, o geleceğin teyzesi, o geleceğin halası. Bu evlilik müessesini kurarken biz rıza üzerine, muhabbet üzerine, sevgi üzerine, tatlılık üzerine, Kur'an ve sünnet üzerine kuralım. Kuralım ki evliliğin temeli sağlam olsun, temeli sağlam olunca onun üzerine atılacak katlar da sağlam dursun. Biz tohumu sağlam atalım, ondan çıkacak olan ağaç öyle bir ağaç olsun ki herkes onun gölgesinde gölgelensin, meyvesinden yesin ve gelecek nesillere tertemiz bir nesil bırakalım.
Cenab-ı Hakk evliliğin fıtri olduğunu, insan için bir olmazsa olmaz gerektiğini anlatan Rum suresi ayet 21. Kendileriyle huzura kavuşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de onun ayetlerindendir. O zaman biz eşlerimizden yani karı koca birbirinden huzura kavuşmalı ve birbirlerine sevgiyle, muhabbetle yaklaşmalı.
Burada huzura kavuşmanın yolu birbirlerimize sevgi ve muhabbetle yaklaşmamız. Aslında toplum olarak huzura kavuşmamızın yolu birbirimize sevgiyle, muhabbetle yaklaşmamızdan geçiyor. Eğer toplum olarak birbirimize sevgiyle, muhabbetle yaklaşamazsak ne yazık ki biz o ne aile huzurunu, ne toplum huzurunu, ne sülale huzurunu tespit etmemiz, görmemiz mümkün değil. O zaman bizim birbirlerimizle huzura kavuşacağımız eşler edinmemiz gerekiyor. Ebu Zer radiyallahu anh hazretleri naklediyor bu hadis-i şerifi. İkab bin bişir et temimi, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanına girdi. Ve ona dedi ki, hazreti peygamber, ey İkab, hanımın var mı? Hayır, cariyen de mi yok?
Hayır, malın var mı? Zengin misin? Zenginim. Öyleyse sen şeytan kardeşlerindensin. Zira sen Hristiyanlardan olsaydın, ruhbanlardan olurdun. Bizim sünnetimiz evlenmektir. Bakın, bizim sünnetimiz evlenmektir. Çünkü bütün peygamberlerin sünnetidir evlenmek. Ve o yüzden evliliğe karşı çıkmak, evliliği reddetmek, sünnet-i seneye karşı çıkmak, sünnet-i seneye reddetmek.
Hatta ayet-i kerimeyi reddetmektir ki Allah muhafaza eylesin, insanı küfre kadar götürür. O yüzden evlenmek, Kur'an'la, sünnetle, imamların iştahı ile sabittir. Devam ediyor hadis-i şerif. Kötüleriniz bekarlarınızdır. Dikkat edin. Kötüleriniz bekarlarınızdır. Ölülerinizin en rezilleri bekarlarınızdır. Bakın, kötüleriniz bekarlarınızdır. Ölülerinizin de en rezilleri bekarlarınızdır. Şeytanla mı ilgileniyorsunuz? Salihler hakkında şeytanın kadınlardan daha etkili bir silahı yoktur. Evliler müstesna. Bakın, evliler müstesna. Salih bir kimse eğer bekarsa, o zaman o ne yazık ki şeytanın etkili silahının altında. Çünkü onlar yaramaz söz ve fiilden beri ve de temizdirler.
Evlilerle alakalı diyor. Yazık sana ey ikaf. Onlar, yani kadınlarla alakalı. Eyyub, Davud, Yusuf ve Kerfes'in yoldaşlarıdır. Onları, peygamberlerin yoldaşlarıdır. Ona biş bin atiye sordu. Ey Allah'ın Resulü, Kerfes kimdir? Cevap verdi. O bir adamdır ki, 300 yıl deniz sahillerinin birinde Allah'a ibadet etmiştir. Gündüzleri oruç, geceleri namazla geçirmiştir. Ne yazık ki sonra aşık olduğu bir kadın yüzünden Allah'ı inkar etmiştir. Allah'a karşı yapmakta olduğu ibadetleri bir anda terk etmiştir. Bereket ki sonradan kendine gelmiş, Allah'ın rızasını mucip, bazı güzel davranışlarda bulunmuş da Allah onu bağışlamıştır. Sahabeye diyor, yazık sana ey ikaf, evlen. Yoksa sen Allah'ın emirlerine arkasını çevirmişlerden olursun.
Öyleyse ey Allah'ın Resulü beni evlendir dedi. Öyle deyince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, özür dilerim, şöyle buyurdu. Seni Gülsüm el Himyer'in kızı Kerime ile evlendirdim. Bunu Ahmet bin Hanbel nakletmiş bu hadis-i şerife. Ve ben geriden doğru geleyim. Demek ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri beni evlendir diyen ashabını hemen evlendiriyordu. Ve hemen onun evlenmesi için yardımcı oluyordu, evlenmesi için onun hemen ona bir eş tayin ediyordu. Bununla alakalı çokça hadis-i şerifler vardır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashabını evlendirmiştir. Önceden tarikat ekollerinde böyle bir adaf vardı. Yani üstadlar, dervişlerini sen filanca ile evlen dediğinde evlendirirlerdi.
Çünkü bunu Allah rahmet eylesin, ne şeyle Abdullah Gürbiz Efendi, benim şeyhim olan, üstadım olan Abdullah Efendi Hazretleri de bunu çokça yapmıştı. Ben yanında şahidim. Demek ki bu da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti olmuş oluyor. Bakın ikafa olan şey, ikaz çok önemli. Diyor ki, evlen yoksa sen Allah'ın emirlerine arkasını çevirmiş olursun. Bakın kıymetli dostlar, kadın ve erkek, evlenmeye muktedir olanların evlenmek için çaba sarf etmeleri ibadettir. Çünkü evlenmek, Kur'an'ın emriyle farz, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerifleriyle sünnet, imamların iştahatlarıyla sabit bir ibadettir. Evliliğe birinci dereceden ibadet gözü ile bakmamız gerekir.
O yüzden evleniniz, çoğalınız, ben sizin çokluğunuzla övüneceğim hadis-i şerifi. Veyahut da işte yine ayet-i kerimede evlenmeyi şart kılması ve ancak onlarla huzura kavuşursunuz, rahata kavuşursunuz demesi önemli ikazlar. O yüzden kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, evlilik çağına gelmiş olan kimseleri evlendirmekte acele ediniz. Yine hadis-i şerifle sabit neydi? Evlendirme, evlenmekte, çocuklarınızı evlendirmekte acele ediniz. Ölüyü gömmekte acele ediniz. Namazı kılmakta acele ediniz. Borcunuzu ödemekte acele ediniz. Tövbe etmekte acele ediniz. Bakın acele etmek şeytandandır başka bir hadis-i şerifte ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri acele edilecek olan fiiliyatları bizi söylüyor.
Anne babalar, birinci derecede anne babalar evlenme çağına gelen çocuklarınızı evlendirmekte acele edin. Acele edin. Bu geceki konumuz cinsel suçlarla alakalı ama bunun en önemli direkt ilgilendiren şey evlilik. O yüzden biz evlenmekte ve evlendirmekte acele edelim inşallah. İslam dini cinsel duyguların, cinsel arzuların baskı altında tutulmamasını ve o cinsel duygu ve arzuların baskı altında tutulursa insanların piseşik psikolojik rahatsızlıklar sergileyebilecekleriyle alakalı hüküm birliği yapmıştır.
Ve ben tecrübemi söyleyeyim, gerçekten evlenme çağı geçmeye başladığında gençler artık hele bilhassa İslami dairede duran, yani haramdan uzak duran, haramlarla ilgi ve alakasını kesen, Müslüman gençlerde piseşik psikolojik rahatsızlıklar baş gösteriyor. Bunun en sağlam, en güzel yolu evliliktir. Yani cinsel hayatın makul, malum, sünnete uygun, Kur'an'a uygun bir evlilik birlikteliğinin kurulmasıyla başlar.
Ve bu evliliği kuranlar o zaman cinsel istek ve arzularını baskılayıp, cinsel istek ve arzuları yani fıtratlarıyla savaşmazlar. Savaşmak zorunda kalmazlar. Ama ne yazık ki bugün toplumumuz evlilik yaşını geciktirmekte, evlilik eylemini geciktirmekte ve çocuklarının ne yazık ki psikolojilerini bozmaktalar. Bakın açık ve net söylüyorum, psikolojilerini bozuyorlar. Eğer evlenmiş olsalar, o zaman kendilerince hür bir şekilde cinsel münasebete gireceklerinden dolayı böyle bir baskılama söz konusu olmayacak. Böyle bir baskılama söz konusu olmayınca da onlar psikolojik olarak rahat edecekler. Ve bu konuda da cinsel ilişkinin serbestliğiyle alakalı haramlar hariç İslam hiçbir zaman cinsel münasebetlerle alakalı bir kota koymamış, bir sınırlama koymamış.
Kota koyduğu yerler, malum kadınların aybaşı ve loğusa zamanlarında onlarla cinsel ilişkiye girmemek. Kota koyduğu şey kadınlara haram yerden. Yani çocuğun doğmadığı bölgeden cinsel ilişkiye girmek. Yani lutilik yapmak. Nitekim ayet-i kerimede Bakara 223, kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz şekilde gelebilirsiniz buyrulmuştur. Bu ne demektir dilediğiniz şekilde? Yani bunları böyle açık açık söyleyeceğim. Açık açık söylememin sebebi de şöyle söyleyeyim. Geçen dersin başında aktarmış olduğumuz hadis-i şerif. Hani meşhur ya Ebu Zer'in nakleti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki. Sübhanallah şeklinde her tesbihte.
Elhamdülillah şeklinde her bir hamdde. Allahu Ekber şeklindeki her bir tekbirde. La ilahe illallah şeklindeki her bir tehlilde. Her bir hakka çağırmada ve her bir batıldan sakındırmada sadaka sevabı vardır. Hatta birinizin eşiyle cinsel ilişkiye girmesi bile sadakadır buyurdu. Bununla alakalı hani hadis-i şerifte diyorlar ya. Ya Resulallah işte bu da mı sadaka sevabı devam ediyor. Bu kişi şehvetini haram yoldan giderseydi günah olmayacak mıydı? Şehvetine helal yoldan giderdi ve bu onun için sevap oldu buyurdu. Müslüm, Ebu Davud, Müsnet. Böyle olunca cinselliğin konuşulmasında, cinselliğin konuşulması, tırnak içerisinde Kur'an ve sünnet ve edep dairesinde konuşulması utanılacak bir şey değildir.
Hatta bunlar konuşulmadığından dolayı İslam dünyasının içerisinde Kur'an ve sünnette olmayan değişik tabular oluşmuş. İnsanlar annelerinden, babalarından, hocalarından, yok işte ninelerinden, dedelerinden, Kur'an ve sünnette olmayan değişik tabular oluşturmuşlar. Hatta bu son, öyle diyebilirim ki 30 yıldan beri daha fazla bu tabular arttı. Değişik fetvalar uçuşuyor orta yerde, değişik fiilyatlar, değişik uygulamalar uçuşuyor orta yerde. Bunların, ben öyle söyleyeyim, hadis-i şeriflerde kaynakları yok. İmamların iştahatlarında kaynakları yok. Kıymetli kardeşler, ayet-i kerimede kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza dilediğiniz şekilde gelebilirsiniz buyrulmuş.
Bu ne demek? Yani hangi şekilde tırnak içerisinde, pozisyonda olursa olsun, bir erkek, bir kadınla, yani eşiyle, istediği pozisyonda cinsel ilişkiye girebilir. İşte normalde bu böyle, çok özür dilerim, yok işte kadın yüzüstü yatarsa, yok işte şöyle olurmuş, yok işte sırt üstü yatması lazımmış, başka bir şey olmazmış, yok yan yatarak olmazmış, yok işte şu pozisyonda olmazmış, bu pozisyonda olmazmış.
Bunların hepsi de boş söz, hepsi de ne Hanefi'den, ne Maliki'den, ne Ahanbeli'den, ne Şafi'den hiçbir mezhepte olmayan yasaklamalar var. Kıymetli dostlar, Kur'an'ın serbest ettiği, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın hem fiili hem de sözlü olarak sünnetiyle serbest kıldığı ve işlediği ve konuştuğu bir şeyi imamların yasaklaması veya başka bir şey efendinin veya başka bir alimin veya başka bir ulemanın yasaklaması doğru bir yasaklama değildir.
Bakın doğru bir yasaklama değildir. Bu yasaklamalar heva hevestendir, bu yasaklamalar Allah-u Alem İsrailiyat'tandır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden herhangi bir ne şekilde olursa olsun bir kadınla çocuğun doğduğu huzudan cinsel ilişkiye girmek şartıyla hiçbir pozisyon sınırlaması yoktur. Hiçbir şekilde bakın. Bunu hiç kimse iddia edemez din adına. Bir kimsenin rahatsızlığı vardır, bir kimsenin sapkınlığı vardır. Hani sapkınlığı derken böyle kendince haramlar üretiyordur. Kendince haramlar üretenler de dini sapkınlardır. Veya kendince böyle usuller, kaideler, dinde olmayan şeyler üretiliyordur. Bunlar Kur'an ve sünnette yok ise sapkınlıktır, başka bir şey değildir.
O yüzden eğer bir kimse burada hani tarlanızdır derken bir tek kadınların doğum yapmadıkları, çok özür dilerim, hepimizi necaset yolu olarak nitelendirdiğimiz yoldan cinsel ilişkiye girmek lanetlenmiştir. İster kadın erkeğe yapsın, ister erkek erkeğe yapsın, ister kadın kadına sevicilik, lezbiyenlik yapsınlar, bunların hepsi de lanetlenmiştir.
Kadınların hayızlı ve nifaslı dönemlerinde cinsel ilişkiye girmek günah-i kebahirdir. Büyük günahlardandır. Hanefiler onları küfür olarak görmemişler, küfür olarak görmedikleri için de biz de onları küfür deme noktasında değiliz. O yüzden ben tekrar bunun altını çizerekten söylüyorum. Kur'an ve sünnete dayalı İslam dininde arzu edildiği zaman cinsel münasebete teşvik vardır.
Bunda bir yasaklama yoktur. İşte gece, gündüz, sabah, akşam, işte muhkimiyken, seferdeyken, işte yok ikindiden sonra, yok kandil gecesi olmazmış değil canım kardeşlerim. Cinsel ilişkinin yasak olduğu hiçbir zaman yoktur. Hiçbir mekan da yoktur. Yani işte seferde de olur. Yani seferde olduğu mesela Hazreti Safiye annemizle alakalı sabittir. Hazreti Safiye'yi çünkü bir sefere çıktığında nikahlamıştı. Seferde zifaf oldu. İkindiden sonra Hazreti Ayşe annemiz de olmuştu. O yüzden normalde sefer halinde de veya muhkimiyken veya da gün içerisinde herhangi bir zaman belirtmeksizin cinsel ilişki serbesttir.
O zaman bir kimse bir pozisyon noktasında herhangi bir yasaklama yok. O zaman iki vakit olarak da şu vakitte yapılmaz diye bir yasaklama yok. Bakın sahabe farz oruç tutarken cinsel ilişkiye giriyor. Farz oruç tutarken. Şimdi oruçlu bir kimsenin cinsel ilişkiye girmesi caiz mi? Değil. Orucun yasaklarından mı? Evet ama girmiş. Girdiğinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri onu azarlamıyor. Ona kafir muamelesi yapmıyor. Münafık muamelesi yapmıyor. Ona fasık, günahkar muamelesi yapmıyor. Diyor ki ona 61 gün tutacaksın. O da diyor ki ne geldiyse bu oruçtan benim başıma gelmedi mi? O zaman diyor 60 kişi doyuracaksın.
Ben diyor Medine'nin en fakir insanıyım. Buradan benden daha fakir var mı? Gidiyor bir tas hurma getiriyor evinden. O zaman bunu fakir fukaraya dağıt. Diyor ki benim evimde çoluğum çocuğum aç. Ben kime dağıtacağım ki? O zaman git bunu ehlin neye? Allah'a tövbe et diyor. Bakın ehlin neye? Allah'a tövbe et. O zaman buradan şu tavsiyesi çıkmasın. Ramazan orucunda eşlerinizin oruçlarını bozdurmayın. Bu eyvallah. Kaçınabildiğiniz kadar kaçının. Eyvallah. Orucu bu noktada zedelememeye gayret edin. Ama oldu. Oldu ya. İnsan kendini tutamadı. İnsan ya. Kardeşim bu küfür değil. Bu dinden çıkarıcı bir şey değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden cinsel ilişkide kadınların da erkeklerin de haramlar, haram olmadığı müddetçe hür bir şekilde istedikleri gibi cinsel ilişkiye girme özgürlükleri var.
Allah muhafaza eylesin. Ayet-i kerimede Bakara ayet 228. Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. O zaman ben birinci derecede bu akşam anlatacak olduğum şeyler kadınların cinsel ilişkide hakları. Kadınlar hani birinci sıraya alsın. Pozitif arıcalıklık yapalım istedim. Kıymetli dostlar. Kadınlarımız böyle lafta başımızın tacı demeyelim. Kadın ailenin temel direğidir. Kadın ailenin temelidir. O yüzden kadınlar belki de aileyi ayakta tutan, aileyi en önemli noktada tutan en önemli bizim eşlerimizdir. O zaman kadınlarla alakalı biz ince ve tetiz davranmaya gayret edeceğiz.
Hakim bunu nakletmiş bu hadis-i şerife. Bir hadis-i şerife bu hadisi anlatan kimse anlatıyor. Resulullah'a ey Allah'ın Resulü bizden birinin üzerinde zevcesinin hakkı nedir diye sordu. Allah Resulü dedi ki, dikkat edin bunu ey erkek kardeşler veyahut da kadınlar da buna dikkat etsinler. Yediğinden yedireceksin, giydiğinden giydireceksin, yüzüne vurmayacaksın, onun çirkin olduğunu söylemeyeceksin.
Evden başka yerde de ondan ayrılmayacaksın. Kıymetli erkek kardeşler, yediğinizden yedireceksiniz. Siz gidip kebapçıda kebapları iç ederken eşleriniz evde o kebaptan yoksun kalmayacak. Çocuklarınız o kebaptan yoksun kalmayacak. Kadınlar, eşiniz gelmezden önce yemeğin iyi tarafını yiyip adama suyunu, selini bırakmayacaksınız. Yemek ahlakını ve adabını bütün ailenin hep beraber aynı yemeği ve aynı kalitede yemek yemeyi özen göstereceksiniz. Erkekler, gidip kalkıp kendiniz lüks mağazalardan kendinize kıyafet alıp eşlerinizi oradan buradan almayacaksınız. O yüzden eşlerinizin de kıyafetlerini kendi kültürleri ve kendi hayat standartları dairesinde onları koruyup kolacaksınız.
Bakın, onları koruyup kolacaksınız. Sebep, onun hayat standardı daha yüksektir. Onun hayat standardı senden de yüksektir. Onun hayat standardını koruyacaksınız. Sebep, o çünkü belli bir hayat standardından aşağı düşmeyecek. Ya hayat standardından aşağı düşürürseniz, o zaman evlenmezden önce onu konuşmanız lazım. Nasıl? İşte bir kadın var, yürürken diyelim ki üzerinde 10 bin lirayla yürüyor. İşte ayakkabı 2 bin lira, işte eteği 3 bin lira, üzerindeki mantosu 5 bin lira, işte üzerindeki örtüsü 10 bin lira. Böyle dolaşan kadınlar var mı? Ne yazık ki var. Ne yazık ki oldu bunlar. Var şu anda bunlar. Ve biraz böyle taş atayım.
Ne yazık ki siyasilerin, bürokratların eşleri böyle dolaşıyor. Kafasının başındaki örtü 10 bin dolarlık. Canım kardeşim benim. Bunu kendine hak olarak görme. 10 bin dolarlık örtüyle siyaset yapacağım diye uğraşma. Gidip varoş mahallelerde dolaşma. 100 bin liralık mantoyla gidip varoş mahallelerde dolaşma. Millete küfreder gibi. Siyasiler, eşlerinize dikkat edin. O eşlerinizle fakir fukaraların evlerine gitmeyin. O eşlerinizin kıyafetleriyle o fakir fukaraları küfreder gibi varoş mahallelerde dolaşmayın. Siyaset yapan milletvekilleri, belediye başkanları, meclis üyeleri, parti, il başkanları, altınızdaki milyon dolarlık arabalarla varoş mahalleleri gitmeyin.
O köylere, o kentlere gitmeyin. Hangi partiden olursanız olun. Hepinizde, hepinizde tepki topluyorsunuz. Hangi partiden olduğunuz önemli değil. İnsanlar 2 bin 300 lira asgari ücretle geçinecek olan bir kimsenin karşısına 50 bin dolarlık saatte çıkmayın. Edepsizlik etmeyin. Bunlar edepsizlik, bunlar görgüsüzlük, bunlar düşük ahlaklılık. Bunları yapmayın. Sen çaldıysan, çırptıysan, alevere, dalevere ettiysen, oradan buradan indirdiysen, hiç olmazsa bari oy aldın vatandaşının önüne giderken bunu bari yapma. Kendince de bunu böyle doğru yaptığını da zannetme. Ne yazık ki böylesiniz. İslam hukuku olmuş olsa hemen hemen bugünkü siyasilerin hangi partiden olursa olsun hepsinin de mallarına el konulur.
Sebep, çünkü sen bu parayı, bu malı nereden buldun derler. Siyasete girerken adamın altındaki araba 30 bin lira, siyaseti bırakırken adamın altındaki araba 3 milyar lira. Yani 3 trilyon lira. Nereden buldun kardeşim o parayı sen? Adam siyasete girerken başını sokacak bir evi yok, ondan sonra villa üzerine villa. Dağdaki, ovadaki, deniz kenarındaki. Evet. Adam bir yere bürokrat olmuş, TMSF adamı atamış bir medyanın başına. Adam medyanın başına giderken borcu var, arkasında bir sürü dönük çek var. Adam şimdi trilyonlarla uğraşıyor. Nereden buldun diyen yok. Nereden buldun diyen yok. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, kendimize çeki düzen verelim. Kendimize çeki düzen verelim bu memleket hepimizin.
Bu insanlarda hepimizin. O erkek kardeşler, yediğinizden yedireceksiniz. İçtiğinizden içireceksiniz. Giydiğinizden giydireceksiniz. Bayanlar, sizler de yediğinizden yedirip, giydiğinizden giydireceksiniz. İçirdiğinizden içireceksiniz. Erkekler, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, ayet-i kerime olmasına rağmen, kadınlara vurmayı yasakladı.
Bakın, kadınlara vurmayı yasakladı. Kadınlara dövmeyi yasakladı. Kadınlarınızı dövmeyin. Kadınlarınıza vurmayın. Kadınlarını döven kimse ancak, ancak, böyle hani kolunu kaldırmadan böyle eliyle vuracak. Bu sadece ve sadece kadın, erkek de cinsel ilişkiye girmez. Kadın başka erkeklerle mesajlaşma, konuşma gibi gaflete düşerse caiz görülmüş. Yani, şimdi kadınlarda bu hastalık var. Evli kadınlar, evli kadınlar, sizin ne işiniz var başka erkeklerle mesajlaşmada, başka erkeklerle Whatsapp'ta görüşmede, başka erkeklerle aşk mesajlar atmakta? Ne işiniz var sizin ya? Erkekler, sizin ne işiniz var bu tip işlerle? Evinizin huzurunu ne yapmaya bozuyorsunuz? Evinizin tadını ne yapmaya bozuyorsunuz?
Evinizin bir tek erkeksiz misiniz memlekette? Sizden başka erkek yok mu? İlgi çekici, çekici, yakışıklı, albenisi olan. Kendinizi Yusuf mu zannediyorsunuz? Kendinizi ne zannediyorsunuz? Allah size bir eş vermiş. Siz o eşinizle daha iyi geçinmenin yolunu arasanız ya, evli olan kadınlar, Allah size bir eş vermiş. Onunla daha iyi geçinmenin yolunu arasanız ya, daha iyi geçinmenin yolunu arasanız, ibadet edeceksiniz. İbadet etmiş olacaksınız. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ben bütün sufi kardeşlere sesleniyorum. Eşlerinizi dövmeyin. Eşlerinize vurmayın. Eşlerinizi dövmeniz, eşlerinizi vurmanız doğru bir hareket değil. Doğru bir yol değil. Onları tahkir etmeyin. Onlara tepeden bakmayın. Onlara hakaret etmeyin. Onlara küfretmeyin.
Onları azarlamayın. Onları bir şey bilmezmiş gibi görmeyin. Bunların hepsi de günah kebahir. Allah muhafaza eylesin. O zaman erkeklere diyor ki, onlara çirkin olduğunu da söylemeyeceksin. Sen kimsin? Sen güzel misin ki? Senin dişlerin böyle. Yok senin gözlerin böyle. Yok senin yanakların böyle. Senin vücudun böyle. Sen güzel bir kadın değilsin. Sen şöyle bir kadın değilsin. Yapma. Senin de yüzüne dese, sen kendini yakışıklı mı zannediyorsun diye. Senin de yüzüne dese, sen çirkinin tekisin diye. Senin de yüzünü, seni de aşağılıcı bir laf söylese, hoşuna gider mi? Gitmez. O zaman hadis-i şerif, hoşunuza gitmeyen şeyleri bir başkasına söylemeyin. Yapmayın. Hoşuna gitmeyen, sizin hoşunuza gitmeyecek bir şeyi bir başkasına yapmayın.
Allah muhafaza eylesin. Evden başka yerde ondan ayrılmayacaksın. Yani evinden ayrılmayacaksın. Evden ayrılmak yok. Eşlerinizi evden kovalamak yok. Ey sufi kardeşler! Ey kardeşler! Eşini kovalayan, evden kovan kimse bizimle kardeşlik hukukunu bozar. Bizimle kardeşlik hukukunu bozmuş olur. Eşini evden kovma. Git sen evi terk et. Çok mu sinirlendin? Sen git arabada yat. Sen git şeyde yat. Ne o? Dışarıda git bankta yat. Sen git otelde yat. Sen git başka bir yerde yat. Eşini evden kovma. Eşini evden kovmak delikanlılık değil, yiğitlik değil, erkeklik değil. Kabadayılık değil. Açık açık söylüyorum. Değil.
O yüzden eşlerinizi evlerden kovmayın. Erkekler! Eşlerinize küsmeyin. Yataklarınızı ayırmayın. Ayet-i kerime var yatağın ayrılacağına dair. Sen ayırma. Sen eşinle geçinmenin yolunu bul. Kadınlar! Yataklarınızı terk etmeyin. Adama küsüp, adama kızıp yataklarınızı terk etmeyin. Ne kadar kavgalı olursanız olun, ne kadar tartışmalı olursanız olun, yatağa girerken soyunup da girin.
İşte kavgalısın da, çok gürültülüsün de, çok canın sıkıldı da, ondan sonra gey kışlık pijamaları, eşofmanları, hatta kafandan aşağı bir de ben öyle tarif ediyorum. Diyorum, battanenin ortasını kesin, battaneyi kafanızdan aşağı diyorum. Meksikalılar gibi, sancho, panço gibi geçirin, öyle yatın diyorum. Yapmayın! Yapmayın! Bu erkekler dışarıda her türlü kadını görüyorlar. Siz evin içerisinde kendinizi kasmayın. Evin içerisinde kendinizi kasarsanız, kaybedersiniz. Bu zaten sünnet-i seniye uygun bir hareket değil. Bu Allah'ın lanetlediği, meleklerin lanetlediği bir hareket, yaptığınız hareket. O yüzden bundan uzak durun. Allah muhafaza eylesin.
Erkekler, sizler de aynı şekilde davranın. Eve girdiğinizde sert davranmayın. Eve girdiğinizde böyle estirip kestirmeyin. Muhabbetli olun, yumuşak olun, güler yüzlü olun, tatlı olun inşallah. Ve yataklarınızı ayırmayın. Öyle yorganı battaniye al, yastığı al, git çek yat da yat. Öyle bir şey yapma. Sen evin erkeğisin, otur, konuş. Anlaşılmadı, bir daha konuş. Anlaşılmadı, demle bir demlek çay de hatuna. Gel buraya ya, anlaşamadık. Anlaşamadık yerde, gel otur, çay içelim, rahatlayalım. Bu konuyu kapatalım, donduralım, koyalım bir kenara da. Ölüm yok ya ucunda. Ölüm yok ya ucunda. Her konuda anlaşacaksınız diye bir kaydı yok. Her konuda rap rap her şeye anlaşılacak diye bir kaydı yok.
Yok. Hepimiz insanız. Hepimiz nefis taşıyoruz. Hepimizin kaygıları var, korkuları var, çekintileri var. Hepimizin kendince öğretileri var, kültürü var. Saplantıları var, psikolojik problemleri var. Hepimizin var. Biz çok rahat bir toplumda büyüyen insanlar değiliz ki. Biz 10 yılda bir darbe gören, her yıl biz enflasyonun içerisinde yaşayan ve her sene muhakkak dolar bazında, dolar bazında, bizim paramızın ütüldüğü bir toplumda yaşıyoruz biz.
Korona başlarken dolar 5-800, şimdi 6-800. Bin lira. Az değil. Yüzde 20. Az değil bakın. Normalde biz böyle bir toplumda yaşıyoruz. Trafiğin keşmekeş olduğu, kaos olduğu. Adaletin tam olarak sağlanamadığı, eğitimin tam olarak verilmediği, sokaklarda uyuşturucunun dolaştığı, fuhuşun eşkari olduğu, eşcinselliğin sokaklarda olduğu. Sokaklarda, yollarda, gece yarısı yol kenarlarında. Eşkare açık. Çünkü eşcinsellik suç değil ülkede. Fuhuş suç değil ülkede. Kadınlar, erkekler bunları görmüyorsunuz. Böyle bir ülkede yaşıyoruz biz. Böyle bir ülkede eşlerin birbirleriyle küsmeye hakkı yok. Kime küstün?
Adama küstün. Ya kapının önünde kadın var. Adama küstün. Kapının önünde, kapının önünde kadın var. Sen karına küstün. Karını koydun kapının önüne. Kardeşim onu alacak adam çok. Aynı gece satacak adam çok. Bezevenk çok memlekette. Evet. Çok. Onu sen kapının önüne koyarken kime teslim ediyorsun? Ahlaksız adam. Bir de geceliyle kapının önüne koyuyor. Terbiyesiz adam. Nasıl geceliğinden koydun sen? Namusun senin o. Nasıl gecenin yarısında bilmediğini tanımadığın bir taksiciye bindirdin o işini? O kadının yüzüne nasıl bakacaksın bir daha? O kadın dese ki bilmedin, tanımadın gece yarısı saat 2'de bir beni taksiye bindirdin.
Taksicinin ne olduğunu bilmiyorsun. Adam uyuşturucu müptalası mı? Metçi mi? Bonzayici mi? İçkili mi? Sarhoş mu? Değil mi? Namuslu mu? Namussuz mu? Hırlı mı? Hırsız mı? Biliyor musun? Bilmiyorsun. Ondan sonra işte hocam sizin hakkınızda biz böyle düşünmüyorduk. Eşimize sahip çıkmışsınız. Allah sizden razı olsun. Konuşma dedim. Yürü. Adam mısın sen dedim. Adam değil onlar. Adam değil. Bir insan eşini gecelikle gecenin saat 2'sinde 3'ünde gecelikle taksicinin taksiciye bindiriyorsa adam değil o. Adamlık taslamasın ortalıkta. Sen öyle mi aldın kızı alırken evinden? Madem sen istemiyorsun geyindir amcasını çağır, babasını çağır, dayısını çağır, abisini çağır, çağır birisini.
Onlardan birini çağırmıyorsan kendi akrabalarını çağır. Soruyorum adama. Yavrum senin abin yok muydu diyorum var diyor. Senin baban yok mu? Var. Senin diyorum dayın yok mu? Var. Senin amcan yok mu? Var. Bu kızın diyorum amcası yok mu? Var. Dayısı yok mu? Var. Babası yok mu? Var. Abisi yok mu? Var. Yavrum diyorum bunlardan birbirisine telefon açıp ona teslim etseydin diyorum. Yok. Adamın adamlığı kalmamış. Adamın adamlığı kalmamış. Ve gece yarısı karısının nereye gittiğinin bilmiyor karısının nereye gittiğini. Ve telefonunu da elinden almış. Kadıncağız benim numaram ezberinde. Evet. Beni aradı saat 3. Ben dedi taksideyim böyle böyleyim utancımdan ne diyeceğimi bilemedim dedi.
Taksici diyor ki bana efendim deyince ondan sonra taksici dedi ki Karabaşi'nin hocası Mustafa hoca mısınız dedi. Bağırdı oradan. Ondan sonra evet dedim ben. Hocam emrindeyim dedi. Gözlerim yaşarıyor şimdi tüylerim diken diken oluyor. Emrindeyim hocam emanetim bana ait dedi. Sen beni tanımıyorsun ben seni tanıyorum dedi. Nereyi istiyorsan oraya getireceğim sen rahatsız olma dedi. Gecenin saat 3'ü kardeşler. Gecenin saat 3'ü. Gecenin saat 3'ü. Ondan sonra gelmiş bir de kocası diyor ki bana. Sizin hakkınızda çok şeyler söylendiydi ama siz öyle birisi değilmişsiniz. Dedim kim münafık şimdi sen misin ben miyim? Kim adam şimdi dedim sen misin ben miyim?
Yüzüne söyledim. Ben sana bu kızı vermem dedim. Sonra babası geldi amcası geldi bilmem nesi geldi. Kız dedi ki evimi bozmayayım. Hadi git dedim o zaman. Buradan sufi kardeşlere sesleniyorum. Bir taneniz eşinizi evden kovmayacak. Bir taneniz. Bakın bugün milat kabul ediyorum bunu. Bugünü milat kabul ediyorum. Bunu duyanlar duymayanlara bildirsin. Bu geceyi milat kabul ediyorum. Eğer bizim kardeşlerimizden birisi gece yarısı eşini evden kovarsa onunla kardeşlik hukukumuz bitmiştir. Onun dersini aldık. Onun bizde hiçbir ilgi ve alakası yoktur. Bu kesindir.
Bugün milat kabul ettim. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir zamanda, böyle bir zamanda kurdun, kuşun, her türlü harsızlığın, hırsızlığın, ursuzluğun, fuhuşun, pornonun kol gezdiği bir zamanda bir kadın gecelikleriyle evden atılır mı? Bırak ya gecelik olmasın ya. Normal geyinsin ya. Gece saat ikide o kadın nereye gidecek? Üçte nereye gidecek? Hiç mi düşünmez insan? Allah muhafaza eylesin. O yüzden erkek kardeşler, eşlerinizi kovmayacaksınız. Kadınlar, evlerinizi terk etmeyeceksiniz. Evlerinizi terk etmeyin. Eşlerinizin istemediği erkeklerle konuşmayın. Eşlerinizin müsaade etmediği evlere gitmeyin. Gitmeyin.
Bilmediğiniz bir şey vardır. Onları dinleyin. Allah muhafaza eylesin. Yine veda haccı hutbesinden. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri veda haccında söylüyor bunu. Kadınlar hakkında Allah'tan korkunuz. Onları Allah'ın emaneti ile aldınız. Onları Allah adıyla helal kıldınız. Sizin onların üzerinizdeki hakkınız, sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseyi yataklarınıza bastırmamalarıdır. Eğer böyle yaparlarsa onları acıtmayacak şekilde dövünüz. Güzel bir şekilde onların rızıklarını ve giyeceklerini veriniz. Sahih-i Müslüm. Yani onların rızıklarını, yiyeceklerini verin.
Boşayın manasında. Allah muhafaza eylesin. O zaman Allah rahmet eylesin. Şeyhim öyle derdi. Mustafa efendi, evladım, kadın ancak işte adamın yatağına girmezse ve konuşma dediği adamla konuşursa, gitme dediği eve giderse ancak o zaman dövülür oğlum derdi. Allah muhafaza eylesin. Başka türlü dövülmez oğlum derdi. Rabbim bizleri muhafaza eylesin. Yine erkeklere yönelik hadis-i şerifler, bunu Suüt'i, Camus Sagir'de ve Fethül Kadir'de geçmiş bu hadis-i şerif. Erkek hanımı ile cima ederken horoz gibi atlayıp inmesin. Kendisi rahatladığı gibi hanımı da rahatlayıncaya kadar karnı üzerinde kalsın. Kadın rahatlamadan erkek rahatladım ben deyip de bırakmasın.
O zaman ne yapacak? Allah muhafaza eylesin diyor ki, eğer öyle bir şey olursa kadın gününü tembel olarak geçirir. O zaman cinsel ilişki esnasında bir erkek horoz gibi olmayacak. Kadınla oynaşacak, sevişecek, sohbet edecek. Cinsel ilişki zamanını uzatacak. Böyle işte horoz gibi işini bitirdi, kalktı gitti, böyle bir şey olmayacak. Onu tabiri caizse neşelendirecek, tatlandıracak, onu derinleştirecek, onu yükseltecek. Kıymetli dostlar, cinsel ilişkiyi böyle sadece fiziki bir işlev, bedeni bir işlev gibi görmeyin. Bilhassa sufilere söylüyorum bunu. Cinsel ilişki sadece bedeni bir işlev değildir. Cinsel ilişki hem ruhi hem kalbi bir derinliği olan, bir yüksekliği olan işlevdir.
O yüzden bunu sadece bir bedeni bir işlev olarak görürsek, o zaman Allah bizi affetsin, hayvanlaşırız. Ve erkekler eşlerinin de tat almasını, lezzet almasını, onların da tırnak içerisinde, bugünkü dil ile söylüyorum. Eskiler bunu rahatlamak, keyif almak gibi nitelendirmişler. Hani bugün organizm dedikleri şey, bu da batıdan geldi bize. Kadınlar da bunun keyfini çıkarmalı, bunun tadını çıkarmalılar. Yine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri naklediyor. Bu ihyada geçiyor. İhyanın hadisleriyle alakalı insanlar, işte böyle laf söylerler. Ben laf söyleyenlerden değilim. Ben Gazali'yi iyi bir alim olarak tanımlarım. Gazali böyle hakkında laf konuşulacak, üzerinde şek şüphe edilecek bir alim olarak görmüyorum.
Kendi yaşadığı çağda, kendi yaşadığı çağın müceddidi olmuş, kendi yaşadığı çağda İslam'ın önünde bir önder olmuş, fikri, felsefi, tasavvufi dairede muhteşem eserler vermiş bir kimse. Gazali'yi okuyun ki, İslam'ın bu dairede durduğu yeri daha iyi tanımlayabilmeniz için. Evet ondan nakil, hiçbiriniz eşiyle hayvanlar gibi cinsi münasebette bulunmasın.
Arada bir elçi bulunsun. Soruldu, Ya Resulallah sözünü ettiğiniz elçi nedir? Aşk fısıltıları ve öpüşmedir. O zaman hayvanlar kendilerince, kendi lisanlarıyla, dişleriyle bunu koklaşarak hallederler. Öyle değil mi? Mesela hiçbir dişi istemediği, kokusunu beğenmediği bir erkeğe kendisini teslim etmez. Bakın hiçbir dişi hayvan istemediği, beğenmediği, kabullenmediği hiçbir erkeğe kendisini teslim etmez.
O zaman hayvanlar gibi olmayalım derken, hayvanlar konuşmazlar, hayvanlar bu dairede insanlar gibi sevişmezler, bunu tavsiye ediyor. Yok, hayvanlar gibi olmayın. Yani konuşun, sohbet edin, sevişin, öpüşün. Evet evet, ciddi ciddi böyle açık açık söylüyorum. Çünkü neden? Aileyi kurtarmamız, toplumu kurtarmamız lazım. Böyle kendi kendinize, bunu böyle yüksek bir ibadet ritüelinde göreceksiniz bunu.
Evet, yüksek bir ibadet ritüelinde göreceksiniz. Böyle bunu sadece bedeni bir işlev olarak görürseniz, tekrar söylüyorum, kendinize de yazık, eşlerinize de yazık. Bu kadınlar için de, erkekler için de. Şimdi kadınların nasıl erkekleri süslenmesi ibadetse, erkeklerin de kadınlara karşı süslenmeleri ibadettir. İbn-i Abbas, tan söz.
Kadının benim için süslenmesini sevdiğim gibi, ben de kadın için süslenmeyi severim. Çünkü Allah-u Teala, erkeklerin, kadınların üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da onlar üzerinde hakları vardır buyurmuştur. Yani demek ki, erkekler de ne yapacak? Eşlerine karşı süslenecekler. Erkekler de ne yapacak? Kadınlarına karşı temiz olacaklar. Koltuk altı ve kasık tıraşlarına olacaklar. Ağız bakımlarına dikkat edecekler. Vücut bakımlarına dikkat edecekler. Mümkün ise her gün duş alacaklar. Terli bir şekilde, kokar vaziyette, kadınlarına yanaşmayacaklar. Adam bütün gününü dışarıda geçirmiş, kokuyor. Her türlü koku var üzerinde. Daha onunla cinsel ilişkiye gireceğim, yatağa gireceğim diye uğraşıyor.
Hayır, erkekler evlerine girdiklerinde duş alacaklar. Onlar da güzelce kokulanacaklar. Onlar da güzel bir şekilde giyinecekler, süslenecekler. Ve eşlerine karşı bakımlı olacaklar. Erkek bakımlı olmalı evinde. Bakın erkek evinde bakımlı olmalı. Erkek de dışarı giderken grand tuvalet, eve girdiğinde paspal şeyleri giy, öyle otur. Erkek de öyle olmayacak. Bilhassa genç erkekler, 50 yaşa kadar olanlar kendilerine dikkat edecekler. Evin içinde de kendilerine dikkat edecekler. Genç kadınlar, 45 yaşa kadar, 50 yaşa kadar kendilerine dikkat edecekler. Kendilerini salıp bırakmayacaklar. İşte ben 3 çocuk annesi oldum, istersen 13 çocuk annesi ol. Kendine bak, dikkat et.
Ya ben torun tombalak sahibi adam oldum ya. İstersen 20 tane torun tombalak sahibi ol. Kendine bak, kendine dikkat et. Göbek senden 2 metre ileride gitmesin. Yok hayır, kadınlar da erkekler de. O fiziklerinize dikkat edeceksiniz. Habire gırtlak yemeyeceksiniz. Habire hamur işiydi, yok hın kaldı, yok işte hamurdu, ekmekti, şunu da yiyeyim, bunu da yiyeyim. Erkek de kadın da domates gibi dolaşmayacak ortalıkta. Böyle bir İslam figürü yok. Evet, yemeyin, az yiyin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri az yiyin dedi. Az yiyin, az uyun. Boş konuşmayın. Heva hevesten konuşmayın. Heva heves yapmayın.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden kadınların hakkı olduğu gibi, erkeklerin de hakkı var. Erkeklerin hakkı olduğu gibi, kadınların da hakkı var. Sen nasıl göbekli kadın istemiyorsan, sen de göbekli olma. Sen nasıl kapıdan sığmayacak bir adam, kadın istemiyorsan evde, sen de kapıdan sığmayacak bir adam olma. Sen de sorumlusun, o da sorumlu. Evet, herkes sorumlu. Herkes kilosuna dikkat et. Korona, efendim çok kilo aldık. Alma kardeşim. Biz aldık mı? Alma. Ben almıyorsam, sen de almazsın. Alma. Genç olacaksınız. Hele gençler. Almayın kardeşim. Göbeğiniz ona çıkmasın. Dikkat edin. Her şeyinize dikkat edin. Allah muhafaza eylesin.
Evet, şimdi erkeklerin hakları. Buhari ve Müslüm, adam karısını yatağına çağırdığında imtina eder. Gelmezse ona melekler sabaha kadar lanet ederler. Yine aynı Buhari Müslüm, kadın kocasının yatağından ayrı bir yatakta yattığı vakit, sabaha kadar melekler ona lanet ederler. Yine Tirmizi'de aynı minvalde hadisler. Kişi cinsel ilişkide karısını çağırdığı zaman, karısı ocak başında yemek pişiriyorsa da, kocasının davetine cevap versin.
Şimdi kıymetli dostlar, bu üç tane hadis-i şerifi ardı ardına aldım ki, meseleyi cemedeyim, toparlayayım diye. Şimdi, kadının erkekte cinsel ilişkiye girmesini vazife olarak görmek istemiyorum. Bunu fıkıh kitaplarında veyahut da bu meseleyle alakalı bir şeyler yazan kimseler, bunu kadının vazifesi olarak nitelendirmiş. Ben, sufi bakış açısıyla bunun vazife olarak görülmesini istemiyorum. Ha, kadın bundan husisi bir şekilde kaçınıyorsa, yani, işte erkeğin teklifine bir rahatsızlığı olmadığı halde, yorgun değil, ay hali değil, nifas değil, işte başı ağrımıyor, beli ağrımıyor, ama işte, aa başı tuttu. Allah Allah.
Yok öyle bir şey, ama başı tutmuş. Yani adamdan uzak duruyor, adamdan kaçıyor. Veyahut da adamın bir şeysine canı sıkılmış. Tartışmışlar, kızmışlar birbirlerine. Aa, kadın tavır yapıyor. Veyahut da erkek tavır yapıyor. Doğru değil. Bakın, doğru değil. Hatta ben bazen eşlere onları tavsiye ediyorum. Diyor ki, işte, diyorum, erkek sana sinirlendi mi, sinirlendi. Sen adamın yanına git, sen zorla onu. Sen onu cinsel ilişkiye doğru yönlendir. Kovuyor, gitme, ayrılma, ben seni çok seviyorum de. Atıl boynuna diyorum, bakıyor kadın öyle bana. Yani bunu yapmak ona zor geliyor. Nefsine ağır geliyor. Böyle bir öğreti almadı çünkü. Annesinden de bunu görmedi. Veyah erkek için söylüyorum.
Kadın sana diyorum, tavır mı yaptı? Küstü mü? Evet. Git diyorum ya, sarıl boynuna. De ki, sen kızınca daha güzel oluyorsun. Sen kızgın olunca daha güzel oluyorsun. De diyorum. Git sarıl. Adam bakıyor öyle bana. Yani o böyle almış olduğu bir kültür değil bu. Neden? Evinde öyle görmedi çünkü. O yetişirken, bir küstü kadın ona, babasına, konuşmadı 15 gün, 20 gün. Veyahut da erkek bir küstü kadına, konuşmadı 15 gün, 20 gün böyle surat asık, mahkeme duvarı gibi, evde soğukluk, hakim. Ortalıkta herkes buzane, herkes sert davranıyor. Tuzu ver, tuz veriliyor. Yemek koy, yemek konuluyor. Gel buraya, geliniyor. Kadın da aynı yapıyor. Bunu buradan kaldır. Adam ne istemiş? Bir bardak su ver, çeşme orada demiş kadın.
Helal olsun sana dedim ya. Dedin mi kız dedim? Dedim ne demeyeceğim dedi. Ne yaptı dedim? Gitti doldurdu dedi. Boşamadı yani seni, boşamadı. İyi adammış o dedim ya. Neden dedi? Çeşme orada dese ben boşardım herhalde dedim. Çeşmeyi ben de biliyorum derdim dedim. Bu durdu. Bunlar bu sert hareketlere gerek yok. Eşler birbirlerine yumuşak davranmalı. Öyle ben küstüm, tiyansın gidiyorum. Yok öyle bir şey. Ve kadınlar bu konuda kapris yapmasınlar. Bu konuda kadınlar kendilerini çekmesinler. Erkekler de kapris yapmasın. Kadınlar da kapris yapmasın. Bakın kadınlar hani buradaki lanetlilik bu böyle hani kasıtlı kadın rahatsız olmadığı halde cinsel ilişkiye cevap verebilecek bir dairede olmasına rağmen böyle bir kasıtlı bir şey yaparsa evet lanetlik bir iş yapmış oluyorlar.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden evlilikte şimdi bazen bazı bayan kardeşler diyorlar ki cinsellik bu kadar mı önemli? Bu kadar önemli. Ben yüzde elliden fazla yüzde yetmiş koyuyorum evlilikte. Mesela bir kimse kırk kırk beş yaşına gelinceye kadar cinsellik yüzde altmış yetmiş önemli evlilikte. Yaş yürüdükçe büyüdükçe cinsellik o kadar yüksek bir noktada durmaz. Genel olarak. Bazı erkekler de yüksek noktadadır. Benim Allah rahmet eylesin anne dedem vardı. Yani ölünceye kadar durmadı. Yani anneannem kısmı felçti. Bir tarafı tutmuyordu kadının annem her cuma onu gusül abdesti aldırmaya gidiyordu. Şimdi bazı erkekler vardır böyle şeyi hani cinsel hayatları çabuk son bulmaz. Öyle olunca o kadın ona cevap verecek.
Yapacak bir şey yok. Yani onun cinsi öyle. Bazı kadınlar vardır gerçekten onların da cinsleri öyledir. Kadın elli yaşına gelir altmış yaşına gelir hala da adamı rahat bırakmaz. Eyvallah öylesi de vardır. O yüzden erkek ve kadın bu noktada kendisini böyle hani kapris yapıp kenara çekme. Kendisini bir iki adım geriye atma lüksü yok. Arkadaşlar bu konuda herkes dikkat edecek. Herkes bu konuda gücünün yettiğince hani vücudunun el verdiğince cihaf vermeye çalışacak. Yani illaki işte hani boşalma olacak diye bir kaydı yok. Yani otur muhabbet et, seviş, oynaş. İllaki böyle bir şey olacak diye bir kaydı yok. Veya kadın ay hali. Kadında ay hali varsa ona dokunmayacaksın diye bir şey yok.
Biz Yahudi değiliz. Bizler ateşperest değiliz. Bizler mecusi değiliz. Bizler hindu değiliz. Bizler uzak doğu taocu değiliz. Bunlar da yasak. Hatta bazı inançlar var. Ay halinde evde tutturmuyorlar onu. Elinden bir yemek yemiyorlar. Elinden yemek yemiyorlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Medine-i Münevvere'de bunu kırıyor. Çünkü işte Yahudiler mesela kadının çocuk doğurduğu uzva arkadan yaklaşınca çocukların şaşı olacaklarına inanıyorlarmış. Bu inancı da yaymışlar Medine'de. Bunu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kırıyor. Böyle bir şeyin olmadığına dair. Mesela Yahudiler ay hali gören kadınların elinden bir şey dahi yipişmiyorlar.
Yedi gün boyunca evlerinde tutuyorlar. Yedi gün sona götürüyorlar onları çöle bırakıyorlar. Dışarıda bir çadıra bırakıyorlar. Böyle bir inanışları var. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ay hali olan kadınlarıyla sevişiyor. Cinsel ilişki yok, cima yok. Bir tek cima yok. Yoksa sevişiyor. Yani işte bazı rivayetler var. İşte uzuvlarını örtürklerine dair eşlerin. Hani o bazı rivayetler var örtmediğine dair. Burada imamlar demişler ki erkek kendine güveniyorsa işte yani uzvunu örterekten başka bir örtüye gerek kalmadıktan sonra sevişebilir veyahut da işte uzvuna bir şey yapmayacaksa normal bir şekilde sevişebilirler diye hüküm koymuşlar.
Burada Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kadınlara ince bir davranışta bulunuyor. Diyor ki ey kadınlar siz ay halinizdeken de temizsiniz. Ay halinizdeken de necis değilsiniz. Ama Allah bunu böyle emretmiş, haram kılmış. Haram kıldığı için size cima etmiyoruz. Eski dilde böyle diyelim. Ama geri kalan her şey serbest. O yüzden kıymetli kardeşler, kadınlar da erkekler de meşru bir mazeret yok ise kadınların ve erkeklerin, eşlerin birbirlerini cinsel ilişkiden uzaklaştırmaları ve uzaklaşmaları uygun değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar daha burada bazı hadisler var. Ondan sonra bu tip hadislerden artık ben daha fazla üzerinde durmayayım saat çünkü.
11'i 9'u geçiyor. Bu cinsellikle alakalı sohbeti burada bitirmek istiyorum. Bunun haramlara düşmeme noktasında yeterli olduğuna inanıyorum. Bir tek şey var bir de burada yemin etme. Erkeklerle alakalı erkekler kadınlarınızı yaklaşmamaya yemin etmeyin. Bundan kendinizi uzak durun. Yemin ederseniz 4 ay uzak duracaksınız. Allah muhafaza eylesin. Yeminlerinizden de dönebilirsiniz. Dönmeniz de sizin 3 gün oruç tutacağınız kefaret olarak. Haklarınızı bu konuda helal edin. İnşallah şimdi de sorularınıza geçeceğiz. Allah izin verirse inşallah. Selamun Aleyküm hocam.
Bitcoin, elektronik parayı yatırmak caiz midir? Bu konuda ben caizdir veya caiz değildir deme hükmünde değilim. Bunun ne olduğunu tam bilmiyorum çünkü. Kıymetli dostlar benim bu tip şeylerle çok bir bilgim yok. Bitcoin ne olur işte ne o bir de kağıt beyaz kağıt alıyorlar satıyorlar ya ne borsa. Borsa ve Bitcoin ile alakalı çok bir bilgim yok. Ben real ticareti bilirim. Alırım satarım. Hala da ticaret yapmaya devam ediyorum. Ondan sonra benim bildiğim budur. Benim başka bildiğim şey yok. Bir, üretirim, üretirsem ürettiğimi satarım. İki, alır satarım. Şu anda ürettiğim bir şey yok. Al, sat, ticaret yapıyorum. Bu kadar. Benim bildiğim bu. Ben bu Bitcoin'dir. Ondan sonra ne bileyim işte bu borsadır.
Bunlarla alakalı çok bir bilgim yok. Bilgimin olmasını da istemiyorum. Özellikle. Bunlar çünkü benim tarzımın ve tavrımın dışında. Bankalarla, ne bileyim böyle bu tip işlerle uğraşmayı çok seven bir kimse değilim. O yüzden hakkınızı helal edin. Erkeğin kaşlarını aldırması caiz mi? Şimdi fıtrata aykırı bir durum varsa kaşlarda o zaman kaşlarını aldırabilir. Fıtrata uygun olmayan şey nedir? İki kaşının ortada birleşmesi. Fıtrata uygun değil. Kaşların aşırı derecede büyümesi. Fıtrata uygun değil. O zaman kaşlar tıraş edilir mi? Evet. Allah rahmet eylesin. Benim Ayten teyzem var. Onun kocası var da.
Allah gani gani rahmet eylesin. Çok severdi bizi. Biz de kendisini çok severdik. Onun kaşları aşırı derecede büyürdü. Mesela ben onda gördüm öyle. Hatta ölmezden önce abimle beraber gittik, ziyaret ettik. Tıraş ettik onu bir güzel. Ondan sonra. O zaman kaşlarını da tıraş ettim ben. Tabii böyle kaşları iyice büyümüş. Onun kaşları büyürdü. Böyle tıraş edilmesinde bir beis yok. Mesela kirpikleri büyüyor kimisinin. Kirpikleri kocaman, erkek olarak. Kirpikleri kocaman kirpik oluyor. Yani onların da kesilmesinde, tıraş edilmesinde bir beis yok. Mesela iki kaşı burada birleşti. Onun normalde ortasının ayrılması fıtrây çünkü. Ortasından ayrılmasında bir beis yok.
Ama böyle hani tabirimi hoş görün. Kadınlar gibi kaşlarına böyle şekil vermesi erkeklerin caiz değil. Kadınların da kendilerince kaşlarına şekil vermeleri caiz değil. Kadınların da fıtrata uygun temizlik yapmaları. İşte böyle buralarındaki kadınların bu alınlarının bu kaşların üstüne gelen tüylerini ne bileyim işte oradaki serpinti çıkan kılları filan varsa. Evet onları temizleyecekler. Kadınlar yüzlerinde bir şeyler varsa temizleyecekler. Kadınların bıyıklarında bir şeyler çıktıysa temizleyecekler. Bıyık vuracak değil yani kadınlar. Eyvallah. Bunlar bakın fıtratla alakalı. Fıtratı uygun hale getirecek. Mesela kadının çok affedersiniz vücudunun kıllısı, tüylüsü fıtrat değildir.
Onlar temizleyecekler. Eyvallah. Ama erkek mesela böyle göğsünde aşırı derecede bir kıllanma varsa onun da hadis-i şerif var. Onları temizleyebilir. Veya sırtında aşırı derecede bir kıllanma varsa. Yani kadının ondan iğrenme söz konusu varsa. Böyle kadının onu böyle çıplak gördüğünde içi kalkacak gibi oluyorsa. Evet onların normalde temizlenmesinde bir beis yok. Ama benzeme çalışması var ya. Hani erkeğin kadına benzeme. Böyle bir benzeme çalışması varsa bu caiz değil. Allah muhafaza eylesin. Göğüsleri gelişmemiş ve bu durumdan memnun olmayan kadının göğüslerini büyütmek istemesi. Bununla ilgili operasyon yaptırması caiz midir?
Konu hakkındaki tavsiyeniz ne olur? Gerçekten normalde yaşıtlarının veyahut da işte örnekliyorum bunu böyle belirli bir toplumun kabul ettiği bir noktada değilse böyle bir şey yaptırabilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Fıtrata uygun hale getirebilmek için, getirmek için. Bir kardeş yanlışlıkla herhalde 60 buraya doktor yetişmiyor.
Tomografi başka binada randevu dert götürmek dert. Hepsi bekliyor bu saat oldu demiş. 15.42'de herhalde şey değil. Kardeş içinden okuyun demiş.
Okudum. Allah yardımcınız olsun. Rabbim iyilik versin. Gemlikten. Cenab-ı Hak muhennin olsun inşallah. Selamun Aleyküm. İyi yayınlar. Size utanarak bir soru sormak istiyorum. Bir süredir bakıma muhtaç kayınvalideme. Alt katımda bakıyorum. Kayınvalidemle zıt karakterler olduğumuz için pek anlaşamıyoruz. En son tartışmamızda bana ve aileme iftira attı. Ben de ona hakkımı helal etmediğimi söyledim. O da bana ve aileme yedirdiklerini helal etmediğini söyledi.
Bu tartışmayı size en kibar şekilde ve temizleyerek yazıyorum. İkimiz de birbirimize ağır konuştuk. Onunla tartışmaya girdiğim için çok pişman oldum. Eşimle de aramızda hep bu yüzden açılıyor. Sizden tavsiye alabilir miyim ne yapmalıyım. Gönül arzu eder ki hiç kimse tartışmasın birbiriyle. Gönül arzu eder ki kayınvalideler de dillerini tutsunlar. Gönül arzu eder ki gelinler de dillerini tutsunlar. Gönül arzu eder ki hiç aralarında tartışma bir sürtüşme olmadan bu dünyadan göçüp gitsinler helallaşmış olarak. Ama ne yazık ki bizim toplumumuzda veya başka toplumlarda da vardır. Gelin kaynana muhabbeti bitmiyor. Cehalet diz boyu. Bakın cehalet diz boyu. Ne yazık ki bitmiyor. Bitmeyince de söyleyecek laf kalmıyor.
İnşallah söylediğimi dinlersen git kayınvalidenin elini öp, helallaş. Bir daha tartışma onunla. O sana ne söylerse söylesin sen cevap verme. Sen ona olumsuz cevap verme. Berili yaşta olan kimseleri eğitmeniz mümkün değil. Yani biz annelerimizi, babalarımızı eğitemeyiz. Çok zor. Öyle olunca böyle donküşotluk yapıyorsunuz. Yel dermiyenleriyle savaşmak gibi. Yani hangi gelin kaynanasını eğitebilmiş. Çok zor bu. Veya hangi kaynana gelinini kızı gibi tutmuş da böyle onunla hoş geçinmiş. Yani o tip insanlar kızlarıyla bile kavga ediyor. Bir anne kızıyla kavga eder küsüşür mü?
Kavga edip küsüşüyor. Evlenmiş, parklanmış veya bekar önemli değil. Bir anne kızıyla kavga edip küsüyor. Şimdi yeni nesil kızlar oturup anneleriyle, babalarıyla veya erkekler oturup anneleriyle, babalarıyla çatır çatır kavga ediyorlar. Bu hale geldik. Hiç olmazsa sufileri kurtarmaya çalışıyoruz şimdi biz. Sufi olan kadınlar, erkekler siz bari yapmayın.
Selamun Aleyküm Üstadım. Hayırlı akşamlar dilerim. Allah cemi cümlemizden razı olsun. İnşallah. İslam'da cinsel haramlar doğrultusunda birkaç sorum olacaktı müsaadenizle. İki erkek evladım var. Ve şu sıralar erkeklerin bile birbirlerine yöneldiği bir devirde onlara bunun haram olduğunu, yanlış bir eylem olduğunu nasıl bilinçlerine aşılayabiliriz? Çocuklar, çocukların vücutlarına dokunulmaz olduklarını aşılayın birinci derecede. Ve çocuklara birisi dokunduğunda onun yanlış bir dokunuş olduğunu çocuklar anlasınlar.
Çocukların mahrem yerlerine anne babalar dokunmasınlar. Hani okşamak için dahi çocukların popolarını vurmasınlar. Okşamak için dahi olsa. Hani seviyoruz ya biz böyle çocuğun poposunu gün gün gün gün vuruyoruz biz. Yani ciğerlerini dökeceğiz. Çocukların sevilmesi böyle olmasın. Çocukların erkek kız hiç önemli değil. Popolarının mahrem olduğunu, hiç kimsenin onlara dokunmaması gerektiğini öğretelim. Kesinlikle. Ve iki erkek kardeş de olsa onları birbirlerine çıplak göstermemeye gayret edelim. Ve onları çıplaklığa alıştırmayalım. Ve onlara büyümeye başladığında yavaş yavaş öğretelim. Onlara aktaralım bunları. Bu kötü işi yapanların hikayelerini sosyal medya üzerinden dinliyoruz. Hepsi kız ise kız gibi yetiştirildikleri halde, hem cinslerine erkek ise erkek gibi yetiştirildikleri halde hem cinslerine eğilim göstermişler.
Küçük yaşta bu eğilimlerin olduklarını söylüyorlar. Ufacık çocuklar bilinçli bir şekilde bu eğilime yöneldiklerini nasıl anlayabilir? Hayret ediyorum. Allah muhafaza etsin. Aile içinimizde böyle bir durum ile karşılaşsak tepkimiz nasıl olmalı? Bunun ilerlememesi için çocuğumuza karşı onu kaybetmeden nasıl tedbir alabiliriz? Nasıl yaklaşabiliriz? Çocuklar belli bir yaşa gelinceye kadar bu sosyal medya lanetinden uzak durmalar lazım. Sosyal medya lanetinin öğretilerinden uzak durması lazım. Anne babalar bu tip öğretilerden uzaklaştırıcı, en azından mesela çocuklar bali oluncaya kadar bunlardan uzak durması lazım. Çocuklarımıza bunları öğretmemiz lazım.
Çok zor anneler bunları takip etmesi lazım. Babalar bunları takip etmesi lazım. Ama bu koronalı günlerde ne yazık ki bu iş annelere düştü. Çünkü çocuklar evde durdular. Habire sosyal medyaya yığıldılar. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir sıkıntı oldu. Tedavisi mümkün mü? Evet. Ben bunların hepsinde bir hastalık olarak görüyorum. Tedavisi mümkün. Bir başka kanayaya yaramız ise çocuk istismarı, tacizi. Bu konuda tedbirlerimiz nasıl olmalı? Ben bunu anneler gurptavuk gibi olacak. Nasıl gurptavuk cücülerini koruyorsa çocuklarını böyle koruyacaklar. Her türlü tacizden, her türlü tecavüzden ve çocuklarını koruyaraktan büyütecekler. Hiç önemli değil.
Etraftakınlar yanlış anlayabilir. Etraftakınlar başka türlü bakabilir. Ama anneler çocuklarının gurptavuk gibi koruyacaklar. Korumalılar. Allah muhafaza eylesin. Her türlü tacizden ve her türlü tecavüzden korumalılar. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Keşke bir insan sadece istemese. Bu bile masum bir yerde. Mesela talep ediyorsun. İstediğinle bugün, yarın diye 15 gün ileriye ötelenmek bir yana. Bir de asla kendisi talep edilen olmamak ve bunun dışında bunun bir ibadet olarak görülememesi ve buna icra ederken sürekli ağır hakaret ve küfürlere maruz bırakılmak. Bunlar çok daha ağır ve acı. Öfkenin öcünü bununla çıkarmak ve bir dakikada sırf olsun diye yapmak.
Her zaman aynı yer, aynı şekil ve aynı saatlerde. Hiçbir değişim olmaksızın monoton devam edilmesi, asla yönlendirilmeye açık olmama ve karşı tarafını iletişim olarak dinlememe, kendisini de asla iletişim olarak açmama. Normal zamanlarda dahil buna yani bunun adı evlilik ise sorarlarsa evliyiz. İçim patlıyor, konuşamamak, talep de etmeyeceğim ama bu sefer ben de soğuyorum ve tamamen asker arkadaşı gibi oluyoruz.
Ne olur dua edin. Bilmiyorum belki de çok ağır depresyon yaşıyorum. Hatta kendimi ve çocuklarımı beraber öldürmeyi bile düşünüyorum desem yalan olur. Düşünmüyorum desem yalan olur. Bu sohbetin konusunu dinlemek bile bana zulüm. Kendimi yaşama adapte etmekte. Çok güçlü yaşıyorum, şikayetçi değilim hamdolsun. Fakat ben bu merengden çıkamıyorum. Bana lütfen nasihat edin. Bu dairede, bu noktada olan kadınların gerçekten işleri çok zor. Yani bir kadın düşünün, talep eden bir kadın. ve talebinin karşılığını göremezse, talebinin karşılığını alamazsa, kadın kendince hani istenilmediğini, horlandığını, iteklendiğini, üçüncü sınıf vatandaş kategorisinde görüldüğünü düşünüyor.
Ki haklı. Onu da söyleyeyim. Şimdi, erkekler evlenirlerken bir kadınla evlendiğinin farkına varacak. Ve bu kadının cinsel istekleri olacak, arzuları olacak. Erkek buna cevap verecek. Erkek buna cevap verebilecek dairede, noktada kendisini görmüyorsa, o zaman evlilik yoluna çıkmayacak. Diyecek ki, ben özürlüyüm veyahut da evlenmezden önce söyleyecek.
Kendisini tanımlayabiliyorsa, diyecek ki, ben özürlüyüm, örnekliyorum bunu. İşte ben ayda bir cinsel ilişkiye girerim. Kadın bunu kabul ederse, kabul eder. Veyahut da, işte ben üç ayda bir girerim, iki ayda bir girerim. Benim böyle bir isteğim hiç yok. Böyle bir aktifliğim fazla yok. Yılda bir sefer cinsel ilişkiye, mesela yılda bir sefer cinsel ilişkiye giriyormuş. Adam diyormuş ki, gayet normal bu. Babası da aynıymış çünkü. Yani babası ona öğretirken öyle öğretmiş. Allah Allah dedim ya, yani dedim beyinle görüşeyim kadına. Görüşmüyor. Bence bu normal, sen de bunu normal karşıladıyor. Bu tip aileler tanıdım.
Yani bunları böyle dinlediğimden dolayı çok, Allah affetsin, örneklemem fazla elimde. Şimdi, ama evlenmiş insanlar, çocuklar olmuş bir tane, iki tane, üç tane, kaç tane ise. Böyle olunca kadının fazla kımıldanacağı, kıpırdanacağı bir yer kalmıyor. Ve o kadına tavsiye edecek, nasihat edecek fazla bir şeyimiz kalmıyor. Diyoruz ki sabret. Ama nereye kadar sabredecek? Kadın evlenmiş, genç işte, atıyorum yirmi beş yaşında, otuz yaşında, otuz beş yaşında. Kadın çocukları da küçükse henüz daha, kadın da gençse, o kadın neden sabretsin? On beş gün, yirmi gün neden beklesin? Bir ay neden beklesin? Hani belli bir yaşa gelir, bekleyebilir. Hani bu böyle ne kadar sıklıkla olmalı ile alakalı, böyle Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde eşlerine karşı ötelediği, hayır dediği bir zaman dilimi yok.
Enteresan bir şey. Bakın, bir tane hadis yok ki, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri herhangi bir eşini ötelemiş olsun. Yani hayır demiş olsun. Böyle bir şey, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinde yok. Hazreti Ömer efendimizin bir tespiti var yalnız. Hazreti Ömer efendimizin tespiti şu, yani bir kadın cinsel ilişkinin az olduğu ile alakalı kocasını şikayet ediyor. Onun halifeliği döneminde adam diyor ki, adama diyor, ayda bir sefer yapabilir misin? Yapıyorum ya emir el müminin diyor. Ayda bir sefer yapabilirim. Kadına dönüyor, bu sana yeter diyor. Şimdi o kadın, genç kadın olduğunu düşünmüyorum ben. Ben kendimce analiz ederekten. O kadın genç bir kadın olmuş olsa, ayda bir sefer ona yeter demez.
Çünkü bir de Hazreti Ali radiyallahu anh hazretlerinin tespiti var. O da diyor ki, işte birden dörde kadar o ayet-i kerimeyi söylüyor, nikahlayabilirsiniz diyor. Ondan sonra diyor ki, dönüyor, kadının dört günde bir hakkıdır diyor cinsel ilişkiye girmesi. Bunda şimdi tezatlık varmış gibi görmeyin. Bunu şöyle görün. Hani bir kimsenin yaşının, konumunun durumuna göre en az ayda bir sefer cinsel ilişkiye girmesi lazım. Eşiyle beraber. Eğer girmiyorsa, o zaman o zulmediyor kadına. Bakın zulmediyor. Hani böyle şimdi, 70 yaşında, 80 yaşındaki bir adamdan dört günde bir cinsel ilişki beklemek, ölü gözünden yaş bir beklemek gibi bir şey oluyorsa eğer, o zaman o adam gerçekten çok aktif, tabiri caizse damarı çok sağlamış. Eyvallah. Ama normalde eğer olmuyorsa da o suçlanacak, hani hor hakir görülecek bir şey değil.
Ama gençse bu insanlar, genç olduklarında o zaman dört günde bir o kadının hakkı, burada Hazreti Ali Efendimizin fetvası devreye girer. E gençlerde dört günde bir olsun, hadi orta yaşlılarda, hani 55-60'dan sonra, hadi ayda bir olsun. O bile az çünkü 60 yaşındaki bir adamın eşi 50-55 yaşındadır. Öyle kadınlar var, yani 50-55 yaşında çok aktif. O yüzden adamın ona böyle şey demesi mümkün değil. Buna bir sınırlama genel olarak koymamış ulema. Hani şu kadar zamanda bu kadar olur diye, buna iki halifeden örnekleyerekten bu işin içinden çıktık. Şimdi, erkek ve kadınlar birbirlerini ötelememeleri lazım. Hani var ya Allah sizin güç yetirdiğinizden sorumlu kılar diye.
Güç yetirdiğinden sorumlu insanlar ama güç yetirebildiği halde, öteliyorsa, kim öteliyorsa eşine zulmediyor. Güç yetirdiği halde öteleyen eşine zulmediyor. Allah muhafaza eylesin. Ahzab suresi 37. ayet, Zeynep Zeyd olayını açıklar mısınız? Benim anladığım, indirak ettiğimiz kadarıyla.
Peygamber Efendimiz evlatlığının eski eşi, aynı zamanda halasının kızıyla evlenmiş. Bu olay Türk örf, adet geleneklerine aykırı, bana da ahlaki gelmedi. Şimdi, tatmin edici cevaplar alamadım. Üstadımızın tatmin edici cevaplar verebileceğini düşündüğüm için soruyorum. Lütfen iletir misiniz? Şimdi, eski Arap toplumunda evlatlık edinme vardı. O evlatlık edindiği bir erkeği evlatlık edindi. Evlatlık edinmesi de böyle süt olarak değil. Yani o kimse onun evlatlığı oluyor, öyle oluyor. Böyle süt bağı yok, hiçbir bağı yok. Onun boşamış olduğu eşi, nikahını almak onlar için ayıp sayılırdı, uygun görülmezdi. Cenab-ı Hak, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin şahsında ne kadar müşrik adeti varsa hepsini de kırdı.
Bu bir müşrik adetiydi. O müşrik adetini Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin üzerinde kırdı. Meseleyi bu açıdan bakın. Yani biz, bu sefer bir erkeğin evlatlığının olmayacağı da görüldü. Kimlerle evlenilmez? Süt yoluyla veya nesep yoluyla bağı olanlar. Mesela bir erkek kimin nikahını alamaz? Annesini. Annesinin annesini, onun annesini. Kimin nikahını alamaz? Annesinin kardeşini. Yani teyzesini. Kimin nikahını alamaz? Babasının annesini ve onun annesini. Kimin nikahını alamaz? Halasını. Bunların nikahını alamayacak kimseler. Süt olarak kimin nikahını alamaz? Hangi kadının memesini emdiyse, o memeden emenlerin, emenleri nikahını alamaz adam.
Şimdi, ben hatırladıklarımı sıraladım burada. Eksik kalabilir. Eksik var mı hocam? Bildiğin kadarıyla yok. Şimdi, bir erkeğin kendisine nikahı, bir de aynı nikah altında iki kız kardeşi toplayamaz. Aynı nikah altında, bunlar hadiste sabit, halasıyla teyzesini toplayamaz. Yani, bir kadını nikahlamış, sonra o kadının halasını, bir kadını nikahlamış, sonra o kadının teyzesini, bir kadını nikahlamış, sonunun kız kardeşini bir nikah altında toplayamaz.
Şimdi, bunun haricindeki bir erkek, bütün herkesi kendine nikahlayabilir mi? Evet. Burada, hani evlatlık gibi görünen Zeyd'in hanımı Zeynep de boşar, Zeyd onu boşar, iddetini bekler, sonra Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti, onun nikahını alır. İkinci sorum ise, ev borcu ödediğim için kurban alamıyorum. Günümüz şartlarında geçinmek çok zor olduğu için, iki yıldır parayı yetiremiyorum. Bu benim vicdanımı sızlatıyor, acaba kredi çekmeseydim, faize bulaşmasaydım diye banka promosyonu yatacak, ekstra bir para geçecek elime. Kurban için bunu harcayabilirim, bu olayda ikileme sokuyor beni. Faizden gelmiş gibi geliyor, bu para sorularımı üstada iletirseniz çok sevinirim.
Sen borçlarını öde, sen kurban keseceğim diye uğraşma. Senin eline geçen ne para geçerse, sen borçlarını bir an önce öde, borçlarından kurtul. Sana kurban vacip değil. Selamun Aleyküm. İş hayatına başladığımdan beri ibadetlerimi yapmakta çok zorlanıyorum. Ve ahlak noktasında da kendimin kötüye gittiğini hissediyorum.
Bu durum nedendir, ne yapmalıyım? Kadınlar için de, erkekler için de iş hayatı gerçekten onların ibadetlerini aksatan bir şey. Yani bu vahşi kapitalist sistemde ne yazık ki erkekler de kadınlar da bu konudan çok muzdarip. Herkes muzdarip, ibadetlerle ve harama girmeyle alakalı. Kadınlar bundan daha fazla muzdaripler. Kadınların çünkü abdest almaları filan, böyle tacize uğramaları, her türlü böyle tahkire uğramaları daha fazla. Böyle olunca kadınlar için daha zor. Bunun çıkış yolu ne? Gönül arzu eder ki, hiçbir kadın kendisine uygun olmayan ortamlarda çalışmasın. Ama ne yazık ki öyle bir hayatımız yok. Selamun Aleyküm.
Değerli bilgilerinizle bizi bilgilendiriyorsunuz. Allah razı olsun. Sizin rüya ilminiz var. Rüya kitabı yazsanız çok iyi olur. Buna insanların ihtiyacı var. Allah razı olsun. Ama ben kendi kendime söz verdim. Ben oturup da bir kitap yazmayacağım. Kendimi bu konuda etkin ve yetkin olarak görmüyorum. Allah beni affetsin inşallah. Teşekkür ederim. Selamun Aleyküm. Akika kurbanından ev halkı yiyebilir mi? Teşekkür ederim. Yiyebilirler mi hocam? Yiyebilirmişsiniz. Nezil kurbanını yiyemezsiniz. Akikadan yersiniz. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri akikanın hepsini tasadduk etti. Bunu da unutmayın.
Eve hiç ayırmalı. O yüzden sünnet-i seneye tam olarak uyuyacaksanız, akikadan ev halkı yemesin, komple dağıtın. Sünnet bu. Facebook Alman Müslümanların sayfasında bayanın biri kendini tatmin etmenin, mastürbasyonun günahını soruyordu. Bu soru Almanya'dan.
Erkekler bayana böyle bir şey sormamasını, kendisinden utanmasını söylemiş ki, yazmış. Ben de sizden Perşembe günü duyduğumu bayana aktardım. Evli olup olmadığını ona göre verilecek fetvanın değiştiğini, hastalık takıntı durumuna geldiyse bir doktora başvurmasını yazdım. Sonra bayan kendisine sıkıntı veren durumu açıkladı. Evli olup beynin kendisiyle ilgilenmediğini, beynin porno sayfalarına bakıp onun önünde mastürbasyon yaptığını, kendisinin de zamanla porno sayfalarına girdiğini ve kendi kendini tatmin ettiğini ve zaman geçtikçe bundan zevk aldığını ve beyinle daha ilişkiye girmek istemediğini belirtti. Bu yönden de günah olur diye utandığını yazmış.
Sizin verdiğiniz cevapların kimlere faydası olduğunu gördüm. Sayfadan bana kaynağı sordular. Ben de sizin adınızı verdim ve isterlerse YouTube'dan gönderebileceğimi söyledim. Kaynağı Türkçe bilen varsa diye. Sayfalarına bir göz attım. Hocaları hep Arap. Ya Selefiler ya Mısırlı. Sayfadan atılmışım. Özür dilerim uzun oldu ama önemli diye yazdım. Dinleyen kardeşlerinden de kendine ders çıkaran olabilir. Şimdi Hanefiler harama düşme korkusu, söz konusu olursa kadının da erkeğin de eski dilde kendi kendisini tatmin etmesi. Bunu böyle mastürbasyon demek istemiyorum ben buna. Kendi kendini tatmin etmek bu. Bir kimsenin kendi kendine kadın veya erkek tatmin etmenin harama düşme korkusu söz konusu olursa caiz olabileceğine dair fetva vermişler.
Şimdi harama düşme korkusu. Bir kimse evli olabilir. Bu evli olduğu halde onun da harama düşme korkusu olabilir mi? Olabilir. Ama bir müddet sonra bunun en büyük handikaplarından birisi bu. Bu normalde Allah affetsin. Bu konuda görüştüğüm kimse. Bu tecrübeyle alakalı. Hakkınızı helal edin. Ben böyle villalarda oturup, sırçalı köşklerde oturup bu tip meseleleri dinlemeyen, bunlara çözüm aramayan bir kimse değilim. Ben kendimi bildim bileli toplumun içinde yaşayan, toplumun dertleriyle, sıkıntılarıyla, etrafımdaki insanların dertleriyle, sıkıntılarıyla uğraşan bir kimseyim. Öyle olunca çok dert dinleyen, çok problem dinleyen bir kimse oldum çıktım.
Allah beni affetsin. Şimdi bir müddet sonra eşler bu kendi kendine tatmin yolunun üzerine fazla eğilirlerse, bir müddet sonra eşler birbirleriyle cinsel ilişkiye girmiyorlar artık. O böyle bir ağır bir yükmüş gibi, bir zulmüş gibi geliyor. Veyahut da artık birbirlerine çok şey yapmıyorlar, dikkat etmiyorlar. Hatta öyle erkekler var, eşine kendisi şey yaptırıyor, kendisine tabiri caizse kendi kendisine elle tatmin ettirecek bir şey yaptırıyor, iş yaptırıyor.
Yani eşiyle normal yoldan cinsel ilişkiye girmiyor, eşinin eliyle cima ediyor, öyle söyleyeyim. Bu öyle bir hastalık haline geliyor ki artık kadınla cima etmiyor erkek. Yani direkt kadının eliyle cima ediyor. Şimdi bu kadın hayızlıyken olsa bunu kabul edeceğiz. Kadın nifaslıyken olsa bunu kabul edeceğiz. Hayız ve nifas var, hadi böyle bir şey yaptı, böyle bir dokunulmaz bir noktada işte kadının eliyle veya kendi eliyle cima etti diyeceğiz. Ama bir kadın için hani kendi kendine tatmin etmesine evliyse gerek yok. Neden? İşte kocası var, kocasını bu noktada yönlendirsin, kocasını bu dairede harekete geçirsin. Ama eğer erkek buna çok olumsuz cevap veriyorsa, hani bu konuyu da bu böyle cinsel ilişkiden soğuk, cinsel ilişkiden kaçınır bir hal alıyorsa ve kadın da böyle ince ince işte gönlünden başka erkekler geçiriyorsa, acaba onlar nasıl yapıyorlardır diyorsa, çünkü kadınların arasında konuşulur bu tip şeyler.
Konuşulunca işte kadının birisi der, örneğin bunlar aslında caiz değil. Kadınların da erkeklerin de yatak odalarını anlatmaları, yatak odalarında olan olup biteni dışarıda anlatmaları caiz değil. Erkekse çok üzüldürüm kelimelerimden dolayı, hadis-i şerifte öyle geçiyor, deyyustur, kadınsa deyyusedir diyor hadis-i şerifte. Şimdi böyle olunca kadınlar da erkekler de aslında eşleriyle olan yatak odası maceralarını anlatmamaları lazım. Ama kadınlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında konuşuyorlar. Konuşunca erkekler de kadınlar da kendi kendilerini ama yeterli ama yetersiz veya eşlerini yeterli veya yetersiz görme noktasına gidiyorlar.
Kıyaslıyorlar çünkü. Bu iyi bir şey değil. Böyle olunca da işte kadın diyor ki insanların erkekleri işte şöyle yapıyormuş, böyle yapıyormuş, bizimkinde tık yok diyor. İşte kendince, kendi kendine elle tatmin etmeye çalışıyor. O yola gideceğine erkeğini hareketlendirsin, erkeğini aktif hale getirsin. Hanefilerin olmadığı artık böyle harama gitme korkusu varsa evliliğini bozmasın, harama gitmek daha büyük günahı kebair. O yüzden kendi kendine elle tatmin edebilir. Hanefiler harama düşme korkusundan dolayı cevaz vermişler. Kaynak isterlerse kaynak gösterebilirim onlara. Selamun Aleyküm. Devlet eliyle ilk ve ortaokulda ergenlik, liselerde ise cinsellik ve evlilikle alakalı rehber, üretmen veya psikologlar tarafından eğitimler verilmesi yetişen genç bireyler için çok iyi olmaz mı?
Eğer kadın, kız ve erkekleri sınıflarını ayırırlar, böyle bir eğitim verirlerse ben bunun olumlu olacağına inanıyorum. Yoksa kulaktan dolma, yalan yanlış bilgiler ediniliyor ve evlenince de işlerin hiç de duyulduğu ya da pornografik nesnelerde görüldüğü gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Bu konuyu devlet biraz önemsemiyor gibi sanırım. Siz ne düşünüyorsunuz, önleriniz nelerdir? Bu konuda evet, eğitim olarak kızlar ve erkekler ayrı ayrı eğitilmek şartıyla, ayrı sınıflarda ve kendi hemcisleriyle eğitilmek şartıyla olabilir. Ebu Said el-Hudri, Selamun Aleyküm, Aleyküm Selam. Ebu Said el-Hudri, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den şöyle buyurduğunu nakletmiştir. Bir kötülük gördüğünüzde onun elinizle, gücünüz buna değmezse dilinize değiştirin.
Gücünüz buna da yetmezsek kalbinizle kin tutun. Buğz edin diyor ya, buğz etmek ayrı, kin tutmak ayrı. Mübarek insan nereden çevirdiysen bunu kin tutun değil. Bunun karşılığı buğz edin diyor. Buğz etmek ayrı, yani buğz etmek şu, ben bu kötülükten değilim. Ben bu kötülüğü tasvip etmiyorum, bu. Ama bunun sonuncusu imanı ortaya koymanın en zayıf yoludur. Abdülkadir Geylani, Hz. Hak yolunun talipleri kitabında Bir, kötülüğü eliyle önlemek, bu yolla önleyecek olanlar yöneticilerdir. İki, kötülüğü eliyle değil diliyle önlemek, bu yolla önleyecek olanlar alimlerdir. Üç, kalbiyle kin tutmak, bu tepki de halka ettir. Şimdi efendim, bir kimsenin arkadaşına ve yakın dairesine, Kur'an ve sünnet çerçevesi içinde yanlış yanlış, doğruyu doğru olarak bildirmesi için, O kimsenin günahlardan arınmış bir nefse sahip olması mı gerekir?
Hayır, herkes bu noktada nasihat edebilir. Kim günahsız ki, kim hatasız ki, kim kusursuz ki? Doğru değil bu. Yoksa günah işleyen, fakat bu günahından pişman olup tövbe eden, Ama nefsin arzularından kendini tamamen arındırmamış olan, Kimse de çevresine ve arkadaşlarına gördüğünü yanlışlıkla, Usulüne uygun bir şekilde uyarıp nasihat edebilir mi? Evet. Bu noktada nasıl bir tutum sergilemeliyiz? Bir de kendi yaptığımızın hatasını görüyorsak, Arkadaşlar, bunu ben yapıyorum hata ama siz yapmayın diyebiliriz. Etrafımızı bu noktada nasihat edebiliriz. Bunda bir sıkıntı yok. Demirtaş'tan Nizamettin Kaya'nın size selamı var. Ve aleyküm selam, selam söyleyin. Bütün Demirtaş'ta ve Nizamettin'e inşallah.
Selamun aleyküm sürekli ve hiç bıkmadan, Tarikat ve yurtlardaki tecavüz ve istismarları, İslam ile ilişkilendirilmesi hakkında değerlendirme yapar mısınız? Bakın ne yazık ki bu vakalara gözümüzü yumamayız. Bunun bir sefer altını çizelim. Yani hata, yanlışlık, eksiklik, istismar, tecavüz, Bizim kendi cenahımızdan gelince onu örtmeye çalışmayalım. Biz onun da ne cezası verilmesi gerekiyorsa verelim. Bununla alakalı evet, Bütün ülke Müslümanlarına saldırıyorlar mı? Evet. Hepimize saldırıyorlar mı? Evet. Bir kötü örneği hepimize yapıştırıyorlar mı? Evet. Ama İslam mücadelesi kolay değil ki. Yani ben Türkiye'de 200 bin tane huş yapan kadın var, Tescilli, ondan sonra bu 200 binin üzerinde tescilli bakın.
Devlet bunu tescil etmiş. Bunu kimse görmüyor. Yani günde bilmem kaç tane tecavüz uğrayan kadın var. Bunu kimse görmüyor. Ama bir Kur'an kursunda böyle bir hata olursa evet ayyuka çıkıyor. Herkes daha dikkatli davranacak. Yani İmam-ı Azam Hazretleri'nin uzun sure, İmam-ı Yusuf'un yüzüne bakmaması ve sonra İmam-ı Yusuf'un sakalıyla alakalı bir şey söylediğinde, senin sakalın çıktı mı ki demesi takdire şahen bir şey.
Yani öğrencisinin yüzüne bakmamış. E şimdi bir Kur'an kursunda böyle bir taciz, böyle bir tecavüz, evet affedilir bir şey değil. Orada daha dikkat etmeleri lazım. Bu şuna benziyor. Benzetmek biraz abes ama kilisede papazların eşcinsel eylemleri gibi oluyor bu. Daha dikkatli davranacağız. Daha dikkatli davranacak insanlar. Sebep, yani küfürle savaştasın her daim. Senin azını çok yaparlar. Senin olmayanı var yaparlar. Bakın olmayanı var yaparlar. Bakın tekrar tekrar söylüyorum, olmayanı var yaparlar. Sen daha dikkatli davranacaksın. O yüzden bir kimse kendisini dinle ilintilediyse daha dikkatli davranacak.
Daha temiz davranacak. Daha dürüst davranacak. Daha namuslu davranacak. Neden? Üzerinde bir misyon var. Bir imam-ı tip öğrencisi daha dikkatli davranacak. Bir imam-ı tip öğretmeni, bir imam-ı tip müdürü daha dikkatli davranacak. Bir ilahiyat fakülteli bir genç daha dikkatli davranacak. E şimdi geçen gün bir video attılar. 9 Eylül ilahiyat fakültesinde vur patlasın çal oynasın kızdı erkekli. Ne? Şey, diplomat öğreni. E ve canım kardeşim, sen 9 Eylül ilahiyat fakültesi olarak sen kızları çıkarıp insanların önünde zeybek oynatıyorsan, kızlı erkekli, yani buna laf söylemeyecek de ne söyleyecek millet? Ne söyleyecek?
Sen 9 Eylül ilahiyat fakültesinde kızlı erkekli koro kurar da, sen onlara şarkı türkü söyletirsen, E ne söyleyecek bu insanlar ya size? Yani bir meşhur laf var ya, tuz kokarsa ne yapacağız diye. E ilahiyat fakültelerinde hadis inkarcıları varsa, ne diyeceğiz biz insanlara ya? Ne anlatacağız biz? Diyanetin müftüleri, Diyanetin müftüsü, Diyanetin Bursa il müftüsü, Diyanetin kendi bastırdığı, kendisinin yayınladığı, ansiklopedide, rüyetullahla alakalı hadisleri okumadıysa, veya okuduğu halde okumamış gibi görünüyorsa, reddediyorsa, biz ne yapacağız ya?
Biz ne yapacağız? 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde, rüyetullahla alakalı, orada hadisleri söylediğimde, orada bir kardeş, rüyetullahla alakalı bir rüyayı anlattığında, ve oradaki, hadis, tefsir, fıkıh alimleri, kelam profesörleri, suskun kaldılar, bir şey konuşamadılar, bir dahaki aya dedim, bir sözcünüz varsa, bir şeyiniz varsa, gelin filanca yerde, getirin sunumlarınızı okuyalım dedim, hiçbirisi gelmedi, yani onlar susuyorsa, çünkü neden susacak?
Hadis de sabit, neden susacak? Evet, akait imamlarının fetvalarıyla sabit, ama bundan bir müftünün haberi dahi yoksa, haberi olmayan bir kimseyi, Bursa il müftüsü yaptılarsa, neyle uğraştıracağız ya? sorarım size, neyle uğraşacağız? Yani bu kadar durumumuz vahim bizim, bakın bu kadar durumumuz vahim, ve mesela bir vaaz edilecekse, bütün camilerde tek merkezden tek vaaz ediliyor, bütün camilerde tek merkezden tek hutbe yapılıyor, ya belki de o hutbenin o köyde hiç anlamı yok, belki de o vaazın o köyde, o şehirde veyahut da o mahallede hiç anlamı yok,
hiç anlamı yok, örneğin sadece emeklilerin geldiği bir mahalle camisi, ticaretle ne işleri var adamların? yok, orada ticaret ahkamıyla alakalı konuşacağım, örneğin, veya bir mahalle camisinde, veya bir çarşı camisinde ne konuşulması lazım, oradaki vatandaşın, oradaki insanların eksikliklerinin tamamlanması lazım, bir köy camisinde, oradaki vatandaşların eksiklikleri tamamlanması lazım, ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde bütün imamlar, bütün müezzinler, bütün müftüler, tek merkezden tek hutbeyi okuyorsa, tek vaazı yapıyorsa,
e bunun altından nasıl kalkacağız mümkün değil, öyle olunca bütün herkesin dikkat etmesi lazım, e şimdi ben birisi gelse, gencin birisi dese, işte Mustafa Özba, 9 Eylül İlahiyat Fakültesi'nde kızda erkekli, kızların da başları da açık, orada bir koro oluşturmuşlar, orada işte şarkı türkü çalmışlar, kız erkek kalkmışlar, İzmir olduğu için zevbek oynamışlar, bu caiz mi değil mi diye sorduğunda, sen nereden caiz değil diyeceksin, caiz değil dediğin anda, diyecek ki İlahiyat Fakültesi'nde var, nereden İlahiyat Fakültesi'ndeki profesörlerden iyi mi biliyorsun diyecek,
şimdi toplum öyle bir şey ki, bizim bayan kardeşlerimiz, kendi kendilerine sema edip, ilahi söyleyip, Allah'ı zikrediyorlar, bu İslam'da yok, nereden çıkardınız, bu bidat hurafa deyip, bizim küfrümüze fetva veriyorlar, ama öbür tarafta, 9 Eylül Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi'nde, diploma töreninde, kızda erkekli, zevbek oynatıyorlar, kimse bir laf yok, hatta, işin sonunda bir de horon, halay çekiyorlar, kızda erkekli, hiçbir problem yok, şimdi, nereden cevap vereceğiz biz buna, velilerden birisi bağırıyor, bu nasıl,
ilahiyat fakültesi, bu dinimizde var mı, caiz mi diye bağırıyor orada, bağırsa ne olacak, herkes istediğini yapıyor, o yüzden, la ilahe illallah, Muhammeden Resulullah deyip, dinini yaşama ve yaşatması, mücadelesi verenler, evet, inceleyip, sık dokucaklar, bunun, ızdırabını yaşıyoruz, her yerde, filanca hoca böyle yaptı ya, filanca müftü böyle yaptı ya, filanca şeyh böyle yaptı ya, o yüzden ben, sufilik açısından diyorum ki, reddediyorum, Kur'an'ın ve sünnetin, imamların iştahdının ve ilk sufilerin, adabına, erkanına,
yoluna uymayan, hepsini de reddediyorum, kimin şeyi olursa olsun diyorum, sebep, hangi birini düzelteceksin kardeşim ya, deveye demişler ki, boyun eğri, neren doğru ki demiş, bu da onun gibi, yani, Allah bizi affetsin, böyle bir sıkıntımız var, o yüzden, şimdi, yani, bir, insanlar çocuklarını, Kur'an kursuna göndermişler, hafızaya göndermişler, tacize, tecavüze mi göndermişler? E, şimdi, böyle, taciz, tecavüzde, yargılanan, ceza alan bir kimse, Türkiye'nin en büyük, tefsir hocası şu anda, adam bir de, benim hakkımda, aleyhime konuşuyor bir de, alacaksın, mahkeme kayıtlarını, koyacaksın önüne, veya medyada yayınlayacaksın, ha, diyorsun ki, yapmayalım, Kur'an sünneti çıkın insanların önüne, çıkmıyor kimse, bakın, bugüne kadar, Mustafa Özbağ'ın önüne, burada, şurada, yanlış söylediniz, burada Kur'an ve sünnete aykırı konuştunuz, konuşmanızın şu bölümünde, şurada, burada, Kur'an ve sünnete uygun konuşmadınız,
ben otuz kusur yıldan beri, otuz üç yıldan beri sohbet ediyorum, otuz üç yıldan beri, bir Allah'ın kulu, bana burada siz Kur'an ve sünnete aykırı konuştunuz, deyip, benim önüme bir risale koymadı, iftira, diz boyunu geçti, dünyanın çevresini, yüz on sekiz sefer döner, insanlar da iftiraya ama, dedikoduya, gıybete, ona kulak kabartıyor, neden? Fasık çünkü, büyük bir çoğunluk, Allah bizi affetsin, o yüzden dikkatli olacak, herkes daha fazla dikkat edecek, Allah muhafaza eylesin inşallah, Selamun Aleyküm, benim konuyla alakalı değil ama, bir sorum olacak, evimde, duvarda asılı düğün fotoğraflarım var, boydan, bunların bulunduğu yere melek girmez, diye diye öğrendim, bu fotoğrafların üzerine kapatıp, kaldırsam yeterli olur mu, yoksa evden mi çıkarmam lazım, kapat, ters çevir, yeterli, görünmesin yeterli, insanlar cinlerle evlenebilir mi, bu mümkün mü?
Ya normalde evlendiğini zanneder, evlenemez, evlenebilirse, arasındaki cinsel ilişki fiziksel midir, değildir, çocukları olur mu, olursa insan mı, yoksa cin mi olur, cinsel ilişki fiziksel değildir, cinniler, yalnız cinni taifesinin, böyle, kadınlarla da, erkeklerle de, erkeklerle, hani onların, dişilerine peri deniyor ya, o yüzden normalde erkeğe periler gelir, onlarla sevişmek isterler, o erkek de onun seviştiğini zanneder, onunla, hamamcı olabilir, aynı şey kadınlar için de geçerli, kadınlara da normalde cinni taifesi,
böyle gelebilir, onlarla da sevişmeye çalışır, ve kadın da, bu noktada, tatmin olabilir, öyle söyleyeyim, bu sefer de, yani kadın kendisini, onunla evlendim zanneder, böyle bir şey yok, böyle bir şeye, yeltelenirlerse, herkese tavsiyem, hızla sıçrayın, kendinize gelin, titreyin, titreyin ve kendinize gelin, evzü besmele çekin, bunlardan uzak durun, Allah muhafaza eylesin.
Sizler de Allah'a emanet olun, inşallah. 2016'dan beri, kardeşimize arkadaşlık yapıyormuş. Selamun Aleyküm, küçük yaşta, 7 yaşında, akrabası tarafından, cinsel istismara, daha sonra tecavüze, ve yıllarca şiddetle, korkutularaktan devam eden, ve böyle büyüyen biri, büyüyünce içinden çıkamadığı, bu bozuk psikolojinin intikamını, Allah'tan almak istiyor.
Allah isteseydi, beni aciz bir çocukken korurdu, diyor. Zaman zaman tövbe edip, bu halden çıkıyor, ama yine de bu düşünceden kurtulamıyor. Bu düşünceler, onun farklı günahları girerek, intikam almaya gidecek kadar ilerliyor. Yine tövbe edip, yine yapıyor, bu ruh halinden nasıl kurtulabilir, bu yarayı nasıl kapatabilir, muhakkak tedavi görmesi, muhakkak destek olması lazım, bir. Destek alması lazım, bir. Şimdi, böyle tacize ve tecavüze uğrayanların, kendilerini taciz ve tecavüz edenleri, gözünün önünde gördükleri müddetçe, onların ceza aldıklarını, görmedikleri, onlarla, haşr-neşr ile devam ettikleri müddetçe, bu psikolojiyi yok etmeleri mümkün değil. O yüzden İslam bunlara ölüm cezası veriyor.
O kimse de bir daha onu görmüyor ya, övdü, içi rahatlıyor, kendince bu psikolojiden kurtuluyor. Öbür türlü kurtulamıyor. Yani, herkes diyor ki işte, ben de aynı şeyi söylüyorum, psikolojik olarak destek alsın. Nereye destek alacak ya? 7 yaşındaki bir kızın kalkıp da tacize uğramış, onun hangi psikoloji kaldıracak aya? 10 yaşında, 15 yaşındaki bir kız çocuğu, en yakını tarafından tecavüze uğramış. Ne hangi psikolojiyle kaldıracaksın kardeşim onu? Günlerce görüştüğüm kimseler var, bayanlarda. Görüşüyorum boyuna. Geliyorlar 2 saat, 3 saat, 2 saat, 3 saat, 2 saat, 3 saat, günlerce. Ben aylarca da görüşürüm. Yeter ki o halden kurtulsunlar.
Ama çok zor. Dönüyor dolaşıyor, dın, teli yakıyor. İnsanın babası böyle yapar mı? diyor. Dönüyor dolaşıyor, dın, tel yanıyor. İnsanın dayısı böyle yapar mı? diyor. Dönüyor dolaşıyor, dın, tel yanıyor. Kayınpedere, musallat olmuş. Benim çocuğum ondan diyor. Nasıl çıkacağız işin içinden?
İşin içinden nasıl çıkacağız? İslam'ın hukuku yok çünkü. psikolojik destek alması lazım. İyi canım kardeşim. Ben de söylüyorum aynı şeyi onu. Yok, olmuyor. Günlerce oturuyoruz, ağlaşıyoruz, sızlaşıyoruz, yemekten kesiliyoruz, içmekten kesiliyoruz. Anlat Allah'a anlat, anlat Allah'a anlat. Ya insan kendi çocuğuna bakamıyor artık. Korkuyor kendisinden. İnsan kendi çocuğundan uzaklaşır mı? Kendi çocuğundan uzaklaşıyor insan. Öyle bir psikoloji o. Nereyi kurtaracaksın ya? O yüzden tecavüzcelilerin öldürülmesi lazım. İslam hukuku bu.
Tecavüz mü etti? Öldüreceksin kardeşim, asacaksın onu. Onu öldürmezsen, onu öldürmezsen, iki kişi ölümüne gidiyor. O aileyi düşünebiliyor musunuz siz? Bu kızı kimle evlendirebilirsiniz siz ya? Bazen bu dinlediklerimi kitaplaştırmayı düşünmüştüm. Dedim notlar alayım. Bunları yayınlayayım dedim. Kendi kendime. Büyük bir çoğunluğunla görüşüyorum hala da. 20 yıldır görüştüklerim var. Evlendirdiklerim var içinden. Evliliklerini korumaya çalıştıklarım var. Bunlar orta yere çıkacak diye ödüm kopuyor. Allah'a dua ediyorum her gün.
Diyorum benim aklımı zayi etme. Kimsenin sırrını kimseye açmayın diyorum. Bununla mezara gideyim diyorum. Kıymetli dostlar o yüzden bangır bangır bağırıyorum çocuklarınıza sahip çıkın diye. Bana diyorlar ki sen sapıklığı mı öğretiyorsun erkek ve kız çocukları ayrı odalarda yatırın diye diyor. Sapıklık değil canım kardeşim ya. O erkek çocuk böyle bir an gaflete düşse, o kızın kızlık organını merak etse, gitse açsa, elini açsa veyahut da o kız çocuğu bir an gaflete düşse, gitse abisinin veya oğlan kardeşinin erkeklik organına dönse baksa, onu ellese, çocukça birbirlerinin hoşuna gitse. Kim kalkacak altından ya? Sonra İslam'ı sapık gibi görüyorsun.
Ne alakası var canım kardeşim ya? Koruyor işte İslam. İslam'ın hukuku da koruyor. Herkes lüks villalarında, lüks arabalarında, lüks lokantalarında, lüks hayatlarında hayatını hayat ediyor. Sen gel varoşları dinle. Sen gel o yoksul insanları dinle. Sen herkesin eline bir cep telefonu ver. Herkesin elinde pornografiyi de serbest et. Her türlü cinselliği serbest et. O kimsenin parası yok, pulu yok, hiçbir şey yok. Gece kulübüne gidip kadın ayarlayacak hali yok. Bilmem ne evlerine gidecek hali yok. Yeğen yakınındaki kadınlara saldırıyor. Sapık yetiştiriyor sistem. Bir tarafını eşcinsel yetiştiriyor. Neymiş de onun da ablası kapalıymış.
Ne o bilmem bir tane bir çocuk vardı ya, çocuk demişim bir tane ağzımın vavu bozulacak şimdi. İmam hatipliymiş. Allah'ın lanet ettiği işleri yapıyorlar. Medya destekliyor onları. Lüks hayatları var. Bir yediklerini bir daha yiymiyorlar. Bir daha giydiklerini bir daha giymiyorlar. Lüks arabaları var. Ne adamlar? Ben eşcinsel demiyorum. İbne. Bunu alkışlıyoruz. Belediyeler destek çıkıyor. Belediyeler destek çıkıyorlar. Neymiş? Onlar halkın belediyesiymiş. Sufilere destek çıkmıyorlar. Sufiyiz diyen, dervişiz diyenlere destek çıkmıyorlar. Var güçleriyle saldırıyorlar.
Ama ne kadar orasını burasını açan adı sanatçı varsa hepsini de yüzer milyar lira, iki yüz milyar lira, üç yüz milyar lira, beş yüz milyar lira, trilyon paralar harcıyorlar. Onlara şarkı, türkü, danslar, bilmem neler, her şeyler var. İşte ahlaka gelince herkes yolda kalıyor. Ya da kendilerini alkışlayan, kendi haksızlıklarını, hukuksuzluklarını, arsızlıklarını, adaletsizliklerini, hırsızlıklarını, peşkeşlerini, yalaklıklarını, salaklıklarını alkışlayan adamları konuşmacılara getiriyorlar.
Onlar da dünyanın parasını veriyorlar. Öyle yapıyorlar. Öyleler. Evet. Gidiyorlar Derment'in tepesinde adam almış yeri, oraya bir turizm imarı veriyor. Adamı bir anda zengin ediyor. Açıyorlar belediyeden her ay parayı veriyorlar. Gene doymuyor, gene doymuyor. Ama toplum kanayan yarasına bakan yok. Ondan sonra iki tane kadın cinayeti işleniyor. Bütün herkes telin ediyor. Kahrolsun kadın cinayetleri. İyi, neden bütün haramlara kahrolsun demiyorsunuz ki? Neden eşcinsellere kahrolsun demiyorsunuz ki?
Neden tecavüz edenleri asmıyorsunuz ki? Söylenecek laf çok. Müslümanlıkta çocukların evlendirilme adabı. İslam'da çocuklar evlendirilmez canım kardeşim. Çocuk evlilik yoktur İslam'da. Bunu ciddi ciddi söylüyorum. Bir tane hadis bulamazsınız çocuk evlilikle alakalı.
Selamun aleyküm. Bekarlıkla ilgili hadis-i şeriflerden dolayı çok utandım. Ben evlenmeyi çok istiyorum ama bir türlü olmuyor. Bu noktada nasıl çaba sarf edilir? Allah size en kısa zamanda ayrılık bir evlilik yapabilmem için dua eder misiniz? Allah'tan ayrılısını isteyin. Nikah dört şey için yapılır. Hadis-i şerif dini için, güzelliği için, malı mülkü için, soyu sopu asabiyeti için. Siz dindar olanı seçiniz demiş. İnşallah bayansanız karşıdaki kimsenin parasına puluna bakmayın. Maaşına bakmayın. Gerçekten bunu ciddi bir şekilde söylüyorum. Bazen bayanların şimdi meslekleri önünde bir engel, bir perde. İşte bayan mühendis. Yani mühendisle evleneceğim diye tutuyor. Bırak kardeşim ahlaklı bir adam bul evlen.
İşte adam mühendis, mühendis bir kadınla evlenecek. Bırak kardeşim ahlaklı bir kadın bul evlen. Ahlaklı bir adam bul evlen. Bir an önce evlenin. Allah bütün bekar kardeşlere yardım etsin. Bitireceğiz bu geceyi inşallah. Selamun aleyküm. Ben boşandım iki çocuğum var. Ellerinizden öper evlilik durumu benim gibi boşanmış insanlar için ne geçerli mi acaba? Herkes için geçerli. İslam hukukuna göre boşanan insanlar çocuklar erkeğe aittir. Erkeğin alması lazım. Bakımların erkek üstlenmesi lazım. Ama böyle bir şey yok da kadın eğer çocukları için evlenmeyi terk eder, çocuklarını bakar büyütür beslerse onun da cennet sevabı var.
Bu hiç evlenmemiş kimseler için geçerliydi az önce söyledikleri. Selamun aleyküm. Ben normalde abdestliyken vesveseyi hiç yapmıyorum. Ancak ay halindeyken sürekli kafamda ve içimde konuşan biri var. Vesvese çok oluyor. O zaman ne yapmam lazım bu vesveseden kurtulabilmem için? Tevhide devam edeceksiniz. La ilahe illallah'a devam edin. Bol bol la ilahe illallah çekin. Aman gerçek manada çekin böyle. Selamun aleyküm. Hakkınızı helal edin.
Rahatsız ettim. Ama benim tanıdığım bir çift var. Uzun yıllardır evliler ama kadının yüzü hep asık. Eşiyle ilgilenmiyor. Kafasına göre annesine gidip bir ay falan kalıyor. Aman iyi. Bu durumdan kocasında memnun değil ama dört tane çocukları var. İki kız, iki erkek. Bunlardan oturur. Bunlardan ötürü de bir şey yapamıyor. Çocuklarına kıyamıyor. Kadın eşiyle iyi geçinmiyor. Uzun zamandır da ayrı yatıyorlarmış. Ailenin davulmasını da istemiyoruz. Dinen bunun hükmü nedir efendim? Şimdi sizi dinliyorlar. Bu çift nasıl bir öneriniz olur? Hakkınızı helal edin. Özür dilerim. Kızların, erkek çocuklarının düğünleri olacak. Babasız kalmasın diye sabrediyorum diyor.
Kocası kadın hayalet gibi geziyormuş. Beş aydır evde koca bu duruma ne yapsın? Böyle bir kadın psikolojisi bozuk olabilir. Tedavi ettirmek lazım. Gidip bir doktora göstermek lazım gerçekten. Yok kocasını sevmiyorsa, kocasıyla geçinmiyorsa adama boşanma hakkı doğar. Yani bir kadın kocasıyla cinsel içkiyi reddediyorsa, hani bir rahatsızlığı bir şey yok mu? bu aylarca oluyorsa, o zaman adama boşanma hakkı doğar. Allah iyi etsin. Hakkınızı helal edin. Soruları hızla geçeceğim. Aklıma gelen geldi, gelen geldi, gelen geldi. Aklımdan da gitmiyor şimdi hiç birisi de. Böyle bu mevzular konuşulunca, kendimce böyle bir hakkınızı helal edin. Tuhaflaşıyor.
Herhalde artık yaşım da geçiyor galiba. Böyle psikolojim çok dayanmıyor. Bugün de böyle birkaç tane vaka dinleyince herhalde biraz şey oldum. Etkilendim. Hayat zor. Hele İslam'ın yaşanmadığı bir toplulukta, İslam hukukunun olmadığı bir devlette ve İslam'ın yaşanmadığı bir toplumda İslam'ı yaşamak, namusu korumak, eşini, çoluğunu, çocuğunu korumak, kendini korumak gerçekten zor.
Bu ahir zaman ümmeti, ben ona inanıyorum. Böyle dinini sabrede sabrede, her türlü zorluğa göğüs gererek de yaşarsa, ben o ilklerden daha önde olacaklarına inanıyorum. Çünkü onlar bizim böyle bir çirkefliği yaşamadılar. Böyle bir çirkef bir dünyanın içinde de değillerdi. Gerçekten çok çirkef bir dünyada yaşıyoruz. Hiç ümitsiz olmadım ben 30 yıldan beri. Hiç ümidimi yitirmedim. Önce zorluklar gördük biz. Dini yaşayacağız, yaşatacağız derken. Bu son dönemde bu artan çirkeflikliler, bu artan böyle lağımlıklar, böyle o kadar çoğaldı ki, önceden mesela ben böyle ayda bir, ayda iki vaka dinlerken, her gün dinliyorum artık.
Benim telefon numaramı değiştirmemin sebebi buydu. Ben dert dinlemekten korkan çekinen bir kimse değilim. Bu vakalar benim böyle çokertiyor beni. Dedim telefon numaramı değiştireyim, bir nefes alayım dedim. Gene canım dayanmadı. Yine isteyene verdim, yine isteyene verdim. Yine canım dayanmaz, yine dinlerim. Şikayetçi değilim hiç. Yeter ki onlara bir nefes olsun. Yeter ki onlara bir rahatlatsın. Onların anlatabilecekleri bir kimse olsun. Anlattıkları kimseden taciz görmeden, tecavüz görmeden bir de işin bu tarafı var. Şimdi şimdi devlet oralara bayan atamaya başladı. Bayanlar dinliyorlar şimdi.
Önceden bayan ataması da yoktu. Daha önceleri başka şeyler de dinliyordum. Yani bunlar kaçıyorlar. Örneğin işte karakollara sığınıyorlar. Karakollarda tecavüze uğruyorlar. Bunları da dinliyordum ben. Şikayet edilecek bir merci yok, bir şey yok. Bir yere sığınmışlar. Sığındıkları yerde tecavüz ediyor. İşte bir dayısından kaçmış, öbür dayısına gitmiş, öbür dayısı da tecavüz etmeye kalkmış. Ondan kaçmış, başka bir kimse gitmiş, o da tecavüz etmeye kalkmış. Bir gecede üç kişi birden. Kaça kaça en sonunda işte bir yerlere sığınmış filan fişman. Şimdi bunları dinleyenler erkek ise onlar da bozuyorlar kendilerini. Edepsizler, ahlaksızlar.
Zaten onlar bir tacize, tecavüze uğramış. Onu dinleyen de ondan bir şeyler ummaya çalışıyor. Böyle bir şerefsizlik var. Böyle bir haysiyetsizlik var. Şimdi onlardan dinleyenler vardır beni muhakkak. Üzerlerine alınmasınlar. Siz benim başımın tacısınız. Dünya ahiret kardeşimsiniz, kızımsınız. Hiçbir sıkıntım yok. Ömür boyu dinlerim sizi. Ömür boyu sizin derdinize derman olmaya çalışırım. Ama bunlara ilave, oldukça ilave oluyor. Toplum adına üzülüyorum. Kendi ülkem adına üzülüyorum. Kendi insanlarım adına üzülüyorum. Kendi evlatlarım, kendi torunlarım, kendi gelecek çocuklarım için üzülüyorum. Nereye gidiyor bu insanlar diyorum. Etrafım için üzülüyorum.
Bakıyorum gencicik kızını evlendirmiş. Babası arkadaşım, annesini tanıyorum. Kız kayınpederinin tasallutuna maruz kalıyor. Veyahut da hiç tanımadıkları bir yere kızını vermişler. Hiç tanımadıkları bir yerden kız almışlar. Ben o yüzden, çok özür dilerim ya bu gece için. Ben o yüzden diyorum dervişlerle alışveriş edin, dervişlerle evlendirin çocuklarınızı. Fakir olabilirler, eğitimsiz olabilirler. Evleri lüks olmayabilir, arabaları olmayabilir. Dervişlerin kızları çok gösterişli olmayabilir. Fakir fukara olabilirler, çok yüksek maaşları olmayabilirler. Hiç olmasa ahlaklılar. Söz dinliyorlar. Gerçekten büyük bir vahşet var toplumda.
Bunu artık böyle siyasiler, bürokratlar, devleti yönetenler, artık bunların isimlerini dahi anmak istemiyorum. Bunları görmek dahi istemiyorum. İstemiyorum. O yüzden, herkesten ve her şeyden uzaklaştım. Toplumun asıl yarasıyla ilgilenmiyorlar. Bilmem kaç ton asfalt dökmüş, bana ne ya?
Sen o arka mahallelerde neler yaşandığını biliyor musun? Bilmiyorsun. Herkes makam arabasının arkasından kaykılıp, herkes kendi durumuna göre bir sürü korumalarla, bir yere gitmeyi bir şey yaptım zannediyor. Veyahut da sabahları görüyorum ben, bir arabanın arkasına, bürokratın birisi oturmuş, yarasa gibi arkada duruyor, işine gidiyor. Bir şey yaptım zannediyor. Bu memleketin içi boşalıyor. Ahlakan içi boşalıyor bu memleketin. Bu memleketin içi boşalıyor. Uyuşturucuyla içi boşalıyor. Bu memleketin içi boşalıyor. Fuhuşla içi boşalıyor. Bu memleketin içi boşalıyor. Eşcinsellikli içi boşalıyor.
Bu memleketin içi boşalıyor. Geçim derdiyle uğraşıyor insanlar. İçi boşalıyor. Zekatlarını dosdoğru hesaplamayanlar. Fakir fukaranın hakkını, hukukunu gözetmeyenler. Fakir fukara için, kimsesizler için uğraşmayanlar. Fakir fukaranın oylarıyla iktidara gelip, zenginlere zenginliklerini devam ettirenler, peşkeş çekenler.
Fakir olur siyasete girip, devletin ve milletin üstünden zengin olanlar. Hepinizin de yakasından mahşerde tutacağım. Allah mahşerde eğer bana bir hak verirse, hepinizin de yakasından tutacağım. Ve hepinizden de davacıyım. Siz fakirin, fukaranın, kimsesizin, yoksulun, tacize uğramışın, tecavüze uğramışın, hakkı yenilmişin, hakkı gasp edilmişin yanında durmayıp da zenginlerin zenginliklerine zenginlik katmak için uğraşıyorsanız, Siz etrafınızdaki insanları, arsaları, tarlaları, dükkanları, bulunduğunuz makamın elinin altındaki maddi menfaatleri etrafınıza peşkeş çekiyorsanız,
Allah sizden inim inim inleterekten alsın. Bunu defalarca amin diyorum böyle. Allah sizin ciğerlerinizden söksün. Allah sizi mahşer yönünde ciğerlerinizi söküp, o mahşer halkını ibret alem olarak göstersin. Size hakkımız helal değil. Ben helal etmiyorum. O tacize, tecavüze uğrayıp, devlet kademelerine sığınıp, devlet kademelerinde tacize ve tecavüze uğrayanlar, bunların da hakları helal değil. Fakir fukara olup, fakir fukaranın hakkını gözetmeyenler, bunların da hakları size helal değil. Ve ne yazık ki bunlar görünmüyor, bunlar bilinmiyor, bunlara üzgünüm. Allah bu ülkenin insanlığına selametlik versin.
Allah bu ülkeye sahiplenecek, bu ülkenin fakirine, fukarasına, kimsesizine, bu ülkenin tacize uğrayanına, tecavüze uğrayanına, bu ülkenin haksız yere öldürülenlerine ve öldürülenlerin etraflarına sahip çıkacak insanlar göndersin. Cenab-ı Hak bütün Ümmet-i Muhammed'i ayağa kaldıracak, Ümmet-i Muhammed'i diriltecek, Ümmet-i Muhammed'i bir ve beraber edecek, bize liderler, komutanlar nasip eylesin.
Ümmet-i Muhammed'e feraset versin, iyiyi doğruyu, iyiyi kötüyü, doğruyu eğriyi ayırt etme, kalbine ilham etsin. Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'i gerçekten ve gerçekten zalimlere karşı, hainlere karşı, zulmeden adaletsizlik yapan, hak ve hukuku tanımayanlara karşı bir ve beraber eylesin. Bu gece bana hakkınızı helal edin. Gerçekten hepinizden ayrı ayrı özür dilerim. Üzdüysem, sürçülisan ettiysem, hepinizden özür dilerim. Size hoş bir gece belki de geçirtemedik. Size belki de daha farklı bir de sohbet edemedik. Biraz acı oldu herhalde.
Acıyı da seviyoruz ya, hakkınızı helal edin. Tevhid okuyalım. İnşallah, Rabbim okuduğumuz olan, okulacağımız tevhidi, zalimlerin kafasında kılıç, mazlumlara da merhamet ve şefkat, günahlık, yunahkar, halis kullarına da tövbe olarak onlara tecelli ettirsin. İnşallah.
Siyasal İslam sohbetine devam edeceğiz inşallah. Geceniz hayır olsun. Selamun Aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi