TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER 16 MAYIS 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 18 Mayıs 2020 · 4:23:21
Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, hayırlı Ramazanlar, Allah oruçlarınızı kabul, makbul eylesin. Allah nice Ramazanlara denk getirip, sağlık ömür verip, tüm Ramazanlarda oruçlarımızı tutmayı, ibadet etmeyi, Allah'a yaklaşmayı, Allah'ı sevmeyi nasip ve müesser eylesin inşallah. Yine o Ramazan'ın son mağfiret kısmı olan bu son on günlerdeyiz. İnşallah bu son on günleri iyi değerlendirelim, bol bol tövbe edelim, bol bol Allah'ı zikredelim. Mümkünse bayan kardeşlerimiz evlerinde günlük, üç günlük, beş günlük, yedi günlük etikaflar yapsınlar. Erkek kardeşler bu korona günlerinde oturup Allah'ı çokça zikretsinler, yapabiliyorlarsa günlük yetmiş bin tevhid çeksinler, tövbe etsinler, böyle kendilerini derinleştirmeye gayret etsinler.
Malum işte Kadir Gecesi önümüzdeki salıyı çarşambaya bağlayan gece, bu geceye özel ehemmiyet göstersinler, şimdiden hazırlansınlar. O yüzden böyle bu korona günlerini derinleşmeye, korona günlerini ulvileşmeye, korona günleri Allah'a yakınlık günleri olarak inşallah bir şer bildiğimiz şeyde hayır çıksın inşallah. Gerçekten de korona insanları eve kapattı, böylece rahat bir Ramazan geçirdik diyebiliriz.
Çok özür dilerim ama işte barlar kapalı, meyhaneler kapalı, her yer kapalı, böyle kapalı olunca da insanlar tabii haramlar işlenmedi, haramlar inkıtaya uğradı, haramlar inkıtaya uğrayınca böyle bir manevi bir hal kapladı bütün her yeri. İnsanlar daha da manevileşti, insanlar daha da ibadet eder hale geldiler. İşte en azından açıktan eşkare günah satılmadı, günah satın alan da olmadı, günah da satılmadı.
Hayırdan, şerden hayır çıktı. Ramazan böylece inşallah ferdi planda, aile planında, işte küçük gruplar planında tatlı bir şekilde gidiyor. Tabii evlerde kalınınca aileler birbirlerini daha iyi tanıdılar. İşte eşler, çocuklar, anne babalar, büyükler derken böyle bir kaynaşma oldu inşallah. Bu kaynaşma daha da devam eder. Bu korona biterse de inşallah veya gevşerse de devam eder. Çünkü böyle bir zamandayız ki artık salgınlı hastalıkların biri biterken birisi devam edecek. Belki de bir sıkıntı biterken başka sıkıntı bitecek. İnsanlar azgınlıktan, sapkınlıktan, hukuksuzluktan, edepsizlikten, adapsızlıktan çıkmadıkları müddetçe. Cenab-ı Hak böyle bir terbiye edici kırbacını sallayacak gibi duruyor.
Rabbim inşallah en hayırlı yöne çevirsin hepimizi. Kıymetli dostlar, bugün inşallah böyle sırf soru cevap yapalım dedik. Belki de hani soru cevabı fazla zaman ayıralım. Çünkü yetiştiremedik soruları. İki programdır böyle şeye, bir dahaki sohbete soru artıyor. Öyle olunca da ben soru yazanlara için de üzülüyorum. Yani her ne olursa olsun bir kimse sorusunu cevap alacağını ümidiyle sormuş.
Ama cevap alamamış veyahut da işte o cevabı zamanında alamamış. Gerçekten beni üzen bir şey bu. O yüzden bütün soruları gücümüz yettiğince, saat el verdiği müddetçe bitirmeye gayret edelim diye düşündüm. Yine rüya yazmak yasak tüm derviş kardeşlere. Yazdılarsa da lütfen silsinler. Böyle giderse zaten son rüya sohbetiyle insanlar rüya yazmaya da çekinecekler ondan sonra. Çünkü evet rüya güzel bir şey ama asıl rüyayı uykuda görmekten dışarı çıkarmak lazım. İnşallah. Devam ediyoruz kaldığımız yerden. O yüzden bunu Allah'a izin verirse inşallah hiçbir soruyu atlamadan geçmeye, devam etmeye gayret ediyoruz. Atladığımız bir şey varsa onlardan özür diliyoruz.
Bir kastımız yok, herhangi bir şeyimiz yok. Whatsapp'ta sırada gelen soruların hepsini de cevaplamaya gayret ediyoruz. Bazı sorunun başında bu fakiri çok meth edici sözler var. Lütfen meth edici sözler yazmayın. Allah razı olsun. Hatta işte Allah razı olsun. Teşekkür ederiz. Bunlara da gerek yok. Hiçbir şeye gerek yok. Selamünaleyküm. Sorun bu. Bu kadar. Biz meth edilmek için burada değiliz. Alkışlanmak için de burada değiliz. Allah için buradayız. Allah için birisine bir faydamız olursa bundan mutluluk duyarız. Bu kadar. Selamünaleyküm. Geçmiş velilerin hayatlarına baktığımızda net olarak bu gece Kadir gecesidir dediğine rastgeam edin.
Sorun Kadir gecesini mürşitlerin söylemesine izin yok mudur? Allah'a emanet olun. Kadir gecesi Allah bildirirse bilinir. Allah bildirmezse bilinmez. O yüzden bazıları belki de özel olarak Kadir gecesini arayabilirler. Ama mürşid-i kamillerin şöyle bir hali vardır. Onlar böyle bir geceye odaklanmazlar. Tabiri caizse bütün geceleri Kadir gecesi bil hükmünün içerisine girerler. Her gece Kadir gecesiymiş gibi mutat bir zikirleri, mutat bir ibadetleri vardır. O mutat zikirlerini, mutat ibadetlerini devam etmeye gayret ederler. Güçlerini niyetleyince. Ramazan gelince de Ramazan'ın kendine ait. Eğer onlara bir virt verildiyse, onlara bir özel bir şey verildiyse onlara devam ederler. Yok öyle özel bir şey verilir, verilmez, olur, olmaz, herkesle olacak diye bir kaide yok.
O zaman da onlar kendilerince nasıl ibadet etmeleri gerekiyorsa öyle ederler. Evet zaman zaman Kadir gecesinin olduğuna dair veya bu gece Kadir gecesi veya yarın gece Kadir gecesi diye bu tip işaretler alabilirler. Ama Ümmet-i Muhammed normalde bu sefer o geceyi kendince Kadir gecesi belleyeceğinden dolayı bir dahaki seneye bidat işlenmiş olur. Çünkü Ümmet kendince 27. gece diye kendine bir gece belirlemiş. O 27. geceyi de Kadir gecesi olarak o zan üzerine devam ediyor. Cenab-ı Hakk da diyor ki ben kulumuz zanlı üzerindeyim. Bütün kulların zanlı 27. gecesinde toplanmış ve bütün kullar da Ümmet-i Muhammed o 27. gecede Kadir gecesi olarak ihya ediyor. Ama tabii bir sıkıntı daha var.
İşte Suudi Arabistan her sene genelde böyle bir son dakika golü atıyor bütün İslam dünyasına. İşte biz hilali gördük veya biz hilali görmedik. Hilali gördük derse bazen genelde görmedik diyorlar. Bir gün geç başlıyorlar. Genelde 29'a veya 29'a indiriyorlar orucu. Yani onlar böyle kendilerince onların kendi gördükleri, ettikleri, yaptıkları farklı. Buna da bir şey söylemeye hakkımız yok. Biz çünkü gerçekten hilali gördüklerini, görmediklerini bilmiyoruz. O yüzden bilmediğimiz bir şeyin üzerine hükmetmemiz de mümkün değil. Böyle olunca da Kadir gecesi aynı geceye denk gelmiyor. Buradan hareket ederekten de bazıları işte bugün Suudi Arabistan'da Kadir gecesi biz de bugün yapalım.
Veya bugün orada bayram yapıyorlar, biz de bayram yapacağız diyen aklı evveller çıkıyor. Bunlar da uygun değil. O yüzden biz herkes ülkemizde ne zaman oruca başlıyorsa başlarız. Ne zaman Kadir gecesi idrak ediliyorsa o gün idrak ederiz. Ne zaman bayram yapılıyorsa o gün de bayram yaparız. Benim tarzım, benim tavrım, benim kendimce durduğum yer burası. Ama Kadir gecesinin evet yani bunu da böyle ilmi saklamak gibi olur. Allah muhafaza eylesin. Bazen 27. gece denk gelmediği zamanlar oluyor. Bu da belki de hani onu öyle tecelliye terham olduysa o onunla alakalı. Bunu ilan etmenin, bunu herkese anlatmanın bir anlamı yok. Bir, bu konuyla alakalı bir ne diyeyim, hatıra diyeyim veyahut da bir şey oldu.
Onu anlatalım. Şimdi biz en son ömreye gittiğimizde Şeyh Efendi'nin sağlığında 2002'ydi herhalde. 2002'nin ömresiydi. Şeyh Efendi Hazreti rahatsızlığından dolayı gelmemişti. Biz gitmiştik. Böyle o gün, sabahtan böyle o günün Kadir gecesi olacağına dair böyle içimizde, içimde bir şey oluştu. E tabi şey oldu, akşam namazına yakındı. Biz böyle tavaf edilen yerde, Beytullah'ın orada. Arkadaşlara dedim hiçbiriniz bugün çıkmayın dışarı. Herkes burada dursun. Toplu bir şekilde dursun. İşte akşam iftarı da burada yapacağız. Otelede gitmeyeceğiz. Burada geçireceğiz bütün günümüzü. Ona göre hazırlıklarınızı öyle yapın diye arkadaşlarla böyle konuştuyduk.
Biz bekliyoruz tabi. O esnada bizim aşçı İsmail geldi. Hemen geldi. Abi bugün Kadir gecesi mi dedi. Ondan sonra böyle baktım İsmail'e. Dedim inşallah öyledir İsmail dedim. Tam da böyle akşam ezanı okunacak. Dedim inşallah Kadir gecesiyse o zaman işaret olsun dedim. İmam dedim Kadir suresini okusun o zaman dedim. Tabi biz bütün böyle ağzından öyle çıkıverdi. Oturduk biz bütün arkadaşlarla. Neyse işte ezan okundu. İftar ettik. Akşam ezanın akşam namazı kalınacak. Südeysi kıldırıyor tabi o zaman da. Fatih'e okudu durdu. İşte otuz saniye, otuz beş saniye, kırk saniye, elli saniye. Bence bir dakika filan bir dakikaya geçkin durdu. Aslında ardından Kadir suresini okudu. Biz çöktük tabi hep beraber arkadaşlarla beraber.
Neyse namaz bitti. Bütün herkes tabi şey yaptı. Telefonlara sarıldı. Haber verelim mi dediler. Verin dedim ben. Herkes haber verdi. Bugün Kadir gecesi ona göre ihya edin diye. Çünkü ertesi gündü Kadir gecesi normalde 27. gece. Öyle bir anımız oldu. O yüzden belli olmaz. Bazen 27. deriz 26 olur, 25 olur, 28 olur, 29 olur. İşte ilali görmeyle alakalı meseleler de var. O yüzden biz yine 27. geceyi Kadir gecesi gibi algılayıp o geceyi öyle ihya edelim. Biz de öyle ihya edeceğiz inşallah. Allah cümlemizi Kadir gecesine ulaşanlardan eylesin. Bunun en güzel yolu şu. Ramazanın son 10 gününü ibadette geçirmek, gecelerini duayla, zikirle, namazla geçirmek ve son 10 günü Kadir gecesini yakalama ümidiyle yapabileyenler itikafa girmesi, yapamayanlar geceleri boş geçirmemesi lazım inşallah.
Selamun Aleyküm. Bir, bir konuda Allah'a sığınıp Allah'ım bana yardım et yoksa kötü olacağım diye birçok kez Allah'a dua etmiş kişi. Yine de o konuda zorlukla karşılaşıp kötü olmuşsa nasıl tekrardan Allah'a güvenebilecek? Allah'la arası bu şekilde bozulan birisinin tekrardan Allah'la arasını düzeltmesi zor değil midir? Biz dua ederiz. Cenab-ı Hak bütün dualarımızı kabul eder. Buna iman ederiz. Ama tecelli esnasında bizim istediğimiz ama anında tecelli ettirir ama öteler. Sonuçta dualarımız kabul olunur. Eğer o ötelediyse, tecelli ettirmediyse bir hikmet var deriz. Daha da ağlarız, daha da yalvarız, daha da yakarız, daha da isteriz. Allah'la biz aramızı bozmayız.
Allah'la, Allah da bizimle arasını bozmaz. Biz Allah'la aramızı bozmadığımız müddetçe Allah bizimle arasını bozmaz. Kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder. Kim Allah'ı unutursa Allah da onu unutur. Kim Allah'a dua ederse Allah dualarını kabul eder. Kim tövbe ederse Cenab-ı Hak onun tövbesini kabul edip onu mağfiret eder. O yüzden kim Allah'a bir adım yaklaşırsa Allah ona on adım yaklaşır. Kim Allah'a on adım yaklaşırsa Allah ona yüz adım yaklaşır. Kim Allah'a yüz adım yaklaşırsa Allah ona koşar. Allah hiçbir kulunun kötülüğünü istemez. Allah hiçbir kuluna böyle tezgah kurup onu düşürmek istemez. Öyle imtihan etmek istemez. O yüzden Allah'ın rahmeti, bereketi, mağfireti, lütfu, ikramı geniştir.
Allah'ın cuhut ehlidir. İhtiyaç sahibini hiç farkında olmadan o kimse Cenab-ı Hak bahşeder. Öyle Allah'la aramız bozuk diye düşünmeyin. Ve Allah'la da aranızı bozmayın. Allah'ı zikredin. Bir duanızın, duanızın, isteğinizin tecelliyatı geciktirildi deyip nankörlerden olmayın. Allah muhafaza eylesin. İki. Ailem ve akrabalarımın hemen hepsi ya ateist ya bazı dini kaderleri doğru bulmuyorlar. Bunun etkisiyle mi bilmiyorum. Önceden çok dindar biriyken artık kalben dindar hissetmiyorum. Ve bu beni çok endişelendiriyor. Uzun zamandır dini somut alemde büyük etkisi olmayan bir şey olarak görüyorum. İleride daha da değişeceğimi hissediyor.
Bu yüzden dindar biriyle evlenince onun da hakkına gireceğimi düşünüyorum. Bu halimi düzeltmek istiyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz? İnsanların etrafında dindar olmayan insanlar var ise ve dinin bazı kaidelerini kabul etmeyip küfre düşmüş insanlar var ise muhakkak ki insan onlardan olumsuz olarak etkilenir. Çünkü İslam Müslüman cemaatinin içerisinde, İslam inananların içerisinde yaşanacak bir din. Muhakkak ki günün şartları içerisinde, zamanın şartları içerisinde bizim etrafımızda dini yaşamayan insanlar da olacak. Onlarla da biz teşvik-i mesaimiz olacak. Ama bizim onlardan olumsuz etkilenmememiz lazım. Bunun için imanımıza sımsıkı sarılıp, İslam'a sımsıkı sarılıp, Allah'ı çokça zikredip, Allah'ı çokça sevip hayatımızı öyle devam ettirmemiz lazım.
İnşallah. Burada dini bilmemenin de getirdiği unsurlar olduğuna inanırım. Allah'ı muhafaza eylesin, Rabbim korusun cümlemizi inşallah. Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Zikrullah kalbe indiğinde kalpte Allah'ın zikri mi yoksa tevhid mi olur? Bir de Hazreti Ali Efendimiz'in dış görünüşü nasıldı? İnternette çeşitli görüşler var. Ama biz sizden duymak istiyoruz. Ellerinizden öperim. Aleyküm selam. Zikrullah'ın kalbe inmesi böyle, evet kalpte onun tecelliyeti vardır. Kalpte işte bir kimse la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diye diliyle zikrullah yapıyordu.
Bir an kendinden geçti, bir baktı ki işte kalbinde Allah, Allah, Allah, Allah diye kendiliğinden bir ses işitti. Veyahut kendiliğinden onu duydu, kendiliğinden onu idrak etti. Farkına varmadı onu. Ama bir baktı ki kalbinde Allah, Allah, Allah o devam ediyor. Bunun o kalpteki kalbe inmenin dile vuranı, göze vuranı, kulağa vuranı, ele ayağı vuran tecelliyeti vardır. Nedir? Mesela o artık harama bakmak istemez. O kimse artık haram konuşmak istemez. Haram konuşmaz. O kimse haram dinlemek istemez. Bu kalpteki zikrullahın fiiliyata olan vuruşudur. Eğer normalde o kimse kalbinde zikrullah oluştu da haram konuşuyorsa o kalpten gider hemen o zikrullah. O durmaz. Onu böyle çok itina ile beslemek, çok itina ile onu muhafaza etmek lazım.
Veyahut da o kalbe zikrullah indi, onun zevki, onun tadı, onun böyle manviyatı, onun feyzatı, böyle insanı kendinden geçirir. İlk etaplarda, ilk zamanlarda o böyle, onun böyle uçurur o kimseyi. Bulutların üzerine geçirir. Ama o esnada o eğer ki bir haram konuşursa şakkada kesilir o. Veyahut da bir harama baktığında şakkada kesilir. Veyahut da birisine gideyim, şuna şöyle bir döveyim, şöyle söveyim, şuna şöyle yapayım derse şakkada kesilir. O yüzden o kimse yeniden o hale kavuşmak için tövbe edip Allah'ı zikretmeye başlar. O yüzden o tevhid mi olur, Allah mı olur, hu mu olur, hay mı olur, hak mı olur, oradaki oluşumla alakalı. O normalde bizim aklımızı dinlemez o.
Kendi aklıyla hareket etmeye başlar. Hatta akıl onu görünce hayret eder. O yüzden hangisi onu görür bilinmez. Hz. Ali Efendimizin dış görünüşüyle alakalı da bu çizilen resimlerin muhakkak bazıları benziyor olabilir. Ama maneviyatta bunların şuna benziyor veya şöyle demek bunu rüyada da görse insan halinde de görse bu benzetme onun o anla gördüğüyle alakalıdır. Bir an bir daha gördüğünde belki de temel faktörler aynı şekilde kalır ama aynı surette olmaz. O gören kimsenin ameliyle alakalı. Gören kimsenin amelinde inişler ve çıkışlar olduğu müddetçe Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, sahabeler, Hz. Ali Efendimiz, Hz. Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz, Hz. Pir Efendilerimiz aynı surette görmezler.
O onların kendi halleriyle alakalıdır. Allah-u Alem doğrusunu Allah bilir. Allah affetsin hiçbir şeyde gözüm yok dünyayla ilgili. Allah'ıma kavuşmayı çok arzu ediyorum. Bu ruhumun, kalbimin daralması belki öte dünyada biter diye düşünüyorum. Dille isyanım yok efendim. Vücut sıkıntı yapıyor, ne geçemiyorum. İlaç da kullanmak istemiyorum. Ha bu geçen sefer, bunun kardeşinin sorusuna cevap verdiydik. Onun ardına bir daha yazmış. Selamun Aleyküm, ben on gün itikafa niyet etmedim ama kalan günler itikafa niyet etmek istiyorum. Zikirler yine on gün için anlattığınız gibi mi olacak?
Yetmiş bin tevhid, yüz bin lafze celal şeklinde mi olacak sırayla gün gün? Evet, normalde bir kimse itikafa niyet ettiğinde eğer on günlük niyet ettiyse, ilk üç gün normalde virdini dersini çekecek, ayrıca yetmiş bin tevhid çekecek. Üç gün içerisinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ni görürse, sarını, cübbesini, ayakkabısını, elini veya geliyor diyebilirler, onun sesini işitebilir. O zaman dördüncü gün on bin salavat-ı şerife çekecek, dersini çekecek. On bin salavat-ı şerife çekecek. Beşinci gün yine yüz bin lafze celal çekecek. Altıncı gün tevhid, yedinci gün lafze celal öyle gidecek. Eğer normalde üç günden fazla niyet edeceklerse böyle yapacaklar. Ama bir günlük niyet ediyorlarsa yetmiş bin tevhide niyet edip böyle itikaflarını bitirecek kardeşler inşallah.
Bu herhalde bu geçmiş günden kalan sonra mı? Ben okuyayım hepsini inşallah. Selamünaleyküm. Biyatlaşmaya dersini verenler de katılabilir mi? Biyatlaşıp sizi şey olarak kabul ederek yoluna devam edebilirler mi? Teşekkür ederim. O gün açıklama yapmıştım. Dersini iade edenler, biatlaşmaya katılmayacaklar. Onların biatlaşmaları kabul değil demiştim. Dersini iade etmeyenler ve aynı zamanda da bizim derslerine aldığımız veya derslerini iade edenler, biatlaşmaya katılmayacaklardı. Selamünaleyküm. Dersini iade ettiği halde sizin derslerinizi çekmeye, sohbetlerinizi dinlemeye devam eden bir kimse de sizinle biatlaşmaya katılabilir mi? Hayır. Biyatı tekrar yenilenmiş olur mu? Hayır.
Biz normalde derslerini iade eden kardeşlerimize bir daha biatlaşma bu konuda yapmıyoruz. O yüzden bizim zikrullah halakalarımız, ders halakalarımız herkese açık. Biz dersini alsak da açık, almasak da açık. Ama onlar böyle oranın düzenini bozacak. Bu kim olursa olsun, bulunduğumuz yerin düzenini bozacak bir kimse olmadığı mültecik biz hiç kimseye hiçbir şey demeyiz. Herkes zikrullah gelebilir, herkes derslerimize katılabilir, herkes sohbetlerimize katılabilir, dinleyebilir. Bunda bir problemimiz yok. Yolun içerisinde çeşitli imtihanların olduğunu, değişen hava koşullarının rağmen yolda olan bir kimsenin yolundan vazgeçmeyip yolda durmasından bahsettik. Peki kişinin dersini vermesi ve dersinin alınması da yine bu yolun içerisinde olan zorluk kısmına girmez mi?
Normalde o kimse ders almakla zorluklara katlanacağına, o zorluklara göğüs gereceğine dair söz verdi. Ama o kimse sözünü bozdu, ahdini bozdu. Bakın bir şeyi mesela beş vakit namaz, farz. Bir kimse namazı kılmadı dediğinde o kimseyi siz namaz kılmadı diye dinden atamazsınız. Ama namaz farz değil derse o kimse küfre düşmüş olur. Bu dinden çıkmış olur. Şimdi bir kimse bir atlaşır, ders alır bir üstattan bazı vazifeleri yerine getiremeyebilir. Hep arkadaşlar da sorar ya vazifeleri yerine getirmeyince yoldan atılıyor muyuz? Hayır, yoldan atılmaz o kimse. Ama o kimse ben artık bu yolda yürümeyeceğim, gitmeyeceğim diyorsa o zaman da o ve dersini iade ettiyse ona söylenecek bir laf yok.
O zaman dersin ki ona tamam Allah yolunu açık etsin, bizde olan tasavvufi yolun bitti. Ne yapacak? E gidecek başka bir şeyhe, ondan intisap edecek. Sonuçta bir tek tasavvuf yolu, sufilik yolu biz değiliz. O yüzden yüzlerce, binlerce yol var. Gider bir üstada intisap eder, ordu yoluna devam eder. Ve mücadelesini orada devam ettirecek. Demek ki bu kadarmış nasibim diyecek, ben buraya kadarmış diyecek. Hatta kendim ettim, kendim buldum, gül gibi sarardım soldum diyecek kendince. Hayatına devam edecek. Bu hayatın sonu değil. Bunu çok abartıyorlar arkadaşlar. Arkadaşlar bu sufi yolunun içerisinde olabilen şeyler. Yani bir kimse bir yola girer, o yolun hal ve gidişatı ama ağır gelir, ama hafif gelir.
Mesela örneğin bazı kardeşler, sizin zaman zaman bunu gördüm ben. Dersiniz çok hafif, işte o kimse ilk önce şöyle yapıyor zaten. Bana şu dersi verdiniz, evet dersinize devam ettiler. Benim dersimi arttırır mısın? Diyorum yok, bizde ders arttırımı böyle değil, bu böyle olmuyor. Bir müddet sonra diyor ki, işte ben sizden ayrılmak istiyorum. Öyle bir iki tane arkadaş oldu. Dersiniz hafif geldi. Tamam canım kardeşim, Allah yolunuzu açık etsin. Buyurun bakın, dersi ağır olan başka bir yer bulun. Tabii gidip buldu bir tanesi mesela. İşte böyle bir yere gitmiş, intisap etmiş. Tabii aradan üç ay geçti, telefon açtı bana. Burada böyle böyle böyle ders veriyorlar.
İşte şöyle oldu, böyle oldu. Dedim bana açıp telefonu sorma. Şimdi şeyhine soracaksın bunu dedim. Ya biz dedi sizinle görüştüğümüz gibi o şeyhefendiyle görüşemiyoruz. E dedim sizin probleminiz, git kapısında otur, yat, kalk orada dedim. E dedi yani öyle de olmuyor, böyle de olmuyor. E dedim yapabilecek bir şeyim yok. Bir müddet sonra ben oradan dersi bıraktım, size dönebilir miyim? E dedim yok, dönüşünün olmadığını bütün herkes biliyor. Şimdi sıkıntı yapıyor mesela işte çarpınıyor o tarafa bu tarafa. Yapacak bir şey yok. Allah yiyesin. O yüzden bunlar yolun içerisinde var. Bir kimse bir şeyhi beğenmemiş olabilir. Hani bazıları mesela işte oradaki zakiri beğenmiyor örneğin. Ben normalde sizi devam etmek istiyorum.
Ama bu zakiri beğenmiyorum. Allah Allah, zakiri senin için değiştireceğiz. Böyle bir yol bulabilir mi? Olabilir mi? Yani bağlı bulunduğu yerde zakiri beğenmeyecek. Bağlı bulunduğu yerde çavuşu beğenmeyecek. Yani Allah affetsin. Senin şeyhinin beğendiğini sen beğenmeyeceksin. Senin şeyhinin atadığını sen kabul etmeyeceksin. Ha sen özel bir kimsesin ya. E ondan sonra da ben dersi bırakıyorum. Neden? E ben zakiri beğenmedim. Allah yoluna çık etsin. Senin için zakiri mi değiştireceğiz? Örnek. Veyahut da senin için biz de beraber yolun başından itibaren yanımızda olmuş, beraber olmuşuz, koşuşturmuşuz, zorlukları çekmişiz, sıkıntıları çekmişiz.
Yani senin nefsine göre onları mı değiştireceğiz? Bunlar bakın sufilik adabına, erkanına uygun şeyler değil. O yüzden sufilik kolay bir şey değildir. Dini yaşamak nasıl zor ise, sufiliği yaşamak ondan daha zordur. O yüzden hani hadis-i şerif var ya, başınıza kulağı kesik bir Habeşli köle de tayin edilse ona itaat ediniz diye. Orada senin kulağı kesik bir kimse de olsa, bakın Habeşli bir köle tayin edilse bile siz ona itaat ediniz diyor. Oraya bir zakir konmuş, sen onu ister kabul et ister kabul etme, o oranın zakiri. Kabul etmiyorsan şeyhi de kabul etmiyorsun demektir. Allah yoluna açık etsin. Oraya bir çavuş tayin edilmiş, sen o çavuşu tayin edilmiş, çavuşu kabul etmiyorsan sen oranın şeyhi de kabul etmemişsin demektir.
Veyahut da yolun bir çizgisi var, bir yolun kendi içinde adab-ı erkanı var, üstad böyle bir şey koymuş orta yere. Onu kabul etmiyorsan sen yolu da kabul etmemişsin. Allah yolunu açık etsin. O yüzden dersi vermişsin herhangi bir sebeple. Ondan sonra tekrar ders almam. Bizde zor başka yerler veriyordur. Yedi sefer geliyordur, sekiz sefer gidiyordur. Ben böyle şeyleri çok hoş görmüyorum. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biraz keskin olabilirim bu konuda. Bir şey demiyorum ama işte bir kimisi de öyle diyor. İşte çocukluğunuzda yaşadığınız bir şeyden dolayı herkesi hani kıyıyorsunuz gibisinden diyorlar. Böyle bir şey yapıyor. Bakın böyle sözler dahi bir kimseye küstahça sözler.
Biz çocukluğumuzda yaşadığımız tramvalarla mı dergah yöneteceğiz? Böyle bir küstahlık olabilir mi? Edebimizden seslenmiyoruz. Terbiyemizden susuyoruz. Onun kendini bilmez olduğunu biliyorum ben. Kendini bilmeyen Rabbini nereden bilecek? Kendini bilmeyen üstadı, şeyhi, veli, dostu, mürşidi, dergah, tekkeyi nereden bilecek? Kibir deryasına dalmış insanlar. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar sözleri iğneleyici olmayacak. İğneleyici dil kullananlar kibirlilerdir. Karşınızdaki kimseyi iğneliyorsanız, iğneleyici sözler kullanıyorsanız siz kibirlisiniz demektir. Kibirliler asla cennete giremezler.
Kibirliler Allah'ın lanetine uğramış kimselerdir. Herkes diline dikkat etsin. O yüzden iğneleyici, kibirlenici sözlerden ve davranışlardan uzak dursun. Bırakın dergah hayatını, imanı tehlikeye girer o kimsenin. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Birinci soru. İntisap edilecek şeyhin nefis mertebesini nasıl öğrenebilirsiniz? Bunu öğrenmeniz mümkün değil. Hiç kimsenin bunu birbirinin öğrenmesi de mümkün değil. Bunu ancak bir mürşidi kamil karşısındaki dervişin üzerinden onun kaçıncı nefis meratibinde olduğunu Allah'ın izniyle bilebilir. Eyvallah. Buna söyleyecek bir lafım yok.
Ama bunu bir mürid veya mürid olmayan bir kimsenin kalkıp da bir şeyhi veyahut da başka bir arkadaşının kardeşinin nefis meratibini bilebilmesi çok zordur. Rüyasında görürse, halinde görürse ona söylenecek bir laf olmaz. İkinci soru. Namazda suriyeleri okuyunca içime anlamadığım şeyleri okuyorum. Ben anlamıyorum ama bir Arap namazda kendi dilinde konuşur gibi konuşuyor diye düşünce geliyor. Cevabını arıyorum. Teşekkürler. Öğrenebilirsin. İnsanlar oturuyorlar okullarda İngilizceyi öğreniyorlar. İnsanlar oturuyorlar Almanca öğreniyorlar, Fransızca öğreniyorlar. İnsanlar oturuyorlar dünyayla alakalı bir şey yapacağında çatır çatır ana dili gibi İngilizce konuşuyor. Neden kendi iman ettiğimiz dinimizin dilini öğrenmeyelim?
Başka bir şey olunca elektronik eşyaların altından üstünden giriyor çocuklar 12-13 yaşında. O elektronik eşyaların altından üstünden giren çocuklar Kur'an-ı Kerim'i ve dilini öğrenemezler mi? Kıymetli kardeşlerim dinimizi öğrenmemiz farz. O yüzden anlamadığımız sureleri okuyoruz. Anla lütfen. Aç oku, anlamlarını oku. Fatiha-i Şerife belli ayeti kerimesi, 7 ayeti kerime Fatiha-i Şerife'nin anlamını oku veyahut da okuduğumuz namaz surelerin anlamlarını okuyun, ezberleyin.
Dininizi öğrenin. Bu farz hepimize. Yani bunu öğreninceye kadar böyle ibadet edebiliriz. Kalbinize gelen bu ses şeytani bir ses. Allah muhafaza eylesin. Üçüncü soru. Bir şeyhe bağlanmadan önce mi o şey için istihara yapalım yoksa bağlandıktan sonra mı istihara yapalım? Bağlanmadan önce istihara yapın. Bir şeyhe intisap etmezden önce muhakkak istihara yapın, istişare yapın, araştırın, sorun. Her şeyini araştırın, sorun. Kur'an ve sünnete inancını, Kur'an ve sünnete intisaplığını, onun hal ve hareketlerinin davranışlarının, Kur'an ve sünnete uyup uymadığına bakın, araştırın. İslam hukuku olmayan, dünyevi ideolojileri benimsemiş olan, ancak içinde Müslümanların yaşadığı bir devletin, örneğin Hindistan'ın. ordusuna girsek, ölsek ahirette durumumuz ne olur?
Bir Müslüman'ın İslam hukuku olmayan, dünyevi ideolojileri benimsemiş olan bir orduya gidip orada ölmesi ona şehitlik vermez. Örneğin Amerikan ordusunda Müslüman askerler var ya, orada da işte cami yapıyorlar, mescit yapıyorlar, ibadet etmeleri için. İngiliz kraliyet ailesinde de, onun ordusunda da Müslümanlar var. İşte Avrupa'da da, Avrupa'daki ordularda da Müslüman kimseler var.
Onların orada ölmesi, onları şehit etmez. Geçen konuşmanızda dünyayı kafir cinliler ele geçirmek istiyor dediniz. Müslüman cinlerin halifesi yok mu? Müslüman cinler de bizim gibi başarısız ve herkes kendini mi düşünüyor? Aralarındaki mücadele çok hızlı ve kanlı bir şekilde devam ediyor. Zaten o Müslüman cinliler olmamış olsa, onlar şimdiye belki de Allah müsaade etmiyor demek ki, dünyayı istila edecekler Allah-u Alem ve dünyadaki Müslümanların o ayhallerine.
Namazda hangi kısımlar sessiz, hangi kısımlar sessiz okunur? Namazdaki bütün tekbirler sessizdir. Rukiye normalde hem kıyamda hem rukiye hem secdeye giderken ve onları bitirirken hepsi de sessizdir. Ayrıca akşam namazı, sabah namazı ve yatsı namazlarında sessiz cehri okunur. Sabah namazında ilk iki rekat komple Fatiha ve sureler cehri okunur. Akşam namazında ilk iki rekat cehri okunur. Cemaatle kılınan namazlarda tabi, yatsı namazında da ilk iki rekat cehri okunur. Zamanın kutbunu arıyorum. Bu zat Anadolu dışında ise Anadolu'nun en büyük şeyhini arıyorum. Anadolu'nun en büyük şeyhi kimdir? İsim verirseniz tanışabilirim, hakkınızı helal edin. Allah arayana buldurur, arayın inşallah bulun, Cenab-ı Hak buldursun, tanıştırsın inşallah.
Böyle ismini verir misiniz dediğinizde o zaman bu sizin aradığınızın bir anlamı kalmaz. Bunu aramak için insanlar yollara düşmüşler, tasadduk etmişler, ağlamışlar, yalvarmışlar, Allah'ı zikretmişler. Bir şeye ihtiyaç duyuyorsa insan onu arayacak, bulacak. İnşallah sen de arar, bulursun Allah'ım inşallah ismini de sana rüyanda göstersin inşallah. Gelibolu'dan selamlar, efendim bayanlar son 10 günde itikafa sadece gece girebilir mi? Ya da 70 bin tevhide niyet edip 2 veya 3 gece bitirip tekrar yine aynı şekilde devam edebilir mi? Böyle sadece gece değil, gece başlayacağınızda niyet edersiniz, sabah namazında çıkarsınız. Böyle olabilir.
İşte 5 saat, 6 saat, 10 saat böyle olabilir. Veyahut da işte yatsı namazında başlayıp ben sabah namazı vaktine kadar niyet edeyim itikafa diye yapabilirsiniz. Tevhide devam edeceksiniz, yeme içmede herhangi bir sıkıntı yok. Efendim bir kimse sağlık sorunlarından dolayı oruç tutamıyor. Aylık geliri 4 bin lira civarı, 3 tane evi ve arabası var ama nisap miktarı malı yok. Bu kimsenin fidye vermesi hükmenlidir. Bakın oruç tutmama fidye ile alakalı, zekat ile alakalı değil. O kimsenin eğer geliri varsa ki bu gelirleri de olan bir kimse bu fidyeyi ödeyebilir. Bu çünkü zekat hesabı değil. Tutmadığı oruçların fidyesini ödeyecek. O yüzden buna ödemeye muhtedir ise, gücü var ise bunu ödeyecek ki 4 bin lira civarı bu az bir para değil.
Ödeyebilir. Efendim bazen kalbimde o kadar özlem duyuyorum ki ağlamak istiyorum özlemimden.
Ama ne dünyalık ne iş, ne para, evlat hiçbir şeyin gideremeyeceği bir özlem. Allah'ı tanımak istiyorum. Onun özlemi midir? Evet, inşallah öyledir. Allah muhafaza eylesin. Allah'ım iyi eylesin inşallah. Bu soru önceden mi sonradan mı bilmiyorum. O yüzden cevap vereyim bunu. Selamun Aleyküm. Ben sabaha 6-7 gibi uyanıyorum. Oruç tutmaya başladığımdan beri akşam 12-13 gibi uykum geliyorken, 4,5 saat uyuyorum zaten uyuyunca. İftara kadar uyuyorum. Uygun mudur? Onun çeşindeyim. Allah'ı yesin inşallah. Selamun Aleyküm. Sosyal medya hesaplarında %49 ile dünyada en fazla sahte hesaba sahipmiş Türkiye. Normalde ne yazık ki öyle.
Çünkü bizdeki sosyal medya dediğimiz şey, çizgisinde, hukukunda, kendi dairesinde kullanılmıyor. Bizdeki sosyal medya insanlara hakaret etmek, küfür etmek, insanların böyle işte namuslarına, şereflerine, haysiyetlerine dil uzatmak, işte insanları yanlış yörünlere yönlendirmek için yapılıyor. Ne yazık ki böyle. O yüzden bu herkesin TC'sine göre MHP zannediyorum böyle bir önerge verdi, sosyal medya açılsın diye bunu destekliyorum ben. Gerçekten herkesin TC numarası belli olsun. Twitter mi aşacak, Facebook mu aşacak, onunla ne yapacaksa. Bir sürü çünkü klavya, çok özür dilerim ama klavya sütü bozukları diyor onları ben. Ne ediyor belirsiz?
Onu buna küfredip, onu buna hakaret edip, ondan sonra da mahkemeye müracaat edince, tiyansın ben öyle deme dedim de öyle demek istemedim diye dolaşan bir sürü klavya sütsüzleri var. Bunlar normalde acı bir şey ama insanları küfretmek için, hakaret etmek için dolaşıyorlar ortalıkta. Bunlar böyle insan görünümünde, iki ayağın üzerinde dolaşan ne yazık ki insan dışı varlıklar. Allah muhafaza eylesin. Efendim şu Doğu Perinçe'yi bir türlü çözemedim. Şehirlerden bahsetmiş, HDP kapatılsın demiş. Yıllar önce terörist başına çiçek verişini içime sindiremiyorum. Tövbe etmiştir. Tövbe kapısı, herkes açık. Yani bir kimse yıllar önce işte aldanmıştır. Hani aldanmak herkes için makul bir şey.
Hani yıllar sonra da aldatılmışız deyip insanlar farklı bir yöne gidebiliyorlar. Hele bizim Türkiye için ve bütün insanlar için de aldanmak, aldatılmak makul bir şey. O yüzden Doğu Perinçek'te son zamanlarda farklı davranışlar içerisine girdi. Maşallah bazı hoca efendilerle bile arası çok iyi. Ondan sonra bambaşka bir Doğu Perinçek profili çiziliyor. Çiziyor kendisi. Ama bilerek, ama bilmeyerek. Ama çiziliyor, ama çizdiriliyor. Biz sonuçta insanların iç niyetlerine, arkalarına bakacak değiliz. Bazı açıklamaları benim de hoşuma gidiyor. Yani eşcinsellikle alakalı olan böyle birkaç tane yazı dizisi yayınlandı. Ben bizatihi okudum. İşin doğrusunu söylemek gerekirse belki de hepimiz ters köşe olduk Doğu Perinçek'le alakalı.
Doğu Perinçek'in o eşcinsellikle alakalı cesaretli yazılarının büyük bir kısmına katılıyorum. Bazı yerlerine katılmamak şartıyla, kaydıyla. Ama bu dahi güzel bir şey. Son dönem mesela Diyanet İşleri Başkanı'nı savundu. Hiç böyle tahmin edilmeyecek bir şekilde. İşte eşcinsellikle alakalı, eşcinselliği destekleyen bazı belediyeleri ve bazı partileri böyle ağır bir şekilde eleştirdi. Yani bu konuda belki de siyasi parti liderlerin içerisinde en cesaretli, en gür sesi çıkan kimse oldu. Herkes böyle eşcinselliklerle alakalı kafasını kuma gömerken Doğu Perinçek bu konuda çok cesaretli sözler söyledi. Tebrik ediyorum, alkışlıyorum bu meseleyle alakalı görüşlerini. Doğu Perinçek de sonuçta bu vatanın, bu topraklarını yetiştirdi bir kimse.
O yüzden bizim bu konuda Doğu Perinçek'le alakalı bir sıkıntımız yok. O yüzden bu meselede içimize sindirilip sindirilmeyecek herhangi bir şey yok. Neler gördü bu ülke insanları? Yani aldanmıştık, aldatılmıştık. Hepimiz için makul bir şey. O yüzden düne baktığımızda Hazreti Ömer Efendimiz'in dünü müşrikti. Ama sonradan Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin yanında Uhud sıra dağları gibi durdu yanında. O yüzden Allah cümlemize iman nasip eylesin, hidayet nasip eylesin. Efendim Van'da vatandaşa yardım götüren vefa destek grubuna silahlı saldırı olmuş şehit ve yaralılar var. Evet bu geçen günden, perşembeden kalan bir soru. Evet ne yazık ki o eli kanlı katil örgüt, ne yazık ki o ABD'nin, İsrail'in, İngiltere'din, bilimum gavur ve gavurcukların desteklediği, örgütlediği, o PKK veya YPG bir sürü harf kalmadı o örgüt.
Yani düşünebiliyor musunuz? İnsanlara rızık götüren, insanlara ekmek götüren, insanlara Ramazan gününde yiyecek götüren o gruba silahlı saldırıda bulunabilecek kadar katil gözü dönmüş. Bunların Kürt kardeşlerimizle alakalı bir şey yok. Bunlar bu vatanın, bu milletin düşmanı, Kürtlerin de düşmanı bunlar. Bunlar o bölgenin düşmanı. Bunlara müsaade etseniz Türkiye ateşe verir bunlar. Bunların normalde Kürtlerle alakası yok bunların. Bunların ne yedikleri belirsiz, ne oldukları belirsiz. Bunlar tabi son dönemde terörle mücadelede büyük bir başarı var. Bunu kaldıramıyorlar, bunu yediremiyorlar kendilerine. Böyle masum sivil vatandaşları katlediyorlar.
Masum sivil vatandaşları şehit ediyorlar. Bunlar böyle gözü dönmüş cani bunlar. Allah bunlara lanet eylesin hepsini de. Cenab-ı Hak bu memleketin başına çorap ören, bu memleketi terör belasına, uyuşturucu belasına, kumar belasına, fuhuş belasına, dinsizlik belasına bulaşanlara hidayeti mümkünse hidayet eylesin. Hidayeti mümkün değilse hepsini de kahri perişan eylesin. Hepsine de lanet etsin inşallah. Artık canımıza tak etti. Bu terörden, fuhuştan, kumardan, eşcinsellikten bunlardan canımıza tak etti. Gençlerimizi, çocuklarımızı teröre, uyuşturucuya, fuhuşa, her türlü kötülüklere, her türlü melanetlere bulaştıranlara Allah lanet eylesin. Bıktık artık. Allah muhafaza eylesin cümlemize inşallah.
Selamun Aleyküm. Kur'an-ı Kerim'de Zümer suresinde 24 ve 25. ayetlerde bütün şefaat Allah'ındır demekte. Şefaat ile alakalı bizi bilgilendirir misiniz? Gerçek şefaat ehli Allah'tır. Eyvallah. Ama Allah kendi şefaatini, kendi şefaatini. Şimdi diyecekler ki, ya işte Allah kudretini, kuvvetini de paylaşıyor mu? Şunu paylaşıyor mu? Bunu paylaşıyor mu? Diyecekler, başlayacaklar. Kıymetli kardeşlerim. Başka ayeti kerimelerde, ayeti kerimelerde Cenab-ı Hakk'ın şefaat yetkisi vereceği söylenir. O yüzden hadis-i şeriflerde de Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin şefaat yetkisinin olduğu, meleklerin, Kabe'nin, Kur'an'ın, hafızların, şehitlerin şefaat yetkisi olduğuna inanırız.
Bizim inancımız bu. Kısaca. Selamun Aleyküm. Hakika kurbanını kesen, o kişi kurbandan yiyebilir mi? Bir de gücü yetmiyorsa, kurban bayramında niyetle kesebilir mi? Kurban bayramında kesebilir. Ama normalde hakika kurbanı, çocuk doğduktan sonra kesmesi lazım, gücü yetiyorsa. O kurbandan da yiyeceği kadar parayı tasattık ederse harika olur. Ama kendisi de yiyebilir Hanefi'ye göre, öyle aklımda. 12 Haziran'da camiler açılacağı söylendi. O zaman dergahımız da açılır mı? Yani bilmiyoruz ki devlet bu konuda nasıl bir karar alacak veyahut da bu meselede nasıl davranacak. Yani 12 Haziran'da camiler açılacak ama onunla alakalı da işte camilerin bahçelerinde namazın kılınacağı, dışarıda namazların eda edileceğini, sosyal mesafeye dikkat edileceğini, dikkat edilmesi lazım diye sözler var.
O yüzden söylenecek bir sözümüz yok. Bu konuda devlet nasıl karar verecek bilmiyoruz. Bekar bir kimse evlenme niyetiyle karşı cinse kendi sormasında, söylemesinde sakınca var mıdır? Bizim normal bir sakınca yok ama bizde bu işler böyle hani ailelerin de içine girmesi önemli bir şey. Aileler eğer bu konuda gerekli yardım yapmıyorsa, gerekli özveri kullanmıyorsa, mesela işte bir çocuk evlenmek istiyor, annesi babası evlendirmek istemiyor onu. Böyle bir durum var. Bir erkek evlenmek istiyor. Annesi babası evlendirmiyor onu.
Bu sefer hani evlenme kişinin konumuna göre, farz kişinin konumuna, durumuna göre sünnet, nafile diye aşağı doğru iniyor ya, evleniniz demiş. Ayet-i Kerime ile de sabit. O zaman o kimse hani annesi babası onu evlendirmeye muktedir olduğu halde yapmıyorsa, böyle bir yol izleyebilir. Veya bir kız çocuğu, annesi babası onun evlenmesine müsaade etmiyorsa zulme giriyor çünkü bu. Zulüm, Allah muhafaza eylesin. O zaman hani annesi babası dese ki, yani evlenecek olduğun bu erkek uygun değil, şöyle değil, böyle değil, işte gel bundan vazgeç. Yok o ben vazgeçmiyorum dese, yine anne baba Hanefi'ye göre onu evlendirmesi lazım. Ama böyle durumlarda varsa, sıkıntı böyle bir durum, o zaman bir kimse kendisi söyleyebilir mi?
El cevap söyleyebilir. Bunu böyle bir büyüğü katarsa, bir büyük birisinin içine içerisine katarsa daha iyi olur, daha hoş olur, daha güzel olur. O zaman daha anlayışlı olur. Hani anne baba hayır diyordur da, işte mesela biz bütün kardeşlere diyorum ben, evlenmek istiyorsanız, anne baba size müsaade etmiyorsa bana söyleyin, ben annenizle babanızla konuşayım, görüşeyim onlarla. Diyeyim ki böyle böyle, bak bu kız çocuğu veya bu oğlan çocuğu, evlenmek istiyor, bunu evlendirin diyeyim diye söylüyorum, bir yol açıyorum inşallah. Efendim eşimden, işimden, çocuklarımdan, etrafımdaki kimselerden bir sıkıntı yaşamadığım süreç içerisinde, bu kadar sakinlik, hayra alamet değil, kesin arkasından çok daha zorlu bir sıkıntı yaşayacağım düşüncesine kapılıyorum.
Anı yaşamak istiyorum, bu şekilde düşünmek istemiyorum, ne tavsiye edersiniz, bu düşüncenin doğruluk payı var mı? Böyle düşünmez zaten, sıkıntı istenmez. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin. Ya derler ya, rahat battı mı diye, ne yapıyorsun sen canım kardeşim ya? Bırak sıkıntın yoksa, Allah'a hamd et, Allah'ı zikret, Allah'a şükret, ibadetine devam et. Cenab-ı Hakk'ın bu günlerine hamd et, olur mu öyle şey? Selamünaleyküm, ben sizi hiç rüyamda görmedim ama muhabbet beslediğim için görevli bir zakirden ders aldım. Her gün dersimi çekmeye çalışıyorum.
Rüya görmesem de intisap sayılmış sayılır mıyım? Evet, şeytan sürekli vesvese veriyor, ya seni kabul etmediyse bak rüyada görmedin diye. Hiç öyle bir şey yok, hangi kardeşimizi intisap ettiyse, bir görevli bir kardeşimizden, bizden intisap etmiş gibi sayılır. Bunda bir sıkıntı yok. YouTube'da kayıtlı zikir meclisi videolarına eşlik edip en sondaki dualara amin desek, o dualara mahzar olur muyuz? İnşallah, neden olmayalım canım kardeşim? Selamünaleyküm, baş dönmesi, rahatsızlığı yaşayan birisinin ne sıklıkla kafasından hacamat yaptırması uygun olur. Bunda bir sıkıntı yok, normalde istediği zaman da yaptırabilir ama mesela 21 gün geçtikten sonra, her ay yaptırırsa, ayda bir sefer olabilir veya 21 gün geçince de olabilir.
Ama gerçekten hacamat olmakta şifa var. Bunu bütün herkese tavsiye ediyorum. Şöyle söyleyeyim, malum bunu böyle dillendirip de kendimi acındırmak istemiyorum. İyi bir şeker hastasıyım. İşte damar tıkanıklığı da var şekere bağlı. Böyle Cenab-ı Hak'a hamdolsun oruçlarımı bırakmadım henüz daha hiç. Bu işte geçen haftaya kadar böyle iftar vakitlerinde kafam böyle şey olmaya başlamıştı.
Böyle bir rahatsızlanmaya başlamıştım. Geçen haftaydı, salı günüydü. Hacamat oldum. Cenab-ı Hak'a hamdolsun. Yani hamdolsun. Hatta yakın arkadaşlara etrafı hep söyledim. Cenab-ı Hak hamdolsun. Cenab-ı Hak oradan bir şifa verdi dedim. Gerçekten hacamat benim için bir şifa. Ben bunu daha sık inşallah uygulamaya gayret edeceğim. Böyle rahatsızlıklar olan, işte şeker hastalığında damar tıkanıklığı oluyor. İşte damar tıkanıklığı olunca kafada, beyinde karıncalaşma oluyor. İşte oruçta böyle son saat dörtten beşten sonra sıkıntı vermeye başlıyor oruç. Hamdolsun. Daha da hafifledi. Allah izin verirse inşallah en kısa zamanda tekrar hacamat olacağız.
O yüzden hacamat olmakta şifa var. Aynı zamanda bakın, şimdi böyle mevzuyu çok uzatmak istemiyorum. Çok soru var çünkü. Ama bu pandemi hastalıklarına da şifadır hacamat. Çünkü normalde bir kimse böyle pandemiye yakalandığına şüpheleniyorsa, hızla hacamat olmalı ve o hacamat o vücudu yeniliyor, tazeliyor. O yüzden belki de Ramazan'da şimdi hani yorgun düşeriz, bitkin düşeriz, kaltıramayız diyebilirsiniz.
Böyle hacamat olmakta mevsimi de zaten fayda var. Arkadaşlar, kardeşler onların günlerini takip etsinler. İnşallah hacamat olsunlar. Allah'ım şifa versin herkese inşallah. Trafik kazasında ölen şehit midir? Hiçbir ibare görmedim. Yani bu konuda trafik kazasında ölen şehittir diye. Bir şey diyemem. Çünkü hastalık var. İşte her türlü, hatta devasız olma şartı da yok. Bir kimse, bir hastalıktan dolayı ölürse şehit hükmündedir. Bu eyvallah. Ama trafik kazasını hiç duymadım. Bütün arz la ilahe illallah deyince kadar mücadele etmekle emrolundum hadis-i şerifinde. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mücadelesini haşa yerine getiremedi mi?
Bu hadis-i şerifi tam anlayamadım. Yani bir kimse ölünceye kadar, bütün arz la ilahe illallah deyince kadar mücadele etmeli. O yaşadığı sürece sancağı elinde götürdü. O bütün arz la ilahe illallah desin diye son nefesine kadar mücadele etti. O vefat ettikten sonra Hazreti Ebubekir Ömer Osman Ali Hazreti Hasan Efendimiz bu meselede İslam'ın bütün dünyaya yayılması ve bütün dünyada kabul görmesi için mücadele ettiler. Ara dönemlerde zaman zaman bazı devletler Osmanlı gibi bunu üzerine bir vazife olarak gördüler. Bunu vazife olarak görenler bu mücadelenin içerisinde oldular. Bu bütün bazı cemaatler, tarikatlar zaman zaman bu mücadeleyi kendilerine örnek aldılar. Bu tevhid mücadelesi, tevhid mücadele sancağı ortada durur. Kim o sancağı alır daha ileriye, daha yükseğe, daha derine götürmeye gayret ederse o Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin bu kutlu yoluna hizmet etmiş olur.
Allah'ın Kur'an'ına hizmet etmiş olur. O yüzden bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kendi yaşadığı dönemde, dünyevi yaşantısı yaşadığı dönemde bunu en harika, en güzel şekilde yerine getirdi. Bize bir ölçüdür bu. Bütün Müslümanlara bir ölçüdür. Hepimiz bu ölçü ile ölçülenmeliyiz. Ve bütün arz, la, la, illallah deyinceye kadar, son nefese kadar mücadele etmeliyiz. Hadislerde geçen bir araya geldiklerinde Allah'ı zikreden ve birbirlerini sevenlere vaat edilen nurdan minberler kıyamet gününe mahşere mahsus ve geçici bir mekan mıdır? Sonsuz olan cennetle ilgisi var mıdır? Çokça zikrettiğiniz, öne çıkardığınız bir hadis-i şerif olduğu için sordum. Evet, o aslında hadis-i şerifte mahşer günü der.
O hadis-i şerifte mahşer günü dediğinde sufiler her an mahşeri yaşar. Her an hesabı kitabı yaşar. Sufiler her an mahşeri yaşadığından, her an hesabı kitabı yaşadığından, gözünün önünde o mahşer ve gözünün önünde o kutlu nurdan minberlerin hiç kalkmaması lazım. Gözünün önünde. Bakın canım kardeşler, bu mahşer dediğimiz şey, kıyamet dediğimiz şey her an yaşanır, her an görünür. Ve Cenab-ı Hak ayet-i kerimelerde mahşeri geçmiş zaman olarak kullanmaz genel olarak. Kıyameti geçmiş zaman olarak kullanmaz veya gelecek zaman olarak kullanmaz. Mahşeri gelecek zaman olarak kullanmaz. O yüzden o dil çok önemli. Kıyamet de mahşer de gelecek zaman dilimi değildir. Kıyamet de mahşer de andır. O yüzden o anı sufiler her an yaşamalı.
Çıplak gözle görür gibi yaşamalı hem de. Yani mahşeri beklemenin bir anlamı yok. Allah'ı zikredenler ve birbirlerini Allah için sevenler, toplandıklarında Allah'ı zikredenler, maddi manevi. O mahşer anında o nurdan minberlere otururlar. Oturun Allah'ı devamlı zikredin. Yolda giderken de zikredin. Ve yolda giderken de zikrederken sizinle beraber zikredenleri ister çıplak gözle, ister kalbinize gelen ilham ile görün onları. Ve gördüğünüzde hepsinin de mahşerde toplandığını ve zikredenlerin ayrı bir cemaat, ayrı bir topluluk olduğunu ve zikredenlerin mahşerde zikrullahlarına devam ettiklerini. Hatta hesaba, kitaba dahi duçar olmadan hızla sıratın üzerinden geçip cennet-i alada da zikrullahlarına devam ettiklerini inşallah görün ayağın olsun.
Cümlenizde de inşallah. Hayırlı geceler günlük itikafa niyet eden kişi tevhidini bitiremezse, sonrasında tevhidi bitirip mi tekrar tevhide niyet edecek, itikafa girmeli yoksa bu yarın bıraktığı tevhide mi devam edecek? Bu yarın bıraktığı tevhide devam edecek. İtikafa girdi, 3 saatlik, 5 saatlik, 10 saatlik veya 6 saatlik 70 bin tevhide niyet etti ama saat doldu, 30 bin çekti diyelim ki.
Artası için yine 5-6 saatlik itikaf yapacaksa yine itikafa niyet edecek, günlük virdin çekecek, ardından tevhide kaldığı yerden devam edecek. Efendim hayırlı geceler size biat etmiştim. Derslerime uzunca bir süre devam ettim ama iki çocuğumun doğması, çalışma hayatımın yoğunlaşması bahaneleriyle derslerime devam edemedim.
Tekrar başlayıp devam etmeyi denedim ama hep yarım kalıyor. Ders aldığım dönemlerdeki halime ulaşamıyorum. Hakkınızı helal edin, ne yapmalıyım? Efendim derslerime devam etmek istiyorum. Bana bir yol gösterirseniz, duanızı istiyorum. Allah'a yardımcınız olsun. Yeniden gidin, başınızda bir muhakkak zakir kardeşimiz vardır. Onunla biatınızı tazeleyin yeniden. Yeniden derslerinize devam edin. Allah muhininiz olsun inşallah. Bir bayanın adet dönemi bayrama 4 gün kala bitiyor ise, son 4 gün inşallah, bayrama 4 gün kala bitiyor ise, son 4 gün inşallah kişi itikafa girebilir mi? Girebilirse her gün 70 bin tevhid mi çekecek sadece.
Ya normalde bir kimse o zaman bu son 4 gün eğer muayyen zamanı olacaksa, o günler itikafa giremez. Ama öncesinden niyet edebilir. Son 4 gün giremeyeceği için ona göre niyet etsin gün olarak. Hiç olmazsa o 10 gün niyet edip de sonradan 4 gün borcu kalmasın. Öyle yapsın inşallah. Bu zamana kadar Allah'ı affetsin hakkıyla sevememişim Allah'ı, Peygamberimizi sallallahu aleyhi ve sellemi ve üstadımı. Sevmenin yolu fazları yapmak, haramlardan uzak durmak, nafilelerle Allah'a yaklaşmak demiştiniz. Bunları yaparken Allah'a karşı aşk bakışımız nasıl olmalı? Sevemedim mi, seveceğim inşallah mı? Yani bir kimse asla tam sevdim diyemez. Sana hakkıyla kulluk edemedim. Ya Mabud diyen bir peygamberin ümmeti olarak biz hakkıyla tam olarak sevemeyebiliriz.
Ama bizi bu ümitsizliğe sevk etmesin. Biz sevdikçe sevelim, sevdikçe sevelim, sevdikçe sevelim. Bakın o sevmenin farzlar, nafileler sevmenin fiili tecelliyatıdır. Yani bir iddiadır ya Allah'ı sevmek, onun fiili tecelliyatı odur. Bir kimse farzlara riayet edecek ki o fiili tecelliyet olsun, elle tutulur, gözle görülür, somut bir delili olsun. O yüzden ama Allah'ı sevmek gönlün işidir, gönlün meselesidir. Peygamberi sevmek gönlün işidir, üstadı sevmek gönlün işidir. Onun fiiliyatı, sevmenin fiiliyatları döküldüğü haldir. Farzlar, vacipler, sünnetler. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamun aleyküm hocam ben soru sormayacağım, sizden bir şey rica edeceğim.
Hocam ne olur kandillerde yaptığınız o güzel dualarınızla sohbeti kapatsanız, iki aydır duanıza hasret kaldık. Cenab-ı nasip etsin inşallah. Rabbim inşallah dua da ettirsin, Allah'ım yesin inşallah. Rabbim muhafaza eylesin, korusun inşallah. Selamun aleyküm. Bilerek bilmeyerek yaptığım bütün eksiklik, hata, kusur noksanlıklardan, yanlışlıklardan ve bütün noksan davranışlardan dolayı Rabbime aff ve mağfiret diliyorum. Sizden ve tüm kardeşlerimizden özür diliyorum. Hakkınızı helal edin inşallah. Size olan iltisabımın, biatımı, sevgimi tazelemek, yenilemek istiyorum. Bir sorum olacak.
Bir insan, bir kişi, bir sufi, bir yola, mücadeleye, hizmete, söz ve noksanlık olacağı ve dokunacağı düşüncesiyle biraz kenarda ya da geri durması, yoldan dönmesi ve ahdinden dönmesi anlamına mı gelir? Bu düşünceyle hareket etmesi yanlış bir tutum olmuştur. Efendim çok eksiğim, hatarım, kusurum oldu. Sizden çok özür dilerim. Size olan sevgim, inancım, hiç şüphem yok. Hatalarımdan dolayı affınıza sığınıyorum. Bütün kardeşlerimizin biatlerine Rabbim mübarek eylesin. Erkan Yiğit Allah hayır versin Erkan Selamun Aleyküm hocam. Evde kedi var.
Fitresi çıkarmak gerekir mi? Anlamadım. Kediyi de mi fitre verildi ki? Selamun Aleyküm Tabduk Emre kimdir? Silisilesi neredenler? Tabduk Emre'nin itikadı hakkında bilgi verebilir misiniz? Bildiğim kadar Yunus Emre'nin şeyhi. Çok fazla bir incelemem yok kitabi olarak. O yüzden teknik ve kitabi olarak fazla bir incelemem yok. Fazlaca bir bilgim yok. Hakkınızı helal edin. Selamun Aleyküm Maddi durumu olmayanın fitre vermesi farz mıdır? Değildir. Fitre vermek de farzı değildir zaten. Selamun Aleyküm efendim. Geceniz hayır olsun inşallah. Geçen sabah dersimi çekerken bir an için Adnan Karateş abi yanıma geldi.
Sonra bana benim yaptığım gibi yap dedi. Sonra bir an bir pencere açıldı ve namazgah dergahında siz sohbet ederken ve Adnan abi her zamanki gibi sol tarafında da sonra gözlerimi açıyorum dersimi çekiyorum. Rüya mı halimi bilemedim. Canım kardeşlerim rüya yazmayın demiştim. Neden rüya yazıyorsunuz? Selamun Aleyküm. Bir dergahta Mürşidi Kamil bir yandan derviş yetirirken bir yandan da seyri sülükü devam eder mi? Bir dergahta Nakib, Nugabba, Halife, Çavuş veya diğer görevliler nelerdir? Bu görevliler seyri sülükte daha üst mertebede olan kişiler mi? Bir kişinin üstadına mertebesini sorması edepsizlik midir? Hamlığı mıdır? Hayırlı geceler.
Bir kimse zaten Mürşidi Kamil olduysa o seyri sülükte belli bir dereceye gelmiştir. Ama benim tasavvuf anlayışım, sufilik anlayışıma göre bir kimsenin seyri sülükü bitmez. O yüzden o üstad da olsa, bir Mürşidi Kamil de olsa onun seyri sülükü bitmez. O yol devam eder. Ben yolun sonunun olduğuna inanmıyorum çünkü. O yüzden o kimse hem üstadlığını devam ettirirken seyri sülükü de devam eder. Zaten üstadlığını yapması seyri sülükünün içindedir. Veya bir dervişin, Nakib'in, Nugabba'nın, Çavuş'un, Zakir'in veyahut da dergahtaki bir kimse bir ders alan, intisap etmenin bir kimsenin de seyri sülükünün o esnadan itibaren başladığına inanırım ben. O kimse dervişliğini yaparken, dervişlik zaten onun seyri sülüküdür.
O yüzden oradaki zorluklara katlanmak, oradaki sıkıntılara katlanmak, orada disipline olmak, orada kendini disiplin etmek, hepsi de seyri sülükün içindedir. Bir dergahta, Nakib'in, Nugabba, halife, çavuş veya diğer görevliler nelerdir? O derganın hiyerarşik yapısıdır. İşte bir bölgede küçük bir yerde ders yaptıran kimse çavuş denir. O normalde işte daha büyük bir bölgede bir şehir komple şehre bakıyorsa, o şehirde o kimse zakir olmuş olur komple şehre bakıyorsa. Çavuşluktan sonra normalde bütün mesela çavuş olan zakirler de vardır, Nakib olan zakirler de vardır, Nugabba olan zakirler de vardır. Bu farklı bir, hani Nakib, Nugabba farklı kategoridir.
Ama hepsine de zakir denir. Mesela çavuş da olsa bir kimse ona zakir denilebilir, bunda bir sıkıntı yok. Ama oradaki zakirlikten kasıt bir kazada, bir kasabada, bir şehirde en üst yetki noktasında duran kimseye zakir denir. Çünkü Nakib de olsa bir kimse o zakire tabi olur. Onda şey olarak bir sıkıntı olmaz. Biz şimdi Şeyh Efendi Hazretleri sağlığında bana birkaç sefer söyledi, oğlum nakiplerini yaz, onların nakiplik icaziyetlerini de ver diye sağlığında bana söylemişti. Ben de dedim ki efendim siz gelin beraber bunu yapalım demiştim. Bu kaldı tabi, Şeyh Efendi Hazretleri geldiğinde de yapmadı böyle bir şey. Sonra bana bir daha söyledi bunu. Ben yine efendim siz geldiğinizde kendiniz verin dedim, kime vereceksiniz. Çünkü dergahın sahibi o yani evet bir halife bunu yapabilir mi? Yapabilir bir hani nakib-i nükabba, nakiblik icazeti verebilir mi?
Yani teknik olarak verebilir. Hatta nakib-i nükabba teknik olarak nakib-i nükabba icazeti de verebilir. Bunda bir beis yok. Ama ben bir şeyh sahken bir şeyh versin, yani ben ne karışayım gibisinden bunu yapmadım. Şu anda da bizim dergahımızda tayin edilmiş bir nakib-i nükabba işte halife yok. İnşallah bu kendimce niyetlenmiştim yeni icazet nameleri yazalım diye. İcazet nameleri yazınca inşallah kardeşlere, gerekli olan kimselere inşallah vermeye düşünüyoruz. Ama bu insanda makam sevgisini çıkarıyor. Bunun tehlikeli bir yanı var. Yani bir kimse nakiblik veya nakib-i nükabbalık icazeti aldığında bir makam sevgisi oluyor. Böyle bir kendini kibirlendiriyor, kendini bir şey yapıyor.
Onu bazı kardeşlerin üzerinde eski dergahta gördüm. Bu böyle dervişleri ne yazık ki şey yapıyor, geriye itiyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bunu böyle bu meselede biraz daha temkinli davranmaya, kardeşler adına temkinli davranmaya gayret ediyorum. Ama sonuçta insanları bir şeyi de hak ettilerse, hak ettikleri şeyi de vermek gerekir. Kim neyi hak ediyorsa Cenab-ı Hak hepsine de tecelli etirsin inşallah. Bu görevliler seyri sülükte daha üst mertebede olan kişiler mi? Muhakkak. Normalde bir kimse bir dergaha giriyor, yıllarını o dergahta geçiriyor, mücadelenin içerisinde geçiriyor. Kolay şeyler değildir. Bazen ben Cafer'dir, Hüseyin'dir, Adnan'dır. Normalde bizim kardeşlerimiz veya eski derviş kardeşler bizim yanımızda yol alan, bütün eski kardeşler kolay şeyler yaşamadılar benimle beraber.
Kolay bir hayat yaşamadılar dergi hayatı olarak. Laflar, dedikodular, baskılar, basılmalar, her türlü sıkıntıyı gördüler bizle beraber. E şimdi onlar bu noktada hani emekleri var, belli bir çileleri var, belli bir halleri duruşları var. Bunlar yabana atılacak şeyler değil. Muhakkak ki seyri sülükte göz önünde bulundurulmamız gereken şeyler. Bakın kıymetli dostlar, dervişlik, kardeşlik, arkadaşlık, dostluk zor zamanlarda çıkar meydana. Bu kolay zamanda çıkmaz. Dergah yürüyüşü zor zamanlarda çıkar meydana. Parasızlık, sıkıntı, baskı, basılmalar, her şey havada uçuşuyor. Kolay değildir dervişlik yapmak, dergahta durmak, orada mücadele etmek. Nice arkadaşlar bir iki adım geriye çekildiler kendilerince haklı olarak.
Kimisi işini düşündü, kimisi aşını düşündü, kimisi işim bozulur dedi. Şeyh Efendi'ye gittiler, dediler ki bizim işimiz bozulursa Mustafa abim düzeltecek. Biz iflas edersek bizim çeklerimizi Mustafa abim ödeyecek. Biz ayrı toplanabilir miyiz dediler. Ayrıldılar onlar Şeyh Efendi'nin sağlığında. Kimisi dedi ki ben basılırsam benim memurluğum yanar, benim evime Mustafa abim bakacak. Ayrıldılar bunlar bizim yanımızdan. Biz o 28 Şubat'ın en böyle ateşli olduğu anda, en sıkıntılı olduğu anda bizim etrafımızdaki çok arkadaş yani bizi terk etti. Gittiler kendi nefislerine göre kimisi evlerine çekildi. Şimdi ben bunları söyleyince ağırlarına gidiyor. Neden işte söylüyor, onun başına bir şey gelmedi ki diyorlar.
Geleydin başımıza bir şey gelmediyse sen de bizim yanımızda duraydın. Sen de bizle beraber hareket ediydin. Sen de bizle beraber basılaydın. Sen de bizle beraber o hadiseleri çekeydin, yaşayaydın. Neden gittin evinde oturdun? Neden gittiniz siz Şeyh Efendi'den izin alıp ayrı toplandınız? Evlerde orada burada kendi kendinize kulisler kurdunuz. Kolay bir şey değildir dervişliği yaşamak. O yüzden bütün dervişliğe girince herkes bir seyir-i sülük yaşar. Kimisi dayanabilir, kimisi dayanamaz. Kimisi katlanır, kimisi katlanamaz. Bir şey yap dersin, yapmak istemez, yapamaz. Kolay değildir bunlar. Ama önemli olan ben her zaman için söylüyorum, yolda durmaktır. Yoldan çıkmak değildir.
Rabbi muhafaza eylesin. O yüzden bu bizim eski kardeşlerimiz var ya, onlar hani her dönemin bir Bedir'i vardır ya, Onlar da 28 Şubat'ta Bedir ashabı gibi yan yana, diz dize, sır sırta, omuz omuza verip mücadele ettik Allah için. Kimsenin nefsi için mücadele etmedik. Cenab-ı Hak'a hamdolsun 28 Şubat'ta bütün dergahlar kapandı. Bütün her yerde zikullah durdu. Bursa'da durmadı. Bayındır'da durmadı. Açık açık söylüyorum. Her yerde ama dergahları kapattılar. Şeyh Efendi'ye dediler ki, efendim baskı var, dersleri iptal edelim mi edin. Efendim baskı var, dersleri iptal edelim mi edin. Şeyh Efendi bana sordu, hatta ömredeydik biz. Mustafa Efendi, oğlum Bursa'da hiçbir şey yok mu dedi.
Yok efendim dedim. Haluk ki Bursa'da bizim ensemizde o zaman için boza pişiriyorlardı. Bizim Bursa'da hiç zikullah 28 Şubat döneminden önce de sonra da hiç kesilmedi. Bayındır'da hiç kesilmedi. Şimdi herkes Bayındır'daki Oktay olsun, Nuri olsun, Harun Hoca olsun, oradaki kardeşlerimize herkes böyle hani bunlar ne yapıyorlar diye dönüp bakıyorlar. Hiç kimsenin olmadığı zamanlarda onlar vardı. 28 Şubat'ta herkes bırakıp gittiklerinde onlar dimdik durdular. Bayındır tabii kardeşlerimiz bu noktada önemli. O yüzden Bursa'daki ilk kardeşlerimiz o yüzden bu dairede önemli. Yani yoldaki mücadeleyi bırakmayan, canla başla mücadele eden, cebinde para yok, pul yok insanların, perişanız dağılmışız ama biz her daim zikullahlarımıza devam ettik, dirilimize devam ettik.
O kardeşler ben bazen derim ya bizim o eski kardeşlerden birini al bir dergaha şeyh yap. Evet yani o bizim eski kardeşlerimiz var. Zakirlik yapan, çavuşluk yapan kardeşlerimiz var. Kal götür bir dergaha onları şeyh yap. Ver icazetlerin deline orada şeyhlik yapsınlar. Yemin ediyorum çok fazla şeyhten fazla şeyhlik yaparlar. Bugün Cafer olsun, Adnan olsun, Hüseyin olsun, Bayındır'daki Oktay olsun, Nuri olsun, Harun Hoca olsun veyahut da Hacı Erkan olsun, ders yaptıran işte bir sürü arkadaşlar kardeşler var. İsimleri şimdi tek tek sıralamayın burada. Onlar benim nazarımda kırklar gibiler hepsi de. Onların her birisini götür bir dergaha başına şeyh yap.
Allah onların nefislerini uydurmasın. Yani öyle kolay mücadelelerden geçmediler. Onlar kolay sıkıntılardan geçmediler. Hala da mücadele devam ediyor. Hala da sıkıntılar devam ediyor. Bizim dilimiz keskin, bizim dilimiz normal değil ki. Biz hak ve hakikat olan ne varsa konuşuyoruz. E konuşunca da bazı yerler rahatsız oluyor. Rahatsız olunca da haydi herkes bir yerlerden bir yerleri harekete geçiriyor. Öyle kolay şeyler yaşanmıyor. Allah iyi yesin. Hepimizi iyi yesin inşallah. O yüzden o kardeşlerin de bizim eski yeni ayrım yapmak istemiyorum. Ama şimdi onlarla beraber çok sıkıntıya göğüs gerdik. Çok sıkıntıya biz yürüdük. Ateşe yürüdük onlarla beraber.
Yani o yüzden hani Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Bedir ashabı ne yaparsa yapsın. Onlara dokunmayın, onlara seslenmeyin demiş ya. Onların hukukunu özel tutmuş. Onlara dokunmayın demiş, onlara seslenmeyin. Yani sufilik vefadır. O zaman benim gözümden kan akarken beraberdik biz onlarla beraber. Onlarla beraberdik. Şeyhlik, müritlik, mürşetlik onlar ayrı bir mesele. O dostluk, o kardeşlik, o arkadaşlık o ayrı bir mesele. Yani bizim o zaman evimiz basılıyor. Polisler kapının önden ayrılmıyor. Evimize giremiyoruz. Böyle günlerdir öyle şey değil. Onların hepsinin de haberleri var. Hepsi de evde nöbet tuttular. Kimisi evimizde kaldı.
Ondan sonra basılırsak biz basılalım diye. Biz gece yarısı ev boşaltıyorduk. Öyle kolay şeyler yaşanmadı. O yüzden herkes o kardeşlere bu noktada hürmet edecek. O kardeşlerin eksiğine, kusuruna bakmayacak dervişliğe gider adamın. Adamın dervişliğe gider canım kardeşim. O yüzden bir şey söylüyorlar, kabullenecekler. Diyecekler ki Cenab-ı Hak onları öyle bir... Ben onların özel olduklarına inanıyorum. Çünkü ateşin içerisinde büyüdüler hepsi de. Ateşin içinde büyüdüler. Ben bütün o eski kardeşlerden olmaz, bu yürümez, bu gitmez, sözü duymadım hiç ben. Daha hiçbirisi bana akıl vermeye kalkmamıştır. Hiçbirisi de. Şimdi adam üç günlük akıl vermeye kalkıyor bize. Şimdi adam iki günlük laf iğneleyeceğim diye uğraşıyor.
Şimdi insanın normalde Whatsapp'tan bir cevap alamıyor. Soru sordum cevap yok diyor. Soru işareti koyuyor bir daha. Bugünün insanı bir tuhaf yazıyor rüyayı, bir de öyle yapıyor. Tabiri diyor. Sen otomatik yazacaksın, tabirini de göndereceksin. Tabii o çok önemli. Yani daha hiçbirisi benim yanımda sözümü kesmez benim.
Edeb öğrenecek arkadaşlar onlardan. Öyle la la la yomla yürümüyor bu işler. Benim Bursa'ya gelişim 29 yıl oluyor. Bu Ramazan'da şimdi 29 bitecek, 30 başlayacak. O arkadaşlar 27-28 yıldan beri benim yanımdalar, 29 yıldan beri benim yanımdalar. Benim kaşımın kalkmasından anlarlar neyin ne olduğunu. O yüzden evet insanların nefislerine hoş gelmiyor. Hatta bazı yerlerde bir ara konuşuldu böyle işte Cafer Adnan Hüseyin Üçlüsü onlardan vazgeçmiyor diye. Evet vazgeçmiyorum onlardan, vazgeçmeyeceğim. İşte Bayındırlılarda ne var ki? Sen ne olduğunu gel Bayındırlılara sor. Yani o insanlar, Oktay Bayındır'da hiç kimse bana inanmazken bana inanmış adam.
O yüzden ya Oktay abinin şusu var, diliniz kopar. Diliniz kopar. İpiniz kopar. Yapmayın. Oktay zakirdi. Kimse bilmez bunu. Şimdi birisinin zakirliğini, zakirliğini almadım onun da, onun normalde görev yaptığı yere başka bir arkadaşı mesela tayin ettim. Sesi çıkmadı. Hiç kimse bilmez bunu. Şimdi birisinin zakirliğini alacaksın, kenara koyacaksın. Adam dergahı terk eder belki de. Hoş bizim kardeşlerden olmaz öyle bir şey ama bu nefis bu kolay bir şey değil. O yüzden o Bayındır'ın en ateşli zamanda bakın Şeyh Efendi Hazretleri Bayındır'a geldiğinde insanlar bizden fersah fersah kaçıyordu.
O kardeşler benim yanımdaydı. Onlar benim yanımdaydı. Benle beraber koşuşturuyorlardı, hizmet ediyorlardı. Her şeyi yapabilirsiniz. Vefasızlık yapamazsınız. Bu yok. Sufilikte bu yok. O yüzden vefa. Diyeceksiniz ki bunlar bir üstad olarak mı kabul ettin Mustafa Özboğa? Evet Mustafa Özboğa'nın her şeyini kabul edeceksin. Dostuyla dost olacaksın, düşmanıyla düşman olacaksın. Mustafa Özboğa'yı üstad olarak kabul ettin mi? Ettin. Sevdiğini seveceksin, sevmediğini sevmeyeceksin. Bizim bildiğimiz yol bu. O yüzden o bütün herkes, o eski benim yanımda yolun başından itibaren duran kardeşler, benimle beraber olanlar, onların hatalarını, kusurlarını bile görmeyeceksiniz.
Onlar şurada şunu yapıyorlar dahi demeyeceksiniz. Ben onların ciğerlerini biliyorum. O yüzden hiç dilinizi bile, dilinizi bırakın. Kalbinizden dahi geçirmeyeceksiniz. İnşallah. Peygamber Efendimizin rüyada veya halde yüzünü göstermek istememesi, rüyayı gören kişinin mertebesinin düşük olduğuna mı delalettir? Bu mertebeyi bir sefer silin kafanızdan. Mertebe değil, bir şey yok. Boş verin. Mertebeyi kafanızda düşünmeyin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yüzünü görememiş. Genelde öyle görülür rüyalarda, hallerde. Siz salatu selama devam edin. Sünnetlerini yaşamaya devam edin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi görmüşsün. Şekline, şemaline, şeytanın giremeyeceği Hazreti Peygamber Efendimiz'i görmüşsün.
Başka bir atış şerifte beni gören cehennem atışı yakmaz diyor. Kendinize gelin. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm babacığım.
Öyle derler gürühundan değilim. Dersimi aldınız, her şeyim bitti. Muhtarı dahi göremiyorum. Burnumun ucunu bile göremiyorum. Sizinle buldum, sizinle kaybettim. İnşallah geri kazanmak ümidim. Duanıza, himmetinize muhtacım. Vuslat. Vuslat, Allah yardımcın olsun. Allah muinin olsun inşallah. Cenab-ı Hak inşallah yardım etsin. Biz de üzgünüz. Açık açık konuşmak gerekirse. İnşallah Cenab-ı Hak tedavi eder, tamir eder. İnşallah Cenab-ı Hak en hayırlı yöne çevirir. İnşallah Rabbim en güzel, en tatlı tarafa çevirir inşallah. Selamun aleyküm ben Teleferik'ten Hacı Özkan'ın kızı Hatice. Ders almak istiyorum.
Hayırlı geceler. 7-7 çek. Hatice, selamun aleyküm dersi helallık almadan bırakıp gidene ahirete hesap sorulur mu? Akti bozmuş oluyor. Yani bir kimse bir ders alıyor. Dersi aldıktan sonra bırakıp gitti, bırakıp gitti. Aktini bozdu. Yani tek taraflı aktini bozdu, gitti. Helallaşmadı. Yani örnekliyorum size. Bir kimse sizinle bir şeyde ahitleşse, siz de helallaşmadan çekse gitse, bu hoş bir şey mi? Değil. O yüzden o kimse o aktini bozduğunda helallaşacak. Diyecek ki, efendim hakkınızı helal edin. Mesela başka dergahlılardan gelecek olan kardeşler oluyor. Rüyalarını da görüyorlar.
Hak rüyaları. Diyorum ki, daha önce gitmiş olduğunuz dergahla helallaşın, gelin. Size ancak öyle ders verebilirim. Mesela helallaşıyorlar karşı taraftan. Hatta zaman zaman onları da duyuyorum. Ya ne kadar iyi bir şeyhe gidiyorsun veya doğru bir yola gidiyorsun. Bizimle helallaşmadan ders vermiyor mu? Hayır vermiyor dediklerinde onlar da hayret ediyorlarmış. Yani, evet bunun adabı, erkanı bu. Bir kimse bir tarafla akitleşmiş, bir tarafla tabiri caizse manevi olarak nikahlanmış. Sen oradan çek git, kendi kafana göre. Bu doğru bir şey değil. Gel, helallaş. Allah yoluna çık etsin de ki, ben kalbim soğudu sizden veyahut da sizin şu eksikliğinizi gördüm veya şu yanlışlığınızı gördüm.
Ben orayı daha faziletli gördüm. Allah mübarek etsin. Helallaş. Git Allah yoluna çık etsin. İnşallah. Ahirette hesap sorulur mu? Evet. Akitlerini bozanlar için sıkıntılı bir durum. Geçen derste de akitlerini bozanlarla alakalı ayet ve hadisleri okudum. Çünkü sıkıntılı bir durum. Gerçekten sıkıntılı. Zahiren halleri kötü ve üzülüyorum bir şey elimden gelmiyor. Yapacak bir şey yok. Yani normalde onlar kendi kendilerine bırakıyorlar, gidiyorlar. Veyahut da bir şey görüyorlar kendilerince. İşte internette orada burada bir sürü dedikodu iftira dolaşıyor ya. Veya bir şeyler işte herkes bir yorum yapıyor kendince. Sövüyor, küfrediyor, hakaret ediyor. Onlara bakıyor millet. İşte aa ben kötü bir yere gittim demek ki diyor.
Çekiyor gidiyor. E çektin gittin helallaş. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm hocam. Ben Allah'ın günahkar bir kuluyum. Ama Allah yolunda yürümeye çalışıyorum. Fakat korkuyorum. İbadetlerim Allah peygamber aşkıyla mı olması güzel? Yoksa Allah'ın azabından korkarak mı yapmak güzeldir? Ben kalben aşkla ibadet etmek istiyorum. Tövbelerim kabul olur mu? Allah razı olsun. Hocam ev sahibimin selamı var. Size saygılar hocam. Bir de evlenmek istiyorum. Helal eş, helal aş istiyorum. Duanızı bekliyorum hocam. Saygılar hocam. Lütfen bekliyoruz. Allah yardımcınız olsun. Muhakkak ki biz sufiler Allah'a sevgiyle yaklaşmak, sevgiyle ibadet etmek, sevgiyle onu zikretmek, sevgiyle ona doğru koşmak isteriz.
Bizim yolumuz sevgi yoludur. Ama ve lakin korku da lazım mıdır? El cevap lazımdır. O sevmede kemale erenler, olgunlaşanlar korkuları da kemale erer, olgunlaşır. Onların korkuları ile hayvani noktada duranların korkuları aynı değildir. Bir kısım hayvani noktada duranlar ateşten, azaptan korkarak ibadet ederler. Ama sevenlerin sevgileri olgunlaştığı gibi korkuları da olgunlaşır.
Sevenlerin ise korkuları sevgiliden uzak düşmek, sevgiliden ayrı düşmek, sevgiliden perdelenmektir. Biz inşallah sevgiyle yol alanlardan olalım inşallah. Aşkla yol alanlardan olalım inşallah. Kim tövbe eder, geri dönerse Allah onların tövbelerini kabul eder, onları mağfiret eder. O yüzden tövbem kabul olundu mu, olunmadı mı diye şüphe şeytani bir şüphedir. Rabbim bizi şeytani şüphelerinin içerisine katmasın inşallah. O yüzden tövbelerimiz muhakkak ki kabul olunmuştur. Ey sahabine de siz de selam söyleyin. Evlenmek istiyorsunuz. Allah size helal eş, helal iş, helal aş nasip eylesin. Her şeyin helalını nasip eylesin. Cenab-ı Hak helal dairede yaşayan, helal dairede koşturan insanlardan eylesin inşallah.
Geçen hafta ders vermiştik bir kardeşe. Allah sizden razı olsun. Dersimi aldım ve kabul ettim. Rabbim cümlemizin yolunda daim eylesin. Amin inşallah. Bu kardeş nerede, ne değildir bizimle inşallah bir irtibata girsin. Ona ben cep telefonumu da yazayım şimdi. Veyahut da evet ben cep telefonumu yazayım. O kardeşi inşallah nerededir, ne değildir bizimle irtibata girerse biz onun bulunduğu yerde inşallah şey yapalım. Kardeşlerle buluşturalım. Onlarla toplansın, zikrullah yapsın inşallah. Derslere devam etsin Allah'ın izininden.
Selamünaleyküm üstadım. Ben Ergin Kaplan sizden ders almak istiyorum. İnşallah Ergin kardeş verelim. Allah'ın izininden ders almak istiyorsan, nasıl olsa sohbetleri dinliyorsun, yol kolay demeyeceksin artık. O yüzden inşallah sana da bir biatlaşma ve ders olarak gönderdim. Cenab-ı Hak kabul eylesin, devamını eylesin. Rabbim inşallah son nefesimize kadar ve ebedi kardeşliğimizi daim eylesin inşallah. Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Üstadım ben sizden dersli fakat derviş olamayı başaramayan biriyim. Sorun bir mürid, mürşidiyle zahiri ve manevi olarak nasıl yakınlık kurabilir? Şeyhinin razı olduğu dervişlerden olmak istiyorsa ki bunu çok isteyen biriyim.
Hiç hakkım olmasa da bu konuda ne buyurursunuz? Yol belli, dervişlik yolları da belli. Bu noktada bizim durduğumuz yer de belli. Durduğumuz ortam da belli. Bunu yapmak isteyenler canlı başla çalışacaklar, gayret edecekler. Yolun adabına, arkanına uyacaklar. Koşuşturacaklar nerede bulunuyorlarsa. İnşallah bir kimse yakınlık kurmak isterse yakınlık da kurabilir. Yollar açık çünkü. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler. Biz böyle içine kapanmış, böyle işte etrafla bağı koparılmış, sosyal ilişkileri en alt düzeye inmiş bir topluluk değiliz. Öyle bir şahıs da değilim. Bizim yolumuz açık, her şeyimiz açık. Bakın biz irtibatı kesmemek için, kardeşlerle olan irtibatımızı devam ettirmek için korona günlerinde Cenab-ı Hak böyle bir şey nasip etti.
Nasip etti. Demek ki her şey tasarlanmış gibi, önceden bir ilahi el yordamıyla dizayn edilmiş gibi. Biz de sanki böyle televizyon kanalını, bir televizyon kanalını idare edebilecek kadar teknik ekipmana ve teknik ekibe Cenab-ı Hak vermiş bize, bahşetmiş. Hani bir şey başına gelince anlaşılıyor. Ben geçen gün YouTube'dan böyle çok az bir şey, ben kendimi seyretmeyi ve dinlemeyi çok sevmem. Çok az bir şey böyle şey yaptım, baktım YouTube'dan. Dedim ya televizyon kanallarından kaliteli bir yayın var dedim. Gerçekten televizyon kanallarından daha kaliteli bir yayına sahibiz. Hamdolsun buradaki teknik ekip olarak arkadaşlar, kardeşler canına başla çalışıyorlar. Kameranın arkasında asıl vazife iş, onlar da böyle devir daim ediyorlar boyuna, ihtiyaçlarını görüyorlar, işte yazıyorlar, onlar da bir şeyler yapıyorlar.
Büyük bir gayret sarf ediliyor. Biz sosyalitemizi, yani sosyal bağımızı koparmayan bir topluluğuz. O yüzden ben de meydandayım, herkes meydanda. Hatta diyorum ben bütün arkadaşlara, kardeşlere her perşembe burada görüşmek isteyen kardeşlerle görüşüyorum. Yani korona var deyip de büromu da kapatmış değilim. Hatta bu ara bazı kardeşler perşembenin haricinde de gelip gitmeye başladılar. Bir şey demiyorum tabii, kimseye de bir şey de söylemiyorum. Ama her perşembe yine ben arkadaşlar görüşmek istiyorlarsa buradayım. Bunda bir sıkıntı yok, makul zamanında, makul saatlerde bir problemim yok. O yüzden bu arada da kardeşlere rica edeyim yine, perşembenin haricinde lütfen, perşembe günü belli. O yüzden normal günlerde benim ticaretim var, benim de normal bir hayatım var.
Ben ticaretime devam edeceğim normal günlerde. O yüzden diğer günlerde arkadaşlar mümkünse gelmemeye gayret etsinler. Veyahut da illaki telefonda soracağım diye uğraşıyorlar. İllaki telefon açacağım diye uğraşıyorlar. Yapmayın, sorularınızı cevap veriyorum burada. Sorularınızı burada sorabilirsiniz. Veyahut da illaki telefonda söylemeniz şart değil. Yazabilirsiniz. Bir normalde BİP kullanıyoruz kardeşlerle. Açık açık söylüyorum. BİP'ten yazabilirsiniz. Bazı arkadaşlar kendilerini özel görüyorlar. Whatsapp'tan yazacağız diye uğraşıyorlar. Canım kardeşim bütün herkese söyledim. Whatsapp'ı sadece ve sadece yurt dışı ile alakalı kardeşlerle, şeyefendilerle, dostlarla kullanıyorum diye.
Whatsapp'ı kullanmak istemiyorum. Siz yazınca mecbur kalıyorum cevap yazmaya orada. Lütfen herkes BİP'ten yazsın. Bunu da makul görsün, uygun görsün. Böyle bir şeye karar verilmiş. Neden bu kararı? Hem üstada uyacağız diyoruz. Hem de kendi kafamızdan uymamak için elimizden geleni yapıyoruz. Bir de yetmiyor, bir de iğneliyoruz. Yani o da var. Allah bizi affetsin. O yüzden Whatsapp'ı yurt dışında olanlar. Almanya'da var, Fransa'da var, Belçika'da var, Bulgaristan'da var, İtalya'da var, Hollanda'da var, Amerika'da var, Kanada'da var, Afrika'dan yazan kardeşlerimiz var, Arjantin'den yazan kardeşler var. Diyeceksiniz ki sen ortaokul mezunusun, dil olarak nasıl problemi çözüyorsun?
Hazreti Google'un çevirisinden ilişkileri götürmeye gayret ediyoruz. O yüzden şimdi Whatsapp'ı komple uluslararası alana açtık. O yüzden kardeşler BİP'i kullansınlar. Yani normalde bir arkadaşın neden ağırına gider BİP'i kullanmak? Yani bu kadar mı yurt dışına bağlısınız? Geçen gün bir kardeş bir rüya görmüştü. Amerika'ya bağlı olanlar, bir bayan kardeş, Amerika'ya seven, Amerika'ya bağlı olanlarla korkanları ayıkla.
Hani dergahtan ayıklanacak bunlar bu manada bir rüya görmüştü. Ben de dedim ki bayan da o kardeş, bütün herkesi bu rüyanı dağıt dedim. Nereye kadar bu Amerikan sevdası, nereye kadar bu korkaklık? Allah muhafaza eylesin. O yüzden bütün derviç kardeşler, benimle irtibata girecek olanlar BİP'i kullanacaklar arkadaşlar. Bunlar neden ağrınıza gidiyor bilmiyorum. Bu neden gücünüze gidiyor bilmiyorum. E bende yok, kur. Whatsapp'ı kuran bir kimse BİP'i neden kurmaz? Her şeye kafanız çalışıyor, her şeyi kurabiliyorsunuz da üstadınızın sözünü, üstadınızın dediğini mi kuramıyorsunuz? Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm ve Rahmetullah.
Efendim biz Avusturya, Viyana'dan Ahmet Pınarlı'nın kızları Nur Sina Pınarlı. 13 yaşındayım Rümeysa Pınarlı. 11 yaşındayım, ikimiz de ders almak istiyoruz. Elinizden efendim, saygılar, sevgiler. Ve aleyküm selam, Viyana'ya selamlar. Annenize, babanıza da selam söyleyin. 13 yaşındaki olan sen 11-11 çekeceksin. 11 yaşındaki olan, pardon 12-12 çekeceksin. 11 yaşında olan da 7-7 çekecek. Tamam? Allah muharek eylesin inşallah. Selam söyleyin bütün Ahmet, bütün Viyana'daki kardeşlere selam söyleyin inşallah. Efendim son zamanlarda aklıma takılan bir soru var. Ya şeytan tövbe ederse diye, insanların hepsi iyi olur mu, böyle bir şey mümkün mü? Yok onun tövbesi mümkün değil, o mühürlendi.
Onun kapısı kapalı. Bugün dudağım kanadı, ağzıma kan tadı geldi ve yuttum, kaza etmem gerekir mi? Yani bu normalde kan tadı gelmiş, kanadı diyemiyorsun, bir daha yutma. Sufiliği tek cümleyle nasıl özetlersiniz? Gözünüzün gördüğü görmediği her şeyden fazla Allah'ı sevmek olarak tarif ederim. Tarih-i Aliye ve Akraba-i Talikat nedir? Tarih-i Aliye, bütün tarikata intisap etmiş mensuplar, ta baştan bugüne kadar gelecek olan ve gelmiş ve gelecek olan ehli-i tarikat ehli. Akraba-i Talikat da bir kimsenin kendi anne ve babasının üstlerine doğru bütün akrabalara. Surata jilet sürmek haram mı? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretleri hiç jilet sürmedi.
Hazreti Ali Efendimiz hiç jilet sürmedi. Hasan ile Hüseyin Efendilerimiz hiç jilet sürmedi. O yüzden bir kimsenin jilet sürmesini sünnete aykırı olarak görüyoruz. Tarikata bağlı olmayan bir kişinin gördüğü rüyayı ailesine anlatmasında bir sakınca var mıdır? Siz salih kimselere anlatınız diyor hadis-i şerifte. O yüzden tarikata bağlı da olmasa ailesine anlatması çok uygun değil. İnternetteki rüya yorumları doğru mudur? Hiç bilmiyorum. Okumadım hiç onların rüya yorumlarını. O kadar bir zamanım yok. Eğer doğrusu rüyanın internetten neyi işaretini öğrenirsek tecelli eder mi? Bilemem canım kardeşim ama rüya tevil ettiği gibi tecelli eder diye hadis-i şerif var. O yüzden internetteki rüya yorumlarına da bakmıyorum.
Ben internette o kadar da çok dolaşma zamanı olan bir kimse değilim. Genelde sohbet hazırlarım, bir konu hazırlarım veyahut işime bakarım. Bildiğim bir şey değil. Birinin arkasından şöyle evliya demek doğru mu? Hüsnü zandır bunda bir sıkıntı olacağına inanmıyorum. Selamünaleyküm efendim. Afınıza sığınarak eğer erkeğin tepesinden tırnağına kadar ceraha taksa, kadın da bunu ağzıyla temizlese yine de erkeğin hakkını ödeyemez.
İbni Hacer el-Haythemi cehennemi çoğunlukla kadınlar dolduracaktır. Kadın aklen ve dinen eksiktir. Tirmizi gibi hadislere dayanarak ve aşağı peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bile bir kadınla yetinememiş. Biz mi yetinebileceğiz gibi her yönden kadınları aşağılamaya, hor görmeye ve aldatmaya çalışan, kendinden soğutan eşlerimize ne denmeli? Ve de günahın kadını ve erkeği var mıdır? Herkes günahkar. Rabbim affetsin kadının yeri nedir dedikoduysa kimi erkeklerin ağzının şerrinden Rabbime sığınırım. Peki cennet anılarımızın ayakları altında değil midir? Şefkat merhamet Rabbimin lütudur. Yumuşak kalpliyiz, affediz diye ezilmemiz mi gerekir? Rabbim beni affetsin.
Rabbim sizi her daim korusun. Başımızdan eksik etmesin inşallah saygılarımla. Normalde bu hadis-i şerifi eğer erkeğin tepesinden tırnağına kadar cerraha taksa, kadın da bunu ağzıyla temizlese yine de erkeğin hakkını ödeyemez. İbn-i Hacer bunu böyle almış. İbn-i Hacer'in nakilleri genelde doğrudur. Ama İbn-i Hacer'in, İbn-i Hacer şafidir kendisi. Şafi fıkhına uygun olan hadisleri almıştır. O yüzden İbn-i Hacer'i okurken, İbn-i Hacer el-Heytemi'yi okurken buna dikkat etmekte fayda var. Bir, ikincisi normalde bu kadını aşağılamak için söylenmiş bir söz değildir. Aslında bu hadis-i şerife farklı veçeden bakmak lazım. Bu kadını ulüleştiren bir şeydir. Bakın bu kadını aşağılanmış için söylenmiş bir söz değildir.
Hangi bir varlık eşine böyle bir davranabilir ki? Kadınlar öyle bir yüce şahsiyetlidir ki, erkeklerinin cerahatlerini dahi emebilirler. Bir erkek bir kadını böyle sevebilir mi? Sevemez. Bu kadını yücelten bir şeydir. Öbürkü de hani cehennemin çoğu kadınlar dolduracaktır. O hadis-i şerif aklen ve dinen eksiktir hadis-i şerifini hiç okumadım ama cehennemi dolduracaktır dedi.
Bir bayram sabahı. Yani bayram namazını kıldıktan sonra bayanların yanına gidip onlar orada vaazı nasihat ederken hani bunu söylüyor. O zaman da sahabe bir kadın kalkıyor. Diyor ki neden biz cehennemde daha fazlayız ya Resulallah deyince bakın dikkat edin onun arkası var. Neden biz öyleyiz deyince siz erkeklerinize karşı nankörlük edersiniz diye bir cevap var. Bir daha bir şey daha söylüyor. Şimdi iki tane unsur söylüyor orada. Şimdi birisi hatırıma geldi onu söyleyeyim. Demek ki bunu yapmayanlar cehennemlik olmayacaklar. O iki ameli işleyenler cehennemlik olacaklar. Meseleyi o açıdan bakmak lazım. Yoksa bu hadis-i şerifi böyle sadece bir cümlesine bakarsak evet kadınları aşağılamış oluruz.
Ama onun sebeplerini de söylersek aşağılamış olmayız. Günahın erkeğin kadını yok. Bir erkeğin de eşini böyle ezmesi, kadınını böyle ezmesi onun daha hayvani noktada olduğunu gösteriyor. Bir erkek eşini üzüyorsa, kırıyorsa, onu incitiyorsa o zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini terk etti. O zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin o konudaki izini terk etti. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri eşlerini üzmedi, kırmadı, incitmedi, dövmedi, hakaret etmedi. Onların hepsini de baş tacı yaptı. Bakın onların hepsini de baş tacı yaptı. Hiç bir tanesini daha incitmedi. Hatta eşleri onu incitti, o eşlerini incitmedi.
Bakın dikkat edin. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kadına ehemmiyet verdi, kadına önem verdi. Ümre'yi yapamayıp, haccı yapamayıp, ziyareti yapamayıp geri dönecekleri zaman Hz. Zeynep annemizin iştahına uydu. Yani İslam'da dinin gerçeğinde, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gerçeğinde kadın önemsiz değildir. Zaten kim kadına önem vermiyorsa o sünnet-i seneyi bu konuda terk etmiştir. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm ve rahmatullahu berekatuhu. Hocam ben manevi bir rüya gördüm. Kimseyi yorumlattıramıyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz Allah rızası için? Elimizden gelen bir şeyse eyvallah. Elimizden gelen bir şey olsun inşallah.
Bir kardeş bir sağlık problemiyle alakalı bir şey söylemiş. Konuyla alakalı inşallah elimizden gelen, içinizden okuyun demiş çünkü. İnşallah elimizden gelen bir şey olsun. Bildiğimiz bir şey varsa paylaşırız inşallah. Diabet iki hastası olan kardeş. Selamun aleyküm. Başımıza gelen her kötü şey bizim işlediğimiz bir kusur ve haram yüzünden mi gelir? İkisinin derecesi aynı mıdır? Yani örneğin birinin canını ne kadar yaktıysak bizim canımız da o kadar mı yanar? Tövbe, ceza, engeller mi? Sizin önünüzde sizin işledikleriniz vardır der. Eğer birisiyle normalde birisinin hakkını, hukukunu gasp ettiysek, birisine eksik yanlış bir şey yaptıysak gidip onunla helalla kalmamız lazım.
Helallık almazsak tövbe ettik ama onunla helallık almadık ki. Onun bizim üzerimizde hakkı var, hukuku var. Birine iftira attın örneğin. Onunla gidip helallaşacaksın. Onunla helallaşmadan sen tövbe ettin. Cenab-ı Hak senin tövbeni kabul eder ama onun helallığını almadın. Ona ayır etten ne yapacak? Cenab-ı Hak onun hesabını senden soracak. O yüzden birinin canını yaktıysan helallık alacaksın ondan. Helallık almadan ölmeyin. Selamun aleyküm. Allah insana kaldıramayacağı yüklüklemez ayetine istinaden. Bir kimse bir mürşidi kamile intisap ettiğinde şeyhinin her söylediğini yerine getirebilecek istidarda sahip ama yapmıyorsa tembelliğindendir diyebilir miyiz?
Tembelliğindendir. Yani normalde biz kardeşlere onların güçlerinin yetemeyeceği bir şeyi kolay kolay söylemeyiz. Yani Allah bizi affetsin. Din belli, Kur'an belli, sünnet belli. Bir kimsenin eğer güç yetiremiyorsa zaten ona bir şey denmez. Hatta benim tarzımdır. Ben bir arkadaşın kendi kendime hani topluluğun içerisinde bizim tasavvuf topluluğunun içerisinde bir şeyi yapıp yapamayacağını analiz edersin, yapamayacağını görürsem kendi kendime ben ona bir iş dahi buyurmam.
Veyahut da ona bir şey söyledim yerine getirmedi. Ben bir daha ona bir şey söylemem. Veyahut da bir şey söyledim o yerine getirirken ortalığı kırdı döktü. O zaman yine bir daha ona bir şey söylemem. Allah beni affetsin derim ki bu nefsine uydu veya buna güç yetiremedi derim. Şimdi Cenab-ı Hak ayet-i kerimede beyan etmiş biz gücü yetmeyen bir kimseye güç yetiremediği bir şeyi onun üzerine vermeyiz diye. O zaman kullardan gelen de, kulların üzerinden gelen de güç yetebilecek şeylerdir. Yani işte hastalıktır, sıkıntıdır, beladır, müsübettir bir kimsenin onun üzerine saldırmasıdır, hainlidir, vefasızlığıdır her ne geliyorsa bizim başımıza o zaman. Bizim gücümüz ona yetecek demek ki. Onu kaldırabilecek Cenab-ı Hak bize nefsimize uymama, şeytana uymama açısından bize Allah yardım etsin.
Bu o yüzden o insanlarda istidat var ama onlar istidatlarını geliştirmiyorlar, nefislerine uyuyorlar. O yüzden onu beceremiyorlar, başaramıyorlar diyebiliriz. Selamünaleyküm. Geçen sohbetinizde sol tarafımıza Leyla'mızı, sağ tarafımıza Mevla'mızı alır yürürüz buyurmuştunuz. Buradaki Leyla'dan kasıt nedir? Leyla'nızı tanımak isterdik.
Sol tarafımız Leyla'ya aittir, sağ tarafımız da Mevla'ya aittir. Öyle diyelim. Aslında herkesin kendince, kendi dairesinde bir Leyla'sı vardır. Ama hiç kimse Leyla'nın ne olduğunu kendince düşünmez. Ve herkesin kendince bir Leyla tanımlaması vardır. Leyla tanımlaması da bildiği kadarıdır. Herkes kendi gönlünde kendi Leyla'sını taşır zaten. Biz Leyla dediğimizde, herkesin gönlüne, kalbine bir kadın düşer. Herkes der ki, işte bir hani kadın. Leyla sadece bir kadın değildir. Sureten kadına bürünmüştür. Ama normal, herkesin bildiği şekilde bir kadın değildir. Burada biraz böyle mahremiyete girmiş. Leyla'nızı tanımak isterdik diye.
Herkesin Leyla'sı kendine göre çok muhteşemdir. Öyle bir Leyla tanımlaması yapar ki, insanlar kendilerince, kendi bildikleri kadar Leyla'sını tanımlarlar. Yani, öyle benim Leyla'm okyanusa kaşını kaldırsa, Nuh tufanı yanında zayıf kalır. Nuh tufanla düçar olanlar, onun kaşının kaldırmasından, okyanozun alabora olmasının karşısında şaşırıp kalırlar.
Öyle bir Leyla ki, bakışını göğe yükseltse, göğe doğru çevirse, yıldızlar yörüngelerini karıştırır, birbirlerine vurmaya başlarlar. Öyle bir Leyla ki, gerçek güzelliğinden bir damla dünyaya aksa, dünya sarhoşluğundan ebediyen çıkamaz. Her daim sarhoş bir şekilde ne tarafa çarptığını bilmez. Öyle bir Leyla ki, kelamını işiten ebediyen kendine gelemez. Öyle bir Leyla ki, bir bakışı, bir süzüşü var ki, o bakışına, o süzüşüne düçar olan, aklını, fikrini ondan alamaz. Aklını, fikrinin olmadığını hükmediler. Deliler onu görse, kendi deliliklerinden sopasını saklar. Öyle bir Leyla ki, mahşere bir damla gözyaşı dökse, bütün mahşer halkı cennetlik olur, gidiverir. Öyle bir Leyla ki o, o bir salına salına yürüdüğünü görsen, kendi yürüyüşün karışır, ebediyen yürümeyi unutursun.
Öyle bir Leyla ki o, senin düşüne gelse, o güne kadar görmüş olduğun bütün düşlerden vazgeçer, o düşü kendince ağzında pelsenek eder, bütün ömrünce o düşü anlatırsın. Öyle bir Leyla ki, neresinden bakarsan bak, onun her tarafını görür, kendinden geçer, bir daha asla ayılmazsın. Ve herkesin kendince bir Leyla'sı vardır. Ama herkes kendince, kendi Leyla'sını henüz daha tanımlayamamıştır. Aslında bizim Leyla'mız ötelerden gelmiş, ötelere gitmektedir. Daha anlatırım da, biraz daha anlatırsam, herkesin Leyla'sı kafasını kuma sokacak zaten, ebediyen bir daha kafasını kaldıramayacak. Selamünaleyküm, bir bayanın itikafa girmek için adet geciktirici ilaç kullanması doğru mu?
Ben fıtrata müdahale edilmesine çok taraftar değilim. Bu tip şeyler, bence çok uygun değil. O yüzden bu tip şeylere tevessül etmeyin. İnşallah, döneminiz bitince, müsait bir zamanınızda itikafa girersiniz. Selamünaleyküm, aleykümselam.
Bir Allah'a olan aşkımızı ve bağımızı ve arttırmanın yolu nedir? Canım kardeşlerim, bunun ancak fiili tecelliyatını söyleyebiliyorum. Bu da nedir? Farzları yerine getirmek, nafilelerle Allah'a yaklaşmak. Bu gönülle alakalı bir şey. Sevmeniz lazım, sevebilmeniz lazım. Devamlı onu zikredip, onunla alakalı kafanızı o tarafa, gönlünüzü o tarafa çevirmeniz lazım ki, bu böyle bağ kuvvetlensin. Bu da tabii güzel ahlak olarak da tecelli etsin. Sevin inşallah. Sevmeye çalışın. Tevhid çekerken de gaflet içinde olunabilir mi? Olunabilir, her zaman için gaflet içinde olabilir. Ama tevhidi tevhid olarak çekersek o zaman gafletten kurtuluruz inşallah. Tevhidin kalbime işlediğini hissediyorum. Bu bende gayretsizlik ve tembelliğe sebep oluyor.
Evet, bunlar dervişleri aldatan şeyler. Yani tevhide devam edeceğiz. Ne görürsek görelim. Kalbimiz gümbür gümbür tevhidle hemal olsa da biz tevhide devam edeceğiz. Onun tadını, lezzetini muhakkak alacağız. Ama biz ona devam edeceğiz. Şu an itikaftayım. Fakat zikrederken azalarım sükun içinde durmuyor. Zikre odaklanamıyorum. Normalden daha fazla uykum geliyor. Bu noktadaki tavsiye ve duanız benim için önemli. Teşekkür ederim. Uykun geldiğinde ayağa kalk oturduğun yerden. Odanın içerisinde dolaş. Değişik hareketler yap. Uykunu dağıt, git burnuna üç sefer su çek. Abdestli olmuş olsan dahi uykunu dağıt, hareket et inşallah. Üç gündür itikafta olmama rağmen sizi rüyamda çok az gördüm.
Size karşı ve kardeşlerime karşı hata, eksiklik, edepsizlik, küstahlık mı yaptım acaba diye düşünüyorum. Öncelikle sizden ve sizin vesilenizle tüm kardeşlerimden özür diliyorum ve affınıza sığınıyorum. Hakkınızı da helal etmenizi temenni ediyorum. Geceniz mübarek olsun. Allah mübarek eylesin. Allah yardımcın olsun. Cenab-ı Hak daim eylesin. Bizim için hakkımız helal olsun inşallah. Rabbim korusun, muhafaza eylesin. İnşallah iyi olur, güzel olur, tatlı olur inşallah. Allah kabul etsin. Selamun Aleyküm ben sizi önümde değil yanımda görüyorum. Üstad ile mürid beraber mi yürür yoksa mürid üstadın izinden mi yürür? Gördüğün şeyi sen dizayn edemezsin ki ne görüyorsan odur.
Yoksa sen kendi kafandan yok ben arkasından yürüyeceğim diye dizayn edemezsin. Herkes üstadından anladığı kadar mı yaşar? Büyük bir nokta öyle. Anladığı kadarını yaşar insanlar. Selamun Aleyküm efendim. Sizi telefon ile ulaşmak ile alakalı edep adam nasıl olmalıdır? Bir kere aramayı deneyip cevap vermediğinizde bir daha aramamak mı? Yoksa belli bir süre ya da gün sonra tekrar denemek mi da ağır olur? Aradığınızda görüşemediyseniz mesaj yazabilirsiniz. Yani aradım görüşemedim bunu görüşecektim. Veya görüşecek olduğunuz şeyi de yazabilirsiniz.
Yani telefonla alakalı üç sefer çaldırdın cevap gelmedi. Tamam bitti mesele. Bazı kardeşler işte aradın dönmediniz diyor. Mübarek insanlar geçenlerde yine sildim sildim sildim herhalde yine 1400'e mi indirdim? 1300'e mi indirdim? Yani normalde şey yok. Bir hayli telefonda kayıtlı kardeşimiz var, arkadaşımız var. Yani şimdi bu konuda anlayışınıza sığınıyorum. Bakayım yalan olmasın kaç kişiye indirmişim? 1452 kişiye indirmişim. Yani 1452 kişi telefonda kayıtlı, böyle gün içerisinde o kadar çok arayan var ki bazen telefona bakmaktan bir iş yapamaz hale geliyoruz. Veya bir şey konuşacağız, konuşamaz hale geliyoruz. Ben telefonu saklamak, gizlemek, değiştirmek istemiyorum. Kardeşler bu konuda ulaşsınlar istiyorum.
Ama bu noktada bazı kardeşler de aşırı derecede, yani böyle önemi olmayan bir şey daha aramaya çalışıyorlar. Sizin şahsınızı tezih ederim bu konuda. Ama arkadaşlar daha anlayışlı davranabilirler. Az önce konuştum, BİP'ten yazabilirler ne yazacaklarsa. Yani cevaplarını verebileceğim kadar vermeye gayret ederim. Perşembe günleri buradayım. Müsait olursam gelip görüşebilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Tekrar aranabilir, bunda da bir problem yok. Bir sıkıntı yok bunda. Yani cevap alamadığınızda bir daha aramamam lazım. Böyle bir şey de diyemem. Allah bizi affetsin inşallah. Selamun Aleyküm hakkınızı helal edin. Bir sorum olacaktı.
Ben namaz kılarken ya da sure okurken eksik mi okudum ya da yanlış mı kıldım diye sıklıkla tereddüde düşüyorum. Ve doğru gibi gelse de emin olamayıp yeniden kılıyorum. Bunun sebebi nedir? Tereddüde düşme. Namazını kıldıysan namazın tamam olmuştur. Namazını bir daha iade etme. Bu seni devamlı şeytanın vesvesesine doğru götürür. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu vesveseye düşme inşallah. Selamun Aleyküm bu cahile tövbe etmeyi, dua etmeyi ve tevhid sikri nasıl yapmam gerektiğini öğretir misiniz lütfen? Estağfurullah. Yani insanlar Kur'an ve sünneti buldularsa, bir üstadı buldularsa onları cahil diyemeyiz. Rabbim muhafaza eylesin.
Cahil odur ki, ya cahil olduğunu bilmiyordur. Cahil odur ki o kimse Kur'an ve sünneti bulmamıştır, iman etmemiştir. Cahil odur ki Kur'an ve sünneti bulduğu halde hiçbir şey yaşamıyordur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden cahil satı üstünde göremem kardeşlerimizi. Rabbim muhafaza eylesin. Tövbe bir daha o günahı işlememektir. O hatayı yapmamaktır. O yanlışlığı yapmamaktır. Yani dil ile subhanallah ve bihamdihi subhanallah ilazim ve bihamdihi estağfurullah ilazim deriz. O kimsenin deniz köpükleri kadar günahı olsa, kim yüz sefer söylerse Allah onun günahını affeder diyor. Eyvallah. Ama bunun fiiliyatı, tecelliyeti o kimsenin bir daha o günaha dönmemesidir.
Bu kimsenin hakikate tecelliyatı, tövbesinin de o kimsenin bir daha günahı kalbinden geçirmemesidir. Aklından geçirmemesidir. O yüzden Rabbim cümlemizin günahlarını affı mağfiret eylesin. Tekrar o günahlara dönenlerden eylemesin. Tevhid birlemektir. Tevhid bütün maddi manevi her ne var ise her şeyin Rabbinden olduğuna bakıp teslim olmaktır. O yüzden Allah'a teslim olanlar ancak tevhidin belli bir noktasına, dairesine ulaşabilirler. Biz teslim olalım, Allah'a teslim olalım. Önümüze ne getirirse, önümüze ne getirirse biz ona teslim olalım. Bu teslim olmak demek, mücadele etmemek demek değil. Bir hastalık geldi, hastalığın ondan geldiğini bilir. Onunla mücadele etmemiz de emredilmiş.
Biz onunla mücadele ederiz. Bu bizim teslim olmadığımızı göstermez. Veyahut da bir trafik kazası yaşarız. Biz deriz ki evet, bunda bizim bir elimizin bir otobüste gidiyorsun. Otobüste giderken kaza yaptın. Bu senin yaptığın bir şey değil. Senin elinin ürünü de değil. Teslim oluruz biz. Bu noktada bir sıkıntı yaşamayız. Kendi kendimize deriz ki ondan geldi her şey. Veyahut da biz işte yolda giderken kafamıza kiremit düştü. Teslim oluruz deriz ki bu bizim elimizin ürünü değil. Elimizin ürünü olanlardan dersimizi alırız. Deriz ki bu bizim elimizin ürünüydü, başımıza geldi. O yüzden buradaki önemli olan şey Allah'tan gelen her ne var ise ona teslim olmaktır.
Razı makamıdır bu. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamünaleyküm. 670 TL maaşım var. Oğlumun da aşırı borcu var. Ve çocukları var. Birlikte oturuyoruz. Ben rahatsızım. Oruç tutamıyorum. Oruç parasını veremediğim için de çok üzülüyorum. Ne yapmalıyım? Sana oruç parası şart düşmez. Rahatsızsan. Çünkü hani ashabdan bir kimse geldi. Orucu eşiyle ilişkiye girerekten Ramazan orucunu bozdu. Yandım ya Resulallah dedi. Yana yana geldi. O da 61 gün çekeceksin, tutacaksın dedi. O da dedi ki benim buna gücüm yetmez. Zaten başıma ne geldiyse bu oruçtan geldi dedi.
O zaman dedi tasaduk edeceksin, para vereceksin. Dedi şu Medine'de dedi şu iki dağın arasında benden daha fakir var mı dedi. Bu sefer Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir avuç hurma getirdi. O zaman al bunu dağıt dedi. Buradan daha fakir bende kim var ki dedi. O zaman götür ehlin neyi Allah'ı tövbe et dedi. Bu hadis-i şerifi ölçü alan hanefiler bir kimsenin parası varsa fidye verir. Parası yoksa fidye vermez hükmüne varmışlar. O yüzden siz zaten 670 lira aylık gelir olan oğluyla ve onun çocuklarıyla beraber oturun. Bir kimsenin fidye verecek durumu zaten olmaz. Daha insanların size zekat vermesi lazım. Allah yardımcınız olsun inşallah.
Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Ben rüyamda sizi gördüm. Cami gibi bir yerde bayanlara sohbet veriyordunuz. Sohbet bittiğinde bayanların ortasından yürüyerek geçiyorken bana baktığınız üzgün veya karamsar bir bakışınız vardı. Hayırlı geceler. Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak muhininiz olsun inşallah. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. Biraz tövbe edin inşallah. Selamun Aleyküm, geceniz nur olsun. Yayın demeye geçenlerden Allah razı olsun. Allah'ım hem harama düşüp hem de kendisini zikreden kullar hakkında şu sussa da beni zikretmese artık gibi düşüncesi olabilir mi? Allah böyle şeyler, yani insan gibi düşünmezse öyle bir şey olmaz. Rabbim muhafaza eylesin.
Allah'ı zikretmeye devam edin. Haramları da terk edin. Ümitsizlik de yapmayın inşallah. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar hocam. Rüyamda, askerde intikale gidiyorduk. Yanımdaki arkadaşlarımın hepsinin tek tek şehit olduğunu gördüm. Ne anlama geliyor? Rabbim inşallah seni de şehitler zümresine ilhak eylesin. Seni de şehitlerden eylesin. İnşallah Cenab-ı Hak şehitlerin yolunda eylesin. İnşallah. Bir senedir neredeyse her gün farklı rüyalar görmeye başladım. Üç rüya gördüğüm gün bile oldu ve hepsini tek tek hatırlıyorum. Bu durumda artık rahatsız olmaya başladım. Beni çok etkilemeye başladı. Cümlem biraz garip olacak ama görmek istemiyorum ne yapmalıyım.
Allah en hayırlı yöne çevirsin inşallah. Rabbim muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun inşallah. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin inşallah. Selamun Aleyküm, hayırlı geceler. İslam'da cinsel hayatın önemi nedir? Cinsel hayatı düzenli olmayan evli bir erkeğin sinirli olması, işine odaklanamaması gibi sorunlarla sosyal hayatına ve sufiline ne gibi zararları olabilir? Bu gerçekten insan hayatını çok etkileyen bir fiiliyat, cinsel hayat. Tabii en fazla da Müslümanlar bundan sıkıntı çekiyorlar. Çünkü Müslüman bir erkeğin veya Müslüman bir kadının harama gitmesi, yani zina etmesi mümkün değil, uygun da değil. Böyle olunca Müslüman kadınlar ve erkekler cinselliği yaşamak istiyorlar. Bunun bir erkek gözüyle baktığında dışarıda her türlü kadını görüyor o kimse.
Bir kadın gözüyle de baktığında kadınlar da görüyorlar. Böyle olunca kadınların da erkeklerin de cinselliğe fıtri olarak ihtiyaçları var. İslam bu ölçüde dört günde bir kadının cinsel ilişkiye girmesi hakkıdır demiş. Kadının penceresinden baktığımızda kocası onunla dört günde bir cinselliğe girmekle mükellef. Bu mükellefiyeti yerine getiremeyecekse kadının boşanma hakkı doğuyor. Yani erkeğin bir rahatsızlığı varsa, tedavi olması gerekiyorsa o zaman bir tedavi müddedi. Sonra da eğer yine tedavi müddedinden sonra erkek bunu yapamayacak noktadaysa kadının boşanma hakkı doğuyor. Erkek açısından da baktığımızda erkek de eşinin hadis-i şerifler mucibince uygun olduğu zamanları kollaması gerektiğini söylüyor.
Ama ve lakin öbür taraftan da diyor ki erkeğiniz böyle bir şey isterse siz ona tabi olun diyor. Fakat bu böyle tabi olun derken işte duygusuz, hissiz, sevgisiz, muhabbetsiz bir cinsel ilişki olarak da nitelendirilmiyor. Erkeğin de kadının da birbirinden hoşlanması, birbirine muhabbet beslemesi, hatta birbiriyle güzel sözlerle birbirine davranması, birbirlerine güzel kokması, temiz olması, birbirlerine istekli olması öneriliyor. Böyle olunca cinsel hayatının bir erkeğin de bir kadının da düzenli ve normal olması gerekiyor ki o kimse dinini rahat yaşasın. Yani erkeğin de kadının da namazda, zikirde, müritler için, dervişler için de, namazda, zikirde, derste, ondan sonra ibadetlerde kadın aklına gelmesin, erkek aklına gelmesin. Eşler birbirine bu konuda sıcak, yumuşak, tatlı davransınlar, birbirlerinin gönüllerini hoş etsinler.
Ve erkek kadına bakarken, kadının bu noktada erkek için kadın, erkeğin Leyla'sı ya, Leyla'sıysa Cenab-ı Hakk'ın bütün güzel sıfatlarının onun üzerinde tecelli ettiğini düşünerekten, kadınla yumuşak, tatlı, hoş, sevecen, muhabbetli davransın. Kadın da erkeğine bakarken, Allah'ın muhteşem sıfatlarının onun üzerinde tecelli ettiğini, ondan sonra düşünerekten, ona da tatlı, yumuşak, hoş, sevecen ve sevgili davransın.
Eğer eşler birbirlerine sevgili, yumuşak, tatlı ve hoş davranırlarsa, o ev cennet bahçesi olacağına inanıyorum. Bundan çocuklar da, ev de negatif bir şekilde etkilenmeyecekler. Herkes mutlu, mesut, rahat bir ev hayatı yaşayacak. Ama eşler cinselliklerini rahat yaşayamıyorlarsa, evet sinirlenecekler, bu sadece erkekler için geçerli değil. O aynı şey, kadınlar için de geçerli. Sinirlenecekler, hoşnutsuzluk yaşayacaklar, üzerlerindeki tatlılık kalkacak. Bunu tolere etmek kolay bir şey değil. O yüzden erkeğin de, kadının da cinsel hayatı normal bir dairede yürüyecek ki, evlilikleri de, ilişkileri de normal olsun. Erkekler eğer dış hayatları var ise, bu evliliklerindeki cinsel hayatın düzene girmesi, onun dış hayatlarını da etkileyecek.
İşiyle odaklanması, etrafla odaklanması, hatta işinin de başarılı olması, ticaret yapıyorsa ticaretin de başarılı olması, ikili görüşmelerde başarılı olması, erkeğin rahatlamış, cinsel aktivitesini yerine getirmiş, psikolojik olarak memnun, mutlu bir kimse çıkacak orta yere. Ve o kimse hayata mutlu gözlerle bakacak, hayata pozitif bakacak. Aynı şey kadın için de geçerli. Kadın da erkeğinden istediği hazzı, tadı, lezzeti aldığında, o da hayata mutlu bakacak, o da hayata tatlı bakacak, evine ve çocuklarına tatlı bakacak. Ve etrafını pozitif olarak görecek ve etrafını iyileştirecek, güzelleştirecek, normale sokacak. Bu bütün evli çiftler için geçerli. Bütün evli bayan ve erkekler için geçerli.
Ve helal dairede bütün nikahlı insanlar için de geçerli. Öyle söyleyeyim. Çünkü insanların şimdi farklı hayat standartları var. Yani bir evli değil, bir evi paylaşmayan ama arasında nikah olan, işte ne bileyim normal bir şekilde bunu böyle hayatını devam ettiren hayat standartları da var. Şimdi biz bunu kafamızı kuma gömüp böyle bir hayat standart yok diyemeyiz. İşte ayrı evlerde yaşayan ama aralarında nikah olan, bu noktada da nikahı saklamayan, işte nikahı örtümeyen ama böyle bir hayat standartında yaşayan, bizim anladığımız tabir de değil ama evli çiftler var. Ben onları, evli değil bunlar deme noktasında değilim. nikahlarını kıymışlar, şahitlendirmişler, etrafındaki insanlar biliyorlar.
O zaman biz onu evli değil hükmünde göremeyiz. O yüzden bu bütün çiftleri, birbirleriyle nikahla, nikahlanmış olan, akitlenmiş olan bütün çiftleri ilgilendiren bir konu. Evinizi cennet bahçesi yapınız ama o evinizi cennet bahçesi yaparken kadınlar da, erkekler de cinsel hayatlarına dikkat etsinler. Vücut temizliklerine, ağız temizliklerine dikkat etsinler. Kilolarına dikkat etsinler. Bunu açık bir şekilde söylüyorum, kimseyi aşağılamak değil. Erkek de kilosuna dikkat etsin, fit olsun, kadın da kilosuna dikkat etsin, fit olsun. Herkes habire habire yemesin. Yani taraflar birbirlerinden göz zevki de bozulmasın. Yani hangi kadın göbeği on metre ileride bir erkekle, erkek hangi kadının gözüne hoş gelir?
Veya göbeği on metre ileride hangi kadın hangi erkeğin gözüne hoş gelir? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şişmanlığı kendisinden görmedi. Göbeği olan bir sahabeye iki parmağını uzattı, bizden değil dedi. O yüzden erkekler de kadınlar da evliliklerini düşünüyorlarsa, kendilerince birbirlerine lezzet verecek, birbirlerine tat verecek, fizike de sahip olacaklar. O yüzden fiziklerine de dikkat edecekler. Külah almamaya gayret edecekler. Etlerinin sarkmamasına dikkat edecekler. Temizliklerine dikkat edecekler. Vücut temizliklerine, vücut kokularına, ağız kokularına dikkat edecekler. Bunlar çünkü evin içerisinde veyahut da cinsel hayatı çok önemli ilgilendiren konular. Bunlar ayıp değil, bunları konuşmak günah değil.
Artık bunlar hadis-i şeriflerde mevcut olan şeyler, hadis-i şeriflerde var olan şeyler. Ben bunları böyle cem ederken, anlatırken hadis-i şerifler benim kaynağım. Hepsini de oturur, teker teker hadis-i şeriflerle de delillendirebilirim. O yüzden eşler birbirlerine sevecen, tatlı, muhabbetli olacaklar. Cinsel ilişkilerini, hadis-i şerifte diyor ki, horoz gibi olmayınız. Horoz gibi olmak ne demek? Hemen iki üç dakikada cinsel ilişkini bitirmek demek. Öyle değil. Yani onun keyfini çıkarmak, onun tadını çıkarmak, tarafların birbirlerinden lezzet alması önemli. O zaman lezzet alacaksa, taraflar birbirlerinden tat alacaksa, vücut temizliklerine, ağız temizliklerine, her şeylerine, konuşmalarına, sözlerine dikkat edecek insanlar.
Yani işte bir erkek düşün, kadınını iğnelemiş, laf söylemiş, eleştirmiş, üç saat sonra aynı yatağa gireceğim diye uğraşıyor. Muharek insan, üç saat önce kadının cılkını çıkardın, ezdin orta yerde, şimdi onunla cinsel ilişkiye gireceğim diyor. Kadın onu daha unutmadı ki, kendi kafasından onu hakaret ettin, laf söyledin, eleştirdin, ezdin geçtin onu, üç saat sonra onunla cinsel ilişkiye gireceğim diye uğraşıyorsun. Bu nasıl bir şey olacak? Allah muhafaza eylesi. Aynı şey, kadın için de geçerli. Adamı hiçe saymış, laf söylemiş, küf söylemiş, bir sürü şey söylemiş. Adamdan muhabbet bekliyor, adamdan hoşluk bekliyor. Değil, doğru değil bunlar. O yüzden kadınlar da, erkekler de birbirlerini evlerinin içerisinde iğnelemesinler, eleştirmesinler.
Herkes haddini, hududunu bilsin, hukukunu bilsin. Herkes birbirine temiz davransın, düzeyli davransın, hoşgörülü davransın, toleranslı davransın. Herkes birbirine muhabbet beslesin, hoşluk beslesin, yüzünü asmasın, yüzünü eğmesin, sert olmasın. Yani mahkeme duvarı gibi bir kadın, nesine bakacaksın onun? Mahkeme duvarı gibi bir adam, nesine bakacaksın onun? Allah muhafaza eylesin. Evinize girin, erkekler, evlerinize girdiğinizde yorgun olabilirsiniz, argın olabilirsiniz. Ama hiç olmazsa yüzünüze asmayın, mahkeme duvarı gibi durmayın. Hoş, hoş görün, muhabbet edin, evdekilerle sohbet edin, çocuklarınıza sohbet edin, eşinize sohbet edin. Hadi yorgun, argın geldiniz. Hadi 15 dakika, 20 dakika dinlenin, kaylule yapın, eyvallah.
Hadi bir nefes alın, eyvallah. Ondan sonra şen şakrak olun, o kadın bütün gün seni bekledi. O çocuklar bütün gün seni bekledi. Senin somurtkan yüzüne mi hasret herkes? Allah muhafaza eylesin. Aynı şey kadınlar için de geçerli. Yani o erkek eve geldi. Yani bütün gününü yorgun geçirdi, eve geldi. Mutlu olacağı yere geldi. Vay çocuklar şöyle yaptı da üstü pas pis içinde, saçlar dağınıksak, ne o saç sakal birbirine girmiş derler. Bazı kadınlar var, gerçekten ya neredeyse bana yetişecekler sakal bırakmakla. Temizliklerine dikkat edecekler. Bende bıyık var, onlarda da bıyık var. Kendine dikkat edecek. Bunları böyle açık açık söylüyorum, çok açık söylüyorsunuz.
Evet açık açık söylüyorum, yapmayın. Temizliğinize dikkat edin. Kendinize dikkat edin. Eve geldiğinde adamı iğneleyeceğim diye uğraşmayın. Çocukları şikayet edeceğim diye uğraşmayın. Adamın kafasının etini koparmayın. Tatlı olun siz de, yumuşak olun siz de evinizi hazırlayın, masanızı hazırlayın, kendinizi hazırlayın. Harika kıyafetlerinizi giyin. Adam vermiş iki yüz bin lira, üç yüz bin lira neyse elbise almış sana. Dışarı giderken giyiyorsun. Ya adama geysen onu. Bir de öyle bir şey var. Bize öyle bir şey öğretmişler. Hani evin içerisinde dahi kadın örtüneceğim diye uğraşıyor. Robodan elbiseler giyeceğim diye uğraşıyor. Mübarek insan bu adam dışarıda her türlüsünü gördü.
Sen takva yapacağım deyip de evin içerisinde robodan elbise giyme. Hele bir de zayıf kadınlar var böyle kilosu az olan kadınlar robodan elbise giymişler. Yani elbise kendisinden bir metre geride ve bir metre önünde bir devasa bir şey gir. Hilkat garibesi gibi evin içerisinde yürüyor. Yani evin içerisinde başka bir erkek olur, başka bir kimse olur, haram bir kimse olur. Eyvallah bir şey söylemezsin. Yani bunun kocasına giyiyor o kimse. Veya yatarken işte kadınlar neredeyse böyle Meksikalılar gibi battaniyeyle yatacaklar. Mübarek insanlar yapmayın. Bakın yapmayın. Erkekler için de geçerli. Yatarlarken nerede? En kalın eşofmanları var. Onları yatıyorlar. Nasıl yatıyorlar? Kaşınmıyorlar mı?
Terlemiyorlar mı? Aklım almıyor bir türlü. Yani o yüzden herkes bu cinsel hayata önem verecek. Ve erkeklerde, kadınlarda şu anda psikolojik problemleri cinsel hayatla alakalı. Gerçekten toplumun evliliklerinde veya birlikteliklerinde problem varsa bunun yüzde ellisi değil, yüzde yetmişi cinsel hayatla alakalı. Bakın yüzde yetmişi bazı ailelerde. Allah muhafaza eylesin inşallah. Uzun oldu ama bu mesele baya böyle sıkıntısı çok insanların bu konuda. Selamun aleyküm. Hayırlı akşamlar. Bayburt'tan selamlar. Ve aleyküm selam. Efendim geçen sohbetinizde secde sırasında alnının yere değmesi lazım dediniz. Ömer Nasuh bilmenin imalinde sarığın büklümü veya elbisenin bir parçası temiz olmak kaydıyla.
Alınla yer arasına gelirse yerin sertliğini hissetmek kaydıyla caiz diyor bu konuda. Bakın o yanlışlıkla böyle secde ederken geldi böyle onunla alakalı. Yoksa sarığı bir kimse böyle işte aldı buraya alnına sardı böyle. Sarık sarmak bu. Bu alnına sardı bu secde olmaz. Ama diyelim ki hani sarık saran kimseler bu sarığın sarkıntısı var ya bu geldi önüne secde etti. Bundan bir sıkıntı yok. Alnını sarıkla sararsa bu alnını da sararsa bu alnını sarıkla saran bir kimse secdeyi toprağa veyahut da secde ettiği yeri hissetmesi mümkün değil. Hayırlı akşamlar. Canım kardeşlerim rüya yazmayın lütfen. Bu terlemeyle alakalı bana sen yazdıydın değil mi ben ona bakamadım.
Yani bu terlemeyle alakalı bakamadım vaktim olmadı özür dilerim hakkınızı helal edin. Salim de yazmıştı bana inşallah en kısa zamanda bakmaya gayret edelim. Kendimde fark ettim ki hikmetleri seviyor ve üzerinde derinleşmek istiyorum. Hikmetler üzerinde nasıl derinleşmem gerekir bunun için dua eder misiniz Allah razı olsun. Biz her peygambere kitapla beraber yanında bir hikmet verdik diyor. Hikmet sünnet-i Resulullah'tır. O yüzden bunda derinleşmek Kur'an'ı sünnet-i Resulullah üzerinden yaşamaktır. Bir kimse ben hikmete ulaşmak istiyorum derse sünnet-i Resulullah'a sımsıkı yapışması gerekir. Kur'an-ı Kerim'i Hz. Muhammed-i Mustafa'nın çizgisinde yaşamak gerekir.
İnşallah öyle olun. Sebepleri görerek sonucu nasıl analiz ederiz? Her sebep belki de sonuca götürmeyebilir. O yüzden sebepleri analiz ederiz. Ama sonucu bu olacak diye kesin bir hüküm koymak biraz sıkıntılı. Sebepleri analiz etmek de kendi olayın kendi içselliğiyle alakalıdır. Yani siz bir hastalığı sebepler dairesinde analiz edebilirsiniz ama sonucuna bir şey diyemezsiniz.
O yüzden ama sebepler dairesinde analiz etmek mümkündür. Bununla alakalı tıp ilmi lazım yalnız. Örnek. Dini bir meseleyse o zaman din ilmi lazım. Dinin içerisinde fıkıhla alakalı o zaman fıkıh ilmi lazım. Bunun gibi. Hak rızasını en çok celbeden nedir? Sufiler buna, hani sufi vaktin çocuğudur sözüyle cevap vermişler. Biz rızayı her an kollamaya çalışırız. Cihad edilecek bir zaman gelir, cihad ederiz. O esnada rıza ondadır. Vaktinde kılınan namazdır o esnada. Vaktinde kılınan namazdır. Biz zikrullahtır, zikrullahtır. Vaktindedir. O yüzden sufi vakti kollar. Bu vakitte ne yapmamız gerekir der. O vakitte onu yapar. O yaptığı şeyde de hakkın rızasını umar. Teslim olmuş kalp, gönül nasıl bir kalptir?
Başına gelenlerden şikayet etmeyen, var gücüyle hakkın rızası için koşturan kimsedir. Allah'a ortak koşmak, ilmen yakın ve aynel yakın, hakkel yakın olarak açar mısınız? Allah'a ortak koşmak birinci derecede bir kimsenin şirke düşmesidir. Sıfatlarının üzerinde şirke düşmesi, varlığının, vahdaniyetinin üzerinde şirke düşmesidir. Bunun aynel yakini de fiiliyatta Cenab-ı Hakk'ın sıfatsal tecelliyatını görmemektir. Görmemektir. Hakkel yakındaysa bütün her şeyin ona ayet aldığını görmektir. Allah-u Alem. Hadis-i şeritleri yaşamak istiyorum fakat okuduklarımı unutuyorum. Unutmamak ve yaşamak için sizden dua istiyorum. Bana dua eder misiniz?
Allah razı olsun. Ayet-i kerimede siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah sizin bilmediklerinizi öğretir diyor. Siz önce bildiklerinizle amel etmeye başlayın. Cenab-ı Hak sizin bilmediklerinizi öğretecek değişik vesilelerle. O yüzden unutmanız da inşallah geçecek. Selamünaleyküm efendim. Eşimle evlendiğimiz vakit mehir olarak ümre ziyareti ahdimiz oldu. Ümre haç gibi ziyaretten mehir olur mu? Hayırlı akşamlar. Ömre ve haç olarak mehir kabul edilmez Hanefi'ye göre. Yani bir ömre karşılığında seni işte nikahladım diyemeyiz. Bunun için onu normalde bir ömre işte ne kadardır? İşte Ramazan ömresi bin yüz dolar, bin iki yüz dolar veya bin üç yüz dolar, bin dört yüz dolar gidebileceğiniz normalde bir haç ömresi, bir Ramazan ömresi.
Normal ömreler bin dolara kadar gidiliyor herhalde değil mi? Salim bir bilgin var mı? Kaça o civarlarda. Yani onu paraya bağlarsanız bin dolar gibi olabilir. Namazdan sonraki tevhidleri toplu çekilebilir mi? Toplu çekilebilir biz arkadaşlara, kardeşlere bu konuda hani çalışanlar, iş yapanlar, ticaret yapanlar, müsait olmayanlar bunu şeyden sonra toplu olarak çekebilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. İtikafta lafzı-i celal dört gün ne kadar çekeceğiz? Teşekkür ederim demiş. Eğer dört günlük itikafa girdiyse bir kimse ilk üç gün zaten kelime-i tevhid çekecek. Eğer Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ne alakalı? Sallallahu aleyhi ve sellem ne alakalı? Bir şey görürse dördüncü gün salavat-ı şerife çekecek.
Zaten beşinci güne bir şey kalmıyor. Dört günlük itikafta. Selamun Aleyküm efendim. Geçen hafta artık gözünüz açılması lazım dediniz. Bana da dua edin. Bunun için Allah bana da nasip etsin. Bir de maddi manevi çok sıkıntıdayım. Dua buyurun. Geçen akşam Peygamber Efendimiz evde bize dua ettiğini gördüm. Bakın şimdi ben rüya yazmayın dediğim halde o kimse rüya yazıyor buraya. Söz dinlemiyorsunuz. Neden yazıyor biliyor musunuz? İlla ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gördüğünü beyan edecek. Bu bir psikolojik saplantı. Yani şimdi hem diyor ki bana dua edin hem de diyor ki rüyada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri geldi evde dua etti. Ne dersiniz siz şimdi?
Arkadaşlar nefse uymayın. Ne yapayım şimdi bu arkadaşın ben dersini mi alayım şimdi dinlemediği için? Ya yazmayın demiş. Yazma kardeşim. İtaat et.
Efendim hayırlı akşamlar. Eşim çocuklara sözel ve fiziksel şiddet uyguluyor. Sonrasında pişman oluyor. Ama çocuklar tartışınla tekrar aynı şeyi yapıyor. Ben ilgilenirim sen müdahale etme diyorum. Ama sorun olduğunda denemeyip tekrar bağırıyor. Bu durumda eşime nasıl yardımcı olabilirim? Bu durum bizim aramızda geliyor bazen. Benim nasıl davranmam daha iyi olur. Uygun olur. Hakkınızı helal et. Babanın çocuklarına terbiye etmesi hak ama babanın çocuklarına fiziksel ve sözel olarak şiddet uygulaması doğru değil. O yüzden babalar evlerinde çocuklarına fiziksel şiddet uygulamasınlar. Nasihat etsinler, anlatsınlar, anlatsınlar, anlatsınlar. Bu bir.
İkincisi bir de çocuk ya sonuçta birbirleriyle oynayacaklar, gülüşecekler, bağırışacaklar, çağrışacaklar, güreşecekler, dövüşecekler çocuk sonuçta. Bir de bu korona günlerinde çocuklar dışarıda çıkamıyorlar. Enerjilerini de atamıyorlar. Babalar bu konuda biraz daha toleranslı davransınlar evlerinde. Selamun Aleyküm Selamun Efendim Selamun Efendim Sorun biraz uzun olacak.
Hakkınızı helal ediniz. Tahsillilerin ve bilgelerin temsil ettiği şekliyle yani akıl yoluyla elde edilen bilgi yaşamın gerçek ve hakiki anlamını inkar etmektedir. İnsanlığın büyük bir bölümü ise bu asıl hakiki olan anlamı akla dayandırılmamış bilgi de görmektedirler. Akla dayandırılmamış bu bilgi de inançtır. Yani benim dünyanın altı günde yaratıldığına, meleğe ve benim aklımı kaybetmediğim sürece kabul etmeyeceğim her şeye duyulan inançtır. Tolstoy'un İslam Peygamberi Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesselam ile ilgili Kayıp Risalesi kitabından alınmıştır. Tolstoy'un sözünü etti. Benim aklımı kaybetmediğim sürece kabul edemeyeceğim her şeye duyulan inanç bölümünde yazının demek istediğini, Allah'tan gelen her şeyi bilim, mantık ve akıl yönünden sorguladığımız ve bu sorgulamaların bilimsel ve akli yönünden sonucuna göre kabul ettiğimizde hakiki ve gerçek manada inanmış ve teslimiyet göstermiş olmalıyız.
Olmalıyız. Sorular bir, bir kimse Allah'tan geleni sorgulamadan tam teslimiyet gösterdiğinde, kabul ettiğinde ve hayatında tatbik ettiğinde gerçek manada iman etmiş sayılır mı? Evet. İki, gerçek manada inanmak, Allah'a yaşlanmayı nasıl olur bir kimse, nasıl bu yolda olur? Gerçek manada inanmak ve Allah'a yaşlanmayı, herhalde yaklaşmayı olacak galiba. Burası yaşlanma, ben olduğu gibi okuyorum. Yaşlanmak deyince Allah'a yaklaşmak herhalde, yazım hatası olarak görüyorum. Nasıl olur bir kimse, nasıl bu yol alır? Cenab-ı Hak kendisine yaklaşılmasını emretmiş, kendisine yakın olunmasını emretmiş, kendisine koşulmasını emretmiş. Bunun da yolunu Kur'an ve sünnetle anlatmış.
Kur'an'la ayetleriyle anlatmış, bu ayetlerin açılımını olan sünnet-i seney ile anlatmış. O yüzden nasıl olur dediğimizde hep o hadisi kutsiyi söylüyorum. Veyahut Cibril hadisi nedir? İşte iman nedir, İslam nedir, ihsan nedir? İhsan nedir? Allah'ı görüyormuşçasına yaşamaktır. Yani bu hale varmaya çalışmaktır. Üç, cennet ve cehennemin birbiriyle zıt kavramlar olduğunu söyleyebilir miyiz? Eğer söyleyebilirsek de akıl ve inanç kavramları birbirine zıt kavramlar mıdır? Akıl ve inancı birbirine zıt kavramlar olarak koymak istemeyiz. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de o akıl sahipleri der. O zaman akıl bizim için geçerli bir şeydir. Aklı ilahlaştırmak, iman etmiş akıl bizim için geçerli akıldır. İman etmiş akıl bizim için met edilmiş, kabul edilmiş akıldır.
İman etmemiş akıl bizim için problemli akıldır. Allah bizi affetsin inşallah. Selamun aleyküm ben Polatlı'dan Sena Koca. 12 yaşındayım. Ders almak istiyorum. İnşallah 12-12 çeksen de dersini. Allah yiyesin inşallah. Allah yardımcınız olsun inşallah. Bir insan sürekli eşinin telefonu yüzünden tartışma çıkarır, iftira atar.
Bir erkek bu durumda ne yapar? Bu telefonlarla alakalı mesele bütün belli bir eğitim, belli bir kültür, belli bir terbiye dairesine gelmeyen ailelerde büyük sıkıntı. Yani nasıl? Yani bir kadının telefonunu kurcalamak bir erkek için, bir erkeğin telefonunu kurcalamak bir kadın için gerçekten sıkıntılı bir durum. Yani eşler birbirlerine güvenmeleri, birbirlerine inanmaları lazım.
Birbirlerinin açığını, yediğini araştırmamaları lazım. Eş olmanın önemli kaidelerinden birisi bu. Yani bir kadın erkeğin uyuduğunu veya telefonu masada unuttuğunu, telefonu meydanda bıraktığı zamanı kollayacak. Hemen gitsek telefonunu açacak adamın, oradan bakacak kimlerle görüştü, kimlerle konuştu diye. Bu gerçekten kadın içinde, erkek içinde bu durum benim nazarımda alçaltıcı bir şey. Gerek yok buna. Yani bir kadın, bir erkek eşinden bir şey öğrenmek istiyorsa, otursun ondan öğrenmek istediğini öğrensin. Bunun dışında bir şey gerek yok. Bir de kadınlar da, erkekler de evlilikleri dairesinde birbirlerine karşı sorumlulular. Sorumlulular, yani bir kadın eşinin erkeğin telefonunu alacak, kimlerle görüştü, kimlerle görüşmedi, kimlerle konuştu, kimlerle mesaj yastı, bakacak ona göre mi hareket edecek evde ona?
Oysa insanlar birbirlerine karşı sorumlulukları belli dairede, birbirlerine karşı olan davranış biçimleri belli dairede, herkes eşlik hukukunu, haddini, hukukunu belirlerse, o dairede davranırsa bir sıkıntı çıkmaz. Yani ben her iki tarafında birbirlerinin telefonlarının kurcalanmasını, bir şey araştırmasını çok uygun görmüyorum. Bunu böyle, çok özür dilerim ama seviyenin düşüklüğüne bağlıyorum. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm, eşim çok iki yüzlü, dışarıdaki hali evde üçte biri yok çocuklara ve bana sözel rencide ve toplumda bunu devam ediyor. Ne yapmalıyım sizi takip ediyorum, Allah razı olsun. Bu toplumun büyük sıkıntılarından birisi de bu, ailelerdeki en büyük problemlerden birisi bu.
Kadınlar da, erkekler de. Bir bakıyorsunuz, erkek dışarıda çok olumlu, çok pozitif, erkeği tolere edebiliyor, herkesi dinleyebiliyor, herkesi bu noktada saygılı, iyi davranıyor. Eve gittiğinde canavarlaşıyor sanki adam. Yani başka bir kimliğe, başka bir kişiliğe bürünüyor. Ve aynı şey kadın için de geçerli. Kadın komşusuna karşı çok toleranslı, annesine, babasına, kardeşlerine, etrafına karşı o kadar toleranslı, böyle sevgi pıtırcığı ama kocasına ve çocuklara gelince sanki canavar ruhlu bir kadın oluyor evde. Allah muhafaza eylesin. Bunlar evlilik sürecini baltalayan, evlilikleri bitiren şeyler. Bunların böyle neyse sebebi, eşler birbirine oturup, ya bak sen bir misafirliğe gittiğimizde, misafirlere karşı çok hoşsun, çok iyisin, etrafına karşı harikasın ama beyine ve çocuklarına gelince çok agresifsin, çok sıkıntılısın. Nedir bu sıkıntı, nedir bu problem diye konuşmalı.
Aynı şeyi mesela işte bir kadın erkek için de söylemeli. Ya iş yerinde veya çalıştığın ortamda gayet mülayimsin, herkesle iyi geçiniyorsun. Ama eve gelince barıt fıçısı gibisin. Bunun sebebi ne diye, o normalde insanlar bunları sorgulamalı, birbirleriyle konuşmalı, sohbet etmeli. Bu problemi halletmeli. Allah muhafaza eylesin inşallah. Birinin gönlünü yapmaktan kast edilen mana nedir efendim? Bunun yolunu nasıl bulabilirim? Teşekkür ederim. İnsanın birinci derecede, birinci dairede etrafında insanlar vardır. İşte üstadıdır, annesidir, babasıdır, eşidir, çocuklarıdır, kardeşleridir, böyle yakın dairede olanlardır. Biz gönül yapalım. O yüzden onları bu noktada incitmeyelim, kırmayalım, üzmeyelim.
Gönül yapalım. Böyle bunları ince düşünelim. Erkek kadın değişmez. Gönül yapalım etrafımızdaki. Yani yeğenimizdir bizim, gönül yapalım. Kardeşimizdir, gönül yapalım. Eşimiz birinci derecede gönül yapalım. Çocuklarımız Kur'an sünnet dairesinde gönül yapalım. Hepsini biz bunu Kur'an sünnet dairesinde yapalım. Bizden haram bir şey istiyorlarsa biz yapmayalım, itaat etmeliyiz. Gönül de yapmayalım haram şeylerde. Ama helal dairede biz gönül yapalım inşallah. Efendim bilmekle ilgili ayet ve hadisler mevcut. O kalemle öğretendir. Alak dört. İnsanın bilmediği şeyleri öğretti. Alak beş. Kim bildiği ile amel ederse Allah-u Teala o kimseyi bilmediklerini öğretir. Hadis-i Şerif bu konuda ayeti kerimede var.
Allah'ı bilme yolunda öğrettiği her bilginin zahirde ameli bir karşılığı var mıdır? Ve bunun yolu mu aranmalıdır? Fiziksel olarak bir karşılığı olmayan bilgilerin ameli nasıldır? Bilmekle alakalı her şeyin fiziksel de ameli vardır. Bunun fiziksel tecelliyatı olmayan hiçbir şey yoktur. Her bilginin fizik kuralları üzerinde fiziksel bir tecelliyatı vardır. Bunu böyle bilin. Ve bunun fiziksel yolunu bulun. Bakara 239. ayetinde geçen bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin emrinin işaret ettiği farklı bir amel tarzı var mıdır? Bütün bunları bakarak amel nedir? Bilmediklerinizi öğreten Allah'ı zikredin yani Allah'ı zikredin ve bilmediklerinizi öğretin.
Bir şey bilmiyordun Cenab-ı Hak sana değişik vesilelerle öğretti. Onlara karşı o öğretiyi öğrendiğim bir şey tecelli ettir fiziksel olarak. Kendi üzerinde etrafında tecelli ettir. Ve böylece iyi amellerle kendini süsle. Amel nedir? Bizim fiilyatlarımızdır. Efendim ibadetlerimi ve günlük yaşamdaki sorumluluklarımı yerine getirirken kendimi sürekli zamanla yarışıyor ve asla zamana yetişemiyormuşum gibi hissediyorum.
Bu da maddi ve manevi olarak olumsuz etkileniyor. Bu noktada zamanı nasıl yönlendirebilir ve hayatımızı daha verimli hale getirebiliriz? Vaktin çocuğudur sufiler öyle derler ya o yüzden biz zamanla yarışmıyoruz. Biz kendi hayatımızla yarışıyoruz. Biz kendi hayatımızı yaşıyoruz. Bizim yapmamız gereken şeyler var. Onları yapıyoruz. Zamanla yarışmak bu ağır bir tabir. Zaman Allah'tır çünkü. Allah'la yarışılmaz. Biz bu vakitte ne yapmamız gerektiğini yapalım. Gerisinden sorumlu değiliz. Allah iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm. İki buçuk yaşında kızımız var. İlk zamanlar bizimle beraber namaz kılmayı, zikrullah yapmayı çok severdi. Son zamanlarda ben namaz kılmayacağım.
V3 tefhid vururken ben yapmayacağım diyor. Herhangi bir şekilde zorlamıyoruz. Nasıl davranmamız oluyoruz? Zorlamayın. Siz devam edin aynı şekilde yapmaya. Hayatınızı böyle dizayn edin. Namazla, zikirle, tövbeyle. Allah'ın izinden inşallah ve inşallah o da görecek, aşina olacak, alışacak inşallah. Hocam selamun Aleyküm. Ateist arkadaşlarım var. Benim de kafam karışıyor. Allah neden her şeye hakim ve gücü yeterken bizi sınava tutuyor? Neden yeni arkadaşlarım haşa egosunu mu tatmin ediyor diye dalga geçiyor? Aklıma takıldı. Sonuçta Cenab-ı Hakk'ın her şey gücü, kudreti yeter. Bütün mükavenatı, sevk ve idare ile alakalı. Ama bizim cüz-i irademizi serbest bıraktı.
O yüzden biz cüz-i iradede serbest imtihanın sırrı da bu. Selamun Aleyküm efendim. Kişi sağlığında üstadının yanında durmamış. Hatta şöyle 2000 ömresinde üstadı ve derviç kardeş arkadaşları aynı grupla gelmeyip sonra üstadının oteline ziyareti gelip üstadı o kişi çıktıktan sonra bana oğlum görüyor musun bizi beğenmiyorlar, biz de gelmiyorlar. Sonra üstadı vefat edince derganın üç önde gelen abilerini de beğenmeyip ve hasta hatta hiçbir rizakirlik, çavuşluk mertebeleri olmayıp biz üstadımızı çok severdik deyip vefat eden üstadın derganını ayakta tutmaya çalışmak ne derece doğru. Bunları konuştuğumuz zaman arkadaşlar sıkıntı çıkarıyorlar, problem çıkarıyorlar.
Yani o geçmişteki arkadaşlar. Yapacak bir şey yok yani normalde zaten hani kör ölür badem gözle olurmuş ya meşhur bir ate sözü bu. Ne yazık ki Şeyh Efendi'nin sağlığında Şeyh Efendi'ye gerekli ihtimamı göstermeyenler, Şeyh Efendi'ye gerekli sevgi, saygı, bağlılığı göstermeyenler, Şeyh Efendi'yi vefat ettikten sonra kıymetlendirdiler. Bu kıymetlendirme de kendi nefislerinden kaynaklandı. Kendi kendilerine böyle bir yol çizdiler. Ben hatta bazen diyorum işte diyorlar Şeyh Efendi'nin işte zakiri var nerede filanca yerde. Ya kim diyorum ben işte filanca düşünüyorum düşünüyorum ya diyorum yani tanıyorsam o kimse zakir değildi diyorum ben. İşte zakir olmuş kim zakir etmiş diyorum ben rüyasında görmüş diyorlar Allah Allah diyorum ya.
Bunlar iyice diyorum işi yolundan çıkardılar veyahut da işte örnekleyeceğim şimdi bunu Şeyh Efendi vefat edinceye kadar Bursa'nın zakiri bu fakirdi. Eşinin eşinin Bursa'nın zakiri varmış mesela duydum onu Allah Allah dediler ki Bursa'nın zakiri kim tayin etmiş onu dedim zakir olarak böyle kaldı. Ben o kardeşime valla bilmiyorum dedi. Dedim ya Şeyh Efendi vefat ettikten sonra onun yerine bir kimsenin şeyh olması lazım ki onu zakir tayin etsin, çavuş tayin etsin, bir şey tayin etsin. E bu yok yani kimin adına zakir tayin ettin eğer birisi onu zakir tayin ettiyse o şeyhlik yapıyor demektir. Çıksın delikanlı gibi şeyhliğini ilan etsin ya x abi onu zakir tayin etmiş x abi o zaman şeyh oldu ki onu zakir tayin etti.
Bakın bir şeyh vefat ettiğinde vefat edinceye kadar kime ne dediyse o haktır. Vefa dedikten sonra mesele bitmiştir. Bir başkası onun adına zakir ve çavuş da tayin edemez. Bu doğru değil. Hem diyecekler ki biz Şeyh Efendi'nin bıraktığı yerdeyiz. E bıraktığı yerdeyseniz o zaman onun tayin etmediği bir zakiri nasıl zakir kabul edeceksiniz? Onun tayin etmediği bir çavuşu nasıl çavuş tayin edeceksiniz? Kim sizi zakir etti? Kim sizi çavuş etti? Şimdi isim konuşacağım, abes olacak. İşte filanca kimse, kardeşim o Şeyh Efendi'nin sağlığında çavuştu. Nereden zakir tayin ediyor? O Şeyh Efendi'nin zamanında kimisi çavuş bile değildi. Nereden zakir tayin ediyor şimdi o?
Ama acı olan bu. Allah muhafaza eylesin. Söyleyecek laf yok. Ben kendi nefsim için konuşuyormuşum gibi zannediyorlar. Alakası yok. Ben Şeyh'ime sağlığında yapabildiğim kadarıyla hizmetimi yaptım. Bitti. Vefat etti. Birileri de öyle demiş. İşte Şeyh Efendi'nin şeyhliğine laf söyledi. Canım kardeşim kimsenin şeyhliğine ne laf söyleyeyim? 18 yıllık dervişlik hayatımı mı çöpe atacağım kendi kafamdan? Olur mu öyle şey? Ben onu şey, sadece soru soruldu. Dedim ki elinde zahiri icazeti yoktu. Vardı diyen var mı? Vardı diyen varsa çıkarsın koysun. Aa biz görmemiştik diyelim. 18 yanında durduk. Evine de hamdolsun elimizi kolumuzu sallaya sallaya girip çıktık.
Kendi yaşadığı evinde bu fakirin odası vardı. Bu oda senin dedi. Caminin yanındaki evin alt katı bana aitti. Hatta benim kimliğimi istedi, fotoğrafımı istedi. Bunun yarı hissesini senin üzerine yapacağım dedi bana. Ben istemiyorum efendim dedim de emrediyorum sana dedi. Kimliğinin fotoğrafını gönder bana dedi. Ben gönderdim. Ne yaptığını bilmiyorum. Hiç sormadım bile. Beni ilgilendirmiyor çünkü. Yani öyle bir yakinliğimiz vardı. Dergâhta hiyerarşik olarak kim zâkir, kim çavuş, kim nakip, kim nikabba hepsini biliyorum. Sonradan bir sürü zâkir türedi, bir sürü nakip türedi, bir sürü nikabba türedi. Hepsi de boş. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Şeyh Efendi'nin, o zamanı biliyorum ben.
Yani o grubun içerisinde ben varım diye beni bahane ederekten gelmediler herhalde. Ben öyle düşündüm. Ya da böyle sonradan, ben ilk önce öyle düşündüm. Sonradan biz Mahir'le gidiyoruz diye, Mahir'in organizasyonunda problem var diye gelmediler. Başka bir organizasyonla gittiler. Tabii Mahir'in organizasyonunda sıkıntılar çıkıyor diye gelmediler onlar. Sonra başka bir yerle gittiler. Sonra geldiler ziyaret ettiler Şeyh Efendi'yi. Şeyh Efendi, bu yorumu yaptıysa o zaman ben şimdi Şeyh Efendi'nin yanında hizmet eden, benim görevlendirdiğim o zaman evet meseleyi toparladım şimdi, resmi tamamladım. Hizmet eden evet ben seni şimdi toparladım. Yani o olmayacağına göre yani Abdülkadir olmayacağına göre sen evet o sensin.
İsmini açıklamak istemiyorum şimdi sana da laf söyleyebilirler. Ondan sonra sen evet bizim Seyit Taş dedi diye filanca kardeş hizmet etsin diye evet o sensin. Onu ancak sen duyabilirsin çünkü. Ömrede onu normalde onu duyacak olan bir bizim Seyit Taş vardı bu sözü analizi duyacak olan bir bu fakir vardı benim yanımda söylemedi böyle bir şey. Onun senin yanında söylemiştir evet tamam. Baban vefat eden Allah rahmet eylesin. Oradan meseleyi yakala. Başka kimse değil çünkü. Ömrede Şeyh Efendi'ye hizmet eden, tabi son o ömrede hizmet eden senin. Evet. Medine'de de Mekke'de de. Çok iyi hatırladım şimdi daha da toparladım. İsmini söylemeyeyim, ismini söylersem hani senin adına ismini yazmadığından dolayı söylemiyorum. Allah iyi yesin inşallah.
Ne yazık ki öyleler evet. Onlar ama hep uzaktan sevdiler ki zaten. Hiç yakın durmadılar. Ya Ulu Cami'de görüyorlardı, Ulu Cami'de dahi yanına gelmiyorlardı. Esnaflıklarına, paralarına, pullarına, dükkanlarına bir şey olur diye Allah muhafaza eylesin. Aman geçin ya başlarım. Selamünaleyküm efendim. Ben Abdülhamid Başkaya. Dokuz yaşındayım. Babam ve annem sizin dervişiniz. Ben sizden ders almak istiyorum. Ellerinizden öperim. Yedi yedi çek inşallah. Allah yardımcın olsun. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Kadir gecesini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bilir miydi? Ne zaman Kadir gecesi olacağı? Bu Kadir gecesi her sene ayrı günde mi oluyor yoksa sabit mi? Değiştiğine dair çok rivayet var ama rivayetlerin büyük bir çoğunluğu son on günde arayınız demiş.
Ve son on günün içerisinde de yirmi yedinci günde büyük bir ihtimal olduğu söylenmiş. O yüzden sabit değil ama yirmi yedinci günü Kadir gecesi niyetiyle ihya ediyoruz. Selamünaleyküm efendim. Bazen sabah uyandığımda ya da gün içinde bir anda iç sıkıntısı çöküyor. İçime konuşmak istemiyorum. Bir garip oluyorum. Ergenliğimden beri bu var bende. Çözümleyemeydim. Tevhidi devam et. İç sıkıntısı olduğunda hemen la ilahe illallah'a devam et. Hemen abdest al. Hemen tevhide devam et inşallah. Selamünaleyküm. İstidadının bozuk olması ne demektir? İstidad nasıl bozulur? Bir kimse hani istidadını bozmak şudur. Bunun bir fıtri yönü vardır. Bir de hem akli yönü vardır, duygu yönü vardır.
Fıtri yönü nedir? Erkek olarak doğmuşsun. Erkek istidadındansın. Kadınlaşmaya başlıyorsun. Bu fıtratla mücadele etmek, fıtri istidadını bozmak. Allah muhafaza eylesin. Bunun akli yönü vardır. Cenab-ı Hak seni iman üzerine yarattı. İman üzerinde tamam etti. Sen o kalbi ve akli olarak o fıtrattan, o istidattan uzaklaşıyorsun. Bunun normalde işte istidadın bozulması, istidadının bozulması insanın bu. Allah hepimizi İslam üzerine yarattı. O yüzden biz İslam üzerine gittiğimiz müddetçe istidadımız düzelir. İslam üzerine gitmediğimiz müddetçe de bizim istidadımız bozulur. Cenab-ı Hak istidadını bozanlardan eylemesin inşallah. Üstadım, Risale-i Nur okumamızı istemiyordunuz diye biliyorum.
Hayır, asla böyle bir şey söylemedim bugüne kadar. Sen duydun mu hiç? Yani söylediysem dahi o yanlış anlaşılmıştır. Risale-i Nur ile alakalı hiçbir problemim yok. Yani Risale-i Nur okunmayacak diye bir kaide söylemedim. Risale-i Nur okunur. Neden okunmasın? Risale-i Nur'u okumayı bıraktım demiş. Ben bırakmanı da istemem. Öyle bir şey yok. Ben sadece Risale-i Nur'larla alakalı işim yok. Risale-i Nur'ları okuyanlarla alakalı. Onlara diyorum ki, Risale-i Nur size bir üstadı gidip intisap etmenizi, bir üstada bağlanmanızı veya kalbinizi harekete geçirmesi gerektiğini söylüyor. Siz üstadı dinlemiyorsunuz diyorum. O yüzden Risale-i okuyun. Risale-i okuyanlar Allah muhafaza eylesin.
Meseleye ilmi ve teknik olarak vakıf olurlar. Yani ben şimdi Süleyman Demirel gibi yapmayayım. Yani onu normal, biz Bayındır'dakken bizim Bayındır'daki Yeni Asya grubundaki kardeşler giderlerdi onun yanına. İşte böyle gittiklerinde işte bir şey, Risale-i Nur külliyatının önünde onlar ağırlarmış. Onlar söylüyordu bize. Hatta oradaki abilerden birisi dedi ki, senin üstadından daha büyük veli o dedi Süleyman Demirel'le alakalı. Ben o yüzden onlardan soğudum. Dedim ki mason bir adamı benim üstadımdan daha faziletli görüyorsunuz dedim ben. O yüzden yoksa Risale-i Nur'larla işim yok. Bütün bu noktada Risale-i Nur, ehli tarikatlar, cemaatler, ben hiçbirisinde Kur'an ve sünnet tarihinde olduğu müddetçe bir lafım olmaz. Ama bunun içindeyim diyenlerle alakalı sıkıntımız var.
O yüzden o Risale-i Nur okuyan o Yeni Asya gibi yıllardır hep Süleyman Demirel'in peşinde koştular. Onları eleştiriyorum ben. Başka bir şey değil. Veyahut da işte bir müddet sonra Fethullah Gülen cemaati çıktı orta yere. Onlar da biz Risale-i Nur'un içinden çıktılar. Biz de Risale-i Nur'cuyuz dediler. Yani onlar da ben önce tasvip etmedim. Bir sürü şeylerin içerisine girdiler. Veyahut da işte sonra okuyucular çıktı, yazıcılar çıktı, Zehra grubu çıktı. Bir sürü şey çıktı içinden. Ve bunlar o içinden çıkanlar, o topluluklar benim nazarımda doğru bir dairede gitmediklerine inanıyorum. Yoksa sıkıntım yok. Risale okurken çokça bilinçleniyordum. Rabbimi tanıyordum, tanıdıkça seviyordum. Sıkıntı yok, oku.
Şimdi Mesnevi'den Rabbimi daha yakından tanımaya çalışıyorum. Size intisap ettiğim için de çok mutluyum. Sonuçta benim arkamda bir üstadım var diyebiliyorum. Ama bu Risale boşluğu ibadetlerime yansıdı. Bu konuda yapmam gerekeni tam olarak söylerseniz çok sevinirim. Sürtçeli insan ettiysem affola. Hiçbir sıkıntı yok. Risale okuyabilirsin. Bütün kardeşlerimiz Risale okuyabilirler. Bu noktada sadece sana değil, okuyan kardeşlerimiz de var zaten. Onların hiçbirisini Risalelerle alakalı engelleme noktasında değiliz. Allah iyiyetsin inşallah. Cabir radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Ümmetimin sonunda suret değişikliği, iftira atmak ve yere batıp kaybıma olayı olacaktır.
Bunların gerçekleşmesine önce zalimlerden başlanacaktır. Selamünaleyküm efendim. Geceniz hayır olsun. Bu hadisi Ödebül Müfret'te okudum. Buradaki yere batıp kaybıma ifadesi nedir? Yani birden yok olacaklar onlar. Ama bu kıyam şeye yakın olacak. Ahir zaman Mehdi Allah Resul'ün olduğu zamanlara yakın gelecek bu. Yani bunlar olmaya başlığında Mehdi çıktı çıkacak. Hatta çıktığı zamanlarda olabilir suret değişecek. Yani normalde o insan suretindeyken, yolda giderken onun örneğin işte yüzünün domuz sureti olduğunu değiştiğini görecekler. Veya domuz sureti gibi olacak. Eve gidecek, aynaya bakacak, kendini domuz sureti görecek. Bir insan görecek, bir domuz sureti görecek. Şimdi sufiler bunu hani uyanık olmanız, artık rüyayı uyanıkken görmeniz lazım dediğim şeyler bunlar.
Sufiler şimdi bunları kendi manevi hallerinde yolda giderken görebilirler. Bunu yalnız böyle bir müddet sonra önce bunu rüyasında görür. Talim olarak seyri sürükte. Sonra bunu canlı olarak görmeye başlar. O kimse mesela karşısındaki örneğin yalan söylüyorsa telki suretinde görür onu. Veya da o kimse diyelim ki böyle çok affedersiniz başka şeyler yapıyorsa onun suretinin değiştiğini görür. Ama sonra da burada sufiler seyri sürük esnasında burada kaybederler. Yani o kimseyle selamı sabahı keser, o kimseyle görüşmeyi keser, o kimseyi hani asar bir tarafa. Bu değil. Onun öyle olduğunu gördüğü halde Hz. Peygamber'den sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden biz daha büyük müyüz? O asmadı. İnsanların hakikatini gördüğü halde münafıkların münafıklıklarını bildiği halde ve münafık olduklarını bildiği halde ve Hüzeyfet-ül Yamani'ye münafıklar listesini verdiği halde onları o topluluğun içerisinde tuttu.
Bu bir derstir. O yüzden bir sufi seyri sürük esnasında münafığın münafık olduğunu, kafirin kafir olduğunu, müslümanın müslüman olduğunu, müminin mümin olduğunu, dervişin derviş olduğunu ama kalbine gelen ilham ile, ama bunun bir düşü rüyasında ile, ama bunun bir üstü açık göz ile görür, buna normalde katlanır, sabreder. İşin hakikatteki sabır da budur. Sen onun ne olduğunu bilirsin, ne olduğunu bildiğin halde sabredersin, onun yüzüne söylemezsin, ona bir şey demezsin. Hemen hadis-i şerif gelir, Allah işte gayri İslami olan kimselerle de, günahkarlarla da, fasıklarla da, mürtedlerle de, kafirlerle de dinini sağlam ettirir, dinini hizmet ettirir.
O, onun aklına gelir, onun kalbine gelir, susarsın. Hatta o böyle münafıktır, sana yardımcı bile olur. Sen dersin ki Allah bunu şimdi eşya gibi, bir çekiç gibi, bir testere gibi, bir şey gibi kullanıyor, hizmet ettiriyor sana dersin. Bunu idrak edersin. O yüzden normalde o suret değişiklikleri manada yaşanır, bu zahirde de yaşanacağına inanıyorum. İftira atıyorlar şimdi, yani normalde gerçekten Ümmet-i Muhammed ne acı bir şey, çok iftiracı. O kadar iftira atıyorlar ki, yani biliyor bilmiyor bir kimse, hani hadis-i şerif var ya, duyduğunu söylemek sana yalan olarak yeter, o kadar iftira atıyorlar. Her, bu basın yayında, ondan sonra bu internet ortamında, o kadar çok iftira var ki, mesela benim üzerimde ben kendi kendime bir bakıyorum bana söylenenlere.
Diyorum ki, ya mahşerde bunların benimle helalleşmesi çok zor. Hiç mi mahşeri düşünmüyorlar diyorum, hiç mi mahşeri düşünmüyorlar? Yani örneğin işte, adam oturduğu yerden yazıyor, diyor ki işte Osman Gazi Belediyesi'nden geçiniyor. Ya gittin Osman Gazi Belediyesi'ne dilekçeyle müracaat ettin, Mustafa Özbağ'a verilen bir para pul bir şey var mı diye sordun, olmadığının da beyanını aldın da nasıl iftira atıyorsun? Ama atıyor, neden? Çünkü kendisi Osman Gazi Belediyesi'nden nemalanamıyor şu anda. Oturuyor Osman Gazi Belediyesi'nden nemalandı mı diye sordun, iftira atıyor adam. Ve bunu normalde işte, kendisi büyükşehirden alıyor ya, nemalanıyor ya, kendisi büyükşehirden nemalandığı için büyükşehir'i söylemiyor. Nereyi söylüyor? Osman Gazi Belediyesi'nden nemalanamadığı için Osman Gazi Belediyesi'nden söylüyor.
Diyor ki, Osman Gazi Belediyesi'nden nemalanıyor. Ya bir yerden bir nemam olsa da yüreğim gam yemez ha. Ama iftira atıyor ve herkes de o iftiranın arkasına koşuyor. Hiç kimse Mustafa Özbağ'a sormuyor. Demiyor ki, ya Mustafa Özbağ, Osman Gazi Belediyesi'nden sen bir kuruş aldın mı? Örneğin, bir kuruşunu yedin mi? Örneğin, bunu sormuyor hiç kimse. Osman Gazi Belediyesi'nden bir sefer girdim içeri. Bir sefer belediyeden içeri. O da bundan yıllar önce çarşıda esnaflık yaparken, oradaki esnaflar bana ricada bulundular. İşte ne olursun beraber olalım, bir heyet olalım, buradaki isteklerimizi söyleyelim. Onların ricasıyla gittim. Mustafa Dündar'la görüştüm orada. Bir sefer belediyeden içeri girmişsin var.
Bakın Mustafa Dündar'ın döneminde de ve daha öncesi döneminde de. 30 yıldan beri Bursa'dayım, Osman Gazi Belediyesi'ne bir sefer gittim. Bakın, bir sefer içine girdim. Ama ve lakin adam gazetesinde, hani gazete denilen şey işte, neydi belirsiz orada bir şey yapmış. Ondan sonra işte internetinde, adam Osman Gazi Belediyesi'nden geçiniyor diyor. Her yerlere de haber yaptırıyor. Herkesler de onu okuyor, herkes de öyle inanıyor. Nasıl helallaşacak ya? İftira insanlarda diz boyu. Yani o yüzden bu ahir zaman elameti. Hangi birini susturacaksın? Susturamıyorsun. Hatta birisi de Allah rızası için kalkıp da telefonu açıp sormuyor ki, siz şöyle mi yaptınız, böyle mi yaptınız diye.
O yüzden iftira dolu. Ve zalimleri de Cenab-ı Hak, Mehta'la Resul gelince o zalimleri batıracak. Bu zalimlerin içerisinde alimler var, şeyhler var, siyasetçiler var, medyacılar var. Hele o medyacılar var ya, yalanı yanlışı, iftirayı böyle birbirinin içine katıp, onunla insanları yayınlayanlar hesap veremeyecekler. Allah muhafaza eylesin. Mahşeri görseler, dillerini koparırlar söyledikleri için. Ama mahşere imanları da az ki, herhalde istedikleri gibi iftira atıp konuşuyorlar. Allah cümlemizi affetsin. Selamünaleyküm, bir buçuk yaşında kızım var ve doğduğundan bu yana kalabalık bir ortama girse, saatlerce ağlıyor.
Eve biri gelse rahatsız oluyor, ne yapmamız lazım? Hamilelikle alakalı olabilir. Anne hamileyken ona, anne karnında rahatsızlıklar yaşamış olabilir. Çok sesten, çok gürültüden, değişik sıkıntılı hallerden, ondan olabilir. İnşallah düzelir. Zaman içerisinde yavaş yavaş alıştırın inşallah. Hude'de ben Eyşan on yaşındayım, ders almak istiyorum. İnşallah yedi yedi tarif etsin annen baban. İyi akşamlar, hayırlı sohbetler hocam. Nişanım da bana nişanlım üç bilezik taktı. Ailem de üç bilezik taktı. Bu bileziklerin üzerine nişanlım düğün günü bir üç adet daha bilezik takacak. Ailem de nişanda taktıklarını tekrar geri alıp takacak. Ama bende şu anda altı bilezik var.
Ve seksen gramı geçiyor. Ve takıldığı günden bir yıl geçti. Zekat vermem gerekiyor mu? Evet. Nişanda takılanlar senin uhdende çünkü. Sana takıldı. Sana hediye olarak takıldı. Sana et. Bunların zekatını vermek de sana et. Yoksa nikahlandıktan sonra mı geçerli benim zekat vermem? Hayır onlar borç değil. O yüzden sana takılmış. Sana hediye edilmiş. Bu noktada bir yıl geçmiş vereceksin. Salim gülüyor burada da bende gülüyorum. Kadınlar için sıkıntılı bir şey. Kadınlar böyle altını kenarından keseceğine böyle parmaklarını kesti. Daha iyi. Gibi meşhur. Allah'ın yesin. Düğün günü takan kişiler geri alıp tekrar takacak. Kimisi zekatı vermen gerekir diyor.
Kimisi nişan bozulsa geri vermek zorunda olacağım için. Tamamen senin sayılmıyor diyor. O zaman senin sayılmıyor diyorlarsa o zaman borç vermişlerdir sana. O zaman borç verdi ki borçtur o zaman. Böyle bir şey olur mu ya? O zaman herkes sana borç verdi. Borç hükmüne sokacaksın, vermeyeceksin o zaman. Eğer mesela örnekliyim, nişanına soracaksın. Bu normalde borç olarak mı taktın? Yoksa bunlar hediye olarak mı taktın? Annene babana soracaksın. Bunu borç olarak mı verdiniz bana? Yoksa hediye mi ettiniz? Hükmü belli. Üstadım selamün aleyküm müsaadenizle bir sorum olacaktır. Nefsimizle nasıl mücadele edebiliriz? Nefis terbiyesi konusunda yapılması gereken adımlar neler olmalı?
Haram işlemeyin yeter. Tek kelime. Farzları yerine getirin, haram işlemeyin. İşlememeye gayret edin. Üstadım selamün aleyküm müsaadenizle bir sorum olacaktır. Namazda ve zikrullah da kalpte hak esmasını duyuyorum. Bunun sebebi nedir? Ne yapmamı tavsiye edersiniz? Gelsin, ses konuşsun, sıkıntı yok. İstediği ses gelsin, problem yok. Elimde 1973 basımı Doktor Lidfi Doğan'ın Doğan'a ait Kur'an meali var. Onu okuyabilir miyim? Bir bilginiz var mı? Yok canım kardeşim. Ben elmalıyı meali olarak okuyorum. Onu da eskisini okuyorum. Meali olarak okuyacaksam. Allah beni affetsin. Selamün aleyküm efendim. Bir ablanın sorusu size sormamı istedi. Ben Şafii'yim.
Sabah namazının farzının ikinci rekatının rükusundan sonra okunması gereken kunut duası olduğunu öğrendim. Şafii kitabındaki kunut duası biraz uzun ve farklı. Sabah namazında okunması gereken kunut duası hep az sünnetlerden olduğu için okunmayın. Seyif secdesi gerekiyor. Deniyor ben kunut duasını bilmiyorum. Ezber edene kadar da zaman alacak. İçim çok rahatsız. Kunut duası yerine okunabilen başka bir dua var mıdır? Rabbena atina fü dünya hasaneten ve fil ahirete hasaneten ve gına azabenar. Rahmetike ya erhamar rahimin. Rabbina fili ve valideye vel müminine yevme yekumul hesab. Rahmetike ya erhamar rahimin. Selamün aleyküm. Bir sohbetinizde eskiden mesnevi okumak için üstattan izin alınır diyordunuz.
Benim de evimde okuyup anlamam için izin verir misiniz? Bütün kardeşlerimiz mesnevi okuyabilirler. Bu noktada bir sıkıntı yok. Anlayamadıklarını sorabilirler. Ne işin içinden çıkamadıklarını sorabilirler. Sorabilme imkanı var şu anda çünkü. O yüzden bir sıkıntı yok. Selamün aleyküm efendim. Sizi çok özledim. Fitre alan kimse bunun için iki rekat namaz kılması gerekir mi? Hiçbir fıkıh kitabında böyle bir şeyle rastlamadım. Allah yardımcınız olsun inşallah. Efendim af buyurun geçen perşembe yetişememişti zaman. O yüzden cevaplayamamıştınız soruları. Eyvallah. Selamün aleyküm. Hakkınızı helal edin.
Hiç ihtiyaç molası vermeden dört veya beş saat nasıl dayanıyorsunuz? Allah'a emanet olun inşallah. Oruştursunuz bir de Rabbim korusun muhafaza eylesin. Hamdolsun Cenab-ı Hakk'a Allah bir güç kuvvet veriyor, bir gayret veriyor. Gerçekten şeker hastası insan normalde işte tuvalete ihtiyacı da çok oluyor. Ama zikrullah da derste genelde eğer şeker çok böyle üç yüzün üzerine çıkmıyorsa bir sıkıntı olmuyor. Hamdolsun Cenab-ı Hak bir dayanma gücü veriyor. Bütün kardeşlerin duası, bereketi, bütün kardeşlerin bu noktada hamdolsun ben duasına bağlıyorum onu. Benim kendimle alakalı bir şey değil. Rabbim cümlemizi korusun muhafaza eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Efendim Allah ve Resulü'nü sevmek ve kendimi daha yakın hissetmem için ne tavsiye edersiniz?
Hayırlı akşamlar. Bu böyle o gönlünüzü akıtın o tarafa doğru. Sadece kuru ibadet hani böyle fiziksel olarak ibadet bu yetmez. Bir kimse belki de bu böyle tabirimi hoş görün hani bir sevgilisini sever gibi veyahut da bir arkadaşını sever gibi başlayabilir yola. O yüzden üstad sevgisi Allah sevgisine bir basamaktır. Çünkü Allah sevgisi bu dairede böyle somut bir sevgi değil soyut bir sevgi olarak geliyor. Hani işte farzları o acipleri yerine getirecek bu işin somutlaşması ama velakin hani üstadı sevmek biraz daha soyut ve somutluğu içinde de bulunduruyor. Yani o kimse onun dediklerini yapacak hemhal olacak onunla yol koşacak. Böylece Allah sevgisine antrenman gibi öyle söyleyelim.
Cenab-ı Hak iyi eylesin cümlemizi inşallah. Selamünaleyküm. İhtiyaç sahibi bir kimseye borç verdiğimizde eğer borcunu geriye ödeyemiyorsa o parayı zekata sayabilir miyiz? Bunu eski fıkıh kitaplarında hanefilere göre bu zekata sayılmaz diye ibare var. Sonradan gelenler buna yeniden iştahat etmişler. Yani bu borca sayılabileceğine dair. Ama mesela el ihtiyara gidip baksanız veyahut da işte dürer gürer'e gidip baksanız veya el hidayeye baksanız, İbn-i Abidin'e baksanız bunlarda bu ibareyi bulmanız biraz zor. Ama sonradan gelen hanefi fıkıhçıları buna iştahat etmişler yeniden. Demişler ki hani bu borçlar zekata sayılabilir demişler. O yüzden bunda bir beyiş yok.
Hele bu korona günlerinde gerçekten esnafların işi sıkıntılı, insanların işi sıkıntılı. Belki de hani borçlu olanlara zekat vermek veya borçlu olanlarına karşı böyle zekata saymak daha makul olabilir. Ama burada mesela şuna önem vermek lazım. Bir kimsenin örneğin işte sermayesi yerinde. Adamın 2-3 trilyon, 4 trilyon, 5 trilyon sermayesi var.
O adam kalkıyor şimdi işte birisinin 10 lira, 20 lira, 30 lira borcu var. Oradan düşeceğim diye uğraşıyor. Ya canım kardeşim sen bunu yapma. Sebep yani buradan bir açık kapı buldun diye güldür güldür o kapıyı kullanma. Sen kalkıp da alacağını böyle zekata sayma. Sebep yani senin halin vaktin yerinde, senin durumun yerinde. Sen normal zekatını ver. Senin onda alacağın varsa evet senin onda alacağını beklemen, onun alacağına sabretmen sana her gün sevap çünkü. Bir de işin bu tarafı var. Ha bir kimse yok yoksul zaten. Senin o adamın zaten parası yok, pulu yok, birşeysi yok. İflas etmiş, perişan olmuş. Ondan sonra sıkıntılı. O kimseye hani senin bin lira, iki bin lira onu da alacağın var.
Bırak geç ya onu zekata say. Eyvallah. Ama sen devasa bir adamsın. Eee bütün borçları sen şeye say, alacağına say. Eee ticaret yaptın ya karın da olsun, zararın da olsun. Bence Allah bizi affetsin. Bakın fıkıh olarak borcu sayabilir mi? Evet. Hali vakti yerinde olanlar. Tasadduk edin siz onları zekata saymayın. Madem öyle bir şey yapacağınız. Evet. Halin vaktin yerinde, gücün kuvvetin yerinde. Durumun yerinde. Adam iflas etmiş örneğin. Ticaret yapmışsın. Makul bir paraysa çağır yanına. Canım kardeşim al şu çekini. Senin bana borcun yok de. Bu büyük bir fazilet. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Üstad dervişi vefat ettiğinde cenazesine katılır mı?
Onu kabire kadar uğurlar. Mümkünse, müsaitse yapar. Neden yapmasın? Normalde beraber yol yürümüşler. Beraber kardeşlik, arkadaşlık yapmışlar. Bunu arkadaşlar, bazen dervişler dedikodu yaparlar. İşte örneğin o gün sohbet var. Veya birisine bir şey söylemiş, sözleşmiş, akit yapmış. O gün birisinin cenazesi oluyor. Ona gidemiyor. İşte zengin olsaydı onun cenazesine giderdi. Bunlara da gerek yok. Soru 2. Mübarek Ramazan'ın son 10 günündeyiz. Sizin söylediğiniz gibi 70 bin tevhidi inşallah yapmaya çalışacağız. Az yiyeceğiz. Lütfen başka yapmamız gereken zorunluluğu ne varsa paylaşır mısınız? İnşallah yapmaya çalışalım. Allah sizden razı olsun. Kimseyi kırmayın, üzmeyin, incitmeyin.
Allah'ı zikredin. Orucunuzu tamam tutun. Soru yok. Soru 3. Etikaftaki lafz-i celal. Allah mı yoksa sadece Allah mı? Nasıl söyleyelim? Allah, Allah, Allah, … Devam edeceksiniz. Çavuş ne demek? Çavuş ve zakir arasındaki fark nedir? İyi akşamlar. Bir mahallede, bir bölgede ders yaptıran kimse çavuştur. İşte ayrıyeten başka bir mahalle daha vardır. Orada da birisi ders yapıyordur. Orada da çavuştur. Bunların hepsinden sorumlu olan bir kişi vardır. O da zakirdir. Bölge olarak. Ama bir yerde bir kişi ders yaptırıyorsa o oranın zakiridir zaten. Geceniz mübarek olsun efendim. Sünnet namazlarımızın yerine kılamadığımız kazalarımızı kılabilir miyiz?
Ellerinizden öperiz. Evet, kılabilirsiniz. Bir kısım Hanefiler buna böyle uygun görmemişler. Ama sonradan gelen Hanefiler bunu uygun görmüşler. Ehli Sufi'nin en büyük piri olan Abdülkadir Geylani Hazreti'nin Güneytül Talibi'nde de böyle bir fetha var. O yüzden Sufiler için bu geçerli bir fetva. Selamünaleyküm. Uyku ile problemi bir türlü halledemiyorum. Bu konuda ne yapmamı tavsiye ederseniz. Bana dua ederseniz çok sevinirim. Allah razı olsun. Yani uyku ile olan problem ne kadardır bilmiyorum. Ama bazen duyuyorum millet 6 saat, 7 saat, 8 saat uyuyormuş. Gerçekten ben hayret ediyorum 6 saat nasıl uyunuyor? 8 saat nasıl uyunuyor böyle?
Ben gerçekten hayret ediyorum. Hatta bu hadi şimdi yaş 59'a dayandı. Yaşla alakalı mı? Değil ben önceden beri hayret ederim. Millet 6-7 saat nasıl yatıyor? Demek ki alışıyorlar insanlar. Bir de deliksiz uyuyorlarmış. Allah muhafaza eylesin ya. Selamünaleyküm efendim. Ben Yusuf Başkaya. 17 yaşındayım. Annem babam sizin dervişiniz. Ben de sizden ders almak istiyorum. Ellerinizden öperim bana dua edin. İnşallah geceniz nur olsun. Eyvallah Yusuf Başkaya. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Elinizde yara bandı var. İnşallah çok büyük bir şey yoktur.
Sağlığınıza dua edeceğiz. Rabbim başımızdan eksik etmesin. Eyvallah bir sıkıntı yok, bir problem yok. Selamünaleyküm. Ramazan'ın bu son 10'unda da yasaktan dolayı 4 gün evdeyiz.
Erkek olarak itikafa nasıl girmeliyiz? Erkeklerin evde itikaf etmeleri sünnet ve fıkıh çerçevesinde mümkün değil. Kendilerince itikaf gibiymiş mi yapacaklar? Halvet ediyoruz diyecekler. Öyle. Geleni okuyorum ama biraz sıkıntılı. Gönlümü sana verdim, başkasını sevemem.
Sen benim sultanımsın, ellere güvenemem. Eğer yalanın varsa su gibi kanım aksın. Senden başka seversem Allah canımı alsın. Allah iyisin seni. Allah'ım iyilik versin inşallah. 30'üz yaşında abdestli namazlı yeğenime cinler musallat olduğu söyleniyor. Ana olma hareketler yapmaya başladı. Durumu çok vahim. Tavsiyelerinizi ve dualarınızı, hihmetlerinizi bekliyoruz. Allah yardımcınız olsun. Rabbim muhininiz olsun. Cenab-ı Hak inşallah kurtarsın. Cenab-ı Hak inşallah en hayırlı yöne çevirsin. Kolay bir şey değil. Selamünaleyküm efendim. Ders esnasında içime gelen bir ses zikri sen yapamazsın. Senden zikri yapan haktır. Sen yapıyorum zannedersen bu ikiliktir. Bu rahmani, nefsani yardımcı olur musunuz?
Hiç sıkıntı yok. Sen dersin devam et kardeşim. Ne diyorsa desin o ses. Al kenara koy. Selamünaleyküm. Bebeğim küçük olduğu için günü gününe tutmuyor. Ben de onun durumuna göre her anı değerlendirmek için her fırsat etikafı niyet ediyorum. Ama 70 bin tevhide niyet etmiyorum. Ben niyet etmiyorum. Bazen çektiğim tevhidi bile takip edemiyorum. Evde bir yere çekilemiyorum. Yanlış mı yapıyorum? İtikafa niyet edip etmemek arasında kalıyorum. Hep aklınızı, hakkınızı helal edin. Niyet et. Hiçbir sıkıntı yok. 70 bin tevhide niyet etmesen de itikafa niyet et. Bütün kardeşler. İtikafa niyet edin. İşlerinize bakın. Tevhid çekin. Evinin içindesiniz. Bunu kara çevirin.
İtikafa niyet edin. Devam edin. Kadınlar yalnız itikafa niyet ederseniz, gece niyet edecekseniz eşlerinizden izin alın. Neden? Çünkü gündüz oruçlusunuz. Gece de itikafa niyet ettiniz. Gece cinsel ilişki itikafı bozar. O yüzden bir kadın veya bir erkek itikafa niyet denilirse cinsel ilişki de ilişkiye giremez. Cinsel ilişki girerse itikafı bozulur. O yüzden eşinizden izin alın bayanlar olarak. Selamun aleyküm efendim. Allah Celle Celaluhu'nun hangi kullara hidayete erer? Hidayete ermek için nasıl bir davranış, tavır, hal ve yaşantıda olmamız gerek? Hidayete erenler nefis meratiplerini mi geçenlerdir?
Gazemir'den özlem ve hasretle selamlar. Allah razı olsun Gazemir'e selam ederiz inşallah. Kim iman ettiyse ona hidayet kapısı açılmıştır. İslam'ı yaşamaya başlar, ihsan mertebesine erdiğinde hidayeti doğruya ulaşmıştır. O yüzden bütün herkese kapı açıktır. Allah cümlemizi hidayete erenlerden eylesin inşallah. Selamun aleyküm efendim. Loğusalı Kadın Kadir gecesine nasıl ibadet edebilir? Derslerini nasıl çekmelidir? Geceniz mübarek olsun. Normalde dersini çekebilir. Bu yeni dersimizde kadınların okuyamayacağı herhangi bir şey yok. Tevhid de çeker. Böylece Kadir gecesinde inşallah ihya etmiş olur. Rabbim muhafaza eylesin cümlemizi inşallah. Selamun aleyküm efendim.
Eşimi tanıdığımdan beri ava gidiyor. Vurduğunu eve getiriyor. Ya da eşe dostu hediye ediyor. Bu günah mı? Bu soruya da esas kendisi soruyor efendim. Defalarca uyardığım halde ava gidiyor. Bu yılda kaza geçirdi. Acaba ava gittiği için olabilir mi? Avlanmak caiz. Hanefi fıkhına göre. Ama avlanmaya harcamış olduğu para elde ettiği av ürününün değerinden aşağıda olmamak kaydıyla.
Yani ne yaptı? Bir kilo et avlandı. Bir kilo et kasaptı ne kadar? Altmış lira, yetmiş lira, seksen lira. Av o bir kilo et için harcadığı para ne kadar? Dünyanın parası. O yüzden caiz değil. Yani çünkü ava harcadığı para, ava harcadığı para o elde ettiğinden fazla. O yüzden caiz değil. Bu bir. İkincisi av hayvanları, yani bu benim kendimce fakir fukara için ya. insanlar av hayvanlarını ne yazık ki zevkine yapıyor. İşte kaz vurmaya, ördek vurmaya gidiyorlar. Zaten giderken gelirken vuracak olduğu ördeğin parasından fazla benzin mazot yakıyor ya. Allah iyi etsin inşallah. Selamünaleyküm efendim. Olumsuz düşünceler geliyor hep aklıma.
Olmayan şeyler olmuş gibi düşünüp etrafıma kırıcı tavırlar sergiliyorum. Sürekli suizana düşüyorum. Yardımcı olur musunuz? Tevhid çekeceksin. Suizan büyük bir şey. Bir de etrafını kırıyorsan Rabbim muhafaza eylesin. Bu daha da ileri doğru götürür. O yüzden her suizan geldiğinde kalbine böyle bir şey olduğunda devamı hemen la la illallah'a başlayacaksın ve insanları kırmayacaksın. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Ben Abdullah İstanbul'dan yazıyorum. Bir sorum olacaktı. Benim annem babam memlekette benim yerime fitremi kendi cebimden, cebinden memlekette herhangi birine verebilirler mi? Evet verebilirler. Bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm. İslam'da safların aralıklı olarak namaz kılınması uygun mudur?
Malum korona hastalığı var. Saflar aralıklı tutuluyor. Olabilir. Yani hastalık söz konusu olduğundan, bulaşıcı bir hastalık söz konusu olduğundan saflar aralıklı olarak namaz kılınabilir. Bunda bir sıkıntı olmaz. Selamünaleyküm. Soru 1. Bir iş yerinin bankada parası olsa, bu parayla her ay faiz kazansa ve bu faizi işçilerinin aylık maaşlarını verse bu işçinin durumu nedir? Hiçbir şey değildir. İşçi kazancının parasını alıyor. O iş yerinin faizle alakası varsa bu işçiyi darül harpte, birinci derecede bağlamıyor. Darül harpte diyorum. Darül İslam'da değil. Soru 2. Efendim devlet yurdunda kalıyorum. Mescitte namaz kılarken bazen imam olmuyor. Aramızdan birisi çıkıyor. İyi bilen birisi olduğu zaman.
Hiç niyet etmiyorum imamlık yapmak için yanlış yaparsam bir şey vebalini kaldırmam diye. Ama bazen benden daha az bilen ya da bildiğini zannettin kişiler namaz kıldırıyor. Benim kıraatim biraz iyi. İçimden bir ses çıkarsan, namaz kıldırsan birisi geliyor, güzel okuyan der, kibirlenirsin. Böyle şeyler geçiyor içimden. Ve hocam bu içimden gelen sesler çok fazla. Bu ses nedir? Şeytan mıdır? Yoksa başka bir şey mi? Ben anlayamıyorum. İyi bir şey yapacaksam bile onun içinden kötü bir şey olma olasılığını bana söyleyip, o iyiliği yapmaktan vazgeçtiğim zamanlarda oluyor. Allah razı olsun. Hayırlı akşamlar. Sen öne geçmeyi isteme. Sen imamlık yapmayı isteme. Birisi derse ki sana, geç kardeşim bizim imamımız ol, burada imamlık yaptır.
O zaman yap. Öbür türlü sen kendini öne atma. Bir şeyde sen öne çıkma. Yani insanlara imam olmak, insanların önüne geçmek için sen kendi kendini öne atma. Öbür türlü içinden gelen iyilikleri yapmaya gayret et. Selamun Aleyküm efendim. İtikafa niyet edecektim. Hastalandım. İlk defa yapacaktım. Hiçbir bilgim yoktu. Daha önce itikaf hakkında elhamdülillah sayenizde bilgilendim. Hastalığım üç gün kala bitecek. Üç gün için niyet etsem olur mu? Olur. Bir de efendim perşembe sohbetinizi dinleyince biat etmenin, intisap etmenin ciddiyetine daha iyi vardım. Yeniyim. Bu konuda eksikliğim çok fazla. Rüyamda sizi göremiyorum.
Bir şeyler eksik mi yapıyorum diyorum. Sohbetlerinizi dinleyerek geliştirmeye çalışıyorum. Sanki size sadık olamıyormuşum gibi hisler geliyor içime. Duanızı istiyorum. Bu yoldan ayırmasın diye çok dua ediyorum. Hakkınızı helal edin. Helal olsun. Allah yardımcı olsun. İnşallah. Zaman içinde her şey düzelir, iyi olur. Yolumuza devam edeceğiz inşallah. Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. İki sorum olacak. Bir, bir ara konuştuğum sözler hakkında İslam hükümleri veya itikadi konusunda yanlış sözler söyleyip söylemediğim hakkında endişe ediyorum. Ehl-i sünnetin itikadının dışında çıkmaktan endişe ediyorum. Söylediğim sözler ve bu sözlerin fikirler hakkında nasıl bir dürüst sergilemeliyim.
Ne bildiğimizi, ne söylediğimizi bilmiyoruz. O zaman imanımızı tazeleyeceğiz. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü en Muhammeden abduhu ve resuluhu. Ya Rabbi iman ettim. Geçmiş dönemde imanın dışında, İslamın dışında, ihsanın dışında bir şeyler söylediysem hepsi hakkında tövbe ediyorum. Bununla alakalı etrafa yanlış bilgi verdiysem bunlar hakkında da tövbe ediyorum deyip tövbe edeceğiz. İmanımızı her zaman yenileyeceğiz. Ey iman edenler yeniden iman ediniz. İmanlarınızı tazeleyiniz. Sözü üzerine, ayeti üzerine bunu yapacağız inşallah. İki, sizin tarikenizde nefsani yol, nefis mertebelerinin aşama üzerine mi tercih ediliyor? Yoksa letaifler üzerine mi gidiliyor? Biz nefisle mücadele üzerine gideriz. Biz nefsimizle mücadele ederiz.
Yani nakşibendiler, letaifler üzerine gittiklerini söylerler. Biz nefisle mücadele yolundan gitmeye gayret edenlerdeniz. Selamünaleyküm. Tekrar ne zaman topluca zikir yapacağız Allah'ın izniyle? İnşallah Cenab-ı Hak topluca zikrullah yapmamızı tekrar kapasını açar. İnşallah hep beraber yaparız. Allah iyi etsin inşallah. Selamünaleyküm. Bir arkadaşımın sorusu. Selamünaleyküm. Eşim evde sürekli bana hakaret ediyor. Bugün komşuyla bağıra çağıra kavga etti. Çocuğum korktu diye yapma, bağırma, sus dedim diye eve gelip bana hakaretler savurdu. Ahlaksız bir kadın oldu mu, terbiyesiz oldu mu, mahalle karısı oldu mu gibi laflar etti.
Çok incindim. Bu kişi sizin dervişiniz. Her seferinde bu hakaretleri duymaktan çok yoruldum. Sorum şu, kişi nasıl kendine hakaret ettirmez? Bir de namaz kılarken eşime dedim ki boşuna kılıyorsun. Yanlış mı ettim? Çok canım yandı. Son söz yanlış, boşuna kılıyorsun deme. Allah muhafaza eylesin. Ama bir kimse eşine böyle davranması da doğru bir şey değil. Bir de bu kardeş bizim derviş kardeşlerimizmiş. Daha da üzüldüm. Gerçekten üzüldüm. Yani bizim kardeşlerimiz böyle olmaması lazım. Bunlar beni çok üzüyor. Yani biz kardeşlerimize etrafınızda iyi geçinin, kimseye bağırmayın, çağırmayın, eşlerinize hakaret etmeyin, ikinci sınıf vatandaş gibi görmeyin dedikçe. Yani bu kardeşler bu ne yazık ki bu usule, bu erkana, bu edebe, bu adaba uymuyorlar.
Gerçekten üzülüyorum. Yani böyle olmaması lazım. Biz arkadaşlarımıza biz kardeşlerimize bunu öğretmiyoruz. Hatta bazen ben böyle kendimden örneklemek istemem ama ben daha len demedim diyorum. Bırakın bağırmayı, çağırmayı. Ben daha bir tokat vurmalım. Bu doğru değil. Yani bu dervişlik değil, bu sufilik değil. Sufi, derviş, güzel ahlaklı. Yani eşinin eşini Leyla görecekse ve karşımızdaki insanı biz hakkın sıfatlarının tecelliyatı göreceksek doğru davranış değil. Allah bizi affetsin. Yani bu kimse eşiyle yan yana gelse ve bunu bana söyleseler, deseler ki bu eşine böyle böyle böyle davranıyor, bir daha davrandığında sen bu dergahta değilsin der çıkarım işin içinden.
Eşlerinize zulmetmeyin, kadınlarınızı bağırıp çağırıp ikinci sınıf vatandaş gibi tutmayın. Bu dervişlik değil. Dervişliğin adını batırıyorsunuz. Sufiliğin adını batırıyorsunuz. Sufiliği lekeliyorsunuz. Bu doğru değil. Eşine zulmeden, eşine hakaret eden, eşini böyle ikinci sınıf vatandaş gibi gören, döven. Arkadaşlar bu sufilik değil. Kendinizi terbiye edin. Terbiye edecekseniz terbiye edin. Terbiye etmeyecekseniz sufiliği, dervişliği yolu lekelemeyin. Allah bizi affetsin inşallah. Hele şu Ramazan gününde. Hani ağzımızı tutacaktık ya Ramazan gününde. Hani kimseye bağırıp çağırmayacaktık. Kimseyle kavga etmeyecektik. Kimseye kötü söz söylemeyecektik ya.
Neden? Ramazanda böyle oruç tutanların o zaman kurtuluşları olacaktı ya. Allah affetsin. Bizden değil. Bunları yapanlar bizden değil. Selamun Aleyküm. Müsaade ederseniz hacamat yapmayı öğrenebilir miyim? Öğrenebilirsin. Selamun Aleyküm efendim. Ülkemiz mevcut durumuna göre askerlik, polislik yapanlar vazife başında ülke düşmanları tarafından öldürülürse şehit olma imkanları var mıdır?
Biz şehit olduklarına inanıyoruz. Selamun Aleyküm efendim. Ben 20 aylık bebeğim olduğu için geceleri 1-2 saat niyet edip itikafa girmek istiyorum. Bu süre zarfı içinde ne kadar tevhid çekmem gerekli? 70.000 tevhide niyet etmeyebilirsin. Devamlı tevhid çekebilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Efendim ben de hacamattan şifasını bulan bir kardeşinizim. Migren rahatsızlığım vardı. Hatta 4 yıl oruç tutmadım migrenden. 3 yıl boyunca tedavi amaçlı hacamat yaptırdım. 8 yıldır orucumu tutuyorum elhamdülillah ve hiç migren ağrısı çekmiyorum.
Şimdiki yılda 2 kez yaptırıyorum. Migren rahatsızlığı olan bütün kardeşlere tavsiye ediyorum. Hayırlı geceler. Allah razı olsun inşallah. Rabbim inşallah bütün kardeşlerimize şifa versin. Gerçekten hacamat şifa. Selamun Aleyküm. Hacamat olmanın pandemi hastalığına da şifa olacağını söylediniz. Hangi bölgelerden yapılmasını tavsiye ederseniz. Normalde ağrıyan bir kısmınız varsa ağrıyan bölgelerden hem ağrınıza şifa olur hem de pandemiye şifa olur. Sünnet Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ağrıyan yerlerinden şifa, hacamat yapılmasını müsaade etmiş, tavsiye etmiş. Eğer şifa niyetini yapacaksa sırtından yaptırabilir bir kimse. Sıkıntı değil.
Benim normalde Allah affetsin. Bu beyin arka damar, beyni besleyen arka damar, iki tane kılcal damar var. Onların birisi yüzde seksen, birisi yüzde elli tıkanıklık vardı. İlaç kullanmadım ben hacamatla. Bu normalde boynumun üstünden buradan hacamat yaptırdım. İşte sarımsak limon kürü var. Ondan devam ettim, içtim. İlaç kullanmıyorum şu anda ve o sarımsak limon kürüne de her sene en az 3-4 sefer devam ediyorum. En az 3-4 sefer acamat oluyorum. Böylece Cenab-ı Hak hanım da olsun bir sıkıntım yok. Selamünaleyküm. Evimizi satmak istiyoruz. Satılık ilanı astık.
2-3 emlakçıya verdik. Bir türlü satılmıyor. Başkaları arabasını, evini satılaya çıkarır. Hemen satılıyor. Bizimki ya düşük fiyata oluyor ya da çok uzun sürede oluyor. Çabuk ya da uzun sürede olması nedendir? Alım-satım şans kısmet işi midir? İşlerin nasıl gelmesi ya da hemen olup olmaması nedendir? Cenab-ı Hak'ın takdiri yani bu konuda siz gerekli uygun olan şeyleri yapmıyor olabilirsiniz. Gerekli uygun yolu izlemiyor olabilirsiniz. Herkes için bu mümkün olabilir. Ya da uygun olan kimseye, bu meselede ehil olan kimseye ulaşmamış olabilirsiniz. Tövbe edin. Cenab-ı Hak yolunuzu açsın inşallah. Selamünaleyküm efendim. Benim adım Enes, on iki yaşındayım. İstanbul'da oturuyordum. Şeyh Bahar Usta sizden ders istemiştim.
Sonra vereyim demiştiniz. Ben sizden yine ders istiyorum uygunsa. Evet, sen de on iki, on iki çekebilirsin. Enes Allah mübarek eylesin inşallah. Efendim bir sorun daha vardı hakkınızı helal edin benim. İnsülün direncim çok fazla. Kendimce de ilerlediğini hissediyorum. Ve bu koronadan sebep şekerimi de ölçtürmüyorum. Tatlı yemeyi çok seviyorum ve bunu durduramıyorum. Ne yapmalıyım? Tatlıyı keseceksin. Yani git, o normalde kan vermek orucu bozmuyor. Git kendine de bir insülün direncini ölçtür. Gerçekten şeker hastalığı sıkıntılı bir davranış. Allah muhafaza eylesin inşallah. O soruların önceleri varmış. Selamünaleyküm efendim.
Kalbimden kötü düşünceler geçiyor ve bir anda kötü duygular geliyor. Bu konuda kalbimi engelleyemiyorum. Efendim bunun engellerim, engellerim ya da durdururum. Bu tevhidle, la ilahe illallah. Hadis-i şerifte bir kimsenin gönlünde zikir yok ise oraya şeytan oturur diyor. O yüzden kötü düşünceler, kötü duygular o yüzden geçiyor. Tevhide devam edeceksiniz. Birinci soru. Selamünaleyküm efendim. Kendimi fazlasıyla boşlukta hissediyorum. Kendimi düzeltebilmek için de adım atamıyorum. Bu sebeple çoğu şey anlamsızlaşıyor gözümde. Kendimi nasıl bulabilirim? Bu halimi nasıl düzeltebilirim? Biz farzları yerine getirmek, nafilelerle Allah'a yaklaşmak ve çok zikri tavsiye ediyoruz bu konuda.
Soru iki. Selamünaleyküm efendim. Eleştiriler bir dilin tanımı olarak, tam olarak nedir? Bir insanın hangi davranışları eleştiri boyutunda olabilir? Biz eleştirmeyiz, nasihat ederiz. Burada sufi dili veya İslam dini eleştirmek değildir, nasihat etmektir. Biz doğruyu nasihat ederiz. Biz doğruyu anlatmaya çalışırız. Karşımızdaki eleştiren dil karşımızdaki ile olan diyaloğu koparır. Bakın kimi eleştirirseniz eleştirin, diyaloğunuz kopar ondan. O yüzden eşinize, kardeşlerinize, arkadaşlarınıza, etrafınıza eleştirer dil değil. Biz doğruyu nasihat etmeye çalışalım. Bugün insanların en büyük handikapı bu. Dilleri eleştirmeye, iğnelemeye alışmışlar. Anneler çocuklarını eleştiriyorlar, babalar çocuklarını eleştiriyorlar, eşler birbirlerini eleştirip iğneliyorlar.
Eleştiri, eleştiri, eleştiri nereye kadar? Toplum birbirinden uzaklaşıyor. Eşler birbirinden uzaklaşıyor. Çocuklar anne babalarından uzaklaşıyor. Ha bire eleştiriyorlar. Ya canım kardeşim eleştireceğine doğru davranışı söylesene. Doğru davranışı bize nasihat et. Biz o nasihatınıza uyalım, biz tabi olalım nasihatınıza. Bakın peygamber dili eleştirmek değildi. O müşrikleri, kafirleri bile eleştirmiyordu. Diyordu ki, benim ne zaman hak peygamber olduğumu kabul edeceksiniz. Ne zaman Allah'ın varlığını, birliğini kabul edeceksiniz. Bakın onlara siz şöyle inanıyorsunuz, böyle inanıyorsunuz demiyordu. Siz şöyle yanlış yapıyorsunuz, böyle yanlış yapıyorsunuz demiyordu.
O hakkı ve hakikati nasihat ediyordu. Sufilerin de en büyük problemi bu. Etrafındaki insanları eleştiriyorlar. Etrafındaki insanları iğneliyorlar. Ya öyle bir haddi aşıyorlar ki, çok özür dilerim kendimi bir yerde gördüğümden değil. Yani o eleştirel dil ve iğneleyici dil bana kadar yaklaşıyor. Hatta burada da zaman zaman sohbette hepsini okuyorum ya, yazıyor o kimse. Diyor ki rüya da anlatmadım ama soruma cevap gelmedi. Ya zamanı gelmiş olsaydı gelecekti. Bakın eleştirel ve iğneleyici dil var. Yani bir de o sufi, bir de o derviş. Yani burada haksızlık yapıyoruz sanki biz. Hani geldi ya Bedevi'nin birisi dedi ki, hani bana bu haksızlık yapıyorsun. Bu mallardan bana dosdoğru vermiyorsun.
Bu noktada kayırmacılık yapıyorsun dedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme. Bedevi cahil çölden çıkmış gelmiş. Ve Allah Resulü döndü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Benim mi haksızlık yaptığımı söylüyorsunuz dedi. Ve öyle zaman gelecek ki dedi. Siz daha büyük haksızlıklara duyçar olacaksınız. Hani benim ne verdiysem alın. Ondan sonra ayet-i kerime geldi. Peygamber ne verdiyse alın diye. Yani düşünebiliyor musunuz? İnsanlarda bu eleştirel dil, bu iğneleyici dil o kadar haddi aştı ki, o kadar haddi aştı ki, bunun nereye kadar dayanacağı belli değil. İnsanlar Allah'ın kitabını eleştiriyorlar artık. Allah'ın kitabını iğneliyorlar. İnsanlar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini eleştiriyorlar.
Onu iğneliyorlar. Artık sufiyim deyip ortalıkta caka satanlar üstadlarını eleştiriyorlar. Üstatlarını iğneliyorlar. Artık biz aileyiz, karı kocayız, eşiz diyenler birbirlerini eleştirip birbirlerini iğneliyorlar. Bu o kadar haddi hududu aştı ki, yani Allah affetsin, yani dilleri kopacak ya. Mahşerde görmeyecekler. Bu eleştirel dil kullananlar, iğneleyenler, iftira atanlar, gıybet edenler, dillerinizin, en ufak diliniz, en küçüğünüzün, en az hata yapanın dili, 18 arşın dilini taşıyamayacaksın.
Onu böyle gözünüzün önünde yaşasanız, dilinizi korurdunuz. Eleştirmekten, iğnelemekten, gıybetten, dedikodudan, iftiradan dilinizi korursunuz. O dilinizi omuzunuza alacaksınız, taşımaya çalışacaksınız, taşıyamayacaksınız, batacaksınız. Batacaksınız mahşer yerinde. Bakacaksınız ki, bu benim dilim mi diyeceksiniz. Üç tane, beş tane, altı tane, yedi tane tır gibi diliniz olacak. Evet, sıralarsınız ya tırları böyle, katar gibi diliniz olacak. 18 metre, 20 metre, 30 metre, 50 metre, kocaman bir diliniz olacak. Bir apartman düşünün, böyle 8 katlı, 10 katlı, 15 katlı, o apartmanı çeker gibi çekeceksiniz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, kıymetli sufi kardeşlerim, eleştirel dili terk edin.
İğneleyici dili terk edin. Bu konuda tövbe edin, helallık alın. Kimi eleştirip, kimi iğnelediyseniz. Allah muhafaza eylesin. Çok sıkıntılı bir şey. Çok sıkıntılı bir şey. Ve işin en acısı, o kadar bu insanların içerisinde normale girmiş ki, Yemekteyiz programında sanki, derviş değil, Yemekteyiz programında. Hani Yemekteyiz programında, bakıyor ya, bakıyor şimdi, yapıyor. Ay şunun şusu eksik olmuş, bunun bıyısı eksik olmuş. Bir kavga çıkarıyorlar ya. Kardeşim, burası dergah. Burası sufi bir topluluk. Sen nereye eleştiriyorsun ya? Sen nereye iğneliyorsun ya? Dilin koparır asarlar, farkında olmazsın. Allah muhafaza eylesin. Haddi hududu aştı insanlar. Allah'ın kitabını eleştiriyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin hayatını eleştiriyor.
E ne olacak? Bizde öyle profesörler çıkar da, Hz. Peygamber de günah işledi derse, Böyle insanlar çok rahat eleştirebilir. Bizde öyle ilahiyatçılar, öyle diyanetçiler çıkar, Hz. Peygamberin de hataları, kusurları, günahları oldu derse, İnsanlar oturur cahil bir şekilde, Bedevi'den daha ağır bir şekilde, Daha küstah bir şekilde, Kur'an'ı da, Hz. Peygamberi de, Üstad'ı da, alimleri de eleştirirler. Çok normal. İğnelerler, çok normal. Küstahlığın sonu yok. Değil ki ailelerde. Tekrar tekrar söyleyeceğim. Benim kafam şunu almaz. Bir kimse ailesini iğnelemekten, eleştirmekten yorulmaz mı ya? Yorulur insan ya. Bir de yıllardır beraber hayat yaşayacaksın onunla ya. Nasihat et, eleştirme. Nasihat et, iğneleme.
İğneleme, eleştiren dil bizim dilimiz değil. Kıyvet eden, iftira eden, dedikod eden bizim dilimiz değil. Allah bizi affetsin. Selamun Aleyküm efendim. İlkokul ve lisedeki din kültürü derslerinde her dönem, Kur'an-ı Kerim'in hiçbir ayeti akıl ve mantıkla çelişmez. İlkesini görüyor ve işliyorduk. Bunun yanlış olduğunu seneler önce öğrenmeme rağmen, yine de bazı durumlarda hükümleri aklımla anlamlandırmaya çalışıyorum. İçten içe. Bunu nasıl engel olup tam bir teslimiyet sağlayabilirim?
Hayırlı geceler. Bunu anlamlandırmak, yaşamakla alakalı. O yüzden biz bildiğimizi yaşamıyoruz ve yaşayamıyoruz. O yüzden anlamlandırmaya çalışamıyoruz. Ve yaşamak için mücadele etmiyoruz. O yüzden anlamlandırmıyoruz. Biz bildiğimizi yaşarsak, anlamlandırmaya çalışırsak, imani aklımızın muhteşem bir akıl olduğunu, İslami bir aklın, hikmete dayalı bir aklın muhteşem bir akıl olduğunu görürüz. Biz şu anda bize böyle batıdan gelen pozitif akıl dedikleri, dünyevi akıl yani dünya gördüğü şey maddi akıl, böyle dünyevi akılla ahkam kesmeye hüküm vermeye çalışıyoruz. Orada batıyoruz. Değil. Siz aklınızı iman ettirin. Aklınızı iman ettirirseniz o zaman ayeti kerimelerin ve sünneti seniyenin hikmetine ulaşacaksınız.
Akıl iman edip teslim olursa Kur'an ve sünnete, o zaman Kur'an ve sünnetin hükümleri, Kur'an ve sünnetin tecelliyatını o zaman yaşayacaksınız. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Efendim, hacamat yaptırabileceğimiz bir kişinin numarasını verebilir misiniz? Bir mahsuru yoksa? Yani şu anda bu telefon numarasından buradan verebilmem mümkün değil. Ama arkadaşlar böyle zaman zaman hacamat yaptırıyorlar. toplu halde de yaptırıyorlar erkeklerde, bayanlarda. Kardeşlerden öğrenebilirsiniz inşallah. Bizim Ahmet bilgin var yapan. Onu benim bildiğim erkeklerden. Ondan sonra şey var, bizim hoca neydi? Gemlikteki adı Bilal var ondan sonra yapan.
Ondan sonra Ersin var yapan. Ersin hanımı da yapıyor herhalde bayanlara. Ondan sonra. Yani bayanlardan yapanlar birkaç tane de var. Erkeklerden Ersin'den başka kim var? Ahmet'ten başka? Evet. Ben de Ersin ve Bilal'i biliyorum. Bir de Ahmet Bilgin'i biliyorum. Ahmet yapıyor arada bana. Bir arada şey yapıyor. Ne o? Ay yapıyordu. Bilal yapıyordu önceden. Yaptırabilirsiniz inşallah. Selamünaleyküm. Biyatlaşma olduktan sonra herkes yeni dersi mi çekecek? Yoksa eski dersi olanlar eski dersini çekmeye devam edecek. Herkes yeni dersini çekecek. İçinde normalde benim böyle esma verdiklerim var. Onlar hariç müsaade ettiklerim var bizatihi.
Sen böyle çek dediklerim var. Onlar hariç. Herkes aynı derse devam edecek. Çekecek inşallah. Bu konuda böyle işte ben yeni eski dersi çekmek istiyorum da böyle şeylere girmeyin arkadaşlar. Bir ders verilmiş. Herkes o dersi çeksin inşallah hakkıyla. Muayyen gününde olduğu için intikafa giremeyen bayanlar geçmiş. İtikaflardan kalan eksik tevhidlerini tamamlayabilirler mi? Evet. Bu konuda daha önce de böyle söylemiştim zaten yapabilirsiniz diye. Selamünaleyküm hocam. Az önce camattan bahsedince sülüğü de tavsiye ediyor musunuz? Bir de su orucu ile ilgili fikrinizi merak ediyorum. Rahmetli Aydin Salih Hanım'ın on günlük su orucunu tavsiye ediyor musunuz? Yani on gün boyunca sadece iftarda birkaç yudum su ile oruçtu.
Tıbbi nebevi olduğunu söylediği kitabından çok ayrıntılı anlatıyor bu konuyu. Tüm hastalıklardan kurtulma garantiliymiş tavsiye ediyor musunuz? Hiç okumadım su orucu diye bir şey. Yani oruçlar kısmında, kütüb-ü sidde ve diğer hadis kitaplarında bu on günlük su orucunu hiç okumadım. Ben okumadığım bir şey söyleyemem. Oruç şifa bunu kabul ediyorum. Bunun konuda hadis-i şerifler de var. Ama normalde mesela hacamat bir şifa, bu çok eski bir kültür. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine müsaade etmiş. Sülük çok eski bir tedavi kültürü. Bunun bu sülük tedavisini biliyorsa bir kimse nereye ne yapılacağını, bu konuda bir bilgisi varsa onu da yaptırabilir.
Veyahut da bildiği bir kimse de yaptırabilir. Ama su orucu nasıl, bunu normalde değişik kimseler söylüyorlar bunları bildiğim bir şey değil. Allah affetsin. Selamünaleyküm. Elinizi görünce üzüldüm. Yapabileceğim bir şey var mı diye sormak istedim. Hakkınızı helal edin. Hayırlı geceler. Hayırlı geceler. Elimde bir sıkıntı yok, bir problem yok. Çökecek şimdi ya. Ortalık çökecek. Yok, hiçbir problem yok, hiçbir sıkıntı yok. Allah iyisin inşallah ya. Selamünaleyküm. Bir dervişte makam sevgisi nasıl bastırılır? O yüzden makam koymuyoruz diyorum ya.
Yani bizde bir makam yok. O yüzden makamsızlık en güzel bir şey. Yani bir kimse dese ki makam sevdası. Yani ne olabilir? Ben zakir olabilirim. Yani böyle bir makam koymuyoruz ki orta yere. Yani bir nakip olacak, nükabba olacak. Yok bakın böyle bir makam yok. O yüzden makam sevgisinin kardeşlerin içine girmesini çok gönül arzu etmiyor. İçim istemiyor. Bazı sohbetlerde tevhid, bazı sohbetlerde tövbe çek diyorsunuz. Bunu nasıl anlamalı ve uygulamalıyız? O zaman bir tarafını tevhidi, bir tarafını da tövbeye alacaksın. Şimdi tövbe her gün var zaten. O yüzden normalde tövbe edin. Yani o kimse kendi kendine derviş olunca günahsız görüyor. Öyle değil. Yani hepimiz günah işleriz.
Hepimiz hata işleriz. O yüzden muhakkak tövbe etmemiz lazım. Ve devamlı kendimizi zikirle diri, zikirle uyanık, zikirle böyle ileri doğru yürüyen bir kimse olarak tanzim etmeliyiz. Zikir önemli. Selamünaleyküm zikrullah alakalarını çok özledik. Zikirsizlik manuviyatımızı zayıflatır mı? Muhakkak ki böyle toplu zikirler olmaması insanda bir zayıflık olur. O yüzden biz bunun eksikliğini çokça zikrederekten telafi etmeye gayret edeceğiz inşallah. Çokça Allah'ı zikredin inşallah. Selamünaleyküm hocam. Hayırlı geceler. Ben gece çok kalkıp geziyorum bilinçsizliği. Yatmadan önce namazımı kılıyorum, dualarımı okuyorum ama yine de kalkıyorum. Şey yapabilirsin, kendini böyle bir yatağa bağlayabilirsin.
Allah muhafaza eylesin. Böyle bir tedavi edebilirsin, terbiye edebilirsin kendini. Kendini bağla. O zaman hiç olmazsa bari bilinçsizliği dolaşmazsın, uyanmış olursun. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm. Abdullah Baba ile ilk karşılaşmanız nerede, hangi vesileyle olmuştur biraz anlatır mısınız? Ben Şeyh Efendi'yi zahiren görmeden ders almıştım. Böyle birkaç ay falan geçti. Şeyh Efendi o zaman Tire'ye gelmiş. Tire'ye geldiğinde Tire'nin zakirine demiş ki, bayındırlı bir arkadaş var, ona haber ver demiş. O söylememiş onu. Şeyh Efendi, bu Şeyh Efendi kerameten bunu böyle söylüyor. Benim bana anlatılan böyleydi. O arkadaş da sonra, o zakir de bana telefon açtı. Beklenen misafir geldi dedi.
Neyse ben hemen Tire'ye gittim işte. Sonra bir evde, Alexandre'ye bir arkadaş vardı. Oraya geleceğini söylediler. Yatsı namazı vaktinde falan oraya geldi. Sonra herkese musaffa ederken, işte benim dedi, musaffa etti ilk karşılaştığımda. Hoş geldin Bayındırlı Mustafa Efendi dedi. Bayındırlı hoş geldin dedi. Böyle sığırtıma vurdu. Böyle bir kaldım. Hani ben normalde. Ardından işte oturduk. Herkes halaka halinde. Sonra benim oturduğum yerden dedi ki, Mustafa Efendi sen böyle gel benim yanıma otur dedi. İlk karşılaştığımızda. Ben tabi böyle bir daha tabiri caizse abon dene oldum. Sonra işte kalktım tutun kollarından dedi. Düşmesin.
Ben çünkü biraz böyle şey oldum onunla. Sonra gittim yanına oturdum. İlk karşılaşmamız böyle olmuştu. Selamünaleyküm. Altı oruçlarını bayramın ikinci günü başlayabilir miyiz? Evet bayramın ikinci günü şevvalde altı gün oruç tutmak. İşte bütün seneye oruçlu geçirmiş gibi. Kim Ramazan'da otuz gün oruç tutar? Şevvalden de altı gün tutarsa bütün seneye oruçlu geçirmiş gibi ona sevap yazılır. Doğru. Bayramın ikinci günü başlanabilir mi? Başlanabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama velakim bayramı bayram gibi yaşayın ya bence. Yani bayram hani diyor ya, yeme içme eğlenme günleri. O yüzden bayramı bayram gibi yaşayın inşallah. Bayramdan sonra tutun orucunuzu. Selamünaleyküm ben Zeynep Baykal 12 yaşındayım. Efendim sizden ders almak istiyorum.
Ramazanız mübarek olsun. Allah razı olsun. Annene söyle dersi tarif etsin sana inşallah 12-12. Selamünaleyküm. Bana da telefon numaranızı verebilir misiniz? Verebiliriz. Efendim selamünaleyküm. Yaklaşık 8 yıldır yayıncılık sektörünün içerisindeyim.
Kitap evim var ve kitap varlığı organize ederek rızkımı kazanıyorum. Yakın zamanda da bir yayın evi kurduk ve Çanakkale savaşları ile ilgili bir kitap çıkardık. Türkiye'de kültür ve sanat alanında gördüğüm tablo ağırlıklı olarak bizim mukaddesatımızı, zıt milli ve manevi değerlerimiz, zedeleyici yayınlar yapılıyor. Gençler popüler kültürün etkisiyle zararlı kaynaklardan besleniyor. Benim bir hayalim var. Lakin bu hayalim Kur'an sünneti uygun mu değil mi bu konuda tereddüdüm olduğu için hayalimi gerçekleştirmek konusunda real bir adım atamıyorum. Hayalimi size açmak Kur'an ve sünnete uygunluğu konusunda sizin fikrinizi almak istiyorum. Hayalim şu. Milli ve manevi değerleri önemseyen yazarları yayın evinizin bünyesinde dahil ederek ortaya Türk İslam kültürüne hizmet eden yayınlar çıkarmak.
Bu yazar ve yayın kaderimizle Edirne'den Hakkari kitapçının bile olmadığı taşlarlarda, ilçelerde, milli eğitimin ve kaymakamlıkların desteğiyle kitap fuarları tertip etmek. Tertip ettiğimiz kitap fuarlarında Türk İslam kültürüne yönelik konferanslar, seminerler düzenlemek istiyoruz. İlerleyen vadede de sinema sektöründe diziler, filmler yapmak istiyorum. Umacımız ne kadar maddiyet olmasa da çalışanlarıma maaş ödemek ve bu yayınları hazırlayabilmek için ortaya çıkarttığımız yayınları, bizim de parayla satmamız gerekiyor ve işin içerisine para girmiş oluyor. Sizin sohbetlerinizden aldığım temel öğretilerden biri de bir şeyde Allah rızası gözetilecekse o işe para girmemesi gerektiği, efendim ben yayın evimi Türk İslam kültürüne yönelik yayınlar hazırlayan bir yapıda dönüştürsem ve bu yayınlardan kendimi ve çalışanlarımın rızkını temin edeceğim için bana dini para için istismar etmiş olur muyum?
Hayır. Kültür, sanat, medya alanındaki şu anki durumu görünce üzülüyorum. Fakat bunu alternatif yayınlar ile sektöre girmek istediğimde de bu dinden para kazanacağım endüstrisini kabul ediyorum. Ne yapmamızı önerirsiniz? Bunu yapabilirsiniz. Bunları yaptığınızdan dolayı da para da kazanabilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Ama örneğin sizin ben sizin yayın evinize bir kitap yazsam, hazırlasam ve orada bunun satışını koysam ve bundan para kazansam ben o kitaptan hayır hasenat kazanmamış olurum. Ve bu dinden para kazanmak budur. Ama sen bir yayın evisin. Mesela işte bizim bir sohbetlerden bizim Hakan'ın sormuş olduğu sohbetlerden çıkan o sohbetleri ondan sonra Neslihan Hanım yazıya döktü.
Onu biz bastırdık. Bir yayın evinde bastırdık. Ona da bir ücret verdik. Şimdi biz onu ücretsiz dağıttık. İşte çok az bir şey kaldı. Kaldı mı salim daha var mı? Çok az bir şey kaldı. Alamayanlar olduysa müracaat etsinler onlara da veririm. Bundan bir ücret talep edersek evet o zaman biz bundan para kazanmış oluyoruz bizim için. Benim için uygun değil, caiz değil. Durum bu. Seninle alakalı değil bu. Telefon numarasını istemiş yine. Ulahtadan numaranızı verir misiniz? Verelim mi?
Benim o da şimdi numara istemek oldu herhalde. Soru yerine numara mı istiyorsunuz? Bir mürşidi bebeği çocuğu sever gibi sevmekte, böyle duygular hissetmekte ebeden bir sıkıntı var mı? Bir kimse kendi ince kendi durduğu yerden nasıl seviyorsa sevecek yani onu şunu şöyle sev, bunu böyle sev deme noktasında değiliz.
Ama bir üstada davranış biçimi vardır. O davranış biçimi, o davranış hedef ve adabını haddi aşmadan uygulamak lazım. Yani bir kimse çocuğunu sever, yanaklarını sıkar, gidip de üstadın yanaklarını sıkmaya kalkmasın veya bebeğini sever, kucağını alıp sallayacak, üstadı da kucağını alıp sallayacak değil ya. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Çok uzun zamandır sigara kullanan biriyim. Daha önce de defalarca bırakıp başladığım için bu konuda kendime inancımı kaybettim. Ramazanda da bir türlü karar alamadım. Sizden bu kararı alabilmem ve bu kararda istikrar sağlamayabilmek için duanızı edin. Allah yardımcınız olsun. Bütün sigarayı bırakmak isteyenlere, bırakanlara, Cenab-ı Hak muhinlere olsun.
Bırakın canım kardeşim. Haram. Hem sufilik hem sigara yan yana yürümez. Haram. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ağzı sarımsak kokan kimse için mescidimize gelmesin dedi. Ağzı kokuyor. Doğru değil, caiz değil. Kadın, erkek. Hepsi de bırakması lazım. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Efendim, bana başınızdaki sakir kardeşlerimize gidin önerisinde bulundunuz.
Ben Balıkesir'de yaşıyorum. Kiminle irtibat halinde olmalıyım derslerime devam etmek için. Allah muhinin olsun. Orada da derviş kardeşler sen de oluştur inşallah. Sana telefonumu attım. İnşallah irtibat halinde ol. Rabbim muhinin olsun inşallah. Selamun aleyküm. Allah'ın kalbe gelmesi ve Hz.
Allah'ın kalbe gelmesi ve Hz. Ali Efendimiz'in nasıl olmasıyla alakalı soru soran kardeş. Bu sorunuzu cevaplandırdım. Bunu tekrar atmışsınız. Ama bunun cevabını vermiştim zaten. Selamun aleyküm. Ben Zafer 33 yaşındayım. Bursa İnegöl'den. Ben ders almak istiyorum ve bunu nasıl yapabilirim? Yardımcı olur musunuz? Zafer sana dersi gönderirim. Allah muhinin olsun. Devamlı olsun inşallah. Cenab-ı Hak korusun. Rabbim muhafaza eylesin. İnşallah korona günleri bitince Bursa'ya derse gel. Tanışalım, görüşelim inşallah. Selamun aleyküm. Yüzümüzde çıkan, sonradan çıkan benleri aldırmakta bir sakınca var mı? Yok.
Fıtrata döndürmüş olursunuz. Arkadaşlar selamun aleyküm. Bugüne kadar günlük vürtlerin eskisi gibi her gün düzenli bir şekilde aksatmadan, çekmeye devam ettim. Ama Perşembe günü biat tazelediğimizde yeni vürt üzerinden tazeledik. Virdim eski vürt göre mi yoksa yeni vürt göre mi? Dedim ya herkes yeni vürt göre çekecek dersini diye inşallah. Üstadım selamun aleyküm. Şeytan var mı? Veya şeytanı yaratan insan mı? İnsan iyi düşünürse şeytan yaklaşmaz. Kötü düşünürsem şeytan hep benimle ben yaratıyorum diye aklıma geliyor. İnsanlar için İzmir'den der ya salkım. Şeytan var. Şeytanı da biz yaratmadık. Allah yarattı. Ben Viyana'da Sedat Baygül'ün kızı Suudenez Baygül.
Ben 12 yaşındayım. Ben ders almak istiyorum. Ellerinizden öperim. Suudenez baban 12-12 sana dersi tarif etsin inşallah. Hocam ben rüyamda zikir halakası gördüm. İlk katta size benzer sarıklı cübbeli insanlar halka halinde. Bir üst katta da daha gençler, bir üsttekiler nurdan seçilemiyordu. Ama zikir çekip döndüklerini görebiliyordum.
Toplam 3 kat halinde zikir çekilip dönüyorlardı. Ve etrafındaki yeşil bir nur vardı. İlmel yakin, hakkel yakin, aynel yakin. Bir de hocam namazı 5 vakit kıldıktan sonra ders alınabileceği doğru mu? Evet, eğer namazda eksik varsa ders verilemeyeceği konusunda bir şeye şahit olun ve ders alamadım. Hocam ben hanım kardeşinizim, ben ders almak istiyorum. Biz ders almak isteyen kardeşlere genel olarak ders veririz canım kardeşim. Allah daim eylesin inşallah. Rüyanız güzel. İnşallah siz de hakikate erenlerden olursunuz. Allah mübarek eylesin inşallah. İnsak kaçta? Salim. Üç elli altı.
Resim, heykel ve enstrüman bulunan eve melek girmez mi? Resim ve heykelinin konumuna göre çok bütünse bir resim, o zaman bütün komple bir resimse evet o bulunan odaya girmez. O bulunan yere girmez. Heykeldi bir bütünse evet o odaya bulunan eve, o bulunan eve odaya melek girmez. Evet. kıymetli can kardeşlerim. Saat şu anda 2. Burada 43 tane daha soru kaldı. 43 tane kalmamış. Burada 43 gösteriyor. Neden öyle 43 göstermiş? 43'müş yani bayağı varmış. Rüzgar gibi 10 dakikada geçeceğim şimdi. Hakkınızı helal edin. Bitireyim. Ayyılmazlar 7 tane ders annen tarif etsin sana. Çocuklarımızı dersimizin başındaki sonundaki boy işlemeye yaptırmamız gerekiyor mu?
Yaptırmaya çalışın, öğrenmeye çalışın, olmazsa olmaz. Bir soru sormuştun zaten. Dertlenme, boş ver. Dertleneceksen Allah için dertle. Geçmiş olsun İzmir Buca'dan selamlar. Eyvallah. Elimde bir sıkıntı yok kardeşler. Bir kimse rüya gördüğünde üstadın rüyasında şunu yap şuna çalış dediğinde o kimseye yapmam gereken bir vazife ve bir emir var ise üstadım görür ve bana söyler deyip rüyasını anlatmaması küstarlığa girer mi?
Evet. Bayanların gün içinde girdikleri itikaflar için eşlerden müsaade almaları gerekli midir? Eşler evde olmasa da? Hayır. Gece için söyledim. Bizim karşı dairedeki bayan komşusu sürekli bizim dış kapıyı gözetliyor. Her gelenden gidenden haber oluyor. Özellikle komşulardan gelen giden olursa onlara da kinleniyor, tavır alıyor. Rahatsız oluyoruz. Ne yapmalıyız? Sabır komşunuza. Hayırlı akşamlar sizin sohbetinizi dinliyorum. Almanya'da oturuyorum sizden ders alabilir miyim? Hayırlı geceler. Ders kağıdınızı gönderiyorum. Allah mübarek eylesin. Cenab-ı Hak daim eylesin. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Kardeşlere selam söyleyin. Orada Almanya'da kardeşlerimiz var.
Onlarla irtibata girin inşallah. Arkadaşlar ders alan kardeşler normalde kimden ders alırlarsa aslında bizden derslilerse bizim dersimizdir. İster zakirlerden ister kardeşlerden hiç sıkıntı yok. Bir günlük itikaf kaç saat uyunabilir. Yani normalde az uyumanız hayırlıdır, eftaldir. Telefon numaramız. Ben kardeşler telefon numaramı vermekten inticap eden bir kimse değilim. Telefon numarası istiyorsanız eyvallah veriyorum ben de. Sıkıntı yok. İslamiyet'te bir kız için evlilik yaşı kaç olmalıdır. Günümüzde kız çocuklarını muhafaza etmek daha zor. Günümüzde bunca sapkınlıklar olduğu müddetçe hızla evlendirmeli miyiz?
Bu noktada evet bir çocuk evini geçindirebilecek evi idare ettirebilecek bir eşi idare ettirebilecek noktada ise evlendirilebilir. Ben tabi olmadan önce birkaç yıl tekkeye geldim. Bir gün gelmeden önce arkadaşlar çaldı. Alpera'nın ocaklarına gittim. Bir dergaha bağlı bir kardeş kalacak yeri yokmuş, sığınmış. Orada topluluğu görünce başladı anlatmaya. Namaz kılın, eğer kılarsanız yetmiş huri verecekler. Bu kardeş dinin hangi farzını saysa sonunda yapın huri verecekler diyor. Arkadaşa dedim ben gideyim kötü olacak ayıp olur dedi. Sonra da ben huri için yapılan ibadeten hayır gelmez dedim. Kızdım o da bana dinsiz şeytan oluyor dedi. Ben içeriye Allah rızası için namaz kılın dedim.
Çıktım sonra üzüldüm misafirdi. Sonuçta hata mı yaptım? O demek ki evlenememiş garibim. O yüzden haberi huriye kafaya takmış. Allah yardımcısı olsun inşallah. Bir kimsenin sufilik yoluna girmesi yalnızca ona dua edilmesi mümkün müdür? Allah yardım etsin herkese sufilik yolu açık. Kardeşler herhalde bitiremeyeceğiz saat 2-8 geçiyor. Allah yardım etsin bütün herkese. Bunları normalde hepsinde tıklayıp geçeceğim. Çünkü Kadir gecesinde Kadir gecesi ile alakalı konuşacağız. O yüzden normalde eğer Kadir gecesi ile alakalı soru sormanız için bunları tıklıyorum. Yani okunmuş gibi cevap verilmiş gibi olacak. Kadir gecesi günü inşallah taze soru sorun veya aynı sorularınızı tekrarlayın.
O yüzden normalde bu sorular çünkü Kadir gecesi günü bir hükmü kalmayacak. Kadir gecesini işleyeceğiz. O yüzden hepsini de tıkladım. Soruları tekrar sormak isteyenler sorabilirler. Hakkınızı helal edin. Tıklanmamış hiçbir soru kalmadı. Yani en son herhalde zannediyorum 25-30 tane soruyu cevaplandıramadım. Zaman kalmadı çünkü. Allah izin verirse inşallah siz bu Kadir gecesinden sonra inşallah sorularınızı tekrar yazarsınız. Aklınızı helal edin. Biz mutat olan tevhidimizi çekeceğiz. Ondan sonra da son selamlamayla geceyi bitireceğiz. Eftali zikir fâlevennâhu La ilahe illallah Hak Muhammed'e Resulullah cemiyen enbiyayı ve mürselin Velhamdülillahi rabbil aleminel Fatiha ma selavat.
Amin. Geceniz mübarek olsun. Hayırlı sahurlar, hayırlı Ramazanlar. Allah izin verirse inşallah salıyı çarşambaya bağlayan gece Kadir gecesi. O gece de inşallah buradayız. Konu Kadir gecesi ile alakalı olacak. İnşallah salıya kadar görüşmek üzere. Allah'a emanet olun. Hayırlı sahurlar inşallah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.