TASAVVUF VAKFI MUSTAFA ÖZBAĞ KADİR GECESİ SOHBETİ 19 MAYIS 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 20 Mayıs 2020 · 2:58:44
Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, hayırlı geceler, Allah gecenizi mübarek eylesin, Cenab-ı Hak tutmuş olduğunuz oruçları kabul eylesin, yapmış olduğunuz ibadetleri kat kat fazlasıyla karşılık versin inşâAllah. Yine bir Ramazan gecesi ama bu gece diğer Ramazan gecelerinden daha farklı. Çünkü içinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan hayırlı bir gece, Kadir gecesi.
Allah Kadir gecenizi inşâAllah mübarek eylesin. Bu Kadir gecesi de böyle canlı yayında, canlı sohbette geçecekmiş. Toplanamayacakmışız, beraber zikrullah edemeyeceğiz, sema edemeyecekmişiz. Komple toplanıp kandilleşemeyecekmişiz. Nasip böyleymiş, kısmet böyleymiş. Bir korona hastalığı böylece bizlerin hepimizin de evlere hapsetti. Hepimizin de bulunduğu yerlerde hapsetti. Şükür hamdolsun, bugünkü günlük korona vakası açıklamalarına bakınca ölüm oranları daha da düştü. İşte hastalık oranları daha da düştü. Tedavi olanlar daha da yükseldi. Buradan bari bir ümit var, umut var. Bu önlemler hamdolsun demek ki faydalı oluyor. İnsanlar evde kalınca hastalığı bulaştırmıyorlar birbirlerine.
Böylece hastalıktan yavaş yavaş kurtulacağız inşallah. İnşallah bu günler bittikten sonra Rabbim yeniden eski günlerimize döndürsün inşallah diyelim. Bugün malum işte Kadir Gecesi, Kadir Gecesi içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı bir gece. Cenab-ı Hak bunu vaat etmiş Kur'an'ında. O yüzden Kadir Gecesi Kur'an'la, sünnetle, imamların iştahatlarıyla sabit. Her Ramazan'da bizim inancımız o, Ramazan'ın son 10 günü, son 10 gününde bir gün, tek günler, işte Kadir Gecesi olarak tespit edilmiş. Bütün sahabe, tavin, tevai tavin genel olarak Ramazan'ın 27. gecesi olarak kendilerince isabet ettirmişler. Demişler ki bütün bu bilgiler ışığında 27. gecesi demişler.
Biz de 27. gece olarak kutluyoruz. Burada bir şey belirtmek istiyorum. Bu sadece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sağlığında olan bir şey değildi. O yüzden Kadir Gecesi kıyamete kadar devam edecek olan bir gece. Ramazan'ın son 10 gününde veyahut da Ramazan'ın içinde çok zayıf rivayetler var. Yılın ne gününde olduğu belli değil diye ama en kuvvetli rivayetler Ramazan'ın son 10 gününde olan bir gece.
O yüzden böyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sağlığındaydı. Ve o vefat ettikten sonra Kadir Gecesi son buldu. Kıyamete kadar bir daha böyle bir şey olmayacak sözü veyahut da bu sav doğru bir sav değil. O yüzden böyle söyleyenler var. Bunu tartışmaya açmaya çalışıyorlar. Yani bu biraz da kandillere karşı olan işte Regaib kandili, Mevlüt kandili gibi, Berat kandili gibi bu kandillere karşı olan bu grup bunu da az bir şey destekliyor gibi.
Biraz şia, biraz böyle o selefi, vahabi kesimi bu meselenin üzerinde böyle bunu sulandırmaya çalışıyorlar. Hani işte önceden diyorlardı ki 5-10 yıl önceye kadar işte bir tek Kadir Gecesi Kur'an'da var, diğerleri yok. O yüzden onlara karşıyız diyorlardı. Şimdi Kadir Gecesi'ni de işin içine kattılar. Şimdi Kadir Gecesi'ne de karşı gruplar oluşmaya başladı. Hızla insanlar Kur'an, sünnetin, imamların iştihadının dışında ne yazık ki sapkınlıklar üretiyorlar. Kur'an ve sünnetin dışına çıkmaya çalışıyorlar. Sünnet-i seniyi reddetmeye, hadis-i şerifleri reddetmeye çalışıyorlar. Bunun zeminini oluşturuyorlar. Oluşturdular da bunun artık böyle son yıkıcı darbeleri vurmak istiyorlar.
İşte ehli sünnet olan Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlar da kendilerince, güçlerin nispetinde bunlarla mücadele etmeye gayret ediyorlar. Ama çetin bir mücadele geçiyor. Çok çetin bir mücadele var. O yüzden bu belki de bu mücadelenin içerisinde olmayanlar bunun farkında olmayabilir. Ama Kur'an ve sünnete sımsıkı sarılan, hadis-i şeriflere sımsıkı sarılanlarla, işte kaderi inkar eden, hadislerle alay eden, sünnet-i seniyeyle alay eden, bize Kur'an yeter deyip, işte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini ve sünnetlerini terk eden, reddedenlerin arasında çetin bir mücadele var.
Ve bu mücadele hem ilmi noktada hem de böyle sosyal medyada acımasız bir şekilde gidiyor. Bu hadis-i şerifleri inkar edenler, bu sünnet-i seniyeyi inkar edenler, arkalarına Avrupa Birliği'ni, Fransa'yı bilhassa ve Almanya'yı, ABD'yi, İsrail'e almışlar. Var güçleriyle sünnet-i seniyeyi ve hadis-i şerifleri savunanlara saldırıyorlar. Ve bunlar böyle ne yazık ki Diyanet Teşkilatı'nda da, İlahiyat Teşkilatı'nda bunlar bir kısmı, bunların büyük bir kısmı var. Diyanette çok böyle etkin değiller ama İlahiyat Teşkilatı'nda etkililer ve İlahiyat Teşkilatı'nda hadis-i inkarcıları daha fazla böyle önde oluyorlar. İnsanlar onlardan çekiniyorlar nedense. Onlarla böyle sürtüşmek istemiyorlar.
Onlara karşı mücadele etmek istemiyorlar. Onların çünkü arkalarının var olduğunu, onlarla mücadele ederlerse başlarına bir şey geleceklerini düşünüyorlar herhalde. O yüzden o hadis-i inkarcılara arsız itler gibi her yere saldırıyorlar. Tabirimi hoş görün demeyeceğim. Bunlar arsız it gibi çünkü. Bunlar böyle havlıyorlar, harlıyorlar, ortalığa saldırıyorlar. Böyle kim hadis-i şerif dese, kim sünnet-i seneye dese onlara büyük bir saldırı, hakaret, alayvari işler yapıyorlar. Rabbim onların inşallah dillerini tutsun, nefeslerini kessin, onların ömürlerini kısa etsin inşallah. Ki dünya bunlardan selam etersin. Ümmet-i Muhammed bunlardan selam etersin. Bunlar Amerika'dan, İngiltere'den, Londra'dan, bunlar İsrail'den, bunlar Almanya'dan, bunlar böyle oradan buradan beslenen, bunlar beslemeler.
Rabbim onların şerrinden Ümmet-i Muhammed'i muhafaza eylesin inşallah. Bunlar nereden besleniyorlarsa, böyle beslenerekten Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışanlara saldırıyorlar. Bunlar siyasetçilerin içerisinde var, bürokratların içerisinde var. Bunlar ama bir gazeteci portresiyle, bir siyasetçi portresiyle, bir milletvekili portresiyle, bir bilim adamı portresiyle, veya bir din adamı portresiyle, bir araştırmacı yazar portresiyle, bunlar bizim önümüze çıkıyorlar. Ve sünnet isyeniyle sabit olan, hadislerle sabit olan her şeye karşı çıkıyorlar. Allah onlara fırsat vermesin inşallah. O yüzden Kadir Gecesi'ne de saldırıyorlar. Bu Kadir Gecesi'nin de normalde Peygamber ayetle sabit olduğundan, sadece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin devrine ait olduğunu ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vefat ettikten sonra, Kadir Gecesi'nin de olamayacağını söylüyorlar.
Tıpkı İslam hukuku gibi. Hani İslam hukukunu da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dönemine bağlı kalıp, şimdi mesela işte modern dünyada İslam hukukunun uygulanamaz olduğunu, uygulanmaması gerektiğini söyleyenler gibi bunlar da. Yani şu anda siyasetçilerin, bürokratların, bu ilahiyatçıların içerisinde de bugünkü dünyada İslam hukukunun uygulanamayacağını, uygulanmaması gerektiğini, işte evrensel Avrupa'da, Amerika'da mevcut bulunan hukuku uygulamamız gerektiğini düşünüp, düşünüp bunu savunan insanlar olduğu gibi, bunlar da Kadir Gecesi'nin kendi zamanı,
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında var olduğunu söyleyip öyle gidiyorlar. Faize de alakalı öyle söylüyorlar. Fuhuşla da alakalı öyle söylüyorlar. Veya işte haram olan içkilerle de alakalı öyle söylüyorlar. O zaman için haram edilmiş, bugün için haram edilmemesi lazım diyorlar. Veyahut bazı ayet-i kerimeleri genelde haramları ilgilendiren, hukuki ilgilendiren, cezayı ilgilendiren ayet-i kerimelere de bu açıdan yaklaşıyorlar. Allah onlara fırsat vermesin inşallah. Bu gece Kadir Gecesi, biz tabi Kur'an ve sünneti sımsıkı bağlı kalanlar, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izini takip edenler, bu Ramazan'ın 27. gecesini Kadir Gecesi olarak kutlamaya biz devam edeceğiz. Allah ömür verirse, Allah nefes verirse, ölünce kadar da biz onu kutlamaya devam edeceğiz inşallah.
O yüzden yeniden Kadir Geceniz mübarek olsun cümlenize inşallah. Kadir Gecesi, Kadir Suresi'nde sabit. Allah'ın ayetlerinin hükmü zamana bağlı değildir. Belli bir zaman sonra Cenab-ı Hakk'ın ayetlerinin hükmü, geçerliliğini kaybeder diyemeyiz. İşte tarihsel mi bakacağız, evrensel mi bakacağız, tartışmasına girmemize gerek yok. Cenab-ı Hakk'ın ayet-i kerimeleri kıyamete kadar devam edecektir. Kur'an'ın hükmü, Kur'an'ın ahlakı, Kur'an'ın ahkamı, Kur'an'ın bütün ayet-i kerimelerinin tecelliyatları kıyamete kadar devam edecektir. Ve ne zamanki dünya üzerinde kıyamet koptu, o zaman Kur'an'ın ahkamı dünya üzerinden kaldırılacak. Kıyamete kadar Kur'an'ın ahkamı devam edecek.
Ve asla asla bu ahkam değişmeyecek de. Ayetler de değişmeyecek, ahkam da değişmeyecek. O yüzden Kadir Suresi ayet birden beşe kadar mealen okuyorum. Doğrusu biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh o gece Rab'lerinin izniyle her iş için iner de iner. O tan yer ağırınca kadar bir selamettir. Kadir Suresi ayet bir ile beş arası. İşte bu Kadir Gecesi de Ramazan'ın içerisinde. Çünkü Bakara ayet yüz seksen beş diyor ki Ramazan ayı öyle bir aydır ki Kur'an o ayda indirilmiştir. Demek ki Kur'an o ayda indirildiyse doğrusu biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik ayeti kerimesini tefsir ediyor bu Bakara ayet yüz seksen beş.
Demek ki Kur'an Ramazan ayında inmiş ve Ramazan ayında da Cenab-ı Hak onu Kadir Gecesi indirmiş. Bunun üzerinde şek şüphe yok çünkü Kadir Gecesi ayetle sabit ve kıyamete kadar Kadir Gecesi bu dünya üzerinde tecelli edecek. Bakın kıyamete kadar ve bu ayet de sabit. Bunun üzerinde tartışma yapanlar, bunun üzerinde şek şüphe yapanlar imanlarını yenilecekler. Eğer yenilerlerlerse, eğer yenilemezlerse Kadir Gecesi'nin sadece Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanındaydı. Şimdi geçerliliğini yitirdi diyenler tecrid-i iman, tecrid-i nikah yapmaları gerek. Sebep çünkü ayetle sabit olan bir şeyi değiştirmeye çalışıyorlar, reddediyorlar. Allah muhafaza eylesin.
İbn-i Abbas ve başkaları da, çoğunluk, Allah-u Teala Kur'an'ı bütün haliyle Lef-i Mavuz'dan dünya gökyüzüne, İzzet evine indirdi. Sonra teker teker vakalara göre 23 senede Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine inzal buyurdu. Daha sonra Allah-u Teala Kadir Gecesi'nin değerini yücelterek Kur'an-ı Kerim'i indirmeyi tahsis etti. Bu gece hakkında şöyle buyuruyor. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Ve Cenab-ı Hak böylece Kadir Gecesi'nin kıymetini, Kadir Gecesi'nin ehemmiyetini kendisi beyan ediyor. Kur'an'ın indirildiği gece, Kur'an'ın indirildiği geceye Cenab-ı Hak farklı bir anlam, farklı bir mana veriyor.
Nasıl Cuma geceleri mübarek ise, nasıl Arife geceleri mübarek ise, nasıl Ramazan ve Kurban bayram günleri mübarek ise, nasıl Şaban'ın 15. gecesi mübarek ise, nasıl Recep'in birincisi gün mübarek ise, nasıl Aşure günleri mübarek ise, Kadir Gecesi'nin de bunların en üstünde, en fevkinde bir gece olarak Cenab-ı Hak ihsan etmiş, bunu beyan etmiş, bunu Ümmet-i Muhammed'e hediye olarak vermiş. Yine İbn-i Hanbel naklediyor hadis-i şerifi. Ramazan ayı geldi, mübarek bir ay. O ayın orucunu Allah size farz kılmıştır. O ayda cennet kapılar açılır ve cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar zincirlere vurulur. Ondaki bir gece bin aydan daha hayırlıdır. O gecenin hayrından mahrum kalan, gerçekten mahrum kalmıştır. Demek ki Kadir Gecesi öyle bir gece ki, o gecenin hayrından mahrum kalan, gerçekten mahrum kalmıştır.
Yani o her şeyden mahrum kalmış, her şeyden uzaklaşmış. Tabiri caizse onun lütuf ve bereket kapıları kapanmıştır. Ama Kadir Gecesi, oruç farz kılınmış ya, oruç tutanlar gündüzünü oruçta geçirecekler ya, gecesini de ibadette geçirecekler. Böyle gündüzünü oruçta geçirip, gecesini de ibadette geçirecekleri için, onlar için kurtuluş sebebi olmuş oluyor. Ve Ramazan orucunu farz gören, çünkü bir kısmı şu anda Ramazan orucunda farz görmüyor. Yani Ramazan'ı bir adet, bir gelenek, bir kültür, bir örf olarak görüyor. Allah muhafaza eylesin. Ramazan orucu, oruç geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ayetle sabit. O yüzden namazla geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.
Ayetle sabit. Öyle olunca bu ayette sabit olan ibadetlerin üzerinde şek şüphe etmek, küfür olmuş olur. Allah muhafaza eylesin. Ramazan ayı, Kur'an ayı, oruç ayı. O zaman o oruç tutanlar, gündüzünü oruçlu, gecesini de ibadetli geçirecekleri için Kadir gecesini tam olarak ihya etmiş olacaklar. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Yine Süfyan-ı Servi naklediyor bunu. Mücahit, Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Kavli hakkında şöyle dediği bana bildirildi. O gecede amel edip gündüz oruç tutmak ve gece kıyam etmek bin aydan daha hayırlıdır. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bir hadis-i şerifinde Allah yolunda bir gecelik ribat ondan başka yerlerdeki bin geceden daha hayırlıdır buyurmuş.
Yani bir gecelik ribat dediği bir gece ibadet etmek, bir gece gözünü kırpmamak, bir gece Allah'a yaklaşmak açısından tabiri caizse askeriyedeki gibi nöbet tutmak veyahut da işte cihat meydanlarında nöbet tutmak gibi veyahut da nefsinin üzerinde her daim uyanık olup nefsinin üzerinde nöbet tutmak gibi ribat bu. Devamlı uyanık olmak, devamlı tetikte olmak, devamlı kendini muhafaza etmek için, korumak için her daim kendini böyle istim üzerine tutmak, aman günaha girmeyeyim, aman yanlışa düşmeyeyim diye kendini her daim dizayn etmek, kendini her daim diri tutmak.
İşte bu ribattan sayılmış ve sufiler bu ribatı çok önemli görmüşler. Ve sufiler gönüllerine bir kara leke gelmesin, şeytan vesvese vermesin, gönüllerine nefis dokunmasın diye her daim gözlerini kalplerinin üzerinden ayırmamışlar ki bir anda olsa gaflete düşmesinler, bir anda olsa günaha kebare girmesinler diye. İşte bu ribatın en büyüğü. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nefisle cihadı en büyük cihat olarak beyan etti bize. Nefisle cihat en büyük cihatsa bir kimsenin nefisle mücadele etmesi ve her an uyanık olması ve her an nefsiyle cihat noktasında mücadele etmesi en büyük cihat olmuş oldu. Ve Ümmet-i Muhammed'in bugün için en büyük sıkıntılarından birisi bu.
Ümmet-i Muhammed günah keballeri önemsemiyor. Ümmet-i Muhammed küçük günahları önemsemiyor. Ümmet-i Muhammed ahlaki hadis şerifleri tabi olmuyor. Ümmet-i Muhammed ne acı ki büyük ve küçük günahlardan kendini arındırma yolunda değil. Oysa Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolu güzel ahlak idi. O yüzden ahlakı güzelleştirmek, o yüzden iyiliklere sahip olmak, güzel şeylere sahip olmaktı. İşte bu bir gecelik ribat yani Kadir gecesini aramak, Kadir gecesini bulmak, Kadir gecesinde ibadet etmek veyahut da Ramazan'ın son on günlerine doğru iyice ibadetlerini arttırmak, gece namazlarını arttırmak, zikrini arttırmak o yüzden çok önemli. Kadir gecesinin 27. gece olduğuna dair birkaç tane rivayetle inşallah sohbete devam edelim.
Yine İmam-ı Hanbel radiyallahu, İmam-ı Hanbel Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden naklediyor. Hz. Peygamber buyurdu ki, Kadir gecesi son on gündedir. Kim o geceleri Allah'ın rızasını isteyerek ibadetle geçirirse muhakkak Allah-u Teala onun önceki ve sonraki günahlarını bağışlar. O tek bir gecedir, dokuz veya yedi veya beş veya üç veya son gecedir. Şimdi burada önemli olan hadis-i şerifte benim için can alıcı nokta şu. Kim o geceleri yani son on günde bakın son on güne yaymış. Kadir gecesi son on gündedir. Kim o geceleri Allah'ın rızasını isteyerek ibadetle geçirirse. Yani bu son on günün içerisini alıyor. Bu son on günü diyor, kim o geceleri Allah'ın rızasını isteyerek ibadetle geçirirse.
Muhakkak Allah-u Teala onun önceki ve sonraki günahlarını bağışlar. Öncekini anladık da bir de sonrakini de bağışlar diyor. Yani ömrünün geri kalan kısmındaki günahları da bağışlar. Bu çok büyük bir müjde Ümmet-i Muhammed için. O yüzden Sufiler bu müjdeye nail olmak için Ramazan'ın son on gününü itikafla geçirmeye gayret etmişler. Bakın Sufiler bu itikaf ibadetine ehemmiyet vermelerinin bir sebebi bu müjdeye nail olmak içindir. Ve hamdolsun bu sene kardeşlerimizden çok itikafa giren var. Evlerde de olmalarından dolayı bir hayli itikafa girenler oldu. Cenab-ı Hak'a hamd ediyorum. İnşallah bu daha da artacak. Daha da artacak. Ve normalde Ramazan'ın son on gecesinde itikafa girenleri daha da arttırmaya gayret edeceğiz.
Bayanlar da, erkekler de Ramazan'ın son on günü itikafa girecekler. Hem böyle halis bir şekilde itikafa girip, halis bir şekilde içeride Allah'ı zikredip geçmiş ve gelecek günahlarını affettirecekler. Bununla alakalı hani birileri hadisleri inkar eder, böyle şeyler olur mu der, akla mantığa uygun değil der. Canım kardeşlerim zaten din akıl dini değildir, din mantık dini değildir, din iman dinidir, din ihlas dinidir, din samimiyet dinidir, din insanın kendi içerisinde inanmasıyla alakalıdır.
Din akla ve mantığa vurulacak bir şey değildir. Din kalbe vurulacak bir şeydir. O yüzden din normal insanların akıllarının üstündeki bir akıl üstü bir meseledir. O yüzden iman etmek zaten akıl üstü bir şeydir. Siz Allah'ın varlığına birliğine iman ediyorsunuz, meleklerin varlığına birliğine iman ediyorsunuz ve meleklerin bir peygambere kitap getirdiğine iman ediyorsunuz. Bunda akıl mantık aranmaz, bu sadece imanla alakalıdır. O yüzden normalde gitseniz siz şimdi aklını ilahlaştıran bir kimseye bunu söylediğinizde o kabul etmeyecek zaten bunu. Neden? Onun aklı ilahlaşmış, aklı ilahlaştığı için aklı tanrılaştırmış kendisini. Öyle olunca onu kabul etmeyecek zaten. Bakın Ramazan'ın son 10 gününü, son 10 gününü bir kimse ibadet de geçirdi, ihlas da geçirdi ve son 10 günün içerisinde Kadir Gecesi'ni yakaladığı için geçmiş ve gelecek bütün günahları affolmuş oldu.
Ne mutlu ki Ramazan'ın son 10 gününü itikafla geçiren kimselere. Buradan tekrar söylüyorum. Ne mutlu ki Ramazan'ın son 10 gününü itikafla geçirenlere. Düşünebiliyor musunuz? Geçmiş, gelecek ne kadar günahları var ise af muafiret olundu. Bu itikaf ibadeti öylesine bir muhteşem ibadettir ki dünyanın içerisinde gözünüzün gördüğü, görmediği her şeyden daha kıymetlidir. Ve benim tezimdir bu. Bir sufi, derviş olacaksa gerçekten ve gerçekten onun itikaf çıkartması gerekir. Seyr-i sülûk yapmak istiyorsa bir derviş, bir sufi muhakkak onun itikafı olması lazım. İtikafsız bir seyr-i sülûk ben kendimce düşünemiyorum. Sebep, çünkü onun gelmiş geçmiş bütün günahları affolacak. Allah bizleri hepimizi onlardan eylesin inşallah.
Yine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, Kadir gecesinin emaresi, onun parlak ve saf bir gece olmasıdır. Sanki o gecede ay dolunay şeklindedir. Durgundur, ne sıcak ne soğuktur. Ve sabah kadar hiçbir yıldız, sabaha kadar hiçbir yıldız kovalanmak için kullanılmaz. Bu gecenin emarelerinden birisi de, ertesi sabah güneşin dosdoğru çıkması ve dolunay halinde ay şuaları gibi olmamasıdır. O gecede şeytan gündüzle beraber dışarı çıkamaz. Demek ki Kadir gecesinin fiziki tecelliyatları da var. Bu normalde semada da tecelliyatları var. Neymiş Kadir gecesinde, emaresi parlak, saf bir geceymiş o gece. Ve ayrıca sanki o gecede ay dolunay şeklinde gibi görünüyormuş. Ve aynı zamanda durgun ve ne sıcak ne soğukmuş.
Ve sabaha kadar da hiçbir yıldız herhangi bir şeyi kovalamak için kullanılmazmış. Bakın, emek ki yıldızlar da sakin, onlar da sükunetli. Gök komple sükunete ermiş oldu. Neden gök komple sükunete erdi? Çünkü gök halkı da Kadir gecesini ihya ediyor. Çünkü gök halkı da Kadir gecesinde ne yapıyorlar? Onlar da Beytullah'ı tavafa geliyorlar. Şimdi bu gece bütün gök halkı Beytullah'ı tavaf etmeye geliyor. Bu gece öylesine mübarek bir gece. Kadir gecesi bütün Beytullah'ın, gök halkının tavaf ettiği, gök halkının bölük bölük, bölüm bölüm ve bölük bölük. Herkesin kendi sülalesine göre, kavmine göre kavim kavim gelip orada Beytullah'ı tavaf ederler. Ve Beytullah'ı onlar o 27. gece yani Kadir gecesi günü sabaha kadar bütün melekler, cinliler hepsi de Beytullah'ı tavaf eder.
Diğer daha mahluklar hepsi de Beytullah'ı tavaf ederler. Yine İbn-i Abbas nakletti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Kadir gecesi hakkında şöyle demiştir. Parlak, güzel bir gecedir. Ne sıcaktır ne soğuktur. Kadir gecesinin ertesi günü güneş, cılız ve kızıl olarak doğar. Yine bunu ne? Ebu Davut nakletmiş. Burada şimdi Kadir gecesinin nasıl hani tespit edildiğiyle alakalı uzun bir hadis var. Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretleri bütün sahabeyi toplamış bu konuyla bilgisi olanları. Ve hepsini Kadir gecesiyle alakalı bildiklerini orta yere dökmeye çağırmış. Ve onların hepsinin içerisinde bunlar herkes görüşünü bildirirken Hazreti Abbas'ın oğlu Abdullah o naklediyor. Ben diyor Kadir gecesinin hangi gece olduğunu biliyorum der.
Hazreti Ömer efendimiz hangisi diye sorunca son ondaki geçen veya kalan yedinci gece der. Geçen veya kalan yedinci gece. Geçen yirmi yedinci gece. Kalan yirmi üçüncü gece. Anlaşıldı değil mi burası? Ne diyor? Son ondaki geçen veya kalan yedinci gece. O zaman olunca ne oluyor? Ya yirmi üçüncü gece olacak ya da yirmi yedinci gece. Ya da ne? Yirmi beşinci gece. Hazreti Ömer bunu nereden bildin? Delilin ne diye sorunca İbn-i Abbas şu açıklamayı yaptı. Allah yedi sema, yedi arz, yedi gün yarattı. Ayda yedi üzerine yani yedişer günlük haftalar halinde devam ediyor. İnsan da yediden yaratılmıştır.
Yediden yer dedi. Üzerine yediden yer, yedi üzerine de secde eder dedi. Kabe-i tavaf yedidir. Şeytana atılan taş da yedidir. Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretleri bu açıklama karşısında tatmin oldu ve takdirlerini bildirdi. Ona ifade etti ve böylece İmam-ı Azam da, işte İmam-ı Hanbel de bu hadis-i şerifi, bu sözü kendilerinin ölçü olarak aldılar. Ve yirmi üçüncü geceyle, yirmi yedinci gecenin arasında ama ittifak halinde yirmi yedinci gece olarak bildirdiler. O hani yediden yer, yediden yaratıldı dediği yer, yer küresi. Hani o da Abese suresinde geçiyor ya, öyle ya insan yiyeceğine bir baksın. Doğrusu biz onu suyu bol bol indirdik, sonra toprağı iyiden iyiye yardık.
Böylece orada tane bitirdik. Üzüm ve yonca, zeytin ve hurma, sık ve bol ağaçlı bahçeler, meyve ve mera sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için diye. Abese suresinde, ayet yirmi dörden otuz ikiye kadar. Bu yerden yer, yerden yaratıldı. Yani topraktan yaratıldı, yerden yer içer. Yani topraktan biten meyve, sebze ve topraktan beslenen hayvanlardan yer içer manasında. Tabi sıra geldi şimdi, Kadir Gecesi'ni ihya etmek. Kıymetli kardeşler, sorularınıza biraz daha fazla zaman kalsın diye, böyle bunları bölüm bölüm sohbet etmeye gayret ediyorum. İnşallah bu bölümü de bitirdikten sonra yine sorularınıza geçeceğiz. Bir de mümkün olduğunca bu gece sohbeti erken bitireceğiz ki, herkes evlerinde biraz ibadet etsin, namaz kılsın, Allah'ı zikretsin, biraz dua etsin.
İnşallah ona da bir zaman kalsın istiyorum. İnşallah. Bu başlık da Kadir Gecesi'ni ihya etmekle alakalı. Yine Buhari ve Müslümin sahihlerinde, Ebu Hureyre'den rivayet, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, Kim Kadir Gecesi'ni iman ve ihlasla ibadet ederek geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır. Bakın normalde, şimdi o İmam-ı Hanbel'in tekrar, o hadisini tekrar nakleteceğim burada. Kim o geceleri Allah'ın rızasını son 10 günde isteyerek ibadetle geçirirse, muhakkak Allah-u Teala'nın önceki ve sonraki günahların bağışlar olarak buyuruyor. Şimdi kıymetli dostlar, Kadir Gecesi, yani son Ramazan'ın son 10 günü ve bilhassa Kadir Gecesi, bu kadar muhteşem bir gece. Cenab-ı Hakk'ın rahmetinin, bereketinin, lütfunun, ikramının, ihsanının, affının, mağfiretinin aktığı bir gece.
Ve bu hadislerle de sabit. O zaman kim Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş ve gelecek günahlarından ne olmuş oldu? Kurtulmuş oldu. Cenab-ı Hak bizleri onlardan eylesin. Yine Fatır Suresi, ayet 10. Güzel sözler ona yükselir. O sözleri de salih amel yükseltir. Demek ki Allah'a dua edeceğiz, Allah'ı zikredeceğiz, Allah'ı tesbih edeceğiz, tenzih edeceğiz, teşbih edeceğiz, bol bol dua edeceğiz. Ve bu güzel sözler de ne olacak? Ona yükselecek. Ama o sözlerin yükselmesine sebep de salih ameller olacak. Yani bir kimsenin sadece dua etmesi çok yeterli değil. Salih amelle onun desteklenmesi lazım. Bir kimsenin sadece zikretmesi yeterli değil. Onun salih amelle desteklenmesi lazım. Onun sadece oruç tutması yeterli değil.
Onun salih amelle desteklenmesi lazım. Bütün ne kadar güzel sözler söylerseniz söyleyin. Ne kadar ne yaparsanız yapın. Onların arkasında salih ameller destekleyici olmak zorunda. Bu ayette sabit çünkü. Siz çok güzel konuşabilirsiniz. İnsanları konuşurken ağlatabilir, kendisinden geçirebilirsiniz. Eğer sizin sözlerinizin arkasında salih bir amel yok ise siz insanları ağlattınız veyahut da hüzünlendirdiniz veyahut da güldürdünüz. Bir anlamı kalmadı. Ha ağlatmışsın, ha güldürmüşsün. Bir farkı yok. Sebep çünkü o konuşan kimsede salih amel yok. Eğer salih amel olmayan bir kimse ne kadar güzel konuşursa konuşsun, ne kadar edebi bir telaffuzu olursa olsun o kişinin kurtuluşuna bir sebep olmaz. O yüzden burada bütün derviş kardeşlere şunu belirtmek istiyorum.
Yani sizin zikirleriniz, sizin dualarınızın salih amellerle süslenmesi, desteklenmesi gerekir. Muhakkak farzlara riayet edip namazınıza, orucunuza dikkat etmeniz lazım. Muhakkak haramlara dikkat etmeniz lazım. Muhakkak güzel ibadetler, güzel ameller işlemeniz lazım. Ve Allah'a da daha da yakınlaşmak istiyorsak, daha da yakınlaşmak istiyorsak biz o salih amellerle Allah'a yaklaşmayı, salih amellerle Allah'la aramızda dostluk kurmaya gayret etmeliyiz.
Buradaki söylenen sözler, zikirler, oruçlar, ondan sonra namazlar, zekatlar yapılan iyi amellerin hepsinin sebebi Allah'a yakınlaşma. Allah'a yaklaşmak içindir, Allah'ı bilmek içindir, Allah'ı birlemek içindir ve Cenab-ı Hak'ı tanımlamak, Cenab-ı Hak'ı bilmek içindir. Yoksa oruç salih bir ameldir, salih bir ibadettir ama bunun maksadı, amacı, hedefi Allah'ı birlemek, Allah'ı bilmek, arifi billah olmaktır. Bütün ibadetlerin amacı, bütün ibadetlerin maksadı arifi billah olmak, marifetullah'a erişmektir. Allah'ı bilmek içindir, Allah'ı bilme noktasında durmamız içindir. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, bizim yaratılış sebebimiz Allah'ı tanıma ve bilmedir. Bizim yaratılış sebebimiz çok ibadet etme değildir. Eğer çok ibadet etme olmuş olsaydı, melekler Allah'a yeterdi. Bakın çok ibadet etmek olmuş olsaydı, biz çok ibadet peşinde değiliz.
Biz Allah'ı bilmek, Allah'ı tanıma peşindeyiz. Allah'ın sıfatsal tecelliyatlarını hem mükevanatta, hem kendi üstümüzde, kendi nefsimizde, hem de dış alemde, komple her şeyle onu tanıma ve bilme noktasında olacağız. Bizim yaratılış sebebimiz bu. O yüzden o güzel sözleri, yani zikirlerimizi, yani Kur'an-ı Kerim okumalarımızı, yani tatlı nasihatlerimizi, yani insanlarla hoş sohbetlerimizi, dilimizin tatlılığın, güzelliğinin muhakkak ki amellerle, salih amellerle desteklenmesi gerekir.
Salih amellerle o güzel sözlerin yüceltilmesi yükseklere doğru, Allah'ın katına, Allah'ın katı yüksekte manasında onu yüceltmek içindir. Yoksa Allah'a mekan izafe etmek için değildir. O yüzden birileri de kalkıp sütunun gerisinde saklanıp, şuradan eksik bir şey söyleyse de, biz de onu eleştirsek diye beklemeyin. Dilimiz sürçebilir, dilimiz kayabilir, gönlümüzdekini dilimize döndüremeyebiliriz, Allah muhafaza eylesin. Veyahut da kafamızda geçen bir kurguyu tam olarak dilimize dökemeyebiliriz, ebediyatımız veyahut da Türkçemiz buna yeterli olmayabilir. Bunda bir eksik kusur aramaya da çalışmayın. O yüzden kıymetli dostlar, Allah zamandan mekandan münezzehtir. Ama buradaki amaç, buradaki maksat, Allah'a yaklaşmaktan da maksat, Allah'ı tanımak, Allah'ı bilmektir.
Yoksa tabiri caizse, siz birisinin yanı başında durmuşsunuz ama onu tanımaktan ve bilmekten uzak olmuşsunuz. O yakınlığınızın bir anlamı kalmaz. Burada yakınlığın maksadı, onu tanımak, onu bilmek içindir. Yoksa herkes kalabalıkların içerisinde dolaşır, yürür. Ama onu tanımlamak, onu bilmek farklı bir şeydir. O yüzden Allah'a yakın olmak farklı bir şeydir. Allah'ı tanımak ve bilmek farklı bir şeydir. Yakın olmak, tanımak ve bilmek içindir. Yoksa yakin olmak için mücadele etmek, insanı yakınlikte bırakır. Hedef Allah'ı tanımak, Allah'ı bilmek, tabiri caizse bütün sıfatsal tecelliyatlarını mükaşefe etmektir. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Burada bu geceyle yapılacak olan ibadetlerin başında Allah'ı zikir gelir.
O yüzden biz önce bu gece ne yapacağız? Çokça Allah'ı zikredeceğiz. Bakın neden Allah'ı çokça zikredeceğiz? Çünkü Allah'ı çokça zikredeceğiz ki zikirle iştigal eden, zikirle meşgul olan insanların etrafını melekler kuşatırlar. Hani melekler bugün inecekler inecekler ya yeryüzüne. O zaman en önemli ibadetlerden birisi Allah'ı zikirdir. Namaz insanları kötülükten alıkoyar. Ama Allah'ı zikir en büyük iştir. Ankabüs suresi ayet 45. O yüzden Bakara'da Allah'ı zikredin, Allah da sizi zikretsin der. O yüzden Allah'ı zikretmek en büyük iştir. Bu gece yapılacak olan en önemli ibadetlerden birisi Allah'ı çokça zikretmektir. Benim nazarımda ikincisi Allah'a çokça dua etmektir.
Benim nazarımda üçüncüsü Allah'a çokça tövbe etmektir. Bu geceyi biz zikirle, tövbeyle, duayla geçirmemiz gerekir. Kıymetli kardeşler Allah'ı zikir insanın bütün kirlerini, paslarını temizleyecek. Allah'a yakın edecek en önemli ibadetlerden birisi. Ve yine tirmizi de geçiyor hadis-i şerif. Sizin diyor Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki bir gün sordu, sizin için en hayırlı olan ve derecenizi en ziyade arttıran, melikinizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı,
düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi? Evet ya Resulallah dediler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, bu Allah'ı zikirdir. O yüzden kıymetli dostlar, bakın düşmanla karşılaşıp boyunlarınızın vurulmasından veyahut da sizin boyunlarını vurmanızdan veya vurulmanızdan veyahut da Allah katında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı.
Yani siz o kadar altın para, gümüş, o kadar şey tasadduk ediyorsunuz ki, ondan tasadduk ettiklerinizden daha büyük sevap. Cihattan daha üstün olan ve insanları en temiz, en temiz bir hale getirecek olan ibadet neymiş? Allah'ın zikriymiş. O yüzden Allah'ı çokça zikredelim. Muhakkak ki zikirle dudaklarımız ıslak olsun, zikirle dudaklarımız kurusun, zikirle içimiz coşsun, zikirle tüylerimiz ürpersin. Allah'ın o salih kullarıdır ki Allah anıldığında onların vücutları titrer. Bizim vücutlarımız titresin Allah'ı zikrederken ve biz kendimiz titreyelim Allah'ı zikrederken. Ve Allah'ı öylesine zikredelim ki dışarıdan görenler işte bunlar deli olmuş desinler. Öylesine zikredelim. Yine Hazreti Enes'in Radiyallahu anh Hazretleri naklediyor.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şöyle buyurdu. Allah-u Teala Hazretleri şöyle seslenir. Beni bir gün zikreden veya bir makamda benden korkan kimseyi ateşten çıkarın. Bu büyük bir müjdedir. Bakın beni bir gün zikreden, beni bir gün zikreden bir kimse oturmuş bir gün onu zikretmiş. Beni bir gün zikreden veya bir makamda benden korkan kimseyi ateşten çıkarın. Cehennemi gözünüzün önüne getirin. Hesaplar, kitaplar görülmüş. Cennetlikler cennete gitmiş. Cehennemlikler cehenneme gitmiş. Ve cehennemde herkes cızbız olarken yanacağı zaman, herkes cehennemin içerisine atılacağın bir nida. Bir nida. Beni bir gün zikredeni cehennemden çıkarın. Beni bir gün zikredeni.
Kıymetli dostlar, Allah'ın zikir bu kadar çok önemli bir konu. Allah'ın zikir bu kadar önemli bir amel. Bu kadar önemli bir ibadet. Bir gün Allah'ı zikreden kimse. O yüzden hadis-i şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, kim kalbinden gelerek ihlasla la ilahe illallah derse cennete girer buyurdu. Kim kalbinden gelerek ihlasla bir sefer dahi olsa la ilahe illallah dese o kimse cennete girer. Hani meşhur ya hadis-i şerif, bir gece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin evinden ayrıldığı görüldü. Herkes can hıraş aramaya başladı. Ebu Hureyre radıyallahu anh Hazretleri, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin sahabeden bir hurmalığı vardı.
Sahabenin bir hurmalığı vardı. Birkaç sefer de onu orada bulmuşlardı. Yine oraya gittiler, yine orada buldular. Gecenin karanlığında o hurmalığı hep diyorum ya, o hurmalıkta ne varsa vardı. Ve o hurmalıkta değişik görüşmeler yapıldı. O hurmalıkta cini taifesiyle de görüşüyordu. O hurmalıkta manevi görüşmeler vardı. O hurmalıkta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allah-u Alem kendisinden gelecek Ümmet-i Muhammed'in velilerin ruhlarına sesleniyordu. Ümmet-i Muhammed'in kendisinden sonra gelecek olan mürşidi kamillerinin sesleniyordu. Allah-u Alem. O hurmalıkta onlara sohbet ediyordu. Allah-u Alem. O hurmalıkta Müslüman cinlilere sohbet ediyordu. Allah-u Alem. Ve yine böyle bir gecede, yine böyle bir gecede, yine öyle bir gecede Ebu Hureyre ona yaklaştı. Ebu Hureyre ona yaklaşınca hiçbir şey konuşmadan.
Ebu Hureyre'ye dedi ki, ey Ebu Hureyre git ilk gördüğüne tebliğ et. Kim ihlas ile la ilahe illallah der ise kurtuluşa erdi. Ebu Hureyre dedi ki, bu çok büyük şataatvari bir söz. Bu söz inanılacak bir söz değil. Ebu Hureyre dedi ki, ya Resulallah ben bunu birisine söylersem bana inanmaz ki. Bakın birisine ben bunu söylersem bana inanmazlar dedi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tabiri caizse ayakkabılarını çıkardı. Ona verdi. Dedi ki bunu delil olarak göster. Dedi ki, Muhammed söyledi sallallahu aleyhi ve sellem. Kim ihlas ile bir sefer dahi olsa, la ilahe illallah der ise Allah onu cennetlik edecek, kurtuluşa erdi. Cennet ona vacip oldu.
Ebu Hureyre radıyallahu anh hazretleri çıktı. Bahçeden Hazreti Ömer Efendimiz de, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz de, herkes Hazreti Peygamberi arıyor sallallahu aleyhi ve sellem'i. Onunla karşılaştı. Dedi ki, Allah Resulünün emri. Dedi ki, ey Ömer kim ömründe bir sefer ihlas ile la ilahe illallah der ise o cennetlik olacak dedi. Hazreti Ömer Efendimiz'e de ayakkabılarını gösterdi. Hazreti Ömer Efendimiz ayakkabıları aldı onun elinden, onun göğsüne vurdu. Sakın bunu kimseye söyleme dedi. Sakın bunu kimseye söyleme dedi. Hemen Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin yanına geldi. Dedi ki, ya Resulallah bunu dedi insanlar duyarlarsa hiç amel etmezler ki.
O zaman da dedi ki, la ilahe illallah anahtar dişleri de amelleridir. Bu sonradan söylendi. İlk söz, la kim la ilahe illallah der ise o kurtulaşa erecektir dedi. O yüzden kıymetli dostlar, Hadis-i Kudsi'de la ilahe illallah benim kalamdır buyurdu. Kim benim kalama sığınırsa o ne güzel kaladır dedi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, la ilahe illallah tevhidi şerifine çok ehemmiyet verdi. Biz şimdi kardeşlere bazen tevhide devam et diyoruz. Onlar da bakıyorlar gözümün içine içine. Hani yani tevhide devam et dedi. Yani çok önemli bir şey söylemedi. Sakın tevhidi önemsiz görmeyin. Yoksa Musa aleyhisselamın haline düşersiniz. Hani Musa aleyhisselam da Tur-i Sina'da Allah'a yalvardı seni neyle zikredeyim tevhidimle deyince bunu herkes yapıyor deyince dedi ya Musa'ya.
Ya Musa tevhidimi bir kefeye koysan, bütün yarattıkların mükamennatı bir kefeye koysan, tevhidim ağır gelirdi. Sen onu küçük mü görüyorsun dedi. O yüzden kıymetli dostlar tevhide devam edin. La ilahe illallah demeye devam edin. Hangi esmayı alırsanız alın. Üstadınız size hangi esmayı söylerse söylesin. O esmanız sizin nefis meratiplerinizle alakalı. O esmaya değil tevhide bakın. Ve birlemeye bakın. Ve tevhide devam edin. Ve her baktığınız yerde Cenab-ı Hak'ın cemalini seyretmeyen yolunu bulun. Her baktığınız yerde Allah'la cemalleşmenin yoluna bakın. Her baktığınız yerde Cenab-ı Hak'ın sıfatsal tecelliyatlarını görmeye gayret edin. Her daim tevhide erişmek, birlemek ve tevhide ehli olmak odur.
Biz hayrihi ve şerrihi dedik. İman ettik. O yüzden hayır geldiğinizde tebessüm edip, üzerinizde bir şer bulaştığında yüzünüzü asmayın. Hayrihi ve şerrihi dedik. Belayı da yaratan O, iyiliği de yaratan O. İyilikler nefsimiz, iyilikler Rabbimizden, kötülükler de nefsimizdendir. Kötülükleri, önümüze çıkan şer ve belaları, önümüze çıkan musibetleri nefsinizden bilin. Cenab-ı Hak'ın üzerinde suizam beslemeyin. Allah'ı suçlamayın. Allah'tan nefret ediyorum sözü söylemeyin. Ben Allah'ı istemiyorum artık sözü söylemeyin. Bunlar ne kadar küstahça bir söz. Bunlar ne kadar küstahça bir diller. Allah muhafaza eylesin. Veyahut da Allah bunu mu benim başıma getirdi? Benden başka bir kimseyi getirmedi mi?
Bunlar ne kadar küstahça bir söz. Cenab-ı Hak bizim başımıza ne getirdiyse başımız gözümüz üstüne deriz. Allah'ı iğnelemeyin. Allah'ın dostlarını iğnelemeyin. Müminleri iğnelemeyin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini iğnelemeyin. Onun hadis-i şeriflerini inkar etmeyin. Onun hadis-i şeriflerini kendi kafanızdan reddiye çıkarmayın. Onun hayatını kendi kafanızdan reddiye çıkarmayın. Nefsinizin kafasına tevhid tokmağıyla vurun. Her nefsiniz ayağa kalktığında tevhid tokmağını kafasına vurun. Her nefsiniz ayağa kalktığında tevhid tokmağıyla onun kafasına vurun. Her kalbinizden geçen kötü meselede, her aklınızdan geçen kötü meselede, her sizin karşınıza gelen şerde, müsibette, sıkıntıda tevhidle onun karşısına çıkın.
Tevhid de, deyin ki, her ne bela, musibet gelirse benim nefsimdendir. Benim yaptığım yanlışlıklardan, benim yaptığım eksikliklerden, benim yaptığım kusurlardandır. Benim yapmış olduğum günahı keballerdendir. Ben ne yaptıysam şimdi benim önüme o çıkıyor diye düşünün. Ona buna Ahmet'e, Mehmet'e, Hacca'ya, Ayşe'ye kabahat bulmayın. Kabahatı nefsinizde bulun. Ve tevhide devam edin. Allah'ı zikre devam edin. Ve tevhid kapısından, ve tevhid yolundan hiç ayrılmayın. Ve kendi nefsinizden, kendi kendinizde de esmalar üretmeyin. Yok benim dilime hu esması geldi de, ben sonra hu esmasını çekmeye başladım. Tevhide devam et kardeşim. Senin kendiliğinden diline hu esması gelse dahi, sen kendine geldiğinde tevhide devam et.
Kendiliğinden senin kalbine kahar esması gelse dahi, sen tevhide devam et. Tevhid ne yüce bir makamdır. Tevhid ne yüce bir kulluktur. Tevhid ne güzel bir yoldur. Bu yoldan şaşanların aklına şaşarım. Bu yoldan dışarı çıkanların akılsız görürüm. Bu yoldan çıkan insanları imansız görürüm. Bu yoldan çıkan insanları küstah, kibirli, kendini beğenmiş, nefsine düçarılmış, şeytana düçarılmış. Şeytanın kulu görürüm. O yüzden kıymetli dostlarım, bakın böyle mübarek gecelerde ve mübarek zamanlarda, gündüzde gecede devamlı tevhide devam edin. Devamlı la ilahe illallah'a devam edin. Size hangi esma tarif edilirse edilsin, siz muhakkak ki la ilahe illallah'a devam edin. Üstadınız demiş ki, aklınıza geldikçe hu esmasını çek.
Aklına geldikçe hu esması biraz çek. Ama tevhide devam et. Tevhidle hemhal ol. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Yine kim bir makamda korkarsa, çünkü hadis-i şerifin bir tanesi de kim bir makamda korkarsa, yani öyle bir an geldi, öyle bir nokta geldi. O kimse günaha kebare girecekken Allah'tan korktu. O kimse o günaha kebare girmedi. Hani yedi zümre insan vardı. Yedi zümre insan ne yapıyordu? Herkes mahşerde inim inim inlerken, perperişan olurken onlar ne yapıyordu? Onlar Allah'ın gölgesinde gölgeleniyorlardı. Yedi zümre. Bunlardan birisi neydi? Gecenin yarısında bir kadın ona böyle şanlı, şöhretli bir kadın, bütün erkeklerin peşinden koşabileceği, bütün erkeklerin onu arzu edip isteyebileceği, bütün erkeklerin onunla beraber olmak için can attığı, işte toplumun önde gelen güzellikte, ondan sonra şanda, şöhrette, şatahatta, şatafatta,
herkesin beğendiği, herkesin böyle içinin geçtiği bir kadın, öyle düşünün. Herkes benim Leyla'm olsun diye can attığı bir kadın, öyle düşünün. Ve o kadın gecenin yarısında bir delikanlıya, bir gence, bir erkeğe gel dedi de, o da Allah'tan korurum der, gitmezse diyor. Hiçbir gölgenin olmadığı, hiçbir gölgenin olmadığı mahşerde, o Allah'ın gölgesinde gölgelenecek. Kıymetli dostlar, bakın o hadisi kudsi, farklı bir yerden hadis-i şerif olarak geldi. Ne dedi? Benden bir makamda korkan, yani Allah'tan bir yerde korktu, hırsızlık yapabilirdi, bir an korktu yapmadı. Zina edebilirdi, bir an korktu yapmadı. İşte faiz yiyebilirdi mümin kardeşinden, bir an korktu yemedi. Veyahut da işte bir kadın naçar, perişan halde, işte ben senin nefsimi teslim edeyim, bana biraz yardım et dedi.
Bir an dedi ki, ben Allah'tan korkarım, nikahsız sana yaklaşamam dedi. Bakın Allah'tan korktu. Bir an böyle Allah korkusu onun kalbine geldi. Allah korkusunun kalbine gelince, işleyecek olduğu haramdan geri çekildi. Veyahut da işlediği bir haramdan geri çekildi. Tövbe etti. Allah'a döndü, dedi ki ben bundan sonra bu günahı kebari işlemeyeceğim dedi. Allah'tan korkaraktan ayrıldı. Ona diyor ki, onu da cehennemde nida edilir. Denilir ki, sen de çık. Nereden? Cehennemden. Nazihat Suresi, ayet 40-41. Bunu normalde, bu hadis-i şerifler, bu ayet-i kerimenin tefsiri olarak görün. Ayet-i kerimede diyor ki, ama kim Rabbinin makamından korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varaca yer şüphesiz cennettir.
Hani ben bazen sohbetlerde derim ya, haram işlememekte bir ibadettir diye. Haram işlememekte bir ibadettir. Ve önemli ibadetlerden birisidir. Bir kimse Allah'a olan sevgisinden, Allah'a olan saygısından, Allah'a olan korkusundan, Allah'a olan inancından. Bu makam makam derece derece değişebilir. Bir günah işlemezse, işleyebilecek noktada. Hele bu zamanda, haramlar serbest, helallar yasak. Haramlara ulaşmak o kadar basit ki. Elini attığın yerde, ellisi. Haramın ellisi. Elini attığın yerde. Her yerde, her an, istediğin an harama girebilirsin. Haramı işleyebilirsin. Ama sen Allah'a sevginden dolayı, Allah'a saygından dolayı, imanından dolayı, korkundan dolayı bir haramı işlemiyorsun.
Büyük bir ibadet bu zamanda. Canım kardeşlerim, en büyük cihat bu zamanda bu. Nefisle en büyük cihat bu şu anda. Bir haram işlememek. Gıybet etmemek, dedikodu etmemek, iftira etmemek, süizan etmemek. Çok büyük ibadet bugün için. İçki içmemek, kumar oynamamak, zina yapmamak. Çok büyük ibadet bugün. Bakın çok büyük ibadet. Yoksa bunlar serbest her yerde. Her yerde at oynamak serbest, kupon oynamak serbest, kumar serbest. Devlet eliyle oynanıyor. Türkiye'de kumar. Devlet eliyle. Faiz devlet eliyle Türkiye'de. Bankalar harıl harıl faiz veriyorlar. Faiz devlet eliyle. Veyahut da devlet harıl harıl faiz alıyor. Devlet eliyle faiz.
Ve insanlar artık birbirlerinden de ne yapıyorlar? Faizcilik yapıyorlar. Serbest. Bakın serbest Türkiye'de. Eee? Fuhuş serbest. Zaten yasak değil ki. Bir cezası da yok. Bir cezası yok. İsteyen istediğiyle istediği gibi ilişkiye girebilir. Cezası yok. Arayan yok, soran yok. Zaten memlekette resmi fuhuşhaneler var. Devlet eliyle çalıştırılıyor. Başlarında devletin bekçisi polisi duruyordu. Bilmiyorum şimdi nasıl. Devlet eliyle. Bakın devlet eliyle. Bunlar bu haram yerler. Devlet eliyle çalıştırılan yerler. İçkiyi önceden onu da tekel üretiyordu. Onu da devlet üretiyordu. Şimdi özelleştirildi. O da normalde devletin müsaadesiyle üretiliyor ve satılıyor. Devlet eliyle.
Bütün haramlar devlet eliyle işleniyor. Aklınıza gelebilecek bütün haramlar devlet eliyle işleniyor. Ve devletin müsaadesiyle. Ve katma değerini ödediğinde, vergini ödediğinde her türlü haram iş yeri açabilirsin. İşte masaj salonları adı altında istediğin yerleri açabilirsin. İşte ne bileyim banyo adı altında istediğin haram yerler açabilirsin. İçkihaneler, birahaneler, pavyonlar, barhaneler, cazhaneler. Her şeyi açabilirsiniz devlet eliyle. Bakın günaha girmek zor değil. Günaha girmek basit. Haramları işlemek çok basit. Çok basit. Aklınıza gelen bütün haramlar, ya Allah'ın lanet ettiği, meleklerin lanet ettiği, bütün iyilerin lanet ettiği eşcinsellik serbest, devlet eliyle serbest.
Ve siz onlara hiçbir şey diyemiyorsunuz. Bakın bu eşcinseller, eşcinsel lobisi o kadar kuvvetli ki bu eşcinsel lobisi. O kadar insanlar eşcinsel sevici olmuş ki, o kadar insanlar eşcinselliğe yatkınlaşmış, eşcinselliğe karşı hemhal olmuşlar ki, koskoca Diyanet İşleri Başkanı, fuhuşla alakalı, eşcinsellikle alakalı, Allah'ın dini haram etmiştir, lanetlenmiştir dedi. Türkiye'de kıyamet koptu ya. Türkiye'de kıyamet koptu. Eşcinsel seviciler ve eşcinseller ayağa kalktı. Ve düşünebiliyor musunuz? Diyanet İşleri Başkanı'na mahkemeye verdiler. Soruşturma açılmasını istediler. Gittiler Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na müracaat ettiler. Allah'ın dininin hukukunu ve hükmünü söyleyen bir Diyanet İşleri Başkanı, Türkiye'de soruşturma açıldı.
Eşcinsel lobisi bu kadar kuvvetli Türkiye'de. Eşcinsel lobisi bu kadar her şeye hakim Türkiye'de. Bakın eşcinseller hakkında lanetliktir diyen Diyanet İşleri Başkanı mahkemeye verildikten sonra düşünün artık siz gerisini. Haramı sevmek, haramı övmek, haramı met etmek, haramı alkışlamak serbest, ilericilik, çağdaşlık bunu gerektiriyor. İlerici çağdaş mısın? Evet eşcinsel sevici olacaksın. Bunun artık ileri demokrasinin bir kuralı haline geldi. Demokrasinin bir kuralı haline getirildi. Ne bu? Eşcinsel seveceksin, eşcinselliği alkışlayacaksın, eşcinselliği meth edeceksin. Bakın haramları işlemek, hatta lanetlik olan haramları işlemek bu kadar basit artık.
Artık siz eşcinsellere yüzünüzü dahi ekşitemeyeceksiniz. Sebep? Vallahi yüzünüzü ekşitseniz giderler mahkemeye verirler. Bu beni ikinci sınıf vatandaş gibi gördü, yüzünü ekşitti diye. Ama sarıklılara laf söyleyebilirsiniz. Cübbelilere laf söyleyebilirsiniz. Çarşaflı bayanlara laf söyleyebilirsiniz. Başörtülülere laf söyleyebilirsiniz. Şeyhlere, alimlere, dervişlere hepsine de laf söyleyebilirsiniz. Hakaret edebilirsiniz. Oturursunuz, Twitter'ın, Instagram'ın, sosyal medyanın içerisinde ağzınıza gelecek bütün her şeyi ve küfrü söyleyebilirsiniz. Onları eleştirebilirsiniz. Onlara istediğiniz lafları söyleyebilirsiniz. Onlara istediğiniz iftiraları atabilirsiniz.
Oturursunuz, hatta siz işte muhafazakar da görünebilirsiniz. AK Partili de görünebilirsiniz. İşte Refah Partili de görünebilirsiniz. Veya işte şu partili bu partili görünüp işte şeyhlere, dervişlere, alimlere, ulemalara istediğiniz salyaları sarkıtabilirsiniz. Hadis-i şerifleri inkar edebilirsiniz. Hadis-i şerifleri savunan insanları siz al aşağı etmek için elinizden gelen bütün çabayı, bütün gayretleri gösterebilirsiniz. Bunların hiçbirisi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde suç değil ama eşcinsellik, lanetlik bir iştir demek suç. Türkiye'nin geldiği nokta bu. Geldiğimiz nokta bu. O yüzden işte haramları işlemek bu kadar serbest. Haramları işlemek bu kadar basit. Haramları işlemek çağdaşlık.
Haramları işlemek ilericilik. Haramları işlemek medeni olmak. Yani eşcinsel olmak medeni olmak. Eşcinselliğe karşı mücadele etmemek medeni olmak. Her türlü tesettürsüzlüğü savunmak medeni olmak. Evet. Hani millet aya gidecekti de yani kadınların başörtüsü onların füzelerinin önüne tıkadı. Millet aya gidecekti bizim sakalımız önledi. Millet tabi ya hani birisi de benim Twitter'a yazmış. İşte ben bilim diyorum sen dua diyorsun diyor bana. E ben dua ediyorum. Aşıyı buldunuz da biz vurulmadık mı? Bakın. Hani bilim dediniz. Hani bak bilim bulamadı daha. İnsanlar sapır sapır ölüyor. Bilim hiçbir şey bulamadı.
1400 yıl önceki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin çözümüne başvurdunuz. Neydi çözüm? Tedbir almak ve karantinaya almak. Bakın karantinaya aldınız. 1400 yıl önce de karantinaya almışlardı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri o hastalık bölgesine birisi girdiyse oradan çıkmasın. Giren çıkmasın. Oraya da kimse girmesin dedi. Amerika devlet başkanı dahi bunu söylemek zorunda kaldılar. Uyanın. Uyanın. Bizim içimizdeki hadis inkarcısı kafirler. Uyanın. Bizim içimizdeki hadis inkarcısı münafıklar. Uyanın. Tövbe edin. Geri dönün. Amerika'nın Johnny'si gördü. Siz görmediniz daha. Bakın 1400 yıl önce dediğiniz, eskimiş dediniz, gericilik dediniz.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin hadisleri Amerika'da, Avrupa'da boy boy insanlara ölçü olarak verildi. Sebep, sebep, son din çünkü, son peygamber ve koymuş olduğu tespitler, koymuş olduğu kurallar hala da bugün içinde geçerli. Ne yaptı? Bütün dünya kendini karantinaya aldı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin hadisini uyguladı. Hazreti Peygamber'in hadisini uyguladı sallallahu aleyhi ve sellem. O yüzden evet bilime karşı değiliz. İlim çindi de olsun Müslüman'ı yitikmalı. Gider alırız. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Ama bilim deyip de hadisleri inkar etmeniz, bilim deyip de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni inkar etmenize karşıyız.
Sizinki bilim değil. Sizinki bilimi ilahlaştırmak. Bilim ilah değil. İnsanların kendi akıl güçleriyle, kendi mevcut bugüne kadar gelmiş ilmi fikirleri cem edip yeni bir şey bulmakla alakalı, yeni bir şey görmekle alakalı. Bu bu. Bilim dediniz bu. Ama ilahi kelamı ve Hazreti Muhammed Mustafa'yı sizin reddiye çıkartmanıza gerek yok. Allah bizi affetsin. O yüzden o haramlardan işte kolaycasına işlemek varken hızla işlememek. Onu Allah'tan korkusundan ve saygısından yapmamak. O kötülükten dışarı çıkmak. İşte o kimseyi ne yaptı? Cennetlik etti. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Ve benim çok önemsediğim, çok önemsediğim en önemli ibadetlerden birisi dediğim de ne?
Tevbe etmek. Evet Allah'ı zikredeceğiz ve ondan sonra da ne yapacağız? Ondan sonra da tevbe edeceğiz. Ve tövbe ile de alakalı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ne buyurdu? Dedi ki Allah'tan en çok korkanınız benim günde yetmiş kez. Bir rivayette de ben yüz kez Allah'a tövbe ederim dedi. Bakın bizim bu gece yapacak olduğumuz en önemli ibadetlerden birisi geçmiş günahlarımıza tövbe etmek. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem masretlerinde Hazreti Aişe annemiz soruyor. Diyor ki ya Resulallah ben o geceye varırsam nasıl ne diyeyim ne yapayım? Diyor ki ey Allah'ım sen affetmeyi seversin beni ve beni affeyle diye dua et diyor.
Demek ki biz dua ederken önce ne yapacağız? Tövbe edeceğiz. Allah'tan affımızı dileyeceğiz. Ve kim subhanallahi ve bihamdi subhanallahi lazim ve bihamdi estağfurullah lazim der ise günde yüz sefer deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder dedi. O yüzden kıymetli kardeşler bu gece en önemli yapılacak olan ibadetlerden birisi de tövbe etmek. Arzu ederseniz şöyle sıralayın. Önce tövbe edin ondan sonra Allah'ı zikredin. En sonunda da ne yapalım? Allah'a dua edin. Ve önce tövbe edin. Cenab-ı Hak inşallah tövbelerimizi kabul eylesin. Oturalım bütün geçmiş günahlarımıza tövbe edelim. Cenab-ı Hakk'a bugüne kadar yapmış olduklarımızı kendi kendimize tövbe edelim.
Ve ardından Allah'ı zikredelim. Ve ardından da ne yapalım? Bol bol dua edelim. Şimdi bugünün en önemli eksikliklerden birisi ümmet-i Muhammed'in duadan uzak durması. Oysa Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve Cenab-ı Hak Kur'an'ın keriminde o kadar duanın üzerinde durdu ki dua etmek, dua etmek, dua etmek. Bu dua o kadar çok kıymetli, o kadar çok ehemmiyetli ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri duanın üzerinde çok durdu. Ve Hz. Peygamber dua ibadetin kendisidir buyurdu. Bakın dua ibadetin kendisidir. Ve sonra şu ayeti okudu mealen. Rabbiniz bana dua edin ki size icabet edeyim. Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir buyurdu.
Gafur suresi ayet atmış. O yüzden kıymetli dostlar dua etmek ve ibadet etmek Allah'a kulluğumuzun göstergesidir. Allah'a karşı kibirlenenler, bakın burası çok önemli. Allah'a karşı kibirlenenler Allah'a ibadet etmezler. Yani bir kimse namazı kasten terk ediyorsa Allah'a kibirlenmiştir o kimse. Orucu kasten terk ediyorsa Allah'a kibirlenmiştir. Bir kimse farz olan ibadetleri kasten terk ediyorsa o Allah'a kibirlenmiştir. Allah'a kibirlenenler işte alçalmış olarak cehenneme girerler. Allah'ın farzlarını kasten terk eden, olmazsa olmaz farzları kasten terk eden ve onları yapmayanlar bu ayet-i kerime mucibince Allah'a karşı kibirlenmiş olurlar. O yüzden Cenab-ı Hak der ki gönlünde hadisi kudside gönlünde zerrece kibir bulunan asla cennetime giremez.
Kıymetli dostlar Allah'a ibadet edelim. Allah'a ibadetlerimiz haramlardan uzak durmak ve işte namaz kılmak, oruç tutmak hani meşhur ya Cibril hadisinde İslam nedir deyince Eşhedüven la ilahe illallah ve eşhedüven Muhammeden abduhu ve resuluhu demek. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmek olarak buyurdu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. O yüzden bir kimse İslam oldu ise, İslam oldu ise iman etti. İman neydi? İşte Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe yani hesaba çekilmeye, hayırın ve şerrin Allah'tan olduğuna ve aynı zamanda da cennete, cehenneme, mahşere iman etmekti. Evet. İslam neydi? Yine hadis-i şerriti Cibril hadisinde kelime-i şehadet getirmek.
Eşhedüven la ilahe illallah ve eşhedüven Muhammeden abduhu ve resuluhu demek. Bazen kardeşler diyorlar ki, işte bunu böyle neden hani kelime-i şehadet demiyorsun da bunu böyle söylüyorsun diye bir kardeş sormuştu. Ben dedim ki, ben öyle toplumda öyle insanlarla karşılaştım ki, Eşhedüven la ilahe illallah ve eşhedüven Muhammeden abduhu ve resuluhu diyeceksin dedim de, ben bunu diyemem, ben bunu hiç demedim, benim buna dilim dönmüyor diyenlerle karşılaştım ben. Dikkat edin. Ben sordum, Müslümansın değil mi? Müslümanım dedi. Bakın Müslümanım dedi. Gecenin saat üçü. Dedim ki, Eşhedüven la ilahe illallah ve eşhedüven Muhammeden abduhu ve resuluhu diyeceksin dedim. Kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar diyemedi. Bu ende o kadar çok vaka var ki böyle.
Kadın erkek. Kelime-i şehadeti söyleyemeyen insanlar var. Kıymetli dostlar, çocuklarınıza bunu belirtin. Çocuklarınıza bunu belletin. Kendinize bunu belletin. Bunu muhakkak ve muhakkak bunları kendinize belletin. Kelime-i şehadetten uzak tutmayın çocuklarınızı. Ve düşünebiliyor musunuz? Eşhedüven la ilahe illallah ve eşhedüven Muhammeden abduhu ve resuluhu diyemeyen toplumumuzda insanlar var. Bunu söyleyemeyen, bunu ifade edemeyen kimseler var. Ne yazık ki var. Onları ayıplamıyorum. Onları küçümsemiyorum. Onları reddetmiyorum. Onları itmiyorum. Onları ötelemiyorum. Ne yazık ki bu eğitim verilmedi bizim insanlarımıza. Ne yazık ki verilmedi. Evet. İhsâm neydi? Kelime-i şehadet getirmek. Eşhedüven la ilahe illallah ve eşhedüven Muhammeden abduhu ve resuluhu demek.
Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmekti. Evet. İhsan neydi? Allah'ı görüyormuşçasına yaşamandı. Allah'ı görüyormuşçasına. İşte imanın ve İslam'ın sonucu, amacı, maksadı Allah'ı görüyormuşçasına yaşamaktır. Hani ne tarafa dönerseniz dönün Allah'ın veç'i oradadır. O hale erişmektir. Allah bizi o halde istiyor. Allah diyor ki ne tarafa dönerseniz dönün Allah'ın veç'i oradadır. Allah bizi o halde istiyor. Allah bizi o halde görmek istiyor. Allah'ın nuru yeri de göğü de kaplamıştır. Biz Allah'ın nurunun içerisinde yaşıyoruz. Ve Allah'ın nurunun içerisinde yaşarken Allah'ın nurunu tanımlamaktan uzağız. Allah'ın nurunu görmekten uzağız.
Her yönümüzde Allah'ın sıfatları tecelli ederken Allah'ın sıfatlarının tecelliyatını görmekten, onları anlamaktan, onları idrak etmekten, onları bilmekten uzağız. Kur'an'ın indiriliş sebebi, peygamberlerin gönderiliş sebebi, velilerin varoluş sebebi budur. Allah'ı tanıtmaktır, Allah'ı bildirmektir. Allah'ı tanıtmak gibi bildirmek görevindedir. Kur'an Allah'ı tanıtır bize. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'ı tanıtır bize. Gerçek velilerin, mürşidik kamillerin işi Allah'ı tanıtmak, Allah'ı bildirmektir. Allah'ı göstermektir. Bu manada hepsinin de işi budur. Allah bizi çepeçevre sarvalamış. Bizim şah tamarımızdan daha yakın, şah tamarımızdan daha yakın olan Allah'ı tanımaktan uzağız.
Şah tamarımızdan daha yakın olan Allah'ı bilmekten uzağız. Bizim önümüzü de ardımızı da sağımızı da solumuzu da her şeyimizi bilen Rab var. Ve her şeyimizde ilgilenen Allah var. Her şeyimizi dizayn eden, bütün sıfatlarıyla bizi çepeçepe çevrelemiş, sarmış olan Allah var. Onunla imanımızı kavileştirelim ve onu görüyormuşçasına ibad edelim. O her an bizimle çünkü. O her an bizimlese biz onu her an idrak edelim. Her an idrak ederek yaşayalım. O bizimle her anımızda, yememizde, içmemizde, yatmamızda, kalkmamızda, eşimizde olan muamelelerimizde, çocuklarımızda olan muamelelerimizde, arkadaşlarımızda olan muamelelerimizde, yolda yürürken, araba kullanırken, her şeyimizde, ticaret yaparken, her anımızda bizle beraber o.
Biz de her daim beraber olan Allah'a iman ettik. Ve biz de her daim beraber olan Allah'la aslında her an hem haliz. Ama bundan uzağız. Derdim bu zaten. Biz bundan uzağız. Hani bazı geçen sohbetlerde dedim ya, yeter artık rüyada gördünüz. Uyanıkken görün dememin sebebi oydu. Rüyada gördünüz yeter. Hazreti Muhammed'in Mustafa'nın rüyası da normalde gündüzgü gibi gerçekti. Hadeş-i Şerif'te diyor ki, onun rüyası da normalde gerçekti. Evet yani, uykuda diyemeyiz ona. Değil. Uyanalım canım kardeşlerim. Bütün insanlar uykudadır. E? Öldüklerinde uyanırlar. Biz öyle olmayalım.
Hani bütün insanlar demiyor. İnsanlar uykudadır. Öldüklerinde uyanırlar. Biz şimdi uyanalım. Bakın Allah bizi çepe çepe çevrelemiş. Herkes mahşerde, cenabim mahşerde ve cennette Allah tecelli edecek. Beklerken sen burada tanı kardeşim. Burada tanıyanlar orada şakkadık tanıyacaklar. Burada tanımaya çalış. Burada öğrenmeye çalış. Burada bilmeye çalış. Oruçtan kasıt onu tanımaktır. Zikirden kasıt onu tanımaktır. Onu bilmektir. Duadan kasıt onu tanımaktır. Onu bilmektir. İbadetten kasıt onu tanımaktır. Onu bilmektir. Namazdan kasıt onu tanıma yolunda olduğumuzun göstergesidir. Oruçtan kasıt onu tanıma, onu bilme, ona yakınlaşma yolunda olduğumuzun göstergesidir.
Delildir bu. O yüzden ibadet amaçı değildir. İbadetler yaklaşma yolunda olduğumuza, onu tanıma yolunda olduğumuza delildir. İşte bunların içerisinde en önemlisi nedir? Duadır. Dua ibadetin kendisidir. Yani ibadet etmek de duadır. Namaz kılmak da duadır. Allah'ı zikir de duadır. Oruç tutmak da duadır. Evet. Bakın fiilidir bu dualar. Bir kimsenin hacca gitmesi de duadır. Bir kimsenin bir fakiri doyurması da duadır. Bir kimsenin zekat vermesi de duadır. Bir kimsenin nasılsın canım kardeşim demesi de duadır. Bir kimsenin yetimin başını okşamasını, onun yedirmesi, içirmesi de duadır. Evet. Bunların hepsi de zikrin içindedir.
Hepsi de duanın içindedir. Her şey böyle birbirine bağlıdır. Her şey birbirinin içerisine girmiştir. Sarmaşık gibidir her şey. Sarmaşık gibidir. O yüzden o ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler ne yazık ki ne yapacak? Cehenneme gidecekler. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir de şu anlayış da sakat bir anlayış. Dua ettim kabul edilmedi. Canım kardeşim duan kabul edilsin, edilmesin, ibadet ettin sen. İsterse senin hiçbir duanı bu dünyada kabul etmesin, ahiret etsin. Sen ibadet ettin. Sen dua üzerine dua et. Yalvar üzerine yalvar. Gözyaşı üzerine gözyaş akıt. Sen kabul edilsin, edilmesin. Sen dua etmeye devam et. Neden? Sen dua ederekten onun Rab olduğunu tanıdın.
Sen dua ederekten onu Allah olarak bildin. Sen dua ederekten dua edilecek bir Rab olduğunu tanıdın. Dua edilecek bir Rab olduğunu bildin. Sen ona devam et. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de bu ayet-i kerimi o yüzden normalde hani şeyde kibirlerine yediremeyenler diye bahsediyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz duanın şuuruna varalım, ibadetlerin şuuruna varalım, duaya devam edelim. Yine İbni Ömer naklediyor, Radıallahu anh Hazretleri. Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmıştır demektir. Yani dua kapısı açıldıysa, yani ibadet kapısı sana açıldıysa sana rahmet kapıları açılmıştır. Sana namaz kapısı açıldıysa sana rahmet kapıları açılmıştır.
Sana oruç kapısı açıldıysa sana rahmet kapıları açılmıştır. Sana zikir kapısı açıldıysa sana rahmet kapıları açılmıştır. Sana Kur'an okuma kapısı açıldıysa, sana rahmet kapısı açılmıştır. O yüzden kime dua kapısı açıldıysa, ona rahmet kapıları açılmış demektir. Kim Ya Rabbi diyorsa, kim Ya Rabbi diyorsa, kim kurtar Allah'ım diyorsa, Ya Rabbi senden başka ilah yok, senden başka Rab yok, senden başka bizi evirip çevirecek olan yok, senden başka iki yakımızı toparlayacak olan yok, senden başka bizim ayaklarımızı senin dininde sabit kılacak olan yok,
senden başka bizim kalbimizi senin dininde, senin sevginde, senin aşkında, senin zikrinde, senin muhabbetinde sabit kılacak olan güç ve kuvvet yok. Sen bizim kalplerimizi senin dininde, senin aşkında, senin zikrinde, senin fikrinde, senin şükründe, senin hamlinde sabit kıl diyebiliyorsak, Amin, rahmet kapılarımız açılmıştır. Rahmet kapısındayız o zaman. Ve kim diyorsa ki, ayaklarımı senin dininde sabit kıl, ayaklarımı senin yolunda sabit kıl, ayaklarımı aşıklık yolunda sabit kıl, ayaklarımı senin sana yaklaşma yolunda sabit kıl ve beni sana koşanlardan eyle, beni seni tanıyanlardan eyle, beni seni bilenlerden eyle deyip, geceleri ağlıyorsa, dua ediyorsa, ona rahmet kapıları açılmıştır.
Ve Allah'a talep edilen, dünyevi şeylerden, Allah'ın en çok sevdiği şey de afiyettir. Afiyet. Çünkü başka bir hadislerde de, Allah'tan afiyet dileyiniz der. Kıymetli dostlar, Allah'tan afiyet dileyin. Allah'tan afiyet dileyin, Allah'tan afiyet dileyin. Dünyada da, ahirette de, Allah'tan afiyet dileyin. Afiyet kadar büyük rahmet, afiyet kadar büyük rahmet, afiyet kadar büyük bereket yoktur. Ve dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit, musibet için faydalıdır. Bakın, dua, inen veya inmekte olan, her türlü musibet için faydalıdır. Yani bu nedir? Başına bir musibet gelecek. Başına bir sıkıntı gelecek. Henüz daha gelmemiş. Sen yarabbi belalardan, müsibetlerden, sıkıntılardan beni muhafaza eyle dersen, seni muhafaza eder.
Bakın, o takdir edilmişse, sen onu rüyanda yaşarsın. O takdir edilmiştir. O hastalık gelecektir sana, ama sen rüyanda koronaya yakalanır, rüyanda koronadan geçersin. O hastalık sana gelecektir. Rüyanda o hastalığı yakalanırsın, böyle hüfuzun yatarsın, hastalanmışsın rüyanda. Ve Cenab-ı bir bakmış ki, sabah olmuş, hiçbir şey yok. O hastalık sana gelecekti. Ama yaptığın zikirlerden, yaptığın dualardan, yaptığın ibadetlerden, yaptığın hayır hasenetten, Cenab-ı Hak senin rüyanda geçirdi. Çok kez bu fakir, rüyasında kaza yaptığını görmüştür. Çok kez. Ben kendi kendime derim ki, eğer gerçekten benim başıma tecelli edecekse, bir, ya bana işarettir, ben yolda kaza yapacağım.
Bir, iki, ya da derim ki, Cenab-ı Hak bunu rüyamda geçittirdi. Ve Cenab-ı Hak'a hamdolsun, bazen tecelli etti olmuştur, bazen tecelli etmedi olmuştur. Ben işin orasına da bakmam. Ama Cenab-ı Hak onu rüyada geçirir. Ve çok zaman böyle rüyalar görülmüştür. Çok zaman böyle rüyalar anlatılmıştır. O kimsenin rüyasında, o bela ve müsübet geçiştirilir. Cenab-ı Hak bir şey takdir ettiyse, o takdiri bozacak hiçbir güç, kuvveti yoktur. Ancak, Cenab-ı Hak onu ayrı bir perdede, isterse yaşatır mı? Evet. Sufiler böyle inanırlar. Allah bizi isterse, ayrı bir perdede onu yaşatır mı? Yaşatır. Cenab-ı Hak o takdir ettiğini, senin üzerinde tecelli ettirdi mi? Ettirdi. O yüzden dua edin.
Kendinize dua edin. Etrafınıza dua edin. Müminlere dua edin. Sevdiklerinize dua edin. Akrabalarınıza dua edin. Derviş kardeşlerinize dua edin. Ümmet-i Muhammed'e dua edin. Dua edin. Dua müminin silahıdır. Hadis-i şerif. Ve henüz inmeyen, bakın inmeyen, bunlar inmeyendi. Bir de ne? İnen. Diyelim ki hasta oldun. Sen dua et. Tövbe et. Sebep inmiş. Onun belanın, müsübetin, sıkıntının şiddetine indirtirir. Ona dayanma gücü ver. Sen şöyle deme. Allah'ım bana buna dayanma gücü ver deme. Allah'ım bana afiyet ver. Allah'ım bana bu hastalığı, bu sıkıntıyı, bu belayı, bu musibeti, musibetin içinden çıkmak için bana yardım et. Bununla mücadelede bana yardım et.
Beni bundan kurtar. Beni bundan azat et diye ne yapacağız? Dua edeceğiz. Ve kazayı sadece dua geri çevirir. Bakın muhteşem bir şey. İman edin buna. Kazayı ancak dua geri çevirir. İman edin. Allah'a iman edin. Ona dua etmeye de iman edin. Ve duanın gücüne, duanın kuvvetine, duanın kudretine de iman edin. Çünkü Cenab-ı Hak öyle bir ona güç, öyle bir kudret, öyle bir kuvvet vermiş ki, o duayı Cenab-ı Hak kendi katında kabul ediyor. Ve diyor ki, evet, kazayı ne yapıyor? Dua geri çevirir. Öyleyse, sizlere dua etmek gerekir. Tirmizi de geçiyor bu. O zaman öyleyse ne yapacağız? Biz bu gece çok çok dua edeceğiz. Bu gece çok çok dua edip yaldıracağız. Ve şunu da unutmayacağız. Sana ne iyilik gelirse, bize ne iyilik gelirse Allah'tan, ve ne kötülük gelirse de nefsimizdendir.
O yüzden bizim başımıza gelen, gönlümüzün istemediği, kalbimizin daraldığı, içimizin daraldığı, her ne var ise, hepsi de nefsimizdendir. nefsimizde ne yapacağız? Terbiye etmeye gayret edeceğiz. Allah muhafaza eylesin. Yine bu geceyle alakalı, ve aslında her gece bu. Ama her gece, ama bu geceyle alakalı, ben ölçü olarak aldığım, yine hadisi kudsilerden birisi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, her gece Rabbimiz, gecenin son üçte biri girince, dünya semasına iner. Son üçte biri. Canım kardeşlerim, yani imsak vaktinden, işte yarım saat önce başlar, güneş doğuncaya kadar, zaman dilimi bu. Hani seher vakti olarak dediğimiz zaman dilimi. Diyor, o zamanda, Cenab-ı Hak, dünya semasına iner. Enteresan bir şey, bakın bu hadis-i şerif. Dünya semasına iner. Kim bana dua ediyorsa, ona icabet edeyim.
Kim benden bir şey istiyorsa, istemişse onu vereyim. Kim bana istiğfarda bulunursa, onu mağfirette bulunayım der. Ve, Cenab-ı Hak, her gece bunu yapar. Her gece, o yüzden sufiler, her geceyi Kadir bil, her gördüğünü Hızır bil derler. Ve, Mustafa Özba ilavesidir. Her nasihat edeni de, Veli bil derim ben. Her nasihat edeni de, Veli bil. Kimse kim? Sen boş ver, sana bir iyilikte, nasihatte bulunduysa bir kimse, sen onu Veli bil, Veli tanı. Onu da Allah'tan, bir kelam olarak gör onu çünkü. İyilikler Rabbinizden ya, iyilikler Rabbinizdense, sana iyilik, nasihat eden, sana iyi bir şey söyleyen, sana doğru yolu gösteren, o şaşırmışlara, şaşkınlara doğru yolu gösteren, bir kimseye iyilik olarak, Kur'an ve sünnet tarihsine, nasihat eden, ama bunun nasihati, bazen sert, ama bazen yumuşak, ama bazen tatlı, ama bazen acı.
Böyle bir kimse, sana nasihat ediyorsa, evet, sen onu Veli bil. Hani, işte, her geceni de ne bil? Kadir gecesi bil. Her gece dua et. Çünkü, Cenab-ı Hak, gecenin son üçte biri. Yani, seher vakti. Seher vakti, dünya semasına iner. Dünya semasına iner, müteşabih bir sözdür. Bunun üzerinde, kelam etmeye gerek duymuyorum. Cenab-ı Hak, dünya semasına nasıl iner, nasıl tecelli eder, neyle tecelli eder? Bunlar müteşabihdir. Bunlar, her, Allah dostunun, kendine göre bir anlayacağı, idraki vardır. Kimine göre, işte, sıfatsal tecelliyattır. Kimisi der ki, bu meleklerin inmesidir. Kimisi der ki, işte, Cenab-ı Hak'ın, kendi katına almasıdır der.
Bu, herkesin kendince, kendi dairesinde, müteşabih olarak, yorumlayabileceği bir şey. Ya da, hiçbir yorumu yoktur. Ağzını kapatır. Bu, Allah'a malumdur. Bize malum değil. veya bu ehline malumdur, bize malum değil der, susar. Ve dünya semasına iner, ve dünya semasında, kim dua ediyorsa, ona icabet edeyim der. Muhteşem bir vaattir, muhteşem bir sözdür bu. Ve, kim bir şey istiyorsa, ona vereyim der. Kim tövbe ederse, benden af dilenirse, onu daha affedeyim der. O yüzden, bu gece dua etmek, bu gece, Allah'a niyazda bulunmak, önemli bir şey. Hatta, Müslüm de der ki, semaya iner, Cenab-ı Hak, tabiri caizse, der ki, melik benim, yani bütün, kuvvet bende, kudret bende, bütün, azamet bende, melik benim, kim bana dua edecek diye, Cenab-ı Hak, insanlara, hitap eder.
Allah, bu gecede de, bizi, dua eden, kullarından eylesin. ve en önemlisi, yine, hadis-i şerif, Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri buyurdu ki, kul, Rabbine, en ziyade, secdede iken, yakın olur. Öyle ise, secdede duayı, çok yapın der. Çünkü, bir kulun, en yakın olduğu an, Cenab-ı Hakk'a, secde ederken, secdede yaptığı, dualardır. Allah, bizi secde halinde, dua eden, kullarından eylesin. Bu ay, Kur'an ayı, bu gecede, Kur'ansız geçmesin. Kur'an-ı Kerim okuyan, Kur'an-ı Kerim'i tilavet eden, Kur'an-ı Kerim'in üzerinde, ilim öğrenenlerin de, etrafını melekler sarar. O yüzden, bu gecede, Kur'an okumayı da, unutmayalım. Allah, bizi bu geceyi, ihya eden, kullarından eylesin.
İnşallah. Kıymetli dostlar, Allah izin verirse, inşallah, biraz da sorularınıza bakacağız. Kalan kısmında, Perşembe günü devam edeceğiz. Çünkü, bu geceyi, çok uzun tutmak istemiyorum. Herkes evlerinde, inşallah, kendince, ibadet etsin, dua etsin istiyorum. Biraz da inşallah, Allah izin verirse, sorularınıza bakacağız. Sonra, kısa bir tevhid, sonra dua edip, bu geceyi, inşallah, kapatacağız. Allah'tan bir şey, gelmezse, inşallah, bu gece, bu gece, kendimce, belirlediğim program bu. Rabbim, cümlemizi, iyi eylesin inşallah. Hacamat için, izin istiyorlar.
Kıymetli kardeşler, bunun için, benim iznime gerek yok. Hacamat, tıbbi bir mesele. Bunu, herkes öğrenebilir, herkes de yapabilir. Allah yardım etsin, bütün herkese. İlla ki, bunun için, benden, izin alınmasına gerek yok. Selamun aleyküm, ben, Kestel'den, Hüseyin Ayaz'ın kızı, Nisa Nur. Ayaz, ben de 11 yaşıma yeni girdim, ben de sizin dersinizi, çekebilir miyim? Tabii, Nisa Nur, 12-12, çek inşallah. Korona nedeniyle, okul kapandığından beri, namazımı bırakmamaya çalışıyorum. ibadetlerimin, devamı için, dua eder misiniz? Allah yardımcınız olsun, inşallah. Hocam, selamun aleyküm, benim oğlum, 15 yaşında, birkaç gündür, evde bir şeyler gördüğünü söylüyor.
Arkadaşlarıyla, vakit geçirirken görüyor, sakallı bir adam görüyor, izlediği çizgi filmden, kareler görüyor, sürekli farklı şeyler görüyor, aynı şeyler değil, ne okumalıyız, yardımcı olur musunuz? Çocuğunuzu, çizgi filmlerden, ve internet oyunlarından, bilgisayar oyunlarından, uzak tutun. Çocuğunuzu normal hayata döndürün. Bu ara tabii, bu korona günlerinde çocuklar evlerde, ha bir oyun oynuyorlar, işte televizyondan, internetten, telefonlardan, onlardan etkileniyorlar. Çocuklarınızı bundan uzak tutmaya gayret edin, inşallah. Selamun aleyküm, bismillah, adım Tekin, 43 yaşındayım, Bursalıyım. 1997'den beri, yurt dışında yaşıyorum.
Son 10 yıllarda, Endonezya'da yaşamaktayım. Eşim, Endonez, bir çocuğumuz var, 3 yaşında. Annem, yatalak hasta ve, maalesef, Mudanya'da, bir yaşlı bakım evinde kalıyor. Biz zaten, daha çok o yüzden, nasip olursa, Temmuz 2020'de, Bursa'ya kesin dönüş yapıp, kendi evimizde, annemize bakmak istiyoruz. Biz aynı zamanda da, ehli sünnet insanların, bulunduğu ortamda yaşamak istiyoruz. Vakfınızın bulunduğu yerde, ya da Emir Sultan tarafında, ben ve eşim, annemin bakımından fırsat buldukça, dergaha gelip, inşallah, ilmimizi, takvamızı artırmak istiyoruz. Biz de bu konuda, ev bulma konusunda, yardımcı olabilir misiniz? İnşallah, elimizden bir şey gelirse, kardeş, kim olursa olsun, onlara yardımcı olmak isteriz.
kardeşlerimiz var, bu emlak işleriyle uğraşan, bu işlerle uğraşan, inşallah, onlara yönlendiririz, yardımcı olmaya gayret ederiz, inşallah. Ben daha önce, hiç dergahınıza, ya da vakfınıza gelmedim. Mustafa Özbah Hoca Efendi, YouTube'daki sohbetlerinden tanıyorum. Yani, tam olarak, oradaki sisteminizi bilmiyorum, ama inşallah, olumum sağlayabileceğimi düşünüyorum. biz şöyle çok, fevkalada, böyle, farklı bir yer değiliz. Biz de ehli sünnetiz. Tabiri caizse, Kur'an ve sünnete, sımsıkı yapışıp, dinimizi yaşamaya çalışıyoruz. O yüzden, inşallah, bekleriz. Görüşürüz. Elimizden gelen bir şey olursa da, inşallah, yardımcı olmaya gayret ederiz. Ben size yine, cep telefonumu atayım da, siz inşallah, görüşebiliriz bu konuda.
yardımcı olmaya çalışırız. Elimizden bir şey gelirse. Çünkü, cep telefonumu da bir türlü, ezberleyemedim. Daha doğrusu, ezberlemek için de uğraşmıyorum zaten. Allah yardımcınız olsun, inşallah.
Kişiyi Allah için sevmek, Allah için sevmemek, ibadettir, dinin aslındadır. Seven sevdiğine, sevdiğini söylesin. Hadisince, ben de sizi seviyorum. İmajınız, tebessümünüz, tane tane konuşmanız, bana Peygamber'i, aleyhisselam'a anımsatıyor. Tebliğiniz ve tebessümünüzü, Allah, Allah Celle Celaluhu, dünya ve ahirette daim kılsın. Allah Celle Celaluhu, bu hayırlı çalışmalarınızdan dolayı, Peygamber ve Ehli Beyti'ne komşu eylesin. Amin. Cümlemizi canım kardeşim. Cenab-ı Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız, nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz demiş. biz de dilimizden geldiğince, dilim bildiğimizce, sevdirmeye çalışıyoruz, kolaylaştırmaya çalışıyoruz.
Mü'min, mütebessim olmalı zaten. Mü'min, mü'minlere karşı, şefkatli, merhametli, yumuşak, kafirlere karşı, o da savaş anında, sert ve celalli olur. Savaş anında değilse, yine sert ve celalli olmaz. Ancak, cihat meydanında, sert ve celalli olur. Allah, bizi ona uyanlardan eylesin inşallah. Benim çok sert bir imajım var. Beni tanımayan, beni psikopat gibi görüyor. Benim de imajımın, latif görünmesi için, dua ederseniz, memnun ve bahtiyar olurum. İnşallah, Cenab-ı Hak sana merhametli, lütufkan, ikramlı bir, bakış nasibi eylesin. İnsanları sev, etrafındakileri sev. Eğer insanları sever, etrafındakileri sever, onlara merhametle, lütufla, ikramla, Allah için davranırsan, yüzün mütebessim olur.
O yüzden, bir dünya geçici canım kardeşim benim. Bir bakmışım, gözlerimizi yummuşuz, gitmişiz. Arkamızdan, hoş bir seda bırakalım. Arkamızdan şunu desinler, ne kadar insanları sever, ne kadar dost canlısı, ne kadar yardım sever, ne kadar iyilik sever bir insandı. Ve insanları çok severdi. İnsanlara hizmet ederdi. insanlara hürmet ederdi. Kapısından hiç kimseyi geri çevirmezdi. İşte cömertti. Bakın bunlar çok güzel şeyler. İşte hani, komşularına sorulur diyor ya, komşuları onun cömert derse diyor, komşuları iyi bir insan derse, bu değişik adet sevgiler var. Ona cennet vacip olur diyor. O yüzden iyi olalım, böyle hoşgörülü olalım, toleranslı olalım, insanlara yardım etmeye çalışalım.
Gücümüzün yettiğince, biz bütün insanlığa yardım etmekle mükellef değiliz. Ama gücümüz varsa, bütün insanlığa yardım edelim. Bakın, bizim mükellefiyetimiz, gücümüzün yettiğince, gücümüzün yettiğince. Ama, gücümüz varsa, bütün insanlığa yardım edelim. Eğer benim gücüm varsa, ben bütün dünya insanlığına seslenmek isterdim. Örneğin, gücüm varsa, gücüm nispetinde, biz şimdi kendi gücümüz nispetinde, böyle canlı yayın yapmaya gayret ediyoruz. İşte, sabredenler, uyumayanlar, dinleyebilenler, işte aman ya, kimisi de şöyle diyebilir, ne bu ya, sallı, perşembe, cumartesi, ramazanda, zaten koronada, şu adamdan yakamızı kurtaramadık da, diyebilirler.
Ne bileyim, uykuları gelebilir, insanlar izlerken. Canları sıkılabilir. Hu, canına sıkılmasın, uyanın, kendinize gelin. O yüzden, öyle kendi kendinize, uyku uyanıklık arasında, dinleyeceğim diye gayret etmeyin. Herkes normalde, bir şekilde böyle devam eder. O yüzden, normalde önemli olan, insanlara hizmet etmek, insanlara faydalı olmaktır. İnsanlardan hizmet almak değil. Allah bizi onlardan ayırılsın. Cenab-ı Hak, senin de kalbine merhamet versin, lütuf versin, ikram etsin, ihsan etsin, vücuduna afiyet versin, canım kardeşim. Selamun Aleyküm, hayırlı Ramazanlar. Ben İstanbul, Ümraniye'den mesaj atıyorum. Geçtiğimiz hafta, üstadımız sohbetlerinde, rüyalarınız için, arkadaşlara ulaştırın demişti.
Üç yıl önce, kaybettiğim evladını, ilk kez rüyamda gördüm. Bu rüya, çok normal bir rüya değildi. Bu konuyu anlatıp, tabir almak istiyorum. Allah, inşallah, Allah'ın izniyine, hayırlara vesile olur. İnşallah, canım kardeşim, yazarsan, bilebildiğimiz bir şeyse, biz de inşallah, yorumlamaya gayret ederiz. Selamun Aleyküm, niyetin özü nedir?
Niyet, niyettir. Niyetin özü, samimiyettir, ihlastır. Bir kimsenin, kalbine hakim olup, niyetini kaviy tutmasıdır. İhlas ve samimiyetle, bildiğim. Sufi vaktin çocuğu, derken, sufinin niyeti midir? Sufi vaktin çocuğudur, niyet ettiği şeyi, yerine getirir. Ezan okundu, namazını kılar. Çünkü yatsı namaz vaktinde, yatsı namazı kılınır. Sabah namaz vaktinde, sabah namazı kılınır. O yüzden normalde, sufi vakitlerinde, ne hangi vakit, ne yapması gerekiyorsa, çünkü bütün ibadetlerin vakti vardır. Bütün ibadetleri, o vaktinde yapar, ve sufi vaktin çocuğudur. O vakit onu, yerine getirir. Her şey, Allah'ın kelamı mıdır? Kelamı sayılır. Çünkü, Cenab-ı Hakk'ın, ayeti olmayan, hiçbir şey yoktur.
Bu, Allah'ın fiili, bu Allah'ın sıfatı olarak görmektense, kısaca her şeyi hak olarak görmekte bir sıkıntı var mı? Yok. Ama bunu telaffuz ederken, ilim olarak öğretirken, böyle söylemek zorundayız. Yani, her şey hak deyip çıktığımızda, işte, o kimse her şey hak dedi, çıktı, ya bu Allah dedi, her şeye manasını anlıyor. İnsanlar bu telaffuzu bilmiyor. Sufi dilini bilmiyor. Sufi dilini bilmeyince de, biz teknik olarak terimleri açıklamak zorunda kalıyoruz. Yoksa, etrafındaki bütün her şey haktır, bütün her şey hakkın yüzüdür der, geçeriz. Ama bütün her şey haktır dediğimizde, bu sefer adam diyor ki, her şeyi Allah yaptın sen diyor, Allah muhafaza eylesin.
Sebep, çünkü insanlar tasavvufi bilgiye, tasavvufi dile hakim değiller. Mürşidini sevgili gibi sevenin, mürşidinin yerine, bu Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem oluyor ise, bu sıkıntılı mıdır? Tüm sevgiler, mürşidinde cem midir? Bir sufi için, sevebileceği, insanların, görmüş olduğu insanların içerisinde, en şedid şekilde sevebileceği insan, üstadıdır, mürşididir. Onun üstünde, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir. Onun üstünde, Cenab-ı Hak'tır. Hani meşhurdur ya, bu Davud aleyhisselamın duasıdır aslında. Ya Rabbi senin sevgini, seni sevenin sevgisini, seni sevdirenin sevgisini, çölde susuz kalmış bir kimseye, soğuk şerbeti, sevimli kıldın gibi, bana da sevimli kıl.
Senin sevgini, yani Allah'ın sevgisini, seni sevenin sevgisini, bizim nazarımızda, insanların içerisinde, Allah'ı en fazla seven, Hazreti Muhammed Mustafa'dır, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Ve, seni sevdirenin sevgisini, bizim, ben, kendimce, benim üstadım, beni sevdirmiştir, sevmeye öğretmiştir. O yüzden, onun sevgisini derim ben. Bu da normal ve doğaldır. O yüzden, normalde bir kimsenin, mürşidinin sevgisi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisi ve Allah sevgisi. Üç sevgi. Zaten, itaatte de, Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin der. İtaati, üç yere bağlar. Bu şirk değildir bakın.
Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Bakın, üç tane itaat noktası çıktı. Aslında, üç tane değildir, o bir tanedir. Bakın, o bir tanedir. Mürşid-i Kamil'e itaat, neden? O sana, Kur'an ve sünnetin dışında bir şey söylemez. Allah ve Resulüne itaat etmiş olursun. Resulüne itaat, o zaten Kur'an'ın dışında bir şey söylemez. Allah'a itaat etmişsindir. Çünkü, Resulüne itaat ederse, Allah'a itaat etmiş gibidir. O yüzden, bu, üç, unsur, öyle söyleyeyim. Ayrı ayrı görülmüş gibiyse de, tektir. Allah bizi, tek görenlerden, o birliğe ulaşanlardan eylesin inşallah. Mana, düşüncenin fiiliyatta görülmesi midir? Zaman içerisinde, zaman zaman öyle olur.
Yani, mana, insanın, ya, kalbine inen ilhamın, zahir olarak gözünün önünde görmesidir. ki, bu, böyle, tabiri caizse, mükaşafe, hatta, marifetullah olarak görürüm ben onu. Bir kimsenin, kalbine bir ilham indi, kalbine gelen ilhamı, çıplak gözle gördü. Çünkü, asıl bilgi görmektir. Onu görürse, o marifetullah yolunda yürüyordur. İlmi ledin yolunda yürüyordur. Allah cümlemizi onlardan eylesin. Rumuzun özü nedir? Rumuzlar nasıl anlar ve tabir ederiz? Rumuzlar, o kimsenin, o rüya ve hali tabir edenlerin, gönlüne gelen ilhamlardır. O yüzden, bazı rumuzlar vardır, manevi, onlar görüldüğü gibi anlaşılmaz. Ama Cenab-ı Hak o manayı, onunla tarif eder.
Hani, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bir rüya görmüştü. Rüyasında gökten bir ip sarkıtılmıştı. Önce ben, sonra Ebu Bekir, sonra Ömer, sonra Osman, sonra Ali, sonra ip koptu dedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Bunu anlattı. Hz. Ebu Bekir Efendimiz, hemen dedi ki, Ya Resulallah ben bunu tevil edeyim mi? Et dedi. O gökten inen ip, Allah'ın dinidir. Önce sen tuttun, sonra ben tutacağım, sonra Ömer, sonra Osman, sonra Ali tutacak, sonra kopacak dedi. O silsile kopacak dedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sustu. Ne evet dedi, ne hayır dedi. Hayır dememesi, dememesi zimmen kabul ettiğini gösterir. O yüzden, demek ki, o ip Allah'ın dinine yoruldu.
bakın, Rumuz ipti, ama o Allah'ın dinine yoruldu. O yüzden, mesela gökten sarkıtılmış bir ipin, şahsın kendisine göre, farklı farklı manaları çıkar. Nasıl tabir ederiz? Cenab-ı Hak, kalbine böyle bir ilim verirse, sen de tabir edersin inşallah. Ölümü tefekkür ediyorum, kabire kadar. Evet, sonrası yok. Neden? Bu bildiğince tefekkür ediyorsun. Yani kendince, gördüğünce tefekkür ediyorsun. Yani bu tefekkür, kendi aklının tefekkürü, kalbinin tefekkürü değil. O kalbi akıl tefekkür etmeye başlarsa, ama bununla tefekkür etmeye başlayacaksın. Önce normal aklınla tefekkür edeceksin. Normal aklın kabul ediyor çünkü. İnsan ölüme kadar, orada normal akıl kabul etti. Herkes ölüyor, herkesi de gömüyorlar mezarlıklara.
O normal aklınla onu tefekkür ettin. Kalbi akıl ondan sonrasını yürütecek. İnşallah Cenab-ı Hak yürütsün. Ölüm unutturuluşumu hatırlatmak mıdır? Eğer hatırlatmak ise, bunu burada nasıl hatırlarız? Ölüm aslında, ölümü hatırlamak, bu dünyanın geçici olduğunu görmektir. Ve bu dünyaya bağlanılmaması gerektiğini görmektir. Ve bu dünya lezzetlerinin, bu dünya zevklerinin geçici olduğunu görmektir. hadis-i şerifte verilmemesi helal olmayan nedir diye soruluyor. Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz tuz diyor. Bunu açar mısınız? Bunu birkaç kişi sordu, hiç okumadım hadis kitaplarında.
Muhakkak böyle bir hadis vardır. Ya da ben okumamışımdır. Ama hani, tuz insan sağlığına zararlı ya, buradan da çıkarabiliriz. Efendim, Allah nasip ederse, bir evladımız var isim konusunda, çok kararsızız sizin tavsiyeniz nedir? Allah hayırlı evlat versin inşallah. Eşimizle beraber, yan yana banyoyu kısır almak, dinimizce doğru mu? Hiçbir sıkıntısı yok, hiçbir sakıncası yok. Gebeyken okunması gereken, sure veya ayet var mıdır? Böyle şeyleri hiç okumadım, hamileyken şu okunur, hamileyken bu yapılır diye. tevhide devam edin inşallah. Selamun Aleyküm ve Rahmatullahu Berekatuhu.
Hocam ben manevi bir rüya gördüm, kimseyi yorumlatamıyorum. Bana yardımcı olabilirseniz, Allah rızası için demiş. Bunu ben geçen hafta, burada söyledim, yorumlarız Allah'ın izniyle dedim. Kimse rüya yazmamış, bir de soru işareti atmış arkadaş şimdi, kardeşimiz, her kim ise. Canım kardeşim, buradan oturup, senin rüyanı, ondan sonra, rabıt edip, ne rüya gördü deyip, buraya yazacak halimiz yok. Allah bizi affetsin. Yok demeyelim de, yani böyle bir şey yok. Canım kardeşlerim, kandil mesajı mübareklemek için atmayın, bu gece okumam onları.
Allah razı olsun. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar efendim. İtikafta bebeği olmayan kişiye dua edilirse, inşallah bebeği olur demiştiniz, elmaya. Okunması lazım demiştiniz. Bebeği olmayan kardeşlere dua etmek istiyoruz. İtikafta nasıl dua edilmesi gerekiyor. Bizlere tarif edebilir miselesi. 10 günlük itikafa girenler, Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi Hazretleri, elmayı okuturdu. Bana okuturdu, bilmiyorum. İtikafa girdiğimde, elmaya okuturdu. oğlum çocuğu olmayanlara ver, inşallah çocuklar olur diyordu. Biz de Cenab-ı Hak hamdolsun, her itikafa girdiğimizde, elmaya okurduk. Çocuğu olmayan kardeşlere verirdik. Karı koca, yarım yarım yerlerdi. Allah'ın izniyle, çocuklar olurdu. Cenab-ı Hak hamdolsun, sena olsun.
Şimdi de böyle itikafa girenlerin, bazı arkadaşlara elma koyduk. İnşallah onlardan, çocuğu olmayan kardeşlere vereceğiz. İnşallah Cenab-ı Hak, onların da ibadetlerini, kabul eylesin inşallah. Arkadaşlar, kandil mübareklerinin, hiçbirisini okumuyorum buradan.
Selamun Aleyküm hocam, birkaç sorum var. Evlilik münasebetiyle, görüştüğüm bir kızı, fiziksel olarak elektrik alamadığım için, ileride evliliğin sıkıntı olabileceğini, eşime ve bana zor geleceğini düşündüğüm için, görüşmeyi bitirdim. Bu tutumum sizce doğru mu? Siz ne düşünüyorsunuz? Elektrik almak önemli mi? Yani elektrik diyorlar ya bu duymanda. Allah bizi affetsin. Evet, bir kimse evlenecek olduğu, bayanı gördüğünde, tabiri caizse, böyle ona baktığında heyecan duyması lazım. Böyle ona karşı bir şey, kalbinde bir şey hissetmesi, içinin kıpır kıpır olması lazım. İçinin kaynaması lazım. Bu normalde mesela, bunu tuhaf karşılarlar. Hanefiler, İmam-ı Azam Hazretleri, evlenecek olan bir kimsenin, şahısların evlenme görüşmesi yaparken, birbirlerine şehvetle bakmalarında sakınca yoktur buyurmuş.
Hanefilerin ilginç fetvaları vardır. Bununla alakalı. Bakın, evlenecek olan bir kimsenin, birbirine şehvetle bakmasında, bir sakınca yok demişler. Bu şehvetle bakmak herhalde, bugünkü dilde insanların, elektrik alması gibi algılanıyor herhalde. O yüzden evlenecek olan kimseler, birbirlerini gördüklerinde heyecanlanmalılar. Birbirlerini gördüklerinde, böyle bir tabir rica etse, bir şeyler kımıldamalı, bir şeyler kıpırdamalı onların. Öyle olursa, bunda bir sıkıntı yok, bu haram değil. Olmadı, kımıldamadı. Birbirine karşı böyle bir akmadı insanlar, birbirlerine karşı coşmadılar. Bir kimse, onunla evlilik görüşmesini kesebilir mi? Evet. Hakkı mıdır?
Evet. İki, Allah bize hiç ihtiyaç duymadığı halde, neden yarattı? Ve neden herkesi, iyi kendine iman eden kullar olarak, yaratabilecekken, kötüyü de yaratıp, cehennemi yarattı? Cenab-ı Hak, kendi varlığının bilinmesini istedi. Allah bilinmeklerini istediği için yarattı. O yüzden bizim işimiz bilmek. Ve Cenab-ı Hak, ben sizi yaratmışken, bütün her şeyinizi en mükemmel hale getirmişken, siz bana ibadet etmezseniz, diyor. Orada normalde ne yaptı? O da cehennemini de o yüzden yarattı. Kaderde ne zaman öleceğimiz belliyse, sadaka vermek, ömrü nasıl uzatıyor acaba? Sonuçta, biz ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz ki. Cenab-ı Hak ne zaman öne kayar, ne zaman ardına koyar, neyi nereye kadar yükseltir, nereye kadar yüceltir? Yazan olduğu gibi, silip yeniden yazacak olan da o.
Benim oğlum otizmli Kadir Gecesi hürmetine, oğlum içinde dua eder misiniz? İnşallah Rabbim bütün ümmet-i Muhammed'e şifa versin. İnşallah bu gecenin hürmetine. Selamun Aleyküm. İtikafta 70 bin tevhidi gün içinde tamamladıktan sonra, zamanımız kalırsa ne tavsiye edersiniz? İtikafta olduğumuz günlerde, vakfımızın programlarını dinleyebilir miyiz? Evet dinleyebilirsiniz. Tevhide devam edeceksiniz. İnşallah. Öncelikle hayırlı kandiller dilerim hocam. Bir sorum olacak size. Gün içinde aklıma geldikçe neyi zikretmeliyim? La elâhe illallah. Hiçliğimi idrak etmeye çalışan, kul olmaya çalışan biriyim.
Çok fazla bilgim yok. Ama Allah'ı bilmek, tanımak istiyorum. Nacizane kabul olursa, namaza da yeni başladım. Ve bilmeden yanlış oldu. Yürümekten korkuyorum. Bildiğimi sandığım tek şey hayatım boyunca bir şeyleri sorguladığım, neden, niçin diye sordum. Ve ne sesiyle kendimi Allah'a yakın hissettiğim oldu. Kendimce ufak tefek araştırma yaptım ve kitap okudum. Okuyorum da. Zikir önemli diyorlar. Nereden başlamalıyım? Yardımcı olabilirsiniz. Çok sevinirim. La ilâhe illallah'tan başla kardeşim. Tevhidden başla inşallah. Tövbe, tevhid, devam et inşallah. Selamun aleyküm. Kadir geceniz mübarek olsun. Hayırlı bir eş ve mutmeyin bir kalp için duanızı talibim efendim. Sorum, zekat kimlere verilir?
Şehir dışına gönderilir mi? Zekat verilecek öncelikli kişiler kimlerdir? Allah razı olsun. Bu böyle zekat verilecek olanlar, fakirler, miskinler, borçlular, Allah yolunda koşturanlar, zekat memurları olarak böyle ayeti kerimeyle sabit. Ama bunu böyle günün ehemmiyetine, önemine binaen, zamana, durumuna göre, insanların durumuna binaen yer değiştirilebilir bunlar. Mesela bir İslam devleti yok. İslam devleti olunca zekat memuru diye bir şey yok. Onlara verilmez. Her ne kadar bir kısım, ehli tarikatlardan bazıları kendi içlerinden zekat memurları tayin edip, onlarla zekat topladıklarını duyuyoruz. gördüğümüz yok. Soru olarak bana aktarıyorlar. Diyorlar ki filanca cemaat, filanca tarikat, işte zekat memuru tayin etmiş, onlara zekat verilir mi diye.
Ancak bir İslam devleti olursa, İslam devleti zekat memurları üzerinden zekat toplayabilir. Başka türlü devletler, İslam devleti olmayan devletler zekat toplayamazlar. Bir tarikat veya bir cemaat, zekat memuru böyle tayin edebilir mi? El cevap edemez. Ama zekat işte, hani ayet-i kerimede, fakirlere, miskinlere, borçlulara diye devam eder. Hani Allah yolunda cihad edenlere, yani evet fakirlere verilir, ama mesela bu koronadan dolayı insanların işleri bozuldu şimdi. Borçlulara vermek daha evla, konuma geçti. Çünkü esnaflar borçlandılar, iflas edenler var şimdi, durumu çok zayıflayanlar var, gerçekten sıkıntıda olanlar var. Hani fakir demek, kendi kendine gücü nispetinde, iaşesini devam ettiren demek.
Ama borç kadar insanı böyle zul altına sokan, insanı perişan eden başka bir şey yoktur. Yani yiğidi öldürür borç. Allah düşmanımı dahi onunla terbiye etmesin. Gerçekten. Çok sıkıntılıdır. O yüzden insan iflas eder, bir şey olur, Allah muhafaza eylesin. Adamın birisi kafasına sıktı, vurdu kendini, ondan sonra o kurtuldu, ama geride kalanları iflas ettirdi. Örneğin. O yüzden, borçlulara da vermekte, bu zamanda fayda var. Yani etrafımızda esnaf olup da yetiştiremeyen, hani böyle bir yere batak vermiş, bir yere sıkıntısı olmuş, borçlulara da zekat verilebilir, fakirlere verilebilir. Allah yolunda mücadele eden, Allah yolunda koşturanlara da verilir. Hatta Allah yolunda mücadele eden, koşturanlarla alakalı bir ibare var.
Onların diyor, oda dolusu, altınları dayası, onlara zekat geçer diyor. Bir de bu var. Çok özür dilerim ama, bunu belirtmek için söylüyorum. Canım kardeşlerim, bu telefon numarası, bütün kardeşlerin, bütün sohbetimizi izleyenlerin, soru sorma hatı. Bu hatı, ortak, kendi aranızdaki mesajlaşmaya almanız kadar ayıp bir şey yok. Kim yaptıysa bunları. Yazık ya.
Kendimden geçtim, şurada, yani bu teknik heyet olarak, veya burada, hizmet etmeye çalışan arkadaşlar olarak, bunların ya, bunların gayretine, bunların burada çalışmasına, bu arkadaşların burada, canhıraş, bu işleri yapmasına acıyın ya. Yapmayın ya. Yani hiç mi idrak etmiyorsunuz, hiç mi idrak ediyorsunuz, kapalı mı ya? Burada insanlar, eşlerinden, çoluklarından, çocuklarından, evlerinden ayrılıyorlar, buraya geliyorlar, hizmet etmek için, siz bir numarayı, ortaklaşa, mesajlaş, mobbele, arkadaş platformuna çeviriyorsunuz. Allah ümmeti Muhammed'e selamet versin, Allah ümmeti Muhammed'e yardım etsin, Allah ümmeti Muhammed'e gerçekten ve gerçekten feraset versin.
Feraset versin. Hiç mi utanmadınız ya? Beyin yok herhalde. çarşıya mı verdiniz? Çarşıya mı verdiniz? Nereye verdiniz? Kiraya verdiniz herhalde. Bunu kimler yaptıysa ve kimler oraya bunu yaptıysa, bu kardeşler adına söylüyorum, kendimin için değil. Bu kardeşlerin hakkı için söylüyorum, helal değil. Burada insanlar bu canlı yayını yapmak için buram buram terliyorlar ya. Yazık ya. Yani layloylamın çarşısına mı benzettiniz ya? Hani böyle Facebook'ta gruplar oluşturuyorsunuz, orada bir şeyler yapıyorsunuz, öyle bir şey mi zannettiniz bunu ya?
Hiç mi utanmadınız ya? İşte ümmeti Muhammed o yüzden iki yakası bir araya gelmiyor. Ümmeti Muhammed o yüzden silkelenemiyor, o yüzden dirilemiyor. Ümmeti Muhammed bir şeyin ciddiyetinde değil. Ümmeti Muhammed ne yazık ki, ne yazık ki, yani Allah bunu affetsin ama söylemek zorundayım bunu. Yani bir şeyin böyle ciddiyetinde değil ya. Yok. Sildim attım salim arama. Yok. Senin de aracağını, onları canın sıkılacağını, onları tanımlayacağını bildiğim için sildim attım. Allah Allah.
Selamun Aleyküm efendim. Abimin sabah kalbi sıkışmış ve titreme gelmiş, su içmiş oruçluyken, ben de dedim ki, bir günü bir güne tutman gerekiyor. Ama şüphe ettim doğrusu nedir? Evet. Bir kimse hastalıktan dolayı, herhangi bir aniden tansiyonu değişti, aniden hasta oldu, titreme geldi, veyahut da işte aniden bayıldı, baygınlaştı, bayılacak gibi oldu, orucunu bozarsa, bir güne bir gün. Bu çünkü keyfiye bozmaya gelmiyor. Keyfiye bozmak olursa, 1'e 61. Selamun Aleyküm. Annem hatim bağışlayacaktı, yetişemediği için bana da 300 okur musun dedi. Bir ablamız da bana o şekilde eksik kalır, hatim olmaz dedi. Annemin tekrar o 300 okuması gerekiyor mu? İnşallah.
Selamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar. Kandiliniz mübarek olsun. Bir sorun var. Evde kedi beslenebilir mi? Beslenmesinde bir sakınca var mı? Evde fareler cirit atıyorsa, beslenebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bak, olabilir ev mesela eski evler var, böyle ahşap evler, bahçeli mahçeli, onlar da fare çok olur. Fare çok olunca fareleri ne tutacak? Kedi tutacak. Kediyi de Cenab-ı Hak fareleri tutsun, böyle işte yırtıcı, hayvanın haşatı koğlasın diye. O yüzden Cenab-ı Hak halketmiş. Şimdi hani Ebu Hureyre var ya, Ebu Hureyre çok kedi besliyormuş. Hani etrafında ne kadar sokaklarda kedi varsa besliyormuş. Herkes de Ebu Hureyre oldu. Şimdi herkes evde kedi besleyeceğim diye uğraşıyor.
Yani işin ilginç noktası bu. Çocuk sevmeyen, torun sevmeyen kedi seviyor. Annesini, babasını sevmeyen kedi köpek seviyor. Arkadaşlarını, eşini, dostunu sevmeyen kedi köpek seviyor. İnsanları sevip, insanlara hizmet etmeyenler, kediye, köpeğe, kurdağa hizmet edeceğim diye uğraşıyor. Ben hep söylüyorum, muhakkak kedilere de bakalım, köpeklere de bakalım. Kar yağmış, buz olmuş, ne bileyim şu olmuş, bu olmuş. Besleyelim, hiçbir canlı aç kalmasın. Canım kardeşlerim, evlerde baktığınız kediye harcadığınız parayı, bir fakire harcasanız cennetlik olursunuz ya. Evlerde beslediğiniz hayvanlara harcadığınız parayı, puluyu, masrafı, yemin ediyorum bir çocuk okutsanız cennetlik olursunuz.
Evet. Bizde böyle bir şey alışkanlığı oldu. Böyle bir kedi köpek alışkanlığı oluştu. Milletin evinde bir kedi, bir köpek, özel mamalar, özel Avrupa'dan, Amerika'dan mamalar, Avrupa'dan, Amerika'dan yemler, onun o sona. Kıymetli dostlar, tekrar tekrar söylüyorum. Dünya üzerinde günlük 20 bin kişi açlıktan ölüyor ya. Dünyada 20 bin kişi günlük açlıktan ölüyor, açlıktan.
Siz neredesiniz, neyin kafasındasınız, neyin aklındasınız siz? İnsanlar açlıktan ölürken, açlıktan ölürken, siz evde kuş besleyeceğim, evde kedi besleyeceğim, evde köpek besleyeceğim diye uğraşıyorsunuz. Tabii bu kedi, köpek, kuş besleyenler, etraflarında aç insan görmüyorlar. Etraflarında perperişen insan görmüyorlar. Etraflarında yok yoksul insan görmüyorlar. Bu israf edenler, israf edenler. Etraflarında yok yoksul insan görmüyorlar. Ekmekleri atanlar, yemekleri atanlar, dolapta yiyecekleri kokutanlar, yiyecekleri bozanlar, ellerindeki cep telefonlarını beğenmeyenler, bilgisayarları beğenmeyenler, televizyonları beğenmeyenler, onların bir üst modellerini alacağım diye can uğraşanlar, açları görmüyorlar.
Yok yoksul insanları görmüyorlar. Kimsesiz insanları görmüyorlar. Elektrik parasını ödeyemeyen, doğalgaz parasını ödeyemeyen, kirasını ödeyemeyen insanları görmüyorlar. Evine ekmek götüremeyen, evine sebze götüremeyen insanları görmüyorlar. Çocuğuna süt alamayan, çocuğuna bez alamayan insanları görmüyorlar. Yoksulluktan dolayı çocuklarını ve kendilerini tedavi ettiremeyenleri göremiyorlar. Adam bağ kurunu yatıramamış. Bağ kurunu yatıramadığı için, evet tamam devlet bir daha karar aldı. 2020'nin sonuna kadar sağlıktan faydalanacaklar. Ama daha önce bundan faydalanamıyordu. Çoluğunu çocuğunu baktıramayan insanları görmüyorlar. Ya bu insanların etrafında fakir, yoksul kimse yok mu Allah'nızı severseniz? Bu insanların etrafında hiç mi yetim yok?
Etrafında hiç mi yoksul yok? Etrafında hiç mi gariban insan yok? Nasıl bir hayat yaşıyorlar? Nerede hayat yaşıyorlar? Vallahi de, billahi de merak ediyorum ya. Bunların etrafında hiç mi bir tane yoksul yok? Hiç mi bir tane ilacıya ihtiyacı olan yok? Hiç mi bunların eline reçeteyle birisi gelmiyor? Hiç mi bunlara birisi telefon açıp, tabii bunlara söyleyemezler. Bunlar kibirli çünkü. Bunlar böyle lüks evlerde, villalarda, orada burada yaşıyorlar herhalde. Bunlar fakir fukara etrafında hiç kimse yok demek ki. Fakir fukara etrafında insan olmuş olsa, bakacak insanların fakir fukaraları görecek. Yoksulları görecek. İnim inim borç altında inleyenleri görecek. Sıkıntıdan perperişan olanları görecek.
Dolmuş parası cebinde olmayıp da yayan iki saat evine gidenleri görmüyor bunlar. Görmedikleri için kedi köpek besleyeceğiz diye uğraşıyorlar. Neymiş de hanımefendilerin, beyefendilerin moralleri bozukmuş. Sen kalk sabah namazında kalk da sabah namazında kalkıp işe gidenleri bir gör. Moralini o zaman düzelsin senin. Yok. İsraf diz boyu. Hem de lüks israf. Yazık. Ümmet-i Muhammed'in bu haline yazık. Gerçekten yazık. Ben söyleyince kedi köpek düşmanı gibi oluyorum. Ben ne kedi köpek düşmanı olayım canım kardeşim. Ben insan dostuyum. Ben hayvan dostundan önce insan dostuyum. O kediler de çok affedersiniz, hareket etsinler, gitsinler fare tutsunlar.
Gitsinler avlansınlar, onların işleri o. Köpek gitsin avlansın, onun işi o. Benim isim ben insanım. Ben önce insana yardım edeceğim. Ben önce açı doyuracağım. Sen bir açı doyurduysan Allah'ı doyurdun. Sen bir yetimin başını okşadıysan Allah'ın başını oksadın. Sen bir diyor hastayı ziyaret ettiysen Allah'ı ziyaret ettin. Hastayı ziyaret etmek ne biliyor musunuz? Hastaya gidip geçmiş olsun demek değil. Onun yanına gittiğinde paraya ihtiyacı vardır. 100 lira, 200 lira, 300 lira, 500 lira onun cebine koyacaksın. Hasta ziyareti bu. Adamın parası var mı yok mu? Bakıcısı var mı yok mu? Hasta ziyareti bu. Yok sende. Bu para yok. Sen dua edeceksin ona başında.
Sen mültimü yanarsın. Gideceksin oraya. Geçmiş olsun canım kardeşim. Çok üzüldük. Değil öyle. Sen onun cebine para koyacaksın. Allah sana zenginlik vermiş. Zenginliğini doğru yolda kullan. Senin duan tasadduk etmek. Senin duan tasadduk etmek. Sen cebinde parayla fakire Allah yardımcın olsun demeyeceksin. Cebinde var mı paran var. Fakire Allah yardımcın olsun demeyeceksin. Onun cebine para koyacaksın. Senin duan bu. Senin zikrin bu. Aa öyle bir şey yok. Senin kedi köpek ne şişecek? Paran mı var? Git o parayı canım kardeşim bir fukarayı ver. Ramazan mübarek günü. Yüzü gülsün. Git. 10 kiloluk bir yardım paketi hazırla. Kendin git hep kendin. Başkasına da verme.
Sırtlan hem de gece git. Gel ben sana adres veririm. Gece gidecek adres veririm ben sana. Gece gideceğim diyorsan ben sana adres vereceğim. Bütün kedi köpek besleyecek olanlara, besleyenlere söylüyorum. Gelin ben size fakir fukara adresi veririm. Gece gidin onların kapılarına yiyecek bırakın, içecek bırakın. Gece gidin kapılarını, zarfın içerisinde parayı koyun asın. Kendinizi de belli etmeyin. Sünnet olan da bu. O yüzden bana kedi köpek besleyebilir miyiz diye fetva sormayın. Önce insanları besleyin siz. Önce insanları doyurun. Merak etmeyin. İnsanlar doyarsa onlar da doyar. Kar yağmış, buz olmuş her taraf. Hiç kimse yiyecek, içecek bulmuyor. O zaman bütün sokaklara biz mama dağıtalım, yemek dağıtalım.
Eyvallah. Gidin sokakların bir köşesine, kedilere, köpeklere, sokak hayvanları yisin diye yemek koyun, içecek koyun, bir şeyler koyun. Evinizi almak ne ya? Evinizi almak niye? Evet. Millette böyle bir hastalık oldu şimdi. Apartmanda adam ne o? Şey bakacağım, köpek bakacağım diye uğraşıyor. Balkonda köpek bakıyor. Havla Allah havla, havla Allah havla. Ya bütün insanları rahatsız etmek zorunda mısın? Sen apartmanın normalde köpek besleyeceksin. O da koyun beslese ne olacak? Birisi de dese ki, bütün peygamberler koyun çobanlığı yapmış. Ben de bir tane koyun alayım. Ondan sonra onu da şeyde, balkonda besleyeyim dese. Ne yapacaksınız ya? Al işte.
Bütün peygamberler çobanlık yapmış. Ebu Hureyre'nin kedi beslemesine bakıyorsunuz da. Bütün peygamberlerin ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dahil çobanlık yaptığını görüp, neden çobanlık yapmıyorsunuz? Allah Resulü koyunum et etmiş. Neden koyun beslemiyorsunuz o zaman evlerinizde? Kedi çok temiz ama hocam. Eti yeniyor mu? Yenmiyor. Çinliseniz yersiniz. Onlar da bak bir sürü hastalığa tüccar oldu. Onlar yarasaydı yiyorlar. Onlar ne bulursa yiyor zaten. Onların yemedikleri bir şey yok. Onlar denizden, yerden ne bitiyorsa yiyorlar. Yecüc mecücün sanki dünyaya tecelliyatı gibiler. Allah muhafaza eylesin inşallah. Hocam hayırlı kandiller, ben bugün Rüyam'da bir erkek çocuğunu takip ediyordum.
Aynı yaşlarda olduğumu gördüm. Ve bir eve girdi ama bu kapıdan geçince kocaman içinde her şey olan o kadar güzel bir yerdi ki ucu bucağı olmayan bir yere girdik. Uyanır uyanmaz ben cenneti gördüm dedim kendi kendime. İnşallah cenneti görmüşsün. Allah mübarek eylesin. Allah iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm. İtikafta tevhid çekerken uykumuz bastırınca biraz Kur'an ve maelini okuyabilir miyiz? Yoksa sadece tevhid mi çekebiliriz? Tevhid çekebilirsiniz. Çok böyle sıkıntı olursa meal okuyabilirsiniz, hadis okuyabilirsiniz. Böyle uyku gelince tesbihi boynunuza asyanız güzel olur. Başlayacağınız odanın içerisinde volta atmaya. Tevhid boynunuzda çekeceğiniz öyle. Selamun Aleyküm.
Nasılsınız? İyisiniz inşallah. Hamdolsun. Pimi çekilmiş bomba gibiyiz. Nerede patlayacağımız belli değil. Zıpkın gibiyiz. Nereye batacağımız belli değil. Çivi gibiyiz. Çekiç havada nereye saplanacağımız belli değil. Hamdolsun. Zikrullah halakasına oturup da af olunmayan kişiler kimlerdir? Yani zikrullah halakasına oturan kimseleri biz iman ehli, tövbe etmiş kimseler olarak görürüz. O yüzden her şeyini iman etmiş, her şeyini tövbe etmiş kimseler olarak görürüz. O yüzden orada af olunmayacak kimse olarak herhangi bir kategorimizi biz koymayız. Allah bizi affetsin. Peygamber Efendimizin adı geçince içimizden salavat getirsek olur mu?
Olur. Ben dışımdan getirmeye gayret ediyorum. Sebebi de şu. İnsanlar hani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin adı anıldığında salavat-ı şerifinin çekilmesi gerektiğini bilsin, öğrensin diye. O yüzden biz böyle her şey içimizden yaşaya yaşaya biz dini, din terk edildi bizde. Yani evet biz göstermeyelim, şataat yapmayalım dedikçe ama insanlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri anılıyor. Hiç kimsenin umurunda değil. O yüzden salavat-ı şerife çekilmesi lazım. Astıra seyahat etmek caiz mi? Seyahat edecek olan kardeş bizim de elimizden tutsun, bizi de götürsün ya. Böyle bir terenenli başladı son zamanlarda. Astıra seyahat ettirenler varmış bir de. Zamanında bir şeyh efendi Abdülkadir Geylan Hazretleri'nin pirliğini reddetmiş.
Demiş ne oluyor, kim oluyor ki? Demiş ki biz her gün cennet meyvesi yiyoruz. O kim o ne oluyor ki? Demiş. Bunu Abdülkadir Geylan Hazretleri'ne söylemişler. Mübarek tevazu sahibi. Demiş ki o efendiye haber verin. Böyle cennet nimetleriyle hemhal olduğunda bu fakiri de davet etsin demiş. Ne olacak ki? Dünyadayken bir iki lokma da biz yiyelim cennet nimetlerinde. Neyse o böyle kibirli halde o da tamam demiş. Olur inşallah demiş. O hal zuhur edince biz onu da davet edelim. Neyse öyle bir zuhur etmiş. Yine böyle dervişleriyle zikir yanında cennet nimeti yiyormuş gibi hal zuhur edince. Dahil et ondan sonra ya Abdülkadir Geylan'ı demiş. Dahil et ya Abdülkadir Geylan'ı deyince tabi mübarek de görmüş mübarek bütün celaliyle böyle şakak görünmüş.
Ama şeyhin elinde bir bakmışlar ki çok affedersiniz eşek pisti. O eşek pistini yiyor. Tövbe etmiş. Demiş ki efendim hakkınızı helal edin ben size küstahlık ettim. Onun da tövbesini onun kabul etmiş. Bir daha demiş böyle küstahlık yapma. İşte onun şeyhliğine de tekrar icazet vermiş burada. Demiş şeyhliğe devam et ama demiş böyle de küstahlık yapma. Şimdi bu astral seyahat ettirenleri ben buna benzetiyorum. Allah muhafaza eylesin. Canım kardeşlerim bu astral seyahat değildir tasavvufta. Bu tasavvufta hal içerisinde hal. Zaman içerisinde zaman mekan içerisinde mekan denir buna. Bu astral seyahat değildir. Buna böyle diyorlar bu sufi dilinde bu değildir. Allah bizi affetsin inşallah.
Bütün insanlar Hazreti Adem aleyhisselamdan mı geliyor? Biz öyle inanıyoruz. Flört caiz mi? Eğer caiz değilse nasıl evlenir? Evlenmek isteyen kimselerin oturup birbirlerine evlilikle alakalı, birbirlerini tanımakla alakalı konuşmaları caiz. Ama flört edip böyle el ele, kol kola gezelim, dolaşalım. Sinemaya da işte çok affedersiniz, koklaşalım. Ondan sonra tiyansın, elektrik aramadık. Hayırlıyoruz. Bu yok istemde. Allah muhafaza eylesin. Bayramda da sokağa çıkma yasa olacak. Bu durumda bayram namazı nasıl olacak? Olmayacak. Cuma olmuyor. Cuma farz. Bayram namazı farz değil. Cuma namazı olmuyor. O ne olacak? Sabah namazı farz. O olmuyor.
Bayram namazı nasıl olacak? Ama bizim toplumumuzda şöyle bir şey var. Yani normalde işte vakit namazlarına ehemmiyet göstermezler. Cuma'ya ehemmiyet gösterirler. Hiçbir namazı ehemmiyet göstermezler. Bayram namazına ehemmiyet gösterirler. Böyle bir halimiz var. Allah bizi affetsin. Salim neden bu kadar uzun soru sordun?
Yok Salih diyecektim. Salih neden bu kadar uzun soru sordun yavrum ya? Ya burada sen iki sayfalık bir ön giriş yazmışsın zaten. Üstüne de sorular yazmışsın. Allah bizi affetsin inşallah. Soru bir kader, cüz-i irade, külli irade. Allah her şeyi önceden düşünmeyeceğimiz kadar ince ayrıntıların yaratıcısıysa ve bunların hepsini de biliyorsa, bildiği bir şeyin olmasını da kendi sağlıyorsa ki ondan biliyor. Buna rağmen kaderimizi kendimizin çizdiğini söyleyebilir miyiz? Bizim normalde günlük hayatımızın içerisinde cüz-i irademizin içinde olanları biz kendi elimizle, kendi kudret ve kuvveti, Cenab-ı Hakk'ın bize vermiş olduğu kudret ve kuvvet de isteriz. Biz onu isteriz, yaratmayız. Bu normalde hani maturidiler, fiiliyatın üzerindeki kuvvet vardır.
Kula ait olan istemektir der. Biz isteriz. Onu yaratan Allah'tır. O yüzden kaderin ne olduğunu bilmiyoruz. Ama kaderin ne olduğunu bana sorarlarsa ben doğmak ve ölmek derim. Bu kadar. Doğmak bizim elimizde değildi. Yani yaratılmak bizim elimizde değildi. İki, ölmek de bizim elimizde değil. Eninde sonunda her nefis ölümü tatacaktır. Biz de ölümü tatacağız. Ama benim cüz-i irademin yerindeyken yapmış olduğum şeylerden ben sorumlu mükellefim. O yüzden cüz-i iradem var benim. Külli irade, bu cüz, külli irade komple iradenin içerisinde nokta kadardır cüz-i irade. Beni ilgilendiren meselelerdir. Çünkü ben onunla mükellefim. Onunla hesap vereceğim ben.
Soru iki. Din ve inanç sebebiyle neden bu kadar eziyet, ceza, tevekkül, sabır ve isyan? Daha doğrusu yaşamın anlamı nedir o zaman? Yani normalde biz istemeyiz din ve inananlar bu kadar eziyet çeksinler. Ama inançsızlar, kafirler, inanmayanlar, inananların üzerine saldırıyorlar. Başka bir şey değil. O yüzden inancımızdan dolayı eziyet çekiyoruz. İnancımızdan dolayı sıkıntı çekiyoruz. İnancımızdan dolayı ne çekiyorsak çekiyoruz. Yoksa biz de inanmayanlar gibi dünya hayatını biz böyle heva hevesle geçirebilir miyiz? Biz el cevap geçirirdik. Üç. Allah her şeyi bilir ama insan yine de kendi seçimini yaparak kaderini belirler. Bunu kabul etmiyorum ben. İnsan kendi kaderini belirlemez.
İnsan kendince bir şeyi seçer. Olumlu ve olumsuz sonuçlarına katlanır. Peki Allah her şeyi bilense neden insan Allah'ın bildiklerinin ve şaşmaz bir şekilde ayarladıklarının dışına çıkamıyor? Normalde çıkıyor işte Allah haram etmeyin diyor. Hiç diyor ama külli irade noktasında çıkamıyor. Muhakkak ki çıkamayacak cüz-i irade bir yere kadar. Nefis nedir? İnsan bedeninin neresinde yer alır? İnsan bedeninin bütün azalarında bütün hücrelerine manevi olarak tecelliyatı vardır. Yoğunluk olarak göğüs kafesindedir. Selamun Aleyküm arkadaşın kızı rahatsız sizden dua istiyor şu an hastanede yatıyor. Allah cümle kardeşlere şifa versin inşallah.
Selamun Aleyküm bayanların çocuk istemeyip kordon bağlatması caiz midir? Bu erkekle alakalı eğer erkek kesinlikle bir daha çocuk istemiyorum diyorsa, kadın da bunu kabul ediyorsa o zaman söyleyecek bir laf yok. Ama erkek bunu kabul etmiyorsa veya tıbben böyle bir şey zorunluysa o zaman yapılabilir. Selamun Aleyküm kandiliniz mübarek olsun. Ben Erva dokuz yaşındayım sizden ders almak istiyorum. Yedi yedi annem baban sana da tarif etsin inşallah. Kadir gecesi kandil gecelerine ya da sohbetlerin olduğu gecelerde komşuların çay içelim kahve içelim gibi davetlerini reddetmekte sıkıntı var mıdır? Söyleyin bugün bizim dersimiz var, dersimizi yapacağız. Bugün kandil sohbetimiz var, bugün zikir günümüz var oraya gideceğiz deyin.
Davete icabet etmediğim için kötü mü ettim acaba diye düşünüyorum ama daveti kabul etsem sohbetten geri kalacağım. Söyleyin, böyle böyle bizim özel bir şeyimiz var diye, programımız var diye söyleyebilirsiniz inşallah. Efendim hayırlı akşamlar, gecemiz mübarek olsun. Bir sorum olacaktı müşriklerden ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin amcası Ebu Lehvi'nin asıl adı Abdül Uzzah. Peygamber Efendimiz'in dedesi Abdülmuttalib'in Hanef dini üzerine olduğunu bilmekteyiz. Şirke karışmamış bir kişi neden? Oğluna Abdül Uzzah ismini koymuştur. Saygılarımı sunuyorum, gecemiz hayır olsun.
Koymuşlar. Bununla alakalı kafayı yoracak değilim. Kafayı yormam gereken iş de bu değil. Selamun Aleyküm, geceniz mübarek olsun. Ben Malatya'dan Hamza Kaya dualarınızı bekliyorum. Allah iyi etsin inşallah Rabbim iyilik versin. Selamun Aleyküm, ben itikafa son 8 gün girdim. Sizinle anlattığınız gibi tüm geçmiş gelecek günahlarımın affolması durumu beni kapsıyor mu? İnşallah kapsar, Cenab-ı Hak rahmeti geniş. Selamun Aleyküm hocam, Şafii mezhebindeniz kedimiz var. Fitre çıkar mı? Şafii mezhebinde kediye fitre mi çıkıyor bilmiyorum ki canım kardeşim. Bildiğim bir şey değil. Sedat Bey, Gül'ün oğlu Aleyküm Selam.
Ben 16 yaşındayım. İzniler olursa ders almak istiyorum. Viyana'dan selamlar. Baban sana dersi tarif etsin. İnşallah. Samet, Allah'ı zikretmenin diğer bütün ibadetlerden, amellerden, işlerden üstün büyük olmasının sebebi nedir? Allah büyük etmiş. Allah'ın zatını zikrediyorsun. Zatını zikretmekten daha büyük bir amel yok. Selamun Aleyküm.
Kadir geceniz muharek olsun. Ben bir günlük itikafa girdim. İtikaf boyunca çektiğim tevhide odaklanmakta zorlandım. Sürekli geçmişimde yaşadığım anlar, genelde unuttuğumuz sandıklarım aklıma geldi. Odaklanmaya çalıştıkça anılar yenilendi sürekli. Bu durum beni üzdü bir de rahatsızlığımdan aynı odada sabit yerde duramadım. Ben nerede hata yaptım? Böyle bir durumda ne yapmam gerekir? Duanıza talibim. İtikafına devam et. Bittiyse de duanı et. Allah mühinin olsun. Allah kabul etsin inşallah. Hocam kadınlar ev işi yapmak zorunda mıdır? Evlenirken yapmış oldukları biatla alakalı.
Eğer normalde evlilik aktiyle alakalı daha doğrusu. Evlenirken eğer akitlerinde özel bir akit koydularsa, mesela kadın dediyse ben ev işi yapmam, el işi yapmam, çocuk bakmam o zaman yapmayabilir. Ama böyle bir akit koymadıysa burada gelenek görenek giriyor. Genelde Anadolu'da ev işleri kadınlar yaparlar ya, o yüzden veya çocukların da kadınlar bakarlar. Böyle bir gelenek, böyle bir görenek, böyle bir kültür olduğundan dolayı eğer özel bir şey konmadıysa kadınlar ev işlerini yapacaklar, çocuklarına bakacaklar. Ama özel bir akit koydularsa o zaman bunu farklı icra edebilirler. Veyahut da bölgesel bunlar, yöresel bunlar. Mesela örneğin Arapların büyük bir çoğunluğunda kadınlar ev işi yapmıyorlar.
Büyük bir çoğunluğunda. Onlarda böyle bir gelenek var, böyle bir örf var çünkü önceden beri. Ta Orta Asya'dan, Ötükenden itibaren de de, yani Türklerde de böyle bir örf var. Kadınlar çocukların ve evin bakımıyla ilgileniyorlar. Bir kardeş ders almak istemiş, ona da inşallah ders veriyorum. Hediye kardeş dersini WhatsApp mesajlaşmasından attım.
Allah mübarek eylesin, Rabbim daim eylesin, devamlı eylesin inşallah. Hayırlı akşamlar namaz kılarken ve zikirdeyken ağlamak namazı bozar mı? Biz bozmaz olarak kabul ediyoruz. Selamun Aleyküm, bu akşama dair özel bir ibadet var mı? Kadir suresini çok okumak ya da her rekatta Kadir suresi okunabilir mi? Bununla alakalı sohbet ettim, bu gece neler yapılabilecekle alakalı. O yüzden sohbeti dinlediyseniz bu size yeterli. Ama siz ayrıca kendinize ait bir ibadet şekli, şemali çıkaracaksanız olabilir. Muayyen günü bu Kadir gecesine denk gelen, ibadet etmek isteyen bir bayan bu geceyi nasıl geçirmesi gerekir? Yine aynı sohbeti dinleyen kardeşler, bu noktada tarif etmiş olduğum ibadetlerde kadınları da içine aldığı için Cem An onu sohbeti dinlemiş olsaydınız onu görürdünüz.
Ben Mustafa Hava, ben 10 yaşındayım ve sizden ders almak istiyorum. Evet, baban sana tarif etsin. İnşallah sen 12-12 çek. Selamun Aleyküm, adım Sena, bana arkadaşım. Din dersinde avucumuzun içinde Allah yazıyor dedi, doğru mu? Her yerde Allah yazıyor, okuyanı bilene. Selamun Aleyküm Üstadım, sahura kalktığımda gayri ihtiyarı pencereden bakıyorum, evlerin ışıkları sönük çok üzülüyorum. Çocukluğumda baktığımda ışıklar hep yanar görürdüm. Bir şey söyleyin, Allah aşkına yüreğim genişlesin, Rabbim yar ve yarımcınız olsun, Allah'a emanet olun. İnşallah onlar sahuru erken yiyip yatmışlardır, öyle düşünelim.
Allah onlara da hidayet eylesin inşallah. Efendim, selamun Aleyküm, bir derviş üstadın vesilesiyle bir keramet görüsü bunu anlatması doğru olur mu? Olur. Ben evlendiğimde henüz dervişlik yolunda değildim. Beni büyüten ailem ve eşimi ve düşüncelerini yadırgamadı. Eşim PKK sempatizanı, annemler dindar olmayan herkese sempatik buluyordu.
O yüzden eş seçerken ailemle aynı kafadaydım. Ben sonra değiştim, ailem ve eşimden çok farklı bir noktaya geldim sayenizde. Sizin söylediğiniz gibi, Kur'an, Sünnet, Vatan, Millet yolunda gitmeye çalışıyorum. Hatta babam, biz seni böyle yetiştirmedik, sen bu kafaya nasıl geldin diyor. Bursa'ya çok uzağım, internetten takip ediyorum genelde efendim. Babalar da bize, babamlar da bize yakın. Benim şimdi bir kızım, bir oğlum var. Ben bu çocukları yetiştirirken, Kur'an, Sünnet, Vatan, Millet sevgisiyle yetiştirmek istiyorum. Kur'an, Sünnet deyince annemler, Vatan, Millet deyince eşim sorun çıkarıyor. Ben bu çocukları en doğru şekilde nasıl yetiştirirken, yanlış düşüncelere kaymalarını istemiyorum.
Onlardan etkilenip yavrularıma dua eder misiniz, ellerinizden öperim. Allah yardımcınız olsun, Cenab-ı Hak mu'ininiz olsun inşallah. Rabbim en hayırını çevirsin inşallah. Afiyet nedir maddi ve manevi, afiyet nasıl olur? Ben afiyet denilince böyle huzur olarak görüyorum onu. Hani afiyetli ol derler ya, huzur içerisinde ol. Gönlün hoş olsun, vücudun hoş olsun, için dışın hoş olsun. İnşallah öyle olsun. Kandiliniz mübarek olsun. Secdede dua, namaz sonrası en son dua ederken secdeye varıp etmek ile mi olur? Namaz içinde secdeye varırken kalbi dua ile mi olur? Namaz bittikten sonra, hemen farz namazdan sonra dua müstehaptır, kabul olunur. Hemen secdeye gidip dua edilebilir.
Veya zamanlı zamansız bir kimse secdede dua edebilir. Hiç zamanı vakti söz konusu değil. Selamun Aleyküm. Hanımların özel durumlarında bu gecede için nasıl ibadet etmeleri uygun olur? Canım kardeşim, tövbe etmek için muayyen bir şeyde sıkıntı yok, zikretmek için yok, dua etmek için de herhangi bir şey yok. Normalde bu gece için zaten üç ana şey koyduk, hatta dört öyle diyelim. Hadi Kur'an'ı okuyamazlar ama üç ana yol koyduk. Neydi? Tövbe etmekti, zikretmekti, dua etmekti. Selamun Aleyküm hocam. Geceniz mübarek olsun. Hocam zamanında, zamanımızda gerçek mürşitlerin mürşid olduğunu nasıl anlayacağız? Bunu zahiri olarak anlayabilirsiniz.
Kur'an ve sünnete tabi olma. İşte zahir olarak bütün bunun sohbetini yaptık çünkü. Oradan geriye dönüp sohbetlere bakabilirsiniz, dinleyebilirsiniz. Hani bir mürşidi kamilin özellikleri ne olmalı, nasıl olmalı? Oradan dinleyin. Oradan inşallah maddi manevi faydalanacağınıza inanıyorum. Birkaç hafta önceki sohbetti, onu internet sohbetlerinden böyle sohbet başlığı olarak veya benim Twitter'ımdan sohbet başlığı olarak tarihini oradan alıp oradan izleyebilirsiniz. İnşallah. Selamun Aleyküm hocam ben sihirbazlık aletleriyle arkadaşlarımı kandırmaya seviyorum. Günah işliyor muyum? Yani normalde sihirbazlık etmek, böyle el çabukluğu yapmak günah diyemeyiz. Ama insanları aldatmak günah değil.
Aldatan bizden değil, pardon insanları aldatmak iyi değil. Aldatan bizden değildir diyor. Hadis-i Şerif. Biz hiç kimseyi aldatmayalım. Soru sormamış kardeş. Ne yaptığını söylemiş. Namazdan sonra yüz tevhid çekin dediğimle alakalı. Allah iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Geçen gün bir sohbetinizi dinledim. Derviş olmadan önce düşünün dediniz. Ben düşünemedim. Nefis konuştu. Sonra bir ses geldi. Ne olduysa Allah'tan oldu. Bir şey arayıp dert yanma dedi. Nefis sustu. Beni tekrar derviş olarak kabul edermişsiniz.
Kabul etmezseniz de hakkınızı helal edin. Faruk Usta telefon numarasını vermiş. Yanınıza gelmek isterim ama ne adresiniz ne de telefonunuz bende bulunmuyor. Onun için buradan yazdım. Ben bir şey anlamadım Faruk Usta kardeş. Ben bir daha okuyayım bunu bir bakayım. Sohbetinizde dinledim. Derviş olmadan önce iyi düşünün dediniz. Ben düşünemedim. Nefis konuştu. Sonra bir ses geldi. Ne olduysa Allah'tan oldu. Bir şey arayıp dert yanma dedi. Nefis sustu. Beni tekrar derviş olarak kabul edermişsiniz. Yani normalde biatlaşma mı yaptın ne yaptın ben bunun neyin ne olduğu ben numaramı sana buraya atayım. Sen bana tekrar bu numarayı yaz canım kardeşim neyin ne olduğunu.
Biz de ona göre neyin ne olduğunu tam olarak bilelim. İnşallah ona göre bir cevap yazalım sana. Selamun Aleyküm. Birkaç bir peş peşe çekileceği zaman her bir için bağışlama yapmak gerekir mi? Bağışlama yapmak zor gelmesin. Yapın ne kadar güzel. Hazreti Peygamber'i anmak, geçmiş peygamberleri anmak, Hazreti Pir Efendilerimizi, Üstatlarımızı anmak rahmettir, berekettir. Bağışlama yapın. Selamun Aleyküm Kadir Gecemiz mübarek olsun. Benim kayınvalidem vefat etti. Bir yılı geçti. Eşim vefatına sabredemiyor. Sürekli bir sıkıntı oldu mu ölüm istiyor. Sürekli huzursuz. Beni de huzursuz ediyor. Dua ederseniz sevinirim. Başımıza gelenlere biz ne yapacağız? Kabulleneceğiz. Bunda yapacak bir şey yok.
Allah'ımı yesin. Her nefes ölümü tatıcıdır. Herkes tatacak. Selamun Aleyküm Kadir Gecemiz mübarek olsun. Efendim veliler peygamber varisleridir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine biat eden Ashab-ı Güzün Efendilerimiz gibi, peygamber varislerine biat edenler Ashab-ı Güzün Efendilerimiz gibi olur mu? Böyle söyleyen Sufi topluluklar var. Ben onlardan değilim. Selamun Aleyküm Ramazan ayının son 10 günü itikafa niyet edip de ay hali olduğundan dolayı itikafı bozulanlar da sohbetin başında söylediğiniz hadis-i şerife mazarlılar mı? İnşallah çünkü onların niyetleri öyle 10 gündü. Kalan günlerini Ramazan'dan sonra iade etsinler inşallah oruç tutaraktan.
Cenab-ı Hak onları mazhar etsin inşallah. Bir kimse kalben gelen ilhamı çıplak gözle nasıl görebilirim? Canım kardeşim çıplak gözle görmek işte. Çıplak gözle görmeyi nasıl görüyorsanız öyle göreceksiniz. Yani bu Kur'an-ı Kerim'de, herkes Kur'an-ı Kerim'i okuyor sanki bir hikaye kitap okuyor. Yani Kur'an-ı Kerim'deki kıssaları yaşıyormuşçasına gözünün önünde görecek o kimse. Yaşayacak onu. Kur'an'ı yaşayacak. Yani işte örneğin Nuh Tufan'ı konuşuyorsa, Nuh Tufan'ı okuyorsa, Nuh Tufan'ı gözünün önünde yaşanıyormuş gibi yeniden yaşayacak onu. Veya Musa'nın, Musa aleyhisselam, Firavun'un elinden, denizin üzerinden yararak yürüdüğünü, gözünün önünde görecek neler yaşandığını. O istantaneleri normalde gözünün önünde görecek.
O zaman Kur'an'ı anladığı, o zaman Kur'an ona mana olarak kalbine geldiğini görecek. Kur'an'ı yüzünden okuyor insanlar. Bakın Kur'an'ı yüzünden okuyorlar. Okusunlar ibadet ama Kur'an'daki peygamberlerin başına gelen meseleleri görecek ki neyin ne olduğunu anlasın, neyin ne olduğunu idrak etsin inşallah. Sufilik yolu bu. Yoksa sen Kur'an'ı evet okumak güzel bir şey ama o Kur'an'da yaşanan kıssaları, söylenen kıssaları, kıssaları yaşaması lazım. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile alakalı bir kıssa okurken onu görmesi lazım. O kimsenin Uhud'u yaşaması lazım, Bedir'i yaşaması lazım, Hende'yi yaşaması lazım. Yani Uhud'u, Bedir'i, Hende'yi gözünün önünde yaşayacak. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri orada neler çekti, orada neler yaşandı, onları birebir yaşayacak, görecek onları, gözünün önünde bir fiil yaşayacak.
İşte bu normalde asıl hal dediğimiz veyahut da çıplak gözle görmek dediğimiz bu hale gelecek. Yoksa rüyanda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görmek muhakkak ki rahmet, bereket, tutuf, ikram, cehennemden kurtulduğuna işaret. Ama bu daha başlangıcı, sen yürü, yolun var daha senin. Sen onunla beraber tabiri caizse kılıç salla bakalım bir. Olmaz öyle şey, yürüyeceksin, yol devam edecek. Allah'ın bu izi iyi insanlardan eylesin, iyilerden eylesin inşallah. O yüzden dervişler derini olması lazım, manaya bakması lazım, çok zikretmesi lazım ve böyle kendisini mananın içerisinde atması lazım. Ya nasıl oldu diye kalbini oraya yorması lazım, aklını oraya yorması lazım inşallah.
Cümlemiz öyle olalım inşallah. Evet kıymetli kardeşler, saat yarım bugün böyle biraz daha erken bitirmeyi ben düşündüm, öyle odakladım. O yüzden bu gece şimdi buradaki kardeşlerle tevhid çekip, dua edip geceyi sonlandıracağız inşallah. Cenab-ı Hak cümlemizi böyle mübarek gecelerde toplanıp inşallah tekrar tekrar dua edenlerden, zikredenlerden eylesin. Allah izin verirse, kalan sorularınızı Cenab-ı Hak müsaade ederse inşallah perşembe günü, bugün ne günlerden salı. Perşembe günü, kalan soruların hepsine de cevap vereceğim inşallah. Perşembe gününe de konu koymayacağım, cumartesi gününe de çok konu koymayı düşünmüyorum. Hani böyle arife gece son soruları alırız, o günde biraz daha erken bitiririz, ertesi gün bayram.
Şimdiden söyleyin, perşembe günü söyleyecektim ama şimdiden söyleyin, böyle hani bayramlaşma olmayacak, bayram olmayacak diye düşünmeyin. Herkes evlerinde sanki bayramlaşma olacakmış gibi, herkes en temiz, en güzel kıyafetlerini giyip, giyip evinde bayram havasını yaşayacak sufiler, her perdede, her anda bayramı bayram gibi yaşarlar, ibadetleri ibadetler gibi yaşarlar. Öyle kendi kendinize, korona var, evden dışarı çıkmayacağız. Böyle kadınlar, böyle paspal kıyafetlerle, böyle işte çocuklar, böyle dağınık kıyafetlerle, erkekler, böyle günlük kıyafetlerle, böyle işte eşofmanlarla, bayram sabahı yok. Öyle bir şey yok. Bayram sabahı herkes bayram sabahı gibi bayram sabahını yaşayacak, kıyafetlerini giyecek, öyle en iyi kıyafetlerini giyecek, bulunduğu yerde nerede olursa olsun eşiyle çocuklarıyla bayramlaşacak.
Eğer normalde işte eşinden çocuklarından ayrıysa, telefonla da olsa bayramlaşacak ve bu şekilde bayramı bayram gibi yaşayacak. Öyle kesinlikle ve kesinlikle böyle nasıl olsa hiçbir yere gidemeyeceğiz, hiçbir şey olmayacak deyip de kendini salmayacak. Kendinizi disiplin edin, her şey imtihan, evin içerisinde olabilirsiniz. O yüzden çoluk çocuğunuzla bayramı bayram gibi yaşayın. Öyle asla kendinizi salıp koyuvermeyin, kendinizi böyle dağıtmayın. Mümin kimse, sufi kimse disiplinlidir. Öyle mesela kendi kendinize Perşembe günleri ya işte toplu zikir olmuyor diye düşünmeyin. Tek başınıza zikrullah yapıyorsanız dahi bilhassa zakir efendiler, çavuş efendiler.
Siz bunları iyi dinleyin. Bu fakir tek başına çok il ve ilçe dolaştı. Oraya gittiğimde hiçbir derviş yoktu. Ben otururdum, mevcut o güne kadar olmuş dervişlerin ruhaniyetine, orada olacak olan dervişlerin ruhaniyetini okur. Orada tek başıma halakayı kurar ve orada olmuş ve olacak ne kadar derviş varsa maneviyatlarını ve ruhaniyetler toplanır. Orada öyle zikrullah ders yapardım. Bakın çavuşsanız, Perşembe günleri veya ne günler ise dersiniz. Ne gün dersiniz? Salı gün. Salı gün toplanırsanız, kendi kendinize orada bütün dervişlerin ruhaniyetlerini görmeniz lazım. Zakir misiniz? Orada bütün dervişleri toplayacaksınız. Hepisine de söyleyeceksiniz. Ben derse oturuyorum, herkes de derse otursun diyeceksiniz.
Onların ruhaniyetlerini, onların maneviyatlarını göreceksiniz. Onların ruhaniyetlerini, onların maneviyatlarını okuyacaksınız. Okuyacağınız üç ihlas bir fatiha. Hepsinde okuyacağınız, oturacağınız tek başınıza da olsa odayı kapatacaksınız kendinize. Orada ders yapacaksınız. Tembel tembel oturmayın. Koltuğun köşesine oturup benim gibi elinize ders tesbih alıp öyle dervişlik olmaz. Zakirler, çavuşlar, hepiniz de ders yaptıranlar, kadınlar, erkekler. Oturacağınız, niyet edeceksiniz. Ve bütün hepsine de telefon açacağınız, mesaj edeceksiniz. Diyeceksiniz ki saat kaç? Dokuzda toplanıyoruz. Dokuzda herkes dersini alacak, dersini zikrullahını yapacak diyecek. Veyahut da bazı kardeşler canlı yayından sohbet edip zikrullah yapıyorlar, doğru yapıyorlar.
Veyahut da ufak tefek toplananlar var, doğru yapıyorlar. Ama iş toplanamıyor. Oturacak, niyet edecek. O yüzden niyet ederekten de hepsine de mesaj çekecek. Söyleyecek, ben niyet ediyorum, ders yapıyorum diyecek. Biz şimdi burada üç tevhid çekerken kendi kendimize çekmiyoruz. Ben bütün ehli sufiler için, ehli maneviyatı için niyet ediyorum. Öylesi burada ders çekiyorum. O yüzden bütün, derviş kardeşimiz olsun olmasın, bütün sufiler için, bütün ehli tarikatlar için niyet edip, burada üç tevhid çekiyoruz biz. O yüzden siz de evlerinizde veya nerede yapıyorsanız bunları böyle niyet edip yapacaksınız. Niyet çok önemli. O yüzden kardeşlerinizi unutmayacaksınız.
Kardeşlerinizi arayacaksınız. Hepsine tek tek görüşeceksiniz. Bir şeylere ihtiyacı var mı? Bir sıkıntıları var mı? Bir problemleri var mı? İlgileneceksiniz. Kurt tavuk gibi olacaksınız hepinizde. Hepinizde kurt tavuk gibi olacaksınız. Herkes herkesi arayacak. Kimseye böyle tepeden bakmayın. Kibirlenmeyin. Bir ihtiyacın var mı diye sordum. Öyle sormayın. İnceden inceden tatlı tatlı sorun. Böyle onun halini öğrenmeye çalışın. Allah'a yalvarın. Ya Rabbi bana gece rüyamda göster deyin. Ve onların hallerini, onların durumlarını görün. Kardeşlerinizi unutmayın. Kardeşliğinizi unutmayın. Kardeşliklerinizi pekiştirin. Birbirinize olan muhabbetinizi pekiştirin.
Ve birbirinizlere hizmet edin. Kimin neye eksiği var? Kimin neye gediği var? Kim neye muhtaç? Onu görün ve onu halletmeye çalışın. Halledemediklerinizi, çözümleyemediklerinizi bu fakire söyleyin. Biz hiçbir kardeşimizin naçar olmasını, sıkıntıda olmasını, hiçbir kardeşimizin perperişan olmasını istemeyiz. Açık söylüyorum buradan. Gücümüzün yettiğinden sorumluyuz. O yüzden hiçbir kardeşimizin böyle naçar olmasını, sıkıntıda olmasını, perperişan olmasını istemeyiz. Sıkıntı yok. Allah'ın izniyle gücümüzün yettiğince kardeşlerimize yetmeye çalışırız. Allah'ın izniyle, Allah'a müsaade ettiğince. O yüzden asla ve asla hiçbir zaman kardeşlerinizi boş, meydanda aç, açık bırakmayın.
Tekrar söylüyorum. Herkes kardeşlerini boş, meydanda aç, açık bırakmayacak. Onların hallerine bakacak, durumlarına bakacak. Gücünün nispetinde, onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışacak. Bu, böyle bir zor zamanlarda, insanlar kardeşliklerini beyan edecekler. Kardeşliklerini gösterecekler. Zekat dağıtanlar, zekatlarınızı oraya buraya ona buna dağıtmayın. Kardeşleriniz varken kardeşlerinize dağıtın. Arkadaşlarınıza, yol kardeşlerinize dağıtın. O yüzden dikkat edin. Muhakkak insan etrafındaki akrabasını da gözetecek. Ama kardeşlerini, arkadaşlarını gözetecek. O yüzden kardeşleri, arkadaşları yok yoksulken, muhtaçken etrafa böyle hava atar gibi bir şeyler yapmaya çalışmayacak.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, böyle günlerde dostluk, böyle günlerde arkadaşlık, zor günlerde, sıkıntı günlerde yoldaşlık belli olur. Bir kimsenin başına bela, musibet, sıkıntı, dert, gam, kasabet, borç gelmedikçe gerçek dostluğunu tanımlayamaz, anlayamaz. Gerçek yoldaşlığını anlayamaz. Başına bir şey gelecek o kimse, o zaman anlayacak gerçek dostluk kimmiş. Çünkü bir kimse iflas eder, etrafında kimse kalmaz. Yoksulluk çeker, etrafında kimse kalmaz. Bir hasta olur, etrafında kimse kalmaz. İnsanlar bu hale geldiler. Hastalıktan, yoksulluktan, beladan, müsibetten, sıkıntıdan, şeytandan kaçar gibi kaçıyor insanlar. Ve birinin üzerine böyle bir hal gelirse, herkes ondan selamı sabaha kesiyor.
İşin en enteresan noktası da şu. Normal başka bir kimse, başka bir kimse de elin yabancısında alacağı var, ona sabrediyor, derviş kardeşine sabretmiyor. Elin yabancısı her türlü hakaret yapıyor, ona sabrediyor, derviş kardeşine sabretmiyor. Elin yabancısından her türlü kötülüğü görüyor, ama derviş kardeşinden bir sıkıntı görünce ona sabretmiyor. O yüzden nefsinize uymayın. Şeytanın vesvesesine uymayın. Derviş kardeşlerinizle kardeşliğinizi tesis edin. Zakirlilerinize tabi olun. Zakirlilerinizle didişmeyin. Çavuş kardeşlerinizle didişmeyin. Tayin ettiğimiz her kim ise arkadaşımız, kardeşimiz orada onunla didişmeyin. Onunla mücadele etmeyin. Onunla çatışmayın. Bu yolun adabına, erkanına aykırı.
O yüzden edep, terbiye içerisinde bu günleri geçireceğiz inşallah. Bağlılığımızı kuvvetlendireceğiz. İntisabımızı kuvvetlendireceğiz. Tövbemizi, zikrimizi, duamızı kuvvetlendireceğiz. Birbirimizle kenetlenip bugünlerden inşallah sağ salim çıkacağız. Rabbim cümlemizi bugünlerde sağ salim çıkanlardan eylesin inşallah. Önzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahirrahim Ya Rabbi Ümmet-i Muhammed'i affeyle, Ya Rabbi Ümmet-i Muhammed'e yardım eyle, Ümmet-i Muhammed'e ikram eyle, Ümmet-i Muhammed'i ihsan eyle, Ümmet-i Muhammed'i bu korona belasından kurtar, Ümmet-i Muhammed'i bu fuhuş bataklığından kurtar, Ümmet-i Muhammed'i kumar bataklığından kurtar, Ümmet-i Muhammed'i uyuşturucu bataklığından kurtar, Ümmet-i Muhammed'i adaletsizlik bataklığından kurtar,
Ümmet-i Muhammed'i her türlü zulmün altında inim inim inlemekten kurtar. Ümmet-i Muhammed'e yardım eyle. Ümmet-i Muhammed'i kuvvetli eyle. Ümmet-i Muhammed'i basiretli eyle. Ümmet-i Muhammed'i seccaatli eyle. Ümmet-i Muhammed'i kafirlerle mücadele edenlerden eyle. Ümmet-i Muhammed'i nefisleriyle mücadele edenlerden eyle. Ümmet-i Muhammed'i şeytanlarla mücadele edenlerden eyle. Ümmet-i Muhammed'i hak yolunda olanlardan eyle. Ümmet-i Muhammed'i Allah sevgisini nasip eyle. Ümmet-i Muhammed'i peygamber sevgisini nasip eyle. Ümmet-i Muhammed'i Allah'ı sevdirenlerin sevgisini nasip eyle. Ey merhametlerin en merhametlisi gönüllerimize Kur'an-ı Kerim'in manasını ilham eyle.
Gönüllerimize ilham eyle. Gönüllerimize ikram eyle. Gönüllerimize ihsan eyle. Gönüllerimize zikullahına ilham eyle. Muhabbetullahına ikram eyle. Gönüllerimize Ya Rabbi senin gönüllerine misafir ettiğin olduğun misafirlerden eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi bu dar zamanda borçların altında inim inim inleyenlere yardım eyle. Onlara ödemeyi ikram eyle. Onlara ödemeyi ihsan eyle. Onlara meccanen katından yardım eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi evlat isteyenlere evlat nasip eyle. Ev isteyenlere ev nasip eyle. Her neyse sıkıntıları sıkıntılarını def eyle. Dertlerine derman eyle. Hastalıklarına şifa eyle. Ver murat olanların muratlarını hal eyle.
Ey merhametlilerin en merhametlisi anne ve babalarımıza affı mağfiret eyle. Eş ve çocuklarımıza affı mağfiret eyle. Gelecek zürriyetlerimize affı mağfiret eyle. Gelecek zürriyetlerimizi namaz kılan, oruç tutan, seni zikreden, seni fikreden, seni şükreden, seni hamd eden kullarından eyle. İçimizi dışımızı nur eyle. Sağımızı solumuzu nur eyle. Altımızı üstümüzü nur eyle. Bizleri nurunla nur eyle. Nurunla nur eyle. Nurunla nur eyle. Allah Allah Allah … Vakfi şerifler hayrola. Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Allahu azim şan ismi şerifiyle kalplerimiz tahir, tahir, pak ola. Demler sefalar müjdat ola.
Hulub aşikan bakuşadu hamdan ola. Demi Hazreti Mevlana. Sır ve Cenab-ı Şems-i Tebrizi. Kerem İmam Ali. Şefaati Muhammedun Resulullahı Nebi. El Fatiha ma salavat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala. Amin.
Ey cümayin. Gecenin nuru olsun. Gecenin gündüzünüz nuru olsun. Kadiriniz mübarek olsun. Hayırlı sahurlar. Allah'a emanet olun.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.