Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 30.09.2021
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 1 Ekim 2021 · 17:54
Bana şunu kimse anlatamaz, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İngiliz Kraliyet ailesiyle görüştükten sonra, Kraliçeyle görüştükten sonra, İstanbul'da Nakşibendi Tarikatı'nın bir kısım müntesipleri çıkıp, biz oyumuzu AK Parti'ye atacağız tekrar açıklamasının sebebini bana kimse anlatamaz. Bakın açıklamanın saatlerine, Su ama Sufiliğe karşı değillerdir. Sufiliğe karşı değillerdir. Kıbrisi ayrı bir mesele. Neydi? Prens Charles, Müslümandı değil mi? Bir de neydi? İngiliz Kraliyet ailesi neydi? Ehl-i Beyt'ti.
He he. Yakında halifeniz olabilir sizin. Çünkü son gelecek olan Mehdi ne olacak? Aynı zamanda Ehl-i Beyt olacak. Evet, onların atadığı bir kimse de olabilir. Sufiliğe karşılar mıdır? Hayır. Sufiliğe karşı olan kim vardır Türkiye'deki İslami topluluklarının içerisinde? Hocam sen söyle. Yetiştiğin yer milli görüştür. Görüntüde karşı değillerdir. Kim karşıdır başka? Ben. Benim Allah'tan başka korkum, çekintim kimseden yok. Analizim, analiz, bana ait. MHP'dir. MHP'de sufi yapılanmaya ve sufiliğe karşıdır. Ben içinden gelmeyeyim. İstemez. Ne Türkeş ister, ne de Devlet Bahçeli ister. Gidin Devlet Bahçeli'nin MK'ye gitsin de bir tane sufi tabanlı bir kimse yoktur. Yoktur. Muhsin'i ayırıyorum. Allah rahmet eylesin.
O yapılanma ayrı. O yapılanma ayrı. O sufiliğe karşı değildir. Kendisi de zaten onun içindeydi. Şimdi, toparlıyorum şimdi. Ne AK Parti sufiliğe kabul eder? Yetiştiği yer çünkü Milli Gençlik'tir, Refah Partisi'dir. Oradan kalmadır. İstemez bir kimse orada şeyhini dinlesin. Kimi dinleyecek? Erbakan Hoca'yı dinleyecek.
Erbakan Hoca aynı zamanda şeyh noktasındadır. İtaat edilir, tabi olunur. Asla izninden çıkılmaz. Asla. Bir tarikat müntesibi şeyhinin sözünü dinlemeyebilir, dinlemez de. Erbakan Hoca için böyle bir şey geçerli değil. Aynı şey şimdi AK Parti için geçerli. Asla yapamaz böyle bir şey. Asla.
Eee şimdi toparladık şimdi. Şimdi ne kaldı? İşte Türkiye hani hadislerle çıktık ya yola. Hadislere inkar eden, mezheplere inkar eden siyasiler. Şimdi aynı yerden gelen bir kimse bunu söylüyorsa önce kendi içine yıkılacak. Eee belki de evet yaptıkları hatayı gördülerse nedamet edip biz bu hataları yaptıydık diyebilirler. Bu ayrı mesele ama ben eee yanlış anlamayın. Ben otuz yıldan beri hiçbir siyasiyi de samimi görmüyorum ülkede. Ben siyasileri samimi görmüyorum. O yüzden hiçbirisine de güvenmem. Hiçbirisini de samimi görmem. O çünkü yani kendi nefsinle belki de olabilir.
Ama bir bakmışsın işine gelmeyen bir yerde her şeyi yapabilirler. İzniniz için bir şey daha soralım. Buyurun. Bir de sizin bir distorunuz var. Bir en önemli distorunuz. Kur'an, sünnet, vatan, millet. Bu ehemmiyet sarısı mıdır? Bir kafiye midir efendim? Bu kafiye. Kafiye olarak algılanabilir. Ama benim için ehemmiyettir aynı zamanda. Önce Kur'andır. Kur'an ve sünnet varsa vatanın ve milletin anlamı vardır. Kur'an ve sünnet yok ise vatanın ve milletin anlamı kalmaz. Vatanın ve millet kavramına anlam katan, anlam ifade eden Kur'an ve sünnettir. İzninizle ben zaten halinizi bir kenara bırakıyorum. Yine ehemmiyet verdiğim bir arkadaşımla konuşurken insan vatansız, milletsizdir.
O öyle bir Allah muhafaza. Doğru mudur efendim o zaman bu? Kur'an, sünnet baki. Normalde vatansız, milletsiz hiçbir toplum yoktur. Allah muhafaza, işgal bir durum. Biz toprağımızın bir karışını işgali açmayız. O yüzden bizim ben aynı zamanda toprağa bağlı bir insanım. Aidiyet kesbederim. Ben vatan duygusuna, düşüncesine aidiyet kesbederim. Bayrak duygusuna, düşüncesine aidiyet kesbederim. Benim bir vatan merhumum vardır. O yüzden o vatan merhumunu ben kaybetmek istemem. Sınırları var mıdır efendim? Var. Vatanın sınırları var. Değişmez mi? Benim vatanımın sınırları var. Bütün arz. Eyvallah. Bu benim geldiğim her iki gelenek olarak, her iki kol olarak da bütün dünyayı arzı olarak, vatan olarak kabul ediyorum.
Benim geldiğim İslam öncesi gelenek ülkücülük. Türklerde şöyle bir inanış vardır. Tanrı, arzı Türklere hediye etmiştir. Tanrı, arzı, bütün dünyayı Türklere hediye etmiştir ve vazife vermiştir. Türkler, bütün dünyayı adaletle yönetme ve adaletle doldurmakla yükümlüdürler. Türkler, İslam öncesini söylüyorum.
Dikkat edin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, bütün arz, la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundu. Türklerin bu ülküsü ile, Orta Asya'dan itibaren, tabi oraya da Orta Asya diye bize yutturmuşlar da, Türk elleri orası. Orta Asya değil, Türk elleri. Türk orası. Türk vatanı. Bize yukarı Asya, aşağı Asya, Orta Asya, Orta Asya, Orta Doğu, Anadolu, böyle bizi parçalamışlar. Türk elleri orası. Türk. Türk toprakları. Bildiğiniz Türk toprakları. Ama bütün dünyanın kafasını allak bollak ediyor bu batı. Ne? Ne diyor oraya? Orta Asya diyor.
Bakın Türk kelimesini ortadan kaldırttırıyor size. Siz Türk toprakları demiyorsunuz, Türkistan demiyorsunuz, bizim topraklarımız demiyorsunuz. Ne diyorsunuz? Orta Asya. Kim yaşıyor orada ya? Bizim ırktaşlarımız yaşıyor. Kim onlar? Soyu İbrahim'e dayananlar. Soyu İbrahim'e dayananlar. Yani peygamber soyu. Kim ne derseniz. Böyle inanmakta hürüm ya. Kim onlar? Türk elleri. Türkiye. Türk. Neyle emrolunmuşlar? Tanrı dünyayı onlara bahşetmiş ve emretmiş ve vazife vermiş. Demiş ki, siz bütün dünyaya adalet götüreceksiniz.
Ve bütün dünyayı adaletle yönetip adaletle dolduracaksınız. Bizim damarımızdaki kan bu. Adalet. Adalet, adalet. Hangi suçu işlerse işlesin, ne yaparsa yapsın, bu damar adalet damarıdır. O yüzden Hazreti Hüseyin Efendimizin ehli beyti, Türklerin elinden Emeviler, Abbasiler alamamıştır. Savaşmaya da gözleri almamıştır.
Çünkü hadis-i şerif var. Türkler size saldırmadıkça siz onlara saldırmayın. Hadis-i şerif var. Yenilmeniz mutlaktır diye. Evet. O yüzden Emeviler o hadisleri bildiğinden Türklere saldırmamışlardır hiç. Saldırsalar zaten içinden geçerler giderler. Evet. Bakın. Ehli beyti de alamamışlar. Ehli beyti de alamamışlar. Ehli beyt kime sığınmış? Hüseyin kolu Türklere sığınmış. Hasan kolu nereye sığınmış? Mısır'a gitmişler. Hazreti Hasan Efendimizin torunları, çoluk çocuğu Mısır'a hicret etmişler. Hazreti Hüseyin Efendimiz'den kalanlar Türklere sığınmışlar. Çünkü Türkler misafirlerini ölürler vermezler.
Kadim bir kültür var. Kadim bir kültür. Savaş çıkar çıkar hiç önemli değil. Misafirini alamazsın onu. Onun misafirine zarar veremezsin. Ona sığınana dokunamazsın. Hadis de var bu konuda. Hadisler de var. Birisi size sığındıysa siz onu korumakla mükellefsiniz. Hadisler de var. Şimdi toparlıyorum. Şimdi vatan merhumu benim için bütün arz. Ama ondan önce ayağım yere bassın. Ejdadım Osmanlı'nın bıraktığı yerler. Ondan önce de ayağım yere bassın. Ne? Anadolu. Bizi sıkıştırmışlar, bırakmışlar Anadolu'ya. Anlaşmışlar İngilizlerle. O gün için böyle kafaları basmış veya basmamış. Ne olmuş bitmiş.
Beni ilgilendirmiyor. Tarihçilerin işi. Biz misaki milli'yi dahi savunamamışız. Misaki milli'ye baktığımızda Kerkük, Musul, Türkiye'nin içerisinde. Misaki milli'ye baktığımızda İdlib içinde. Misaki milli'ye baktığımızda Yunanistan'ın komple doğusu, Dedaç, Orası, Gümülcine hepsi de Türkiye'nin içinde. Misaki milli'ye baktığımızda Ege'deki adalar içeride. Misaki milli'ye baktığımızda. Olmuş, olmamış, gitmiş, gitmemiş. En azından misaki milli'nin içerisinde durmak lazım. Şu anda AK Parti'nin yaptığı en önemli işlerden birisi de bu misaki milli sınırlarını dışarıda konuşlamak. Konuşlamak, destekliyorum hiçbir sıkıntı yok. Şuradan Batı'dan Dedaç'e kadar da girmeleri lazım.
Zaten korktuklarından, ürktüklerinden Amerika'ya getirdiler, çağırdılar oraya. Dediler ki bunlar yarın öbür gün buraya aniden gelebilirler. Gelin dediler. Dedaç'e şimdi Amerika'ya peşkeş çektiler. Yani ne olacak ki iki tabanca tüfek patlatırsın, buradan bana terör saldırısı var deyip girersin. Sıkıntı değil bundan. Yani nasıl Suriye'ye girdi çıkarmazlarsa, Libya'ya girdi çıkarmazlarsa, şimdi Kırım'ı kaşıyor, ondan sonra Rusya kaşıma burayı diyor.
Bunlar ayrı muhabbetler. Ama hiç olmasın misaki milli'nin korunması lazım. Vatan olarak düşündüğümüzde. O yüzden Betim, vatan merfumum, dünya üzerinde bu çizgide. İşin bir de manevi tarafı var. Manevi vatan da onun gölgesi. Ne yapayım? Gölgeye takmışım kafamı. Evet. Teşekkür ederim efendim. Ben teşekkür ederim. Allah razı olsun. Efendim, hayırlı geceler, selamun aleyküm. Aleyküm selam. Efendim ben İstanbul'da öğretmenim. Demin gençlik dediniz. Birkaç tane de dergahlardan, tarikatlardan bahsettiniz. Benim okulumda bir tarikat ismini verebilir miyim efendim? Ver. Ne olacak? Süleymancılar efendim okul çıkışı.
Okullar öğrencileri alıyorlar. Yurtlara götürüyorlar. Bazıları orada kalıyor, bazıları akşam yedide bitiyor. Yemekle yedirip evlerine götürüyorlar. Şimdi ben bu olayı takip ettim. Öğrencilerin biraz peşine düştüm. İlgilenmeye çalıştım. Çünkü bazıları geliyor sabah daha ilk dersten ağlamaya başlıyor. Diyor ki annemi arayayım. Ben bugün hastayım. Halbuki çocuk hasta değil. Efendim oğlum diyorum sen neden böyle bir şey yapıyorsun? Bizi diyor zorla kaldırıyorlar. Ben oraya gitmek istemiyorum. Orada bizi dövüyorlar. Orada bize bunu yapıyorlar. Orada bize şunu yapıyorlar diye. Bir yapılanma var efendim. Şimdi ben bir yandan mücadele etmek istiyorum.
Buna bir kendimce bir dur demeye çalışayım diyorum. Diğer yandan da orada bazen işte Kur'an dersi veriliyor, sohbet veriliyor diyorlar. Buna da mani mi olurum diye kendimi de bir yandan yani sorguluyorum. Ama genel itibariyle öğrenciler oraya gidenlerden belli bir zamandan sonra çocuk ben oraya gitmek istemiyorum diyor. Bu durumda ne yapacağımı bilemiyorum efendim. Bazı iyi öğrencilerimiz var. Onları kaybetmek istemiyorum. Çok iyi ileride çok güzel vatana millete faydalı olabilecek çocuklar var. Onları da buluyorlar. Ailelerle görüşüyorlar. Ücret karşılığında eğitim vereceğiz diyorlar. Ama gel gelelim sonuç itibariyle oradaki çocuklar belli bir zamandan sonra rehberlik servisine geliyorlar.
Rehber hocasıyla da görüştüm. Hani bazı konular beni aşıyor, branşım değil destek alayım dedim. Rehber hocamızın söylediği şey çocuklar iki yıl sonra gelip burada bana ağlıyor, yalvarıyor. Benim annem babamı arayın beni oradan alsınlar. Şimdi efendim ben bu durumda ne yapmalıyım? Ailelerin problemi muhakkak öğretmenler olarak siz de buna üzülüyorsunuz ama bu bir keşmekeşlik bütün eğitim sisteminde var ve ailelerle alakalı. Ne yazık ki bu şey yeni duyduğum bir şey değil. Problem bu. Efendim demin bahsettiğiniz bazı cemaatler hakkında Milli Türk Talebe Birliği'nin bu sufiliğe bakış açısı hakkında ne dersiniz? Onlar da karşıdır. Milli Türk Talebe Birliği de zaten milli gençliğin ayrı bir versiyonu. O yüzden onlar da sufilere karşıdır. Tamamdır efendim. Teşekkür ederim.
Amin. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.