mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -29.12.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 30 Aralık 2022 · 1:31:24

Aleykümselam. Cumhurunuzu hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Selamun Aleyküm. Haydi soru sorun da kafamız açılsın biraz ya. Efendim, hakimin... Önce yok şu çekil böyle. Faizle alakalı şey... Senin sorularına cevaplayacağım, merak etme. Hakimde geçen bir hadis-i şerifte buyruluyor ki, Deccale müminlerin arasından tabi olacaklar, namazı cem edip kılacak olanlar olacak diye.
İşte bir hadis-i şerifte de, Abdullah İbni Abbas diyor ki, işte kim sebepsiz yere namazı cem ederse, büyük günah kapılarından birine gelmiş olur diye. Böyle hadis-i şerifler okudum. Bu cemle alakalı bilgi verirseniz bu konuda. Orada Allah-u Alem namazı cem edenler onun peşinden gidecek dediği, sünnet-i seneye tabi olmakla alakalı. Çünkü, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine tam ittiba gösterenler, mehtala Resul'un peşinde olacaklar. Eğer sünnete tam ittiba göstermiyorsa bir kimse, tabiri caizse, Kur'an'ı tabirle heva ve hevesine tabi ise, o zaman onlar mehtala Resul'un peşinden gitmeyecekler. Heva, heveslerine tabi oldukları için.
Orada illaki namazı cem etmekten kasıt, mesela örneğin, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Arafat'ta cemi takdim etmiş. Yani, öğlenin ardından ikindiyi takdim etmiş, öğlen namazının arkasına. Müjdelife'de de, akşamı, yatsıya tehir etmiş. Yani, iki namazda tehir oluyor zaten, Müjdelife'de. Sadece yatsı namazı vaktinde namaz kılamıyor. İnsanlar yolda oluyorlar çünkü. Mesela bu da sünnet. Şimdi mesela bir kimse akşam namazına, Arafat'ta kılıp çıkabilir mi? Arafat'ta kılıp çıkabilir ama sünnet bu değil. Sünnet, akşam namazı vaktinde, Arafat'ı terk etmek. Namazı da yolda, yani namazı da, Müjdelife'ye vardığında cem etmek.
Yolda da değil. Yani namazı, çünkü sünnet-i Resulullah'ta, namazı yolda kılmak da yok, Müjdelife'de giderken. O zaman namazı nerede kılacak o kimse? Müjdelife'de kılacak. Bu da sünnet. Burada, kişi dini yaşarken, kendi heva ve hevesine, aklına göre değil, sünnet-i Resulullah'a uyaraktan yaşayacak. Şimdi, Hz. Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah da diyor ki, ben 23 sefer, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle sefere çıktım.
23'ünde de diyor, namazları cem ettik beraber. Şimdi, 23'ünde de namazları cem ettik deyince, seferilikte, Şafii, Maliki, Hanbeli uleması, 3'ü seferlikte namazları cem etmeye cevaz vermişler. Hanefiler bir tek Müjdelife'de ve Arafat'ta müsaade etmişler. Sonradan gelen Hanefilerin bir kısmı, çok az onlar, böyle işte seferlikte de zorluk var, cem edilebilinir diye konuşmuşlar.
Ama zaten, Şafii, Maliki, Hanbeli uleması bu konuda fetva vermiş. Sonradan yine Hanefilerin bir kısmı, mukim iken, bir sıkıntı söz konusuysa, bir problem söz konusuysa, işte, hatta tafsilat yapmışlar, güvenlik kuvvetleri, sağlıkla ilgilenenler, filan gibisinden, bunlar da normalde namazı mukim iken, cem edebilir mi, el cevap edebilir demişler. Şimdi, normalde bunu da, bir sıkıntıya, bir probleme bağlamışlar. Ama Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Medine-i Münevvere'de mukim iken, bir gün hem öğlen namazını, hem de öğlenle ikindiği, hem de akşamla yasıyı, cem ediyor. İşte müfessirler diyorlar ki, bu hadis ravileri, o gün çok kara bulutlar vardı, çok böyle hani hava şartları olumsuzdu, bu yüzden cem etti diyorlar, ama sonuçta, mukim iken de cem etmiş.
O zaman, bir sıkıntı, bir problem var ise, mukim iken de cem edilebilir mi, el cevap edilebilir. Burada cem ederken, yine sünneti Resulullah'a uymak lazım. İşte nedir bu, öğlen namazından sonra hemen ikindiği kılmak gibi, cemi takdim etmek, veyahut da akşam namazının vakti girdiğinde, akşam namazının biraz böyle, hani zamanında kılamadı çünkü, yassıyla cemi tehir etmek gerek, sünneti uymakla alakalı.
E tabi bu ahir zaman, insanların sünnetleri terk ettiği bir zaman, daha da terk edecekler. Böyle bir hadis düşmanlığı, hadis tekfirciliği devam ederken, daha da sünnetleri terk edecek insanlar. Anne diyor ya, hadis-i şerifte, öyle bir zaman gelir, rahat koltuklarının üzerinde bacak bacak üstüne atıp, sizinle bizim aramızda Allah'ın kitabı vardır, diyenler çıkmadıkça, kıyamet kopmaz.
E şimdi o zaman, insanlar şimdi, sünneti Resulullah'a karşılar, hani hadislere karşılar, bırak hadisleri, ayetlere karşılar. Yani, böyle bir ayet olsa dahi, bu Allah'ın ayeti olmaz. biz buna da karşıyız, diyen profesörler var aramızda. E, Diyanet'in o, kurulunda görevli bir profesör var. O ne ismi şimdi aklıma gelmiyor. Mustafa Öztürk var. Halis Aydemir mi o? Halis Aydemir var mesela. Bu tip böyle, bunlar çıkıyor, zaman içerisinde. E bunlar böyle, Celalettin Afgani'nin, uzantıları bunların hepsi de. Bunlar, o Celalettin Afgani'nin, uzantıları, bütün dünyada, gündemde şimdi.
Onun talebeleri, Mason talebeleri, ne yazık ki, hadis, ayet, inkarcıları, gündemde. Müslümanız diyorlar. Ama ayetleri inkar ediyorlar, Müslümanız diyorlar, hadisleri inkar ediyorlar, Müslümanız diyorlar, mezhepleri tamamenle, zaten inkar ediyorlar. Müslümanız diyorlar, sufileri de inkar ediyorlar. Sufilere de bir sürü iftira atıyorlar. Ama, ismi ne? Müslümanın hepsi de. E böyle giderse işte, bizim gibi, kel aynak kuşu gibi, bizim gibi yerler kalacak. Hani, Kur'an sünnet deyip de, böyle, sıkı sıkı, bunu savunmaya çalışan, yani, tam anlamıyla, ben kendi nefsim için söyleyeyim, yaşayamasak da, ama hiç olmazsa, savunan, tam anlamıyla yaşadığımı söyleyemem, kendimce.
Ama, bunu bildiğimiz kadar savunan, ender topluluklar kalacak böyle. Bunlar böyle marjinal topluluk gibi algılanacak. Bunlar marjinal bir topluluk. Bunların şeyleri yok, bir ağırlığı yok, bir herhangi bir etkisi yok. Bunlar böyle, kendi kendilerine toplanıyorlar. İşte, bunlar gerici, geri kafalı, ondan sonra, yobaz. Biz öyle nitelendirileceğiz, böyle giderse. Devlet, kerih gözüyle bakacak. Diyanet zaten kerih görüyor. Diğer o ilahiyat camiası, kerih görüyor. E tabi, heva hevesine düşenler de, kerih görüyor. Zenginler, kerih görüyor. Bürokratlar, kerih görüyor. Kendinde ayrı bir güç sahibi, görenler, kerih görüyor.
E, böyle, kelayna kuşu gibi kalıyoruz. ve, Mehdi Allah Resulü de, zuhur ettiğinde, bir tek sünnetlere sımsıkı yapışanlar, onun zuhur ettiğini, görecek zaten. Cenab-ı Hak, onların kalplerine, bu manada ilham edecek. Onlar manevi olarak da, onun, zuhurunu görecekler. Manevi olarak, zuhurunu görünce, hiçbir şeye ihtiyaç kalmayacak. Ondan, ama başlarındaki şeyhiyle beraber, ama, kalbi açık dervişleriyle beraber, nerede zuhur ettiyse, orada toplanacaklar. Zaten o da, ilk etapta, öğretisini, kalbi öğretiyle, yapacak. Cenab-ı Hak, ona o manada, bir, keramet verecek. bütün herkesin kalbine, ilham yoluyla, o müminlerin kalplerine, ilham yoluyla gelecek, ilk önce.
İnsanlar, rüyalarını da görecekler. Kalplerine, ilham yoluyla gelecek. İlk eğitimleri de, ilham yoluyla olacak böyle. Kimin ne yapacağı, kimin ne vazife yapacağı, kimin nasıl vazife alacağı, deccal sistemi, bir türlü bu, sistemi yok edemeyecek çünkü. öbür türlü telefonları dinliyorlar, mailleri izliyorlar, dinlemedikleri, izlemedikleri, ellerinin altında tutmadıkları, herhangi bir teknoloji yok. Yani, herkesin cep telefonları dinleniyor, herkesin cep telefonları izleniyor. izleniyor. Yani normalde, isterse hükümet izliyor, isterse mesela, Google'da izliyor, iPhone, Apple'mı diyorsunuz, iPhone'da onu izliyor. Bütün, hepsi de, sizin yüklediğiniz her program, sizi izliyor. Bak, yüklediğiniz her program, sizi izliyor.
Cep telefonlarınızdaki, her program, her ne programı varsa, sizi izliyor. siz Google'da, ondan sonra kaban yazıyorsunuz, açtığınızda, ha bire kaban reklamları geliyor size, izleniyorsunuz. Yani, onda da, deccaliyet izleyecek, nerede ne var diye, şimdi de izliyor zaten. Yani, normalde izlenmiyor, zannetmeyin. CIA'si, Mossad'ı, ondan sonra, KGB'si, M16'sı, ondan sonra, şeydeki, Almanya gizli, istihbarat servisi, bütün hepsi de, Facebook'tan alıyorlar, Instagram'dan alıyorlar, ne bileyim işte, her telegramdan alıyor, her yerden alıyor. Her yerden de izleniyor. Bütün herkes izleniyor. Ve bütün herkes de dinleniyor. Yani sizin telefonlardaki konuşmalarınız da dinleniyor.
Yani onlar da devasa şeyler var. Ne o? Kaydeden, bilgisayarlar var. Ya, okyanusun altı, bilgisayarlarla dolu. Devasa hem. Çünkü onları soğutmaya, enerji yetmez. Okyanusun dibinde soğutuyorlar onları. Devasa teknolojiyle, okyanusun dibi bataryalarla dolu. Ve okyanusun dibini doldurmuş hazretler. Soğutmaya, çünkü güç yetiremezler. Oradan soğutuyorlar komple. Hani soğutma ihtiyaçını öyle görüyorlar. Böylece bütün dünya, aslında tabiri caizse izleniyor. Bir sürü de şey attılar. Gökyüzüne uydu attılar. Uydularla da izliyorlar. O attıkları uydular ne işe yarayacak, neye işe yaramayacak, hiç kimse de bir şey bilmiyor.
Hiç kimse de sorgulamıyor. Devletler üstü bir şey. Yani bu Elon Musk denilen şeyin, bu kadar kafasının çalışacağını, bu kadar buna müsaade edileceğine inanmıyorum ben. Onun arkasında o büyük zenginler kulübü dediğimiz iki bin, iki bin beş yüz şirket var. Elon Musk da ortadaki onların piyonu. Görüntüde o görünüyor. Ama normalde o değil asıl olan sahibi bence. Her neyse onlar ayrı tartışma konusu. O uyduların ne yapacağını, ne ettiğini hiç kimse bilmiyor. Yani bu konuda hiç kimsenin yeterli bir bilgisi yok. Devletler dahil buna. Buna ABD devleti de dahil. ABD'nin devleti de o uyduların Starlink mi diyorlar ona.
Onların ne yaptığını, ne yapmayacağını onlar da bilmiyorlar. O yüzden böyle bir devletler üstü bir deccali sistem var. Bu komple her şeyi elinde tutuyor. Allah-u Alem, Mehtala Resul çıkınca bu mesele böyle kalbi, manevi olarak yürüyeceğine inanıyorum. O yüzden sünnet-i Resulullah'a tabi olanların evet kalp perdeleri açılacak. Sünnet-i Resulullah'a tabi değilse o kimse onun kalp perdesi açılmayacak. Zaten şu anda da bazen kardeşler böyle husisi manada sohbet ediyoruz. diyorum sünnete tabi olursanız kalbi perdeleriniz açılır. Sünnete tabi olmazsanız kalbi perdeleriniz açılmaz. Bu işin sır noktası bu.
Eğer normalde yapabiliyorsan buna gücün yetiyorsa sünnet-i Sene'ye tabi olacaksın. Adım adım. Eğer bile bile sünnet-i Sene'ye tabi olmuyorsan o zaman sen kendince kalbinin ilham almasını veya perdenin açılmasını bekleme. Sünnet-i Sene'ye tabi olma açısından ağzının vavunu düzeltmezsen öyle kalbi perdelerinin açılacağını düşünme. Ağzının vavunu da ne yapacaksın? Düzelteceksin. Bir şey daha sorabilir miyim? Biz o günü dergi olarak yetişecek miyiz Mehtala Resul'e? Bu şimdi biraz burası şey bir konu tuhaf bir konu.
Bu zaman zaman sıkıntılar artınca böyle bir ümit varlık açısından hani o böyle ümidi tazeleme ümidi yenileme açısından ben öyle iştahat ediyorum. Bu benim Mustafa Özbağ'ın kendi iştahı. Böyle bir daraltı bir böyle sıkıntı olunca ama işte İsa Aleyhisselam ama Mehtala Resul zuhur edip hani zamanın az kaldığını bu manada sözler söylerler.
Bu benim kendi iştahım. Bunu böyle hani iştahat etmeyen böyle iştahat etmeyen bir zat kendince bu sözler ona söylenince işte kendi rüyasını veya halini bence eksik tevil edip gün söyleyebilir. Hatta ona şöyle şu dahi denilebilir. Yani 10 yıl sonra zuhur edecek. Veya rüyasından böyle bir tevil de çıkarabilir. bu konuda böyle bir zaman konuşanların böyle bir eksik tevile düştüklerini tahmin ediyorum. O yüzden bu konuda zaman vermek çok akıllıca veya çok isabetli bir şey olduğuna inanmıyorum.
Yani hatta hatta öyle bir insan yakazada veya halde öyle bir şey yaşar sanki dersin ki ya o zaman çok kısa almış. Bu kadar çok kısa zaman var diyebilir. Doğru mudur? O kendince kendince doğrudur. Bak o kimsenin kendincesi doğrudur. Bunu umuma söylemenin çok böyle doğru olduğuna inananlardan değilim. O hal o kimsenin kendisine ait çünkü. Biz yarın çıkacak olsa da bugünkü yapacak olduğumuz hiç değişmeyecek. O yüzden biz işimize bakacağız. Teşekkür ederim. Efendim öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Zatı halinizi hedef alarak sormuyorum. Az önce ifade buyurdunuz ki tam anlamıyla yaşadığımı söyleyemem.
Tam anlamıyla nedir? Var mı tam anlamıyla? Genel bir mülahaza mı? Kişisel bir mülahaza mı? Nedir tam anlamı. Bu benim kendim kendimle alakalı hani bir kimse belki de daha ince bir ayrıntılı bir şekilde sünnet-i resulullahı yaşayabilir bir kimse. Ben kendimce kendimi eksik gördüm ben kendime diyorum ki tam anlamıyla sünnet-i resulullahı yaşadığımı söyleyemem diyorum. Birisi çıkar yaşadığını söyleyebilir. Bu benim kendi şahsıma analizim. Tam anlamıyla kasıt sünnet-i resulullahı. Sünnet-i resulullahı. Evet. çünkü öyle zatlar olmuş her konuşmasını ayet ve hadise bağlamışlar. Haricinde bir şey konuşmayan olmuş.
Bir şey sormuşlar karşılığında ya ayetle cevap vermiş ya da hadise cevap vermiş. Yani yemek yenecek işte yemeği sofraya kuralım mı demişler. O ayetle hadise cevap vermiş. Bunu böyle seleften okuyunca yani kendini gerçekten gömüyor insan.
Yani seleften öyle zatlar var. Mesela ona ne sorulursa sorulsun sadece ayeti kerime söyleyen zatlar var. Günlük hayatlarını ona göre dizayn etmişler yani. Ona bir şey sorduklarında o ayeti kerime ile cevap vermiş. kendi dünyevi işlerini yaparlarken de öyle cevap vermişler. Onları okuyunca insan diyorsun ki Mustafa Özba sen neredesin onlar nerede diyorum ben. Milli anlamda hedef kız elma diyoruz ya dini anlamda kız elma bu mu hedef mi bu? Bence her Müslümanın hedefi olmalı. Yani Sünnet-i Resulullah'ı tam bir şekilde hayatına adapte etmek bence o Müslümanın bilhassa Sufi'nin hedefi olmalı.
Yani zaten o hedefte olmuyorsa o kimse hep günü gününe hani zarara gidecek faydaya gitmeyecek. Yani bugün biraz daha Sünnet-i Resulullah'a bir çıt daha bağlı kalıp hani onu yaşantıya adapte etme bir çıt daha bağlı kalıp yaşantıya adapte etme her gün içerisinde her gün o kimsenin bu gelişimi sağlaması bu muhteşem bir şey. Efendim bu üç kişi için de ayrı ayrı soruyorum. Derviş adayı Derviş ve Müşid-i Kamil rüyalarında verdikleri cevaptan veya rüyalarında yaptıkları davranışlardan sorumlu mudur? Rüya eğer ki Cenab-ı Hak'ın bir lütfu ikram ettiği rüyaysa neden rüyasından o kimse sorumlu olsun ki?
rüyasında insanlar uykuda yaptıklarından sorumlu değiller. Aklı gidince yaptıklarından sorumlu değil. O yüzden ondan sorumluluğu olmaz. Evet. 3 haftadır Darül İslam Darül Harp şeyini yaparken size sormak istedim fakat fırsatınız olmadı. Daha bitmedi o sohbet devam edecek inşallah. Benim şurada Hazreti Ömer zamanında Ubed-i Bicerrah ordu komutanı Hulus'u fethediyor. Arkasından Antarkya'sında Hatay sınırından Rum ordusunun güçlü bir şekilde geldiği söyleniyor. Fakat bu zaman emanlar alınmış. Cizye ve araçlar kabul edilmiş. Hepsi alınmış. Fakat ordunun geldiği duyulunca ben sizi artık koruma altına alamayacağım.
Bu güç şu an bende yok. Şimdilik geri çekileceğim manasında bir şey kullanıp cizye ve araçları toplanıp geri teslim edeceğini söylüyor ve teslim ediyor. Hazreti Ömer de buna hiçbir şekilde hayır neden yaptığını demiyor ve onu ayılıyor. Burada iştihat olarak kendisi mi iştihat etmiştir yoksa burada başka Hazreti Ömer'e dayanarak mı? İştihat etmiştir. İştihattır değil mi efendim? Allah razı olsun. Evet. Okuduğum bazı eserlerde şu kelamcıların kelam ilimine sahip olanların arkasından namaz kılınmayacağını işte kelam ilmini kelam ilmiyle iştigal edenlerin işte fasık olacağını münafık olacağına dair dört mezhep imamının da büyük alimlerin de bu noktada beyanları var.
Bu noktada sizin görüşünüz nedir? Bu böyle okutulan kelam ilmiyle aynı ilim mi? Burada bahsedilen orada bahsettikleri kelam meselesi felsefeyle alakalı. Boş sözlerle alakalı işte felsefe denilince felsefe zaten boş söz olarak görüyor İslam onu. O kelimeden kelime üretmek veyahut da boş sözden boş söz üretmek olarak görüyor felsefeyi. Öyle olunca kelamcılar da biraz kelimelerin üzerinde felsefe yapıyorlar. Kelimelerin üzerinde felsefe yapınca diğer tefsirciler ve fıkıhçılar diyorlar ki bunlar boş işle uğraşıyorlar. Yani hatta akayitçiler de bunun içindedir. Mesela akayitçiler fıkıhçılar hadisçiler tefsirciler bu dört grup kelamcıları eleştirir.
Hani ama işin bir tarafı da var mesela tefsirciler biraz da kelama yatkındırlar. Yani nasıl kelama yatkındırlar? Yani o tefsirciler bilhassa müteşabih ayetlerin üzerinde tefsir edeceğiz diye uğraşırlarken yani kelamdan kendilerine biraz destek alırlar. Ha bir kısmı almaz. Mesela işte o bir kısım tefsirciler vardır. Mesela benim devamlı söylediğim tefsir neydi? Taberi tefsircisi gibi onlar mesela Taberi tefsircisi normalde kendi hemen selef şunu dedi der ondan sonra varsa bir konuda hadis hadisi koyar oraya biraz daha hadis ağırlıklı tefsir yapar kelam ağırlıklı yapmaz.
Bu seni hataya düşürmez seni yanlışa düşürmez boşluya düşürmez bu seni sabit kılar. Mesela bir kimse fıkıhını sağlam tutmuş olsa bu onu dini yönden ayaklarını yere sağlam bastırır. Fıkıhla beraber hani ben akaidi de fıkıhın içerisine alıyorum yani fıkıhla beraber akaidi de o kimsenin sağlam ise onun dini anlamı dini felsefik noktada öyle söyleyeyim öz noktasında o sıkıntıya düşmez.
Bunun üzerine o kimse hadis ve tefsiri de eklerse o dört direk dördü de sağlam olmuş olur. O çok onun gönlü ayağa kaymaz. ama şimdiki yeni Müslüman nesil ne yazık ki böyle durmuyor meseleye. Mesela işte fıkıh okumuyorlar, hakaid okumuyorlar, hadis okumuyorlar, tefsir okumuyorlar, böyle bir ortalıkta dolaşan bir internet şeyi var, bilgisi var, tiktokçu onun sonra işte böyle kısa videocu bir nesil çıktı ortaya ve bunlar böyle ben önceden bundan 35 yıl önce sandviç yiyimi kadar diyordum, sandviç yiyimi kadar zaman dahi
büyük bir zaman yani bir kimsenin sandviç yemesi 10 dakika örneğin şimdi bu nesil böyle iki dakikada tüketiyor bütün her şeyi bu yeni nesil iki dakikada tüketiyor bir de bunu çok büyük bir işmiş gibi görüyor bu yeni nesilin hastalığı bütün insanlara artık sirayet etti yani evde kadın 60 yaşında internette takılacağım diye uğraşıyor gözü görmüyor ondan sonra anlamıyor da orada dolaşacağım diye uğraşıyor oralardan kendince bir şeyler yapacağım diye uğraşıyor en azından işte 60-70 yaşına gelen bir adam da aynı bu sefer
hepsi de gayri meşru bir hayata özeniyorlar yani 60 yaşına gelmiş kadın otur torununla tombalanla ne bileyim torunlarına bir şey öğret bir şey yap çocuklarınla ilgilen torunlarınla ilgilen yok elinde onun cep telefonu o böyle onunla uğraşıyor veyahut 60-70 yaşına gelmiş bir adamın da otur kardeşim kendince doğru davranışlar içerisinde bulun doğru şeyler yap o da öyle yapmıyor yani bir aya ahirete dayanmış olan o yaşa gelen insanlar dahi dinlerini sağlamlaştıracaklarına ailelerini sağlamlaştıracaklarına ailelerini düzgün
toplu bir aile haline getirmeye çalışacaklarına bunlar ne yazık ki böyle toplum ifsad oldu bozuldu her biri internette dolaşıyor facebooklarda dolaşıyor instagramlarda dolaşıyorlar ne bileyim işte sosyal medyada dolaşıyorlar olur olmaz her şeyi oradan okuyacağız izleyeceğiz diye uğraşıyorlar ve böylece aileleri ifsad ediyorlar yani bugün bir anneanne bir babaanne ailenin bir direği olması gerekirken aileyi dağıtan bir noktada heva hevesine uymuş çünkü bir dede aileyi bir beraber tutma noktasında durması gerekirken
aileyi dağıtma noktasında duruyor heva hevese uymuş o yüzden insanlar fıkıhlarını da öğrenmiyorlar akait de okumuyorlar tefsir yok hadis yok bu sefer savruluyor gidiyor yani karşısındaki bir şeyhin veya bir profesörün ilahiyat profesörünün veya alimim diyen bir kimsenin söylediklerini analiz edemeyecek noktadalar ve toplum karşıdaki kimsenin söylediğini analiz edemeden nefsine tatlı geliyor o kimsenin konuşması onun peşine yürüyüp gidiyor o birkaç böyle insanların heva ve hevesini böyle hoş gelecek bir iki kelime söylüyor
bütün herkesin hoşuna gidiyor bu zaten deccalist sistemde böyle bir şey bekliyor öyle olunca da insanların akaid bozukluğu fıkıh bozukluğu devam ediyor gidiyor adı müslüman ama fıkıhen baktığımızda akaid noktasında baktığımızda kafir toplumda çok var şu anda adı müslüman ama yani biz ona sen kafirsin de diyemiyoruz yani la ilahe illallah muhammed resulullah diyen bir kimsenin nasıl kafir diyeceksin diyemiyorsun diyemezsin de zaten ama o kimse söyledikleriyle küfre düşüyor mu evet o esnada küfür sahibi mi evet bakın
o esnada küfür sahibi mi evet bu herkese bulaşıyor ama bu bir yerde durmuyor bu durduğu yerde de durmuyor bu sefer bakıyorsun ben kendimce söyleyeyim ben herkesi hiç kimseyi dinlemez hale geldim yani dinliyorsun diyorsun ki burada küfre düşmüş dinliyorsun burada küfre düşmüş dinliyorsun burada küfre düşmüş yok diyorum Mustafa Esbub'a dinleme kimseyi yani kalbini diyorum karartacaksın çünkü için durmuyor onun o konuşmasından küfre düştüğünü tespit ediyorsun ve içinden ona iştahat ediyorsun çünkü hükmediyorsun diyorsun ki
yani burada bu ayeti kerimeyi inkar etmiş yani bu ayeti kerimeyi inkar eden bir kimse hani tabiri caizse adam şeyh arkasında bir sürü müridi var adam ne bileyim işte bir profesör arkasında dinleyici kitlesi var her şey var arkasında ama dinlediğin zaman onu onun küfrüne fetva veriyorsun kendi içinden anlıyorsun ki bu sözüyle ayeti kerimeyi inkar etmiş bu sözüyle hadis-i şerifi inkar etmiş zaten hadisleri inkar ediyorlar bu yeni entelektel kesim olarak görünen ilahiyatçıların bir kısmı büyük bir kısmı diyanetçilerin
bir kısmı bildiğiniz hadis-i inkarcısı zaten bunları gördükçe bu sefer bunları dinlemekten de uzaklaşıyorsun ama işte buraya sorular geliyor ya yarın öbür gün böyle bir soru geldiğinde de hani ona da cevap vermek zorundasın diyorsun ki yok millete cevap vermek için bunlar dinlenilmez kapatıyorsun defteri kitabı yani diyorsun ki yok hayır bu alanda dolaşma yani ben kendim o alanda dolaşma diye kendime fetva verip iştahat ediyorsan ve düşünün toplum ne halde ama bu böyle tam bir ahir zaman hastalığı yani iman ateşten kor
gibi olacak tutanın eli yanacak atan de dinden imandan olacak yani tutanın eli yanıyor diyorsun ki dinleyecek kimse yok seni de dinleyecek kimse yok bu acı bir şey yani bir dinleyecek kimse yok iki seni de dinleyecek kimse yok yani konuştuğun zaman seni dinleyenlere de ağır geliyor yani o kimse diyor ki ya bunu nasıl yaşayacağız bu mümkün değil yani bir itopik bir şey çıkıyor ortaya diyor bakıyorsun ayetlere hadislere imamların iştahatlarına ilklere bakıyorsun yani diyorsun ki
yani din bu ama bugüne baktığında o dine uyacak olan insan çok az o dini anlattığı zaman karşıdaki insanların da onlara uymaları çok zor zor böyle bir dönemde yaşıyorsun böyle bir zamanda yaşıyorsun böyle giderse bu daha da hani hafifleyerekten yani düzelerekten gitmiyor hani ümit ediyoruz umut ediyoruz düzelecek diyoruz düzelerekten yürüyecek diyoruz ama bu benim kendi şahsi kanaatim düzelerek bu böyle şeytanın vermiş olduğu bir ümitsizlik olarak görmeyin yani düzelerek gidecek dediğimiz noktada düzelerek bir şey
gitmiyor o hani bozulmadan herkes nasibini alıyor mesela işte bir imam hatipler nasibini alıyorlar yani imam hatiplere bakıyorsun ilahiyatlara bakıyorsun yani diyorsun ki yok bu bu nereye kadar gidecek diyorsun veyahut da ortama bakıyorsun etrafa bakıyorsun yani bu nereye kadar gidecek diyorsun kendi kendimize böyle bir ümitsizlik girdabı değil ama diyorsun ki bu bozulma devam ediyor ha bu kendimce o bozulmayı tespit edince ha gayret Mustafa Özba hani evet bir müddet daha bunu böyle götürmeye gayret etsin zaten bir müddet
sonra gidip gelemeyeceksin yapamayacaksın hani sağlık şartların yaş ihtiyarlık devreye girecek bunları götürmen biraz daha zor olacak günden günden güne bunu kendi üzerimizde tespit ediyoruz ama ve lakin yani bu bozulmayı da görünce kendi kendime diyorum ki yok yani Cenab-ı Hak sağlık afiyet versin son nefesine kadar bu mücadeleyi devam ettir diyorum kendime böyle teskin ediyorum ama o ahir zaman hastalığının hepsi de sirayet ediyor o yüzden hani eskiler kelamcılara hani caiz görmemişler konuşmalarına fetva vermişler
ama şimdi ilahiyatta kelam ilmi var ilahiyatta felsefe var yani bu işin başka tarafı yani asıl kelam ilmi ilahiyatta şu anda ilahiyatlarda asıl felsefe ilahiyatlarda yani işin bir de bu tarafı var ilahiyatlardan yetişen bu öğrenciler imam oluyor işte müftü oluyor okullarda din öğretmeni oluyor okullarda din öğretmeni oluyor örneğin yani bir din öğretmeninin çocuklara yani işte ne alakası var ademin kurutulmuş tesliden
yaratıldığı böyle bir şey mi olur demesi yani o çocukların kafalarını karıştırıyor aynı şeyi Ahmet Özcan da söyledi aynı şeyi ilahiyat ilahiyat mezunu bir din öğretmeni de söylüyor artık onu müridi midir değil midir bilemem yani bu çocuklar nasıl bu işin içinden çıkacaklar nasıl bu işin gencecik çocuk nasıl bunun altından kalkacak çocuk eve gidiyor evde annesine babasına söylüyor yani Allah Adem'i nasıl yarattı o da diyor ki topraktan yaratıldı o da diyor ki öğretmen böyle demedi yani neden yaratıldı koy orta yere
o zaman topraktan yaratmadıysa neden yarattı bunu söyle onu diyemiyor korkusundan o neye inanıyor Darwinist o maymundan geldiğine inanıyor çünkü bir ilahiyat mezunu bir öğretmenin henüz daha kanıtlanmamış ilmi olarak kanıdığı olmayan Darwinizme iman etmesi düşünebilinir mi teori adı üstünde Darwin teorisi yani ilmi hiçbir geçerliliği yok ilmi hiçbir
geçerliliği yok tekrar ediyorum ilmi olarak geçerliliği olmayan henüz daha ispat edilmemiş teori bir ilahiyat mezunu öğretmen bunu çocuğa söyleyebilir mi söylüyor gitti akait Allah ayeti kerime'de biz kurutulmuş topraktan yarattık diyor Adem'i o bu ayeti kerimeye iman etmiyor çocuklara bunu veriyor ilahiyat öğretmeni ilahiyat mezunu din dersi öğretmeni bunu kimse konuşamıyor buna buna çünkü ülkenin
eğitim müfredatı da buna uygun siz o öğretmeni savcılığa şikayet edemezsiniz sebep çünkü eğitim müfredatında Darwin teorisi duruyor orada o öğretmeni siz şikayet etseniz öğretmenin savcılıkta vereceği şey şu sayın savcım Darwin teorisi milli eğitimin müfredatında var ben milli eğitim müfredatından dışarı çıkmadım ki bitti mesele bakın mesele bitti milli eğitim müfredatında Darwin teorisi var mı var hala da okutuluyor mu evet değiştirebildiler mi hayır değiştirebildiler mi hayır
imam hatipte Darwin teorisinin okutulması normal mi yani siz çocuğe bir ders önce diyeceksiniz ki bir ders önce diyeceksiniz ki çocuğa ayet-i kerime Allah Adem'i topraktan yarattı bir ders sonra felsefe öğretmeni girdi içeri o da ilahiyat mezunu felsefeci dedi ki aldığı eğitim o felsefeci dedi ki yani topraktan yaratmadı çocuk bir ders önce diyecek ki Adem'i Allah topraktan yarattı kurutulmuş toprak haline getirdi batçık topraktan bir ders sonra felsefe öğretmeni gelecek ne alakası var
böyle bir şey mi olurmuş diyecek ya hatta bir tanesi öyle demiş yani yaratsın demiş bir tane görelim demiş e yaratmış işte seni yaratmış gör kendini ama kendisini tabi o nereden o tabi maymundan geldiğini söylüyor hani var ya meşhur bir fıkra hani kız koşa koşa gelmiş anne anne demiş biz demiş nereden geldik o da demiş oğlum bizden yavrum demiş biz Adem'den geldik Adem'i de Allah topraktan yarattı adama demiş babam öyle demiyor biz maymundan geldik diyor demiş onların soyu öyle oğlum demiş yani onun sülalesi evet maymundan
gelmediği anlattılar bunu bana e dedim doğru söylüyor o herkes kaldı ben doğru söylüyorum deyince e dedim Allah bir kısım kavimleri maymuna çevirdi dedim ayet-i kerime var Darwin belki de bunu tespit etti dedim öyle ya bir kısmı maymunla çevirmiştir şimdi mesela bu ayet-i kerime müteşabih deyip bakın şimdi konu nereden nereye gelecek bu ayet-i kerime müteşabih deyip onlar maymuna çevrilmedi onların ahlakları maymun ahlaklıydı şimdi böyle tefsir ediyorlar buna iyi bir kısmını da kertenkele çevirdi onu nereye koyacaksınız
diyorum ben bakıyorlar şimdi o zaman müteşabihi böyle yorumluyorsanız bunu da böyle yorumlayacaksınız diyorum o zaman bir kısmını da kertenkele çevirdi o zaman kertenkele ahlaklı o zaman hemen hadis-i şerifi patlattım ben ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki hani hristiyan ve yahudiler keler deliğine girseler sizler de gireceksiniz o zaman diyorum bu keler yani kertenkele ahlaklı olanlar o zaman bu hristiyan ve yahudiliğe özenenler onların yaptıklarını yapıyorlar o zaman onlar mı sizin tefsirinize göre ahlaken onlara benzecekler ya
o zaman bunlar da buna benzecekler haydi duruyor şimdi şimdi onların tefsirine göre o zaman cumartesi mi yılbaşı cumartesi gün yılbaşı kutlayanlar o zaman ne o kertenkele'ye çevrilen kavmin torunları mı çünkü hristiyan ve yahudilere benzeceklerine göre ya maymunun maymuna çevrilmiş kavmin hani ahlaki olarak maymuna çevrilmiş kavmin çocukları ya da kertenkele'ye çevrilmiş olan kavmin çocukları başka yerlere gidiyor Allah muhafaza eylesin meseleyi toparlayacak olursak evet bugünün en önemli hastalıklarından birisi ümmet-i muhammedin
müslümanların fıkıh ve akait konusunda bilgisiz olmaları bu bir onlara sohbet eden işte profesördür şeyhtir alimdir her neyse bunların da kur'an ve sünnet-i seniyye dosdoğru tabi olmayıp kendi heva ve heveslerine tabi olup kendi heva ve heveslerinin öngördüğü şeyleri anlatmaları ve ne yazık ki insanlar dini bilmediklerinden dolayı onların peşinden gitmeleri sıkıntı bu yani dini tam anlamıyla öğrenmek de istemiyoruz zaten biz toplum olarak yani öğrendiğimiz zaman o dini yaşamak zor geliyor çünkü evet biraz uzun oldu
gizli gizli ama evet Ömer manevi yönden çok oldu mesela hadis inkarcıları 15 Temmuz'dan sonra daha cesur olmaya başladılar mesela daha önce aleni bir şekilde hadisleri inkar edemiyorlardı fakat işte bu cemaatlara bakış açısı 15 Temmuz sürecinden sonra çok farklı oldu örnek veriyorum bundan mesela bir 10 yıl önce işte sohbete gidelim dendiği zaman ya hadi gidelim şimdi ne oluyor sorgulanıyor tabi burada yani cemaatlerin de işte orada ne oluyor oturan insanlara şey veriyor koz veriyor eline örnek veriyorum hani cemaat ismi vermeyeceğim de
işte hadis inkarcısı işte geçen internette izledim diyor ki falanca cemaatin diyor işte şeyhinin kardeşi diyor ki işte şey yaparken sohbet verirken biz onların köpeği olacağız biz onların işte kapısında affedersiniz iti olacağız şimdi bu şekilde beyanları veriliyor doğru mu değil şimdi bu sefer ne oluyor hadis inkarcısı dediğim kişi onun da ismini vermeyeceğim diyor ki bak böyle böyle diyor cemaatler efendime söyleyeyim kabir azabını mesela inkar ediyorlar insan diyor öldükten sonra fatiha etsen de boşa gider diyor
yani veri asıl kelam on beş temmuzun o kadar büyük yaraları oldu ki resmen şey koydular yani böyle pimpi çekilmemiş el momması koyuldu çok sorgulanıyor yani bu normalde bunun eveliyatı var bunun eveliyatı yirmi sekiz şubat yani o bakın büyük bir oyun var ortalıkta bu büyük oyunu kendimizce tespit edip ona göre meselelere bakmamız lazım büyük oyun şu bütün islam dünyasında ne kadar cemaat tarikat ne var ise bunların üzerinden bunları ifsad ederekten bozaraktan bunların üzerinden islam
dünyasına operasyon çekiliyor ama buna müslümanlar ne yazık ki müsaitler bakın müslümanlar müsait buna bu şimdi geniş bir analiz olur ama ben böyle kısa kısa geçeyim yani biz kuzey afrika'ya baktığımızda kuzey afrika islam devletlerinde fis vardı değil mi işte o suriye'deki ırak'taki müslüman kardeşlerinin ayrı bir uzantısıydı biz şimdi onlara baktığımızda onlar böyle kendilerince belli bir mücadelenin içerisine girdiler ve belediyelerde orada seçimleri kazandılar ve ne yazık ki bozuldular şu anda kuzey afrika müslümanları
tırnak içerisinde siyasal islamı görmek istemiyorlar bak tırnak içerisinde bozuldular rüşvete paraya pula her şeye bozuldular biz şimdi oradan kuzey afrikadan yürüyelim şimdi biz osmanlığının bıraktığı yerlerden biz orta doğuya geldiğimizde işte müslüman kardeşler ihvan-i müslümin değişik isimler altında biz baktığımızda mısır da tunus da ondan sonra cezayir de fas da bu bozulma devam etti Suriye'ye geldiğimizde Suriye'de de bozulma devam etti Irak'ta da bozulma devam etti bunların uzantısı vardı bakın müslüman kardeşlerin
Türkiye uzantısı refah partisidir bu yatsınmaz şimdi aynı refah partisi veyahut da neydi adı ilk önce milli selamet partisi yani burada da refah partisi olduktan sonra belediyelerde göreve geldiğinde aynı şekilde onlar da belediyelerde bozuldular onlar da belediyelerde makamı görünce parayı görünce kendilerine hak zannettiler onlarda da büyük bir bozulma başladı geriye dönün o denemin neydi o meşhur hocası sonu milletvekili olduğu Şevki Yılmaz'ın yazı ve sohbetlerine bakın Uhud okçularının onu sonra şeye ne o ganimete
koşmalarıyla alakalı şimdi aynı o bozulma siyasi konjüktürün üzerinde oldu mu evet şimdi bakın bunlar birinci derecede müslümanlar bunu kendileri çanak tutuyorlar şimdi cemaat ve tarikatleri ele alalım komple şimdi hadi tarikatları ben en sona bırakayım cemaatler değişik cemaatler var bu dediğim kuzey afrika orta doğu ve türkiye bu cemaatler de yola çıktıklarında kendilerince isim hiç önemli değil kendilerince hani hedefleri doğru olarak gördüğümüz cemaatler onlar da yolda bozuluyorlar bir bakıyorsunuz böyle parayı
gücü ellerine geçirince her türlü Kur'an ve sünnet dışı davranışlarını kendilerine hak görüyorlar bakın Kur'an ve sünnet dışı davranışları kendilerine hak görüyorlar bireysel hatalar değil bunlar bunlar komple bir cemaatin hatası bir topluluğun hatası yani belli yerlerde belli insanları getirip ondan sonra rüşvetlerin ne bileyim işte kayırmaların ne bileyim ayırmaların ne bileyim daha farklı bu tip davranışları kendilerine hak görüp başkalarının hakkına hukukuna riayet etmeden başkalarının yani bu kim olursa olsun
başkasının hakkına hukukuna riayet etmeden sadece kendi nefsini kendi duruşunu destekleyen aynı zamanda da işte değişik yurt dışı karanlık odakların odaklarla beraber hareket etme onlarla beraber yürüme sanki onlara muhtaçmış gibi bu tip davranışlar içerisine giriyorlar tabii onlar da bu alana kendilerini açık tutuyorlar işte yurt yapacaklar kuran kursu yapacaklar okul yapacaklar hastane yapacaklar yani bunlar müslümanlar için lazım muhakkak para toplanması lazım zekat toplanması lazım işte ayni ve nakdi yardımlar
toplanması lazım ki bu işlerin olması lazım bakın bunlar da bu sefer yönetilmeye yönlendirilmeye kullanılmaya açık hale geliyorlar bunlar da normalde güç sarhoş oluyorlar yani ya iktidarlarla yani hükümetlerle kol kola girip veyahut da karanlık güçlerle kol kola girip öyle yürümeye çalışıyorlar biz cemaatlerin de bu konudaki hata ve yanlışlıkları bu şimdi gelelim tarikatlara yani o kuzey Afrika ve Anadolu'ya kadar Orta Doğu'da dahil bir kısım tarikatlar var işte Kuzey Afrika'da Şazeliler Bedeviler orada daha fazla
Kadiriler var e yürüdüğümüzde aşağı mezopotamyan'da Kadirilik Rufailik daha fazla Nakşibendilik var yukarı Türkiye'ye doğru geldiğimizde etkin olan güç Nakşibendiler bakın etkin olan güç Anadolu'da bir de etkin güç var Aleviler Alevi çatısı altında toplananlar öyle söyleyelim Anadolu'da bunlar da etkin güç şimdi bunlara baktığımızda ama biz böyle işte Kadir-i Rufai Mevlevi Bektaşi Nakşibendi hangi tarikatı ele alırsak alalım bunların içerisinde de İngilizlerle ortak hareket eden İngilizlerin kurdurduğu İngilizlerin başına
şeyh tayin etti tarikatlar var bunlar da normalde tarikat olarak görev ve vazifelerini bırakmışlar bakın tarikat görev ve vazifelerini bırakmışlar onlar da değişik karanlık odakların değişik karanlık misyonların insanı haline gelmişler ve amaç ortadan kalkmış araçlar ilahlaşmış işte örnekliyorum işte abisi şeyh az önce Ömer'in anlattığı gibi onun iti olalım onun kapısının kulunda köle olalım noktasına gelmişler yani bir tarikat zekat memuru tayin edip zekat toplama noktasındalar zekat topluyorlar bildiğiniz zekat topluyorlar
her ilde her ilçede zekat memurları var zekat topluyorlarmış veyahut da işte bir kısım tarikatlar da kendilerince birilerini taklit edip yurt yapacağız okul yapacağız deyip onlar da Müslümanların parasına su salıp böyle onlar da paraya dalıyorlar veya onlar da silsilenin gerektirdiği şekilde hareket silsilenin gerektirdiği şekilde bir tavır sergilemiyorlar ve ne yazık ki mesela silsilesi tarikat anlamında bozuk olan silsilesi tarikat anlamında boş olan silsilesi tarikat anlamında sıkıntılı olanlar şeyh de oturuyor
makama posta ve onlar ne yazık ki silsilesi bozuk olmasıyla kalmıyor akaidi de bozuk şeyhlerin yani akaidi bozuk silsilesi bozuk şeyhler de bu dergahların tarikatlarının içerisinde ve işin daha acı tarafı devlet destekli bakın devlet destekli kültür bakanlığı destekli kültür bakanlığı devlet mi devlet veya vakıflar genel müdürlüğü destekli vakıflar genel müdürlüğü devlet mi devlet baktığımız zaman şimdi bunlara bunlar devlet destekli baktığımız zaman bunlara bunlar aynı zamanda da hükümet destekli bakın hükümet destekli
ve yeni bir oluşum söz konusu bu oluşumda para var ya işin içerisinde işin içerisinde para olduğundan muhakkak bozulma da var bozulma olunca biz şimdi x kimse bozuldu diye düşünmüyoruz ne düşünüyoruz bütün islami cenah onun ceremesini çekiyor müslümanlar ceremesini çekiyor biz 28 şubattan sonra insanlara 28 şubat sürecince tebliğ dahi edemedik bir Fadime Şahin çıkardılar bir Müslüm Gündüz çıkardılar bir tane daha vardı neydi onun adı bir de Ali Kalkancı çıkardılar 10 yıl sonra bunların düzmece olduğu meydana çıktı
10 yıl sonra bunların düzmece olduğu meydana çıkınca Türkiye'de bir şey mi değişti değişmedi olan oldu bakın olan oldu yıkılan yıkıldı bakın olan oldu yıkılan yıkıldı biz onu geri döndüremedik bizim zaten devlet değiliz ki gücümüz yetsin biz daha henüz Ali Kalkancı Müslim ondan sonra Fadime Şahin'i daha bitiremeden bakın bitiremeden 15 Temmuz patladı şimdi bütün arkadaşlar bayanlar erkekler bana diyorlar ki biz birisini davet ettiğimizde siz de onlar gibi mi olacaksınız veyahut da işte okulda okulda öğrenciler öğrencilerin
bir tanesinin babasını bize intisaplı ise öğretmen onların gözünün içine baka baka yeni FETÖ'cüler oluşmasın diyor aslında Mustafa Özbağ kastediyor yeni FETÖ'cüler oluşmasın diye yani baktığında daha henüz daha birisini bitiremeden öbürkü başlıyor ve İslam dünyasında dosdoğru Kur'an ve Sünnet doğrultusunda gitmeye çalışanların işi daha da zorlaşıyor siz birisine bir şeyi tebliğ edemiyorsunuz yani Mustafa Özbağ olarak dilimde tüy bitti biz kimseden bir şey istemiyoruz biz kimseden bir şey toplamıyoruz bizim kimseyle
öyle bir derdimiz yok demek bunun sebebi şu çünkü gelen kimselere söylenen laf bu sizde para toplanıyor mu bu akşam gideceğiz oraya davet ediyorum orada sizde mi para topluyorsunuz sizde mi hibmet topluyorsunuz sizde mi zekat topluyorsunuz sizde bir Kur'an kursu mu yapıyorsunuz sizde bir okul mu yapıyorsunuz sizde şunu mu yapıyorsunuz bunu bizim kardeşlere söylenen söz bu bu sefer öyle söylenince bakın öyle söylenince ben burada çıkıp şunu demek zorunda kalıyorum arkadaşlar biz hiç kimseden hiçbir şey istemiyoruz ve toplamıyoruz
bunu söyleme zorunluluğu duyuyoruz neden işte toplayanlardan alanlardan kendimizi ayrıştıralım diye düştüğümüz noktaya bak geldiğimiz noktaya bak bunu 35 yıldır söylüyor Mustafa Özbağ ya bu 35 yıldır böyle söylenecek bir laf mı söylenecek laf adam hem pilavı yiyor bu pilavın parası nereden geliyor diyor senden istediler mi kardeşim pilav parası istemediler ya ne yapacaksın senden para isterlerse de ki o zaman sizde mi para istiyorsunuz gittiğim yerlerde söylüyorlarım kaç yıldır buraya geliyorum 10 yıldır sizden diyorum bir lokma yemek yedim mi hayır
ya bunu söylemek zorunda kalıyorum diyorum ki arabamda yemeğim var yastığım var battaniyeyim var sabunum var terliğim var her şeyim var arabada bir kaç günlük giyecek kıyafetim de var bir insan 300 kilometre 500 kilometre giderken taşınır mı taşınıyorum arabaya bildiğiniz arabaya taşınıyorum göçüyorum yani arabaya gittiğim yerde bir de bunu söylemek zorunda kalıyorum ben diyorum ki arkadaşlar her şeyim benim arabada içeceğim burada bir lokma çaysa çay işte kahvese kahve bazen kendi kendime diyorum bunu da içmeyeyim diyorum ya
milletin gözüne görünecek demek ki diyorum bunu da içmeyeyim diyorum sebep herkes çünkü canavarca paranın peşine koşmuş canavarca hunharca haince evet haince oradan geçiniyor oradan geçiniyor bizim içimizdeki arkadaşlar bile soruyorlar bu plamın parasını kim veriyor diye nereden dönüyor diyor senden para isteyen oluyor mu ne amal soruyorsun senden bir şey isteyen oluyor mu olmuyor bırak ya nereden dönüyorsa dönüyor senden isterlerse söyle yani sen soruyorsun zaten etrafa şeyh efendisi sizden para topluyor mu diye zaten seni sormana da gerek yok devlet gelip soruyor zaten sizden para topluyor mu diye
geliyor polis de soruyor gezi servisi de soruyor hepsi de soruyor sorsunlar zaten böyle bir derdim yok benim kim ne soracaksa sorsun sakin şimdi bunu böyle beyan ediyorsun beyan etmek zorunda kalıyorsun ama bu neden kaynaklanıyor bu yola çıkan insanların paraya bozulmalarından kaynaklanıyor bu yola çıkan insanlar bunu kendisine hak görüyor yani bir şey daha söyleyeyim şimdi sana söz vereceğim bizim bayan kardeşler bir böyle grup kurdular böyle kendi kendilerine işte bir şeyler yapıp ondan sonra dediler ki ya bir katkımız olsun bizim
biz bir şeyler yapalım iyi yapın bakalım ne yapacağınız işte erişte yapalım iyi erişte yapın nerede bizim samuncu baba uncu fırıncı gelmedi mi evet burada işte telefon açtım kaç para unun çuvalı şu kadar iyi yani yaptım diye söylemiyorum hakkınızı helal edin ondan sonra işte dört çuval un senden alsınlar şuradan şunu alsınlar buradan bunu alsınlar erişte yapmaya başladılar iyi yapıyorlar kendi kendilerine işte duyan alıyor falan iyi böyle bir şey başladı ne o hizmet ediyorlar isim lazım iyi bende hani mevlelikte mutfağa matbaa deniyor ya
matbaa koydum isminin de iyi devam ediyor normalde hiçbirisinin hiçbir ücretle ilgili bir alakaları yok fi sebilillah böyle gönülden geliyorlar işte burada toplanıyorlar burada çalışıyorlar isteyen olursa da satıyorlar ücretle ceplerine girmiyor hiç bunun dahi lafını yapıyorlar iyi mi kendi kendime dedim ki ya yok artık dedim ya ya kendince ben bir sufi olmuş olsam derim ki ya böyle bir şey başlatmışlar ne güzel hani böyle vakfa dergaha bir katkıda bulunmaya çalışıyorlar kendilerince bak ben destek olayım ya bizim vakfımızın işi
ben kendimce bir sufi olarak bunu düşünürüm derim ki ya vakfın işi şahsın işi değil özel iş değil toplamış 15-20 tane bir şeyde katkımız olsun bir şeyde bizim de tuzumuz olsun diye bir şey yapıyorlar karşılığında ücret alan yok bir şey yapan yok bir şey eden yok cebine kimsenin bir şey girmiyor ya bunu sorgulayacak olan kimsenin dili tutulur ya ama bu dahi laf ediliyor şimdi ben zaten bunu bekliyorum her zaman da çünkü insanlar gözlerindeki kütüğü görmez bizim çöpümüzü saman çöpümüzü kütük görür bu normaldir
ama İslam dünyası meseleyi toparlayacak olursak cemaatlerin tarikatların siyasetçilerin bozulmasından dolayı bizim gibi hasbelk eder kendini korumaya çalışanlar onların bozukluklarından dolayı kendilerini ifade edemiyorlar biz ben kendimce kendimizi ifade edemediğimizi düşünüyorum ve bundan muzdaribim yani ben kendimce 35 yıldır içinde bulunduğum kendi bulunduğum yerde ben bu topluluğun içerisine para, pul, mal, mülk, madde, makam, mevki bir şey girmeden sırf halisane salt Kur'an ve sünnet dairesinde bir sufilik yaşanması
benim niyetim bu bu niyetle yaşamış bir insanım bugüne kadar hatam, kusurum, yanlışım, eksikliğim olmuştur ama derdim bu benim ama ne yazık ki bunu anlatmakta bunu söylemekte zorluk çekiyoruz bu sırf bu üç grup siyasetçiler cemaatler ve tarikatlerin yapmış olduğu bireysel değil bütün İslam dünyasını ve o bölgedeki Müslümanları bağlayan hatalarından dolayı yanlışlıklarından dolayı günah-i keballerinden dolayı İslam davasına ne yazık ki anlatmakta, tebliğ etmekte güçlük çekiyoruz ve onların bu davranışları ne yazık ki
İslami direnişe İslami uyanışa engel oluyor benim bir Müslüman olarak en büyük ızdıraplarımdan birisi de bu engel olan bizdenmiş gibi görünenler engel olan bizdenmiş gibi yola çıkıp yolda kimisinin paraya kimisinin makama bozulan insanlar bu iki şey bakın bu iki şey ne yazık ki İslam dünyasını kemiren en önemli olgulardan birileri ve siyasetçisi tarikatçısı cemaatçisi hangi cemaat olursa olsun cemaat denilince bir tek Fethullah Gülen cemaat haklı geliyor şu anda cemaat denilince değil Risale-i Nurcular var Süleymancılar var
bir sürü cemaatler var hem böyle kendilerince vakıflar var dernekler var onların içerisinde kendilerince başlarında bir hoca var o hocanın etrafında toplanmış insanlar var bunlar da cemaat tarikat hepsi de her ne topluluksa hepsinde içine alan bir mesele bu bu iki şey yani makam ve para ümmeti bozuyor Allah muhafaza eylesin Amin buyur Ömer Efendim ee bunu tabi siz biliyorsunuz da bin dokuz yüz doksan bir yılı tabi dik kaldırımda o zaman evlerde toplanıyoruz böyle işte akşamı zor ediyoruz işte heyecanla böyle geliyoruz
işte sohbetlerinize zikirlerinize katılıyoruz işte o zaman da eşofman imalatı yapıyoruz biz böyle kendi kafamda çiziyorum diyorum ki ee işte o zaman zakirsiniz işte Mustafa abiye diyorum öyle bir eşofman yapayım ki tam böyle üzerine otursun tabi bütün böyle tefalatıyla çizdim kestim dikimi diken de yaptım öyle bir heyecanla işte zikir bitti işte sizi bekliyorum size takdim edeceğim işte işte efendim şey abi dedim böyle böyle o zaman için ee ben bunu size yaptım dedim verdim tabi ben öyle bir tepki beklemiyorum Ömer ben bunu kabul edemem dediniz
başımdan aşağı sanki kaynar sular döküldü yani öyle bir heyecanla yaptım ki kendi ellerimden diktim ben onu çünkü neden diyemedim dediniz ki o zaman zaman gelince bana hak vereceksiniz dediniz ve inanın ee şu zaman o zaman işte şu zaman o zaman evet çünkü yani bir sürü cemaatlar var isim vermeyeceğim esnaf olduğumuz için takvim mi getiren olmuyor hepsini kabul ediyoruz işte neler neler yapıyorlar otuz yılı aşkındır ben bu kapıyı biliyorum Allah'a şükürler olsun daha bir güne bir gün ne bu kitap satıldı ne herhangi bir kitap
yani herhangi bir şey satılmadı ticaret olmadı esnaf olduğumuz için bazen böyle ısrarla ya illa işte falan yerde sohbet var hatta bir gün bir yere gittim efendim bir baktım böyle sucuklar bir taraftan asılmış patatesler soğanlar neyse bitti sohbet işte Ömer Efendi sana ne kadar yazalım oradan çıktım yani onun için dediğinize o zaman nefsi olarak çok böyle şey yapmıştım böyle gücenmiştim ama şimdi işte o zamanı yaşıyoruz onu da bir anlatayım dedim arkadaşlar ne diyeyim şimdi eşofmanı getir mi diyeyim buna Allah razı olsun
emriniz olur abi estağfurullah Allah razı olsun Allah razı olsun insallah hediyeleşmek sünnet bu konuda bir hani sünnete karşı gelmek gibi olarak algılanmasın ama velakim mesela örnekliyorum şimdi bir ders yerinde zikrullah olan bir yer ders olan bir yerde birisinin gelip burada bir hediye getirmesi şimdi diğer herkese kapı aralamak bir dahaki perşembe bütün herkes elinden geldiğince gönlünden koptunca hediye getirecek müsaade etsen o kapıyı açsan o zaman buradan bir tane de hediye çantası değil hediye hararı yapacaksın
gelen hediyeyi oraya atacak o zaman yani bu o noktaya doğru gider hediyeleşmek sünnet bu konuda sünnete aykırı davranmak değil derdimiz ama sohbet edenler zikrullah yaptıranlar çavuşlar, zakirler, nakipler, nükabalar, şeyhler bu konuda biraz tedbirli ve temkinli davranacaklar böyle cemaati bu konuda veya sohbet ettikleri zikrullah yaptırdıkları kimselere bu konuda kapıyı çok aralamayacaklar işin bir adabı erkanı vardır o zikrullah halakasında o sohbet yerinde siz o kapıyı aralarsanız bütün herkes size bir şey getirmeye çalışır
bu sufilik adabınca çok uygun bir şey değil o yüzden yani Ömer o zaman için Ömer ve başka arkadaşlar da var bunun içerisinde gittiğimiz yerdeki arkadaşlar var mesela bir yere gidiyoruz orada işte orada da böyle bir şeyler yapmak istiyorlar diyorum kusura bakmayın hakkınızı helal edin biz sohbet ettiğimiz sohbet etmeye gittiğimiz yerlerde mümkünse hiçbir şey almamaya gayret ediyoruz diye çaba sarf ediyoruz inşallah kimsenin gönlünü kırma noktasında değiliz amacımız gönül kırmak değil ama o adabı o erkanı inşallah uymaya çalışıyoruz
enteresan bir soru var bunu hemen okuyuvereyim meseleyi bitireceğim hafızlık eğitimini bitiren bir tanıdığımın törenine katıldım yaş pasta yapmışlardı ama pastanın üzerine ayet yazılıydı sonra pastayı kestiler bana da ayet kısmının bir bölümü denk geldi yedim ama içime sinmedi bu şekilde pastanın üzerine ayet yazılması yenilmesi uygun mu şimdi bir şey söyleyeceğim herkes çökecek yaş pasta bir kutlamada kullanılan bir argüman şimdi en heyecanlı dinleyen bizim bizim naki düğün salonu var ya naki de
naki öyle dikmiş ki kendini ne diyecek diye evet naki diyeceğim şimdi bu yaş pasta bir gavur a dedi işte pasta kesilecek düğünlerde törenlerde yapılan ve hatta özel günlerde veya işte yaş günü kutlaması var muma üfle kaç yaşına geldiyse ona göre mum dik ondan sonra mumu üfle yok yaş pasta kes bunların hepsi de tabiri caizse gavur adeti hafızlık eğitiminde gavur adeti önce pastadan başlayayım bakın hafızlık eğitiminde gavur adeti
önce pastadan kardeş helva dağıt ya senin kültüründe helva dağıtmak var senin kültüründe lokma dağıtmak var senin kültüründe pişi derler ya pişi dağıtmak var senin kültüründe bizim bayındırda lalengi diyorlar pişiye lalengi dağıtmak var senin kültüründe helva ekmek dağıtmak var senin kültüründe bunlar var pastayı nereden çıkardın pastayı nereden çıkardığını söyleyeyim gavurlardan çıkardın hadis-i şerif tecelli etti kertenkele deliğine girseniz siz de gireceksiniz hafızlar girmiş kertenkele deliğine bakın hafızlar kertenkele deliğine girmiş
şimdi gittin düğün salonuna düğün salonunun sahibiyle oturup konuşur ben pasta istemiyorum kardeş onun yerine bir kazan helva getir millete helva dağıtın irmik helvası millete süt helvası dağıtın gelinle damat süt helvası yedirsinler birbirlerine süt gibi olsunlar ama yok o gavur adeti bizim içimize işliyor ya işliyor onu yaptırmasan kız tarafı herkes yaptırıyor bizim de bir pastamız olmasın mı ben evlenirken bir pasta kesemeyeceğim zaten kesemeyecek miyiz kesemedik bak bir eksiklik gavur adeti bir eksiklik olmuş devam ediyor
ya bir halt işlediniz gavur adetini pastaya koydunuz üzerine ayet-i kerime ne ya ya bu nereden çıkardınız bu fetvayı şimdi nasıl bozulma devam ediyor bakın ilk defa duydum bunu burada duydum şimdi veya o geçenlerde çok gündem oldu ya hafızlık eğitimi alanlara gelinlik giydirmek Allah Allah ilk defa duydum ben hafızlık töreninde gelinlik giydiriyorlarmış kızlara ya bu gelinin tarihçesi gavurluk İslam'da bizim gelinliğimizde gelinlik yok gelinlik kıyafetler farklı
işlemeli üç etekli özel bir elbise yok gelinlik İslam kültüründe Anadolu kültüründe de yok dedim ya İslam'ı anlatınca herkes ağır geliyor diye nasıl ağır geliyor dimi şimdi şimdi kendi kendinizi düşüneceksiniz şimdi kızı olanlar oğlu olanlar bekar olanlar evlenecek olanlar evleniyor olanlar ha düşünsenize siz şimdi ya gelinlik damatlık olmayacak eyvah ya özel bir Anadolu kıyafeti özel bir kültürel kıyafet bir farklılık olsun illaki gavurlara mı uyumak zorundayız gavurlara uyumak zorundayız düğünümüz onlara uymuş sünnetimiz onlara uymuş
nişanımız onlara uymuş şimdi hafızlık eğitimi de onlara uymuş ne kaldı ki geriye ya evet geriye bir şey kalmadı nikahımız onlara uymuş düğünümüz onlara uymuş evlenmemiz onlara uymuş boşanmamış onlara uymuş bütün hayatımız gavurlara uymuş kıyafetlerimiz onlara uymuş saçımız sakalımız dahi onlara uymuş ne diyor gittiğinde berbere amerikan tıraş yap diyor ahmet neredesin berbere ahmet değil mi öyle diyorlar değil mi yabancıların fotoğraflarını getirip beni böyle tıraş et diyorlar değil mi tabi bizim gençlerimiz değil mi bunlar
adı ahmet mehmet hasan hüseyin değil mi al bir tane yabancı bir futbolcu veya ne bileyim popçu onun fotoğrafını getiriyorlar böyle tıraş et diyorlar değil mi bitti teşekkür ederim ahmet ya çocuklarımızın tıraşları dahi yabancılara benziyor ee kıyafet öyle oldu zaten ee tıraşlar öyle düğünler öyle nişanlar öyle nikahlar öyle evde ağırlamalar öyle yaş günü kutlamaları öyle haydi bakalım bir pasta alalım aa yeni yaşa girdi pasta alalım mum dikelim üstüne üfle üflesin bakalım tamam bugün de birisi demiş ki İsa aleyhisselamın yaşını kutlamak vacip demiş Müslümanlara
birisi açıklama yapmış farzı kifaya demiş al buyur buyak nereden yakarsan yak demiş Hz. Muhammed'i Mustafa peygamber de İsa aleyhisselam peygamber değil mi onun doğum gününü kutluyorsanız İsa aleyhisselamın da doğum gününü kutlayın demiş farzı kifaya demiş al nerede duracağı belli değil hiçbir şeyin yani şurada duracak diye bir şey böyle karar vermek mümkün değil durmuyor yürüyor o Allah bizi affetsin Allah'a zikr fâle bennehu la ilah illa la illa
la ehe el fatiha amin ecmen destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi