mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 29.09.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 30 Eylül 2022 · 54:17

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i hakkı, hak batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı sarılıp yaşayan ve yaşatanlardan eylesin.
Ecmayın, ders bittikten sonra Hüseyin ağa üstadımız kimseyle bu akşam görüşmek istemiyor dediği halde neden derviş kardeşler ısrarla yine sizin yanınıza geliyor? Emire itaatsizlik olmuyor mu? Gelenleri genelde ben çağırıyorum, onları hafta içerisinde veyahut da gündüzden akşama gelin, görüşelim diyorum.
Onlarla alakalı. Eşimde büyü var, hastalandığı zaman üstadımızdan ve manevi büyüklerimizden yardım isteme şeklimiz nasıl olmalıdır? Bu yardım isteme denilince bu küfür olur. İyyâ kenâbüdü ve iyâ kenestâin. Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz. Biz üstadımızı veyahut da büyük velileri vesile ederiz. Onlardan yardım istemeyiz. Ya Rabbi, Emir Sultan Hazretleri'nin yüzüs hürmetine, evladıma şifa ver gibi. Rabıta nedir fena fi şeyh, fena fi resul, fena fi Allah nedir? Rabıta bir şeyi düşünme, kendini ona odaklama. Bir şeyde bütün her şeyini, onunla alakalı odağını ona alıp sadece o işle ilgilenme.
Mesela sınır boyunda nöbet tutmak gibi. Nedir derdi? Düşmanı gözetlemektir. Her daim düşmanı gözetecek. Veyahut da bir kimseye bir vazife verildi. Dendi ki, şu vazifeyi yap. Onun işini sırf o vazifeye kendisini odaklayacak. Odaklayacak, burada bağ kuracak, bütün dikkatini oraya çekecek. Sufilerde ise bu bir disiplin olmuş, terbiye sistemi olmuş. Sufi kendisini üstadına böyle devamlı üstadını düşünme, üstadını böyle tefekkür etme gibi. Genelde nakşibendilerde bu daha disiplin, daha böyle şeydir, kurallı, daha böyle ne bileyim vazgeçilmez bir şeydir. Bizde o kadar değildir. Bizim öğretimizde üstadı böyle işte rabıtana edeceksin, rabıtandan hiç çıkarmayacaksın, her şeyde üstadı düşüneceksin.
Bu bizde bu kadar ağır değildir. Biz bu işi biraz daha böyle tabiri caizse insanın muhabbetine bırakırız. Yani o böyle hani nakşibendilerdeki bilhassa Türkiye'deki, Anadolu'daki nakşibendilerdeki öğretiyi kendimce bildiğimden dolayı böyle söylüyorum. Bilhassa işte isim vermek istemiyorum ama yani büyük nakşibendi gruplarında bu böyle biraz tabiri caizse, bu benim kendi şahsi kanaatim. İşin o derler ya zivaneden çıkmış diye biraz bu iş zivaneden çıkmış gibi. Yani böyle maksadı aşan şeyler var. Benim duyduklarım bana sorulanlar. Yani bu böyle şey işi. Daha dervişliğe yeni başlamış o kimse. Daha namazı dostları kılamıyor.
Dersini daha dostları çekemiyor. O kimseye siz rabıta veriyorsunuz. O henüz daha tabiri caizse Hazreti Mevlana, Cerahat-ı Rum Hazretlerinin tespitiyle henüz daha o süt içecek. Hazreti Pir der ki, o çocuk önce süt içecek. O dişi çıktı mı der, ekmek yemek ister. Dişi çıkınca ekmek yemek ister. Sonra diyor dişleri bir tamam oldu mu o artık diyor et yemek ister. Bu da onun gibi bir şey. Siz hiçbir şeyden anlamayan, hiçbir maneviyatı olmayan, böyle yeni daha çömez bir dervişe, işte sen her namazdan sonra 15 dakika üstadını rabide edeceksin, iki kaşının ortasına iki kaşını getireceksin ve öyle 15 dakika bekleyeceksin. Ondan sonra o daha normalde 15 dakika böyle yapacağını o kimse, bu benim kendimce.
Allah'ı zikretsin örneğin ve hatta ne bileyim Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine salatu selam getirsin. Çünkü henüz daha o şeyh sevgisini bilmiyor. Sonra tabi bunlarda değişik haller zuhur ediyor. Yani bir de çakma haller bunlar. Böyle doğru haller değil böyle işte otururken bir bakıyorsun birisi titriyor veya birisi bir sayha atıyor. Veya birisi bakıyorsun ondan sonra değişik bir esma söylüyor. Caminin içerisinde bir esma oradan patlatıyor ondan sonra. Veya hatta bu değişik zikrullah halakalarını da bu böyle tecrübeyle sabit görüyoruz biz şimdi. İşte orada normalde herkes zikrullah yaparken normal esmada giderken o bir bakmışsın o başka bir sayha atıyor.
Veya hatta orada herkes belli bir esmayı belli bir sistemde düzende çekerken o kendince aynı esmayı farklı bir düzende sistemde çekeceğim diye uğraşıyor. Gizli şeytanın oyunlarıdır bunlar. Yani esmayı vermiş orada zakir ne çekiyor işte hay Allah vurdurmamış hay hay hay Allah diyelim ki değil mi esmayı o. Öbürkü hay hay ya esmayı öyle mi verdi de öyle çekiyorsun.
Veya hatta esmayı pesten verdi hu hu hu hu mesela öbürkü hu hu hu ne abi bir aşık sen misin nefsine batmış zelil olmuş görüntüsü derviş adamın. Veya hatta bir başkası işte verilmiş esmaya hu hu hu arkadaş ertesi gün sayan orada sahne alacak ya o kafa sallıyor. Ne oldu hani şeyhine tabiydin gitti tabi değilsin ya bundan mı ondan gırtlağın patlasın ve hatta nefsin patlasın tabi ol orada.
Nasıl esma verdiyse öyle yap nasıl esma verdiyse bunun gibi bu arkadaşlar da böyle rabıt ediyorlar ondan sonra bir bakmışsın caminin arkasında oturmuş rabıt ediyor. Mühhh aman ne hal yaşadı ne hal yaşadı. Gördüklerimi anlatıyorum. Orada genç çocuklar var 15-16 yaşında yaz günü işte namaza gelmişler. kendi namazına ondan sonra bu baba derviş ya boyun bükük böyle rabut ediyor o da yaptı çocuklar titredi orada bu normal farz namazdan sonra yani cemaatin dışında çocuklar böyle baktılar ona bir ben de böyle oturuyorum orada ben de namazı kıldım yani cami biraz serin şeyde bu Adnanların eski dükkanın karşısında Reyhan Camisi değil mi orası Reyhan Camisinde Allah gitti benim kafa 15-16 yaşındaki çocuklar bunlar şimdi ona baktı birbirlerine baktılar ona baktılar
ondan sonra tanımıyorum tanıdığım bir kimse olsa daha farklı davranacağım yani biraz daha ben hani böyle öyle yapınca durdum yani bitirsin diye bakıyorum bu değişik hareketler yaptı değişik sesler yaptı ondan sonra çocuklar korktular ondan sonra tam dışarı çıkacaklar susun oturun dedim ben çocuklar oturdular bu bitirdi böyle baktı hani gördünüz mü ben nasıl dervişim dedim otur oturdu bu şimdi dedim Kur'an'ı getir istersen elbas sen dedim ne Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi gördün ne dedim geçmiş peygamberleri gördün ne ashabı gördün ne pir efendileri gördün ne dedim geçmiş üstadları gördün ne dedim üstadını gördün sen dedim yalancının tekisin kaldı bu şimdi sende halde yok
senin şeyhinin şeyhinde de yok senin şeyhinin şeyhinde de yok hiçbirinde de yok dedim sen ne bu çocukların dedim dininde imanınla oynuyorsun çocuklar gencecik buraya namaza gelmişler dedim ben ne sen dedim burada kalkıp da gösteri yaptın şimdi dedim bize sadatlar emretti sen sadatlara laf mı söylüyorsun ben sana laf söylüyorum sen sadatlara laf getiren sensin dedim ne yapmam burada değişik sesler çıkardın neden sen değişik ses çıkardın bunun hesabını verirsin dedim Allah'a sen burada üç tane genç namaz kılmaya çalışan çocuğu korkuttun bunun hesabını kime vereceksin sen burada arkada kalksan sen bir sayha atsan o sayha senin eğer ki nefsindense sen onun dahi hesabını veremezsin
evet sen zikrullah esnasında verilen esmaya uyuma bile bile onun dahi hesabını veremezsin sen evet sen pes zikrullahta sen ben arkadayım nasıl olsa ben burada hafif yapayım böyle kafamı sallayayım veremezsin hesabını veya bir esma verilmiş arkadaş babaya baba derviş o ayrı çekecek ya veremezsin hesabını o yüzden rabıta sevmek muhabbet beslemek tabi olmak bırak sen boynunu büküp on beş dakika sen iki kaşının arasında iki kaşını gez göz arpacık yapacağım diye uğraşma itaat et evet sen söylenileni yap dersini çek
sen Allah'ı sev Resul'ünü sev evet sevmenin gerini de yerine getir sen rabıta gelir merak etme fena fişşeh fena fi resul fena fiillah nedir bir kimse Kur'an ve sünnete sımsıkı sarılır sufilin hedef ve adaplarını yerine getirir üstadına muhabbet besler üstadın da fena olur bir kimse Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini her şeyden fazla sever onda fena olur Allah'ı her şeyden fazla sever onda fena olur peki bu fenanın ölçüsü sünnet-i seniyedir bunun bir ölçüsü olması gerek yani üstadı sevmenin ölçüsü sünnet-i seniyenin içindedir
yani üstad da fena olacak iyi üstadı seversin sevmek ne demek ey Habibim de ki eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun o zaman üstada uymaktır üstadı sevmek ne yapacaksın üstadın kara kaşını kara gözünü ona tabi olmaktır onu Kur'an ve sünnet tarihinde sana ve hatta sohbetlerde söylediklerine tabi olmak şimdi bir şey söyleyeceğim canımız sıkılacak biraz şurada Zikrullah'ta bir esma veriyorsun esmaya uymuyorsunuz deyin ki başka bir şeye uyacak o kimse çok basit ne yapayım gençken atıyordum dışarı gençlik heyecanı mı artık böyle
daha keskin mi değil mi bilmiyorum öyle birinci ikinci üçüncü halakada dördüncü halakada birisi böyle kafasını sallarken göreyim hemen yarardım şeyi halakayı sen en arkaya geç öyle ya sesin çıkmayabilir öyle ya ertesi gün sayın orada sahne alacaksındır olabilir o zaman durma önde çünkü esma önden arkaya doğru gidecek tempo bir bütünlük arz edecek birinci halaka ikinci halaka üçüncü halaka dördüncü halaka ister zakir ol ister çavuş ister nakip ister nükabba ister sen halife ol sen oradaki edebe uyacaksın bu edep kadınlar da erkekler de
orada zakir bir esma vermiş tabi olacak ona bir yere gittin tabi olmayı öğrenmezsen bir zakir bir yere gitti orada pes zikrullah yapılması lazım pesi verdi ee orada o dervişin birisi kalkardı pesten çıkar cehri okumaya kalkarsa ne yapacağız kim durduracak onu örnekliyorum denizin evine gittik denizin evi de böyle apartman 30 daireli 40 daireli 50 daireli site orada ders yapılacak biz orada da cehri yaparız hayır yapamazsın orada kimseyi rahatsız etmeden sen pes olarak zikrullahı yapacaksın her yerde her şey olmaz her yerde her şeyi yapacağım
diyen adam yol yordam binmiyor aşk maşk değil o biz karakolun elli metre üstünde ders yapan insanlardık aramızda elli metre var orada ders yapıyoruz bir başkası şikayet ediyordu geliyordu polis ne yapıyorsunuz mevlüt okuyoruz biz sen orada ben cehri yapacağım öyle bağıracağım çağıracağım böyle işte mazhar vuracağım işte bendir vuracağım şunu yak kardeşim ya senin derdin hizmet etmekse insan bir kişinin daha Allah demesini sağlamaksa sen öyle fitursuz davranamazsın öyle edep erkan öğreneceksin yol yordam öğreneceksin
onu yapamazsın sen o üstad derse ki burada gümbür gümbür zikrullah ses duymak istiyorum gümbür gümbür yap orada geri kalan yapma kardeşim sen oradaki zakire tabi ol o zakir de yol yordam bilecek o zakir de ben yaptırırım yok canım kardeşim ya Allah Allah yaptırma yaptıracaksan git evinde yaptır başkasının evinde kabadayılık yapma bizim zamanımızda öyle zakirler vardı kimse evini bilmezdi kimse evini bilmiyor yani evinde ders yok onun evinde zikrullah yok onun evi mahrem ee başkasının evine gidiyor vurduruyor orada zikrullahı
haydi polis geliyor oraya sen kendi evinde yaptır öyle başkasının evine dersi veriyor bütün herkesi oraya yemeğe davet ediyor sen kendi evine evine davet et ne kendi evine yemeğe davet etmiyor bunlar yol yordam bilmemekten kaynaklanıyor veyahut da nefse uymaktan kaynaklanıyor o yüzden fenafi şeyhten laf açıldı sen bir adım adım takip et sen zikrullah da takip etmiyorsun başka nerede takip edeceksin küçüktür bunlar dersin ki ya zikrullah da ne olmuş yani sesim çıkmadıysa sesin çıkmadı değil çıkarmıyorsun sesini biz o yollardan geçtik
ben gözümle gördüm şeyh efendi gidiyor o dervişin önüne hani sesin çıksın esma veriyor ona adam esmayı okumuyor şeyh efendi döndü bir daha geldi onun önüne ben Allah affetsin gözüm kapalı izliyorum gene esma veriyor ona gene ses çıkmıyor sonra geldi bana Mustafa efendi bu dedi öndekiler nakşibendi mi olmuşlar oğlum dedi bana kim aldı onları öne geç halakayı düzenle dedi ben hayatımda zikrullahın ortasında ben onu yemişim ya ben hemen kimin ben zaten kimin ses çıkmıyor onların
tak tak tak … hemen şeyh efendi şeyi durdurdu ödemiş de caminin içinde oluyor esmayı durdurdu ben attım arkaya hepsinde Allah affetsin bizim bayındırılar vardı o zaman bir işaret hepsi de çatır çatır geldiler öne şimdi bizim bayındırılar talimli onlar o zaman için bir zikrullah yapıyorlar duvarlar oynuyor yerine aldım ben ön halkaya şeyh efendi Allah ismasını başlattı yıkılıyor ortalık ama cayır cayır ondan sonra şeyh efendi zikrullah bitince dedi ki gene bayındırılar kurtardı oğlum bizi dedi ondan sonra estağfurullah efendim dedim
ondan sonra neyse tabu halakayı kimin kurduğunu biliyor şeyh efendi ama ona bir şey demiyor yani çünkü neden o halakayı kuran orada oranın çavuşu müsebbibi kim benim orada zakir müsebbip ee yok ondan sonra dedim ki sen namah sesi çıkarmayanlara o arkadaşa şeyh efendinin bulunduğu bir zikrullahta sesi çıkmayanlara sen namah öne aldın onun sonra bir daha hesabı var o yüzden şeyh de fani olma yani şurada başla şeyh de fani olma sana bir virt vermiş o virti çekmekte başla virti çekmekte başla zikrullah halakasında başla
şeyh de fani olma sen dersini çekiyor musun kardeş çekiyormuş gibi yapma çekiyor musun ya nasıl çekiyormuş gibi otur sen benim gibi yap al eline tesbih ondan sonra bir elinde kumanda bir elinde tesbih subhanallah el azim vebiham diye estağfurullah el azim vay ya yunanistanla savaşılacak demek ya hanım çeyi doldur oradan bana ya subhanallah el vebiham diye subhanallah el azim vebiham diye estağfurullah el azim hanım dedi ya bey şöyle şöyleydi böyle böyleydi aman yeri kaçırma sen ya o öyle değildi de böyleydi de şöyle oldu da böyle oldu da
ondan sonra başla gene subhanallah el vebiham diye subhanallah el azim ne rabıtası canım kardeşim benim ne fenası ya aldatmayalım birbirimizi yok yok sen otur bakalım bir iki dizinin üzerine koy secda değil iki dizinin üzerine dur derslediğin yarım saat otur yarım saat bir öyle bir sikullah et bin tevhidin zamanı yirmi beş dakikadır bende yirmi beş dakika dersini bilmem sen otur bin tevhid yirmi beş dakika çek bakalım
otur yirmi beş dakika iyi öbür biritler de tutsun on dakika otuz beş dakika kırk dakika sen kırk dakika secda dedi otur dersini çek herkese söylüyorum bunu kırk dakika kimseyi utandırmak derdim değil içinizde yirmi beş otuz kişi bunu yapan erkekler için söylüyor buna zakiri çavuşu dahil bakın açık konuşuyorum otur bir kırk dakika fena fişe olacaksın harika sabah namazına kalk
sabah namazını kıl sabah namazından sonra dersini çek elli dakika bir saat oturuz zikrullah yap hadi önce bir sabah namazına kalkalım da dervişlik fena olacağız ya fena olacağız çok devasa bir şey söylemiyorum dervişlik basit kırk dakika elli dakika otur elli dakika Allah'ı zikret bir güzel virdini çek ardından tevhidini çek önemli değil kısa bir kuran-ı kerim oku bir dua et
dedim ya buna kırk sabah devam edin Allah kalbinizi aşacak dedim hadis de sabit çünkü hadis de sabit ben ödemişte camide nakşibendi hatmesi yaptırıyordum valla sabah namazına hepsi de geliyordu o nakşibendi nazilli ali efendinin dervişleri hepsi de geliyorlardı her sabah namazında nakşibendi hatmesi yapıyoruz orada nazilli ali efendinin halifesi vardı o dedi bana burada dedi
hatmeyi sen yaptıracaksın o zamandan da ben sabah namazlarında oraya gidiyordum her sabah namazı her sabah namazı kaç kişiler işte yaklaşık 35-40 kişi filanlardı o zamanlar oluyordu bilenlerden herkes birbirini takip ediyordu kim gelmedi bugün denizden görünüyoruz ya deniz gelmedi arkadaşlar bu hatmeden son oluyor denizden haber olan var mı birisi diyor ki bana haber verdi yarın sabahleyin ondan sonra cemaate söyle ben oğlanın yanına gidiyorum izmir'e o söylüyor nereye gideceğini hatimeye dedim ki
ya ne disiplin almışlar dedim nazilli ali efendiden öyle disiplin almışlar her sabah herkes yaşlı hepsi de ben şimdi 62 yaşındayım onlar da böyle 60'ın üstünde o zaman için ama öyle disiplin almışlar her sabah ben sabah disiplinini onlardan öğrendim bir de vazife var ya vazife var her sabah hatime okunacak işlerinde çocukları yaşındayım ben en gençleri benim yani 30 yaşında dahi kimse yok 40 yaşında dahi kimse yok bir de edep ehliler yani o nakşibendi halifesi olmasına rağmen ders vermiyorlar bir başkasına ders vermiyorlar
ders isteyene ders vermiyorlar bizim üstadımız vefat etti edebe bakın bizim üstadımız vefat etti yaşayan bir şeyhden gidip ders alın öyle terenenli yok yok üstadımızın maneviyatı daha devam ediyor herkese yeter öyle bir şey yok hiç duymadım bildiğiniz halifeydi bana dedi bende ne varsa senin üzerinde olsun burda dedi hatmeyi yaptır dedi bana bende ne varsa semerce hafız efendi vardı o da onun halifesiydi bakın o dahi ders vermiyordu kendi oğluna dahi ders vermiyordu kendi oğlu kulaklarımla şahidim
gözümle şahidim şeyh efendinin yanındayım şeyh efendi diyor abdullah efendi kardeşim diyor çünkü ikisi de şeyh aslında yaşı büyük şeyh efendiden abdullah efendi kardeşim diyor şu diyor benim oğlana ders ver diyor sana diyor intisap etsin seyyid bu adam dikkat edin seyyid icazet alanlardan değil öyle çakma 2000 dolarlık şeyhlik icazet alanlardan değil
öyle çakma şeyhi hasta orada başında durup onun mührünü alıp oradan icazeti yazıp altına hırsızlık yapıp mühür bastıranlardan değil öyle ingiliz kraliyet kraliyet ailesine dolaylı olarak intisap etmiş bağlı olmuş bir vakfın veya bir dergan şeyhi değil bunlar bu iki halife öyle değil yani karıştırmayın şimdikilerle yani o tiredeki semerci hafız efendi hazretleri sabah namazını kılıyor yürüyecek ayaklarında sağlık yok iki kişi koltuğunun altına giriyor dükkan dükkan Kur'an-ı Kerim okutuyor Kur'an-ı Kerim'i tersinden dahi okuyabilen hafız
sadece önünden değil bildiğiniz tersinden okuyor Fatiha'dan Bakara'dan değil Nas'tan geri geliyor öyle hafız asası var böyle kaşlar saç gibi çatık böyle sert ilk tanışmamız o kim bu genç delikanlı işte Bayındır'dan Mustafa Efendi hmm oraya gelsin otursun o sabah namazından sonraki muhabbet bu nefes alamıyorduk yanında nefes alamıyorduk ben alamıyordum nefes alıp verişimi hisseder edebe mugayir hareket etmiş olurum diye konuşurken öksürürüm de
edebe mugayir hareket etmiş olurum diye Allah'a yalvarıyordum yalvarıyordum yarabbi öksürürüm de gelmesin öksürmeyeyim de yanında ben kim olduğunu tanımıyordum o esnada sonra tanıştık görüştük birbirimize muhabbet besledik ben ilk Tire'ye gittiğimde ilk Şeyh Efendi ile tanıştığımda onun oğlunda misafir olmuşum böyle bir enteresan şeylik tevafuklar silsilesi ve Şeyh Efendi'ye gözümün önünde dedi Abdullah Efendi kardeşim dedi bizim oğlana ders ver dedi sana dedi intisap etsin dedi onu dedi hani böyle manevi şemşiğinin altına al
gibisinden Şeyh Efendi tabi dedi ne demek hemen ona bir işaret etti hemen geldi o ben onu derviş zannediyordum geldi hemen elini öptü ona intisap etti bakın halife halife halife aslında Şeyh şeyhlik yapmıyordu Şeyhi vefat etmiş kimseye ders vermiyorlar o ödemişteki de eskici ayakkabı tamircisi o da vermiyordu kimseye ders aslında ben böyle konuşmak istemem ama ben her ikisinin de halifesiyim yani ben onu böyle bir hani makam olsun diye söylemiyorum
benim bir mutluluğum o yani ben onları gördüm onlarla muhabbet ettim onlara hizmet ettim ben kendimi bu konuda çok şanslı hissediyorum yani o babtan söyledim yoksa benim derdim şeyhlik halifelik değil ama öylelerdi yani düşünebiliyor musunuz yani siz bir yerde gideceksiniz orada kaç ay yaşadınız altı ay, yedi ay, sekiz ay her sabah namazına Hatma Hacegan'a gidiyorsunuz şeyhin bizim Abdullah Efendi'nin yanında durmak öyle kolay bir şey değil dışardan belli etmez kendini sen sabah namazında dersini çekmedin değil mi
beraber yol gidiyorsunuz değil mi yaa evladım şeyhine hizmet edeceğim diye uğraşır ama sabah dersini çekmez ulan arabanın içerisinde üç kişisin bir de şeyh efendi var şeyh efendi de kendine söyleyecek değil ya üçümüze söylüyor ulan ben sabah namazına kalktım biliyorum ben bu tip şeyleri ya biz disiplin ediyoruz kendimizi ulan bu ikisinden hangisi çekti hangisi çekmedi şimdi boyuna al ver işi yoksa ama ben onu öğreneceğim ben onu öğrenmeden bırakmam ilk molada çekiyorum tahmini tahminler kuvvetli ya sen sabah namazından sonra dersini çekmemişsin
abi şöyle oldu da böyle oldu da tamam bir daha ben onu yanımda götürür mü tamam bitti ben onu bir daha götürmem yanımda şeyh efendi isterse götürür ne fena fi şeyh olacak öyle mi arkadaşlar fena fi şeyh şeyh sana dedi değil mi işte ne dedi deniz kalkma ayağa da deniz ayağa kalk dedi ya bana ayağa kalk dedi de neden dedi de nasıl dedi de ayağımı kalkayım şimdi herkesin içerisinde mi ayağa kalkacağım böyle bir şey yok ben bir estantene anlatayım şeyhe biat etmenin hani böyle fena olmanın yolunu anlatayım İzmir garajındayız
şeyh efendi yolcu edeceğim ben akşam saati 6 usta efendi buyrun efendim oğlum koş koş şu haliksanı bul Allah rahmet eylesin vefat etti yön cihet yok böyle elini gösterdi ya o tarafa koş aliksanı bul ben yön gösterdi yere doğru koşuyorum şimdi imtihan ya lan bayındırdan bir sürü insanla yolda karşılaşıyor muyum şeyhim bana koş demiş oradan gençlerden birisi de benim peşime takıldı bayındırlı o da koşuyor arkamdan ama bir şey de diyemiyorum ben koş Allah koş koş Allah koş koş Allah koş İzmir garajında koşuyorum ben koşarken bir baktım
halihsan halih halih garajın içinde koş halihsanı bul dedi ya halihsanı buldum elinde bir böyle poşetimsi bir şey var ben bunu tuttum ondan sonra şimdi şeyh efendi de altıda otobüsü gidecek altıya da çok az var ben bunu tuttum çocuk tutar gibi geriye koşuyorum ben şimdi o da benden beraber koşuyor hayy hayy hayy diye diye o bayındırlı kadınlar kızlar ahileler gençler hepsi de görüyor beni ben koşuyorum ben şeyhime yetiştireceğim onu alıştıracağım onu halihsanı arada soruyor mu oğlum lan diyorum kendine gel diyorum ben şimdi buna
hani kendine gel halihsan nereye kendine gelecek hayy diyor başka bir şey demiyor geldi bütün o nevşehir otobüsü de bize bakıyor etrafında otobüsler yolcular uğurlayacak olanlar herkes bize bakıyor bu geldi bir şeyh efendiyi bir gördü hayyyyy selamı verdi şimdi şeyh efendinin gayet sakin evladım ben sana şaka yapmıştım latife etmiştim ne bu kadar sen bunu meseleyi büyüttün hani ben mesele büyüyen meseleyi bilmiyorum latifeyi bilmiyorum lan ne oldu bilmiyorum bilmiyorum ben içimden diyorum ki ulan halihsan gene başımızı yaktı bizim
ben içimden diyorum ki halihsan gene yaptın yapacağını böyle baktı halihsan'a tamam kabul ettik dedi ondan sonra usta efendinin al oğlum şu poşet dedi benim koltuğun üstüne koy dedi emretersiniz efendim dedim poşette baktım poşet sıcak yani dedim yani onun içinde dedim pişmiş tavuk var herhalde dedim ben içimden aldım götürdüm onun koltuğunun üstüne koydum imbaşa bizimki daha kendinde değil usta efendinin al bunu oğlum eve götür dedi emretersiniz efendim dedim şeyh efendiyi yolcu ettik bu gene böyle hay hay hay biz ikimiz de ağlıyoruz
gittik bayındır otobüsüne bindik ondan sonra ikimiz de yan yana koltuğa biz ikimiz de ağlıyoruz ben şeyh efendiyi uğurladım diye ağlıyorum o niye ağlıyor bilmiyorum geçen geçiyorlar bilader başın sağ olsun bana Allah razı olsun bilader başın sağ olsun bütün otobüs hani neyi öldü bilmiyorlar ama başın sağ olsun ses yok bende hiçbir şey yok biz bayındır'a kadar gittik indik ondan sonra bu daha kendinde değil valla dedim bir yere gitmek yok bana eve götür dedi dedim bende misafirsin bugün yapacak bir şey yok dedim ondan sonra hiç dedim
bir de dedim kımıldama benim başıma şaşma ondan sonra neyse o gün tabi sabaha ettik biz meşhur benim dedemin evinde elektrik yok su yok gaz lambasında vur Allah zikrullahı ağla vur Allah zikrullahı ağla ondan sonra evinde misafir et dedi ben dedi bu gecelik misafirim burada iyi tamam bu gecelik misafir ol bu sabah namazını kıldı ben gidiyorum dedi ondan sonra iyi hayırlı yolculuk dedim yani kapıdan çıktı arkasından baktım koğuştum hani acaba köşeye mi döndü diye koğuştum köşeye döndüm sokakta da yok bir alt sokağa koştum
orada da yok yukarı doğru çıkması mümkün değil dedim hani orada çünkü ara sokak yok aşağı doğru ara sokak var yani iki tane sokağa dolaştım koğuşturdum yok sonra telefon açtım sekiz buçuk da dairesine var mı dedim ben vardım dedi var mı bir sıkıntı dedim ben yok dedi iyi dedim yani ben şeyh efendiyi arayacağım bir sıkıntı yok diyeceğim dedim o yüzden şey yaptım sordum dedi senin işin zor dedi sen aç söyle dedi tabii biz saat 10'u bekledik ondan önce efendiyi aramak edebe mugayirdi ondan önce hiç kimse aramazdı hiç kimse
yani çok elzem bir şey olması lazımdı neyse aradım selamun aleyküm aleyküm selam efendim aleyhissan'ı getirdim bu gece bende kaldı sabah önce işine gitti ondan sonra ala Mustafa Efendi şimdi garajda var mı koşacak olan öyle örnek yani İzmir'desiniz İzmir gibi bir yerde sadece koş diyor sana bu kadar küçücük bir şey değil mi birisine koş demiş şunu şuradan al gel o yürümüş Mustafa Efendi oğlum koş dedim yürüdü dedi bu kadar ona koş demiş o yürümüş fena fişehlik güzeldir ama böyle
birden dağa bakarsın Allah şeyh efendinin yüzü kocaman olmuş dağ olmuş ya hava amma bulutluğa maşallah yağmur mu yağacak kafanı bir kaldırsın bulut komple şeyh efendi olmuş Allah Allah sakalını tararsın bir bakarsın aha şeyh efendi olmuş sakalın onun sakalı onun yüzü olmuş ah bir bakarsın gece büyürsün büyürsün büyürsün büyürsün vücudun büyür kendi vücuduna bir bakarsın şeyh efendi olmuş yemek yiyorsun işte bir şey ah kahve içiyorsun bir bakarsın kahvenin içinde şeyh efendi var durursun yemek yiyor herkes gülüş ahenk
değil mi ne güzel sen çorbaya bir bakarsın şeyh efendi var yiyemezsin mesela bir şeyhe çok böyle ısrar edilmez efendim yi de yi yi de öyle şey yok şeyh efendi de mesela işte şey yiyecek koydu önünde değil mi yemiyor hiç ısrar ettirmem ben tak alırım ne var yemek var yemeği koyarım önüne fena bir şeyh oldu mu hayat biraz zorlaşır kim eşin değil mi aa bir baktın yüzü şeyh efendi oldu hadi sen ona bir kötü söz söyle
hadi sen ona vur hadi sen ona kem gözle bak tam kızcan birisine tak şeyh efendi oldu hadi kız daha ağırları var söyleyim mi adam geldi senden mal istedi sen vermeyeceksin tak şeyh efendi oldu hadi verme hadi verme göreyim seni adam geldi borç para istedi senden sen vermeyeceksin ama tak şeyh efendi oldu hadi verme
kaldıramazsınız değil bu işler öyle zikrullah da geylan hazretlerini görmek gibi değil fena fi şeyh oldun iyi sabah namazına yakın rüyanda gördün ben filanca yerdeyim dedi hadi gitme hadi gitme bir insan işinden aşından
eşinden çocuğundan zamanından rahatından geçecek fena fi şeyh olacaksa at atacak şerh bile düşmeyecek o yüzden bunlar ne dervişler tarafından istenilecek bir şeydir ve insan dervişlik yapar koşturur ne de ben kendi nefsim için söyleyeyim birisinin böyle bu noktaya gelmesi için ona ayrıyeten ayrı bir terbiye sistemi koyulacak bir şey değildir herkes kendi yolunda kendi renginde yürüsün biz öğretiriz bizim işimiz o
ama öyle bu işler yani hafife alınacak şeyler değildir öyle yani edebiyatı güzel bunun anlatıyorlar fena fi şeyhi kitaplarda fena fi resul anlatıyorlar kitaplarda harika fena fi laha anlatıyorlar Allah Allah ya arkadaşlar bunlar öyle kitaplarda anlatıldığı gibi edebiyatı kolay bunun yani sen sabahleyen kimseye haber vermeden gel diyecek sen gideceksin senin eş, çoluk, çocuk, patronun borç alacak herkes arkandan davul çalacak senin Allah selamette karşısına Allah her ümmeti bir günahlarından dolayı ısrar etmeleri üzerine helak etti
peki şimdi ahir zamandayız bunların toplamının hepsini yaşıyoruz bizi neden helak gelmiyor ya da gelecekse nasıl gelecek biz bu işin neresindeyiz nerede duracağız manevi helak yaşanıyor şu anda yani zahiri helak yaşanmıyor bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin duası bereketine ama helakiyetler şu anda manevi bunun da insanlar ne yazık ki farkında değil hepimizde Yüce Allah'a Tanrı demek doğru mudur Allah isminin manası Tanrı Tanrı değil aslında Tenri yani Tenkri aslında bunun Türklerin kendi dilinde Allah'ın ismi Tenkri
İslam öncesi ama sonradan tabi Tenkri ismini kaldırmışlar Allah demişler sonradan bir Türkçe çıkardılar ya sonradan bir daha dili değiştirmek için o zaman da bunu Tanrı'ya çevirdiler bunun ilk çevirdiği zamanlardı o Tanrı Uludur Tanrı Uludur'da çevrildi aslında hani Tenkri Uludur diyeceklerine Tanrı Uludur dediler onu da çevirdiler Tenkri'yi de çevirdiler ondan sonra ama tabi şimdi böyle kendi kendilerine bunu böyle söyleyenler var yani çokta böyle ne ol buraya soru olarak gelecek bir soru da değil evet iftali zikr faalemennahû
La ilahe illa El Fatiha ma sallahu wa ta'ala Amin Eşme
Ya Eşme Ya Eşme Ya Apa La

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi