Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 25.11.2021
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 26 Kasım 2021 · 52:48
Mikrofon verin. Selamünaleyküm efendim. Aleykümselam. Efendim, bir hadis-i şerifte borçlunun diyor, borcunu ödeyene kadar ruhu asılı kalır diyor. Bu ruhun asılı kalması ne muanaya geliyor? Ölenle alakalı. Diri de olsa, ölü de olsa önemli değil. Borçlu o yüzden rahat hareket edemez. Borçlu insan, sıkıntılı insan, ızdıraplı insan, hapis insan. Allah kimse borçla imtihan etmesin.
Cenab-ı Hakk, tüm kardeşlerimizi böyle bir imtihandan muhafaza eylesin. Borç kadar ağır bir sıkıntılı bir imtihan yoktur. İnsanı mihnete sürükler. İnsanı böyle boynu bükükleye sürükler. İnsanı gerçekten çok sıkıntıya sürükler. O yüzden mümkün mertebe borçsuz iş yapmaya gayret edin. Borçlanmadan iş yapın. Bu Allah muhafaza eylesin. Yaşadık onları. Kolay şeyler değil.
O yüzden hani başka bir adı şerifte de borçlu ne o? Borçlunun iki çeşit yemek yemesi dahi evla değil. Tabi insanlar şimdi bu edebi, bu kültürü, bu ahlakı kaybettiler. Böyle olunca borç sarmalının içinde bütün herkes, kredi kartları şunlar bunlar, borçla yaşıyorlar. Yaşarlar, bunu söylerken de kendince kendisini haklı gösteriyor.
Yani o kredi kartından onu harcayarak borç yapacak. Sonra o borcu ödemek için uğraşacak Allah uğraşacak, uğraşacak Allah uğraşacak. Bunu kendine şey görüyor, nasıl söyleyeyim böyle bir hani mağdur edebiyatı yapıyor, mecbur edebiyatı yapıyor. Böyle bir noktaya geliyor. Ben diyorum ki, 60 yaşındayım hiç kredi kartım olmadı, kalıyor. Yani ben kolay kolay hayatımda bir iki sefer taksitle bir şey almışımdır. Almam kolay kolay. Ticaret, insan yapar borç. O da iyi değil de, bak o da iyi değil. Ticaret yaparken de borçla çalışmak iyi değil. Kim ne derse desin. Tecrübe hep bunlar. Onları yaşadık hep. Normalde sıkıntıları gördük. O yüzden borçlu insan, yarım insan. Yarım da değil, çeyrek.
Teşekkür ederim efendim. Mikrofon verin. Sesi aç. Efendim, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında kölelik sistemi vardı.
İnsanlar köleydi. Şimdiki kölelik sistemi nedir? Gene köle insanlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem köleliği kaldırdı. Şimdi insanlar modern kölelik var. Şu anda öyle bir noktaya getirdiler ki, şimdi artık sen kendi kendini prangalıyorsun. Önceden bir zalim bir kimse geliyordu, seni prangaya vuruyordu. Bir başkasına satıyordu seni.
Kölelik buydu. Şimdi modern kölelik var. Asıl en büyük kölelik şimdi. İnsanlar gösterişin kölesi. Şataatın kölesi. Şatafatın kölesi. Şöhretin kölesi. Siyasetin kölesi. Ondan sonra bankacılık sisteminin kölesi. Aşının kölesi. Neoliberal ekonominin kölesi. Neoliberal dinin kölesi. Neoliberal siyasetin kölesi. Bütün dünya köle ki şu anda. Bütün dünya köle. Ve bu kölelikten de kurtulma çabası yok.
O kadar uyuşturulmuş, o kadar köleleştirilmiş. Kafalar köle. Her şeyleri köle. Şimdi Tayyip Erdoğan'ı eleştirirsiniz, eleştirmezsiniz. Seversiniz, sevmezsiniz. Yani normalde şeyden, faizden bir puan indirdik. Kıyamet koptu. Değil mi ortalık? Faizin kölesi herkes. En muhafaza karı dahi faizleri indirmeyecekti diyor. O zaman faiz haram. Annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha girer diye. Hadis-i şerif var.
Şeytan çarpmış gibi yurtlarından, yataklarından kaldırılacak diye. Ayet-i kerime var. Yani kim faizi indirmeye kalkarsa, imanın senin onu desteklemekle mükellef. O hareketini destekle. Başka bir şeyleri destekleme, başka bir şey yapma, başka bir şey etme. Eyvallah. Başka bir şeysini eleştir. Eleştir. İster oy ver, ister oy verme. Böyle eleştirilecek çok yerini bulabilirsin. Beni ilgilendirmez. Ama ya faizi bir puan indirdi diye kıyamet koptu ya. Ve en muhafaza karı dahi faizin kölesi. En dindar dahi faizin kölesi. Köle. Şimdi az önce borçtan bahsedildi. İnsanlar borç kölesi. Alacak illaki onu. Onun önüne öyle cazip şeyler getirecek ki. Kendisi almasa eşi alacak. Eşi almasa çocuğu alacak. O almasa annesi, babası, kayınvalidesi, kayınpederi, bütün sülale. Olmaz böyle diyecek. Bitti.
Edebiyatta biz kullanıyoruz onu. Hz. Fatıma annemizin ne o? Çeyizi böyleydi. Üngürt, faşurt ağla. Hadi öyle evlenecek bir kız göster bana. Hz. Ali efendimizin çeyizi böyleydi. Hadi öyle evlenecek bir tane adam göster bana. Köle herkes. Asıl kölelik şimdi. Asıl kölelik şimdi. Modern köleyiz çünkü. Yani onlara zorla pranga vuruyorlardı. Biz kendi kendimizi prangalıyoruz. Gidiyoruz bir yere prangalıyoruz biz kendimize. Kölelik devam ediyor. Hiç kaldırılmadı. Hiç yok olmadı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri insanları özgürleştirmek için çaba sarf etti. Bununla alakalı çok hadis-i şerif var.
İnsanların özgürleşmesi için. Çünkü la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimse özgür insandır. Ama gerçekten la ilahe illallah Muhammeden Resulullah derse özgürdür. Yani la ilahe illallah Muhammeden Resulullah demek ne demek? Kur'an ve sünnetin men ettiği ne varsa hepsini reddettim. Kur'an ve sünnetin emrettiği ne varsa aldım kabul ettim. Bunun üzerinde de yaşamayı taahhüt ettim. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah'ın benim anladığım mana bu. Benim anladığım bu yıllardır benim anladığım bu. Tekrar söyleyeyim ben. Kur'an ve sünnet neyi nehyettiyse yasakladıysa hepsini yasaklayıp yasakladıklarını terk etmek. Kur'an ve sünnet neyi emrettiyse emrettiklerini gücü yetince yerine getirmek. Şimdi özgürlük burada. Bakın özgürlük burada.
Allah. Aman nerede? O ümmet nerede? O özgür insanlar nerede? Ve bunu sağlayabilecek, bu noktada durabilecek devlet sistemi nerede? Veya bunu uygulayabilecek dünya sistemi nerede? Bütün insanlık özgürlük lafzı, çok yakışıklığı, böyle çok şatafatlığı, çok yaldızlığı dünya üzerinde ama içi boş. Bakın içi boş. Altı boş, üstü boş, sağı boş, solu boş, her şey boş.
Lafız olarak muhteşem ama. Lafız olarak ne özgürlük, ne özgürlükler ülkesi, ne özgür olacak herkes. Ne özgürlükler şöyle olmalı, özgürlükler böyle olmalı. Özgürlük dedikleri şey, dünya kapitalist sisteminin, dünya deccalist sisteminin ayakta durması bu. Onlar özgür. Geri kalan, hristiyanmış, yahudiymiş, müslümanmış, ateistmiş, dinsizmiş, putperestmiş, hindüymüş, budistmiş, taocuymuş, ne bileyim işte solcuymuş, komünistmiş, sosyalistmiş, faşistmiş, afrikalıymış, asyalıymış, çinliymiş, amerikalıymış, almanmış, ingilizmiş hiç önemli değil.
Hiç önemli değil. Irkı, dini, dili, devleti ne olursa olsun halklar komple köle. Her taraftan fikri olarak da köle, ekonomik olarak da köle, dini olarak da köle, siyasi olarak da köle, askeri olarak da köle. Bakın F-35 alacaktınız, adam sizin paranıza el koydu. El koydu. Dün İngilizler el koydu yaptırdığımız gemilere, bugün Amerikalılar el koydu F-35'lere.
Parasını ödedin mi, ödedin mi, ver, yok. Ha nerede özgürlük? Köle. Adam ne yaptı? İran'ı terörist ülke ilan etti, adamın bank hesaplarına el koydu. Adam ihracat, ithalat yapamıyor. Köle. Köle köle. Ülke olarak köle. Hadi siz doları kaldırın tedavülden, Türkiye'de kullanılmayacak deyin. Vatan Martisi demiş ya, dolar yasaklanmalı diye. Hadi kaldırın. Kölesiniz, kaldıramazsınız.
Kölesiniz, ihracatınız dolar üzerinden, ithalatınız dolar üzerinden, ürün alacaksınız dolar üzerinden, ürün satacaksınız dolar üzerinden. O dolarların hepsi de Amerikan Merkez Bankası'nın sisteminden geçecek. Amerikan Merkez Bankası kim, nereden, ne alıyor, kim, nereye, ne satıyor, kim, nereye, ne kadar para gönderiyor. Kim, nereden, ne kadar para aldı hepsini analiz edecek, hepsini de görecek, istediği yere el koyacak, istediğine çökecek. Ne özgürlüğünden bahsediyorsunuz siz ya? Ne özgürlüğü? Hadi başka bir para birimine geçin hadi. Irak, doları bırakacağız dedi, bombaladı. Libya, doları bırakacağız dedi. Petrolü ondan sonra Libya parasıyla satacağım dedi. Bir gecede bombaladılar. Ne özgürlüğü.
Zannetmeyin bu ülkeyi bombalamazlar. Bir gecede bombalarlar. Evet. Hiç hiç. Gözünüzün yaşına bakmazlar. Bakın gözünüzün yaşına bakmazlar. Bir gecede bütün banka hesaplarınıza el konulduğunu görürsünüz. Bu Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından yapılmaz. Amerikan devleti tarafından yapılır. Der ki de şu kadar milyon dolar üzerindeki bütün hesaplara el konuldu, el konulur.
Çok basit. İstediği bir firmayı hemen terörist firmaya ilan edip el koyar bütün parasına. Yani öyle hukukmuş, Birleşmiş Milletlermişmiş. Yok işte ne o? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ymiş. Yok işte Uluslararası Lahey Adalet Divanı'ymış. Hepsi de aldatmaca. Hepsi de. Dünya üzerindeki bütün hukuk sistemleri aldatmacadır. Dünya üzerindeki mevcut bütün hukuk sistemleri kendi vatandaşına karşıdır. Kendi vatandaşını sindirmek, kendi vatandaşını baskı altında tutmak içindir. Dünya üzerindeki bütün askeri güçler, bu süper güçler hariç onlar da dahil, büyük bir çoğunluğu kendi vatandaşlarının üzerine çevrilidir namluları. Kendi vatandaşlarının üzerinedir.
Dışarı karşı değildir. Amerika süper güç. Hem kendi vatandaşlarını baskı altında tutar, hem dışarı baskı altında tutar. Amerika'nın en büyük gücü içeridedir. İçerideki kendi vatandaşlarını baskı altında tutar. Bakın orada polis de halletmez. Ne? Özgürlükler ülkesiymiş. Küçücük bir şey olsa, hemen askeri birlikler çıkar Amerika'da. Askeri birlikler çıkar. Onların ayrı ayrı birimler var böyle, hemen askeri birlikler çıkar, el koyarlar her şeye. Öyle özgürlükler ülkesi filan yok. Özgürlük la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diye gerçek manada. Onu da diyen çok az zaten. O yüzden ayet-i kerimde de der, çok azınız iman etti. Bakın çok azınız iman etti. Öyle olunca sakın ha, şurası özgür ülke diye düşünmeyin. Dünya üzerinde özgür bir ülke yok. Dünya üzerinde özgürlük de yok. Bunu kafanıza sokun, yerleştirin.
Yani Almanya'da yaşamakla, Amerika'da yaşamakla, Türkiye'de yaşamanın arasında bir fark yok. Özgürlük açısından yok. Ne o ileri demokrasiymiş, ne o ileri demokrasi biliyor musunuz? Eşcinsellerin istediği gibi eşcinsellik yaptığı, herkesin ahlaksızlığın dibe vurduğu ve hiçbir ahlaksızlığa karışılmadığı, ileri demokrasiden anladıkları bu. Özgürlükten anladıkları bu. Başka bir şey değil. Onu da Türkiye'ye getirdiler zaten. O yüzden biz de özgür bir ülkeyiz. Yani eşcinselleri de başına tac eden insanlar var şimdi artık. Hem bir de AK Partili bir de. Bunları böyle söylüyorum, bilinsin yani insanlar bazı şeyleri söylerken örtülü kapalı söylemeye gerek yok. Hangi partiden olursa olsun.
Eğer eşcinsellere, ben hoşgörüyle bakıyorum, eşcinselleri de başıma tac edeyim diyorsa lanetlik bir fiiliyatı başına tac eden de lanetlik bir kimsedir. Allah'ın lanetlik bir fiilini ben başıma tac ederim diyen bir kimseye tecdid iman, tecdid nikah gerektedir. Çünkü Allah'ın lanetlediği bir fiiliyattır. Allah'ın lanetlediği bir şeyi mümin başına tac edemez, başının üstünde yeri olmaz. Allah'ın lanetlediği bir şey müminin ayaklarının altındadır ki müminin ayaklarını da kirletir o. Müminin ayaklarını da kirletir bu hangi partiden olursa olsun. E Türkiye'deki şimdi bir MHP bu konuda açıklama yapmadı. MHP'yi koruduğumu düşünmeyin. Bu konuyla alakalı diyorum. Geri kalan hepsi de eşcinsellerle şey, ne o?
Muhabbetleri yerinde. Seviyorlar. Allah sevdiklerine benzesin onlara. Yapacak bir şey yok. Kişi sevdiğine benzermiş. O yüzden özgürlükten anladıkları, ileri demokrasiden anladıkları şey o. İslam bu değil. İslam'da ileri demokrasi yoktur. İslam'da böyle özgürlük de yoktur. İslam'daki özgürlük Kur'an sünneti içerisindedir. Özgürlükse Kur'an sünnet tarihisindedir özgürlüğün.
O Kur'an sünnete uymakla mükellefsin. Kur'an sünnet sana neyi ne kadar müsaade ederse o kadar özgürsün. Müsaade etmediği yerlerde özgür değilsin. O yüzden İslam bu manada, batılı manada özgür bir din değil. Aslında hiçbir din özgür değildir. Bir dinde bir yasak var ise özgür değildir. Bir felsefede bir yasak var ise özgür değildir. Aman gel gelirim iş dine gelince öyle değil. Allah affetsin inşallah. O yüzden kölelik devam. Sıkıntı yok. Hepimiz köleyiz. Evet başka sorusu olan hadis-i şerif İbn-i Ömer'den Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aşağıdaki kelimelerle telbiye getirdiğini ve bu kelimeler üzerine ilave de bulunmadığını işittim dedi.
Abdullah bin Ömer'den gelen ayrı rivayette de onun Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretin telbiyesine ilave olarak şu kelimeleri söylediği geçer. Emret emrine amadeyim. Emret senden saadetler dilerim. Hayırlar senin elindedir. Dilekler sana arz edilir. Ameller de sanadır. Ebu Davud müsnet. Malum telbiye denilince hepimizin bildiği bir telbiye var. Bu da ne? Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke la şerif. Leke lebbeyk. İnnel hamde ve nimete leke vel mülk. La şerikelek. Telbiye bu. İşte bunun da manası ne? Emret Allah'ım. Buyur Allah'ım. Emrindeyim. Senin hiçbir ortağın yoktur. Emrindeyim buyur. Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet de senin. Müyük de senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur.
Telbiye bu. Tabi ümmetin genel manada kabul ettiği telbiye bu. Fakat bunun dışında da hadis kitaplarında değişik ilaveler, telbiye ilaveler bulmanız mümkün. Bu da onlardan birisi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunları duyduğunda bunlara müdahale etmemiş. Hatta tebessüm etmiş. Hatta zaman zaman sahabeler bazı dualar yapmışlar. O dualara tebessüm etmiş. Yani dönmüş. O duayı hoşuna gitmiş.
Yani hoşuna gitmiş. Veya zaman zaman sahabeler değişik zikirler yapmışlar. O değişik zikirler yaptıklarında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o zikre tebessüm etmiş. Onu böyle hoş karşılamış. Hatta bunu kim söyledi demiş. İşte demişler ki birisi çıkmış ben söyledim. Allah senin günahlarını affetti babında sözler söylemiş. Buradaki konu şu. Hani sufilerin kendilerince virdleri vardır ya. Bir üstadın bir virdi vardır. O virdi verir müritlerine, talebelerine. Talebeler de o virdleri çekerler. Kimisine mesela değişik virdler verdiği olur olur. Değişik esmalar verdiği olur. Konuya göre, duruma göre, o kimsenin haline, ahvaline göre, gördüğü rüyaya göre değişik virdler, değişik esmalar verilebilir.
Bir kısım sufi karşıtı kimseler bunları böyle siz bidat işliyorsunuz. Hani olmayan bir şey icat ettiniz gibi görüp itiraz ederler. Hatta reddiye düzerler ya. Yani böylece onların hani doğru yolda olmadıklarını, yanlış yolda olduklarını filan beyan ederler. Bu hadis-i şerif ve bunun gibi hadis-i şerifler bunun doğru olduğunu, bunların bidat olmadığını, bunlar bu tip şeyleri Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin makul gördüğünü, ve bir kimse Kur'an sünnet içerisinde kalmak şartıyla etrafındaki kimselere, değişik esmalar hüsnadan, değişik virdler veya Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin virdlerinden değişik bir virdler verilebileceğine dair hadis-i şerif.
Tabi sahabe Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu noktada muhakkak ona uymuşlar. Ama ve lakin hani böyle aşk esnasında o zikrullahı yaparken kendilerince bazı dualara katkıda böyle bir şeyler ilave etmişler. Veyahut da zikirlere ilave etmişler. Tırnak içerisinde aşkın o haliyle, o heyecanıyla söylenen onlara, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri herhangi bir şerh düşmemiş.
Şimdi sufiler de bu nasıl tecelli eder? İşte o kimse tehvit çekiyor. La alah illallah çekerken, kendinde değil, farklı bir esmaya geçer. Esmaya geçer. Bu ama bilinçli değildir. Bilinçli olmadan olur bu. Farklı bir esmaya geçer. Mürid o esnada çok büyük bir yanlış yaptım, ben hata yaptım, ben kusur işledim diyerekten kendini böyle tabiri caizse gömer.
Hoş, son dönem müritleri böyle gömmüyorlar. Aaa tecelliyat böyleymiş diyor, hoşuna gidiyor. Hatta bir de kendine böyle bir de süslüyor. Yani böyle bunu söylettiler bana diyor. Bu da ayrı bir nefis meselesi. Ama o esnada o müridin diline gelen gayri ihtiyarı, o esma haktır. Bunun üzerinde kalkıp da herhangi bir şey konmaz. Mürid için sakıncalı olan şey şudur. Üstad ona 100 tane tevhid çekeceksin dedi.
O kalkıp da ben 200 tane de çekerim deyip de tevhidi 100'den 200'e çıkardıysa bu sıkıntılıdır. Yoksa ona 100 tane tevhid söylenmiş, 100 tane la ilahe illallah, la ilahe illallah tevhidi çekti, tesbih attı kenara, la ilahe illallah'a devam ediyor. Bu harika. Bunda bir sıkıntı yok. Bakın tekrar ediyorum. Bir sufinin herhangi bir esmayı, herhangi bir zikri, herhangi bir duayı sayısız çekmesinde hiçbir beis yoktur.
Velev ki o yapmış olduğu şey, Kur'an, sünnet ve üstadının disturunda sabit olsun. Mesela işte, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme zettir kim subhanallahi ve bihamdihi der ise cennette kendi adına bir meyve ağacı dikilir. Bir kimse şimdi oturduğu yerde subhanallahi ve bihamdihi subhanallahi ve bihamdihi el azim subhanallahi ve bihamdihi el azim dedi.
Bunu her ikisinde söyleyebilir. Veya tövbe şeklinde var ya, subhanallahi ve bihamdihi subhanallahi el azim ve bihamdihi estağfurullah el azim. Bunu da söyleyebilir. Bunu o kimse sayısız söyledi. Veya dersinde tövbe var, 100 tane subhanallahi ve bihamdihi subhanallahi el azim ve bihamdihi estağfurullah el azim diye tövbesi var. Bunu çekerken o kimse yüzü bitirdi ama devam etti. Ama ihtiyarı ama gayri ihtiyarı. Bunda bir sıkıntı yok, bir sakınca yok bunda. Ama kendi kendine virt etmiş. İşte ne yapacak? Örneğin var ya toplum arasında, halkın arasında böyle, işte ihlası, işte kul huvallahu ehad 21 sefer okuyacaksın. kul huvallahu ehad, kul huvallahu ehad, kul huvallahu ehad, kul huvallahu ehad, kul huvallahu ehad.
Yani ona bir sayı koymuş 21. Ondan sonra kul huvallahu ehad, allahu hussamet, lem yelet ve lem yelet ve lem yelet ve lem yekülle hüküfen ahad. İşte bunun içinde bilmem kaç tane. Veyahat herhangi bir kelimeyi oradan, herhangi bir şey oradan ayıklıyor. Bunun işte, yâsîn vel-kûrân-il-hâkim işte. Bunu diyor, işte 37 sefer söyleyeceksin örneğin. Yok bunu 99 kez söyleyeceksin. Yok bir işinin olması için bunun arada bilmem işte selâmın gavlen min rabbin rahimi 99 sefer söyleyeceksin gibi virtler var ya, o pembe mavi kitaplar var kadınların, o kokulu yâsin var, pembe yâsin var. Ondan sonra bir de neydi o ya, bir adam vardı meşhur, Arif Bamun'un kitapları mıydı onlar? Tuncer, bomba ya, Tuncer'i kimsen mi söyledin?
O bomba ya, onun öyle kitabı yok ya, o kuş besliyor o. Onu diyorsun değil mi sen? Evet, yok. Böyle mesela eserler var ya işte, adam millete haksızlık yapmış, uğursuzluk yapmış, cezaevine girmiş. İşte, kim sabah namazından sonra 786 tane besmele-i şerife, abdestle ondan sonra söylerse gün doğmazdan önce biiznillah cezaevinden kurtulur. Vaa lafa bak. Mehmet emine edeceğiz ki, bundan sonra sen 786 besmele ver sabah namazından sonra millet cezaevinden kurtulsun. Ya bunun gibi din bu değil. Bunun hadis değeri var mı? Yok. Bunun sünnet değeri var mı? Yok. Bunun herhangi bir hadis kitabında var mı? Yok. Birisi belki de gerçekten bir haksızlığa uğrasa, cezaevine girse, belki de bunu söylese, Cenab-ı Hak yardım eder. O ayrı mesele.
Ama sen biiznillah herkes bunu kim yaparsa cezaevinden kurtulur deyince hakan sular duruyor. Bu din değil. Sufiler de bu yasaktır. Bunları yapamaz Sufi. Üstadından izinsiz bu tip şeyleri yapamaz. Bakın zikrullah keskin bir kılıç gibidir. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru bir şekilde kılıcı kullanırsan seni korur. Ama kılıcı nasıl doğru yerde, doğru zamanda, doğru şekilde kullanmazsan senin ölümüne sebep olacaksa zikrullah da böyle bir şeydir.
Doğru yerde, doğru zamanda, doğru bir şekilde yapılması lazım. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru bir şekilde uygulanmazsa Allah muhafaza eylesin. O dönüp seni helak etmesin. Bu ne? Ya Kur'an ve sünnetin emrettiği şekilde zikrullah yapacaksınız. Ya üstadınızın emrettiği şekilde bunun içerisinde yapacaksınız. Değişi kendi kendisine bir Sufinin virt oluşturması. Yok işte sabah namazından sonra bilmem kaç, beş bin kusur tane şu esmayı çekersen bu olur.
Şu esmayı çekersen şu helak olur. Bunlarla uğraşırsa bir kimse bu sıkıntılı bir şeydir. Bu bir Sufinin uygulayabileceği şeyler değildir. Sufiler ayet ve hadiste sabit olan her türlü zikrullahı yapabilir mi? Bizim kardeşlerimiz yapabilir. Sünnet-i seniyede hadis kitaplarında ne zikir var ise sayılı, o sayılı zikrullahın içerisinde kalarak bir kimse bunları işleyebilir, yapabilir mi? Evet.
Ama kendi kafasından bir virt uydurup, kendi kafasından bir şey uydurup bunu yapamaz. Bu doğru değil. Bu Sufilik adabı içerisinde doğru değil. Ha Sufi olmayanlar yapabilir mi? Kendileri bilir. Ama bir kimse Sufi ise, üstadı var ise kendi kafasından kendi kendine virt oluşturmayacak. Bakın oluşturmayacak. İşte yok Nas suresini tersinden okursan, şimdi bana gelen telefonlar bunlar. Hocam bizde bir yuvar herhalde, ben dinliyorum şimdi. İşte bir komşum bana söyledi, Nas suresini yüz sefer tersinden okuyacakmışsın. Diyorum bu konuda bir hadis okumadım, bu konuda bir hadise rastlamadım, bu konuda herhangi bir hani imamların iştihadından rastlamadım. Kim dedi bunu sana? Birileri dedi. Ben yapsam olur mu? Sen bilirsin canım kardeşim.
Ama hadiste olmayan bir şeyi yapacaksın şimdi. Enteresan bir şey. Ümmet-i Muhammed birçok, Kur'an'da emir, hadislerde birçok emir olmasına rağmen namazı kılmıyor. Bakın namazı kılmıyor. Ama işte sabah namazından sonra şu kadar şunu çekersen, işte başına şu gelecekse de gelmeyecek. Sözüne binayen onu yapmaya çalışıyor. Eyvallah güzel imanını gösteriyor diyeceğiz.
Ama ve lakin doğru davranış değil. Bakın doğru davranış değil. Bu yavaş yavaş sufilerin içerisine de bulaşmaya başladı. Zaten sıkıntı da bu. Canım kardeşlerim, sufiler herhangi bir şeyin karşılığı olarak Allah'ı zikretmezler. Allah'ı emrettiği için zikrederler. Allah onu emretmiş.
Biz dünya menfaati için Allah'ı zikretmeyiz. Biz dünya malına sahip olmak için Allah'ı zikretmeyiz. Biz bir zalim kahru perişan olsun diye Allah'ı zikretmeyiz. Bizim bir dünyevi meselemiz hal olsun diye Allah'ı zikretmeyiz. Biz nimete gark olalım diye Allah'ı zikretmeyiz. Biz kat sahibi olalım, yat sahibi olalım, araba sahibi olalım, mal sahibi olalım, mülk sahibi olalım diye Allah'ı zikretmeyiz. Yok evlenelim çocuğumuz olsun, şu olsun, bu olsun, bu yüzden Allah'ı zikretmeyiz. Burada sıkıntı var. Bir şeye, dünyevi bir metaya sahip olmak için Allah'ı zikretmeyiz. Biz Allah için Allah'ı zikrederiz.
Biz başka bir şey için zikretmeyiz. Daha ileri aslında. Biz cehennemden kurtulmak için Allah'ı zikretmeyiz. Biz cennete girmek için Allah'ı zikretmeyiz. Bizim işimiz onunla dostluk kurmaktır. Bizim işimiz onunla muhabbet kurmaktır. Bizim işimiz ona yakınlık sağlamaktır. Bunun en zirve yolu Allah'ı zikirdir.
Biz onu sevdiğimiz için zikrederiz. Biz ona yakın olmak için zikrederiz. Biz onunla dost olmak için zikrederiz. Bizim işimiz bu, bizim maksudumuz budur, başka bir şey değildir. Biz işe girelim, işten çıkalım, müdür olalım, amir olalım, memur olalım, zengin olalım, fakir olalım. Şu malımız olsun, şu mülkümüz olsun, şu paramız olsun, şöyle işimiz olsun, böyle çocuğumuz olsun, şu şöyle olsun, bu böyle olsun. Hayır! Biz fi sebilillah, Allah için Allah'ı zikrederiz. Allah'a dua ederiz, Allah'tan isteriz. Ama zikrimizin karşılığı şu değildir. Zikrimizin karşılığı O'dur. Başka hiçbir şey değil. Biz onun için nefes alır, onun için zikreder, onun için buraya toplanırız. Bizim toplanma sebebimiz de Allah'ı zikirdir, onunla dostluk kurmaktır.
Burası işveren kurumu değil, iş ve işçi bulma kurumu da değil, yardımlaşma vakfı da değil. Burası kız bulma, erkek bulma, çocuk bulma, ne bileyim ev bulma, araba bulma yeri de değil. Hatta varsa kaybedebilirsiniz buraya geldiğinizde. İmtihan olabilirsiniz. Malını mülkünü düşünen aman uzak dursun. Olur mu olur, buraya geldiğinde Cenab-ı Hak bir imtihan eder onu. Üç kuruşluk malından olur, başlar bağırmaya. Ha evet, ben bu konuda açıkımdır. Allah'a yakın oldukça imtihanım bol olur. Allah'ı zikrettikçe imtihan başından eksik olmaz. Kimse kimseyi aldatmasın. Kimse kimseyi aldatmasın. Allah'ın zikir alakasına oturan bir kimsenin imtihanı bitmez. İmtihan gözüyle bakarsa.
Bitmez. Ben 30 kusur yıldır aynı şeyi söylerim. Eşini, çoluğunu, çocuğunu, arabasını, katını, yatını, malını, mülkünü, kumaşını, iblini, makamını, mevkisini, dükkanını düşünüyorsan gelme kardeşim takılma bize. Ben uzaktan gelsem, uzaktan olsam olur mu? Ben gülüyorum. Sen bilirsin diyorum. Karar senin. Bizim böyle. Cenab-ı Hak böyle kurmuş bunu. Bu benim kurduğum bir şey değil. Bu yol böyle. Birisi geldi, ben Allah'ı çok seviyorum dedi, bela ve musibetlere hazır ol dedi. Birisi geldi, Ya Resulallah ben seni çok seviyorum dedi. O da dedi ki, fakirliğe hazır ol. Bir başkasına, hastalığa hazır ol dedi. Bir başkasına, Allah'ı çok seviyorum derine, sıkıntılara hazır ol dedi.
Bir başkasına dedi ki, yağmur gibi gelir üzerine. O da saklamıyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Saklamak yok. İslam dininin mesajı açıktır. Açık. Saklı gizli bir şey yok. Bir kimse sufilik yoluna girecekse, pişmiş tavuğun başına gelmiyor, onun başına gelir. Bunu göze alarak da gelecek o kimse. Gelecek. Nereden ne vuracağı belli olmaz. Nereden ne geleceği de belli olmaz. Sen istediğin kadar tedbir al. Sele tedbir dayanır mı? Heyelana tedbir mi dayanır? Çığ yuvarlanıp geliyor, tedbir mi dayanır ona? Sen istediğin kadar seli önleyeceğim diye uğraş. Sen uğraş dur ama gene.
Uğraşmak söylenmiş, emredilmiş. Sen seli önlemek için uğraş. O sel senden bir şey alıp götürecekse alacak götürecek. Senin korunaklı bir yerin yok. Nuh'un oğlu dedi ki, ben dağın başına kaçarım. Dağın başında da yakaladı. Ne yakaladı? Su yakaladı bir de. Dağın başında da Nuh'un oğlunu yakaladı su. Yakalar seni ister dağın başına git ister mağaranın içerisine gir. Seni yakalar o. Hani diyor ya ey oğul iyi ezberle iyi belle. Emret ya Resulallah. Bak iyi ezberle iyi belle emret ya Resulallah. Bak iyi ezberle iyi belle emret ya Resulallah. Bütün insanlar toplansalar, sana zarar vermeye çalışsalar. Allah izin vermedikçe sana zarar veremezler. Bütün insanlar sana iyilik yapmaya kalksalar.
Senin üzerinde böyle bir şey yapmaya kalksalar hani böyle. Allah yaratmadıkça sana hiçbir şey yapamazlar. O yüzden Allah senin iğnenin deliğinde dahi bulur. İğnenin deliğinde dahi bulur. Onun karşısında korunaklı bir şey yoktur. Ancak onun yanına geçersen korunursun. Onun karşısında korunaklı bir şey yoktur. O yüzden sufilik fi sebilillah Allah içindir. Zikrullah da Allah içindir. Biz dua ederiz. Allah'tan isteriz. Biz dua etmeyiz demeyiz. Biz neyimiz var neyimiz yok Allah'a yıkarız tabiri caizse. Önüne dökeriz keletirden boşaltırcasına. Hiçbir sıkıntı yok bunda. Ama zikrullahımızın karşılığı bunların hiçbirisi de değildir.
Buraya ayırt edin. Bazen kardeşler dua etmek ondan istemekle zikrullahı karıştırıyorlar. Zikrullahın karşılığı eşittir, O'dur. Tekrar söylüyorum. Zikrullahın karşılığı eşittir, O'dur. Allah eşittir, Allah'tır. Onun karşılığı başka bir şey değildir. Ve zikrullahı yapan kimse bu bilinçle yapacak. Bu şuurla yapacak. Bir şeyden kurtulayım, bir şeye ulaşayım diye değil. Sen bir tek bir şey iste onu. De ki ben seni istiyorum, başka bir şey istemiyorum. Bu kadar. Bu kadar. Ve o yüzden böyle işte kendi kendilerine virt üretenler, kendi kendilerine esma üretenler, kendi kendilerine yok şu zamanda şunu şöyle yaparsan böyle olur, bunlar şöyle olur.
Bu sufilik yolu değildir. O yüzden sufiler Kur'an ve sünnetin ve üstadlarının vermiş olduğu esmaların ve zikirlerin haricinde bir esma çekmezler. Üstatlarının vermiş olduğu esmaların haricinde başka bir şey yapmazlar. Sünnete Resulullah'ta her ne var ise bunları yapmak serbesttir. Bunda bir sıkıntı, bir beis yoktur. İnşallah. Sürekli gaz problemi olan kişi namaz esnasında yine gaz kaçırırsa namazdan selam vererek mi çıkar? Hemen abdest alıp gelse namazın kaldığı yerden devam edebilir mi? Hemen abdest alıp namazına kaldığı yerden devam edebilir hiç dünya kelamı konuşmadan. Eğer gerçekten böyle bir problem varsa hani böyle devamlı bir yarayan kanası olur ya bir insanın, devamlı kanayan yarası özürlü hükmünde olur ya böyle devamlı hani olur olmaz mümkün değil tutması bunu böyle hani muhafaza etmesi böyle rahatsızlıklar olabilir.
Böyle bir rahatsızlık varsa özürlü hükmünde namazını kılacak. Yani devamlı mesela öyle insanlar vardır devamlı mesela böyle bir özür dilerim ama hani gaz gelebilir. Böyle olunca da o kimse hiç bunu tutamayabilir. Hiç tutamayınca o zaman o kimse ne yapacak devamlı böyle bir şey oluyorsa abdest tazelemesine gerek yok özürlü hükmünde. Bu biraz da böyle biraz bu mevzuyu açayım bu bir hastalık olabilir. Bu bir de bayanlarda erkekler onları ters yoldan ilişkiye girerlerse o kadınlarda da bir müddet sonra veya erkekler önemli değil gaz tutamama ve büyük abdestlerini tutamama hastalığı başlar. Erkekler, erkekler bu konuda eşlerinizin üzerine zorlama yapmayın günah-ı kebairdir.
Eşlerinizi bu konuda rahatsız etmeyin. Öyle ya burada da bu mevzu evet burada da bu mevzuyu konuşurum. Evet bu ileriye yönelik bu tip işler yapan kadın erkek hiç önemli değil. Bir müddet sonra büyük abdestlerini tutamazlar ve asla yellenmeyi de tutamazlar.
Bir müddet sonra bu işi yapanlar altlarına bez bağlamak zorunda kalıyorlar zaten. O yüzden yaşlılıklarını da yanlarına kimseye almıyorlar etraflarına kimseye almıyorlar kendi kendilerine helak olup gidiyorlar. Bunun en büyük handikapı bu. O yüzden bu öyle yapanlar bu konuda alışkanlık haline gelir de bunu normal bir şekilde işleyenler kadın erkek kim olursa olsun abdest tutması zordur. Tekrar bunun altını çiziyorum. Erkek kardeşler böyle bir şeye tevessül etmeyecekler. Hem dervişlik yapıp hem böyle bir şeye tevessül etmek yola ihanet. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir şeye kasıtlı bilinçli bir şekilde tevessül edilmeyecek. Asla.
Allah muhafaza eylesin. Rükudan sonra subuhane rabbiyel azim dedikten sonra dua okunur mu? Bunu genelde şafiler sabah namazlarında kunut yaparlar dua okurlar. Şafiler vitir namazında kunut yaparlar dua okurlar. O yüzden dua okunur mu dediğinizde hanefilere göre okunmaz onun sona ama şafilerde ve malikilerde hatta hanbelilerde vardır.
Secdede iken nasıl dua edilir ayet okunur mu? Secdede malum subuhane rabbiyel ala denir namazlarda ama nafile namazlarda burada değişik zikirler yapabilirler. Ama subuhane rabbiyel ala yı arttırabilirler üç beş yedi dokuz diye nafilelerde bunu yapabilirler. Farzlarda yapamazlar. En fazla üç veya beş yapacaklar. Sebebi çünkü namazda kıyama kalkmak farz. Kıyama kalkmak farz olduğundan dolayı farzı geciktiremezler. Ama subuhane rabbiyel ala demek bakın demek namazın sünnetidir. Namazın farzı değildir secde namazın farzıdır. Secdedir subuhane rabbiyel ala demek o sünnettir. O yüzden üç beş hadi yedi yapabilirsiniz imam yapamaz yine namaz kıldıran bir kimse.
O üç yapmak zorunda. Hadi bir kimse tek başına namaz kılıyor kendi kendine vir dedin de beş yapıyor eyvallah. Ama daha hadi yedi yapsın yediden sonrası yok sünnette okumadım hiç. O yüzden farzı geciktiriyor. Farz namazlarda da tehlike bu. Normalde farzı geciktirmekte ne oluyordu? O zaman seyif secdesi gerektirir. Allah muhafaza eylesin. Secdedeyken ayet okunur mu? Normalde secdede ayet okunmaz diyemeyiz. Ama genel olarak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zikir yapmış. O yüzden bir sünnet seneye uyalım zikir yapalım inşallah. Selamünaleyküm size sorum olacak. Baban evlat ayırımı yapması.
Baban, baban evlat ayırımı yapması doğru mudur? Biz üç kardeşiz en küçükleri benim aynı binada oturuyoruz. Diğer kardeşlerime gidiyor onların çocuklarını seviyor ama benim eve işi olduğu zaman geliyor. İşi bitince iki yabancı gibiyiz. Çocuklarımı da sevmiyor. Bu durum beni üzüyor. Ben ne yapayım, nasıl davranayım? Bu konuda babanıza söyleyecek bir lafınız yok. Siz evlatlığınıza devam edin. O yüzden evde hem eşin hem sen evlatlığınıza devam edin. Sabredin. Evlatlığı devam ederseniz inşallah aranız düzelir. Eğer bir bozukluk var ise. Bazen böyle cahil anne babalar var. Var bunlar. Evlatların arasında ayırım yapıyorlar. Birisini daha fazla seviyor hesapta. Birisini daha az seviyor.
İşte birine daha fazla yardımcı oluyor. Birine daha az yardımcı oluyor. Falan gibi böyle şeyler var. Evet. Bir baba hani sizin ekmeğinizi namaz kılanlar yesin. Hadis-i şerif mucibince. Hani kendisine Kur'an ve sünnete daha muti olanı, Kur'an ve sünnete muti olanı, Kur'an ve sünneti yaşayanı kayırabilir. Ama bu da hoş değil. Sebebi şu. Öbür çocuk dine iyice düşman olabilir bu sefer. Burada böyle bir sıkıntı var. O yüzden çocuklarımıza mümkün olduğunca, böyle merhametli, şefkatli, adaletli davranmaya gayret edelim inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşallah.
Önzü billahi mineşşeytan nurrecim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftali zikr fa'ale mennehu. La ilahe illallah. La illallah. El Fatiha ma'a selawatu Allah.
Amin. watch.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.