mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 25.08.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 26 Ağustos 2022 · 38:00

Hayırlı eylesin. Amin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüze hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemize ve cümle ümmeti Muhammed'e Kur'an ve sünneti seneye sımsık yapışmayı nasip eylesin. Amin. Kur'an ve sünneti seneye yapışıp yaşama ve yaşatma mücadelesi verdirsin. Amin. Hakkı hak, batıl batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Allah hepinizden de razı olsun inşallah. Bir toplumu ya da ırkı ülke topraklarından başka ülkeye sürmek dinimizce uygun mudur? Evet. Devlet başkanı aynı zamanda hakim midir? Ceza verme yetkisi var mıdır? Hayır. Böyle bir toplumu, bir ırkı başka bir yere sürgün etmek dinimizde var mı deyince ben de var dedim. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri beni Kureyze Yahudilerini sürmüştü.
O yüzden eğer orada bir kafir bir topluluk var ise ve kafir bir topluluk orada fitne çıkarıyorsa, kafir bir topluluk orada Müslümanların kanına, canına, malına, namusuna kast ediyorsa o sürgün edilir. Bir banka promosyonunun hükmü nedir? Neden büyüttüler ki bu meseleyi, banka promosyon meselesini? Bu ülkede yüz on beş bin tane kayıtlı fuhuş yapan kadın var. Bu kayıtlı fuhuş yapan kadınlardan bu ülke vergi alıyor.
Bir o kadar da gayrimeşru içki satan yer var. Bir o kadar barı var, pavyonu var, kerhanesi var, meyhanesi var, sazhanesi var, cazhanesi var. Bir o kadara yakın eşcinseli var, eşcinsellerin takıldığı kafeler var, içki içtikleri yerler var. Bunları kafaya takmadı da bu insanlar. Neden bu banka promosyonuna taktı ki? Bunu akıl erdirmek mümkün değil. Bir de diyanetin doğru yanlış fetvası varmış.
Diyanet böyle faiz şüphelisi diye alınmaması lazım demiş. Diyanet komple bütün müftüsüyle, vaiziyle, imamıyla, onunla sona müezzineyle, Diyanet İşleri Başkanı da dahil maaşlarını bırakmaları lazım devlete. Devletin kazancı komple, komple haram. Yani bu devlet dediğim yerlerin hepsinden de vergi topluyor. Topladığı vergilerle memuruna da maaş veriyor. Bizim gibi emeklisine de veriyor. Yani önce sanki devlet, İslam devleti de, bankalar sanki İslam yuvası da, sanki bankalar şey, sütten çıkmış ak kaşık iman yeri sanki. Allah Allah, bu hafta, bir önceki hafta, nereye sohbete gitsem bunu sordular. İki haftadır bunu soruyorlar.
Banka promosyonunun hükmü nedir? Hiç kimse demiyor. Yani bu bütün herkes, ticaret erbabı, komple işini bankadan yapıyor. En son beş bin liraydı, kaça çıktı bilmiyorum. Onun üstündeki alışverişler, şeyden, bankadan geçmek zorunda. On tane işçinden fazla, işçi çalıştıran kimse maaşları bankaya yatırmak zorunda. Yani banka bizim her tarafımıza girmiş, çıkmış, oturmuşuz. Biz şimdi böyle bu hafta bunu konuşuyoruz. Ya bu insanlar bir enteresan. Yani iki bin on üç yılına kadar, iki bin on dört yılına kadar, ondan sonra on yılda yüzde bin sekiz yüz uyuşturucu kullanan artmış bu ülkede. İki bin on üçe kadar, on yıl içerisinde sadece uyuşturucu tedavisi kendi isteğiyle görmek isteyenler yüzde sekiz yüz artmış.
Arkadaşlar ne yapıyorsunuz ya? Allah muhafaza eylesin. Yani siz bu TÜİK'i bir bakın edin. Yani sadece İzmir'de, İzmir'de bir buçuk milyonluk şehir, sadece İzmir'de fuhuş vakası olarak beş milyona yakın fuhuş vakası var. Konya ondan daha fazla, işin en enteresan noktası.
Karşılaştırın, Konya'da fuhuş İzmir'den daha fazla. Karşılaştırın, Konya'da içki İzmir'den daha fazla. Baktığınızda hayret edersiniz. Konya içki tüketiminde nüfus oranına göre İzmir'i geçmiş vaziyette. Konya'da fuhuş, nüfus oranına göre İzmir'i geçmiş vaziyette. Ya bütün her şeyi bitirdik de bu banka promosyonu kaldı.
Almayan varsa parayı alsın getirsin, ben çatır çatır yiyeyim ya. Diyanet de demek ki öyle bir fetva vermiş demiş, faiz şüphesi var. Alınmasa iyi olur demiş bir de ya. Kendi ayağına sıkmıyor, kafasına sıkıyor. Ayağına sıksa tedavi edeceğiz. Gürcan, geldi mi Gürcan Seymen? Gelmedi mi? Soracaktım, ayağı mı sıksak daha rahat, kafaya mı sıksak daha rahat diye. O işleri biliyor ya. Kendi paramızla satın aldığımız bir kitabı, Başkalarının da faydalanması için yazardan habersiz çoğaltıp başkaları ile ücretsiz paylaşmamız, tehlif hakkı düşünüldüğünde kul hakkına girer mi?
Eğer girerse İmam Buhari'ye ödeyemezler. Eğer girerse Müslüme, Tirmizi'ye, İbn-i Maciye, Ebu Davud'a ödeyemezler. Girerse Hazreti Mevlana'ya ödeyemezler. Girerse İmam Azam, İmam Şafii, İmam Maliki, İmam Muhamberli'ye ödeyemezler. Eğer girerse bunlar, vah yandı keten elva. Ama normalde bir yazarın emeği şimdi bu hakkı. O yüzden onlar tabii bunlar ilmi para kazanmak için yapanlardan değil. Bu saydığım zatlar kendilerinin üzerindeki ilmi dünyaya devşirmek için, dünyada elde etmek için yapmamışlar. Dünyalık elde etmek için yapmadıklarından dolayı zaten hala da isimleri unutulmuyor, isimleri yayılıyor. Ama geri kalan bir yazarın bir kitabı kendisine ait.
O yüzden onu çoğaltmak, onu böyle repet etmek hoş bir şey değil. Allah der ki neyi benden çok seversem onu senden alırım. Bunu nasıl anlamalıyız, sevgide ölçü nedir? Böyle bir soru dolaşıyor ortalıkta, neyi çok benden çok seversen onu alırım diye. Firavun'un normalde zenginliğini almadı.
Firavun son dakikaya kadar padişahlığı duruyordu. Firavun bir de ilahlık tasladığıydı. Allah o zaman kafirlerin elinden her şeyi alması lazım. Böyle bir şey dolaşıyor bunun hani şey olarak kaynağını hiç bulamadım bir yerde. Okuduğum eserlerde yoktu.
Selamun Aleyküm. Bir çocuklukta yaşadığımız travmaların, kaza, psikolojik baskı, ailesel kavgalar etkileri nasıl giderilmelidir? Giderilmelidir. Giderilmez. O yüzden güzel ahlak diyoruz. O yüzden eşlerinizin yanında kavga etmeyin, gürültü etmeyin. O yüzden eşler birbirlerine iyi davransınlar. O yüzden eşler çocuklarının yanında birbirlerini eleştirmesinler. O yüzden eşler birbirlerine çocuklarının yanında saygılı davransınlar diyoruz. O travmanın tedavisi yok arkadaşlar. Bunu böyle unutun. Bir insan yediği dayağı unutur mu? Bir çocuğun önünde, çocuğun önünde sen annesini tokatlamışsın, yumuruklamışsın, annesini yerlerde süründürmüşsün, saçını başını yolmuşsun onun.
Çocuk unutur mu onu? Anne çocukların önünde babayı batırmış. Ne namussuzluğunu bırakmış, ne şerefsizliğini bırakmış, ne bilmem ne çocukluğunu bırakmış. Ağzına gelen hakareti yapmış. Kimin yanında? Çocuğunun yanında. Kime yapıyor? Çocuğun babasına yapıyor. Çocuk onu unutur mu? Unutmaz.
Unutmaz. O çocuk bununla yaşamayı öğrenirse öğrenir. Unutmaz bunu. Veya işte anne çocuğunu öldürüyor, esiye dövüyor. Çocuk onu unutur mu? Baba çocuğunu, oğlunu, kızını öldür, esiye dövüyor. Unutur mu çocuk onu? Unutmaz. O çocuklar arızalı büyürler. Ve o çocuklar toplumun içerisinde arızalı bir şekilde yaşarlar. O çocukların arızası ancak çocuklar onları kendilerince, kendi iç dünyalarında kendileri, onun normalde onunla, bak meseleyle değil, o hadiseyi göz önünde bulundurduğunda, onun denklemini kurup birisini asçaktır kendi kafasında.
Annem bu konuda haksızdı, annesini asçak. Babam bu konuda haksızdı, babasını asçak. Kendi iç dünyasında onun cezasını verir o çocuk. Sonra kendi iç dünyasındaki o cezadan sonra, kendini rahatlatırsa, rahatlatır ama rahatlatmaz. Ancak o çocuk dini bir terbiye alırsa, sufi terbiyesi alırsa, biraz bunu atlatır, biraz bu geçer onunla. Yoksa geçmez, o yüzden billahse evli kimselere sesleniyorum. Çocuklarınızın yanında dilinizi muhafaza edin. Çocuklarınıza da dilinizi muhafaza edin. Bakın çocuklarınıza da dilinizi muhafaza edin. Sen bu benim çocuğum deyip de ağzına geleni söyleme ona. O çocuk onu kenara yazıyor. Sen çocuk bir hata yapmış, namusuna, şerefine, haysiyetine giydirme çocuğun.
O çocuk yazacak onu kenara. Yazmaması mümkün değil. O çocuk kendisini tedavi etmesi o yaşta mümkün değil. O çocuk zaman içerisinde kendini tedavi etse dahi onu unutacak diye düşünmeyin. Ve bir gün çocuğunuzun size dik dik baktığını görürsünüz. Bir gün çocuğunuzun sizin en elzem zamanda bırakıverdiğini görürsünüz.
Evet, o çocuk kendini eğitmezse onun intikamını alacak sende. Sonra sen kendi kendine düşüneceksin. Evlatlarım beni yalnız bıraktı da ben onlara o kadar baktım ettim de. Şimdi benim yanımda hiç kimse kalmadı da. Lanet olsun da, lanet olsun da. Hepsine de hakkımı helal etmiyorum da. O anne baba kendine bakmayacak hiç. Bazen hani bana diyorlar ya senin gibi bir adamdan böyle duygusuz bir söz. Duygusuz değil. Sen yattığını çekiyorsun. Hz. 1 diyor ya aksi seda gelecek sana diyor. Sen ateş ekersen kor bişeceksin. Sen ateş ekmişsin. Cenab-ı Hak sana kor biştirecek. Sen ateş ekmemeye bak. Sen zulüm ekmemeye bak.
Bu kim olursa olsun. Sen zulmedersen karşılığını alacaksın. Dua et bu dünyada al. Sebep öteye kalmasın. Öteye kalırsa daha perperişan olacaksın. Öteye kalırsa yıkılacak ki yıkılacak. Allah muhafaza eylesin. Sen bu dünyada onun normalde karşılığını ödemeye bak. O yüzden böyle kalkıp da çocuklarınıza şunu demeyin. Yani veyahut da insanlara şunu demeyin. Unutur, unutmaz. Unutmaz. Hiç kimse hiçbir şeyi unutmaz. Bakın hiç kimse hiçbir şeyi unutmaz. Bunu aklınızdan çıkarın. O unutuyormuş gibi yapar. Unutmaz.
Yazar kenara. Herkes yazar. Kenara yazmayan hiç kimse yoktur. Ama herkes hesap sormaz. O ayrı meseledir. Herkes intikam almaz. O ayrı meseledir. Onun sana dillendirmemesi, senin önünü koymaması unutmuş diye düşünme. O peygamberin yolunu tutmuş, af yolunu seçmiş, affetmiş, atmış kenara. Kim ona zulmettiyse affetmiş, atmış kenara. Bu ayrı mı mesele? Ama unuttu gözüyle görmeyin. O yüzden unutmaz hiç kimse. Çocuklar da unutmaz. Allah muhafaza eylesin. Özgüven eksikliği, kaygı bozukluğu ve korkuyu nasıl yenebiliriz? Bunların hepsi de çocukluktan kalan şeyler. Özgüven eksikliği çocukluktan. Anne baba o çocuğuna özgüveni aşılamadı. Sen zaten ne yapıyorsun ki?
Sen neyi başardın ki? Sen bunu bir seferde bunu başar zaten. Bunu neden yapmadın ki? Yapamazsın sen zaten. Edemezsin, yapamazsın, edemezsin. Sen etmedin, yapmadın, atmadın, çatmadın. Bak filancanın oğluna şunu yaptı. Bak filancanın kızına bunu yaptı. Bak filancanın gelinine bunu yaptı. Sen zaten hiçbir şey yapamazsın. E o çocuk çöktü. Aynı şekilde o eş de çöktü. Nereye özgüven olacak? Özgüven olmaz. Allah muhafaza eylesin. E kaygı bozukluğu da, sen gelecekte aç kalırsın. Sen hiçbir şey yapamazsın. Perişan olursun, şöyle olursun, böyle olursun, gelecek korkusunu. biz onun içerisine yükledik.
Kaygı bozukluğu da o. Korku. Korkuyu da biz yükledik. Anne baba yükledi hepsini de. Sonra anneler babalar masum değil. Ben 18 bin alemin olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Benim anlayamadığım farklı yerde bir Hazreti Adem var ise, başka alemlerde de mi Hazreti Adem var. Yani bizim başka alemde yaşantılarımız mı var? Bunu öğrenmek istiyorum. Muhteşemsin. Bu kim öğrenmek istiyorsa, hemen başlasın gecede en az 10 bin tevhid çekmeye. Bunu kim öğrenmek istiyorsa, hemen başlasın abdestsiz bir adım atmamaya. Bunu kim öğrenmek istiyorsa, beş vakit farz namazını hiç kaçırmadan kılmaya. Kim öğrenmek istiyorsa, nafile namazlarını terk etmesin.
Kim öğrenmek istiyorsa, günde yüz tane salat-ü selam ona yetmez. Boş kaldıkça en az bin tane salat-ü selam okusun. Kim bunu öğrenmek istiyorsa, kim öğrenmek istiyorsa, cömert olsun. Kim öğrenmek istiyorsa, hizmet ehli olsun. Kim öğrenmek istiyorsa, hiç kimsenin kalbini kırmasın. Kim öğrenmek istiyorsa, insanlara tebessüm etsin. Kim öğrenmek istiyorsa, hiç kimseye bile bile zarar vermesin. Erkeklerden mi soran, aa, soruyu soran bayanlardansa, bayan tarafına işaret, kim sordu? Sen, tamam, ilacı aldın. İnşallah. Öyle.
Bunu öğrenmek istiyorsan, senin gözünün gördüklerinin içerisinde, en fazla sevdiğin kimse, şeyhin olacak. Gözünün gördüklerinin içerisinde, şeyhinden başka, hiç kimseyi fazla sevmeyeceksin. Buna eş, çocuk, mal, mülk, para, pul, dahil. Ve gözünün önünde olan, kimselerden, en fazla şeyhine tabi olacaksın. At açacaksın, sat satacaksın, tut tutacaksın, git gideceksin, gel geleceksin. Göç göşeceksin. Var mı böyle yapacak olan dervişi içinizde? Ali sana kıyamam be ya.
Bir Ali cesaret etti. İnşallah Ali. Allah yardımcın olsun. İnşallah. Dua edin, kardeşimiz sözünü tutsun. Bizlere icazetleri verdiniz. Allah razı olsun. Fakat şimdi bizden ne istiyorsunuz? Ben kendi nefsim için bir şey istemiyorum. Herkes vazifesinin hakkını yerine getirsin. Zakirler, zakirliklerinin haklarını yerine getirsin. Onken yirmi olsunlar.
Yirmiken kırk olsunlar. Kırk olanlar seksen olsunlar. Seksen olanlar yüz altmış olsunlar. Çavuşlar, durmasınlar. Evlerinin hepsi de, evlerini zikullaha açsınlar. Üçken beş olsunlar. Beşken on beşken olsunlar. On beşken yüz beş olsunlar. Bir vazifesi yoksa, varsa vazifesinin haricinde evini zikullaha açsın.
Bütün çavuşlar mahallelerde, şehirlerde, orada, burada, nerede olursa olsun, muhakkak evlerine veyahut da bir bölge, orada bir kendilerine bir yer tayin edip, orada zikullaha açacaklar. Orada sohbet açacaklar. Ders yapacaklar orada. Sohbet edecekler. Bir normalde örnekli, örnekleyeyim şimdi. Hüseyin Aga belli. Onun vazifesi belli. Ne işte, Barbaros'un vazifesi belli. Barbaros kaçlık? Yüzmüş. İki yüz yapacak. Halit yüzmüş. İki yüz yapacak. Örneğin. Sıralıyorum. Hacı Erkan kaç? Elli. Yüz elli yapacak. Örneğin işte, Hacı Fehim, Aşacak evini barkınızı kullaha.
Elli kişi olacak. Yüz elli kişi olacak. İsmail yapacak. Yüz kişi yapacak. İki yüz kişi yapacak. Öbür İsmail, Demirtaş'ın komplesini derviş yapacak. Senin işin daha zor şimdi bak. Ertan, bir mahalleye gidiyorsun değil mi? İki mahalleye gidecek. Üç mahalleye gidecek. Örneğin. Yusuf Hoca, Aşacak, İyidir, İyidir'ın komple derviş olması lazım. İnşallah. Doktor, boş zamanlarında aşacak evini. Ders yaptıracak. Örnek. Duvar süsü vermedik. Duvar süsü değil. Herkes onun karşılığını verecek. Çalışacak, gayret edecek.
Mücadele edecek. Hem kendi nefsine mücadele edecek. Derviş olacak. İnşallah. Bir şeyi üretmişsin, yetmez. Dilin tatlı olacak. Hoşgörülü olacaksın. Tevazulu olacaksın. Toleranslı davranacaksın. Karşındakine değer vereceksin ki insanlar seni tercih etsin. Katı yürekli, sivri dilli, eleştirel ve tepeden bakan, etrafına saygısı olmayanın ürünü elinde kalır. geçenlerde attığınız bu tweet'e binayı sormak istiyorum. Biz ne pazarlıyoruz? Bizim ürünümüz nedir? Bunu normalde okuduktan sonra biz ne pazarlıyoruz diye sorduysan anlamamışsın. Evet, biz bir şeyi pazarlamıyoruz. Biz bir şey üretiyoruz.
Ürettiğimiz şey, dinin iyi bir şekilde yaşanması. Bir kimse güzel ahlakla dininin yaşantısını gösterir. O insanlar sizin güzel ahlakınızı görürler. Güzel ahlakınızı gördükten sonra sizin dini hayatınızı örnek alırlar. Ve böylece sen dinini bir başkasına tebliğ etmişsindir. Sen bir şeyi güzel ürün, dervişlik güzel üründür. Ama o dervişi güzel ahlakla tebliğ etmen lazım. Sen iyi bir çavuşsan güzel ahlakla güzel çavuşluk yapacaksın. Sen güzel ahlakla zakirliğini yapacaksın. Sen güzel ahlakla hizmetini yapacaksın. Ne dağıtıyorsun burada? Çay dağıtıyorsun. Güzel ahlakla dağıtacaksın. Ne yapıyorsun?
Temizlik yapıyorsun. Güzel ahlakla temizlik yapacaksın. Ben burada ders veriyorum, ders yapıyorum. Güzel ahlakla yapacağım. Dilim sivri olmayacak derviş kardeşlerime karşı. Dilim kırıcı olmayacak derviş kardeşlerime karşı. E benim dilim kırıcıysa derviş kardeşlerime ben ne anlatabilirim ki? Bugün Ümmet-i Muhammed'in en büyük handikapı bu. Bizim de handikapımız bu. O yüzden söyledim. Sen ne yaparsan yap, dilin kırıcıysa senin bir anlamın kalmadı. Yapma kardeşim, hizmet de etme. Sen tepeden üstten bakıyorsan insanlara ve öyle davranıyorsan yapma canım kardeşim. Senden hiçbir hizmet istemiyorum ben. Yapma! Allah için hizmet edeceksen et. Allah için yardımda bulunacaksan bulun.
Allah için birisinin elinden tut. Allah için bir kimseyi sev. Bunu anlatamıyoruz biz. En büyük handikap bu. İsteyen istediğini alınsın. Adamı zakir etmişiz. Bayanı zakir etmişiz oraya. O kalkacak oradaki insanları kıracak, dökecek. Getir kırdıklarını, döktüklerini bana.
Bana kırdıklarını, döktüklerini getir. Her kim ise. O kırdıklarını, döktüklerini getirmedin müddetçe benim de gönlüm sana kırık. O tepeden bakıp da dergahtan uzaklaştırdıklarını getir dergaha. Ya da yapamıyorsan, nefsine ağır geliyorsa, icazetini nasıl böyle rulo yapıp verdiysem, rulo yap, geri ver. De ki ben sizin bu söylediklerinizi yapamayacağım. Bu herkes için geçerli. Bakın daha yeni zakire kardeşimizi defnettik. Hepinize ders olsun.
Herkese ders olsun. Bir tane derviş zakirliği boyunca gelip bana şikayet etmedi. Hatice abla bana böyle davrandı demedi bana. Bakın bugüne kadar ben 35 yıldır çavuş tayin ederim, zakir tayin ederim. 35 yıldır. 35 yıldır. Ben 35 yıldır zakir tayin ederim, çavuş tayin ederim. Ve 35 yıl sonunda bir tane bayan kardeşimiz bir kişi bana şikayet etmedi.
Bir kişi de onu şikayet etmedi. Dervişlerden. Evet. Bir kişi ya bir kişi. Bir kişi. Bir kişi. Ben kırmışımdır bak. Ben dökmüşümdür. Ben kendim için öyle söyleyemem. Ama bir tane bak bir tane tayin ettiklerimin içinden Bir tane o çıktı. Onu hiç şikayet eden olmadı. Bir kişi bana şunu demedi. Ben Hatice ablaya şöyle bir şey anlattım.
Veya da bir şey yapacaktım. O beni kırdı, incitti. Bana şunu söyledi. Veya bana böyle davrandı. Hayır yok. Bayanlar da dinliyorlar. Bayanlar da dahil buna. Erkekler de dahil buna. Siz çökün diye söylemiyorum. Ders alın diye söylüyorum. Çökmeniz için söylemiyorum. Ders almanız için söylüyorum. Demek ki oluyormuş. Evet. Derdim bu benim. Derdim bu. Benim en çok böyle beni üzen, kahreden şeydir.
Zakirsin, çavuşsun, dervişsin. Ya senin onu kırmaya, incitmeye, onu dergâhtan uzaklaştırmaya hakkın var mı? İstediğin kadar sen haklı ol. Hakkın yok. Evet. Bütün zakirlere, çavuşlara sözüm. Bütün böyle bir kardeşini kırıp da daha dergâha gelmemesini sağlayan onlara sözüm.
Alın getirin kırdıklarınızı, döktüklerinizi. Alın getirin küstürdüklerinizi. Bu bir emir. Alın getirin. Kimi kırdıysanız, kimi döktüyseniz, kimi incittiyseniz alın getirin. Bu dünyada hesabınız bitsin. Alın getirin. Kadınlara da, erkeklere de. Bir kimse bazı davranışlarının sebebinin Hazreti Ömer gibi celal sahibi bir yapıda olmasından kaynaklandığını söylese, gerçekten öyle olabileceğini düşünmemiz doğru olur mu? O binmiş, nefsin kayına gidiyor. Bunu bir de böyle kendisi söylüyorsa iyice nefsin kayına binmiş.
balonla uçuyor o. Balonunu patlatmak lazım. Verilen bir vazifeyi kaybetme korkusu neden olur? Sen dosdoğru çalışmazsan olur. Adam abdest alıyor, namaz kılıyor, yemek yiyor. Sonunda elhamdülillah, ya Resulallah diyor. Burada Allah'ın Resulüne mi hamd etmiş oluyor, şirke girmiş olmuyor mu? Sen maşallah o kadar ince takip ettin demek ya. Rüya görmediği halde rüya görüyorum demek yalan söylemekse, gördüğü halde görmüyorum demek de yalan mı sayılır? Evet. Rüyada yeşillik, beyazlık, gül, su görmek gibi şeyler, rüyada iyiye, ateşe kara necis görmek gibi şeyler kötüye mi yorumlanır? Sen öyle yorumluyorsan söyleyecek bir sözümüz yok. Allah kendisini zikreder mi?
Zikrederse nasıl? Kullar Allah'ı zikreder. Salatın manasını her alim, bilgin farklı şekilde açıklıyor. Salatın manasını, sizdeki açılımını bize anlatır mısınız? Biz salattan namazı anlıyoruz. Bipolar hastasıyım, size dersimi yıllar önce geri verdim. Hastalığım seyriyle zikre yöneldiğimde şuurumu kaybedip, hastanelik oluyorum her seferinde. Soru bir sebep ararsak Allah'ın tecellisi mi demek gerekir? Soru iki dersi olmayışım mı? Sebep ki derslerde iken hastanelik oldum. Sorgulamak doğru mu? İlminize sığınarak sebep nedir? Paylaşırsanız ve devamında hep bu yaşayacak mıyım? Bugün zor izin alıp tereddüt ile geldim. Üzerim, soru üç üzerime düşen vazife nedir?
Yani ben otuz beş yıldır Allah'ı zikreden bir topluluğun içindeyim. Bugüne kadar hiç kimse Allah'ı zikrettiğinden dolayı hasta olmadı. Yani normalde hastalığının seyri içerisinde bipolar hastasıysan dersini iade ettin. Dersini iade ettin. Ben de tamam aldım kabul ettik dedik. Mesele bitti. Yani normalde bunlardan sebep aramakta yine hastalığının tecelliyatı. Tedavi olacaksın. Rabbim şifa versin inşallah. Amin. Evet. Sorularınız bitti. Önzübillahimineşşeytanın rejim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftar zikr fâlemen nehû. La ilahe illa Allah. La ilahe illa Allah.
El Fatiha. Tamam earth. 05 ayın eşbiyatı. Nes было. Yenşe. Nes turn.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi