mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 17.08.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 18 Ağustos 2023 · 37:35

Selamün aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışanlardan eylesin, Kur'an ve Sünnet-i Sene'nin hak bildiğini hak bilip, batıl bildiğini batıllardan eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e aff-i mağfiret eylesin, Annelerimizi, babalarımızı affeylesin, eş ve çocuklarımızı affeylesin, gelecek zürriyetlerimizi affeylesin, geçmiş zürriyetlerimizi affeylesin, cümlemize afiyet nasip eylesin, cümlemize bereket nasip eylesin, cümlemize hidayet eylesin, ecmeyin.
Allah hepinizden razı olsun inşallah. Hacı Cafer söyleyelim mi, açıklayalım mı? Evet. Hoş ders sonunda açıklayacaktık ama şimdiden açıklayalım. Hem de konu açılmış olsun. Bu cumartesi de bir dahaki cumartesi, ayın 26'sı mı oluyor? Evet. 26'sında Allah izin verirse inşallah aşuremizi kaynatacağız. Bu arada Hacı Cafer Allah razı olsun gerekli görüşmeleri yaptı.
Baya böyle bir git gel yaşandı. En sonunda bugün görüşmenin sonucunda önümüzdeki bu cumartesi de bir dahaki cumartesi 26'sında Allah izin verirse inşallah aşuremizi dökeceğiz. Allah'tan bir şey gelmezse şimdiden bütün arkadaşlar inşallah gelmeye çalışsınlar. Hem Bursa içi hem Bursa dışı. Biraz sıkıntılı geçti bu devre, bu dönem. Gelgitler yaşandı. Değişik hukuksuzlar oldu, haksızlıklar oldu. Buradaki emniyetteki arkadaşlar da bu işin farkındalar. Hukuksuzluğunda, haksızlığında ama işte bir üstteki bir emrediyor, bir gizli el var. O gizli el, daha doğrusu böyle bir gizli eller operasyonu var. O gizli eller böyle işte yaparsınız, yapamazsınız. Şöyle olacak, böyle olacak, şu olacak, bu olacak.
Bir sürü gelgitler oldu. Sonuçta Osman Gazi Emniyet Müdürü olsun, Osman Gazi Kaymakamı olsun, olumlu bir adım attılar. Tabiri caizse onlar ellerini uzattılar. Biz de uzatılan eli dedik ki geri çevirmeyelim, uzatılan eli reddetmeyelim. Böylece Cafer, Allah razı olsun bu görüşmeleri suhuletle böyle yürüttü, gitti, geldi, görüştü, konuştu.
İşte onlar kendilerince neyin ne olduğunu bildiklerini söylediler. Onlar da gerekli adımı attılar, öyle söyleyelim. Görüşmelerin daha da detaylanmasına gerek yok. Onlar öyle yaklaşımda bulununca biz de bu konuda yaklaşıma karşılık yaklaşım sergiledik. Allah razı olsun bu konuda bir şu anda söylenilen bir olumlu sonuca ulaştı.
İnşallah bir aksilik çıkmaz, bir sıkıntı çıkmaz. Allah'ın izniyle önümüz bu cumartesi değil, bir dahaki cumartesi inşallah aşuremizi kayneteceğiz. Orada hem sohbet inşallah aşure olarak arkadaşlar gelecekler aşuremizi yiyeceğiz. İnşallah böyle bir adım atılmış olacak. Biraz böyle herhalde hareketli günler yaşandı. Olacak bu kadar şey. Onlar biz asla devletle, emniyet güçleriyle karşı karşıya gelmeyi istemeyiz. Karşı karşıya da gelmeyiz. Çünkü onların üstünde de bir emreden var. Onun üstünde emreden var o manada. Çünkü bu işler üç aşağı beş yukarı öyle olur. En tepedeki gizler emreder. Bunu böyle yapacağınızlar. Aşağıdaki nerede bu hukuka uygun deseler dahi onlar gene o emrinden geri dönmez.
Böyle bir hukuksuzluk yaşanır. Ne yazık ki ülkem adına üzülüyorum, devletim adına üzülüyorum, milletim adına üzülüyorum. Üzüntüm bu. Yoksa aşureyi bugün yapmayız, yarın yaparız. Yarın olmaz, ertesi gün olur. Biz yıl üç yüz altmış beş gün buradayız. Bir yere de gittiğimiz yok. Mevlam bir tayin çıkarırsa öteye doğru yürüyeceğiz, gideceğiz. Ama öbür türlü Allah sağlık, afiyet verdiği müddetçe biz buradayız. Benim en çok dikkat ettiğim şey 28 Şubat'ta da derviş olduğundan itibaren, bu ülkücülüğümden itibaren ben hiç kimsenin başı yanmasın, hiç kimsenin burnu kanamasın isterim. O yüzden 28 Şubat'ta da biz bu tip zorlukları gördük. Üç aşağı beş yukarı, hiçbir arkadaşım burnu kanamadan o günler geçti.
Ama 28 Şubat bitmedi. Ben hep bunu söylüyorum. Çünkü o devletin içerisinde odaklanmış olan belli bir güç var. Belli bir bürokraside ne yazık ki heva ve hevesini ilahlaştırmış insanlar var. Bunlar o böyle değişik bir şekilde devam ettiriyorlar. Bu böyle ne yazık ki sanki bu milletin makus kaderiymiş gibi. Hani demokrasi diyorlar ya aldatmaca, insan hakları diyorlar aldatmaca, hukuk diyorlar aldatmaca.
Hep bunu söylüyorum ya ben. Çünkü bizatihi kendim yaşıyorum ben. Bunu ben kendim, kendi şahsımda bizatihi yaşıyorum. Ben yaşadıklarımdan yola çıkarak diyorum ki demokrasi dediğiniz şey aldatmaca. Hani eski Hazreti Ömer Efendimizin tabiriyle biz helvadan put yapardık. Canımız sıkıldığında, karnımız acıktığında onları yerdik diyor. O yüzden böyle işte demokrasi, özgürlük, insan hakları dediğinizde üçlü tesis inancıdır. Üçlü puttur bu. Bakın bu üçlü puttur. Bu ne üçlü put? Var ya Kur'an-ı Kerim'de geçen neydi isimleri? Evet. Bu üçlü puttur.
Bunlar bütün ülkeleri, bütün ülkeleri, bütün halkları bu üçlü putla, testis inancına dayanan üçlü putla yönetirler. Size derler ki özgürsünüz, değilsinizdir. Bu bir aldatmacadır. Size derler ki demokrasi var, bu bir aldatmacadır. Size derler ki biz hukuk devletiyiz, bu bir aldatmacadır. Bakın bu bir aldatmacadan ibarettir. Başka bir şey değildir. Ben altmış üç yaşındayım, kendimi bildim bileli ben bunun aldatmacı olduğunu bilirim. Bakın aldatmacı olduğunu bilirim. Şimdi benim kendi yerimi işgal etti mi? Etti. İçeri kattı mı bizi? Katmadı. Nerede kaldı özgürlük? Nerede kaldı insan hakkı? Nerede kaldı hukuk?
Üçü de benim tahtada gömüldü. Bak üçü de tahtada gömüldü. Ya ben kendi yerime giremiyorum. Neden? Yani çevirmiş emniyet etrafını. Kendi yerime giremiyorum bakın dikkat edin. Çok basit bu. Bu basit bir insan hakkı. Basit. Bir kimse kendi yerine giremez mi? Giremezsin. Çevirir etrafını emniyet kuvvetleri. Hepsini de etrafına polisleri de koyar. Ben gireceğim demeye kalkarsan seni gözaltı yapar götürür. Yapmaya da hakkı var mı? Kanuni olarak. Var. Kanuni olarak oraya çevirmeye hakkı yok. Sen girmeye kalkarsan polise mukavemetten, emniyet görevdeki emniyet kuvvetlerini mukavemetten seni gözaltı yapar.
Sen çırpınır durursun ben kendi yerime gireceğim de ben kendi yerime giriyorum da ben kendi yerim de benim. Çırpınır durursun. O yüzden Allah razı olsun yine yani emniyetteki o kimseler gerçekten nazik ve naif davrandılar. Yani isteselerdi bizim hepimizde o gün götürürlerdi. Açıkça götürürlerdi. Hiç kimse de sorgu sorgulayamazdı. Siz burada toplanmışsınız velat taliline amin yaparlardı. Bereket onlar böyle hani insani davrandılar. Yoksa o kim o emri verdiyse kim olduğunu ama biliyoruz ama bilmiyoruz. O emri veren hukuksuz. O emri veren haksız, hukuksuz. O emri veren zulmediyor. Yani oradaki amire, memura kimse kimlere emir verdiyse onlara da zulmediyor.
Hepsini hukuksuzluğe sevk ediyor. Hepsini de hukuksuzluğe sevk ediyor. Göz göre göre hukuksuzluğe sevk ediyor. Bu ne demek biliyor musunuz? İşte hani bir anne çocuğunu hırsızlığa sevk ediyor. Bir baba evladını hırsızlığa sevk ediyor. Haksızlığa sevk ediyor. Hukuksuzluğe sevk ediyor. Yani normalde bu o. Veyahut da ben sizi hukuksuzluğe sevk ediyorum. Anarşiye sevk ediyorum. Gidin yıkın o telleri diyorum örneğin. E siz onları yıkmaya kalkarken hepiniz de gözaltı yapacak. Siz diyeceksiniz ki üstadımızı dinledik. Telleri yıkmaya kalkacaksınız. Hepiniz de gözaltı yapacak. Amacına ulaşacaktı o gizel. Ama Cenab-ı Hak bir feraset verdi. Onlar açıya düştü. Onlar adaletsiz, hukuksuz, haksız oldular.
Onlar suç işlemiş oldular. Ha bu ayrı bir mesele. Tabi biz kalkıp da devletle cedelleşecek değiliz. Biz öyle bir terbiye almadık. Biz emniyetle cedelleşecek değiliz. Öyle bir terbiye almadık. Ama hakkımızı, hukukumuzu bırakacak da değiliz. Öyle de bir terbiye almadık. Biz hakkımızı, hukukumuzu, hukuk tarihisinde alma terbiyesi aldık. O yüzden hakkımızı, hukukumuzu hukuk tarihisinde alırız. Ama yumuşaklıkla, ama mahkemeyle alırız. E bu sefer de Hacı Cafer Allah razı olsun. Daha doğrusu davet onlardan geldi. Bir görüşelim dendi. Gitti, görüştü, gitti, geldi. Biz yine boynumuzu büküp bizim görüşmemiz lazım demedik. Onlar dediler, gelin bir görüşelim.
Hacı Cafer'e böyle bir davet gelmiş. Dedim, git görüş. Bizden görüşmek isteyenle görüşürüz biz. Velhasıl görüşüldü. Bir daha görüşüldü. Sonra bir daha görüşüldü. Bunun neticesinde, Onlar dediler ki, bize bir hafta müsaade edin. Bu cumartesi değil. Bir dahaki cumartesi yapın. Hay hay dedik. Biz bir dahaki cumartesi yaparız. Problem değil. Bize bir adım gelene, biz on adım geliriz hadisi kudsi mucibince. Onlar bir el uzatmışlar. Biz de onların ellerini geri çevirmek, bizim insanlık terbiyemize, sufi terbiyemize yakışmaz. Bize bir el uzatmış. Biz de o eli geri çevirmedik. Sonuçta ortak bir noktada buluşulduk. Onlar gün istediler. Biz de dedik, sıkıntı yok.
Bir hafta daha bekleriz. Ne olacak ki? Bizde aşure bitmez nasıl olsa. Ondan sonra velhasıl kelam bu cumartesi değil. Bir dahaki cumartesi inşallah aşuremizi orada kayneteceğiz. Şimdiden bütün herkes ona göre şey yapsın. Ne o? Hazırlığını yapsın inşallah. Herhalde böyle giderse bu aşure meşhur bir aşure olacak. Kutsal bir aşure olacak. Kutsal tahtanın üzerinde kutsal tahtayla beraber kutsal bir aşure inşallah olur. O yüzden Allah'tan bir şey gelmezse, Rabbim nasip ederse inşallah önümüzde ayın 26'sında aşuremizi kayneteceğiz inşallah. Benim tahta bütün kıymetini, bütün şatahatını ve şatafatını devam ediyor. Tahta problem.
Böyle giderse uluslararası bir probleme dönüşecek. Ondan sonra tahta duruyor yerinde değil mi Hacı? Kımıldamıyor yani. Evet. Onlar da tahtaya alıştılar. Hocamın tabiriyle tahta diyelim. Evet, tahtamız orada. Ondan sonra mübarek tahta duruyor. Etrafına böyle bir korumaya alacağız. Kırmızı kurdele çevireceğiz. Dört tarafına dört tane böyle küçük şeyler dikeceğiz. Bir tarafına evlenemeyenler dilek tutacak. Bir tarafına iş olarak dilek tutacak. Bir tarafına çocuğu olmayanlar bir köşeye. Böyle dört tane köşe yapacağız oraya. Oraya çapıt da koyacağız. Çapıtları da parayla satacağız. Tabi tahta önemli çünkü.
Yani ondan sonra şeyde ne olur? Herkes etrafını tavaf edecek. Öpecek köşelerinden. Ondan sonra reddiye yazacaklar bana. Bidata sevk ediyor. Bu adam kafir diye. Bir de küfrüme fetva verecekler. Bu iş bidecek Allah'ın izninden. Hayırlısı inşallah. İşin latifesi bir tarafa tabi. Ben açık konuşmak gerekirse. Gerçekten asla ve asla devletle, emniyetle karşı karşıya gelmek istemem. Hiç kimseye karşı karşıya getirmek istemem. Bu benim kendi desturumdur, şiarımdır. Bugüne kadar gelmedik. Bir şey oldu, mahkeme verdik, kazandık. Bu hadiseyi de mahkemeye versek kesin kazanacağız yine. Yani bu cumartesi günü yaşanını da mahkemeye versek bu da kesin kazanacağız. Çünkü bunun hiçbir hukuki tutar tarafı yok.
Bakın hiçbir. Ben şahıs olarak gitsem, bir dilekçe versem desem ki, aha fotoğraflar. Ben kendi kiraladığım yere adım dahi atamadım. Tahtamı öpemedim. Tahtamın üzerine çıkamadım. Tahtayla hemhal olamadım. Sarmaşamadım. Tahta benden uzak düştü. Ben tahtadan uzak düştüm. Bir zalim el geldi, bizi ayırdı buradan desem, Haklıyım. Ve bu konuda tabii kesin kesin haklıyım. E bizim avukat Mehmet Emin Bey de diyor, kesin kesin haklısınız. Haklıyız. Öyle diyor. E tabii normalde biz de hiçbir memurun başının yanmasını istemeyiz. Ama bazen de böyle mecbur kalınca biz de mecbur kalıyoruz. Vakıfın kiralanması gibi. Mecbur kalıyoruz bazen.
E mecbur kalınca da 6-7 tane memurun başı yanıyor şimdi. Tabii onun hırsı var asıl. Yani o gizlen açıyor telefon, buraya buraya vereceksiniz diyor. Onlar da veriyorlar ama hukuksuz. E Danıştay'dan da döndü. Kapı gibi de bir karar var. E bunlar Danıştay kararı olmasına rağmen bir daha verdiler onlara. E o da kazanılacak. Ama tabii bu onunla kalmıyor şimdi. İş mahkemelik oldu. Danıştay kiralanmanın haksız olduğuna karar verdi. Boşaltılmasına hükmetti. E şimdi oradaki bunun altına imza atan memurlar da işte bir sürü suçtan yargılanacaklar şimdi. Bir tane iki tane değil. Mehmet Emin Bey'in deyişine göre hepsinde memurluğu gitti dedi. Bu da acı bir şey.
Yani bu da acı bir şey. Türkiye'de devlet memuru olmanın ne kadar zor olduğunu biliyor. Yani üniversite bitireceksin. KPSS'ye gireceksin. KPSS'den belli bir puan alacaksın. Ondan sonra atanacaksın. Sonra bir zalim gizli el sana zorla veya kolaylıkla bilmiyoruz. Bir hukuksuz bir iş yaptıracak. E memuriyetin sona erecek. Bunu böyle açık açık konuşuyorum. Hukuksuz bir iş yapmasın memur olan arkadaşlar. Açık açık söylüyorum. Yapmayın, atmayın imza. Benim gibi birisi çıkar. Verir mahkemeye. Ha belki de zaman alır. Ama sonuç itibariyle memurluğundan olursun. E memurluklarından olacak Mehmet Emin'in deyişine göre. E yedi kişi az değil. Hepsi de gözü kapalı.
Atmışlar imzayı. E şimdi o emri veren umrunda mı? Değil. O gitti. Çekti gitti. O umrunda değil. Bakın umrunda değil. Gitti. O da kurtaramaz onların memurluklarını. Cumhurluklarını. E bunun gibi şeyler yaşanıyor. E bunun da hırsı ve hıncı var. Hani nasıl sen kafa tutarsın böyle bir şeyi. Sen bir garip adamsın. Siz bir garip topluluksunuz. Yani böyle bir şeyi yapar mısınız? Nasıl yaparsınız? E diyanetten dava açtırdı döndü. E başka bir dava açtı döndü. Açılan davalar da kazanıldı. E geldi kapattırdı mühürletti döndü. Bir daha mühürletti bir daha döndü. Haberi davalar çatır çatır geriye dönüyor. Bundan da anlamıyor gizli el.
Şehir mafyası gibiler. Bakın şehir mafyası gibiler. Rabbim haklının yanındadır. Hamdolsun. Onlar bir tuzak kurdular. Allah onların da tuzaklarını bozdu. Velhasıl kelam. Uzun lafın kısası. Allah izin verirse inşallah. Önümüzdeki cumartesideyi, bir dahaki cumartesiye aşuremizi kaynatacağız. Yer ve gök halkı davetli inşallah. Üç İhlas ve Fatiha-i Şerife. Amin. Evvela bizzatı fahri kainatı sebebi mevcudatı.
Sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri mübarek ruh şevklerine. Amin. Adem aleyhisselamlar ikisinin arasında gelmiş, geçmiş bütün Peygamber Zişan efendilerimizin mübarek ruh şevklerine. Amin. Cihar yarı güzün Ebu Buker Sıddık, Ömer'i Faruk, Osman'ın uzunlu rehin. Ali el-Multazar radıyallahu anh efendilerimizin Evladı Resulullah, Zevcahat-ı Resulullah, Ashab-ı Resulullah, Şuhedâ-ı Resulullah, İmamız İmam-ı Azam-ı Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Malik, İmam-ı Hanbeli, İmam-ı Eşer, İmam-ı Maturid, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf, İmam-ı Züfer, İmam-ı İmameyin Hazretleri mübarek ruh şevklerine hediye edildik. O asıl ve sadar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Ey uzatlarının himmetlerini, şefaatlerini üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Onların Kur'an ve sünneti seneyi anlayıp yaşadıkları gibi bizler de anlayıp yaşamak nasif ve müesser eyle ya Rabbi.
Üç İhlas bir Fatiha-ı Şerife. Pirimiz Pir, Seyyid Abdülkadir-i Geylan'ı, Pirimiz Pir, Seyyid Ahmet Al-Rufay, Pirimiz Pir, Seyyid Ahmet Al-Rufay, Pirimiz Seyyid Ahmet Al-Bedevi İbrahim Duziki, Şeyh Ebul Hasan Ali Şazeli, Şahı Nakşibenni Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celalettin Rumi, Hacı Bektaşi Veli Hacı Bayram Veli Vesselkaran'ı, Mahmud Udayi, Halveti Celveti, Uşak-ı Sümülü, Süfreverdi, Küfreverdi, Şeyh Muhyiddin Arabi, Bütün Pir-i Piran Hazretleri Mübarek Ruh Şeriflerine hediye edildik.
Vasıl ve sadar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlerin, himmetlerini, şefaatlerini üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Onların tarikat-ı Muhammed'i anlayıp yaşadıkları gibi bizleri de anlayıp yaşamak nasif ve müesser eyle ya Rabbi. Üç İhlas bir Fatiha-ı Şerife. Büyük Şeyhimiz Abdülrahim, Tantami Büyük Şeyhimiz Abdülrahim, Neşab-ı Büyük Şeyhimiz El-Hacı El-Hafız.
Hacı Ebu Bekir Sıddık-ı Çorum'u Büyük Şeyhimiz, Hacı El-Ayder Efendi Büyük Şeyhimiz, Nevşehir Abdullah Efendi Hazretleri. Kabbaş-ı Dergan'ın bütün geçmişlerinin, Kaçın-ı Dergan'ın bütün geçmişlerinin, Turik alemizden ve geçmiş, Turik alemizden ve akraba talikatımızdan, tüm geçenlerin ruhlarına, Yaşayan mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyalarına aşikan, sadikan, mühban, ehli iman, La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah, Diyen mümin ve müminatın ruhlarına, ruhaniyetlerini hediyeledik. Vâsıl ve sadar eyle Ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle Ya Rabbi. Amin. Buradaki zikullahın feyzinden, bereketinden, lütfundan, ikramından, ihsanından, Bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmet-i Muhammed'in asibdar eyle Ya Rabbi. Amin. Estağfurullah, estağfurullah, Estağfurullah el-azîm el-kerîm el-ezîle ilâhe illâhu. El-hayyil kayyım ve tübile gönzü mülâhimine şeytanul racîm.
Bismillahirrahmanirrahim. Estağfurullah el-azîm, Ya Malik el-mülkün kadim,
Estağfurullah el-azîm, Ya Malik el-mülkün kadim, Estağfurullah el-azîm, Ya Malik el-mülkün kadim, Estağfurullah el-azîm, Ya Malik el-mülkün kadim, Estağfurullah el-azîm, Ya Malik el-azîm,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi