mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 16.03.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 17 Mart 2023 · 40:36

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, inşâAllah. Allah hepinizden de razı olsun. Malum ülkemizde depremler, sel felâketleri, maddi manevi bu konudaki sallantılar, zelzelliler devam ediyor. Bunları daha önceleri de hep böyle bahsettik, konuştuyduk.
O yüzden bunların üzerine tekrar tekrar konuşmanın, yorum yapmanın kendimce bir anlamı yok. İnsanlar kendilerince hayatlarına devam ediyorlar. Mümin müminliğine devam ediyor, münafık münafıklığına devam ediyor, kafir kafirliğine devam ediyor, düşman düşmanlığına devam ediyor, dost dostluğuna devam ediyor. Siz bunları uyarsanız da, söyleseniz de, çalışmak gayret etmek bize ait tabii.
Sonuçta insanların büyük bir kısmının bir kulağından giriyor, bir kulağından çıkıyor. Şeyh Efendi, Allah rahmet eylesin, böyle o son dönemde işte benim hakkımda böyle fazla dedikodu, gıybet, ıvır zıvır olunca ben gittiydim bir yanına. Bana dedi ki, oğlum bu insanlar dedi, Allah'ı dinlemiyor, peygamberi dinlemiyor. Benim dinleyecekler, senin dinleyecekler dedi.
Öyle deyince durdum, burada diyorum dedi, şurada dedi, diyorum dedi, Mustafa Efendi hakkında konuşmayın, gıybet etmeyin diyorum dedi. Buradan kapıdan dışarı çıkıyorlar dedi, şu kapı var ya dedi, sokak kapısını gösterdi, ondan sonra orada başlıyorlar dedi, senin hakkında gıybet etmeye dedi. Kimin ağzını tutacaksın ki oğlum dedi. Eyvallah. Sonuçta herkes kendine layık olanı yapıyor. O yüzden bu Rabbim daha beterinden saklasın, her türlü afattan muhafaza eylesin. Her türlü zezeleden, sel baskınından, afattan, yokluktan, sıkıntıdan bizleri muhafaza eylesin. Ama bunlar böyle hani bitecek şeyler değil. İnşallah Rabbim bütün ümmet-i Muhammed'e tövbe edip, geri dönüp, Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışıp, öyle bir hayat kurgulatır.
O hayatı kurgulamazsa ümmet, başına sıkıntılar gelmeye devam edecek. Bu eğer bireyse, bireyin başına gelecek. Bu aile ise, ailenin başına gelecek. Bu sülale ise, sülalenin başına gelecek. Bu bir kavim, bir toplumsak, o toplumun başına gelecek. Hadis-i şerifler belli. İnsanlar zekatlarını vermediklerinde, kıtlık artar diyor. Tabi hadis-i şerifte diyor ki, yağmur yağsa dahi, toprak diyor, mahsul vermez. O hadis-i şerif benim çok böyle, hayretime gittiydi. Yani yağmur yağacak, ama yağmur yağmasına rağmen toprak mahsul vermeyecek. Yani biz kıtlığı sadece kuraklıktan biliyoruz. Değil.
Biz bazı şeyleri böyle, sebeplere bağlıyoruz ya, bize böyle akılcı olun, ilim ehli olun, işte bilgiyle hareket edin, akıllı hareket edin, hep böyle söylüyorlar ya. Biz öyle diye diye diye diye, biz Kur'an sünnetten, Kur'an sünnetin doğrularından uzaklaştık. Yani 1400 yıl önce Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ovaları yurt edinmeyiniz, orlarda batmalar olur, depremler olur.
Biz akılcı olacağız, bilgili olacağız, bilgiyle hareket edeceğiz. Bu hadis-i şerifi koyduk kenara. Siz deniz kenarlarını yurt edinmeyin, orada su baskınlar olur, sel baskınlar olur. Biz akılla, bilgiyle hareket edeceğiz ya, dini kenara koyacağız ya. Bu depremde de bütün koca koca profesörler çıktılar, siyasetçiler, dini bırakın. Siz bilgiyle hareket edin. İyi, zaten bu ülkede 100 yıldan beri layıklık var, dinle hareket edilmiyor ki zaten. Ondan öncesinde de Osmanlı'da da bir 100 yıl dinle hareket edilmeyen zamanı koyun, 200 yıl. Bu topraklarda 200 yıldan beri dinle hareket edilmiyor zaten. Dinin emirleriyle yaşanmıyor.
Dinin emirlerinin herhangi bir hükmü yok. Cumhuriyette de yok zaten. Yani içki mi yasak, kumar mı yasak, fuhuş mu yasak, çıplaklık mı yasak, zina mı yasak, Allah'ın yasakladığının herhangi bir şey yasak mı? Değil. Faiz mi yasak? Yok. Yasaklanan bir şey yok. Dinin yasakladığı hiçbir şey bu ülkede yasak değil. Eee zaten dinle hareket eden kim ki? Partiler kuruluyor layık. Dinle parti kurulmuyor. Dindar parti de yok. Parti olarak. Eee dinle hareket eden ne var? Dinle hareket eden hiçbir şey yok. Diyanet de layık. Eee?
E dini bıraktık zaten işte deprem oluyor. Gene sel oluyor. Dinle hareket etmiyoruz ki. Layıklıkla hareket ediyoruz. Ne yapacağız şimdi? Yalnız vatandaş bir sıkıntıya maruz olunca Allah Allah Allah diyor. Layıklık layıklık demiyor. Bir tarafı ağrıyınca Allah'ım diyor. Bir tarafı sıkıntıyı düşünce Allah'ım diyor. Yani layıklık layıklık diye zikreden yok. Yani layıkçiler de layıklık diye zikretmiyor. Ama sonuçta biz yönetim olarak, devlet yönetimi olarak veya kurumlar yönetimi olarak dinle alakamız yok. Eee öyle olmasına rağmen hala da diyorlar ki dini bırak. Ulan ne yapalım? Kafir mi olalım? Gavur mu olalım? Ne yapalım? Ne bekliyorsunuz yani daha? Daha ne istiyorsunuz?
Zaten Müslümanların bir imanı kalmış. Namazı, orucu, abdesti kalmış. Başka bir şeyler yok zaten. O da yapabildiği yere kadar zaten. İstenilen ölçüde biraz böyle kaçırırsanız o da sıkıntılı. Yani bizim imanımız, İslamımız sistemin müsaade ettiği kadar. Velhasıl kelam, biz dini bıraktığımız zaman Allah, bakın bu Müslümanlara ait bir şeydir. Bu normalde gayrimüslimlere ait bir şey değildir. İnanmayanlara ait değildir. Allah inanmayanların başına bu dünyada musibet vermez fazla. Onların hesabı, burada karıştırıyor Müslümanlar. Onların hesabı mahşere bırakılır. Mahşerde onlar ebedi cehennemlik olurlar. Bakın ebedi cehennemlik olurlar.
Müslümanlar yalpalayınca şefkat tokadı onlara gelir. Müslümanlar yalpalayınca. Birey olarak bir Müslüman yalpalayınca ona şefkat tokadı gelir. Allah der ki beni unutma, Allah der ki benim yolumu terk etme, benim yolumu terk edersen, beni unutursan, ben seni seviyorum. Cehennem, ebedi cehennemde olmanı istemem der. Senin başına ufak tefek sıkıntılar verir. Ki o sıkıntılarla seni affetsin. O sıkıntılarla seni temizlesin. O sıkıntılarla senin üzerindeki kiri paketsin. O yüzden başınıza bir sıkıntı, bir hastalık, ticareten sıkıntı, fiziki sıkıntı böyle bir şey geldiğinde bu konuda isyan etmeyin. Deyin ki Cenab-ı Hak beni temizliyor.
Buna sabredeyim, buna sabredeyim. Ben bunu hayra çevireyim. Ben bunu kara çevireyim diye düşünün. Müslümanlar için geçerli bu. İnananlar için geçerli. Siz diyeceksiniz ki Allah inananlara mı veriyor? Evet. Allah inananlara veriyor ki, inananlar buna sabretsin. Bu sıkıntılara, belalara, musibetlere ve onları bu dünyadan tertemiz bir şekilde mahşere karşıma alayım. Bunu böyle görün ki böyle. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ölüm döşeğinde o kadar çok böyle sıkıntı bayılıyor, terliyor, kaldırıyorlar. İşte başından aşağı su döküyorlar, tekrar bayılıyor, tekrar kaldırıyorlar. Herkes başında bekliyor. Sahabenin birisi dayanamadı. Sana da mı ya Resulallah dedi?
Sana da mı? Hadisi kutsi bu. O esnada hemen Cebrail aleyhisselam geldi. Hadisi kutsi. Hazreti Peygamber buyurdu ki, Belanın, yani bela buradaki imtihan demek. Belanın büyüğü peygamberlere dedi. Ondan sonra salih müminlere, velilere. Sonra dedi, sonra velilerin etrafındakilere. Ateşin sıçradığı gibi onlara da sıçrar dedi. Ben şimdi bazen ders alacak olan kimselere derim ya, bak iyi düşün. Bizim yolumuz sıkıntılı. Sen düzgün giden işin bozulabilir. Mahallemi yerken dişin kırılabilir derim ya. Sen o güne kadar bir sıkıntı yaşamamışsın. Ders alırsın, yaşarsın. Deme sonra, bağırma sonra. Ben yandım şarkısı söyleme.
Böyle bu. Eğer yolun gerçekten, o yol, gittiğin yol, Kur'an ve sünnete uygun ise, gittiğin yol sırat-ı müstakim ise, senin başına bir şey gelecek kardeş. Sen bir sıkıntı yaşayacaksın. O güne kadar eşin sana mutiydi, mutiliğinden vazgeçecek. O güne kadar çocuğun sana mutiydi, çocuğundan imtihan olacaksın. O güne kadar annenle ne kadar güzeldi ilişkin, annenle problem yaşayacaksın. E babanla ne kadar güzeldi ilişkin, e babanla problem yaşayacaksın. Yani yaşayacaksın bunları. Veya işin çok güzeldi, oh mal geliyor, para gidiyor, malı satıyorsun, para geliyor. Eee bu ne oldu? Sıkıntı yaşayacaksın. Ama bir dengesizlik olacak. Bir yerden, bir imtihan olacaksın. Ama annenden, babandan, ama eşinden, ama çocuklarından, ama malından, ama canından, hastalık yani.
Ama canından. Bir yerden imtihan olacaksın. İmtihan, imtihansız yol gitmek yok. Bir yerden dokunacak sana. Bu iş daha fazla nerede titizleniyorsan oraya dokunuyor. Nereyi korumaya çalışıyorsan oraya dokunuyor. Enteresan bir şey. Tecrübe bunlar. Saldığın zaman yakasını, tamam bitiyor. Sal yakasını. İşine bak, gücüne bak, kavuştur, gayret et. Ama bil ki, yani böyle sağlam tutacağım dediğin yere dokunacak. Sana bırak diyen yok. Ama dokunmayı göze al. Şimdi böyle olunca, birey olarak böyle, aile olarak böyle, dergah olarak böyle, ne bileyim işte toplum olarak böyle mümin isen bir sıkıntı gelecek sana. Sebep bunlar şefkat tokadı.
Biz inananız, biz müminiz, biz eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü dedik iman ettik. Biz hayrihi ve şerrihi dedik. Bunun Allah'tan olduğuna inanırız. Biz o yüzden bu konuda bizim Allah'a imanımız hamdolsun tamdır. Başımıza bir şey gelecekse gelir. Ama bizim elimizin ürünüdür ama değildir. Biz ona sabrederiz. Mücadele ederiz, sabrederiz. Ama toplum olarak biz komple kendimizi düzeltmezsek, arada derede kalmaya devam edersek, herhalde bu sıkıntılar biraz daha bizim üzerimizde gelir. Geçen hafta böyle bir ara verdim ben.
Dedik bu hafta gene kendimce içime gelen bir konu üzerinde, işte bir şey hazırlayabiliyorsam hazırlıyorum. Artık ben de eskisi gibi değilim, yaş oldu 62. Yaşlılık diyelim, ihtiyarlık. İhtiyarlık ayrıdır, yaşlılık ayrıdır. İkisi kol kola girdi mi farklı bir şey çıkar. E yavaş yavaş artık biz de bu konuda eskisi gibi değiliz. Bu akşam Cuma Suresi ayet 1, sohbet konumuz o. Cuma Suresi ayet 1. Herhalde bu birkaç hafta gidebilir, bu sohbet böyle Cuma Suresi ayet 1 ile alakalı. İnşallah hazırlanabildiğimiz zamanlar devam edeceğiz. Hafızımız nerede? Evet hafız, buyur. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillahirrahmanirrahim.
Yusabihu lillahi ma fi insama wati wa ma fi al-arzi al-maliki al-qudûs wa ma fi al-arzi al-maliki al-qudûs al-azîz al-hakîm Sadakallâhu'l-azîm Allah razı olsun, Cuma Suresi ayet 1 Göklerde ve yerde ne var ise hepsi melik olan, kudûs olan, azîz olan, hâkim olan Allah'ı tesbih eder, Allah'ı zikreder Zikir en büyük iştir Ankıbüt ayet 45
Tabi bu ayet-i kerime Müslümanların, inananların yapmış olduğu bir ibadetin en yüksek derecede, en yüksek bir mertebede, perdede olduğunu söylüyor Bir de Cenab-ı Hak gökte ve yerde ne varsa dediğinde, bütün varlık alemini kastediyor Allah-u Âlem Kün ol dedi, bugüne kadar olanlar, ben bir çittaha ileri gideyim ve olacak olanlar Meydana gelmiş ve meydana gelmemiş olan, meydana gelmiş, zuhur etmiş, kün demiş, Cenab-ı Hak'ın ilmi ilahisinden çıkmış dışarı Bunlar, olmuş olan, tecelli eden, yaratılan şeyler Her ne var ise, bir de olmamış olan, Allah'ın kendi ilmi ilahiyesinde bulunup, henüz ilmi ilahiyeden dışarı tecelli etmemiş olanlar
Bu, ben biraz bunu geniş tutuyorum çünkü Her şey Allah'ı zikrediyor Kendi lisanı ile tesbih ediyor Tenzih ediyor Kendi lisanı ile Düşünebileceğiniz, aklınızın ereceği, kalbinizin gideceği, her ne taraf var ise, her ne var ise, Hepsi de, kendi lisanında, kendi hallerinde, kendi perdelerinde, Allah'ı zikrediyorlar Kendi perdelerinde Ve hiçbir perde yok ki, hiçbir şey yok ki, Allah'ı tesbih etmesin, zikretmesin, hiçbir şey yok ki, Allah'ı tenzih etmesin Bakın, tesbih ve tenzih bütün varlıklara aittir
Teşbih bir tek insanlara aittir Bize aittir teşbih, benzetmek Bize aittir Geri kalan bizdeki hücreler dahil Bizdeki kuarklar dahil Elementin altı, atomun altı kuarklar dahil Ve kuarkların altı Ve hayal olarak da Her şey Her şey Her zerre Sizin boşluk olarak gördüğünüz Boşluk olarak gördüğünüz Veya görmediğiniz Veya görmediğiniz İdrak ettiğiniz Veya etmediğiniz Ne var ise varlık aleminde Her şey Ve her şey Allah'ı Zikretmede Allah'ı Tesbih etmede
Bunu ancak Beşinci makama gelen Dervişler yavaş yavaş anlamaya başlarlar Bu dördün ortasından sonra Eşyanın zikrullahına Eşyanın zikrullahına O kimse aşina olmaya başlar Bu dördün sonuna doğru olur Eşyanın zikrullahına aşina olmak Meleklerin zikrullahına aşina olmak Meleklerin zikrullahına aşina olmak Bu artık beşinci makamdadır Meleklerin zikrine aşina olur Daha henüz öbür varlıkları tanımadı Öbür varlıkları tanıyabilmesi için Altıncı makama geçecek Ancak altıncı makamda Diğer varlıkların da zikrini işitmeye başlar
Yedinci makama geldiğinde Bütün varlıkların zikrullahı ona aşina olur Hatta Bir kısım öyle veliler Öyle mürşidi kamiller vardır Öyle pir efendiler vardır Onlar zikrullahı komple Oradaki mükevanatın zikrullahını Esmasını değiştirirler Bunlar ancak ehline malumdur Bunu bilmez Büyük bir çoğunluk O artık Tabiri caizse Esma'yı o verir Esma'yı o verince O esnada Bütün Oradaki O mükevanat O perdedeki varlıklar O esmaya tabi olurlar O esmaya çekerler Bunun antrenmanı Beşinci esmada olur Bazen beşinci esmada Halde Manada Rüyada
Tecelliyet olur Bir topluluk olur Oraya zikrullahını o yönetmeye başlar Altıncı makamda Bu daha da genişler Bakar artık böyle altıncı makamdaki kimse Dörtte ki beştekinlerin Ruhaniyetlerine de esma vermeye başlar Altıncı makamdadır bu O dörttekinin haberi yoktur Bir kısmının haberi olur Bir kısmının haberi olmaz Dördüncü makamda Veya üçüncü makamda Ruhaniyeti zikrullaha katılır Ama o farkında olmaz Üçüncü makamdaki Kınların büyük bir çoğunun farkında değildir Hu esmasında olanlar O Haya esmasına geçtiğinde Bazen Zaman zaman
Böyle kendini disipline ettiğinde Yalandan Yeminden Gıybetten Dedikodundan Ondan bundan Uzak durup Kendini disiplin edip Kendini zikrullaha verdiğinde Dördüncü makamda Anlamaya başlar Artık Kendi kendine Beşinci makamda Daha iyi anlamaya başlar Ruhaniyeti Değişik zikrullaha halakalarında Dolaşmaya başlayabilir Bunu altındaki Altıncı makamdakinler Esmalarını değiştirebilir Yediye geldiğinde Zaten değiştirir Artık yedinci makama gelince O zikrullaha halakalarında Esmanevi olarak Ruhaniyetlerin zikrullahlarını idare eder
Cinnil taifesinin Müslümanlarının zikrullahlarını İdare eder Değişik mahlukatlar vardır Semada Onların mümin olanları var Olmayanları var Mümin olanların zikrullahlarını Değiştirmeye başlar Bunlar sır sohbet Benle beraber ölüp gitmesin Bu haller yaşanır Bu bütün mükavanatın zikrullahı Artık o kimsede hemhal olur Ve yerle gök arasında ne var ise Varlık aleminde ne var ise Her şey Allah'ı Tesbih eder Zikreder Ve o kimse de O varlığın içerisinde Hiçlik budur O da yok olur Gider O zikrullaha Kendini bırakır Buradaki mürşitler
İkiye ayırılırlar Bir kısmı hiç müdahale etmez Zikrullaha kendisini bırakır Bir kısmı ise Esmadan esmaya geçmek ister Esma değiştirir Burada iki türlü mürşid olur Burada iki türlü aşik olur Burada iki türlüdür Birisinde cemal sıfatı tecelli eder Birinde celal sıfatı tecelli eder Pir makamındaki olanlara Halet-i ruhiyesi Yani zamanın kutbu ve üçlerde Bazen beşlerden bazılarında O bazen cemal bazen celal tecelli eder Zamanın kutbunda hem cemal tecelli eder Hem celal tecelli eder Sağındakında da solundakında da Hem celal tecelli eder
Hem cemal tecelli eder Bu celal ve cemal tecelli edenler Artık işin zirvesindedir Bu işin zirvesinde olanların Celal ve cemal tecelli etleri Artık hani var ya Sen atmadın ben attım Sen tutmadın ben tuttum Bu haldir o Onlar Onlar kah celalden cemale Kah cemalden celalete Celle ederler Ama gökte ve yerde ne var ise Manada zahirde ne var ise Her şey Allah'ı tesbih eder Her şey Senin mikrop gördüğünde zikreder Senin normalde hastalık gördüğünde zikreder Senin kanser gördüğün hücre de zikreder Senin ne bilemişte ne hastalığı ise
O hastalığın hücresi de zikreder Bakın zikreder O yüzden zikreden bir gerçek sufi Hastalığın acısını çekmez bilmez O mikrop ona acı vermez Çünkü o mikrop da zikrediyor O kimse de zikrediyor Her ikisi de zikrin perdesine atmış kendini Zikrin perdesinde adamın ayağını kessen Adamın haberi olmaz Ne dedi Pirimiz Önderimiz Bu konuda Yol göstericimiz Hz. Ali Radıallahu anh Hazretleri Dedi ki Ayağını bağırmıştı Namazdayken dedi Oku çıkarın ayağımdan Allahu Ekber dedi Namaza durdu Namaz bitti Ben size demedim mi Namazdayken oku çıkarın diye dediğinde
Dediler ki Ya emir el müminin namazdayken oku çıkardık zaten Acıyı hissetmedi Bir kısım sahabeler Kılıç yaralarını namazda dağlatırlardı Namazda Kılıç yarası dağlanacak Onlar derlerdi Onlar derlerdi ki Namaza durayım Namazda dağlayın Onlar namaza dururdu Namazda dağlarlardı Onların haberi olmazdı Namazdan çıkınca Neden dağlamadınız Size namazda beni dağlayın demedim mi derlerdi Gerçek kendinden geçme budur Gerçek hal budur Gerçek keramet budur Bakın budur Çünkü o zikrullah perdesinde O kimse hiçbir şey hissetmez Zikrullah devam eder
İşte gökte ve yerde ne var ise Hepsi de Allah'ı zikrediyorlar Bunu böyle söylemek istemem Hani senfonik kelimesini kullanmak istemem Ama o zikrullah Bütün senin kalbinin ulaşabildiği her perdede O zikrullah devam eder Bizim yaptığımız zikrullah O zikrullahın antrenmanıdır Günlük virdlerimiz Yaptıklarımız Asıl olan Oraya hazırlanmaktır Siz günlük derslerinizi Virdlerinizi Disiplini bir şekilde çeker Sonra da Hani diyoruz ya Yetmiş bine kadar tevhid çekebilirsiniz Beş binden Beş bine geçin diye O zikrullah O tesbih Seni
O bütün mükavenattaki Zikrullah'a alıştırmak için Çünkü tevhid La ilahe illallah En faziletli zikirdir En faziletlisidir Ve ne diyor Hadis-i Kudsi'de Tevhidim bir kefeye konsa Bütün yaratılmışlar Bir kefeye konsa O ağır gelirdi O yüzden Bütün o mükavenatın Zikrullah'ından En kıymetli olanı Senin zikrin Neden?
O mükavenat Kendince Cenab-ı Hak ona İlmi ilahisinden Bir şey nakşetmiş O nakşettiği için O zikrullah'ına devam ediyor O nakşettiği için Eğer o nakşetmeseydi O zikrullah'a devam etmeyecekti Bizim vücudumuzun hücreleri Zikrullah'a devam ediyor Sen ister iman et İster iman etme Taşı da Toprağı da Yaprağı da Hayvanı da Haşadı da Yerin altındaki de Yerin üstündeki de Allah'ı tesbih ediyor Sen Gözün Allah'ı tesbih ediyor Burnunun Allah'ı tesbih ediyor Bütün hücrelerin Allah'ı tesbih ediyor Sen onu duysan Zaten yaşayamazsın
Ona açılsa Kulağın Sen hareket edemezsin Bakın hareket edemezsin Bazen derim ben Hani Zikrullah'ta Geyla'nın hazretlerini Görmek harika Hoş Başka şeyler var Yemek yiyemezsin Su içemezsin Adım atamazsın Adım atamazsın Zor İmtihanlar bunlar Hani Hallâc-ı Mansûr'u Şimdi sorarlar ya Hani İşte Enel Hak dedi Ne diyorsun Ya sen O 5. esmada Kaybetti kendini Sen Bir adım at Şeyhin de olmasın da Göreyim ben seni Bir adım Sen etrafındaki Eşyanın zikrini duy da
Zikrini duy Kulağındaki perde Kalksın Yaşa hadi bakalım Çok basit Allah muhafaza eylesin İnsan Ne diyeceğini bilemez İşte İnsan Buradaki O bütün Varlıkların Hepsinden Sıyrılır Hepsinden Sıyrılır Kendi İradesi İle Allah'ı Zikrettiği İçin Cenab-ı Hak Ona En büyük Payeyi verir Çünkü Der ki Diğer Varlıkların Hepsi de Kendi İradeleriyle Cinnitay Fesaret Kendi İradeleriyle Zikretmediler Ama sen Ben sana Nefis verdim Şeytanın başına Musallat ettim Kadın var Adam var Çocuk var İş var Aşk var Dünya var Gelecek korkusu var Şeytanın
Sağdan vurması Soldan vurması Arkadan vurması Önden vurması Var Nefis var Herşey var Varolu var Ama sen bunların Hepsini de Geçtin Benim Rabbim var Dedin Eşhedü en la ilahe illallah Ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu Deyip Oturdun La ilahe illallah Deyip Allah'ı Zikrettin Bu Muhteşem birşey Bakın Cenab-ı Hak Varlığın Diğer katmanlarındaki Var ettiklerine Böyle bir müjde vermemiş Bakara'da diyor ki Beni zikredin Benle sizi zikredeyim Bunu Hiçbir varlığa
Bahşetmemiş Allah İnsana bahşetmiş Beni zikret Benle seni zikredeyim Beni zikret Benle seni zikredeyim Bu muhteşem üstü Muhteşem üstü Muhteşem üstü Muhteşem üstü bir müjde Allah'ı zikrediyorsun Allah'ı zikrediyorsun O da seni zikrediyor Hani diyor ya Beni bir topluluk içinde Anarsa Ben onu daha hayırlı bir topluluk Önünde Anarım Beni kendi nefsinde Anarsa Zikrederse Ben de onu kendi Nefsimde zikrederim Bu Bakın muhteşem birşey O yüzden Göklerde ve yerlerde Ne var ise Hepsi de Allah'ı zikrediyor İnşallah Biz de Allah'ı
Zikredeceğiz Ardından Ne diyor Cenab-ı Hak O zikrin arkasından Kendi sıfatlarını koyuyor Yani Biz kimi Zikrediyor Yerdeki ve Göktekiler Melik olan Kuddüs olan Aziz olan Hakim olan Allah'ı zikrediyorlar Önümüzdeki hafta Melik neymiş Ne manaya gelirmiş İnşallah Bu ayeti kerimenin Burasından Devam edeceğiz Hakkınızı helal edin Bizden yana da helal olsun İnşallah Çünkü Bu Melik Ism-i şerîfi Biraz uzun sürecek O Melik Ism-i şerîfi Uzun sürece İçin Böyle Tabiri caizse Hemen Toparlamayayım Yine Geniş bir şekilde Onu önümüzdeki hafta
Anlatalım Allah izin verirse Önümüzdeki haftada Ramazan Evet Milletin kafası Bir dünya olacak Beninki gibi Allah Sağlık Afiyet verirse İnşallah Ramazanın Birinci günü Çarpılıp kalmazsam Allah'ın izniyle İnşallah Burada Ramazanın Birinci günü İnşallah Burada Melik ismi Şerifini İşleyeceğiz Allah'tan bir şey gelmezse Her evde iftar hazırlığı Yapıldı Perşembe günü de Arzu eden kardeşler Birinci gün Perşembe dersine Gelecek olan kardeşlere Burada Bay bayan Bütün kardeşlere İftar var İnşallah Her sene Ramazanda olduğu gibi
Perşembe günleri Bay bayan Kardeşlere Burada İftar var Cumartesi günleri Bayan kardeşlere Yine İftar var İnşallah İftarlarımız öyle Devam edecek İnşallah Bir soru var Hemen bir tane gelmiş Onu hemen okuyalım İnşallah Bir yerde Zikir Yaptırılırken Eski zikir Adabına göre Yaptırılabilir mi? Yoksa Herkes Yeni zikir Yaptırma adabına göre Yaptırmalı? Evet Herkes Yeni zikir Adabına göre Dersini yaptıracak Bütün kardeşler İnşallah Haklarınızı helal edin Bizden yana da helal edin Sunu Bismillahirrahmanirrahim Eftan zikr Al-Fatiha Al-Fatiha Maha'as-Salamatah Amin Destur Al-Fatiha Al-Fatiha Maha'as-Salamatah Amin Destur Al-Fatiha Maha'as-Salamatah
Amin Destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi