mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 14.09.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 16 Eylül 2023 · 54:46

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Allah hepinizden de razı olsun inşâAllah. Hemen üç beş dakika bir sorusu olan varsa canlı sorsun inşâAllah, sor Salim, Allah razı olsun, kıza bir soru sorun dedim, Salim bizim ciltlik soru sordu, evet, zikir nedir, sufilerin anladığı zikir, Cenab-ı Hak'ın esma ve sıfatlarının isimlerini devamlı olarak tekrar etmektir, ama zikir denilince, Kur'an'ı deyimle kapsadığı alan çok geniştir, yaklaşık dilin türevleriyle beraber, Üç yüze yakın yerde, Kur'an-ı Kerim'de zikir kelimesi geçer, üç yüze yakın, tabi alimler oturmuşlar, bunun normalde nerede, hangi ayet-i kerimelerde geçiyor ve geçtiği ayet-i kerimelerde,
manâne, bunların üzerinde çalışma yapmışlar, tabi bu çalışmaların neticesinde örneğin Kur'an-ı Kerim'de zikir, Kur'an'ı okumak da zikir, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tabi olmak da zikir, dua da zikir, dua bildiğiniz dua, hatırlatma zikir, anma zikir, Kur'an-ı Kerim'de geçen tabirler, ben çünkü bu konuda çok böyle tafsilatlı bu konuya ayrıyeten girilebilir ama böyle kısa kısa geçeyim.
Bir de bizim bu iştigal ettiğimiz Allah'ı zikir, beni zikredeyim, ben de sizi zikredeyim, Allah'ı sabah akşam çokça zikredin, Allah'ı az zikredenler münafıklardır, ancak münafıklar Allah'ı az zikrederler. Bu ayet-i kerimeler ise bizim günlük virtlerimizle alakalı ve zikirlerimizle alakalı olan ayet-i kerimeler. Tabi normalde bu böyle yaptığımız zikullah, fiiliyat olarak, eylem olarak yaptığımızı bir kısmı böyle sırf bundan uzaklaştırmak için, bunu kötülemek için hani işte öyle söylerler, Kur'an'da zikir veya namazda zikir örneğin derler.
Oysa bunu böyle söyleyenler kasıtlı konuşuyorlar. Yani sufilerin yapmış olduğu veyahut da kadim bir ibadet olan Adem'den itibaren, kadim bir ibadet olan Allah'ı zikretmeyi ama la ilahe illallah de ama Allah de ama Rahman de ama Cenab-ı Hakk'ın normalde sıfatlarını değişik esmalarını söyle. Bu kadim olan bir ibadet, Muhammedilerle başlamış olan bir ibadet değil. Bu bütün inanışlarda kadim bir ibadet. Bugün gidin Tibet keşişlerine, onlar da Allah'ı zikrederler kendilerince. Hindilere gidin, onlar da Allah'ı zikrederler. Tavva'ya gidin, onlar da Allah'ı zikrederler. Kendilerince bir Rab inanışları var, o Rab'bi zikrederler. Hristiyanlar da Allah'ı zikrederler. Yahudiler de Allah'ı zikrederler.
Yani Allah'ı zikretmeyen bir inanış, bir topluluk yok ama herkes kendince, kendi lisanınca, kendi dilince, kendi Rab anlayışınca Allah'ı zikreder. E şimdi böyle olunca tabi zikrullah dairesi çok kapsamlı Kur'an'ı tabirle baktığımızda. Bunların tafsilatlarını biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden de görüyoruz. Mesela kim subhanallahi ve bihamdihi subhanallahi'l-azim der ise cennette onun adına bir hurma ağacı dikirler. Hadis-i şerif, eşini subhanallahi ve bihamdihi subhanallahi'l-azim bu normalde bir zikir. İşte kim la ilahe illallah der ise benim kalama sığınır, o kalan nemnetin kaladır. Hadis-i kutsi, o zaman kim işte günde yetmiş bin tevhid okursa şu kadar sevabı olur.
Kim günde yüz sefer la ilahe illallah der ise bu kadar sevabı olur diye birçok hadis-i şerif var. Böyle olunca demek ki bizim yaptığımız zikrullah da ayrı bir ibadet. İbadet ki normalde terk edilmesi mümkün olmayan ibadetlerden birisi. Çünkü İslam dininde bütün ibadetlerin vakti yani zamanı ve ibadetten öncesi belli ritüellere bağlıdır. Yani siz namaz kılacağınız zaman abdest almak zorundasınız. Aynı zamanda hangi vaktin namazını kılacaksanız o vakti beklemeniz gerekir. Vakte bağlıdır. Örneğin siz işte öğlen kerahat vaktinde, sabah kerahat vaktinde, akşam kerahat vaktinde siz normalde nafile namaz kılamazsınız. Akşam kerahat vaktinde evet ikindinin farzını kılabilirsiniz.
Öğlen kerahat vaktinde namaz kılamazsınız. Sabah kerahat vaktinde de namaz kılamazsınız. Ama zikullah yapabilirsiniz sünnet de sabit. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sabah kerahat vaktinde Allah'ı zikrederdi. Öğlen kerahat vaktinde Allah'ı zikrederdi. Akşam kerahat vaktinde Allah'ı zikrederdi. Tabi Allah'ı çokça zikredin. Ayet-i kerimelerin karşılığında da ulemanın, alimlerin hepsinin de ortak bir tefsiri var. Bu da ne? Başka bir ayet-i kerimede siz otururken, ayaktayken, yanlarınızın üzerine yatarken Allah'ı çokça zikredin. Ayet-i kerimesini bunu tefsir olarak kullanırlar. Derler ki işte bu Allah'ı çokça zikretmenin, bu ayet-i kerimenin tefsiri ancak bir kimse otururken, yanlarınızın üzerine yatarken, ayaktayken Allah'ı zikrederse Allah'ı çokça zikretmiş olur diye beyan ederler.
Tabi bu Allah'ı çokça zikredenin bir de şeyi yok, sınırı yok. Nasıl sınırı yok? Bir kimse bütün gününü zikrullah ile geçirse, başka hiçbir şey yapmasa, namaz kılsa, zikir yapsa daha ileri konuşayım. Hatta o kimse dünya işini de bıraksa, çalışmasa ama hiç kimseden hiçbir şey istememiş olsa, Hadis-i Kudsi'de diyor ki, ben o kulumun bütün ihtiyaçlarını bizatihi karşılarım. Zikrullah bu kadar ehemmiyetli bir ibadet. Bu kadar çünkü Allah'ı zikir en büyük iştir, Ankibut 45. Demek ki Allah'ı zikir en büyük iş. Tabi onu normalde namaza bağlamaya çalışıyorlar, yok. Ayet-i Kerime'nin arkasından, önünde namaz insanı kötülüklerden alıkoyan, ama Allah'ı zikir de en büyük iştir diye Ayet-i Kerime devam eder.
Yani namazla, namazla zikrullahı ayırır. Bakın namazla zikrullahı ayırır. Tabi kasıtlı bu konuya değinmek isteyenler, namaz en büyük ibadettir der, değil. Burada tabi bu son dönem çıktı bunlar, bu kasıtlı olanlar, son dönem çıktı. Yani normalde bir kimsenin Sufi yolunda gitmesini istemiyorlar. Bakın tarikat demiyorum. Sufi. Neden tarikat kelimesini kullanmıyorum? Sufilik kadim bir yoldur, Adem'den itibaren devam eder. Tarikat denilince işin içerisine çok tarikatlar giriyor. Musevilerin de tarikatları var, İsevilerin de tarikatları var. Masonlar da bir tarikat, Aleviler de bir tarikat. Türkiye'deki Aleviler farklı biliyorsunuz.
Onlar da kendilerini bir tarikat olarak nitelendiriyorlar. Böylece çok tarikat var. Ben hatta uyuşturucuları bir tarikat, ondan sonra içki, kumar, fuhuş, LGBT'ciler bunların hepsi de ayrı ayrı bir tarikat. Biz tarikat denilince hemen dini bir oluşum gibi algılanıyor. Algılanıyor değil. Yani bir tarikat illaki dini bir oluşum olacak diye bir kaide yok. Yani sebateistler var, onlar da bir tarikat. Yani masonlar var, ayrı bir tarikat. Kabalacılar var, ayrı bir tarikat. Örneğin şianın içerisinde farklı farklı fraksiyonlar var. Onlar da tarikat, ayrı ayrı. Yani öyle olunca mesela örneğin işte müstakil iş adamları, dernek diyoruz değil mi? Tarikat onlarda. Yani Türkiye'de de öyle çok tarikat var.
Mesela işte içkiyle alakalı bir mesele oluyor. Bütün içkiciler ayağa kalkıyor değil mi? Tarikat. Adamlar kendi tarikatlarını, kendi yol. Tarikat yol demek çünkü. Tarik yol. Tarik demek yol. Layıklık da bir tarikat örneğin. Türkiye'deki kemalistlik bir tarikat. Hatta kemalisti daha önce din olarak da algılayan olmuş. Demişler ki peygamber Mustafa kim? Atatürk. Onu da diyenler olmuş. O da bir tarikat. Yani aslında Türkiye tarikatlar bolluğu, zenginliği var. Çok çeşidi var. Ben o yüzden tarikat demekten uzak duruyorum. Hani öyle dendiğinde çünkü çok tarikat var. Örneğin LGBT'ciler tarikat. Bir parti tarikat. Hatta partiler mevcut tarikatlardan daha şedid, daha keskin, daha ceberrut bir tarikatlar.
Yani siz bir partinin genel başkanına laf söyleyebilir misiniz? Eleştirebilir misiniz? Onun önünde tartışabilir misiniz? Onun önünde herhangi bir böyle partinin tüzüğüne, osuna busuna aykırı davranabilir misiniz? Veya o partinin genel başkanına rağmen bir şey yapabilir misiniz? Hayır. Onlar daha ceberuttur. Onlar da bir tarikattır. Hiçbir şey diyemezsiniz. Hiçbir şey söyleyemezsiniz. Adı tarikat değil bunların. Ama işlevleri bir tarikattan daha şedid. Yani örneğin tıp fakültesine gidiyorsunuz. Cerrahlar bir tarikat. Dahiliyeciler bir tarikat. Örneğin işte ne bileyim, nöroloji, dal dal. Hepsi de bir tarikat.
Onların başında bir tane bölüm başkanı, dekan mı diyorsunuz ona? Ne diyorsunuz bölüm başkanlarına? Bölüm başkanı, profesör, hoca. Bir yürüyor arkasında kırk elli kişi birden yürüyor. Bir onun yanındaki doçenti olsun, asistan olsun ona hayır deme lüksü var mı? Yok. Perperijan ediyor. Çok yakından tanıdım. Yaman Tokat vardı. Bir yürüyordu arkasından kırk elli kişi yürüyordu. İzmir'de Ege Üniversitesi'nde. Dedim hocam siz tarikat şeyleri böyle değil dedim. Sen dedi bir yürüyorsun. Arkandan alem yürüyor sanki. Hiç kimseye cevap vermiyor. Ağzına koyuyor bir tane çubuk bir şey. Ne o? Çikolata. Çikolata emiyor adam. Soruyorsun bir şey. Böyle bakıyor.
O sadece bakıyor sana. Bana öyle yapmadı da. Millet geliyor. İşte hocam şöyle böyle. Bakıyor sadece. Bakışı yetiyor zaten. Bunların hepsi de tarikat. Askeriye bir tarikat. Sen genelkurmay başkanına bir laf söyleyebilir misin? Veya bir ordu komutanına veya bir kolordu komutanına veya bir albaya. Söyleyemezsin. Mümkün değil. Eleştiremezsin. Bunu neden yapıyorsun diyemezsin. Bakma bunların hepsi de sünni tarikatlara saldırır. Siz koyun gibisiniz. Yok siz kuzu gibisiniz. Yok siz şöyle bizim burada öyle değil. Bugün ben şeyhim diyen adamın esamesi okunmaz. Kimse dinlemez bile. Herkes dinliyormuş gibi yapar. Sen kalkacaksın şimdi bir profesörü dinliyormuş gibi yapacaksın.
Sana bu dosyayı böyle yapacak. Sen onu yapmayacaksın. Bu mümkün değil. Veya hatta masonlar 33 derecede üstad-ı azam olmuş. Sen onun sözünü yerine getirmeyeceksin. Lime lime seni kıyma makinesinden geçirir. Sen kalkacaksın işte bir partinin genel başkanına bayrak açacaksın. Sen yeryüzünden silinirsin ya. Tabi bunların hepsi de topladığında hepsi de tarikat. Hepsinin bir zikir sistemleri var. Bir disiplin sistemleri var. Ben o yüzden biz tarikatız demiyorum. Böyle bir şeyden korktuğumdan filan değil. Yani diyorum ki yok. Gerçekten Türkiye'de diyorum. Bu manada dini ibadet açısından. Sünnilerin içerisinde tarikat yok. Kim varsa diyorum gelsin tartışalım. Yok.
Biz o yüzden sufi bir topluluğuz. Bizim yolumuz sufi bir yol. İşte o sufilerin normalde oturup Allah'ı zikretmelerini istemiyorlar. Böyle olunca var güçleriyle onlara saldırıyorlar. Onların bu konuda zikir halakalarını bozmaya, onların zikirlerini fesada uğratmaya çalışıyorlar. Ama normalde işte biz buna sufi bir topluluk demesek. Diyelim ki Allah dostları topluluğu desek. Ondan sonra onlar gene saldıracaklar bize de. Ama böyle onlar çünkü bu dediğim bu sünni sufi toplulukların veyahut da işte sufilerin haricindeki bütün tarikatlar toplanmışlar. Bu sufilere saldırıyorlar. Bakın hepsi de. Bir tanesi iki tanesi değil. Yani çarşı her şeye karşı.
Bütün tarikatlar toplanmış. Bu böyle bir avuç sufi toplulukla uğraşıyorlar. Tabi bunların hepsi de bakın. Diyorlar ki siz oturup zikullah yapmayın. Siz toplanıp Allah'ı zikretmeyin. Neden? Bunların hepsi de şeytani çünkü. Çok mağır oldu ya. Hafif oldu. Bu sufi tarikatların dışındaki saydığım tarikatların hepsi de şeytani, tauti, küfri. Hepsi de. Çünkü hiçbirisinin temelinde Kur'an sünnet yok. Saydıklarımın içinde. Hepsinin hepsinde kendilerine göre bir yolu var. Kendilerine göre bir kitapları var.
Kendilerine göre bir peygamberleri var. Kendilerine göre bir üstadları var. Mesela üstad demek yasak değil mi? Yok değil. Kime yasak? Sufilere yasak. Mesela işte hazinede bir müfettişe üstad diyorlar mı? Diyorlar. Maliyede bir müfettişe üstad diyorlar mı? Diyorlar. E sağlıkçılar hocam üstad diyorlar mı? Diyorlar. Bizim doktor Abdullah bile diyor ki ya doktor bey diyeceksiniz diyor ya hocam diyeceksiniz diyor. Haklı. Bizim Fatih Bey de veriyor gazı. Evet diyor cerrahlar diyor önemli diyor. Gürcan sana hiç üstad diyorlar mı? Hoca diyorlar mı sana? Bak mesela adam şey ne o?
Beden eğitimi öğretmenliğinden çıkma. Ama diyor ben kim? Hocalık kim? Üstatlık kim? Diyor. Bizim lakabımız yok. Seninle aynıyız biz. Sıkıntı yok Gürcan. Allah razı olsun. Sen bendensin ben de sendenim merak etme. Şimdi bakın bu sıraladığım bu tarikatlardan hiçbirisinin başındaki üstad de, hoca de ondan sonra işte ne dersen de onları dinlememezlik edemezsiniz. O yüzden o tarikatları komple sıraladık başka bir yere koyduk. Biz bir sufi topluluğuz. Sufi topluluklar Allah'ı severler, Resul'ünü severler, Allah'ı çok zikrederler. Kur'an ve sünneti tabi olup Allah'a yakın olmayı isterler. Ama biz o az önce söylediğim ayet-i kerimeler ışığında Allah'ı çok zikretmeye çalışırız. O yüzden günlük virtlerimiz vardır.
Günlük virtlerimizin haricinde tevhid çekeriz. Değişik kardeşlerin görmüş olduğu rüyalara binayın, onlara değişik esmalar veririz. Onlar o esmaları çekerler. Esması olan esmayı çeker. Esması olmayan tevhide devam eder. Böylece Allah'ı çok zikrederiz. Ama normalde sıraladığım işte Kur'an-ı Kerim okumak, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek, cihad etmek, bunların hepsi de zikrin içinde. Mesela işte ya öyle zikir yok diyene, evet cihad da zikir desen, hadi yürü cihada, yok. E sen buna karşı çıkıyorsun, ona da karşı çıkıyorsun. Öyle zikir yok, namazdır zikir, iyi. Hadi sabaha kadar namaz kıl. Öyle ya, Allah'ı çokça zikredin demiş. Allah'ı çokça zikredin, gece gündüz zikredin demiş, ayeti kerimede. Namaz zikir mi?
Evet, gece gündüz namaz kıl hadi. Hadi gece gündüz namaz kıl. E Kur'an-ı Kerim okumaktı zikir. Tamam. O zaman gece gündüz zikir demiş. Hadi otur, gece gündüz Kur'an-ı Kerim oku. Sabah akşam dediğinde, günü tamamlıyor. Sabah akşam 24 saat oluyor. Gün tamamlanıyor. E hadi gel, sabah akşam Kur'an-ı Kerim oku. Hiç dilinden düşürme. O da zikir. Yok, onların dertleri bu değil. Onların dertleri ne? Böyle toplanıyorsunuz, Allah'ı zikrediyorsunuz. Bunu istemiyor. Toplanmayacaksınız. İslam, cem, toplanma dini.
Ama toplanmayacaksın. Sen alternatif bir toplantı oluşturuyorsun burada. Toplanacaksan camide toplanacaksın. E camide zikredelim, hayır. Cami namaz kılma yeri, zikir, zikir tekkede olur diyor. Kim diyor bunu? Müftü diyor. Ne zaman diyor, Mustafa Özbağ, Ulu camide zikrullah alakası çevirip, Ulu camide zikrullah yaptığı zaman, cuma hutbesinde diyor. Cuma vaazında. Ya cami, cemi olan yer, bırakın, müsaade edin. Biz namaz vakitlerinin haricinde, orada Allah'ı zikredelim. Yani kandilde, mandilde biz orada gittik, işte mübarek günde, birkaç orada zikrullah yaptık. Hemen çıktı vaazı, Mursa müftüsü o günün. Dedi ki, zikir tekkede olur dedi, camide olmaz dedi. Ya biz camiye gidiyoruz, camiyi kabul etmiyorsunuz.
Kendi aramızda toplanıyoruz, orada toplanmayın. Orada da toplanmayın. Ne yapacaksınız? Ne yapalım? Yok. Yani, mevcut sistemin istediği, Müslüman protipi olacaksın. Gideceksin, beş vakit namazı kılacaksın, uyuyacaksın orada, çıkacaksın. Böyle bir Müslüman protipi. Öyle kalkıp da, böyle, sistemle, onunla, bununla, böyle, oraya, buraya, sataşma, olmayacak. Sen ne öyle, ayeti kerimeleri okuyorsun, ayeti kerimeleri anlatıyorsun, sen ne öyle, hadis-i şeritleri okuyorsun, anlatıyorsun, öyle şey söylemeyeceksin. Yani sen, senin, sana ne ya, sen otursana oturduğun yerde, neymiş de, sizden ücret istemeyenlerin, peşinden gidinizmiş. Neymiş de, hiçbir peygamber, hiçbir ümmetten, din karşılığında, ücret istememiş.
ee, siz ne ama ücret istiyorsun, diyorsun. Ne ama diyorsun, milletin döner çarkına, çomak sokuyorsun. Sen, zikrulu adı dostlar yapmıyorsun. Zikir ehli demek, onların anladığı o, git evinin köşesinde, et diye, süt diye, karışma. Millet, ne o, malı hamudundan götürsün. Sen de sus, sen orada, normalde, kendi kendine, ört kafandan aşağıda, bir tane battaniye. dünyada ne oluyormuş, fuhuş ne kadar artmış, uyuşturucu ne kadar artmış, zalimlik ne kadar artmış, hukuksuzluk ne kadar artmış, rüşvet ne kadar artmış. Bir, Bursa'da uyuşturucu kullananlar, beş yüz bini geçmiş, fuhuş yapanlar, bir milyonu geçmiş, bir buçuk milyonu bulmuş. İşte, kumar oynayanlar, devlet eliyle, kumar oynanıyormuş.
Ya bunları normalde, ne ama dile getiriyorsun sen, Mustafa Özbağ, sen bir garipsin ya. Bunları ne ama, de bir sufiye yakışıyor mu bu? Allah Allah. Bırak minnet rüşvede, hamuduyla yesin. Bırak ihalelerde, yolsuzluk yapıyolarsa yapsınlar. Adaletsizlik, diz boyumuş, olsun. Sen ne onlara dil uzatıyorsun? Kıl beşi, bitir işi. E, siz de gelip, Mustafa Özbağ rüyasında görüp, ders alıyorsunuz. Tehlikeli mecralara giriyorsunuz. E, biz normal bir sufilik, yaşamıyoruz biz. Biz illaki, Hallâc-ı Mansûr gibi, gözümüz dar ağacında. Biz, Nesimi gibi, bizim gözümüz başka yerde. Gelin derimi yüzün diye, inadına inadına gidiyormuşuz gibi.
E, bizim anladığımız sufilik o. Ama, yani, sen kalk, yıllar sonra, İmam-ı Azam'ın fetvasını söyle. Ya, namaz kıldırmaktan dolayı, ücret almak, caiz değildir. Yani, sen, namaz bunu kakıp da, dillendiriyorsun. E, yeni fıkıh kitaplarının, o ilmi halilerde, hiç böyle bir şey yok. E, sen yeni ilmi haliler okusana. Yok, ben de gidiyorum, dikine dikine, inadına inadına, İmam-ı Azam ne demiş, el-ihtiyara bak. İmam-ı Azam ne demiş, el-hidayeye bak. İmam-ı Azam ne demiş, işte, git, dürer-gürer'e bak. Git, İbn-i Abidin'e bak. E, buraya baktığın zaman, İmam-ı Azam'ın fıkıhı ayrı. Örneğin, bugünkü nere benzemiyor hiç. E, biz de sufiyiz ya, hani, hadis-i şerifte var ya, siz ilk, ııı, lerin yoluna uyun.
İlklerin yoluna. O zaman, fıkıhta kime uyuyacağız? İlklerin yolu. Daha gideceksin, İmam-ı Azam'a uyuyacaksın. Fıkıhta, İmam'ın babası o. İmam-ı Şafi'de ondan sonra, İmam-ı Malik'de ondan sonra, İmam-ı Hanbel'de ondan sonra, diğerleri ondan sonra, fıkıhın babası kim? E, İmam-ı Azam. A, İmam-ı Azam'ın fetvası konuşuluyor. Kaç yıl sonra, yüz yıllar sonra ne? İşte, bir iktidar zalimse, o devrilebilir fetva kimden? İmam-ı Azam'dan. Allah. Abbasilerden önceki, neydi? Emevilerin yıkılmasına fetva veren, koca imam. Bizatihi fetva vermekle de kalmamış.
Yıkmak için mücadele etmiş. Parasını, pulunu harcamış. İmam-ı Azam zengin. İmam-ı Azam, tüccar imamlardan birisi. Tüccar. Tekstil işi yapıyor. Bez alıp satıyor. Ya ben, İmam'ım deyip de, kenarda oturup fetva satmıyor. Dikkat edin. Ben, İmam'ım deyip, kitap satmıyor. Dikkat edin. Kendisinin oturup, yazdığı bir kitap yok. El-ihtiyar talebelerinin notları. E sonradan İmam Muhammed de öyle. Devlette bunlar bir de vazife almamış. O zaman için şey, ya neden Abbasilerden önceki devleti hatırlatmak istemiyor ki Allah bana? Emevileri hatırlatmıyor bak bana ya. Enteresan bir şey.
Hani bir insan bir şeyi unutturunca, unuttum demeyin, unutturuldu deyin diyor. Emeviyi de unutturuyor. Mesela Emeviler demişler ki, gel, bugünkü tabirle, Diyanet başkanı ol. Demiş ki, yok, ben olmam. Evet. Olmamış, Emevilerin yıkılmasına fetva vermiş, Abbasiler gelmiş, Abbasiler demişler ki, gel, imam ol, olmamış. Emevilerin yıkılmasına fetva veren İmam-ı Azam, Abbasilerin zulmüyle şehit olmuş. O şehit olduktan sonra, İmam Muhammed'e gelmişler Abbasiler. Demişler ki, gel, senin de sonun böyle olmasın bak ondan sonra. Diyanet işleri başkanı ol, olmamış İmam Muhammed.
Kim olmuş? Öbür talebesi İmam Yusuf olmuş. Ben İmam Yusuf'u çok böyle, hani katılmam ya, bundan dolayı. Derim ki, o İmam-ı Azam'ın izinden gitmemiş. Kendince bir iştahat yapmış. Gitmiş, oraya oturmuş, Diyanet işleri başkanı olarak. Ondan sonra, kime gitmişler? Serahsi'ye gitmişler. İmam Yusuf vefat ettikten sonra, Serahsi demiş ki, ben İmam-ı Azam'ın yolundayım. Ben demiş, Diyanet işleri başkanı olmam, kuyuya hapsetmişler. Kuyuya. Bildiğiniz, kocaman bir çukur, bir kuyu kazmışlar. Merdiven yok, hiçbir şey yok. İçine hapsetmişler İmam-ı Serahsi. Mevsud'u, otuz işçilt. Mevsud'u, İmam-ı Serahsi, kuyunun içinden, ezberinden talebelerine yazdırmış.
Serahsi, Mevsud'u, oturup kenarda yazmamış. Sen şimdi, kimin yolundan gidersin? İmam-ı Azam, İmam-ı Muhammed, Serahsi'nin yolundan mı gidersin? Yoksa gidip, devlete yalakalık yapan, devletin yancısı, yalakacısı olmuş olanların, peşinden mi gidersin? Benim, şeyim ne o? Bünyem, onları kaldırmıyor. Kaldırmayınca, ben gidiyorum İmam-ı Azam'a, oradan İmam-ı Muhammed'e gidiyorum. Oradan Serahsi'ye gidiyorum. El-Hidaye'ye gidiyorum. Dürer-Gürer'e gidiyorum. İbn-i Abidin'e gidiyorum. Allah, hepsinde ortak şu, ya namaz kıldıran bir kimse, maaşla namaz kıldıramaz. Aldığı maaş caiz değildir. E, Diyanet beni sever mi şimdi? Sevmez. Böyle bir sufi topluluğu, severler mi? Sevmezler. Bir de bangır bangır bağırıyorum.
Dini geçim yapmayın. Dini geçim aracı yapmayın. Milletten para toplamayın. Milletten para istemeyin. Dilenmeyin. Mümin dilenci değildir. Dilenciliği. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yasaklamış. İslam'da dilenmek yasak. Dilencilik yok İslam'da. Çok naçar kalırsan diyor, çok naçar kalırsan, gidin bir temiz yüzünden, salih bir kimseden bir şey isteyin diyor. Sufiler de bunu nerede? Bu hadis-i şerif. Sufiler de bu hadis-i şerifi nasıl yorumlamışlar? Açmış, Sufi büyüklerinden birisi, baktım, baktım, baktım demiş. Cenab-ı Hak'a diyor, senden daha temiz, senden daha güzel bir yüz görmedim ki, bir başkasından isteyeyim. E bakın, bakın, bakın, ondan daha temiz, ondan daha güzel yüzlü birini bulduysanız, bana da söyleyin, ben de gideyim, ondan isteyeyim.
Ben ondan daha temizini, daha güzelini görmedim. E şimdi öyle olunca, o da olmadı, uymadı. E tabii, bu Sufi toplulukları, bir şekilde dağıtması lazım. Dağıtmamız lazım bunları. Bak bugün, Türkiye Komünist Partisi'nin de açıklaması var. Bir, yeni bir mail adresi kurmuşlar, demişler ki, tarikatlar sizin ensenizdeyiz. Alkışladım. Helal olsun dedim. Birisi tarikatların ensesinde. Haydi, hemen sıraladım. Alevi, Sünni tarikatlar, Masonlar, LGBT'ciler, şunlar, bunlar, korkun dedim. Geliyor TKP'liler. Ben tarikat olmadım da, ben rahatım. Sıkıntım yok bizim. Tarikatlar düşünsün. Para toplayanlar düşünsün. Cami inşaatları bitmeyen, tekke inşaatları bitmeyen, Kur'an-ı Kerim hafızlık kursları bitmeyen, o kurslara para toplayan, para dilenen, o kursların üzerinden, geçinenler düşünsün.
Bak, ne kadar rahatım. birisi desin ki, bugüne kadar sen bizden bir şey istedin, eline kaldırsın. Bu kadar rahatım bak. 1990'da geldim buraya. 91'de, değil mi? Ne zaman ders aldın? 91. 91'de ders aldı, Hüseyin Aga, ilk dervişlerden. Bak, Adnan Hoca da burada, o da ilk dervişlerden. Desinler ki, sen, bizden, sohbet için, zikrullah için, bir şey istedin. Ne rahatım, değil mi? Ne kadar büyük özgürlük, değil mi? Desinler ki, bir tane CD sattın, sohbet CD'si. Desinler ki, dergi çıkardın, dergi sattın. Desinler ki, sen bir kitap çıkardın, kitap sattın. Ben, ucuzdan bedavayım. Ya da tersinden bakın, bedavadan daha ucuzum.
E şimdi, benim gibi bir insanı isterler mi? Sizin gibi bir insanı isterler mi? O yüzden, bu sufi topluluklarının, bizim gibi olanların, nesimi gibi, ya derilerinin yüzülmesi lazım, ya hallaç gibi, ondan sonra, önce çaprazlama kesip, ondan sonra asıp, yine hınçlarını alamayıp, yakıp, külünü, dicreye atmaları lazım. O yüzden, bizim yaptığımız zikrullah, batar herkese. O yüzden, bunun da herkes, aleyhine konuşur. ayeti kerimelerimi, üç beş kuruşa, paraya, pahaya, çarpıtmayın. Ayeti kerimesini, bildikleri halde, heva ve heveslerinden dolayı, ayeti kerimeleri çarpıtırlar. Gerçek manasını söylemezler. Evet, o münafıklar, Allah'ı az zikrederler.
ve Allah'ı zikretmeyenler, kafirlerin, ta kendileridir. Allah'ın zikrine, düşman olan, kafirin, ta kendisidir. İman ile, bu dünyadan, göçüp, gitmez. Kafirin, ta kendileridir. Bunu da söyleyince, iyice, tozutuyorlar. Evet, hatta, ehli zikre, laf söyleyen, ehli zikriyle, alay eden, ehli zikrin yapmış olduğu zikrullahı inkar eden, ehli zikri küçük gören, ehli zikriyle dalga geçen, küçümseyen, bu dünyadan iman ile göçemez. Çünkü, ehli zikrin hepsinden de helallaşması lazım.
Tövbesi yetmez onun. Neden? Çünkü, ehli zikir dediği zaman, komple, ehli zikrin hukuku girdi işin içine. Ehli zikrin hukuku girdi. Zina edersin, zina ettin, kimseyle helallaşırsın. Veyahut da zina ettin, kimseye verirsin parayı. Kaç parası attı? Beş yüz lira. Verdin beş yüz liraya. Zina ettin, beş yüz liraya. Onun hakkını verdin. Sakın böyle zina edin, deme diye, söylemiyorum. Zina, büyük günah kebarlerden birisi. Ama, karşıdaki kimseye, beş yüz lira verdin ya, onun sende hakkı yok. Sen bir tek günah kebardan sorumlusun. Kime? Allah'a. E sebep? E ülkede İslam hukuku yok, İslam şeriatı yok. O yüzden evli olduğun halde zina edersen, evli olduğun halde zina edersen, rejim yok, öldürülmüyorsun.
Darül Harp. E onda ne oldu? Onda o zaman bir tek şeyle oldu. Ne o? Allah'la kaldı hesabın. Tövbe edersin, Allah senin tövbeni kabul eder. Eyvallah bitti. Bitti, bir daha dönmedin geri. Tamam bitti, dönmedin geri, bitti günahın senin. Ya döndün geri, tövbe ettin, yine temizsin. Döndün geri, yine tövbe ettin, yine temizsin. Sakın kendinize buradan yol çıkarmayın. Nasıl olsa perşembe zikrullarına gidiyoruz. Hafta ortası bir uçuş yapalım, tövbe ederiz. Perşembe günü tertemiz kalkıyoruz. Yapmayın böyle uyanıklık. Olmaz, yapmayın. Yani size böyle dini apaçık anlatıyoruz size. Öyle başka yolları kullanın diye değil. Öyle değil. Allah affetsin.
Bazıları gevrek gevrek güldüler böyle. Aman dediler, bir yol açıldı bize. Hafta ortası uçuş, perşembe günü, Allah bismillah. En fazla o zikrullar yapıyor. Sakın öyle bir şey olmasın ha. Murta da çok gevrek gülme, sen tehlikeli adamsın. E şimdi normalde, ama öbür türlü, hak var, hukuk var, o var, bu var. Aslında şimdi oradan da sufilere bir iltimas daha geçeyim de, temelli çatlasın millet. Bir kimse, hallak-ı zikullaha cemaatle otursa, Allah'ı zikretse, annesinden doğduğu günkü gibi olur. Hadis-i şerif, benim sözüm değil, Mustafa Özman fetvası değil, hadis-i şerif. Hatta oradan diyor, affolmuş olarak kalkar herkes. Ha birisi diyor, düşünse, acaba affoldun mu dese diyor, hemen günaha girer diyor.
Düşünmeyeceksin öyle. Hani kimisi der ya, ya benim günahım çok fazla, acaba affoldun mu? Sakın öyle düşünme, hemen günaha kebar başladı. Hadis-i kutsu için ki, bir hadis-i şerif, İmam-ı Hanbel'de geçiyor. O kimse diyor, Allah'ı öyle zikretse, zikrullah alakasında mı? Tek başına değil, halakaya geleceksin, halakaya oturacaksın. Diyor ki, geçmiş günahları hayra çevrilir. Ya şimdi böyle bir topluluyor, millet tiftiklemesin de, neyi tiftiklesin? O yüzden dağıtmak için, ellerinden geleni yapıyorlar, ama Allah Adem'den beri, bu kaçıncı Adem bilmiyoruz. İlk Adem, benim bahsettiğim, Adem'den beri dediysem, ilk Adem'i bahsediyorum. İlk, hani topraktan yarattı ya, dedi ya, ellerimle yarattım.
Ondan sonra kendi ruhumdan ve nurumdan üfledim ona. Benim dediğim Adem, o Adem. Sonradan bir sürü Adem gelmiştir, muhakkak. Bir sürü peygamber de gelmiştir, muhakkak. Benim kastım ilk Adem. O günden itibaren, zikrullahla kaları var. Daha geriye gideyim mi bu akşamlık ya, coştum ben. Zikrullah, Adem'den itibaren başlayan bir ibadet değil. Adem'den itibaren zahiren başladı. Adem'den önce, sordu ya, eleşti. Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Ne dedi ruhlar? Bela. Evet. Sen bizim Rabbimizsin. Zikrullah ehli, ehli zikir, orada başladı zikrullah etmeye.
Daha geriye gideyim mi biraz daha ya? Gideyim. Henüz daha ruhlar yaratılmadı. Her şey, ilmi ilahide mevcut. Henüz daha ruhlar yok. Ruhlar yoktan, ilmi ilahide, ilmi ilahide aşıklar, ilmi ilahide aşıklar, Allah'ı öyle tesbih ediyorlardı.
Öyle zikrediyorlardı. Öyle Cenab-ı Hak'ı meth ediyorlardı, övüyorlardı, zikrediyorlardı. Bu, Allah'ın çok hoşuna gitti. Çok hoşuna gitti. İlmi ilahide, kendisini zikreden o aşıkları, o ehli zikri, bir arada hemhal etti. Allah'ın bu tanınmaklığı, bu hoşluğu ilmi ilahide oldu.
Ondan sonra Allah, o aşıkları, o zikrullah yapanları, ne yaptı? Varlık alemine sürdü. Dedi ki, sizler benim dostumsunuz. Sizler benim aşığımsınız. Ben sizi ilmi ilahide sevdim. Sizler de beni ilmi ilahide sevdiniz. Benim sevgime mazhar olan, benim sıfatlarıma mazhar olan, benimle beraber, beni zikreden, benimle beraber beni zikreden, bu dostlara, bu aşıklar topluluğuna, bu zikrullah topluluğunu, varlık alemine sürüp, komple varlığa onları isar etti.
Tabiri caizse dedi ki, ey var ettiklerim, işte bunlar benim gerçek aşıklarım, işte bunlar benim gerçek kullarım, işte bunlar beni, ta ilmi ilahide zikreden, ilmi ilahide zikrettiğim, ilmi ilahide sohbet ettiğim, ilmi ilahide kendime aşık ettiklerim. Vakti zamanı geldiğinde, onları ne yaptı? Varlık alemine sürdü. O yüzden, ehl-i zikir, varlık aleminde birbirini tanıdı. Ruhlar da, ruhlar yaratılınca, hızla, hiç zaman kaybetmeden, ilmi ilahide birbirlerine aşina olduklarından, arabice ayen-i sabitede de, birbirlerine aşina olup, birbirlerini sevdiler, birbirlerine muhabbet beslediler.
Ve, ben sizin Rabbiniz değil miyim dediğinde, o aşıklar, o zakirler, o bütün Allah'ın dostları, herkesten ve her şeyden önce, bela dediler. Onların evet demesiyle, bütün ruhlar uyandı, onlar da o bela sesine gelip, evet bela dediler. Allah alem. Ve Allah, o topluluğu, varlık, meydanına sürdü. Dedi ki, bu topluluk, benim aşıklar topluluğum. Bu topluluk, benim zakirler topluluğum. Bu topluluk, annelerinden, babalarından, eşlerinden, mallarından, çocuklarından, makamlarından, mevkilerinden, dünyalarından, ahiretlerinden, gördüklerinden, görmediklerinden, cennetinden, cehenneminden, her şeylerinden geçip, Allah, dediler.
O topluluk dedi. Bu topluluk, dünyanın başına bela. Bu yüzden bela, aşıklar topluluğu, çileyi dondurma gibi yalayan, belayı, müsibeti, taze hurma gibi yutan, hastalıkmış, sıkıntıymış, fıstıklı helva gibi, katır kutur yiyen, başına bombalar yağdırsan, bombalara, çıplak göğsünü siper eden, kimi asılmış, kimi kesilmiş, kimisinin derisi yüzülmüş, kimisini, kör kuyulara atmışlar, kimisini ateşlere atmışlar, kimisine hendekler kazmışlar, ateşler yakmışlar, hendeklere atmışlar, kimisi sürgün yemiş, kimisi zehirlenmiş,
kimisinin boynu kesilmiş, mızrakların ucuna, mübarek kafasını koyup, Şam'da gezdirmişler, ama onlar, aşıklıktan vazgeçmemiş, kadınlarını cariye yapmışlar, kızlarını köle diye satmışlar, onlar, la ilahe illallah, Muhammedun Resulullah demekten vazgeçmeyip, zalimlere boyun bükmemişler, tehlikeli boyuttalar, bu boy, Türkiye, Kürt'e, Laz'a, Çerkez'e bakmıyor, bu boy özel bir boy, bu Adem'den Şit'e, Şit'ten İbrahim'e, İbrahim'den Muhammed-i Mustafa'ya, ondan Hasan ile Hüseyin'e geçen boy, kısa kestim,
o yüzden bu boy tehlikeli bir boy, Kürt'müş, Türk'müş, Laz'mış, Çerkez'miş, Abazay'mış, Gürcü'müş, Manav'mış, Esmer'miş, Beyaz'mış, Afrikalıymış, Asyalıymış, bakmıyor bu boy, bu boy özel, bu boy evet, Deccal için, Firavun için, Nemrut için, tehlikeli bir boy, Utbe için, Şeybe için, Ebu Cehil için, tehlikeli bir boy, Kur'an ve Sünnet'e düşman olanlar için, tehlikeli bir boy, O yüzden onların, Zikrine karşı dururlar, O yüzden, O zikrullahı yapanlara da karşı dururlar, O zikir topluluğunu, Dağıtmak isterler, Evet, O yüzden de,
O yaptığınız zikrullahı, O zikir noktasında, Görmek istemezler, Kısacası, Haklarınızı helal edin, Üç İhlas, Bir Fatiha-i Şerife, Amin, Evela bizzat, Fahri kainat, Sebebi mevcudat, Sevgili Peygamber Efendimiz, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretel Mübarek, Ruh şevrilerine, Adem aleyhisselamlar, İkisinin arasında, Gelmiş geçmiş, Bütün Peygamberi Cişan, Efendilerimizin Mübarek, Ruh şevrilerine, Amin, Cihar yari güzin, Ebubekir, Sıddık,
Ömer el Faruk, Osman Azunur, Ali el Murtaza, Evladı Resulullah, Zevcihatı Resulullah, Hasabı Resulullah, Şöhedâ-i Resulullah, İmamız İmam-ı Azam-ı Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam Malik, İmam Muhambeli, İmam Eşer, İmam Maturdi, İmam Muhammed, İmam Yusuf, İmam İmameyn Hazretlerinin, Hepsinin de, Ruhlarını hediye edildik, Vâsıl ve sadar eyle, Ya Rabbi, Haberdar eyle, Ya Rabbi, Feyyûzatlarının, Himmetlerine, Şefaatlerin üzerimizden eksik eyleme, Ya Rabbi, Amin, Onların tarikatı, Muhammed'i, İslam'ı anlayıp yaşadıkları, bizleri de,
İslam'ı anlayıp yaşamak, nasip ve müesser eyle, Ya Rabbi, Amin, Üç İhlas, Bir Fatiha-i Şerife, Amin, Pirimiz Pir, Seyyid Abdülkadir Geylan'ı, Pirimiz Pir, Seyyid Ahmet Al-Rufay, Pirimiz Seyyid Ahmet Al-Vedevi, Pirimiz Seyyid İbrahim, Dostukeşe, Hevlasen Ali Şazeli, Şahı Nakşübenli, Muhammed-i Bahacidin, Şahı Mevlana Celalettin, Rumi, Hacı Bektaşi, Veli Hacı Bayramı, Veli Vessel Karan'ı, Mahmud-i Dayı, Halveti, Celveti, Kuşak, Sümbülü, Sühre verdi, Küfre verdi, Şeyh Muhittin, Arabi, Bütün Piri, Piran Hazretleri, Mübarek Ruh Şevflerine,
Hediyeledik, Vâsıl ve sadar eyle, Ya Rabbi, Haberdar eyle, Ya Rabbi, Feyzatlerine, Himmetlerine, Şefaatlerine, Üzerimizden eksik eyleme, Ya Rabbi, Onların Tarikat-ı Muhammedi'yi anlayıp yaşadıkları gibi bizler de anlayıp yaşamak nasip ve müesser eyle Ya Rabbi, Üç İhlas bir Fatiha-i Şerife, Amin, Büyük Şeyhimiz Abdurrahim, Tantavi Büyük Şeyhimiz Abdurrahim, Neşabi Büyük Şeyhimiz, El Haç, El Havz, Hacı Bekir, Sıddıkı Çorumi, Büyük Şeyhimiz Çorumlacı Mustafa Efendi Hazreti'nin, Büyük Şeyhimiz Abdullah Efendi Hazreti'nin,
Kaçın-ı Dergan Şeyh'inle, Kaçın-ı Dergan'ın geçmişlerinin bütün hepsinin ruhlarına, Bütün Turi Kale'den akrabayı talikaten gelmiş geçmişlerin ruhlarına, Yaşayan mürşid-i kamillerin, velillerin, evliyalarına, aşikan, sadikan, mühban, ehl-i iman, La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah, Diyen mü'min binatın, ölenlerin ruhlarına, yaşayanların ruhaniyetlerine, Hediye edeledik. Vâsıl ve istadar eyle ya Rabbi, Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah el-Azîm, El-Kerîm, Bir şey eksik kalmış, İlm-i İlahi'de Allah'ı zikredenler,
Kendi akıllarıyla zikretmediler. Allah-u Alem onlar seçilmişlerdi. O yüzden, Zikrullah halakasına oturanlar, Kendilerinden bilmesinler. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi