Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 13 Şubat 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 13 Şubat 2020 · 32:59
Şu soruları da bakalım inşâAllah, sonra hatmaya başlayalım. Hakkınızı helal edin. Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Satranç, tavla, kağıt, oyunları, kumar olmaksızın namaz kılmaya mani olmadığı sürece oynamak caiz midir? Değil. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bütün şans oyunlarını yasakladı. O yüzden buna kumar olsa da olmasa bunlar yasak. Namaz sonrası tesbihatlar bana göre çok hızlı çekiliyor. Her yerde müezzine mi uymam lazım? Ağzımda yuvarlamamak için yavaş mı çekmem lazım? Normalde siz bazı yerlerde böyle hemen hızla namazı kıldıran, hızla tesbihatı çektiren ne yazık ki imam ve müezzin kardeşlerimiz var.
Siz normal telaffuz ederekten inşâAllah zikirlerinizi, derslerinizi, tesbihatlarınızı yapın. İçinde sizin olduğunuz bir rüyamı yine rüyamda size tevhül ettiriyordum. Yapmam gerekenleri söylüyordunuz. Bu rüyamı da tevhül ettirmem gerekiyor mu? Evet. Her ne kadar bu ara rüyetullah'tan ve rüyadan kıyamet kopsa da rüyanın ilmi bu. Normalde rüyayı salih bir kimseye anlatacaksınız. Ve salih kimse rüyanızı tevhül edecek. Bunun ilmi herkeste olmaz. O yüzden bunun ilmi olan bir kimseye gidip tevhül ettirme. Bizim normalde genelde kardeşlerin büyük bir kısmında dinleme yetkisi var. Dinleyecek ondan sonra. Normalde tevhül verilirse tevhül de eder. Normalde öbür türlü tevhül etme ayrı bir ilimdir.
O yüzden herkes rüya tevhül edemez. Normalde bu ilme sahip değilse o kimsenin rüya tevhül etmesi de caiz olmaz. Rüyalar üç kısımdır. Bir, nefsani, şeytani rüyalar. İki, bir şeyin etkisinde kalınarak görülen rüyalar. Üç, Rabbani rüyalar. Bunların içerisinde tevhül olan bu ilahi Rabbani rüyalardır. Bu rüyalar tevhül edilir. Bu rüyalara göre bir kimse bundan bir sonuç çıkarabilir mi? Evet. Önder başın sağ olsun. O gün benim İzmit programım vardı. Ben sonradan öğrendim. Allah taksiratını affetsin inşallah. Bizim Pimo Pence Ömer, Önder kardeşinin annesi vefat etti. Allah rahmet eylesin. Cenab-ı Hak taksiratını affetsin inşallah. Önder kardeşe de geride kalanlara Allah sabır ihsan eylesin.
O yüzden rüya Rahmani olan, Rabbani olan rüyalar tevhile ihtiyacı vardır. Öyle hani etrafta rüyayla amel edilmez denilen söz boş sözdür. Ezan rüyayla sabitlenmiştir. O yüzden rüyayla amel edilmez sözü doğru bir söz değildir. Rüyayı bir kimse ehil olan kimse tevil eder. O rüyayla amel edilir mi? El cevap edilir. Böyle sahabenin içerisinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sağlığında bir de rüyalarla amel edilmiş. O yüzden rüyalar ama tevhile ihtiyaç var. Buraya rüyayı yazmışlar gene ama hakkınızı helal edin. Buradan rüya tevil etmiyorum bunu tekrar söyleyeyim. Rüyamda sizi gördüm size şeker dağıtabilir miyim diye sordum.
Siz de kafa salladınız. Şu an şeker dağıtabilir miyim? Aslında izniniz var rüyadan dolayı. O böyle kendi kendine hüküm çıkarmayan. Allah iyi yesin inşallah. Annem sizi ve zikir çeken insanların tekkede iki dakikalığına olsa zikrimizi çekip açılış gibi bir şey yapıp sohbeti bitirdiğinizi görmüş. Allah hayır versin inşallah. Furkan ismi bebekleri konulabilinir mi? Bir sakıncası var mı? İsimlerle alakalı çok bir ilmim yok. Yalnız Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin künyesiyle bir kimseye isim konmayacağını biliyorum. Bu kadar. Öbür türlü insanlar kendilerince bile isimler bakıyorlar. Bunlar konulur mu? Konulmaz mı?
Bununla alakalı bir bilgim yok. Ama hayırlı bir isim konulması ile alakalı Hadis-i Şerif var. Çocuğun anne babasından hakkı üçtür. Ebeveynden hakkı üçtür. Doğduğunda hayırlı bir isim konulması. Ona eğitim vermek. Dini bilgiler, dünyevi bilgiler eğitimi verilmesi. Evlenme çağına geldiğinde evlendirilmesi. Akika kurbanı hakkında bilgi verir misiniz? Sünnettir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Kız çocukları doğduğunda bir akika kurban, erkek çocuklar doğduğunda da iki akika kurbanı kestirip fakir fukarayı dağıttırdığına dair rivayetler bir hayli fazla. Bazı meselelerde mezhep imamlarımızın farklı iştahatları ile karşılaşıyoruz. İmam-ı Azam, İmam Yusuf, İmam Muhammed arasında bile farklı görüş ayrılığı olabiliyor.
Bu görüşlerden hangisini neye göre kabul etmeliyiz? Bu farklı görüşler günümüzde çatışmaya sebep olur mu? Çatışmaya sebep olmaz. İlim, ilimdir. O farklı görüşler de kendi içerisinde doğrudur. Mesela Hanefilerin büyük bir çoğunluğu iki imam bir konuda birleştiyse onu daha kuvvetli görmüşler. Onu ölçü almışlar. Mesela İmam-ı Azam ile İmam-ı Muhammed bir yerde buluştuysa onu daha kuvvetli görmüşler. Veya İmam Muhammed, İmam Yusuf bir noktada birleştilerse onu daha kuvvetli görmüşler. Onunla amel etmişler. Bunun gibi normalde ister mezhebin kendi içerisindeki farklı iştahatlar olsun, ister mezhepler arasında farklı iştahatlar olsun. Bunlar çatışma sebebi değil, zenginliktir. Birer alternatif gibi görülmeli, birer zenginlik gibi görülmeli.
Bir kimse hangisini uygulayabiliyorsa kendince. Mesela Hanefi fıkhının içerisinde Hanefilere göre davranacak. Hanefilerin içerisinde örneğin bu böyle çok talih meselelerdir zaten. Böyle öz noktasında birbirlerinden çok farklı değillerdir. Mesela bu son dönem İslam'da devletle alakalı meselelere bakarken bu Darül Halk, Darül İslam meselesi. O da gözüme çarptı mesela. İşte İmam Muhammed'e göre bir yerde İslam hukuku yok ise orası Darül Harptir der. İmam Yusuf ile İmam Muhammed farklı iştahat koyarlar. Ama velakin mana açısından çok farklı bir şey çıkmaz orta yere. Yani uzun uzun analizlere baktığınızda sonuç itibariyle çok fazla bir fark çıkmaz. Veyahut da bu genelde zaten bu tip akaitle alakalı ondan sonra meselelerde bu ameli meselelerde çok fazla bir fark yok.
Bunlarla alakalı meselelerde farklar var ama o kadar da çok böyle aralarında uçurum olan şeyler değil. Biz zenginlik olarak ben öyle görüyorum. İslam dünyasının da geneli bunu zenginlik olarak görmüş. Çatışma sebebi olarak görmemiş. Ama normalde İslam dünyasını ve Müslümanları kendi içlerinde çatıştırmak çok kolay. En acı tarafı bu. Yani normalde İslam dünyasının dışarıdan bir düşmana ihtiyacı yok. İslam dünyası kendi içinde o kadar çok güzel çatışıyor. Kendi içerisinde birbirini öylesine katlediyor. Birbirine öyle zulmediyor ki yani gavura ihtiyaç yok. Bakın tekrar söylüyorum gavura ihtiyaç yok. Yani mezhep, meşrep, parti, hizip, bunun bütün hepsini de kat üst üste.
Yani bütün İslam dünyasını idare etmeye çalışanlar, idare edenler bu çatışmadan besleniyorlar. Çatışıyor herkes ve biz de bütün İslam dünyası olarak çatışmaya hazırız. Kendi içimizde de çatışmaya hazırız. Bu topluluk dahi kendi içerisinde çok rahat çatışabilir. Bakın bu topluluk dahi kendi içerisinde çok rahat çatışabilir. Hani bazen derslerde zaman zaman söylüyorum ya on kişi toplanmışlar. On kişinin arasında dahi çatışma çıkıyor. Ya on kişiyiz ya şurada birlik beraber olalım. Dersimizi yapalım, zikrimizi yapalım. Daha artmanın, çoğalmanın yolunu arayalım. Burada kardeşlerin çoğalmasına bakalım. Hizmet edelim. Ya Allah diyeni çoğaltalım.
Bir kişiyi getirsek buraya, Allah dedirttirsek. Ondan sonra hepimize sevap. İslam dünyası böyle düşünmekten uzak. Bunu ben derviş olunca, dergaha girince, İslam olunca öğrendim. Bu çok acı bir şey. Bunu ne yazık ki yenemiyor İslam dünyası kendi içinde. Yani tarikatlar birbirleriyle çatışıyor. Cemaatler birbirleriyle çatışıyor. Ne bileyim işte İslam, Müslümanlar kendi aralarında çatışıyor. Ev halkı kendi arasında çatışıyor. Yani aynı cemaate müntesip olanlar kendi arasında çatışıyor. Aynı dergaha müntesip olanlar kendi içerisinde çatışıyor. Yani o çatışma kültürü bizim içimize yerleşmiş. Bakın, hak arama, adalet arama, doğruyu arama, doğrunun doğrusunu, hakkın hakkını, daha da berranı, daha da parlanı, daha da derinlemesine, daha da doğrusunu arama ayrı bir şeydir.
Birbiriyle didişme, çatışma ayrı bir şeydir. Kur'an bize der ki, dağılmayın, ayrılmayın, birbirinize düşmeyin, zayıflarsınız der. Biz Kur'an'ı dinlemeyiz, biz ayrılırız, birbirimize düşeriz. Biz birbirimizi yeriz. Bu bütün her noktada aynıdır. Hani ben böyle zaman zaman bekleyin arkadaşlar, sabredin, laf söylemeyin, iki tarafa hani yapmayın. Sufi ahlakı bu değil. Hani dememin sebebi bu. Çatışma yok İslam kültüründe. Ama bu şeyden beri, yani acı bir şey, Hz. Ali radiyallahu anh Hazretlerinden beri, yani Muaviye ile Hz. Ali Efendimizin arasındaki çatışma, İslam'ın içerisine girmiş. Ondan sonra bu ortadan kaybolmamış zaten hiç. Çatışma devam ediyor.
Yani öylesine bu çatışmalar kanunu devam ediyor ki, illa ki bir kimseyi yatırıp boğazını kesmesinize gerek yok. Yani bu çatışmanın içerisinde siz bir kimsenin üzerinde iftira atıyorsanız, onun üzerinde suizan yapıyorsanız, onun üzerinde olmayan şeyleri söylüyorsanız, onun üzerinde algı operasyonu yapıyorsanız, onun üzerinde değişik farklı şeyler deneme tahtası gibi yapıyorsanız, bu çatışma devam ediyor. Yani bu böyle Yezidi bir nokta. Bakın Yezidi bir nokta. Çatışmayı başlatan kimdi? Yezid'di. İlk çatışmayı başlatan, İslam dünyasında ağır çatışmayı başlatan Yezid'di. Kime karşı? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin mübarek torunları için. Kime? Hz. Hüseyin Efendimiz'e. Mesela Medine-i Münevvere'de Medine valisini, Hz. Hüseyin Efendimiz'e illaki biat edeceksin, biat etmezse tutuklayacaksınız emrini veren Yezid'dir.
Bakın çatışma başlatıyor. Oysa mesela Hz. Ali radiyallahu anh Hazretleri, Hz. Ebubekir Efendimiz'e altı ay sonra biat etmişti. Hz. Ebubekir Efendimiz onun kapısına asker göndermedi, bekçi göndermedi, onun kapısına müfreze göndermedi. Sen neden biat etmiyorsun diye. Böyle bir ölçü yok çünkü. Mesela Hz. Ali Efendimiz'i bekleyen sahabeler vardı. Onlar da Hz. Ebubekir Efendimiz'e bir kısmı biat etmediler. Onlar diyorlardı ki hani halifelik hakkı Hz. Ali Efendimiz'in. Öyle düşünüyorlardı onlarda. Normal bir şey bu bakın. Ama aşere-i mübeşşere Hz. Ömer Efendimiz'in bu noktadaki dirayetiyle Hz. Ebubekir Efendimiz'i seçti. Hz. Ebubekir Efendimiz hutbeyi okudu, halifeliğini ilan etti seçimden sonra.
Ama Hz. Ali Efendimiz'i, onu sevenler biat etmediler uzun müddet. Uzun müddet dedi mi altı ay. Onlar için mesela ölçüdür bu. Biat etmeyenler için Hz. Ebubekir Efendimiz bayi, isyancı veya küfür ehli fetvası vermedi. Time verecek zaten Hz. Ali Efendimiz o. Bekledi altı ay sonra Hz. Ali Efendimiz biat etti ona. Ama Hz. Hüseyin Efendimiz için Yezid aynı anda asker gönderdi, müfreze gönderiyor. Diyor ki ya biat edecek ya tutuklayacaksınız. Bunu haber alan Hz. Hüseyin Efendimiz gece hicret etti Medine'den Mekke'ye. Gece. Çünkü kan akacak. Bakın kan akacak. Hz. Hüseyin Efendimiz Medine-i Münevvere'de kan akmasını önlemek için feragat etti, Mekke'ye hicret etti. Ama Mekke'de de rahat durdurmadılar.
Şimdi çatışma kültürü Yezidi kültürdür. Bunun altını çizin. Karşınızdaki kimse sizi haksız olarak size çatıyorsa, size saldırıyorsa Yezidi kültürü var onda. Bu kaçınılmazdır. O yüzden müminler genel olarak kendilerine saldırılmaz, olmazsa olmazlarına dokunulmazlarsa çatışma kültürünün içerisine girmezler.
Girmemeleri gerekir. Ama İslam dünyası öyle bir hale getirildi ki bakın çok basit. Irak'ta Amerika ile savaşan var mı? Yok birbirleriyle çatışıp savaşıyorlar. Suriye'de bir başkasıyla çatışan var mı? Yok herkes birbirleriyle çatışıyor. Yemen'e bakın birbirleriyle çatışıyor. Çok acı bir örnek. Filistin'e bakın. Yani Filistin, İsrail işgali altında. Filistin'de iki grup var. Serbest bıraktığında ikisi de birbiriyle çatışıyor. Bakın ikisi de birbiriyle çatışıyor. Enteresan bir şey. Mesela İslam dünyasının içerisine böyle Neo-Selefi, Vahabi çizgisi koydular. Çektiler fitilini koydular İslam dünyasının içerisine. İslam dünyasının içerisine en fazla çatışma çıkaran gruplardan birisi bunlar.
Önüne geleni kafir, önüne geleni normalde müşrik, önüne geleni bir şey ilan ediyorlar. Çatışma başlıyor. Senin sakalın kusurlu, sarığın kusurlu, haydarin kusurlu, yaptığın zikrullah kusurlu, yaptığın amel kusurlu, namazın geçmiyor, o geçmiyor. Hiçbir şey olmuyor. En güzel Müslüman onlar. En iyi Müslüman da onlar. Onların bütün ibadetleri kabul oluyor. Bir başkasının ki değil. Bu çatışma zihniyeti. Nereden geliyor bu? İslam dünyasında yezidi bir kültürdür bu. Yezidi bir kültür. İslam dünyasında bir Müslümanla bir kimse çatışıyorsa yezidi bir kültürdür o. Ve o kimsenin dininle çatışıyorsun. İşte meydanda son 10-15 gündür yaşadığımız değil mi?
Yani rüyetullahla alakalı bir mesele. Çatışıyor adam. Rüyetullah'la alakalı hadisleri dair bilerekten çatışıyor. Bilmediğinden değil. Algı operasyonu yapıyor. Ve siz o algı operasyonuna cevap vermeye kalkarsanız işiniz o olacak. Dini yaşamak değil. Oturacağınız sabahtan akşama kadar kim Facebook'ta, Twitter'da, şurada, burada, sosyal medyada oturmuş, klavye kahramanlığı yapmış onlara cevap vermekle geçireceğiniz ömrünüzü. Çatışma kültürü, yezidi bir kültür. Ve hatta işte öbür taraftan ne çıkarıyor? Ne o? İşte devletin var olduğuna dair söylemiş olduğum bir sözden haydi asgari ücrete bağladı adam. Vay şeyh efendi. Ne o? Şeyh efendi değil. Sahte şeyh. Geçinemiyorsanız 5 dinardan 3 dinara indirin dedi.
Bunlar işte peygamberden soğutuyorlar. Haydi dava açın bir de Cumhuriyet Savcılarına sesleniyorum diyor. Buna dava açın. Bunlar peygamberden nefret ettiriyor. Ben otomatikman nereye geçtim? Peygamberden nefret ettiren safa geçtim. Mustafa Özbağ peygamberden toplumu nefret ettiriyor. Kim sevdiriyor? Ahmet Hakan sevdiriyor. Alkışlıyoruz kendisini. Tabi. Elinde viski kadehiyle ondan sonra Aydın Doğan'ı servis eden Ahmet Hakan sevdiriyor Hazreti Peygamber'e. O sevdiriyor. Veyahut da adam koca müftü olmuş oturuyor. Bir ayet yok, bir hadis yok, bir fetva yok, imam maturidi yok, imam azam yok, örneğin sabuni yok. Herhangi bir akait aleminin bir fetvası yok.
Bir şey yazıyor. Çatışma. Yezidi kültür. Bakın Yezidi kültür. İslam, İslam delille konuşur, ilimle konuşur. Ona bir şey sorulursa, Kur'an'dan, bulamazsa sünnetten, bulamazsa imamların iştadından, bulamazsa kıyas yapar. Bakın bulamazsa kıyas yapar. Hadiste sabit olan bir şeyi, yorumlarda diyor ki, bu konuda ayet mi var? O zaman ayet olmayan bütün her şeyi atın, ezanı da susturun. Hakkında ayet yok. Lafın nereye gittiğini bilmiyor. Çatışmacılıktan kaynaklanıyor. O yüzden İslam dünyası ne yazık ki çatışıyor. Kendi içinde de çatışıyor, her tarafta çatışıyor. Rabbim muhafaza eylesin. Biz çatışmalardan, günlük çatışmalardan, basit çatışmalardan, böyle bir sonuç alınmayacak çatışmalardan uzak durmaya gayret edeceğiz.
Tekrar arkadaşlara rica ediyorum. Tekrar tekrar rica ediyorum. Bir, beni savunmaya kalkmayın. Beni savunmak için sosyal medyada hiçbir şey yazmayın. Benim kendi nefsimle alakalı. Hiç. Bu çatışma kültürünü siz devam ettirmeyin. Bırakın, Hz. Peygamber'e de iftira attılar sallallahu aleyhi ve selleme. Namusuna iftira attılar. Hz. Ayşem'in annemizi attılar. Namusuna attılar iftira. Bu yol böyle. Ben hiç kimseye kolay yol söylemiyorum, anlatmıyorum. Bu yol böyle. O yüzden bizim şahısları savunma gibi bir derdimiz yok. Biz şahısperest değiliz. Mustafa Özbağ'a atsınlar, tutsunlar.
Ne yapıyorlarsa yapsınlar. Mustafa Özbağ'ı hiç kimse savunmayacak. Hiç. Bırakın, kelin sahibi var kardeşim. Biz bu koltuya zorla oturmadık buraya. Siz de buraya zorla gelmediniz. Rüyasında görüp de gelenler elini kaldırsın. Rüyasında görenler elini kaldırsın komple. Kamera çek. Dolaştır. Kaldırın ellerinizi. Biz hiç kimseyi buraya zorla getirmiyoruz. Allah razı olsun.
Sufilik bu. Rüyanda görürsün. Sahibi rüya gördüysen. Gidersin. Nereden? Kimi gördüysen gider oradan dersini alırsın. Bakın gider oradan dersini alırsın. Sufilik bu. Sufilik. Ben şeyh oldum demekle şeyh olmaz insan. Sen bin bir tane icazet oraya sıralasan, kimse seni rüyasında görmüyorsa, yolda selam bile vermez. Takmaz bile seni. O yüzden Mustafa Özbağ'ı rüyasında kim gösteriyorsa, sahibi de o kardeşim. Bakın tekrar söylüyorum. Mustafa Özbağ'ı rüyasında kim gösterdiyse bu insanlara, sahibi o. Ne dedi? Ey oğul iyi dinle. Sana bir şeyler söyleyeceğim. Buyur ya Resulallah.
Allah bir insanı aziz edecekse, ona yardım edecekse, hiç kimse onu alaşağı edemez. Allah bir insana yardım etmeyecekse, bütün insanlar toplansa, ona bir faydası olmaz. Bizim işimiz Allah'la kardeşim. Bizim işimiz Allah'la. O yüzden Mustafa Özbağ'ı savunmak yok. Bu bir. İki. Arkadaş, biz bir resmi, bizim kurumumuz var. Bu ne Tasavvuf Vakfı? Bizim derneğimiz var. Ne Mevlana? Kültürünü tanıtma, yaşatma derneği. Mustafa Özbağ'ın üzerinden kim nereye saldırıyorsa saldırsın. Ama bu topluluğun, bu vakfın üzerinden veya hizmet ettiği tekkenin üzerinden bir yer, insanlar bir yerlere saldırırsa, o zaman biz kendimizi savunma hakkımız doğar.
Komple topluluk olarak, o zaman biz topluluğun hukukudur bu, yolun hukukudur. Biz kendi içinde bulunduğumuz bu topluluğu savunuruz. İçinde bulunduğumuz bu vakfı savunuruz. Bize cevap verme hakkı doğar o zaman. Bu neden? Bir kurum çünkü. Biz kurum için cevap veririz. Saldırmayız. Cevap veririz. Bakın tekrar söylüyorum, ben kendi nefsim için bir şey istemiyorum. Benim için hiç kimse hiçbir şey savunmasın. Hiç savunmasın. Tekrar tekrar bunu söylüyorum. Dönüp bakmayın bile. Bakın dönüp bakmayın bile. Ne diyorlarsa desinler, bırakın. Biz dünkü çocuk değiliz, dünkü insan da değiliz.
Bugüne kadar tanıyan tanımıştır. Bundan sonra ister tanısın bir kimse, ister tanımasın. Yaşım olmuş, altmışa dayanmışım. Bundan sonra bizi bilsen olacak, bilmesen olacak. Hiç umurum değil benim. Vay işte bizim bugüne kadar hiç ben işte ne o sayıya oynamış bir insan değilim ki. Benim için o ayrı bir mesele. Ama arkadaşlar lütfen Allah rızası için beni savunmayacaklar. Ama bizim kurumumuza, komple topluluğumuza bir saldırı gelirse o zaman gerekli olan cevabı da veririz. Onu da hepinizin başında bir idareci var, bir yönetici var. Onların direktiflerine uyup devam edeceğiz. O yüzden biz çatışma kültürünü ortadan kaldıracağız. Çatışmayacağız. Cevap vermeyeceğiz. Bize saldıracaklar, biz cevap vermeyeceğiz.
Bakın nefsim için söylüyorum onu. Ama işte ne o, bu tabir öyle söylüyor ya, normalde işte x kimse, bu tekke nasıl verilir, bu tekke... Haa yok, o zaman olmadı kardeşim. Bu kamunun hukuku. Bu kamunun hukuku. Bu tekkenin hukuku. Bu vakfın hukuku. Orada küçücük semaden 5 yaşındaki çocuktan 90 yaşındaki nineye kadar herkesin hukuku var orada. Orada temizlik yapanın, çay dağıtanın herkesin hukuku var. Emeği var orada. Bakın emeği var. Mustafa Özbağ için tekke lazım değil Mustafa Özbağ. Ben yolum bulurum, benim sıkıntı yok. Her ne kadar belediyeler gece yarısı bize yol açmasa da, Cenab-ı Hak bir yol açar bize. Cenab-ı Hak bize yol açar, sıkıntı yok.
Allah bir şeyi ayakta tutacaksa, cümle dünya ayağa kalksa onu ayakta tutar. Onu bakacak olursanız şimdiye Mustafa Özbağ'ın parçası bulunmaz. Allah bizi affetsin. O yüzden Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'i de bu çatışma kültüründen uzak eylesin. Rabbim cümlemizi korusun, muhafaza etsin inşallah. Malum ülkenin hem içerisinde sıkıntı var hem dışında sıkıntı var. Dışarıda, Irak'ta, Suriye'de, Lübnan'da, Kıbrıs'ta, Akdeniz'de, normalde güney sınırlarımızda ve doğu sınırlarımızda komple sıkıntı var. Akdeniz'de komple sıkıntı var. Bu sıkıntılar daha da artacak. Bunlar eksilmeyecek. Bunları yıllardan beri hep söyledik. Cenab-ı Hak'a hamdolsun. Allah bize onları konuşturmuş. Konuştuğumuz şeyler hepsi de teker teker çıkıyor.
Bunlar normalde daha da bunlar artacak. Bu sıkıntılar daha da çoğalacak. Daha da derinleşecek. İçeride de bunlar derinleşecek. İçeride neden derinleşecek? İçeride normalde insanlar lükslerinden, sefahatlerinden vazgeçmek istemeyecekler. İçeride yemelerden, içmelerden vazgeçmek istemeyecekler. İçeride de sıkıntılar çoğalacak. Haramzadeler. O az yiyince onlar da böyle asfarlıları atacak. Telleri yanacak. O yüzden bu sıkıntılar içeride de devam edecek. Dışarıda da devam edecek. Ben bugün öyle onca şehit olunca dedim ki perşembe günü hatme yapalım. Arkadaşlar belki de hani tekke için veya bu problemler için hatme yapacağımızı zannetti. Değil arkadaşlar.
Biz vatan millet için yola çıkmışız. Biz sokakta da Allah'ı zikrederiz. Sokakta da sema ederiz. Bizim için öyle bir problemimiz yok. Biz gider bir düğün salonu kiralar, orada da sema ederiz. Gider bir tarlanın içerisine bir çadır kurar, orada da sema ederiz. Orada da zikrederiz. Ben normalde öyle bir derdim yok. Git bir yerden bul bir dölün bir yer, kur bir çadır orada Allah'ı zikret. Böyle bir sıkıntımız yok bizim. Bakın böyle bir sıkıntımız yok. Böyle bir derdimiz yok. Onun için burada değiliz. Abi kimse içinden dua ediyormuş, niyet ediyormuş. Bu ayrı mesele. Zaten bu bizim genel prosedürümüz. Şimdi bağışlamaları yapacağım. Bağışlamaları yaptıktan sonra bir fasıl bırakacağım size. Herkes niye niyet edecekse, niyet etsin.
Çünkü bazı kardeşler vardı. Onlara ben diyordum hatmeyi bekleyin, hatmede niyet edin diye. Normalde bazı kardeşlerin bazı manevi öyle değil, manevi demeyelim de psikolojik rahatsızları vardı. Böyle sıkıntılı olan kardeşler vardı. Onlara da hatmeyi bekleyin diyordum. Hatmeyi bekleyin diyordum. O yüzden bugün arkadaşlar hepsi de niye niyet ediyorlarsa ama muhakkak hem askerlerimize, hem iç sıkıntılarımıza, hem dış sıkıntılarımıza da niyet edelim. Ondan sonra herkes kendi şahsi, özel neyi varsa çoluğuna, çocuğuna, öyle ya geleceğine, gideceğine hepsine de niyet edebilirler. Allah niyetlerimizi halis eylesin. Önce Allah için buradayız. Önce Allah için buradayız. Allah'ı zikir için buradayız. Gerisi bu normalde geri kalan şeyler. Haklarınızı helal edin. Allah'ı zikir.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.