Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -13.10.2022
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Ekim 2022 · 1:19:53
Sâvamün aleyküm. Aleyküm selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Amin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim bizleri ve tüm ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsık yapışanlardan eylesin. Amin. Kur'an ve sünnet-i seneye sımsık yapışıp yaşayan ve yaşatanlardan eylesin. Amin. Bizleri ve ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip, hakkı tebliğ eden, yaşayan, batılı batıl bilip, batılı tebliğ eden ve batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Cenab-ı Hak cümlemesi, Allah'ın indirdiğiyle hükmeden, Allah'ın indirdiğini yaşayan, Allah'ın indirdiğiyle her şeye o gözle bakan kullarından eylesin inşallah.
Amin. Selamun Aleyküm. Selamun Aleyküm. Sufi adayının bayan ya da erkek beden temizliği maneviyatını da etki eder mi? Maddi ve manevi temizlik konusunda bizlere ne nasihat edersiniz? Sufiler maddende, manende temiz olmak zorunda. Ayet-i Kerime, Allah temizlenenleri sever.
Herhalde bakara da geçiyor olması lazım. Çaylarınız da içine, hem çay sohbeti olmuş olsun. Allah temizlenenleri sever, biz buna ilk önce zahir manada bakalım. Zahir manada bakarsak o kimsenin guslüdür, abdestlidir, ağız temizlidir, vücut temizlidir, bedenle alakalı ve dış kıyafet temizlidir. Ondan sonra ibadet ettiği, namaz kıldığı yerin temizlidir, evinin temizlidir, sokağının temizlidir, iş yerinin temizlidir, bulunduğu şehrin temizlidir, bulunduğu ülkenin temizlidir.
Biraz daha ilerlediğimizde dünyanın temizlidir. Bunların hepsinden de bir mümin, bir sufi, hepsinden sorumludur. İlk önce normalde o kimse muhakkak gusleder, muhakkak beş vakit namaz kıldığında abdest alır. Bunun haricinde bir de guslederken o kimsenin vücut temizliği vardır. Vücut temizliği nedir? Bu kadınlar da erkekleri de bağlayan bir şeydir. Fıtri olarak koltuk altlarını temizleme, kasını temizleme. Hem erkeklerin de hem kadının da koltuk altlarındaki çıkan kıllarını temizleme, yolma. Aynı zamanda da edep yerlerinde kadınların da erkeklerin de etrafında çıkan kılları temizleme. Bununla alakalı hanefiler bir buğday tanesinin büyüklüğünü geçmeyecek demişler.
Bu da yaklaşık vücudunun sağlığıyla alakalı veya fıtratıyla alakalı. Üç günde, dört günde bir en az koltuk altı temizliği veyahut da edep yerlerinin temizliğinin olması gerekir. Hadi bu bazı hanefiler işte cumadan cumaya sünnet kabul edilip hiç olmazsa haftada bir gün bu temizliğin olması gerektiğini söylemişler. Tabi bir de ağız temizliği var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bunun üzerinde çok ehemmiyetle durmuş. Yani namazların aralarında, yani sünnet de farzın arasında dahi dişlerini misvaklamış. Her abdest öncesi dişlerini misvaklamış. Abdest alırken de elleri parmaklarıyla dişlerini hilallemiş. Şimdi böyle olunca da ağız temizliği girdiği içine.
Ağzı temiz tutma, ağzından koku çıkmaması, ağzın kokmaması. E ağzın kokmaması için sigarayı bırakman lazım. Ağzın kokmaması için çürük diş bulundurmaman lazım. Ağzın kokmaması için midene inene dikkat etmen lazım. Neden midene inene dikkat edeceksin? Eğer midene sağlıksız şeyler, haram şeyler indirirsen o ağızda koka. Bir de normalde rahatsızlıktan ağız kokar. Mesela o kimsede şeker hastasıysa sabahları ağızı kokar. Veyahut da o kimsede üşüttüyse bir rahatsızlığı varsa ağızı kokar. Aynı zamanda da koku olunca insanların kadın erkek, kadınlarda önden ve arkadan istenmeyen kokular gelebilir. Erkeklerin de arkadan istenmeyen koku gelebilir.
Bu illaki yellenmekle olan bir şey değildir. Yellenmeksizin de kendiliğinden yellenmeden oradan koku çıkabilir. Onlar da buna dikkat etmesi gerekir. Şimdi ne yazık ki toplum taharetlenmiyor, yıkanmıyor. Yani normalde bir kimse büyük tuvaletini yapıyor, yıkamıyor. Silip atıyor kağıtla. Veyahut da işte küçük tuvaletini yapıyor, erkekler de kadınlar da yıkamıyorlar. Silip atıyorlar. Su varken silmek caiz değildir. Bunun altını tekrar çizeyim. Su varken bir hastalık yok ise silmek caiz değildir. Şimdi bizde böyle bir Avrupalılaşma var ya, yani Avrupa'nın kölesi hükmündeyiz. Onlar nereden gidiyorlarsa oradan gidiyoruz. Hani onlar bir fare deliğine girse gireceğiz. Bir kertenkele deliğine de girseler diyor.
Onlar sizde oradan gireceğiniz bunlar kim ya Resulallah, Hristiyanlar ve Yahudiler mi deyince Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri evet diyor. Şimdi bizim evlerimiz ne yazık ki tuvaletlerimiz, tuvaletlerde kullandığımız malzemeler gavur işi oldu. Bunu özellikle böyle gavur işi olarak diye nitelendiriyorum. Herkes buradan bir dersini alsın, bunları bıraksın diye. Şimdi böyle bir sosyeteleşti. İnsanlar tuvalete giriyorlar. İşte kağıt havluyla kurulanı ve kullanmak değil silip çıkıyorlar. Kokuyor. Tam bir taharetlenmiş olmuyor. Mesela bir su yoksa teemmüm noktasında böyle taharetlenebilir. Çünkü taştan, yapraktan, ağaç dalından bu hükmü çıkarabiliriz.
Kağıtla da silinebilinir. Havluyla da silinebilinir. Bir bez parçasıydı silinebilinir. Ama su yoksa, su var ise o kimse taharetlenecek. Şimdi bu ne? Vücut temizi. Kadınlar da üzerlerinde istenmeyen, çok özür dilerim böyle konuşmak istemezdim ama kıl, tüy varsa onları da temizleyecekler. Yani normalde kadınların bacaklarında erkeklerdeki gibi bir kıl olması düşünülemez. Veya kadınların vücutlarında erkeklerdeki gibi bir kıl olması düşünülemez. Bunu tekrar erkeklere geliyorum. Erkeklerde böyle çok affedersiniz, fıtratın dışında, göğsünde, sırtında çok affedersiniz, çok fazla böyle bir kıl var ise ondan sonra bunların da normalde temizlenmesi gerekir. Çünkü çok fazla bir kıl da fıtri değildir.
Ama erkeklerin şimdi böyle bir de bazı zamanlarda bazı hastalıklar vardır, bazı tavırlar vardır, başka şeyleri çağrıştırır. Eğer onu çağrıştırıyorsa o zaman onu çağrıştırmayacak usulüne uygun yapmaları gerekir. Bu ne? Şimdi erkeklerde erkeklerin kadınlara benzemeye çalışanlar komple vücutlarını kıldan tüyden kadınlar gibi yolduruyorlar. Yani erkek diye bakıyorsun yolunmuş bir tavuk var karşında. Komple kılını, yününü, tüyünü ne almış? Temizlemiş, göğüs kıllarını da temizlemişler. Bütün vücudunda ne kadar kıl, tüy varsa temizlenmiş. O İbneli'yi andırıyor. Bu farklı bakın şimdi. Bunu böyle baktığımızda, ha diyeceksiniz ya bu mekanda, bu sohbette böyle kullanılır mı diyeceksiniz.
Diyanetin İslam ansiklopedisinde böyle geçiyor. Orada çünkü Avrupai kelimeler yok bu, yok işte ne o eşcinsel, ne o LGBT artı, ondan sonra yok transseksüel, yok biseksüel, yok bilmem ne seksüel. Bunların hepsi de Avrupa dili ya. Bunun karşılığı, bunun karşılığı Türkçe'de İbne. Bu dilimizde bu bizim ama bunu yasakladılar tabi böyle diyemiyorsun şimdi. Yani gençler de ulan bu transseksüel ne demek, biseksüel ne demek, ondan sonra LGBT artı ne demek, bunun arkasında saklanıyor millet. Harflerin arkasında saklanıyor her şey. Siz harfleri okuyaraktan gidiyorsunuz.
Yani LGBT diyeceğinize İbneler dizen bu harfin arkasında saklanmayacak. Yani bu ne? Bunun Türkçesi İbne. Kadının da İbnesi var, erkeğin de İbnesi var. Kadının İbnesi ne? Kadın kadına. Ve eşcinsel değil kardeşim kadının İbnesi o. Erkeğin, erkeğin de İbnesi var. O ne? O da kendini arkadan kullandıran kimse. O da erkeğin İbnesi. Kadın kadına cinsel ilişkiye giriyormuş gibi sevişiyorlarsa her ikisi de lanetlik. Her ikisi de İbne. Öbürkü de ne? İkisi de lanetlik. Erkeğin birisi kendini arkadan uydutturuyorsa o İbne. Adı bu. Yok işte biseksüel, yok transseksüel, yok işte bilmem ne. Homoseksüel.
Yani bu yok Türkçe'de bunların karşılığı. Bunlarla aldatıyorlar. Şimdi böyle olunca bir erkek böyle bütün vücudunu tavuk yoldurur gibi yoldurduysa, şimdi bunu bir tek İbneler yapıyor. Veyahut da göğsünü yoldurmuş, tertemiz yapmış böyle kendince. Kadın göğsü gibi. Ondan sonra da göğsünü açmış. Böyle erkeğim diye dolaşıyor. İbne işareti bu. Bakın bu İbne işareti. Bu benim sözüm değil. Bu kimin? Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah'ın sözü bu. Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah'ın sözü. Onlar diyor göğüs kıllarını temizlerler ve önlerini, bu gömlek düğmelerini açarlar. Yürürken diyor kırıtaraktan yürütürler.
Kadınlar gibi, o zamankınlar kadınlar gibi uzun elbise giyiyor. Kadınlar gibi uzun elbise giyerler. Maddelendirmişler bunu. Bu böyle bugünün dili değil. Benim bu söylediğim maddeler Hz. Abbas Efendimiz'in oğlu Abdullah'tan nakil. Şimdi diyeceksiniz ki ya Mustafa Özbağ oraya oturmuş. Böyle böyle anlatıyor. Ben anlatmıyorum. Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah anlatıyor. Dinde ayıp bir şey yoktur. Din bir şey haram ise o haramı bütün açıklığıyla ve çıplaklığıyla anlatır. Ona giden yolu da anlatır. Çünkü bir şey haram ise ona giden yol da haramdır. Dikkat edin. Yol da haram. E ne oldu? Şimdi bunlar bütün vücudu tavuk yollar gibi yoldurdular. Bu önünü de açtı.
Şimdi öyle dolaşıyor. Bu haram. Erkekler için de haram bu. Şimdi üzerine alınan alınsız. Yani genç adamın, erkek adamın V yaka tişört olup önünü açaraktan gider mi? Sen hatun musun? Göğüs tekeltesi yapıyorsun. Kime yapıyorsun? Şimdi görüyorum ben gençleri. V yaka almış bol bir de böyle göğüsü meydanda erkekim diye dolaşıyor. Bu eski kitaplarda ibnelik belirtisi olarak beyan eder bu. Bu sohbeti de kimse yapamaz, cesaret edemezler. İbnelerden korkuyor millet. Bir de işin bu tarafı var. Bildiğiniz korkuyor insanlar.
Hocası da korkuyor, hacısı da korkuyor, alimi de korkuyor, zalimi de korkuyor, hükümeti de korkuyor, devleti de korkuyor, polisi, askeri her şeyi korkuyor. Korkuyorlar. Ya ne yazık ki İslam toplumuna bakın ibnelerden korkar, çekinir hale geldi. Asıl önceden ibneler kendilerini meydana çıkaramazlardı, korkarlardı, çekinirlerdi. Şimdi yok. Onlar ibneliklerini çok rahat bir şekilde sergiliyorlar. Alimi, hacısı, hocası, siyasetçisi onlara ibne demekten uzak duruyor. Allah'ın lanetlediği bir işe hoşgörüyle yaklaşacağız diye uğraşıyorlar. Hatta AK Parti genel, isim isim söylüyorum ben. Ben böyle orta yere bir karışık yapmıyorum.
Önceki Kayseri, belediye başkanı olan, en son Ankara'da belediye başkanını adaylığını koyup seçilemeyen, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kayseri Milletvekili neydi onun adı? Öz Haseki. Çıkmış televizyonda diyor ki, Allah onları öyle yaptıysa, hani onların da yaşam hakkı var. Ya sen zalim misin? Ayet-i Kerime'yi inkar ediyorsun. Sen nesin kardeşim? Allah kadını kadın yarattı, erkeğe erkek yarattı. Allah üçüncü bir ırk yaratmadı. Sen nereden çıkardın bunu? Sen nereden çıkardın üçüncü ırkı? Şimdi kocaman bir deccal sistemi var, bu kocaman deccal sisteminin uşağı bunlar. Neden?
O deccal sistemi mülkiyeti kaldırıyor ortadan. O deccal sistemi ortadan parayı da kaldıracak. O deccal sistemi ortadan sınırları da kaldıracak. O deccal sistemi evliliği de kaldıracak. O deccal sistemi kadın erkeği de kaldıracak ortadan. Bunun su yoluna giden hepsi de, bunun su yoluna giden herkes, kim ne var ise, siyasetçisi, alimi, bürokratı, dervişi, şeyhi, hocası, hacısı, hepsi de global deccal sisteminin kölesi.
Köle, köle, köle, şeyhi de diyorsa şeyhi de köle. Çünkü yani herkes cübbeliye saldırdı. Yani normalde birisini şeyh ilan ettiler. Şeyh ilan edince o da dedi ki, yani ne bu dönüşüme ne deniliyor? Evrim. Evrime, evrimden bahsedince tüyleriniz diken diken oluyor diye Ahmet Özcan'ın bir sözü varmış. Yani evrime inanıyor adamı. İnsanın evrimine inanıyor. Bakın bu evrimin arkasında da bu global sistem var. Evrim diyerekten erkeklerin de kadınların da evrim geçireceğini ve böylece erkeğin erkeklikten kadını da kadınlıktan çıkarmayı düşünüyorlar.
Bunun arkasında büyük oyunlar var. Bunun arkasında büyük oyunlar var. O yüzden şimdi erkeklere ne giydiriyorlar? Daracık body pantolon. Daracık bir tane üzerine body tişört. Vücuduna yapışan. Göğsü açık. Erkeğin. Ondan sonra göğüsleri de alınmış. Kulağında küpe. Kırıta kırıta giden bir erkek var. Bizim dilimizde tüviti. O kadınların giydiği daracık pantolonları, daracık taytları giymeyin. Haram böyle dışarı çıkmanız derken şimdi erkekler peydah oldu. Şimdi taytlı erkekler var. Gencecik çocuklar, yaşlılar, ihtiyarlar.
Ya artık genci yaşlısı yok. Bildiğin tayt giymiş. Caiz değil. Erkeğin ona bakması da caiz değil. Onun öyle giymesi de caiz değil. O da fuhuş işliyormuş gibi günaha giriyor. Ulan taytlı adam mı olur? Tayt giyiyor şimdi. İncecik tayt. Arkası da meydanda, önü de meydanda. Yemin ediyorum vallahi aram, billahi aram. Yemin ediyorum vallahi de billahi de lanetlik. Hadis var. Hadis var, hadis lanetlik. Lanetlik. Hayır zaman. Gencecik çocuklar tayt giyeceğim diye uğraşıyor. Bildiğiniz tayt. Üstünde bir şey yok. Ne farkın kaldı?
E şimdi böyle kocaman V yaka. Göğüsler meydanda. Alınmış. Ağdalanmış. Çıkıyor. Meydana. Evet. Bu caiz değil. Öbür türlü orman gibi adamda şey var. Evet. Onlar tıraş edilebilir. Yolunabilinir. Ama öbür türlü bütün vücudu yolduruyorsa tavuk gibi o caiz değil. Bu neydi? Bu vücut temizliğiydi. Nereden nereye geçtik? Evet. İkincisi ne? Manevi temizlik. Allah temizlenenleri sever. Bu ne? Bu da tövbe. Ama önce kirlenme. Önce kirlenme. Kirlenmek ne? Manevi temizlikte haramlara dalmak. Sen haramlara dalarsan manevi olarak kirlenirsin.
Önce kendini temiz tut. Manevi olarak haramlara dalma. Ağzın haramlarından uzak dur. Yalan söyleme. Boş yere, yalan yere yemin etme. Gıybet etme. Dedikodu etme. Laf dolaştırma. Ağzın haramları. Küfretme. Küfürlü konuşma. Eşine, çoluğuna, çocuğuna, insanlara hakaret etme. Ağzını temiz tut. Ne? Göz. Gözün haramları. Haramlardan uzak tut. Erkekler için söylüyorum. Kadına, kıza bakacağım diye uğraşma. İnsanların etek boyunu göreceğim diye uğraşma. İnsanların göğüs tokaltısına bakacağım diye uğraşma. Otobüste, trende, orada, burada, sokakta, çarşıda kendi gözlerini haramdan sakın. Aynı şey kadınlar için de geçerli.
Söyle o inanan erkeklere ve kadınlara gözlerini haramdan sakınsınlar, uzak tutsunlar. O zaman kadınlar da erkeklere bakmayacaklar. Kadınlar da erkeklere bakaraktan haram işlemeyecekler. O zaman o da ne? O da gözün haramı. Bir başkasının evini gözetleme. Bir başkasının balkonunu gözetleme. Bir başkasının tarasını gözetleme. Bir başkasının pencereden içeri göreceğim diye bakma. Bunlar gözün haramları. Elin haramları. Elin haramları ne? Sen harama el uzatma. Sen kalkıp da birisine yumruk vuracağım, tokat atacağım, haksız yere birini döveceğim diye uğraşma. Ve elini her türlü haramdan uzak tut. Her türlü haramdan. Her türlü haramdan uzak tut.
Bir kadını elleyeceğim diye uğraşma. Bir erkeğe elleyeceğim diye uğraşma. Tokalaşacağım kadınla diye uğraşma. Bu erkek de tokalaşacağım diye uğraşma. Erkek kardeşler, tanıdık, bildik, bilmedik herkese el uzatıp tokalaşacağız diye uğraşmayın. Mecbur kalırsanız, işte bazen densiz veyahut da burnu sıkışıyor ya, veya densiz bir kadına denk geliyor, senin de işin onunla illaki tokalaşacağım diye uğraşıyor seninle. Eyvallah. Memursun, amirsin bir yerde, seni irticacı tutacaklar. Yapamıyorsun orada. Eyvallah. Söyleyecek bir lafım yok. Ama sen elini uzatla tokalaşmak için. Elini haramlardan koru. Ayağını haramlardan koru. Allah sana ayak verdi helala gitsin diye, cihada gitsin diye. Allah sana ayak verdi. Mescide gitsin, namaza gitsin, zekrullaha gitsin, işine gitsin, evine gitsin diye.
Allah sana ayağı haramlara gitsin diye vermedi. Meyhaneye gitsin, genel evine gitsin, bara gitsin, pavyona gitsin. Yok insanları dövmeye, öldürmeye, katletmeye gitsin. Bundan vermedi. Ayağını haramlardan koru. Kulağını haramlardan koru. Gıybet dinleme, dedikodu dinleme, iftira dinleme. Kulağını haramlardan koru. Fahiş sözler, fahşat sözler dinleme. Allah'ı inkar edenleri dinleme. Hadisleri inkar edenleri dinleme. Fıkıhı inkar edenleri dinleme. İnkarcıları dinleme. Sapkınları dinleme. Sapıkları dinleme. Dinleme. Sapık bir profesör dinleme. Bangır bangır bağırıyor. Şeytan mı var orada siz taşlıyorsunuz diyor. Dinleme. Bayraktar bayraktar. Bağırıyor o boyuna.
Haccın menakıslarından olan şeytan taşlamayı zem ediyor. Aşağı indiriyor. Hadi peygamber gördü. Bir de bilir bilmez konuşuyor. Koca profesör. Şeytan taşlama ibadeti rütüeli İbrahim aleyhisselam'a aittir ilk önce. Hz. Muhammed Mustafa'ya ait değildir. Bunu Hz. Peygamber görmüş gibi, öyleymiş gibi anlatıyor. Yok diyor peygamber bir şeytan görmüş de ona taş atmış da sonra ikinciyi görmüş de peygamber efendimiz için söylüyor. Ona taş atmış da son üçüncü. Hadi o diyor peygamberdi. Sen peygamber miydin de gördün diyor. Ha namaz kılanların hangisi Beytullah'ı görüyor şimdi namazda? O zaman ne yapsınlar? O peygamber de Beytullah'ı gördü. Geri kalan şimdi namazı istediği yere mi kılsın? Beytullah'a dönmesin mi şimdi? Böyle saçma salak profesörler var.
Onları dinleme. Birisine Mustafa İslamoğlu ne diyor? Kadere iman yoktur diyor. Dinleme onu. Dinleme. Aklıma geleni söylüyorum. Hadisleri inkar ediyor bir kimse. Dinleme. Yemin ediyorum kulağın arama. Dinleme. Sen ona cevap verecek yetkinlikte değilsin. Dinleme canım kardeşim. Evet dinleme ya. Haberin olmasın senin ondan. Bırak ona cevap verecek olan dinlesin. Dinleme. Hadisleri inkar ediyor. Dinleme. Sufiliye aykırı. Dinleme. Zikrullah'a düşman. Dinleme. Adam zikrullah'a düşman. Ayette sabit Allah'ı zikir farz. Ayette sabit en büyük iştir demiş.
Sabah akşam Allah'ı zikredin demiş. Ayette sabit. Adam zikrullah düşmanı. Dinleme. Kafir ya. Bir kimse zikrullah'a düşman ise kafirdir o. Evet. Adam nasıl zikrediyorsa zikretsin. Sana ne? Ne yapıyor? Allah'ı zikrediyor. İsterse yuvarlanıp da zikretsin. İsterse koşarak zikretsin. Ayette sabit. Ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken Allah'ı çokça zikredin. Sana ne nasıl zikrettin den? Allah'ı zikrediyor o. Hem hadisleri inkar edeceğiniz hem böyle zikir mi olur diyeceğiniz.
İyi. Hadisleri inkar ettin Allah'ı zikredin dedi. İstediğin gibi zikrederim ben sana ne? Sana mı uyacağım? Densiz edepsiz. Ama yok dinliyor insanlar. Bunlar kulağın haramları. Farkında değil. Adam bir kafir dinliyor çünkü. Müslüman görünümündeki kafir. Dinleme. Allah'ın şeriatını kabul etmeyen bir kimseyi dinleme. Kafir çünkü. Allah'ın hükmünü kabul etmeyen bir kimseyi dinleme. Kafir. Bu ister siyasetçi, ister birokrat, ister diyanetçi, ister ilahiyatçı. İstersen şeyh ol. Dinleme. Adam profesör olmuş.
O da diyor. Cennette diyor şey yoktur diyor. Ne o? Cinsiyet yoktur diyor. Ya ahiyetle sabit. Cennette erkeklerin ve kadınların olacağı. Ahiyetle sabit. Ahiyeti inkar ediyor. Profesör bu. Yani ölen, tuğrula bunu söylediler. Profesörü söylemediler. Profesör sağda çünkü. Profesör sağ. Hafız bir de profesör. Evet. Onu söylemiyorlar. Onu darp tahtasına koymuyor kimse. O profesör çünkü. Neden söylemiyorlar onu? O hadisleri inkar ediyor. O şakşaklananlardan. Evet. Ölülerin arkasından Kur'an okunmaz. Dinleme.
Kur'an-ı Kerim'i herkese okunur. Ölüye de okunur, diriye de okunur. Okunur ya. Allah'ın kitabı. Dinleme. Dinleme. Adamın birisi de çıkmış. Bunları da gönderiyorlar bana. Allah razı olsun gönderenlerden. Bir şikayetim yok. Kim? Namık Kemal. Zeybek. Allah Allah. Allah Allah. Bir de eski ülkücü o. Sonradan ayrıldı tabii. Yollar ayrıldı. Evet. Adam ne diyor? İmam hatiplerde diyor. Muaviye dini anlatılıyor diyor. Neler neler neler imam hatiplerle alakalı. Dinleme. Bir de demiş bu kadar kız var imam hatiplerde demiş. İmam kız mı atanıyor ki imam hatiplerde bu kadar kız okunuyor? Okuyor.
Zekaları da bu kadar. Allah çünkü bir kimseden iman giderse Allah onun zekasını dalıyor. Ondan iman gidince zekasını dalıyor onun. O zekası kalmıyor onun. Enteresan bir şey oluyor. Allah bizi affetsin. Affetsin. O yüzden bu da ne? Bu da kulağın haramı. Uzak dur. E edep yerlerinin haramı var. Bu ne? Bu haramla iştigal etme. Direkt. Erkeklerin kadınlarını arkadan kullanmaya çalışması haram kullanırsa lanetlenmiş iş yapmış oluyor. Kadın da buna müsaade etmeyecek. Buna müsaade ederse o da lanetlenmiş iş yapıyor.
Ay halindeyken kadına dokunulmaz. Yani cinsel ilişkiye girilmez. Sevişmesi caizdir. Erkeğin bu konuda kadının cinsel organına boşalmadan, içine boşalmadan sevişmesi caizdir. Ama onunla cinsel ilişkiye giremez. Haram lanetlik bir iş yapıyor. Bunlar da ne? Bunlar da cinsel uzuvların haramları. O zaman kıymetli kardeş, madden temizlendin, manen de temizlen. Ama önce manen kendini temiz tut. Dilinin haramlarından, ağzının haramlarından, gözünün, kulağının, elinin, ayağının ve cinsel organlarının haramlarından uzak dur. Ve tövbe et.
Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Allah tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. Eğer siz diyor Allah'a tövbe edip yalvarsaydınız, affedici bir Rab görürdünüz karşınızda. O zaman kim tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder ve Cenab-ı Hak onu affeder. Yeter ki o kimse iman edip tövbe edenlerden olsun. Allah bizi onlardan eylesin inşallah.
İnsan hırsını nasıl kontrol eder? Kişi hırsını terbiye edebilir mi? Bir kimseyi neden kolayca affedemiyoruz? Burada engel nedir? İnsan nefsindeki bütün duygular terbiyeye muhtaçtır. Fıtri olarak bize verilen bu duyguları yok etmemiz mümkün değildir.
Bu o kimsenin kendi fıtratıyla savaşmasıdır ki bu caiz değildir zaten. Bunda yenileceği mutlaktır. İnsan bir kadere yenilir, iki fıtrata yenilir. İnsan bu iki şeye yenilir. Ne fıtratınla savaşabilirsin ne kaderinle savaşabilirsin. Bu iki savaşta bir kimsenin yenilgisi mutlaktır. O yüzden fıtratla ve kaderle savaşılmaz.
Teslim olunur. Terbiye olunur. Farklı bir yola katılır. Bunların hepsi de mümkün. Şimdi hırs insanın kendisinde, kendi nefsinde var olan bir duygudur. Hırsı yok edemezsiniz. Ama hırsı helala, iyiye, doğruya doğru yönlendirirsiniz. Hırslanmak bir şeyde böyle aşırı derecede onun üzerinde durmak, aşırı derecede o işte böyle kendini mukim tutmak.
Böyle işte dünyaya karşı hırs, ahirete karşı hırs, illaki dünyayı kazanacak, çok zengin olacak, ahirete karşı hırs, illaki cennetlik olacak, böyle hırs yapıyor ya. Veyahut da ev alacak, hırslanıyor, araba alacak, hırslanıyor. O arabayı alıncaya kadar var gücüyle savaşıyor. Şimdi bunları kanalize etmek, bu hırsı, bu hırsı doğru kanala yönlendirmek buna evet. Ama bunu yok etmeye çalışmak bu yok olmaz. Bunda kimisinde az görünür, kimisinde çok görünür, kimisinde orta görünür, kimisinde o taraftadır, kimisinde bu taraftadır. Bunlar talih meseleleri. Asıl burada hırsı yönlendireceğimiz yer önemli. Evet, hırslı ol. Neyde?
Helal kazanmakta. Hırslı ol. Neyde? Çolunu çocuğunu iyi geçindirmekta. Hırslı ol. Neyde? Eşine karşı iyi davranmakta. Kadın erkek. Hırslı ol. Evini iyi temizle. Kadın için. Hırslı ol. Çocuklarına iyi bak. Çocuklarına iyi ilgilen. Hırslı ol. Dinini iyi öğren. Hırslı ol. Dinini iyi yaşa. Hırslı ol. Dini mücadeleni doğru menfezde ver. Hırslı ol. Sen dünyada ahiretin için dünyayı kazanmakta hırslı ol. Ahiretin için. Daha da senin zengin desinler diye değil. Ahiretin için. Sen dünyalık lazım olanı yap. Ondan sonrasını ahirete harca. Hırslı ol.
Senin paranı namaz kılanlar yesin. Hırslı ol. Senin paranı sufiler yesin. Hırslı ol. Sen git bir fukaranın elinden tut. Hırslı ol. Sen evlenemeyeni evlendir. Hırslı ol. Sen okuyamayanı okut. Sen hırslı ol. Dünyayı ahiretin tarlası yap. Hırslı ol. Ben büyük bir ev sahibi olacağım. Dervişleri her devamını orada ağırlayacağım. Hırslı ol. Ben öyle bir ev yaptıracağım. Salonunu zikirhane yapacağım. Haftanın bir günü orada ders koyacağım. İki günü ders koyacağım. Üç günü ders koyacağım. Hırslı ol. Eyvallah. Hırslı ol. Ben bir araba alacağım. Dergaha hizmet edeceğim. Dervişleri getireceğim götüreceğim. Dolaştıracağım. Zikirden zikire gideceğim.
Hırslı ol. Ben evleneyim. Ben evimi dervişlere hizmethane olarak açacağım. Hırslı ol. Eyvallah. Bu hırsa söylenecek bir laf yok. Ben bu sene on milyar zekat verdim. Bir dahaki sene yirmi milyar vereceğim. Hırslı ol. Bir dahaki sene elli milyar vereceğim. Hırslı ol. Bir dahaki sene bir trilyon vereceğim. Hırslı ol. On lira, yirmi lira, otuz lira zekat verilirken kolay. Bin lira, iki bin lira verilirken kolay. Yani iki yüz milyar olunca böyle zor. Üç yüz milyar olunca zor. Hesapladık, hesapladık, hesapladık. Dervişlerden değil. Başka bir yere böyle derse git dedim. İşte tanıştırdı orada üstadımız dedi. Vay ya dedi.
Allah razı olsun ya dedi. Ondan sonra benim bir zekatıma hesaplar mısınız? Ben böyle şeylere girmek istemem ama dedim. Hesaplayıvereyim. Neyse oturduk. Şimdi. Elinde ne kadar nakit para var dedim. O Dükkan sahibinin yüzüne baktık. Öğrenmesini istemiyor onun. Eyvah dedim bu cimri içimden. Hı dedim para olduğunun görünmesini istemiyor. Sen çık dışarı dedim ben. Çıktı. Ne kadar dedim bankalarda param var. Böyle bakıyor. Dedim hesaplamayacaksak hesaplamayacağız kardeşim. Bana ne senin parandan bulunan dedim ya. Allah Allah. İşte şu kadar. Tüm bankalar. Bu kadar. İyi. Dedim ne kadar altınım var. Şu kadar. Öyle parası olanın altını da vardır. Ne kadar dolar euro var.
Şu kadar. İyi. Ne kadar malım var. Bu kadar. Ne kadar elinde çek senet var. Şu kadar. Bu çeki senedi toplamış onun zekatını verecek. Paraların zekatını vermeyecek yani kafasından. İyi. Ne kadar mal var. Şu kadar. Bunca şeye karşı dedim. Senin borcun yoktur. Var dedi. Ne borcun var dedim. Araba aldım dedi. Arabayı nasıl aldın dedim ben. Hani banka kredisiyle mi aldın dedim ben. Evet dedi. Yaptım ben. Böyle para olunca banka kredisiyle almak caiz değil aslında. Adamın bankada duran faizde parası var. Adam puanı daha düşük diye gitmiş arabayı banka kredisiyle almış. Puanı daha düşük diye. Bir daha arabanın parasının o fazlasının şeyden ne o vergiden düşecek yani.
İçimden dedim. Ulan dedim. Zenginin hesabı ayrı. Biz de burada dedim. Bunun zekatını hesaplayacağız diye uğraşıyoruz dedim. Adamın yürü git bak işine diyeceğim. Ayıp olacak. Bizim o arkadaş da o derviş yapacağım diye uğraşıyor. Neyse hesapladım hesapladım hesapladım hesapladım. Anladım bunun bir trilyonu geçiyor zekata. Dedim imtihan burada başlıyor Mustafa Özbağ dedim. Geçmiş gün bir trilyon yüz kırk milyon lira ne zekatınız var dedim. O kadar var mı ya dedi. He var dedim ben. Bu kaçta kaçtan hesapladın dedi. Ben senin muhasebenci değil miyim dedim ya. Kaçta kaçtan hesapladın. Kırkta biri işte dedim ben. Aha hesapladım burada dedim.
Kırk trilyonun üzerinde mal çek para şu bu kırk trilyonun üzerinde dedim. Daha evleri barkları katmadık bir de dedim. Onlar da giriyor mu dedi. Onlar girmiyor şimdilik dedim. Ama uğraşıyorlar dedim ben. Katmak için kurtuldun şimdi dedim. Bir trilyon bir milyon hiç unutmuyorum. Bir trilyon yüz kırk milyon şeyi var zekatı var. Bu durdu şimdi. Ya dedi bu nasıl olacak falan böyle. Şimdi dedi ya dedi filancaların şeyhi böyle hesaplamıyormuş dedi. Valla git ona hesaplat dedim. Ahirette hesabı verecek olan gitsin. Kime hesaplatırsa hesaplasın. Zaten dedim zekat dedim. İmtihanı sizin gibi adamlara dedim geçerli. Adamın zaten dedim kırk milyarı var.
Bir milyar veriyor o dedim. Adamın seksen milyarı var. İki milyarı veriyor o. En önemli değil. Veya hatta adam sekiz yüz milyarı var. Ne alacak? On yirmi milyar veriyor onu. Sıkıntı değil o. Yani sekiz yüz milyarı olan bir kimse yirmi milyarı. Zaten gözü görünmüyor onun. Veriyor yirmi milyarı o. Seksen trilyon olunca sıkıntılı. Seksen trilyon olunca iki trilyon verecek. Bu sıkıntı burada hayat duruyor. Hayatın durduğu yer burası. Seksen trilyon iki trilyon verecek. Bu ne demek biliyorsunuz mu? İki trilyon. Yani gitse bir fukaranı birine verse adam zengin olacak. Adam seneye zekat verir hale gelecek. Yani gitti iki trilyonu.
Kime ilk kimseye götürdü verdi. Dedi al bu benim zekatım iki trilyon. Allah Allah Allah. Adamın kalbi delinir ya. Adam içmiyorsa içkiye başlar kahrından. İki trilyon adam zekat vermiş. Ne demek ya? Hatta o camiye girerken çekilin lan kenara. İki trilyon zekat vermişim. Öyle camiye girer o. Onu götüreceğim Beytullah'a. Diyecek ki ey Rabbim. Ben iki trilyon verdim. Bana ne yapacaksan yap şimdi. Ver belgemi benim cennetteksin de gönder. Onu isteyecek adam. İki trilyon zekat veriyor. Kolay bir şey mi? Adamın elaya titredi. Bir trilyon yüz kırk milyon. Nutku tutuldu. Bu böyle miydi? Öyle miydi? Böyle omuzuna vurdum.
Dedim bizim orada bir laf var. Oynayamayacak olan kızım dedim ben. Yerim derviş. Yerini genişletmişler. Yenim dar demiş dedim. Yenini yırtıp atmışlar. Demiş ki demiş. Demiş ki dedim ben. Yani efem darılır. Koşmuşlar dedim kahveden. Kocasından izin almışlar. Getirmişler gene. Efendiden izin aldık demişler. Demiş gelin demiş ki ben kıvırtamayacağım. Dedim senin konu benziyor. Sen dedim kıvırtamayacağım bunu dedim ben. Sen dedim istersen bu hesap kitabı al. Yokmuş gibi davran dedim. Hiç verme. Ama dedim Allah'a hesabı vereceksin. O ayrı dedim. Ya ben bu kadar senin hesaplayacağını tahmin etmedin dedi. E dedim sen kime hesaplatıyorsan dedim. Daha önce git onları hesaplat istersen.
Karar senin dedim. Allah bizi affetsin. Şimdi normalde o kimse ne yapacak? Hırsını ahirete yönlendirecek. Dünyayı kazansın. Tembellik yok. Çalışmamazlık yok. Ha bize bu kadar yeter. Öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok. Çalış. İki kişi daha ekmek yesin. Çalış. Beş kişi daha ekmek yesin senden. Senin yanında kaç kişi çalışıyor? Yüz kişi çalışıyor. Yüz kişiden on kişi Allah razı olsun adamdan ya dedi. Sen iyi amel işledin. Sen çalış. Etrafına faydalı ol. Sizin en hayırlınız. Etrafına en fazla faydası dokunanınız. Sen birisi ilmiyle, birisi bilgisiyle, birisi parasıyla, birisi cesaretiyle, birisi duruşuyla faydalı olacak.
O zaman hırsı olmayan bir derviş, derviş olmaz. Dervişlik hırsı ister. Oturacaksın, dersini çekeceksin. Oturacaksın, zikruluğa gideceksin. Bugün ders var, ben de bu derse gideceğim diyeceksin. Hırs olmazsa, ya bugün de hava yağıştı ya. Yağmurlu bugün gitmeyeyim. Bugün hava karlı, bugün hava yağmurlu, yarın güneşli. Ertesi gün çocuk üşer, ertesi gün sen üşürsün. Ertesi gün ya dönüş zor, ertesi gün yol zor, ertesi gün şu zor bu zor. Hırsı yoksa bir insanın hiçbir işe yaramaz. Kadınlar, hırsı yoksa bir adamın evlenmeyin onunla. Erkekler, bir kadın hırsı değilse evlenmeyin.
Evet. Ya ben evliliği götürebilir miyim, götüremez miyim? Kadınlarda da, erkeklerde de var. Yani götüremezsin sen, senden ne gar olur, ne adam olur. Ben evliliği götürürüm. Ben bir kadın değil mi? Serçe parmağımla dahi ona bakarım. Ben evliliği götürürüm. Bir adam değil mi? Ben adama ayak serçe parmağımı gösterir, onu etrafımda döndürürüm. Ben öyle bir kadınım ki, hem çocuk doğururum, hem adamı etrafımda döndürürüm. Hem de o çocuğu aslanlar gibi bakarım. Başım dimdik dolaşırım. Evim de temiz olur, çocuğum da temiz olur, adam da temiz olur. Herkes benden memnun olur. Ben öyle bir kadınım. Bu, kadın dedin bu. Efendim ben evliliği götürür müyüm, götüremez miyim, bilemiyorum.
Götüremezsin o zaman sen. Evleneceğim diye de uğraşma, milletin başını yakma. Adam, ya ben götürür müyüm, götüremez miyim? Götüremezsin kardeşim, ne evlenmeye yola çıktın? Ne yola çıktın ya? Çıkma yola. Evlenme. O cesaret yoksa, o hırs yoksa sende. Evlenme kardeşim, milletin başını yakma. Evlenmiş eve hanım baksın diye bakıyor. Evlenmiş evine kayınpedere baksın diye bakıyor. Evlenmiş çoluğuna çocuğuna kendi annesi, babası, kayınpedere baksın diye bakıyor. Evlenme kardeşim, milletin başını yakma. Aynı şey kadınlar için geçerli. Evlenmiş çocuğu başkası bakacak. Evlenmiş, e ben çocuk mu bakacağım evde? Ya evliliğin getirdiği şey bu.
Çocuğun olacak, bakacaksın evinde. Benim içim daralıyor. Ben psikolojik bunalımlar yaşıyorum. Ben dışarıya çıkacağım. Çocuklara kim bakacak? Bir bakıcı tutsun. Kadına dedim, iyi bir bakıcı tutacağına bir tane daha dedim. Çocuklarına bakacak, hanım olsun. Nasıl yani? E ne var yani? Ne var bunda? Sen anlaştın mı dedim evlenirken? Ben doğururum çocuklara başkası bakar. Hayır. Eee? İçi daralıyormuş şimdi kadının. Öbür de adamın da içi daralıyormuş. Kadına baktıkça ben nereden bunu aldım diyormuş. Evlenmiş, hırsı yok mu? Kadın, erkek. Uzak durun. Hırsı yoksa bir dervişin, dervişin hırsı yoksa dervişlik yapamaz.
O bir sıkıntıyı gördü mü çeker gider o. Ona öte git desen, o İzmir'den haber veriyor. Daha gideyim mi diye. Olmaz. Hırsı olacak insanın. Doğru hırsı olacak. Bir kimseyi neden kolayca affedemiyoruz? Burada engel nedir? Yani bir kimseyi affedilmeyecek bir şey yapar, affedilmez. Allah şirke düşenleri affetmiyor. Allah günahta ısrar edenleri affetmiyor. Allah yanlışta ısrar edenleri affetmiyor. Eee, sen yanlışta ısrar ediyorsan neden affetsinler seni? Sen günahta ısrar ediyorsan neden affetsinler seni? Sen zulme devam ediyorsan neden affetsinler seni? Sen hainliğe devam ediyorsan neden affetsinler seni?
Sen hem her türlü haltı karıştıracaksın, bir de özür dilemeyeceksin, helallik istemeyeceksin. Neden affetsinler seni? Hem sen saymayacaksın, etrafındaki insanları insan yerine koymayacaksın, hem de seni affedecekler. Neden affetsinler seni? Sen hem kibirlilik edeceksin, hem de affetleyeceksin. Sen o kibirliliğinle devam ederken neden affetsinler seni? Neden affetsinler? Sen Allah'a isyan yolunda yürürken neden affetsinler seni? Ben seni neden affedeyim? Mustafa Özbağ olarak. Sen Allah'a isyan yolunda yürüyorum. Ben seni neden affedeyim ya? Bir de şu var, bana da söyle Allah'a. İşte atayım şimdi artık.
Efendim, Özer geliyor şimdi. Özer diyor ki bana, efendim filancayı affetsen. İyi affedeyim. Geldi, helallik mi istedi benden? Geldi, özür mü diledi benden? Özer o sana ne yaptığını söyledi mi? Hayır. Ne ettiğini söyledi mi? Hayır. Nerede ne halt işlediğini sana söyledi mi? Hayır. E neden affedeyim ben onu? Kendi nefsime de söylüyorum. Ben onu neden affedeyim? Adam bütün dergâh laf söylemiş. Allah, bu insanların sahibi ben değilim ki. Neden bunlar adına ben helallik vereyim? Bana öyle diyorlar. Hakkını helallik vereyim. Kardeşim, sen benim nezdimde bütün cemaate hakaret ettin. Ben sana, ben seni neden affedeyim? Sen, birine öyle dedim.
Sen gel, tekke dedim. Çık orta yere. De ki, arkadaşlar ben hepinize de saydırdım. Özür diliyorum sizden. Adam bunu mahkemede konu etti. Dedim, gelsin karabaşı veli tekkesine. Karabaşı veli tekkesine gelsin. Alsın mikrofonu. Desin ki, ey ümmet-i Muhammed. Ben size hakaret ettim, laf söyledim. O yüzden ben helallik almaya geldim. Dedim, kimse dövmezse övmez onu. Helalliğini veren olur, vermen olmaz. Bilmem. Ben onlar adına helal etmem, affetmem de dedim. Adam bunu mahkemede hakime anlatıyor. Avukatıyla beraber. Ben de dinliyorum. Bana hakim döndü. Dedi, böyle böyle demiş. Dedim, dedim. Gelsin orada dedim. Helallik istesin herkesten. Oradakiler affediyorsa biz de affederiz dedim.
Onun avukatı savunacağım diye uğraşıyor. İşte böyle şeyler bunlar. Böyle işte topluluklar, yeni FETÖ'ler olacak. Bilmem neler olacak. Neyse. Hakim verdi tabi cezayı adama. Adam önce, ilk önce. Ben diyor, ilk defa hakim görüyorum diyor. İlki yaşa. Hakaret etmeseydin. Klavyenin başında delikanlılık güzel. Efelik de güzel. Karşı karşıya kalınca ne efelik kalıyor, ne delikanlılık kalıyor. Mahkemede ben burada huzurunuzda özür dileyim diyor. Dışarıda ne dilemedin? Dışarıda dedim, bu mu hakaret eden dedim ben. Bizim Mehmet Emine. Bu dedi. Böyle korkudan böyle eriyor ben bu mu deyince. O mahkemeye gelenlerin hepsi de ödlek.
Adam gelirken o gazeteci bilen 9-10 kişiyle geliyor. Koridoru dolduruyorlar böyle. Sonradan meydanıyor. Ben yalın Kılıç Türkmenbaş bu. Ben tek başıma gidiyorum. Bakıyorum orada oturuyor. Ben bakıyorum pat gözünü çeviriyor. Hemen yanındakileri topluyor. Onlarla konuşuyor. Kalabalıkız yani biz. Bak dikkat et filan. Ben bağırıyorum. Kalabalıkta efelik edenin tenhada özrü kabul edilmez. Bir şey söyleyecek olan benim yüzüme söyleyecek. Delikanlısa, yiğitse şimdi söyleyecek. Kimmiş o göbeğinden işeğen? Yemen yanındakına dönüyor. Yanındakından konuşuyor. Hesapta ona söylemiyorum ben. Millete FETÖ'cü deyip milletin karısına kızına konarsınız ha.
Millete FETÖ'cü deyip milletin parasına konarsınız ha. Sizi gidi FETÖ'cüler sizi. Sizi gidi namussuzlar sizi. Koridorda. 10-15 kişiler. Bütün havahanesiyle geliyor. İlk defa söylüyorum burada. Bırakacaksın mı orada? Mahkemeden çıkıyoruz. Bunlar kaçacak. Ben arkalarından koşuyorum. Nereye gidiyor lan? Namussuz, şerefsiz adam diyorum. Evli kadına çöktün sen diyorum. Bunlara yol verenler var ama. Namussuza, şerefsize, haysiyetsize, terbiyesize yol veriyorlar. Evet.
Ödlektir hepsi de. Çünkü münafık korkaktır. Haksız korkaktır. Sen haklı mısın? Allah sana bir cesaret verir. Senin düşmanın, ben peygamber değilim. Ona 40 kilometreden, 50 kilometreden, 1000 kilometreden korkusu geliyordu. Ben o peygamberin ümmetiyim. Belli bir noktadan dolu korku gelir ona. Nasıl kaçıyorlar önünden? O hakaret edenler de yüz yüze gelmek istemiyor. Gelemezler ki. Neden? Haksızlar çünkü. Haksızlar. Haksız korkaktır. Haksız mısın? Korkaksın. Bak, garaja gelebiliyorlar mı? Koydum platformu, haklıyım çünkü.
Yer benim, kiraladım. Hadi ya tahtasını elle. Bırak tahtasının çivisini elle hadi. Gel hadi dokun. Oturuyorum orada, bacak bacak üstüne. Çeliyorum, atıyorum ben sonra oraya. Gel dokun. Buraya bizi vali bey tahsis etti. Vali gelsin dedim. Evrak getir bana. Vali. Hani vali kelimesini duyacağım ben korkacağım. Dedim kardeş, valiyi mahkemeye vermişim ben dedim. Getir evrağını. Yok. Benim evrağım var ama. Benim orada kiralık mülküm var. Kiraladım, parasını da verdim. Yer benim. Yani hepimizin. Gidin oturun platformda çay için, kahve için.
Gidin oturun yemek yiyin. Haklısan cesaretlisin. Hırs olmazsa yapamazsın onu. Hırs olmazsa hakkını da koruyamazsın. Hırs olmazsa ensene vururlar. Yok. Ben hakkımı korurum. Sonuna kadar da giderim. Hırslıyımdır. Hakkımı da söke söke söke alırım. Dişini söker gibi sökerim. Hırslıyımdır. Alırım hakkımı. Korurum koracağımı. Öyle. Ne dergahıma, ne aileme, ne çocuklarıma, ne eşime, ne sevdiklerime laf söyletmem öyle. Hem hırsızlıyımdır, hem cesaretliyimdir.
Korumasını da bilirim, dövüşmesini de bilirim. Söyletmem. Neydi o zümbül müydü, dümbül müydü neydi işte? Adını soyadını karıştırıyorum onun. Kalktı, laf söylemeye kalktı. Cevap verse ya. Kaç ay geçti bak. Nefes alamıyor. Duyayım zaten Bursa'ya geldiğini. Geldiği yeri basacağım. İlan ediyorum buradan. Bursa'ya gelsin, geldiği yeri basacağım. Şeyh Efendi'ye laf söylemek. Nasılmış göstereceğim ona. Bak o gündür, bugündür gelmiyor da Bursa'ya. Gelsin onun iğnenin deline girse orada basacağım onu.
Diyeceğim, Abdullah Efendi'nin nesini gördün? Bana bir tane hal anlat, bana bir tane rüya anlat. Onun Mürşid-i Kamil olmadığına dair bir şey anlat diyeceğim. Yürü götürüyorum seni Emur Sultan Hazretleri'ne diyeceğim. Yürü. Ben hırsıyım, sevdiklerimi korurum ben. Ben hırsıyım. Elimin altındakileri korurum ben. Ben hırsıyım. Ya benim sevdiğim olacak ya elimin altında olacak. Ben onu korurum da kollarım da. Sarhoş da olsa, berduş da olsa benim o. Ben onu korurum da kollarım da. Bu nefes, bu bedende durduğu müddetçe korurum da kollarım da. Hiç kimseye de hesap vermem. Sarhoşsa da benim sarhoşum. Kimseyi ilgilendirmez. Allah'a da hesabımı veririm.
Hırs olmazsa olmaz. Hırs yanında cesareti getirir. Yanında hırs kolunda bütün her şeyi getirir. Evet. Ben dünyaya hırs yapacaksam ahiretim içinde yaparım. Ben çoluğuma, çocuğuma yaptım, bitirdim benim. İşim bitti. Herkes baksın işine. Geri kalan ahiretlik. Hırsım var. Ben ticaret de yaparım. Şeyenillah demeyeceğim. Hırsım var. Dervişlerden para toplamayacağım. Hırsım var. Dervişlerden bir şey istemeyeceğim. Hırsıyım. Bu konuda inatçıyım. Çalışacağım, çabalayacağım. Kendi işimi kendim göreceğim. Evet. Hırsıyım. Arkadaşlar kandil var. İşte malum ya şu ödenecek bu ya. Ya hayatta yapmadım. Hırs lazım.
Ama doğru yerde lazım. Hiçbir şeyi yeterli görmem. Hiçbir şeyi. doyumsuzum sonuna kadar. Şurada masanın önünde. Haşa. Allah'ı görsem daha da derim. Daha da. Ver bana. Senin gizlini de istiyorum. Senin sırrını da istiyorum derim. İsterim ondan. Ona da doymam. Ona da doymam. Ben doymak nedir bilmem. Ben ne zikrullaha doyarım, ne sevmeye doyarım. Ben doymam. Hiçbir şeye doymam ben. Beni doyurmaya kalkmasın hiç kimse. Doymam ben. Ben Allah'a doyumsuzum. Doyuracaksa o doyursun der.
Çıkarım işin içinden. Doyuracaksa o doyursun. O doyurmadığına göre doymam. O yüzden hırs lazım. Hırs hem böyle sonuna kadar lazım. Hiç hırslı olun. Dünyaya, ahirete, dergaha, sevdiklerinize, elinizin altındakınlara, Allah bile elinin altındakınlara hırslıdır. Paylaşmaz hiç kimseyle. Dokundurmaz hiç kimseye. Dokunanı parçalar. Dağıtır. Dağıtır. Yırtıcı hayvanın avından intikamını aldığı gibi ondan intikamını alır. Allah da alır intikamını. Diyorlar ya Allah intikamcı kardeş. Allah intikamcı.
Ne yapacaksın? Senin kanını dökenin intikamını almayacaksın mı? Ha o gavurluk yapacak. Kanını dökecek. Sen onun intikamını almayacaksın. Öyle mi? O hainlik yapacak. Seni arkadan kancıklayacak. Sen onun intikamını almayacaksın. Öyle mi? Ben alırım. Ben kanımı yerde koymam. Böyle bir kardeşiniz var. Normal değil. Normal değil. Ne yapayım? Hiç öyle pısırık bir mümin olamadım ben. Pısırık bir sufi de olamadım. Olamadım. Bir şeyi yazarım. Yazmam değil. Unutmam onu.
Unutmam değil. Unutmam. Yazarım onu. Kaşını kaldırsa kaşını yazarım oraya. Filanca yerde ben böyle konuşurken bu kaşını kaldırdı. Filanca yerde ben böyle sohbet ederken mimini aşağı indirdi. Filanca yerde ben böyle sohbet ederken yaptı. Mimiğinden boş ver dedi. Yazarım onu. Bırakmam. Zikrullah'ta sen böyle kafanı sallarsın. Ben burada Allah derim. Sen böyle yazarım onu ben. Ben yazarım. Zahirende görsem yazarım. Manende görsem yazarım. Derim ki bu Esma'yı düzgün okumadı. Yazarım onu. Ben tekli Esma'ya verdim. Sen çiftli okuyorsun.
Yazarım onu. Ben çiftli verdim. Sen tekli okuyorsun. Bile bile tekli okuyorsun. Yazarım onu. Ben sana buradan yürü dedim. Sen buradan yürüdün kestirme olarak. Yazarım ben onu. Bende o kadar çok yazılı var ki. Sayfalar dolusu. Böyle ne yapayım? Durduramıyorum kendimi. Durduramıyorum ben de yok. Ben yazıyorum onu. Hani kalem yazıyor ya. Cenab-ı Hak kalemi yaratmış. Demiş yaz. O da demiş neyi ya Rabbi. Kıyamete kadar olacak olanı demiş. Kıyamete kadar olacak olanı. Kıyamete kadar olacak olan ne? Bu var ettikleri için. Kıyametten sonrası var bir de. Sonuçta kıyametten sonrası da yazılı bir yerlerde.
Huuu huu. Biz iki kardeşiz. Yurt dışında ablam var. Babam görme engelli. Annem Alzheimer hastası. Bütün bakımları benim üzerimde. Anneme bir miktar miras parası geldi. Ablam bu parada benim de hakkım var diyerek pay istiyor. Ben ise bakımları için dursun istiyorum. Bu durumda ne yapmalıyım? Hakkınızı helal edin. Para annenin babanın hiç kimse dokunamaz. Pardon. Para annenin annene gelmiş. O yüzden hiç kimse dokunamaz. Annen nereye tasattuk ederse oraya tasattuk edilir. Bir kardeşlerden birisi bu parada benim de hakkım var deyip o paradan isteyemez. Bana bir para gelmiş.
Bu parayı benden isteyecek olan hiçbir kimse yok. Para benim mi? Benim. Ne eşim ne çocuklarım kimse bu parayı benden isteyemez. Yani bu manada hak iddia edip isteyemez. Bu parayı ben mi kazandım? Ben kazandım. Hiç kimsenin bunda hakkı yok. İstediğim gibi tasarruf ederim. İslam hukuku. Benim elli tane evim var. Hiç kimsenin hakkı yok. Ben tasarruf ederim istediğim gibi. Elli'sini de satar yerim. Benim. İslam hukuku. Çocuklarının onda hakkı yok mu? Yok. Ben öldükten sonra çocuklarımın onda hakkı olacak. Ben sağken hiç kimsenin hakkı yok.
Ben ölünce evet çocukların hakkı var. Miras. Ben ölmedikten sonra çocuklarımın hiçbir hakkı yok. Elli tane evim var. Elli'sini de istediğim yere tasattuk ederim. Tapusuyla beraber veririm. Hiç kimsenin hakkı hukuku yok. Hiç kimsenin. Bunda bizim payımız var. Yok kardeşim. Benim şimdi bayındır da annemden babamdan kalma yerler vardı. Paylaştık biz kardeşler arasında. Herkes aldığı payını. Helallaştı. Bitti. İstediğimi yaparım. Kimsenin hakkı hukuku yok. Kimsenin hakkı. İslam hukuku. İslam'da mülkiyet hukuku olarak geçer bu.
Bir kimsenin mülkiyeti. Kime ait? Kendine ait. Onundur orası. Kimse oraya hak hukuk iddia edemez. Kimse bakın. Örnekliyorum şimdi. Adam malını işte gitmiş. Sağlığını da bir çocuğa vermiş. Şimdi öbür çocuklar diyor ki bizim hakkımız var. Nereden hakkınız var dedim. Mal babanın istediği ne verir? Zulmetti. Zulmetmedi. Haksızlık yaptı. Ayırdı kayırdı. O hesabını o verecek. Sana ne? Sana vermemiş. Senin hakkın yok. Annem vasiyet etmiş mesela. Kendisinin mallarından bana hiç vermedi.
Okudu okudu okudu okudu hakim. Önce bana döndü. Bir itirazımınız var mı dedi. Yok dedim ben. Annem ne yaptıysa doğru yapmıştır dedim. Neden? Onun hakkı. Mülkiyet hakkı var. İstediğini yapabilir. Bakın istediğini yapabilir. İstediğine verebilir. Mülkiyet hakkı var. Bunu ben kendimle yaşadığımdan kendimi örnekliyorum. Döndü hakim bir daha bana sordu. Bir itirazım var mı? Yok dedim. Annem ne yaptıysa doğru. Gülüyorum ben. Niçin gülüyorsunuz dedi. Dedim Sabancı'nın mirası payı açıklanıyormuş gibi. Hep beraber toplandık buraya ona gülüyorum dedim ben. Burası mahkeme salonu dedi. Hani gülme.
Bakın mülkiyet hakkı. Bunu unutmayın hiçbir zaman. Ben hep derim ya. Buranın tapusu kimin? A kişisinin üzerine. Ama B aldı. Yok canım bu A'nın. Neden? Tapu onun çünkü. Bu genelde böyle baba oğul çalışanlar var ya böyle işte. Veya üç kardeş dört kardeş çalışıyorlar. Üç kardeş dört kardeş çalışıyor. Tapuların hepsi de büyük oğlanda. Veya işin içerisinde en uyanık olanda. En cabbar olanda. Kaç tane oğlan var? Dört oğlan var. Dört oğlan da normalde tapuda ortak mısınız? Dördünüz de yazdırın oraya ismini. Ne gerek var ya? Benim üzerime yap o zaman ne gerek varsa. Ha yok onun üzerinde.
Tapuların hepsi de onun diyorum ben. Su için soruyorsun. Zaten sonunda muhakkak kavga çıkıyor onda. Çıkmaması mümkün değil. Şunu unutmayın. Bir şeyin parasını veriyor musunuz? Tapusa al tapusunu. Arabasa al ruhsatını. Sen nikahlanıyor musun? Nikahlanıyor. Nikahladın bu hatunu. Evet al. Senin mi bu? Senin yürü de. Bu çocuk kimin? Senin yürü de çocuğa. Yürü lan kadın kız neyse düşünüme. Sen benim evladımsın. Senin çünkü o. Erkekler sorumlu çocuklarından. Bakamayacaksan evlenme. O evlat senin.
Sen ölünce kadar senin sorumlusu sensin. Bak senin o. Allah sorumluluğu sana vermiş. Bu kim hatun? Kimin bu? Senin. Senin nikahından bu. Senin nikahından. Al götür elbine. Evden gitti. Alma bir daha içeri. Mustafa Özbay yasası. Evden gitti. Senden habersiz gitti. Senden izinsiz gitti. Alma. Bu Mustafa Özbay yasası. Sana söylesin. Top atsın. Sana desin ki. Benim kafam bozuldu. Biraz da sana canım sıkkın. Eee? Ya. Ben bir anneme gitmek istiyorum. Bu Mustafa Özbay yasası. Sen gitme annene ya.
Ben bırakır giderim evimi. Sen kal burada. Sen benim nikahımdasın. Ne işin var senin ananın evinde? Ben giderim ben otobüste de yatarım, trende de yatarım, arabada da yatarım, yolda da yatarım, bankta da yatarım, her yerde yatarım, otelde de yatarım. Nerede sabahlarım belli olmaz, nerede gecelerim belli olmaz. Ev senin. Kal burada. Ama bana da yarın sabah sorma dün akşam neredeydin diye. Nasıl? Basfaya. Sokakta mı kaldı, bankta mı kaldı, parkta mı kaldı, deniz kenarında mı? Nerede kaldıysa kaldı. Onu da sormaya hakkın yok. Ben derim ya derviş kardeşler.
Asla eşlerinizi evden kovmayın. Evleriniz eşlerinize aittir. Sen kovma. Senin göresi yok mu? Sen selamünaleyküm de git. O evinde dursun ya mutlu olsun, mesut olsun. Çanak istediği yerde, tabak istediği yerde, kaşık istediği yerde, dolabı açsın, kafasına göre yaşasın. Tabi rahat etsin. Sufi hanımı rahat eder. Rahat etsin. Ama sen onu defol git ananın evine deme. Benden size ölümüne nasihat. Asla bir kadını sokağa atma. Asla bir kadını kendi anasının babasının evine gönderme. Velev ki ahlaksızlık yaptı. Sen bu ahlaksızlığı yaptın.
Üç ay burada idlediğini bekle. Üç ay sonra boşsun. Allah yolunu açık etsin. Sen bu ahlaksızlığınla ben seni nikahımda tutamam. Gel, tut kulağından götür mahkeme salonuna. Attır imzayı, anlaşmalı boşanma. Üç ay burada idlediğini bekle. Bakın ahlaksızlık yapsa dahi. Üç ay burada idlediğini bekle. Allah yoluna açık etsin. Üç ay sonra evi boşalt, yürü git. Velev ki ahlaksızlık yaptı. Öbür türlü hiç hiç. Sen kovma. Bugün bir gençlerden birisi geldi. Dedim ben olayına vakıfım. Oğlum sen kovmadın evden dedim. Sakin ol. Kendisi gitti dedim. Ben sana hep dedim özellikle söyledim. Kovma.
Sen de kovmadın. Ne yaptı? Kendisi gitti. Hiçbir suçun yok dedim. Evet. Bunlar önemli. Kadın da otursun evinde oturuyorsa. Otursun. Sıkıntı yok. Allah bizi affetsin. Murat Alp Arağı. Cumartesi sabah kalp ameliyatı olacak. Dualarınızda babama da yer verseniz çok mutlu olurum. Kim burada şey mi? Bayanlardan mı? Erkeklerden mi? Senin baban ameliyatı olacak. Rabbim şifa versin inşallah. Amin. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin inşallah. Amin. Rabbim hayırla ameliyattan çıkmayı nasip eylesin. Amin. Eftali zekeri faalem ennehu. La ilahe illallah.
La ilahe illallah. El Fatiha ma selavata. Amin. Eşmein.
Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.