mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 10.08.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 11 Ağustos 2023 · 39:00

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizin ve cümle ümmet-i Muhammed'in tövbelerini, zikirlerini, ibadetlerini, kabul eylesin, kendine yaklaşmada inşâAllah sebep eylesin. Hemen böyle üç beş dakika varsa sorusu olan acil sorsun.
Elhamdülillahi Rabbil âleminde geçen hamd, mealen işte övgü ve övülme olarak çevriliyor, bu bunun karşılığı mıdır? Hamd ne demek? Nasıl, nasıl? Hamd, Elhamdülillahi Rabbil âleminde hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir. Hamd'deki hamd'i övgü ve övülme olarak Türkçe'ye tercüme ediliyor. Bu, bunu karşılıyor mu? Buradaki hamd doğru bir çevirimi, övgü ve övülme olarak? Yani, oradaki o çeviri ne olarak çevirirlerse çevirsinler, ne olarak karşılığını yazarlarsa yazsınlar, asla tam karşılığı değildir. Çünkü o hamd kelimesi, yani Allah'a hamd etmek, bir kimsenin oturup ciltler dolusu kitap yazsa yine hiçbir şey yazmamıştır. Hamdi tam olarak bir kimsenin açıklayabilmesi, onu tam olarak anlatabilmesi, tam olarak anlayabilmesi de mümkün değildir.
Ancak, çünkü, âlemler, orada Elhamdülillahi Rabbil âlemin derken, âlemlerin Rabbine hamd ederim diyor. O kimse, âlemlerin Rabbini ne kadar tanıyorsa, o kadar hamd edebilir. Âlemlerin Rabbini tanımakla, hamd etmek baş başa gider çünkü. Biz, Müslümanlar olarak, biz âlemlerin Rabbini, bu manada tam olarak anlamış, tanımış, tanıyabilmiş değiliz.
Ben kendi nefsim için söyleyeyim. Ama genel olarak, Ümmet-i Muhammed'in de en büyük sıkıntısı bu. Yani, beş vakit namazın her rekatının başında okur, Fatiha'da Elhamdülillahi Rabbil âlemin diye başlar. Yani, o belki de hani, Fatiha'a Kur'an'ın özü, Fatiha'nın özü de Elhamdülillahi Rabbil âlemin denine bilinir. Böyle olunca, Elhamdülillahi Rabbil âlemin, komple Kur'an'ın özü hükmünde oldu. Ona bakarsan, o bütün kâinatın anlamak, kâinatı tefekkür etmede, kâinatı bilmede, en önemli noktalardan birisi, o başlangıç olan Elhamdülillahi Rabbil âlemin. Şimdi, öyle olunca, normalde biz bunların üzerinde çok tefekkür eden, bunların üzerinde düşünen bir İslam toplumu değiliz. Yani, bu işin, bu tarafına çok bakan bir İslam toplumu da değiliz.
Biz onu yüzeysel okuyoruz. İşte, Elhamdülillahi Rabbil âlemin tamam bitti. Yani, o Elhamdülillahi Rabbil âlemin, biz okurken bizi sarsmıyor hiç. Bizi derinleştirmiyor. Bizim kendimizle alakalı bu. Oysa, Ayet-i Kerime çok muhteşem, çok derin, çok sır bir Ayet-i Kerime. Ama onun bizde bir etkisi yok. Çünkü biz o konuda zayıfız, o konuda eksikiz. Öyle olunca, bir de işin normalde, hani Türkçesi, işte övme, övülme, ondan sonra olarak geçiyor. Aslında, hamd etme, bir halk tarafı var, bir de halk tarafı var. Halk tarafı ayrı, halk tarafı ayrı. Aslında, Elhamdülillahi Rabbil âlemin diyen halk, yani yaratılmış bir insan söylüyor bunu. Ama bunun bir de halk tarafı var.
İyi, halk tarafını biz, hani normalde anlamaktan uzakız dedik, bıraktık. Ama öbür türlü halk tarafına baktığımızda, bizim Allah'ı tanımamızla, bilmemizle alakalı. Ama orada Allah'ın lütfu, ikramı, ihsanı var. Biz tanımasak, bilmesek dahi, iman olarak, bütün alemlerin Rabbine hamd ettiğimizde, o zaman bizim kendi içimiz, dışımız, sırrımız, ruhumuz, ondan sonra bütün alemin, bütün alemlerin yaratmış olduğu ne kadar maddi manevi. Biz bunu ayıralım, hani çünkü insanlar maddi görüyorlar. Maddi gördüğü her şey de manevi aslında. Öyle bakınca, maddi manevi, yaratmış olduğu ne kadar alem ve varlık var ise, bütün her şeyin Rabbi olan Allah var. İş büyüyecek şimdi. Bir Müslüman, elhamdülillahi Rabbil alemin der, alemlerin Rabbidir Allah. O alemlerin Rabbi olan Allah, onun ticaretine karışmaz.
Onun kıyafetine karışmaz. Onun hukukuna karışmaz. Onun eğitimine karışmaz. Onun sokağına karışmaz. Onun evine karışmaz. Onun televizyonuna karışmaz. Onun dünyevi olarak hiçbir şeyine karışmaz. Hiçbir şeyine karışmaz. Bizde karışmaz ama. Biz, insanlar da karışmaz. Yani biz her beş vakit namazda veya her duada, elhamdülillahi Rabbil alemin deriz, iyi. Alemlerin Rabbi mi? Evet. İyi, alemlerin Rabbini ticaretine neden karıştırmıyorsun? Bu faiz ne? Alemlerin Rabbine sosyal hayatını neden karıştırmıyorsun? Alemlerin Rabbine ekonomiyi neden karıştırmıyorsun? Alemlerin Rabbine siyaseti neden karıştırmıyorsun? Alemlerin Rabbine eğitimi neden karıştırmıyorsun? Alemlerin Rabbine evini neden karıştırmıyorsun?
Eşine, çoluğuna, çocuğuna neden karıştırmıyorsun? Yani o alemlerin Rabbi de siyaset ne? Bürokrasi ne? Devlet ne? Hukuk ne? Millet ne? Sokak ne? Yediğin ne? İçtiğin ne? Geydiğin ne? Gezdiğin ne? Alemlerin, alemlerin Rabbi. İyi, sen alemlerin Rabbine hangi konuda tabi oldun, uydun? Nesini tanıyorsun? Nesini tanıyorsun? Alemlerin Rabbi dedin. İyi, iman ettik. Doğru. Söz de doğru. Duruş da doğru. Tamam. Alemlerin Rabbinin nesine uydun sen? Burası önemli. Biz şimdi, bizde enteresan şey şu, elhamdülillahi Rabbil Alemin, alemlerin Rabbine hamd ettik. Tamam. Yani bir alemlerin Rabbi var.
Öyle değil mi? İyi. Bu alemlerin Rabbi bütün alemleri dizayn ediyor. Yani baktığımız zaman astrofizik gözüyle baktığımız zaman sonsuz uzay var. Hani bize sonsuz olarak nitelendirilen bir uzay var. Uzayın başlangıcı da sonu da var şu anda ama devamlı büyüdüğünden dolayı normalde sonu bu noktada henüz daha gelmedi. İyi. Yani güneşinde Rabbi Allah, ayında, yıldızlarında, samanyolunda, milyarlarca, milyonlarca, milyarlarca, trilyonlarca samanyolunun gezegenlerinde Rabbi Allah iyi. Bizim kalbimizi çalıştıran, ciğerimizi çalıştıran, karaciğerimizi çalıştıran, akciğeri çalıştıran, bağırsaklarımızı yaratan, hücreleri yaratan, bizi baştan sona yaratan, donatan bir Allah var.
İçimize kendi ruhundan ruhunu üflemiş, ahsen-i takvim üzerinde yaratmış bizi. Bizi böyle yaratan bir Allah var. Dünyayı süslemiş, dünyayı bir güzel de zenginliklerle donatmış, etiyle, otuyla, sütüyle, her şeyiyle insana komple bütün kainatı mazhar kılmış, peygamberler göndermiş, kitaplar göndermiş. Demiş ki sizden bir tek bunlara uyumanızı istiyorum.
İyi. Biz şimdi beş vakit namazda Elhamdülillahi Rabbil Alemin dedik veyahut da duahlarda Elhamdülillahi Rabbil Alemin ile başladık. İyi. Bu alemlerin Rabbi olan, güneşi her gün ayakta tutan, dünyayı ayakta tutan, güç ve kuvveti ayakta tutan o Rabbe, biz ticaretimizi karıştırdık mı? Biz ticaretlerimizi onun emrine göre mi yaptık? Biz sosyal hayatımızı onun emrine göre mi yaptık? Aile hayatımız bizim onun emrine göre mi? Biz eş ve çocuklarımızı onun emrine göre mi davranıyoruz? Bizim sokaklarımız alemlerin Rabbinin istediği gibi sokaklar mı? Bizim caddelerimiz alemlerin Rabbinin istediği gibi bir cadde mi? Bizim hukuk sistemimiz alemlerin Rabbinin istediği bir hukuk sistemi mi?
Eğitim sistemimiz alemlerin Rabbinin istediği bir eğitim sistemi mi? Bizim evlenme, boşanma hukukumuz alemlerin Rabbinin istediği hukuk mu? Biz neye göre evleniyoruz, neye göre boşanıyoruz? Alemlerin Rabbinin istediğine göre mi? O zaman alemlerin Rabbi dedik orada, tamam iman ettik, kabul ettik. İyi, biz önünü, arkasını, altını, üstünü sözümüzü doldurabildik mi?
Bizim miras hukukumuz alemlerin Rabbinin istediğine göre mi? Bizim evlilik hukuklarımız alemlerin Rabbinin istediğine göre mi? Biz evlenirken kimin nikahıyla evleniyoruz? Belediye başkanının bana vermiş olduğu yetkiyle sizi karı koca ilan ettim. Biz neye göre boşanıyoruz? Türkiye ve Cumhuriyeti devletinin ve mahkemelerinin vermiş olduğu boşanma kararıyla boşanıyoruz. Nerede kaldı alemlerin Rabbi? Yeryüzüne inmez mi bu? Bize inmez mi ya? Acı şeyler bunlar. Bakın acı şeyler, bize hatırlatılmayan şeyler bunlar. Bize söylenilmeyen şeyler. Bunlar hiç hatırlatılmaz bunlar bizde. Elhamdülillahi Rabbil Alemin.
Muhteşem. İyi. Evindeki televizyonu alemlerin Rabbine göre mi açıp kapatıyorsun? Elindeki cep telefonunu alemlerin Rabbine göre mi açıp kapatıyorsun? Ona göre mi dizayn ettin? Evinin içini alemlerin Rabbine göre mi dizayn ettin? Kalbini alemlerin Rabbine göre mi dizayn ettin? Kıyafetlerini seçerken alemlerin Rabbine göre mi seçtin? Yoksa uyduruk kıytırık birisi moda diye kıçından aşağı düşen bir pantolon modası çıkardılar. Herkesin kıçının çatalı meydanda. Nerede kaldı alemlerin Rabbinin tesettür ayeti? Nerede alemlerin Rabbinin tesettür ayeti erkeklerde, kadınlarda, çocuklarda uygulanıyor mu? Kim şimdi çocuğuna alemlerin Rabbine göre tesettüre bürütüyor ki?
Kim eşine alemlerin Rabbinin tesettürüne uyduruyor ki? Çok basit. Alemlerin Rabbinin istediği uygun bana bir kurum söyleyin bana. Ben kendim bulamıyorum Diyanet dahil buna. Diyanetin parası faizde duruyor. Ondan sonra da açıklama yapıyorlar. Biz faizi almayacağız biz maliyeye onu irad kaydediyoruz diye. Millet dedikodu yapmasın diye. Yani Diyanet alemlerin Rabbine uygun bir kurum değilse. Alemlerin Rabbini ne yaptı ya? Böyle bir Rab düşünün. Alemlerin Rabbiyim diyor. Biz de iman ettik diyoruz.
Ama hal, hareket, tavır tarzımızla diyoruz ki bizim evimize karışma, işimize karışma, ticaretimize karışma, siyasetimize karışma, hukukumuza karışma. Biz diyoruz ki biz elleme biz ya kendi heva hevesimize uyacağız ya da kendisinin heva hevesine uyacaklarımız insanlar var. Onlara uyacağız. Yani evet sen Allah'sın, ilahsın, tanrısın kabul ettik. Adına ne derseniz deyim. Ben Allah diyorum. He bir başkası tanrı desin, ne diyorsa desin. İyi. Ben Allah dedim tamam. E Allah'ın nesi karışıyor bize? Biz tabiri caizse şöyleyiz Müslümanlar olarak. Büyük bir çoğunluk. Ey Allah'ım senin varlığına, birliğine iman ettik. Ama bizim, sen bizim dünyamıza karışma ya. Bir eline yeteni çek dünyadan.
Sen bizden de eline yeteni çek. Biz elleme, biz kafamıza göre bir sistem kuracağız. Kafamıza göre bir hayat yaşayacağız biz. Ve gene sana diyeceğiz ki Ya Rabbi sen işte bizi affet. Şöyle yap, böyle yap, şöyle olsun, böyle olsun. Ama sen bizim çıplaklığımıza karışma. Sen bizim eşcinselliğimize karışma. Sen bizim faizciliğimize karışma. Sen bizim sokaklarımıza karışma. İbneler doldursun sokakları. Sen bizim çıplaklığımıza karışma. Çıplaklar doldursun sokakları. Sen bizim kıyafetimize karışma. Herkes darıcık, içi görünen, dışı görünen, istediği gibi giyinsin. Çıksın ortaya. Sen bizim siyasetimize karışma. Sen bizim devlet sistemimize de karışma. Hukuk sistemimize de karışma.
Biz gider İtalya'dan bilmem ne hukukunu, Fransa'dan bilmem ne hukukunu, İçiştire'den bilmem ne hukukunu alır getiririz. Bir de Müslümanız deriz biz. Sıkıntı yok. Sen bizim ibadet edip etmememize de karışma. Namazı kılmışız, kılmamışız. Ona bakma sen. Sen bizi boyuna af memuru gibi haşa otur. Yarabbi diyeni affet. Geç cennete. Yarabbi dedi tamam. Affet beni dedi. Yedi bütün haltı. O af memuru ya orada haşa. O tabii başka bir işe yaramıyor yani. O af memuru ne haltı işlersen işte. O affediyor seni. Affetsin seni. Sıkıntı yok. Affetsin. Kimse bizi ilgilendirmiyor da. Biz neredeyiz?
O önemli. Biz alemlerin Rabbi. Biz burnumuzun ucundaki. Burnumuzun ucunda olan bir şeyin farkında değiliz ki. Biz sakalımıza da karıştırmıyoruz alemlerin Rabbine. Diyoruz ki bütün Adem'den itibaren Hz. Muhammed'e, Mustafa'ya kadar bütün peygamberler sakal bıraktı. Sen bizim sakalımıza karışma. Sen bizim saçımıza, sakalımıza karışma. Bir de ne diyoruz ondan sonra? Ya Allah'ın işi gücü mü yok senin sakalından uğraşsın? He ya. Öyle demiyorlar mı bize? Öyle diyorlar. Yani Allah'ın işi gücü mü yok senin şuyundan uğraşsın, buyundan uğraşsın? Eee biz böyle bir haldeyiz yani. Değiliz diyen varsa ben buradan hemen ineyim aşağıya. O gelsin o kardeş konuşsun buradan.
Desin ki değiliz. Bizim çarşılarımız alemlerin Rabbine göre mi? Alışveriş merkezlerimiz alemlerin Rabbine göre mi? Deniz kenarlarımız alemlerin Rabbine göre mi? Bana söyleyin neremiz alemlerin Rabbini istediğine göre. Evet. Biz o alemlerin Rabbine iman ettik. Ama iman ettiğimiz o alemlerin Rabbi yani bütün her şeye hükmediyor. İnsana bize hükmetmiyor. Bilhassa Müslümanlara hükmetmiyor. Biz o yüzden o alemlerin Rabbini tanımlamada, onu idrak etmede, onu anlamaktan uzağız. Uzağız.
Uzak olduğumuz için de o söz bizde hani Allah'ın tesir ettirsin. Bizde çok tesirli değil. Bakın bizde çok tesirli değil. Çünkü yani o zikrin, çünkü Kur'an'dan ayet aynı zamanda zikirdir o. Seyr-i sülükte çünkü o bir müddet seyr-i sülükte veya itikafta o zikir verilir o kimseye.
Bu normalde bunu ilk defa duyuyorsunuz şimdi. O normalde o zikir belli zamanlarda verilir. İtikaftaki kimseye veya seyr-i sülükteki kimseye. Ona göre bir hal yaşanır. Ona göre bir şey yaşanır. Ondan sonra ona denilir ki şu kadar Elhamdülillahi Rabbil Alemin çek. Başlarsın Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Elhamdülillahi Rabbil Alemin diye o her onu çektiğinde de ayrı bir perde gözünün önüne gelir senin.
Bu seyr-i sülükte yaşanan bir haldir. O kimse artık kemal ehli olacak. Kemalata doğru gidiyor. O çünkü her ayrı perdede Elhamdülillahi Rabbil Alemin çeker artık. Eyvallah. Onun hakkıdır zaten. Bakın onun hakkıdır. Ama o kimse günlük hayatında bunu dizayn etmesi lazım önce. Günlük hayatında bunu dizayn ederse ve sufiliğinde de bunu dizayn ederse inşallah onun sırrına kavuşur.
Rabbim o sırrı kavuşanlardan eylesin inşallah. O sırrı yaşayanlardan eylesin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Evvela bizzat fahrika inat sebebi mevcuda sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selam hazretlerinin mübarek ruh şevlerine. Adem aleyhisselamın her ikisinin arasında gelmiş geçmiş bütün Peygamber-i Zişan Efendimiz'in mübarek ruh şevlerine. Cihar-i yarı güzen Ebu Bekir Sıdık, Ömer-i Farik, Osman-i Zünür-i Reyn, Aliya-l-Murtaza radıyallahu anh efendilerimizin. Evlad-ı Resulullah, Zevcihat-ı Resulullah, Ashab-ı Resulullah, Şühedâ-i Resulullah, 72 Şühedâ'nın, Şehid-i Kerbela'nın, İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Malik, İmam Muhammed, İmam Eşyari, İmam Maturide, İmam Muhammed, İmam Yusuf, İmam-ı Züfer, İmam İmame-i Hazretlerinin mübarek ruh şevlerine hediye edildik.
Vâsıl ve sadâra eyle ya Rabbi. Peyizatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Onların Kur'an'ı, İslam'ı anlayıp yaşadıkları gibi bizleri de anlayıp yaşamak nasif ve müesser eyle ya Rabbi. Üç İhlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Pirimiz Pir, Seyyidi Abdülkadir Geylan'ı, Pirimiz Seyyidi Ahmet Al-Rufay, Pirimiz Seyyidi Ahmet Al-Bedevi, Pirimiz Seyyidi İbrahim Dusuki, Şeyh Eblasen Ali Şazeli, Pirimiz Şahı Nakşüven'i Muhammed'i Bahaddin, Pirimiz Şahı Mevlana Celalettin Rumi, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Vessel Karanı, Mahmud Uday, Halveti, Celveti, Uşşak'ı, Sümbülü, Sühreverdi, Küfreverdi, Şeyh Muhittin Arabi. Bütün Pir-i Piran Hazretleri'nin mübarek ruh şevflerine hediye edildik. Vâsıl ve sadâra eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Feyyuzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Onların tarikat-ı Muhammed'i anlayıp yaşadıkları gibi bizleri de anlayıp yaşamak nasip ve müesser eyle ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife.
Amin. Geçmiş Şeyh Efendilerimizden Abdurrahim, Tantabi Abdurrahim, Neşab-ı El-Hacel, Hafızacı Bakır, Sıddık-ı Çorumi, Hacalaydar Efendi, Çorumnacı Mustafa Efendi Hazretlerinin, Nevşeyli Abdullah Gürbüz Efendi Hazretlerinin ruhlarına, Kaçuni Dergahının geçmişlerinin ruhlarına, Kapbaşı Dergahının geçmişlerinin ruhlarına, Turik alemizden ve akraba talikatımızdan tüm geçenlerin ruhlarına, Yaşayan mürşidi kamillerin, velilerin, evliyalarına aşikan, sadikan, mühban, ehl-i iman, La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah diyen mümin ve münatın ruhaniyetlerini hediyeledik.
Vâsıl ve istedâr eyle ya Rabbim. Amin. Haberdâr eyle ya Rabbim. Amin. Yapacak olduğumuz zikrullahın feyzinden, bereketinden, lütfundan, ikramından, ihsanından, Bizleri nasiplendirdiğin gibi bütün aile fertlerimize, çocuklarımıza, gelecek zürriyetlerimize, Ümmet-i Muhammed'in ruhaniyetlerini de nasiptâr eyle ya Rabbim. Amin. Ümmet-i Muhammed'in de ruhlarını zikrullah'tan nasiptâr eyle ya Rabbim. Amin. Ümmet-i Muhammed'in ruhlarını zikrullahımızdan nasiptâr eyle ya Rabbim. Amin. Estağfurullah, estağfurullah, estağfurullah el-azim el-kerim el-lezi la ilahe illa hu. El-hayyil gayyumu etübülek önzubillahimine şeytanurracim. Bismillahirrahmanirrahim.
Estağfurullah el-azim, estağfurullah el-azim, estağfurullah el-azim. Estağfurullah el-azim, estağfurullah el-azim. Ya malükel mülkün kadim, estağfurullah el-azim.
Ya malükel mülkün kadim, estağfurullah el-azim. Estağfurullah el-azim, estağfurullah el-azim. Ya malükel mülkün kadim, estağfurullah el-azim. Ya malükel mülkün kadim, estağfurullah el-azim. Estağfurullah el-azim.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi