mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 10.02.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 12 Şubat 2022 · 1:07:05

Selamünaleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele edenlerden eylesin. Batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Cenâb-ı Hak Kur'an ve sünneti seneye sımsık yapışmayı nasip eylesin. Son nefesimize kadar Kur'an ve sünneti yaşayanlardan eylesin. Son nefesimizde imanı selamet versin. Son nefesimize kadar buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü diyerek yaşamayı ve böylece ölmeyi ve böylece dirilmeyi nasip eylesin. Selamun aleyküm. Geceniz hayırlı olsun inşallah. Hepiniz de hoş geldiniz. Önce tabii geçen hafta Perşembe günü kandil vardı.
Hem Bursa'da kandil programı oldu. Hem aynı zamanda da Çanakkale'de kandil programı oldu. Her iki programı da katılan, katkıda bulunan, gayret eden, koşuşturan, mücadele eden bütün kardeşlerimize inşallah Allah hepsinden de razı olsun inşallah. Cenâb-ı Hak cümlemizi nice kandillerde bir ve beraber eylesin inşallah. Bu arada geçmiş olsun sana da. Medrese-i Yusufiye bitti mi? Allah göstermesin bir daha inşallah.
Evet. Bazı cemaatlerden Türkiye için darül siyasi denildiğini duyuyorum. Fakıhta darül harp, darül islam terimleri dışında böyle bir şey var mıdır? Sonradan çıkmalı bunlar hep. Şimdi normalde hani bu darül harp, darül islam meselesi eğer bir baskı söz konusu olursa bir kimse Türkiye darül harp der ise baskı söz konusu olur da Türkiye darül harp der ise bu sefer fikir özgürlüğüne katmazlar onu.
Onu mevcut devletin anayasal düzenini teokratik düzene katmaktan, bağlamaktan, oradan buradan anayasaya aykırılıktan şey yaparlar. Ne o? Dava açabilirler. Korkuları bu. Birinci derece. İkinci derecede bir de şey var. Böyle Kur'an ve sünneti eğip bükmeyi seviyoruz biz. Rahatımızı bozmak istemiyoruz. Huzurumuzu bozmak istemiyoruz nefis olarak. Böyle kendi kendimize dolanbaşlı yollar arıyoruz. Ben Süleyman Demirel'den dinlemiştim bunu. Hatta hiç unutmuyorum ben berberdeydim böyle tıraş oluyordum. Süleyman Demirel açıklama yapıyordu. Böyle bir şeyde televizyon programında. Diyordu ki Türkiye bir darül harptır. Süleyman Demirel söylüyor bunu. Hani herkesin nurlu Süleyman dediği Süleyman.
O Süleyman diyor. Türkiye darül harptır diye. Tabii bunun fetvasını aslında şey de vermiş. Son Osmanlı Şeyhülistan'ı ilk Cumhuriyet'in Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Sabri miydi? Mustafa Sabri. Mustafa Sabri Efendi bunun fetvasını vermiş, yayınlamış kitabında. Ondan sonra da darül harpte ikamet edilmez demiş, hicret etmiş Şam'da meftun.
Bunun üstüne Diyanet bir daha fetva vermemiş zaten. Bir başkası da bunun üzerine hayır darül İslam'dır veya darül siyasettir veya darül karışıktır veya darül neydi belirsizdir örneğin. Böyle bir fetva verememiş hiç kimse. Yani Mustafa Sabri Efendi'nin o fetvası duruyor. Süleyman Demirel bazılarına göre hazretti. Bunu ben kulağımla duydum. Senin şeyhinden daha takva, evliyadan dedi bana bir Risale-i Nur okuyucusu vardı bayındır da. Ondan sonra onlar böyle iyi Risalecilerdi. Böyle bir mevzu oldu. Böyle bir mevzu olunca senin şeyhinden daha takva, evliyadandır o dedi. Ondan sonra tabii Süleyman Demireli, onlar o yeni Asya grubundandı onlar. Süleyman Demireli o böyle evliyadan görüyorlardı.
Tabii ben Risale'ye çok uzak bir kimse değilim. Bizim bayındır'da bir kiraya verdiğimiz bir yer vardı. Korkuyorlardı Risalecilere ev vermeye. Hatta Risale'yi okuyanlar, böyle çok aşıklı olanlar basılmaktan korktukları için kendi boş evlerini dahi şey yapmıyorlardı. Ne o? Ev yapmıyorlardı. Yani böyle orayı okumak için bir çalıştıkları. Ne diyorlar onlar okudukları yere? Vahid dershane. Evet dershane yapmıyorlardı. Onlar gelip benden istemişlerdi. Ben de verdim kiraya. Öğrenciler filan kalıyordu. Arada bir karakola çağırıyorlardı beni. Ondan sonra o yüzden yapmıyorlarmış zaten. Yani karakola gitmek var ya işte sen bunları ne yapmaya verdin? Bunlar ne yapıyorlar burada?
Sen biliyor musun? Biz de ülkücülükten alışkımız ya karakolmuş, polismiş, bekçiymiş. Birkaç gidip geldiydik o zaman için. İşte normalde onlar Süleyman Demirel'i evliyadan görüyorlardı. O evliyadan gördükleri zat diyordu ki televizyonda Türkiye darül harptir. Şimdi Hanefi'ye göre bakacak olursak İmam-ı Azam'a ve İmam-ı Muhammed'e göre bir yerde İslam hukuku yok ise orası darül harptir İmam-ı Muhammed'e göre. İmam-ı Azam yanına iki danda şey ister. Bir darül harbe bitişik olması. İki daha önce eman verilenlerin emanların kaldırılması. İmam-ı Şafi'yi daha önce darül İslam olan bir yer kafirin tasallutu altına, işgal altına girse de asla darül harp olmaz. Orası darül İslam'dır der. Yalnız bir televizyon programında bir anım var.
Böyle bir emekli mühtümüz vardı Bursa'da. Ondan sonra o böyle televizyonda ben televizyon demişim, radyoda soru cevap program yapıyordum ben. O böyle habire oradan soru soruyordu. Böyle şey yapmak için, beni zorlamak için. Dedi İmam-ı Şafi'ye göre dedi, hani darül İslam'dır dedi. Hocam sonraki ben direkt artık o güne kadar hocam demiyordum ben. Ondan sonra faş ettim onu. Dedim Sayın Emekli Müftüm, Sayın Hocam dedim, ikinci paragrafı oku. Durdu. Dedim sen söyleyemezsin, ben söyleyeyim dedim. İmam-ı Şafi dedim, ikinci paragrafı da der ki dedim, orada İslam hukuku icra edilmiyorsa, son Müslüman şehit oluncaya kadar oradaki Müslümanların cihad etmeleri farzayındır der dedim.
Doğru mu dedim, sustu. Sonra terörle mücadele bastı zaten radyoya. Sonuçta o oldu. Şimdi o yüzden burası anayasa olarak bunlar böyle sıkıntılı sorulardır. Herkes bunlara cevap vermez. Bunlar problemli konulardır. Yani bu soru soran arkadaş için söylemiyorum bunu. Birisini tuzağa çekmek istiyorsanız, bilhassa 28 Şubat ve öncesi bunlar tuzak sorulardı. Bu soruları siyasi şube sorardı bana. Veya terörle mücadele eden bir polis sorardı. Evet onlar gelirler sorarlardı direkt, Türkiye Darül Harp midir? Bunlar 28 Şubat öncesinin soruları.
Böyle sorarlardı. Şimdi böyle bir hani ben böyle kaçamak cevap verecek bir şey değilim. Anayasası ne diyor Türkiye? Anayasa diyor ki Türkiye layık, demokratik, insan haklarına saygılı bir hukuk devletidir. Doğru mu? Anayasasında diyor mu Türkiye Cumhuriyeti bir İslam devletidir diye? Demiyor. O zaman kimse Türkiye Cumhuriyeti devleti, İslam devletidir diyemez. Dediği anda yasal süreç başlar, cezayı yer. Allah muhafaza eylesin. Dergâhta hizmetin gönüllülük esasına dayalı olduğunu biliyoruz. Fakat görevli arkadaşların bazılarında görevlerine karşı bir rehavet söz konusu yapılması gerekenlerin yapılmadığını gördüğümüz oluyor. Ya da görevinden dolayı yoğun olduğunun dile getirip şikayetvari konuşmalar duyuyoruz.
Gönüllülük esasının beraberinde disiplin yerine rehavet getirmesi normal mi? Evet. Yaklaşık ben 32-33 yıldır böyle bir topluluğun içindeyim. En büyük sıkıntı budur. Bizde çünkü gönüllülük esası vardır. Ama gönüllü olan kardeşler bazen böyle bazıları vazifelerini yerine getirmekte disipline olamıyorlar. Oysa bu hani vazife bir kimseye biz zorla bir şey yaptırmayız. İşte çay dağıtılacaksa biz zorla kimseye çay dağıttırmayız. Yemek dağıtırılacaksa biz zorla yemek dağıttırmayız. Kim gönüllü olmak isterse onlar hizmet yapar.
Hiç kimse yapmazsa Mustafa Özbağ yapar. Sıkıntı yok bu konuda. Ama yapan arkadaşların hani gerçekten böyle rehavete kapılmaları hoş değil. Yani böyle davranacaklarına bir ben bu vazifeyi yapmak istemiyorum, yapamıyorum, zamanım yok. Ne vazifesi yapıyorsa yapsın. Bu tip zikir topluluklarının içerisinde şu vazife üstün, bu vazife daha az üstün, bu vazife daha fazla üstün.
Böyle bir şey düşünülmesi hoş bir şey değildir. Şurayı silmek de vazifedir. Burada gelene hoş geldin demek de vazifedir. Ayakkabıları düzeltmek de vazifedir. Hatta ayakkabıları, orada gelen ayakkabıları boyamak da vazifedir. Çay dağıtmak da vazifedir. Yemek dağıtmak da vazifedir. Yemek yiyenlere hizmet etmek de vazifedir. Yemeği birden hızlıca yiyelim, bitirelim, arkadaşlara da hani hizmet eden arkadaşlara da yardımımız olsun demek de vazifedir. Şimdi eskisi gibi biz yolculuk yapmıyoruz. Öyle yolculuk yapmış olsak, hani veya yolculuk yapanlar, şimdi ben de eskisi gibi değilim, benim disiplinimi iyi bilirler. Biz 6 otobüs, 7 otobüs, 8 otobüs Nevşehir'e giderdik, çıt yoktur.
Yemek yenilecek yerler belli, abdest alınacak yerler belli. Hızla şakır şakır her şey kurulur, hızla şakır şakır her şey biter. Hiç böyle zerrece bir şey, ortalıkta gevşeklik olmaz. Aynı şey şimdi bu Bosna'ya giderken de uygulanıyor. Bosna'ya giderken Allah razı olsun, arkadaşlar böyle disiplinli. Ondan sonra anında sofralar kuruluyor, hazırlanıyor. Anında yeniliyor, işte kaplar kaldırılıyor, anında öyle mesela dergahta keyif edilmez. Burası keyif yeri değildir, burası disiplin yeridir. Akşam iftar edilecek diyelim ki, değil mi? İftar yemeği var.
Hızla yemekler dağıtılır, hızla yemekler yenilir, hızla boşlar toplanılır. Mesela bunu zaman zaman görüyorum ben. Yani bilhassa bayanlarda ve erkeklerde de bazı yerlerde, bazı arkadaşlar da var. Yani o sofra bitmiyor işi. Muhabbet ediyorlar boyuna. Allah Allah! Milletin işi var kardeşim, işini bitirecek herkes. Sen muhabbetini sonra yap. Bir an önce yemeğini ye, bir an önce yemeğini yedikten sonra sofra toplansın, boşlar kaldırılsın. O hizmet edecek olanlar da sohbet dinleyecekler. Onların da vazifeleri var. Adam hem orada veya adam veya bayan hem orada yemek dağıtıyor, hem de semaya çıkacak örneğin.
Veya orada çay dağıtıyor, aynı zamanda semaya çıkacak. Veyahut da orada mesela örnek şu anda çay dağıtan arkadaşlar var burada. E yani sen hadi çay için söylemeyeyim de bunu. Veya yemek dağıtan arkadaşlar var. Sofralar kurulmuş, yemek dağıtılmış. E orada beş kişi var, bitmiyor yemekleri. Bir masa kurumuşlar orada, yemekleri bitmiyor. Lak lak lak … konuş, Allah konuş, muhabbet, Allah muhabbet. Bizim tabiri caizse sarhoş sofrası denir ona. Muhabbet bitmez orada. Değil canım kardeşim ya burası dergah. Sofra kummuş, hızla yiyeceksin. Hemen yemeğini yiyeceksin, kaldırılacak, hizmet edilecek çünkü. Veya ne iş yapıyor? İşte kamera iş yapıyor. Hızla yapacak yerini kuracak, bitirecek işini.
Öbürki ne iş yapıyor? İşte öbürki başka bir iş yapıyor. İşini bitirecek hızla. Böyle gönüllülük demek, çok özür dilerim, böyle lakaytlık demek değil. Zaman geçiyor, böyle bakıyorsunuz, bazı şeyler böyle hani değişmeyince de üzülüyor insan. Allah muhafaza eylesin. O yüzden arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, gönüllü kardeşlerimiz, hizmet edenler. Ne iş yapıyorsa yapsın. Herkes işini, disiplinini yapacak. Diğer arkadaşlar da onlara yardımcı olacak. Hizmeti alan da ona yardımcı olacak. İnşallah. Çalgı ve çengiyle oynamak, bel kıvırmak abdesti bozar mı? Abdesti bozan hallerin içerisinde hiç okumadım böyle bir şey, Hanefi'ye göre. Abdesti bozan haller belli.
Bunları nereden çıkarıyorlarsa çıkarıyorlar böyle. İslam toplumu ne yazık ki bu tip şeyleri böyle üretmeyi seviyor. Üretiyoruz biz böyle. Şimdi Ramazan geliyoruz, biz sakızdan kıyamet kopar gene. Üreteceğiz ya bir şey. Bunun gibi. Allah bizi affetsin. Ahirette Rabbimin huzurunda hangi mezhebe göre sorgu, sual olacak? Normalde mezhepler bizim dini daha rahat yaşamamız için oluşmuş şeyler. Bunlar böyle cahilce sorular. Yani işte mahşerde hangi mezhebe göre siz onun sonuna sorguya çekileceksiniz? Ben Hanefi'ye göre çekileceğim.
Evet. Hanefi mezhebi sünnet-i seniyenin dışında değil ki. Hanefi mezhebi Kur'an'ın dışında değil ki. Bir Şafii dese ki ben Şafii'ye göre sorgumu, sualimi yaşayacağım. O da caizdir ki. Bunun mezhep düşmanları bunu milletin önüne koyuyorlar. Diyorlar ki mahşerde hangi mezhebe göre sen hani ben bu sorulara aşinayım. Bundan 30 yıl öncesinden aşinayım. Antenemanlıyım ben bunlara. Bunlara antenemanlıyım ben. Sonra bunlara böyle cevap verirken de ben bunların nereden kaynaklanığını söyledim de kızıyorlar bana.
Bu ülkeye mezhepsizliği getiren, mezhepsizliği getiren, Ali Şeriatı'yı getiren, bu ülkeye sünnet düşmanlığını, hadis düşmanlığını getiren kesim belli. Evet, bu ülke Ali Şeriatı'yı tanımazdı. Milli görüşçüler Ali Şeriatı'yı tanıttılar.
Bu ülke mezhepsizliği tanımazdı. Bilmezdi. Onların üzerinden geldi. İstedikleri kadar bana hakaret etsinler. Bu hakaret edenler de zaten benim gibi 60 yaşında olanlar değil. Yeni yetmeler. Yeni yetmeler. Onlar bilmiyorlar 1975'leri, 78'leri, 80'leri, 82'leri bilmiyorlar. İhtilalden sonrakileri bilmiyorlar. Onlar bilmiyorlar. Milli görüş derneklerinde bu kitapların satıldığını, Ali Şeriatı'nın çevirilerinin satıldığını bilmiyorlar. Mevdudinin satıldığını bilmiyorlar.
Evet, Seyyid Kutub'un satıldığını, çevirilerinin satıldığını, tefsirinin satıldığını, ucuza satıldığını, 24 ay taksitle satıldığını bilmiyorlar. İhvan-ı Müslümin'in kitaplarını, Hasal Benna'nın kitaplarının, çevirilerinin yapılıp satıldığını bilmiyorlar. Evet, ben o zaman meslemi okuyordum, bana kızıyorlardı. Beni küfürle itham ediyorlardı. Evet, şimdi, şimdi mezhepsizlik Türkiye'deki Müslümanların başında büyük bir bela. O gün hadisler sahih mi, değil mi diye Ali Şeriat'ın kuyruğuna takılanlar, bugün ayet inkar ediyor. Bakın o profesörler, hani bu ayet inkar eden, hadis inkar eden, sünnet-i seni inkar edenlerin var ya, hepsi de milli görüşün içinden çıkma.
Mustafa İslamoğlu, birincisi, adam daha geçen ne diyor, deist oldularsa diyor, iyi yoldalar diyor, sorgulayan akıl lazım bize diyor. Soruyor, gençler deist oluyor diyor, iyi yoldalar diyor, sorgulayan akıl lazım bize diyor. Din, kendi içerisinde, dinin kendi hükümlerini sorgulayacak akıl istemez.
İtaat edecek, yerine getirecek akıl ister. Sen ayeti kerimeyi sorgulamazsın, anlamaya çalışırsın, idrak etmeye çalışırsın, yaşamaya çalışırsın. Sen ayeti kerimeyi sorgulayamazsın. Bu senin işin değildir. Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Sorgulayın demiyor. Tefekkür edebilirsiniz. Varlığı tamamıyla tefekkür et. Ayeti kerimeyi tefekkür et. Hadis-i şerifi tefekkür et. Evet, her tefekkür edişinde ayeti kerimeden anladığın değilsin. Her hadis-i şerifi tefekkür ettiğinde, hadis-i şeriften anladığın değilsin. Eyvallah.
Bu zaten yasak değil ki. Ama sen bu Allah'ın ayetini sorgularsan, böyle ayet mi olur dersen küfre düşersin. Böyle hadis-i şerif mi olur dersen küfre düşersin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli kardeşler, evet Allah için zorluk yoktur. Mahşere çıktığınızda, örneğin Hanefi'ye göre sen vitrin namazını vacip olarak algılamışsın, vacip olarak kılıyorsun. Muhakkak sen vacip olarak mahşerde onun hesabını vereceksin. Şafisi onu nafile olarak görmüş, kılmamış. O da Şafi'ye göre hükmetecek. Ameller niyetlere göre. Niyetin neyse onu göreceksin. Mahşerde. O yüzden böyle hani tuzak, mezhep soruları tuzak bunlar. Bu arkadaş için söylemiyorum.
Böyle ortalıkta dolaşıyorlar. Nerede bir namaz kılan Müslüman var ona bulaşıyorlar. Nerede oruç tutan bir Müslüman var ona, onunla uğraşıyorlar. Nerede bir ehl-i zikir var ona uğraşıyorlar. Müslümanların en büyük handikabı bu zaten. Müslüman gidip de bir ateist de bir deist de konuşacak hali yok zaten. Sebep bu arkadaşlar çapsız, bunları konu eden arkadaşlar böyle bir ateist de bir dinsiz de mümkün değil konuşamazlar.
Bir Müslüman mızrağını Müslümana yönlendirdiyse o şeytanın askeridir. Bir Müslüman mızrağını Müslümana yönlendirdiyse o şeytanın askeridir. Allah muhafaza eylesin. Rabbim korusun inşallah hepimizde. Bir de videonuzda geçen ay kemancı gördüm sizce caiz mi? Haram mı?
Bir de altına not düşmüşler. Dinlerini oyun oyuncak edenler diye. Onlar kim biliyor musunuz? Münafıklar. Bizim hangi dini bir akide ile alay ettiğimiz görülmüş? Evet biz keman da dinleriz. Kemanın önünde de şarkı da söyleriz. Kütüb-i Siddet'e bakın. Kütüb-i Siddet'de sahabenin bu tip davranışlarını göreceksiniz. Okumaktan acizler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendi mescidinde Habeşlilerin kendi halk oyunlarını oynamasına müsaade etti. Bir de Ayşe annemizi izletti. Biz dinimizi bilmeyen saf sahil, saf cahil insanlardan değiliz. Evet.
Müslüman eğlenir, bayramda eğlenir, seyranda eğlenir, düğününde eğlenir, nişanında eğlenir, nikahında eğlenir. Müslüman eğleneceği zaman da eğlenir helal dairede. Biz şarkı da dinleriz, şarkı da söyleriz, şiir de okuruz. Evet. Ölçümüz de hadis-i şerif. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şiir de dinletti. Kendisinin şairi de vardı. Hz. Ömer onu susturmaya kalktı radıyallahu anh hazretleri. Sus ya Ömer. Onun sözleri dedi müşriklere senin mızrağından daha keskindir. Açın okuyun hadis-i şerifi. Habeşlilerin mescidin içinde, tekrar söylüyorum bunu, mescidin içinde, namaz kılınan mescidin içerisinde, Habeşliler kendi oyunlarını oynadılar.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri eliyle tempo tuttu. Bir de onlara dedi ki, ha güzel oynayın ha. Neden? Hz. Ayşe annemizi izliyor. Ayşe annemizi izliyor. Ayşe annemiz güzel oyun izlesin. Diye, onları teşvik etti bir de güzel oynayın diye. Buradan ekmek çıkmaz kimseye. O yüzden biz bir daha kemancı getirtirir, bir daha dinleriz. Ne olmuş ki yani? Ali kaç yıldır dergattasın? 13 yıldır biz Ali'yi dinliyoruz. Dinleriz. Biz biraz harabatız, biraz arabeskiz, biraz kenar mahalle çocuğuyuz. Bizim harabatlığımızdan da, arabeskliğimizden de bir şikayetimiz yok.
Beğenmeyen ders almasın. Desin ki ya bunlar harabat, biraz da böyle arabeskler. Bunlar böyle kafaları esince de böyle bir şey yapıyorlar desin. Almasın ders. Sıkıntımız yok bizim. Biz dini, Kur'an, sünnet, imamların iştahdı dairesinde yaşıyoruz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir şey yapmış mı? Yapmış. Hiç kimse onu yasaklayamaz. Sahabeler onu yapmış mı? Yapmış. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Sahabelerin o yaptığını reddetmiş mi? Hayır. Hiç kimse yasaklayamaz. Biz düğünümüzü düğün gibi yaparız. Eğlencemizi eğlence gibi yaparız. Biz yaparız canım kardeşim. Biz bu konuda sünnet-i sünnet, hadis-i şerif var mı?
Var. Bizi kimse durdurmaz. Sen yapma. Seni de zorla burada şarkı dinletecek değiliz. Dinleme. Hani var ya bir sürü şeyler de söylüyorlar. Açın, kütüb-i siddeden okuyun. Size bir eser daha vereyim. Süleyman Uludağ'ın musikiyle alakalı doçentlik tezi var. Süleyman Uludağ'ın musikiyle alakalı.
Bulun, alın, okuyun. Gerçekten. Din adına bize neler yapmış, millet neleri yasaklamış, görün oradan. Ben düğünler biliyorum. Yani şeyden İslam öncesi. Düğünler biliyorum ben. Ağlatacaklar illaki düğünde kadını. En fazla ağlatan hoca, en güzel hoca. Gelini kim daha fazla ağlattı? O daha makbul bir hoca. Evleniyor ya kız, evleniyor. En mutlu günü. Yok, en iyi ağlayan o olacak. Veya erkeklerde de aynı. Bakın, Kur'an ve sünnetin dışında bir şeye cevap verirken, cevap verirken, helalı haramlaştırmamak önemli. İşte kadınla, erkekli, vur patlasın, çal oynasın, bu düğün caiz mi? Değil.
Evet. Ama bunun karşılığında bir şey yapacağız derken biz, Kur'an ve sünnetin bize serbest bıraktığı bir şey yasaklamayalım. Sanki hayatınızdan, her şeyimizden, bunu böyle söyleyenler, Kur'an ve sünneti adapte etmişler de, bu din dışıymış gibi gösteriliyor. Allah muhafaza eylesin. Haşr suresi, ayet 21. Şayet biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, onu Allah korkusundan titremiş ve paramparça olmuş görürdün. İşte bu misalleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz. Kur'an daha indirilse, parça parça edebilecek ise, Kur'an bizi insanlara indirilmişken, insana nasıl tesir etmeli? Bu ayeti nasıl düşünmeliyiz? En güzel tesiri, onu yaşamaktır.
Yaşıyorsan, sana tesir etmiştir. İnşallah, her cümlemizi yaşayalım inşallah. E defalarca söylüyorum, böyle uzun soru yazmayın diye. Okumayacağımı beyan ediyorum. Lütfen. E yine aynı. Lütfen. Soru. Az öncekinler gibi. Kısa. Öz. Günlük hayatımda enerjim çok düşük oluyor. Kur'an-ı Kerim okurken uykum geliyor. Zamanımı bereketli geçiremiyorum. Bu konuda nasihatlerinizi ve duanızı isterim. Teşekkür ederim. Allah yardımcın olsun. Disiplini edeceksiniz. Haramlardan uzak duracaksınız. İnsanın odağını dağıtan, insanın disiplinini dağıtan haramlardır.
Haramlardan uzak durun. Tövbe edin. Allah'ı zikredin. Bunlar insanı derler, toplar. İnşallah. Ya bu yine yetişmeyecek. Günlerdir. Daha doğrusu haftalardır bu. Benle dolaşıyor ama. Hakkınızı helal edin inşallah. Çünkü bu yine yetişmeyecek. Evet, bir sorusu olan varsa bir soru alıvereyim. Ondan sonra sohbete geçeyim. Buyur Ahmet. Evet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde ancak Cumhuriyet Savcılığına gider suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Başka bir şey yapamazsınız.
Ferdi olarak sizin dini ve dini değerlerinizi alay eden, bu noktada hakir gören bir şey oluşuyorsa, gidip Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Başka hiçbir şey yapamazsınız. Ne yalnız ki böyle ilahiyattan bu tip sözler çıkınca diyanet susuyor. Herkes susuyor, ilahiyatta susuyor. Kendi yetiştirdikleri öğrenciler, kendi yetiştirdikleri profesörler, bunlar önceden böyle tabiri caizse fazla böyle ses çıkaramıyorlardı. Hani böyle artık gününü mü beklediler, saatini, dakikasını mü beklediler. Bu son zamanlarda yani bunlar artık eşkare, ayet-i kerimeyi inkar ediyorlar. Eşkare, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin babasıyla alakalı hakaretler, ne bileyim işte onun ahlakına, onun namusuna sözler.
İşte bir başkası kalkıyor, Hz. Meryem annemizin üzerinde namusuna leke getirecek sözler gibi. Bunlar artık böyle hani ortam müsait, bunlara tepki gösteren yok, hatta alkışlanıyor. Bunlar böyle kimisi de toplumun bir kısmı da din ve dinle alakalı bir şey duymak istemiyor. Bakın en büyük tehlikelerden birisi şu, toplumun din ve dinle alakalı meselelerde tepkisizleşmesi.
Bunun sebebi ne biliyor musunuz? Toplum artık din adına bir şey duymak istemiyor. Aldatıldı, kandırıldı, bıktı, yoruldu. Bir onun peşinden gitti, başka bir şey oldu. Onun peşinden gitti, başka bir şey oldu. Onun peşinden gitti, başka bir şey oldu. Artık Anadolu insanı yorgun. Bakın Anadolu insanı yorgun. Zekatlar toplandı, paralar toplandı, himmetler toplandı. Devasa binalar oldu, böyle harıl harıl bir şeyler yapmaya çalıştılar. Televizyonlar kuruldu. Sonuç, herkes cebini doldurdu. Sonuç, hiçbir şey yok. Bakın sonuca bakacağız.
Ben hep diyordum, sonunu seyredin. Allah ömür verirsin, sonunu seyredin bir şeyin. Çünkü kendilerince, hani bu dini topluluklar çok kızıyorlar bana. Cemaatler, tarikatlar, partiler, şahıslar, hocalar, hacılar, diyanetçiler, ilahiyatçılar, dernekler. Bu dinle alakalı bütün komplesi, büyük bir çoğunluğu.
Herkes kendi şahsına zemin hazırladı. Geçindiler oradan. Hala da öyleler. Hala da para topluyorlar. Hala da geçim yolu yapıyorlar. Bakın hala da geçim yolu yapıyorlar. Hala da belli makamlara geleceğiz diye uğraşıyorlar. Hala da belli parselleri toplayacağız diye uğraşıyorlar. Ve bunları yaparken de bu çok acı. Bakın bu çok acı. Evet dini istismar ediyorlar. Evet. Ben söyleyince kızıyorlar. Dünün mücahidi sonradan müteahhit oldu. Sonra it oldu. Sonra neydi? Belirsiz insanlar olup çıktılar. Evet.
Ama hepsi de zengin oldu mu? Evet. Hani bazen diyorum ya. Bana birisini gösterin. Belediye başkanlığı yapmış ve fakirleşmiş olsun. Milletvekili gösterin. Milletvekili yapmış fakirleşmiş olsun. Siyaset yapan meclis üyeliği, osu busu, meclis belediye başkan yardımcılığı hangi partiden olursa olsun birini gösterin. O orada fakirleşsin. Yok. Yok yok. Ve insanlar bıktılar artık. Din sözü duymak istemiyorlar. Evet. O yüzden tepkisiz kalıyor. Adam ayeti kerimeyi inkar ediyor. Müslümanların umurunda değil artık. Ne yapsın? Sokağa mı dökülecek? Yapamazsınız.
Aşureyi dağıtamadık. Adam dedi ki izin almanız lazım aşureyle alakalı. İzniniz olmadığından dolayı dağıtamazsınız dedi. 200 tane polis indirdi oraya. Aşure aşure. Bildiğiniz aşure. Yapamazsınız. Yani gittik ne o? Şeyde Merunos'ta yeri kiralayalım orada sema edelim dedik. Güvenlik problemi var dedi. İzin vermedi adam. Yapamazsınız. O yüzden öyle sakın ha böyle agresif işler, agresif hareketler yapmayın. Gidip Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe vereceksiniz. Diyeceksiniz ki şu zamanda şu yerde bu adam ayeti kerimeleri inkar etti. Veyahut da bu kitabında burada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek babası için böyle bir çok üzüllerim ama fuhuşa düşkün bir insanmış gibi gösterdi.
Bizim kutsal saydığımız şeylere hakaret etti deyip dilekçe verebilirsiniz. Bir şey çıkacağını zannetmiyorum ama bunu yapabilirsiniz. Evet bir şey çıkmayacak. Yani bunu denedik birkaç sefer de biz böyle işte savcılıkları müracaatta bulunduk. Hadis inkar edenler falan bir şey çıkmadı hiç. Soruşturmaya gerek kalmadı. O yüzden bu işin acı tarafı. Ondan sonra neymiş? Türkiye Darül siyasi imiş. Türkiye'de Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışanlar susturuluyor. Bu yeni değil. Bu yeni değil. Bu topraklarda 300 yıldır bu var. 300 yıldır.
Gerçekten Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışıyorsanız, bunu anlatıyorsanız, tebliğ ediyorsanız bu kolay değildir bu topraklarda. Evet, sizin muhakkak sizle uğraşırlar. Ama Kur'an ve Sünnet'in dışına çık, sapkınlaş, alkışlarlar sizi. Alkışlarlar, siz ilim adam olursunuz. Sufiyseniz en büyük sufi olursunuz. Kitabınız olmasın varsınız, siz hikmet sahibi olursunuz. Herhangi bir bilginiz olup olmaması önemli değil. Hikmet sahibi olursunuz. Yeter ki ayet-i kerimeleri atın tutun. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin hadislerini atıp tutun. Sahabeye atıp tutun biraz. Mezhepleri komple zaten yok edin.
Atın kenara. Bak nasıl baş tacı edecekler sizi. Namazı da atın kenara. Citi citi söylüyorum bunu. Namazı da atın. Onlar devlet dairelerinde cihat ediyorlar. O yüzden namazı kılmasalar da olur. Onlar belediyelerde, bürokratlar, belediyelerdeki bürokratlar yüksek, bürokratlar, devletteki yüksek bürokratlar, siyasetçiler. Bunların hepsi de o işlerle koşarken cihat ediyorlar. O yüzden namaz kılmasalar da olur. Bunun fetvasını da almışlar. Bakın bunun fetvasını da almışlar. Siz diyorsunuz ki, aa bu şu partiden ya. Hani bu camide onun gördüğüne inanmasa. Bakın gidin ama Buhari'den, Müslim'den, Tirmizi'den, İbn-i Mace'den veyahut da Gidin Kütüb-i Siddet'den fiten hadislerini okuyun.
Fitne hadisleri. Fitne hadislerini okursanız Bugünkü zamanı ve bugünkü Müslümanları iyi yorumlarsınız. Fitne hadislerini okuyacaksınız. Bunlar okutulmaz. Mesela Türkiye'de fitne hadisleri. Fitne hadislerini okuyun. Fitne hadislerini okuyunca Zamanınızı, yaşadığınız zamanı Çevrenizdeki Müslümanları Müslüman toplulukları Ne olduklarını göreceksiniz. Yeter ki o Bab-ul Fitne'ni okuyun. Fitne hadislerini okuyun. Ciddiyim bu konuda. Bakın ne okuyacaksınız. Diyecek ki, ahir zamanda öyle gençler çıkacak ki Bu gençler sakalsız olacaklar. Yumuşacık konuşacaklar. Ümmetin parasını yok edecekler. Siz bağlayın nereye bağlayacaksınız şimdi. Öyle liderler çıkacak, ahir zamanda.
Sizin dilinizden konuşacak. Ya bu hadisler muhteşem biliyor musunuz? Sizin dilinizden konuşacak diyor. Sizinle beraber namaz kılacak. Ama diyor peşine düşenleri Helaka götürecek. Okuyorsun böyle. Diyorsun ya. Yani resmi bir sana doneler veriyor. Şunu yapacak, bunu yapacak, bunu yapacak. Aa bakıyorsun. Var. E var tabii. Onlar diyor, o liderleri konuşuyor. Onlar diyor, Kur'an okur. Kur'an diyor, boğazlarından aşağı geçmez. Haydi. Yani o bizdenmiş gibi görünen lider, Kur'an-ı Kerim okuyacak. Ama o Kur'an-ı Kerim, boğazından aşağı geçmeyecek.
Veya Kur'an okuyucuları diyor. Kur'an okuyucu. Hadis-i şerifin tabiri bu. Kur'an okuyucular. Onlar diyor, onlar Kur'an okuyucular. Onların okudukları, Kur'an diyor, boğazlarından aşağı geçmez. Bir hadis-i şerifte diyor ki, onlar Kur'an-ı Kerim'i ücret karşılığında okurlar. Ücret karşılığında okurlar. Onlar Kur'an-ı Kerim'i ücret karşılığında okurlar. Muhteşem. Alimler anlatıyor, ahir zaman alimlerini. Onlar diyor, parayla fetva verirler. Evet. İnsanları saptırırlar. Bakıyorsun böyle, ah okuyorsun, ah diyorsun, saddak ya Resulallah. adamlar televizyonlarda aylık kırkar, elli şer milyar, altmışlar, yüzer milyar, yüz elli şer milyar televizyonda program yapıyorlar.
Bir de ağlıyorlar orada. Tabii böyle bir seslerini garipleştiriyorlar. Hadis-i şerif. O alimler diyor, sohbet ederlerken, insanları ağlatmak için uğraşırlar. Evet. Aa, bir bakıyorsun, birisi ağlayacağım diye uğraşıyor. Sesini tuhaflaştırıyor. Böyle bir ses, çok duygulandı, o hale getiriyor. Allah'ım diyorsun ya. Hadis-i şerif uydu. E bakıyorsun şimdi. Hatta bizim, bayındır da, bir programa gittiydik. Kutlu doğum. Oraya ne o, vefat etti. Döngel ne oldu muydu?
Evet. Onu söylediler, o gün, üç yerde mi, iki yerde mi ne, sohbeti varmış. bizim normalde, biz de orada belediyeyle alakalı, biz ücret mücret yok bizde. Tabii biz memleketimiz diye gittik. O gün için, adam yedi milyar almış, yarım saatlik konuşmaya. Ben dedim ya, ne? Dediler ki, burada işte yirmi dakika konuşma yapacak, yedi milyar. Bilmem nerede konuşma yaptı, oradan geldi dediler. Dedim oradan da yedi aldı. Evet dediler. Buradan başka bir yere de gidecek, bir yedi de oradan alacak. Adam bir gecede yirmi bir milyar alacak. Asgari ücret, bin beş yüz lira. Ben dedim ya var, bu iş böyle değildir dedim ya. Bu sefer o işin içindeki kimse geldi. Bizim bayındırlı çeteye sorun.
Dediler ki, yok böyle. Allah'ım dedim ya Rabbi ya Resulullah. Cenab-ı Hak ona merhamet etti de, koronadan öldü. Tabii, eğer iman ehliyse, koronadan öldüyse, temizlendi de gitti. İnşallah. Temennimiz o. Bir Müslüman'ın cehenneme gitmesini istemeyiz. Ama düşünebiliyor musunuz? Onlar sohbetlerinden para alıyorlar. Yani, hani az önce bir arkadaş diyordu ya, normalde keman çalınıyor diye. Ulan sabaha kadar keman çalalım biz de, gidip de dinimizi paraya satmayalım. Sabaha kadar kemancı vursun kemana. Gidip de hadis inkar etmeyelim. Gidip de ayet inkar etmeyelim. Gidip de dini paraya değişmeyelim. Gidip de sohbeti, zikrullahı, vaazı, nasihatı parayla yapmayalım.
Bunu görmez ama kimse. Tabii. Gidip televizyonda adam 150 lira alır, aylık. Görmez onu kimse. Adam vaazlarda para toplar, görmez onu. Kaç tane şeyh bulursunuz bana ülkede, dervişlerden para toplamayan? Kaç tane hoca bulursunuz bana Türkiye'de, dervişlerden para toplamayan, alim bulursunuz bana Türkiye'de. Almini, alimlini paraya satmayan. Açık konuşuyorum. Evet, bunun gideceğim elini yapacağım onun. Kaç tane siyasetçi gösterirsiniz bana.
Toplamayan, para almayan. Başkanı gösterirsiniz bana. Dindan diye geçip de yutmayan. Yutmayan. Sene milletvekili gösterirsiniz bana. Dindan deyip de yutmayan. Bunların dinleri, imanları para. Yoruldum. Yoruldum kelimesini kullanmak istemiyordum. Yoruldum artık. Yoruldum. Yazık bu ülkeye yazık. Bu vatana yazık. Bu millete yazık. Şu Müslümanlara yazık. Gerçekten yazık. Ondan sonra kemancıyı gel de vurdurmasın aldana aldana diye. Aldana aldana geliyoruz. Evet.
Aldana aldana. Aldatıla aldatıla. Kandırla kandırla. Kandırla kandırla. Tecavüz edile edile. Gözümüz açık, kulağımız açık. Tecavüz edile edile geliyoruz. Evet. Birisi de bunları söyleyince ters geliyor herkese. Evet. Tecavüz edile edile geliyoruz. İmanımız, dinimiz, şanımız, şerefimiz, haysiyetimiz. Evet. Tecavüz edile edile geliyoruz. Ben kendimce kendi dinimi yaşayacak kadar dinimi biliyorum. Ben dinimi bildiğim için diyorum ki tecavüze uğruyoruz. Ben kendimce kendi dinimi yaşayacak kadar dini bilgim var benim. Diyorum aldatılıyoruz, kandırılıyoruz.
Mustafa Özbağ bu kaçıncı kandırılışınız artık diyorum ya. Evet arkadaşlar benim adım Mustafa Özbağ. Ben hiç oy kullanmıyorum. Açıkça ilan ediyorum. Hiç kullanmıyorum. Bir tek anayasa değişsin. Ülkeye başkanlık gelsin diye. Evet oy kullandım. Ben oy kullanmıyorum Müslüman olduğumdan beri. Evet kullanmıyorum. Ben ilk aldatılmışlığımı çünkü ülkücülüğümde yaşadım. Dedim ki Müslüman bir yerden hadisleri okuduktan sonra Müslüman ani yerden ısırılmaz. Mustafa Özbağ siyasetle işin bitmiştir pılını pırtını topla.
Bitti. Bitti. Evet. Öyle hani böyle işte siyasetle böyle partiyle pırtıyla cemaatle dergahla tarikatla İslam gelmez. Aldanmayın. Aldanmayın. Tekrar söylüyorum bunu. Cemaatle tarikatla partiyle pırtıyla İslam gelmez. Hele ülkedeki bu Müslümanlarla hiç gelmez. Anadolu'daki bu Müslümanlarla İslam asla gelmez. Evet.
Gelmez. Siz her sokağa cami yapsanız, bütün okulları imam hatip yapsanız, bütün üniversiteleri ilahiyat yapsanız, kafanız, gönlünüz değişmedikçe İslam gelmez. Sen cami inşaatından bile para götürüyorsan derneğinle, vakfından bilmem neyinle. Sen tek ya yapacağım deyip de Müslümanların parasını ütüyorsan. Sen Kur'an kursu yapacağım deyip de Müslümanların parasını ütüyorsan. Sen tarikatım deyip de Müslümanların parasını, emeğini ütüyorsan. Haksızlık yapıyorsan. Sen cemaatim deyip de Müslümanların parasını, pulunu ütüyorsan. Haksızlık yapıyorsan. Önce İslam sana gelsin ya. Bırak kardeşim beni.
İslam önce sana gelsin ya. Sen 200 okuyup da cebine parayı koyuyorsan. İslam önce sana gelsin ya. Bırak beni. Ben razıyım ya ben keman çalacağım ya. Sana İslam gelsin önce. Sen dün takaya binerken bugün ese biniyorsan dinin üzerinden. Bırak ya İslam sana gelsin önce ya. Önce İslam sana gelsin ya. Sen belediye başkanı olduktan sonra villalarına yaptırıyorsan. Önce İslam gelsin. Hangi belediye yaptırdın? Önce İslam sana gelsin. Sen gidip bürokratya olduktan sonra villalarına villaya katıyorsan. Önce İslam sana gelsin be adepsiz. Sen bakan olduktan sonra namazı bırakıyorsan.
Önce İslam sana gelsin ahlaksız. Önce İslam sana gelsin. Biz dinimizden memnunuz. Biz bu halimizden de memnunuz. Aldanmayın. Kanmayın öyle. Mezhepsizin birisi çıkmış. Önce İslam sana gelsin ahlaksız adam. Satılmış İngiliz bozması. Kadis İngarcısı. Yehidi bozmasısın. Mossad bozmasısın. Seyir bozmasısın. Önce İslam sana gelsin. Ahlaksızın şehrsizin tek kendisi. Kevfinin tek kendisi. Önce İslam ona gelsin. Onu görevde tutan da kevfinin tek kendisi. Önce İslam ona gelsin.
Evet. Önce İslam ona gelsin ya. Alın ya buradayım. Mustafa Özbağ burada. 78 sayfa yazmanıza gerek yok. Önce İslam ona gelsin. Sufi düşmanı. Sema düşmanı. Zikir düşmanı. Hades düşmanı. Alayet düşmanı. Mezhep düşmanı. Müslüman düşmanı. Sakal düşmanı. Düşman. Ne? Müslümanmış. Hadi be. Müslümanmış. Önce İslam ona gelsin. Önce İslam ona gelsin. Kaydırıgı bak oradan buradan ayet-i kerimelerden hadis-i şeriflerden oradan buradan bir şeyler çıkaracağım diye uğraşıyor. Dıgdımın dıgdının dıgdının dıgdının bilmem ne fetvası vermiş de işte şu kadar faiz olurmuş da.
Yööööö. Faizci şerefsiz seni. Önce İslam sana gelsin. Şimdi şerhe şerefsiz demek yakışır mı? Şeytan çarpsın gibi kaldırılsın diyor topraktan. Şerefli bir insan olsan topraktan şeytan çarpmış gibi kaldırılır mısın? Ben öyle kaldırılmayacağım. Evet. Eğip bükmek yok. Faiz faizdir haramdır. Yok Toki'nin faizi caizmiş de. Yok şunun faizi böyleymiş de. Bırak. Faiz faizdir. Sen küfür ehliysen seninle benim aramda faiz yoktur. Bitti.
Bunu söyleyemiyor. Söyleyemez. Ensesinden tutmuşlar. Söyleyemez. Damadını oraya yerleştir. Gelinini buraya yerleştir. Küçük oğlanı buraya yerleştir. Büyük amcasını buraya yerleştir. Sülalenin hepsini bir yerlere yerleştir. O adam konuşacak. Nereye konuşacak ya? Nereye konuşacak? Onun altına araba ver. Ona oradan bir para ver. Ona oradan bir şeyini yap. Nereye konuşacak o? Konuşamaz o. O konuşamaz. O mahşerde dili böyle dili dili on sekiz metre çıkmış olarak alkolacak. Süreyemeyecekler dillerini. En büyük günah dinle anlatmak.
En büyük günah. Evet. O yüzden sizin kemanınıza kurban olsunlar. Evet. Sizin zevbeğinize kurban olsunlar. Sizin semanınıza kurban olsunlar. Sizin zikrinize kurban olsunlar. Sizin kardeşliğinize kurban olsunlar. Sizin imanınıza kurban olsunlar. Sizin islamınıza kurban olsunlar. Sizin sufilinize kurban olsunlar. Bizim sarhoşumuz sarhoşumuz. Yani böyle yoldan biz yoldan çıkmış deriz ya. Benim için yoldan çıkmış değildir. Dervişimiz ama içmiş sarhoşumuz var ya bizim. Böyle geliyorlar bazen kabınlığına. Baba. Kuzum diyorum kuzum. Gel. Gel sen. Onun imanı bugün alimim diyen geçinenlerden iyi.
Onun imanı şeyhim diye geçinip cebine dolduranlardan iyi. O kapıyı biliyor. O kapıyı biliyor. O Allah'ı biliyor. O Allah'ı biliyor. O ham sopu, kaba yobaz. Onun sarhoşluğuna takılıyor. Kendi namazsızlığını görmüyor. Kendi yuttuğunu görmüyor. Kendi katakülleri işlerini görmüyor. Kendi haramını görmüyor. O toparlayacak. Mikser gibi. Yutacak. Yutacak. Evet sohbet cd'lerinin kapının önünden satın almayacaksınız. Merak etmeyin. Çoğaltabilirsiniz. Ücret de ödemeyeceksiniz. Kitaplara da ücret ödemeyeceksiniz.
Ben oturup yazmadım kitabı. Benim öyle bir kitabım yok. Sohbetlerden derlemiş arkadaşlar. Bir bayan var. Neslihan Hanım. O sohbetleri normal dinleyip yazıya çevirdi. Bastırdık kitabı. Dağıttık arkadaşlara. Ücretsiz. Din ücretsizdir arkadaşlar. Din ücreti değildir. Hiçbir peygamber tebliğinden dolayı ücret almamıştır. Peygamberin yolundasan ücret alma. Peygamberin yolundasan tebliğinden ücret alma. Peygamberin yolundasan ücret alıyorsun peygamberin yolundan değilsin. Beni ilgilendirmiyor. O dinle alakalı ne yaptıysa ücret almadı. Nereden geçindi?
Cihattan geçindi. Ya cihad et ya ticaret et. Ya da sanatla uğraş. Ya da bir mesleğin olsun. Veya memurluk yap bir yerde. Ama dinden geçinme. Ha sen diyanette müftüsün. Yani devlet memurusun. Diğer devlet memurlarından bir üstünlüğün var. Aynen. Kendini kutsallaştırma. Bir farkın yok. Müftüyle komiserin bir farkın var. İkisi devlet memuru. Kendisini kutsallaştırmasın hiç kimse. Eftali zikr fâle mennehu La ilahe illallah La ilahe illallah El Fatiha mâ selavata Amin.
Ejimain. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi