Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 09.12.2021
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 10 Aralık 2021 · 58:23
Allah gecenizi hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak cümlemizi ve cümle Ümmet-i Muhammed'i hakkı hak bilen, batılı batıl bilen, hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, cihad eden, batılı batıl bilip, batılı yeryüzünden yok etmeye çalışan bir feraset, bir ilim, bir cihad ruhu nasip eylesin. Amin. Rabbim Ümmet-i Muhammed'i tez zamanda zalimlerin elinden, adaletsizliklerin elinden, her türlü Kur'an ve sünnetin dışındaki her şeyden kurtarsın inşallah. Amin. Rabbim Ümmet-i Muhammed'e birlik, dirlik, beraberlik nasip eylesin. Amin. Kur'an ve sünneti seni sımsıkı yaşayıp yaşama ve yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin inşallah.
Amin. Sorularınıza bakalım, ondan sonra da dersimize devam edelim inşallah. İbn-i Mesud radıyallahu anh'a ait olduğu söylenen şöyle bir söz vardır. Sizden her kim birine tabi olacaksa ölmüş birine bağlı olsun. Çünkü diriller hakkında fitneden emin olunmaz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sonra da halifelere tabi olmuş olan İbn-i Mesud'un bu sözünü nasıl anlamalıyız? Biz sahabenin hakkında olumsuz bir şey söylemeyiz. Sahabe bir konuda bir şey söylediyse onun söyleyiş, zaman, zemin, tarzı, tavrı, esbab-ı nüzülüne bakmak gerekir. Esbab-ı nüzülüne bakılınca ona tabi olunur.
Bir de sahabenin sözü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sözünden üstün değildir. Biz bir meselede Kur'an'a bakarız. Kur'an'da bulamazsak sünnet-i Resulullah'a bakarız. Sünnet-i Resulullah'ta direkt bulamazsak ashabın sünnetine bakarız. Onda bulamazsak imamların iştahına bakarız. İmamların iştahını da bulamazsak kendimiz iştahat ederiz. Sufilik adabıdır bu. O yüzden İbn-i Mesud radiyallahu anh Hazretleri böyle bir sözü neyi, niçin, nasıl, neden, kimin yanında söyledi bir bilgimiz yok. Reddeder miyiz? Hayır. Ama bununla alakalı daha kuvvetli deliller var ise o zaman o kuvvetli delillere bakarız. Kuvvetli delil nedir? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri vefat ettikten sonra Hazreti Ömer radiyallahu anh Hazretleri kim Muhammed-i Mustafa'ya öldü derse bu kılıcım ona hakkını verecektir der.
Kabullenemez. Hazreti Ebubekir radiyallahu anh Hazretleri onu durdurur. Dur der. Biz her daim diri olan, hay olan Allah'a emanettik. Her nefis ölümü tadıcıdır. Peygamber de olsa ölecek dedi. Ve böylece de ne oldu? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinden sonra seçim yaptılar. Seçimle Hazreti Ebubekir radiyallahu anh Hazretlerini halifeliğinde birleştiler. Ve bütün Ümmet-i Muhammed ona biat etti. Ardından Hazreti Ebubekir Efendimiz vefat edince, şehit olunca Hazreti Ömer Efendimiz'e, o şehit olunca Hazreti Osman Efendimiz'e, o şehit olunca Hazreti Ali radiyallahu anh Hazretlerine, o da şehit olunca Hazreti Hasan radiyallahu anh Hazretlerine, o da altı aylık bir halifelik dönemi yaptı.
Ondan sonra ne yaptı? Muaviye'ye halifeliği ona teslim etti. Muaviye'ye halifeliği teslim ettikten sonra, Muaviye de ölmezden önce oğlu Yezid'i halife ilan etti. Hazreti Hüseyin Efendimiz de bu sefer, buradan yanlışlığa, bu eksikliğe, bu zulme, bu sünnet seneye uygun olmayan bu seçime karşı çıktı. Ve şehit oldu hak ve adalet uğruna. O yüzden eğer böyle bir şey olmuş olsaydı, sahabenin hiçbirisi de Hazreti Ebubekir radiyallahu anh Hazretlerine biat etmezdi. Hazreti Ömer'e etmezdi. Hazreti Osman'a etmezdi. Hazreti Ali radiyallahu anh Hazretlerine etmezdi. Hazreti Hasan Efendimiz'e etmezlerdi. Hazreti sonradan da Hazreti Hüseyin Efendimiz'e de biat etmezlerdi.
Evet, yani normalde bir kimse biat edecek bir kimse bulamazsa, aramazsa, o zaman ölü bir kimseye biat edebilir. Ölü bir kimseye. Bu ne kadar doğru görünüyorsa size, buyurun o zaman siz bir devlet reisi olarak da ölü bir kimseye biat edin. Bunlar son dönem Türkiye'nin içerisine pimi çekilmiş el bombası gibi atılan neo-selefilerin oyunları.
O zaman Suudi Arabistan'da hiç kimse krala biat etmesin. Hatta yeni çıktı, o ara çıktıydı ya, yani kralı biat edenler ne yapıyorlardı? Kralın bir tane maketi vardı, maketin önünde de bir tane el vardı. Oradan gidip onun elini öpüyorlardı. Mesela bu caiz değil. Günah-ı Kebair. Bir kimsenin maket olan elini öpmek, onun önünde saygı durmak, bir kimsenin heykelinin önünde saygı duymak, durmak, onun önünde saygıyla eğilmek, onun etrafında dönmek, onun etrafında pervane olmak, bunların hepsi de günah-ı Kebair.
Hatta ibadet eder gibi secde etmek, şirk. Ondan bir şey istemek, ondan bir şey dilenmek, şirk. O yüzden bu selefi, vahabi kardeşlerin ne yazık ki böyle en böyle zayıf sözleri, haberleri dahi kendilerine ölçü edip, illaki ehli sufiye laf söylemeye çalışıyorlar. O zaman İbni Teymiye'ye de biat etmesin. İbni Teymiye neden biat etti? İbni Teymiye'nin üstadı vardı. O zaman İmam-ı Hanbel'in üstadı vardı. Çünkü İbni Teymiye'nin imamıdır. İbni Teymiye'nin imamı ve hocasıdır. İbni Teymiye'nin imamı ise İmam-ı Hanbel'in de biat ettiği üstadı vardır. O zaman İmam-ı Hanbel de mi yanlış yaptı?
Bunlar şey, ne o? Böyle bilgisi olmayan Müslümanların kalplerini, akıllarını çelme yolları. Allah inşallah Rabbim onlara da hidayet eylesin. Harp iledir hadisini günümüzde Darül Harpteyiz deyip kurumlarla olan ilişkilerimizde kullanabilir miyiz? Harp iledir her türlü savaşın içerisindeyseniz, cihadın içindeyseniz, harp iledir. Eyvallah. Ama kendi nefsinize kullanmamak şartıyla. Bir kimse kendi nefsine kullanırsa bunu hoş bir şey değil. Yani bir kimse mücadele ediyorsa, cihad ediyorsa, o mücadelesine ve cihadına, onun böyle inkıtaya uğratmaya çalışanlar var ise, onun yolunu kesmek, onun önünü kesmeye çalışanlar var ise bu doğru. Darül Harp ile alakalı mesele de zaten açık.
Hiç kimse Türkiye bir İslam devletidir diyemez. Sakın herhangi bir yerde demeyin. Boşluğa kalırsanız da demeyin. Bu suç. Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasına ve ceza hukukuna göre bu suç. Bir herhangi bir kimse Türkiye Cumhuriyeti İslam devletidir diyemez. Bu 24 anayasasında vardı, Türkiye Cumhuriyeti'nin devletinin dini İslam'dır diye bir ibare vardı. İkinci maddeydi. Bu sonra 28'de kaldırıldı, layıklığı getirdiler. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1928'den itibaren layık bir devlettir. Bütün kurumları da layıktır. Bakın bütün kurumları, diyanet dahil buna. Bütün herkeste böyle bir aldatmaca var. Diyaneti sanki dini bir kurummuş gibi görüyorlar. Diyanet İşleri Teşkilatı dini bir kurum değildir.
O da maliye gibi, o da işte herhangi bir devletin kurumu gibi bir kurumdur. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti devletinin üzerinde İslami hükümler söz konusu değildir. Bir İslam devleti de değildir. O yüzden normal devletlerden bir farkı yoktur. O gün için İngilizlerle beraber kurulmuş bir devlet. İngilizlerin sayesiyle kurulmuş. Ve bunu Yalçın Küçük söyledi çünkü. Profesör Yalçın Küçük. Türkiye Cumhuriyeti'nin devletini o gün için dönmeler kurmuştur. İyi ki kurmuşlar dedi. Demek ki Türkiye, bu Yalçın Küçük'ün söyledi. Bu televizyonda kulaklarımla dinledim bunu. Yalçın Küçük'ün sözü. Ha kim kurdu, kim kurmadı? Bu ayrı bir mesele. Bizim devletimiz var.
İyi ki var devletimiz. Biz devlet düşmanı değiliz. Devleti yıkacak veya şunu bunu yapacak da değiliz. Öyle bir derdimiz de yok. Hiç olmadı. Ama Türkiye Cumhuriyeti devleti, İslam devleti de değil. Bazı durumlarda kurumların öğrenciyim. Üniversitede kurallarını uygulamamak için yalan söylediğim oluyor. Bir yandan da Müslüman yalan söylemez diyorum. Bana ne nasihat edersiniz? Normalde yalan söylemek zorunda kalırsanız, namusunuzu, şerefinizi, haysiyetinizi, malınızı, dininizi, imanınızı koruma adına yalan söyleyebilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Allah'a vuslat olma noktasında çevre faktörlerine takılıyorum. Beyin gerim neden bu kadar yalnız kalmaktan korkuyor olabilir.
Bütün insanlığın en büyük handikaplarından birisidir. İnsanlar doğruyu, hakikati, sadece hakikati yaşar ve söylerlerse, şeytan onlara böyle bir vesvese verir. Etrafında hiç kimse kalmaz der. Etrafında hiç kimse kalmaz deyince, o kimse hakikati söylemekten, hakikati yaşamaktan uzak durur. Bu şeytanın vesvesesidir. O yüzden Kur'an sünnet tarihinde kendinize, kendi nefsinize doğru gördüğünüz ve doğru olanı işlemeye ve yaşamaya gayret edin. Ancak o zaman nefsin vesvesesinden kurtulabilirsiniz. Oğul babasının cüzdandan habersiz para alabilir mi? Alamaz. Hiç kimse, hiç kimsenin cüzdandan habersiz para alamaz. Ancak cimri bir adam ise, o cimri bir adamın, hani böyle evindeki malından tasadduk etmeye, Hint'e müsaade etti ya Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.
Oradan müsaade çıkarmaya çalışıyorlar. Çok cimri bir adam, hani benim kocam çok cimri, ben onun malından tasadduk edebilir miyim deyince, edebilirsin dedi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Buna normalde müsaade etti. Hiç kimse, aile fertlerinin içerisinde, aile ferdinin haberi olmadan, birbirlerinin cüzdanlarından, birbirlerinin para ve puluna dokunamazlar, tasarruf edemezler. Ne erkek, kadının parasına tasarruf eder, ne de kadın, adamın parasına tasarruf eder. Erkek ona diyelim ki, ev harçlığı için, veyahut da evin giderleri için, bir şey için bir para verdi, oradan o kadın istediği gibi onu tasarruf eder. Ne diye verdi? Ev harçlığı verdi. Kadın onu eve harcanacak. Ne diye verdi? Kılık kıyafet parası verdi.
Kılık kıyafetini harcayacak. Ne diye verdi? Umumi dedi. Sen ihtiyaç duyduğun şeyi bu paradan al. Kadın ihtiyaç duyduğu herhangi bir şeyi o paradan alır. Kadın kalkıp da kocasının cebinden para alamaz, aşıramaz. Bu haram. Bu aile birliğini bozacak sıkıntılı bir işlerden birisi. Bu son dönem bu tip şeyler çok konuşulmaya başlandı. Yani kadın, kocasının cebinden para alıyor. Çocuklar babalarının ceplerinden para alıyor. Veya da çocuklar annelerinin ceplerinden para alıyor. Veya da çocuklar evde bir evin parası var. Veya babanın parası. Veya annenin parası. O paradan aşırmaya çalışıyorlar. Bunların hepsi de yanlış ve haram. Erkekler de kadınların paralarına dokunmayacaklar.
Bu da yanlış. Bu da haram. Kadına babası hediye vermiş. Kadına babası bir şey vermiş. Erkek onun üzerinde tasarruf etme hakkına sahip değil. Onu isteme hakkına da sahip değil. Veyahut da en fazla çıkan kavgalardan birisi. Düğünde erkeğe takılan erkeğin, kadına takılan kadınındır. Erkek kadına takılan o takıları isteme hakkına, el koyma hakkına sahip değil. Kadın da sahip değil. Şimdi kadınlar da eskisi gibi değil öyle. Bakıyorlar, mürisi öyle dedi. Düğünde ona daha fazla, adama daha fazla takılmış. Adamın tarafı biraz daha zengince ne demek ki? Diyor bizim düğünümüzde takıldı. İkisine oradan da pay alacak yani.
Onu da istiyor. Dedim olmaz, caiz değil. Allah muhafaza eylesin. Baba oğlunun cüzdanından habersiz alabilir mi? Babanın habersiz almasına gerek yok. Yine İslam ahlakına ve hukukuna göre baba erkek çocuğunun parasını istediği kadar hükmedebilir. Daha doğrusu baba kız çocuğunda, evlenmemiş kız çocuğunun da parasına hükmedebilir. Baba kız veya erkek hiç önemli değil. Evladının parasına, puluna hükmedebilir. El koyabilir. Kız çalışıyor bir yerde maaş alıyor. Aylık 10 bin lira. Babası şunu diyebilir. 5 bin lirası bana getireceksin. Getir buraya. Masanın üzerine koy. Koyacak adam yiyecek çatır çatır. Kızının parasını yiyor. Kimse karışamaz ona.
Kız evlendi gitti. Altın yumurtlayan tavuk. O doktor gitti. Sen oradan gülme. Eç iç iç. Evlendi. Bitti. Yapacak bir şey yok. Söyle Sait. Zorla alacaksın. Yatıracaksın alacaksın Sait sen. Sen kız vermiyorsa ne demek? Sen gözlerinin bir diksen zaten olmayanı da verir sana. Sen ne? Mümkün mü sana hayır demek ya? Sen. Bu soru sana ait değil. O yüzden normalde bu kız erkek hiç önemli değil. Ama kız evlendi mi kocasına tabi. Kız evlendi bitti. Kocasına tabi. Ali doğrudan ben evlendirmeyeyim diye düşünüyor. Evlendireceksin Ali. Çaresi yok.
Evlendi. Ay ya ben okuttuydum. İşte meslek sahibi ettiydim. Ya kim kız çocuğunu kendine yetiştiriyor? Kız çocuğu yetiştiriyorsan evlendi. Bir de adama yetiştiriyorsun. Böyle. Fisebillillah. Böyle bir vakfiye gibi bir şey yapıyorsun. Yetiştiriyorsun. Ondan sonra veriyorsun. Gidiyor. Allah yoluna çık etsin. Ama verirken eliniz, yüreğiniz titremesin. Siz aldınız ya. Erkekler aldı ya yüreği titremeyecek. O yüzden verirken de başa selamet olsun. İyi geçinsinler deyip vereceksiniz. Ama üzerinde tasarruf etmeye hakkınız yok verdikten sonra. Nikahı kıydı. Dini nikahı veleddeali namin. Tamam. Kızının üzerinde hiçbir hükmün yok. Kim?
Kocası hükümlü. Oğlunun cüzdandan habersiz almasına gerek yok. Baba oğlunu isterse borçlandırabilir bile. Yani İsmail mesela işte bizim lastikçi İsmail. Oğluna diyecek gel lan buraya. Ben diyecek villada yaşayacağım sonra. Bundan sonra 5 trilyon şiraya ben bir villa alıyorum. Borçtan buraya diyecek. O da seve seve bütün ödemeleri imzaya atacak. Örnek. Vallahi İsmail buradasın ya. Şimdi oğlan dedi dinliyorsun buna. Nerede? İsmail'in oğlan nerede? Elini kaldırsın bakayım. Nerede? Duymadı mı yoksa? Arka tarafta. Vallahi başını kaldırmıyordur şimdi. Gidiyor 5 trilyon diye. O elini gözünü kaldırmıyordur şimdi o.
Böyle eğmiştir kafasını. Gidiyor benim 5 trilyon diye. Fatih Mercan burada mı? Fatih Mercan yok mu? Fatih Mercan. Duydu Murtaza Mercan. He? Sen de ona mı bakıyordun? Ama Fatih'e ben söyledim. Nereye imza atacaksan benim haberim olacak. Benden haberi hiçbir yere imza atmayacaksın. Yasaklıyorum sana dedim. O zaman sıkıntı yok diyorsun. 10 trilyon bile attırırım diyorsun. Tamam. Evet. Babalar çocuklarının, oğlan çocuklarının veya kız çocuklarının. Önemli değil. Yani ceplerinden aşırmalarına gerek yok. Aşırmak için uğraşmayın.
Gel oğlum bakayım buraya. Sen ne kadar kazandın? 5 bin lira. Ver bakayım 4 bin lirasın benim. 1 bin lira sana yeter diye gönder. Söyleyecek laf yok. Aynı şekilde kız çocuğu için baba kız arasında hukuk nedir? Bekar ya da evli olması durumunda değişebilir mi? Değişir bunu söyledik. Bekarsa kız çocuğunun üzerinde babanın bu noktada kız çocuğunun kazandığına hükmetme hakkı var.
E bunu okuyayım artık böyle. Yani bu farklı şimdi. Ben Bayburt'tan Canan yeter, hasretle ellerinizden öper, kardeşlerime selam ederim. Dualarınızı talep ederim. Amin. Canan yine yakmış telleri. Namaz bir zikir. Fakat Kur'an-ı Kerim'de namaz salat kelimesiyle ifade edilmektedir. Kur'an-ı Kerim'de geçen zikir ifadelerine nasıl, ifadelerine nasıl miksat nedir?
Allah'ı zikretmektir. Allah demektir. Allahu Ekber demektir. La ilahe illallah demektir. Allah'ı zikir bu. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünneti seniyyesinde Allah'ı zikirle alakalı fiili ve sözlü olarak yapılanlar bunlar. Böyle bu hani Allah'ı zikretmek istemeyenler bunu işte namazla zikir ya. Namazla salat dedi. Hatta namazı kıldıktan sonra ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken devamlı olarak Allah'ı zikredin dedi. Eğer öyle bir şey olmuş olsaydı bak salat orada ayırdı ve namazı kıldıktan hemen sonra dedi. Sonra sahabenin uygulaması, sahabe namazı bitirdikten sonra topluca Allah'ı zikrederdi.
Dışarıdakiler namazın bittiğini topluca olan o zikirlerden anlarlardı. Dört haftadır cemaatinize katılmaktayım. Sizin cemaatinizden olan bir erkek bana yardımcı oldu. Ben bir bayanım, beni size yönelten o oldu. Böyle bir cemaatin varlığından bile haberdar değildim ben. Ben FMF hastasıyım. Doktor ne diyor, ne oluyor FMF? Ailesel Akdeniz Ateşi. Hayatta hiç kimsem yok, tek başamayım. Çok zor günlerden geçiyorum. Sık ataklarım olmaya başladı. Yataktan kalkamadığım zamanlar bana yemek gönderdi. Hala da gönderiyor. Cemaatinizi bana tarif etti. Öylelikle geldim.
Çok farklı bir haz aldım. Huzur buldum resmen. Çok cömert, eli açık, yufka yürekli biri bu insan. Adı da, adı da sizin, sizin ki, peygamber efendimizinki gibi Mustafa soyadını bilmiyorum. Allah hepinizden razı olsun. Sizinle tanışmak isterim. Numarasını vermiş kardeşimiz. İnşallah. Tanışalım inşallah. Allah'ım şifa versin. Allah yardımcınız olsun inşallah. Rabbim sıkıntılarınızı def eylesin inşallah. Burada telefon var. O yüzden kardeş dinliyorsa aldım bu şeyini, soru kağıdını. İnşallah oradan telefondan ulaşırız inşallah. Rahatına düşkün insanın tanımı nedir?
Nasıl anlamalıyız? Bu akşam burada ders var mı? Ders var. Ya ben dinleneyim biraz ya. Bugün derse gitmeyeyim. Benim hasta olma ihtimalim var ya. Gidelim hasta olurum şimdi. Ben gitmeyeyim. Ya derse de gideceğim ama bir başım ağrıyor. Bir başım ağrıyor. Yani bugün gitmeyeyim. Aman bey zaten yorgunsun. Onca dert, çile, gam, kas, evet. Bir perşembede gitme ya. Otur şurada iki çay içelim, iki muhabbet edelim. Ya tamam ya gitmeyeyim ya. Ya şimdi işte önümüzdeki ayın kaçıydı Halit? 26'sında Gelibolu'da ondan sonra Şebarus programı var. Yani buradan şimdi Gelibolu'ya git.
Oradan bir daha geri dön. Bir sürü mazot yak, benzin yak. Bir de yorulacaksın. Kaza riski var, bela riski var. Ne olacağı belli değil. Aman gitmeyi vereyim ben ya. Bu rahatına düşkünlük Allah yolunda. Rahatına düşkünlük evde, kadınlarda, erkeklerde, iş yerinde. Yani çalışacak rahatına düşkün. Hele dur bakalım ya bir çayını içsin, kahvesini içsin. Sabahleyen kafasını bir toplasın ya. Adamın kafası dağınık. Evde kadın ya bir hallolur işler ya. Ya bir dinlen ya senin de hakkın yok mu ya. Rahatına düşkün. Bakın hani Sufi vaktin çocuğudur der ya büyük Sufiler. Sufi vaktin çocuğudur. O vakitte yapılması gerekeni yapmıyorsa rahatına düşkün. Bu kim olursa olsun.
Sufi vaktin çocuğudur. Yapman gerekeni anında yap. Bir vazife almışsın vazifeni yap. Rahatına düşkün olma. Dükkan açılacak. Kaçta açıyorsun dükkanı? Herkes 8 buçukta açıyor. Sen 8 de aç. Örnekliyorum. Ben tabi Bursa'da gördüm. 9'da, 9 buçukta, 10'da açıyor millet dükkanı. 11'de dükkanı açıyor. 11'de dükkana geliyor. Esnaf sözde. Yok. Ne iş yapıyorsan yap. Ya çarşı açılmıyor bizim. Çık o çarşıdan. Çarşı 11'de açılırsa sen de mi 11'de gideceksin? Ben dükkanı çalıştırırken işte bir AVM'den geldiler bana. İşte izlemişler beni oradan.
Böyle adam karşıdan bakıyor, bakıyor, bakıyor iş yerine böyle. Ulan diyorum bu adam ne bakıyor böyle diyorum ben. Hani işte başlıyoruz artık biz maliyeci mi, sigortacı mı? Esnaf'ın en büyük korkusu bunlar. Onun olsa neyse geldi bu yanıma. Merhaba, merhaba. Dedi ya bir AVM'de dedi dükkan açmayı düşünür müsünüz dedi. Herhangi bir AVM neresi olduğunu bilmiyorum. Dedim açarız. Ama dedim benim çalışma şartlarım farklı dedim. Nasıl dedi ben gece saat 2'de 3'te sohbetten geliyorum dedim. Giriyorum dükkanı dedim. Açıyorum ışıkları dedim ben. O gün raflardan neler eksilmiş hepsini de fotoğraflıyorum dedim ben. Gece saat 2.30'da 3'te 4'te dedim nece yatıyorum. Bunlar bak bu raflarda bu eksik, burada bu eksik, burada eksik.
Bu onlar alıştıydı artık. Bunları gör. Bak ona göre bunların malı tamamla. aynı şekilde işte Sait'e de atıyorum veya Sait'e söylüyorum daha gözümü açmadan. Sait şey yap ne o. Siparişleri geç. Ondan sonra dedim ben dedim gece saat 2'de 3'te 4'te dedim dükkan açıyorum. Bize dedim sabahleyen erkenden mal geliyor. Kamyonla mal geliyor. Böyle dedim saat koymayacaksanız açarız dedim. Yok. Onların bir saatleri varmış. Valla ben çalışamam öyle dedim. Hakkınızı helal edin dedim. Kaldı. Sebep. Ama ben çalışacağım, iş yapacağım ben. Dükkan açmışım. Ben senin keyfine mi bakacağım? Rahatına düşkün insan öyle çalışmaz. Rahatına düşkün olmayacak bir kimse. Çalışıyor mu?
İşinde ciddi olacak, samimi olacak, çalışacak. Öğrenci mi? Rahatına düşkün olmayacak, çalışacak. Eleman mı? Rahatına düşkün olmayacak, çalışacak. Derviş mi? Rahatına düşkün olmayacak, çalışacak. Zakir mi? Rahatına düşkün olmayacak. Koşacak, çalışacak, gayret edecek. Rahatına düşkün insandan hiçbir şey olmaz. Adamsa koca olmaz, kadınsa eve hanım olmaz. Bakın adamsa koca olmaz ondan. O evine bakamaz, çocuklarına bakamaz, kendine bakamaz. Rezil zebil eder kadını da, çoluğu da, çocuğu da. Rahatına düşkün mü? Uzak olsun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden rahatına düşkün insandan derviş de olmaz, kadın da olmaz, hiçbir şey olmaz. Kadın erkek. Bir kimse rahatına düşkün mü, ondan hiçbir şey olmaz.
Allah muhafaza eylesin. Bir insan ne yaparsa yapsın, ciddi olacak, çalışacak, hırslı olacak. İnsanlar şimdi şey, büyük bir çoğunluğu, hiç hastalığı bitmiyor adamın. Hasta, kadının hastalığı bitmiyor, hep hasta. Çocuğun hastalığı bitmiyor, hep hasta. Biraz sıkıştır, ya baş ağrıyor, ya belli ağrıyor, bir tarafı ağrıyor. Çalışan elemanlar da öyle. Biraz iş olsun, biraz sıkışsın, hasta. Rahatına düşkün. Hele bu şimdiki nesil daha da rahatına düşkün. Ver eline telefonu, koy cebine kredi kartını, geçsin dolaşsın. Çalışanlar da aynı. Çalışanların da cep telefonunu al, çalışmıyorlar orada. Onları sanki cep telefonuna, Instagram'a bakın, cep telefonunda, sosyal medyada sörf yapın diye aldı sanki işveren onların yanına.
Ama herkes de aynı, öğrenciler aynı, çalışanlar aynı, yolda yürüyenler aynı, beraber arkadaş, 3-5 kişi oturmuşlar aynı. Bir masada oturuyorlar. Kaç kişi? 3 kişi, 4 kişi. Herkes cep telefonunu almış, cep telefonundan. Ondan ilgileniyor. Sanki her biri şirket çalıştırıyor. Sanki her biri, her daim kim havale gönderdi, kim göndermedi, onu kontrol ediyor sanki. Bu hale geldik. Yani kim takipçi, kim takipten çıktı. Kafeyi yedi millet ya. Kafeyi yedi. Bütün herkes, bakın herkes, uyuşturucu müptelası gibi cep telefonu müptelası. Kadını, erkeği, çoluğu, çocuğu, kızı, kısrağı ne varsa. Paralı parasız hiç önemli değil.
Ya geçinemiyor. Elindeki cep telefonu 2 milyarlık, 3 milyarlık, 4 milyarlık. Ya geçinemiyor. Geçinemiyor. Bütün her yerde sosyal medyası var, interneti var, her şey bir tamam. Her şey bir tamam. Ama yok, rahatına düşkün herkes. Allah muhafaza eylesin. Bekar veya boşanmış bir kimse mastürbasyon yapabilir mi? Bu bekarlarla alakalı. Boşanmışlar, normal değil. Bekar veya boşanmış. Bekar boşanmış, boşanmış da bekar zaten. Evet, boşanmış. Burayı çözemedik ilk önce. Bu noktada hanefiler buna müsaade etmişler. Harama gitmektense böyle bir şey yapabilirler demişler. Ama bu böyle bazı ad-i şerifler var. Ellerini bu konuda kadın gibi kullananlarla alakalı.
Yani bazı imamlar bunu günah-ı kebair olarak görmüşler. Ama hanefiler harama düşme söz konusu olursa buna müsaade etmişler. Yapabilirse bir ölçüsü ve sınırı var mıdır? Bu insanların cinselliğe düşkün olup olmaması ile alakalı. Ne kadar istekli, ne kadar isteksiz bu onunla alakalı. Bunu yaparken birini hayal etmesinde sıkıntı var mı? Rahatsız eder insanı. Psikolojik olarak problem oluşturur. Başlar o hayalleme, cinli tayfisi oradan bir yol bulabilir. O yüzden hayallemek hoş değil. Örneğin eski eşini veya TV'de gördüğü birini hayal edebilir mi? Bunlar sıkıntılı şeyler. Yani psikolojik olarak sıkıntılı. Allah muhafaza eylesin.
Geceleri korkulu rüyalar gördüğümüzde Nas ve Felak suresini okuyoruz. Ve anında tesir ediyor. Fakat normal yaşantımızda yıllarca ettiğimiz duaların karşılığı çok geç olabiliyor. Bunun nedeni nedir? Bunu Allah'a sormak lazım. Bunun nedeni ne diye. Duaları kabul eden o çünkü. Duaları kabul eden o olunca onun adına ben nasıl burada bunun sebebi şu olabilir diyebilirim. Dua Allah'a. Tevhidleri bana hep söylediler. Bağışlama yap. Ömer'in annesine İsmail'in kayınvalidesi var. Şey var. Ahmet var. Bir arkadaşın daha nesi vefat ettiydi. Efendim? Ceren'in de annesi vefat etti. Üç kişiye bağışlamaları yapın inşallah. Evet.
Vakit az kaldı ama Bir hadis-i şerif okuyalım gene inşallah geleneği bozmayalım. İbni Abbas anlatıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'ye geldiğinde içinde putlar bulunan Beytullah'a girmek istememiş. Hazreti Ömer'e putların çıkarılmasını emretmiş. Putlar çıkarılmış ve özellikle İbrahim aleyhisselam ve İsmail aleyhisselamın heykelleri de ellerinde ezlam denilen fal okları olduğu halde çıkarılmışlardı.
Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Allah onları yani müşrikleri kahretsin. Allah'a yemin olsun ki müşrikler bilmiyorlardı ki Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail kısmetlerini hiçbir zaman fal okları ile aramış değillerdi. Bunun üzerine Beyt'e girdi ve her tarafında tekbir getirdi ve namaz kılmadan dışarı çıktı. Buhari, Ebu Davud ve Müslüm, Müsnet'te geçiyor. Şimdi bu hadis-i şerifte bir eski peygamberlerin yani Adem'den Hazreti Muhammed-i Mustafa'ya kadar ve Muhammed-i Mustafa da dahil fal oklarıyla bir iş yapmadıkları ve fal oklarına karşı oldukları. İki, Beytullah'ın içinde olmasına rağmen Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri İbrahim aleyhisselamında, İsmail aleyhisselamında heykellerini dışarı çıkarttırıp onlara bir, o heykellere bir itibar göstermeyip, o heykellere ayrı bir ayrıcalıklık göstermeyip dışarı çıkarıp
sonra Beytullah'ın içine girdiği ve dört tarafında da tekbir getirdi. Bazı rivayetlerde de işte Beytullah'ın içi temizlenip ondan sonra dört tarafa dönüp namaz kıldığına dair rivayetlerde okuyabilirsiniz herhangi bir yerde. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sureti yasaklamıştı. Suret. Bu suret deyince bütün heykel ve resimlerin hepsi de yasaklanmıştı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin yine Ayşe annemizin evinde İsa aleyhisselamın çarmıha giriliş sahnesini tasvir eden bir resim görmüştü. Ve bu normalde böyle heykelimsi bir şeydi. O heykelimsi bir şey Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kırdırmıştı.
Yine Hazreti Ayşe annemiz böyle bir resimli bir duvara bir duvar halısı asmıştı. Onu da indirtmişti. Yine Hazreti Ayşe annemizin bir yastık gibi bir şey vardı. Onun üzerinde de resim vardı suret vardı. Onu da kaldırttırmıştı. Bu normalde yine böyle bununla alakalı hadis-i şeriflerde kıyamet gününde en şiddete azaba maruz kalacak olan musavvirlerdir buyurdu. Yani buharide geçiyor bu. Musavvir bir şeyin şeklini şemalini çizen. Yani işte tam bir resmini çiziyor ya böyle. Bir at resmi çiziyor. Bir normalde kuş resmi çiziyor. Veyahut da bir şeyin resmini çiziyor. Cenab-ı Hakk'ın ruh üfledi bir şeyin resmini çiziyor. Bu onlarla alakalı asıl. İşte ne birinci derecede insan. Onun heykelini yapma.
Onun heykelinin önünde eğilme. Ona temanna etme yasaklandı. Ve yine işte kuş resmi. Böyle bir Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri yine Ayşe annemizin evine geldiğinde böyle bir şey görmüştü. Onu da yasaklamıştı. Velhasıl kelam resim yapma. Ruh üflenmiş bir kimsenin resmini yapma tam olarak. Veyahut da bir kuş resmi yapma tam olarak. Ama böyle başı kesilmiş, başı olmayan, sureti yüzü olmayan bir resim yapılabilir. Veyahut da bütün bedeninden bir eksik bir şey de yapılabilir. Asıl konumuz ne bu akşam? Buradan gelmek istediğim yer şurası. Bir kısım ehli tarikat, şeyhlerinin resimlerini önlerine alıp rabıta etmeleri. Şeyhlerinin resimlerine temanna etmeleri.
Bir kısım ehli tarikat, şeyhlerinin boydan resimlerini yapıp bir köşeye koyup ona karşı böyle boyun kesmeleri. Bir kısım ehli tarikat, işte üstadlarının resimlerine kutsiyet peyda etmesi. Kutsiyet peyda ediyor. Bir kısım ehli müslümanın, müminin, bir alimin, bir şeyhin, bir liderin, bir siyasi liderin resimlerine temanna etmesi.
Onlara böyle resme karşı böyle bir saygıda bulunması. Resmin karşında eğilmesi. Veyahut da hani az önce de bahsettim ya, yani Suudi Arabistan'da bir kral geçince, kralın maketten olan resmindeki eli gidip öpmeleri, ona boyun bükmeleri, ona resme karşı temanna etmeleri. Bunların hepsi de günah-i kebahidir, caiz değildir. O yüzden şeyhinizin resmine bakarak da rabıta etmek de caiz değildir. Şeyhinizin resmini de alıp, önünüze koyup tesbihat yapmak da caiz değildir. Yok işte bizim şeyhimiz ölmedi, hala daha yaşıyor, biz onu buradan hatırlıyoruz. Bunların hiçbirisi de caiz değildir. Ehli sufi, ehli tarikat buna dikkat etmelidir. İşte evlerinin en baş köşesine şeyhlerinin boydan resmini yapıp, işte odaya girerken selam verme, odaya çıkarken selam verme.
Bunlar caiz değildir. Şeyh, bu yarın öbür gün heykele döner bu. Allah muhafaza eylesin. Veyahut da bizim şeyhimizin manevi makamı burada, işte burada sohbet ederdi. Bu koltukta otururdu, işte bu koltukta oturduğu için bu koltuk muhakkak makamı teşkil eder. Eee, o koltuğa saygı göstermek gibi. Bunlar doğru değil. Bakın bunlar doğru değil. Biz sufili, Kur'an, sünnet, imamların iştahdı daresinde yaşamaya gayret eden bir topluluğuz. O yüzden bizim ibadet, ibadet noktasında, ibadet olarak bir şey yapacaksak, bu bir Kur'an'a, iki sünnet-i Resulullah'a, üç imamların iştahdının içerisinde bir ölçüsü olması lazım. Muhakkak bir delili olması lazım. Delilsiz olmaz.
Sen şeyhini ne kadar seversen sev, sen şeyhinin fotoğrafının önünde secde edemezsin. Sen şeyhini ne kadar seversen sev, şeyhinin boydan fotoğrafını salona koy, odaya koy. Yok benim burası özel halvetanem, halvetanenin önüne koy. İçeri girerken selam ver, dışarı çıkarken selam ver. Bu doğru sufilik değil. Bakın bu doğru sufilik değil. Yok ölmedi, o hala da yaşıyor. Bizim sevgisi kalbimizde. O yüzden başka bir şeyhe de intisap etmeyiz. İşte koyarız, asarız oraya duvara resmini. Gelir, gelir gider ona rabıt ederiz. Onun önünde ders çekeriz. Bu doğru değil. Bakın doğru olmayan, benim kulağıma gelen, yani değişik cemaatlerden, değişik tarikatlardan, yapılan uygulamalardan bahsediyorum.
Bizde böyle bir şey yok hamdolsun. Olmasın da zaten. Sakın böyle bir şeye müsaade etmeyin. Sevgiyi göstermenin yolu budur. Bir kimse üstadını seviyorsa, Kur'an'a sımsıkı yapışsın. Üstadını seviyorsa, sünnet-i Resulullah'a sımsıkı yapışsın. Üstadını seviyorsa, imamların iştahatlarına sımsıkı yapışsın. Üstadını seviyorsa, üstadının nasihatlerine sımsıkı yapışsın. Sevgi budur. Vay gördüğü zaman, kafası koparılmış, kuşlar gibi titreyecek, ondan sonra gidecek, her türlü melaneti işleyecek. Bu sevgi değil. Onun var olduğu sohbete katılacak, olmadığı sohbete katılmayacak. Üstadı da en fazla o sevecek.
Bu doğru değil. Bu doğru değil. O yüzden herkes gücünce, kuvvetince, dersleri takip edecek. Gücünce, kuvvetince, sohbetlere katılacak. Gücünce, kuvvetince çalışmalara katılacak. Allah yoluna revan olup, Allah yolunda cihad edecek. Öyle evinde oturulup da cihad edilmez. Rahatını bozmadan cihad edilmez. O yatak sana batacak. O yatak sana batacak. O rahat sana batacak. O yemek senin midene oturacak. Öyle hapır küpür, hapır küpür yemekle cihad olmaz. Gösterişle, şatahatla, şatafatla cihad olmaz. Öyle cihad olmaz. Doğru değil.
Herkes Kur'an ve sünnete yapışacak. Herkes Allah yoluna revan olacak. Herkes Allah yolunda ciddi bir şekilde çalışacak ve koşacak. Gündüz işine gücüne bakacak. İşini gücünü dosdoğru yapacak. Kur'an sünnet tarihinde, hakikat tarihinde iş yapacak. Ne iş yapıyorsan yap. Kimseye aldatma, aldanma. Kimsenin hakkına, hukukuna girme. İşini yarım bırakma. İşini de düzgün yap. Aşını da düzgün yap. Eşine, çoluğuna, çocuğuna düzgün sahip ol. Evine sahip ol. Eşine sahip ol. Kadın, erkek hiç önemli değil. Dervişliğini bir tamam, kalem gibi yaşa. Eşler birbirinden memnun. Çocuklar anne, babalarından memnun. Ahlak olarak.
Anlatmayın. Onun arkasından konuşma. Onun şerefi sana ait. Onun haysiyeti sana ait. Sen eşinin dedikodusunu yapma. Kadınlar da, erkekler de. Adam kısmı, hanımını gidip de kendi annesine, babasına şikayet eder mi? Etmez. Oturur neyse eşiyle konuşur, halleder. Bizim öğretimiz ve nasihatımız bu. Kadın kısmı, kocasını gidip de annesine, babasına şikayet eder mi? Etmez. Kadının hası yapmaz. Oturur kocasıyla ne derdi varsa konuşur, tartışır, didişir, kocasını anlatır. Doğru olan hareket budur. Evin içinde, evde kalır. Kadın kalkıp da kocasını, çoluğunu, çocuğunu başkalarına da anlatmaz.
Vay sorma, benim adam şunu yaptı da, benim adam bunu yaptı da. Bunlar zayıflık işareti. Bunlar sünnet-i senenin içerisinde olmayan şeyler. Bir erkek eşini, başka bir arkadaşına, başka bir kardeşine, abisine, anasına, babasına şikayet etmez. Doğru değil. Doğru değil. O yüzden herkes dervişliğini dost doğru yapacak. Adam adamlığını yapacak. Çocuk çocukluğunu yapacak. Kadın kadınlığını yapacak. Ve Kur'an ve sünnetin dışında bir şeyi kabul etmeyecek. Sufilik, Kur'an ve sünneti en ince detayında yaşamaktır. Sufilik. Sufi deyince o Kur'an ve sünneti yaşamaya çalışan bir insandır. Haramlardan elini eteni çeker.
Bu sakın günahsızlık olarak görülmesin. Hepimizin atası, kusuru, yanlışı, eksiği olacak. Ama biz doğru olanı yaşamaya çalışacağız. O yüzden bir şeyhi sevmek, onun fotoğrafını ne bileyim işte cüzdanında taşıyıp beş vakit namazdan önce öpmek demek değil. Ne yapıyorsun sen dedim birisine. Kur'an dedi, biz dedi, hani şimdi böyle onların tabirini söylesem hangi cemaatten olduğunu anlayacaksınız. Suizana düşeceğiz hep beraber. Ondan sonra işte onlar öperlermiş böyle. Dedim yok. Bu sünneti Resulullah'ta yok. Sahabe her namazdan önce salatu selam getirirdi. Namazdan önce dua ederdi. Namazdan önce zikrederdi. Birinin fotoğrafını öpmezdi.
Birinin resmini öpmezdi. Nereden çıkarıyorlar bunları bilmem. Buluyorlar. Şeytan bir yol buluyor. Bir tane o kırmızı noktalı bir hatun var ya. Neydi onun adı? Budist. Hindu mu? Budist mi? Ne o? Kocaman bir böyle şişman bir kadın. Kırmızı noktası var burada. Guru olduğunu biliyoruz. Adını soruyorum. Efendim? Ha Şi Nataj değil mi? Ara sıra Türkiye'ye gelen. Evet. O bir yere gittiydim ben. Böyle beni çağırdılar. Ondan sonra. Oraya onun resminin olduğu yere salona giren bir ona selam veriyor. Kırmızı noktaya iki kaşının arasına iki kaşına denk getiriyor. Ona selam verip giriyor.
Çıkan da selam verip çıkıyor. Ben de oturuyorum orada. Beni davet ettiler çünkü. Dedim valla sufiler böyle bir şey yapsa dedim. Tefe koyar dedim. Tefe koyar dünyayı gezdirirsiniz dedim. Bunlar sapık diye dedim. Ha biz millet dergaha girerken selamun aleyküm diyor. Boynunu büküyor. Nasıl boynunu bükermiş? Cahiz değilmiş. Yani kıyameti koparıyorlar ya. Ulan camiye giriyorsun. Camiye girerken dahi selam veriyorsun. Evine giriyorsun. Evde kimse yoksa dahi selam veriyorsun. Allah'ın selamı sünnet. Evde kimse yaşamazsa dahi eve gireceksin. Esselamun aleyküm diyeceksin. Hatta bir daha sesli diyeceksin. Varsa o da cinnoşlar minnoşlar defolup gitsinler.
Allah'ın selamını duyunca. Gireceksin. Esselamun aleyküm diyeceksin. Ve aleyküm selam ve rahmetullahu berekatuhu diyeceksin. Kendi kendine. Ya da esselamun aleyküm dediğinde birisi ve aleyküm selam diyeceksin. Kaçtan gideceksin. Öyle ya. Bir de işin bu tarafı var. Bakacaksın. Görünen hiçbir şey yok. Puh. Topuk. Gece saat üç beni arıyor. Ben içeri girdim. Selam verdim. Efendim. Eee. Bir aleyküm selam diye bir ses duydum. İyi dedim. İşte selamın alan olmuş. Efendim ben bu evde kalamam bu gece. Lan saat üç nereye gideceksin dedim. Annemin evine gideceğim dedi. Hanımı da yokmuş yanında. Kaçtı. Gece saat üçte anasının evine.
Ulan selamun aleyküm diyeceksin. Karşılığını bekle. Eee. Kabre girdin kabristana. Esselamun aleyküm. Ya ehli kubur dedin. Eee. Birisi çıktı oradan. Ve aleyküm selam ehli dünya dedi. Eee. Ayakların titremeyecek orada artık. Ses nereden geliyor diyor. Mevlana gibi dönmeye başlama orada. Bir yerden aldı birisi selamını. Öyle ya. Ama sünnet. Bakın bir kimsenin kabristana girdiğinde veya bir kabrin başına girdiğinde selam vermesiyle sünnet. Hadisle sabit. Evine girdiğinde selam vermesi hadisle sabit. Ya adam dergaha giriyor. Allah'ın selamını veriyor. Bırak elle mi versin? Yok. Veremezmiş. Ne çekiyorsak bu yeni ne o selefilerden çekiyoruz.
Önüne gelene kafir ediyorlar. Allah iyi esin hepsinden. Rabbim muhafaza eylesin. Tabi benim hakkımda da çok fetva var bu konuda. Benim küfrüme de fetva veriyorlar. Sıkıntı yok. Yani. Alışmışlar. Böyle. Önüne gelene küfür fetvası. Pas geç. Kolay çünkü. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ama biz kalkıp da bizde genelde yok böyle bir şey hiç bana söylenmedi ama değişik yerlerden böyle sorular geliyor. Bu tip böyle bu duyumlar alıyoruz anlatıyorlar. Bunların hiç birisi de caiz değil. Fotoğrafa heykele temanna edilmez. Fotoğraflardan heykellerden bir şey istenmez. Heykelin başına gidip de ey aziz bilmem kim. İşte şu şöyle oldu bu böyle oldu deyip de şikayet edilmez. Onlar duymazlar çünkü. Vesile edilir mi?
Evet. Ama kapristandan bir şey istenmez. Gidip de Emir Sultan Hazretleri'nden bir şey istenmez. Üftada Hazretleri'nden böyle bir şey istenmez. Allah'tan istenir gibi. Ama Üftada Hazretleri ile görüşebiliyorsan dersin. Efendim bize de bir dua buyurun. Ne ala. Emir Sultan Hazretleri'nin başına gittin. Esselamun Aleyküm dedi. V'a Aleyküm Selam dedi o da. E görüyorsun işte görüp patısın öyle. E okudun ihlasları, fatihaları. O da duruyor böyle. Ne güzel. Sen elini kaldırdın, dua ediyorsun. O da sana amin diyor. Mükemmel. En sonunda şunu diyebilirsin. Efendim siz de bize dua buyurun. Böyle böyle böyle … sıkıntımız var.
Rabbime münacat etsiniz. Onlar onlara ölü demeyin. Onlar hay deridir. Bunu unutmayın hiç. Veliler bu manada diridirler. Vesile edilebilir mi? Evet. Allah'a vesilelerle yaklaşın. Hazreti Abbas radiyallahu anh hazretleri yağmur duasına çıktığında Hazreti Ömer Efendimiz ile beraber Abbas'a dedi ki sen peygamberin amcasısın.
Dedi sen dua et. Bir rivayette de kendisi elini açtı. Dedi ki Ey Rabbim içimizde dedi peygamberin amcası var. Onun yüzü su hürmetine dedi. İçimizde peygamberin amcası var. Vesile edilir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama Emir Sultan hazretlerinin kabri şerifinin başına gidip de ondan bir şey istenmez. Bir heykelin başına gidip bir resmin başına gidip ondan bir şey istenmez. Heykele secde edilmez. Resme secde edilmez. Resme selam verilmez. Heykele selam verilmez. Bunlar caiz değil. Bakın bunlar caiz değil. Allah bizi affeylesin inşallah. Eftali zeker fâle bennâhu La ilahe illallah El Fatiha mâ selam adah.
Eyjimayin. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.