mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 09.09.2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 10 Eylül 2021 · 33:11

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi, Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışıp yaşayanlardan ve yaşatanlardan eylesin, son nefesimize kadar kelime-i tevhid üzerine yaşayıp, kelime-i tevhid üzerine son nefesini verenlerden eylesin inşâAllah. Selamun Aleyküm, Aleyküm Selam. Son günlerde üniversiteler için yüz yüze eğitime başlanacağı söyleniyor. Şehir değiştirip yeni bir düzene başlamak zorundayız. Ancak kısa bir süre sonra tekrar kapanmalar olur mu diye tereddüt ediyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Üniversiteleri tekrar online sürece geçirirler mi? Ben anı yaşayan bir insanım. O yüzden yarın ne olur diye hiç düşünmem.
Bugün yapmam gerekenleri yaparım. O yüzden bugün yapmanız gerekeni yapın. Yarını düşünmeyin. Bugün ne yapıyorsunuz ona bakın. O yüzden yarın üniversiteler kapanabilir. Yok işte iş yerleri kapanabilir. Ertesi gün şu olabilir. Ona göre hayat dizayn edemezsiniz. Bu insanı hep böyle gelecek yönünden hep tereddüde, hep böyle geleceği araştırmaya ne olur ne gider diye insan hayatını yorar. Sufiler ne diyor? Vaktin çocuğu. Biz vaktin çocuğuyuz. Biz üniversite okullar açılacak diyor. Okullar açılacakmış gibi hareket ediyoruz. Yani işte herkeste bir dedikodu, herkeste bir şaiye okullar açanacak, yok kapanacak diyor. Yusuf Hoca var mı öyle bir şey? Kapatmayı düşünüyor mu var mı? Siz de bilmiyorsunuz. Sonuçta Yusuf Hoca da Çanakkale'de, üniversitede müdür. Halit Hoca. Yusuf Hoca bilir. O daha iyi bilir diyorsun ya.
İdareci o. E sen müdür değil misin? Sen de bu müdürsün. Yusuf Hoca bu müdür değil mi? Ne? Senin iteam verin. Eee? Var mı gizli yazımız öyle bir şey? Kapanacak gene diye. Yok. Bitti. Yok'un yazısı var. Yüz yüze eğitim devam edecek. En fazla yüzde kırk online yapabilirsiniz diye talimat geldi. Tamam. Demek ki açılacak. Açılsın zaten pandemi diye bir şey yok. Hastalık var, pandemi yok.
Bakın hastalık ayrı bir şeydir, pandemi ayrı bir şeydir. Hastalık var, hastalığı inkar etmiyoruz. Hani kimisi diyor ya hastalık yok diyor. Hastalık var, hasta olan arkadaşlarımız var, kardeşlerimiz var. Ben pandeminin olmadığına inanıyorum. Pandemi yok. Hastalık var. Hastalık hiç eksik olmuyor ki. Adem'den itibaren hastalık var. Hastalıksız bir dünya, hastalıksız bir insan mümkün değil.
Her zaman için hastalık var. Hiçbir zaman dünya üzeri dünya hastalıksız olmamıştır. Ama insan hastalıktan ölmez. Eceli gelince durduracak bir şey yok. İnsan ecelden ölür. Eceli bitmiştir. Onun ömrü bitmiştir. Ölür. İnne lillâh inne ileyhi râcu. Yani insan hastalık öldürmez insanı. Eğer hastalık öldürülecek olmuş olsa daha anne karnında, bebekler bile hasta. Ha pandemi bence yok. O da bencesi. O yüzden bunlar böyle şey, ne o, yarın işte kapatırlar mı, kapatmazlar mı, ondan sonra şöyle mi olur, böyle mi olur? Ben hayatım boyunca hiç öyle yaşamadım. Ben bugün ne yapmam lazım? Yarınki namazı senden soran var mı? Yok.
Önümüzdeki yıl gelecek olan Ramazan orucunu senden soran var mı? Yok. Önümüzdeki yıl kesilecek olan kurbandan sana soran var mı? Yok. Ertesi günkü hangi ibadeti soruyorlar senden? Hiçbir şeyi. Eee? Bırakın gününüzü yaşayın, hayatınızı yaşayın. Kalbin meratibleri hakkında bilgi verebilir misiniz? Fena makamları hangi nefis meratiplerine tekabül eder? Renksizlik, siyah, beyaz fotoğraftan daha mat bir şey midir? Yoksa kristal berraklığında duru bir şey midir? Hakkınızı helal edin. Bir nefsin meratibleri vardır, bir de kalbin meratibleri vardır. Nefsin meratibleri emmare levvâme mülhüme mutmainne râdiye mârdiye safiyedir.
Kalbinde meratibleri vardır. İlmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin olarak bunu nitelendirebiliriz. Kalp çünkü yakınliği hisseden uzuvdur, unsurdur veyahut da tecelligahtır. O yüzden kalbin meratiplerini biz burada baktığımızda işte bunlara değişik, farklı isimler koymuşlar ehl-i tarikat. Ben o isimleri reddedip de küstahlık yapma noktasında değilim. Ben ayet-i kerimeye bağlıyorum kendimi. Ayet-i kerime de çünkü ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin olarak geçer. O yüzden kalbin meratipleridir bunlar ilmel yakin, aynel yakin, kalben yakin olarak. Şimdi bunlarla alakalı bilgi verilecek olursa işte ilmel yakin nedir? Allah'ın varlığını ilim yoluyla bilmektir. Veyahut da ilim noktasında Allah'a yakın olmaya çalışmaktır.
Veyahut işte ilmel yakin, aynel yakin görmektir. Bu nedir? Cenab-ı Hakk'ın görme noktasında hem zahir olarak hem batin olarak Cenab-ı Hakk'ın sıfatsal tecelliyatlarını görme, aşina olmadır. Hakkel yakin dediğimizde artık o sıfatlar sanki senin elinden çıkıyormuş gibi, senin elinden çıkıyormuş gibi tecelliye mahzar olursunuz. Bu da hakkel yakindir. Bunlar asıl sufilik, asıl sufilik bu haller ile hallenmektir. Diyeceksiniz ki nefis meratibleri lazım değil mi? Evet. O kimse nefisle mücadele ederekten bu hallere ulaşır yalnız. Nefisle mücadele etmezse bu hallere ulaşmaz. Bu aklidir. Şimdi biraz bu mevzuyu kurcalayayım ben.
Bakın bu aklidir. Sizin aklınıza hitap eden şeydir bu. Bir kimse nefis meratiplerini emmare levvame, mülhime, mutmainne, radiye, mardiye, safiye geçerken, o kimse de kalbi olarak da ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin olarak bu mertebeye geçer. Şimdi aynel yakini geçtikten sonra ondan sonra işte sırrıdır bilmem ne diğerleri başlar. Ama buradaki o hakkel yakin noktasına o kimsenin gelmesi lazım. Peki. Nefis meratibleri bir kimsenin birinci derecede farzları yerine getirmesi. Yani o kimse farzları yerine getirirken haramlardan da uzak durur. Nefis meratiplerini yürümenin yolu budur. Başka bir yol yoktur. Ama kalbi meratipler muhabbetle alakalıdır.
Sevmekle alakalıdır. Siz ilmel yakin meselesini zahir olarak görebilirsiniz. Zahir olarak kendinizde bunu tecelli ettirebilirsiniz. Ama o kimse aynel yakin noktasında olacaksa o Allah'a yakınlık hissedecek kendisinden. Bu da ancak sevmekle mümkündür. Bakın bu sevmekle mümkündür. Zaten Müslümanların en büyük problemi bu. Allah'ı sevmekle alakalı. Bakın Allah'ı sevmekle alakalı. Biz Allah'ı sevme noktasında sıkıntımız var. Bizim Allah'ı sevmeyle beraber sevmeyle alakalı sıkıntımız var. Biz sevemiyoruz. Bütün problem bu. Bizim evimizdeki problemler sevgisizlikten, çocuklarımızla alakalı problemler sevgisizlikten, eşimizle, aşımızla, eşimizle, işle de alakalı.
Dergahımızla, şeyhimizle, arkadaşlarımızla, dostlarımızla. Bütün bunun problemi sevgiyle alakalı. Biz tırnak içerisinde, biz toplum olarak, tırnak içerisinde bütün insanlık olarak sevmekten uzağız. Gün geçtikçe bu sevmekten uzaklık derinlemesine acı bir şekilde devam ediyor. Bakın derinlemesine acı bir şekilde devam ediyor. Ve o sevgisizlik sarmalının içerisinde fark edilmiyor bu. Hani Hazreti Mevlana Câret-i Ârmâz diyor ya, herkesin topal gezdiği yerde sen düzgün yürürsen bunun ayağında sakatlık var derler, senin ayağını kırarlar diyor. Herkesin sevgisiz dolaştığı yerde sen de sevgisizsin, sen de sevgisiz olunca bir sıkıntı yok. Evde eşler arasında sevgisiz, o yüzden bir sıkıntı yok.
Eş, çocuk, anne, baba sevgisiz bir sıkıntı yok. Arkadaşlar birbirleri arasında sevgisiz bir sıkıntı yok, bakın bir sıkıntı yok ama birisi severse sıkıntı var, oranın bütün ölçülerini karıştırıyor, orada bir deprem oluyor, sıkıntı orada başlıyor, birisi sevdiği zaman herkes ona da böyle tuhaf bakıyor, biz hepimiz ona da tuhaf bakıyoruz, ne nasıl hareket ediyor bu ya, böyle hareket mi edilir ya, nefsine uydu bu ya, sebep biz sevemedik çünkü.
Biz sevemediğimizden dolayı seveni gördüğümüzde bizim hemen, bizim ölçümüzün dışında çünkü o, bakın bizim ölçümüzün dışında, bizim öğretimizin dışında o, biz böyle ciğerimizi yaka yaka, yüreğimizi yara yara, damarımızdan kan damlarcasına ve hatta mutluluğun zirvesinde bir sevgiyle tanışamıyoruz biz. Bundan korkuyoruz zaten biz, ya bir erkek olarak düşünün, bir kadını sevecek öyle, korkuyoruz biz bundan, bize çünkü öyle öğrettiler, kadını seversen ondan sonra onun emrine gidersin, onun istediği gibi olursun, şöyle olursun, böyle olursun ya, kadın sevilmez.
Muhyiddin İbn-i Arabi de diyor, Allah'ın diyor, cemal sıfatı kadının üzerinde tecelli eder diyor. Hz. Aişe annemiz soruyor, beni nasıl seversin? Beni nasıl seversin? O da diyor, sarmaşık gibi, kördüğüm gibi, bağlanmış, kördüğüm ya, bildiğiniz, kördüğüm. Ara sıra soruyor Aişe annemiz. Ne alemde? O da cevap veriyor, ilk günkü gibi.
İlk günkü gibi, bir peygamber var önümüzde, eşini kördüğüm gibi seven, sarmaşık gibi saran, sarmalayan, aşık olan, eşine aşık olan, seven. Ama biz o peygamberin ümmeti olarak eşlerimizi öyle sevemiyoruz. Sevgi yoksunuyuz biz. Hz. Ebubekir Efendimiz geliyor, bir an görmezsem diyor, benim yörüngem kayıyor, benim düzenim kayıyor, bir an görmezsem.
Biz onu gördüğümüzde bizim yörüngemiz kayıyor, böyle bir şey olabilir mi diyoruz biz. Yani bir insan, bir insanı böyle sevemez diyoruz. Veyahut da bir dervişin birisi şeyhi öyle sevse evde hanımı zaten bayrak kaldırıyor. Ben kimin burada diyor, beni öyle sevmedin diyor. Yani bu, sıkıntı bu. O yüzden derviş kardeşler, ilmel yakinden ileri gidemiyor. Nefis meratibi olarak emmare geçer, levvame geçer, mülhumey de geçer, mutmainne de kalır. Hatta mutmainne de duramaz. Sebep? Sevgisizlikle alakalı kalp onu desteklemedi. Bakın kalp onu desteklemedi. O nefis meratibini destekleyecek olan kalbi haldir. Kalbi haldir. Bu direk muhabbetle alakalıdır, bu direk sevmekle alakalıdır.
Bu çok namazla alakalı değildir. Çok oruçla alakalı değildir. Bu çok zikirle alakalı değildir. Bu çok ibadetle alakalı değildir. Buranın böyle tam püf noktası sevmekle alakalıdır. Bakın sevmekle. Birisi çok namaz kılıyordur, ala. Birisi normal namaz kılar ama Allah'ı öylesine sever ki hisseder bunu. O çok namaz kılandan, o çok seven daha önde gider. O çünkü seviyordur. Yani o sevmenin tecelliyatını yaşamakta zorluk çekiyoruz biz. Biz burnumuzun direği sızlaya sızlaya sevemiyoruz. Veyahut da bulutların üzerinde bir mutlulukla sevemiyoruz biz. Hiç kimseyi suçlamıyoruz bu konuda. Sufiler bunun örneği olmalı. Sufiler bunun önderi olmalı.
Sufiler. Ama ne yazık ki sufilerde de bu önderlik yok. Çünkü o toplum algısı, o toplum algısı, o toplum algısı bizi perişan ediyor. Bakın bizi perişan eden o toplum algısı, çevre baskısı, mahalle baskısı, adına ne derseniz deyin, mahalle öğretisi. Şimdi bize sevmek deyince şey oluyor, ne o magazinsel bir sevgi bizimki. Eller havada lay loylom, aa çok sevdi falan işte tamam bitti. Sabah olunca herkes ayılınca bitti, her şey bitti. Öyle değil ama. Zaten bu benim Mustafa Özbağcı'ya söyleyeyim. Zaten sufiliğin ana temeli, ana temeli, ana yörüngesi sevmekle alakalı. Bunu artırırsak o zaman kalbi meratipler yürüyecek. Bunu artırmazsak kalbi meratipler yürümeyecek.
Tabiri caizse biz emmare levvami mülhümeyi geçeceğiz mutmainliğe geleceğiz. Ama kalbimiz akmayacak bizim. Bizim içimiz genişlemeyecek. Bizim içimiz yükselmeyecek. Bizim içimiz derinleşmeyecek. Sıkıntı burada. Bakın sıkıntı burada. O yüzden evet normalde kalbin meratibleri var mı? Evet. Kur'an'ı tabirle ilmel yakin, aynel yakin, kalbel yakin. Hani İbrahim aleyhisselam dedi ya. Evet sen yeniden yaratacağına iman ediyorum. Ama dedi kalbim mutmain olsun. Bakın kalbim mutmain olsun. Kalbim inansın. Bu nasıl yaratacağını bana göster. Kalbim mutmain olsun. Kalbim buna inansın. Ey İbrahim üç tane kuş tut. Üç tane kuş tuttu. Kes kesti parçala parçaladı. Bir güzel dedi kavur kavurdu.
Dedi ki üç tepenin üzerine küllerini serpele. Üç tepeye götürdü rüzgarda küllerini koydu. Aynı yere geldi. Dedi ki şimdi çağır küntü biiznillah de. Çağırdı. Üç kuş koşa koşa geldi İbrahim'in önüne. Sen dedi yeniden böyle yaratacağına iman ettim. Kalbim mutmain oldu dedi. Bakın İbrahim aleyhisselam kalbini mutmain etmenin yolunu böyle buldu. Kalbi mutmain oldu. Şimdi kalbin mutmain olması o zaman kalbin mutmain olması bakın. Aklın değil kalbin mutmain olması. Burada aklı mutmain etmiyor. Burada akli delil istemiyor. Kalbin mutmain olmasını istiyor. Kalbin mutmain. O zaman sen bunu öyle bir mana perdesinde yaşayacaksın ki mana perdesinde kalbin mutmain olacak.
onların mutmain olacak. Kalbin mutmain olacak. Kalbin mutmain olacak. Manalah perdesinde nasıl yanılmadığını bileceksin, göreceksin. Kalbin mutmain olacak. Kalbin mutmain olacak. Sen Rabbike Nebike Dinike İmanike sualini vereceksin. Kalbin mutmain olacak. E bunların olması için önce ne diyoruz? Fenafi Şeyh olacak. Sufi terbiyesi. Şeyhinde fâni olacak. E nasıl fâni olacak? Sevecek, beraber yemek yiyemeyeceğine, içemeyeceğine, yatıp kalkamayacağına, seyahat edemeyeceğine, yolculuk edemeyeceğine göre bütün herkesin ancak muhabbet etmesi lazım, sevmesi lazım. Severse fenâfi şeyh olacak, sevmezse olmayacak. Ondan sonra ne olacak? Fenâfi resul olacak. Severse olacak, sevmezse olmayacak.
Bakın olmayacak. E ondan sonra Allah ta fâni olacak, fenâfi lâh olacak. E sevmezse olmayacak, mümkün değil. Fena makamlarını söylemiş, eyvallah. Renksizlik siyah beyaz fotoğraftan daha mat bir şey midir? Renksizlik nedir biliyor musunuz? Her renktir. Şimdi böyle bir ibare kullanıyorlar eserlerde, kitaplarda. Hep ben şunu derim. Ya siz nura bakabilir misiniz? Bakamazsınız. Nasıl güneşe yaklaşsanız güneşi görebilir misiniz? Bakabilir misiniz güneşe? Bakamazsınız. Bakın bu fena halinde o kimsenin aklı kalmaz. O yüzden orada renk de seçmez.
Orada o kimsenin renk seçme aklına gelmez ya. Akıl yoktur ki orada. Nereden buldun rengi? Rengi idrak edecek olan akıldır. O esnada sen hiçbir şey idrak edemezsin. Hiçbir şey idrak edemezsin. O hal sende tecelli edince, akıl makıl hepsi de sokakta kaldı. Sonra o tecelliyatın aklı olan, o kalbi olan tecelliyatın akla düşümü olur bugünkü dille.
Sonradan o. Sonradan tanımlanır o. Peki neyle tanımlayacak o akıl? O güne kadar gelen ilimle. O güne kadar gelen ilimle. O güne kadar gelen ilimle tanımladığın şey, aklın tanımladığı şey. Boş, doğru değil. Sebep? Ya canım kardeşim sen o güne kadar kitabi ilimle onu öğrendin. O tecelliyet kitabi ilimle değil ki. Sen onu kitabi ilim dairesine katmaya çalışıyorsun.
Zulmediyorsun. Sen manevi bir hali kitabi ilmin dairesine koymaya çalışıyorsun. Koyamazsın. Koyduğun zaman daraltırsın. Hiçbir yere sığmadım mümin kulumun kalbine sığdım. Nereye siz bunu akla yorumlayacaksınız ki? Cenab-ı Hakk'ın sıfatsal bir tecelliyatı olsa kalbinizde. Bunu akılla nasıl yorumlayacaksınız? Yorumlayamazsınız. Ancak zevk edersiniz onu. Yorumlamaya çalıştığınızda onu bir kazığa bağladınız. Onun sıfatları hiçbir şeye benzemez. Onun tecellileri hiçbir şeye benzemez. Hiçbir şeye benzemeyenin tecellisini bir şeye benzetmeye çalışıyorsunuz.
O yüzden teşbih avamın işidir. Bir şeye benzetmeye çalışır. Teşbih avamın işidir. Hasın işi değildir teşbih. Has, tenzih de etmez, teşbih de etmez. Tenzih eden de, teşbih eden de avamdır. O hiçbir şeye benzemez. O zaman her tecelliyat ondandır. Her tecelliyat. Onu akıl olarak yorumlamaya çalışmak, ona sınır koymaktır.
Senin aklın ne ki ya? Senin aklın ne ki akılların almayacağı bir zatın tecelliyatını akılla yorumlamaya çalışırsın? Onu akılla yorumlamaya çalışanlar avamdır. Bu işi bilmiyordur. O boş kelam konuşuyor. Boş kelam konuşuyor. Hiçbir duygu akılla yorumlanmaz. Kelimeler düşebilir ağzından ama o değildir. O yüzden yorumlanması mümkün değildir.
Hacamat yaptırmak aşının etkisini azaltır mı? Hacamat şifadır. Bir derde düçar olduysanız, bir hastalığa düçar olduysanız hacamat yaptırabilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Bir kaç kişi sordu aşı yerinden hacamat yaptırsak olur mu dedi. Olur siz bilirsiniz dedim. Ya aşıyı vuruyor. Aşıyı vurduktan sonra aşı bütün vücuda dağılıyor zaten. Orada durmuyor ki. Duruyor mu doktor orada? Ne kadar da dağılıyor? Doktor olmak da zor ya değil mi bu dergahta? On dakikada mı dağılıyor? Ne az önce söylemedin? O Halid deyince ben ona döndüm. On dakikada mı dağılıyor? Ortalama. Desene aşı olacak hacamat kapının önünde duracak hemen oradan hacamat mı yaptıracak aşının etkisini kaybetmesi için?
Biz aşılıyız zaten ya. He? Mübarek olsun aşılanmak iyidir ya. Allah Allah. Eyvallah. Eyvallah. İstanbul'daki aşı karşıtlığı mitingine gitmemiz uygun mudur? Hayırlı geceler.
Arkadaşlar serbest hangi mitinge arzu ediyorlarsa oraya gidebilirler. Bu aşı karşıtlığı miting yalnız hükümet karşıtlığı mitingine her an için dönebilir. Zaten normalde biraz daha arka pencerede öyle görünüyor. Yani bakın bu kadar insan sizden şikayetçi. Bence benim düşüncem o. Ve zannediyorum bir hayli de kalabalık olacak. Çünkü sadece aşı karşıtlığı değil hükümet karşıtluların hepsi de toplanacaklar. Hepsi de toplanacaklar. O yüzden bu aşı karşıtlığından çıkacak yani bu iş gibi geliyor bana. Serbest arkadaşlar bizim böyle bir malum eski arkadaşlar biriler Herhangi bir mitinge katılın, katılmayın.
Herhangi bir partiyi destekleyin, desteklemeyin. Oyunuzu şuraya atın, buraya atın. Benim böyle bir hiç söylemim olmaz. Bir tek şeyde Cumhurbaşkanlığı halk seçsin diye Onlarda referandumda muhakkak halkın seçmesi lazım Cumhurbaşkanlığı diye. Ve bir de başkanlık sistemi için ben ikisinden arkadaşlara dediydim. Muhakkak oy kullanın bu minval üzerine diye. Geri kalan arkadaşların siyasi görüşleri kendilerine ait. Biz burada kalkıp da arkadaşlara siyasi görüş dayatacak veya siyasi görüş yolu sunma noktasında değiliz. Bunu her seçim zamanı seçimlerden sonra da defaatle söylerim ben. Özellikle derim bunu. Bizim böyle bir siyasi bir portremiz yok. Bizim içimizde eski ülkücü arkadaşlar var, MHP'li arkadaşlar var, AK Partililer var.
Ondan sonra Refah Partililer var. Zaman zaman CHP'liler de geliyor. Bilmiyorum HDP'liler gelmiyordur herhalde belki de. Var mı içimizde HDP'li olan? Dövmeyeceğiz, sövmeyeceğiz, zakaret etmeyeceğiz. Desem de inanmayın zaten. Evet. Benim de orası kırmızı çizgim demek ki. Allah muhafaza eylesin inşallah. O yüzden biz o konuda bizim arkadaşlarımıza herhangi bir oy verme, oy verdirme böyle bir halimiz hiç olmadı bugüne kadar. her ne kadar zaman zaman bu konuda baskılansak da veya da baskılamaya çalışsalar da, işte rica da etseler, işte ricanın altından böyle bir tatlı bir şekilde sopa da gösterseler, ne bileyim baskılamaya çalışsalar da siz ilan etmeyecekmişsiniz, siz bir açıklamada bulunmayacakmışsınız, gibi böyle gelseler de bu fakir kendimce söz verdim ben.
O yüzden kendim nasıl aktif siyaseti bıraktıysam, ben bizim topluluğumuzun içine aktif siyasetin girmesine ben müsaade etmem kendimce. Arkadaşlar bu konuda herhangi bir partiyi destekleyebilirler mi? Evet. Bu konuda kimseye şu partiyi destekle, bu partiyi oyat deme noktasında değiliz. Ama bizim öğretimiz belli, bizim duruşumuz belli. Bizim için Kur'an, sünnet, vatan, millet önemli. İnşallah hepsi de bu vatanın, bu milletin bağrından çıkmış insanlar. Herkes kendince olumlu düşündüğünü söyleyebilir. Bu konuda siyaset yapabilir. Bizim bu mevzularda çok böyle konuşmak istemiyorum. Hakkınızı helal edin. Korktuğumdan, çekindiğimden değil. Ben zaten oy kullanmıyorum.
Bunu da yıllardan beri söylerim. Ben oy kullanmıyorum. Arkadaşlara kullanmayın da demiyorum. Arkadaşlar oylarınızı kullanın. Kullanmak isteyen kullansın. Bunu kimseye bu konuda kullan ve kullanma deme noktasında değilim. Hakkınızı helal edin. Herhalde memleket seçim sattı mahalline girdi galiba değil mi? Yusuf Hoca girdi mi, başladı mı çalışmalar? Estağfurullah. O yüzden arkadaşlar bu konuda da, ne o? Yarın mı miting? Yarın. Arkadaşlar gitmek istiyorlarsa gidebilirler. Kendileri bilir. İnşallah hayra sebep olsun. Eftali zikr fa'ale mennehu La ilahe illallah El Fatiha ma sallahu wa ta'ala
Destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi