mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 09.06.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 11 Haziran 2022 · 20:25

Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak son nefesimize kadar hakkı hak, batıl batıl bilenlerden eylesin. Son nefesimize kadar hak yolunda mücadele eden, gayret eden, cihad eden kullarından eylesin. Son nefesimize kadar batıla karşı cihad eden, göğsünü siper eden, her şeyiyle batılın yeryüzünde yok olması için mücadele eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizin günahlarını affı muhafret eylesin. Rabbim cümlemize aff eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. 1. Peygamber Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem zamanında ekonomik düzen nasıldı? Araştırdığım kadarıyla çok sıkıntılı günlerde bile piyasaya müdahale edilip fiyatlara karışılmamış. Bu sadece ticaret mallarında mı geçerli yoksa kiralanan varlıklarla da sınırlama uygulanabilir mi?
Hanefi'ye göre hiçbir zaman herhangi bir fiyata bir ticari emtihaya fiyat koymak, devletin ona karışması söz konusu değil. İslam ticaret sisteminde fiyatlar serbest ister üretilen ister alınıp satılan mallar olsun kesinlikle ve kesinlikle devletin buna karışma hakkı yok. Bu konuda kesinlikle devletin kalkıp da bir mala eski dilde nar koyması, çaylarınız için fiyat koyması söz konusu değil.
Bu zaman içerisinde bu emperyalistlerin bize dayatmış olduğu bu ekonomik sistem, ne yalnız ki kapitalist sistem, vahşi kapitalist sistem böyle değil. Veyahut da komünist sistemde de böyle değil. Biz zaten ne kapitalist sisteme uyuyoruz, ne komünist sisteme uyuyoruz. Bizim uyduğumuz herhangi bir sistemde yok. Ticari sistemi de yok bizde. Biz böyle uydum kalabalığa gidiyoruz. O yüzden bir Maliye Bakanı çıkıyor, gözlerime bakın yeter diyor. Biz gözlerine bakıyoruz, yetiyor. Şeyhlerimiz de öyle. Onlara da bakirsen, bakirsen, bakirsen feyizlenip kalkirsen. Öyle olunca değişen bir şey yok. Veyahut da işte bana bir şey söylemişlerdi. Gidiyormuşsun, soru sormak yokmuş.
Ona bakmak da yokmuş. Yani sen ona bakacak neymişsin ki? Öyle şey yok. İçeri girdiğin zaman kafanı eğeceksin, hiç bakmayacakmışsın yüzüne. Yüzüne bakarsan öyle onda da tersine. Kimisinin yüzüne bakıyorsan, bakıyorsan, feyizleniyorsan, kimisine bakmak da yasak. Bakarsan feyizin gidiyor, feyizin kaçıyor. Böyle bir toplumda böyle bir dini anlayışın hakim olduğu bir yerde de normalde bir Maliye Bakanı da gözlerinin içine baka, rakamları oku demesi gayet normal. O yüzden bunda bir sıkıntı yok, bir problem yok. Şimdi İslam hukukuna göre normalde İslami bir sistemde, İslami bir düzende hiçbir şekilde, hiçbir mala ne bir kar haddi koymak, ne de fiyat koymak, nar koymak yok.
Ama devlet dolaylı olarak buna nasıl müdahale eder? Mesela örneğin bir malın eksikliği varsa devlet bunu getirip satabilir mi? Evet. Ona bakarsanız İslam hukukuna göre şey de yok, gümrük vergisi de yok. Yani bunları konuştuğunuz zaman yıkılır ortalık. Yani yurt dışından bir kimse ürün getirmiş olsa onun günlük gümrük vergisi yok. Sıfır gümrük vergisi. O yüzden İslam topluluğunda mal hiçbir zaman eksik değildir. Bir malın eksikliği görülmez. Ve üreten kimse de dışarıdan daha ucuza geliyorsa başka bir şey üretiriz. Bu konuda ülkenin içerisindeki üreticiyi koruyalım mantığı yoktur. Ülkenin içerisindeki üretici zaten, o iş artacak şimdi.
Ülkenin içerisindeki mesela üreticiler zaten genelde gayrimüslim unsurlardır. Yani bir tipik bir Müslüman mesela hayvancılık yapmaz, çiftçilik yapmaz, ziraatla uğraşmaz. Bunlarla ilgilenmez veyahut da yani sanatla uğraşmaz böyle. Onun işi cihad etmektir, ganimetle geçinir. Müslümanın hani böyle şeyi, bahadır olanı, kuvvetli olanı, böyle özgüveni yerinde olanı, eli kolu sağlam olanı, yani onlarla uğraşmaz, gider cihad eder cenk meydanında.
Tabi o Allah için cihad eder ama onun geçimi birinci derecede ganimettir. O yüzden yani çok özür dilerim, bedeviler yani köylüler ziraatla uğraşır. Köylüler hayvanla uğraşır. Onlar da dini az bilirler, cahildirler. O yüzden onlar cihada çok katılmazlar. Müslüman entelektüeldir, bilgilidir, ferasetlidir, kalbi çalışandır.
O yüzden o Allah yolunda cihad eder. Yani İslam'da köylü takımı cihad etmez. O bilgiye sahip değildir, onu ancak zorla götürürsün, götürürsen. Hanefe'ye göre birinci derece en helal mal geçim, cihattan elde edilen ganimettir. İkincisi ticarettir. Üçüncüsü sanattır. Üçüncüsü sanattır. Yani marangozluk gibi, mobilyacılık gibi, demircilik gibi, araba tamirciliği gibi. Sonra ziraattır. Ziraattır. Ondan sonra kiradır. Memurluk en sondur. Hatta hadis-i şerifler vardır, siz ahir zamanda memur olmayınız diye. Hadis-i şerifler vardır, ahir zamanda siz güvenlik, polis gibi o işlerden olmayınız.
Hadis-i şerif vardır, ahir zamanda maliyeci olmayınız diye. Bunlar ahir zaman hadisleri. O yüzden normalde İslam hukukuna göre herhangi bir mala bir nar koymak yok. Stokçuluk nedir? Çiftçinin ürettiği malı bekletmesi, tüccarın ürünleri depolaması, stokçuluk mudur? Malın depolanması gereken süre ne kadardır? Bu meselede çok ihtilafa düşülmüş. Stokçuluk normalde malı satmamaktır. Bir malı satmıyor, biriktiriyor ya, o stokçu. Birisi geliyor ona, bu kaç para diyor, satmıyorum diyor ya. Satmıyorum dediği anda stokçu konumuna geçiyor. Fiyatını belirleyecek. Hiçbir her şeyde de, fiyatını belirleyecek o kimse. Kaç para mal? 5 lira.
25 lira desin, satmıyorum demezsin. Bitti. Dolar yükselecek, o zaman yükselecek kaç para olacak? 30 lira olacak. 30 liraya göre fiyatını belirleye koy tezgaha. Malı satmayacağım deme. İslam'da çünkü bir malı satmıyorum yok. Ticaret yapıyorsun. Veyahut da sebzecisin, meyvecisin, üretiyorsun. Hiç önemli değil ki. Sana fiyat sormuyor, sana bir fiyat dayatmıyor zaten. İşte marul 15 liraya çıktı. Herkes çok pahalı, çok pahalı, çok pahalı dedi. Öyle değil mi? Evet, pahalı. İyi. Milletin marul tezgahında kalırken, tarlasında kalırken, kim acıdı onlara? Fatih nerede?
Fatih, zarar ettiğiniz zamanlar oldu mu? Oldu. Sizin zararınızı karşılayan oldu mu? Olmadı. Gitti. Emeğiniz gitti. Yaptığınız her şey gitti. Öyle değil mi? E millet gelip de şimdi, Fatih'e dedi mi? Ya burada zararınız var. Biz tüccar olarak zararınızı ortadan kaldıralım diye. Demedi. Hiç. İsterse marul 25 liraya çıksın. Adam kazansın. Şimdi ne ektin Fatih? Salatalık. Kaça satıyorsunuz tüccara kilosunu? Üç lira, dört lira. Pazarda kaç para salatalık? Dört lira. Dün dört liraya. Sen zengin mahallesinde oturuyorsun Ahmet ya. İhsaniye zengin mahallesi değil mi?
Eee tamam. Bir daire beş milyar lira. Beş milyon. Bir daire. Sizin mahallede. Eyvah eyvah eyvah. Ahmet ultra zengin mahallede oturuyormuş. Biz zengin diyorduk, azmış demek ki. Otur Fatih, Allah razı olsun. Tamam orada salatalık beş lira. Peki normal kenar mahallede oturan var mı? Nerede? Millet mahallesinde üç lira. Çarşamba diyen nerede? Kaç para? Bir buçuk aldın. Tamam. Dedim ya ben sana zengin mahallesindesin diye. Allah yiyesin inşallah. Mesela örnek. Salatalıkta şimdi kaç tane? Üç tane fiyat çıktı. Demek ki duruma göre değişiyor. Serbest İslam'da.
Herhangi bir sıkıntı yok. Kişi namazdan sonra secdeye varıp orada dua edebilir mi? Bunu sadece peygamberler mi yapabilir? Yok. Herkes yapabilir. Hem böyle farz namazdan sonra yapılan dua, geri çevrilmeyen dualardandır. Hatta farz namazını kıldıktan hemen sonra dünya kelamı konuşmadan secdede dua edin. Ezan okunur okunmaz yapılan dua, namaz kılınır kılınmaz yapılan dua, tekbir getirdikten sonra tam namazda durulacağı zaman yapılan dua, iç ezan okunuyor mu içeride?
Hemen o esnada, hemen o esnada yapılan dua, geri çevrilmeyen dualar, perşembe geceleri geri çevrilmeyen dualar, cuma saatinde yapılan dua, anne babanın çocuklarının üzerine duası, mazlumun duası, fukaranın duası, hastanın duası, misafirin duası, geri çevrilmeyen dualar. Hatta gidin bir hastayı ziyaret edin, hastanın duasını alın, geri çevrilmeyen dualar. Rabbim onlardan eylesin. Öğrenmek için size sormak istedim, kurban konusunda eşim ve ben de çalışmaktayız. Bir yıl kendime, bir yıl eşime kurban kesebilir miyim? Malum hayat standartları gereği ikimiz de kesemeyeceğimiz için olabilir. Eğer normalde parası olan varsa, nisap miktarı kadar ona vacip, Hanefi'ye göre. Ama yok, parası yoksa bir kimse olabilir.
Bir yıl birisi, bir yıl birisi kesebilir. Parası olmayanlar bunu kullanabilir. Bak mesela bir hadis-i şerif var. Daha doğrusu sahabenin bir nakli var. Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında evde bir kurban keserdik. Bu herkese yeterdi diyor. Hadis-i şerifte. Demek ki böyle sıkıntılı zamanlar yaşamışlar. Yani evin içerisinde bir kişi, bir tane kurban kesilmiş. O bütün ev halkı için yeterli görülmüş. Yani bir sünneti yerine getirmişler. O yüzden eğer ev içerisinde herkesin kesecek diye ama parası varsa, Hanefi'ye göre kadının ayrı parası var, altını mantını parası pulu var, erkeğin ayrı parası var, o zaman ikisi ayrı ayrı kesecek.
Hatta çocuğun da parası varsa aynı evin içerisinde. Hem babanın parası var, hem annenin parası var, hem çocuğun parası var. O zaman üç tane kurban birden kesilecek, Hanefi'ye göre, vacip çünkü. Nisap miktarı kadar parası olana vacip. Kurban da geliyor. O yüzden kurbanla alakalı, eğer böyle hisseye girecek olanlar, hayvanı iyi görsünler, büyük baş alanlar, bir bilen götürsünler. Kimi hayvan hamile oluyor, alan kimse bilmiyor, kesen kimse de buna bir şey demiyor. O yüzden bilen bir kimseyi yanınızda götürün. İbadet ediyorsunuz. Kapak aştıydı, aşmaydıydı, bir sürü tartışma. İşte kimisi ne, bıçakla, törpüyle kapak açıyormuş. Şuan Said çekiyorlar, kırıyorlar.
Her şeyi yapıyorlar. Anlamayan da alıyor hayvanı. Evet, o yüzden ibadet bu. Et almıyorsunuz, ibadet ediyorsunuz. O yüzden o neyse, büyük baş alacak olanlar, iyice dikkatli bir şekilde alsınlar. Yapıyorlar insanlar. Taner getirdiniz mi kurbanlık? Büyük başta getirdiniz mi? Baktın mı, kapak açık mı hepsine? Evet, bile bile kapaksız satma sakın ha. İnşallah. Başka hayvan getiren var mı satmak için? Yok. Said sende de mi yok bu sene?
Hiçbir sene yok zaten sende. Tamam. Özgür, hür general Said bizim. Bütün, ne o? Kurban pazarı Said'e ait. Allah yiyesin inşallah. Rabbim kabul etsin herkesinkini inşallah. Mustafa'da var mı kurban hacı? Bir başkasının küçük başlarını satıyor. Bu sene var gene yani onda. Küçük baş satıyor yani. Onun merağı. Onun merağı, evet. Allah'u yiyesin. Siz gene deli baş mı bulacaksınız gene? Yok, aldığımız, en son seyrettiğimiz videoda... Nasıl kaçın diyordu. Evet. Sen kesince kaçmıyorlar mı? Bilmiyorum, izlediğimiz video...
Video hit oldu, kurbanın hit videosuydu. Kaçanlar, o hayvanın koşması filan... Hepsi de animasyon muydu? Sen için toparlayacağım diye düşünüyorum. Korkumuz yok diye. O video duruyor ortalıkta. Evet. O yüzden hayvan alırken de dikkat edin kendinize. Bir tane deli baş bir hayvan alıp sonra ortalıktan kaçın diye ortalıktan yok yapmayın. Öyle değil. Evet.
Allah iyiliğini versin senin ya. Aklıma geldi şimdi. Şeyle mi? Ne o? Tüft. Hayvanı baş edemeyince yapacak bir şey yok. Onun ya birisi böyle atlayacak, bahadırlık yapacak, bıçak elinde. Ayakta kesecek o zaman onu. Öyle yapacak bir kimse de zor tabii. Sıkıntılı bir durum. Allah affetsin inşallah. O demek ki yukarıdan dağda onlar serbest dolaşıyorlar. Kısır olursa bir şey olmaz.
Olmaz değil mi? Evet. Kısır olursa bir şey olmaz. Kısır olursa bir şey olmaz. Kısırlığını nereden anlayacaklar Said? Ehli olacak. Yani sen olacaksın. Allah iyiliği olsun inşallah. Eftali zikr fâle minnehu La ilahe illallah El Fatiha ma salamata Amin
Ejmih Destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi