mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 09.03.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 10 Mart 2023 · 36:38

Selamün aleyküm. Aleyküm selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Amin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet tarihinde yaşamayı, Kur'an ve sünnet-i seneyi yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin. Amin. Eşmeyin. Evet, bugün Ömmed-i Emin gelmedi herhalde değil mi? Malum bu Karabaş-ı Veli Tekkesi ile alakalı hukuki mücadelemiz devam ediyordu.
Bu hukuki mücadele, Cenab-ı Hak hamd-ı sena olsun, haklılığımızı ortaya koydu. Çünkü tekkeyi kiralama sistemi, hukuku usulü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yasalarına, hukukuna uygun değilmiş. O yüzden mesele Danıştay'a kadar gitmişti.
Danıştay bu konuda tekkenin kiralanma usulünün hukuka uygun olmadığına dair karar verdi. Böylece tekke tekrar mevcut kiracılarından geri dönecek şu anda Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne. Vakıflar Genel Müdürlüğü de artık bundan sonra tekrar usulüne ve hukuka uygun ihale yöntemi yapıp inşallah ihaleyle yeniden kiraya verecek.
Danıştay kararından benim anladığım oydu. Mehmet Emin olsaydı Mehmet Emin'e anlattıracaktım onu konuyu, davayı biliyor diye. Herhalde böyle pazarlık usulü ile yeniden böyle el altından birilerine veremeyecek. Çünkü pazarlık usulü bu tip bir yeri, böyle bir mülkü vermesinin hukuka aykırı olduğuna dair Danıştay'ın açık net bu konuda kararı var.
Açıktan ihale edip o ihalenin neticesinde orayı ihaleye alan her kim ise o bundan sonra orada duracak kiracı olarak. İnşallah Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. Dua edin inşallah Cenab-ı Hak yeniden orada hizmet etmeyi cümlemize nasip eylesin. Biz tabi hukuka kanunlara uygun bir şekilde bizim değildi zaten Osman Gazi Belediyesi'nin de bize boşaltın demişlerdi.
Biz de boşaltmıştık. Sonra da ben Allah affetsin Mehmet Emin'e de dedim bir dilekçe yaz kiralamaya, satın almaya işte her türlü şeye hazırız diye. Tabi onlar bizim dilekçemize cevap vermişler miydı Hacı Cafer? Yok. Vermemişlerdi. Cevap verme lütfunda bulunmadılar. Sonra işte biz kiralandığını duyduk. Hangi şartlarda kiraladınız diye bilgi edinmeden bir daha sorduk. Yine cevap verme lütfunda bulunmadılar. Bu sefer dava açtık bilgi edinmeden biz bu işe tarafız bize cevap vermiyorlar diye. Bu sefer mahkeme bizi haklı gördü bilgileri verin dedi. Biz kiralama bilgilerini alınca dedik ki burada bir ayırmacılık kayırmacılık burada bir şey olmuş.
Bu sefer üzerine bir daha dava açtık. Davada birincisinde yerelde kazandıydık. Onlar istinafa gittiler. Daha önce istinaftaki hakimleri yani başka bir davada bu kapatmayla alakalı, vakfı mühürlemeyle alakalı davada bizi haklı gören mahkeme üyelerini değiştirmişler, başka mahkeme üyeleri koymuşlar. Yeni iki tane mahkeme üyesiyle beraber üçü bizi haksız gördü.
Onda da bir hikmet varmış. Biz bu sefer bir üst mahkemeye tekrar gittik. Bölge idareye gitmiyormuş. Üç tane hakimin imzasıyla verilen karar direkt Danıştay'a gidiyormuş. Biz de Danıştay'dan çok geç cevap gelir diye bekliyorduk. Ama iki ayı geçti herhalde değil mi? İki buçuk ay, üç ay olmadı bile. Danıştay çok hızlı bir karar verdi. Ve böylece hani bugünkü içindeki kiracıların usule ve hukuka uygun kiralamanın olmadığı, kiralamadığı usulsüzlük ve hukulsüzlük olduğunu, bir de karar düzeltme yolu kapalı olarak karar verdi Danıştay. Yani tabiri caizse Danıştay iki elini, iki kolunu, iki ayağını birden bağlayıp, ağızlarını da tıkayıp yatırdı kurbanlık koyun gibi bir hukuk tersi verdi herkese.
Cenab-ı Hakk'a hamdolsun. Böylece hani bizim o dava Cenab-ı Hakk'a hamdolsun sonuçlandı. Ha bundan sonra artık usule, hukuka, kanuna uygun bir şekilde ihale ederlerse, inşallah biz de ihaleye katılacağız. Buradan bayanlara da, erkeklere de, bütün herkese de bir şey rica ediyorum. Sadece ricabeninkisi. Bu Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü veya Komple Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ihale ilanlarını bir ay son ama veyahut da yarından itibaren başlayayım. Belki de boşaltmasını beklemeden ertesi günde ihale edebilirler çünkü. Bundan sonra arkadaşlar lütfen Allah rızası için ben rica edin ki hem bayanlara hem erkeklere bu ihale takvimlerini şey yapalım, ne o?
Takip edelim. Bursa'da tekkenin resmi ismi farklı, o yayınladığım şeyde mahkeme kararında o resmi ismi var. O resmi ismine göre aratabilirsiniz veya Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak aratabilirsiniz. İhaleye çıktığında haberdar olalım. İnşallah biz de yeniden ihaleye katılalım Allah'ın izninden. Cenab-ı Hak ömür verirse. Alnımızın akından ihaleyi kazanalım. Kim alıyorsa, kimin gücü yetiyorsa gücü yeten ihale de arttırmaya girecek. Sonuçta para da vakıflara gidecek. Böyle el altından, etek altından iş yapmasınlar. Dostluğur iş yapsınlar. Tabi işin bir de böyle bir hukuksuzluk, usulsüzlük yanı var. Hukuksuzluğun usulsüzlüğünün de sonuçta bir cezası olacak kanun karşısında.
Onun da takipçisi olacağız tabi. Yani öyle bu işi burada bırakacak değiliz. Valum, beni tanıyanlar bilir. Ben deveyi doğduğu yere kadar kovarım. Kovalarım. Bırakmam yarı yolda. Hakkımı almak için de mücadele ederim. Cenab-ı Hak hamdolsun. Hepinizin ve hepimizin duaları, gayretiyle haklılığımızı ispat ettik hamdolsun. Bundan sonrası artık normal hukuk yollarından devam eder inşallah. Onlar da akıllarını başlarına devşerirler. Hukukun dışına çıkmazlar. Hukuk tarihinde ne yapılması gerekiyorsa yaparlar. Gönül arzu ederdi ki böyle şeyler olmasın. Ama ne yazık ki böyle gaydır-ı kuppak işler oluyor. Yani ne yazık ki devletin bürokrasisi de bazen bu gaydır-ı kuppak işlere ama ya ehliyetsizlikten bilmediklerinden ya da üzerinde olan baskılardan ve hatta ne bileyim herhangi bir sebepten dolayı bu tip işlere girişiyorlar.
Herhalde onları da bugüne kadar böyle bizim gibi birisi itiraz etmemiş. Böyle bizim gibi kovalamamış herhalde. O yüzden biz yaptık oldu gidiyormuş. Bu sefer biz yaptık oldu gidiyor olmadı. Bir şey daha çıktı. Onu çok şey yapıyorum. Şimdi eğer vakıfların bugüne kadar böyle pazarlık usulü kiraya verdiği yerler varsa hepsi de davaya açık oldu. Çünkü birisi diyelim ki bir yeri kiralayacaktı. Orada bir peşkeş çekmişler. İşte alttan üstten bir şey yapmışlar. Birisine diyelim ki yeri vermişler. Yani birisi onu dava açıp şimdi bunu emsal gösterip siz böyle pazarlık usulü bir yeri veremezseniz deyip dava açabilir veya pazarlık usulü vermiş oldukları bütün yerlerde problem çıkabilir şimdi.
E tabi bunun da bir vakıflara bir şey olacak şimdi. Geri dönüş olacak. E tanıdık bildik deyip de vakfiyeleri birilerine peşkeş çekmesinler. İşin bir de bu tarafı var. Bundan sonra da bütün tekkelerin kiracısıyım. Vakıflara ait ne kadar tek nerede ne tekkesi var ise hepsini de kiralamak için müracaat edeceğim. İhale etsinler. Çünkü pazarlık usulüyle hiç kimseye bir şey vermesinler. İhalede kim kazanırsa alsın. Bundan sonra işimiz bundan sonra benim bir işimde olacak. Hele Bursa'da bir tane vakıf bırakmayacağım. İstanbul'da, İzmit'te, Edirne'de, bütün vakfımızın bulunduğu yerlerde vakıflara ait herhangi bir mevlevihane, tekke falan var ise kiralama yöntemiyle müracaat edeceğiz.
Diyeceğiz ki ihale edin, kiralayalım. Biz buraya pazarlık usulü ver dedik. Yok kardeş veremezsin. Dava açacağız Allah'ın izniyle. Orada gireceğiz. Bundan sonra vakıflara ait ne kadar tekke, zaviye ne varsa semahane hepsini de şikayetçiyiz. Bir de bu karardan çıkardığım sonuç da şu yani bundan sonra vakıflar böyle kalkıp da diyanete gel buraya pazarlık usulü burayı sen aldı diyemeyecek.
Çünkü çok açık kanun maddesi diyor ki devlet kendi malını böyle verebilir ama vakıflar veremez diyor. İhale edecek diyor. İhale edecek bundan sonra vakıflar artık. yapacak bir şey yok. O yüzden biraz da böyle şeyiz mutluyuz. Cenab-ı Hakk'a hamd ediyoruz. Böyle tabiri caizse böyle o Danıştay'ın kararını böyle belki de on sefer okumuşumdur. Maşallah edebiyatları çok iyi. Şiir yazar gibi böyle bir şey yazmışlar. Ne o? Karar yazmışlar. Dedim ki tam böyle hukukçular belli yani böyle artık böyle şiirsel yazmışlar. Edebiyatsal yazmışlar. Kendi kendime dedim. Bunu böyle dedim.
Çerçevel etmeli. Münasip bir yere asmalı dedim yani. Görsünler tebligatı falan diye. Öyle bir düşündüm. Sonra vazgeçtim. Ya gerek yok dedim. Nasıl olsa dedim 30 gün sonra boşatacaklar. Allah'ım hayır versin inşallah. Amin. Oysa dediydim ben onlara. Siz böyle dedim hani hareket çekiyorsunuz. Yakında dedim o da gidecek elinizden dedim. Ama onlar böyle hani kale almadılar. O da gidecek elinizden deyince. boş konuştu mu düşündüler. Bizim böyle görüntümüz şey ya böyle alelade bir insan gibi duruyoruz ya bizim böyle sözümüzü şey zannediyorlar. Hani böyle başa konuştu falan diye. E demek ki boş değilmiş. Yani Cenab-ı Hak doldurmuş üstünü altını ortasını.
Yanını sağını solunu. O yüzden böyle vali beyler yapıyorlardı. Hani var ya böyle ne o biz esnaflık yaptık yıllardır. Şimdi maliyeden emekli olanlar bir dernek kuruyorlar. Bir de dergi çıkarıyorlar. Şimdi hemen giriyor içeri o vergi dairesinden emekli olmuş havası yok. Sanki hala da vergi dairesinde çalışıyor. Hala da vergi dairesinde müfettiş önemli bir görev varmış gibi. Biz vergi dairesi diyor. Zaten esnaf başka gerisini dinlemiyor zaten. İşte dergi satıyoruz diyor. Ne kadar diyor esnaf? İşte yıllık 150 lira. Veriyor 150 liraya esnaf. Bir dahaki ayağı o dergi gelmiyor zaten.
Sen 150 lira veriyorsun. Bizim zamanımızın parası. Şimdi 1 milyon olmuştur. 2 milyon olmuştur. Bunu bir avlandım ben. hani yaptı ondan sonra almıyoruz kardeşim dedim. Öyle kaldı şimdi. Yani almıyoruz deyince yani herkes alıyor. Sen nesin yani. Gene maliye yaptı şimdi. Böyle tekrar baktım. Almıyoruz dedi. Almıyoruz. Böyle bu sefer daha sert bir tonla yaptı. Maliye yaptı. dövecek mi dedim. Almıyorum diye dedim. Böyle kafasını salladı. Hani ben sana sonra sorarım gibisinden çıktı. Şimdi bu böyle bizim insanımızda var bu.
Bir valiyle bir kaymakamla bir milletvekiliyle bir bakanla bir bakan yardımcısıyla veya bakanın orada çay getiren götüreniyle birisiyle birisi bir samimi oluyor sanki devlet ona ait. Gene öyle yapıyor. Vılvılvılvılv konuşuyor şimdi. Bu arkadaşlar da böyle vılvılvılv konuşuyorlar bana diyorum ki canım kardeşim sakin ol bu otopark olarak kullandığınız yeri vali size veremez diyorum. Valinin değil ki yer diyorum ben gene vılvılvılp yapıyor. Diyorum ki gel beraber kullanalım biz de kullanalım siz de kullanın yine vılvılp yapıyor. E dedim siz yakın da dedim o yeri de kaybedeceksiniz dedim farkında değilsiniz. Hani böyle bir tabiri caizse küstahlık ve kibirlilikle davranıyorlar. Ben içimdekini bir daha söyleyeceğim.
Ben böyle bir şeyi böyle uzun müddet içimden yazarım. Diyorum ya ben iyi yazarımdır diye. Bunu da saklamıyorum. Ben adamın mimini yazarım, söylediğini yazarım, konuştuğunu yazarım. Dosyalarım kenara. Ben de bu hastalık. bunu tırnak içerisinde hastalık olarak görüyorum. Bundan geri alamıyorum ben kendimi. Ben şu sohbet ederken bakıyorum ya kimin kafası önde, kimin kafası arkada, kim telefonunla uğraşıyor, kim başka şeyle uğraşıyor. Daha da bende gidiyor kafa. Ben o esnada ne düşündük ki gözleri, bunun böyle o vakti diyorum ben. Oraya dahi gidiyor benim kafa. Şimdi o aşırı gününü unutmadım ben. hani malum aşırı günümüz vardı ya yani yüzün üzerinde resmisi, sivili, iki yüzün üzerinde emniyet, terörle mücadelesi bilmem nesi uğrı zıvırı bütün her şey.
Aşure ya aşure. Biz Bursa'da yeni değiliz. Ben 90'dan beri Bursa'dayım. Herkes siyasetçisinden tutta bürokratına kadar, sokaktaki adamdan tutta hakimine kadar. Herkes tanır. 3 aşağı 5 yukarı. Sever sevmez ama tanır. ve biz aşureyi Cafer 94 diyebilir miyiz? Evet efendim. 94'ten beri biz İsmail Hakkı'da ilk başladık. 93 mü 94 mü? 94. 94. Biz aşureyi 94'ten beri bütün halka açık aşure yapıyoruz. Bakın 94'ten beri.
Ve bizim aşuremiz meşhurdur. Biz böyle açıktan yapmaya başlayınca Allah affetsin. Şeyh Efendi de aşure yapmaya başladı Nevşehir'de. Önce birkaç aşureyi bizim burada katıldı. Usta Efendi güzel oluyor böyle dedi. Oluyor efendim dedim. Böyle bir müddet bize hani burada aşureye katıldı. Sonra Nevşehirliler biraz böyle bu konuda şey yaparlar. Biz burada yapalım ne Bursa'ya gidiyorsun gibisinden. İşte onlar da orada yapmaya başladı. Velhasıl kelam 94'ten beri biz Bursa'da aşure yapıyoruz. 94'ten beri bir tane çıt yok. Bizim hiç yok zaten. Biz ben kendi şahsım ben devletle karşı karşıya gelmek istemem.
Güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelmek istemem. İstemem. Devletin üzerinde bir zafiyet oluşsun istemem. İstemem. Ama hakkımı da ararım. çatışmam. Ama hukuksa hukuk tarihesinde hakkımı ararım. 94'ten beri biz Bursa'da aşure yapıyoruz. 94'ten beri çıt çıkmamış. Herkes gelmiş aşuresini yemiş. Sohbeti dinlemiş. Sikullah olmuş. Dağılmışız. Biz yine aynı şeyi yapacaktık. Biz yine aşuremizi dağıtacağız. Sohbet edeceğiz. sema edeceğiz. Dua edeceğiz. Bırakacağız. O gece o gün o vakfın müntesiplerinin aramadığı yer kalmadı.
Aramadıkları ayaklandırmadıkları ne bakan yardımcısı kaldı ne bakan kaldı ne AK Parti genel idare kurul üyeleri kaldı ne valisi kaldı ne vali yardımcıları kaldı ne emniyet müdürü kaldı ne emniyet müdür yardımcıları kaldı ne kadar siyasi bürokratik kimse varsa herkesi ayağa kaldırdılar. Böyle bir hareket bekliyorlar bizden hepimizi alıp götürecekler. Yüze yakın polis gelir mi? Bir hareket yapacak. Bir yanlış bir şey yapsak kadın, çoluk, çocuk dinlemeyecekler. Bizi derdest edecekler. O bir Adanalı bir ne? Kuytul mu? Kuytul. Kuytul'un konumuna sokacaklar bizi. Biz tezgaha düşmüş olsaydık.
Ne istiyoruz? Aşire dağıtacağız. Aşire dağıtabilirsiniz. Sohbet sema almayacak. Tamam dedik biz. O gün benim ciğerim yandı. Dedim ki yok ya bu zulüm. Bu ülkede dedim. Bu yapılan zulüm. Yok böyle bir şey dedim. Aşire. Ta Nuh'tan itibaren gelen Nuh'tan itibaren gelen bir ritüel, bir gelenek, bir kültür. Biz Orta Asya'dan Nuh'un oğluna varır. Nuh'un oğluna varır soyumuz. Ve Türklerin soyu Nuh'un oğluna varır.
Ve Nuh'un oğlundan itibaren, Nuh'tan itibaren Türklerin Nevruz olarak kutladıkları ve aşire olarak kutladıkları bu devam eder. Ya bir kimse kendince biraz insaflı davransa ve desek ya bunlar da vakıf burada. Burada yıllardır hizmet etmişler. Aşire dağıtacaklar. Şikayet etmenin bir anlamı var mı? Ortalığı ayağa kaldırmanın bir anlamı var mı? Yok. Ama o koca koca bakan yardımcıları, bakanlar, bakan yardımcıları, AK Parti Genel İdare Kurulu üyeleri, Bursa AK Parti İl Yönetimi ve il yönetimindeki insanlar bundan haberdar olan haberdar olup valiye, emniyet müdürüne ona buna telefon açanlar.
Ya hiç mi vicdanınız titremedi? Aşure dağıtılacak ya. Aşure. Aşure ya. Dedim ki kendi kendime. Dedim Mustafa Özbağ Rabbinden başka hiç kimsen yok elhamdülillah. Gerçekten hani diyorum ya biz garibiz diye. Evet biz garibiz. Bizim Rabbimizden başka hiçbir kimsemiz, hiçbir şeyimiz yok. Hamd olsun ki yok. Bir de o var. Hamd olsun ki yok. Neden? Ödenecek diyetimiz yok. Ödenecek diyetimiz varsa bir tek Rabbimize. Başka ödenecek hiçbir diyetimiz yok.
Rabbimizden başka hiç kimseye ödenecek bir diyet yok. Bu topluluğun Rabbisinden başka sahibi Rabbisinden başka da ödenecek bir diyeti yok. Hamd olsun. O yüzden o aşırı günü gerçekten benim içim burkuldu. Ciğerim yanındaydı benim. Hatta içimden dedim ki dedim Rabbim bunu burada bırakmaz. Bunun dedim intikamını alır. Hamd olsun Cenab-ı Hak intikamını aldı. Rabbim inşallah en hayırlı yöne çeversene. Buzki'de görevli inşaat teknikerinin pazar günü görevlendirmeyle Hatay'a gideceğim. Oradaki altyapı kanalizasyon çalışmalarında bulunacağım. Dualarını dualarınıza talibim.
Allah mu'ininiz olsun inşallah. Eltim rica etti bu soruyu sormam için. Kız kardeşinin mehrini keserken altınlarını üzerine istemiş. İmam kabul etmemiş. Üç asker ücret demiş. Gönül rızası yokmuş. Kız kardeşinin o şekil kalmış. Hangisine tabi olması gerekir? O üç asker ücreti kabul etmiş sayılır nikahı kıydıysa yapacak bir şey yok. Hayır bir imamın yani nikah kıyan bir kimse kim olursa olsun böyle bir şeyde hayır böyle olmaz demeye hakkı yok.
Mehir kadının hakkı istediği kadar ister ister karşı tarafında işine gelmiyorsa bırakır nikahı derken nikahlamıyorum. Seni ben bu kadar mehir ödeyemem der çıkar işin içinden cahillik yıllarımda dövme yaptırmıştım. Dövmeci Türk bayrağı dövmesinin mürekkebine eroin koymuş. Vücudumda eroin var. Bu şekilde zikir etmek namaz kılmak doğru mudur? Zikri namazı bırakın derseniz bırakacağım. Beni zehirlemiş şerefsiz. Gerçekten ben sizi seviyorum ya.
Neredesin yazacak buraya anasını avradını diyecek. Gelmişini geçmişini anasını avradını yedi sülalesini gelmişini geçmişini diyecek. Hepsinden Cenab-ı Hakk'a nasip etsin diyecek. Ama yok öyle dememiş. Zehirlemiş şerefsiz. Haddimi açtıysam affola. Yok az söyledin ya. Şerefsiz demek. Hacı amant yaptırıyorum her ay kurtulmak için. Bu ne bu ya? Yeni mi oldu ki? her ay derken yani onun geçmiştir etkisi artık ya. Allah affetsin inşallah.
Rabbim eksiltmesin inşallah. Eğer o dövmeyi yapan bu sohbeti dinlerse ya da bu sohbetin bu kısmını kes ona gönderse o kimse de ki böyle böyle yapmışsın de Allah affetsin inşallah ya. Birçok toplu ulaşım istasyonda SMA hastaları için yardım topluyor.
Bazı arkadaşlarımızın ailelerinde de var. Bunlara nasıl yardım edebiliriz? Bazı uzmanlar tedavinin mümkün olmadığını sadece hayat kalitesini arttırdığını ve bir ihtimal ömürlerini uzattığını söylüyor. bu durumda verilen sadakalar toplumun toplanan trilyonlarca yardım doğru yere mi gidiyor? Bilmiyorum bu konuda baya böyle gündemde tutuyorlar bu tip şeyleri. Böylece yardım topluyorlar. Ne kadar doğru ne kadar değil bilmediğimizden bunun üzerine hükmetmemiz mümkün değil. Miras paylaşımında nelere dikkat etmek gerekir? Bir şey dikkat etmenize gerek yok. Birisi vefat ettiği zaman gidecekler müracaat edecekler.
Veraset ilamını çıkarıp kime ne kadar ne mal düşüyorsa alacaklar. Neyine dikkat edeceksin ki başka? Bazı şeyler var. Bir kısım cemaatler tarikatler miras paylaşımını İslam hukukuna göre yapalım diyorlar. Hani kendilerince kendi aralarında uygulayacaklar. Mirası kendi aranızda uyguluyorsanız kısası da uygulayın hadi. Öyle ya ne yaptınız? Mirası kendi aranızda uyguladınız. Erkeğe iki kadına bir verdiniz. İyi.
Erkeğe diyeceksin gel bakalım sen hiç zina ettin mi? Ettin. İyi. Kısasa göre senin katledilmen lazım. Senin hiç miras almaman lazım. Seni katledelim mi? Yoksa ne yapalım diye söylemek lazım. Böyle bir çarpıklıklar var. Yani sanki İslam'ın diğer hukuku uygulanıyor da miras hukukunda da uygulanacak. Hiçbir yerde İslam'ın hukukunu uygulama. Adam namaz kılmıyor ya. Namaz kılmıyor. Ama erkekler yapıyor bilhassa bunu. Ama miras paylaşımına gelince İslam'a uyacağız diyor. ya namaz kılmıyorsun. Namaz kılmayanın İslam hukukuna göre cezası var. Senin cezanı kim uygulayacak o zaman?
Hatta hiç namaz kılmıyorsun. Seni hiç namaz kılan birine öyle dedim. Hiç seni namaz kılarken birisi gördü mı? Dedim. Ben görmedim. Senin küfrüne fetva verip vursalar ne olacak? Dedim. Hani katletseler kaldı. Ya mirasa gelince erkekler İslam hukukunu uygulayacağız diyorlar. Başka bir yere gelince İslam hukuku yok. O yüzden Darül Harp'te bu normalde imamların iştahı İslam hukukunun uygulanmadığı bir yerde siz kendi kafanızdan kendi kendinize bir İslam hukuku uygulayamazsınız.
Yani siz sizin malınızı çalan geldi birisi senin paranı çaldı sen bunun İslam hukukuna göre bunun işte bir tane parmağının kesilmesi lazım deyip onu uygulayamazsın. Hiçbir İslam'ın bu noktada hukuku uygulanmaz. İşin benim bildiğim dini tarafı bu. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşallah. Allah. Önzübillahimine şeytanun recim bismillahirrahmanirrahim eftali zikir faalem ennehu el fatiha amin ecme
destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi