Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 04.08.2022
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 4 Ağustos 2022 · 43:37
Gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i gözlerimizi açıp kapatınca kadar nefsine uyanlardan eylemesin, şeytana uyanlardan eylemesin, heva hevesine uyanlardan eylemesin, Rabbim nasıl peygamberlerini, velilerini, evliyalarını sırat-ı müstakimde götürdüyse,
bizleri de o sırat-ı müstakimde devam eden kullarından eylesin, Selamun Aleyküm. Ben hemen başlayayım vazifeye inşallah. Tesettürlü bir kız, kaç görüşmeden sonra saçlarını erkeğe gösterebilir. Bir saçını bir kızın, bir kadının başka bir kimseye gösterebilmesi için, ya babası olacak, ya amcası olacak, ya dayısı olacak, ya oğlan kardeşi olacak, ya abisi olacak, ya da kocası olacak.
Veyahut da anneden, veyahut da babadan dedesi olacak. Dedesinin babası olabilir, onun babası olabilir yaşarsa. Başka bir kadın çocuklarına, erkek evlatlarına saçını gösterebilir. Başka bir kimseye saçlarını gösteremez kadınlar, kızlar, önemli değil. Evlilik görüşmesi esnasında da bir kız asla saçını erkeğe gösteremez. Ha tesettüre riayet etmiyordur, doktor seni gördüm, arabanın arka koltuğunda şey var, CD var bir tane. Cevdet nerede? Dışarıda mı? Tamam, Cevdet arabanın arka koltuğunda CD var, doktora veriver sen onu, iyi mi? Unutturmayalım ama.
Ben onu unuttum, yanıma getirecektim şimdi. Burada vereyim diye ama, hayırlısı inşallah. Emanet geçen gün, telefon açtım ya, komşuyla alakalı, onunla alakalı. Şimdi bir kadın, eğer tesettüre riayet etmiyorsa veya bir kız, tamam ona söyleyecek bir lafımız yok. Ama tesettüre riayet eden bir kız çocuğu veya bir kadın, saçlarını sıraladıklarıma gösterebilir sadece. Günümüz şartlarında evlenecek olanlara tavsiyeleriniz nelerdir? Bu soruyu bana çok soruyorlar. Şimdi, benim tavsiyem Kur'an, sünnet. Yıllardan beri ben bunu anlatıyorum insanlara. Eşler birbirlerine Kur'an, sünnet dairesinde davranmaya taahhüt etsinler, davransınlar, başka bir şey lazım değil. Bunun dışında bir şey istemek zaten zulüm olur.
Bunun dışında davranış da zulüm olur. Ama buna riayet eden insan çok az. Bu böyle edebiyatta duruyor. Bu fiili ata geçerken sıkıntı oluyor. Bunu erkek kadın diye ayrıştırmıyorum. Bunu derviş veya derviş değil, onu da ayrıştırmıyorum. Bu toplum herkes kirlilikten nasibini alıyor. Dünyevilikten nasibini alıyor. Heva hevesten nasibini alıyor. Şeytaniyetten nasibini alıyor. Deccaliyetten nasibini alıyor. Yani dervişler de alıyor. Yani bir dinliyorsun dervişi, yani on diyorum ya, bizim sohbetlere giden bu kız mı? Bizim sohbetlere gelen bu erkek mi? Ben kendim için içimden geçeni söylüyorum.
Heva heves almış götürmüş, dervişini de almış götürmüş, şeyhini de götürmüş, nakibini de, zakirini de götürmüş. Yani alimini de götürmüş, almış götürmüş heva heves. Yani bir de o heva hevese böyle İslam örtüsü örtüyorlar bir de. Hani dışı yeşil türbe, içi estağfurullah töbe. Bu yeni değil ama. Ben İslam'la tanıştım, İslam'la tanıştığımdan beri aynı şeyleri görüyorum ben. Yani ne yazık ki büyük bir çoğunlukta İslam bir örtü halinde. Siyasetçi de örtü, bürokrat da örtü, derviş de, şeyh de, cemaat ehlinde, müftüsün de, hocasında, hacısın da bu bir örtü. Yani bunun normalde çıplak bir şekilde, Kur'an ve sünnetin hükmü bu, Kur'an ve sünnetin dairesi bu.
Bunun bu dairede olması lazım, böyle yaşanması lazım. Bu insanların nefsine ağır geliyor. Herkesin nefsine ağır geliyor. Yani biraz böyle eleştiriliyoruz ya, işte ücret istemeyenlerden gidin deyince sarsılıyor ortalık. Arkadaş bir cemaat zekat mı toplar diyor, sarsılıyor. Yani bir şeyh dervişlerden mi geçinir diyor, sarsılıyor. Sebep, yani yapıyorlar çünkü bunu. Dini kendi heva ve hevesler için, kendi nefislerinin doğrultusunda bir örtü olarak kullanıyorlar. Dervişler de kullanıyor bunu. Yani benim söylemediğimi söyledi diyor öbür tarafta. Şeyh Efendi bunu böyle söyledi. Şeyh Efendi emrettiği için geldim.
Kime emretmişim de sana emredeceğim? Evlilik görüşmesi, yapmak istiyoruz, yapabilir miyiz? Yapın, bana ne danışıyorsunuz zaten? Gerek yok. E yap kardeşim. Şeyh Efendi emrettiği için görüşüyorum. Görüşme lan o zaman. Görüşme ya. Ben emredeceksem emrederim zaten. Sana ne emrederim? Kaldırım telefonu kıza. Ben seni bununla nikahladım derim, çıkarım. Yani öyle sözü dinleyecek kaç tane derviş var? Öyle çok yok bu. Bazen örnekliyorum yani şeyde geldi mi Gürcan ya? Gelmedi mi daha?
Gelmemişler mi? Bazen örnekliyorum Gürcan böyle iki kişiye kefil oldu. Dedi ben kefilim dedi. Sen kefil misin Gürcan dedim ben. Ben kefilim dedi. Oğlum senin kefil olduğunu dedim. Sen kız iste benden ben sana dedim kızımı veririm. Sıkıntı değil sen kefilse. Ben kefilim dedi. Ben kızın kendisine de telefon açmadım. Annesine telefon açtım. Kızı verdim ben haberin olsun dedim. Kıza bile söylemedim. Kızın annesine söyledim. Kızı verdim haberin olsun dedim ben. Hayırlı olsun efendim dedi. Ondan sonra kıza dedim ver kızı bana. Kızı aldım. Dedim seni verdim. Geri kalan prosedürleri sonradan siz halledin dedim. Kıza sormadım bile evlenmek istiyor musun istemiyor musun?
Seni filanca evlendiriyorum. İster misin istemez misin diye. Bunlar böyle herkesin yaşayabileceği şeyler değil. Gel kuzum benim gel şöyle otur sen. Sen bu ara ben senden çok olup bitiyorum. Şuraya şeyin Cemil'in yanına gel gel. Aha bu adam kefil oldu. Aleyküm Selam'a hoş geldin. Önce Mesut'tan başladım. Gürcan'ın yanında konuşuyorum. Yani kaldırdım telefonu. Kızın annesine söyledim. Dedim kızını verdim haberin olsun. Hayırlı mübarek olsun efendim dedi. Ardından kıza dedim. Kızım seni filanca'ya verdim. Emredersiniz efendim dedi. Geri kalan prosedürleri siz sonra halledin dedim. Bu kadar. Ha dervişlik yapacak herkes. Şey sonra nerede bizim Kaka'ya Kaka'ya kalk.
Adını unuttum çocuğun ya. Zafer. Aha Zafer. İkincisi Zafer. Bekar geldi evli gitti. Ona da bu kefil oldu. Dedim. He? Anlamamış değil mi? Anlamamış. Bak dönünce şeye İzmit'e Ben anlamadım demiş ne olduğunu. Otur Zafer Allah razı olsun. Zafer bekar geldi evli gitti. Şimdi herkes konuşuyor ama. Evlenecekse bir kimse. Ölçü Kur'an sünnet. Aha Hacı Mehmet burada. Hüseyin geldi mi? Damat Hüseyin. Aha Hüseyin de orada. Hüseyin'e bizim yanımızda bir kız çalışıyordu. O demiş. Demiş Hüseyin abi. Sen kız arıyorsun demiş.
Ondan sonra Mustafa Bey'in demiş. Dayısının kızı var İzmir'de demiş. Valla demiş ben çok beğendim. Demiş bir söyle Mustafa Bey demiş. Bana söyledi Hüseyin böyle böyle dedi. Tamam Hüseyin olur dedim ben. Gönder anneni babanı dedim ben. Annesini babasını o gönderdi. Ben de onu buradan gönderdim İzmir'e. Onlar annesi babası gitmiş beğendik demişler. Bu gitti bu da beğendik. Telefon açtım. Tamam mı Hüseyin dedim ben. Tamam dedi. Kızı aldım telefonu. Tamam mı? Tamam. Hacı Mehmet'e sormadım bile. Tamam mı eksik mi diye. Hacı Mehmet'e sormadım. Tamam mı eksik mi? Ne düşünüyorsun? Senin için uygun mu? Değil mi?
Yüzü burada. Hacı Mehmet dedim. Bu çocuk geliver ayvazım gidiver tingozum yaparsa dedim. Dükkanda ben çalışacağım. O yüzden dedim. Benim de onunla dedim. Benim dedim buna zamanım yok. Yani bu böyle dükkana fazla zaman ayıracak durumda değilim. Dinliyor beni telefonda. Sen dedim onların nikahlarını kıy arabaya bindir gönder buraya dedim. Hüseyin'e dedim. Hüseyin nikahınızı kıyıyor. Hani dedim Hacı Mehmet nikahınızı kıyacak. Kızı al getir buraya dedim. Ne Hüseyin'den itiraz zaten mümkün değil. Hacı Mehmet'ten hiç mümkün değil. Otur Hüseyin Allah razı olsun. Dervişlik yapacak millet şeyde bu. Ne o?
Yani işin özünde değil. Bakın işin özünde değil. Birisi diyor işte normalde o evlenmek istiyormuş. Alkışıyor senin maşallah. Herkes seni bekliyordu. Kız erkek önemli değil. Ama işte niye dikkat edecek? Sevin birbirinize muhabbet besleyin. Başka bir şeye gerek yok. Kur'an sünnete uyun. Anneler babalar Kur'an sünnete uysun. Çocuklar Kur'an sünnete uysun. Hiçbir sıkıntı çıkmaz. Allah bizi affetsin inşallah. Bir kimse üstadına, eşine, kardeşine olan sevgisini, muhabbetini nasıl arttırabilir? Artar. Bir nehir düşünün.
Nehrin bir su debisi var değil mi? Akıyor. Şimdi nehre birden daha su verirsen Nehrin debisi artar, coşkunlaşır, taşar mı? Bu da onun gibi bir şey. Yani insanlar bunu kendileri arttıracaklar. Kendisi arttırınca bu olur. Ama bu bize öğretilmemiş. Biz sevdikçe daha fazla sevelim bu bize öğretilmemiş. Biz eşimizi de çocuğumuzu da öyle sevemiyoruz. Arkadaşlarımızı da öyle sevemiyoruz. Korkuyoruz biz, çekiniyoruz. Arttırdıkça arttıramıyoruz biz onu. Arttırınca zarar göreceğimizi düşünüyoruz. Paramız gidecek, pulumuz gidecek. Ne bileyim işte kendimizce, ne o sağlığımız gidecek, rahatımız bozulacak. Arttıkça rahatımız bozulacak.
Ondan korkuyoruz biraz. O yüzden Allah muhafaza öyle seni. Allah Havvanemizi yarattığında Hazreti Adem, ey Adem, Adem'e, ey Adem bu nimetimle nasılsın diye sormuş. O da yarabbi hesapsız nimetin denizinde gark oldum. Bu nimetini hepsinden büyük buldum ve bununla kanaat kıldım demiş. Erzurumlu İbrahim Hakkı marifet namesi. Eşler dervişlik yolunda birbirlerine nasıl nimet olur? Eş zaten nasıl nimet olur değil, nimettir. Kadın erkeğe nimettir, erkek kadına nimettir. Nasıl nimet olacak? Ben yine klasik geleneksel cevap vereceğim. Kur'an sünnete uyaraktan nimet olur. Bunu uyabilmesi için insanın bilmesi gerekir. Bilmesi için günlük hayatınızda eş hayatınızı, günlük hayatınızı idame ettirmeniz için bol bol hadis okuyun.
Günlük hayatla alakalı hadisleri okuyun. Bırakın dizi fazla izlemeyi verin, fazla cep telefonuna takılmayın. Takılıyorsanız da hadis okuyun oradan. Eyvallah. Yani Ümmet-i Muhammed'in en büyük eksikliği sosyal hayatla alakalı, evlilik hayatıyla alakalı, çocuklarıyla alakalı, eşleriyle alakalı, anne babalarıyla alakalı hadis okumuyorlar. Bu hadisleri okuyup hayatlarına böyle aksettirseler harika birer mümin olacak insanlar. Harika birer mümin olacak. Bunları aksettirmiyorlar. Bakın din olarak biz anne babalarımızı örnek olarak göremiyoruz. İyi biz din olarak anne babalarımızı örnek olarak göremiyoruz ama eşlerimizi örnek olarak görelim. Şimdi bir kadın bir erkeğe örnek olsun.
Bir erkek bir kadına örnek olsun din olarak. E şimdi biz de bu noktada dini olarak cahilsek ve dini öğrenmiyorsak ve o dini kendi hayatımıza aksettiremiyorsak o zaman biz dervişlik elbisesinin altında cehale sergiliyoruz demektir. En büyük sıkıntı bu. Bu cehaletten uzak durmak için bizim dinimizi öğrenmemiz gerekiyor. Bir ya sohbetlerden öğrenilecek, uygulanacak ya da muhakkak hadis-i şerifler okunacak, uygulanacak. Muhakkak. Başka türlü Allah muhafaza eylesin işin içinden kalkamayız. Rüyalarımızı kendimiz yönetebilir miyiz? Varsa öyle bir maharetiniz yapabilirsiniz. Öyle yaptığınızı zannetmeyin de yapabilirseniz muhakkak güzel bir şey.
Ama hangi rüya yani gece yattığınızda yataktaki uyurken gördüğünüz rüyalar mı? Zikrullah'ta gördüğünüz rüyalar mı? Yoksa zikrullahın haricinde çıplak gözle gördüğünüz rüyalar mı? Hangisini yöneteceksiniz? Böyle açık açık söylüyorum ki ilim kalsın miras olarak. Rüya çünkü normalde bir hani uyur uyur uyanıklık yakasa denilen o da rüya.
İyi. Geceyi vurdun kafayı yattın o gördüğünde rüya. Eyvallah. Zikrullah'ta da biz ona hal diyoruz ama o da rüya. Bir de göz açık görünen var. Hangisini yönetecek? Şimdi eğer bu soru dolu bir soru olsaydı dolu soru şöyle olacaktı. Bir, bir kimse gece yattığı zamanki görmüş olduğu rüyaları yönetebilir mi?
İki, zikrullah'ta görülen halleri yönetebilir mi? Üç, yakasa halinde görmüş olduklarını yönetebilir mi? Dört, gözü açık gördüklerini yönetebilir mi? Var mı böyle bir kimse yapabilecek olan? Olur mu olur gözümüzden kaçmıştır. Bu hale gelen birisi vardır belki de bakıyorum öyle de. Soru erkeklerden mi bayanlardan mı bilmiyorum ama. Evet. O zaman bir rüyayı yönetiyorsanız o rüya olmaktan çıkıyor. Siz rüyaya müdahale ediyorsunuz artık. O zaman neden rüya göresiniz ki madem öyle müdahale edebiliyorsunuz? Sessiz zikri bazı cemaatler uygun görmüyorlar.
Sessiz zikrin Kur'an sünnet çerçevesinde yeri nedir? Bunun ölçüsü ve adabı var mıdır? Var muhakkak. Bununla alakalı en son vahiy sayfada bir düzenleme yaptıydı. Vahiy yayınladın değil mi onu? Tamam. Benim sayfam, benim Mustafa Özbağ.com'da değil mi o? Mustafa Özbağ.com'da bununla alakalı ayetle, hadise, adaplarla alakalı bir bilgi var. Bunu soran kardeşi oradan alabilir. Yani bazı cemaatler bir şeye karşı diye o yok hükmünde değil. Veyahut da kimin de o kitap ya neydi? Leknevi'nin bu konuda küçük bir gibi görünen ama gerçekten geniş bir şekilde hazırlamış bir kitap var. Onu muhakkak arkadaşlar almaya gayret etsinler.
Bulsunlar onu. Onun şeyi var mı? Bizde böyle PDF'si mi? PDF'i var mı? Olması mı lazım? Evet. Onu bulup indirebilirsiniz. Dinimizde gizli kibir nasıl olur? Kendimizin bile farkında olmadığı kibir. Zikir, adabı nasıl olmalıdır? Kendimizin bile farkında olmadığı kibir. Normalde birisini kendinden üstün gördün. Az bir şey. Ben bundan daha iyiyim dedin. O gizli kibir. Kendini ondan çünkü üstün gördün. Böyle çok ince perdede, ince ayrıntıda böyle. Veyah birini kendinden alçak gördün böyle. Ya bırak ya bunu ya filan dedin. Allah bizi affetsin. Zikir, adabı nasıl olmalıdır? Harika. Dervişlik yolunda ilerlemeye çalışan birinin mürşidi kamilini rüyasında görmeli mi?
Görmüyorsa bunun manası nedir? Görmeli bence ama göremiyorsa da illaki görecek diye bir kaidesi yok. Bunun göremiyorsa nedir manası? Bilemeyiz ki kimisinin rüyası bu noktada kapalı oluyor. Kapalı gidiyor. Herkes rüya görecek diye bir kaide yok. Erkeklerin gümüş de olsa ziynet veya takı takması caiz midir? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir böyle yüzük parmağına bir yüzük takmış. Akik, sünnet, gümüşten. Bir de serçe parmağına mühür takmış. Ona da zaten mühür parmağı derler bu serçe parmağına. Bir mührünüz varsa serçe parmağınıza mühür yüzü takıyorsunuz. Sünnet olan bu. Eğer mührünüz yoksa önceden mühürleri olurmuş. İşte Şeyh Efendiler de mühürlerinin parmaklarında taşırlarmış. Birisi çalar, hırsızlık yapar, icazetin altına mührü basar diye normalde parmaklarında taşırlarmış önceden.
O yüzden bu mühür parmağı bu. Mühür yüzü serçe parmağına takılıyor. Buna da normal akik taşlı bir yüzük takılıyor. Bu kadar sünnet olan erkeklerin ziyneti bu. Bunun dışında bir ziynet bilmiyorum. Hadislerde dokunmadım. Gram olarak ölçüsü nedir? Bir kilo yüzük de olmuyor ki zaten. Gramı belli. Üç aşağı beş yukarı. Dört yıl önce internet üzerinden ders verebilmem için bir alet gerekmişti.
Ders verdiğim öğrenci bu cihazı satın aldı ve bana verdi. Özel dersler bittiğinde cihazı kendisine geri göndermek için birçok kez söylenmeme rağmen kadro adresi yazmadı. O zamandan beri kendisine ulaşamıyorum ve cihaz hala bende. Bu cihazı ne yapayım? Bu cihazı yine ders vermek yolunda kullan sevabı o çocuğa gitsin. Ne zaman sana kadro adresi verdi o zaman gönderirsin. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem döneminde diğer devlet paralarıyla alışveriş yasaklandı mı? Hayır. Oldu ise buradan yola çıkarak şu anda doları ülkemizde tamamen yasaklayabilir miyiz? Yasaklayamazsınız. Yani bunu İslam hukuku açısından yasaklayamazsınız. Uluslararası kapitalist, deccalist sistem açısından söylüyorum.
Siz doları yasaklayamazsınız. Siz kimsiniz ki öyle doları yasaklayacaksınız? Siz ciddi ciddi kendinizi çok özgür bir ülke zannediyorsunuz herhalde. Siz ülke içerisinde doların dolaşımını yasaklayamazsınız. Doları zaten yasaklayamazsınız. Doları zaten yasaklayamazsınız da ülke içerisinde dolaşımı da yasaklayamazsınız. Siz dolarsız bir şey hesaplayamazsınız. Sizin bu özgürlüğünüz yok. Sadece sizin değil ama İngiltere'nin de yok, Almanya'nın da yok, Fransa'nın da yok. Bu özgürlük Çin'de de yok, Rusya'da da yok. Bunu kırmaya çalışıyor şimdi Rusya. Rusya bunu kırmaya çalışıyor.
Çin'le ortaklaşa kırmaya çalışıyorlar. Bunlar ne? Bunlar Amerikan ambargosuna maruz kalan ülkeler. İran, Çin, Rusya. Üçü bunun normalde bu ambargo'yu kırmaya çalışıyorlar şimdi. Kendi aralarında anlaşmalar yapıyorlar, kendi paralarıyla ticaret yapacaklarına dair. Yani sistemi kurmuş kapitalist deccalist sistem. Siz buradan bir dolarla alışveriş yapıyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? İthalat yapıyorsunuz değil mi? O para önce Amerikan Merkez Bankası'na gidiyor. Amerikan Merkez Bankası'ndan nereden mal aldınız? Endonezya'dan. Endonezya Merkez Bankası'na, Endonezya Merkez Bankası'ndan oradaki normalde öbür adamın banka hesabı neredeyse o bankaya gidiyor. Siz buradan kendi bankanızı yatırıyorsunuz.
Zannediyorsunuz ki sadece biz kendi bankamızı yatırdık. Değil. Oradan senin Merkez Bankası'na, oradan Amerikan Merkez Bankası'na, oradan örneğin Endonezya Merkez Bankası'na, oradan Endonezya Bankası'na gidiyor. Siz nereye doları yasaklayacaksınız? Bu mümkün değil, yapamazsınız. Zaten yasaklama kalkarsanız işgal ederler. Savaşmak zorunda kalırsınız. Osmanlı'nın, Osmanlı'nın yıkılmasına sebep olanlardan birisi bu. Osmanlı yıkılacak, yerine kapitalist, deccalist bir sistem oluşturulacak. Böylece parçalanacak. Osmanlı'nın yeraltı, yerüstü zenginlikleri de arada bölüşülecek. Bölüştüler zaten.
Bölüştüler. Ha, diyeceksiniz ki başındaki padişahlar yetersizdi. Yetersizdi. Yani bozuldu devlet düzeni, bozuldu. İnsanların düzeni bozuldu, bozuldu. Eyvallah. Sen de bozma. Sen de devletin dirayetini ayakta tut. Hukuku ayakta tut. Hukuku işletenleri ayakta tut. Sen de devlet olarak önlemini al. Bürokrattaki büyük, büyük büyük. O bürokratlar önlemlerini alsınlar. Bu milletin maaşıyla orada oturuyorlar. Siyasetçiler bunların önlemini alsınlar. Ceplerini düşünmesinler. Kendi zenginliklerini düşünmesinler. Kendilerini düşünmesinler. Ama düşünmediler. O günün milletvekilleri de düşünmedi.
Bürokratları, paşaları da düşünmedi. E bugün de hala da çok düşündüklerini zannetmiyorum zaten. Dinimize göre Müslüman tüccardan vergi alınır mı? Sadece üşür ile mi sınırlıdır? Normalde Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri Medine çarşısında vergi almazdı. Medine çarşısının en önemli özelliklerinden birisi çarşıya girenden çıkandan vergi alınmamasıydı. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri malın çok olmasını isterdi. O yüzden çarşıya mal getirmek serbest. Asla devlet ondan vergi almazdı. Çarşıda insanların özel yerleri de yoktu. Herkes nereyi boş buluyor gelip oraya yerleşiyordu. Ve dileyen dilediği kadar dışarıdan mal getiriyordu. Dışarıdan getirilen mala da vergi ödlenmiyordu.
Çarşıdan da vergi alınmıyordu. Böylece Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri müşrik çarşılara karşı Medine çarşısını ayaklandırdı. Ve aynı zamanda Medine çarşısında bir mala şu kadar paraya satacaksın hükmü de yoktu. Müşrik çarşılarda bu vardı. Oranın valisi, kadısı, amiri, zengini bir mala nar koyardı. Derdik ki bu mal bu kadara satılacak. Bu çarşıda bu ürün bu kadara satılacak derdi. Medine çarşısında bu yoktu. Medine çarşısında herkes dilediği malı dilediği fiyattan satar. Dilediği malı Medine pazarına getirirdi. Ve yoldan malı satın almak da yasaklanmıştı. Mal pazara inecek muhakkak. köylünün elinden, tüccarın elinden yoldan mal almak yasaktı.
Bu normalde hani tüccarı ve köylüyü korumaktı bu. Getir malını pazarda sat. Yolda köylünün elinden ucuza bir mal satılmasın diye pazara getirilirdi. Pazarda arz, talep neyse ona göre fiyat iner veya çıkardı. Ama devlet ondan vergi almazdı. Çarşıda da, çarşıdan da vergi alınmazdı. Yani bizim burada şimdi ne var? Çarşıda sergiler var ya, örneğin belediyenin sergileri var. Belediye sergilerden para topluyor. Bu noktada sergilerden para toplayamazdı. Sergiyi satamazdı. E şimdi sergiler dükkan gibi. Belediyeler sergi satıyor. Sergiyi alan adam sonra bir başkasına devrediyor. E duyuyoruz, doğru, yalan bilmiyoruz. Ondan sonra belediyeler el altından da tanıdıklarına, bildiklerine yeni çarşılardan sergi veriyorlar.
Böyle bir şey yok. Erken gelen gelip boş bulduğu bir yere oturuyordu. Tabi böyle olunca çarşı büyüdükçe büyüyordu. Çünkü mal getiriyor millet, getiriyor oraya kenara koyuyor. Getiriyor, kenara koyuyor. Getiriyor, kenara koyuyor. Çarşı büyüyor, mal fazalaşıyor. Mal fazalaşıyor. Mal fazalaşınca ticaret artıyor. Mal alacak olan da oraya geliyor, satacak olan da oraya geliyor. Mesela düşünün. Türkiye işte kaldırdı vergiyi. Gümrük vergisini kaldırdı. Sıfırladı. Hani bazen devlet açıklıyor ya. Mesela nohutta, kuru fasulyede, mercimekte gümrük vergisini sıfırladım dedi. Değil mi? Normalde hani gıda krizi olmasın diye sıfırladım dedi. Bunu normalde İslam'da hiçbir şekilde gümrük vergisi yok. Dileyen dilediği malı getirip orada satıyor.
Şimdi biz de, biz burayı, nohut, iç piyasayı koruyacağız diye uğraşıyoruz. Değil. Mantık o değil. Dileyen dilediği malı getirsin Türkiye'de satsın. Şimdi dileyen dilediği malı Türkiye'ye getirse, mal almak isteyenler de gelip Türkiye'den almaya çalışacaklar. Böylece aslında dünya ticaret merkezi kayacak başka bir yere. Alman malını satmak için Türkiye'ye getirecek. Vergisi yok çünkü. Almak isteyen de gelecek Türkiye'den alacak. Vergisi yok çünkü. Ve düşünebiliyor musunuz? Burası maldan geçilmeyecek. Yiyecek, içecek, elektronik hiç önemli değil. Kaldır gümrük vergisini, kaldır vergileri de. Malını getirecek olanı istediği kadar getirsin, satsın.
Alacak olanı da gelecek, buradan alacak zaten. Veyahut da o kimse bakacak ki vergi yok, üretimi de gelecek burada yapacak. Vergi yok. Ben ne vergi toplayacağım diye uğraşıyorum adam, gelecek örneğin atıyorum. Vergi yok. Ne yapacak Alman firması, otomobil firması? Vergi yok. Getirecek fabrikayı buraya kuracak. Vergi yok çünkü. E şimdi biz arabayı alırken de vergi ödüyoruz. Bir sürü vergi var. Şimdi bu dışarıdan böyle, ah ne böyle bir şey mi olur ya diye düşünüyorsun. Medine-i Münevverid uygulamış Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Haram mal sokmak yasak. Gelip içki satamazsın orada.
Gelip şarap satamazsın orada. Geri kalan bütün malı getirebilir misin? Getirebilir. Düşünebiliyor musunuz? Ülkede vergiyi sıfırladınız. Size bu tuhaf geliyor şimdi değil mi? Yapmazlar, hükümeti yıkarlar. Neden biliyor musunuz? Sizi vergiyle sömürüyorlar. Kim sömürüyor? İki bin büyük şirket. Dünya global şirketleri. Sizin devletinizi de, özel şirkete de borç veren onlar çünkü. Dört yüz trilyon dolar dünya üzerinde adamların alacakları var. Vergiyi toplacaksın, büyük bir kısmınları faiz olarak onlara yatıracaksın. Sistem bunun üzerine kurulu.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem döneminde zekat zorunlu olarak devlet tarafından toplanıyor muydu? Evet. Zekatı devlet topluyordu. Devletin geliri ganimetti. Şimdi diyeceksiniz ki bu devlet nereden ayakta duruyor? Öyle ya vergi almıyor, ganimetten duruyor. Haber salıyor ya İslam olursunuz ya da vergi ödersiniz bana diyor gavurcuklara. Onlar da diyorlar ki biz size vergi ödeyelim yıllık şu kadar. Ödüyorlardı. İslam devletinin geliri ganimet moladır.
Kendi vatandaşından topladığı vergi değildir. Zekatlar ise devlete harcanmaz. Ülkenin fakir fukarasına harcanır. Düşünün şimdi siz Türkiye'deki şirketlerden bir zekat almayı. Türkiye sosyal devlet olur. Maaş verecek yer arar. Yaşlılar, evler de özel bakılır öyle bir parayla. Elhamdülillahi Rabbil Alemin ne demektir? Alemlerin Rabbine hamdolsun demektir. Hz. Hadem'in ilk sözü olan Elhamdülillahi Rabbil Alemin ile Fatiha-i Şerife'deki Elhamdülillahi Rabbil Alemin aynı manada veya aynı mertebede mi kullanılmıştır? Aynı manada kullanılmıştır ama mertebesine bir şey diyemem.
Kur'an-ı Kerim'deki huruf-u mukattaları bize açıklar mısınız? Açıklayan olmuş mu ki hiç bugüne kadar? Yusuf Hoca açıklayan olmuş mu hiç bunları? Ben açıklayanı bugüne kadar hiç okumadım tefsirlerde de. Bazıları bir şeyler söylemeye çalışıyor. Bunların açıklanması kıyamet elameti. Yani bu ya Mehdi'den hemen sonra veya Mehdi'nin zamanında açıklanacak olan şeyler. Ben öyle biliyorum. Bazı alimler onların başında bulundukları ayetlerin bir özeti olduğunu söyler. Bu söylemsizce doğru mu? Bunlar müteşabi şeyler. Herkes bir şey söyler. Bunda bir sıkıntı yok. Herkes konuşsun.
Bir problemim yok. Akşam namazının üç rekat olmasının ve üçüncü rekatta Fatiha-i Şerife'nin ardından bir süre okunmamasının sebebi. Hikmetini açıklar mısınız? Böyle yapmış Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Biz de öyle yapıyoruz. Bizimki taklidi. O nasıl yapıyorsa biz de onu taklit ediyoruz. İbadetleri benden gördüğünüz gibi yapın demiş. Biz de ondan gördüğümüz gibi yapıyoruz. Bu da huruf-u mukattaları sormuş. O kadar ilmimiz yok. Bizim böyle girip şeyler sorup da ondan sonra bizi böyle çok ilim ehli gibi görmeyin. Allah bizi affetsin inşallah. Hz. Musa'ya Maide sofrasını lütfeden Allah Celle Celaluhu, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini hiç sofrasız bırakır mı?
Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım demiş. Sofra ne ki? Onu kendi katına alıp bir yay mesafesi kadar birbirine sarkmış. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sofrasını bize anlatır mısınız? Onun sofrası bir yay mesafesi kadar sevenin sevdiğine sarkması. Kadının kendince yaşça küçük erkekle evlenmesi uygun mu?
Sünnet, tavsiye, öneri, ölçü nedir? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hz. Hatice annemizden küçüktü. O yüzden bir kimse eğer kendinden küçük bir erkekle evlenirse, erkek de, kadın da sünnet seneye işlemiş olur. Harika bir sünnet olur. O yüzden bunu böyle bizim toplum biraz sanki sakıncalı, sıkıntılı bir durummuş gibi görüyor. Böyle görmek küfür. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetiyle sabit olan bir şeyi küçük görmek, hor hakir görmek, onu uygun görmemek, ona laf söylemek, Allah muhafaza eylesin. Bu insanı küfre götürür. Çünkü bu orta yerde bir sünnet var. O sünneti insanlar kalkıp da laf söylemesi, hor hakir görmesi uygun değil.
Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Eftali zikir Fâlemennehu La ilahe El Fatiha Amin Destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.