Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 02.03.2023
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 3 Mart 2023 · 1:01:45
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzlüğünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e Kur'an ve sünnet-i Sene'ye sımsık yapışanlardan eylesin, cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'in günahlarını affeylesin, hatalarını, kusurlarını affeylesin, bilerek veya bilmeyerek işlemiş olduğu yanlışlıkları affeylesin,
Rabbim cümlemize ve cümle ümmet-i Muhammed'e afiyet versin, dünyada da ahirette de müjdelerle müjdelediği kullarından eylesin, ecmain. Bu akşam dersimiz Bakara suresi ayet 155, ona bağlı olarak Nahl suresi ayet 112, bu bela ve musibetlere karşı sabır, dersin konusu bela ve musibetlere karşı sabretmekle alakalı, buyur hafız.
Biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksitmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenlere müjdele. Nahl 112'de de Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir. Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine küfür ettiler. Bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara açlık ve korku belasını tattırdı. Evet. Bu dünya bu manada bütün insanların imtihan dünyası Cenab-ı Hak insanları bu dünyaya ruhlar alemindeki o sözlerini tutup tutmayacaklarını kendilerine delillendirmek şahitlendirmek için gönderdi.
Eğer diyor oradan biz sizi cennetlik veya cehennemlik olarak ayırsaydık siz diyecektiniz ki bizi dünyaya göndermiş olsaydın biz sapanlardan sapkınlardan olmayacaktık. Cehennemliklerden olmayacaktık derdiniz. Bununla alakalı Cenab-ı Hak bir insanın kendince Allah'ın önünde böyle dememesi için Rabbim ruhu yaratmış olduğu ruhların hepsini de bu dünyaya kendimize şehadet etmek için gönderdi.
Biz kendi kendimize şehadet ediyoruz. Kendimize şahitlik yapıyoruz. Hatalarımız, kusurlarımız, yanlışlıklarımız, eksikliklerimiz, iyiliklerimiz, güzelliklerimiz, tatlılıklarımız, hoşluklarımız hepsi de bizim bu dünyayla alakalı. ve bu dünyada biz bunları kendi kendimize ne yapıyoruz? Şehadet ediyoruz. İşte Cenab-ı Hak diyor ki biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksikmekle imtihan edeceğiz. Demek ki ama bu imtihanın sebebi ne? İnsanların nimetlerine, Cenab-ı Hak'ın nimetlerine küfretmeleri ve nimetlere nankörlük etmeleri.
Çünkü Nahl 112'de de diyor onların yaptıklarına karşılık Allah onlara açıklı ve korku belasını tattırdı. Demek ki insanoğlu durduğu yerde bu korku ve açlık belasını tatmıyor. Demek ki azgınlıktan, sapkınlıktan dolayı Cenab-ı Hak onlara bu korkuyu tattırıyor. Şimdi insanlar eğer ki o azgınlığa, o sapkınlığa uğramamış olsalar, Cenab-ı Hak hani biz ayeti kerimede de bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver diye dua ediyoruz.
Cenab-ı Hak da duamızı Allah'ın izniyle kabul ediyor. Allah insanlara durduğu yerde zulmetmez. insanlara durduğu yerde Cenab-ı Hak kahretmez. Bizim Allah inancımızı tanımlamamız Babil Allah inancı gibi değildir. Hep bunu örneklerim ya, Babil'lerdeki Tanrı inancı neydi? Allah kullarına tuzak kuruyordu ve kullarına tuzağa düşürüp onlardan intikam alıyordu. Ama kullarına tuzak düşürüyordu, tuzağa düşürüyordu. Bizim öyle bir inancımız yok. Allah bizim iyiliğimizi ister. Allah yaratmış olduğu kullarına rahmet eder, lütfeder, ikram eder, ihsan eder. Biz azar saparsak o zaman biz kötülüğü üzerimize çekmiş oluruz.
Biz yolumuzu şaşırırsak o zaman biz belayı, musibeti üzerimize çekmiş oluruz. Biz yolumuzu şaşırmazsak Cenab-ı Hak bizi durup durduğumuzu yerde azap etmez. Durup durduğumuz yerde bize zulmetmez. Durup durduğumuz yerde bizim başımızı belaya katmaz. Muhakkak biz bir yerde hata yapmışızdır. Ha yapmadan da belaya hani hata yapmadan da belaya maruz kalanlar var mıdır? Evet. Bunlar peygamberlerdir, bunlar velilerdir, bunlar veli adaylarıdır, bunlar müminlerdir, öyle de tarif edebiliriz. Neden? Çünkü Cenab-ı Hak onlar buna sabrederekten yani müminler bu başına gelen belaya, musibete sabredip buradan makamlarını yükseltirler.
Onlara durduğu yerde bu gelir mi gelir ama hiç kimse kendini bu noktada görmesin. Bu seferde adam kendisini hatasız, kusursuz, yanlışsız görüyor, eksiksiz görüyor. Başıma bir şey geldiyse benim velilimdendir diyor, benim mürşidi kamillimdendir. Başına bir şey geldiyse ben o yoldayım, o yüzdendir diyor. Hatasını görmüyor, yanlışını görmüyor. Kendisini dev aynasında görüyor, kibirliliğe düşüyor, bu sefer kibirlilikten tepes taklak gidiyor. Allah kibirlenenleri hiç sevmez. Öyle kendini veli sınıfından gör, kendini mümin sınıfından gör, kendini mürşid sınıfından gör. Yani ben hata yapmam, yapsam dahi beni ikaz ederler zaten. Bana söylerler, gece rüyamda bana derler veya halimde bana söylerler.
Bunlar insanları helaka götüren sözlerdir. Allah muhafaza eylesin. Biz vasat müslümanlarız. Bizim yapmış olduğumuz hatalardan, kusurlardan dolayı bize bir bela musibet gelir mi? Evet. Bu da bizim vasat müminliğimizdendir. Allah bizi o bela musibetle bizi sabredersek temize çıkarmak için göndermişler. Eğer göndermezse o zaman bilin ki sen kafirlerdensin, sen münafıklardansın, senin hesabını mahşere bıraktı.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden Cenab-ı Hak bazen bollukla insanları bu böyle tamamiyetle bir topluluğa ait, ayet-i kerime. Ama o topluluğun içinde yaşıyorsunuz siz de. Kimi topluluğu bollukla ne yaparmış? Denermiş. bolluk verir, o bollukta isyan edecek, lükse kaçacak, şataata kaçacak, şatafata kaçacak, gösterişe kaçacak. O bollukta gidecek, işte ben bunu görmediydim diyecek, görecek, yaşamadaydım diyecek, yaşayacak. Kendince lüksün zirvesine vuracak. Kendince israfın zirvesine vuracak. Kendince gösterişin zirvesine vuracak. Kendince gidecek böyle fakir fukarayı tanımayacak, dervişi, sufiyi tanımayacak, alimi, şeyhi tanımayacak, Allah'ı tanımayacak, Resul'unu tanımayacak.
Neden? O artık bolluktan şımardı. Bolluktan o azdı. Bolluktan o ne yaptı, ne yapacağını bilemez hale geldi. Bolluk sarhaş oldu. Bir gece bir yemekte, bir gece bir yemekte, her yemekte milyonlarca para, sofrada fukara yok. bakın sofrada fukara yok ama yemekten yemeğe koşuyorlar. Yemekler gırla gidiyor, otellerde, restoranlarda hiç aklına gelmiyor, hiç kalbine gelmiyor. Hz. Peygamber sallallahu sallallahu aleyhi ve sellem sevmediği sofradır. Eğer o sofrada bir fukara yoksa.
Bakın bir sofrada eğer fukara yoksa Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini hiç sevmediği sofradır orası. Sofrada fukara yok ise işte o bollukta ne yaptılar? O insanlar azdılar, saptılar, israfa gösterişe gittiler. En fukaranın yediğini yemedi. En fukaranın giydiğini giymedi. Ama bunu dindarlar da yaptı zaten. Bu sadece dindar olmayanları bağlamıyor. Bu dindarları da bağlıyor. Edebiyata gelince benim gibi söylüyorlar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin evinde günlerce duman tütmezdi. Senin evinde oho israf gırla gidiyor.
O işte bilmem kaç gün aç kalırdı. Sen lüks restoranlardan lüks restoranlara koşuyorsun. Sen o yemekten o yemeğe koşuyorsun. Gösterişin binibir para, bolluğun binibir para olunca gösterişe gitti. Fakir fukaraya gitmedi. Allah yolunda gitmedi. Allah yolunda cihada gitmedi. Allah yolunda bir taş koşmaya gitmedi. Ceplerini doldurdular. villalarını arttırdılar. Dairelerini arttırdılar. Haram helal demediler. Haram helal demediler. Faiz demediler. Milyon dolarlarını arttırdılar. Banka hesaplarını doldurdular. Bu kim olursa olsun umrunda değil. Bollukla ne yaptı? Cenab-ı Hak deniyor. E Müslümanlar eziliyorlardı. E ne oldu?
E şimdi ezildiden kurtuldular. saptılar. Önceden fukara edebiyatı çok iyiydi. Devletten yiyemiyorlardı. Belediyelerden yiyemiyorlardı. Oradan buradan yiyemiyorlardı. Rüşvet yiyemiyorlardı. E akçeli işleri yoktu. Hiçbirisi böyle ihaleye kaydıramıyordu. Habire böyle fukara edebiyatıyla yürüyorlardı. Sonra Müslümanlar makam sahip oldu. Mevki sahip oldu. olması lazım dediler. Oldular. Ama ondan sonra da saptılar. Bolluk onları saptırdı. Bolluk onları Allah'ı unutturdu. Bolluk onları Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini unutturdu. Bolluk onların geldikleri yeri unutturdu.
Bolluk onları geldikleri arkadaşlarını da unutturdu. Bolluk beraber oldukları beraber aç kaldıkları zeytin ekmek yedikleri geceler boyunca bayrak astıkları Allah için asıyorlar ya dergi sattıkları gazete sattıkları eve sohbete gittikleri böyle herkesi o esnada kardeş bilip sarmaştıklarını makam sahibi olunca unuttular. Bir yere gelince onları terk ettiler. Bir noktaya gelince onlara sırtlarını döndüler. Onlar fukara garip gureba kısmı. Yine bir seçim zamanında onları bir konuşuruz gene onların gönüllerini alırız. Onlar parya gibi. Veyahut da işte o cemaat büyüdü o tarikat büyüdü. O cemaat ve tarikat büyüyünce zenginler cemaat oldu.
Zenginler tarikat oldu. Zenginler başka şeye oturdu. zenginler hatırı sayıldı. Zenginler böyle olunca fukaralar eski dervişler eski sohbet arkadaşları onlar kenara çekildi. O bolluk onları azdırdı. Biz dindarız dini kesimi konuşuyoruz. Ben Atatürkçü layık dinsiz kesim beni ilgilendirmiyor. Biz kendimize öz eleştiri yapıyoruz. Ben bazen derim ya benim etrafımdaki arkadaşlar kaç yıllık otuz yıllık Allah nefislerini uydurmasın. Beraber yola çıkmışız Bursa'da. Ben onlara sırtımı dönersem evet ben hainlerden oldum. Onlar sırtını dönerse onlar da hainlerden oldu. Onlar da yola ne yaptılar?
Onlar da yola hainlik yapmış oldular. Yolun adabına herkes riayet edecek. İşte bolluk insanı şımartmayacak. önceden on derviştin onun da iyi geçineceğim diye uğraşıyordun. Şimdi yüz derviş oldun. Gelirse gelsin ya gelmezse gelmesin. Vay be sen ne büyük şeyh olmuşsun ya sen ne büyük zakir olmuşsun ya onları mı arayacağız canım hala da arama tabi ya sen büyüdün önceden beş kişiyken arıyordun ama on kişiyken arıyordun koluna giriyordun telefon açıyordun selamun aleyküm aleyküm selam kardeş bu akşam ders var diyordun yirmi
kişi olunca kendine benlik geldi otuz kişi gelince olunca kendini dev aynasında gördün artık sen baba dervişsin artık sen baba zakirsin sen ne arayacaksın sen emredeceksin evladım şunu şöyle yapın bakayım hadi yavrum şunu şuradan kaldırın bakayım sen gel bakayım sen de şunu şöyle yap gel bakayım sen sen ne kendin kafandan böyle iş yaptın benden habersiz nasıl böyle bir şey yaparsın sen abi yaptıydım sus bir de daha konuşuyorsun zakirinden habersiz iş yaparsın bir de tuvalete gidecek zakir haberi verecek adam büyüdü ya
bolluk her yerde bolluk bir denemedir cemaatte bolluk paraları geliyor nereden geliyor işte bir sohbet bir ağlamaklık haydi herkes para gönderiyor para var bolluk gidiyor o kadar lüks bir kurs yapıyor ne kurs kuran kursu ne olacak orada hafız yetişecek yerler mermer gökler mermer lüks bolluk aklına gelmiyor sohbette aklına geliyor sohbette diyor ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri toprağa secde ederdi hani sen nereye secdettin gördün mü nereye secdettiğini sen nereye secdediyorsun senin o mütevellinin odasına
girmek mümkün mü yerler İran halısı öyle lazım bu müşriklere karşı bu lazım bu Atatürkçü layıklara karşı bu lazım böyle kuvvetli göstermek lazım lüksünü başka bir yere harcadı hangi cemaat hangi tarikat olursa olsun Müslümanların Müslümanların Müminlerin zekatlarını doğru yere harcamayanlar Müslümanların Müminlerin sadakalarını doğru yere harcamayan ister cemaat ister tarikat ister şeyh ister zakir ister nakip ister nükabba vallahi de billahi de eğer iyi bir insansa bu dünyada silkelenir onu lütuf görsün kendisine
desin ki bu dünyada silkelendim onu lütuf görsün sebep Allah onu seviyormuş bu dünyada onu silkeledi eğer bu dünyada silkelenmediyse o münafıklardan o kalbi kararmış kalbi mühürlenmiş olanlardan o mahşere kaldı onun hesabı onun hesabı ne daha zor Allah muhafaza eylesin işte ne yaptı bollukla imtihan etti birey insanı kendisiyle bollukla imtihan etti aileyi bollukla imtihan etti aile bolluğu görünce aa önceden yaz tatili bilmiyordu önceden yaz tatili bilmiyordu
şimdi deniz kenarlarına gidelim ilk önce nereye gidelim ya islami otel var aa islami otel ne o açık büfe ulan neresi islam açık büfenin israf Allah Resulü oradan içeri girer miydi kafeler eğlence merkezleri aile imtihan oluyor para var ya evet yiyelim harcayalım olur olmaz şeyler alalım ailede para var nasıl olsa bollukla imtihan bu böyle var ya bu böyle çok sıkıntılı bir nokta Ümmet-i Muhammed'in en büyük sıkıntısı bu bollukla imtihan bir şey alacak
lazım mı değil mi hiç önemli değil alıyor var ya hiç önemli değil gidiyor arkadaş lüks bir restorana ulan bir kilo et işte atıyorum yüz elli lira gidiyor lüks bir restoranda bir yemek yiyor üç yüz elli lira aileyle gidiyor iki milyon bırakıyor kalkıyor ulan iki milyona insanlar bir hafta on gün yirmi gün geçiniyor asf-i rücret yeni sekiz milyar oldu sen nereye bırakıyorsun onu bir fukara yiyebiliyorum onu yiyemiyor yiyemiyor bir fukara yiyebiliyor mu onu yiyemiyor sen müminsin nasıl senin boğazından geçti o düşünmedin mi
hiç düşünmedin mi fabrikat fabrikam var ee yanındaki elemanlar yiyebiliyor mu onu yiyemiyor yanında çalışanlar yiyebiliyor mu yiyemiyor hani hadis-i şerif vardı yanında normalde senin yediğinden onlar da yiyeceklerdi hani senin içtiğinden onlar da yiyeceklerdi hani senin giydiğinden onlar da yiyecekti ya islam buydu ya hadis-i şerifte böyleydi ya senin peygamberin böyle söylemişti sen nerede yemek yedin işte bilmem hangi restoranda lüks restoran ee senin işçiğin yiyebildi mi oraya gidebildi mi kapısından içeri girebildi mi
hayır bollukla imtihan o aile artık israfa koşuyor gösterişe koşuyor şatata koşuyor aa perdelerin rengi geçti değiştirelim koltuklar koltukları da değiştirelim eskidi mi eskimedi ama kaç yıldır bunları kullanıyoruz e kullan yok hayır değiştirelim değiştirelim halılar değiştirelim mutfak takımları komple değiştirelim kadının birisi diyor ki aa şeye diyor yanındaki bayana diyor a valla diyor bıktım takımdan diyor kırıverdim iki tane tabağı diyor beyime söyledim diyor takım kırıldı bozuldu dedim diyor içimden diyorum ki
hain kadın nankör nankör husisi tabak kırıyor evde takım bozuldu yeni takım aldıracak çünkü evet erkekler de aynı onlar da nimete nankör nimete nankör işte bu bollukta zaten nimete nankör oluyor bollukta olur nimete nankör darlık varsa adam şey yapamaz ne o israf edemez darlık var çünkü alamıyor bunun da ağırı sıkıntılı ne diyor bazen darlıkla imtihan eder darlık ne maddi tarafı o ekonomik darboğaz bir de onun manevi tarafı var manevi darlık var ne kabızali bu işin tabi bolluğu ne var bir de manevi olarak bakarsak
manevi bolluk var hal görüyor rüyalar görüyor rabıta yapıyor muhteşem muhteşem ondan sonra da kibre düşüyor bolluk ona imtihan oldu kendini farklı yere koydu hatta biz öylelerini gördük öylelerini duyduk bir iki rüya fazla görünce aslında manevi olarak buranın zakiri benim ama işte onu orada zakir olarak tutuyorlar vay maşallah subhanallah böyle diyen kimse şeyh efendi bir laf söyledi çekti gitti dergattan bir laf söyledi ben insanların imtihanıyımdır evet böyle Allah affetsin yani hiç istemem ama şeyh efendi ona dedi ki
mustahha efendi gitti işiniz bitti dedi dedi böyle olamıyorsunuz onun gibi dedi vay babam vay adamın dervişliğinin sonu oldu ama öyle yedip manevi yandım zaten buranın zakiri diyen bir kimseydi bunlar tecrübe o manevi bulluk seni aldatmasın kendini bir şey zannetme tevazuyu önde tut kibirlenme alçak gönüllü ol bir dervişin gönlünü kırma bir dervişin gönlünü kırarsan bil ki intikamı acı olur Geylani Hazretlerinin sen o dervişi fukarazan edersin gerçekten de öyledir bakarsın böyle adı ismi yoktur hani böyle bir önde görünen
baba dervişler vardır bir de böyle gider gelir böyle hatta kimi zakirler çavuşlar ölelerini böyle parya gibi kullanır hazır asker ya hadi sen şunu yap gel o yapar gelir hadi sen bunu yap bir başkasına söyleyemez onu o dervişe söyler öyle bütün işlerini hatta çantamı getir bakayım taşı çantamı benim tabi meslini giydir ayağına abdest aldır o zakirin belli ağrıyor o eğilemiyor eğilemeyince ayağını yıkacak derviş tabi o böyle önemli ya önemli olunca onun çantasını birisi taşıcak sarını birisi taşıcak şapkasını birisi
taşıcak böyle heyet halinde arkadan gelecekler zakir efendi de veya halife efendi veya şeyh efendi önden gidecek gördüklerimi anlatıyorum size evet birisi onun haydarisini taşıcak o birisi onun cübbesini taşıcak hatta o şeyhinin yanındayken şeyhinin cübbesinde sırma yok onun cübbesinde sırma olacak ben bunu şeyh efendinin zamanından söylüyorum yeni zamandan değil isteyen üstüne alınıyorsa alınsın gene sonra şeyh efendi soracak mustahha efendi senin cübben yok mu yok efendim neden yok olmadı efendim ben şimdi bana soruyor
olmadı efendim diyorum ben bir sırmalı cübben olmadı mustahha efendi diyor bana olmadı efendim ben alim değilim nereye sırmalı cübben olsun benim diyorum Allah iyiliğini versin lafı da biliyor diyor bana ertesi sabah sırmalıya diyor ki nereye gidiyorsun dedi efendim otele gidecektik dinlenecektik biraz istirahat edecektik dedi sonra istirahat edersin mustahha efendi tabi olun tavaf edin dedi onlar tavafa çıkıyor dedi tabi böyle zakirin şeyhinin önünde şeyhi ona böyle başka bir zakire tabi ol demesi büyük imtihandır
hele bir de tabi ol dediği zakir ilkokul mezunu yüksek ilkokul mezunu böyle bir şeyi de yok hani böyle belakatlı konuşmuyor o böyle belakatlı konuşuyor eğitimli herkes hoca diyor adama yanında avane evet ciddi ciddi söylüyorum onun dervişleri özel şeyh efendi orada oturuyor o öbür direğinin dibinde oturuyor onun dervişleri onun dervişleri artık şeyhin yanında değil onun yanında oturuyorlar ben seyrediyorum Allah'ım diyor bir adamın şeyhi bu diren dibinde zakir de öbür diren dibinde sen şeyhi bırak zakirin
yanında otur onlar zakirlerini şeyh gibi görüyorlar zakir de kendini şeyh gibi gösteriyor böyle bir gün iki gün üç gün ben diyorum bunu çarpacak bir gün içimden diyorum ki bu çarpılacak şeyh efendi bırakmaz onu öyle daha doğrusu hiçbir şeyh bırakmaz çarpar onu onu görmüyor zanneder onu bilmiyor zanneder onu çarpar bolluk ya dervişler de var etrafında şeyh efendi tabol mustahha efendi öyle bir sert söyledi ki o mimikleri söyleyiş tarzı silindir kağıt gibi yaptı hiç seslenmedi o şimdi en arkamızdan geliyor biz hani bursadaki
arkadaşlarla beraber girdik mustahha efendi hemen yumuşadı ben aynı yerde sizi seyredeyim iyi mi oğlum dedi emredersiniz efendim dedim ben bitirince gelirsiniz oraya ne zaman bitirdin o zaman gel oğlum acelemiz yok dedi emredersiniz efendim o sert mermer gibi silindir sünger gibi oldu bundan daha büyük işaret yok tabi neyse biz bir tavaf attık ondan sonra tabi ben birinci şaft ikinci şaft ben tabi dalıyorum tam sıfır noktaya e tabi çıt kırıldımlar yapamaz orada onlar eziliyorlar biraz arkada ben sonra dayanamadım gene
hani zakir dedim aldım yanıma şimdi ondan sonra biz malum arkadaşlar bilir bunlar arkada biraz muhabbet ediyorlar filan böyle işte şeyde tavafta tavafta ben muhabbet ettirmem kimseye ben aldım başladım biz esmaya devam vuruyoruz esmayı biz şimdi biz bir tavaf bitirdik o şimdi mollaya namaz kılmayacağız mı dedi hayır dedim ben o şimdi hani namaza çıkacağız tavaf namazı kılacağız diye bekliyor ben ikinciyi bitirdim o bekliyor şimdi ramazan orucu o bekliyor üçüncüyü yapmayacağız zannediyor halbuki üç tavaf bir ömre sevabı
ben üçüncüyü da attırdım ondan sonra çıkardım arkadaşları hani dua ediyorum ben biz namazları kıldık ben dua ederken böyle bir an gözümü açtım Allah şey ben yanımda ah öfür türlü mü öyle mi böyle mi gözümü açtım kapattım bir daha baktım yine yanımda önce dedim öbür türlü harelde değil yani zahirende gelmiş ben öyle gördüm ondan sonra böyle amin diyor yani ben dua tabi böyle duayı bitirdim yani şeyh efendiye döndüm efendim hakkınızı helal edin usta efendi çok güzel oldu oğlum dedi sakın dedi arkana dönüp bakma dedi
ömredersiniz efendim enteresandır şeyhe tabi olmak yürüyor ben de yürüyorum arkasından yürüdük çıktık biz bizim arkadaşlar sonra söylüyor bana dedi birisi abi bir dönüp bakmadın ya dedi ne oldu dedim ben makamı ibrahim komple doldu dedi gelen geldi dedi polisler geldi dedi belli dedi herkes amin diyor dedi abi farketmedin mi dedi farketmedim dedim abi neden dönüp bakmadın dedi bakılmayacakmış dedim ben hanım bakılmayacakmış yürüdük gittik bolluk seni aldatmasın dervişteki bolluk manevi bolluk da seni aldatmasın tevazunu
kaybetme şatata düşme şatafata düşme Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyanda gördün ya daha da tevazunu arttır sadakanı arttır zikrini arttır hayır hasenatını arttır Hz. Pir Efendimiz'i gördün ya rüyanda sadakanı arttır pirini görmüşsün hayırını arttır sakın şımarma bolluk seni şımartmasın şeyhin rüyanda gördün ya sakın bolluk seni şımartmasın tevazunu arttır sakın e bir de darlığı var bunun ya darlık sufilikte kabız hali rüya kesildi hal kesildi kalbe gelen ilham kesildi darlık bu sakın hata yapma
sakın yanlışlık yapma ekonomik darlık ne ticaret durdu ne darlık kıtlık yağmur yağıyor toprak vermiyor herkes toprağın vermesini yağmurdan sanır değil Allah kuru çölde dahi vercanı verir Allah'ın bereketi yağmura bağlı değildir Allah'ın bereketi rüzgara bağlı değildir Allah'ın bereketi senin kazmana bağlı değildir sen kazacaksın bereket onundur o darlıktan kurtaracak olan odur sen sebepler daresinde koşarsın o seni darlıkla imtihan edecekse eder o yüzden sakın darlığa düşünce isyan edenlerden olma hani neredeyse fakirlik
küfür olacaktı dedi ya ad-i şerifte o hale düşersen eğer sakın ha Allah'a isyan etmeden neden daraldı daraltıya girdim diye Allah'ı suçlama tövbe et Allah'ı zikret namazla tövbeyle zikirle Allah'tan yardım dile darlıktan seni kurtaracak olan da kim Allah Celle Celaluhu bazen de korkuyla dener seni ayeti kerime öyle çünkü bazen ne diyor bazen korkuyla dener ha demek ki bazen de ne yapacak korkuyla seni denecek korku kalbine gelecek o yüzden Allah Resulü dedi ki sallallahu aleyhi ve sellem Ya Rabbi korkaklığın şerrinden
sana sığınırım kabir azabından ve fitnesinden sana sığınırım dünyanın fitnesinden sana sığınırım ahir zaman fitnesinden sana sığınırım zenginliğin fitnesinden sana sığınırım fakirliğin fitnesinden sana sığınırım Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin o korku gelecek kaygısıdır iflas edersem ne olacak batarsam ne olacak önümü göremezsem ne olacak benim şöyle olmam lazım benim böyle olmam lazım bu gelecekle alakalı korku geçmiş korku benim günahım affolmazsa ne olacak şeytan her cenahtan seni korkuyla ne yapar aldatır Allah
seni korkuyla imtihan eder o yüzden korkaklıktan ne yapacağız Allah'a sığınacağız bazen de ne yapacak azlıkla imtihan edecek az darlık ayrı azlık ayrı bir de ne yapacak azlıkla imtihan edecek biz hepsinde de ne yapacağız sabreden kul olacağız sabreden kul ayeti kerimende de diyor ki sabır gösterenleri müjdele o zaman sabredenler müjdeye ulaşacaklar sabredenler Allah'ın rahmetine bereketine lütfuna ikramına ihsanına affına ulaşacaklar Rabbim bizleri onlardan eylesin Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı
misal verdi her taraftan oraya bolca rızık geliyordu ama Allah'ın nimetlerine küfrettiler bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara açlık ve korku belasını tattırdı Nahil 112 demek ki bu geçmiş ümmetlere olan bir şey bu bizim ümmetin başına gelmeyecek diye bir kaydı yok bizim ümmetin başına da geliyor ne oluyor her yerden bolca rızık gelirken müslümanlar müminler nimetlere ne yapıyorlar küfrediyorlar yani buradaki küfür nankörlük buradaki küfür örtme küfür örtmek ya o kimse Allah'ına lütfediyor ikram ediyor rızık veriyor
o Allah'ın verdiğini örtüyor Allah'a hamd etmiyor şükretmiyor Allah'a bu konuda teşekkür etmiyor zekatını dost doğru vermiyor sadakasını dost doğru vermiyor vermiyor dost doğru hesaplamıyor bile kendi kafasından bir şey yapıyor o nimete küfranda bulundu o nimete hainlik yaptı bu maddi manevi bu evet manevi de rızık var çünkü o manevi rızıklar bol bol gelirken haller rüyalar o havada uçuşurken sen o nimete ne yaptın hainlik yaptın küfranlık ettin onu kendi nefsinden gördün şimdi de alaşağı oldun neden çünkü sen nankörlerden
oldun sen o nimeti gönderini unuttun o nimete vesile olanı unuttun çünkü vesileye teşekkür allaha teşekkür sen bir harf öğretenin kölesi olurum demiş hazreti sen kimsin bir harf öğretmiş sen o nimete nankörlük etme sen o nimete asla sırtını çevirme o nimete sen kalkıp da kibirlilik etme Allah muhafaza eylesin o yüzden Allah demesini bilmezdin sana öğrettiler Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kimdi bilmezdin sana tanıttılar Allah nasıl sevilir bilmezdin sana öğrettiler Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl
sevilir bilmezdin sana öğrettiler bir Allah dostu nasıl sevilir bilmezdin öğrettiler bir mümin kardeş nasıl sevilirdi sana öğrettiler o mümin kardeşliği sen tattın sen nasıl oraya sırtını döndün gittin nasıl nankörlük ettin böyle nimetin içindeyken zikrullah halakasının ortasının göbeğindeyken sen nereye sırtını döndün gittin sen o halakaya nasıl hainlik ettin sen o halakaya nasıl nankörlük ettin sen o halakanın kıymetini nasıl bilmemezlik ettin Allah muhafaza eylesin işte her taraftan bolca rızık gelirken manevi olarak
sen o nimetin kadrini ve kıymetini bilemedin sen kendince kendi nefsinden bildin onu bir hal gördün kendi nefsinden bildin bir rüya gördün kendi nefsinden bildin hatta daha da ileri götürdün hatta daha ileri götürdün işi üfürükçülüğe bağladın ben okuyom geçiyor dedin vay bir de dedin Mustafa efendi bana müsaade etti okumama dedin bir de parayı aldın yuttun bir de parayı sonra o para senin midende kanında dost doğru mu duracak zannettin dost doğru durmaz o para ancak helal rızık insanda dost doğru durur ancak helal
para insanda dost doğru durur ancak helal yoldan kazandığın yediğin içtiğin sende dost durur öbür türlü seni bozar seni bozar Allah muhafaza eylesin bu manevi bolluk seni şımartmasın nankörlerden etmesin bir de zahiri bolluk var ne adam bahçesine ekti bire yedi verdi bire on verdi bire yüz verdi bire yedi yüz verdi aldı bir liraya sattı yedi liraya vay ne para kazandı onun kafası çok çalışıyor hesapta değil Allah'ın lütfü ikramı ihsanı şımarma Allah'ın lütfü ikramı ihsanı nankör olma fakir fukaranın hakkını gözet o para senin değil
fukaranın hakkı var onda sen her şeyde senin oraya gelmende her şeyin hakkı var bir dervişler topluluğuna gitmişsin orada dua ediyorlar her perşembe cumartesi derslerde oranın hakkı var sende oranın manevi hakkı var sen ona sırtını dönme nankörlerden olma perişan olduğunu görürsün perişan olduğunu görürsün Allah muhafaza eylesin o yüzden normalde o rızık bol bol gelirken de sen hamdini yap şükrünü yap fakir fukaranın hakkını dağıt asla hepsi de bana deme Allah muhafaza eylesin onlara da o nimetlere küfrettikleri için
nimete nankörlük yaptıkları için Cenab-ı Hak onlara da ne yaptı korku ve açlık belasını verdi başlarına aman ha Allah muhafaza eylesin Cenab-ı Hak hepimizi bu tip korkaklıktan açlıktan bizi azdıracak bolluktan muhafaza eylesin yakınlarımız ölebilir mallarımızı kaybedebiliriz ne bileyim işte bu bolluktan darlığa düşebiliriz darlıktan bolluğa düşebiliriz her halimize biz ne yapacağız hamd edenlerden şükredenlerden sabredenlerden olacağız mücadeleye devam edeceğiz çalışmaya gayret etmeye devam edeceğiz istikametimizi
düzgün tutmaya devam edeceğiz Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem mazıletleri sabır üçtür diyor bir müsibetlere karşı sabır başımıza gelen müsibetlere karşı biz sabırlı olacağız sizin hayır bildiğinizde şer şer bildiğinizde hayır vardır o yüzden bir başımıza musibet gelirse biz sabırlı davranananlardan olacağız inne lillah ve inne ileyhi raciun diyenlerden olacağız ikinci sabır ne kullukta sabır kulluğumuzu unutmayacağız derviş oldun zakir oldun çavuş oldun nakip oldun nigabba oldun şeyh oldun mürşid oldun mürşidler
mürşid oldun yok pirler pir oldun yok gavsul azam oldun gavsul sani oldun ne olduysan oldun öyle ya millet şimdi böyle söylüyor ya bunları olmuşlar yani kullukta sabır yapacaksın son nefesine kadar kulluğunu unutmayacaksın bu alemden göçüp giderken kulluğunla göçüp gideceksin hoca sana talkın verirken filanca şeyh efendi diye talkın vermeyecek hatta bekliyorlar ooo filanca şeyh efendi gelmiş gel bakalım sana şeyh dediler eee senin arabayı altına çektiler seni götürmediler mi götürdüler gezdirmediler mi gezdirdiler
yedirmediler mi yedirdiler yatırmadılar mı seni lüks odalarda yatırdılar sana hizmet etmediler mi ettiler hay hadi vurun bakalım sopayı he sen ne sen ben halifeydim ooo ne güzel sen halifeyim dedin kendine hizmet ettirdin halifeyim dedin şunu ettin bunu ettin şeyhim dedin halifeyim dedin milletin parasını iç ettin yatır yere ne sen zakirim dedin eyvah şunu ettin bu ne ettin kendi nefsine hizmet ettirdin milleti yatır yere öyle öyle bedava değil hiçbir şey iki üçüncüsü günah işlememekte sabır çok önemli bugünün en büyük
önemli meselelerinden birisi günah işlememekte sabır bu bu haram evet dokunma haram yapma haram dokunma kardeş haram yapma haram gitme gitme gittiğin yerde haram mı işleniyor evet sen de işleyecek misin orada gitmekle evet gitme kardeş kırılan kırılsın üzülen üzülsün bu haram mı haram dokunma kırılan kırılsın üzülen üzülsün haram dokunma günah işlememekte sabır Allah bizi onlardan eylesin çok uzundu bu hadis-i şerif bir kısmını aldım ve gerçek erdem sahipleri bu hadis-i şerif uzun İbn-i Mace'de
Ebu Davud'da Termizi'de geçiyor uzun bir hadis-i şerifin konumuzla alakalı kısmı der sonra hani demeyin bu hadis uzunmuş neden kısasını tutmuş diye lazım olan yeri aldım bu akşam için ve gerçek erdem sahipleri söz verdiklerinde sözlerini tutan felaket zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir işte sözüyle ameli bir olanlar bunlardır gerçekten yollarını Allah'ın kitabıyla bulanlar da bunlardır demek ki ne yapacakmış felakette zorlukta sıkıntıda sabredecek sözünü tutacak dört ana unsur bunlar neymiş bunlar erdemli insanlarmış
erdemli insanlar yani mühbin kimseler Allah bizi onlardan emesin bir de benim çok sevdiğim bir hadis-i şerif vardır sabır hadiselerin ilk anında yapılandır ben derim ya imtihan sana vurduğu andır diye o esnada sabrettin mi etmedin mi bu önemlidir vurur geçer vurduğu anda isyan mı ettin hamd mı ettin Allah'ı zikir mi ettin bu da mı olacaktı başıma dedin ne dedin burası önemli o zaman sabır neymiş ilk vurduğu anda sabredenmiş yine İbn-i Maceve Tirmizi'den saat onu geçti son olsun mükafatın büyüklüğü belanın büyüklüğüne
bağlıdır iyi dinleyin mükafatın büyüklüğü belanın büyüklüğüne bağlıdır Allah bir toplumu severek onları değişik belalarla imtihan eder kim razı olursa Allah'ın rızasını kazanır kim de kızar kırgınlık gösterirse Allah da o kimseye kızar demek ki Cenab-ı Hak bir toplumu severek onları değişik belalara maruz bırakırmış sen bu belaya biz bu topluluk olarak nasıl maruz kaldık olur mu deyip Allah'a kızarsan Allah da sana kızar sabredersen Cenab-ı Hak da seni sever eğer bir topluluk bir belaya maruz kalmıyorsa o topluluk
firavun topluluğudur Mustafa Özba analizi bu hadis-i şerifte ben derim bir topluluk azdı saptı değil mi ona bir şefkat tokadı gelir anla toparla kendini yok anlamadı toparlanmadı silindir gibi ezildi geçti yerli eksen oldu Allah onu sildi bir topluluk şefkat tokadı geldi toplandı kendini harika ama bir topluluk var istikametleri düzgün ama böyle onlara şefkat tokadı geliyor onlar da sabrediyorlar Allah o topluluğun günahlarını siliyor Rabbim Rabbim bizi onlardan eylesin inşallah Cenab-ı Hak muhafaza cümlemizi muhafaza
eylesin birkaç tane daha hadis-i şerif vardı ama ben böyle son hadis-i şerifle sohbeti bitireyim mümin bir kişiye dokunan yorgunluk üzüntü hastalık ve kendisini üzecek her şeyden dolayı Allah onun bir kısım günahlarını silip örter Buhari Müslüm Rabbim bizi onlardan eylesin haklarınızı helal edin bizden yanı da helal olsun inşallah eftali zikir hiz-i şerif âlemennâhu lâ ilâh Allah ehe ilâh el-fâtiha
mâ selamatâ âmîn hiz-i şerif destur arkadaşlar efendim hayesmasını durdurup bu şekilde hayal edin dediğinde önde nail kardeş dergâhımızın sancağını tutmuştu efendim arkasında bizde yürüyerek peygamber efendimiz karşıda bir yerde duruyorlar o da arkasında
kim olduk durmuyor mu herhalde sahabeler zikir çeker hayesmasını çekerek onlara doğru gittik o da gel Mustafa oğlum gel evladım dedi böyle onu görünce biz tabi zikre devam ayrı kenara çekildi peygamber efendimiz üstadımıza satıldı ondan sonra zikir devam etti böyle sonradan böyle nur gibi bir cemaat olduğunu hissediyorum ama şeyi kalabalığı görmüyorum çok böyle yukarıdan gördüm çok böyle kalabalık bir cemaatmişiz zikrullah devam etti ondan sonra ben gözümü açtım söylemeyecektim de Hüseyin Aga'ya
anlattırınca teyit olsun diye söyledim söyleyim aynı öyle nurlu bir yol açılmış saf sarı beyaza dönük bir nurlu yol sağda solda birçok geçmiş peygamberler vardı onların ümmetleri de vardı biz zikrullah yapa yapa yürürken peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler de karşıda bizi bekliyordu o kenardakinler bağırıyorlardı o dünyadayken garip olanlar bunlar mı diye oradan başka birisi de cevap veriyordu evet bunlar o garipler
diyorlar baya kalabalıktı kardeşler arkadaşlar sağlı sollu ama bütün peygamberler o sağa sola dizilmişler hepsi de böyle büyük bir şeyle sevinçle karşılıyorlardı bütün kardeşleri arkadaşları hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle yüksekte duruyordu o tabi nurdan o da sevinçli bütün peygamberler gıpta ile bakıyordu seni anlatınca teyit dedim ona da kulağına sahih dedim gördün Rabbim cümlemizi yolunda eylesin inşallah amin sıratı
mustakimden ayırmasın amin Cenab-ı Hak nefsimizi uydurmasın amin bizi kibre şatata şatafata düşürmesin amin ne oldum delisi olanlardan eylemesin amin sıratı mustakimde dosdoğru gidenlerden eylesin amin geceniz hayır olsun inşallah amin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.