Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 27 Ekim 2023 · 1:05:31
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak cümlemizi ve cümle Ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batıl, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim Ümmet-i Muhammed'i dirilsin, Ümmet-i Muhammed'i kuvvetlendirsin, Ümmet-i Muhammed'i önce İsrail'e karşı, sonra bütün kafirlere karşı bir ve beraber eyleyip, onları yenenlerden eylesin.
Malum birkaç haftadır sohbet edemedik, inşallah bu akşam hem de dünya gündemine bir ışık saçsın, bir ders olsun diye iki tane ayeti kerimi var, inşallah bu akşamki dersimiz Ali İmran 118 ile maide 51. Ey iman edenler, kendi din kardeşlerinizden başkasını dost ve sırdaş edinmeyin.
Çünkü onlar size ellerinden gelen kötülüğü yapmaktan geri durmaz. Her zaman sıkıntıya düşmenizi isterler. Baksanıza, size olan şiddetli öfkeleri ağızlarından taşıyor. Kalplerinde gizledikleri kin ve düşmanlık ise daha korkunçtur. Eğer aklınızı kullanıp gereğince davranırsanız, size ayetlerimizi kesin bir şekilde açıklamış bulunuyoruz. Maide 51. Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz ki onlardan olur. Muhakkak ki Allah zalim kavmi hidayete erdirmez. Malum bugün gündemimizi iyice 15-20 günden beri işgal eden bir Gazze meselesi var, Filistin meselesi var. Aslında dile getirilmeyen, bu kadar gündeme taşınmayan basın ve yayının bu konuda gizliden ambargo koyduğu bir de malum Çin'deki, Türkistan'daki kardeşler var.
Ve yine gündeme gelmeyen uzak doğuda veyahut da yakın planda zalimlerin, kafirlerin zulmü altında Müslümanlar var. Son Osmanlı yıkıldığından itibaren Müslümanların siyasi, askeri, ekonomik, sosyal sahibi yok. Böyle olunca ne yazık ki Müslümanlar şamar olana benzetildi.
Aslında Müslümanlar tek vücut halinde ilk zulme karşı gelmiş olsalardı, Müslümanlar bu kadar zayıf alt edilmezdi. Ama ne yazık ki bu Hristiyanları ve Yahudileri kendine dost edinen Müslümanların başında gerçekte Yahudi veya Sebateist ve hatta kafir ama görüntüsü Müslüman olan çok yönetici olunca ve Müslümanlar da yaşamış oldukları gayri İslami hayatı kendilerine ölçü edindiklerinden ve gayri İslami hayatı satın aldıklarından dolayı Müslümanlar bu konuda ne yazık ki ritmik olarak bir cevap veremediler.
Vermeye kalkanlar da ne yazık ki veriyormuş gibi gösterilip değişik yabancı oyunların veya gizli servislerin oyuncağı haline geldi. Böyle olunca artık Müslümanlar iyice başsız, iyice kuvvetsiz hale geldi. Ve Müslümanlar ne yazık ki artık herhangi bir şeye tepki gösterecek, herhangi bir şeye karşı gelecek pozisyonlarını kaybettiler. Çünkü artık Müslümanlar kendi içlerinde siyasetçileri, kendi içlerindeki askeri, siyasi, ekonomik yöneticileri veyahut da bu pozisyonda olan kimseler gizliden birer Yahudi dostu, gizliden birer Hristiyan dostu, gizliden ya da onlardan olan kimseler oldu. Ve ne yazık ki İslam dünyası bu insanları kendi içlerinden temizleyemedi.
Temizlemeye kalkarsa da farklı şekilde bastırıldı, farklı şekilde onların kanı döküldü, farklı şekilde onlar zulme uğradılar. Böyle olunca artık İslam dünyası, İslam dünyası belli bir baskıdan sonra kafasını kaldıramaz oldu. Buna bütün devletler, bütün Osmanlı'dan kalan bütün devletleri bu kategorinin içerisinden nitelendiriyorum. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede Müslümanlar birbirlerinin dostudur derken ne yazık ki Müslümanlar birbirlerinin dostu olamadı. Ve bu birbirlerinin dostu olma noktasında çaba sarf edemedi. Birbirlerimizin içine fitne koydular. Yani örnekliyorum bunu, bunu sahih bir şekilde yalnız bu örnek. Mesela değil yani. Örneğin işte içimizde İngilizlerin kurduğu tarikatlar oldu.
İçimizde İngilizlerin müdahale ettiği cemaatler oldu. İçimizde İngilizlerin kurmuş olduğu, kurmuş olduğu dernekler oldu. Bu derneklerle, bu tarikatlarla içimizde bunlar fitne çıkardılar. İçimizde normalde cemaat, tarikat adı altında, parti adı altında, siyaset adı altında İngilizlerin veya Fransızların veya İtalyanların veya Almanların duruma göre, konuma göre, güç ve kuvvetlerine göre içimizde cirit attılar. Bunların kurguladıkları dergahlar, şeyhler, alimler, bunların kurguladıkları siyasetçiler, Ümmet-i Muhammed'i ne yazık ki böldü, parçaladı. Ve Ümmet-i Muhammed Kur'an ve sünnet çerçevesinde bir ve beraber olamadı. İçine fitne koydular, mal fitnesi, kadın fitnesi, içine makam fitnesi koydular. Ve bunlarla Ümmet-i Muhammed'i paramparça ettiler.
Ve Ümmet-i Muhammed kendince aktap kabul ettiği, doğru kabul ettiği, iyi kabul ettiği kimselerin peşine takıldığında, baktılar ki işin sonuna doğru o kimseler ne yazık ki ruhlarını değil bedenlerini dahi Hristiyanlara ve Yahudilere peşkeş çekmişler. Kendilerini onlara satmışlar. Ve ne yazık ki arkalarındaki cemaati de bu konuda istismar etmişler. Arkalarındaki topluluğu da istismar etmişler. Ve ne yazık ki onlara peşkeş çekmişler. Şimdi bu yüzyıla gelindiğinde ve bu olaylara bakıldığında artık Müslümanlar herhangi bir şeye güvenle bakmıyorlar. Başlarındaki şeyhlere, başlarındaki alimlere, başlarındaki parti yöneticilerine, siyasi atmosfere artık güvenle bakabilen az.
Zaten istenen buydu. İnsanlar şeyhlere, ondan sonra alimlere, siyasi organizasyonlara mesafeli yaklaşsın, onlara inanmasın, onların peşinden gitmesin. Amaç buydu. Böylece Hristiyan ve Yahudilerin kurgulamış olduğu İslam dünyasındaki oyun, İslam dünyasındaki oyun ne yazık ki gerçekleşti. Bu bizim içimize oturdu. Artık şimdi şeyhler, tarikatlar, cemaatler hepsi de bir sanki dünyayı paylaşırmışçasına birbirlerine düştüler. Birbirlerine ne yazık ki acımasızca davrandılar. Kur'an ve sünneti önde tutmadılar. Sapkınlıklarını öne çıkardılar. Sapkın insanlardan cemaatler, tarikatlar kuruldu. Sapkın insanları da dizginleyecek, sapkın insanları durduracak, kendi içerisindeki bir İslami hukuk olmayınca ortalık bu sapkın insanlara kaldı.
Ve sonra gavur, yüz yıl sonra şu anda istediği gibi kan dökmekte. Müslümanlar bu sınavı daha öncesinden kaybettiler. Nerede kaybettiler? Afganistan'da kaybettiler. Nerede kaybettiler? Bosna'da kaybettiler. Nerede kaybettiler? Sonra bunlardan ders almamış gibi Irak'ta kaybettiler. Sonra Suriye'de kaybettiler. Sonra Libya'da kaybettiler. Lübnan'da kaybettiler. Orta Doğu'da kaybettiler. Müslümanlar her cenahta kaybettiler. Sustular çünkü. Bakın sustular. Şimdi sıra, şimdi sıra Türkiye'ye geldi. Mısır'a geldi. Suudi Arabistan'a geldi. Suriye'ye geldi. Şimdi sıra Suriye'de.
Şimdi sıra Suriye'de. Herkes şimdi nereye bakıyor? Filistin'e bakıyor öyle değil mi? Filistin'e bakıyor. Sıra Suriye'de. Sıra Şam'da. Şam bölgesinde. Daha önce Irak yerle bir edilirken herkes İran'ı bekliyordu. Ben diyordum ki Suriye sonraki sıra. İran değil. İran çünkü Sünni Müslümanların liderliği olabilecek bir yer değil. İran bu kocaman, bu Deccalist sistemin payandası. O korku değniği. Deccalist sistem asla ona saldırmaz. İran'a saldırmaz. Neden? İran'la çünkü Suudi Arabistan'ı korkutuyor. İran'la Katar'ı korkutuyor.
İran'la Birleşik Arap Cumhuriyetleri'ni, o küçük küçük küçük küçük şehir devletlerini korkutuyor. İran'la bütün oradaki Orta Doğu'yu korkutuyor. İran'a dokunmayacak. İran'a dokunacaklar diye beklemeyin. Şimdi herkes Filistin'i konuşuyor. Doğru mu? Doğru. Bakın, hiç kimse hareket etmiyor. Konuşuyorlar sadece ve Ümmet-i Muhammed'i oyalıyorlar. Bütün Müslüman ülkelerinin başındaki liderler kendi tebasını, kendi tabanını oyalamakla memur. Bunu İslam dünyası görmüyor. Görmek de istemiyor. Bizim Filistin'le alakalı o konuşmalarımız, yürüyüşlerimiz, gıyabi, cenaze namazlarımız boş. Boş, boş.
Ben İslam'la tanıştığımdan beri gıyabi, cenaze namazı kılıyor Müslümanlar. Ben İslam'la tanıştığımdan beri İsrail'e lanet okuyor Müslümanlar. Ben İslam'la tanıştığımdan beri Filistin meselesi var Müslümanların önünde. Gıyabi, cenaze namazı kıl, toplantılar yap, yürüyüş yap, kahrolsun İsrail'de. Tamam ya sen vazifeni yaptın, otur oturduğun yere. 20 gün sonra bombalama bitti mi İsrail meselesi, Filistin meselesi yeniden bitecek. Ve adam devamlı o zalim, o katil, o insanlıktan çıkmış, Allah'ın lanetlediği o kavim adım adım her şeyi yapıyor. Ve üzülüyorum uzun zamandan beri. Üzüntüm şu, herkes o boş konuşmanın içinde telin ediyor, lanet ediyor, ne bileyim ne yapıyor.
Ama birisi demiyor, ben bir Tugay hazırladım, ben bir tabur hazırladım, gönüllülerden oluşan. Seninle savaşmaya geliyor, diyemiyor bunu. Mısır'da diyemiyor, Suudi Arabistan'da diyemiyor, öbür Arap ülkeleri de diyemiyor, Türkiye'de diyemiyor. Hiç kimse diyemiyor, diyemez çünkü. Bakın diyemez. Yahudiler de, Hristiyanlar da aynı kavimdir bu manada. Düşünebiliyor musunuz, İngiltere Başbakanı ne, Hint asıllı değil mi? Kipa giyip gidiyor. Türktü değil mi, bizim daha önce darbe yapan Genelkurmay Başkanımız. Değil mi, 12 ödülde darbe yaptı öyle değil mi? Nereye gitti?
Ağlama duvarına gitti. Sonraki yine darbe yapan, yine bir Genelkurmay Başkan Yardımcımız nereye gitti? Neydi? Ağlama duvarına gitti. Daha önce Cumhurbaşkanımız neydi? 33 dereceli masondu. Kendimizden örnek veriyorum. Bunları kimse dile getiremiyor. Sebep? Çünkü mahkeme var. Konuşamazsın. Ben Atatürk Şemsi Efendi okulundan mezun, Şemsi Efendi de Sebateist'in teki dedim, Atatürk'e hakaretten yargılanıyorum. Konuşamazsın, konuşursan gider yargılanırsın. İşte Osmanlı'dan kalan bütün ülkelerin başındaki liderler Yahudi ve Hristiyanların dostu. Bununla alakalı böyle çok net Ümmet-i Muhammed aldatılıyor, Ümmet-i Muhammed kandırılıyor.
Çünkü Ümmet-i Muhammed'in başındaki ülke yöneticileri, Hristiyanları ve Yahudileri kendine dost tutmuş. Onlarla dostlar. Libya bombalandı aniden. Niçin bombalandı Libya? Neydi suçu? Bir sabah Fransızlar bombaladı Libya'yı. Yerle bir ettiler. Neydi suçu? Birleşmiş Milletler kararına mı vardı? Hayır. Irak bombalandı bir günde. Birleşmiş Milletler kararı mı vardı? Hayır. Afganistan işgal edildi ardından tekrar Amerikalılar gitti bombaladı. Birleşmiş Milletler kararı mı vardı? Hayır. Suriye bombalandı yerle yeksan edildi. Birleşmiş Milletler kararı mı vardı?
Hayır. İsrail Birleşmiş Milletler kararına mı uyuyor? Hayır. Kaç günler sonra dün ilk defa Cumhurbaşkanı sert bir konuşma yaptı. Kaç günden beri MHP sert bir konuşma yaptı Devlet Bahçeli. Kaç günden beri Dışişleri Bakanı yeni sert bir konuşma yaptı. Arkası gelmeyecek. Arkası gelsin ben geleyim burada özür dileyim. Arkası gelsin ben geleyim özür dileyim burada sizden. ben bilememişim diyeyim desinler ki bir Tugay'a asker gönderiyoruz. Ben deyim ki özür dileyim yanlış söylemişim. Özür dileyim ben.
Ha Allah'ın hesabı ayrı bir şey. Oraya girmek istemiyorum şimdi. Ama bu meselelerde genel dünya bu. Biz Amerikan Dışişleri Bakanı olarak biliyoruz. Bizimkiler iyi cesaretli gene açıkladılar. Adam demiş ki ben bir Yahudi olarak geldim. ABD Dışişleri Bakanı olarak değil dedi. Açıktan söylüyorlar bunu. İngiliz Başbakanı kipa takıp gidiyor. Açıktan söylüyorlar bunu. Bakın o hani hadis-i şerifte diyor ya. Bütün hani Yahudileri ifşa edilecek Yahudiler. Hani ağaçlar dile gelecek deniliyor ya arkamda Yahudi var diye. Evet ama Allah'ın o takdirinin önüne geçemiyorlar. Bütün Yahudiler meydana çıkıyor şimdi.
Yahudi sevenler de meydana çıkıyor. Kafirleri kendisine dost tutanlar da meydana çıkıyor. Görüyor insanlık alemi. Görüyor şimdi Müslümanlar. Başlarındaki devlet başkanları birer Yahudi uşağı. Müslümanlar bunu görüyor eğer görebiliyorlarsa. Başlarındaki hükümetler. Birer Yahudi uşağı. Bunları görüyor. Şimdi bu hadise çıplak bir şekilde gösterdi. Hala da görmüyorsa o ahman tekidir zaten. Görmesin o bu saatten sonra da. Ve bütün Müslüman ülkelerin başındaki yöneticiler, hükümetler. Ne yazık ki Yahudi ve Hıristiyanların seçtiği, seçtirdiği ve Yahudi ve Hıristiyanların payandası olan kimseler. Payandası olan kimseler.
E şimdi bu şartlar altında Müslümanlara şu düşüyor. Kahrolsun İsrail. Hadi gidelim İsrail konsolosluğunun önünde bağıralım. Hadi yürüyüş yapalım kahrolsun İsrail diyerekten. Sonra gidelim eve rahat edelim. Vicdanımız rahat. Ne oldu? Bugün kaç kişi yürüdük? Kahrolsun İsrail dedik. Bir de ne dedik? Ya hiç olmazsa bir karınca gibi ol. Git anonsona firavunun ateşini söndürmek için uğraş. Müslümanlar karıncalığı kendisine layık görmüş. Müslümanlar cihadı kendisine layık görmüyor. Müslümanlar mücadele etmeyi kendisine layık görmüyor. Müslümanlar çok özür dilerim benzetmek çok ağır ama hani Musa'nın kavmi savaşacaktı Musa aleyhisselam. Kavmi ne dedi?
Ya Musa sen Allah'ınla beraber git savaş dedi. Kim savaştı sonra? Davut savaştı. Biz Müslümanlar bu hale geldik şimdi. Yani Mehdi çıksa diyeceğiz ki biz Mehdi'ye Ey Mehdi evet senin Mehdi'liğini kabul ettik ama sen git Rabbinle beraber bu kafirlerle savaş. Biz savaşıcı değiliz. Zaten cihat ayetlerini de biz sulandırdık ya bize yıllar yıllar öncesinden demediler mi? Yani eskisi gibi cihat olmaz artık. Cihat öyle değil, cihat böyle. Öyle cihat değil böyle. Kıtal değil, öldürmek değil böyle. Bunları anlatmadılar mı bize? Anlattılar. Kim anlattı? İlahiyat profesörleri anlattılar. İlahiyat profesörleri bize ne anlattılar televizyonlarda Ramazan'dan Ramazan'a? Dediler ki bahsetmediler.
Soru soran olursa şunları dediler. Dediler ki bu cihat ayetleri o zaman için geçerliydi. Şimdi cihat eline kılıcını alıp gidip savaşmak değil. Ya? Ya ne? Öyle anlaşılmaması lazım. Nasıl anlaşılacak? Ne anlayacak şimdi? Filistin'de bombaların altında duran kimse ne anlayacak cihattan şimdi? Siz şimdi cihattan ne anlayacaksınız? Birisi gelip sizin vatanınızı işgal etmeye kalkarsa siz cihattan ne anlayacaksınız? Bütün uçak gemileri Akdeniz'e geliyor. Akdeniz'e gelirken o uçak gemilerindeki seksenler yetmişer tane uçak gemileri var. O uçakları var gemilerin üzerinde. O uçaklar bir gece ansızın senin büyük şehirlerini ve ekonomik merkezlerini bombalasa ne diyeceksin?
O diyanette cihat böyle değil diyen hocaları kazıya mı tutturacaksın? Yoksa cihat ayetlerini bize böyle anlatmaya çalışanına evet ya biz bu bombalara gül mü atalım diyeceğiz. Ama Ümmet-i Muhammed'i bu noktaya getirdiler. Ve Ümmet-i Muhammed cihat sözünü duymak istemiyor şimdi. Cihattan bahseden bir kimse radikal Müslüman. Cihattan bahseden bir Müslüman ABD düşman oluyor. Avrupa Birliği düşman oluyor. Cihattan bahseden bir Müslüman radikal Müslüman oluyor. O radikalizmi savunuyor. Cihattan bahseden bir Müslüman tuğ kaka ilan ediliyor. Bir mürşid, bir şeyh cihattan bahsetmemeli. Bir şeyh cihattan bahsederse o şeyh olmuyor.
Bir mürşid cihattan bahsederse o mürşid kabul edilmiyor. Neden? Çünkü İngiliz bozması, Mossad yosması, ABD çizmesini, İsrail çizmesini kendisine uygun gören şeyh bozuntusu, mürşid bozuntusu, hoca bozuntusu, alim bozuntusu, siyaset bozuntusu, bürokrat bozuntusunun hepsini de rahatsız ediyor bu. Ben böyle konuşunca bizimki arkadaşlarımın bir kısmı da rahatsız oluyor.
Neden? Rahatsız oluyorlar. Çünkü dolabınızdaki yemeklerden vazgeçmeyi şimdiden göze alamıyorsunuz. Lüks hayatınızdan vazgeçmeyi göze alamıyorsunuz. Makamınızdan, mevkinizden, görüntünüzden, şataatınızdan, şatafatınızdan şimdiden vazgeçemiyorsunuz. Fikirsel olarak bile vazgeçemiyorsunuz. Cihat ayetleri hoşumuza gitmiyor. Hristiyanları ve Yahudileri dost tutmamak hoşumuza gitmiyor. Tabii batıda kıçını açmak mod oldu mu biz de açacağız. Amerika'da eşcinsellerin kodları cezaevinde kıçlarından aşağıda dolaştığı zaman eşcinsel. Aynı modayı anında biz Türkiye'ye getiriyoruz. Kıçından aşağı kod pantolon giyiyoruz. Dervişimiz de giyiyor, şeyhimiz de giyiyor.
Bilmiyor nereden geldiğini. Hani diyor ya kertenkele deliğine. Kertenkele tersten girse biz de tersten gireceğiz. Tersten, hani kertenkele deliğine girmek değil, tersten. Tersten girmek daha zor çünkü. Onun üzerinde pulları var ya, pullar. Yani bir balığı tersten bir yere sokmak. Pullarından dolayı sokamazsınız. Zor, o zoru başaracağız diye uğraşıyoruz. Nasıl batılıları dost ettik kendimize? Hani nerede demokrat batılılar? Hangi nerede sizin Avrupa Birliği'ne girmek için mücadele ettiğiniz, mücadele ettiğiniz? Hani erdemlerin, hikmetlerin, insanlığın, hukukun, merhametin, her şeyin sahibi batı nerede?
E boşuna demedi milli şair. Tek dişi kalmış canavar diye. Canavar çünkü. Canavar. Her gün çocuklar ölüyor. Onların öldürdükleri yeni değil. Afrika'da açlıktan öldürdüler. Afganistan'da bombalarla öldürdüler. Irak'ta bombalarla öldürdüler. Suriye'de bombalarla öldürdüler. Libya'da bombalarla öldürdüler. Rahman'ın kokusu Yemen'den geliyor dedi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. O hadis-i şerife muhalefet olsun diye Yemen'i bomba altında tutuyorlar. Nerede kaldı cihat anlayışı? Yok. Hani batı çok güzeldi ama Allah ümmeti Muhammed'e ders veriyor. Ey ümmeti Muhammed! Siz batı batı batı dediniz işte batının gerçek yüzü bu.
Siz hala daha batının peşinde kuyruk olacaksanız buyurun kuyruk olun dedi. Şimdi batıda işler daha da zorlaşacak. Neden? Yasaklayacaklar orada. Almanya diyanetin camilerini kapatmayı düşünüyor. Evet. Yıllardan beri diyorum ya. Yani orada onlar gerçek yüzünü göstersin oradakilere. Evet görsünler. Ve bu iş daha da ağırlaşacak. Sakın hafifleyecek diye düşünmeyin. Son zamanlarda hep diyorum ya. Yıl yılı aratacak. Yıl yılı aratacak diye. Evet. Daha da zorlaşacak. Bu daha da zorlaşacak. Fitursuz bir şekilde bombalacaklar. Fitursuz bir şekilde. Yerle yeksan edecekler her yeri. Baş kaldıranını da bombalacaklar.
Birisi baş kaldırmaya kalkarsa onu da bombalacaklar. Zaten ikaz ateşini yaptılar bir tane siyayı düşürdüler. Tabi ikaz ateşi o. Yarın öbür gün yanlışlıkla bir tane de gemi batırır onlar. Daha önce batırdılar çünkü. Sen susarsın. Daha önce askerlerin başına çuval geçirdikleri gibi. Sonra yanlışlık oldu derler. Yanlışlık değildir onların işbirisi de. Ha siyahınızı vurduk özür dileriz. Yanlışlık değil o. O yanlışlık değil. İkaz ateşi onlar. Onların hepsi ikaz ateşi. Sen siyahı indiren uçağı indirirsen o zaman ikaz ateşine cevap vermiş olursun. Siyahı indireni sen indiremediysen ikaz ateşini aldın kabul ettin.
O işin Türkçesi bu. Diyorlar ki buraya dokunmayacaksınız. Evet. Şimdi kıymetli kardeşler. Sizi ümitsizliğe sevk etmek istemiyorum. Yahudileri ve Hristiyanları dost tutmayın demiş Cenab-ı Hak. İman edenler birbirlerinin kardeşidir demiş. Biz bunu gerçekleştiremediğimiz müddetçe kafirlerin elinde oyuncak olmaktan çıkıp her an namusumuzu, şerefimizi, kanımızı, çoluğumuzu, çocuğumuzu onların elinde ne yazık ki, ne yazık ki kanlarının dökülmesine sebep oluruz.
Sakın kendi kendinizi şöyle düşünmeyin. Türkiye çok güçlü, onlarla mücadele eder. Evet çok güçlü bölgede. Ama bir uçağını dahi kaldırttırmayabilir senin. Evet. Ben günlerdir yazıyorum. Samimi misiniz? Evet. Bırakın yürüyüş yapmayı, kaleciyi kapatın Malatya'daki. Bırakın yürüyüş yapmayı, İncirliği kapatın. Bırakın yürüyüş yapmayı. Türkiye'de ne kadar batının, batının üstü varsa bir cumhurbaşkanlığı kararnamesine bakar. Hepsini kapat, sınır dışı et.
Evet, çok basit. Mücadele mi edeceksin? Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, ne kadar Birleşmiş Milletler, İMF, Dünya Bankası, Mossad, CIA, İngiliz'in M16'sı, Almanya'nın, ne kadar Avrupalıların MIT'te, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Maliye Bakanlığı'nda, Merkez Bankası'nda ne kadar elemanları ve büroları varsa, Cumhurbaşkanlığı'nın bir tek kararnamesine bakar.
Kapatın, kapatın. Açık, net söylüyorum. Haykırıyorum. Alın bu ses cihazımı istediğiniz yere gönderin. Allah'tan başka korkum yok. MIT'te, dış işlerinde, iç işlerinde, Maliye Bakanlığı'nda, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, ticarette olan bölümlerde ne kadar batı ve batı yanlısı büro var ise, oradaki elemanlar var ise, hepsini kapat, hepsini sınır dışı et.
Ülkeniz o zaman tam bağımsız bir ülke olacak. Net söylüyorum bakın, evet net söylüyorum. Batının ne kadar bilinen bilinmeyen üstleri var ise, seyyarlar dahil, seyyarlar dahil, hepsini kapatın sınır dışı edin. Yürümemize gerek yok.
Kahrolsun İsrail dememize gerek yok. Oyalanmayalım. Aldatılmayalım. Aldatılmayalım, oyalanmayalım. Boşuna nefes tüketmeyelim. Boşuna enerji tüketmeyelim. Kapattık deyin. Deyin ki, gönüllü bir Mehdi ordusu kuruyoruz. Evet. Ne para veririm, ne pul veririm, ne silah veririm. Gönüllü bir Mehdi ordusu. Gelin, ey Müslümanlar, zengin Müslümanlar, kahrolsun İsrail deme. O gönüllü Mehdi ordusunu donat. Hadi. Hadi. Yap. Hatta Türkiye'de kurma. Suriye'nin içinde kur.
Türkiye'de kurma. Suriye'nin içinde kur. Var ya orada bölge. Haydi. Gönüllü Mehdi ordusu. Haydi. Evet. O gönüllü Mehdi ordusunun adını duyacaklar. Adını, adını, adını duyacak. Hepsi de tiril tiril titirecek. Hepsi tiril tiril titirecek. Çünkü öyle bir ordunun korkusu bin kilometre öteden hissedilir. İmanla dolu çünkü hepsine. Hz. Peygamber dedi ya, daha önceki nere verilmeyen bir şey, beş şey verildi bana dedi. Birisine korku. Dedi ki, benim korkum bin kilometre ötedeki kimseye ulaşır dedi. Kafir için. Evet. Müminin korkusu, müminden korkmak. Gerçek bir müminse bin kilometre ötedeki korkar ondan.
Bakın, gönüllü bir Mehdi ordusu. Gönüllü Mehdi ordusu. Kurun. Deyin ki, kurduk. Nasıl siz kuruyorsunuz ya, dayıştı, mayıştı, kayıştı. Hepsinin eline silah da veriyorsunuz. Hepsini Müslümanmış gibi gösteriyorsunuz. İsrail'e bir tane bomba atan yok, İsrail'e bir tane sızıntı yok. Ne yapıyor? Müslümanları öldürüyorlar. Kurmuş oldukları bütün örgütler Müslümanları öldürüyor. Ha benim bu lafımı duyduktan sonra, ha bu Yahudiler giderler, bir de Mehdi ordusu kurarlar ha. Takip ediyorlar ya beni. Elemanları takip ediyor. Kendimi meth etmek için söylemiyorum. Elemanları takip ediyor. Nerede bir ses var, onu takip ediyorlar.
Siz zannediyorsunuz ki takip etmiyorlar. Takip ediyorlar. Evet. Nerede böyle onlar için çatlak ses var, takip ediyorlar. Ben onların istediği bir şeyh değilim. Ben sevelim, sevilelim, yiyelim, içelim, aşk edelim, meşk edelim, geçelim. Bu hadislerle amel edilmez, sahih değil. Bu ayeti kerimeler Allah'ın kelamı değildir. O yüzden atalım kenara. Fransız abi demiş ya, bu cihat ayetlerini atalım. Evet cihat ayetlerini de atalım. O zaman bir numara şeyh olursun. Ondan sonra ne? Allah Adem'i topraktan yaratmış. Ya millet kimya okuyor, fizik okuyor, biyoloji okuyor. Bu olacak iş mi? Onu da değiştirelim. Gidelim, merkezi Londra'da olan, Londra'da olan, Uluslararası Mevlana Derneği'ne de gidelim, kuyruk olalım orada.
O zaman iyi olursun. Allah bizi affetsin. Kısacası dostlar, bu hamur daha çok su götürür. Derdim şu, böyle hani, muhakkak insanlar yürüyüş çekler, yürüyüş yapacaklar, pankart taşıyacaklar, döviz taşıyacaklar. Böyle kendilerini tatmin edecekler. Evet, kendilerini tatmin etmeye devam edecekler. Böylece, ülkedeki Müslümanların gazı alınacak. Yani ülkedeki Müslümanların gazı alınaraktan, hiç kimse, yukarı hesap soramayacak, neden daha ileri işler yapmıyorsunuz diye. Yürüyün, Süleyman Demirel'in dediği gibi, yürümekle yollar eskimez. Ayakkabılarınız eskir, başka bir şey olmaz. Karınız o olur.
Karınız o olur. Ayakkabılarınız eskir, kendi kendinize. Yollar eskimez. Yürümekle de yollar da bitmez. O yüzden, Müslümanlar yürüyerekten aldanmaya devam edecekler. Açıklamalar, ondan sonra, kahrolsun sözler, telin etme, lanetleme, bunlarla devam edecekler. ve o pis İsrail, o katil İsrail, o lanetlenmiş Yahudi milleti, adım adım adım bütün dünyada, isteklerini yerine getirecek.
ve Nil, Fırat arası ya, onların arz-ı mevdudu, kısa, küçük, onların arz-ı mevdudu, Nil ile Fırat arasında. Biz, arz-ı mevdudumuzu kaybettik. Ta, ileriden, beş bin yıl öncesinden, Türklere vaat edilmiş olan topraklar, bütün arz. Tanrı, Türklere dedi ki, bütün arzda adalet, tesis olunca kadar, arz senindir dedi. Türkler, Müslüman olduktan sonra, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, hadis-i şerifiyle, karşılaştılar. Arz, la ilahe illallah deyinceye kadar, savaşmakla emrolundum. Biz hem, Türk ırkı olarak, ırkımızın, ta yedi bin yıl önce, on bin yıl önce, on beş bin yıl önce, töresini unuttuk.
Hem de İslam olunca, Müslüman olduktan sonra, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın, hadisini unuttuk. Böyle olunca da, biz ne yazık ki, denizin üstünde köpük misali olduk. Bizi de böldüler, parçaladılar. Bizi de böldüler, parçaladılar. Bakın, Türkiye Cumhuriyetlerine bakıyorsun. Hepsi de ayrı bir devlet oldu, değil mi? Onları bir daha bölecekler şimdi. Türkiye'yi de bölecekler. Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, bir daha bölünecek bunlar. Çünkü, bu kadar büyük topraklara sahip olmak, bu kadar geniş nüfusa sahip olmak, batılı dostlarınızın hoşuna gitmiyor. Bir gün uyanırsınız, batılı dostlarınızın başına dert açarsınız. O yüzden Türkiye'ye en az üçe bölünmeli.
Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, bunların hepsi de bölünmeli. Bak, böldü. Ne diyoruz şimdi Çin'deki yere? Doğu Türkistan diyoruz, değil mi? Ama Doğu Türkistan, Çin, Doğu Türkistan'ı kabul ediyor mu? Etmiyor. Konuşabiliyor mu insanlar orayla alakalı? Konuşamıyor. Aklına geliyor mu? Gelmiyor. Kimsenin aklına gelmiyor. Kimse Doğu Türkistan'da zulüm var diyemiyor. Soykırım var diyemiyor. Hatta ne yapıyorlar? Dünya Alimler Birliği'nin başkanını alıyor götürüyor Çin, yediriyor, içiriyor, gezdiriyor. O da diyor ki, Doğu Türkistan'da bir soykırım yok, Doğu Türkistan'da bir sıkıntı yok, O diyor, Sıkıntı çıkaranlar terörle alakalı.
Terörist gruplar var diyor. Yasar-Harafat'ın yerine bakan neydi o? Abbas. Abbas'ı da götürüyorlar. Orayı gezdiriyor. O da açıklama yapıyor. Doğu Türkistan'da bir sıkıntı yok diyor. Şimdi Abbas ne yapıyor? Hamas yıkılsın diye bakıyor değil mi? Sustu değil mi ilk önce? Hamas yıkılsın diye. Bu hale geldi ümmet. Daha ileri içimize bakın. Baba oğul anlaşamıyor. Kaynana gelinle anlaşamıyor. Bize normal geliyor bunlar. Evlatlar anne babayla anlaşamıyor. Kardeşler birbiriyle anlaşamıyor. Bize bunlar normal geliyor.
Demiyoruz ki biz burada şeytanın fitnesi var. Demiyoruz ki biz burada cehalet var. Demiyoruz ki biz burada yanlış giden bir şey var ya. Bir çocuk anne babayla arasını bozar mı? Bir çocuk anne babasına isyan eder mi? Bir kaynana gelinini ezer zulmeder mi? Kardeş kardeşe hainlik yapar. Kardeş kardeşi ezer mi? Kendi aramızda dahi fitne var bizim. Tervişlerin arasında bile fitne var. O onu sevmiyor. O onun karesinde değil. O ondan uzak durmalı. Kim ki o? O mu çavuşluk yapacak? Kim ki o? O mu zakirlik yapacak?
Kim ki o? Ha ona ki kim vermiş o makamı ki ona? O mu şeyhlik yapacak? Kim ki o ya? Kendi içimizde baktığımızda. Var mı? Var. Şeytan işini yapıyor. Müslümanlar işini yapmıyor. Heva heves işini yapıyor. Müslümanlar yapmıyor. Deccal işini yapıyor. Müslümanları birbirinden ayırmış, para kendi eylemiş, herkes birbirine düşman etmiş. Daha biz deccal bekliyoruz ama. Deccal kol geziyor içimizde. Biz deccal bekliyoruz. Deccal kol geziyor halbuki. Hani diyor ya hadis-i şerifte, onun ateş gösterdiği yer sudur, su gösterdiği yer ateştir diye, bize su gösteriyor ateş.
Ama aslında ne? Aslında normalde ateş bize su gösteriyor. Ve biz o sudan içiyoruz. Aslında ateş içiyoruz. Kur'an böyle diyorsun, kabul etmiyor. Sünnet böyle diyorsun, kabul etmiyor. İmamların iştahı böyle diyorsun, kabul etmiyor. Deccal oturmuş, yüreğinin içine onun. Haramı ona güzel gösteriyor. Heva hevesi ona güzel gösteriyor. Oy, batılı olmak, onun için modern olmak. Batı'nın bütün her şeyini almak, modern olmak. Başardılar. Deccal başardı bunu. Biz batının neyi varsa, ne kadar pisliği varsa aldık, kendimize ölçe edindik. Deccal bunu bize güzel gösterdi.
Bizdenmiş gibi görünenlerle bunu işledik. Deccal bunu bize güzel gösterdi. Şimdi birisi, herhangi birisi, bakın sülalenizde, ailenizde, akrabalarınızda, evinizde, kendi evlerinizde, Kur'an, sünnet bu deyin, yabancısınız. Yabancısınız, yabancı. Aile reisler olarak, deyin ki, bu evde Kur'an, sünnet geçecek, Kur'an ve sünnetin dışında, hiçbir şeyi kabul etmiyorum, bu evde deyin. Evde düzeniniz bozulacak. Rahatınız bozulacak. Rahatınız bozulacak. Deyin ki kızınıza, oğlunuza, Kur'an sünnet neyi emrediyorsa, öyle hareket ederim. Seni de öyle evlendiririm.
Sana da böyle davranırım de, bak gör, düşman evinin içinde. Düşman evinin içinde, başka yerde deyin. O hale geldik. O hale geldik. Açık konuşuyorum. O hale geldik. Kur'an ve sünnet, nefislerimize ağır geliyor. Kur'an ve sünnet, nefislerimize ağır geliyor. Kur'an ve sünneti, yaşamaktan uzağız. Çıkacağız, elimize bir tane döviz, kahrolsun İsrail diyeceğiz. İçimizdeki İsrail'i, yok edemedikten sonra, gönlümüzdeki İsrail'i, yok edemedikten sonra, sen istediğin kadar, kahrolsun İsrail'de. sen gönlündeki firavuna, su taşıdığın müddetçe, gönlündeki firavunu beslediğin müddetçe, sen git dışarıdaki firavunla uğraşacağım diye uğraş.
Allah bizi affeylesin. Rabbim cümlemizi, hidayet nuruyla nurlandırsın. Cümlemize, hidayet nurunu, gönlümüze, nakşeylesin. Cümlemize, hakikati göstersin. Cümlemize, hakikati yaşatsın. Cümlemizi, feraset nuruyla nurlandırsın. Cümlemizi, bu konuda, Cenab-ı Hak, bizleri ayıktırsın. Misafirler de bana haklarını helal etsinler. Onlara iki kelam bir şey diyemedim. İnşallah, dersten sonra da, misafirlerimiz de, siz de, iki kelam inşallah etsinler. Üç ihlas, bir Fatiha-i Şerife. Amin. Ya Rabbi, Asullahi'ın sevabı evvela bizzat, fair kainat, sev mevcudat, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, Efendimizin Adem aleyhisselamın, ve herkisi arasında gelmiş, geçmiş bütün Peygamberi zişan,
özgürlerim, efendilerin onlarına, ciğer yarı güzün, Hz. Ebi Bekir, Sıdk Ömer, Fark Osman'ın, Züneyn Aleyhi Murtazı, İmam Aslan, İmam Hüseyin, İtmiş Kişi, Şohada Zedlerin, Ashab-ı Kiram-ı Elbeytin, Valide-i Muhterem annelerimizin, İmamız İmam-ı Azam, Eban-i İfimam, Şaf-ı İmam, Malik İmam, Muhammed İmam, İmam, Hazretlerine, Allah'a ayrı ayrı edildik, vasileyle Ya Rabbi, haberdar eyle Ya Rabbi, şefaat ve iz bereketi, kıymetlerin üzerimizden eksik eyleme Ya Rabbi, üç ilas bir Fatihe-i Şerife, Amin.
3 ilas bir Fatihe-i Şerife, Amin. Ya Rabbi, hasileyle Ya Rabbi, haberdar eyle Ya Rabbi, şefaat ve iz bereketi, ümmetlerin üzerimizden eksik eyleme Ya Rabbi, Amin. Üç ilas bir Fatihe-i Şerife, Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sabahı büyüşü, Efendimiz Abdurrahim Tan Taviyya, Abdurrahim Neşavi, El Hafız Hacı Bekir, Baba Neşe'yle Efendinin, Çorumlu Musa Efendinin, Antep Bilal Baba'nın Evşe'yle, Hacı Abdullah Baba, Hazretlerine, Hazretlerine, Hazretler Şehim Üstadımız, Canımız, Cananımız, Manevi Babamız, Bayındır Aziz Mustafa Efendi,
Hazretlerine, Ruhannetik, Kutsiyelerine, Ediridik, Vasileyle Ya Rabbi, Amin. Kapaşi dergahının, bütün geçmişleri ruhlarına, Kaçuni dergahının, bütün geçmişleri ruhlarına, Şu anda burada bulunan, bulmayan kardeşlerimizin, Nuhannetlerinden, Turuk Ailemizden, Akrabay talikatımızdan, bütün geçen evliya ve ehli imanlarına, yaşayanların, Nuhannetlerine, büyüklerimiz, şefaat, feyizler, eyleme ya Rabbi. Amin. Ayyuzbillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Estağfurullah el-Azim el-Kerim, lezila ila illa hu. El hayyul kayyuma ve etubileye, Ayyuzbillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Allah'u yüttepâbine ve eyyuhu bi-mutetahhirin. Estağfirullah el-Azim, Ya Malik el-Mülkül-Gadim, Estağfirullah el-Azim, Ya Malik el-Ez-Tel-Gadim, Estağfirullah el-Azim, Ya Malik el-Mülkül-Gadim, Estağfirullah el-Azim, Min küllü zemmin,
Tövbe ya Rabbi. Estağfirullah el-Azim, Estavfirullah el-Azim, Tüptü ila-Allah, Vel hayytu kalbi, An masımallah, Estağfirullah el-Azim, Estağfirullah el-Azim, E'uzbillahimineşşşehtanirracim, Euzubillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim İnnehumü Süleymane ve İnnehu bismillahirrahmanirrahim
Bismillahirrahmanirrahim Ya Sultan
Ya Settar Ya Rabbi Settar ismi şerifine inanıyoruz Ümmet-i Muhammed'in hatalarını, kusurlarını, günahlarını
Setreyle ya Rabbi Amin Gaffar ismi şerifine inanıyoruz Ümmet-i Muhammed'in hatalarını, kusurlarını, günahlarını Af-u mağfiret eyle ya Rabbi Amin Euzubillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim İnneallahu meleketu yusallin alin nebi Ya eyyühellezina menü sallu aleyhi sallu aleyhi ve sellimu teslima Allahümme sallim Bismillahirrahmanirrahim Eftar zikir fâle mennehu
Lâtiha mâ selavat
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.