mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi - 19.10.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 20 Ekim 2023 · 31:11

Selamun Aleyküm. Hepiniz de hoş geldiniz. Şimdi yıllardır gıyaben tanıdığınız benim eski dostlarım, bugün Allah razı olsun ziyarete geldiler. Bugün böyle çok sevinçli gün. Hem eski dostlarım var, hem de Bosna'dan, Kaçüne'den Şeyh Efendi Hazretleri geldi ziyarete. O yüzden çifte değil, sanki çifte kavrulmuş mutluluk yaşıyorum. Hamdolsun. Hani bahsederdim ya, tabii Kazım Efendi Hazretleri'ni tanıyorsunuz zaten. Kazım Efendi Hazretleri Allah razı olsun. Hem Bursa'da bir işle alakalı bir resim sergisi vardı. Onun için geldi. Hem de ziyaret ediyor. Allah razı olsun. Kendilerine huzurlarınızı teşekkür ediyorum. Allah razı olsun inşallah. Hep böyle kardeşliğimiz, hukukumuz, dostluğumuz inşallah ebedi olarak devam edecek.
Tabi bu arada hep diyorum ya, benim gençliğim başlangıç ülkücülük. Ondan sonra şimdi hani bazen de anlatıyorum diyorum, köylerinde kaldım, evlerinde kaldım, ekmeğini yedim, suyunu içtim. Ben okuldan atılacağım zaman geldi lisede benim dayım oldu, velim oldu. Ondan sonra okuldan atılmamı engelledi. Ey yeni gençlik var, babamız ölmüş. Kimimiz kimsemimiz yok, elimizden tutanımız yok. O zaman bizim ilk hem dernek başkanımız, ilk ocakların dernek başkanı, hem Başbuğ Türkeş'in has evlatlarından, hem Muhsin Yazıcıoğlu'nun arkadaşlarından Mesut Mocu. Ayağa kalk. Meşhur Mesut Mocu'muz bu. O yüzden Allah razı olsun hepinizden de, kendisinden de Allah razı olsun. Bir kardeş gibi beni sevmiştir, kardeş gibi ailesinden ayırmamıştır.
Eşi, çocukları falan hepsi de tanırlar. Annesi, babası, oğlan kardeşleri. Bütün sülale, siyaminler sülalesi. Beni tanır Furunu köyünde. Kendisinin üzerinden tanır. Abidin gençlik arkadaşı, benden büyük tabi o. O abimle bir ama bizim dostluğumuz, arkadaşlığımız hep devam etti. Abidin tabi babası da çok muhterem bir kimse. Emekli subay. 12 Eylül'de belediye başkanlığı yapıp makam arabasına binmeyen öyle takva bir kimseydi. Abidin de o mübarek adamın oğlu. Allah razı olsun emekli oldu. Üzeyir de yine gençlik arkadaşı. Tabi önceden gençken o solcuydu. Biz ülkücüydük. Ama başkan el koydu işe. Ondan sonra az önce o dedi ki vicdanen solcu değildi dedi.
İç olarak dedi. Tamam. Söylediğim doğru diyor. Tamam. İtirazı yok. Başkana itiraz mı edeyim bu yaştan sonra? Üzeyir de öyle kendisi de çiçekçilik yapıyor. Şimdi Bayındır'da. Serah'sı var. Değil mi Üzeyir? Evet. Üzeyir tabi Allah razı olsun can ciğer arkadaşımız. Hiç karşı karşıya gelip de kavga etmedik. Hiç gürültü etmedik. Hiç dövüşmedik biz onunla. Dövdük dövüşmedik. O yüzden Abidin de öyle. Abidin'le de hiç tartışmadık. Hiç öyle bir eksikliğimiz yanlışlığımız olmadı. Hamdolsun. Çığırtmaya girmedim şimdi daha işte. Tanıtıyorum sadece. Şimdi diyor ki hani eskileri açma diyor.
Hani çığırtmadan sonrasını bizim orada böyle gelin yeni evlenince böyle işte çığırtmaya çağırıyorlar. Yemeğe çağırıyorlar. Normalde bir önce oğlanın babası çağırıyor. Sonra kızın babası çağırıyor. Onlara bizde çığırtma deniyor. O bir davet. Bir hikaye anlattı da az önce bize. Hani çığırtmadan sonrasını anlatın. Çığırtmadan öncesini değil dedi. Ama benim dilim durmuyor ya. Bir de rahatım. Ben size zaten anlattım bu üçünü de daha birkaç arkadaşlar. O yüzden ben rahat bir şekilde konuşuyorum. Huzurlarınızda hepsine de teşekkür ediyorum. Muhammed Kuyucu Allah razı olsun. O da getirdi hizmet etti. Ona da ayrıyeten teşekkür ediyorum. İzmir'den kimdi arabası şey nerede?
Erdem. Erdem sana da ayrıyeten teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Ben sözü şimdi bir kısa hemen bir selamlaşma verin. Sonra Şeyh Efendi'ye söz vereceğim. Selamun Aleyküm. Aleykümselam. Cümleten Allah'a emanet olun. Allah'a emanet olun. Vaktinizi aldık. Bağışlayın. Hakkınızı helal edin. Helal olsun. Çok konuşup vaktinizi alın. Şimdi siyasetçiler bunları eline aldığı zaman durmadan konuşur. Hatta ara sıra su içer. Bir millet beni dinliyor mu diye seyreder. O su içlerine sakın inanmayın. Suyu bahaneden içer yani. Hem bakar böyle gözünden. Biz öyle yaparız yani siyasetçiler. Onun için çok konuşup vaktinizi alınmayacağım. Hakkınızı helal edin. Tekrar tekrar sağ olun.
Allah bin kere razı olsun hepinizden. Amin. Amin. Selamun aleyküm. Aleykümselam. Selamun aleyküm. Aleykümselam. Ben sözü Şeyh Efendi Hazretlerine bırakıyorum. Hakkınızı helal edin. Selamun aleyküm. Sıra bende yani. Evet. Her şeyden evvel. Esselamu aleyküm. Allah sizden razı olsun.
Amin. Allah cümlemizden de razı olsun. Amin. Ne muratlarınız varsa Allah versin. Amin. Hep beraber böyle öbür dünyada olalım inşallah. Amin. Siz ehli zikir insansınız. Ben böyle hazırlıksız olarak geldim. Aslında sizi görmeye geldim. Ne de bir şey söylemek, konuşmak. Yani sizinle beraber burada zikir, zikirde bulunmak, Şeyh Efendi'nin nasihatını duymak ve öyle güzel misafirleri de görmek.
Onlara da Allah razı olsun. Böyle güzel misafirleri Bosna'da da bekleriz inşallah. Evet. Tabii ki artık şeyi verince az bir şey size anlatacağım. Geri kalanı isterseniz bir zikire şey yapalım. Şimdi bir çoğu sizlerden Bosna'ya gelenler olmuştur muhakkak. Olmayanları da belki de duymuştur. O ya hiç olmazsa resimlerden vesaire şeylerin oradaki yerleri görmüş oldular. Bizim orada Vukeliçi bulunan olan bir yer. Kaçuni Vukeliçi. İşte Saray Evo'dan, Saray Bosna'dan. 55 kilometre uzakta olan bir yer. Çok mübarek bir zat yatmaktadır. Şeyh Hüseyin Baba Bosnavi. Biz onu bir pir olarak kabul ediyoruz.
İkinci pir olarak. Nakşibendi, yani bir Bosna Hersek'te, Balkanlarda bir pir olarak. Pir İhsani olarak ona diyoruz. Nakşibendi Hüseyin İkol olarak diye geçmektedir efendim. Kendisi de Bosnalı, Bosna'da doğmuş. Oradaki köyde doğmuş. Foynitsa kasabasından ilk eğitimi görmüş. Sonra İstanbul'a yolu düşmüş. İstanbul'daki Muradiye Tekesi'ne de eğitim görmüş. Yani aslında Fatih, o dönemlerde 300 sene önce Fatih Medresesi'nde bir eğitimde başladı. Ona sonra bir Muradiye, Nişancada, Eyüp'te bir Muradiye Tekesi var. Bir gün oradan geçerken bir zikir seslerini duymuş. İçeriye de girer ve yedi sene orada kalır.
Yedi seneden sonra artık oradaki Şeyh Efenyon'u Buhara'ya gönderir. Buhara da neredeyse bir yirmi sekiz sene orada da kalır. Hem müderris olarak, yani oradaki o dönemlerde de medresede de bir hoca olarak bulunmuş. Sonra oradaki işaretler tekrar İstanbul'a gelir. Ve İstanbul'da sadece bir vazifeyi yapıp, kendi doğduğu memlekete bir ocak uyandırmak bir şartıyla, ancak o kadar İstanbul'da kalabilir. Yani ki tekrar memleketine Bosna'ya dönmesi şartıyla Şeyh Efendi onu gönderiyor. Tabi ki İstanbul'daki o mübarek zat, onun ilk şeyhi olarak artık zamanı yaklaştı. Yani vefat edecek diye falan, göç edecek diye kendi ihvanlarıyla söyler. İşte benim zamanım geldi, artık gitmem gerekiyor.
Ama benim cenazemi Hüseyin Tavil kıldırsın falan diye söylemiş oradaki ihvanlara. Onlar da da Şeyh Efendi bu zat kimdir, onu nasıl tanıyacağız? Yedi bu bizim eski ihvanlarından birisi. Bizim dergaha geldiği zaman, siz onu tanımazsınız. Çünkü onu tanıyanlar çoktan önce vefat etmişler. Siz yenisiniz. Ama bizim dergaha girdiği zaman uzun boylu olacak. Bir de çiçekler açacakmış. O şekilde onu utanıyacaksınız. Ve o ancak benim için nazemi kıldırırsın falan diye, Şeyh Efendi tavsiyede bulunmuş oradaki dervişlere, vasiyede bulunmuş oradaki dervişlerde. Tabii ki Şeyh Efendi de Hakk'a yürüyor, vefat ediyor.
Dervişler telaşta, işte cenazeyi nasıl şey yapacağız, edeceğiz diye falan. Bir de şey var, vasiyet var. O esnada bizzat oradaki dergaha girer. Kış dönemiydi zaten, kar. Bir bakıyorlar, hem mübarek uzun boylu, onun için Hüseyin Tavil diyorlar. Boşnyaklar uzun boylu oluyorlar efendim, bizim buradaki dostumuz bu da Boşnyak'tır yani. Evet, bunun gibi böyle uzun boylu benim kadar değil ya daha uzun. Onun için Arapça Tavil uzun demek oluyor, Hüseyin Tavil olarak. Bir de o dergahın şeyinden geçtiği zaman çiçekler açarmış. Ve o şekilde anladılar ki, kendisi odur. Tabii ki oradaki kısa şey yapalım, verilmiş olan emaneti yerine getiriyor. Gasıl ve cenazesini kılıp, oradaki ihvanları onu bırakmak istediler.
Dedi artık, siz şeyh efendiye o kadar medretmiştir ki, buyurun siz Bosna'nın içinden bir oturunuz falan, bizim şeyhimiz oldunuz falan. Oradaki dergahlar, şey dergahlar söylediler. Tabii ki kabul etmek istemedi. Çünkü dedi, benim başka bir işim var, bir görevim var. O aldığım olan vazife yerine getirmem lazım. Doğduğum yere döneceğim. Ve oradan Bosna'ya dönüyor. Foynitsa, Foynitsa'daki işte döner, Foynitsa'da döner. Oradaki medresede hocalık yapıyor, müderris olarak. Bir de o yukarıdaki olan dergah, takibi uyandırma artık, bir nakşilik olarak, nakşi usulunu yayılmaya başlar. Ve o günden bugüne kadar, hamdolsun, oradaki nakşi, Hüseyin'i kol devam etmektedir.
İyi ki öyle olmuştur. Çünkü Bosna, Hersek'te, Balkanlar'da bütün tarihler varmıştır. Halveti olsun, Bektaşi olsun, Mevlevi olsun, Rufai olsun, Kaderi olsun ve diğer tarikatlar. Hepsi mevcuttur ama zamanla kayboluyor. Ama bu Şeyh Hüseyin Baba'nın verdiği olan bir usul, Erkan hem camideki hem de halka hitaben hem de sufilere hitaben bir usul bugüne kadar devam etmiştir.
Ve onun sayesinde Bosna, Hersek'te bir tesavvuf altında İslamiyet bugüne kadar bu şekilde kalmıştır. Buna da şükür bir borcumuz var. Onun için biz şeyler, Bosna, İstanbul Muradiye Teklisi veya tabii ki bir kol Bursa'dan geçiyor, Buhara'ya kadar uzanıyor, Buhara'dan Peygamber Efendimiz'e kadar böyle bir yol gidiyor.
Bunu bu şekilde size arzu etmek istiyorum. Bir de bugün Bosna, Hersek'te yüzün üzerine sizin gibi zikir yapılan yerler var. Bazı yerlerde, camilerde de oluyor, dergahlarda da oluyor, müstekil evlerde de oluyor. Ama Allah'a şükür yani bu gittikçe çok da daha fazla insanlar, hele gençler bu yola kendini vermek istiyorlar. Çok da da yurt dışından talep var, görmek istiyorlar, bulunmak istiyorlar. Öyle bir faaliyetlerimiz var. Bir de oradaki sufiler, yani ehli tarih olan insanlar, bazılarda hafızlar var, bazılarda imamlar var, bazılarda başka yerlerde kurumlarda çalışanlar da var. Onlar hepsi bir arada.
Oradaki tesavvuf, tarikat, birliği merkezimiz var. O tarikat, birliği merkezi hem diyanetten hem de devletten tanınan bir müessese. Bunun için de hem şeyh efendiler var, hem de vekiller var. Ve beraber bir şekilde oradaki halkta, oradaki yerlerde hizmete bulunmaya çalışıyoruz. Şimdi bu zatım, size çok az bir bilgi verdim.
Onun da bir istihracatı var. Gelecek olan hadiseleri anlatan bir şiir vezninde yazılmış olan bir istihracatı falan var. Ve sonunda, son beyti böyle söylüyor. Ey Bosnevi sırf aş etme, hakkı zikret telaş etme, özün esiri firaş etme, pek çok güzel eyyam olur. Bu şekilde benim bu akşam size söyleyeceğim bu kadardır.
Allah'a emanet olun. İnşallah bir rakete sefer de görüşürüz, Bosna'da da görüşürüz inşallah. Çok teşekkür ederim. Üç ilas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Hasul alan sebaplar evvelen mizahat, fari kainat, tülasa-i mevcudat. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e gelmiş geçmiş. Bütün peygamber, zişan efendilerimizin ruhlarına ayrı ayrı hediyeleydik. Vâsıl ve isedâr eyle ya Rabbi. Haberdâr eyle ya Rabbi, feyzuatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Cihar-i Yârik-i Zün-Eb-Bekir Sıddık, Ömer-i Faruk, Osman-i Zün-Nüriyen, Ali el-Murtadır radıyallahu aleyhi ve sellemizin. Evlad-ı Resulullah, Şehad-ı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Azam-ı Ebu Hanif, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hanbeli Hazretlerinin ruhlarına ayrı ayrı hediyeleydik. Vâsıl ve isedâr eyle ya Rabbi.
Haberdâr eyle ya Rabbi, feyzuatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç İhlas bir Fatiha. Amin. Pirimiz Seyyid-i Abdülkadir-i Geylani, Seyyid-i Ahmet-el-Rufay, Seyyid-i Ahmet-el-Bedevi, Seyyid-i İbrahim-i Dusi ki, Şeyh-i Bulesen-i Şazeli, Şan-ı Akşibendi, Muhammed-i Bahad-dini, Şah-ı Mevlana, Celalettin, Rumi, Hacı Bektaş ve Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet-i Muhyiddin İftade Hazretlerinin, Veysel Karani Hazretlerinin bütün Piri Piran efendilerimizin ruhlarına hediyeleydik.
Vâsıl ve isedâr eyle ya Rabbi. Amin. Haberdâr eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha. Amin. Geçmiş Şeyh Efendimiz Abdurrahim, Tantevi Abdurrahim, Neşabi, El-Hac, El-Hafız, Hacı-ı Bekir, Sıddık-ı Çörümü, Medine-i Müşrak, Hacı-ı Alaydar Efendi, Çolumlu Hacı-ı Mustafa Efendi, Nevşeyli Hacı Abdullah Gübüz Efendi Hazretleri, Kaçuni dergahının ve Kabbaşi dergahının bütün geçmişlerinin ruhlarına hediyeleydik. Vâsıl ve isedâr eyle ya Rabbi.
Amin. Haberdâr eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Şeyhimiz, Üstadımız, Müşidimiz, Canımız, Cananımız, Sultanımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Efendi Hazretleri'nin ruhani tükselerine hediridik. Vâsıl ve isedâr eyle ya Rabbi. Amin. Haberdâr eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Cihari-i Yârik, Zünn-eb-i Bekir, Sıddık, Ömer-i Farık, Osman-ı Zünnuriyen, Ali-el-Murtazarı'nın cümlesinin ruhlarına hediyeleydik. Vâsıl ve isedâr eyle ya Rabbi. Amin. Turuki âliyemizde gelmiş geçmiş, Osman-ı âliyeden gelmiş geçmiş, akrabayı talikatlarımızdan gelmiş geçmişlerin ruhlarına hediyeleydik.
Vâsıl ve isedâr eyle ya Rabbi. Amin. Haberdâr eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. İnnehum huvallâhullezîm la ilâhe illâhu. Euzubillahimineşşeytanirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Estağfurullah, estağfurullah, estağfurullah el-azîm el-kerîm el-lezih la ilâhe illâhu. El-hayyul-gayyum ve netûbi ileyh. Estağfurullah el-azîm. Estağfurullah el-azîm. Hâlükel mülkül gadim. Estağfurullah el-azîm.
Ya Rabbi. Min küllü zembin tövbe ya Rabbi.
Bismillahirrahmanirrahîm. Bismillahirrahmanirrahîm. İnnehu min Süleymane ve innehu Bismillahirrahmanirrahîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Gaffar ismi şerifine ediniyoruz. Bütün hatalarımızı, kusurlarımızı, günahlarımızı setreyle.
Ya Rabbi. Gaffar ismi şerifine inanıyoruz. Gaffar ismi şerifinin hürmetine bütün hatalarımızı, kusurlarımızı, günahlarımızı, ayıplarımızı affı mağfiret eyle ya Rabbi. İnnallâhu ve melâketihû yusalluna ale'n-nebî. Ya eyyühellezînâmenû sallu aleyhü sallu aleyhü ve sellimû teslimâ. Allahümme sallimâ. Zikir fâlemennehu. Resulullah cemiyel-enbiya ve müstelîm.
Elhamdülillâhi rabbil âlemîn.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi