mustafaozbag.org

Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi - 02.11.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 3 Kasım 2023 · 1:31:21

Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsık yapışanlardan eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i batılın karşısında kuvvetli eylesin. Amin. İsrail'i ve destekçilerini batırsın. Amin. Rabbim Müslümanlara zulmedenleri batırsın. Amin. Müslümanların hakkını, hukukuna riayet etmeyenleri Rabbim dağıtsın. Amin. Cenab-ı Hak bütün İslam alemini bir ve beraber eylesin. Amin.
Kafirlerin, müşriklerin üzerinde hakim eylesin. Amin. Kafirlerin, müşriklerin üzerine galip eylesin. Amin. Ejimayin. Bugün ders konumuz biraz cihattan bahsedeceğiz. Son 150-200 yıldır ümmet-i Muhammed'in içinde batılıların kendilerinin yetiştirdiği alim hükmünde, şeyh hükmünde ne derseniz deyin onların bizim içimizde girip sohbetlerde, vaazlarda, yazmış oldukları eserlerde cihat ruhunu başka bir alana çekip ümmet-i Muhammed'i cihat düşüncesinden, cihat şuurundan ayırdılar.
O yüzden inşallah bu akşamki sohbetimiz cihatla alakalı makara ayet 190-191-192-193 dinleyelim inşallah. A'udzubillahimineşşeytanirrajim. Bismillahirrahmanirrahim. Size harp açanlarla Allah yolunda sizde harp edin ancak haddi aşmayın.
Şüphesiz ki Allah haddi aşanları sevmez ve onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne katilden beterdir. Onlar sizinle savaşmadıkça sizce mescidi haramda onlarla savaşmayın. Ancak onlar sizinle savaşırlarsa siz de onları öldürün. İşte kafirlerin cezası böyledir. Eğer onlar vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah gafurdur, rahimdir. Fitne kalmayıp dinde Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur. Son 200 yıldır Ümmet-i Muhammed'in içerisine bir fitne attılar.
Ümmet-i Muhammed'in içerisindeki fitne şuydu. Cihattan kasıt kafirleri öldürmek olarak değil. Yok işte kılıcını eline alıp meydanlara çıkıp savaşmak değil. Yok işte bu kıtal yapmak değil. Yok işte bu konuda hani bu ayet-i kerimelerin yeniden yorumlanması lazım. Yeniden bunların şerh edilmesi lazım. Yok bunların değişmesi lazım. 1400 yıl önceki ayet-i kerimelerle bu din böyle anlaşılmaz. Yok işte Fransa Cumhurbaşkanı oradan çok üstüne farzmış gibi açıklama yapıyor. Kur'an'daki cihat ayetlerinin çıkarılması için. Yok Türkiye'deki Cumhurbaşkanı açıklama yapıyor. Kur'an'ın yeniden dinin revize edilmesi lazım diyor. Bu gibi böyle 200 yıldan beri Ümmet-i Muhammed'in içerisinde bu tip tartışmalar, ilahiyatlarda, diyanette bu tip böyle abuk subuk şeyler konuşuluyor.
Ve iş böyle çığırından çıkıyor. Nereye gideceği belli olmuyor. Ve ne yazık ki Ümmet de 200 yıldan beri emperyalistlerin elinde oyuncak, emperyalistlerin elinde ne yazık ki kanının bir değeri yok, şerefinin bir değeri yok, namusunun değeri yok, topraklarının değeri yok, hiçbir şeylerinin değeri yok. Canları istediği zaman istediği gibi Müslümanları katlediyorlar, Müslümanları şehit ediyorlar, erlerinden, topraklarından sürüyorlar. Bizim içimizdeki satılmış alim müsveddeleri, ilahiyat müsveddeleri, içimizdeki satılmış siyaset müsveddeleri ve bütün İslam dünyasındaki, içimizde derken İslam dünyasını kastediyorum. Bunlara karşı suskun, bunlara karşı pasif, bunlara karşı zayıf, bunlara karşı umarsız ve ne yazık ki sanki kanları çekilmiş, ruhları satılmış bir vaziyette.
Bunları hepsini de yutuyoruz, yuttukça da bu zalim kafirler, müşrikler, bunların yancıları, yardakçıları, destekçileri acımasız bir şekilde alay edercesine. Ümmet-i Muhammed'in kanını döküyorlar. Gün geçmiyor ki, yüzyıldan beri Osmanlı yıkıldı, yüzyıl. Yüzyılda Osmanlı'dan önceyi koyun. Çünkü bu içimizdeki dönmeler, Yahudi artıntıları, Ermeni artıntıları Osmanlı'nın içerisinde, Sebateistler, onlar bunlar böyle Osmanlı'nın içerisinde hakim unsur olunca, gizli Yahudiler hakim unsur olunca, Osmanlı'da da son yüzyıl cihat ruhu kaybolmuş,
batılılaşacağız, modernleşeceğiz diye, normalde o Osmanlı'daki o Osmanlı ruhu, İslam ruhu, o Türklük şuuru, bilinci onlarda da kalmamış, onlar da dağılma o zaman başlamış. Ama normalde bunun arkaya doğru gittiğimizde, bunun normalde Osmanlı'nın içerisinde de satılmış Mason Şeyh-i İslamlar, satılmış Mason alimler, satılmış Mason Şeyh Efendiler, İngilizlerin kurduğu dergahlar, bunlar Osmanlı'nın içerisinde bu tohumlar atılmış.
Ve ne olduğu belli değil, İngilizlerin böyle şeyi altında, vesayeti altında dergahlar kurulmuş, tekkeler kurulmuş, İngilizlerin vesayeti altında okullar kurulmuş, lise gibi, ortaokul gibi, İngilizlerin vesayeti, bunların içerisinde yetişen Sebateistler, dönmeler, onlar bunlar, hepsinde katın bunların içerisine, topyökün İslam dünyasında, ve bilhassa bu topraklarda cihat şuurunu, cihat düşüncesini ortadan yok etmişler.
Ve Kurtuluş Savaşı, bu tırnak içerisinde, bunu ayırıyorum, ayrı bir tartışma, ayrı bir sohbet konusu, ve bu da normalde ne yazık ki, hani, tam bir şeffaf şekilde anlatılan bir tarih yok, onun üzerinde de karanlık bulutlar var, fulu yerler var, orası ayrı bir tartışma konusu, ama ve lakin, sonuçta son Osmanlı yıkıldığından beri, hatta Osmanlı'dan önce, Birinci Dünya Savaşı'ndan önceye de alabiliriz bunu, Müslümanların kanı, namusu, şerefi, şahsiyeti, ayaklar altında.
Ve, bunu böyle, cihat ruhundan bahsedince, radikal Müslümansın, cihat ruhundan bahsedince, sen teröristsin. Bunu tabi, İslam dünyası da bunu aynı şekilde yapıyor. Yani ben bazen zaman zaman diyorum ya, eğer vatanını savunmak, dinini savunmak, Kur'an'ını, sünnetini savunmak, terör ise, biz baş teröristiz. Bunu, terör ise bu, benim iki dedemin ikisi de baş terörist. İkisi de Yunan'la mücadele etmiş. Birisi efelik yapmış, dağa çıkmış. Birisi de, farklı bir kulvarda Yunanistan'da mücadele etmiş. Sırtında, oradaki, hücrede kaldığı işkenceden, çubanlar vardı. Her kış azardı o çubanları. Onun çubanlarını, tedavi ederdik. Normalde sorduğumuzda, orada mazgallarda kalmış, filan işte, işkence görmüş Yunanlılardan.
Anlatırdı, inceden böyle, çok ağır olmamak şartıyla. Ama, bunu söylerdi. O zaman, benim her iki dedem de, vatan için, millet için, dini için, bayrağı için, Kur'an için, sünnet için, düşman çizmelerinin hayatında, topraklar ezilmesin, vatan ezilmesin diye, mücadele etmişler. O zaman, baş terörist. Ben de onların torunu olarak, biz de, kendimizi bildik bileli, Kur'an, sünnet, vatan, millet, yürüdük. O zaman, biz de, baş teröristiz. Aslında, olduk da tabii. 12 Eylül oldu, 12 Eylül'de, teröristtik. Ardından, 28 Şubat oldu. 28 Şubat'ta da, terörist, yaftasıyla, yaftalandık. Onları da yaşadık, sonuç itibariyle. Şimdi, neden terörist dendik? Çünkü, Kur'an dedik, sünnet dedik, vatan dedik, millet dedik. Bu insanların, manevi değerleri dedik.
Ve terörist, kendi ülkemizde, terörist damgası yedik. 28 Şubat'ta. 12 Eylül'de de, vatan dedik, millet dedik. Aman işte, o zaman dediler, komünistler geliyor. memleketi, dinsizler, hani yönetecek, din namına bir şey kalmayacak. Ulan, zaten yokmuş bizde, biz o zaman, din namına bir şey yokmuş. Biz onun farkında değildik. Aman, din namına bir şey kalmayacak dedik. O zaman da terörist olduk. Şimdi, günler günleri kovaladı, ve İslam dünyası, 100 yıldan beri, İslam dünyasının, iki yakası bir araya gelmiyor. Her yerde, kanı akıtılıyor. Ve, hunharca, ve haince, ve zalimce, insanlık dışı, insanlık dışı. Yani, böyle, hayvanca demeyeceğim, hayvanlar bu kadar vahşi değil.
Yani, ormanın en vahşi hayvanı, aslan, bir tane ceylan yavrusunu gördüğünde, yemiyor onu. Böyle, belgeseldeyiz dedim. Aslan, aslanken, ceylan yavrusunu yemiyor. Ama bu pis batılılar, bu zalim, kafir, katil batılılar, bu katil İsrail, ve yandaşları, ve batının, o çirkin yüzü, katil yüzü, şerefsiz yüzü, haysiyetsiz yüzü, ne yazık ki, tam manasıyla anlaşılmıyor. Anlaşılmıyor. Hala da içimizde, bu ülkenin içerisinde, satılmış, şerefsiz, kanı bozuk, sütü bozuk, siyasetçiler, bürokratlar, şeyhler, alimler var. Hala da batıdan, medet uman, batıyı kendince yücelten, yükselten, batıyı kendince yücelten, yükselten, şerefsiz, dönme, ya Ermeni bozması, ya Yahudi bozması, siyasetçiler ve bürokratlar var.
Bunun içerisinde, evet ehl-i tarikat gibi görünen, şeyhler de var. Yani çok büyük alimmiş gibi görünen, ilahiyattan da, diyanetten de, alim müsreteleri var. Ve bunlar bizim o, batının çirkin yüzünü, makyaj edip, bize normalde dayatmaya çalışıyorlar. Bize bunları şirin göstermeye çalışıyorlar. Oysa, batı dediğimiz, modern batı dediğimiz, düne kadar, Gazze'de, şeyde, Bosna'da, bakın, daha dün yeni, Bosna'da, bilinen, sadece Sıbraniska'da, on bin kişi, çoluk, çocuk, kadın, ihtiyar demeden, katlettiler.
Bilinen, bilinmeyenler hariç, ve sayılmıyor. Bunu, normalde, Bosna'da ne kadar şehit verildi, bunu saymak yok. Bakın, nüfus sayımı da yapmıyorlar. faili meçhuller o kadar fazla ki, nüfus sayımı da yapılmıyor Bosna'da. Ve Bosna'da, babası Sırp, ama kim olduğu bilinmeyen, kadınları hamile bıraktılar. Onlar, kadınlar, o çocukları doğurmak zorunda kaldı. ve o çocukları, kadınlar kabullenmediler. Kabullenmeyince, Bosna'da vakıflar kuruldu. Bu babaları, Sırp, anneleri, boşnak olan bu çocukları, o vakıflar büyütüyor. O vakıflar bakıyor. Ve düne kadar, Afganistan'da tonlarca bomba atıldı. Bir Ruslar geldiler, işgal ettiler.
Ondan sonra Amerikalılar geldi, işgal etti. Afganistan'ı yerle bir ettiler. Afganistan'da, işgal etmekle, işgal edenlere karşı savaşanlar, önce mücahiddi, Ruslara karşı savaşırken, sonra Amerikalılara karşı savaşmaya başlayınca, terörist oldular. Radikal İslamcı oldular. Fundamalist oldular. Ruslara karşı savaşırken, mücahiddiler. Ruslara karşı savaş bitti, tam orada İslam devleti kuracaklar. O zaman Amerikalılar geldiler, işgal ettiler. Bombaladılar, bombaladılar, zaten yıkıntının altındalar. Ruslar o kadar bomba attı, yetmedi. Ardından Amerikalılar bombaladılar. Ve o dünkü mücahidler ne oldu? Terörist oldu. Fundamalist Müslüman oldu. Radikal Müslüman oldu.
başlarının ezilmesi gerekiyordu, başlarının ezilmesi gerekiyordu, kanlarının dökülmesi gerekiyordu. yetmedi. Yetmedi. Devam ettiler. Gidiyorlar bir tane bir örgüt kuruyorlar kendilerince. Bu batılıların pis oyunu. O örgütü silahlandırıyorlar. O örgütü silahlandırıyorlar. Ne yaptılar? Irak bombaladılar. Yerle yeksan ettiler. Niçin? Dediler ki bu Irak'ta, bu devlette nükleer silah var. Sonradan yakıp yıktıktan, yerle yeksan ettikten sonra, nükleer silah olması boş, yalandan ibaretmiş. Bu kafirler yalancı zaten. Pislik hepsi de. Kur'an bize kafirleri, pislik bunlar necis derken, biz onları temiz gösterdiler bize. Biz de aldandık.
Biz de temiz gördük. Biz de o kafirlerin müziğini aldık. Dansını aldık. Düğün terörlerini aldık. Eğlencelerini aldık. Çıplaklığını aldık. Her türlü ahlaksızlığını, her türlü bozukluğunu aldık. Eşcinselliğini aldık. Kadını kıskanmamaya aldık. Kızını kıskanmamaya aldık. Onlar açtılar. Bizinkileri de açtık. Onlar her şeylerini fora ettiler. Biz de fora ettik. Onlar kendi kızlarına laf geçiremediler. Biz de laf geçiremedik. Onların kendi kızları, 13 yaşından itibaren istediğiyle, istediğiyle cinsel ilişkiye girme özgürlüğü verdiler. Ve fuhuşu arttırdılar. Orada bir kız 13 yaşına girdiğinde, istediğiyle cinsel ilişkiye girdi. Amerika'da bir kız 12 yaşındaysa, arada 40 yaş fark yok ise, bir erkekte, istediğiyle cinsel ilişkiye girme özgürlüğü verildi.
Ahlaksızlık bu kadar dip yaptı. Biz batı, batı, batı, … dedik. Bütün ne kadar namussuzluğu, şerefsizliği, haysiyetsizliği, ne kadar, ne kadar pisliği varsa, kendimize ölçü ettik. Biz kendi kendimize dedik ki, evet, biz ileri medeniye seviyesi bunu gördük. Kızlarımızın, kadınlarımızın her şeylerini açması, ileri medeniye seviyesi oldu. Bir kadın tesettürlüyse, gerici oldu, yobaz oldu, radikal müslüman oldu, terörist oldu. Otobüse binemedi, otobüse binemedi, hastaneye gidemedi, doğum yapamadı. Bir adam sakallıysa, devlet hastanesine gidemedi. Ben kendimi söylüyorum ha, devlet hastanesine gidemedi diye. Başkasını değil. Girmeye korktuk.
Hiç unutmuyorum çünkü bir, burada bize emanet bir kızcağız vardı, doğum yapacaktı. Ben devlet hastanesinin önüne kadar onu götürdüm. Sonra başka bir bayan, onun ev arkadaşı vardı. Dedim, sen gir, beni böyle sakallı görürlerse, fenalık ederler şimdi buna dedim. Sen gir hastaneye dedim. Ve sakallı bir kimse teröristti. Sakallı bir kimse gericiydi, yobazdı. Bizim içimize de bunu koydular. Hatta birisi cübbeliyse, cübbeli olanlarla biz ne yaptık? Dalga geçtik. Sarıkla dolaşanla dalga geçtik. Sarıkla dolaşanlar otobüse binemedi. Sarıkla dolaşanlar yolda yürüyemedi. Çıplaklık sonuna kadar hür, İslami tesettür yasak. Çocuklarımız üniversiteye giremedi.
Çocuklar üniversite okuyamadı. Çocuklar lise okuyamadı. Orta okul okuyamadı. Neden? Sizin anneniz babanız terörist dediler. Ve bizim içimize bunu yerleştirdiler. İslam'ı, bütün İslam dünyası, namaz kılmak, oruç tutmak, namaza da müsaade ettikleri kadar. Eğer bir yerde çalışıyorsan, namazı kılmasan da olur. Çalışmak ibadettendir, namazı terk etsen de olur. Çalışmaya bak sen. Bizim içimize bunları yavaş, yavaş, yavaş, yavaş oturtturdular. Bizim önümüzde Müslümanlar katledilirken, Müslümanlara gıyabı, cenaze namazı düştü. Tel'in etmek, çok yüksek dereceden kınanmak, çok sert bir şekilde kınamak. Olmadı, alın pankartları, alın elinize dövizleri, yürüyüş yapın.
Bizi bununla kandırdılar. Cihat ayetlerini unuttuk. Bir tane, uzun zamandan beri, Diyanetin cuma hutbelerinde cihat ayetleriyle alakalı bir şey yok. Çünkü cihat ayetlerini söylerlerse, sistemle yaka paça olurlar. Diyanet çünkü layık bir kurum, layık bir kurum olunca, insanları cihada yönlendirmesi, caiz değil layıklığa göre.
Yani bu, konuşulmaması gereken bir şey. Ve satılmış, südü bozuk, Ermeni bozması, Yunan bozması, Yahudi bozması, alim takımı da, adı alim takımı da, bunların arkasına düştü. Böyle ağır konuşuyorum, çok gücüme gidiyor çünkü. Ağır, daha da ağır konuşacağım da, şuranın hatırına ağır konuşmuyorum. Daha da ağır konuşacağım. Ve biz ne yazık ki, ne yazık ki bizdenmiş gibi görünen, siyasetçi, alim, şeyh, bu tip bu insanların elinde, biz de oyuncağız. Müslümanlar olarak, Anadolu Müslümanlar olarak, İstanbul Müslümanlar olarak, bu ülkenin Müslümanlar olarak, biz de oyuncağız. Ve, görmemiz gerekeni görmüyoruz. Görmemiz gerekeni görmüyoruz.
Ve onlar, bizleri yavaş yavaş öldürürken, gözümüzün içine baka baka. Irak bombalanırken, hiç kimsenin Irak bombalanıyor diye, kılı kımıldamadı. Adam dedi ki, bu bir haçlı seferi. O haçlı seferi derken, bizim bugünkü cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanımız, Amerika'nın Irak'ta başarılı olmasını diliyorum dedi. Biz bunu duymamaz diye geldik. Görmemez diye geldik. Ve İsrail'in çocuklarının, sivillerinin, ondan sonra İsrail Devleti'nin, yıkılmamasını istiyoruz dedi. Ve biz bunu duyduk, kulaklarımızla duyduk. Ama o bizdendi, o yüzden biz bir şey demedik. O bizdendi çünkü. Söyleyen Cumhurbaşkanı bizdendi. Ya da kendimizce tevil ettik.
O gün öyle söylemesi gerekiyordu dedik. Orada öyle demesi gerekiyordu dedik. Kuvvetlenince, işler değişir dedik. Öyle bize söylediler. Hep böyle deniliyor bize zaten. Ve bu süreç devam etti. Ardından, Suriye diye bir ülke bırakmadılar. Zaten İsrail geldi, elini kolunu sallaya sallaya, Golan Tepelerini aldı. Neye karşılık aldı? Mısır'daki çöle karşılık aldı. Sina çölünü bir günde, zaten Mısır boşaltmıştı orayı. Bir günde Sina çölünü, elini kolunu sallaya sallaya, İsrail geldi, Kudüs'e, Kahire'ye, 80 kilometreye kadar geldi. Sonra Mısır Devlet Başkanı'na bir, taltif olsun diye, oradan geri çekildi. Çöl zaten. Ama o esnada ne oldu? O esnada Golan Tepelerini, İsrail geldi, kondu.
İsrail'in bütün yemesi, içmesi, suyu Golan Tepelerinde. ve Suriye'nin, Baba Esad zamanından itibaren, oraya karşı bir yaptırımı var mı? Yok. Herhangi bir şey var mı? Yok. Oraya karşı bir savaşı var mı? Yok. Ama o esnada, aynı Suriye'nin, Suriye'nin devlet başkanı Esad, hama ve humus'u yerle bir etti. Neden? İçinde Müslüman kardeşler var diye. Ve Müslüman kardeşleri, o büs kendi toplarıyla, şehrin iki şehri de sardı. İki şehri de sarıp, elektrini kesti. Bunu neden söylüyorum? Bakın, elektrini kesti, suyunu kesti, yollarını kesti. Günlerce, iki şehri, elektriksiz, susuz, yemeksiz, aç bıraktı, sonra bombaladı. Şimdi kim yapıyor bunu? Şimdi İsrail yapıyor.
Bakın, dün Esad yaptı. Ve hama ve humus'u yerle bir etti. Kendi ülkesinin vatandaşlarını, kendi ülkesinin insanlarını, katletti, öldürdü. İki şehri yerle eksan etti, yerle eksan etti. Ama o esnada, kolon tepeleri, İsrail'in işgali altındaydı. Onlara bir şey yapamadı. ve ardından Suriye denilen bir ülke kalmadı. Ne yaptı? Amerika geldi, orayı da yerle eksan etti. İçerideki satılmış, dürzilerle, içerideki satılmış, Ermeni bozması, Yahudi yosmalarının kurduğu, kurduğu, örgütle ne yaptı? Suriye'yle yerle eksan etti. Türkiye ne oldu? Türkiye'de kırk yıldan beri bir PKK belası var. Kırk yıldan beri PKK'yla uğraşıyor. Türkiye'nin başına da PKK'yı bela etti, sardı.
Kırk yıldır da Türkiye'de kafasını kaldırıp da, dışarıda ne oluyor, bitiyor diyemedi. İçerideki darbeler de ona keza, canı istediğinde geldi darbe yaptırdı, canı istediğinde geldi burada darbe yaptırdı. Darbeyi yapanlar sonra gittiler, İsrail'de ağlama duvarında ağladılar. Kimler? Darbeci olan paşalar, hem 12 Eylül paşaları, hem 28 Şubat paşaları, gidip İsrail'de, çünkü onlar kendileri, İsrail bozması yosmasıydı. Gittiler, orada ne yaptılar? Ağlama duvarında ağladılar. Biz onları da görmedik. Biz onlara da bir şey diyemedik. Çünkü bizdeki normalde, hani meşhur ya, kim söyledi? O tarihçi bir tane kırmızı atkılı vardı. Yalçın Küçük, ne dedi Yalçın Küçük? Kanal 6'da Hülkü Cevizoğlu'yla olan programında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni dönmeler, dönmeler kurmuştur.
İlk onlar kurdu dedi. Dönmeler. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni dönmeler kurdu. Yalçın Küçük'ün de işi bu. Gidin Yalçın Küçük'ün yakasından tutun, bu ara mahkemeye vermek, savcılığa şikayet etmek, Mustafa Özbağ'a moda oldu ya. O yüzden gitsinler, Yalçın Küçük'ü şikayet etsinler. Yalçın Küçük söyledi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni dönmeler kurmuştur. İlk onlar kurdu dedi. E şimdi bizim başımıza da ne yaptılar? PKK'yı bela ettiler. Tabii Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra da, Kur'an rafa kalktı, Sünnet rafa kalktı, Kur'an'ın dili rafa kalktı, Sünnet-i Seniyye'nin dili rafa kalktı, Kıyafetler rafa kalktı, Bütün her şey rafa kalktı. Din ve Diyanetle alakalı her şey ortadan kaldırıldı.
Hiç kimse buna ses çıkaramadı. Biz bunu ama baskıyla, Ama baskısız satın aldık. Ve bizim de, Kırk yıldan beri askerlerimiz şehit oluyor, Sivillerimiz şehit oluyor, Kırk yıldan beri vatan topraklarında, Bakmışınız öğretmenler şehit oluyor, Hemşireller şehit oluyor, Korucular şehit oluyor, Askerlerimiz şehit oluyor, Ve cenazeler, Onların şehit cenazeleri, Tabutları sıralanıyor. Bazen 6, Bazen 10, Bazen 12, Bazen 15, Gidiyorlar bir köy basıyorlar, Köydekinleri şehit ediyorlar, Bir bakıyorsunuz köyün erkekleri, Camiye toplamış, Kahveye toplamış, Meydana toplamış, Taranıyor. Bir bakmışsınız, Güneydoğu'da herhangi bir köy, Basılıp taranıyor. Onca şehit insanlar, Orta yerde duruyor. Kim bunu yapıyor?
PKK. Silahı nereden geliyor? Batıdan geliyor. Kimden geliyor? Mossad'dan geliyor. Siyaheden geliyor. Amerika'dan geliyor. Ama biz, Ne Batı'ya karşı, Ne Mossad'a karşı, Ne Siyahe'ye karşı, Herhangi bir şey, Yapamıyoruz. Bir de, Yani cihat ayetlerini, Siz yanlış anlıyorsunuz. Yani sadece nefisle cihat etmektir cihat. Yani geri kalan değildir. Bütün herkes de bunu söylüyor. Ve bize de şunu diyorlar, Evet Mehdi gelecek, Mehdi geldiğinde bu işler hallolacak. Ya şimdi değil, Mehdi geldiğinde hallolacak. Böylece normalde ve yüzyıldır, Dikkat edin, Yüzyıldan fazladır, Filistin'de, Müslümanların kanı, şerefi, haysiyeti yerle eksen olmuş vaziyette. Yüzyıldır Müslümanlar orada soykırıma uğruyor.
Yüzyıldır. Yüzyılı geçmiş vaziyette. Müslümanlar orada soykırıma uğruyor. Ve bir belgesel izliyoruz biz. Bir Yahudi geliyor, Filistin'in evine konuyor tabiri caizse. Diyor ki çıkın dışarı. Burası bizim evimiz diyor. Çıkmayacak diyor. Öldürüyor hepsini de. Öldürdükten sonra kapının önünü bırakıyor. Atıyor, oturuyor oraya. Ve orada İngiliz valisi varken buna hiçbir şey demiyor. Kim var orada? İngiliz valisi var. Kim yönetiyor? İngiliz valisi yönetiyor. Kimin taburu var? İngiliz taburu var. Ve Müslümanlar bir şey yapamıyor. Ve İngilizlerin, İngilizlerin şemşiyesinin altında bu pis Yahudiler, bu katil Yahudiler her gün Müslüman kanı döküyor.
Her gün Müslümanların kızlarının ırzına geçiyor. Zorla tecavüz ediyorlar. Zorla tecavüz ediyorlar. Her gün. Geliyor, içeri giriyor. Annesini, babasını, erkekleri öldürüyor. Kız kalıyor. Kıza tecavüz ediyorlar. Ondan sonra onu da öldürüyorlar. Çünkü onların o bozuk Tevrat'ına göre böyle yapılması gerekiyor. Ve Müslümanlar yine sessiz. Müslümanlar yine sessiz. Müslümanlar gıyabi cenaze namazı kılıyor. Tel'in ediyor. Sokaklara çıkıyorlar. Kahrolsun İsrail diyorlar. Evlerine gidiyorlar. Rahat rahat uyuyorlar. Bir dertleri yok. Bütün Müslümanların. Ve bir sabah, bir sabah uyanıyor İslam dünyası. Bir bakmışsınız, Fransızlar, İtalyanlar ortak Libya'yı bombalıyor.
Libya'yı bombalıyor. Yine bütün dünya sessiz. Libya bombalanıyor. Kattafi bulunuyor. Ve bütün dünyaya ibretlik olsun diye Kattafi'yi öldürüyorlar. Bütün dünyaya ibretlik olsun diye Irak, devlet başkanı, Saddam'ı ne yapıyorlar? İdam ediyorlar. Ve idam kararını kim veriyor? Yine kendi hakimleri, savcıları veriyor. Kimine yaptırıyorlar? Yine kendilerine yaptırıyorlar. Devam ediyor. Ve İslam dünyası cihattan uzak. Cihat anlayışından uzak. Ve bir bakıyorsunuz, bir yerde, bunlar da normalde aslında, hani arkasında bunların da, orada cihat edecek olan örgütler kuruluyor ya, onların da içerisinde, bilhassa Orta Doğu'da, CIA ve Mossad var.
Sebep, onlar bir eylem yapacaklar ki, onlar da o eylemlere karşı daha şedid bir cevap verecekler. Ne yaptık? Kassam militanları, öyle diyelim şimdi, veya Müslümanları bir eylem yaptılar. Gazze yerle bir oldu. Ben şüpheyle yaklaştım. Hala da şüpheyle yaklaşıyorum. Hala da şüpheyle yaklaşıyorum. Bir oyun mu var diye. Ama ve lakin, çıkan sonuçta, velev ki oyun var, Gazze yerle bir oluyor. Her gün çocuklar, kadınlar, bombalanıyor. Gazze aç, susuz, elektriksiz, ve her gün bombalanıyorsunuz.
Ve bütün dünya, buna sessiz. Müslümanlar olarak da sessiz. Mısır, Ürdün, etrafında ya onların. Suudi Arabistan, herkes sessiz. Türkiye'de sessiz. Diplomatik görüşeceğiz diye uğraşıyorlar. Hiçbir şeyi elde etmezler. Hiçbir şey. Adam yakacak, yıkacak. Ondan sonra diyecek ki ya tamam kerhen bir şey yapalım diyecek. Yakıldı, yıkıldı. Gazze diye bir yer kalmadı. Bütün evleri, barkları yıktılar, bombaladılar. Hala da bombalıyorlar. Bakın, hala da bombalıyorlar. Ama onları durduracak bir güç yok. Var, var.
Var, var. Harekete geçiremezler. Mitinglerle, yürüyüşlerle, İslam dünyasının gazını alıyorlar. İslam dünyası da buna razı zaten. Bu kadarı yeter. Mesela, örnekleyeceğim ilk faysal, kral faysal, yani Gazze'ye, İsrail saldırınca, Filistin'e, dedi ki petrol satmıyorum, kapatıyorum vanaları dedi. Vanaları kapattı, batı birden o zaman ateşkes yaptırttı, savaşı durdurdu.
Kimi öldürdü faysalı? Yeğeni. Altı gün savaşlarının Mısır devlet başkanını kim öldürdü? Kendi yetiştirdiği özel eleman. Bir de işin bu tarafı var. Yani siz Filistin derseniz, İsrail'e dur derseniz, batıya dur derseniz, muhakkak sizin de başınıza bir şey gelir. Bir de işin bu tarafı var.
Ekonomik olarak gelir, siyasi olarak gelir, askeri olarak gelir. Düşünsenize onca savaş makinelerini getirdiler, uçakları getirdiler, uçak gemilerini getirdiler, normal gemilerini getirdiler. Akdeniz ne oldu? Gemi pazarı oldu. Gemisini kapan geldi. Uçağını kapan geldi. Neden? Sakın ha! İsrail bu katliamı yapacak, hiç kimse de bu katliamı önlemek için bir şey yapmayacak. Bir şey yapmaya kalkanın da başına bombaları yıkarız. Yağdırırız yağmur gibi. Siz yağmur beklerken, başınıza bombalar düşer. Yağmur yerine bomba.
Ekonomik olarak da sizin boğazınızı sıkarız. Ekonomik olarak da siz hiç kıpırdayamazsınız. Siyasi olarak da kıpırdayamazsınız. Ekonomik olarak da kıpırdayamazsınız. Askeri olarak da ne yaparsınız? Kıpırdayamazsınız. Kıpırtarsanız sizi de perperişan ederiz. Oysa Cenab-ı Hak Kur'an böyle demiyor. Kur'an teslim olun demiyor. Kur'an diyor ki, size harp açanlara Allah yolunda siz de harp edin. Bakar ayet 190. Ancak haddi aşmayın şüphesiz ki Allah haddi aşanları sevmez. Ve devam ediyor. Ve onları nerede yakalarsanız öldürün. Bu ayet-i kerime çok müthiş bir ayet-i kerime. Bütün ayet-i kerimeler müthiş de. Ben bazen böyle hadisleri inkar edenleri bu ayet-i kerimeye söylüyorum.
Diyorum hadisleri inkar ettiniz. Alın diyorum ayet-i kerime. Siz o kafirleri, müşrikleri nerede yakalarsanız öldürün diyor. Ben hadi çıkın öldürün hadi. Hadisleri inkar ettiniz ya. Kur'an bize yeter dediniz ya. İyi Kur'an size yeterse hadi. Çıkın ilk gördüğünüz kafiri öldürün. İlk gördüğünüz müşriyi öldürün. Hadi. Bu ayet-i kerimeleri de kimse okumaz zaten. Okuyanlar da böyle tevil etmez. Nasıl tevil edecekler biliyor musunuz? Sizin nefsiniz kafir. Nefsinizi öldürün. Sizin nefsiniz kafir. Önce o kafir nefsi öldürün. Sonra öbür kafirleri öldürürsünüz. Öyle yapacaklar. Ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Yani onlar sizi bir ülkeden çıkarmışlar.
Topraklarınızı da söküp atmışlar ya. Mesela ne yaptılar? Osmanlıyı topraklardan çıkardılar mı? Çıkardılar. Ayet-i kerime diyor ki. Siz tekrar onları oradan çıkarınca kadar savaşın. Onları oradan çıkaracaksınız. Yani atalarınız Viyana kapılarına kadar gitmiş. Siz Osmanlı atalarınızın bıraktığı yere kadar gideceksiniz. Sonra daha ilerisine gideceksiniz. Allah'ın emri bu. Namaz nasıl Allah'ın emri ise cihat da Allah'ın emri. Oruç nasıl Allah'ın emri ise cihat da Allah'ın emri. Zekat nasıl Allah'ın emri ise kafirlerle savaşmak da Allah'ın emri. Hatta namazdan da, oruçtan da, zekattan da daha evlâ bir ibadet. Daha yüce bir ibadet.
Devam ediyor. Eğer mescid-i haramda diyor onlar sizinle savaşmıyorsa siz de savaşmayın. Ama mescid-i harama saldıracak olularsa siz de onları savaşın. Hani mescid-i haram malum orada birilerinin ölmesi, öldürülmesi, orada savaş, kavga, gürültü, patırtığı yasaklanmış ya. Ama müşrikler veya kafirler orada sizinle savaşmaya kalkarsa siz de onları savaş ve öldürün diyor. Esir almayın diyor. Öldürün. Orada çünkü ancak onlar sizinle savaşırlarsa siz de onları öldürün. İşte kafirlerin cezası budur. Öldürün. Devam ediyor. Eğer onlar vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah gafururrahimdir. Bu ayet-i kerime önemli. Sona bıraktım onu.
Hani şerhini de sonra edeceğim. Fitne kalmayıp dinde Allah'ın olunca kadar onlarla savaşın. Evet. Şimdi cihat kelimesi İslami literatürde çok geniş. Yaklaşık 35-40 ayet-i kerimede cihat kelimesi geçiyor. Geniş bir yelpazede alınmış bu. İşte bu yelpazede gayret göstermek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya çalışmak, insanların kendi iç alemlerinde şeytana ve nefse ve dış alemde de kafirlere, müşriklere, düşmanlara karşı mücadele vermek olarak tanımlayabiliriz biz cihadı.
Kur'an'da cihatla alakalı hem Mekke hem de medeni ayetlerde cihat kelimesi geçer. Ama ve lakin Mekke döneminde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine direk savaşmakla alakalı bir ayet-i kerime indirilmemiş. Böyle bir savaş ayeti yok ama normalde Mekke'de işte onlar için Allah yolunda mücadele etme, sıkıntılara katlanma, oradaki normalde zorluklara göğüs germek ve sonunda da işte kafirlere boyun eğmeden hicret etmek bunlar o Mekke'nin cihadı olmuş.
Ve nitekim de Nahl suresi ayet 110'da ey Muhammed şüphesiz ki Rabbin mihnete uğratıldıktan sonra hicret eden ve işkencelere sabredenleri affeder. Bunlardan sonra muhakkak ki Rabbin çok bağışlayan ve çok merhamet edendir buyurmuştur. Yani Mekke'deki Müslümanlar ama ölenler ama sağ kalanlar. Cenab-ı Hak o hicret eden Mekke Müslümanlarının hepsinde ne yapmış? Hepsinde affettiğini beyan etmiş. Yani o Mekke'deki o zulme, Mekke'de o işkenceye, o sıkıntıya göğüs gelen Müslümanlarının hepsi de ayet-i kerimeyle affolmuş. Kendi sağlıklarında Allah onları müjdelemiş. Bakın kendi sağlıklarında Allah onları müjdelemiş. Hani bazen derler ya, nereden canım özel? Onlar özel. Allah o Mekke'de o İslam olan, Müslüman olan, iman eden ve orada sıkıntılara katlanan ve sonra hicret eden Müslümanların hepsinde ne yapmış Cenab-ı Hak?
Affetmiş. Affettiğine dair ayet-i kerimede var. Ve müşrikler tarafından o ezilen dinden dönmeleri için birçok fitnelere sürüklenen o ilk Müslümanlar ne olmuşlar? Aff olmuşlar. Ve Kur'an'da savaşa izin verme, savaşma emri Medine-i Münevvere'de. Münevvere'de, Medine-i Münevvere'de, haç ayet 39. Kendileriyle savaşılan müminlere zulmedildikleri için cihat etme izni verildi. Şüphesiz ki Allah onlara yardım etmeye elbette kadirdir. Bu artık Müslümanların savaş etmek için ilk izinleri. Bu ayet-i kerimenin nüzul sebebi Hudeybiye ile alakalı. Hudeybiye'ye Müslümanlar, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri başlarında gittiler haç yapmak için.
Ama müşrikler anlaşmayı bozdular. Anlaşmayı bozduktan sonra bu Müslümanların çok ağırına gitti. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde çok ağırına gitti. Ama ve lakin bununla alakalı savaşma ayeti olmadığından dolayı tabiri caizse Müslümanlar gönlü kırık, incinmiş, üzülmüş bir şekilde Medine-i Münevvere'ye geri döndüler. Ve bu hadiseden sonra Cenab-ı Hak ne yaptı? Müslümanlara cihat emrini, Müslümanların cihat edebileceğine dair müsaadeyi Cenab-ı Hak ne yaptı? Ayet-i kerime ile Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bildirdi. Ve cihat etmek artık Müslümanlar için farz oldu. Ve bu farzdan kaçanlar tabiri caizse eleştirildi.
Bu farzdan kaçanlar ümmetin içerisinde bir söz sahibi olamadılar. Ve Cenab-ı Hak da gerçekten iman edip takva sahiplerinin cihattan kaçmayacağını, cihattan geri dönmeyeceğini bize beyan etti. Tövbe ayet 44 Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla, canlarıyla cihat etmemek için senden izin istemezler.
Allah takva sahiplerini çok iyi bilir. Tövbe ayet 44 İşte Müslümanların tabiri caizse mala düşkünleri, Müslümanların biraz gevşek olanları, Müslümanların bu manada işte dünya sevgisine, hatun sevgisine, çoluk çocuk sevgisine kanıp da cihattan geri duranları da Cenab-ı Hak böyle ne yaptı? O takva sahipleri iman edip, takva sahipleri gelip senden cihada katılmamak için izin istemezler dedi.
Ve böylece cihat etmemek kapısını Cenab-ı Hak ne yaptı? Kapattı. Ve işte normalde cihat böylece Müslümanların arasında artık farz oldu. Farz olunca Müslümanlar artık kendilerine saldıran veya bir Müslüman'a saldıran bütün kafirlere ve müşriklere karşı cihat ettiler. Bu normalde bir müddet sonra, bir müddet sonra.
Artık cihat etmelerinin bu noktada kafirlerin saldırmasına gerek yok. Zaten kafirler saldırınca cihat edilecek. Son noktaya getirdim, ayet-i kerime vardı ya. Ben direkt oraya geçeceğim şimdi. Fitne kalmayıp, dinde Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Demek ki Müslümanların, müminlerin cihadı, savaşması kıyamete kadar devam edecek. Müslümanların cihadı, Müslümanların savaşması o Müslüman ölünceye kadar devam edecek. Çünkü ayet-i kerimede fitne yeryüzünden, yeryüzünden kaldırılıncaya, silinceye kadar o fitneyi çıkaran kafirlerle, müşriklerle savaşmak emrolunmuş. Bakın, o kafirlerle, o müşriklerle sonuna kadar, yani kıyamete kadar savaşmak emrolunmuş.
Yani cihatta bir kesinti yok. Cihatta bir kesinti yok. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de insanlarla, bakın hadis-i şerif çok açık, insanlarla la ilahe illallah deyinceye, namaz kılıncaya, zekat verinceye kadar savaşmakla emrolundum. Eğer bunları yaparlarsa Allah-u Teala'nın hakkı hariç kanlarını ve mallarını korumuş olurlar.
Sonra onların hesabı Allah'a aittir. Bu Buhari, Müslüm, Tirmizi, Ebu Davud, İbni Vaci hepsinde var bu hadis-i şerif. Demek ki, yeryüzünde fitne yok oluncaya kadar Müslümanlar savaşmakla emrolunmuş. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de buyuruyor ki, insanlarla la ilahe illallah deyinceye kadar, namazı kılıncaya, zekat verinceye kadar savaşmakla emrolundum.
Yani Müslümanın bütün yeryüzünde, bütün insanlara Kur'an ve sünneti götürme, bütün insanlara tevhidi götürme vazifesi var. Eğer normalde bir, ya bu tebliğ ile güzel bir şekilde olacak, eğer güzel bir şekilde bu tebliğ ile olmuyorsa, bu savaşarak olacak olan bir şey. Çünkü normalde tebliğ etmekle bu olmuyorsa, o zaman savaşarak olacak.
Eğer onlar bizle savaşıyorlarsa, bizim kesin savaşmamız emrolunmuş. E bizle savaşıyorlar ama biz onlarla savaşmıyoruz. Sıkıntımız bu, onlar bizim kanımızı döküyorlar, biz onlarla savaşmıyoruz. Onlar bizim namusumuzu, şerefimizi, haysiyetimizi yerle bir ediyorlar, biz onlarla savaşmıyoruz. Onlar ahlâken bizi çökertiyorlar, biz onlarla savaşmıyoruz. Onlar ekonomik olarak bizi çökertiyorlar, biz onlarla savaşmıyoruz. Onlar siyasi olarak bizi çökertiyorlar, biz onlarla savaşmıyoruz. Bizi ahlâki olarak, askeri olarak her alanda, sinemada, dizide, filmde, modada, her şeyde bizi çökertiyorlar, bizi ifsada uğratıyorlar, bizi fasit bir daireye götürüyorlar, bizi fahşa, fuhuşa sevk ediyorlar.
Ama biz onlarla savaşmıyoruz. Ve bizde böyle bir enteresan bir korkaklık, enteresan bir pısırıklılık var. Biz inandığımız dini gür seda ile dillendiremiyoruz. Biz inandığımız dini anlatamıyoruz. İnandığımız dini biz yaşayamıyoruz. Biz yaşamak da istemiyoruz ama. Biz bu konuda yaşamamayı da satın alıyoruz. Biz bu konuda mücadele etmemeyi satın alıyoruz. Rahatımızı terk edemiyoruz. Ekmeğimizi, tokmağımızı terk edemiyoruz. Malımızı, mülkümüzü terk edemiyoruz. Biz Allah yolunda koşturamıyoruz. Allah yolunda cihad edemiyoruz. Biraz bunlardan konuşunca, o hoca, o şeyh, o mürşid bize radikal geliyor. Yani bu böyle, böyle olmaz şimdi bu devirde kurşun atarak da mı İslam'ı götüreceksin?
Kardeş öldürüyorlar, şehit ediyorlar. Her gün çocuk demeden, kadın demeden, ihtiyar demeden, yaşlı demeden aç bırakıyorlar ve öldürüyorlar. Daha nesini bekleyeceksin? Hazreti Peygamber haddi aşmayın derken, kadınlara, çocuklara, ihtiyarlara, eli silah tutmayanlara veyahut da camilere, mescitlere, ne bileyim işte ibadet yerlere saldırmayın diye hadis-i şerifi var iken, Ya bu pis İsrail ve pis batıcılar, ne cami dinliyorlar, ne kilise dinliyorlar, yakıp yıkıyorlar.
Adam kiliseleri vuruyor, hastaneleri vuruyor. Ama onların akıl babaları, kim? İngilizler. E Çanakkale'de de hastaneyi bombalamadılar mı? Gelibolu'da da hastaneyi bombaladılar. O Gelibolu'da hastaneyi bombaladıklarında küçücük çocuklar ölmüş orada. Küçücük çocuklar dedim savaşa giden, on dört yaşında, on beş yaşında, on altı yaşındaki çocuklar. Eski kaymakam oraya götürdü beni. Öncekinin, öncekinin, öncekini. Ben ne olduğunu bilmiyorum. Orada üç devvit okudum. Bir baktım orada yatanların hepsi de gencecik çocuklar sakalı çıkmamışlar daha. Çocuklar hepsi de çocuk. Kaldım, dondum kaldım. Bu çocuklar burada ne işi var dedim ben. Kendi içimden sonra hepsinin üzerinde askeri, üniforma, hepsinin üzerinde beyaz sargılar, kanlar oluştu.
Çocuk asker. On altı yaşında, on beş yaşında, on üç yaşında. Çocuk asker, çocuk daha. Dondum kaldım. Sonra döndüm kaymakama. Dedim burada çocuklar şehit olmuş. Bu çocuklar ne burada dedim ben. Kaymakam da dondu kaldı. Dedim çocuklar var burada dedim. Çocuk dedim, on üç yaşında, on beş yaşında. Dedim büyük yok hiç işlerinde dedim. Kaymakam o zaman dedi ki, Hocam burası dedi Kızılay, hani hastane çadırıymış. İngilizler bombalamış buraya dedi. Bakın İngilizler nereye bombalıyorlar? Hastaneyi bombalıyorlar. Biz şimdi İngiltere'yi ne biliyoruz? Biz İngiltere demokrasinin beşiği, insanlığın beşiği, medeniyetin beşiği, gelişmişliğin beşiği İngiltere.
Hatta daha ileri. Daha ileri. İçimize koymuşlar. İçimize koymuşlar ne? İngiliz ajanı. Ne diyor? Kraliyet ailesi ehli beyttir diyor. Kim? Ölen Nazım Kıbrıs'ı söylüyor. Müridi kim? Fesli Kadir. Müridi kim? Kadir'in kızı. Görmüyoruz. Biz görmüyoruz. Aynı İngilizler nasıl Çanakkale'de, çadırdan kurulmuş olan bir hastaneyi, top ateşiyle yerle bir edip içindeki hastaları, yaralıları şehit ediyorsa, aynı bu kanı bozuk, pislik, pis Yahudiler de ne yapıyorlar?
Hastaneleri vuruyorlar. Ve gerekçeleri de hazır. Ne? Burada Hamas var. Duyum aldık. Hamaslılar orada. Birleşmiş Milletleri vuruyor mu? Vuruyor. Hastaneleri vuruyor mu? Vuruyor. Okulları vuruyor mu? Vuruyor. Camileri zaten yerle bir etti mi? Etti. Kiliseleri de vuruyor mu? Vuruyor. Bakın her yeri vuruyor. Dalga geçer gibi güneye gidin diyor, güneyi de vuruyor. Kuzeye gidin diyor, dalga geçer gibi. Kuzeyi de vuruyor. Şuraya gidin diyor, topluyor. Şuraya gidin diyor. Millet oraya gidiyor. Gittiği yeri vuruyor. Topluyor. Yani bombam yabana gitmesin. Toplanın filanca yere ben vuracağım sizi. Türkçesi o. Ve herkes susuyor. Biz yine cihat ayetlerini, cihat ayetlerini yine onların istedikleri gibi anlayacağız.
Cihat ayetlerini unutacağız. Revize edeceğiz cihat ayetlerini. Biz cihat ayetlerini yeni bir anlayış koyacağız. Bu devirde savaşılır mı? Bu devirde İslam'ı savaşarak mı göstereceksiniz? Bu mu İslam'ın yüzü? Biz bunlardan tırsacağız ve bunlardan dilimiz güdük çıkacak. Veyahut da içimizden bizim bir terör örgütü kuracaklar, DAEŞ gibi. Kendileri kuracaklar. Ve kendi kurdukları DAEŞ, İsrail'e bir tane mermi atmayacak. Bir tane tabanca mermisi bile atmayacak. Kendi kurdukları DAEŞ, kendi kurdukları El-Kaide, adına ne derseniz deyin, bir tane Yahudi'ye bir tane mermi sıkmayacak. Tabanca mermisi bile sıkmayacak. Bir tane Yahudi'ye sert bile bakmayacak. Bir tane kafire yüzünü bile asmayacak, kaşlarını çatmayacak.
O da ne olacak? Onun da adı İslami cihat örgütü olacak. Değil! Kendi kurdukları namussuz bir örgüt, PKK gibi. Ne yaptılar? Ermeni bozmalarını, Ermeni döllerini PKK'lı yaptılar. Gizli Yahudi bozmalarını PKK'lı yaptılar. Evet. Gizli Ermeni dönmeleri, gizli Yahudi dönmelerini PKK'lı yaptılar. Gelin tehdit edin yine dükkanımın önünde. Ben hazırım! Ben hazırım, benim sıkıntım yok. Ben yıllardan beri aynı şey varıyorum. Kim gelip tehdit edecekse, gelecek tehdit edecek. Hiç sıkıntım yok. Hiç problemim yok. Tek başıma kalsam da problemim yok. Ben size çıplaklığıyla anlatayım.
Siz ister inanın, ister inanmayın. Ne düşünüyorsanız düşünün. Hiç umurumda değil. Evet, onlar da Ermeni bozması, Yahudi dönmesi onlar. Evet, neden dedi Taliban ile Barzani, biz Yahudiyiz diye? Evet, Yahudi bozması onlar. O PKK, Ermeni bozması. Zaten başlangıcı Asaladan'dır. Asaladır kökü. PKK'nın kökü Asaladır. Sonra, çok affedersiniz, orta yerdeki ORP'ler gibi kucaktan kucağa dolaşırlar. Bir Mossad'a çalışırlar, bir CIA'ya çalışırlar, bir Almanlara çalışırlar, bir Ruslara çalışırlar, bir Çinlilere çalışırlar. Bir Suriye'nin elemanı olur, geçmiş Esad'ın olduğu gibi. Bir Lübnan'ın elemanı olurlar, BK'da giderler, orada eğitim görürler.
Sonra gelirler Türkiye'de eylem yaparlar. Eylem yaparken de içerideki bozuk bürokratlar, siyasetçiler, içerideki bozuk askeri kanat onların eylemlerine sessiz kalır. Evet, buyurun araştırsınlar savcılar, araştırsınlar. Deyecekler ki bana, sen nereden biliyorsun, rüyamda gördüm diyeceğim. Ki görüyorum. Evet, rüyalardan sentezlediklerimi anlatıyorum bir kısmı. Görüyorum, gördüğümde bir anlam veremiyorum, sonradan olay tecelli ediyor, önceden öyleydi. Tecelli ettikten sonra, oğlan diyordum ben bunu rüyamda gördüm. Demek ki bu satılmış, şerefsiz bunlar diyordum ben. Evet, 28 Şubat'ta ben içeride bangır bangır bağırdım, beni Mossad mı sorguluyor diye.
Bir tanesi diyemedi, burada Mossad yok diye. Bir tanesi diyemedi, bakın açık açık konuşuyorum. Bir tanesi diyemedi, burada Mossad yok diye. Ben başladım bağırma, burada CIA mi beni sorguluyor, Mossad mı beni sorguluyor, kim sorguluyor beni burada diye. Ben içeride bağırmaya başlayınca sustu herkes. Evet, günlerce ekmek yemedim, su içmedim. En sonunda korktular benden, ekmek inmiyorum, su içmiyorum diye. Dediler ki, kime inanıyorsan ona telefon aç, ona haber gönder, o sana yemek getirsin. Ellerinde patlayacağım dedi, korktular. Şeker de var. Ondan sonra Said, bizim dindar. Evet. Said'e telefon açtım. Yok, Said çağırttırdım. Said'e dedim ki, yakın yerden yemek getirme bana.
Bakın insanın psikolojisi o hale geliyor. Dedim ki, yakın yerden bana yemek getirme. Buradan ne kadar uzağa gidebiliyorsan git, oradan bana dedim yemek getir. Kapıdan içeri geçerken de dedim, bunlar içine bir şey katar mı, katmaz mı, ona da dikkat et dedim. Said getirdi bana içeri yemek. Evet. Çünkü 28 Şubat'ta bunlar bu kadar teslim almışlardı ortalığı. Bana ne soruyorlardı biliyor musunuz? O zaman HSBC'yi patlattıydı. Patlatan kimdi onlar? Birileri patlattıydılar ya. HSBC'nin patladığında beni de aldılar içeri. Yani HSBC'yi patlatanların içerisinde sende organik bağ var mı yok mu? Bakın, HSBC'yi patlatan İstanbul'da kim patlattıysa patlattı, ondan sonra beni aldılar.
Ellerinde ajandalar. Ben ama hamd ettim aldılar diye. Neden biliyor musunuz? Beni kim satmış orada gördüm, orada öğrendim. Açık açık konuşuyorum bunları. Beni dışarıda kim satmış, hepsini içeride öğrendim ben. Hepsini içeride öğrendim. Onlar beni sorguluyorlar ya hesapta. Onlar kendileri açık veriyorlar. Benim senet verdiğim kimsenin, senedin fotokopisini içeride... Polis benim önüm attı. Bu senet ne dedi? Borcum var dedim ona. Ne borcu dedi? Elden dedim borç aldım ondan. Onun borcu dedim. Senet, bildiğiniz senet. Senet, senet vermişim borca. Orada bir başkasına senet vermişim borca. Orada gördüm. Bir başkası beni nerede satmış?
Adamın elinde ajanda var. Bana olay soruyor. Bana şahıs soruyor. Bana meseleyi soruyor. Bana fotoğraf gösteriyor. Ben orada öğrendim satılmayı. Ondan sonra ben Murtaza'ya sen orada baş köşede otur. O koltuk senin hakkın deyince... Ulan bu dergahta hala da Murtaza'ya övülüyorsa ben dersi bırakıyorum. Bırakacaksın tabii. Senin sütün bozuk çünkü. İlk satan sensin çünkü beni. Evet. Biz cihat etmekten uzağız. Biz hakkı, hakikati söylemekten uzağız. Biz yanı başımızdaki kimseyi satmak bizim için çok ucuz. Çok ucuz. Müslümanlar ne yazık ki.
Müslümanlar birbirlerine sahip çıkmaktan uzak. Cihat şuuru yok. Kardeşlik şuuru yok. Dervişlik şuuru yok. Büyük küçük şuuru yok. Küçücük bir zorluğa geldiğinde hemen onu satmak var. Adam fellik fellik beni arıyor. Kira kontratı yapacağız. Aldın mı paranı diyorum ben. Aldım diyor. Ya ne arıyorsun beni? Siyasi şubeden çağırdılar diyor. Dediler ki diyor. Sen ona evi bedavaya mı verdin? Hemen bir kira kontratı yapmamız lazım. Ya ben sana demedim mi diyorum. Ki evi kiralamazdan önce. Bak ben sıkıntılı adamım. Bak seni karakola çağırırlar. Seni şubeye çekerler. Sen böyle olduğunda bana deme. Çık evi boşalt diye. Yok. Adam fellik fellik arıyor.
Neden? Bir öksürüyorlar. Öksürmelerine gerek yok. Üflüyorlar. Yetiyor ona. Satıyor seni. Neden? Müslümanlar da cihat şuuru yok çünkü. Müslümanlar da kardeşlik şuuru yok çünkü. Müslümanlar dağılmış. Parakend olmuş. Aynı cemaat. Aynı tarikat. Aynı sufi kardeşliği. Ona sahip çıkamıyor. Onun yanında duramıyor. Hani adam boşuna dememiş oraya. Bu çeşmeden Yahudiler içer. Hıristiyanlar içer. Bursa da çeşme. Ama demiş Müslümanlar içemez. Bunu ne yapmışlar? Padişaha söylemişler. Padişaha demiş ki. Efendim müsaade edin. İspat edeyim. Demiş. Papaz kilisede vaaz ederken. İki demiş. Jandarma gönder.
Onu aldır oradan. Kilisede vaaz eden papazı. Osmanlı zaptiyesi gelmiş. Almış götürmüş. Meşhur ya kıssa. Tabi bütün Hıristiyanlar yürümüşler. Demişler efendim papaz olmazsa nikahım kıyılmaz, boşanmaz. Çocuk doğduğunda o şu olmaz, bu olmaz. Bizim papazımızı verin. Evet. Amerika'da papazını istedi gönderdik ya. İçerideydi adam. Papazları önemli adamların. Değil mi? Ne yaptık? Paket dedik gönderdik. Osmanlı da vermiş zaten. O da bakmış. Bütün Hıristiyanlar gelmiş. O zat demiş ki tamam efendim verin şimdi papazı demiş. Ertesi gün Cumartesi'de Ne o? Biz Cumartesi'de Haham'ı almışlar.
Bakın Cumartesi günleri Haham'ların tatilidir. Yani Yahudilerin. Pazar günü Hıristiyanların tatilidir. Tekrar söylüyorum. Cumartesi Yahudilerin tatilidir. Pazar günü Hıristiyanların tatilidir. Siz Yahudi misiniz? Hıristiyan mısınız? Değiliz. Değiliz. Nesiniz? Müslümansınız. Cuma tatil mi? Değil. Yapamazsınız da. Yapamazsınız da. Almışlar Haham'ı Cumartesi günü. Bütün Yahudiler toplanmış. Hincinden cencine. Haham'ımız Allah Haham'ımız. Onu da bırakmışlar. Tamam. Ulu camide zamanın müftüsü vaaz ediyor. Demiş Cuma günü de müftüyü alın.
Veyahut da işte orada vaaz eden hocayı alın. Almışlar. Ne bir müslüman geliyor ne bir şey. Hatta arkasından başlamışlar. Zaten böyle olacağı belliydi. Sivri sivri konuşuyordu. Zaten onun şusu vardı. Onun busu vardı. O öyleydi de bu böyleydi de. Bir tane müslüman gelip de Ya bu adamı neden içeri aldınız? Neden bunu zapt ettiniz? Ne suçu vardı bu adamın diye soran olmamış. O zat demiş ki padişaha. İşte efendim demiş. Ben bu yüzden dedim ki Bu çeşmeden müslümanlar su içemez. Ne yazık ki müslümanlar Düştükleri nokta bu. Hani meşhur bir sarı öküz hikayesi var ya. Mesnevi de geçiyor ya. Sarı öküz hikayesi. Hani öküzler var.
Bir de aslanlar var. Habiri boğuşuyorlar boyuna. En sonunda bir yaşlı aslan diyor ki Durun ben bu meseleyi diyor boğuşmadan çözeceğim. En ihtiyar sarı öküzü demiş. Öküzün birisini çağırıyor. Diyor gel. Görüşelim konuşalım. Gelip gelişiyorlar şimdi. Diyorlar ki O yaşlı aslan. Diyor ki böyle bağırış çağırış her gün yaka paça karnıvan ortalık. Bu böyle olmaz diyor. Gelin barış yapalım. Diyor siz diyor muayyen zamanlarda bize bir tane öküz verin. Biz onunla karnımızı doyuralım sizi rahatsız etmeyelim. Haydi öküzler toplanıyorlar. Ondan sonra tartışma tartışma tartışma. O kurul diyor ki Ya her gün gerçekten böyle karnıvan olacağımıza diyor. Mesnevi de geçiyor bu hikaye.
Bir tane diyor hangimiz hangisi yaşlı. Ondan sonra işe yaramaz. Diyorlar ki seni feda ettik. O diyor ki Eğer ki diyor ben feda olmakla bu iş bitecek olsa diyor Canım feda olsun diyor. Ama bu iş böyle bitmeyecek diyor. Onlar bir tane bir tane bir tane bir tane sizden isteyecekler hep diyor. Neyse o yaşlı öküzü bir gönderiyorlar. Ondan sonra aradan bir zaman geçiyor. O aslan geliyor yine. Diyor ki şu öküz var ya diyor. Evet. O diyor boynuzlarını bize doğru gösteriyor. Eğer onu diyor boynuzu gösterdiği için bize gönderin. Eğer göndermezseniz biz gene eski hale geleceğiz. Şöyle mi yapalım böyle mi yapalım? Boynuzu gösterene gönderiyorlar. Bir müddet sonra o bize yan baktı.
Onu gönderiyorlar. Bir müddet sonra anlıyorlar öküzler. Diyorlar ki o yaşlı öküz haklıydı. İlk biz orada onu harcamakla hata yaptık diyorlar. Evet bizden teker teker götürüyorlar. Bakın teker teker götürüyor. Dün Irak'tı sonra Suriye'di sonra Libya'ydı sonra Yemen'di sonra şimdi Filistin 100 yıldır zaten 100 yıldır ne yapıyor adam? Adım adım gidiyor. Köy köy boşaltıyor. Katlederekten gidiyor. Öldürerekten gidiyor. Şehit ederekten gidiyor. Ne kadar katlettiğinin ne kadar katlettiğinin sayısı yok. Çünkü Filistinlerin nüfus sayımları yok. Bu pis İsrail ve Batıcılar ne kadar Filistinli öldürdü belli değil. Bosna'da nüfus sayımı yok.
Bosna'da ne kadar Müslüman öldürüldü bilinmiyor. Afganistan'da nüfus sayımı yok. Afganistan'da ne kadar Müslüman öldürüldü bilinmiyor. Irak'ta ne kadar Müslüman öldürüldü bilinmiyor. Suriye'de ne kadar Müslüman öldürüldü bilinmiyor. Uzakdoğu'da ne kadar Müslüman öldürüldü bilinmiyor. Çin ne kadar Doğu Türkistan'da oradaki Müslüman Türkleri katletti, kaç tanesini öldürdü bilinmiyor. Bilinmiyor. Hatta Çin Doğu Türkistan'ı konuşamazsınız bile. Ne siyasetçi konuşabilir ne bürokratı konuşabilir. Müslüman Alimler Birliği'ni aldı götürdü Çin Doğu Türkistan'da gözlerini boyadı. Ondan sonra Müslüman Alimler Birliği açıklama yaptı. Doğu Türkistan'da oradaki Müslümanlara bir zulüm yoktur, bir sıkıntı yoktur.
Çin'in iç işleridir dedi. Çıktı işin içinden. Aynı o Filistin Kurtuluş Örgütü'nün başındaki Yasar Arafat'ın yerine oturan o Mossad ajanı da aynı şeyi söyledi. Yasar Arafat da Mossad ajanıydı çünkü. O da Mossad'la ortaktı. Onun arkasından gelen şimdikinin adı ne? Mahmut Abbas da aynı. Onlar aynı yerdeler, aynı noktadalar. Değişen bir şey yok. Ve bakın Müslümanların hiçbir yerde, hiçbir şekilde değerleri yok. Ve harıl harıl, şakır şakır kanlar akıtılıyor. Ve biz yine işte yarın cuma bir yerlerde gıyabi, cenaze namazına davet edecekler sizi. Bir yerlerde gelin protesto edelim, telin edelim. En yüksek dereceden kınayalım diyecekler. Pazar günü herhangi bir yerde bir miting olacak.
Müslümanlar gidecekler, mitinglerde kahrolsun İsrail diyecekler. Bitecek. Haydi ey Müslümanlar size bunu söyleyen var mı? Bugün Diyanet İşleri Başkanı'daki bir açıklama yapmış. Ben de yazdım altına. Sen neden cihadı ilan etmiyorsun? Ne ama kınamak? Cihadı ilan et. Evet. Haydi Müslümanlar gidin. Kalecik, kalecik. Dinleme cihazlarını gidin. Kapanıncaya kadar protesto edin. İsrail'e çalışıyor orası. Evet bütün ABD'nin ne kadar, ABD'nin ne kadar bildiğimiz bilmediğimiz üssü varsa evet kapatılması için mücadele edin. Ne bağırıyorsunuz kahrolsun İsrail diye? Gidin onların kapatılması için mücadele edin. Gidin onları kapattırın. Siyasi baskı yapın. Hadi AK Partisi'nin bombardımana tutun.
Mektupla, dilekçeyle, telefonlarla kapatın bütün batının üstlerini deyin. Evet. NATO değil, ABD'nin askeriyenin içerisindeki bürolarını kapatsınlar. İsraillerin bürolarını kapatsınlar. Mossad'ın bürolarını kapatsınlar. Hem askeriyenin içerisinde var, hem dış işlerinde var, hem iç işlerinde var. Ondan güvenlik anlaşması olmuş. Bilgi anlaşması sözde verecekler. Buradan İsrail'e terörist bir mesele olursa bilgi verecekler. Kimin bilgisini verecek? Kim İsrail kahrolsun diyorsa onun bilgisini verecek. Kim o? Mustafa Özbağ gibi deli başlı birkaç kişi. Ha onların bilgisini verecekler. Kime? İsrail'e verecek. Yazacak Mustafa Özbağ sizin hakkınızda olumsuz düşünüyor.
Not alacak. Nerede? İçerideki Mossad ajanlarına, içerideki CIA bozmalarına. Al notunu. Al. Sıkıntı yok. Hadi kapat. Hala daha ağırıma gidiyor. 28 Şubat'ta Mossad'ın sorguda bulunmasına. Hala daha ağırıma gidiyor benim. Alsın 10 gün, 20 gün, 50 gün sorgulasın beni. Valla umurumda değil, billahi umurumda değil. Mossad ne arıyordu orada? Döndüm komisere dedim, utanmadınız mı? Hiç mi dedim damarınız çatlamadı? Yüzlerine söyledim. Beni manyak deli yerine koydular. Hani bu ya ekmek yemek yemiyor, kafa gitti diyorlar. Ne kafam gidecek dedim ya.
Dedim, Türk milliyetçiliğinden, Türk milliyetçiliğinden utanıyorum dedim. Mossad'ın ne işi var burada dedim. Diyemediler bana burada Mossad yok diye. Allah onlara dedirtmedi. Gerçeği onlara gösterdi. Dilleri tutuldu. İnkar edemediler. Ben böyle hiddetle konuşunca inkar edemediler. Kalbim patlayacak çünkü. Diyom bu ikisi Mossad. Bu bir tanesi de diyorum sihae. Evet. Bağırıyorum. Mossad'ın sihaenin burada ne işi var diye. Diyemediler yok diye. Abdest alacağım ben dedim. Namaz kılacağım dedim. Hayır abdest alamazsın, namaz kılamazsın demediler. Gittim tuvalete gerçekten abdest aldım. Aç dedim nezarete bana.
Namaz kılacağım ben dedim. Birden benim emrimin altına girdiler. Allah emrimin altına soktu onları. Böyle baktılar ben manyaklaşmışım herhalde. Gittim Allah-u Ekber namaza durdum. Geliyor polis bakıyor. Polisin gelip baktığını görüyorum ben. Namazdarken görüyorum. Allah, Allah yardımcın. Namazdayken bana baktığını görüyorum ben. Bakıyor namaz kılıyorum. Pıt pıt pıt yukarı çıkıyor şimdi. Onlara söylediğini duyuyorum. Namaz kılıyor amirim diyor. Amir diyor ki bitmedi mi onun namazı? Bitmiyor ben okuyorum. Kendimde değilim zaten. Büyük müddet sonra ondan sonra Esselamun Aleyküm kaç rekat kıldığımı bilmiyorum. Esselamun Aleyküm ve Rahmetullah. Esselamun Aleyküm ve Rahmetullah.
Bağırdım ey yukarıda kıllar. Siyahe bozması, mosfet cozması. Hazırım gelin alın beni dedim. Geldiler aldılar o üç kişi yoktu. Evet. O üç kişi yoktu. Nerede dedim bu bozmalar? Tık yok. Ondan sonra komiser bana ne soruyor biliyor musun? Atatürk hakkında ne düşünüyorsun? Atatürk keraneci miydi dedim. Hayır dedi. Meyhaneci miydi? Hayırdı. Pavyoncu muydu? Hayırdı. Kumarbaz mıydı? Hayırdı. Uyuşturucu muydu? Hayırdı. Ahlaksız mıydı? Hayırdı. Hayır diyor. İyi. Dedim bunların hepsi Atatürkçü ya. Komiser keranede ne işin var dedim nöbet tutuyorsun. Atatürk keraneci değildi değil mi dedim ben evet. Ne işin var dedim keranede nöbet tutuyorsun.
Tek kelime yok. Tek kelime yok. Tabi perşembe, cuma, cumartesi, pazar dört gün. Pazartesi gün akşam nöbetçi mahkemeye. Evet. Tezgah bu çünkü. Bu benim kanıma dokunuyor. Kapat kardeşim. İsrail'le bütün ilişkilerini bitir. Davanda samimiysen bütün bürolarını kapat. Bütün bürolarını kapat. CIA'nin de kapat. Mossad'ın kını da kapat. Git samimi misin? Evet. Git bütün üstlerini kapat. Bak ne diyorum. Türkiye. Türkiye. Sadece bu bürolarını kapatacak. Yemin ediyorum bakın. Yemin ediyorum titrecekler. Diyecekler ki ya.
İşler unduğumuz gibi gitmiyor. Bak sadece bir kararnameye bakar bu. Tekrar söylüyorum. Mossad'ın, CIA'nin bütün bürolarını kapatıyorum. Bu kadar. Bütün batının üstlerini kapatıyorum. Bu kadar. Başka bir şeye gerek yok. Başka bir şeye gerek yok. O kocaman kocaman gemiler var ya. Birbirlerini çarparlar orada. Yönlerini bulamazlar. Uçaklar birbirine çarpacak. O da sonra olacak olan şey. Onun da zamanını söyleyeceğim size. Evet. O gemiler oradan ayrılamayacak. Daha gelecek daha. Daha biraz daha zulüm artacak. Biraz daha askeri yığınak olacak. Oradakileri halledemeyecekler şimdi.
Bir türlü Hamas'ı alt edemeyecekler hemen. Hamas'ı öyle çabucak kolay lokma gibi yutamayacaklar. Allah onlara yardım edecek. Habire ceset verecekler orada. Habire tankları bozulacak. Askeri teçhizatları bozulacak. Orada perişan olacaklar. Bu sefer daha da askeri yığınak yapacaklar. Ne diyordu Adı Şerif'te? Yedi bayrak sahibi. Atlarını Şam'a bağlamadıkça Evet. O savaş başlamayacak. Yani bütün o yedi tane büyük ülke Bütün savaş araçlarını Oraya yığacaklar. Göz korkutmak için. Müslümanları korkutmak için. Sonra kurban oldu bunallah. Cenab-ı Hak onlara yerden aşağıdan yukarıdan bir afat verip inşallah hepsini de yerin dibine gömecek. Rabbim hepsini de savaş araçlarıyla beraber sistemleriyle beraber yerin altına gömsün inşallah.
Birbirlerini düşürsün inşallah. Birbirlerini vurdursun. Birbirlerini helak etsinler. Birbirlerini yok etsinler. Deccalis güçler orada batsın inşallah. Cenab-ı Hak hepsini de batırsın inşallah. Hepsini de perperişan eylesin. Onların destekçilerini de perperişan eylesin. İçimizde bizdenmiş gibi görünenleri de Cenab-ı Hak helak etsin. Onların da sağ gözlerini kör edip bize işaret olarak bildirsin. Cenab-ı Hak onları şaşı eylesin. Kör eylesin. Son nefeslerini de veremesinler debelensinler. Bağıra bağıra son nefeslerini versinler. Öyle ki eşleri, çoluğu, çocuğu, akrabaları onların bağırmalarından nefret edip gemilere bindirip açıklarda ölsünler. Arabalara bindirip dağların başında ölsünler.
Cenab-ı Hak onların parçalarını dahi buldurmasın. Yer ile yeksan eylesin. Onları batırsın bir daha yeryüzüne çıkartmasın. Allah hangi Müslümana kim zulmettiyse Cenab-ı Hak intikamımızı alsın. Hangi Müslümanın kanı akıtıldıysa, o Müslümanın kanına, ırzına, şerefine, namusuna kim leke getirdiyse Allah azız-ı intikamdır, intikamımızı alsın. Hangi Müslümana zulmedildiyse, hangi Müslümana zulmedildiyse, zalimlik yapıldıysa Allah o zalimlerden intikamımızı alsın. Bizleri de o intikam almada vesile eylesin. Bizlerin ellerimizle o intikamı Cenab-ı Hak bizlere yaşatsın inşallah. Yurt içindeki bürokratlar, siyasetçiler, Mossad'da CIA'ya çalışan bizdenmiş gibi görünen alimler, şeyhler.
Bu size Abdülkadir Geylanı Hazretlerinin size tehditidir, size uyarısıdır, size nasihatidir. Hepinizi sıraladı kılıcının altına. Ve siz ifşa olacaksınız. O yüzden tövbe edin, geri dönün. Bu sütü bozukluktan, bu kanı bozukluktan, bu sütsüzlükten, bu namussuzluktan, bu şerefsizlikten geri dönün. Tövbe edin, Allah gafur-ı rahimdir. Yoksa hepinizde, hepinizde teker teker bu milletin önünde ifşa olacaksınız. Ve ne milletin yüzüne bakacak, yüzünüz kalacak, ne de Allah'ın yüzüne bakacak, yüzünüz kalacak. Bu da Geylanı Hazretlerinin size nasihati deyin, tehdidi deyin, neyi derseniz deyin. Rabbim bizleri Kur'an ve sünnetinde Allah'ı sevme, Habibine tabi olmada daim eylesin.
Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi