TASAVVUF VAKFI MERKEZ (MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER) - 28 MART 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 29 Mart 2020 · 2:24:53
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim bu sıkıntılı zamanlarda inşâAllah genişliğini de yanında halketmiştir. Cümle ümmet-i Muhammed'i ve ülkemizdeki insanları genişletsin. İnşâAllah bu virüs imtihanından da ülkemizi, milletimizi ve dünya insanlığına inşâAllah selametli bir şekilde düzlüğe çıkarsın.
Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, ben tabii perşembe günü, cumartesi günü ki İslam'da siyasetle alakalı konuyu devam edeceğimizi söylemiştim. Ama malum bu hani bütün Whatsapp'ta, sosyal medyada dolaşan bir hanımefendinin Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında görüp işte bu suma kullansınlar diye ardından tekrar bir daha rüyasında ikaz edilip bir daha bunu neden söylemiyorsun denilip işte o zannediyorum bir cami imamı o rüyayı yazıp sosyal medyada paylaştıktan sonra işte böyle bir ya cahilliklerinden ya da din düşmanlıklarından, ya kafirliklerinden, ya münafıklıklarından, ya da mürtedliklerinden,
ya da gerçekten dine, imana, küfretmek için, dine, imana hakaret etmek için hazırda bekleyen o ordu hızla bunun üzerinden yine din düşmanlığı, İslam düşmanlığı, peygamber düşmanlığı yaptılar. Bu böyle yoğun bir şekilde devam edince kimisi alay etti, kimisi dalga geçti, kimisi inkar etti, kimisi olmaz böyle bir şey dedi ve bunun içerisinde işte kendilerini bilim insanı olarak takdim edenler, bunun içerisinde kendisini dini bir şahsiyet, dini bir kimlik olarak kendilerini takdim edenler, bunun içerisinde sözümün başında söylediğim gibi cahili, münafığı, kafiri, mürtedi bunlar da vardı.
O yüzden bu geceki sohbeti rüya olarak belirledik. Rüya var mı, yok mu, ne kadarı gerçek, ne kadarı değil, tarih boyunca ne olmuş, rüyayla alakalı ayet-i kerimeler var mı, hadisler var mı, dilimizin döndüğünce, bilgimizin yettiğince bu konuyla alakalı sohbet edelim istedik. O yüzden tabiri caizse bildiklerimizi kendimize aktarmayı uygun gördük. Rüya tarih boyunca hep ola gelmiş Adem'den itibaren. İnsanlar maddi et yığını değil, et yığını olmayınca insanların manevi yönü de var. Manevi yönü olunca kendi metafizikleri de var. Metafizikleri olunca insan sadece et yığınından olmadığından dolayı yaratıldığından beri hep rüya görmüş, rüya görenler olmuş. Rüya görenler ve rüya olduğu müddetçe rüyayı tevil edenler de olmuş.
Peygamberlerden İbrahim Aleyhisselam'ın rüyası var. İşte Yusuf Aleyhisselam'ın rüyası var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin rüyası var. Bunun tarihi vesikalara baktığımızda ta Asurlulara kadar rüyalar var. Yazılı Asurlulardan yazılmış olan, tabletlere geçirilmiş rüyalar var. İki yüze yakın ve ne rüya görülürse neye tabir olunur diye rüyalar var. Normalde baktığımızda Helenistik çağı, Aristo rüyayı sonuçta kendince bir ilim kapısı olarak görmüş. O yüzden tarih boyunca insanlar rüyalarla ilgilenmişler, rüyaların üzerine yoğunlaşmışlar. Ama din şemişesi altında, ama din şemişesi olmadan da rüyalar zaman zaman insanlara yol göstermiş. Zaman zaman insanların ne yapacaklarına, şaşkın bir şekilde kaldıklarında, ne yapacaklarına karar vermediklerinde rüyalar onlara bir yol göstermiş.
Sadece maddi olgular, maddi bilgiler yetmemiş. Sadece insanların o güne kadar sahip oldukları bilgiler yetmemiş. Öyle olunca rüyalar önem arz etmiş, ehemmiyet arz etmiş. Rüya olunca tabi ona bir de tevil lazım. Çünkü tarih boyunca bütün herkes bilir, rüyada görülen objelerin normalde tevhilleri farklıdır. İşte sütün ilme tevil edildiği gibi.
Şimdi tabi biz bu meseleye böyle giriş yaptıktan sonra, rüyanın İslam dünyasındaki yerine, rüya bu noktada bizi ne kadar bağlıyor, ne kadar bağlamıyor. Bununla alakalı hadis-i şerifler, ayet-i kerimeler bunlardan küçük küçük, inşallah sıkmadan, sıkılmadan bahsetmeye çalışacağız. Bu normalde sohbetin başlangıcında bir hadis-i şerif var. Rüyayı böyle tamamiyetle hemen hemen açıklayan Ebu Hureyre naklediyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şöyle buyurdu. Kıyamet zamanı yaklaşınca müminlerin rüyası hiç yalan çıkmayacaktır. Rüyası en doğru olanlar sözü en doğru olanlardır. Müslümanın rüyası peygamberliğin 46'da biridir. Rüya üç çeşittir.
Salih rüya ki Allah'tan kuluna bir müjdedir. Şeytanın üzüntü vermesi şeklindeki kabuslu rüya ve insanın günlük yaşantısına zihnini meşgul eden şeylerden kaynaklanan rüya. Sizden biriniz hoşlanmadığı bir rüya görürse kalksın, sol tarafına tükürsün ve o rüyayı insanlara anlatmasın. Başka bir rivayette de sol tarafına tükürsün, önzubillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim desin diye başka bir rivayette de böyle bir hadisi var.
Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bu hadis-i şerife devam etti. Rüyada ayaklara vurulan zinciri severim, boyunlara geçirilen zincirden hoşlanmam. Bu rüyayı böyle söyledikten sonra kendisi kendi rüyasını tevil etti. Dedi ki ayaklara vurulan zincir dinde sebat anlamına gelir. Demek ki ayaklara vurulan zincir dinde sebat anlamına gelir. Ama boyunlara geçirilen zincir demek ki dinde sebat anlamına gelmiyor. Bu hadis-i şerifi Buhari, Müslim, Tirmizi nakletmiş. Kıymetli dostlar, demek ki kıyamet zamanı yaklaştıkça müminin rüyası hiç yalan çıkmayacaktır. Bu hadis-i şerif bize kıyamete yakın salih insanların gördüğü, salih rüyaların normalde gerçeğinin çıkacağı, bu noktada yalancı olmayacağına dair bir delildir.
Dini literatüre bakınca bu hadis-i şeriften hareket ederekten rüyayı bu noktada üçe ayırmışlar. Bir rahmani rüya veya salih rüyalar olarak da normalde nitelendirebileceğimiz bazı eserlerde rüyayı sadıka veya rüyayı salihada denilen bu rüyalar mübeşşirattan kabul edilmiş. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu manada mübeşşiratı, insanın metafizik alemle olan ilişkisi ve oradan aldığı müjdelici işaretler olarak nitelendirebiliriz.
Çünkü mübeşşirat müjdelici işaretler manasında. Öyle olunca peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle beraber peygamberlik son buldu çünkü. Yine başka bir hadis-i şerifte İmam Malik, pardon Enes bin Malik nakleder bu hadis-i şerifi. Risalet ve nübüvvet sona ermiştir. Benden sonra ne Resul ne de Nebi gelmeyecektir. Bu haber Müslümanlara zor gelince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, fakat sevindirici, müjdelici şeyler vardır buyurdu. Ashab, ey Allah'ın Resulü bu sevindirici şeyler nelerdir deyince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu. Müslüman'ın rüyasıdır. Bu rüya peygamberliğin bir parçasıdır.
Başka rivayette de peygamberliğin 46 parçasından, 46 bölümünden bir bölümdür olarak nitelendirir Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. O yüzden müminlerin görmüş olduğu, salih kimselerin görmüş olduğu rüya peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz. Yine Sahih-i Buhari'de geçer bu. Normalde hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Doğru ve güzel rüya Allah tarafındandır. Yani Allah tarafından gelen bir telkin, Allah tarafından gelen bir öğreti, Allah tarafından gelen bir ilham, Allah tarafından gelen bir müjdedir. O yüzden yine Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hulüm de şeytandandır diyor.
Hulüm biraz böyle kabus gibi, hayali bir şey. O hulüm de şeytandandır. O zaman normalde kişi düşündüğü şeytani bir hayal gördüğünde, uyanınca şeytanın şerrinden Allah'a sınırsın, ön zübüllehümüne şeytanın rejimdesin ve sol tarafına tükürsün. Bu suretle o rüya sahibine zarar vermez diye buyurur hadis-i şerifte. O yüzden demek ki o hulüm denilen şey şeytani hayali bir şey.
Onun gerçeği yok, onun aslı astarı yok. Ama öbür salih rüyalar Allah'tan gelen, Allah tarafından gelen mübarek rüyalardır, müteşabihtendir. O yüzden o rüyalar kayde değerdir, o rüyalar önemlidir. Biz o rüyaları es geçemeyiz, o rüyaları biz reddedemeyiz. Allah'tan gelen bir rüyayı, iyi bir rüyayı muhakkak ki biz değerlendirmemiz gerekir. Bir işarettir, bir ilimdir, bir bilinmeyenin bilinmesi gibi bir şeydir. O yüzden muhakkak ve muhakkak salih rüyalar tarih boyunca önem arz etmiştir. O yüzden salih rüyalara karşı gelmek, salih rüyaları reddetmek, salih rüyaları kabul etmemek, Allah muhafaza eylesin. 46 rüyayı bu noktada tamamiyetle reddetmek, peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzünü reddetmektir ki insanı küfre götürür.
Rabbi muhafaza eylesin. Çünkü yine başka bir hadis-i şerifte yine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri salih rüya, nübüvvetin 46 cüzünden bir cüzdür diye buyurmuş Buhari'de. O yüzden bunun değişik rivayetleri vardır. Üç aşağı beş yukarı hepsi de bu rivayetler salih rüyanın peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz olarak belirlenmiştir. Ve mübeşirat normalde hani denmesi sevindirici, salih rüya, müjdeleyici demek. Bunu tabi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri az önce hani benden sonra ne bir Resul ne de bir peygamber ne de bir nebi gelmeyecektir deyince sahabe başka bir rivayette üzülüyorlar.
Diyorlar ki ya Resulallah nice olur bu ümmetin hale, bu ümmet ne hale gelir? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ondan sonra diyor ki ama mübeşirat kapısı açıktır. O zaman diyorlar ya Resulallah mübeşirat kapısı nedir? Salih insanların gördüğü salih rüyalardır diyor. O zaman salih insanların görmüş olduğu o salih rüyalar her daim mübeşirat kapısı olmuş ve her daim ümmet-i Muhammed için muhakkak ve muhakkak reddedilmeyecek olan rüyalar olmuş.
Şimdi o bayan kardeşimiz her kim ise rüyasında Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gördüğünü söylüyor. Bir kimse o bayan kardeşimizi tanıyor olsa mesela o böyle yalancılığıyla meşhur bir kadın olmuş olsa ya bunun da rüyası yalan olabilir deyip kale almayabilir. Mesela bir kimse yalancılığıyla meşhur ise veya bir kimse günah kebari içerisine girip o günah kebariyle meşhur ise diğer insanlar onun rüyasına bakın rüyaya değil onun rüyasına itibar etmeyebilirler.
Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin görülen rüya sahihtir, gerçektir. Çünkü yine hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hem Buhari hem Tirmizi bunu normalde nakletmiş bu hadis-i şerifi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurmuş. Rüyasında beni gören gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim şeklime giremez diye buyurur. O yüzden bir kimse Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyasında gördüyse o gerçekte görmüş gibidir. Çünkü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şekline, şemaline şeytan giremez. Cinni taifesi giremez. Hiç kimse onun şekline ve şemaline giremez.
Yani ben peygamberim diyemez. Ama bir mübarek zat işte bir Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin suretinde bir o zat suretinde görüldüyse o zatın bir veli olduğuna delildir. Mübarek bir kimse olduğuna delildir. Onun da şekline, şemaline şeytanın giremeyeceğine delildir. Bunlar sufiler için önemli şeydir. O yüzden normalde sufiler mesela böyle bir mübarek zatın, böyle bir veli zatın hem bir taraftan peygamber bir taraftan o kendisi hani şahsının fiziki göründüğü zaman rüyada onun şeklinin şemaline peygamberin şeytanın giremeyeceğine inanırlar. O yüzden rüyada peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görmek haktır ve gördüğü rüya da sahihtir.
Ve rüyanın durumuna, konumuna göre yeniden tevil edilmesi gerekir mi? Evet. Rüyanın konumuna göre tevile muhtaç mıdır? Evet. Zaten başka bir hadis-i şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri siz rüyalarınızı salih kimselere anlatınız buyurmuş. O yüzden rüyalar ancak salih kimselere anlatılır. Ehli tasavvuf bu noktada rüyalarını üstadlarına anlatmayı yeylemişler. Veya üstadının tayin ettiği, belirttiği, beyan ettiği, söylediği kimselere rüyalarının anlatılmasını kabul etmişler. Mesela üstadı dediyse rüyanızı filanca kimseye anlatın, o tevil etsin diye ondan başkasına bir rüya anlatılmaz, rüya anlatılmaması gerekir.
Çünkü başka bir hadis-i şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rüya semada bulut gibidir. Nasıl tevil edilirse öyle tecelli eder buyurmuş. O yüzden rüyayı tevil edenlerin bu konuda bir ilimleri olması gerekir. Cenab-ı Hakk'ın ona bir ilim vermesi gerekir. Çünkü rüya tevhili direkt Cenab-ı Hakk'ın o kulun kalbine vermiş olduğu ilhamla alakalıdır. O rüyayı dinleyen, rüyayı tevil edecek olan bir kimsenin kalbine ilham gelmesi gerekir. Rüyayla alakalı ki o kimse rüyayı tevil etsin. Eğer onun kalbine bir ilham gelmiyorsa ve kalbine ilham gelmekten uzak bir kimse ise o kimsenin rüya tevil etmesi hoş karşılanmamış. Rivayet edilir yine hadis kitaplarında. Bir gün bir kadının birisi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin huzuruna çıkar ve der ki Ya Resulallah bu gece rüyamda sallallahu aleyhi ve selleme der ki böyle böyle evimin direğinin yıkıldığını gördüm der.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o kadına sorar kocan neredeki der. O kadın da der ki Ya Resulallah işte seyahate çıktı ticaret için mal almaya gitti. İnşallah sağ salim karlı bir şekilde dönecek der. Ve gerçekten de o kimse sağ salim karlı bir şekilde Medine'ye, münevvereye döner. Karlı bir şekilde hayatını devam ettirmeye başlar. Zaman gelir yine o kimse ticaret için yine yola çıkar. Yine bir müddet sonra kadın koşa koşa yine Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin huzuruna geliyordur ki Hazreti Ebu Bekir Efendimiz radıyallahu anh hazretleri oradadır. Der ki ona ne oldu bu telaşin ne? Der ki rüyam gördüm onu tevil ettirecektim.
O da der ki anlat. Anlat deyince o da aynı şekilde rüyasını anlatır. Yine kadın aynı şekilde rüya görmüştür. Yine evinin direğinin çöktüğünü yıkıldığını görmüştür. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz der ki kocan nerede? O da der ki ticaret için gitmişti. İnne lillâh inne ileyhi raciûn. Kocanın ölüm haberini alacaksın der. Kadın feryat figan Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin huzuruna gelir ve ona rüyayı anlatır.
Hazreti Peygamber der ki sallallahu aleyhi ve sellem sen bu rüyanın bu başkasını anlattın mı der. O da Ebu Bekir anlattım ya Resulallah der. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e döner. Neyle tevil ettin der? O da der ki İnne lillâh inne ileyhi raciûn dedim. Kocasının öleceğine işaret buyurdum der. Ya Ebu Bekir keşke hayre yorsaydın der. Ve kadına der ki evet kocanın ölüm haberini alacaksın der. Buradan da rüyayı tevil eden bir mürşid-i kamil ise onun tevili ile mürşid-i kamil olmayanın tevilinin arasındaki fark ortaya çıkar. O yüzden rüyalarınızı bir mürşid-i kamil'e tevil ettirmeye veyahut da bir mürşid-i kamilin işaret ettiği kimseye tevil ettirmeye kalkın.
Sebep çünkü rüyaların hepsi de rumuzudur, işaretlidir. Rüyada gördüğünüz bir cisim veyahut da bir vücut bulmuş bir şey gerçekte başka bir şeye, başka bir hale tevil edilir. Hani Miraç'tan önce Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine Miraç'ta süt ve şerbet, şarap ikram etmişlerdi ya, o sütü tercih etti. Sütü tercih edince Hz. Cebrail aleyhisselam dedi ki, süt ilimdir.
Şarabı tercih etmiş olsaydın ümmetin zevki sefaya dalacaktı dedi. Bakın manada, metafizik alemde süt ilme tevil edildi. Oradaki şarap ise zevki sefaya, heva ve hevaya tevil edildi. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bu noktada sütü ilme tevil etmişler. Bir hadis-i şerifte yine uyurken, rüyamda bana süt getirildi, ondan içtim, fazlasını Ömer'e, Ömer bin Hattab'a verdim.
Ashab dedi ki, bunun yorumunu nasıl yaptın dediler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ilimdir buyurdular. Bu hadis-i şerifi de Darimi ve Buhari'de geçer bu hadis-i şerifi. Aynı zamanda da Tirmizi nakleder. Demek ki süt bu manada ilme tevil edilmiş. Bakın bir kimse rüyasında ona süt içirilirse, bir kimse mümin bir kimse ama rüyasında ona süt içirilirse, rüyasına ona süt ikram edilir de, o da sütü içerse, onun o nedir?
İlmine onun tevil edilir. Yine mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor. Diyor ki, rüyamda insanların bana arz edildiklerini gördüm. Üzerlerinde gömlekler vardı. Kiminin gömleği memelerine kadar, kimisi daha aşağılar kadar. Ömer'in gömleği ise çok uzun olup eteklerinin yere değmemesi için çekiyordu. Ashab da bunun yorumunu sordu yine. Dedi ki, Ya Resulallah bunun yorumu nedir? Yine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, bunun yorumunu dindarlıkla yorumladı. Demek ki dini bütün olan, dini yaşantısı, dini hayatı tam olanların elbiseleri uzun ve onların cübbeleri uzun. Eğer dini hayatı tam değil ise, onların elbiseleri kısa, onların elbiselerinin kısalığı da, dini hayatlarının kısalığına ve uzunluğuna bağlandı.
O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, kendi sağlığında, kendi gördüğü rüyaları da yorumlar. Normalde başkalarının rüyalarını da yorumlardı. Bir gün yine Ebu Bekir radıyallahu anh Hazretleri naklediyor bunu. Rivayete göre bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, rüya göreniniz var mı diye sordu. Bir adam ben gördüm dedi ve şöyle anlattı. Sanki bir terazi gökten indi. Sen ve Ebu Bekir tartıldınız. Sen Ebu Bekir'den ağır geldin. Sonra Ebu Bekir ile Ömer tartıldı. Ebu Bekir ağır geldi. Sonra Ömer ve Osman tartıldılar. Ömer ağır geldi. Sonra terazi kaldırıldı. Bunun üzerinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin yüzünde hoşnutsuzluk eseri gördük.
Diye buyurdu. Demek ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ashabına sorardı rüya göreniniz var mı diye. Ve ashab da içlerinden rüya görenler var ise rüyalarını anlatırdı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri tevil etmediği hoşnutsuz rüyaları tevil etmezdi. Hoşlanmadığı veyahut da işte tevil noktasında sıkıntılı olan rüyaları tevil etmezdi. O yüzden rüya tevil edecek olan bir kimseye illaki rüyamın manası ne diye sıkıştırılmaz. Rüyanı anlatırsın o tevil ederse tevil eder. Tevil etmezse hayırlısı olsun derse hayırlısı olsun der yürür gidersin. Şimdi insanlarımız öyle değil. İllaki rüyanın teviline. İllaki rüyanın teviline. Kardeşim sünnet-i seniyi bilmiyorsunuz.
Sünnet-i seniye göre normalde rüya tevil edilmezse edilmez. Hele sufi terbiyede bir dervişin, bir sufinin üstadına rüyamın tevvili ne? Benim bu rüyamı tevil eder misin? Yok rüyamı tevil edeceksen anlatacağım. Tevil etmezsen anlatmayayım. Bu tip şeyler küstahça sözlerdir. Bunlar bir üstada söylenecek sözler değildir. Bunlar bir üstada yapılacak olan lakırtılar değildir. Rüyan var dersin. Dinlerse dinler, dinlemezse dinlemez. Tevil ederse eder, tevil etmezse etmez. Sen rüyanın kendi kafandan tevil etmezsin. Şimdi insanlar her şeyin alimi ya. Yani normalde bütün her, hep bunu sohbetlerde anlatıyorum. Herkes her şeyi çok biliyor. Müslüman dünyada o kadar ki herkes her şeyi çok biliyor. Rüyayı da çok biliyorlar, rüya tevilini de çok biliyorlar.
Bir hacı anneleri var, bir hacı teyzeleri var, bir hacı babaları var. Muhakkak rüyaları onlara anlatırlar. Veyahut da rüyasını kızına anlatacak, kocasına anlatacak, etrafına anlatacak. Rüyasıyla hava atması lazım onun. Rüyayla kendisine bir kimlik, bir kategori, bir seviye belirlemesi lazım. Böyle enteresan bir noktaya geldi insanlar. Kıymetli dostlar, rüya tevil edecek olan kimseyi, rüyamı tevil eder misin diye sormana gerek yok. Sorma. Yani illaki et diye sıkıştırma. Rüyanı tevil ediyorsa etsin, etmiyorsa etmesin. Bakın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dahi, rüya eğer hoşuna gitmez ise tevil etmezdi. Mesela Hz. Ebu Bekir tartıldı, Ömer tartıldı, Osman tartıldı, sonra terazi ortadan kalktı.
Örneğin bu rüyanın tevili bence malum ama ben dahi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sustuğu, tevil etmediği rüyayı tevil etmek küstahlığında bulunmam. Bulunulmaması lazım. Asla. Neden? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bu konuda susmuş. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sustuğu konuda hiç kimsenin konuşma hakkı olmaz. Bakın hiç kimsenin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde bütün hadis kitaplarında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin hem kendi gördüğü rüyayı anlattığı ve tevil ettiği hem de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin ashabının gördüğü, tevil ettiği rüyaları vardır. Mesela aklıma geleni söyleyeyim şimdi.
Bir gün Hz. Ebu Bekir radallahu anh Hazretleri rüyayı anlatır. Der ki, aklımda kalanı söylüyorum, hata yapmış olabilirim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri mi görmüştü? Yok, öyle olabilir. Gökten inen bir ip vardır rüyada görülen. O ipten Hz. Peygamber Efendimizin rüyasıdır. Önce kendisi tutunur, sonra Ebu Bekir, Ömer, Osman Ali, sonra ip kopar. Ve derler ki, rüyanın tevili ne? Gökten inen ip Kur'an'dır der. Enteresan bir şeydir. Ben ona sımsıkı yapıştım, benden sonra Ebu Bekir, ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, sonra Ali, sonra der ip kopacaktır der. Fitne zamanıdır. Ve Hz. Ali Efendimiz'den sonra fitne zamanıdır. Çünkü Hz. Ali radallahu anh Hazretlerinden sonra ümmet-i Muhammed bir fitnenin içerisine girer.
Allah fitnelerden ümmet-i Muhammed'i muhafaza eylesin, korusun inşallah. Ve normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri gökten inen ipi Kur'an'a, Cenab-ı Hakk'ın dinine yormuştur. Oysa iptir, öyle değil mi? Evet, o yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin normalde rüya görmüş. Kendi ashabı rüya görmüş. Kendisinden sonra, sahabeden sonra da rüya görenler olmuş. Sahabelerden sonra da ne olmuş? Hep rüya görenler olmuş. Allah bizi iyilerden eylesin. O yüzden salihlerin görmüş olduğu rüyalara itibar edilir mi? Evet, salih kimselerin rüyasında rüyalara itibar edilir. Yine insanlar bu konuda bu ilme sahip olurlarsa, o görülen rüyaları ne yaparlar?
O rüyaları tevil ederler mi? Evet, şimdi kıymetli dostlar, tabii biz bu hadis-i şeriflerle bunu böyle normalde anlattık. Ama Kur'an-ı Kerim'de geçen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin de nesi vardı? Rüyası vardı. Kur'an'la sahbetti. Neydi o rüya? Bu normalde Beytullah'ın, Mekke'nin fethedileceğine dair. Ve Mekke'nin fethedileceğine dair olan rüyayı da Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin rüyasının hak olduğunu bize bildirdi mi? Evet, Fetih Suresi kaç? Ayet 17. Bakın Fetih Suresi ayet 17. Ayet-i Kerim'de mealen Allah'a and olsun ki Allah Resulünün gördüğü rüyanın hak olduğunu tasdik etmiştir.
Bakın, ayet açık Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak korkmadan mescid-i harama gireceksiniz. diye ayet-i kerime henüz daha Mekke fethedilmemiştir. Mekke fethedilmezden önce Mekke'nin fethi böylece Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin rüyasında müjdesini almıştır. Rüyada o müjdeyi alan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de bu rüyasını ashaba anlattı. Ve Cenab-ı Hak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin görmüş olduğu rüyayı tasdik etti. Hz. Ayşe annemizin naklettiği hadis-i şerif var. Yine Buhari'de geçer, Müslim'de, Tirmizi'de, İbn-i Mace'de, Ebu Davud'da geçer.
Kütüb-i Siddete'de de geçer. Bu hadis-i şerifte ne? Hz. Ayşe annemiz diyor ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin gördüğü rüya ayın on dördü gibiydi. O nasıl görürse onun rüyası haktı, gerçekti, öyle tecelli ederdi diyor. O yüzden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin rüyası bu noktada haktır. Cenab-ı Hak onu tasdik etmiştir. Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nden başka İbrahim aleyhisselam mesela oğlu İsmail'i kurban ettiğini rüyasında gördü. Yedi yaşında kurban ettiğini görmüştü. Oğlu yedi yaşına gelince yine bu Kur'an'da sabittir. Hatta bu oğlunu kurban etmesi zebur'da sabittir. Hatta bu rüya Musevilerin kitabında sabittir, İsevilerin kitabında sabittir.
Çünkü normalde bu rüya bütün ehli kitabın bütün kitaplarında sabittir. Hazreti İbrahim aleyhisselam rüyasında gördüğünü hiç tevil etmeksizin oğlu İsmail'i kurban etmeye götürmüştür. Ve o normalde bu tevil etmeksizin zahiren kurban etmeye götürünce Cenab-ı Hak ona gökten bir koç indirmiş ve kurban edilmesi gerekenin o olduğunu söylemiştir. Yine Yusuf aleyhisselam rüya görmüştür ve Yusuf aleyhisselam rüya tevilinde çok öndeydi. Ve Yusuf aleyhisselam da normalde rüya görmüştü. İlk görmüş olduğu rüya neydi? İşte normalde gökteki yıldızların ve ayın ona secde etmesiydi. Ama normalde o bu rüyayı anlattıktan sonra babası Yakup dedi ki evladım sakın ha bu rüyanı kardeşlerine anlatma şeytan insanoğlunun apaçık düşmanıdır dedi.
Ve o Yusuf aleyhisselam bu rüyayı normalde anlatmıştı ve ona halasına anlatmıştı bu rüyayı. Halası da babasına anlatması gerektiğini söylemişti. Sonra o da babasına anlatmıştı ve yine Yusuf aleyhisselam zindana düşünce Asiye'den dolayı zindana düştüğünde ayet Yusuf suresi ayet 36 Onunla beraber iki kişi daha zindana girdi. Bunlardan biri dedi ki ben rüyamda kendimi şarap sıkıyor gördüm. Öbürü de dedi ki ben de başımın üzerinde kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm dedi. Bize bunun yorumunu bildir. Çünkü senin gerçekten iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz dedi. Yusuf aleyhisselam zindana düşünce bakın iyi her yerde iyidir. Cezaevine düşünce Yusuf aleyhisselam cezaevinde düştüğünde cezaevinde dahi herkese iyilik yapmaya, herkese iyiliği nasihatlerde bulunmaya devam etti.
Orada ağırbaşlı vakarlı davrandı. Orada çok ibadet etti. Orada Allah'ı çokça zikretti. Çok namaz kıldı. Orada normalde hapistekinlere de hediyeler verdi. Onlara ikramlar etti. Onlara ihsanlarda bulundu. Hastaları ziyaret etti. Cezaevindeyken dahi. Çünkü iyi insan her yerde iyidir. Gittiği yere iyilik götürür. Herkes cezaevine düşebilir mi? Evet. Haklı, haksız, doğru, yanlış, adalet mekanizmasının kurbanı olur. Her şey olabilir. Fakat sen iyilerdensen cezaevine gittiğinde orada iyiliğe devam edersin. Orada nasihat etmeye devam edersin. Orada namazına, ibadetine, orada da zikrine devam edersin. Orada da salatu selama devam edersin. İşte böyle Yusuf aleyhisselam da cezaevine girdikten sonra da orada iyilik yapmaya, orada insanlara nasihat etmeye, orada hastalara dua etmeye, hastaları ziyaret etmeye, orada açları, yetimleri, kimsesizleri normalde kimsesi olmaya devam etti.
Böyle olunca bütün cezaevi, bütün zindan onun iyiliğini konuşmaya başladı. Onun çok iyi bir insan olduğunu söylemeye başladı. Meşhur oldu Yusuf aleyhisselam zindanda. Yusuf aleyhisselam zindanda meşhur olunca o iki kişi geldi. O iki kişi gelince baktılar ki o çok iyi, salih bir kimse var. Gittiler normalde ona rüyayı anlattılar. Anlattılar, dediler ki hatta Allah'a yemin olsun ki biz seni çok sevdik. Rivayetler var. Hazreti Yusuf'un sözü çok müthiş. Bakın sözü çok müthiş cevabı. Dedi ki Allah sizi mübarek kılsın. Beni kim sevdiyse muhakkak onun sevgisinden bana zarar gelmiştir. Beni halam sevmişti. Onun yüzünden zarara girdim.
Beni babam sevmişti. Onun yüzünden eziyete düçar oldum. Beni Aziz'in karısı sevdi. Yine öyle oldu dedi. Yani onu kim sevdiyse, kim seni seviyorum dediyse Yusuf aleyhisselama bu ona bir zarar olarak döndü. Sevilmek kolay bir şey değildir. Her nefis sevilmeyi ister. Sevmeye gözü gücü yetmez, gözü almaz. Asıl sıkıntılı olan sevilmektir aslında. Sıkıntısız olan sevmektir. Sıkıntılı olan sevilmektir. Allah bizi iyilerden eylesin. Ve normalde tabi Yusuf aleyhisselam onlara rüyalarını tevil etti. Onlara söyledi, tevhillerini söyledi ve dedi ki siz dışarı çıkacaksınız. Dışarı çıktığınızda işte kralın yanında benden bahsedin dedi.
Onlar onun, Yusuf'un dediğini unuttular. Cenab-ı Hak onu unutturdu. Birkaç yıl daha içeride kaldı. Sonra kral, bakın enteresan. Kral bu sefer rüyasında dedi ki yedi semiz ineği. Yeni Kur'an-ı Kerim'de geçiyor. Yine Yusuf Suresi ayet 43. Hükümdar dedi ki ben gördüm ki yedi semiz ineği, yedi zayıf inek yemektedir. Yedi yeşil başak ve bir o kadar da kurumuş başak. Ey ileri gelenler eğer rüyayı yorumlayabiliyorsanız şu benim rüyamın anlamını söyleyin dedi. Önceden rüya yorumcuları vardı, müneccimler vardı, sihirbazlar vardı. Kralların etrafında o müneccimler, o sihirbazlar, o rüya yorumcuları kralların gelecekle alakalı onlara bilgiler veriyorlardı. Hani Musa Aleyhisselam'ın da etrafında müneccimler, sihirbazlar vardı ya.
Musa Aleyhisselam'ın normalde onlar da o müneccimler, o sihirbazlar bir kimsenin geleceğini ve o kimsenin onun krallığını yok edeceğini, onun krallığını batıracağını söylemişlerdi. Ve Firavun o sene doğan bütün erkek çocuklarını katlettirmişti. Ve o sihirbazlar, o müneccimler yine böyle hem yıldızlara bakaraktan hem de rüyalara yataraktan o kimsenin ölmediğini söylemişlerdi. Ve ikinci sene yine bütün doğan çocukları, üçüncü sene yine doğan çocukları. Ne kadar sokakta doğmuş veya işte küçük çocuk varsa Firavun hepsini de katlediyordu. Yedi yıl boyunca Firavun bütün doğan çocukları ve yedi yaşına kadar gelen bütün çocukları, kendi ülkesindeki çocukları hep katlettirdi. O sihirbazlar, o normalde müneccimler hep o yıldızın kaybolmadığını, o yıldızın gökte durduğunu veya Musa Aleyhisselam'ın, o gelecek onun krallığını yıkacak olan kimsenin sağ olduğunu söylüyorlardı.
Böyle söyleyince o Firavun boyunu halbire yıkıyordu ortalığı. Buna benzer Nemrut'un etrafında da vardı. Onlar da bir kimsenin geleceğini, o kimsenin onun krallığını yıkacağını söylemişlerdi. Bu rüya gelecekle alakalı rüyada bir şeyler görmek, gelecekle alakalı rüyada bir şeylerin haberini almak bu kadim bir iş. Geçmiş peygamberlerin zamanında olmuş, fetret dönemlerinde olmuş, kralların etrafında bu tip insanlar olmuş ve bunlar normalde rüyalarla hareket etmişler, rüyalarla amel etmişler.
Tabi Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin zamanına geldiğinde de o da rüyasıyla amel etmiş. Bakın peygamberlik 46, peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür diyor. Rüyayı bu noktada red etmek, rüyayı burada inkar etmek, rüyayı tamamiyetle yok saymak insanı küfre götürür. Rüyayı tamamiyetle reddetmek, Kur'an ayetlerini reddetmektir çünkü. Hem Cenab-ı Hak Hz. Peygamber'in Kur'an'ını tasdik etti diyor. Hem Cenab-ı Hak Kur'an'ında Yusuf Aleyhisselam'ın rüyasını anlatıyor. Hem Cenab-ı Hak yine Kur'an-ı Kerim'de İbrahim Aleyhisselam'ın rüyasını anlatıyor. Böyle olunca Kur'an-ı Kerim'deki bu rüya ile alaka ayet-i kerimeleri reddetmek olur ki, rüyayı tamamiyetle reddeden kimse küfre düşmüş olur.
Bunu normalde bile bile yapıyorsa o küfür ehlidir. Bilmiyorsa hadi biz onu cahil olarak nitelendirelim. Ama bile bile yapıyorsa o küfür ehlidir. O yüzden rüya inkar edilemez bir gerçektir. Ve rüyayı bu noktada dini anlamda inkar edenler, Allah muhafaza eylesin, küfre düşmüş olurlar. Ve normalde o müneccimler, o sihirbazlar ayet-i kerime ayet 44'te diyor ki, karmaşık rüyalar bunlar. Biz böyle rüyaların yorumunu bilenlerden değiliz dediler. Demek ki her rüyanın yorumunu herkes bilecek diye bir kaide yok. Bakın o günün sihirbazları, müneccimleri, o günün rüya yorumcuları, kralın rüyasını yoramadılar. Kralın rüyasını yoramayınca, bu sefer o kralın etrafında cezaevinden çıkan Yusuf'a arkadaşlık eden kimseler dediler ki, o iki kişiden birisi çünkü kurtulmuştu, birisi asılmıştı.
O dediler ki ben size onun yorumunu bildireyim, hemen gönderin beni dedi. Ondan sonra koşa koşa geldi. Yusuf'a dedi ki, bu yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yemesini ve yedi yeşil başakla bir o kadar kuru başağı geri dönüp insanlara haber vereyim, onlar bilsinler, bana bu rüyanın tevhini, bana bu rüyanın anlamını söyle dediler. Çünkü Hz. Yusuf Aleyhisselam o iki kişiden ikisinin de rüyasını onlara tevil etmişti. Onlar ikisi de onun tevil ettiği gibi çıktı. Hatta onlara dedi ki, siz üç güne kadar çıkacaksınız buradan dedi rüyasında. Onlar üç güne kadar zindandan çıkmışlardı. Rivayet edilir ki, birisi o iki kişinin birisi, Hz. Özür dilerim, kralın birisi ekmekçi başısıydı, kralın ekmeğini getirirdi.
Birisi de şarapçı başı gibi, şarabını getirirdi, ona şarap yapardı. Ve Yusuf Aleyhisselam benden haber ver demeden, direkt, dedi ki yedi sene alıştığınız biçimde ekin, ekin ekin. Yediğiniz bir miktar dışında biçtiklerinizi başağında bırakın dedi. Sonra dedi bundan yedi yıl sonra kuraklık gelir. Ondan sonra saklayacağınız az bir miktar dışında biriktirdiklerinizi yer götürür dedi. Sonra bunun ardından öyle bir yıl gelir ki, insanlar onda yağmura kavuştururlar ve onda sıkıp sağırlar dedi. Rüyayı böylece tevil etti. Yani dedi ki, yedi yıl bolluk olacak. Yedi yıl bolluk olduğunda siz yiyebildiğinizi yiyin, yiyemediğinizi onları başaklarında saklayın dedi. Ve yedi yıl sonunda yedi yıl kıtlık olacak dedi.
Kıtlık olduğu zamanlarda da o sakladığınız buğdaylardan insanlara yavaş yavaş verirsiniz. Bir kısmını tohumluk olarak ayırırsınız. Sonra yedi yıl kıtlıktan sonra yeniden yağmur yağar ve böylece siz o yeniden buğdayları ekersiniz diye. Ne yaptı? Onlara tevil etti. Şimdi kıymetli dostlar, böyle rüya hem Kur'an'la hem sünnet-i sene ile sabit olursa, bir kimsenin rüyayı inkar etmesi, bu noktada rüyayı yok görmesi asla ve asla kabul edilemez.
Bu düpedüz cahilliktir. Ha şunu diyebilir, ya ben x kimsenin gördüğü rüyaya itibar etmiyorum. O senin işindir, itibar etmek zorunda değilsin. Bir de bizim halkımızın içerisinde şöyle bir terenenli var. Rüyayla amel edilmez. Allah Allah! Nereden buldun? Nereden çıkardın? O zaman ezan-ı şerifi okumayın. Neden? Ezan-ı şerifi sahabe rüyalarında gördü. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, onların rüyalarına tabi oldu. Onun peygamberliğine bir leke değil. Onun peygamberliğine bir acziyet değil. Salih kimselerin gördüğü salih rüyalar, mübeşşirattan çünkü, peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz, salih kimseler de o rüyayı görseler, o rüya, peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz.
O rüyayı inkar etmek, rüyayla amel edilmez demek, doğru bir söz değil. Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin. E canım kardeşim, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin rüyasında gören, gerçekte görmüş gibidir. Bu Hazreti Peygamber Efendimizin sözü. O zaman o rüyada açık, net bir şey söylediğinde ona itibar edilmesi, ona itaat edilmesi gerekir. Ha sen itaat etmeyebilirsin. O rüyayı sen kendince sahih görmeyebilirsin. Ben Mustafa Özbağ olarak bir kimse, ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ye rüyamda gördüm derse, ben onun rüyasına itibar ederim. Ben onun rüyasını dinlerim. Ben onun rüyasını o kimsenin görmüş olarak kabul ederim. Bir kimse çünkü yalan rüya söylerse, bununla da alakalı tehditvari hadis-i şerifler var.
Hiç kimse yalan rüya söylemesin. Allah muhafaza eylesin. İnsanları Cenab-ı Hak yalan rüyadan da korusun, yalan rüya da söylemek hoş değil. Allah bizi iyilerden eylesin. Kıymetli dostlar, şimdi sıra sorularınıza geldi. Böyle boğazımı ıslatmak için sıcak çay içiyorum, hakkınızı helal edin. Sohbetin ortasında sohbeti keşiyormuş gibi oluyor. O yüzden kusuruma bakmayın. İnşallah yine sorularınıza buradan gücümüzün yetince devam edeceğiz. Şimdi buraya yazılanları normalde ben 3 aşağı 5 yukarı okuyorum. Gazi Emir'den Serkan Çolak selam göndermiş.
Ve aleyküm selam. Kıymetli dostlar, bu telefon numarasını bir tek bu sohbet esnasında açılıyor. O yüzden bu telefon numarasına normalde arama yapmanıza, bu telefon numarasından işte sohbet, bu noktada canlı sohbet etmenize imkan yok. Sadece bu sohbet esnasında soruları almak için bu telefon numarası. O yüzden bu telefon numarasını ancak bu şekilde kullanacağız.
Allah'tan bir şey gelmezsin inşallah. Sohbetlerinizi dinliyorum, tam algılayamamışım gibi geliyor. Bir daha dinlerim diyorum, bazen dinleyemiyorum bile. Çoğu nasihatlerinizi üzerinde etkili yapamadım. Şimdiye kadar ziyan ediyorum. Bu Allah'ın ikramlarını acaba neden olur bu, nerede yanlış yaptım, ne yapmam lazım? Cenab-ı Hak bizi dinleyip, itaat edip amel edenlerden eylesin inşallah.
Rüyamda gün içerisinde aklıma gelen haram şeyleri rahat rahat işliyorum. Bir süredir rüyamda Allah ve siz aklıma gelmiyorsunuz. Bir şeyi yanlış mı yapıyorum acaba? Tövbe edelim inşallah. Allah Cenab-ı Hak tövbelerimizi kabul etsin. Selamun aleyküm insan kendi rüyasına neden inanmak istemez? Kendi rüyasına inanmak istemez. O rüyaya tabi olmak, o rüyanın peşine düşmek nefsimize zor gelebilir. Çok özür dilerim. Çok çok özür dilerim. O yüzden normalde, merak etmeyin buradan hapşırdım. Ne o internet ortamından korona bulaşmaz kimseye. Buradan her iki taraftan böyle elektrikli sobalar var. Birisi yanıyor, birisi sönüyor.
Yukarıdan da serinlik geliyor. Buranın hava değişimi fazla, ondan kaynaklanıyor. Özür dilerim. İnsan kendi rüyasına neden inanmak istemez? Normalde bazı rüyalar çok açıktır. Tevhile ihtiyaç yoktur. Mesela rüyasında namaz kılarken görüyordur. Namaz kılmıyordur o. Onun namaz kılması gerektiğine işarettir. Veyahut da bir bayan açıktır. Kendisinin örtündüğünü görür. O nefsi ağır gelir. Açıktır bazı rüyalar. Tevhile ihtiyaç olmaz. O rüyalara da insanlar inanmak istemezler. Onlara itaat etmek, onları normalde kabullenmek istemezler. Ondandır. Bugün Twitter'da paylaştığınız, Dertsiz aşk, kamil aşk değildir diye. Aşkın derdi nedir? Herkes de değişir mi?
Acısız aşk olmaz. O aşk değildir. Aşık dertlidir. Dertli olmayan aşık, aşık değildir. O yüzden dertsiz bir insan aslında insan değildir. Birinci derecede. Bir et yığının gibidir o. Eğer o insansa onun derdi vardır. Eğer o mümin ise onun derdi vardır. Eğer aşıksa en büyük dert ondadır. Başka bir derde aramaya gerek yok.
Selamun Aleyküm. Rüyamda siz gösterildiniz. Bana büyü yapıldığını, bu büyü yüzünden imanımı bile kaybetmek üzere olduğumu, her şeyin elinden alınmak istendiğini söylediniz. Sonra sol elimi tutup bir şeyler okuyarak, elinizde çakmakla parmaklarımı tek tek dağılayarak korkma, hepsi geçecek artık, bambaşka bir hayatın olacak dediniz.
Ben sizden bana himmet etmenizi, eğitmenizi hep rüyalarımda ve gerçekte de çok istedim. Siz de rüyamda sanki himmet edeceğini hissettirdiniz, tavsiyelerinize muhtaçım. Normalde parmaklarınızın tek tek dağılayarak yanılması, insanlar tırnaklarını kesmiyorlar. Bayanlar bilhassa kesmiyorlar. Tırnaklarının altında kafir cinniler oluyor. Kafir cinnileri de normalde bu kardeşimizin rüyasında kafir cinnileri maneviyat yakmış. O yüzden bir de maneviyat onu muhafaza altına almış. Tabiri caizse onu okumuş. O yüzden inşallah Rabbim onu muhafaza eylesin inşallah. İyilikleri emretmek, kötülükleri yasaklamak en büyük cihat ise bu cihat herkes için mi? Yoksa nefsini kötülüklerden arındıranlar için mi?
Ben bunu herkes için görüyorum. Biz nefsimizi kötülüklerden hiç kimse nefsini temize çıkaramaz. Hiç kimse nefsini temize çıkaramayacaksa o zaman herkes iyilikleri emredecek. Muhakkak ki bir kimse emrettiklerini yaşarsa daha harika olur. Ama Müslümanlarda şöyle bir hal var şimdi. Benim böyle bir yanlışlıklarım var. O yüzden ben bunu söylemeye hakkım yok. Veyahut da ben dini tam olarak bilmiyorum ki. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler. Sahabe dini tam olarak öğrenmeden tebliğ etmeye başladı. Sahabe dini tam olarak yaşamadan tebliğ etmeye başladı. Öğrendiğini yaşadı ve yaşadığını tebliğ etti. Biz neyi öğrendiysek onu yaşarız, onu da tebliğ ederiz. Dinin, din ilminin başı sonu bitmez ki.
Din ilminin başına geçecekseniz siz ta yürüyeceksiniz varlığın başlangıcına. Ki o da başı değil. O yüzden din ilminin başı yok. Din ilminin niçin başı yok? Çünkü Allah el-Evve. Din ilminin sonu da yok. Çünkü Allah el-Ahir. Öyle olunca ben dinimi tamam edeyim, ben bilgimi tamam edeyim. Ondan sonra ben insanlara anlatırım. Bu şeytanın aldatmacısı. Bu şeytanın kandırması. Arkadaş bugün neyi öğrendiysen bugün onunla amel et, onu tebliğ et. Ümmet-i Muhammed yangın içinde. Sen bir şeyin kötü olduğunu biliyor musun? Evet. İçki haram mı? Haram. Kardeşim içki içme, insanlara da tebliğ et. İçki haram de. Kumar haram mı? Haram. Kumar oynama ve insanlara tebliğ et.
De ki kumar haram, oynamayın kardeşim de. Bununla mücadele et. Namaz farz mı? Evet. Kalk kardeşim, beş vakit namazını kıl. Abdestini al. Allahu Ekber de. Allah'a secde et. Mustafa Özba'ya namaz kılmıyorsun. Ahmet'e, Mehmet'e kılmıyorsun. İyyâken abudü ve iyâken astâin. Ancak sana ibadet eder. Ancak senden yardım dileriz. Müminin bütün ibadeti Allah'adır. Bütün yardımı da, yardım istemesi de Allah'tandır. O zaman namaz farz mı? Evet. Kalkın kardeşim, namazınızı kılın. Oruç farz mı? Farz. Bakın Ramazan geliyor. Bir ay kaldı. Bir aydan az kaldı. Hazırlanın şimdiden. Şaban'da oruç tutun. Oruç hazırlanın. Bakın bela, musibet, sıkıntı, dert, gam, kasvet.
Dünya hercümerç olmuş. Kimin ne zaman hangi hastalığa bulaşıp öleceği belli değil. Kimin başına ne zaman bir bomba gelecek belli değil. Kimin başına ne zaman nerede ne geleceği belli değil. Allah'a tövbe edin. Allah'ı zikredin. Bu evde kapandığımız, evlerde yaşadığımız zamanları ibadetle, duayla, zikirle, tövbeyle geçirelim. Kendimize gelelim. Yaptığımız hataları, işlediğimiz günahları kendimiz aklımızda normalde önümüze getirelim ve onlara tövbe edelim. O yüzden kıymetli dostlar, dini bir bütün olarak öğreneceğim. Ondan sonra bunları yapacağım demek şeytanın aldatmacısı. Biz ne yapacağız? Neyi öğrendiysek yerine getirmeye çalışacağız. İnşallah.
İnanıyorum fakat yapmıyorum, yaşamıyorum. Bu inanmak olur mu? Olur canım kardeşim. Bir kimse eşyedu en la ilahe illallah ve eşyedu enne Muhammeden abduhu ve resuluhu dediyse iman etmiştir o. Bu noktada bir sıkıntı yok. Ve o kimse normalde Allah'ın varlığına, birliğine, meleklerin varlığına, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe, hayre şerrehe, yeniden mahşerde dirilip hesaba çekileceğine, cennetin, cehennemin var olduğuna iman ettiyse o kimse inanmıştır kardeşim. Amel işlemiyordur, amelsiz Müslümandır, amelsiz Müslümandır ama Müslümandır o. O yüzden burada kardeşimiz yazmış samimi olmak nedir? İnandığını yaşamak samimi olmaktır. Sen inanmışsın yaşamaya gayret et inşallah. İnsanlara ve Allah'a karşı samimiyet arasında fark var mıdır? Biz sufiler çok fazla bir fark görmeyiz. Bir insanın insanlara olan samimiyeti ne kadarsa Allah'a olan samimiyeti de öyledir.
Neden? Çünkü insana teşekkür eden Allah'a teşekkür etmiş gibi olur. Bunun tersi nedir? İnsana nankörlük eden Allah'a nankörlük etmiş gibidir. Buradan hareket ederekten kıyas edebiliriz. İnsanlara samimi davranan Allah'a da samimidir. İnsanlara kötülük yapan sanki Allah'a kötülük yapmış gibi olurdur. Sufiler böyle düşünür kendilerince. Kainatın özü aşk ise ibadetler aşkın tecellemisidir. Bütün her şey bu kainata aşkın tecellisidir. İbadet bu noktada Allah'a olan aşkın delili hükmündedir. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Mustafa Özbağ Efendi'nin bu akşam rüya konulu sohbet yapacağını öğrendim.
Ben Çanakkale'den Hüseyin, 24 yaşındayım. Çocukluğumdan beri tasavvufa ilgim var. Çok kez farklı yerlerde sohbetlere katıldım. Zikir halakalarında bulundum. Ama bir tarikata bağlı değilim. Elimden geldiğince ibadet yapıyorum. Belli zikirler çekiyorum. Rüyalarımda çok kez Allah dostları gördüm. Mustafa Özbağ Efendi'yi gördüğüm bir rüyada. Çanakkale'de eski bir kilisedeyim. İçeri giriyorum. Mustafa Özbağ Efendi kilisenin ortasında oturuyor. Adım adım gidiyorum. Yanına bana kelime-i tevhid çek diyor. Sonra çıkıyorum. Kiliseden tam kapının önünde dev bir mangal. İçinde kor ateş. O ateşin sıcaklığı yüzüme öyle vurdu ki uyandım hemen. Ama bu aralar sıklıkla Ömer Tuğrul İnançer Efendi'yi görüyorum.
Geçen gün etkilendiğim bir rüya. Evin önünde sinek sürüsü var. Ben o sineklerin içinden zorlukla geçip eve girmeye çalışıyorum. Kapıyı açıyorum. İçeride Ömer Tuğrul İnançer Efendi oturuyor. Ben birden tamamen çıplak kalıyorum. Tuğrul Efendi beni yanına çağırıyor. Otur diyor. Bana bakıyor. O bana bakınca üzerinde beyaz bir elbise oluyor. Sonra bana üç defa Mürşid-i Kamil lazım diyor. Bunlara benzer rüyalar görüyorum. Bu rüyaları nasıl yorumlamalı, kime anlatmalıyım? Rüyalarda bir mesaj olduğunu fark ediyorum. Ama ne anlam çıkarmam gerektiğini bilmiyorum. Nasıl bir yol izlemeliyim? Şimdi Ömer Tuğrul İnançer Efendi ile alakalı rüyana ben karışmayayım.
Onu inşallah fırsat bulursan, görüşebilirsen ona anlat inşallah. Bu Çanakkale'de eski bir kiliseden içeri giriyorum. Orada normalde eski bir kilise vardı. Evet hala da var. Şimdi orası Mevlana kültürünü yaşatma evi oldu. Öyle söyleyelim. Orada şimdi kardeşlerimiz sema ediyorlar. İşte değişik etkinliklerde bulunuyorlar. Ve orada da ben yaklaşık bir, bir buçuk yıl Arabi sohbetleri ettim. Ayda bir gidiyordum. Şimdi sağlık nedenlerinden dolayı pek dışarılara sohbete gidemiyorum. Bundan dolayı oraya da gidemiyorum. Orada kilisenin ortasında adım adım gidiyorum yanına bana kelime-i tevhid çek diyor.
Bu normalde kelime-i tevhid inşallah sizin virdiniz olmuş. Ve bir mürsid-i kamile de bağlanmanız lazım. Ben de onu öyle söyleyeyim. Ama bağlanıncaya kadar siz değişik değişik virdler çekmeyin. Kendi kafanızdan kelime-i tevhide devam edin inşallah. Hayırlı akşamlar. Haramlardan kaçınan farzlara riayet etmeye çalışan bir kimseyle evlenmek istiyorum. Ama ailem sırf memleketi yüzünden onay vermiyor. Ne yapmalıyım? Bayan kardeşlere tavsiyem evlenirken evleneceğiniz zaman ailelerinizin bu noktada görüşlerini, düşüncelerini önemseyin. Ailelerinizin hilafına bir hareket etmeyin. Bunun zorluğunu çekersiniz, bunun sıkıntısını çekersiniz. Böyle şimdi yeni yeni çocuklara, yeni yeni insanlara şeyler, öğretiler pompalanıyor.
İşte bu bireyin hakkı, istediğini yapmalı. Ya canım kardeşim 15 yaşında, 20 yaşındaki çocuk şu anda ne gördü ki, neyi biliyor ki, o onun hakkı olsun. İşte böyle bir çocukların üzerine kurulu bir aile yapısı oluşmaya başladı toplumda. Çocuklar ne derse o olsun gibisinden. Bu doğru bir şey değil. Yani bir ailede ya erkek erkildir, ya kadın erkildir. Normalde ya da çocuk erkildir. Ama aileler kadın erkil ve çocuk erkil olmaya başladı. Hadi erkekle kadın birbirleriyle istişare ederekten aile işlerini götürmesi gerekir. Ama ayetle sabittir, evin reisi erkektir. Erkek erkil bir aile olması lazım İslami öğretinin içerisinde. Ama ne yazık ki şimdi çocuk erkil aileler oluştu.
O yüzden bu hanım kardeşimiz özellikle istirham ediyorum, ailesiyle istişare etsin, ailesini bu noktada ikna etmeye gayret etsin, evliliğini öyle icra ettirsin inşallah. Selamun Aleyküm Mevlam gününüzü, gecenizi hayırlı eylesin. Sorum, vitir vacip namazını kılmamışsak kazası gerekir mi? Hürmetlerimi sunarım. Vitir namazı Hanefilerde İmam-ı Azam'a göre vaciptir. Kılınmadıysa kazası gerekir. Ama yine Hanefilerde İmam Muhammed, İmam Yusuf'a göre nafiledir. Eğer normalde bu sefer kılınmazsa onun kazası gerekmez. Şafilerde de bildiğim kadarıyla nafile, Malikilerde de Hanbirlilerde de nafile. O yüzden onlarda kazası gerekmez.
Ama Anadolu'da genel olarak Hanefilerde bu konuda İmam-ı Azam'ın iştahdına uymuşlar. Vacip hükmünde görürüz. O yüzden kazası gerekir deriz. Selamun Aleyküm. Kolonya kullanmak abdesti bozar mı? Kolonya abdesti bozmaz. Bakın abdesti bozan, çok özür dilerim. Alkol kuyusuna girseniz, çıksanız abdestiniz bozulmaz. Tekrar söylüyorum. Bir şarap fıçısına girseniz, çıksanız abdestiniz bozulmaz. Ama siz üzerinizde şarap var iken namaz kılamazsınız. Üzerinizi değiştirmeniz gerekir. Kolonya'da normalde uçucu alkol olan var, kalıcı alkol olan var kolonyaların içerisinde. Uçucu alkol ise eğer, onunla normalde işte uçtuktan sonra alkolü namazı kılabilirsiniz.
Bunda bir sıkıntı yok, bir beis yok. Birçok tarihi, çarşı ve han yönetimlerinin almış olduğu kararlar doğrultusunda 33-2020 tarihine kadar alınan kapatma kararı 6-06-4-2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Bilgilerinizi sunarız. Önce sağlık. Allah razı olsun. Teşekkür ederiz. Selamun Aleyküm. İnternette dolaşan Peygamber Efendimiz'i rüyasında gördüğünü söyleyen teyzenin videosuna yapılan şöyle bir yorum var. Ve bu yorum insanlar arasında paylaşılıyor. Peygamberlerin dışında hiçbir kimsenin rüyası dinen geçerli bir delil değildir. Rüya sadece ve sadece gören için geçerlidir. Başkalarına delil olabilemez.
Kaynağı ve sıhhati kesin ve doğru olmayan bu tür bilgileri paylaşmak da doğru değildir ve dinen vebalidir. Arif köken. Bu da kendisini bağlar. Madem ki o kimse bir rüyanın kendisini bağlayacağını düşünüyor, o zaman bu söz de Arif köken'e ait. Bu söz de onun kendisini bağlıyor. Eğer bunu normalde Arif köken mi söylemiş bu yorumu, Arif köken söylemiş. O zaman bu yorum da onun kendisini bağlıyor. Yani o bu konuda bir üstad mı? O bu konuda bir delil getirici, bir kimse mi? Boş muhabbet bunlar. Sana ne kardeşim? Bir başkasının rüyasını ben delil olarak kabul ederim etmem. Sen mi hükmedeceksin buna? Yani bir tek peygamberler rüyası gördüğü şeyler sahih. Geri kalan sahih değil.
Böyle bir laf var mı? Salih rüyaları, müjdeci rüyaları nereye koyacaksın? Hadisi inkar ediyor. Hadis inkarcısı bunlar. Başkasına delil olabilmezmiş. Nereden hükmettin buna? Cahilliğinden hükmettin. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm, geceniz aşk olsun. Eyvallah. Gündüz de aşk olsun, ömrümüz aşk olsun, ebediyen aşk olsun. Mevlid kandili gecesi rüyamda anneannemlerin evindeymişiz. Siz zikrullah yaptırmak için herkesi toplamışsınız ve topluyorsunuz. Ev çok kalabalık sıra sıra evler zikrullah için geziliyor. Sonra merdivenlerden çıkıyorsunuz.
Arkanızdan bir sürü derviş salavat getiriyorlar. Salavat tüylerimizi diken diken ediyor. Tüm ağızlarımıza işliyor. Hamdolsun, Mevlid kandilinde zikrullah yapamadık, sohbet edemedik ya. O yüzden Cenab-ı Hak böyle yapamayınca sizi rüyanızda yaptırmışlar. Hamdolsun. Daha birçok rüya anlatmış kardeşimiz. Hakkınızı helal edin inşallah. Selamun Aleyküm. Yarın saat 14.00'da koronavirüsten korunmak için yer dünyanın neresinde olursanız olun. Lütfen zikr tesbihatını aynı anda okumaya başlayınız. Çünkü tüm Müslümanlar bu duaları tüm dünyada okuyacaklar. Yüz kez hasbinallahu ve nimel vekil.
Yüz kez la ilahe illa ente subhaneke nüküntümenez zalimin. Yüz kez salavat. Lütfen tüm tanıdıklarınızı iletin. Böylece maksimum kişi sayısı bu zikir ibadetinin bir parçası olsun. Arkadaşlarımızdan bu gibi mesajlar çok geliyor bu aralar. Kimileri sayı istiyorlar? Nasıl cevap vermeliyiz? Bu tip şeyler yüz kez hasbinallahu ve nimel vekil hadiste sabit. Yüz kez la ilahe illallahu ente subhaneke nüküntümenez zalimin hadiste sabit. Yüz kez salavat-ı şerifi hadiste sabit. Normalde bunu belli bir saatte yapabilir bir kimseler. Bunları çekebilirler. Bunları çekilmesi için yapılması için böyle kampanyalar düzenleyebilirler. Bunlarda bir beis yok. Yapabilir, yapamaz. Herkesin kendi bileceği bir şey.
Hayırlı geceler. Rüyamda gökyüzünde Muhammed yazısı gösterildi. Salatü selam getireceğinize işaret. İnsanlar salatü selam getirin Bol Bol Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine. Rüyamda bir yere gelmişsiniz. Ben sizi karşılıyorum ve size eşlik ediyorum. Sizin başınızda kırmızı yeşil dester ve kırmızı cübbeniz vardı. Sonra bir mekan gösteriliyor. Bahçesinde dev boyutta üç adet dester yan yana duruyor. Ortadaki sizin başınıza taktığınız renkte onun için mevleviliği simgelediği söyleniyor. Sağ ve sol tarafta duranların ise kadirliği ve rufayiliği temsil ettiği söyleniyor.
Onların renklerini hatırlayamıyorum. Allah hayırlısını versin inşallah. Biz ağırlık olarak kadiri, rufayi, mevlevi dergahıyız. Bununla alakalı Allah alem. Arkadaşlar burada kimsenin ismi çıkmıyor. O yüzden hiç kimse de bu telefona kayıtlı değil isim olarak. Özellikle kimse kaydetmemeyi bu noktada şiar ediniyorsa hiç kimsenin ismi burada da çıkmıyor. O yüzden rahat olun. İsim yazanları normalde isimlerini okuyorum. İsim yazmıyorsa ben okumam. Şöyle söyleyeyim. Hiçbir zaman insanların mahremini ortaya çıkarma düşüncem olmadı. Allah bizi affetsin inşallah.
Hayırlı geceler ismimi vermezseniz iyi olur. Rüyamda ders aldıktan bir ay sonra bir şeyh geldi. Sanırım Kıbrisi Hazretleri olabilir. Bana İhlas suresini okuyor musun diye sordu. Ben de hayır dedim. Sonra iki üç ay sonra günde yüz kere oku dedi. Size sormadan başlamak istemedim. Bir de hocam la ilahe illallah diye çok ufak adımlarla ilerliyorum rüyamda. Sizden dersli olduğum aklımdaymış. Sonra daha önceki dersli olduğum yeri düşünüyorum. ve adım atamıyorum bir türlü. Öyle bir uyandım ki la ilahe illallah diye dar bir zikir ile uyandım. Bu konuda ne dersiniz? La ilahe illallah'a devam edin derim. Rüya, selamünaleyküm. Rüya ilmi kimlere verilir?
Çalışarak elde edilebilir mi? Valla çalışarak elde edilebilir mi bilemem. Ama bu rüya böyle sufi dünyada farklı tecelli ediyor. Bana rüya tevilini şeyhim vermişti. Yani bana dedi ki bundan sonra sen rüya tevil edersin. Ben rüya tevil etmeye öyle başladım. Hatta rüya ve hal tevil edersin dedi. Ben rüya tevil etmeye öyle başladım. Ama rüya ilmi böyle biraz abartı gibi gelebilir. İlmi ledindir. Selamünaleyküm. Görülen bir rüyanın tevil edilmesi için gereken ölçü nedir? Tevil edilmesi gereken rüya nasıl ayırt edilir? Bunları normalde rüya görenlerin tevil edilir edilmez demeyi deyip bunu böyle kendilerince hükmetmeleri çok zor.
Bunu ancak rüya tevil eden bir kimseye soracaklar. Ancak öyle buna hükmedebilirler. Selamünaleyküm. Rüya içinde gösterilen rüyada Ali İmran suresini bir ay boyunca üstünde bulundur dendi. Zahirende bunu yapmam gerekir mi? Rüyada öğretilen, gösterilen iyiye yönelik faydalı şeyler zahirende uygulanmalı mı? Rüyamda bir ormanda kayınvalidem, kayınpederim hep üçümüz bir yatakta yatırıyoruz. Kalktığımızda kayınpederim bana ormanlık alanın pis olduğunu gösteriyor ve temiz ediyor. Ben oraya baktığımda iki tane arakiye, biri sizin ama kırmızı sarık bağlı, diğeri hepsinden büyük ama sade dümdüz arakiye, bu ikisi yan yana. Onların önünde cemaat gibi yedi sekiz tane arakiye, önlerinde çanta ve çarıkları var, duruyorlar.
Kişiler yok ama sadece bunlar var. Ben bundan ne anlamalıyım? Bu rüyanı ben buradan tevil etmeyeyim şimdi. Allah yiyetsin inşallah. Ulaşabilirsen bana ulaş, bu rüyanı da bana yaz inşallah. Sana oradan tevil etmeye çalışayım inşallah. Selamun Aleyküm. Bir kişi uyumazdan önce salavat çekerken, bir an gözünün önünde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gelse, bir saniye dahi olsa halinde ya da rüyamda gördüm deme hakkına sahip olur mu? Evet, selamun Aleyküm. Bir kişi iki yerden ders alıp ders çekebilir mi diye sormuştum. Cevaben siz bizden olmaz demiştiniz. Böyle durumda olan biri ne anmalıdır?
Gelip dersini iade edecek ya da karşıya iade edecek. Kendisini bileceği bir iş. Biz, kıymetli kardeşler, ben bir kimse Allah affetsin, ders vereceksem, bir yere intisaplıysa orada ders alın dersine, devam etsin. Ben hiçbir kimse, bir yere intisaplı olan bir kimse, ben orayı bırak, buraya gel, ders verelim sana demem, benim yolum değildir o. Kimseyi yolundan çevirmem, Allah bizi affetsin. Selamun Aleyküm. İnsan hayalinin kendi gerçekliğini, gerçekliğini geçmesi nasıl sağlar? Hayal gücümüzü doğru noktada nasıl geliştirebiliriz? Hayalin gerçekliği, normalde sizin kurguladığınız hayal ile alakalı. Eğer kurguladığınız hayal, gerçek bir hayal kurguladıysanız gerçekleşir.
Sakın ha şeytanın rüyanda seninle eğlenmesini kimseye anlatma ad-ı şerif. Böyle bir ad-ı şerif okudum ama kaynağını bilmiyorum. Şayet doğruluğuna kanaat getirdiyseniz, rüyalarımızda şeytanın bizimle eğlenmesinden ve anlatılmayacak, anlatılacak rüyadan ne anlamalıyız? Ben rüyayla alakalı hemen hemen Kütüb-i Sidi'de, Tirmizi'de, Ebu Davud'da, Müslim'de, Rudani'deki bütün hadisleri okuduğuma inanıyorum. Böyle bir hadis okumadım. Hakkınızı helal edin. Bir kimse Allah yolunda uzun sefere çıkar, saçı başı dağınık, tozu toprağa bulunmuş vaziyette. Ya Rabbi, Ya Rabbi diyerek ellerini gökyüzüne açar. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir? Müslim, zekat 65 hadisini açıklayabilir misiniz?
Allah sizden razı olsun. Normalde bir kimse önce yediğine, içtiğine, giydiğine bakacak. Normalde eğer yediği, içtiği, giydiği haram ise, kazancı haram ise, Allah yolunda o kimsenin koşuşturmasının bir anlamı yok. Önce rızkı helal olacak onun. Allah bizi helal, rızık sahibi olanlardan eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Kız çocukları anne babaya bakmakla mükellef olmadığına göre anne ve babasına sadaka veya zekat verebilir mi? Hayır. Hiçbir evlat anne ve babasına zekat ve sadaka veremez. Bu normalde kız çocuklarının anne babasına bakmakla mükellef olmaması, hani normal bakımı ile alakalı. Yani normal kız çocukları genelde çünkü anne babanın yanından ayrıldıktan sonra evlenirler, evlendikten sonra kocalarına tabi olurlar.
Eğer evliliklerinden ayrılırlarsa dul olurlar, özgürdür, hürdürler. Yine bakmakla mükelleflikler olmaz. Erkek çocuklar anne babaları ölünceye kadar bakmakla mükellef. Hem maddi olarak hem de işte fiziki olarak her şeyle ilgilenecekler. Yaşadığımız sıkıntılar ileride bizlere bir yarar sağlayacak mı? Allah gecemizi mübarek eylesin. Müminin baş ağrısı dair rahmettir ona. Baş ağrısı, mide ağrısı, rahmettir ona. Boynu ağrıdı, rahmettir. O yeter ki Allah'ın onu bu noktada böyle bir şey gönderdiğini görsün, bilsin. Selamun Aleyküm. Rüyada ders verilir mi? Verilir. Zikir sayısı belirtilir mi? Belirtilir. Bir de rüyamda peygamberimizi üç defa savaşta gördüm.
Maşallah. Allah mübarek eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gören gerçekte görmüş gibidir. Bol bol ona salatu selam getirir. Onun sünnet seniyesini yerine getirir inşallah. Allah'ı rüyada gazaplanmış olarak gören kimse de cennete girer mi? O kimse Allah'ı rüyasında kendisine gazaplanmış olarak gördüyse bol bol tövbe edecek. Muhakkak o bir haram işlemiş. Haramdan dolayı Cenab-ı Hakk'ı o gazaplı, tecelliyatlı görmüş. Bol bol tövbe edecek. O haramlardan kendini koruyacak, muhafaza edecek. Hayırlı akşamlar bir mesele vardı. Arkadaşı telefonla aramıştım, ulaşamamıştım. O akşam rüyamda onu gördüm ve o konuyu görüştük. Bu mesele hallolmuş oluyor mu?
O kişinin bilgisi olmuş oluyor mu? Yok telefon açacaksın, onunla tekrar görüşeceksin. O meseleni öyle halledeceksin. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm, hayırlı geceler zamanında belli bir makama gelmiş ama bilmediği ve korktuğu için düşmüş bir kimse tekrar yol kat edebilir mi? Kat edebilir. O normalde korktuğundan bilmediğinden dolayı düşmez insan. Bir hata etmiştir, bir kusur işlemiştir, bir yanlışlık yapmıştır. O yüzden düşer, tövbe edecek, sımsıkı yapışacak, yürüyecek. Peygamberliğin 46 cüzü ne demektir? O 46 cüz nedir? Allah razı olsun. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberlik yılı kaç yıldı? 23 yıldı. Bunun yarısı gece, yarısı gündüz veyahut da 23 yıl normalde 46 cüzünden bir cüz deyince normalde 6 aya tekabül eder.
6 aya tekabüldür. 46 cüzünden bir cüz. Selamünaleyküm. 2014 yılında sizden ders aldığım bu geceki sohbetin konusunun rüya olduğunu görünce 2011 yılında gördüğüm bir rüyayı sizinle paylaşmak istiyorum. Hay maşallah 2011'de görmüş, 2014'de ders almış. Evimizin balkonuna güneş gelmişti. Annemle ben şaşırıyoruz. Güneş beni annemden istiyordu. Sonra bir anda gece oldu. Göğe yükseldim, karşımda da yıldızlar sıralanmıştı. Allah rüyanı mübarek eylesin inşallah. Allah'ım yesin. Güzel rüyan. Yani yorumlamadım, rüyanı kötü olarak görme. Selamünaleyküm.
Zikir halkasında daha önce hiç görmedim, birini gördüm. İçimden Peygamber Efendimiz olduğunu düşündüm. Aynı zikirde daha sonra yine birini gördüm. Hz. Yusuf olduğunu düşündüm. Bunu bir türlü anlayamıyorum. Gördüğüm Peygamber Efendimiz mi? Yoksa ben onu görmek istediğim için mi? O dedim kimse bana o demedi. Ben o dedim. Ve izledim bana yardımcı olun kafamdan çıkmıyor. Doğrusu nedir? Hayırlı geceler. İyi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gördüğüne hükmet kendince. Selamünaleyküm. Sohbetle alakalı rüyamı anlatabilir miyim? 11 yaşındaki oğlum rüyasında beni görüyor. Ben kendi gözümü çıkarıp elimi almışım. Ceviz kabuğunun içine giriyor.
Sonra oğlum ceviz kabuğunu oyuyor. Göz rengi değişiyor. O göz süs oluyor. Annemin yani benim gözüm kendiliğinden hızlıca oluşuyor. Oğlum da kendi gözünü çıkarmaya çalışıyor ama çıkmıyor. Allah hayırlısını eylesin. O kendince öyle bir şey düşünmüş. Öyle bir şey düşündüğünün noktasında öyle bir şey görmüş. Bir anlamı yok. Selamünaleyküm. İbni Abbas'tan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki duymak görmek gibi değildir. Allah Musa'ya bu zağı hakkında kavminin ne yaptığını bildirdi. Ama o elindeki levhaları bırakmadı. Ne zamanki gelip durumu bizzat gözleriyle gördü. Elindeki levhaları bıraktı ve böylece kırıldı. Ahmet Bezzar Teberani.
Soru elindeki levhalar nedir? Burada Musa aleyhisselam kavminin halini Allah'tan işitmesine rağmen görmek istemesi ve sonrasında levhayı kırmasını anlayamadım. Duymak yetmediği için mi? Allah razı olsun. Görmek hiçbir zaman duymak gibi değildir. Bunu açıklayıcı yine bir hani İbrahim aleyhisselamın kıssası var ya üç tane kuş diyor ya Ya Rabbi ben senin yeniden halk edeceğine inanıyorum. İman ediyorum ama bunu görmek istiyorum. Kalbim mutmain olsun istiyorum diyor. Öyle olunca ey İbrahim üç tane kuşu tut. İşte onları kes parçala kavur küllerini. İşte git üç tane tepeye bırak. Ondan sonra küntü biiznillah deyince kuşları uçaraktan geliyorlar ya. İşte normalde görmektir. Asıl ilim. Duymak değildir. O yüzden Musa aleyhisselam da normalde görünce görmek şehadet etmek çünkü.
Görmek onu daha fazla bilmek demektir. O yüzden Hazreti Ali Efendimiz görmedim Rabbe secde etmem demiş. Görmek önemli. Allah bizi görenlerden eylesin inşallah. Bu gece bitmeyecek herhalde siz kendinizi sağlam tutun bakın. Selamun Aleyküm. Teheccühü namazı kıldıktan sonra zikrullah yapıyorum. Sabah namazını beklerken Şaban ayında olduğumuz için zikrullaha devam mı edeyim yoksa namazı beklerken salat-ı selam mı çekeyim? Her ikisi de olabilir. İster zikrullaha devam edin isterseniz salat-ı selam çekin. Selamun Aleyküm. Emziren anneler de sumak içebilir mi? Herkes içebilir. Rüyada görülen kadayıf, nohut, pirincin bir manası var mıdır?
Rüya böyle anlatılmaz hakkınızı helal edin. Rüyayı bütün olarak anlatacaksınız. Selamun Aleyküm. Ben Muhammed. Bugün ikindi ezanından sonra uzanırken içim geçti. Rüyamda arkadaşımın arabasına bindiğimi bir yere gideceğimizi gördüm. İkindi namazını kılmadığımı hatırladım. Sonra gitmezsem arkadaşıma ayıp olur. Namazı kaza ederim dedim. Öyle düşününce uyandım. Sonra yine içim geçti. Üzerime karabasan çöktü. Kıpırdayamadım. Böyle dumanlı bir şeyler buhar gibiydi. Şekli gördüm. Savaştım. Sonra zikir geldi. Aklıma zorladım. La ilahe illallah deyip boğazından tutmaya çalıştım. Uyandım. Namazımı kıldım.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin hadis-i şerifi var. Bir kimse ikindi namazından sonra uyardı, aklı yerinde kalkarsa şaşarım diyor. O yüzden ikindi namazından sonra uyumamaya gayret edin. Onunla alakalı. Bir daha yapma böyle. İnşallah. Bir sohbetinizde nefsi mülhimeden düşenlere üzüldüğüm kadar hiçbir şeye üzülmedim, üzülmüyorum dediniz. Böyle demenizin sebebi neydi? Yani mülhimeden düşen bir kimsenin tekrar o hale gelmesi çok daha zor mu olurlar? Hayır, emeğine yazık ediyor. O yüzden üzülüyorum. Yani o noktaya gelen bir kimsenin artık böyle heva, hevesine dalıp geriye düşmemesi lazım. O yüzden. Bu soruyu iletir misiniz lütfen?
Geçen cevap alamadım. Bir evlat anne ve babasına veya anne baba evladında bir kötülük gördüyse bir karışıklık olduğunu düzeltmeye çalışıyorum. O yüzden.
Şurada kaldıydık. Evet. Selamun kavlen min Rabbin Rahim ne demektir? Direkt Cenab-ı Hak'ın selamı o kimsenin üzerine rahim olan Allah'ın, rahim olan Rabbin selamı o kimsenin üzerine olsun demektir. Onun farklı incelikleri vardır bu selamun kavlen min Rabbin Rahim'in zahiri manasından fazla. Onun metafizik batinli manası vardır. O selamun kavlen min Rabbin Rahim biraz böyle sufiler için önemli bir ayet-i kerimedir. Bütün virtlerde yani hatmelerde çekilen bizler için hatmelerde çekilen bir virttir o. Normalde hani Allah'ın selamı o kimsenin üzerine olsun gibi direkt Allah'la selamlaşmak gibidir. Ama asıl onun şeyi manası çünkü bir hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Yasin'in kalbidir demiş.
Selamun kavlen min Rabbin Rahimi. O yüzden sufiler ona çok ehemet verirler. Kalmamız yerden devam ediyoruz. Selamun aleyküm. Bir evlat anne ve babasına veya anne baba evladında bir kötülük gördüyse burada birbirlerine karşı dini tebliğ metodu nasıl olmalıdır? Nezaket içerisinde büyük küçüğü küçük büyüğü bilerekten böyle olursa iyi olur. Bir evladın büyüklerine ve çevresindeki büyüklerine karşı tebliğ nasıl olmalı? Tatlı tatlı ince ince olmalı. Bir kimse dini noktada sadece yaşadıklarını mı anlatmalıdır etrafına? Yaşamadıklarını anlatmalı mıdır? İlk önce kendi nefsinde yaşayıp sonra mı etrafını anlatmalıdır? Yani normal dini bir bütün olarak insan tamamıyla yaşayamaz ki.
O zaman dini tebliğ edemez. Biz bildiğimizi yaşadığımızı tebliğ ederiz. Selamun aleyküm. Önümüzdeki iki gün çok kritik deniliyor ve dışarı çıkmayın deniliyor. Çalışmak durumunda ne yapmamız gerekiyor? Kardeşler, normalde kendinizi koruyun, kendinizi muhafaza edin. Uzak durmaya gayret edin. Böyle boş bir şekilde etrafta dolaşmayın. Sadece iki gün önemli değil bence. Yani bu Nisan'ın ortasına kadar, normalde Mart bitti değil mi? Bugün ayın 28'i. Bence Nisan'ın ortasına kadar, belki de Nisan'ın sonuna kadar bu süreç devam edecek. Yani bu bilinmez ne zaman bu böyle, çok özür dilerim ama ortalığı kasıp kavuran korkusu kendisinden daha fazla olan. Bakın yani bu öyle bir noktaya geldi ki, yani bu virüsün korkusu virüsten daha tehlikeli hale geldi.
Yani virüs tehlikeli, korkusu bundan da tehlikeli, paniği bundan da tehlikeli. Bir panik olursa insanlar, benim korkum o, benim de korkum o. Hastanelere yığılır, herkes virüs bana bulaştı mı diye sağlık komple felç olur. Şu ana kadar çok iyi gitti, öyle söyleyeyim. Yani bunu böyle devlet, millet düşmanları, hükümet düşmanları böyle etrafta böyle yaygara çıkarıyorlar. Yani diğer devletlerle kendimizi kıyasladığımızda biz çok iyiyiz. Biz çok iyiyiz. Tabii devlet, millet bütünleşmesi, ondan sonra milletin devleti dinlemesi, hatalar, kusurlar olsa da süreci şu ana kadar çok tehlikeli bir noktada götürmüyoruz. Hatta ortanın altındayız, öyle söyleyeyim. Normalde şu anda günlük 500, 600, 700, 800 ölümlerle götürüyor Avrupa devletleri.
Ki Avrupa deriz biz, gözümüzde büyütürüz. Amerika deriz, gözümüzde büyütürüz. Felç oldular hepsi de. Ve şu ana kadar gerçekten ülkemiz bu meselede çok iyi bir yolda gidiyor. İnşallah böyle gider, dinleyelim devleti. O yüzden normalde devleti işte özel sektörü kapatmadı. Kapatsa kapatın deriz. Devlete itaat lazım. O yüzden normalde kapatmadı. Ne yapacağız? O zaman kendimizi böyle sınırlayarak, ölçülendirerek işimize, gücümüze devam edeceğiz. Ekonomik çarkın da dönmesi lazım. Ben onu önemsiyorum. Ben şimdi şunu da söyleyeyim. Bakın bu koronavirüsten sonra kimin başına ne geleceği belli değil. İtalya sokaklarında Rus askeri araçları dolaşıyor. İtalya'ya yardıma geldiler.
Hangi ülke işgal edilir? Hangi ülke batar bundan dolayı? Bu bilinmiyor. Hangi ülkede sistem değişikliği olur? Hangi ülkede hükümet değişikliği olur? Hangi ülke hangi topluluğe yanaşır? Bu bilinmiyor. O yüzden devletini, milletini, ailesini, vatanını seven insanlar devletin koymuş olduğu ölçülere tabi olacaklar. Bizim elimizde mit yok. Bizim elimizde uluslararası dengeleri gözetecek siyasi bir bilgi birikimimiz yok. Bizim elimizde bu virüsün çıkış noktası neden, virüs nereden ne olur, virüs nereye, ne tarafa doğru yönlendirilir, nereden nereye bulaştırılır bununla alakalı elimizde bilgi yok. Öyle devlet yönetmek, öyle milleti yönetmek, öyle oturup ahkam kesmeye benzemez.
Adamın eline üç tane adam veriyorsun, adam üç tane adamı yönetemiyor, kalkıyor devlet yönetmeye. Veyahut da adam evindeki ailesini yönetemiyor, devlet yönetmekten ahkam kesiyor. Bizde ne yazık ki böyle hastalıklar var. Adam ben olsam böyle yaparım diyor, ailesini yönetemiyor. Sen önce eşini, çoluğunu, çocuğunu yönet. Sen önce evini düzgün bir şekilde götür, ondan sonra sen devlet yönetmeye kalk. Böyle insanlar var. O yüzden herkes devlet yönetmeye kalkmasın kardeşim. Herkes devlet yönetmeye kalkarsa devlet yönetilmez olur. Oturun oturduğunuz yere, itaat edin. Bakın eğer haram bir şey söylüyorsa, devlet size yapma kardeşim. Haram bir şey söylüyorsa, yapma. İç ki içme, kumar oynama, zina etme. İç ki iç, kumarı oyna, zina et.
Devlet sana evine kapan deyince devlete isyan et. Böyle bir şey yok. Allah bizi affetsin. O yüzden arkadaşlar, devlet özel sektöre dışarı çıkmayın demiyor. Herkes özel sektör işine devam edecek. Allah işlerinin güçlerini iyi eylesin inşallah. Ben arkadaşlar buraya gelenleri okuyorum.
Benim adım Betül, eşimin adı Oğuz. Eşimle sekiz aydır ayrı yaşıyoruz. Bana ve benim aileme haksızlıklar yaptı ve bana iftiralar attı. Evliliğim boyunca hiçbir zaman bana hak vermedi. Annesinin etmiş olduğu hakaretler karşısında hep annesinin tarafında oldu. Sekiz aylıkta bir bebeğim var. Ailem hiç düzelme olmadığı için dönmemi istemiyorlar. Onlar tarafından hiçbir gelişme olmadı. Hakkımda hayırlısı, boşanmak mı, barışmak mı? Biz bunu bilemeyiz kardeş. Bunu böyle hükmetecek noktada da değiliz. Allah bizi affetsin. O yüzden bu noktada eğer eşin seni istemiyorsa, seni evden kovduysa, normalde yapabileceğin fazla bir şey yok. Geri dalmıyorsa yapabileceğin bir şey yok.
Oturup şartları konuşacaksınız. Hangi şartlarda olacak? Biz onun hükmünü verebilecek noktada değiliz. Selamun Aleyküm. Ablam rüyasında şu an hayatta olmayan ama rüyayı gördüğünde hayatta olan kardeşimi görmüş. Bu arada vefat eden ablam konuşma engelliydi. Rüya şöyle gelişiyor. Kendisi uzun bir koridorda yürürken karşısına iki kapı çıkıyor. Biri sağ, birisi sol. Ablam tam soldaki kapıyı açacakken sağ kapıyı diğer kardeşim açıyor. Kardeşinin üzerinde yeşil elbise var ve burası daha güzel deyip ablamı oraya çekmiş. Normalde yeşil elbise dinin bütünlüğüne işarettir. Ve dindarlıya işarettir. İnşallah kardeşiniz de o tarafa doğru gider. Sumak çayını ne sıklıkla içmeliyiz ve hamileler içebilir mi?
Hamileler de içebilir. Normalde günde bir bardak için veyahut da işte haftada için ihtiyaç duyduğunuz için bir şey olmaz ya. Sumak böyle gayet lezzetli ondan sonra. Bizim Anadolu topraklarından neşvi nevam olmuş. Bir tek zannediyorum Doğu Anadolu'da yetişmiyor galiba. Hemen hemen Anadolu'nun her tarafında yetişen iyi bir bitki, şifalı bir bitki. Yani gerçekten onun normalde çayını için salatalarınızda kullanın, soğan salatasını da kullanın, her yerde kullanın. Selamun Aleyküm hocam birisine iş yaptım alacağım var ancak uzun zamandır ödemiyor, telefon ediyorum açmıyor. Şimdi ise telefonu kapalı ne yapmalıyım? Git yanına ziyaret et bir çayın içi inşallah.
Bir kimsenin sıhhat ve muhkim halinde yaptığı iyilikleri olsa da hastalık veya yolculuk hali kendisini bunlardan alıkoysa, o adama sağlıklı ve muhkim iken yapmakta olduğu amelin sevabı yazılır. Ramelüz el-Hadis. Bu hadis-i şerife göre kılmadığımız cumalar, yapamadığımız toplu zikirlerin sevabı bize bu durumda yazılır mı? Evet. Bu çünkü normalde bizim elimizden gelen bir şey değil. Biz normalde bu noktada devletin koymuş olduğu yasaktan dolayı yapamıyoruz. O yüzden yapmış gibi sevabımız olur inşallah. Selamun Aleyküm. Anneme rüyasında cenneti göstermişler, yarısını daha sonra göstereceğiz demişler. Daha ömrü var o yüzden. Hepsinin tamamını görmedi.
İnşallah Cenab-ı Hak ömrünü hayırlı ve güzel eylesin. Selamun Aleyküm. Dağda, çölde, mağarada veya ıssız bir yerde kalıp din ve peygamber hakkında hiçbir şey işitmemiş kimselerin ahiretteki hükmü nedir? Cennetlik olacaklar. Evet. Onlar hiç din ulaşmadıysa onlar mahşerde toplanacaklar. Hemen onlar cennetin birinci katına alacaklar. Çocuklar da aynı. Çok özür dilerim. Akli dengesini yitirmiş, küçük çocuk küçüklüğünden itibaren akli dengesini yitirmiş olanlar da aynı. Selamun Aleyküm. Rüyasında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gören gerçekte görmüştür hadis-i şerifine göre. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in rüyasında gören birisi, sahabeden birisi sayılmış olur mu?
Ehli sufiden kendilerini böyle sahabeden sayanlar var veyahut da yol olarak kendilerini sahabeden sayan kimseler var. Bilhassa mesela melami meşrepliler 23 yıl melami mezhebinde kalırlarsa kendilerine bir kısmını mesela sahabeden sayarlar. Ama sufilerin bir kısmı da böyle rüyasında görürlerse onlar da kendilerini sahabeden sayarlar. Selamun Aleyküm. Bir kimsenin rüyadayken yaşadığı rüyasını yormasının sebebi nedir? Bunu rüya içerisinde, rüya yani hal içerisinde hal gibidir. Eğer normalde o rüyasında onun rüyası yorulduysa sahih bir rüya olmuş olur ve yorumu da sahihtir. Allah mübarek eylesin. Selamun Aleyküm. Koronavirüs hakkında ne buyuruyorsunuz?
Ne yapmalı? Bu bir ilahi ceza mı? Yoksa kimyasal silah mı? Sonu ne olacak? Ne zaman son bulacak? Panik halindeyiz? Ne yapmalı? Bunu normalde zulüm olarak görürseniz zulüm olur. Bunun rahmet olarak görürseniz rahmet olur. Bereket olarak görürseniz bereket olur. O yüzden ben bu tip bela, musibet, sıkıntı, hastalık, dert, gam, kasvet bunları Müslümanlar için, müminler için bir müjde, bir müminler için, Müslümanlar için bir bereket olarak görürüm. Ben öyle görüyorum. İnşallah Cenab-ı Hak bizi rahmetlensin, bereketlendirsin, lütuflandırsın, ikramlandırsın, bundan ders aldırsın. Bakın normalde insanlar gerçekten günaha keballere dalmıştı, insanlar isyana, mühtana dalmıştı, insanlar israfa dalmıştı. Bütün haramları fütursuzca işliyorlardı. Cenab-ı Hak bu noktada bir ders verdiğine inanıyorum.
İster bunu biyolojik laboratuvarlarda hazırlasınlar, nerede hazırlıyorlarsa hazırlasınlar. Şimdi sufilerin bakış açısı çok farklıdır. Laboratuvarda da o hazırlanmış olsa, onda Allah'ın bir ilmi vardır. Laboratuvarda da o hazırlanmış olsa, onda Allah'ın bir müsaadesi vardır. O yüzden Cenab-ı Hakk'ın onda bir kaderi vardır. Biz sufiler perdenin arkasını görmeye çalışırız. Onda da Cenab-ı Hakk'ın bir kaderi vardır. O yüzden o kadersiz değildir, o başı boş değildir. Belki de hani insanlar belli yerlere ders vermek için laboratuvarda onu hazırladılar ama hiç ummadıkları bir yere gittiler. Belki de bir karanlık mahverlerde, karanlık odalarda, karanlık dehlizlerde bir yerlere ders vermek için onu yaptılar.
Ama Cenab-ı Hakk onların başlarına makus eyledi, dünyanın başına makus eyledi, darmantağası eyledi. Bilemiyoruz ki biz bu noktada. Biz şu anda elimizde bu tip bilgiler yok. Biz başımıza bir bela geldi, bir musibet geldi. Biz o bela ve musibete rahmetle, lütufla, ikramla savuşturmaya çalışıyoruz. E şimdi diyeceğiz ki biz, işte bu biyolojik bir silah, bunu laboratuvarda hazırladılar. Vebayı kim hazırladı? Yani tarih boyunca vebadan, sıtmadan insanlar perperişan olmuşlar. O zamanlar laboratuvarlar mı vardıydı? Yani insanları o helak eden, insanları böyle öldüren, insanları perperişan eden, bu tip salgın hastalıklar dünya üzerinde hep görülmüş. Onları da mı laboratuvarlarda hazırlamışlardı? Kıymetli kardeşler, dünya üzerinde ne kadar laboratuvar varsa da, hepsi de Allah'ın laboratuvarıdır.
Hepsi de. Siz o laboratuvarları iyiliğe doğruya, güzelle doğru yönlendirirseniz, dünya iyiliğe doğruya, güzelliğe yönlendirilir. Siz o laboratuvarları yanlış diye, zulme, isyane, buhtane, o laboratuvarları insanlara sömürmeye yönlendirirseniz, o laboratuvarları, o yönlendiren insanların başlarına makus olur, onların ahiretlerini perperişan eder. Ne olacak ki şimdi? Bilge ise bulaşmayacak mı bu hastalık? Örneğin. İşte Trump'ın etrafındaki insanlarda da bulaşıyor. Bak, Markel'in etrafındaki insanlara da bulaşıyor. Bak, işte İngiltere Kraliçesi'ne veya kraliyetin etrafına da bulaşıyor. Bulaşmadığı bir yer kalmıyor. Onu sevk ve idare eden Allah, onu ne tarafa yönlendireceğini tespit eden Allah, onu Allah'tan başka tarafını, yönünü tespit edecek bir kimse mi var?
Siz bütün uçaklarınızı kaldırsanız, bir bölgeye böyle biyolojik olarak oraya hastalık atmaya kalksanız, Cenab-ı Hak bir rüzgar çıkarıp o biyolojik silahı senin ülkene göndermekten muktedir değil mi? Biz Allah'ı zikredelim, Allah'a tövbe edelim, Allah'a dua edelim. Biz Allah'a yalvaralım, yakaralım. Kötülerin kötülüklerini kendi başlarına makus eylesin. Biz dua edelim, zikredelim. Zalimlerin zalimliklerini Allah kendi başlarına makus eylesin. Cenab-ı Hak nerede zalim var ise, nerede zulmeden var ise, Cenab-ı Hak onların zalimliklerini ve zulümlüklerini kendi başlarına makus eylesin. Yani bizim işimizden, bizim elimizden gelecek olan dua bu. Bizim elimizden gelecek olan zikir.
Bizim elimizden gelecek olan şey kendimizi sakınmak, kendimizi korumak. Bedevinin birisi geldi, uyuz hastalığıyla Cenab-ı Peygamber dedi ki, işte Allah'tandır uyuz hastalığı dedi. Bedevi dedi ki, öbür deveden öbür deveye bulaşıyor. Allah Resulü dedi ki, ilk bulaştıran deveyi uyuz hastalığını kim bulaştırdı dedi. Yani ilk uyuz olan deveye o hastalığı kim bulaştırdı? Allah bulaştırdı. Allah müsaade etti. Aynı şey, bu hastalık bulaştı mı ondan ona bulaştı kardeşim. Bunun ilk çıkış noktasına müsaade eden de Allah. Sakın Allah'ı kötülemeye kalkmayın. Yaptığımız eksiklikleri, yanlışlıkları, yaptığımız zalimlikleri, zulümleri görün. Neden zulmeden devletleri görmedik ki bugüne kadar? Filistin'de öldürülen çocukları, Filistin'de katledilen Müslümanları gördü mü dünya?
Suriye'de, Irak'ta katledilen Müslümanları gördü mü dünya? Afganistan'da katledilen Müslümanları gördü mü dünya? Afrika'da aç, Avrupalıların Afrika'da aç bıraktığı çocukları gördü mü dünya? Afrika'yı sömüren İtalya değil miydi? Afrika'yı sömüren Fransa değil miydi? Afrika'yı sömüren İspanya değil miydi? Ha istemeyiz onlar İspanya'nın da, İtalya'nın da, ondan sonra Fransa'nın da, Almanya'nın da, İngiltere'nin de, hiçbir kimsenin bela ve musibeti duçar olmasını istemeyiz. Ama onlar zulmettiler. Hadis-i kutsi belli, kim zulmederse, kim zulmederse Allah onun başına bir zalim tayin eder. O zalimle intikamını alır. O zalimin başına da bir kılıç tayin eder. O kılıçla da zalimden intikamını alır. Bunlar zalim, bu batılılar zalim. Bakın bu batılılar eşkıya, biz hala daha Avrupa Birliği'ni eşkıya olarak görmüyoruz, zalim olarak görmüyoruz.
Bakın İtalya inim inim inliyor. İtalya'nın sağlık sektörü çöktü. İtalya'ya gelen tıbbi yardımları, tıbbi malzemeleri, Almanya, İsviçre, Çekoslovakya el koyuyor. Bunu dünya görsün. Medeni Avrupa dediniz, medeni Avrupa. İtalya'ya gelen tıbbi yardımları, Almanya el koyuyor. İsviçre el koyuyor. Çekoslovakya el koyuyor. Hadi Çekoslovakya'yı makul göreceğim, fukara bir devlet yok kendisinde. Hadi kendi canını düşündü, el koydu. İsviçre neden el koyuyor? Almanya neden el koyuyor? Bunlar eşkıya canım kardeşlerim. Bunlar zalim. Bunlar zulmedici. Bunlar zalim ve zulmedici olduklarından dolayı Allah bunlardan intikam alıyor.
Kim zalimse, kim zulmettiyse Allah ondan intikam alır. Allah intikam alıcıdır. O yüzden bireyler zulmetmesinler, devletler zulmetmesinler, uluslararası devletler zulmetmesinler, devletler zulmediyorsa, bireyler zulmediyorsa Allah kılıcıyla onlardan intikamını alacak. Bir hastalık bulaştıracak, alacak bir bela bulaştıracak, alacak bir musibet bulaştıracak, alacak Allah zalimlerden intikamını alır.
Bakın Orta Doğu düzeliyor mu düzelmiyor. Onlar çünkü Osmanlı'ya zulmettiler. Osmanlı'ya zulmedince kalktılar İngilizlerle, Fransızlarla, İtalyanlarla beraber oldular. Dört düzgün giden Müslüman Osmanlı'yı arkadan hançerlediler. Bakın o gündür, bugündür iki yakaları bir araya gelmiyor. Allah zalimlerden intikamını alır. O tertemiz, o mümin Osmanlı askerini arkadan vurmanın sancısını yaşıyorlar. Allah zalimlerden intikam alır. Bakın kendi halklarına zulmediyor onlar. Cenab-ı Hak da onların iki yakalarını bir araya getirmiyor. Yine Osmanlı'nın torunları gittiler de Suriye'ye. O gidince oradakiler bir refah buldular şimdi. O bir huzur buldular.
O yüzden Avrupa denilen yer, Batı denilen yer, zulmettinden dolayı ya çökecekler ya İslam olacaklar. İkisinden biri. Üçüncü bir şıkkı yok. Ya İslam olacaklar, terbiye olacaklar, tokatlana tokatlana. Deyak yiye yiye ya da yok olup gidecekler. Allah bizi yiyesin inşallah. Her gün, selamünaleyküm, her gün rüya gördüğümü biliyorum.
Hatta birçok rüya gördüğümü hissediyorum. Uyandığım anda hatırlıyorum ama on dakika sonra unutuyorum. Ben de unutuyorum. Bunun nedeni nedir? Hiç nedenini araştırmadım. Gördüğüm bir rüyayı, başka gördüğüm bir rüyada tevhilini yapmıştınız. Tevhilini yaptığınız rüyada kına mı tabi olmamız gerekir? Yoksa her iki rüyayı tevhil ettirip ona göre muhamal etmek gerekir. Her rüyayı, her iki rüyanda tevhil ettireceksin inşallah. Otursak, sabahtan akşama kadar rüya dinlesek bitmez bu gece. Hayırlı akşamlar, gün içinde yaşadığım olaylar merak ettim. Veyahut yatmazdan önce düşündüğüm olaylar rüyanda görüyorum. Bunun sebebi nedir ya da yapmam gereken bir şey var mı?
Yapmam gereken hiçbir şey yok. Keyfini yaşa. Selamun Aleyküm. Gayrimüslim birini sevdim. Altı sene önce sürekli rüyama giriyor. Hiçbir alakamız ve ilişkimiz yok. Karşılıksız aşk beninkisi. Ve dün gece yine rüyamda gördüm. Ne yapmalıyım? Ne güzel karşılıksız aşkın tadını yaşayabışlar. Allah muhininiz olsun. Eşinizle beraber izleyen kardeşler. Selamun Aleyküm. Yeni dünya düzeni nedir? Avancelizm ve masonluk nedir? Yeni dünya düzeni İslami bir sistem ve düzen. İnşallah gelecek İslam'ın olacak. Onlar ne kadar ne yaparlarsa yapsınlar Allah nurunu tamamlayacak. O yüzden bu yeni dünya düzeni safsatalarına inanmıyorum. Herkesin bir hesabı kitabı var.
Allah'ın da bir hesabı kitabı var. O yüzden bu yeni düzeni çıkıyorlar ya televizyonlarda boy gösteriyorlar. Herkes bir şeyler söylüyor. Yeni dünya düzeni şöyle olacak da. Yeni dünya düzeni böyle olacak da. Hepsi de fasafis o. Bir virüs hepsine de yetiyor. Allah'ta virüs mü eksilecek? Allah nurunu tamamlayacak. Yeni dünya düzeni Allah nurunu tamamlayıp İslam olacak. İslam bütün dünyaya hakim olacak. Bütün dünyada İslam türkülere çalınacak. Bütün dünya İslam'ı görecek. Allah'ın düzeninin, sisteminin mükemmelliğini görecek. Ve dünya Allah nurunu tamamlayacak. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri benden önce İslam'ın yüzde ellisi benim zamanımda yüzde yirmi beşi ahir zamanda da kalan yüzde yirmi beşi yaşanacak.
Allah nurunu tamam edecek dedi. Kafirler istese de istemese de Allah nurunu tamam edecek. Kıymetli Müslümanlar, kıymetli kardeşlerim, bu yeni dünya düzeni safsatalarına bakmayın. Onlar ne düzen kuruyorlarsa kulsunlar, siz Allah'ın düzenini kurun. Onlar neyin hesabının peşine gidiyorlarsa gitsinler, siz Allah'ın hesabının peşine gidin. Siz Kur'an'ı kendi nefislerinizde, sünnet-i seneyi kendi nefislerinizde, Kur'an ve sünneti nefislerinizde, evlerinizde, ailelerinizde, sokaklarınızda, şehirlerinizde yaşamaya gayret edin. Kur'an ve sünnetin hakim olması için mücadele edin. Evlerinizde oturmayın. Boş zamanlarınızda Kur'an-sünnet mücadelesine verin. Boş zamanlarınızda Kur'an ve sünneti öğrenmeye çalışın.
Siz bir başkasının teren ennesine, bir başkasının kayına binmeyin. Yok yeni dünya düzeniymiş. Evet yeni dünya düzeni İslam'ın, Allah'ın düzeni. Müslümanların düzeni canım kardeşlerim. Siz onun için hesap kitap yapın. Oturup da evangelistlerin, masonların, neydi belirsiz insanların yerli işbirlikçi beslemelerinin sözlerine bakmayın. Siz Kur'an ve sünneti iyi öğrenip, dini, manevi, İslami düşünceye, felsefeye sahip olun. Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışın, Kur'an ve sünneti sımsıkı yaşayın. Avrupa Birliği'nin düdüğü olmayın, ABD'nin düdüğü olmayın, Rusya'nın, Çin'in düdüğü olmayın. Siz Allah'ın düdüğü olun. Eğer bir düdük olacaksanız Allah ve Resulünün düdüğü olun.
Bırakın yeni dünya düzenemiş. Batsın yeni dünya düzenler onların. Bir insan dese üstadımın sözünü kendime sünnet olarak anlıyorum desem günah olur mu? Normalde bu olmaz ama tehlikeli sözler bunlar. Sünnet denilince Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin sözleri, fiiliyata akla gelir. Ölçü diyelim biz. Üstadımın sözünü kendime ölçü bilirim. Yani bu hani vahiy peygamberleredir ya. Orada ince bir perde koymuşlar. Velilere de vahiy gelir. Söz öyledir ama ilham olarak onu nitelendirmişler. Neden ince bir perde öyle anlaşılmasın, küstahlık olunmasın diye. Bunlar aşırı sözler. Bu aşırı sözlerden uzak durmak. Üstadın bir edebi adabı olur.
Sünneti olmaz. Sünnet Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerine atfen söylenir. İnşallah. Daha önce Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam halinde, rüyasında gören bir insan yeniden görmek isterse, görmek istediği an halinde rüyasında görebilirim. Bu mümkün mü? Mümkün. Ama o hale geldiyse. Gördüğüm rüyayı, selamun aleyküm, gördüğüm bir rüyayı kimseye anlatmadığım halde kendi kendime tevhül etmekten kendimi alamıyorum. Doğru yapmıyorsun. Bu düşünce aklıma geldikçe unutup rüyayı düşünmemem gerektiğini hayret çevirsin Rabbim deyip geçmem gerektiğini terkin ediyorum kendime. Doğru.
Ama tekrar rüyayı düşünürken buluyorum kendimi. Bu durumda ne tavsiye edersiniz? Çok zor bir şey ama normalde rüyayı insanın kendi kendine tevhül etmesi de doğru değil. İnsanlar ne yazık ki kendi kendine tevhül etmeye gayret ediyorlar. Allah muhafaza eylesin. Doğru sonuç çıkmaz. Bir diğer sorum ise şu. Rüya dinlemekle görevli kimselere rüya anlatmanın adabı nedir? Her görülen rüya anlatmalı mı? Bir maneviyat mı olmalı rüyada anlatmak için? Görülen her rüya anlatmak istemek ya da rüya anlatmak istemek nefiste midir? Anlatın bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. İyi akşamlar diliyorum. Benim bir sorum olacak. Müsaadenizle aynı rüyayı aynı gecelerde gören insanların aralarındaki bağ nedir?
Teşekkür ederim. Bir bağ olabilir de deriz. Olmaz da deriz. İlla ki olacak diye bir kaydı yok. Veya olmuş da olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Size sormak istediğim şey şu. Kırk bir yaşındayım. Küçüklüğümden beri sürekli rüyalarımdan büyük etki altındayım. İyi rüyamda, kötü rüyamda beni etkisi altına alıyor. Rüyalarımda genelde yıllardır gördüğüm iyi rüyalarda denizde yüzdüğümü, sürekli uçtuğumu görüyorum. Kötü rüyalarımda hep dar yerlerden geçmeye uğraşıyorum, boğuluyorum. Rüyamda bir mağaza gidiyorum, tesadüf sizin mağazanınmış. Siz de göz göze geliyoruz, beni tanıyıp gülümsediniz, elinizi uzattınız, öptüm bir kağıt uzattınız.
Burada sana göre kıyafetler var. Ver çalışan kızlara, sana temin etsinler diyorsunuz. Fakat sakın kimse bilmesin diyorsunuz. Çok mutlu oluyorum. Allah mutluluğunuzu artırsın. İnşallah dininiz tamam olacak. Selamun aleyküm. Ben bireysel emeklilik hesabı açtırdım. Devlet Bankası'nda faiz olarak bu faizi kullanabilir miyim yoksa ihtiyaç sahibi birine mi vermeliyim? Eğer senin ihtiyacın yoksa ihtiyaç sahibi bir kimseye verebilirsin. İnşallah. Soru canlı yayından cevaplanıyor mu? Cevaplıyoruz. Selamun aleyküm. Rüyamda sizinle beraber bir bahçede yürüyorduk.
Dikenlere siz bastınız, ben de bastığınız yerlere bastım. Gördüğümüz çiçeklerin isimlerini sordunuz bana. Ay çiçeği, menekşe, gül gördük. En sonunda bir sedir oturduk, sohbete başladık. Siz buradan sonra bahçeden hu de çiçek topla dediniz. Uyandım. Günde yüz sefer hu hu hu Allah çek yedi gün inşallah. Bastığımız yere basmazsan dikenler denk gelmez. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Rüyamda bir rüyamı rüya dinlemekle görevli bir zakirimi anlattım. Ve anlattığım rüyayı zakirimi tevil edip bana Allah'ın isimlerinden ya rafi ya da ya nafi tam hatırlamıyorum isimlerinden berine çekmemi söyledi.
Ve bana artık elini taşın altına koyup yanlış hatırlamıyorsam fidandik birinin mahalle dersini almamıza. Ve orada hizmet etmemi söyledi. Ben de şaşkın bir vaziyette bana nasıl Allah'ın ismini zikrettirir. Buna layık değilim diye şaşırarak sema eder gibi yavaşça döne döne uzaklaştım. Allah mübarek eylesin. Taklide dayalı dindarlığı sorgulayan Mevlana göre muhakk ile mukallit arasındaki fark Davut ile ses arasındaki fark gibidir.
Sözünü açıklar mısın? Davut aleyhisselamın sesi çok güzeldi ama Davut'tan çıkıyordu o ses. Davut ayrı sesi ayrıydı. Öyle söyleyeyim. O yüzden normalde Davut olmak ayrıdır. Ses ayrıdır. Ses bu noktada taklit olur. Davut da işin gerçeği olur. İstanbul'da yurtta kalıyorum yaklaşık beş senedir. Semazenlik yapıyorum. Karabaş Veli Tekkesi'nde üstadımızla beraber bir gece rüyamda yurdumuzda yangın çıktığını gördüm. Ve hızlıca arkadaşlarımızı toplayıp merdivenlerden aşağıya koşmaya başladım. Yeterince hızlı koşamadım ve tam ateş geliyormuş. Merdivenden aşağıya sema ederekten inmeye başladım. Sonrasında uyandım. Allah mübarek eylesin.
Şimdi durduğum yerler şunlar. Böyle beni metheden Allah hafif etsin sözler var. Onları geçiyorum okurken. Onları okumak istemiyorum çünkü. Sizi ilk defa rüyamda gördüğümde Allah sizden razı olsun ders verdiniz. Bu sabahtır rüyamda sizi gördüm ve berekettir ki bugünün konusu rüyalar. Yassı şekilde taşlarla örüldü. Yüksek bir sur vardı. İçinde de yüksek bir bina vardı. Taş duvarının köşesinden tırmanmaya başladım. Sonra korkup aşağı indim. Sizden başka kimse yoktu. Soluma geçtiniz ve benimle konuşuyorsunuz. Sırtımız dönük birlikte yürüyorduk. Rüyamlık konuşmalar çok hoşumuza gitmişti. Allah mübarek eylesin. İnsanın üstadını görmesi rahmet, bereket, lütuf, ikram.
Selamun aleyküm ben de rüyamda başım kapalı iken açıldığımı görüyorum. Bu nedendir acaba bilmeden bir günahmış diyorum. Evet. Hocam bir de yanı sıra rüyamda adamcağızın, ara sıra rüyamda adamcağızın hiç günahı yok. Öyle şeylerle hiç alakası yoktur asla. Eşimin beni aldattığını görüyorum. Huzursuz oluyorum. Nefsine uymuşun. Tövbe et. Tevil edilen her rüya tevil edildiği şekilde her zaman tecelli eder mi? İlerleyen zamanda o tevhilim ve tecelliyatın değişme ihtimali var mıdır? Olabilir de hepsi muhal. Ölen kuzenim rüyamda gördüm. Adı Emrah. Beyaz bir araba ile geldi. İki, üç kişi kovalıyordu. Beraber kaçtık. Sonra abi yıkanmaz lazım deyip yıkanıp yıkanmadığını bilmiyorum.
Rüyamda siz dediniz ki Bosna'da savaş var kardeşler. Yalnız bırakmayalım dediniz. Bosna'ya gittik. Bosna şeyhi de vardı. Bize teşekkür ediyordu. Savaş alanıydı. Biz bir kenarda konuşup sohbet ediyorduk. Sizinle sonra sizin omuzunuzda uyudum. Bana Türkiye'ye dönün. Siz dediniz ablam da yanımdaydı. Sonra başka bir rüyada benim gözlerimden öptüğünüz o rüyayı sadece bu kadar hatırlıyorum. Hakkınızı helal edin. Rabbim Bosna'yı muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak Bosna'yı korusun inşallah. Orada da böyle bir kargaşa çıkacak diye tahmin ediyorum. Allah'ım korusun. Rüyamda sohbet için bir yere gelmişsiniz.
İnsanlar dağılınca diğer odaya geçtiniz. Kızım ile yan yana oturdunuz. Sandalyenin biri boştu. Oraya oturacağım sıra ne öyle arkadaş gibi diyerek geçerek yere ayaklarının dibine oturdum. Çok uzun yazıyorsunuz mübarek insanlara. Sabah olacak burada mı? Sırf rüyada okuyacağız. Selamun Aleyküm. Bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. Sizden bahsettikten sonra arkadaşımın yüzü sizin suretinize dönüştü. Karşımda sizinle sohbet ediyormuş gibi oldum. Bunun hikmeti ne? Selamun Aleyküm. Rüyamda sizinle görüşmek için yanınıza geliyorum. Tam görüşmeye geçecekler. Ölen babam odaya geliyor.
Herkes kim bu adam der gibi. Babama bakıyor. Babam da beni işaret ederek size gösteriyor. Ben onun babasıyım. O benim kızım. Hep buraya gelmek istiyor. Görmek istedim buraya deyip sizinle konuşuyor. Siz de yüzümü okşayıp gülüyorsunuz bana. Rüyamın içinde hem sizin hem de babanın olması çok etkiledi beni. Size ulaştırma isteği duydum. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Sizinle rüyamı paylaşmak isterim. Beytullah'ın boşluğuna çok üzüldüm. O gece rüyamda Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem iki omuzunda Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin'i almış. Ellerinden tutmuş.
Gülerek gönderiyor. Beyaz saraklı birileri düşünceli bir şekilde kendisini izliyorlardı. Affınıza sığınırım. O yüzden çocukları bu virüs etkilemiyor diye düşünüyorum. Hakkınızı helal edin demiş. Helal olsun. Arkadaşlar hep rüya anlatmışlar. Soru sormak yok. O yüzden bakıyorum şimdi. Böyle herkes rüya anlatmış. Bir soru beklerken.
Bilmeden İslamiyet'e uygun yaşayan dünyada faydasını görür mü? Yani bu noktada niyet lazım. Bir kimse niyete de etmeli. Bir sünnettir veya farzdır veya vaciptir diye. O zaman ibadet hükmünde olur. Gezmek için kiliseye gitmekte bir mahsur var mı? Yok. Çok rüya var. Çok rüya var.
O yüzden rüyaları geçiyorum arkadaşlar. Yani normalde hep rüya çünkü. Oturup hücüs rüya yormak lazım. Selamun aleyküm hocam.
Genç kızımdan beri hiçbir oruç borcumu tutmadım. 60 yaşındayım. Tutmaya kalksam ömrüm yetmez. Borçlarımı nasıl ödeyebilirim? Bir de eltin vefat etmiş eşimi rüyasında sürekli hapiste görüyormuş. Bunun anlamı nedir? 60 yaşındasın normalde işte 15 yaşında oruç tutmaya başlamış olsan öyle hesaplayıp diyetini, fidyesini ödeyebilirsin. Ama 60 yaşından sonra oruç tutmaya muktedersen oruç tutmaya gayret et. Eğitim vefat etmiş eşimin rüyasında sürekli hapiste görüyormuş. Bunun anlamı nedir? Allah inşallah iyi eylesin. Onun hakkında da biraz hayır hasenat yapın inşallah. Rüyamda Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini elinde tesbih, Beytullah'ı seyrederken, zikrederken gösterildi.
Ben de yan tarafında bir soru sormak için yaklaştım. Bana Allah esmasını, kalbi benimle birlikte zikret dedi. Sen bu normalde rüyayı gören kardeş Allah esmasını çeksin devamlı. Arkadaşlar bu rüyaları okusam çünkü sabah olacak. Bakıyorum içinde soru var mı?
soru olanlara şey yapacağım, cevaplayayım diye. Ama hep rüya var. Arkadaşlar herhalde biz geceyi sonlandıracağız.
O yüzden buradaki bütün arkadaşlar hep rüya yazmışlar. Burada hepsinde cevaplamam çok zor. Hepsini tek tek okumam çok zor. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Allah mübarek eylesin. El-Fatiha'ma salafet.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.