TASAVVUF VAKFI MERKEZ (MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER) - 26 MART 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 27 Mart 2020 · 2:48:23
Selamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar, hayırlı günler, hayırlı haftalar, hayırlı aylar, hayırlı yıllar. Her nefesiniz hayırlı olsun inşallah. Benim sufi hayatım, 33 yıllık sufi hayatımda hiçbir perşembe zikirsiz, derssiz geçmezdi. Bu koronavirüsten dolayı ikinci haftadır sadece sohbetle perşembeleri değerlendiriyoruz. İnşallah bu virüs meselesi de biter. Yine perşembe zikir halakalarıyla kavuşuruz.
Cenab-ı Hak inşallah zikir halakalarını her daim devam edenlerden ve ettirenlerden eylesin inşallah. Bizim malum perşembe sohbetleri tasavvufla alakalı hadis okumalarıyla başlardı. Biz yine o mutat işimize devam edeceğiz. Yine mutat sohbetlerimize devam edeceğiz. Ve inşallah 66. hadiste kalmıştık. 66. hadisten inşallah okumaya devam edeceğiz.
Cenab-ı Hak inşallah bizleri okuduklarımızla amel etmeyi, sizleri de dinlediklerinizle amel etmeyi nasip eylesin. Ümmet-i Muhammed'i inşallah Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışıp, Kur'an ve sünneti seni yaşayan ve tebliğ edenlerden eylesin inşallah. 66. hadis-i şerif, Ebu Said'den radıyallahu anh hazretlerinden naklediliyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine birisi geldi dedi ki, Ey Allah'ın Resulü, insanların en faziletesi hangisidir diye sordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de canı ve malı ile Allah yolunda cihad eden mümindir buyurdu. Adam dedi ki, sonra kim diye sordu. O da, vadilerden bir vadi içinde yaşayıp, Allah'tan korkan ve şerrinden insanların uzak olduğu kimsedir buyurdu.
Bu hadis-i şerifi bize Buhari Müslim Nesai İbni Maci İmam Malik Hazretleri nakletmiş. Kıymetli dostlar, burada önemli olan insanın en faziletesi kimdir? Burada en faziletli kimdir deyince, canı ve malı ile Allah yolunda cihad eden mümindir buyurdu. Tabi bu cihad edenlerin en faziletesi kimdir diye başka bir hadis-i şerifte, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sorarlar. O da der ki, Allah'ı zikredenler. Namaz kılanların en faziletesi kim? Allah'ı zikredenler. Oruç tutanların en faziletesi kim? Allah'ı zikredenler diye cihad verir. Bu sefer Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh hazretleri, Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri, Hz. Ebu Bekir Efendimiz'e der ki, Ya Ebu Havs, Allah'ı zikredenler bütün sevapları aldı götürdü, bütün faziletleri götürdü deyince, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Evet, Allah'ı zikredenler bütün faziletleri aldı, götürdü diye söyler.
Kıymetli dostlar, canı ve malı ile Allah yolunda cihad etmek. Böyle olunca bu çok geniş bir anlam. Mesela bunu bir asker sınır boylarında nöbet tutmak, onun için en büyük cihattır. İşte bir anne babanın çocuğunu Kur'an ve sünnet dairesinde yetiştirmesi en büyük cihattır. İşte burada cihat anlayışı insanların mesleklerine, meşreplerine göre değişebilir anlayışları. Bir asker için savaşmak en büyük cihattır Allah yolunda, Kur'an ve sünnet yolunda, vatan ve millet yolunda. Onun mücadele etmesi, onun savaş, harp mesleğini öğrenmesi ve bunu icra etmesi en büyük cihattır. Veyahut da bir öğretmenin canla başla çocuklara iyi, doğruyu, güzeli öğretmesi, onun için büyük cihattır. Veyahut da bir alimin oturup herhangi bir fıkihi meseleyi ortaya çıkartması, onunla iştahat etmesi, bunun için kitaplar devirmesi, Kur'an'ın sünneti, imamların iştahatlarını elden geçirmesi, gözden geçirmesi, bu konuda çaba sarf etmesi büyük cihattır.
Veyahut da işte Kur'an sünnet noktasında bir kimsenin bir meselede gayret etmesi büyük cihattır. O zaman normalde Müslümanlar canları ve malları ile Allah yolunda cihad etmeleri gerekir. Bunu normalde böyle, şu anda cihad etmekten benim anladığım veya benim normalde durduğum en önemli noktalardan birisi, normalde iyilikleri emretmek, kötülüklerden nehyetmek olarak geçiyor. Yani Müslümanlar iyiliği emretmede, kötülüğü nehyetmede zayıflamamalı. Belki de bugünün en önemli cihadlerinden birisi o. Meşhurdur. Bir böyle hani hadis-i şerif vardır. Sizden kim bizim sünnetimize uymayan bir münker görürse, seyirci kalmayıp onu eliyle düzelsin, buna gücü yetmezse lisanıyla, diliyle düzelsin, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin.
Bu kadar imanın en zayıf noktasıdır. Hadis-i şerifi meşhurdur. Yani biz bir yerde Kur'an ve sünnete aykırı bir şey var ise, bizim onu mümkün ise eliyle düzeltmemiz. Genelde alimler bunu devletin üzerine düşen bir vazife olarak nitelendirmiş. Ama hani elinizin altındakilerden sorumlusunuz hükmünce, insanın elinde altın, elinin altındakilerden sorumlu, elinin altındaki bu evladı olabilir, bu eşi olabilir, bu torunu olabilir, bu mahalledeki bir arkadaşı olabilir, bu işveren için yanında çalışan bir işçi olabilir, bunlarda aykırı bir şey bulursa,
bunlarda Kur'an ve sünnete aykırı bir nokta görürse, bir hal görürse, bunu normalde mümkün ise eliyle düzeltmesi. Bu noktada eğer bu mümkün değil ise bunu diliyle düzeltmesi. Yani din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Hadis-i şerifi mucibince onu diliyle onu düzeltmesi. Eğer bu da mümkün değil ise öyle ya karşısında zalim bir kimse vardır, söz geçiremeyeceği bir kimse vardır, laf dinletemeyeceği bir kimse vardır, kendisinin canına veya uzuvlarından bir tarafına bir zarar vereceğini düşünüyordur.
O zaman da onu ne yapar? Kalbiyle, buğz ederekten önlemeye çalışır. Bu da bir cihattır. Hatta meşhurdur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bu noktada çok ehemmiyet göstermiş. Ve insanları dini tebliğ ederken, onları anlatırken, nerede bir eksiklik, noksanlık görürse onlara tebliğ etmiş, onları anlatmış ve veda hutbesinde tebliğ ettim mi diye bütün ashaba sormuş. Bugünün en önemli bence cihatlerinden birisi, insanları günah keballerden uzaklaştırıp onları hayra çevirmeye çalışmak. Ve gerçekten bugün için, hani eskilerin emri bil maruf dediği, yani iyilik olarak, iyiliği emretme. İşte bu sadece ibadetler noktasında değil. İnsanların toplum içerisinde nasıl yaşayacağı, nasıl davranacağı, evlerinin içerisinde nasıl yaşayacağı, nasıl davranacağı, eşlerine karşı sorumlulukları ve davranış biçimleri, çocuklarına karşı sorumlulukları ve davranış biçimleri nasıl olmalı ve bu iyilikleri ardı ardından sıralayıp insanlara iyilikleri emretme,
iyilikleri anlatma, iyilikleri nasihat etme. Gerçekten günümüzün en önemli cihat meselelerinden birisi, muhakkak ki sınırlarımızı kontrolü altında tutacağız, muhakkak ki sınırlarımızda asker bulunduracağız, muhakkak ki devletimizi, milletimizi korumaya gayret edeceğiz. Bu da büyük bir cihat ama asıl cihat insanlara nasihat etmek, insanlara doğruyu, iyi, güzeli anlatmak ve normalde Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini tebliğ etmek, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünneti senesini tebliğ etmek.
Bu biraz daha böyle hani kötülüklere karşı lisanıyla cihat etmek, kötülüklere karşı lisanla onları normalde düzeltmeye çalışmak, bugünün bence en önemli cihat meselelerinden birisi. Yani gözümüzün önünde, kulağımızı duya duya, evimizin, kapımızın önünde, caddelerimizde, her tarafta, böyle bir kişisel özgürlük tereninesiyle, herkes istediği melaneti işleme, herkes istediği haramı, gözümüzün içine baka baka yaşama ve haramları yayma noktasında dururken, biz Müslümanlar bu kötülükleri nehyetme, kötülüklerden men etme,
muhakkak muhakkak önemli vazifelerimizden birisi olmalı. Ve iyiliği emredip, kötülüğü nehyetmeyen milletler, topluluklar, aileler, gün geldiğinde normalde tarihte çöküntüye gitmişler, aileler çökmüş, dağılmış, kız çocukları bir tarafta, erkek çocukları bir tarafta, eşler bir tarafta olmuş, toplumlar çökmüş, milletler çökmüşler, dağılmışlar, devletler dağılmışlar ve ne yazık ki tarih iyiliği emredip, kötülükten nehyetmeyen devletlerin, milletlerin, ailelerin dağılmaları, çökmeleriyle doludur.
O yüzden geçmişe yönelik baktığımızda, işte peygamberlerin gönderildiği kavimler, iyilikleri emretmeyip, kötülükten nehyetmedikleri için, değişik azaplara, değişik felaketlere duçar olmuşlar. Ve tarih boyunca, kimisi yere batırılma, kimisi başından taş yağdırılma, kimisi değişik seslerle, kimisi rüzgarda helak olmuşlar. Mesela Firavun örneğin, denizde bulmuş askerleriyle, tarih boyunca, değişik milletler, değişik topluluklar, içlerine girdikleri haramlardan, içlerine girdikleri lanetlik işlerden dolayı, hep helaka uğramışlar. Tabi, bir hadis-i şerifte de, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, içerisinde iyilerin daha mümtaz, daha güçlü bulunduğu bir kavimde, kötülükler işlendiği halde, iyiler müdahale edip, ıslahda bulunmazlarsa, yani, bir yer, bir kavim var, bir millet var, bir topluluk var, içlerinde iyiler var.
ve içlerinde iyiler daha güçlü oldukları halde, ve normalde bu noktada iyiler söz dinletebilecek noktadaysa, yani örnekliyorum bunu küçük bir aileden, ailede bir baba var, baba normalde güçlü, ailenin reisi, sözünü dinletebilecek bir noktada, ama sözünü dinletebilecek bir noktada iken, çocuklarının Kur'an ve sünnete aykırı yaşantılarına seslenmiyor. Veyahut da anne, evde çocuklarının Kur'an ve sünnete aykırı hayat tarzlarına seslenmiyor. Veyahut anne baba, çocuklarına Kur'an sünnet tarihinde bir eğitim vermiyor. Ve anne baba bunu eğitimi verebilecek haldeyken, bunu kasıtlı olarak vermiyor. Bunu kasıtlı olarak seslenmiyor. Başka bir rivayette, müdahale edecek güçte bir kimsenin, bulunduğu bir kavimde kötülükler işlenir, ve fakat o kimse müdahalede bulunmazsa, Allah herkese ulaşacak umumi bir ceza gönderir diye bahsediyor.
O zaman en büyük cihat o olmuş oluyor. Normalde kötülüklere müdahale edebilecek bir güç var da, veya bunlar alimler olabilir, bunlar şeyh efendiler olabilir, bunlar okullarda öğretmenler olabilir, müdürler olabilir, bunlar devlet dairelerindeki memurlar olabilir, bunu devleti idare eden siyasi iktidar da olabilir. Ve bu siyasi iktidardan, devletin başındaki kimselerden aşağı, aile fertlerine kadar bunu indirmek mümkün. Bunların kötülüklerle mücadele etmeye güçleri yettiği halde, bunlar kötülüklerle mücadele etmezlerse, Allah herkese ulaşacak umumi bir ceza gönderir ki, bu sefer o iyiler de o cezaya, o iyiler de o helaka, ne yazık ki duçar kalırlar. Kıymetli dostlar, hani bizim atasözlerimiz vardır ya, kurunun yanında yaş dayanar diye, böyle bir noktada eğer kötülüklere dur diyen bir güç, diyebilecek bir güç var da, bunu demiyorsa, o zaman o güç de bertaraf olur.
O iyiler varsa bir toplumda, bunlar toplumun alimleridir, bunlar toplumun hakimleridir, bunlar toplumun amirleridir. Bunlar normalde insanları kötülükten men etmeye, elleriyle gücü yetiyorsa, elleriyle, dilleriyle gücü yetiyorsa, dilleriyle, o toplumdaki kötülükleri men etme noktasında, çalışmazlar, gayret etmezler, cihad etmezlerse, o umumi olarak gelecek olan cezadan, kendilerini sarfinaz etmeleri, kendilerini dışarı çıkarmaları, mümkün değil.
Bugün normalde, diyanet teşkilatı, işte bugün normalde, ilahiyat teşkilatı, şeyhler, alimler, hocalar, kötülükten men etme noktasında, günlerine gün eklemeliler, gecelerine gece eklemeliler, mesailerine mesai eklemeliler ki, bu din bilmeyen topluluklara, bu din bilmez insanlara, din anlatsınlar, ve kötülükleri önleme noktasında, gayret sarf etsinler. Kıymetli dostlar, gelecek günler, geçmiş günleri aratacak gibi duruyor. Ve düşünebiliyor musunuz? Yeryüzünde bir afattır, bir tufandır, aldı başına gidiyor. Toplu ölümler hızla, anarşi hızla, yayılıyor. ensemizde koronavirüs denilen bir melanet var. Ve insanlar başlarını, kafalarını dışarı çıkaracak noktada değil. Düşünebiliyor musunuz?
Kıymetli dostlar, Beytullah'ta şu anda tavaf olmuyor. Medine Münevvere'de şu anda ziyaretçi yok. Müslümanlar bunu kendi kendilerine düşünüp, tefekkür etmeli. O Beytullah ki, tavaftan yoksun şu anda. Allah'ın evi kilitlenmiş vaziyette. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, evi kilitlenmiş vaziyette. Ve hiç kimse şu anda, düşünebiliyor musunuz? Beytullah'ta tavaf edemiyor. Beytullah'ta namaz kılamıyor. Medine-i Münevvere'de namaz kılamıyor. Medine-i Münevvere'de dua edemiyor. Bu ne hazin bir şeydir. Ve Müslümanlar bunu kendi kendine düşünüp, biz nerede yanlışlık yaptık, biz nerede hata yaptık diye düşünmeleri lazım. İslam ümmeti, alimleriyle, şeyhleriyle, müritleriyle, mürşitleriyle, hoca efendileriyle, hepsi de şapkalarını önlerine koyup, biz nerede ne yaptık ki, bizim Allah'ın evi bizim yüzümüzden kapandı.
Biz nerede ne yaptık ki, bizim yüzümüzden Medine-i Münevvere kapandı. Biz nerede ne yaptık ki, bizim camilerimiz kapandı, tekkelerimiz kapandı, zikirhanelerimiz kapandı diye, biz kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz. Biz yoksa dünya üzerinde veya Müslümanların kendi aralarında haramları işlemek, helalları işlemekten daha kolay iken, ve biz o haramlara yüzümüzü ekşitmediysek ve o haramları durdurmak için nasihat etmediysek, o haramları tek gökün haramlara karşı bir mücadele etmediysek ve haramlara karşı mücadele edenlere,
Kur'an ve sünnet dairesinde mücadele edenlere biz aşağıladıysak, tepeden baktıysak, ötelediysek, ittiysek, bizim nasıl iki yakamız bir araya gelecek? Bu mümkün değil. Tekrar söylüyorum bu mümkün değil. Ve Müslümanlar bunun acısını, sancısını yaşamıyorlarsa, ve bu Müslümanlar Beytullah'ın kapanmasından bir sancı hissetmiyorlarsa, Medine'ye münevverenin kapanmasından bir sancı hissetmiyorlarsa, Mekke'nin karantinaya alınmasından, Medine'nin karantinaya alınmasından, kendilerince bir sancı hissetmiyorlarsa, şu anda camilerin kapanmasından,
tekkelerdeki zikirlerin durdurulmasından ve kapanmasından, kendilerince bir acı hissetmiyorlarsa, imanlarını sorgulamaları lazım. Ve demeleri lazım ki, biz nerede nasıl bir yanlışlık yaptık ki, bizim Beytullah'ımız dahi kapandı? Biz nerede bir yanlışlık yaptık ki, bizim Medine'ye münevveremiz kapandı? Biz nerede ne yanlışlık yaptık ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün camileri kapandı, ve camilerde toplu ibadetler edilmiyor.
Biz hangi melanetleri işledik de, camilere gittik de, camiler bize küstü? Biz hangi melanetleri işleyip de, Beytullah'a gittik de, Beytullah bize küstü? Biz hangi melanetleri işledik de, Medine'ye münevvereye gidemez olduk, Medine'ye münevvere bize küstü? Biz ne işledik biliyor musunuz? İlk mescid kapandı, neresi kapandı? Mescid-i Aksa kapandı. Ve mescid-i Aksa kapandığında, Müslümanlar tek yürek olup, İsrail'e doğru yürüyemediler. Mescid-i Aksa'nın kapanmasında, yüreğinde bir sızı hissetmediler. Oysa Müslümanların, o ilk kıblegahıydı. Ve Hz. Muhammed-i Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, bütün peygamberlere imanlık yaptığı, mesciddi.
Ve biz o mescidin kapanmasını seyrettik. Biz o mescidin kapanmasıyla alakalı, elimizden gelecek olan şeyleri, orta yere dökmedik. Ve o pis, İsrail, Masonik, Yahudi, terör devleti, Mescid-i Aksa'yı bizim gözümüzün önünde kapattığında, Müslümanlar ayaklanıp, Mescid-i Aksa'ya doğru yayan yürüyemediler. Topları olmayabilir, tüfekleri olmayabilir, tankları olmayabilir, uçakları olmayabilir, verilecek canlarımız da mı yoktu? Biz oraya yayan yürüyemedik. Biz onu kalbimizde acısını hissedemedik. Ve Beytullah kapandı şu anda. Beytullah'ın da acısını ve sancısını, ne yazık ki, kalbimizde hissedemiyoruz. Medine-i Münevvere kapandı. Biz Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri'nin yüzüne nasıl bakarız diye kendi kendimize biz bunu düşünemiyoruz.
Almış başını gitmiş bir koronavirüs tantanası. Biz koronavirüsten canımızı vereceğiz diye ödümüz kopuyor. Medine-i Münevvere elden gitmiş, Beytullah elden gitmiş, camilerimiz elden gitmiş, biz ona bakmıyoruz. Ve ne yazık ki can derdine düşmüşüz, mal derdine düşmüşüz. Biz ne yazık ki kendi nefsimizin derdine düşmüşüz. Avameler kapanmış da dükkanlar kapanmış da onun yolunu düşünmüşüz. Ey Müslümanlar Beytullah kapanmış. Daha ne kapanacak? Beytullah kapandıktan sonra senin dükkanın açık olsan olacak, açık olmasan olacak. Medine-i Münevvere kapandıktan sonra senin dükkanın açık olsan olacak, açık olmasan olacak. Camilerin, mescitlerin toplu ibadetlere kapandıktan sonra senin neyin açık olsa olacak, olmasan olacak.
Ezandan rahatsız oldular, susturmaya kalktılar, sustuk. Namazdan rahatsız olmaya kalktılar, biz sustuk. Müslümanlardan rahatsız oldular, biz sustuk. Müslümanlara laf söylediler, biz sustuk. Alimlerimize laf söylediler, biz sustuk. Mezheplerimize laf söylediler, biz sustuk. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hakaret ettiler, biz sustuk. Kur'an'ı değiştirmeye çalıştılar, biz sustuk. Velilerimize, şeyhlerimize, üstadlarımıza her türlü hakaretleri söylediler. Biz sustuk, sustuk, sustuk, sustuk. Gözümüzün önünde her türlü haramı, her türlü melaneti, her türlü lanetliği işlediler, biz yine sustuk. Biz yüzümüzü bile ekşitmedik. Haramlar olabildiğince sokaklarda Fırat Nehri gibi aktı, biz sustuk.
Gözümüzün önünde uyuşturucudan tramva geçirdiler, biz sustuk. Gözümüzün önünde fuhuş pazarlıkları oldu, biz sustuk. Gözümüzün önünde içkiler döküldü, biz sustuk. Her türlü melanettik, Allah'ın lanet ettiği şeyler. Sokaklarımızda, caddelerimizde, dükkanlarımızda, mekanlarımızda, evlerimizde işlendik. Biz sustuk. Müslümanlar hep susuyorlar. Ve Müslümanlar kendilerine gelmiyorlar. Ve hiç kimse düşünmüyor. Beytullah kapalı tavafa. Hiç kimse düşünmüyor. Medine-i Münevvere kapalı. Hz. Muhammed-i Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve selleme ziyaret edemiyor hiç kimse. Ve camiler toplu ibadetlere kapalı. Hiç kimse ders çıkarmıyor.
Tekkeler. Yani bu manada tekke yok ama zikir yapılan yerler kapandı. Hiç kimse zikullah yapamıyor. Hiç kimse bunu düşünmüyor. Ve o her türlü melaneti üzerinde bulunduran insanlar, bunlardan bir haber. Ve ne yazık ki yeryüzünde fesat devam ediyor. Hani Hud suresi ayet 116'da Cenab-ı Hak diyordu ya, sizden önceki devirlerde insanları yeryüzünde fesat çıkarmaktan vazgeçirmeye çalışacak, çalışacak, bu suretle onları helaktan kurtaracak fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi?
Ve bizim içimizde fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Alimlerimiz, üstadlarımız, diyanet teşkilatı, ilahiyet teşkilatı, bu fazilet sahibi değil miydi? Bu haramlar işlenirken, bu her türlü melanet ortalıkta dururken, nereye kadar çalıştık, nereye kadar gayret ettik, nereye kadar üzerimize düşen vazifeleri yerine getirdik? Ve sonraki ayet-i kerime, ayet 117, Hud suresi, Senin Rabbin ahalisi hem nefisleri hem yekli yerini ıslah edip dururken de, o memleketleri sırf şirk yüzünden helak edecek değildi ya. O zaman biz normalde hem ahali olarak, biz nefislerimizi ıslah etseydik, nefsimizi terbiye etmeye çalışsaydık, hani başka bir ayet-i kerimede, Hz. Peygamberlerin dilinden ben nefsimi temize çıkarmam dedi ya, biz nefislerimizi de cihad etmeyi, nefislerimizi ıslah etmeyi bırakmasaydık, o zaman helak edilir miydik?
O zaman bu tip, bu virüsler, bu ekonomik sancılar bizi vurur muydu? Yok dolar indiydi, yok dolar kalktıydı, yok şu kağıt şunu oldu, yok bu kağıt bunu olurdu. Biz neden bunların peşine düştük sırf? Biz neden nefislerimizi terbiye etmedik? Biz nefislerimizi terbiye etmiş olsaydık, o zaman başka bir yerde olmaz mıydık? Biz etrafımızı terbiye etmeye çalışsaydık, en başta nefsimizi, ondan sonra ailemizi, terbiye etme yolunda olsaydık, o zaman daha farklı olmaz mıydık?
Daha farklı olurduk. Ama ne yazık ki biz öyle olmadık. Biz öyle olmayınca da, biz ne yazık ki Müslümanlar, Müslümanlar bütün kaleleri elinden alınıp, Müslümanlar bütün kalelerden uzaklaştırılmaya başladı. Bundan bir ders alalım kendi kendimize. Kendi kendimize buradan bir hesap çıkaralım da, kendimize gelelim. Ve kendimize gelelim de tövbe edelim, birbirimize sarılalım, birbirimizin kötülüklerini men etmeye, birbirimizi kötülükten alık olmaya gayret edelim.
Yine Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri, Beni İsrail'den örnek veriyor bize. Ve Beni İsrail'den örnek vererekten, onların irşad etmekteki ihmallerinden bahsediyor bize. Ve irşaddaki lüabaliliklerinden bahsediyor. Ondan örnek veriyor ki, biz de bundan kendimize örnek çıkaralım. Beni İsrail'den örnek veriyor ki, biz de ne yapacağımızı bilelim. Ve Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri, bu noktada Beni İsrail'den örnek verirken, buyuruyor ki, Beni İsrail'in içine bozulma düştüğü zaman, kişi kardeşini günah yüzünden görür, ve onu bundan men ederdi. Ancak ertesi gün, bir gün önce yasakladığı şeyleri yapan, kimselerle, yemede, içmede, sohbette, arkadaşlık yapmadan çekinmezdi.
Ya normalde bir kardeşi diyelim ki, bir huş işliyordu, kardeşi kumar oynuyordu, veyahut da kardeşi eşcinsellikle, iştigal ediyordu. Veya ki, kardeşi komşularına zulmediyordu. Veya kardeşi işte, etraftaki insanlara zulmediyordu. Veya kardeşi işte, ne bileyim, Kur'an ve sünnetin, dinin emretinin dışına çıkıyordu. İbadetlerini yapmıyordu. Ona nasihat ediyordu, o gün o. Bunu yapma. Mesela bugün nasihat ediyordu, namazını kıl. İşte bugün nasihat ediyordu, orucunu tut. Bugün nasihat ediyordu, Allah'ı zikret. Ama ertesi gün onunla yine yiyordu, içiyordu, onunla beraber dolaşıyordu. Ve kendisi de bu noktada, namazı terk edenlerden oluyordu. Hani Hz. Ebu Bekir, radiyallahu anh Hazretleri buyurdu ya, bana arkadaşını söyle, ben senin dinini söyleyeyim.
Yani arkadaşın, eğer namaz kılan bir kimse ise, sen de namaz kılarsın. Ama yok arkadaşın, namazdan nefret eden bir kimse ise, sen de bir zaman sonra, namazdan nefret edersin. Neden? Çünkü dosta benzer. E sen, o namaz kılan olmuyorsa, sen namaz kılmayan oluyorsan, onunla beraber, sen ona benzedin. Hani Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ya, kişi sevdiği iledir diye. E sen namaz kılanları seversen, namaz kılanlarla beraber olursun. E sen namaz kılanları sevmezsen, namaz kılanlarla beraber olmazsın. O namaz kılanlar, sana zaten normalde, tatlı gelmez, namaz kılanlar, sana gerici gelir, yobaz gelir. Namaz kılanlar, sana itici gelir. Kim namaz kılmıyor, senin nefsin oraya doğru yönlenir.
Neden? Sen de namaz kılmak istemiyorsun. Allah'ı zikredenlerle beraber, sen dostluk kurmak istemezsin. Sebep, Allah'ı zikredenler, sana sıkıcı gelir, sana itici gelir, sana bu İslam dışıymış gibi gelir. Geçen gün Twitter'da, zikirden, ben bir kesit paylaştım, birisi altına yorum yapmış. Bu hangi dinin ritüeli diye. Bunu kasıtlı söylemiş. Allah'ı zikirden haberi yok. Allah'ı zikreden meclisten haberi yok. Kızmıyorum ona. Haberi yok. Allah'ı zikredenlerden haberi yok. Cenab-ı Peygamber'in, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, hadis-i şeriflerinden haberi yok. Haberi olmuş olsa, bu hangi dinin ritüeli diye sormayacak. Çünkü, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Ahmet bin Hanbel'in nakledtiği, hadis-i şerifte, bir kimse zikrullah meclisine katılsa, zikrullah meclisle beraber, toplulukla beraber Allah'ı zikretse, af olmakla kalmaz,
geçmiş günahları da onun hayra çevrilir, müjdesini bilmiş olsa, yemin ediyorum, zikrullah halakası arar, harıl harıl. Buna iman etse, buna inansa bu toplum, zikrullah halakası arar, harıl harıl. Ve normalde, nerede bir zikrullah halakası bulsa, hadis-i kutsu'daki gibi, meleklerin üşüştüğü gibi, onlar da üşüşürler. Çünkü, bir zikrullah meclisi olsa, bütün melekler, o zikrullah meclisine üşüşürler, hadis-i kutsu'da öyle buyuruluyor.
Ve birbirlerine haber verirler, gelin gelin aradığımız burada diye. Ama toplum zikrullah'tan uzak, zikrullah meclisinden uzak, zikrullah yapanlardan uzak. Topluma çünkü zikrullah yapanlar, kötü necis gösterildi. Topluma zikrullah yapanlar, çünkü sanki İslam dışı, din dışıymış gibi gösterildi. Bunları gösterenler, nefislerine uymuş, heva ve heveslerine uymuş, şeytanı kendisine kıblegah etmiş olan insanlar. Çünkü, kibir kimse Allah'ı zikreden bir topluluğu kötülese, onları aşağılasa, Allah'ın zikrini kötülese, aşağılasa, kafir olur. Bunun bilincinde değil insanlar. Ve bunun bilincinde olmadığı için, haramları işleyen, haramları yaşayanlarla dostluk kırıyorlar. Çünkü, haramları işleyenler, onların nefislerine tatlı geliyor.
Heva ve hevesine düşmezler, heva ve hevesine uygun bir hayat yaşamak, şeytaniyete, deccaliyete uygun bir hayat yaşamak, nefislerine tatlı geliyor. Ve, bir kısım Müslümanlar da, bu ne yazık ki, bu hastalığa düçar oluyor. Etrafındaki insanlara uymaya başlıyor. Namaz kılan bir kimse, namaz kılmayan kimselerle dost olunca, namazı terk etme. veyahut da oruç tutan bir kimse, orucunu tutmayan kimselerle dost olunca, orucunu terk etme. Veyahut da Allah'ı zikreden bir kimse, Allah'ı zikretmeyen kimselerle, dostluk yolu tutunca, Allah'ı zikretmemeye başlıyor. Ve, beni İsrail'in düştüğü, o hataya, beni İsrail'in düştüğü, o gaflete düşüyor. Ve, hadisi kudüsü devam ediyor.
Bunun üzerine, Allah onların kalplerini, birbirlerine karıştırarak, hepsini de sapıttı. Yani, kıymetli dostlar, biz haram işleyenlere, bugün haram işliyorsun deyip, yarın da, onlarla beraber dost olup, biz de haram işlemeye başlayınca, onlarla dostluğumuzu devam ettirince, tebliğ maksatlı olmadan, örnekliyorum bunu, şimdi bir kardeşiniz, bir arkadaşınız haram işlemeye kalksa, siz ona deseniz ki, bu haram yapma, o sizinle dostluğunu bırakır.
Ona deseniz ki, kardeşim içme, bir gün söyledin, iki gün söyledin, üç gün söyledin, dördüncü gün seni davet etmez, seninle selamı sabahı keser. Ya senin yoluna gider, der ki, yani ben senin yolunda gideceğim, ben seninle beraber olacağım, ben seninle beraber iyi bir insan olacağım, haramlardan uzak duracağım der, ya da seni haramlara bulaştırır. Sen gevşek bir Müslümanla arkadaşlık kurar, ona tebliğ etmezsen, sen de bir gün gevşek bir Müslüman olursun. Sen normalde, kasti bir şekilde haramları, insanların gözlerinin önünde açık ve net bir şekilde işleyen bir kimseye, sen ondan geri döndürmeye kalkmazsan, bir gün sen de onu yaparsın. Çünkü Allah, bu adinde haktır, senin kalbini ona çeviriverir.
Hani bunu Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine söylemişti ya, ey Habibim dedi, eğer sen onlara gözünü çevirirsen, Allah seni onlardan ediverir. Hazreti Allah, Peygamberine böyle ikazda bulunuyorsa, kıymetli dostlar, haram işleyenlerle, müşriklerle, kafirlerle olan dostluklarımıza, arkadaşlıklarımıza dikkat edelim. Allah kalbimizi, gönlümüzü onlara çeviriverir. Çeviriverir de ne olduğumuzu bilemeyiz. Ve, Beni İsrail'e de öyle yaptı. Onların kalplerini birbirlerine karıştırıverdi. Hepsi de sapıttı. Onların bu hali hakkında, Kur'an'da şu ayet gelmiştir. İsrailoğullarından olup da küfredenlerle, Davud'un da Meryem oğlu, İsa'nın da diliyle lanet olunmuştur.
Bunun sebebi, isyan etmeleri ve ifrata sapmalarıydı. Onlar işledikleri herhangi bir fenalıktan, birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Hakikat, yapmakta devam ettikleri o hal ne kötüydü. Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, onları dostlar edinmezlerdi. Maide ayet 78'den 81'e kadar. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bu Maide suresini okuduktan sonra, ayakta duvara dayanmış durumda olan, duruyordu öyle, birden hemen oturuverdi.
Ve ilave etti. Hayır, siz haddi aşan, zalimi elinden tutup, onu hakka çevirinceye kadar, irşad işini bırakmazsınız. Demek ki kıymetli dostlar, bu Maide suresi ayet 78'den 81'e kadar, dikkat edin, onların isyan etmelerini, onların ifrata düşmelerini, onların işledikleri bu fenalıklardan vazgeçirmeye, hiç kimse çalışmamıştı. Kıymetli dostlar, bütün insanlık fenalığa koşarken, onları bu fenalıklardan vazgeçirmeye, insanlık tembel, Müslümanlar tembel, hepimiz bu konuda tembeliz. Fenalıklara, kötülüklere, yanlışlıklara, şirke karşı, küfre karşı, topyekun mücadele etmemiz gerekirken, biz o mücadeleyi yapmadık. Ve o mücadeleyi yapmadığımız için, en büyük cihad olan, biz iyilikleri emretme, kötülükleri nehyetme denilen, o cihadı işleyemez hale geldik.
Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, buyurduğu canı ve malı yolunda, Allah yolunda cihad etme noktasında, biz ne yalnız ki geri kaldık. Böyle cihad eden alimlerimizi, şeyhlerimizi de biz, her yerde kötüledik, arkalarından dedikodu ettik, gıybet ettik. Onların ufak tefek eksikliklerinin, noksanlıklarını, yüce dağlar gibi gördük. Kendi eksikliğimizi ve noksanlığımızı görmedik. Onların arkalarından olanca iftiraları attık. Birisi Allah yolunda cihad etmeye kalktı. İnsanlara nasihat etmeye, insanlara iyilik göstermeye çalıştı. Biz onların arkasından olduğu gibi, ne ağzımıza gelirse söyledik. Utanmadık, erinmedik, çekinmedik. Ve onlara laf söyleyenlere de, biz kalkıp, sen sus kardeşim diyemedik.
Ve onların şerlerinden korktuk. Onların medyalarından korktuk. Biz onların gazetelerinden korktuk. Biz onların televizyonlarından korktuk. Aman medya bunlara bir şey söyler. Aman biz medyanın diline düşeriz deyip, o medyadaki münafıkların, medyadaki kafirlerin, kuru gürültülerine biz pabuç bıraktık. Bir alimi yerle bir ettiler, bir sözünden dolayı, bir hatasından dolayı, biz siz ne yapıyorsunuz deyip de, biz onlara karşı duramadık. Alimlerimizi futbolcular kadar, alimlerimizi bir dansöz kadar, bunu kötülemek için söylemiyorum, aşağılamak için söylemiyorum. Alimlerimizi bir şarkı söyleyen kadar, alimlerimizi, şeyhlerimizi, alimlerimizi, şeyhlerimizi, herhangi bir kimse kadar, arkasında duramadık biz. Mümkün mü? Siz bir Türkiye'nin bir sanatçısına laf söyleyeceksiniz.
Bütün herkes ayağa kalkar, medya ayağa kalkar. Ama bir alime laf söyleyebilirsiniz. Bir mürşide laf söyleyebilirsiniz. Bir Müslümana istediğiniz lafı söyleyebilirsiniz. İstediğiniz gibi hakaret edebilirsiniz. İstediğiniz gibi eleştirebilirsiniz. İstediğiniz gibi onun namusuna, şerefine, haysiyetine, her şeyine laf söyleyebilirsiniz. Onun eşine, çoluğuna, çocuğuna zulmedebilirsiniz. Bu, İslam dünyasında serbest. Türkiye'de de serbest. Biz Müslümanlar olarak onları da koruyamadık. Biz Müslümanlar olarak iyilerimizi koruyamadık. Biz Müslümanlar olarak namuslu, namuslularımızı, şereflilerimizi koruyamadık. Biz Müslümanlar olarak hocalarımızı, alimlerimizi koruyamadık.
Biz Müslümanlar olarak üstadlarımızı, dergahlarımızı, dervişlerimizi koruyamadık. Arkasında duramadık. Korttuk, medyadaki münafıklardan korktuk. Korttuk, televizyonlardaki münafıklardan korktuk. Korttuk, arkamızdan birisi bir şey söyler de ne cevap veririz diye korktuk. Ve korkaraktan biz meydanı münafıklara bıraktık. Biz korkaraktan meydanı kafirlere bıraktık. Biz korkaraktan meydanı medya maymunlarına bıraktık. Biz korkaraktan ne yazık ki meydanı müşriklere, münafıklara, kafirlere, hadis inkarcısına, mezhep inkarcılarına bıraktık. Ve şimdi Beytullah da kapansa, Medine-i Münevvere de kapansa, camilerimizde toplu ibadetler edilmese de bizim buna canımız dahi yanmaz hale geldi.
Bizim kalbimiz buna sızlamaz hale geldi. Şimdi camilerde bir ezan sesimiz kaldı. Şimdi camilerde bir duamız kaldı. Camilerin minarelerinden, dua edilmelerinden bir rahatsız olan bir ülke var şu anda elimizde. Ve namaz kılmaktan, namaz kılınmamasından, namazın kılınmamasından memnun olan bir ülke var şimdi. Bu hepimizin utancı, bu hepimizin kusuru, bu hepimizin hatası. Allah bizi siykelenip kendine gelenlerden eylesin. Hadis-i şerifin ikinci kısmı var. Hadis-i şerifin ikinci kısmında da diyor ki, hani cihad edemiyor ya kimse. Ya canıyla, malıyla Allah yolunda cihad edecek en faziletlisi, sonra kim diye soruyor sahabe. Sonra kim diye sorunca, o da diyor vadilerden bir vadi içinde yaşayıp, Allah'tan korkan ve şerrinden insanların uzak olduğu kimsedir.
Yani malıyla, canıyla ortaya çıkıp, meydana çıkıp Allah yolunda cihad etmeye cesaret edememiş. Malıyla, canıyla ortaya çıkıp Allah için mücadele edememiş. Evini terk edememiş, eşini terk edememiş, çocuklarını terk edememiş. Dolarlarını, eurolarını terk edememiş, rahatını terk edememiş. Allah için yola çıkmaktan korkmuş. Allah için yollara düşmekten korkmuş. Benim malıma zarar gelir, canıma zarar gelir, keyfime zarar gelir, eşime, çoluğuma, çocuğuma zarar gelir deyip, sinmiş, korkmuş, kapatmış kendini. Ve onu da bu noktada kendini öyle çekince, işte ona da uzvet denmiş. Sufi dilinden celveti tercih etmemiş. Meydana çıkmamış.
Oysa İmam-ı Tirmizi diyordu ki, sen Allah yolunda meydana çıkıp, halkın eziyetlerine katlanacaksın diyordu. Müminliğin en yüce mertebesini bunu söylüyordu. Allah yolunda yola çık ve Müslümanlar ve etrafındaki insanlar sana eziyet edecekler. Senin namusunu diline dolacaklar. Sana iftira atacaklar. Sana her türlü melaneti yapacaklar. Medyalarında seni diline dolacaklar. Münafıklar seni diline dolacak. Seni orta yere, sanki bir suç işlemişsin gibi orta yere dökecekler. Namusunu dinlemeyecekler. Şerefini dinlemeyecekler. Haysiyetini dinlemeyecekler. Bu adamın eşi mi var, çoluğu mu var, çocuğu mu var, nesi var, nesi yok, arkadaşları mı var, akrabaları mı var, dinlemeyecekler.
Münafıklar seni diline dolacak. Kafirler seni diline dolacak. Gevşek Müslümanlar seni diline dolacak. Bilir bilmez cahiller seni diline dolacak. Alim diyebildiğin kimseler seni diline dolacak. Senin kötülüğüne konuşacak. Seni tiftikleyecek. Seni tırmalayacak. Seni cırmıklayacak. Tabiri caizse seni ezmeye çalışacak. Sana her türlü melaneti işlemeye çalışacak. Ve sen bunlara karşı mücadele edeceksin. Ve sen bunlara karşı bağrını yaslayacaksın. Göğsünü açacaksın. Bunlarla kora kor mücadele edeceksin. Ya da korkacaksın, sineceksin, gideceksin. Evinin bir köşesinde Allah'ı zikredip ibadet edeceksin. Sizin ki bu fazilet yönünden ikinci derecede. Bu Mustafa Özban yolu değil. Bu Mustafa Özban yolu hiç olmalı.
Bu nefsin rahat edeceği bir şeydir. İnsanların dedikodusundan çekinip, iftirasından çekinip evine çekilmek. İnsanların lafına küfüne bakıp, o öyle mi dedi, bu böyle mi dedi deyip, ondan bundan korkup, Kur'an ve sünneti eğip bükmek. Bu bizim işimiz olmalı. O yüzden bu uzlet işi benim işim değil. Ümmet-i Muhammed yangın içindeyken, eşlerimiz, dostlarımız, kardeşlerimiz yangın içindeyken, ülkemiz kafirlik yangınına, müşriklik yangınına düçar olmuşken, ülkemiz haramların içerisine düşüp haramlar yangının içerisinde dolaşırken,
ülkemde benim insanlarımda her türlü lanetlik fiiliyatlar kol gezerken, bu benim işim değildi. O yüzden biz uzleti başaramadık, hiç de düşünmedik. O yüzden önemli olan insanların sizin en hayırlınız, etrafına en faydalı olanınızdır. Hadis-i şerifini ölç edip, biz bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle, mümkün değilse dilinizle, o da mümkün değilse kalbe muğuz ederekten önlemeye çalışınız. Hadis-i şerifini kendimize ölçü ederekten, bir kimseye yoldığını şaşırmış bir kimseye, kim ona yol gösterirse ehli cennet olur. Hadis-i şerifini kendimize ölçü ederekten, Kur'an ve sünnetin hem nefsimizde, hem ailemizde, hem ülkemizde ve topraklarımızda ve dünyada hakim olması için yollara düşmüş bir topluluğuz. Biz uzleti yapamadık. O yüzden biz, sufi dilinde celvet denir ya, halkın içinde halka nasihat etme, iyilikleri nasihat etme yolunu seçtik.
Allah cümlemizi onlardan eylesin. Çünkü ayeti kerimede, asır suresinde Cenab-ı Hak asra yemin olsun bütün insanlar hüsrandadır. Ayeti kerime çok açık, asra yemin olsun bütün insanlar hüsrandadır. Ancak iman edip iyi amel işleyen, salih kimselerle beraber olan ve iyi amellerle kendisini süsleyen kimseler müstesna demiştir.
Allah bizi onlardan eylesin, inşallah. Kıymetli dostlar, inşallah şimdi sorularınıza geldi sıra. Gücümüz yettiğince, nefesimiz yettiğince, inşallah sorularınıza cevap vermeye gayret edeceğiz. Allah'tan bir şey gelmezse, inşallah. Hocam bu numarayı Twitter'da gördüm, çok çıkmazlı olduğum bir soru var. Ve hocam bana öyle bir cevap vermelisiniz ki bu verdiğiniz cevap beraberinde bana çok şey katacak.
Benim bir kız arkadaşım var, kendini inançsız biri, inançsız olmasının sebebi bilimsel araştırma neticesinden değil. Eğer böyle olsaydı ben de teyzelerini çürütebilirdim. Onun inanmama sebebi altı yaşında komşusu tarafından cinsel istismara kalmış olması. Bana kalkıp o zaman Allah neredeydi? Altı yaşındaki insanın neyin sınavıydı bu? Neden hakkım olan kızlığımın benden alınmasına göz yumdu? Ben burayı böyle yaşadıktan ve bu utançla, bu çirkinlikle yaşadıktan ilaçlarla günlük yaşantıma devam edebiliyorum. 15 senedir diyor. Kendisi o olaydan sonra psikolojik destek alıyor daimi olarak da. Böyle dediği zaman ben dini tebliğ etmekten çekiniyorum. Çünkü verecek bir cevabım yok.
Lütfen vaktiniz varsa bana cevap yazın demiş. Buradan malum yazmıyoruz. Kardeş yazın demiş ama sohbeti dinleyip dinlemediğini bilmiyorum. O yüzden yazın dediği için kıymetli dostlar buradan yazacak bir noktamız yok. Selamünaleyküm. Bir kişinin sesli yaptığı duaya, tövbeye ya da zikrullaha amin diyerek katılmak faziletini arttırır mı? Arttırır. Birisi dua etse, birisi zikir yapsa katılırız. Ona dua ediyorsa amin deriz. Zikrullah yapıyorsa zikrullaha katılırız. Hazır evlerdeyken İslami açıdan kendimi geliştirecek kitaplar okumak istiyorum. Kargodan virüs bulaşır korkusuyla kitap sipariş edemedim. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Hakkınızı helal edin.
Kargodan kitap sipariş de edebilirsiniz. Alışveriş de edebilirsiniz. Ülkeyi bu noktada kilitlemeyin. Koronavirüs var diye normalde evlerden dışarı çıkmamaya gayret edin. Mecbur kalmayınca ama bu kadar da ülkeyi kilitlemeyin ekonomik olarak. Yapmayın. Ekonomiyi düşünün, bu devleti düşünün, milleti düşünün. Bu kadar da şey yapmayın. O yüzden normalde ben bütün kardeşlere bir Elmalı Hamdi yazırın bir Kur'an meali olabilir. Bunu alabilirsiniz. Diyanetin bastırmış olduğu üç ciltlik Riyaj-ı Salim var hadis kitabı. Bunu alabilirsiniz. Bunu okuyabilirsiniz. Yine küçük bir muhtasar, bir fıkıh kitabı alabilirsiniz. Bunları okuyaraktan dininizin temellerini atabilirsiniz.
O yüzden muhakkak bunları okumanız lazım. Bence. Selamun Aleyküm Mevlam gününüzü, gecenizi hayır eylesin. Sorum Kur'an'ın kitap haline getirilmesi nasıl olmuştur? İnen ayetlerin sıralaması, iniş sıralamasına göre kitap haline getirilmiştir. Hürmetlerimi sunarım. Normalde Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin zamanında Kur'an'ın hafızları vardı zaten. Hafızlar hatta cihatta bir kısmı şehit edilmişti. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri hafızlardan bir kısmı cihad edilince, hafızların bir daha cihata katılmalarını yasakladı. Böylece normalde bir hayli hafız oluştu. O hafızlar Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin zamanında vardı. Ve onlar devam ettiler.
Aynı zamanda da inen Kur'an-ı Kerimlerin yazılı, derilerin üzerine yazılı normalde sayfaları da vardı. Hz. Ebubekir Radyallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri bunların hepsini topladı. Hz. Ömer zamanında da musaflaştı. Selamun Aleyküm. Beddua nedir? Beddua bir kimseye lanet etmek. İşte çok özür dilerim. Herhangi bir kimseye bela okumak, onun normalde kötülüğüne bir şey söylemek. Beddua sahibine geri döner mi? Eğer lanet ettiğiniz, beddua ettiğiniz şey o kimsenin üzerinde değil ise, evet beddua edenin üzerine döner. Bir kimse için onun da başına gelsin deyip, sonradan da eğer hakkın varsa, duyduklarım doğruysa başına gelsin diye düzeltmek, bedduayı geri almaya yeterli mi? Kıymetli dostlar beddua etmemeye, lanet getirmemeye gayret edelim.
Çünkü mümin beddua etmez, mümin lanet etmez diye hadis-i şerif var. O yüzden onun da başına gelsin demeyelim. O da mümin kardeşimiz. Çünkü lanet etmek, beddua etmek gökte, semada durur. Eğer o kimsenin başında o şey haklıysa beddua ve lanet, o lanet edilenin, o beddua edilenin üzerine gider. Eğer değilse beddua edenin üzerine gelir diye hadis-i şerif var. O yüzden normalde beddua etmemeye, lanet etmemeye gayret edelim. Muhatap kişiye senin de başına gelsin diye düşünmüştüm demişsek, beddua etmiş sayılır mıyız? Bu durum için helallık almamız gerekir mi? Biz herkesle helallık alalım, hiç kimseye de beddua etmeyelim. Sinirlenme hali nasıl terbiye edilir? Sinir şeytandandır.
O yüzden normalde işte ben çok sinirliydim o esnada dedin. Kim sinirlendin kimse? Mümin kardeşin. Şeytana uydun kardeş, şeytan seni yandı. Şeytan seni yendi. Allah bizi muhafaza eylesin. Hayırlı günler, şu mübarek ve zor günlerde ben günlük zikir çekmek istiyorum. Ama bana günlük çekebileceğim zikir yazar mısınız? Ne kadar çekeceğimi yazarsanız size dua ederim. Allah'a emanetsiniz. Kıymetli dostlar, normalde bu malum Şaban ayındayız. O yüzden bu Şaban ayınızla bu noktada bütün Ümmeti Muhammed'in mübarek olsun. Aslında böyle bir gönlümüz hüzün dolu Şaban'a girerken. Bir tarafı hüzünlü, bir tarafı sevinçli. Şaban ayı da bütün Ümmeti Muhammed'e inşallah mübarek olsun. Bu Şaban ayında bol bol Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne salatu selam getirelim.
Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayı, Ramazan da ümmetimin ayı demiş Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. O yüzden bu Şaban ayında çokça oruç tutalım. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri çokça oruç tutarmış. Biz de çokça oruç tutmaya gayret edelim. Ve aynı zamanda da Şaban ayında salatu selam çok getirmeye gayret edelim. Bu normalde günlük zikir çekmeyi isteyen kardeş de günlük binbir tane tehlil-i şerif. Yani la ilahe illallah çekebilir. Buna da sufilikte, tasavvufta hediye ders denir. Hediye zikir denir. O kardeş de günlük binbir tane tehlil çekebilir. Yüz tane salatu selam çekebilir. Yüz tane en az tövbe çekebilir. Subhanallah ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfurullah lazım diye Allah'a tövbe edebilir.
Allah kabul etsin inşallah. Sosyal medyada rüyasında peygamberimizi gören bir kadından bahsediliyor. Peygamberimiz ona bu hastalığın ilacını sunmak, ilacının sumak olduğunu söylemiş. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz demiş. Ben birisi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyamda gördüm derse ben onun rüyasına inanırım. İtibar ederim. O yüzden ben bir kimse rüyasında ben hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gördüm bana şöyle dedim derse ben onu reddetmem. Ben o isterse yalan söylesin. O yalan söylerse ahirette perperişan olur. Ben o yüzden onun hani rüyasında hazreti peygamberi görmediği halde gördüm diye yalan söyleyenin ahireti perişan olur.
Ben o yüzden bu hadis-i şerifi bildiğimden dolayı birisi dese ki ben hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyamda gördüm. Ben onun rüyasını kabul ederim. Ben onun rüyasını reddetmem. Ama o rüyasında gördüğü şey onun kendisini bağlar birinci derecede. İkinci derecede ona bir kimse inanırsa onları da bağlar. Şimdi burada o sumak olduğunu söylemiş koronavirüsün şeyini ne o ilacını mümkündür. Ben içmek isterim örneğin sırf peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi diye. Sumak içmek caiz mi? Evet. Helal mı? Evet. Faydalı bir şey mi? Evet. Bakın biz bunu normalde akli olarak biz buna yaklaşsak sumak insandaki normalde insan vücudundaki pislikleri, negatiflikleri atar mı? Evet.
İnsan vücudundaki zararlı virüsleri dışarı atar mı? Evet. Bakın bu Anadolu toprakları gerçekten çok şifalı, çok nezih bir yerdir. O yüzden Anadolu topraklarındaki şifa otlardaki, meyvelardaki, dağlarımızdaki, ovalarımızdaki her şey ben şifalı olduğuna inanıyorum. Anadolu böyle münbit bir yer. Çünkü dünyanın hiçbir yeri böyle bir özelliğe sahip değil. Kimi yerler var sırf yağmur yağıyor. Oraları dertlidir. Kimi yerler var sırf güneş görüyor. Orada da sıkıntı olur. Bir ülke düşünün, hem rüzgarı var, hem yağmuru var, hem güneşi var, hem karı var, hem denizi var, hem nehirleri var, hem gölü var. Gerçekten Anadolu bu noktada sanki seçilmiş bir toprak. Bakın seçilmiş. O yüzden Anadolu toprağında yetişen her bitkinin şifalı olduğuna inanıyorum.
Sumağın da şifalı olduğuna inanıyorum. O yüzden normalde bunu madem ki bir bayan bunu rüyasında görmüş, bana attılar bu videoyu. Bir imam efendi okuyor bunu. Bir imam efendi de bunu almış, kadının rüyasının kağıdı dökmüş, okuyor. Ben bunu kabul ederim, buna inanırım. O yüzden bir kimse de ne olacak ki haftada bir bardak sumak suyu içse zarar etmez. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rüyada bir mümine annemize bunu söyledi deyip hürmeten içse şifa olur. Bunda bir sıkıntı yok. Bizim önümüze böyle şeyleri kötülüğe kötülüğe zaten biz bu hale geldik. Şimdi yok ilim var, yok akıl var, yok fen var, yok tıp var. Siz hala da bunlara mı inanıyorsunuz?
Hadi bu gribin aşısını bulsanız ya, hadi bu tıp demek ki yetersiz. Demek ki tıp o kadar ilerlememiş. Demek ki bilim, bilgi bu kadar ilerlememiş. Bakın dünyayı kasıp kavuran bir bela var, bir musibet var. Yok el üretimi mi, yok kendiliğinden mi üretildi, yok bunun arkasında kim var, yok Çin vardı, yok Amerika vardı, yok devletçiler vardı, yok bilgeys bunu 5 yıl önce söylediydi, yok bunu 7 yıl önce söyledilerdi.
Madem söyledilerdi de ne ama önlemini almadınız? Madem bu insan yapısı da ne ama o insan yok mu ki neden üretemiyorsunuz karşısında? Kıymetli dostlar her şey bilim değil, her şey ilim değil, aklınızı ilahlaştırmayın, aklını ilahlaştıranların da yolundan gitmeyin. Evet Müslüman hem ilimle hem de inançla beraber gider. Müslüman ilme, bilgiye, akla aykırı değil ki, karşı değildi ki. Bir de Müslümanları o hale getiriyorlar. Dua edelim deyince yok duayla mı hallolacak? Hadi bilimle hallet o zaman, bilimle halledebiliyor musun? Buldun mu aşısını, bulamadın. Ne konuşuyorsun, otur oturduğun yere. Elleme insanlar dua etsin, Allah'tan yardım dilesin. Bununla alakalı uğraşan bilim adamlarına da Cenab-ı Hak gönüllerine ilham etsin.
Yok biz böyle duaya da karşı çıkan bir millet olduk biz. İçimizde öyle beyinsizler var ki, dua edeni görsen sen nasıl dua ediyorsun deyip, eline fırsat verseler dağın dağından öldürecek adamı. Bırak dua etsin adam ya. Sana zarar mı var dua etmekle? Dua etmek, ilime, bilime karşı çıkmak değil. Allah'a tevekkül etmek, Allah'a yaslamak, Allah'tan dilemek. Yoksa Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ilim Çin'de de olsa Müslüman'ın yitik malıdır gidip alınız demiş. Bizim ilimle alakalı, ilim almamakla alakalı bir derdimiz yok. Böyle bir şeyimiz yok. Ama duaya da inanırız, iman ederiz. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini de rüyamızda görürsek ona iman ederiz, ona tabi oluruz.
Allah'a itaat et, rüsinine itaat et. Biz itaat ederiz. Rüyamızda görürsek de itaat ederiz. Biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyamızda görürsek itaat ederiz. Sahih rüyadır. Şekline, şemaline şeytan giremez. Hiçbir peygamberin şekline, şemaline şeytan giremez. Rüyası sahihtir. O yüzden kim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında gördüyse, gerçekte görmüş gibidir. Hatta ümmetimin faziletlileri, salih kimseleri beni rüyalarında görür der. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyasında gören bir kimseyi de salihlerden sayarız. Salihlerden saydığımız için de o annemizin, kardeşimizin, bacımızın gördüğü rüyaya itibar ederiz. Allah, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyalarında gören mümin kardeşlerimizi arttırsın inşallah.
Allah izin verirse ben de sumak içeceğim zaten. O yüzden bir kardeşimiz, hatta Malatya'dan amcası toplamış suma, orijinal, otantik diye. Ben de dedim, ben hediye pek kabul etmiyorum. Öyle bir alışkanlığım yok ama o kardeşimiz çok ısrar etti böyle. Ondan sonra iyi dedim, gönder içeyim dedim ben de. O yüzden inşallah sumaktan ben de içeceğim. Selamün aleyküm. Üstadın dervişi üzerindeki hakkı ile, dervişin üstadı üzerindeki hakkı nedir? Bununla alakalı hep böyle risaleler vardır, hep böyle sözler vardır. Birbirlerine hak hukuk diye. Üstadın, müminin müminin üzerinde hakkı vardır.
İyiliği emretme, kötülükten nehyetme. Bütün müminlerin birbirlerinden hakkıdır bu. O yüzden bütün müminlerin birbirinden hakkıdır. Selamı yayınız. Biz onlara bakalım inşallah. İnternette dolaşan bu iki yazı hakkında ne düşünüyorsunuz acaba? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Yüce Allah, insanlar topluca günah işlediklerine öğüt alıp tövbe etsinler diye onlara salgın bir bela gönderir. Emri bil maruf, nehir münker, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak ilkesini terk ettiklerinde onları evlerinden dışarı çıkamayacakları duruma düşürür. Allah'ı anmayı unuttuklarında da ise dünyadan lezzet almasınlar diye ölüm korkusunun onların arasında yaygınlaşır. Normalde az önce yaptığımız sohbet gibi alakalı. Bunun hakkında olumsuz bir şey düşünmüyorum.
Adım Mustafa Kazan, Almanya'dan en on sene önce beni hastaneye getirdiler hastaymışım diye. vesvese vardı dediler. O da yoktu, Kur'an okuyorum. Bol bol bir konuşsak olmaz mı? Buradan konuşamıyoruz, hakkınızı helal edin. Bu video yorumu, bu herhalde rüya ile alakalı. Bunu da inşallah konuştuk az önce. Direkt olarak ayırt etmeksizin sivili ve masumu hedef alan, biyolojik harp sahası içinde sivili, silahsızı hatta yeşilin bile korumayı şiar edinmiş bir toplumun nasıl bir şekilde düşmanına karşılık verebilir?
Ortada ne harp sahası ne de düşman askerleri var. Allah ömrünüzü bereketli ve uzun eylesin. Amin cümlemizin inşallah. Bu noktada yapılacak olan şeyleri devlet yetkilileri yapmamız gerekeni yapmaya çalışıyor. Bol bol Allah'ı zikredeceğiz, tövbe edeceğiz, kendimizce dua edeceğiz. Ve inşallah devletin koymuş olduğu yönergeleri takip edeceğiz inşallah.
Pir, selamünaleyküm, pir efendilerin veya peygamberlerin, dervişlerin eğitimini alacağından bahsetmiştiniz. Bu eğitim tam olarak nedir ve nasıl ilerler? Ben bunu soruyu anlayamadım tam olarak. Ben Allah'tan tam olarak razı olmadığımı düşünüyorum. Yaşadığım zorluklar ve sıkıntılar karşısında memnuniyetsiz davranıyorum. Bunu bir süredir düşünüyorum ama yine de hayatıma uzun vadeli uygulamıyorum. Ne tavsiye edersiniz? Normalde başımıza gelen musibetleri, sıkıntıları rahmet olarak görürsek, bunda bir sıkıntı olmaz. Çünkü Cenab-ı Hak sizin hayır bildiğinizde, şer şer bildiğinizde hayır vardır diyor. Biz rahmet bilelim inşallah. Şaban ayı girdiği için salavatam ağırlık vermeliyiz.
Beş bin tevhid çekmeye çalışırım her gün. Ne tavsiye edersiniz? Şaban ayı, salavat ayı ama tevhid de çekebilirsiniz. Sıkıntı yok. Hayırlı akşamlar, selamün aleyküm, hayırlı akşamlar. Evlilik niyeti ile görüşme yapan kimseler için istiharenin sünnette yeri nedir? Normalde evlilik ile alakalı birinci derecede benim size tavsiyem istişare etmek. Normalde insanlar hiç istişareye önem vermiyorlar. İşte kendilerince istihareye önem veriyorlar. Bir görüş kardeşim, evlenecek olanlar birbirleri ile görüşsünler helal dairede. Bir konuşsunlar, bir normalde neyi nasıl düşündüklerini, neyi nasıl yaşayacaklarını bir konuşsunlar. Eğer bu noktada bu konuşmalar, görüşmelerin neticesinde eğer bir sonuca ulaşamıyorlarsa veyahut da tereddütleri kaldıysa o zaman istihare yoluna gitsin.
Ondan sonra hani böyle bir tereddütte kalırsa istihare yapsın. Yok, daha konuşma yok, görüşme yok, hiçbir şey yok. İnsanlar istihare yapıyorlar. Neyin istiharesini yapıyorlar ben de bilmiyorum. Bir de istihare sünneti Resulullah'ta o kimse iki rekat istihare namazı kılar. Hadis kitaplarında ve fıkıh kitaplarında vardır tarifi. Sonra diyor istihare duasını yapar, kalbine ilk geldiği gibi hareket eder. Yani rüya görmek için yatmaz, kalbine geldiği gibi hareket eder. İstihare benim bildiğim hadis-i şeriflerde bu ama sonradan işte kimse böyle neden? Kalbi çalışmıyor çünkü. Kalbi bu noktada ilham almıyor. Kalbi zikrullahla süslenmemiş. Kalbi tövbeyle yıkanmamış.
Kalbi imanıyla berraklaşmamış. Böyle olunca rüyaya edeceğiz diye uğraşıyorlar. Gerek yok, istişare edin, oturun konuşun, bir daha oturun konuşun. Ama İslam'da hani batı diliyle flört etmek var ya, İslam'da flört etmek yok. Otur ciddi ciddi, nerede konuşuyorsan otur konuş, evliliğe karar veriyorsan evliliğe karar ver, yürü yolunu. Yok evliliğe karar vermiyor. Bir yıl, iki yıl, üç yıl konuş, Allah konuş, flört et, gez, dolaş, ondan sonra haram işte. Sonra ne ediyor? Belirsiz bir noktaya gitsin iş. Allah muhafaza eylesin. Bu noktada istihare sonucuna göre yol gitmek doğru ve güvenilir olabilir mi? Hadis-i şerifte sabit bir kimse eğer bir şeyde tereddüt ederse, istihare yaparsa, istihare yaparsa, istiharelerine göre normalde yol alabilir.
Çiftlerin bu konuda uyumu söz konusu ise istihareye gerek var mı? Bence gerek yok. Selamünaleyküm. Üstadım İzmir'den derya, salkım, zakırım, kuyucu hocam bu yasaklar bir Müslüman ülkeye uygulanması doğru mudur? Dense ki yasak ama isteyenlere camiler, dergahlar serbesttir. On veya yirmişer grup şeklinde toplanın. İbadet nasıl yasaklanır? Siz bazı sohbetlerinizde Hazreti Peygamber Efendimizin ne zorluklarla dini yaşadığını anlattınız. Eziyetler, hastalıklar çekerek yaşantısını Müslüman olmak, sufi olmak zordur. Korkak, aciz, miskin olmaz dersiniz. Ölüm, hastalık eve kapanınca olmayacak mı?
Sağlıklı gelecek dilerim hanenize. Normalde bu korkaklık, pısırıklık değil. Devletin önergelerine ve yönergelerine sahip çıkmak. Bir, bir de biz canımızdan korkmuyoruz. Bizim öyle bir derdimiz yok. Biz virüsü salgın haline getirmekten korkuyoruz. Bizim üzerimizden birisi bir zarar görmesin. O yüzden bizim derdimiz bu. O yüzden biz de dergahına, özür dilerim, devletin önergelerine ve yönergelerine tabi oluyoruz. Evlilik görüşmesi yaptığım hanımefendinin iş yerinde vesaire durumlarda erkeklerle olan iletişim yakınlığını kıskanmaktayım. Bir erkeğin kıskanmakta haklı olduğu durumlar hangileridir? Günümüzde bir erkek nasıl ve hangi durumlara kadar tolerans gösterebilir, göstermelidir?
Bu duygularla sağlıklı bir yuva kurulabilir mi? Çünkü böyle bir şey var ise eşini çalıştırmazsın, evlenirsin, çalıştırmazsın, evde oturtursun. O da kabul ediyorsa böyle hayatına devam edersin. Ama bir bayan iş hayatında çalışıyorsa ne iş yapıyorsa yapsın. Sonuçta erkeklerle sohbet edecek, konuşacak, işle alakalı bir şeyler konuşacak. Burada bu normalde kıskanman normal ama bunun neticesi koruma amaçlı olması lazım. O zaman evlenip eşini evine oturtturacaksın. Sohbet ve zikir yapılan bir mekana zikri maneviyatı geçer mi? Evet, içinde size harap olan evlerle harap olmayan evlerin arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resulallah.
İçinde Allah'ın zikri yapılan evler harap olsa da mamurdur, iyidir, güzeldir. Allah'ın zikri yapılmayan evler ise, Allah'ın zikredilmeyen evler ise mamur olsa dahi haraptır. O yüzden eski sufiler bir yeni eve geçtiklerinde muhakkak ki orada dervişleri toplarlar, orada bir zikir halakası kurarlarmış. Bir evde, yılda bir seferde olsa, ayda yapabiliyorlarsa, haftada bir yapamıyorlarsa, ayda bir yapamıyorlarsa, yılda bir evlerini zikrullaha açsınlar. Bütün insanlar evlerindeki zikir meclisleri kursunlar ve zikrullaha açsınlar. O yüzden evinde zikir olan bir kimsenin, evinde namaz kılınan bir kimsenin, evinde salatu selam getirilen bir kimsenin evi muhakkak ki maneviyatlı olur. Oraya sonradan boşken gelen birinin o yerden manevi olarak etkilenmesi mümkün mü? Mümkündür.
Devamlı Allah'ı zikredilen bir mekana sonradan bir kimse boşken gelse oradan etkilenir. Dünyadayken yaptığımız ibadetleri anne babamızın, kardeşlerimizin, eşimizin, çocuğumuzun yerine de yapmaya niyet edersek onlar da aynı sevabı alır mı? Şimdi normalde beş kişinin, bazı adi şevirlerde yedi kişinin, bazı adi şevirlerde üç kişinin amel defteri kapanmaz. Bunlardan birisi anne baba olarak hayırlı evlat yetiştiren. Eğer bir kimse hayırlı bir evlat yetiştirdiyse o evladın yapmış olduğu ibadetlerden annesine babasına da yazılır. O evlattan eksilmeden. Bunun yanında normalde o kimse mesela geldi sahabeden bir kimse dedi ki babamın yerine kurban kesebilir miyim? Kesebilirsin dedi.
Başka bir sahabe geldi dedi annemin yerine annemin oruçları vardı ona oruç tutabilir miyim? Tutabilirsin dedi. O yüzden bir kimse mesela annesi babası bir ibadette eksikliği kalsa, hani kurbanı kesecekti kesemedi, parası vardı yapamadı. Veyahut da kesti de babası öldükten sonra da onun adına kurban kesti. Bununla alakalı mesela Hz. Ali radiyallahu anh hazretleri sağlığı boyunca Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin adına kurban kesmiştir. Devamlı bir kurban da onun için kesmiştir. Ama şu yok yalnız. Sünnette yok bu. İşte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kurban keseceğiz arkadaşlar para toplayalım. Böyle bir şey yok. Git al bir tane hayvan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine niyetlen kes. Veyahut da işte kaç hisse yaptın, yedi hisse yaptın, büyük başa girdin.
Bir hissesini Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine niyetlen, o hisseyi de onun adına dağıtın. Bu eyvallah, bu olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama normalde işte benim kıldığım namazdan benim çocuklarım da faydalanacak, benim kardeşlerim de faydalanacak diye böyle bir hadis okumadım. Sabah namazının vaktinde kılıp sonra tekrar yatan kişi sabahın bereketinden yine de faydalanır mı? El cevap faydalanır. Sabah namazına kalkan bir kimse sabahın faziletinden, bereketinden, lütfundan, ikramından faydalanır. Sabah namazına zor da olsa kalkmaya gayret edin. Sabah namazını kılmak büyük iş şu anda. Selamun aleyküm kitapçıyım. Dini kitap sattığımda dinden para kazanmış olacağımı düşündüğüm için dükkanımda dini kitap bulundurmuyorum.
Doğru değil. Normalde dini kitaplar satabilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. O dini kitabı kendince tanzim eden, dinden para kazanan kimseler onlar. Arkadaşlarım bu konuda yanlış yaptığımı söylüyorlar. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir? Dini kitap sat kardeşim. Bunda bir sıkıntı yok. Dini kitap satınca dini ticarete alet etmiş olur muyum? Bu noktada olmazsın. Bu tür yayınlar tüccarlardan mı temin edilmeli? Yoksa kar amacı gütmeyen devlete bağlı vakıf yahut kurumlardan mı temin edilmeli? Bunda bir sıkıntı yok. İstediğin yerden temin edebilirsin. Malum virüsten dolayı dualar, tevhidler, Kur'an okuyoruz. Rabbim kabul etsin inşallah. Sevdiğimiz arkadaşlarımıza bizlere Yunus Aleyhisselam'ın duasını ve tevriceler, fetih sureleri veriyorlar.
81 milyon sayı olarak adanmış sayı ne kadar doğrudur? Bidat ilk defa duyuyorum. Farklı dergahlardan olan arkadaşlar da şu kadar zikir çeker misin diye rica ediyorlar. Bizler dersli derviş olarak nasıl davranmalıyız? Lakin hakkınızı helal edin. Normalde bir yere derviş olan, bir sufi olan kimse, o derviş olduğu, sufi olduğu yerin virdini çeker. Ayrıca tevhid çeker, salatu selam çeker, dua eder. Başka bir dergahlın virdini çekmez. 21 yaşında trafik kazasında kardeşim vefat etti, oruç borcu vardı, fidyesini vermek lazım ya da yine de bizler oruç tutabilir miyiz? Eğer arkasında bir vasiyet ettiyse, benim oruç borcum var, benim malımdan bunun fidyesini ödeyin derse, bunu ödemek zorundasınız.
Değilse, kendiniz onun hakkında fidye ödeyebilirsiniz veya bu noktada ücretiniz yoksa, paranız yoksa onun için oruçta tutabilirsiniz. Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Ben 23 yaşına geldim, babam evlenmeme izin vermiyor, evde konusu dahi açtırmıyor, ne yapacağımı hiç bilmiyorum, dua eder misiniz? Arkadaşlar bu konuda hadis-i şerif var. Hadis-i şerif de ağır bir hadis-i şerif. Evlenme çağına gelen bir çocuk evlenmek ister de, anne babası onun evlenmesine müsaade etmezse, lanetlik bir iş yapmış olur diyor. Bu hadis-i şerif ağır. O yüzden evlenme çağına gelen bir çocuk ama kız ama erkek, anne babasına beni evlendirin deyince, anne babası onu evlendirmekle mükellef.
Çocuğun ebeveynden anne babasının hakkı üçtür. Bir, doğduğunda ona hayırlı bir isim konması. İki, ona kız veya erkek sanattan, ticaretten, ziraattan, ev işlerinden ona meslek sahibi etmek. Üç, onun vakti geldiğinde evlendirmek ve onun dinini öğretmek. Allah muhafaza eylesin. O yüzden çocuğun anne babasından hakkı, eşim evde yok iken ağabeyim ve yengem evimize gelebilir mi?
E ağabeyim gelebilir, neden gelmesin? O kız kardeşine onun şey düşmez ki zaten, kız kardeşi. Bir kadın evde eşi yok ama ağabeyim gelebilir, yengisi de gelebilir. Bunda bir beis yok, bir sıkıntı yok. Hayırlı geceler, bendirden başka bir estromanla zikir yapmakta bir sakınca var mıdır? Normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında bendirle ilahiler söylenmiş, salat-ü selamlar getirilmiş.
Onlar o esnada bendirle yapmışlar bunu. O yüzden sufiler genelde bendirle ve zille genelde Allah'ı zikrederler. Bu noktada ağabeyim, erkem budur ondan sonra. Başka bir estromanla yapılabilir mi, yapılmaz mı? Bu konuda ben yapılır diyenlerden olamayacağım. Dergah adabı erkanı, bendir ve zil üzerine kurulu. Onlarla zikir yapılır diye biliyorum. İnternet bankacılığı üzerinden altının anlık düşüp yükselişinden faydalanıp para kazanmak caiz midir? Bunda bir sıkıntı yok. Bir akraba müteahhitlik yani daire yapsat ile uğraşıyor ve bütün faizli bankalarla çalışıyor. Bir sakınca var mıdır? Bu çok uzun mesele. Faiz faizdir. Nerede olursa olsun ama normalde Darül Harp ile Darül İslam fıkıhı, hukuku giriyor işin içerisine.
Darül Harp ile harbi ile müminin arasında faiz yoktur diye İmam-ı Azam'ın fetvası var. Bu mesele farklı bir şey. Sessiz zikir, sessiz zikirden daha mı faziletlidir? Ne sessiz zikir, sessiz zikirden, ne sessiz zikir, sessiz zikirden daha faziletlidir diye miyiz? O duruma göre, hala ahvale göre değişir. Bunlar doğru şeyler değil. Tasavvufta nakşi şeyhe bağlıydım. Vefat etti. Mürşidimiz yerine çokları, oğlu dahil, hepsi başımız üstünde, kısaca haller yaşadım. Mürşidimin sağlığında vustattan tutun, estağfurullah makamına kadar en son vefatından sonra hal olarak zuhuret 20 yıl oldu. Ruhaniyet buyurdu ki bir noktada kaldın, ileride çok büyük evliya Allah olacaksın.
Bu bir noktada böylece kaldık. Allah alem bu konakında bilginiz bir noktayı açar mısınız, tavsiyenizi nedir? Selamlar. Kıymetli kardeş, bir kimsenin üstadı vefat ettiyse, istihar yapacak, istişare yapacak, gidecek yeni bir üstada intisap edecek. Kendi kendine ben şuraya geldim, buraya geldim deme noktasında olmayacak. O yüzden normalde üstadı vefat eden bir kimse, istişare ve istihare neticesinde gidip yeni bir üstada bağlanacak. Bunun başka hiç izah tarzı yok. Allah'ın velileri eksik değil. O yüzden Kur'an-ı Kerim ile sabit Allah'ın velileri, hadis-i şerifle sabit Allah'ın velileri, hadis-i şerifle sabit onlar kıyamete kadar var olacaklarına dair.
O yüzden yok son veli buyundu, bundan sonra veli gelmeyecek diyen kimse hadisleri inkar ediyor. Yok veli yok diyen insan ayeti inkar ediyor, küfür ehli. Yok velilik bundan son buldu, bundan sonra veli olmayacak diyen de hadis-i şerifleri inkar ediyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, kıyamete kadar veliler eksik değil, mürşidi kamiller eksik değil. İstihare yapacaksınız, istişare yapacaksınız, gidip bir veliye, bir mürşide bağlanacaksınız. Yok bizim şeyhimiz işte vefat etmezden sonra bize dedi ki ben size yeterim. Boş laf bunların hepsi de. Bakın kıymetli dostlar, bütün sufilerin toplandığı bir ortak nokta vardır. Bir kimse nefis meratipli olarak beşinci makama geldiyse, yani bu dergahlara göre esması değişir ama levvame, mülhüme, mutmayene, râdiyeye, mârdiyeye geldiyse ve o kimse bunun altını çizerekten söylüyorum.
Kabir haline vakıf ise, yani Emir Sultan Hazretleri'ne gidip, Emir Sultan Hazretleri'yle kabristan'da görüşebiliyorsa, Üftada Hazretleri'ne gidip, Üftada Hazretleri'nin kabrine selam verip, Üftada Hazretleri'yle görüşebiliyorsa, bakın sadece selam alıp vermek değil, görüşmekten bahsediyorum. Görüşmekten bahsediyorum. O kimse kabri şerife gidecek, soracak, kabri şerifteki o üstada soracak. Yani üstadı vefat etti, beşinci makamda. Üstadının kabri şerifine gidecek, Esselamu aleyke ya ehl-i kubur diyecek, Üstadı da ona ve aleyküm selam evladım diyecek. Efendim benim böyle bir mazuratım var, benim böyle bir rüyam var, ben bu rüyamın içinden çıkamadım dediğinde, Üstad ona kabirden seslenecek, onun kalbine ilham gelecek, onu görecek kalp gözüyle.
Senin rüyanın tevhili budur diyecek. Bu hale geldiyse bir kimse, ona Üstad lazım değil kardeşim. Geri kalan herkese Üstad lazım. Hiç kimse kendi kendini aldatmasın. Yazık ediyorlar kendilerine. Bakın hiç kimse kendini aldatmasın. Yok işte bana Üstadım rüyamda görünüyor da, boş kardeşim herkes Üstadının rüyasında görüyor. Üstadımdan ben rüyamda görüyorum, alıyorum alacağımı, boş gelime o. Bir Üstad'a intisap etme, bir Üstad'ı rüyasında görme, nefsinize ağır gelmesin. Oldum bittim davasına girmeyin. Kendi kendinizde, ben şu makama geldim, ben şu mevkiye geldim, ben şu haldeyim, bu kardeş için söylemiyorum. Bütün ümmete söylüyorum bunu. Aldatmayın kendinizi.
Dizinizi kırın, gidin bir Üstad'dan ders alın. bu kim olursa olsun, istihare yapın, istişare yapın, itikaf edin. İtikaf edin, itikaf. 10 günlük itikafa girin, itikafa niyet edin. Ya Rabbi benim itikafımı kim idare ederse, itikafta hangi sağ olan, mürşid-i kamili rüyamda görürsem, gidip ona intisap edeceğim, deyip itikafa girin. Tasatuk edin, para dağıtın, oruç tutun, Allah'a yalvarın. Kim bilir siz, üstadınızın sağlığında, ona karşı hangi edepsizlikte bulundunuz, hangi terbiyesizlikte bulundunuz, hangi gaflette de bulundunuz ki, Cenab-ı Hak size yeni bir Üstad göstermiyor. Kendi kendinize, oldum bittim davası gütmeyin. gidin bir Üstad'a intisap edin, nefsinizi kırın, nefsinizi terbiye edin.
Ya işte, işte kimseye bırakmadı, ortalıkta velim yok kardeşim. Kırtlar mı eksildi, yediler mi eksildi, üçler mi eksildi? Hadisle sabit, hadisle sabit kıyamete kadar var olacağına dair. Sen, maneviyatın yok, rüyanda görmüyorsun, halinde görmüyorsun, ya da gösterilmiyor sana. Kim bilir, ne edepsizlik yaptıysan, sana gösterilmiyor. Tövbe et. Allah'a yalvar, Allah'a yakar. Eğer o Üstad'a hata yaptıysan, git kabri şerifinin başına, orada dua et, orada tövbe et, orada ondan helallık al. Allah'a yalvar, Allah'a yakar. Cenab-ı Hak senin perdeni açsın, kalbini açsın. Öyle hiç kimse, oldum davası gütmesin. Allah muhafaza eylesin. Ondan sonra önüne gelen, ben de oldum, ben de şeyhim, yürü kardeşim ya, yapma.
Veya, işte, zatın birisi demiş, biz yeteriz size. Haydi, bizim Üstadımız bize yeter. Kendi kendilerine şeyh oluyorlar. Şimdi Ümmet-i Muhammed, kendi kendine Allah oluyor, bu ayet-i kerime olmaz diyor, kitaba laf söylüyor. Ben Allah olsaydım, böyle yapmazdım diyor, kendini Allah'lık mertebesine koyuyor. Ümmet-i Muhammed, ne yazık ki, şimdi kendisini peygamber ilan ediyor. Hadisi, şerifleri inkar ediyor, Kur'an-ı Kerim'i kendi kafasına göre, dini kendi kafasına göre, yorumlamaya çalışıyor. Yine Ümmet-i Muhammed, kendi kendini şeyh ilan ediyor. Kendince şeyh adam. Hiçbir şeyhi beğenmiyor, hiçbir şeyhi intisap etmiyor. Kendisini şeyh ediyor. Allah muhafaza eylesin. Sizinle beraber, tevhid mücadelesine katılmak istiyorum.
Ama iki yıl önce, büyük bir hata yaptım. Ve bu hata yüzünden dışarı çıkamıyorum. Yaşım daha 18, bunalıma giriyorum. Geçen sene, Mevlüt Kandil'inde kendimi zorladım. Ve Pendik'ten Bursa'ya sohbete geldim. Ama yine büyük zorluklar yaşadım. İnsanlar benim yüzümden o gün sıkıntı yaşadılar. Haklarını helal etsinler. Bir zakir abi sayesinde sizinle tanışma fırsatı buldum. O gün, şimdi ben bu sorunu çözmek için ne yapmalıyım? Derslere gelmeyi çok istiyorum. Acaba bu bir imtihan mı? Her şey imtihan. Zikir halakalarına devam et kardeşim. Selamun Aleyküm. Okulların tatil süreci uzatıldı. Bu süreçte köylerimize veya ailelerimizin yanına, bahçe ya da şehir hayatının dışında, insanlardan uzak çiftlik, evlerimize gitmemiz uygun olur mu?
Olur. Hatta daha ileri söyleyeyim, bu virüs gösterdi ki, köylerinizdeki evlerinizi, bahçelerinizi, tarlalarınızı satmayın. Kendinize ekip dikebileceğiniz kadar, köylerinizde yerleriniz dursun. Yüz metre karede olsa, iki yüz metre karede olsa, üç yüz metre karede olsa, ekip dikeceğiniz bir alan olsun. Bakın bir hem gidin, onları işleyin, onları rantabıl hale getirin. Köylerinde ufak tefek yerleri olan, dedesinin, babasının, nenesinin evi olan, onları satmasın, onları imar etsin, onları oturulacak hale getirsin. Onlar da varsa ufak tefek bahçeleri, onları ekip diksin. Bu virüs, bu ortalık gösterdi ki, biz köy hayatımızı ve köylerimizdeki ufak tefek bahçelerimizi, tarlalarımızı ekip dikmeliyiz.
Kendimize yetecek kadar, etrafımıza yetecek kadar gıdalarımızı temin etmeliyiz. Bakın, dünyayı bekleyen en büyük problemlerden birisi, gıda problemi. Burada yıllardan beri söylüyorum, natürel, otantik, sağlıklı gıda problemi var. Bakın, hiçbir virüsün ilacı bulunmuyor. İlaç ne? Dayanıklı, dayanıklı, normalde bağışıklık sistemi kuvvetli olan insanlar. Bu ne demek? Natürel gıdalar. Bu ne demek? Otantik gıdalar. Bu ne demek? DNA'sı bozulmamış, içi bozulmamış, oynanmamış gıdalar. Bu ne demek? Klasik, biz dedelerimizin, nenelerimizin sofrasına döneceğiz. Klasik.
Eğer bizim bu bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirmemiz, ancak klasik yemek, içmekle mümkün. Siz Facebook'lara gitmeye devam ederseniz, hazır gıdalar yemeye devam ederseniz, paketlenmiş, kimyasallanmış gıdalar yemeye devam ederseniz, siz esen yelden, esen yelden, uçan tüyden hastalanırsınız. Bunu yıllardan beri söylüyorum. Kıymetli kardeşler, kendi yoğurdunuzu, kendi ekmeğinizi yapmanızı öğrenin. Kendi evinizin önüne, sizin kendinize yetecek kadar halis, eski buğdaylarımızdan tohumlarını bulun, ekin. Eski yerli domates, yerli patlıcan, yerli biber, yerli salatalık, yerli kabak tohumlarını üretin. Yerli tohumları üretip, bahçelerinizde bunları ekip dikin.
İlaçlamayın bunları. İlaçsız tarım yapın. Kendinize yetecek kadar olan ağaçları, meyveleri ilaçlamayın. Bunlardan kendinize kışlık yiyeceklerinizi yapın, yazlık yiyeceklerinizi yapın. Dışarıdan hazır konserve almayın. Konserve yapacaksanız kendi evinizde yapın. Yazın, yazlık yiyin, kışın, kışlık yiyin. Asla yazın, kışlık, kışın, yazlık yemenin yolunu bulmayın. Aramayın. Cenab-ı Hak doğayı kendi halinde insanların emrine yarattı. Siz bu doğanın özelliğini, siz bu çiçeklerin, böceklerin, ağaçların, meyvelerin, sebzelerin özelliklerini bozmayın. Yeryüzünde fitne çıkarmayın. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın. Gidin siz her şeyin özünü bulun. Her şeyin sahihini bulun. Ve onları ekip dikin ve yiyin.
Asla ben kardeşlere hep söylüyorum. Köylerinizdeki evleri satmayın. Ama köylerinize gereksiz yatırımlar da yapmayın. Köyün içerisine devasa bir villa yapma. Yapma kardeşim ya. Köyün içine devasa bir villa yapma. Orada git mutedil bir hayat yaşa. Orada git dervişlik yap. Orada git müminlik yap. Orada git hayatını düzgün orta derecede yaşa. Ve biz ne yazık ki bu halden uzaklaştık. Şimdi bakın marketlerden alışveriş bir yasaklansa insanlar perperişan olacak. İnsanlar helak olacak. Veyahut da bir kıtlık olsa veya bir kuraklık olsa yiyecek içecek bulamayacak insanlar. Kıymetli dostlar. O yüzden köylerinizdeki, kasabalarınızdaki, tarlalarınızda bilemem ekonominiz nedir.
Ama bir evlilik yer deriz biz İzmir Bayındır'da. Bir evlilik yer. İki yüz metre kare, üç yüz metre kare. Bir insanın yazlığına, kışlığına, yiyeceğine, içeceğine, çoluğuna, çocuğuna bırak. Komşularına, akrabalarına bile yeter. Gidin pazar günlerini orada geçirin. Gidin tatillerinizi orada geçirin. Ne işiniz var deniz kanarında? Oranızı buranızı açıp da yanacağız diye uğraşıyorsunuz. Gidin köylerinizde yaşayın. Köy hayatı yaşın. Ne işiniz var barlarda, pavyonlarda, orada burada gece eğlencelerinde? Ne işiniz var pazar günü gece eğlencelerine gidip orada burada haramların içerisine dalıyorsunuz? Gidin hemen yaşadığınız şehirlerin yanlarında üç yüz metre kare, beş yüz metre kare ekip dikebileceğiniz yerler alın.
Gidin oraya ekin, dikin, ilaçtan uzak ekip dikin inşallah. Köylerinize gidin. Erkek çocuklarının küpe takmasında bir sıkıntı var mıdır? Kulağı delik değil ama ara ara kısa sureli takıyor. Muhteşem Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim de takardı. Ama kendisini Allah'ın kölesi olarak görürdü. Bir kimse Allah'ın kölesi olarak görüp de küpe takıyorsa kulağına bunda bir sıkıntı yok. Ama yok ben Avrupalılara benzemek için takıyorum moda akımı derse Avrupalılara benzer onlarla haşrolur. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. Şu an koronavirüs için alınan önlemler sizce yeterli mi? Gün gün koronada yükseliş var, ölüm oranı artıyor.
Ve neden kalabalık şehirlerle sokağa çıkma yasağı yapılmıyor anlamıyorum. Biz evden çıkmıyoruz, eşlerimiz çalışıyor, pazarlar hınca iş dolu, bankalar dolu, yaşlarımız para cezası uygulaması yapıldı. Halde sokakta olmaları doğru mu? Bizler evde kalsak ne olur? Tehdit altındayız. Ülkemiz ekonomisini koruyacak diye çoğu insanlar harcanmış olmuyor mu? Yani bu ne oluyor? Ölen ölsün kalan sağlar bizimdir demek değil mi? Bu kul hakkı değil mi? İnsanları evinizden çıkmayın deniliyor. Engel yok ki herkes dışarıda. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Şimdi kıymetli kardeşler bunların hepsi de ayrı ayrı meseleler. Bu önlemler yeterli mi? Derken yani ben devlet yönetmiyorum. Devleti yönetenlerin elinde mit var.
Devleti yönetenlerin elinde istihbarat teşkilatları var. Hem içeriden hem dışarıdan. Bunun arkasında nasıl bir kaosik bir sistem var? Arkasında neler var? Bunları bizim oturduğumuz yerden ahkam kesmemiz doğru değil. Yani normalde bunun arkasında Çin mi var? Bunun arkasında Amerika mı var? Bunun arkasında paracılar mı var? Bunun arkasında devletçiler mi var? Bunun arkasında roller mi değişiyor? Paraların yerleri mi değişiyor? Güç dengeleri mi değişiyor? Bunları normalde bilebilecek noktada değiliz. Bizimkinden ancak tahmini olur. Böyle olunca normalde şimdi bu sonuçta koronanın bildiğimiz kadarıyla bir ilacı yok. Aşısı da yok. E ne yapacak devlet?
Bu sonuçta bu korona bu ülkeye bulaşacak mı? Evet. Bulaştı mı? Evet. Devlet benim bildiğim bunu geciktirebildiği yere kadar geciktiriyor. Çünkü virüsler geciktikçe mutasyona uğradığı bir gerçek. Mutasyona uğrayınca normalde belki de öldürme gücü zayıflayacak. Öldürme gücü zayıflayınca belki de insanlar bunun bir soğuk algınlığına bir grip gibi atlatmış olacak. Fazla ölüm olmayacak. Devletin belki de buradaki maksadı amacı bu olabilir. Tahmin ediyorum böyle. Böyle olunca normalde hani ölüm oranlarını aşağıda düşürmeye çalışıyor. Hani günde 50 kişi ölüyor. Zaten Türkiye'de günde 150-200 kişi zaten ölüyordur. Yani 80 milyonluk nüfusta, 85 milyonluk nüfusta yani günlük 100-150-200 ölüm zaten oluyordur.
O yüzden normalde başka ölümlere sızlanmıyoruz da bu ölüme neden bu ölümlere fazla sızlanalım. Bir işin bu tarafı var. O yüzden normalde işte sokağa çıkma ile alakalı devlet diyor ki işiniz yoksa çıkmayın. İşi olmayanlar çıkmayacak. Ama normalde devlet burada çıkmayın derken bir sürü hesap etmek zorunda. Benim bir nazarımda. Ekonomiye hesap edecek, ülkenin sağlığını hesap edecek. Bakın bunun arkasında büyük bir salgın çıkarsa işgale uğrayabilir bir ülke. Şimdi İtalya'nın etrafında düşman ülkeler yok. Şu anda İtalya işgale hazır. Şu anda İran işgale hazır. Şu anda İspanya işgale hazır. Meseleye bir de askeri yönden bakın. Şu anda normalde İtalya'yı işgal edecek olan bir güç yok.
İngiltere'yi işgal edecek olan bir güç yok askeri olarak. Ama normalde şu anda İtalya'nın, İspanya'nın, İngiltere'nin, ben Fransa'nın, ben ekonomik bir işgale doğru gittiğine inanıyorum. Ekonomik bir işgal. Bakın NATO'nun yıkıldığını görüyorum ben. Avrupa Birliği'nin yıkıldığını görüyorum kendimce. Avrupa Birliği diye bir şey kalmadı. Ve İtalya caddelerinde Rusya'nın askeri birlikleri dolaşıyor. Yarın İspanya'da hangi askeri birlikler dolaşacak bilinmez. Yarın Almanya'da, Hollanda'da hangi askeri birlikler dolaşacak bilinmez. Veyahut da düşünüyor musunuz siz şimdi İtalya böyle her cümmerç altındayken İtalyan şirketlerinin hisselerini kimler alıyor acaba?
İtalyan şirketleri komple borsada düştü. İspanya şirketleri komple borsada düştü. Borsada düşen bu şirketlerin hisselerini hangi devlet, hangi merkez bankası alıyor? O yüzden normalde Türkiye'de ekonominin durması demek, ekonomik olarak buradaki şirketlerin borsadaki hisselerinin düşmesi demek. Hisseler düştüğü zaman, örnekliyorum bunu, bizim herhangi bir yerli sanayinin şirketinin hisselerini kim alacak acaba? Bunun arkasında ekonomik savaş var. Bunun arkasında askeri bir savaş var. Bunun arkasında siyasi bir savaş var. Bunun arkasında kültürel bir savaş var. Bu savaşı görmeden insanların kendi kendisine sırf tatil olsun, evde oturalım, aman memurlar evde otursun, işçiler evde otursun diye böyle düşünmeleri ne kadar milliyetçiliğe, ne kadar vatanperverliğe uygun onu da tartışmak lazım.
Yani ihtiyarlar bilindi ki, anlaşıldı ki bu virüs 60 yaşından yukarısına vuruyor. 65 yaşından yukarısına vuruyor. Bu anlaşıldı. %80, %85 yaşlılar ölüyor. Bu yaşlılara hürmet ediyorlar. Devlet düşünebiliyor musunuz? Bütün yaşlılara bakmaya çalışıyor. Bakın kıymetli dostlar, bu son yıllarda hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bir teşkilatlanma var ülkede. Ne var? Bütün belediyeler ülkedeki yaşlıları, ihtiyarları biliyorlar. Çünkü evde bakım var, evde temizlik var, evde hasta bakımı var, evde yaşlılara bakım var. Yaşlıların hepsine de bakıyorlar. Belediyeler bakıyor, devlet bakıyor. Hepsinde de adresleri var, kayıtları var. O yüzden sosyal bir devlet noktasında bütün hepsi de biliyor.
O yüzden yaşlıların evden dışarı çıkmasına gerek yok. Yardım kuruluşları var, valiliklerin kurduğu teşkilatlar var, belediyelerin kurduğu teşkilatlar var. Gerçekten bu konuda iyi hizmet ediyorlar. Yaşlılarımız otursunlar 15-20 gün evde, tesbih çeksinler, Allah'ı zikretsinler, tövbe etsinler. Bu ömürlerinin son döneminde devlet, millet el ele onları evlerinde baksın gül gibi. Bakıyorlar da zaten. Çıkmayı versinler dışarı, şehirlerde, sokağa çıkmasınlar. İşi olmayanlar çıkmasınlar sokağa 15-20 gün sabretsinler kardeşim. Devlet böyle bir önlem almış. Buna sabredin. Bunu normalde devlete itaat edin. Şöyle düşünün. İtalya'yı görün. İspanya'yı görün, ders alın. Bir İtalya olabiliriz sonra. Bir İspanya olabiliriz sonra.
Allah muhafaza eylesin. Bizim İtalya ve İspanya gibi etrafı dost ülkelerle dolu bir ülke değiliz biz. Bizim Akdeniz'de bütün 7 düvelin savaş gemileri, 7 düvelin uçakları, 7 düvelin silahları Orta Doğu'da ve Akdeniz'de yığıntılı bir şekilde. Ve bizim küçücük bir zafiyetimiz düşmanın iştahını kabartır. O yüzden biz ülke olarak zafiyet göstermememiz lazım. Biz ülke olarak sağlıkta zafiyet göstermeyeceğiz. Ekonomide zafiyet göstermeyeceğiz. Askeriyede zafiyet göstermeyeceğiz. Siyasette zafiyet göstermeyeceğiz. Kültürel işlerimizde zafiyet göstermeyeceğiz. Biz topraklarımıza sahip çıkacağız. Devletimize sahip çıkacağız. Sokaklarımıza, şehirlerimize, sınırlarımıza, ahlakımıza, Kur'an'ımıza, sünnetimize sahip çıkacağız.
Bu ancak sağlıklı bir toplumla olur. Sağlıksız bir toplumla olmaz. Şu anda İtalya iş mi düşünür, ekonomi mi düşünür? Düşünemez, düşünecek hali yok. İtalyan hükümeti, İtalyan devleti hangi ihracatı, hangi ithalatı düşünecek? Düşünemez. İspanya hangi ihracatı düşünecek, hangi ithalatı düşünecek? Düşünemez. Ders alalım. Kendi kendimize de işte sokağa çıkma yasası uygulansın diye biz bunu dillendirmeyelim.
Ne olacak sokağa çıkma yasağı olunca normalde ölüm seni gelip bulmayacak mı? Sokağa çıkma yasağı uygulanınca ekonomi mi batsın? Çarp mı dursun? Bu çalışan işçiler maaşlarını nereden alacak? Bu çalışan memurlar tamam devletten alacak, o işletme sahiplerini, o fabrika sahiplerini düşünebiliyor musunuz? Yazıktır. Yapmayın. O yüzden yardımcı olun inşallah. Evet, ülkemizde böyle bir virüsle tehdit altında. Bu tehdide de savuşturmanın yolunu arayalım. Temizliğimize dikkat edelim, hijyenimize dikkat edelim, mesafelere dikkat edelim. Dikkat edelim. Dikkatli yaşayalım, dikkatli işimize bakalım, dükkanımıza dikkatli bakalım, alışverişimize dikkatli yapalım, dikkat edelim.
Milletimizi seviyorsak, vatanımızı seviyorsak dikkatli bir şekilde bu süreci geçirelim ve şikayet etmeyelim. Hamd edelim. Her belada, her musibette bir rahmet vardır. Bunu rahmet görelim. Aile birbirini muhabbet etsin, sohbet etsin, rahmet görsün bunu. Tövbe etsin, zikretsin, namaz kılsın, itikaf yapsın evlerde. Rahmet görsün inşallah. Sol dizimde ön çapraz bağlarım koptu iki tanesi. Namaz kılarken oturarak ve o bacağımı öne uzatarak kılıyorum. Ağrım yoksa normal şekilde kırıyorum, nasıl yapmalıyım? Bu noktada özürlü sınıfındasın. Dizlerinde problem varsa, dizlerini öne doğru uzatabiliyorsan ayaklarını, öyle kılmanın da bir beis yok. Ama sandalyeye oturarak, koltuğa oturarak sünnet-i seniyede yok namaz kılmak.
Böyle camilerde şimdi politbüro gibi arka tarafa oturuyorlar, bir sürü sandalye, bir sürü tabure. Herkes sandalyede, taburede namaz kılıyor. Sünnet-i seniyede oturduğun yerden kılacaksın. Ayaklarını kıbleye doğru uzatacaksın, oturduğun yerde namazı kılacaksın. Eğer belinde rahatsızlık varsa yine oturduğun yerde namaz kılacaksın. Sandalye de kılmayacaksın kardeşim. Hazreti Ali Efendimiz, kalbiniz üç şeyin evi olsun. İmanın, ümidin ve aşkın. Elhamdülillah. Bu hal nedir? Belli, iman eden ümidini kesmez. İman eden aşık olur Allah'a. Allah bizi onlardan eylesin. Kör düğümleri ancak gece karanlığında çözebilirsiniz.
Abdülkadir Geylan Hazretleri. Evet, bir ihtiyacınız mı var, bir sıkıntınız mı var, bir probleminiz mi var, bir derdiniz mi var? Herkes yattığında siz kalkın. Herkes uyuduğunda siz dua edin, siz zikredin. Bütün düğümleriniz çözülür. İnşallah. Annemin uzun zamandır, selamun aleyküm, annemin uzun zamandır ara ara aşırı başı dönüyor. Doktora gittiğimizde ise bir rahatsızlığı çıkmıyor. Baş dönmesi için ne yapabiliriz? Teşekkür ederiz. Hacamat yaptırın inşallah. Cenab-ı Hak şifa versin inşallah. Başından bu normalde tam tepeden değil. Annenizin başından ve iki kürek kemiğinin ortasından ve iki kürek kemiğinin altlarından hacamat yaptırın inşallah. Hacamat şifa.
Günahının bağışlanmasını dileyen biri, işlediği günaha bir gün zarfında yetmiş kere dönse ısrar etmiş sayılmaz. Yani bağışlanmakta ısrar etmiş sayılmaz. Günah işlemeye devam ettiği halde istiğfar eden kimse Rabbi ile alay eden gibidir. Suhitinin bu, bu iki hadis arasında tenakız var gibi anlaşılıyor. Birisi bir kimse günah işlemekten men etmek için, birisi de günah işlese dahi ne kadar günahkar olursa olsun tövbeye davetle alakalı, tenakız yok.
Kelime-i Tevhid'in iç alemde manası nedir? Mesela ölüm var demek mi? Bu normalde iç manası o kimsenin kalbine gelen ilham ile alakalıdır. İç manası şu diyemeyiz. Biz kelime-i Tevhid'e devam ederiz. Selamun aleyküm. Yatsıdan sonra okunan dua, tekbir ve salavatlar için uygun olmadığını söyleyen kişiler var. Camilerin amacının bu olmadığını söylüyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz? Allah'tan korksunlar. Yani diyorum ya Türkiye'de herkes din âlimi diye. Diyorum ya herkes Türkiye'de bir peygamber, bir din âlimi, bir şeyh. Öyle olmaya soyunan insanlar var. Kardeşler camileri minalarından ezan okunur, salat-ı selamlar okunur, tekbirler okunur. Memleket basit bir meseleden geçmiyor.
O yüzden camiler bizim bu noktada uyarı merkezlerimizdir. O yüzden kesinlikle ibadet yerlerimizdir. Yapılan meselede yanlışlık yok. Herhangi bir eksiklik yok. Bunlara kulak asmayın. Bunlar cahil insanlar, din bilmez insanlar. Selamun aleyküm. Koronavirüs veya salgın hastalıklar olduğunda nafile oruç tutmak uygun mudur? Uygundur. Oruç kalkandır her şeye. Virüsten dolayı malum camiler kapalı, arabalarda namaz kılmak uygun mudur? Camiler kapalı değil kardeşim. Camiler cemaatle namaz kılmaya kapalı. Cuma ve cumartesi günü kapattılar. Millet gidip camilerin normalde cuma günü kapılarına tekmelediği için, illaki cemaat yapacağız diye, kendilerince, kendi kendilerine çok bilirlik yaptıkları için, camiler açık vakit namazlarında gidin veya vakit namazlarının dışında tek başınıza namazı kılın.
Namaz kılacak bir yer bulamıyorsanız, gidin bir yerde secdadenizi atın, kılın. Onu da bulamıyorsanız, yolcuysanız araba da kılın, bunda bir sıkıntı yok. Bu kadın kardeşin rüyasını bu noktada konuşmuştuk. Havatır'dan yani işlenilen eski günahların akla gelmesinden nasıl korunabilirim? Aklım bunlarla meşgul oluyor ve manevi olarak sıkılıyorum. Duanızla tövbemde sadık kalmaya çalışıyorum. Tövbende sadık kal, her aklına geldiğinde de Allah'ı zikret, tevhide devam et. Sürekli rüyamda Yasun suresini okurken buluyorum. Bazen bitirerekten uyanıyorum, bazen yarıda uyanıyorum. Ben kolay kolay burada şimdi rüya yormak istemiyorum. Sonra bütün herkes buraya rüya yazmaya çalışıyor.
O yüzden bir ara Facebook açtım. Facebook açınca da millet orada başladı rüya anlatmaya. İşte veyahut da bir yerde böyle yorumları açarsam, Twitter'da veyahut da işte herhangi bir yerde herkes rüya anlatıyor. O yüzden kıymetli dostlar, lütfen buraya rüya yazmamaya gayret edin. Selamlar hocam, ben eşimden çok şikayetçiyim. Eşi, eviyle ve çocuklarıyla ilgilenmez. Bunun vebali nedir? Oturalım, kendi kendimize istişare edelim. Bizim bir eş olarak hatamız, kusurumuz var mı diye bakalım. Ondan sonra biz eşlerimize kabahat bulmaya çalışalım inşallah. Selamun Aleyküm, bir günüm dahi gıybetsiz geçmeyecek mi diye üzülüyorum. Her uyandığım zaman bugün gıybet etmeyeceğim diyorum.
Dalıp ağzımdan bir gıybet çıkıyor. İçimden bugün daha geçti, gıybet yaptım. Artık yarın yapmam inşallah deyip, o gün daha dikkatli edesim gelmiyor. Bu çıkmazın içinden nasıl çıkacağım? Tövbe, tövbe, tövbe, zikir, zikir, zikir, tövbe ve zikre devam kardeşlerim. İyi akşamlar, peygamberimizin namaz kılarken önünden geçen çocuğa beddua edip, onu kötürüm bıraktığı söyleniyor. Acaba bu konunun doğruluk payı nedir? Hiç okumadım hadis-i şeriflerde namazla alakalı veya namazın önünden geçmekle alakalı bahislerden. Hiç okumadım. Ekmeği bıçak ile kesmenin bir sakıncası var mı? Eskiler böyle bıçakla kesmemeye gayret ederlermiş. Böyle bir kendilerince bir inanışları var. Bence bir sakıncası yok, bir sıkıntısı yok.
Size ve izleyenlere selamünaleyküm. Adım Muhammed. Nasihatlerinizi Allah rızasında uygulamaya, hayatımı uyarlamaya çalışıyorum. Kendimde gördüğüm eksiklik, ilim ama ilmi de amel edip yaşamak istiyorum. Şu an rehber olarak gördüğüm kişi sizsiniz. Sohbetlerinizden nasiplenmeye çalışıyorum. Ama benim eksikliğim, Allah dostları ve Allah'ın ilmi beni eğitir, yol gösterir misiniz? Kalan ömrümü Allah için yaşamak istiyorum. Ama çocuk gibi savunmasız hissediyorum kendimi. Allah yardımcın olsun. Kim Allah için bir şey isterse Cenab-ı Hak ona ihya eder, ona verir. O yüzden biz Allah'ın rızasını hayatı yaşamaya gayret edelim. Vesileler, sebepler yol önümüze çıkar inşallah. Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak inşallah mu'ininiz olsun.
Allah için istiyorsunuz. Cenab-ı Hak verir inşallah. Namaz borcu olmayan sorgusuz sualsiz cennete girer mi? Yok kabirde sorgusu hal çekmez, kabirde cenneti izleyerekten mahşeri bekler. Benim bildiğim bu. Selamun Aleyküm. Cami'nin hocası, peygamberimizin de aklından kötülük geçebileceğini söylemişti. Ben de artık o hocanın arkasında namaz kılmıyorum, doğru mu yapıyorum? Hocanın yaptığı, söylediği doğru değil ama bir kimse günahkar da olsa onun arkasında namaz kılınır diye hadis-i şerif var. Bu peygamberimizin aklından kötülük geçebileceğini söylemesi o kimsenin günahı kebair olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sen o hoca efendiye bunu irşad et, söyle. Ondan tövbe etsin inşallah. Merkezinde halka ayetlerimizi okuyan bir peygamberi göndermedikçe Rabbin melekleri helak etmez.
Biz ülkeleri ancak halkı zulümde ısrar edince helak ederiz. Kasas 59 ayetinin manası nedir? Hiçbir topluluk yoktur ki ona bir peygamber gönderilmemiş olsun. O yüzden bir peygamber gönderilmediyse bir topluluğa Cenab-ı Hak da onları helak etmez. O yüzden normalde Cenab-ı Hak helak ediyorsa orada bir peygamber göndermiştir. Doğruyu, iyiyi, güzeli, çirkini, kötüyü anlatan, işaret eden. Selamun aleyküm. Haddime değil ama bize bir gün daha bahşeder misiniz? Pazartesi veya salı gibi haftada üç gün olsa hakkınızı helal edin. Şimdilik Perşembe ve Cumartesi yapıyoruz. Burada normalde nasip yani bir gün daha olur mu olmaz mı bu koronavirüsle alakalı bu.
Ama bu meseleden de çok olumlu şeyler alıyoruz. Geri dönüşler alıyorum ben de. Bilmiyorum bu koronavirüs meselesi hallolsa dahi belki de Cumartesi sohbetleri gene böyle internetten soru alaraktan devam edebiliriz gibi geliyor. Ama bir gün daha böyle canlı yayın biraz zor gibi şu anda hayırlısı inşallah. Yine bir kardeş daha yazmış Selamun aleyküm. Perşembe ile Cumartesi dışında bir gün daha canlı yayın olabilir mi diye. Hayırlısı nasip değilim inşallah. Selamun aleyküm. Mübarek hocam Allah size uzun ve sağlıklı ömürler versin. Sizlerin sohbetleriyle, dualarıyla ve maneviyatıyla ayakta durabiliyoruz. Sizi dinlemediğim zamanlar biraz daha düşük oluyor hocam. Öncelikle merak ettiğim bu zamanda dünyada yaşayan olaylar Dabbetül Arz mıdır?
Bir de hocam Dabbetül Arz tam manasıyla nedir? Geceniz mübarek olsun. Ellerinizden öperim. Dualınızdan eksik etmeyin. Rabbim sırlarınızı mübarek eylesin. Dabbetül Arz'a daha zaman var. Allah hayır versin inşallah. Allah bilir her şeyi. Ama ona zaman var da. Allah'ım yesin. Ölümler artacak, virüsler artacak. Böyle kitleler halinde ölümler olacak. Harcümersler olacak. Karışacak ortalık daha. Ondan sonra Dabbetül Arz. Selamun aleyküm. Bir kişi peş peşe durmadan virt yapsa sonunda virtin hepsi için toplu dua edebilir mi? Eder. Bir sorum daha vardı. Özür dilerim. Ben virt yapmaktan, Allah'ı zikretmekten kendimi frenleyemiyorum. Hep bir adım ileri gitmek istiyorum.
Bana dua edebilir misiniz? Allah muayenin olsun inşallah Cenab-ı Hak. Allah'ı zikredenler de ön eylesin. Kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder. Ayet-i kerime. Selamun aleyküm. Bir sohbetinizde kim cemaatle zikir yaparsa bütün günahları affolunur. Geçmiş hataları ayrı çevrilir demiştiniz. Bu İmam-ı Hanbel Hazretleri'nin nakleti bir hadis-i şerif. Bu benim sözüm değil. Evde oğlum, eşimle birlikte zikir yapsak aynı müjdeye nail olabilir misiniz? İnşallah. Olun. Cenab-ı Hak müjdelesin inşallah. Böyle bir videa dolaşıyor. Evet bununla alakalı sohbet ettim buna. Selamun aleyküm. Nefes nedir? Eski sufiler böyle kalplerine gelen ilhamdan kaynaklı sözlere nefes derlerdi.
Bir kimseyi yaptığı yanlıştan ödürü affediyorum. Sonra içim ona soğumuyor ve içimde çözünmez hal alıyor. Hakkımı helal ettim demiştim ama şu yaptığı konuda helal etmiyorum diyorum. Nasıl çözümleyeyim bunu? Kardeşler hakkınızı helal edin geçin ya. Bu dünya gelip geçecek. Bak bir virüs geldi. Oturduk kaldık herkes evlerde. Bir virüs gelecek, öleceğiz gideceğiz hep beraber. Allah-u Alem. Oturun helal edin ya, bırakın ya, üzerine düşmeyin. Ne bu sıkıntı ya? Allah muhafaza eylesin inşallah. Dergahı, tekkeyi ve sizleri çok özledik. İnşallah Cenab-ı Hak bu virüs, virüsü ortadan kaldırınca inşallah yine zikrullaha başlarız inşallah. Kardeşler de tekke de semaya başlarlar inşallah.
Bir şey varken işte onun kıymetini bilmek lazım. Demek ki biz de kıymetini bilemedik ki Cenab-ı Hak böyle bir inkıtaya uğradı. Beddua eden kişi nasıl ettiği bedduayı geri alabilir? Böyle bir imkan var mı? Beddua etti kimseye diyecek ki, Kardeş selamünaleyküm aleykümselam hakkını helal et. Ben seninle alakalı beddua et dedim. Bedduamı geri alıyorum. Sana da hakkımı helal ediyorum. Diyecek, geçecek. Hayırlı akşamlar, sufilik yolunda rüyalar önemlidir derler. Evet önemlidir. Rüya mübeşirattan bir kapıdır. Hadis-i şerif. Rüya peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür. Hadis-i şerif. Salih rüyalar ümmetime yol göstericidir. Hadis-i şerif. Ben dersiyim.
Lakin sizi hiç rüyamda görmedim. Acaba nasibim yok mudur diye üzülüyorum. Olabilir. Bu noktada karar sizin. Normalde rüya görmedim diyorsanız, içimde kalbimde böyle bir şey var diyorsanız, dersinizi bırakabilirsiniz. Selamünaleyküm bu sokağa çıkamama durumu. Biz kadınları çok zorladı. Evet. Malumunuz üzere eşler ve çocukların hepsi evde. Bu yüzden psikolojik gerginlikler çok artık gerekli. Önlemlerimizi alarak nadir olsa da çıkabilir miyiz? Müsaadeniz olursa. Yok bizim kardeşlerimiz bunu bir itikaf olarak görecek. Eşlerle, çocuklarla evde yaşamanın yolunu bulacak. Allah'ı zikredecek bol bol. Hoş görmeyi görecek.
Böyle biraz daha toleranslı olmayı, toleranslı davranmayı öğrenecek. İnşallah bugünleri atlatacak. Allah'ı zikredin. Böyle evlerinizi neşeli hale getirin. İbadethane haline getirin. Çokta da sıkmayın ortalığı. Hep beraber yemekler yapabilirsiniz. Hep beraber evin içerisinde ibadetler edebilirsiniz. Hep beraber namaz kılabilirsiniz. Cikir yapabilirsiniz. Hep beraber hamur açabilirsiniz. Makarna kesebilirsiniz. Yazlık taranınızı şimdiden yapabilirsiniz. Yani bu noktada evlerinizi temizleyebilirsiniz. Adamların eline bir tane bir bez verin. Adamlar camları bir güzel sessinler. Adamların eline bir paspas verin. Yerleri paspaslasınlar. Kadınlar ne çekiyorlarmış bir hallerini görsünler.
O yüzden normalde hep beraber evin içerisinde yaşama sanatını oluşturun. İnşallah. Cennette insanlar suç işleyecek mi? Ya cennette var suç işlemesinler. Olur mu öylece? Cennette suç, suç işleyecek. Onların normalde çiplerinden kaldırılacak. Cennette suç yok insanlar için. Nefis orada da var olacak mı? Var olacak ama terbiye edilmiş. Suç işlemeyen nefis olacak. Ya bu ne demek? Mesela işte örneğin eşini arzu edecek. İşte örneğin yemek yemeği arzu edecek. Örneğin nefis olacak Allah'ın cemalini görmeyi arzu edecek. Örneğin Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle sohbet etmeyi isteyecek. İşte pire efendilerle geçmiş peygamberlerle sohbet etmeyi isteyecek.
Cinsel ilişkiye girmeyi isteyecek. O yüzden orada da nefis var. Ama kötülüğe emreden nefis yok. Haram işleten bir nefis yok. Ya da Allah'a yaklaşmak devam edecek mi? Ben bu konuda Allah'a yaklaşmanın sonsuz olduğuna inanıyorum. O yüzden ben o sonsuzlukta Allah'a yaklaşmanın da sonsuz olduğuna inananlardanım. Eğer devam ederse tüm cennet ehli sonsuzda da en üst mertebe ulaşamaz. Ulaşsın bundan bir zararımız olmaz. En üst mertebenin de mertebesi var. Selamun aleyküm. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in rüyasında gördüğünü söyleyen ses kaydı ile dalga geçer sesine benzer ses kayıtları dinledim. İki yakınımdan. Ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle söyledi ki şeklinde cümle kuruyor.
Bunlar büyük günahı kebariş diyorlar. Allah muhafaza eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından yalan isnat etmek büyük günahı kebariş. Efendim babam ve ağabeyim içki içiyor. Dergah-ı zikre gitmeme dillerine doluyorlardı. Dergah-ı zikri savunduğum için artık ya dil uzatmıyorlar ya da nadir uzatıyorlar. Babam ve ağabeyim zikre yolumuza laf söylemesinler diye içki içmeme yönünde nasihat etmiyorum. Ailem durum böyleyken nasıl bir yol izlemeliyim. Eğer normalde birkaç sefer nasihat ettin, nasihatından dolayı hala da onlar devam edip bir şey yapmıyorlarsa söyleyecek bir laf yok. Selamun aleyküm.
Sosyal medyada bu zor zamanlarda bile dine, İslam'a söz söylüyorlar. Okurken bile o kadar zor tutuyorum kendimi ama sessiz kalıyorum. Cevap vermeyince de üzülüyorum. Ne yapmam lazım? Bu sosyal medya kadar yalancı, iftiracı, çirkin bir şey yok. Allah muhafaza eylesin toplumu bu sosyal medya faciasından. İşin bir de enteresan noktası. Yani orada iftira, yalan, dolan, hakaret, kol geziyor. Bunun da çok ağır bir cezası yok ülkede. Ne yazık ki. Uzak dur. Hayırlı geceler hocam. Sigaranın zararlarından ve müminlerin içmemesi gerektiği konusundan da biraz bahseder misiniz? Ben 30 yıldır sigara haram diye bütün derslerde bangır bangır bağırdım. 30 yıl sonra Diyanet haram olduğuna dair fetva verdi.
Biz 30 yıl önce sigara haram dediğimizde bize ne kızmışlardı ne kızmışlardı. Sonradan kızdıkları her şeye teker teker, yavaş yavaş hepsi de geldi. Arkadaşlar sigara haram. İçen kimse haram iç diyor. Tekrar söylüyorum sigara haram. İçen kimse haram iç diyor. Ve bu koronavirüs dedikleri şey var ya, sigara içenlerde yüzde 85 daha fazla zarar veriyor. Ve bağışıklık sisteminin sigara çökertiyor. Hele bugünün sigaralarında olan kimyevi madde, ilaçlar hiçbir şeyde yok. Zehir içiyorlar, sigara değil. O yüzden siz ellerinizi, kendi nefislerinizi kendi ellerinize ateşe atmayınız. Ayet-i kerime. Sorumlusunuz. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm, hayırlı geceler. Bizi bu süreçte de yalnız bırakmadığınız için ne kadar teşekkür etsek az.
Başta siz değerli üstadımızdan ve yemeğe geçen tüm kardeşlerden Allah razı olsun. Affınıza ve cömertlerinize sığınarak soruyorum. Hafta içi bir gün daha sizi canlı yayında görme imkanı bize lütfeder misiniz? Hayırlısı bir şey diyemeyeceğim şu anda. Sumak rüya olayına değindiğiniz için yazıyorum. Hakkınızı helal edin. Bana da rüyamda ya siz ya da Allah gibi kalbime geliyor. Bir ablamızın da ismini vererek bu virüsü siz halledeceksiniz. Suya ya Şafi ya Allah Muhammed Resulullah la ilahe illallah oku deniyor. Sayı hatırlamıyorum. Hayırlı geceler. Allah hayır versin. Cenab-ı Hak en hayırlı yöne çevirsin. İnşallah. Siz bir dersinizde zikruluğunuzda inşallah. Okuyun. Şifa olsun inşallah.
İyi akşamlar soru sormak istiyorum. Ölüm zamanı kaderdir. Peki ölüm şekli kader midir? Zamanla alakalı ölüm kaderdir. Selamun aleyküm. Günlük virdimi iş yerinde çalışırken gündüz çekiyorum. 10 dakika tutuyorum. Yüzer yüzer sırala 10 dakika çekiyorum. Her biri için bu şekilde yapmam kabul olur mu? Bir de Allah kabul etsin. Bugün perşembe orucuna niyetlendim. Gece geç yedim. Bu şekilde tuttum. Nafile oruçlarda sahura kalkma mecburiyeti yok. Bundan bir sıkıntı yok. Sahura kalkmadan da nafile oruçlar tutulabilir. Sahur Ramazan'da kuvvetli sünnetlerden. Ramazan için bu şart.
Normalde 10 dakika çekiyorum demeyeceksiniz. Dersiniz neyse dersinizi çekeceksiniz. Sonra bir daha ders çekebilirsiniz. Bir daha çekebilirsiniz. Öyle onları 10 dakika olarak sınırlamak doğru değil. Bir kişi rüyasında üstadını geçmiş pirlerden birini gördüyse gerçekten onları görmüş olur mu? Şeytan onların suretine girebilir mi? Sufiler, pir efendilerin ve üstadların normalde pir efendiyle beraber görüyorsa o üstadın da normalde üstadın da sahih üstad olduğuna delildir. O yüzden normalde ikisinde bu manada şekline, şemaline şeytan girmez. İnsanlar hayırda da şerde de Kureyş'e tabidir. Hadis-i şerifini açıklayabilir misiniz?
Bu normalde imamlıkla alakalı. O yüzden Kureyş'e tabi olacaklar. Mehdi çıktığında da, Mehdi de Kureyş'te olacak zaten. Selamünaleyküm. Birisinin hayatında yer etmek için zamanında çok uğraştım. Bunun bir hata olduğunu anlamam da çok kısa sürdü. İnsan layık olduğu yeri kendi mi belirler? Yoksa yerin layık olması için verdiği çabanın kurbanı mı olur? Bir de insanın başka birini vefasız olmakla suçlamasının altında nasıl bir psikoloji vardır? Genel olarak birinin hayatında yer etmek için hiç uğraşmam. Kimsenin hayatında yer etmek için gayret etmem. Bunun boş bir uğraş olduğunu bilirim.
Kendimce etrafıma iyi olmaya gayret ederim. Öyle düşünelim. Siz etrafınıza iyi olmaya gayret edin. Sakın birisinin hayatında yer etmek için uğraşmayın. Herkese iyi olmaya gayret edin. Bir de bir başka insanı vefasız olarak suçlamanın bir anlamı yok. O yüzden vefasız, vefasızdır. Bir kimse gelip geçtiyse gelip geçmiştir. Çok üzerine düşmeye gerek yok. Tamam Allah razı olsun her gün binbir tevhid çekmeye çalışacağım. İnşallah. Cenab-ı Hak nasip etsin. İnşallah. Selamünaleyküm. Esbab-ı Nüzül okumamızı tavsiye eder misiniz? Evet. Tavsiye ederseniz hangi yazar ve yayın evi? Ben de çok eski bir Esbab-ı Nüzül var ama onun şu anda yayın evini bilmiyorum.
İsmini de aklımda değil. İkinci soru. Mahalle dersimizde sohbet esnasında ilmal bilgimizin eksik olduğunu arkadaşlarımızla fark ettik. Kuduri Muhtasar ve Edebül Mühredin yanında Ömer Nasuh bilmenin ilmalinden azar azar mahalle derslerinde okuyabilir miyiz? Harika olur. Bağlamı öğreniyorum, çalıyorum günah mıdır, derviş evinde bağlamı olur mu? Bağlamı bizim normalde bu toprakların sazıdır. Bu toprakların sesidir, nefesidir. Bir sıkıntı yok inşallah. Bugünlerde bir video çıktı bir teyze. Evet bununla alakalı sohbet ettik. Geri kalınıyla da sohbet ettik. İyi ki yolunuzu yol bildim.
İyi ki Allah sizi karşıma çıkardı. Zor ne zaman kalsa manen yanımda oldunuz. Hasta oldum, helallık alamayacağım dedim. Rüyamda gelip kaldırdığınız sizden Allah razı olsun. Estağfurullah, estağfurullah. Selamun Aleyküm efendim. Dersler iptal olduğu için kardeşler arasında 3-5 kişi toplanıp tedbirli bir şekilde ders yapmak uygun mudur? Biz kardeşler arasında toplanıyoruz, birbirimizi özlüyoruz. Hatta bir kardeşle hep beraberiz, tedbirliyiz. Uygun mudur? Allah yardımcınız olsun. Bazıları çiçeği kaldırın demiş. Sonradan da hiç sorun yok demişler.
Dervişin bir günü diye yapabilecek ibadetleri 24 saat boyunca neler olduğunu söylemiştiniz eski bir sohbette. En azından ömrünüzde bir kere yapın demiştiniz. Tekrar anlatabilir misiniz? Anlatmışım bir sefer. Akika kurbanının ücretini bir ihtiyaç sahibine vermek doğru mudur? Kardeş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri akika kurbanı kesti. Ücret dağıtacak olsaydı ücret dağıtırdı. Akika kurbanı kesti, fakire fukarayı dağıttı. Hanede yenilecekse o zaman onun parasını tasadduk edin. O yüzden akika kurbanı kesmiş, akika kurbanı kesin. Sünnet-i Seniyye tabi olun. İnsanlar şimdi bir sünnet-i Seniyye var, kurban keseceksin kardeşim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri neden kurban bayramı demiş?
Kurban kesecek. Kurban kesilmezse, para dağıtılsa olur mu? Olmaz kardeşim sünnet-i Seniyye uyacaksın. Kurban kestiyse kurban keseceksin. Zekat verdiyse zekat vereceksin. Sadaka verdiyse sadaka vereceksin. İbadetleri değiştirmeyin, kalkışmayın. Birileri çıkıyor bir, çok özür dilerim, zırtabozun teki. Ondan sonra din bilmez, diyanet bilmez. Ondan sonra onun yerine bunu yapın. Olmaz kardeşim ya. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çoğu zaman kurbanını kendi kesti. Son dönemlerde artık böyle yaşlanınca artık başında durur hale geldi. Kesmedi. Kurban keseceksiniz kardeşim. Kurban bayramında Hanefi'ye göre kurban kesmeye muhtedir olanlar kurban kesecekler.
Vacip çünkü. Hatta kurban kesmeyi öğrenecekler. Çocuğu olmuş, oğlu olmuş, iki tane kurban kesecek, dağıtacak. Kızı olmuş, bir tane hakika kurban kesecek, dağıtacak. Yerine para versem olmaz mı? Olmaz. Sünnet-i Seniyye bu. Ya öğlen namazının dört ekaz sünneti var. Yerine ne koyabilirsin bunu? Hiçbir şey koyamazsın. Dört ekaz sünnetini kılacaksın kardeşim. Öğlen namazının son sünneti iki rekat. Yerine bir şey koyamazsın. Yerine para tasadduk edeyim diyemezsin. Bu da onun gibi bir şey. Allah yiyesin inşallah. Dersler iptal olunca evlerimizde eşim ile zikir halkası kuruyoruz. Harika yapıyorsunuz. Yine daha bir gün daha yayın isteniyor.
Bugün ne bu ya? Coşta bitin herkes. Üç güne çıkarsın diye. Ooo. İman nedir? İmanın hakikatteki yerini anlatabilir misiniz? Cibril hadisi var ya meşhur. Cibril hadisi geliyor. Cebrail aleyhisselam dıhye suretinde görüyor insanlar onu. Diyor ki iman nedir? O da diyor ki iman nedir deyince Allah'ın varlığına, birliğine, meleklerin varlığına, kitaplarına, peygamberlerine, dinginine, hayre ve şerre tekrar hesaba çekileceğine iman etmektir diyor.
Bunun hakikati ne? Bunun hakikati bunları kalbiyle iman edip, diliyle ikrar edip İslam'ı yaşayıp ihsan mertebesine ulaşma. Selamun Aleyküm. Şaban ayı, oruç ayı. Fakat anlık tansiyon düşüşleri yaşıyorum. Ders çalışırken bir anda gözlerim karıyor. Bir süre algım kapanıyor. Bu durum için randevu almıştım. Fakat virüsten dolayı hastane iptal etmemi istedi. Bu konuda hem algımı açık tutup hem orucumu tutabilmek için bana tavsiyede bulunur musunuz? Rahatsızlığınız var ise oruç tutmayın kardeşim. Ebu Hanife'nin Müsnet kitabında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin annesinin mezarı başında annesine rahmet etmek için Allah'a yalvardığını, fakat Allah'ın buna izin vermediğini, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin çok ağladığını aktaran bir hadis var.
Hadisi çok anlayamadım. Anlamayacak bir şey yok. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri annesi için gözyaşı dökerdi. Selamun Aleyküm. Asabi ufak çocuklar için ne okumalıyız? Onlara tatlı tatlı ikaz edin, tatlı tatlı irşad edin. Onların asabiyetini kaldıracak, onlara inşallah hal, inşallah asabiyetini kaldıracak bitkiler onlara, bitki çayları içerin. Hidayet Allah'tan diyoruz. Bu durumda bizler tebliğ ettiğimiz kişilere karşı çabamızı nereye kadar sürdürmeliyiz? Bizi nereye kadar sürdürmeliyiz biz düşünmeyeceğiz. Mümkün ise habire biz onlara tebliğ edeceğiz. Dini anlatmakta, yolu tanıtmakta sınır nedir? Bu konuda sınır yok. Bizi dinledikleri müddetçe onları da bıktırmadan tebliğe devam edeceğiz.
Bazı durumlarda pes etmek mi gerekiyor acaba diye düşününce mücadeleden mi kaçmış oluyoruz? Ben hiç pes etmeyi düşünmem. Elimden geldiğince tebliğ ederim. Bir daha tebliğ ederim, bir daha tebliğ ederim, bir daha tebliğ ederim, bir daha tebliğ ederim, bir daha tebliğ ederim. Selamun aleyküm. Nefsimi terbiye etmeye çalışırken çok zorlandığım noktalarda acaba nefsime zulüm mü ediyorum diye düşünmem tembellik midir? Nefis terbiyesi birinci derecede haramlardan uzak durmaktır. Haramlarda uzak durmakta nefse zulüm değildir. Nefse terbiye etmek ve nefse zulüm etmek bunları nasıl ayırt edebiliriz? O yüzden nefsi terbiye etmek, haramlardan uzak durmak, Allah'ın emrettiklerini yerine getirmektir. Bu da nefse zulüm değildir. Nefse zulüm nedir?
Helalları haram etmektir. Bir genç çocuk kaç yaşında ders alabilir, her yaşta alabilir. Evde oturanlar için Allah'ı sevmek bir iddiadır adlı sohbetinizi dinlemelerini tavsiye ediyorum. Hayırlı geceler, saygılar. Ben İbrahim. Selamun aleyküm. Selamun aleyküm. Evime yemeğe misafir almıştım. Yemekten sonra misafirlerden beri çok uykumuz geldi. Evini okuttur dedi. Çok yemek yemiş o yüzden. Çok yemek gaflet yapar, insanın uykusunu getirir. Selamun aleyküm. Bir hastaya şifa için Yasin-i Şerif okumamız istendiğinde ya da vefat eden birinin ruhuna bağışlanacak hatim için cüz okumamız istendiğinde okumak uygun mudur?
Okuyabilirsiniz. Cumanız mübarek olsun, sizin de cumanız mübarek olsun. Selamun aleyküm. Evde yaşlı annem var, eşim de diabet hastası. İşe gitmek zorunda kalıyorum. Kendimi koruyup işime gitsem onlar için hakkı girmiş olur muyum? Hayır. Kalabalık bir işte çalışmıyorum. Bir sıkıntı yok. Allah muhafaza eylesin. Çocuklarımıza din konusunda nasıl davranmalıyız, nasıl sevdirmeyiz Allah razı olsun. Kız çocuklarımıza örtünmeyi nasıl öğretmeliyiz Allah razı olsun. Bu tabii şimdi kız çocuklarının örtünmesi gerçekten bu zamanda çok zor bir şey. Yani çocuklar dışarıdan farklı bir kültür, fazla farklı bir eğitim alıyorlar. Bütün aileler bu noktada çok sıkıntılı. Biz sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz distorunu kendimize örnek alarak da çocuklarımızı sevdire sevdire, sevdire sevdire.
İnşallah dini örtünmeyi, namazı, orucu, zikri sevdireceğiz inşallah. Selamun Aleyküm. Bir arkadaş sohbetinde mürşidi kamilleri anlatırken Allah'ın bazı sırlarını verdiği kullar olarak adlandırdım. Haddi aştık mı acaba? Haddi aşmış olmazsın onun konuda. Selamun Aleyküm. Ben kayınvalidemle sürekli problem yaşıyorum. Bir türlü beni sevmedi. Benim yüzüme hiçbir şey söylemeyip her şeyi eşime anlatıyor. Eşimle bu yüzden sürekli problem yaşıyorum. Eşin bu noktada kendisine anlatılan şeylerden dolayı size bir şey dememesi lazım. İnşallah Cenab-ı Hak o kimseye de hidayet eylesin. Bu doğru bir şey değil çünkü. Erkeklere bu sözüm. Anneleriniz sizin eşlerinizle alakalı size şikayetlerini bildirdiğinde siz onları dinleyin annelerinizi.
Gıybetten, dedikodudan, iftiradan uzak tutmaya gayret edin. Ama bunlarla alakalı eşlerinize gidip bir laf söylemeyin. Kadınların bu noktada ağızlarının tadını bozmayın. Allah muhafaza eylesin inşallah. Esselamün aleyküm şeyhim. Uzunca bir müddet önce rüyamda beni cehenneme koydular. Değişik verecekti. O günden sonra çok tövbe ederek o zamanki hatalarından vazgeçtim. Ama benim elimden tutulması lazım. Sizi rüyamda da gördüm. Rüyada gördüğüm halde eşiğinize gelememek vebal midir? Evet. Şeytan ateşten yaratıldıysa cehennemde nasıl yanacak? O cehennem ateşi ki hele bir gayya kuyusu var. O kuyunun ateşinden azabından öbür kuyular günde yetmiş kez Allah'a tövbe ederdi. Nasıl yanacak?
Hem de cızbız olacak. Hazreti Adem'den Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar gelen bütün peygamberler İslam dinini mi yaymıştır? Evet. Eğer öyleyse Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem neden Hristiyanlara, Yahudilere benzememeye çalışmıştır? O günkü Hristiyanlar ve Yahudiler tam bir İsevi ve Musevi değillerdi çünkü. Selamün aleyküm. Ümmet-i Muhammed'e dua eder misiniz? Üç bin altı yüz yirmi dokuz hasta, yetmiş beş can kaybı olmuş. Yetmiş beşe çıkmış can kaybı. Allah muayeniniz olsun inşallah Cenab-ı Hak korusun. Orada mısınız diye bir kardeş yazmış. Buradayız. Erkeklere saç uzatmak günah mı? Neden günah olsun? Hazreti Bi'azad-ı Şerfler var.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri saçlarını örermiş. Daha doğrusu o günkü müşrikler saçlarını uzattığında o kısaltmış, o günkü müşrikler kısalttığında o uzatmış müşriklere benzememek için. Medine-i Münevvere'ye gittiğinde böyle bir şey yapmamış. Çünkü Medine-i Münevvere'de çok müşrik yoktu. O yüzden Medine-i Münevvere'de de Hristiyanlara ve Yahudilere benzememeye çalıştı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke döneminde Mekkeli müşriklere benzememeye çalıştı. Medine döneminde de oradaki Hristiyanlara ve Yahudilere benzememeye çalıştı. O yüzden saçı uzatmakta bir beis yok. Kur'an ve sünnetin en iyi yaşandığı, anlaşıldığı, algılandığı yer Anadolu demiştiniz. İslam dünyaya hakim olacaksa Anadolu insanları aracılığıyla olacak demiştiniz.
Keza. Biz bunu neden göremiyoruz? İnsanların büyük çoğunluğu haramın heva hevesinin peşinde. İslam nasıl Anadolu'nun bu haliyle dünyaya hakim olur? Şimdi kıymetli dostlar Anadolu'ya Anadolu'dan bakınca bunu göremeyebilirsiniz. Gerçekten Anadolu'ya Anadolu'dan baktığınızda ümitsizlik içinde düşebilirsiniz. Ama işte ben kendimce değişik zamanlarda haç ve ömreye gittiğimde, orada diğer ülkelerden gelen Müslümanların hal ve hareketlerine bakınca, işte normalde değişik zamanlarda Balkanlara gittip gördüğümde veya değişik zamanlarda değişik ülkelerdeki kimselerle haşır neşir olduğumda gerçekten Kur'an ve sünnetin anlama ve yaşama noktasında Anadolu sağlam bir zemine sahip.
Bizim içimizde işte son dönemde bazı fraksiyonlar girmeye başladı. Onlar da normalde son dönemlerde girince insanlar onların ne olduğunu öğrendi ve hızla bu halden çıkmaya çalışıyorlar. O yüzden bütün dünya Anadolu İslamı'nı bekliyor. Bunu tekrar tekrar söylüyorum. Anadolu İslamı. O yüzden bizim üzerimize düşen vazife çok büyük. Allah bizi o vazifeyi ihya edenlerden eylesin inşallah. Bir kişinin yolu ders almak ile mi başlar? Yani ders almadan yol yürümüş olmaz mı bir kimse? Zahiren öyle. Bir kişi üstattan sadece ders alarak mı ona intisap etmiş olur? Evet. Midesi alınanlar için bir tavsiyeniz var mı kanserden dolayı? Bol bol sıvı gıdalar alsınlar.
Bol bol sıvı gıdalar alaraktan kendilerini kuvvetlendirsinler inşallah. Allah yardımcılar olsun. Selamun Aleyküm. Ayak terlemesinin tedavisiyle alakalı bir yerde bir şey okuduğunuz zaman hatırlayamadığınızı söylemiştiniz. Hatırlayabildiniz mi? Yok hatırlayamadım. Bir de şunu söyleyeyim. Buradaki numara sadece bugün çalışıyor. O yüzden buradaki soruları ben hafta içinde cevaplamam mümkün değil. Veyahut da burada sorulan burada soruluyor kalıyor. Hakkınızı helal edin inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Seyir-i sülükte korku ilerlemeye engel midir? Evet korkaklıktan Allah'a sığınırım dedi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.
Ruhun kabız halinden nasıl kurtuluruz? Normalde şimdi bizim insanımız kabız halini bilmiyor. Çünkü ruh kabız halinde olmaz. Ruh hiçbir halde olmaz. Sana ruhtan sorarlarsa onun de ki Rabbim bilir. Bununla alakalı size çok az bilgi verilmiştir. O yüzden bu kabız hali nefisle alakalıdır. Bir şeyhe intisap edeceksiniz. Benim 15 sene evvel nişanlanıp ayrıldığım biri oldu.
Şu an ben evliyim başka birisiyle. Aradan bunca yıl geçti. Ben hala neredeyse her hafta rüyamda onu görüyorum. Konuşmaya çalışırım. Bu hal neden olur? Neden olur? Nasıl düzelirim? Buna takıntılı rüya deniliyor. Bir şeyin etkisinde kalaraktan devamlı onu görme. O yüzden bu bir takıntı, bir psikolojik saplantı gibi bir şey. Rabbim kurtarsın inşallah sizi. Selamun Aleyküm. Birkaç ay önce sohbetinize gelen eski komşum sizi öve öve bitiremeyen sözler söyledi. Mest oldum dedi. Bana ver yansın etti. Neden beni buraya getirmedin dedi. Bugün yaşayacağım şeyleri sanki hissettim gibi ona hayırlısı olsun dedim. Bugün babalardan dönüyordum.
Beni yolda gördü, selamlaştık. Size laf söylemek istedi. Bir şeyler mırıldandı. Onu susturmak istedim. Onu kırıp dökmemek için susturdum. Cahil biri olduğu belli. Ona ne sorunu varsa sizi gördüğünde söylersin cevabını alırsın dedim. Ve başımdan gönderdim. Çünkü cahil yanlış mı yaptım? Hayırlısı. Selamun Aleyküm. Ağustos'ta evlendim. Eşim hamileydi. İki buçuk ay sonra anne karnında vefat etti. Geçen akşam rüyamda ikiz bebek gördüm. İsimleri koyuyordunuz. Allah hayırlı evlat versin cümleye inşallah. Selamun Aleyküm. Kur'an ve sünnet yaşamayan arkadaşlarıma karşı tutumum nasıl olmalı? Onları, dini nasıl tebliğ etmeliyim? Sufiler dini yaşayaraktan tebliğ eder.
Mesela oturuyorsunuz ikindi ezan okundum. Arkadaşlar benim ikindiyi kılmam lazım. Buyurun gelin hep beraber isterseniz namazı kılalım. Ya da ben namazı kılacağım geleceğim. Yaşayarak tebliğ etme. İşte pazartesi perşembe oruç tutacak. Pazartesi gün oruçlu. İşte bir şey yiyelim ben oruçluyum. Sünnet ya bugün o yüzden oruç tuttum. Tebliğ maksadıyla bunların söylenmesinde bir bahis yok. Bir beis yok. Hayırlı akşamlar evimizde 2-3 haftadır akrep buluyoruz. Çocuklarımız var tedirgin olduk ilaçlıyoruz ama ilaç etki etmiyormuş. Ne önerirsiniz? Dışarıdan geliyordur o. Onların bir yerde yuvası olabilir. O yüzden bir bakın yuvasını bulun inşallah. İnşallah.
Selamun aleyküm yaklaşık bir hafta önce ameliyat geçirdim. Narkoz aldım fakat narkoz etkisi yokmuş gibi kanlı canlı ameliyatımı sizin yaptığınızı hatırlıyorum. Ve bu yaşadığımın bende sınırım psikolojik bir saplantı haline geldi. Rahatsız değilim. Hatta içim çok farklı bir huzur ile yaşamaya başladım. Fakat her an her saniye bir yerlerde siz varmış gibi hissediyor, dalıyor ve aklımı sizi düşünmekten alıkoyamıyorum. Ailem ve yakın dairem ameliyat sonrası bir rahatsızlık mı olduğundan şüphe ediyor ve bir doktora danışmam gerektiğini telkinde bulunuyorlar. Ben ise ameliyattan sonra doktordan ziyade etrafımdaki insanlara vereceğim cevabı sizden daha sağlıklı temin edebileceğimi düşündüm. Hakkınızı helal edin. Teşekkürler demiş. Bunlar normalde sufilikte yaşanan şeyler. Gayet normal. Bunda bir sıkıntı yok.
İlmi ledine herkes ulaşabilir mi? Bunu istemek nefisten mi? Değil. Herkes ulaşabilir. Cenab-ı Hak bunu ayet-i kerimede sabit kılmış bir kişilerin ve belli bir zümrenin elinde değil. Eğer kişi cennete giderse orada dünyada yaşadığı acıları, üzüntüleri unutacak mı? Böyle bakacak tatlı bir hatıra gibi görecek inşallah. Şubat ayı içerisinde cinsellikle ile ilgili ders yapacağınızı söylemiştiniz. Yani ne yapalım? Şubat ayı da böyle geçti. Demek ki tehir edilecekmiş. Selamun Aleyküm. İki adet sorunum var. Birincisi gece çocuk çok uyanıyor, emiyor. Ben de yoruluyorum haliyle. Bu durumda kadın eşini redd etse günah olur mu? Redd etme. Gebeyken redd etse hangi koşullarda günah olur veya günah olmaz hakkınızı helal edin.
Redd etme. İkinci sorumda namaz bitti. Selam verdim. Üç tevhid çekerken sağ elim, sol elime göre daha beyaz ve pürüzsüz, güzel görünüyor. Harika. Kadınlar eşlerini reddetmemeye gayret etsinler, reddetmesinler mümkün mertebede. Erkekler de eşlerini bu noktada anlayışlı davransınlar. Eğer onlar yorgunsalar, rahatsızsalar, hastasalar onlara anlayışlı davransınlar. Selamun Aleyküm. Gün içerisinde birkaç kere mi ders çekelim yoksa tevhide mi ağırlık verelim? Allah razı olsun. Birkaç tane ders de çekebilirsiniz. Bu noktada tevhide çekebilirsiniz. Karar sizin. Selamun Aleyküm. Ben Ankara, Polata'dan Ramazan köklü. Arada bazen köye gitmek istiyoruz. Yok diyor. Araba almak istiyoruz. Yok diyor. Bununla ilgili ne yapabilirim?
Eşim yok diyor. İnşallah eşini ikna et. Köye de gidin, araba da alın. İnşallah. Selamun Aleyküm. Benim eşim Abdullah Baba zamanından beri sizin sohbetlerinizi geliyor. Ama derslerini çekmiyor. Onun çekmesi için uyarınca bana bağırıyor ve küfrediyor. Bazen şiddet bile uyguluyor. Bu durumda ne yapmalıyım? Çekmediğinden dolayı. Çekse öyle olmaz. Allah hidayet eylesin. Oğlum bana dedi ki, Baba dedi, Allah bizleri camilerden, mescitlerden kovdu değil mi? Bu söze ağladım. Ben de dedim ki, haklı değil mi? Camiler oldu, ticarethane dedim. Avrupa'da mescitleri kapattılar. Vakit namazı da mescitlerde kılamıyoruz. Allah yardımcınız olsun.
Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. Cenab-ı Hak hidayet eylesin inşallah. Evde sema yapabilir miyiz? Kıyafetli ya da kıyafetsiz nasıl yapılsa uygun olur. Tek başımıza olur. Eşinizin yanında da olur. Nasıl isterseniz olur. Selamünaleyküm hastalanınca ya da bir yerimizde ani bir rahatsızlık olunca çok panik yapıyorum. Eşim ve çocuklar da korkuyorlar.
Bunu nasıl engelleyebilirim diye düşünüyorum. Ne yapabilirim? İnsan rahatsızlıktan ölmez merak etme. O yüzden rahatsızlıklar olacak, sıkıntılar olacak, bela, musibet olacak. Onları bir rahmet gör, bir bereket gör, bir lütuf gör, bir ikram gör. Onları Allah'a yaklaştırıcı bir sebep gör inşallah. Selamünaleyküm bir kişi iki yerden ders alıp ders çekebilir mi? Yapabilir ama bu bizden olmaz. Olumsuz bir işim vardı. Selamünaleyküm olumsuz bir işimiz vardı. Bunun hayra dönmesi için eşim bir miktar para adak adamış. Bu parayı tekkeye vereceğim demiş. Bu parayı kandil yemekleri için versem olur mu? Olur. Bunu kime ulaştıralım? Tekkenin dernek var, vakıf var.
Oraya ulaştırabilirsiniz. Selamünaleyküm. Kendimi çok tembel hissediyorum. Bu noktada ne tavsiye ederiz? Çalışkan olmanızı çalışsın inşallah. Kendinizi tembel görüyorsanız ne kadar güzel. Bak çalışkan olmanıza bir sebep. 19 Nisan'da Mevlevi alayı yürüyüşü olacak mı? İptal olmaz inşallah. Yüzülerek soruyorum demiş. Normalde Mayıs'a kadar Gelibolu'daki bütün toplu etkinliklerin hepsi de iptal oldu.
Valilik kararıyla. O yüzden bizim de 19 Nisan'daki Mevlevi alayı yürüyüşümüz de iptal oldu. Üzülerekten. Bunu da söyleyelim. Biz hiç öfkelenip kavga etmemeli miyiz? Öfkelenecekseniz nefsinize öfkelenin. Şeytana öfkelenin. Neden kavga etmeyi istiyorsunuz başkasıyla? Kafirlere öfkelenin. Münafıklara öfkelenin. İnşallah. Kimseden hesap sormamalı mıyız? Kafirlerden hesap sorun. Münafıklardan hesap sorun. Zalimlerden hesap sorun. Dövene elsiz, sövene dilsiz kime öyle davranalım? Biz normalde müminlere karşı şefkatli ve merhametli kafirlere karşı şedid olanlardanız. Selamun Aleyküm.
İnsanlarla konuşurken, sohbet ederken fazla geriliyorum. Bunu aşamıyorum. Soğuk duruyorum. Ama aslında utangacım. İnsanlar bu durumu yanlış anlıyor. Bunun nedeni nefsim midir? Kendime bunu soruyorum. Ne yapabilirim? Nefsinden de olabilir. Asosyallik durumu da olabilir. O yüzden normalde fazla gerilmene gerek yok. Haram işlememeye gayret et. Bu kadar. Mehdi'nin geleceğine inanmamak imani bir sıkıntı oluşturur mu? Olmaz. Sigara içen kardeşlere nasihat edecekken, benim üstadımın haberi var, size bir şey düşmez deniyor. Ne tavsiye edersiniz? Bunlar boş söz. Benim üstadımın haberi var, o söylemiyor. O beni görüyordur, boş söz. Siz iyi, doğruyu, güzeli nasihat edin ve tavsiye edin.
Ben sigara haram diye bangır bangır bağırırken, burada milletin sigarasına müsamakar mı davranacağım? Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. Her başına bela ve musibet geldiğinde insan bu yükü kaldırabilir mi? Allah kimseye taşıyamayacağı yükü vermezmiş diyoruz. Bu doğru bir yaklaşım mı? Evet. Peki bunu taşınamayıp hastalanan ya da ruhsal bozukluk yaşayan insanlar için ne düşünmeliyiz? Onlar Kur'an ve sünnete tabi olmadıkları için öyle oluyorlar. Kur'an ve sünnete tabi olsalar, Kur'an ve sünnet eğitiminden geçmiş olsalar öyle olmazlar. Selamun Aleyküm. Geçmişte çekilmeyen günlük viridleri eda ederken ayrıyeten o günün günlük viridini de eda etmiş olur mu?
Olmaz. İkisini ayrı ayrı çekecek. Çektiğimiz tevhidleri toplu olarak bağışlamasını yapabilir miyiz? Yapabilirsiniz. Mesela haftalık olarak. Yoksa günme günme. Günme gün yapın daha faziletli. Son yıllarda kadın hakları adı altında bütün kadınlara, hukukta erkeklere göre daha fazla haklar tanınmış durumda. Bu işiten kadınların birçoğu evde hakimiyet elini almaya, haddini aşmaya koyuldular. Farkında olmadığın düzeni bozdukların bilincinde değiller. Lütfen sizin vasıtanızı onlara ve bizlere tavsiyede bulunuz. Kardeşler, eşlerinize hayır-hah olun. Erkeklere söylüyorum. Eşlerinize hayırlı davranın. Eşlerinize iyi davranın, ince davranın, nazik davranın, hoşgörülürün, toleranslı olun. Kadınlar, kocalarınızı da siz de aynı şekilde davranın.
Hayat güzel olur gider. Ölüm, korkum var. Çok korkuyorum. Ölmekten korkmalı mıyım? Nasıl düşünmeli ve davranmalıyım? Ölümü sev. Allah'ı sev. Resulünü sev. Müminleri sev. Ölümü de sev. Selamun aleyküm. Ben insanlara Kur'an-ı Kerim öğretiyorum. Evde bazen ücret vermek istiyorlar. Kabul etmiyorum. Ama çalışmadığım için aylık ücret almam benim için gerçekten iyi olacak. Sadece Allah rızası için yapmamış olmaktan korkuyorum. Ücret aldığımda Allah'ın rızasından çıkmışım olurum. Kur'an-ı Kerim öğretmekten sen ücret isteme. Allah için öğretmeye çalış. Ama birileri sana bu konuda bir şey verirse kendiliğinden sen bunu alabilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. İbn-i Arabi Fatma isimli yaşlı bir hanıma hizmetler etmiş.
Ondan Fatiha'nın kudretiyle ilgili bilgiler verilmiş. Hatta Fatiha suresinin bir surete bürünüp Fatma hanımın dilediğini yapabildiğini gözlemlemiş. Kadınlar şeyh evliya olabilirler mi? Fatiha'nın ilmiyle ilgili ne okuyabiliriz? Kaynak tavsiye eder misiniz? Evet İbn-i Arabi Hazretleri böyle bundan bahseder. Fatiha bütün tabiri caizse kitapların cemi, kitapların bu noktada muhtasarı gibidir. O yüzden Fatiha şerefe çok kuvvetlidir. Maddi manevi şifadır. Kadından da evliya olur. Kadın evliyalar da var. Bunda bir sıkıntı yok. Fatiha-yı şerefeyi bol bol okuyabilirsiniz. Selamun Aleyküm. Bir kardeşimiz var. Hem Abdullah babadan ders çekiyor. Hem sizden bu doğru mu? Değil. Bu durumdan sizin haberinizde olduğunu söylüyor.
Diyordur. Bu süreçte kendimizi ve zamanımızı nasıl terbiye edebiliriz? Herkes derslerini hatırlayıp tevhidlerini hatırlarken ben zamanımı verimli kullanamadığımı fark ettim. Zamanımızı nasıl planlamanız bir de bu dönemde üniversite dersleri online verilmeye başladı. Bazen sabah erken de ders konuluyor. Ben de bilgisayar açıp kayıt alıp sonra dinlemeyi düşünüyorum. Bu aldatmaya girer mi? Yani girmez ama siz normalde kendinizce kendinize disiplin etmenin yolunu bulun. Kendimizin bağışlamasını yaptığımız tevhidleri dergah derslerinde toplanan tevhid bağışlamalarına da dahil edebilir miyiz? Edebilirsiniz ama kendi çektiğinizi kendiniz inşallah şey yapın. Bağışlayın kendinizce inşallah.
Allah'ım iyi etsin. İnşallah Rabbim en hayırlı yana çevirsin. Kıymetli dostlar sorular bitti. Bugün de sohbetin sonuna geldik. İnşallah cumartesi günü ya İslam'da siyaset konulusu, sohbete devam edeceğiz. Veyahut da işte Cenab-ı Hak başka bir şey önümüze getirdikse başka bir şeyle alakalı inşallah sohbete devam edeceğiz. Allah yar ve yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak en hayırlı yana çevirsin. Allah gecenizi gününüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak ümmeti Muhammed'e yardım etsin. Ülkemize, memleketimize yardım etsin. İnsanlarımıza yardım etsin. Komple eve kapanan insanların gönüllerine ferahlık versin. Evlerde yaşayanların ahlaklarına incelik versin.
İçlerine genişlik versin. Cenab-ı Hak şu koronavirüsü, dinsizlik virüsü, imansızlık virüsü, haramların virüsünden, her türlü lanetik işlerin virüsünden ümmeti Muhammed'i ve bizleri korusun. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayırlı olsun. El-Fatiha.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.