TASAVVUF VAKFI MERKEZ (MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER) 21 NİSAN 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 23 Nisan 2020 · 4:30:20
Selamun Aleyküm. Hepinize hayırlı akşamlar. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ömrünüzü hayırlı eylesin. Şimdiden Ramazan'ın şerefiniz mübarek olsun. Allah'tan bir şey gelmezse Perşembe günü yine inşallah canlı yayın yapacağız ama her ihtimale karşı ne olur ne olmaz diye şimdiden Ramazan'ınızı mübareklemek istedim. Malum Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece sahura kalkacağız. Allah izin verirse inşallah Cuma günü Ramazan'ın ilk orucunu tutacağız. Allah'tan bir şey gelmezse. Herhalde bu Ramazan böyle giderse evlerde geçecek. Çünkü bu virüsle alakalı devletin koymuş olduğu çizgiye, devletin uyguladığı standartlara uyguladığı bu noktada kısıtlamalara, yasaklamalara uymak zorundayız.
Yasaklamak demiyorum. Çünkü hepimiz için gerekli olan şeyler, sağlığımız için, toplumun sağlığı için, gelecek nesillerin sağlığı için önemli. Çünkü bu dolaşan ne olduğu belli olmayan bu hastalık artık biyolojik bir silah mıdır yoksa bir virüs müdür neydi belirsiz bu hastalığın ne zaman nerede nasıl patlak vereceği belli değil. Şu ana kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün her şeyiyle iyi mücadele etti. Bu iyi mücadelenin sonu inşallah hüsranla bitmemesi için devletin önergelerine, devletin yönetmenliklerine uymaya gayret edelim. Biz de gayret ediyoruz. O yüzden vakıf olarak bütün aktifliğimizi pasifize ettik, pasif hale getirdik. Hiçbir yerde ders yapılmıyor. Biz de burada canlı yayınlarla kardeşlerin veyahut da takipçilerimizin bu noktada sorularına cevap vermeye gayret ediyoruz.
Cevaplamaya gayret ediyoruz. Eğer inşallah olursa, Perşembe ve Cumartesileri de bu canlı yayınımız devam edecek inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse. Bugünkü sohbeti oruca ayırdım. Çünkü malum gelen Ramazan ayı. Öyle olunca Ramazan ayıyla alakalı sohbet edelim. Oruçla alakalı sohbet edelim diye düşündüm. O yüzden bu gece orucun bu noktada işte oruçla alakalı ayet, hadis. Ondan sonra da inşallah zaman kalırsa ki kalır. Sorularınıza geçmeye gayret edeceğiz inşallah. Bakara ayet 183. Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye sayılı günler olarak oruç farz kılındı. Demek ki oruç bizden önceki ümmetlere de farz kılınmış ve Allah'tan sakınmamızın bir göstergesi, Allah'tan korkmamızın bir göstergesi, Allah'a imanımızın bir göstergesi olarak Cenab-ı Hak geçmiş ümmetlere farz kıldığı gibi bizlere de farz kılınmış.
Tabi rivayet edilir ki bizden önceki ümmetlerde daha önce oruç üç günmüş. Yani normalde bizde sünnet olan ayın başında, ortasında, sonunda veyahut da 14'ünde, 15'inde, 16'sında tutmak gibi normalde böyle geçmiş ümmetlerde de üç gün oruç tutulurmuş. Tabi bu üç gün oruç tutmakla alakalı da Nuh aleyhisselamından itibaren var olduğu söylenir. Rivayetlerde öyledir.
Nuh'tan önceye dair bir rivayete rastlamadım. Nuh aleyhisselamdan öncesiyle alakalı. Nuh aleyhisselamla alakalı işte Nuh'tan itibaren bütün ümmetlere bu noktada oruç farz kılınmış. Bize de Cenab-ı Hak farz kılmış. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Ramazan ayına bu noktada çok ehemmiyet verir, çok önem verirmiş. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri oruçla alakalı İbrahim'in sabiteleri Ramazan'ın ilk gecesinde indirildi buyurur. Ramazan ayı bu noktada o yüzden mübarek. Yani İbrahim aleyhisselama indirilen zebur Ramazan'ın ilk gecesinde indirilmiş. Malum Tevrat Musa aleyhisselama indirildi. O da Ramazan'ın altıncı gecesinde indirilmiş.
Malum İncil'de Hz. İsa aleyhisselama indirilmişti. O da Ramazan'ın on üçüncü gecesinde indirilmiş. Bu rivayet enteresan. Bu Ramazan'ın içerisinde Kadir gecesi de aranıyor ya 23'ünde, 25'inde, 27'sinde. Bu rivayette enteresan İmam-ı Hanbel nakletmiş bu hadis-i şerifi. Ramazan'ın yirmi dördüncü gecesinde indirilmiştir diyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Kur'an-ı Kerim'in indirilmesi de Ramazan'ın yirmi dördüncü gecesi. Yani Ramazan'ın son on gününde Kur'an-ı Kerim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine indirilmiş. Tabi bu normalde ondan öncesine kadar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hem Mekke döneminde oruç tutardı, hem Medine-i Münevvere'ye geldiğinde de zaman zaman oruç tutardı.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri oruçsuz değildi. Ama Ramazan orucunun farz kılınması Medine-i Münevvere dönemindedir. Medine-i Münevvere'de Ramazan orucu farz kılınmış. Tabi oruç hem Ümmet-i Muhammed için hem de daha önceki ümmetler için en önemli ibadetlerden birisi. İnsanın nefsini tezki eden, terbiye eden, insanı Allah'a yaklaştıran, Allah'a kulluğunun gösterildiği, Allah'a kul olmanın idrak edildiği önemli ibadetlerden birisi.
Yılda bir sefer Ramazan'dan Ramazan'a ama bazen 30 ama bazen 29, 31 olması mümkün değil. Müslümanların bu ibadeti yerine getirmeleri farzdır. Ebu Yala İbni Abbas'tan rivayet ediyor. İslam'ın direği ve dinin kuralı üçtür. İslam bu üç esas üzerine kurulmuştur. Her kim inkar suretiyle bunlardan birini terk ederse kanı helal ve kafirdir. Bunlar da Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, beş vakit namaz kılmak, Ramazan orucunu tutmak. Burada şimdi hani İslam'ın şartı beş ama normalde bu hadis-i şerifte hani zekat paraya bağlı, haç paraya ve sağlığa bağlı ibadetler. O yüzden zekat ve haç paraya ve sağlığa bağlı ibadetler olduğundan dolayı bu hadis-i şerifte bu ikisi bahsedilmemiş.
Kelimeye şehadet getirmek, bir kimsenin Müslüman olduğunun göstergesidir. Cehri olarak. O kimse eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu diyorsa o kimse Müslümandır. Veya ben Muhammediyim dese o kimse Müslümandır. Veya ben Muhammedi Müslümanım dese o kimse Müslümandır. Müslümandır veyahut da ben işte Müslüman bir kitleyi görse, Müslüman bir kitleye hitap etse, ben de sizin inandığınız gibi inanıyorum dese o yine Müslümandır. Veya namaz kılan bir kimse bu manada Muhammedi olarak namazını kılıyorsa Müslümandır. Bir kimse oruç tutuyorsa Muhammedi olarak o Müslümandır. Müslümandır ama burada önemli olan birinci şart kelimeye şehadet getirmektir. Bir kimse kelimeye şehadet getirdiyse onun kanı diğer Müslümanlara dökmek zulüm olur, haram olur. Allah muhafaza eylesin yani onun malı, onun canı, onun namusu, onun aklı, onun her şeyi artık kutsal noktada olmuş olur.
Siz ona kılıç çekemezsiniz, siz ona dil uzatamazsınız, siz onun kanını dökemezsiniz. Bunları böyle özellikle söylüyorum ki, hani bu Suriye'de, Irak'ta orada bir terör estiren, bir DAEŞ denilen bir terörist örgüt vardı. Veya şu anda dünya üzerinde Müslümanların eksiktikleri, noksanlıkları yüzünden Müslümanlara kafir diyen, Müslümanları küfür ehli gibi gören selefi, vahabi takımı var. O yüzden diyorum, bir kimse dininin hükümlerini bilemeyebilir, dininin hükümlerini işleyemeyebilir de, dininin hükümlerini işleyemedi veya işlemedi diye, biz onu küfür noktasında görmememiz lazım, göremeyiz de. Bu noktada ehli sünnet, yani ehli sünnet deyince, İmam-ı Azam, İmam Şafi, İmam Maliki, İmam-ı Hanbeli ve onların akayet imamları, bu noktada bilhassa İmam-ı Azam Hazretleri ve İmam Maturut'u bu konuda çok ehemmiyetli durmuşlar.
Mesela Hanefiler bu noktada öyle keskin dururlar ki, bir kimse namaz da kılmasa, oruç da tutmasa, inkar etmediği müddetçe, niçin bu amelleri işlemedi diye zorlanmaz. Ve aynı zamanda da o kimse küfürle yaftalanmaz. Küfürle o tehdit edilmez, küfürle o tecrit edilmez, küfürle o asla ve asla aynı noktada tutulmaz. Ama gelin görün ki, ne yazık ki böyle sonradan İslam'ın içerisine giren bidatlardan dolayı ve bidat topluluklardan dolayı, La lae illallah Muhammeden Resulullah diyen Müslümanlar küfürle yaftalanmakta, küfür ehli gibi görülmekte.
Suriye'de, Irak'ta görüldü, bunlar kıyamet helameti. Müslümanların kanlarını, namuslarını, mallarını kendilerini helal addettiler ki, bu çok acımasız ve vahşi bir şeydi. O yüzden bir kimse orucun farzını inkar etmediği müddetçe, namazın farzını inkar etmediği müddetçe, kelime-i şehadetin farz olduğunu inkar etmediği müddetçe, o kimse bir küfür ehlidir diyemeyiz. Demek ki, İslam'ın en önemli üç esası kelime-i şehadet getirmek. Yani, eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu demek. Beş fakir farz namazı kılmak, otuz ramazan farz orucunu tutmak. Ve bunları bir kimse inkar etmezse, yerine getiremeyebilir. İbadet olarak hem namazı hem orucu ibadet olarak yerine getirmese de, o kimse Müslümanlardan sayılır ve bu üç esas İslam dini için çok önemlidir.
Bir hadis-i kutsi var, Buhari ve Müslüm'de geçiyor, oruçla alakalı. Ademoğlunun her ameli kendisinindir. Oruç hariç, o benim içindir. Onun ecrini ben vereceğim. Oruç ateşe karşı bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu bulunduğu günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Şayet biri onu söver veya sataşırsa, ben oruçluyum desin. Muhammed'in nefsini kudret elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, muhakkak oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Oruçlunun iki sevinci vardır. Bunlardan birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabı ile Allah'a kavuştuğu andır. Bu Harim İslüm. Kıymetli kardeşler, bütün amelleri Cenab-ı Hak kulun kendisine atfetmiş.
Namazı kendiniz için, işte haccı kendiniz için, zekatı kendiniz için diye söylüyor. Buradan bu anlaşılmasın. Çünkü bütün ibadetler Allah içindir. Bütün ibadetlerin sevabını verecek olan da Allah'tır. Bütün ibadetlerin yapılacağı mekan, makam bu noktada hedef Allah'tır. Biz Allah'ın evinde Allah'a namaz kılarız. Mescitler Allah'ın evidir çünkü. Biz Allah'ın beytinde Cenab-ı Hakk'a haç vazifemizi yerine getiririz. Yani mekan olarak beytullah da Allah'ındır bu manada. Mescitler de Allah'ındır. Çünkü mescitler kulların veya birilerinin malı ve makamı değildir. Velev ki birisinin şahsi malı olsa dahi. Orası Allah'ın mescitleridir.
Çünkü Bakara'da kim Allah'ın mescitlerinde Allah'ın zikrini yasaklarsa, onlardan daha zalim kim olabilir der. O yüzden mescitlerde namazı yasaklamak, bu hastalıktan dolayı bu ayrı, mescitlerde namazı yasaklamak, mescitlerde Allah'ın zikrini yasaklamak, Kur'an ve Kur'an'ın hükümlerini yasaklamak, büyük günah kebaldir. O yüzden bunları yasaklayanlarla alakalı daha zalim kim olabilir denmiştir. Ne yazık ki tabi bugün için günümüzde camiler, mescitler tam anlamıyla, tam anlamıyla Allah'ın evi gibi idrak edilmese de ve o statüde tutulmasa da, namaz kılınan bütün camiler Allah'ın evi hükmündedir. Ve Beytullah da Allah'ın evi hükmündedir. Oradaki imamı, oradaki müezzini, oradaki herkes Allah için orada olmalı ve Allah için ibadet etmeli.
Ve Allah'ın evinde olduğunun şuurunda olmalı. Camiye giren herkes Allah'ın evinde olduğunun şuurunda olmalı. Orada oğlun nasıldı, kızın nasıldı, torunun nasıldı, emekli maaşı bu kadar mıydı? Hükümeti yıkıp hükümeti kurmaya çalışmamalı. Orası Allah'ın evi, orada Kur'an-ı Kerim okunmalı, hadis-i şerifler okunmalı, fıkıh okunmalı, Allah zikredilmeli, orada din ve dinden olan şeylerle iştigal edilmeli. Mescitlerin içerisinde dünya ile alakalı, heva hevesle alakalı, şeytaniyetle alakalı bir şey olmamalı. Sebep, çünkü orası Allah'ın evi. İnsanlar büyük bir edeble, büyük bir terbiye ile oraya girmeli. Oradaki imam efendiler, oradaki müezzin efendiler bunu sağlamalılar. Kürsülere çıktıklarında, hevai heveslerinden konuşmamalılar.
Konuşmalılar. Kürsülere çıktıklarında, minbere çıktıklarında, orasının Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin makamı oldu. Ve o makamda, Hz. Muhammed-i Mustafa'yı temsil ettiklerini idrak etmeliler. O yüzden, imam ve müezzin efendiler de, Allah'ın evine yakışır bir şekilde hareket etmeliler. Ve camilere giren Müslümanlar da, Allah'ın evine girdiğinin şuurunda olmalı. Ve öyle hareket etmeli. Etrafındaki insanlarla gülüşmemeli. Etrafındaki insanlarla boş muhabbet etmemeli. Cep telefonlarında maillerine bakmamalı. Cep telefonlarında mesajlarına bakmamalılar. Cep telefonlarını kapatmalılar. Ve bu kısacık, o cami zamanını derinu bir şekilde değerlendirmeliler. O yüzden, Allah'ın evlerinde Allah'a namaz kılınır, Allah'a ibadet edilir.
Haç da Allah'ın beytidir, Allah'ın evidir. O yüzden orada da Allah'a ibadet edilir. Sadece Allah konuşulur. Sadece Allah zikredilir. Bunu özellikle camilerle ve beytullah ile alakalı bir gizirgah yaptım. Çünkü Ümmet-i Muhammed şu anda camilere giremiyor. Ümmet-i Muhammed şu anda beytullah'a giremiyor. Ümmet-i Muhammed şu anda Medine-i Münevvere'ye giremiyor. Gelin tövbe edelim. Camilerde yaptığımız edepsizlikleri, camilerde yaptığımız nahoş hareketleri gözümüzün önüne getirelim. Ve bu korona günlerinde eve hapsedilmişken tövbe edelim. Diyelim ki biz camiye gittiğimizde yanımızdaki kimseyle kavga ettik. Yanımızdaki insanla iş konuştuk. Yanımızdaki insanla tüccarlık konuştuk.
Yanımızdaki insanla emekli maaşını konuştuk. Boş muhabbetler konuştuk. Bakın şimdi camiye de giremiyoruz deyip tövbe etsinler. Veya beytullah'a hacca gidenler, beytullah'a ömreye gidenler. Beytullah'ta nasıl hatalar yaptık, nasıl yanlışlıklar yaptık, nasıl eksiklikler yaptık ki biz şu anda ümmet-i Muhammed olarak beytullah'ı tavaf edemiyoruz. Ve ümmet-i Muhammed olarak beytullah'tan uzağız. Biz hangi ahlaksızlığı yaptık, hangi yüzsüzlüğü yaptık, hangi şuursuzluğu yaptık, hangi günahı işledik ki biz beytullah'tan uzağız şimdi. Bakın Medine-i Münevvere'den uzağız. Biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerini terk ederken, Hz. Muhammed Mustafa'nın ayak izlerini terk ederken, şimdi biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mescidinin kapısından içeri giremiyoruz.
Ve hadisleri inkar eden, hadisleri inkar eden, tamamını inkar eden, o inkarcı soysuzları biz alkışladık mı? O inkarcı soysuzları biz gülüp geçtik mi? O inkarcı soysuzları biz destekledik mi? Kendi kendimizi bunu düşünelim. Ve diyelim ki biz Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleri ve sünnetleriyle alay edilirken, hadislerini ve sünnetleri inkar edilirken biz kendi hayatımıza devam ettik. Heva hevesimize devam ettik. Birisi kalktı, bir devesidini aldı, kavanozun içerisinde televizyonlara çıktı, biz onu telin edemedik. Kardeşim sen ne yapıyorsun? Bu senin yaptığın doğru olmuş olsa dahi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoluna zarardır, hadis-i şerflerine zarardır, sünnet-i seniyyesine zarardır deyip biz onu inkar edemedik.
O alayvari bir şekilde televizyonlara çıktı, devesidi, şifaymış dedi, alay etti. Bilemedi meselenin ön yüzünü. Çünkü kendisi bir hadis alimi değildi. Kendisi bir Kur'an alimi de değildi. Kendisi bir din alimi de değildi. Kendisi neydi? Bir sosyologtu. Bir sosyolojinin peşine düştük biz. Bu Mehmet okuyanlar, bu normalde daha isimlerini sayamadığımız bir sürü zevat televizyonlara çıktılar ve televizyonlarda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerflerine ve sünnet-i seniyelerine olanca lafları söylediler.
Acaba biz onlara karşı sustuk, onları haklı gördük, onları normalde destekledik, onlara normalde herhangi bir kalbimizden dahi buğz etmedik. O yüzden mi Medine-i Münevvere bize küstü, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize küstü de biz Medine-i Münevvere'ye giremiyoruz. Kendi kendimize, bunu kendi kendimize bizim bir hesaba çekmemiz lazım. Nerede bir sünnet-i seniyye inkar edildi de ümmet-i Muhammed sustu? Nerede Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleriyle alay edildi de ümmet sustu? Ve Cenab-ı Hak ümmete hem Medine-i Münevvere'nin hem de Beytullah'ın hem de camilerin kapasını kapattı. Bakın şimdi ezan okunuyor ve namaza gidemeyeceğiz.
Camiler kapalı. Ha hoş diyeceksiniz ki camiler açıktı da çok mu namaza giden vardı? Yoktu. Camiler açıktı da çok mu cemaate devam eden vardı? Yoktu. Camiler açıktı da sabah namazında kaç saf oluyordu camilerde? Camiler açıktı da yatsı namazlarında kaç saf oluyordu camilerde? Camiler açıktı da öğle ve ikindi namazlarında kaç saf oluyordu camilerde? Bu da işin ayrı bir tartışma konusu. Şimdi kaç kişimiz yakılıp dövünüp yıkılıyor ki camiler kapalı diye? Bu da ayrı bir şey. İşte ibadetler Allah için yapılır. İslam dininde ibadetler cami için değildir. İbadetler alimler için değildir. İbadetler şeyhler için değildir. İbadetler şahıslar için değildir. İbadetlerin hepsi de Allah'adır.
Fatiha-i şerifede iyyâ kenabüdü ve iyyâ kenestaîn deriz. Ancak sana ibadet eder. Ancak senden yardım dileriz deriz. O zaman oruç da Allah'a ibadetlerden en önemli birisidir. Biz orucu Allah için tutarız. Ve Cenab-ı Hak bunu zaten kendi uhdesine, kendi zatına almış. Demiş ki oruç benim içindir. Onun ecrini ben vereceğim. Bütün ibadetlerin bu noktada kendince karşılığında bir sevabı vardır. Üç aşağı beş yukarı. Ama Cenab-ı Hak orucun sevabını, orucun karşılığını kendi zatına almış. Kendi zatına aldığı zaman normalde işte oruç tutan kimse, işte şu kadar sevabı vardır, bu kadar busu vardır deme lüksü yok. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin böyle hadis-i şerifleri var.
Ama bir başkasının bu noktada deme lüksü yok. Ve Cenab-ı Hak diyor ki, oruç ateşe karşı bir kalkandır. Ey kıymetli Müslümanlar! Cehennemden kurtulmak mı istiyorsunuz? Orucunuzu, otuz Ramazan orucunuzu tutun. Cehennem ateşinizi söndürmek mi istiyorsunuz? Bakın mübarek Ramazan ayı geldi, mübarek oruç ayı geldi, mübarek Kur'an ayı geldi. Gelin tövbe edin, beş şakit namazınızı kılın ve o orucunuzu tutun. Ve ne olursa olsun orucunuzu gevşetmeyin. Yok işte şuram ağrıdıydı da, buram ağrıdıydı da, gerçekten ağrıyorsa, gerçekten hastaysa bir kimse, ona söyleyecek bir sözümüz yok. Ama böyle oruçtan kaçmak için, oruçtan böyle yırtmak için, kendi kendinize hastalıklarınızı fazla büyütmeyin.
Çünkü başka bir adi şerif var, yalandan bir kimse hastayım der, hastalık uydurursa, hastalık ona bulaşır, gerçek olur onun hastalığı. Cenab-ı Hak onun yalanını bu noktada yüzüne vurur. O hasta değilken, hastayım derse o kimse, aslında hastalığı yokken hastayım diyen bir kimse, onunla imtihan olur, hasta olur. O yüzden oruç ayında, kendi kendinize hastalık üretmeyin. Kendi kendinize hastalık paranoyası yaşamayın. Yok benim işte migrenim vardı da, o migrenimden dolayı tutamıyorum. Tut kardeşim, bir gün tut, iki gün tut, dayanamıyorsan tutma. Allah yardım eder sana, merak etme. Veyahut da işte çok ağır şeker hastası değilsen, tut kardeşim Ramazan orucunu. Oruç şifa diyor hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri.
Oruç şifadır. Kendi kendine de ki, oruç bana şifa olacak de. Ramazan'ı bekle, hastalıklarından şifa olması için. Ve gerçekten de oruç, insanı maddi manevi temizleyen, maddi manevi insanı bu noktada koruyan bir ibadettir. Muhakkak ve muhakkak orucunuzu tutmaya gayret edin. Muhakkak, bakın muhakkak sebep oruç çünkü cehennem ateşine kalkan, oruç bütün ateşlere kalkan, dünya ateşine kalkan, hastalık ateşine kalkan, ahiret ateşine halk kalkan, normalde günahlara kalkan, hatalarımıza kalkan, heva ve hevesimize kalkan, her şey kalkan.
Çünkü bir hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, kim Ramazan ayını oruçlu geçirirse, geçtiği yılki bütün günahlara affolur der. Başka bir hadis-i şerifte de kim Ramazan ayını oruçlu geçirirse, ömrünce, bütün ömrünce, işlemiş olduğu günahlara affolunur der. Kıymetli kardeşler, bunun sebebi ne biliyor musunuz? Ramazan ayının içerisinde Kadir gecesi var çünkü.
O kimse gündüzünü oruçlu geçirdi Kadir gecesini. O kimse beş vakit namazla kılarsa gecesini de namazlı olarak geçirdi. Ramazan ayında beş vakit namazınızı bırakmayınız. Yapabiliyorsanız, dört rekat da olsa teravih namazı kılınız. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bazen iki rekat, bazen dört rekat, bazen sekiz rekat, bazen on, on iki, on, on altı, yirmi rekata kadar teravih namazı kıldı. Ümmetime farz olmasın diye baktı ki birkaç gün kıldı. Herkes arkasında saf tutuyor. Bu sefer evinde kılmaya başladı. Şu anda koronavirüsten dolayı herkes evinde. Aslında teravih namazlarını evlerinde kılanlar, gerçek bir sünneti seniye işlemiş olacaklar. Tam Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin sünnetini işleyecekler.
Çünkü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri birkaç gün Ramazan ayında mescidi nebevide teravih namazı kıldı. Geri kalan bütün teravih namazlarını evinde eda etti, evinde kıldı. O yüzden nafile ibadetlerin evde yapılması, kimsenin görmediği yerde yapılması evladır. Ve bu Ramazan'da eğer ki evlerinde teravih namazı kılan insanlar gerçekten tam bir sünnet işlemiş olacaklar. Çünkü teravih namazının yeniden mescitte kılınmaya başlaması Hazreti Ömer radiyallahu anh Hazretlerinin halifeli dönemindedir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri evinde kıldı diye teravih namazını evinde kılıyorlardı. İşte oruç ateşe kalkandır. Oruç geçmiş günahları affettirir. Oruç insanı Ramazan'ın sonunda bayram ettirir.
Oruç Allah'ın huzuruna tertemiz bir şekilde ümmeti çıkarır. Biz yine kirleniriz, yine paslanırız, yine düşeriz, yine toza, toprağa, çamura bulanırız. Ama Ramazan ayı geldiğinde orucumuzu tutar, tertemiz oluruz. O yüzden bu korona günlerinde Ramazan'ı sıkı sıkı, sımsıkı oruçlu geçirmeye gayret edelim. Kadınlarımızla, erkeklerimizle, genç çocuklarımızla oruçlarımızı tutalım. Şöyle bir sahurlara kalkalım. Böyle neşe içerisinde, mutluluk içerisinde sahur yapalım. Sahur yemeğini unutmuyoruz. Sahur yemeği sünnet. Ramazan'da sahur muhakkak kalkacağız. Ve az da olsa, bir lokma da olsa, bir yudum su da olsa, bir bardak su da olsa sahur yapacağız. Çünkü o hem kalbe şifa, hem vücuda şifa, hem aklımıza şifa, hem bedenimize şifa, hem maddemize şifa, hem de maneviyatımıza şifa.
Hem de evin bereketi, kazancımızın bereketi olacak. O yüzden muhakkak Ramazan boyunca sahurlara kalkacağız. Evdeki hanımlar, evdeki beyefendiler, evlerdeki yetişmiş genç kızlar, genç erkekler, her şeyi birbirlerinizden beklemeyin. Kalkın, hep beraber sahur hazırlayın. Ve sahur hazırlamanın mutluluğunu yaşayın. O gün çünkü çok önemli bir ibadet edeceksiniz. Ne yapacaksınız? Oruç tutacaksınız. O gün Cenab-ı Hak'la nefes nefese kalacaksınız. Çünkü hadisi Kudüsü'de ne diyor? Allah katında, oruçlunun ağız kokusu, mis kokusudur diyor. Allah katında. O yüzden iftar vakti, dudağınızın kenarında Allah'la nefes nefese kalacağınızı idrak edin. İftar vakti, oruçlunun nefesi Allah'a mis kokusu gibi gelecek.
O zaman Allah'ı uzakta arama. Allah'ı sakın ötelerde arama. Hani ayeti kerimede dedi ya, Ey Habibim, kullarım sana benden sorarlarsa, de ki onlara çok yakınım. Hani dedi ya, şah damarınızdan daha yakınım diye. O zaman şah damarımızdan daha yakınsa, Allah'ı uzakta arama. İftar edeceğin zaman, dudağının kenarında ara. İftar edeceğin zaman, kalbinin içerisinde yerleşmiş olarak ara. İftar edeceğin zaman, onu duada ara. Ve iftar edecek olan, o oruçlunun duasını anında kabul edecek çünkü. Bakın anında kabul edecek. Oruçlunun duasını anında kabul edecek. O yüzden benim sözlerim size ters gelmesin. Ben dudağının kenarında sevgilinin kokusuyla orucunu boz. Sevgilinin kokusuyla. Kim o sevgili? Allah!
Onunla beraber orucunu boz. Çünkü senin ağzının kokusu, ona mis gibi gelecek. Niçin oruçlunun ağzı kokar? O çünkü sahurda ağız yemiştir. O sahurda ağız yiyerekten, onun tabiri caizse, açlıktan nefesi kokuyordur. Ağız yiyin. Oruç tuttuğunuzu hissedin. Şöyle bir diliniz çıksın. Şöyle bir mamurlaşın. Şöyle bir çökün. Vücudunuz şöyle bir çöksün. Vücudunuz şöyle bir dinginleşsin. Çok yemeyin. Orucu uykuya tutturmayın. Orucu yemeğe tutturmayın. Oruç tuttum deyip de 12'lere kadar yatmayın. Sabah namazından sonra zikrullahı unutmayın. Gündüz zikrullahı unutmayın. Gündüz tövbeyi unutmayın. Gündüz Kur'an-ı Kerim okumayı unutmayın. Ve iftar vakti geldiğinde, kimseyle kavga etmemiş, kimseye kötü söz söylememiş, kimseye küfretmemiş, dilini muhafaza etmiş, gözünü muhafaza etmiş, kulağını muhafaza etmiş, elini ayağını muhafaza etmiş, her türlü haramlardan kendini korumuş,
iftarı bekliyor. İftarda kim var? Kiminle iftar edecek? Allah'la iftar edecek. Allah'la iftar edecek. Onunla beraber iftar edecek. Onu tefekkür et. Öyle oruç tut. Çünkü Hz. Allah, Hadis-i Kudsi'de oruç tutan, hiç kötü söz söylemesin diyor. Ya kimseye sataşmasın, kimseye kavga etmesin, kimseyle tartışmasın, tartışmasın, sükunet gelsin ona, sekine insin ona, şöyle bir rahatlasın, kendi kendine huzur etsin, kendi kendine tövbe etsin, kendi kendine rabıt etsin, Allah'a yakin olmanın, daha da yaklaşmanın, tadını alsın.
Ve Allah'ı zikretsin. Çok hoşuma giderdi. Medine-i Münevvere'de, Ramazan'da giderdik. Ramazan'ın o huşusunu, o tadını, Medine-i Münevvere'de yaşardık. İftar vakti geldiğinde, yarım saat, kırk beş dakika kaldığında, Medine-i Münevvere'de, hiç dünya kelamı duyamazsınız. Bir kısmı Kur'an-ı Kerim okur, bir kısmı dua eder, bir kısmı Allah'ı zikreder, hafiften böyle bir, bir mırıldanma, bir uğultu gibi, semaya dua, dua üzerine gider, zikir, zikir üzerine gider.
Herkes de hoş bir tatlılık olur. Herkes, kimisi Kur'an-ı Kerim okur, harıl harıl. Böyle kimisi Allah'ı zikreder, harıl harıl. Kimisi ellerini semaya açar, Allah'la sohbet eder, Allah'tan ister, dua eder. Medine-i Münevvere, bu noktada, Ramazan'ın en güzel yeri, yaşandığı yerlerden birisi. O mutluluk, o tat, oradaki o, Medine-i Münevvere'lilerin, cömertliği, sofraları kurarlar, hurmaları dağıtırlar, işte dukkaları kahvelere dağıtırlar. Herkes son dakikalarda, elinde bir hurma tanesi, orada artık sünnettir, her yerde sünnettir, elinde hurma tanesi, iftar saatini beklersin, iftar dakikasını beklersin. Ezan okunur, herkes kendi ağzına götürmez hurmayı, yanı başındakine verir. O yüzden kıymetli dostlar, Medine-i Münevvere'yi hayal ederekten, orayı rabıte ederekten, iftar sofralarınızı kurun evinizde.
Muhakkak ki, bütün aileyi toplayın. Ve böyle iftardan 10 dakika, 15 dakika önce, iftar sofranız hazır olsun. Hiç önemli değil neydiğiniz. 15 dakika, 20 dakika önce, sofranız hazır olsun, sofrada duaya başlayın. Sofrada zikrullaha başlayın. Hanımefendiler, son dakikaya bırakmayın yemeğinizi. Son dakikaya bırakmayın çorbanızı. Son dakikaya bırakmayın sofranızı. Sizler de sofrayı yap erkenden kurun. Beyefendiler, eşleriniz de oruç tutuyor. Siz de onlara yardım edin. Çocuklar, ayağınıza hizmet beklemeyin. Ev bebeğinleriniz sizin, evde hizmetçileriniz değil. Sizler evin kralı ve kraliçesi olmayın. Siz de evin birer bireyi, birer ferdi olun. Sofreye yardım edin.
Annenize yardım edin. Babanıza yardım edin. Ve Ramazan'da, o Ramazan iftar sofrası kurulduğunda, 10 dakika öncesinden, herkes sofraya otursun. Allah'a dua etsin. Allah'ı zikretsin. Nimetlerine baksın. Tefekkür etsin. Tövbe etsin. Çünkü oruçlunun iftar vakti yapmış olduğu dua, geri çevrilmez. Bakın, oruçlunun iftar vakti yaptığı dua, geri çevrilmez. Ve o oruç günlerinde, Ümmet-i Muhammed'e dua edin. Anilerinize, babalarınıza, eşlerinize, çocuklarınıza, geçmiş sürriyetlerinize, gelecek sürriyetlerinize, dua edin. Ülkenize dua edin. Memleketinize dua edin. İnsanlığa dua edin. Bizler Müslüman insanlarız. Biz insanlığın kötü olmasını istemeyiz. Biz hiçbir zaman insanlığın kötülüğüne çalışmayız.
Ben zaman zaman sohbetlerde derim, atom bombanız olsa ne olacak ki? Atabilecek misiniz siz bir yere? Sizde tüm biyolojik silahlar olsun, kullanabilecek misiniz siz bir yerde? Siz sivil insanları öldüremezsiniz. Sizin dininiz buna müsaade etmez. Siz Amerikan George'u değilsiniz. Alman Hans'ı değilsiniz. Siz İngiliz değilsiniz. Siz emperyalist ülkeler değilsiniz ki. Siz emperyalist değilsiniz. Siz gidip sivil insanları bombalayın. Siz gidip camileri bombalayın. Siz gidip kiliseleri bombalayın. Siz gidip havraları bombalayın. Siz gidip insanları, kadınları katledin. Çocukları katledin. Müslümanlar bunları yapamazlar. Yapmaları mümkün değil. Müslüman bir sivile ateş edemez.
Mümkün değil. Müslümanın canına, malına, namusuna, dinine, aklına saldırılmadığı müddetçe Müslüman saldıramaz. Müslümana saldırılırsa o zaman Müslüman kendini korumak, muhafaza etmek zorunda kalır. Bakın Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Medine'ye münevvereye geldiğinde hiçbir yere saldırılmamıştır. Mekkeli müşrikler gelip ona saldırmıştır. O da kendini korumak, muhafaza etmek zorunda kalmıştır. O yüzden Müslüman saldırgan değildir. Müslüman asla saldırmaz ama size terörle mücadele ediyoruz, mecburuz. Bize saldırıyorlar. PKK'sı saldırıyor, DAİŞ'i saldırıyor. Bakın 15 Temmuz'da darbe yapmaya kalktılar, saldırıyorlar.
Daha önce de darbe yaptılar bize. Biz o darbelerden de geçtik. Müslümanlara saldırılarsa Müslümanlar cevap verirler. Hele Anadolu Müslümanı kendisine saldırılmadığı müddetçe saldırmayı öngörmez. Bizdeki İslam anlayışı, o yüzden ben her zaman bununla övünürüm, dünya üzerinde yegane tek İslam anlayışıdır. Saldırgan değildir. Biz sivillere saldırmayız. Biz bir cana kıymayız keyfi. Biz kadınlara saldırmayız. Biz kadınları dövmeyiz. Biz kadınları katletmeyiz. Biz çocuklara vurmayız. Biz çocuklara saldırmayız. Biz çocukların üzerinde harp oyunları oynamayız. Biz böyle biyolojik silahlarla da insanlara saldırmayız. Hani bu koronayla alakalı zaman zaman dile getiriliyor ya biyolojik silah diye.
Biz böyle de yapamayız. Çünkü biz Müslümanız. Bizim elimizden, bizim dilimizden bütün insanlar emin olmalılar. Bizim bütün insanlar canlarından dolayı bizden emin olmalılar. Biz öyle değiliz. O yüzden biz Ramazan'da bütün insanlığa dua ederiz. Bütün insanlara dua ederiz. Dua ederiz ki bütün insanlık kurtuluşa ersin. Dua ederiz. Bütün insanlık hidayet ersin. Dua ederiz. Bütün yeryüzü iman ile, İslam ile doğsun. İster miyiz biz dünya üzerinde kadınların tenleri satılsın. İster miyiz dünya üzerindeki biz, işte gayrimüslim diye onlara uyuşturucu satılsın. İster miyiz biz yeryüzünde insanlar bu koronadan dolayı katledilsin. Zaman zaman işte niçin Türkiye yardım ediyor.
Niçin Türkiye işte İngiltere'sine, Almanya'sına, Amerikası'na, Rusya'sına, işte diğer ülkelere bu virüsle alakalı yardım ediyor diyor. Yardım ediyor diye eleştiriyorlar. Canım kardeşlerim, biz öyle bir gönlü geniş ülkeyiz ki biz darda kalana el uzatırız. Biz zorda kalana el uzatırız. Biz aç kalanı doyururuz. Bizim bu ecdadımızdan, atalarımızdan gelme. Bize aman dileyene biz bu noktada asla ve asla kılıç vurmayız. Bizden bir şey isteyene bizi geri çevirmeyiz ki. Bizim ta atalarımızdan, ecdadımızdan gelme bu. Bu Türklerin de Orta Asya'daki geleneğidir. Biz Orta Asya'dan itibaren bu topraklara yerleşen insanlar olarak biz açı doyururuz. Biz çıplağı giydiririz.
Bizden aman dileyene biz muhafaza ederiz. Bizden yardım isteyene biz yardım ederiz. O yüzden biz Orta Asya'dan itibaren hemen İslam'ı kabul ettik. Sebebi ne? Bizim çünkü Orta Asya'daki inanışımız ile İslam inanışı birbirine örtüştü. Aynı şeyleri emrediyorlardı. Ben o yüzden derim Türkler Orta Doğu'da, Orta Asya'da da İslam'dılar diye. O Türk illerinde biz İslam'dık aslında yine. Çünkü İslam'ın ne kadar doğrusu varsa ahlaki noktalarda Türkler'de vardı bu Orta Asya'da. O yüzden biz tarih boyunca açı doyurmuşuz. Tarih boyunca çıplağı giydirmişiz. Tarih boyunca bizden yardım isteyene biz yardım etmişiz. Tarih boyunca bize sığınana biz muhafaza etmişiz, korumuşuz.
O yüzden biz Hüseyni'yiz. Hüseyiniler Türklere sığındılar. Hüseyiniler Türklere kimden? Emevilerin zalimliğinden. Kimden? Abbasilerin zalimliğinden. Çünkü Emeviler ve Abbasiler Hüseyinilere yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin torunu olan Hz. Hüseyin efendilerimizin torunlarına, Ehlibeyte, Emeviler ve Abbasiler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin birinci torunu olan Hasan ve onun zürriyetlerine zulmettiler.
Onları normalde katlettiler. Onları sürgüne gitti göndermek, onlar sürgüne çıktılar, hicrete çıktılar ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dediğine uydular. Türklere sığındılar onlar. Bakın Türklere sığındılar. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin etrafındaki kılıç ustaları Türktü ve o kılıç ustaları Türk olduğundan dolayı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin canlarından, mallarından, her şeylerinden geçerekten Hz. Muhammed Mustafa'yı korudular son nefeslerine kadar.
O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri mübarek torunlarına nasihat etti. Zora kaldığınızda dedi, siz Türklere sığının dedi. Ve Hz. Hasan Efendimizin torunları, Hz. Hüseyin Efendimizin torunları Türklere sığındılar. Ve Türkler İslam'ı o yüzden Ehl-i Beyt'ten aldılar. Ehl-i Beyt'ten dikkat edin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri veda hutbesinde size iki şey bırakıyorum. Birisi Allah'ın kitabı Kur'an, ikincisi de Ehl-i Beyt'timdir dedi. Başka bir rivayette benim sünnetimdir dedi. Sünnetle Ehl-i Beyt birbirinden ayrılmaz iki unsurdur. Birbirinden ayrılmaz. Bunu hiç kimse ayırt etmeye kalkmasın. Ehl-i Beyt ile Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti bu noktada birdir.
Biz Ehl-i Beyt'i sünnet olarak, sünneti de Ehl-i Beyt olarak görürüz. O yüzden biz dini Ehl-i Beyt'ten öğrendik. Bütün bu toprakların insanları. Biz dini kılıç zoruyla öğrenmedik. Biz dini Ehl-i Beyt'ten öğrendik. Ehl-i Beyt'ten öğrendiğimiz için biz açı doyururuz. Ehl-i Beyt'ten öğrendiğimiz için bizim geçmiş atalarımızın inancıyla Ehl-i Beyt'in inancının arasında çok fark olmadığından dolayı bizden yardım isteyene biz yardım ederiz.
O yüzden bu Ramazan mübarek günlerde oruçta muhakkak ki duamız çok olacak. Muhakkak ki zikrimiz çok olacak. Muhakkak ki tevhimiz çok olacak. Ve birisi bize sataşırsa, hadisi kutsu böyle. Bize birisi sataştı. Bize birisi laflaşmaya çalıştı. Bize laf sokmaya çalıştı. Abiyane tabirle. Biz ona diyeceğiz ki, kardeş bu Ramazan ayı ben oruçluyum. Seninle kavga etmek istemiyorum. Seninle tartışmak istemiyorum. Aynı şey evde de olabilir. Şimdi korona günlerinde herkes evde. Biraz 65 yaş üstü. Sinirler gergin. 20 yaşa kadar evde çocuklar. Sinirler gergin. Anneler topluyor, çocuklar dağıtıyor. Sinirler gergin. Bunun üstüne bir de normalde eğer evde bir de 65 yaş üstü varsa canı sıkıldı herkes.
Şimdi Ramazan'ın o ulvi perdesine kendimizi bırakıp ne yapacağız? Gönlümüzü tatlı edip, hoş edip onlarla hoş geçineceğiz. Herkes birbiriyle hoş geçinecek. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Bu Ramazan sohbeti birkaç hafta daha devam edecek. O yüzden ben bu konuda bir hadis-i şerif daha okuyup daha fazla sizi sohbette sıkmadan sorulara geçeceğim inşallah. Yine hadis-i kudsi. Özür dilerim aynı zamanda kahvemi, suyumu, çayımı yudumlayacağım. Ademoğlunun her amelinin sevabı kat kat verilir. Bir hasene yani bir iyilik on mislinden yedi yüz misline kadar mükafatlandırır. Birine bir lokma yedirdin, Cenab-ı Hak sana yedi yüz lokma yedirmiş gibi sevap verebilir. Bir kimseye örneğin bir lira verdin, bir lira.
Ona Cenab-ı Hak yedi yüz lira sevabı verebilir. Ama en azı ne? Bire on. Sen bir lira verdin, Allah sana on lira vermiş gibi sevap verdi. Sen bir kimsenin karnını doyurdun, Allah sana on kişinin karnını doyurmuş gibi sevap verdi. O yüzden infak etmeyi az da olsa kendimizi ölçe edinelim. Yalnız oruç hariç, yani her şeyin böyle bir sevabı var, oruç hariç. Onun mikafatını ben veririm. Zira oruçlu yemesini ve şehevi arzularını sırf benim için terk ediyor. Oruçluğu için iki sevinç anı vardır. Biri iftar etti, diğer de Allah'a kavuştuğu ve tuttuğu orucun mükafatını aldığı vakittir. Demek ki kıymetli dostlar, Cenab-ı Hak normal amellerinize biri on veriyor. Veyahutta biri yedi yüz veriyor.
Onun keyfiyetine bağlı, sizin ihlasınıza bağlı. Ama orucun sevabı kendisine ait. Bir iftar ettiği zaman sevinçlidir. Karnınızı doyurduğunuz için sevinmeyin iftar vakti. Bunun zahiri o. Zahiri ne? O, sen bütün gün şehvetinle mücadele ettin. Yani şehvetten anladınız, işte cinsel ilişkiye girmek yasak, yemek içmek yasak. Eyvallah. Peki, ardından ne geliyor? Ardından iftar geldi. Sakın karnınızı doyurduk diye sevinme. Bu zahir. Deyin ki, biz o dudağımda nefes nefeseyken iftar ettik. İdrak bu. Onunla nefes nefeseyken iftar ettik. Çünkü misk kokuyor ya ağzımız ona. O zaman bizim ağız kokumuzu geldi, kendisi aldı.
Öyle görün. Ve ikinci sevinç ne? İkinci sevinç de mahşerde. Allah o sevinci yaşayanlardan eylesin inşallah. Bir hadis-i şerif. Müslüm İbn-i Mace ve Nesai naklediyor. Kim ki Allah için bir gün oruç tutarsa, Allah-u Teala o bir gün sebebiyle onun vücudunu yetmiş yıl cehennemden uzaklaştırır. Bakın, normalde o kimse Allah için bir gün oruç tuttu.
Cenab-ı Hak onun yetmiş yıl ne yapıyor? Cehennemden uzaklaştırıyor. Allah cehennemden uzaklaşanlardan eylesin inşallah. Böyle nota almışım birkaç tane daha hadis. Onları da okuyayım soru sorularınıza geçeyim inşallah. Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa bunu tabarane nakletmiş. Bin yıl cehennemden uzaklaşmış olur. Hani az önce yetmiş yıldır Müslüm İbn-i Mace ve Nesai'de bin yıl diyor tabarane nakilde. Hani hadis-i şerif var ya müjdeleyiniz. İşte müjde. Müjdeleyelim tabarane'den hadis-i şerif. Kim Allah için bir gün oruç tutarsa, Cenab-ı Hak'ın ne yapacak? Bin yıl cehennemden uzaklaştırmış olacak. Üç kimse vardır ki duaları reddedilmez. İftar vakti oruçlunun adil hükümdar ile mazlumun dualarıdır. Allah-u Teala mazlumun duasının bulutların üstüne yükseltir.
Gök kapılarını ona açar ve izzet ve celalim hakkı için bir zaman sonra da olsa sana yardım edeceğim buyurur. İbn-i Mace bunu nakletmiş. Allah bizi öyle oruç tutan, öyle dua eden kullarından eylesin inşallah. Kıymetli dostlar, Allah'tan bir şey gelmezse inşallah biz perşembe günü de bu canlı yayınımızı devam ettireceğiz inşallah. Bunun için inşallah bunu yayınlayacağız kardeşlere, arkadaşlara. Cenab-ı Hak nasip ederse inşallah perşembe günü buradan kaldığımız yerden Rabbim müsaade ederse devam edeceğiz inşallah. Haklarınızı helal edin. Şimdi de inşallah sorularınıza geçiyorum. Cenab-ı Hak bizi hayırlısıyla sorularınızı cevaplandıran ve bizleri de, sizleri de, bizleri de Cenab-ı Hak'ın kabul edeceği ameller, kabul edeceği ibadetler ettirdiği kullarından eylesin inşallah.
Bu herhalde perşembeden kalmış bu soru. Cumanız mübarek olsun demiş çünkü. Ben Ali İkbal, bir sorun var. Ben Hanefi mezhebindenim, diş dolgum var. Namazda ve abdeste Maliki mezhebini mi tatbik etmem gerekir? Bazı arkadaşlar öyle dedi, yoksa abdest, namaz kabul değil diyorlar. Hiçbir şey taklit etmenize gerek yok. Hanefi mezhebinde de normal diş doldurmak da, diş kapatmak da caiz. O yüzden normal de işte abdeste şu mezhep, işte namazda bu mezhep diye uğraşmanıza gerek yok. Allah kabul etsin inşallah. Selamun Aleyküm, ben Mustafa Özbağ hocam ile konuşmak istiyorum.
Yardımcı olur musunuz? Allah sizden razı olsun. Buradayım, konuşan Mustafa Özbağ zaten. İnşallah yardımcı oluruz Allah'ın izinden inşallah. Selamun Aleyküm, Ümmet-i Muhammed'in selameti için itikafa girdim dört gün. Allah mübarek eylesin, Allah kabul etsin inşallah. Hayırlı akşamlar hocam. Merhabalar hocam, ben Denizli'den Elif Uçak. Hocam bir senedir evliyim, çocuğum olmuyor. Eşimin benimle, ailemle sorunları var. Ve ailemi bir senedir görmüyorum. Fakat eşimin ailesine saygıda kusur etmiyorum.
Onlar bize geliyor ama ben ailemi göremiyorum. Sizce bu evlilik hayırlı mı? Ben bir şeyde hayırlı mı değil mi diye soru devam ediyor. Sizin sözünüz benim için çok kıymetli hocam. Allah rızası için doğru olan ne benim için arafta gibiyim, ne yapacağımı şaşırdım. Annemi seçiyorum, eşimle kavga ediyoruz. Eşimi seçiyorum. Annemin kardeşleri beni arıyor. Annem mutsuz ağlıyor. Ne yapmalıyım hocam bilemiyorum artık. Annemin bana sürekli söylediği söz, senin o adamdan çocuğun olmayacak. Boşan demesi kafamı karıştırır. Hocam ne yapacağımı bilemez hale geldi. Şimdi çocuk meselesi, Cenab-ı Hakk'ın takdiri. Ona birisi olacak olmayacak. Bu noktada bir şey diyemez.
Bir de fiziki bir problem mi var, nasıl bir problem var onu bilemiyorum. O yüzden bir şey diyemem. Ama öbür türlü Hanefiler, evli bir kadın eğer ki aynı şehirdeyse kocası haftada bir anne ve babasının yanına gitmeye hak tanımışlar. Eğer aynı şehirde değillerse, yılda bir sefer de olsa normalde kadının kendi anne babasına gitmesi dini olarak hakkı. Yani böyle bir zamanda şimdi erkeklerin normalde eşlerine herhangi bir sebep yokken veya tufak tefek tartışmalardan dolayı hanımlarını götürüp de anne babalarına müsaade etmemeleri çok doğru bir ölçü değil. Hani bir kadın geldi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dedi ki, Ya Resulallah babam çok hasta ama eşim müsaade etmiyor gitmeme ne buyurursunuz dedi, kocana tabi ol dedi.
İkincisinde geldi çok ağır hasta dedi, belki de ölecek son nefesini verecek. Kocam yine müsaade etmiyor dedi, ne buyurursunuz kocana tabi ol dedi. Üçüncüsünde geldi tekrar dedi ki, Ya Resulallah babam öldü ama dedi, kocam bana müsaade etmedi dedi. Ona hani cenazesine de gitmeyen, son nefesinde de görmeyen. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve yanındakiler böyle bir ses duydular, büyük bir gürültü. Allah Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, yetmiş yıllık taş dedi, cehenneme yuvarlandı. Şimdi bir erkek eşini annesine babasına göndermiyorsa ona zulmetmiş olur. O yüzden nasıl bir erkeğin kendi annesine babasının evine gitmeye hakkı var ise ve gidiyorsa ve istediği zaman da evine kendi annesinin babasını davet ediyorsa, o zaman bir kız çocuğu da istediği zaman hani en azından haftada bir gün veyahut da işte değişik şehirlerde ise en az yılda bir sefer kendi annesine babasına gidip ziyaret etmesi makul olan, doğru olandır.
O yüzden arkadaşlar, biz erkekler olarak söylüyorum, eşlerimize zulmetmeyelim. Kadınlarına zulmeden bir toplum batmaya mahkumdur. Çocuklarına zulmeden bir toplum batmaya mahkumdur. Biz ne kadınlarımıza ne çocuklarımıza zulmetmeyelim. Bu acı bir şey, yani insan eşinden annesine babasına göndermemekle intikam alması kadar büyük cehalet olmaz. Annesine babasına mı gitmek istiyor? Müsaade et gitsin. Gitsin ya, orada mı kalmak istiyor? Temelli kalsın. Ne zorluyorsun ki? Kendine bak erkek olarak. Erkek olarak de ki ben nerede yanlışlık yaptığımda eşim benim yanımda mutlu değil, annesinin babasının yanında mutlu. Ben zulüm mü yapıyorum diye kendi kendimize soralım erkekler olarak.
Aynı şey kadınlar için de geçerli. Adam evde durmuyor. E sen ne yaptın? Kadın olarak sen evde eğer namütenay bir kadınlık gösterdiysen, adam aptal değil ya, salak değil ya, evde oturur. Evde sana hürmet eder. Bu işler üç aşağı beş yukarı böyle. Allah bizi affetsin. O yüzden biz bir kimsenin evliliğinin sonlanmasını istemeyiz. Evliliğinin sonlandırmasını da istemeyiz. Ama taraflar bu noktada, makul noktada, Kur'an ve sünnet tarihisinde en az hukuk tarihisinde bulunmaları lazım. Aynı şehirde ise, eşiniz Denizli'de ise haftada bir anne babanıza gitmeye hakkınız var. Eşiniz bunu kabul etmiyorsa, göndermiyorsa bu karar size ait. O zaman ne yapacağınıza dair.
Selamun Aleyküm. Ashab-ı Kehf 300 yıl uyutulup tekrar uyandırılmıştı ve sonra yine uyutuldu. Şimdi ise Mehdi Aleyhisselam yardımcıları olarak yine uyandırılacaklar. Ve bu sefer ruhları teslim alınacak. Peki onlar hep uyuduysa nasıl cennet ehli olabiliyorlar? Ameli salih yapmadan, bir mürşide bağlanmadan. Onlar daha önce ameli salih yapmışlardı zaten. Ameli salih yaptıkları için Cenab-ı Hak onları mükafatlandırdı. Onları tekrar ne yapacak? Ümmet-i Muhammed olarak onların nefeslerini alacak. Ve onlar Mehdi Aleyhisselam hizmet edecekler. Onun yanında bulunacaklar. Bu uyutuldu. Normalde bugünkü manada anlatılan şey o. Uyutulma yok aslında. Ama biz onu normalde uyutuldu olarak tefsir etmişler.
O günün insanları öyle anlamışlar çünkü. Öyle anlatmışlar. O günkü idrak noktasında. Uyutulma yok. Vücudu bir kimsenin uyuyabilir. O yüzden uyutulma yok orada. Selamun Aleyküm zamanında her şu olay gerçekleştiğinde dört rekat namaz kılacağım demiştim. Kılmamaya başladım. Kılmadığım için günah alır mıyım? Evet. Çünkü nezir olmuş oluyor. Şu iş olursa ben namaz kılacağım der de bir kimse namazını kılmazsa. Nezrini yerine getirmemiş oluyor. Selamun Aleyküm. Benim kocam sürekli mesajlarıma bakıyor. Bana güvendiğini de söylüyor. Ama ben bu durumdan rahatsız oluyorum. Şu an sizi izliyoruz. Birlikte bu konuda ne tavsiye edersiniz? Benim bana böyle sorduklarında ben her zaman şunu söylerim.
Bir kadının ve bir erkeğin birbirlerinin telefonlarına bakması, telefonlarını izlemesi, işte mesajlarına yok işte Whatsapp mesajlarına bakması hiç hoş bir şey değil. Hiç hoş bir şey değil. Ben biraz bu konuda insanlardan farklı düşünüyorum herhalde. Biraz da farklı görüyorum herhalde. O yüzden asla ve asla bir erkek içinde, bir kadın içerisinde gerçekten ve gerçekten de ben çok etik bir hareket olarak görmüyorum bunu.
Elime bile almam. Ben bir bir aşkasının telefonunu elime bile almam. Velev ki bu çocuğumun dayı olsa. Almam kolay kolay. Bakmam. Bu çok etik dışı bir şey. Bir kimsenin telefonunu kurcalamak, bir kimsenin cebini kurcalamak, bir kimsenin özel eşyalarını kurcalamak, bir kimsenin özelini kurcalamak kadar bence çok özür dilerim. Alçaltıcı bir şey yok. Benim nazarımla. Alçaltıcı bir şey. Taraflar birbirine doğru olmalı. Real olmalı. Bir şey öğrenecekse, sormalı ona. Eğer o kimsenin özeli değilse, şahsini ilgilendirmiyorsa, araştırmamalı. Siz birbirlerinizi araştırmayınız. Birbirlerinizin eksiğini, noksanını araştırmayınız. Suizanın fazlası size haram kılındı.
Bu meseleyle alakalı, erkeklere de söylüyorum, kadınlara da söylüyorum. Sen kadın veya erkek, eşler birbirinden normaldi, şüphe mi etti? Şüpheyle yaşamasın kardeşim. Otursun, konuşsun. şüphesini izale edemedi mi? Boşansın. Ne yapma aşağılıkça bir iş yapıp da, kadının telefonunu karıştıracak, erkeğin telefonunu karıştıracak, çocuk annesinin babasının telefonunu karıştıracak. Cehalet, aşağılık bir şey. Allah muhafaza eylesin. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e getir, hiç kimsenin özelini araştırmayın dedi. Bakın bir kimsenin, siz kapısından içeri dahi bakamazsınız. Bir kimsenin penceresinden içeri bakamazsınız. O kimsenin özel hayatıdır. Siz karşı daireyi, yani bazı daireler var ya karşılıklı, karşı dairenin kapısını gözetleyemezsiniz siz.
Kim geliyor, kim gidiyor diye bakamazsınız. Kim giriyor, kim çıkıyor diye bakamazsınız. Size ne kardeşim ya? Öyle bir insanlar, öyle bir noktaya geldi ki, çok özür dilerim, rötgenci oldu herkes. Yani kaç kişi misafir geldi, onu sayıyor birbirine ya. Adam kaçta geldi, kaçta gitti, onu takip ediyor. Kadın kaçta geldi, kaçta gitti, onu takip ediyor. Apartmanda insanlar, arkadaşlar, kıymetli dostlar, insanların özel hayatları kellerine aittir. Sen bir yere misafirliğe mi gittin? Evet. Üç sefer vurursun kapıya, tak tak tak. Yok orada, bekleme kardeşim, yürü git. Belki de orada mahrem bir kimse çıkacak, sakladığı bir kimse çıkacak, gizlediği bir kimse çıkacak, kimsenin görmesini istemediği bir kimse çıkacak.
Hırsız, kendi evine dahi, hırsız gibi girmeyin izleyen adı şerifte. Evine girerken sen haber ver. Evine giderken. Erkekler, eve giderken haber vereceksiniz. Çocuğunuza haber verin, eşinize haber verin. Ben geliyorum, eve bir şey lazım mı? Ben geliyorum, annenize söyleyin, bir şey lazım mı? Ben geliyorum. Evin adamı geliyor ya, haber verecek. Kadın kendisini derleyip toparlayacaksa, derleyip toparlayacak. Çocuklar kendilerini derleyip toparlayacaksa, derleyip toparlayacak. Eğer adama saygıları var ise, eğer adama saygıları var ise, adama saygıları yoksa, adam kendine bakacak. Ben bu saygısızlığı neden hak ettim diye. Daha da olmadı. Diyecek ki, bu evde ben saygı duymuyorum.
Bu evde ben saygı da görmüyorum. Ben de bunu hak etmiyorum. Demek ki beni istemiyorlar bu evde, diyecek. Selamun Aleyküm, diyecek. Birkaç adım geri çekilecek. Yapacak bir şey yok. Kavga edecek değil ya. Dövüşecek değil ya. Tartışacak değil ya. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, hiç kimse, kimsenin, hiç kimse, kimsenin, özel hayatını irdelemesin. Özel hayatını incelemesin. Özel hayatına bakmasın. Eşinden şüphen mi var kardeşim? Erkeksin. Şüphen mi var kadından? Şüphen var. Otur, konuş. Ben senden şüpheleniyorum. benim şüphelerimi gider. Benim şüphelerimi gideremiyorsa, boşa kardeşim. Allah Allah. Ne şey yapıyorsun ki? Aynı şey kadınlar için de geçerli. Allah bizi affetsin inşallah.
Geceniz mübarek olsun. Bu herhalde Almanya'dan galiba. Altı cihette sevmeyi nasıl anlayabiliriz? Normalde, hani bir kim, altı cihette dediği, ön, arka, sağ, sol, üst ve alt. O yüzden, sufiler altı cihette dediği, her yönde. her yönde sevmek, her an insanın sevdiğini, aklından çıkarmamak, kalbinden çıkarmamak, gözünden hiçbir zaman sevdiğinin çıkmaması, kulağından hiçbir zaman ayrılmaması, her duyuş sevgilinden, sevdiğinden, her gördüğün sevdiğin, her ne tarafa yönelirsen yönel, ne tarafa bakarsan bak sevdiğin, yani altı cihetten sevmek, kısacası o.
Allah bizi öyle sevenlerden eylesin inşallah. Derslerimiz değişti mi, yoksa olan derslerimize devam edelim mi? Kıymetli dostlar, normalde şimdi, bayanlarla alakalı, veya erkeklerle, bayanlarla alakalı, derslerde bir sıkıntı oldu. Sıkıntı şu, bayanlar muayyen zamanlarında, ihlasları okuyamıyorlar. O yüzden, bayan kardeşleri, genelde böyle derslerine devam edebilsinler diye, o yüzden derslerde bir değişiklik yaptık. Erkekler de normalde, onları da değiştirdik. Geçen sohbette de oldu. Şimdi böyle, iki ders olmasın diye, bu özel, normalde derslerini böyle, değiştirmediğim var. Onlar hariç, herkes bu değişen son dersleri çekmeye gayret etsin inşallah.
Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. 17 yaşındaki kuzenime, bir ay önce kanser teşhisi konuldu. Annesi babası, virüsten dolayı, bir aydır ücretsiz izindeler. Kuzenime fitre düşer mi? Ben yarım, versem fitneyi, fitreyi olur mu? Olur. Kuzenine fitre düşer. O yüzden, kuzenine fitre de verebilirsin. Zekat da verebilirsin. Fidye de verebilirsin. İki evi olup da, borcu olanlara fitre, zekat düşer mi? İkinci soru. Normalde bir kimsenin beş tane evi olsa, ve borcu olsa, borcu hükmünde olduğundan, ona da zekat düşer. Yani ona zekat verilebilir. Soru 3. Okuyan çocuklara fitre düşer mi? Annesinin, babasının maaşı olmasına rağmen. Eğer annesinin, babasının, kenarda nisap miktarı kadar malı yoksa, veyahut da olsa dahi, çocuk ayrı bir bireydir, okuyorsa, ona ayrı etten, zekat ve fitre verilebilir.
Selamun Aleyküm. Sizden dersli olan bir aile, birinin aracılığıyla, bazı sıkıntıların geçmesi, ve hayır kapıları açılması için, bin ya latif, 3 gün, ve salat-ı fatih diye bir, salavatı günde 100 defa çektiklerini söylediler. İntisaplı olan için, bu uygulama doğru mudur? Bizi bilgilendirir misiniz? Allah razı olsun demiş. Yunak'tan bunu söylemişler. Kıymetli dostlar, biz, bizden derste olan kardeşlerin, derslerin haricinde, bir şey çekmemelerini, çekerlerse bundan sorumlu olmadığımızı, veyahut da, hadislerde sabit olan, hadislerde sabit olan, zikirleri yapabileceklerini, bir tek onlara müsaade ederiz, başka bir şeye müsaade etmeyiz. Bir kimse çeker, bizi ilgilendirmez.
Bu noktada biz, manevi bir sorumluluk, almayız. Biz tekrar söylüyorum, bizden derste olan kardeşler, bizim verdiğimiz dersleri çekerler. Bir, isterse 3 sefer, 5 sefer, 10 sefer, 20 sefer, 100 sefer çeksinler. İki, hadis-i şehrilerde, belli olan, virtleri çekebilirler. Bunun haricinde, çektiklerinden, manevi olarak, sorunlu değiliz. Ha bir şey oldu, bir sıkıntı yaşadılar. Bu bizim problemimiz olmaz. Hakkınızı helal edin. Selamun Aleyküm. Benim sorum, günlük derslerle ilgili. Daha önce, bayanların tamamının, yeni dersi çekmelerini. Evet. Bayanların tamamı, yeni dersi çekecekler. Bayanların tamamının, yeni derslerini çekmelerini söyledim. İçinden, normalde, benim, ayırıştırdıklarım var.
Bunlar hariç. Veyahut da, işte, özel esma verdiklerim var. Bunlar hariç. Öbür türlü bütün bayan kardeşler, bu yeni dersi çekecekler. Erkekler de, normalde, bir ara, derslerde söylemiştim, kendisine, eski ders, zor gelenlerin değiştirdiydim. O zaman için, değiştirmeyenler, eski derslerine devam edecekler. Öbür günler de, zaten yeni kimselere, yeni dersleri veriyoruz. Onlar devam edecekler. Bir de, tekrar söylerim, kendilerine özel, virt verdiklerim var. O virtlerini, devam ettirecekler zaten. Ne virt verdiyse. Selamun Aleyküm, geçen sohbetinizde, herkes yeni günlük, virdini çeksin demiştiniz. Benim dersim, 33, 33 olduğundan sorduydum.
Ben de yeni günlük, virdine devam edeyim demiş. Ben seni tanıyamıyorum şimdi. Tanımadığım için, adını, soyadını yazarsan, kıymetli kardeşler, burada, bu telefonda, hiç kimsenin, adı, soyadı yok. Hiç kimseyi tanımıyoruz. O yüzden, gelen soruların, kim tarafından sorulduğunu da bilmiyoruz. Ad, soyad söylerlerse, ben ad, soyadlarını okuyorum. Ad, soyad söylemezlerse, ben okumuyorum. Genelde de, gelen soruların, hepsini okumaya gayret ediyorum. Çok uzun rüya yazanlar var. Derviş kardeşlere söylüyorum, rüya yazmayın. Diğer dinleyenler, rüya yazıyorlar. Onları zaten normalde, bilmediklerinden dolayı, veya da, rüyalarında gördüklerinden dolayı, onları yorumlamaya çalışıyorum.
Ama diğer kardeşler, lütfen rüya yazmasınlar. Hakkınızı helal ettim. Selamun Aleyküm. Hocam nasılsınız? Allah razı olsun, hamdolsun, iyiyiz. Teşekkür ediyoruz. Sizlerle beraberiz, sizlerle konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Allah'a da hamd ediyoruz. Selamun Aleyküm. Ömrünüz sağlıklı ve bereketli olsun inşallah. Rabbim nur-u feyüzatınız üzerinize satsın inşallah. Mesnevi 7046 beytte bir Allah adamının yeni bir nebi veya velinin kalbi incinmeyince, Allah hiçbir kavmini rüsva etmemiştir. Sufiler de hor görülmesini eklersek bunu nasıl anlamalıyız? Teşekkür ederim. Bu normalde kim Allah'ın dostlarına savaş açarsa, Allah da onlara savaş açar diye hadisi kutsi var.
O yüzden eğer bir beldede, bir bölgede bir insanlar, peygamberlere savaş açıyorsa, nebilere savaş açıyorsa, Allah dostlarına, velilere savaş açıyorlarsa, orayı, o kavmi Cenab-ı Hak rüsva ediyor. O kavmi bu noktada sıkıntıya sokuyor. Rabbim inşallah ümmet-i Muhammed'i bundan korusun. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin inşallah. 115 gram altınımız var. Fakat 14 ayar oldukları için nisab miktarının altında kalıyor. Bu durumda zekat vermek gerekir mi? Bildiğim kadarıyla gerekmiyor. Selamun Aleyküm. Egzama rahatsızlığım sürekli tekrarlıyor. Bu sebeple yine ellerimi kullanamaz hale geldim. Küçük bir bebeğim var. Emziriyorum, ilaç vs. kullanamıyorum.
Dualarınıza talibim. Bir öneriniz olursa şimdiden teşekkür ederim. Çörek otu sabah akşam bu noktada devam edebilirsin muhakkak. Ama aç karnına ama tok karnına. Eğer külon fazlaysa aç karnına devam edebilirsin. Yok külon fazla değilse tok karnına devam edebilirsin. Ölüm hariç her derde şifadır demiş. Çörek otu yağı kullanabilirsin. Zeytinyağı kullanabilirsin egzama'ya karşı. O yüzden egzama ile alakalı daha birkaç şey biliyordum ama şu anda hatırıma gelmedi. Bir iki şey daha sürülüyor. Onlara da iyi geliyor. Onları eğer tespit edebilirsem not alayım. Salim not alıver bir yere. Egzama ile alakalı. Bir dahaki perşembe veya ne zaman derste olursa onu söyleyelim inşallah.
Hayırlı akşamlar. Namaz sonunda selam kime veriyoruz? Sağımızdaki meleklerle solumuzdaki meleklere selam veriyoruz. Kısaca. Efendim sağlık çalışanıyım. Gün içerisinde insanların kaba ve cahilane davranışlarıyla karşılaşıyorum. Nasıl davranmalıyım? Teşekkür ederim. Ne yazık ki bu büyük bir sıkıntı, büyük bir problem. Ne yazık ki ülkemiz bu noktada gerçekten kaba ve cahil davranıyorlar. Böyle davranan kimseler var. Öyle söyleyeyim. Hele bu zamanlarda, bu zamanlarda böyle sağlık çalışanları, canhıraş, ön cephede mücadele ederlerken onlara kaba ve cahil davranmak gerçekten ve gerçekten insanlıktan nasibini almamış diyeceğim artık onları.
Yani sağlık çalışanlarına veyahut da herhangi bir kim olursa olsun bir kimseye kaba ve cahilane davranmak insanlık dışı bir şey. Allah muhafaza eylesin. Ama ne yazık ki toplumumuzda bunlar var. Rabbim onları eksilsin inşallah. Terbiye etsin onları. Merhaba üstadım. Gıybeti anlatır mısınız? Rica etsek bu konuda çok kolay hatalar ediyoruz. Şöyle düşünün, bir kimsenin arkasından konuşuyorsunuz, konuştuğunuz her şey doğru ama gıybet alıyor. Bakın konuştuğunuz her şey doğru ama. Ama o kimsenin hoşuna gitmiyor bu. Hoşuna gitmeyen bir şey söylüyorsunuz. Ne kadar doğru olursa olsun eğer onun hoşuna gitmeyen bir şeyse bu gıybet alıyor. Eğer onun arkasından konuştuğunuz şey onda normalde yok ise bu daha büyük günah, bu da iftira alıyor.
Allah muhafaza eylesin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında iki kadın oruç tutmuşlardı. İki kadın oruç tuttuklarında böyle işte bu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haberi oldu. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onlara bir tas gönderdi. Onlar oruç tuttu dedilince o dedi ki onlar yedi işte. Ne oruç tutması? Onlara o tası getirdiler. Dediler ki siz oruç tutmamışsınız, yiyip içmişsiniz. Yiyip içtiklerinizi buraya kusacakmışsınız dediler. Ve o iki kadın tası doldurdular kan ve et parçasıyla. Gıybetten dolayı. Hani Hazreti Aişe annemiz bir kadından için demişti. Yani bir kadın gelmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bir şey danışacaktı.
Allah Resulüne dedi ki hani o boyu kısa kadın var ya dedi. Ona dedi ki gıybet ettin ya Aişe. Kus. Kan kustu Hazreti Aişe annemiz. O yüzden bir kimse doğru ama bakın söylediğiniz şey. Yani o kimse örneğin içki içti. Ama o içkisini saklıyor. İçki içmesini saklıyor. Yapmış olduğu hatayı saklıyor. Yapmış olduğu günahı saklıyor. Bunu böyle eşkari herkese anlatmıyor. Siz onun eğer ki o hatasını o kusurunu onun arkasından söylerseniz gıybet ettiniz. İçmedi. İçiyor dediniz. İftira ettiniz. Bununla kalsa iyi bu iş. Burada dursa iyi. Ya mahşer kuruldu. Hesaba kitaba çekildi herkes.
Hesaba kitaba çekildiğinde o gıybet ettiğiniz kimseye ne kadar gıybet ettiyseniz karşılığında sizin sevabınız alınacak. Ona verilecek. Allah bizi affetsin. Aktif sağlık çalışanları bu dönemde oruç tutmayıp kaza edebilirler mi? Edebilirler. Çünkü çok ağır bir şekilde çalışıyorlar. Ağır bir şekilde çalıştıkları için sonra kaza edebilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Anneannem rahmetli olduğu gün mezarı başında zikrullah yaptık. Onu zeytin bahçesi içinde huzurlu ve mutlu gördüm. Annem dersi değil mutlu olsun istedim.
Ama bunu anneme anlatmam edebe uygun olur mu? Bu konularda edeb usul yol nedir? Genelde biz bunları anlatmayız. Ama annenize bir mutluluk olsun, hoşluk olsun anlatabilirsiniz. Hayırlı akşamlar.
Bizleri ayırdığınız vakitler için teşekkür ederim. Size iki sorum vardı. Bir, komşu şufaya en çok hak sahibi olanıdır. Hadis-i şerifindeki şufa ne demektir? Tam anlayamadım. Açıklayabilir misiniz? Şufa şu. Bildiğim kadarıyla. Bir tarlanız var. O tarlanızı satmak istiyorsunuz. Önce komşunuza teklif edeceksiniz. Bir daireniz var. Onu satmak istiyorsunuz. Önce komşunuza teklif edeceksiniz. Alt katınızız, alt kattasınız siz. Satacaksınız. Önce üst kata, onun altındaki. Etrafınıza teklif edeceksiniz. Şufa hakkı şu. Birinci derecede şufa hakkı komşu aittir dediği bu. Tarla, bahçe, ev, dükkan. Her ne satıyorsanız önce komşuya yakışır.
Çünkü ona teklif edeceksiniz. Bu. Bunu İslam hukuku çok önemsemiş. Şufa hakkını. Hatta bu konuyla alakalı mesela satışı bozma noktasına kadar götürülen şeyler var. Bu İslam hukukunda. Çünkü kaça satıyorsun? Beş liraya. Komşu diyor ki ben beş liraya alırım. Komşu ben beş liraya alıyorum diyorsa birinci derecede hak komşuya ayet. Abdullah bin Mesut Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin nebiz içerken gördüm. Onu içerken gördüğüm için ben de içiyorum diye bir hadis naklediyor. Nebiz nedir diye arattığımda ise sarhoşluk verici madde olarak çıktı karşıma. Size sormak istedim nebiz nedir? Şıra, şıra. İçtiğin şıraydı. Hurma şırası, üzüm şırası gibi.
O yüzden şıra içmeyi, onun normalde Arapçadaki bazen karşılığı nebiz bazı karşılığı şurup gibi. O yüzden biz de şıra içmeyi kendimizce hak görürüz. İmam Azam Hazretleri de bu noktada bunu caizdir demiş. O yüzden hani Bursa'da meşhurdur kebabın yanında şıra verirler, üzüm şırası. O yüzden bunda bir sıkıntı yok. Bildiğiniz üzüm suyu. Bizim ben İzmir Bayındırlıyım, bizim orada da normalde koruk suyu yaparlar. Böyle bizim orada yaza girerken daha tam girmezden yediveren üzümler olur. Onun biz olmamış olanı korunu toplarlar, sıkarlar, koruk suyu yaparlar. Bu da onun gibi bir şey. Özür dileyerek bir soru daha eklemek istiyorum. Üçüncü, ok ile avlanmayı anlatan bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki, Ava attığın zaman okun ortası ava isabet ederse onu yeme.
Bu hadisi anlayamadık. Açıklarsanız sevinirim. Okun ortası dediği, normalde okun sivri ucu değil. Okun böyle ok diklemesine geldi, yandan vurdu, öldü hayvan. Ok girmediği için normalde o yenmez. Eczema ile alakalı Ankara sohbetinde sarı kantron yağının da iyi geldiğini belirtmişiz. Evet. Eczema ile alakalı sarı kantron yağı da iyi geliyormuş. Kur'an-ı Kerim'in mealini okumakta hatim yerine geçer mi? Selamun aleyküm, geceniz hayır olsun. Geçmez. Normal Kur'an-ı Kerim'i okuyacaksınız. Öğrenecekseniz Kur'an-ı Kerim'i okumayı. Kur'an-ı Kerim okumayı öğreneceksiniz. Mealini de okuyalım. Muhakkak okuyalım mealini.
Ama hatim ise Kur'an-ı Kerim'in okumasını öğreneceğiz. İnşallah. Evin beyi eşinin fitresini vermek zorunda mıdır? Eğer bey zekat verecek noktadaysa o zaman fitresini verir. Ama bey zekat verecek noktada değilse evde kim zekat veriyorsa mesela bayan zekat veriyorsa bayan kendi fitresini verir. Bu kadar. Mehir borcu olan bir erkeğe zekat döşer mi? Buradaki ölçü nedir? Normalde bir kimsenin mehir borcu var ise tabi normal makul malından o borcu düşecek. Ondan sonra zekat ödeyecek. Kadınlar adetliyken meal okuyabilirler mi? Evet.
Ama sadece meal olması lazım onun. Yan tarafında Kur'an ayetlerinin olmaması lazım. Selamünaleyküm. Ramazan ayında evde daha verimli olmak için neler yapabiliriz? Bol bol tövbe edin. Allah'ı zikredin. Kur'an-ı Kerim bilenler Kur'an-ı Kerim okusunlar. Bilmeyenler öğrensinler. Hatmedin. Tasadduk edin. İnşallah Ramazan'ı dolu dolu geçerim. Eşim oruçluyken genelde çok sinirli oluyor. Bu Ramazan karantinadan dolayı sürekli evde olacak. Bu duruma karşı nasıl tedbir alabilirim? Normalde olmazsa eşinin ağzını bantla. Bir kimsenin oruçlu olması ve çok sinirli olması oruç onu sükunete erdirmesi lazım. Oruç tutan çok sinirli oluyorsa nefsini oydu o zaman. Allah'ı bol bol zikretsin.
O kelime-i tevhide devam etsin. Sinirlilik yapmasın orta yere. Gelmeyeyim sonra oraya. Selamun Aleyküm. Sen aşıklığını kirlettin. Sen duygularını kirlettin. Bu tarz bir yazınızı okudum. Aşıklığı kirletmek nasıl olur? İşlediğimiz günahlar, günah kebailer aşıklığı kirletmeye girer mi? O zaten. Bunun genel manadaki durumu bir kimsenin farzları yerine getirmemesi ve günah kebaileri işlemesi.
Bu en büyük aşıklığın kirlenmesi bu. Hem sufiyiz diyeceğiz. Hem dervişiz diyeceğiz. Hem dervişlik ve sufilik yolundayız diyeceğiz. Hem Allah'a aşıklık yolundayız diyeceğiz. Hem de en büyük günah kebaileri işleyeceğiz. En büyük suçları işleyeceğiz. En büyük hataları ve yanlışlıkları yapacağız. Bu aşıklığı kirletmek değil mi? Hem diyeceğiz ki eşimize biz sana aşığız. Hem de kalkacağız ona karşı en büyük küfürleri yapacağız. En büyük hakaretleri yapacağız. En büyük yanlışlıkları yapacağız. Ve aşıklıktan dem vuracağız bir de. Hem diyeceğiz ki bunu normalde kendilerini sevgili gören. Ama ne yazık ki sevgili olmaktan uzak heva ve hevesine uyan kimselere söylüyorum.
Hem diyeceksiniz ki ben bu erkeğe aşığım. Ben bu kadına aşığım. Özür dilerim. Hem de sadakat ehli olmayacaksınız. Her türlü her şeyi yapacaksınız. Bunları aşıklığı kirletmek değil mi? Hem bir üstada gideceksiniz. Bir mürşide bağlanacaksınız. Diyeceksiniz ki biz aşıklık yoluna gireceğiz. Hem de onun söylediklerinin hiçbirisini yerine getirmeyeceksiniz. Veyahut da gücünüzün yettiği halde yapabilir olduğunuz halde onun dediklerini yapmayacaksınız. Bu aşıklığı kirletmek değil de ne? Allah bizi muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm evde kaldığımız bu zamanlarda gündüz kuşağı programları ve akşam verilen yarışmaları Esra Erol Survivor gibi. İzlemek ne kadar doğru acaba?
Allah muhafaza eylesin. Bu kadınlar zaten bu tip bu Esra Erol'du. Ne bileyim daha herhalde birkaç tane daha var. Bunlardan başını kurtulsa ülke kurtulacak zaten. Şu soru var ya orada izlemekten insanlar kurtulsa ülke kurtulacak ya. Allah bizi iyi eylesin. Böyle normalde insanlar izleyeceklerse yani televizyon izleyeceklerse izlemiş olmak için izlemesinler. Kitap okuyabilirler, hadis okuyabilirler, Allah'ı zikredebilirler. Evde dururken çocuklarına faydalı bir şey öğretebilirler. Çocuklar faydalı bir şey öğrenebilirler. Mesela bu dönemde çocuklar işte tabletlerde, bilgisayarlarda, işte telefonlarda oyuna daldılar. Derslerine bakmadılar, etraflarına bakmadılar. Gömüldü bütün herkes.
Bunlara gömüldü. Acı tarafı bu. Allah bizi affetsin, iyi etsin inşallah. Hamileyim, namaz kılarken zorlandığım için oturarak kılıyorum. Ama normal beyanların oturuşuyla oturunca da bacaklarım daha ağır oluyor. Bağdaş kurarak oturmak edepsizlik olur mu? Bağdaş kurabilirsin ama ayaklarını uzataraktan bir dene. Eğer ayaklarını uzataraktan kılabiliyorsan kal. Selamünaleyküm günümüze kadar gelen önemli zatların eserlerini, divanlarını okuyoruz. Çok büyük bir mutluluk. Şimdi böyle bir divan yazan var mı bilmiyorum. Aman divan yazmak isterdim. Bu mümkün mü? Bunun için neler yapmam gerekir? Normalde muhakkak çok harika bir şey olurdu. Ama böyle bir divan yazmak gerçekten herkesin işi değil.
Ama yazılabilir. Buna söyleyecek bir lafım yok. Hayır ve şer Allah'tan diyoruz. Buradaki şerrin nasıl bir şer olduğunu nasıl içselleştirmeliyiz? Normalde bize bir şey geliyorsa, mesela insanlar kendilerinin nefislerinin hoşuna gitmeyecek, nefislerinin tadını bozacak bir şeyi şer olarak görüyorlar. Bu tabi o kimsenin kendi görüşüyle alakalı. Sufiler başa gelen her şeyi lütuf olarak görürler. Lütuf olarak görürsen mesele bitmiş oluyor zaten. İradenin teslimiyetinin hakikatini nasıl içselleştiririz? Biz Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışalım. İmamların iştahatlarına sımsıkı yapışalım. O zaman irade bizim teslim olmuş olur. Rüyada görülen bulut nasıl tevhil edilir?
Muhakkak öyle tevhil edenler vardır. Ama ben rüyada bulut nasıl tevhil edilir denildiğinde tevhil edemiyorum. Hakkınızı helal edin. İnternette Ramazan ayının ilk günü Cuma gününe denk gelirse Cuma saatine doğru gökten bir ses geleceği ve insanları kör ve sağır edeceği yazıyor. Bundan kurtulmanın tek yöntemini secde etmek ve Subuhan el Kuddüs, Subuhan el Kuddüs, Rabben el Kuddüs denilmesi gerektiğini söyleniyor.
Ve bundan sonra Mehdi'nin geleceği söyleniyor. Konu hakkında düşünceleriniz nelerdir? Sami, Yusuf, Baran, Semazen. Hiçbir bendeki muteber hadis kitaplarında Ramazan'dan önce böyle bir şey olacağına dair bir rivayet okumadım. Bu Ramazan'ın ilk günü Cuma'ya gelmesi yeni değil. 1400 yıldan beri kim bilir kaç sefer Ramazan'ın ilk günü Cuma'ya denk geldi. Yani normalde işte 10'ar gün attığına göre işte herhalde 50 senede bir geliyor demek aynı güne. 10'ar gün attığına göre normalde 365, 30 senede bir geliyor. 31, 32 senede bir geliyor. 30 senede bir demek ki Ramazan kim bilir. Hani en kötü şartlarla 30 senede kim bilir bu zaman içerisinde kaç senede bir Cuma'ya denk gelecek Ramazan'ın bir günü.
Yani çok uzun bir zaman değil. O yüzden bundan bu rivayetlere çok katılmıyorum. Çünkü hiçbir bendeki hadis kitaplarının hiçbirinde böyle bir şey okumadım. Çünkü oruçla alakalı bilgiler yeni, oruç sohbeti hazırladığım için oruçla alakalı kütübü siddeden tutun da rudaneye kadar bütün hadisleri elden geçirdim desem yeri var. O yüzden böyle bir hadisle karşılaşmadım. Olmuş olabilir, bizim gözümüzden kaçmış olabilir. Çok itibar edilecek bir şey değil. Zaten en büyük sıkıntı bu. Hadis olmayan, muteber hadis kitaplarında geçmeyen bu tip şeyler hadismiş gibi yayınlıyorlar. Elden ele. Sonra mesela işte Ramazan, Cuma gelecek şimdi. Cuma günü böyle bir şey olmayınca insanlar hadislerin üzerinde bak işte gördünüz mü hadisler doğru değil.
İşte bak ondan sonra sahte hadisler var deyip sokağa dökülecek insanlar, yazıya dökülecek. Sıkıntı bu. Arkadaşlar hadis paylaşacaksa insanlar kütübü siddeden alıntı yapsın. Buhari, Müslüm, Tirmizi, İbn-i Maci, Ebu Davud, Tabarani, Hakim, İmam-ı Hanbel bunlardan hadis paylaşsın. Yani Beyhaki örneğin bunlardan hadis paylaşsın. Darimi bunlardan hadis paylaşsın. Yani kaldı ki hadislerin içerisinde en sahih olanları, muteber olanları kütübü siddedir. Altı hadis kitabının altı hadis kitabıdır. Bu da İmam Buhari'nin, Müslüm'ün, Tirmizi'nin, İbn-i Maci, Ebu Davud, İmam-ı Hanbel bunlardır. Normalde biz bunlara bakalım. Yani bunlardan biz hadislere itibar edersek, burada hadislere itibar edersek bize yeter.
Bakın bize yeter. Günlük dinini yaşamaya çalışan bir Müslüman için bu altı hadis kitabındaki hadisler o kimseye yeter. Siz bir fetva vermeyeceksiniz. Siz bir konunun herhangi bir hukuki yönüne bakmayacaksınız. Siz bu noktada bundan sorunlu değilsiniz zaten. Bundan sorunlu olan kim? İşte bir sohbet eden bir alim, sohbet eden bir şeyefendi. Bunlar da tam olarak sorunlu değil. Sebep? Yani sohbet eden bir alim illaki hadislerin hangisi mevzu, hangisi sahih, hangisi değil. Bunları bilmek zorunda değil ki. Örneğin Mustafa Özbağ bunları bilmek zorunda değil. Neden değil? Benim ilim dalım bu değil. Ben hangi hadis sahih, hangi hadis sahih değil. Benim ilim dalım değil ki.
Ben Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İbni Maci, İmam-ı Hanbel geçiyorsa orada, Tabarani, Hakim, buralarda geçiyorsa benim için o hadis sahihtir, mübarektir. Ben alırım onunla amel ederim. Ben hadis halimi değilim ki. Hadis hafızı da değilim. O hadislerin sahih mi olup olmadığını, onlarla amel edilip edilmeyeceğini, benim araştırmak, soruşturmak benim işim değil ki. Herkes işini yapsın. Örnek diyorum, ben sufi olmaya çalışan bir insanım. Sufi olmaya çalışan bir insan, sufilik yolunda yürümeye çalışan bir kimse. Yani bu hadis sahih mi değil mi? Hadis kitaplarında, söylediğim muteber hadis kitaplarında, geçen bir hadisin üzerinde yoğunlaşmasına gerek yok. Veyahut da sufilik yolunda giden bir kimse, örneğin işte ben neyim?
Ben Hanefi'yim kardeşim. Hanefi mezhebine göre davranıyorum. Benim için El Hidaye burada mı? Burada. Ben El Hidaye'ye bakarım. Kuduri'ye bakarım. Dürer Gurel'e bakarım. Örneğin, yani birisine cevap vereceksem, bunlara bakar. İbn-i Abidin'e bakarım. Fetevay-i Hindiye'ye bakarım. Bunlardan cevap veririm ben o kimseye. Ben eğer oralarda bulamıyorsam, o zaman hadis ararım kendimce. O konuyu araştırmaya çalışırım. Bir kardeşimiz bu noktada bir problemini halledebilir miyiz diye. Çözümleyebilir miyiz diye. Ben fıkıhçı da değilim. Ben hadisci de değilim. Ben tefsirci de değilim. Ben şimdi desem ki tefsirde ahkam keseceğim. Doğru değil. Ben desem ki hadiste ahkam keseceğim. Doğru değil. Ben desem ki fıkıhta ahkam keseceğim.
Doğru değil. Ben desem ki akayette ahkam keseceğim. Doğru değil. Ama sufilik noktasında bildiğimin alimiyim, bilmediğimin talibiyim. Bu ayrı bir mesele. Bakın, sufilik noktası. Derlerse ki, işte sufilik, dervişlik, tarikat, işte bu işin batın tarafı, zahir tarafı. Eyvallah. Gelsin kimle görüşmek, konuşmamız gerekiyorsa. Oturalım, görüşelim, konuşalım. Neden? Yani, o konuda, evet, ben derim ki bu konuda kendime de, etrafıma da, çevreme de yetebilecek noktadayım derim. Ama öbür türlü, işte fıkıhta, hadisti, tefsirde okurum sadece. Faydalanırım, amel etmeye çalışırım. Ama o konunun alimi değilim. O konunun bilir kişisi değilim. Türkiye'de ve İslam dünyasında en büyük problem bu.
Herkes her şeyin bilir kişisi. Herkes her şeyi çok biliyor. Bıktım artık bu çok bilenlerde. Yemin ediyorum bıktım. Yani otuz üç yıllık İslam hayatım boyunca ne çektiysek, ne çekiyorsak, bu herkesin her şeyi çok bilmesinden çekiyorsun. Sohbetin başında dedim ya, adam ne mezunu, sosyoloji mezunu. Ne öğretim üyesi, sosyoloji öğretim üyesi. Adam bir kavanoz, devesi diye aldı, televizyona çıktı. Sanki hadis alimi, sanki hadis hafızı, sanki bu konuda doktora yaptı, bu konuda eğitim gördü. Yani diyanette o kadar hadis profesörü varken, üniversitelerde o kadar hadis profesörü varken, bir sosyoloğun çıkıp da hadisler üzerinde konuşması kadar alçaltıcı bir şey yok.
Veyahut da diyanette, veyahut da ilahiyatta o kadar tefsir hocaları varken, tefsir profesörleri varken, bazı kimselerin çıkıp, televizyon televizyon dolaşıp, tefsirden bahsetmeleri kadar alçaltıcı bir şey olamaz. Bu son dönemde de koronacılar çıktı şimdi. Ya bütün herkes koronacı. Adam güvenlik uzmanı, o da koronacı. Ya adam normalde şey, anketçi, o da koronacı oldu. Yoldan geçen koronacı oldu. En sonunda ben de Abuzer'i yaptım koronacı olarak. Abuzer'e dedim, Abuzer gel, herkes koronacı olmuş, sen de koronacı olmuyorsun dedim. Koronayla alakalı görüşlerini sen de ser, dedin. Sebep, önümüze gelen koronacı olmuş. Bütün adamın başında DR, doktor yazıyor koronacı.
Adamın başında işte ekonomist, koronacı adam ya. Televizyonlarda yer gök koronacı. Ya bırakın, Sağlık Bakanı her gün açıklama yapıyor. Yetmiyor mu size? Veyahut da işte bu konuda bir değişim bu meselesi var. O bilim kurulunda ne kadar profesör varsa, hepsi de konuşma yapıyor. Hepsi de ayrı ayrı konuşuyor. Bunlar bilim kurulunda nasıl birleşiyorlar? Nasıl ortak bir karar alıyorlar? Bilmiyorum ki ya. Ya bir ortak karar almışsınız. Bu milletin kafasını bulandırmayın. O ortak kararı çıkın, hep beraber savunun. Ya da konuşmayın kardeşim ya. Milletin kafasını bulandırmayın. Herkes bir laf söylüyor. Herkes bir şey diyor. Ondan sonra neden uymuyor bu insanlar? Canım kardeşim birisi maske tak diyor, birisi takma diyor.
Birisi maske size zararlı diyor, birisi maske faydalı diyor. Kendim dinliyorum bunları. Kendim internetteki haberlerinden izliyorum. Allah'ım diyorum ya bu millet neyi tutacak? Ne yapacak? Maske mi taksın, takmasın mı? Ellerini 20 saniye mi yıkasın, 28 saniye mi yıkasın? Yok yetmedi, 38 saniye mi yıkasın? Yeterin ya. Gerçekten herkes her şeyi çok biliyor. En büyük sıkıntı bu. O yüzden Ramazan ayı da bir cuma meselesi tutturdu millet gidiyor şimdi. Cuma saatinde bir ses gelecek. Gelmeyince ne olacak? Bu normalde bu hadis değil. Bu hadisi yayanlar var ya, bu sözü hadis diye yayanlar. Yarın öbür gün mahşerde Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazreti'nin huzurunda ne diyeceksin?
En büyük yalancı sen oldun şimdi. Sebep? Buhar'da yok, Müslüm'de yok, Tirmizi'de yok, İbn-i Mace'de yok, Tabarani'de yok, Hakim'de yok, ondan sonra İmam-ı Hanbel'de yok. Yok. Daha yeni. Hepsine baktım çünkü. Bütün oruçla alakalı hadislerin hepsini daha yeni inceledim. Böyle bir hadis yok. Ne yapacaksın? Rudani'de bile yok. 14 hadis kitabının toplamı olan Rudani'de böyle bir hadis yok. Bunu uyduran kimse, bunu yazan kimse, yarın öbür gün bunun hesabını nasıl verecek ya? Hadis diye söylerse. De ki filanca evliya bunu rüyasında görmüş. Evliyayı bağlar ya. Filanca veli bunu rüyasında görmüş. Veli'yi bağlar. Kimseyi bağlamaz. Bir kimsenin gördüğü rüya birinci derecede onun kendisini bağlar.
İkinci derecede ona inananlara bağlar. Biz ezanı sahabenin rüyasında öğrendik. Evet, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri o sahabenin rüyasına inandı. Onu kabul etti. Onu tasdik etti. Ve biz ezanı öyle dinliyoruz şimdi. Kıymetli dostlar bu işler öyle boş bedava değil. Bir kimse bir söz çıkarıyor ortaya, Allah muhafaza eylesin. Hani diyorlar ya bir deli bir taş atıyor ortaya, kırk tane akıllı çıkarmaya çalışıyor diye. Böyle bir şey. Hadis olduğunu bilmediğiniz sözleri hadis diye yazmayın. Bilmiyorsun. Hadis diye yazma. Kendi sözünü olarak da yazma. Twitter'da orada burada, Facebook'ta orada burada paylaşıyorsun. Tırnak içerisine al. De ki sözün sahibi belli değil.
Eyvallah ya. Sözün sahibi belli değil. Sözün sahibini biliyorsan onu da yaz. Kim? Ahmet de, Mehmet de, Hüseyin de. Kimin bu söz? Ona da sahiplenme. Sebep? Çünkü yine hırsızlık yapıyorsun. Başkasının sözünü kendi sözün gibi aktarıyorsun. Aktarma. Başkasının şiirini kendi şiirin gibi aktarma. Başkasının doğrusunu kendi doğrun gibi aktarma. Sözün sahibine de ki, bu söz filanca'ya aittir. Bu onun görüşüdür. Bu onun düşüncesidir de. İmam-ı Azam'ın vermiş olduğu iştahadı kendini iştahadın gibi aktarma. De ki, bu İmam-ı Azam'ın iştahadıdır. De ki, bu İmam Muhammed'in iştahadıdır. De ki, bu İmam Yusuf'un iştahadıdır. De ki, bunu Serahsi'de okudum. Mevsud'un da.
De ki, bunu El-Hiday'de okudum. De ki, bunu Buhari'de okudum. De ki, bu Buhari hadisidir. De ki, bu İbn-i Maca hadisidir. De ki, bu Tirmizi'nin hadisidir. Allah muhafaza eylesemizi. De ki, bu Abdülkadir Geylana Hazretleri'nin sözüdür. De ki, bu Hazreti Mevlana'nın sözüdür. De ki, bu Ahmet Errufa Hazretleri'nin sözüdür. Bu seni alçatmaz, yüceltir daha. Seni yüceltir. Asıl, başkasının sözünü kendi sözün gibi aktarmak seni alçaltır. Allah bizi onlardan eylemesin inşallah. Selamun Aleyküm. Duyduğumuz, okuduğumuz her hadisi sahih mi kabul etmeliyiz? Ya normalde ben duydum, okudum derken, ben kendimce, bende işte Rudani var.
Örneğin işte, Kütüb-ü Sitte var. Hemen hemen işte, Buhari, Müslüm, Tirmizi, İbn-i Maca, Ebu Davud, İmam Hanbel, Taberani. Bayağı hadis kitabı var bende. Allah affetsin, böyle söylemek istemiyorum. Yani, sahih hadis kitaplarının hemen hemen hepsi de var. Ben onlardan okurum, onlardan faydalanırım. Ben onlardan, onlar sahih diyorsa sahihtir. Örneğin işte, zayıf diyorlarsa zayıftır. Bunları ben sohbet ederken zayıftı, sahihti, değildi, ayırt etmek istemiyorum. Bunlar çünkü alimlerin işi, onlar ayırt edecekler. Benim işim değil. Ama duyduklarım olarak değil. Ben okuduklarıma bakıyorum, ben kendimce incelediklerime bakıyorum. İnternete çok farklı söylemler olabiliyor, şüphelenmek kötü mü?
Ben şüpheleniyorum. O yüzden ben internetten hadis bakmıyorum. İnternetten kolay kolay fıkıh bakmıyorum. Biraz vaktim alıyor belki de. Ama oturuyorum, kendimi inceliyorum. Kendimi bakıyorum. Olmuyor, kapatıyorum kendimi büroya. Büroda var çünkü hadis kitaplarım, burada da var. Büroya kapatıyorum kendimi. Oradan bakıyorum, zamanım alıyor. Üç saatimi, beş saatimi alıyor. Ama doğru olduğuna inanıyorum. Sonradan çıkan uydurma hadisi var mıdır? Muhakkak vardır. Neden olmasın ki? Yani imamlar oturmuşlar cilt cilt, sonradan uydurma olan hadisleri de tasnif etmişler. Öyle bir iki ciltlik eser geçmişti elime. Bakmıştım orada, uydurma hadisleri normalde olabilir.
Ama bu benim ilim dalım değil. O yüzden bu konuda çok fazla bir şey söyleyebilecek noktada değilim. Ankara'dan selamlar. Ve aleyküm selam. Efendim yayın şu zamanda bizlere ilaç gibi ve her ders yeni eklenen özellik çok güzel. Allah razı olsun, sağlığınıza afiyet daim olsun. Derslerimize bereket olsun. İnşallah hayırlı geceler. İnşallah teşekkür ederiz. Allah razı olsun. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamun aleyküm. Veli zatların zaman, olay veya şahıslar üzerine zahiri manada bir tasarrufu var mıdır? Müdahale edebilir mi? Saygılar, hürmetler. Normalde tasarrufu yok dersek, velilerin tasarrufunu inkar etmiş oluruz.
Müdahale edebilirler mi? Allah izin verdiği müddetçe müdahale edebilirler. Ama bunlar manevi boyutta, metafizik noktada geçerli olur. Metafizik olarak bunlar tecelli eder. Bunlar zahire de tecelli eder mi? Zahire de tecelli eder. Bunun zahir boyutu da var mıdır? Vardır. Bunları yok kabul edemeyiz. Yok kabul edersek, bu sefer velilerin üzerine verilmiş olan tasarrufu yok kabul ederiz. Buradan yol açılır. Bu sefer Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizeleriyle de alakalı böyle bir kapı açılır. Peygamberlerde görülen mucizeler haktır. Velilerde görülen tasarruf veya velilerde görülen harikulade bu tip hallerde keramet diyoruz biz buna. Bu da haktır. Bunlar da veliler müdahale edebilirler, edemezler, ederlerken kendi zahir akıllarıyla mı yoksa kalbi akıllarıyla mı müdahaleler?
Bunlar farklı konular. Selamun Aleyküm, hayırlı Ramazanlar diliyorum. İnşallah pazartesi, perşembe oruç tutanlar, cuma oruçlu olacağımızdan perşembe oruçlu olalım, hayırlı geceler. Bu konuda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisi şerifi var. Hanefiler onun kendilerini ölçü almışlar. Biz Ramazan arifesi günü oruç tutmayız. Çünkü Şaban ile Ramazan orucunu birleştirmeyiniz diye hadisi şerifi var. Hatta birkaç gün öncesinden bırakıldığına dair hadisi şerifi var. O yüzden Hanefi mezhebinde olanlar Ramazan yani oruca başlayacaklarından 2-3 gün önce orucu bırakırlar. Hiç olmazsa son günü ayırt ederler. Ramazan arifesinde oruç tutmazlar.
Selamünaleyküm, hayırlı geceler İzmir'den Erdem. Aleykümselam Erdem. Allah geceni hayır etsin inşallah. Hatemül Veli makamı vardır demiştiniz. Evet Hatemül Veli makamı vardır. Bu konuda da bütün ehli tasavvuf ittifak halindedir. Yani bunu normalde sufi dairesinde olanların hepsi de bunu kabul ederler. Rahmetli Ömer Öngüt isimli zatın taraftarları kendisinin Hatemül Veli olduğunu iddia ediyorlar. Bu konu ile ilgili görüşünüz nedir? Eğer bu kişi değil ise bu makamın alameti var mı? Hürmetlerimi arz eder, ellerinizden öperim. Kıymetli Erdem kardeş şahısların üzerinde çok konuşmak istemiyorum. Ben bunu böyle bir genel doğru olarak söyleyeyim.
İmam-ı Tirmizi'nin de bu noktada hem kendi sözü var hem nakilleri var. İmam-ı Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri'nin bu konuda tespitleri var. Ehl-i Sufi'nin Gazali Arabi ekolünde bu muhakkak vardır. Ve bir kimsenin kendi üstadını Hatemül Veli görmesi, yani son Veli, Veli'likte kapının sonu artık bundan sonra Veli gelmeyecek diye görmesi, o dervişlerin kendi haklarıdır.
Ben öyle söyleyeyim, gülümsüyorum hakkınızı helal edin. Çünkü her dönemde bu tip şeyh efendiler, üstadlar böyle kendilerinin Hatemül Veli olduğunu iddia etmişler, söylemişler. Ve bir kısım dervişler de bunlara inanmışlar. Ve inandıkları için kendi şeyhlerinden sonra bir daha bir Veli gelmeyeceğini, şeyh gelmeyeceğini inanmışlar ve bir yere intisap etmemişler. Ben böyle bir yere intisap etmemiş çok derviş kardeş tanıyorum. Yani bir daha Veli gelmeyecek diye, bir daha işte Veli olmayacak, son Veli bu diye. Örneğin Süleyman Hilmi Tuna'nın Hazretleri için de böyle söylerler. Süleyman Hilmi Efendi'nin müritleri, şimdiki müritleri de kendilerince bir şeyhi intisap etmezler. Derler ki Süleyman Hilmi Tuna son Hatemül Veli'ydi.
Örneğin, işte Ömer Öngüt dervişleri diyorlar ki Hatemül Veli'ydi, son Veli'ydi. İşte normalde Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin bir kısım talebeleri diyordu ki, diyor ki o Mehdi'ydi, görevini yaptı. O da Hatemül Veli'ydi. İşte Erbakan Hoca'nın bir kısım talebeleri bana dediler bizatihi. Dediler ki Erbakan Hoca Hatemül Veli'ydi ve aynı zamanda Mehdi'ydi. Vazifesi bitti. Yani Mehdi filan beklemiyoruz diye bana bizatihi söyleyenler oldu. O yüzden bunlar çok böyle şatahatvari sözler. Çok ileri derecede sözler. Aynı şeyi benim şeyhimin ağzından da söylediler. Bundan sonra bir şeyhe intisap etmenize gerek yok. Zakirlere intisap edin. Mehdi gelecek, Mehdi ile beraber bu mesele son bulacak.
Şeyh Efendi vefat etti. Yaklaşık ortalama 17 yıl filan oldu. 16 yıl, 17 yıl oldu. 16-17 yıldan beri bir kısım kardeşler bunu böyle söyleyerekten gelen derviş kardeşleri başka bir şeyhe intisap etmelerini önlediler. Oysa Şeyh Efendi bana dedi ki, oğlum ben öldükten sonra bütün dergaha söyle, herkes istihar yapsın, rüyasında gördük kimseye intisap etsin dedi. Bana bizatihi bunu vasiyet etti. Beytullah şahit olsun dedi. Ben de Beytullah şahit olsun efendim dedim. Ben bütün dergaha bunu kendimce, bütün herkese söyledim. Hala daha söylüyorum. Bunu duymayan hiç kimse kalmamıştır herhalde. Ama o insanlar istihar yapıp kendilerine şeyh aramıyorlar. Şimdi o yüzden bir şeyhin kendisini kendince Hatemül Nebi, Hatemül Veli makamında görmüştür.
Bir şey diyemem. Ama bunu dervişlerine benden sonra bir başka Veli gelmeyecek. Hatemül Veli benim dediyse bunda bir yanılgı var. Allah muhafaza eylesin. O yanılgı bir kısım şeyh efendi postunda oturan kimselerde rüya tabir ilmi yok. Bu acı bir şey. Bir kısım şeyhlik postunda oturanların zikrullahta görülen hallerle alakalı tabirle alakalı ilimleri yok. Bir kısım şeyhlik postunda oturanların metafizik ilimleri yok. Bizim bu ilmimiz yok demiyorlar, diyemiyorlar. Halbuki basit bir şey. Benim bu konuda bir ilmim yok diyebilir. Ama o zaman da o posta oturmaması lazım. İşin bir de bu tarafı var. Çünkü şeyh, üstad deyince bu metafizik ilimden ilimdar olması lazım. Böyle bir ilmi yoksa da onun şeyhlik postuna oturmaması lazım.
İşte koyunun bulunmadığı yerde keçiyi Abduraman Çelebi derler diyorlar ya. Bu da onun gibi bir şey. Bir kimse bir şeyh bulamıyor, bir mürşid bulamıyor. O zaman işte ya filanca yerde bir mürşid varmış diyor. Bir şeyh varmış. Ona bağlanıyor. Öyle gidiyorlar. Rüyalarını da görerekten bağlanmıyorlar. Hallerini de görerekten bağlanmıyorlar. O kimse bu konuda etkin mi, yetkin mi? Bunu incelemiyorlar. İşte onun babası şeyhmiş. O yüzden ona bağlanalım. Göl yatandan su eksik mi olur? Bazıları zakir, aslında şeyhlik yapıyor ama adı zakir. Bunu normalde hep görüyorum ben. Normalde aslında o bir şeyhefendiye intisap etmiş. Şeyhefendi de ona ders verebilirsin. Burada zakirlik yapabilirsin demiş.
O şeyhlik yapıyor şimdi şeyhi öldükten sonra. Millete de demiyor. Bir gidelim bir şeyhe intisap edelim. Bir yere bağlanalım. Neden? Bağlanıp intisap etmek nefse ağır gelir, zor gelir. Allah bizi affeylesin. O yüzden bu kardeşler de öyleler. Allah yiyesin. Herkesin bu noktada, bu sözü çok duyuyorum. Acı olan da bu. Herkes kendi şeyhini Hatem-ül Veli görüyor. Bu işin en çılgın noktası. Allah yiyesin inşallah. Selamun Aleyküm hocam. VİRT derslerinizi almak istiyorum inşallah. Mümkün mümkün mümkün. Bu numaradan mı ulaşalım yoksa başka bir numaranız var mıdır? Var. İnşallah numarayı size verelim. Ben kendi numarası ezberinde olmayan bir kimseyim.
Bunu söylemek zorunda kararıyorum. Bakıyorlar arkadaşlar ne yazıyor diye. Telefonun hususi yanımda tutuyorum ki numaramı yazayım diye. Ezberleyemiyorum. Ezberleme özürüm var. O yüzden hakkınızı helal edin inşallah. Bu kardeşe numaramı attım. İnşallah bir rüyası varsa, bir hali varsa kardeşimiz. Ders veririz. Bu noktada bir sıkıntı olmaz. Teravi namazlarımızı kaç rekat kılalım? Sünnet olan nedir? Yani ortalaması 8 rekat aslında. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem 20 rekata kadar kılmış. Yani yapabiliyorsanız en az 8 rekat kılmaya gayret edin inşallah. Selamun aleyküm. Akl-ı maat nedir?
Nasıl bu akla ulaşırız? Açıklayabilir misiniz? Allah razı olsun. Hayırlı akşamlar. Akl-ı maat yani bunun sufi eserlerde, sufi sohbetlerde çok kullanılır. Bu böyle ahiret aklı manasıdır bu. Bunun normalde yani bir dünya aklı vardır, bir de ahiret aklı vardır. Aklı ikiye ayırırlar. Ahiret aklı ve dünya aklı olarak. Aklı maat da ahiret aklıdır. Bunu normalde ben biraz daha Allah affetsin kalbi akıl olarak bunu nitelendiriyorum. Ben öyle bunu aklı maat olarak da nitelendirmiyorum. Ben sufinin bir dünya aklı vardır, bir de kalbi aklı vardır diyorum. Kalbi aklı normalde o kimsenin Kur'an ve sünnete dayalır.
Birinci beslendiği yer orasıdır ama manevidir. Kalbi aklı ilham alan akıldır. İlham alan kalptir. Asıl insanlara lazım olan budur. Bu nasıl elde edilir? Bir haramlardan uzak duracak, farzları yerine getirecek. Allah ve Resul'ü çok sevecek, Allah'ı çokça zikredecek. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Ben sırayı kaçırmışım, şimdi tekrar sıraya girdim.
Hakkınızı helal edin inşallah. Ramazan'da dilimizi tutmanın öneminden söz ettiniz. Selamun Aleyküm. Ramazan'da dilimizi tutmanın öneminden söz ettiniz. Dilimizi güzelleştirmenin yolu nedir? Dilimizin afetlerinden nasıl koruyabiliriz kendimizi? Eğer dilimizi bizim kötü konuşmaktan zaten arındırırsak, dilimiz bizim güzel konuşmaya başlar. Burada önemli olan dilimizi kötü konuşmaktan muhafaza etmektir. Eğer dilimizi kötü konuşmaktan muhafaza edersek, o zaman dilimiz bizim güzel konuşmaya başlar. Şimdi güzel konuşması için de o kimsenin güzel görmesi lazım. O kimsenin kalbinde güzellikler olması lazım. O kimsenin kalbi güzel olması lazım, tatlı olması lazım.
Sizde bir uzuv vardır ki orası iyi ve güzel olursa bütün vücut iyi ve güzel olur, orası da kalptir. Orasının iyi ve güzel olması için önce iman lazım, sonra ihlas ve samimiyet lazım, ibadet lazım, Allah'ı çokça zikir lazım ve Allah'ı çok sevmek lazım. Resulünü çok sevmek lazım, insanları çok sevmek lazım. O zaman o kimsenin dili güzelleşir. Kalbi de güzelleşince o kimsenin dili de güzelleşir. O kimse hakkı görür güzesine yaşaması lazım ki muhteşem olur. Allah biz onlardan eylesin. Selamünaleyküm hocam, benim kızım sizin dergahınıza geliyor. Rüyamda kızımla birlikte Kabe'yi tahaf ettiğimizi, ümre yaptığımızı gördüm. Kabe'nin içinde beyaz parlak güzel duvarlar vardı.
Kabe'yi yüzümü sürüp kokusunu içime çekti. Maneviyatta bir tanıdığımla ve oğluyla karşılaştık. Böyle bir durumda nasıl geldim buraya dedi. Ben de kızım önce oldu, babam da katkı yaptı dedim. Kızım onun oğlunun ceketini düzeltti. Sonra üst katta bir yere geçip namaz kıldık. Bitti mi dedim kızıma? Bitti dedi. İbadetlerimizi bitirdik. Rüyai ilmi olan birini anlatmak gerekiyor diye size anlatmak istedik. Allah razı olsun. Beytullah'ı görmek imana işarettir. İhlasa işarettir. Samimiyete işarettir. Berekete, lütfa, ikrama, ihsana işarettir. İnşallah oraya gideceğinize işarettir. İnşallah orada tavaf edeceğinize işarettir. Dualarınızın kabul olacağına işarettir.
Ve inşallah kızınızla beraber gitmiş, o mihmandarlık etmiş. Kızınızın yolundan gidin inşallah. Allah iyi eylesin inşallah. Diyelim ki bir mükelleften İslam ahkamı ile hükmetmeyen bir devlet milyon, bir milyon vergi aldı. Bu mükellefin bu miktar için ayrıca zekat vermesi gerekmez. Çünkü tasarruf hakkı kendi elinde değildir. Ancak mal imtihan için verilmiştir. Bu malla ilgili uhrevi mesuliyet kendi üzerindedir. Yani o devlet bu vergiyle şaraf fabrikası yaparsa, o mal sebebiyle o da bu fiile ortak olmuştur. Zira devletin malı hükmü olarak bütün vatandaşlara ait demektir. Kaynak, emanet ve ehliyet birinci cilt sayfa 389.
Bunu anlayamadım. Yani mesela bize kesilen cezalardan verdiğimiz vergilerden zekat düşer anlamına mı geliyor? Bir de bizim vergilerimizde yapılan şaraf fabrikası gibi haram mekanlardan sorumlu muyuz demek istiyor. Allah razı olsun. Bir, normalde bir kimse cezaları ve vergileri normal nisap miktarından düşer, kalanından zekat verir. İki, verdiğimiz vergilerle devletin işlemiş olduğu haramlardan sorumluyuz. Biz bir devlete vergi verdik, o devlet verdiğimiz bir Müslüman olarak vergi verdik devlete. O devlet bizim vergimizde haram iş yerleri açar, haramla iştigal ederse biz ondan sorumluyuz. Zerrece hayır işlerseniz hayrınız karşılıksız kalmaz, zerrece şer işlerseniz şerriniz cezasız kalmaz.
O yüzden o verdiğimiz vergiler doğru noktalarda kullanılıp kullanılmadığından dolayı şüphe içinde olduğumuzdan ayrıca tövbe etmemiz gerekir. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Benim sorum rahatsızlığımdan dolayı oruç tutamıyorum. Çok üzülüyorum, ne yapmamı tavsiye edersiniz. Eğer mali durumunuz yerindeyse bir güne bir fakir doyuracak kadar fidye vereceksiniz. Normalde diyelim ki 30 gün oruç tutamadınız, 30 gün bir fakirin yiyeceği, daha doğrusu aslında biz kardeşlere buna farklı söylüyoruz. Bunu normalde bir fakire doyuracak olan şey, şimdi Diyanet açıklamıştır, fıtır sadakası ne kadar diye.
Bir bakar mısın, ne kadarmış günlük bir fidye, Diyanet açıklıyor ya bunu. Her sene Diyanet açıklar bunu. Kaç? 2019, 23 lira. 2020, 25 liradır veya 27 liradır. E bak bakalım. Doğru, 27 lira.
2020'de 27 liraymış. Yani bir kimsenin fidye parası. Yani bir kimse bir gün oruç tutamazsa 27 lira verince bir fakiri doyuracak şekilde. Bu tabi buğday hesabı ile hesaplanıyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretlerinin zamanında buğday hesabı ile hesaplandığından dolayı bunu da yine buğday hesabı ile hesaplıyorlar. 27 liraymış. Biz arkadaşlara şöyle söylüyorum, bunu tasadduk edecek olanlar. Arkadaş, sen bir günde kendin kaç paralık yemek yiyorsun? Adam günde oturduğunda bir günde gidiyor, lüks bir restorana oturuyor, örneğin bir öğün yemeğini 100 lira yiyor. Eee, fakire vereceği zaman 27 lira verecek. Bu doğru bir mantık değil ki.
O normalde bir günlük yiyeceğini 100 lirayı yiyorsa o da bir günlük oruç fidyesini 100 lira olarak versin. Ama bunun en düşü ne? Diyanetin açıkladığı 27 lira. Eyvallah. O yüzden herkes kendi haline, kendi durumuna göre, kendi yemesine, içmesine göre dağıtsın bunu inşallah. Biz sizin gibi Medine'ye gidemedik, nasıl rabıta yaparız? Allah gözünüzün önüne getirsin, Allah kalbinize getirsin inşallah. Bu sene zaten onlar da yaşayamayacaklar böyle. Onlarda da, orada da sıkıntı var. Biz de bu Ramazan Allah biliyor, Ümre'ye gideriz diye düşünüyorduk, hayal ediyorduk. Cenab-ı Hak böyleymiş nasibi, nasibimiz. Allah hayırlısını eylesin. Öyle inşallah, rabıta ederekten oruçlarımızı açalım inşallah.
Selamun Aleyküm. İyi yayınlar hocam. Kocam beni hiç dinlemezdi. Geçen sene Ramazan'da abdesti olarak iftara 15 dakika kala sohru başında sürekli zikir çekip, eşim sözümü dinlesin diye dua ettim. Kabul oldu çok şükür. Kimin ne isteği duası varsa bunu yapsın. sizin yayınınızdan duyulmasını istediğim için sizinle paylaşmak istedim. Maşallah ya. Allah Allah. Allah mübarek eylesin. Tabi iftar vaktinde o kimsenin yapmış olduğu dualar Cenab-ı Hak kabul ediyor. Eyvah eyvah eyvah … Sen böyle bir sır verdin şimdi. Herkes bunu yapacak şimdi. Yapsın inşallah. Öteki alemde cennet ve cehennem hayatından başka bir hayat ve yaşayanlar olacak mı? Varsa eğer nasıl bir hayat?
Cenab-ı Hak'ta hayat son bulmaz. Cennet hayatında da hayat son bulmaz. Cehennem hayatında da hayat son bulmaz. Hayat içinde hayat var. Sen yeter ki yaşayacağım de. Selamun Aleyküm. Ben dokuz senedir evli bir bayanım. Daha öncesinde nişanlanıp ayrıldım bir başkasıyla. Ara ara aklıma geliyordu. Ama eşimi de kendim isteyerek evlendim. Hiçbir şekilde o insanla görüşmedim bu surede. Ama bir hastalık gibi iyice kafama yerleşti. En az haftada üç kez rüyamda görüyorum hala. Özür diliyorum. Pişman oldum. Unutamadım diyorum. Sabah çok kötü uyanıyorum. Kafam karışıyor. Ben yanlış bir evlilik mi yaptım? Yoksa bu rüyalar şeytani mi diyorum? İşin içinden çıkamıyorum.
Şeytani etkisinde kalmışsın. Kendi kendine o yüzden görüyorsun. Ve Allah'a tövbe et. Bu noktada rüyanın şeytani olduğunu bil. Rüyanın şeytani olduğunu bilerekten Allah'a tövbe et inşallah. Kardeşim psikolog söylemek istediklerinin içinde kalmış ondan diyor. Bir ara konuş eski nişanlığına diyor. Ben de haram öyle bir şey yapmam diyorum. Efendim bu kısır döngüden nasıl kurtulurum? Bu rüyalardan ne anlamalıyız? Lütfen bana yardım edin. 10 senedir bu haldeyim. Çok zor durumdayım. Şeytan oradan senden bir gedik yakalamış. Bir açık yakalamış. Tövbe et. Cenab-ı Hak'a yalvar yakar. Ve o eski nişanlınla da görüşme. Rabbim inşallah aklından, gönlünden, fikrinden attırsın sana inşallah.
Bunu normalde yaşayanlar genelde şunlar yaşarlar. Yani bunu böyle biraz açayım şimdi de. Şimdi işte daha önce nişanlanmış, bozulmuş, atılmış, sonra evlenmiş. Kadınlarda da var, bu erkeklerde de var. Sonraki evliliği istediği, hayal ettiği ölçüde, düzeyde gitmezse, bu sefer eski nişanlılarının rüyalarını da görüyorlar. İşte acaba kendi kendilerini düşünüyorlar. Onunla evlenseydim daha iyi mi olurdu? Onunla evlenseydim daha mı mutlu olurdum? Onunla olsaydı şöyle mi olurdu? Onunla olsaydı böyle mi olurdu? diye kendi kendilerine vesvese ediyorlar. Ondan sonra rüya görüyorlar böyle. Allah iyi eylesin. O yüzden sonradan kurmuş oldukları evliliklerde bu tip problem yaşayanlar genelde böyle rüyalar görüyorlar.
Kim bu kardeş bilmiyorum. Hakkını helal etsin böyle yorumladığım için inşallah. Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar. Recep Karataş. Ramazanda oruç, zekat, fitre, ümre sayamadığım bir sürü ibadetlerimize Rabbimiz kat kat sevap yazmaktadır. Ramazanda olmasının sebepleri nedir? Teşekkürler. Kur'an ayı çünkü, oruç ayı. Cenab-ı Hak bu Kur'an ayında, bu oruç ayında lütuf kapılarını, ikram kapılarını açıyor. Ümmet-i Muhammed'i affetmek istiyor. Cenab-ı Hak affetmek için de bu Ramazan ayını bahan ediyor. İçinde Kadir Gecesi de var. Selamun aleyküm, Recep Karataş. Kafirler, araştırdığımızda Müslümanları hep Ramazan ayında saldırmaktadırlar. Bunun nedenleri var mıdır? Ramazan ayında Müslümanlar böyle kendilerini ibadete verirler.
Biraz da bu noktada sırf oruçla, ibadet de geçirmeyi düşünürler. Biraz böyle manevi ve ruhani bir hale bürünürler. Gavurlar da bunu ne yazık ki fırsat belirip saldırırlar bize. Cenab-ı Hak bir taraftan da şehit olanlar da Ramazan'da şehit olduğu için ayrıca sevap alırlar. Hocam odaklanmakta zorluklar yaşıyorum. Önerileriniz nelerdir? Hayırlı akşamlar hocam.
Normalde odaklanmakta zorluk yaşayanlar, harama bakanlar, haram düşünenler odaklanmakta zorluk yaşarlar. Bunun normalde odağını tekrar toparlaması bir gözünü haramdan uzak duracak, tövbe edecek, Allah'ı çokça zikredecek. O zaman odağı toplanır inşallah. Selamun Aleyküm. Kestiğimiz tırnakları nereye atmalıyız? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kesmiş olduğu tırnaklarını, kesmiş olduğu sakallarını, kesmiş olduğu saçlarını toprağa gömerdi. O yüzden tırnaklarımızı toprağa gömmek. Sünnet. E işte dairelerde yaşıyoruz, büyük şehirlerde yaşıyoruz. Nereye gömeceğiz? E bir saksı çiçek alın evinize, saksının içine dökün.
Kolay. Saksının dibinde de toprak var zaten. Balkonunuzu da çiçeklendirmiş olursunuz. E işte saçlarınızı bu noktada kesiyorsanız, saçlarınızı da toprağa gömebilirsiniz. Sünnet gömmek çünkü toprağa. Selamun Aleyküm. Hazreti İsa Aleyhisselam ile Hazreti Muhammed Peygamber Efendimizin arasına peygamber gelmiş midir? Karaca Bey'den selamlar. Ve Aleyküm Selam. Karaca Bey'e selam olsun inşallah. Evet bir tane Nebi geldi ama onun fazla bir ümmeti yok. O da Türkiye'de meftun zaten. Ama onun fazlaca bir ümmeti yoktu, olmadı. Bazıları onu Veli olarak görür. Biz onu Nebi olarak görürüz. Anadolu'nun bağrında yatıyor. Şimdi yeri de söyleyeceğim de millet oralara gider şimdi.
Oralarda bakmaya çalışır, bulmaya çalışır. Allah iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm sahur ne zamana kadar yiyip içebiliriz? Diyanet gece sıfırı 3.30 gibi orucu bahşetiyor. Eşim ise ezan vaktinden yarım saat öncesine kadar sahurun devam ediyor diyor. Hemen ben bakıvereyim buradan şimdi. Size imsak vaktini söyleyeyim inşallah. İmsak 4.37'de bugün için kesiliyor. Yani 4.37'ye kadar yiyebilirsiniz. 4.35'e kadar yiyebilirsiniz. Bugün için söylüyorum. Selamun Aleyküm. Ruhtaki hayal surete yok gibidir. Lakin sen bütün cihan halkını birer hayal peşinde gör. Mesnevi'de bunu okudum.
Manasını çok merak ettim. Mümkünse açıklayabilir misiniz? Ya normalde bunu nerede okudum? Benim okuduğum yerde ruhtaki hayal demiyor. Bütün alemi sen bir hayal üzerine yürür gör diyor. Orası mı burası mı bunu tekrar bunu bir netleştirir atarsanız ona öyle bakalım inşallah. Çünkü ruhtaki hayal kaçıncı ciltte buna bir bana bildirirseniz biz ona bakalım inşallah. Çünkü o biraz böyle farklı olabilir bu noktada yanlış yapmış olmayalım. Birinci ciltteydi o bütün sen bu alemi hayal üzerine yürür gör diye. Ben onu biliyorum. O yüzden bir kardeş bunu nerede okumuş bunu bize bildirirse inşallah daha iyi olur. Öz güvenimizi nasıl yükseltebiliriz?
Normalde bir kimse öz güvenini yükseltebilmesi için bildiği işlerde, bildiği meselelerde konuşacak. Yani bildiği işlerde, bildiği meselelerde, bildiği yolda yürürse o kimsenin öz güveni yükselir. Bilmediği bir işte işe girerse, bilmediği meselelerde konuşmaya çalışırsa batar, perişan olur. Öz güvenini yitirir. Herkes bildiği işte ve bildiği yolda yürürse öz güven sahibi olur.
Yaşıtımız birine karşı arkadaşlık ilişkilerini kıskanmak durumundan nasıl kurtuluruz? Allah muhafaza eylesin bu insanı perişan eder gerçekten. O yüzden normal, gıpta edelim kıskanmayalım. Gıpta etmek yani ben de böyle olabilir miyim? Ben de böyle olmak için çalışmalıyım. Bu gıpta etmektir. Kıskanmak biraz ona çelme takmak gibi olur. Allah muhafaza eylesin. Bundan uzak duralım. Namazsız, abdestsiz birine fitre verilir mi? Fitre vereceğimiz, fitre ve zekatlarımızı biz namaz kılan, oruç tutan, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışan kimselere birinci derecede verelim. Çünkü hadis-i şerifte senin ekmeğini namaz kılanlar yesin diyor. Allah'a isyan eden, bu noktada Allah'a tuğyan eden.
Çünkü namazı kasten terk etmek Allah'a isyan etmektir. İşte orucu kasten terk etmek Allah'a isyan etmektir. Biz Allah'a isyan eden kimselere, açıktan isyanlarını gösteren kimselere zekatımızı, fitremizi vermeyelim. Birinci derecede namazını kılan, orucunu tutan, Allah yolunda koşan kimselere verelim. Bunlardan artarsa biz diğerlerine verelim. Bize hemen şöyle diyorlar, yani onların canı yok mu? Var kardeşim, o da namaz kılsın, o da dinin icablarını yerine getirsin, biz ona da verelim. Yani bu gayet normal bir şey. Dinin emri bu. Müslümanlar önce birbirlerine yardım edecekler. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, zikredenler, Allah yolunda koşanlar. Önce birbirlerine yardım edecekler.
Orada camideki bir kimse, namaz kılan bir kimse, fitreye ve zekata ihtiyacı var. Beş vakit namazını kılıyor. Önce onu sevindirelim biz. Çünkü fitre ve zekat Allah'ın, bizim değil. Biz onu Allah adına vereceğiz. Allah adına vereceksek, biz önce Allah'a isyan etmeyenleri biz sevindirelim. Önce onları sevindirelim. Selamünaleyküm. Peygamber Efendimizin ilk Nisan yağmurunda çıkıp ıslandığı doğru mudur? Ben öyle okudum hadis-i şeriflerde. Yani benim bildiğim bu. Nisan yağmurundan faydalanmak şifa mıdır? Ölüm hariç dertlere şifadır diyor. Hatta bunu şeyde de bulabilirsiniz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sağlıkla alakalı bir eseri var.
Tek cidlik. Tıbbi nebevide bunu bulabilirsiniz. Selamünaleyküm. Benim diş etlerim kanıyor. Eşime ağzımdan koku gelip gelmediğini açıkça söylemesini istedim. O da evet koku oluyor diyor. Bu konuda çözüm aramaya devam ediyorum. Bu konuda tavsiye verir misiniz? Bir de gayri ihtiyara haberim olmadan diş etimden kan geldiğinde kan dışarı çıkmamışsa abdestin bozulmuş olur mu? Normalde diş etlerinin kanadının farkındasın abdestin bozulur. Bu noktada dışarı çıkıp çıkmaması önemli değil. Kanı gördüğün anda diş etlerinden kan akmasa abdestini bozar. Koku geliyorsa o zaman normalde diş etlerinden mi koku geliyor yoksa midende mi bir rahatsızlık var ona baktırman lazım. Diş etlerinin kanaması ile alakalı koku gelmez.
Midede bir rahatsızlık olabilir. Veya şeker hastalarının mesela ağzı kokar veya diş bakımlarını düzgün yapmayan, ağız bakımlarını düzgün yapmayan kadınların da erkeklerin de ağızları kokar. Sigara içenlerin ağızları kokar. Ağız kokusu boşanma sebebidir. Hanefilerde. Vücut kokusu boşanma sebebidir. Kadınlık veya ergeklik organlarının devamlı kokması boşanma sebebidir. O yüzden kadınlar da erkekler de ağız kokularına dikkat edecekler, vücut kokularına dikkat edecekler, ağız bakımlarına dikkat edecekler, bol bol dişlerini fırçalayacaklar veya misfaklayacaklar. Bu noktada ağızlarını örneğin işte kekik suyuyla gargar edebilirler veyahut da değişik dezenfekte olan karanfil suyuyla dezenfekte edebilirler.
Karanfil çiğneyebilirler ağız kokularını gidermek için. Bu tip şeyler yapabilirler. Ağız kokusu önemli. Karşımızdaki iletişimle alakalı önemli. Bir toplum içerisine giriyorsunuz önemli. Vücut kokusu önemli. İnsanlar şimdi tam böyle banyo yapmıyorlar. Üç gün, dört gün, beş gün, on gün, on beş gün banyo yapmayan kadınlar var. Kocalarından, oğullarından, çocuklarından öğreniyoruz. Yani on gün, on beş gün bir bayan nasıl banyo yapmaz? Erkekler var, on gün, on beş gün banyo yapmayan. Bugünkü zamanda, bugünkü şartlarda kadınlar ev işlerinde ilgileniyorlar, yemek yapıyorlar, temizlik yapıyorlar. Hemen hemen, her akşam banyo yapmaları lazım. Çünkü üzerlerini değiştirmeleri lazım.
Kimisi kızartma kokacak, kimisi işte çamaşır suyu kokacak, kimisi toz kokacak. Kocalarının önüne, çocuklarının önüne öyle çıkmamaları lazım. Bir kadın evde erkek çocuğu varsa, erkek çocuğunun önüne böyle düzensiz, bakımsız, pasaklı çıkmaması lazım. Saç paç dağılmış, işte üzerindeki kıyafetler dağılmış, banyo yapmayan bir kadın, erkek çocuğunun önünde öyle çıkarsa, o erkek çocuk, kadınlar böyle oluyormuş der. Onu önemser. Sonra, annesinden daha bakımlı bir kadın gördüğü anda, onu sever, onun peşinden gider. O yüzden mesela, erkek ve kız çocuğu olan bir kadın, bakımlı olması lazım evde. Sebep, çocuklara örnek olacak çünkü. Biz hayatı kendimize yaşamıyoruz. Bizim evde çocuklarımız var, erkek çocuklarımız var, kız çocuklarımız var.
O yüzden normalde, hayatı çocuklarımıza örnek olarak görelim. Bir baba, bir erkek bakımlı olacak, üstü başı bakımlı olacak, konuşması düzgün olacak, telaffuzları düzgün olacak, evde küfretmeyecek, evde hakaret etmeyecek, evde eşine yanlış davranmayacak. Sebep, örnek oluyor çünkü. Erkek çocuğuna da, kız çocuğuna da örnek oluyor. O zaman hepimiz örneğiyiz birer şekilde. O zaman ağzımız kokmayacak, vücudumuz kokmayacak. Kadın olarak saçımız, başımız, kıyafetlerimiz dağınık olmayacak. Erkek olarak saçımız, sakalımız, kıyafetlerimiz dağınık olmayacak. Bütün kokularımıza dikkat edeceğiz. Vücut kokusu, uzuvlarımızın kokusu, ağız kokusu, dikkat edeceğiz.
Tedavisine gideceğiz. Tekrar söylüyorum, hanefilere göre boşanma sebebidir. Bir kadının veya bir erkeğin ağzı kokuyorsa, vücudu kokuyorsa boşanma sebebi doğar. Ona normalde İslam hukuku olmuş olsa, ona mahkemeye müracaat etse bir kimse, ona tedavi zamanı verir. İşte doktora sorar tıbben, ağız kokusunun tedavisi ne kadar? 3 ay, 5 ay, 6 ay. Önceden 6 ay verilermiş. Normalde İslam hukukunda vardır bu tip şeyler. Değişik eserlerde geçer. 6 ay, vücut ve ağız kokusuyla alakalı müsaade 6 aydır. 6 ay içerisinde ağzının ve vücudunun kokusunu giderdi, giderdi, gidermedi. Taraflara boşanma hakkı doğar. Ondan sonra kadınlar da erkekler de kendilerine bakmıyorlar.
Kendilerine bakmayınca telefon açıyorlar. Hocam, işte bir arkadaşımdan sizin telefonunuzu aldım. Adam beni aldatıyor. Veyahut da hocam, işte karım benden boşanmak istiyor. Sebep, işte boşanmak istiyor. Getir gel hanımını. Bunların ikisi beraber geldi. Büronun içerisinde bir koku, bir koku, bir koku. Allah'ım bu koku ne dedim ben. Sonra kadın dedi ki, biz yalnız görüşebilir miyiz? Görüşebiliriz dedim. Adam dışarı çıktı, koku da dışarı çıktı. Kadın resmen dedi, anladınız mı neden boşanmak istediğimi dedi. Koku gitti bakın dedi. Anladım dedim. Dinen dedi, hükmüm ne? Boşanabilirsin dedim, tedavisi mümkün değilse. Adam cinsel ilişkiye girmezse hiç yıkanmıyormuş.
Hatta guslü dahi bilmiyormuş önceden. Guslü de kadın öğretmiş ona. O yüzden diyor, gusletmiyor bile diyor. Dost doğru diyor. Bilmiyorum ne yaptılar, boşandılar mı, boşanmadılar mı? Allah bizi affetsin inşallah. Ağız kokusu önemli, vücut kokusu önemli. Herkes dikkat edecek. Kılını, kıyafetini, evlerinizle dikkat edin. Kadınlar, erkekler, çocuklar. Herkes evinin içerisinde de kıyafetine dikkat etsin. Şimdi korona günleri ya, ee? Sal yakasını yapmayın. Olmaz. Bakımınıza dikkat edin. Kadınlar, bakımlarınıza dikkat edin. Bakımlarınıza dikkat edin. Çocuklarınıza örnek olun. Eşlerinizi iyi karşılayın. Erkekler, çocuklarınıza örnek olun. Eşlerinize iyi davranın inşallah.
Efendim, Mehdi aleyhisselam şu anda dünyada mı? Yaşıyor mu? Yoksa daha doğmadı mı? Kaç yaşında mehdiliğini ilan edecek? Dünyadaysa haberimiz yok. Yaşıyorsa da haberimiz yok. Doğduysa da haberim yok. Kaç yaşında mehdiliğini ilan edecek? Bizde bütün manevi makamlar kırk yaşında verilir. İslam öyledir. O yüzden o da kırk yaşında mehdiliği verilecek. Allah bizi affetsin inşallah. Bir insanın komşuluk ilişkilerinin en hayırlısı yakınındakileriyle mi, uzaktakileriyle mi olmasıdır? Sizce açıklar mısınız? Önce yakınlarınız, önce komşuluk, alt kat, üst kat, karşıdaki daire, önce yakınlarımıza önceden öyle bir ibare vardı. Sağ tarafından yedi kapı, sol tarafından yedi kapı diye.
Bir şey pişirildiğinde benim annemin evinde öyleydi. Bizim mahallede öyleydi. Gücü yerindeyse insanlar bir şey pişirdiklerinde yedi tabak sağ tarafına, yedi tabak sol tarafına dağıtırlardı. Komşuluk ilişkileri önemli. Selamünaleyküm hocam. İslam dininde reform, yenilik, değişiklik yapılabilir mi? Saygılar, sohbetlerinizi çok beğeniyorum. İyi akşamlar. Bu kardeş de Almanya'dan herhalde. Çünkü artı kırk üç Almanya mı? Almanya herhalde. İslam dininde reform ayrı kategori, yenilik ayrı kategori, değişiklik ayrı kategori. Değişiklik yapılması mümkün değil. Değişmez çünkü Kur'an ve sünnet belli. Reform dediğimizde bu da mümkün değil.
Bunların da değişmesi mümkün değil. Kur'an sünnet meydanda. Yenilik tecdit etme, yenileme. Bu mümkün. Her yüzünün başında müceddit gelir. O müceddit de dini yeniler diyor. Eyvallah, bu mümkün. Buhari'nin, Babul Fiteni'nin başında ardı ardına dört tane hadis vardır. Bir, mahşer kurulur, ben havzın başında otururum. Bir kısım ümmetlerim havzıma doğru gelir. Tam bana bir arşın yaklaştıklarında benden hızla uzaklaştırırlar. Ben derim ki onlar benim ümmetimdi. Bir münadi melek der ki onlar senden sonra dinlerini değiştirdiler. Geriye döndüler. İkinci hadis-i şerif. Yine ümmetimden bir kısım insanlar gelir. Ben böyle kısa kısa bunları şey yapıyorum. Kaynak söyledim. Kaynaktan daha uzun, daha teferratlı okuyabilirsiniz.
Buhari, Babul, Fiten. Bir kısım ümmetim gelir. Onlar da tam bana yaklaşırlar. Havzın başında yine döndürürler. Ben bunlar benim ümmetimdi dediğimde onlar dinde bidat ettiler. Yani olmayan bir şeyi dindenmiş gibi gösterdiler. Ondan da uzaklaşırlar. Yine bir kısım gelirler. Yine uzaklaştırırlar. Var olanı değiştirirler. Yok ettiler. İnkar ettiler denir. Onlar da değiştirirler. Giderler. Bu şimdi bir kısım bir daha gelir. Onlar da tebdil ettiler, değiştirdiler der. Şimdi o yüzden ümmet-i Muhammed'in içerisinde dört grup. Bir, dinden dönenler. İki, dinde var olan bir şeyi yok kabul edenden.
Üç, dinde olmayan bir şeyi varmış gibi kabul edenler. Bu üç grup insan ümmet-i Muhammed'in içerisinde var olacak. Allah bizi muhafaza ediyor. Dördüncü grup, dini Kur'an ve Sünnet tarihinde algılayanlar. Biz ne dinin herhangi bir olmayan hükmünü varmış gibi kabul edelim, ne olanı yokmuş gibi kabul edelim, ne de inkar edelim, bir de ne de bir şeyi değiştirelim. Bakın kabul ediyor ama değiştiriyor. Mesela namaz kılma şeklini değiştirmek gibi, namazın rükosunla, secdesinle oynamak gibi veyahut da işte haccın zamanıyla oynamak gibi veya birisi kalktı ya dedi ki Ramazan'ı tehir edelim bu sene. He, bir de o çıktı değil mi? Yani ne yapacak? Ramazan'ı tehir edecek kimse. Ne yapacak?
Yani Ramazan ayını tehir edecek. Böyle bizde sivri akıllılar da var. Sanki oruç tutacak o. Orucu tutacak olan biziz. Sana ne? Yok. Bizde çok sivri akıllı var. Allah bizi affetsin. Selamünaleyküm. Doktorlar, böbrek hastalığından dolayı oruç tutmamı bu zamana kadar önermediler. 16 yıllık orucumun fidyelerini verdim. 2 yıl veremedim. Geçen sene bir ameliyat ile rahatsızlığım kötüleşmesi engellendi ve şu an daha sağlıklı. Bu sene Allah'ın izniyle Ramazan orucumu tutacağım. Geçen senelerdeki tutamadım oruçlarımın kazalarını yapmalı mıyım? Eğer sağlığın müsaitse, doktorlar sana oruç tutabilirsin diyorlarsa bu sene Ramazan orucunu tut.
Eğer doktorlar geçmiş kaza oruçlarını da tutabilirsin, sağlığın buna el verir. İşte yıl içerisinde bir ay daha, bir dahaki senede bir ay daha tutabilirsin diyorlarsa tutmaya tutabilirsin. Eğer tutamazsan, senin fidye verecek paran da yok ise bundan sorumlu değilsin. Allah'ım affetsin inşallah. Böyle söylüyorum, kısa kısa geçiyorum. Hani sahabeden bir kimse geldi, eşiyle cinsel ilişkiye girdi Ramazan ayında. Ondan sonra Hazreti Peygamber'e geldi, yandı başım dedi. Ne oldu dedi, ben cinsel ilişkiye girdim dedi. O da on altmış bir gün dedi. Dedi ki ne geldiyse başıma bu oruçtan geldi. Ben altmış bir gün tutamam dedi. O zaman dedi, fidye vereceksin.
Bu Medine'de dedi, benden daha fıkarası var mı dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi, gitti evinde bir tas hurma aldı geldi. Dedi ki al bunu dağıt o zaman. Dedi ki benim ehlim ve ben dedi. Açken kime dağıtayım bunu? Allah Resulü güldü, Allah dedi ki al bunu götür ehlinle ya Allah seni affetsin dedi. Bu hadis-i şerif böyle kısa kısa geçtim. Bu hadis-i şeriften mucibince bir kimsenin gücü yoksa fidye vermeye fidye vermez. Selamun Aleyküm. Son günlerde birçok yerde aşağıdaki hadis-i şerifi görüyorum fakat bir kaynakta bulamadım. Sizden ricam hadisi açıklayabilir misiniz? Yine bu şeyle.
Cuma günü kuşluk vaktinde bir sayha gelecek ya. Bununla alakalı. Hiç okumadık canım kardeşim bilmiyoruz. Çay içiyorum boğazlarımı hem düzeltsin diye. Bahane olsun bismillah. Gece uzun da. Selamun Aleyküm. Anneannemin bankada parası var ve bileziklere var. Maşallah Subhanallah Allah fazlasını versin inşallah. Nisap miktarını geçiyor. Anneannem zekat vermiyor. Kurban kesmiyor. Maddi durumunda iyi gayet evlatları da baskı yapıyor. Kurban kes, zekat ver diye. Evlatlarının bu şekilde baskı yapması gerekir mi?
Yoksa onu o şekilde mi kabul etmeleri gerekiyor? Ona nasihat edecekler. Evlatları ona söyleyecek. Bak sana farz. Zekat vermen lazım. Fitre vermen lazım. Kabul etmiyorsa evlatlarının yapacak bir şeysi yok. Zorla ibadet ettiremezsiniz bir kimseye. Demirtaş'tan selamlar sizi çok özledik. Hayırlı geceler. Allah razı olsun. Teşekkür ederiz. Allah yardımcınız olsun inşallah. Demirtaş bayındır kardeş ya. Seviyoruz Demirtaşlılar. Selamun Aleyküm gayrimüslimlere zekat-ı fitre geçerli mi? Teşekkür ederim. Hayır. Önce Müslümanlara verin. Müslümanların durumlarını ortadan kaldırın. Önce Müslümanların hal ve vakitlerini, durumlarını ayağa kaldıralım.
Ondan sonra gayrimüslimleri düşünürüz. Bunu Türkiye için söylüyorum. Geçen sohbetlerde de söyledim. Şu anda birinci derecede fakirlere, hatta ikinci derecede miskinlere bile verilmez Türkiye'de. Birinci derecede fakirlere, ikinci derecede Allah yolunda cihad eden, konuşan, koşturan, sohbet edenlere. Üçüncü derecede miskinlere diyelim. Dördüncü derecede borçlulara. Hadi bunu arttıran, değiştirelim. İkinciye miskinlere koyalım Türkiye'de. Üçüncü de Allah yolunda koşturan, cihad edenlere koyalım. Bunun Allah yolunda cihad eden, koşturan kimseler için diyor ki oda dolusu altını olsa onlara yine zekat verilir diyor. Sonra son noktada gayrimüslimlere verilir.
Kaza derslerimizi çekerken bir bağışlamayla birden fazla dersi birleştirip çekebilir miyiz? Çekin. Mesela iki dersi çekerken iki yüz tövbe, iki yüz salavat gibi olur, birleştirebilirsiniz. Selamun Aleyküm. Hasta olduğu için oruç tutamayan birisi fidyesini damadına verebilir miyiz? Damadına verebilir miyiz? Damada fidye verebilir miyiz? Onu bakmamız lazım. Diyanet ne demiş? Damada verilebilir demiş. Diyanet. İyi akşamlar. Ben Isparta'dan yazıyorum Mustafa hocama. İsmim Ayşenur.
Kendisini rüyamda gördüm bugün. Yun beyaz namazlıklar seriyordu. Bir apartman girişinde ve ben de semazen kıyafetleri ile bulunduğu yere giriyordum. Bana derince baktı. Sonra secdada yazmaya devam etti. Ben rüyamın nasıl bir anlamı var öğrenmek istiyorum. Güzel bir rüya görmek için niyetlendiğim bir günde gördüm kendisini. O zaman eğer niyetlendiyseniz bu noktada rüyanız hayra işaret, iyiye işaret, güzelliğe işaret. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamun aleyküm Bursa Kozdoğren. Evet sıkı takipçiler. Sizi izliyoruz. Hacı anneniz size selam var. Ve aleyküm selam. Perşembe günü sokağa çıkma yasağı olduğu için köye gelemiyoruz. Hacı anne de sizi seyredemeyecek.
Ooo Allah yardımcınız olsun inşallah. Tekirdağ Tasavvuf Vakfı'ndan selamlar. Ve aleyküm selam. Tekirdağ'a selam ederiz inşallah. Selamun aleyküm. 15 yaşındayım. Küçükken verdim. 8 tane verilmişti. Şu an kaç tane çekmeliyim? 33-33 çek inşallah. Selamun aleyküm. Mesnevi'nin ilk beytlerindeki bahsedilen neyin?
Hz. Peygamber Efendimizin sırlarını anlattığı söylenmiş. Bu doğru mudur? Ney sır anlatır mı? Ney üfleyen biri bunu bir zikir şeklinde mi yapmalı? Ona göre ney üflerken ki haline dikkat etmeli midir? Bununla alakalı, ilk başlangıçlarındaki 19 beytle alakalı herkes bir tefsirde bulunabilir. Ama Peygamber Efendimizin sırlarını anlattığı diye tefsir ettilerse onu ilk defa duymuş oluyorum. Bu noktada nasıl onları şerh ettiler bir şey diyemem. Ney üfleyen kimse bunu zikir şeklinde mi yapmalı? Bu da çok abartılı olur. Ney üflerken evet, ilahi bir nefes olarak görebilir. Zikir zikirdir, zikretmek farklı bir şeydir. Selamun aleyküm.
Dervişlik mertebesine gelmiş şeyhini bulmuş sufiler diğer kişilere göre daha çok Allah'a yakın ve daha şanslı insanlar mıdır? Sufiler öyle kabul ederler. Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Hiç Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sahabe olanla olmayan bir olur mu? Hiçbir mürşidi kamilin, bir velinin yanında bulunanla bulunmayan bir olur mu? Olmaz. Sufiler öyle düşünürler. İkinci soru. Namaz kılarken bazen bir rekat eksik kıldığımı son oturuşta fark ediyorum. Kalkıp kılıyorum, doğrum yapıyorum. Evet, son oturuşta kalkıp bir rekat eksik kıldığınızı düşünüyorsanız onu tamamlayacaksınız. Hangi rekatı eksik kıldığınızı düşünüyorsanız ondan sonra seyif secdesi yapacaksınız yalnız sonunda.
Hadis-i Şerif'te en kötü anne çocuğuna bağıran annedir demiştiniz. Peki hocam şu anda sohbet dinliyoruz. Biri on, birisi beş yaşında. İki kız kesinlikle rahat durmuyorlar, adadan çıkmıyorlar. Dürtmeyeceğiz, bağırmayacağız, nasıl susturacağız? E tatlı tatlı ne kadar iki tane kızı olanın cennetliğini hazırlayacak ya. Senin cennetliğin olarak gör, sabret inşallah. Allah yardımcın olsun inşallah. Son dönemde sosyal medya uygulamaları üzerinde insanlar kendini ifşa etmeye başladı. Tik Tok diye bir uygulama var. Kadınlar kocaları gittiğinde gizli gizli erkeklerle görüntülü canlı yayın yapıyor. Erkekler ise evden işe gittiklerinde başka kadınlarla bu şekilde konuşmak için bu uygulamayı yüklüyorlar.
Sonrasında erkekler eve gitmeden, kadınlar kocaları gelmeden uygulamayı siliyorlar. Pes ya, ilk defa duyulma toplumumuzda ahlak çöküntüsü yaşamamıza sebep olan bir tür uygulamalar en çok dindar kesim tarafından kullanılıyor. Bu tür uygulamalara karşı derviş olarak kendimizi nasıl muhafaza etmeliyiz? Valla hani Köroğlu demiş ya, delikli demir çıktı, mertlik bozuldu diye.
Mertliği bozan o kadar çok şey var ki. Yani bir kadının böyle bir kocasını aldatması gerçekten büyük bir seviyesizlik. Öyle söyleyeyim, ağzımı bozmayayım. Bir erkeğin de böyle yapması büyük seviyesizlik. Erkek de kadın da böyle bir seviyesizliğe düşmemeleri lazım. Şimdi benim genel olarak, genel felsefem şudur. Bir kadın eğer kocasından memnun değilse, kocasından şikayeti varsa ve bu memnuniyetsizliği ve şikayeti devam ediyorsa, evliliği yürüteceğim diye uğraşmasın, bu tip aldatmalara da girmesin, çıksın adamın karşısına.
Ben seni sevmiyorum, biz seninle anlaşamıyoruz, ben boşanmak istiyorum desin yürüsün gitsin. Eğer bir erkek de normalde bir kadınla gerçekten olmuyorsa, yapamıyorsa zulmetmesin ortalığa, kalkıp da böyle şeylere de girişmesin, eşine söylesin ben yapamayacağım desin. Yani kimse kimseyi üzmeden, kimse kimseyi incitmeden, kimse kimseyi aldatmadan selamun aleyküm desin, herkes yoluna baksın. Yani bunlar gerçekten evli bir kadının, evli bir erkeğin eşlerini aldatmaları, eşlerini bu noktada, yani çok affedersiniz, arkalarından böyle iş çevirmeleri gerçekten aşağılık bir şey. Ben bunu böyle en hafifinden söylemek istiyorum. İnsanın kendisine saygısını yitirdiğinin yeri ya, kendinize saygınızı yitirmeyin, yapmayın.
Allah muhafaza eylesin. Yani hadi eşinizden korkmuyorsanız, birbirinizden saygınız kalmadıysa, korkunuz kalmadıysa, Allah'tan korkun ya. İkinci sorum ise bu uygulamaya yine başörtülü bayanlar dans videolarını yüklüyorlar. Bu videolar daha sonrasında ekran videosu alınarak Instagram, Twitter'a yükleniyor. Dindar kesimin insanları neden bu tür davranışların içine giriyor? Başı kapalı kadınlar, bireysel veya kocaları veya erkek arkadaşlarıyla dans ederek veya dudak dudağı videolar çekmesi, biz Müslümanlara laf gelmesine sebep oluyor. Bunu nasıl engelleriz? Yani çok insan var böyle bayanlardan da, erkeklerden de, yani bunu böyle çok şikayet olarak alıyorum. Çok insan var derken, Instagram'da kimseyi takip etmem, Twitter'da kimseyi takip etmem.
Adıma bir Facebook yok, benim adıma bir Facebook var, onu da bir kardeş yönetiyor. Benim yönettiğim bir Facebook yok. Kimseyi takip etmem, kimseye bakmam ama zaman zaman işte bu haber kanallarında görüyorum bu tip şeyleri. Gerçekten utanıyorum kendimden. Yani normalde bu özentiden başka bir şey değil. Ne bileyim işte, yani başörtüsü İslam'ın simgesi gibi oldu Türkiye'de. Bir sakal İslam'ın simgesi oldu Türkiye'de. Ya normalde bir sakalı olan kimse kendisine dikkat edecek, başında örtüsü olan kimse kendisine dikkat edecek. Ne bileyim ya bu hale gelmemeliydik. Çok dünyevileştik biz, çok heva hevese daldık, çok şeytaniyete daldık. Allah affetsin, yani 28 Şubat döneminde başörtüsü için mücadele eden Müslümanlar, ne yazık ki şimdi başörtüsü bir aksesuar gibi oldu.
28 Şubat döneminde baskıya, sıkıntıya, zulme böyle direnen o Müslümanların o dirençleri kalmadı. Gün geçtikçe dünyevileşiyoruz. Gün geçtikçe ne yazık ki gevşiyoruz. Gün geçtikçe ne yazık ki tesettürümüzden, hayatımızdan, her şeyimizden, dinimizden, imanımızdan, yaşantımızdan tavizler veriyoruz. Bazen kendi kendime soruyorum. 28 Şubat'ta bir tane bayan göremezdiniz mantosuz. Şimdi tesettür mantosuz oldu. 28 Şubat'ta ve ondan öncesinde bir tane bayan göremezdiniz böyle başörtüsü göğüslerini örtmemiş olan. Şimdi normalde hani böyle velevin şeyine enini boy boyuna en yaparlardı. Bire bir metre olurdu veya bir yirmiye bir yirmi olurdu. Bir otuza bir otuza olurdu örtüler.
Şimdi nerede? Mendil kadar örtü var millette. Ve kafasında mendil kadar örtü. Ne yazık ki genç kızlar söz dinlemiyor. Genç kadınlar söz dinlemiyor. Bir asortikleşti millet. Kocaman kocaman topuklu ayakkabılar. Ne bileyim böyle fantazi fantazi kıyafetler. Evde giymeleri gerekirken dışarıda başkalarına süsleniyorlar. İşin en acı tarafı bu. Yıllardır söylerim ben. Kadınlar evde kocalarına süsleneceklerine dışarıdaki başka erkeklere süsleniyorlar. Ağır ama ne yazık ki böyle. Evde eşine süslenmiyor. Adam almış ona işte ne aldıysa tişört almış, kazak almış neyse etek almış bir şey almış adam ona. Ya onu erkeğine giymiyor. Evde giymiyor. Dışarı çıkarken giyiyor onu.
İşin en acı tarafı bu. Ya bunu adam sana aldı. Hediye olarak aldı. Veya işte kendince eşime dedi ki bu kaza alayım, bu trikoyu alayım dedi. Ya evde ona giysene ilk önce. Yok illa ki dışarıdaki insanlara giyecek. Bu hale geldik. Yani Müslüman'ı da bu hale geldi. Derviş'i de bu hale geldi. Yani işin ilginç tarafı da bu zaten. Yani sufiler de gün geçtikçe taviz veriyorlar her şeylerinden. Hani Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretlerinin sözü olduğu söyleniyor. Özür dilerim. Hani tabiinden bir kimsenin sözü olduğu söyleniyor. Tabiinden. Eğer diyor sahabe sizi görmüş olsaydı vallahi bunlar dinden dönmüşler sizi kılıçtan geçirirdi. Siz de sahabeyi görmüş olsaydınız bunlar gerçekten deli olmuş derdiniz diyor.
Yani acaba bizi görseler ne hale geldiğimizi Allah bizi affetsin. Çok acı şeyler bunlar. Yani gerçekten bir kimse bir şey yaparken Müslümanlara laf getirdiğinin farkında veya farkında değil. Yani bir kimse başında bir örtü varsa her zaman için söylüyorum. O örtü Türkiye'de İslam'ı simgeliyor. Eğer onun sakalı varsa o sakal Türkiye'de İslam'ı simgeliyor. Dikkat edecekler kendilerine hayatlarına. Yine bir sayha her yerde bunu dolaşıyor diye bunu konuştuk. Selamun Aleyküm hocam. Bir türlü namaza başlayamıyorum. Vicdanen anladım ki içimdeki huzursuzluk bundan kaynaklanıyor. Rüyalara gelince yorumlamayacağım dediniz için sizi de çok yormak istemiyorum.
Ama sürekli rüyalarında kalk namaz kıl gibi rüyalar uyarılar olarak algılıyorum. Ve rüyalar gerçekten çok gerçekçi. Özellikle bir rüya hiç aklımdan çıkmıyor. Rabbim ile konuşuyorum görmüyorum. Ama sesin ondan geldiğini anlıyorum. Beni böyle yakamdan tutmuş gibi yerin altına inmek ister misin diyor. Evet ya Rabbi diyorum. Birden yer açılıyor içine giriyoruz. Adeta cennet bahçesi gibi her taraf yemyeşil ve çok güzel. Sonra peki cennetteki yirmi altı odanı görmek ister misin? Evet ya Rabbi diyorum. Bir odaya giriyoruz. Boş. İki ve üçüncü oda yine boş. Ben o anda rüyamda kendi kendime düşünüyorum ve diyorum ki tamam ya Rabbi ben anladım. Ahiret için hiçbir şey yapamamışım diye kendi kendime rüyamı rüyamda yorumluyorum ve uyandım.
Allah mübarek eylesin. Rüyanda rüyamda yorumlanmış. Hızla ahiretlik ameller işte. Hızla önce namazını başta orucunu tut. Muhakkak, muhakkak Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp hayatını dizayn et düzenle. Selamun Aleyküm. Bu stresli günlerde yaşlı annem babam var. Rahatsızlar günlük virdimizi çekebilirler mi sizden? Onlar için dua istiyorum. Evet çekebilirler. Allah yardımcılar olsun. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Rüyasında bir mürşidi babası olarak göreme. O şekilde hitap eden bir kimse mürşidin kardeşim hitabını alırsa evlatlıktan reddedilmiş olur mu? Yoksa hem kardeş hem baba birçok noktada manevi yakınlık kurmuş mu olur?
Normalde bunda bir sıkıntı yok. Biz yani normalde herkese kardeşimiz diyoruz. Bunun noktada bir sıkıntı yok. O kimse rüyasında baba olarak gördüyse manevi olarak öyle diyebilir. Biz o yüzden bütün herkese kardeş olarak hitap etmeyi daha uygun görüyoruz. Müminler kardeştir. Selamun Aleyküm. Kardeşime yetmiş bin kelimeyi tevhid bağışladım. Gece duasını yapmıştım. Gece çok değişik canavarlar gördüm. Yemeğe zorlanıyordum. Rüyamda normalde obur kardeşlerime de bağışladım. Arada bu yanlış mı? Herkese bağışla bir sıkıntı yok. Geçen sohbetlerinizde herkes yeni günlük virdiğini çeksin demiştiniz. Benim dersim 33-33 olduğundan sorduydum.
Ben de yeni günlük virdime mi devam edeyim? Yaşını yazmamışsın. Yaşını da yazsın. Bir geçmiş sohbetlerinizi dinlerken ders veya tesbihat çekebilir miyiz? Çekebilirsiniz. Dün paylaştığınız diri diri gömme ile ilgi yazınızı tam anlayamadım. Biraz daha açar mısınız? Sohbet ettik konuştuk bununla alakalı. Bir sohbetinizde sevgiye ihanet etmekten bahsetmiştiniz. Sevgiye ihanet ettiğimizi nasıl anlarız? Sevgiye ihanet eden kimse yaptığını telafi edebilir miyiz? Her şeyin telafisi var. Onun da telafisi vardır. Allah bizi ihanet edenlerden eylemesin inşallah. Selamun Aleyküm. Kişinin ismi sonradan değişir mi? Değişir.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bazı sahabelerin isimlerini değiştirdi. Değişiyorsa eski isim yeni isimle birlikte mi kullanılır yoksa yeni isim doğrudan kullanılabilir mi? Doğrudan kullanılabilir bir sıkıntı yok. İsim değiştirilebilir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bazı sahabelerin isimlerini değiştirmiş çünkü. Selamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar. İş yerinden arkadaşımın babası Alzheimer hastası. Arkadaşım evde yokken, işte iken babası eşine zulmediyormuş. İlerlemiş durumda hastalığı. Eşimin ona bakması inkansız diyor. Hasta bakım evine versem günah olur mu?
Diyor soruyor. Geceniz hayır olsun. Normalde bunu bilmemiz lazım neyin nasıl olduğunu. O yüzden yani bir kimseye buna hükmetmek dışarıdan çok zor. Yani adam, kadın zulmediyor derken kadını da dinlemek lazım. Erkeği de dinlemek lazım. Bilim ve felsefe bakış açımız nasıl olmalıdır?
Bunda olumsuzluk yok. İslam ilme, bilime karşı değil. Felsefe denilince, yani batı felsefesiyle bizim sıkıntımız var. Onda sıkıntı yok. Yani felsefeye İmam-ı Gazali cevap vermiş. O zaman cevap veriyorsa İslam felsefeyle ilgilenmez diyemeyiz biz. İlgilenmiş. Bilim zaten bizim işimiz olması gerekirken ne yazık ki bizden çıkmış. Allah bizi affetsin. Selamun Aleyküm. Günümüzde marketlerde satılan tavuk ürünlerinin nasıl beslendiğini bilmiyoruz. Söylentilere göre leş ve necaset yedirilerek beslendiğini duyduk. Nasıl beslendiğini bilmediğimiz hayvanlar yemek caiz midir, haram mıdır? Kestel'den sevgilerle herkese selamlar. Ve Aleyküm selam, bizden de selam olsun Kestel'e.
Hani haramlar bellidir, helallar da bellidir. Şüphelilerden uzak durun demiş hadis-i şerit Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. O yüzden ne yediği ne içtiği belli olmayan bir hayvanın etini yemek şüpheli hükmüne girdiğinden dolayı yemeyiz çıkarız işin içinden. Örneğin ben 2002'den veya 2003 müydü, son ömre 2002'ydi galiba. 2002'den beri bu marketlerde satılan hazır tavuklardan bir lokma dayağı ağzıma koymadım. Ben yemiyorum. Öyle söyleyeyim. Ben hazır gıda hiçbir şey yemiyorum. Paketlenmiş hemen hemen hiçbir şey yemiyorum. Hani bu konserve türünden, marketlerde satılanlardan yemiyorum. O yüzden hazır tavuk zaten hiç yemiyorum 2002'den beri.
Tadını unuttum. Selamun aleyküm. Bir iş ile uğraşırken bir olumsuzluk yaşadığımda ben çöküyorum ve fazlaca stres yapıyorum. Ne tavsiye edersin. Mücadele edeceksiniz. Olumsuzluk hep hayatta yaşanacak. Her zaman yaşanacak. Her yerde yaşanacak. Her olumsuzluk olduğunda çökmeyeceğiz. Mücadele edeceğiz. Biz şimdi sohbet ediyorduk, yayın yapıyorduk. Mesela basıldık orada. Yapmayacaksınız bundan sonra dediler. Ne yapalım mücadele etmeyelim mi? Şimdi başka bir mekandan devam ediyoruz. Yani bu mücadele devam edecek. Bir yerde başarısızlık da olabilir, sıkıntı da olabilir. Hayatımızın herhangi bir alanında da olabilir. Bırakıp gitmek, çekip gitmek yok. Mücadeleye devam edelim.
Neydi felsefemiz? Sevmek ve savaşmak. Seveceğiz ve savaşacağız, mücadele edeceğiz. Selamun Aleyküm hocam. Eşim sizden ders olur. Ama ben hiçbir yere bağlı, bağlı, dahili kimseden ders almadım. Sizi üç defa rüyamda gördüm. Birincisini aklımda kalmadı. İkinci rüyam sizin ve birkaç derviş kardeşlerle asker ziyaretine gitmişiz. Çay içip, la ilahe illallah zikri çektirdim. Üçüncü rüyam ise sizinle Efendimiz Muhammed Mustafa'yı rüyamda gördüğümü anlatırken, siz bana gel ben sana anlatayım dediniz ve sana ders verelim dediniz. Benim ne yapmam lazım? Ders alman lazım canım kardeşim. Rüyam çok açık, sari. Allah mübarek eylesin inşallah. Hızla ders alın inşallah.
Selamun Aleyküm. Saç derisinde çıkan egzama'ya ne kullanabiliriz? Allah sizin iyiliğinizi versin. Ben ne o? Formoloji mi? Neydi o şey? Farmalok mu? Ben farmalok değilim. Mübarek insanlar. Allah'ı yesin inşallah. Ben diyeceğim ki zeytinyağını bas geç, zeytinyağını alaya alaya yürü diyeceğim ben. Bizim bayındır o söylüyor. Normalde bir yerlerinde bir şey çıksa zeytinyağı sürüyorlar. Veyahut da işte sarı kantaron çiçeği de olabilir. Allah yağı da olabilir. Allah sizi yesin inşallah. Selamun Aleyküm. Bana zatüre teşhisi kondu. Devamlı öksürüyorum. Nefesim daralıyor. İyileşene kadar Ramazan'da oruç tutamayabilir miyim? Normalde Ramazan'da oruç tutamayabilirsin.
Eğer devamlı ilaç alıyorsan, ilaç da geçiyorsa, bunda bir ilaç almak zorundasın sıkıntı yok. Ramazan'dan sonra inşallah tutarsın. Selamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar. Tebarani'de birkaç hadisten bahsediliyor. Bu hadislerde Ramazan'ın 15'inde, Cuma günü kuşluk vaktinde. Normalde okumadım. Tekrar söyleyeyim. Bu hadisle alakalı. Hayırlı akşamlar. Mehir evli iken mi yapılır? Yoksa boşanınca mı yapılmalıdır? Bilgi verebilir mi size? Şimdi mehri müeccel dedikleri sonradan verilme kastıyla. Sonradan olunca, adam eline geçtikçe ödeyecek onu. Sonradan dediği o. Yani boşanınca değil. Bizde böyle bir yanlış algı var. Boşanınca azaman onu verecek değil.
Adam eline geçtikçe işte, şimdi bu böyle moda oldu ya, herkes de böyle yukarıdan esiyor ya, beş kilo altın diye. Ya ödeyeceksiniz o beş kilo altını. Bu sene yarım kilo, bir daha ki sene iki yüz gram, bir daha ki sene beş yüz gram, bir daha ki sene nasıl, ne zaman elinize geçtikçe ödeyeceksiniz. O mehirleri nasıl tamam diyorlar? Nasıl evet diyorlar? Ben hayret ediyorum. Ödememek kastıyla bunu yapıyorlarsa, çok büyük günaha giriyorlar. Zina hükmünde. Allah muhafaza eylesin. Hadis var. Yani daha geçenlerde böyle bir Twitter'da, böyle bir şey paylaşmıştım. Yani zina hükmünde miydi? Hırsızlık hükmünde miydi? Yarabbi bakayım şimdi onu da, bir tekrar hata yapmış olmayayım.
Evet. Mehrini vermemek niyetiyle, bir kadınla nikahlanan kimse, onunla zina eder. Ödememek niyetiyle, borç alan kimse de hırsızdır. Hadis-i şerif. Yani o yüzden, mehri yaparken, beş kilo altını söylemek güzel. Bunu ödemek kastıyla söyleyecek. Ve ödemeye gayret edecek onu. Yok. Ödememek kastıyla bunu söylüyorsa, evet kadınla zina etmiş oluyor. Bu ne demek? Nikah düşüyor. Zina demek bu. Allah muhafaza eylesin. Yanlış yapıyorlar. Selamun Aleyküm. Hocam, az önce doğru fakat kişinin, hoşuna gitmeyen şeyler, arkasından konuşmanın, dedikodu gıybet olduğunu söylediniz. Peki, hoşuna gittiği zaman, dedikodu olmamış mı oluyor?
Veya bir kimse, evet, dedikodu olmamış oluyor. Mesela, o kimse, onunla meşhur. Örneğin, işte, bir kimse var, adı, meyhaneci Murat. Örneğin, o onunla anılıyor. Bundan rahatsız değil. Adamın meyhanesi de var. O zaman o gıybet olmuş olmuyor. Veyahut da işte, bir kimse var, o işte, örnekliyorum bunu, işte, adama, herhangi bir isim, kör lakabı takmışlar. Şimdi, adam gerçekten kör, ama bundan rahatsız değil. Lakabı o, onda bir sıkıntı yok. Bunun gibi. Ama hoşuna gitmiyorsa, onun söylenen şey, evet, gıybet oluyor. Mümin bir insan, ölüm acısını nasıl yaşayacak, diğer insanlardan farkı var mı? Normalde, muhakkak ki, ölüm acısını herkes yaşar, ama sufiler yaşamazlar. Onlar ölümü severler çünkü.
Hz. Mevlana, niçin tarikat istememiştir? Hz. Mevlana, ehli tarikat, babası da ehli tarikattı, babasından sonraki, Şeyh Burhanettin de, ehli tarikattı. kendisi de ehli tarikat, babasından ve babasının, halifesinden icaz etti. Ardından, Şemsettin'i Tebriz'i de ona icaz etlerdi. O ehli tarikattır. Önümüzdeki, sokağa çıkma yasağı içerisinde, kendimizce, evde nasıl itikaf yapabiliriz, kadının ve erkeğin itikafı nasıl olur, eğer yapabiliyorsak, haber vermemiz gerekir mi?
Bu dört günlük boyunca, kim itikafa girmek isterse, bizim kardeşlerimizden, herkes itikafa girebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Evlerinin durumuna, konumlarına göre itikafa girebilirler. Selamun Aleyküm Hocam, akrabam, bakım maaşını, çocukları çalıştığı halde, adresi başka yerde gösterip, beraber oldukları halde, ayrı duruyor, deyip, bakım maaşı bağlattı. Şikayet etsem, günah olur mu? Haram değil mi? Yalan söylüyorlar. Akrabası, bakım maaşını, çocukları çalıştığı halde, adresi başka yerde gösterip, beraber oldukları halde, ayrı duruyoruz, deyip, bakım maaşı bağlattı. Allah yiyesin inşallah. Uygun değil, yaptıkları, aldatan bizden değildir. Selamun Aleyküm, benim adım Ayşe, 19 yaşındayım, ailecek 15 yıldan beri, sizin sohbetlerinize geliyoruz, çok şükür.
Allah size hayırlı, uzun ömür versin inşallah. Benim babam sizin derslerinizi çekmiyor, uyarmamıza rağmen kızıyor bize, kardeşlerime ve annemize bağırıyor. Ona hiç hoşgörülü ve iyi davranmıyor. Özellikle sabahları işe giderken, Allah'ın cezaları inşallah, geri dönüşüm olmaz diyerekten, çok birçok hakaret ederek, işe gidiyor. Sizden ricam, Allah rızası için bize dua edin, artık çok yorulduk. Annemizi deviyor, bizim artık kardeşler olarak, psikolojimiz bozuldu. Allah yardımcınız olsun, Rabbim muhininiz olsun inşallah. Kolay bir şey değil, yani o derslerini çekmediği de belli zaten. Allah gönlüne onun hidayet versin, düzeltsin inşallah. Selamun aleyküm, ben Kur'an'a yeni geçtim, hatimler için cüz alıyorum, geri kalmak istemiyorum.
Ama tam bilmediğim için, internetten açıp, takip ederekten okumaya çalışıyorum. Bazen yetişemiyorum hocaya ve geçiyorum. Hocaya uymak için eksik okumuş mu oluyorum, siz nasıl okumamı tavsiye edersiniz. Eksik okumayın, devam edin inşallah. Arkadan da olsa yetişmeye gayret edin inşallah. Efendim, günlük ibadetlerimizi yerine getiriyorum, elhamdülillah. Tavsiye ettiğiniz nafileler de, kısmen uygulamaya çalışıyorum. Ancak özellikle bu sıkıntılı günlerde, nefsimize hoş gelecek olan şeyler de yapmak istiyorum. günah-i kebari düşmek istemiyorum. Ne tavsiye edersiniz? Size helal dairesi yeter. Helal daire, bütün her şey yeter. Allah muhafaza eylesin. Helal içeride, içinde yaşayın.
Helal dairede yaşayın. Helalınız size yeter. Helal, helal, helal, helal. Hep helalda durun inşallah. Selamünaleyküm, Delali Hayret Şerhatlı kitabı okumamızda bir sıkıntı var mı? Kitap hakkında bilginiz var mı? Sırf Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine salatü selam ve metü sena eden bir kitap bildiğim kadarıyla. Annemin vardı çünkü. Oradan biliyorum. Okunabilir, bunda bir sıkıntı yok. Onun günlük virtleri var hatırladığım kadarıyla. Pazartesi günü şu kadar şu salatü selam, salı günü şu kadar şu salatü selam okunur diye. Okunabilir, bunda bir problem yok. Selamünaleyküm, size intisabım yeni sayılır. Bir sene olmadı. Dersimi çekmeye gayret ediyorum.
Rüya üzerine size intisab ettim elhamdülillah. Rüyalarımda sizi görüyorum. Dersimi çektiğim zamanlar manevi haller yaşıyorum. Bu rüyaları ve halleri size anlatma fırsatı bir türlü yakalayamadım. Ve bu aralar rüyalar ve haller artık olmuyor. Acaba ben ne kusur etmiş olabilirim? Tövbe edelim, Allah'ı zikretmeye devam edelim. Cenab-ı Hak en hayırlı yöne çevirsin inşallah. Muayyen günde başlangıç olup devamı gelmiyorsa, kusredip ibadet edilir mi? Yoksa olan gün sayılınca bitene dek beklemek mi gerekir? Eğer normalde hanefilere göre muayyen gününün en azı üç gün olması lazım. Hatırımda kaldığı kadarıyla en fazlası on gündür. O yüzden normalde bir kadının üç günden aşağı gelmeye başlıyorsa ya bir rahatsızlık vardır ya da işte muayyen zamanları kesilmedir yaşla alakalı.
Eğer böyle bir şey yoksa, geçici bir şeyse mutadını bekleyecek. Mutadını bekledikten sonra kusredip namazını kılacak. İkinci soru, ailem ormandan kaçak ağaç kesip onlarla çatıyı açtırıp yaptıracak. Bu harama girer mi ve ev bana miras kalacak? Eğer haramsa benim o çatıyı sonradan bozup yeniden mi yapmam gerekir? Sonradan bozup yeniden yapmana gerek yok. Orman köylerinde genelde bunu yaparlar. Orman köylerine de devlet müsaade eder zaten. Ben orman işletmesinde daha önce çalıştım. O yüzden orman köylerinde bu tip şeyler olabilir. Selamun Aleyküm. Biliyorum sizin sevme ve özleme anlayışınızdaki gibi olmasa da sizi seviyorum ve özledim babacığım. Sizi zahiri göremiyorum, biliyorum, hak etmiyorum ben ama lütfederseniz, rüyamda görsem gelseniz bir gece.
Babacığım lütfen. İnşallah. Allah halk etsin, Cenab-ı Hak muhafaza eylesin inşallah. Cenab-ı Hak korusun. Eşine ve babana selam söyle inşallah. Annen baban da iyidir inşallah. Hepsine selam söyle, kızacağız. Karşı cinse karşı bir şey hissetmek, içten içe düşünmek de haram mıdır?
Normalde bunu Hanefiler haram olarak düşünmemişler ama dervişler bunu çok uygun görmemişler. Kalpte kararma olur demişler. Mümkünse bununla mücadele edelim. Kalbimizden bunu çıkaralım inşallah. Veyahut da kendime nasil hakim olmalıyım harama dalmamak için ne yapmalıyım hocam? Normalde bu noktada o kimse Allah'ı zikredecek, haramdan uzak duracak, haramlarla ilgi ve alakasını kesecek inşallah. Evlenme çağındaysa babasına diyecek ki baba beni evlendir. Kız erkek hiç önemli değil. Selamun aleyküm. Oruç açma adabı nedir? Örneğin tek bir hurmayla orucu açıp namazı kılıp daha sonra yemek yemek ya da yemek yedikten sonra namaz kılmak. Bu konudaki sufi adabını anlatır mısınız? İftarda acele etmek. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin en önemli sünnetlerinden birisi.
Hatta diyor ki kim iftarı gecektirirse bu dinin bozulduğuna işarettir diyor. Çünkü dinin bozulduğuna işarettir yani Yahudilere ve Hristiyanlara benzediğine işarettir diyor. Başka bir adı şerifte. Onlar iftarı geciktirirlerdi çünkü. Biz iftarı geciktirmeyiz. Mümkün ise hemen ezan okunur okunmaz önce iftar eder sonra namaz kılarız. Veyahut da işte birkaç sokma bir çorba içip örneğin namaz kılıp sonra yemeye devam edebiliriz. Bir şeyleri yayın donuyor demişler. Bir önce herhalde ki 19.3'te söylemişler bunu. Bir şeyleri israf etmemek konusunda çok duyarlıyım. Örneğin yemek yediğim tabakta hiçbir şey bırakmamaya çalışıyorum.
Evde yerde bulduğum ekmek kırıntısını dahi alıp yiyorum. Bir kağıdı kullandıktan sonra arkasını da kullanmadan atmıyorum. Bunun gibi çok ince konulara dahi dikkat etmeye çalışıyorum. Hayatımın bazı zamanlarında yokluk çektim. Acaba bu yüzden takıntımı yaptım diye düşünmeye başladım. Yaptım yanlış mı? Tasarrufun ölçüsü nedir? Cevapladığınız için teşekkür ederim. Hayırlı geceler. Valla bana benzediğin için ben seni daha fazla sevdim. Allah iyi etsin inşallah. Benim israfa karşı olduğum kadar hiçbir şeye karşılığım yoktur. Allah muhafaza eylesin. Bir şey dökülsün, bir şey atılsın. Hatta derim ki yakın daireme bir şey döküyorsanız, bir şey atıyorsanız, bir şey bozuluyorsa hakkım helal değildir.
Ben bir zeytin tanesinin dahi atılmasına, yenilmemesine karşıyım. Ben de belki de çok yokluk yaşadım. Ondan olabilir. Ben de asla bir kağıdı bir sefer kullanıp atmam. Her iki tarafını da kullanırım. Bana gelen resmi evraklar olsun, başka evraklar olsun. Bir tarafı temizse ben onu koyarım, bir daha kullanırım onu. Muhakkak. Eğer resmi bir yere bir evrak yazacaksa mecburiyetten onları kullanamıyorum. Ama öbür türlü benim bütün yazılı sohbetler iki tarafında da bir tarafında daha önceki sohbet vardır, başka bir yazı vardır. Ben onu muhakkak kullanırım. Muhakkak bir şeyi değerlendiririm. Bir şeyin atılmasına, bir şeyin bozulmasına, bir şeyin heder olmasına üzüldüğüm kadar, kızdığım kadar hiçbir şeye kızmam.
İnsanlar atıyorlar bol bol. Ben bir şey atmayı sevmiyorum. Atmıyorum da. Benim günlük hayatıma bir baksalar insanlar kendi kendilerine derler ki böyle yaşanmaz. İnsanlar şimdi bir plastik kap atıyorlar hemen onu. Veya bir plastik şişe atıyorlar hemen. Ben onu kullanmaya çalışırım. Veya bir cam şişe atmam. Ben onu kullanmaya çalışırım. Yeme, içme asla bir şeye atmam. Kıyafet asla atmam. Derim ki giyecek birisi vardır ben ona veririm. Ayakkabı atmam giyecek bir kimse vardır ben ona veririm. Örneğin kullanamayacaksam dahi ben ona birisini veririm. Atmak, bozmak, yıkmak, ne bileyim işte yakmak bunlar basit şeyler. Yapmak zordur, yerine getirmek zordur.
Ama yeni gelen nesil ne yazık ki bu zorlukları çekmedi, bu sıkıntıları çekmedi. Ben yeni gelen nesil çok israfçı görüyorum. Yeni gelen kadınları, erkekleri, çocukları çok israfçı görüyorum. İçim içime sığmıyor benim. Tabağında yemeğini bırakıp atanı mı ararsın? Tabağında yemeğini bırakıp dökeni mi ararsın? Çok yemek yapıp tencerelerde kokutanı, ekşiteni mi ararsın? Çok yemek yapıp bir müddet sonra bozuldu deyip atanı mı ararsın? Allah bunların hesabını hepsinden burnundan fitil fitil getirecek. Kimse bunun farkında değil. Ve yemeklerini bozanlar, alınan malzemeleri atanlar, kocalarından helallik almaları lazım. Allah'a tövbe etmeleri lazım. Gerçekten ciddiyim bu konuda. Eğer adamın aldığı, getirdiği malzemeyi kurtlandırdıysanız, bozduysanız, sendirdiyseniz, sararttırıysanız, çürüttüyseniz ve onu atıyorsanız adamla helallaşacaksınız.
Allah'a da tövbe edeceksiniz. Siz israfçının birisiniz. Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz demiş. İyi kardeşim ye iç ya. Senin yediğinde içtiğinde kimsenin gözü yok. Atma, bozma, küflendirme. Kullan. Bozulmasın, kurtlanmasın, böceklenmesin. Aldırma. Eşine söyle, almadı. Ve bir şey atılıyorsa, yemin ediyorum Allah'a karşı sorumlusunuz. Bir şeyi atıyorsanız, Afrika'daki aç kalan o kimseden sorumlusunuz. İsraf edenler, suyu israflı kullananlar, yemekte, içmekte, kıyafette israf edenler, eşyanın kıymetini bilmeyenler. Yemin ediyorum Allah sizden hesabı soracak. Şimdi insanlar telefonun kıymetini bilmiyor. Bilgisayarın kıymetini bilmiyor. Arabanın kıymetini bilmiyor.
Eşyanın kıymetini bilmiyor. Kıyafetin kıymetini bilmiyor. Yemenin, içmenin kıymetini bilmiyor. Bilmiyor. Ve atıyorlar. Ve israf ediyorlar. Ve perişan ediyorlar. Ve bozuyorlar. Acı bir şey bu. Bir, ya bu kadınlar, çocuklar, erkekler çok rahat para kazanıyorlar. Ben bunu haram para olarak görüyorum. Bir insan helalından kazansa öyle yapamaz. Hadi çocuklar bilmiyorlar. Çocukların da sorumları anneleri, babaları. Çocuklara şimdi anneler bir şey söylese, babaların saçları dikiliyor. Çocuğa neden laf söyledin? Babası bir laf söylese, annesinin saçı dikiliyor. Çocuğa neden laf söyledin? Çocuklar dokunulmazlığı var çünkü.
Çocukları terbiye edemiyoruz. Çocuklara baba laf söylerse, annesi kucağına alıyor. Yavrum gel diyor. Annesi laf söylerse, babası kucağına alıyor. Yavrum gel. Annen gördün mü bu aksana neler dedi. Çocuklar terbiye görmüyor. İsrafçı, kibirli, savurgan bir nesil geliyor. Anne babalar, çocuklarınız sizin miraslarınızı böyle devam ederlerse, savuracaklar, perişan edecekler. Ve ne yazık ki sizin onlara bıraktığınız malı, mülkü dağıtacaklar. Neden? İsrafçılar kıymet bilmiyorlar. İsrafçılar ve kıymet bilmiyorlar. Bunun sebebi, ya anne evde, ya da baba, ya da her ikisi de. Kadınlar kıymet bilmiyor. Çocuklar kıymet bilmiyor. Adamlar kıymet bilmiyor. Ondan sonra yok Allah yok. Yetmiyor Allah yetmiyor.
Yetmez kardeşim. Bu korona az bile bize. Bu israfla, bu şatafatla, bu şataatla, bu gösterişle korona az bile bize. Allah bizi affetsin. Biz açın halinden anladığımız yok, yokluğun halinden anladığımız yok, anladığımız yok. Ve gerçekten bir kadın eğer ki atıyorsa, kokutuyorsa, o kadın evde hainlik yapıyor. Kocasına karşı hainlik yapıyor. Yazık. Eğer bir erkek atıyorsa, kokutuyorsa, bozuyorsa, ailesine hainlik yapıyor. Gidip israf ediyorsa, gidip israf ediyorsa, gidip gösteriş yapıyorsa iki tarafta, ailesine ihanet ediyor. Ailesine ihanet ediyor. Bir çocuk israf ediyorsa, atıyorsa, bozuyorsa, yıkıyorsa, annesinin babasına, ailesine ihanet ediyor. Allah bizi affetsin.
Ben her yerde görüyorum bunları. Gerçekten çok üzülüyorum. Gerçekten çok üzülüyorum. Her yerde gördükçe içim kan alıyor. Diyorum ki bunlar yokluk yaşamamışlar. Bunlar aç kalmamışlar hiç. Bunlar normalde kuru ekmek yememişler hiç. Yemediler. Bunlar yokluk ne olduğunu bilmiyorlar. Gerçekten bilmiyorlar. Hiç olmazsa kıymet bilin ya. Hiç olmazsa kıymet bilin. Allah bizi affetsin. O yüzden yaptığın yanlış değil kardeşim. Yaptığın doğru. Tasarruf et. Çünkü mesela örneğin hadis-i şerif diyor ki, yediğiniz bir pirinç tanesinde midir? Yani tabağınızdan düşen diyor. Bereket diyor. Tabağınızdan yere düşen bir pirinç tanesinde midir? Bir lokmada mıdır? Yoksa tabağınızda bıraktığınızda mıdır diyor.
Bu bilinmez diyor hadis-i şerifte. O yüzden hadis-i şerifte sen bir pirinç tanesi tabağından yere düştü değil mi? Al ye kardeşim onu. Şimdi yere bir lokma düşüyor. Yere. Sofradan bir lokma düşüyor. Lokantada görüyorum ben. Evlerde de görüyorum. Yemeğe gittiğim yerlerde de görüyorum. Masadan veya sofradan yere bir şey düşüyor. Yemiyor kimse onu. Onu hiç kimse yemiyor. Ey kadın! Senin çocuğun yere düşen zeytini yemiyorsa senin yerin kirli demek ki. Pis. Senin mutfağın pis o zaman. Senin mutfağına adım da atılmaz o zaman. Eğer yere düşünen lokma yenmiyorsa senin evin temiz değil. Sen pis bir kadınsın o zaman.
Bakın net söylüyorum. Temizle kardeşim. Senin sofrandan aşağı bir lokma düştüyse onun yenmesi lazım. Yenmiyorsa senin evin temiz değil. Pissin sen o zaman. Evini temizlemiyorsun o zaman. Senin masanın üzerine düşen bir şeyi yemiyorsan senin masan da temiz o zaman. Temiz değil. Senin masan da pis o zaman. Sen temizliğine güvenmiyorsun o zaman. Sen o zaman pis bir kadınsın. Temiz bir kadın değilsin. Senin masana da düşse bir şeyin yenmesi lazım. Eğer sen dolabındaki bir şeyi kokutuyorsan sen dolabına hakim değilsin. Evine hakim değilsin. Sen evinin kadını değilsin. Gözün internette senin. Gözün televizyonda. Sen o zaman internette sörf yapmaktan dolabında ne kokuyor, ne bozuluyor, ne sararıyor, ne nerede haberin yok senin o zaman.
Haberin yok bir şey bozuluyorsa sen evine hakim değilsin. Aynı şey erkekler için geçerli. Sen iş adamısın, bir dükkan sahibisin. Dükkanın neresinde ne mal olduğunu bilmiyorsan sen de iş yapmıyorsun. Dükkanın neresinde boşta çivi var bileceksin kardeşim sen. Çivi lazım dediklerinde elemanlar filanca yerde çivi var gidin alın onu diyeceksin. Vida lazım dediklerinde filanca yerde vida var gidin alın diyeceksin. Hemen çarşıya göndermeyeceksin elemanı. Bana şu lazım dedin de eleman şurada filanca yerde şu var diyeceksin. Gidip alacak eleman onu. Yoksa sen de işine sahip değilsin. Yoksa sen de işine hakim değilsin. Ben de bu tasavvuf vakfında her şeyi bileceğim.
Ben de bilmiyorsam ben de bu vakfa sahip değilim. Ben kaç tane tencer olduğunu bileceğim. Kaç tane tabak olacağını bileceğim. Bileceğim kardeşim ben de. Yoksa ben de israf ederim. Ben kaç tane kamera olduğunu bileceğim. Ben elimde ne malzeme olduğunu bileceğim. Bilmezsem ben de israf ederim. Bakın ben de israf ederim. Veya bu işlerle ilgilenen kimseler bilecekler her şeyi. Vakıfta kimin ne işi varsa herkes kendi işiyle alakalı en ince ayrıntısına kadar bilecek. Sebep israf eder, zulmeder, Allah muhafaza eylesin, ihanet eder. Herkes her şeyi en ince ayrıntısını bilecek. Bir erkek evinde ne var bilecek kardeşim. Evin adamı mısın sen?
Evet. Bileceksin. Kadın senden çay istediğinde ben çayı üç gün önce aldıydım, dört gün önce aldıydım. Evde çayın olması lazım diyeceksin sen. Diyeceksin sen diyeceksin. Kadın senden pirinç mi istedi? Sen diyeceksin ki dört gün önce ben üç kilo pirinç almıştım. Nerede? Dört günde yediniz mi onu diyeceksin? O istek göstek dediğinde sen evine sahip çıktığını bileceksin. Sen bileceksin kardeşim. Yoksa israfı önleyemezsiniz. Ve atılıyorsa ve satılıyorsa bu bereketsizliktir. Allah o evden bereketi kaldırır. O kimseden bereketi kaldırır. O çocuktan bereketi kaldırır. O adamdan bereketi kaldırır. O iş yerinden bereketi kaldırır. Neden? Hadis-i şerifte dedi ki, Hadis-i şerifte sofradan düşen bir pirinç tanesinde midir bereket?
Yoksa bir lokmada mıdır? Veya tabakta kalan mıdır? Belli değil dedi. O yüzden bereketin nerede olduğu belli değil. İş yerinde bir çividedir. Sen o çiviyi atmazsın, oraya koyarsın. Küçücük bir poşettedir. O poşeti oraya koyarsın. Bir kağıt parçasıdır. Sen kağıdı oraya alır koyarsın. Bereket onda olabilir. Evdir. Evde bir avuç böyle pirinç kalmıştır. Sen onu ayırırsın. Onu değerlendirirsin. Bereket ondadır belki de. Allah cümleyi Ümmet-i Muhammed'e ve bizleri bereketlendirsin. İnşallah. Selamun Aleyküm hocam. Normalde dersimi namazdan sonra camide dersimi çalışıyorum. Şimdi evde cam dibinde caddeye bakarken çekiyorum. Mahsuru var mı? Yok bir mahsuru. Yalavaya selamlar inşallah.
Hayırlı akşamlar hocam. Size iki sorum olacaktı. Hakkınızı helal edin. Birincisi, üç yıl önce kendi kayınıma iki bileziğimi borç olarak vermiştim. Ama verdiğim sırada mehrim olduğunu ve yine bilezik olarak geri istiyorum demiştim. Fakat bir yıl sonra bilezik olarak değil de para olarak altın hesabına eşimin adına bankaya yatırmış. Ve bundan razı olmadığımı eşime belirttiğim halde bankada kalmasını zaten orada arttığını söylüyor. Ben bu konuda ne yapmam gerekiyor? İki bilezik senden borç almışlar. Sana iki bilezik ödeyecekler. Bankada senin hesabındaysa para, senin hesabından gideceksin. Sen parayı alacaksın, iki bilezik bozacaksın. Veyahut da aslında o da doğru değil.
Sana iki bilezik getirecekler kardeşim. Doğru olan bu. Geri kalan hepsi de faize giriyor işin içi. İkinci soru ise bir eşin hanımının mehrini aldıktan sonra söz vereceğim deyip de vermezse gidip kendi hesabına yatırsa bunun vebali ne olur? Kendi hesabına yatıramaz, hırsızlık yapmış olur. Hayırlı akşamlar, göktaşı dünyaya çok yakın diyorlar. Eğer o göktaşı dünyaya inerse yerle bir, yerle bir P, Ş, C, K'mış. Bunu anlayamadım. Bu ne kadar doğru, hayırlı akşamlar. Gelen göktaş olsun, ne yapalım ya? Selamünaleyküm, dersli olmayan bana esma danışanlar oluyor. X sayıda ya hak gibi, o sayıda çekerse işler açılacağına dair ve birçok vaat var sorduğun sorduğun sorduğun.
Hadisteki sayılı zikirleri yapabileceğini söyledim. Ancak Ebced hesaplı bu zikirlere tamamen bidattır diyemiyorum. Bu konuda duruşumuz ne olmalı? Ebcedli zikirlere bidat diyebilir miyiz? Ve bu sayılar nereden çıkıyor? Hadiste yok ise. Ben hadis-i şeriflerde olmayan herhangi bir şeyi kabul etmiyorum. Hakkınızı helal edin. Dinse Kur'an, sünnet. O yüzden geri kalanını kabul etmiyorum. Selamünaleyküm, Tekirdağ'daki tüm kardeşlerim adına size ve kardeşlerimize duacıyız. Bu süreçte bazı şeylerin kıymetini kendi adıma daha iyi anladım. Bir arada olabilmeyi ve bunun ne kadar önemli olduğunu. Bu süreçten çıkacağımız hayır ve şer nelerdir, gecemiz nör olsun.
Her şeyi kendinizce bir ders alın, yürüyün. Allah yolumuz açık etsin inşallah. Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Sizi ailecek çok seviyoruz. Allah sizden razı olsun. Demirtaş'tan selamlar. Ve aleykümün selam, selam söyleyin. Bütün ailenize inşallah. Selamünaleyküm, Ebu Bekir Sifil Hoca bugünlerde dolaşımda bulunan ve Ramazan'ın ilk günü cumaya denk geldiği bazı afetler yaşanacağı anlatan hadisle ilgili senedinde iki zayıf bir yalancı ravi bulunan bu rivayetin Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sözü diye nakledilmesi kesinlikle caiz değildir diye açıklama yapmış.
Tamam, Allah razı olsun. Ebu Bekir Sifil Hoca hadisçi olması lazımdı bildiğim kadarıyla. İtibar edilebilecek bir kimse. Selamünaleyküm, namaza yeni başlamış. Dini bilgisi zayıf olan yakınımıza nasıl yardımcı olmalıyız? Yavaş yavaş, tedirici tedirici, fazla üzmeden, fazla sıkıntıya sokmadan. Evet, ders alacak olan kardeşe telefon numaramı ver dedim. Allah razı olsun demiş. Allah sizden de razı olsun kardeş. Selamünaleyküm, Abdullah babadan kalanlardan kendini zakir yerine koyup posta oturanlar ilk zaman sizin rüya tevhili olmadıkları için sessiz kalırlardı. Şimdi ise rüya ve halkenlerine anlatılıp sonra o zakir o rüyayı rüyasında Şeyh Efendi'ye anlatıp tevil ettirip dervişe rüyasının tevilini öyle yaptırıyor.
Bunun dergahda bir yeri var mı? Bizim bildiğimiz dergah adamında Erkan'da böyle bir şey yok. Daha neler çıkaracaklar? Allah iyi yesin inşallah. Ben çok konuşmak istemiyorum bu konuda ama Abdullah Efendi'nin dergahında rüya tevhili dervişlerin arasında, yani zakirlerin arasında bir tek bu fakirde vardı. Benden başka hiç kimsede böyle bir durum yoktu. Şeyh Efendi Hazretleri bütün dergahta Mustafa Efendi rüyaları ve halleri tevil eder diye ilan etmişti. Ve normalde birisi rüya gördüğünde, hal gördüğünde Mustafa Efendi'ye anlatın diye söylemişti. Benim haricimde dergahda başka hiçbir zakirin rüya ve tevil müsaadesi yoktu. Sonradan sonradan çıkıyor bu tip şeyler. Şeyh Efendi'nin sağlığında böyle bir şey yoktu.
Hiçbir sufi yolunda böyle bir şey yoktur zaten. Böyle bir şeyin olması da mümkün değildir. Sonradan Şeyh Efendi'nin zamanında zakir olmayanlar zakir oldular. Şeyh Efendi'nin zamanında ders yaptırmaya muktedir olmayanlar işte ders yaptırmaya başladılar. Bunlar çok konuşmak istemiyorum ama ne yazık ki bunlar yaşanıyor. Allah hidayet eylesin, Allah yardım etsin herkese inşallah. İnanç ve iman arasında fark nedir? Bir fark yok. İman, inanç bence aynıdır. Cenab-ı Allah kulunu kendisine nasıl çeker? Bu çekimi nasıl anlayabilirim? Fazlalaşma ve azalma neye bağlıdır? Hadisi, kutsi Allah'ın sizi ne kadar sevdiğini, ne kadar yakın olduğunu görmek istiyorsanız sizin Allah'ı ne kadar sevdiğinizi ve yakın olduğunuza bakın.
Selamun Aleyküm, 16 yaşındayım. Kendi fitremi ben mi ödemeliyim yoksa ailem mi? Normalde akıl bali olduysan, zekat verebilecek noktadaysan fitreni ödeyebilirsin. Selamun Aleyküm, abimde korku, hakim kendisi çok çok Kur'an okuyor, namaz kılıyor ama bir türlü korkularını yenemiyor. Sünekli panik halime vücut.
Bu haline nasıl kurtulabilir? İnsanlar korkularıyla yüzleşecekler, korkularıyla yüzleşmezlerse bundan kurtulamazlar. Selamun Aleyküm, ben de sizden ders almak istiyorum. Nasıl irtibat kurabilirim? Geceniz mübarek olsun. İnşallah Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah. Bir rüya görürseniz, bir şey olursa inşallah bakarız, ders veririz inşallah.
Selamun Aleyküm, ben Antalya, şeylikten yazıyorum, ismim Mustafa. Buralarda Mevlevi dervişiniz var mı? Acaba varsa irtibata geçebilir miyim? Bayanlar var ama normalde Antalya'da ders yapıyorlar. Orada ders yapılmıyor erkekler. Biz de irtibatınızı devam ettireceksiniz. Bir Antalya'dan bir arkadaş geldiydi. Manavgat'tan geldiydi. Çetin miydi adı? Çetin. Evet. Allah razı olsun. Tesbih getir dedi ya bana. Evet. Unutmadık ya adamın çetini. Allah razı olsun inşallah. Selamun Aleyküm, hamdolsun. Korona vesilesiyle, eşim ile ara ara. Özür dilerim. Beraber zikrullah yapıyoruz. Duaları sen yap diyor. Sakıncası var mı?
İtikafa niyet ettiğim zaman namaz ile ilgili soru sorup duruyor. Konuşturuyor. Çocuklar da çok soru soruyor. Bu itikafıma zarar verir mi? Vermez. Devam edin inşallah. Ramazan öncesi fitre verilir mi? Fitre biliyorsunuz. Ramazanın içerisinde hatta bayrama yakın, bayram sabahı falan da verilebilir. O yüzden fitre Ramazan'ın içinde verilmesi lazım. Selamun Aleyküm kıymetli sohbetlerinizi TV'ye yansıtıp dinliyoruz. Ailece dinlerken normal derslerdeki gibi oturma kalkma gibi edeplere dikkat edemiyoruz. Allah sizi yiyesin inşallah. Rahat edin. Oturun çayınızı kahvenizi demleyin. Bir güzel hem sohbet dinleyin hem rahat edin evinizde Allah iyiliğinizi versin. İkinci bir sorum.
13 yaşında bir oğlum var gece uyku halinde geziyor. Uyandığında bir şey hatırlamıyor. Ne tavsiye edersiniz? İnşallah geçer ama odasını kilitleyin onun. İnşallah dolaşmasın fazla. Rabbim yiyesin inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Rüyamda bizim avlusunun semasında içi pekmez dolu bir küp gördüm. Ve bu küpün ucunda bir kağıtta La İlahe İllallah yazıyordu. Ben de bu küpün bizim avluya düşmesi için dua ettim. Ama kıble yönüne doğru gitti. Bu rüyamın tevilini yapmanıza rica ediyorum. İnşallah şimdiden Allah razı olsun. Bir, dinini Kur'an ve sünneti sımsıkı yaşayın. Namazını kıl. Cenab-ı Hak inşallah sana bahşedecek, lütfedecek iyilikler. Sohbeti YouTube'dan takip ediyoruz.
İki şahıs beğenmeme butonuna basmış. Neyi neden beğenmemiş çok merak ettim. Bunları buğz edebilir miyim? Yok, hayır buğz edemezsiniz. Dik kaldırımdan selamlar. Aleyküm selam. Kimseye buğz etmeyin, beğenmeyebilir. Bizim herkes... Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin öyle derdi. Bir kimse herkes seviyorsa onun münafıklığına elam et. Herkes ondan nefret ediyorsa, onun çok öf edersiniz. Kafirliğine işaret. İnsanın seveni de var. Şeyh Efendi'nin dediği gibi söylüyorum. Seveni de, seveni de varsa onun mümin olduğuna işarettir diyor. Asıl. Sevenimiz de çok şedid seviyor. Sevenimiz de çok şedid seviyor. İkisi de uç noktalarda. Ortası yok bizde. Hamdolsun.
Hamdolsun. O yüzden sevenimiz de eksik olmaz. Söğenimiz de eksik olmaz. Cenab-ı Hak, sevenlerimize rahmet etsin, merhamet etsin. Cenab-ı Hak onları kendi hıfzına alsın. Emanını alsın. Söğenlere de Allah hidayet eylesin. Selamun Aleyküm. Bilin ki Allah kişiyle kalbi arasına girer. Enfa Suresi ayet 24. Bu ayeti açıklayabilir misiniz? Allah'a emanet olun inşallah. Normalde Cenab-ı Hak kişiyle kalbi arasına girer. Senin niyetlerinle alakalı. Senin gideceğin yolla alakalı. İnşallah bu ayeti kerime, müteşabih bir ayeti kerime seninle kalbinin arana girer. Seninle kalbinin arasına girip seni doğru yola doğru sevk etsin. Ben benimle kalbimin arasına girmesini öyle düşünüyorum.
Diyorum ki sen benim kalbimde kötü bir niyet olursa, benim kalbimde istikamet bozulursa, benim kalbimde çıfırtlık olursa, benim kalbimde çürüm olursa, sen benim kalbimle benim arama gir ve beni yanlışlıklardan, eksikliklerden, noksanlıklardan koru. Muhafaza eyle diye dua ediyorum. İnşallah. Selamun aleyküm. Ben 20'li yaşlarındayken amcamın kızını istiyordum. Çok istedim. Ailem karşı çıktı. O günlerde rüyamda amcamın kızı yüksek bir duvardan düşüyordu. Düşmemesi için elinden tuttum gözlerime. Öylece bakarken annesi seslendi. Ne olur kızımın elini bırakma dedi. Ben başkasıyla evlendim. Aradan 12-13 yıl geçti. Yaklaşık olarak amcamın kızı başkasıyla evlendi ve eşi tarafından vurularak öldürüldü.
Şu an kendi kendime dalıyorum, ne yaptım, ne yapmalıyım diye hakkınızı helal edin. Bunda bir sıkıntı yok. Olmuş, yaşanmış, geçmiş, gitmiş. Hayatına devam et. Rabb'i muhafaza eylesin inşallah. Cenab-ı Hak korusun. Onun da kaderi öyleymiş diyeceksin. Çıkacaksın işin içinden. Selamun aleyküm. Midemde ünsel gasret vardı. Oruç tutarak yendim mideye de şifa. Misvak kullanmanın önemi nedir? Hangi zamanlarda, hangi vakitlerde kullanılır? Her zaman kullanılabilir. Misvak sünnet. Bazı çocuklar oruç tutmak istiyor. Anne babaları gerek zayıf diye, gerek hasta diye buna engel oluyorlar. Buna benzer davranışlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Oruç tutmak isteyen çocuklara müsaade edin.
Kur'an okumayı öğreneceksiniz dediniz. Kur'an okumayı bilip de okumayana ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Onlar da okusunlar o zaman. Ahir zamanda kurtçuklar misali, dünya hafızında hasis hafızlar türüyecektir. Onlara erişen bir mümin, onların şerlerinden Allah'a sığınsın, kütübü sidde diye geçiyor efendim. Hasis hafız dedikleri kimlerdir? Hasis kıskanç. Hafız ama hafızlığı yaşamıyor. Kötü ahlaklı. Hafız ama böyle hafızlığını paraya satıyor. Allah muhafaza eylesin. Gam nedir ki? Kederle aynı konuma mı girer? Evet. Selamun Aleyküm. 13 yaşındayım.
Namazlarımı dosdoğru kılamıyorum. Bana dua eder misiniz? İnşallah. Cenab-ı Hak senin namazlarını dosdoğru kıldırtırsın. Yardım etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Benim eşim kalp ve koğası var. Ama doktor ona oruç tutma demiş. Ama eşim ben şimdiye kadar orucumu bırakmadım, bırakmam diyor. Ben ona tutma diyorum. Günaha giriyor muyum? Ben oruç tutacağım diyene tutma demem. Ama eğer bir rahatsızlığı varsa, rahatsızlığından dolayı oruç gerçekten onu zorluyorsa tutmasın. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Benim altınım var ama bende değil. Borç verdim. Daha bana gelmedi. Onun zekatını verecek miyim? Hayır. O altın sana gelecek bir yıl duracak. Ondan sonra vereceksin.
Selamun Aleyküm. Saçlarımı uzatmak istiyorum. Annem kızıyor. Bu günah mı? Saçı uzatmak günah değil ama bakımıyla alakalı sıkıntı oluyor. Erkek çocuklarda. O yüzden anneler, babalar, erkek çocukların saçlarını kısaltmalarını istiyorlar. Saç uzatmak günah değil. Selamun Aleyküm. Benim oğlumun ağzının içinde ve dilinde yaralar çıkıyor. Ne yapmam gerekiyor? Zannediyorum o vitamin eksikliğinden kara dut pekmezi ama şekersiz olacak. Kara duttan olan pekmez o pamucakları, o yaraları geçiriyor. Selamun Aleyküm babamın her ezan öncesi Esma-ül Hüsna'yı ders olarak çekiyordu. Kayınpederi oğlum sen bunu bırak bana dokunuyor.
Mane sıkıntıya giriyorum. Beni hasta ediyor dedi. Babam da çekmeyi bıraktı. Yapmış oldu. Durum doğru mu? Yanlış. Esma-ül Hüsna'yı çekmeye devam edecek. Kim Esma-ül Hüsna'yı ezberlerse Allah onu cennetine koyar diyor. Hayır, devam etsin. Selamun Aleyküm. Dilim tevhid çekerken aklımdan farklı günlük şeyleri düşünebiliyorum. Bu gafletle zikir mi oluyor? Bu idrakimin açılması için dualarınızı yürüyorum. Bunda bir sıkıntı yok. Devam et. Selamun Aleyküm. Efendim zekat vermeyecek olanlar fitre vermeye mükellef mi? Fitre erzak olarak verilir mi? Allah razı olsun. Normalde fitre de zekat verenler için olması lazım. Ama normalde hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri verebilecek olan herkes versin demiş.
Vermeye gayret edin inşallah. Selamun Aleyküm. Büyük zatlardan bazıları şöyle der. Bir insanın diğer bir insan için gördüğü güzel rüya, görülen için bir istidraç sayılır. Bu manayı dahi anlatan bir hikaye vardır. Şöyle ki, Şam'dan biri Ula bin Ziyad'ın yanına gider, der ki ben seni cennetlik olmuş gördüm. Bu sözü duyan Ula bin Ziyad ağlamaya başladı ve şöyle dedi. Allah-u Teala'nın benim için bir şer muradı etmiş olmasından korkuyorum. Bazı büyükler işsiz raci şöyle anlatır. Allah'ı unutmak, onu bırakıp başkasına koşmak, ondan başkasına bağlanmak ve onun gayrına gönül kaptırmak.
Onların alemi kitabından alıntıdır. Buradaki istidraç nedir? Cennetlik olarak gördüğü halde neden şer muradı edilmesinden korkulmuştur? Bazı büyükler istidraçı Allah'ı unutmak olarak tarif ettiği halde bir insan, diğer bir insan için gördüğü güzel rüya neden istidraç kabul edilir? Normalde bir kimse onun kendisiyle alakalı istidraç görmesi onun kendi büyüklüğüyle alakalı. O yüzden o kimse hani birisi onu cennetlik görmüş, onu cennetlik görünce işte kendi nefsine uymamak için kendini aşağıya vuruyor. Öyle söyleyelim. Yoksa sahabeler de birbirlerini cennetlik gördüler, onlar bunu istidraç olarak tarif etmediler. Hatta kabir hallerine vakıf oldular, kabir hallerine vakıf olunca onların cennetlik olduklarını gördüler ama istidraç olarak kabul etmediler.
Bir büyüğü bir kimse cennetlik görürse o büyük yani ben cennetlik değilim bu istidraç olarak nitelendirmesi kendi nefsini aşağıya vurması onunla alakalı. Selamünaleyküm sizi rüyamda görmemem, sizi yeterince sevmediğimi mi gösteririm? Yok. İkinci sorum ise ailemin de sizinle tanışmasını, sizi en az benim benimsediğim kadar benimsemelerini istiyorum. Bu noktada bana ne tavsiye edersiniz? Arkadaşlar İslam ahlakını en güzel şekilde evlerinde yaşarlarsa, ailelerin içerisinde yaşarlarsa bu gerçekleşir ama yaşamazlarsa bu mu senin dervişliğinde iyice hiçbir şey olmaz. Selamünaleyküm Gelibolu'dan selamlar. Aleykümselam, selam söyleyin Gelibolu'ya komple. Selamünaleyküm, sağlıklı günler dilerken bir insan 6 saatte bir ilaç kullanıyorsa ve böbrek hastalığından dolayı oruç tutamıyorsa, fitre vermek zorunda mı, vermese günaha girer mi ama dünyada tedavisi olmayan hastalık bu.
Normalde tedavisi mümkün olmayan hastalık. Eğer verebilecek noktadaysa fitre, zekat verecek, verebilecek durumda değilse vermeyecek. Veyahut da o kimse orucun fidyesine verebilecek noktadaysa verecek, verebilecek noktadaysa vermeyecek. Şirinaktan selamlar, aleyküm selam. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm, bir profesör bu maske konusunu net açıkladı. Dedi ki, başlangıçta Türkiye genelinde maske sayımız sadece hastane personel ve hastalarımız yetecek sayıdaydı. Bu yüzden başlangıçta tüm açıklamaları sizlere bilerek işe yaramıyor şeklinde açıkladık. Fakat şu ay yeterince üretimi tamamladığımız için artık gerekli olduğunu bildirdik. Başta söyleseydik, halk tüm maskeleri kendine edinir, biz de sağlık çalışanlarımızı yetiremezdik, dedi.
Allah, maske hakkında belirsizlik bu yüzdenmiş, eyvallah. Kiralar alıyorum, borcum da var, yetmiyor, bana zekat düşüyor mu? Evet, düşer. Hayırlı geceler, benim sorum zekat ile ilgili sadece bir evim var, kiraya verdim. Ben abimle kalıyorum, kenarda altının param yok, ev için zekat verilir mi? Hayır, altın şehirde annem ile sizi izliyoruz, özledik. Rabbim en kısa zamanda hayırla, sağlıkla kavuştursun inşallah. Allah iyi olsun, Allah yardımcınız olsun inşallah. Bayındır'dan kardeş Naime, Ramazan gecelerinde kardeşlerle ara ara toplanıp, teravih namazı kılıp kısa bir zikrullah yapabilir miyiz? Devlet yasakladı, koronalı Ramazan'da iftar davetleri yapılmalı mı?
Ya da davete gidilmedi mi? Görüşleriniz nelerdir? Devlet toplanmayın diyor, toplanmayın. Devlet normalde, evlerde toplanabilirsiniz. Eyvallah, kimse bir şey demez. Eyvallah, ama o sosyal mesafeyi birinde varsa, eğer bir taşıyıcıysa, bütün oradaki insanlara taşıyacak. Bu risk almak kolay bir şey değil. Ben böyle bir risk almak istemem. Ben mesela büroya görüşmeye gelenlere diyorum ki uzak durun. Herkesin ailesi, çoluğu, çocuğu var. Ya birisi gelir bana bulaştırır, benden de benim çoluğuma, çocuğuma bulaştırırsa. Yani bunun vicdani sorumluluğu var. Bir kimsenin ölümüne sebep olursanız ne olacak? Biz burada canlı yayın yapıyoruz, burada dahi mesafeli herkes.
Yani bunun vicdani sorumluluğunu düşünüyorum, bunun vicdani sorumluluğunu hiç kimse kaldıramaz. Yani sen taşıyıcı oldun, kalktın, bir başkası senden virüsü kaptı ve öldü. Hatta onun çocuğu öldü, ne yapacaksınız? Hatta o gitti, onun eşi öldü. Üç tane çocuk var, kaldı çocuklar meydanda. Ne yapacaksınız? Bana bir şey olmaz, bunlara bir şey olmaz, böyle bir şey yok. Arkadaşlar, hakkınızı helal edin. Yani çok özür dilerim. Benim zikrullah sevgim sizden aşağı mı? Benim derviş kardeşlere olan sevgim sizden aşağı mı? Ne demek bu biliyor musunuz?
Ben 33 yıldır sufi yolun içindeyim. Ve 33 yıldır, ben 28 Şubat'ta dahi biz dersleri iptal etmedik. Biz her derste basılıyorduk. Polis basıyordu bizi. Ben nereye gitsem basıyorlardı beni. Ben nereye gitsem? Biz o zamanlar dahi dersleri iptal etmedik. Şeyh Efendi Hazretleri'nin bütün dergalarında dersler iptal edildi. Nevşehir dahil. Biz Bursa'da dersleri iptal etmediydik. Bayındır'da dersler iptal edilmediydi. Bayındır'da benim sözümü dinlerdi. Ondan sonra işte benimle beraber hareket ederdi. Nevşehir'de şeyh efendi, Nevşehir ve bütün il, ilçe, köy, neresi varsa hepsi de dersleri iptal etmişti. Bir tek Bayındır'la Bursa dersi iptal etmedi.
Biz o zaman dahi dersleri iptal etmedik. Ama şimdi mecburuz. Mecburuz buna. Sebep? Ya düşünebiliyor musunuz? Biz zikrullah yapıyoruz. Bin kişi bizim. Geldi iki kişinin de korona vardı. Oraya yaydı koronaya gitti. Bin kişi hasta oldu. Onun manevi sorumluluğunu nasıl kaldıracaksınız? Ben kaldıramam. Ben basılmaya ye tutarım. Basılalım, alalım, götürelim, karakolda bir gün tutar, iki gün tutar, üç gün tutar, sorgular, hiçbir şey yok, bırakır bizi. Ama bu hastalık öyle bir şey değil. Bakın bu hastalık öyle bir şey değil. Bir bakıyorsun 15 yaşında çocuk ölüyor, bir bakıyorsun 50 yaşındaki bir kimse ölüyor. Bana bulaşmaz, iyi sana bulaşmaz, senden başkasına bulaşır.
Ne yapacaksınız? Bunun ne olduğu belli değil. Hani bilim, bilim, bilim, bilim, aa bilim, aa bir virüsü çözemediniz. Aylar oldu. Sizin biliminiz de bu kadar, iliminiz de bu kadar. Çözemedi. Bütün dünya uğraşıyor. Sapır sapır, pırasa gibi devriliyor milleti ortalıkta. Amerika'da günde bin kişi, iki bin kişi ölüyor ya. Amerika'nın bugün ölüm sayısı kaç en son açıklanan? Bakın bakayım bir. Bin yüz elli bir kişi ölmüş Amerika'da. Hani ilmin eşiğidi, ilmin beşiğidi ya Amerika. Günlük ortalama bin kişi ölüyor. Bir aydan beri otuz bin kişi olmuştur.
Kırk bin kişi, elli bin kişi ölmüştür hastalıktan Amerika'da. Hani bilim ehli, ilim ehli, bütün sanayi onlardadır. Bitirseler ya. İngiltere'de dört yüz, beş yüz kişi ölüyor günlük. Fransa'da beş yüz, altı yüz kişi ölüyor. İtalya'da beş yüz, altı yüz kişi ölüyor günde. Zaten İran her gün ölüyor zaten artık yayınlamıyorlar bile. Çin'de bile ölüyor her gün. Bir iki bin kişi bu virüsten. Onların bakmayın kaldırıldı, bitti, gitti dediklerine. Ne yapacaklar? Bir ömür boyu böyle yaşayacak değiller ya karantinada. Bitti. Yani bu kolay bir şey değil. O yüzden birisinden size bulaştı. Öyle düşünün. Senden bir başkasına bulaştı. Yani bir çocuk düşünün.
Kaç yaşında? On beş yaşında. Çıktı sokağa, dinlemedi devleti. Sokakta birisinden aldı virüsü götürdü annesine. Annesi hasta oldu, öldü. O çocuk da o virüsü taşıdığı için annesini bir ömür boyu vicdan azap çekacak o çocuk. Bu kolay bir şey değil. Neden? Ölüme sebebiyet verdi. Bakın, ölüme sebebiyet verdi. Ha dinledin karantina şeylerini, yönetmenlerini. Çıkma dedi eden, çıkmadın. Eyvallah. O zaman yapacak bir şey yok. Sen dersin ki ben elinden geleni yaptım. Bize çıkma dediler, çıkmadık. Çık dediler, çıktık. Ama bulaştı, olacağı varmış dersin. Çıkarsın içinden içinden. Yoksa ben bilemem mi yirmi beş otuz kişi bir yerlerde toplayıp zikrullah yaptırmayı? Allah affetsin.
O yüzden sakin olun. Geçer bu günler. Birisi bizim yüzümüzden burnu kanamasın. Sizin en hayırlınız etrafına zarar vermeyeninizdir. Bu zarar verme. Bakın bu da bir virüs etrafına zarar verme. Bir hastalık taşıma insanlara. İnsanlara bir hastalık taşımak da zarar vermek. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Koronalı Ramazan'da iftar davetler. Evet bunu görüşmüştük. Zekat, fitre, fidye, kaza orucu hakkında bilgi verir misiniz? Oooo. Debitten beri bunları konuşuyoruz canım kardeşim. Zekat, normalde bir kimsenin nisap miktarı, malı veya parası varsa, bir yıl onda durduysa, onun kırkta birini vermesi. Fitre, normalde Ramazan bayramlarında bir kişinin en az bir günlük karnını doyurabileceği kadar ona bir tasadduk etmesi.
Bunu herkesin vermesi çok evla. Fidye, bir kimse bir günlük oruç tutamazsa Ramazan orucunu, onun karşılığında bir kişiyi doyurmaktır. Kaza orucu Ramazan'da herhangi bir sebepten dolayı tutamadı. Bir sağlık oldu, yolculuk oldu, bir şey oldu. Ramazan'dan sonra onu tutmasıdır. Selamun aleyküm, biz ne derslerimize vid kağıdındaki duaları yaparak başlayıp, gülbank duasıyla dersimizi bitiriyorduk. Semazenler Allah diye zikrettikçilerin, ne üfleyenler de Hu esmasıyla üflesinler diye tavsiye ediyorduk. Harika, yanlış mı yapıyoruz? Hayır. Az önce gelen ne sorusu sonrasında yanlış bir algı mı oluşturuyoruz acaba diye sormak istedim. Yok, yanlış bir algı yok. Selamun aleyküm, güvenmek nedir? Kime güvenilir? Güvendiğimiz insanlardan aldığımız kötü dönütler bizim huyumuz mudur?
Teşekkür ederim, hayırlı geceler. Yani bir kimsenin eşine, dostuna, etrafına, arkadaşlık, dostluk noktasında onun dost görmesi, kardeş görmesi, arkadaş görmesidir. Güvenmek Allah'a'dır, Allah'a güvenilir sadece. Bu böyledir ama bir kimseye de normal dostluğuna güvenir mi? İnsan güvenir, hayat başka türlü yaşamaz. Bir kimseden kötü dönüş olabilir. Yani bu insanların kötü olduğunu göstermez. Birisi kötü dönüş yaptıysa bizim eksikliğimize vuralım, geçelim ya. Bu cuma günkü çıkacak sayha ile alakalı hadisin kaynağı. Nuaym İbn-i Hamad El-Fiten'de bunu geçirmiş. Allah razı olsun inşallah bizim vahid Calayır.
Bunu bizim göndermiş şimdi. Bununla alakalı İbn-i Cevzi ve İmam Zehebi bu hadis hakkında münker mevzu ve yalan demiştir. Bu rivayete tebaren de cuma günü çıkacak sayha ile alakalı buna benzer bir hadis var. O hadis hakkında da İmam Hafız Eysemi, metrukul hadis olduğunu söylemiş. Yani yalan söylemekle itham edilen ravileri olduğu söylemişler. Evet. Selamun Aleyküm. Ailede namaz kıldın mı diye sormam baskı olarak görülüyor. Söylemediğimde namaz vaktini unutup kılmadığını görüyorum. Bu durumda ne yapmalıyım? Namazı hatırlatalım. Diğer sorum da çevremizde kurban kesmekten fidyeye kadar her şeyi birbirini görmeden oturduğu yerde sanal ortamda ibadetler yapılmaya başlandı.
Bu doğruymuş ki bize neden öyle yapmadığımızı sorduklarında din tartışma konusuna dönüşüyor. Sünnete uygun olan bu desek bile falanca hoca uygun dedi diyorlar. Bizlere öneriniz nedir? Siz sünnete uyun. Selamun Aleyküm. Maddi durumumuzun düzelmesi için her akşam vaka suresini okumamızda bir sakınca var mı? Yok. Hadis de sabit çünkü o. Selamun Aleyküm. Oğlum 12 yaşında birkaç ay evvel ders almış. Kaç tane çekileceğini söylenmiş. Bazen çekemiyor. Ders kağıdına göre zorlanıyor. Bir de oğlumun sorusu Allah razı olsun inşallah inşallah Allah'ın izniyle demek ben bunu anlayamadım açıklar mısınız Allah razı olsun tekke de sema etmeyi özledim.
Allah yardımcınız olsun inşallah oğlun normalde 12 tane 12 tane çeksin dersleri inşallah Allah'tan bir şey gelmezse ve Allah razı olsun demek Allah senden razı olsun. Seni normalde razı olursa Allah ondan onu cennetine koyar. Onu cemalullahına vasıl eder. O yüzden dua ediyoruz Allah razı olsun demek. İnşallah da Allah izin verirse ve onun güç kuvveti getirirsek demek. Selamun Aleyküm. Geceniz hayır olsun. Ben yeni dersliyim sizden. Dört ay falan oldu sanırım. Benim bir problemim var ve beni aşırı rahatsız ediyor artık. 29 yaşındayım ve neye heveslensem devam ettiremiyorum. Yani iradem yok maddi manevi her konuda bir şey başlıyorum yapacağım diyorum ama devamı gelmiyor.
İlmi okumalar olsun, ibadet olsun, günlük üyidim olsun, mesleki eğitimler olsun, spor yapmak olsun bana bir yol söyler misiniz? Şeyhim ne yapayım ben bunu Rabbim öbeden razı olsun hakkınızı helal edin demiş. Normalde bir kimse bu konuda istikamet sahibi olacak. Kendi kendine inşallah ciddi olacak. İstikametini toplayacak. Bir şey söz verdisi yerine getirecek. Bir şeyi mutat yapması gerekenleri yapacak. Nasıl yemek yemekte gevşeklik göstermiyorsa günlük hayatında da gevşeklik göstermeyecek. Hayatını dizayn edecek. Yoksa bu böyle devam eder gider bir kimse hep başladığı şeyi bırakır, başladığı şeyi bırakır. Öyle Allah muhafaza eylesin. Bir sonuca varamazsın.
Hakkınızı helal edin. Bir sorun daha var. Sekiz ay olacak evleneli. Ben yeni evli çalışan bir hanımım ve eşimle her şeyimizi kendimiz yaptık. Şu an eşyamızın taksidini ödeyip geçiniyoruz elhamdülillah. Bir yandan da ailelerimize destek oluyoruz. Bu sebeple borcum bitene kadar evlat sahibi olmak istemiyorum. Borcum bu sene Kasım ayında bitiyor. Az da kaldı. Ama bazı kimseler bana Allah'ın verdiği rızıktan mı şüphe ediyorsun? Üşeniyor musun? Ben çalışırken hamilelik geçirmek istemiyorum ve işten çıkarsam sadece kiramızı ve taksidimizin bir kısmına yetiyor paramız. Mecbur çalışıyorum. Kenarda köşede fazla bir işimiz de yok ve biz de kiracıyız. Ben şimdi ne yapayım Şeyh'im?
Rabbim bana bir evlat yazdıysa o zaten beklemiyor mu vaktini? Diyelim ki çocuğu olmayan biri yana yakala evlat istiyor. Allah aileye yeni ruh yaratıp evlat verir mi? Yoksa varsa var yoksa yok mudur? Uzun oldu hakkınızı helal edin. Normalde bir kimse kendince böyle dizayn edebilir. Ben şu zamanda evlat sahibi olacağım diyebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm. Afyon Karahisar'dan selamlar. Aleykümselam. Maneviyatlı rüyalarda titreme gelmesinin sebebi nedir? Olur böyle şeyler.
Bir sorun da hüddamlar dost mudur? Evet. Arkadaşlar çok rüya yazıyorsunuz. Aleykümselam İlhan. Kuaför İlhan. Aleykümselam. Seni unutmadık merak etme. Selamünaleyküm. Annem mehrini hatırlamıyor. Babam da hatırlamıyor. Bu noktada ne yapılması gerekiyor? Helallaşacaklar. Kimler fitre verebilir? Herkes verebilir. Geçen gün nafile oruç tutmuştum. Nefsimi oyup orucumu bozdum.
Bu durumda ne yapmam gerekiyor? Bir güne bir gün tutacaksın. Yaşı 25 olan sen normalde yeni dersleri çekeceksin inşallah. Selamünaleyküm. Ben eşimden evlenirken mehri olarak 5 karat pırlanta istemiştim. Ama fiyatını bilmiyordum. Şimdiki toplam fiyatı 450 bin TL. Ama eşim karşılayamayacağını söylüyor. Biz bu durumda ne yapmalıyız? O gün kabul etmiş. 450 bin, 450 milyar mı oluyor? O gün kabul etmiş. Yapacak bir şey yok. Eyvah eyvah eyvah eyvah. Adamlar neden böyle kabul ediyorlar ya? Selamünaleyküm.
Anlayamadığım için soruyorum. Yeni virdimi çekeceğim. Evet. Selamünaleyküm. Bir sorum daha olacak. Anneannem vefat etti. Mezar taşı yapılmasıyla alakalı düşünceniz nedir? Yani mezarının belli olması için mezar taşı yapılabilir bir sıkıntı yok. Ben Türeyit hastasıyım. Selamünaleyküm. Ben Türeyit hastasıyım. Orucu açtığım vakit ilacı içip bir saat beklemek zorundayım. Bu durum iftara hemen yapınız durumuna aykırı bir durumudur. Teşekkür ederim. Ben Türeyit hastayayım. Orucu açtığım vakit ilacı içip bir saat beklemek zorundayım. Sıkıntı değil ilacını iç. İlaç da orucu bozuyor çünkü. Oruçtan çıkıyorsunuz.
İftar etmiş oluyorsunuz. Bir saat beklersin. Bunda sıkıntı yok. İlaç içiyorsun. Oruç bozuldu yani. Hayırlı geceler. Hallâc-ı Mansûr kitabında gerçek gizlidir. Anlatılmaz, açıklanamaz. Onu anlamaya yola çıkanın önüne engin denizler çıkar, çöller çıkar diye bir söz var. Buradaki gerçeğin ne olduğunu, bu yolda nasıl engellerin çıktığını anlayabilirim. Rica etsem yorumlar mısınız? Hallâc-ı Mansûr'un kitabı yok ki. Hallâc-ı Mansûr hiçbir kitap yazmadı. Hallâc-ı Mansûr yazar değil. Hiçbir kitabı yok. Herkes kendince Hallâc-ı Mansûr şöyle dedi, Hallâc-ı Mansûr böyle dedi götürüyor işi. Daha doğrusu satıyor kitapları. Yüz sübhanallahi ve bihamdi yüz salavat binbir tevhid verdim.
Ona devam edeceksin sen. Selamun aleyküm. Eşim sayesinde korona zamanında namaz kılmaya başladım. Mazeretim hep dünya mazeretiydi. Şu an en güzel yaptığım namaz olduğunu anladım. Çok şükür. Elhamdülillah. Evlerimizde mesafir ağırlığımın hedef ve erkanı nedir? Nasıl olmalıdır? Evde misafir. Bir misafir misafirdir. Elinizden geldiğince ona hürmet edin. Saygılı davranın. Sevgili davranın. Yedirin, içirin. Hürmet edin, gönderin. Selamun aleyküm. 1994 yılında evlendiğimizde dini nikahımız kıyılırken mehir olarak ne konuşuldu, ne beyim, ne ben, ne daha elim hatırlamıyoruz. Nasıl belirleyelim?
Yardımcı olur musunuz? Olan olmuş, biten bitmiş. Helallaşın geçin en iyisi sizi. Size benzemek bizim için şereftir. Allah sizden razı olsun inşallah. Sizi ve zikrullah alakalarını izledik. Allah razı olsun. Selamun aleyküm. Hayırlı geceler. Rüya yorumuna çok değinmek istemiyorsunuz. Hakkınızı helalde minik bir şey anlatmak istiyorum. Rüyamda bir şehit mezarını açıyoruz. Bir imamla birlikte bana bak. Şehitlerin kanı akmaz diyor. Sonra kefenin içine süt döküyor. Süt berrak bir şekilde geri akıyor. Ve rüyanın benim şahsıma dair bir anlamı var mıdır? Evet. Senin şahsınla alakalı zaten.
Ama sen rüya yorumuna pek girmek istemiyorsunuz dedin ya. Ben de o yüzden senin şahsınla alakalı. Ben de girmeyeyim inşallah. Hocam paramı altın hesabına yatırdım. Altın alsaydım da aynı şekilde altın arttığında artacaktı. Ama evde güvenli olmadığı için böyle yaptım. Vadeli yatırdım. Onu alıp fakir fukarayı dağıtacağım. Siz öyle demiştiniz. Bir de altın borç almıştım. Altın olarak iade etmek istediğimde o kişi altın hesabını o günün kuruyla parasını yatırmamı istedi. Bunda bir sakınca var mı? Var. Faiz oluyor kardeşim. Cabir bin Hayyan Kimya Bilimi'nin kurucusu olarak geçer kitaplarda Allah'ın insanları verdiği akıl ve ilim sayesinde bilimsel olarak ölüleri diriltmenin mümkün olduğunu belirtir.
Çağımızda bilimsel gelişmeler maalesef kapitalizme ve kötülüğe hizmet için kullanılıyor. Buluş yapan Müslüman ilim ve bilim insanlar bununla nasıl bahşetmeliler? Biz kendi ilimimizi bilimimizi kuracağız inşallah. O zaman bundan bahşedeceğiz. Selamun Aleyküm. Ben küçüklükten beri parmak emiyorum. Alışmışım. Oruç yaklaşıyor. Orucum bozar mı? Eldiven sar ellerine. İmsak girdiği vakit dersimizi verdiğimizi çekebilir miyiz? Evet. Selamun Aleyküm. Öncelikle oruca şevkimizi artıran güzel sohbetleriniz için teşekkür ederim. Sorun fıkıh-ı ekberden ilmi tevhidin tanımı Kur'an, sünnet ve icma ümmetin sınırları içerisinde kalmaktır. İlmi tevhidin zahiri ve batin olarak nasıl anlamalıyız?
İlmi tevhitte nasıl derinleşebiliriz? Bu normalde Kur'an sünnette tevhid nasıl açıklandıysa yani birleme, icma ümmet bunu nasıl açıkladıysa biz de öyleyizdir. O yüzden bu noktada Kur'an'ın sünnetin tevhid anlayışını kendimize anlayış olarak görür. Orada dururuz. Zaman içinde ev yapmak adına bir arsa almıştım fakat daha sonra iki yıl önce satma niyetine girdim. Zekat düşer mi? Nasıl yapmam gerekir? Sattığın zaman onun parası, çünkü normalde önce ev yapma niyetini almışsın, ev yapma niyetinde kalmış olsaydın o arsanın parası normalde o arsa yani zekata girmezdi. Şimdi ev yapmayacaksın, satmaya niyet ettin, sattığın zaman o para senin eline geçecek. Bir yıl duracak, ondan sonra zekata tabi olacak.
Ama sen onu sattın, gittin bir ev aldın yine zekata girmez. Selamun Aleyküm, kaynanan vakıfa gidip gelmemde sorun çıkarıyor, eşimi kışkırtıyor, ben de konuşmuyorum artık kendisiyle, kibirlenmek sayılır mı? Herkes de konuşun, öyle konuşmamak iyi bir şey değil ya, Allah'ı yesin, yapan kendine yapar ya. Ahirette bölük bölük toplanılıyor, cemaat mensubuyum, haşrolunacağım, toplulukta sevmediğim kişiler var, bu durumda ahirette onlarla birlikte mi olacağım?
Ya bir insan normalde bir toplulukta bulunurdu, o toplulukta sevmediği kimseler olur mu? Hepsini de sevin. Şu an eşimle beraber sizi dinliyoruz, benim mihrimi evlenince aldı, benden ödünç olarak kaynıma verdi. Sonra bir bankaya yatırdı, banka battı, bizim parayı da vermediler. Ben mihrimi istiyorum, eşim malımız ortak diye geçiştiriyor, bu konuda ne dersiniz? Malınız ortaksa senin üzerine yapacak mi, mihrin kadar olan parayı o zaman? Zekat düşmeyen birisi fitre vermesi gerekir mi? Versin, hoş olur. Recep Karataş, arkadaşlar arasını konuşulurken, sufi topluluktan rüya ve hal anlatıldığını, sufilikte böyle olayların sebep yeri nedir diye soruyorlar. Ben de işin aslında tam vakıf olmadığından cevap veremiyorum, teşekkür ederim.
Elinizden öpüyor, dua isteriz. Allah sizden razı olsun. Allah senden de razı olsun. Serdar, Allah eşinin gücünü denk getirsin inşallah. Eşine selam söyle. Selamun Aleyküm, ciddi anlamda unutkanın bildiğim sureleri bile unutuyorum. Beynimde de pıhtı var, bana ne tavsiye edersiniz? Allah yardımcın olsun, beyninde pıhtı varsa unutkanlığın artabilir, onu tedavi ettir mümkünse. Selamun Aleyküm, altı aylık oğlum var, emziriyorum. Oruç tutmamla alakalı bir mahsuru var mı? Bir mahsuru yok, tutmayabilirsin de. Selamun Aleyküm, mehrimin beş kilo altın olarak nikahlandım. Eşimin kendisinin borçlu hissiyatıyla sıkıntılı olduğunu görüyor ve anlıyorum.
Kıyamıyorum. Bunu mesela dört kilosunu helal ettim gibi bir azaltmaya gidebilir miyiz? Evet, gidebilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Yeni virdi resmi sitede bulamadım. Nereden ulaşabilirim? Olması lazım. Var değil mi? Mustafa Özbağ. Evet, Mustafa Özbağ.com'da virdler kısmında yeni ders alanlar için varmış oradan. Hayırlı geceler boşandığım eşim, mehrimi hakim karşısında maddi durum iyi değil deyip taksit gibi uzun bir süreye böldürdü.
Bu surede bir kısmını ödedi ve sana verecek param yok dedi. Aslında olmasına rağmen helallık istiyor. Ben sıkıntılı bir evre geçirdiğim için içimden gelmeyi ne tavsiye ediyorsun? Helal edip etmemek senin hakkın. İster helal et, ister helal etme. Allah dilinize, gözünüze ve tüm ekibe göç kuvvet versin. Allah razı olsun. Ekibi de kattığın için, arkadaşlar da kattığın için o yüzden okudum. Teşekkür ederiz. Ben arkadaşlar adını aldım onu. Birinin kendisine ait olmayan şeyler üzerinde hak talep ederken, bunun kendisine ait olmadığını bile bile savunurken, etrafa sergilediği tutum için karşı tarafın düştüğü durum hak mıdır? Değil.
Cehalet, cahillik, parayla pulladığı değil ki Allah iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Annelerimiz yaşları küçük olmasına rağmen çocuklarına karşı aşırı öfkeler. Bu öfkelerini istemesem de şahit oluyorum. Bu durumda bu tür davranışlarına ram olduğunu, müminin elinden dilinden emin olandır hadisini söylediğimde ise eleştiri olarak kabul ediyorlar. Bu durumda yanımızda öfkelenip çocuklarına aşırı bağırmalarında ve el kol hareketlerine sessiz mi kalmalıyız? Bence yok. Sessiz kalınmamalı. Yani normalde çünkü din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır. Etrafımızda gördüğümüz Kur'an ve sünnetin dışındaki herhangi bir şeyi nasihat etmeliyiz. Siz bir kötülük gördünüz, elinizde mümkün değilse dilinizde o da mümkün değilse kalben buz ederekten, önlemeye çalışınız.
O yüzden önlemek için biz çocukların yoksa psikolojileri bozuluyor. Yani bağıran bir anne profili, bağıran bir baba profili çocuğun psikolojisini bozuyor. Devamlı eleştiren, devamlı eleştiren bir anne baba profili çocuğun psikolojisini bozuyor. Ve ileriki safhalarda çocuklarda değişik şeyler çıkıyor. Allah muhafaza eylesin. Sonra çocuk geliyor 20 yaşına, 25 yaşına işte mesela özgüven problem yaşıyor. Altını ıslatma problem yaşıyor. Her şeyden korkma problem yaşıyor. Her şeyden çekiniyor. Bir şeyi kendi başına yapacak yapamıyor. Kendi başına bir şey edecek edemiyor. O yüzden çocuk yetiştirmek ayrı bir sanat. Allah bizi muhafaza eylesin. Çocuklarımızı, ailelerimizi Kur'an ve sünnete tabi olanlardan eylesin inşallah.
Zorla sevmek olur mu? Yani zorla sevmek olmaz ama biz bir topluluğun içindeysek, bir topluluktaysak ve biz de o topluluğun bir ferdiysek neden diğer kardeşliği sevmediğimiz insanlar olsun onun içinde? Yani bir kardeşlik hukuku kurduysak, bir kardeşlik zinciri kurduysak, o zincirin içerisinde bir kardeşimizi sevemiyorsak biz neyi sevebiliriz? Hayır kabul etmiyorum bunu. Sufiler kardeşlerini sevecekler. Bütün herkes birbirini sevecek. Sevmiyorsak, birisini sevemiyorsak bizde bir problem vardır. O yüzden fena fi derviş, fena fi şeyh, fena fi resul, fena fila, beka billa, sufilikte olması gereken şeydir. Bunun başlangıcı fena fi derviştir.
Yani derviş kardeşlerine fena olma. Bu neyle mümkün? Bu sevmekle mümkün. Şimdi derviş kardeşlerine fena olamayanlar şeyhlerinde fena olacağım diye uğraşıyor. Derviş kardeşinde fena olamazsan sen şeyhinde fena olamazsın. Bu ne demek? Derviş kardeşlerinin eksiğini kusurunu görme. Onların eksiğini kusurunu araştırma. Allah için onlara muhabbet besler. Hepsi de Allah'ı zikretmeye geliyorlar. Ve hepsi de Allah'ı zikrediyor. Şöyle düşün. Belki de o senden daha değerlidir Allah indinde. Belki de senden daha kıymetlidir o Allah indinde. O yüzden onu sevmemezlik demek Allah'ın sevdiğini ve Allah'ı seveni sevmemek demek. Öyle değil. Kim la la illallah Muhammeden Resulullah diyorsa bizim Müslüman kardeşimiz.
Kim benim üstadımdan ders aldıysa, o zorlu zikrullah alakasına oturduysa benim derviş kardeşim o. Ben öyle düşündüm yıllarca. Ve dedim ki o benim şeyhimin evladı, benim şeyhimin dervişi. Ben onu sevmemezlik etmem dedim. Oturdum ben. Bizim de hoşumuza gitmeyen, bizim de nefsimizin almadığı her şeyleri yaşadık. Ama yol bu. Yol demirden leblebi gibi. Ne o? Ya işte senin derviş kardeşin. Hem sen bir şeyhi çok seviyorum diyeceksin. Hem o şeyhin dervişini sevmeyeceksin. Hem sen diyeceksin ki Allah'ı çok seviyorum. Hem onu zikredeni sevmeyeceksin. Hem diyeceksin ki ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i çok seviyorum. E ona salatu selam getiren, her gün ona salatu selam okuyan bir kimseyi sevmeyeceksin.
Bu doğru mantık değil canım kardeşlerim. O yüzden hakkınızı helal edin. Sufiliğin yolu budur. Fena fi derviş. Derviş kardeşlerini sevmektir. Onlara muhabbet beslemektir. Ha derviş kardeşini şeyhin gibi sevmezsin. Eyvallah. Ama derviş kardeşini sevmemezlik de etmezsin. Hiç sevmediğin derviş kardeşine git hizmet et, git hürmet et, git saygılı davran ona. Ona çay götür, ona hediye götür. Onun da muhabbetini oluştur. De ki bu benim kendi nefsimden de. Nasıl terbiye edeceğiz ki kendimizi? Ben o kimseyi sevmiyorum, ondan uzak durayım. Ben o kimseyi sevmiyorum, ondan uzak durayım. Ben o kimseyi sevmiyorum, ondan selamı keseyim. Ben o kimsenin yürüyüş hoşuma gitmedi, ben ondan istemeyeyim.
Hangimiz dört dörtlüküz ki dört dörtlük insanlar arayalım etrafımızda. Yolun adabı, erkanı budur kardeşler. Bizimle yol gidecek olan kardeşlerimiz, derviş kardeşlerine muhabbet besleyecekler. Onların eksiklerini, gediklerini tamamlamaya çalışacaklar. Nasihat edecekler, tamamlamaya çalışacaklar. Yolun adabı, erkanı bu. Üstadımıza severiz, muhabbet besleriz. Onun söylediği tavsiyeleri uyarız. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti seniysen tabi oluruz. Onun hadislerini kabul ederiz. Kur'an-ı Kerim'i kitap olarak görür. Kur'an'ın ayetlerini yaşamaya çalışırız. İmamların iştahatlarına tabi oluruz. Yolumuz bu. Bunun haricinde bir yol tarifim yok.
Bunun haricinde bir yolcu tarifim de yok. Herkes buna intisap edecek. Herkes buna devam edecek. Kendi kafamızdan yol çıkarmayalım. Kendi kafamızdan böyle kendi kendimize bir herhangi bir başka bir şey çıkarmayalım. Ben benim sevmediğim kimseler var. Ne yapacağım? Dergaha bırak git o zaman. Çok basit. Allah bizi affetsin. Hocam millete kızıyorum. Oruç tutalım mı diye soranlar. Şimdi ben soracağım. Annem 84 yaşında bu yaşına kadar orucunu tuttu zaten. Yemesi, yemeyle işi yok. Çok ağır depresyon hastası, ağır ilaçlar var. Günde üç kere içmek zorunda. Oruç tutma diyoruz. Kabul etmiyor. Ne yapalım? Tutabiliyorsa, tutmak istiyorsa tutsun. Biz hiç kimseye tutma demeyiz.
Millete de kızma. Herkes soracak soracağını. Neden kızıyorsunuz millete? Selamun Aleyküm. Uyurla uyanıklık arasındayken Hu hu hu Allah diyerek uyandığımı fark ettim. Ne anıma geldiğini bilemedim. Oh muhareke olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Mehir öderken düğünümüzde takılan takıları da sıkıntı anında vermişti. Tamamı eşimin hakkı ve benim borcumuzdur. Tamam. Yeni virdi mi çekelim? Evet. Demirtaş'tan selamlar. Kayınvalidemler diğer gelinlerine taktıkları bana da aynısını yaptılar nikahımda. Mehir müeccel bir kilogram altın olarak konuşuldu. Kayınvalidemlerin bana taktığı altınlar Mehir hükmüne girer mi?
Yoksa ailenin ortak malı mı olur? Altın geceniz mübarek olsun. Burada adet, gelenek, görenek, örf giriyor. Oradaki görf, adet, gelenek, görenek nasılsa ona göre hareket edilecek. Polatlı'dan selam eder. Ellerinizden öperiz. Sizinle ve kardeşlerimizle bir an önce birlikte oluruz inşallah. Geceniz hayır olsun. Allah hepinizden de razı olsun. Cenab-ı Hak muhininiz olsun. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. İnşallah Allah'tan bir şey gelmezse ilan edeceğiz yine. Perşembe gün burada olacağız. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah. Perşembe gün burada olursak inşallah. Cumartesiye de burada olacağız. Hakkınızı helal edin inşallah. Hocam affedin az önceki cevabınızdan sonra tansiyonum düştü vallahi.
Ben bu bankadaki parayı altın hesabında helal sanıyordum. Çekip altın yapıp geri yatırsam olur mu? Kardeş bakın. Bir hadis-i şerif var. Ve anefilerin iştahı var. Bir kimseden parayı verdin altın alacaksın. Veyahut da altını verdin para alacaksın. O adam diyor duvardan atlasa sen de arkasından duvardan atla diyor. Yani bu altın para alışverişlerinde hiç zaman geçirmeyecek. Yoksa faiz olur diyor hadis-i şerifte. Benim bildiğim bu. Altın borçlandın altın vereceksin. Para borçlandın para vereceksin. Ne parası borçlandıysa. Bu konuda da çok açık hanefilerde fetvalar var. Hakkınızı tekrar helal edin. Geceniz hayır olsun. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin. Mu'ininiz olsun. İnşallah önümüzdeki perşembeye ve cumartesiye görüşürüz.
Hayırlı geceler inşallah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.