mustafaozbag.org

TASAVVUF VAKFI MERKEZ (MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER) - 2 NİSAN 2020

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 3 Nisan 2020 · 3:33:48

Selamun aleyküm. Cümleten herkese hayırlı akşamlar. Cenab-ı Hak gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, gününüzü mübarek eylesin inşâAllah. Perşembe sohbetlerine devam edeceğiz. Koronalı günlerde insanların sosyal mesafeyi koruması, muhafaza etmesi dediğimiz bu günlerde inşâAllah böyle geçirmeye gayret edeceğiz. Malum bu virüsle alakalı bütün dünya teyakkuz halinde.
Bu bütün dünya teyakkuz halindeyken biz de kardeşlerle, dostlarla, perşembeleri ve cumartesileri internet üzerinden beraber olmaya inşâAllah gayret edeceğiz. Bu akşamki sohbetimiz 67. hadis-i şerif. Şeddat bin el-had anlatıyor. Bir bedevi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine geldi. Ona iman ve ittiba etti. Sonra da dedi ki, ben memleketimden ayrılıp buraya yerleşeceğim. Seninle beraber oturacağım dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de onu bakması için ashabından birisine teslim etti. Daha sonra bir savaş oldu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem düşmandan esirler aldı ve esirleri taksim etti.
O bedeviye düşeni de ayırdı ve onun hissesine düşeni de o ashaba teslim etti. O ise ashabın hayvanlarını otlatıyordu. Eve gelince sahabi ona hissesini düşen esiri verdi. Bedevi dedi ki, nedir bu diye sordu. O ashab da ona cevap verdi. Dedi ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sana ayırdığı hisse, Bedevi hissesine düşen esiri alıp Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine getirdi ve bu nedir diye sordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bunu da sana ayırdım buyurdu. Bedevi, ben ganimet almak için sana tabi olmadım.
Fakat buraya eliyle boğazına işaret ederek, ok atılarak ölmek ve bunun neticesinde cennete girmek üzere sana tabi oldum dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona, Allah için doğru söylüyorsan Allah seni doğrulayacaktır dedi. Çok zaman geçmeden düşmanla savaşa tutuştular. İşaret ettiği yere, ok isabet etmiş olduğu halde, Onun naaşını taşıyarak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine getirdiler.
Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Bu o kimse midir diye sordu. Ashab da evet dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'a doğru söyledi. Allah da onun doğruluğunu orta yere çıkardı buyurdu. Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu kendi cübbesi ile kefenledi. Bu hadis-i şerifi nesai nakletmiş. Bu hadis-i şerifte pek bir sahabenin kerameti söz konusu. Ve bu hadiste kerametin ispatı var. Ve sahabenin değişik zamanlarda böyle değişik kerametleri görülmüş. İşte bunlardan birisini Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretlerinin orada ordu İran savaşındayken ordu komutanına hutbeden bağırıp cebele, dağ diye hitap etmesi ve ordu komutanın ve oradaki askerlerin bunu duyması ve sonra onların Medine-i Münevvere'ye geldiklerinde bunu teyit etmeleri gibi.
O yüzden keramet haktır. Biz kerametin hak olduğuna iman eder ve inanırız. Nasıl peygamberlerde mucizeler var ise Allah dostlarında, Allah'ın velilerinde de kerametler görülmüş. O salih müminler o normalde keramet ile Cenab-ı Hak tarafından desteklenmiş. Tabi keramet terim olarak Allah'ın salih, takva sahibi, veli kullarında zuhur eden olağanüstü hal diye tanımlanmış.
Ve İmam-ı Azam Hazretleri de fıkıh-ı ekberinde velilerin üzerinde, evliyaların üzerinde kerametin hak olduğunu beyan etmiş. Tabi keramet aynı mucizelerde olduğu gibi tabiat kanunlarıyla açıklanamayan olağanüstü ve sıra dışı bir olaydır. Mahiyet itibariyle peygamberlerin mucizelerinden farklı değildir. Aralarında fark, meydana geliş şekli olarak aralarında fark vardır. Çünkü mucize peygamberlerden, keramet tam olarak ona bağlı olan velilerden zuhur eder. Mesela İsa Aleyhisselam'ın ölüleri diriltmesi, onlarla konuşması bu manada büyük bir mucizedir. Veya İbrahim'in yine alaca hastalığına tutulmuş olan kimseleri eliyle sıvazlayıp normalde o alaca hastalıktan onları kurtarması gibi.
Bunlar Kur'an-ı Kerim'de geçen mucizelerdir. Veyahut da Musa Aleyhisselam'ın firavunun elinden denizin üzerinde yürüyerek geçmesi gibi. Cenab-ı Hak o en dar zamanında ona öyle bir mucize bahşetmiş, o suyun üzerinde yürüyerek inananlarıyla beraber karşı tarafa yürümüş geçmiş ve arkasından firavun ve ordusu komple boğulmuş. Bunun gibi peygamberlerde mucizeler bu noktada hep görülmüş. Mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hendek gazasında susuzluktan kırılan Müslümanlara parmaklarından su içirmesi gibi veyahut da Bedir savaşında kafirlere bir avuç toprak atıp bir avuç toprakla kafirlerin dağılması gibi, perişan olması gibi.
O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu manada çok mucizeleri vardır. Bu ayın ortadan ikiye bölünmesi gibi veyahut da en büyük mucizelerinden birisi Miraç hadisesi gibi. Her ne kadar şimdi bizim içimizden ama Müslüman mıdır değil midir bir şey diyemem. Bir kısım ilahiyatçının veyahut da işte onlar kendilerini din araştırmacısı gibi gösteriyorlar.
Onların peygamberlerin üzerindeki mucizeleri bu noktada inkar etmesi, hatta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dahi mucizelerini inkar etmeleri, hatta bir kısım ilahiyatçının veyahut da işte kendilerini din bilgini olarak gösteren kimselerin, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayetle sabit olan Miraç'ı inkar etmeleri gibi. O yüzden peygamberlerde mucizeler olmuş, bu peygamberlerdeki mucizeler haktır. İman edilmesi gerekir ki onların peygamberliklerinin bu noktada üzerinde bizim kafamızda bir şek şüphe oluşmasın ve toplum bu konuda bunların üzerinde tartışma götürmesin, tartışma yapılmaması lazım. Ve veli kullar için de keramet haktır.
Cenab-ı Hak veli kullarını da destekler, Cenab-ı Hak veli kullarında yaşamış oldukları dinin kendilerince bir delil olarak onu normalde kabul edilir. Tabi bu velilerin kerametleri de hem kitabullahımız Kur'an-ı Kerim'de geçer, hem de sünnet-i Resulullah'ta, sünnetlerde, hadislerde geçer. O yüzden velilerin kerametleri de hem kitapla, hem sünnetle, hem imamların iştihatleriyle sabittir.
Kerameti inkar eden İslam dünyasının içerisinde mutezileler bir tek kerameti inkar ederler. Bir de bidat ehli, normalde onlar ne yazık ki İslam dünyasında ve bütün dinlerin içerisinde, dindarların içerisinde vardır. O bidat ehilleri bunları normalde muhalefet ederler. Ama onların muhalefetleri var olan bir şeyi, gerçek olan bir şeyi, hak olan bir şeyi yok hükmüne koymaz. O yüzden mucizeler peygamberlere ait, kerametler de Allah dostlarına, velilere aittir. Ve mucizelerle peygamberler, peygamberlik iddiasının, peygamberlik davasını doğrulamak için bir delil olarak sunarlar. Çünkü peygamberler, bir iddia üzerine peygamberlerdir. Ve o peygamberliklerinin doğrulamakla mükelleftirler.
Cenab-ı Hak o yüzden onlara mucizeyi verir ve mucizeyle onları destekler. Ve normalde o iddianın ispatı için mucize gereklidir. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini örnek alan veliler ise velilik iddiasında bulunmadığı gibi kimseye de meydan okumamaları gerekir. Yani Kur'an ve sünnet dairesinde duran, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izini takip eden bir veli, kendince bir velilik iddiasında bulunmaz.
Ve veliliği bir iddia noktasına getirmez. Getirmemesi ve meydan okumaması lazım. Ve biz kendimizce ölçe aldığımız ilk sufiler asla kendi velilikleri hakkında bir iddiada bulunmamışlar. Velilik iddiasında koşmamışlar. Ben şöyle şeyhim, ben böyle veliyim, ben böyle mürşidim, ben böyle pirim dememişler. Bu ilk sufilerin yolu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izinde yürümüşler.
Sahabenin izinde yürümüşler. O yüzden normalde asla ve asla böyle bir iddiada bulunmamışlar. Ve biz hiçbir ilk velilerin hiçbirisinin ağzından duymamışızdır. Eserlerde de geçmez. Ben şöyle veliyim, ben şöyle şeyhim, ben böyle mürşid-i kamilim, ben şöyleyim, ben böyleyim, benden şöyle keramet zuhur eder, ben böyle keramet ehliyim gibisinden hiç kimsenin ağzından bir söz duyulmamıştır. Ve tabi böyle insanlar bu son dönemde bu tip sözlere aşina olduğundan, duyduklarından, bütün şeyhlerden, bütün mürşidlerden böyle şatahatvari sözler bekliyorlar. Yani bir kimse ben şöyle veliyim, ben böyle veliyim deyince, sanki o meşhur bir zat oluyormuş gibi geliyor insanlara. İşte onlar kerametlerini ishar etmeye çalışıyorlar, göstermeye çalışıyorlar.
İlla ki kerametlerini ishar edecekler, illa ki kerametlerini insanlara kendi ağızlarından anlatacaklar. Bu caiz değildir, bu doğru değildir. Ha bir başkası o zatla alakalı bir keramete şahit olur, o zatla alakalı bir olağanüstü böyle bir hale şahit olur, o zaman o kimsenin söylemesi hak olur. Ben işte şöyle bir hal geldi başıma, böyle bir hal geldiğinde şöyle bir zuhurat oldu, bu zuhurattan dolayı ben onun veli olduğuna inanıyorum demek, o kimsenin hakkıdır.
Ama veli bir kimsenin, ben veliyim deyip de ortalıklara çıkması, veyahut da kendisine manevi olarak görev verilmiş olsa dahi, ben böyle bir şeyhim, ben böyle bir üstadım deyip ortaya çıkması doğru değildir. İlk sufilerin yolu değildir. Hatta size bir velilik verildiyse, size bir makam, bir mevki verildiyse, veren makam ve mevki lazım olanın rüyasında gösterir, lazım olanı halinde gösterir ve o lazım olan da rüyasında gördüyse, halinde gördüyse gider o kimseye intisap eder.
Çünkü herkes sufi olacak, herkes derviş olacak, herkes o yolda yürüyecek diye bir şart, bir kaide yok. Sufilik bir manada özel bir yoldur, husisi bir yoldur. Herkese açık bir yol değildir. Yolun anlatımı herkese açıktır ama yolda yürümek herkese nasip değildir. Herkes sufi olacak diye bir kaide yoktur. Ama ne yazık ki günümüzde her şeyin hesabı, düzeni, sistemi, kaidesi, ölçüsü kaçtığı gibi, bunun da ölçüsü, kaidesi kaçtı.
Yoldan geçen herkes kendince bir sufilik iddiasında, sabah erken kalkan kendince bir şeyhlik iddiasında bulunuyor. ve bu iddiasının peşine düşüyor. Kıymetli dostlar, o yüzden bir veli kendi üzerinde kendince, ben keramet gösteriyorum diyemez. Ve ben keramet gösteririm de diyemez. Sonuçta kerameti halk edecek olan, kerameti icra edecek olan, hatta mucizeyi de halk edecek olan, mucizeyi de bu noktada lütfedecek olan, Cenab-ı Allah'tır.
Hani meşhurdur ya, Cenab-ı Hak Musa'ya dedi ki, sen asanı denize at. Musa aleyhisselam asayı denize atınca, bir yol açıldı. Yol açılınca, Musa bile şaşırdı kendisine yol açıldığında. Aynı şekilde, hani Firavun ve müneccimleriyle beraber bir imtihana tabi tutulmuştu. Müneccimler, hepsi de kırk tane toplandılar, hepsi de ayrı ayrı bir harikulade haller gösteriyorlardı, göz boyuyorlardı.
Bütün sihirlerini orta yere koymuşlardı. Cenab-ı Hak Musa aleyhisselama, Allah'ın ismini zikret ve elindeki asayı at deyince, Ünzubillahimine şeytanurracim, Bismillahirrahmanirrahim dedi. Musa aleyhisselam asayı orta yere attı. Asa kocaman bir ejderha oldu. Sihirbazların bütün sihirlerini yutuverdi. Ondan sonra tekrar asa haline geldi. Ve o Asa'nın yaptığına, Hazreti Mevlana Celalet-i Rum Hazretlerinin deyimiyle, Musa da şaştı. O yüzden kıymetli dostlar, bir veli kendince ben şöyle keramet göstereceğim diyemez, dememesi gerekir. O yüzden normalde biz sufiler, kerameti Allah-u Teala'nın veli kullarına bir ikramı, bir lütfu olarak kabul ederiz.
Bunu normalde, ama Cenab-ı Hak onun üzerinden, nerede, ne zaman, ne şekilde tecelli ettirecek bilemeyiz. Buna net bir şekilde bir şey söylemek, çok hoş bir şey de değildir. zaman zaman bu son dönemde bazı şeyh efendiler, kendilerince kendi şeyhliklerini güçlendirmek, kendi şeyhliklerine inananları daha da çoğaltmak için, bu tip iddiada, şatahatlarda bulunuyorlar. Bunlar da tecelli etmeyince, kendilerinin utanmasını kenara bıraktık. yola karşı insanlarda bir şeyh şüphe oluyor. O yüzden sufilik yolu, bu tip iddiaları, bu tip şatahatvari söz ve hareketleri kaldıracak bir yol değildir. Cenab-ı Hak kendisine itaat eden ve normalde Habibi'nin ayak izlerine basmaya çalışan ve Habibi'nin sünnet saniyesine sımsıkı yapışmış olan bu velilere, normalde kerameti ihsan eder mi?
Cevap eder. Ama bu zorunluluk mu? Değil. Cenab-ı Hak'ın bir lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır. Tabi söz konusu olan şey velilik olunca, bu velilerin de hadislerle ve ayetlerle sabit olduğu da kesindir. Çünkü Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'inde velilerin mahcup ve mahzun olmayacağını, onlara dünyada da, ahirette de müjdeler olacağını söylemiştir. O yüzden El-Veli ism-i şerîfi, Cenab-ı Hak'ın ismidir. Cenab-ı Hak'ın ismi olduğu için o ismin tecelli edeceği zatlar hiçbir zaman eksik olmamıştır. Bazen normalde üstadları olan, şeyhleri olan kimse, ardından işte şimdi veli mi var, son veli bizim şeyhimizdi, işte velilik yolu kapandı şimdi, veyahut da işte bu zaman velilik zamanı değil, veya bu zaman işte bu velilerin olduğu bir zaman değil gibi sözlerle karşılaşıyoruz.
Bunlar doğru değil. Velilik yolu kapandı diyen bir kimsenin, tecdid-i iman, tecdid-i nikah gerekli. Çünkü velilik, ayetle sabit. Ayetle sabit olduğu için, ayette sabit olan bir yolu kapandı demek, ayette sabit olan bir şeyin tecelliyatı yok hükmünde görmek, doğru bir nokta değil, insanı küfre götürür. O şunu diyebilir belki de, Cenab-ı Hak benim tabi olacağım bir veli bana göstermedi, ben bir veliyle karşılaşmadım diyebilir.
Onun onu görmemesi, onun onunla karşılaşmaması, onun yok hükmünde değildir. Bir kimse işte dolunayı hiç görmemiş olabilir. Ona dolunayın var olduğunu söyleyen bir kimse, o hiç görmeyen bir kimse, der ki ben hiç ömrü hayatımda hiç dolunay görmedim. Onun görmemesi, ayın dolunay halinin olmadığına delil değildir. Çünkü o görmemiştir. Birisi onu görmedi diye, dolunay yok veya ay yok hükmünde değildir. O yüzden veliler de, normalde güneşin bulunmadığı zamanda yol gösterici yıldızlar gibidir. Ayın bulunmadığı zamanda yol gösterici yıldızlar gibidir. Çünkü Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ashabım yıldızlar gibidir. Bunun hangisini takip ederseniz, hangisine tutunursanız beni bulursunuz demiş.
O yüzden veliler de zamanın ashabı gibidir, yıldızlar gibidirler. O yüzden gece karanında yollarını kaybetmiş, yollarını şaşırmış, ümmet-i Muhammed'e yol gösterirler. Hangi veliye tabi olunursa o yol Muhammed-i Mustafa'ya dolayısıyla Kur'an ve sünnete çıkar. Çünkü gerçek bir veli, Kur'an ve sünnetin hizmetçisi, Kur'an ve sünnetin yolcusudur. İnsanları Allah ve Resul'a yakınlaşmasına, yaklaşmasına sebep olacak birer vesiledir. Hiçbir veli Allah değildir. Hiçbir veli Resulullah değildir. Hiçbir veli, Kur'an ve sünnetin yerini tutması mümkün değildir. Her veli, Allah ve Resul'una davet eden, bir davetçiden ibarettir. Bir tebliğciden ibarettir. Ve yolunu şaşırmış, ümmet-i Muhammed'e doğru yolu göstermeye çalışan, Allah'ın sevdiği kullardır.
Allah'la arasını barıştırmış, Allah'la arasını düzeltmiş olan kullardır. O yüzden veliler ve velilik haktır. Bir kimse bunu görmedi diye, bununla buluşmadı diye, bununla yolu kesişmedi diye, yok hükmünde görmesi mümkün değildir. Şimdi İbni Ahanbel Hazretleri'nin naklettiği hadis-i şerif var, hadis-i şerifler var. Ben bunlardan teker teker okuyacağım ki, veliliğin de sünnet-i seniyye ile sabit olduğu, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin hadisleri ile sabit olduğu belirlenmiş olsun. Ve bu hadis-i şerifleri, normalde İmam-ı Hanbel'den, Tirmizi'den bulmanız, görmeniz mümkündür. Veyahut da İbni Nuaym'den bulmanız mümkündür.
Veyahut da Tabarhani'den bulmanız mümkündür. Normalde kütüb-i siddeden bulmanız mümkündür. Kütüb-i siddeyi açsanız, kütüb-i siddede ebdallar diye, abdallar diye yazsanız, oradan da bulmanız mümkündür. O yüzden normalde bu hadisleri de inkar etmek, bu hadisleri de yok hükmünde görmek, ve ümmetin velilerini, ümmetin velilerini inkar etmek, ümmetin velilerini yok hükmünde görmek de, hem ayeti kerimeyi ve hem de hadis-i şerifi inkar ettiği için, insanları küfre sokar.
Bir kimsenin hakkıdır. Ben filanca kimseyi veli görmüyorum diyebilir. Eyvallah! Bu herkesin hakkıdır. Ama veliliği inkar etmek, veliliği bu noktada yok hükmünde görmek, bu doğru bir nokta değildir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Ahmet İbn-i Hanbel'in naklettiği bir hadis-i şerif. Bu ümmette abdallar 30 tanedir. Kalpleri Halil Rahman, Hz. İbrahim Aleyhisselam'ın kalbi üzeredir. Bunlardan biri ölünce, Allah onun yerine bir başkasını koyar. Hadis-i şerifini nakleder. O yüzden kıymetli kardeşler, eğer senin üstadın, senin şeyhin, senin veli olarak kabul ettiğin bir kimse vefat ettiyse, hadis-i şerif mucibince, onun yerine bir kimse dahi, onun yerine bir kimse tayin olacaktır. Onun yerine velilik makamına bir kimse oturacaktır.
O yüzden Allah'ın velileri, Allah'ın dostları, kıyamete kadar hiç eksilmeyecektir. Sen o zaman bir veli bulmakta, maharette değilsin. Sen bir veli bulamamışsın. Sen bir Allah dostu bulamamışsın. O senin problemin, senin açmazındır. Yine, ubadeden naklediliyor. Başka bir hadis-i şerifte rivayet şöyledir. Ümmetimde ebdallar 30 tanedir. Arz onlar sebebiyle ayaktadır. Onlar sebebiyle yağmuramaz sarsınız. Onlar sebebiyle yardıma mazarsınız. Demek ki, dünya üzerinde o veliler yüzü su hürmetine, dünya ayakta durur. O veliler yüzü su hürmetine yağmur yağar. O veliler yüzü su hürmetine, ümmet-i muhammed yardıma mazhar olur. Bunu inkar edecek şimdi inkarcılar.
Ama o inkarcılar zaten hadis-i şerifleri inkar ederler. O yüzden bunu da inkar edecekler. Ve arz onlar yüzü su hürmetine ayaktadır. Hadis-i şerifini de inkar edecekler. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir gün der ki, işte peygamberlik ve nebilik son bulmuştur. Benden sonra ne bir resul, ne bir peygamber gelecek deyince, ashab der ki, Ya Resulallah senden sonra nicedir bu ümmetin hali deyince, Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Benden sonra ümmetin velileri olacak.
Onlar arzın direkleri gibidir der. O yüzden kıymetli dostlar, Bunlar normalde yeryüzünde eksik olmayacaklar. Ne zaman eksilecek? En son zamanın kutbu olan veli vefat ettikten sonra, Onun yerine bir veli tayin edilmeyince kıyamet kopacak. Yoksa kıyamete kadar veliler, Her daim var olacaklar. En son veli vefat edince kıyamet kopacak. Ve kıyamet kopacağı zaman da, Önce Müslümanlar sabah namazından sonra, Bir böyle samyeli gibi bir yel esip, Onların canları alınacak, ruhları kabzedilecek. Kıyamet kafirlerin üzerine kopacaktır. Kıyamet Müslümanların, müminlerin üzerine kopmayacaktır. Yeryüzünde, gerçek manada Allah diyenler var olduğu müddetçe, Kıyamet kopmayacaktır.
O yüzden biz gerçek manada, Allah demenin sırrına ulaşmaya çalışalım. Ya da, gerçek manada Allah demenin sırrına ulaşmış olanların, Halakalarında oturup, Onların feyizlerinden, onların lütuflarından, ikramlarından feyizlenip, lütuflanıp, ikramlanmaya çalışalım. Ve o yolda olalım. Yine Taberani'nin rivayetinde, Ebdallar Şam ehli arasındadır. Onlar sebebiyle yardım görürler. Onlar sebebiyle rızka mazhar olurlar buyurulmuştur. Kıymetli dostlar, Şam ehli deyince, Şam coğrafi bir bölgedir. Şehir ismi değildir. Şehrin ismi, ismi Suriye'deki Dimeşk'tir. Yoksa Şam bir coğrafi bir bölgedir. Anadolu'nun da büyük bir kısmı o bölgenin içindedir. Ve İran bir kısmı, Suriye'nin büyük bir kısmı ve normalde Akdeniz'e kadar olan kısmı, bu Şam bölgesi hükmünde geçer eski coğrafi anlatımda.
O yüzden Anadolu bu noktada, Evliyası bol olan topraklardır. Ve Anadolu toprakları bu noktada, gerçekten feyzin, bereketin, lütfun, ikramın oluk oluk aktığı topraklardır. Aman bu noktada, bu Anadolu topraklarımızın kıymetini bilelim, vatanımızın kıymetini bilelim, milletimizin kıymetini bilelim, bu toprakların kıymetini bilelim ki, koruyalım, muhafaza edelim. O yüzden kıymetli dostlar, ama yerin altındaki, ama yerin üstündeki velilerin dualarını alalım, onların normalde kalplerini, gönüllerini incitmeyelim, kırmayalım. Bakın, nice zamanlarda, nice şehirlerde velilerin gönülleri kırılmış, o velilere o şehir halkları zulmetmiş, o veliler de o şehri terk ettikten sonra da, o şehirler helak olmuş, perperişan olmuş, Rabbim bizleri velilere savaş açmaktan muhafaza eylesin.
Çünkü hadisi kutsi'de de Cenab-ı Hak buyurdu ki, kim benim velilerime savaş açarsa, gerçekte Allah'a savaş açmış gibidir. Ben velilerime savaş açanlara, yırtıcı hayvanların, avlarından intikamlarını aldığı gibi, ben de intikam alırım buyurmuştur. Biz o yüzden asla ve asla velilere savaş açmamaya, velilerin yoluna savaş açmamaya, velilerin bu noktada bulundukları daire savaş açmamaya, gayret gösterelim.
Siz bir kimsenin veli olmadığını hükmedebilirsiniz. Ama bu sizin savaş açmanızı gerektirmez. Savaş açıyorsanız Allah muhafaza eylesin. Bunun en büyük helakı, son nefesinizde imansız gidebilirsiniz. Kim velilere savaş açar, tövbe etmeden ölürse, son nefesi tehlikededir. Bir veliye savaş açtıysanız, bir veliyle cedelleştiyseniz, ondan hızla helallık almaya çalışın. Ondan gidin helallığınızı alın. Helallık almadan ne ölün, ne de onun ölümünü bekleyin. Çünkü Allah muhafaza eylesin. Helallık almadan o ölürse, siz onunla helallık almanız mümkün değil. Allah muhafaza eylesin. Kalbiniz kararır, kalbiniz mühürlenir, son nefesiniz tehlikeye girer. Çünkü bir velinin gönlünü kırmak demek, Allah'ın gönlünü kırmak demektir.
Hiç kim, hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdığım, dediği o mümin kul, Allah'ın velileridir, evliyalarıdır, dostlarıdır. Rabbim, velilerin gönlünü kırmaktan, velilere savaş açmaktan, bizleri muhafaza eylesin inşallah. Yine Hazreti Ali Radulullah Huan Hazretleri rivayet eder. Ebdallar Şam'dadır. Onlar kırk erkektir. Bunlardan biri öldü mü, Allah yerine birini koyar. Yağmur onlar sebebiyle sular. Düşmanlara karşı onlar sebebiyle yardım edilir. Şam ehlinden azap olanlar sebebiyle, Şam ehlinden azap, onlar sebebiyle bertaraf edilir buyurmuştur. O yüzden kıymetli dostlar, eğer bir beldenizde bir veli var ise, o beldeye rahmet yağar, bereket yağar, lütuf yağar, ikram yağar.
Mesela, Bursa'mızda, büyük veli, ama Hazreti Üftada Hazretleri, ama, Emir Sultan Hazretleri, ama İsmail Hakkı Burseva Hazretleri, büyük zatların bulunduğu bir yer. O yüzden, Bursa bu manada, hem yerin altında, hem yerin üstünde, velilerin eksik olmadığı bir yer. Keza, İstanbul gibi bir yer, hem yerin altında, hem yerin üstünde, velilerin olduğu beldeler bunlar. O yüzden, Anadolu toprakları, bu noktada, velilerin, evliyaların bol olduğu bir yer. Aman kardeşler, aman dostlar, o yüzden sakın, bu zamanda veli yok, bu zamanda da velim olurmuş, bu zamanda nerede veli, böyle boş sözler, boş muhabbetler etmeyin. Veyahut da, herhangi bir çevrenizde bir kimse, insanlar onu veli tanımışlar, insanlar onları rüyalarında görmüşler, ona intisap etmişler, ona bağlanmışlar.
Sen bağlanma kardeşim, sen intisap etme. Ama, düşman da olma, onun aleyhine laf söyleme, onun aleyhine bir şeyler deme. Sakın bunu kendi nefsim için söylediğimi zannetmeyin. Ümmet-i Muhammed'i korumak, Ümmet-i Muhammed'i muhafaza etmek, Ümmet-i Muhammed'i uyarmak noktasında bunu söylüyorum. Ben nicelerini gördüm ki, Allah dostlarına, velilerine laf söyleyenler, ben şahidim. Başında kelime-i şehadeti ona tebliğ etmeme rağmen, kelime-i şehadet okuyamadan, göçüp gidenleri gördüm. Nice velilere laf söyleyenleri gördüm. Bunlar namazlarını kılarlar, oruçlarını tutarlardı. Velilere laf söylediler, velilerin gönüllerini incettiler, velilerle helallaşmadılar. Ve ne yazık ki, ömürlerinin sonlarına doğru, namazı terk ettiler, orucu terk ettiler, zikri terk ettiler.
Ne yazık ki, perperişan bir şekilde, ölüp gittiler. Ben nice kimseler tanıyorum, nice kimseler tanıyorum. Şeyh Efendi'nin zamanından da tanıyorum. Şeyhimize laf söyleyenler, Şeyhimizin arkasından atıp tutanlar, Şeyhimizin veliline leke getirecek sözler söyleyenler, ne yazık ki, dergahı bıraktılar, tekkeyi bıraktılar, zikrulağı bıraktılar, perperişan oldular. Hatta Şeyhimizin sağlığında, ona yeteri derecede, gerekli noktada, intisap etmeyen, onun bu noktada yolunu devam ettiremeyenler, öldükten sonra, ne yazık ki, bir şeyhe dahi intisap edemediler. Bir şeyhe gidip, ders alamadılar. Ne rüyalarında gördüler, herhangi bir şeyh Efendi, ne de bir veli zatı gördüler, rüyalarında gidip ders alsınlar.
O yüzden kıymetli dostlar, bir kimsenin veli olduğuna inanmayabilirsiniz. Bir kimsenin veliliğiyle alakalı şüphede olabilirsiniz. Otur kardeşim oturduğun yere, savaş açmak sana mı düştü? Bu ne cahillik. Otur oturduğun yere, Allah kimi kime dost etmiştir, kimi kendine dost etmiştir, kimi kimine yoldaş etmiştir, senin elinde bir delil mi var? Eğer Kur'an ve sünnet dairesinde, bir eksikliği, noksanlığı varsa, Allah'a verecek hesabını. Ve sen ona nasihat etmekle, mükellef görüyorsan kendini, git ona nasihat et. Git ona şurada harama düşüyorsunuz, burada yanlış yapıyorsunuz, burada eksik yapıyorsunuz. Bu yaptığınız bu hadise, Kur'an'a aykırı, bu hadise sünnet-i seniye aykırı, bu hadise imamların iştahına aykırı de.
Ona nasihat et. Bilmediğin şeye düşmansın, cehalet almış, sarmış seni, şeytanın kulu olmuşsun, şeytanın peşinden gidiyorsun, şeytan sana velilere savaş açtırıyor, şeytan sana müslümanlara savaş açtırıyor, şeytan sana müminlere savaş açtırıyor, şeytan sana namaz kılanlara savaş açtırıyor. Sen şeytanın hile ve desisesine uyup, Allah'ı zikredenlere savaş açıyorsun. Sen şeytanın hile ve desisesine uyuyorsun, Allah için toplanıp Allah'ı zikreden, Allah için toplanıp Allah'ı seven, Allah için toplanıp birbirini seven, topluluğa karşı düşman oluyorsun. Sen farkında değilsin, Allah'ın lanetlediklerinin yerine geçiyorsun. Allah seni lanetleyecek, melekler seni lanetleyecek, veliler seni ne yazık ki dualarını almayacaklar, kendi halakalarını almayacaklar, ne yazık ki peygamberler seni kendi halakalarını almayacaklar.
Sen kendince, kendi zannınca, şeytana heva ve hevesin peşine takılıp, doğru yaptığını zannediyorsun. Ahmaklık yapıyorsun, cahillik yapıyorsun. Sana mı düştü velilere savaş açmak, sana mı düştü Allah'ı zikredenlere savaş açmak, sana mı düştü namaz kılanlara savaş açmak, sana mı düştü Kur'an'a, iman edenlere savaş açmak, sana mı düştü hadisi şerifleri, sünneti seniye kendisini ölçü bilenlere savaş açmak, bu ahmaklık nereye kadar? Ahmaksınız. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hadislerine savaş açanlar, sünneti seniyeye savaş açanlar, sizler kocaman birer ahmaksınız, sizler kocaman birer şeytan yolcusu, şeytan dostusunuz. Allah'ın velilerine savaş açanlar, sizler birer şeytan dostusunuz, sizler birer kocaman ahmaksınız ne yazık ki.
Ve bu ahmaklığınızla göçüp gideceksiniz bu dünyadan. Gelin yol yakinken tövbe edin. Gelin yol yakinken hangi veliyle savaştıysanız gidin onunla helallaşın. Bunu sizin adınıza söylüyorum. Hadi şimdi şeyhim, üstadım, Nevşeli Abdullah Gürbüz Efendi'ye savaş açanlar, hadi gidin helallaşın bakalım. Helallaşabilir misiniz? Helallaşamazsınız. Bakın Bayındır'da, İzmir Bayındır'da ona savaş açanlar vardı. İzmir Tire'de ona savaş açanlar vardı. İzmir Ödemiş'te ona savaş açanlar vardı. Nevşehir'de ona savaş açanlar vardı. Sivas'ta, Kayseri'de, Antalya'da, Bursa'da, İstanbul'da, nice yerlerde ona savaş açanlar vardı. Hadi gidin helallaşın şimdi, helallaşabilir misiniz?
Helallaşamazsınız. İşte ne yapacaksınız? Perperişan oluyorsunuz. Her şeyinizde perişan oluyorsunuz. Aile hayatınızda düzen yok. Kendi hayatınızda düzen yok. Kalbinizde düzen yok. Bakışınızda düzen yok. Yürüyüşünüzde düzen yok. Sıkıntılar birbirinin ardına gidiyor. Ahiretinizde perişan ediyorsunuz. O yüzden kıymetli dostlar, Allah'ın velilerine asla ve asla savaş açmayın. Allah'ın velilerine dilinizi uzatmayın. Allah'ın velilerine karşı kendinizi bu noktada onların karşısına koymayın. Varsa nasihat edeceğiniz bir şey gidin onlara nasihat edin. Eğer bir bilginiz var ise, eğer bu noktada elinizde bir deliliniz var ise, eğer yok ise otur otur dünyaya kardeşim. Namazını kıl, orucunu tut, Allah'ı zikret.
Normalde dini ibadetlerini yerine getir. Sana ne? Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, ne yazık ki bu son dönemlerde, Allah'ın velilerine karşı, böyle bazı ahmaklar, bazı cahiller savaş açmış durumdalar. Bir şey değil, o ahmaklar yüzünden, Ümmet-i Muhammed sıkıntı çekecek. Hani içimizdeki aptallar ve ahmaklar yüzünden, bize de ceza bulaşır mı? Bize de ceza gelir mi? diye ayet-i kerime var ya, Evet, içimizdeki ahmaklar yüzünden, biz de bir belaya, bir müsibete duçar oluruz. İçimizdeki bu veli düşmanlarından dolayı, biz onları nasihat etmez, onları susturmaz, onlarla bu noktada cihad etmez, onlarla mücadele etmezsek, o umumi gelecek olan bela ve müsibetten, biz de nasibimizi alırız.
Biz de çünkü bu toprakların üzerinde yaşıyoruz. Biz de bu topraklarda yaşayarak onlarla mücadele etmezsek, biz de bu umumi azaptan, umumi felakatlerden, biz de nasibimizi alırız. Şimdi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar ediyorlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyyesini inkar edip, savaş açıyorlar. Ve bunlara karşı biz susuyoruz. Bunlara karşı susup da mücadele yolunu seçmezsek, umumi gelecek olan azaptan, biz de ne yazık ki nasibimizi alırız. O yüzden kıymetli Müslümanlar, kıymetli müminler, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerine sahip çıkın. Onun sünnet-i seniyyesine sahip çıkın.
Hem yaşayın, hem de yaşatmaya çalışın. Ve onun sünnetlerini ve hadislerine hakaret eden, inkar eden, alay edenlerle karşı da mücadele edin. Siz bir kötülüğü gördünüzde elinizde, o da mümkün değilse, dilinizde, o da mümkün değilse, kalben buğza derekten önlemeye çalışınız ki, bu da imanın en zayıf noktasıdır dedi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. O yüzden bunlar zalim insanlar. Bunlar Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini zulmediyorlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini ve sünnet-i seniyyesini inkar eden, onlara savaş açanlar, gerçekten Hazreti Peygamber'e ve müminlere zulmedenlerdir. Ve biz bu zalimlerle mücadele etmekle yükümlüyüz.
Bu zalimlerin zalimliklerine susamayız. Bu zalimlerin zalimliklerini görmemezlikten gelemeyiz. Bu zalimlerin zalimliklerine karşı biz mücadele etmekle mükellefiz ki, en büyük cihatlardan birisi budur. Biz daha nereye kadar susacağız? İnsanlar Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine laf söylüyorlar. İnsanlar Kur'an'ın hükümlerine laf söylüyorlar. Susmayalım kıymetli müminler, susmayalım kıymetli Müslümanlar. Bu sosyal medya denilen, bu olguda insanlar Hazreti Peygamber'e küfrediyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerine laf söylüyor. Sünnet-i seniyyesine laf söylüyor. Bunları takip etmeyelim. Bunları izlemeyelim. Bunları engelleyelim.
Bunları normalde bunlarla, biliyorsak ayet veya hadis-i şerif, imanların iştahı, bunlarla bu noktada mücadele edelim, cihat edelim. Ama önce kendimiz yaşayalım inşallah. O yüzden kıymetli dostlar, aynı şey veliler ve mezhep imamları için de geçerli. İnsanlar mezhep imamlarıyla dalga geçiyorlar. İnsanlar mezhep imamlarının koymuş olduğu iştahatlarla dalga geçiyorlar. İnsanlar mezheplerle dalga geçiyorlar. Onları alay alıyorlar. Dolayısıyla bizim dinimizle alay ediyorlar. Bizim dinimizi alay alıyorlar. İnsanlar velililere karşı, veliliğe karşı savaş açmışlar. Veliliğe karşı savaş açanlar, Ayet-i Kerime'ye dolayısıyla Kur'an-ı Kerime savaş açıyorlar. Velilik Kur'an'la sabit. Kur'an'la sabit olan bir velilik dairesine savaş açmak, Kur'an'la savaşmak, Allah'la savaşmak.
Kur'an'la ve Allah'la savaşan insanlar, zalim insanlardır. Ve Müslümanların bu zalimliklerle mücadele etmesi, bu zalimliklerle savaşması, haktır, vaciptir, büyük cihattır. Allah bizi o cihad ehlinde olanlardan eylesin. Yine, Hilyetül Evliya'da, Ebu Nuaym, Hz. Ömer, Hz. Hz. Hz'nin oğlu, Abdullah'tan naklediyor. Her nesilde, bakın burası çok önemli, her nesilde dediği her zaman, her nesilde dediği her zaman, ümmetimin en hayırlıları 500 kişidir. Ebdallar da bunların içinden, 40 kişidir. Ne 500'ler için, ne de 40'lar için eksilme vardır. Bunlardan bir kimse ölünce, Allah yerine, 500'lerin içine birisini alır. Ve, 40'lardan ölen olursa, 500'lerden de ne yapar?
40'ların içerisine alır. O yüzden yanındakiler dediler ki, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, Ey Allah'ın Resulü, bize onların amellerini söyle dediler. Yani bize onların amellerini söyle. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri buyurdu ki, onlar kendilerine zulmedenleri affederler. Kendilerine kötülük yapanlara iyilik yaparlar. Allah'ın kendilerine verdiği şeylerde, başkalarına pek cömert davranırlar. Demek ki onların özellikleri neymiş? Kendilerine zulmedenleri affedermiş. O yüzden kıymetli dostlar, eğer bir Allah'ın dostuna, bir veliyer, bir müslümana, bir mümine zulmettiyseniz, gidin ondan helallık alın. Gidin ondan özür dileyin. O Allah'ın dostuysa, sizin özür dilemenizden ve helallığınızı, kabul edip, sizi affedecektir.
Hakkını helal edecektir. Eğer normalde, onlara kötülük yaptığınızda, merak etmeyin, onlardan bir kötülük görmeyeceksiniz. Ama, eğer siz o kötülükle ölürseniz, ne yazık ki, intikamını Allah alacak sizden. O yüzden, bir kısım veliler, kendilerine kötülük yapıldıklarında, karşıya kötülük yapmazlar ama, ona cevap verirler. Ona cevap vermelerinin sebebi, ona rahmettir. Neden rahmettir? Cevap vermezse, susarsa, onun vekili Allah'tır. Allah ondan intikam alır. O velinin ona cevap vermesi, o intikamı söndürür. Cenab-ı Hakk bu sefer onun üzerinden, o meselede, velayet eylir, alır. Allah'ın velisi, bunu gördüğü için, ona cevap verir ki, o helak olmasın.
Ona cevap verir ki, o perperişan olmasın. Rabbim, o velilere hizmet eden, kullarından eylesin bizi. yine, tirmizi naklediyor. Arz, Allah'a nübüvvetin kesilmesinden, şikayette bulundu. Allah-u Teala, senin sırtına, kırk tane sıddık koyacağım. Onlardan biri ölünce, yerine bir başkasını bedel kılacağım. Bu sebeple, onlara bedel dendi. ve Allah onların ahlaklarını tebdil etti. Yani ahlaklarını güzelleştirdi, ahlaklarını değiştirdi. Onlar arzın direkleridir, onlar sebebiyle arz ayaktadır, onlar sebebiyle yağmur yağar buyurdu, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Yine, Tirmizi, Ebu Derda'dan naklediyor. Onlar, insanları ne çok namaz kılaraktan, ne çok oruç tutarak, ne de çok tesbih çekerek geçmiş değillerdir.
Fakat onları öne geçiren husus, güzel ahlak, vera ve takvada sıdık, halis niyet, iç temizliği gibi ahlaki disturlardır. Allah'ın velileri, ahlaki disturları önde olan kimselerdir. Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin, kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa, Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere, sevgi beslediğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah'a iman yazmış, ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altından ırmaklar akan, cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebediyen kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbidir. Dikkat edin! Allah'ın hizbi, felaha erenlerin kendileridir.
Bunlara uyanlar, Hizbullah'tır. Hizbullah olanlar, kurtulaşa erecek olanlardır. Mücadele Suresi, Ayet 22. İşte kıymetli dostlar, Allah'ın velileri, Allah'ın dostları, hem Kur'an ile, hem sünneti seniye ile, hem de imamların iştihatleri ile sabittir. Onların üzerinden görülen, böyle harikulade haller, yani kerametler de haktır. Onlar da bu noktada o kerametleri, o kerametler, onların üzerinden zuhur eder. O yüzden onların farklı farklı kerametleri olabilir. Mesela, işte onlar değişik bir, cismin şekline, şemaline girebilir. Onlar değişik bir şekilde görünebilir. Normalde, başka suretlerde de görülebilir. O yüzden başka suretlerde de, görünmesi de, haktır.
Şimdi kendimi bir yere koymak için, söylemeyeceğim ama, bir gün, şeyhimi öyle rüyamda görmüştüm. Böyle arkamdan bana kötülük yapmak isteyenler, böyle bir güruh halinde koşuşturuyorlar. Şeytan var içinde, cinni taifesi var, insanlar var. Ben böyle işte, değişik zikirler yaparaktan, onlardan normalde, böyle kurtulmaya çalışıyorum. O esnada, şeyhimi görmüştüm rüyamda. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi de sağdı. öyle bir makine haline geldi ki, kocaman bir savaş makinesi gibi oldu. Henüz daha öyle bir savaş makinesi, savaş aletlerinin içerisinde görmüştüm yok. Enteresan bir savaş makinesi haline geldi. O bana düşmanlık yapacak olanların, hepsini per perişan etti.
Böyle öyle bir perişan etti, öyle bir perişan etti. Ondan sonra tekrar, şeyhimi haline geldi. Ve kendimce o zamanlar, çok geçmiş zaman, o zamanlar buna bir mana vermemiştim. Tabi sonradan, bazı şeylere vukufiyet söz konusu olunca, bir velinin, bir mürşid-i kaminin, değişik suretlere girebileceği, değişik suretlerin haline alabileceğini idrak ettim. O yüzden, bu velilerin kerametidir. Ama rüyada, ama halde, ama değişik zahiri bir halde, değişik suretlere bürünebilirler, değişik suretlerde görünebilirler. Bunlar haktır. Mesela, Cebrail aleyhisselam'ı, insanların dıhiye suretinde gördüğü gibi, hani, bütün oradaki ashab onu dıhiye suretinde gördü. Ama o Cebrail aleyhisselam'dı ya.
Veyahut da işte, o veliyi orada bir başkası, başka surette görebilir. O veliyi başka bir surette gördüğünde, böyle bir surete de girilir mi, böyle bir şey de olur mu, dememesi gerekir. Çünkü, bu da onların kerametlerinden birisidir. Veyahut da normalde, farklı suretlerde, farklı kerametlerin olması, işte onların önünde, arzın durulmesi, onların önünde, mesafelerin kısalması, onların önünde, yolların kısalması, herkesin beş saatte, altı saate, yedi saate gittiği yolu, onların, bir anda gitmesi, yarım saate gitmesi,
bir saatte gitmesi, veyahut da değişik zamanda, değişik yerlerde görülmesi, aynı anda, üç beş yerde görülmesi, aynı anda, değişik yerlerde görülmesi gibi, normalde bu tip, kerametleri var mıdır? Vardır. Hatta, Güneytürk talibinin, arkasında, Abdülkadir Geylan Hazretleri'nin, bir kerametinden bahsedilir. Bir Ramazan, mübarek Ramazan günü, bir gece olduğunda, işte, dergaha gelen, hamd olsun, işte, pardon, özür dilerim, gündüz olduğunda, dergaha gelen, hamd olsun, akşam iftarda, üstad bizimleydi, hamd olsun benimleydi,
hamd olsun benimleydi, o dergahın çavuşu, uyanık bir çavuş, hamd olsun benimleydi, diyenlere teker teker yazmış, yetmiş kişiye iftara gitmiş, Abdülkadir Geylan Hazretleri, ve ondan sonra, Geylan Hazretleri dergaha gelince, demiş ki, efendim, böyle bir zuhurat oldu, dün akşam yetmiş kişiye, iftarda bulunmuşsunuz, iftarda görünmüşsünüz, o dergahın çavuşuna diyor ki, Allah'ın dün akşam, Kadir ismi şerefi, üzerimde tedavirli etti, yetmiş değil, yedi yüz kişiyi davet etseydi, hepsinde de görünürdüm, demiştir.
O yüzden normalde, bu, velilerin üzerinden, bu tip kerametler görülebilir, bu tip kerametler, ondan sonra hissedilebilir. Ben yeni, şeyh efendiye intisaf ettiğimde, böyle başımdan geçen, hiç unutamadığım, enteresan bir şey var. Biz o zaman için, Bayındır'da, işte, küçük bir evimiz var, orada yemek vereceğim ben, şeyh efendiye, davet ettik, büyük bir heyecanla, işte bize gelecek diye, Allah rahmet eylesin. O zaman, biz, Tire'deki zakir kardeşe dedim ki, bize on kişi gelsin, işte on beş, yirmi kişi de, bizim Bayındır'dan toplanırız, kendimce öyle düşünüyorum. Yirmi beş, otuz kişi oluruz. İşte ben de, çok ayıp söylemesi, iki kilo kuru fasulyeden, bir kuru fasulye, pişittirdim, bir aşçı arkadaşa, iki kilo pirinçten, ondan sonra bir pilav yaptırdım, kendimce.
İşte, bizim, Hacı Nuri, bir dar, biz dar deriz, böyle bir tepsi, yoğurt aldı geldi. İşte, tahmin ediyorum, bir iki kilo da baklava aldı geldi. Böyle, biz böyle, şeyh efendi, yanında on tane misafir, işte Bayındır'dan da, on on beş tane yeni arkadaşlar var. Onlarla böyle, işte, küçük bir yemek, ve böyle bir şeyh efendi, ilk defa Bayındır'a geliyor. İlk defa böyle bir şey olacak, Bayındır'da. Bunun heyecanı içindeyiz. Tabii, biz o arkadaşa on kişi dedik ama, tabii, bir minibüs geldi, yaklaşık içinden on on beş kişi indi. Bir kocaman otobüs indi, üç yüz iki. Onun içinden ayakta olanlar da vardı, kırk beş, elli kişi indi. Özel taksileriyle gelenler, gidenler derken, yaklaşık yüz kişi oldu.
Biz şaşkınız. Bizde ne yüz tane kaşık var, ne yüz tane çatal var, ne yüz kişiye yetecek ekmek var, ne de yüz kişiye yetecek yemek var. Böyle uydur kaydır bir sofra kurduk. Ondan sonra, şeyh efendi, bizlikullah yaptırdı, yemekten önce. Uçuyor ama ortalık. Ondan sonra, neyse yemekleri dağıtmaya başladık. ben böyle mutfak gibi küçük, böyle bir iptidai bir yer var. Orada yemek katıyorum. Bizim Oktay, Nuri, birkaç arkadaş daha, gençler var o zaman, Harun Hoca, var mıydı, yok mudur, şimdi tam hatırlamıyorum. Yemek dağıtıyorlar boyuna. Habire, işte tabaklar geliyor, ben doldurup gönderiyorum. Tabaklar geliyor, ben doldurup gönderiyorum. Doldurduk gönderdik, doldurduk gönderdik. Bir ara Oktay geldi içeri.
Abi ne oluyor dedi. Oktay'a işaret ettim. Oktay sus dedi. Çünkü olandan ben de hayretteyim. Herkes yedi, içti, yedi, içti, gitti, arttı. En son bize şeyh efendi, Allah rahmet eylesin dedi. Mustafa'nın oturun oğlum, siz de yiyin bakayım dedi. Biz de oturduk yedik, hizmet edenler olarak. En son kim gelseyi, benim hoşlanmadığım bir kimse var. O geldi. Dedi ki şeyh efendi, Allah rahmet eylesin. Ona da sofra kurun. Biz tabi ona da sofra kurduk. O da yedi. İşte baklava da koyduk ona. Baklavadan da yedi. En son şeyh efendi, Allah rahmet eylesin. Oğlum kalanları da dedi, anana yer dedi, annen de yesin dedi. O yüzden kıymetli dostlar, velilerin kerameti haktır. veliliğin kerametine inanmayan müşriktir.
Şirk ehlidir. Direkt. Ve velilerin kerametini inkar edenin, son nefesi tehlikelidir. O yüzden velilerin kerametine inanın. Ha işte filanca x kimsenin keramet ehli olmadığına inanmayabilirsin. Eyvallah. Bu senin hakkın. Ama velilerin kerametine inan. Eğer inanmazsan, son nefesin sıkıntılı olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden velilerin kerameti olarak, işte bir şehri kocaman içine aldığını görebilirsiniz. Bir bölgeyi içine aldığını, vücutları cüsseleri büyür. Vücutları cüsseleri büyüyerekten içine alır. Bütün şehri alır. Bir ülkeyi alabilir. Bir beldeyi alabilir. O yüzden normalde onları, vay bunlar nasıl olur, bunlar nasıl gider diye düşünme.
Ve velinin o kerametini hak gör. Veya bütün işte hastaları kendi vücudunda toplayabilir. Bütün sıkıntıları kendi vücudunda toplayabilir. Onu öyle gördüğünde sakın inkar etme yoluna gitme. O veliliğin kerametidir. O esnada. Mesela anlatırlar bizim Çorum'daki Hacı Ebu Bekir Baba'yı anlatırlar. Gelir Çorum'a dergahını kurar. Dergahını kurduktan sonra 5-6 ay hiç kimse ondan ders almaz. Hiç kimse. 5-6 ay incin top atıyor derler ya onun gibi. Sonra Çorum'da büyük bir yangın çıkar. 3 gün, 4 gün, 5 gün yangını söndüremezler. Evler yanıyordur, cehir cehir. Ve mübarek bir bardak suyu alır, bir yudum alır, diye Çorum'un üzerine üfleverir. Bütün yangın durur.
Ondan sonra bütün herkes koşturur. Aman burada bir veli var, burada bir evliya var deyip ondan ders alırlar. Ve o yüzden velilerin kerametlerine haktır. Buna inanırız, buna iman ederiz. Allah bizi bunlardan eylesin inşallah. O yüzden normalde velilerin zamana göre, zemine göre, duruma, hale göre hepsinde farklı farklı kerametler olabilir. Farklı farklı kerametler zuhur edebilir. O yüzden onların kerametlerine ve bu noktada keramete inanmamız şart olur. Allah bizim dilimizi velilere ve veliliğe karşı savaş açmaktan muhafaza eylesin. Allah bizleri Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp, Kur'an ve sünnete iman edip, inanıp o yolda koşturanlardan eylesin inşallah.
Bugünkü sohbet biraz uzun oldu. Hakkınızı helal edin. Ama konu biraz ehemmiyetliydi, önemliydi. O yüzden uzattık. O yüzden hakkılarınızı tekrar tekrar helal ediniz. Şimdi de inşallah sorulara başlayacağız. Selamun Aleyküm. Sorularımızı sadece sohbet olduğu gün mü sormamız gerekiyor? Evet. Tekrar söyleyelim kıymetli kardeşler. Bu telefon sadece sohbet günleri ve sohbet anında açılıyor. O yüzden sorularınızı sohbet anında, sohbet günlerinde soracaksınız. İşte şimdiden söyleyeyim. Cumartesi günü de İslam'da siyaset bu konuya devam edeceğiz. Çünkü o konu yarım kaldı üst üste. Cumartesi günü de sohbetimiz olacak inşallah.
Bir kardeş sormuş. Hocam çok merak ediyorum. İki defa gördüm sizi rüyamda. Yeni nikahlandım. Bir ay kadar oldu. 21 yaşındayım ve rüyalar çok etkiliyor. Beni korkuyorum demiş. Allah yardımcınız olsun canım kardeşim. Almanya'da geç bir kız çocuğu vefat etti. Dua için cenazeler yıkanmıyor. Çok acı bir durum. Onu da söyleyeyim. Kıymetli kardeşler. Normalde bu korona virüsüyle alakalı bir kimse vefat ederse yıkanma şartı arınmaz. Çünkü hastalık söz konusu. Onların dezenfekte edilerekten veyahut da belli bir korunaklı bir şekilde gömülmelerinde bir beis yok. Bir kardeş ses kayıtları göndermiş. Buradan ses kayıtlarını dinletmemiz, dinlememiz mümkün değil.
O yüzden hakkınızı helal edin inşallah. Selamun Aleyküm. Adım Özgür. Mustafa Özbağ hocamıza sorum olacaktı. Zamanında Çanakkale'de okumuştum. Ve bir kız ile tanıştım. Evlenmek istedim. Bana Mevlana ol gel demişti. Ve sizin yolunuza beni yönetti. Ve ben de kendimi size adadım. Sevdiğim kızı Allah aşkı için sevdim. Helabım olarak sizin nikahınızı, nikahlamanızı temenni ettim. Ama sevdiğim insan sizden beni göremedi. Kul aşkı Allah aşkının önüne geçti. Sizden ötürü ne beni gördü haşa. Allah aşkı yerine sizin aşkınıza ibadet etti. Sizce yanlış değil midir? Siz hocasınız, vesilesiniz.
Bu sevgi şirke girmez. Kardeşim insanlar üstadlarını Allah için severler. Allah için üstadlarına tabi olurlar. O yüzden normalde sen öyle görmüşsün. Öyle diyeyim. Hiçbir kardeşimiz bizi Allah'tan fazla sevmez. Bizi Allah yerine de koymaz. Bizim yolumuzun ölçüsüdür. Biz üstadımızı Allah rızası için, Allah için severiz. Asla Allah ve Resulünden üstün görmeyiz. Allah ve Resulünden de fazla sevmeyiz. Yolumuzun ölçüsüdür bu. Allah muhafaza eylesin. Torunum yoğun bakımda sizlerden dua ekliyorum. Allah hayırlı şifa versin inşallah. Hayırlı geceler hocam. Allah dostunun filminde şöyle bir replik var. Dünyevi aşkı bulmayan ilahi aşkı bulamaz.
Bu sözün geçerliliği nedir hocam? Bu normalde dünyevi aşkı demeyelim de, normalde dünyevi olarak bir şeyi sevmeyen bir kimse Allah'ı da sevemez. O yüzden onun sevgiden nasip olması lazımdır. Bir kimse Çorum'la Hacı Mustafa Efendi Hazretleri'ne ders almaya gelmiş. Ders almaya gelince Çorum'un Hacı Mustafa Efendi ona sormuş. Evladım böyle çiçekleri sever misin? Böyle işte bağ bahçeye, yeşilliğe bakar mısın? Yok efendim demiş. Hiç kuş, balık bir şey sever misin? Yok efendim. Oğlum sevdiğin bir kız var mı senin? Demiş. Yok efendim. Demiş oğlum sen neyi seversin? Ben hiçbir şeyi sevmem efendim demiş. Oğlum demiş bir kurda, özür dilerim, bir kuşa, bir doğaya, kimseye sevgisi olmayan Allah'ı nasıl sevecek demiş.
O yüzden normalde etrafındaki varlıklara karşı sevgisi olması lazım insanın. Şimdi kardeşler bunu ben böyle söylediğinden beri hiç kimse gelmiyor. Daha önce gelmişti bir arkadaş. Ben bir kıza aşığım dedi. Kalktım sarıldım. Oh ne kadar güzel dedim. Ya aşık olduğum bir kimse var dedim. Cenab-ı Hak bizi aşıklardan eylesin inşallah. Selam beni arayabilir misiniz demiş bir arkadaş. Herhalde yurt dışından bu kardeş. Artı 49 çünkü telefonu. Ne yazık ki kıymetli dostum arayamayız. Kusurumuza bakmayın. Bir sorunuz varsa sorunuzu inşallah buraya yazacaksınız. Selamünaleyküm Mustafa Bey. Benim iki tane sorum olacaktı. Size yazmadan önce internet üzerine biraz araştırma yaptım.
Fakat bir sonuca varamadığım için yazmak durumunda kaldım. Bir, bankaya altın veya döviz yatırıyoruz. Bazı bankalarda altın hesabımız var. Ama hesabımızda altın olduğu halde bankadan altın almak istediğimizde altın olarak vermiyorlar. Bunun bir sakıncası var mıdır? Evet. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretin bu konuda ilgili hadisi var mıdır? Evet. Normalde altınsa altın olarak ödenecek. Kağıt paraysa kağıt para olarak ödenecek. Dolarsa dolar olarak ödenecek. İyi hurma ise iyi hurma olarak ödenecek. Kötü hurma ise kötü hurma olarak ödenecek. Yani bununla alakalı eğer bankaya altın hesabı açıldıysa banka size onu altın olarak geri verecek. Eğer banka onu altın olarak size geri vermiyorsa faiz işlemiş oluyor.
Bu konuda kesin net hüküm var. Hanefilerce bu faizdir. Bununla alakalı hadis-i şerif de var. O yüzden banka altın hesabı açtırılırsa banka onu altın olarak verecek. Yok dolar hesabı açtırılmış banka ona dolar olarak ödeyecek. Yok TL hesabı açtırılmış banka ona TL olarak ödeyecek. Borçlar için de aynı. Yani borcun ne senin TL? TL olarak ödeyeceksin. Borcun ne dolar? Dolar olarak ödeyeceksin. Borcun ne? Örneğin işte diyelim ki iyi hurma, iyi hurma olarak ödeyeceksin. Osmanlı'da kağıt para basıldığında kağıt parayı önceden bir kağıt para bir altın lira alıyormuş. Bir zaman sonra bir kağıt para bir altın lira alamaz haline gelmiş. Osmanlı'nın ulaması fetva vermiş o zaman için.
Bu normalde mülte kağıdı da geçer. Kağıt parayla borçlananlar kağıt olarak ödeyecekler. İşte altın ile borçlananlar altın olarak ödeyecekler diye. Bu konuda da kesin hadis-i şerifler var. Bakın bir fark çıkmasa dahi işlem olarak faizdir. Göz göre göre bile bile faiz işlemiş olur bir kimse. Ha şuna farklı bir pencereden bakabilirsiniz. İşte normalde X bir banka faizi faiz olarak görmüyorsa, faizi helal bir davranış biçimi, helal bir ticaret gibi görüyorsa, o haramı helallaştırdığı için küfür ehlidir. Küfür ehliyle de aranızda faiz yoktur Hanefi'ye göre. İki, borsa, altın veya döviz olarak kurlar artınca satmak, düşünce alarak bu şekilde para kazanmak doğru mudur?
Doğrudur, bunda bir sıkıntı yok. Altın yükselince satabilir, sonra düşünce alabilir, dolar yükselince satabilir, düşünce alabilir. Bu noktada bir beis yok. Allah'a emanet olun. Erdoğan, Yalçınkaya, Ankara. Rabbim seni de emanet olsun kardeşim inşallah. Selamun aleyküm. Bu sabah rüya gördüm. Telefon numarasına anlatabilir miyim? Bu numaraya Mustafa Hoca mı bakıyor? İsmim Serkan Kahraman, İzmir bayındır. Çırp ikamet ediyorum. Hayırlı günler. Serkan Kardeş, seni tanıdım, hatırladım. Yalnız bu telefon numarası sadece sohbet günleri normalde kullanılıyor, başka bir günler kullanılmıyor. Serkan Kardeş, Çırpı Köyü'nde esnaf, eskiden beri sohbetlerimize gelen giden bir kardeşimiz.
Bayadır görüşemiyorduk. Allah razı olsun, Allah yardımcısı olsun inşallah. Buradan selam ediyorum Bayındır'a ve Çırpı Köyü'ne inşallah. Selamun aleyküm. Hasan Sabbah tarih kitaplarında ve internet kaynaklarında kötü olarak anlatılıyor. Suikastçı, müritlerine afiyan verip cennette hurilerle kandırdığı, evlenmenin, kadının, içkinin, bunun gibi şeylerin yasak olduğu bir hayat sürdürdüğü, müritlerin hiç acımadan cinayet işleyip öldürdükleri zaman şehit olduklarına inandırdığı yazıyor.
Hasan Sabbah aslında kimdir? Hasan Sabbah'ın düşünceleri, yaptırımları günümüze gelebilmiş midir? Ya da günümüzde onun devamı niteliğinde olanlar var mı? Allah razı olsun. Kıymetli kardeş, bu Hasan Sabbah hiç araştırma konu değil. Hasan Sabbah'la alakalı gerçekten bu tip şeyler söyleniyor. Ne bir araştırdım, ne bir soruşturdum, beni ilgilendiren bir şey olarak görmedim. Ben genel olarak Kur'an ve sünnet okumaları yaparım. Genel olarak bu tip sufilikle alakalı şeylerle ilgilenirim. Hasan Sabbah ilgi alanında değil, bilmiyorum. Selamun Aleyküm. Ben akşamları çok tedirgin oluyorum. Daha çok kaygılarım oluyor. Gündüz de oluyor ama genelde gece daha çok evhamlarım oluyor. Hem çocuklarım hem de eşim için, kendim için.
Bunun için ne yapmalıyım Allah razı olsun. Normalde bu tip kaygı problemi olanlar, eğer kaygıları normalde belli bir noktadaysa o noktayla alakalı tedavi olacak. Yok öyle bir noktada değil, genel bir kaygı durumları varsa Allah'a imanlarını kavileştirip olgunlaştıracaklar. Allah'ı çokça zikrullah edecekler. Kıymetli kardeşler, La ilahe illallah zikrini devam edin. Bunu normalde hafife almayın. Ve gerçekten bütün psikolojik ve psikolojik problemlerinizi La ilahe illallah zikriyle çözümleyebilirsiniz. Muhakkak ki abdest alacaksınız, abdesti dolaşmaya gayret edeceksiniz. Beş vakit namazınızı kılacaksınız. İbadetlerinizi bir tamam yerine getirmeye gayret edeceksiniz. Haramlardan uzak duracaksınız.
Ve kelime-i tevhide devam edeceksiniz. İnşallah. Selamun Aleyküm. Zikirden sonra El Fatiha. Hemen salavat deyince sadece salavat ve Fatiha mı okuyoruz? Yoksa iç ihlas bir Fatiha mı okuyoruz? Biz genelde El Fatiha denilince Üç ihlas bir Fatiha okuruz. Ama zakirimize veyahut da üstadımıza bakarız. Sadece Fatiha okuyorsa Biz de Fatiha okuruz. Veyahut da genel adab erkan Üç ihlas bir Fatiha okumaktır. Nisan yağmuru virüs için içelim mi demiş. Nisan yağmurları, şimdi Nisan Bursa'da da yağmur yağıyor. Yapabilenler muhakkak bu yağmur suyundan biriktirsinler. Yağmur suyu hadis-i şerifle ölüm hariç her şeye şifadır diyor. O yüzden bütün Anadolu bakın yağış aldı, Nisan yağmur alıyor.
Ve inşallah bütün Anadolu bu Nisan yağmurlarından toplayıp içsinler. Hatta banyon sularına katsınlar. Şifa olur. Hadisle sabit. Hatta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Böyle baharda Nisan'da yağmur yağdığında rivayet edilir ki üstünü soyar. Nisan yağmurunda ıslanırmış şifa olduğuna dair. Çünkü rivayet var. Selamun Aleyküm. Zekat kimlere verilir? Yoksul ve hasta yakın akrabaya verilmesi uygun mudur? Kıymetli dostlar, zekat bu noktada birinci derecede fakirlere, ikinci derecede miskinlere, üçüncü derecede Allah yolunda koşturanlara, dördüncü derecede borçlulara. Şimdi bu sıralama Kur'an-ı Kerim'de farklıdır. Ama normalde Kur'an-ı Kerim'de farklıdır.
İşte sıralamada Allah yolunda koşturanlar daha sona doğru gider. Ama ben bunu Türkiye şartlarında söylüyorum. Birinci derecede zekatın verileceği kimseler fakirlerdir. Fakir kimdir? Hanefi'ye göre çalışan, çabalayan ama kendini ve çoluğunu, çocuğunu, evini geçindirmekte zorluk çeken, kenarda nisap miktarı kadar parası olmayan kimse fakirdir. O yüzden onlara zekat verilebilir mi? El cevap evet. İkincisi miskinlerdir. Miskinler kimlerdir? Hanefilere göre evi barkı olmayan, işte böyle düzgün bir hayat olmayan, çoluğu çocuğu olmayan, evlenmemiş, orada burada gününü, gecesini geçiren kimselerdir. Üçüncü derecede Allah yolunda koşturan, hizmet eden, bu noktada işte Kur'an ve sünneti tebliğ eden kimselerdir.
Sebep neden üçüncü noktaya onu koydum? Çünkü insanlarımız dini bilmiyorlar, o dini anlatan, Kur'an ve sünneti anlatan kimseler, kendilerini bu noktada vakfeden kimselere de zekat verilerekten destek olunması lazım. Üçüncü derecede borçlular. Bir kimse iflas etmiş, esnaf, borcu var, ne yapılır? Ona da zekat verilebilir mi? Evet, çünkü borçlu kimseye zekat vermek, borçlu kimseye yeniden ayaklandırmak, onu tekrar zekat verir hale getirmek önemli bir ibadettir. O zaman sonra kime? Yolcu, yolda kalmış. Mesela işte bu korona meselesinden dolayı garajlarda insanlar kaldılar, belki de parasız kaldılar, yakalandılar, memleketlerine gidemeliler, zengin de olabilirler, onlara da zekat verilir mi?
El cevap evet. Bu noktada yoksul, hasta, yakın akrabe verilebilir mi? Verilebilir. Çünkü birinci derecede insanlar akrabalarına verecek. Ama aynı şehirde, anefiler demişler ki, aynı zekat bir şehirden bir şehirde taşınmaması gerekir demişler. O yüzden herkes bulunduğu şehirdeki kimselere bu zekatlarını vermeleri gerekir. Soru 2. Bu yaşanan olaylar, Mehdi Aleyhisselam'ın gelişinin alameti sayılabilir mi? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine vefat etmesi, Mehdi Aleyhisselam'ın zuhuruyla alakalı en önemli işarettir. Ondan sonra olan bütün hadiseler, Mehdi'nin geleceğine işarettir. Bu açıdan bakabilirsiniz. Geceniz mübarek olsun inşallah.
Amin cümlemize. Cenab-ı Allah'ın kıskanması, sevdiği kuluna verdiği musibetlere mi anlaşılır bilinir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Allah kıskançtır, ben de kıskancımdır der. O yüzden Allah mümin kullarına, velilerine karşı kıskançtır, peygamberlerine karşı kıskançtır, müminlere karşı kıskançtır. Allah onların gözlerinin başka bir yere kaymasını istemez. Onların sadece kendileriyle hemhal olmalarını ister. O yüzden Allah bu manada kıskançtır. Her şey onunsa niye kıskansın? O dostlarını kıskanır. Normalde dostları da onundur, her şey onundur ama dostlarını kıskanır. O yaratıp ruhundan üflediysek, kime karşı kıskançtır?
Yarattıklarına karşı hal ile hayali nasıl ayırt edebiliriz? Bunu ilk zamanlarda insanlar, derviş kardeşler, sufiler bunu ayırt edemeyebilirler. O yüzden bunları üstadlarına anlatmakta fayda var. Ama ayırt edemeseler dahi, hala açılan kapı hayalden geçer. Bu noktada bir sıkıntı yok. Bir an kendiliğinden gözümün önünde oluşan, yoksa bilinçaltından dışarı verilen midir, beynin oyunu mudur? Erlemeyin beyin bize güzel şeyler, oyunlar oynasın. Sevdiklerimiz de Allah yolunda olan inşallah oyunlar oynasın. Selamun Aleyküm. Akıl ve din çatışır mı? Eğer normalde akıl, Kur'an ve sünnet dairesindeki aklı algılarsak, akıl ve din çatışmaz.
Ama aklı biz dinin karşısına koyar, aklı ilahlaştırırsak o zaman çatışır. Bunun çatışması da gayet normaldir. Ve normalde ne yazık ki bugün yeryüzünde aklı ilahlaştıran insanlar var. Bu aklıma uymadı, bunu kabul etmiyorum diyor. Bu sefer bunu kabul etmiyorum deyince çatışma çıkıyor. Normalde meleklere iman, insan görmediğini, duymadığını, bilmediğine iman ediyor. Akıl bunu kabul eder mi normalde? Kabul etmez. Ama meleklere iman ediyoruz. Burada akılla din bu noktada eğer aklı biz ilahlaştırırsak çatışıyor. Sadece mümin Müslümanlar cennete girecek ise geri kalan bütün insanlık cehenneme mi girecek? Bunda sıkıntılı olacak bir şey yok. Sadece evet Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zuhur ettikten sonra, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini duyduysa bir kimse, o zaman normalde o kimse Hz. Peygamber'i duyduğu halde, Hz. Peygamber'in peygamberliğine iman etmediyse, evet cehennemlik olacak.
İnsanların kimi Müslüman, kimi Hristiyan, Yahudi, Budist, Mecusi, Ateist ailelerde doğuyor. Biz dünyaya Müslüman olarak geldik, avantajlı mı başlıyoruz, bunun hikmeti nedir? Avantajlı olup olmadığımız belli değil. Bizim de normalde nice Müslüman aileler var, onların çocukları Ateist oluyor. Nice Müslüman aileler var, onların da normalde çocukları Hristiyan oluyor, Yahudi oluyor, Budist oluyor, hepsi de oluyor. Hiç kimse veyahut da nice Müslüman ailelerin çocukları var, son nefesinde imanlarını kaybediyorlar. O yüzden bu noktada illa ki şunlar cennette olacak diye bir kaide yok. Selamun aleyküm, şefaat hak mıdır? Evet. Şefaat hem Kur'an'la hem sünnetler, hem hadis-i şeriflerde hem de imamların iştahatlarıyla haktır. Kimler şefaat edecektir?
En başta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şefaat edecek. Geçmiş peygamberler şefaat edecek, şehitler şefaat edecek, Allah'ın dostları, mümin kullar şefaat edecek, hafızlar şefaat edecek, cennete girecek bir kimse, bir başka kimse şefaat edecek. Bazı tarikatlarda şeyhimize tabi olursanız kıyamet günü şefaat edecektir. Bu konuda kıymetli bilgilerinizi lütfeder misiniz? Normalde bir ehli tarikatın bunu böyle söylemesi çok hoş bir şey değil. Buna gerek yok. Yani velilerin şefaat hakları, Cenab-ı Hak inşallah orada bahşedecek, verecek. Ama o kimse velidir, değildir. Bunu bilemeyiz. Her şeyhi veli kabul etmemiz de mümkün değil. O yüzden bir kimsenin kendi şeyhini veli görmesi o kimsenin hakkıdır.
Ama benim gel tabi ol, benim şeyhim sana şefaat edecek demesi hakkı değildir. Selamun Aleyküm, Allah'ın rahmeti, bereketi, üzerinizde olsun. Burada bir kardeşimiz, bir ayet-i kerime-i nemin suresinde geçen, Belkıs Aleyhisselam'la alakalı, Süleyman Aleyhisselam'la alakalı ayet-i kerimeyi söylemiş.
İnstagram'dan aldım numaranızı ve sorular için diye yazıyordu. Evet, bu normalde kerametle alakalı Kur'an-ı Kerim'de bir kıssadır. Hani Süleyman Aleyhisselam'la alakalı Belkıs'ın arasındaki kıssa, o zaman için Süleyman Aleyhisselam'ın etrafındaki dostlarından birisi diyor ya, ben onu normalde tahtıyla beraber getiririm diye ve Süleyman Aleyhisselam da ona müsaade ediyor.
Belkıs'ı da tahtıyla onu getiriyor. Bu mümkün müdür? Evet, bu da bir keramettir. O yüzden kerametin hak olduğuna dair bir delildir. Selamun Aleyküm, bir mürşidi kamilin dervişine sarığına vermesinin anlamı nedir? Normalde sarık bu manada bir mürşidi kamil, bir üstad sarığını bir kimseye veriyorsa, ona tarikat yolunda, sufilik yolunda ona yol vereceği, ona bu noktada nazar ettiği, ona himmet ettiğine işarettir inşallah.
Selamun Aleyküm, birkaç sorum olacaktı. Teşekkür ederim. Bir süreçte çocuklarımız evde internet, TV ile fazla vakit geçiriyor. Biz de çalıştığımızdan çok ses çıkaramıyoruz. Dualarınız ve önerilerinizi isteriz. Yani gerçekten bütün ailelerde, hepimizde böyle bir sıkıntı var. Hepimizde diyorum, ben de dahilim buna. Ne yazık ki çocuklar bu süreçte, işte televizyondan, internetten, cep telefonundan kurtaramadık. Hiçbirimizde kurtaramadık. Bunu normalde sevgi idare edemedik. Bununla alakalı evlerde anneler, babalar, çocuklar büyük bir çatışma içinde bu hastalıktan hepimizde muzdaribiz ve bu hastalığı yok etmeye çalıştığımızda, bu hastalıkla mücadele etmeye kalktığımızda çocuklarımızla aramız bozuluyor. ve çocuklarla bilhassa annelerin araları müthiş şekilde bozuluyor.
Babalar bu işin içerisine girince sertleşiyor ortam. Daha da ara bozuluyor. Cenab-ı Hak tez zamanda şu virüs belasını bizim üzerimizden kaldırsın. Bizde bu gerçekten büyük sıkıntılar açtı ailelerin içerisine. Yani gönül arz eder ki başka yönlere yönlendirelim. Ama başka yönlere yönlendirmemiz de ne yazık ki bu zamanda zor oldu. Bir de işin ilginç noktası, devlet normalde özel okullar, bu internet üzerinden özel dersler, özel kurslar, özel eğitimler vermeye kalkınca çocukların elinden telefonlar almak, bilgisayarlar almak veya interneti kapatmak da zor oldu. Gerçekten bu konuda sıkıntı büyük. Allah muayenemiz olsun inşallah.
İki iş yerinde hiç durmadan geçirdiğimiz bu süreci vesile edip dini eleşterilerde bulunuyorlar. Sessiz kalıyorum çoğunlukla çünkü her şeyi tartışmak istiyorlar. Ben de inanıyorum deyip çıkıyorum işin içinden ve susuyorum. Sonra sessiz kalmam sıkıntılı mı? Normalde hiç olmasa kalben buğz etmeye çalışacağız. Orada ses çıkaramıyorsak o ortamdan uzaklaşacağız. Çünkü Kur'an ve sünnete laf söylenen bir ortamda oturmamız dahi bizim kalbimize hasar vermesi, bizim imanımıza hasar vermesi, bu belaya ve müsübete duçar kalmamız ayetle sabit. Bir yerde Kur'an ve sünnete laf söyleniyorsa, bir elimizle susturmamız, mücadele etmemiz mümkünse elimizde, mümkün değilse dilimize nasihat ederekten, o da mümkün değilse kalben buğz ederekten biz önlemeye çalışacağız.
Ama eğer oradan gitmemiz mümkün ise oradan uzaklaşacağız. İki metre uzaklaşın, bir metre uzaklaşın, bir odada oluyorsa diğer odaya geçin. Kur'an ve sünnete savaş açılan, dine savaş açılan yerlerde bulunmamaya gayret gösterin. Kötülüklerin açıktan yaşandığı yer, kötülüklerin açıktan övüldüğü yerlerde bulunmamaya gayret edin. Açıktan içki içiliyor, oraya girmemeye gayret et. Açıktan içki satılıyor, oraya girmemeye gayret et. Açıktan fuhuş yapılan yer, oraya girmemeye gayret et. Açıktan Allah'ın haram işlendiği yerler, açıktan işleniyor. Orlara gitmeyin, oralarda bulunmayın, o çatının içerisinde bulunmayın. Açıktan Kur'an ve sünnete savaş açılmış, ayetlerle ve hadislerle alay ediliyor.
Peygamberlerle, müminlerle alay ediliyor. Normalde dilinle nasihat edip susturuyorsan, dilinle nasihat et sustur. Dilinle nasihat edip susturamıyorsan, orada işte mecburiyetten bulunuyorsan, kalben buğz et. İçinden Allah'ı zikret. İçinden Allah'a de ki, ya Rabbi ben bunlarla beraber değilim. Ve Allah'ı zikret. Eğer oradan ayrılamıyorsan, ayrılabiliyorsan orayı terk et. Oruç tutarken enerjim düşük oluyor, ailemdekiler annemle birlikte yaşıyoruz. Bu durumdan rahatsız oluyorlar ve bu süreçte direncini düşürme deyip duruyor. Nafile oruçta ya da kaza oruçları tutmakta birlikte yaşadığımız kimselerin rızası önemli midir? Hayırlı cumalar. Bu süreç tez geçer ve zikir halkalarında sizin himmetinize şerefleniriz inşallah.
Normalde nafile oruçla alakalı bir tek bayanlar, kocalarının, eşlerinin müsaadesini almak zorundalar. Geri kalan nafile oruç ve kaza orucuyla alakalı başka bir kimseden müsaade alınması, rızasının alınması şart değil. Erkekler evlendiği itikafa girebilirler mi? İtikaf suresi nasıl olmalı? Onların adı itikaf olmaz da inziva olabilir. Ne bileyim işte böyle kendince böyle bir odaya çekilip Allah'ı zikredebilir, tefekkür edebilir inşallah. Suresi ne kadar olmalı? Niyet ederler odadan çıkıncaya kadar diye böyle bir şey olabilir. Rabıta nedir? Rabıta insanların mesleklerine, hallerine, durumlarına göre tabiri değişir. Ama tasavvifi manada rabıta nedir?
Üstadına kalbini bağlamak, Hazreti Peygamber'e kalbini bağlamak, Hazreti Allah'a kalbini bağlamaktır. İşrah namazını saat kaçta kılabiliriz? Güneş doğduktan bir mızrak boyu yükseldikten sonra hemen kılınabilir. Küçük kız çocuğu iken kendisine tecavüz edilmiş, bu kız çocuğu büyümüş, buna din anlatılmış, o da dine soğup bakıyor. Ben küçükken bana tecavüz edilirken Allah neredeydi diyor. Ve buna benzer zulüm görmüş, kesilmiş, doğranmış, kemikleri kılmış insanlar için ne söylersiniz? Bununla alakalı, geçen haftalarda bir soru sorulmuştu. Aynı şeyi söylerim yine. O yüzden normalde bu tip kimseler böyle şeyler yaşadılar ise, örneğin işte bu kız çocuğu hiç tecavüz edilmemiş hükmündedir İmam-ı Azam'a göre.
Bunların tedavi edilmesi gerekir. Bu tecavüz edenlerin normalde cezalandırılması gerekir. Bu tip taciz edilenlerin, tecavüz edilenlerin rehabilite edilmesi lazım, tedavi edilmesi lazım. Bu noktada bir suça maruz kaldıysa bir kimse, suçluların cezalandırılması gerekir ki bu kimselerin bu noktada psikolojileri düzelsin. Selamun Aleyküm. Genellikle geceleri bağırarak uyanıyorum. Hiçbir şey görmediğim, duymadığım halde tetreyerek uyanıyorum. Kendime gelinceye kadar korku içinde oluyorum. Ne önerirsiniz? Abdestli yatmanızı mümkünse öneririz. Abdestli yatarken normalde Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin yaptığı gibi yedi tane Ayetül Kürsü okuyup sağına, soluna, önüne, arkana, ondan sonra aşağıya, yukarıya, yedincisini de içine çekerekten yatmanızı tavsiye ederiz.
Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Mahalle bayan sohbetlerinde hadis okuması bir saatten fazla sürüyor. Toplam sohbet bir buçuk saat bazen de geçiyor. Bunu en azısa saate indirmek mümkün müdür? Okuldan gelen çocuklarımız var, evde yaşlılarımız var. Evet çok geç kalıyoruz. Bu gerçekten fazlaymış. Yani normalde en uzun sohbet yarım saat olması lazım. En uzun sohbet. Yani yarım saatten, kırk dakikadan sonra uzan uzayan sohbetler kalıcı bir sohbet olmaz. Özellikle kardeşlerimize söylüyoruz. Yarım saat olsun, en fazla kırk dakika olsun diye. Ben dahi şimdi az önce bir saate yakın bir sohbet ettim.
Bunu dahi kendimce uzun gördüm. Hatta dedim uzun olduğu için özür dilerim dedim. O yüzden kardeşlerim böyle yakaladık nasıl olsa burada üç kişi, beş kişi deyip iki saat orada hadis sohbet etmeleri çok hoş değil. Bizim ölçümüz değil. Bizdeki en uzun sohbet yarım saat kırk beş dakika sürmesi lazım. Gerek yok. Allah muhafaza eylesin. İkinci soru kardeşler sekiz veya dokuz yaşlarındaki erkek çocuklarını dergaha getiriyorlar. Sohbet de uzadığı için okul çıkışı erkek çocuklar dergaha geliyorlar. Zikir anında halakaya giriyorlar. Dikkat dağıtıyorlar. Bu normalde işte bu sohbetin uzun olmasından kaynaklı bir şey. Halakada zikir halindeyken kardeşlerin çocukları, bebekleri olduğu için takip etmek için mecburiyetten dolayı halakadan kalkmak mümkün müdür?
Ey olabilir birisini görevlendirebilirsiniz. O böyle çocuklarla ilgilenebilir inşallah. Annem 37 yıllık gelin, babaannem 83 yaşında maşallahı var zor bir kayınvalide. Annem devamlı bana şikayet ediyor. Biz de teselli ediyoruz. Yaşlıdır sabret büyüğümüz diyoruz. Bu şekilde annemizi dinlemek gıybete girer mi? Bize neler tavsiye edebilirsiniz? Gıybete girer ama sen annene gıybet ettin desen annen seni çarmıha gerer. O yüzden o makinalı tüfek gibi annemiz, babamız bize bir şeyler söylüyorsa biz Allah'ı zikredelim. Allah'tan inşallah dua edelim. Allah'tan yardım dileyelim. Selamun Aleyküm. Bayanların gün içinde girdikleri kısa süreli itikaflar için müsaade almaları, haber vermeleri gerekir mi?
Müsaade alırlarsa hoş olur. Olmazlarsa da bir sıkıntı olmaz kısa süreler için. Selamun Aleyküm. Abdest alırken bayan ve erkek tesettürü nasıl olmalıdır? Bir kardeş de beni yakından tanıdığını söylemiş. Evet o kardeşi de tanıyorum ben. Allah razı olsun. Teşekkür ederim. Şimdi kartını söylemiş. Reklam olacak şimdi. Onu söylemiyor. Siz de ona selam söyleyin inşallah. Normalde abdest alırken, normal namazda abdest alıyorsak, zaten insanların içerisindeki tesettürümüz belli. Kendi kendimize olan tesettür de belli. O yüzden abdest alırken de o tesettür şartlarına riayet edeceğiz.
İşte kadınların da erkeklerin de göbek deliği ve diz kapağı arasında örtmeleri lazım. En alt tesettür noktası. Selamun Aleyküm. Canan Yeter. Gecen hayır olsun inşallah. Maşallah. Allah razı olsun inşallah. Bayburt'tan başta size ve bütün derviş kardeşlerime selamlar, saygılar. Ben gözden uzakam ama gönlüm hep sizinle. Allah razı olsun Canan. İşin gücüne rast gelsin. Geçen gün oğlunla görüştüm. Selam gönderdim onunla. Allah muinin olsun. Allah yardımcın olsun inşallah. Yolunuz nedir? Sizinle beraber yol yürümek istiyorum. Ne yapmalıyım? Yolumuz Kur'an sünnet yoludur kardeş. Kur'an sünneti kendimize distur ediniriz. Kendimizce yolumuz Kur'an sünnet yolu.
Kur'an ve sünneti yaşarken sufice yaşamaya gayret ederiz. Bu ne yapmalıyız? Yani bizim bu noktada ne yapmalıyız derken çok böyle şunu şunu böyle böyle yapmamız lazım deyip klişeleşmiş bir halimiz yok. Kur'an sünnet neyi emrediyorsa onu yaşamaya gayret ediyoruz biz de. Bugün bir yolumuzun distürleriyle, distürleriyle alakalı bir böyle kısacık maddelendirdiydim.
Onları okuyayım istersen ölçülerimiz diye. Bir, Kur'an ve sünneti her şeyden üstün tutarız. İki, Kur'an'ı birinci derecede görürüz. Üç, Kur'an'ı sünnete göre inanır ve yaşarız. Dört, bir meselede Kur'an'a sünnete, imamların iştahatlarına bakar, amel ederiz. Beş, Allah'a, Resulüne, Kur'an'a sünnete laf söylemeyiz, söyletmeyiz. Söyleyenlerle mücadele ederiz. Bunu da cihattan görürüz. Altı, Ehl-i Beyt'i severiz. Hasan ile Hüseyin Efendimiz'i ayrıca Husis'i severiz. Hasan ile Hüseyin Efendimiz'i sevmeyi imandan görürüz. Hazret-i Hüseyin Efendimiz'i ve Yezid arasındaki meselelerde de Hazret-i Hüseyin Efendimiz'in tarafındayız. Yedi, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna inanırız.
Sekiz, kadere iman eder. Üzerinde tartışma yapmayız. Kaderi iman esaslarından görürüz. Kaderi iman esaslarından görmeyenleri, Hadis-i Şerif'e karşı çıktıklarına hükmeder, mücadele ederiz. Dokuz, hurmadan, üzümden, elmadan yapılmış şıranın içilmesini caiz görür, içeriz. On, günahı sebebiyle hiçbir mümine kafir demeyiz, müminleri tekfir etmeyiz, Müslümana kafir diyenleri de sevmeyiz. On bir, Allah'ın sıfatları hakkında ve müteşabih ayetler hakkında tartışmayız, tartışanları da hoş görmeyiz. On iki, ehli sünnete göre Allah'ın sıfatlarının tevkifi olduğuna inanırız. On üç, bütün sahabeler hakkında hayırdan başka bir şey söylemeyiz. Hazreti Ali Efendimiz'le Muaviye arasındaki meselelerde Hazreti Ali Efendimiz'e tabi olur, Ali Efendimiz'e haklı görürüz.
On dört, sahabenin en üstünü Hazreti Ebu Bekir, sonra Hazreti Ömer, sonra Hazreti Osman, sonra Hazreti Ali, sonra Aşere-i Mübeşşere, sonra Bedir Ehli, sonra Uhud Savaşı'na katılanlar, sonra Hudeybiye'de bulunanlar, sonra Beyatür Rıdvan'da bulunanlar, sonra Akabe Biyatı'nda bulunanlar olarak inanırız. On beş, üzerinde yaşadığımız toprakları birinci derecede vatan bilir, vatanımızı ve milletimizi sever ve koruruz. İkinci derecede ecdadımızın geri çekildiği toprakları da vatan hükmünde görürüz. Üçüncü derecede bütün arz bize vatandır. On altı, sufili Kur'an'a, sünnete imamların iştihadı ile ilk sufilerin ölçülerine göre yorumlar yaşarız, bunun dışındaki fikirlere itibar etmeyiz. On yedi, üstadımızı asla Kur'an'dan, sünnetten, Hazreti Allah'tan, Hazreti Peygamberimizden, sahabelerden üstün görmeyiz ve onlardan fazla da sevmeyiz.
On sekiz, Hazreti Peygamberimizin, sallallahu aleyhi ve sellemin, bizim bilmeyeceğimiz, bilemeyeceğimiz ölçüde Allah'ı gördüğüne, salih müminlerin de Allah'ı sıfatsal olarak rüyada görebileceğine inanır, öyle amel ederiz. Kısaca, yolumuzun bu noktadaki disturları bunlardır. Evet, yerdimizin haricinde nasıl tövbe etmeliyiz? Tövbe tövbedir, asıl tövbe o günahı işlememektir bir daha. Evimizde saatli itikafa girmek istersek müsaade almalı mıyız? Kısa süreli gireceksek de yetmiş bine niyet etmeli miyiz? Şart değil, zikretmeyi unutuyorum, nasıl oturtabilirim? Zikretmek, hatırlamak zaten. İnşallah hep hatırlarsınız. Selamun Aleyküm. Size nafile namazlarının vakitlerini sormak istiyorum.
İşrak, kuşluk, evvâbın ve teheccün namazlarının en doğru vakit nedir? İşrah vaktini söyledim. Hemen sabah güneş doğduk, bir mızrak, iki mızrak boyununa çıktığında hemen işrah kılınır. Kuşluk saat 10-11 gibi kullanır. Evvâbin namazı hemen akşam namazının farzını, sünnetini kıldıktan sonra kılınır. Teheccün namazı da gecedir. Eğer yatar, az bir şey kalkar kılarsanız teheccüh olur. Yatmadan kılarsanız o da gece namazı olur. İnsanların bazı yanlışlarını gördüğümde onlardan soğuyorum. Kalben uzaklaşıyorum ama size bakıyorum. Diyorum ki benim bütün kirli çamaşırlarımı bildiği halde o bana karşı hala sıcak davranıyor. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
İnsanların saygısız, duyarsız, acımasız davranışlarına ben nasıl kalbimle eriteceğim? Bu sebeple temiz kalamıyorum. Hakkınızı helal edin. Normalde insanların yanlışlıkları seni hiçbir şekilde soğutmasın. Çünkü o insanlar o yanlışlıklarına devam edecekler. Soğuyup uzaklaşırsanız o dağa da yanlışlıkların içine gömülecekler. O yüzden din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır. Hadi şerifi mucibince etrafımızdaki yanlışlık yapan kimselere dini nasihat edeceğiz. Onlardan soğumamaya gayret edeceğiz. Soğumayacağız ki biz onlara dini nasihat etmekte bu noktada aramıza perde oluşmasın. Normalde onlara karşı onların hatalarını, kusurlarını örteceğiz.
Hatalarını, kusurlarını örtmekte gece gibi olun demiş Hazreti Mevlana. Kim bir mümin kardeşinin hatasını örterse onun da hatasını örter demiş Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. O yüzden biz de insanların hatalarını, kusurlarını örterekten onlarla arkadaşlığımızı ve dostluğumuzu devam ettireceğiz. Kıymetli dostlar bu dünya geçici. Onu uzaklaştır, bunu uzaklaştır. Kimde kalacağız, baş başa kalacağız. O yüzden normalde derdimiz Kur'an ve sünneti insanlara anlatmak, insanları yaşama ve yaşatma mücadelesi vereceksek insanların hatalarına, kusurlarına bakmadan onlara nasihat etmeye devam edeceğiz. Evet, günümüzün insanı saygısız, duyarsız, acımasız, gerçekten gün içerisinde hepimiz bunları belki de en derinlemesine yaşıyoruz.
İnsanlar ne yazık ki fitursuz bir şekilde karşısındaki insana, etrafındaki insana hakaret ediyor, saygısız davranıyor. Ne yazık ki ona böyle duygusuz ve acımasız davranıyor. Bunun belki de en ağırını yaşayanlardan birisiyim. İnsanlar ama Twitter'da, ama Instagram'da, ama sosyal medyada, hakkımızda olur olmaz bütün her şeyi yazıyorlar, her türlü hakareti yapıyorlar, her türlü küfre maruz kalıyoruz. Bir meselede hak ve hakikati bilmiyorlar. Mesela işte millet tutturdu şimdi Allah'lık iddiasında diye, ağzımdan böyle bir şey çıkmış değil, ben Allah'ım, ben Rabb'im dediğim değil, rüyetullah haktır diye. İşte İzmir 9 Eylül Üniversitesi'nde, üniversitede oradaki ilim ehli profesörlerle yapılan bir sohbeti kestiler, kırptılar, medyaya koydular.
Ahmet Hakan'a varınca kadar herkes hakaret etti, herkes bir laf söyledi. Kimse işin doğrusuna, hakikatine bakmadı, dinlemedi, sorma ihtiyacı dahi duymadı. Duymadı. Her gün daha hakaretlere devam ediyorlar, her gün daha küfretmeye devam ediyorlar. İnsanları hakaret etmek için, küfretmek için sanki bir sebep lazım. Ve ne yazık ki buna müftüler bile girdi. Müftüler kendi Diyanet'in İslam ansiklodobisini dahi okumamışlar. Rüyetullah hak mıdır, değil mi diye bakma ihtiyacı bile görmemişler. Oradaki hadisler okumamışlar. Haberleri yok, koca müftü olmuş. Koskoca il müftüsü olmuşlar bir de. Yani desek ki bir ilçede müftü veya daha küçük bir yerde müftü alacağız, kabul edeceğiz.
Koskoca il müftüsü olmuşlar. Nasıl il müftüsü oldularsa bir sınava tabi tutulmuyorlar mı? Bir hadis bilgisine, bir Kur'an bilgisine tabi tutulmadan mı müftü oluyorlar? İslam ansiklopedisinde ve Diyanet'in yazmış olduğu akayet kitaplarında rüyetullahın hak olduğunu, salih ve Müslüman mümin insanların Allah'ı rüyada görebileceklerine dair hem hadis-i şerifler hem de fetvalar, iştahatlar olmasına rağmen insanlar ağızlarını doldura doldura hakaret ediyorlar, doldura doldura küfrediyorlar, ağızlarına doldura doldura her şeyi söylüyorlar.
Oysa Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, mümin odur ki diğer müminler onun dilinden ve elinden emindir der. Ne yazık ki bu ahlaka sahip müminler azaldı, azaldı. Ve ne yazık ki insanlar aslını aslarını bilmeden her türlü hakareti yapıyorlar, her türlü lafı söylüyorlar. Ama bu saygısız, bu ahlakı seviyesi düşük, bu duyarsız, bu acımasız insanlar, bu vatanın insanları, biz onlara yine Kur'an ve sünneti tebliğ edeceğiz, biz onlara yine Kur'an ve sünneti anlatacağız, biz onlara yine Kur'an ve sünnetin doğrularına aktaracağız.
Kendinize şunu ölçe edinin, hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Taif'e gitmişti. Taif'e giderken de hani bir nefes alırım, orada beni dinleyen olur. Orada ben biraz böyle bir tebliğ ederim. Orada kınlara bari bir şeyler anlatırım diye niyetlenmişti. Ve Taif'e gideceğini müşrikler duyunca, ondan önce Taif'e gittiler, bir tezgah kurdular. Tezgahlarını hazırladılar. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Taif taşladılar. İşte onun böyle değişik eziyetleri maruz kaldılar. Ve Cebrail aleyhisselam geldi, yanında dağların meleği, yanında işte bir sürü melek ordusuyla geldi. Dedi ki, ey Muhammed, emret şu iki dağı Taif'in başına geçireyim. İşte emret bu rüzgar meleği, yanımda, buranın altını üstüne getireyim.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, ben ümmetime lanet edici bir peygamber olmak istemem. Onların gelecek zürriyetlerinden, iman eden insanların geleceğini ümit ederim deyip, lanet okuyan olmadı. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler. Sufilik böyle bir ince sanat. İnce ahlaktır. Size küfür edecekler, size hakaret edecekler, size saygısız davranacaklar, size acımasız davranacaklar, size bu noktada ellerinden gelen her türlü kötülüğü işleyecekler. Bunu bir imtihan olarak göreceksiniz. Ve bunu bir imtihan olarak görerekten sabredeceksiniz. Bunlarla dilinizle mücadele edeceksiniz. Bunlara kalben buzuz ederekten mücadele edeceksiniz. Bunları doğruyu anlatmaya çalışacaksınız. Çünkü bu topraklar bizim, onlar da din cahili, onlar da sufilik cahili, onlar da ne yazık ki bilmiyorlar.
Bilmedikleri için öyle, öyle yorumlayıp biz Kur'an ve Sünnet tarihinde hem yaşama hem yaşatma mücadelesine devam edeceğiz. Yılmak yok, mücadeleden geri düşmek yok, bu noktada yorulmak yok, gözünü kırpmak yok. Bu noktada feda-i can olup Kur'an ve Sünnet'i yaşama ve yaşatma mücadelesini devam ettireceğiz. Allah'ı sevme, Allah'ı sevdirme, Resul'ünü sevme, Resul'üne uydurma, uyma halimiz devam edecek inşallah. Cinlilerin ve şeytanların şerrinden korunmak için felak ve nas surelerini de ne zaman ve nasıl okumalıyız? Her zaman okuyabilirsiniz, Ayet-ül Kürsü'yü okuyabilirsiniz, felak okuyabilirsiniz, nas okuyabilirsiniz, Allah'ı zikredebilirsiniz. Devam edin inşallah. Gece yattığımızda yatarken kulaklıkla Kur'an-ı Kerim ve Meali dinleyerek saygısızlık etmiş olur muyuz?
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri uyuyacağı zaman uyudu, yemek yiyeceği zaman yemek yedi, ibadet edeceği zaman ibadet etti. Arkadaşlar yatarken hiçbir şey dinlemeden abdestinizi alın, sağınıza yatın, sünnet olan bu. Allah'ı zikrederekten uyuyun, sünnet olan bu. Sünnet olan yatmanızdan önce üç İhlas-ı Fatih'i okuyabilirsiniz, Ayet-ül Kürsü okuyup etrafınızı üfleyebilirsiniz ve hatta Allah'ı zikrederekten yatabilirsiniz. Sünnet olan bu. Selamun Aleyküm. Fetevay-i Hindiyede mescidin avlusunda imama iktidar etmiş olsa, saflar birbirine bitişmemiş ve avlu dolmamış olsa da o kimsenin iktidası sahih olur hükmü kayıtlıdır. Bununla alakalı imamı göreni görmek şartı var diye biliyordum. Bu şart ile hüküm çelişiyor mu? Çelişmiyor. Arada diyor caminin mescidi, caminin avlusundaysanız bunda bir sıkıntı yok.
Selamun Aleyküm. Eşinin zulmüne dayanmak sabır mıdır? Yoksa bir zaman sonra insan kendini zulüm mü ediyor? Hangi durumda boşanmak haktır? Allah razı olsun. Normalde bir erkek bir kadına zulmediyorsa, kadın da erkeğe zulmediyorsa zulüm var çünkü. Zulüm ne demektir? Kur'an ve sünnetin dışındaki davranışlardır. Her şeyi içine alır. Haram ilişkiyi içine alır, dövmeyi içine alır, sövmeyi içine alır. Ne bileyim her türlü saygısızlığı, acımasızlığı içine alır. O yüzden geniş bir yelpazedir zulüm. Bu noktada onlara nasihat edilir, onlara söylenir, hala daha devam ediyorsa erkeğin de kadının da boşanma isteği hak olur, boşanabilir. Cumhurbaşkanımızın başlattığı kampanya hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Devlet bir kampanya başlatmış, dileyen katılabilir, dileyen katılmaz. Bu karar insanların kendilerine aittir. Diyanet zekatlarımızı oraya verebileceğimize dair fetva verdi. Sizin bu konudaki tavsiyeleriniz ve görüşleriniz nelerdir? Yani zekatın kimlere verileceği Kur'an'la sabit. O yüzden Kur'an'la sabit olan bir şeyin başka bir kimsenin değiştirme hakkı olamaz. Tekrar söylüyorum. Kur'an'la sabit bir hüküm var ise, bunu hiç kimsenin değiştirmesi mümkün değildir. O yüzden zekat birinci derecede fakirleredir. İkinci derecede miskinleredir. Normalde fakirlere ve miskinlere ise, o zaman biz birinci derecede fakirlere, miskinlere, Allah yolunda koşturanlara ve borçlulara, bu noktada işte yolda kalmışlara veririz.
Şimdi bir de ikinci ve son iki hükmü söyleyeceğim Kur'an'daki. Birincisi gönülleri İslam'a ısındırmak. Kıymetli dostlar, bizim kendi fakirlerimiz bitti mi ki gönüllerini İslam'a ısındırmak için biz gayrimüslimlere bu noktada zekat verelim? Yani normalde bizim kendi fakirlerimiz var iken ve çevremizde ve beldemizde ve mahallemizde ve topraklarımızda bir sürü fakir var iken, birinci derecede biz onlara verelim. İkinci, sonra söyleyeceğim şey şu, zekat memurları hükmü var. Zekat memurları hükmü. Eğer devlet layık değil ise, o zaman devlet Kur'an ve sünneti kendine ölçü ve kural olarak gördüyse, zekat memurları tayin eder. Biz de o zekat memurlarına gider, zekatımızı veririz. Bunda bir sıkıntı yok. Ama bizim devletimiz Kur'an ve sünnet devleti değil.
O yüzden bizim devletimiz tayin etti, zekat memurları da yok. Zekat memurları da olmadığı için, zekat memuru hükmü de geçer değil. Türkiye için söylüyorum bunu. Bir önceki madde, Türkiye için söylüyorum yine bunu. Açık açık söylüyorum. Yani insanları İslam dinine ısındırmak. Canım kardeşim, zekat, fakirin fukaran biter de, fakir fukaran bittikten sonra kalan paranı sen, kalan zekatını insanların dini, İslam'ı sındırmak için verirsin.
Kıymetli dostlar, öyle fukara insanlar var, fukara öğrenciler var, fukara aileler var, yardıma ihtiyacı olan, yardıma muhtaç olan, öyle aileler var ki, başka bir şey aramamı, benim kendi nefsim olarak söylüyorum, benim başka bir şey aramama gerek yok. Başka bir yol aramama da gerek yok. O yüzden, Diyanet böyle bir fetva vermiştir. Nereden fetva verdi, ölçüsünü nereden çıkardı bilmiyorum. O yüzden ben bir meselede Kur'an'a bakarım, bulamazsam sünnete bakarım, bulamazsam imamların iştahına bakarım. Kardeşler, Kur'an'a göre zekat verilecek yerler belli, sünnet-i seniyye de bunu destekler, imamların iştahı da bu noktada açık. O yüzden herkes eğer zekat verecekse, hükmü de meydanla.
Ha bir kimse kalkıp başka bir noktada, başka bir derecede başka şeyler yapıyordur, ona bir şey diyemem. Açsanız bir Hanefi kitabına, herhangi bir Hanefi kitabını açsanız, isterseniz ben de buradan açabilirim, direkt okuyabilirim size. Zekat verilecek, kimlere zekat verilmesi lazım diye. Çok basit. Yani bu normalde fıkhı hitapları belli, nereden isterseniz okunur, nereden isterseniz buna da bakabilirsiniz inşallah. Ben de buradan Hanefilerin fıkhı hitaplarından bakayım inşallah. Bakın direkt ben oradan okuyayım inşallah. Siz de dinleyin. Mesela el-ihtiyar var, ondan sonra el-hidaye var. İsterseniz el-hidayeden bakalım. Zekat. Evet. Zekat. El-hidayeden bakıyorum.
Zekat kimlere verilmez, kimlere verilmez. Başlık bu. Cenab-ı Hak, zekatlar ancak fakirlerin, miskinlerin, zekat memurlarının, kalpleri Müslümanlığa ısındırılmak istenenlerin, kölelikten kurtulmak isteyenlerin, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların hakkıdır buyurmuş. Bu normalde Tevbe Suresi ayet 60. Bakın bu ayet-i kerimin olduğu yer. O yüzden zekat kiminmiş? Fakirlerin. Ondan sonra kimin? Miskinlerin. Eğer bir İslam devleti olmuş olsaydı, sonra zekat memurlarının da. Yine normalde senin fakirin bittiyse, senin zekat verilecek bir yerin kalmadıysa, o zaman kalpleri Müslümanlığa ısındırmak istenenlere verecektin. Veya çevrende köleler varsa onları kölelikten kurtulmak için verecektin.
Veya hata Allah yolunda olanların ve yolda kalanların hakkıymış. Bakın bu ayet de sabit. Bu ayet de sabit olduğu için bunların dışındaki bir kimseye siz zekatlarınızı veremezsiniz. Zekat memuru kimmiş? Zekatları toplamak görevinde çalışırken devlet tarafından kendisine zekattan kendisiyle çoluk çocuğuna normal bir şekilde geçinebileceği kadar maaş verilen kimsedir. Böyle bir kimse varsa Hanefi'ye göre siz ona zekatınızı verin. Var mı? Yok. O yüzden normalde bu noktada kölelikten var mı etrafınızda Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin zamanındaki gibi köle olan? Yok. O zaman ona da veremezsiniz. Böyle bir kimse yok çünkü. Allah muhafaza eylesin. Yolda kalmış kimselere onu anlattık zaten. Başka bir şeyde gerek yok.
Diyanet nereden fetva verdi, nasıl fetva verdi bilemem. O diyaneti bağlıyor. Bu virüse yakalanıp hayalatını kaybeden şehit hükmünde midir? Öyleyse bunun nedeni boğularak ölüm olduğu için midir? Kıymetli kardeşler bu virüse kapılıp iman etmiş, namazında abdestinde sabırlı bir kimse devasız bir hastalıktan ölürse, o kimse şehit hükmündedir, boğularak ölürse şehit hükmündedir, depremde kalır ölürse şehit hükmündedir, başa ağrısı ölse şehit hükmündedir, midesi ağrısı ölse şehit hükmündedir.
Allah'tan uzaklaştığımızı düşündüğümüz zamanlarda nasıl yakınlaşabiliriz? Tövbe ederekten, zikrederekten. Zikir çekmek konusunda nefsimle çok mücadele ediyorum bu konuda zorlanma, hep devam eder mi? Uzun müddet devam edecek. Ne zaman ki, bu şatahatvari bir söz olacak ama sen zikir oldun o zaman mücadele bitecek. İnşallah sen zikir olursun. Müslüman değilim, hiç olmadım. Ben deistim diyen bir hanımefendiyle evlenmek caiz midir? Ehli kitap hükmüne girer mi? Ehli kitap, kitap hükmüne girmez. Hatta bugünkü Hristiyanların ve Yahudilerin dahi ehli kitap olup olmadıklarıyla alakalı yeni bir tartışma açılması lazım. Yeni bir iştihat açılması lazım. Ehli kitap nedir?
İsa Aleyhisselam'ı peygamber olarak görür. İncil'i de kendisine kitap olarak gören bir kimse ehli kitaptır. İsa Aleyhisselam'ı Allah'ın oğlu olarak gören kimse ehli kitap değildir. Neden? Orada şirk var, orada Allah'a iftira var. Veya Yahudiler de salih Allah'ın oğludur dediler. Eğer normalde herhangi bir peygamberi, Yahudilerden herhangi bir kimse, bir peygamberi Allah'ın oğlu olarak görürse, o da normalde şirk ehli olmuş olur. Ehli kitap olmaz. O yüzden oradaki ehli kitap hükmünü iyi bilmemiz lazım. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında, insanların bir kısmı İsa Aleyhisselam'ı Allah'ın oğlu olarak görüyor. Bir kısmı görmüyordu. İsa Aleyhisselam'ı Allah'ın oğlu olarak görmeyenler ehli kitap hükmündedir. O yüzden deistler, yani burada deist dediğimiz kimse normalde Allah'ın varlığını kabul ediyor, peygamberi ve peygamberin getirdiği Kur'an'ı kabul etmiyor.
Bunlar asla Müslüman olarak görülmez. O yüzden onlar da bir Müslüman erkeğin onları nikahına alması caiz değildir. Selamun gavlemin Rabbin Rahim ne demektir, manası nedir? E bunu geçen derste sohbet ettik. Aynı kimse aynı soruyu yine sormuş. Kıymetli kardeş, soruyorsun dinlemiyorsun herhalde. O yüzden geçen hafta çok iyi hatırlıyorum. Bunu inşallah cevaplamıştık. Selamun Aleyküm. Capska veya Cablika hakkında bilgi verir misiniz? Kardeşler, ben meydan lorus değilim veya kütüphane de değilim. Cablika ne bilmiyorum. O yüzden mübarek insanlar. Nerede sizin ağzınızdan daha önce böyle bir yer duymamıştım.
İlk defa duydum. Ayrıca bu şehirlerle ilgili taberanın da kitaplarında bahsetti. Hatta İbn-i Abbas'ın bu şehirle ilgili bu alemde var olan her şeyin içinde bir benzerinin var olduğu başka bir alem vardır. Hatta orada benim gibi bir İbn-i Abbas vardır dediği rivayet ediliyor. Vardır. Ben bu noktada bilgi sahibi değilim. Hakkınızı helal edin. Zekatı verdikten sonra birikim yapmanın bir mahsuru var mı? Yok. Kim zekatını verirse farzını yerine getirmiş olur. Bir kadının rüyazında Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu salgın hastalık için sumak suyu içmemizi söylemiş. Bu olayı yetkililer neden irdelemiyor? Doktorlar, hastalar üzerine neden bunu uygulamıyor?
Ve sosyal medyada insanlar bu olayı alay alıyorlar. Sadece bizim içmemiz yeterli olur mu? Rüyada Peygamberimiz bütün ümmete hatta gayrimüslimlere de söyleyin demiş. Bu konuda ne yapmamız gerekir? İman edene, inanana bu. O yüzden buna inanıyorsa bir kimse kendince içer, inanmıyorsa içmez. İnsanların inandırmak veya insanları bu noktada ikna etme zorunluluğumuz yok. Selamun Aleyküm. İsra 36. ayet. Bilmediğin şeyin ardına düşme. Doğrusu kulak, göz ve kalp bunların hepsi o şeyden sorumlu olur şeklinde buyuruluyor. Bilimsel gelişmeler ya da günümüzdeki bilimsel çalışanların temeli insanın bilmediğini sorgulaması ile oluyor. İslam dini, ilimi, müminin yitiyi olarak tarif ediyor. İslam'ın bilime karşı olduğunu söyleyemeyiz.
Fakat yukarıdaki ayette peşine düşünmeyecek, vebali olan bilgiyi nasıl anlamamız gerekir? Bir kimsenin üzerinde suizan beslemek. Bu suizanı arttırmak. Bilmediğinin peşinde koşmak bu. Yani normalde bir adam var, yolda gidiyor. Yanında bir kadın var. Karısı mı? Bilmiyorsun. Halası mı? Bilmiyorsun. Teyzesi mi? Bilmiyorsun. Kardeşimi bilmiyorsun. Ama onun hakkında kendince hükmediyorsun. Bununla alakalı Allah'u alem. Selamun aleyküm hocam. Biz sigara içmiyoruz. Evimizde de sigara içilmesini istemiyoruz. Gelen misafir de uyarmamıza rağmen ısrarla içmeye devam ediyorlar. Nasıl davranmalıyız? Bu noktada uyaracaksınız. Bir daha uyaracaksınız.
Bir daha uyaracaksınız. O uyarıya uymuyorsa, illaki sigara içiyorsa, odayı terk edin o zaman. Yan odaya geçin. Sen sigara içince kadar biz bu odada oturmayacağız diyelim. Aklımıza gelen bu oldu şimdi. Ya insanlar neden inat ediyorlar? Sigara haram. 30 yıldan beri sigara haram diyoruz. O yüzden arkadaşlar, sigara haram. Bir, zina eden kadının durumu nedir? Pişman olması durumunda kurtuluşu var mıdır? Bütün günah keballerinden kurtulma yolu nedir? Tövbedir. Zina eden erkekler, zina eden kadınlar, tövbe edip geri dönün. Allah'tan af dileyin. Allah'ın affetmeyeceği hiçbir günah yoktur. O yüzden kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir.
Çok tövbe edin, bir daha aynı günahlar. Geri dönmeyin. İki rüyada ölmüş kişi rüyamızda görse ve konuşmuyor ise de kendi ruhumu gelmiş olur. Bu rüyalar böyle anlatılmaz. O yüzden bu anlattığınız şeyi es geçiyorum. Virüsleri, parayı ve savaşları üst akıl yönetiyor. Diyorlar, bunu Allah-u Teala biliyor. Peki neden? İzin veriyor. Teşekkürler, iyi yayınlar. La faili illallah. Allah'tan başka fail yoktur kardeşim. Üst akılmış, alt akılmış, yan akılmış, eksi akılmış, art akılmış. Allah'tan başka fail yok. O zaman bu üst akıl idare edenlerin de kendilerini üst akıl olarak kimi görüyorlar? Amerika'yı. Bak perişan oluyor. Avrupa, bak perişan oluyor.
O yüzden bir virüsü kim idare edecek? Kimse idare edemez. Cenab-ı Hakk'ın kuraklık verse kim idare edecek? Çekirge saldırısı kim idare edecek? Veyahut da bir sürü, hastalık sürüsü kim idare edecek? Kim bunları sevk ve idare edecek? Allah'ı görmemek, Allah'ı tanımamak, Allah'ı bilmemek, Allah'ı es geçmek bu. Evet, kullar kendi elleriyle bir fesat oluştururlar. Onu yine Allah yaratır. Hayrihi ve şerrihi. Biz hayrın da şerrinin de Allah'tan olduğuna inanıyoruz. Birilerinin bir yerlerde hesapları vardır, Allah'ın da bir hesabı vardır. Birilerinin bir yerde tuzakları vardır, Allah en büyük tuzak kurucu ve bozucudur. O yüzden Allah kurdukları tuzakları kendi başlarına makus eylesin.
Allah kurdukları hileleri kendi başlarına makus eylesin. Bizim gücümüz yetmiyor. Gücümüzün yetmediği yerde dua ederiz, Allah'ta yalvarırız. Gücümüz yetse de Allah'a dua ederiz, yetmese de dua ederiz. Gücümüz yetse de Allah'tan isteriz, yetmese de Allah'tan isteriz. Biz Allah'a yaslanırız, Allah'a dayanırız. O'na iman ettik. O yüzden Cenab-ı Hakk'a yalvarırız, yakarız. Ya Rabbi bizleri fitnecilerin fitnesinden, kafirlerin kafirliğinden, zalimlerin zalimliğinden, adaletsizlerin adaletsizliğinden, münafıkların münafıklığından, mürtedlerin mürtedlığından bizleri muhafaza eyla. Amin. Vatanımızı, milletimizi, topraklarımızı, her türlü hastalıktan, beladan, müsibetten, dinsizlikten, küfürden, şirkten, bühtahından, günah akabalilerden muhafaza eylesin inşallah.
Kainatta gördüğünüz her ne var ise Allah'ın emrindedir. O yüzden biz tövbe edelim, o yüzden biz Allah'a yalvaralım inşallah. Selamun aleyküm. Yatalak olan annemin ölmesini istemek günah mı? Onun için nasıl dua etmeliyim? Allah'a dua edin, onu bir nimet olarak görün, annenize hizmet edin, annenize hürmet edin, annenize bakmaya çalışın. Anneleriniz, babalarınız bir lütuftur, bir ikramdır. Annenleriniz, babalarınız bir rahmettir. Onların gönüllerini kırmamaya çalışın. Gücünüz yettiğince onlara hizmette, hürmette, yardım etmekte elinizden geleni gösterin. Üf dahi demeyiniz demiş ayet-i kerimede. O yüzden annelerinizi, babalarınızı bir nimet, bir ikram olarak görün.
Bir mürşid-i kamilin rüyasında veya halinde Hazreti Peygamber'i görmesi keramet sayılabilir mi? Her kim Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyasında görürse, o salih bir kimsedir, onun için büyük bir keramettir. Ama kendisi nedir bu? Bir delildir, bir hüccettir. O yüzden normalde salihlerin rüyada görülmesi de bir hüccettir, bir delildir. Allah bizi o hüccetlerle, o delillerle delillendirsin inşallah. Hocam ne olur dua edin, kızım pazartesi günü bebeği olacak. Allah nasip ederse bu sıkıntılı zamanda iş yok, dualarını istiyoruz. Allah darda kalanlara yardım etsin. İnşallah ne güzel, taze taze herkese bebek ve çocuk nasip eylesin. Kıymetli dostlar, evlenin, çoğalın.
Ben sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim demiş. 2019 yılı olarak, 2018 yılında bebek doğumlarında çok az da olsa bir düşüş var. 1.200.000 kusur bin bebek doğmuş. 2018 yılında yaklaşık 420.000 ölüm var aklımda kaldığı kadarıyla. Hatta 410.000 ölüm var.
400.000 kişi de ölüm var, öyle diyelim. Ama bebek doğumlarında bir düşüş var. O yüzden biz evleniniz, çoğalınız, hadis-i şerif mucibince biz bakabileceğimiz, onları eğitebileceğimiz, onları normalde Kur'an ve sünnet tarihinde yaşamlarını idam ettirebileceğimiz kadar çocuk sahibi olma yolunda gidelim. Bu virüsten olan ölümler, gönül arzu etmez, gönül istemez. Ama şunu da unutmayın, 2018 yılında Türkiye'de 400.000 kişi ölmüş. Yani böyle baktığımızda, meseleyi bu açıdan baktığımızda, bu ölümleri çok kafanızda yüksek bir ölüm olarak görmeyin. Allah iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Allah'ımıza Allah ismi nereden geliyor?
Muhteşem. Evet, Allah ismi ilk başlangıçta Adem Aleyhisselam'dan geliyor. Bunu Allah diye nitelendirilen ilk, Allah diye nitelendiren Adem Aleyhisselam. Adem Aleyhisselam'da bu vahyi indiren kim? Allah. Selamun Aleyküm. Velilerin doğal afet ve hastalıkları, korona üzerinde bir tasarrufu olabilir mi? Tesirleri olabilir mi? Normalde bu manada direkt bir şeyin üzerinde tasarruf, ahir zamanla alakalı insanların, velilerin üzerinden kaldırıldığına dair bir hüküm var. Ama muhakkak ki duaları etki eder. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, sünnet zikirleri nelerdir? Yüzer defa çekilen üyitleri. Ben araştırdım, üç tane buldum.
Çekiyorum fakat eksik sanırım. Teşekkürler demiş. Normalde hadis kitaplarında bu konuda bir hayli hadis-i şerif var. Ben günde yüz kez tövbe ederim diye. Ben işte kim yüz tane la ilahe illallah derse, kim yüz tane salavat-ı şerife çekerse, kim iki yüz tane günlük İhlas Suresini okursa, kim yüz tane la ilahe illallah ve tavı ile şerikele lehul melke ve lehul hamdu ve v'ala külü şeyin kadir derse diye böyle değişik rivayetler var. Hadis kitaplarında Nebevi'nin zikirle alakalı, Buhari'nin zikirle alakalı, Tirmizi'nin zikirle alakalı, Kütüb-i Sitte'nin zikirle alakalı bahislerini açıp okuyabilirsiniz. Selamun aleyküm. Malum önümüzde kaza ve kaderin yazıldığı beraat kandili, bu kandile nasıl hazırlanmalıyız? 13, 14, 15 oruç tutmak uygun olur mu? Veba salgınında oruç tutmak uygun mu? Hakkınıza helal edin.
Oruç her zaman için nafile oruçların tutulmayacağı bir tek cuma günleri var. Bir de kurban bayramının birinci ve ikinci günü, Ramazan bayramının birinci günü. Diğer günlerde normalde nafile oruçlar tutabilir, bu sıkıntı değil. Biz her kandilde kandile hazırlanırız. Biz zikirle, oruçla, ibadetle kandillerimizi geçeriz. Erkeğin kulak deldirilmesi günah mıdır? Hayırlı akşamlar. Normalde kulak deldirenini hiç görmedim. Normalde sahabelerden de böyle bir şey yok. Kulak deldirildikten de dair bir rivayet yok. Bu konuda kulak deldirilmesiyle alakalı olumlu veya olumsuz bir hadis de okumadım. Ama kulağa küpe takan bir tek Yavuz Sultan Selim'i biliyorum.
O da ben Allah'ın kölesiyim diye kulağına küpe takmış. O da deldirmemiş. Ondan sonra böyle bir kulağına küpe takmış. Erkeklerin bu noktada kulaklarını küpe taktırmasını böyle biliyorum. Burada niyet söz konusu. Eğer o erkek kulağına küpe taktırırken kadınlara özendiyse lanetlenmiş bir iş yapar. Kafirlere özendiyse yine lanetlenmiş bir iş yapar. Gelinin kaynanası ve kayınpederine bakmasının dinimizdeki hükmü nedir? Hanefilere göre kadının kaynanasına ve kayınpederine bakma zorunluluğu yoktur. Erkek evlat bakmakla yükümlüdür. Kadınlar normalde kocalarının anne ve babalarına bakmalarına karışmayacaklar. Ha erkek bu sefer hanımı bakmak istemiyorsa kendince bir çözüm yolu bulup baktırabilir.
Bu çözüm yolu da Kur'an ve sünnete uygun ise normalde kadının ona söyleyecek bir sözü olmaz. Selamun aleyküm, geceniz hayır olsun inşallah, amin cümlemize. Bir kulun bir mürşid-i kamille buluşup buluşmaması ne ile alakalıdır? Normalde biz perdenin gerisini bu konuda konuşmak istemeyiz ama perdenin önünde o kul kendince bunu bir ihtiyaç görmüştür. Bir sufi yolunda yürümek istemiştir. Allah onu inşallah arayan bulur, hadisi kudsi mucibince bulur. Bazen bir mürşid-i kamilin elini tutmamış ama toplumda iyi birer örnek olabilmiş kişileri gördükçe nasıl bir veliyle buluşma nimetinden mahrum bırakıldıklarını anlayamıyorum. Ayrıca bizi bırakmadığınız için tekrar teşekkür ediyorum.
Estağfurullah. Ya normal toplumda iyi insanlar olabilir, onlar da bir mürşide, bir veliye bağlanacak diye bir kaydı yok. Allah'ın selamı, bereketi üzerine olsun, ömrümüz hayırlı ilminiz, bereketli olsun. Rabbim nur ala, nur eylesin inşallah. Cümlemizi inşallah, bütün ümmeti Muhammed'e inşallah. Yaklaşık dört senedir zikir ehliyim. Abi etis atlı değilim. Abi etis atlı değilim. Şu var ki bir tek WhatsApp kullanıyorum. Sizin fikrinizi almak istiyorum. Nasıl ulaşabilirim? Bursa'la değilim. Allah'a emanet. Burada abi etis atlı değilim. Burayı anlayamadım. WhatsApp kullanıyorsanız Bursa'ya değilim. Allah'a emanet.
Nasıl ulaşabilirim? Normalde ulaşmışsın işte. Ulaşabilirsin. Normalde Instagram'ım var. Anlılsana. Twitter'ım var. Oradan benim mail adresime de ulaşabilirsin. Biz herkesin ulaşabileceği bir yerdeyiz. Daha önce Perşembe günleri Bursa'da namazgahta tasavvuf vakfının bir yeri var. Orada sohbet ve zikir yapıyorduk. Cumartesi günleri de burada yine tasavvuf vakfının yeri olan bu merkezde cumartesi sohbetleri yapıyorduk. İnşallah bu korona meselesi bitince tekrar sohbetlerimiz, zikirlerimize devam edeceğiz. Biz herkesin çok rahat bulabileceği bir noktadayız inşallah. Selamun Aleyküm sohbetlerinizde sufilik disiplin işidir diyorsunuz.
Sufi kendisini nasıl disiplin etmelidir? Haramlardan uzak durmak ve Allah'a yakın olmak için hızlı yol yürümek için günlilik yaşamda önleriniz nelerdir? Sufi vaktin çocuğudur diye müthiş bir ibare vardır ya. Sufi disiplinlidir. Sabah namazına kalkmaya gayret eder. Özür dilerim. Sufi disiplinlidir. Haramları işlememeye gayret eder. Sufi disiplinlidir. Her vakitte ne yapması gerekiyorsa onları yapmaya gayret eder. O disiplin üzerinde olalım, o disiplin üzerine gidelim. Disiplinimizi asla ve asla bozmayalım inşallah. Selamun Aleyküm. Tasavvuf kitaplarında sıkça geçen Gavs makamı nedir? Tasavvuf sıratında konumu kutup ile aynı makam mıdır? Normalde eski tasavvuf kitaplarında kutup olarak geçer, Gavs olarak geçmez.
Bu sonradan oluştuğu Gavs sözü. Bu normalde, yani bu benim söylediğim Geylana Hazretleri'nden de önceki sufi eserlerinde Gavs kelimesi yok. Tabii Gavs kelimesi Abdülkadir Geylana Hazretleri ile sufi ıslahına girmiş Gavs-ül Azam Abdülkadir Geylana Hazretleri diye. Sonradan bu Gavs kelimesini Abdülkadir Geylana Hazretleri'nin dışındaki başka kimseler de kullanmaya başladı.
Normalde kullanılmayacağına benim hükme noktasında değilim. Ama ben hani bazı terimler vardır. Belirli şahısların üzerinde konmuştur. Onları taklit etmekten yana değilim. O yüzden benim nazarımda bir tek Gavs var, o da Abdülkadir Geylana Hazretleri. Zamanın kutbu var mıdır? Vardır. Onlara normalde ebdal denir, veli denilir, kutup denilir. Sufi ıslahı budur. Ben bunları kullanmayı gayret ediyorum. Nefis meratiplerini bitiren zatlara kutup denilebilir mi? Öyle denmez. Çünkü kutup denilince o kimsenin yedilerden olması gerekir. Normalde nefis meratiplerini bitiren kimseler veli olabilir. Kutup denmesi için hani üçler, beşler, yediler diyoruz ya, o üçler, beşler, yediler onlar kutuptur.
Diğerleri normalde veli hükmündedir. Doğrusunu Allah bilir. Sohbette bahsettiğiniz üç yüzler veya beş yüzler olan zatların belli nefis meratibleri var mıdır? Var ise bu zatlar hangi grup nefis meratiplerindendir? Normalde üç yüzler ayrıdır, beş yüzler ayrıdır. Ama beş yüzlerin hepsi de evliya sınıfındandır. Bunları artırmak mümkün. Tabii normalde beş yüz derken bu beş binde olabilir. Bu üç yüz derken bunlar üç binde olabilir. O yüzden bu rakamlar sizi yanatmasın. Bir daha soru sorarsam iki olsun, iki olsun inşallah. Kahretmene gerek yok kardeş. Daha önce yazmış bizim sorumuz arada kaynadı diye.
Ne yapalım? Yani yapacak bir şey yok. Gücümüzün yettiğince sorumluyuz. Kahretmenize, intizar etmenize gerek yok canım kardeşlerim ya. Allah için buradayız ya. Bir daha soru sorursam iki olsun demiş. Sormuşsun bak iki olmuş. Aynı anda başka yerlerde görülmek yalnızca velilere has bir özellik midir? Bu insan olarak velilere has bir özelliktir. Bu cinni taifesinde de görülür, bu melek taifesinde de görülür. Bunlar ayrı şeylerdir. Ama insan olarak sadece velilere has bir şeydir. Peygamberlere has bir şeydir bu. O yüzden melekler aynı anda birkaç yerde görülebilir mi? Evet. Cinni taifesi de görülebilir mi? Evet. Cinni taifesi farklı suretlerde görülebilir mi? Evet.
Şeytan da farklı suretlerde görülebilir mi? Evet. Ama veliler de farklı suretlerde görünebilirler mi? Evet. Bu da doğru bakın. Selamun aleyküm. Dıhye kimdir? Dıhye, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ashabından bir kimsedir. Cebrail aleyhisselam, Hazreti Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bir topluluğun içerisinde meşhurdur. Bu Cibril hadisi denir. İman nedir? İslam nedir? İhsan nedir? Diye üç tane ayrı ayrı soru sorar. Ondan sonra kıyamet ne zaman kopacaklar? Kısa kısa anlatıyorum. Sonra kalkar gider. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashabına sorar. Bu soruyu soran kimdi? Bildiniz mi? Der. Onlar da dıhyeydir ya Resulallah dediler.
O da dedi ki dıhye değildi. O Cebrail kardeşim de size dininizi öğretmeye geldi dedi. Selamun aleyküm. Hüddam nedir? Allah razı olsun. Geceniz mübarek olsun. Değişik virtler vardır. Bu cifir ilmi ile alakalı bir şeydir. Buna çok girmek istemiyorum. Bu meselelerde insanlar yalan yanlış şeyler yapıyorlar. Farklı şeyler yapıyorlar. Mesela işte örnekleyeceğim bunu. Bunu hiç kimse yapmaya kalkmasın. Mesela bir kimse kendince inzivaya çekilir. İnzivaların belli günleri ve belli şeyleri vardır. Fatiha'nın inzivası ayrıdır. Tevhid'in inzivası ayrıdır. İhlas'ın inzivası ayrıdır. Salat-ı selamın inzivası ayrıdır. Bunu tekrar tekrar söylüyorum. Bunları ölçü edip kendinizi yapmaya çalışmayın.
Çünkü tam aslını size söylemiyorum şimdi. Bunu açık açık söylüyorum bakın. Mesela Fatiha'nın inzivası vardır. Belli bir günü vardır. Belli bir gün o kimse işte güneş görmeyen bir yere inzivaya çekilir. Namazlarını kılar, oruç tutar. Ondan sonra Allah'ı zikreder. Zikri de onun Fatiha-ı Şerif olur. Hayvansal gıdalar yemez. İnsanların pişirdiği, büyüttüğü, beslediği bir şey yemez. Bu işler öyle kolay şeyler değildir. O yüzden normalde ottur, çöptür. Doğadaki normal işte kimsesiz bitkiler, ağaçlar, meyvelerden alır kendisine. Onlardan beslenir. Çünkü helal olması lazım yediğinin. Ve Fatiha-ı Şerife'yi işte defalarca sayıları bellidir. Onu okur.
Bir müddet sonra Fatiha'nın hüddamı gelir. Hüddamı, Fatiha'nın. O hüddam ona bilmediği ilimleri öğretmeye başlar. O hüddam ona bir bilgi verir. Ona belli cifir ilmi dediğimiz farklı ilimler verir. Bunlar farklı farklı ilimlerdir. Bunlarla uğraşanlar var mı? Evet. Bunlar Doğu'da, Güneydoğu'da bu tip ilimle uğraşanlar daha fazladır. Batı'da bunlarla uğraşanlar çok fazla yoktur. Uğraşıyorum diyenler biraz yalan söylüyorlar. Bu konuda insanları aldatıyorlar. Ufak tefek bir şeyler yapıyorlar. Kendilerine cifir ilmi var zannediyorlar. Bunlarla da büyücülük, muskacılık, sihirbazlık, sihirlik yapıyorlar. Doğru değil. Allah muhafaza eylesin. Bu tip insanlara da gitmeyin.
Canlı yayında diyanetin yayınladığı cuma namazına tabi olunur mu? Gündemde böyle bir tartışma var. Normalde gündemde böyle bir tartışma olabilir. İşte normalde cumayı diyanet herhalde bir mescitte kıldırıp insanlar da televizyonlardan normalde buna tabi olmak için böyle bir şey, böyle bir fetva verilir mi, verilmez mi, nasıl verilir buna bir şey diyemem. Ama hanefilere göre cuma kılınması için üç kişi dahi cemaat hükmünde olur, üç kişi dahi cumayı kılabilir. Bu da bir çıkış noktasıdır. İnsanlar cumayı işte üç arkadaş evlerinde toplanıp veyahut da bir yerlerde toplanıp cumayı kılabilirler. Kılabilirler, kılmasalar dahi bu zaman için onlar da cuma şartı aranmaz. Bu diyanet işleri başkanı da özel bir cuma kıldı.
Normalde hem insanları camileri kapattıracaksınız, toplu ibadetler, farz ibadetleri yaptırmayacaksınız. Ondan sonra da kalkıp kendiniz orada cumayı kılacaksınız. Bu doğru değil, bu etik değil. Bunu normalde neye, nasıl göre yaptınız? O insanları neye göre oraya seçtiniz? O insanları neye göre topladınız? Bu tip şeyleri yapmalarına gerek yoktu. Buna katılmıyorum. O yüzden cuma kılınmayacak diye bir hüküm kondu. Bu virüsten dolayı toplanılmayacak diye bir hüküm kondu. Kılınmıyor. Ama gel gör ki, yani medyada bunu görüyoruz. İnsanlar para yardımı almak için, para almak için, maaş almak için, o PTT'lerin önünde yığılıyorlar, her yerde yığılıyorlar, pazarlarda yığılıyorlar, çarşılarda yığılıyorlar.
Her yerde yığılma, normalde haddinin hesabı yok. Ama işte vakit namazlarında devlet böyle bir hüküm verdi. Toplanmayacaksınız, kılmayacaksınız toplu olarak dedi. Biz Müslümanlar da ona uymaya gayret ediyoruz. Selamun Aleyküm. Özür diliyorum böyle bir soru sorduğum için hakkınıza helal edin. İnşallah utandığım için bugüne kadar sormaya çekindim. Kusura bakmayın. 2016'da Ramazan umresi dönüşünde her ay 100 dolar, 150 dolar ayırabilirseniz, daha sonra da gitmek için birikim olur demiştiniz. Elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Elimde bir miktar dolar var. Amerika'nın ve doların durumundan dolayı ne yapmamı tavsiye ederdirseniz, bundan sonra ne almama uygun olur.
Allah razı olsun, hakkınızı helal edin. Kimsenin parasına, puluna, işine, aşına, eşine karışmayız. Yatırımlarınızı istediğiniz gibi yapabilirsiniz. Kimsenin işi, aşı, eşi bizi ilgilendirmiyor arkadaşlar. Selamun Aleyküm. Ben, Recep Karataş, biz arkadaşlar arasında fikir alışverişinde bulunurken, bir kısım arkadaşımız Türk ırkını yok alacağını söylediler. Benim de zoruma gitti. Hiçbir bilgim olmamasına karşılık, onlara yok olmayacağını içimden gelerek söyledim. Bunun için doğrusunu öğrenmek ve arkadaşlarımı doğru bilgi vermek için sizi rahatsız ettim, özür dilerim. Bu konuda hiçbir hadis yok, Türk ırkını yok alacağına dair. Hatta bu hadis var, Türklerle savaşmayın diye.
O yüzden herkes ayağını denk alsın, hadis var, Türklerle kimse savaşmasın. Ondan sonra, o yüzden normalde herkes kendine dikkat etsin. O Türk ırkı, inşallah, kıyamete kadar da devam edeceğine inananlardan. Koronavirüsü, Mehdi'nin habercisi mi? Hep virüsler çıkmış, hep hastalıklar olmuş. O yüzden bu da virüslerden birisi, hastalıklardan birisi. Bunun da zamanı geçer biter, merak etmeyin. Fazla bir zaman yaşamaz. Dört ay önce biz çok güçlü bir ülkeyiz diyen bir başkanın sonra halktan para istemesi doğru mudur? Dinen caiz midir? Ve tarihte böyle bir şey olmuş mudur? Selamun Aleyküm. Devlet idaresidir. Bunu normalde bir devlet başkanı, bunun böyle söylemesinde bir beis yok.
Yani normalde çok güçlü bir ülke olduğumuza ben de inanıyorum. Bu noktada devletin halktan tasattuk edin demesi, yardım istemesi abes bir şey değil. Normalde farklı bir şey de değil. Gayet normal bir şey. Bunu neden böyle görüyorsunuz ki? Normalde Fransa da yardım istedi halkından. İngiltere de istiyor, Avrupa ülkeleri de istiyor. Bu noktada devlet, millet zorda kaldıysa yardım edecek. Bunu ben farklı yorumlamamaya gayret ediyorum. O yüzden bunda sıkıntı görmüyorum. Selamun Aleyküm. Yurt dışında Belçika'da kalmaktayız. Oğlum anaokuluna gitmekte. Buradaki okul eğitim sistemi bir yönden bize ters. Kendi okul döneminde çok sıkıntı çektim. Annem babam dini hususlarda çok eksik bıraktılar.
Bu sebepten batı kültürünü hayat tarzı olarak benimsemiştim. Handolsun Allah kendine döndürdü. Bu hususta biz yurt dışında kalanlara ne tavsiye edersiniz? Duanızı eksik etmeyin. Evinizde dini öğrenmeye ve öğretmeye gayret edin. Normalde tatil günlerinde muhakkak onun bir dini bilgi almasını sağlayın. Kolay şeyler yaşamıyorsunuz oralarda. İnşallah çocuklarınıza doğru dini anlatmaya çalışın. Selamün aleyküm. Çiftlikte yetişen tavuklardan alıp biraz kendimiz baktıktan sonra kesip tüketilebilir mi? Olabilir. Yani normalde tavuklara az bir şey kendiniz besledikten sonra en az üç gün onları temiz yiyecekler yedirdikten sonra yapabilirseniz yedi gün daha da yapabilirseniz yirmi bir gün bakaraktan keser yerseniz olabilir.
Selamün aleyküm. Erken doğumla bir erkek bebeğimiz dünyaya geldi. Birkaç saat yaşayıp vefat etti. Akika kurbanı kesmek gerekir mi? Allah razı olsun. Ona sadece isim konacak ve gömülecek. Ona başka bir şey lazım değil. Bir sorun daha olacak. Düşük bebek ve doğup vefat eden bebeğin mahşerde kadar ki hali nedir? Bunlar normalde nefes aldıysa biri bebek, o normalde nefes alıp öldüyse o direkt cennete gidiyor ve normalde cennete gittikten sonra orada birinci kat cennete tekrar onlara din anlatılıyor.
Ondan sonra normalde daha doğrusu ben ruh üflendiği zaman diyeyim. Çünkü ruh üflendiğinde o şahsiyet kazanmış oluyor. Öyle olunca birinci kat cennete gidiyorlar. Birinci kat cennete İbrahim aleyhisselam onlara tekrar din tebliğ edecek. Ondan sonra cennetin öbür makamlarına gidecek. Anne babalarına da şefaat edecekler inşallah. Selamun Aleyküm Rabbim ömrünüzü bereketli eylesin. Cümlemizi inşallah. Melekler aleminde Hazreti Cebrail, Hazreti Mikail, Hazreti İsrail, Hazreti Azrail aleyhisselam melekut aleminin reisleri ya da peygamberleri midir? Teşekkür ederim. Normalde melekler aleminde Hazreti Cebrail, Hazreti Mikail evet melekler alemlerinin reisleridir.
Hazreti Cebrail aleyhisselam bu noktada en büyükleridir. Melekut aleminin reisi hükmündedir. Selamun Aleyküm Diyanetin fetvası gereken cumalar kılınmıyor. Ne zaman tekrar kılınacak belli değil. Ne düşünüyorsunuz? Normalde bu koronavirüsü meselesi zannetmiyorum birkaç haftaya veya iki üç haftaya kadar biter. Eski haline döner inşallah. Ama arkadaşlar, kardeşler en fazla üç kişi bir araya gelip cuma kılabilirler değişik mekanlarda, dükkanlarında, evlerinde. Kılmasanız da bir şey gerekmez. Selamun Aleyküm. Zor bir durum anında Allah'tan yardım istemek yerine şeyhinden medet istemek doğru mudur? İyyâ kenâ büdü ve iyâ kenâ steyn.
Ancak Allah'a ibadet eder, ancak Allah'tan yardım dileriz. Yardım Allah'tandır kardeşler. Yani şeyhim imdat, şeyhim yardım et bunlar doğru sözler değildir. Tekrar söylüyorum. Şeyhim yardım et, şeyhim imdat et bunlar doğru sözler değildir. Biz yardımı Allah'tan dileriz. Ancak Allah'a ibadet eder, ancak Allah'tan yardım dileriz. Bir kısım sufiler, bunu böyle, bu sözleri böyle kullanırlar, bunları doğru görenlerden değiliz. Tekrar söylüyorum. Bir kısım sufiler, şeyhinden medet beklerler. Şeyhim yardım et, şeyhim bana bana rızık ver. Şeyhim işte benim elimden tut. Şeyhim beni bundan kurtar diye söylerler. Bunları doğru görmüyoruz.
İyyâken abdû ve iyâken astâîn. Ancak Allah'a ibadet eder, ancak Allah'tan yardım dileriz. Şeyhi vesile etmek ayrı bir şeydir. Şeyh'ten yardım dilenmek ayrı bir şeydir. Ayırt edelim. Böyle söyleyenler sufiliğe laf getiriyorlar. Hani bir söz var ya, öğürmesini bilmeyen köpek, kuzuya kurt getirilmiş. Bu da onun gibi bir şey. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Sürekli iç sesimle konuşuyorum. Özellikle geceleri uyumadan önce sürekli kafamın içinde hayaller ve diyaloglar dönüyor. Bazen günün içerisinde o kadar çok kendimle veya hayalimle oluşturduğum kişilerle konuşuyorum ki, bu bende baş ağrısı oluşturuyor. Bunu nasıl atlatabilirim? Az zikrediyorsunuz, Allah'ı az zikrediyorsunuz, Allah'ı az zikrediyorsunuz, Allah'ı az zikrediyorsunuz, Allah'ı hatta zikretmiyorsunuz, kendi kendinize bir sürü vesveseler, heva veseler yapıyorsunuz.
Abdest alıp Allah'ı çokça zikredin, oturun kalkın, Allah'ı ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerindeyken Allah'ı çokça zikredin. Kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder. Ayet-i Kerime bunlar, Allah'ı zikir en büyük iştir, Allah'ı zikredin, la ilahe illallah, en büyük zikirdir, en büyük zikre devam edin kardeşlerim. Selamun aleyküm, yayın başladı mı acaba saat 21.03? Hemen hemen 21.03'te veya 5'te mi? 21.10'da başlamışız. Onu da söyleyeyim, böyle gecikmenin sebebi malum, bu merkezin dibinde bir camimiz var. O caminin hoparlöründen salah okunuyor, ezan okunuyor, ardından işte tekbirler getiriliyor, dualar ediliyor. Ve o ses, burada bizim bulunduğumuz mekana net bir şekilde geliyor.
Onun bitmesini bekliyoruz, o bittikten sonra yayına başlıyoruz. Gecikmemizin sebebi bu. Canım kardeşlerim, bir daha sarılmak kısmet olacak mı? Neden olmasın? Allah'a ömür verdiği müddetçe inşallah. Hocam ilişkiden sonra gusülü abdesti ne kadar süre sonra alırız, belli bir süresi var mı? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ilişkiden sonra sağına az bir şekilde, hafif bir şekilde yatardı.
İşte 3 dakika, 5 dakika, 10 dakika kadar uyumazdı. Uyuyacak olursa, bu da hadiste sabittir, insanın uzuvlarını yıkayarakten uyuması gerekir. O da normalde uyuyacaksa, uzuvlarını yıkamadan uyuyamaz. Uzuvlarını yıkacak, temizleyecek, uzuvlarını öylesi yıkacak. O yüzden eğer zamanı müsaitse o kimsenin sağ yanına az bir şey yatacak, dinlendirecek vücudunu kadın da erkek de. Ondan sonra kalkacaklar, gusül edecekler. Bu 3 dakika, 5 dakika, 10 dakika, yarım saat bilemediniz. O yüzden ondan sonra gusletmek sünnete uygun. Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar. Herkes sufilik yolunda yürüyemez demiştiniz. Peki sufilik yolunda yürüdüğümüzü veya yürüyebileceğimizi nerede anlayacağınız? Bunu normalde kesin, net bir şekilde anlamak mümkün.
Nasıl mümkün? Rüyalarımız da mümkün. Rüya görmüş olsak dahi normalde elimizde bir delil var mı? Yok. Ama biz bir sufilik yolunda girdiysek orada son nefesimize kadar yürümeye gayret edeceğiz. Kimsenin bu noktada elinde bir delili yok. Şu kadar olacak diye. Kıyamet Müslümanların üzerine kopmayacak dediniz. Allah nurunu tamamlayacaktır, Allah'ın vaadidir. Peki Allah nurunu tamamladıktan sonra kafirliğe dönüş nasıl olacak? Normalde Allah nurunu tamamlayacak. Müslümanlar bütün dünyaya İslam hakim olacak. İslam hakim olduktan sonra bütün o hakimiyetin İslam'a geçtiğini, İslam'ın olduğunu görecek. Bütün herkes İslam'ın ne olduğunu anlayacak, yaşayacak. Sonra önce İsa Aleyhisselam vefat edecek.
Sonra Mehdi Aleyhisselam vefat edecek. Ondan sonra iyiler teker teker vefat etmeye başlayacak. Sonra Müslümanlar tekrar yoldan sapıtacaklar, azıtacaklar. Ondan sonra din tabiri caizse rafa kaldırılacak. Ondan sonra kıyamet kopacak. Hayırlı akşamlar.
Annem yoğun bakımda. Allah şifa versin. Allah yardımcınız olsun. Rabbi muhafaza eylesin inşallah. Az önce babanla görüştüm. Öyle bir şey söylemedi. Akşam saat 7.30-8.00'e doğru babanla görüşmüştüm. Böyle bir şey söylemedi. Rabbim hayırlı şifa versin inşallah. Cenab-ı Hak korusun. İnsan kendini bir sorum olacak. İnsan kendini eksik hissetmekten ve kaygıdan nasıl kurtarabilir? Eksik hissetmek yanlış bir şey değil ama bu insanda psikolojik olarak batırmaya götürmesin. İnsan kendisini tam hissetmektense eksik hissetsin. Bunu yapamadım. Tam olarak namaz kılamadım. Tam olarak oruç tutamadım. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti ve yoludur.
Hakkıyla kulluk edemedim. Ya mağbut demiştir. O yüzden kendimizi eksik görürüz her daim. Bu doğrudur. Kaygıdan kurtulmanın yolu Allah'a olan imanımızı ve inancımızı kemale erdirmektir inşallah. Babana da selam söyle. Allah şifa versin inşallah. Mesaj atın yapabileceğimiz bir şey varsa ilgilenelim inşallah. Selamun Aleyküm. Mürşide tam kapsamlı olarak nedir? Soruyu anlamadım. Mürşid olacak herhalde. Mürşid öğretici demek. Gerçek mürşid Allah'tır. Allah da yeryüzüne nasıl dinini peygamberlerin üzerinden gönderdiyse peygamberlerinden sonra da velilerle dinini yaşatır ve tebliğ ettirir. Her asırda bunlar vardır. Selamun Aleyküm. İşimizde ve maneviyatımızda kendimizi nasıl disiplin edebiliriz Allah razı olsun.
Bunu her daim söylüyorum. İnsanın kendisinin vaktine göre hareket edecek. İşinin de bir hukuku vardır. İşine göre kendini disiplin edip bundan hiç taviz vermeyecek inşallah. Arkadaşımın eşi başka bir hanıma nikah kıydı. Bunu eşi bilmiyor. Bizim bilip de susmamız mı yoksa arkadaşıma söylemem mi gerekir? Bizi ilgilendirmez. Neden bir başkasının kendi özel hayatını biz bir başkasına aktaralım? Bu doğru bir şey değil. Herkesin özel hayatı kendine. Bankaya açılan altın gram hesabı da mı faize giriyor? Bakın arkadaşlar altın hesabı açtıysa götürüp altın verdin oraya. Öyle değil mi? Onu tekrar altın olarak alacaksan faiz değil. Götürüp altın verdiysen tekrar altın olarak alıyorsan faiz değil.
Ne verdin? 24 ayar 20 gram altın verdin. Banka sana 24 ayar 20 gram altın veriyorsa sana bu faiz değil. Ama 24 ay 20 gramlık para veriyor sana. TL veriyor. Faiz oluyor. Sana altını verecek, altın olarak koyacak senin önüne. Hanefi'ye göre doğru olan bu. Artma, eksilmeye bakmıyor burada din. Kağıt paraysa kağıt para, altınsa altın. Neyse borcun veya yatırdığın onu öyle alacaksın inşallah. Altın yükselince para artıyor, düşünce düşüyor. Çekmeye kalktığımızda da para olarak çekiyoruz. Altın götürdüysen bankaya altın olarak kalacaksın. Doğru olan bu kardeşim. Selamun Aleyküm. Şeyhimiz üzerinden zuhur edecek bir kerameti görmek istememizde bir sakınca var mıdır?
Bunu ilk sufiler sakıncalı görmüşler. Şeyhlerinden keramet beklemeyi sakıncalı görmüşler. Cüneyd-i Bağdadi, senin üstadının Kur'an ve sünnete sımsıkı yaşaması en büyük keramettir demiş. Benim için yeryüzü temiz ve mescit kılındı. Kime namaz vakti gelirse bulunduğu yerde namazını kılar. Müslim ve Buhari. Cuma ve vakit namazları merkezden canlı yayından kılınmalı. Sayın Diyanet İşleri Başkanı'na cuma saatinde hutbeyi okuyun. İnsanlar canlı yayından takip etsinler. Farz olan iki rekat cuma namazını devlet başkanı veya Diyanet İşleri Başkanı canlı yayında kıldırsın. İnsanlar evlerinden tabi olsunlar. Beş vakit farz namazlar da buna dahildir.
Yeryüzünün tümünü mescidi olarak kabul etmek, yukarıdaki hadis-i şerif ve içinde bulunduğumuz durumu ele aldığımızda uygun olur mu? Namaz sırasında olası yayın kesilmesi sırasında şahıs kaldığı yerden namazı tamamlar. İnsanlar cumasız ve cemaatsiz kalmasın. Sosyal medyada böyle bir yazı okudum. Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Diyanete söyleyin bakalım Diyanet ne edecek? Muhteşemsiniz ya. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Eşim uzun zamandır dersinize geliyor çok şükür ama bazı huylar beni ve çocuklarımı aşırı derecede artık rahatsız ediyor. Her yemek yapışımda hep kusur buluyor ve bağırıyor.
Çocuklar da iyi anlaşamıyor, ilgilenmiyor. Bu konuda ne yapmanız şu anda sizi dinliyor eşim. Ve sigara içiyor içme dememe rağmen çocuklarımın rızkını sigaraya yatırıyor. Arkadaşlar bizle beraber hareket eden, yol giden kardeşler sigara haram. Birinci derecede sigarayı bırakacaksınız. İkincisi eşlerinize böyle fazla eleştirel bakmayın. Yani adamın akılsızı evde hatunla, normalde köyde de muhtarla dövüşürmüş. Adamın akılsızı olma, hanımıma evde kavga etme. Erkekler şunu iyice öğrenin. Ne kadar kavga ederseniz edin, evde eşlerinizle en son haksız, sigacak olan sizsiniz. En iyisi kavga etmeyin. Yemeğinde onda bunda, normalde kusur görmeyin. Ucundan, kenarından, orasından, burasından yemek yapın.
Hanım, yemeyin ne kadar güzelmiş, harikaymış deyin. Ayakta alkınş deyin. Size yemek yapıyor, yapmasanız ne yapacaksınız ya? Yapmayın canım kardeşlerim ya. Eşlerinizi üzmeyin. Devir, kadınların devri şimdi. O yüzden sakın devriyi iyi hesaplayın, devriyi iyi görün. Sakın kadınlara gözünüzün üstünde kaşınız var demeyin. Vallahi bir telefona bakar haliniz ha. Allah muhafaza eylesin. Devir şimdi, bakın önceden erkek erkel bir aile yapılanması vardı. Dünya üzerinde. Sonradan bu yapılanma bozuldu. Şimdi, İslam erkek erkel bir yapılanma üzerinde durur. Evin reisi erkektir. Bu bitti.
Nasıl bitti? Ardından kadın erkel bir aile yapısı oluştu. Şimdi, çocuk erkel bir aile yapısı var. Bakın, iyi dinleyin burayı. Burayı iyi dinleyin. Şimdi, Ümmet-i Muhammed'de çocuk erkel bir aile yapısı var. Yani, evde çocuğun hükmü geçiyor. Annenin, babanın hükmü geçmiyor. Çocuk evde neyi nasıl istiyorsa öyle yapıyoruz biz. Çocuk bir telefon istiyor, telefonu alıyoruz. Çocuk şunu istiyor, yapıyoruz. Çocuk bunu istiyor, yapıyoruz. Çocuğa gözünün üstünde kaşın var demiyoruz. Çocuk erkel bir aile yapısı oluştu bizde. Hadis-i şerif, hadis-i şerif kıyamet elametleri. Anne ve babalar, anne ve babalar, kral ve kraliçelerini doğurmadıkça kıyamet kopmaz.
Kral ve kraliçeleri doğurmadıkça ne demek? Çocuklarımız, erkek çocuklarımız evde kral, kız çocuklarımız evde kraliçe. Ben şu yemeği istemiyorum, bunu yiyeceğim anne yapılıyor. Ben bunu istemiyorum, bunu yapmak istiyorum, yapılıyor. Ben öyle istemiyorum, böyle istiyorum, yapılıyor. Ben bu telefonu beğenmedim, bunun üst modelini almak istiyorum, yapılıyor. Ben bu kıyafeti beğenmedim, bunu giymeyeceğim, yapılıyor. Ben bunu yemeyeceğim, yapılıyor. Ben buraya gitmeyeceğim, yapılıyor. Ben misafire çıkmayacağım, yapılıyor. Çocukların hükmü geçiyor evlerde. Anneler, babalar, medya, eğitim sistemi hepimiz de biz bundan sorumluyuz. Ne hale geldi? Çocuk ya, kendi hayatının kendisi bişecek.
Kendisi karar verecek. Ya 10 yaşındaki çocuğun ne tecrübesi var, neye karar verecek? 15 yaşındaki bir çocuğun neye tecrübesi var, neye karar verecek? 20 yaşındaki çocuğun neye tecrübesi var, neye karar verecek? Öyle bir şey oluştu ki, psikologlar, psikiyatriler, çocuk eğitimcileri, sosyologlar toplandılar. Çocuk erkil bir aile oluşturdular. Çocuk erkil. Çocuk sinemaya gitmek istiyor, gidiyor. Çocuk bara gitmek istiyor, gidiyor. Çocuk saza gitmek istiyor, gidiyor. Çocuk mini etek gezmek istiyor, geziyor. Çocuk başı açık gezmek istiyor, başı açık geziyor. Çocuk onu beğenmiyor, yenisi alınıyor. Onu beğenmiyor, o yenisi alınıyor. Çocuğun harcadığı paranın haddi hesabı yok.
Kimse çocuğa hesap sormuyor. Anneler çocuklarına hesap soramıyor. Babalar çocuklarına hesap soramıyor. Çocuk ne diyorsa o oluyor. Çocuk erkil bir aile oldu şimdi. Böyle oldu. Hepimizin ailesi böyle ha. Sakın bunları söyleyen benim, Mustafa Özban'ın ailesini farklı olarak görmeyin. Mustafa Özban'ın ailesi de aynı oldu. Değişmedi bir şey. Eğer mümkün mü bir babanın şimdi çocuğuna bir laf söylemesi, bir baba çocuğunu terbiye etmeye kalkarsa önce anne dikiliyor. Anne çocuğunu terbiye etmeye kalkarsa baba dikiliyor. Anne baba çocuğunu terbiye etmeye kalkarsa dedeler, neneler dikiliyor. Ve çocukları terbiye eden youtuberlar, çocukları terbiye eden internet, çocukları terbiye eden artık ne yazık ki bakın, ne yazık ki ne dediğini bilmeyen, ne konuştuğunu bilmeyen, erkek mi kadın mı belli olmayan, hayat standartının ne olduğu belli olmayan internetteki youtuber denilen kimseler.
Gözler takmak, kirpikler, yelpaze gibi, gevşek gevşek konuşanlar, hayat standartları, hiç insanların hayat standartları gibi olmayan, lüks villalarda, lüks arabalarda, lüks dairelerde yaşayan youtuberların hayat standartları. Vücut senin, geçenlerde birisi göndermiş, kız çocuğu için söylüyor. Vücut sizin istediğiniz gibi kullanırsın, hain. Vücut nerede o çocuğun? O zaman vücut o çocuğun kendisinin ise istediği gibi fuhuşa mı göndereceksin? İstediği gibi açıp, istediği gibi her türlü melaneti işlemesine göz mü yumacaksın? Akın senin istediğin gibi, şirk ehlim olsun, küfür ehlim olsun. Çocuklar bunları izliyorlar şimdi. Hepimizin çocukları izliyor. Hepimizin.
Biz bunu durduramıyoruz. Biz bunu yok edemiyoruz. Biz bunu önleyemiyoruz. Ümmet-i Muhammed'in çocukları gidiyor. Ümmet-i Muhammed'in çocukları, aileleri dağılıyor. Ümmet-i Muhammed'in ailesi dağılıyor. Şimdi bir kadın isterse, erkeği istediği anda evinden uzaklaştırabilir. Bir telefon açsa, 155'e dese ki, eşim beni dövme noktasına geldi. Bana fiili olarak taciz ediyor dese, evden uzaklaştırma var anında. Sen kime laf söylüyorsun şimdi ya? Kime laf söylüyorsun? Sen elini kaldırsan, kaldırmanızı istemeyiz. Sufi ahlakında bir adamın eşini dövmesi yoktur. Sufi ahlakında bir erkeğin çocuğunu dövmesi yoktur. Ama terbiye etmesi vardır.
Özür dilerim. Ama şimdi anneler babalar terbiye edemiyor ki. Anneler babalar kimseyi terbiye edemiyor şu anda. Hangi anne baba çocuğuna ne kadar laf geçirebilir ki? Yapma diyorsun, yapıyor. Söyleme diyorsun, söylüyor. Namaz kıl diyorsun, kılmıyor. Oruç tutuyorsun, tutmuyor. Dinlemiyor annesinin babasını. Bunu al, bunu giy diyorsun, giymiyor. Bir şey alıyorsun, para varmış yokmuş dinlemiyor. Ve bir dükkanda şahit oldum. Bir dükkana gitmiştim, orada şahit oldum. Kız çocuğu annesini öyle zorluyor ki, bunu alacaksın, Allah alacaksın, alacaksın, Allah alacaksın. Kadıncağız öyle söylüyor olmuyor, böyle söylüyor olmuyor. Yavrum alamayın şimdi, sonra alalım, şöyle yapalım.
Yok dinlemiyor, ağlıyor, tepiniyor. Ben kendi kendime düşündüm, bu kadının belki de parası yok, belki de alacak durumu yok, belki de onu ihtiyaç görmüyor. Ama çocuk onu dinlemiyor. O yüzden şimdi, çocuk erkil bir aile oldu. Kıymetli kardeşler, çocuk erkil bir aile olduk. Çocuklarımız evin prensi veya kraliçesi oldu. Onlar ne diyorsa o oluyor, Allah muhafaza eylesin. Önceden, bunun bir öncesi, bir tık öncesi, bazı ailelerde kadın erkil oldu. Kadın hükmediyor her şeye, erkeğe de kadın hükmediyor. Parasına kadın hükmediyor, ne alacağına, ne almayacağına, ne yiyeceğine, ne içeceğine, ne giyeceğine, ne zaman yatacağına, ne zaman kalkacağına, kimlerle görüşeceğine, kimlerle konuşacağına, kadın hükmediyor.
Kadının sevdikleri, kadının istedikleri eve giriyor. Kadının sevdiği, kadının istediği akrabalarla görüşülüyor. Kadının sevdiği, kadının hoşlanmadığı, kadının sevmediği, kadının hoşlanmadığı bir akrabayla görüşülmüyor. Bu amca olsun, bu teyze olsun, bu hala olsun, bu işte akraba olsun, hiç önemli değil. Kadın onu sevmiyor mu? Sevmiyor. Bitti. O evden içeri ne amca girebiliyor, ne hala girebiliyor, ne teyze girebiliyor, ne dayı girebiliyor, hiç kimse giremiyor. Kadın sevmiyorsa o eve hiç kimse girmiyor. Kadın erkil bir aile oldu. Ne yazık ki bu hale geldik. Allah muhafaza eylesin inşallah. Anne babaya erkek çocuk bakmakla yükümlü demiştiniz. Eğer oğlu yoksa kızı varsa kız çocuğu mu bakmakla yükümlü olur? Olmaz.
Kız çocuğu evleniyor, evlenince normalde kocasının hükmünde. Eğer kocası ona müsaade ederse bakabilir, kocası müsaade etmezse bakmaz. Ama kocaların, kız çocuklarına, kocaların eşlerine, anne ve babalarına bakmalarına müsaade etmeleri adamlar için, erkekler için gerçekten saygı duyulacak, alkışlanacak bir hareket ve ibadet. Bakın bu bir ibadet. Normalde erkek buna müsaade etmek zorunda mı? Değil. Ama müsaade ederse çok iyi bir hareket yapmış olur, ibadet etmiş olur. Biz yakın zamanda altın hesabı açtık, al sat aynı bir şey diye düşündük ama faiz olduğunu bilmiyorduk, bankadan değil de normal kuyumcudan mı alalım? Ya normalde bankadan alıp satabilirsiniz altını, bunda bir sıkıntı yok.
Bankaya altın da satabilirsiniz, bunda bir problem yok. Bakın, bankaya altın hesabı açtınız, altın götürdünüz, banka size öderken ne ödedi? Peki, altın mı verdi, para mı verdi? Götürdünüz, 20 tane sarilere koydunuz bankanın önüne. 20 tane sarilere, sarilere olarak mı yazdı, para olarak mı yazdı? Para olarak yazdı. Dediğimiz bu. Selamun Aleyküm Hocam, affınıza sığınarak sormak zorunda kaldım. Çünkü burada etrafımda kimileri haram, kimileri helal diyor. Bir Müslüman olarak porno filmi izlemek haram mıdır? Canım kardeşim, porno filmi izlemek haramdır. Ama normalde zina etmiş gibi, canlı zina etmiş gibi değildir. Haramdır, günah kebârdır. Mümkünse uzaklaşmaya gayret edin.
Selamun Aleyküm. Resulullah Efendimiz herhangi bir hastalık için Allah'a dua edip, bunu falanca tarafa gönder diye niyaz etmiş midir? Biz de bu şekilde dua edebilir miyiz? Hiç böyle bir hadis-i şerif okumadım, bunu filanca yere gönder diye bir hadis-i şerif okumadım. O yüzden normalde bunu filanca yere gönder diye böyle bir dua edilebileceğine inanmıyorum. Şu an cennette yaşayan birileri var mı? Var. Şu anda cennette yaşayan birileri var. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Sadakayla ilgili çok hadis okudum. Son zamanlarda durumum çok yok. Kendi bünyemde az da olsa sürekli sadaka veresim var. Bu nefsimle alakalı mı? Allah razı olsun. Bir yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinizi söndürünüz.
O yüzden bunda bir beis yok. Geceniz hayrolsun. Ben hanımın altınlarının zekatını veriyorum. İşçiyim. Bana dışarıdan herhangi birisi zekat verebilir mi? Hanımının altınları hanımına ait. Hanımının altınlarının zekatını vermek zorunda değilsin. Hanımına bakmakla yükümlüsün. Zekatını vermekle yükümlü değilsin. O hanım da bileziğinin biraz ucundan kestirecek. Canından can gider gibi onun zekatını verecek. Selamun Aleyküm. Aynı bankada hem TL hesabım hem altın hesabım var. Maşallah sıvhanallah. Allah fazlalaştırsın inşallah. Bu TL hesabımdaki parayla interaktif işlemle altın alıp yine altının değeri yükselince interaktif işlemle satış yapıp TL'ye çeviriyorum. Bu işlemleri telefon ve bankamatikten yapıyorum.
Bazen düşük değerde de bozdurabiliyorum. Bu alışveriş bir de sakınca var mı? Canım kardeşlerim bakın bunlarda normalde ben hani faiz oluyor diyorum ya bu normalde hiç kimse şunu sormuyor. Bu faiz olmasına rağmen bu alışverişi yapabilir miyiz yapamaz mıyız diye. Bakın burası farklı bir şey. Bana soruyorlar bu faiz diyorum. Bunu yapabilir miyiz yapamaz mıyız? Bakın bu farklı bir şey. Hanefi'ye göre Darül Harp'te harbinden faiz alışverişi yapılır mı? El cevap yapılabilir. Bakın bu fetva ayrı. Ama bu faiz mi? Faiz. Ama Darül Harp'te harbiyle bunu bu işlemi yapabilir misin? El cevap yapabilirsin. Selamun Aleyküm Diyanet Eşleri Başkanı. Zekatların dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması caizdir diye bir açıklama yaptı.
Ramazan ayına yaklaştığımız şu günlerde bizlere tavsiyelerinizi lütfederseniz sevinirim. Ayrıca sohbetin yanı sıra görüntü kalitesi ve sunum da çok güzel. Allah sizlerden razı olsun. Teşekkür ederiz. Diyanetin normalde bu fetvasını bilmiyorum. Ben kendimce Kur'an sünnet tarihinde bildiğim bir şey vardır. Yani zekat fakirinin hakkıdır, miskinlerin hakkıdır, Allah yolunda koşuşturanların hakkıdır. Türkiye standartlarında söylüyorum. Borçların hakkıdır. Ben ya bir kendi elimle gidip veririm göz göre göre bile bile ya da çok inandığım, güvendiğim bir kimseye derim ki senin etrafında bir insan varsa al bunu ver. Ben başka bir şey bilmem. Annem aylığından aç parası biriktiriyor. Ekim ayında nisan miktarı bir yılı dolacak.
Bir yıl dolmadan Ramazan ayında zekatını verebilir mi? Verebilir. Verebiliyorsa bir yıl dolana kadar parasını üzerine eklerse ne yapması gerek? Hiçbir şey yapmasına gerek yok. Selamun Aleyküm beni bazı geceler korkutuyorlar ağırlık şeklinde üzerime çöküyor. Boğuluyorum bu durumda ne yapmam lazım? Tövbe et, zikret, ibadetlerine devam et, eksiklik yapma. Selamun Aleyküm hocam. İyi yayınlar. Epifiz bezini dinle bağlaştırabilir miyiz? Epifiz bezine bilmiyorum canım kardeşim. Selamun Aleyküm vefat eden zikir ehli bir kişi ailesinden ve etrafından haberdar mıdır? Hakkınızı ele alın. İnşallah sen haberdar olursun. Selamun Aleyküm devlet büyüklerimizin açıkladığı biz bize yeteriz diye toplanan yardımlaşma sizce doğru mu?
Cumhurbaşkanı zekatlarınız da veriniz dedi. Sizce nasıl davranmalıyız? Geceniz hayır olsun. Devlet yardım toplayabilir, devletin böyle bir hakkı var. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Ben zekat vereceksem kendi elimle veririm. Veya işte örneğin atıyorum. Bu soruyu soran kimseyi tanıyorum. Ona derim kardeş senin burada etrafında birisi varsa ona verelim derim. Örtülü ben ibadet, hani Hazreti Ayşe annemize demiş ya kurbanını keserken başındadır. Kurbanını keserken başındadır. İbadet, zekatımı ben kendim veririm, güvendim bir kimseye veririm. Bitti. İbadet yeter aldandığımız. Bir dergaha gittiğimi, selamun Aleyküm, bir dergaha gittiğimi, üstadımın ismini söylediğimde senin şeyhin, yalancı şeyh değil, kendisi yanacak, arkasında da sizi de yakacak demişti.
Böyle söyleyen kişiler karşı tavrımız normalı. Adamın elinde bir delil varsa koysun delilini. Selamun Aleyküm. İlk ders aldığımda manevi hal ve rüyaları şu an göremiyorum. Bu manevi olarak düştüğümü mü gösterir? Büyük bir ihtimal. Bu noktada ne yapmamız lazım? Fırından çıkmış taze ekmek gibi hep taze olmak lazım. Ey gönül yan yakıl ham kaldıkça senden aşk kokusu, gönül kokusu gelmez.
Ateşte yanmadan koku veren öte ağacını sen nereden gördün? Divanı kebir. İnsan gönlünü, kendi kendinin gönlünü yakması nasıl olur? Ah bir seversen, bir aşık olursan, öyle bir kendi kendini yakarsın, öyle bir kendi kendini yakarsın ki. Ateşinin kokusu ta ötelerden duyulur. Bir kadının kocası sürekli alkol oluyor ama kadın bir yerde pes etti artık, içme demiyor.
Fakat içmesine de gönül yok. Kocası diyor ki, eve kardeşim de gelir, içer, arkadaşım da gelir, içer diyor. Bu yüzden tartışma çıkıyor. Kadının bu durumda ne yapması lazım? Zor bir durum. Yani içki içmek haram, gıybet etmek de haram. Dedikodu etmek de haram. O da bir haram işliyor. Dua edelim, tövbe etsin, geri dönsün inşallah. Selamun Aleyküm'ün hükümet bağış kampanyası başlattı. Vay bu bağış kampanyası bu geceyi esir aldı ya. Daha önce başlamış olan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş'ın bağış kampanyasını iptal etti. Bu konuda fikirlerini paylaşır mısınız? Geceniz mübarek olsun. Ne diyeyim kardeşim, devletin işleyişi, devlet bir istediğini yapar.
Devlet bu. Allah Allah. Devletin yaptığı şey, devletin Kur'an'ın, devletin bu noktada hukukuna, anayasasına aykırı değilse, devlet doğrudur. Yani devletin anayasası var, devletin bir hukuku var. Devlet kendi anayasasını ve hukukunu işletiyorsa, devletin devletçe yaptığı doğru olmuş olur. Ama yok, biz sivrisineklerle ulaşıyoruz. Biz normalde, beni sivrisineklerle uğraştırmayın. Bataklığı görmüyorsunuz. Bataklığı görmüyorsunuz. Sivrisineklerle ulaşıyorsunuz. Devlet bunu böyle yapmış, doğru mu? Meyhaneleri doğru mu diye soranınız var mı? Devlet genel evlerine müsaade ediyor, soranınız var mı? Devlet kumar oynatıyor, soranınız var mı?
Devlet faiz alıyor, soranınız var mı? Devletin anayasası Kur'an mı, sünnet mi? Neyini sorguluyorsunuz? Devletin bir anayasası var. O anayasaya da bu insanlar gitmişler, darbe anayasası yüzde doksan kusuru evet demiş. Bunun üzerine kalkıp söylenecek bir laf var mı kardeşim? Anayasaya uygunsa uygundur. Anayasaya uygun değilse, söyleyecek bir lafınız var. Uygun değilse, uygun değildir. O zaman gidersiniz, devletin mahkemeleri var. Mahkemeye müracaat edersiniz. Dersiniz ki, bu anayasaya uygun değil. Verin mahkemeye. Yani eğer İstanbul Belediyesi'nin veya Ankara Belediyesi'nin veya başka bir belediye'nin yardım toplamasının yasaklandıysa, onlar da gitsinler, yürütmeyi durdurma kararı aldırsınlar, yardım toplasınlar.
Yani böyle bir hakları varsa yapsınlar, ne var bunda? Bunun dinen, bakın devletin işleyişiyle alakalı dinen helal mı, haram mı, caiz mi, değil mi diye sorgulanması bataklığın görülmemesi. Bu devlet, Kur'an ve sünnet kaidelerine göre çalışan, Kur'an ve sünnet hukukunu, kendisini hukuk kabul etmiş olan bir devlet sistemi değil. Devletin o yüzden bu noktadaki kanunlarını, kaidelerini, hukukunu, Kur'an ve sünnet tarihinden yorumlamak caiz mi, değil mi demek boş muhabbet canım kardeşlerim. Boş muhabbet, devletin şu anda anayasası veya hukukunun hemen hemen hiçbir bölümünde İslam hukuku ile alakası ve bağlantısı yok. Birisi Türkiye Cumhuriyeti devleti, İslam devletidir derse suç işlemiş olur.
Veya birisi, burada İslami bir hukuk var, bu İslam hukukuna uygun derse, devletin işleyişini normalde dini bir hukuka, dini bir fikriyata işletmekten suç işlemiş olur. Kendinize gelin, Allah muhafaza eylesin inşallah. Yani ben yanmaktan veyahut da sorgulanmaktan, korktumdan değil, meselenin özünü söylüyorum. Meselenin özü ne? Meselenin özü şu, arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir İslam devleti değil.
Hukuku da İslam hukuku değil. Bunu kim böyle söyler derse, böyledir derse suç işlemiş olur. Aslında burada devletin zekat toplaması da, zekat toplaması da, layıklığa aykırı. Devlet zekat mı toplarmış, İslam devleti değil. Madem layık, demokratik, insan haklarına dayalı hukuk devleti, ee layık devleti ne olarak tanımladılar bize?
Din ve devlet işlerinin ayrı olması. Devlet dine dayalı bir hüküm mü koyar? Devlet dine dayalı bir şey mi yapar? Devletin hukuku ve hükmü mü değişti? Haberimiz mi yok bizim? Selamun aleyküm. Nasıl anlatacağımı da bilmiyorum ama bir yerden başlayayım.
Ben son üç yıldır içinde bulunduğum bazı şeyleri fark etmeme rağmen, iradesiz yaşar olmuşum namaz kılmamak, ezan sesine tahammül edememek, adı bilinmeyen bir sürü hastalıkla uğraşmak gibi, psikolojik olarak da berbat haldeyim, evliliğim bu süreçte çok kez bitme aşamasına geldi. Hala çok sıkıntılı, tevafuk bu ya birçok farklı büyüğe maruz kaldığımı öğrendim. Evden de çıktı zaten, bir zat muska vesaire yaptı. Rabbime şükür ama aylar geçmesi rağmen eşim ya da ben çıkarınca direkt hasta oluyorum, kalbe vuruyor, olacaktı en olmaz kalp ağrıları çekiyorum. Etkisinden bir şey kaybetmiyor, sanki ilk günkü gibi güçlü bir şekilde deniyor. Her şey en başa, dua ediyorum ama gücüm de yok Allah rızası için yardım bekliyorum.
Canım kardeşim, la ilahe illallah'a devam inşallah. Selamun aleyküm, cumartesi günkü sohbeti Hazreti Yusuf Aleyhisselam'ın ona seni seviyorum diyenlerden sıkıntı çektiğini söylemiştiniz. Birini sevdiğimizde ister istemez o kişiye zararımız dokunuyor mu? Ne yapacağız, sevmeyeceğiz mi? Boşlar, biz sevelim o zarar çeksin ya. Korona virüs sürecinde dünyada ve ülkemizde normalleşme nasıl sağlanır hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor. Her karanlığın zirve noktası sabahtır. Ümitsiz olmayın inşallah. Ümitsizlik asıl sıkıntıdır. Ümitsizlik şeytanıdır, Allah muhafaza eylesin. Şaban ayında kaza oruç borcumuzu yerine oruç tutabilir miyiz? Evet, niyetlenirken bu durumu belirtmeli miyiz?
Kaza orucu olarak niyetlenin, Hazreti Ayşe annemizin sünnetidir. Selamun aleyküm, babam mürşidi kamilli, dergahları, namazı, orucu mantıklı bulmuyor. Ve hep bu konularda ters düşürüyoruz, dalga geçiyor. İlk sizle tanıştığımda ona da anlatmıştım, onunla içine siner diye. Ama sinmedi. O günden beri hep laf ediyor kendince. Beni kurtarmak için size de namaza da Kur'an sünnet tarihinde yaşama mantığında laf ediyor. Bir rüyamın tevhinde manen rızkının olduğunu öğrenmiştim. Ona dua etmem gerektiğini öğrenmiştim. Kısa süreli itikafa girdiğimizde ne kadar ve ne çektiğimiz belli oluyor. Tevhide devam. Selamun aleyküm. Kanuni Sultan Süleyman Sadrazamı'nın kendi iradesinden korumak için, yani öldürmemek için yemin ediyor.
Sonrasında ya da zamanın kadısından fetva alıyor onu öldürmek için. Kadı uyuduğun zaman ölü sayılırsın. Ölü olduğun için yaptığından yükümlü değilsin diyor. Ve o kişiyi katlettiriyor. Lakin bu emiri verirken uyku halinde değil bu durumda bu fetva ne kadar doğru. İlk defa şimdi senden duydum fetva doğru değil. Ben İstanbul'dan küpeli dervişiniz, Salih ve Büyükbaşı. Tüm derviş kardeşlere selamun. Eyvallah, aleyküm selam. İlla ki küpeli derviş olduğunu da beyan edecek. Küpe muhabbet açıldı ya. Siz sohbeti bitirirken Fatih'i okuyoruz ya, dersimizi yapmışız. Sayılıyor muyuz? Yoksa virdimizi çekmene miyiz? Çekçeniz virdi. Allah yiyesin inşallah. İlk yaratılan insan Adem aleyhisselamdan beri tüm yaratılanlar Mehdi aleyhisselamdan sonra gerçekleşecek.
Kıyamete mi mizana çıkacak? Evet. Muayyen zamanımda rüyalarımda korkutuluyorum. Ayeti okuyamadım, namaz kılamadığım için ne yapmam önersin? Tevhide devam. Rüyamda 60 bin çek dendi, o zaman olurdu istendi dendi. Fakat ne çekeceğimi hatırlamıyorum, hakkınızı helal edin. 70 bin tevhide niyet et. Hayırlı geceler eşim babasıyla sürekli çatışma halinde. Hiç anlaşamıyor, böyle yapmamasını söylüyorum. Yine de aynı nasıl yol izlemem lazım. Bir kimse babasıyla kavga ederse en büyük hatasını yapmış olur. Yeme içme konusunda bir türlü kendimi terbiye edemiyorum. Çok kez dinledim sizden süfü, az yer, az konuşur, az uyur diye ama oruçlu olmadığım zamanlarda yeme isteğimi bir türlü frenleyemiyorum.
Fazla yedikçe sizin sözünüze ihanet etmiş gibi hissediyorum, huzursuz oluyorum. Nefsimi bu konuda terbiye edebilmem ve nefsin terbiyesi konusunda dua buyurur musunuz? Oruç tut bol bol, kendini oruca vakfet, az yemeğe vakfet. Bakın kıymetli dostlar, bu son zamanın en büyük hastalığı çok yemek ve insanlar ne yazık ki çok yiyorlar. Her birisi obez, her birisi obez. Aynı hastalık bende de vardı. Normalde ben de önceden çok yerdim ve kendi kendimi de aldatıyordum. Su içsem yarıyor diyordum. Yalan, biz yiyoruz. Ben normalde böyle yeni derviş olduğumda da çok zayıftım. Yeni dervişliğimde de zayıftım. Kendi kendimi oruçla terbiye ederdim.
Yani bunu kendimi böyle meth etmek için söylemiyorum. Bir yalan söyledim hemen oruç tutardım. Bir kadına gözüm kaydı hemen oruç tutardım. Veyahut da böyle içim bozuldu hemen ertesi gün oruç tutardım. Kendi kendimi oruçla terbiye ederdim. Ben böyle dervişliğimin ilk yıllarında 59-60 kiloydum ben. Sonra Şeyh Efendi ile seyahatlere çıkmaya başlayınca Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin yemediğini bana yediriyordu. Mustafa Efendi bitir bunu. Mustafa Efendi ye bunu. Ben yemeğe alıştım. Bunda da bir hikmet var dedim. Sustum. Şeyhi bir insanı ye deyince yiyecek çaresi yok. Ye Mustafa Efendi yiyordum ben. Tabii bizim seyahatler de uzun sürüyordu. 10 gün, 15 gün, 18 gün, 20 gün sürdüğü seyahatler oluyordu. Tabii beldeden beldeye dolaşıyoruz, şehirden şehire dolaşıyoruz.
Farklı kültürler, farklı arkadaşlıklar. Ben bir de ardından 28 Şubat bir de iflas ettim. Bir tartıldığımda 133 kiloydu. Sonra hızla ben bir diyet yapmaya başladım. Şu anda kıymetli dostlar 87 ile 89 arasında gidip geliyorum. Yememeye gayret ediyorum, az yemeye gayret ediyorum. Sağlığıma kavuştum. Bakın, sağlığıma kavuştum. Şimdi anne babalar çocuklarını obez yapıyorlar, çok yediriyorlar. Çocuklar da anne babalarını istedikleri gibi oynattıkları için şunu yap yapıyorlar, bunu yap yapıyorlar, şunu yiyeceğim yiyorlar. Zayıf çocuk ender görüyorsunuz. Çok ender görüyorsunuz. Ve çocuklar normalde ve aileler rahatlar şimdi.
Herkes her şeyi istediğini alıyor, yiyor, içiyor. Semirdik hep beraber biz. Bakın semirdik. Kilosu olmayan kimse yok. Oysa Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ye göbekli bir dervişe parmağını uzattı böyle, bizden değil dedi. Göbeğini bizden değil dedi. Şimdi kadınlar göbekli, erkekler göbekli, çocuklar göbekli, herkes göbekli. Kadınlar da kendine dikkat etmiyor. Kadınlar da kilolu. Kadınlar da göbekli. Hiç kendi kendine düşünmüyor. Bu adam beni beğenecek mi, beğenmeyecek mi? Erkekler göbekli, kendi kendilerini düşünmüyorlar. Bu kadın beni beğenecek mi, beğenmeyecek mi? Ya eşlerinize dahi saygınız yok mu? Evli olan erkekler, evli olan kadınlar, eşlerinize saygınız yok mu?
Eşlerinize karşı bu beni beğenir mi, beğenmez mi diye düşünmüyor musunuz? Yani göbekli bir adam düşünün ya. Bir kadın göbekli bir adamı ne kadar beğenir? Göbekli bir kadın düşünün. O göbekli kadını bir adam ne kadar beğenir ya? Bunu kendi kendinize düşünün, hesap edin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin beğenmediğini kim beğenir? Tekrar altını çiziyorum. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin beğenmediğini kim beğenir? Göbeğine elinin parmağını sokmuş, bizden değil demiş. Kim beğenecek şimdi göbekli kadını veya göbekli erkeği? Kim beğenecek göbekli sufiyi? Bir terenine tutturmuşlar.
Yiyelim, içelim de günah işlemeyelim. Yiyorsun, içiyorsun, günahı da işliyorsun. Az yiyin arkadaşlar, az yiyin. Kendinizi terbiye edin. Az yiyin. Bütün hastalıklar çok yemekten. Zahiri hastalıkların büyük bir çoğunluğu çok yemekten. Manevi hastalıkların büyük bir çoğunluğu çok konuşmaktan ve çok uyumaktan. Az yiyin. Oruç tutun. Kendinize küçük kaseler, küçük tabaklar alın. Küçük küçük yiyin. Az. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şu dünyadan doymadan göçlü gitti ya. Doymadan göçlü gitti. Doymadı. Siz yiydikçe yiyoruz biz. Yiydikçe yiyoruz, yiydikçe yiyoruz, yiydikçe yiyoruz. Allah muhafaza eylesin.
Biz soruları bitirmeye kalkarsak baya davar soru. Saat yarım oldu. Neyse. Rüzgar gibi geçiyorum. O yüzden uzun olan soruları okumayacağım. Hakkınızı helal edin. Rüzgar gibi geçeyim için. Yatağımıza girip salavat çekerek uyumakta sıkıntı var mı? Ben hiç yapmadım. Allah'ı zikrederim. Daha iyi. Televizyondan canlı yerine takılıp imama uyup namaz kılınabilir mi? Sorulacak şeye, ne o? Diyanete sorusunlar bakalım ne cevap verecekler. Selamun aleyküm.
Faizle çalışan bir devletin, diyanet imamının arkasından namaz kılınır mı? Normalde imam günahkar da olsa ona tabi olunur. Hanefe'ye göre bunda sıkıntı yok. Bu yaşanan olaylar kehanet olarak söylenir. Bu ne kadar doğru? Hiç öyle şeylere kafam basmaz. Hazreti Ömer 40 yaşında, 40. Müslümandı. Peki o kadar peygamber geldi? Müslüman sayısı neden azdı? Mekke gibi yerlerde. Ayet-i kerime var. Çok azınız iman eder diye. Hala daha gerçek Müslüman az. Selamun aleyküm Muhammed. Ben internet sohbetlerinizi izliyorum. Bugün de internet sitenizden virgilerinizi gördüm. Bugün ya nasip dedim, başladım. Sizden ricam beni derganızı kabul edip bana ders verir misiniz?
Ben size ve derganız yakın olmak, yetişmek istiyorum. Sizden ve derganızdan Allah rızası için dua talep ediyorum. Herkesten Allah rahatsız olsun. Allah yardımcınız olsun. Rabbim kabul etsin. Devam et canım kardeşim. Selamun aleyküm. İman eden kimselerin salat ve selam göndermesi nasıl olmalı? Nasıl bir tefekkür içerisinde bulunmalıdır? Teşekkür ederim. Kime salatu selam ediyorsan ona rabıta et. Yani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini düşün. İnşallah. Hızlı gidiyorum. Selamun aleyküm. Eşimle aram çok kötü. Dua eder misiniz? Eşinle aranı düzelt. Âlimle birlikte yaşıyorum ve çalışıyorum. Bana zekat düşer mi? Kenarda param varsa düşer.
Gıybeti kalbimizden geçirince gıybet olur mu? Dışarı çıkınca, zuhur edince haram olur. Mezheb imamları hakkında açıklama yapar mısınız? O uzun manevi virüslerden temizlenme yolundadır. Tövbe. Uzun soruları geçiyorum. Tenha yerlere çıkmakta bir beysi var mı? Dağ dere kenarı gibi. Kardeşler şehirdesiniz. Şehirde oturmaya devam edeceksiniz. Pazartesi gününden beri nafile orucu tutuyorum. Cuma gününde devam edebilir miyim? Edebilirsin. Canlı yayındaki ders bittikten sonra soruların bitmesini beklemek zorunda mı? Hayır. Bir sohbetinizde sufilik yolunun kolay yürünmediğine, örneğin evli bir kişinin yanında yatmakta olan eşini bir anda farklı bir surette görebileceğini değinmiştiniz.
Bugün durumlarda kişinin tavrı ne olmalı? Şeyhine müracaat edecek. Bayramda sizinle doya doya bayramlaşırız inşallah. Bahsettiğiniz üçler, beşler, üçcüzler, beşcüzler, veliler ve yer ve gök ehli için Perşembe geceleri peygamberimizle beraber Hira, Nurdağ'ın toplandıkları söylenir. Merak ettim toplanıp ne konuşuyorlar? Toplanıp konuştuğunu söyleyenlere bir sor. İki günü bir olan ziyandadır Adi Şerif, hamdolsun. İki günümüz bir değil, hamdolsun. Hocam rüyamda gökyüzünde yıldızlarla besmele-i şerifi yazılı görmek ne anlıma gelir? Her işini besmeleyle yap. Atasoy, Kemal herhalde sensin ki kendinden dolayı bu rüyayı sormuyorsun.
Yok, bilmiyorum ki ya, kim sordu? Koronavirüsü ne zaman geçer? Geçti bile ya, boş ver. Ne zaman bir rahat nefes alırsın? Nefes alıyoruz işte, neyimiz var? Allah iyi etsin inşallah. Sıkıntı yok. Takıntılarımıza nasıl kurtulabiliriz? Takıntısına bağlı. Hocam bu internet üzerinden gram altın yapılması ve bozulması caiz midir? Yaptırın, yapın bakalım. Hayırlısı inşallah. Bakı kitaplarını ve Kur'an meali okur, abdesti almak ve ete sütürlü olmak gerekir mi? Olursa hoş olur. Bir mürşidi Kamil'e bağlıysak ahirette de üstadımızın yanında toplanacak mıyız? Biz öyle inanıyoruz. Arkadaşlar, çok hızlı geçiyorum. Ya da hızlı geçmeyin bunları bir dahaki derste mi devam ettireyim?
Ama çok uzun sorularınız. Hakkınızı helal edin. Hocam, ismim Yavuz Selim. Az önce konuşmanızda Korona ile alakalı 2-3 haftaya geçer dediniz. Bu hissiyat mı yoksa tahmin mi ya da adı neyse bizi açıklar mısınız? Dilimizden öyle çıkmış ya.
Selamun Aleyküm ben çalışıyorum. Çalıştığım iş yerine namaz kılıyorum ama arkadaşın biri ben çalıştırırken sen namaz kılamazsın diyor. Kul hakkına giriyorum. O da kılsın. Namaz var. TL hesabımızdan gram altın hesabından paramız kadar gram altın alıyoruz. Sonra bozduruyoruz o günkü kur üzerinden fazlası faiz mi oluyor? Faiz oluyor ama yaptırabilirsiniz öyle söyleyeyim. Yüzdelik almıyorum bunlardan ama yaptırabilirsiniz. O cennet nerede demiş. Allah sana göstersin inşallah. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Bugün belki de uzun oldu ama soruları bitirmeye gayret ettik.
Son dönemdeki soruların bazılarını okumadım uzun olanları. Onlar da haklarını helal etsinler inşallah. Geceniz hayır olsun. Al-Fatiha. Selamat.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi