TASAVVUF VAKFI MERKEZ (MUSTAFA ÖZBAĞ SOHBETLER) - 14 MART 2020
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Mart 2020 · 1:28:58
Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. İslamcı düşüncenin modernliği bu evrensel devlet anlayışından gelir. İslamcıların ilk Müslüman toplumuna atıfta bulunmaları ve tarihi reddetmeleri,
tek başına düşüncelerine arkaizm damgası vurmaya yeterli değildir. Bir başka fundamentalist düşünce olan protestan reformu, bilindiği gibi ekonomik ve siyasal modelleşmeye geçişte en iyi araçlardan biri olmuştur. Peygamberin sünneti, tarihten çıkan geleneği kuşatmaya ve böylelikle bir modernliği kapsamaya imkan sağlar. Modernlik, selefilerde olduğu gibi salt dışsal bir olgu değil, Müslüman topluma özgü bir veridir de. Peki, İslamcı düşünce programını yerine getiriyor mu? Soru işareti. Bize göre başarısızlık vardır. Çünkü İslamcı düşünce modernliği düşünmeye çabalayarak izlediği düşünsel yolun sonunda geleneğin İslami siyasal muhayyelesiyle ve onun temel açmazıyla buluşur.
Siyaset ancak bireysel erdem temelinde yükselebilir. Oliver Roy Bu akşam inşallah bu Oliver Roy'un bu analizini konuşmaya çalışacağız. Ama buradaki asıl saptanmış soru, peki İslamcı düşünce programını yerine getiriyor mu olacak? İslamcı düşüncenin modernliği bu evrensel devlet anlayışından gelir.
İlk Müslüman toplumun atıfta bulunmaları ve tarihi reddetmeleri tek başına düşüncelerine arkaizm damgası vurmaya yeterli değildir. Bir başka fundamentalist düşünce olan protestan reformu bilindiği gibi ekonomik ve siyasal modernleşmeye geçişte en iyi araçlardan birisi olmuştur. Peygamberin sünneti tarihten çıkan geleneği kuşatmaya ve böylelikle bir modernliği kapsamaya imkan sağlar. Arkaizm, bir meselede kullanıldığı çağdan daha eski bir çağa ait biçimi, yapının özelliği, kelime anlamı bu. Modernlik selefilerde olduğu gibi sattıssal bir olgu değil, Müslüman toplumu özgü bir veridir. Hani geçen hafta üç bölüme ayırmıştık. İslamcılar vardı, ondan sonra batılılaşmış aydınlar vardı.
Bunları tanımlarken İslamcıları da tanımlamıştık. İslamcılar nelerdi? Bunlar direkt Kur'an ve sünneti kendilerine ölçü edip, arada olan o kültürel bağlamda yapılan İslam dışı şeyleri reddedenlerdi. İşte oradan devam ediyor. İslamcı düşüncenin modernliği bu evrensel devlet anlayışından gelir. Evrensel devlet anlayışı dediği, normalde hani babadan oğula geçmeyen bir devlet anlayışı, evrensel devlet anlayışı normalde bir şuranın seçtiği bir devlet başkanı ve şura bir devlet başkanı seçerken o devlet başkanı da işlerini istişare ile götürüyor.
O istişaresiz hiçbir işini yapmıyor, icra etmiyor. Bu düşünce yapısı İslamcılar açısından bugün modern dünyanın devlet anlayışının üstünde bir devlet anlayışı. Çünkü modern dünyada diye nitelendirdiğimiz batıda veyahut da ABD'deki yönetimsel biçimi aslında onların da istedikleri noktada değil. Dünya üzerinde yönetimsel olarak bütün devletlerde ve ülkelerde sıkıntılar var.
En büyük sıkıntı aslında ABD'de. Aynı şekilde batı normalde bu sıkıntıyı çok fazla şu anda hissetmiyor. ABD yönetimsel olarak en ağır bir şekilde ABD bunu hissediyor. Aynı şekilde yönetimsel sıkıntılar İslam dünyasında zaten var. Osmanlı'nın son döneminden itibaren İslam dünyasında yönetimsel sıkıntılar var. Ve İslam dünyası bu yönetimsel sıkıntılarının kendi iç dinamikleriyle halledemeyen bir toplum haline geldi.
Yani İslam dünyası bu yönetimsel sıkıntılarının problemlerinin ne olduğunu, sebeplerinin ne olduğunu, kaynağının ne olduğunu tespit edip bunları dizayn etmesi lazım, düzenlemesi lazım. Ama ne yazık ki bunu düzenleyemiyor ve yönetimsel şeklini evrenselleştiremiyor. Yönetim biçimini evrenselleştiremiyor. Ve ne yazık ki batının köhnemiş, batının şu anda kendisinin dahi değiştirmeyi düşündüğü ama değiştiremediği yönetimsel bir biçimlendirme ile devam ediyor.
Bu sadece Türkiye ile alakalı bir şey değil. Mesela örneğin Türkiye'de demokrasi kavgası verilirken batı Suudi Arabistan, İslamcı gibi görünüyor, İslami gibi görünüyor. Suudi Arabistan'da böyle bir demokrasi söz konusu olsun istemiyor. Örneğin aynı batı Mısır'da darbe yapan işte Mursi'yi bağrına basıyor. Mursi'nin yönetimsel biçimine herhangi bir laf söylemiyor. Batının zaten en büyük hastalıklarından birisi menfaatperest olması, hakperest olması değil. Batı yönetimsel biçimi menfaatperestliğin üzerine kurulu. Batı kendi menfaatperestliğine bir dokunulmadığı müddetçe batı herhangi bir şey söylemiyor. Aslında batının bu noktada klasik olarak bir direkt bir duruşu yok. Herhangi bir fikri olarak bir hakkaniyet noktasında, fikri bağlamda herhangi bir şey yok.
En büyük problem de bu zaten. Ve İslam bu noktada evrensel bir yönetim biçimi kurabilir mi? Evet. İslam bu noktada bütün dünyanın kabul edeceği, kabul edebileceği veyahut da batılıların deyimiyle modern dünyanın kabul edeceği bir İslami yönetim biçimi var mı? Evet. Ama İslam bunu kuruluyor, Müslümanlar bunu harekete geçirip kurabiliyorlar mı? Hayır. Kurabildiler mi? Hayır. Modernlik selefilerde olduğu gibi salt dışlar bir olgu değil, Müslüman topluma örgü bir veridir de. Yani normalde artık dünya Müslümanları ne yazık ki Müslüman gençliği artık İslamcılık ya da yeni selefilik olarak algılamakta. Yani sanki dünya İslami gençliği veya Müslümanlar hepsi de bu batılıların tabiriyle neoselefi denilen yeni selefilik olarak görüyor.
Bu bağlamda modernliği de algılarken nereden baktığımız önemli? Yani modernliğe bakarken nereden baktık? Normalde modernliğe teknolojik anlamda mı bakacağız? Yoksa ahlaki bağlamda mı bakacağız? Yoksa felsefi bağlamda mı bakacağız? Modernlik olarak gördüğümüz şey ne olacak? Modernlik olarak gördüğümüz şey ceplerimizdeki cep telefonlarıysa o zaman en fazla cep telefonu alan en modern toplum mu olacak? Yok modernlik olarak biz ahlakı öne koyarsak hangi ahlaki umdelere sahip olanlar modern toplum olarak nitelendirilecek? Yani modernlik olarak kadınların ve erkeklerin ne kadar ahlaksızca bir tutum içerisine girmeleri mi olacak? Yoksa ahlaki bir tutum içerisine girmeleri mi olacak? Ahlaki bir tutum içerisine gireceklerse hangi ahlaki temel üzerine kuracaklar modernizmi?
Bugün batı dahi bu modernizmin ne olduğunun üzerinde tam bir görüş birliğine varamamış noktada. Öyle olunca o zaman biz moderniteden ne anlayacağız? Yani ne kadar ehşinsel evlilikler olursa o kadar çok modernitemiz mi artacak? Kadınlarımız ne kadar fazla soyunurlarsa o kadar çok modernite mi olmuş olacağız? Veya ne olacak bizim modern anlayışımız ne olacak? Yani yolların yapılması mı modern olacak? Yani teknoloji ne kadar çok bizde var ise biz o kadar çok modern mi olacağız? Burada modernlikten anlaşılan ne? Bunu normalde yerli yerine koyup tespit etmekte güçlük çekiyor. Batı da güçlük çekiyor. Mesela ahlak derken hangi ahlak umdelerini koyacağız? Mesela örneğin batının şimdi belli bir protestan Hristiyanları eşcinselliğe karşı, Yahudiler eşcinselliğe karşı.
O zaman bir kısım batıda layık olarak nitelendireceğimiz kesim eşcinsel evliliklerinin müsaade edilmesini, işte böyle cinsiyetçiliğin yapılmasını öngörüyorlar. O zaman biz bu noktada modernlik olarak algılarken ne kadar çok eşcinsel sevici olursak bu modernize olmuş olacağız. Bunun gibi sıkıntılar var. Yani modernizmin altı ve üstü doldurulmuş değil. Bir kavram var, bu kavramın ne manaya geldiğini, bu kavramdan ne anlamamız gerektiğiyle alakalı batıda hemfikir değil. O yüzden normalde işte selefileri modernizmin içerisinde görmek veya selefili, bugün yeni selefili görünüş itibariyle evrenselci görmek ne kadar doğru? Yoksa batı onları, yeni selefileri modernizmin içinde ve bu noktada evrenselci olduğunda acaba batı bu yeni İslam'ın içerisinde, İslam'ın hayatın içerisine pimi çekilmiş el bombası gibi atılmış olan yeni selefili neden destekler?
Oliver Roy gibi bir araştırmacı, kendisi Fransız, İran üzerinde müthiş araştırmaları olan, işte Amerika'da değişik üniversitelerde ders veren araştırmacı, İslam'ın bu noktada yönetimsel olarak araştırmacı bir kimse. Peki, yani normalde Oliver Roy gibi bir kimse yeni selefileri evrenselci ve aynı zamanda modernizmin içerisinde görüş sebebi ne?
Burada bir kendimce bir soru işareti var. Normalde evet yeni selefiler kendilerince sadece Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hadislerini ve o dönemde olup bitenleri kendilerini ölçü aldıklarında, ölçü aldıklarını söyleyip, arada oluşan komple bir İslami ilahiyat kültürü, komple bir bu arada İslam dünyasından sonra hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinden sonra çıkan komple kültürü de, felsefeyi de küfür olarak addeden, yani dikkat edin, yani İslam dünyasında 1400 yıl, hadi bunun 100 yılını biz ayıralım, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine Ebu Bekir Osman Ali dönemini ayıralım, 60-70 yıl yapar,
hadi ondan sonraki normalde ayırdık, geri kalan bütün oluşmuş olan kültürü küfür olarak gören bir anlayış ve oluşmuş olan bilgi birikimini küfür olarak algılayan bir anlayışı biz ne kadar doğru kabul edeceğiz? ve normalde yeniden bir İslam yönetim biçimi veya İslami hayat tarzı kurgulanırken normalde nasıl böyle bir şey oluşturulacak?
ve bu kimseler çarşı her şeye karşı misali Müslüman dünyasının içerisindeki geleneği, göreneği veyahut da Müslüman dünyasının içerisindeki kendince o kültürel İslam'ı da tamamiyetle reddeden bu düşünceyle Allah muhafaza eylesin nasıl bir ortak nokta buluyor? bunu anlamakta güçlük çekiyorum ve selefilik bu manada Müslüman dindarlık yani Müslüman dindarlık biçimleri arasında küreselleşmeye yönelik nasıl açık olabilir?
ve bu küreselleşen bir dünya içerisinde otomatikman kocaman bir kültürsüzlük, kocaman bir düşünce yapısı fukaralı çekmeyecekler mi? yani düşünebiliyor musunuz? yani bin dört yüz yıllık bir kültürü reddediyorsunuz bin dört yüz yıllık iştahat eden müştehitleri bu noktada kafa yoran, düşünce üreten bütün mesela örneğin işte Gazali'den Farabi'ye, İbni Haldin'den Arabi'ye kadar bütün hepsini reddederekten ve hepsine de küfür dengesi vurularaktan nasıl bir yol alınacak?
nasıl bir sistem oturtulacak? bu normalde farklı bir şey bir de hani onlar aynı zamanda cihatçıya kendilerini öyle tanımlıyorlar ya bu neo-selefi bir de İslam dünyasında kendince kendisini cihatçı olarak tanımlayanları da büyülüyor ve onlar için bir ilahiyat, bir tasavvuf veyahut da bir düşünsel bir şey onu ilgilendirmiyor onlar komple eylemden ve şiddetten besleniyorlar aslında en enteresanı da benim kendimce burada eylem ve şiddet hani işte Irak'ta, Suriye'de veyahut da işte Afganistan'da neydi oradaki örgütün adı?
Taliban veya Taliban'la beraber orada Öldür Usama Bin Laden'in ona kurulduğu neydi? El-Kaide normalde işte o El-Kaide'nin Irak'a gelip de işte kendince isim değiştirmesi Suriye'de isim değiştirmesi orada day iş olması ve onların normalde bu noktada uyguladıkları eylemler, yaptıkları şeyler aslında İslam'ın radikalleşmesi değil bence hani dediler ya onlar radikal İslamcı diye öyle söyledi, tanımladılar bence onlar radikal İslam değildi neden radikal İslam değildi?
İslam, bu öyle bir radikalliği yok İslam'ın çünkü onlar orada bu tip eylemler yaparken bizler burada gerçek İslam'ın ne olduğunu İslam'ın bir radikalizm olmadığını anlatmak için gayret gösterdik aslında farklı bir şey vardı hala da var o dünya üzerinde radikalliğe yatkın terbiye edilmemiş gençler var bunlar ister sol cenahta olsun, komünist cenahta olsun, ister milliyetçi cenahta olsun ister bunlar hani dini bir cenahta olsun aslında onların kendileri radikalizme yatkın kimseler radikalizme yatkın kimselerin dini, ırkı, düşüncesi çok önemli değildir
onlar nerede olurlarsa olsunlar sahip oldukları düşünceyi, sahip oldukları fikri radikalleştirebilecek kimliklerdir onu siz örneğin bir sufi topluluğun içerisine alsanız bir o sufi topluluğu ya kendisi gibi radikalleştirmeye çalışır orayı radikalleştiremezse bu sefer kendisi çeker gider oradan çünkü bunu biz zaman zaman dergahın içerisinde arkadaşların içerisinde değişik kimliklerin üzerinde ben bunu tespit etmiş kimseyim yani bir adam gelir mesela bir sufi topluluğun sokaklarda slogan atması beklenemez bir sufi topluluğun camide slogan atması beklenemez
cami camide slogan mı atılır bir sufi topluluktan bu beklenmez veya da bir sufi topluluktan işte böyle çizgi dışı anarşik bir olay beklenmez bunun olması mümkün değil ve o şahıs böyle bir sufi topluluğa geldiğinde ya orayı radikalleştirmeye çalışır kendi radikalizmini oraya dayatmaya çalışır eğer orada kendi radikalizmini dayatamazsa orayı terk eder gider başka bir yerde bir radikalizm oluşturmaya çalışır bunun için örneğin sufi topluluklar radikalizmi kendi içlerinde barındırmazlar hiç sufi topluluklar anarşizmi kendi içlerinde barındırmazlar
bu neden? çünkü sufi topluluklar anarşizmin ve radikalizmin kol gezdiği yerler değildir o yüzden bu radikalizmin ve anarşizmin kol gezdiği topluluklar veya şahıslar sufileri çok ağır bir şekilde eleştirirler bugüne kadar hep eleştirdiler ve onların benim nazarımda siyasi veya dini kimlikleri yoktur onların bir tek kimlikleri vardır onlar radikalizmi kendilerini ölçü edinmişlerdir yani aslında onların kendini ve bu benim kendimce onlar kendilerini şeytanlaştırmışlardır kendilerini şeytanlaştırdıkları için çevresindeki bütün her şeyi şeytan olarak görürler
ve o radikalizmden beslenirler şiddetten beslenirler şiddetten oysa sufilik şiddeti tamir eder şiddeti tadilat eder bizde mesela bir sufinin kadını dövmesi düşünülemez bir sufinin küfretmesi düşünülemez bir sufinin bir çocuğu dövmesi düşünülemez bir sufinin kalkıp da bir kimse devlet emretmediği müddetçe hani o da devlet memurudur askerdir polistir güvenlik memurudur devlet ona emreder işte ateş edeceksin ateş eder sınır boylarında askerlerin savaşması gibi veyahut da işte güvenlik kuvvetlerinin kötülerle kötülüklerle
mücadele etmesi gibi terörle savaşması gibi o zaman devlet emriyle olur o kimsenin bundaki sorumluluğu kalkar ancak bir sufi o zaman öldürebilir öbür türlü öldürebilir mi? Hayır yani sufilik bu noktada radikalizmi ve anarşizmi kendi içerisinde barındırmaz şiddeti kendi içerisinde barındırmaz bu tip şiddet radikalizm anarşizm köklü insanlar sufiliğin içerisinde barınamazlar kadın erkek hiç önemli değil bu çünkü radikalizme şiddete yatkın kimlikler bulundukları yerleri de kendilerine benzetmek isterler işte o kimse nereye gider
neoselefilere gider ya kendisini terbiye edecek düzenleyecek dizayn edecek sufi bir topluluğun içerisinde ya da orayı beğenmeyecek oradan çeker gider bizim kardeşler de derler ki ya hani çekti gitti ya gider neden o çünkü radikalizm onun pençesinin altına almış onun duygu dünyası radikalizmin içinde hani meşhurdur ya bir sufi kıssasıdır işte birisinin baş veziri yapacak padişah ondan sonra işte bir böyle birisine ceza verilecek ondan sonra sorar bunlar işte buna nasıl ceza verelim işte o der ki kasaplar gibi keselim
biçelim dörde beşe katlayalım etini keminden ayıralım kurda kuşa yem edelim kıyma edelim der oradan yaşlı bir kimse yerindedir der asluhu nesluhu diye bağırır veya öbürkü der ki şunu şöyle ceza verelim öbürkü der ki buna böyle ceza verelim o yaşlı hep asluhu nesluhu der en sonunda normalde padişah sorar neden asluhu nesluhu diyorsun der ki onun babası kasaptı kasap dükkanının yanında duruyordu o cahil bir insan kasaplıktan başka bir şey bilmez o yüzden dedi ceza verirken o böyle kasap gibi düşündü etini keminden ayıracaksın
pirzolasının bifteğini kuşlara yem edeceksin dedi öbürkü işte şu işi yapıyordu o yüzden marangozdu marangoz olduğundan destere ve işte çekiç kullanıyordu keser kullanıyordu o yüzden destereyle keselim çekişle ezelim dedi diye sıralar en sonunda bir tanesi vardır affetmek sizin şanınıza yakışır siz affedici olun deyince işte diyor bu da alim bir kimsenin alim bir zatın oğlu o da babasından affedicili öğrendi sen bunu baş vezir yap diyor şimdi normalde şiddet çünkü hep şiddete anarşi hep anarşiyi çağırır başka bir şey olmaz
sufilerin içerisinde böyle bir şey olmaz ama normalde tabi o dünya üzerinde böyle bir proje oluşturdular ee islam radikalizmin karşıyken radikalliği islamileştirdiler bakın radikalliği islamileştirdiler ee şimdi önceden ee radikalimi radikalizmi komünistleştirmişlerdi yani her dünya üzerindeki radikalliğin arkasından solcular aşırı solcular çıkardı ee ama ee Sovyet Rusya'nın dağılmasıyla artık bu ee solcular aşırı solcular radikalizmden uzaklaştılar ve radikalizm kendisine İslam'ı seçti dünya üzerindeki
radikalizm radikalizm kendisine İslam'ı seçti batı bunu İslam'a seçtirdi batı bu elbiseyi İslam'ın üzerine giydirdi bir taşla çok kuş vurdular ve İslam radikalizme anarşiye karşıyken radikalizmi ve anarşiyi islamileştirdiler biz bir baktık dünya üzerinde Afrika'dan Asya'ya Asya'dan Orta Doğu'ya Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar televizyonlarda radikal İslamcı portresi çizdiler bize ve bütün televizyonlar bütün televizyoncular radikal İslam'dan bahsetmeye başladı aslında doğruyu biliyorlardı doğru neydi radikalizmin İslamlaşması'ydı
mesela Eta'da radikalizm veyahut da işte İspanya'da neydi adı efendim İra İskoçya'daydı o Bask bölge Eta İspanya'da Eta İngiltere'de şeyde neydi o İngiltere'nin öbür tarafı İskoçya'da İra mesela Avrupa'nın kendi içerisindeki radikalizm Avrupa bunun bir şekilde o radikalizmi devlet gücüyle bastırdı bakın devlet gücüyle bastırdı Eta'yı tavsiye tasfiye etti İra'yı tasfiye etti Asala bizim başımıza örülmüş bir çoraptı bunları tasfiye etti ve o Avrupa'daki radikalizme yatkın
gençler dikkat edin Avrupa'da radikalizme yatkın gençler gençleri bilinçli olarak İslamileştirdiler şimdi örnekleyeceğim ben size bunlardan Türkiye Suriye'ye operasyon yapınca oradaki Daesh'lilerin ne olacağıyla alakalı dünyada bir fırtına koptu öyle değil mi?
Türkiye muhteşem bir şey yaptı ayna tuttu batıya dedi ki nerenin vatandaşıysa oraya göndereceğiz peki buradaki Daesh örtüsü altında savaşan Avrupa'nın çocukları değil miydi? bakın dikkat edin Suriye'de savaşan Avrupa'nın çocukları da bir Fransız bir Alman bir İngiliz bir Danimarkalı bir Belçikalı soy itibariyle Müslüman bir ailenin çocukları değil
bildiğiniz Fransız bir day işçi bildiğiniz Alman bir bildiğiniz İngiliz bir day işçi İngiliz bildiğiniz Belçikalı bir day işçi bunların anneleri babaları Müslüman değil dikkat edin buraya velev ki annesi babası Müslüman nerede yaşıyor İngiltere'de yaşıyor nereli Hintli neresi sonuçta sömürgesinden gelmiş Hindistan sömürgeli sömürgesi nereli Afrikalı ne sömürgesi nereli Şuralı Fransa'da nereli Cezayirli sömürgesi nereli Tunuslu sömürgesi aa bir İtalyan day işçi
nereli aslen Livyalı Fransa'da Suriyeli bir day işçi nereli Suriyeli Fransa'nın sömürgesi Orta Doğu paylaşılırken Fransa siz şimdi onları incelememesinizdir Orta Doğu paylaşılırken mesela Suriye Lübnan diye bir ülke yok ilk önce dikkat edin Sübnan diye bir ülke yok Ürdün diye bir ülke yok Suudi Arabistan olarak Suudi Arabistan olarak bir ülke yok Birleşik Arap Emirlikleri diye bir ülke yok tarih boyunca yok zaten Kuveyt diye bir ülke yok böyle bir ülke yok
bakın bunlar Osmanlı parçalanırken oluşturulan ülkeler mesela Suriye komple o bölge Fransızlara verilince Fransızlara veriliyor bu sefer Fransızlar verilen o ülkeyi ikiye bölüyorlar bir Lübnan çıkarıyorlar bir de Suriye çıkarıyorlar bir de oradan bir de Hatay çıkarıyorlar Hatay normalde Atatürk'ün Misaki Milli sınırlarının içerisinde sonradan masada Hatay Türkiye'ye bağlanıyor Aslında Aslında Sus payı veriliyor çünkü normalde bazı rivayetler var Paşa Beyrut'a kadar inmek istiyor aşağı doğru yani Akdeniz'i çevrelemek istiyor
İdlib Laski'ya Beyrut aşağı doğru gidecek Beyrut'u da içine alacak yani normalde şu anda İsrail sınırı olarak nitelendirilen yerlere kadar Paşa inmek istiyor ortada da Kerkük Musul almak istiyor Paşanın böyle bir şeyi var düşüncesi var yani Kerkük Musul şey Halep oradan aşağı doğru Beyrut'ta içinde Lübnan'da içinde o bölgeye böyle Paşa almak istiyor Paşa anti Siyonist'tir yani Siyonizme hizmet eden bir kimse değildir Paşa Hataları kusurları herkesin kendine ait bizi ilgilendirmiyor ama
Paşa anti Siyonist'tir Siyonizmin emrinde değildir yani o yüzden Mason localarını kapatır komple bunlar tehlikeli der vatana tehlikeli bunlar der bütün Mason localarını kapatır bütün Atatürkçülerin aslında Mason localarını ve Masonluğa karşı olması lazım ama şimdi bütün Atatürkçü geçinenlerin hepsi de Mason'dur enteresan bir şeydir o zaman için Suriye'de Lübnan'da bir ülke Fransızlara bırakılıyor ve Fransa orayı ikiye bölüyor Fransa bölüyor orayı ikiye bakın ikiye bölüyor herhalde oralara girmeyelim ama Fransa'da örneğin
bir dayişçi var nereli? kökleri Suriyeli o Hama, Humus Müslüman kardeşler Esed'in babası olan Esed'in babası olan Esad döneminde o Müslüman kardeşlerle alakalı çıkarılan sıkıntılarda Suriye'de bu yeni göç değil Suriye'de herkes şimdi Suriyelilerin yeni göç ettiğini düşünüyor değil Müslüman kardeşlerle alakalı sıkıntı var Hama, Humus meselesi var ve Suriye'de Müslümanlar daha önce de göçmek zorunda kaldılar onlar o zaman Fransa'ya göçtüler Fransa oradan gelen göçmenleri kabul etti bu sonradan Suriye'de belli şeyler
düzenlenince bir kısmı tekrar ülkelerine geri döndü anlaşmayla beraber şu anda Suriyelilerin büyük bir çoğunluğunun bu yurt dışına çıkanların çıkmaya çalışanların Almanya'da Fransa'da Belçika'da Avrupa Birlikleri'nde değişik yerlerde akrabaları var zaten bu yeni değil ve orada yaşayan kimseler bu sefer ne oluyor radikalleşiyorlar ve radikalizmle beraber nereye gidecek radikalizm bu noktada SSCB dayılınca batı kendi içerisindeki radikal unsurlarını İslam'laştırıp İslam dünyasına servis ediyor tam göbeğine nereye Suriye
Irak Afganistan ondan sonra Yemen buralara gönderiyor batıdan geliyor batıdan geliyor yani radikalizmin pençesinde olan kimseleri İslam'laştırdılar ve onları nereye gönderdiler yine İslam dünyasının içerisinde ve onlar kiminle savaştı yine Müslümanlarla savaştı bakın oyun küçük değil o yüzden Oliver Roy bakın bunların hepsi de tasarlanmış tasarlanmış olabilir ben burada şimdi komplo teorisi kurmak istemiyorum Oliver Roy neo selefileri evrensel İslamcı olarak görüyorsa onun altını çizerim ben burası çok tehlikeli bir nokta
bakın tüm kültürü felsefeyi düşünceyi mezhepleri meşrepleri meşrepleri tasavvufu ve 1400 yıllık oluşan ilahiyatı küfür olarak gören reddeden bir topluluğu evrensel görüyorsa bir kimse bunun altını çizmek lazım evet çünkü normalde normalde bu şiddet eğilimli radikalizmin şeytani pençesine düşmüş olan kimselerin İslam'la özleşmesi mümkün değil ve tabi bu batıdan gelen o radikalleşmiş insanlar aynı şey Türkiye'de de mevcut mesela bir kimse batının
her türlü ahlaki pisliğine bulaşmış bir kimse o radikalizmle tanışınca keskin bir şekilde kendince cihatçı bir ruha sahip oluyor kendince ve diyorsun ki yani savaş sebebin Kur'an ve sünnet olursa ancak şehit olursun kiminle savaşıyorsun müslüman bir kimseyle savaşıyorsun bütün islami radikalizme kaymış olan topluluklara baktığınızda hiç batılılarla veya israel ile savaşan yok Allah yiyesin inşallah o yüzden normalde bu tip insanlar benim nazarımda islami bir olgunlaşmaya varmadan radikalleşen insanlar işte sufi topluluklar
bu yüzden çok önemli sufi topluluklar insanları islami bir olgunlaşmaya kemalata erdemliliğe götürür o yüzden batı veya islam dünyasının kendi içerisindeki kurum ve kuruluşlar gerçek sufiliği istemezler çünkü insanları belli bir islami olgunluğe ulaştıracak peki islamcı düşünce programını yerine getiriyor mu?
bize göre başarısızlık vardır çünkü islamcı düşünce modernliği düşünmeye çabalayarak izlediği düşünsel yolun sonunda geleneğin islami siyasal muayyilesi ile ve onun temel açmazıyla buluşur siyaset ancak bireysel erdem temelinde yükselebilir şimdi bu önce baştan şunu söyleyelim islamcı düşünce programını yerine getiriyor mu?
hayır benim kendi şahsi düşünce oliver demiş ya bize göre başarısızlık var evet buraya katılıyorum başkanı hani siyasal islam bitmiştir dedi ya hani birkaç hafta önce de biz ona bir atıfta bulunmuştuk o yoldan yürümek istiyorum ha siyasal islam yani normalde bugüne kadar siyasal islam denilen bir kavram oluşmamıştı yüz yıldır yüz elli yıldır iki yüz yıldır öyle söyleyeyim siyasal islam kavramı oluşturuldu yani dinin siyasallaşması gibi oysa yani böyle bir kavramın oluşmasına gerek yoktu bunu baştan söylüyorum ama bu kavramla
nitelendiriliyor mu şu anda evet o zaman normalde şimdi başarısızlığı araştıracaksak yani normalde komple çevreye bakmamız lazım Osmanlı yıkılmış Osmanlı'nın içerisinde bir islamcılık düşüncesi oluşmaya başlamış bu islamcılık düşüncesi geçen hafta da bunu işlemiştik değişik yerlerde konuşulmaya tartışılmaya başlanmış yani bunun devletin yönetimsel biçiminden tutun da insanların islamın tanımlaması bilmesi öğrenmesi yaşamasına varıncaya kadar o zaman Osmanlı'dan sonra kendisini islami bir yönetim ve yöntem olarak tanıtan
birincisi Suudiler var şimdi bu başarısızlığı biz ortayarak koyarken kendisini normalde islami olarak kurulduğunu söyleyen bir Suud devleti var ikincisi sonradan islami bir devrim yaptığını söyleyen İran var normalde bunlar devrim islami bir devrim yaptık iddiasıyla yönetime geçtiler hala da aynı şekilde devam ediyorlar sonradan normalde bu Afganistan'daki kargaşadan sonra Taliban orada bir İslam devleti kurduğunu söyledi öyle değil mi?
ve o İslam devleti kurulduğunu söyleyen Afganistan meydanda şu anda ve normalde tabi ee bu benim kendi düşüncem Suud'daki İslami yönetim İran'daki adına İslam denilen yönetim Afganistan'daki İslam denilen yönetim ee normalde buradaki başarısızlıkların hepsi de ee İslam'a mal edildi devam ediyorum bunu takip eden İslami cihatçılar işte şeyde ee Fas Tunus Cezayir'de Fis işte Orta Doğu'da İslami Kurtuluş Örgütü İKO İslami Kurtuluş Örgütü böyle bir örgüt var Filistin Kurtuluş Örgütü Ergiraylı örgütler bunlar
ve Müslüman kardeşler Mısır'da çok etkin Suriye'de etkin değişik isimler altında Fas Tunus Cezayir buralarda daha farklı isimlerde etkin Afrika'dan içeri doğru gittiğimizde Bako Haram var ya normalde daha etkin oralarda da etkin işte bu İslami Müslüman kardeşler Ürdün de etkin Yemen de etkin şimdi Yemen iç savaşı var şimdi bunlara baktığımızda Türkiye'yi de içine alabiliriz Türkiye'deki ee değişik cemaatlerin isimleri değişik olan cemaatlerin çalışmaları, mücadeleleri bunun Osmanlı'da temelini Osmanlı'nın son döneminde
temeli atılmış Risale-i Nur Bediüzzaman Said-i Nursi hareketi ve onların parçalanması okuyucular, yazıcılar, üfleyiciler Zehra grubu gibi ardından içinden çıkan zamancılar Fethullah Gülen cemaati gibi ve aynı zamanda bunların karşısında Milli Görüş Milli Selamet Partisi çizgisi Milli Selamet Partisi ondan sonra Refah Partisi ondan sonra biz onların devamı demesek dahi içlerindeki kadro devamı niteliğinde AK Parti yani Refah Partisi fazilet ardından AK Parti bunun gibi normalde toplulukların bütün bunların hepsine baktığımızda
başarısızlıkları bunların başarısızlıkları İslami İslami siyaset söylemini ve hayalini çökertti yani en sonda en yetkili ağız olarak Abdullah Gül dünya üzerinde siyasal İslam bitmiştir sözünü söyledi tabi her ne kadar bu söz bir yerlere bir mesaj yani bizim içinde bulunduğumuz yeni siyasi hareketin böyle bir siyasal İslam derdi olmayacak söylemi olmayacak diyerekten yola çıkmak gibi ben algıladım bunu ama bunu normalde bu çökmenin sebebi yine kendilerinin yetiştiği kendilerinin geldiği
topluluk olamaz mıydı acaba veyahut da bütün biz bunu dünya üzerinde baktığımızda İran başarısız ben kendimce başarısız olarak görüyorum Suudi Arabistan'ı İslami bir yönetim olarak başarısız olarak görüyorum Afganistan zaten başarısız bu noktada İslam devleti veya siyasal İslam olarak görülen dünya üzerinde başarılı bir devlet bu noktada hatta başarılı bir siyasi hareket de yok ben başarılı bir siyaset hareket de görmüyorum Müslüman kardeşler Mısır'da başarısız Cezayir'de Fas'ta Tunus'ta başarısız hatta Müslüman kardeşlerinin içinden çıkma
Cezayir'de Fas'ta bazı liderler konumundaki kimseler bu noktada kendilerinin siyasal İslamcı olmadıklarını ve bu bağlamda kalmadıklarını ve her birisi batıyla bir şekilde anlaştılar veya içinde bulundukları devlet yönetimleriyle anlaştılar bu noktada kendileri bir adım değil üç beş adım attılar ve madem ki o kadar çile neden çekildi o kadar sıkıntı neden çekildi o kadar problem neden yaşandı bunu sorgulayacak hiç kimse yok ve bu başarısızlık benim nazarımda birinci derecede hani fikri olarak bir başarısızlık ben başarısızlığı kabul ediyorum
bunu şöyle diyebilirdim yani normalde başarısız kalınıldı konuyu kapatabilirdim ama normalde bence yani biz o bu başarısızlığın temeline inmemiz lazım yani biz bataklığı görmezsek o zaman biz o başarısızlığın sebebini bilmezsek başarısızlığın nelerden kaynaklandığını bilmezsek biz yine hamasi nutuklara kanıp o başarısız olan toplulukların arkalarından gidebiliriz bu fakirin kendince başarısızlık sebebinin birinci derecede fikri planla yani düşünce planında bir başarısızlık oldu düşünce planındaki başarısızlıktan dolayı
o düşüncesizlik o temel bir fikir oluşmaması temel bir fikir oluşmaması erdemsiz bireylerin yetişmesine sebep oldu yani tırnak içerisinde İslami siyasetin içerisinde bulunan topluluklar erdemli bireyler yetiştiremediler erdemli insanlar yetiştiremediler davalarına sadık yani davası neydi Kur'an ve sünnetti Kur'an ve sünnete sadık Kur'an ve sünnetin emretti erdemlilik ölçüsünde bireyler yetiştiremediler asıl başarısızlığın temelinde ben bunu görüyorum evet siyasal İslamcılar dünya üzerinde komple başarısızlar mı bence
komple başarısızlar dahil buna bakın Türkiye'de dahil buna başarısızlar mı evet bunun temel sebebi fikri planda zayıflıkları fikri planda bir şey üretememeleri Kur'an ve sünnet orada yani Kur'an belli hadisler belli Kur'an ve sünnetten Kur'an ve sünnetten faydalanarak oradan beslenerekten fikri planda bir şey üretemediler yani fikri planda bir şey üretemedikleri için kendi içlerinde bulunan topluluklara topluluklar erdemli topluluklar olmadı yani kendi içlerinden çıkarmış oldukları işte bir meclis üyesi bir işte bir belediye başkanı
veyahut da bir bürokrat devletin ve belediyenin şatafatından şatahatından gözleri kamaştı hepsinde ve aldandılar devletin ve belediyelerin ellerindeki makam ekonomik hava civa böyle bir gösteriş onların gözlerini kamaştırdı ve gözleri kamaşan bu siyasal İslam olarak nitelendirilen o topluluğun bireyleri bozuldular bozuldular biz hep bunu Uhud'taki okçular tepesinde duran okçularla anlatılmaya çalışıldı bu bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin
kendi sağlığında ve döneminde bize ganimetlerden bir şey kalmayacak herkes ganimetleri orada paylaşıyor deyip okçular tepesini okçular tepesini terk edip Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin emrini terk edip gelen o sahabeler topluluğu bize örnek olarak gösterilirken siyasal tırnak içerisinde tekrar siyasal İslam distoruyla hareket eden topluluklar ve toplumlar okçu tepesini terk ettiler bunun arkasında bir nefis terbiyesinin olmayışı kemalata doğru bir yol gidilmemesinden kaynaklandı bu siyasi İslam'ın
siyasi kanadını oluşturan bu kimseler ne yazık ki doğru bireyler yetiştirmedi yetiştirmedi ve bunlar ister devlet kademelerinde bir göreve geldiklerinde ister belediyelerde bir göreve geldiklerinde ne yazık ki diğerlerinden farklı bir şey yapmadılar bu işin acı tablosu ve İslam'ın kendi içerisinde koymuş olduğu kuralları kendileri çiğnediler dinin kuralları vardı dinin kuralları Kur'an ve sünnetten çıkma kurallardı dinin yasakladıkları vardı bunlar devlette değişik bürokratik makamlara geldiklerinde
veyahut da belediyelerde belli bir noktalara geldiklerinde bu kurallar manzumesini kendileri çiğnediler ve bu onların İslami bir erdemliliğe ulaşmadıklarını bir nefis terbiyesi yaşamadıklarını helal haram çizgisini uygulayamadıklarını gösterdi bu benim nazarımda İran'da da Suriye'de de Afganistan'da da Filistin'de de Ürdün'de de Yemen'de de Türkiye'de de Fas, Cezayir, Tunus Libya Lübnan'da da bu İslami yani tırnak içerisinde siyasal İslamcıların veya siyasal İslami toplulukların içlerinde bu virüsler bu kokuşmuşluk
devam etti ve bunlar hala da devam ediyor o yüzden başarısızlık var ve İslami bir erdemliliğe ulaşmak farz iken onlar bu erdemlilikten uzaklaştılar ve bu noktada toplumun toplumun erdemleşmesi kemale ermesi dinileşmesi o tırnak içerisinde siyasal İslamcılara siyasal İslamcılar bu söylemlerle yola çıktılar ama ne toplumları değiştirip dönüştürebildiler ne de kendilerini İslami noktada değiştirip dönüştürebildiler
ve insanlar acı bir şey belli bir makama gelmek için belli bir yere gelmek için o siyasal İslamcıların içerisine girip kendilerince nemalanmaya çalıştılar işte devletten nemalanmak belediyelerden nemalanmak adına hiçbir kaide ve kural kendilerine koymadan yürüdüler ve başarısızlığın bozulmanın kokuşmuşluğun çürümüşlüğün bayraktarlığını yaptılar ve İslam toplumu adalet beklerken adaletsizliği getirdiler erdemli olmayı gerektiren İslam erdemsizliği
getirdiler ve artık dünya evrensel bir söyleme açken bu siyasal İslamcılar dini milliyetçilik yaptılar ırki milliyetçilik yaptılar dini ve milliyetçilik yaparaktan dünyaya evrensel bir mesajın verilemeyeceğini görmediler ya da gördüler bu onların işine gelmedi siz dini bir milliyetçilik yaparaktan bir Hristiyan'a bir şey anlatabilir misiniz?
anlatamazsınız siz dini kendi dindarlık milliyetçiliğinizi alırsanız din sadece o zaman ben Müslümanım diyene mi? biz bir Hristiyana din anlatamayacak mıyız? biz bir Yahudi'ye İslam'ı anlatamayacak mıyız? farkında değiliz bizi hegemonyanın altına alıp kısırlaştırıyorlar biz bir Hristiyan'la diyalog kuramıyoruz biz bir Yahudi'yle diyalog kuramıyoruz biz bir Ateist'le diyalog kuramıyoruz biz bir Teo'cılığa inanamayacak mıyızıyla diyalog kuramıyoruz şimdi biz sadece Müslüman topluluklarının içerisinde ben Müslümanım diyenlerin içerisinde kısılıp kalmakla mükellefiz orada kısıyoruz ya ırk milliyetçiliği olacak veya ulusal bir milliyetçilik olacak oraya biz bağnazca yapışıp kalacağız ya da din milliyetçiliği olacak biz oraya bağlı
kalıp oturacağız bu kalıplaşmış bir din kalıplaşmış bir ırkçılık olacak ve bu tehlikeyi yine tırnak içerisinde söylerekten siyasal islamcılar bunu bile bile Müslüman dünyanın üzerine bu gömleği giydirdiler bile bile çünkü eğer Müslüman dünya Müslüman dünya adaleti hakkaniyeti Müslüman Kur'an ve sünnete dayalı bir yönetimsel biçimi isterse isterse o zaman Suud hükümeti ve Suud yönetim biçimi yıkılmak zorunda eğer İslam dünyası olmazsa olmaz olan olmazsa olmaz
olan insanı insan eden ve insanı yeryüzünde halife kılan olguları isterse İran devlet yönetimi yıkılmak zorunda ve Osmanlı'nın bırakmış olduğu bütün devlet yönetimleri yıkılmak zorunda yıkılmak zorunda derken değişime ve dönüşüme tabi tutulmak zorunda yıkılırken devlet yıkmaktan yana değilim o değişimi ve dönüşümü gerçekleştirmek zorundalar yani İran İslam Cumhuriyeti İran İslam Cumhuriyeti adı İslam Cumhuriyeti içinde İslam yok Moğollaların hegemonyasında kurulmuş bir cumhuriyet Suud İslam Devleti yani Kral Faysal
sülalesinin devleti başka bir şey değil adına devlet derseniz haktan adaletten hukuktan insan haklarına saygısı olmayan hatta Kur'an ve sünnette hiç alakası olmayan bir Suud İslam Devleti var elimizde yine haktan adaletten İslam'dan nasibi olmayan elimizde bir İran İslam Cumhuriyeti var yine ama Türkiye'de ama Cezayir Fas Tunus Mısır ama işte Ürdün Filistin Yemen gibi Pakistan Hindistan Afganistan bunların hepsini de koyabiliriz içine oradaki Müslümanların kendilerince
yani devleti değiştirme ve dönüştürme hayaliyle yaşayan o siyasi topluluklar ne yazık ki küçücük bir belediye veya devlette herhangi bir göreve ve vazifeye geldiklerinde heva ve heveslerinin kurbanı oldular ve İslam dünyasının hayallerini yok ettiler yine aynı şekilde ama Türkiye'de ama değişik yerlerde kurulmuş veya kurdurulmuş olan kurulmuş veya kurdurulmuş olan tırnak içerisindeki İslami cemaat tarikat işte bizim adına ne topluluğu derseniz deyin bu toplulukların değişik yerlerde metallarla parayla pulla makamla
karşılaştıklarında bozulup dağılmaları gibi ve bunlar ne yazık ki eee tırnak içerisinde yine batılıların tabiriyle İslamcılık İslam ülkelerinin bu kötü makus duruşunu değiştiremedi hayaller ne yazık ki toprağa gömüldü ve bu benim nazarımda 50 yıllık bir fiyasko var 100 yıllık bir fiyasko var büyük bir fiyaskonun içerisindeyiz başarısız müslümanlar olarak başarısızız ve ben müslümanım siyaset yapacağım siyasetle bunları düzelteceğim
diyenler başarısız ve ve yine olan İslam toplumuna oldu yine hayalleri toprağa gömüldü yine aldatıldı yine hüsrana uğradı yine sarf ettikleri bakın sarf ettikleri enerjileri sarf ettikleri paraları pulları heba oldu bakın ve müslümanlar bu 50 yılın 100 yılın sonuna geldiklerinde ne yazık ki kan gözyaşı adaletsizlik erdemsizlik cahillik kayırmacılık aldatmacılıktan başka ellerinde bir şey gelmedi bir şey kalmadı ellerinde e bunun açık örneği yani İslam dünyasına baktığımızda var yine vasat müslümanlar
fukara kimsesiz yine toplumun ikinci üçüncü sınıf elemanları yine İslami doğru gelişmeler olacak hayaliyle yola çıkan İslam toplumu 50 yılın 100 yılın sonunda hüsrana uğramış vaziyette ümitsiz umutsuz gelecekle alakalı hayali olmayan gelecekle alakalı hayali olmayan hayal kurmaya dair korkan bir İslam toplumu var şu anda hayal kurmaya dair korkan bir İslam toplumu var bu acı bir şey yani partileri aldatmış onları cemaatleri aldatmış bağlı bulundukları tarikatları aldatmış
şeyhleri aldatmış medyası aldatmış basını aldatmış bunların çokça örneği var mı içimizde var çokça örneği var mı var hani başladığımız ondan sonra Aydın Doğan'ın bütün foyalarını meydana çıkardığı meydana çıkaracak dediğimiz Ahmet Hakan şu anda Hürriyet'in ve CNN'in başında aynı Ahmet Hakan Aydın Doğan'ın viski kadehini taşıyordu yine bizdenmiş gibi görünen bizimle berabermiş gibi görünen siyasetçiler akçakavak yaprağı gibi rüzgar ne tarafa eserse o tarafa dönüyorlar ve ben kendi ülkemden
bunu örnekleyecek olursam belli bir makama ve mevkiye gelen devletin şatafatını ve şatatını belediyelerdeki şatafatı ve şatatı Müslümanların gözleri kamaşıp geldikleri yeri unutmaları geldikleri yere sırtını dönmeleri geldikleri yeri ilan etmeleri meydanda ve örneğin işte burada sakalı hemen hemen herkesin böyle kısa işte Abdurrahim'in ki var mesela örneğin işte bir siyasetçi şu anda tırnak içerisinde İslami siyasetçi Abdurrahim'in sakalından uzaklaşır onunla görünmek istemez veya bizim gudümzenin sakalıyla böyle görünmek istemez
sebep yani kendince der ki işte yani eee layık kesimden oy alamam diye düşünür satar bizi satar mı el cevap satar var bu başarısızlıkların arkasında bir temelde düşünce temelinde üretememek iki eee erdemli insanlar bunları siyasal islamcılar olarak söylüyorum erdemli insanları yetiştirememek üç akçenin döndüğü devlet ve belediye kademelerinde gözlerinin kamaşıp kendilerince heva ve heveslerine
uyması dört devleti yönetmeye başlayan kimselerin kendilerince Amerikan emperyalizmi veya batı emperyalizmi ile kol kola girmeleri ve Amerikan ve batı emperyalizmin güdümünde devam etmeleri ben başarısızlık bu dört ana kalemde toplamış olayım daha bunun farklı nedenlerin içinleri var bir sürü ben buraya notlar bile almışım kendimce eee ve bu notları okuyayım mı hızlı bir şekilde evet öyle garip bir siyasi islam ki yalnızca başka müslümanlara karşı kullanılan bir siyasi islam baya acımı dökmüşüm bendevurlara
bugün öyle bir öyle garip bir siyasi islam ki yalnızca başka müslümanlara karşı kullanılan bir siyasi islam cemaatlere tarikatlara sufilere karşı duran bir siyasi bir islam siyasi islamcılığın siyaset sahnesinden yok olduğu sanılmasın aksine müslüman ülkelerde amerikanın ve batının her dediğini yapacak ama bizdenmiş gibi görünecek bu siyasi topluluklar lazım islami siyaset artık bir anlamda sosyal demokratlaştı artık bir başka yeni toplum ya da mutlu yarınlar için temel oluşturacak düşünsel bir model sunmuyor tabiri caizse
hatta o çarpık eski yapıyı daha iyi koruyorlar günümüzde herhangi bir müslüman ülkede islamcılık ne tür bir siyasal zafer kazanırsa kazansın bu aldatıcı olacak adetlerden başka bir şeyi değiştiremeyecektir hak, adalet, islami hukuk noktasında hiçbir şey yapamayacaklar yapmayacaklar siyasi islamcılık yeni siyasal biçimler oluşturmaktan şura gibi, meşeret gibi, halka açılmak gibi, halkın islami istekleri gibi islam hukuku, şeriatı yeniden kurmaya çalışmak gibi şeyleri gündeme getirmeden işini görmeye bakacak bunlar ise siyasal islamcılığı halkın gözünde sıradanlaştırıyor
diğerlerinden bir farkının kalmadığını gösteriyor sözlerim ağır olabilir ama düşüncem bu Allah cümlemizi affetsin inşallah biraz ağır gidiyor belki de ama ben bu soruyu soranın gıyabında yine teşekkür edeceğim hani böyle içimi dökmeme sebep oluyor biraz zamanım alıyor yazmak çünkü ben böyle on parmak yazamıyorum ya ondan sonra on parmak yazamadığımdan dolayı ben kafamdaki bunları dökeceğim derken çok kelime eksikliği oluyor işte ne bileyim cümle düşüklüğü oluyor geriye dönüp bir daha düzeltmeye canım istemiyor biraz böyle sonradan düzelteceğim derken beni yoruyor
ama ve lakin benim hoşuma gidiyor şeyden devam edeceğiz islamcıların siyasal hareketi devletlerin ya da islami toplulukların ortaya çıkışına yol açmak şöyle dursun ya devlet mantığına İran ya da yeniden düzenlenmiş olsa bile geleneksel bölünmüş diye Afganistan geri dönmektir aktörleri ne söylerse söylesin her siyasal hareket otomatik olarak layık bir alanın yaratılması ya da geleneksel bölünmüş diye geri dönüştür of bunu kimden almış böyle ya Oliver Roy'dan almış of of of …
tespitler muhteşem evet bu yirmi altıncı sayfadaymış eee sen bunu komple fotoğraflayıp atmıştın değil mi bana elfat aa sorular var elfat edecektim ama sorulara da bakayım önce buraya bir not düşeyim de hoş önümüzdeki cumartesi kandil zaten değil mi önümüzdeki cumartesi kandil kandilde yine Allah izin verirse şeydeyiz
meydandayız yine inşallah şuraya bir not alayım diye vaktinizi aldım kusura bakmayın isterseniz kusura bakın da görün ne oluyor bayındırılık damarın bir tutmasın bayındırılık damarın tutarsa kaçın zaten kaçabildiğiniz yere kadar kaçabiliyorsanız şuraya devamlayayım kaçıymış on dört sıfır bunları alabilirsin
teşekkür ederim bu ne soru mu bu da evet iki üç haftadır cami önündeki caddeyi yolu kapatıyorlar derviş kardeşler çok şikayet var evet caminin önündeki yolu kapatmayın hadis-i şerif söylemeyin insanların gelip geçeceği kapatan yolu kapatanlara Allah lanet etsin hadis-i şerif var biz insanların gelip geçeceği yolu kapatamayız böyle bir şey yapamayız o yüzden belediyenin yolu bize ait değil yolda arabası olanlar varsa arabalarına çeksinler bir daha da koymasınlar utanmadan çekin varsa arabası olan çeksin e bu soruyu yazan burada mı?
efendim sen mi yazdın bunu? var mı? yok mu? dervişlerden arabası olan yok demek ki ibni ataullah el iskenderi gelin tacı isimli kitabında Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem kalbime bazen gaflet gelir de buradan dolayı günde yüz defa Allah'tan af dilerim yazıyor gaflet noktasında şüpheye düştüm yazım hatası mı sizce yok sadis-i şerif böyle mi?
normalde böyle kalbime bazen gaflet gelir de sözünü okumadım hiç Allah bizi affetsin ama ben de günde yüz kez tövbe ederim adı şerifini okudum İmam Gazali'nin kitabında şeytan insana iyilik amellerini hafif gösterir böylece insanlar onu sabırlı ve iffetli olarak görürler o da bununla nefsine marul olur ve helak olur gider yazıyor bunu açıklayabilir misiniz?
şeytan insana iyilik amellerini hafif gösterir dedi onu böyle iyilik amellerini kolay yaptırır ona neden? insanlar ona iyi desin ha birisine iyilik yapacak ya gösteriş yaptırıyor ona o manada ofisinize geliyorum zil yok size ulaşamıyorum ofisinize davet eder misiniz?
bir kardeşe hiçbir kimse normalde bu noktada bunu bu arkadaş bilmiyor herhalde kimseyi bir randevu veremiyorum çünkü işte orada olamıyorum orada bulunamıyorum öyle olunca da ben üzülüyorum bu sefer o kimseye randevu verirsem psikolojik olarak kendim sıkılıyorum o yüzden arkadaşlar, kardeşler bu noktada haklarını helal etsinler oradaysam oradayım görüşüyorum zaten bir sıkıntım yok ama orada değilsem orada değilim veyahut da kapalıysa kapalı normalde müsait olduğumda kapıyı pencereyi açıyorum zaten sıkıntı yok ama özür dilerim
hakkınızı helal edin eğer değilsem orada yapacak bir şey yok sonuçta ben hem Bursa içinde hem Bursa dışında derslere gitmeye gayret eden bir kimseyim o yüzden benim de kendimce insani ihtiyaçlarım oluyor hazırlık yapıyorum bakın bu sohbete gelirken de sonuçta elimi kolumu sallaya sallaya gelemiyorum belli bir hazırlığım oluyor bu hazırlık esnasında yani kapıyı pencereyi kapatıp içeride bununla ilgileniyorum bazen saatlerce bir hadis arıyorum ben böyle kes kopyala yapıştır da yapmak istemiyorum bir hadis arıyorum nerede okuduydum
nerede gözüme iliştiydi haydi başlıyorum e şimdi o şartlarda işte kapı kitli ama kepenk çekik aman kepenk çekik değil bazen zaman zaman bunu size tarif ediyorum böyle ay bak ne büyük işler yapıyormuşum gibi manasında değil işte tirmizi değil miydi hadi tirmizi altı cilt onu indir hadi şeyde miydi no pütübüsü dede miydi hadi onu indir hadi şunda mıydı ara Allah ara onda mıydı bunda mıydı hadi bazen yoruluyorum bilgisayardaki yüklü olan hadislerden arıyorum bazen bulamıyorum vahit burada mı vahit calayr geldi mi gelmedi mi
gelmemiş bazen ona diyorum bu hadis kitabı sende pdf olarak yüklü mü o diyor yok yüklü değil ben bulup göndereyim sana e şimdi örnekliyorum masanın üzerinde 3-4 tane hadis kitabı açık koltuğun üzerinde açılmış işte oradan başka bir kül diye indirmişim oraya o esnada işte normalde işte birisi geliyor şimdi ne yaparsınız yapacak bir şey yok bu kadar zamanım var yani bu kadar zamanım yok zamanım ne yapabilirim yaş geçiyor o yüzden kimse kusura bakmasın
hakkınızı helal edin herkes gücünün yettiğinden sorun örnekliyim şimdi bir şey yapıyormuş gibi algılanmasın yarın Gelibolu'ya gideceğim buradan gelse gelse Gelibolu'ya bir otobüs insan gelir öyle değil mi 30 kişi 40 kişi gelir geri kalan hepsi burada mı burada salı gün Tekirdağ gideceğim kaç kişi gelir hiç kimse gelmez ondan gideceğim o kimse şöyle kendisi gibi düşünüyor yani normalde onun işi yok onun gidecek bir zamanı bir yeri de yok benim var salı gün herkesin işi varsa işine gidecek işte ne bileyim nerede çalışıyorsa işine bakacak
öyle mi? öyle ben yol gideceğim hazırlık yapmam lazım ben cumartesi buraya sohbete geleceğim bakın yani normalde gelen bu değerlendirmeler kolay bir şey değil Oliver Roy'u ben sorulardan okudum hadi bu sefer Oliver Roy'u inceliyorsun kimin nesiymiş kimin fesiymiş Oliver Roy hakkında kimler ne tespitte bulunmuşlar gizli servislerin adamı mı?
batının adamı mı? Amerika'nın adamı mı? gerçekten bir araştırmacı mı? araştırmacılık yaparken hangi üniversitelerde araştırmacılık yapmış? o üniversitelerin siyasi kimliği o üniversitelerin düşünce kimliği o üniversitelerin arkasında kim var? e bunlar zaman alıyor şikayetçi değilim o yüzden kardeşler de bu noktada şikayetçi bulunmasın şikayette bulunmasın Allah razı olsun vaktim varsa genelde orada arkadaşlarla görüşüyorum vaktim yoksa yapabilecek bir şeyim yok işim varsa yapabilecek bir şeyim yok o yüzden hakkınızı helal edin
kimseye randevu veremiyorum kusura bakmayın El Fatiha
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.