mustafaozbag.org

SORU-CEVAP SOHBET 6 MART 2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 7 Mart 2021 · 1:49:20

Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, hakkınızı helal edin. Burada Cafer olunca, Cevdet filan, biz bir girdik bazı mevzuların içerisinden çıkamadık bir türlü. Ondan sonra yok o icazetti, yok bu icazetlikliydi, şöyle olduydu, böyle olduydu derken burada muhabbet kaynadı da kaynadı. Sonra kendimize geldik, bir baktık ki saat 9.30 olmuş. Ondan sonra arkadaşlar da Allah razı olsun, sohbet böyle biraz fazla derinlemesine oldu herhalde. Uyarmadılar da, demediler ondan sonra, işte vakit geçti diye. O yüzden arkadaşlardan, kardeşlerden özür diliyoruz, hakkınızı helal edin. Gecikmemizden dolayı kusurumuza bakmayın. Ama bunlar da tabii böyle tasuvufi meseleler, komple hepimizi ilgilendiren meselelerdi. İşte icazetlerin anlamı neydi, manası neydi, nasıl olmalıydı, nasıl olması gerekiyordu, nasıl olacaktı, nasıl olacak.
İşte bunlarla alakalı böyle bir sohbet oldu. Allah razı olsun Cafer'den de, öbür kardeşlerimizden de, hepsinden de. E tabii Cafer böyle ta Bursa'nın ilk başlangıcından beri olunca, işte olaylara şahit, olayları biliyor, hadiseleri biliyor, bazı şeylere vakıf. Öyle olunca da işte önceden şöyleydi, önceden böyleydi. O yüzden böyle bir saati kaçırmışız, hakkınızı helal edin. Tam 30 dakikaya geç başladık sohbete. Ne yapalım artık, bizimki de böyle yaşlılık, yok şeker, yok bilmem ne derken, böyle bizi idare edeceksiniz artık. Yapacak bir şey yok, tekrar özür diliyoruz. Tekrardan, tekrardan hakkınızı helal edin. İnşallah. Tabii biz geçen böyle benim küçük küçük notlarım var ya, böyle işte arkadaşlara nasihat olsun, tavsiye olsun diye.
Herhalde kaçıncı nasihat yaptıydık, salim hatırında mı ki? Dört yaptıydık, değil mi normalde? Evet. Şimdi inşallah böyle bir yine nasihat edelim Allah'ın izniyle. Daha doğrusu bu nasihatler bizim yolumuzun kaideleri gibi. Yani bu sufilik yolunda gidecek olan kardeşlere birer böyle nelere dikkat etmeleriyle alakalı kaideler. Böyle ben kendimce bunları maddelendirdim kendi kendime. O yüzden böyle işte olaylara göre, gündeme göre, duruma göre değişen şeyler değil. Ben kendimce sıraladım bunları. Bunları bir de maddelendirdim. O yüzden o madde madde sıra sıra inşallah buradan gitmeye gayret ediyoruz. Bunu biz şimdi bu akşamda beşinci nasihat olarak ele alalım.
Bu ne? İşte insan nefsinin hazlarıyla alakalı. Sufiler hem dünyada hem ahiret hazlarından nefislerini arındırmakla mükellefler. Madem ki sufilik yolunda gidiyorlar, o yüzden biz hem dünyevi olarak hem uhrevi olarak nefsimizin bütün hazlarından kendimizi arındırarak Allah'a kulluk yapmamız lazım. Şimdi hani ayet-i kerimede de Zümer ayet-i kerime 2-3 der ya Cenab-ı Hak Şüphesiz ki biz kitabı sana hak olarak indirdik.
Öyle ise dini Allah için tahsis ederek ona ibadet et. İyi bil ki halis din Allah'ındır. Zümer ayet 2 ve 3. Şimdi aynı zamanda yine Zümer 11. ayet-i kerimesinde de De ki ben dini yalnız Allah'a tahsis ederek ibadet etmekle emrolundum. O zaman biz Allah'a kulluk ederken bir sufi olarak Allah'a kulluk ederken biz dini Allah'a tahsis ederekten. Yani Allah adına kulluk edeceğiz. Allah için kulluk edeceğiz. Burada sufi dünya veya sufi dünyanın dışındakiler ne yazık ki işte emirleri için, liderleri için, hocaları için, hocaları için, hacıları için, şeyhleri için, pirleri için veya babası için, annesi için, ne bileyim kardeşi için bunlar için dini yaşamaya çalışıyorlar.
Bu büyük bir sıkıntı. Yani bir din şeyh için yaşanmaz. Bir din baba için yaşanmaz, anne için yaşanmaz. Bir din zakir için yaşanmaz, nakip için, nügabba için yaşanmaz. Ya din Allah için yaşanır. Biz haramlardan Allah adına uzak dururuz. Biz helalları Allah için işleriz. Biz dini Allah için iman eder, Allah için ibadet eder, Allah için biz dini dairemizi korumaya çalışırız. Eğer normalde işte ben namaz kılmaktan zevk alıyorum, o yüzden namaz kılıyorum. Hayır, biz evet namazı sevebiliriz ve sevmemiz gerekir. Ama biz namazdan zevk aldığımız için kılmayız. Biz Allah için namazı kılarız. Ben oruçtan zevk alıyorum, o yüzden orucu tutuyorum. Hayır, biz orucu Allah emrettiği için tutarız ve Allah'ı sevdiğimiz için tutarız.
Bakın burada, hani bazı arkadaşlar, kardeşler zaman zaman soruyorlar ya, işte eski zevkimiz yok bizim. Ben eskisi gibi namazdan zevk almıyorum, haz almıyorum. Ben eskisi gibi zikrullahtan zevk almıyorum, haz almıyorum. Bu nefsin oyunları, biz zikrullahtan haz almak zorunda değiliz. Biz Allah'ı zikretmeyi biz Allah'ı sevdiğimiz için yaparız. Veyahut da farzdır canım kardeşim. Allah'ı zikretmek farzdır. Biz farz olduğu için Allah'ı zikrederiz. Bir çıt üstü Allah'a muhabbet beslediğimiz için. Bir çıt üstü Allah'ı biz sevdiğimiz için. Bir çıt üstüne biz Allah'a aşık olduğumuz için Allah'ı zikrederiz. Bir aşkın tecelliyatıdır bu. Seven sevdiğini her daim dillendirir.
Seven sevdiğini zikreder daim. Bakın seven sevdiğini zikreder. Ben böyle Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi'nin zamanında derviş kardeşleri dinlerdim ben. Yani kimi zikrediyorlar daha fazla? Yani şeyhleri mi zikrediyorlar? İşte zakirlerini mi zikrediyorlar? İşte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i mi zikrediyorlar? Allah'ı mı zikrediyorlar? Veyahut da filanca abisini mi, filanca ablasını mı? Bunları normalde, o aslında dervişin gönlündekidir o. Kıymetli dostlar, bakın biz sufiliği Allah için yaparız. Biz Allah için sufi olduk. O yüzden dini de Allah için yaşamaya çalışırız. Ve dini Allah'a teslim ederiz. Din Allah'ındır çünkü. Din Ahmet'in, Mehmet'in değildir.
Din peygamberin de değildir. Bakın din peygamberin de değildir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Cenab-ı Hak ne emrettiyse onu yaşamıştır. Ne emrettiyse. Hani ayet-i kerimede o heva ve hevesinden hiç konuşmadı diyor. Yani bu ne demek? O devamlı hep Allah'ın emirlerini konuştu. Onun sünnet-i seniyyesi de Allah'ın emridir çünkü. Onun normalde gördüğü rüya da Allah'ın emridir. Vahiydir. Söylediği her şey baştan başa vahiydir. Söylediği her şey. Yaptığı her şey baştan başa vahiydir. Onun elini koynatması dahi vahiydir. Ben böyle inanıyorum. Ve böyle inandığıma dair de hem ayet-i kerimeler var hem hadis-i şerifler var. O yüzden din Allah'ın, din Ahmet'in değil, din Mehmet'in değil, din filanca X partinin başkanının değil veya filanca toplum kuruluşunun değil veya filanca vakfın, filanca derneğin dini değil veya filancaların dini değil.
Din Allah'ın canım kardeşim. O yüzden biz dini Allah için yaşarız. Ve Allah için tahsis eder, Allah'a tahsis eder, ona ibadet ederiz. Hani Fatiha-i Şerife'de devamlı söylediğimiz, Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz. Birini severken Allah için severiz. Birine olan düşmanlığımız Allah içindir. Birine olan dostluğumuz Allah içindir. Birine olan muhabbetimiz Allah içindir. Biz Allah için sever, Allah için düşmanlık yaparız. Yani bazen hani ya sufiler düşman olur mu? Evet oluruz canım kardeşim. Biz Allah'ın düşman olduğu, Allah'ın sevmediği her şeye düşman oluruz. Biz Allah'ın sevmediği her şeyden uzak dururuz.
Biz öyle biz işte hani bir kısım sufi geçinenler vardır ya, işte biz bütün herkesi seviyoruz. Biz Allah'ın sevmediklerini sevmeyiz. Allah'ın sevmediklerinden uzak dururuz biz. Ancak onlara nasihat etmek için yaklaşırız. Ancak onlara dini tebliğ etmek için yaklaşırız. Allah bir hali sevmiyorsa ondan uzak dururuz. Allah gıybet edenleri sevmez. Allah iftiracıları sevmez. Allah dedikoduları sevmez. Allah faizcileri sevmez. Allah asık yüzlüleri sevmez. Allah yalan söyleyenleri sevmez. Allah hırsızlık yapanları sevmez. Allah fuhuş işleyenleri sevmez. Allah lütileri sevmez. Allah eşcinselleri sevmez. Allah peygamberine karşı çıkanları sevmez. Allah peygamberiyle alay edenleri sevmez.
Allah inanmayanları sevmez. Kafirleri sevmez. Gavurları sevmez. Allah münafıkları sevmez. Bizim kalkıp da bu Allah'ın sevmediklerini sevme lüksümüz yok. Biz Allah'ın sevmediklerini sevmeyiz. Bizim imanımız, bizim dinimiz bunu emreder çünkü. Biz Allah'ın sevdiklerini de severiz. Allah peygamberlerini sevmiş, biz severiz. Allah velilerini sevmiş, biz de severiz. Allah kendi yolunda, sırat-ı müstakimde düp düzgün gidenleri sever, biz de onları severiz. Allah iman eden ve iyi amel işleyen salih kullarına beraber olmamızı emretmiş. Biz de onlarla beraber oluruz. Onları sevmemizi emretmiş. Biz de onları severiz. Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin, emrine boyun bükeriz.
Allah emrettiği için boyun bükeriz. Allah emrettiği için itaat ederiz. Allah emrettiği için tabi oluruz. Allah için yaparız bunu. Vay şeyhimizin hoşuna gitsin diye yapmayız. Zakirimizin hoşuna gitsin diye yapmayız. Vay arkadaşımızın hoşuna gitsin diye yapmayız. Din Allah'ın. Biz Allah için yaşarız. Şeyhimizi de Allah için severiz. Allah için severiz. O yüzden vay şeyhimizin gözüne girelim diye düşünmeyiz. Onu Allah için severiz. Allah bizi onlardan eylesin. Cenab-ı Hak dini has Allah'a kılaraktan, Allah için, Allah için, Allah'ın dinine sımsıkı yapışan kullarından eylesin. Ve Cenab-ı Hak bizi kendi sırat-ı müstakiminde ebediyete kadar berdevam eylesin inşallah.
Sorularınıza geçiyorum inşallah. İsmim Ömer Kahraman. Doğduğum günden beri dergahdayım. 11 yaşındayım. Ben de ders almak istiyorum. Ömer Kahraman sende 11-11 ders çek inşallah. Babana söyle sana talim ettirsin. Makyaj yapmak ve tırnakları oje sürmenin günahı nedir?
Hayırlı yayınlar. Ya normalde bir bayan evinde eşine karşı süslenmesi gerekir. O yüzden bir bayanın eşine süslenmesi sünnettir. Kadınlar eşlerine süslenmeliler. Kadınlar eşlerine karşı bakımlı olmalılar. O yüzden eşlerinize karşı süslenmek, eşlerinize karşı makyaj yapmak, bakımlı olmak sünnet-i seniye, ibadet hükmünde. Oje sürme bayanlar o malum günlerinde sürebilirler. Çünkü addest almıyorlar ya o zamanlar. O yüzden bir sıkıntı olmaz. Ama abdest alacaklarsa oje kalıcı bir şey olmadığından dolayı ojelerini çıkarmaları gerekir abdest alacakları zaman. Benim kızım 7 yaşında. Ben ölmek istemiyorum.
Ölüm neden var ki? Sen de ölme anne hep burada kalalım diyor. Bir yere gittiğim zaman kaygılanıyor. Sana bir şey olursa bir çukura düşsen diyor. Telefonunu yanından ayırma olur mu diyor. Ben seni bulayım diyor. Bunlar çok ağlıyor. Bunları aklımdan çıkaramıyorum. Anne neden böyle gidiyor? Bunu nasıl aşabiliriz? Normalde aile durumunuzu bilmiyorum. Ama çocuğunuzda sizden ayrı kalma kaygısı, korkusu oluşmuş. Eğer çocuktan daha önce bir ayrıldıysanız, çocukla aranızda bir mesafe olduysa, bu aile durumunuzu bilmediğimden net şimdi bunu size analiz edemiyorum. O yüzden normalde böyle bir kaygı, böyle bir korku olabilir. Bunun normalde böyle bir çocuk pedagoguyla bir görüşseniz iyi olur.
Veya siz bu konuda ama çocuğu görüştürün ama kendiniz görüşseniz iyi olur gibi geliyor bana. Selamünaleyküm köpeklerden çok korkuyorum. Ben bazen bu korkum yüzünden dışarı çıkamıyorum. Ne tavsiye edersiniz? Siz de kendinizi tedavi edeceksiniz. Olmazsa bir böyle gidin evcil bir köpeği sevin. İnşallah o korkudan kurtulun Peygamber Efendimiz'e sallallahu aleyhi ve selleme. İlk vahiy oku emri geldiğinde Kur'an-ı Kerim henüz inmemişti. Oku emrinden kasıt neydi? Hayırlı akşamlar diliyorum. Bu onun müteşabih bir ayet. Müteşabih bir ayeti olduğu için herkes bunun üzerinde bir şeyler söylemiş. İşte kimi tefsirciler demişler ki işte bundan sonra gelecek olan ayetleri oku. Kimisi demiş ki kainat her şey yaratılmış olan her şey başlı başına bir ayet bunları oku gibi değişik müteşabih tefsirlerde bulunmuşlar.
Selamünaleyküm. Eğer beni seviyorsan belaya sabırla hazırlan. Yemin ederim ki beni sevene bela tepeden dereye gelen sudan hızlı gelir. Ya Rabbi beni sevene iffet nasip et. Rızkı kâfi miktarda olsun. Sevmeyenin malı da evladı da çok olsun. Ebu Hureyre. Ramuz-u El-Azis demiş Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Burada belaya sabır nasıl olur? Resulullah'ı sevene bela olunuyorsa nasıl sabrederiz? Nasıl susarız? E şimdi hani meşhur ya bir kimse dedi ki ya Rabbi ben ya Resulullah ben Allah'ı çok seviyorum. Ona dedi ki işte hastalıklara karşı hazır ol. Bela musibetlere hazır ol. Merisi de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için dedi çok seviyorum diye.
Onu da bu sefer bu minval üzerinde hadis-i şerif beyan etti. Şimdi Allah yolunda uğraşan, Allah'ı seven, Resulullah'ı seven kimselere muhakkak bela, musibet, sıkıntı, hastalık, gam, keder, dert eksik olmaz. Olur bu. Bu yolun çilesi bu. Hani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ateşler içerisinde böyle kıvranırken sahabe diyor ya yani ya Resulullah sana da mı bu kadar sıkıntı? O zaman o da diyor ya belanın, sıkıntının büyüğü, musibetin büyüğü peygamberlere, ondan sonra Allah'ın velilerine, dostlarına, ondan sonra da etrafındaki kimselere diyor. Bu minval üzerinde değişik rivayetler var. Şimdi o zaman bir kimse Allah ve Resulüne iman edip o yolda yürüyorsa, koşuyorsa bela ve musibetleri onların üzerinden eksik olmayacak.
Onlar da böyle ama yakından, ama uzaktan, ama yandan, ama arkadan, ama önden bir taraftan bu bela ve musibetler gelecek, onlar da bunlara sabredecekler. Sabretmek onlarla mücadele edecek, isyan etmeyecek. Yani hastalık gelecek, sıkıntı gelecek. İşte her yerden geliyor, gelir. Ne yapacak? Onlarla normalde mücadeleye devam edecek. Böyle işte hastalık geldi, yatayım, sıkıntı geldi, kaçayım, bela, musibet geldi, evimde oturayım, böyle bir şey yapmayacaklar. O yüzden sabrederek de mücadelelerine devam edecekler. Tarih boyunca böyle olmuş. İkinci sorun, birçok kimse grubu sessize almış. Sizin olduğunuz grup neden sessize alınır ki? Ben dijital ortam olmasına rağmen sanki karşımdasınız gibi yazdığınız her şeyi okumak için, kaçırmamak için can atıyorum.
Saatin kaç olduğuna bakmaksızın gece gündüz takipteyim. Grubu açma ve kullanma amacımız nedir? Ben mi yanlış? Anladım. Şimdi pandemi dönemi, pandemi söz konusu olunca işte bir de uzun sürdü. Hani tahminden fazla oldu. Öyle olunca arkadaşlar böyle bölük pörçük internet ortamında orada burada herkes kendince birer programı yapacağım, bir şeyler yapacağım diye uğraşıyor. Allah razı olsun hepsinden. Biz hepsini bir yere toplayalım. Herkes birbiriyle kaynasın, birbiriyle sohbet etsin, muhabbet etsin. Yapmış oldukları hani bu internet ortamından, hizmetlerden de birbirleri normalde işte haberdar etsinler, birbirleriyle tanısınlar, kaynasınlar diye yaptık. Ama yani herkes böyle bir tamam orada duracak diye bir kaydı yok 24 saat.
Yani işi olmayanlar, müsait olanlar, başka yerlerde dolaşacaklarına orada arkadaşlar, kardeşler ne yapıyorlar? Tanışırlar, görüşürler, konuşurlar diye biz normalde grubu açtık. Öyle olunca işte ne bileyim arkadaşlar kendileriyle görüşüyorlar, konuşuyorlar, sohbet ediyorlar. Kendi yapmış oldukları hizmetlerin işte saatini, dakikasını ne bileyim yaptıklarını orada paylaşıyorlar. Böylece bir aile ortamı oluşsun diye biz öyle bir hem erkeklere hem de bayanlara ayrı ayrı grup açtık. Açtım yani ben açtım öyle söyleyeyim. İnşallah bu istikamette devam eder. Ama bu istikamette devam etmez böyle biz orayı beceremezsek, başaramazsak yapacak bir şey yok. O zaman hata yapmışız, yenilmişiz, yanılmışız. Bizim arkadaşlarımız, kardeşlerimiz bunu yapabilecek, götürebilecek noktada değilmiş diyeceğiz.
Kapatacağız. Bu tabii pandemi döneminde gerçekten insanların böyle birbirlerinin kardeşliklerine, arkadaşlıklarına, dostluklarına ihtiyacı var. E dedik birbirleriyle hani gelemiyorlar, gidemiyorlar, görüşemiyorlar, konuşamıyorlar. İşte orada birbirleriyle görüşsünler, konuşsunlar, tanışsınlar, birbirlerinin dertlerine derman olsunlar, yaralarını sarsınlar, sevinçlerini paylaşsınlar, üzüntülerini paylaşsınlar. İşte birisinin cenazesi oluyor. İşte malum cenazelere gitmekte, katılmakta yasaklanmıştı. Cenazesini işte bildirsin, annesi vefat ediyor, babası vefat ediyor gibi böyle birbirlerinden haberdar olsunlar. Birbirleriyle anlasınlar, yardımlaşsınlar diye hem bayanlara hem erkeklere böyle bir grup açtık. İnşallah iyi gider, inşallah yani niyet hayır, akıbet hayır demiş büyükler.
Bizim niyetimiz hayır, inşallah akıbette hayır olur. Bir de hani böyle açık konuşmak gerekirse böyle insanlar dertlerini, sıkıntılarını, problemlerini, yaşadıklarını, gördüklerini de anlatamıyorlardı. Böyle bir sıkıntı da var. Hem bu da ortadan kalksın. Herkes görüşünü, düşüncesini hür bir şekilde orada açıklasın, söylesin, edep dairesinde istedik. Çünkü bazı şeyler dile getirilmesinde sıkıntı oluyor. Ama normalde madem ki yol gidiliyor, insanların kalplerinde bir kırgınlık olmadan, içlerinde bir takıntı olmadan, tabiri caizse bir çizik olmadan olduysa onu tamir ederekten yürümeleri gerek. Yani bir kimse örneğin işte ister şeyhine, ister zakirine, ister kardeşine, ister etrafına karşı içinde bir sıkıntı olmadan, içinde bir çiziklik olmadan, içinde bir leke olmadan kardeşim deyip sarılabilmeli.
Benim sufilik ve kardeşlik algım bu. O yüzden ben Cevdet'e karşı, benim içimde bir kırgınlık varsa, Cevdet'e karşı benim içimde böyle bir üzüntü varsa, Cevdet neden bunu böyle yaptı diye içimden ben, içimi kemiriyorsa, o zaman benim Cevdet'in yüzüne bakarken baktığım şey sahte. Benim anlayışım bu. Benim ona tebessümüm de sahte o zaman. Benim bunu Cevdet de halletmem lazım. Cevdet sen bunu neden burada böyle yaptın, böyle yapmanın karşı ben üzüldüm deyip, Cevdet de neden yaptığını bunu anlatmalı. Ha Cevdet'in hatası varsa, Cevdet özür dilemedi. Benim hatam varsa, ben yanlış anladıysam, ben de Cevdet'ten özür dilemeliyim. Ve kardeşliğimizi pekiştirip yolumuza devam etmeliyiz.
Burada sıkıntı var. Bir de yani normalde işte filanca ne der, fişmanca ne der, bu tıp sıkıntılar var. Bunlar hallolsun, bunlar bitsin. Madem ki kardeşlik kurmuşuz, bir kardeşçesine kol kola girip bir yol gidiyoruz. O zaman benim kendimce düşüncem o. Benim içimde hiç kimseye karşı böyle bir hani şerhim olmaması lazım. Normalde bazı arkadaşlar da işte bana şikayette bulunuyorlardı. İşte siz böyle diyorsunuz, böyle yapıyorlar. İşte siz böyle söylediğiniz halde bizim işte zakirimiz bize böyle yaptırıyor. Bunlar da çözümlensin. Herkes böyle tek ağızdan hani bir düşünceyi, bir fikri, bir emri, bir öneriyi, bir nasihatı alsın diye şeyi kurduk. Ne o? Sayfaları kurduk. Ardından işte böyle çok yazılar var, çok söylenenler var.
Sonra bizim Salim dedi ki size bir sayfa açalım dedi. Siz dedi oraya kimse de sen oraya ekleme, herkes kendisi eklesin ve siz oradan dedi direkt hani sayfalara girmeden dedi yazabiliyorsunuz. Telegram'ın dedi böyle bir özelliği var. E sonra ben normalde Salim oraya da bir Allah razı olsun bir yol gösterdi. Öyle bir sayfa da açtım. Tabi oraya arkadaşlar bir şey yazamıyorlar. Sadece onu takip ediyorlar. Oradan paylaştıklarımı takip ediyorlar. Hoş arkadaşlar da böyle bir ince bir ne o çizgi çizeyim. Yani iki sayfada yaklaşık 2500 kişiye yakın arkadaş var. Beni de 1500 kişi takip ediyor. Ben yani hani bazıları gibi neden takipçim az diye buradan feryat figan edecek değilim.
Allah muhafaza eylesin. Öyle bir derdim yok ama bizim amacımız oydu. Arkadaşlar, kardeşler tanışsınlar, görüşsünler, konuşsunlar, birbirlerini sevsinler, muhabbet beslesinler. Varsa birbirlerine karşı içlerindeki incinmişlikleri, kırılmışlıkları, varsa birbirlerine karşı bir şeyleri orada helallesinler diye açtık. İnşallah Cenab-ı Hak bu konuda niyetimiz halis. İnşallah sonucunu da halis eder. İnşallah iyi olur. Yani orası bir kavga, bir tartışma ortamı olmasını istemem. Orada böyle işte insanların birbirlerine karşı husumetli davranmalarını istemem. Evet, durum bu. O yüzden herkes orayı takip edecek diye bir kaide yok. Bir arkadaş yazdı. Onu burada şimdi paylaşacağım. O da hakkını helal etsin.
Bana yazmış, baba halimiz perişan. Çocuklar aç, evde yemek yok. Ondan sonra hatunun elinde telefon dolaşıyor boyuna. Ne hale geldi bunlar diye. Bana yazmış, kurtar beni baba diye. Ondan sonra bu halede gelinmesini de istemem. Allah muhafaza eylesin. İnşallah. Sufi vaktin çocuğu ise vaktin sahibi. Babası kimdir? Nasıl vakte uyarız? Her vaktin bir emri vardır. Sufi vaktin çocuğudur. Yani o emre uyar. Çocuk kendisi, kendi kafasından bir şey yapabilir mi? Yapamaz. O manada o. Yani ne yapacak o zaman? O çocuk da o vakitlerdeki emirlere, tavsiyelere, nasihatlere uyacak. Çocuk yetiştirme konusunda baba her ağladığında çocuğun istediğini yapıyorsa, anne bu duruma karşı çıkmaya çalışıyorsa, kadın bu gibi durumlarda kocasına itaat etmeli midir?
Yani itaat eder ama oturup babasıyla konuşması lazım. Bak bu çocuk her istediğini ağlayarak yaptırıyor. Yarın öbür gün bu çocuğun psikolojisi o açısından sıkıntı olur diye konuşulsa, görüşülse iyi olur. Doğru bir çocuk yetiştirme yöntemi değil. Selamun aleyküm. Bir süredir internetten sizin yayınlarınıza katılıyor. Geçmiş yayınlarınızı izliyorum. Bu geceki yayınınızda bir heyecan haline büründüm. Kalbimin atışları hızlandı. Nedeni nedir? Bilemem canım kardeşim. Allah yardımcınız olsun. Rabbim heyecanınızı artırsın inşallah. Hocam selamun aleyküm. Hocam Allah rızası için sizden ders alabilir miyim? Hocam selamun aleyküm.
Başta selam vermeyi unuttuğum için kusura bakmayın. Hocam sizinle konuşmayı çok istiyorum. İnşallah Cenab-ı Hak nasip eylesin. Görüşürüz, konuşuruz, tanışırız. İnşallah ters de veririz. Selamun aleyküm. Rüyamda çok kötü şeyler görüyorum. Ne yapabilirim? Bana anlatabilirsin. Hayırlı akşamlar hocam.
Geçen hafta bir soruya cevap olarak tasavvufta olan birinin, tasavvufta olmayan biriyle evliliğine fasit olur demiştiniz. Bu durumu açıklayabilir misiniz? Tasavvufta olan genç kızlara eş seçiminde dikkat etmesi gereken. hususları anlatabilir misiniz? Teşekkür ederim. Ben fasit olur diye söylediysem hata yapmışım. Öyle söylediğimi hatırlamıyorum ama eğer söylediysem hata yapmışımdır. O yüzden bir bayan ehli tasavvuf olabilir. Evlenecek olduğu kimse ehli tasavvuf değildir. Zorluklar yaşayabilir ama fasit olur. Doğru söz değil. Eğer bunu ben söylediysem özür dilerim. Bu söylediğimden rücu ediyorum, geri dönüyorum. Ama onu iyice bir dinlemek, onu iyice bir bakmak lazım. Ben böyle bir söyleyebileceğim bir şey değil bu.
O yüzden ehli tasavvuf olan kimseler eş seçerlerken eğer gerçekten özgüvenleri yüksekse ehli tasavvuf olmayan bir erkekle de evlenebilirler. Onun hiç olması ehli tasavvuf olarak yönlendirme amacıyla. Ama yok öyle değillerse ehli tasavvuf bir kimseyle evlenmeleri daha uygun olur. Selamünaleyküm, hayırlı haftalar olsun hocam. Ben geçen sene Arife gecesi bir rüya gördüm. Çok etkilendim. Tevüle ederseniz çok sevinirim. Rüyamda oturduğumuz sitenin bahçesi, giriş kapısı mutfağımızdan görünüyor. Ben mutfakta bir poşetin içinde yeşillik varmış. Onları ayıklıyorum. Sonra bir ara mutfak camından dışarı bahçeye baktım. Bahçe kapısının girişinde uzun boylu üzerinde toprak rengi, cübbe, başında beyaz sarık, sakalları uzun kapıya doğru duruyor.
Ellerini bağladı, kıyamda durur gibiydi. Sonra aynı kişiden biri daha oldu. İkiz gibiydiler. İkisi de kapının sağında ve solunda beklemeye başladılar. İkisi de yola bakıyordu. Uyandığımda onların ermiş biri gibi hissettim. Hocam bu bir işaret midir? Muhakkak işarettir. Allah yardımcın olsun. İnşallah onlarla Cenab-ı Hak seni buluştursun.
Sizinle görüşmeye gelmiştim. Kestel'den Banu Hanım'la görüşüyorduk. Bana da yüz tevhid çekmemi söylemiştiniz. Bin tevhid çekmemi söylemiştiniz. Onu da çekiyorum inşallah. Bana da bir yol gösterin. Beni de kardeşlerinize kabul edin. Birkaç gün önce de çok net hatırlamıyorum. Sizin yüzünüzü gördüm. Sakalınız, siyah boyunuz milyondu. Yaşlı biri olarak Amdülkadir Geylanlar Hazretleri İdiniz. İnşallah sana da ders vermem. Ama bu biatlaşmayla alakalı şeyinizi buraya attığınız bu yazıyı benim özel numaramı atın. İnşallah oradan biatlaşmayı yapalım. Üstad telegramı yükledim demiş pek kimse. Mübarek olsun.
Hocam selamun aleyküm. Kur'an-ı Kerim'i Türkçe okumamız konusunda neler söyleyebilirsiniz? Arapçasından okumak elbet daha seaptır, daha evladır eminim. Ancak ayette de belirtildiği üzere biz onu anlayabilmeniz için sizin dilinizde indirdik denmesi, her milletin kendi dilinde okuyup anlaması ve Rabbimizin mesajını anlamamız için gerekli değil midir? Sonra da Müslüman olan her insan Kur'an'ı kendi dilinde okuyup mucizelerine şahit olmuş ve hak dini Allah'ın izniyle yönelmiştir. Emekli olana kadar Kur'an öğrenmeye fırsat bulamayıp yaşlanınca Kur'an okumayı öğrenenler var ülkemizde. Allah onlardan razı olsun. Ancak Kur'an okumayı bilmedikleri için hiç o yaşa kadar Kur'an okumamak neden?
Türkçesinde okuyabilirlerdi. Hem belki daha önce öğrenmelerine sebep olurdu. Gençlerimizin ahlakı Kur'an'ı Türkçe okumakla alışkanlık haline getirilseydi, bugün çok daha farklı olurdu diye düşünüyorum. Bence bunu milletimizi teşvik etmeliyiz. Bu konudaki görüşleriniz nedir? Sohbetinizde bahseder misiniz? Kur'an-ı Kerim'in meal olarak Türkçe okunmasını ben de destekliyorum. Herkes meal olarak Kur'an-ı Kerim'in Türkçesini okusun, anlasın en azından. Ama ibadet dili Kur'an'ın diliyle olur. Başka alternatifi yok. Ama isterim ki herkes Kur'an-ı Kerim'in de Türkçe mealini okusun. Selamun Aleyküm fabrikada çalışıyorum. Çalıştığım tesis otomatik 70 dakika kendisi çalışıyor. Ben de bu süre zarfında farklı bir işim olursa onu yapıyorum.
Olmazsa oturup bekliyorum. İşimin olmadığı oturup beklediğim zamanları nafile namaz kılarak ya da sokuyarak doldursam dinimizce ve yolumuzca bir sıkıntı olur mu? Olmaz. Devam et inşallah. Hikmet eskin biatlaşmayı benim normal inşallah şeye benim numaramı gönderin. İnşallah oradan biatlaşmayı yapalım. Selamun Aleyküm eve gelen dilenciyi boş çevirsek olur mu? Kimisi para istiyor, erzak veriyoruz ve erzakları yerlere atıyorlar. Ne yapmamız gerek? Onlar genelde dilenenlerin büyük bir çoğunluğun ihtiyacı yok aslında. Yani şöyle söyleyeyim. Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretlerine şeyhenillah demiş. Birisi dilenmiş bir şey istemiş.
Bakmış. Onun torbasında böyle işte arpa, buğday bir şeyler var. Almış onu devenin önüne dökmüş. Ondan sonra bir akçe vermiş ona. Demiş ya İmir el-Mümini neden bunu böyle yaptın? Demiş burada torbanda bir günlük yiyeceğin, azığın varken demiş. Dilenmen senin caiz değildi. O yüzden demiş bunu devenin önüne döktüm ki şimdi dilenmen caiz oldu demiş. O yüzden o kimsenin bir günlük yiyeceği varsa dilenmesi caiz değil. Bunu bilen de yok, herkes dileniyor. İkindi ve akşam namazından sonra nafile namaz kılmanın mekruh olduğu ile ilgili ne buyurursunuz? İkindiden sonra doğru. İkindiden sonra nafile namaz kılınmaz. Zakirliğe, bu yolu yeni giren biri hangi zikirle ya da zikirlerle başlamalı?
Sayı kaç olmalı? Üstadım nur ellerinizden öperim. Tevhidle başlayacak. La la hayllallah. Eğer normalde üstadı ona bir ders verdiyse, o dersi okuyacak. Söyleyecek. Yok işte üstadı yoksa sadece tevhidle başlayabilir, tevhid çekebilir. Selamünaleyküm.
Babam nur içinde yatsı, mide ameliyeti olmuştu. İki ay hastanede yattık. Kardeşler dönüşümlü kaldık. Yanında serumla besleniyordu. Midesi gazoz kabuğu kadar küçültüldü. Başka bir şey yemiyordu. Yasaktı. Çok acı çekiyordu. Dikişleri patlamıştı. Babam acı çektikçe ben de acı çekiyordum. Kanserdi. Ben bir hata yaptım. Allah'ım emanetini al artık dedim. O altı sene oldu vefat edilir. Nur içinde yatsın. Ben hala kendimi affedemiyorum emanetini al dememdi. Günahımı nedir? Yok. Bunda bir sıkıntı yok. Yani gerçekten teknolojinin ilerlemesi bazen iyi bir şey ama bazen de böyle yani Allah muhafaza eylesin. İnsanlar acı çekiyorlar. O zaman da böyle insan Allah'ım emanetini al diyebiliyor.
Bunda bir sıkıntı yok. Ecel ne bir adım o ne ne bir adım sonraya. Biz tabi sabredip böyle hastaların hastalıklarıyla ilgilenirsek âlâ olur. Ben Zeynep torunlar 11 yaşındayım. Ders almak istiyorum. Tamam. İnşallah annen baban sana da tarif etsin 11-11. Selamun Aleyküm. Aleyküm selam. Selamun Aleyküm. Ben 11 yaşındayım ve rüya gördüm. Büyüyünce karanlık işlere bulaşıyorum. Adam öldürüyorum. Adamın yakınları beni öldürüyor. Cehenneme gidiyorum. Cezamın birazını çekerken Allah-u Teala bana bir saatlik dünyaya gitme izni veriyor. İstediğini gör diyor. Ben iki arkadaşım. Bir evde buluşuyoruz. Kendimize en yakın arkadaşlarım bizi ziyarete geliyor.
Onları kapıda karşılıyorum. Fakat bana sen çekil. Ben diğer arkadaşım için geldim diyorlar. Beni dışlıyorlar. Ben hüngür hüngür ağlıyorum. Bisikletime binip eve doğru yola koyuyorum. Eve geldim. Tam içeri gireceğim. Allah'ın bana verdiği bir saat doluyor. Tekrar cehenneme gidiyorum. Cezamı çektikten sonra Allah'la konuşuyorum. Ben sorular soruyorum. Allah cevap veriyor. En sonunda aramızda bir kapı var. Kapı yarısına kadar açılıyor. Turuncu bir şey görüyorum sanki. Bir insan arka sol omuzuna benziyordu. Allah hayırlısını eylesin. İnşallah sen hayırlı bir insan olacaksın. Selamun Aleyküm. Hayırlı geceleriniz olsun. Bir kimse hayatını amacını Rabbime kul olmak için yaşamak istiyorsa tam anlamıyla neler yapmalı?
Ne kadar uyumalı, ne kadar yemeli, ne kadar günlük hayatta çalışmalı? Hayata bakışça nasıl olmalı? Tüm anlamıyla bir kimse Rabbime kul olmak için nasıl yaşamalı? Hayırlı geceleriniz olsun. Selamun Aleyküm. Allah yardımcın olsun inşallah. Bir kitaplık şey sormuşsun. O yüzden sen farzları yerine getir. Nafilelerle Allah'a yaklaş inşallah. Selamun Aleyküm. Eşim dersi değil, rüyasını size sormamı istedik. Kendisi çıraklıktan yetişmiş. Oto teyip, oto elektrik ustası. Kimsesiz büyümüş, kendi çabalarıyla hayatını kurmuş bir insan. Beş senedir aynı rüyayı görüyorum diyor. Rüyasında yanında yetiştiği ustası eşinden ayrılmış. Üzgün dükkanı da olmuş. Devamlı eşimi çırağını yanına çağırıp gel bu dükkanı derleyip toparlayalım diyor.
Ama ustası üzgün, bedbaht durumda gösteriliyor. Eşim de onun davetine benim kendi dükkanım var. Artık buraya nasıl gelebilirim diye cevap veriyor rüyasında. Usta yıllar önce vefat etmiş. Dua etti, ettirdi, ailesini buldu. Bir sorunun sıkıntı var mı dedi. Ailesi şükür ki çok iyidir, onunla bir sorun çıkmadı. Ama eşim aynı rüyayı görmeye devam ediyor. 3-4 ay ara ile aynı rüyayı görüyor. Lütfen eşime yardım eder misiniz? Bunun anlamı nedir? Devamlı geçmişi görmek istemiyorum diyor. Eski usta çırak ilişkilerini bilirsiniz. Hatırlamak istemiyor. Bu rüya gösterilince tüm gün morali bozuyor. O ustasına hakkı var ise helal etsin. İnşallah bir daha onu görmez. Selamun Aleyküm dersimi çekerken bir his geldi.
Uzun süredir yaşananlarla birlikte sanki Medine'ye hicret yolundaymışız. Sorum şu. Muhacir ve Ensar kardeşi nasıl olmalı? Nelere dikkat etmeliyiz? Kardeş kardeştir inşallah kardeş olacağız. Bu tip şeyleri arkadaşlar sayfaya yazsınlar inşallah. Selamun Aleyküm bizler için Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesselam'in unutulan sünnetlerinden örnek verip bahsedebilir misiniz? Allah amel etmeyi nasip eder inşallah. Allah sizden razı olsun. Gönlünüz hep bahar, hep gül bahçesi olsun. Eğer bir hastayı ziyaret etmiş olsaydınız beni ziyaret etmiş olurdunuz. Hadesi Kudsi bu. Eğer bir açı doyursaydınız beni doyurmuş olurdunuz. Eğer bir çıplığı giydirmiş olsaydınız beni giydirmiş olurdunuz. Hadesi Kudsi bu üç şeyi üzerinizde bulundurmaya gayret edin.
Hastaları ziyaret edin, açları doyurun, çıplakları giydirin. Tabi çıplaklar giyinmek isterse. Kabe'yi manevi anlamda anlatır mısınız? Manevi anlamda anlatabilmek için manevi göze ihtiyaç var. Allah bizi affetsin. Bizde öyle bir göz yok ki. Cenab-ı Hak o gözle gözlendirsin Esam'ı. Selamun Aleyküm. Hocam eşim sizin derişlerinizden ben sizi defalarca rüyamda gördüm. Sizden ders alabilir miyim? Kestel'den. Yazgül atlı. Size gönderdim.
Kestel'le arkadaşın kardeşlerimiz var. Bayanlardan inşallah. Onlarla irtibat kurun. Onlarla inşallah beraber hareket etmeye gayret edin. İnşallah. Selamun Aleyküm. Size üstad'da manevi helallık alma konusunu sormak istiyorum. Derviş ne yaparsa hangi durumlarda manevi tonun sırtını döner? Ne yaparsa perdelenir. Eksikliğimiz, gafletimizi gidermek için tavsiyelerinizi alabilir miyim? Normalde manevi helallık bir kimse örnekliyorum bunları böyle kusura bakmayın. Böyle bir şey olup olmaması önemli değil. Mesela bir üstad bir kimseye bir şey dedi.
Bunu böyle yap dedi. Yapmadı. Ondan manevi helallık alması lazım. Yapmadığı müddetçe ondan perdelenir o. Mesela bir kimse üstadının emrini yerine getirmediği müddetçe o perdelenir. Getiremeyecekse telefon açacak ona. Söyleyecek veyahut da diyecek ki ben bunu yapamıyorum. Hakkınızı helallet. Şu şu sebepten yapamıyorum. Bu bundan yapamadım gibisinden. Bu normalde perdelenme genelde böyle olmazsa olmaz farzları riayet etmeyen, olmazsa olmaz sünneti seniye riayet etmeyen, olmazsa olmaz üstadın sözlerine riayet etmeyenler de olur. Allah muhafaza eylesin inşallah. Bir sufinin üstadıyla manevi bağı neden kopar? Sufi üstadıyla bağının koptuğunu nasıl anlar?
Sufinin üstadıyla manevi helallaşması nasıl olur? Bu minval üzerinde aynı üç aşağı beş yukarı cevabımız aynı olacak inşallah. Hayırlı sohbetler.
Bir kişi çok güzel haller, rüyalar görüyordur. Üst makamlardadır. Ancak zakir değildir. Herhangi bir toplulukla, kişilerle ilgilenmesi söylenmez. Zakirler insanları eğitebilecek, yetiştirebilecek kapasitede insanlardan mı seçilir? Maneviyeti bu kadar yüksek kişilerin zakirlik durumu nedir? Biz zakirlere maneviyatı yüksek kişiler gözüyle mi bakmalıyız? Yoksa bu yoldaki diğer etkenleri de düşünmeli miyiz? Normalde zakirlik farklı bir kategori alandır. Böyle işte maneviyat farklı kategori alandır. Bazı kimseler vardır. Mesela zakirlerden daha fazla maneviyat ehlidir. Bu olabilir. Her yerde vardır böyle. Ama onlar zakir değildir.
Örneğin işte onların farklı manevi tecelliyatları olabilir. O yüzden bazen böyle zakirler çok maneviyatlıymış gibi hissedebilirler, görebilirler arkadaşlar. Ama zakirden daha maneviyatlı bir kimse de olabilir. O yüzden hatta bu zaman zaman bazı kardeşler başlarındaki zakirlerden daha maneviyatlı olabiliyorlar. Normalde o dengeyi kurmak biraz tabii zor olur.
Mesela işte bu, şimdi burada zakirler insanları eğitebilecek, yetiştirebilecek kapasitede insanlardan mı seçilir? diye bir soru var. Bir yolda, sufilikte eğiten, bu konuda yetiştiren üstaddır. Zakirler ama bayan ama erkek, arkadaşları derlerler, toparlarlar. Bu noktada işte zikullah yaptırırlar, derslerini yaptırırlar. Onların manevi eğitimleri üstadla alakalıdır. O yüzden zakirler ister bayan olsun, ister erkek olsun, etrafındaki derviş kardeşleri manevi olarak eğitebilecek noktada değillerdir. Ama böyle bazen sufi kardeşler bunu zakirleri öyle zannettiklerinde zakirlerini şeyh yerine koymuş olurlar.
Burası tehlikeli bir sıkıntıdır. Şimdi bazı zakirler vardır, manevi halleri açıktır. O manevi hali açık ise, buradaki manevi hali açık olmasının ölçüsü şu, orada bir rüya gören bir kimsenin rüyasına vakıf ise, halakada hal gören bir kimsenin haline vakıf ise, evet, o halife seviyesindedir. O kimse o zaman orada bir manevi olarak bir kimsenin problemine, bir kimsenin sıkıntısına giderebilir. Eğer bir zakirde böyle bir hal yok ise, onun manevi yetiştiriciliği yoktur daha. Bu böyle manevi yetiştiriciliği olmadığından dolayı, o sadece orada ablalık yapar, ahbilik yapar. Ama bunun tekrar altını çiziyorum.
Bir sufi kardeşimiz, orada zikrulatta bir başkasının yaşadığı hali kendisi görüyorsa, evet o yetişmiştir. Allah o kardeşlerimizi çoğaltsın inşallah. ama ne olursa olsun, bir zakir kardeşimiz o hale gelse dahi, yine edeb etmeli, yine üstadını öne koymalı, yine üstad orada her şeyde önde olmalı. Burada arkadaşlar hata yaparsa, hani sufi kardeşler hata yaparlarsa, biraz böyle zakir kardeşler için sıkıntılı bir durum olur. Yani zakir kardeşler, kendilerini bu noktaya getiren kardeşleri uyarmaları lazım. Hani ben bazen zaman zaman anlatıyorum ya, işte ben Şeyh Efendi Hazretleri'ne Allah rahmet eylesin, arabaya aldım, derse gidiyoruz.
Böyle yüzü asık, dedim efendim bir şey var. Dedi ki yok, ben tatlı, yumuşak bir şekilde dedim var efendim dedim. Diyorlar ki dedi, sen şeyhlik yapıyormuşsun. Ben hiç seslenmedim. Eski arkadaşlar, bilirler bu sohbeti. İşte İsmail Hakkı tekkesinde ders var, ders oldu, bitti. Biz her dersten sonra ilan edilecek bir şey varsa ilan ediyoruz. Ben Şeyh Efendi Hazretleri'ne döndüm, efendim müsaade ederseniz, arkadaşlara bir şey konuşacaktım dedim. Konuş dedi. Ben iki dizimin üstüne çıktım. Dedim arkadaşlar, bugüne kadar ben size şeyhim dediysem, bir şeyh gibi davrandıysam, size şeyhlik yaptıysam, kime yaptıysam, bunu bana söylesin, şimdi bunu bana beyan etsin, ondan sonra ben ondan özür dileyim, helallık alayım, işte şunu yapayım, bunu yapayım, söyledim.
Ama dedim, bakın böyle bir şey yaptıysam, bana söyleyin, eğer dedim, normalde, hani helallaşacağım, bitecek çünkü. Dedim, bundan sonra da böyle bir şey yaparsam, sakalımdan tutun, tükürün yüzüme, diye söyledim. Şimdi, bir zakir, asla ve asla, şeyh gibi davranmamalı. Ama bilerek, ama bilmeyerek. Bir sufi de, zakiri şeyhin yerine koymamalı. Ama bilerek, ama bilmeyerek. Bunlar normalde olduğunda, bu sefer oradaki hiyerarşinin, düzenin, sistemi kaçar ortalıkta. Ve, manevi perdelenme olur. Bu, hem zakir manevi perdelenir, hem de, sufi, derviş, manevi olarak perdelenir. O yüzden, hiçbir zakir kardeşimiz, şeyh değildir.
Ve, şeyh gibi davranmamaları gerekir. Şeyhin önünde de, engel olmamaları gerekir. Hiçbir sufi kardeş de, zakirini şeyh gibi görmemeli. Ve, şeyhi itaret eder gibi etmemeli. Bazen, zaman zaman bu ölçüler kaçıyor. Bu ölçüler kaçınca da, ortalık karışıyor. O yüzden, bazı dergahlarda, bazı topluluklarda, bunlar olabilir belki de. Ama, bizde bu ölçüler, Kur'an, sünnet, imamların iştahı, ilk sufilerin yolu olarak görüldüğünde, bunlar biraz sıkıntı oluşturur. Ve, insanlar da kabız hali olur. Yani, bir sufi, zakirini, şeyh yerine koyduğunda, yetişmez. Kitlenir, kalır. Yol yürüyemez. Bir müddet sonra, bıkkınlık gelir. Ne bileyim, bir müddet sonra, pişmanlık gelir, yoldan çıkar.
O, zakir de anlamaz bunu. O, derviş de anlamaz. Bir bakar ki, o adam yolu bırakmış, gitmiş. Yani, zakir şöyle der, ya bu yolu bıraktı, gitti, hain oldu bu. İşte, yoldan dönenlerden oldu, der. Demez ki, benim yüzümden oldu. Bu tip sıkıntılar olur. O yüzden, normalde, maneviyatı yüksek bir kimse, zakirlik yapacak diye bir kaydı yok. Yani, bunu zaman zaman, maneviyatı böyle iyi olan kimseler, zakirlerin üzerinde dururlar zaten, manevi olarak. Ama, zakir kendince, işte, ben burada zakirim der, ama, hiyerarşik olarak, o kimse de, zakire tabi olur. Sonuçta, maneviyatı ne kadar yüksek olursa olsun, herkes, zakire tabi olacak. Ama, zakiri, zakir gibi görerekten tabi olacak.
Üstadının üzerine koymayacak. Üstadının üzerine koyarsa, o zaman o zakir de, normalde manen yolu kesilmiş olur, perdelenmiş olur. Allah muhafaza eylesin inşallah. Böyle, şeyh efendinin zamanından bir örnek vereyim. Bir abimiz vardı, rüya tevil etme hali yoktu onun. Zakir'di ama. Tabi, insanlar rüyalarının bir başkasını anlatıyorlardı, dervişler. o zakir abi, benim yanımda çok şeyh efendiyi yalurardı. Efendim, bana da bir rüya ilmi verseniz, hani ben de, rüyaları tabir etsem, bana müsaade etseniz diye, şeyh efendinin susardı. Allah hayırlısını versin derdi. Demezdi ona bir şey. Bu fakirde de vardı, mesela rüya tevil etme, işte mesela, şeyh efendinin bana yönlendirirdi, bir başkasına yönlendirirdi.
Ama ona demezdi bir şey. Örneğin, bu böyle olunca da tabi, şey olurdu, sıkıntılı bir durum olurdu. İşte o abi derdi ki, burada çift başlılık oluyor. Hani, ben zakirim, ben rüya tevil edemiyorum, arkadaşlar başka yere gidiyorlar, ona tevil ettiriyorlar diye. İşte bu, böyle, zakirlikle maneviyat yan yana giderse, sıkıntı olmaz. Ama zakirlikle maneviyat yan yana gitmez, birbirini tamamlamazsa, sıkıntı olur. Allah muhafaza eylesin. Bazı zakirler, hani bu konuda böyle, üstlerine katamıyorlar. Bayanlardan da var, erkeklerden de var bu. Üstüne katamayınca da hata yaparlar zaten. Bir zakirin, manevi olarak, yol alıp almadığını, oradan anlayın. Yani ne olacak?
o kimse üstadıyla ters düşüyorsa, bir üstadıyla arasında perde var ise, veyahut da üstadıyla bir sıkıntı yaşıyorsa, o zakirde manevi perdelenme vardır. Aynı şey, bir sufi için de geçerli. O üstadıyla perdeli ise, üstadıyla bir sıkıntı yaşıyor, üstadıyla alakalı bir sıkıntı vardır. O yüzden perdelenmiştir. Allah muhafaza eylesin. Hiçbir kardeşimizin perdelenmesini istemeyiz. Hiçbir kardeşimizin hata yapmasını, kusur işlemesini istemeyiz. Ama olur mu? Evet. Hata yapan, kusur işleyen kardeşler de dönüp, üstadlarından helalı kalmaları lazım. Yani, bunu böyle işte ben, önemsemiyormuş gibi görünebilirim. Ben iyi yazıcıyımdır, içimden yazarım.
Ben gelmedim davi için, ben yürür giderim ben. Ama o perdeli kalır orada. Bakın, o perdeli kalır orada. O kimse de onu fark etmez. Kendince hala da perdeli olduğunun da farkına varmaz. İyilik gösterisi yapar. Bunu böyle, kendimden örnekleyerekten söyleyeceğim. Ben her Şeyh Efendi Hazretleri ile beraber olduğumuzda ayrılırken, efendim, bir hatamız, kusurumuz olduysa özür dilerim, hakkınızı helal edin. Biz bilememişizdir. Bir şey olursa bana söyleyin diye ben hep beyan ederdim. Ya muhakkak insanın hatası, kusur olur, eksikliği olur çünkü. Muhakkak yanlışlığı olur. Yani hem zakir kardeşler, hem ders yaptıranlar, kendilerini hatasız, kusursuz görürler, gösterirlerse sıkıntı olur.
Allah muhafaza eylesin. Veya bir işte böyle hal dervişleri vardır. İşte biz hata yapsak bize bildirirlerdi. Böyle bir benliğe düşerler. Veya işte rüyası kuvvetli olanlar vardır. İşte örneğin işte rüyamızda bize bildirirlerdi. Bunlar böyle çok üst seviyeden konuşmalar. Çok hoş değil bunlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden zakirler kendilerince diyecekler ki biz burada ağabeyiz veya ablayız. Etrafı derler, toparlarız. İşte sufiler de onlar diyecekler ki bu ağabeyimiz, ablamız bizim. Bizim üstadımız değil. Onlar da şeyh gibi koymayacaklar. Ama bu dengenin zaman zaman kaçtığını görüyorum ben. Bu denge kaçtığında da üzülüyorum ben. Arkadaşlara üzülüyorum. Ben kendim için bir sıkıntım yok benim. Bakıyorum o derviş daha iyi yetişecekken işte ablasını şeyh yapmış, abisini şeyh yapmış örneğin.
Veya bir söz söylemişim. Bunu böyle yapın demişim. Yapmamışlar mesela. Bunlar sıkıntılı haller. Bir, iki, üç bunlar sıkıntılı. Bir de yani açık konuşmak gerekirse benim gibi bir kimse, kimsede daha fazla sıkıntı. Sebebe şu. Ben gider öbür tarafta bir dergah daha kurarım Allah'ın izniyle. Bende öyle bir özgüven var. Ben bir dergahı bırakmışım. Yeniden sıfır bir dergah kurmuşum Allah'ın izniyle. Bir dergah daha kurarım ben. Yani şey yapmam öyle, gözümü budaktan ayırmam. Tehdit için konuşmuyorum bunu. Arkadaşlar bazen nerede olduklarının farkında değiller. Öyle söyleyeyim.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde herkes kardeşhane, böyle bir dostane yoluna devam etsin. Sıkıntılar yaşanır, problemler yaşanır. Yanlış anlamalar olur, yanlış anlatmalar olur, her şey olur. Herkes hatasını, kusurunu görür, özür diler, helallaşır, yoluna devam eder. Ama yok böyle demez de, böyle yapmaz da farklı davranırlarsa insanlar hani Geylan Hazretleri meşhur sözü var ya bizim kılıcımız öyle durur diyor.
Biz kimseyi vurmak istemeyiz. Ama ahmaklar gelir bizim kılıcımıza çarparlar diyor. Allah muhafaza eylesin. Hiçbir kardeşimizin manevi kılıca çarpmasına gönlümüz razı olmaz. Ben öyle derim. Hani gruptavuk kendinden olan bütün civcivleri kanatlarının altına toplar. Çünkü neden? Hepsi de onun civcivi. Ben dergahı büyük bir aile olarak görürüm. Derim ki büyük bir aileyiz. Hepsi de bu dergahın manevi şemşeyesinin altındalar. Ben de o şemşeyesinin altındayım. Hep beraber burada kardeşçesine herkes birbirini saygı duyarak da muhabbet besleyerek da yoluna devam edecek. Ben öyle görüyorum.
Allah muhafaza eylesin inşallah. Bu ara gündemin karışık olduğunun farkındayım. Gündemde fazla konuların olduğunun da farkındayım. Ben meselenin arkadaşların kendi aralarında kardeşçesine meseleyi halledeceklerine inanıyorum. İnşallah hallolur meseleler. El Nisyan Rumuzlu kardeşimizin belirttiği ve sizin de bu tür soruların derste sorulması gerek dediğiniz konuyla ilgili manevi olarak perdelenen, pir efendilerimizin sırtını döndüğü, yüzüne bakmadığı, derse alınan veya iade edip başka bir yerle intisaplı olmayan kişilerin üstadıyla olan manevi helallaşması ve tövbesinin hukuku,
yöntemi ve uygulaması nasıl olur saygılar sunuyorum. Canım kardeşim, yani bu normalde evet, bu soruların burada sorulması lazım. Normalde az önce bu manevi perdelenlerden bahsettik. Pir efendilerin sırtını döndüğü, yüzüne bakmadığı, derse alınan veya iade edip başka bir yerle intisaplı olmayan kişilerin üstadıyla manevi helallaşması ve tövbesinin hukuku, yöntemi ve uygulaması nasıl olur? Şimdi dersi alınanlar farklı, iade edenler farklı kategoride. O yüzden dersi alınanlar ve iade edenler farklı farklı kategorilerde değerlendirilmesi lazım. Perdelenenler farklı değerlendirilmesi lazım. Perdelenenleri söyledik, ya üstadlarıyla bir problemleri vardır, üstadlarıyla problemli oldukları için perdelenirler.
Ya da mesela bir farzı terk eder, böyle olmazsa olmaz bu sünneti terk eder, bunlar perdelenir. Üstadın sözünü dinlemez, bunlar perdelenir. Bir de normalde dersi alınanlar vardır. Bir kimsenin dersini üstad aldı. Bu dersini üstad aldıysa, bunun aslında yol açma şekli farklı. Hani ben bazen zaman zaman diyorum ya, işte rüyamda göreyim vereyim diyorum. Ben görmüyorum, gördüğümü veririm. O bırakıp gidenlerle de alakalı. Yani örneğin onları da rüyamda görsem veririm. Eyvallah. Şimdi bir şey söyleyeceğim burada. Bu hem ister dersini aldıklarım olsun, ister bırakıp gidenler olsun. Bu konuda gerçekten samimi olsalar ve gerçekten iyi niyetli olsalar, ben kimsenin samimiyetini, niyetini ölçecek değilim.
Bir yol var, bir kapı var, bulamıyorlar onu. Öyle söyleyeyim. O yolu, o kapıyı bulamıyorlar. O yolu, o kapıyı bulamadıkları için de böyle duruyorlar. İlk defa bunu söyleyeceğim şimdi. Ben de içimden diyorum ki, yani siz o kapıyı bulsanız, o kapıya ulaşsanız, ondan sonra bunu başarabilirsiniz. Bu bir. Şimdi bu sözüm bütün cümleye. Bu yolun, bu yolu, bu kapıyı bulabilen, maneviyatı olan bir kimse de yok. Bu yolu, bu kapıyı bilen, benim kendimce düşünüyorum bilen birisi var. Ama insanlar onu da görmüyorlar. Yani, perde üstüne perde var.
Algı kapanması var. Bunun, bir şey imkansız değildir. Yani biz, gespot o şefi miyim burada? Ben hiç kimsenin böyle bir noktada olmasını istemem. Ama o kardeşler, o arkadaşlar, hani tekrar derslerini almak isteyenler, intisaplarını, bağlılıklarını yeniden tazelemek isteyenler, o yolu bulamıyorlar.
Ben bir yol söylüyorum. Diyorum ki, rüyamda görürsem veririm. Ama başka bir yolu daha var mı? Var. Ama onu o arkadaşlar, o kardeşler görmüyorlar, göremiyorlar. Bu bütün umuma söylüyorum. Bütün herkese söylüyorum bunu. Bu yolu gösterebilecek olan bir kimse de yok. Evet. Bir kişi o yolu gösterebilir şu ana kadar, onu da bulmak gerek. Bunları konuşurken üzülüyorum. Neden üzülüyorum? Yani insanlar manevi derinleşmeye, manevi olarak böyle kendilerini oraya adayacaklarına, yani boş muhabbetlere, heva hevese adıyorlar kendilerini. Yani ben de zaman zaman söylüyorum ben.
İşte şeyhim telefonun kaldırıldı. Selamünaleyküm aleykümselam. Mustafa Efendi, ben neredeyim şimdi? Ya ne güzel şeyhlik yapmış ya. Ne güzel şeyhlik yapmış. Şimdi bütün zakirler düşünsün, telefon atsayım, neredeyim desem kim cevap verebilir? Bütün hal dervişleri düşünsün şimdi.
Telefon atsam, neredeyim desem kim cevap verebilir? Canım kardeşlerim yolun hakkını verin. Yolun hakkını verin. Gerçekten şeyh efendiyi imreniyorum ya. Gerçekten imreniyorum.
Hemen bir mezarın başına giderdik, üç tevhid okuturdu. La ilahe illallah, la ilahe illallah. Yandan vururdu. Aa ne dedi, söyle. Dervişli koymuş. Yani şimdi, bakın çok açık ve net söylüyorum. Hodri meydan. Bu yolu bulup getiren, önüme koyan kimseye bu dergahta halifelik veririm ben.
Gönlüm arzu eder ki arkadaşlar derinleşsinler bulundukları yerde. Gönlüm arzu eder ki arkadaşlar, manevi olarak ne olup ne gidiyor, ne bitiyor, ne dönüyor, bilsinler. Bakın o dersini aldığım ve bırakıp gidip de yeniden dönmek isteyenler, onlara da açık bir yol. Getirin koyun önüme.
Allah bizi affetsin. O yüzden kıymetli dostlar, biraz böyle ağır geçiyor bugünkü sohbet ama durum bu. Körler, sağırlar, birbirlerine ağırlar olmayacağız. Derinleşeceğiz. Yayla Dağı Hatay, Mehmet Utanç. Size dersi verdim inşallah. Allah muhabbetinizi artırsın. Devam edin inşallah. Yayla Dağı'na selamlar. Yine manevi helallık sormuşlar.
Cevap verdik. Muhterem Üstadım, zikirlerinizi çektikçe kalbimin çok hafiflediğini hissediyorum. Sanki göğüs kafesimin içi bomboş gibi hissediyorum. Devam edin inşallah. Allah mübarek eylesin inşallah. Canım kardeşim, buraya derse gelen bir kardeş buraya rüya atmış. Buraya rüya atmayın. Yani o kardeş için atmıştınız ama sayfaya atın inşallah. Tövbenin kabul olduğunun alameti nedir? Bir kimse o günahı bir daha işlemiyorsa tövbesi kabul olmuştur. Daha doğrusu tövbesini, tövbesi tecelli etmiştir. Öyle söyleyelim.
İkinci sorun pandemiden dolayı evlilerimizdeyiz, evde işleyip farkına varmadığımız ya da basit aldığımız haramlar neler olabilir? Allah razı olsun. Normalde bu pandemi dönemi gerçekten sıkıntılı. Evlerinizi cennet bahçesine çevirmeye çalışın. Hatamız, kusurumuz, yanlışımız olacak. Biz tövbe edip, helallaşıp yolumuza devam edelim inşallah hane halkıyla. Selamun Aleyküm. Eminönü'nde çalışıyorum. Ulaşabileceğim arkadaşlar var mıdır? Var. Bizim Barbaros, Dağlar Güler var. İstanbul Tasavvuf Hakkı derseniz, oradan internetten bulabilirsiniz onu. Onunla irtibata gelebilirsiniz.
Bu mesajı yazmadan iki ay önce sizi izlemeye başladım ve her gece soru cevap videolarınızı izliyorum. Eminönü bölgesinde size bağlı arkadaşlarla tanışmayı çok istemiştim. Bugün bir yakınımızın olumsuz davranışlarıyla ilgili bir durumu babasına söyleyip söylememe arasında kalmıştım. Sonrasında Telegram profilinize baktım. Bugünkü yazınızı gördüm. Çok şaşırdım. Hiç kimsenin kusurunu açığa çıkarmayın. Galiba iletişim kurdum. Galiba kurmuşsun canım kardeşim. Selamun Aleyküm hocam. Ben İsmail geçen hafta atmıştım rüyamı. Bu hafta okumak istemiyorum. Haftaya atın dediniz. Allah'a emanet olun. İnşallah.
Eşimle eski ıssız bir sokakta yürüyoruz ve tahtadan bir merdivenle göğe doğru tırmanıyoruz. Bulutların üzerinde küçük iki odalı ve iki penceresi olan bir odada sizin dağınık halde duran yatağınızın üzerinde oturuyorum. Siz üstünüzü yeni giymiş aşağıya ineceğim tarzında konuşuyorsunuz. Siz bir yere gittiğiniz ve cihazın sizi tespit ettiğini söylüyorsunuz. Ben o an silah taşıdığınız ve x-ray gibi bir cihazdan geçerken tespit edildiğini düşünüyorum. Ama siz bunu yine yakalandık gibi söylüyorsunuz ve yanımızda oturan dervişleriniz buna hayret ediyorlar. Daha sonra kardeşim cinli varlıkların etkisinde ağzı şekil değiştirerek bir şeyler söylüyor. Ben felakna sokuyorum ve siz bana kırmızılı pembeye yakın iki patik veriyorsunuz.
Siz aşağıya ineceğiniz için bunu beni koruyacağını düşünüyorum. Ben hem kötü cinler gitsin iyiler kalsın deyip patikleri giyiyorum ve kardeşim huzurla bana sarılıyor. Sonra sizin olmadığınız bir anda odanın penceresinden bir abla çocukları eğlendirmek için apartmanın ışıklarını da renkli olarak yakıp söndürüyor. Ben size sizin verdiğiniz yetkiyi nasıl böyle boş yere kullanılır diye içimden geçiniyorum. Allah yardımcın olsun, Rabbim muinin olsun. Cenab-ı Hak hem yerdeki hem de gökteki kötülerin kötülüklerinden seni korusun inşallah. Selamun Aleyküm. Allah'ın hükmüyle hükmetmeyen kafirlerin ta kendisidir ve küfrer za küfürdür sözüyle.
Tüm oy kullananları küfür ile itham eden ve herkese kafirdir gözüyle bakan Ebu Hanzal'a ve peşinden gidenler. Son olarak Mevlana gibi evliyalara dil uzatan bu hariciler için sizin yorumunuz nedir? Kendi yakınımdan biri de bunların peşinde olması beni çok rahatsız etti. Şimdiden cevabınız için Allah razı olsun. Ne yazık ki var bunlar. Ben şöyle söyleyeyim, bu Ebu Hanzal'a denilen şahsın hiçbir sohbetini, hiçbir yazısını okumadım. Kendisiyle alakalı bir bilgi sahibi değilim. Bu Hazreti Mevlana'ya dil uzattığına dair de bir yazıyı okumadım. Herhangi bir dinlemedim de. O yüzden normalde buradaki cevabım Ebu Hanzal'a takma isimli kimseye değil. Ama şunu söyleyeceğim.
Oy kullananları küfür ile itham etmek Allah muhafaza eylesin caiz değil. O kadar söyleyeyim. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Biyatlaşmadan önce deyiminizle kalbimin katmerlenmiş olduğunu düşünüyorum. Bu katmerleri nasıl kaldırabiliriz? Kalp, Kur'an, Sünnet ve Üstadımızı nasıl parçinleriz? İnşallah tövbe edeceğiz, temizleneceğiz Allah'ın izniyle inşallah. Selamun Aleyküm. Oruçluyken krem bile kullanılmasına uygun görmüyorum diye söylemiştiniz. Benim vücudum çok kuru. Nemlendirici kullanmazsam kuruluktan kaşınıyor. Devamlı nemlendirici krem kullanıyorum.
Ama oruç tutarken oruca zarar vermesin diye. Akşam ya da sahurdan önce krem soruyorum. Bu şekilde yapmış olmam oruca zarar veririm. Allah yardımcı olsun, vermez inşallah. Zeytinyağı da kullanabilirsiniz bu normalde vücudu kuru olanlar için. Rüyada birkaç gün ara ara deniz görüyorum. Anlamını çok merak ettim, açıklar mısınız? Ama farklı deniz. Deniz maneviyata işarettir. İnşallah senin de maneviyatın geniş olsun. Deniz gibi olsun inşallah. Selamlar üstadım bir şeyin gidişatını önceden tahmin edebiliyorum. Bunun kötü yanı olumsuzluklar tahmin etmek.
Tahminimiz olunca kötüyse de isyan edesim geliyor. Olumlu, olumsuz geleceği tahmin ve öngörü bu anlamda kötü bir şey mi? Değil. Yani normalde bir kimse tahmini kuvvetli olabilir. Olumlu veya olumsuz olacak olan şeyleri de öngörüsüyle bilebilir. Ama gelecek olan gelecektir. Gelecek olan geldiği zaman da sabretmek lazım. Bir selamünaleyküm. Himmetinizde inşallah günlük hayatımı ve hayat düzenimi değiştiriyorum. Fakat bazen gündelik hayatta yapacak olduğum şeylerde sürekli kararsızlık yaşıyorum. Öncelik sırası veremiyorum. Yaptığım işlerde bunu nasıl düzene sokabilirim? Kur'an'a, sünnete göre düzene sokacaksın. Önceliğin o olacak. Bir şey farz, önce farzı yerine getireceksin.
Bir de her durumda endişeli bir halim var. Güzel bir şey yaşayır olsam bile üzerimde hep bir tedirginlik oluyor. İstemeden oluyor. Engel olamıyorum. Bazen farkında olmadan nefesimi tutuyorum. Bunu nasıl giderebilirim? Kaygıdan kurtulacaksın. Bu tip şeylerle kurtulacaksın. Hayatı rahat bir şekilde yaşamaya çalışacaksın. Manevi hal ve rüyalarını anlatan kardeşleri gıpteyle takip ediyorum. Bu güzel örneklerde ben de, ben de görmeliyim hissiyatı oluşturdu. Bu yüzden ne zaman zikretsem sanki hal görmek için zikrediyormuşum gibi bir bekleyen ti içinde hissediyorum kendimi. Bu noktada zikir yalnızca Allah rızası için olması gerekirken araya bu tarz düşüncenin girmesi vesairese midir?
Evet. Allah için Allah'ı zikredin. Bir diğer sorun. Bazen zikrederken aklıma maneviyatla alakalı çeşitli sorular geliyor. Ve hemen akabinde bir cevap kalbime geliyor. Sanki birisi sordurur ve cevaplıyor gibi. Ya da karşılıklı konuşma gibi. Bu gelen cevaplara itibar etmeli miyim? Bunların rahmanı mı, meleki mi, şeytanı mı olduğunu nasıl anlamayayım? Zikrullah'a devam et. Allah'ı zikret. Dergaha gelmeye başladığımdan beri bana kalbim buğuz eden, arkamdan konuşan eski arkadaşlarıma ve akrabalarıma içimden hakkımı helal etmek gelmiyor. Çoğunun az da olsa namazı var. Eğer aklıma sohbetinizdeki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem deyiverirse sana benim ümmetimden mi şikayetçi olacaksın diye ne cevap vereceksin sözün geliyor.
Onlar tarafından o samimiyet sizin içinde, zan altında bırakıldığım için bu konuda kalbim onlara karşı hiç ısınmıyor. Akıllarındaki yanlış bir şey yaptığımı düşünülen şeyleri uzun zamandır sormalarını bekledim. Belli ki kendi bildikleri kendilerince daha doğru. Onlara her zaman duacıyım. Fakat kendimi o samimiyetsiz vefasız tavırların içinde bulunca şimdi içimde volkanik patlamalar alıyor. Ama faaliyete geçmiyorum. Yani şimdilik sizin nasihatınız nedir? Uzun oldu hakkınızı helal edin, kısaltamadım. Helal olsun. Normalde bana sorarsanız sufice hakkını helal et yoluna devam et derim ben. Allah yi etsin inşallah. Selamun Aleyküm bir ders almış kimse şehir dışına çıkarken üstadına haber vermesi gerekir mi? Hayır.
Sohbetinizde hep bahsettiğiniz ilk sufili yaşayan zatların bu noktada uydukları edep erkan neydi? Yani normalde benim ilk derviş olduğum zamanlarda herkes zakirine sorardı gidebilir miyim diye. Ama sonuçta çoğalınca şehirlerde bunun mümkün olmadığı çıktı meydana. Biz bütün kardeşlerimizi indirdirken dahi ben, hiçbir kardeş bana sormak zorunda değilsiniz diyordum ben. Sormak zorunda değiller. Herkes işine gücüne bakacak. Henüz biat etmeyen birinin dergahla ilişkisi kesilmiş midir? Daha sonra biat ettiğinde kabul edilir mi? Biat etmeyen bir kimsenin dergahla ilişkisi yok zaten. İlişkisi olmayınca neden kesilsin ki? Ben Yusuf Nevfel Kutlu 10 yaşındayım. Ben de ders almak istiyorum. Söyle, annen baban sana ders versin.
10-10 çek sende inşallah. Selamünaleyküm hocam. Ben iş yerinden bir arkadaşımı rüyamda gördüm. Taput gibi bir odada ailecek bir yere bakıyorlardı. Ben geniş olan tarafta, onlar dar olan tarafta. Yanlarına gittim baktım ne göreyim. İki tane büyük heybetli mezar etrafında beyaz yılanlar vardı. Sanki mezarı korur gibilerdi. Sonra namaza başladım. Bir sabah namazı kılarken sabahıma selam verdim. Yanımda aksakalı birini gördüm. Geçen gün de rüyamda aynı arkadaşı yine rüyamda gördüm. Bu sefer onun yanından geri dönerken arabayla üç tane çıplak yatan adam gördüm. Boğazında kelepçeyle zincirlenmiş önlerinde ateş yanıyor. Ben hızla arabaya yanlarından geçtim gittim.
Biraz tövbe ederim inşallah. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Ben iş yerini başka bir yere taşıdım. Terzilik yapıp kendi ürünlerimi yapıp satışını yapıyorum. Yeni yerimde hayırlı, bereketli olmasını dua eder misiniz? Allah yardımcın olsun. Rabbim mu'inin olsun inşallah. Allah hayırlı işler versin. Ben Sena ders aldığımda on iki yaşındayım. On ikişer çekiyorum. Şimdi on üç yaşındayım. Kaçer çekmeliyim? On beş çek. İnşallah. Selamünaleyküm.
Bugün aynı olay bizim başımıza geldi. Efendim Kızılay'dan bize yardım geldi ve bizi çektiler telefonla. Yayınlayacağız dediler. Biz günaha girmiş olur muyuz? Bizim ihtiyacımız olduğu için almak zorundayız. Yani böyle normalde ihtiyaç sahiplerine bir şey verirken böyle onu ihtiyaç sahibi kimseleri böyle lans etmeleri çok hoş değil. Sünnet-i seneye de uygun değil. Allah muhafaza eylesin. Manevi perdelenmeyi anlattık. O yüzden onunla alakalı gelen sorulara cevap vermiyorum. Hocam Suriyeliler, Iraklılar, Afganlar ülkelerine dönerler mi? Siz olsanız döner miydiniz? Dönmezdiniz. Onlar da dönmezler.
Yücelerin en yücesi Allah'ın selamı ile selamlıyorum. Esselamun aleyküm ve aleyküm selam. Sizden sorumuz olacak. Eğer iyilirseniz çok memnun olacağım. Mustafa Özbağ Bey. Eğer namaz vaktinde herhangi bir aciliyet ve vakitte camide kılmamızda hiçbir engel yokken camiye gitmek yerine herhangi bir yerde cemaat oluşturup namaz kılmamız doğru mudur? Olabilir. Bunda bir sıkıntı olmaz. Takıntı rahatsızlığından nasıl kurtuluruz? Takıntıları atmakla. Selamun aleyküm hocam. Hayırlı sohbetler. 7 yaşında kızım Elif de sizden virt almak istiyor. 7-7 çeksin inşallah. Selamun aleyküm. Bu iş yerindeki ustamın sorusu insanlar topraktan yaratılmış. Hayvanlar neyden yaratılmış?
Bu da benim sorum. Bir kimse şeyhinden önce Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ne tarafa dönerse dönsün görebilir mi? Hakkınızı helal edin. Hepsi de olur. Hayvanlar da topraktan yaratılma. Her şey topraktan yaratılma. Geceniz mübarek olsun. Bir sorum olacaktı. Tarihi mekanları ziyaret ederken o mekanlardaki kiliseleri gezmemizde bir sakınca var mı? Yok. Yaptığınız bu sohbeti kandil gecelerinde ve mübarek gecelerde de yaparsanız çok mutlu oluruz. Düşünmedik değil ama ve lakin hani böyle fazla sıkarız arkadaşları diye düşündük. O yüzden öyle kaldı bu çarşamba günde çarşambayı Paris Senbe'ye bağlayan gece de kandil. Mehraç kandili.
Böyle bir kendi kendimize düşünüyorum hani ne yapalım ne edelim diye ama bir karar vermedim. Allah hayırlısını eylesin. Bazen tövbe ettikten sonra çok ümit var oluyorum. Tekrar tövbe edip ağlayabilmek için ümidimi azaltmam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Hayır. Her tövbe gözyaşı olursa harika olur. O yüzden ümidini yitirme. Selamun Aleyküm. Regaib kandilinde bir an Allah'ım şımaracaksam, kendimi olmuş sayacaksam rüya gösterme, hal gösterme. Ama beni kendine yakın et diye dua ettim. Ancak sabah olunca acaba yanlış mı dua ettim diye düşündüm. Allah iyi etsin, güzel duan. Allah şımarmaktan uzak eylesin inşallah. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, devam edin kolaylaştırmaya.
Amerikan uzay aracının Mars'a indiğini ve orada video ve görüntüler gönderdiğini iddia ediliyor. Kısa video ve görüntüler izledim, bana inandırıcı gelmedi. Daha önce de işte No, Ay'a indikleri söyleniyorlardı. Sonra fotoğrafların sahte olduğu söylendi. İşte Ay olmadığı söylendi. Amerikalı bunlar ya. Ne zaman nelerine inanılacak ki? Yani şimdi de Mars'a indiğini söylüyorlar. İnmiş de olabilirler, inmemiş de olabilirler. Bir şey diyemeyiz. O yüzden şu doğrudur demem mümkün değil. Allah'ın kulunu zikretmesi nedir, nasıldır? Bunu normalde Allah'ın kulunu zikretmesi nedir dediğimizde müteşabih. Herkes kendince onun üzerine bir mana verebilir. Hani bunu işte ilk tefsirciler, bunun en aşağısı Allah'ın kulunu affetmesi demişler.
Herhalde en yukarısı da Allah'ın kulunu dost etmesidir kendine. Allah'ın kendisine aşık olan kuluna aşık olması nedir? Dost etmesidir kendine. Selamun Aleyküm hocam. Ben ibadet edemiyorum. Eşim sizin sohbetlerinizi, zikirlerinize katılıyor. Bana çok söylüyor. Namaz kıl, ibadet et diye. Fakat içimden gelmiyor. Ne yapmalıyım? Allah gönlüne sundursun, indirsin, muhabbetini versin inşallah. Selamun Aleyküm. İnşallah en kısa zamanda Afyon Karaysa'da sizi misafir etmekten şeref duyarız. İnşallah. Cenab-ı Hak nasip etsin. Gelelim İsmail kardeşe inşallah ya. Özledik Afyon'u ya.
O yakışıklı Mevlebi Pirine selam söyleyin inşallah. Dergaha gidin. İnşallah. Selamımızı iletin. Selamun Aleyküm. Biraz uzun bir sorum olacak inşallah. Tasavvufi düşüncenin birliğin ve bu yolun Anadolu ve Orta Doğu'da bin yıl aşkın süre önce var olduğunu ve köklerinin atıldığını düşünüyoruz. Sonrasında Batı milletlerinin bu düşünceye yola benzer ilkelere sahip ideolojiler geliştirip toplumlarını bu yönde ilerletip önümüzde geçtiklerini görebiliyoruz. Bizim milletimiz Batı'nın yaptığı şeyi neden yapamadı? Neden bu yoldan uzaklaştık? İlkelerini benimsemek yerine terk ettik. Terk ettik. Bunları böyle bize öcüymüş gibi gösterdiler.
Batı bize bunları terk ettirirken baskıyla, zulümle kendisi bunları aldı. İnşallah devir daim tekrar geri dönecek. İnşallah yerli yerine oluşacak her şey. Ümit varız. Selamun Aleyküm. 2008 yılından bu yana sizin sohbet ve zikirlerinize katılıyorum. 97 yılından başka bir üstada intisap etmiştim. 28 Şubat'ta dergalımızı kapattılar. Ankara'da da sonra ben köye döndüm. Bu dönemde devamsızlık yaptım. Daha sonra Bursa'ya geldim. Sizin sohbet ve zikirlerinize katılıyorum. Bir dönem dersinizi çektim. Şimdi önceki şeyhimin dersini çekiyorum. Hakkınızı helal edin. Emeğiniz çok var üzerimde. Helal olsun.
Allah yardımcın olsun. Rabbim iyilik versin inşallah. Selamun Aleyküm. 10 senedir sizi hasbelkader tanıyorum. Sizi tanıdığım günden beri hep sohbetlerinizde kul olun. Makam mevki peşinde koşmayın dediniz. Rüyaların, hallerin geçici olduğunu, bunlara aldanmamamız gerektiğini söylediniz. Ancak son dönemde aklıma takılan bir husus oldu. Bugünkü Muhammed Azimi abimizin icazet töreni icra edilince sormam gerektiğini düşündüm. Bir dervişiniz rüyasında başka bir dervişinize icazet verildiğini görse bunu kendisi kesinlikle anlatması gerekir mi? Evet, rüyalara, hallere aldanmayın sohbetinizi. Acaba yanlış mı anladım diye bir korku sardı. Kendimce şöyle düşündüm.
Acaba o kardeşe bir makam verildi. Allah da bana rüyamda bunu gösterdi. Benim üzerimde bunu ifşa etmek istedi. Hakkınızı helal edin. Ben çok uzattım. Acaba bu rüyaları gören kişi bunları kesinlikle üstadına anlatmak zorunda mı? Evet. Anlatmadıysa o kardeşin hakkına girmiş olur mu? Hakkına girmiş olur diyemeyiz. Ama rüya çünkü görene ait. Rüyayı tevhül etmek mümkün değil. Sizin için söylüyorum bunu. Rüyayı tevhül edecek bir kimse varsa o da üstad. O yüzden üstada anlatılacak. Üstad o rüyaya göre bir şey hüküm verir vermez. O onun bileceği bir iş. Hocam arkadaşım metal hurda işi yapıyor. Ben de paramı veriyorum.
Alım satım yapıp bana para kazandırıyor. Ben aldığı malı görmüyorum. Sakınca var mı? Sen ona vekalet verdiysen benim adıma al sat diye bunda bir sıkıntı yok. İzmir'de Abdullah Baba'nın müritleriyle konuştum. Dedim ki ben Mustafa Özbağ'a bağlıyım. Abdullah Baba ona icazet verdi dedim. Onlar da bana Abdullah Baba onu kovdu dergahtan dediler. Hatta ekleme yaptılar. Abdullah Baba'nın rüyasına Peygamber Efendimiz girip sizi dergahtan çıkmanızı istemişler. Öyledir onlar öyle duymuşlardır. Bir iddiamız yok. Allah onların da yardımcıları olsun inşallah. Selamun Aleyküm. İnsanın Cibril makamında olması anlamı nedir? Hayırlı geceler. İnşallah Cenab-ı Hak herkese o makamda eylesin.
Selamun Aleyküm tekrar hocam. Ben rüyamda Kur'an harflerinin silindiğini gördüm. Çok korktum ve üzüldüm. Anlamı nedir? Erdekli. Bir de neden sizi ve Peygamber Efendimiz'in rüyamda göremiyorum? Tövbe et canım kardeşim. Kur'an harflerinin silinmesi çok hoş bir şey değil. Tövbe et. Sıddıka şen 13 yaşındayım. Ders almak istiyorum. Evet sen de 13-13 çek inşallah. Geceniz mübarek olsun. Emanet ve Ehliyet kitabında namaz bahsi bölümünde namazı eda ederken abdestin bozulması konusunda ve namazı bozan haller konusunda namaz içinde özürlü olan kadının özrü biterse bina edemez. Özür sahibi bir kimsenin namazın içindeyken özrünün sona ermesi gibi ibareler bulunmakta.
Biz buraları anlayamadık. Yani namaz içinde normalde bir kimsenin özrünün bozulması demek özrü biterse bina edemez dedi. Normalde namaz içerisinde özrü bitti. O zaman o kimse ne yapacak? Özür sahibi kimse orada bina edemez dedi. Namazı tamamlayamaz veya namazı tamamlar. Bununla alakalı. Dille alakalı. Özür sahibi kimse. Yani üzerinden diyelim ki kan akıyor devamlı. Özür sahibi. O yüzden namazdayken diyelim ki o kanama durdu. Devamlı kanıyordu. Kanama durdu. Kanama durduğu anda işte özür sahibi kimse o zaman abdestin bozulması konusunda ve namazı bozan haller konusunda namazın içinde özürlü olan kadının özrü biterse.
Bina edemez yani namazı tamamlayamaz. Yeniden abdest alması lazım. Evet burada biatlaşmayla alakalı bir kardeşimiz atmış. Normal benim telefonumu atacaklar bunlara inşallah. Selamun Aleyküm eşim madde bağımlısı bir buçuk aydır tedavi sürecindeyiz. Bu süreçte eşim duanıza almak için sizinle görüşmek istiyorum. Müsaade ederseniz sizinle görüşebilir miyiz? Bu süreçte bize önerebileceğiniz şeyler varsa önerirseniz seviniriz. Allah yardımcınız olsun. Gerçekten eğer bu işi başarırsa zor bir işi başaracak. Allah yardım etsin. Görüşürüz bu konuda bir faydamız olursa ne mutlu bize. Ben rüyamı anlatmak istiyorum. Sizden dersli değilim.
Ama daha önce birkaç defa zikirlerinize katılmıştım. Rüyamda tophanede Osman Gazi'nin türbesinde ziyaret etmeye geliyoruz. Pandemi nedeniyle kapalı diyorlar. Ve camdan bakabilirsiniz diyorlar. İçeri baktığımda içerisi ulu cami kadar büyük zikir çeken ve Kur'an okuyanlar, insanları gördüm ve sizin orada olduğunuzu hissettim. Ama sizi göremedim. Sonra oradan dönerek Orhan Gazi'nin türbesine geçerken eşime türbenin yıllar önce saldırıya uğradığını, hatta mermiyle izini gösterdim. Eşim türbenin mezar taşını çevirince türbenin sağ tarafına merdiven açıldı. Orhan Gazi'nin kabrine türbenin altına inen merdivene bindim. Eşime sen gelme, ben bir bakayım içeriye dedim.
Sonra eşim de yanıma geliyor. Ve bir an merdivenler hızla kabire doğru aşağıya iniyor. Ve eşimle birlikte merdivenlerden yukarı doğru koşuyor. Koşuyor, koşarken sürekli kelimeyi tevhid getiriyoruz. Biz yukarı doğru koştukça merdiven aşağıya iniyordu. Rüyamı yorumlarsanız ilk defa yazıyorum size. Telaffuzda bir kusurum varsa hakkınızı ilah edin. La lehe illallah'a devam edin. Allah yardımcınız olsun inşallah. Hayırlı akşamlar, kapara almak caiz mi? Evet. Müşteri malı almaktan vazgeçerse kaparayı yakmak caiz mi? Malın durumuna, konumuna göre değişebilir. Mesela üretilen mal ise özel bir üretilen mal ise. O yüzden bunların hükmü farklı farklı. Ey iman edenler, açıklandığı zaman sizi sıkıntıya sokacak konularda soru sormayın.
Maide ayet 101. Bu konular neler ola ki? Herkese göre değişir. Evet. Selamun Aleyküm. Ayağını sabit Allah'ın düşüncesi diyebiliriz demiştiniz. O zaman Allah Adem Aleyhisselam'dan kıyamete kadar bütün insanları mı düşündü? Yani bunlar böyle söylediğim şeyler bir meseleyi anlatmakta, hali dile dökmekte sıkıntıya uğradığımız zaman örnekleme olarak söylediğimiz şeyler.
O yüzden Ayen-i Sabite'yi anlamanız için söylemiştim bunu. Allah öyledir demek için değil. Bunu normalde bir anlayın. Siz kendi kendinize bir şey düşünüyor musunuz? Evet. Ve düşündüğünüz şeyler kendi hayal aleminizde, hayal perdesinde suret giydiriyor musunuz? Evet. Onları hareket ettiriyor musunuz? Evet. Onları konuşturuyor musunuz? Evet. Bunu bir benzetme olarak yaptım. O yüzden oradan hareket etmeyin. Selamun Aleyküm. Zakir ve çavuş nedir? Zakir bir ilin veya bir ilçede üstad adına ders yaptıran, ders veren kimselerdir. Çavuş nedir?
O il veya ilçede bir mahallede ders yaptıran veyahut da aynı yerde zakir olmadığı zaman ders yaptıran kimselerdir. Aralarındaki yer arası nasıldır? Muhakkak çavuşlar zakirlere tabidir. Bir il veya mahalle sorumlusu zakir midir yoksa çavuş mudur? O duruma bağlı normalde biz genelde il veya ilçe sorumlularını zakir olarak nitelendiriyoruz. Onların altında mahallelerde ders yapanları da çavuş olarak nitelendiriyoruz. Bir diğer sorun bir abi veya abla sizin umuma yapılmasın dediğiniz bir şey özel izin aldığını söyleyerek yapıyor ve davet ediyorsa buna tabi olunmalı mı? Ben bir şey yapılmasın dediysem umuma yapılmamıştır.
Ama bazı arkadaşlar, kardeşler gerçekten beni arayıp yani siz böyle bir şey söylediğiniz burada böyle böyle bir durum var, böyle bir şey var deyip açıklamada bulunuyorlar. O zaman öyle bir açıklamada bulununca sen yapabilirsin diyorum onlara. O yüzden bu kimdir, nedir, nasıldır bunu bilemem. Ama arkadaşlar bu konuda bana dönerler burada özel bir izin var mı diye sorarlarsa bir de cevaplandırır sıkıntı yok.
Selamun Aleyküm. Etrafımdaki insanlardan sabah namazına kalkamayan yatmadan yedi tane Kevsel suresi okusun, yatsın diye duymuştum. Siz sünnet dışında sayılı duaları, zikirleri uygulamayın dediğiniz için Peygamber Efendimiz'in böyle bir uygulaması var mı diye bakınca bulamadım. Ancak kutbittin izni ki buyuruyor ki bir kimse yatacağı vakit Kevsel suresini üç veya yedi defa okursa ve derse ki Ya Rabbi beni sabah namazına uyandır, Allah-u Teala'nın izniyle o kimse sabah namazına uyanır. Sözüne denk geldim. Kutbittin izni ki için Bursa'nın ileri gelen evillallarından diye yazmışlar. Siz bu konuda nasıl yapmamızı emredersiniz? Yapabilirsiniz, sıkıntı yok. Buraya başladığınız hayallerinizi de yazmayı artık Allah bizim selametimizi versin.
Biz haberi okuyacağız okuma makinası gibi. Yani ben her gelen soruyu okuyorum, Mustafa Badak sorunu geçtim. Allah iyi etsin inşallah. Olur olmaz her türlü soru var.
Allah iyi etsin inşallah. Ben burada kesmek istiyorum. Hakkınızı helal edin. Demek ki nasip bu kadarmış, öyle diyelim. Biraz bana sufice düşünelim. Allah gecenizi hayır etsin.
Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayır etsin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Hakkınızı helal edin. Selamun Aleyküm. Hayırlı gece var. Artyazı M.K.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi