Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Haziran 2021 · 2:01:16
Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüz hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Dağıstan'dan aramışlar, daha önce gelmişler, ziyaret etmişler burada. Oradaki Şeyh Efendi ile görüştük, o yüzden geciktik, hakkınızı helal edin inşâAllah. Rabbim cümlemizi sevsin, sevindirsin, muhafaza eylesin, cümlemizi affı muafiret eylesin. Rabbim Ümmet-i Muhammed'e yardım etsin, Ümmet-i Muhammed'i en hayırlı, en güzel, en doğru noktaya götürsün inşâAllah. Ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve Sünneti seneyi sımsıkı yaşamayı, Kur'an ve Sünnet tarihinde inşâAllah daim olmayı nasip eylesin. Rabbim inşâAllah, inşâAllah Ümmet-i Muhammed'in yine eskisi gibi hür olduğu, dinini yaşadığı, dinini her haliyle üzerlerine tecelli ettirdiği inşâAllah ümmetlerden eylesin.
Allah hepinizden de razı olsun inşâAllah. Bir nebze işte koronadan kurtulma noktasında biraz daha ortalık işte selamete ermeye başladı. İnşâAllah daha da selamete erer. Bu insanların kölelikleri biter. Rabbim inşâAllah Ümmet-i Muhammed'i korusun her şeyden. Kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar, bugün 13. nasihattayız.
12. nasihatta bölüm bölüm öyle devam ettirdik. Bugün 13. nasihat, geçen haftadan da belirttik. Allah'tan sana gelen her şeye karşı rıza göstermek. Allah'tan gelen ne var ise ona rıza göstermek. Kardeşlere nasihat bunlar böyle dervişliğin olmazsa olmaz, sufilin olmazsa olmaz kaidelere. O yüzden arkadaşlarımız, kardeşlerimiz bu kaidelere güççülerinin yettiğince uymaya çalışacaklar. Uymaya gayret edecekler inşâAllah. Tabi hep böyle dil alışkanlığı vardır ya, bütün insanlar Allah'ı razı etmeye çalışırlar. Yani böyle Allah'a, aslında Allah'ı razı etmenin yolu Allah'tan razı olmanın yolundan geçer aslında. Ya bu nasıl? Evet, yani biz Allah'tan gelene razı mıyız? İnsanların bir güç yitirdikleri var. Kendi ellerinin ürünleri var.
Kendi fikirlerinin ürünleri var. Bir de kendi elinin ve fikirlerinin ürünü olmayan ama Cenab-ı Hak'ın ona sevk ettiği, takdir ettiği, kaderi ilahi dedemiş veyahut da kaza dedemiş veyahut da kader dedemiş. Buna ne dersek diyelim, hangi açıdan bakarsak bakalım, başımıza gelenler var. O başımıza gelenlere biz razı mıyız? Cenab-ı Hak bize bir şey sevk etti, o sevk ettiği şeyden biz razı mıyız? Ama malımıza bir şey sevk etti, ama çocuğumuza, ama eşimize, ama kendimize, ama topraklarımıza bir şey sevk etti. O sevk ettiğiyle biz neyle, nasıl karşıladık? O sevk ettiğine karşı biz ne yaptık? Allah'a isyan mı ettik, Allah'a bühtan mı ettik, Allah'a karşı mı olduk, Allah'a küstük mü, Allah'a darıldık mı, Allah'la olan aramızı mı bozduk, o bizim başımıza gelen, bize sevk ettiği şeyle.
Yoksa biz Allah'a olan barışıklığımızı, Allah'a olan kulluğumuzu, dostluğumuzu daha da mı pekiştirdik? Bu önemli. O yüzden hani bütün herkes böyle derken deyince, hani Allah'ı razı etmek olarak düşünür. Eyvallah, Allah'ı da razı etmenin o yolu Allah'tan önce razı olmaktan geçiyor. Tabi bu razılıkla alakalı, Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'inde birçok ayet-i kerimede beyan etmiş. Biz tabi bütün ayet-i kerimeleri, bütün hadisleri buraya toplasak, yine bu konuyla alakalı günlerce konuşmak zorunda kalırız. Ben böyle ana hatlarıyla inşallah anlatmaya çalışacağım. Çünkü bu mesele böyle sufi dünyasında çok tartışılan, sufi dünyasında çok önemsenen bir ölçü. Yani Allah'tan gelen her şeye karşı rıza göstermek, onu böyle tabiri caizse işyan etmeden, ondan şikayet etmeden onu karşılamak önemli.
Ve Beyyine suresi ayet 7 ve 8, muhakkak ki iman etmiş olup salih amel işleyenler, işte onlar da yaratıkların en hayırlısıdır. Şimdi burası, burada bir duralım. Neden? Bir kimse yaratılmışların en hayırlısı olabilmesi için önce iman etmiş olması gerekiyor. Ondan sonra iyi ameller işleyecek, salih ameller işleyecek. Hani Velhasri suresinde de Cenab-ı Hak bütün insanlar hüsrandadır. İman edip salih amel işleyenler, hakkı ve tavsiye edenler müstesna der. İşte iman edip salih amel işleyenler, hemen hemen Kur'an-ı Kerim'in her tarafında met edilmiş, taltif edilmiş, en önemli bir işlem olarak görülmüş. Çünkü eğer iman etmediysen bu boşta kaldı.
Bir de böyle bir terenini çıkardılar ya, yani sen iyi insan ol, iman edip etmemen önemli değil. Değil canım kardeşlerim. İman etmeniz gerekiyor. İman ne? Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe, yani hesaba çekileceğin güne, hayra, şerre, ahirete, kabire ve mahşere, hesaba çekilme, cennete, cehenneme iman etme. Varlığına iman etmek. O yüzden iman sadece Allah'a iman etmekle bitmez, yetmez. Bir de bunu çıkardılar. Ya Allah'a iman etti ya. Canım kardeşim, Allah'a iman etmek soyut bir kavram. Bunun somuta, hani Allah'a iman, meleklere iman soyut. Bunun somutu ne? Peygambere iman ve kitaplara iman. Bakın, Cenab-ı Hak onu Allah'a imanı soyut bir kavram olarak bırakmadı.
Yoksa bütün cümle alem, herkes derdi ki biz Allah'a iman ettik. İyi canım kardeşim, hangi Allah'a, nasıl bir Allah'a iman ettin? Hangi Allah'a, nasıl bir Allah'a iman ettin? Allah'a iman etti, peygamberine iman etmedi, peygamberlerine iman etmedi. Allah'a iman etti, kitaplarına iman etmedi. Şimdi bunlar moda ya. O yüzden özellikle söylüyorum. O zaman Allah'a iman edeceğiz, meleklerine iman edeceğiz. Çünkü peygamberlere, peygamberliği tebliğ eden melekler. Eğer meleklerin olduğuna iman etmezsek, o zaman peygamberlerin peygamberliklerine de iman etmeyiz. Allah muhafaza eylesin. O zaman iman dediğimizde, Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe, yani hesaba çekileceğimiz güne, hesaba çekileceğiz.
Hesaba çekileceğimize iman etmezsek, yine iman etmiş olmalık. Biz ahiret gününe, yani din gününe, ahiretin var olduğuna, cennetin, cehennemin var olduğuna, yok cennetin de cehennem de bu dünyadaymış, öbür dünya diye bir şey yokmuş, iman olmalı. Yok hesap kitap yokmuş, burada doğacaksın, yaşayacaksın, iyi yaşayacaksın, öleceksin. Hesap kitap yok, böyle bir şey yok. O zaman muhakkak iman etmiş olacağız. Biz Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe, hayırın ve şerrin Allah'tan geldiğine ve kadere, bakın hayırın ve şerrin Allah'tan geldiğine ve kadere, cennete, cehenneme iman etmiş olacağız. Eğer iman edeceksek, böyle iman edeceğiz.
Öbür türlü, ya sadece Allah'a iman ettik, yetmedi canım kardeşim. Bu böyle tuhaf geliyor insanlara. Ya Allah yetmez mi? Canım kardeşim, Allah'ın gücünü, kuvvetini konuşmuyoruz biz. Allah'ın gücü, kuvvete her şeye yeter. Biz bunu konuşmuyoruz. Biz Allah'a imanı konuşuyoruz. Allah her şeye güç yetiştirir. Allah her şeye kuvvet yetiştirir. Bunu konuşmuyoruz. Ya Allah'a imanı konuşuyoruz. O zaman Allah'a iman etmek, Allah'ın, Allah'ın varlığına, birliğine, meleklerin varlığına ve peygamberlerine ve kitaplarına ve ilahir, yani geri kalan imani meselelere de iman edeceğiz. Kurtuluş için yetmedi. Ya biz muhakkak salih ameller işleyeceğiz. Yani iyi ameller işleyeceğiz.
İyi amellerin başında kelimeye şehadet getirmek, ondan sonra namaz kılmak, sonra oruç tutmak, sonra varsa paramız hacca gitmek, zekat vermek. E sonra insanlara faydalı olmak, etrafına faydalı olmak, etrafına zarar vermemek gibi devam ediyor iyi ameller. İşte onlar da yaratıkların en hayırlısı. Demek ki bu iman edip salih ameller işleyenler yaratıkların en hayırlısı. Rabları katında onların mükafatı altlarından ırmaklar akan ve orada temelli kalacakları adn cennetleridir. Allah onlardan hoşnut, onlar da Allah'tan razıdırlar. İşte bu Rablerinden korkan kimseye mahsustur. O zaman bu iman edip salih ameller işleyenler Cenab-ı Hakk'ın adn cennetine girecekler ve onlar Allah onlardan hoşnut, onlar da Allah'tan razı olacaklar.
Yine bu anlamda maide ayet 119. Allah onlardan hoşnut, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Büyük kurtuluş işte budur. O zaman Allah'tan razı olacak, Allah da onlardan razı olacak. O Allah'tan razı olacak. Karşılıklı razı olursa ne olmuş? Bu büyük kurtuluşmuş. Karşılıklı razı et. Yani Allah onlardan hoşnut, onlar da Allah'tan hoşnut olacak. Fecr suresi ayet 27. Ey mutmain olan nefis, dön Rabbine. Sen ondan hoşnut, o da senden hoşnut, razı olarak. Yani sen ondan razı, o da senden razı olarak.
Haydi, gir özel kullarımın arasına, gir cennetime. Evet, o zaman en önemli ayet-i kerimelerden birisi de bu. Ey mutmainne olan nefis, Rabbine dön. Sen ondan hoşnut, o da senden razı olaraktan. Evet, o zaman karşılıklı bakın her daim razı olma var. Allah kulundan razı, kul Allah'tan razı. Allah kulundan razı, kul Allah'tan razı. Karşılıklı raziyet söz konusu. Ve buradaki Fecr suresindeki ayet-i kerimede mutmain olan nefis. O zaman o mutmain olarak Rabbine döneceksin. Yani emmare levvame mülhümeyi geçeceksin. Nefis meratipler olarak mutmainneye varacaksın. Mutmainneye vardığında dön Rabbine.
Allah senden razı, sen de Allah'tan razısın. Mutmainne de. O zaman mutmainnenin hali ne? Bunu normalde öğrenmek, bunu yaşamak lazım. Ama bu konu da çok geniş bir konu. Bu gecenin konusu olmadığından dolayı arkadaşlar bu konuyla alakalı bizim sohbetlerimizi hatırlasınlar. İşte önemli olan nefis meratipli olarak mutmainneye yakalamak. Emmareden geçmek, levvameden geçmek, mülhümeden geçmek ve mutmainneye gelmek. Mutmainneye de gelen nefis salih amellerle süslenmiş. Dili zikirle ıslak, gönlü Allah'ın muhabbetiyle, sevgisiyle yorulmuş. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine tabi olmuş olan o nefis ne yaptı? Allah'tan razı, Allah da ondan razı oldu.
Ve Allah'tan razı olma, bu hali yakalama, burada şimdi bir şey özellikle altını çizmek istiyorum. Bir kısım böyle sufi tabanlı kardeşler, bu hani razı halinde böyle sebeplere tevessül etmemek, ne bileyim işte böyle herhangi bir meselede sebebe dayanmamayı kendilerine ölçü edinmişler. Bu doğru değil. Canım kardeşlerim, biz dini sebepler dairesinde yaşarız. Ve sebepler dairesinde biz bütün işlerimizi görmeye çalışırız. Ve sebebi terk etmek, sebebi terk etmek asla yok. Çünkü sünnet-i seniyedir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sebebi terk etmeyi ümmetine hiçbir zaman tavsiye etmemiştir. Sebebi terk etmeyi.
Hani işte bir hurma aşılayalım mı, aşılamayalım mı muhabbeti var ya, işte aşılamayın dedi. Ondan sonra sahabeler geldiler, dediler ki bizim hurmamız az oldu, siz dünya işlerini bana sormayınız dedi. Yani aşılayınız. Veyahut da ilaç içmek, ilacı için dedi. İlaç içmeyi ne yaptı? Sünnet olarak ümmetine tavsiye etti. Hastalıktan kurtulmak için ilaç içmek lazım. Yarayı tedavi etmek lazım. Ne bileyim işte dişiniz ağrıdı, dişinizi çektirmeniz gerekir. Gibi normalde tedaviyi inkar etmek, sebepleri inkar etmek, sebepleri tevessül etmek, Allah'ın razılığının dışına çıkma hareketi değil. O yüzden normalde insanın başına bir hastalık gelir, bir kuraklık gelir, bir sıkıntı gelir. Veyahut da bir ülkenin başına bir sıkıntı gelir.
Veyahut da bir ailenin, bir bireyin başına bir sıkıntı gelir. O kimse sıkıntıdan kurtulmak için ne yapacak? Mücadele edecek. O mücadeleyi ne yapacak? Hiçbir zaman terk etmeyecek. Başımıza nasıl bir dert geldiyse geldi. Başımıza nasıl bir sıkıntı geldiyse geldi. O sıkıntıyla, o dertle mücadele etmek. Kur'an ve sünnet tarihinde o mücadelenin içerisinde bulunmak, Allah'tan razı olmamak demek değil. Allah'a isyan etmek demek değil. Ama sen bu derdi nereden benim başıma verdin? Bu hastalığı benim başıma nereden verdin? Benden başka bir kimseye bu hastalığı neden verdin? Ben miydim senin bu hastalığını yaşayacak olan kulum gibi? Veyahut da işte ben nereden bu işi böyle yaptım da başıma bu dert geldi? Veyahut da işte yağmurun yağmamasına isyan etmek, yağmurun yağmasına isyan etmek, depreme isyan etmek gibi normalde bu tip meseleler Allah'tan razı olmamaktır.
Yoksa işte bir hastalık gelmiş, hastalıkla mücadele etmek, bir deprem gelmiş, depremle mücadele etmek veya bir fırtına kopmuş fırtınayla mücadele etmek veya bir sel felaketi olmuş, sel felaketiyle mücadele etmek bizim üzerimize vazifedir. Yani siz derenin ortasında ev yapıp da bir sel geldiğinde evini alıp götüreceği belli, sen kalkıp da derenin ortasına ya Allah'a tevekkül ettim deyip de derenin ortasına evini yapmazsın, yapmaman gerekir.
Allah'a tevekkül bu değil ya sen git Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini yerine getir, ovalara ev yapma, sen git deniz kenarında kendine ev yapma ya de ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin adı şerifi var, ben tepelere ev kuracağım, dağın eteklerine ev kuracağım de git evini orada kur, sen eğer ovalara evini kurarsan tarım alanlarını işgal ettiğin gibi depremlerin çok olacağı yere sen evini kurdun, depremlerin çok olacağını, bu şehri tanzim edenler, şehre imar verenler, hepsi de bu katliamlardan sorumlular.
Yani hiçbir kimse sen bu tarım alanına nasıl imara açtın diye belediye başkanlarını mahkemeye vermiyor. Tarım alanlarını imara açan bütün belediye başkanları, bütün devlet bürokrasisi, bütün devlet erkanı bundan sorumlu. Veyahut da denize sıfır yerleşim alanı açanlar, denize sıfır yerleri otelleri kuranlar, denize sıfır yerleri böyle halkın, umumun ilgileneceği yerleri, insanlara peşkeş çeken bürokratlar bunlardan sorumlu.
Böyle ondan sonra işte kaderiyecilik gibi, kadercilik gibi veyahut da ne bileyim işte cebriyecilik haline düşmesin hiç kimse. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kul kendi yükümlülüğünü bilecek, kendi sorumluluğunu bilecek, kendi sorumluluğuna ters bir hareket yapmayacak. Biz gücümüzün yettiğinden sorumluyuz. Biz Allah'ın bize emrettiklerinden sorumluyuz. Biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin emrettiklerinden sorumluyuz. O yüzden biz irademizi yok sayamayız. İrademizi ortadan kaldıramayız. Cüz-i iradeyi reddedemeyiz. Çünkü ben sorumluysam, Allah'a ben hesap vereceksem, ben de kendi cüz-i irademden neyim? Sorumluyum. Biz cüz-i irademizden kıymetli kardeşler sorumluyuz.
Sorumlu olaraktan Allah'tan razı olacağız. Annemiz ölecek, babamız ölecek, bir hastalık gelecek. Biz sorumluyuz. Evladımız ölecek. Allah muhafaza eylesin. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın. Anne, baba muhakkak ölecek. Evladımız da ölecek. Çoluğumuz, çocuğumuz da ölecek. Eşimiz de ölecek. Ama ve lakin bunlar takdir-i ilahi. Ha bir kimse kalkıp da işte sağlık bozucu gıdaları yiyorsa, sağlığına hiç dikkat etmiyorsa, evet o da bundan ne olmuş oluyor? Sorumlu olmuş oluyor. O yüzden irademiz var. Biz irademizle Allah'ın emirlerine yöneleceğiz. Biz irademizle ne yapacağız? Kaderden ve kazadan gelecek olanlara razı olacağız. O zaman burada Allah'tan razı olmak derken bir de ne çıktı? İrade kavramı çıktı. Biz irademizi, irademizi reddedemeyiz. Cüz-i iradeyi reddetmek, biz imtihanı reddetmek olur.
Ben Allah'tan razı olacağım. Yani ben Allah'ın emirleri içerisinde yaşayacağım ve Cenab-ı Hakk'ın kaza ve kaderinden gelen şeye ne yapacağım? Ben razı olacağım. Ama Allah'ın emirlerini yaşayacağım. Allah'ın emirlerini tatbik edeceğim. Cenab-ı Hak içki içme demiş, ben içmeyeceğim. Cenab-ı Hak kumar oynama demiş, ben oynamayacağım. Cenab-ı Hak tesettürümüne dikkat et demiş, ben tesettürüme dikkat edeceğim. Cenab-ı Hak bana namazı kıl demiş, ben namazı kılacağım. Cenab-ı Hak bana demiş ki fuhuşa yaklaşma, ben fuhuşa yaklaşmayacağım. Cenab-ı Hak demiş ki gıybet etme, gıybet etmeyeceğim. Dedikodu etme, dedikodu etmeyeceğim. İftira etme demiş, ben iftira etmeyeceğim. Hırsızlık yapma demiş, ben hırsızlık yapmayacağım.
Bana faize bulaşma demiş, ben mümin kardeşlerimden faiz almayacağım. Bana faize bulaşma demiş. Cenab-ı Hak eşcinsel ilişkileri haram etmiş, lanet demiş. Ben eşcinsel ilişkilere girmeyeceğim. Diyeceğim ki Allah'ın lanetlediği bir işten uzağım. Yani eğer kaderimizde varsa yaşarız. O zaman Allah sana eşcinsel ol mu dedi. Böyle bir şey yok. Sakın ha, Allah muhafaza eylesin. O zaman hayrı da, şerri de biz Allah'ın dilemesiyle, yani Allah'ın yaratmasıyla yaşarız. Ama biz hayır kapısında durmaya gayret edeceğiz. Biz şer kapısında durmayacağız. Şer kapısında duraraktan, ne yapalım canım bizim de alnımıza şer yazmış. Böyle bir raziyet yok. Biz ehli sünnet olarak böyle veya bizim sufi anlayışımıza göre böyle bir raziyet söz konusu değil.
O zaman her şey Cenab-ı Hakk'ın yaratmasıyla tecelli eder. Allah'tan başka fail, Allah'tan başka fiiliyatı yaratan yoktur. Eyvallah. Ama Cenab-ı Hak iyiliği, Cenab-ı Hak iyiliği kendi dileğiyle, kudretiyle, rızası ve hükmüyle yaratır. İyiliği, hani iyilikleri Rabbinizden bilin. O zaman iyilik onun dileğiyle, isteğiyle, onun kudretiyle, rızası ile yaratır. Ama kötülükte ise şerde ise Cenab-ı Hakk'ın rızası yoktur. Şerri de yaratır mı onu da dileğiyle yaratır. Onu da kudretiyle ve ama onu hükmüyle yaratır. Bakın hükmü, yani diğerinde Allah'ın dileği vardır, kudreti vardır, rızası vardır ve hükmü vardır.
Şerde ise Allah'ın yine dileği vardır, kudreti vardır, hükmü vardır ama onda rızası yoktur. Cenab-ı Hak kötülüğü yaratırken razı olmuş bir şekilde yaratmaz. Allah kötülüklerden razı değildir çünkü. Allah kötülerden de, kötülüklerden de razı değildir. Allah haramlardan razı değildir, haram işleyenlerden de razı olmaz. Burayı ayırt edelim canım kardeşlerim. Allah kötülerden ve kötülüklerden razı değildir. Allah haramlardan ve haram işleyenlerden de razı değildir. Ama haram işler miyiz, günaha girer miyiz, el cevap gireriz. Biz nefsimize uyarız, heva ve hevesimize uyarız, şeytana uyarız. Biz gider kötülüğü işleriz veyahut da biz gider haramı işleriz. Haram işlediğimizde tövbe kapısı açıktır.
Biz otururuz. Subhanallah ve bihamdihi, subhanallah il azim ve bihamdihi estağfurullah il azim deyip Allah'a tövbe ederiz. Ya Rabbi bilerek bilmeyerek işlediklerimizi affeyle. Ya Rabbi bilerek bilmeyerek elimizden, gözümüzden, kulağımızdan, cinsel uzmamızdan, vücudumuzdan, herhangi bir azamızdan çıkan haramları affeyle. Sen tevvapsın, sen rahimsin, sen rahmansın, sen rahimsin, sen tövbe edenleri seversin, tövbeleri kabul edensin. Bizlerin tövbelerini kabul eyle. Kardeşlerimizin tövbelerini kabul eyle. Bizleri affettiğin kullarının zümresine ilhak eyle. Biz tövbe ederiz. Biz yine günaha batarız. Biz yine tövbe ederiz.
Biz yine günaha batarız. Biz yine günaha tövbe ederiz. Tövbe kapısından ayrılmayız. O yüzden sufiler, Hz. Muhammed Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine uyarlar. Günde en az yüz sefer Allah'a tövbe ederler. Ve tövbenin en ehtalı, Subhanallah ve bi hamdihi, subhanallah el azim ve bi hamdihi, estağfurullah el azim demektir. Kim bunu günde yüz sefer söylerse, deniz köpükleri kadar günahı olsa, Allah onu affeder diye Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize ne yapmış? Tavsiyede bulunmuş. O yüzden kıymetli dostlar, kötülük bizim nefsimizdendir. Bir kısım sapık itikatlar vardır. İslam'ın içerisinde, İslam'danmış gibi görünür.
Bu şerri de, kötülüğü de Allah'ın razı olduğunu söylerler. Hayır canım kardeşlerim, böyle bir inançsal sapkınlığa düşmeyeceğiz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden iyilik Allah'ın kuvveti ve Allah'ın hidayeti ile olur. Kötülük ise onun hükmü ile ama kulun azgınlığı sebebi ile olur. Azgınlığı, kötülük yapanlar azmış ve sapmış insanlardır. Kötülük yapanlar, kötülüklerine devam ettikleri müddetçe Allah'ın rahmeti onların üzerine tecelli etmez. O yüzden asla ve asla biz kötülükten Allah razıdır veya biz kötülükten de razıyız. Bizim elimizden, kolumuzdan bir kötülük çıkarsa razıyız deme noktasında olmayız. Bizim sufilik anlayışımız, bizim tasavvuf anlayışımız böyle değildir.
Allah muhafaza eylesin. Ve biz şu ayeti kerimeye inanırız. Sana bir iyilik gelirse Allah'tandır. Bir kötülük isabet ederse nefsindendir ayeti kerimesine iman eder. Her bir kötülük yaptığımızda, bizden sudur ettiğimizde biz onu kendi nefsimizden görürüz. Allah muhafaza eylesin. Razı olan insan, razı olan insan hem biz kazaya hem de kazanın öncesine razı oluruz.
Yani kazanın Allah'tan geldiğine, kaza gelip vurduğunda onun Allah'tan geldiğine hem vurmazdan önce hem de vurduktan sonra biz razılığımızı gösteririz. O bizim elimizin ürünü değil çünkü. Yani işte bir saçağın altından yürürken başına kiremit düşmek gibi veyahut da göz göre göre bir harama gitmedin halde işte geldi sana çattı bir şey. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz hem Allah'ın hükmüne razı oluruz hem de Allah'ın kazasına razı oluruz. O yüzden biz asla ve asla Allah'ın hükmünden veyahut da Allah'ın kazasından şikayetçi olmayız. Şikayetçi olursak Rabbim muhafaza eylesin. O zaman biz o başımıza gelen kaderin tecelliyatından şikayet etmiş oluruz.
Biz ondan kurtulmaya çalışır mıyız? Evet hani Hazreti Ömer radıyallahu anh Hazretleri rivayet edilir ya yıkılan bir duvarın dibinden kaçıyordu. Ey Emre'l-Mümin dediler yani Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun? Dedik Allah'ın kazasından kaderine sığınıyorum. Allah'ın kazasından kaderine kaçıyorum. O zaman biz ne yaparız? Allah'ın kazasından kaderine kaçarız. O yüzden biz kalkıp da kazaya da Allah muhafaza eylesin. Kazanın hani inançsal olarak kazanın Allah'tan olduğunu ve kaza geldikten sonra da hükmün Allah'tan olduğuna iman eder, razı oluruz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz başımıza gelenlerden dolayı Allah'a küsüp darılmayız. Başımıza gelenlerden dolayı Allah'a şekvada bulunmayız.
Başımıza gelenlerden dolayı Allah'tan yüz çevirmeyiz. Başımıza gelenlerden dolayı Allah'ın zikrinden, dergahtan, üstattan, şeyhten biz yüz çevirmeyiz. Bazen şimdi öyle dervişler olur. İşte bir dergaha girer, bir şeyhi intisap eder. Başına bazı sıkıntılar gelir, şeyhten yüz çevirir. Başına bazı sıkıntılar gelir, dergahtan yüz çevirir. Başına bazı sıkıntılar gelir, dervişlerden yüz çevirir. Biz onlardan olmayız. Allah muhafaza eylesin. Biz derviş kardeşlerimizin içinde yaşar, onların sıkıntılarını kendimize sıkıntı ederiz. Onların dertlerini kendimize dert ederiz. Onların problemlerini kendimize problem ederiz. Biz onlarla beraber hayatı yaşarız ve Allah'a hamd ederiz.
Deriz ki, Ya Rabbi iyi ki bizi dervişlerin halakasında tuttun. İyi ki bizi dervişlerin zikrullah halakasında tuttun. İyi ki bizi Allah'ı seven, Allah'ı zikreden, Allah yolunda koşanlarla bizleri beraber eyledin diye Allah'a hamd ederiz. Derviş kardeşlerimizden şikayet etmeyiz. Derviş kardeşlerimizden bıkkınlık yapmayız. Derviş kardeşlerimizi bölmeyiz, parçalamayız. Sınıflara ayırmayız. Bu fakirdi, bu zengindi. Aman bunun parası vardı, aman bunun parası yoktu. Aman bunun makamı vardı, aman bunun mevkisi vardı diye ayrıştırmayız. Biz deriz ki, bütün derviş kardeşlerimizi seviyoruz. Derviş kardeşlerimize oturup kalkmayı, onlarla çay içmeyi, Allah'ı zikretmeyi kendimize nimet görürüz.
Derviş kardeşlerimizi küçük görmeyiz. Derviş kardeşlerimize hor hakir bakmayız. Derviş kardeşlerimize tepeden bakmayız. Derviş kardeşlerimize burun bükmeyiz. Derviş kardeşlerimize biz göz süzmeyiz. Onları küçümsemeyiz, onları küçük görmeyiz. Kim derviş kardeşleri küçük görürse, bilin ki Allah'ı zikredenleri küçük görmüştür. Allah dostlarını küçük görmüştür. Kim derviş kardeşlerimizi tepeden bakarsa, bilin ki Allah'a tepeden bakmıştır. Bilin ki Allah dostlarına tepeden bakmıştır. Çünkü Abdülkadir Geylan-ı Hazretleri de derviştir. Ahmet-el Rufayi Hazretleri de derviştir. Ahmet-el Bedevi de derviştir. İbrahim Dusiki de derviştir. Şeyh-i Hasan Azali Şazeli de derviştir.
Şah-ı Mevlana Celalettin Rumi de derviştir. Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaş Veli de derviştir. Yunus Emre'de, Niyaz-ı Mısri'de, Muhyiddin Arabi'de derviştir. Derviştir, ey ahmak kafalı, ey ahmak kafalı, kafası basmayan, çalışmayan, kalbi kararmış, kalbi katılaşmış, kalbi taş parçası olmuş, derviş görünümlü olan, kalbi taş olan ahmak. Dervişleri sevmezsen Allah yolunda yürüyemezsin. Dervişleri sevmezsen Allah yolunda koşamazsın. Dervişleri sevmezsen Allah yolunda sen bir bomboş teneke olursun. Senin dervişliğin de boş olur, senin müminliğin de boş olur. Senin her şeyin boş olur. Sen kalkıp da dervişlerin tamamına laf söylediğinde senin ahmaklığın çıkıyor meydana.
Sebep çünkü ta Abdülkadir Geylan Hazretleri'nden, Hazreti Adem'e kadar hatta, hatta ayağını sabitede derviş olup, dikkat edin bu sözüme, ayağını sabitede derviş olup, henüz daha ruhu dünyaya üflenmemiş olan, o aşıklara da laf söylüyorsun, ahmak, onlar daha tertemiz, ayağını sabitede seçilmiş, hatta öyle dervişler vardır, vücutları bu dünyada dolaşır ama ruhları ayağını sabitededir.
Sen onları bu dünyada yaşar zannedersin, sen bu dünyada onlar nefes alıp verir zannedersin, onların bu dünyayla alakası yoktur, onların ruhlarının bir ayağı ayağını sabitededir, onlar gerçekte ayağını sabitede yaşamaktadırlar. Sen dervişleri küçük görmekle, sen dervişleri horhakir görmekle aslında kendini gösterirsin, kendini görürsün, tövbe et, son nefesine dikkat et. Evet, tövbe et, son nefesine de dikkat et. Her kim dervişleri horhakir görür, her kim dervişlere tepeden bakar, her kim dervişlerle alay ederse, son nefesi onun tehlikededir. Son nefesi onun tehlikededir. Çünkü o kimsenin bütün dervişlerle helallık alması mümkün değildir. Bütün dervişlerle helallık alması mümkün değildir.
Ey ahmaklıkla yarışan insanlar, dervişlere laf söylemekten vazgeçin. Dervişlerin temelini, topunu, tüfeğini de hepsini bir yere koymaktan vazgeçin. Bu dervişler böyle zaten dedin, bay bay ettin. Son nefesin tehlikede. Tövbe et, Allah'a çok yalvar. Allah'a çok yalvar. Tövbe et, Allah'a çok yakar. Yakan senin beladan, müsibetten, sıkıntıdan kurtulmaz. Birkaç tane zayıf dervişin, birkaç tane günahkar dervişe bakıp da bütün dervişler böyle veyahut da dergahın içerisinde birkaç tane dervişin hatasından dolayı bütün dervişler böyle diyen el sallasın canım kardeşim. Gelsin dersini alsın, gitsin başka dergah bulsun kendine.
Gitsin kendine başka dergah bulsun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz halkın içerisinde yaşarız. Derviş kardeşlerimizin içerisinde yaşarız ve derviş kardeşlerimizden razı oluruz. Bizim ayağımıza da bassalar, bize zarar da verseler, bizim gözümüzü de çıkarsalar, bizim kolumuzu da kırsalar, bizim ayağımızı da kırsalar, biz derviş kardeşlerimizden razı oluruz. Varsa eksikliklerin noksanlıkları nasihat ederiz. Varsa eksikliklerin noksanlıkları tebliğ ederiz. Biz onları anlatırız, bir daha anlatırız, bir daha anlatırız, bir daha anlatırız, bir daha anlatırız. Onlar bizim derviş kardeşimiz. Biz bir daha anlatırız. Hatayı kendimizde görürüz, kusuru kendimizde görürüz. Biz yaşayamamışız, biz yapamamışız, biz anlatamamışız, biz dosdoğru söyleyememişiz.
Bizim hatamızdan, bizim kusurumuzdan, bizim yanlışımızdan dolayı bu derviş kardeşlerimizde hata, kusur olmuş deriz. Otururuz, ağlarız. Hz. Muhammed'in Mustafa'yı vesile ederiz. Ona yalvarırız. Otururuz, Allah'a yalvarırız. Allah'a yaslanırız. Allah'a dayanırız. Deriz ki bunlar senin kulların. Bunlar senin sufi kulların. Bunlar seni seviyor. Bunlar seni zikrediyor. Bunlar senin gece gündüz zikrin için çalışıyor. Gayret ediyor, hatalarını da affet, kusurlarını da affet, yanlışlıklarını da affet. Bu fakiri de onların içerisinde bulunduğu için affet der, yalvarırız. Ama kalkıp da derviş kardeşlerimizi hor hakir görmeyiz. Derviş kardeşlerimize tepeden bakmayız.
Allah rızası için söylüyorum. Derviş kardeşlere hor hakir bakacak olanlar, hor hakir bakanlar, beğenmeyenler derslerini verip gitsinler. Evet, biz de yollarını ayırsınlar. Çünkü Allah'ın razı olmadıklarıyla biz yol gidemeyiz canım kardeşlerim. Çünkü dervişlerden şikayetçi olan, dervişleri hor hakir gören, dervişlere tepeden bakan, bu dervişlerin hepsi böyle, biz dervişleri biliyoruz, biz dervişleri tanıyoruz, bu dervişler böyledir diyenler bizden değil canım kardeşim.
Evet, bunu samimiyetimle söylüyorum. Bunu açık yüreklilikle söylüyorum. Zaten gavurlarla uğraşıyorum. Zaten münafıklarla uğraşıyorum. Zaten içi münafık, dışı münafıklarla uğraşıyorum. Zaten içi kafir, dışı müminlerle uğraşıyorum. Zaten içi münafık, dışı mümin görünen, Müslüman görünenlerle uğraşıyorum. Zaten içi başka, dışı başkalarla uğraşıyorum. Yaşım 60 oldu artık. Gücüm yetmiyor. Bu münafıklarla uğraşırken, bir de yanı başımdaki, etrafımdaymış gibi görünen insanların, derviş kardeşlerimizi hor hakir görmesi, tepeden bakmasına artık içim kabul etmiyor. Bunlara sabretemiyorum artık. Bunlara kalkıp da tabiri caizse demirden hap gibi yutamıyorum. Lütfen Allah rızası için, derviş kardeşlerimizi hor hakir görenler, tepeden görenler, bu kim olursa olsun, buna devam edeceklerse derslerini bırakıp gitsinler.
Çünkü onlardan Allah razı değil. Onlardan Allah razı değil. Bakın onlardan Allah razı değil. Bu hal ile hallenenler var, tövbe etsinler, Allah'a yalvarsınlar, yakarsınlar, Cenab-ı Hakk'a münacat etsinler, para tasadduk etsinler. Paranızı komple tasadduk etseniz yine orada kertik kalır. Kertik kalır orada, kertik. Üç kuruş görüp de kendinizi bir şey zannedenler. Beş kuruş görüp kendisini bir şey zannedenler. İki kafası çalışıp da kendisini bir şey zannedenler. Kendini iki rüyayla bir makamda görenler. Yok çavuşlukla, yok zakirlikle kendisini bir makamda görenler. Bunların hepsi de aldatır sizi. Dervişlerin altına hizmetkar olun, hizmetkar.
Dervişlerden bıkmayın, problemli dervişlerden bıkmayın, problemli görmeyin. Vardır Allah'ın bir hesabı kitabı. Onu sana göndermiş, vardır bir hesabı kitabı. Açsa doyur, çıplaksa geydir. Açsa doyur, çıplaksa geydir. Ciğeri beş para etmez. Münafıkları, kafirleri gördüğünüzde ayağa kalkıyorsunuz. Ciğeri beş para etmez. Ciğeri beş para etmez. Her türlü mendevurluğun içerisinde bulunan bürokrattan, siyasetten, oradan buradan, zenginlikten olan insanlara dokuz taklatıyorsunuz. İmanınız gidiyor. Allah'ı zikreden bir derviş görünce, siz bütün tüyleriniz diken diken oluyor. Ve hiçbir şekilde, hiçbir şekilde ne Allah, ne Resulullah, ne Ashab-ı Resulullah, ne imamlar, ne de pir efendiler sizlere muhabbet etmez.
Ne de veliler sizlere muhabbet etmez asla. Ve onların muhabbeti kesilirse, siz istediğiniz kadar alim olun, istediğiniz kadar siz zengin olun, istediğiniz kadar sizin makamınız, mevkiniz olsun, Allah sizden razı olmaz. Olmaz. O yüzden, kıymetli kardeşler, Allah'ın razı olduklarına siz tepeden bakmayın. Dervişler, Allah'ın razı olduğu kullardır.
Çünkü, Cenab-ı Hak razı olmamış olsa, onu zikrullah alakasına oturtturmaz. Allah ondan razı olmamış olsa, bir mürşidi kamilden ona ters saldırmaz. Kimseyi hor hakir görme. Bu dervişlerin hepsi böyle, bu ne biçim söz ya? Bu nasıl bir söz ya? Bu nasıl bir söz? Bu dervişlerin hepsi böyle, bu nasıl bir söz? Bu sözün altından kalkılmaz. Bu sözün altından kalkılmaz, kimse kalkamaz bu sözün altından. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, kıymetli dostlar, etrafınızı razı etmeye çalışın. Derviş kardeşlerinizle, eşlerinizle, çocuklarınızla, anne babalarınızla iyi geçinin. İyi geçinin.
Eşlerinizi memnun edin. Kadın, erkek. Çocuklarınızı memnun edin. Bile bile zulmetmeyin. Bile bile haksızlık etmeyin. Bile bile kötülük etmeyin. İnsanlara bile bile haksızlık etme. İnsanlara bile bile kötülük yapma. Yapma. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, kıymetli dostlar, biz Allah'tan razı olalım. Allah ne bizim soframıza koymuş, biz ondan razı olalım. Bu sofraya koyduğu şey yemek değil. Sakın ha. Ondan da razı olun. Yemek beğenmemek, ekmek beğenmemek. Evet. Beğenmiyor. Bir şeyi beğenmiyor. Bir şeyi beğenmiyor insanlar şu anda. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir hayvan ölüsünün kokmuş, çürümüş, şişmiş, sinekler toplanmış başına. Ne güzel dişleri var diyor.
Ne güzel dişleri var. Biz hiçbir şey beğenmiyoruz. Biz derviş beğenmiyoruz. Biz şeyh beğenmiyoruz. Biz üstad beğenmiyoruz. Biz arkadaş beğenmiyoruz. Biz dost beğenmiyoruz. Biz eş beğenmiyoruz. Biz çocuk beğenmiyoruz. Biz araba beğenmiyoruz. Biz ev beğenmiyoruz. Biz eşya beğenmiyoruz. Beğenmiyoruz biz. Biz hiçbir şey beğenmiyoruz. Biz hamd etmeyi unuttuk. Biz şükretmeyi unuttuk. Biz teşekkür etmeyi unuttuk. Hamd et ya. Beğenmiyoruz ama biz. Telefonun en üst modeli olacak. Arabanın en üst modeli olacak. Evin en üst modeli olacak. Kıyafetin en büyük markası olacak. Onu dahi beğenmiyoruz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden elindekinden razı olmayan Allah'tan nasıl razı olacak ya?
Elindekine hamd etmeyen Allah'tan nasıl razı olacak? Elindekine şükretmeyen Allah'tan nasıl razı olacak? Etrafından razı olmayan Allah'tan nasıl razı olacak? Allah muhafaza eylesin. Tövbe edelim. Çok tövbe edelim. Kimin gönlünü kırdıysak gidelim gönlünü alalım. Hangi dervişin ayağına bastıysak gidelim özür dileyelim. Diyelim kardeş hakkını helal et. Ben senin ayağını bastım. Siz Hazreti Ömer'den daha mı büyüksünüz? Bilal-i Habeşi'nin rengine laf söyledi de. Upuzun yattı Bilal-i Habeşi'nin önüne. Dedi ki benim üzerimi çiğnemeden geçme. Benim üzerimi çiğnemezsen dedi. Yemin ediyorum dedi. Yemin ediyorum. Varsa bir hakkım helalı değil. Ve dedi ki yemin ediyorum. Ben asla ve asla dedi.
Senin yakanı bırakmayacağım. Senin peşini bırakmayacağım. Benim üzerimden basıp da geçeceksin dedi. Onun rengine Bilal-i Habeşi'nin rengine laf söyleyen koca Ömer. Koca Ömer. Bilal-i Habeşi'nin önüne yattı. Ey ahmak. Sen o Ömer'den daha mı Allah'a yakınsın? Sen o Ömer'den daha mı Resulullah'a yakınsın da dervişlerin hepsini attın çöpe? Allah de seni attı çöpe. Allah muhafaza eylesin inşallah. Cenab-ı Hak hepimizi korusun. Hepimizi de kendine dost olacak olan, dost olan kullarından eylesin. O yüzden kim, hangi derviş kardeşe sesini yükselttiyse, onu hor hakir gördüyse, ona tepeden baktıysa, dervişlere böyle hepsine de tepeden baktıysa, çok özür dileyip, çok af dileyip Allah'a tövbe etsin inşallah.
Kıymetli kardeşlerim, haklarınızı helal edin inşallah. Cenab-ı Hak izin verirse, yine Salı gün sohbetimiz Telegram'dan devam edecek. Tabi bu arada Telegram'la da alakalı bir not düşeyim, hem de teşekkür edeyim. Gerçekten ben böyle çok, hani kaç kişiyiz dedi, ne oldu, ne gitti, pek bakabilmiş bir kimse değilim. Ama arkadaşlar söylediler, işte çok böyle faydalı oldu, çok teşekkür ediyoruz.
Onu sana çok böyle dinleyici oldu, bir hayli hoş oldu diye arkadaşlar böyle not düştüler, böyle bir hayli mesaj attılar bana. Allah hepinizden de razı olsun. Hepinize ben ayrı ayrı ben teşekkür ediyorum. Hepinize ayrı ayrı ben saygılar sunuyorum. Allah hepinizden de razı olsun. Allah Cenab-ı Hak cümlemize inşallah, kendi yolunda, Habibinin yolunda, bizleri Kur'an ve Sünnet yolunda daim eylesin inşallah. Önümüzdeki hafta 14. nasihatimiz olacak inşallah. Söz ve davranışlarda Allah'a gidecek olan yola, teşvik edecek olan kardeşlerle, arkadaşlarla arkadaşlık etme, onlarla dostluk kurma. Yani derviş kardeşlerle arkadaşlık ve dostluk kurmayla alakalı sohbetimiz olacak inşallah. Tabi bu akşam bu razılıkla alakalı sohbette az bir şey değindik.
İnşallah dervişlerle, iyi insanlarla, salih insanlarla arkadaşlık etme, onlarla yoldaşlık etme ile alakalı. Önümüzdeki hafta, cumartesi gün inşallah sohbetimiz devam edecek canım kardeşlerim. İnşallah. Şimdi inşallah sorularınıza başlayacağız. İnşallah. Selamun Aleyküm hocam.
Rüyamda Nurettin Yıldız Hoca Efendi'yi gördüm. Gençlerle beraber oturuyorduk. Yanımızda edepsizlik eden birine kızıyordu. Bana bakıp tebessüm ediyordu. Sonra hepimiz el ele verip ona biat eder. Veya da bir vazifeye hazırlanır, birbirimize söz verir gibi aynı anda herkes ellerimizi tutup salladık. Öncesinde yemek yedim, sonra uzanmıştı. Ayakları uzatıp konuşuyordu bizimle. Rüyanın tabirini size sormak istedim. Allah'a emanet olun. Nurettin Yıldız Hoca Efendi'yi normalde ismini biliyorum ama kendisiyle bir tanışıklığım yok, bir tanımışlığım yok. Sohbetlerini de dinlemiştim yok. İnşallah faydalanırsınız ondan. İnşallah Cenab-ı Hak ondan bir yol alırsınız.
İnşallah. Allah yardımcınız olsun inşallah. Bir kardeş merhaba demiş, biz de merhaba diyelim. Selamün aleyküm. Uzun bir dergaha giriyorum.
Sağ tarafımda yan yana bir sürü loja var. İçlerinde zikir yapan kardeşlerimiz var. Üç veya dört loja geçince arkamdan biri sesleniyor. Ses tanıdık biri bakıyorum. Nazif Bozyel kardeşim. Ne oldu? Sen zakir mi oldun diyorum. Gülüyor. Biz buradayız abim diyor. Benim elimde sarık takke var. Sebebi hikmeti ne olabilir? Sarık tarikata işaret. Takke de namaza işaret. Ondan sonra inşallah zikir yapanlar da zikrullah halakalarına işaret. Zikrullah halakalarından ayrılma. Dersini çek, namazlarına dosdoğru kıl inşallah. İdris aleyhisselamın ruhunu Azrail aleyhisselam dördüncü makamda aldı mı? Yoksa o da İsa aleyhisselam gibi yeryüzüne mi gönderilecek?
İdris aleyhisselam da ahir zamanın son diliminde o da yeryüzüne gönderilecek olanlardan. Biz öyle inanıyoruz. Rüyada bir cezaevi gibi bir yer var. İçinde üç kişi var. El öptürmeye çalışıyorlar. Fakat öpmüyorum. Sonra telefon ekranı gibi bir görüntü oluşuyor. Ve melez bir kız görünüyor. Şarkı gibi Kur'an-ı Kerim okuyor. Mezikli bir şekilde. Ben de böyle olunmaz diyorum. Tövbe estağfurullah deyip sonra gece karanlık beyaz pimumpen çerçeveli bir oda içindeyim. Dışarıda bir kadın var. Sonra birden gökyüzünü yarasalar kaplıyor.
Binlerce herkes hayret içinde bakınca. Ben de bakınca önüme bir sürü kırmızı ile pembe arası olsun. Onca güller düştü. Merhaba iki elimle topladım. Bunlar Peygamber Efendimiz'in, Efendimiz çiçeği kokusu deyip sararcasını aldım. Kokusu çok güzel idi. Sonra bir beyaz kadın önümden arkamdan çıkıyor. Allah razı olsun için o güllerden ver de başka birine şifa yapılacak diyor. Dört yaprak veriyorum. Ama gül yaprakları beyaz lahana yaprağı gibi kocaman ve uçları şerit halinde kırmızı ile pembe arası bir renkti. Biraz tövbe edelim inşallah. Cenab-ı Hak günahlarımızı affı mağfiret etsin.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünnetlerine de tabi olalım inşallah. Selamun Aleyküm. Benim maaşımdan bes kesintisi oluyor. Bes ne? Bireysel emeklilik. Bireysel emeklilik evet. Bes kesintisi oluyordu. Biri kim olsun diye ellememiştim. Caiz midir? Bir sıkıntısı yok. Çeyiz hesabı caiz midir? Onun da bir sıkıntısı yok. Selamun Aleyküm Değerli Mustafa Hocam. Allah-u Teala'nın selamı, bereketi ve mağfireti üzerinize olsun. Yüce Rabbim hizmetlerinizi, sohbetlerinizi daim muvaffak eylesin.
Amin. Değerli Hocam, ismim Selami Çalık. İstanbul Sancaktepe'de yaşıyorum. Uzun süredir sizin sohbetlerinizi beğenerek, ilgiyle ve muhabbetle takip ediyorum. Allah sizden razı olsun. Amin cümlemizden. Kıymetli Hocam, eğer kabul ederseniz ben sizden ders alabilir miyim? Sürekli aklımda ve gönlümdesiniz. Sizin sitenizde bulunan günlük bir de aşağı yukarı 15-20 gün çekmiştim. Gerçekten bana çok huzur veriyor ve bana güzellikler verdiğini söylemek isterim. Hatta o kelime-i tevhidi çektikçe sanki kendimi cennette hissediyorum. Hiç bitmesini istemiyordum. Lakin sizden izin almadan bunu yapmayı kendimde edep dışı gördüğüm için size haber verip sizden ders almayı istedim. Ve bu yolda teslimiyetle, zikirle, şükürle ve ibadetlerle yürümek istiyorum.
Hem sizin hem Allah ve Resulün sevgisine, muhabbetine gark olmak istiyorum. İhlasla, samimiyetle, edep ve güzel ahlakla sizin geniş sofranızda yer almak istiyorum. Allah-u Teala sizden razı olsun. Rabbim size sağlık, afiyet nasip etsin. Amin. Cümlemize inşallah Allah razı olsun. Sami kardeşe inşallah günlük verdiğini verelim. Cenab-ı Hak daim eylesin inşallah. Geçmişte bir günah işledim, tövbe ettim. Fakat hala kendimi kötü hissediyorum. Hepimizin günahı vardır, kusuru vardır, hatası vardır. Hadis-i Şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurur ki, Hiçbir kimse yoktur ki bir günah onun perçeminden tutmamış olsun.
Sahabe diyor ki, Ya Resulallah, nice olur bu ümmetin hali? O diyor ki, günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir. Abi bu insanlar günah işler ama onların en hayırlısı tövbe edenlerdir. Tövbe edenler de hiç günah işlemeyenler gibidir. O yüzden tövbe edelim. Rabbim cümlemizi affetsin inşallah. Selamun Aleyküm. Kayseri'den Mesut Güler. Allah razı olsun, Mesut Güler. Allah yardımcın olsun inşallah. Rabbim iyilik versin inşallah. Selamun Aleyküm. Ben Süleyman Tugay. Babamı yaklaşık bir ay önce kaybettik.
Tazminatından bana kalacak pay ile babamın adına kurban kesip dağıtmayı düşünüyorum. Ancak sizin tavsiyenizi, düşüncemden daha önemli. Bir de izniniz olursa ders almak istiyorum. Evet. Babana hayır olması için kurban kesip dağıtabilirsin inşallah. Süleyman kardeş, dersini de gönderdim inşallah. Allah yardımcın olsun inşallah.
Rüyada turkaz rengi namazlık üzerinde kıyamdayım. Sağ ayağımın topuğunu kaldırıyorum ve yerden teması kesmeden ayağımı sürerek bir adım öne sürüyorum. Sol ayağım sabit, yerden temas kesilmemesine dikkat ediyorum ve ayaklarımın ağırlık mı diyeyim, sağlamlığını mı hissediyorum ve o hareketi yaparken uyandım. Allah hayırlısını versin inşallah. Rabbim muhafaza ya etsin. Hocam hayırlı akşamlar. Kredi çekmekte, faizdeki parayı yemekte haram biliyoruz. Haa maşallah ya. Fakat bazı şeyleri sorgulamaya başladım.
Eşimle belli bir miktar paramız var. Ev almak istiyoruz ama ne yazık ki kredi çekmeden almamız mümkün değil. Malum ev fiyatları da ortada. Kirada oturuyoruz ve kira ödemekten artık birikim yapamaz hale geldik. Sorun şu ki, birikimimizi vadeli hesaba koyup aylık gelen o parayla kiramızı ödememiz ne kadar doğrudur? Lütfen yol gösterin. Kursağımızdan asla geçirmek değil niyetim. Fakat artık ülkedeki bu pahalılığa yetişemez olduk. Örneğin, bireysel emeklilik ismiyle bankaya belli bir para yatırılıyor ve insanlar yatırdıkları paranın üstüne bankada yüzde yirmi para veriyor ve para çoğalıyor. Sonuçta bu parayı da banka bizim yatırdığımız paraya karşılık veriyor.
Bu da haram değil midir? Bu düşüncem yalnızsa lütfen aydınlatın. Yanlış bir şey yapmak istemiyoruz. Bu mesele İslam hukukunda Darül Harp, Darül İslam meselesine giriş yapılıyor. Şimdi bir ülkede İslam hukuku yok ise Hanefi'ye göre orası Darül Harp'tir. Bununla alakalı da tabi İslam dünyasında çok tartışma var. Yani bir kısım günün alimleri Darül Harp diyemiyor, bir kısmı Darül İslam diyemiyor. Yok kimisi Darül Siyase diyor, yok kimisi Müslümanların yaşadığı topraklar diyor. Herkes kendince böyle bir yol tutturmuş gidiyor. Ben bir yerde İslam hukuku yok ise direk İmam Muhammed'in fetvasıdır. Bir yerde İslam hukuku yok ise orası Darül Harp'tir der.
Ben o fetvaya tabi olan, o fetvayı takip edenler dedim. İmam-ı Azam buna ilaveler ekler. O da der ki Darül Harp'e bitişik olacak. Aynı zamanda da daha önce eman verilenlerin emanları kaldırılmış olacak der. Bunu tabi Türkiye üzerinde çok tartışılıyor şimdi bu. Hani Türkiye Darül Harp midir, değil midir? Darül İslam mıdır, değil midir? Darül İslam diyenler var. Ben çok basit şeyler söylüyorum. Darül İslam yerde haramlar meşru olmaz, haramlar serbest olmaz. Neresi Darül İslam diyorum? Siz Darül İslam diyen bir kimse bu sefer aslında anayasaya aykırı bir söz söylediğinden yargılanması gerekir. Bu da ayrı bir tartışma konusu.
O yüzden bunlar böyle birbirinin içine girmiş vaziyette. Herkes tartışıyor bunu. Fakat bir sonuç elde ediliyor mu? Elde edilebiliyor mu? Hayır. Örneğin işte ticaret yapanların hepsi bilir. Hepsi de bankalara mecburdur. Ve bankaların hepsi de faiz yuvasıdır. Resmi maaş alanlar ama özel şirketlerde olsun ama devlet kurumlarında olsun. Hepsinin de maaşları bankaya yatar ve bankaların hepsi de faiz yuvasıdır. Başka bir şey değildir. Normalde telefonunu geciktirsen faiz ödersin. Vergini geciktirsen faiz ödersin. Su parasını geciktirsen faiz ödersin. Elektrik paranı geciktirsen faiz ödersin. Kredi alsan faiz ödersin. Ne bileyim bankadan bir işlem yaptırmış olsan, işte bankaya zaman da ödeyemezsen faiz ödersin.
Ödersin de ödersin. Böyle bir faizin sarmalına girmiş bir dünya sistemi var. Aynı zamanda da ülkede faiz ödüyor. Örneğin işte Merkez Bankası faiz kararı açıklıyor. Ne bileyim diğer bankalar faiz kararı açıklıyor. Yani faizle hemhal olmuş, faizi böyle rehelleştirmiş, masumlaştırmış bir sistemin içerisindeyiz. Yani faiz masumlaştırılmış. Faizle iştigal edenler şeytan çarpmış gibi mezarlarından, kabirlerinden kalkacaktır. Ayet-i Kerimesini unutmuşuz. İşte bir kısım ulema takımı, ilahiyatçılar, bu son dönem başladılar buna. Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir demeye başladılar. Bu son dönem bir fetva daha verdiler.
Toki'nin yaptığı faiz değil dediler. Ondan sonra Toki böyle ilahi bir kurum sanki. Hani gökten zembille indi sanki Toki. Yani Toki bu izle, Toki alışverişlerinde faiz değildir diye böyle bir fetva vermişler. Bunu da hani direkt söyleyenden değil ama bu açıklamalardan duydum. Bununla alakalı hatta Diyanet'in açıklaması olduğu söyleniyor. Diyanet parasını faize yatırıyor. Normalde işte bunun tartışması olunca da işte biz faizi almıyoruz, faizi tekrar devlete şey yapıyoruz, gönderiyoruz diyorlar. Ama sonuçta Diyanet de bir devlet kurumu, devlet kurumu olunca Diyanet'in bütçesi de bankaya yatıyor. Bankaya da yatınca bankalar da ona ne yapıyor? Faiz çalıştırıyor.
Tabi Diyanet bu geçenlerde oldu, bu bir tartışma söz konusu olunca işte biz faizi tekrar hazineye irad kaydediyoruz, geri veriyoruz filan muhabbet yaptılar. Velhasıl kelam yani faiz sarmalında, ondan sonra fuhuş sarmalında, içki uyuşturucu sarmalında bir ülke haline geldik. Çünkü içki serbest, kumar serbest, huş serbest, faiz serbest, faktöring serbest. Yani bunların Allah'ın haram ettiği bütün her şey serbest. Bir de buna Darül İslam diye fetva da uyduruyorlar tabi. Oturuyorlar, diyorlar ki işte Darül İslam'dır. Şimdi Darül İslam diyenler, bu cevabın bu soruyu sorana değil, Darül İslam olanlara, Darül İslam diyenlere, eğer bir kuruş faiz ödedirseniz bir yere, anneniz de Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha gireceksiniz.
Hadis-i şerifler var bununla alakalı. Bunu Türkiye Darül İslam'dır diyenlere söylüyorum bunu. Ben netim. Bakın, kim faizle iştigal ederse, hadis-i şerifin metni böyle. Annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha girer. Bankalarda maaş alanlar, bankalarla iş yapanlar, bankalara para yatırıp, hiçbir şey yapmasa dahi, parayı yatırsa, ertesi gün çekse, faizle iştigal etmiş oluyor.
Ve Darül İslam diyenler, anneleriyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha giriyorlar. Evet, bu sıkıntılı bunlar, bu tip şeyler. O yüzden, zaten birisi Türkiye Darül İslam'dır derse, yani ülkenin düzenini teokratik bir düzene çevirmekten savcılığın önünde alır soluklanır kendisi. Bu da ayrı bir tartışma konusu. Şimdi gelelim bununla alakalı meseleye. O yüzden, ben Türkiye'yi bir İslam devleti olarak görmüyorum. İslam devleti olarak görmediğimden dolayı, bu tip şeyler, Hanefiler müsaade etmişler, caiz görmüşler. Bankaya para yatırabilirsiniz. Bankadan veya devlet kurumlarından size bir faizi geldiğinde de alabilirsiniz. Evet, ihtiyacınız yoksa bir fukarayı verin.
Ama bankalara bırakmayın. Bir kardeşimiz selamünaleyküm demiş ve aleykümselam. Selamünaleyküm, geceniz hayır olsun, sorun biraz uzun, hakkınızı helal edin, helal ettik. Ben uzun zamandır evlenmek istiyorum. Defalarca kez aileme konuyu açtım. Önümde herhangi bir engel olmamasına rağmen, yıllarca hep olumsuz yanıtlar aldım. Sebebi ise önümde önce ağabeyimin olmasıymış. Ağabeyim evlenmeden hiçbir şekilde olmazmış. Sorun şu ki ağabeyimin evlenme gibi derdi de, bir planı da yok. Ve ailemin bu tavrına destek veriyor. Yaşım 30, ne yapmam gerekiyor bu durumda? Bütün anne babalara sesleniyorum. Kız veya erkek evladınızı evlenmek ister de, onu evlendirmezseniz, onu evlendirmezseniz bundan sorumlusunuz.
Günah kebar işliyorsunuz. Evet. Evlenme çağına gelip de, tekrar söylüyorum, evlenme çağına gelip de, anne babanın evladını evlendirmemesi, evlendirmiyor çünkü. Evlendirmemesi günah kebardir. O yüzden, bu evlendirmeyen, ama kızı ama oğlu, evlendirmeyenler çok büyük bir günah kebare girmiş oluyorlar.
Allah muhafaza eylesin inşallah. Ama ne yazık ki böyle aileler var. Bu tip aileler, ne yazık ki çocuklarına gerçekten ızdırap çektiriyorlar. Ve işin en acı tarafı, bu çocukların önüne habire engel koyuyor aileler. Habire engel koyuyorlar. Ve Allah muhafaza eylesin, bu çocukların yaşları, ama kız olsun, ama erkek olsun, yaşları belli bir yaşa geliyor. Belli bir yaştan sonra da artık çocuklar evlenmek istemiyor. Ondan sonra bunun vebali de, anne babalara kalıyor, ailelere kalıyor. O yüzden, eğer, kim evlenmek istiyorsa, bir de böyle var, önde ablası var, yok önde abisi var, evlenmiyor.
Kimin nasibi çıktıysa, evlenme çağına gelen, kimin nasibi çıktıysa evlensin, kim evlenmek istiyorsa, evlensin, yürüsün, gitsin. Ama yok, ondan sonra önde abisi var, önde ablası var, yok önde amcası var, yok önde dayısı var, milletin yaşı geçiyor. Bir haram işlemiş olsa, haram işlemiş olsa, yemin ediyorum o haramın altından, hiç kimse çıkamaz. Allah muhafaza eylesin. Yazık. İnsanlara yazık. İnsanlara yazık. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Hele bu zamanda bir de, hele bir de bu zamanda, Allah muhafaza eylesin inşallah.
Selamun aleyküm hocam, hayırlı akşamlar. Hocam, istihare yatmıştım önceden, Abdullah Gürbüz hocayı görmüştüm. Ama biliyorsunuz, vefat etti önceden. Allah rahmet eylesin. Sonra birkaç kere sizi gördüm. Siz benim üstadımsınız. Ders almak istiyorum. Yolu biliyorum, öğretir miyiz? Yolu bilmiyorum, öğretir miyiz? Aleyküm selam. Dersinizi verdim. Allah muhareke eylesin. Hangi şehirde yaşıyorsunuz bilmiyorum. Yaşadığınız şehirde, böyle bir, benim telefonumu inşallah, şeyden, telegramdan, bakın, ondan sonra oraya yaşadığınız şehri söyleyin. Ona göre oradaki arkadaşlarla veya telegramda bayanlar şeyi var, sayfası var, o bayanlar sayfasından inşallah şey yapın.
Arkadaşlarla irtibata girin inşallah. Bir şey bakıyorum da,
bu evlenmeyle alakalı, bir şey aklıma geldi. Onu bakayım dedim ama, hemen bulamadım. bu yan çocuklarını evlendirmeyenleri gömecektim. Tabiri caizse.
Şimdi, ergenlik çağına gelmiş, bir kız veya bir erkek, eğer ki evlenmek istiyor da, çocuğun annesi, babası, velisi, onu evlendirmezse, ve o günahı kebair işlemiş oluyor. Bunun fetvasını da, İslam'da helallar, haramlardan bulabilirler. O yüzden burada, özellikle onu buldum, hani, şüphem olmamışsın diye, evet, Allah muhafaza eylesin.
kim bu noktada, çocuğunu evlendirmezse, günah kebair'e girmiş olur. Net. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm, Pir'im, Üstad'ım, Sevgili Hocam, Rabbimin rahmeti, bereketi hepimizin üzerine sun. Amin. Eşimin bir sorusu var. Virklerimizde ve ibadetlerimizde, neden, La İlahe İllallah, tevhid zikrini, belli sayılarda çekiyoruz. Bunun sayısı da çekebilir bir kimse, ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, bir hadis şerifte, yüz tane bir hadis şerifte, yüzün katları, bir hadis şerifte, yetmiş bin olarak şey yapmış.
Bunları sayıya bağlamışlar. Bunların, tabii insan üzerinde manevi olarak değişik tecelliyatları var. Biz bir şey yaparken de, sünnet-i seneye uyaraktan yaparız. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, bu tip sayılar vermiş. Biz o sayılara uyduğumuz için, hani namazdan sonra, otuz üç tane, subhanallah, otuz üç tane, elhamdülillah dememiz gibi. Hayırlı akşamlar hocam, Allah'ın izniyle namaza başladım. Çok şükür. Üç aylık hamileyim. Allah'ın izniyle Rabbimin, bebeğimin kucağımı almayı nasib etsin. Amin. Sizden ricamız var. Eşimin dediğin yolunda gitmesini, yumuşak huylu bir insan olmasını istiyorum. Bunun için sizden dua istiyorum. Allah yardımcın olsun, Rabbim muhineniz olsun inşallah.
Cenab-ı Hak eşine de merhamet etsin, rahmet etsin inşallah. Selamun aleyküm, rahmetullah ve berekatuhu. Nasılsınız? Allah razı olsun inşallah. Derse katılmak için günlük virt mi yapıyoruz? Rüyalar ile ilgili sonuçlar kime danışıyoruz? Defalarca yazdım, dönüş alamadım. Burada canlı yayında sohbet oluyor. Burada normalde sorularınıza cevap veriyorum. Siz yazmışsınız ama sorularınıza cevap verilmiştir. Çünkü bir 27 Mayıs'ta, bir 31 Mayıs'ta, bir de 5 Haziran bugün sormuşsunuz. Bugün de cevap veriyorum. Günlük virt yapacaksınız, bir rüya görürseniz, rüyalarınızı da buraya anlatabilirsiniz. Selamun aleyküm teyzem rüyasını iletmemi rica etti.
Rüyamda kardeşimin, benim annem evine akrepler basmıştı. Her taşın altından, her yerden siyah akrepler çıkıyordu. Kardeşim önce korktu, sonra onları eline alıp yemeye başladı. Bu sırada kızı, yani ben geldi. Hocası, yani siz, ona akreplerle konuşmayı öğretmiş. Annesine gayet sakin bir şekilde, bırak onları elinden dedi. Sonra eğildi, akreplerle konuşmaya başladı. Akrepler pıtır pıtır oradan gitmeye başladılar. Ben bu rüyayı gördüğümden beri, içimde hep kötü bir şeyler olacak gibi bir his var. Bana bu rüyayı açıklar mısınız? Evet. Cenab-ı Hak inşallah sıkıntılar var. Kardeşinizin evinde. Rabbim inşallah o sıkıntıları gidercek.
İnşallah o sıkıntılardan kurtulacak. Problemleri var, sıkıntıları var. İnşallah Rabbim hayra çevirecek. Selamun Aleyküm hocam. Biraz uzun olacak ama Allah için okuyun. Ben sözlü Müslüman olan bir çevrede büyüdüm. Kendimi hep yabancı hissettim. Bu dünyada 40 yaşından sonra içimden ayetler okumaya başladı. Tasavvufa yöneldim. Birisine bağlandım. Ücret isteyenlerden de ayrıldım. Füsus okumalarında sizi tanıdım. Bir yıldır sohbetlerinizi dinliyorum. Tevhid dersimi aldım. Rüyamda görmedim. Henüz ama size içim kaynıyor. Kur'an-ı Kerim'i her okumaya başladığımda Bakara suresinin ilk beş ayetini okumadan beni bırakmıyor.
Allah rızası için tutun elimden. Ben kendimi yabancı hissettim. Bu dünyada kimsesiz bırakmayın. Uzun olduğu hakkınızı helal edin. Helal olsun. Allah yardımcınız olsun. Rabbim iyilik, güzellik versin. Günlük yıldırınızı çekmeye devam edin inşallah. Allah daim eylesin. Telegramdan benim numaramı bulun. Oraya da bir mesaj atın inşallah. Ve neredesiniz, hangi şehirdesiniz? Oradaki kardeşlerle sizi tanıştıralım. Orada inşallah derslerinize, virklerinize devam edin. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamun aleyküm hocam, içimde yanlış olduğunu bildiğim fakat önüne bir türlü geçemediğim bir herkesi ve her şeyi eleştirme hastalığı var.
Bu yüzden kendi içimde sürekli çatışma halindeyim. Bunun için ne yapılabilir? Eleştirenler kibir ehlidir. Allah muhafaza eylesin. Allah kibirden kurtarsın. O yüzden eleştirme hastalığı kibirliliktir. Rabbim korusun, Rabbim muhafaza eylesin. Tövbe et, dön. Kendi hatalarını, kendi günahlarını, kendi eksikliklerini gör önünde inşallah. Çok özledim, burnumda tutuyorsun. Allah yardımcın olsun. Rabbim muhafaza eylesin. Gecemiz hayır olsun hocam. İnsanın kendini bir yola ait hissedememesini nasıl yorumlarsınız? Yani ne kötü olabiliyor, ne de iyi iki arada bir derede hissetmeyi sonlandıracak güçlü bir yorum bahşederseniz, bu sorunun üstesinden gelmek için belki bir hikmet vesilesi olursunuz.
İyi olmaya gayret et. O yüzden ortada olanlar ne yazık ki hep kaybederler. Rabbim muhafaza eylesin. Sen şimdi böyle ne iyi, ne kötü, ne oraya aitsin, ne buraya aitsin. Böyle olunca sen benim yorumumu da beğenmezsin. O yüzden ben şimdi bir şey yorumlarım. kalbine böyle tabiri caizse kazık çakmış gibi olurum. Sende kibirlilik var o yüzden. Sen önce bir kibirlilikten kurtul. Allah'a karşı kibirli olanlar Allah yolunda olmazlar. O yüzden ne o tarafa ne o tarafa diyorsan kibirliliğindendir. Allah muhafaza eylesin. Tövbe et. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış ve Allah'ın açmış olduğu iyilik yoluna devam et. Selamünaleyküm hocam. 30 yıllık evliyim, kayınvalidemle aramızda hiçbir sorun yok iken 5 yıl öncesi yaşanan bazı olaylar ve bazı problemler neticesinde kayınvalidemle küstüm ve görüşmüyorum.
Ve de gidip gelmiyorum. O da bize gelmiyor. Ancak eşim görüşüyor. Kendimi her ne kadar haklı hissetsem de bu durum beni manevi sıkıntıya sokar diye korkuyorum. Ve barışma konusunu düşünüyorum. Sorum şu. Aradaki sorun ve yaşananlar her ne olursa olsun barışmalı mıyım? Küstürmanın mazur görüldüğü durumlar var mıdır? Hürmetle hiçbir mazuru yok. Ne kadar haklı olursan ol. O senin büyüğün. Kocanın annesi. Git elini öp. Aradaki dargınla bitir. Haklı olmuş olsan dahi. Haklı olmuş olsan dahi. Bana sordun. Git hemen yarın ertesi gün. Yarın pazar yasak var. Pazartesi gün dostları git. Kayınvalidenin elini öp.
Ondan helallık al. Hayatına devam et. Allah muhafaza eylesin inşallah. İyi ki Allah korkusu var ki bak sormuşsun. Rabbi muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Basit bir örnek olduğu için bu örneği kullandım. Ama bu konularda tarikat ehlinin nasıl davranması gerektiğini merak ediyorum. Mesela bir güvercinin bir kuşu avladığını görüyoruz. Müdahale edersek kuş kurtulacak. Müdahale etmezsek kedi avına kavuşacak. Bu durumda ne yapmamız gerekiyor? Bırakalım kedi avına kavuşsun mu? Yoksa merhamet duygusuyla kuşu kurtarmak mı gerekir? Ya normalde sen kuşu kurtaracaksın derken kedinin rızkına kefil oldun. Bize ne?
Bu hayvanlarla alakalı. Sivrisinek, böcek, haşere gibi canlıları öldürmenin hükmü nedir? Dalından yaprak koparmak, çimleri ezmek, çiçek koparmak gibi davranışlara tarikat ehli nasıl bakmalıdır? Cennet, cemal istersen öldür yılanı, çiyanı. Cemalullah istersen sakınla, kıyma bir canı. Biz tabiata hiçbir şekilde zarar vermeyiz. Bir rüya görmüştüm camiye arkadaşlarım ile giriyordum. Arkadaşlarım arka saflarda oturdular. Ben de ön safa kadar ilerledim. Bir tarikatın halifesi olduğunu bildiğim Hazreti Mihrab'daydı. Cübbesini çıkarıp bana verdi. Al sen kıldır diye. Ben istemedim. O ısrar etti iki üç kere. Daha sonra savımdan biri bir kağıt getirdi.
Al bunu, Efendimiz gönderdi dedi. Kağıtta yazılar var idi ama ben kağıdı okuyamıyordum. Daha sonra kağıdı ailemden saklamaya çalıştım. İyi. Kredi çekip ev, araba vesaire almak caiz midir? Evet. Selamun Aleyküm hocam. Namaz kılınca gülme geliyor. Tutamıyorum. Günah mı? Namazın bozulmakla kalmıyor. Namazda gülersen abdestin de bozuluyor. Selamun Aleyküm. Rüyamda siz evimize gelmiştiniz.
Üç katta siz de diz dize, yüz yüze, alın alınla üç kez Ya Allah zikrini çektik. Beraber evin alt katındaki odada ise yedi adet derviş abi ve kardeşim de aynı anda bizimle Ya Allah zikrini çektiler. Ellerinizden öperim. Allah razı olsun inşallah. Hayırlı akşamlar hocam. Kıyamete doğru Mehdi gelecek ya dünyaya. Biz onun gerçek Mehdi olduğunu nasıl anlayacağız? Şu an bile çok fazla Mehdi var. Gerçek Mehdi geldiğinde onun gerçek olduğunu nasıl anlarız? Teşekkür ederim. Şu ankinlerin sahte olduğunu anladıysanız onun gerçek olduğunu anladınız demektir. Allah iyisin inşallah. Anlatıyorsunuz ya şu anda çok Mehdi var diye. Şu anda Mehdi'yim diyen kaldı mı ki ya?
Kalmadı herhalde böyle artık. Teker teker ölüyorlar, piyasadan siliniyorlar. Böyle Mehdi'yim diyen kalmadı ama muhakkak özenenler vardır. Allah muhafaza eylesin. Ama şu ana kadar olanlara kanmadıysan ve onların gerçekten Mehdi olmadığına inandıysan ve kabul etmediysen, demek ki belli bir dini ilmin var demektir, sahtesine kanmayan sahihini bulur zaten. Çok basit, adı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin adından annesinin adı. Annesinin adından, babasının adından, babasının adından olacak. Çok basit. Sonra da nüfus kağıtlarını değiştiriyorlar, onlara kanmayın. Hayırlı sohbetler. Kıymetli hocam, çok kıymet verdiğim biri aracılığı ile sizi tanıdım. Ara ara sohbetlerinizi dinliyordum.
Bursa'ya da gelip zikre katıldığımız oldu. Sizi rüyamda gördüm. Yaklaşık beş yıl oluyor. Önümde iki tane bakır kase var. Kasenin birinde yüzük, diğerinde kesilmiş saç ya da sakal vardı. Yüzüklere bakıyordum. Çok büyükler deniyordum. Ama bunlar bana büyük diyordum. Öyle uyanmıştım. Halen etkisindeyim. Acaba nasıl yorumlarsınız? Allah'ım mübarek eylesin. Allah yardımcın olsun. İnşallah Rabbim seni en hayırlı yöne çevirsin. Biraz tövbe edelim canım kardeşim. Selamun Aleyküm hocam. Ben Bursa'dan İsa. Ben rüya görmedim. Ama gerçekte yaşadığım bir olay var. Tam yatacakken odanın içine sarıklı, cübbeli, uzunca boylu insanlar girip halaka kurarcasına dizilmeye ve bana bakmaya başladılar.
Yaklaşık on kişi civarındaydılar. Battaniyeyi yüzüme kapatıp dualar okumaya başladım. Fakat battaniyeyi açtığımda gitmemişlerdi. Artık kendimi kaybedecektim ki battaniyeyi tekrar çekip Allah'ım dayanamayacağım, kaldıramıyorum dedim. Ve battaniyeyi açtığımda hiçbir şey yoktu. Ben bunu bir türlü çözemedim ve size anlatmak istedim. Şimdiden teşekkür ediyorum. Battaniyenin altında da saklanamazsın İsa. O sarıklılar gelip seni bulduysak tekrar gelecekler. O yüzden sen şimdiden o sarıklıların yoluna gir inşallah. Merhaba, yardıma ihtiyacım var. Nasıl bir yol izleyebilirim bilmiyorum. Ben kimseyi sevemiyorum. Herkesten sıkıyorum.
Yaşım geldi, evleneyim, yuva kurayım diyorum. Ama kimseye kalbim ısınmıyor. Herkes bana göre çok sıkıcı geliyor. Ailem, arkadaşlarım, her şey kalbimi daralıyor. Sevmemek, sevememek ne kadar acı veriyor tahmin bile edemezsin. Doğru edemem. Ben çünkü hem severim hem sevilirim. Sevmeyi göze alanlar sevilirler. O yüzden sen de sevmeyi göze. Aileni sev, anneni sev, babanı sev, kardeşlerini sev, arkadaşlarını sev, hayatı sev, yaşamayı sev. Sevdikçe bak göreceksin dünyanın rengi bile değişecek. Babacım, Mustafa Çavuş, Almanya'dan. Eyvallah Mustafa.
Yeni Müslüman olan evladınız Ayten'in nişanlısı. Tanıdım Mustafa seni ya. Nişanlığım sizden ders aldı. Ben de Deniz abiyle zikirlere katılıyorum. Ancak Almanya'da kardeşlerim için de dersi olmayan bir ben kaldım. İzniniz olursa evladınız olabilmek ümidiyle ders almak istiyorum. Ellerinizden öperim. Peki Mustafa, senin de dersini verdik. Kızcağızımıza laf söyleme. İnşallah onunla beraber hayatını inşallah devam ettirir. Almanya'dakilere de selam. Selamun aleyküm. Ben İzmit'ten Halil Sinan Seymen. Yarın LGS sınavımız var. Duanızı bekliyorum. Allah yardımcınız olsun inşallah. Allah'ım tüm sınava girecek olan çocuklara yardım etsin inşallah. İyi akşamlar.
Benim bir sorum olacaktı. İyi akşamlar hocam. Bir tanıdık. Çiftin ayrılma noktasına gelmiş. Eşi aldatmış ama eşini suçlu buluyor. Kendisini bana muska yaptın diye eşini suçluyor. Eşinin ailesi büyü bozmak için çifti medyuma götürecek. Biz de çok karşıyız. Sizi dinliyoruz, cevaplarsanız seviniriz. Yani normalde kadın erkeğe muska yapmış. Erkek mi kadını bu muskayla aldatmış? Yoksa erkek tarafı kadına muska yapmış, kadın mı adamı aldatmış? O yüzden burası tam açıklanmış bir şey değil. Rabbim muhafaza eylesin. Ama kim kime ne yaptıysa medyuma gitmeleri hoş değil. Yani ben onların doğru söylediklerine inanmıyorum. Allah muhafaza eylesin.
Onlar bir araya gelsinler. Bir de şey, yani kim kime muska yapmış da aldatmış bu bilinmiyor. Yani kadın mı kocasını aldattı, adam mı karısını aldattı? O yüzden bunun içinden çıkamıyoruz. Erkek aldattı. Yani kadın kocasına muska yaptı, adam da kocasına muska yaptı diye gitti aldattı. Aa enteresan bir şey.
Aldatan erkek kadını neden medyuma götürüyorlar ki? Yani erkek aldatmış. Kadın neden medyuma gidiyor? Yani benim sizden, şimdi buradaki okuduğumdan anladığım bu, kadın erkeğe muska yaptı, erkek de gitti. Eşini aldattı. Bu mu? Anladığım buysa çok saçma. Yani bütün erkekler eşlerini aldatır, sen bana büyü yaptın o zaman, ben o yüzden gittim aldattım der. Yani böyle bir saçmalık yok. Böyle bir şey var mı ya? Allah muhafaza eylesin. Kadında büyü olduğunu söylüyorlar. Yani aldattığı kadında mı büyü var?
Yoksa eşinde mi büyü var? Canım kardeşim buradan bunu böyle, yani sizin yazdıklarınızla çözmemiz mümkün değil. Yani kim kimi büyü yapmış da kim kimi aldatmış, bunun içinden çıkamıyoruz. Kadının üzerinde büyü olduğu için kendine ilgi göstermediği. Yani kadının üzerinde büyü var, o yüzden erkek ona ilgi göstermiyor. Erkek de kadın bana ilgi göstermiyor diye gidip eşini aldatıyor mu? Böyle bir şey mi var? Canım kardeşim bunu buradan yazaraktan meseleyi çözmemiz mümkün değil. O yüzden benim telefonumu tespit edip orayı arayabilirsiniz. Hakkınızı helal edin inşallah. Rüyamda, ben bir rüyamı anlatmak istiyorum.
Selamun Aleyküm demiş bir kardeşimiz. Aleyküm selam. Rüyamda sürekli kıyametin kopmasını görüyorum. Ailemin yanındayım. Kıyamet kopuyor. Değişik olaylar oluyor. Uzaylılar geliyor. Korkuyorum. Rüyalarımda kıyametin kopuşunu görmemi nedenini öğrenmek istiyorum. Ve ahir zamanda yaşıyoruz. Kıyamet kopacak. Allah'a yakın olmanın yoluna bulun inşallah. Sağlıkta dahil maddi manevi birçok sıkıntı yaşıyorum. Bu geceden itibaren Allah'ın varlığına şüphe etmeye başladım. Ve bu gece defalarca Allah'a isyan ettim. Yaşadıklarım kırk üç yıldır bitmesi bitmiyor. Değenecek gücüm kalmadı. Sağlığım da haddinden fazla kötü. İsyan ederken bile isyan etmek istemeyerek isyan ediyorum.
Ama Allah olsaydı önce duam çaresizliğim ve yalvarmamı görürdü. Ne canımı alıyor ne de yaşatıyor. Aklımı yitirmek üzereyim. Sizce ne yapmalıyım? Aklınızı yitirebilirsiniz. Sıkıntı yok. Eğer ben aklımı yitireceğim deyip de aklınızı yitirebiliyorsanız. Yani aklınızı yitirme sizin elinizde ise eğer. Evet yitirebilirsiniz. Veyahut da aklınızı kendinizce, kendiniz yok edebiliyorsanız aklınızı yok edebilirsiniz. Bu sizin nefsinize uyduğunuza işaretin. Yani ben aklımı yitirmek üzereyim. Ben aklımı yitireceğim. Yani bunlar boş sözler. Allah'a iman etmiyorsanız, Allah'a isyan ettiyseniz. Allah'ın bunda bir Allah'a herhangi bir eksiklik veya fazlalık söz konusu olmaz.
Siz Allah'a isyan ederseniz bir kişi daha cehenneme gider. Allah'a tabi olursanız, Allah'a iman ederseniz bir kişi cennete gider. Yani bu böyle ben Allah'a isyan edeceğim işte bu Allah'a bir zarar verecek bir şey değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden insanların başına sıkıntı gelebilir, problem gelebilir, dert gelebilir, gam kasavet gelebilir. Her şey gelebilir. Bunun normalde oturup bir kimsenin önce kendi kendini analiz etmesi lazım. Bu noktada neden bu noktadayım diye. Ve kendince kendisini düzeltmesi lazım. Bir insan kendini düzeltecek. Aklınızı yitirmeye gücünüz varsa, kendinizi de düzeltmeye gücünüz vardır demektir. Allah hiç kimseye kaldıramayacağı bir yük yüklemez.
Allah zalim değil. Siz Allah'ı burada zalim yerine koyuyorsunuz. Allah muhafaza eylesin. Zaten demişsiniz, isyan ediyorum diye. İsyan edebilirsiniz. Yani madem Allah'a isyan ediyorsunuz, bana neden yazdınız ki? Yani isyanınızı bana şerh ettirmek için mi veya tasdik ettirmek için mi? Buyurun isyan edin. Her şey ben aklımı yitirince mi düzene girecek? Ya da Allah için yaşamaya çalışırken sizi tanıdığımdan bu yana yaşayamıyorum sıkıntılardan. Allah neden yardım etmiyor, niyetimi biliyor? Yoksa çok mu günahkarım, bedelini ödüyorum, bilemiyorum. Ne yapacağımı şaşırdım. Yol gösterin. Canım kardeşim ben Allah'a isyan eden bir kimseye ne yol göstereceğim? Benim göstercek olduğum yol, Allah yol olur.
Ben derim ki Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışın, abdestinizi alın, namazınızı kılın. Yani alnı secdeye gitmeyen bir kimse Allah'tan ümit bekliyor. Yani Allah'a iman etmeyen bir kimse Allah'tan ümit mi bekleyecek? Allah'a isyan eden bir kimse hem isyan edecek hem de Allah'tan rahmet mi bekleyecek? Tövbe edin, iman edin, imanınızı yenileyin, namazınızı dosdoğru kılın, Allah'tan gelene razı olun. Bir hastalandığında insanlar koşturuyorlar psikoloji doktorlarına, olanca antidepresanları, olanca psikolojik hapları alıyorlar. Ondan sonra kendi sağlıklarını da bozuyorlar. Her şey Allah'tan geldi. O zaman her şey de Allah'a dönecek. O zaman biz kulluğumuza devam edelim. Allah muhafaza eylesin. Yarım saattir Allah'la kavga ediyorum, isyan ediyorum.
Oy ne kadar güzel ya, iyi. Çok matah bir iş yapıyorsunuz. Alkıştırıyorum mı sizi ya? Şımarıklık sizin yaptığınızı. Gerçekten şımarıklık. Nefsinize uymuşsunuz. Hayırlı akşamlar hocam. Kıyamete doğru Mehdi gelecek ya dünyaya. Biz onun gerçek Mehdi olduğunu nasıl anlayacağız? Şu an bile birçok. Bunu okumuştuk, evet. Selamun Aleyküm hocam. Ben beş yıl önce bir rüya gördüm. Odamda uyurken odamın aydınlığını ve Azrail'in geldiğini gördüm. Bedenimden ruhumu ayırırken kafamın gökyüzü kaldırıp Allah'ım bunca zaman sana ibadet ettim.
Bana bir gün ver sana ibadet edeyim dedim. Ve ruhum bağışlandı. Uyandım. Uyanınca ibadetimi yaptım. Ancak devamını getiremedim. Bununla ilgili vicdan azabı duyuyorum. Sizce bu rüyanın anlamı nedir? Hem de oldukça vicdan azabı çek. Oldukça hem vicdan azabı çek. Hem oldukça çek. O oldukça vicdan azabı çek. Hızla namazına başla. Hızla Allah'ı zikret. Hızla Allah'a dost doğru bir kul ol. Allah muhafaza eylesin. Efendim, işe arkadaşım yaptıklarını veya söylediklerini konuşarak halletmeye çalışırken yanlış anlıyorsun diyor. Kendimle alakalı zaten güvenim yok.
Nasıl baş ederim nefsimle, kendimle? İkimiz de bayanız bu arada. Dinleme. Yanlış anlıyorsun diyen kimseyi dinleme. Canım kardeşim, ben hep seni yanlış anlıyorum. O yüzden ben seni dinlemeyim. İşin gücün az gelsin de çıkışın içinden. Sorumu okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Ders almak geçiyor içimden. Dahil olabilir miyim ben de? Dahil olabilirsiniz inşallah. Bir rüya görün. Bir takip edin. Bir izleyin bizi. Bir araştırın inşallah. Bir bakın, edin. İnşallah kalbiniz, içiniz ısınırsa ders veririz Allah'ın izniyle. İnşallah. Selamun Aleyküm. İzmit'ten yazıyorum. Rüyamı anlatmak istiyorum.
Müsaadenizle tevil edebilir misiniz? Rüyamda sizin yanınızdayım. Bir camideyiz, aynı boydayız. Sizin sahanızda dip dipe yan yana yürüyoruz. Bir yandan da sohbet ediyoruz. Bir şeyler anlatıyorsunuz bana. Merdivenlerden inmeye başlıyoruz. Son basamağa gelince hiddetlenip bana bağırıp kızıyorsunuz. Ben şeyh değil miyim diyorsunuz. Cevap veremiyorum. Tekrar bağırıyorsunuz. Ben kimim diyor soruyorsunuz. Bana dilim tutuluyor. Son basamaktan inerken kekeleyerek söylüyorum. Mustafa Özba efendi, üstadımız diyorum. Sonra bana bakıp gülüyorsunuz. Ve orada ayrılıyoruz. Sizi sol tarafta caminin içine doğru gidiyorsunuz. Ben de hemen sağ kapıdan dışarı çıkıyorum.
Bir caddedeyim, yokuş var. Oradan yukarı çıkıyorum. Ağlaya ağlaya. Sonra evde oluyorum. Çok üzgünüm. Kimseyle konuşmuyorum. Sonra yengem geliyor. Haberi varmış. Yengemle dersimi göndermişsiniz. Bir an elinde bir kağıt görüyorum. Sonra kağıt olmuyor. Yeşil pırasaya benzeri. Üç büyük çiriş otundan oluşan demedi elime veriyor. Dersim buymuş. Ooo. Evet. Haydi dersini verdik. Allah'u var. Selamun aleyküm hocam. Biz eşimle bir hafta önce evlendik.
Yakın zamanda iki tane rüya gördüm. Bunu sizden tasvirine rica edeceğim. İlk rüyam eşimle çocuklarımız olmuş. İki tane. Biri erkek, biri kız idi. Yerde oturuyorlardı. Ve sonra iki tane evladımdan birden melek gibi kanatları çıktı. Bu ne demek? Çocuklarımız çok güzeldi. Nur gibi yüzleri vardı. Allah mübarek eylesin. İnşallah hayırlı evlatlarınız olacak. İkinci rüyamdı. Dün gece gördüm. Eşimle Ümre'ye gittik. Kabe etrafında tur atıyorduk. Bembeyazlıklar içindeydik. Sonra başka ülkelere gittik. Gezmek için Maldivler gibi bir yere gittik sanırım. Çünkü deniz çok açık. Mavi berraktı. Sizce anlamı ne? Beytullah'ı görmek inşallah şekline şemaline girmeyen bir şeydir. O yüzden inşallah Kabe'ye gideceksiniz.
İnşallah hacı olursunuz. Deniz de inşallah maneviyattır. Rabbim maneviyatınızı artırsın inşallah. Selamun aleyküm hocam. Ben Cansu. Şu anda sizi izliyoruz. Üç gün önce çarşamba günü Bursa'ya gelmiştik. Nikah salonunda sizin elinizi öpme imkanımız oldu. Eşimle yeni evlendiğimiz için hayır duanızı almıştık. Hocam o gün sizinle konuşurken ifade edemiyorum. Ama sizden çok derin bir enerji aldım. Sözleriniz ilmik ilmik içime işledi. Sanki siz benimle konuştukça ruhuma bir şey işledi. Kendimi ifade edemedim ama sadece teşekkür etmek istedim. Allah yardımcın olsun. Rabbim iyilik versin inşallah canım kardeşim. Aslında namaz kılmaya başlamıştım. Beş yıl önce rüya görüp de sana bir gün mühlet verilen.
Evet. Ama namaz kılarken çok korkuyorum. Sanki üzerime bir şey atlayacak gibi hissediyorum. Bu da şeytanın vesvesesi. Hızla namazını kıl. Hızla Allah yolunda yürü. Selamun Aleyküm hocam. Sizi uzun süredir takip ediyorum. Hocam boşanma aşamasında olan bir çiftimiz var. Çiftinde bir kız çocuğu var. Erkek kadını aldatıyor. Ama bu aldatmayı üzerinde büyü olduğu için yaptığını ve bu büyü de kadının ailesinin yaptığını söylüyor. Bunun için kadını medyuma götürmek istiyor. Aynı zamanda kadını bir hocaya sormuşlar. Kadının da üzerinde beş yıldır büyü olduğunu söylüyorlar. Bunları öğrenmek için medyuma gitmeliler mi? Sizin takipçinizin lütfen cevap verin.
Ben bu medyumlara, bu tip şeylere asla tavsiye etmem. Asla böyle şeylere de kendimce hoş görmem. Bu arkadaşlar, bu kardeşler böyle konuşmak istemiyorum ama çok yoğunum. Ama irtibata girerlerse ben ne yardımcı olmaya çalışırım evlilikleri yıkılmasın diye. Aynı konuyla alakalı bir kardeş daha yazmış.
Aynı şeyi onlara da söyleyeceğim. Sosyal medyadan kızlara yürümek günah mı? Evet. Asla ve asla bali olan erkekler ve bali olan kızlar birbirlerine yürümek dedikleri şey herhalde birbirleriyle arkadaşlık kurma gibi. Böyle bir şeyler yapmayacaklar. Bunlar haram. Allah muhafaza eylesin. Genç bir delikanlı geldi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine böyle işte ben dayanamıyorum, fuhuş yapmak istiyorum filan manasında söyledi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona dedi ki, senin kız kardeşin olsa veya senin annen olsa böyle bir şey olmasını ister misin? Asla istemem dedi.
O yüzden asla bu erkeklere söylüyorum. Asla kız çocuklarına, kızlara karşı böyle bir davranışta bulunmayın. Kızlara söylüyorum. Erkeklere böyle bir davranışta sizde de bulunmayın. Birbirlerinizde böyle bir davranışta bulunmayın. Evlenmek istiyorsanız anne babalarınızı söyleyin. Anne babalarınız sizlere evlendirsin. Kıyametin kopmasını gören kardeşim. Ben neden böyle rüyalar gördüm merak ediyorum demiş. Yani normalde bu Allah'ın lütfu ikramıdır. Yani bu tip rüyalar ikazi rüyalardır. Aynı zamanda irşadi rüyalardır. Böyle rüya gören kimseler kendilerini derleyip toparlayacaklar. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp Allah'a yakın olmanın yolunu bulacaklar. Böyle ikazi ve irşadi rüyalar gördükleri halde kendilerini düzeltmezlerse bunların günahları katmerli olmuş oluyor.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden kendilerini derleyip toparlayacaklar inşallah. Az önce ne iyi ne kötü olan kardeşimiz yazmış. Yorumunuz baş tacım her an demiş. Rabbim yoluna ışık olduğunuz mübarek zatınızı başımızdan eksik etmesin. Allah muhafaza eylesin. Şimdi böyle insanlar böyle arada derede kalınca çok tehlikeli. Allah muhafaza eylesin. Onlar çünkü bir taraftan iyiymiş gibi görünüyorlar. Bir taraftan aslında iyi değiller. Biz kimi iyi deriz? İman edip salih amel işleyenler. Hakkı ve sabrı tavsiye edenler. Bunlar kurtuluşa ererler. İyi iman ettin, salih amel işlemediysen o zaman sen kurtuluşa ermedin.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz kurtuluşa erenlerden olalım. Biz sırat-ı müstakimde olanlardan olalım. Yani normalde biz nefis ve şeytan bizi kendi kendimizi iyi göstermesin. Bayanlar için işte başına bir örtü örttü anlonsana iyi illerden ne oldum düşünmesin. Evet örtünmek güzel bir şey ama o kimse namazını kılsın, orucunu tutsun, Allah'ı zikretsin. İyi insan olsun, salih kullarından olsun Allah'ın. Veya erkekler iki cömertlik yapıyor. İşte böyle biraz iyi bir insan olmanın yolunda o kurtuluş erdi. Değil canım kardeşim, namazını kıl, orucunu tut, Allah'ı zikret, iyi insanlardan ol. Etrafına faydalı ol, Allah'ı sev, Resulünü sev, merhametli ol, yumuşak ol, tatlı ol, sevecen ol.
İyi insanlardan ol, salih insan ol, Allah'a yakın ol. İnşallah. Onlar kurtuluşa ererler. Biz kurtuluşa erenlerden olacağız inşallah. Ben sizi araştırmıştım, ismim Özlem, İstanbul'dan yazıyorum, uygun. Görürseniz ders almak istiyorum ben de. Olur iki kase önünde gören kardeşimiz bu. Evet, Özlem. Araştırdıysan İstanbul'daki kardeşleri de gör, biliyorsundur, tanıyorsundur zaten. İnşallah onlarla irtibat kur, onlarla beraber derslerinize devam edin inşallah. Allah yardımcınız olsun inşallah. Kıyametin kopmasını gören kardeşimiz teşekkür etmiş. Allah sizden razı olsun, Allah yardımcınız olsun inşallah. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, buradaki sorular bitti.
Bir de Telegram'a bakalım, Telegram'da durum nasıl? Sonra Telegram'dan buradan soru soran var mı? Bakayım. Orada da LGS ile alakalı söylemişler. Allah yardımcınız olsun. Güven, Çorlu'ya selam. Allah yardımcınız olsun inşallah. Bir şey, bir şey.
Yok. Evet, kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler. Bu akşamki de sohbetimiz bitti. Salı günü Allah'tan bir şey gelmezse, Telegram sohbetinde beraber olacağız inşallah. Haklarınızı helal edin. İnşallah zikrimizi yapıp gecemizi sonlandıracağız. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin.