mustafaozbag.org

SORU-CEVAP SOHBET 29 MAYIS 2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 30 Mayıs 2021 · 2:00:16

Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak gündüzlerinizi, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, son nefese kadar hayırlı eylesin, son nefeste de kelime-i şehadet getire getire, Cenab-ı Hakk'ın cemalini seyreder, seyreder, nefesini verenlerden eylesin. İnşallah hem cemalullahı, cemalini seyrederek, inşallah kabir hayatını da mahşeride geçip, Rabbimin cemalullahına baka baka, cemalullahını seyreder, seyreder, cemaline garg ola ola, inşallah cennet-i âlâ da Cenab-ı Hak cümlemize bir yer, bir makam, bir mevki nasip eylesin.
İnşallah, Hz. Muhammed-i Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dost eylesin, komşu eylesin. Cenab-ı Hakk inşallah bizleri Muhammed-i Mustafa'nın yolundan, izinden, nurundan, muhabbetinden, şefaatinden ayırmasın inşallah. Yine böyle kısa bir gündem geçiyoruz ya haftalık. Bugün de malum İstanbul'un fethiydi. İstanbul'un fethi muhakkak ki önemli bir fethi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, orayı fetheden asker ne güzel asker, orayı fetheden kumandan ne güzel kumandan demiş. Ecdat bu orayı fethetme düşüncesiyle, aşkıyla yanmış, tutuşmuş ve bütün planlarını, programlarını İstanbul'u fethetmenin üzerine kurmuş. Ve Cenab-ı Hakk da onlara bunu bahşetmiş. Rabbim İstanbul'u onlara fethettirmiş.
Ve İstanbul'dan sonra da Cenab-ı Hakk'a hamdü senalar olsun, Hicaz bölgesi, Mekke, Medine, Kudüs, Mısır, böyle Yavuz Sultan Selim, bütün her yeri İslam halifeliği bayrağı altında, bütün İslam dünyasını birleştirmiş. Ve İslam dünyası halifeliğin sancağı altında toplanmış. Nice güzel yıllar yaşamışlar. Nice yıllar, asırlar yaşamışlar. Ne yazık ki sonradan gelişmeyi bir türlü sürdürememişler.
Ve yıkılmaya mahkum olmuş Osmanlı İmparatorluğu. Ama o İstanbul yeniden işgale uğramış. Ve o işgalden sonra da tekrar işgal son bulmuş. Ve şu anda da hamdolsun İstanbul bu manada hiç olmazsa gavurcukların elinde değil. Ben tekrar işgale uğramaz diye düşünmüyorum. Çünkü eğer İslam dünyası gaflete dalar, İslam dünyası birbirine düşer, İslam dünyası heva hevesine kanarsa kültürel olarak işgal altındayız. Bu sefer de askeri olarak da işgal altına girebiliriz.
Bakın çevremiz hep, bunu anlatıyorum, ateş bütün çevremiz, Suriye, Irak, Yemen, Afganistan, Bangladeş, her tarafta yangın var. İslam dünyası böyle tabiri caizse yangın yeri. Kudüs zaten bitmeyen yaramız, bitmeyen çilemiz, bitmeyen bir büyük problemimiz. Bakın Mescid-i Aksa hür değil. İnşallah Rabbim İslam dünyasına uyanıklık versin, gafletten uyandırsın ve yaşamış olduğu toprakların kıymetini bilip, o toprakları yeni düşman eline düşmemesi için azmetsin, mücadele etsin.
O yüzden İstanbul'un fethini bugün kutlarken veya dile getirirken bir tarafımızdan da onu düşünelim. Çünkü yeniden İslam dünyasının üzerine her daim olduğu gibi haç seferleri devam ediyor. Bunu her ne kadar saklama ihtiyacı duysalar dahi zaman zaman spontane konuşmalardı. Bush'un dediği gibi Irak'la alakalı bu bir haçlı seferidir dediler. Ve Irak'ı yerle bir ettiler, bombaladılar. Ardından Suriye yerle bir oldu, bombalanıyor. Ardından Yemen'de problem var. İsrail'de zaten, İsrail büyük problem bölgede. Ve İsrail, Filistin diye bir toprak bırakmıyor, işgal ediyor boyuna. Ve o işgalini sürdürüyor. Yani düşünebiliyor musunuz? Burada bir Filistinli aile var, çarşıya gitti, markete gitti, iki ekmek almaya.
Bir dönüyor geriye, bir bakıyor ki bir İsrail yerleşimci oturmuş ve onu oradan söküp çıkaramıyor. Kendi evinden söküp çıkaramıyor onu. Bu İsrail'ler bu kadar arsız, bu kadar hırsız, bu kadar namussuz, bu kadar şerefsiz bir millet. Lanetlenmiş, boşuna lanetlenmemiş. Ama ne yazık ki İslam dünyasının gücü yok, kuvveti yok. İslam dünyasının birlikleri yok, beraberliği yok. Ve ne yazık ki tükürsek boğacağımız bir İsrail'i tüküremiyoruz da boğamıyoruz da. Allah bize inşallah bu konuda feraset versin, cesaret versin. Tabi ülken gündemi yine böyle birbirinin ardı sıra gidiyor. O birbirinin ardı sıra giderken ne yazık ki insanların sıkıntıları devam ediyor.
Rabbim inşallah ülkemizde sıkıntılardan ve sıkıntılı insanlardan korusun ve kurtarsın inşallah. Bugün bu nasihatler vardı, kardeşlerimize nasihatler olarak. Bugün 12. nasihatı işe izledi inşallah. Benim notlarımda öyle 12. nasihat olarak dile yazmışım, not almışım. Sabırlı olmamız gerekir. Sabır, çünkü bütün her şeyin başı sabır, ibadetin de başı sabır, ibadetin ortası da sonu da sabır, Allah'a kul olmanın başı da ortası da sonu da sabır, kulluğu göstermek de ne?
Sabırla alakalı. Sabır tabiri caizse İslami dairenin içerisinde en önemli ibadetlerden birisi. Ve Cenab-ı Hak bu sabrı ve sabredenleri övmüş, teşvik etmiş. Ahlakın en önemli sıfatlarından bir sıfat olarak bize bildirilmiş ve bir insanı kemale erdirecek, bir kimseyi olgunluğa eriştirecek en önemli bir ibadet olarak İslam bizim önümüze koymuş.
Tabi bununla alakalı bakarsanız o kadar çok ayet-i kerime ve o kadar çok hadis-i şerif vardır ki, yani bu konusuna göre, konumuna göre, durumuna göre sabredilecek yerlerle alakalı çok ayet-i kerime var, çok hadis-i şerif var. Bunları incelemeye kalkarsanız muhakkak ki çok ayet ve hadis bulabilirsiniz. Ama ben böyle sabretmenin faziletiyle alakalı böyle kısa kısa nasihatler etmek istiyorum. Yani bu normalde çünkü bir kimse sabrederse, bu sabır ibadet, hayat boyu devam edecek olan bir ibadet. Bu belli bir zamanlar içerisinde, belli dairelerde sabırla alakalı bir şey yok. Ya biz son nefesimize verinceye kadar sabırla alakalı hep sınanacağız, hep imtihan geçireceğiz. O yüzden bu böyle günübirlik bir ibadet değil.
Ama en önemlisi şu, imtihan size çarptığı andır. Hadis-i şerifi mucibince bir sıkıntı, bir bela, bir musibet, bir dert, bir gam, bir kasvet, hoşumuza gitmeyen bir şey, nefsimize ağır gelen bir şey. Çarptığında ona sabırlı davranmak, ona sabretmek. Önemli olan bu. Ve Cenab-ı Hak bizi değişik imtihanlar edecek. Hani diyor, ayet-i kerimede annelerinizle, babalarınızla, eş ve çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınıza imtihan ederiz. O zaman bu imtihan edeceği şeylerde ne var? İşte anne baba var. Anne babayla karşı sabırlı olmak. Ne var? Eş var. Sabırlı olmak. Ne var? Çocuk var. Sabırlı olmak. Ne var? Mal. Arttırır, eksiltir ona. Sabırlı olma, isyan etmeme. Çünkü Bakara 155'te sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mal, can ve mahsul eksikliğiyle imtihan ederiz.
Ayet-i kerimenin sonunda da sabredenlere müjdel ediyor. O zaman bakın, bizim Allah inancımızda, bizim dinimizde, Allah bizim önümüze Babil Tanrı inancı gibi tuzaklar kurmuyor. Ne ile bizi imtihan edeceğini beyan etmiş. Neymiş? Biraz korkuyla imtihan olacağız. Korkaklıktan Allah'a sığınırız demiş Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri. O zaman biz korkmamaya gayret edeceğiz. Korkuyla imtihan olacağız çünkü. Biraz açlık, yani biraz açlık o zaman hani şimdi bakın biraz açlık deyince, dünya üzerinde bu pandemiyle beraber, daha doğrusu hani pandemiden de bir korku oluşturuldu ya, bakın korku, bu normalde bir kimsenin Allah'tan korkmayıp başka şeylerden korkması.
Yani Allah'tan korkmuyor insanlar pandemiden korktuğu kadar. Allah'tan korkmuyor insanlar açlıktan, susuzluktan, mal kaybetmekten korktuğu kadar. O zaman bu korkuyu bizim üzerimizden atmamız lazım. Bir de ne, biraz açlık. Bizi ne yapıyorlar şimdi? Korkutuyorlar. İşte diyorlar ki kuraklık olacak, işte coğrafyada büyük düzensizlik var, bozukluk var, işte kıtlık olacak, yağmurlar yağmayacak. Eee biz ne yapıyoruz? Açlıkla imtihan oluyoruz. Şimdi bunu söylerken israfı görmüyor hiç kimse. Yani o kadar israf ediyor ki bilhassa İslam dünyası ve bilhassa İslam dünyasının içerisinde Türkiye. O kadar israf ediyoruz ki, o kadar israf ediyoruz ki israfımızın haddi hesabı yok. Eee biz şimdi normalde açlıktan korkarken, korkutulurken israfa yalnız hiç kimse bakmıyor.
Çünkü dünya üzerindeki deccalist sistem, bu deccalist kapitalist sistem bizi habire tükettiriyor. Habire tükettiriyor. Biz bir şeye böyle bir yudum alıyoruz, atıyoruz biz. Bir lokma alıyoruz, atıyoruz. Yani atılanların haddi hesabı yok. Yani İslam dünyasında en fazla ekmek israfı olan yer belki de Türkiye'dir. Yani düşünebiliyor musunuz? Ekmek israfı, günde bilmem kaç milyon ekmek atılıyor bizde. E o zaman ne olmuş oluyor? Biz açlığı konuşurken israfı hiç kimse konuşmuyor. Ama açlık konuşuluyor. Yani deniliyor ki yağmurlar yağmıyor, işte topraklar bereketli değil. Ya Allah'tan iyi mi bileceksiniz? Dünya arzı insanlara yeter. Yeter ki insanlar arzda fesat çıkartmasın.
Yeter ki insanlar dünya arzının üzerine fitne çıkartmasın. Yeter ki insanlar dünyada yaşarken israf etmesinler. Gömleğimizin sayısının haddi hesabı yok, pantolonlarımızın haddi hesabı yok, takım mevzelerimizin haddi hesabı yok, giydiklerimizin haddi hesabı yok, dolaplar dolusu kıyafetler var. Yediğimizin haddi hesabı yok, buzdolapları dolu büyük bir çoğunluğun. İsraf haddi aşmış vaziyette. Ve normalde bir kısım insanlar, çok özür dilerim, yani açlıktan kıvranırken, yoksulluktan kıvranırken, bir kısım insanlar israfın içerisinde boğulmuş vaziyette. E biraz açlık, biraz da maldan imtihan edecek Cenab-ı Hak. O zaman malların eksilmesinden veya fazlalaşmasından biz ne yapacağız?
İmtihan olacağız. Eksilirse büyük bir sıkıntıya düşüyoruz, panikliyoruz hemen. Fazlalaşınca da şımarıyoruz, Allah muhafaza eylesin. Fazlalaşınca biz israf etmeye başlıyoruz, gösterişe düşüyoruz, kibirliliğe düşüyoruz. Rahat, tabiri caizse bizi şımarttıkça şımartıyor. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri açlık çeken sahabesine dedi ki, öyle bir zaman gelecek ki insanlar malı harcayacak, yer arayacaklar. O zaman da dedi, yani şımaracaklar, israf edecekler. O zaman da Allah'ı unutacaklar ve Allah'ı unutmuş vaziyetteyiz biz. Allah muhafaza eylesin. Can ve mahsul eksikliği ile imtihan ederiz. Ve Cenab-ı Hak ne yapıyor? Canımızla da bizi ne yapıyor? İmtihan ediyor. Canımızla imtihan olmak hastalık demek. Canımızla imtihan olmak savaş meydanından geri dönüp kaçıp gitmek gibi.
Bir de neydi? Mahsul eksikliği. Az önce de buna ne yaptık? Değindik. Mahsulün eksik olması, zeytinin eksik olması, tarımla alakalı mahsullerin eksik olması gibi. Sabredenleri müjdele. O zaman bu imtihanlar bizim başımıza gelirken biz ne yapacağız? Sabredenlerden olacağız. Yine bu Bakara 155, yine Zümer suresi ayet 10'da sabredenlerin mükafatları muhakkak hesapsızdır. O zaman sabredenlerin mükafatları hesapsız. Başımıza gelen musibet, sıkıntı, dert, gam, kasabet, mal azlığı, mal çokluğu, anne baba, eş çocuk derken biz ne yapacağız? Bunlara, biz bu sıkıntılara sabredeceğiz. Yine Şura suresi ayet 43, her kim sabreder ve suçları bağışlarsa bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir. O zaman ne yapacağız?
Biz bir kimse bize karşı hatalı davrandı, bize karşı bir suç işledi, sabredeceğiz. Hani bununla alakalı böyle aklıma geldi şimdi sahabeden bir kimse geldi, kısas istedi. Çünkü birisi onun ayağını yaralamıştı, ayağını yaraladığı için hızla kısasın uygulanmasını istedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki ona sen biraz sabret, bekle. Ama o sahabe beklemek istemedi, hızla karşıdan kısas istedi. Kısas istenince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ona kısası uyguladı. Kısası uygulandı, kısas uygulanan kimsenin ayağı şifa buldu, geçti. Ama kısas uygulatan kimsenin ayağı şifa bulmadı, geçmedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne geldi.
Dedi ki, Ya Resulallah, kısas uygulanan kimsenin ayağı geçti. Ama dedi, benim ayağım geçmedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ona dedi ki, ben sana sabret dedim. Ama sen sabretmedin dedi. Ama sen sabretmedin. O zaman bizim önümüze şu çıkmış oluyor. Yani bir kimse birbirimize karşı hatamız, kusurumuz olabilir. Eşlerin, çocukların, anne babalarına, eşlerin birbirlerine karşı veya çocukların, anne babalarına karşı, anne babaların çocuklarına karşı hatası, kusuru olabilir. Biz ne yapacağız? Sabredenlerden olacağız. Ne olmuş? Telegramdan ses gitmiş. Burada bir sıkıntı yok. Ekran koruyucusundan olayım mı? Tamam. Aranda dokunacağız yani ona. Evet.
O yüzden biz hemen ne yapacağız? Başımıza bir sıkıntı, bir problem geldiğinde biz hemen onun böyle karşılığını alacağız, ona cevap vereceğiz diye beklemeyeceğiz. Sabredeceğiz ve biz bağışlama yolunu tutacağız. Bağışlarsak o zaman etrafımızdaki insanları affedersek o zaman biz iyi bir noktada, iyi bir darede olacağız. Yine Muhammed Suresi ayet 31. İçinizden mücadele edenler, sabır gösterenler belli olunca kadar elbette sizi imtihan ederiz. O zaman bizim normalde Allah yolunda mücadele edenler, Allah yolunda mücadele edenler ve sabır gösterenler belli olacak. Onlar belli oluncaya kadar Cenab-ı Hak bizi ne yapacak? İmtihan edecek. Ve normalde ayet-i kerimelerde biraz gözden geçirirseniz çok ayet-i kerime bulursunuz sabırla alakalı.
Ama biz böyle sabrın faziletini anlatan genel olarak bunlarla bu akşam sohbet etmeye gayret edeceğiz inşallah. Şimdi hadislerde de sabırla alakalı çok hadis-i şerif var. Yani değişik kaynaklardan o kadar çok hadis-i şerif bulunabilir ki olaylara göre, duruma göre, konuma göre. Ama biz böyle fazilet konuşacağız dedi ki o yüzden fazilet üzerinde durmaya gayret edeceğiz. Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sabırla alakalı sabır üçtür buyurmuş. Ya işte sabır üçtür, birisine musibetlere karşı sabır, ikincisi taatte yani kullukta sabır, üçüncüsü ne günah işlememekte sabır. Ve bu çok önemli, kıymetli kardeşler. Yani bu belki de bize dinin en önemli unsurlarından birisini söylüyor.
Hani Velhasrı suresinde de bütün insanlar hüsrandadır, iman eden, salih amel işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna diyor yani. Birbirimize sabrı tavsiye etmek. O zaman hangi konularda bir, musibetlere karşı. Yani musibet, bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir meselede onun sabretmesi. İkincisi ne, ibadette sabretmesi. Bugün insanların en büyük problemlerinden birisi de bu. O kimse kullukta sabırlı gösterecek. Yani namaz bitmiyor, ölünceye kadar namaz kılacak. Örneğin oruç bitmiyor, ölünceye kadar oruç bitecek. İşte haç belki de ömründe bir sefer, hadi ömründe bir sefer de ömreye gitsin. Ama zekat verecek parası olduğu müddetçe. Ve düşünebiliyor musunuz?
O kimse ömrünce de günah işlememek için sabır gösterecek. Günah işlememek için. Yani gıybet etmemek için, dedikodu etmemek için, iftira etmemek için, zinaya düşmemek için ne yapacak? Ömrünce o kimse de günah işlememekte sabırlı davranacak. Kim kaldırılıncaya kadar, yani sonu gelinceye kadar, bitinceye kadar, müsibete güzelce sabrederse Allah ona 300 derece yazar. Demek ki hasta oldun, hastalığın geçinceye kadar. Bir yokluk oldu, o yokluk geçinceye kadar. Veyahut da ne bileyim bir herhangi bir problemli bir arkadaşın oldu. Ailede bir problem çıktı, orada burada bir problem çıktı. Bir musibet geldi ve o musibet, bu her şey olabilir. O kaldırılıncaya kadar o kimse sabrederse ne oluyormuş?
300 derece veriliyormuş. Bakın, Uhud dağı altın olsa, komle onu tasadduk etseniz bir derece değildir diyor hadis-i şerifte. Siz düşünün artık. O zaman normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki, her iki derece arasında sema ile arz arasındaki mesafe kadar yücelik vardır. Yani 300 derece deyince artık düşünün onu hesaplamak mümkün değil. Kim de taatte, yani ibadette sabrederse Allah ona 600 derece yazar. Kim de ibadette, taatte sabrederse, namazda sabretmek, oruçta sabretmek, hacca gittiğinde haçta sabretmek, ömreye gittiğinde ömrede sabretmek, evinin çoluğunun çocuğunun bakımında sabretmek, çocuklarını iyi yetiştirmekte sabretmek, eşinle iyi geçinmekte sabretmek, anne baban ölünceye kadar onların bakımıyla ilgilenmen, onlara öf dahi dememekte sabretmek, kardeşlerinle iyi geçinmekte sabretmek.
Bir üstada bağlandın, intisap ettin, onda intisapta sabretmek, dergahta sabretmek, zikrullah halakasında sabretmek, yolda sabretmek, taatte sabretmek, her şeyi ibadet gözüyle bakıp o ibadetlerde sabretmek. Bu da ne oluyormuş o zaman? Allah ona 600 derece yazar. Her iki derece arasında arzların başladığı hudutla, arzların bittiği son nokta arasındaki mesafe kadar yücelik vardır. Kim de günaha karşı sabrederse Allah ona 900 derece yazar. İki derece arasında arzların hududu ile arşa kadar olan mesafe arasındaki yücelik vardır. Yani günaha dağılmamakta, günaha girmemekte sabır. Günah önümüze gelecek, günah gözümüzün önüne gelecek, günah elimizin altına gelecek ama biz ona sabredeceğiz. Günah bizim dilimize kadar gelecek ama biz yapmamak için sabredeceğiz.
Veyahut da birisi gelecek bize karşı hata işleyecek, günah işleyecek, kusur işleyecek, yanlışlık yapacak. Biz sabırla ona bakacağız, dinleyeceğiz, hemen anında tepki vermeyeceğiz. Bu çok önemli bir şey. O yüzden muhakkak ve muhakkak biz sabırlı olan Allah'ın kullarından olacağız. Ve sufi öğretide de sabır, kulun başına gelenlerden dolayı şikayetini Allah'tan başkasına yapmaması.
Sufilikte bu çok önemlidir. Sufi olmayan bir kimse, başına gelen müsibetleri, sıkıntıları, dertleri, gamları, kasabetleri birisini anlatabilir mi? Evet. O anlatır, hatta onların Allah'tan geldiğini söylerse Allah ona sevap bile yazar. Yani Rabbim bizi bu konuda imtihan etti, başımızda bir hastalık var. Bu normalde o kimse bunu Allah'tan geldiğini biliyor ve şikayet etmiyor bir başkasına. Cenab-ı Hakk'ın ona bir musibet, bir sıkıntı verdiğini söylüyor. Bunun Allah'tan geldiğini söylemek ona ibadet. Evet. Ama sufiler bunun hiç kimseye şikayet noktasında söylemezler. Ama bununla alakalı Allah'a münacat etmesi, Allah'a yallarması. Ya Rabbi sen bizim halimizi biliyorsun, sen bizim durumumuzu biliyorsun. Üzerimizde maddi manevi hastalıklarımız var.
Maddi manevi hastalıklarımıza şifa eyle ya Rabbi. Maddi manevi dertlerimize derman eyle ya Rabbi. Maddi manevi sıkıntılarımızı def eyle ya Rabbi. Maddi manevi bütün her ne sıkıntımız varsa, her ne bir mazuratımız varsa hepsini de tesis eyle ya Rabbi. Umduklarımıza nail eyle, korktuklarımıza hıfz-ı muhafaz eyle. Ümmet-i Muhammed'in içerisinde birlik ve beraberlik nasip eyle. Amin. Biz bunu Cenab-ı Hakk'a münacat halinde söyledik. Bu şikayet değil. Veyahut da biz bunu normalde Allah'a beyan etsek, Allah'a münacat etsek, o zaman bu ne sabırsızlık ne de sufilik adamına göre ters bir şey. Çünkü bununla alakalı Ayet-i Kerime ne? Saat Suresi Ayet 41.
Eyyub Aleyhisselam ne yaptı? Eyyub Aleyhisselam dedi ki, doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi diye seslendi. 44. Ayet-i Kerime'de diyor ki, Cenab-ı Hakk'a eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Biz onu gerçekten sabırlı bulmuştuk. O zaman Eyyub Aleyhisselam malum ya, başına çok sıkıntılar geldi, çok büyük hastalık geldi, çok büyük bir musibet geldi. Ve Eyyub'le alakalı yine Enbiya 83'te, Eyyub da hani Rabbine niyaz etmiş, bu dert beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametlisisin demişti. 84. Ayet-i Kerime'de de, biz de onun duasını kabul etmiş ve uğradığı sıkıntıyı kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona hem ailesini hem de bir kadını vermiştik diyor.
Şimdi böyle olunca Eyyub Aleyhisselam'ın başına gelen sıkıntıda, son noktada, son dairede Cenab-ı Hakk'a münacat etmesi ve o sıkıntıdan kurtulmayı istemesi, bu meselede Sufilerce bir delil olmuş oluyor. Ve Sufiler bunu kendince bir sabırsızlık veyahut da başına gelen bir meselede şikayet ettiği noktasında görmüyorlar. Bakın görmüyorlar. O yüzden bir kimse böyle bir meselede söz konusu olunca Allah'a yaslanır, Allah'a dayanır mı? Evet. Allah'a yaslanıp Allah'a dayanmakta, münacat etmekte bir sıkıntı var mı? Yok. Çünkü Eyyub Aleyhisselam'ın kıssası malum ya herkese, Cenab-ı Hak ona büyük bir hastalık verdi. Büyük bir hastalık verdikten sonra o böyle bütün yaşadığı şehir halkı onu istemedi.
Onu istemeyince onu şehirden attılar. Şehirden atıldıktan sonra çok özür dilerim ama çöplüklerde yaşadı. Çöplüklerdeki yiyecekleri, içecekleri işte bir müddet hanımı aldı getirdi. Sonra onları çöplükten de men ettiler. Sonra götürdüler onu. Bakın o zalimlik böyle bir şeydir. O çöplükten yiyip içerken onu normalde çöplükten yiyip içmesini de istemediler. Onu götürdüler, onu bir mağaraya gitmek zorunda kaldı. Bir mağaraya gidince de ne yaptı? O mağarada yaşamaya başladı. Hanımı, mübarek validemiz, bakın Cenab-ı Hak onun malını aldı, çocuklarını aldı, her şeyini aldı. O mübarek hanımı onun, bugün için söylüyorum, evlere temizliğe gider, evlere temizliğe giderekten işte Eyyub Aleyhisselam'ı yedirir, içirirdi.
Zaman içerisinde bu sıkıntı daha da büyüdü. İşte şeytan gitti, onun eski iki arkadaşına söyledi. İki arkadaşına dedi ki gidin ona söyleyin. O zaman da böyle putlar vardı şehirlerin ortalarında. Onun iki arkadaşına şeytan vesvese verdi dedi. Gidin söyleyin Eyyub'e. O sizin arkadaşınız, o sizin dostunuz sizi kırmaz. Filanca puta gitsin, şehrin içindeki filanca puta bir tane sinek kurban etsin. Ona şifa olacak dendi. Dikkat edin bakın, bir tane sinek. O iki Eyyub Aleyhisselam'ın iki dostu geldiler mağarada, Eyyub Aleyhisselam'ı ziyaret ediler. Eyyub Aleyhisselam onları tanıyamadı ilk önce. Çünkü Eyyub Aleyhisselam o kadar hasta, o kadar bitkin, o kadar durumu sıkıntılıydı ki, tabiri caizse bugünkü sıkıntıyla bir deri bir kemik kalmıştı.
Bakın bir deri bir kemik. Ve derisi dahi incelmişti. Ve derisinin altından damarları görünüyordu. Bildiğiniz damarlar, yani kan damarları görünüyordu. İncelmişti teni de. Ve o kadar zayıftı, o kadar zayıftı. Yani deri ve kemik öyle kalmıştı. Ve damarlar öyle kalmıştı. Ve Eyyub Aleyhisselam'a bunu söyleyince, Eyyub Aleyhisselam bir peygamber, dedi ki, şeytan size musallat olmuş. Defolun gidin benim başımdan, dedi. Velhasıl kelam sonunda, işte böyle Eyyub Aleyhisselam çok sıkıntılar çekti, çok hastalıklar çekti. Bütün vücudu kurtlandı. Bütün vücudu kurtlandıktan sonra, vücudunda, kurtlar vücudunda yiyecek et parçası bulamadılar. Bu sefer diline musallat oldular. Diline. Diline musallat olunca, Eyyub Aleyhisselam dua etti.
Dedi ki, ya Rabbi, artık dedi, bu kurtlar, senin zikrine mane oluyorlar. Bakın, zikrine mane oluyorlar. Tabiri caizse, dili ve kalbi kurtlanmadı. Geri kalan her yer kurtlandı. Ve vücudunda kurtların yiyeceği bir et parçası kalmadı. Ve ne zamanki kurtlar kalbine ve diline doğru yanaştılar, kurtlar kalbinin etrafını sardı, ve kurtlar dilinin de etrafını sarınca, Cenab-ı Hak'a münacat edildi.
Dedi ki, ya Rabbi, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Ve, niyaz etti, Allah'a yalvardı, dua etti hastalıktan kurtulması için. Ve Cenab-ı Hak da onu ne yaptı? Kurtardı. Duasını kabul etti. Ve ona dedi ki, işte bir rivayette, ayağını vur dedi. Bir rivayette, işte ayağın gayri ihtiyarı, gayri ihtiyarı, ayağı, toprağı, dokundu, dokununca da, mağaranın içerisinden bir su çıktı.
Ve Cenab-ı Hak, Eyyub Aleyhisselam'a, vahyetti, bu suyla yıkan dedi. o suyu da yıkanınca, sunun o tomurcukları, o tanecikleri, altın kelebek olup uçmaya başladı. Eyyub Aleyhisselam, onları da tutmaya başladı. Şimdi, bunu niçin anlattım? Kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar, sufiler, dertlerini, sıkıntılarını, problemlerini, Allah'a münacat edip, anlatırlar. Veyahut da, işte, üstadlarına giderler, anlatırlar. Bunda bir beis olmamış, bir sıkıntı olmamış. Ama, derdinizi, sıkıntınızı, gamınızı, sufiyseniz, herkese açmayacaksınız, herkese anlatmayacaksınız. Allah'a münacat edeceksiniz, Allah'a dayanacaksınız, Allah'a yaslanacaksınız. Neyi, nasıl yapmanızı, bilemiyorsanız, veya işin içinden çıkamıyorsanız, üstadınıza danışacaksınız.
Ve üstadınızla, danışaraktan, o işin içerisinden, çıkmaya gayret edeceksiniz. Ve böylece de, bu sizin, sufilinize aykırı bir şey mi? Değil. Veya, sufilikle sıkıntılı olan bir şey mi? Değil. O yüzden, Allah'a dua ederiz, Allah'a yaslanırız, Allah'tan isteriz. Rabbimizi, onlardan eylesin inşallah. Kısa kısa hadis-i şerifler var, sabırla alakalı, vaktimiz olduğu müddetçe de, onlardan anlatayım, sohbeti çok uzun, tutmak istemiyorum çünkü.
Yine, hadis-i şerif, düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. ancak şayet karşılaşırsanız, sabredip dayanın. Cihatla alakalı. O yüzden, hani cihat, en önemli ibadet ya, o yüzden bu hadis-i şerife başlayalım. Yine, bizim için en önemli ibadetlerden birisi ne? İnsanların içerisinde, insanların eziyetlerine katlanmak. Tirmizi'de, İbn-i Maci'de geçiyor, hadis-i şerif. İnsanlara karışıp, onların ezalarına katlanan Müslüman, onlara karışmayıp, ezalarına katlanmayanlardan, hayırlıdır. Bizim yolumuz, insanların içerisinde yaşamaktır. İnsanların ezalarına, cefalarına katlanmaktır. İnsanlar hakkınızda gıybet edecekler, dedikodu edecekler, hakkınızda iftira edecekler, sizin üzerinizde olmayan şeyleri bühtan edecekler.
Ve tabiri caizse, kuyunuzu kazacaklar. Biz ne yapacağız? İnsanların ezarlarına katlanacağız. Ve insanlara yine, Kur'an ve sünneti anlatmaya, Kur'an ve sünneti tebliğ etmeye, devam edeceğiz. Kınanmaktan, gıybetimizin edilmekten, iftira edilmekten, dedikodumuzun edilmesinden, geri adım atmayacağız. Ve biz, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp, tebliğimize devam edeceğiz. Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesine, devam edeceğiz. İnşallah. Rabbim bizi onlardan eylesin. İnşallah. Yine, müminin işine hayret ederim. Çünkü onun işleri bütünüyle hayırdır. Bu da ancak mümine mahsustur. Çünkü o, sevindirici bir şeyle karşılaştığında, karşılaştığında şükreder, hayır olur. Zararlı ve üzücü bir işle karşılaştığında, sabreder.
Bu da kendisi için hayır olur. Müslüm'de geçiyor bu. O zaman demek ki, biz ne yapacağız? Bizim sevindirici bir şeyle, biz karşı karşıya gelirsek, o zaman biz, sevindirici bir şeyle, karşı karşıya kaldığımızda, Allah'a hamd edeceğiz. Allah'a şükredeceğiz. Allah'a ve o sevindirici şeyle, sebep olanlara teşekkür edeceğiz. Ama, bizim böyle üzüntülü, zarar verici bir şeyle, karşılaştığında ne yapacağız? Biz de sabredeceğiz. Böylece, bizim için ne olmuş olacak o? Hayır olmuş olacak. O yüzden, başımıza gelen, her türlü müsibetten, her türlü sıkıntıda ne yapacağız? Biz onunla mücadele edip, sabredenlerden olacağız. İnşallah. Rabbim bizi onlardan eylesin inşallah.
Yine, taberhanede geçiyor hadis-i şerif. Bu çok hoşuma gider benim. Bütün hadisler hoşuma gider. Ama bu hadis-i şerif, daha çok hoşuma gider. O yüzden, ben bunu özellikle buraya aldım. Değiştiremeyeceğiniz bir iş görürseniz, onu değiştiren Allah oluncaya kadar sabredin. Yani, başımıza gelen bir sıkıntı var. Devasız hastalık var. Veyahut da böyle bir iflas ettik. Yokluk geldi. Sıkıntı geldi. Bir musibet geldi. Biz değiştirmek için gayret ediyoruz. Mücadele ediyoruz. Ama, o değişmiyor bir türlü. Biz yine o mücadeleye devam edeceğiz. Ve mücadeleye devam ederken, artık değiştiren Allah, Allah onu değiştirecek. Ve Allah onu değiştirince kadar sabredeceğiz.
Ama burada tembellik yok, oturmak yok. Mücadeleye devam edeceğiz. Gücümüz yetmiyor. Karınca misali, ağzımızda su taşıyacağız. Değiştirmek için gayret edeceğiz. Dua edeceğiz. Bütün himmetimizi, gayretimizi onun üzerinde ne yapacağız? Onun üzerinde tutacağız. Bazen, zaman zaman, başımıza gelen sıkıntı, bela, musibet, dert, gam, kasavetten dolayı, böyle yenilgiyi kabul edeceğimiz, kabul edeceğimiz zamanlar olur. Kabul etmeyeceğiz. değişecek gibi durmuyor. Örneğin, biz değiştirmek için var gücümüzle mücadele edeceğiz. Çünkü zafer inananların. Çünkü zafer, değiştirmek isteyenlerin. Çünkü zafer, Kur'an ve sünnet yolunda sımsıkı tutup, hedefe ulaşmak isteyenlerindir. Bir başkasının değildir zafer. Sen mücadele edeceksin. Allah yolunda mücadele edenlerin yollarını açarız.
O zaman başımıza ne geldiyse geldi, biz yolumuza devam edeceğiz. Biz hedefimize koşmaya devam edeceğiz. Başımıza bir musibet geldi, bir sıkıntı geldi. Başımıza bir çorap ördüler. Biz bu çorabın altından kalkamayız, bu sıkıntının altından kalkamayız diye düşünüp, o sıkıntıya, o belaya, o müsibete teslim olmayacağız. Nefes var ise, kalbimiz atıyorsa, başımıza her ne geldiyse, ondan kurtulmak için mücadele edenlerden, onu iyiye, hayra çevirmek için mücadele edenlerden olacağız.
Yaşınız, konumunuz, durumunuz, cinsiyetiniz ne olursa olsun, kıymetli dostlar, Allah yolunda mücadele edenler ancak sonuca ulaşırlar. Allah yolunda gayret edenler ancak sonuca ulaşırlar. Allah'ı kendisine hedef olarak gören, Allah'a vuslatı kendisine hedef görenler ancak Allah'a vuslat olurlar. Eğer biz hedefimizi bu noktada koymazsak, hedefimizde böyle istikametli bir şekilde, ciddi bir şekilde koşmazsak, biz hedefimize ulaşamayız.
Biz o zaman Cenab-ı Hakk'ın emirlerini yerine getiremeyiz. Bir düdükte evimizde oturuyorsak, bir düdükte hareket etmiyorsak, bir düdükte herhangi bir şeyde pes ediyorsak, yolda yürümüyoruz biz. Allah'a aşık olan kimse için yorulmak yok. Allah'a aşık olan bir kimse için durmak yok. Allah'a aşık olan bir kimse için yoldan sapmak yok. Allah'a aşık olan bir kimsenin, kesinlikle ve kesinlikle yolda durması yok. Yani oturması yok. Hedefe doğru koşacağız biz. Muhakkak koşacağız. Muhakkak koşacağız. Bilin ki Allah yardımcımız, bilin ki Allah dostumuz, bilin ki Allah bizim elimizden tutacak olanımız. Bilin ki Allah karanlık gecemizi aydınlığa çevirecek olanımız.
Bilin ki Allah nerede burnumuz kısarsa kıssın, kıstığımız yerde bizi kurtaracak olan Allah. Nerede burnumuz neye bulaşırsa bulaşsın, tövbe ederekten, zikrederekten bulaşığı temizleyecek olan Allah. Nerede gaflete düştük, nerede hataya düştük, günahın dibine battık, oradan çıkaracak olan Allah. O yüzden ümidi kesmek yok, umudu kesmek yok, karanlığa yenilmek yok, zalimlere yenilmek yok, zulme yenilmek yok. Devamlı mücadele, devamlı cihat, devamlı koşmak, devamlı dua etmek, devamlı zikretmek, devamlı Allah'a anlatmak, devamlı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine anlatmak var. Yılmak yok. Bütün hadis inkarcıları toplansa, onlar Hz. Muhammed Mustafa'nın nurunu söndüremez. Bütün din düşmanları toplansa, onlar Allah'ın nurunu söndüremez.
Bütün sufi düşmanları toplansa, onlar Allah'ın velilerinin nurlarını söndüremezler. Ve Cenab-ı Hak, Kur'an'ın yolunu, sünnet-i seniyenin yolunu, velilerin yolunu asla ve asla kapatmaz. Ve muhakkak korur. O yolda yürüyecek olanların da, Cenab-ı Hak yollarını açar. O yüzden, bizim için değiştiremeyeceğimiz bir işmiş gibi görünebilinir bu. Değiştiremeyecek biz bunu, gücümüz yetmiyormuş gibi görünebilinir. Ama biz yılmak yok, pes etmek yok. Karınca misali, su taşımaya devam edeceğiz. O yüzden, yok pandemi var, dersleri yapamıyoruz. Yok pandemi var, toplanamıyoruz. Yok pandemi var, burnumuzu dışarı çıkaramıyoruz. Boş muhabbet bunların hepsi de. Sufiler herden, Allah'ı zikretmek için, Allah'ı anlatmak için, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, sünnet-i senesini ve yolunu tebliğ etmek için bir yol bulurlar.
Yaşamak için bir yol bulurlar. Ve o yaşama yolunda mücadele ederler, koştururlar. Allah muhafaza eylesin cümlemizi inşallah. Evet, bir hadis-i şerifte, iki haslet vardır ki, kim onları kendine bulundurursa, Allah onu hem şükredici, hem de sabredici yazar. Kim de onları kendine bulundurmazsa, Allah onu şükredici ve sabredici yazmaz. Kim dini hususunda, kendisinden üstün olana bakıp ona uyarsa, dünyası hususunda da kendisinden aşağıya olana bakıp, kendisini ondan üstün kıldığı için Allah'a hamd ederse, Allah onu hem şükredici, hem de sabredici yazar. Kim de dini hususunda, kendisinden aşağısına, dünyası hususunda ise, kendisinden üstün olana bakıp, eyvah, ben onun gibi nasıl olamadım diyerek esef ederse, Allah onu ne şükredici ve ne de sabredici yazmaz.
O zaman ne yapacağız? Dini hususta alimlerimize bakacağız, üstadlarımıza bakacağız, dini hususta sahabeye bakacağız, imamlara bakacağız, pir efendilerimize bakacağız, dini hususta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bakacağız, bakacağız ve ne yapacağız? Biz onlar gibi olmak için, onlara yakın olmak için, diyeceğiz ki ne yapacağız? Onlara uyacağız. Çünkü din konusunda, üstün olana uymak, üstün olana uymak ve şükretmek, üstün olana uymaktan dolayı, ve uyma noktasında sabretmek. Yani bu ne? İmam-ı Azam'a uymak, İmam-ı Azam'a uyumada sabretmek, ve İmam-ı Azam'a uyduğumuz için şükretmek. İşte bir sufi için, bir üstadı tabi olur, ona intisap edip, ona uymada sabretmek, ve öyle bir üstada bağlandık, öyle bir üstad dairesinde duruyoruz diye, bu halde şükretmek, bu halinde kıymetini bilmek.
Bakın, eğer böyle olursak, biz şükredici ve sabredici olarak yazılacağız. Yok, biz öyle, bizden üç kuruş parası çok olana baktık, vay ya biz böyle olamadık dedik, kayıflandık, veyahut da dini olarak sapkın, hadis inkarcısı, mezhep inkarcısı, veli inkarcısı, sufi inkarcısı, yol inkarcısı, işte ayet inkarcısı, böyle dini meselelerde sapkın, gevşek, akaydı bozuk, akaydı bozuk, damarı bozuk, kanı bozuk, sütü bozuk, var öyle.
Biz onlara uyarsak eğer, o zaman biz şükredici, sabredici olanlardan olmayacağız. Diyeceksiniz ki ya, dinin içerisinde de böyle kanı bozuk, sütü bozuk, damarı bozuk var mı? Çok, çok, çok. Vahhabisinden tut, kendince, kaderiyecinden tut, ondan sonra, her türlüsü var, her türlüsü var, batinisi var, Fatimisi var, kaderiyecisi var, her şey var. Sapkın mı ararsın? Çok. Sapmayan kim? Kim? Size iki şey bıraktım. Kim Kur'an ve sünnetime sımsık yapışırsa, az daha sapıtmaz. Din bu iki şeyin üzerine kurulu. Biz Kur'an'a, sünnete, imamların iştahına uyacağız. Sufilik olarak, ilk sufilerin yolundan gideceğiz. Öyle şimdi, müritlerini soyup soğana çeviren, müritlerinden para toplayan, müritlerinden zekat toplayan, müritlerinden salma salan, böyle değil.
Din, söz konusuysa, ücret istemeyen, ücret toplamayanların peşinden gideceğiz. Zekat toplayan dergallardan, cemaatlardan tutun da, ne ararsanız var. Böyle söylemekten de üzülüyorum. Ama var. Lüks ve sefahat içerisinde yaşayanlar, ama var. Din olarak onlara uymayacaksınız. Din olarak uymayacaksınız. Dinle Kur'an ve sünnet. Din bir cemaatin malı değil, bir tarikatın malı değil, bir partinin malı değil. Din Kur'an ve sünnetin. Din bir devletin malı değil. Din Kur'an ve sünnet. Din Allah'ın. Din hiç kimsenin malı mülkü değil. Bakın hiç kimsenin malı mülkü değil. Allah muhafaza eylesin. İnşallah biz, dinde bize ölçü olacak, dinde bize böyle yol gösterecek olan, o büyük alimlerin, velilerin yolundan gideceğiz.
Onlara uyacağız ve onlara uymada, sabırlı olacağız. Ve, dünyalık meselelerde de, bizden bir gömlek aşağıda olana bakıp, Ya Rabbi verdiğine hamd ederiz. Bugün akşam yemeğimizi yedik, bugün akşam karnımız doydu, Cenab-ı Hak'a hamd ediyoruz diyeceğiz. Millet sarayda yiyormuş, yiyip içiyormuş, sarayda iyisin içsin. Bizi ilgilendirmiyor. Allah muhafaza eylesin inşallah. Son hadis-i şerif, tabaraniden, mizanda ağır gelen, şu beş şeye hayret doğrusu. Birisi neymiş? Sübhanallah demen. Sübhanallah demen. İkincisi neymiş? Elhamdülillah demen. Üçüncüsü neymiş? La ilahe illallah demen.
Dördüncüsü neymiş? Allahu ekber demen. O zaman size bir zikir çıktı. Sübhanallah, elhamdülillah, la ilahe illallah, Allahu ekber. Evet. Bunları sayısız çekebilir misiniz? Evet. Zaten her namazdan sonra, Sübhanallah, elhamdülillah diyorsunuz. Allahu ekber diyorsunuz. Hadis-i şerif, kim namazı kılar? 33, Sübhanallah, 33, elhamdülillah, 33, Allahu ekber der. Yüzüncüsünde, la ilahe illallah, huvatuhu la şerikele lehül mülkü, ve lehül hamdu, ve hu ala kulli şeyin kadir der ise, deniz köpükleri kadar onun günahı olsa, Allah onun günahını siler. Ne yaptı? Bakın, Sübhanallah, elhamdülillah, Allahu ekber, ve la ilahe illallah, bu zikrullahın içerisine koydu, Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin, ayak izlerini takip edin. Ey ümmet-i Muhammed, yok bana ebced hesabıyla şu esmayı verdiler. Yok ben bu esmayı çekebilir miyim? Yok bana adımı oraya yazdırdılar da, benim adım şu esmaya geliyormuş. Ben bunu çekebilir miyim? Yok seher vaktinde, 786 tane besmele-i şerifeyi çekerse, ondan sonra o kimse cezaevinden kurtulurmuş. Yok bilmem kaç tane bilmem ne çekerse, oradan kurtulurmuş. Geç canım kardeşim, geç. Dini biz, Hazreti Muhammed Mustafa'nın dilinden, Hazreti Muhammed Mustafa'nın maneviyatından, ruhaniyetinden, Hazreti Muhammed Mustafa'nın izinden gitmekte bulalım. Bakın hadis-i şerif açık. Kim diyor? 5 şey, ona diyor, hayret ederim, mizanda ağır gelir.
Sübhanallah. Otur, faz namazlardan sonra, 33 tane Sübhanallah çek. İnan ama buna, inan. Sen çektiğine inanmıyorsun ki. Çektiğine inanmıyorsun. Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın sözüne inanmıyorsun. Evet. Kalben inanmıyorsun. Kendini teslim etmiyorsun. 33 tane İlhamdülillah çek. 33 tane Allahu Ekber çek. 100.sünde, La ilahe illallahü ve tehu ile şerikele, lehül mülkü ve lehül hamdu ve huve ala kulli şeyin kadirde. Hastalığına dua et bunun için. Musibetlerine, sıkıntılarına dua et bunun için. Bunu yaparaktan et. Cinni taifesiymiş, şeytanıymış, gavurumuş, kafiriymiş. Bununla dua et.
Bunu muhakkak namazlardan sonra çek. 5 vakit namazdan sonra bunu muhakkak çek. Bu Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın, Ümmet-i Muhammed'e vermiş olduğu virt, senin şeyhinin virtinden de fazla, senin üstadının virtinden de fazla, senin bilmem hangi kitabın yazarının virtinden de fazla, senin hangi bilmem hangi alimin çektiği duadan da fazla, her şeyden fazla ya. Her şeyden fazla. Ama bizde şu var, üstadım bana bunu dedi, onu çekeyim, bu namaz arkasındaki virt'i çekme. Varta'dasın. Varta'dasın. Varta. Dervişlerin varta'sı bu. Sen bu namaz arkası bunları çekeceksin, sonra namaz arkası tevhidi çekeceksin. İlk önce bunu çekeceksin.
Mizana ağır gelin. Bu 5 şeye hayret ederim diyor. Hayret ederim. Hayret. Evet. Bakın bu 5 şey, hayret makamı. Oturun namazdan sonra bunları çek canım kardeşim. Ve bir de neymiş? Beşincisi. Beşincisi neymiş? Birisi geldi, salih bir adama çattı. Onun sabrı. Birisi geldi, salih bir adama kötülük yaptı. Salih bir adama ne yaptı? Bir çorap ördü. Onun sabrı. Yani o kadar çok sevap ki o da. Mizanda ağır geliyor. Birisi böyle kalktı, sana haksızlık yaptı. Senin gıybetin etti. dedikodunu etti. İftira etti sana. Öyle ya. Sen de ona sabrettin. İşte bu da ne diyor?
Bunun içinde. Bu 5 şeyin içinde. Hayret ediyor. Hz. Muhammed Mustafa. Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Rabbim cümlemizi zikredenlerden eylesin hakkıyla. Hamd edenlerden eylesin hakkıyla. Şükredenlerden eylesin hakkıyla. Rabbimizi onlardan eylesin inşallah. Önümüzdeki haftaya inşallah Allah'tan Allah'a rızada bulunma. Allah'tan bizim üzerimize gelen şeylerden razı olma. İnşallah bununla alakalı ne yapacağız? Sohbetimize devam edeceğiz. Nasihatımıza devam edeceğiz. Rabbim cümlemizi dinlediklerimizle amel edenlerden eylesin. Bize de söylediklerimizle amel edenlerden eylesin inşallah. Şimdi sorularınıza geçeceğiz inşallah.
Selamun Aleyküm. Tırnaklarımızı hangi günler kesebiliriz ve çok uzadığını fark ettiğimizde kesmememiz gereken bir gün olsa da kesebilir miyiz? Tırnak kesme günü Cuma. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri tırnaklarını Cuma günü muhakkak, Cuma'dan önce tırnaklarını keser. Vücut temizliğini, kasık ve koltuk altı temizliğini muhakkak yapardı. O yüzden Cuma günleri gusletmek, temiz giyinmek, temizlerken o gün Cuma'ya gideceksiniz. Temiz kıyafetler giyeceksiniz. Muhakkak Cuma için niyet edeceksiniz, gusleteceksiniz. Tırnaklarınızı da keseceksiniz. Ayak ve ne bileyim el tırnaklarınızı ve kasık ve koltuk temizliklerinizi yapacaksınız. En az haftada bir sefer, Hanefiler bunu üç günde bir söylemişler, koltuk ve kasık temizliğini o yüzden bunlara dikkat edeceğiz.
Ama işte Cuma kesemedik, başka bir günde ne olur? Kesilebilir çünkü tırnak kesmek, tırnak kesmek sünnettir. Bu sünneti işleyebiliriz her zaman için. Çünkü bunun birkaç sefer anlattım, böyle inanması gelmiyor insanların. Kafir cinliler bu tırnakların altında saklanırlar, orada beklerler. Tırnakların altındaki o necasetle beslenirler. O yüzden uzun tırnaklı bayanlardan bir şey yiyip içmemeye gayret edin. Erkekler de uzun tırnaklı olmasınlar. Sorum şu, hocam şimdi ölen bir kişi öldüğünde kabir azabı çekecek ya, biz onun mezarına gideceğiz. Rahmetli bizim ona geldiğini, ona ettiğimiz dualarımızdan haber olacak mı? Evet.
Peki o seni görecek, sen onu göreceksin mi? Ya, hani vardı ya vizontele, hani biz onu göreceğiz ama diyordu, o bizi görecek mi? Evet. O seni görecek ama sen onu göreceksin mi? Bir de işin bu tarafı var. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gördü. Sahabeler gördü. Bakın sahabeler gördü. Sen görecek misin? Bir de ona bak bakalım. Selamun aleyküm hocam. Gördüğüm bu rüyayı tabir eder misiniz? Dün sabah rüyamda sizin cemaatten, dervişlerden birisiyle birlikte yolda yürüyorduk. Birden etrafında bir muhabbet kuşu uçmaya başladı. Sonra enseme kondu. Daha sonra omuzuma geldi.
Gördüm ki sarı renklerde bir kuştu. Etrafta görenler ve benden dahi çok şaşkınlıkla izlemişim. Şimdiden teşekkür ederim. İnşallah hayırlı bir haber alırsın. Canım kardeşim. İki üç gündür rüyamda sınav oluyordum. Çok kolaydı. Psikolojik mi yoksa gerçek mi olacak? Anlamadım. Başka yerler olduğu için gidemiyorum. O yüzden Bursa için çabalıyorum. İnşallah Cenab-ı Hak o sınavdan başarı ihsan eder. Hatta bir tanesinde sınavdayız rüyada kadına diyorum ki herkes sınav oluyor. Niye benim kağıdımı vermiyorsun? Böyle çok üzülüyorum falan sinirlerim alt üst oldu. Sonra da diyor ki senin sınavını o yapacak diyor.
Ver ver ver niye yapıyorsun diyorum. Bütün emeklerim yazık olacak diye kısıyorum. Hatta ağladım rüyamda. Allah yardımcın olsun. İnşallah Cenab-ı Hak sınavda başarı ihsan eylesin. Selamün aleyküm rahmetullah ve berekatuhu. Nasılsınız? Ben ders almak istiyorum. Bana yardımcı olursanız sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim. İnşallah size ders veririz. İnşallah rüyanızda bir şey görür. İnşallah rüyanızda ders almakla alakalı bir rüya görürseniz. İnşallah size de ders veririz. Selamün aleyküm. Ben Polatlı'dan Özlem Kılıç. Ben bir senedir dergaha katıldım.
Evime zikir aldım. Zikirlere katılabildiğim kadar katılıyorum. Ve bir rüya gördüm. Rüyamda atlar vardı. Topluluk vardı. Beyaz renk vardı. Bir de sanki benimle ilgili bir şey açıklanacaktı. Zakirlik verilecekmiş. Böyle güzel bir rüya gördüm. Dualarınızı eksik etmeyin. Allah hayır versin. Allah yardımcınız olsun. İnşallah. Sevgili hocam Allah'ın selamı üzerinize olsun. Amin cümlemize. Size rüyamı anlatmadan önce ilk olarak kendimi tanıtayım. Ben Gülşah. İstanbul Sancaktepe'de ikamet eden dervişlerinizden Sibel Hanım'ın kızıyım. Fakat sizlere henüz nail olmadım. Bu rüyamın neticesinde ihya olacağıma inanıyorum.
Ve şimdi rüyamı anlatmaya geçerek tabirini sizin manidar yorumunuza bırakıyorum. Rüyamda annemle birlikte yürüyüşte idik birbirinden güzel tesbihler ile dolu bir tezgaha rastladık. İşlerinden en güzelini, işlerinden en güzelini, en farklı olanı elime alıp anneme bu nasıl diye sorduğumda fevkalade ancak manevete en az olan da budur. Boyutu itibariyle zikrin az olur, uzun olanını tercih etmelisin deyince ben de sözüne icabet edip uzun, rengi yeşil ve gül kurusu olan bir tesbih seçtim. Esnafa ücretini takdim ederken başımın siyah bir başörtüsüyle kapalı olduğunu ve gözüme kadar indiğinden dolayı sürekli düzelttiğimi gördüm. Daha sonra eve geldim.
Akşam vakitlerinde başımda beyaz bir başörtüsü örtülüyken aldığım tesbih ile sizin ders olarak verdiğiniz zikirleri çekerken buldum kendimi. Her biri otuzar adet olmak kaydıyla yediye yakın zikir. La ilahe illallah, elhamdülillah, Allahu ekber şeklinde. Defterimde sıralı halde yazılıydı. Sizin dervişlerinizden birinin sözü belirdi birden. İlk zamanlar dersler kolay gelir, yol kat ettikçe zorlanacaksın diyerek seslendi. Fakat dediği gibi olmadı. Benim için ilk başta da zor oldu. İlk olarak otuz zikir la ilahe illallah çekmeye başladım. Söyler söylemez gözlerimden yaşlar akmaya başladı. La ilahe illallah kelimesi boğazıma düğümlendi sanki ağlamaktan dolayı.
Otuz kez la ilahe illallah zikrini çekmek saatlerimi aldı. Diğer yandan da size dersimi yetiştirmem gerektiği hususunda içimden söylenip durdum. Sizden aldığım sorumluluğu yerine getirmeliydim. Ancak zikrin feyzine bir hayli kapılmıştım. Tam o esnada sizden bir ses işittim. Sen şimdiden herkesten önce yol kat ettin. Gözyaşlarının sebebi de budur dediniz. Daha sonra 24 Mayıs pazartesi sabahı uyandığımda rüyamı direkt dervişiniz olan anneme anlattım. Anlatırken istemsizce gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Tıpkı rüyamda la ilahe illallah derken boğazımın düğümlenmesinde olduğu gibi annem hemen İstanbul Zakir'i istek ablaya aradı. Rüyamı kendisine de anlatırken yine ağlamaya başladım.
İstemsizce olduğunu ve kendimi tutamadığımı dile getirdim. Kendisi de bana size yazmam gerektiğini belirtti. 27 Mayıs perşembe günü size rüyamı yazarken buldum kendimi. Rüyamın tabirini sizin manidar yorumunuza bırakıyorum. İhya olacağım temennisiyle saygılar, sevgiler. Allah mübarek etsin. O yüzden la ilahe illallah devam edeceksin. Yandı keten elfa. Hem altı yanda hem üstü yanda. Cenab-ı Hak inşallah bahçesin, lütfetsin, ikram etsin. İnşallah Rahman Cevan'a bak devamlı eylesin. İnşallah Rabbim devamlı olan kullarından eylesin. İnşallah sizin dersinizi tanzim edeyim. Annenize göndereyim. Annenizden dersinizi alın.
İnşallah çekmeye devam edin. Allah mübarek eylesin inşallah. Sohbetinizi zevkle takip ediyorum. Eşime, çocuklarıma dinletiyorum. Kimse gönlüme, inancıma bu kadar yol gösterici olmadı, olamadı. Milliyetçilik var, yiğitlik var, mahviyet, acziyet var. Sizi nasıl anlatayım ben? Bana baba, abi, can yoldaşı oldunuz. Sağlığınıza duacıyım. Başımızdan eksik olmayın. Sorum şu, üç aylarda oruç tuttuktan sonra kurban kesmek mi gerekiyor? Hayır. Bununla ilgiliydi sorum. Ve altı günler orucumu tutmak için farz oruçlarımızın hiç eksiğimiz olmaması gerekiyormuş. Açıklayabilir misiniz?
Öyle bir şey de yok. O yüzden Şaban ayında altı gün oruç tutan hadis-i şerifi var. Şaban ayında altı gün oruçlarınızı tutarsınız. Ondan sonra da eksik kalan oruçlarınızı tutarsınız. Bunda bir sıkıntı yok. Veyahut da Şaban'a, özür dilerim, Şevval'de altı gün oruçlarınızı tutarsınız. Ondan sonra da kalan diğer oruçlarınızı da aynı, Şevval'de de tutabilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Son sohbetinizde depresyon ilaçlarının iyileştirmediğini söylemiştiniz. Akne seviyesine gelmiş sivilce ilaçlar için de ben aynısını düşünüyorum. Ve şu an çok fazla genç aynı sorunu yaşadığı için bu konuda size danışmak istedim. Ne yapabilir? Nasıl yaklaşmalıyım? Sağlıcakla kalın.
Mümkün olduğunca her türlü ilaçtan uzak durun. Her türlü kozmetik ilaçlarından da uzak durun. Mümkün olduğunca. Mümkün olduğunca ilaçsız bir hayat yaşamaya gayret edin. İnsanlarımıza ilacı normalde o kadar çok alıştırıyorlar ki. Bunda büyük uluslararası bir savaş var. Dikkat edin. Yani önceden bundan 30 yıl önce hiç kimse antidepresan kullanmazdı. Bilmiyordu bile insanlar. Şimdi önüne gelen antidepresancı oldu. Önüne gelen, midesi ağrıyan dahi antidepresan içiyor. Şeker hastaları antidepresan içiyor. Yani sıkıntılarla baş edemedim ben. İşte başıma gelelim. O yüzden sabırla alakalı sohbet önemliydi. Sabır. Başın ağrıdı hemen ilacı iç. Omuzun ağrıdı hemen ilacı iç.
Ayağın ağrıdı hemen ilacı iç. Bundan uzak durun. Bir tarafınızda sivilce çıktı. Hemen hapı iç. Bir tarafınızda sivilce çıktı. Hemen kremleri sür olduğu gibi. Uzak durun. İlaçsız bir dünya oluşturmaya çalışın kendiniz için. Natural yiyin, natural için, natural geyinin. İsraftan uzak durun. Fazla teknolojik kıyafetlerden, içeceklerden, yiyeceklerden uzak durun. Fazla teknolojik evle alakalı işlerden uzak durun. Ya normalde düşünebiliyor musunuz? Kadınlar hasta, erkekler hasta, herkes hasta. İşte çamaşırı çamaşır makinesi yıkıyor. Bulaşığı bulaşık makinesi yıkıyor. Ortalığı süpüren özel süpürgeler var. Şarjlı süpürüyor ortalığı. Yani normalde insanların işi gücü kalmadı. Bu sefer kadınlar evde adamları takıyorlar.
Nereye gitti, ne yaptı, ne etti? Ondan sonra bir kadınla mı gitti, yok bir kızla mı gitti, yok beni aldattı mı, yok beni aldatmadı mı, yok annesine mi gitti, yok babasına mı gitti, yok şunu mu yaptı, yok bunu mu yaptı? Yiyor kafeyi. Adama da kafeyi yediriyor. Ya bir günde adama 30 sefer neredesin diye mesaj çekilir mi? 30 sefer mesaj çeken, 35 sefer mesaj çeken var. Ya adamının arkasına takipçi takmış ya. Hasta bu mi insanlar? Ve antidepresancı herkes. Dikkat edin canım kardeşlerim. Türkiye'nin savunma bütçesiyle sağlık bütçesi birbirine eş değerde. Ya böyle bir şey var mı?
Hem silah üretiyorlar, bize silah satıyorlar. Hem ilaç üretiyorlar, bize ilaç satıyorlar. Savunmaya, sağlığa ayırdığımız bütçeyi eğitime ayıramıyoruz. Savunmaya, sağlığa ayırdığımız bütçeyi adalete ayıramıyoruz. Ayıramıyoruz. Milletimizin çok hoşuna gidiyor. Oh ne güzel, sigortalı, bağ kurulu, emekli. Başın ağrıdı, git ilaç yazdır. Kolun ağrıdı, git ilaç yazdır. Ay şurama bir ağrı gitti, git MR çektir. Zaten özel hastaneler dolu, devlet hastaneleri dolu, her yer dolu. Her yer dolu. Tedavi olan yok ki zaten.
Herkes müşteri. Bakın ben kendimden söylüyorum. Ben iyi bir müşteriyim ilaç sanayi için. Şeker hastasıyım. Ha bir rahat pişeceğim ben. Sabah içiyorum, akşam içiyorum. Sabah içiyorum, akşam içiyorum. Müşteriyim. Antidepresan içenler, müşteri asla iyileşmeyecekler. Antidepresanları bırakmazlarsa iyileşmeyecekler. Yarın öbür gün psikolojileri daha da bozulacak. Bozuluyor zaten. Bir kadın antidepresan kullandı mı boşanmaya yüz tutsun. Bir adam antidepresan kullandı mı boşanmaya yol tutsun. Antidepresan kullanan bir erkeğin veya bir kadını zaten boşamak, İslam hukukuna göre şart oluyor. Caiz, sebep, ruh gibi dolaşan bir kadın var ortalıkta.
Hiçbir işe yaramayan bir adam dolaşıyor ortalıkta. Hiçbir işe yaramıyor antidepresan kullanıyorsa adam. Adamlığına da zarar, erkekliğine zarar antidepresan kullanan bir erkek için. Evet. Bir kadın antidepresan kullanıyorsa kadınlık yapamıyor evde işine. Uyuyor ki devamlı. Uyuyor. Ve hangi psikoloğa giderseniz gidin antidepresanı verecek bize. Bütün antidepresan ve psikoloji ilaçlarının hepsinde şunu yazıyor. İntihara meylettirebilir ve intihar ettirebilir. Tesiri. Ya o yazısında, perspektifinde yazıyor. İntihar ettirir diyor bu ilaç diyor. Yine kullanıyorlar. Ya bir kimse bir düşün içinde intihar ettir diyor. İntihar elemini arttırır diyor. O ilaç içer mi insan? İçmez ama içiyorsunuz.
İçiyorsunuz. Mümkün olduğunca ilaç sektöründen uzak durun. İlaç almayın. İlaç içmeyin fazla. Evet. Natural yiyin, natural yiyin, natural yiyin. Paketlenmiş gıdalardan uzak durun. Paketlenmiş yoğurt, paketlenmiş süt. Kullanma canım kardeşim. Paketlenmiş kahvaltı ürünler. Kullanma. Paketlenmiş hiçbir şey. Kullanma. Paketlenmiş konserve, fabrikatik. Kullanma. Paketlenmiş salça. Kullanma. Kullanma ya. Kullanma. Yazın git on tane domatesi, kavanoza koy.
Koy oraya. Yine o salçayı kullanma. Kullanma ya. Erkekler yemeyin öyle yemekleri. Bütün erkeklere söylüyorum. Paketlenmiş gıdadan yapılan ürünler yemeyen evlerinizde. Hepinizin de cinsel problemleri olacak. Hepinizi kısırlaştırıyorlar. Hepinizin erkekliğiyle oynuyorlar. Yemeyin. Kadınlar paketlenmiş gıdalardan uzak durun. Hepinizin doğurganlıkları gidiyor. Hepinizin de. Bu uluslararası büyük bir oyun. Kadınlar doğurganlıklarını yitiriyorlar. Kadınlar rahim hastalıklarıyla uğraşıyorlar. Daha 18 yaşında, 20 yaşındaki genç kızların rahim hastalıkları var. Ay halleri bir türlü düzelmiyor kadınların.
30 gün, 40 gün, 50 gün, 60 gün ay hali gören kadınlar var. Dengesiz, temiz gününü tutamayan, temiz gününü bilemeyen kadınlar var. Bu paketlenmiş gıdalardan dolayı, genetiği bozulmuş gıdalardan dolayı, genetiği bozulmuş buğday, genetiği bozulmuş ineklerin sütleri, genetiği bozulmuş ineklerin yoğurtları, genetiği bozulmuş ineklerin peynirleri, genetiği bozuk, sütü bozuk, kanı bozuk yiyecikler yiyoruz. Bundan dolayı adam 30 yaşında cinsel ilişkiye giremiyor. Kadın 30 yaşında doğurganlığı yok. Erkeğin spermleri ölü. Canlı sperm yok. Önceden bu hastalıkların esamesi yoktu bizim gençliğimizde. Şimdi hasta herkes. Psikolojik olarak da hasta.
Kadınlar psikolojik olarak hasta. Erkekler psikolojik olarak hasta. O paketlenmiş gıdaları yiye yiye zehirleniyorlar her gün yavaş yavaş. Evet, düşünce sisteminizi bozuyorlar, akıl sisteminizi bozuyorlar, kalp sisteminizi bozuyorlar, bozuyorlar, DNA'larınızı bozuyorlar, hücrelerinizi bozuyorlar. Büyük bir savaş var. O büyük bir savaşın ortasındasın ve sen paketlenmiş gıdalar yiyerekten yeniliyorsun canım kardeşlerim. Yeniliyorsunuz, Allah'ı zikredin, Allah'a ham dedin, çokça zikredin, çokça ham dedin, çokça dua edin, paketlenmiş ürünlerden uzak durun. Paketli mi, paketli mi, çikolata mı, bırak kardeşim, yeme. Git oradan bir kilo hurma al, hurma ye. Git bir kilo hurma al, hurma ye. Git Malatya kıyısı al, ye.
Git pekmez iç. Git halis bal al. Git halis bal al. Tatlı mı canlı istedi? Bir kaşık bal ye. Bal şifa, Kur'an şifa, hurma şifa. Ama yok. Paketlenmiş çikolata yiyin bol bol. Pizza yiyin, hamburger yiyin, bilmem ne burger yiyin. Yiyin, gidin ne yiydi belirsiz etleri yiyin. Ya adamın orada çalışan işçiler çekmiş ya. Hayvanları boynuzuyla, bağırsağıyla, tırnaklarıyla, bütün her şeyle, devasa makinalarda diri diri ya. Hayvanları diri diri salam ediyorlar, sucuk ediyorlar, sosis ediyorlar, diri diri. Köfte yapıyorlar ya. Ya Amerika'da her türlü insan etinden köfte yapmışlar ya, insan etinden. Ama biz yok ne, bilmem ne danısı yiyeceğiz, bilmem ne hamburger yiyeceğiz, bilmem ne burger yiyeceğiz.
Alacağız eşimizi, çocuklarımızı, burgercilere gireceğiz, bilmem ne çıkıncılara gireceğiz. Ooo selfie'ler atacağız, bilmem nerede, bilmem ne çekeceğiz. Ondan sonra çocuklar ne olduğu belli değil. Eee sonra başlıyor, hocam benim kızım 15 yaşında, şu ana kadar 20 tane sevgili değiştirdi. Hocam benim oğlum 17 yaşında, ondan sonra yumuşak oldu. Ben kendimi kadın hissediyorum dedi. Hocam ben evlendim, 30 kusur yaşındayım, hamile kalamıyorum. Hocam ben evlendim, eee benim normalde spermler ölü, hiçbir şey yok. Yemeyin canım kardeşlerim, yedirmeyin de çocuklarınıza. Yedirmeyin, gazlı içecek mi, sodadan başka bir şey içmeyecek. Başka hiçbir şey içmeyeceğim. Evet, soda da natürel olduğuna bakacağım.
Natürel, içinde katkı maddesi olmayacak. Evet. Ne, git natürel çay iç, kahve iç. İçecek mi, kahve iç. Evde limonata yapsın eşin. Evet, natürel, natürel yaşayın. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. O yüzden asla ve asla ilaçlardan uzak durun. Uzak durun ilaçlardan. Mecbur kaldığınız kadar için. Mecbursunuz. Yapacak bir şey yok. Eyvallah yapacak bir şey yok. Allah doktorsuz bırakmasın ama doktorların büyük bir çoğunluğu şu an. Namuslu, şeref, haysiyetiyle iş yapanlar sözümün dışında. Ama doktorların büyük bir çoğunluğu ilaç mümessili gibiler. Kutu başına para alıyorlar sanki. Allah muhafaza eylesin. Sevgili üstadım Mustafa Baba.
İsmim Ayten, Almanya'dan Mustafa Çavuş'un müstakbel eşiyim. Sizi Yılmaz Öztürk abi vesilesiyle tanıdık. Allah'a hamdolsun, dualarınız hürmetine İslam oldum. Benim de babam olmanızı hayal ederek sizden ders talep ediyorum. Biraz uzun mesaj oldu. Özür dilerim. İnşallah nikahınızda siz kıyarsınız. Allah mübarek eylesin. İnşallah. Evet. Gecenin en sevişli haberiydi. Seni tanıyorum. Eşin çok dua istedi. Çok dua da etti. Allah mübarek eylesin canım kardeşim. Rabbim inşallah, inşallah İslam'ı içine dışına sindirsin. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Senin dersini de gönderiyorlarım.
Allah mübarek eylesin inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Ben askerdeyken rüyamda denizin kıyısındaydım. Sonra bir şey beni denizin dibine dibine doğru götürdü. Öncesinde farklı şeyler oldu. Oralarını tam hatırlamıyorum. Büyük bir balığa benziyordu. Denizin dibine gelince sırt üstü çok dar her yeri mavi olan mezar gibi bir yere yatırdı. İçimden bura sonsuza kadar kalacağım, öleceğim diye hissettim. O an la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorum. Sonra bir kişi bana tirmizi 33 diye üç defa tekrarlıyor. Ben de salavat çekiyorum.
Kalbim çok hızlı artıyor. Daraldığımı hissediyorum. Sonra uyandım. Uzun süre rüyanın etkisinden kurtulamadım. Tevil eder misiniz? Hakkınızı helal edin. Bu rüyadan sonra uykumda ara ara korkutulmaya başladım. Hala devam ediyor. Canım kardeşim hızla kelime-i tevhide devam et ve hızla ibadetlerini yerine getir haramlardan uzak dur. İnşallah ve namazın arkasındaki 33 olan tesbihlere de devam et. Selamun aleyküm ben Kübra size rüyamı anlatmak istiyorum. Sizinle birlikte Kabe'ye gitmiştik. Üzerimde bembeyaz bir elbise yeşil de bir örtü vardı. Böyle orada bir yer var. Sanki böyle oradan geçenler çok büyük bir şeydi. Oradan geçebilmek çok değerli olan bir yer vardı.
Tam oraya geldik. Siz bana elinizi uzattınız. Ben de elinizi tuttum. Tekbir getirerek geçtik. Oradan sonra oradan geçtiğimizde karşımda annemi gördüm. İkimiz de birbirimize bakarak ağlıyorduk mutluluktan sonra da anneme sarıldık. Allah mübarek eylesin. Cenab-ı Hakk imtihanlarını geçenlerden eylesin inşallah. Rahmet olmuş, bereket olmuş, lütuf olmuş, ikram olmuş, ihsan olmuş inşallah. Selamun aleyküm. İnşallah hocam hayırlı geceler. Hakkınızı helal edin. Rabbim sizlerden razı olsun. İnşallah size sorum olacaktı. Üniversite mezunuyum. Helal dairesinde bir işte çalışmak istiyorum. Katılım bankaları ve Kuveyt Türk Bankası'nda çalışmak için başvurularda bulunsam faizin içerisine girmiş olur muyum? Bu bankalarda çalışan arkadaşların namaz hassasiyetleri var.
Helal dairede iş yaptıkları, namazlarını vaktinde kıldıkları hassasiyetleri var. Bu bankaların yönetmeliklerindeki yazıya göre ve içerideki işleri pratiğe dökme manasında faiz ile çalışmıyorlar. Ama içimde şüphe kalıyor. Çalıştığım yerde ibadetlerimi yerine getirmiş olmam benim için çok önemli. Hocam bu konuda beni aydınlatabilir misiniz? Ben normalde aleyküm selam bir ülkede faiz söz konusu ise ve faiz bir ülkede normal ise o ülkede yaşayan bütün insanların 3 aşağı 5 yukarı faizden etkileneceğine etkilendiğini görüyorum. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti devleti hudutlarının içerisinde nerede çalışırsanız çalışın. İster özel sektörde, ister kendi işinizde, ister devlet sektöründe, ister herhangi bir bankada muhakkak faize bulaşacaksınız.
Ondan kurtuluşunuz yok. Hocam bugün faizsiz banka var mıdır? Benim bildiğim kadar yok. Şimdi bu faizsiz denilen bankalarla alakalı böyle bir isim vermeden bir şey söyleyeceğim. Bunların alt yönetimlerinde evet faiz yok derler ama o parayı üst yönetim satacak bir yer bakacak. O yüzden sonuç itibariyle üst yönetim o parayı faize satıyor zaten.
Neyse konuyu uzatmak istemiyorum. Bugün günümüz şartlarıyla katılım bankalarında çalışılabilinir mi? Her yerde çalışılır canım kardeşim. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Benim sorum rüya ile ilgili olacaktı. Ben askere gittim. Rüyamda sürekli askere geri gidiyorum. Ben askerliğimi yaptım diyorum. Geçmişinize bakacağız diyorlar. Ya askerliği tekrar yapıyorum ya da askerden çıkmak için uğraşıyorum. Ama bu rüyayı sürekli görüyorum. Hayır mıdır? Hayır ama biraz takıntı olmuş sende. Allah iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm hocam. İsmim Mustafa. Benim şeyhim dört yıl önce vefat etti. Uzun zamandır sizi takip ediyorum. Bir defa da rüyamda gördüm. Eğer uygun görürseniz sizden ders almak ve sizinle devam etmek istiyorum.
Okyanuslar ötesinden selam ve hürmetlerimle. Okyanuslar ötesine selam. Allah muinin olsun. Aleyküm selam. Cenab-ı Hak daim eylesin. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Rabbim yar ve yardımcın olsun. Telegram'da böyle Mustafa Özbağ olarak yazarsanız benim orada özel mesajıma veya sayfama ulaşabilirsiniz. Oraya da sorularınızı veyahut da bir sıkıntı olursa atabilirsiniz. Siz çünkü uzak diyarlardan yazıyorsunuz. O yüzden size bir özellik olmuş olsun. Herkes biliyor zaten. O ayrı bir özellik değil. Normalde bu numarayı sadece soru cevap zamanlarında kullanıyoruz. O yüzden dedim. Hakkınızı helal edin inşallah. Dedeciğim ben Çanakkale'den Hamza Efe Bozacı.
Haftaya LGS giriş sınavına gireceğim. Allah yardımcın olsun inşallah. Baban matematiği öğretmiştir zaten sana. İnşallah başarılı olursun. Allah yardımcın olsun inşallah. İyi akşamlar. Daha önce kızımın babasıyla yaşadığı sıkıntılar vardı. O yüzden şimdi babasına çok öfkeli. Araları kötü olduğu için üzülüyorum. Bunu nasıl düzeltebiliriz? Var mı öneriniz? Kız ve baba ikisi de birbirlerine toleranslı davranacaklar. Ama önce baba toleranslı davranacak. O yüzden bu işler babada biter. Baba merhametli, şefkatli olacak. Çocuklarıyla olan ilişkisini bozmayacak. Çocuklarını dinleyecek. Çocuklarıyla iyi geçinecek. İnşallah. Kızınız kaç yaşında bilmiyorum ama eğer o da böyle belli bir yaştaysa o zaman ona da nasihat etmek lazım.
O da inşallah babasıyla iyi geçinmeye gayret edecek. İnşallah. Selamun Aleyküm kendi rüyam değil annemin rüyası. Bu hafta telefonla görüştüğümüzde oğlum senin hocanı gördüm rüyamda dedi. Hiç aklımda yoktu şaşırdım dedi. Siz bizim eve gelmişsiniz yanınızda birisi daha varmış. Annem çay koymaya gitmiş mutfağa gelmiş. Sizin acele işiniz varmış gitmişsiniz. Annen ders alacak. Allah yardımcısı olsun inşallah. Selamun Aleyküm. İnsanın her şeyden Allah'a sığınması ve Allah Celle Celaluhu Hazretlerinin kişiyi ihatası nasıl olur? Bunun sebepleri var mıdır? Yoksa keyfiyeten bağlıdır?
İnsanın bunun sürekliğini sağlamı imkanı var mıdır? Bunun hepsi de keyfiyettir, kemiyet değildir. Biz Allah'ı zikrederiz, hamd ederiz. Üzerimize gelenleri yapmaya gayret ederiz. Selamun Aleyküm dedeciğim. Ben Yunus Eyliden Rümeysa. Hasene'nin kızıyım. 9 yaşındayım. Ders almak istiyorum dedeciğim. Eyvallah. Rümeysa. Sen de inşallah 7-7 çek. Gönderiyorum sana. Annen tarif etsin sana inşallah. Selamun Aleyküm. Hazreti Davud ve Bat Şeba konusu nedir?
Kur'an'daki davacılar kıssasıyla bağlantısı var mıdır? Bat Şeba konusu ve Hazreti Davud'la alakalı konuyu bilmiyorum canım kardeşim. Selamun Aleyküm kıymetli Mustafa Özba hocam. Aleyküm selam. Selamun Aleyküm hocam. Bana yardım eder misiniz hocam seyr-i sülûk yapmamda? Sorum hocam ikilikten nasıl kurtulur insan? İkilikten kurtulmak için neler yapmalıyız? Seyr-i sülûk yapacak olan insan önce bir üstad bulsun inşallah. Bir üstada bağlansın. Selamun Aleyküm. Aşı konusunda ne düşünüyorsunuz? Ne önerirsiniz? Sorun bu. Aşı konusunda bir şey düşünmüyorum. Çok rahatım düşünmediğim için. Çünkü aşı olmayı düşünmüyorum.
Aşı olacaksem dahi eğer Türkiye üniversitelerinde Türk bilim adamları bir aşı bulurlarsa büyük bir ihtimalle aşı belki de mecbur kalırsam vurunurum. O yüzden ben Dünya Sağlık Örgütü'nün önerilerinin hiçbirisinin doğru olduğuna inanmıyorum. Dünya Sağlık Örgütü'nün Dünya Sağlıkta Terör Örgütü olduğuna inanıyorum. Gerçekten sağlıkta terör örgütü o. Yani dünya insanının sağlığıyla ilgilenmiyorlar. Ve onların geçmiş yayınlarına bakın. Şöyle, yani Dünya Sağlık Örgütü'nün arkasını araştırın. Yıllardır bir aşı vurmuşlar, sonra 30 yıl sonra özür diliyorlar. Biz böyle bir aşı vurduk ama bunun gerçekte buydu. Veyahut da biz yıllardır bu aşıyı vurduk ama onun yan tesirleri böyleydi, özür dileriz.
Şu şöyleydi, özür dileriz. O yüzden Dünya Sağlık Örgütü denilen terör örgütü, bu sağlıktan para kazanan teröristlerin elemanları. Hiçbir söylediklerine inanmıyorum. Bakın bu pandeminin başladığından itibaren bugüne kadar hep yalan söylüyorlar, hep aldatıyorlar insanları. Bakın yalan söylüyorlar, aldatıyorlar. Amerika'da mesela örnekleyeyim ben size, yani bir yorumcudan dinledim. Amerika'da Teksas eyaletinde ne yasak olmuş, ne aşı olmuş, ne kapanma olmuş, ne bir şey olmuş. Ve ölüm oranları en düşük yer Amerika'da. Maske yok, mesafe yok, kapanma yok, korona aşısı yok ve ilacı da yok. Bunların hepsi de biyolojik birer silah.
O yüzden şimdi aşı getiriyorlar, yani normalde bir aşının bir sıkıntısının olmadığına dair, bugüne kadar olan bütün kendilerince bilimin koyulmuş olduğu bütün ölçüleri hepsi de rafa attılar. Hani bilimin ölçüleri vardı, bilmem kaç yıl denenecekti, bilmem kaç bin kişi de denenecekti, ondan sonra kabul görecekti. Hızlandırılmış, imza attırıyorlarmış, ölüm dahil hiçbir şeyden sorumlu benim diye.
Ya böyle bir aşılama var mı? Ölüm dahil her şeyden sorumluyum ben, at imza ölüme git. Nerede var böyle bir şey? Biontech'le alakalı böyle bir şey varmış. Ölümü kabul ediyorsun, aşının her türlü hasar vericilerini kabul ediyorsun. İmza atıyorsun, imza ataraktan kendi kendine deney oluyorsun. O yüzden herkes serbest, bir şey diyemem ben. Bakın herkes serbest. Kimisi olur, kimisi olmaz. İşinin gereği olmak zorundadır, değildir. Beni ilgilendirmez oralara. Benim de aşı sıram geldi. Telefon açtılar, deliler aşı sıram geldi. Teşekkür ettim ama olmadım. Olmayı da düşünmüyorum. Ben her türlü ilaçtan uzak duruyorum. Ben koronada oldum. İlaç hiç kullanmadım.
Evet, yani meşhur böyle şey var ya, zencefir, zerdeçal, ondan sonra çörek otu, ondan sonra şey, keçi boynuzu, unu, ben hala da ona devam ediyorum. Sabah akşam aç karnına bir tatlı kaşığı, yarım tatlı kaşığı ben ondan içmeye devam ediyorum. Aşı vurulmayacağım, mecbur kalmazsam. Korona hastalığına inanmadığımı düşünmeyin. Korona diye bir hastalık var. Ama biyolojiktir. Hani böyle sonuçta bir laboratuvarda yapılmıştır, yapılmamıştır. Burası beni aşan bir şey. Ama hastalık var mı? Her cevap var. Rüyamda gördüm, halimde gördüm. Zahiren en yakınım Cevdet oldu. Ondan sonra işte arkadaşlar oldu, kardeşler oldu, olanlar oldu. Onların normalde hallerini, durumlarını gördüm.
Hastalık yok diyenlerden değilim. Ama ve lakin tedavisinin mevcut tedaviler olduğuna da inananlardan değilim. Selamun Aleyküm. Anneme sülük tedavisi yapmak istiyorum. Sülük tedavisi hakkında fikriniz nedir? Belki de 5-6 bin yıllık, 7 bin yıllık bir tedavi metodudur. Bu konuda muhakkak ki tedavi olun, muhakkak ki şifalı. Çok böyle eski, kadim bir tedavi metodudur. Selamun Aleyküm. Ellerinizden yapıyorum. Salavat-ı Seba okumamızın fazileti ve faydalarını açıklar mısınız? Salavat-ı Seba'ya devam edin. İsterse hiçbir fazileti ve sevabı olmamış olsun. Faydası olmamış olsun. Devam edin.
Selamun Aleyküm. Ev işlerini yapmak, çocuk bakmak sadece kadının görevi midir? Bir babanın çocukları üzerinde hakları nelerdir? Bir baba da çocukları ile ilgilenmeli, evde ev işleri ile de ilgilenmeli. Bunlar sünnet. Bu noktada bir sıkıntı yok. Yani erkekler de bunlarla ilgilenebilir. Yalnız bütün herkese bu sözüm. Yani böyle birbirlerinizden haklarınızı isterken de ölçülü isteyin. Sonra herkes kendi hakkını istemeye kalkarsa, sonra da sıkıntılar doğuyor. Bunu da unutmayın. Hocam Rabbimizin mübarek isimlerinden olan Ya Vedud isminin fazileti ve getirdiği faydaları sizin güzel kelamınızdan dinlemek isterim. Siz La İlahe İllallah'a devam edin. La İlahe İllallah benim kalamdır demiş.
Siz o bir kalaya sığının. Merak etmeyin. Rabbinizin lütuf ve bereketi sizin üzerinizde olur inşallah. Selamun Aleyküm. Yarın iş güvenliği uzmanlığı sınıf atlama sınavımız var. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Efendim ben çocuğumun adına koyun kestirdim. Fakat bir aylık hamileymiş. Kabul oluyor mu? Bir de yenilir mi? Benim bunda bir suçum olmuş oluyor mu? Bilmiyorduk hamile olduğunu. Bir de çocuğum için kestim. Kurban sayılıyor mu? Çocuklarıma koyun kestirdim. Fakat iki tane oğlum var. Bunları bir koyun alıp ikisinin adını kestirmek mi daha iyi?
Ya da ayrı ayrı koyun kestirmek mi daha iyi? Akika kurbanı denir. Akika kurbanı sünnettir. Erkek çocuklar için. İki tane kız çocuklar için. Bir tane hayvan kurban edilir. Dişi hayvan almamaya gayret edin. Çünkü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sütten kesilmiş, hamilelikten kesilmiş koyunların kesilmelerini söylerdi. O yüzden hamile kalabilecek olan sütü var olan hayvanların kurban edilmemesi veya kesilmemesi daha uygun. Selamun aleyküm ben sohbetlerinizi takip eden biriyim. Çok etkilendiğim bir rüya üzerine size mesaj atmak istedim. Rüyamda iki siyah yarasanın kafamın parçaladıklarını ve başımdan aşağıya kanlar akıttığını gördüm.
İçim ürpererek uyandım. Rüyam bundan ibaretti. Şimdi cevabınız için teşekkür ederim. Rüyanızın hiçbir hükmü yok. Kan rüyayı bozar canım kardeşim. Zikrullah ve tasavvuf ehli kabir ve berzah aleminde bu durumunun farkını görecek mi? Görecekse nasıl görür? Bu durumun farkını görür. Bu normalde vefat ettikten sonra ayrı görür. Vefat etmezden önce ayrı görür. Vefat etmezden önce hem kabir halini görür hem alemi berzahı görür. Eğer belli bir hale gelince vefat ettikten sonra da zikir ehli veya sufiler kabir halini görürler. Kabir aleminden berzah alemini görürler. Selamun aleyküm.
Bir yakınım kendi mehirini bitcoin'e yatırmış geçen yıl. Şimdi iki katına ulaşmış. Mehir miktarına dokunmadan kazancından bitcoin'e devam ediyor. Eşine söylememesi günah mı? Değil. Üzerinden bir yıl geçmiş eşi sadece mehir kısmının zekatını vermiş. Kazancından haberi yok çünkü. Eşine bu kazancından bahsetmeden zekatını vermesi uygun mu? Evet. Mehir kadına aittir. Kadına ait olan bir şeye erkeğe hesap vermek zorunda değildir. Ama şimdi böyle bitcoin'in de reklamı oluyor tabii. Ondan sonra kadınlar kalkıp da vay filanca mehirini oraya yatırmış. Bak iki katına kazanmış deyip o tarafı doğru meylederler meyletmezler beni ilgilendirmiyor. Ama burada eğer nisap miktarını geçtiyse ve bir yılda geçtiyse o da ne yapacak?
Zekatını ödeyecek. Selamun Aleyküm. Ben eltimle sürekli atışma halindeyim. Ve sonrasında sürekli kafama takıyorum. Ve ona karşı sabrım kalmıyor. Bana dua edin. İçimdeki kötü düşüncelerden arınmak istiyorum. Ne yapmalıyım? Hiç takılmayacaksın. Hiç takılmayacaksın. Sana bir şey söyleyecek. Selamun Aleyküm. Ma'a selama diyeceksin yürüyeceksin. Selamun Aleyküm. 20 yaşında bir kızım var. Ve son zamanlarda çok fazla rüya görmeye başladı. Bu rüyaların çoğunda Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir tanesinde buzlarla kaplı çok yüksek bir yerdeymiş. Yüksek yerde sadece kadınlar varmış.
Ve hepsi uçuruma doğru gözleri kapalı yürüyerek düşüyorlarmış. Aşağıda tamamen beyaz ışık saçan biri varmış. Yüzünü göstermiş. Kollarını açmış. Düşenleri tutmaya çalışıyormuş. Kızım da onun yanına inip onunla beraber tutmaya çalışarak yardım etmiş. Bu sadece rüyalardan biri. Sürekli kendini dergahlarda Kur'an okurken ya da namaz kılarken görüyor. Sizce ders almalı mı? Üniversite hazırlanıyor. Beş vekli namazını kılıyor. Şimdiden Allah razı olsun. İnşallah devam etsin. Rabbim inşallah onun üzerinden ümmet-i Muhammed'e fayda tesis edecek. Değerli üstadım duanıza ihtiyacım var. Allah muanin olsun. Canamak iyilik versin inşallah. Selamun aleyküm kıymetli hocam.
Allah ömrünüzü bereketli eylesin. Sorum şu. Kur'an-ı Kerim Rabbimiz tarafından korunuyor. Kimse değiştirmeyecek biliyoruz. Fakat neden daha önceki dinler ve kitaplar tahrip edilmiş? Bunun hikmeti nedir? Dini arayış içinde olanlar bunu çok soruyorlar. Cevaplarsanız sevinirim. Hayırlı akşamlar. Bir çocuk doğuyor. Çocuk doğduğunda doğduğu gibi durmuyor. Büyüyor. Büyüdüğünde de onun elbiseleri de değişiyor. Ama ne zaman kemale eriyor, erişmişti, büyümüşti, bitiyor, artık onun vücutu belli olduğundan 3 aşağı 5 yukarı, örnekte hata olmazmış, artık onun kıyafeti oturmuş oluyor. İnsanlık zaman içerisinde hem çoğaldı hem kemale erdi. O yüzden önceki dinler insanların o kemale eriş sürecinde cevap veremez hale geldi.
O yüzden kemal noktasında İslam geldi. Arkadaşımın sorusu Alevilik tam olarak nereden gelmiştir? Alevilikte farklılaşmanın sebebi nedir? Alevilik neyin davasını gidiyor? Aslında bunu bir, hani kendisini Alevi olarak nitelendiren bir kimse söylese daha iyi olur. Ama ve lakin Alevilik de son 100 yılda, 150 yılda söylenmeye başladı. Önceden Alevi ismi yok. Yani belki de 200 yıldır Alevi ismi var. İngilizlerin ayrıştırdığı bir isim bu. Yani aslında Alevi diye bir isim yoktu. Hz. Ali Efendimiz'i sevenler var, var. Eğer bu manada Hz. Ali Efendimiz'i sevmekse eyvallah. Hepimiz de Hz. Ali Efendimiz'i severiz. Ama Türkiye'de çok farklı fraksiyonlar var.
Hepsi de kendilerini Alevi olarak nitelendiriyor. Ben onların Alevi olduklarına da inanmıyorum. Selamun Aleyküm sizi rüyamda hiddetli bir şekilde gördüm. Bazı fotoğraf kareleri gösterdiğiniz cami vardı içlerinde. O gece uyurken de bu yol hak yolu mu diye çok düşünmüştüm. Rüyamı yorumlayabilir misiniz? E cevabı almışım bak işte tereddüt etmişim. O yüzden hiddetli olmuş biraz cevap. Selamun Aleyküm kadınların mezarlık ziyaretleri doğru mudur, uygun olmadığını duydum. Bu konu hakkında yorumunuzu öğrenmek istiyorum. Mezarlıkların duvarının dışından ziyaret edebilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm ben sizden dersliydim.
Şimdi tekrar dersimi çekmeye başladım. Rüyamda beyaz kıyafeti, takkirli uzun sakalları olan biri vardı. Tespih çekiyordu, yerde oturuyordu, gözleri kapalıydı. Kahverengi büyük boncukları olan tespihde siz de bana gülerek o kişiyi gösteriyordunuz. Daha sonra gördüğüm rüyası Hazreti Ali'yi görüyormuşum. Sadece yüzünü ama günaha da gireceğim diyor korkuyorum. Neden bilmiyorum. Allah'a emanet olun. Devam edin dersinizi çekmeye. Tövbe edin hem de. Selamun Aleyküm hayırlı geceler. Oğlum motorla kaza yaptı. Dua eder misiniz? Rabbim şifa versin. Cenab-ı Hak beterinden korusun inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Ben bir rüya görmüştüm.
Sizden ricam bu rüyamı tevil etmeniz. Rüyamda kurban bayramıydı. Herkes kurban keserken bizim kurbanımız yoktu. Eşim de en küçük oğlumu kurban etmek istedi. Büyük oğlum da eşimi destekledi. Ama benim iznim yoktu. Onlar ısrar edildiğini de ben de kabul etmek zorunda kaldım. Ben de oğlumun kıyafetlerini çıkardım ve görmemek için 5-6 metre ileriye eltim ve kızının yanına gittim. Ama oğlumun can veriş sesini duyuyordum. Kendi içimden nasıl olsa Hz. İbrahim Hz. İsmail'i kurban etmişti. Ben de ederim dedim. Sonra eşim ve oğlum elleri kan içerisinde yanıma kurbanı kestik diye geldiler. Ben de Allah kabul etsin dedim. Ama çok ağlamıştım. Sonra alışveriş merkezi bir yer vardı. Gerisini okumama gerek yok.
Normalde çünkü kan rüyayı bozar. Hiçbir anlamı yok rüyanın. Selamun Aleyküm. Gecenin sayıl olsun. Rüyamda camide huvellezi la ilahe illa zikri çekiyorduk. Zikir çektiren de çocukluk arkadaşımdı. Manası nedir? Bir de sizi üstadım olarak görüyorum. Ders almak istiyorum ama hala rüyamda göremedim. Vermezseniz de Allah'ın izniyle sabredenlerden olmaya talibim. Allah iyi etsin inşallah. Hadi bakalım sana ders verelim. Allah mübarek etsin inşallah. Evet bütün LGS sınavlarına girecek olanlar, her türlü sınava girecek olanlar. Allah yardımcınız olsun inşallah.
Evet Almanya'dan sorin. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Nasılsınız? Ben evlilik düşüncesi içinde. İçindeyim. Ben evlilik kriterleri açısından kendimi nasıl tanıyabilirim? Uygun bir aday olup olmadığımı bilmiyorum. Sizce ne yapmalıyım? Saliha kadın imanın yarısıdır deniyor. Kızın saliha kadın olup olmadığı evlilik öncesinde nasıl anlaşılır? Canım kardeşim evlilik çok böyle muamman bir nokta değil. Herhalde sen bir burada adını yazmamışsın, erkek veya kadın olduğunu belirtmemişsin veyahut da işte cinsiyetin bu noktada belli değil.
Siz iyi ahlaklı, güzel ahlaklı erkekseniz bir kadın, kadınsanız iyi ahlaklı, güzel ahlaklı bir erkek seçeceksiniz. Görüşeceksiniz, konuşacaksınız. Kur'an sünnet tarihini araştıracaksınız. İnşallah ondan sonra da evleneceğiz. Bunda bir sıkıntı yok. Hocam bitcoin ve kürüpto para haram mı? Paranın ne zamanı hangisi haram olmuş ki? Para haram olmaz. Selamun Aleyküm. Bazen camide kendi başıma namaz kılarken uğultu veya yüksek seslerden okuduğum kıraatımı duyamadığım zamanlar oluyor. Bu durumda sesimi daha yükseltmeli miyim? Hayır. Namazınızı kılacaksınız. Selamun Aleyküm hocam.
Annemin bel fıtığından dolayı ayakları çok şiddetli ağrıyor. Tavsiye veya öneriniz var mıdır? Hayırlı geceler bel fıtığıyla alakalı tedavi olacak. Hayırlı geceler hocam. Terapi alıyorum ve terapi aldığım kişi bana nefes eksersizi ödevi 10 dakika verdi. Bunun yerine nefi, ispat zikri ya da buna benzer bir zikir ile yapmam adına ne tavsiye edersiniz?
Ya da ödevi ayrı yapıp nefi, ispat zikri veya benzeri bir zikir adına ne tavsiye edersiniz? Yapayım mı? Nasıl yapılır? Tevhide devam et canım kardeşim. La ilahe illallah'a devam edeceksin inşallah. Arkadaşımın ailesi Alevi ancak kendisi Aleviliğin yanlış olduğunu düşünüyor. O yüzden size sormak istedik, teşekkür ederiz. Normalde kendisi yanlış olduğunu düşünüyorsa zaten inşallah Cenab-ı Hak onu doğru yola ulaştırmış. Selamun Aleyküm, hayırlı geceler. Neden hep İslam topraklarında ayrışma, kaos, fitne, bitmek bilmez? Neden demokrasi denilen yalancı oyununa kanıp bu PKK partisine sabrediyoruz? Ne zamana kadar bunu izleyeceğiz? Canımız yanacak mı?
Biz onlara dokunamayacağız. Evet seninle aynı düşüncedeyiz, seninle aynı dertlerle dertleşiyoruz. İnşallah Kur'an sünnet dairesinde biz sımsıkı yapışır vatanımızı, milletimizi seversek bunlardan kurtulacağız inşallah. Cenab-ı Hak Rabbim en kısa zamanda kurtarsın inşallah. İki kişi arasında kira kontratı yapılıyor. Normalde 10 TL'ye kiraladığı yeri kontrat üzeri 5 TL yazıyorlar. Niye 5 TL yazıldığını sorduğunda vergiyi az ödemek için diyorlar veya bir ev satışı yapıyorlar. Orada da satılan bedeli resmiyette az gösteriyorlar. Vergiyi az ödemek için bu durumun dinimizdeki yeri nedir? Türkiye Cumhuriyeti devleti dini bir devlet değil.
Bir rüya gördüm Ramazan'ın son 10 gecesinde rüyamda birinin yanına gidiyorum. O bana bir şeyler söylüyor. Birlikte bir zikir yapıyoruz ve ben başka bir yerde kendimi oturur vaziyette buluyorum. Yanımda iki kişi ama kafamı çevirip bakamıyorum. Ellerini öyle açıp hay ya hay zikri çekiyorum. Ben zikir çektikçe gökten beyaz beyaz yağmur gibi yuvarlak peynir gibi bir şey yağıyor. Ve düşüp dağılıyordu. Allah razı olsun. Devam et Allah'a zikre inşallah. Hayırlı akşamlar hocam. Sizden ders alabilir miyim? Hadi verdik sana da bu gece. Kimseyi geri çevirmedik. Mübarek olsun inşallah. Selamun aleyküm. Kabir ziyaretiyle alakalı soruya binayen sormak istiyorum. Annemin kabrine gidiyorum.
Ziyaretinde bulunuyorum. Mazarının temizliğine ben bakıyorum. Çünkü benim dışımda gidip ikilenecek kimse yok. Bu ziyaretlerimin kabirdeki anneme olumsuz bir etkisi olur mu? Size danışmak istedim. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kadınların kabristanlıkların içerisinde dolaşmasını yasakladığını biliyorum. O yüzden kabristanlıkların içerisinde inşallah dolaşmayın. Selamun aleyküm. Ben iktidarın İslam'ı kullanarak insanların duygularını sömürdüğünü ve oy topladığını düşünüyorum. Bu iftiraya girer mi? Yanlışsa, doğruysa da bilmediği için bir yanlışlığı var mıdır? Biz şimdi insanların niyetlerini bu noktada sorgulayamayız.
Sorgulayamadığımızdan dolayı buna bir şey diyemeyiz. Ama bir kimse yanlış yapıyorsa, yanlışı bu yanlış, Kur'an sünnet tarihinde bu yanlışsa onun yanlışını söyleyebiliriz. Doğruysa da o doğruyu destekleyebiliriz. Bu müminin duruşudur. İktidar yanlış bir şey yaptıysa, bunu yanlış uyguladığınız, burada hata var, burası doğru uygulanmadı demek herkesin hakkıdır. Doğru bir şeyse de bunu da söylemek herkesin vazifesi olması lazım. Bu bir. İki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir İslam Devleti değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde kurulan partiler de İslam Partisi değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti o yüzden İslam Devleti olmadığı için kurulan partiler de bugün için piyasadaki partiler de İslam Partisi olmadığı için herkes bu konuda hür.
Bir partinin, bir cemaatin, bir tarikatın, bir şahsın, bir şeyhin, bir alimin İslam'la eşdeğerde tutulması doğru değil. Bizim en büyük handikaplarımızdan birisi bu. Biz İslam'ı bir partiye angaje etmeye, bir tarikata, bir cemaata angaje etmeye çalışıyoruz. Veyahut da bir parti veya bir cemaat, bir tarikat, ben İslam'ım diyor, diğerleri değil diyor, sıkıntımız burada zaten.
O yüzden iktidar hata yapar, kusur işler, hatasını, kusurunu nasihat ederiz, söyleriz, bunu yapmayın deriz. Veyahut da X Parti hata yapar, kusur işler, söyleriz, bunu yanlış deriz. Ama Türkiye'de hiçbir parti İslam Partisi değil. Selamun Aleyküm, ben Kestel'den Hüseyin Ayaz'ın en küçük kızı, Nur Efşan Ayaz, 6 yaşındayım. Bizim evdeki herkesin dersi var, bir tek benim yok, ben de çekebilir miyim? Sen de 7-7 çek, senin de dersin olsun inşallah. Evet, buradaki sorularınız bitti. Allah hepinizden de razı olsun. Bir soru daha geldi. Aynı bu iktidarla alakalı. Bir de ben iktidarın değişmesini istiyorum ve eğitim sistemi her şey çok kötüye gidiyor gibi hissediyorum.
Fakat şu anki iktidarın haricinde verebileceğim bir parti yok. Eşcinselleri, haramları destekliyorlar. Ne yapmamız gerekiyor bu durumda? Buraya yazma, hangi parti eşcinselleri destekliyorsa oraya yaz. De ki sizin de eşcinselleri desteklemenizden dolayı rahatsızız. Eşcinselleri desteklemediğinize dair, Allah'ın lanetlemiş olduğu haramları desteklemediğinizde dair beyan edin de. Normalde işin zaten bakın burada bir tenakus var. İktidarın değişmesini istiyorsun, eğitim sistemi her şey çok kötüye gibi gidiyor. Fakat şu anki iktidarın haricinde verebileceğim bir parti de yok. Yani düşünebiliyor musunuz? Ülke insanı ne kadar kısır bir döngünün içerisinde. Evet, büyük bir çoğunluk da böyle düşünüyor gibi geliyor bana.
Yani aslında iktidar partisinden rahatsızlar ama alternatifinin olmadığını düşünüyorlar. İşin acı tarafı bu. Herhalde belki de iktidar partisi de bunu kullanıyordur. Öyle ya, kendisini alternatifsiz gördükleri için. Ama şunu unutmayın. Bu dünya üzerinde alternatifsiz olan Allah ve Resulü'ydü. Diğer her şeyin alternatifi vardır. Allah muhafaza eylesin inşallah. LGBT hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir hastalık mı? Bu bir sapkınlık, hastalık değil. O yüzden bu bir sapkınlık. Bir sapkınlık da psikolojik sapkınlık, hastalıktır zaten. Rabbim cümlesine hidayet eylesin inşallah. Haklarınızı helal edin. Bu gecelik de burada son bulacak inşallah. Zaten sorularınız bitti.
İnşallah yine tevhidimizi çekeceğiz. Gecemizi sonlandıracağız. Allah hepinizden de razı olsun inşallah. Eftal-i zikr fâle mennâhu La ilahe illa El Fatiha ma selavata Allah gecenizi hayırlı eylesin.
Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Salı gün buluşmak üzere. Hoşçakalın. Selamun Aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi